• varlık [TUR10-0814560] (Var olan her şey) entity [ENG31-00001740-n] (that which is perceived or known or inferred to have its own distinct existence (living or nonliving))
    • fiziksel varlık [TUR10-1246170] () physical entity [ENG31-00001930-n] (an entity that has physical existence)
      • nesne [TUR10-0729480] (Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık) object [ENG31-00002684-n] (a tangible and visible entity)
        • sıkı [TUR10-0685550] (Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü)
        • aksesuar [TUR10-0020920] (Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya)
        • property [ENG31-04018636-n] (any movable articles or objects used on the set of a play or movie)
        • geriye kalan [TUR10-0072560] (Kalan veya artan bölüm) remainder [ENG31-13833030-n] (something left after other parts have been taken away)
          • kül [TUR10-0500950] (Yanan şeylerden arda kalan toz madde) ash [ENG31-14793339-n] (the residue that remains when something is burned)
            • yosun külü [TUR10-0860460] (Yosunların yakılmasından elde edilen, cam ve sabun sanayisinde kullanılan, soda ve iyot üretiminde değerlendirilen deniz yosunu ürünü)
          • fosil [TUR10-0749890] (Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri) fossil [ENG31-09307495-n] (the remains (or an impression) of a plant or animal that existed in a past geological age and that has been excavated from the soil)
            • antrok [TUR10-0040040] (Trias devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil)
            • kalamit [TUR10-0401230] (İlk Çağ ağaç taşılı)
            • arkeopteriks [TUR10-0046040] (Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili)
          • artık [TUR10-0047660] (Bir şey harcandıktan sonra artan bölümü) remainder [ENG31-13833030-n] (something left after other parts have been taken away)
            • cüruf [TUR10-0143890] (Kaloriferlerden çıkan yanmış kömür artığı)
            • küspe [TUR10-0503840] (Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı)
              • pirina [TUR10-0628530] (Zeytinin, sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmeyen, gübre veya hayvan yemi olarak kullanılan küspesi)
              • köftün [TUR10-0480240] (Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi)
            • çıktı [TUR10-0164030] (Artık)
            • sıyrıntı [TUR10-0690400] (Kapta kalan yemek; yemek artığı)
          • tortu [TUR10-0783740] (Artıp kalan şey) remainder [ENG31-13833030-n] (something left after other parts have been taken away)
            • kakırdak [TUR10-0400480] (Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak)
            • kek [TUR10-0438320] (Tane ve tohumların, etin, balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla oluşan fiziksel form)
            • kırıntı [TUR10-0451140] (Küçük kalıntı)
            • çökel [TUR10-0173920] (Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu)
            • bakaya [TUR10-0071730] (Kalıntılar)
            • yakıntı [TUR10-0826930] (Yakılan bir şeyin kalıntıları)
            • kazımık [TUR10-0436730] (Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm)
            • pamuktaş [TUR10-1249630] (Birtakım kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli ya da silisli tortu)
          • tarantı [TUR10-0746620] (Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler)
          • taraş [TUR10-0746640] (Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar)
          • çalkantı [TUR10-0148370] (Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp)
          • döküntü [TUR10-0220780] (Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı)
          • elenti [TUR10-0242910] (Arpa, buğday ve benzerinin kalburdan geçirilmiş bölümü)
          • tortu [TUR10-0783720] (Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı)
          • üst [TUR10-0809670] (Artan, geriye kalan bölüm)
          • malç [TUR10-0521780] (Toprak ve rutubet muhafazası amaçları ile çayır ve mera üzerine bırakılan veya başka yerlerden getirilip serpilen her türlü bitki artığı)
          • şlempe [TUR10-0733240] (Tanelerin, melasın fermantasyonuyla veya damıtma yoluyla alkolün alınmasından sonra geriye kalan çok sulu hâldeki lapa)
          • selinti [TUR10-0675330] (Sel sularının bıraktığı çer çöp)
          • posa [TUR10-0633720] (Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık)
        • bulgu [TUR10-0123270] (Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey)
        • finding [ENG31-09302364-n] (something that is found)
        • konum [TUR10-0473520] (Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri) location [ENG31-00027365-n] (a point or extent in space)
          • dağ geçidi [TUR10-0053730] (Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer)
          • pass [ENG31-09409735-n] (the location in a range of mountains of a geological formation that is lower than the surrounding peaks)
          • bura [TUR10-0124730] (Bu yer)
          • here [ENG31-08506507-n] (the present location)
          • dar [TUR10-0183510] (Yurt)
          • home [ENG31-08507209-n] (the country or state or city where you live)
          • kuzey [TUR10-0499050] (Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer)
          • north [ENG31-08578618-n] (a location in the northern part of a country, region, or city)
          • üs [TUR10-0809440] (Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, atölyeleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli veya geçici olarak konaklanılan yer)
          • base [ENG31-08507412-n] (the place where you are stationed and from which missions start and end)
          • memleket [TUR10-0863390] (Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir) home [ENG31-08507209-n] (the country or state or city where you live)
            • sıla [TUR10-0686720] (Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer)
          • kendi ülkesi [TUR10-1225730] (Yurtiçi; bireyin yaşadığı yer)
          • home [ENG31-08507209-n] (the country or state or city where you live)
          • lokasyon [TUR10-1253090] (Konum)
          • belen [TUR10-0090630] (Bel)
          • bulunak [TUR10-0977820] (Adres)
          • adres [TUR10-0009160] (Bir kimsenin arandığında bulunabileceği yer)
          • address [ENG31-08508037-n] (the place where a person or organization can be found or communicated with)
          • dışarı [TUR10-0201600] (Kişinin konutundan ayrı olan yer)
          • dış dünya [TUR10-0201850] (Ülke dışı)
          • dip [TUR10-0207770] (Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı)
          • orası [TUR10-0589860] (O yer)
          • orası [TUR10-0589870] (O yönü)
          • oracık [TUR10-0589380] (Hemen o yer, bulunduğu yer)
        • vaziyet [TUR10-0473650] (Durum; yer; pozisyon) location [ENG31-00027365-n] (a point or extent in space)
          • alt kavuşum [TUR10-0934780] (Dünya, gezegen Güneş dizilişinde gezegenin konumu)
          • derinlik [TUR10-0196500] (Bulunulan yere göre uzakta olan yer)
          • göz önü [TUR10-0309780] (Görülebilen, yakın yer)
          • gözü önünde [TUR10-1038930] (Yanında; yakınında)
          • güneşin altında [TUR10-1041170] (Güneşin yakıcı ışınları altında)
          • dermeyan [TUR10-0197090] (Ortada, ortaya konmuş)
        • uğur [TUR10-0797490] (Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı) charm [ENG31-03013287-n] (something believed to bring good luck)
          • muska [TUR10-0556770] (İçinde dinî ve büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb.) amulet [ENG31-02709445-n] (a trinket or piece of jewelry usually hung about the neck and thought to be a magical protection against evil or disease)
            • pazubent [TUR10-0620500] (Kol muskası)
          • nazarlık [TUR10-0571970] (Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler) amulet [ENG31-02709445-n] (a trinket or piece of jewelry usually hung about the neck and thought to be a magical protection against evil or disease)
            • mavi boncuk [TUR10-0529580] (Nazar değmesin veya göze gelmesin inancıyla takılan boncuk)
            • maşallah [TUR10-0528750] (Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina vb. yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık)
          • fetiş [TUR10-0269460] (Uğurlu sayılan şey)
          • maskot [TUR10-0527940] (Uğur getireceğine inanılan şey)
        • stand-by [TUR10-1141780] (Destek)
        • standby [ENG31-04309057-n] (something that can be relied on when needed)
        • su kütlesi [TUR10-1230060] (Herhangi bir su kitlesi) body of water [ENG31-09248053-n] (the part of the earth's surface covered with water (such as a river or lake or ocean))
          • akarsu [TUR10-0017280] (Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su) body of water [ENG31-09248053-n] (the part of the earth's surface covered with water (such as a river or lake or ocean))
            • ırmak [TUR10-0353710] (Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu) river [ENG31-09434308-n] (a large natural stream of water (larger than a creek))
              • deli ırmak [TUR10-0190390] (Akıntısı çok hızlı olan ırmak)
              • kırkgeçit [TUR10-0451610] (Üzerinden birçok kez geçilmesi gereken veya birçok geçidi bulunan ırmak)
              • Tuna Nehri [TUR10-1230130] (Kaynağı Almanya'da olan, Orta ve Doğu Avrupa'da bulunan, Avrupa'nın ikinci en uzun nehri)
            • dere [TUR10-0195670] (Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu) rivulet [ENG31-09438816-n] (a small stream)
              • kuru dere [TUR10-0494450] (Suyu olmayan dere)
              • derecik [TUR10-0195950] (Küçük dere)
            • pınar [TUR10-0626390] (Yerden kaynayarak çıkan su; kaynak)
              • çaykara [TUR10-0155370] (Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar)
              • çırçır [TUR10-0165210] (Küçük pınar)
              • ayazma [TUR10-0060530] (Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar)
            • bulancak [TUR10-0122470] (Genellikle bulanık akan su)
            • akak [TUR10-0017110] (Irmak, dere, çay, küçük akarsu)
            • akarca [TUR10-0017240] (Küçük akarsu)
            • çay [TUR10-1245950] (Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu)
            • termal [TUR10-0767860] (Sıcak kaplıca suyu)
            • kargın [TUR10-0420060] (Eriyen karların oluşturduğu akarsu)
            • akak [TUR10-0017120] (Suyun ivinti yeri)
            • kaya suyu [TUR10-0432170] (Kayadan sızan su)
            • longoz [TUR10-0513850] (Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer)
            • göl ayağı [TUR10-0059140] (Bir gölün artan sularını denize, başka bir göle veya ırmağa taşıyan akarsu)
            • gölbaşı [TUR10-0302770] (Göle akan çay)
            • ığıl [TUR10-0352410] (Yavaş akan su)
          • göl [TUR10-0302730] (Oluşması genellikle tektonik, volkanik vb. olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü) loch [ENG31-09364780-n] (Scottish word for a lake)
            • çöküntü gölü [TUR10-0174450] (Yer altındaki mağaraların ve oyukların tavanlarının çökmesiyle meydana gelen çanaklarda suların birikmesiyle ortaya çıkan göl)
            • gölet [TUR10-0127280] (Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl) reservoir [ENG31-04085859-n] (lake used to store water for community use)
              • karmık [TUR10-0422360] (Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti)
            • lagün [TUR10-0505460] (Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez)
            • lagoon [ENG31-09351652-n] (a body of water cut off from a larger body by a reef of sand or coral)
            • göl [TUR10-0302740] (Yapay su birikintisi)
            • krater gölü [TUR10-0485790] (Kraterde oluşmuş göl)
            • dağ gölü [TUR10-0177850] (Dağlar arasındaki çukur alanlarda, akan suların birikimi ile oluşan göl)
            • artık göl [TUR10-0047700] (Önceden denizken kurumalar, çekilmeler yüzünden göl durumuna gelmiş yer)
          • haliç [TUR10-0322870] (Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu)
          • estuary [ENG31-09297406-n] (the wide part of a river where it nears the sea)
          • koy [TUR10-0478870] (Karanın içine sokulmuş deniz parçası) bay [ENG31-09238571-n] (an indentation of a shoreline larger than a cove but smaller than a gulf)
            • Antalya Körfezi [TUR10-1230230] (Antalya'nın güneyinde bulunan ve Türk Rivierası denilen bölgede bulunan bir körfez)
            • Gulf of Antalya [ENG31-09320010-n] (a gulf of the Mediterranean Sea in southwestern Turkey)
            • koycuk [TUR10-0478930] (Küçük koy)
            • körfezcik [TUR10-0482840] (Küçük körfez)
            • çekmece [TUR10-0157280] (Gemilerin barınabilecekleri koy)
            • Basra Körfezi [TUR10-1230430] (İran ve Arap Yarımadası arasında bulunan, Umman Denizi'nin dar uzantısı)
            • Persian Gulf [ENG31-09413317-n] (a shallow arm of the Arabian Sea between Iran and the Arabian peninsula)
            • gemi yatağı [TUR10-0290870] (Gemileri korumaya elverişli koy)
          • şelale [TUR10-0727690] (Bir akarsuyun, yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer) waterfall [ENG31-09498422-n] (a steep descent of the water of a river)
            • çağlayan [TUR10-0317130] (Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale)
            • cascade [ENG31-09259863-n] (a small waterfall or series of small waterfalls)
          • okyanus [TUR10-0798800] (Kıtaları birbirinden ayıran engin; açık deniz) ocean [ENG31-09399110-n] (a large body of water constituting a principal part of the hydrosphere)
            • Güney Pasifik [TUR10-1230560] (Pasifik Okyanusu'nun ekvatorun güneyinde kalan kısmı)
          • su yolu [TUR10-0714270] (Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu) canal [ENG31-02950684-n] (long and narrow strip of water made for boats or for irrigation)
            • boğaz [TUR10-0111370] (İki kara arasındaki dar deniz)
            • strait [ENG31-09469019-n] (a narrow channel of the sea joining two larger bodies of water)
            • evlek [TUR10-0260100] (Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu)
            • kanalcık [TUR10-0408160] (Küçük kanal)
            • kasis [TUR10-0425330] (Bir yolun doğrultusunu dik kesen bir yandan öbür yana geçen ark)
            • yol [TUR10-0858660] (İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer) channel [ENG31-03009709-n] (a passage for water (or other fluids) to flow through)
              • oluk [TUR10-0586380] (Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru) gutter [ENG31-03476596-n] (a channel along the eaves or on the roof)
                • çörten [TUR10-0175250] (Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk)
                • dere [TUR10-0195700] (Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol)
              • noktalı delik [TUR10-0579390] (Trakeit hücreleri ile öz ışınların kesişme noktalarında bulunan ve yatay yönde besin suyu iletimini sağlayan geçiş yolu)
            • balıksırtı [TUR10-0074390] (Yollarda suların ortada toplanmayarak iki yana akması için yapılan şişkinlik)
            • damlalık [TUR10-0182540] (Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm)
            • savak [TUR10-0668910] (Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu)
            • sifon [TUR10-0691230] (Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılan boru biçiminde kanal)
          • fiyort [TUR10-0276260] (Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı, derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez)
          • fjord [ENG31-09304010-n] (a long narrow inlet of the sea between steep cliffs)
          • birikinti [TUR10-0107110] (Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey) conglomeration [ENG31-07389814-n] (an occurrence combining miscellaneous things into a (more or less) rounded mass)
            • kaklık [TUR10-0400610] (Kaya ve ağaç oyuklarında su birikintisi)
            • yatak [TUR10-0840500] (Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi)
            • birikinti konisi [TUR10-0107120] (Dağlık bölgelerden, yamaçlardan suların getirdiği kum veya taş parçalarının bir düzlükte oluşturduğu yelpaze biçimindeki yığın)
            • irkinti [TUR10-0378890] (Su birikintisi)
          • deniz [TUR10-0193590] (Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi) sea [ENG31-09449666-n] (a division of an ocean or a large body of salt water partially enclosed by land)
            • yakamoz [TUR10-0826120] (Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı)
            • deniz [TUR10-0193600] (Bu su kütlesinin belirli bir parçası)
              • batyal [TUR10-0085700] (200-2000 metre arasında derinliği olan deniz)
              • açık deniz [TUR10-0247930] (Denizin, kara sularının dışında kalan bölümü)
              • açık deniz [TUR10-0004340] (Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, engin)
              • abis [TUR10-0001180] (Okyanusların çok derin yeri ve daha özel olarak güneş ışığının erişemediği kesim)
              • kabarık deniz [TUR10-0393460] (Gelgit olayında, sular yükseldiğinde denizin durumu)
              • bulaşık deniz [TUR10-0122860] (Mayın tehlikesi olan deniz)
              • gelin havası [TUR10-0289760] (Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması)
            • Manş Denizi [TUR10-1230150] (Güney İngiltere'yi Kuzey Fransa'dan ayıran, Atlas Okyanusu'nu ve Kuzey Denizi'ni birleştiren su kütlesine verilen ad)
            • English Channel [ENG31-09296353-n] (an arm of the Atlantic Ocean that forms a channel between France and Britain)
            • ara deniz [TUR10-0042020] (Okyanuslardan dar ve az derin boğazlarla ayrılan, karaların arasına sokulmuş deniz)
            • ölü deniz [TUR10-0601820] (Dalgasız, açık denizden etkilenmeyen deniz)
            • ölü deniz [TUR10-0601810] (Fırtınadan sonra tamamıyla sakin duruma gelmiş deniz)
            • Grönland Denizi [TUR10-1230220] (Grönland'ın doğu sahili, İzlanda'nın kuzey kıyısı, Jan Mayen ve Svalbard arasında uzanan bir deniz)
            • inik deniz [TUR10-0375100] (Gelgit sırasında sular çekildiğinde denizin durumu)
            • iç deniz [TUR10-0358270] (Boğazlarla ana denize bağlı olan deniz)
          • koyar [TUR10-0478920] (İki akarsuyun birleştiği yer)
          • filet [TUR10-0273700] (Derinliği aynı olan sığ su alanı)
          • su altı [TUR10-0710090] (Deniz, göl gibi su yüzeyinin altında kalan bölüm)
          • iç su [TUR10-0360150] (Denizlerden uzak bölgelerde bulunan göl veya göletler)
          • hidrografi [TUR10-0344000] (Bir bölgenin akarsularıyla göllerinin bütünü)
        • coğrafi oluşum [TUR10-1230200] (Yer kabuğunun yüzeyinde, iç ve dış kuvvetlerin etkisi altında meydana gelen bütün şekillere verilen genel ad) geological formation [ENG31-09310874-n] ((geology) the geological features of the earth)
          • delta [TUR10-0152870] (Bir ırmağın çatallanarak denize veya ırmağa kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova)
          • delta [ENG31-09287709-n] (a low triangular area of alluvial deposits where a river divides before entering a larger body of water)
          • çukur [TUR10-0596920] (Çevresine göre aşağı çökmüş ya da aşağıda olan yer) pit [ENG31-09416001-n] (a sizeable hole (usually in the ground))
            • okyanus çukuru [TUR10-0584800] (3000-4000 metre derinlikten 6000-7000 metre derinliğe kadar devam eden deniz dibi çukuru)
            • vadi [TUR10-0478890] (İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit) valley [ENG31-09491734-n] (a long depression in the surface of the land that usually contains a river)
              • dere [TUR10-0195690] (İki dağ arasındaki uzun çukur)
              • glen [ENG31-09312502-n] (a narrow secluded valley (in the mountains))
              • kanyon [TUR10-0465360] (Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi)
              • canyon [ENG31-09256353-n] (a ravine formed by a river in an area with little rainfall)
            • kuyu [TUR10-0498860] (Toprağa kazılan derince çukur) well [ENG31-04579630-n] (a deep hole or shaft dug or drilled to obtain water or oil or gas or brine)
              • ana kuyu [TUR10-0034880] (Bir ocakta ana çıkış ve havalandırmada kullanılan kuyu)
              • kireç kuyusu [TUR10-0462360] (İçinde kireç söndürülen geniş çukur)
              • düden [TUR10-0227970] (Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu)
              • kurt kuyusu [TUR10-0493920] (Dibine ucu sivri bir kazık çakılmış ve koni biçiminde kazılmış, tuzak olarak kullanılan derin çukur)
              • sondaj kuyusu [TUR10-0702160] (Sondaj çalışmalarının yapıldığı kuyu)
            • havza [TUR10-0759140] (Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri)
            • basin [ENG31-09238344-n] (a natural depression in the surface of the land often with a lake at the bottom of it)
            • krater [TUR10-0830710] (Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik)
            • volcanic crater [ENG31-09495543-n] (a bowl-shaped geological formation at the top of a volcano)
            • hendek [TUR10-0339120] (Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur) ditch [ENG31-03218956-n] (a long narrow excavation in the earth)
              • siper [TUR10-0695720] (Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek) trench [ENG31-04485892-n] (a ditch dug as a fortification having a parapet of the excavated earth)
                • tam siper [TUR10-0743110] (Hiçbir yeri görünmeyecek biçimde sipere yatma)
                • kazamat [TUR10-0435600] (Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper)
                • kazak [TUR10-0435470] (Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker)
                • metris [TUR10-0540270] (Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper)
              • sulama kanalı [TUR10-1213280] (Toprağı sulamak için içinden su akıtılan ark, oluk)
              • irrigation ditch [ENG31-03592374-n] (a ditch to supply dry land with water artificially)
              • kesik [TUR10-0443910] (Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek)
            • çöküntü [TUR10-0174400] (Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü) wreckage [ENG31-04613716-n] (the remaining parts of something that has been wrecked)
              • göçük [TUR10-0301620] (Kaya veya cevherin kendi kendine yer altına doğru çökmesi)
              • graben [TUR10-0174460] (Yer kabuğunun birbirine paralel olarak uzanan kırıkları veya basamaklı kırık dizileri arasındaki çökmüş bölümü)
            • kuyu [TUR10-0498850] (Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur)
              • iç kuyu [TUR10-0359620] (Yer altında, ocak katları arasında bulunan ve ağzı yer üstüne açılmayan kuyu türü)
              • karlık [TUR10-0421990] (Yazın kullanılmak üzere içinde kar saklanan kuyu)
              • zemzem [TUR10-0872560] (Kâbe yakınında bulunan bir kuyu)
              • kuru kuyu [TUR10-0494710] (Pis suyun toprak altına sızdırılmasında kullanılan, duvarları harçsız kuyu)
              • kör kuyu [TUR10-0482920] (Suyu kurumuş, su çıkmayan, susuz kuyu)
              • artezyen [TUR10-0047580] (Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu)
            • badal [TUR10-0951310] (Kardan veya çamurdan oluşan çukur)
            • kepez [TUR10-0442080] (Dağların oyuk, kuytu yerleri)
            • koyak [TUR10-0478910] (Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur)
            • emen [TUR10-0245480] (Çukur, bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur)
            • temel [TUR10-0762580] (Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur)
            • dalga oyuğu [TUR10-0180500] (Dik kıyılarda yarın alt bölümünde bulunan, dalgaların çarparak oydukları in biçimli oyuk)
            • kuyu [TUR10-0498870] (İçinden çıkılamayan durum veya yer)
            • asansör boşluğu [TUR10-0048790] (Binalarda asansörün işlemesi için bırakılan boşluk)
            • yiv [TUR10-0857120] (Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk)
            • aydınlık [TUR10-0060910] (Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için, damın ortasından zemine kadar açılan boşluk)
            • yatak [TUR10-0840530] (Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur)
            • karınca [TUR10-0420670] (Madenlerde, döküm sırasında arada hava kalmaktan veya pastan ileri gelen ufak boşluk)
            • merdiven boşluğu [TUR10-0536420] (Çok katlı evlerde bulunan merdivenlerin çevresindeki boşluk)
            • merdiven altı [TUR10-0536410] (Katlar arasındaki merdivenlerin altında kalan boşluk)
            • merdivenkovası [TUR10-0536460] (Dönerek çıkılan merdivenlerde yukarıdan aşağıya bakıldığında ortada görülen boşluk)
            • merdiven sahanlığı [TUR10-0536480] (Merdiven boşluğu veya başı)
            • çentik [TUR10-0159520] (Küçük oyuk)
              • olukçuk [TUR10-0586420] (Bazı organların yüzeyinde bulunan çentikler)
            • dalga çukuru [TUR10-0180210] (Birbiri ardından gelen iki dalga arasında oluşan çukur bölge)
            • obruk [TUR10-0581670] (İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu)
            • gömültü [TUR10-0303780] (Avcının avını beklerken içine saklandığı çukur)
            • havuz [TUR10-0333950] (Kum, asit vb. konulan çukur yer)
              • çöktürme havuzu [TUR10-0174340] (Pis suyu temizleme döşemelerine, yabancı maddelerin çöktürüldüğü havuz)
              • kum havuzu [TUR10-0490430] (Atletlerin atlamada incinmemeleri için düştükleri yere yapılmış, içi kumla doldurulmuş alan)
            • ineç [TUR10-0374350] (Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü)
          • rampa [TUR10-0642240] (Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü) slope [ENG31-09460358-n] (an elevated geological formation)
            • iniş [TUR10-0375210] (Yukarıdan aşağıya gittikçe alçalan eğimli yer)
            • descent [ENG31-09288526-n] (a downward slope or bend)
            • yokuş [TUR10-0858550] (Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer) ascent [ENG31-09229873-n] (an upward slope or grade (as in a road))
              • kırkmerdiven [TUR10-0393250] (Dik yokuş)
              • palandöken [TUR10-0611280] (Taşlık yokuş)
            • eğim [TUR10-0236370] (Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi) descent [ENG31-09288526-n] (a downward slope or bend)
              • yatım [TUR10-0840970] (Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi)
              • seğirdim [TUR10-0673590] (Değirmene su veren oluğun eğimi)
            • kıraçlık [TUR10-0449940] (Kıraç olma durumu veya kıraç yer)
            • akak [TUR10-0017130] (Eğimi, inişi fazla olan yer)
          • kumsal [TUR10-0490780] (Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumla kaplı alan) beach [ENG31-09240137-n] (an area of sand sloping down to the water of a sea or lake)
            • kumla [TUR10-0490500] (Güneş banyosu yapmak için düzenlenmiş kumsal)
            • kumluk [TUR10-0490600] (Kumluk yer)
            • kumsallık [TUR10-1253230] (Kumsal olma durumu)
            • plaj [TUR10-0630570] (Kumla)
          • mağara [TUR10-0372300] (Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu) cave [ENG31-09261832-n] (a geological formation consisting of an underground enclosure with access from the surface of the ground or from the sea)
            • kulyuç [TUR10-0489860] (Geniş ve derin ağızlı mağara)
            • in [TUR10-0372290] (Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk)
            • lair [ENG31-08608955-n] (the habitation of wild animals)
          • uçurum [TUR10-0835160] (Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer) cliff [ENG31-09269370-n] (a steep high face of rock)
            • falez [TUR10-0263890] (Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar)
            • çal [TUR10-0146730] (Taşlık yer, çıplak tepe)
          • kaynarca [TUR10-0434630] (Sıcak su kaynağı) spring [ENG31-09466357-n] (a natural flow of ground water)
            • gayzer [TUR10-0434090] (Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak)
            • geyser [ENG31-09311541-n] (a spring that discharges hot water and steam)
            • kaynar [TUR10-0434610] (Kaynarca)
          • buz kütlesi [TUR10-1230260] (Buzdan oluşan kitle) ice mass [ENG31-09332198-n] (a large mass of ice)
            • buz dağı [TUR10-0126760] (Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası)
            • iceberg [ENG31-09331478-n] (a large mass of ice floating at sea)
            • buzul [TUR10-1230210] (Kutup bölgelerinde veya dağ başlarında bulunan büyük kar ve buz kütlesi) glacier [ENG31-09312237-n] (a slowly moving mass of ice)
              • sahanlık buzulu [TUR10-1126230] (Karadan kopan buzul parçası)
          • ağız [TUR10-0013330] (Koy, körfez, liman, yol vb. yerlerin açık yanı)
          • mouth [ENG31-09385213-n] (the point where a stream issues into a larger body of water)
          • kaynarca [TUR10-0434620] (Sıcak su kaynağı)
          • spring [ENG31-09466357-n] (a natural flow of ground water)
          • kıyı [TUR10-0457430] (Kara ile suyun birleştiği yer) shore [ENG31-09456346-n] (the land along the edge of a body of water)
            • boy [TUR10-0115700] (Yol, ırmak, deniz kıyısı)
            • kıyı [TUR10-0457450] (Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü) seashore [ENG31-09451197-n] (the shore of a sea or ocean)
              • karşı [TUR10-0422830] (Yol, deniz, ırmak ve benzerinin öbür kıyısı veya yanı)
              • deniz boyu [TUR10-1001540] (Kıyıda; sahilde)
            • sahil boyu [TUR10-0656760] (Karanın deniz boyunca uzanan bölümü)
            • seashore [ENG31-09451197-n] (the shore of a sea or ocean)
            • lebiderya [TUR10-0508880] (Deniz kenarı)
          • kaynak [TUR10-0534090] (Suyun topraktan çıktığı yer) spring [ENG31-09466357-n] (a natural flow of ground water)
            • buzul kaynağı [TUR10-0127080] (Buzulun eriyerek toprağın altına inen suyunu dışarıya veren kaynak)
            • çokrağan [TUR10-0172890] (Gür kaynak)
            • içme [TUR10-0359880] (İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla ishal için içilen kaynak)
          • tepe [TUR10-0765250] (Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi) knoll [ENG31-09349568-n] (a small natural hill)
            • tepecik [TUR10-0765330] (Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler) knoll [ENG31-09349568-n] (a small natural hill)
              • tanık tepe [TUR10-0743830] (Yatay veya bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik)
              • göbel [TUR10-0301100] (Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler)
            • bayır [TUR10-0086550] (İnişli yer, dağ sırtı, tepe)
            • hill [ENG31-09325914-n] (a local and well-defined elevation of the land)
            • kumul [TUR10-0239800] (Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgârların yığdığı kum tepesi) dune [ENG31-09293641-n] (a ridge of sand created by the wind)
              • karasal kumul [TUR10-0418220] (Deniz kıyısından uzak, çöllerde oluşan kumul)
            • kıta sahanlığı [TUR10-0455480] (Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri)
            • ledge [ENG31-09360159-n] (a projecting ridge on a mountain or submerged under water)
            • burun [TUR10-0125750] (Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü) promontory [ENG31-09422467-n] (a natural elevation (especially a rocky one that juts out into the sea))
              • kerempe [TUR10-0442350] (Denize doğru uzanan taşlık burun)
              • kıl burun [TUR10-0447710] (Deniz içine uzanmış ince kara parçası)
            • sırt [TUR10-0294520] (Dağların veya tepelerin üst bölümü) ridge [ENG31-09432630-n] (a long narrow range of hills)
              • resif [TUR10-0646150] (Su düzeyindeki sıra kayalar) reef [ENG31-09429671-n] (a submerged ridge of rock or coral near the surface of the water)
                • madrepor [TUR10-1250100] (Çoğu zaman tropik yerlerde resif veya ada oluşturan resif türleri)
                • mercan resifi [TUR10-0536150] (Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 derecenin üzerinde bulunan bölgelerde, kıtasal kenardaki adaların sığ sahillerinde, kalkerli bitkisel ve hayvansal organizmaların yığılımı)
              • sahil kordonu [TUR10-0457570] (Bir körfezin önünü kapatan, denizle küçük bir bağlantısı kalabilen, kum ve çakıl karışımı birikinti)
              • sandbar [ENG31-09444829-n] (a bar of sand)
              • kum tepesi [TUR10-1230480] (Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgârların yığdığı kum, eksibe, kumul)
              • sandbar [ENG31-09444829-n] (a bar of sand)
              • dağ kolu [TUR10-0178480] (Sıradağlardan her iki yöne doğru uzanan dağ sırtı)
              • kıran [TUR10-0450020] (Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı)
              • senir [TUR10-0677100] (İki dağ arasındaki sırt)
            • plato [TUR10-0631410] (Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası) tableland [ENG31-09476138-n] (a relatively flat highland)
              • taraça [TUR10-0766470] (Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli)
              • terrace [ENG31-09479337-n] (a level shelf of land interrupting a declivity (with steep slopes above and below))
            • ada tepe [TUR10-0007810] (Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aşınımdan dolayı ortaya çıkmış tepe)
            • baca dolgusu [TUR10-0066940] (Eski veya sönmüş bir yanardağ bacasının bulunduğu yerde, aşınma sonucu ortaya çıkmış sert kayaçlardan oluşan tepe)
            • dikmen [TUR10-0204500] (Koni biçiminde tepe)
            • eş yükselti [TUR10-0390620] (Yükseklikleri birbirine eşit olan yerler)
            • Arafat [TUR10-0042050] (Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe)
            • hacet tepesi [TUR10-0319430] (Üzerinde yapılan duanın kabul olunacağına inanılan tepe)
            • banko [TUR10-0076400] (Su altı tepeliği)
            • belen [TUR10-0090640] (Tepe; yüksek yer)
          • peribacası [TUR10-0624050] (Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü, kiminin tepesinde külah veya tepsiyi andıran bir kaya parçası bulunan yeryüzü biçimi)
          • mağara [TUR10-0517390] (Karst bölgelerinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yer altı kovukları)
          • kulak [TUR10-0488670] (Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri)
          • engebe [TUR10-0044900] (Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan, yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü)
          • dağ [TUR10-0177470] (Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleri) mountain [ENG31-09382700-n] (a land mass that projects well above its surroundings)
            • yanardağ [TUR10-0830700] (Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ) volcano [ENG31-09495727-n] (a mountain formed by volcanic material)
              • meke [TUR10-1096970] (Sönmüş yanardağ)
            • arkaç [TUR10-0045550] (Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer)
            • sıradağ [TUR10-0687970] (Ortak özellikler gösteren, aralarında uzunlamasına vadilerin bulunduğu dağlar dizisi)
            • range [ENG31-09426609-n] (a series of hills or mountains)
            • balkan [TUR10-0074610] (Sarp ve ormanlık sıradağlar)
          • çanak [TUR10-0149490] (Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi)
          • tümsek [TUR10-0792620] (Küçük tepe) knoll [ENG31-09349568-n] (a small natural hill)
            • peri piramidi [TUR10-0624170] (Bir taş yığını ile bunun altında kalmış topraktan oluşan, piramit biçiminde tümsek)
            • eşik [TUR10-0255850] (Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar)
            • kamburluk [TUR10-0406680] (Tümseklik)
            • kasis [TUR10-0425310] (Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler)
            • kasis [TUR10-0425320] (Yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek)
            • yukaç [TUR10-0675920] (Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü)
            • horst [TUR10-0348200] (Merdiven biçimli fay serisindeki iki tektonik çukur arasında veya bir tektonik çukurun iki yanında yükselen kısım)
          • yastık [TUR10-0839330] (Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer)
          • yarıntı [TUR10-0837710] (Sel sularının veya yüzeyi kaplarcasına akan selinti sularının oluşturduğu, eğim aşağı uzanan ince, az derin, oluk biçimli çukurlar)
          • yara [TUR10-0835210] (Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık)
          • kır [TUR10-0449820] (Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer)
            • kırlık [TUR10-0452220] (Kır olan yer, şehir dışında açıklık yer)
            • sayfiye [TUR10-0670490] (Şehre yakın kır kesimi)
          • şeytanmasası [TUR10-0883430] (Rüzgâr veya su tarafından kayaların daha çok alt kısımlarının aşınması ile ortaya çıkan yeryüzü oluşumu)
          • sapak [TUR10-0664260] (Akarsuyun kollara ayrıldığı yer)
          • ivinti yeri [TUR10-0388860] (Akarsuların, yataklarındaki çok eğimli bölgelerde köpürerek kaya döküntüleri arasından hızla aktıkları yer)
        • toprak parçası [TUR10-1230280] (Küçük toprak bölgesi) land [ENG31-09357302-n] (the solid part of the earth's surface)
          • kıstak [TUR10-0095130] (Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası)
          • isthmus [ENG31-09342510-n] (a relatively narrow strip of land (with water on both sides) connecting two larger land areas)
          • ada [TUR10-0138060] (Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası) island [ENG31-09339360-n] (a land mass (smaller than a continent) that is surrounded by water)
            • Karayipler [TUR10-1226670] (Karayip Denizi'nde bir ada)
            • Caribbean Island [ENG31-08764775-n] (an island in the Caribbean Sea)
            • Ege Adası [TUR10-1227130] (Ege Denizi'ndeki adalara verilen isim)
            • Aegean island [ENG31-08800479-n] (an island in the Aegean Sea)
            • Sardinya [TUR10-1227440] (İtalya'ya bağlı olan özerk bir bölge ve aynı zamanda Akdeniz'deki ikinci en büyük ada)
            • Bahamalar [TUR10-1227720] (Atlantik'te bir ada devleti)
            • Bahamas [ENG31-08866260-n] (island country in the Atlantic to the east of Florida and Cuba)
            • Bali [TUR10-1228140] (Endonezya'da, Java'nın doğusunda bir ada)
            • mercanada [TUR10-1250390] (Denizlerde, su yüzüne değin çıkan mercan resiflerinden oluşmuş ada)
            • Sicilya [TUR10-1227450] (İtalya'ya bağlı olan özerk bir bölge ve aynı zamanda Akdeniz'deki en büyük ada)
            • Sicily [ENG31-08828851-n] (the largest island in the Mediterranean)
            • Java [TUR10-1228130] (Endonezya'da, Borneo'nun güneyinde bir ada)
            • mercan adası [TUR10-0536050] (Su yüzüne kadar çıkan mercan resiflerinden oluşmuş ada)
            • atoll [ENG31-09233769-n] (an island consisting of a circular coral reef surrounding a lagoon)
          • takımada [TUR10-0739700] (Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü)
          • archipelago [ENG31-09226715-n] (a group of many islands in a large body of water)
          • yarımada [TUR10-0837270] (Yalnız bir yanından ana karaya bağlı, öbür yanları denizle çevrili kara parçası) peninsula [ENG31-09411741-n] (a large mass of land projecting into a body of water)
            • Kırım [TUR10-0451085] (Doğu Avrupa'da, Karadeniz'in kuzey kıyısında yer alan ve Karadeniz ile Azak Denizi tarafından çevrelenen bir yarımada)
          • bataklık [TUR10-0173970] (Çok derin olmayan sularla örtülü üzerine basıldığında çöken çamurlarla kaplı bölge)
          • bog [ENG31-09248850-n] (wet spongy ground of decomposing vegetation)
          • açıklık [TUR10-0005010] (Boş ve geniş yer) plain [ENG31-09416498-n] (extensive tract of level open land)
            • ova [TUR10-0231730] (Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmemiş olduğu, genellikle geniş veya dar düzlük) bottomland [ENG31-09250335-n] (low-lying alluvial land near a river)
              • düzlek yapı [TUR10-0232720] (Yatay duruşlu tabakaların geniş yer tuttuğu düzlük)
              • alan [TUR10-0024110] (Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran)
              • yalpı [TUR10-0829700] (İki tepe arasındaki düzlük)
              • yalpa [TUR10-0829570] (İki yana sallanarak, eğilerek yürüme)
              • set [TUR10-0681660] (Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük)
            • yontuk düz [TUR10-0827910] (Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası)
            • peneplain [ENG31-09411546-n] (a more or less level land surface representing an advanced stage of erosion undisturbed by crustal movements)
            • bozkır [TUR10-0709150] (Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerde geniş alanlara yayılan, ağaçsız doğal bölge)
            • steppe [ENG31-09468193-n] (extensive plain without trees (associated with eastern Russia and Siberia))
            • tundra [TUR10-0788120] (Bu bitkilerle kaplı geniş alan)
            • taraça [TUR10-0745890] (Toprak veya başka malzemeyle elde edilen, bir duvarla desteklenen yüksek düzlük)
              • seki [TUR10-0673950] (Toprak üstündeki yükseklik; doğal set; taraça)
              • seki [TUR10-0673930] (Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set)
            • dazkır [TUR10-0186300] (Ot bitmeyen, tuzlu, kıraç, kurak, yarı bozkır, yarı çöl özelliği gösteren yer)
            • deniz [TUR10-0193610] (Aydaki düzlükler)
            • alveol [TUR10-0031640] (Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım)
            • meydanlık [TUR10-0541460] (Geniş, meydana benzeyen yer; açıklık)
            • saparta [TUR10-0664340] (Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık)
          • kıta [TUR10-0034730] (Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri) continent [ENG31-09277520-n] (one of the large landmasses of the earth)
            • amerika [TUR10-0935380] (Dünya üzerinde yer alan bir kıta)
              • Güney Amerika [TUR10-1230540] (Amerika kıtasının güney yarısına verilen ad)
              • South America [ENG31-09463304-n] (a continent in the western hemisphere connected to North America by the Isthmus of Panama)
              • Kuzey Amerika [TUR10-1230380] (Amerika kıtasının kuzey yarısına verilen ad)
              • North America [ENG31-09395415-n] (a continent (the third largest) in the western hemisphere connected to South America by the Isthmus of Panama)
              • Yeni Dünya [TUR10-0849020] (Amerika ana karası)
            • kıtaat [TUR10-0455430] (Kıtalar; ana karalar)
          • tarım arazisi [TUR10-1230290] (Üzerinde tarımsal üretim yapılan, yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazi) land [ENG31-09358146-n] (material in the top layer of the surface of the earth in which plants can grow (especially with reference to its quality or use))
            • kesek [TUR10-0443480] (Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası)
            • turf [ENG31-09487049-n] (surface layer of ground containing a mat of grass and grass roots)
          • batak [TUR10-0084490] (Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak)
          • mire [ENG31-09378747-n] (a soft wet area of low-lying land that sinks underfoot)
          • yer [TUR10-0849830] (Ekime elverişli toprak parçası; arazi)
            • çim [TUR10-0168540] (Yeşilliği bol olan yer)
            • turf [ENG31-09487049-n] (surface layer of ground containing a mat of grass and grass roots)
            • yeşillik [TUR10-0851860] (Yeşil bitkileri çok olan yer)
            • yeşerti [TUR10-0851600] (Yeşermiş yer)
            • tava [TUR10-0752220] (Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü)
            • kökleme [TUR10-0480770] (Tarla yapmak için ormanda açılan yer)
            • mezra [TUR10-0238300] (Ekime elverişli, ekilecek tarla veya yer)
            • mısırlık [TUR10-0543500] (Geniş mısır tarlaları bulunan yer)
            • çiçeklik [TUR10-0166600] (Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer)
            • çimek [TUR10-0168690] (Çimecek yer)
            • deşik [TUR10-0198880] (Deşilmiş yer)
            • gevenlik [TUR10-0295040] (Geveni çok olan yer)
          • funda toprağı [TUR10-0280600] (Funda yapraklarının çürümesiyle oluşan ve gübre olarak yararlanılan toprak)
          • kesmik [TUR10-0445480] (Taş gibi olmuş toprak parçası)
          • koridor [TUR10-0475610] (İki devlet arasındaki dar toprak parçası)
          • toprak [TUR10-0782420] (Yeryüzü parçası, yer) land [ENG31-09357302-n] (the solid part of the earth's surface)
            • orman [TUR10-0590750] (Ağaçlarla örtülü geniş alan) forest [ENG31-09306921-n] (land that is covered with trees and shrubs)
              • yağmur ormanları [TUR10-0825380] (Yağmurların bol düştüğü ormanlık alan)
              • deli orman [TUR10-0190730] (Çok sık ve gür orman)
              • kapuz [TUR10-0415020] (İçine girilmeyen sık orman)
              • tropikal orman [TUR10-0786920] (Tropikal kuşağın nemli havasında ve bölgelerinde yetişen orman)
              • ormancık [TUR10-1110050] (Küçük orman)
              • vahşi orman [TUR10-0812770] (İnsan ayağı değmemiş, büyük orman)
              • baltalık [TUR10-0075460] (Sık sık kesimi yapılan orman)
              • meşelik [TUR10-0538750] (Meşe korusu veya meşe ormanı)
              • selva [TUR10-0675450] (Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlar)
            • zemin [TUR10-0872470] (Taban, döşeme, yer) floor [ENG31-03370438-n] (the inside lower horizontal surface (as of a room, hallway, tent, or other structure))
              • parke zemin [TUR10-1214350] (Konut, iş yeri vb. yerlerde parke ile döşenmiş zemin)
              • parquet [ENG31-03897875-n] (a floor made of parquetry)
              • tahta [TUR10-0738640] (Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme)
                • dama tahtası [TUR10-0182030] (Üzerinde dama oynanan tahta)
                • ahenk tahtası [TUR10-0015180] (Telli çalgılarda üzerine tellerin gerilmiş olduğu kapak tahtası)
                • atlama tahtası [TUR10-0056270] (Atletizm yarışmalarında tek adım veya üç adım atlamada kullanılan sıçrama tahtası)
                • aynalık tahtası [TUR10-0062600] (Sandalların kıç taraflarında oturanın sırtını dayamasına yarayan tahta)
                • binit [TUR10-0105350] (Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta)
                • denizlik [TUR10-0194250] (Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta)
                • oturak [TUR10-0594660] (Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta)
                • sıçrama tahtası [TUR10-0684330] (Araçtan atlamalarda, üzerine hızla basarak yükselme hızı kazanılan yaylı veya esnek tahtadan eğik yüzeyli araç)
                  • tramplen [TUR10-0785900] (Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası)
                • sofra [TUR10-0698910] (Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası)
                • suni tahta [TUR10-0712580] (Odun lifi levhası, yonga ve talaş levhalarının bir türü)
                • göğüs tahtası [TUR10-0302140] (Mandolin, gitar, keman, ut vb. telli çalgılarda tellerin gerili bulunduğu gövde bölümü, çalgının göğsü)
                • sunta [TUR10-0712570] (Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta)
                • parke [TUR10-0615510] (Bu döşemede kullanılan, aynı boydaki küçük tahta parçası)
              • taş döşeme [TUR10-0749830] (Geniş yüzeyli taşlarla yapılmış döşeme)
              • mermerlik [TUR10-0537490] (Mermerle döşeli yer)
              • mozaik döşeme [TUR10-0551370] (Mozaik karışımı yapılan yer döşemesi)
              • mozaik plaka [TUR10-0551380] (Mozaikle yapılmış kalıp döşeme maddesi)
              • ıslak zemin [TUR10-0354630] (İnşaat sektöründe mutfak, banyo, tuvalet vb. suyla teması olan bölümlerin yüzeyi)
            • tampon bölge [TUR10-0743050] (İki devlet arasında, hudut boyunca, askerden arındırılmış toprak parçası)
            • kokurdan [TUR10-0467420] (Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi)
            • karık [TUR10-0420320] (Bu arklar arasında kalan toprak parçası)
            • vakıf arazisi [TUR10-0813060] (Bir vakfın mülkiyeti içinde olan arazi)
            • vakıf toprağı [TUR10-0813110] (Vakfın mülkiyeti altında olan toprak veya arazi)
            • yer üstü [TUR10-0851440] (Yerin yüzeyi üstündeki bölümü)
            • yaş kesim [TUR10-0840140] (Tabandan sızma veya toplanma suretiyle yer altından sulanan veya çoğu zaman ıslak durumda olan arazi)
            • yaka [TUR10-0825790] (Eğik yerey)
            • insan eli değmemiş [TUR10-1058870] (Bakımsız kalmış yer)
            • parsel [TUR10-0616330] (İmar yasalarına göre ayrılıp sınırlanmış arazi parçası) tract [ENG31-08691133-n] (an extended area of land)
              • bahçe [TUR10-0114570] (Sebze yetiştirilen yer)
              • garden [ENG31-03422255-n] (a plot of ground where plants are cultivated)
              • çayır [TUR10-0155150] (Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer) grassland [ENG31-08615857-n] (land where grass or grasslike vegetation grows and is the dominant form of plant life)
                • kuru çayır [TUR10-0494430] (Yaz aylarında bitkilerinin çoğunun kuruduğu doğal çayır)
                • otlak [TUR10-0155250] (Hayvan otlatılan yer) range [ENG31-08646774-n] (a large tract of grassy open land on which livestock can graze)
                  • dağ merası [TUR10-0178730] (Dağlar arasında hayvan otlatmaya elverişli bölge)
                  • alçak yaylak [TUR10-0025340] (Devamlı oturma bölgesinde, normal tahıl ziraatı yapılan alanların bitişiğinde genellikle deniz seviyesinden 900-1200 metre yükseklikteki yaylak)
                  • yüksek yaylak [TUR10-0865670] (Orman sınırının üzerinde, en az 1600 metre yükseklikte bulunan otlak)
                  • besi merası [TUR10-0095340] (Besleme değeri oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğinde kesime gönderilecek hayvanların fazla ağırlık kazanmalarını sağlamak için otlatıldıkları doğal veya yapay verimli mera)
                  • mutlak mera [TUR10-0557920] (Kendiliğinden gelişen ve otlatmaya elverişli bir bitki örtüsünü üzerinde taşıyan mera)
                  • orta yaylak [TUR10-0592710] (Devamlı oturulan ve normal tahıl tarımı yapılan bölge sınırının üstündeki, genellikle deniz seviyesinden 1200-1600 metre yükseklikteki yaylak)
                  • ön yaylak [TUR10-0604260] (Esas yaylaktan daha aşağıda bulunan, çıkarken veya inerken bir süre hayvan otlatılan ve bir miktar ot biçilip kurutulan yaylak)
                  • güzlek [TUR10-0318590] (Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera)
                  • haymana [TUR10-0335770] (Başıboş hayvanların salındığı çayırlık)
                • yaş çayır [TUR10-0840060] (Bütün yaz mevsimi boyunca yaş ve rutubetli olan topraklarda gelişen, üç köşeli otlar ve sazların da bulunduğu doğal çayır)
                • biçenek [TUR10-0100910] (Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır)
                • orman çayırı [TUR10-0590820] (Orman içerisindeki açıklıklarda veya orman ağaçlarının altında yetişen doğal çayır)
                • suni çayır [TUR10-0712490] (Rutubetli veya sulanabilen topraklarda buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinin bir karışım olarak yetiştirildiği çayır)
              • sebzelik [TUR10-0159850] (Sebze bahçesi)
              • plot [ENG31-08692477-n] (a small area of ground covered by specific vegetation)
              • mayın tarlası [TUR10-0530260] (Patlayıcı maddelerin döşendiği veya çokça bulunduğu yer)
              • mine field [ENG31-08692202-n] (a tract of land containing explosive mines)
              • park [TUR10-0615420] (Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe; millet bahçesi) park [ENG31-08632949-n] (a piece of open land for recreational use in an urban area)
                • çocuk bahçesi [TUR10-0171760] (Çocukların gezinmesi, oyun oynaması ve hava alması için yapılmış bahçe)
                • botanik parkı [TUR10-0115650] (Otsu ve çalı türü bitkiler ve değişik ağaç türleri ile düzenlenmiş, dinlenmek ve gezmek amacıyla halka açık geniş alan)
                • milli park [TUR10-1226000] (Bu ormanlık alan, 1966 yılında milli park olarak korunmaya alınmıştır)
                • park [ENG31-08632724-n] (a large area of land preserved in its natural state as public property)
                • piknik [TUR10-0627560] (Suyu, yeşilliği olan mesire yeri)
                • piknik alanı [TUR10-0627640] (Piknik yapmaya elverişli geniş ve yeşil alan)
              • yer [TUR10-0849820] (Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer) site [ENG31-08668822-n] (the piece of land on which something is located (or is to be located))
                • kulis [TUR10-0489070] (Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer)
                • yapı yeri [TUR10-1178040] (Şantiye)
                • imar [TUR10-0522850] (Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş yer)
                • etlik [TUR10-0258430] (Buzdolabında et koymak için ayrılmış yer)
              • savaş alanı [TUR10-1129700] (Savaş olan yer, meydan)
              • battlefield [ENG31-08523662-n] (a region where a battle is being (or has been) fought)
              • milli park [TUR10-1225960] (Bilimsel ve estetik bakımdan, millî ve milletlerarası ender bulunan tabiî ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat ve gezinme parçaları)
              • park [ENG31-08632724-n] (a large area of land preserved in its natural state as public property)
              • piknik sahası [TUR10-1226020] (Piknik alanı)
              • picnic area [ENG31-08636918-n] (a tract of land set aside for picnicking)
              • tarla [TUR10-0747580] (Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası) field [ENG31-08587527-n] (a piece of land cleared of trees and usually enclosed)
                • söküntü [TUR10-0705640] (Ağaçlık yerden açılan tarla)
                • bük [TUR10-0127330] (Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar)
                • yoncalık [TUR10-0859550] (Yonca tarlası)
                • tarh [TUR10-0746910] (Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer)
                • bed [ENG31-02822609-n] (a plot of ground in which plants are growing)
                • fidelik [TUR10-0272730] (Fide yetiştirilen yer) seedbed [ENG31-04174183-n] (a bed where seedlings are grown before transplanting)
                  • kerde [TUR10-0442310] (Sebze fideliği)
                • çeltik tarlası [TUR10-0158500] (Pirinç yetiştirilen sulak tarla)
                • paddy [ENG31-08631804-n] (an irrigated or flooded field where rice is grown)
                • taban [TUR10-0735630] (Tarlanın düz ve verimli kesimi)
                • malaz [TUR10-0521710] (Su altında kalan, su basmış tarla)
                • korungalık [TUR10-0476980] (Tirfil tarlası)
                • ekinlik [TUR10-0238490] (Ekin ekilmiş yer)
                • meyvelik [TUR10-0848250] (Meyve ağacı dikili, belirli büyüklükte yer)
                  • zeytinlik [TUR10-0873720] (Zeytin yetiştirilen alan)
                  • fındıklık [TUR10-0270710] (Fındık ağaçları çok olan yer; fındık korusu)
                  • fıstıklık [TUR10-0272150] (Fıstık ağaçları dikilmiş yer; fıstık bahçesi)
                • fidanlık [TUR10-0204490] (Fidan yetiştirilen yer)
                • çeltiklik [TUR10-0158490] (Çeltik ekmeye veya üretmeye elverişli yer)
                • latifundia [TUR10-0507950] (İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları)
                • anız [TUR10-0037160] (Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla)
                • anızlık [TUR10-0037170] (Anızı sürülmemiş tarla)
                • leçe [TUR10-0508930] (Taşlı tarla)
                • arık [TUR10-0044360] (Fide veya fidan dikilen yer)
                • arpalık [TUR10-0046810] (Arpa ekilen yer; arpa tarlası)
                • turfandalık [TUR10-0788510] (Turfanda meyve veya sebze yetiştirilen tarla)
                • tütünlük [TUR10-0794670] (Tütün ekilen yer, tütün tarlası)
                • baklalık [TUR10-0072770] (Bakla tarlası)
                • bostan [TUR10-0114580] (Kavun, karpuz tarlası)
                • bozca [TUR10-0117530] (İşlenmemiş, çalılık toprak; ham tarla)
                • geleme [TUR10-0289320] (İki yıl sürülmeyen, boş tarla)
                • göynük [TUR10-0308000] (Orman yakılarak açılan tarla)
                • herk [TUR10-0339710] (Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla)
                • hozan [TUR10-0349100] (Dinlenmeye bırakılmış, birkaç yıl işlenmemiş tarla)
              • manevra ve bakım alanı [TUR10-1216800] (Lokomotif ve vagonların depolandığı ve bakımlarının yapıldığı alan)
              • yard [ENG31-04618511-n] (an area having a network of railway tracks and sidings for storage and maintenance of cars and engines)
              • çimenlik [TUR10-0168730] (Çimeni olan yer)
              • lawn [ENG31-08609148-n] (a field of cultivated and mowed grass)
              • otopark [TUR10-0615430] (Motorlu taşıtların belli bir süre için bırakıldığı yer) parking lot [ENG31-08633213-n] (a lot where cars are parked)
                • park yeri [TUR10-0615660] (Taşıtların trafik bakımından uygun olan ve belli bir süre bırakıldıkları açık veya kapalı yer) parking lot [ENG31-08633213-n] (a lot where cars are parked)
                  • apron [TUR10-1251740] (Havaalanında, uçuş pistleri dışında kalan, uçakların genellikle yolcu indirip bindirdiği, yakıt vb. aldığı, park edilebildiği alan)
                • çok katlı otopark [TUR10-0172730] (Motorlu araçların park etmesi için yapılmış çok katlı yapı)
              • şantiye [TUR10-0723340] (Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer)
              • site [ENG31-08668822-n] (the piece of land on which something is located (or is to be located))
              • şantiye [TUR10-0723350] (İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı)
              • site [ENG31-08668822-n] (the piece of land on which something is located (or is to be located))
              • açık alan [TUR10-0004190] (Şehirlerde yaşayan insanların dinlenebilecekleri, çeşitli bitki örtüleri ile kaplı yer)
                • ortalık yer [TUR10-1110450] (Göz önünde olan, açıklık alan)
              • teneffüshane [TUR10-0764230] (Genellikle okullarda, ders aralarında dinlenmek için öğrencilerin çıktığı salon veya bahçe)
              • cebel [TUR10-0134110] (Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer)
              • cebel [TUR10-0134100] (Sahipsiz, boş toprak)
              • bağ bahçe [TUR10-0068140] (Bahçe, bostan vb. taşınmaz mal)
                • bahçe [TUR10-0071010] (Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer) garden [ENG31-03422255-n] (a plot of ground where plants are cultivated)
                  • meyve bahçesi [TUR10-0068060] (İçinde meyve ağaçları olan bahçe) grove [ENG31-03468764-n] (garden consisting of a small cultivated wood without undergrowth)
                    • eriklik [TUR10-0250250] (Erik ağaçları çok olan yer; erik bahçesi)
                    • vişnelik [TUR10-1173980] (Vişne yetiştirilen bahçe)
                    • cevizlik [TUR10-0137650] (Ceviz ağacının çok olduğu yer)
                    • kirazlık [TUR10-0462220] (Kiraz ağaçları çok olan yer; kiraz bahçesi)
                    • bağlık [TUR10-0070440] (Bağ yeri, üzüm bağları çok olan yer)
                    • baldıranlık [TUR10-0073750] (Baldıranın çokça yetiştiği yer)
                    • incirlik [TUR10-0373670] (İncir ağaçları çok olan yer)
                    • portakal bahçesi [TUR10-0633370] (Portakal yetiştirilen yer)
                    • incirlik [TUR10-0848280] (Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli ağacın yetiştirildiği alan; bu ağacın bulunduğu bahçe)
                    • muzluk [TUR10-1102470] (Muz yetiştirilen bahçe)
                    • elmalık [TUR10-0244330] (Elma bahçesi)
                  • koru [TUR10-0476640] (Bakımlı küçük orman) grove [ENG31-03468764-n] (garden consisting of a small cultivated wood without undergrowth)
                    • çamlık [TUR10-0149080] (Çam ağaçları çok olan yer)
                    • çamlık [TUR10-0149090] (Çam korusu)
                    • korucuk [TUR10-0476670] (Küçük koru)
                  • çiçek bahçesi [TUR10-0166320] (Çiçek yetiştirilen veya çiçeklerle kaplanmış süslü bahçe)
                    • lalezar [TUR10-0506550] (Lale yetiştirilen yer; lale bahçesi)
                    • gülistan [TUR10-0313760] (Gül bahçesi)
                    • güllük [TUR10-0313620] (Gül bahçesi veya gülü çok olan yer)
                  • asma bahçe [TUR10-0050910] (Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapılmış bahçe)
                  • biberlik [TUR10-0100680] (Biber yetiştirilen yer)
                  • botanik bahçesi [TUR10-0115620] (Her türlü bitkinin örnek olarak yetiştirilip meraklılarının incelemesine açık bulundurulan yer)
                  • harım [TUR10-0328780] (Sebze ve meyve bahçesi)
                  • hevenk [TUR10-0340420] (Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı)
                    • askı [TUR10-0050390] (Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk)
                  • kavaklık [TUR10-0429860] (Kavakları çok olan veya kavak ağacı yetiştirilen yer)
                • bahçelik [TUR10-0071080] (Bağları, bahçeleri olan yer)
              • kamping [TUR10-0407400] (Kamp kurma yeri)
              • tuzla [TUR10-0791660] (Tuzlak)
              • servilik [TUR10-0680500] (Servisi çok olan yer)
              • orman [TUR10-0590760] (Bu ağaçların bütünü)
        • bütün [TUR10-0128460] (Bölünmezliği içeren yalın bütün) entirety [ENG31-14484815-n] (the state of being total and complete)
          • canlı [TUR10-0132550] (Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan) organism [ENG31-00004475-n] (a living thing that has (or can develop) the ability to act or function independently)
            • organizma [TUR10-0590380] (Herhangi bir canlı varlık) organism [ENG31-00004475-n] (a living thing that has (or can develop) the ability to act or function independently)
              • konakçı [TUR10-0471360] (Asalağın erginini veya gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konuk) host [ENG31-01388168-n] (an animal or plant that nourishes and supports a parasite)
                • konak [TUR10-0471290] (Konakçı)
                • ara konakçı [TUR10-0042220] (Asalağın, gelişme evreleri sırasında beslenip barındığı konakçılardan her biri)
                • başkonakçı [TUR10-0082580] (Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı)
                • ortakçı [TUR10-0591850] (Konakçının sindirilmemiş besininden yararlanan konuk)
              • mikroorganizma [TUR10-0544940] (Mikroskopla görülebilen organizma) microorganism [ENG31-01328932-n] (any organism of microscopic size)
                • mikrop [TUR10-0544950] (Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlı) microbe [ENG31-01387132-n] (a minute life form (especially a disease-causing bacterium))
                  • şarbon [TUR10-0724140] (Şarbon mikrobu)
                  • gonokok [TUR10-0300640] (Bel soğukluğu mikrobu)
                  • stafilokok [TUR10-0708630] (Mikroskopta üzüm salkımlarına benzer kümeler durumunda görülen mikroplar)
                • virüs [TUR10-0820340] (Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikrop)
                • microbe [ENG31-01387132-n] (a minute life form (especially a disease-causing bacterium))
                • protoktist [TUR10-1201840] (Hayvan, bitki ya da mantar olmayan herhangi bir ökaryot canlı; protist) protoctist [ENG31-01389706-n] (any of the unicellular protists)
                  • tek hücreli [TUR10-0106890] (Yapısı tek bir hücreden oluşan hayvan veya bitki)
                  • protozoan [ENG31-01392148-n] (any of diverse minute acellular or unicellular organisms usually nonphotosynthetic)
                  • tek hücreli canlı [TUR10-0106900] (Yapısı tek bir hücreden oluşan hayvan veya bitki) protozoan [ENG31-01392148-n] (any of diverse minute acellular or unicellular organisms usually nonphotosynthetic)
                    • kamçılılar [TUR10-0406900] (Bir hücreli hayvanların, önlerinde hareketi sağlayan bir veya dört tane kamçı biçiminde duyargası bulunan, uzunlamasına ikiye bölünerek çoğalan bir sınıfı)
                      • yakalı kamçılılar [TUR10-0826080] (Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan kamçılı, bir hücreli hayvanlar familyası)
                      • öglenagiller [TUR10-0599030] (Örnek hayvanı öglena olan kamçılı bir hücreliler sınıfı)
                    • delikliler [TUR10-0190590] (Delikli ve sert bir kabukla kaplı bir hücreli hayvanlar takımı)
                  • amip [TUR10-0033250] (Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı)
                  • ameba [ENG31-01395021-n] (naked freshwater or marine or parasitic protozoa that form temporary pseudopods for feeding and locomotion)
                  • alg [TUR10-0027080] (Su yosunlarından, klorofilli bitki) alga [ENG31-01399755-n] (primitive chlorophyll-containing mainly aquatic eukaryotic organisms lacking true stems and roots and leaves)
                    • deniz yosunu [TUR10-0194610] (Denizlerde biten ve genellikle kıyılarda ve kayalıklarda yoğun olarak görülen bitki türü) seaweed [ENG31-01400138-n] (plant growing in the sea, especially marine algae)
                      • ketencik [TUR10-0446420] (Deniz yosununun ince bir cinsi)
                    • denizkadayıfı [TUR10-0194090] (Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi)
                    • kızıl su yosunları [TUR10-0459370] (Denizlerin yaklaşık 200 metre derinliklerinde yaşayan kırmızı renkli su yosunları)
                    • esmer su yosunları [TUR10-0254020] (Şeritleri bölmeli, renkleri esmer su yosunları)
                    • kavuşur su yosunları [TUR10-0431700] (Üremeleri kavuşma yoluyla olan su yosunları)
                    • su askıları [TUR10-0710160] (Tatlı sularda yaşayan bir alg familyası)
                • kirpikliler [TUR10-0463280] (Bir hücreli hayvanlardan, üzerleri hareketlerini sağlayan kirpik biçimindeki uzantılarla kaplı organizmalar sınıfı)
                • çok gözeli [TUR10-0172680] (Çok hücreli)
                • terliksi [TUR10-0767850] (Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, bir hücreli hayvan)
                • bakterigiller [TUR10-0073150] (Bakteriler, bakterileri içine alan canlılar)
                  • bakteri [TUR10-0073130] (Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimde olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücre canlı) bacteria [ENG31-01351171-n] ((microbiology) single-celled or noncellular spherical or spiral or rod-shaped organisms lacking chlorophyll that reproduce by fission)
                    • streptokok [TUR10-0709760] (Sıvı ortamda zincir biçimde koloniler oluşturan, çoğu zaman patojen olan bir mikrokok)
                    • streptococcus [ENG31-01383685-n] (spherical Gram-positive bacteria occurring in pairs or chains)
                    • basil [TUR10-0079230] (Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü) bacillus [ENG31-01352589-n] (aerobic rod-shaped spore-producing bacterium)
                      • koli basili [TUR10-0468820] (Toprakta, insan ve hayvan bağırsaklarında, bazen sularda, sütte, yiyeceklerde bulunan ve uygun bir ortam bulduğunda insanda hastalık yapabilen, yuvarlak uçlu, çomak biçiminde bakteri)
                      • Koh basili [TUR10-0466610] (Alman hekimi R. Koch'un bulduğu verem hastalığına yol açan bir basil)
                    • Salmonella [TUR10-1201800] (Tifo, parafito ve gıda zehirlenmesine yol açabilen, çubuksu, gram-negatif bir eneterobakteri cinsi)
                    • salmonella [ENG31-01371614-n] (rod-shaped Gram-negative enterobacteria)
                    • vibriyo [TUR10-0819630] (Virgül biçimindeki bakteri)
                    • bakteridi [TUR10-0073140] (Şarbon hücresi gibi hareketsiz bakteri)
                    • vibriyon [TUR10-1256200] (Virgül gibi bir ucu kıvrık çomak biçiminde, öteki ucunda bulunan bir ya da birçok kamçı yardımıyla hareket eden bakteri)
                    • nanobakteri [TUR10-0570600] (Son derece küçük bakteri)
                    • spiril [TUR10-0708110] (Sarmal biçiminde uzun ve kıvrık, bazıları titrek tüylerle kaplı, iplik biçimindeki bakterilerin genel adı)
              • şahıs [TUR10-0721020] (Kadın veya erkeğe verilen genel ad) person [ENG31-00007846-n] (a human being)
                • adaş [TUR10-0007780] (Adları aynı olanlardan her biri)
                • namesake [ENG31-10364653-n] (a person with the same name as another)
                • aday [TUR10-0007850] (Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse) candidate [ENG31-09910201-n] (someone who is considered for something (for an office or prize or honor etc.))
                  • aday adayı [TUR10-0007870] (Herhangi bir işi yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylık aşamasını kazanmak amacıyla başvuran kimse)
                  • aday adayı [TUR10-0007880] (Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapılan ön seçimlere adaylığını koyan kimse)
                • beyaz [TUR10-0097440] (Beyaz ırktan olan kimse)
                • White [ENG31-09660255-n] (a Caucasian)
                • bombacı [TUR10-0112950] (Bomba kullanan veya yapan kimse)
                • bomber [ENG31-09883942-n] (a person who plants bombs)
                • savaşçı [TUR10-0139940] (Savaşa katılan kimse) warrior [ENG31-10788253-n] (someone engaged in or experienced in warfare)
                  • gerilla [TUR10-0294280] (Bu birlikten olan kimse)
                  • guerrilla [ENG31-10170076-n] (a member of an irregular armed force that fights a stronger force by sabotage and harassment)
                  • gerillacı [TUR10-0294290] (Gerilla savaşı yapan birliğe bağlı olan kimse)
                  • guerrilla [ENG31-10170076-n] (a member of an irregular armed force that fights a stronger force by sabotage and harassment)
                  • çeteci [TUR10-0880070] (Çeteden olan kimse)
                  • guerrilla [ENG31-10170076-n] (a member of an irregular armed force that fights a stronger force by sabotage and harassment)
                  • militan [TUR10-0545450] (Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse)
                    • ülkücü [TUR10-1255750] (Türkiye'de bir siyasal partinin militanı gençlerin kendilerine verdikleri ad)
                  • militan [TUR10-0545460] (Bir örgütün etkin üyesi)
                  • militiaman [ENG31-10337375-n] (a member of the militia)
                  • gazi [TUR10-0285480] (Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse)
                  • veteran [ENG31-10769196-n] (a serviceman who has seen considerable active service)
                  • çete [TUR10-0880060] (Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik)
                  • başıbozuk [TUR10-0081910] (Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı)
                  • silahşor [TUR10-0692340] (İyi silah kullanan kimse; savaşçı)
                  • partizan [TUR10-0616740] (Düşmanlarına karşı mücadele verirken silahlı harekete katılan kimse)
                  • peşmerge [TUR10-1254810] (Silahlı Kürt güçlerine verilen isim)
                  • mücahit [TUR10-0559260] (Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse)
                  • mujahid [ENG31-10357502-n] (a Muslim engaged in what he considers to be a jihad)
                  • mücahid [TUR10-1232210] (Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen)
                  • mujahid [ENG31-10357502-n] (a Muslim engaged in what he considers to be a jihad)
                  • akıncı [TUR10-0018650] (Düşman ülkesine akın yapan savaşçı)
                  • plunderer [ENG31-10462744-n] (someone who takes spoils or plunder (as in war))
                • eldeci [TUR10-0241360] (Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse) owner [ENG31-10409097-n] (a person who owns something)
                  • armatör [TUR10-0046260] (Ticaret gemisi sahibi)
                  • shipowner [ENG31-10609647-n] (someone who owns a ship or a share in a ship)
                  • ev sahibi [TUR10-1246990] ()
                  • homeowner [ENG31-10202130-n] (someone who owns a home)
                • entelektüel [TUR10-0248610] (Bilim, teknik ve kültürün, değişik dallarında özel öğrenim görmüş kimse)
                • highbrow [ENG31-01335859-s] (highly cultured or educated)
                • arkadaş [TUR10-0255010] (Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri) companion [ENG31-09965384-n] (a friend who is frequently in the company of another)
                  • yoldaş [TUR10-0858970] (Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri) brother [ENG31-09896590-n] (used as a term of address for those male persons engaged in the same movement)
                    • dava arkadaşı [TUR10-0997140] (Aynı ülküyü benimseyenlerden her biri)
                  • ahbap [TUR10-0014910] (Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse)
                  • buddy [ENG31-09897417-n] (a close friend who accompanies his buddies in their activities)
                  • kafadar [TUR10-0397670] (Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri)
                  • buddy [ENG31-09897417-n] (a close friend who accompanies his buddies in their activities)
                  • kan kardeşi [TUR10-0410050] (Birbirlerinin kanını emerek veya yalayarak ant içmek yoluyla kardeş olanlardan her biri)
                  • companion [ENG31-09965384-n] (a friend who is frequently in the company of another)
                  • dert ortağı [TUR10-0197590] (Bir kimsenin derdini paylaştığı dostu) confidant [ENG31-09974118-n] (someone to whom private matters are confided)
                    • sırdaş [TUR10-0518990] (Birinin sırlarını bilen kimse)
                    • confidant [ENG31-09974118-n] (someone to whom private matters are confided)
                    • dert ortağı [TUR10-0197580] (Aynı derdin sıkıntısı içinde bulunanlardan her biri)
                  • ahiret kardeşi [TUR10-0015440] (İnanç ve ibadette birbirinden ayrılmayan ve bu ilişkiyi ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar)
                  • can dostu [TUR10-0981040] (Pek içten, samimi dost)
                  • kadeh arkadaşı [TUR10-0396130] (Birlikte içki içilen kimse)
                  • kadehdaş [TUR10-0396160] (Birlikte içki içmeyi seven kadeh arkadaşı)
                  • mahalle arkadaşı [TUR10-0517780] (Aynı mahallede oturan komşu veya dost)
                  • koldaş [TUR10-0468470] (İş arkadaşı)
                  • can [TUR10-0131410] (Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi)
                  • can yoldaşı [TUR10-0132960] (Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse vb)
                  • ahbap çavuşlar [TUR10-0014950] (Sürekli birlikte görülen ve birbirine çok bağlı olan arkadaşlar)
                  • arkada kalanlar [TUR10-0940190] (Bir kimsenin, öldüğünde veya bir yere gittiğinde geride bıraktığı yakınları)
                  • okuldaş [TUR10-0584140] (Okul arkadaşı)
                  • partöner [TUR10-0616830] (Tiyatro, sinema vb. sanat kollarında özellikle başrol oynayan sanatçının rol arkadaşı)
                • padişah [TUR10-0322890] (Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı) ruler [ENG31-10560786-n] (a person who rules or commands)
                  • emir [TUR10-0097310] (Araplarda ve daha başka Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı) emir [ENG31-10072305-n] (an independent ruler or chieftain (especially in Africa or Arabia))
                    • boy beyi [TUR10-0116290] (Boyun en saygın ve lider kimliğine sahip kişisi)
                  • imparatoriçe [TUR10-0371620] (İmparatorluğu yöneten kadın)
                  • empress [ENG31-10073247-n] (a woman emperor or the wife of an emperor)
                  • şeyh [TUR10-0729500] (Arap kabile ve aşireti başkanı)
                  • sheik [ENG31-10607765-n] (the leader of an Arab village or family)
                  • kral [TUR10-0485560] (En yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kimse) king [ENG31-10251212-n] (a male sovereign)
                    • kayzer [TUR10-0435340] (Alman kralı)
                  • imparator [TUR10-0368480] (Bir imparatorluğu yöneten kimse) sovereign [ENG31-10648006-n] (a nation's ruler or head of state usually by hereditary right)
                    • çar [TUR10-0151010] (Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan)
                    • czar [ENG31-10006777-n] (a male monarch or emperor (especially of Russia prior to 1917))
                    • şah [TUR10-0720850] (İran veya Afgan hükümdarı)
                    • Shah [ENG31-10604948-n] (title for the former hereditary monarch of Iran)
                    • çasar [TUR10-0152660] (Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan)
                  • ilhan [TUR10-0368490] (İran Moğollarında hükümdarın unvanı)
                  • dayı [TUR10-0186170] (Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici)
                  • ekselans [TUR10-0239660] (Bu unvanı taşıyan kimse)
                  • kisrâ [TUR10-1250930] (Eskiden İran hükümdarlarına verilen isim)
                  • Timur [TUR10-1233100] (8 Nisan 1336 - 18 Şubat 1405 tarihleri arasında yaşamış, Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Türk Moğol komutan ve hükümdar)
                  • Tamerlane [ENG31-11350021-n] (Mongolian ruler of Samarkand who led his nomadic hordes to conquer an area from Turkey to Mongolia (1336-1405))
                  • sahipkıran [TUR10-0656900] (Güçlü ve üstün hükümdar)
                  • sancak beyi [TUR10-0662680] (Sancağın yönetiminden sorumlu olan görevli)
                  • kapı halkı [TUR10-0413100] (Sadrazam, vezir, eyalet valileri, beylerbeyleri vb. devlet büyükleri yanında hizmet gören kimselere verilen genel ad)
                  • melike [TUR10-0533870] (Kadın hükümdar)
                  • derebeyi [TUR10-0195710] (Topraklarını derebeylik düzenine göre yöneten kimse)
                    • kont [TUR10-0472720] (Derebeylik düzeninde derebeyi)
                    • senyör [TUR10-0677280] (Orta Çağda Avrupa'da toprağı olan derebeyi)
                • hasım [TUR10-0330100] (Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf) adversary [ENG31-09792668-n] (someone who offers opposition)
                  • düşman [TUR10-0230520] (Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları)
                  • enemy [ENG31-10075655-n] (an armed adversary (especially a member of an opposing military force))
                • Slav [TUR10-0380550] (Rus, Beyaz Rus, Ukraynalı, Leh, Sırp, Hırvat, Sloven, Bulgar, Slovak ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ortak ad) Slav [ENG31-09696262-n] (any member of the people of eastern Europe or Asian Russia who speak a Slavonic language)
                  • Beyaz Rus [TUR10-0097780] (Beyaz Rusya halkından olan kimse)
                  • Byelorussian [ENG31-09715375-n] (a native or inhabitant of Byelorussia)
                  • Bulgar [TUR10-0123200] (Slavların güney kolundan olan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Bulgarian [ENG31-09715016-n] (a native or inhabitant of Bulgaria)
                  • Hırvat [TUR10-0342490] (Hırvatistan Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk ve bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Croatian [ENG31-09770587-n] (a member of the Slavic people living in Croatia)
                  • Polonyalı [TUR10-0632720] (Polonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Pole [ENG31-09746969-n] (a native or inhabitant of Poland)
                  • Rus [TUR10-0550890] (Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimse) Russian [ENG31-09747745-n] (a native or inhabitant of Russia)
                    • Beyaz Rus [TUR10-0097770] (1917'deki Ekim İhtilali'nde komünist kızıl yönetimden kaçan Rus)
                    • Tatar [TUR10-0751140] (Tataristan'da, Batı Sibirya'da ve Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse)
                    • Tatar [ENG31-09664399-n] (a member of the Turkic-speaking people living from the Volga to the Ural Mountains (the name has been attributed to many other groups))
                  • Ukraynalı [TUR10-0797850] (Ukrayna halkından kimse)
                  • Ukranian [ENG31-09756435-n] (a native or inhabitant of the Ukraine)
                  • Sırp [TUR10-0688970] (Yugoslavya'nın Sırbistan bölgesinde yaşayan Slavların güney kolundan bir halk)
                  • Serbian [ENG31-09770407-n] (a member of a Slavic people who settled in Serbia and neighboring areas in the 6th and 7th centuries)
                  • Çek [TUR10-0155770] (Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse)
                  • Czechoslovakian [ENG31-09718596-n] (a native or inhabitant of the former republic of Czechoslovakia)
                  • Çekoslovakyalı [TUR10-0157380] (Çekoslovakya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse ya da Çekoslovakya'da yaşayan kimse)
                  • Czechoslovakian [ENG31-09718596-n] (a native or inhabitant of the former republic of Czechoslovakia)
                  • Slovak [TUR10-0698350] (Slovakya'da oturan Slav halkı ve bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Slovak [ENG31-09718932-n] (a native or inhabitant of Slovakia)
                  • Sloven [TUR10-0698400] (Slavların güney kolundan bir ulus veya bu ulustan olan kimse)
                  • Slovene [ENG31-09750685-n] (a native of Slovenia)
                  • Yugoslavyalı [TUR10-0861840] (Yugoslavya halkından kimse)
                  • Yugoslav [ENG31-09770222-n] (a native or inhabitant of Yugoslavia)
                  • Moldovalı [TUR10-0549580] (Moldova halkından kimse)
                • sahip [TUR10-0388920] (Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse) owner [ENG31-10408623-n] ((law) someone who owns (is legal possessor of) a business)
                  • mal sahibi [TUR10-0522310] (Bir malı, mülkiyeti altında bulunduran kimse) owner [ENG31-10409097-n] (a person who owns something)
                    • aile reisi [TUR10-0016550] (Kanunlara göre aile yükümlülüğünü taşıyan kimse)
                    • homeowner [ENG31-10202130-n] (someone who owns a home)
                    • dalyancı [TUR10-0181380] (Dalyan sahibi olan kimse)
                    • deveci [TUR10-0199360] (Deve sahibi, deve kiralayan kimse)
                    • hacıağa [TUR10-0319470] (Gereksiz, yersiz para harcayan taşralı zengin)
                  • milyoner [TUR10-0546200] (Maddi varlığı bakımından zengince sayılan kimse)
                    • dolar milyoneri [TUR10-1232520] (Bir veya daha çok milyon doları olan kimse)
                    • millionaire [ENG31-10549130-n] (a person whose material wealth is valued at more than a million dollars)
                  • milyarder [TUR10-0546110] (Bir veya daha çok milyarı olan kimse)
                    • dolar milyarderi [TUR10-1232530] (Bir veya daha çok milyar doları olan kimse)
                    • billionaire [ENG31-10549259-n] (a very rich person whose material wealth is valued at more than a billion dollars)
                  • tımarcı [TUR10-0773860] (Tımar sahibi)
                  • tımarlı [TUR10-0773950] (Tımar sahibi olan kimse)
                  • trilyoner [TUR10-0786580] (Trilyon sahibi olan; çok zengin)
                  • trilyonluk [TUR10-0786610] (Zenginliği trilyon değerinde olan)
                  • asil [TUR10-0049710] (Bir görevin asıl sahibi)
                  • banker [TUR10-0076240] (Banka sahibi)
                  • banker [TUR10-0514000] (Çok zengin kimse)
                  • banker [ENG31-09857212-n] (a financier who owns or is an executive in a bank)
                • kılavuz [TUR10-0447580] (Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse)
                • leader [ENG31-09646208-n] (a person who rules or guides or inspires others)
                • Kızılderili [TUR10-0459130] (Amerika yerlisi)
                • Redskin [ENG31-09686910-n] ((slang) offensive term for Native Americans)
                • kobay [TUR10-0465440] (Deney konusu)
                • subject [ENG31-10688105-n] (a person who is subjected to experimental or other observational procedures)
                • komşu [TUR10-0471070] (Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad) neighbor [ENG31-10372030-n] (a person who lives (or is located) near another)
                  • kapı komşu [TUR10-1070240] (Birbirine çok yakın veya aynı sokak içinde evi olan komşu)
                  • kapı bir komşu [TUR10-0413020] (Bitişikte oturan komşu)
                  • konu komşu [TUR10-0473430] (Bütün komşular, birbirine yakın yerde oturan kimseler)
                • köle [TUR10-0481280] (Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse) slave [ENG31-10628841-n] (a person who is owned by someone)
                  • cariye [TUR10-0253060] (Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın) bondwoman [ENG31-09884474-n] (a female slave)
                    • acemi [TUR10-0002200] (Saraya yeni alınmış cariye)
                  • piyon [TUR10-0630470] (Bir çıkar sağlamak için yararlanılan, istenildiği gibi kolayca kullanılabilen kimse)
                  • creature [ENG31-09996081-n] (a person who is controlled by others and is used to perform unpleasant or dishonest tasks for someone else)
                  • serf [TUR10-0678480] (Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle)
                  • serf [ENG31-10599987-n] ((Middle Ages) a person who is bound to the land and owned by the feudal lord)
                  • köle [TUR10-0000770] (Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse) vassal [ENG31-10766249-n] (a person holding a fief)
                    • kul [TUR10-0488470] (Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanma hakkı bulunan kadın)
                      • kul cinsi [TUR10-0489010] (Osmanlılarda köle veya karavaşlıktan yetişen kadın)
                      • haseki sultan [TUR10-0329900] (Padişahtan çocuğu olan karavaş)
                  • harem ağası [TUR10-0328460] (Osmanlı saraylarında ve büyük konaklarda haremle selamlık arasında hizmet gören zenci köle)
                    • acemi ağası [TUR10-0002210] (Hareme yeni alınan cariyelerin ağası)
                    • ak ağa [TUR10-0017040] (Saraylarda hizmet gören hadım ağalarının beyaz ırktan olanı)
                  • forsa [TUR10-0278470] (Gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse)
                  • kamber [TUR10-0406430] (Sadık köle)
                  • kölemen [TUR10-0481400] (Birinin sahip olduğu köle veya karavaş)
                  • toprak kölesi [TUR10-0782550] (Toprağa bağlı köle)
                  • bendegan [TUR10-0092780] (Kullar; köleler)
                  • mankurt [TUR10-1255680] (Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köle)
                • kumarbaz [TUR10-0490090] (Ortaya para koyarak oynanan talih oyunlarına düşkün, sürekli bu oyunları oynayan kimse) gambler [ENG31-10138501-n] (a person who wagers money on the outcome of games or sporting events)
                  • krupiye [TUR10-0487180] (Bir kumarhanede veya oyun oynanan bir yerde oyunu yöneten kimse)
                  • croupier [ENG31-10000515-n] (someone who collects and pays bets at a gaming table)
                  • kıyakçı [TUR10-0457030] (Gözü pek oyuncu, cesur kumarbaz)
                  • kumar ebesi [TUR10-0490130] (Kumar oynatan kimse veya kumarcı)
                  • bahisçi [TUR10-0071250] (Müşterek Oyunlarda ve at yarışlarında yarışın sonuçlarını tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse)
                • muhalif [TUR10-0553290] (Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse)
                • adversary [ENG31-09792668-n] (someone who offers opposition)
                • dindar [TUR10-0566030] (Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı kimse)
                • devout [ENG31-01788237-s] (deeply religious)
                • aday [TUR10-0570320] (Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse) candidate [ENG31-09910201-n] (someone who is considered for something (for an office or prize or honor etc.))
                  • acemi oğlanı [TUR10-0002290] (Yeniçeri Ocağında yetiştirilmek üzere tutsaklardan veya devşirme yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk)
                    • pencik [TUR10-0622470] (Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı)
                  • yamak [TUR10-0830010] (Yeniçeri Ocağında topçu ve humbaracı gibi askerî kuruluşlarda aday olarak bulunan kimse)
                    • ağa yamağı [TUR10-0011560] (Yeniçeri ağasına bağlı emir çavuşu)
                  • celep [TUR10-0134990] (Osmanlı İmparatorluğunda, saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen genç)
                • okuryazar [TUR10-0584570] (Okuması yazması olan, öğrenim görmüş kimse) literate [ENG31-10286025-n] (a person who can read and write)
                  • okuryazarlık [TUR10-1253840] (Okuryazar olma durumu)
                • zat [TUR10-0609450] (Kimse, kişi) creature [ENG31-09995959-n] (a human being)
                  • zat [TUR10-0871090] (Kendi)
                • dövüşçü [TUR10-0642180] (Dövüşen kimse) combatant [ENG31-09958771-n] (someone who fights (or is fighting))
                  • eskrimci [TUR10-0253730] (Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor ile uğraşan kimse)
                  • fencer [ENG31-10104986-n] (someone skilled at fencing)
                  • gladyatör [TUR10-0300020] (Eski Roma'da arenada birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla dövüşen kimse)
                  • gladiator [ENG31-10151335-n] ((ancient Rome) a professional combatant or a captive who entertained the public by engaging in mortal combat)
                  • güreşçi [TUR10-0620970] (Belli kurallar içinde, güç kullanarak karşısındaki kişinin sırtını türlü oyunlarla yere getirmeye çalışmaya dayanan oyun ya da sporla uğraşan kimse) wrestler [ENG31-10812808-n] (combatant who tries to throw opponent to the ground)
                    • sumo güreşçisi [TUR10-1232760] (Sumo güreşi yapan kimse)
                    • sumo wrestler [ENG31-10694152-n] (a wrestler who participates in sumo (a Japanese form of wrestling))
                    • yağlı güreşçi [TUR10-0824880] (Yağlı güreş yapan sporcu)
                    • toreador [TUR10-0783270] (Arenada boğa güreşine katılan herkes)
                    • başpehlivan [TUR10-0083600] (Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan)
                  • boksör [TUR10-0862350] (Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü yapan kimse) boxer [ENG31-09889614-n] (someone who fights with his fists for sport)
                    • tüy sıklet [TUR10-0794790] (57 kiloda dövüşen boksör)
                    • grogi [TUR10-0310900] (Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör)
                • defans [TUR10-0669740] (Bir takımın kalesini korumak için gösterdiği çaba) defense [ENG31-00825193-n] (the act of defending someone or something against attack or injury)
                  • alan savunması [TUR10-0929630] (Takım sporlarında rakip takıma kendi yarı alanını kontrol edip birey veya takım olarak hareket alanı bırakmama işi veya durumu)
                  • pres [TUR10-0079620] (Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu)
                • savunucu [TUR10-0669750] (Bir şeyi savunan kimse; müdafi) advocate [ENG31-09794206-n] (a person who pleads for a cause or propounds an idea)
                  • diktacı [TUR10-0204580] (Yönetimde dikta yanlısı olan kimse)
                  • ideolog [TUR10-0361280] (Bir ideolojinin akıl hocalığını yapan kimse)
                  • ideologist [ENG31-10217011-n] (an advocate of some ideology)
                  • Marksist [TUR10-0526610] (Marks'ın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım yanlısı olan görüş veya kimse)
                  • Marxist [ENG31-10316801-n] (an advocate of Marxism)
                  • Darwinci [TUR10-1231610] (Darvincilik görüşünü benimseyen kimse)
                  • Darwinian [ENG31-10011869-n] (an advocate of Darwinism)
                  • Maoist [TUR10-1232160] (Maoculuğu benimsemiş veya Maoculuk yanlısı olan)
                  • Maoist [ENG31-10312283-n] (an advocate of Maoism)
                  • ayrılıkçı [TUR10-1232340] (Ayrılıkçılık yanlısı olan) partitionist [ENG31-10422030-n] (an advocate of partitioning a country)
                    • hizipçi [TUR10-0464780] (Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grubu oluşturan veya bu topluluğun içinde yer alan kimse)
                  • anarşist [TUR10-0035470] (Anarşi yanlısı olan kimse)
                  • anarchist [ENG31-09811257-n] (an advocate of anarchism)
                  • şoven [TUR10-0733600] (Şovenizmden yana olan kimse, görüş vb)
                  • chauvinist [ENG31-09931533-n] (a person with a prejudiced belief in the superiority of his or her own kind)
                  • evrimci [TUR10-0260690] (Evrimcilik yanlısı olan kimse)
                  • evolutionist [ENG31-10087674-n] (a person who believes in organic evolution)
                  • aşırı uç [TUR10-0053470] (Politika alanında sağ veya sol görüşlerin en ateşli ve yıkıcı kanadı)
                  • extreme [ENG31-05105361-n] (the furthest or highest degree of something)
                  • faşist [TUR10-0265780] (Faşizm yanlısı olan kimse, görüş vb)
                  • fascist [ENG31-10099673-n] (an adherent of fascism or other authoritarian views)
                  • emperyalist [TUR10-0842920] (Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi taraftarı olan kimse)
                  • imperialist [ENG31-10219865-n] (a believer in imperialism)
                  • materyalist [TUR10-0607550] (Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüşten yana olan kimse veya görüş)
                  • materialist [ENG31-10320496-n] (someone who thinks that nothing exists but physical matter)
                  • modernist [TUR10-0549220] (Modernizm yanlısı kimse)
                  • modernist [ENG31-10346309-n] (an artist who makes a deliberate break with previous styles)
                  • kralcı [TUR10-0485600] (Krallık yanlısı kimse)
                  • monarchist [ENG31-10347490-n] (an advocate of the principles of monarchy)
                  • pozitivist [TUR10-0585580] (Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı ile ilgili olan veya bu görüş yanlısı kimse)
                  • positivist [ENG31-10475704-n] (someone who emphasizes observable facts and excludes metaphysical speculation about origins or ultimate causes)
                  • pragmatist [TUR10-0635120] (Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğretiyi kabul eden kimse)
                  • pragmatist [ENG31-10482952-n] (a person who takes a practical approach to problems and is concerned primarily with the success or failure of her actions)
                  • ırkçı [TUR10-1122710] (İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti yanlısı olan kimse)
                  • racist [ENG31-10522535-n] (a person with a prejudiced belief that one racial group is superior to others)
                  • Kalvenci [TUR10-0406090] (Kalvenizmi benimseyen kimse)
                  • falanjist [TUR10-0263840] (İspanya'da falanj üyesi)
                  • anayasacı [TUR10-0035830] (Anayasayı savunan kimse, anayasadan yana olan kimse)
                  • babacı [TUR10-0950820] (Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması yanlısı olan)
                  • Babi [TUR10-0066880] (Babilik yanlısı)
                  • Âdemci [TUR10-0008160] (Âdemcilik yanlısı olan kimse)
                  • ademimerkeziyetçi [TUR10-0850590] (Merkezî yönetimin bazı hak ve yetkilerinin yerel yönetimlerce kullanılması yanlısı olan kimse)
                  • Leninci [TUR10-0509840] (Lenin'in düşüncelerine dayanan akımı benimsemiş veya bu akımın yanlısı (kimse))
                  • fundamentalist [TUR10-0280560] (Fundamentalizm yanlısı olan kimse)
                  • kafatasçı [TUR10-0397960] (Kafatasçılıktan yana olan kimse, görüş)
                  • Kemalist [TUR10-0439610] (Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü yanlısı)
                  • makyavelist [TUR10-1094820] (Politikada, amaca ulaşmak için ahlaka aykırı da olsa her türlü aracı hoş gören anlayış yanlısı olan)
                  • edimselci [TUR10-1017010] (Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğretiyi benimseyen)
                  • ekolojist [TUR10-0239380] (Ekolojizmi savunan kimse)
                  • eksperimantalist [TUR10-1018330] (Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğretiyi benimseyen)
                  • Epikürcü [TUR10-0249140] (Epikuros'un kurduğu hazlara, sevinçlere yönelik bir hayatın hedef edinilmesini ileri süren öğreti felsefe akımını benimseyen, Epikurosçuluk yanlısı olan kimse)
                  • Esperantocu [TUR10-0254370] (Esperanto yanlısı)
                  • eşitçi [TUR10-0255950] (İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin yanlısı olan kimse)
                  • fenomenist [TUR10-1026780] (Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş yanlısı olan)
                  • canlıcı [TUR10-0981870] (Canlıcılık yanlısı olan)
                  • çağrışımcı [TUR10-0145300] (Çağrışımcılık doktrini taraftarı olan kimse)
                  • darvinci [TUR10-0997030] (Darvincilik görüşünü benimseyen)
                  • dayanışmacı [TUR10-0700910] (Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğretiden yana olan kimse)
                  • değişinimci [TUR10-0188450] (Değişinimcilik yanlısı)
                  • deist [TUR10-0189240] (Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş yanlısı)
                  • Kartezyen [TUR10-0423940] (Descartes felsefesini benimseyen kimse)
                  • determinist [TUR10-0199030] (Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi yanlısı olan kimse)
                  • devrimcilik [TUR10-0200830] (Devrim yapan veya devrim yanlısı olma durumu)
                  • dış vurumcu [TUR10-0240250] (Olayların, varlıkların gerçekten olduğu gibi değil de sanatçının iç dünyasına göre anlatılması anlayışına dayanan sanat akımına bağlı olan sanatçı)
                  • dirimselci [TUR10-1009210] (Dirimselcilik öğretisini benimseyen)
                  • dogmacı [TUR10-0372350] (Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış yanlısı olan kimse)
                  • doğaüstücü [TUR10-0213290] (Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti yanlısı)
                  • doğuştancı [TUR10-1011040] (Doğuştancılık yanlısı)
                  • dönüşümcü [TUR10-1164140] (Yaşayan türlerin yalın biçimlerden karmaşık biçimlere doğru evrimle gelişerek ortaya çıktığını öne süren öğreti yanlısı kimse)
                  • esir [TUR10-0252990] (Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse)
                  • fırkacı [TUR10-0271390] (Bir partiye çok bağlı olan; partici)
                  • agnostik [TUR10-0010490] (Bilinemezci)
                  • akımcı [TUR10-0018560] (Belli bir akıma bağlı kişi)
                  • alafrangacı [TUR10-0023640] (Alafrangayı benimseyen kimse)
                  • Almancı [TUR10-0029680] (Almanya yanlısı olan kimse)
                  • amerikancı [TUR10-0935400] (Amerika hayranı olan (kimse))
                  • anamalcı [TUR10-0035230] (Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse)
                  • Anglofil [TUR10-0036540] (İngiliz dostu)
                  • antikapitalist [TUR10-0039410] (Kapitalist rejime karşı olan kimse)
                  • antisemitik [TUR10-0039660] (Yahudi aleyhtarı)
                  • toplumiçinci [TUR10-1163170] (İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü yanlısı)
                  • totemci [TUR10-1109680] (Topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesneye inanma üzerine kurulu toplumsal bir birlik, dinî uygulama biçimi yanlısı)
                  • Aristocu [TUR10-0045140] (Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesinin yanlısı olan kimse)
                  • aryanist [TUR10-0941470] (Aryanizm yanlısı olan kimse)
                  • askerci [TUR10-0050090] (Asker yanlısı olan kimse)
                  • saltanatçı [TUR10-0661490] (Saltanat yanlısı olan kimse)
                  • saptanımcı [TUR10-1128600] (Saptanımcılık yanlısı kimse)
                  • kariyerist [TUR10-1072350] (Kariyerizm öğretisine bağlı olan kimse)
                  • töreci [TUR10-0784940] (Töreyi ilke edinen, töreyi amaç olarak alan kimse)
                  • transandantalist [TUR10-1164130] (İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış yanlısı)
                  • Troçkici [TUR10-0786720] (Troçkiciliği benimsemiş veya Troçkicilik yanlısı kimse)
                  • Turancı [TUR10-0788360] (Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım yanlısı kimse, görüş vb)
                  • Türkçeci [TUR10-0793870] (Türkçecilik ilkesini benimsemiş kimse)
                  • Türkçü [TUR10-0793960] (Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akımı benimseyen kimse)
                  • türümcü [TUR10-1165970] (Türümcülük öğretisini benimseyen)
                  • uzlaşmacı [TUR10-0805140] (Uzlaşmacılıktan yana olan kimse)
                  • arabeskçi [TUR10-0041610] (Arabesk müzikten hoşlanan kimse)
                  • yermerkezci [TUR10-1183550] (Yerin gözlem noktası olarak alınan merkeziyle ilgili; yer özekçil; jeosantrik)
                  • yeni Eflatuncu [TUR10-0849040] (Yeni Eflatunculuk yanlısı olan kimse)
                  • yeni eleştirici [TUR10-0849060] (Yeni eleştiricilik yanlısı olan kimse)
                  • yeni izlenimci [TUR10-0849120] (Yeni izlenimcilik yanlısı olan kimse)
                  • yeni gerçekçi [TUR10-0849080] (Yeni gerçekçilik yanlısı olan kimse)
                  • yaradancı [TUR10-1178280] (Yaradancılık öğretisi yanlısı olan)
                  • yapıntıcı [TUR10-1177840] (Yapıntıcılık görüşünü benimseyen)
                  • müdafi [TUR10-1254670] (Savunucu)
                  • şarkçı [TUR10-1146040] (Doğu kültür ve medeniyetinden yana olan)
                  • şeriatçı [TUR10-0728930] (Dinin esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen, şeriat yanlısı kimse)
                  • seçkinci [TUR10-1130660] (Seçkin kimselerden yana olan)
                  • sekülarist [TUR10-0674730] (Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan kimse)
                  • Lüterci [TUR10-0514930] (Lütercilikle ilgili olan kimse)
                  • Lüterci [TUR10-0514940] (Lütercilikten yana olan kimse)
                  • Menşevik [TUR10-0535440] (Menşeviklik yanlısı olan kimse)
                  • sezgici [TUR10-1133650] (Sezgicilik öğretisini benimseyen)
                  • fizyokrat [TUR10-1256230] (XVIII. yüzyılda ortaya çıkan, tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin değeri yarattığını ileri süren ekonomi görüşünü savunan kimse)
                  • siyonist [TUR10-0697840] (Siyonizm yanlısı)
                  • Nazi [TUR10-0572090] (Nazizm yanlısı olan kimse)
                  • sosyal demokrat [TUR10-0704060] (Sosyal demokrasi yanlısı olan kimse)
                  • softa [TUR10-0699060] (Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse)
                  • spiritüalist [TUR10-1141730] (Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu veya salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizikötesi öğretisini benimseyen)
                  • strüktüralist [TUR10-0709900] (Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemini benimseyen (kimse))
                  • sürrealist [TUR10-0717690] (Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı ilgili olan görüş, eser vb.)
                  • surrealist [ENG31-10699292-n] (an artist who is a member of the movement called surrealism)
                  • revizyonist [TUR10-1254310] (Revizyoncu)
                  • revizyoncu [TUR10-0647020] (Bir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi için savaşan kimse veya yeniden gözden geçirmeyi gerektiren görüş)
                  • probabilist [TUR10-1121340] (Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğretinin yanlısı olan)
                  • Platoncu [TUR10-0631440] (Platonculuk yanlısı olan kimse)
                  • irredantist [TUR10-1059880] (Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak isteyen)
                  • İslamcı [TUR10-0380440] (Müslümanlığın esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen kimse)
                  • istenççi [TUR10-1174160] (Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti yanlısı kimse)
                  • insanmerkezci [TUR10-1058960] (İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğretiyi benimseyen)
                  • inancı [TUR10-1057620] (Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretileri destekleyen)
                  • indeterminist [TUR10-0373840] (İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş yanlısı olan kimse)
                  • ilkelci [TUR10-1056650] (Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş yanlısı olan (sanatçı))
                  • ideolog [TUR10-0361290] (Fransa'da fizik ötesini ortadan kaldırarak manevi bilimleri antropolojiye ve psikolojiye dayandırmayı amaçlayan, Condillac'a bağlı felsefe okulunun taraftarı)
                  • hilafetçi [TUR10-0344680] (Halifeliğin sürdürülmesinden yana olan kimse)
                • sayıcı [TUR10-0670690] (Vergi almak için hayvan sayımı yapan kimse)
                • counter [ENG31-09989021-n] (a person who counts things)
                • siyah [TUR10-0697300] (Koyu renkte olan)
                • destekçi [TUR10-0734880] (Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse) advocate [ENG31-09794206-n] (a person who pleads for a cause or propounds an idea)
                  • enternasyonalist [TUR10-0098470] (Uluslararasındaki ilişkileri benimseyen, uluslararasındaki ilişkilerden yana olan)
                  • internationalist [ENG31-10231632-n] (an advocate of internationalism)
                  • cumhuriyetçi [TUR10-0143110] (Cumhuriyet yanlısı olan kimse)
                  • republican [ENG31-10542088-n] (an advocate of a republic (usually in opposition to a monarchy))
                  • sempatizan [TUR10-0676400] (Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse)
                  • sympathizer [ENG31-10705556-n] (someone who shares your feelings or opinions and hopes that you will be successful)
                  • sözcü [TUR10-0707060] (Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse)
                  • spokesperson [ENG31-10657783-n] (an advocate who represents someone else's policy or purpose)
                  • bağışçı [TUR10-0069300] (Bağış yapan kimse)
                  • donor [ENG31-10045455-n] (person who makes a gift of property)
                  • verici [TUR10-0817930] (Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse)
                  • donor [ENG31-10045783-n] ((medicine) someone who gives blood or tissue or an organ to be used in another person (the host))
                  • garantör [TUR10-0283270] (Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülüklerden, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi)
                  • guarantor [ENG31-10169047-n] (one who provides a warrant or guarantee to another)
                  • destekleyici [TUR10-1003870] (Bir işin, bir faaliyetin maddi ve manevi yönünü üstlenen kimse veya kurum) showman [ENG31-10613153-n] (a sponsor who books and stages public entertainments)
                    • adam [TUR10-0007230] (Birinin yanında ve işinde bulunan kimse)
                    • garantörlük [TUR10-1041890] (Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen kimse, kuruluş veya devlet olma durumu)
                  • kefil [TUR10-0438190] (Borcunu ödemeyenin veya verdiği sözü yerine getirmeyenin bütün sorumluluğunu üzerine alan kimse)
                  • guarantor [ENG31-10169047-n] (one who provides a warrant or guarantee to another)
                  • kurtarıcı [TUR10-0322470] (Kendi hayatını tehlikeye atarak bir kimseyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kimse)
                  • savior [ENG31-10573233-n] (a person who rescues you from harm or danger)
                  • Kızılbaş [TUR10-0458960] (Şii mezhebinin bir kolundan olan)
                  • kulüpçülük [TUR10-0489810] (Kulüp yanlısı olan)
                  • kökten dinci [TUR10-0481200] (Kökten dincilik yanlısı olan kimse)
                  • kurmacı [TUR10-1089240] (Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış yanlısı olan)
                  • liboş [TUR10-0511030] (Liberal ekonomiyi ve liberal siyaseti savunurken çabucak zengin olmayı amaçlayan ve bu yolda hiçbir değer yargısını kabul etmeyen, her şeyi mübah gören kimse)
                  • leh [TUR10-0509120] (Bir şeyden veya bir kimseden yana olma)
                  • kabala [TUR10-0393060] (Bu öğretinin yandaşlarının bütünü)
                  • barokçu [TUR10-0078260] (Barokçuluk yanlısı olan kimse)
                  • barokçuluk [TUR10-0078270] (Barok sanat ve edebiyat görüş ve ilkelerini benimseyen akım)
                  • Batıcı [TUR10-0084890] (Batı kültür ve medeniyetinden yana olan kimse)
                  • benlikçi [TUR10-0093270] (Benlikçilik yanlısı olan kimse)
                  • besleme basın [TUR10-0095460] (Çıkar uğruna, herhangi bir kuruluşun veya iktidardaki güçlerin görüşlerini savunan basın)
                  • bireyci [TUR10-0106640] (Kişi haklarını savunan kimse)
                  • militan [TUR10-0545470] (Mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar)
                  • millîci [TUR10-1100090] (Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara hükûmeti yanlısı)
                  • Celali [TUR10-0134860] (İlk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıkıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş Celal'in adamlarına ve ondan yana olanlara, sonraları da ortaya çıkan bütün eşkıyaya verilen ad)
                  • neonazi [TUR10-1105980] (Neonazizm yanlısı)
                  • Osmanlıcacı [TUR10-0593150] (Osmanlı Türkçesini kullanmaktan yana olan kimse)
                  • osmanlıcı [TUR10-0882950] (Osmanlıcılık düşünce akımını benimseyen)
                  • duyumcu [TUR10-0227550] (Duyumculuk yanlısı)
                  • Panislamcı [TUR10-0612460] (Panislamizm yanlısı)
                  • panteist [TUR10-1251020] (Evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşünde olan kimse)
                  • göreci [TUR10-0649100] (Özellikle bilginin varlığının başka bir şeylerin varlığına bağlı olduğunu ileri süren felsefe ve görüşler yanlısı olan kimse)
                  • güdümcü [TUR10-0312970] (Güdümcülükten yana olan kimse)
                  • biçimci [TUR10-0101100] (Biçimcilik yanlısı olan kimse)
                  • itilafçı [TUR10-0387880] (Meşrutiyet döneminde Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse)
                  • hazcı [TUR10-0336560] (Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğretiyi benimseyen ve savunan kimse)
                • tanıdık [TUR10-0743730] (Tanışılıp konuşulan kimse; bildik; tanış)
                • acquaintance [ENG31-09783207-n] (a person with whom you are acquainted)
                • tanık [TUR10-0743770] (Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse) witness [ENG31-10806193-n] ((law) a person who testifies under oath in a court of law)
                  • müdahale [TUR10-0559630] (Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları)
                • taraf [TUR10-0745940] (İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri) side [ENG31-08425666-n] (one of two or more contesting groups)
                  • davacı [TUR10-0184730] (Dava eden kimse; müddei)
                  • plaintiff [ENG31-10457619-n] (a person who brings an action in a court of law)
                  • anlaşık [TUR10-0037890] (Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri)
                  • bağıtçı [TUR10-0069510] (Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme yapan; âkit)
                  • kanat [TUR10-0408340] (Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri)
                  • kreditör [TUR10-1087600] (Sağladığı bir kredi, mal veya hizmet karşılığında bir para ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini istemeye hakkı olan taraf)
                  • muhasım [TUR10-0553670] (Birbirine düşman olanlardan her biri)
                • öğrenci [TUR10-0777000] (Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse) student [ENG31-10685137-n] (a learner who is enrolled in an educational institution)
                  • dinleyici [TUR10-0207580] (Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse)
                  • auditor [ENG31-09842555-n] (a student who attends a course but does not take it for credit)
                  • üniversiteli [TUR10-0808030] (Üniversite öğrencisi)
                    • ekstern öğrenci [TUR10-0240270] (Devam zorunluluğu olmayan yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrenci)
                    • lisansiyer [TUR10-0512460] (Üniversitede okuyan öğrenci)
                  • kopyacı [TUR10-0475070] (Yazılı sınavlarda kopya çeken öğrenci)
                  • kursiyer [TUR10-0493130] (Kurs öğrencisi)
                  • ezberci [TUR10-0374420] (Dersini veya herhangi bir konuyu anlamadan kelime kelime belleğinde tutan kimse)
                    • hafız [TUR10-0320170] (Bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse)
                    • hafız [TUR10-0320160] (Kuran'ı bütünüyle ezbere bilen kimse)
                  • cer hocası [TUR10-0136740] (Taşrada imamlık veya müezzinlik yaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğrencisi)
                  • çömez [TUR10-0174690] (Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci)
                  • danişment [TUR10-0183250] (Sahn Medreselerinde oda sahibi olabilen öğrenci)
                  • danişment [TUR10-0183240] (Tanzimattan önce, kadıların yanında yetişmek üzere görevlendirilen kimse)
                  • topçu [TUR10-0781040] (Sınıfta kalmış öğrenci)
                  • bahriyeli [TUR10-0071340] (Deniz Harp Okulu öğrencisi)
                  • öğlenci [TUR10-0599120] (İkili öğretim yapan okullarda öğleden sonra ders gören öğrenci)
                  • gündüzcü [TUR10-0315560] (Gündüz öğrenim gören öğrenci)
                  • harbiyeli [TUR10-0327620] (Harp okulu öğrencisi)
                • tip [TUR10-0777210] (İlgi çekici, değişik kimse)
                • eccentric [ENG31-10062653-n] (a person with an unusual or odd personality)
                • umut [TUR10-0799130] (Bu duyguyu veren kimse veya şey)
                • hope [ENG31-10204565-n] (someone (or something) on which expectations are centered)
                • yerli [TUR10-0851000] (Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan kimse) native [ENG31-09643964-n] (an indigenous person who was born in a particular place)
                  • levanten [TUR10-0751780] (Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hristiyanlara verilen ad)
                  • Levantine [ENG31-09740098-n] ((formerly) a native or inhabitant of the Levant)
                  • Asyalı [TUR10-0051980] (Asya'da yaşayan kimse) Asian [ENG31-09662736-n] (a native or inhabitant of Asia)
                    • Bangladeşli [TUR10-0076110] (Bangladeş halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Bangladeshi [ENG31-09711390-n] (a native or inhabitant of Bangladesh)
                    • Çinli [TUR10-0169350] (Çin milletinden veya bu milletin soyundan olan kimse)
                    • Chinese [ENG31-09717504-n] (a native or inhabitant of Communist China or of Nationalist China)
                    • Endonezyalı [TUR10-0247250] (Endonezya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Indonesian [ENG31-09733660-n] (a native or inhabitant of Indonesia)
                    • Ermeni [TUR10-0251800] (Ermenistan'da yaşayan halk veya bu halktan olan kimse)
                    • Armenian [ENG31-09709767-n] (a native or inhabitant of Armenia)
                    • hint [TUR10-0345590] (Hindistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Indian [ENG31-09693046-n] (a native or inhabitant of India)
                      • Hindu [TUR10-0345190] (Hindistan'ın Mecusi halkından olan kimse)
                      • Hindu [ENG31-09732897-n] (a native or inhabitant of Hindustan or India)
                      • Çingene [TUR10-0169070] (Bu topluluktan olan kimse)
                      • Gypsy [ENG31-10173755-n] (a member of a people with dark skin and hair who speak Romany and who traditionally live by seasonal work and fortunetelling)
                      • Çingene [TUR10-0169060] (Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk)
                      • Gypsy [ENG31-10173755-n] (a member of a people with dark skin and hair who speak Romany and who traditionally live by seasonal work and fortunetelling)
                    • Iraklı [TUR10-0353290] (Irak halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Iraqi [ENG31-09734090-n] (a native or inhabitant of Iraq)
                    • İranlı [TUR10-0378450] (İran halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Irani [ENG31-09733825-n] (a native or inhabitant of Iran)
                    • İsrailli [TUR10-0381440] (İsrail halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Israeli [ENG31-09735229-n] (a native or inhabitant of Israel)
                    • Japon [TUR10-0391130] (Japonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Japanese [ENG31-09737613-n] (a native or inhabitant of Japan)
                      • geyşa [TUR10-0295700] (Dansçı ve şarkıcı Japon kadını)
                      • geisha [ENG31-10142395-n] (a Japanese woman trained to entertain men with conversation and singing and dancing)
                    • Koreli [TUR10-0475500] (Kore halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Korean [ENG31-09738332-n] (a native or inhabitant of Korea who speaks the Korean language)
                    • Kuveytli [TUR10-0498140] (Kuveyt halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Kuwaiti [ENG31-09739049-n] (a native or inhabitant of Kuwait)
                    • Kürt [TUR10-0503550] (Ön Asya'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse)
                    • Kurd [ENG31-09738826-n] (a member of a largely pastoral Islamic people who live in Kurdistan)
                    • Lübnanlı [TUR10-0514460] (Lübnan halkından kimse)
                    • Lebanese [ENG31-09739991-n] (a native or inhabitant of Lebanon)
                    • Malezyalı [TUR10-0521840] (Malezya halkından kimse)
                    • Malaysian [ENG31-09741279-n] (a native or inhabitant of Malaysia)
                    • Moğol [TUR10-0549420] (Moğolistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Mongol [ENG31-09664219-n] (a member of the nomadic peoples of Mongolia)
                    • Suriyeli [TUR10-0713230] (Suriye halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Syrian [ENG31-09752891-n] (a native or inhabitant of Syria)
                    • Tibetli [TUR10-0776250] (Tibet halkından kimse)
                    • Tibetan [ENG31-09753882-n] (a native or inhabitant of Tibet)
                    • Türk [TUR10-0793800] (Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse) Turki [ENG31-09754690-n] (any member of the peoples speaking a Turkic language)
                      • Azeri [TUR10-0065010] (Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ve Güney Azerbaycan'da İran'da yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse)
                      • Azerbaijani [ENG31-09754974-n] (a native or inhabitant of Azerbaijan)
                      • Kazak [TUR10-0435490] (Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse)
                      • Kazak [ENG31-09755467-n] (a Muslim who is a member of a Turkic people of western Asia (especially in Kazakstan))
                      • Kırgız [TUR10-0450540] (Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse)
                      • Kirghiz [ENG31-09755744-n] (a member of a people vast regions of central Siberia)
                      • Özbek [TUR10-0607410] (Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse)
                      • Uzbek [ENG31-09756183-n] (a member of a Turkic people of Uzbekistan and neighboring areas)
                      • Türk [TUR10-0793790] (Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse) Turk [ENG31-09754317-n] (a native or inhabitant of Turkey)
                        • adanalı [TUR10-0878620] (Adana ilinden kimse)
                        • adıyamanlı [TUR10-0878640] (Adıyaman ilinden kimse)
                        • afyonkarahisarlı [TUR10-0878670] (Afyonkarahisar ilinden kimse)
                        • aksaraylı [TUR10-0878740] (Aksaray ilinden kimse)
                        • amasyalı [TUR10-0878830] (Amasya ilinden kimse)
                        • ankaralı [TUR10-0878870] (Ankara ilinden kimse)
                        • antalyalı [TUR10-0878900] (Antalya ilinden kimse)
                        • ardahanlı [TUR10-0878940] (Ardahan ilinden kimse)
                        • aydınlı [TUR10-0879060] (Aydın ilinden kimse)
                        • balıkesirli [TUR10-0879120] (Balıkesir ilinden kimse)
                        • bartınlı [TUR10-0879150] (Bartın ilinden kimse)
                        • batmanlı [TUR10-0879230] (Batman ilinden kimse)
                        • bayburtlu [TUR10-0879240] (Bayburt ilinden kimse)
                        • bilecikli [TUR10-0879300] (Bilecik ilinden kimse)
                        • bingöllü [TUR10-0879320] (Bingöl ilinden kimse)
                        • bitlisli [TUR10-0879340] (Bitlis ilinden kimse)
                        • bolulu [TUR10-0879400] (Bolu ilinden kimse)
                        • burdurlu [TUR10-0879470] (Burdur ilinden kimse)
                        • bursalı [TUR10-0879480] (Bursa ilinden kimse)
                        • çanakkaleli [TUR10-0879520] (Çanakkale ilinden kimse)
                        • çankırılı [TUR10-0879530] (Çankırı ilinden kimse)
                        • çorumlu [TUR10-0880690] (Çorum ilinden kimse)
                        • diyarbakırlı [TUR10-0880930] (Diyarbakır ilinden kimse)
                        • düzceli [TUR10-0881420] (Düzce ilinden kimse)
                        • edirneli [TUR10-0881460] (Edirne ilinden kimse)
                        • erzincanlı [TUR10-0881560] (Erzincan ilinden kimse)
                        • erzurumlu [TUR10-0881570] (Erzurum ilinden kimse)
                        • eskişehirli [TUR10-0881590] (Eskişehir ilinden kimse)
                        • gaziantepli [TUR10-0881700] (Gaziantep ilinden kimse)
                        • giresunlu [TUR10-0881740] (Giresun ilinden kimse)
                        • gümüşhaneli [TUR10-0881800] (Gümüşhane ilinden kimse)
                        • hataylı [TUR10-0881850] (Hatay ilinden kimse)
                        • izmirli [TUR10-0882050] (İzmir ilinden kimse)
                        • ığdırlı [TUR10-0882070] (Iğdır ilinden kimse)
                        • kahramanmaraşlı [TUR10-0882100] (Kahramanmaraş ilinden kimse)
                        • karabüklü [TUR10-0882140] (Karabük ilinden kimse)
                        • karamanlı [TUR10-0882160] (Karaman ilinden kimse)
                        • karslı [TUR10-0882170] (Kars ilinden kimse)
                        • kastamonulu [TUR10-0882180] (Kastamonu ilinden kimse)
                        • kayserili [TUR10-0882220] (Kayseri ilinden kimse)
                        • kilisli [TUR10-0882260] (Kilis ilinden kimse)
                        • kırıkkaleli [TUR10-0882320] (Kırıkkale ilinden kimse)
                        • kırklarelili [TUR10-0882340] (Kırklareli ilinden kimse)
                        • kırşehirli [TUR10-0882350] (Kırşehir ilinden kimse)
                        • kocaelili [TUR10-0882380] (Kocaeli ilinden kimse)
                        • konyalı [TUR10-0882410] (Konya ilinden kimse)
                        • kütahyalı [TUR10-0882520] (Kütahya ilinden kimse)
                        • malatyalı [TUR10-0882600] (Malatya ilinden kimse)
                        • manisalı [TUR10-0882610] (Manisa ilinden kimse)
                        • mardinli [TUR10-0882620] (Mardin ilinden kimse)
                        • mersinli [TUR10-0882650] (Mersin ilinden kimse)
                        • muğlalı [TUR10-0882740] (Muğla ilinden kimse)
                        • muşlu [TUR10-0882760] (Muş ilinden kimse)
                        • nevşehirli [TUR10-0882770] (Nevşehir ilinden kimse)
                        • niğdeli [TUR10-0882780] (Niğde ilinden kimse)
                        • ordulu [TUR10-0882900] (Ordu ilinden kimse)
                        • rizeli [TUR10-0883170] (Rize ilinden kimse)
                        • sakaryalı [TUR10-0883260] (Sakarya ilinden kimse)
                        • samsunlu [TUR10-0883290] (Samsun ilinden kimse)
                        • şanlıurfalı [TUR10-0883300] (Şanlıurfa ilinden kimse)
                        • siirtli [TUR10-0883470] (Siirt ilinden kimse)
                        • sinoplu [TUR10-0883490] (Sinop ilinden kimse)
                        • sivaslı [TUR10-0883510] (Sivas ilinden kimse)
                        • şırnaklı [TUR10-0883540] (Şırnak ilinden kimse)
                        • tekirdağlı [TUR10-0883700] (Tekirdağ ilinden kimse)
                        • tokatlı [TUR10-0883800] (Tokat ilinden kimse)
                        • trabzonlu [TUR10-0883850] (Trabzon ilinden kimse)
                        • tuncelili [TUR10-0883870] (Tunceli ilinden kimse)
                        • uşaklı [TUR10-0883900] (Uşak ilinden kimse)
                        • vanlı [TUR10-0883920] (Van ilinden kimse)
                        • yalovalı [TUR10-0884010] (Yalova ilinden kimse)
                        • yozgatlı [TUR10-0884130] (Yozgat ilinden kimse)
                        • zonguldaklı [TUR10-0884220] (Zonguldak ilinden kimse)
                        • artvinli [TUR10-0941430] (Artvin ilinden kimse)
                        • denizlili [TUR10-1001730] (Denizli ilinden kimse)
                        • elâzığlı [TUR10-1018480] (Elazığ ilinden kimse)
                        • hakkârili [TUR10-1043200] (Hakkari ilinden kimse)
                        • ıspartalı [TUR10-1051910] (Isparta ilinden kimse)
                        • içelli [TUR10-1052500] (İçel ilinden olan kimse)
                        • istanbullu [TUR10-1060630] (İstanbul ilinden kimse)
                        • dersimli [TUR10-1250400] (Dersim ilinden kimse)
                        • elazığlı [TUR10-1250840] (Elazığ ilinden kimse)
                        • akdenizli [TUR10-1248020] (Akdeniz bölgesinden kimse)
                        • kâhtalı [TUR10-1252560] (Kahta ilçesinden kimse)
                        • hakkarili [TUR10-1251610] (Hakkari ilinden kimse)
                        • hakkârililik [TUR10-1043210] (Hakkârili olma durumu)
                        • osmaniyeli [TUR10-0882940] (Osmaniye ilinden kimse)
                        • izmitli [TUR10-1252490] (İzmit ilinden kimse)
                      • Türkmen [TUR10-0794150] (Türkmenistan Cumhuriyeti'nde ve Irak'ta yaşayan Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse)
                      • Turkoman [ENG31-09755870-n] (a member of a Turkic people living in Turkmenistan and neighboring areas)
                      • Osmanlı [TUR10-0593100] (XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları)
                      • Ottoman [ENG31-09754545-n] (a Turk (especially a Turk who is a member of the tribe of Osman I))
                      • Ahıska Türkleri [TUR10-0538160] (Gürcistan'ın Türkiye sınırlarına yakın bölgelerinde yaşamış olan, ancak II. Dünya Savaşı sonlarında Sovyetler Birliği'nin değişik bölgelerine sürülen Türkler)
                      • Çuvaş [TUR10-0176860] (İdil ırmağı kıyısındaki Çuvaşistan Federe Cumhuriyeti'nde oturan, Türk soyundan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Almancı [TUR10-0029690] (Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı)
                      • karadenizli [TUR10-1252620] (Karadeniz bölgesinden kimse)
                      • karşıyakalı [TUR10-1252670] (Karşıyaka ilçesinden kimse)
                      • kasımpaşalı [TUR10-1252700] (Kasımpaşa ilçesinden kimse)
                      • Hakas [TUR10-0321390] (Rusya'daki Hakas Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı ve bu halktan olan kimse)
                      • Halaç [TUR10-0322410] (İran'ın güneydoğusunda yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse)
                      • Azerbaycanlı [TUR10-0065000] (Azerbaycan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Yakut [TUR10-0827610] (Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse)
                      • Şor [TUR10-0733470] (Batı Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğunun adı)
                      • mübadil [TUR10-0558900] (Lozan Antlaşması'na göre, Türkiye'de, İstanbul dışında oturan Rumlarla değiştirilerek Batı Trakya dışındaki Yunanistan'dan getirilen Türkler)
                      • Nogay [TUR10-0578990] (Altın Ordu devleti başbuğlarından biri olan Nogay'ın yönetimindeki Kıpçaklar)
                      • Nogay [TUR10-0579000] (Bugün Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyunun adı)
                      • Selçuki [TUR10-0675120] (Selçuklu)
                      • Selçuklu [TUR10-0675140] (Bu soydan olan kimse)
                      • Osmanlı İmparatorluğu [TUR10-1229230] ((1299-1922) I. Osman'ın Anadolu'da kurup sonradan Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları üzerine yayılarak büyük bir imparatorluk haline gelen Türk devletinin adı)
                      • Ottoman Empire [ENG31-09061072-n] (a Turkish sultanate of southwestern Asia and northeastern Africa and southeastern Europe)
                      • Rumelili [TUR10-0650350] (Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa topraklarında yaşayan Türklerden olan kimse)
                      • Pomak [TUR10-0632750] (Rumeli'de Bulgarca konuşan bir Türk ve Müslüman topluluğu)
                    • Ürdünlü [TUR10-0808390] (Ürdün halkından kimse)
                    • Jordanian [ENG31-09738207-n] (a native or inhabitant of Jordan)
                    • Vietnamlı [TUR10-0819940] (Vietnam halkından kimse)
                    • Vietnamese [ENG31-09766522-n] (a native or inhabitant of Vietnam)
                    • Mançu [TUR10-0523100] (Mançurya halkından kimse)
                    • Manchu [ENG31-09757020-n] (a member of the Manchu speaking people of Manchuria)
                    • Afgan [TUR10-0921470] (Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Afghan [ENG31-09708831-n] (a native or inhabitant of Afghanistan)
                    • Anadolulu [TUR10-0034320] (Anadolu halkından olan (kimse))
                    • Pakistanlı [TUR10-0610960] (Pakistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Fars [TUR10-0265150] (İran'ın güneybatısında yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Filipinli [TUR10-0273820] (Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Dürzi [TUR10-0230090] (Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk)
                    • ermenistanlı [TUR10-1250880] (Ermenistan halkından kimse)
                    • afganistanlı [TUR10-1247950] (Afgan halkından kimse)
                    • kırgızistanlı [TUR10-1252960] (Kırgızistan halkından kimse)
                    • laoslu [TUR10-1253300] (Laos halkından kimse)
                    • taylandlı [TUR10-1255360] (Tayland halkından kimse)
                    • tacikistanlı [TUR10-0736830] (Tacikistan Cumhuriyeti'nde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Tajik [ENG31-09753438-n] (a native or inhabitant of Tajikistan and neighboring areas of Uzbekistan and Afghanistan and China)
                    • tayvanlı [TUR10-1255370] (Tayvan halkından kimse)
                    • Ari [TUR10-0045050] (İran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleşen halk veya bu halktan olan kimse)
                    • bahreynli [TUR10-1248680] (Bahreyn halkından kimse)
                    • singapurlu [TUR10-1254850] (Singapur halkından kimse)
                    • Süryani [TUR10-0718790] (Samilerin, Arami kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kimse)
                    • özbekistanlı [TUR10-1254060] (Özbekistan halkından kimse)
                    • japonyalı [TUR10-1252520] (Japonya halkından kimse)
                  • Avrupalı [TUR10-0097470] (Avrupa'da yaşayan, Avrupa halkından olan kimse) European [ENG31-09705914-n] (a native or inhabitant of Europe)
                    • Yunan [TUR10-1188060] (Yunanistan'da yaşayan veya Yunanistan halkından olan kimse) Greek [ENG31-09729560-n] (a native or inhabitant of Greece)
                      • Rum [TUR10-0650260] (Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse)
                      • Helen [TUR10-0338270] (Eski Yunan)
                    • Alman [TUR10-0029620] (Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse) German [ENG31-09767053-n] (a person of German nationality)
                      • Prusyalı [TUR10-0637240] (Almanya'nın Prusya bölgesinden olan kimse)
                      • Prussian [ENG31-09767979-n] (a German inhabitant of Prussia)
                      • Doğu Alman [TUR10-1231100] (Doğu Almanya halkından kimse)
                      • East German [ENG31-09767432-n] (a native or inhabitant of the former republic of East Germany)
                      • Berlinli [TUR10-1231110] (Berlin halkından kimse)
                      • Berliner [ENG31-09767739-n] (an inhabitant of Berlin)
                      • Bavyeralı [TUR10-0085830] (Bavyera halkından olan kimse)
                    • Arnavut [TUR10-0046510] (Arnavutluk ve çevresinde yaşayan bir halk)
                    • Albanian [ENG31-09709354-n] (a native or inhabitant of Albania)
                    • Avusturyalı [TUR10-0058830] (Avusturya kökenli olan kimse)
                    • Austrian [ENG31-09711000-n] (a native or inhabitant of Austria)
                    • Belçikalı [TUR10-0090330] (Belçika halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Belgian [ENG31-09713505-n] (a native or inhabitant of Belgium)
                      • Flaman [TUR10-0276630] (Flandra ülkesi halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Fleming [ENG31-09725528-n] (a native of Flanders or a Flemish-speaking Belgian)
                    • Fransız [TUR10-0279630] (Fransa'da yaşayan bir halk ve bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Frenchman [ENG31-09727801-n] (a person of French nationality)
                    • Giritli [TUR10-0298700] (Girit adası halkından olan kimse)
                    • Cretan [ENG31-09729191-n] (a native or inhabitant of Crete)
                    • Hollandalı [TUR10-0347140] (Hollanda halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Dutch [ENG31-09719159-n] (the people of the Netherlands)
                    • İrlandalı [TUR10-0378960] (İrlanda halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Irish person [ENG31-09734348-n] (a native or inhabitant of Ireland)
                      • Dublinli [TUR10-1230990] (Dublin halkından kimse)
                      • Dubliner [ENG31-09734823-n] (a resident of Dublin)
                    • İskandinav [TUR10-0379920] (İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya'da oturan halk ve bu halkın soyundan olan kimse) Scandinavian [ENG31-09749546-n] (an inhabitant of Scandinavia)
                      • Norveçli [TUR10-0579700] (Norveç halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Norwegian [ENG31-09744816-n] (a native or inhabitant of Norway)
                      • İsveçli [TUR10-0383860] (İsveç halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Swede [ENG31-09751855-n] (a native or inhabitant of Sweden)
                      • Danimarkalı [TUR10-0183220] (Danimarka halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Dane [ENG31-09719038-n] (a native or inhabitant of Denmark)
                      • Finlandiyalı [TUR10-1230960] (Finlandiya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                      • Finn [ENG31-09725425-n] (a native or inhabitant of Finland)
                    • İskoç [TUR10-0380290] (İskoç halkından olan kimse)
                    • Scot [ENG31-09749875-n] (a native or inhabitant of Scotland)
                    • İspanyol [TUR10-0380870] (İspanya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Spaniard [ENG31-09751320-n] (a native or inhabitant of Spain)
                    • Laponyalı [TUR10-0507370] (Laponya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Lapp [ENG31-09739429-n] (a member of an indigenous nomadic people living in northern Scandinavia and herding reindeer)
                    • Macar [TUR10-0515500] (Macaristan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Hungarian [ENG31-09733381-n] (a native or inhabitant of Hungary)
                      • macaristanlı [TUR10-1253340] (Macaristan halkından kimse)
                    • İtalyan [TUR10-0520150] (İtalya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) Italian [ENG31-09735443-n] (a native or inhabitant of Italy)
                      • Napolili [TUR10-1231000] (Napoli halkından kimse)
                      • Neopolitan [ENG31-09736233-n] (a resident of Naples)
                      • Venedikli [TUR10-1231010] (Venedik halkından kimse)
                      • Venetian [ENG31-09736850-n] (a resident of Venice)
                      • Sardinyalı [TUR10-1232560] (Sardinya halkından kimse)
                      • Sardinian [ENG31-10571713-n] (a native or inhabitant of Sardinia)
                      • Romalı [TUR10-0648490] (Roma halkından olan)
                      • Roman [ENG31-09736329-n] (a resident of modern Rome)
                      • Latin [TUR10-0507980] (İtalya'da Latium bölgesi halkından olan kimse)
                    • Makedonyalı [TUR10-0520560] (Makedonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Macedonian [ENG31-09740840-n] (a native or inhabitant of Macedon)
                    • Maltalı [TUR10-0522370] (Malta adası halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Maltese [ENG31-09766949-n] (a native or inhabitant of Malta)
                    • Portekizli [TUR10-0633550] (Portekiz halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Portuguese [ENG31-09747351-n] (a native or inhabitant of Portugal)
                    • Rumen [TUR10-0650360] (Romanya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Romanian [ENG31-09747627-n] (a native or inhabitant of Romania)
                    • Basklı [TUR10-1230920] (Bask halkından kimse)
                    • Basque [ENG31-09711646-n] (a member of a people of unknown origin living in the western Pyrenees in France and Spain)
                    • Litvanyalı [TUR10-1230970] (Litvanya halkından kimse)
                    • Lithuanian [ENG31-09726685-n] (a native or inhabitant of Lithuania)
                    • İzlandalı [TUR10-1230980] (İzlanda halkından kimse)
                    • Icelander [ENG31-09733516-n] (a native or inhabitant of Iceland)
                    • Galli [TUR10-1231080] (Galler halkından kimse)
                    • Welshman [ENG31-09766660-n] (a native or resident of Wales)
                    • Bohemyalı [TUR10-1231330] (Bohemya halkından kimse)
                    • Bohemian [ENG31-09883026-n] (a native or inhabitant of Bohemia in the Czech Republic)
                    • Kıbrıslı [TUR10-0446990] (Kıbrıs halkından olan kimse)
                    • Cypriot [ENG31-09718416-n] (a native or inhabitant of Cyprus)
                    • İsviçreli [TUR10-0383870] (İsviçre halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Swiss [ENG31-09752747-n] (the natives or inhabitants of Switzerland)
                    • İngilizler [TUR10-1231070] (İngiltere halkından veya bu halkın soyundan olan kimse) English [ENG31-09752082-n] (the people of England)
                      • Anglosakson [TUR10-0036550] (V. ve VI. yüzyılda Büyük Britanya'yı ele geçiren Cermen ırkından oymaklar)
                      • Anglo-Saxon [ENG31-09721373-n] (a native or inhabitant of England prior to the Norman Conquest)
                    • Baltık [TUR10-0075480] (Baltık denizine kıyısı olan ülkeler ve bu ülkelerin halkı)
                      • Letonyalı [TUR10-0510170] (Letonya halkından kimse)
                      • Latvian [ENG31-09726562-n] (a native or inhabitant of Latvia)
                    • Romen [TUR10-0648530] (Eski Roma halkından olan kimse)
                    • Roman [ENG31-09736443-n] (an inhabitant of the ancient Roman Empire)
                    • Bulgaristanlı [TUR10-0123250] (Bulgaristan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Karadağlı [TUR10-0415840] (Karadağ halkından olan kimse)
                    • Felemenkli [TUR10-0267190] (Felemenk halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Cenevizli [TUR10-0135790] (Ceneviz bugünkü Cenova şehri Cumhuriyeti halkından olan kimse)
                    • Cermen [TUR10-0136790] (Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse)
                    • estonyalı [TUR10-1250950] (Estonya halkından kimse)
                    • almanyalı [TUR10-1248100] (Alman halkından kimse)
                    • andoralı [TUR10-1248170] (Andorra halkından kimse)
                    • lüksemburglu [TUR10-1253330] (Lüksemburg halkından kimse)
                    • arnavutluklu [TUR10-1248410] (Arnavutluk halkından kimse)
                    • monakolu [TUR10-1253610] (Monako halkından kimse)
                    • cebelitarıklı [TUR10-1249950] (Cebelitarık'tan kimse)
                    • Sırbistanlı [TUR10-0688400] (Sırbistan halkından kimse)
                    • fransalı [TUR10-1251140] (Fransa halkından kimse)
                    • italyalı [TUR10-1252440] (İtalya halkından kimse)
                  • Bolivyalı [TUR10-0112650] (Bolivya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Bolivian [ENG31-09714060-n] (a native or inhabitant of Bolivia)
                  • brezilyalı [TUR10-0879460] (Brezilya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Brazilian [ENG31-09714290-n] (a native or inhabitant of Brazil)
                  • Kanadalı [TUR10-0408020] (Kanada halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Canadian [ENG31-09715981-n] (a native or inhabitant of Canada)
                  • Kübalı [TUR10-0499540] (Küba halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Cuban [ENG31-09718297-n] (a native or inhabitant of Cuba)
                  • Guatemalalı [TUR10-0311130] (Guatemala halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Guatemalan [ENG31-09731591-n] (a native or inhabitant of Guatemala)
                  • Honduraslı [TUR10-0347420] (Honduras halkından olan kimse)
                  • Honduran [ENG31-09731966-n] (a native or inhabitant of Honduras)
                  • zenci [TUR10-0315580] (Siyah ırktan olan kimse, siyahi) Arab [ENG31-09748872-n] (a member of a Semitic people originally from the Arabian peninsula and surrounding territories who speaks Arabic and who inhabits much of the Middle East and northern Africa)
                    • Filistinli [TUR10-0273840] (Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Palestinian [ENG31-09732753-n] (a descendant of the Arabs who inhabited Palestine)
                    • Yemenli [TUR10-0848090] (Yemen halkından kimse)
                    • Yemeni [ENG31-09770101-n] (a native or inhabitant of Yemen)
                    • pers [TUR10-1250910] (Eski İran uygarlığı)
                  • Meksikalı [TUR10-0533250] (Meksika halkından kimse)
                  • Mexican [ENG31-09742054-n] (a native or inhabitant of Mexico)
                  • Arjantinli [TUR10-0045400] (Arjantin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Nikaragualı [TUR10-0576940] (Nikaragua halkından kimse)
                  • Nicaraguan [ENG31-09744070-n] (a native or inhabitant of Nicaragua)
                  • Paraguaylı [TUR10-0613890] (Paraguay halkından kimse)
                  • Paraguayan [ENG31-09745660-n] (a native or inhabitant of Paraguay)
                  • Uruguaylı [TUR10-0799850] (Uruguay halkından kimse)
                  • Uruguayan [ENG31-09766267-n] (a native or inhabitant of Uruguay)
                  • Panamalı [TUR10-0612180] (Panama Cumhuriyeti halkından olan kimse)
                  • Panamanian [ENG31-09745534-n] (a native or inhabitant of Panama)
                  • Perulu [TUR10-0624600] (Peru halkından kimse)
                  • Peruvian [ENG31-09745913-n] (a native or inhabitant of Peru)
                  • Amerikan [TUR10-0032850] (Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse)
                  • American [ENG31-09758057-n] (a native or inhabitant of the United States)
                  • Afrikalı [TUR10-0010120] (Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse) Afrikaner [ENG31-09658823-n] (a white native of Cape Province who is a descendant of Dutch settlers and who speaks Afrikaans)
                    • Gabonlu [TUR10-0281150] (Afrika'daki Gabon halkından olan kimse)
                    • Gabonese [ENG31-09729437-n] (a native or inhabitant of Gabon)
                    • Zimbabweli [TUR10-1231140] (Zimbabve halkından kimse)
                    • Zimbabwean [ENG31-09771226-n] (a native or inhabitant of Zimbabwe)
                    • Zambiyalı [TUR10-0869940] (Zambiya halkından kimse)
                    • Zambian [ENG31-09771103-n] (a native or inhabitant of Zambia)
                    • Zaireli [TUR10-0869350] (Zaire halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Zairese [ENG31-09770953-n] (a native or inhabitant of Zaire)
                    • Angolalı [TUR10-0036580] (Angola'da yaşayan kimse)
                    • Angolan [ENG31-09710017-n] (a native or inhabitant of Angola)
                    • Burundili [TUR10-0125790] (Burundi halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Burundian [ENG31-09715267-n] (a native or inhabitant of Burundi)
                    • Cezayirli [TUR10-0137940] (Cezayir halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Algerian [ENG31-09709479-n] (a native or inhabitant of Algeria)
                    • Faslı [TUR10-0265580] (Fas halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Moroccan [ENG31-09742978-n] (a native or inhabitant of Morocco)
                    • Ganalı [TUR10-0282940] (Batı Afrika'daki Gana'da yaşayan veya Gana halkından olan kimse)
                    • Ghanian [ENG31-09768220-n] (a native or inhabitant of Ghana)
                    • Gineli [TUR10-0298060] (Gine halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Guinean [ENG31-09768717-n] (a native or inhabitant of Guinea)
                    • Etiyopyalı [TUR10-0319160] (Etiyopya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Ethiopian [ENG31-09724520-n] (a native or inhabitant of Ethiopia)
                    • Kamerunlu [TUR10-0407060] (Kamerun halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Cameroonian [ENG31-09715852-n] (a native or inhabitant of Cameroon)
                    • Kenyalı [TUR10-0441660] (Kenya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Kenyan [ENG31-09738705-n] (a native or inhabitant of Kenya)
                    • Mısırlı [TUR10-0449760] (Mısır halkından olan kimse)
                    • Egyptian [ENG31-09719888-n] (a native or inhabitant of Egypt)
                    • Kongolu [TUR10-0471870] (Kongo halkından olan kimse)
                    • Congolese [ENG31-09718040-n] (a native or inhabitant of the Republic of the Congo)
                    • Libyalı [TUR10-0511070] (Libya halkından kimse)
                    • Libyan [ENG31-09740363-n] (a native or inhabitant of Libya)
                    • Moritanyalı [TUR10-0550580] (Moritanya halkından olan kimse)
                    • Mauritanian [ENG31-09741795-n] (a native or inhabitant of Mauritania)
                    • Namibyalı [TUR10-0570050] (Namibya halkından olan kimse)
                    • Namibian [ENG31-09743233-n] (a native or inhabitant of Namibia)
                    • Nijeryalı [TUR10-0576730] (Nijerya halkından kimse)
                    • Nigerian [ENG31-09744199-n] (a native or inhabitant of Nigeria)
                    • Senegalli [TUR10-0676870] (Senegal halkından kimse)
                    • Senegalese [ENG31-09750166-n] (a native or inhabitant of Senegal)
                    • Somalili [TUR10-0701670] (Somali halkından olan)
                    • Somalian [ENG31-09769211-n] (a member of a tall dark (mostly Muslim) people inhabiting Somalia)
                    • Sudanlı [TUR10-0710900] (Sudan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Sudanese [ENG31-09751584-n] (a native or inhabitant of Sudan)
                    • Tanzanyalı [TUR10-0745100] (Tanzanya halkından kimse)
                    • Tanzanian [ENG31-09753617-n] (a native or inhabitant of Tanzania)
                    • Tunuslu [TUR10-0788200] (Tunus halkından kimse)
                    • Tunisian [ENG31-09754192-n] (a native or inhabitant of Tunisia)
                    • Ugandalı [TUR10-0797000] (Uganda halkından kimse)
                    • Ugandan [ENG31-09756330-n] (a native or inhabitant of Uganda)
                    • mozambikli [TUR10-0882720] (Mozambik halkından kimse)
                    • Mozambican [ENG31-09743103-n] (a native or inhabitant of Mozambique)
                    • Beninli [TUR10-1230930] (Benin halkından olan kimse)
                    • Beninese [ENG31-09713665-n] (a native or inhabitant of Benin)
                    • Çadlı [TUR10-1230940] (Çad halkından olan kimse)
                    • Chadian [ENG31-09717046-n] (a native or inhabitant of Chad)
                    • Cibutili [TUR10-1230950] (Cibuti halkından olan kimse)
                    • Djiboutian [ENG31-09719521-n] (a native or inhabitant of Djibouti)
                    • Liberyalı [TUR10-1231020] (Liberya halkından olan kimse)
                    • Liberian [ENG31-09740238-n] (a native or inhabitant of Liberia)
                    • Malili [TUR10-1231030] (Mali halkından kimse)
                    • Malian [ENG31-09741675-n] (a native or inhabitant of Mali)
                    • Nijerli [TUR10-1231040] (Nijer halkından olan kimse)
                    • Nigerien [ENG31-09744538-n] (a native or inhabitant of Niger)
                    • Sierra Leoneli [TUR10-1231050] (Sierra Leone halkından olan kimse)
                    • Sierra Leonean [ENG31-09750567-n] (a native or inhabitant of Sierra Leone)
                    • Güney Afrikalı [TUR10-1231060] (Güney Afrika halkından olan kimse)
                    • South African [ENG31-09750778-n] (a native or inhabitant of South Africa)
                    • Gambiyalı [TUR10-1231090] (Gambiya halkından olan kimse)
                    • Gambian [ENG31-09766826-n] (a native or inhabitant of Gambia)
                    • Ruandalı [TUR10-1231120] (Ruanda halkından olan kimse)
                    • Rwandan [ENG31-09768840-n] (a native or inhabitant of Rwanda)
                    • Sierra Leoneli [TUR10-1231130] (Sierra Leone halkından olan kimse)
                    • Sierra Leonean [ENG31-09750567-n] (a native or inhabitant of Sierra Leone)
                    • Mağribî [TUR10-0517630] (Mağrip halkından olan kimse)
                    • eritreli [TUR10-1250870] (Eritre halkından kimse)
                    • togolu [TUR10-1255510] (Togo halkından kimse)
                    • madagaskarlı [TUR10-1253350] (Madagaskar halkından kimse)
                    • malavili [TUR10-1253420] (Malavi halkından kimse)
                    • zimbabveli [TUR10-1256750] (Zimbabve halkından kimse)
                    • jamaikalı [TUR10-1252510] (Jamaika halkından kimse)
                  • Kafkasyalı [TUR10-0398390] (Kafkasya halkından kimse) White [ENG31-09660255-n] (a Caucasian)
                    • Gürcü [TUR10-0316870] (Gürcistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Georgian [ENG31-09748498-n] (a native or inhabitant of Georgia in Asia)
                    • abhaz [TUR10-0916550] (Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan bir halk)
                      • abhaz [TUR10-0916560] (Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan bir halka mensup olan (kimse))
                    • Çeçen [TUR10-0155600] (Kafkasya'nın kuzeydoğusundaki Çeçen Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse)
                    • Dağıstanlı [TUR10-0178150] (Kuzeydoğu Kafkasya'daki Dağıstan Federe Cumhuriyeti halkından olan kimse)
                    • acar [TUR10-0001850] (Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk)
                    • Laz [TUR10-0508670] (Güney Kafkasyalı bir halk veya bu halktan olan kimse)
                  • Eskimo [TUR10-0253530] (Kuzey Kutbu'nda yaşayan toplulukların adı)
                  • Eskimo [ENG31-10083442-n] (a member of a people inhabiting the Arctic (northern Canada or Greenland or Alaska or eastern Siberia))
                  • pigme [TUR10-0627350] (Boy ortalaması 150 cm altında olan Afrika kökenli bir zenci topluluğun bireyi)
                  • Pygmy [ENG31-10516074-n] (any member of various peoples having an average height of less than five feet)
                  • Vandal [TUR10-0813730] (Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı)
                  • Vandal [ENG31-10765863-n] (a member of the Germanic people who overran Gaul and Spain and North Africa and sacked Rome in 455)
                  • abdal [TUR10-0000810] (Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı)
                  • buralı [TUR10-0124790] (Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse)
                  • Kelt [TUR10-1230910] (Kelt hakından kimse)
                  • Kırımlı [TUR10-0451080] (Kırım halkından olan kimse)
                  • Eskimo [TUR10-0253540] (Bu topluluktan olan kimse)
                  • Fenikeli [TUR10-0267850] (Antik Fenike'de ve kolonilerinde yaşayan Sami halkının üyesi kimse)
                  • dominikli [TUR10-1250540] (Dominik halkından kimse)
                  • ekvatorlu [TUR10-1250830] (Ekvador halkından kimse)
                  • okyanusyalı [TUR10-1108470] (Okyanusya kıtasında yaşayan kimse)
                    • fijili [TUR10-1251090] (Fiji halkından kimse)
                    • aborjin [TUR10-0001430] (Avustralya yerlisi)
                    • Avustralyalı [TUR10-0058820] (Avustralya kökenli olan kimse)
                    • Australian [ENG31-09710675-n] (a native or inhabitant of Australia)
                    • samoalı [TUR10-1254510] (Samoa halkından kimse)
                  • kiribatili [TUR10-1252910] (Kiribati halkından kimse)
                  • Kurama [TUR10-0491860] (Türkistan'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse)
                  • kolombiyalı [TUR10-1253070] (Kolombiya halkından kimse)
                  • anguillalı [TUR10-1248180] (Anguilla halkından kimse)
                  • antarktikalı [TUR10-1248220] (Antarktikadan olan kimse)
                  • Latin [TUR10-0507990] (Dilleri Latinceden türemiş İtalyan, Fransız, İspanyol, Portekiz halkları)
                  • arubalı [TUR10-1248430] (Aruba halkından kimse)
                  • kamboçyalı [TUR10-1252580] (Kamboçya halkından kimse)
                  • katarlı [TUR10-1252730] (Katar halkından kimse)
                  • Turanlı [TUR10-0788390] (Orta Asya'da yaşamış olan halk veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • tuvalulu [TUR10-1255810] (Tuvalu halkından kimse)
                  • Türkistanlı [TUR10-0794010] (Türkistan halkından olan)
                  • türkiyeli [TUR10-1255710] (Türkiye halkından kimse)
                  • türkmenistanlı [TUR10-1255760] (Türkmenistan halkından kimse)
                  • Ulah [TUR10-0797900] (Romanya'nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad)
                  • ummanlı [TUR10-1255910] (Umman halkından kimse)
                  • Urban [TUR10-0799710] (Çöl Arapları)
                  • Uygur [TUR10-0802570] (Doğu Türkistan'da yaşayan Türk soylu halk ve bu halktan olan kimse)
                  • Uygur [TUR10-0802560] (Orta Asya'da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan bir Türk kolu ve bu koldan olan kimse)
                  • haitili [TUR10-1251600] (Haiti halkından kimse)
                  • Yeni Gineli [TUR10-0849100] (Yeni Gine halkından olan kimse)
                  • Balkanlı [TUR10-0074630] (Balkan devletlerinden olan kimse)
                  • barbadoslu [TUR10-1248760] (Barbados halkından kimse)
                  • venezuelalı [TUR10-1256150] (Venezuela halkından kimse)
                  • vatikanlı [TUR10-1256130] (Vatikan halkından kimse)
                  • vanuatulu [TUR10-1256120] (Vanuatu halkından kimse)
                  • şilili [TUR10-1254830] (Şili halkından kimse)
                  • bhutanlı [TUR10-1249170] (Bhutan halkından kimse)
                  • bosna hersekli [TUR10-0973770] (Bosna Hersek halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • Boşnak [TUR10-0115500] (Bosna halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
                  • botsvanalı [TUR10-1249760] (Botsvana halkından kimse)
                  • bruneili [TUR10-1249780] (Brunei halkından kimse)
                  • filibeli [TUR10-1251100] (Filibe ilinden kimse)
                  • svazilandlı [TUR10-1254300] (Resmî adı Esvatini olan ülkeden kimse)
                  • frenk [TUR10-0881670] (Anglosakson, Cermen veya Latin ırklarının birinden olan kimse)
                  • Fürs [TUR10-0280800] (Eski Fars halkından olan kimse)
                  • gambialı [TUR10-1251160] (Gambiya halkından kimse)
                  • Slavlar [TUR10-0698200] (Slav dilleri alanında yaşayan etnik grup)
                    • Slovakyalı [TUR10-0698390] (Slovakya halkından kimse)
                  • Sümer [TUR10-0715230] (Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse)
                  • surinamlı [TUR10-1255160] (Surinam halkından kimse)
                  • Rum [TUR10-0650280] (Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan, Roma yurttaşı haklarına sahip olan halk)
                  • Rodezyalı [TUR10-0648310] (Rodezya bölgesinden olan kimse)
                  • granadalı [TUR10-1251410] (Granada ilinden kimse)
                  • grönlandlı [TUR10-1251420] (Grönland halkından kimse)
                  • guamlı [TUR10-1251450] (Guam halkından kimse)
                  • guyanalı [TUR10-1251570] (Guyana halkından kimse)
                  • gürcistanlı [TUR10-1251550] (Gürcistan halkından kimse)
                  • ispanyalı [TUR10-1252350] (İspanya halkından kimse)
                  • hırvatistanlı [TUR10-1252000] (Hırvatistan halkından kimse)
                  • Hint-Avrupa [TUR10-0345280] (Bu dilleri konuşan halk)
                  • hindistanlı [TUR10-1251920] (Hindistan halkından kimse)
                • yetişkin [TUR10-0852520] (Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç) adult [ENG31-09628463-n] (a fully developed person from maturity onward)
                  • bekar [TUR10-0116350] (Evlenmemiş kimse) bachelor [ENG31-09849169-n] (a man who has never been married)
                    • müzmin bekar [TUR10-0567720] (Evlenme düşüncesi olmayan)
                    • müzmin bekar [TUR10-0567710] (Evlilik çağını geçmiş olup da henüz evlenmemiş olan kimse)
                  • tip [TUR10-0777230] (Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi)
                  • character [ENG31-09928518-n] (a person of a specified kind (usually with many eccentricities))
                  • yetişkin insan [TUR10-1230840] (Yetişmiş, olgunlaşmış insan) adult [ENG31-09628463-n] (a fully developed person from maturity onward)
                    • tutucu [TUR10-0472290] (Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kimse)
                    • conservative [ENG31-09976635-n] (a person who is reluctant to accept changes and new ideas)
                    • şahsiyet [TUR10-0721420] (Değerli kişi) important person [ENG31-10220400-n] (a person whose actions and opinions strongly influence the course of events)
                      • ileri gelen [TUR10-0367580] (Bir topluluğun önemli, sözü dinlenir, saygın kişisi)
                      • very important person [ENG31-10768288-n] (an important or influential (and often overbearing) person)
                      • şöhret [TUR10-0733670] (Tanınmış, ünlü kimse) celebrity [ENG31-09922606-n] (a widely known person)
                        • yalancı şöhret [TUR10-0828120] (Birdenbire ün kazanmış kimse)
                      • önemli şahsiyet [TUR10-1231980] (Fikir ve eylemleri olayların seyrini ciddi şekilde etkileyen bir kimse) important person [ENG31-10220400-n] (a person whose actions and opinions strongly influence the course of events)
                        • ağırtop [TUR10-0013160] (Güçlü, ünlü, tanınmış kimse)
                      • servet sahibi [TUR10-0680440] (Malı mülkü çok olan kimse; varlıklı; zengin)
                      • ekabir [TUR10-0238200] (Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler)
                      • erkan [TUR10-0250980] (Bir topluluğun ileri gelenleri; büyükler; üstler)
                      • eşraf [TUR10-0256600] (Bir yerin zenginleri, sözü geçenler, ileri gelenler)
                      • evin direği [TUR10-0259700] (Ailenin en önemli kişisi)
                      • fikir adamı [TUR10-0273150] (Herhangi bir düşünce alanındaki görüşlerine değer verilen kimse)
                      • fikir babası [TUR10-1027680] (Bir düşünceyi ilk olarak ortaya koyan kimse)
                    • yaşlı [TUR10-0840180] (Yaşı ilerlemiş kimse) oldster [ENG31-10396222-n] (an elderly person)
                      • fosil [TUR10-0278830] (Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse)
                      • dodo [ENG31-10042633-n] (someone whose style is out of fashion)
                      • cadı [TUR10-0130180] (Huysuz, çirkin, ihtiyar kadın)
                      • hag [ENG31-10175045-n] (an ugly evil-looking old woman)
                      • kocakarı [TUR10-0465600] (Yaşlı kadın)
                      • hag [ENG31-10175045-n] (an ugly evil-looking old woman)
                      • moruk [TUR10-0550800] (Yaşlı erkek; baba)
                      • codger [ENG31-09953300-n] (used affectionately to refer to an eccentric but amusing old man)
                      • kara koca [TUR10-0416450] (Saçı ağarmamış yaşlı kimse)
                      • karı [TUR10-0420260] (Yaşlı; ihtiyar)
                      • pir [TUR10-0628260] (Yaşlı, koca, ihtiyar kimse)
                      • pirifani [TUR10-0628520] (İhtiyar kimse)
                    • tuhaf kişi [TUR10-1231440] (Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip kişi)
                    • character [ENG31-09928518-n] (a person of a specified kind (usually with many eccentricities))
                    • evsahibi [TUR10-1231960] (İnsanları bir sosyal olaya davet eden kişi)
                    • host [ENG31-10206749-n] (a person who invites guests to a social event (such as a party in his or her own home) and who is responsible for them while they are there)
                    • bayan [TUR10-0086000] (Erişkin dişi insan) female [ENG31-09642198-n] (a person who belongs to the sex that can have babies)
                      • fahişe [TUR10-0263000] (Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın) adulteress [ENG31-09792353-n] (a woman adulterer)
                        • kiralık kadın [TUR10-0462170] (Para veya başka bir çıkar karşılığında erkeklerle cinsel ilişki kuran kadın)
                        • telekız [TUR10-0760760] (Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın)
                        • esnaf [TUR10-0254080] (Kötü yola sapmış olan kadın)
                        • sermaye [TUR10-0679160] (Genelev kadını)
                        • gece kuşu [TUR10-0286490] (Geceleri para karşılığı erkeklerle ilişki kuran kadın)
                      • kız [TUR10-0458280] (Evlenmemiş dişi insan) lass [ENG31-10267055-n] (a girl or young woman who is unmarried)
                        • kız kurusu [TUR10-0459620] (Evlenmemiş yaşlı kız)
                        • kızcağız [TUR10-0458680] (Kendisine karşı şefkat ve acıma duyulan kız)
                      • madam [TUR10-0515960] (Fransa'da evli kadınlara verilen san)
                      • madame [ENG31-10299475-n] (title used for a married Frenchwoman)
                      • matmazel [TUR10-0529310] (Türkçede evlenmemiş Hristiyan kızlar için "bayan" sözü yerine kullanılan bir söz)
                      • dame [ENG31-10008828-n] (a woman of refinement)
                      • nedime [TUR10-0573040] (Hanım arkadaş)
                      • bridesmaid [ENG31-09894328-n] (an unmarried woman who attends the bride at a wedding)
                      • karı [TUR10-0644350] (Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın) wife [ENG31-10800308-n] (a married woman)
                        • sefire [TUR10-0673510] (Elçi karısı)
                      • vamp [TUR10-0813680] (Erkek peşinde koşan kadın, serüvene düşkün kadın)
                      • coquette [ENG31-09984664-n] (a seductive woman who uses her sex appeal to exploit men)
                      • metres [TUR10-0869910] (Evli olunduğu halde evlilik dışı ilişki kurulan, genellikle kadın, kimse) mistress [ENG31-10343410-n] (an adulterous woman)
                        • belalı [TUR10-0090280] (Yolsuz kadının zorba dostu)
                      • ev hanımı [TUR10-0259920] (Dışarıda çalışmayıp evinin işlerini yapan kadın)
                      • housewife [ENG31-10209395-n] (a wife who manages a household while her husband earns the family income)
                      • hanım [TUR10-0326100] (Kadınlara verilen bir unvan)
                      • lady [ENG31-10262834-n] (a polite name for any woman)
                      • hanımefendi [TUR10-0326170] (Saygı bildirmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya adların yerine kullanılan bir söz)
                      • lady [ENG31-10262834-n] (a polite name for any woman)
                      • kaltak [TUR10-0406030] (İffetsiz, namussuz kadın)
                      • adulteress [ENG31-09792353-n] (a woman adulterer)
                      • geyşa [TUR10-0295710] (Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını)
                      • bakire [TUR10-0459810] (Cinsel ilişkide bulunmamış kadın)
                      • virgin [ENG31-10774925-n] (a person who has never had sex)
                      • acuze [TUR10-0003680] (Huysuz, çirkin, yaşlı kadın, cadı karı)
                      • afet [TUR10-0009650] (Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın)
                      • madam [TUR10-0515970] (Türkiye'de Müslüman olmayan evli kadın)
                      • madama [TUR10-1094120] (Madam)
                      • gelinlik kız [TUR10-0289860] (Evlenme çağına gelmiş kız çocuğu)
                      • genç kız [TUR10-1231860] (Yaşı ilerlememiş olan kız)
                      • kadın [TUR10-0396520] (Hizmetçi bayan)
                      • kadınana [TUR10-0396540] (Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın)
                      • kadıncağız [TUR10-0396600] (Kendisine karşı şefkat ve acıma duyulan kadın)
                      • kadıncık [TUR10-0396610] (Küçük kadın)
                      • kadıncık [TUR10-0396620] (Zavallı kadın)
                      • kadın kadıncık [TUR10-0396710] (Evinin işini iyi yöneten, hanımefendi, terbiyeli, ağırbaşlı kadın)
                      • keklik [TUR10-0438490] (Alımlı, güzel kadın)
                      • kenarın dilberi [TUR10-0440670] (Kibarlığa özenen, görgüsü az kadın)
                      • kızı kısrağı [TUR10-1081430] (Birinin ailesindeki kızlar ve kadınlar)
                      • kokona [TUR10-0467090] (Süsüne düşkün kadın)
                      • kokona [TUR10-0467080] (Hristiyan kadını)
                      • tango [TUR10-0743710] (Aşırı bir biçimde son modaya uyarak giyinmiş kadın)
                      • konsomatris [TUR10-0472570] (Gazino, bar vb. eğlence yerlerinde müşteri ile birlikte yiyip içerek çalıştığı yere kazanç sağlayan kadın)
                      • taze [TUR10-0753990] (Genç kadın)
                      • kraliçe [TUR10-0485630] (Kendi cinsleri arasında herhangi bir bakımdan üstünlüğü olan kadın)
                      • küçük hanım [TUR10-0499900] (Evin kızı veya genç gelini)
                      • ece [TUR10-0233660] (Güzel kadın)
                      • erkek fatma [TUR10-1021970] (Erkek gibi davranışları olan kadın)
                      • hanım [TUR10-0501160] (Kadın eş)
                        • evinin kadını [TUR10-0259710] (Evine, kocasına bağlı ve bunlarla ilgili işleri başarır nitelikte olan kadın)
                      • ev kadını [TUR10-0259910] (Ev işleriyle uğraşan ve bu işi iyi başaran kadın)
                      • cennet kuşu [TUR10-0136010] (Güzel, alımlı kadın)
                      • cicimama [TUR10-0983370] (Toy delikanlının düşüp kalktığı yaşça kendisinden büyük kadın)
                      • cinsilatif [TUR10-0141680] (Güzel, alımlı, hoşa giden kadın)
                      • çarşamba karısı [TUR10-0152570] (Saçı başı karmakarışık, üstü başı özensiz kadın)
                      • dağ anası [TUR10-0178620] (Çok iri kadın)
                      • dam [TUR10-0181520] (Dansta kavalyenin eşi)
                      • dev anası [TUR10-0199260] (İri yarı kadın)
                      • dudu [TUR10-0224570] (Yaşlı Ermeni kadını)
                      • düttürü leylâ [TUR10-1016160] (Tuhaf, dar ve kısa giyinmiş kadın)
                      • fındıkçı [TUR10-0270580] (Cilveli, oynak kadın)
                      • fındıkkıran [TUR10-0270690] (İşveli, şuh, baştan çıkarıcı kadın)
                      • ağırayak [TUR10-0012310] (Doğurması yakın kadın)
                      • ana kadın [TUR10-0034710] (Bir ailede veya bir toplulukta en çok saygı gösterilen kadın)
                      • analık [TUR10-0034980] (Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın)
                      • sanem [TUR10-0663360] (Çok güzel kadın)
                      • kadınnine [TUR10-0396840] (Yaşı epey ilerlemiş kadın)
                      • kalfa [TUR10-0403090] (Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın)
                      • kara maşa [TUR10-0417230] (Zayıf, esmer, ufak tefek kadın)
                      • katır karı [TUR10-0428210] (Çocuğu olmayan evli kadın)
                      • katır karı [TUR10-0428220] (Kaba, görgüsüz kadın)
                      • uygunsuz kadın [TUR10-0802530] (Kötü yola sapmış kadın)
                      • hamam anası [TUR10-0324520] (İri yarı, güçlü ve şişman kadın)
                      • hamam anası [TUR10-0324510] (Kadınlar hamamında natırları yöneten kadın)
                      • aşüfte [TUR10-0054150] (Oynak, açık saçık kadın)
                      • yollu [TUR10-0859200] (Kolayca elde edilen kadın)
                      • yenge [TUR10-0848590] (Düğünde geline kılavuzluk eden kadın)
                      • yazıcı kadın [TUR10-0844270] (Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleyen kadın)
                      • azize [TUR10-0065640] (Ermiş kadın)
                      • bânû [TUR10-1248980] (Zen)
                      • maşuka [TUR10-0528850] (Sevilen, âşık olunan kadın)
                      • melaike [TUR10-0533390] (Melek gibi güzel kadın)
                      • mis [TUR10-0547570] (Evlenmemiş kadın)
                      • misis [TUR10-0547790] (Evlenmiş kadın)
                      • mutallaka [TUR10-0557410] (Boşanarak dul kalmış kadın)
                      • natır [TUR10-0571580] (Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın)
                      • nedime [TUR10-0573050] (Hanım sultanın, yüksek makamda bulunan kadınların yardımcısı olan hanım)
                      • odalık [TUR10-0364710] (Padişah, şehzade ve paşaların saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın)
                      • odalık [TUR10-0582410] (Bir erkeğin nikâhsız olarak aldığı kadın)
                      • şıllık [TUR10-0730130] (Aşırı ve bayağı biçimde süslenip boyanmış kadın)
                      • salon kadını [TUR10-1127570] (Kadınlı erkekli özel toplantılara katılan, bu gibi yerlerde nasıl davranılacağını iyi bilen ve durumuyla dikkati çeken kadın)
                      • orospu [TUR10-0591210] (Kolay elde edilen, düşük ahlaklı kadın)
                      • Osmanlı kadını [TUR10-0593180] (Otoriter kadın)
                      • sıkma baş [TUR10-0686560] (Bu biçimde giyinen kimse)
                      • ökse [TUR10-0600160] (Erkekleri kendine bağlamasını bilen alımlı kadın)
                      • öksüz anası [TUR10-1112740] (Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten kadın)
                      • sokak kadını [TUR10-0700170] (Kötü yola düşmüş kadın)
                      • sokak süpürgesi [TUR10-0700180] (Evinde oturmayıp çok gezen kadın, sürtük kadın)
                      • sör [TUR10-0706280] (Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan, ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın)
                      • sör [TUR10-0706270] (Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın)
                      • sürtük [TUR10-0717800] (Vaktini çok gezerek geçiren, evinde oturmayan kadın)
                      • genel kadın [TUR10-0291490] (Fuhuşu meslek edinmiş kadın)
                      • parça [TUR10-0614920] (Güzel, alımlı kız veya kadın)
                      • peri [TUR10-0624040] (Çok güzel, alımlı, becerikli kadın)
                      • piliç [TUR10-0627790] (Genç, güzel ve alımlı kız veya kadın)
                      • postal [TUR10-0633990] (Düşkün kadın)
                      • güzellik kraliçesi [TUR10-0318190] (Yüz ve vücut güzelliği göz önünde bulundurularak yapılan yarışmalarda birinciliği kazanan kadın)
                      • haminne [TUR10-0324930] (Yaşlı ve saygı duyulan kadın)
                      • hanım [TUR10-0326120] (Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın)
                      • harem [TUR10-0328440] (Bu bölümde oturan kadınların hepsi)
                      • hatuncuk [TUR10-1046140] (Zavallı hatun)
                      • hatuncuk [TUR10-1046130] (Küçük hatun)
                      • havva [TUR10-1046790] (Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk kadın)
                      • huri gibi [TUR10-1051080] (Çok güzel (genç kadın))
                    • erkek [TUR10-0251130] (Cinsiyeti erkek olan yetişkin birey) man [ENG31-10306910-n] (an adult person who is male (as opposed to a woman))
                      • erkek [TUR10-0465480] (Bir kadının evlenmiş olduğu erkek) husband [ENG31-10213586-n] (a married man)
                        • kerata [TUR10-0442230] (Karısı tarafından aldatılan erkek)
                        • geyik [TUR10-0295610] (Karısının veya bir kadın yakınının ihanetine uğramış erkek)
                      • yiğit [TUR10-0957020] (Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan) male child [ENG31-10305010-n] (a youthful male person)
                        • kıray [TUR10-0450130] (Genç, delikanlı)
                        • kızan [TUR10-0458430] (Silahlı köy delikanlısı)
                        • koç yiğit [TUR10-0466260] (Yakışıklı, genç ve gürbüz delikanlı)
                        • efe [TUR10-0873460] (Özellikle Batı Anadolu köy yiğidi)
                        • tosun [TUR10-0784080] (Sağlıklı, tıknaz delikanlı)
                        • babayiğitlik [TUR10-0066830] (Babayiğitçe davranış; kabadayılık)
                        • babayiğit [TUR10-0066810] (Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse)
                        • bahadır [TUR10-0085690] (Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse)
                        • cilasun [TUR10-0140730] (Yiğit, eli çabuk, becerikli kimse)
                        • dadaş [TUR10-0177400] (Delikanlı, yiğit kimse)
                      • aşık [TUR10-0052770] (Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad) boyfriend [ENG31-09890770-n] (a man who is the lover of a man or woman)
                        • sırılsıklam aşık [TUR10-0689070] (Delicesine sevdalı, kara sevdalı, tutkun kimse)
                        • hovarda [TUR10-0348950] (Uygunsuz kadının paralı aşığı)
                      • bey [TUR10-0097300] (Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir)
                      • bey [ENG31-09871697-n] ((formerly) a title of respect for a man in Turkey or Egypt)
                      • beyefendi [TUR10-0097870] (Saygı belirtmek için erkek adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan san)
                      • sir [ENG31-10620859-n] (term of address for a man)
                      • hadım [TUR10-0319940] (Kısırlaştırılmış, enenmiş erkek)
                      • eunuch [ENG31-10086259-n] (a man who has been castrated and is incapable of reproduction)
                      • zampara [TUR10-0870190] (Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün erkek; kadıncıl; zendost) womanizer [ENG31-10808758-n] (a man who likes many women and has short sexual relationships with them)
                        • çeşnicibaşı [TUR10-0160660] (Sık sık eş değiştiren erkek)
                        • çöplük horozu [TUR10-0175010] (Güzeli, çirkini ayırt etmeyen kadın düşkünü erkek)
                      • kavalye [TUR10-0429920] (Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek)
                      • date [ENG31-10012076-n] (a participant in a date)
                      • erkek [TUR10-0251120] (Sperma oluşturan organizma)
                      • male [ENG31-09647338-n] (a person who belongs to the sex that cannot have babies)
                      • erkek [TUR10-0251110] (İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı) male [ENG31-01479992-a] (being the sex (of plant or animal) that produces gametes (spermatozoa) that perform the fertilizing function in generation)
                        • erkek at [TUR10-1207720] (Atgillerden tek tırnaklı bir hayvan olan atın eril özellikte olanı) male horse [ENG31-02379570-n] (the male of species Equus caballus)
                          • aygır [TUR10-0061040] (Damızlık erkek at)
                          • stallion [ENG31-02379833-n] (uncastrated adult male horse)
                        • yetişkin erkek [TUR10-0582930] (Yetişmiş, olgunlaşmış erkek)
                      • bey [TUR10-0463480] (Erkek eş, koca)
                      • ağabey [TUR10-0010870] (Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü)
                      • jigolo [TUR10-0391800] (Para karşılığında kadınların cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen erkek)
                      • gigolo [ENG31-10149001-n] (a man who has sex with and is supported by a woman)
                      • çocuk [TUR10-0171720] (Genç erkek)
                      • chap [ENG31-09927483-n] (a boy or man)
                      • mahbub [TUR10-1232110] (Sevilmiş, sevilen, sevgili)
                      • male child [ENG31-10305010-n] (a youthful male person)
                      • kadın avcısı [TUR10-0396550] (Kadınları baştan çıkaran erkek)
                      • karabaş [TUR10-0415350] (Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek)
                      • maço [TUR10-0882580] (Sert karakterli, kaba erkek)
                      • küçük bey [TUR10-0499800] (Çıtkırıldım, şımarık genç)
                      • tellak [TUR10-0761570] (Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek)
                      • ev adamı [TUR10-0259110] (Evine bağlı erkek)
                      • cici mama [TUR10-0139830] (Kadınla düşüp kalkmaya başlayan toy bir erkek)
                      • adamcağız [TUR10-0007450] (Kendisine karşı sevgi veya acıma duyulan erkek)
                      • top [TUR10-0780410] (Homoseksüel erkek)
                      • kavalye [TUR10-0429930] (Kibar erkek)
                      • travesti [TUR10-0786310] (Kadın kılığına girip para karşılığı seks yapan erkek)
                      • uşak [TUR10-0800750] (Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek)
                      • adsız [TUR10-0009250] (Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adı ile anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı)
                      • baba [TUR10-0066190] (Anlayışlı, iyi huylu erkek)
                      • metroseksüel [TUR10-0072000] (Görünüşe, giyimine kuşamına özen gösteren erkek)
                      • yakışık [TUR10-0826980] (Yakışıklı delikanlı)
                      • beberuhi [TUR10-0087960] (Sevimsiz, budala, bücür erkek)
                      • şorolo [TUR10-0733510] (Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek)
                      • midesiz [TUR10-0544180] (Uygunsuz tutum ve davranışlar içerisinde olan kadınları kabullenen erkek)
                      • oğlan [TUR10-0582950] (Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek)
                      • salon adamı [TUR10-0661280] (Kadınlı erkekli özel toplantılara katılan, bu gibi yerlerde nasıl davranılacağını iyi bilen ve durumuyla dikkati çeken adam)
                      • seğmen [TUR10-0673680] (Bayram günlerinde, düğünlerde törene yerli giysilerle, atlı ve silahlı olarak katılan yiğit)
                      • öksüz babası [TUR10-1112750] (Yoksul ve kimsesiz olanları gözeten erkek)
                      • gey [TUR10-1031510] (Eş cinsel erkek)
                      • herifçioğlu [TUR10-0339680] (Kızılan veya beklenmeyen bir işi yapan erkek)
                      • kabadayı [TUR10-0501360] (Kendilerine özgü giyiniş ve konuşma biçimleri olan, argo kullanan, başıboş, haylaz delikanlı) bully [ENG31-09898763-n] (a cruel and brutal fellow)
                        • dayı [TUR10-0186160] (Kabadayı)
                        • palikarya [TUR10-0611710] (Kabadayı Rum delikanlısı)
                        • horoz [TUR10-0347910] (Kabadayı erkek)
                    • adam [TUR10-0007250] (Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı)
                  • vergi mükellefi [TUR10-0817840] (Vergi vermekle yükümlü gerçek veya tüzel kişi)
                  • taxpayer [ENG31-10713659-n] (someone who pays taxes)
                  • bekar [TUR10-0089430] (Evli olduğu hâlde ailesinden ayrı, yalnız yaşayan kimse)
                  • civan [TUR10-0142010] (Yakışıklı genç erkek veya genç kadın)
                • teba [TUR10-1230870] (Uyruk) national [ENG31-09648571-n] (a person who owes allegiance to that nation)
                  • vatandaş [TUR10-0863680] (Yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri) citizen [ENG31-09943131-n] (a native or naturalized member of a state or other political community)
                    • seçmen [TUR10-0672790] (Seçimde oy verme hakkı olan kimse)
                    • voter [ENG31-10780008-n] (a citizen who has a legal right to vote)
                    • çifte vatandaş [TUR10-0167360] (İki ayrı devlet vatandaşlığına sahip olan kimse)
                    • şövalye [TUR10-0733820] (Eski Roma'da üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş)
                • bilgisayar kullanıcısı [TUR10-1231530] (Bilgisayar kullanan kimse) computer user [ENG31-09970753-n] (a person who uses computers for work or entertainment or communication or business)
                  • bilgisayar uzmanı [TUR10-1231520] (Bilgisayar konusunda bilirkişi)
                  • computer expert [ENG31-09970396-n] (an authority on computers and computing)
                • acaip [TUR10-1231730] (İlgi çekici, değişik kimse) eccentric [ENG31-10062653-n] (a person with an unusual or odd personality)
                  • üşütük [TUR10-0810880] (Aklını yitirmiş, delirmiş kimse)
                  • crackpot [ENG31-09994026-n] (a whimsically eccentric person)
                  • hilkat garibesi [TUR10-0344910] (Bedeninde doğuştan normal olmayan gariplikler bulunan kimse)
                  • freak [ENG31-10129212-n] (a person or animal that is markedly unusual or deformed)
                  • acube [TUR10-0003620] (Tuhaf kimse)
                  • acube [TUR10-0003630] (Tuhaf, alışılmadık, garip şey)
                • hısım-akraba [TUR10-1232010] (Yakın ve uzak bütün akrabalar) relative [ENG31-10255246-n] (a person related by blood or marriage)
                  • ata [TUR10-0054220] (Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri) ancestor [ENG31-09811996-n] (someone from whom you are descended (but usually more remote than a grandparent))
                    • dede [TUR10-0186660] (Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri)
                    • progenitor [ENG31-10146343-n] (an ancestor in the direct line)
                    • ced [TUR10-1231790] (NOT: TUR10-1231850 ile aynı)
                    • forebear [ENG31-10122138-n] (a person from whom you are descended)
                    • dede [TUR10-0879500] (Babanın veya annenin babası) grandfather [ENG31-10161911-n] (the father of your father or mother)
                      • paşababa [TUR10-0618050] (Paşalık yapmış dede)
                    • nene [TUR10-0128930] (Torunu olan kadın)
                    • grandma [ENG31-10162267-n] (the mother of your father or mother)
                    • anneanne [TUR10-0038520] (Annenin annesi)
                    • grandma [ENG31-10162267-n] (the mother of your father or mother)
                    • babaanne [TUR10-0066290] (Babanın annesi)
                    • grandma [ENG31-10162267-n] (the mother of your father or mother)
                    • cicianne [TUR10-0139770] (Bazı çocukların, büyük annelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad)
                    • ata [TUR10-0137230] (Atalardan, büyükbabalardan biri, önceki nesilden kimse)
                  • kuzin [TUR10-0118990] (Teyze, dayı, hala veya amcanın kız çocuğu; kız yeğen)
                  • cousin [ENG31-09991540-n] (the child of your aunt or uncle)
                  • evlat [TUR10-0260000] (Soy; nesil) offspring [ENG31-10393697-n] (the immediate descendants of a person)
                    • vâris [TUR10-0404060] (Bir mirastan yasalar gereğince yararlanan kimse)
                    • successor [ENG31-10691052-n] (a person who inherits some title or office)
                    • piç [TUR10-0627130] (Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk)
                    • bastard [ENG31-09862211-n] (the illegitimate offspring of unmarried parents)
                    • torun [TUR10-0783890] (Bir kimseye göre çocuğunun çocuğu) grandchild [ENG31-10161110-n] (a child of your son or daughter)
                      • hafit [TUR10-0320760] (Erkek torun)
                      • oğul balı [TUR10-0583050] (Bir büyük anneye veya büyük babaya göre oğuldan olan erkek torun)
                    • manevi evlat [TUR10-0523550] (Bir kişinin kanunlara göre evlat edindiği kimse)
                    • taygeldi [TUR10-0753640] (İkinci kez evlenen kadının beraberinde getirdiği çocuk veya çocuklar)
                  • kardeş [TUR10-0419140] (Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı)) sibling [ENG31-10614572-n] (a person's brother or sister)
                    • tek yumurta ikizi [TUR10-0760000] (Tek yumurtada döllenen ve çıkan ikizler)
                    • üvey kardeş [TUR10-0811320] (Babaları veya anaları ayrı olan kardeşlerden her biri)
                    • çift yumurta ikizi [TUR10-0991330] (İki ayrı yumurtada döllenen ikizler)
                    • siyam ikizi [TUR10-1137760] (Birbirine yapışık doğan ikizler)
                    • öz kardeş [TUR10-0609150] (Ana babaları veya yalnız babaları bir olan kardeşlerden her biri)
                  • kuzen [TUR10-0499030] (Teyze, dayı, hala veya amcanın çocuğu) cousin [ENG31-09991540-n] (the child of your aunt or uncle)
                    • amca kızı [TUR10-0935300] (Babanın erkek kardeşinin kızı)
                    • amca oğlu [TUR10-0935330] (Babanın erkek kardeşinin oğlu)
                    • amcazade [TUR10-0032570] (Amcanın çocuğu)
                    • teyzezade [TUR10-0771980] (Teyzenin çocuğu)
                    • dayı kızı [TUR10-0186180] (Dayının kızı)
                    • dayı oğlu [TUR10-0186240] (Dayının oğlu)
                    • hala kızı [TUR10-0322440] (Halanın kızı)
                    • hala oğlu [TUR10-0322560] (Halanın oğlu veya çocuğu)
                  • torun [TUR10-0783900] (Aynı soydan gelenler) descendant [ENG31-10026173-n] (a person considered as descended from some ancestor)
                    • oğul uşak [TUR10-0583190] (Çocuklar ve torunlar)
                  • usul [TUR10-0800550] (Kökler; asıllar)
                  • ancestor [ENG31-09811996-n] (someone from whom you are descended (but usually more remote than a grandparent))
                  • usul [TUR10-0800560] (Bir kimsenin ana, baba, dede ve nineleri) ancestor [ENG31-09811996-n] (someone from whom you are descended (but usually more remote than a grandparent))
                    • ced [TUR10-1231800] (NOT: TUR10-1231850 ile aynı)
                    • forefather [ENG31-10122569-n] (the founder of a family)
                    • ced [TUR10-1231850] (Dede, büyük baba, ata)
                    • progenitor [ENG31-10146343-n] (an ancestor in the direct line)
                    • büyük hanım [TUR10-0129090] (Aile içinde saygın yeri olan ve sözü geçen yaşlı kadın)
                  • erkek akraba [TUR10-1232020] (Cinsiyeti erkek olan akraba) kinsman [ENG31-10256643-n] (a male relative)
                    • amca [TUR10-0066770] (Babanın erkek kardeşi)
                    • uncle [ENG31-10755748-n] (the brother of your father or mother)
                    • erkek kardeş [TUR10-0177390] (Cinsiyeti erkek olan kardeş) brother [ENG31-09895920-n] (a male with the same parents as someone else)
                      • erkek kardeş [TUR10-1231350] (NOT: TUR10-1232130 ile aynı) brother [ENG31-09895920-n] (a male with the same parents as someone else)
                        • abi [TUR10-0234910] (Büyük erkek kardeş)
                        • big brother [ENG31-09872875-n] (an older brother)
                    • dayı [TUR10-0186120] (Annenin erkek kardeşi)
                    • uncle [ENG31-10755748-n] (the brother of your father or mother)
                  • kadın akraba [TUR10-1232030] (Cinsiyeti kadın olan akraba) kinswoman [ENG31-10256766-n] (a female relative)
                    • teyze [TUR10-0035810] (Annenin kız kardeşi)
                    • aunt [ENG31-09842904-n] (the sister of your father or mother)
                    • hala [TUR10-0100750] (Babanın kız kardeşi)
                    • aunt [ENG31-09842904-n] (the sister of your father or mother)
                    • kız kardeş [TUR10-0000040] (Bir kimsenin (genellikle yaşça küçük) kadın kardeşi) sister [ENG31-10622393-n] (a female person who has the same parents as another person)
                      • kızkardeş [TUR10-1232620] (Cinsiyeti kadın olan kardeş, şvester) sister [ENG31-10622393-n] (a female person who has the same parents as another person)
                        • abla [TUR10-0001200] (Bir kimsenin kendinden büyük olan kız kardeşi)
                        • big sister [ENG31-09873624-n] (an older sister)
                • akraba [TUR10-0020380] (Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler)
                  • evlilik yoluyla akraba [TUR10-1231180] (Hısım) affine [ENG31-09795963-n] ((anthropology) kin by marriage)
                    • eş [TUR10-0254970] (Karı kocadan her biri, hayat arkadaşı, refik, refika) spouse [ENG31-10660018-n] (a person's partner in marriage)
                      • kocalık [TUR10-0465710] (Bir kadına koca olma durumu)
                      • ehil [TUR10-0237760] (Karı kocadan her biri; eş)
                      • bacı [TUR10-0067230] (Tarikat şeyhlerinin karısı)
                      • melike [TUR10-0533880] (Padişah karısı)
                      • first lady [TUR10-0956490] (Devlet büyüklerinin eşi)
                      • çöpsüz üzüm [TUR10-0175050] (Birlikte yaşayacak yakınları olmayan eş)
                      • helallik [TUR10-0338140] (Nikâhlı eş)
                    • kuma [TUR10-0255000] (Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı)
                    • spouse [ENG31-10660018-n] (a person's partner in marriage)
                    • bacanak [TUR10-0067140] (Eşleri kardeş olan erkeklerden her biri)
                    • brother-in-law [ENG31-09896754-n] (a brother by marriage)
                    • elti [TUR10-0244620] (Kardeş eşlerinden her birinin ötekine göre adı)
                    • baldız [TUR10-0073860] (Erkeğe göre eşinin kız kardeşi)
                    • sister-in-law [ENG31-10623174-n] (the sister of your spouse)
                    • enişte [TUR10-0248130] (Bir kimsenin kız kardeşinin veya kadın hısımlarından birinin kocası)
                    • brother-in-law [ENG31-09896754-n] (a brother by marriage)
                    • kayınbirader [TUR10-0432970] (Kadın veya kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi)
                    • brother-in-law [ENG31-09896754-n] (a brother by marriage)
                    • yenge [TUR10-0848560] (Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı)
                    • damat [TUR10-0244510] (Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası)
                    • son-in-law [ENG31-10644277-n] (the husband of your daughter)
                    • kayınpeder [TUR10-0066610] (Kocaya veya kadına göre birbirlerinin babası)
                    • father-in-law [ENG31-10101812-n] (the father of your spouse)
                    • kayınvalide [TUR10-0326140] (Eşlere göre birbirlerinin annesi)
                    • mother-in-law [ENG31-10353030-n] (the mother of your spouse)
                    • görümce [TUR10-0306050] (Bir kadının kocasının kız kardeşi)
                    • sister-in-law [ENG31-10623174-n] (the sister of your spouse)
                    • gelin [TUR10-0289600] (Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın)
                    • daughter-in-law [ENG31-10012578-n] (the wife of your son)
                    • damat [TUR10-0182020] (Padişah soyundan kız almış olan kimse)
                    • görücü [TUR10-0229270] (Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse)
                    • gelin abla [TUR10-0289610] (Yenge)
                    • güvey [TUR10-1250230] (Damat)
                  • ebeveyn [TUR10-0233500] (Anne ve baba) parent [ENG31-10419190-n] (a father or mother)
                    • baba [TUR10-0066140] (Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek)
                    • father [ENG31-10100638-n] (a male parent (also used as a term of address to your father))
                    • baba [TUR10-0620770] (Çocuğu olmuş erkek) father [ENG31-10100638-n] (a male parent (also used as a term of address to your father))
                      • üvey baba [TUR10-0811270] (Çocuğuna kötü davranan baba)
                      • baba [TUR10-0066220] (Ata)
                      • şambabası [TUR10-0722790] (Sorumluluğu olmayan, hayırsız baba)
                    • anne [TUR10-0813510] (Çocuğunu dünyaya getiren kadın) mother [ENG31-10352098-n] (a woman who has given birth to a child (also used as a term of address to your mother))
                      • lohusa [TUR10-0513260] (Yeni doğum yapmış kadın)
                      • üvey anne [TUR10-0811250] (Çocuğuna kötü davranan anne)
                      • havva ana [TUR10-1046800] (İnsanlığın annesi)
                    • biyolojik ebeveyn [TUR10-1246970] ()
                    • genitor [ENG31-10146245-n] (a natural father or mother)
                    • ana baba [TUR10-0034020] (Ana ile babanın oluşturduğu birlik)
                    • parent [ENG31-10419190-n] (a father or mother)
                    • üvey baba [TUR10-0066600] (Öz olmayan baba)
                    • stepfather [ENG31-10674140-n] (the husband of your mother by a subsequent marriage)
                    • üvey anne [TUR10-0811230] (Öz olmayan, biyolojik olarak çocuk ile bağlantısı olmayan anne)
                    • stepmother [ENG31-10674266-n] (the wife of your father by a subsequent marriage)
                    • baba [TUR10-0066210] (Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse)
                      • kirve [TUR10-0463330] (Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse)
                      • baba adam [TUR10-0066280] (Yaşlı, ağırbaşlı, iyi yürekli, olgun adam)
                      • babacık [TUR10-0066380] (Sevimli, hoş, sempatik baba)
                    • ihtiyar [TUR10-0364150] (Baba veya anne)
                  • hısım akraba [TUR10-0778690] (Yakın ve uzak bütün akrabalar)
                  • yeğen [TUR10-0846180] (Birine göre, kardeş, amca, hala, dayı veya teyzenin çocuğu)
                  • nephew [ENG31-10373054-n] (a son of your brother or sister)
                  • baba tarafı [TUR10-0066720] (Ailenin baba yönünden akrabaları)
                  • sulp [TUR10-0711730] (Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü; nesil) descendants [ENG31-08386147-n] (all of the offspring of a given progenitor)
                    • çocuk [TUR10-0171730] (Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi) baby [ENG31-09846765-n] (the youngest member of a group (not necessarily young))
                      • ana kuzusu [TUR10-0034900] (Sıkıntıya, güç işlere alışmamış, nazlı büyütülmüş çocuk veya genç)
                      • çoluk çocuk [TUR10-0173270] (Bir işte gereken deneyimi kazanmamış yaşça küçük kimseler, gençler)
                    • çocuk [TUR10-0220860] (Bir kimsenin oğlu veya kızı) child [ENG31-09937706-n] (a human offspring (son or daughter) of any age)
                      • oğlan [TUR10-0458420] (Küçük yaştaki erkek) male child [ENG31-10305010-n] (a youthful male person)
                        • erkek çocuk [TUR10-0817130] (Erkek evlat) son [ENG31-10643436-n] (a male human offspring)
                          • küçük bey [TUR10-0499790] (Evin küçük erkek çocuğu)
                          • tekin [TUR10-0758570] (Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu)
                          • beyzade [TUR10-0098540] (Bey oğlu)
                          • sultanoğlu [TUR10-0711950] (Padişah kızlarının, padişah soyundan olmayan kocalarından doğan erkek çocuğu)
                        • manti [TUR10-0525100] (Sakalı çıkmamış genç oğlan)
                        • puşt [TUR10-0638690] (Eş cinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden sapık erkek çocuk)
                      • üvey çocuk [TUR10-0811280] (Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan evlat) stepchild [ENG31-10673900-n] (a child of your spouse by a former marriage)
                        • üvey oğul [TUR10-0583140] (Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan erkek çocuk)
                        • stepson [ENG31-10674514-n] (the son your spouse by a former marriage)
                        • üvey kız [TUR10-0459690] (Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan kız çocuk)
                      • kız çocuk [TUR10-1231760] (Cinsiyeti kadın olan çocuk) female offspring [ENG31-10103812-n] (a child who is female)
                        • kız çocuk [TUR10-1231620] (Dişi çocuk)
                        • daughter [ENG31-10012375-n] (a female human offspring)
                      • kırık dölü [TUR10-0450820] (Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuk)
                      • tekne kazıntısı [TUR10-0759180] (Yaşlıların son doğan çocukları)
                      • piç [TUR10-0474790] (Babası belli olmayan çocuk)
                      • dikme [TUR10-0204360] (Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk)
                      • evlatlık [TUR10-0260060] (Birinin yasayla evlat hakkı tanıdığı kimse)
                      • evlatlık [TUR10-0260050] (Küçük yaştan beri eve alınıp yetiştirilen kimse)
                      • anası sarımsak , babası soğan [TUR10-0936120] (Ne olduğu belirsiz kimselerin çocuğu)
                      • kardeş [TUR10-0419150] (Yaşça küçük olan çocuk)
                      • ufaklık [TUR10-0528420] (Küçük çocuk)
                      • bel evladı [TUR10-0090810] (Bir kimsenin öz çocuğu)
                      • paşazade [TUR10-0618130] (Paşanın çocuğu)
                      • hayrulhalef [TUR10-0335950] (Hayırlı çocuk, hayırlı evlat)
                      • hemşirezade [TUR10-0339080] (Kız kardeşin çocuğu)
                    • çocuk [TUR10-0248050] (Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız) child [ENG31-09937706-n] (a human offspring (son or daughter) of any age)
                      • bebek [TUR10-0087800] (Küçük çocuk) baby [ENG31-09846929-n] (a very young child (birth to 1 year) who has not yet begun to walk or talk)
                        • kundak [TUR10-0490950] (Kundağa sarılmış bebek)
                        • tüp bebek [TUR10-0793280] (Üreme organlarındaki rahatsızlıklar yüzünden ana rahminin dışında yumurtanın döllenmesi ve sonra ana rahmine yerleştirilmesi sonucunda doğan bebek)
                        • yük [TUR10-0864810] (Doğacak bebek)
                        • yenidoğan [TUR10-1182120] (0-28 günlük bebek)
                        • bebecik [TUR10-0087820] (Küçük veya acınacak durumda olan bebek)
                      • yolcu [TUR10-0858850] (Doğması beklenen çocuk)
                      • yavrukurt [TUR10-0842140] (İzci çocuk)
                      • yavrucağız [TUR10-0842100] (Kendisine şefkat ve acıma duyulan küçük çocuk)
                      • şopar [TUR10-0733440] (Çingene çocuğu)
                      • mavi çocuk [TUR10-1096200] (Mavihastalığa yakalanmış çocuk)
                      • mevlut [TUR10-0540880] (Yeni doğmuş çocuk)
                      • minimini [TUR10-1254160] (Pek sevimli, küçük çocuk)
                      • muhallebi çocuğu [TUR10-0553370] (Nazlı büyütülmüş çocuk)
                      • nevzat [TUR10-0575900] (Yeni doğan çocuk)
                      • oğlancık [TUR10-0582970] (Küçük oğlan çocuk)
                      • süt çocuğu [TUR10-0719320] (Sütle beslenen çocuk)
                      • süt kuzusu [TUR10-0719460] (Çok küçük çocuk; bebek; yavru)
                      • sokak çocuğu [TUR10-0700140] (Vaktini genellikle sokaklarda geçirip eğitimden yoksun kalmış çocuk)
                        • kopil [TUR10-0474780] (Arsız sokak çocuğu)
                        • hood [ENG31-10203700-n] (an aggressive and violent young criminal)
                      • sünnet çocuğu [TUR10-0715970] (Sünnet edilmiş veya edilecek çocuk)
                      • parmak çocuk [TUR10-1117470] (Çok küçük doğmuş çocuk)
                      • ilk göz ağrısı [TUR10-0369570] (İlk çocuk)
                      • haydut [TUR10-0335210] (Yaramaz, sevimli çocuk)
                    • nesil [TUR10-0574860] (Hayvanlarda döl)
                  • ahfat [TUR10-0015270] (Erkek torunlar)
                  • aslı nesli [TUR10-0050810] (Soy, hısım, akraba)
                  • yakın akraba [TUR10-0826480] (Birinci derecede yakınlığı olan akraba)
                  • karı koca [TUR10-0420390] (Birbirleriyle evlenmiş kadın ve erkek)
                  • sütkız [TUR10-0719440] (Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği kız çocuk)
                  • sütanne [TUR10-0719250] (Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın)
                    • sütninecik [TUR10-1145020] (Sevgi duyulan sütanne)
                  • sütbaba [TUR10-0719300] (Sütannenin kocası)
                  • sütoğul [TUR10-0719700] (Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasının da evlat olarak benimsediği erkek çocuk)
                  • sülale [TUR10-0714830] (Ev; aile)
                  • geçmiş [TUR10-0288850] (Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları)
                  • hısım [TUR10-0342540] (Dede ve nineleri bir olanlardan her biri)
                • lider [TUR10-0026380] (Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse) leader [ENG31-09646208-n] (a person who rules or guides or inspires others)
                  • üst [TUR10-0517030] (Birine göre yüksek aşamada olan kimse)
                  • superior [ENG31-10695457-n] (one of greater rank or station or quality)
                  • başkan [TUR10-0082350] (Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse) head [ENG31-10182584-n] (a person who is in charge)
                    • ceza reisi [TUR10-0137890] (Ağır ceza mahkemesi başkanı)
                    • eş başkan [TUR10-0255140] (Bir kurul, toplantı veya kongrenin başkanlığını yapanlardan her biri)
                    • president [ENG31-10488547-n] (the officer who presides at the meetings of an organization)
                    • kahya [TUR10-0399830] (Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı)
                    • kolbaşı [TUR10-0468340] (Herhangi bir kola başkanlık eden kimse; kol başkanı)
                    • liman reisi [TUR10-0511570] (Gemilerin limana girip çıkması, yük alıp vermesi işlerine bakan yetkili kimse)
                    • lonca ustası [TUR10-0513820] (Lonca başkanı)
                    • asbaşkan [TUR10-0048880] (İkinci başkan)
                    • sandık başkanı [TUR10-0663120] (Seçimlerde sandık kurulunun başkanlığına getirilen kimse)
                    • hamalbaşı [TUR10-0324390] (Hamallara başkanlık eden kimse)
                    • yiğitbaşı [TUR10-0856500] (Esnaf loncalarının kararlarını yürüten kimse)
                    • yarenbaşı [TUR10-0836430] (Dostların oluşturduğu topluluğu yöneten veya yönlendiren kimse)
                    • baro başkanı [TUR10-0078220] (Baro genel kurulu tarafından en az on beş yıllık kıdemi olan avukatlar arasından seçilen ve baroyu temsil eden baro üyesi)
                    • başbuğ [TUR10-0081350] (Eski Türklerde baş, başkan, komutan)
                    • başmüsevvit [TUR10-0083440] (Yazı müsveddeleri hazırlayan ve adına müsevvit denen memurların başkanı)
                    • belediye başkanı [TUR10-0090420] (Şehrin başında bulunan kimse)
                    • nakip [TUR10-0568970] (Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili)
                    • onursal başkan [TUR10-0588850] (Bir kuruluşa onur vermek için sorumluluğu veya yetkisi olmadan başkan seçilen kimse)
                    • genel başkan [TUR10-0291290] (Bir kurum veya kuruluşun idaresinden bütünüyle sorumlu olan kimse)
                    • reis bey [TUR10-0644680] (Başkan)
                  • dini lider [TUR10-1230660] (Din ile ilgili konularda yol gösteren, önderlik eden kimse) spiritual leader [ENG31-09528285-n] (a leader in religious or sacred affairs)
                    • haham [TUR10-0320950] (Yahudi din adamı)
                    • rabbi [ENG31-10521914-n] (spiritual leader of a Jewish congregation)
                    • papa [TUR10-0612930] (Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hazreti İsa'nın vekili sayılan başkanı)
                    • pope [ENG31-10473089-n] (the head of the Roman Catholic Church)
                    • patrik [TUR10-0619240] (Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı)
                    • patriarch [ENG31-10426650-n] (title for the heads of the Eastern Orthodox Churches (in Istanbul and Alexandria and Moscow and Jerusalem))
                    • Hıristiyan din adamı [TUR10-1231490] (Mesleği Hristiyanlık ile ilgili işler olan görevli) clergyman [ENG31-09946909-n] (a member of the clergy and a spiritual leader of the Christian Church)
                      • diyakoz [TUR10-0211190] (Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı)
                      • deacon [ENG31-10014058-n] (a cleric ranking just below a priest in Christian churches)
                      • öğütçü [TUR10-0599890] (Cami, mescit vb. yerlerde öğüt niteliğinde dinî konuşmalar yapan kimse)
                      • preacher [ENG31-10483744-n] (someone whose occupation is preaching the gospel)
                      • peder [TUR10-0620780] (Hristiyan din adamı) priest [ENG31-10490364-n] (a clergyman in Christian churches who has the authority to perform or administer various religious rites)
                        • piskopos [TUR10-0629020] (Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi) bishop [ENG31-09876606-n] (a senior member of the Christian clergy having spiritual and administrative authority)
                          • başpiskopos [TUR10-0083620] (Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı) archbishop [ENG31-09824574-n] (a bishop of highest rank)
                            • metropolit [TUR10-0540350] (Ortodokslarda patrikten sonra gelen ve bir bölgenin din işlerine başkanlık eden din adamı)
                            • metropolitan [ENG31-10332897-n] (in the Eastern Orthodox Church this title is given to a position between bishop and patriarch)
                          • kardinal [TUR10-0419410] (Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri)
                          • cardinal [ENG31-09913595-n] ((Roman Catholic Church) one of a group of more than 100 prominent bishops in the Sacred College who advise the Pope and elect new Popes)
                      • keşiş [TUR10-0641490] (Hristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan, hiç evlenmemiş din adamı)
                      • monk [ENG31-10131898-n] (a male religious living in a cloister and devoting himself to contemplation and prayer and work)
                      • frer [TUR10-0280030] (Yabancılara ait okullarda görevli papaz)
                      • despot [TUR10-0198070] (Ortodoks Rumların din başkanları)
                      • jakoben [TUR10-0390900] (Fransa'da Aziz Dominicus tarikatına bağlı rahip ve rahibeler)
                    • kahin [TUR10-0399000] (Yahudilerin din reisi)
                    • lama [TUR10-0506610] (Tibetlilerde ve Moğollarda Buda rahibi)
                      • dalay lama [TUR10-0179810] (Lamaların en büyüğü)
                    • hahambaşı [TUR10-0320960] (Bir ülkedeki Yahudi topluluğunun dinî başkanı)
                    • Şaman [TUR10-0406160] (Şamanlıkta, gelecekten haber verme, büyü yapma vb. görevleri olan, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan din adamı)
                  • soyluluk [TUR10-0048680] (İyi tanınmış, köklü bir aileden gelme durumu)
                    • prenses [TUR10-0635480] (Hükümdar karısı)
                    • kraliçe [TUR10-0233670] (Kral eşi veya krallığı yöneten kadın) queen [ENG31-10519442-n] (the wife or widow of a king)
                      • ana kraliçe [TUR10-0034800] (Kralın annesi)
                    • düşes [TUR10-0230220] (Dükün karısı)
                    • duchess [ENG31-10058134-n] (the wife of a duke or a woman holding ducal title in her own right)
                    • markiz [TUR10-0526530] (Markinin karısı)
                    • marchioness [ENG31-10313434-n] (the wife or widow of a marquis)
                    • kontes [TUR10-0472860] (Kontun karısı)
                    • countess [ENG31-09989932-n] (female equivalent of a count or earl)
                    • imparatoriçe [TUR10-0371610] (İmparator eşi)
                    • şövalye [TUR10-0733830] (Orta Çağ Avrupa'sında özel eğitimle yetişmiş, belli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı)
                    • knight [ENG31-10258072-n] (originally a person of noble birth trained to arms and chivalry)
                    • vikontes [TUR10-0820000] (Kadın vikont veya vikont karısı)
                    • altes [TUR10-0030370] (Bu unvanı taşıyan kimse)
                    • çareviç [TUR10-0151170] (Çarın oğlu)
                    • arşidüşes [TUR10-0047230] (Arşidükün karısı veya kızı)
                    • archduchess [ENG31-09823941-n] (a wife or widow of an archduke or a princess of the former ruling house of Austria)
                    • prens [TUR10-0635450] (Bir prensliğin başında bulunan kimse)
                    • crown prince [ENG31-10000622-n] (a male heir apparent to a throne)
                    • veliaht [TUR10-0817200] (Bir hükümdarın ölümünden veya tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kimse)
                    • crown prince [ENG31-10000622-n] (a male heir apparent to a throne)
                    • beyzade [TUR10-0098550] (Soylu kimse)
                    • odalı [TUR10-0582400] (Topkapı Sarayı'nda oturan saray adamları)
                  • amigo [TUR10-0033180] (Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse)
                  • cheerleader [ENG31-09932913-n] (someone who leads the cheers by spectators at a sporting event)
                  • kanun koyucu [TUR10-0411230] (Yasa yapma veya koyma yetkisi olan) lawgiver [ENG31-10268967-n] (a maker of laws)
                    • milletvekili [TUR10-0615870] (Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi) deputy [ENG31-10025596-n] (a member of the lower chamber of a legislative assembly (such as in France))
                      • bağımsız milletvekili [TUR10-0068910] (Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye üye olmayan milletvekili)
                    • senatör [TUR10-0676570] (Senato üyesi) senator [ENG31-10597923-n] (a member of a senate)
                      • temelli senatör [TUR10-0762870] (Belli bir süreye bağlı olmayan atanmış senatör)
                  • kahraman [TUR10-0399250] (Bir olayda önemli yeri olan kimse)
                  • hero [ENG31-10344679-n] (a man distinguished by exceptional courage and nobility and strength)
                  • çeribaşı [TUR10-0160360] (Çingene topluluklarının başı)
                  • baba [TUR10-0066200] (Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı)
                  • baba [TUR10-0066240] (Tarikatların bazısında tekke büyüğü)
                  • bayrak [TUR10-0086810] (Öncü)
                  • birinci kemancı [TUR10-0107420] (Bir işte en önemli görevi üstlenen kimse)
                  • böke [TUR10-0118930] (Kahraman, güçlü kimse)
                  • oymakbaşı [TUR10-0596290] (İzcilikte küçük birliklerin başı)
                  • oymakbaşı [TUR10-0596280] (Oymakların lideri, önde geleni)
                • yolcu [TUR10-0858830] (Yolculuğa çıkmış kimse) traveler [ENG31-09652940-n] (a person who changes location)
                  • elçi [TUR10-0241260] (Bir uzlaşma sağlamak veya iş bitirmek için birinin yanına gönderilen kimse)
                  • messenger [ENG31-10330688-n] (a person who carries a message)
                  • ecnebi [TUR10-0243230] (Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan kimse, bigâne, ecnebi)
                  • foreigner [ENG31-10123254-n] (a person who comes from a foreign country)
                  • geçici [TUR10-0287250] (Yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse)
                  • pedestrian [ENG31-10431800-n] (a person who travels by foot)
                  • kurye [TUR10-0495950] (Posta, kargo, mektup vb. gönderileri alıcıya ulaştıran kimse)
                  • messenger [ENG31-10330688-n] (a person who carries a message)
                  • salcı [TUR10-0659570] (Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse)
                  • raftsman [ENG31-10524138-n] (someone who travels by raft)
                  • astronot [TUR10-0804850] (Uzay gemisini uzayda yöneten kimse)
                  • astronaut [ENG31-09837427-n] (a person trained to travel in a spacecraft)
                  • ziyaretçi [TUR10-0876940] (Ziyaret eden, ziyarete giden kimse) visitor [ENG31-10776861-n] (someone who visits)
                    • davetli [TUR10-0184950] (Bir toplantıya, bir yere veya birinin yanına çağrılmış kimse) guest [ENG31-10170460-n] (a visitor to whom hospitality is extended)
                      • onur konuğu [TUR10-1231880] (Bir toplantı, davet, balo ve benzerine çağrılan konuklar arasında kendisine ayrıcalık tanınan, en çok değer ve önem verilen kişi)
                      • guest of honor [ENG31-10170781-n] (the person in whose honor a gathering is held)
                    • misafir [TUR10-0544400] (Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse) guest [ENG31-10170460-n] (a visitor to whom hospitality is extended)
                      • konak [TUR10-0471280] (Misafir)
                      • Tanrı misafiri [TUR10-0744850] (Tanınmayan, çağrılmadan kendiliğinden gelen konuk)
                      • başmisafir [TUR10-0083250] (En değerli konuk)
                    • durucu [TUR10-0225900] (Sürekli kalan, oturan kimse)
                  • turist [TUR10-0934670] (Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse)
                  • tourist [ENG31-10737780-n] (someone who travels for pleasure)
                  • otostopçu [TUR10-0594490] (Otostop yapan kimse)
                  • hitchhiker [ENG31-10197708-n] (a person who travels by getting free rides from passing vehicles)
                  • piyade [TUR10-0630040] (Yaya)
                  • pedestrian [ENG31-10431800-n] (a person who travels by foot)
                  • sığınmacı [TUR10-0684830] (Yabancı bir ülkede iltica etmeden önce belirli bir süre kalan kimse)
                  • sığınmacı [TUR10-0684750] (Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi)
                  • refugee [ENG31-10535609-n] (an exile who flees for safety)
                  • boydak [TUR10-0116340] (Yükü olmayan yaya)
                  • ördek [TUR10-0604430] (Uzak yolculuklarda sürücülerin yollardan aldıkları yolcu)
                • yarışmacı [TUR10-0837880] (Bir yarışmaya katılan kimse) contestant [ENG31-09636221-n] (a person who participates in competitions)
                  • rakip [TUR10-0641890] (Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse)
                  • rival [ENG31-10552570-n] (the contestant you hope to defeat)
                  • sporcu [TUR10-0708340] (Sporla uğraşan kimse) sport [ENG31-10658320-n] (someone who engages in sports)
                    • yüzücü [TUR10-0868510] (Yüzme sporu yapan kimse)
                    • yüzücü [TUR10-0868520] (Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse)
                    • swimmer [ENG31-10702832-n] (a trained athlete who participates in swimming meets)
                    • basketbolcu [TUR10-0079530] (Basketbol oyuncusu) basketball player [ENG31-09861435-n] (an athlete who plays basketball)
                      • perdeleyici [TUR10-1118990] (Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu)
                    • dağcı [TUR10-0177690] (Dağa tırmanma sporu yapan kimse)
                    • mountaineer [ENG31-10354280-n] (someone who climbs mountains)
                    • kayakçı [TUR10-0431960] (Kayak yapan sporcu)
                    • skier [ENG31-10624661-n] (someone who skis)
                    • patenci [TUR10-0618460] (Buz pateni yapan veya patenle kayan kimse)
                    • skater [ENG31-10623899-n] (someone who skates)
                    • yedek oyuncu [TUR10-0845610] (Oyunculardan birinin herhangi bir sebeple takımdan çıkması gerektiğinde onun yerine oynayacak oyuncu)
                    • substitute [ENG31-10690481-n] (an athlete who plays only when a starter on the team is replaced)
                    • kriket oyuncusu [TUR10-1231590] (Kriket oynayan sporcu)
                    • cricketer [ENG31-09996856-n] (an athlete who plays cricket)
                    • kızakçı [TUR10-1232640] (Kızak süren kimse)
                    • sledder [ENG31-10629849-n] (someone who rides a sled)
                    • golfçü [TUR10-0300460] (Golf oynayan kimse)
                    • golfer [ENG31-10156479-n] (someone who plays the game of golf)
                    • zarcı [TUR10-0870720] (Zar oyunu oynayan kimse)
                    • tenisçi [TUR10-0764570] (Tenis oynayan kimse)
                    • tennis player [ENG31-10720829-n] (an athlete who plays tennis)
                    • futbolcu [TUR10-0280670] (Futbol oyuncusu) football player [ENG31-10121403-n] (an athlete who plays American football)
                      • forvet oyuncusu [TUR10-0552970] (Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu)
                      • striker [ENG31-10683435-n] (a forward on a soccer team)
                      • kaleci [TUR10-0402560] (Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu)
                      • goalkeeper [ENG31-10153521-n] (the soccer or hockey player assigned to protect the goal)
                      • tandem [TUR10-0743260] (Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan oyuncunun arkasındaki tek kişi)
                      • çapa [TUR10-0150020] (Sahanın ortasında görev alan, savunmayı ve hücumu düzenleyen, gerektiğinde çabuk oynayan ve rakibin çabuk oynamasını engelleyen futbolcu)
                      • sağ açık [TUR10-0654990] (Futbolda sağ başta bulunan oyuncu)
                      • sağ bek [TUR10-0655120] (Bir takımın savunmasının sağ tarafında yer alan oyuncusu)
                      • sağ haf [TUR10-0655310] (Orta sahanın en sağında oynayan oyuncu)
                      • sağ iç [TUR10-0655670] (Futbolda, sağ açıkla santrafor arasında görev yapan hücum oyuncusu)
                      • sambacı [TUR10-0661900] (Brezilyalı futbolcu)
                      • santra [TUR10-0663980] (Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu)
                      • santrfor [TUR10-0664060] (Futbolda ileri uçta, hücum hattının ortasında oynayan oyuncu)
                      • santrhaf [TUR10-0664070] (Futbolda orta alanın ortasında yer alan oyuncu)
                      • kanat [TUR10-0408380] (Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol uçlarında yer alan oyuncular)
                      • libero [TUR10-0511010] (Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan, önündeki savunma oyuncularını kontrol eden, yöneten, yardımcı ve serbest hareket edebilen savunma oyuncusu)
                      • savunma oyuncusu [TUR10-0669760] (Kalecinin önünde yer alan, kaleyi savunan oyunculardan her biri)
                        • stoper [TUR10-0883590] (Kesici)
                      • füzeci [TUR10-1028820] (Topa isabetli ve sert bir biçimde vuran futbolcu)
                      • sol açık [TUR10-0700690] (Futbolda sol başta bulunan oyuncu)
                      • sol iç [TUR10-0700900] (Futbolda, sol açıkla santrafor arasında görev yapan hücum oyuncusu)
                      • sol bek [TUR10-0700760] (Bir takımın savunmasının sol yönünde yer alan oyuncusu)
                      • sol haf [TUR10-0700890] (Orta sahanın solunda oynayan oyuncu)
                      • golcü [TUR10-0300430] (Çok gol atan oyuncu)
                    • hokey oyuncusu [TUR10-1231950] (Hokey oynayan sporcu)
                    • hockey player [ENG31-10198922-n] (an athlete who plays hockey)
                    • beyzbol oyuncusu [TUR10-1231280] (Beyzbol oynayan sporcu) ballplayer [ENG31-09854894-n] (an athlete who plays baseball)
                      • beyzbolcu [TUR10-0098590] (Beyzbol oynayan ve oynatan kimse)
                    • voleybolcu [TUR10-0821150] (Voleybol oynayan kimse)
                      • smaçör [TUR10-0504450] (Voleybolda file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vuran oyuncu)
                      • smasher [ENG31-10633741-n] (a person who smashes something)
                    • okçu [TUR10-0439740] (Okçuluk sporunu yapan kimse)
                    • archer [ENG31-09824747-n] (a person who is expert in the use of a bow and arrow)
                    • sörfçü [TUR10-0706310] (Sörf sporu yapan kimse)
                    • surfer [ENG31-10698501-n] (someone who engages in surfboarding)
                    • amatör sporcu [TUR10-1231190] (Yaptığı sporda henüz profesyonel olmayan, uzmanlaşmamış kimse)
                    • kanyoncu [TUR10-1069790] (Kanyonculuk sporuyla ilgilenen kimse)
                    • jiujitsucu [TUR10-0391990] (Jiujitsu yapan sporcu)
                    • judocu [TUR10-0392190] (Judo yapan kimse)
                    • atlet [TUR10-0944920] (Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporları ile uğraşan kimse)
                      • tavşan [TUR10-0752870] (Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet)
                      • ciritçi [TUR10-0141840] (Cirit oynayan kimse)
                      • koşucu [TUR10-0477690] (Koşuya katılan yarışçı) runner [ENG31-10562445-n] (a trained athlete who competes in foot races)
                        • mukavemetçi [TUR10-0555020] (Uzun mesafe koşucusu)
                      • halterci [TUR10-0324150] (Halter sporu yapan kimse)
                      • weightlifter [ENG31-10793062-n] (an athlete who lifts barbells)
                      • gülleci [TUR10-0313600] (Gülle atma sporu yapan kimse)
                      • shot putter [ENG31-10612929-n] (an athlete who competes in the shot put)
                      • jimnastikçi [TUR10-1231900] (Erkeklerde, yer alıştırmaları, barparalel, barfiks, halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları, eşit olmayan çubuklar, barfiks, denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini sporcusu) gymnast [ENG31-10173163-n] (an athlete who is skilled in gymnastics)
                        • trapezci [TUR10-0786260] (Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı ile gösteri yapan sanatçı)
                      • dekatloncu [TUR10-0189560] (Dekatlon yarışmalarına katılan atlet)
                      • maratoncu [TUR10-0525900] (Maratonda yarışan sporcu)
                      • sprinter [TUR10-0708500] (Atletizmde 100 ve 200 metre koşularına katılan atlet)
                    • çivici [TUR10-0170360] (Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu)
                    • denizci [TUR10-0193850] (Deniz sporlarıyla uğraşan kimse)
                    • diskçi [TUR10-0209630] (Disk atan kimse)
                    • karateci [TUR10-0418400] (Karate yapan kimse)
                    • sırıkçı [TUR10-0688490] (Atletizmde sırıkla atlayan sporcu)
                    • slalomcu [TUR10-0698120] (Slalom yapan erkek veya kadın yarışçı)
                    • sonuç oyuncusu [TUR10-0702930] (Maçın skorunda etkili olan oyuncu)
                    • su topçu [TUR10-0714110] (Su topu oyuncusu)
                    • rodeocu [TUR10-0648290] (Rodeo yapan kimse)
                    • idmancı [TUR10-0361370] (İdman yapan sporcu)
                    • hentbolcu [TUR10-0339180] (Hentbol oynayan kimse)
                  • şampiyon [TUR10-0722910] (Ulusal ve uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan kimse veya takım)
                  • champion [ENG31-09926157-n] (someone who has won first place in a competition)
                  • finalist [TUR10-0274450] (Şampiyonu belirleyecek son yarışmaya kalan sporcu veya takım) finalist [ENG31-10109548-n] (a contestant who reaches the final stages of a competition)
                    • altın adam [TUR10-0030590] (Şampiyonalarda altın madalya alan kimse)
                    • çeyrek finalist [TUR10-0162150] (Çeyrek final aşamasına yükselme başarısını gösteren ekip veya kişi)
                    • yarı finalist [TUR10-0836970] (Yarı finale yükselen sporcu veya takım)
                  • müsabık [TUR10-0563780] (Bir spor dalında birbirini geçmeye çalışanlardan her biri, rekabet yanlısı olan kimse)
                    • yokuşçu [TUR10-0858580] (Özellikle tepe ve yamaçlı yollarda başarılı olan bisiklet yarışçısı)
                    • motokrosçu [TUR10-1101200] (Motokros yarışçısı)
                    • motorkrosçu [TUR10-0551190] (Motorkros yarışçısı)
                  • rallici [TUR10-0642060] (Ralliye katılan yarışmacı)
                • akran [TUR10-0116380] (Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri) peer [ENG31-09649426-n] (a person who is of equal standing with another in a group)
                  • yaşıt [TUR10-0246470] (Aynı yaşta olan kimselerden her biri)
                  • contemporary [ENG31-09979896-n] (a person of nearly the same age as another)
                  • hemşehri [TUR10-0339010] (Aynı memleketten olan kimse) townsman [ENG31-10739341-n] (a person from the same town as yourself)
                    • köydeş [TUR10-0485180] (Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri)
                    • kenttaş [TUR10-0441640] (Aynı kentten olan kimse)
                    • kenttaşlık [TUR10-1252860] (Kenttaş olma durumu)
                  • dindaş [TUR10-0206850] (Aynı dinden olan kimse)
                  • duygudaş [TUR10-0227050] (Bir konuda duyguları başkası ile aynı olan kimse)
                  • evdeş [TUR10-0259420] (Aynı evde oturanlardan her biri)
                • münevver [TUR10-0562610] (Aydın kimse) intellectual [ENG31-09644715-n] (a person who uses the mind creatively)
                  • akıl hocası [TUR10-0018220] (Birine yol gösterip akıl öğreten kimse)
                  • mentor [ENG31-10329163-n] (a wise and trusted guide and advisor)
                  • düşünür [TUR10-0231310] (Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse) thinker [ENG31-10727941-n] (an important intellectual)
                    • müçtehit [TUR10-0559570] (Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü)
                  • öğrenci [TUR10-0599250] (Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse) student [ENG31-10685137-n] (a learner who is enrolled in an educational institution)
                    • tıbbiyeli [TUR10-0772860] (Tıp fakültesinde okuyan öğrenci)
                    • medreseli [TUR10-0532120] (Medrese öğrencisi)
                    • mülkiyeli [TUR10-0561900] (Siyasal Bilgiler Okulu öğrencisi veya bu okulu bitirmiş kişi)
                    • evci [TUR10-0259190] (Tatil günlerini evinde geçiren yatılı öğrenci, er vb)
                    • stajyer [TUR10-0708670] (Staj yapan kimse)
                    • öğrenci [TUR10-0599260] (Özel ders alan kimse)
                    • izci [TUR10-0390040] (Dayanışma ve yardımlaşma duygularını geliştirmek, ruhça ve bedence güçlendirilmek için kamplarda ve okullarda eğitilen genç)
                    • intern [TUR10-1059210] (Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri)
                    • inek [TUR10-0374380] (Çok çalışan öğrenci)
                  • müzikolog [TUR10-0567600] (Müzik konularını bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman)
                  • musicologist [ENG31-10360974-n] (a student of musicology)
                  • okur [TUR10-0584720] (Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan) reader [ENG31-10528303-n] (a person who enjoys reading)
                    • kitap kurdu [TUR10-0464120] (Çok kitap okuyan, toplayan ve kitaplarla uğraşan kimse)
                    • bibliyoman [TUR10-1082640] (Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse)
                  • teorisyen [TUR10-0765200] (Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan kimse)
                  • theorist [ENG31-10726461-n] (someone who theorizes (especially in science or art))
                  • adam [TUR10-0007280] (Bir alanda derin bilgisi olan kimse)
                  • akıldane [TUR10-0878720] (Akıl veren kimse)
                  • halife [TUR10-0322920] (Çok iyi yetişmiş, eğitilmiş kimse)
                • inanan [TUR10-1230880] (Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı kimse) religious person [ENG31-09651570-n] (a person who manifests devotion to a deity)
                  • Budist [TUR10-0121190] (Budizm dininden olan kimse)
                  • Buddhist [ENG31-09703135-n] (one who follows the teachings of Buddha)
                  • Hristiyan [TUR10-0349350] (Hazreti İsa Peygamber'in dininden olan kimse) Christian [ENG31-09697405-n] (a religious person who believes Jesus is the Christ and who is a member of a Christian denomination)
                    • Katolik [TUR10-0429360] (Katolik mezhebinden olan kimse)
                    • Catholic [ENG31-09699321-n] (a member of a Catholic church)
                    • Protestan [TUR10-0636900] (Bu mezhebe bağlı olan kimse) Protestant [ENG31-09698712-n] (an adherent of Protestantism)
                      • Anglikan [TUR10-0036520] (İngiliz kilisesine bağlı olan kimse)
                      • Anglican [ENG31-09977771-n] (a Protestant who is a follower of Anglicanism)
                      • baptist [TUR10-0076840] (Protestan mezhebine bağlı kimse)
                    • havari [TUR10-0333400] (Hazreti İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği on iki yardımcısından her biri)
                    • hrıstiyan [TUR10-1252040] (Hazreti İsa'nın dininden olan kimse; İsevi; Nasrani)
                  • Müslüman [TUR10-0553380] (Hazreti Muhammed ümmetinden olan kimse) Muslim [ENG31-09701687-n] (a believer in or follower of Islam)
                    • halife [TUR10-0322880] (Hazreti Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse)
                    • caliph [ENG31-09906948-n] (the civil and religious leader of a Muslim state considered to be a representative of Allah on earth)
                    • imam [TUR10-0370800] (Cemaate namaz kıldıran kimse) imam [ENG31-10218870-n] ((Islam) the man who leads prayers in a mosque)
                      • köy imamı [TUR10-0485230] (Köydeki camide görevli imam)
                      • mahalle imamı [TUR10-0517820] (Mahalledeki mescitte veya camide görevli imam)
                      • başimam [TUR10-0082140] (Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam)
                      • mortocu [TUR10-0550790] (İmam)
                    • Sünni [TUR10-0716070] (Sünnet ehlinden olan kimse) Sunnite [ENG31-09702937-n] (a member of the branch of Islam that accepts the first four caliphs as rightful successors to Muhammad)
                      • Şafii [TUR10-0720810] (Bu mezhepten olan kimse)
                    • Şii [TUR10-0731250] (Şiilik mezhebinden olan kimse) Shiite [ENG31-09702684-n] (a member of the branch of Islam that regards Ali as the legitimate successor to Mohammed and rejects the first three caliphs)
                      • Rafızi [TUR10-0640950] (Rafıziliği benimseyen kimse)
                    • sufi [TUR10-1060400] (Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı'ya adamış kimse)
                    • Sufi [ENG31-10691810-n] (a Muslim who represents the mystical dimension of Islam)
                    • alevi [TUR10-0026740] (Aleviliğe bağlı kimse)
                    • hacı [TUR10-0319460] (Kudüs, Efes, Mekke vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan kişi)
                    • hajji [ENG31-10175844-n] (an Arabic term of respect for someone who has made the pilgrimage to Mecca)
                    • Batıni [TUR10-0085140] (Bâtıniye mezhebinden olan kimse)
                    • cemaat [TUR10-0135200] (Bir imama uyup namaz kılan kişiler)
                    • Şia [TUR10-0730750] (İslamiyette Hazreti Ali'ye yandaş olanlar)
                    • sünnet ehli [TUR10-0715990] (Müslümanlıkta Hazreti Muhammed'in koyduğu kuralları olduğu gibi uygulayan, onun izinden giden kimse)
                    • Rufai [TUR10-0649540] (Rufailik tarikatından olan kimse)
                    • Hanbeli [TUR10-0325690] (Bu mezhepten olan kimse)
                    • hanbelilik [TUR10-1251670] (Hanbeli mezhebinden olma durumu)
                    • Hanefi [TUR10-0325980] (Bu mezhepten olan kimse)
                    • hatip [TUR10-0332040] (Cuma ve bayram namazından önce camilerde hutbe okuyan kimse)
                  • peygamber [TUR10-0829810] (İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse) prophet [ENG31-10503475-n] (someone who speaks by divine inspiration)
                    • Hazreti Muhammed [TUR10-1233030] (- 570 - 8 Haziran 632 tarihleri arasında yaşamış, İslam'ın kurucusu ve merkezindeki kişi)
                    • ahir zaman peygamberi [TUR10-0015510] (Müslümanlarca son peygamber olduğuna inanılan Hazreti Muhammed)
                    • Hazreti İbrahim [TUR10-1232950] (İslam'a göre bir peygamber, Yahudilik ve Hristiyanlık'a göre bir din büyüğü sayılan, MÖ 2000 ve MÖ 1500 arasında yaşadığı varsayılan kişi)
                    • Abraham [ENG31-10827091-n] (the first of the Old Testament patriarchs and the father of Isaac)
                    • enbiya [TUR10-1020960] (Nebiler, kendilerine kitap indirilmemiş peygamberler)
                    • deyi [TUR10-0201040] (Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul; logos)
                    • Son [ENG31-09560255-n] (the divine word of God)
                    • buda [TUR10-1253590] (MÖ 563-483 arasında Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm'in kurucusu)
                    • Hızır [TUR10-0343100] (Halk inanışlarına göre ölümsüzlüğe kavuşmuş olduğuna inanılan peygamber)
                  • inanan [TUR10-1231310] (İnancı olan, imanlı, itikatlı, mutekit) believer [ENG31-09867135-n] (a person who has religious faith)
                    • tek tanrıcı [TUR10-0759820] (Evreni, doğayı ve toplumu yaratıp yöneten, her şeye gücü yeten tek bir tanrı bulunduğuna inanan kimse)
                    • monotheist [ENG31-10349292-n] (a believer in one god)
                    • rahibe [TUR10-0641420] (Kadın rahip)
                    • nun [ENG31-10387708-n] (a woman religious)
                    • kitap ehli [TUR10-0464090] (Yahudi veya Hristiyan olan kimse)
                    • ehlisünnet [TUR10-0237910] (Hazreti Muhammed'in sünnetini yerine getirenler)
                    • ahiret adamı [TUR10-0015430] (Dünya işlerinden el çekip sürekli ibadetle uğraşan kimse)
                  • Yahudi [TUR10-0099200] (Hazreti Musa'nın dinine bağlı olan kimse) Jew [ENG31-09700747-n] (a person belonging to the worldwide group claiming descent from Jacob (or converted to it) and connected by cultural or religious ties)
                    • boliçe [TUR10-0112640] (Yahudi kadını)
                    • İbrani [TUR10-0357340] (Eski Yahudilere verilen ad)
                  • Maliki [TUR10-0522020] (Bu mezhepten olan kimse)
                  • teist [TUR10-1156450] (Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanan)
                  • taocu [TUR10-1152150] (Taoculuk yanlısı)
                  • duacı [TUR10-0224150] (Tanrı'ya yalvaran kimse)
                  • duahan [TUR10-0224160] (Dua okuyucu)
                  • tevhit ehli [TUR10-0771570] (Allah'ın birliğine inananlar)
                  • sahabe [TUR10-0049190] (Hazreti Muhammed'i görmüş, ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar)
                  • Yezidi [TUR10-0853350] (Bu mezhepten olan kimse)
                  • Bahai [TUR10-0070760] (Bahailik yanlısı kimse)
                  • şintocu [TUR10-1147770] (Şintoculuk yanlısı)
                  • Mecusi [TUR10-0531710] (Mecus dininden olan kimse; Zerdüşti)
                  • Şamanist [TUR10-0722650] (Kuzey ve Orta Asya'da Türkler, diğer kıtalarda da başka topluluklar arasında günümüze kadar süregelen doğaya tapma, doğaüstü ruhlara inanma temeline dayalı dine inanan kimse)
                  • Şaman [TUR10-0722580] (Bu dine mensup olan kimse)
                  • Ortodoks [TUR10-0592780] (Bu mezhebe bağlı olan kimse)
                  • Sih [TUR10-0691790] (Hindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk)
                  • gayrimüslim [TUR10-0284870] (Müslüman olmayan kimse)
                • istenmeyen kimse [TUR10-1246780] () unwelcome person [ENG31-09654317-n] (a person who for some reason is not wanted or welcome)
                  • sevimsiz insan [TUR10-1246790] () unpleasant person [ENG31-09654651-n] (a person who is not pleasant or agreeable)
                    • numaracı [TUR10-0580380] (Düzenbaz, hileci, yalan dolanla iş gören kimse)
                    • hustler [ENG31-10214185-n] (a shrewd or unscrupulous person who knows how to circumvent difficulties)
                    • it [TUR10-0386930] (Değersiz, terbiyesiz kimse)
                    • asshole [ENG31-09834593-n] (insulting terms of address for people who are stupid or irritating or ridiculous)
                    • megaloman [TUR10-0532520] (Megalomaniye tutulmuş olan, kendini çok büyük gören kimse)
                    • megalomaniac [ENG31-10326163-n] (a pathological egotist)
                    • karın ağrısı [TUR10-0420630] (Çekilmeyen, sevilmeyen kimse)
                    • pain [ENG31-10411212-n] (a bothersome annoying person)
                    • püsküllü bela [TUR10-0639410] (Büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey)
                    • pest [ENG31-10439375-n] (a persistently annoying person)
                    • herif [TUR10-0339660] (Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse)
                    • rotter [ENG31-10559272-n] (a person who is deemed to be despicable or contemptible)
                    • piç kurusu [TUR10-0627210] (Soysuz ve yaramaz kimse)
                    • terror [ENG31-10722132-n] (a very troublesome child)
                    • hanım evladı [TUR10-0326230] (Piç)
                    • hanım evladı [TUR10-0326220] (Nazlı büyütülmüş, çıtkırıldım kimse)
                    • sissy [ENG31-10622786-n] (a timid man or boy considered childish or unassertive)
                    • gemi aslanı [TUR10-0290780] (Gösterişi yerinde olduğu hâlde hiçbir işe yaramayan adam)
                    • front man [ENG31-10133352-n] (a person used as a cover for some questionable activity)
                    • berduş [TUR10-0094400] (Başıboş, serseri kimse)
                    • tramp [ENG31-10742949-n] (a vagrant)
                    • fesatçı [TUR10-0269200] (Arabozan)
                    • troublemaker [ENG31-10750901-n] (someone who deliberately stirs up trouble)
                    • yerden bitme [TUR10-0850150] (Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş kimse)
                    • upstart [ENG31-10760525-n] (a person who has suddenly risen to a higher economic status but has not gained social acceptance of others in that class)
                    • akıl kumkuması [TUR10-0018260] (Çokbilmiş kimse)
                    • zıpçıktı [TUR10-0874550] (Görgüsüz, fırsatçı kimse)
                    • zibidi [TUR10-0875450] (Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse)
                    • malumatfuruş [TUR10-0522620] (Bilgiçlik taslayan)
                    • ekin iti [TUR10-0238470] (Başını dik tutup herkese yüksekten bakan kimse)
                    • ekabir [TUR10-0238210] (Kendini beğenmiş kimse)
                    • firavunluk [TUR10-0274920] (Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse olma durumu)
                    • cudam [TUR10-0142740] (Beceriksiz, güçsüz, görgüsüz kimse)
                    • akıl hocası [TUR10-0018250] (Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse)
                    • aktrol [TUR10-1250430] (Devlet destekli anonim internet siyasi yorumcuları ve Türkiye'de Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından işe alınan troller)
                    • kütük [TUR10-0504540] (Görgüsüz, kaba kimse)
                  • fesat kumkuması [TUR10-0269220] (Fesat kaynağı, ortaklığı karıştırmayı huy edinmiş, kötülük peşinde koşan kimse) troublemaker [ENG31-10750901-n] (someone who deliberately stirs up trouble)
                    • tahrikçi [TUR10-0738280] (Tahrik eden kimse)
                    • agitator [ENG31-09798224-n] (one who agitates)
                    • mahşer midillisi [TUR10-0519310] (Kısa boylu, fitneci kimse)
                    • cazgır [TUR10-0133690] (Fitneci)
                    • çaşıt [TUR10-0152680] (Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kimse)
                    • çatışmacı [TUR10-0987280] (Çatışma çıkaran kimse)
                    • çekiştirici [TUR10-0157110] (Söz getirip götüren, arkadan çekiştiren, bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp döken kimse)
                    • dolduruşçu [TUR10-1011590] (İnsanı dolduruşa getirmeyi alışkanlık edinen kimse)
                    • karaçalı [TUR10-0415750] (İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kimse)
                  • kötü insan [TUR10-1246540] () bad person [ENG31-09851208-n] (a person who does harm to others)
                    • fail [TUR10-0263140] (Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse) wrongdoer [ENG31-09657157-n] (a person who transgresses moral or civil law)
                      • gangster [TUR10-0283000] (Yasa dışı işler yapan çete üyesi)
                      • hood [ENG31-10203700-n] (an aggressive and violent young criminal)
                      • yardakçı [TUR10-0836140] (Kötü işlerde birine yardım eden kimse)
                      • abettor [ENG31-09775380-n] (one who helps or encourages or incites another)
                      • katil [TUR10-0428490] (İnsan öldüren kimse; cani) killer [ENG31-10250784-n] (someone who causes the death of a person or animal)
                        • cellat [TUR10-0135060] (Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse)
                        • hangman [ENG31-10179208-n] (an executioner who hangs the condemned person)
                        • suikastçı [TUR10-0711130] (Suikast yapan kimse)
                        • assassin [ENG31-09833101-n] (a murderer (especially one who kills a prominent political figure) who kills by a surprise attack and often is hired to do the deed)
                        • cani [TUR10-0456880] (Cinayet işlemiş olan kimse)
                        • cutthroat [ENG31-10005107-n] (someone who murders by cutting the victim's throat)
                        • kiralık katil [TUR10-0770950] (Bir kimseyi öldürmek için bir başkası tarafından tutulan kimse)
                        • gunman [ENG31-10171603-n] (a professional killer who uses a gun)
                        • seri katil [TUR10-0678830] (Aynı tarzda ve çok sayıda cinayet işleyen kimse)
                        • kanlı katil [TUR10-0410270] (Çok insan öldürmüş veya birini vahşice öldürmüş kimse)
                        • canlı bomba [TUR10-0981860] (Üzerindeki patlayıcı maddeleri suikast yapmak amacıyla kullanan kimse)
                        • suikastçi [TUR10-1255120] (Suikast düzenleyen, yapan kimse)
                        • infazcı [TUR10-0374540] (Öldürme veya cezalandırma işini yapan kimse)
                      • suç işleyen kimse [TUR10-1246530] ()
                      • wrongdoer [ENG31-09657157-n] (a person who transgresses moral or civil law)
                      • kundakçı [TUR10-0491020] (Yangın çıkarmak için kundak koyan kimse)
                      • arsonist [ENG31-09830112-n] (a criminal who illegally sets fire to property)
                      • haraççı [TUR10-0327110] (Haraç toplamakla görevli olan kimse)
                      • şantajcı [TUR10-0723320] (Şantaj yapan kimse)
                      • blackmailer [ENG31-09877705-n] (a criminal who extorts money from someone by threatening to expose embarrassing information about them)
                      • maganda [TUR10-0517180] (Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse)
                      • bully [ENG31-09898763-n] (a cruel and brutal fellow)
                      • komplocu [TUR10-0470870] (Komplo kuran kimse)
                      • conspirator [ENG31-09978371-n] (a member of a conspiracy)
                      • kalpazan [TUR10-0405640] (Sahte para basan veya piyasaya süren kimse)
                      • forger [ENG31-10124854-n] (someone who makes copies illegally)
                      • hırsız [TUR10-1231290] (Başkasının malını çalan kimse)
                        • yankesici [TUR10-0136240] (Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, yavaşça bir şeyler çalan kimse)
                        • pickpocket [ENG31-10451671-n] (a thief who steals from the pockets or purses of others in public places)
                        • aşırmacı [TUR10-0053540] (Başkasına ait olan bir şeyi izinsiz alan kimse)
                        • plagiarist [ENG31-10457029-n] (someone who uses another person's words or ideas as if they were his own)
                        • baskıncı [TUR10-0079770] (Baskın yapan kimse)
                        • plunderer [ENG31-10462744-n] (someone who takes spoils or plunder (as in war))
                        • soyguncu [TUR10-0704650] (Soygun yapan kimse)
                        • robber [ENG31-10554143-n] (a thief who steals from someone by threatening violence)
                        • açık kapı hırsızı [TUR10-0918620] (Her yere girip çıkan, her bulduğunu, gördüğünü alıp giden kimse)
                        • kapkaççı [TUR10-0413720] (Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse)
                        • gaspçı [TUR10-1029170] (Gasp yapan kimse)
                          • kıray [TUR10-0450120] (Yol kesen; asi)
                        • kamyon faresi [TUR10-1068760] (Yük taşıyan kamyonlarda saklanıp fırsatını bulduğunda mal çalan kimse)
                        • keskinci [TUR10-1078480] (Kalabalık yerlerde cepleri jiletle keserek hırsızlık yapan kimse)
                        • eşkıya [TUR10-1250200] (Dağda, kırda yol kesen hırsızlar, haydutlar)
                        • anahtarcı [TUR10-0034660] (Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse)
                        • karmanyolacı [TUR10-0422150] (Karmanyola yoluyla adam soyan kimse)
                        • uğru [TUR10-0797320] (Hırsız)
                        • aşırmacı [TUR10-0053550] (Başka bir yazarın eserinden konu veya biçim alan kimse)
                        • yolkesen [TUR10-0859080] (Yolda engelleme yapıp soygun düzenleyen)
                        • ayıngacı [TUR10-0061450] (Tütün kaçakçısı)
                        • çalı kakıcı [TUR10-0147310] (Eşkıya bozuntusu)
                        • otel faresi [TUR10-0593640] (Otel, motel vb. kuruluşlarda hırsızlık yapan kimse)
                      • elebaşı [TUR10-0678510] (Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse)
                      • ringleader [ENG31-10551395-n] (a person who leads (especially in illicit activities))
                      • kaçakçı [TUR10-0394910] (Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse) smuggler [ENG31-10634850-n] (someone who imports or exports without paying duties)
                        • vergi kaçakçısı [TUR10-0817690] (Vergi kaçıran kimse)
                      • adi suçlu [TUR10-0008750] (Basit suçları işleyen kimse)
                      • kalebent [TUR10-0402530] (Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu)
                      • teşhirci [TUR10-0770320] (Cinsel organlarını göstermeyi, sergilemeyi seven)
                      • gangster [TUR10-0283010] (Herhangi bir çıkar için her türlü kötülüğü yapan kimse)
                      • kopyacı [TUR10-0475080] (Özgün eser vermeyip başkalarının eserlerini kopya eden kimse)
                      • sanık [TUR10-1255090] (Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse, maznun)
                      • kara paracı [TUR10-0417600] (Kara parayla uğraşan kimse)
                      • trafik canavarı [TUR10-1164040] (Trafik kurallarını sürekli hiçe sayan kimse)
                      • asker kaçağı [TUR10-0050240] (Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağından ayrılan veya oraya gitmekten kaçan kimse) deserter [ENG31-10026496-n] (a person who abandons their duty (as on a military post))
                        • bakaya [TUR10-0071710] (Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar)
                      • maznun [TUR10-1254550] (Sanık)
                      • cerrar [TUR10-0136920] (Zorla para alan kimse)
                      • muhacim [TUR10-0552960] (Saldıran; saldırıcı)
                      • potansiyel suçlu [TUR10-0634420] (Suçlu olduğu varsayılan veya tahmin edilen kimse)
                      • pranga mahkûmu [TUR10-0635210] (Ağır ceza olarak ayaklarına kalın zincir takılması cezası almış kimse)
                      • harami [TUR10-1251980] (Hırsız, haydut, eşkıya)
                        • şaki [TUR10-1251780] (Haydut)
                        • korsan [TUR10-0194000] (Düşman veya kendi ulusunun gemilerine saldıran deniz haydutu) pirate [ENG31-10455134-n] (someone who robs at sea or plunders the land from the sea without having a commission from any sovereign nation)
                          • izbandut [TUR10-0389980] (Rum korsanı)
                    • istismarcı [TUR10-0383630] (Birinin iyi niyetini kötüye kullanan kimse)
                      • fortçu [TUR10-0278520] (Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse)
                      • cinsel sapık [TUR10-0984180] (Cinsellik açısından aykırı eğilimleri olan kimse)
                        • pedofil [TUR10-1118680] (Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan kimse)
                        • pedophile [ENG31-10432414-n] (an adult who is sexually attracted to children)
                    • sömürücü [TUR10-0383640] (Sömürüyü gerçekleştiren) exploiter [ENG31-10092334-n] (a person who uses something or someone selfishly or unethically)
                      • din baronu [TUR10-1008170] (Dinî duyguları kendi çıkarı için sömürüp zenginleşen kimse)
                      • yüzücü [TUR10-0868540] (Birini sömüren kimse)
                    • çapulcu [TUR10-0150950] (Başkasının malını alan, yağma, talan eden kimse)
                    • marauder [ENG31-10312833-n] (someone who attacks in search of booty)
                    • yağmacı [TUR10-0825080] (Yağma eden kimse veya ordu) marauder [ENG31-10312833-n] (someone who attacks in search of booty)
                      • ılgarcı [TUR10-0352790] (Ilgarla düşman toprağına saldıran kimse)
                    • sabotajcı [TUR10-0075420] (Bir işi veya durumu bilinçli ve kasıtlı olarak bozup zarara yol açan davranışta bulunan kimse)
                    • saboteur [ENG31-10564305-n] (someone who commits sabotage or deliberately causes wrecks)
                    • şerir [TUR10-0729010] (Kötü, kötülükçü, fesat kimse)
                    • sinner [ENG31-10620486-n] (a person who sins (without repenting))
                    • vatan haini [TUR10-0815630] (Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak onun aleyhinde iş gören kimse)
                    • tertipçi [TUR10-0768740] (Bir amaca ulaşmak için kötü bir hareket veya durum düzenleyen kimse)
                    • telefon sapığı [TUR10-1157490] (Telefonla sürekli tacizde bulunan kimse)
                    • çürük elma [TUR10-0994540] (Karaktersiz, yalancı, sahtekâr kimse)
                    • derebeyi [TUR10-0195720] (Zorba)
                    • domuz [TUR10-0217860] (Hain, aksi, ters, inatçı kimse)
                    • esnaf [TUR10-0254070] (Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse)
                    • angaryacı [TUR10-0036480] (Başkasına ücretsiz iş yaptıran kimse)
                    • kundakçı [TUR10-0491040] (Ara bozucu)
                    • kumkuma [TUR10-0490480] (Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay, olgu veya yer)
                    • at hırsızı [TUR10-0055370] (Kılık kıyafeti ve davranışları güven vermeyen kimse)
                    • ayartıcı [TUR10-0060280] (Baştan çıkaran, doğru yoldan saptıran, ayartan kimse)
                    • balçık [TUR10-0073610] (Güçlük çıkartan)
                    • şeytan [TUR10-0729570] (Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse)
                    • soytarı [TUR10-0705000] (Hileci, yaltak kimse)
                    • haşerat [TUR10-0331020] (Değersiz ve zararlı kimseler)
                  • üçkağıtçı [TUR10-0806390] (Yalancı, dolandırıcı) deceiver [ENG31-10017621-n] (someone who leads you to believe something that is not true)
                    • dolandırıcı [TUR10-0216000] (Birini aldatarak mal veya parasını alan kimse) swindler [ENG31-09974494-n] (a person who swindles you by means of deception or fraud)
                      • zarfçı [TUR10-0613290] (Sokaklarda iskambil kâğıtlarıyla halkı dolandıran bir tür dolandırıcı)
                      • zarfçı [TUR10-0870770] (Tenha bir yolda yere zarf bırakan, sonra da zarfı bulup alan kimseyi suçlayarak ve onun üstünü başını zorla arayarak zarf içindeki parayı ve o arada el çabukluğuyla diğer değerli şeyleri de alan hırsız; papelci)
                      • kaparozcu [TUR10-0412560] (Yolsuzca veya zorla birinin malını ele geçiren kimse)
                      • manitacı [TUR10-0524210] (Manitacılıkla para sızdıran dolandırıcı)
                      • kofti [TUR10-1082970] (Sahtekâr, dolandırıcı kimse)
                      • fırıldakçı [TUR10-0271080] (Düzen çeviren, dolap çeviren kimse; düzenci)
                      • tokatçı [TUR10-0779050] (Dolandırıcı)
                      • üçkağıtçı [TUR10-0806380] (Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyunu oynatan kimse)
                    • şarlatan [TUR10-0724500] (Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse)
                    • mountebank [ENG31-10354495-n] (a flamboyant deceiver)
                    • yalancı [TUR10-0827960] (Yalan söylemeyi huy edinmiş olan kimse) liar [ENG31-10276234-n] (a person who has lied or who lies repeatedly)
                      • uydurmacı [TUR10-0802010] (Uyduran kimse; palavracı)
                      • storyteller [ENG31-10679772-n] (someone who tells lies)
                      • kıtırcı [TUR10-0455580] (Çok yalan söyleyen kimse)
                      • entel [TUR10-0248580] (Sahte aydın)
                      • atıcı [TUR10-0055390] (Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen kimse)
                      • yalan makinesi [TUR10-0828310] (Çok kolay ve sık yalan söyleyebilen kimse)
                      • perdahçı [TUR10-0623290] (Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışan kimse)
                    • acyocu [TUR10-0003720] (Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse)
                    • kafesçi [TUR10-0398100] (Birini aldatarak çıkar sağlayan kimse)
                    • kaldırımcı [TUR10-0402080] (Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse)
                    • kalpazan [TUR10-0405650] (Yalan ve hile ile iş gören kimse)
                    • kampanacı [TUR10-0407330] (Düzenbaz; hilekâr; sahtekâr)
                    • madikçi [TUR10-0516840] (Hile yapan, hileci kimse)
                    • malın gözü [TUR10-0521890] (Aşağılık ve düzenci kimse)
                    • taslak [TUR10-0749220] (Herhangi bir konuda başaramayacağı bir işe girişen veya kendini o işin ustası olarak kabul ettirmeye çalışan kimse)
                    • kırlangıç [TUR10-0452090] (Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim)
                    • tel cambazı [TUR10-0760400] (Çok kaypak davranan kimse)
                    • dalavereci [TUR10-0009610] (Çıkarı için hileye başvuran kimse)
                      • kolpocu [TUR10-0469410] (Dalavereci)
                      • aynacı [TUR10-0062550] (Hileci, işine hile karıştıran kimse)
                    • dolapçı [TUR10-0216310] (Hileci; düzenci)
                    • dolmacı [TUR10-1011680] (Hileci)
                    • üfürükçü [TUR10-0807070] (Okuyup üfleyerek hastalıkları savdığını ileri süren ve böylece bilgisiz kimseleri dolandıran düzenbaz kimse)
                    • blöfçü [TUR10-0110790] (Blöf yapan kimse)
                    • harp zengini [TUR10-0329510] (Savaş sırasında yolsuz kazançlar sağlayarak kısa sürede zengin olan kimse)
                  • salak [TUR10-0659250] (Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan kimse)
                  • dumbbell [ENG31-10059116-n] (an ignorant or foolish person)
                  • istilacı [TUR10-0383180] (İstila eden kimse, devlet)
                  • invader [ENG31-10233732-n] (someone who enters by force in order to conquer)
                  • pezevenk [TUR10-0184610] (Gizli ve yasal olmayan cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse) pimp [ENG31-10453501-n] (someone who procures customers for whores (in England they call a pimp a ponce))
                    • randevucu [TUR10-0642360] (Randevuevi işleten kimse)
                  • vurguncu [TUR10-0821720] (Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden kimse)
                  • speculator [ENG31-10653473-n] (someone who risks losses for the possibility of considerable gains)
                  • döküntü [TUR10-0220750] (Bir topluluktan geri kalmış kimseler)
                  • straggler [ENG31-10680168-n] (someone who strays or falls behind)
                  • abartıcı [TUR10-0000560] (Bir şeyi olduğundan büyük veya çok gösterme huyunda olan kimse)
                  • ağız kahyası [TUR10-0013540] (Birinin söyleyeceği sözlere karışan kimse)
                  • baba dostu [TUR10-0066470] (Hiçbir yardımda bulunmayan, hayırsız çıkan eski tanıdık kimse)
                  • hacker [TUR10-1042700] (Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusundaki bilgisini gizli verilere ulaşmak, ağlar üzerinde yasal olmayan zarar verici işler yapmak için kullanan kimse)
                  • kaldırım kabadayısı [TUR10-0402130] (Basit, seviyesiz veya ucuz kahramanlık gösterisinde bulunan kimse)
                  • kaldırım mühendisi [TUR10-0402150] (İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşan kimse)
                  • karabatak [TUR10-0415400] (Borcunu ödemeyen kimse)
                  • mahalle karısı [TUR10-0517840] (Görgüsüz, kavgacı kadın)
                  • mal [TUR10-0521530] (Bayağı, aşağılık, kötü kimse)
                  • ekici [TUR10-0238350] (Birini uydurma bir sebeple bırakıp giden, atlatan kimse)
                  • ekti püktü [TUR10-0240710] (Bir eve dadanan asalak kimse)
                  • eşek [TUR10-0255300] (Kaba, yeteneksiz, inatçı kimse)
                  • çapaçulcu [TUR10-0150060] (Serseri, başıboş kimse)
                  • çatlak zurna [TUR10-0154120] (Çirkin sesli, geveze, boşboğaz kimse)
                  • çakal [TUR10-0145440] (Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse)
                  • çeper [TUR10-0159830] (Ahlaksız, huysuz, geçimsiz kimse)
                  • çıbanbaşı [TUR10-0162240] (Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse)
                  • çöp arabası [TUR10-0174840] (İşe yaramaz, değersiz, kaba saba kimse)
                  • dağ ayısı [TUR10-0177620] (Şehir yaşayışına alışmamış çok kaba kimse)
                  • dalgacı mahmut [TUR10-0995720] (Yapılması gerekli bir işi benimsemeyen kimse; kaytarıcı)
                  • dalgıç [TUR10-0180600] (Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse)
                  • dediğim dedikçi [TUR10-0186770] (Her isteğini yaptıran, inatçı, iddiacı kimse)
                  • dedikoducu [TUR10-0186800] (Çok dedikodu yapan, dillek kimse)
                  • dedikodu kumkuması [TUR10-0186820] (İşi gücü dedikodu olan kimse)
                  • döküntü [TUR10-0220790] (Değersiz, bayağı, ayak takımından olan kimse)
                  • anaforcu [TUR10-0034460] (Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse)
                  • arbedeci [TUR10-0043620] (Gürültülü kavga yapan, patırtı çıkaran kimse)
                  • art niyetli [TUR10-0048050] (Art niyeti olan, art niyet besleyen)
                  • asıntı [TUR10-0049600] (Sırnaşan, tebelleş olan kimse)
                  • safra [TUR10-0654740] (Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse)
                  • sarı çıyan [TUR10-0665980] (Sinsi, hain sarışın kimse)
                  • kaba sofu [TUR10-0393810] (Dinî kuralları yanlış yorumlayarak ibadet ve düşüncede aşırılığa kaçan kimse)
                  • kakıntı [TUR10-0400460] (Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse)
                  • kalp akçe [TUR10-0405580] (Yaramaz kimse)
                  • kara çıyan [TUR10-1070890] (Sinsi, hain esmer kimse)
                  • kargaşacı [TUR10-0419930] (Kargaşa çıkaran kimse)
                  • ukala dümbeleği [TUR10-0797800] (Aklı ermediği hâlde her konuda fikir yürüten, bilir bilmez her şeye karışan kimse; zevzek)
                  • ham ervah [TUR10-0324780] (Yersiz, yakışıksız söz ve davranışları olan kimse; çiğ adam)
                  • yönlendirici [TUR10-1187530] (İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen, manipülatör)
                  • avara [TUR10-0057800] (Avare)
                  • ayrımcı [TUR10-0063670] (Ayrım yapan kimse)
                  • bal kabağı [TUR10-0953950] (Aptal, beyinsiz kimse)
                  • pumpkin [ENG31-07751486-n] (usually large pulpy deep-yellow round fruit of the squash family maturing in late summer or early autumn)
                  • yanıltmacı [TUR10-0831750] (Yanlış yargılamada bulunan kimse)
                  • baskıcı [TUR10-0079650] (Kısıtlayıcı)
                  • kısıtlayıcı [TUR10-0454180] (Kısıtlayan, kısıt altına alan kimse)
                  • bayır turpu [TUR10-0086610] (Kaba, terbiyesiz erkek)
                  • bezdirici [TUR10-0098710] (Usanç veren kimse veya şey)
                  • bilgiç [TUR10-0103080] (Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen kimse)
                  • bostan bozuntusu [TUR10-0114610] (Korkak, yüreksiz, işe yaramaz adam)
                  • bölücü [TUR10-0119250] (Bir siyasi partinin birliğini parçalamayı, bozmayı amaç edinen kimse)
                  • bulaşık adam [TUR10-0122820] (Yolsuz, uygunsuz işler yapan, sataşma alışkanlığı olan kimse)
                  • cehennem kütüğü [TUR10-0134660] (Cehennemde yanmaya yaraşır kimse)
                  • cehennem zebanisi [TUR10-0134750] (Zalim, acımasız kimse)
                  • çığırtkan [TUR10-0162530] (Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse)
                  • çiçek [TUR10-0166280] (Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse)
                  • fetvacı [TUR10-0269680] (Gereksiz yerde ve olmayacak emirler veren kimse)
                  • fitilci [TUR10-0275790] (Kargaşalık çıkaran kimse)
                  • frigo [TUR10-0280140] (Sevimsiz, soğuk kimse)
                  • haraççı [TUR10-0327100] (Bir yerden veya kimseden zor kullanarak para sızdıran kimse)
                  • racketeer [ENG31-10522840-n] (someone who commits crimes for profit (especially one who obtains money by fraud or extortion))
                  • haymana öküzü [TUR10-0335810] (İri yarı ve tembel, işe yaramaz kimse)
                  • hırıltıcı [TUR10-0341870] (Geçimsizlik çıkaran, geçimsiz kimse)
                • kullanıcı [TUR10-1232870] (Herhangi bir dizgeye göre, o dizgenin sağladığı işlevlerden yararlanmak üzere dizgeyle etkileşime giren kişi ya da kuruluş) user [ENG31-10761247-n] (a person who makes use of a thing)
                  • tüketici [TUR10-0564850] (Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen kimse) consumer [ENG31-09635878-n] (a person who uses goods or services)
                    • içici [TUR10-0358840] (İçme işini yapan kimse) drinker [ENG31-10054339-n] (a person who drinks liquids)
                      • yarımcı [TUR10-1179030] (Sigarayı yarısına kadar içip zararından korunduğuna inanan tiryaki)
                      • ispirtocu [TUR10-0381240] (İspirto içen kimse)
                    • müşteri [TUR10-0565710] (Hizmet ya da mal alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse) customer [ENG31-10004189-n] (someone who pays for goods or services)
                      • abone [TUR10-0001350] (Parasını önceden ödeyerek süreli yayınları alıcı olma işi)
                      • subscriber [ENG31-10689922-n] (someone who contracts to receive and pay for a service or a certain number of issues of a publication)
                      • abone [TUR10-0001360] (Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse)
                      • subscriber [ENG31-10689922-n] (someone who contracts to receive and pay for a service or a certain number of issues of a publication)
                      • yağlı müşteri [TUR10-0825020] (Bol paralı, çok alışveriş yapan müşteri)
                      • siparişçi [TUR10-0695680] (Sipariş veren kimse)
                    • vejetaryen [TUR10-0816790] (Et ve et türevlerinin tüketilmediği beslenme biçimini uygulayan kimse)
                    • vegetarian [ENG31-10766787-n] (eater of fruits and grains and nuts)
                    • kolacı [TUR10-0467780] (Kola seven kimse)
                    • ekmek düşmanı [TUR10-0239120] (Bir ailede geçimin sağlanmasına katılmayan tüketici durumdaki kişiler)
                    • vitrinci [TUR10-1174090] (Alışveriş yapmaksızın vitrinlere bakmayı seven kimse)
                    • düşman [TUR10-0230550] (Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse)
                  • bisikletçi [TUR10-0108720] (Bisikletle spor yapan kimse)
                  • cyclist [ENG31-10005719-n] (a person who rides a bicycle)
                • genç insan [TUR10-1246950] ()
                • juvenile [ENG31-09645219-n] (a young person, not fully developed)
                • talihsiz kimse [TUR10-1246960] () unfortunate [ENG31-09653829-n] (a person who suffers misfortune)
                  • rehine [TUR10-0644640] (Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse) hostage [ENG31-10207176-n] (a prisoner who is held by one party to insure that another party will meet specified terms)
                    • esir [TUR10-0252970] (Savaşta ele geçen düşman) prisoner [ENG31-10495671-n] (a person who is confined)
                      • dil [TUR10-0204870] (Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak)
                      • sakallı [TUR10-0657600] (Savaş tutsaklarının yaşı geçkin olanları)
                    • esire [TUR10-0253050] (Dişi tutsak)
                  • kurban [TUR10-0492130] (Bir kazada veya felakette ölen kimse) victim [ENG31-10771761-n] (an unfortunate person who suffers from some adverse circumstance)
                    • şehit [TUR10-0726630] (Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse) martyr [ENG31-10316493-n] (one who voluntarily suffers death as the penalty for refusing to renounce their religion)
                      • vazife şehidi [TUR10-1034670] (Görev başında şehit olan kimse)
                    • günah keçisi [TUR10-0315090] (Sürekli suçlanan, her gelenin öfkesini ondan çıkardığı kimse)
                    • scapegoat [ENG31-10574739-n] (someone who is punished for the errors of others)
                    • şamaroğlanı [TUR10-0722720] (Bütün kötü olayların sebebi sayılan, sürekli suçlu bulunan ve azarlanan kimse)
                    • scapegoat [ENG31-10574739-n] (someone who is punished for the errors of others)
                  • sinir hastası [TUR10-0694990] (Sinir hastalığına tutulmuş olan) neurotic [ENG31-10374597-n] (a person suffering from neurosis)
                    • ruh hastası [TUR10-0649850] (Ruh veya sinir hastalığına tutulmuş kişi)
                    • sociopath [ENG31-10509149-n] (someone with a sociopathic personality)
                    • sosyopat [TUR10-1232440] (Aşırı antisosyal tavır ve davranışlar sergilemesine neden olan bir kişilik bozukluğuna sahip kimse)
                    • sociopath [ENG31-10509149-n] (someone with a sociopathic personality)
                    • psikotik [TUR10-1232460] (Psikoza tutulmuş) psychotic [ENG31-10509726-n] (a person afflicted with psychosis)
                      • şizofren [TUR10-0733220] (Şizofreniye tutulmuş kimse)
                      • schizophrenic [ENG31-10576132-n] (someone who is afflicted with schizophrenia)
                      • paranoyak [TUR10-1232330] (Abartılı gurur, kuşku, sanrı, güvensizlik ve bencillikle belli olan bir ruh hastalığına tutulmuş kimse)
                      • paranoid [ENG31-10418069-n] (a person afflicted with paranoia)
                      • otist [TUR10-0593660] (İçine kapanık, psikolojik sorunları olan kimse)
                    • nevropat [TUR10-1254860] (Sinir hastası)
                  • dilenci [TUR10-0205370] (Israrla ve arsızca bir şeyi isteyen kimse)
                  • panhandler [ENG31-10416036-n] (a beggar who approaches strangers asking for money)
                  • tutuklu [TUR10-0790770] (Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse)) prisoner [ENG31-10495671-n] (a person who is confined)
                    • adembaba [TUR10-0008120] (Parasız, aç, en kötü durumdaki mahkûm)
                  • kurban [TUR10-0492140] (Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse)
                  • victim [ENG31-10771761-n] (an unfortunate person who suffers from some adverse circumstance)
                  • abdal [TUR10-0000790] (Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse)
                  • aceze [TUR10-0002480] (Âcizler, güçsüzler, düşkünler)
                    • fodlacı [TUR10-0277190] (Fodla ile geçinen kimse)
                  • afetzede [TUR10-0009680] (Afete uğramış, afet görmüş kimse)
                    • depremzede [TUR10-0195420] (Depremde zarar görmüş insan)
                    • selzede [TUR10-0675470] (Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse)
                  • pestil [TUR10-0624970] (Hasta)
                    • kalp hastası [TUR10-0405700] (Sürekli kalp rahatsızlığı çeken kimse)
                    • spastik [TUR10-0707870] (Beyin zedelenmesi yüzünden kasları kasılmış kimse)
                    • spastic [ENG31-10649455-n] (a person suffering from spastic paralysis)
                    • varisli [TUR10-0814460] (Varis rahatsızlığı olan kimse)
                  • kurbanlık koyun [TUR10-0492200] (Başına geleceklerden habersiz olan kimse)
                  • komplo kurbanı [TUR10-0470890] (Kendisine komplo kurulan veya komploya uğrayan kimse)
                  • fakir fukara [TUR10-0263440] (Yoksullar, geçimini sağlamakta güçlük çekenler)
                  • felaketzede [TUR10-0267050] (Felakete uğramış kimse)
                  • canlı cenaze [TUR10-0132590] (Çok zayıf, bir deri bir kemik kalmış kimse)
                  • dilenci [TUR10-0205360] (Geçimini dilenerek sağlayan kimse) beggar [ENG31-09866418-n] (a pauper who lives by begging)
                    • goygoycu [TUR10-0300760] (Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse)
                  • dert küpü [TUR10-0197480] (Sorunları, sıkıntıları çok olan kimse)
                  • dert sahibi [TUR10-0197610] (Hasta kimse)
                  • dert sahibi [TUR10-0197600] (Üzüntüsü, sorunu olan kimse)
                  • dövizzede [TUR10-0223360] (Bankalara herhangi bir şey almak için dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse)
                  • kardiyak [TUR10-0419450] (Kalp hastalığı olan kimse)
                  • bankerzede [TUR10-0076290] (Banker ile olan iş ilişkilerinde zarara uğrayan kimse)
                  • bankerzedelik [TUR10-1248740] (Banker ile olan iş ilişkilerinde zarara uğrayan kimse)
                  • bankazede [TUR10-1248730] (Banka yüzünden mağdur olmuş kimse)
                  • barajzede [TUR10-1248750] (Baraj nedeniyle zarara uğramış kimse)
                  • gurbetzede [TUR10-0311380] (Gurbete düşmüş)
                • takipçi [TUR10-0740220] (Takip eden, izleyen kimse) follower [ENG31-10119144-n] (a person who accepts the leadership of another)
                  • evet efendimci [TUR10-0259550] (Kendine özgü bir düşüncesi olmadığından veya hoş görünmek için karşısındakinin her sözüne "evet efendim" diyen kimse)
                  • flunky [ENG31-10117861-n] (a person of unquestioning obedience)
                  • havari [TUR10-0333410] (Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse)
                  • disciple [ENG31-10035803-n] (someone who believes and helps to spread the doctrine of another)
                  • mürit [TUR10-0563480] (Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse) disciple [ENG31-10035803-n] (someone who believes and helps to spread the doctrine of another)
                    • Babai [TUR10-0066510] (Babailik tarikatından olan kimse)
                    • ahi [TUR10-0015360] (Ahilik ocağından olan kimse)
                    • lamacı [TUR10-0506620] (Budizm'in Orta Asya ve özellikle Tibet'te yaşayan biçimi yanlısı olan kimse)
                    • Kadiri [TUR10-0397200] (Kadirilik'e mensup olan kimse)
                    • Halveti [TUR10-0324280] (Bu tarikattan olan kimse)
                  • otlakçı [TUR10-0593700] (Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinen kimse; asalak)
                  • leech [ENG31-10272371-n] (a follower who hangs around a host (without benefit to the host) in hope of gain or advantage)
                  • taraftar [TUR10-0746100] (Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse)
                  • fan [ENG31-10097373-n] (an ardent follower and admirer)
                  • şaklaban [TUR10-0440300] (Dalkavuk) sycophant [ENG31-10704310-n] (a person who tries to please someone in order to gain a personal advantage)
                    • yaltak [TUR10-0829730] (Yaltaklanmayı huy edinen)
                    • apple polisher [ENG31-09820054-n] (someone who humbles himself as a sign of respect)
                    • koltukçu [TUR10-0469670] (Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse)
                  • kukla [TUR10-0488330] (Başkasının etkisinde olan, onun isteklerine göre davranan kimse)
                  • instrument [ENG31-10229217-n] (a person used by another to gain an end)
                  • kafatasçılık [TUR10-0397980] (Bir düşünce, inanç ve benzerine körü körüne bağlılık)
                  • köşe dönücü [TUR10-0484260] (Çıkarını, en kısa zamanda sonuç alacak biçimde düşünen kimse)
                  • dernekçi [TUR10-0197140] (Bir derneğe çok bağlı olan kimse)
                  • kuyruk [TUR10-0498590] (Birisinin arkasına takılıp hiç ayrılmayan kimse)
                  • ümmet [TUR10-0807720] (Hazreti Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü)
                  • peyrev [TUR10-0626210] (Başkasının izinden giden; izleyen; izleyici)
                  • şakşakçı [TUR10-0876050] (Bir kimseyi veya onun yaptığı her şeyi doğru bularak öven ve başkalarına da kabul ettirmeye çalışan kimse)
                  • plant [ENG31-10458237-n] (an actor situated in the audience whose acting is rehearsed but seems spontaneous to the audience)
                  • tayfa [TUR10-0753590] (Bir adamın yanında bulunan yardakçılar)
                • alıcı [TUR10-0027300] (Kendisine bir şey gönderilen kimse) recipient [ENG31-09651094-n] (a person who receives something)
                  • kleptoman [TUR10-0464740] (Kleptomaniye yakalanmış kimse)
                  • kleptomaniac [ENG31-10257496-n] (someone with an irrational urge to steal in the absence of an economic motive)
                • vasıfsız insan [TUR10-1230890] (Teknik eğitim almamış insan)
                • unskilled person [ENG31-09655462-n] (a person who lacks technical training)
                • reformcu [TUR10-1016350] (Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem yanlısı) reformer [ENG31-10534787-n] (a disputant who advocates reform)
                  • çevreci [TUR10-0161580] (Çevre kirliliği sorunlarıyla uğraşan kimse veya topluluk)
                  • environmentalist [ENG31-10080429-n] (someone who works to protect the environment from destruction or pollution)
                  • gösteri adamı [TUR10-0306850] (Gösteri yapan kimse, nümayişçi)
                  • demonstrator [ENG31-10022422-n] (someone who participates in a public display of group feeling)
                  • hippi [TUR10-0345950] (Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu)
                  • hippie [ENG31-10196106-n] (someone who rejects the established culture)
                  • ütopist [TUR10-0810950] (Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarılara veya düşüncelere kapılan, inanan kimse)
                  • Utopian [ENG31-10763013-n] (an idealistic (but usually impractical) social reformer)
                  • aktivist [TUR10-0878760] (Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme taraftarı kimse)
                  • militant [ENG31-10335495-n] (a militant reformer)
                  • özgürlük savaşçısı [TUR10-1231990] (Bağımsızlık için savaşan kimse)
                  • eylemci [TUR10-0261270] (Düşüncesini eylemi ile gerçekleştirmeye çalışan kimse)
                  • agitator [ENG31-09798224-n] (one who agitates)
                  • devrimci [TUR10-0200810] (İnkılapçı kimse)
                  • devrimci [TUR10-0200800] (Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, devrim yanlısı) revolutionist [ENG31-10546909-n] (a radical supporter of political or social revolution)
                    • devrimci [TUR10-0200790] (Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse)
                    • revolutionist [ENG31-10546909-n] (a radical supporter of political or social revolution)
                  • çiçek çocukları [TUR10-0991020] (Çağdaş toplumu eleştiren, özgürlük hareketlerini destekleyen, kendine özgü düşüncelerini sergileyen gençlik kesimi)
                • kahin [TUR10-0398990] (Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse) forecaster [ENG31-10122275-n] (someone who makes predictions of the future (usually on the basis of special knowledge))
                  • falcı [TUR10-0263850] (Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse) fortuneteller [ENG31-10125231-n] (a person who foretells your personal future)
                    • remilci [TUR10-0645270] (Kumla fala bakan kimse)
                  • astrolog [TUR10-0562560] (Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkaran kimse)
                  • astrologer [ENG31-09837221-n] (someone who predicts the future by the positions of the planets and sun and Moon)
                  • ispritizmacı [TUR10-0381400] (İspritizma ile uğraşan kimse; ruh çağırımcı)
                  • medium [ENG31-10325946-n] (someone who serves as an intermediary between the living and the dead)
                  • medyum [TUR10-0532230] (Ruh ötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse)
                  • medium [ENG31-10325946-n] (someone who serves as an intermediary between the living and the dead)
                  • büyücü [TUR10-1017270] (Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek için gizli işlem ve davranışlara başvuran kimse)
                  • sorcerer [ENG31-10645222-n] (one who practices magic or sorcery)
                  • kebzeci [TUR10-0437190] (Koyunların kürek kemiğine bakarak gelecekten haber verdiğini ileri süren kimse)
                • çalışan [TUR10-0985770] (Çalışma işini yapan kimse)
                  • patron [TUR10-0619290] (Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse) boss [ENG31-10123833-n] (a person who exercises control and makes decisions)
                    • hancı [TUR10-0325710] (Han işleten kimse)
                    • host [ENG31-10206393-n] (the owner or manager of an inn)
                    • konakçı [TUR10-0471340] (Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse)
                    • host [ENG31-10206393-n] (the owner or manager of an inn)
                    • otelci [TUR10-0593610] (Otel işleten kimse)
                    • host [ENG31-10206393-n] (the owner or manager of an inn)
                    • müdür [TUR10-0208420] (Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse) director [ENG31-10035230-n] (member of a board of directors)
                      • CEO [TUR10-1231450] (Yürütme kurulu başkanı veya genel müdür)
                      • chief executive officer [ENG31-09935806-n] (the corporate executive responsible for the operations of the firm)
                      • mal müdürü [TUR10-0522260] (Maliye Bakanlığının ilçelerdeki mal işlerini yürütmekle görevli memuru)
                      • eczacı mesul müdürü [TUR10-1016830] (Geçici süre için yasal olarak bir serbest eczacının sorumluluğunu üstlenen kimse)
                      • emniyet müdürü [TUR10-0246210] (İlin genel güvenliğinden valiye ve İçişleri Bakanına karşı sorumlu olan görevli)
                      • başmüdür [TUR10-0083330] (En üst düzeydeki müdür)
                      • nahiye müdürü [TUR10-0568420] (Bucaktaki en üst görevli)
                    • amir [TUR10-0033300] (Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse)
                      • ita amiri [TUR10-0033370] (Ödemeye yetkili kimse)
                      • idare amiri [TUR10-0360680] (Kurum veya kuruluşlarda yönetim birimlerinden sorumlu kimse)
                    • tiyatrocu [TUR10-0778560] (Tiyatro işleten, tiyatro sahibi kimse)
                    • patroniçe [TUR10-1118260] (İş sahibi kadın)
                  • işçi [TUR10-0384570] (Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse) employee [ENG31-10073616-n] (a worker who is hired to perform a job)
                    • afişçi [TUR10-0009900] (Afiş yapan kişi)
                    • zindancı [TUR10-0876480] (Zindan bekçisi)
                    • tayfa [TUR10-0753580] (Zeytin toplayan işçi)
                    • kapı halkı [TUR10-0413110] (Zengin ve büyük bir evde çalışanların bütünü)
                    • zeytinci [TUR10-0873610] (Zeytin ağacı yetiştiren kimse)
                    • kahya [TUR10-0446520] (Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse)
                      • sultan kethüdası [TUR10-0711910] (Padişahların ve şehzadelerin evlendirilen kızlarının dairelerindeki işlere bakan görevli)
                    • bükücü [TUR10-0127500] (Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse)
                    • ağdacı [TUR10-0011650] (Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse)
                    • ağcı [TUR10-0011600] (Ağ ile balık tutarak geçinen kimse)
                      • presçi [TUR10-0635620] (Pres kullanan kimse)
                      • planlamacı [TUR10-0630870] (Planlama işlerinde çalışan, planlama yapan kimse)
                    • akupunkturcu [TUR10-0929130] (Akupunktur yapan kimse)
                    • aksesuarcı [TUR10-0020940] (Aksesuarı hazırlayan kimse)
                    • akvaryumcu [TUR10-0929180] (Akvaryum işiyle uğraşan kimse)
                    • alçıcı [TUR10-0025510] (Alçı taşını çıkaran kimse)
                    • kameraman [TUR10-0156440] (Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse)
                    • cameraman [ENG31-09908991-n] (a photographer who operates a movie camera)
                    • yılkıcı [TUR10-0855420] (Yılkı işiyle uğraşan kimse)
                    • yıkayıcı [TUR10-0853790] (Yıkama işini yapan kimse) washer [ENG31-10788571-n] (someone who washes things for a living)
                      • ölü yıkayıcı [TUR10-0602490] (Dinî kurallara göre, ölüyü kefenlenmeden önce yıkayan kimse)
                    • yevmiyeci [TUR10-0853290] (Yevmiye ile çalışan kimse)
                    • servisçi [TUR10-0680620] (Yetkili serviste çalışan kimse, servis yapan kimse)
                    • dikici [TUR10-0203660] (Yeni yapılan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse)
                    • yazmacı [TUR10-0845160] (Yemeni, yorgan yüzü vb. şeylere elle veya tahta kalıplarla desen yapan kimse)
                    • bakıcı [TUR10-0071790] (Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse)
                    • gabyacı [TUR10-0281180] (Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli)
                    • yelkenci [TUR10-0846990] (Yelken diken kimse)
                    • çırpıcı [TUR10-0165350] (Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse)
                    • daktilograf [TUR10-0179430] (Yazı makinesi ile yazmayı meslek edinen kimse)
                    • typist [ENG31-10754830-n] (someone paid to operate a typewriter)
                    • mübeyyiz [TUR10-0559170] (Yazıları temize çeken kimse)
                    • lektör [TUR10-0509700] (Yayınevlerinde yayımlanması düşünülen eserleri inceleyerek değerlendiren kimse)
                    • acente [TUR10-0002430] (Bir kurumun veya şubelerinin başında bulunan kimse)
                    • agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                    • bahçıvan [TUR10-0071130] (Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse)
                    • gardener [ENG31-10140328-n] (someone employed to work in a garden)
                    • bulaşıkçı [TUR10-0122840] (İşi kirli kapları yıkamak olan kimse)
                    • dishwasher [ENG31-10036908-n] (someone who washes dishes)
                    • dağıtıcı [TUR10-0178160] (Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse) deliveryman [ENG31-10020810-n] (someone employed to make deliveries)
                      • haberci [TUR10-0318900] (Haber getiren kimse, ulak) messenger [ENG31-10330688-n] (a person who carries a message)
                        • ayakçı [TUR10-0059260] (Ayak işlerinde kullanılan kimse)
                        • runner [ENG31-10562165-n] (a person who is employed to deliver messages or documents)
                        • resul [TUR10-0646740] (Haber getiren kimse)
                    • eleman [TUR10-0242670] (Bir toplulukta çalışan insanların her biri)
                    • staff member [ENG31-10664037-n] (an employee who is a member of a staff of workers (especially a member of the staff that works for the President of the United States))
                    • garson [TUR10-0283960] (Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse) dining-room attendant [ENG31-10033359-n] (someone employed to provide service in a dining room)
                      • martolos [TUR10-0527070] (Türk garnizonlarında hizmet eden garson)
                      • şef garson [TUR10-1146450] (Garsonların başı)
                    • çöpçü [TUR10-0311940] (Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi)
                    • garbage man [ENG31-10139987-n] (someone employed to collect and dispose of refuse)
                    • gündelikçi [TUR10-0315390] (Gündelikle çalışan kimse)
                    • floater [ENG31-10116624-n] (an employee who is reassigned from job to job as needed)
                    • kuru temizleyici [TUR10-0495630] (Kuru temizleme yapan (kimse))
                    • cleaner [ENG31-09946763-n] (the operator of dry-cleaning establishment)
                    • reklam yazarı [TUR10-1231560] (Reklam ilanları hazırlayan kimse)
                    • copywriter [ENG31-09984551-n] (a person employed to write advertising or publicity copy)
                    • hareket memuru [TUR10-1231660] (Nakliyat firmasında araçların taşınmasından sorumlu olan kişi)
                    • dispatcher [ENG31-10037147-n] (employee of a transportation company who controls the departures of vehicles according to weather conditions and in the interest of efficient service)
                    • köpek toplayıcısı [TUR10-1231670] (Başıboş köpekleri toplayan kimse)
                    • dog catcher [ENG31-10042854-n] (an employee of a municipal pound who is hired to round up stray dogs and cats)
                    • havagazı memuru [TUR10-1231830] (Havagazı şirketinde çalışan kişi)
                    • gasman [ENG31-10141371-n] (someone employed by a gas company)
                    • hat işçisi [TUR10-1232050] (Demir yolu hatlarının bakımını yapan işçi)
                    • line worker [ENG31-10283817-n] (an employee who works on an assembly line)
                    • at kiralayan [TUR10-1232070] (At kiralayan kişi)
                    • liveryman [ENG31-10288119-n] (a worker in a livery stable)
                    • ofisboy [TUR10-1232290] (Ofiste birtakım getir götür işleriyle uğraşan çalışan)
                    • office boy [ENG31-10391029-n] (a young man who is employed to do odd jobs in a business office)
                    • yataklı vagon görevlisi [TUR10-1232410] (Yataklı vagonlarda hizmet eden görevli)
                    • porter [ENG31-10474871-n] (a railroad employee who assists passengers (especially on sleeping cars))
                    • devlet memuru [TUR10-1232470] (Devlet hizmetinde aylıkla çalışan, resmi görevi olan kimse) public servant [ENG31-10510721-n] (someone who holds a government position (either by election or appointment))
                      • mülki idare amiri [TUR10-0561880] (Yerel yönetimlerde en yüksek devlet memuru)
                      • sicil memuru [TUR10-1232510] (Resmî belgelerin kaydedildiği kütükle ilgilenen memur, kayıt memuru)
                      • registrar [ENG31-10536730-n] (a person employed to keep a record of the owners of stocks and bonds issued by the company)
                      • ataşe [TUR10-0241310] (Elçiliğin belli bir kolunda görevli uzman)
                        • deniz ataşesi [TUR10-0193750] (Büyükelçiliklerde görev yapan, deniz kuvvetlerine bağlı askerî üst düzey görevlisi)
                        • askeri ataşe [TUR10-0050140] (Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman)
                        • basın ataşesi [TUR10-0079050] (Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse)
                      • kaymakam [TUR10-0367350] (Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi)
                      • adliyeci [TUR10-0009080] (Adliye kuruluşunda meslek görevlisi)
                      • maiyet memuru [TUR10-0519780] (Yüksek makamlı bir devlet memurunun yanında görev yapan memur)
                      • ticaret ataşesi [TUR10-0776370] (Yurt dışında ticaret işleri ve hareketleriyle ilgilenmek üzere görevlendirilen memur)
                      • infaz memuru [TUR10-0374560] (Yargıca suçu sabit olan kişilerin yakalanarak haklarında verilmiş olan kararın yerine getirilmesini sağlayan güvenlik memuru)
                      • varidatçı [TUR10-0814380] (Devletin gelir işlerini yürüten görevli)
                      • kesedar [TUR10-0443450] (Esnafın gelirlerini toplayıp kimse)
                      • kesimci [TUR10-0444360] (Keseneği alan kimse)
                      • tapu memuru [TUR10-0745760] (Tapu kütüğü tutmakla görevli memur)
                      • kondüit [TUR10-0471630] (Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse)
                        • kondüvit [TUR10-1254050] (Oyun sırasında, sahneye çıkma sırası gelen oyuncuları uyarmakla, sırasının geldiğini bildirmekle görevli kimse)
                      • korkonsül [TUR10-1084930] (Konsolosluk görevlileri)
                      • defterdar [TUR10-0187360] (Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli)
                      • defterdar [TUR10-0187370] (Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli)
                      • defter emini [TUR10-0187420] (Bir ilin tapu işlerine bakan en üst düzeydeki görevli)
                      • din adamı [TUR10-0206390] (Mesleği dinle ilgili işler olan görevli)
                        • müftü [TUR10-0560510] (Dinî konularda fetva veren kimse)
                        • mufti [ENG31-10356733-n] (a jurist who interprets Muslim religious law)
                        • şeyh [TUR10-0729490] (Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse, tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse)
                          • mürşit [TUR10-0563510] (Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi)
                          • rifâi [TUR10-1254340] (Rüfailik tarikatının kurucusu)
                          • postnişin [TUR10-0634170] (Postta oturan, tekkenin şeyhi olan kimse)
                        • ruhban [TUR10-0649690] (Rahipler)
                        • hoca [TUR10-0346840] (Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı)
                      • kuşçu [TUR10-0496770] (Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse)
                      • mandarin [TUR10-0523390] (Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad)
                      • sandık kurulu [TUR10-0663190] (Seçimlerde bir sandık çevresinde oy verme işleminin düzenli yapılmasını sağlayan görevliler)
                      • yürütücü [TUR10-0867130] (Yürütme yetkisini kullanan kimse)
                      • ayırtman [TUR10-0061800] (Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli)
                      • başefendi [TUR10-0081560] (Devlet dairelerinde kıdemli memur)
                      • başmüzakereci [TUR10-0879210] (Uluslararası birlikler içinde belli bir konuyu tartışmak ve çözüme ulaştırmak üzere ülkesini temsil etmeye yetkili kılınan devlet görevlisi)
                      • belediyeci [TUR10-0090430] (Belediye işleri görevlisi)
                      • marsıvan [TUR10-0526820] (Sınırdaki koruma görevlisi)
                      • beyaz yakalı [TUR10-0964380] (Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan, maaş veya ücret karşılığında çalışan memur)
                      • medyacı [TUR10-0532170] (Medya görevlisi)
                      • mektupçu [TUR10-0533340] (Bir il idaresinin yazı işlerini yöneten görevli)
                      • mektupçu [TUR10-0533330] (Osmanlılarda, bir resmî dairenin yazı işlerini yönetmekle yükümlü yüksek görevli kişi)
                      • memure [TUR10-0534570] (Bayan memur)
                      • borsa komiseri [TUR10-0114270] (Borsalarda günlük alım satım işlemlerini, fiyat dalgalanmalarını denetlemek üzere, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından atanan memur)
                      • mirici [TUR10-0547490] (Osmanlı maliyesinde, koyunları sayıp vergilerini toplayan görevli)
                      • mukabeleci [TUR10-0554600] (Camilerde Kur'an okuyan kimse)
                      • mukabeleci [TUR10-0554610] (Bürolarda temize çekilmiş hesapları müsveddeleri ile karşılaştıran görevli)
                      • mübaşir [TUR10-0559090] (Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli)
                      • mühürdar [TUR10-0560910] (Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli)
                      • nakibüleşraf [TUR10-0568860] (Peygamber soyundan olanların işlerine bakmak üzere kendi aralarından seçtikleri görevli)
                      • nikah memuru [TUR10-0576880] (Kanunlara uygun olarak evlilik birliği kurmayı sağlayacak işlemi yapan görevli)
                      • nişancı [TUR10-0771630] (Padişah divanı üyesi olan, antlaşma, berat, menşur, name ve fermanların başına tuğra çeken görevli)
                      • şahne [TUR10-0721310] (Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi)
                      • nokta memuru [TUR10-0579410] (Kavşaklarda durup trafik akışını düzenleyen görevli)
                      • nüfusçu [TUR10-0580920] (Nüfus memuru)
                      • nüfus kalemi [TUR10-0580940] (Nüfus memurluğu)
                      • şehremini [TUR10-0726750] (Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat'a kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse)
                      • sarbanbaşı [TUR10-0665460] (Padişahların develerine bakan devecilerin başı)
                      • silahtar [TUR10-0692360] (Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse)
                      • silahtar ağa [TUR10-0692370] (Osmanlı döneminde görevi sarayda padişahı korumak, törende padişahın kılıcını taşımak olan kimse)
                      • öşürcü [TUR10-0606210] (Öşür alan, toplayan görevli)
                      • pervaneci [TUR10-0624660] (Selçuklu divanında bulunan, arazi defterlerine bakan görevli)
                      • gümrükçü [TUR10-0314410] (Gümrük görevlisi)
                      • gümrük kolcusu [TUR10-0202610] (Gümrüklerce gözaltında bulundurulması gerekli görülen eşya ve yolcularla beraber bulunmak, tartı, sayım ve muayene memurlarına yardım etmek vb. işlerle görevli kişi)
                      • imrahor [TUR10-0371670] (Padişah ahırlarına ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla görevli kimse)
                      • ibriktar [TUR10-0357500] (Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli)
                      • hesap uzmanı [TUR10-0340350] (Vergi yükümlülerinin dosyalarını incelemekle görevli Maliye Bakanlığına bağlı yetkili)
                      • hükümet komiseri [TUR10-0351210] (Kurum ve kuruluşların toplantılarının yasalara uygun biçimde yapılmasını denetleyen, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından atanan memur)
                      • hükümet erkanı [TUR10-0351180] (İllerde ve daha küçük beldelerde başta vali, kaymakam olmak üzere hükûmet işlerini yürüten kimse veya kimseler)
                      • hoca [TUR10-0666180] (Müslümanlıkta din görevlisi)
                        • kürsü hocası [TUR10-0503540] (Camilerde kürsüden vaaz veren hoca)
                      • postacı [TUR10-0633930] (Mektup, gazete, havale, paket ve benzerini gönderilen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi)
                    • lekeleyici [TUR10-1232690] (Etiketleme veya işaretleme işiyle uğraşan kişi)
                    • spotter [ENG31-10659593-n] (a worker employed to apply spots (as markers or identifiers))
                    • sahne görevlisi [TUR10-1232700] (Tiyatrolarda tiyatral üretimle görevli kimse)
                    • stagehand [ENG31-10664831-n] (an employee of a theater who performs work involved in putting on a theatrical production)
                    • demiryolu görevlisi [TUR10-1232830] (Tren yolu, tren istasyonu vb. çalışanı)
                    • trainman [ENG31-10742407-n] (an employee of a railroad)
                    • vanacı [TUR10-1232850] (Vanaları açıp kapayarak su teminini sağlayan kimse)
                    • turncock [ENG31-10752882-n] (one employed to control water supply by turning water mains on and off)
                    • kitapçı [TUR10-0464050] (Kitap satan kimse ya da kitap satılan yerin sahibi) bookseller [ENG31-09885879-n] (the proprietor of a bookstore)
                      • sahaf [TUR10-0656600] (Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı)
                    • lokantacı [TUR10-0513490] (Lokanta işleten kimse)
                    • restaurateur [ENG31-10544462-n] (the proprietor of a restaurant)
                    • nitelikli işçi [TUR10-0404180] (İstenilen nitelikleri taşıyan, iyi yetişmiş, usta işçi) skilled worker [ENG31-10625393-n] (a worker who has acquired special skills)
                      • akortçu [TUR10-0020170] (Piyano ve org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse) tuner [ENG31-10752774-n] (someone who tunes pianos)
                        • piyano akortçusu [TUR10-1232840] (Piyano ayarlamayı meslek edinmiş kimse)
                        • tuner [ENG31-10752774-n] (someone who tunes pianos)
                        • başakortçu [TUR10-0080940] (Müzik aletlerini akort edenlerin başı)
                      • asker [TUR10-0050020] (Erden generale kadar orduda görevli bulunan herkes) serviceman [ENG31-10602198-n] (someone who serves in the armed forces)
                        • subaşı [TUR10-0710230] (Acemi ocaklarında küçük aşamalı subay)
                        • albaylık [TUR10-0025000] (Albayın görevi)
                        • alay beyi [TUR10-0024700] (Albay rütbesinde jandarma alay komutanı)
                        • komutan [TUR10-0097320] (Bir asker topluluğunun başı) commanding officer [ENG31-09961443-n] (an officer in command of a military unit)
                          • başkomutan [TUR10-0082630] (Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan)
                            • serdar [TUR10-0678260] (Osmanlı İmparatorluğu'nda başkomutan)
                              • kır serdarı [TUR10-0453100] (Kırlarda eşkıyanın ardına düşüp yolların güvenliğini sağlamakla görevlilerin başı)
                          • kuvvet komutanları [TUR10-0498280] (Kara, deniz, jandarma ve hava kuvvetleri komutanlarına toplu olarak verilen ad)
                          • malkoç [TUR10-0522220] (Osmanlılarda akıncılar ocağının komutanı)
                          • çorbacı [TUR10-0173650] (Yeniçerilerde bir birlik komutanı)
                          • yeniçeri ağası [TUR10-0848880] (Yeniçeri Ocağının en yüksek subayı ve komutanı)
                          • yalı ağası [TUR10-0828810] (Kıyıları korumakla görevli komutan)
                          • başbuğ [TUR10-0081360] (Osmanlı İmparatorluğu'nda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı)
                          • sekbanbaşı [TUR10-0673890] (Osmanlı ordusunda sekbanların komutanı)
                        • denizci [TUR10-0193860] (Deniz askeri) marine [ENG31-10313979-n] (a soldier who serves both on shipboard and on land)
                          • kaptan [TUR10-0414680] (Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli) master [ENG31-10318579-n] (an officer who is licensed to command a merchant ship)
                            • komodor [TUR10-0470580] (Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı)
                            • uzak yol kaptanı [TUR10-1169480] (Her türlü büyüklükteki gemiyi Kızıldeniz ve Cebelitarık dışında kullanma, çalıştırma yetkisine sahip kaptan)
                            • süvari [TUR10-0720010] (Gemi kaptanı)
                            • ikinci kaptan [TUR10-1055020] (Gemilerde kaptandan sonra gelen, en büyük rütbeye sahip olan kaptan)
                          • vardabandıra [TUR10-0814120] (Özellikle savaş gemilerinde işaret alıp vermekte usta er)
                          • kalyoncu [TUR10-0406150] (Deniz eri)
                          • kamaracı [TUR10-1068450] (Savaş gemilerinde kamara hizmeti yapan görevli er)
                          • bahriyeli [TUR10-0071330] (Deniz Kuvvetlerine bağlı asker)
                          • silahendaz [TUR10-0692140] (Gereğinde karaya çıkarılan, özellikle tüfeklerle donatılmış deniz eri)
                          • rampacı [TUR10-0642300] (Deniz savaşlarında, borda bordaya savaşıldığında karşı gemiden gelen saldırıları önleyen veya düşman gemisine atlayıp savaşan er)
                        • emir eri [TUR10-0245700] (Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er)
                        • orderly [ENG31-10401680-n] (a soldier who serves as an attendant to a superior officer)
                        • yaver [TUR10-0245740] (Devlet ve hükûmet başkanlarıyla komutanların yanında bulunan ve onların buyruklarını yazmakla, gereğinde yerine ulaştırmakla görevli subay) orderly [ENG31-10401680-n] (a soldier who serves as an attendant to a superior officer)
                          • başyaver [TUR10-0084340] (Yaverlerin başı olan kimse)
                        • gazi [TUR10-0285500] (Savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse) veteran [ENG31-10769021-n] (a person who has served in the armed forces)
                          • malul gazi [TUR10-0522520] (Bir savaşta veya yurt savunmasında sakatlanmış güvenlik görevlisi)
                        • komando er [TUR10-0470080] (Askerliğini komando olarak yapan er)
                        • commando [ENG31-09961754-n] (a member of a military unit trained as shock troops for hit-and-run raids)
                        • lejyoner [TUR10-0509370] (Lejyon asker)
                        • legionnaire [ENG31-10273400-n] (a soldier who is a member of a legion (especially the French Foreign Legion))
                        • muhafız [TUR10-0553100] (Bir kalenin veya bir şehrin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan) guardsman [ENG31-10169935-n] (a soldier who is a member of a unit called `the guard' or `guards')
                          • dizdar [TUR10-0211710] (Kale muhafızı; kale bekçisi)
                        • muvazzaf [TUR10-0558520] (Silahlı Kuvvetlerde çalışan meslekten subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler)
                        • reservist [ENG31-10542934-n] (a member of a military reserve)
                        • piyade [TUR10-0630010] (Bu sınıftan olan asker)
                        • infantryman [ENG31-10224540-n] (fights on foot with small arms)
                        • bayraktar [TUR10-0086980] (Bayrağı taşımakla görevli kimse)
                        • color bearer [ENG31-09957730-n] (the soldier who carries the standard of the unit in military parades or in battle)
                        • subay [TUR10-0710260] (Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker) army officer [ENG31-09829154-n] (an officer in the armed forces)
                          • asteğmen [TUR10-0051580] (Orduda en küçük rütbeli subay)
                          • ensign [ENG31-09639752-n] (a person who holds a commissioned rank in the United States Navy or the United States Coast Guard)
                          • yüzbaşı [TUR10-0867450] (Orduda rütbesi üsteğmenle binbaşı arasında olan subay) captain [ENG31-09912643-n] (an officer holding a rank below a major but above a lieutenant)
                            • ön yüzbaşı [TUR10-0604270] (Kıdemi iki rütbe artırılmış yüzbaşı)
                          • onbaşı [TUR10-0587830] (On ere kumanda eden asker, erin üstündeki ilk rütbe)
                          • corporal [ENG31-09985669-n] (a noncommissioned officer in the Army or Air Force or Marines)
                          • binbaşı [TUR10-0104920] (Orduda rütbesi yüzbaşı ile yarbay arasında bulunan ve asıl görevi tabur komutanlığı olan subay)
                          • major [ENG31-10302867-n] (a commissioned military officer in the United States Army or Air Force or Marines)
                          • teğmen [TUR10-0756870] (Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay)
                          • lieutenant [ENG31-10279045-n] (a commissioned military officer)
                          • tuğgeneral [TUR10-0512770] (Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümgeneral arasında bulunan general)
                          • brigadier [ENG31-09895006-n] (a general officer ranking below a major general)
                          • tümgeneral [TUR10-0268740] (Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi tuğgeneralle korgeneral arasında bulunan general)
                          • korgeneral [TUR10-0268750] (Kara ve hava kuvvetlerinde rütbesi tümgeneralle orgeneral arasında olan general)
                          • orgeneral [TUR10-0590510] (Asıl görevi ordu komutanlığı olan rütbesi en yüksek general)
                          • albay [TUR10-0024980] (Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay) colonel [ENG31-09956708-n] (a commissioned military officer in the United States Army or Air Force or Marines who ranks above a lieutenant colonel and below a brigadier general)
                            • tuğbay [TUR10-0787190] (Tugay komutanlığı yapan albay)
                          • üsteğmen [TUR10-0809920] (Orduda rütbesi teğmenle yüzbaşı arasında olan subay)
                          • general [TUR10-0291850] (Kara ve hava kuvvetlerinde albaylıktan sonra gelen ve mareşalliğe kadar olan yüksek rütbeli subaylara verilen genel ad) general [ENG31-10143381-n] (a general officer of the highest rank)
                            • paşa [TUR10-0618020] (Cumhuriyet döneminde general)
                            • mareşal [TUR10-0565430] (En yüksek askerî rütbede bulunan general)
                          • amiral [TUR10-0033320] (Rütbesi general ile aynı olan deniz subayı)
                          • admiral [ENG31-09790627-n] (the supreme commander of a fleet)
                          • mareşal [TUR10-0526030] (En yüksek askerî rütbe) marshal [ENG31-10315837-n] ((in some countries) a military officer of highest rank)
                            • feldmareşal [TUR10-0267090] (Alman, Avusturya, İngiliz, Rus ve İsveç askerî hiyerarşisinde en yüksek rütbe)
                          • çavuş [TUR10-0154790] (Osmanlı devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli)
                            • haberci [TUR10-0318930] (Osmanlı İmparatorluğu'nda emir çavuşu)
                          • çavuş [TUR10-0154830] (Askerî okullarda sınıf başkanı)
                          • çavuş [TUR10-0154800] (Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli)
                          • başçavuş [TUR10-0081380] (Yeniçeri Ocağının çavuşu)
                          • alaylı [TUR10-0024770] (Erlikten yetişmiş subay)
                          • tümamiral [TUR10-0792630] (Deniz kuvvetlerinde, rütbesi tuğamiralle koramiral arasında bulunan amiral)
                          • tuğamiral [TUR10-0787160] (Deniz kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümamiral arasında bulunan amiral)
                          • koramiral [TUR10-0475300] (Deniz kuvvetlerinde, rütbesi tümamiral ile oramiral arasında bulunan, kara ve hava kuvvetlerindeki korgeneralin dengi olan subay)
                          • oramiral [TUR10-0589570] (Deniz kuvvetlerinde, kara kuvvetlerindeki orgeneralin dengi olan en yüksek rütbeli amiral)
                          • patrona [TUR10-0619320] (Osmanlı devletinde tümamirale yakın bir deniz subaylığı unvanı)
                          • kurmay başkanı [TUR10-0492890] (Ordu, tümen, tugay gibi birliklerde ve askerî akademilerde karargâh subayı)
                          • kurmay [TUR10-0251020] (Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla bitirmiş subay)
                          • tersane kethüdası [TUR10-0768320] (Tersanede kaptan paşadan sonra gelen en yüksek aşamalı ve en yetkili Osmanlı subayı)
                          • tersaneli [TUR10-0768330] (Osmanlı İmparatorluğunda deniz subayı ve eri)
                          • kaptanıderya [TUR10-0414730] (Osmanlı devletinde deniz kuvvetlerinin en büyük askerî ve idari amiri)
                          • konakçı [TUR10-0471350] (Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay)
                          • dahiliye subayı [TUR10-0179090] (Askerî okul, askerî hastane vb. kuruluşlarda iç yönetimde görevli subay)
                          • kuşçu [TUR10-0496780] (Suç işleyen saray hasekilerini cezalandırmak ve yola getirmekle görevli haseki subayı)
                          • üstçavuş [TUR10-0809800] (Orduda astsubaylığın ikinci aşaması olan, çavuşla başçavuş arasındaki görevli)
                            • kıdemli üstçavuş [TUR10-0447160] (Kıdemi olan üstçavuş veya rütbesi)
                          • üstsubay [TUR10-0810230] (Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylara verilen genel ad)
                          • yedek subay [TUR10-0845650] (Askerliği meslek olarak seçmediği hâlde, yurt ödevi için kanunlara göre belli bir süre orduda subay olarak çalışan kimse)
                          • yarbay [TUR10-0433920] (Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay)
                          • visamiral [TUR10-0820370] (Amirallikten bir önceki rütbede olan deniz subayı)
                          • kuracı [TUR10-0491590] (Askere alınacak gençlerin belli olması için onlara kura çektiren subay)
                          • tuğgenerallik [TUR10-0547540] (Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümgeneral arasında bulunan generalin makamı ve görevi)
                          • büyük amiral [TUR10-0128920] (Bazı ülkelerde kara ordusunda mareşale denk sayılan donanma subaylarının en yüksek aşamasındaki amiral)
                          • mumcu [TUR10-0555470] (Yeniçeri Ocağında çavuşlardan sonra gelen, yeniçeri ağasına bağlı on iki subaydan her biri)
                          • muvazzaf subay [TUR10-0558560] (Mesleği askerlik olan subay)
                          • haseki [TUR10-0329870] (Bostancı ocağının küçük dereceli subayları)
                        • süvari [TUR10-0720000] (Atlı asker) cavalryman [ENG31-09921806-n] (a soldier mounted on horseback)
                          • sipahi [TUR10-0695630] (Osmanlılarda tımar sahibi bir sınıf atlı asker)
                          • amazon [TUR10-0032180] (Ata binen kadın)
                          • cebeli [TUR10-0134140] (Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti)
                          • cebeli [TUR10-0134130] (Osmanlı İmparatorluğu döneminde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker)
                          • ulufeci [TUR10-0798310] (Yeniçerilikte bir sınıf süvari askeri)
                        • tankçı [TUR10-0744620] (Tank kullanan veya tankla birlikte savaşan asker)
                        • tanker [ENG31-10710144-n] (a soldier who drives a tank)
                        • topçu [TUR10-0781020] (Topların kullanılışı, bakımı üzerine yetiştirilen asker sınıfı) artilleryman [ENG31-09831257-n] (a serviceman in the artillery)
                          • çakaloz [TUR10-0145500] (Bu topu kullanan topçu)
                        • acemi er [TUR10-0002240] (Askere yeni alınan ve eğitim dönemini henüz tamamlamamış er)
                        • yeşil bereli [TUR10-1231870] (Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Özel Harekât Kuvvetleri'nin askerlerinin genel adı)
                        • Green Beret [ENG31-10165936-n] (a soldier who is a member of the United States Army Special Forces)
                        • yeniçeri [TUR10-0848870] (Bu asker sınıfından olan er)
                          • kuloğlu [TUR10-0489480] (Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları)
                          • kullukçu [TUR10-0489440] (Kullukta görevli yeniçeri)
                          • civelek [TUR10-0142130] (Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı)
                          • seğirdim [TUR10-0673600] (Yeniçeri mutfaklarında kullanılan etleri taşıyan hayvanların ön ve arkalarında yürüyen yeniçeri)
                        • inzibat [TUR10-0377420] (Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er) military policeman [ENG31-10337158-n] (a member of the military police who polices soldiers and guards prisoners)
                          • askeri inzibat [TUR10-0050150] (Askerî birlikler arasında düzeni, disiplini, kanunları yürütmekle görevli sınıf ve bu sınıftan olan asker)
                        • paraşütçü [TUR10-0614620] (Paraşütle atlayarak yere inen kimse)
                        • parachutist [ENG31-10417181-n] (a person who jumps from aircraft using a parachute)
                        • barış gücü [TUR10-1232350] (Savaşların yıkımına maruz kalmış coğrafyalarda barışın ve huzurun kalıcı olarak yerleşmesini sağlamak için çalışan Birleşmiş Milletler kuruluşu bir yapılanma)
                        • peacekeeper [ENG31-10429991-n] (a member of a military force that is assigned (often with international sanction) to preserve peace in a trouble area)
                        • çavuş [TUR10-0154820] (Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş)
                        • sergeant [ENG31-10600224-n] (any of several noncommissioned officer ranks in the Army or Air Force or Marines ranking above a corporal)
                        • isimsiz asker [TUR10-1232860] (Bir savaşta ölen ve ismi bilinmeyen tüm askerlerin genel adı)
                        • Unknown Soldier [ENG31-10759048-n] (an unidentified soldier whose body is honored as a memorial)
                        • zabit [TUR10-0868900] (Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker)
                        • zabitan [TUR10-0868920] (Subaylar)
                        • zemberekçi [TUR10-0872390] (Yeniçerilerin zemberek kullananı)
                        • tam er [TUR10-0742720] (Tam teçhizatlı asker)
                        • kölemen [TUR10-0481390] (Kölelerden kurulan bir asker sınıfı)
                        • er [TUR10-0160340] (Orduda görev yapan erden generale kadar herkes) soldier [ENG31-10641415-n] (an enlisted man or woman who serves in an army)
                          • dizi [TUR10-0212090] (Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler)
                            • kordon [TUR10-0475400] (Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi)
                            • saf [TUR10-0477980] (Yan yana durmuş asker dizisi)
                          • kura neferi [TUR10-0491930] (Kura çekerek yeni asker olan kimse)
                            • kura efradı [TUR10-0491620] (Kura neferleri)
                          • tezkereci [TUR10-0772530] (Askerlik ödevini tamamlamış, terhis olmuş er)
                          • lağımcı [TUR10-0505500] (Düşman kalelerini yıkmak için lağım kazan asker)
                          • levent [TUR10-0510330] (Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı)
                          • asesbaşı [TUR10-0048980] (Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı)
                          • yürük [TUR10-0866760] (Osmanlı İmparatorluğu'nda otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker; yörük)
                          • avcı eri [TUR10-0058000] (Piyade mangasındaki er)
                          • azap [TUR10-0064650] (Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker)
                          • baltacı [TUR10-0075450] (Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er)
                          • başeski [TUR10-0081620] (Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi)
                          • bostancı [TUR10-0114630] (Osmanlı tarihinde sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri)
                          • ordu komutanı [TUR10-0590120] (Bir orduya komuta eden ve genellikle orgeneral rütbesinde olan asker)
                          • serdümen [TUR10-0678340] (Savaş gemilerinde çavuştan yüksek bir aşamada bulunan er)
                          • otağcı [TUR10-0593460] (Orduda otağ kuran er)
                          • sıhhiyeci [TUR10-0685340] (Orduda basit sağlık işleri görebilecek kadar bilgi ve deneyimi olan er, çavuş veya başçavuş)
                          • subaşı [TUR10-0710240] (Osmanlılarda kapıkulu süvarileri arasından, savaş zamanı güvenlik işlerine bakmak, barış zamanı da vergi toplamak işleri için ayrılan kimse)
                          • redif [TUR10-0644070] (Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er)
                          • posta [TUR10-0633900] (Hizmet nöbetinde bulunan er)
                          • harp malulü [TUR10-0329480] (Savaşta sakat kalmış asker)
                          • havacı [TUR10-0332480] (Hava kuvvetlerine bağlı asker)
                          • ileri gözetleyici [TUR10-0367630] (Düşman birliklerini bulunduğu noktadan gözetleyerek bombardımanın başarılı yapılması için gerekli koordinatları veren kişi)
                          • humbaracı [TUR10-0349860] (Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir tür bomba kullanan asker)
                        • erbaş [TUR10-0249460] (İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker)
                        • eşkinci [TUR10-0256230] (Savaşa giden eyalet askeri)
                        • cebeci [TUR10-0134090] (Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker)
                        • cephaneci [TUR10-0136290] (Kara, deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse)
                        • çarkacı [TUR10-0151340] (Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker)
                        • dragon [TUR10-0223790] (Batı ordularında, atlı veya yaya olarak çarpışan asker sınıfı)
                        • erkan [TUR10-0251000] (General veya amiral aşamasındaki askerler)
                        • ast [TUR10-0051360] (Rütbe veya kıdemce küçük olan asker)
                        • astsubay [TUR10-0051840] (Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay okullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker)
                        • sahil koruma [TUR10-1126320] (Genellikle kaçakçılarla mücadele, can kurtarma vb. işlerle görevlendirilen askerî kuruluş)
                        • salma [TUR10-0661080] (Osmanlı devletinde kol gezen kolluk eri)
                        • sancak sahibi [TUR10-1127920] (Donanma, filo ve üs komutanları gibi gemilerine fors çekme hakkı olan askerî personel)
                        • sarıca [TUR10-0665910] (Eyalet valileri buyruğundaki başıbozuk asker)
                        • kalyoncu [TUR10-0406140] (Kalyon eri)
                        • kara kullukçu [TUR10-0416750] (Yeniçeri Ocağı bölüklerinde odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizleme, yemek kaplarını yıkama vb. işlerle görevli er)
                        • karavanacı [TUR10-0418500] (Karavanayı taşıyan asker)
                        • turnacı [TUR10-0788730] (Yeniçeri Ocağında padişahla ava giden, av köpekleri ve tazılara bakan, birkaç turna taşıyan bir sınıf asker)
                        • Haçlılar [TUR10-0319760] (XI. yüzyıl ile XII. yüzyıl arasında Batılı Hristiyanlarca kutsal yerleri Müslümanların elinden almayı amaçlayan seferlere katılanlar)
                        • yoklamacı [TUR10-0858140] (Kalelerdeki savaş araç ve gereçlerini bakımdan geçirmek için başşehirden gönderilen görevli)
                        • yoklamacı [TUR10-0858150] (Künye defterine göre askerin bakımı ve denetimiyle görevli kimse)
                        • yazıcı [TUR10-0844220] (Orduda yazı işleri ile uğraşan er veya erbaş)
                        • başçavuş [TUR10-0051850] (Astsubaylığın beşinci basamağı)
                        • başgedikli [TUR10-0081680] (En yüksek rütbeli astsubay)
                        • bedelli [TUR10-0088510] (Bedel ödediği için askerliğini kısa süreli olarak yapan kimse)
                        • muhabereci [TUR10-0552860] (Muhabere sınıfından olan asker)
                        • mumcu [TUR10-0555480] (Fitilli tüfek kullanan asker)
                        • silah arkadaşı [TUR10-0692100] (Birlikte savaşanlardan her biri)
                        • hassa askeri [TUR10-0330480] (Hükümdarı korumakla görevli askerî sınıf)
                        • hayta [TUR10-0336060] (Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri)
                      • avcı [TUR10-0057950] (Avı kendine iş edinen kimse) hunter [ENG31-10212645-n] (someone who hunts game)
                        • tuzakçı [TUR10-0791530] (Tuzak kuran kimse)
                        • trapper [ENG31-10745885-n] (someone who sets traps for animals (usually to obtain their furs))
                        • doğancı [TUR10-0213210] (Avcı doğan yetiştiren veya doğanla avlanan kimse)
                        • şahinci [TUR10-0721080] (Padişahların av şahinlerini üretip besleyen kişi)
                        • şahincibaşı [TUR10-1145420] (Osmanlı döneminde şahincilerin başı olan kimse)
                        • orion [TUR10-1110030] (Avcı)
                        • öneze [TUR10-0603600] (Sürek avında pusuda av bekleyen avcı)
                      • badanacı [TUR10-0067320] (Geçimini badana yapmakla kazanan kimse)
                      • painter [ENG31-10413608-n] (a worker who is employed to cover objects with paint)
                      • balıkçı [TUR10-0074070] (Balık tutan veya satan kimse) fisherman [ENG31-10113427-n] (someone whose occupation is catching fish)
                        • zıpkıncı [TUR10-0874610] (Zıpkınla balık avlayan kimse)
                        • paraketacı [TUR10-1116690] (Paraketa ile balık avlayan (kimse))
                        • dalyancı [TUR10-0181390] (Dalyanla balık avlayan kimse)
                        • lüferci [TUR10-0514480] (Lüfer avcısı veya lüfer yemesini seven kimse)
                        • trolcü [TUR10-0786760] (Trol ile balık avlayan kimse)
                      • boyacı [TUR10-0115820] (Boyama işini, boyacılığı meslek edinen kimse) painter [ENG31-10413608-n] (a worker who is employed to cover objects with paint)
                        • yağlı boyacı [TUR10-0824860] (Binalarda yağlı boya işleri yapan kimse)
                      • demirci [TUR10-0191610] (Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse) blacksmith [ENG31-09878558-n] (a smith who forges and shapes iron with a hammer and anvil)
                        • nalbant [TUR10-0569490] (Hayvanların ayağına nal çakan kimse)
                        • blacksmith [ENG31-09878558-n] (a smith who forges and shapes iron with a hammer and anvil)
                        • nalbur [TUR10-0569520] (At nalı yapan demirci)
                      • denizci [TUR10-0193840] (Denizle ilgili işlerde çalışan kimse) sailor [ENG31-10566190-n] (any member of a ship's crew)
                        • gemici [TUR10-0290790] (Gemide çalışan veya gemi işleten kimse) sailor [ENG31-10566190-n] (any member of a ship's crew)
                          • yelkenci [TUR10-0847000] (Yelkenleri açma, indirme, toplama vb. işlerde çalışan gemici)
                          • dümenci [TUR10-0229030] (Gemilerde dümeni kullanan kimse)
                          • coxswain [ENG31-09993154-n] (the helmsman of a ship's boat or a racing crew)
                          • kılavuz kaptan [TUR10-0447590] (Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse)
                          • pilot [ENG31-10453216-n] (a person qualified to guide ships through difficult waters going into or out of a harbor)
                          • çaça [TUR10-0144260] (Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici)
                          • çarkçı [TUR10-0151360] (Vapurlarda makine bölümünü yöneten kimse)
                          • çarkçıbaşı [TUR10-0151370] (Vapurlarda birinci çarkçı)
                          • başdümenci [TUR10-0081530] (Dümencilerin başı)
                          • çaçalık [TUR10-0985000] (Çaçanın)
                      • dökümcü [TUR10-0220150] (Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı ve benzerini kalıba akıtarak biçim verme işleri yapan kimse)
                      • caster [ENG31-09632776-n] (a worker who casts molten metal into finished products)
                      • editör [TUR10-0234820] (Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse)
                      • editor [ENG31-10064687-n] (a person responsible for the editorial aspects of publication)
                      • ekmekçi [TUR10-0239080] (Ekmek yapan veya satan kimse)
                      • baker [ENG31-09852896-n] (someone who bakes bread or cake)
                      • elektrikçi [TUR10-0241710] (Elektrik işleri yapan usta)
                      • electrician [ENG31-10069171-n] (a person who installs or repairs electrical or telephone lines)
                      • fırıncı [TUR10-0271210] (Fırın işleten kimse)
                      • baker [ENG31-09852896-n] (someone who bakes bread or cake)
                      • gravürcü [TUR10-0310530] (Gravür yapan sanatçı)
                      • engraver [ENG31-10077963-n] (a skilled worker who can inscribe designs or writing onto a surface by carving or etching)
                      • hattat [TUR10-0332130] (Çok güzel el yazısı yazan sanatçı)
                      • calligrapher [ENG31-09908622-n] (someone skilled in penmanship)
                      • hattat [TUR10-0332140] (Mesleği hattatlık olan kimse)
                      • calligrapher [ENG31-09908622-n] (someone skilled in penmanship)
                      • havacı [TUR10-0332470] (Hava taşıtlarında görevli kimse) aviator [ENG31-09845606-n] (someone who operates an aircraft)
                        • pilot [TUR10-0795930] (Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse) pilot [ENG31-10452928-n] (someone who is licensed to operate an aircraft in flight)
                          • kaptan pilot [TUR10-0414700] (Uçakta sorumlu ve en yetkili pilot)
                          • uzay pilotu [TUR10-0804980] (Uzay araçlarını kullanan pilot)
                        • planörcü [TUR10-0630980] (Planör kullanan kimse)
                      • kasap [TUR10-0424640] (Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse)
                      • butcher [ENG31-09903585-n] (a person who slaughters or dresses meat for market)
                      • kesici [TUR10-0443750] (Kesme işini yapan kimse)
                      • cutter [ENG31-10004809-n] (someone whose work is cutting (as e.g. cutting cloth for garments))
                      • makaskâr [TUR10-0520320] (Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse, oymacı, kesme ve oyma sanatı ile uğraşan kimse)
                      • engraver [ENG31-10077963-n] (a skilled worker who can inscribe designs or writing onto a surface by carving or etching)
                      • yayımcı [TUR10-0571520] (Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayımlayıp satışını sağlayan kimse veya kuruluş; tabi) editor [ENG31-10064687-n] (a person responsible for the editorial aspects of publication)
                        • spor editörü [TUR10-1232670] (Spor yazılarını yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse)
                        • sports editor [ENG31-10659215-n] (the newspaper editor responsible for sports news)
                      • tamirci [TUR10-0587580] (Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokan, işe yarar duruma getiren kimse) repairman [ENG31-10540693-n] (a skilled worker whose job is to repair things)
                        • kaportacı [TUR10-0414420] (Otomobil kaportalarını onaran veya değiştiren usta)
                        • televizyoncu [TUR10-0761130] (Televizyon onarıcısı)
                        • egzozcu [TUR10-0236000] (Taşıtlarda egzoz düzenini yapan veya onaran usta)
                        • eskici [TUR10-0253340] (Eskimiş ayakkabıları onaran kimse)
                        • çamurlukçu [TUR10-0149380] (Araçların çamurluklarını yapan veya onaran kimse)
                        • çakmakçı [TUR10-0146460] (Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse)
                        • dikici [TUR10-0203650] (Sökük ayakkabıları onaran kimse)
                        • asansörcü [TUR10-0048800] (Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse)
                        • muslukçu [TUR10-0556870] (Musluk satan veya onaran kimse)
                        • göncü [TUR10-0303890] (Ayakkabı tamircisi)
                      • redaktör [TUR10-0643910] (Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse)
                      • editor [ENG31-10064687-n] (a person responsible for the editorial aspects of publication)
                      • sanatkar [TUR10-0662380] (El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta) craftsman [ENG31-09994178-n] (a skilled worker who practices some trade or handicraft)
                        • çinici [TUR10-0169210] (Çini yapan veya satan kimse)
                        • potter [ENG31-10480372-n] (a craftsman who shapes pottery on a potter's wheel and bakes them it a kiln)
                        • seramikçi [TUR10-0677860] (Seramikle uğraşan kimse)
                        • potter [ENG31-10480372-n] (a craftsman who shapes pottery on a potter's wheel and bakes them it a kiln)
                      • sıvacı [TUR10-0689540] (Duvarları sıvayan kimse)
                      • plasterer [ENG31-10458609-n] (a worker skilled in applying plaster)
                      • uygulayımcı [TUR10-0759310] (Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse) technician [ENG31-10715747-n] (someone whose occupation involves training in a specific technical process)
                        • başteknisyen [TUR10-0084020] (En yüksek düzeyde bulunan teknisyen)
                        • ses yönetmeni [TUR10-0681640] (Radyoda, televizyonda ses kaydı yapan ve yayın sırasında ses düzenini ayarlayan teknik görevli)
                      • teknokrat [TUR10-0759400] (Ekonomik mekanizmaların teorik incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı veya memur)
                      • technician [ENG31-10715747-n] (someone whose occupation involves training in a specific technical process)
                      • tornacı [TUR10-0783350] (Torna işi yapan kimse; torna işçisi)
                      • turner [ENG31-10753144-n] (a lathe operator)
                      • uygulayımcı [TUR10-0802410] (Bilimsel, teknik bilgi ve verileri, işe ve yapıma dönüştüren kimse)
                      • technician [ENG31-10715747-n] (someone whose occupation involves training in a specific technical process)
                      • yazı işleri [TUR10-0844360] (Gazete veya dergilerde haberlerin, yazıların toplandığı bölüm)
                      • column [ENG31-06279220-n] (an article giving opinions or perspectives)
                      • zanaatkar [TUR10-0870260] (Belli bir zanaatla uğraşan, bir zanaatı meslek edinen emekçi) craftsman [ENG31-09994178-n] (a skilled worker who practices some trade or handicraft)
                        • bakırcı [TUR10-0072160] (Bakır işleyen veya bakır kap kacak satan kimse)
                        • coppersmith [ENG31-09983845-n] (someone who makes articles from copper)
                        • camcı [TUR10-0130840] (Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse)
                        • glass cutter [ENG31-10151665-n] (someone who cuts flat glass to size)
                        • çatıcı [TUR10-0153330] (Çatı işlerini yapan kimse)
                        • roofer [ENG31-10557829-n] (a craftsman who lays or repairs roofs)
                        • çömlekçi [TUR10-0174740] (Çanak, çömlek, testi yapan veya satan kimse)
                        • potter [ENG31-10480372-n] (a craftsman who shapes pottery on a potter's wheel and bakes them it a kiln)
                        • çulha [TUR10-0176430] (El tezgâhında bez dokuyan kimse)
                        • weaver [ENG31-10791858-n] (a craftsman who weaves cloth)
                        • değirmenci [TUR10-0188050] (İçinde çeşitli ürünlerin öğütüldüğü yeri işleten kimse)
                        • miller [ENG31-10337745-n] (someone who works in a mill (especially a grain mill))
                        • dokumacı [TUR10-0215560] (Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse)
                        • weaver [ENG31-10791858-n] (a craftsman who weaves cloth)
                        • döşemeci [TUR10-0222910] (Döşeme yapan kimse)
                        • upholsterer [ENG31-10760139-n] (a craftsman who upholsters furniture)
                        • duvarcı [TUR10-0226640] (Duvar ören nitelikli işçi)
                        • bricklayer [ENG31-09893984-n] (a craftsman skilled in building with bricks)
                        • fıçıcı [TUR10-0270160] (Fıçı yapan veya satan kimse)
                        • cooper [ENG31-09983252-n] (a craftsman who makes or repairs wooden barrels or tubs)
                        • kuaför [TUR10-0396560] (Kadınların saçını kesen ve saç yıkama, tarama ve süsleme yapan berber)
                        • hairdresser [ENG31-10175409-n] (someone who cuts or beautifies hair)
                        • kalıpçı [TUR10-0403760] (Kalıp yapan veya satan kimse)
                        • kaynakçı [TUR10-0434210] (Kaynak yapan kimse)
                        • welder [ENG31-10793333-n] (joins pieces of metal by welding them together)
                        • makinist [TUR10-0520900] (Lokomotif, vapur, fabrika ve benzerinin makinesini işleten kimse)
                        • machinist [ENG31-10298715-n] (a craftsman skilled in operating machine tools)
                        • ciltçi [TUR10-0559360] (Kitapları ciltleyen kimse)
                        • bookbinder [ENG31-09885150-n] (a worker whose trade is binding books)
                        • sepici [TUR10-0677620] (Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerini yapan kimse)
                        • tanner [ENG31-10710238-n] (a craftsman who tans skins and hides)
                        • taşçı [TUR10-0749740] (Taş yontan, satan veya taş ocağından taş çıkaran kimse)
                        • mason [ENG31-10317198-n] (a craftsman who works with stone or brick)
                        • varakçı [TUR10-0814020] (Varakla süs yapan zanaatkâr)
                        • goldbeater [ENG31-10155362-n] (an artisan who beats gold into gold leaf)
                        • usta [TUR10-0800330] (Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse) handy [ENG31-00062885-s] (skillful with the hands)
                          • tahnit ustası [TUR10-1232780] (Tahnit konusunda uzman kimse, tahnitçi)
                          • taxidermist [ENG31-10712955-n] (a craftsman who stuffs and mounts the skins of animals for display)
                          • taş ustası [TUR10-1232180] (Taşlar konusunda uzman kimse)
                          • mason [ENG31-10317198-n] (a craftsman who works with stone or brick)
                          • çatı ustası [TUR10-1232540] (Çatı konusunda uzman kimse)
                          • roofer [ENG31-10557829-n] (a craftsman who lays or repairs roofs)
                          • ağaç ustası [TUR10-1232910] (Ağaçlar konusunda uzman kimse) woodworker [ENG31-10809832-n] (makes things out of wood)
                            • dülger [TUR10-0228860] (Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse)
                            • carpenter [ENG31-09916137-n] (a woodworker who makes or repairs wooden objects)
                            • marangoz [TUR10-0525790] (Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta)
                            • carpenter [ENG31-09916137-n] (a woodworker who makes or repairs wooden objects)
                            • doğramacı [TUR10-0213470] (Ahşap doğrama yapan kimse)
                            • joiner [ENG31-10243539-n] (a woodworker whose work involves making things by joining pieces of wood)
                          • makinist [TUR10-0520910] (Makinelerden anlayan, makineleri onarabilen usta)
                          • machinist [ENG31-10298715-n] (a craftsman skilled in operating machine tools)
                          • su tesisatçısı [TUR10-1232370] (Su tesisatı konusunda uzman kimse)
                          • plumber [ENG31-10462606-n] (a craftsman who installs and repairs pipes and fixtures and appliances)
                          • makastar [TUR10-0520460] (Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta)
                          • taşlamacı [TUR10-0750570] (Taşlama işiyle uğraşan usta)
                          • teknikçi [TUR10-0759280] (Film yapımının herhangi bir teknik kolunda çalışan usta işçi)
                          • çatı kaplayıcı [TUR10-0153390] (İskele kurup ahşap çatı kaplamasını yapan, duvarları keçe veya özel kâğıtlar ile kaplayan usta)
                          • çinkograf [TUR10-0169300] (Çinkografi ustası)
                          • deniz kurdu [TUR10-0194220] (Deneyimli, eski denizci, usta denizci)
                          • armador [TUR10-0046170] (Geminin direk, seren, yelken ve ip vb. donanımını düzenleyen usta)
                          • kakmacı [TUR10-0400650] (Kakma işleri yapan usta)
                          • minareci [TUR10-0546490] (Minare yapan usta)
                          • çalmacı [TUR10-0148540] (Maden üzerine çalma işi yapan usta)
                          • sedefkar [TUR10-0673000] (Sedef üzerinde çalışan, sedef kullanarak eşya yapan kimse)
                          • sırmakeş [TUR10-0688830] (Gümüş veya başka madenleri haddeden çekip sırma yapan kimse)
                          • silmeci [TUR10-0693360] (Silme işini yapan usta)
                          • örücü [TUR10-0605850] (Duvar yapan veya onaran kimse; yapı ustası)
                          • guru [TUR10-0311500] (Herhangi bir sanat dalında veya işte en üst derecede değerlendirilen, usta)
                          • planyacı [TUR10-0631070] (Planya ile iş gören usta; planya ustası)
                        • çırak [TUR10-0165010] (Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse)
                        • apprentice [ENG31-09821287-n] (works for an expert to learn a trade)
                        • kalfa [TUR10-0403070] (Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı)
                        • kürkçü [TUR10-0503380] (Hayvan postlarından kürk hazırlayan veya bu işin ticaretini yapan kimse)
                        • cloakmaker [ENG31-09949319-n] (someone whose occupation is making or repairing fur garments)
                        • saatçi [TUR10-0651660] (Saat yapan, onaran veya satan kimse)
                        • watchmaker [ENG31-10789573-n] (someone who makes or repairs watches)
                        • terzi [TUR10-0203670] (Giysi biçip diken kimse) sewer [ENG31-10603770-n] (someone who sews)
                          • kadın terzisi [TUR10-0396940] (Kadın giysisi diken terzi)
                          • dressmaker [ENG31-10053137-n] (someone who makes or mends dresses)
                          • erkek terzisi [TUR10-0251480] (Erkek elbisesi diken terzi)
                          • pantoloncu [TUR10-0612820] (Pantolon diken terzi)
                          • fermuarcı [TUR10-1026860] (Giyim sanayisinde giysilere fermuar diken kimse)
                          • biçkici [TUR10-0101400] (Kumaşı belli bir modele göre biçen kimse)
                          • modistra [TUR10-0549320] (Kadın terzi)
                        • kâğıtçı [TUR10-0398620] (Kâğıt yapan kimse)
                        • kaltakçı [TUR10-0406040] (Kaltak yapan kimse)
                        • kamacı [TUR10-0406260] (Top kaması yapan veya onaran kimse)
                        • perdeci [TUR10-0623510] (Perde satan veya diken kimse)
                        • pikajcı [TUR10-0627420] (Pikaj yapan kimse)
                        • pikocu [TUR10-0627670] (Piko yapan kimse veya piko yapılan yer)
                        • anahtarcı [TUR10-0034640] (Anahtar yapan, satan veya onaran kimse)
                        • kundakçı [TUR10-0491030] (Tüfek kundakları yapan kimse)
                        • tesviyeci [TUR10-0770100] (Metal, tahta vb. maddelerden yapılmış parçaları istenilen biçime sokmak için işleyerek düzelten zanaatçı)
                        • tırnakçı [TUR10-0775510] (Osmanlı İmparatorluğunda her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse)
                        • kaplamacı [TUR10-0413830] (Altın, gümüş vb. değerli madenlerle kaplama işi yapan kimse)
                        • frezeci [TUR10-0280080] (Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi)
                        • tavşan [TUR10-0752880] (Değerli ağaçlar üzerine ince oymalar işleyen sanatçı; tahta oymacısı)
                        • kaşıkçı [TUR10-0426530] (Şimşir, kemik, bağa ve benzerinden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı)
                        • yongalayıcı [TUR10-0859600] (Yongalayan kimse)
                        • bileyici [TUR10-0151350] (Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse)
                        • bıçkıcı [TUR10-0099680] (Bıçkı ile ağaç ve tahta kesen kimse)
                        • şahmerdancı [TUR10-0721300] (Şahmerdan kullanan kimse)
                        • gülleci [TUR10-0313590] (Top güllesi yapan kimse)
                      • yetkililer [TUR10-1231260] (Herhangi bir işte yetkisi olan kimseler) official [ENG31-10392072-n] (a worker who holds or is invested with an office)
                        • acente [TUR10-0002440] (Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse)
                        • agent [ENG31-10393500-n] (any agent or representative of a federal agency or bureau)
                        • bürokrat [TUR10-0128060] (Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici)
                        • bureaucrat [ENG31-09899893-n] (an official of a bureaucracy)
                        • diplomat [TUR10-0208130] (Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse) diplomat [ENG31-10033672-n] (an official engaged in international negotiations)
                          • büyükelçi [TUR10-0129050] (Bir devletin başka bir devletteki en üst düzey temsilcisi) ambassador [ENG31-09806975-n] (a diplomat of the highest rank)
                            • sefire [TUR10-0673500] (Bayan elçi)
                            • ambassadress [ENG31-09807319-n] (a woman ambassador)
                          • konsolos [TUR10-0726390] (Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi) consul [ENG31-09979276-n] (a diplomat appointed by a government to protect its commercial interests and help its citizens in a foreign country)
                            • fahri konsolos [TUR10-0263050] (Dış İşleri mensubu olmamasına rağmen büyükelçisi bulunmayan ülkelerde o yabancı memleketin işlerini yapan ve çıkarlarını gözeten tanınmış kimse)
                            • başkonsolos [TUR10-0082590] (En yüksek derecedeki konsolos)
                            • viskonsül [TUR10-0820400] (Yardımcı konsolos)
                          • duayen [TUR10-0224190] (Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat)
                          • maslahatgüzar [TUR10-0527990] (Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat)
                          • istenmeyen kişi [TUR10-1060780] (Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat)
                        • noter [TUR10-0428480] (Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak, yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi)
                        • notary [ENG31-10382848-n] (someone legally empowered to witness signatures and certify a document's validity and to take depositions)
                        • organizatör [TUR10-0590310] (Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse) organizer [ENG31-10402936-n] (a person who brings order and organization to an enterprise)
                          • koordinatör [TUR10-0255760] (Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse)
                          • coordinator [ENG31-09983393-n] (someone whose task is to see that work goes harmoniously)
                          • tur operatörü [TUR10-0788890] (Tur düzenleyen kişi)
                          • sıralayıcı [TUR10-0688210] (Sıralayan, sıraya koyan kimse)
                          • gözetmen [TUR10-0309080] (Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse)
                        • sansürcü [TUR10-0663750] (Sanat eserlerini denetlemekle görevlendirilmiş kimse) censor [ENG31-09923092-n] (a person who is authorized to read publications or correspondence or to watch theatrical performances and suppress in whole or in part anything considered obscene or politically unacceptable)
                          • sıkı denetimci [TUR10-1134350] (Sansürcü)
                        • savcı [TUR10-0669200] (Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli) prosecutor [ENG31-10504443-n] (a government official who conducts criminal prosecutions on behalf of the state)
                          • yasa sözcüsü [TUR10-0838910] (Danıştay savcısı)
                          • başsavcı [TUR10-0083730] (En üst düzeydeki savcı)
                        • teşrifatçı [TUR10-0770610] (Resmî günlerde tören ve çağrılarda çağrılıları kurallara göre karşılamakla ve ağırlamakla görevli kimse)
                        • usher [ENG31-10761768-n] (an official stationed at the entrance of a courtroom or legislative chamber)
                        • vezir [TUR10-0819020] (Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse) vizier [ENG31-10778113-n] (a high official in a Muslim government (especially in the Ottoman Empire))
                          • atabey [TUR10-0054230] (Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir)
                          • başvezir [TUR10-0879220] (Vezirlerin başı)
                        • yargıç [TUR10-0836580] (Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse) judge [ENG31-10244889-n] (a public official authorized to decide questions brought before a court of justice)
                          • kadı [TUR10-0396450] (Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları) qadi [ENG31-10516720-n] (an Islamic judge)
                            • molla [TUR10-0549650] (Büyük kadı)
                          • sorgu yargıcı [TUR10-0703360] (Sanıkları sorguya çeken yargıç)
                          • inquisitor [ENG31-10227888-n] (a questioner who is excessively harsh)
                          • yetkili yargıç [TUR10-0853030] (Bir davayı görmekle ve yürütmekle sorumlu ve ehliyetli hâkim)
                          • yardımcı yargıcı [TUR10-0836330] (Başyargıcıya yardımcı olan yetkili)
                          • miri katibi [TUR10-0547500] (Osmanlı devletinde maliye ile halk arasında davalara bakan yargıç)
                        • kamu görevlisi [TUR10-1068690] (Devlet hizmetinde çalışan kişi)
                        • civil servant [ENG31-09944917-n] (a public official who is a member of the civil service)
                        • icra memuru [TUR10-1231270] (İcra işi ile görevli memur)
                        • bailiff [ENG31-09852471-n] (an officer of the court who is employed to execute writs and processes and make arrests etc.)
                        • sayım görevlisi [TUR10-1231430] (Sayma işi ile görevli kimse)
                        • census taker [ENG31-09923510-n] (someone who collects census data by visiting individual homes)
                        • kilise görevlisi [TUR10-1231470] (Kilisede görevi olan kimse) church officer [ENG31-09942257-n] (a church official)
                          • zangoç [TUR10-0870360] (Kilise hizmetini gören ve çan çalan kimse)
                          • sexton [ENG31-10604669-n] (an officer of the church who is in charge of sacred objects)
                          • çancı [TUR10-0149640] (Çan çalmakla görevli kimse)
                        • kamu çalışanı [TUR10-1231480] (Halk hizmeti gören devlet organlarının herhangi birinde çalışan kimse)
                        • civil servant [ENG31-09944917-n] (a public official who is a member of the civil service)
                        • federal yetkili [TUR10-1232300] (Federal bir kuruluşta görevli kimse)
                        • agent [ENG31-10393500-n] (any agent or representative of a federal agency or bureau)
                        • sicil memuru [TUR10-1232500] (Resmi belgelerin kaydedildiği kütükle ilgilenen memur)
                        • registrar [ENG31-10536467-n] (someone responsible for keeping records)
                        • yargıcı [TUR10-0836540] (Hakem)
                        • kuşçubaşı [TUR10-0496790] (Kuşçulardan sorumlu olan üst görevli)
                        • teleksçi [TUR10-0760810] (Teleks görevlisi)
                        • telhisçi [TUR10-0761370] (Padişaha sunulacak işlerin özetini çıkarmakla görevli kimse)
                        • telsizci [TUR10-0761940] (Genellikle gemilerde, uçaklarda karayla gemi, yerle uçak arasında ve daha başka gemi ve uçaklarla telsiz bağlantısı kurmakla görevli kimse)
                        • küratör [TUR10-0502860] (Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi ve benzerini yöneten ve etkinliklerini düzenleyen, yetkili kimse)
                        • ayan [TUR10-0819070] (İleri gelenler)
                        • kazasker [TUR10-0435990] (İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi)
                        • kazasker [TUR10-0436000] (Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi)
                        • kethüda bey [TUR10-0446530] (Yeniçeri Ocağında, yeniçeri ağasından sonra gelen en yüksek makamdaki subay)
                        • borsa acentesi [TUR10-0114180] (Müşteriden aldıkları alış ve satış emirlerini borsada yerine getirip karşılığında komisyon alan kimse)
                        • mimarbaşı [TUR10-0546310] (Osmanlı sarayında, resmî yapıların onarım ve yapım işleriyle uğraşan mimarların başı)
                        • müsellim [TUR10-0564120] (Osmanlı Devleti'nde eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi)
                      • aşçı [TUR10-0052450] (Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse) cook [ENG31-09982799-n] (someone who cooks food)
                        • evdeci [TUR10-0259400] (Çiftliklerde işçilere yemek hazırlayan aşçı)
                        • keşkekçi [TUR10-0446200] (Keşkek pişiren kimse)
                        • çeşnici [TUR10-0989150] (Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse)
                        • salamuracı [TUR10-0659380] (Salamura yapan)
                        • aşçıbaşı [TUR10-0052490] (Birlikte çalışan birkaç aşçının başı)
                        • aşçıbaşı [TUR10-0052500] (Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse)
                      • çilingir [TUR10-0168460] (Kilitli kapıları açan kimse)
                      • locksmith [ENG31-10288896-n] (someone who makes or repairs locks)
                      • gözlükçü [TUR10-0309660] (Gözlük satan veya onaran kimse)
                      • optician [ENG31-10399699-n] (a worker who makes glasses for remedying defects of vision)
                      • kalaycı [TUR10-0401470] (Kap kalaylayan kimse)
                      • tinsmith [ENG31-10732023-n] (someone who makes or repairs tinware)
                      • açkıcı [TUR10-0006190] (Perdahçı)
                      • bezemeci [TUR10-0098950] (Bezeme yapan oymacı veya nakkaş)
                      • odabaşı [TUR10-0582170] (Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay)
                      • odabaşı [TUR10-0582160] (Hanlarda çalışan uşakların başı)
                      • optik [TUR10-0589250] (Gözlükçü)
                      • ortopedist [TUR10-0592880] (Ortopedi protezleri yapan kimse)
                      • özel kalem [TUR10-1115190] (Kamu veya özel sektördeki üst düzey yöneticinin görüşmelerini düzenleyen, gizlilik derecesi bulunan yazışmalarını yapan kimse)
                      • patroncu [TUR10-0619360] (Örneğe göre ölçüp biçerek ilk patronu çıkaran nitelikli işçi)
                      • radyatörcü [TUR10-0640370] (Radyatör yapan, satan, onaran veya döşeyen usta)
                    • yardımcı [TUR10-0836210] (Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.) assistant [ENG31-09835195-n] (a person who contributes to the fulfillment of a need or furtherance of an effort or purpose)
                      • odaklayıcı [TUR10-0582370] (Alıcısının çalıştırılması sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı)
                      • maşa [TUR10-0528600] (Hoş görülmeyen bir işe yardımcı veya aracı veya başkalarının isteklerine ve amaçlarına alet olmayı kabul eden kimse)
                      • instrument [ENG31-10229217-n] (a person used by another to gain an end)
                      • model [TUR10-0549110] (Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse) mannequin [ENG31-10310901-n] (a woman who wears clothes to display fashions)
                        • fotomodel [TUR10-0279340] (Fotoğraf veya reklam fotoğrafları için modellik eden kimse)
                        • photographer's model [ENG31-10446867-n] (a model who poses for photographers)
                        • kapak kızı [TUR10-0411670] (Resimli dergilerin kapak resimleri için poz veren genç kız)
                        • kapak yıldızı [TUR10-0411800] (Resimli dergilerin kapak sayfaları için fotoğrafı çekilen ünlü kimse)
                        • canlı model [TUR10-0132660] (Heykeltıraşlıkta yararlanılan kadın veya erkek)
                      • muavin [TUR10-0552140] (Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse) deputy [ENG31-10024942-n] (an assistant with power to act when his superior is absent)
                        • şoför muavini [TUR10-0733350] (Genellikle otobüs, kamyon, minibüs vb. kara taşımacılığı yapan araçlarda şoföre veya yolculara yardım eden kimse)
                      • suflör [TUR10-0710990] (Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan erkek)
                      • prompter [ENG31-10501999-n] (someone who assists a performer by providing the next words of a forgotten speech)
                      • model [TUR10-0549030] (Resim, heykel vb. şeyler yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek)
                      • sample [ENG31-05830135-n] (a small part of something intended as representative of the whole)
                      • yazman [TUR10-0845320] (Özel veya kamu kuruluşlarında haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, yazman, kâtip) clerk [ENG31-09947909-n] (an employee who performs clerical work (e.g., keeps records or accounts))
                        • katibe [TUR10-0428470] (Kadın sekreter)
                      • bütünleyici [TUR10-0128690] (Bütünleme işini yapan kimse)
                      • subordinate [ENG31-10689430-n] (an assistant subject to the authority or control of another)
                      • kalfa [TUR10-0403080] (Ustalıktan yetişme mimar yardımcısı)
                      • kapı oğlanı [TUR10-0413380] (Elçiliklerde çevirmen yardımcısı)
                      • kapı oğlanı [TUR10-0413370] (Kapı çuhadarı yamağı)
                      • kizir [TUR10-0464430] (Köy muhtarı yardımcısı)
                      • komi [TUR10-0470310] (Lokantalarda garson yardımcısı)
                      • kalfa [TUR10-0403100] (İptidailerde hoca yardımcısı)
                      • eczacı kalfası [TUR10-1016840] (Serbest eczane veya kurum eczanelerinde eczacının gözetiminde işlere yardımcı olan kimse)
                      • çeltek [TUR10-0158430] (Çoban yamağı, yardımcı, uşak)
                      • çırak [TUR10-0165020] (Dükkânda ayak işlerine bakan kimse)
                      • assistant [ENG31-09835195-n] (a person who contributes to the fulfillment of a need or furtherance of an effort or purpose)
                      • çömez [TUR10-0174700] (Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse)
                      • dekan yardımcısı [TUR10-0189480] (Fakültelerde dekana yardım eden öğretim üyesi)
                      • ensar [TUR10-0248270] (Hazreti Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler)
                      • araştırma görevlisi [TUR10-0043330] (Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı)
                      • araştırman [TUR10-0043370] (Araştırıcı)
                      • tutucu [TUR10-0790570] (Durmalı çıkışlarda, bisikletçiye yardım eden kişi)
                      • ayvaz [TUR10-0064220] (Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı)
                      • yamak [TUR10-0244660] (Bir işte yardımcı olarak çalışan kişi)
                        • miço [TUR10-0544090] (Gemilerde çalışan küçük yaştaki tayfa yamağı)
                      • başasistan [TUR10-0081160] (En kıdemli asistan)
                      • başyardımcı [TUR10-0084300] (Bir kurum veya kuruluşta görevli amirin yardımcılarından en üst düzeyde olanı)
                      • muço [TUR10-0552500] (Meyhaneci çırağı)
                      • muit [TUR10-0554530] (Okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse, öğretmen yardımcısı)
                      • müdür yardımcısı [TUR10-0560000] (Müdürün işlerine yardım eden, yokluğunda yetkileri üzerine alıp işleri yöneten kimse)
                      • mülhak [TUR10-0561740] (Bir asker karargâhında subay yardımcısı)
                      • sağdıç [TUR10-0655160] (Düğünde gelin veya güveyiye kılavuzluk eden kimse)
                      • sekreter [TUR10-0674350] (Özel veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse) secretary [ENG31-10589188-n] (an assistant who handles correspondence and clerical work for a boss or an organization)
                        • ketebe [TUR10-0446370] (Yazıcılar; kâtipler)
                        • halife [TUR10-0322910] (Babıali kalemlerinde kâtip)
                        • sır katibi [TUR10-0688720] (Kendisine gizli yazılar yazdırılan kimse)
                    • geçici çalışan [TUR10-1231920] (Bir başkanın yerine geçerek geçici olarak çalışan yardımcı)
                    • hired help [ENG31-10189765-n] (employee hired for domestic or farm work (often used in the singular to refer to several employees collectively))
                    • ücretli adam [TUR10-1231940] (Ücretle çalışan kimse)
                    • hireling [ENG31-10196544-n] (a person who works only for money)
                    • barmen [TUR10-0078190] (Bar tezgâhtarı) bartender [ENG31-09860576-n] (an employee who mixes and serves alcoholic drinks at a bar)
                      • barcı [TUR10-0077280] (Bar işleten kimse)
                    • koruyucu [TUR10-0468380] (Bir şeyi korumak için bekleyen veya güvenlik amacıyla dolaşan görevli) defender [ENG31-09637714-n] (a person who cares for persons or property)
                      • kalkan [TUR10-0404370] (Koruyucu) defender [ENG31-09637714-n] (a person who cares for persons or property)
                        • bekçi [TUR10-0089530] (Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse) watchman [ENG31-10789727-n] (a guard who keeps watch)
                          • gözcü [TUR10-0308420] (Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse) lookout [ENG31-10290913-n] (a person employed to keep watch for some anticipated event)
                            • direkçi [TUR10-0208330] (Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse)
                            • grev gözcüsü [TUR10-0310710] (Grevin seyrini kollayan kimse)
                            • lookout [ENG31-10290913-n] (a person employed to keep watch for some anticipated event)
                            • gözcü [TUR10-0308430] (Gözetmen)
                          • gözleyici [TUR10-0309570] (Gözleme işini yapan kimse) lookout [ENG31-10290913-n] (a person employed to keep watch for some anticipated event)
                            • köşklü [TUR10-0484570] (Yangınları haber vermesi için yangın kulelerinde ve başka uygun yerlerde bekletilen gözetleyici)
                          • hat bekçisi [TUR10-0331670] (Demir yolunu, telefon ve telgraf hatlarını gözetleyip koruyan görevli kimse)
                          • pazvant [TUR10-0620520] (Rumeli'de gece bekçisi)
                          • korucu [TUR10-0476660] (Kırsal bölgede güvenlik güçlerine yardımcı olan sivil görevli)
                            • köy korucusu [TUR10-0485250] (Köyün çevresinin ve kırsalın emniyeti için görevlendirilmiş kimse)
                          • korucu [TUR10-0476650] (Orman veya kır bekçisi)
                          • gece bekçisi [TUR10-0286300] (Geceleyin iş yerlerini veya kuruluşları bekleyen kimse)
                          • mahalle bekçisi [TUR10-0517790] (Mahallenin güvenliğini, düzenini sağlamada yardımcı olan güvenlik görevlisi)
                          • kizir [TUR10-0464450] (Köy bekçisi)
                          • fenerci [TUR10-0267770] (Deniz feneri bekçisi)
                          • sabahçı [TUR10-0651900] (Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse)
                          • türbedar [TUR10-0793460] (Türbede hizmet gören, türbeyi bekleyen kimse; türbe bekçisi)
                          • başmakçı [TUR10-0083200] (Camilerde, giriş bölümünde, çıkarılan ayakkabılara bekçilik eden kimse)
                          • viglacı [TUR10-0819970] (Savaş ve ticaret gemilerinde gönderler üzerinde nöbet tutan kimse)
                          • bostan bekçisi [TUR10-0114600] (Bostanı koruyan ve kollayan kimse)
                          • nigâhban [TUR10-1106740] (Gözleyen; bekçi)
                        • güvenlik görevlisi [TUR10-0317740] (Güvenliği sağlamakla görevli kimse) watchman [ENG31-10789727-n] (a guard who keeps watch)
                          • gizli polis [TUR10-0299960] (Ajan, sivil güvenlik görevlisi)
                          • ases [TUR10-0048960] (Osmanlı İmparatorluğunda Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi)
                          • seslikçi [TUR10-0681250] (Arşivlenmiş ses belgelerini koruyan, gözeten görevli)
                          • subaşı [TUR10-0710220] (Şehirlerin güvenlik işlerine bakan görevlilerin başı)
                          • sürre emini [TUR10-0717720] (Sürre alayını gideceği yere ulaştırmakla görevlendirilen kişi)
                        • itfaiyeci [TUR10-0831280] (Yangın söndürme kuruluşunda görevli kimse)
                        • fireman [ENG31-10111420-n] (a member of a fire department who tries to extinguish fires)
                      • gardiyan [TUR10-0283490] (Cezaevlerinde düzeni, tutukluların yasalara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse)
                      • warder [ENG31-10786933-n] (a person who works in a prison and is in charge of prisoners)
                      • perdeci [TUR10-0623550] (Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli)
                      • derbentçi [TUR10-1002250] (Geçit yerlerini korumakla görevli kimse)
                      • emanetçi [TUR10-0244960] (Ücret karşılığı eşyayı koruyan kimse)
                      • bakıcı [TUR10-0071810] (Koruyucu)
                      • başgardiyan [TUR10-0081640] (Gardiyanların başı)
                      • goril [TUR10-0300660] (Koruyucu)
                      • gözetici [TUR10-0308790] (Koruyucu kimse)
                      • reji kolcusu [TUR10-0644780] (Kolcu)
                    • kasiyer [TUR10-0424550] (Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse)
                    • cashier [ENG31-09918741-n] (a person responsible for receiving payments for goods and services (as in a shop or restaurant))
                    • eğlendiren kişi [TUR10-1230860] (Başkalarını eğlendirmeye çalışan kişi) entertainer [ENG31-09639952-n] (a person who tries to please or amuse)
                      • şakacı [TUR10-0507920] (Şaka yapmasını seven, şakalaşmadan hoşlanan)
                      • humorist [ENG31-10211562-n] (someone who acts speaks or writes in an amusing way)
                      • sanatçı [TUR10-0662290] (Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse) performer [ENG31-10435383-n] (an entertainer who performs a dramatic or musical work for an audience)
                        • komedi yazarı [TUR10-0470250] (Genellikle komedi türünde eser veren kimse)
                        • comedian [ENG31-09959604-n] (a professional performer who tells jokes and performs comical acts)
                        • sahne sanatçısı [TUR10-1232360] (Gösteriye dayalı tiyatro, orta oyunu, dans vb. sanat dallarından birini meslek edinmiş kimse) performer [ENG31-10435383-n] (an entertainer who performs a dramatic or musical work for an audience)
                          • aktör [TUR10-0022510] (Erkek oyuncu) actor [ENG31-09784701-n] (a theatrical performer)
                            • zenne [TUR10-0872820] (Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu)
                            • köçek [TUR10-0480110] (Kadın kılığına girip oynayan erkek)
                            • başaktör [TUR10-0080950] (Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu)
                          • dansör [TUR10-0183340] (Dans etmeyi meslek edinmiş erkek)
                          • dancer [ENG31-10009040-n] (a performer who dances professionally)
                          • hokkabaz [TUR10-0347010] (El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse)
                          • juggler [ENG31-10246083-n] (a performer who juggles objects and performs tricks of manual dexterity)
                          • karnından konuşan [TUR10-0422530] (Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan)
                          • ventriloquist [ENG31-10767483-n] (a performer who projects the voice into a wooden dummy)
                          • komedyen [TUR10-0470270] (Güldürü oyuncusu) comedian [ENG31-09959604-n] (a professional performer who tells jokes and performs comical acts)
                            • palyaço [TUR10-0611860] (Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu)
                            • clown [ENG31-09950334-n] (a person who amuses others by ridiculous behavior)
                            • ibiş [TUR10-0357150] (Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen)
                          • kuklacı [TUR10-0488340] (Kukla oynatan kimse)
                          • puppeteer [ENG31-10513270-n] (one who operates puppets or marionettes)
                          • striptizci [TUR10-0709860] (Striptiz yapan kadın)
                          • stripper [ENG31-10683779-n] (a performer who provides erotic entertainment by undressing to music)
                          • tiyatro oyuncusu [TUR10-0778550] (Sahne, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı)
                          • actor [ENG31-09784701-n] (a theatrical performer)
                          • sazcı [TUR10-0671610] (Saz çalan kimse)
                          • musician [ENG31-10360025-n] (someone who plays a musical instrument (as a profession))
                          • oyuncu [TUR10-0597340] (Herhangi bir oyunda oynayan kimse)
                            • kerizci [TUR10-0442660] (Hile yapan oyuncu)
                            • konu mankeni [TUR10-0473540] (Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtmak üzere canlandıran kimse)
                            • damacı [TUR10-0181560] (Dama oyuncusu)
                            • kabareci [TUR10-0393410] (Kabare oyuncusu)
                            • Karagöz [TUR10-0416020] (Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse)
                            • ateşbaz [TUR10-0054810] (Ateşle hüner gösteren oyuncu)
                            • barbutçu [TUR10-0077270] (Barbut oynayan kimse)
                            • bilardocu [TUR10-0101930] (Bilardo oynayan veya oynatan kimse)
                            • satranççı [TUR10-0668670] (Satranç oynayan kimse)
                            • oyun kurucu [TUR10-0597450] (Takımda, savunucular ile akıncılar arasında yer alan ve karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu)
                            • pusatçı [TUR10-0638380] (Orta oyununda şakşak ve tahta kılıç vb. kullanan oyuncu)
                            • pasör [TUR10-0021990] (Voleybolda öbür oyuncuların vurması için topu, ağın üzerine yükselten oyuncu)
                            • pokerci [TUR10-0631910] (Poker oynayan kimse)
                            • pişpirikçi [TUR10-0629920] (Pişpirik oynayan kimse)
                          • dansçı [TUR10-0183290] (Dansı meslek edinen kişi) dancer [ENG31-10009040-n] (a performer who dances professionally)
                            • balerin [TUR10-0073920] (Bale yapan bayan sanatçı)
                            • ballerina [ENG31-09853980-n] (a female ballet dancer)
                            • tvistçi [TUR10-1166150] (Tvisti seven ve yapan kimse)
                            • çengi [TUR10-0159420] (Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın)
                            • rakkas [TUR10-0641950] (Raksı meslek edinmiş erkek)
                            • rakkase [TUR10-0641960] (Dans etmeyi meslek edinmiş kadın)
                            • belly dancer [ENG31-09868870-n] (a woman who performs a solo belly dance)
                            • dansçı [TUR10-0183280] (Dans eden kişi)
                            • sambacı [TUR10-0661890] (Samba yapan kimse)
                            • balet [TUR10-0073940] (Bale yapan erkek sanatçı)
                            • oryantal [TUR10-0593000] (Bu dansı yapan kadın)
                            • profesyonel dansçı [TUR10-1231600] (Dans işini profesyonel olarak yapan kimse)
                          • oyuncu [TUR10-0597350] (Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı) performer [ENG31-10435383-n] (an entertainer who performs a dramatic or musical work for an audience)
                            • aktris [TUR10-0022560] (Kadın oyuncu) actress [ENG31-09787123-n] (a female actor)
                              • başaktris [TUR10-0080970] (Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadın oyuncu)
                              • subret [TUR10-0710450] (Komedilerde hafif meşrep genç kadın veya işveli hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu)
                            • artist [TUR10-0047940] (Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse) screen actor [ENG31-10583526-n] (an actor who plays a role in a film)
                              • yıldız [TUR10-0854730] (Meşhur sanatçı) ace [ENG31-09781932-n] (someone who is dazzlingly skilled in any field)
                                • süper star [TUR10-0716170] (Çok ünlü veya tanınmış sanatçı)
                            • başoyuncu [TUR10-0083490] (Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran oyuncu)
                            • star [ENG31-10668135-n] (an actor who plays a principal role)
                            • figüran [TUR10-0272820] (Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse)
                            • supernumerary [ENG31-10696008-n] (a minor actor in crowd scenes)
                            • sinema oyuncusu [TUR10-1232580] (Sinemada rol alan sanatçı, aktör, aktris) screen actor [ENG31-10583526-n] (an actor who plays a role in a film)
                              • film yıldızı [TUR10-0274090] (Sinema dünyasında çok ünlü olan oyuncu)
                            • başrol oyuncusu [TUR10-1232710] (Tiyatro veya sinemada en önemli rolün sahibi)
                            • star [ENG31-10668135-n] (an actor who plays a principal role)
                            • dublör [TUR10-0224380] (Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse)
                            • double [ENG31-10686285-n] (a stand-in for movie stars to perform dangerous stunts)
                            • jön [TUR10-0392170] (Önemli rollerde oynayan genç oyuncu)
                            • orta oyuncusu [TUR10-0592540] (Orta oyununda oynayan sanatçı)
                          • illüzyonist [TUR10-0370020] (El çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işini yapan kimse)
                          • hayalci [TUR10-0416030] (Bir gölge oyunu olan Karagöz oynatan kimse)
                        • sinema sanatçısı [TUR10-0694660] (Sinema yapımında emeği geçen sanatçı)
                      • sunucu [TUR10-0739240] (Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse) master of ceremonies [ENG31-10318917-n] (a person who acts as host at formal occasions (makes an introductory speech and introduces other speakers))
                        • ana haber sunucusu [TUR10-0936190] (Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu)
                        • cazgır [TUR10-0133680] (Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse)
                        • çağrıcı [TUR10-0145170] (Sahnede oyuncuları takdim eden kimse)
                        • düğüncü [TUR10-0228580] (Düğün çağrıcısı)
                        • iç spiker [TUR10-0360140] (Televizyon ekranında görülmeyen, sesi duyulan sunucu)
                      • matador [TUR10-0783280] (Arenada boğalarla mücadele eden kimse)
                      • bullfighter [ENG31-09855548-n] (someone who fights bulls)
                      • animatör [TUR10-0037280] (Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse)
                      • entertainer [ENG31-09639952-n] (a person who tries to please or amuse)
                      • varyeteci [TUR10-0815090] (Varyete yapan kimse)
                      • cambaz [TUR10-0020530] (Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse) acrobat [ENG31-09783804-n] (an athlete who performs acts requiring skill and agility and coordination)
                        • ip cambazı [TUR10-0377510] (İki direk arasında, yüksekte gerilmiş ip üzerinde gösteriler yapan cambaz)
                        • tel cambazı [TUR10-0760390] (Telde oynayan cambaz)
                        • at cambazı [TUR10-0054600] (Sirklerde veya eğlence yerlerinde, at üstünde hünerlerini gösteren kimse)
                      • dalkavuk [TUR10-0180910] (Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse)
                      • ateşbaz [TUR10-0054820] (Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse)
                      • ayıcı [TUR10-0061150] (Ayı oynatmayı iş edinen kimse)
                      • şaklaban [TUR10-0722060] (Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse)
                      • nümayişçi [TUR10-0581330] (Bir gösteride yer alan kimse, gösterici)
                      • soytarı [TUR10-0704990] (Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse; maskara)
                      • jester [ENG31-10240982-n] (a professional clown employed to entertain a king or nobleman in the Middle Ages)
                    • uzman [TUR10-0240140] (Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse)
                    • expert witness [ENG31-10092134-n] (a witness who has knowledge not normally possessed by the average person concerning the topic that he is to testify about)
                    • iletişim kuran kişi [TUR10-1246430] () communicator [ENG31-09633690-n] (a person who communicates with others)
                      • ara bulucu [TUR10-0805200] (Bir anlaşmazlıkta tarafları uzlaştıran kimse) mediator [ENG31-09647729-n] (a negotiator who acts as a link between parties)
                        • çöpçatan [TUR10-0174850] (Evlenmelerde aracılık eden kimse) matchmaker [ENG31-10319542-n] (someone who arranges (or tries to arrange) marriages for others)
                          • kılavuz [TUR10-0447570] (Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse)
                        • temsilci [TUR10-0562030] (Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse) representative [ENG31-10541628-n] (a person who represents others)
                          • ajan [TUR10-0016620] (Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini gören kimse, iş görevlisi, temsilci) agent [ENG31-09796794-n] (a representative who acts on behalf of other persons or organizations)
                            • rezervasyon görevlisi [TUR10-1231340] (Ayırtma işi ile görevli kimse) booker [ENG31-09885360-n] (someone who engages a person or company for performances)
                              • emprezaryo [TUR10-0246350] (Bir sanatçının çalışma programlarını ve anlaşmalarını belli bir yüzde karşılığında düzenleyen kimse)
                              • showman [ENG31-10613153-n] (a sponsor who books and stages public entertainments)
                            • casus [TUR10-0204970] (Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse) spy [ENG31-10661153-n] ((military) a secret agent hired by a state to obtain information about its enemies or by a business to obtain industrial secrets from competitors)
                              • köstebek [TUR10-0483870] (Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse)
                              • counterspy [ENG31-09989722-n] (a spy who works against enemy espionage)
                              • ajan provokatör [TUR10-0455050] (İnsanları, bazı suçları işlemeye sürüklemekle görevli kimse)
                            • espiyon [TUR10-0254390] (Birinin kusur veya suçlarını gizlice bildirmesi için o kimsenin üstleri tarafından tutulmuş olan ve bundan çıkar sağlayan kişi)
                          • elçi [TUR10-0673490] (Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, murahhas) delegate [ENG31-10020380-n] (a person appointed or elected to represent others)
                            • balyos [TUR10-0075590] (Osmanlı İmparatorluğu döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçisi)
                            • orta elçi [TUR10-0591680] (Büyükelçiden önceki elçilik aşaması)
                            • orta elçi [TUR10-0591690] (Bu aşamada olan kimse)
                          • devlet başkanı [TUR10-0200190] (Devletin başında bulunan kimse) head of state [ENG31-10184340-n] (the chief public representative of a country who may also be the head of government)
                            • başkan [TUR10-0082360] (Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı) president [ENG31-10486745-n] (the chief executive of a republic)
                              • konsül [TUR10-0472680] (1799'dan 1804'e kadar Fransa'da birlikte görev alan üç devlet başkanından her biri)
                              • başkan vekili [TUR10-0082410] (Başkanın işini görmesi için yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse)
                              • vice chairman [ENG31-10770579-n] (one ranking below or serving in the place of a chairman)
                              • George Bush [TUR10-1245690] (Başkan Reagan döneminde başkan yardımcılığı yapmış, Amerika Birleşik Devletleri'nin 41. başkanı)
                              • Bush [ENG31-10895055-n] (vice president under Reagan and 41st President of the United States (born in 1924))
                              • Reagan [TUR10-1245830] (40th President of the United States (1911-2004))
                              • Reagan [ENG31-11275450-n] (40th President of the United States (1911-2004))
                              • Kennedy [TUR10-1245780] (35th President of the United States)
                              • Kennedy [ENG31-11120990-n] (35th President of the United States)
                              • Lincoln [TUR10-1245790] (16th President of the United States)
                              • Lincoln [ENG31-11152452-n] (16th President of the United States)
                            • başbakan [TUR10-0084160] (Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı)
                            • chancellor [ENG31-09926439-n] (the person who is head of government (in several countries))
                            • cumhurbaşkanı [TUR10-0143140] (Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde devlet başkanı)
                            • president [ENG31-10486745-n] (the chief executive of a republic)
                            • şansölye [TUR10-0723270] (Almanya ve Avusturya'da hükûmet başkanı)
                            • chancellor [ENG31-09926439-n] (the person who is head of government (in several countries))
                            • konsül [TUR10-0472670] (Roma'da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri)
                            • sadrazam [TUR10-0819040] (Osmanlı İmparatorluğu'nda başbakan)
                            • imam [TUR10-0370830] (Bazı küçük İslam devletlerinde devlet başkanı)
                          • delege [TUR10-0189970] (Devlet, parti, sendika vb. kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse)
                          • sandık müşahidi [TUR10-0663180] (Yapılan seçimin kurallara uygun olup olmadığını sandık başında kontrol eden parti temsilcisi)
                          • kaptan [TUR10-0414690] (Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse)
                          • gelin alıcı [TUR10-0289630] (Gelini götürmek için oğlanevinden gelen kimse)
                          • vekil [TUR10-0816910] (Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse)
                          • deputy [ENG31-10025383-n] (a person appointed to represent or act on behalf of others)
                        • birleştirici [TUR10-0108020] (Uzlaşmayı sağlayan kimse)
                        • şefaatçi [TUR10-0726120] (Birisi için şefaatte bulunan, şefaat eden kimse)
                      • aracı [TUR10-0240870] (İki şey arasında, bağlantı kuran kimse, vasıta) mediator [ENG31-09647729-n] (a negotiator who acts as a link between parties)
                        • temsilci [TUR10-0763980] (Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı olmayan kimse)
                        • representative [ENG31-10541628-n] (a person who represents others)
                        • kambiyo ajanı [TUR10-0406470] (Borsalarda müşterilerin alım ve satım yapmalarını sağlayan kişi veya kuruluş)
                        • broker [TUR10-0976820] (Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi)
                        • kolcu [TUR10-0468390] (Hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse)
                        • komisyoncu [TUR10-0166380] (Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse)
                        • komprador [TUR10-0471000] (Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı)
                        • tellal [TUR10-0761600] (Satışlarda aracılık eden kimse)
                        • elci [TUR10-0241170] (Bazı yörelerde mevsimlik tarım işçisi toplayıp işçi ile işveren arasında aracılık yapan kimse)
                        • uzlaşıcı [TUR10-0805080] (Düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşma ve karşılıklı anlaşma sağlayan kimse)
                        • basamak [TUR10-0078600] (Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer)
                        • çağrıcı [TUR10-0145150] (Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse)
                      • spiker [TUR10-0708060] (Radyo ve televizyonda programları, haberleri sunan kimse) announcer [ENG31-09814565-n] (reads news, commercials on radio or television)
                        • spor spikeri [TUR10-1231210] (Radyo ve televizyonda spor haberlerini sunan kimse)
                        • sports announcer [ENG31-10659035-n] (an announcer who reads sports news or describes sporting events)
                        • haber spikeri [TUR10-1232240] (NOT: TUR10-1232250 ile aynı)
                        • newscaster [ENG31-10376043-n] (someone who broadcasts the news)
                      • bildiren kişi [TUR10-1231220] (Herhangi bir konuda haber veya bilgi veren kimse) announcer [ENG31-09814775-n] (someone who proclaims a message publicly)
                        • müezzin [TUR10-0560280] (Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi)
                        • muezzin [ENG31-10356443-n] (the Muslim official of a mosque who summons the faithful to prayer from a minaret five times a day)
                        • jurnalci [TUR10-0392240] (Jurnal ederek yetkililere, yöneticilere yaranmaya çalışan kimse) informer [ENG31-10225792-n] (one who reveals confidential information in return for money)
                          • ihbarcı [TUR10-0363100] (Muhbir) informer [ENG31-10225792-n] (one who reveals confidential information in return for money)
                            • ispiyoncu [TUR10-0381310] (Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlayan kimse)
                            • fink [ENG31-10110781-n] (someone acting as an informer or decoy for the police)
                            • karalamacı [TUR10-1071110] (Birine işlemediği bir suçu veya kendisinde bulunmayan bir ayıbı yükleyen; iftiracı; müfteri)
                            • haberci [TUR10-0318910] (Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse)
                          • muhbir [TUR10-0553990] (Haber ulaştırıcı, haber veren kimse)
                          • informer [ENG31-10225792-n] (one who reveals confidential information in return for money)
                        • propagandacı [TUR10-0636730] (Propaganda yapan kimse)
                        • propagandist [ENG31-10502506-n] (a person who disseminates messages calculated to assist some cause or some government)
                        • muhabir [TUR10-0552900] (Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli)
                        • reporter [ENG31-10541255-n] (a person who investigates and reports or edits news stories)
                        • başmüezzin [TUR10-0083370] (Birden çok müezzin bulunan camilerde en kıdemli müezzin)
                        • fetvacı [TUR10-0269670] (Fetva veren kimse)
                      • tercüman [TUR10-0161080] (Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse) interpreter [ENG31-10232171-n] (someone who mediates between speakers of different languages)
                        • dil oğlanı [TUR10-0205980] (İstanbul'daki yabancı elçiliklerde Türkçe öğretilerek çevirmen olmak üzere yetiştirilen genç)
                      • konuşmacı [TUR10-0474050] (Konferans veren ya da bir toplulukta konuşan kimse)
                        • anlatıcı [TUR10-0038070] (Hikâye, fıkra ve benzerini anlatan kimse) narrator [ENG31-10365535-n] (someone who tells a story)
                          • fıkracı [TUR10-0270430] (Fıkra anlatan kimse)
                        • hatip [TUR10-0332030] (Bir topluluk karşısında etkili, açık, düzgün konuşarak düşüncesini anlatmada, duygusunu aşılamada yetenekli kimse)
                        • orator [ENG31-10400371-n] (a person who delivers a speech or oration)
                        • masalcı [TUR10-0527430] (Masal anlatan, yazan veya okuyan kimse)
                        • narrator [ENG31-10365535-n] (someone who tells a story)
                        • şahit [TUR10-0721090] (Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse) witness [ENG31-10805709-n] (someone who sees an event and reports what happened)
                          • görgü tanığı [TUR10-0305450] (Olayı gören kimse)
                          • eyewitness [ENG31-10095087-n] (a spectator who can describe what happened)
                          • yalancı şahit [TUR10-0828130] (Bilgisine başvurulduğunda doğruyu söylemeyen kişi)
                        • görüşmeci [TUR10-0306580] (Görüşmeye giden kimse)
                        • anketör [TUR10-0037440] (Anket yapan kimse, soruşturmacı, anketör)
                        • pollster [ENG31-10471164-n] (someone who conducts surveys of public opinion)
                        • raportör [TUR10-0642670] (Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye)
                        • spokesperson [ENG31-10657783-n] (an advocate who represents someone else's policy or purpose)
                        • grev sözcüsü [TUR10-0310740] (Grev süresince grevle ilgili açıklamalarda bulunmakla görevli kimse)
                        • hatip [TUR10-0332020] (Topluluk karşısında konuşan kimse; konuşmacı)
                      • lobici [TUR10-0512950] (Çıkarları ortak olan grupların temsilcisi)
                      • lobbyist [ENG31-10288326-n] (someone who is employed to persuade legislators to vote for legislation that favors the lobbyist's employer)
                    • reklamcı [TUR10-0644980] (Reklam işi ile uğraşan kimse)
                    • advertiser [ENG31-09793385-n] (someone whose business is advertising)
                    • çocuk bakıcısı [TUR10-0171770] (Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kadın)
                    • nanny [ENG31-10364831-n] (a woman who is the custodian of children)
                    • mutemet [TUR10-0557690] (Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli)
                    • paymaster [ENG31-10429780-n] (a person in charge of paying wages)
                    • inşaatçı [TUR10-0376660] (Yapı işlerini yöneten teknik görevli) builder [ENG31-09897741-n] (someone who contracts for and supervises construction (as of a building))
                      • inşaat müteahhidi [TUR10-1231370] (Bir inşaat işini üstlenen kişi)
                      • builder [ENG31-09897741-n] (someone who contracts for and supervises construction (as of a building))
                    • inşaatçı [TUR10-0376670] (Yapı ustası)
                    • builder [ENG31-09897741-n] (someone who contracts for and supervises construction (as of a building))
                    • operatör [TUR10-0589030] (Bazı teknik aletleri işleten kimse) operator [ENG31-10398111-n] (an agent that operates some apparatus or machine)
                      • telgrafçı [TUR10-0552870] (Telgraf gönderen ve bu şekilde haberleşmeyi sağlayan görevli)
                      • telegrapher [ENG31-10717015-n] (someone who transmits messages by telegraph)
                      • vatman [TUR10-0815780] (Tramvay sürücüsü)
                      • motorman [ENG31-10353968-n] (the operator of streetcar)
                    • amele [TUR10-0032610] (Gündelikle çalışan işçi, emekçi) laborer [ENG31-10260997-n] (someone who works with their hands)
                      • mezarcı [TUR10-0542130] (Mezar kazan kimse)
                      • gravedigger [ENG31-10163988-n] (a person who earns a living by digging graves)
                      • ırgat [TUR10-0645320] (Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi) farmhand [ENG31-10099179-n] (a hired hand on a farm)
                        • orakçı [TUR10-0589470] (Ücret karşılığı ekin biçen kimse)
                        • harvester [ENG31-10180956-n] (someone who helps to gather the harvest)
                        • desteci [TUR10-0198720] (Biçilmiş ekini deste yapan işçi)
                      • yıkmacı [TUR10-0853830] (Yıkılması uygun görülen bir yapının yıkılması işini üstlenen ve yıkıntılarını satın alan kimse)
                      • wrecker [ENG31-10812496-n] (someone who demolishes or dismantles buildings as a job)
                      • hamal [TUR10-0864860] (Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse) porter [ENG31-10475013-n] (a person employed to carry luggage and supplies)
                        • küfeci [TUR10-0500410] (Küfe ile sırtında öteberi taşıyan hamal)
                        • hamal camal [TUR10-0324400] (Hamal vb. kimseler)
                        • sırık hamalı [TUR10-0688520] (Taşınacak yükleri sırığa geçirerek omuzlarında taşıyan hamal)
                      • baca tamircisi [TUR10-1232730] (Baca tamir eden kimse)
                      • steeplejack [ENG31-10673232-n] (someone who builds or maintains very tall structures)
                      • madenci [TUR10-0516490] (Maden ocaklarında çalışan işçi)
                      • miner [ENG31-10339454-n] (laborer who works in a mine)
                      • baltacı [TUR10-0075330] (Odun kırıcı)
                    • tahsildar [TUR10-0738500] (Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı) collector [ENG31-09955820-n] (a person who is employed to collect payments (as for rent or taxes))
                      • geçiş parası tahsildarı [TUR10-1232790] (Geçiş parası toplayan kimse)
                      • tollkeeper [ENG31-10734333-n] (someone employed to collect tolls)
                      • kul oğlanı [TUR10-0489470] (Vergi toplayan belediye tahsildarı)
                      • aşarcı [TUR10-0052420] (Aşar toplayan kişi)
                    • vergici [TUR10-0817610] (Vergi toplayan görevli) collector [ENG31-09955820-n] (a person who is employed to collect payments (as for rent or taxes))
                      • muhassıl [TUR10-0553770] (Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimattan önceki dönemde vergi tahsildarı)
                      • baççı [TUR10-0067280] (Baç alan kimse)
                    • koleksiyoncu [TUR10-0196800] (Koleksiyon yapmaya meraklı kimse) collector [ENG31-09956078-n] (a person who collects things)
                      • nümismat [TUR10-0581360] (Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse)
                      • numismatist [ENG31-10386478-n] (a collector and student of money (and coins in particular))
                      • arşivci [TUR10-0961630] (Belge ve yazıların saklandığı yer görevlisi veya uzmanı)
                      • archivist [ENG31-09826367-n] (a person in charge of collecting and cataloguing archives)
                      • pul koleksiyoncusu [TUR10-0273520] (Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse)
                      • philatelist [ENG31-10442150-n] (a collector and student of postage stamps)
                    • matbaacı [TUR10-0528940] (Basımevi işleten kimse) printer [ENG31-10494882-n] (someone whose occupation is printing)
                      • düzeltici [TUR10-0556410] (Dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse)
                      • proofreader [ENG31-10502353-n] (someone who reads proof in order to find errors and mark corrections)
                      • dizgici [TUR10-0563440] (Basımevinde basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme işiyle uğraşan kimse)
                      • compositor [ENG31-09969425-n] (one who sets written material into type)
                      • başdizgici [TUR10-0081470] (Bir basımevindeki basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleyenlerin başı)
                    • biletçi [TUR10-0102710] (Bilet satan görevli)
                    • conductor [ENG31-09972531-n] (the person who collects fares on a public conveyance)
                    • yönetmen [TUR10-0861230] (Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse) director [ENG31-10034960-n] (someone who supervises the actors and directs the action in the production of a show)
                      • başyönetmen [TUR10-0083680] (Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse)
                    • yapımcı [TUR10-0833700] (Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse)
                    • dalgıç [TUR10-0074040] (Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse)
                    • diver [ENG31-10039277-n] (someone who works underwater)
                    • şoför [TUR10-1231700] (Karada kullanılan motorluya da motorsuz araçları sürüp yöneten kimse) driver [ENG31-10055155-n] (someone who drives animals that pull a vehicle)
                      • kaptan [TUR10-0414710] (Yolcu otobüsü sürücüsü)
                      • pilot [TUR10-0627850] (Oto yarışlarında veya otobüslerde aracı kullanan kimse)
                      • kamyoncu [TUR10-0407820] (Kamyon kullanan sürücü)
                      • kamyonetçi [TUR10-0407860] (Kamyonet kullanan kimse)
                      • makam şoförü [TUR10-0520000] (Makam arabasını kullanan şoför)
                      • tankerci [TUR10-0744650] (Tankerle taşımacılık yapan kimse)
                      • faytoncu [TUR10-0266370] (Fayton süren kimse)
                      • uzun yol şoförü [TUR10-0805810] (Uzun mesafeli hatlarda mal nakliyatı yapan ve araba kullanan sürücü)
                      • otobüsçü [TUR10-0593980] (Otobüs şoförü)
                      • posta [TUR10-0633910] (Posta vb kargoyu taşıyan araç)
                        • menzilci [TUR10-0535660] (Uzak yerlere menzil beygirleriyle giden posta tatarı)
                    • muhasebeci [TUR10-0671340] (Bir kurum, kuruluş ve benzerinin hesap işleriyle uğraşan kimse)
                    • accountant [ENG31-09780826-n] (someone who maintains and audits business accounts)
                    • yapımcı [TUR10-0636310] (Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse)
                    • producer [ENG31-10499603-n] (someone who finds financing for and supervises the making and presentation of a show (play or film or program or similar work))
                    • şef [TUR10-0726080] (Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten kimse) head [ENG31-10182584-n] (a person who is in charge)
                      • yönetici [TUR10-0360700] (Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi) director [ENG31-10035230-n] (member of a board of directors)
                        • müsteşar [TUR10-0565050] (Bakanlıklarda, elçiliklerde bakan veya büyükelçiden sonra gelen en büyük yönetici)
                        • undersecretary [ENG31-10756445-n] (a secretary immediately subordinate to the head of a department of government)
                        • kriz yöneticisi [TUR10-0486800] (Zorda kalan işletmeye belirli bir sürede yardım ederek sorunu çözen deneyimli kimse)
                        • başkan yardımcısı [TUR10-0082420] (Kurum ve kuruluşlarda başkana yardım eden sorumlu ve yetkili kimse)
                        • vice president [ENG31-10770933-n] (an executive officer ranking immediately below a president)
                        • genel müdür [TUR10-0291710] (Bir kurum veya kuruluşta yönetimin en üst düzeydeki sorumlusu)
                        • president [ENG31-10488144-n] (an executive officer of a firm or corporation)
                        • müdür [TUR10-0559930] (İdare eden; yöneten) director [ENG31-10034684-n] (someone who controls resources and expenditures)
                          • müdire [TUR10-0559890] (Bayan müdür, bayan yönetmen)
                          • gemi müdürü [TUR10-1030610] (Geminin yolculuğa hazır hâle gelmesi için gerekli donanımları sağlayarak işleri düzenleyen kimse)
                        • bakan [TUR10-0572080] (Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili) minister [ENG31-00586847-n] (the job of a head of a government department)
                          • devlet bakanı [TUR10-0200170] (Bazı resmî kuruluşların yönetimini başbakan adına üstlenen hükûmet üyesi)
                          • reisülküttap [TUR10-0644740] (Tanzimat'tan önce Osmanlı İmparatorluğunun Dışişleri bakanı)
                          • hariciye nazırı [TUR10-0328910] (Dış işleri bakanı)
                        • kayyum [TUR10-0435310] (Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse)
                        • trustee [ENG31-10751971-n] (a person (or institution) to whom legal title to property is entrusted to use for another's benefit)
                        • mütevelli [TUR10-0566860] (Bir vakfın yönetimi kendisine verilmiş olan kimse)
                        • trustee [ENG31-10751971-n] (a person (or institution) to whom legal title to property is entrusted to use for another's benefit)
                        • kooperatifçi [TUR10-0474370] (Kooperatif yöneticisi)
                        • yönetici [TUR10-0861020] (Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse)
                          • menajer [TUR10-0534660] (Bir spor takımının teknik yöneticisi)
                        • banko [TUR10-0076370] (Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse)
                        • beyin [TUR10-0098040] (Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse)
                        • beyin takımı [TUR10-1161290] (Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler)
                        • beylerbeyi [TUR10-0098330] (Sancak beylerinin başı)
                        • bileştirici [TUR10-0102660] (Bileştirme işini yöneten kimse)
                        • mutasarrıf [TUR10-0557460] (Tanzimat'tan sonra, Osmanlı yönetim teşkilatında sancakların yöneticisi)
                        • naip [TUR10-0568470] (Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse)
                        • şerif [TUR10-0728980] (Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimle işbaşına gelen, hukuki yetkisi sınırlı olan yönetici)
                        • şerif [TUR10-0728970] (Büyük Britanya'da kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici)
                        • şeyhülislam [TUR10-0729520] (Osmanlı İmparatorluğu'nda, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerinden sorumlu olan üye)
                        • guvernör [TUR10-0311780] (Devlet bankasını yöneten kimse)
                        • guvernör [TUR10-0311790] (Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse)
                        • humbaracıbaşı [TUR10-1051020] (Humbara kullanan askerlerin başı, yöneticisi)
                      • mağaza müfettişi [TUR10-1231780] (Mağazalarda işi idare eden ve müşterilere yardımcı olmak üzere dolaşan görevli)
                      • floorwalker [ENG31-10117031-n] (an employee of a retail store who supervises sales personnel and helps with customer problems)
                      • ustabaşı [TUR10-1231810] (Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse)
                      • foreman [ENG31-10123978-n] (a person who exercises control over workers)
                      • çavuş [TUR10-0154810] (Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse) overseer [ENG31-10408431-n] (a person who directs and manages an organization)
                        • belediye çavuşu [TUR10-0090450] (Zabıta işlerinde üst görevli)
                        • uzman çavuş [TUR10-0804800] (Lise ve dengi okullardan mezun olduktan sonra özel bir eğitim sonunda başarılı olarak astsubaylıktan bir alt basamaktaki asker rütbesini alan kimse)
                      • gözlemci [TUR10-0309350] (Gözlemevinde gözlem yapan kimse) proctor [ENG31-10498545-n] (someone who supervises (an examination))
                        • rasatçı [TUR10-0642860] (Gözlemci)
                      • amir [TUR10-0033290] (Buyuran, emreden kimse)
                      • taskmaster [ENG31-10711765-n] (someone who imposes hard or continuous work)
                      • kabin amiri [TUR10-0394080] (Uçaklarda, yolculara karşı şirketi temsil eden görevli)
                      • tatar ağası [TUR10-0751150] (Posta görevi yapan tatarların amiri)
                      • yukarı [TUR10-0861950] (Yetkili kimse)
                      • genel sekreter [TUR10-0291760] (Bazı kamu kuruluşlarında, siyasi partilerde veya büyük özel kuruluşlarda yönetim işlerini yürüten görevli)
                    • serbest meslek sahibi [TUR10-1231820] (Kişisel çalışmaya, bilimsel ve mesleki bilgiye, uzmanlığa dayanan ve bir işverene bağlı olmadan kendi adına kazanç sağlamak için yapılan bir işle uğraşan kimse)
                    • freelancer [ENG31-10130190-n] (a writer or artist who sells services to different employers without a long-term contract with any of them)
                    • bahçıvan [TUR10-0071140] (Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse)
                    • mezarcı [TUR10-0542140] (Mezarın bakımını yapan kimse)
                    • yabancı işçi [TUR10-1231890] (Başka bir milletten olan işçi)
                    • guest worker [ENG31-10170887-n] (a person with temporary permission to work in another country)
                    • kapıcı [TUR10-0413030] (Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse) janitor [ENG31-10239247-n] (someone employed to clean and maintain a building)
                      • hizmetli [TUR10-0346790] (Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde, temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli) gofer [ENG31-10154717-n] (an employee whose duties include running errands)
                        • deli güllabicisi [TUR10-0190380] (Akıl hastanelerindeki hademe)
                        • komi [TUR10-0470300] (Otel, pansiyon vb. yerlerde çalışan hizmetli)
                        • usta [TUR10-0800340] (Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi)
                        • avadancı [TUR10-0057490] (Osmanlı sarayında bir sınıf hademe)
                        • kayyum [TUR10-0435300] (Cami hademesi)
                        • bevvap [TUR10-0097250] (Mahalle okullarında hademe)
                        • meydancı [TUR10-0541360] (Avlu, bahçe vb. yerleri süpürüp temizleyen hizmetli)
                      • bevvap [TUR10-0097240] (Kapıcı)
                    • cankurtaran [TUR10-0132190] (Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran, tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse)
                    • lifeguard [ENG31-10280497-n] (an attendant employed at a beach or pool to protect swimmers from accidents)
                    • hizmetçi [TUR10-0346700] (Hizmet gören kimse) servant [ENG31-10601606-n] (a person working in the service of another (especially in the household))
                      • kahya [TUR10-0399800] (Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse) butler [ENG31-09903961-n] (a manservant (usually the head servant of a household) who has charge of wines and the table)
                        • subaşı [TUR10-0710250] (Rumeli'de çiftlik kâhyası)
                      • temizlikçi [TUR10-0763580] (Temizlik işini yapan kimse) cleaner [ENG31-09946547-n] (someone whose occupation is cleaning)
                        • paspasçı [TUR10-0617510] (Paspasla yerleri silen kimse)
                        • süpürgeci [TUR10-0716270] (Sokak süpürücüsü)
                        • süprüntücü [TUR10-0716210] (Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse)
                      • hizmetçi [TUR10-0346710] (Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın) maid [ENG31-10302369-n] (a female domestic)
                        • orta hizmetçisi [TUR10-0591730] (Bir evin temizlik işlerine bakan hizmetçi)
                        • gündelikçi kadın [TUR10-0315400] (Gündelikle ev işlerinde çalışan hizmetçi kadın)
                      • ayakçı [TUR10-0059270] (Bir iş süresince tutulan hizmetçi)
                      • ayvaz [TUR10-0064230] (Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak)
                      • azap [TUR10-0064640] (Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı)
                      • bedel [TUR10-0088480] (Uşak, hizmetçi, çoban)
                      • besleme [TUR10-0095550] (Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız)
                      • beslengi [TUR10-0095580] (Hizmetçi; evlatlık; besleme)
                      • çırak [TUR10-0165030] (Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse)
                      • rikaptar [TUR10-0647660] (Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi)
                      • harem kahyası [TUR10-0328480] (Haremin alışverişine bakan erkek görevli)
                    • üretici [TUR10-0852700] (Üretimle uğraşan kimse) manufacturer [ENG31-10311977-n] (someone who manufactures something)
                      • deterjancı [TUR10-0198990] (Deterjan üreticisi)
                      • lavantacı [TUR10-0508290] (Lavanta yapan kimse)
                      • marokenci [TUR10-0526720] (Maroken eşya yapan kimse)
                      • karanfilci [TUR10-0417440] (Karanfil yetiştiricisi)
                      • monitör [TUR10-0549920] (Her tür çalışmalarda yetiştirici)
                      • narenciyeci [TUR10-0570770] (Narenciye üreticisi)
                      • tekelci [TUR10-0374980] (Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durumu kuran ve bu durumu kabul ettiren kimse)
                    • prodüktör [TUR10-0636080] (Üretici)
                    • manufacturer [ENG31-10311977-n] (someone who manufactures something)
                    • fabrika işçisi [TUR10-1232200] (Fabrikada çalışan işçi)
                    • mill-hand [ENG31-10337951-n] (a workman in a mill or factory)
                    • kürekçi [TUR10-0503020] (Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse)
                    • kürekçi [TUR10-0503010] (Sandal ve benzerinde kürek çeken kimse)
                    • oarsman [ENG31-10388619-n] (someone who rows a boat)
                    • ambalajcı [TUR10-0032200] (Ambalaj yapan kimse)
                    • packer [ENG31-10410126-n] (a workman employed to pack things into containers)
                    • çiftçi [TUR10-0238450] (Geçimini toprağı ekerek, tarımla sağlayan kimse) farmer [ENG31-10098586-n] (a person who operates a farm)
                      • arıcı [TUR10-0044320] (Bal almak için arı yetiştiren kimse)
                      • beekeeper [ENG31-09866163-n] (a farmer who keeps bees for their honey)
                      • ormancı [TUR10-0590910] (Ormanı korumakla görevli kimse)
                      • forester [ENG31-10124525-n] (someone trained in forestry)
                      • ekici [TUR10-0238340] (Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi)
                      • planter [ENG31-10458495-n] (a worker who puts or sets seeds or seedlings into the ground)
                      • ortakçı [TUR10-0591840] (Başkasının tarlasında çalışarak veya sürüsüne bakarak belli bir anlaşmaya göre ürününe ortak olan kimse)
                      • sharecropper [ENG31-10605852-n] (small farmers and tenants)
                      • bağcı [TUR10-0068190] (Bağ yetiştirip ürününü satan kimse)
                      • viticulturist [ENG31-10777789-n] (a cultivator of grape vine)
                      • pamukçu [TUR10-0612010] (Pamuk yetiştiren kimse)
                      • çaycı [TUR10-0155010] (Çay yetiştiricisi)
                      • çeltikçi [TUR10-0158450] (Çeltik yetiştiricisi)
                      • dutçu [TUR10-1013960] (Dut yetiştiren veya satan kimse)
                      • saka [TUR10-0657450] (Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse)
                      • kavakçı [TUR10-1074210] (Kavak yetiştiren kimse)
                      • zürra [TUR10-0878480] (Tarımla uğraşanlar)
                      • ziraatçı [TUR10-0876610] (Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması işleriyle uğraşan kimse)
                      • hasatçı [TUR10-0329750] (Ürün kaldırma, toplama, ekin biçme işi ile uğraşan kimse)
                    • çoban [TUR10-0312810] (Koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse) herder [ENG31-10191239-n] (someone who drives a herd)
                      • kovboy [TUR10-0478610] (Amerika'da sığır çobanı)
                      • cowboy [ENG31-09992191-n] (a hired hand who tends cattle and performs other duties on horseback)
                      • danacı [TUR10-0182810] (Dana çobanı)
                      • deveci [TUR10-0199370] (Deve kervanını güden kimse)
                      • sığırtmaç [TUR10-1134240] (Sığırları önüne katıp otlatan kimse)
                      • hergeleci [TUR10-0339560] (Yaban atlarına bakan kimse; yabani at çobanı)
                    • taşocağı işçisi [TUR10-1232480] (Taş ocağında çalışan işçi)
                    • quarryman [ENG31-10518136-n] (a man who works in a quarry)
                    • emlakçı [TUR10-0245850] (Emlak alıp satma işiyle geçinen kimse) developer [ENG31-10029716-n] (someone who develops real estate (especially someone who prepares a site for residential or commercial use))
                      • varlıklı [TUR10-0614240] (Parası, malı çok olan)
                      • affluent [ENG31-02029380-s] (having an abundant supply of money or possessions of value)
                    • satış elemanı [TUR10-1232550] (Satma işini meslek edinmiş kimse)
                      • tezgahtar [TUR10-0772410] (Kahve, gazino ve mağaza vb. yerlerde tezgâhta duran, satış yapan kimse)
                      • salesclerk [ENG31-10567784-n] (a salesperson in a store)
                      • barmenlik [TUR10-0078200] (Bar tezgâhtarlığı)
                    • grev kırıcı [TUR10-0310720] (Grevi kırma girişiminde bulunan kimse)
                    • scab [ENG31-10573883-n] (someone who works (or provides workers) during a strike)
                    • işaretçi [TUR10-0384210] (İşaret veren kimse veya nesne)
                    • signalman [ENG31-10616499-n] (a railroad employee in charge of signals and point in a railroad yard)
                    • ağır işçi [TUR10-1232630] (Yaşamsal tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş)
                    • slave [ENG31-10629072-n] (someone who works as hard as a slave)
                    • kamarot [TUR10-0406350] (Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli)
                    • steward [ENG31-10675169-n] (the ship's officer who is in charge of provisions and dining arrangements)
                    • hostes [TUR10-0348450] (Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan)
                    • hostes [TUR10-0348440] (Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan) stewardess [ENG31-10675314-n] (a woman steward on an airplane)
                      • yer hostesi [TUR10-0850490] (Uçağa binecek olan yolcuların bilet işlemlerini yapan, ayrıca uçağa biniş sırasında yolcuların biniş kartlarını toplayan görevli)
                      • başhostes [TUR10-0081780] (Hosteslerin en deneyimlisi)
                    • hostes [TUR10-0348460] (Yardımcı bayan)
                    • ocakçı [TUR10-0581940] (Ocak bacaları temizleyicisi)
                    • kazancı [TUR10-0581930] (Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse)
                    • stoker [ENG31-10678481-n] (a laborer who tends fires (as on a coal-fired train or steamship))
                    • sedyeci [TUR10-0673130] (Sedye taşıyan kimse)
                    • stretcher-bearer [ENG31-10682988-n] (one who helps carry a stretcher)
                    • taşeron [TUR10-0749870] (Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici)
                    • subcontractor [ENG31-10687302-n] (someone who enters into a subcontract with the primary contractor)
                    • geçici işçi [TUR10-0287260] (Kısa süre için kadrosuz olarak çalıştırılan işçi)
                    • temp [ENG31-10718911-n] (a worker (especially in an office) hired on a temporary basis)
                    • sendika üyesi [TUR10-1232810] (Herhangi bir sendikayı oluşturan bireylerden her biri, aza)
                    • trade unionist [ENG31-10740613-n] (a worker who belongs to a trade union)
                    • hazinedar [TUR10-0337290] (Bir hazineyi bekleyen, yöneten kimse)
                    • treasurer [ENG31-10746908-n] (an officer charged with receiving and disbursing funds)
                    • gönüllü çalışan [TUR10-1232880] (Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen kişi)
                    • volunteer [ENG31-10778819-n] (a person who performs voluntary work)
                    • ağdacı [TUR10-0011640] (Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi)
                    • vale [TUR10-0813470] (Otellerde görevli acemi ve genç eleman)
                    • vasıfsız işçi [TUR10-0815310] (İstenilen nitelikleri taşımayan, iyi yetişmemiş)
                    • inekçi [TUR10-0374410] (Sütünü ve süt ürünlerini satmak için inek besleyen kimse)
                    • kalafatçı [TUR10-0400980] (Gemi ve kayıkları kalafat eden kimse)
                    • kalandırcı [TUR10-0401290] (Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse)
                    • kalburcu [TUR10-0401780] (İşi, bir şeyi kalburdan geçirmek olan kimse)
                    • kaldırım işçisi [TUR10-0402070] (Kum, çimento veya hazırlanmış yataklar üzerine parke taşı, beton blok, tuğla, bordür taşı döşeyen kimse)
                    • kaldırma kolcusu [TUR10-0402450] (Haddelenmekte olan sıcak metali gelberi ile kaldırıp paso makinesine girişi sağlayan kimse)
                    • kalfa [TUR10-0403110] (Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse)
                    • kalıpçı [TUR10-0403780] (Beton kalıplarını yapan kimse)
                    • kalıpçı [TUR10-0403770] (Görevi herhangi bir şeyi kalıba vurmak olan kimse)
                    • kaloriferci [TUR10-0405340] (Kalorifer döşeyen veya onaran kimse)
                    • kaloriferci [TUR10-0405350] (Kaloriferi yakan kimse)
                    • delici [TUR10-0190260] (Delen, delme işini yapan kimse)
                    • demetçi [TUR10-0191300] (Demet yapan kimse)
                    • demetçi [TUR10-0191310] (Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse)
                    • demir yolcu [TUR10-0192050] (Demir yolu görevlisi)
                    • denetçi [TUR10-0192650] (Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse)
                    • denizaltıcı [TUR10-0193700] (Denizaltılarda görevli kimse)
                    • denkçi [TUR10-0194680] (Denk işleri ile uğraşan veya denk yapan kimse)
                    • depocu [TUR10-0195150] (Depoya bakan kimse)
                    • falakacı [TUR10-0263690] (Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçlu bulunanları falakaya yatıran görevli)
                    • sinemacı [TUR10-0694550] (Sinemanın çeşitli kollarından birinde çalışan kimse filmci)
                      • belgeci [TUR10-0090840] (Belgesel filmler yapan, yöneten sinemacı)
                      • belgeselci [TUR10-0091020] (Belgesel film çeken veya bunun üzerinde çalışan kimse)
                    • perdeci [TUR10-0623520] (Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse)
                    • pırıldakçı [TUR10-0626490] (Pırıldak kullanmasını bilen ve bu işte çalışan kimse)
                    • pırpıtçı [TUR10-0626810] (Pıtpıt işi ile uğraşan kimse)
                    • pişirici [TUR10-0629530] (Fırınlarda ekmek pişirme işini yapan kimse)
                    • alçıcı [TUR10-0025520] (Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi)
                    • ambar memuru [TUR10-0935280] (Genellikle tahıl saklanan yere ya da gemilerde yük koymaya ayrılan yere bakan görevli)
                    • hallaç [TUR10-0323790] (Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse)
                    • kondüktör [TUR10-0471640] (Yolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli)
                    • conductor [ENG31-09972531-n] (the person who collects fares on a public conveyance)
                    • mekkareci [TUR10-0533180] (Yük hayvanı kiralayarak taşıma işi yapan kimse)
                    • nedim [TUR10-0573030] (Yüksek makamdaki kişileri hoş sözlerle, güzel fıkra ve hikâyelerle eğlendiren kimse)
                    • rehber [TUR10-0644540] (Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse) mentor [ENG31-10329163-n] (a wise and trusted guide and advisor)
                      • konukçu [TUR10-0544420] (Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş)
                    • yönetmen yardımcısı [TUR10-0861260] (Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimseye her konuda yardımcı olmakla görevli kimse)
                    • yükleyici [TUR10-0865190] (Yükleme işini yapan kimse)
                    • alemci [TUR10-0026330] (Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse)
                    • bağcı [TUR10-0068200] (Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse)
                    • zağcı [TUR10-0869130] (Kılağı yapan kimse)
                    • zağarcı [TUR10-0869110] (Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahın av köpeklerine bakan görevli)
                    • palamarcı [TUR10-0611160] (Görevi, yanaşma, kalkma vb. sırasında gemiden verilen palamarı iskeleye, şamandıraya takma, çıkarma olan kimse)
                    • aktarıcı [TUR10-0021970] (Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse)
                    • kurye [TUR10-0495940] (Genellikle elçilik postasını yerine ulaştırmakla görevli kimse)
                    • köprücü [TUR10-0482080] (Osmanlı ülkelerinde, özellikle ordunun geçeceği yollar üzerindeki köprüleri onarmak ve korumakla görevli takım)
                    • köprücü [TUR10-0482060] (Köprü yapan kimse)
                    • kömürcü [TUR10-0481480] (Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi)
                    • tesisatçı [TUR10-0769400] (Tesisatı döşeyen, tesisat işini yapan)
                      • sıhhi tesisatçı [TUR10-0685300] (Yapılarda temiz ve atık su ile ilgili işleri yapan donanımcı)
                    • teslimatçı [TUR10-0769550] (Teslimat işiyle uğraşan)
                    • tezhipçi [TUR10-0772470] (Tezhip yapan kimse)
                    • tezkereci [TUR10-0772540] (Dava özetlerini yazan görevli)
                      • tezkereci [TUR10-0772550] (Tezkere yazarı)
                    • tımarcı [TUR10-0773840] (Tımar yapan kimse)
                    • kapak bıçkıcısı [TUR10-0411630] (Kapak bıçkısında çalışan işçi)
                    • körükçü [TUR10-0483360] (Körük kullanan kimse)
                    • körükçü [TUR10-0483370] (Körükleyici)
                    • peremeci [TUR10-0623790] (Pereme kullanan veya yapan kimse)
                    • fodlacı [TUR10-0277180] (Evlere fodla dağıtan kimse)
                    • formen [TUR10-0278230] (İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi)
                    • fotokopici [TUR10-0279270] (Fotokopi işlerini yapan, fotokopi çeken kimse)
                    • photocopier [ENG31-03930801-n] (a copier that uses photographic methods of making copies)
                    • frenci [TUR10-0279770] (Tren yolu dönemecinde yol boyundaki frenlere kumanda eden görevli)
                    • galvanizci [TUR10-0282430] (Madenî parçaların sıcakta daldırma yöntemiyle galvanizlenmesinde kullanılan erimiş çinko banyosunu hazırlamak ve denetlemekle görevli işçi)
                    • gardıfren [TUR10-0283440] (Trenlerde vagon frenlerini işleten kimse)
                    • gardıropçu [TUR10-0299220] (Oyuncuların giysilerini giydiren kimse)
                    • gardıropçu [TUR10-0283470] (Stüdyolarda baş kadın oyuncuların giyimine yardım eden kimse)
                    • gassal [TUR10-0284090] (Ölü yıkayıcısı)
                    • gazeteci [TUR10-0285380] (Gazete yayımlayan kimse)
                    • gececi [TUR10-0286310] (Çalışma sırası geceye rastlayan görevli)
                    • kablocu [TUR10-0394200] (Kablo döşeyen kimse)
                    • kafa işçisi [TUR10-0397730] (Beyin gücü ile ortaya eser koyan, araştıran, inceleyip eleştiren kimse)
                    • kahvaltıcı [TUR10-0399480] (Otellerde kahvaltı işlerini yapmakla görevli kimse)
                    • kamyoncu [TUR10-0407810] (Kamyonla taşıyıcılık yapan kimse)
                    • kancacı [TUR10-0408730] (Metal zincir imalatında palet zincirlerinin ucundaki baklalarına özel kanca takan kimse)
                    • kançılar [TUR10-0408930] (Elçiliklerde, konsolosluklarda yazı ve evrak işlerini yürüten görevli)
                    • kandilci [TUR10-0409220] (Cami ve minarelerin kandillerini yakan kimse)
                    • kantarcı [TUR10-0410750] (Kantarda tartan kimse)
                    • kapı çuhadarı [TUR10-0413070] (Osmanlı devlet teşkilatında ayak işlerinde, özellikle postacılık görevinde kullanılan kimse)
                    • kelepçi [TUR10-1076490] (Kelep işiyle uğraşan kimse)
                    • kemerci [TUR10-1076860] (Giyim sanayisinde giysilerdeki kemer bölümünde yer alan köprüleri diken kimse)
                    • tartıcı [TUR10-0412310] (Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmayla görevli kimse)
                    • tabakçı [TUR10-0735430] (Lokanta vb. yerlerde bulaşık yıkayan kimse)
                    • tabelacı [TUR10-0735900] (Tabela yazan kimse)
                    • temizleyici [TUR10-0763490] (Buhar makineleri aracılığıyla temizleme işini yapan kimse)
                    • temizlikçi kadın [TUR10-0763590] (Ev, iş yeri vb. yerlerde ücret karşılığı temizlik işleri yapan kadın)
                    • uşak [TUR10-0800775] (Erkek hizmetçi)
                      • iç ağa [TUR10-0358110] (Vezirlerin gözde uşağı)
                    • uşak [TUR10-0800770] (Tayfa)
                    • trafikçi [TUR10-0785580] (Trafik polisi)
                    • traktörcü [TUR10-0785830] (Traktör kullanan sürücü)
                    • traktörcü [TUR10-0785820] (Traktörle taşıyıcılık yapan kimse)
                    • tulumbacı [TUR10-0787760] (Tulumba yapan, satan veya onaran kimse)
                    • tulumcu [TUR10-0787820] (Tulum çalan kimse)
                    • tutanakçı [TUR10-1164970] (Tutanağı düzenleyen kimse)
                    • kendirci [TUR10-0441090] (Kendir yetiştiren kimse)
                    • kervanbaşı [TUR10-0443130] (Kervanı yöneten kimse)
                    • kesici [TUR10-0443760] (Kasaplık hayvanları kesen kimse)
                    • kenarcı [TUR10-0440650] (Deniz kıyılarında avlanan balıkçı)
                    • tablakar [TUR10-0736560] (Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli)
                    • tahmisçi [TUR10-0738170] (Kuru kahveci)
                    • tahrirat katibi [TUR10-0738410] (İlçede resmî yazı işleriyle görevli kimse)
                    • tahtacı [TUR10-0738690] (Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi)
                    • keşideci [TUR10-0446030] (Çek veya poliçe düzenleyen ve imzalayan kimse)
                    • maarifçi [TUR10-0515270] (Öğretim ve eğitim kurum veya kuruluşlarında çalışan kimse)
                    • mabeyinci [TUR10-0515430] (Osmanlı devletinde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, bazı kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli)
                      • başmabeyinci [TUR10-0083160] (Osmanlı sarayında mabeyincilerin başı)
                    • mağazacı [TUR10-0517470] (Depo bekçisi)
                    • mahyacı [TUR10-0519500] (Kiremit aktarıcısı)
                    • makasçı [TUR10-0520280] (Demir yollarında makasları açıp kapayarak trenlere yol veren görevli)
                    • makineci [TUR10-0520730] (Makine satan veya onaran kimse)
                    • makyajcı [TUR10-0521370] (Makyaj yaparak geçimini sağlayan kimse, düzgüncü)
                    • maliyeci [TUR10-0522100] (Maliye işlerinde uzman olan veya devletin maliye kuruluşlarında çalışan kimse)
                    • mancınıkçı [TUR10-0523080] (İpekçi çıkrığını kullanan kimse)
                    • mandacı [TUR10-0523160] (Osmanlı İmparatorluğunda, tersanedeki gemilerin bakımı ile görevli kimse)
                    • kırmacı [TUR10-0452300] (Giysilere pili yapan kimse)
                    • kırmacı [TUR10-0452310] (Basılmış formaları katlayan kimse)
                    • kıskacı [TUR10-0454270] (Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştiren kimse)
                    • kıyıcı [TUR10-0457490] (Kıyma işini yapan kimse)
                    • takunyacı [TUR10-0741390] (Hamam gibi zemini ıslak yerlerde kullanılan, üstü tasmalı, tabanı yüksek, ağaçtan yapılmış bir tür terlik yapan ya da satan kimse)
                    • külhancı [TUR10-0501340] (Hamam ocağını yakan kimse)
                    • kolacı [TUR10-0467760] (Giysi, örtü, çarşaf ve benzerini yıkayarak kolalayan ve ütüleyen kimse)
                    • kilitleyici [TUR10-0460700] (Kilitleme işleri gören kimse)
                    • tanıtmacı [TUR10-0744450] (Tanıtma işiyle görevli kimse)
                    • tanzifat amelesi [TUR10-0745120] (Temizlik işçisi)
                    • tarakçı [TUR10-0746210] (Taraklama işi yapan kimse)
                    • tarayıcı [TUR10-0746740] (Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçiren veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit eden kimse)
                    • taş basmacı [TUR10-0749670] (Taş basması ile uğraşan kimse)
                    • kıyakçı [TUR10-0457020] (At yetiştirilen haralarda hayvanların çiftleşmesine yardım eden görevli)
                    • kıyıcı [TUR10-0457510] (Kıyılara vuran enkazı devletten aldığı izinle toplayan kimse)
                    • kiralık adam [TUR10-0462130] (Bir iş yaptırmak için tutulan adam)
                    • kiremitçi [TUR10-0462680] (Kiremit yapan, satan veya döşeyen kimse)
                    • kizir [TUR10-0464440] (Köy kâhyası)
                    • taşıtçı [TUR10-0750270] (Taşıt yapan, satan veya onaran kimse)
                    • kırkımcı [TUR10-0451700] (Koyun ve keçilerin yün veya kıllarını kesen kimse)
                    • tavlacı [TUR10-0752570] (At beslenen tavlaya bakan kimse)
                    • tavşancı [TUR10-0752930] (Tavşan yetiştiren kimse)
                    • tavukçu [TUR10-0753170] (Tavuk besleyicisi)
                    • kilerci [TUR10-0460450] (Saraylarda, büyük konaklarda kiler işlerini yöneten kimse)
                    • tedavici [TUR10-1155870] (Tedavi eden kimse)
                    • tekstilci [TUR10-0759800] (Tekstil işi ile uğraşan kimse)
                    • tek seçici [TUR10-0759670] (Bir takıma girecek sporcuların seçiminde yetkili olan kimse)
                    • koçancı [TUR10-0466050] (Koçan işleriyle uğraşan kimse)
                    • konfeksiyoncu [TUR10-0471720] (Konfeksiyon işleriyle uğraşan kimse)
                    • kornişçi [TUR10-0476300] (Korniş yapan veya satan kişi)
                    • koşumcu [TUR10-0477940] (Araba hayvanlarının kayış bölümünü yapan kimse)
                    • kılıfçı [TUR10-0448310] (Kılıflama işini yapan kimse)
                    • kurşuncu [TUR10-0493180] (Kurşun döken kimse)
                    • kuyucu [TUR10-0498900] (Kuyu kazmayı iş edinmiş kimse)
                    • tekerlekçi [TUR10-0758120] (Araba tekerleği yapan kimse)
                    • telefoncu [TUR10-0760540] (Telefon düzeni kuran veya telefon onaran kimse)
                    • televizyoncu [TUR10-0761140] (Televizyon kuruluşunda çalışan görevli kimse)
                    • elektronikçi [TUR10-0242500] (Elektronik işi ile uğraşan kimse)
                    • emekçi [TUR10-0245260] (Geçimini yaptığı işlerle sağlayan kimse)
                      • kol emekçisi [TUR10-1083320] (Sadece beden gücünü kullanarak çalışan kimse)
                    • emekçi [TUR10-0245270] (Geçimini, emeğini sermayeciye satarak sağlayan kimse, proleter) proletarian [ENG31-10501296-n] (a member of the working class (not necessarily employed))
                      • proleter [TUR10-0636610] (Emekçi)
                      • proletarian [ENG31-10501296-n] (a member of the working class (not necessarily employed))
                    • etiketçi [TUR10-0257580] (Etiket yapıştıran kimse)
                    • fenerci [TUR10-0267780] (Sokak fenerlerini yakan kimse)
                    • filikacı [TUR10-0273790] (Filikalara bakmakla görevli kimse)
                    • temizlemeci [TUR10-1158200] (Giyim sanayisinde kumaş, ip vb. dikiş artıklarını temizleyen kimse)
                    • tenekeci [TUR10-0764290] (Tenekeden kap ve öteberi yapan veya onaran kimse)
                    • cambaz [TUR10-0130750] (At alıp satan veya yetiştiren kimse)
                    • cımbızcı [TUR10-0138450] (Dokumacılıkta cımbızlama işini yapan kimse)
                    • cilacı [TUR10-0140600] (Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse)
                      • saykal [TUR10-0671120] (Bu cilayı yapan kimse)
                    • çakmacı [TUR10-0146260] (Çakma işini yapan kimse)
                    • çalımcı [TUR10-0147450] (Çalım yapan kimse)
                    • çamaşırcı [TUR10-0148790] (Para ile başkalarının çamaşırını yıkayan kimse)
                    • çapacı [TUR10-0150030] (Çapa ile çalışan işçi)
                    • çarşı ağası [TUR10-0152610] (Çarşıyı ve esnafı düzen altında tutmakla görevli kimse)
                    • çatıcı [TUR10-0153320] (Çatma işini yapan kimse)
                    • çalışmacı [TUR10-0147790] (Sağlık, yönetim bilimi gibi konularda çalışma yapan kimse)
                      • köycü [TUR10-0485160] (Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse)
                    • çektirici [TUR10-0157400] (Tekstil imalatında dokunmuş malzemeyi istenilen boy ve ene göre çektiren aracı çalıştıran işçi)
                    • çerçeveci [TUR10-0159970] (Çerçeve yapan kimse)
                    • çerçeveci [TUR10-0159980] (Resimlere, tablolara çerçeve takma işiyle uğraşan kimse)
                    • çeşnici [TUR10-0989160] (Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse)
                    • çeşnici [TUR10-0989170] (Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse)
                    • çığırtkan [TUR10-0162520] (Bir olayı, bir haberi yüksek sesle çevreye duyuran kimse)
                    • çımacı [TUR10-0164280] (Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi)
                    • çizimci [TUR10-0171290] (Çizim yapan kimse)
                    • çizici [TUR10-0171120] (Tarlada haşhaş kozalaklarını afyon almak için çizen kimse)
                    • çırpıcı [TUR10-0165340] (Çırpma işini yapan kimse veya şey)
                    • çırpmacı [TUR10-0165600] (Çırpma işini yapan kimse)
                    • çıtçıtçı [TUR10-0990770] (Giyim sanayisinde giysilere çıtçıt diken kimse)
                    • çiftlik kahyası [TUR10-0167560] (Çiftlik işlerini yöneten kimse)
                    • çöplükçü [TUR10-0174990] (Çöplükleri satın alarak işe yarar madde ve malzemeleri yeniden değerlendirmek için hazırlayan kimse)
                    • çubukçu [TUR10-0175990] (Saraylarda ve büyük konaklarda tütün çubuklarını hazırlayan kimse)
                    • çuhadar [TUR10-0176150] (Bir dairenin dışarıdaki ayak işlerine bakan kimse)
                    • çulcu [TUR10-0176390] (Çul işleriyle uğraşan kimse)
                    • çuvalcı [TUR10-0176730] (Tarım işlerinde ürünü çuvallara dolduran kimse)
                    • damgacı [TUR10-0182140] (Damga vurmakla görevli kimse)
                    • damıtıcı [TUR10-0182330] (Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse)
                    • deflatör [TUR10-0613950] (Para kısıtlama işlemini yapan kimse)
                    • değnekçi [TUR10-0399810] (Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse)
                    • değnekçi [TUR10-0188970] (Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse)
                    • değnekçi [TUR10-0188980] (Şehir düzeni ile ilgili görevli)
                    • değiştirici [TUR10-0188670] (Değiştirme işini yapan nesne veya kimse)
                    • dergici [TUR10-1002700] (Dergi yayımıyla uğraşan kimse)
                    • derici [TUR10-0196110] (Dericilik yapan kimse)
                    • desinatör [TUR10-0197990] (Endüstri, mimarlık ve benzerinde desen yapan kimse)
                    • desinatör [TUR10-0197980] (Mesleği desen yapmak olan kimse)
                    • destari [TUR10-0198330] (Sarık yapan kimse)
                    • dinamitçi [TUR10-0206520] (Dinamit üreten, satan veya patlatılma işinde çalışan kimse)
                    • diskjokey [TUR10-0209660] (Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak veya ses bantları aracılığıyla yöneten kimse)
                    • dispeççi [TUR10-0209750] (Dispeç işiyle uğraşan uzman)
                    • dizayncı [TUR10-0211670] (Dizayn işiyle uğraşan kimse)
                    • donatımcı [TUR10-0218370] (Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse)
                    • dövmeci [TUR10-0223430] (Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi)
                    • dövmeci [TUR10-0223440] (Vücuda dövme yapan kimse)
                    • dublajcı [TUR10-0707360] (Seslendirme işini yapan kimse)
                    • düvenci [TUR10-0231570] (Harman zamanı düven sürmek için tutulan çocuk)
                    • düz baskıcı [TUR10-1016190] (Düz baskı yapan kimse)
                    • düzenlemeci [TUR10-0232260] (Düzenleme yapan kimse)
                    • düzgüncü [TUR10-0232630] (Gelinin düzgününü süren ve onu süsleyen kadın)
                    • emanetçi [TUR10-0244970] (Bir görevi geçici olarak üstlenen)
                      • yediemin [TUR10-0845790] (Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse)
                    • estetikçi [TUR10-0254860] (Estetikle uğraşan kimse)
                    • fenci [TUR10-0267680] (Fenle uğraşan kimse)
                    • fikir işçisi [TUR10-0273180] (Bilim ve fikir alanında çalışan kimse)
                    • aktarmacı [TUR10-0022150] (Aktarma işini yapan kimse)
                    • kumanyacı [TUR10-0490060] (Kumanya hazırlayan veya dağıtan kimse)
                    • lakacı [TUR10-0506090] (Laka veya vernik süren işçi)
                    • alkış ağası [TUR10-0028630] (Padişahı alkışlamakla görevli kimse)
                    • antrepocu [TUR10-0040010] (Antrepoya bakan kimse)
                    • apreci [TUR10-0040950] (Apre yapan kimse)
                    • arabacı [TUR10-0041390] (Arabayı süren kimse)
                    • ara eleman [TUR10-0042030] (Meslek liselerinin, meslek yüksekokullarının, çırak okullarının veya halk eğitim merkezlerinin yetiştirdiği alt düzeydeki işçi)
                    • lağımcı [TUR10-0505490] (Pis su kanallarını açıp temizleyen işçi)
                    • montajcı [TUR10-0492560] (Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme işini yapan kimse)
                    • tipocu [TUR10-0777370] (Basımevlerinde tipo baskısıyla uğraşan kimse)
                    • tombalacı [TUR10-0779740] (Tombala çektirerek para kazanan kimse)
                    • lehimci [TUR10-0509220] (Lehim yapan kimse)
                    • listeci [TUR10-0512550] (Liste yapan kimse)
                    • lüleci [TUR10-0514750] (Çubuk, nargile, pipo ve benzerinde kullanılan lüleyi yapan kimse)
                    • toprakçı [TUR10-1163400] (Geçimini topraktan sağlayan kimse)
                    • top toplayıcı [TUR10-0364960] (Maçlarda oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse)
                    • lostracı [TUR10-0514050] (Lostra salonunda çalışan ayakkabı boyacısı)
                    • mahyacı [TUR10-0519490] (Mahya yapan kimse)
                    • arıkçı [TUR10-0044380] (Su yolu yapan kimse)
                    • ardiyeci [TUR10-0043950] (Ardiyeye bakan kimse)
                    • arzuhalci [TUR10-0048390] (Para karşılığında dilekçe, mektup vb. yazan kimse)
                    • asansörcü [TUR10-0048810] (Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse)
                    • sağlık görevlisi [TUR10-0656130] (Sağlıkla ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapan veya çalışan kimse)
                    • saki [TUR10-0658450] (İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse)
                    • salgıncı [TUR10-0660120] (Salgın toplayan kimse)
                    • salıncakçı [TUR10-0660210] (Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse)
                    • santral [TUR10-0664020] (Telefonların bağlı olduğu merkezde çalışan görevli)
                    • saraç [TUR10-0665170] (Deri, muşamba ve benzerinden bavul, çanta yapan kimse)
                    • saraç [TUR10-0665160] (Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse)
                    • sarıcı [TUR10-0665930] (Sarma işini yapan kimse)
                    • sarıkçı [TUR10-0666140] (Çeşitli biçimlerde sarık saran kimse)
                    • kalcı [TUR10-0401900] (Kal işi yapan kimse)
                    • kargocu [TUR10-0420180] (Kargo işiyle uğraşan kimse)
                    • karidesçi [TUR10-0421620] (Karides satan veya yakalayan kimse)
                    • kasnakçı [TUR10-0425640] (Kasnak, elek, ölçek vb. tahta işleri yapan kimse)
                    • kastarcı [TUR10-0425800] (Kastar işini yapan kimse)
                    • kaşeli [TUR10-0426470] (İşverenin, kendisine başkaca bir yükümlülüğü olmadan çalışma süresine göre ücret verdiği kimse)
                    • kat görevlisi [TUR10-1073750] (Otellerde odaların, katların temizliğinden ve gerekli malzemelerin temininden sorumlu olan kimse)
                    • katırcı [TUR10-0428180] (Katırlarını kira ile işleten veya katırlarla eşya taşıyan kimse)
                    • katrancı [TUR10-0429440] (Katran satan veya bir yeri, bir şeyi katranlayan kimse)
                    • trikotajcı [TUR10-0786530] (Örme işleri yapan kimse)
                    • tuğcu [TUR10-0787210] (Osmanlı döneminde savaşlarda padişahın tuğlarını taşıyan kimse)
                    • tulumbacı [TUR10-0787750] (Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse)
                    • tutkalcı [TUR10-0789600] (Tutkallama işiyle uğraşan işçi)
                    • uyarlayıcı [TUR10-0801750] (Uyarlama işini yapan kimse)
                    • ütücü [TUR10-0811030] (İşi kumaş, giysi, çamaşır vb. ütülemek olan kimse)
                      • son ütücü [TUR10-1139280] (Tekstil ürününe son biçimini veren kimse)
                    • hacamatçı [TUR10-0319300] (Hacamat yapan kimse)
                    • hafızıkütüp [TUR10-0320250] (Kitaplık görevlisi)
                    • halkacı [TUR10-0323300] (Lunaparklarda şişe, sigara vb. nesnelere halka geçirmek yoluyla oyun oynatan kimse)
                    • aşçılık [TUR10-0052530] (Aşçının görevi)
                      • salamuracılık [TUR10-0659390] (Salamuracının yaptığı iş)
                      • sandviççilik [TUR10-1128030] (Sandviççinin yaptığı iş)
                      • hamburgercilik [TUR10-1251660] (Hamburgercinin yaptığı iş)
                    • aşıcı [TUR10-0052720] (Aşı yapan kimse)
                    • atçı [TUR10-0054610] (At yetiştiricisi)
                    • yüzücü [TUR10-0868530] (Kasaplık hayvanların derilerini yüzen kimse)
                    • yüzdeci [TUR10-0884180] (Çalışılan yerden ücret yerine kazançtan yüzde hesabına göre pay alan kimse)
                    • au pair [TUR10-0945240] (Bakıcı)
                    • yırtımcı [TUR10-0856150] (Manifaturacı)
                    • yıkımcı [TUR10-0853990] (Yapıları yıkma işini yapan kimse)
                    • aylıkçı [TUR10-0062310] (Aylıkla çalışan kimse)
                    • aylıkçı [TUR10-0062320] (Başka geliri olmayıp yalnız aldığı aylıkla geçinen kimse)
                    • yıkayıcı [TUR10-0853800] (Laboratuvarda filmlerin yıkama işini yöneten kimse)
                    • yedekçi [TUR10-0468020] (Akıntıya karşı kayığı iple karaya çeken kimse)
                    • yedekçi [TUR10-0845490] (Bir hayvanı bir yedeğe alan kimse)
                    • yazımcı [TUR10-0844750] (Yazı yazma işlerini yapan kimse)
                    • yaylacı [TUR10-0843380] (Yaz mevsimini yaylada geçiren kimse)
                    • bahçeci [TUR10-0071020] (Çiçek, ağaç ve sebze yetiştirme işiyle uğraşan kimse)
                    • bakıcı [TUR10-0071770] (Bakma işiyle görevlendirilen kimse)
                    • bakıcı [TUR10-0071780] (Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse)
                    • bakıcı [TUR10-0071820] (Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse)
                    • bakımcı [TUR10-0071920] (Bakım işini yapan kimse)
                    • bantlayıcı [TUR10-0076570] (Bant yapan kimse)
                    • yanaşma [TUR10-0789830] (Genellikle bir çiftçi yanında çalışan işçi)
                    • yamacı [TUR10-0829940] (Ayakkabı yamayan, onaran kimse, ayakkabı eskicisi)
                    • yaldızcı [TUR10-0828600] (Yaldız işleri yapan kimse)
                    • basıcı [TUR10-0078810] (Bası işi yapan kimse)
                    • baskıcı [TUR10-0079630] (İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse)
                    • basmacı [TUR10-0079940] (Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse)
                    • başakçı [TUR10-0080860] (Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse)
                    • kavas [TUR10-0430060] (Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli)
                    • kavas [TUR10-0430080] (Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi)
                    • kavas [TUR10-0430070] (Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi)
                    • yapımcı [TUR10-0833680] (Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş)
                    • yağcı [TUR10-0824070] (Makineleri yağlayan kimse)
                    • kayıkçı [TUR10-0432840] (Kayıkla insan veya yük taşıyan kimse)
                    • kavukçuluk [TUR10-1074520] (Kavukçunun yaptığı iş)
                    • kavunculuk [TUR10-1074560] (Kavuncunun yaptığı iş)
                    • kazancı [TUR10-0435630] (Kazan yapan, satan veya onaran usta)
                    • kaynakçacı [TUR10-0434200] (Kaynakça hazırlayan kimse)
                    • vitrinci [TUR10-1174080] (Vitrini hazırlayan kimse)
                    • beden işçisi [TUR10-0088680] (Beden gücü ile emeğini ortaya koyan kimse)
                    • vesikacı [TUR10-0818660] (Vesika işleriyle uğraşan kimse)
                    • vestiyerci [TUR10-0818800] (Vestiyerde çalışan kimse)
                    • vekilharç [TUR10-0816940] (Zengin kimselerin parasını yöneten ve gerekli harcamaları yapan kimse)
                    • vardiyacı [TUR10-0814220] (Vardiya ile çalışan kimse)
                    • kazmacı [TUR10-0436960] (Kömür ocaklarında kazma ile kömür çıkaran işçi)
                    • vardacı [TUR10-0814130] (Varda işini sesle veya araçla yapan kimse)
                    • veresiyeci [TUR10-0817530] (Veresiye iş gören kimse)
                    • betoncu [TUR10-0097110] (Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi)
                    • bezekçi [TUR10-0098830] (Gelinleri süsleyen kadın)
                    • biçici [TUR10-0100940] (Biçme işini yapan kimse)
                    • bobin kırıcı [TUR10-0110930] (Dağınık iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elverişli biçime getiren makinede çalışan kimse)
                    • borucu [TUR10-0114430] (Boru montajında çalışan kimse)
                    • bostancı [TUR10-0114620] (Bostan işleriyle uğraşan kimse)
                    • mermerci [TUR10-0537390] (Mermer çıkaran, işleyen, satan, mermer vb. taşlardan yapılarda ıslak zemin işleri, mutfak döşemesi, eviye veya mezar taşları yapan kimse)
                    • meşaleci [TUR10-0538680] (Ortalığı aydınlatmak için çıra vb. yakmakla görevli kimse)
                    • meteorolog [TUR10-0539780] (Meteoroloji uzmanı)
                    • meteorolog [TUR10-0539770] (Havanın gelecek gün veya hafta içindeki durumunu birtakım verilere dayanıp yaklaşık olarak ortaya koyan ve bunu haber kanallarına ileten kimse)
                    • mevsimlik işçi [TUR10-1098760] (Genellikle tütün, pamuk veya fındık hasadı sırasında çalıştırılmak üzere çalıştırılan geçici işçi)
                    • meydancı [TUR10-0541370] (Hapishane koğuşlarında ayak işlerini gören kimse)
                    • mıhlayıcı [TUR10-0542870] (Altın, gümüş vb. taşları metal yuvalara işleyen ve sıkıştıran usta)
                    • midibüsçü [TUR10-0544240] (Midibüs alıp satan, işleten veya kullanan kimse)
                    • minibüsçü [TUR10-0546880] (Minibüsü olan, minibüs alıp satan veya işleten kimse)
                    • muavinlik [TUR10-0552160] (Muavinin görevi)
                    • şırıngacı [TUR10-1147390] (Şırınga yapan kimse)
                    • şırıngacı [TUR10-1147400] (Uyuşturucuyu iğne ile vücuda zerk eden kimse)
                    • şebekçi [TUR10-0725830] (Şebek oynatan kimse)
                    • şamdancı [TUR10-0722830] (Saraylarda aydınlatma işleriyle görevli kimse)
                    • ocakçı [TUR10-0581950] (Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse)
                    • ofsetçi [TUR10-0582810] (Ofset baskı yapan kimse)
                    • operatör [TUR10-0589050] (Basılacak metinleri dizgi makinesinde dizen kimse)
                    • sülükçü [TUR10-0715080] (Sülükle kan almayı meslek edinen kimse)
                    • savmacı [TUR10-0669360] (Savma işi yapan kimse)
                    • sayacı [TUR10-0670110] (Ayakkabıların sayalarını hazırlayan kimse)
                    • sebilci [TUR10-0672060] (Sebilde su dağıtmakla görevli kimse)
                    • sebilci [TUR10-0672050] (Sokaklarda dolaşarak sebil dağıtan kimse)
                    • sendikalist [TUR10-0676810] (Sendikacı)
                    • sendikacı [TUR10-0676700] (Sendikada çalışan kimse)
                    • sendikacı [TUR10-0676690] (Sendikacılık yapan kimse)
                    • seracı [TUR10-0677800] (Serada turfanda sebze yetiştiren kimse)
                    • seracı [TUR10-0677790] (Sera yapan kişi)
                    • ortalıkçı [TUR10-0592350] (Lokanta, gazino, pastane vb. yerlerde ayak işlerine bakan kimse)
                    • overlokçu [TUR10-1111390] (Overlok yapan kimse)
                    • oynatımcı [TUR10-0596750] (Oynatım işiyle uğraşan kimse)
                    • ozalitçi [TUR10-0597610] (Ozalit yapan veya çıkaran kimse)
                    • servis [TUR10-0680540] (Burada görevli kimselerin tümü)
                    • seyis [TUR10-0943590] (Ata bakan, tımar eden kimse)
                    • sırtçılık [TUR10-0689250] (Hamallık)
                    • sigortalı [TUR10-0691670] (Sosyal sigorta kapsamına alınmış işçi)
                    • sigortasız [TUR10-0691730] (Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi)
                    • sistireci [TUR10-0696600] (Sistire yapan kimse)
                    • silici [TUR10-0692560] (Silip temizleme, düzeltme, parlatma vb. işleri yapan kimse)
                    • sünnetçi [TUR10-0715950] (Çocukları sünnet eden kimse)
                    • slogancı [TUR10-0698290] (Slogan hazırlayan veya atan kimse)
                    • sofracı [TUR10-0698960] (Saraylarda sofrayı kurma, kaldırma, yemeği dağıtma vb. işlerle görevlendirilmiş kimse)
                    • sobacı [TUR10-0698520] (Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse)
                    • sondajcı [TUR10-0702140] (Sondalama yapan kimse)
                    • sökükçü [TUR10-0705550] (Sökük dikip yama yapan kimse)
                    • sokucu [TUR10-0700400] (Sokan, sokma işini yapan kimse)
                    • soyucu [TUR10-0705020] (Soyma işini yapan kimse)
                    • stenograf [TUR10-0709100] (Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerle herhangi bir metni konuşma hızıyla yazan kimse)
                    • sucu [TUR10-0657440] (Su satan kimse)
                    • suflöz [TUR10-0711010] (Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan kadın)
                    • örücü [TUR10-0605840] (Kumaş ve örgülerdeki yırtıkları, delikleri onaran kimse veya bu işlerin yapıldığı yer)
                    • örücü [TUR10-0605830] (Örme işi yapan kimse)
                    • pansumancı [TUR10-0773850] (Pansuman yapmayı meslek edinmiş kimse)
                    • paralayıcı [TUR10-0614070] (Paralama işini yapan kimse)
                    • sürücü [TUR10-0718070] (Sürü yetiştiren kimse)
                    • süslemeci [TUR10-0718920] (Süsleme sanatıyla uğraşan kimse)
                    • su yolcu [TUR10-0714250] (İstanbul'un su yollarının ve bunlara ilişkin kuruluşların bakım, onarım ve işletmesiyle uğraşan kimse)
                    • rötuşçu [TUR10-0649390] (Rötuş yapan kimse)
                    • röportajcı [TUR10-0649290] (Röportaj yazan ve yapan kimse)
                      • röportör [TUR10-0649310] (Röportaj yapan kimse)
                    • rotatifçi [TUR10-0648920] (Rotatifte çalışan kimse)
                    • pusetçi [TUR10-0638420] (Puset yapan, satan veya onaran kimse)
                    • reşmeci [TUR10-1123510] (Tekstil alanında lastik geçirilmesi, kıvrımların dikilmesi gibi düz dikişleri reşmeyle yapan kimse)
                    • renkçi [TUR10-0645520] (Renklendiren kimse)
                    • reis [TUR10-0644670] (Küçük tekne kaptanı)
                    • rehinci [TUR10-1252920] (Kişisel malların teminat olarak kullanıldığı, kişilere teminatlı krediler sunan bir kişi veya işletme)
                    • parkçı [TUR10-0615480] (Parkı işleten kimse)
                    • parkeci [TUR10-0615530] (Parke yapan, satan veya döşeyen kimse)
                    • perdahçı [TUR10-0623280] (Bazı parlatıcı maddelerle cila yapan kimse)
                    • gündüzcü [TUR10-0315550] (Gündüz çalışan görevli)
                    • rantçı [TUR10-0642540] (Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir işiyle uğraşan kimse)
                    • raspacı [TUR10-0642890] (Raspa yapan kimse)
                    • radyocu [TUR10-0640500] (Radyoda görevli kimse)
                    • radarcı [TUR10-0640180] (Radar kullanan veya radarın bakım ve onarımıyla görevli kimse)
                    • raporcu [TUR10-0642600] (Bir işi, bir konuyu inceleyerek onunla ilgili rapor vermekle görevli kimse)
                    • puantör [TUR10-0637650] (Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse veya alet)
                    • protokolcü [TUR10-0637060] (Protokol işleriyle uğraşan kimse)
                    • protezci [TUR10-0636990] (Protez yapan kimse)
                    • programcı [TUR10-0636320] (Tiyatro, konser vb. yerlerde program satan veya dağıtan kimse)
                    • projeci [TUR10-0636480] (Proje sahibi veya proje yapan kimse)
                    • hamurcu [TUR10-0325450] (Fırında hamur yoğuran işçi)
                    • pornocu [TUR10-1120880] (Porno ile uğraşan (kimse))
                    • polis [TUR10-1232380] (Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluşta yer alan görevli) policeman [ENG31-10468557-n] (a member of a police force)
                      • adli polis [TUR10-0008960] (Adliye içerisinde güvenliği sağlayıp adli işlere yardımcı olan kolluk gücü)
                      • dedektif [TUR10-0186700] (Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse)
                      • detective [ENG31-10028930-n] (a police officer who investigates crimes)
                      • komiser [TUR10-0470410] (Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, en az lise öğrenimi görmüş veya polis okullarının orta ve yüksek bölümlerini bitirmiş, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur)
                      • komiser [TUR10-0470420] (Ortaklıkları ve toplantıları hükûmet adına denetlemekle görevli kimse)
                      • koruma polisi [TUR10-0476870] (Can güvenliği tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi korumak üzere eğitilmiş ve bazı özel aletlerle donatılmış emniyet görevlisi)
                      • emniyet amiri [TUR10-0246140] (İlçenin genel güvenliğinden kaymakama karşı sorumlu olan görevli)
                      • saha amiri [TUR10-0656530] (Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü tarafından oyun alanlarını düzenlemek üzere görevlendirilen yetkili)
                      • zaptiye [TUR10-0870580] (Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşundan olan er)
                      • yunuslar [TUR10-1188100] (Daha çok asayişle ilgili olaylara anında müdahale edebilmek için motosikletli ve toplu olarak gezen emniyet grubu)
                      • şahinler [TUR10-1145430] (Bölgelerindeki trafik kazalarına, trafik yoğunluğuna bakan, yol açma hizmetlerinde görev yapan, motosiklet üzerinde tek olarak devriye gezen emniyet grubu)
                      • sivil polis [TUR10-0696870] (Özellikle üniformasız güvenlik görevlisi)
                    • plastikçi [TUR10-0631270] (Plastik işi yapan kimse)
                    • jandarma [TUR10-0391040] (Bu kuvvette görevli olan kimse)
                      • uzman jandarma [TUR10-1169830] (Uzman Jandarma Okulunu başarı ile bitiren, ilk kademedeki çavuştan sekizinci kademedeki çavuşa kadar rütbe alabilen asker)
                    • işlemeci [TUR10-0385710] (Elle oyma, nakış vb. yapan kimse)
                    • istimator [TUR10-0383250] (Gümrüklerde mallara değer biçen görevli)
                    • istifçi [TUR10-0382480] (Malları, eşyayı istif eden görevli)
                    • harmancı [TUR10-0329210] (Harman işi ile uğraşan kimse)
                    • imarcı [TUR10-0371090] (İmarla uğraşan kimse)
                    • imarcı [TUR10-0371100] (İmar etmeyi iş edinen kimse)
                    • incelemeci [TUR10-0373140] (İnceleme yapan kimse)
                    • inceleyici [TUR10-0373230] (İnceleyen, araştırma yapan kimse)
                    • ilikçi [TUR10-0368550] (İlik açan kimse)
                    • havalandırmacı [TUR10-0332970] (Havalandırma işini yapan görevli kimse)
                    • havuzcu [TUR10-0333970] (Otelde havuzla ilgili işlere bakan görevli)
                    • ibrikçi [TUR10-0357470] (İbrikle su taşıyan kimse)
                    • ibrikçi [TUR10-0357480] (İbrikle su döken kimse)
                    • ihbarcı [TUR10-0363090] (Haber veren, bildiren kimse)
                    • iğneci [TUR10-0362520] (İğne yapan kimse)
                    • icracı [TUR10-0357860] (Bir buyruğu yerine getiren kimse)
                      • darbeci [TUR10-0183860] (Darbe yaparak yönetime el koyan kimse)
                    • icracı [TUR10-0357870] (İcranın verdiği kararları uygulayan görevli)
                    • ırgat [TUR10-0353530] (Yapı işçisi)
                    • ırgatbaşı [TUR10-0353550] (Irgatlardan sorumlu kimse)
                    • ışıkçı [TUR10-0355590] (Sinema filmlerinin çekiminde veya tiyatro, opera, bale vb. gösteri sanatlarında sahnenin aydınlatılması için gerekli ışık ve elektrik işlemini düzenleyip yapan kimse)
                    • hizmetkar [TUR10-0346770] (Ücretle iş gören genellikle erkek işçi)
                      • mehter [TUR10-0532770] (Çadırlara bakan uşak)
                      • ispir [TUR10-0381200] (At veya araba uşağı)
                    • hızarcı [TUR10-0343070] (Hızar işleten, hızarla kereste biçen kimse)
                    • hipnotizmacı [TUR10-0345790] (Hipnotizma ile uğraşan kimse)
                    • sucu [TUR10-0657445] (Su taşıyan kimse)
                  • karar mercii [TUR10-1231170] (Karar verilmesi içi başvurulacak yer veya makam) adjudicator [ENG31-09789059-n] (a person who studies and settles conflicts and disputes)
                    • hakem [TUR10-0321460] (Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi)
                    • arbiter [ENG31-09822852-n] (someone chosen to judge and decide a disputed issue)
                    • hakem [TUR10-0321490] (Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse) referee [ENG31-10534022-n] ((sports) the chief official (as in boxing or American football) who is expected to ensure fair play)
                      • çıkış hakemi [TUR10-0163600] (Yarışa başlama işaretini veren görevli)
                      • çizgi hakemi [TUR10-0170910] (Voleybolda topun veya ayağın çizgiye temas durumunu belirlemekle görevli hakem)
                      • yardımcı hakem [TUR10-0836270] (Karşılaşmalarda sayıları, uyarmaları tespit eden ve sonuç ile birlikte tutanağı yazıp imza eden yetkili)
                      • yan hakem [TUR10-0831410] (Futbol karşılaşmalarında oyun alanının yan çizgisi boyunca oyunu takip eden, kuralların yerine getirilip getirilmediğini gözleyen, orta hakeme yardımcı olan görevli)
                      • başhakem [TUR10-0081690] (Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı)
                      • orta hakem [TUR10-0591700] (Futbol karşılaşmasını yöneten hakem)
                    • dekan [TUR10-0189430] (Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör)
                    • dean [ENG31-10016322-n] (an administrator in charge of a division of a university or college)
                    • rektör [TUR10-0645120] (Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden, yönetimden, eğitim ve öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu profesör)
                    • president [ENG31-10488335-n] (the head administrative officer of a college or university)
                  • plancı [TUR10-0630780] (Plan hazırlayan veya yapan kimse) planner [ENG31-10457939-n] (a person who makes plans)
                    • taktikçi [TUR10-0741330] (Taktikle uğraşan kimse)
                    • tactician [ENG31-10707852-n] (a person who is skilled at planning tactics)
                    • stratejist [TUR10-1141900] (İzlemci)
                  • politikacı [TUR10-0697610] (Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı ile uğraşan kimse) politician [ENG31-10469877-n] (a person active in party politics)
                    • demagog [TUR10-0191030] (Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışan kimse; halk dalkavuğu)
                    • demagogue [ENG31-10021074-n] (a political leader who seeks support by appealing to popular passions and prejudices)
                    • devlet adamı [TUR10-0200150] (Devlet yönetiminde söz sahibi kişi) statesman [ENG31-10669601-n] (a man who is a respected leader in national or international affairs)
                      • rical [TUR10-0647600] (Yüksek makamlardaki devlet adamları)
                    • kampanyacı [TUR10-0407360] (Kampanyaya katılan kimse)
                    • sosyalist [TUR10-0781860] (Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş) socialist [ENG31-10638364-n] (a political advocate of socialism)
                      • komünist [TUR10-0471190] (Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni yanlısı olan kimse) communist [ENG31-09964798-n] (a socialist who advocates communism)
                        • Bolşevik [TUR10-0112860] (Bolşeviklik yanlısı kimse)
                        • Bolshevik [ENG31-09883342-n] (a Russian member of the left-wing majority group that followed Lenin and eventually became the Russian communist party)
                    • siyasi lider [TUR10-1232720] (Siyasi bir partide veya kuruluşta önder)
                    • statesman [ENG31-10669601-n] (a man who is a respected leader in national or international affairs)
                    • kamu yöneticisi [TUR10-1232400] (Devletin yönetim faaliyetlerinin yararlı ve verimli bir biçimde düzenlenmesiyle uğraşan kimse) politician [ENG31-10470837-n] (a leader engaged in civil administration)
                      • belediye başkanı [TUR10-0090520] (Belediye teşkilatını yöneten kimse)
                      • mayor [ENG31-10323481-n] (the head of a city government)
                      • vali [TUR10-0367320] (Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi) governor [ENG31-10159834-n] (the head of a state government)
                        • hidiv [TUR10-1049940] (Osmanlı Devleti'nde Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen unvan)
                        • satrap [TUR10-0813500] (Perslerde il yöneticisi)
                    • lider [TUR10-0511090] (Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse)
                    • statesman [ENG31-10669601-n] (a man who is a respected leader in national or international affairs)
                    • hariciyeci [TUR10-0328880] (Dış siyaset ile uğraşan meslek adamı)
                  • meslektaş [TUR10-0538320] (Aynı meslekten olan kimse)
                  • colleague [ENG31-09955448-n] (a person who is member of one's class or profession)
                  • sahibe [TUR10-0656690] (Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın)
                  • mistress [ENG31-10343292-n] (a woman master who directs the work of others)
                  • aylakçı [TUR10-0062090] (Temelli işi olmayan işçi)
                  • grevci [TUR10-0310690] (İsteklerini işverene kabul ettirmek için iş bırakma eylemine katılan kişi)
                  • striker [ENG31-10683184-n] (an employee on strike against an employer)
                  • beygirci [TUR10-0097930] (Beygir besleyen veya kiraya veren kimse)
                  • bölgeci [TUR10-0119030] (Belli bir bölgenin çıkarları için çalışan kimse)
                  • dava adamı [TUR10-0184720] (Bir ülkü uğrunda sürekli çalışan kimse)
                  • ezici [TUR10-0262170] (Ezme işini yapan kimse veya şey)
                  • gondolcu [TUR10-0300590] (Gondol çalıştıran kimse)
                  • görev adamı [TUR10-1034560] (Verilen işi en ince ayrıntısına kadar harfi harfine yapan kimse)
                  • parttaymcı [TUR10-0616850] (Yarım gün çalışan kimse)
                  • güdücü [TUR10-0312800] (Gütme işini yapan kimse)
                  • gülütçü [TUR10-0314010] (Bir skeçte, revüde veya eğlence gösterisinde eklenen sözleri ve durumları hazırlayan kimse)
                  • burkucu [TUR10-0125240] (Burkma işini yapan)
                  • sarraf [TUR10-0667610] (Mesleği, değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek, tahvil alışverişi yapmak olan kimse)
                  • komisyoncu [TUR10-0693880] (Bir iş karşılığında yüzdelik alan kimse) agent [ENG31-09796453-n] (a businessman who buys or sells for another in exchange for a commission)
                    • tefeci [TUR10-0756340] (El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse)
                    • usurer [ENG31-10762041-n] (someone who lends money at excessive rates of interest)
                    • gümrükçü [TUR10-0314420] (Başkalarıyla ilgili eşyayı bir ücret karşılığında gümrükten çıkarma işini üzerine alan komisyoncu)
                  • açıkçı [TUR10-0004320] (Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse)
                  • bankacı [TUR10-0076170] (Bankacılık işlemleri ile uğraşan veya bankada görevli kimse) banker [ENG31-09857212-n] (a financier who owns or is an executive in a bank)
                    • veznedar [TUR10-0819130] (Banka, büro vb. kuruluşlarda para alıp veren görevli)
                    • teller [ENG31-10718466-n] (an employee of a bank who receives and pays out money)
                • kafir [TUR10-0398260] (Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse) heathen [ENG31-10185987-n] (a person who does not acknowledge your god)
                  • zındık [TUR10-0874410] (Tanrı'ya ve ahirete inanmayan kimse)
                  • atheist [ENG31-09839449-n] (someone who does not believe in the existence of a god)
                  • küffar [TUR10-0500460] (Müslüman olmayanlar) heathen [ENG31-10185987-n] (a person who does not acknowledge your god)
                    • putperest [TUR10-0638810] (Puta tapan)
                    • idolater [ENG31-10218221-n] (a person who worships idols)
                  • gavur [TUR10-0284280] (Dinsiz kimse)
                • tatilci [TUR10-1154250] (Tatile çıkmış kimse)
                  • kampçı [TUR10-0407370] (Kamp kuran, kampta kalan kimse)
                  • camper [ENG31-09909393-n] (someone living temporarily in a tent or lodge for recreation)
                • yolcu [TUR10-0858840] (Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse)
                  • binici [TUR10-0105190] (Ata binen kimse) horseman [ENG31-10205412-n] (a man skilled in equitation)
                    • jokey [TUR10-0392040] (Yarış atlarına binen, yetenekleri bu amaca göre geliştirilmiş kimse)
                    • jockey [ENG31-10242847-n] (someone employed to ride horses in horse races)
                  • süvari [TUR10-0719990] (Ata binmiş kimse)
                  • horseman [ENG31-10205412-n] (a man skilled in equitation)
                • uzman [TUR10-0566190] (Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan) expert [ENG31-09640897-n] (a person with special knowledge or ability who performs skillfully)
                  • grafolog [TUR10-0310270] (Yazı uzmanı)
                  • anatomici [TUR10-0035700] (İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dersi veren öğretim üyesi)
                  • anatomist [ENG31-09811678-n] (an expert in anatomy)
                  • danışman [TUR10-0183190] (Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse) adviser [ENG31-09793689-n] (an expert who gives advice)
                    • yönetim danışmanı [TUR10-1232150] (Yönetim konusunda bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse)
                    • management consultant [ENG31-10308999-n] (adviser to business about efficient management practices)
                    • rehber [TUR10-0644550] (Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey; delil) counselor [ENG31-09988375-n] (someone who gives advice about problems)
                      • ışık [TUR10-0355520] (Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb)
                    • kont [TUR10-0472710] (Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse)
                    • başdanışman [TUR10-0081430] (Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse)
                    • bilirkişi [TUR10-0104050] (Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse; uzman; ehlihibre; ehlivukuf)
                    • expert witness [ENG31-10092134-n] (a witness who has knowledge not normally possessed by the average person concerning the topic that he is to testify about)
                    • başeksper [TUR10-0081580] (Eksperlerin başı)
                  • erbap [TUR10-0249450] (Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan, bir işte yetkili olan kimse) connoisseur [ENG31-09975866-n] (an expert able to appreciate a field)
                    • estet [TUR10-0254800] (Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi)
                    • esthete [ENG31-10084344-n] (one who professes great sensitivity to the beauty of art and nature)
                    • üstat [TUR10-0809740] (Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse)
                    • maestro [ENG31-10299827-n] (an artist of consummate skill)
                  • icatçı [TUR10-0357690] (İcat eden, bulan kimse) scout [ENG31-10582177-n] (someone who can find paths through unexplored territory)
                    • keşşaf [TUR10-0446290] (Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden)
                  • otorite [TUR10-0594440] (Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse)
                  • evaluator [ENG31-10086539-n] (an authority who is able to estimate worth or quality)
                  • usta [TUR10-0800310] (Zanaat öğreticisi) master [ENG31-10318149-n] (an authority qualified to teach apprentices)
                    • matrakçı [TUR10-0529350] (Osmanlı ordusunda acemilere matrakla savaşmayı öğreten usta)
                  • yorumcu [TUR10-0860320] (Yorum yapan kimse)
                  • observer [ENG31-10389227-n] (an expert who observes and comments on something)
                  • kriminolog [TUR10-0486400] (Kriminoloji ile uğraşan kimse)
                  • criminologist [ENG31-09997972-n] (a specialist in criminology)
                  • dedektif [TUR10-0186710] (Özel soruşturma yapmak için görevli olan ve edindiği bilgileri ilgililere ileten kimse)
                  • detective [ENG31-10029138-n] (an investigator engaged or employed in obtaining information not easily available to the public)
                  • analizci [TUR10-0035070] (Analizle uğraşan veya analiz yapan kimse)
                  • analyst [ENG31-09810971-n] (an expert who studies financial data (on credit or securities or sales or financial patterns etc.) and recommends appropriate business actions)
                  • antikacı [TUR10-0039360] (Antika eşya, eser satan veya toplayan kimse)
                  • antiquary [ENG31-09817047-n] (an expert or collector of antiquities)
                  • deha [TUR10-0189040] (Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün, olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse)
                  • ace [ENG31-09781932-n] (someone who is dazzlingly skilled in any field)
                  • analist [TUR10-0035040] (Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması yoluyla bir şeyi inceleyen kimse) analyst [ENG31-09809923-n] (someone who is skilled at analyzing data)
                    • mali analist [TUR10-0521940] (Ekonomik ve mali konuları çözümleyen uzman)
                  • diyetisyen [TUR10-0211560] (Kişinin sağlığını korumak ve düzeltmek amacıyla beslenmesini düzene koymasını sağlayan kişi)
                  • dietician [ENG31-10032289-n] (a specialist in the study of diet and nutrition)
                  • gözlemci [TUR10-0309330] (Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse)
                  • observer [ENG31-10389227-n] (an expert who observes and comments on something)
                  • gözlemci [TUR10-0309360] (Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse) observer [ENG31-10389227-n] (an expert who observes and comments on something)
                    • gözetici [TUR10-0308800] (Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri)
                  • güzellik uzmanı [TUR10-1231300] (Güzellik konusunda bilirkişi) beautician [ENG31-09865407-n] (someone who works in a beauty parlor)
                    • manikürcü [TUR10-0524050] (Mesleği manikür yapmak olan kimse)
                    • manicurist [ENG31-10310580-n] (a beautician who cleans and trims and polishes the fingernails)
                    • makyaj uzmanı [TUR10-1231570] (Makyaj konusundan iyi anlayan bu konuda fikir ve görüşleri için kendisine başvurulan kişi)
                    • cosmetologist [ENG31-09986689-n] (an expert in the use of cosmetics)
                    • pedikürcü [TUR10-0620860] (Pedikür yapan kimse)
                  • hukukçu [TUR10-0349670] (Hukuku meslek edinen, hukukla uğraşan kimse) jurist [ENG31-10247655-n] (a legal scholar versed in civil law or the law of nations)
                    • müftü [TUR10-0560520] (İl ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan görevli)
                  • izci [TUR10-0446310] (İz güderek aradığını bulabilen kimse)
                  • scout [ENG31-10582177-n] (someone who can find paths through unexplored territory)
                  • mucit [TUR10-0552370] (Yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse) creator [ENG31-09637345-n] (a person who grows or makes or invents things)
                    • Goodyear [TUR10-1245750] (United States inventor of vulcanized rubber (1800-1860))
                    • Goodyear [ENG31-11027616-n] (United States inventor of vulcanized rubber (1800-1860))
                    • Westinghouse [TUR10-1245880] (United States inventor and manufacturer (1846-1914))
                    • Westinghouse [ENG31-11402550-n] (United States inventor and manufacturer (1846-1914))
                  • müfettiş [TUR10-0560340] (Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse) examiner [ENG31-10087775-n] (an investigator who observes carefully)
                    • denetimci [TUR10-0192760] (Denetim işini yapan kimse) examiner [ENG31-10087775-n] (an investigator who observes carefully)
                      • gözetmen [TUR10-0718780] (Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü)
                    • denetleyici [TUR10-0192930] (Denetleyen kimse)
                    • examiner [ENG31-10087775-n] (an investigator who observes carefully)
                    • kamu denetçisi [TUR10-1109340] (Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum)
                    • ombudsman [ENG31-10397093-n] (a government appointee who investigates complaints by private persons against the government)
                    • trafik müfettişi [TUR10-0785610] (Trafiği düzenleme konusunda polislere yardımcı olan ve bu işi fahri olarak yapan kimse)
                    • başdenetmen [TUR10-0956610] (En üst düzeydeki denetmen, başmüfettiş)
                    • başmüfettiş [TUR10-0083380] (En üst düzeydeki müfettiş)
                    • belletmen [TUR10-0092350] (Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse; belletici)
                  • mühendis [TUR10-0560560] (Mühendislik mesleğinden olan kimse) mechanical engineer [ENG31-10324317-n] (a person trained to design and construct machines)
                    • ziraatçı [TUR10-0747020] (Tarım mühendisi veya teknisyeni)
                    • başmühendis [TUR10-0083400] (En üst düzeydeki mühendis)
                  • profesyonel kişi [TUR10-1246400] () professional [ENG31-10499838-n] (a person engaged in one of the learned professions)
                    • eğitimci [TUR10-0236690] (Eğitim işiyle uğraşan kimse) teacher [ENG31-10713754-n] (a person whose occupation is teaching)
                      • öğretmen [TUR10-0551790] (Mesleği bilgi öğretmek olan kimse) teacher [ENG31-10713754-n] (a person whose occupation is teaching)
                        • müdür [TUR10-0083260] (Yönetimden sorumlu olan öğretmen)
                        • principal [ENG31-10494230-n] (the educator who has executive authority for a school)
                        • İngilizce öğretmeni [TUR10-1231750] (Mesleği İngilizce öğretmek olan kimse)
                        • English teacher [ENG31-10077726-n] (someone who teaches English)
                        • misyoner [TUR10-0548120] (Bir düşünceye, bir ülküye kendini adayan kimse)
                        • missionary [ENG31-10342615-n] (someone who attempts to convert others to a particular doctrine or program)
                        • mürebbiye [TUR10-0563190] (Bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın)
                        • governess [ENG31-10159689-n] (a woman entrusted with the care and supervision of a child (especially in a private home))
                        • belletici [TUR10-0092310] (Çalıştırıcı; öğretici; belletmen; müzakereci)
                        • coach [ENG31-09950876-n] (a person who gives private instruction (as in singing, acting, etc.))
                        • rehber öğretmen [TUR10-0644600] (Öğrencilerin özel durumlarıyla yakından ilgilenen ve öğrenciye, zorluklar karşısında yardımcı olan öğretmen)
                        • coğrafyacı [TUR10-0142250] (Coğrafya öğretmeni)
                        • biyolojici [TUR10-0110150] (Okulda biyoloji dersini veren öğretmen)
                        • matematikçi [TUR10-0529030] (Matematik öğretmeni)
                        • öğretim elemanı [TUR10-0599520] (Üniversitelerde eğitim, öğretim faaliyetlerini yürüten kimse)
                          • okutman [TUR10-0509690] (Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı)
                          • lecturer [ENG31-10272244-n] (someone who lectures professionally)
                          • kürsü hocası [TUR10-0503530] (Üniversitede bir bölümde görevli olan öğretim elemanı)
                        • mantıkçı [TUR10-0524950] (Mantık derslerini veren öğretmen)
                        • fizikçi [TUR10-0276330] (Fizik öğretmeni)
                        • jimnastikçi [TUR10-0391920] (Jimnastik öğretmeni)
                        • tarihçi [TUR10-0747280] (Tarih öğretmeni)
                        • anatomici [TUR10-0035710] (Anatomi dersi veren öğretim üyesi)
                        • folklorcu [TUR10-0277410] (Halk oyunlarını öğreten veya oynayan kimse)
                        • formatör [TUR10-1028440] (Belirli bir alanda özel bir eğitimden geçirilerek yetiştirilen öğretici)
                        • kimyacı [TUR10-0461430] (Kimya öğretmeni)
                        • edebiyatçı [TUR10-0234140] (Edebiyat dersi okutan öğretmen)
                        • felsefeci [TUR10-0267380] (Felsefe öğretmeni)
                        • fenci [TUR10-0267690] (Fen konularında ders veren öğretmen)
                        • Türkçeci [TUR10-0793860] (Okullarda Türkçe dersi veren öğretmen)
                        • usta [TUR10-0800350] (Akıl veren veya öğreten)
                        • bedenci [TUR10-0088630] (Beden eğitimi öğretmeni)
                        • müderris [TUR10-0559820] (Medresede veya camide öğretmen)
                        • müzikçi [TUR10-0567500] (Müzik öğretmeni)
                        • Osmanlıcacı [TUR10-0593140] (Osmanlı Türkçesi dersi veren kimse)
                        • sıfırcı [TUR10-0684570] (Derslerde, öğrencilere çok sıfır veren öğretmen)
                        • resimci [TUR10-0646220] (Resim öğretmeni)
                      • öğretim üyesi [TUR10-0599550] (Yükseköğretim kuruluşlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçent) academician [ENG31-09778400-n] (an educator who works at a college or university)
                        • profesör [TUR10-0559810] (Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi)
                        • professor [ENG31-10500315-n] (someone who is a member of the faculty at a college or university)
                        • bölüm başkanı [TUR10-0503510] (Üniversitede bir bölümün yönetim işleri ile eğitim, öğretim, araştırma faaliyetlerinden sorumlu öğretim üyesi)
                        • rektör yardımcısı [TUR10-0645170] (Üniversitelerde rektöre yardım eden öğretim üyesi)
                        • yardımcı doçent [TUR10-0836240] (Üniversitede doktora sonrası öğretim üyeliğinin ilk basamağında olan öğretim üyesi)
                        • medenici [TUR10-0531900] (Medeni hukuk dersini veren öğretim üyesi)
                        • doçent [TUR10-0212590] (Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi)
                        • associate professor [ENG31-09836791-n] (a teacher lower in rank than a full professor but higher than an assistant professor)
                        • öğretim görevlisi [TUR10-0599560] (Yükseköğretim kuruluşlarında öğretim üyesi bulunmayan dersler için geçici veya sürekli olarak görevlendirilen, ders veren ve uygulama yaptıran kimse)
                      • tarihçi [TUR10-0567070] (Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse) historian [ENG31-10196781-n] (a person who is an authority on history and who studies it and writes about it)
                        • vakanüvis [TUR10-0812870] (Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi)
                        • şecereci [TUR10-0725980] (Şecere tutan kimse)
                        • şehnameci [TUR10-0726700] (Osmanlılarda vakanüvisliğin kuruluşundan önce devletin resmî tarih yazarı)
                        • şehnameci [TUR10-0726690] (Şehname yazarı)
                      • antrenör [TUR10-0039950] (Bir spor dalında sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, çalıştırıcı) coach [ENG31-09951098-n] ((sports) someone in charge of training an athlete or a team)
                        • yaşam koçu [TUR10-1179680] (Kişilerin yaşam niteliğini daha iyi bir duruma getirmek için danışmanlık ve yönlendirme hizmeti veren kimse)
                        • başantrenör [TUR10-0956170] (Antrenörlerin deneyimlisi)
                      • eğitici [TUR10-0236590] (Genellikle çocuk eğitimi ile uğraşan kimse)
                      • eğitmen [TUR10-0236840] (Kurs görerek köyde öğretmenlik yapan kimse; köy öğretmeni)
                      • lala [TUR10-0506420] (Şehzadelerin özel eğitmenleri)
                      • lala [TUR10-0506410] (Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse)
                      • bavcı [TUR10-0085720] (Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştıran kimse)
                      • beslenme eğitimcisi [TUR10-0095650] (Beslenme eğitimi ile uğraşan uzman)
                      • guru [TUR10-0311490] (Brahmacı eğitimde, yüksek kasttan gençleri ve öğrencileri yetiştiren kimse)
                    • sağlık personeli [TUR10-1231910] (Sağlık kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan kimseler) health professional [ENG31-10184702-n] (a person who helps in identifying or preventing or treating illness or disability)
                      • eczacı [TUR10-0233790] (İlaç yapan veya hazır ilaçları satan diplomalı kimse) pharmacist [ENG31-10441215-n] (a health professional trained in the art of preparing and dispensing drugs)
                        • farmakolog [TUR10-0265080] (Farmakoloji ile uğraşan, farmakoloji uzmanı)
                        • pharmacologist [ENG31-10441498-n] (someone trained in the science of drugs (their composition and uses and effects))
                        • kamu eczacısı [TUR10-1068670] (Resmî bir kurum veya kuruluşta eczacılık görevini yapan kimse)
                        • serbest eczacı [TUR10-1131940] (Eczacılık mesleğini sahibi olduğu eczanede yürüten kimse)
                      • kırıkçı [TUR10-0450770] (Kırık kemikleri ve çıkıkları tedavi eden kimse)
                      • bonesetter [ENG31-09884953-n] (someone (not necessarily a licensed physician) who sets broken bones)
                      • hemşire [TUR10-0734900] (Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanı) nurse [ENG31-10386665-n] (one skilled in caring for young children or the sick (usually under the supervision of a physician))
                        • ebe [TUR10-0233230] (Doğum işini yaptıran kadın)
                        • midwife [ENG31-10334494-n] (a woman skilled in aiding the delivery of babies)
                        • başhemşire [TUR10-0081760] (Bir klinik veya hastanede hemşireleri yönetmekle görevlendirilen hemşire)
                        • matron [ENG31-10322853-n] (a woman in charge of nursing in a medical institution)
                        • enjeksiyoncu [TUR10-0248150] (Enjeksiyon yapan kimse)
                        • lavta [TUR10-0508460] (Ebe)
                      • tıp uzmanı [TUR10-1232190] (Tıp konusunda bilirkişi) medical practitioner [ENG31-10325469-n] (someone who practices medicine)
                        • doktor [TUR10-0736370] (İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse) doctor [ENG31-10040615-n] (a licensed medical practitioner)
                          • adli tabip [TUR10-0009000] (Adli tıpta görevli doktor)
                          • akliyeci [TUR10-0019800] (Akıl hastalıkları uzmanı)
                          • kürtajcı [TUR10-0503580] (Kürtaj yapan kimse)
                          • abortionist [ENG31-09776506-n] (a person (who should be a doctor) who terminates pregnancies)
                          • cerrah [TUR10-0589020] (Ameliyat yapan uzman hekim) surgeon [ENG31-10698621-n] (a physician who specializes in surgery)
                            • beyin cerrahı [TUR10-0098070] (Beyin konusunda uzmanlık yapmış cerrah)
                            • neurosurgeon [ENG31-10374453-n] (someone who does surgery on the nervous system (especially the brain))
                            • plastik cerrah [TUR10-1231580] (Vücut ve yüz bozukluklarını gidermek amacıyla cerrahi müdahale yapan uzman doktor)
                            • cosmetic surgeon [ENG31-09986800-n] (a surgeon who beautifies the body (especially the face))
                          • veteriner [TUR10-1173720] (Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman)
                          • veterinarian [ENG31-10769383-n] (a doctor who practices veterinary medicine)
                          • pratisyen hekim [TUR10-1231840] (Herhangi bir alanda uzmanlığı bulunmayan hekim)
                          • general practitioner [ENG31-10145546-n] (a physician who is not a specialist but treats all illnesses)
                          • diş hekimi [TUR10-0209990] (Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan hekim)
                          • dentist [ENG31-10023944-n] (a person qualified to practice dentistry)
                          • kardiyolog [TUR10-0419500] (Kalp hastalıklarında uzmanlaşmış hekim) cardiologist [ENG31-09913897-n] (a specialist in cardiology)
                            • kalp cerrahı [TUR10-1231400] (Kalp hastalıklarıyla ilgili ameliyat yapan cerrah)
                            • cardiologist [ENG31-09913897-n] (a specialist in cardiology)
                            • kalpçi [TUR10-0405680] (Kalp hastalıkları uzmanı)
                          • ürolog [TUR10-0097220] (İdrar yolu hastalıkları hekimi)
                          • nörolog [TUR10-0048580] (Sinir hastalıkları uzmanı)
                          • neurologist [ENG31-10373964-n] (a medical specialist in the nervous system and the disorders affecting it)
                          • dermatolog [TUR10-0140790] (Deri hastalıkları uzmanı)
                          • dermatologist [ENG31-10025839-n] (a doctor who specializes in the physiology and pathology of the skin)
                          • jinekolog [TUR10-0577410] (Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı uzmanı doktor)
                          • gynecologist [ENG31-10173582-n] (a specialist in gynecology)
                          • patolog [TUR10-0619180] (Özellikle patoloji ile uğraşan doktor)
                          • diagnostician [ENG31-10030728-n] (a doctor who specializes in medical diagnosis)
                          • oftalmolog [TUR10-0308370] (Göz bilimiyle uğraşan kimse)
                          • ophthalmologist [ENG31-10398772-n] (a medical doctor specializing in the diagnosis and treatment of diseases of the eye)
                          • ortopedist [TUR10-0592870] (Ortopedi uzmanı)
                          • fizikçi [TUR10-0276340] (Fizik tedavisiyle uğraşan doktor)
                          • psikiyatr [TUR10-0018190] (Ruh hastalıklarının önlenmesi, tanısı ve tedavisi ile uğraşan uzmanlık dalı ile uğraşan uzman) psychiatrist [ENG31-10507601-n] (a physician who specializes in psychiatry)
                            • psikanalist [TUR10-1121640] (Psikanalizci) analyst [ENG31-09809719-n] (a licensed practitioner of psychoanalysis)
                              • psikanalizci [TUR10-0637290] (Psikanalizle uğraşan kimse)
                              • psikanalizci [TUR10-0637280] (Hastalarını psikanalizle tedavi eden hekim)
                          • radyolog [TUR10-0640770] (Işık, elektrik ve ısı ışınımlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı uzmanı)
                          • radiologist [ENG31-10523799-n] (a medical specialist who uses radioactive substances and X-rays in the treatment of disease)
                          • aile hekimi [TUR10-0016480] (Bir ailenin bireylerinin sağlık işleriyle özel olarak ilgilenen doktor)
                          • anestezi bilimci [TUR10-0936270] (Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok edilmesi sonucu hastanın zarara uğramadan yaşamasını sağlayan ve cerrahi müdahalenin yapılabilme koşullarını inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse)
                          • anestezist [TUR10-0036340] (Anestezi uzmanı)
                          • pedolog [TUR10-0620890] (Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim uzmanı)
                          • gastroenterolog [TUR10-0284110] (Sindirim sistemi hastalıkları hekimi)
                          • kulakçı [TUR10-0488710] (Kulak, burun, boğaz hekimi)
                          • cerrah [TUR10-0136850] (Önemsiz yaraları iyileştiren kimse)
                          • çocuk doktoru [TUR10-0992460] (Çocuk sağlığı ve hastalıkları doktoru)
                          • diyabet uzmanı [TUR10-0211080] (Şeker hastalığı alanında uzmanlaşmış hekim)
                          • düz hekim [TUR10-1016630] (Mesleğinde, sanatında uzmanlık belgesi almamış olan (kimse); pratisyen)
                          • uzman doktor [TUR10-0805300] (Bir tıp dalında gerekli ihtisası görüp uzmanlık belgesini alan doktor)
                          • semiyolog [TUR10-1131570] (Semiyoloji uzmanı)
                          • otçu [TUR10-0593560] (Köylerde hekimlik yapan kimse)
                          • galen [TUR10-1248240] (Antik Roma'nın en önemli hekimlerinden biri)
                          • göz doktoru [TUR10-1035850] (Göz hastalıkları doktoru)
                          • intaniyeci [TUR10-0376830] (Mikroplu hastalıklar doktoru, uzmanı)
                          • hariciyeci [TUR10-0328890] (Hariciye hastalıkları uzman hekimi)
                          • dahiliyeci [TUR10-0179070] (Vücudun iç hastalıkları ve tedavileri hakkında eğitim almış doktor)
                          • icapçı [TUR10-0357620] (Nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen doktor)
                          • hekimbaşı [TUR10-0337910] (Osmanlı İmparatorluğunda sarayda hekimlik görevini yürüten en kıdemli, yetkili ve padişahın özel doktoru olan kimse)
                      • hasta bakıcı [TUR10-1232270] (Hekimin tedavi ile ilgili buyruklarını yerine getirip hastaya bakan, hemşirelere yardım eden kimse)
                      • nurse [ENG31-10386665-n] (one skilled in caring for young children or the sick (usually under the supervision of a physician))
                      • narkozcu [TUR10-0570910] (Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren uzman)
                      • anesthesiologist [ENG31-09812936-n] (a specialist who administers an anesthetic to a patient before he is treated)
                      • lavta [TUR10-0508480] (Erkek doğum hekimi)
                    • eleştirmen [TUR10-0242980] (Eleştiri yazıları yazan kimse) critic [ENG31-09999119-n] (a person who is professionally engaged in the analysis and interpretation of works of art)
                      • sanat eleştirmeni [TUR10-1231230] (Sanat konusunda eleştiri yapan kimse)
                      • art critic [ENG31-09830272-n] (a critic of paintings)
                      • tiyatro eleştirmeni [TUR10-1231690] (Tiyatro konusunda eleştiri yapan kimse)
                      • drama critic [ENG31-10049872-n] (a critic of theatrical performances)
                      • edebiyat eleştirmeni [TUR10-1232060] (Edebiyat konusunda eleştiri yapan kimse)
                      • literary critic [ENG31-10285713-n] (a critic of literature)
                      • müzik eleştirmeni [TUR10-1232220] (Müzik konusunda eleştiri yapan kimse)
                      • music critic [ENG31-10359569-n] (a critic of musical performances)
                    • avukat [TUR10-0058570] (Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse) lawyer [ENG31-10269647-n] (a professional person authorized to practice law)
                      • dava vekili [TUR10-0184830] (Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı)
                    • sendik [TUR10-0676670] (Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse)
                  • iç mimar [TUR10-0189770] (Bir yapının içini süsleyen, düzenleyen ve döşeyen sanatçı)
                  • interior decorator [ENG31-10230422-n] (a person who specializes in interior decoration)
                  • mantıkçı [TUR10-0524940] (Kesin ve sağlam bir yönteme göre akıl yürüten kimse)
                  • logician [ENG31-10289482-n] (a person skilled at symbolic logic)
                  • keskin nişancı [TUR10-0445000] (Silahla hedeflediği noktayı ustalıkla vuran kişi)
                  • marksman [ENG31-10314614-n] (someone skilled in shooting)
                  • fizyoterapist [TUR10-0276560] (Fizik tedavisi ve rehabilitasyon değerlendirmelerini ve uygulamalarını yapan kimse) physical therapist [ENG31-10447528-n] (therapist who treats injury or dysfunction with exercises and other physical treatments of the disorder)
                    • masöz [TUR10-0528160] (Bayan masajcı, ovucu)
                    • masseuse [ENG31-10317938-n] (a female massager)
                    • masör [TUR10-0527340] (Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse)
                    • masseur [ENG31-10317869-n] (a male massager)
                  • gözlemci [TUR10-0309340] (Bir konferans, kongre ve benzerine katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse)
                  • gastronom [TUR10-0284150] (Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse)
                  • epicure [ENG31-10081464-n] (a person devoted to refined sensuous enjoyment (especially good food and drink))
                  • şarapsever [TUR10-1232280] (Şarap seven kimse)
                  • wine lover [ENG31-10390654-n] (a connoisseur of fine wines)
                  • bilim insanı [TUR10-0103490] (Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan ve bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse) scientist [ENG31-10580065-n] (a person with advanced knowledge of one or more sciences)
                    • histolog [TUR10-1050410] (Canlılardaki dokuların oluşum, evrim ve birleşimini inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse)
                    • kimyager [TUR10-0461460] (Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim ile uğraşan kimse) chemist [ENG31-09933282-n] (a scientist who specializes in chemistry)
                      • organikçi [TUR10-0590230] (Organik kimya uzmanı)
                    • ağaç bilimci [TUR10-0921780] (Botaniğin ağaçları inceleyen dalı ile uğraşan kimse)
                    • akıntı bilimci [TUR10-0926810] (Akıntı bilimi ile uğraşan kimse)
                    • yüzey bilimci [TUR10-1190220] (Yüzey bilimi ile uğraşan, jeomorfolog)
                    • yazıt bilimci [TUR10-0844970] (Yazıt bilimi ile uğraşan kimse)
                    • yazı bilimci [TUR10-0844200] (Yazı bilimi ile uğraşan kimse)
                    • gerontolog [TUR10-1031280] (Yaşlılık bilimi uzmanı)
                    • araştırmacı [TUR10-0043300] (Bilim ve sanat alanlarında araştırma yapan kimse, araştırman) research worker [ENG31-10542669-n] (a scientist who devotes himself to doing research)
                      • laborant [TUR10-0504820] (Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse)
                      • uzaycı [TUR10-0804870] (Uzayda araştırma yapılmasını düzenleyen ve yerden uzay gemisi ile ilişki kuran, onu yöneten kimse)
                      • atomcu [TUR10-0057260] (Atomla uğraşan kimse)
                      • füzeci [TUR10-1028810] (Füze teknolojisiyle ilgilenen araştırmacı)
                    • dilci [TUR10-0205150] (Dille ilgili araştırmalar yapan kimse) linguist [ENG31-10284134-n] (a specialist in linguistics)
                      • sözlükçü [TUR10-0514540] (Sözlük yazarı veya hazırlayanı)
                      • lexicographer [ENG31-10275777-n] (a compiler or writer of a dictionary)
                    • biyolog [TUR10-0209070] (Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse) biologist [ENG31-09875036-n] ((biology) a scientist who studies living organisms)
                      • bakteriyolog [TUR10-0073180] (Bakterilerle ilgili, bakteriyoloji alanında çalışan kimse)
                      • bacteriologist [ENG31-09850657-n] (a biologist who studies bacteria)
                      • botanikçi [TUR10-0109430] (Bitki bilimiyle uğraşan, bitki bilimi uzmanı)
                      • botanist [ENG31-09887676-n] (a biologist specializing in the study of plants)
                      • mikrobiyolog [TUR10-0544730] (Mikrobiyoloji uzmanı)
                      • microbiologist [ENG31-10333238-n] (a specialist in microbiology)
                      • entomolog [TUR10-1021420] (Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı uzmanı)
                      • entomologist [ENG31-10079712-n] (a zoologist who studies insects)
                      • deniz bilimci [TUR10-0193810] (Deniz bilimi ile uğraşan kimse)
                      • fizyolog [TUR10-0276530] (Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı bilgini)
                      • mantar bilimci [TUR10-0524590] (Mantar bilimi ile uğraşan kimse)
                      • ekoloji uzmanı [TUR10-0239340] (Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse)
                      • embriyolog [TUR10-0245130] (Embriyoloji uzmanı)
                      • doğa bilimci [TUR10-0212780] (Tabiatın çeşitli özellikleri üzerinde çalışan, araştırma yapan; tabiatçı)
                      • asalak bilimci [TUR10-0941630] (Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini ve yaptığı hastalıklarla bu hastalıklara karşı girişilecek savaşı konu alan bilim dalı ile uğraşan kimse)
                      • balık bilimci [TUR10-0074050] (Balıklar sınıfını inceleyen bilim adamı)
                      • helmintolog [TUR10-1047960] (Solucanların yapılarını, yaşayışlarını ve yaptıkları hastalıklarla, bu hastalıklara karşı mücadeleyi anlatan asalak bilimi dalı ile uğraşan kimse)
                    • fizikçi [TUR10-0276320] (Fizik bilgini veya fizikle uğraşan kimse) physicist [ENG31-10447768-n] (a scientist trained in physics)
                      • astronom [TUR10-0051740] (Gök bilimiyle uğraşan bilgin)
                      • astronomer [ENG31-09837748-n] (a physicist who studies astronomy)
                    • matematikçi [TUR10-0529070] (Matematikle uğraşan kimse)
                    • mathematician [ENG31-10320928-n] (a person skilled in mathematics)
                    • jeolog [TUR10-0850020] (Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim uzmanı) geologist [ENG31-10147226-n] (a specialist in geology)
                      • hidrolog [TUR10-0344180] (Su bilimi uzmanı)
                      • hydrologist [ENG31-10214394-n] (a geologist skilled in hydrology)
                      • sismolog [TUR10-0696340] (Deprem bilimi uzmanı)
                      • seismologist [ENG31-10595965-n] (a geophysicist who studies earthquakes and the mechanical characteristics of the Earth)
                      • jeomorfolog [TUR10-0391540] (Jeomorfoloji uzmanı)
                      • jeokimyacı [TUR10-0391500] (Jeokimya ile uğraşan kimse)
                      • jeofizikçi [TUR10-0391480] (Jeofizik uzmanı)
                      • pedolog [TUR10-0620900] (Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim)
                      • mağara bilimci [TUR10-0517400] (Mağara bilimi ile uğraşan kimse)
                    • sosyal bilimci [TUR10-1232650] (Sosyal bilimlerle uğraşan kimse) social scientist [ENG31-10639158-n] (someone expert in the study of human society and its personal relationships)
                      • ekonomist [TUR10-0239500] (İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütününü inceleyen bilimin uzmanı)
                      • economist [ENG31-10063451-n] (an expert in the science of economics)
                      • antropolog [TUR10-0375990] (İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim uzmanı) anthropologist [ENG31-09815764-n] (a social scientist who specializes in anthropology)
                        • arkeolog [TUR10-0436270] (Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim ile uğraşan kimse)
                        • archeologist [ENG31-09824229-n] (an anthropologist who studies prehistoric people and their culture)
                        • sosyal antropolog [TUR10-1139760] (Sosyal antropoloji uzmanı)
                        • etnograf [TUR10-0121230] (Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran uzman)
                        • etnolog [TUR10-0121250] (İnsanların etnik gruplara ayrılışını, bu grupların kökenini, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki bağıntıları ve bunların töre, dil ve kültür niteliklerini, genel kanunlar çıkarmak amacıyla inceleyip karşılaştırma uzman)
                      • sosyolog [TUR10-0781820] (Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı uzmanı) sociologist [ENG31-10640274-n] (a social scientist who studies the institutions and development of human society)
                        • Doğu bilimci [TUR10-0214230] (Yakın ve Uzak Doğu toplum ve kültürlerini, dillerini ve halklarının inceleyen batı kökenli ve batı merkezli araştırma alanları uzmanı)
                        • orientalist [ENG31-10403388-n] (a specialist in oriental subjects)
                        • Amerikanist [TUR10-0032970] (Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci)
                        • Balkanolog [TUR10-0074660] (Balkanoloji uzmanı)
                      • siyaset bilimci [TUR10-1232390] (Siyasal kuramları ve bu kuramların uygulamalarını inceleyen bilim insanı)
                      • political scientist [ENG31-10469735-n] (a social scientist specializing in the study of government)
                      • filozof [TUR10-0270040] (Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse) philosopher [ENG31-10443334-n] (a specialist in philosophy)
                        • ahlakçı [TUR10-0015670] (Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse)
                          • faydacı [TUR10-0635140] (Yarar peşinde koşan kimse)
                          • utilitarian [ENG31-10762393-n] (someone who believes that the value of a thing depends on its utility)
                          • ahlakçı [TUR10-0015680] (Her şeyi ahlak açısından değerlendiren kimse)
                        • sofist [TUR10-0103040] (Sofizmden yana olan kimse veya düşünce)
                        • Sophist [ENG31-10644461-n] (any of a group of Greek philosophers and teachers in the 5th century BC who speculated on a wide range of subjects)
                        • seçmeci [TUR10-0672630] (Seçmecilik yanlısı olan filozof, görüş vb)
                        • eclectic [ENG31-10062832-n] (someone who selects according to the eclectic method)
                        • stoacı [TUR10-0709460] (Stoacılık yanlısı kimse, görüş vb)
                        • Stoic [ENG31-10678115-n] (a member of the ancient Greek school of philosophy founded by Zeno)
                        • varoluşçu [TUR10-0814810] (Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti yanlısı)
                        • existentialist [ENG31-10091345-n] (a philosopher who emphasizes freedom of choice and personal responsibility but who regards human existence in a hostile universe as unexplainable)
                        • yogi [TUR10-0857440] (Yoga felsefesini uygulayan kimse)
                        • yogi [ENG31-10823582-n] (one who practices yoga and has achieved a high level of spiritual insight)
                        • deneyci [TUR10-1034750] (Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti yanlısı olan kimse)
                        • empiricist [ENG31-10073399-n] (a philosopher who subscribes to empiricism)
                        • isimci [TUR10-1060020] (Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüşe bağlı kimse)
                        • nominalist [ENG31-10379687-n] (a philosopher who has adopted the doctrine of nominalism)
                        • kaderci [TUR10-0265880] (Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşünü benimseyen)
                        • fatalist [ENG31-10100277-n] (anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny)
                        • nihilist [TUR10-0858080] (Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik yanlısı kimse)
                        • nihilist [ENG31-10378119-n] (someone who rejects all theories of morality or religious belief)
                        • bireyci [TUR10-0268610] (Bütüne, genele değil de, bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüşten yana olan kimse) individualist [ENG31-09642994-n] (a person who pursues independent thought or action)
                          • nüdist [TUR10-0580820] (Her yerde çıplak gezmeyi savunan kimse)
                          • nudist [ENG31-10385400-n] (a person who practices nudity for reasons of health or religion)
                        • ahlak bilimci [TUR10-0925670] (Ahlak bilimi ile uğraşan kimse)
                        • varlık bilimci [TUR10-0814620] (Varlık bilimi uzmanı)
                        • eleştirimci [TUR10-0243060] (Eleştirimcilikle ilgili olan kimse)
                        • filozof [TUR10-0274230] (Felsefe yapmaya meraklı olan kimse)
                        • idealist [TUR10-0361160] (İdealizm öğretisine bağlı filozof)
                      • psikolog [TUR10-0637330] (Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim ile uğraşan uzman) psychologist [ENG31-10508450-n] (a scientist trained in psychology)
                        • profilci [TUR10-1121400] (Katillerin kişiliklerini tahmin ve tahlil eden psikolog)
                      • ilahiyatçı [TUR10-0765130] (Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu ile uğraşan kimse)
                      • theologian [ENG31-10725264-n] (someone who is learned in theology or who speculates about theology)
                      • dil bilimci [TUR10-1093350] (Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim ile uğraşan kimse) philologist [ENG31-10442970-n] (a humanist specializing in classical scholarship)
                        • ad bilimci [TUR10-0920320] (Ad bilimi ile uğraşan kimse)
                        • Altayist [TUR10-0030160] (Altayistik ile uğraşan kimse)
                        • anlam bilimci [TUR10-0936800] (Anlam bilimi ile uğraşan kimse)
                        • fonolog [TUR10-0277810] (Ses bilimci)
                        • ansiklopedici [TUR10-0937520] (Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap hazırlayan kimse)
                        • etimolog [TUR10-0257750] (Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı ile uğraşan dil bilimci)
                        • lehçeci [TUR10-0509190] (Lehçe bilimi uzmanı)
                        • fonetikçi [TUR10-0277670] (Ses bilgisi ile uğraşan, ses bilgisi uzmanı)
                        • Germanistik [TUR10-0294590] (Cermen dillerini konu olan bilim dalı)
                        • Arabist [TUR10-0041670] (Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse)
                        • biçem bilimci [TUR10-0965890] (Biçem bilimi ile ilgilenen kimse)
                        • sözcük bilimci [TUR10-1140720] (Bir dilin söz varlığını oluşturan birimleri ve bu birimlerin yapılarını ve anlamlarını, birbirleriyle ilişkilerini, zaman içinde yaşadığı değişim ve gelişmeleri araştıran dil bilimi dalı uzmanı)
                      • demograf [TUR10-0192250] (İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim ile uğraşan kimse)
                      • kütüphaneci [TUR10-0100840] (Kitaplıklarda işlerin yürütülmesini sağlayan, kitaplık bilimi öğrenimi görmüş kimse)
                      • librarian [ENG31-10277645-n] (a professional person trained in library science and engaged in library services)
                      • edebiyat bilimci [TUR10-1016910] (Edebiyat bilimi ile uğraşan kimse)
                      • eğitim bilimci [TUR10-1017560] (Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran ve öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim dalı ile uğraşan kimse)
                      • halk bilimci [TUR10-0323560] (Halk bilimiyle ilgili araştırma, derleme, inceleme yapan kimse)
                    • coğrafyacı [TUR10-0142240] (Coğrafya araştırmaları yapan kimse) geographer [ENG31-10147092-n] (an expert on geography)
                      • haritacı [TUR10-0329060] (Harita yapan kimse)
                      • cartographer [ENG31-09917667-n] (a person who makes maps)
                    • mantıkçı [TUR10-0524930] (Mantık bilimiyle uğraşan kimse)
                    • logician [ENG31-10289482-n] (a person skilled at symbolic logic)
                    • mitoloji uzmanı [TUR10-1232230] (Mitoloji konusunda bilirkişi)
                    • mythologist [ENG31-10363600-n] (an expert on mythology)
                    • zoolog [TUR10-0877120] (Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı uzmanı)
                      • kuş bilimci [TUR10-0591140] (Kuşları inceleyen bilim uzmanı)
                      • ornithologist [ENG31-10403913-n] (a zoologist who studies birds)
                    • filolog [TUR10-0274160] (Filoloji ile uğraşan bilgin)
                    • philologist [ENG31-10442970-n] (a humanist specializing in classical scholarship)
                    • toksikolog [TUR10-0779280] (Toksikoloji ile uğraşan kimse)
                    • toxicologist [ENG31-10739456-n] (one who studies the nature and effects of poisons and their treatment)
                    • anatomist [TUR10-0035740] (Anatomiyle uğraşan bilimci)
                    • gelecek bilimci [TUR10-1030250] (Üresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim ile uğraşan kimse)
                    • Türkolog [TUR10-0794190] (Türkoloji bilgini)
                    • çevre bilimci [TUR10-0161550] (Çevre bilimleri uzmanı)
                    • deprem bilimci [TUR10-0195320] (Deprem bilimiyle uğraşan kimse)
                    • ulema [TUR10-0798220] (Bilginler)
                    • clergy [ENG31-08169784-n] (in Christianity, clergymen collectively (as distinguished from the laity))
                    • yanardağ bilimci [TUR10-0830720] (Yanardağ bilimi ile uğraşan bilim adamı)
                    • bayrak bilimci [TUR10-0960130] (Bayrak bilimi ile uğraşan kimse)
                    • virolog [TUR10-0820260] (Viroloji uzmanı)
                    • mevali [TUR10-0540450] (Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları)
                    • buzul bilimci [TUR10-1032710] (Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü uzmanı)
                    • minerolog [TUR10-0546730] (Mineral ve billurlarla, onların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim ile uğraşan kimse)
                    • mineralog [TUR10-1253550] (Mineralbilimle uğraşan uzman)
                    • molla [TUR10-0549670] (Büyük bilgin)
                    • mütefennin [TUR10-0566080] (Fen bilgini)
                    • şehirci [TUR10-0441500] (Şehirlerin kurulmasında, düzenlenmesinde, güzelleştirilmesinde kullanılacak, uygulanacak yöntemleri, şehirlerle ilgili toplumsal, ekonomik vb. sorunları konu edinen bilim dalı uzmanı, bu bilimle uğraşan kimse)
                    • seksolog [TUR10-0984150] (Cinsellikle ilgili sorunların inceleyen bilim uzmanı)
                    • osteolog [TUR10-0440080] (Kemik bilimi uzmanı)
                    • Sinolog [TUR10-0695370] (Sinoloji bilgini)
                    • ölçü bilimci [TUR10-0600860] (Ölçü bilimi ile uğraşan kimse)
                    • Slavist [TUR10-0380580] (Slavlarla uğraşan bilim alanında çalışan uzman)
                    • Sümerolog [TUR10-0715260] (Sümer dili ve eserleri ile uğraşan bilim adamı)
                    • ruh bilgini [TUR10-0649750] (Ruh bilimi uzmanı)
                    • Romanolog [TUR10-0648660] (Latinceden türemiş yaşayan diller uzmanı)
                    • İranist [TUR10-0378430] (İran dili ve kültürü ile uğraşan kimse)
                    • immünolojist [TUR10-1057290] (Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı ile uğraşan)
                    • iklim bilimci [TUR10-0366220] (İklimleri inceleyen bilim uzmanı)
                    • hematolog [TUR10-0338780] (Kan bilimi uzmanı)
                    • Hititolog [TUR10-0346520] (Eti dili, kültürü ve kalıntıları ile uğraşan bilim adamı)
                    • Hindolog [TUR10-0345150] (Hindoloji bilgini)
                    • hidrograf [TUR10-0343980] (Hidrografi uzmanı)
                  • istatistikçi [TUR10-0381540] (İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı uzmanı, bu dalla uğraşan)
                  • statistician [ENG31-10672393-n] (someone versed in the collection and interpretation of numerical data (especially someone who uses statistics to calculate insurance premiums))
                  • kalite kontrolcü [TUR10-1068120] (Kalite kontrolü yapan kimse)
                  • sinemacı [TUR10-0274040] (Film yapımcısı veya yönetmeni)
                  • petrokimyacı [TUR10-0625570] (Petrokimya dalında uzmanlaşmış kimse)
                  • petrolcü [TUR10-0625590] (Petrol arama, bulma işiyle uğraşan kimse)
                  • aktüer [TUR10-0022690] (İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse)
                  • anayasacı [TUR10-0035840] (Anayasa konusunda yetkili olan, anayasa okutan kimse)
                  • paleograf [TUR10-0611590] (Eski el yazıları uzmanı)
                  • kriptolog [TUR10-0486450] (Kriptoloji uzmanı)
                    • şifreci [TUR10-0731120] (Şifreli bir metni çözen kimse)
                  • fizik tedavi uygulayıcısı [TUR10-0276450] (Fizik tedavisi yapan kimse)
                  • kabalacı [TUR10-0393090] (Kabala konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi)
                  • makyör [TUR10-0521480] (İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında boyama ve değişim yapan erkek)
                  • makyöz [TUR10-0521490] (İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında boyama ve değişim yapan kadın)
                  • tasar çizimci [TUR10-0748510] (Tasar çizimleri hazırlayan uzman)
                  • teknolog [TUR10-1157030] (Teknoloji üzerinde çalışan kimse)
                  • teknik adam [TUR10-0759260] (İlgili olduğu spor dalında teknik açıdan uzmanlığı bulunan kişi)
                  • sahip [TUR10-0237750] (Sahipler, sahip çıkanlar)
                    • keyif ehli [TUR10-0446820] (Rahatına düşkün kimse)
                  • diyalektolog [TUR10-0211260] (Diyalektoloji uzmanı)
                  • fakih [TUR10-0263340] (Fıkıh bilgini)
                  • kurt [TUR10-0493510] (Bir yeri, bir şeyi iyi bilen)
                  • kutup [TUR10-0497950] (Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse)
                  • topograf [TUR10-1255570] (Topoğrafya uzmanı)
                  • topoğraf [TUR10-0782310] (Topoğrafya uzmanı)
                  • karşılaştırmacı [TUR10-0423200] (Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı)
                  • yazın bilimci [TUR10-0844790] (Edebiyat bilimi uzmanı)
                  • başmubassır [TUR10-0083280] (Gözetmenlerin başı olan kimse)
                  • başuzman [TUR10-0084090] (En yüksek düzeyde bulunan uzman)
                  • beslenme uzmanı [TUR10-0095720] (Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapında ele alan, inceleyen, uygulatan yetkili)
                  • bibliyograf [TUR10-0100770] (Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman)
                  • bilgisayarcı [TUR10-0103300] (Bilgisayar programcısı, yapımcısı veya mühendisi)
                  • bilişimci [TUR10-0104160] (Bilişim alanında uzman kişi)
                  • butaforcu [TUR10-0126190] (Oyun için gerekli sahne eşyasını yapan uzman)
                  • operatör [TUR10-0589090] (Bilgisayarı çalıştırıp gerekli uygulamayı yapan kimse)
                  • simyacı [TUR10-0693960] (Elementleri altına çevirmek isteyen iş alanı ile uğraşan kimse)
                  • Germanist [TUR10-0294580] (Cermen dilleri uzmanı)
                  • stratej [TUR10-0709660] (Strateji uygulayan kimse veya uzman)
                  • röntgenci [TUR10-0649210] (Röntgen ışınları uzmanı)
                  • gramerci [TUR10-0310380] (Dil bilgisi uzmanı olan kimse)
                  • reasürör [TUR10-1254290] (Reasürans işinde uzmanlaşan şirketlere ve bu şirketlerde çalışan reasürans konusunda uzman kişi)
                  • Helenist [TUR10-0338280] (Grek kültürü, tarihi, dili ve edebiyatı konularında uzman olan kimse)
                  • kontrol [TUR10-0473170] (Bir işin ya da görevin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleyen görevli kimse) supervisor [ENG31-10696316-n] (one who supervises or has charge and direction of)
                    • kantar ağası [TUR10-0410730] (Çarşı ve pazarlarda tartı araçlarını denetleyen görevli)
                    • başdenetçi [TUR10-0879160] (Denetlemeyle görevli en üst düzeydeki kimse)
                    • iç denetçi [TUR10-1052430] (İç denetim görevlisi)
                  • atıcı [TUR10-0055380] (İyi nişan alan, attığını vuran kimse)
                  • pitcher [ENG31-10455755-n] ((baseball) the person who does the pitching)
                  • yaratımcı [TUR10-0836010] (Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse) creator [ENG31-09637345-n] (a person who grows or makes or invents things)
                    • geliştirici [TUR10-0290240] (Geliştirme özelliği olan kimse veya şey)
                    • developer [ENG31-10029716-n] (someone who develops real estate (especially someone who prepares a site for residential or commercial use))
                    • koreograf [TUR10-0475520] (Koreografi eserleri yazarı)
                    • choreographer [ENG31-09939741-n] (someone who creates new dances)
                    • mimar [TUR10-0546300] (Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse)
                    • architect [ENG31-09824898-n] (someone who creates plans to be used in making something (such as buildings))
                    • sanatçı [TUR10-0662330] (Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren veya güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse) artist [ENG31-09831743-n] (a person whose creative work shows sensitivity and imagination)
                      • sürrealist [TUR10-0292950] (Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan, yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımından yana olan kimse)
                      • surrealist [ENG31-10699292-n] (an artist who is a member of the movement called surrealism)
                      • heykeltıraş [TUR10-0340940] (Heykel yapan sanatçı)
                      • sculptor [ENG31-10585500-n] (an artist who creates sculptures)
                      • müzisyen [TUR10-0567680] (Müzik eserleri yaratan, besteleyen veya besteleri çalan kimse) musician [ENG31-10359679-n] (artist who composes or conducts music as a profession)
                        • besteci [TUR10-0517000] (Beste yapan kimse) composer [ENG31-09966711-n] (someone who composes music as a profession)
                          • Stravinsky [TUR10-1222100] ((17 Haziran 1882 - 6 Nisan 1971) 20. yüzyıl müziğinin en etkili ve önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilen, Rus kökenli ABD ve Fransa vatandaşı besteci, piyanist ve orkestra şefi)
                          • Stravinsky [ENG31-07293480-n] (the music of Stravinsky)
                          • Wagner [TUR10-1222110] ((22 Mayıs 1813 - 13 Şubat 1883) Wilhelm Richard Wagner, Yahudi karşıtı görüşleri nedeniyle 20. yüzyılın en çok tartışılan müzik adamlarından biri olan Alman opera bestecisi, tiyatro direktörü, müzik teorisyeni ve yazarı)
                          • Wagner [ENG31-07293630-n] (the music of Wagner)
                        • virtüöz [TUR10-0820320] (Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı)
                        • virtuoso [ENG31-10775180-n] (a musician who is a consummate master of technique and artistry)
                        • maestro [TUR10-0517010] (Orkestra şefi)
                        • conductor [ENG31-09972018-n] (the person who leads a musical group)
                        • şarkıcı [TUR10-0552670] (Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse) songster [ENG31-10643672-n] (a person who sings)
                          • soprano [TUR10-0703110] (Sesi böyle olan sanatçı)
                          • canary [ENG31-09910114-n] (a female singer)
                          • şantöz [TUR10-0723380] (Kadın şarkıcı)
                          • songstress [ENG31-10643799-n] (a woman songster (especially of popular songs))
                          • şantör [TUR10-0723370] (Erkek şarkıcı)
                          • singer [ENG31-10619214-n] (a person who sings)
                          • solist [TUR10-0701060] (Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı)
                          • soloist [ENG31-10643012-n] (a musician who performs a solo)
                          • vokalist [TUR10-0821080] (Bir kişi veya sanatçı grubuna, şarkı söylerken belli bölümlerinde eşlik eden kişi veya grup)
                          • singer [ENG31-10619214-n] (a person who sings)
                          • alto [TUR10-0031270] (Sesi kalın olan kadın ya da çocuk sanatçı)
                          • bariton [TUR10-0077970] (Tenor ve bas arasındaki erkek sesi)
                          • tenor [TUR10-0764780] (Sesi böyle olan şarkıcı, sanatçı)
                          • bas [TUR10-0078530] (Sesi böyle olan sanatçı)
                          • mezzosoprano [TUR10-0542710] (Soprano ile kontralto arasında kadın sesi)
                          • mezzosoprano [TUR10-0542720] (Sesi böyle olan sanatçı)
                          • kantocu [TUR10-0411030] (Kanto söyleyen kadın)
                          • kontralto [TUR10-0472970] (Kadın seslerinin en kalını)
                          • korist [TUR10-0475630] (Koro ile birlikte şarkı söyleyen kimse)
                          • sagucu [TUR10-0654900] (Ölüye ağıt söylemek için para ile getirilen kimse, sagucu)
                          • yakımcı [TUR10-0826400] (Türkü yakan kimse)
                        • çalgıcı [TUR10-0442650] (Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse) musician [ENG31-10360025-n] (someone who plays a musical instrument (as a profession))
                          • akordiyoncu [TUR10-0020090] (Akordiyon çalan kimse)
                          • eşlikçi [TUR10-0020040] (Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona katılan kimse, eşlik eden)
                          • accompanist [ENG31-09780244-n] (a person who provides musical accompaniment (usually on a piano))
                          • arpçı [TUR10-0046910] (Arp çalan kimse)
                          • harpist [ENG31-10180363-n] (someone who plays the harp)
                          • caz müzisyeni [TUR10-0133660] (Caz müziği çalan veya besteleyen kimse)
                          • jazz musician [ENG31-10240156-n] (a musician who plays or composes jazz music)
                          • flütçü [TUR10-0277140] (Flüt çalan kimse)
                          • flutist [ENG31-10118014-n] (someone who plays the flute)
                          • gaydacı [TUR10-0284460] (Gayda çalan veya yapıp satan kimse)
                          • piper [ENG31-10454808-n] (someone who plays the bagpipe)
                          • kemancı [TUR10-0297490] (Keman yapan veya çalan kimse) violinist [ENG31-10774246-n] (a musician who plays the violin)
                            • kemani [TUR10-0439730] (Alaturka müzikte keman çalan kimse)
                            • birinci kemancı [TUR10-0107410] (Orkestrada keman çalan, şeften sonraki ikinci kişi)
                          • gitarist [TUR10-0298930] (Gitar çalan kimse)
                          • guitarist [ENG31-10171280-n] (a musician who plays the guitar)
                          • kavalcı [TUR10-0429890] (Kaval yapan, satan veya çalan kimse)
                          • piper [ENG31-10454808-n] (someone who plays the bagpipe)
                          • klarnetçi [TUR10-0464500] (Klarnet çalan kimse)
                          • clarinetist [ENG31-09945704-n] (a musician who plays the clarinet)
                          • klavsenci [TUR10-0464700] (Klavsen çalan kimse)
                          • harpsichordist [ENG31-10180640-n] (someone who plays the harpsichord)
                          • kornetçi [TUR10-0476250] (Kornet çalan kimse) trumpeter [ENG31-10751667-n] (a musician who plays the trumpet or cornet)
                            • borazancı [TUR10-0113660] (Borazan çalan kimse)
                            • bugler [ENG31-09897645-n] (someone who plays a bugle)
                            • borazancıbaşı [TUR10-0113670] (Birçok borazancının başı olan borazancı)
                            • borazan [TUR10-0113650] (Bu boruyu çalan kimse)
                            • bugler [ENG31-09897645-n] (someone who plays a bugle)
                          • lavtacı [TUR10-0508490] (Lavta çalan kimse)
                          • lutist [ENG31-10297335-n] (a musician who plays the lute)
                          • obuacı [TUR10-0581730] (Obua çalan kimse)
                          • oboist [ENG31-10389016-n] (a musician who plays the oboe)
                          • piyanist [TUR10-0630130] (Piyano çalan kimse)
                          • pianist [ENG31-10450429-n] (a person who plays the piano)
                          • saksafoncu [TUR10-0659020] (Saksafon çalan kimse)
                          • saxophonist [ENG31-10573671-n] (a musician who plays the saxophone)
                          • tromboncu [TUR10-0786790] (Trombon çalan kimse)
                          • trombonist [ENG31-10750068-n] (a musician who plays the trombone)
                          • trompetçi [TUR10-0786820] (Trompet çalan kimse)
                          • trumpeter [ENG31-10751667-n] (a musician who plays the trumpet or cornet)
                          • viyolacı [TUR10-0820810] (Kemanla viyolonsel arası büyük keman çalan kimse)
                          • violist [ENG31-10774748-n] (a musician who plays the viola)
                          • çellist [TUR10-0820860] (Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli orkestra çalgısını çalan sanatçı)
                          • cellist [ENG31-09922954-n] (someone who plays a violoncello)
                          • orgcu [TUR10-1232320] (Org çalan sanatçı)
                          • organist [ENG31-10402524-n] (a person who plays an organ)
                          • davulcu [TUR10-0084790] (Davul çalan kimse) drummer [ENG31-10056654-n] (someone who plays a drum)
                            • giriftzen [TUR10-0298250] (Girift çalan kimse)
                            • baterici [TUR10-0959620] (Bateri çalan kimse)
                          • zurnacı [TUR10-0877900] (Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran üflemeli çalgıyı çalan kimse)
                          • trampetçi [TUR10-0785880] (Trampet çalan kimse)
                          • drummer [ENG31-10056654-n] (someone who plays a drum)
                          • bağlamacı [TUR10-0069720] (Bağlama çalan kimse)
                          • kanuncu [TUR10-0411210] (Kanun çalan kimse)
                          • kösçü [TUR10-0483530] (Mehter takımında kös çalan kimse)
                          • kudümzen [TUR10-0488210] (Kudüm çalan)
                          • mandolinci [TUR10-0523490] (Mandolin çalan kimse)
                          • tamburi [TUR10-0742690] (Tambur çalan kimse)
                          • kemençeci [TUR10-0439790] (Kemençe çalan veya yapan kimse)
                          • kopuzcu [TUR10-0475000] (Kopuz çalan kimse)
                          • curacı [TUR10-0143240] (Cura yapan veya çalan kimse)
                          • cümbüşçü [TUR10-0143580] (Cümbüş çalan kimse)
                          • çığırtmacı [TUR10-0162570] (Çığırtma çalan kimse)
                          • çöğürcü [TUR10-0173890] (Çöğür çalan kimse)
                          • darbukacı [TUR10-0183980] (Darbuka çalan kimse)
                          • laternacı [TUR10-0507870] (Laterna yapan, satan veya çalan kimse)
                          • santurcu [TUR10-0664130] (Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan telli çalgıyı çalan kimse)
                          • udi [TUR10-0801110] (Ut çalan kimse)
                          • rebabi [TUR10-0643640] (Rebap çalan kimse)
                        • alaturkacı [TUR10-0024460] (Alaturka müziği seslendiren veya çalan kimse)
                        • folk sanatçısı [TUR10-0277490] (Halk müziği ile uğraşan veya söyleyen sanatçı)
                        • tablacı [TUR10-0736530] (Tabla çalan kimse)
                        • kontrbasçı [TUR10-0473110] (Keman türünden, en kalın sesli yaylı sazı çalan sanatçı)
                        • arabeskçi [TUR10-0041600] (Arabesk müzik sanatçısı)
                        • neyzen [TUR10-0575970] (Ney üfleyici, ney çalan kimse)
                        • sıracı [TUR10-0687960] (Esas çalgı takımı gelmediğinde onların yerine saz çalan ve türkü okuyan kimse)
                        • popçu [TUR10-0633020] (Pop müzikle uğraşan kimse)
                        • icracı [TUR10-0357880] (Bir konserde bir eseri çalan veya söyleyen kimse)
                      • fotoğrafçı [TUR10-0646210] (Fotoğraf çeken veya basan kimse) photographer [ENG31-10446513-n] (someone who takes photographs professionally)
                        • şipşakçı [TUR10-0732120] (Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayan ve bunları satan fotoğrafçı)
                        • paparazi [TUR10-1116350] (Bu tür fotoğrafları çeken kimse)
                      • ressam [TUR10-0646620] (Resim yapan sanatçı) painter [ENG31-10411352-n] (an artist who paints)
                        • empresyonist [TUR10-0246330] (Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de, onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı yanlısı olan sanat veya sanatçı)
                        • impressionist [ENG31-10221575-n] (a painter who follows the theories of Impressionism)
                        • minyatürcü [TUR10-0547230] (Minyatür yapan sanatçı)
                        • miniaturist [ENG31-10339764-n] (someone who paints tiny pictures in great detail)
                        • kalemkar [TUR10-0402740] (Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı)
                        • pastelci [TUR10-0617800] (Pastel boya ile resim yapan ressam)
                        • ebrucu [TUR10-0233570] (Renkleri karıştırarak süs kâğıtları üzerine ebru yapan sanatçı)
                        • akademici [TUR10-0016990] (Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı)
                        • benzetici ressam [TUR10-0093750] (Büyük sanatçıların üslubunda çalışarak yaptığı işleri orijinal eser diye satan sahteci ressam)
                        • benzeti ressamı [TUR10-0093790] (Büyük sanatçıların yaptıklarını, orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğunu belirten ressam)
                        • renkçi [TUR10-0645510] (Işığı, gölgeyi ve biçimleri renk yoluyla veren ressam)
                        • portreci [TUR10-0633670] (Portre ressamı)
                        • Rubens [TUR10-1245840] (Prolific Flemish baroque painter)
                        • Rubens [ENG31-11293094-n] (prolific Flemish baroque painter)
                        • ilkel [TUR10-0369330] (Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad)
                      • stilist [TUR10-0709410] (Bir modaevinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse)
                      • stylist [ENG31-10686916-n] (an artist who is a master of a particular style)
                      • üslupçu [TUR10-0809540] (Üslubu beğenilen yazar)
                      • stylist [ENG31-10686916-n] (an artist who is a master of a particular style)
                      • heykeltraş [TUR10-1232600] (Heykelci)
                      • sculptor [ENG31-10585500-n] (an artist who creates sculptures)
                      • yazar [TUR10-0556610] (Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse) writer [ENG31-10813654-n] (writes (books or stories or articles or the like) professionally (for pay))
                        • oyun yazarı [TUR10-0597560] (Tiyatro, radyo ve televizyonda sahnelenmek veya oynanmak üzere piyes, skeç türü eserler kaleme alan ve oyun yazma ve yönetme kurallarını bilen, bir oyun yazılır veya sahnelenirken bu bilgisinden yararlanılan sanatçı)
                        • dramatist [ENG31-10050002-n] (someone who writes plays)
                        • roman yazarı [TUR10-0648540] (İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî eser yazan kimse) novelist [ENG31-10383272-n] (one who writes novels)
                          • Tolstoy [TUR10-1245860] (Russian author remembered for two great novels (1828-1910))
                          • Tolstoy [ENG31-11365373-n] (Russian author remembered for two great novels (1828-1910))
                          • Rudyard Kipling [TUR10-1233000] (Hindistan'da doğmuş İngiliz şair ve yazar)
                          • Kipling [ENG31-11125768-n] (English author of novels and poetry who was born in India (1865-1936))
                          • Orwell [TUR10-1245810] (İmaginative British writer concerned with social justice (1903-1950))
                          • Orwell [ENG31-11237469-n] (imaginative British writer concerned with social justice (1903-1950))
                          • Dostoyevsky [TUR10-1245700] (Russian novelist who wrote of human suffering with humor and psychological insight (1821-1881))
                          • Dostoyevsky [ENG31-10960661-n] (Russian novelist who wrote of human suffering with humor and psychological insight (1821-1881))
                          • Ernest Hemingway [TUR10-1232970] (1954'te Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Amerikalı yazar)
                          • Hemingway [ENG31-11059856-n] (an American writer of fiction who won the Nobel prize for literature in 1954 (1899-1961))
                          • Francois-Marie Arouet [TUR10-1233120] (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778 tarihleri arasında yaşamış, daha çok takma adı "Voltaire" ile bilinen, Fransız Devrimi'ne ve Aydınlanma hareketine büyük katkıları olan Fransız yazar, tarihçi ve filozof)
                          • Voltaire [ENG31-11388633-n] (French writer who was the embodiment of 18th century Enlightenment (1694-1778))
                          • Gogol [TUR10-1245740] (Russian writer who introduced realism to Russian literature (1809-1852))
                          • Gogol [ENG31-11024329-n] (Russian writer who introduced realism to Russian literature (1809-1852))
                          • Franz Kafka [TUR10-1232990] (3 Temmuz 1883 - 3 Haziran 1924 tarihleri arasında yaşamış, en çok Dönüşüm, Dava ve Şato gibi eserleriyle bilinen, 20. yüzyıl edebiyatının en büyük figürlerinden biri olan Prag doğumlu romancı ve kısa hikaye yazarı)
                          • Kafka [ENG31-11115721-n] (Czech novelist who wrote in German about a nightmarish world of isolated and troubled individuals (1883-1924))
                          • Herman Melville [TUR10-1233020] (1 Ağustos 1819 - 28 Eylül 1891 tarihleri arasında yaşamış, en çok klasikleşen eseri "Moby Dick" ile bilinen ABD'li romancı, kısa hikaye yazarı ve şair)
                          • Melville [ENG31-11192785-n] (United States writer of novels and short stories (1819-1891))
                          • Henry James [TUR10-1232980] (15 Nisan 1843 – 28 Şubat 1916 tarihleri arasında yaşamış, edebiyatta realizmden modernizme geçişte en önemli figürlerden ve İngilizce yazan en iyi romancılardan biri sayılan ABD'li yazar)
                          • James [ENG31-11099242-n] (writer who was born in the United States but lived in England (1843-1916))
                        • senarist [TUR10-0676510] (Tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin yazarı kimse)
                        • scenarist [ENG31-10575364-n] (a writer of screenplays)
                        • söz ustası [TUR10-0707760] (Söz söylemesini bilen veya ağzına söz yakışan kimse)
                        • wordsmith [ENG31-10810558-n] (a fluent and prolific writer)
                        • şair [TUR10-0721560] (Şiir söyleyen veya yazan kimse) poet [ENG31-10463768-n] (a writer of poems (the term is usually reserved for writers of good poetry))
                          • saz şairi [TUR10-0671780] (Saz çalarak şiirler, deyişler ve destanlar söyleyen halk sanatçısı, ozanı)
                          • bard [ENG31-09858410-n] (a lyric poet)
                          • Henry David Thoreau [TUR10-1233110] (12 Temmuz 1817 - 6 Mayıs 1862 tarihleri arasında yaşamış, kölelik karşıtı, deneyüstücü, vergi direnişçisi, kalkınma eleştirmeni ve natüralist ABD'li deneme yazarı, şair ve filozof)
                          • Thoreau [ENG31-11360987-n] (United States writer and social critic (1817-1862))
                          • kalem şuarası [TUR10-0402860] (Divan şiiri tarzından etkilenen okuryazar halk şairi)
                          • akın [TUR10-0018630] (Kazak-Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad)
                          • gazelhan [TUR10-0285290] (Gazel okuyan, gazel söyleyen kimse)
                          • mânici [TUR10-0523910] (Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiirini söyleyen kimse)
                          • kasideci [TUR10-0425280] (Kaside yazan şair)
                          • nesimî [TUR10-1247850] (14. yüzyılda yaşamış Hurûfi meşrep Türk divan şairi)
                          • şaire [TUR10-0721610] (Kadın şair)
                          • hececi [TUR10-0337550] (Hece ölçüsüyle şiir yazan şair)
                          • hececi [TUR10-0337560] (Millî Edebiyat döneminde hece ölçüsüyle şiirler yazan beş şairden her biri)
                        • biyografi yazarı [TUR10-1231320] (Biyografi yazan kimse)
                        • biographer [ENG31-09874839-n] (someone who writes an account of a person's life)
                        • libretto yazarı [TUR10-1232040] (Libretto yazan kimse)
                        • librettist [ENG31-10277849-n] (author of words to be set to music in an opera or operetta)
                        • söz yazarı [TUR10-1232080] (Müzik parçalarının metnini yazan kimse)
                        • lyricist [ENG31-10297609-n] (a person who writes the words for songs)
                        • senaryo yazarı [TUR10-1232570] (NOT: TUR10-1232590 ile aynı)
                        • scenarist [ENG31-10575364-n] (a writer of screenplays)
                        • tragedya yazarı [TUR10-1232820] (Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan tiyatro eserleri yazan kişi)
                        • tragedian [ENG31-10741357-n] (a writer (especially a playwright) who writes tragedies)
                        • kalem erbabı [TUR10-0553520] (Yazar)
                        • registrar [ENG31-10536467-n] (someone responsible for keeping records)
                        • dil ustası [TUR10-1232920] (Dil konusunda uzman, dili iyi bilen ve kullanan kimse)
                        • wordsmith [ENG31-10810558-n] (a fluent and prolific writer)
                        • yazar [TUR10-0843920] (Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse) writer [ENG31-10813654-n] (writes (books or stories or articles or the like) professionally (for pay))
                          • derleyici [TUR10-0196880] (Derleme yapan kimse)
                          • compiler [ENG31-09966436-n] (a person who compiles information (as for reference purposes))
                          • gazeteci [TUR10-0285390] (Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse) journalist [ENG31-10244248-n] (a writer for newspapers and magazines)
                            • köşe yazarı [TUR10-0484510] (Fıkra yazan kimse)
                            • columnist [ENG31-09958612-n] (a journalist who writes editorials)
                            • muhabir [TUR10-0552890] (Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse) reporter [ENG31-10541255-n] (a person who investigates and reports or edits news stories)
                              • savaş muhabiri [TUR10-1232890] (Savaş bölgelerinde, basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren ya da yazan kimse)
                              • war correspondent [ENG31-10786386-n] (a journalist who sends news reports and commentary from a combat zone or place of battle for publication or broadcast)
                              • radyo muhabiri [TUR10-0640830] (Radyo haber ve röportajlarını hazırlayan gazeteci)
                            • spor yazarı [TUR10-1232680] (Özellikle gazete ve dergilerde spor hakkında yazı yazan kimse)
                            • sports writer [ENG31-10659482-n] (a journalist who writes about sports)
                            • sekreter [TUR10-0674360] (Basında sayfa düzenlemesini yapan gazeteci)
                          • kadın yazar [TUR10-1231250] (Cinsiyeti kadın olan yazar)
                          • authoress [ENG31-09843467-n] (a woman author)
                          • kronikçi [TUR10-0487080] (Kronik yazarı)
                          • başyazar [TUR10-0679380] (Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse)
                        • kalemşor [TUR10-0402850] (Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar)
                        • denemeci [TUR10-0192530] (Deneme yazarı)
                        • anlatımcı [TUR10-0038150] (Eserlerinde hikâye etmeye, tahkiyeye ağırlık veren yazar)
                        • ansiklopedi yazarı [TUR10-1231740] (Ansiklopedi yazan kimse)
                        • günlükçü [TUR10-0316440] (Günlük yazarı, günlük tutmuş ve yayımlamış olan kimse)
                        • ozan [TUR10-1043750] (Halk içinde yetişen, deyişlerini genellikle sazla söyleyen, sözlü şiir geleneğine bağlı şair) poet [ENG31-10463768-n] (a writer of poems (the term is usually reserved for writers of good poetry))
                          • badeli aşık [TUR10-0067490] (Düşünde bir pirin elinden aşk badesi içerek saz çalıp söyleyen halk şairi)
                        • fıkracı [TUR10-0270440] (Fıkra yazarı)
                        • destancı [TUR10-0198180] (Destan yazan veya anlatan kimse)
                        • biyograf [TUR10-0110050] (Hayat hikâyesi yazarı)
                        • nasir [TUR10-0571420] (Nesir yazan, nesir ustası)
                        • nazım [TUR10-0572030] (Manzume yazan kimse)
                        • romantik [TUR10-0648730] (Romantizm çığırından olan yazar)
                        • redaktör [TUR10-0643920] (Yazı yazan, bir yazıyı kaleme alan kimse)
                        • pastişçi [TUR10-0617950] (Pastiş yazarı)
                        • hikayeci [TUR10-0344470] (Hikâye yazan)
                      • çizer [TUR10-0992130] (İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resimler çizen sanatçı)
                      • cartoonist [ENG31-09917798-n] (a person who draws cartoons)
                      • simgeci [TUR10-0693710] (Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve sembol değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı yanlısı olan (kimse))
                      • symbolist [ENG31-10705168-n] (a member of an artistic movement that expressed ideas indirectly via symbols)
                      • konuk sanatçı [TUR10-0473440] (Asıl programda olmayan, program dışı etkinliğe katılan sanatçı)
                      • koreograf [TUR10-0475510] (Baleyi oluşturan adım ve figürleri düzenleyen sanatçı)
                      • canlandırıcı [TUR10-0132330] (Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı)
                      • çiğ renkçi [TUR10-0168080] (Çiğ renkçilik anlayışında resim yapan sanatçı)
                      • Dadaist [TUR10-0177290] (Dadacılık akımına bağlı sanatçı)
                      • dekadan [TUR10-0189380] (XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı)
                      • dekorcu [TUR10-0189790] (Mesleği dekor yapmak olan sanatçı)
                        • dekoratör [TUR10-0189760] (Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı)
                      • erosçu [TUR10-0251970] (Roman, hikâye, heykel, resim vb. sanat eserlerinde aşk konusuna ve cinsel ilişkilere geniş yer veren sanatçı)
                      • artçı [TUR10-0047440] (Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı, hareket)
                      • assolist [TUR10-0051310] (Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı)
                      • tuluatçı [TUR10-0787640] (Tuluat yapan sanatçı)
                      • edebiyatçı [TUR10-0844840] (Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı ile uğraşan kimse)
                      • bale [TUR10-0073910] (Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğu)
                      • bas bariton [TUR10-0078740] (Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı)
                      • başdekorcu [TUR10-0081450] (Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu)
                      • bezeyici [TUR10-0099060] (Bezekleme yapan ressam)
                      • mim [TUR10-0546290] (Bu türü gerçekleştiren sanatçı)
                      • mineci [TUR10-0546640] (Mine yapan sanatçı)
                      • mizahçı [TUR10-0548620] (Gülmece sanatçısı)
                      • mizahçılık [TUR10-0548630] (Gülmece sanatçılığı)
                      • modelci [TUR10-0549130] (Model hazırlayan sanatçı)
                      • nakkaş [TUR10-0569070] (Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse)
                      • nakkaş [TUR10-0569080] (Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle ya da makineyle işleme yapan kimse)
                      • operacı [TUR10-0588980] (Opera sanatçısı)
                        • primadonna [TUR10-0635860] (Operada başkadın rolünü oynayan oyuncu)
                      • operetçi [TUR10-0589120] (Operet metni yazan, besteleyen veya operette rol alan sanatçı)
                      • orkestracı [TUR10-0590660] (Orkestrada görevli kimse)
                      • resimci [TUR10-0646230] (Nakkaş)
                      • imza [TUR10-0372060] (Herhangi bir dalda ün yapmış yazar, sanatçı)
                      • signature [ENG31-06416225-n] (your name written in your own handwriting)
                      • illüstratör [TUR10-1250050] (Çizer)
                      • meddah [TUR10-0531850] (Taklitler yaparak, hoş hikâye anlatarak halkı eğlendiren sanatçı)
                    • stilist [TUR10-0709420] (Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü)
                    • couturier [ENG31-09991687-n] (someone who designs clothing)
                    • modelist [TUR10-0549150] (Modacının tasarım gücünü kalıplayan teknisyen)
                    • couturier [ENG31-09991687-n] (someone who designs clothing)
                    • tasarımcı [TUR10-0748580] (Tasarım yapan kimse)
                    • graphic designer [ENG31-10163575-n] (someone who specializes in graphic design)
                    • modacı [TUR10-0548960] (Moda işleriyle uğraşan kimse)
                    • litografyacı [TUR10-0512640] (Litografya işi ile uğraşan, litografya yapan kimse)
                    • lithographer [ENG31-10286183-n] (a printmaker who uses lithography)
                    • öncü [TUR10-0561120] (Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser) pioneer [ENG31-10454492-n] (someone who helps to open up a new line of research or technology or art)
                      • meşale [TUR10-0538670] (Bir düşüncenin öncüsü)
                    • bilim kurgucu [TUR10-0967120] (Bilim kurgusal eserler ortaya koyan kimse)
                    • grafik tasarımcısı [TUR10-1039320] (Herhangi bir durumu yazı, biçim, desen veya çizgilerle gösteren kimse)
                • kaytarıcı [TUR10-0435220] (İşten kaçan kimse)
                • slacker [ENG31-10627901-n] (a person who shirks his work or duty (especially one who tries to evade military service in wartime))
                • uykucu [TUR10-0802650] (Uykuyu seven, çok uyuyan kimse)
                • okul kaçağı [TUR10-0533290] (Derslere girmeyip okul dışında vakit geçiren öğrenci)
                • truant [ENG31-10751389-n] (one who is absent from school without permission)
                • açıklar livası [TUR10-0004840] (İşi gücü olmayan, boşta kalan kimse)
                • tasvirci [TUR10-0749460] (Bir nesnenin, kendine özgü niteliklerini tam ve açık bir biçimde söz veya yazı ile anlatmaya ağırlık veren (kimse))
                • ehlikeyif [TUR10-0237820] (Rahatına düşkün kimse, keyif sahibi)
                • emekli [TUR10-1249080] (Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse)
                  • malulen emekli [TUR10-0522510] (Hastalığı veya sakatlığı dolayısıyla erken emekli edilmiş kimse)
                • emici [TUR10-0245490] (Emme işini yapan kimse veya şey) absorbent material [ENG31-14621593-n] (a material having capacity or tendency to absorb another substance)
                  • soğurucu [TUR10-0699900] (Soğurma özelliği gösteren madde)
                  • absorber [ENG31-14622259-n] ((physics) material in a nuclear reactor that absorbs radiation)
                • emin [TUR10-0245610] (Osmanlı imparatorluğunda bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi)
                • adam [TUR10-0339670] (Erkek kişi)
                • man [ENG31-10306910-n] (an adult person who is male (as opposed to a woman))
                • zinde kuvvet [TUR10-0876520] (Güçlü, donanımlı, yıpranmamış, etkili kişi veya kurum)
                • şehirdaş [TUR10-1146520] (Aynı şehirde oturan kimse)
                • şıpsevdi [TUR10-0730390] (Görür görmez seven, âşık olan kimse)
                • dileyici [TUR10-0205510] (Dilekte bulunan, dileyen kimse)
                • soydaş [TUR10-0704580] (Soyları bir olan bireylerden her biri)
                • ırktaş [TUR10-0353690] (Aynı ırktan olan kimse)
                • hemhudut [TUR10-1254890] (Sınırdaş)
                • işveren [TUR10-0147970] (Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi)
                • boss [ENG31-09887362-n] (a person responsible for hiring workers)
                • kapitalist [TUR10-0935790] (Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse) businessperson [ENG31-09902168-n] (a capitalist who engages in industrial commercial enterprise)
                  • yatırımcı [TUR10-0841060] (Yatırım yapan kimse) investor [ENG31-10235776-n] (someone who commits capital in order to gain financial returns)
                    • getirimci [TUR10-0294810] (Getirim sağlayan şey veya kimse)
                    • rentier [ENG31-10540557-n] (someone whose income is from property rents or bond interest and other investments)
                    • mudi [TUR10-0552520] (Bankaya para yatıran kimse)
                    • depositor [ENG31-10024668-n] (a person who has deposited money in a bank or similar institution)
                    • partner [TUR10-0616800] (Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik) collaborator [ENG31-09954892-n] (an associate in an activity or endeavor or sphere of common interest)
                      • komandite [TUR10-0470010] (Komandit şirkette sınırsız sorumlu olan ortak)
                      • komanditer [TUR10-0470020] (Komandit şirkette ancak kendi koyduğu para kadar sorumlu olan ortak)
                      • şerik [TUR10-0728990] (Ortak)
                      • partner [TUR10-0616790] (İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu)
                        • partner [TUR10-0616820] (Kâğıt oyunlarında ortak)
                      • iştirakçi [TUR10-0386770] (Ortaklık eden; ortak olan)
                    • birikimci [TUR10-0107090] (Para vb. değerli şeyleri biriktiren kimse)
                    • depositor [ENG31-10024668-n] (a person who has deposited money in a bank or similar institution)
                    • repocu [TUR10-0646040] (Repo uygulayan veya repoya para yatıran kimse)
                    • iş adamı [TUR10-0384130] (Ticaret veya sanayi alanında kazanç sağlamak amacıyla para yatıran kimse)
                    • iş adamı [TUR10-0384140] (Kâr sağlamada becerikli ve başarılı kimse)
                  • iş kadını [TUR10-1231380] (Ticaret veya sanayi alanında kazanç sağlamak amacıyla para yatıran kadın) businessman [ENG31-09901459-n] (a person engaged in commercial or industrial business (especially an owner or executive))
                    • sanayici [TUR10-0662510] (Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse)
                    • industrialist [ENG31-10223796-n] (someone who manages or has significant financial interest in an industrial enterprise)
                    • tüccar [TUR10-0791960] (Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse) trader [ENG31-10740102-n] (someone who purchases and maintains an inventory of goods to be sold)
                      • dükkancı [TUR10-0228770] (Dükkân işleten kimse) shopkeeper [ENG31-10611560-n] (a merchant who owns or manages a shop)
                        • çiçekçi [TUR10-0166360] (Çiçek yetiştiren, satan veya yapma çiçek işiyle uğraşan kimse)
                        • florist [ENG31-10117474-n] (someone who grows and deals in flowers)
                        • çorapçı [TUR10-0173570] (Çorap ören veya satan kimse)
                        • hosier [ENG31-10206197-n] (a tradesman who sells hosiery and (in England) knitwear)
                      • esnaf [TUR10-0254060] (Küçük sermaye ve zanaat sahibi) shopkeeper [ENG31-10611560-n] (a merchant who owns or manages a shop)
                        • taksici [TUR10-0741030] (Geçimini taksi işleterek sürdüren kimse)
                        • berber [TUR10-0094260] (Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse)
                        • barber [ENG31-09858283-n] (a hairdresser who cuts hair and shaves beards as a trade)
                        • çarşılı [TUR10-0152630] (Çarşı esnafı)
                        • çergici [TUR10-0160330] (Pazarlarda sergi açan gezginci esnaf)
                        • orducu [TUR10-0590080] (Savaş alanına gitmek için yola çıkan Osmanlı ordusunun her türlü gereksinimini sağlamak için birlikte giden zanaatçılar ve esnaf)
                      • hırdavatçı [TUR10-0341750] (Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse)
                      • ironmonger [ENG31-10236360-n] (someone who sells hardware)
                      • kırtasiyeci [TUR10-0453130] (Kırtasiye satan kimse)
                      • stationer [ENG31-10672142-n] (a merchant who sells writing materials and office supplies)
                      • pazarlamacı [TUR10-0620230] (Pazarlama işi ile uğraşan görevli; pazarlama uzmanı)
                      • seller [ENG31-10596736-n] (someone who promotes or exchanges goods or services for money)
                      • perakendeci [TUR10-0623040] (Malını perakende olarak satan tüccar)
                      • retailer [ENG31-10545011-n] (a merchant who sells goods at retail)
                      • satıcı [TUR10-1172540] (Alıcıya bir şey satan kimse) seller [ENG31-10596736-n] (someone who promotes or exchanges goods or services for money)
                        • abacı [TUR10-0000100] (Aba yapan veya satan kimse)
                        • abacı [TUR10-0000110] (Abadan giyecek yapan veya satan kimse)
                        • abajurcu [TUR10-0000200] (Abajur yapan veya satan kimse)
                        • açmacı [TUR10-0006370] (Açma yapan veya satan kimse)
                        • ağızlıkçı [TUR10-0013770] (Ağızlık yapan veya satan kimse)
                        • akaryakıtçı [TUR10-0017320] (Akaryakıt satan kimse)
                        • aksesuarcı [TUR10-0020930] (Aksesuar satan kimse)
                        • aktar [TUR10-0021930] (Baharat veya güzel kokular satan kimse)
                        • aktar [TUR10-0021950] (İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satan kimse)
                        • altıncı [TUR10-0030660] (Altın alıp satan kimse)
                        • arabacı [TUR10-0041400] (Araba yapan veya satan kimse)
                        • arpacı [TUR10-0046720] (Arpa alan ve satan kimse)
                        • askıcı [TUR10-0050460] (Askı yapan veya satan kimse)
                        • aşçı [TUR10-0052460] (Yemek pişirip satan kimse)
                        • at cambazı [TUR10-0054590] (At alıp satan kimse)
                        • çerçi [TUR10-0059280] (Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse, gezici satıcı)
                        • aynacı [TUR10-0062540] (Ayna yapan veya satan kimse)
                        • ayrancı [TUR10-0062950] (Ayran yapan veya satan kimse)
                        • bademci [TUR10-0067560] (Badem satan kimse)
                        • bağlamacı [TUR10-0069710] (Bağlama yapan veya satan kimse)
                        • bakkal [TUR10-0072590] (Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse)
                        • baklavacı [TUR10-0072840] (Baklava yapan veya satan kimse)
                        • balcı [TUR10-0073560] (Arı yetiştirip bal elde eden veya satan kimse)
                        • baloncu [TUR10-0075100] (Balon satan kimse)
                        • baltacı [TUR10-0075320] (Balta yapan veya satan kimse)
                        • bardakçı [TUR10-0077440] (Bardak, çömlek vb. yapan veya satan kimse)
                        • barutçu [TUR10-0078390] (Barut yapan veya alıp satan kimse)
                        • basmacı [TUR10-0079930] (Basma yapan veya satan kimse)
                        • bastoncu [TUR10-0080510] (Baston yapan veya satan kimse)
                        • başçı [TUR10-0081410] (Çiğ veya pişmiş koyun, kuzu, sığır başı satan kimse)
                        • başlıkçı [TUR10-0083100] (Başlık yapan veya satan kimse)
                        • ayakkabıcı [TUR10-0083190] (Ayakkabı yapan veya satan kimse)
                        • cobbler [ENG31-09952556-n] (a person who makes or repairs shoes)
                        • bavulcu [TUR10-0085780] (Bavul yapan veya satan kimse)
                        • bayrakçı [TUR10-0086880] (Bayrak yapan, diken veya satan kimse)
                        • besici [TUR10-0095230] (Sığır, davar vb. hayvanları besleyerek semirten, satan kimse)
                        • beşikçi [TUR10-0096270] (Beşik yapan veya satan kimse)
                        • bezci [TUR10-0098690] (Bez yapan veya alıp satan kimse)
                        • manifaturacı [TUR10-0099360] (Kumaş alıp satan kimse)
                        • bıçakçı [TUR10-0099470] (Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse)
                        • bıçkıcı [TUR10-0099690] (Bıçkı yapıp satan kimse)
                        • bidoncu [TUR10-0101610] (Bidon satan kimse)
                        • biracı [TUR10-0105690] (Bira yapıp satan kimse)
                        • biryancı [TUR10-0108590] (Biryan yapan veya satan kimse)
                        • bonboncu [TUR10-0113160] (Bonbon yapan veya satan kimse)
                        • boncukçu [TUR10-0113220] (Boncuk yapan veya satan kimse)
                        • borucu [TUR10-0114420] (Boru yapıp satan kimse)
                        • boyacı [TUR10-0115810] (Boya satan kimse)
                        • bozacı [TUR10-0117390] (Boza yapan veya satan kimse)
                        • bozmacı [TUR10-0117850] (Eski şeyleri alıp bozarak parça parça satan kimse)
                        • börekçi [TUR10-0119870] (Börek yapan veya satan kimse)
                        • briketçi [TUR10-0120430] (Briket yapan veya satan kimse)
                        • bulgurcu [TUR10-0123350] (Bulgur yapan ve satan kimse)
                        • buzcu [TUR10-0126730] (Buz satan kimse)
                        • bürokrat [TUR10-0128070] (Kırtasiye işlerini öne sürerek işi zorlaştıran memur, kırtasiyeci)
                        • ciğerci [TUR10-0140230] (Ciğer pişirip satan kimse)
                        • ciğer kebapçısı [TUR10-0140270] (Ciğer kavurup satan kimse)
                        • cübbeci [TUR10-0143340] (Cübbe yapan ve satan kimse)
                        • çadırcı [TUR10-0144390] (Çadır diken veya satan kimse)
                        • çakmakçı [TUR10-0146450] (Çakmak yapan veya satan kimse)
                        • çanakçı [TUR10-0149530] (Çanak yapan veya satan kimse)
                        • çancı [TUR10-0149630] (Çan yapan veya satan kimse)
                        • çantacı [TUR10-0149850] (Çanta yapan veya satan kimse)
                        • çapulacı [TUR10-0150930] (Çapula yapan veya satan kimse)
                        • çarıkçı [TUR10-0151230] (Çarık yapan veya satan kimse)
                        • çarşafçı [TUR10-0152400] (Çarşaf yapan veya satan kimse)
                        • çaycı [TUR10-0155000] (Çay demleyip satan kimse)
                          • askıcı [TUR10-0050470] (Kahve ocaklarında çay, kahve vb. dağıtan kimse)
                        • çekirdekçi [TUR10-0156840] (Çekirdek satan kimse)
                        • çerezci [TUR10-0160220] (Çerez satan kimse)
                        • çeyizci [TUR10-0162020] (Çeyiz hazırlayan veya satan kimse)
                        • çıkrıkçı [TUR10-0163960] (Çıkrık yapıp satan kimse)
                        • çıngırakçı [TUR10-0164470] (Çıngırak yapan veya satan kimse)
                        • çikolatacı [TUR10-0168120] (Çikolata yapan veya satan kimse)
                        • çilekçi [TUR10-0168320] (Çilek yetiştiren veya satan kimse)
                        • çimentocu [TUR10-0168760] (Çimento üreten veya satan kimse)
                        • çirişçi [TUR10-0169460] (Çiriş yapan ve satan kimse)
                        • çivici [TUR10-0170350] (Çivi satan kimse)
                        • çizmeci [TUR10-0171360] (Çizme yapan veya satan kimse)
                        • çorbacı [TUR10-0173620] (Çorba pişirip satan kimse)
                        • çörekçi [TUR10-0175140] (Çörek yapan veya satan kimse)
                        • çubukçu [TUR10-0175980] (Çubuk yapıp satan kimse)
                        • çuvalcı [TUR10-0176720] (Çuval yapan veya satan kimse)
                        • damgacı [TUR10-0182150] (Damga yapan veya satan kimse)
                        • defterci [TUR10-0187340] (Defter yapan veya satan kimse)
                        • dolapçı [TUR10-0216290] (Dolap yapan veya satan kimse)
                        • dondurmacı [TUR10-0218510] (Dondurma yapan veya satan kimse)
                        • dönerci [TUR10-0221450] (Döner yapıp satan kimse)
                        • döşemeci [TUR10-0222920] (Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse)
                        • duvakçı [TUR10-0226460] (Duvak yapan veya satan kimse)
                        • düdükçü [TUR10-0228010] (Düdük yapan veya satan kimse)
                        • düğmeci [TUR10-0228220] (Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse)
                        • dümbelekçi [TUR10-0228910] (Dümbelek çalan veya dümbelek satan kimse)
                        • elekçi [TUR10-0241560] (Elek yapan veya satan kimse)
                        • elmacı [TUR10-0244280] (Elma yetiştiren veya satan kimse)
                        • eroinci [TUR10-0251890] (Eroin yapıp satan kimse)
                        • eyerci [TUR10-0261100] (Eyer yapıp satan kimse)
                        • fayansçı [TUR10-0266210] (Fayans döşeyen veya satan kimse)
                        • fenerci [TUR10-0267760] (Fener yapan veya satan kimse)
                        • fermeneci [TUR10-0268900] (Fermene yapan veya satan kimse)
                        • fındıkçı [TUR10-0270570] (Fındık yetiştiren veya satan kimse)
                        • fırçacı [TUR10-0270800] (Fırça yapıp satan kimse)
                        • fırıldakçı [TUR10-0271070] (Fırıldak yapan veya satan kimse)
                        • fıstıkçı [TUR10-0272070] (Fıstık yetiştiren veya satan kimse)
                        • fideci [TUR10-0272680] (Fide yetiştirip satan kimse)
                        • fincancı [TUR10-0274560] (Porselen veya cam eşya satan kimse)
                        • fişekçi [TUR10-0275400] (Fişek yapan veya satan kimse)
                        • fitilci [TUR10-0275780] (Fitil yapan veya satan kimse)
                        • francalacı [TUR10-0279580] (Francala yapan veya satan kimse)
                        • galerici [TUR10-0282180] (Otomobil alıp satan kimse)
                        • gazeteci [TUR10-0285400] (Gazete satan kimse)
                        • carrier [ENG31-09917055-n] (a boy who delivers newspapers)
                        • gazozcu [TUR10-0285840] (Gazoz yapıp satan kimse)
                        • gecekonducu [TUR10-0286410] (Gecekondu yapıp satan kimse)
                        • gelinlikçi [TUR10-0289850] (Gelinlik diken veya satan kimse)
                        • gevrekçi [TUR10-0295240] (Gevrek yapan veya satan kimse)
                        • gömlekçi [TUR10-0303460] (Gömlek diken veya satan kimse)
                        • göncü [TUR10-0303880] (Ham veya işlenmiş deri satan kimse)
                        • gözlemeci [TUR10-0309420] (Gözleme yapan veya satan kimse)
                        • greyderci [TUR10-0310760] (Greyder kullanan, yapan veya satan kimse)
                        • güderici [TUR10-0312710] (Güderi yapan veya satan kimse)
                        • gülcü [TUR10-0313190] (Gül üreten veya alıp satan kimse)
                        • gül yağcı [TUR10-0314020] (Gül yağı çıkaran veya satan kimse)
                        • halıcı [TUR10-0322810] (Halı dokuyan veya satan kimse)
                        • halkacı [TUR10-0323290] (Halka yapan veya satan kimse)
                        • hamburgerci [TUR10-0324730] (Hamburger yapan veya satan kimse)
                        • hasırcı [TUR10-0330180] (Hasır ören veya satan kimse)
                        • havlucu [TUR10-0333780] (Havlu dokuyan veya satan kimse)
                        • hazırcı [TUR10-0336790] (Hazır giysi satılan yer veya satan kimse)
                        • helvacı [TUR10-0338570] (Helva yapan veya satan kimse)
                        • heybeci [TUR10-0340630] (Heybe yapan veya satan kimse)
                        • hindici [TUR10-0345110] (Hindi yetiştiren ve satan kimse)
                        • hurdacı [TUR10-0350120] (Hurda alıp satan kimse)
                        • ıstampacı [TUR10-0355280] (Istampa yapan veya satan kimse)
                        • ibrikçi [TUR10-0357490] (İbrik yapan veya satan kimse)
                        • içkici [TUR10-0359420] (İçki yapan veya satan kimse)
                        • iğci [TUR10-0362280] (İğ kullanan, yapan veya satan kimse)
                        • ipçi [TUR10-0377520] (İp üreten, yapan veya satan kimse)
                        • ipekçi [TUR10-0377620] (İpek böceği yetiştiren veya ipek satan kimse)
                        • iplikçi [TUR10-0377870] (İplik yapan veya satan kimse)
                        • işkembeci [TUR10-0385270] (İşkembe veya işkembe çorbası satan kimse)
                        • jetoncu [TUR10-0391760] (Jeton satan kimse)
                        • kabakçı [TUR10-0392810] (Kabak yetiştiren veya satan kimse)
                        • kadayıfçı [TUR10-0396080] (Kadayıf yapan veya satan kimse)
                        • kafesçi [TUR10-0398090] (Kafes yapan veya satan kimse)
                        • kaftancı [TUR10-0398420] (Kaftan yapan veya satan kimse)
                        • kağıtçı [TUR10-0398630] (Kâğıt ve yazı gereçleri satan kimse)
                        • kâğıt helvacı [TUR10-0398670] (Kâğıt helvası yapan veya satan kimse)
                        • kahveci [TUR10-0399580] (Kahve üreten veya satan kimse)
                        • kahveci [TUR10-0399590] (Kahve işleten veya kahve pişirip satan kimse)
                        • kalburcu [TUR10-0401770] (Kalbur yapan veya satan kimse)
                        • kalçıncı [TUR10-0401980] (Kalçın yapan veya satan kimse)
                        • kalpakçı [TUR10-0405590] (Kalpak yapan veya satan kimse)
                        • kamacı [TUR10-0406250] (Kama yapan veya satan kimse)
                        • kandilci [TUR10-0409230] (Kandil yapan veya satan kimse)
                        • kantarcı [TUR10-0410740] (Kantar yapıp satan kimse)
                        • kanuncu [TUR10-0411150] (Kanun yapan veya satan kimse)
                        • kapamacı [TUR10-0412120] (Hazır giysi takımı satan kimse)
                        • karagözcü [TUR10-0416040] (Karagöz oyununda kullanılan boyanmış insan biçimlerini yapıp satan kimse)
                        • karpuzcu [TUR10-0422710] (Karpuz yetiştiren veya satan kimse)
                        • kartoncu [TUR10-0424130] (Karton eşya yapan veya satan kimse)
                        • kartpostalcı [TUR10-0424250] (Kartpostal basan veya satan kimse)
                        • kasetçi [TUR10-0424890] (Kaset satan kimse)
                        • kasık bağcı [TUR10-0424920] (Kasık bağı yapan veya satan kimse)
                        • kasketçi [TUR10-0425400] (Kasket yapan veya satan kimse)
                        • kaşıkçı [TUR10-0426520] (Kaşık yapan veya satan kimse)
                        • katmerci [TUR10-0429190] (Katmer yapıp satan kimse)
                        • kavukçu [TUR10-0431280] (Kavuk yapan veya satan kimse)
                        • kavuncu [TUR10-0431350] (Kavun satan kimse)
                        • kavurmacı [TUR10-0431440] (Kavurma yapan veya satan kimse)
                        • kayışçı [TUR10-0433340] (Kayış yapan veya satan kimse)
                        • kaymakçı [TUR10-0433970] (Kaymak yapan veya satan kimse)
                        • kazıkçı [TUR10-0436420] (Alışverişte aldatan, pahalı mal satan kimse)
                        • kebapçı [TUR10-0437090] (Kebap yapıp satan kimse)
                        • keçeci [TUR10-0437230] (Keçe yapan veya satan kimse)
                        • kefenci [TUR10-0438050] (Cenaze gereçleri satan kimse)
                        • kehribarcı [TUR10-0438300] (Kehribardan tespih, ağızlık vb. şeyler yapan veya satan kimse)
                        • kelleci [TUR10-0439450] (Kelleyi pişiren veya satan kimse)
                        • kepekçi [TUR10-0441950] (Kepek satan kimse)
                        • keresteci [TUR10-0442420] (Kereste satan kimse)
                        • kerpiççi [TUR10-0442810] (Kerpiç yapan veya satan kimse)
                        • kestaneci [TUR10-0445560] (Kestane kebabı yapan veya satan kimse)
                        • keten helvacı [TUR10-0446470] (Keten helva yapan ve satan kimse)
                        • kevelci [TUR10-0446600] (Deri ve kürk satan kimse)
                        • kılıççı [TUR10-0448120] (Kılıç yapan veya satan kimse)
                        • kılıfçı [TUR10-0448320] (Kılıf yapan ve satan kimse)
                        • kibritçi [TUR10-0460210] (Kibrit satan kimse)
                        • kilimci [TUR10-0460480] (Kilim dokuyan veya satan kimse)
                        • kirdeci [TUR10-0462260] (Kirde yapan veya satan kimse)
                        • kireççi [TUR10-0462310] (Kireç taşından kireç elde eden veya satan kimse)
                        • kirişçi [TUR10-0462820] (Kiriş yapan veya satan kimse)
                        • kitapçı [TUR10-0464060] (Kitap bastırıp satan kimse)
                        • kokainci [TUR10-0466690] (Kokain üreten, içen veya satan kimse)
                        • kokoreççi [TUR10-0467110] (Kokoreç yapan veya satan kimse)
                        • kokucu [TUR10-0467320] (Koku yapan veya satan kimse)
                        • koltukçu [TUR10-0469620] (Koltuk yapan veya satan kimse)
                        • koltukçu [TUR10-0469630] (Eski ev eşyası alıp satan kimse)
                        • koltukçu [TUR10-0469650] (Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse)
                        • konsolitçi [TUR10-0472470] (Tahvil, hisse senedi vb. şeyleri alıp satan kimse)
                        • korseci [TUR10-0476510] (Korse yapan veya satan kimse)
                        • kostümcü [TUR10-0477280] (Kostüm diken, hazırlayan veya satan kimse)
                        • koyuncu [TUR10-0479490] (Koyun besleyen veya alıp satan kimse)
                        • kozacı [TUR10-0479790] (İpek kozası alıp satan kimse)
                        • koz helvacı [TUR10-0479940] (Koz helva yapan veya satan kimse)
                        • köfteci [TUR10-0480170] (Köfte yapıp satan kimse)
                          • çiğ köfteci [TUR10-0991350] (Çiğ köfte yapan veya satan kimse)
                        • kökçü [TUR10-0480500] (İlaç yapımında kullanılan kök, kabuk, çiçek, yaprak ve benzerini satan kimse)
                        • körükçü [TUR10-0483350] (Körük yapan veya satan kimse)
                        • krikocu [TUR10-0486380] (Kriko yapan, onaran veya satan kimse)
                        • kumaşçı [TUR10-0490200] (Kumaş üreten veya satan kimse)
                        • mercer [ENG31-10329452-n] (a dealer in textiles (especially silks))
                        • kumcu [TUR10-0490340] (Kum getirip satan kimse)
                        • kumrucu [TUR10-0490760] (Kumru yapan veya satan kimse)
                        • kunduracı [TUR10-0491220] (Kundura yapan veya satan kimse)
                        • kurabiyeci [TUR10-0491570] (Kurabiye yapan veya satan kimse)
                        • kuru kahveci [TUR10-0494610] (Kuru kahve hazırlayıp satan kimse)
                        • kuşçu [TUR10-0496760] (Süs kuşları yetiştirip satan kimse)
                        • kutucu [TUR10-0497790] (Kutu yapan veya satan kimse)
                        • küfeci [TUR10-0500400] (Küfe yapan veya satan kimse)
                        • külahçı [TUR10-0501010] (Külah yapan veya satan kimse)
                        • kürekçi [TUR10-0503000] (Kürek yapan veya satan kimse)
                        • lahmacuncu [TUR10-0505750] (Lahmacun yapan ve satan kimse)
                        • lakerdacı [TUR10-0506130] (Lakerda yapan veya satan kimse)
                        • lastikçi [TUR10-0507640] (Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse)
                        • lavantacı [TUR10-0508300] (Gezici olarak esans satan kimse)
                        • leblebici [TUR10-0508900] (Leblebi yapan veya satan kimse)
                        • levazımatçı [TUR10-0510290] (Öleni gömmek için gerekli malzemeyi satan kimse)
                        • levhacı [TUR10-0510410] (Levha yapan veya satan kimse)
                        • limonatacı [TUR10-0511750] (Limonata yapan veya satan kimse)
                        • limoncu [TUR10-0511780] (Limon yetiştiren veya satan kimse)
                        • lokmacı [TUR10-0513610] (Lokma yapan veya satan kimse)
                        • macuncu [TUR10-0515680] (Macun yapan veya satan kimse)
                        • madalyoncu [TUR10-0515950] (Madalyon yapan veya satan kimse)
                        • madrabaz [TUR10-0516880] (Hayvan, balık, sebze, meyve vb. yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse)
                        • makarnacı [TUR10-0520120] (Makarna yapan veya satan kimse)
                        • makasçı [TUR10-0520270] (Makas yapan veya satan kimse)
                        • manav [TUR10-0523000] (Meyve ve sebze satan kimse)
                        • greengrocer [ENG31-10166079-n] (a grocer who sells fresh fruits and vegetables)
                        • mandolinci [TUR10-0523480] (Mandolin yapan veya satan kimse)
                        • mantarcı [TUR10-0524610] (Mantar yetiştiren veya satan kimse)
                        • mantıcı [TUR10-0524880] (Mantı yapan veya satan kimse)
                        • markacı [TUR10-0526390] (Marka satan kimse)
                        • marpuççu [TUR10-0526770] (Marpuç yapan veya satan kimse)
                        • marulcu [TUR10-0527120] (Marul yetiştiren veya satan kimse)
                        • maşacı [TUR10-0528620] (Maşa yapan veya satan kimse)
                        • mayocu [TUR10-0530570] (Mayo diken veya satan kimse)
                        • mestçi [TUR10-0538450] (Mest yapan veya satan kimse)
                        • meşrubatçı [TUR10-0539100] (Meşrubat hazırlayan, üreten veya satan kimse)
                        • mezeci [TUR10-0542350] (Meze satan kimse)
                        • delicatessen [ENG31-03178053-n] (a shop selling ready-to-eat food products)
                        • mısırcı [TUR10-0543450] (Mısır yetiştiren veya satan kimse)
                        • midyeci [TUR10-0544280] (Midye avlayan veya satan kimse)
                        • mobilyacı [TUR10-0548880] (Mobilya yapan veya satan kimse)
                        • mozaikçi [TUR10-0551340] (Mozaik yapan veya satan kimse)
                        • muhallebici [TUR10-0553320] (Muhallebi yapan veya satan kimse)
                        • mumcu [TUR10-0555460] (Mum yapan veya satan kimse)
                        • murabahacı [TUR10-0556040] (Bir malı çok fazla kârla satan kimse)
                        • kuyumcu [TUR10-0559490] (Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse)
                        • jeweler [ENG31-10241447-n] (someone in the business of selling jewelry)
                        • mürekkepçi [TUR10-0563290] (Mürekkep yapan veya satan kimse)
                        • oduncu [TUR10-0582550] (Odun kesen veya satan kimse)
                        • okçu [TUR10-0583450] (Ok yapan veya satan kimse)
                        • oltacı [TUR10-0586270] (Balık avı gereci satan kimse)
                        • otağcı [TUR10-0593450] (Otağ yapan veya satan kimse)
                        • oyacı [TUR10-0595650] (Oya yapan veya satan kimse)
                        • oyuncakçı [TUR10-0597300] (Oyuncak yapan veya satan kimse)
                        • toyshop [ENG31-04469475-n] (shop where toys are sold)
                        • örgücü [TUR10-0604720] (Örgü örüp satan kimse)
                        • paçacı [TUR10-0610160] (Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse)
                        • paçavracı [TUR10-0610350] (Paçavra toplayıp satan kimse)
                        • pahacı [TUR10-0610640] (Pahalı mal satan kimse)
                        • pamukçu [TUR10-0612020] (Pamuk alıp satan kimse)
                        • pancarcı [TUR10-0612260] (Pancar yetiştiren ve satan kimse)
                        • pantuflacı [TUR10-0612850] (Pantufla yapan veya satan kimse)
                        • parçacı [TUR10-0614950] (Kumaş toplarından artmış parçaları satan kimse)
                        • parçacı [TUR10-0614960] (Makine yedek parçaları satan kimse)
                        • parfümcü [TUR10-0615250] (Parfümeri ürünleri üreten veya satan kimse)
                        • pastacı [TUR10-0617650] (Pasta yapan veya satan kimse)
                        • pastırmacı [TUR10-0617830] (Pastırma yapan veya satan kimse)
                        • patatesçi [TUR10-0618310] (Patates yetiştiren veya satan kimse)
                        • pazarcı [TUR10-0620180] (Değişik günlerde kurulan pazarlarda mal satan kimse)
                        • pekmezci [TUR10-0621620] (Pekmez yapan veya satan kimse)
                        • perukçu [TUR10-0624580] (Peruk yapan, hazırlayan veya satan kimse)
                        • peşkirci [TUR10-0625240] (Peşkir dokuyan veya satan kimse)
                        • peştamalcı [TUR10-0625370] (Peştamal, futa, havlu vb. dokuyan veya satan kimse)
                        • petrolcü [TUR10-0625600] (Petrol ve türevlerini alıp satan kimse)
                        • peynirci [TUR10-0626050] (Peynir yapan veya satan kimse)
                        • pideci [TUR10-0627310] (Pide yapan veya satan kimse)
                        • pişmaniyeci [TUR10-0629790] (Pişmaniye yapan veya satan kimse)
                        • piyangocu [TUR10-0630090] (Piyango satılan yer veya piyango satan kimse)
                        • piyazcı [TUR10-0630390] (Piyaz yapıp satan kimse)
                        • pizzacı [TUR10-0630510] (Pizza yapan veya satan kimse)
                        • pizzeria [ENG31-03958852-n] (a shop where pizzas are made and sold)
                        • plakacı [TUR10-0630660] (Plaka yapıp satan kimse)
                        • plakçı [TUR10-0630700] (Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse)
                        • poğaçacı [TUR10-0631820] (Poğaça yapan veya satan kimse)
                        • porselenci [TUR10-0633260] (Porselen yapan veya satan kimse)
                        • pulcu [TUR10-0637940] (Pul satan kimse)
                        • pullukçu [TUR10-0638100] (Pulluk yapan, hazırlayan veya satan kimse)
                        • radyocu [TUR10-0640490] (Radyo yapan, onaran veya satan kimse)
                        • rakıcı [TUR10-0641810] (Rakı yapan veya satan kimse)
                        • reçelci [TUR10-0643740] (Reçel yapan veya satan kimse)
                        • revanici [TUR10-0646910] (Revani yapıp satan kimse)
                        • sabuncu [TUR10-0652820] (Sabun yapan veya satan kimse)
                        • sahtiyancı [TUR10-0657280] (Sahtiyan üreten, alan veya satan kimse)
                        • sakatatçı [TUR10-0657850] (Kesilen hayvanların ciğer, baş, ayak, işkembe vb. parçalarını satan kimse)
                        • sakızcı [TUR10-0658320] (Sakız yapan veya satan kimse)
                        • salepçi [TUR10-0659950] (Salep yapıp satan kimse)
                        • sandalyeci [TUR10-0662940] (Sandalye yapan ve satan kimse)
                        • sandıkçı [TUR10-0663140] (Sandık yapan veya satan kimse)
                        • sandviççi [TUR10-0663340] (Sandviç yapan ve satan kimse)
                        • saraç [TUR10-0665150] (Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse)
                        • saddler [ENG31-10564972-n] (a maker and repairer and seller of equipment for horses)
                        • sarıkçı [TUR10-0666130] (Sarık için gerekli tülbent, abani vb. kumaşları satan kimse)
                        • sazcı [TUR10-0671620] (Saz yapan veya satan kimse)
                        • sebzeci [TUR10-0672100] (Sebze satan kimse)
                        • seccadeci [TUR10-0672180] (Seccade dokuyan veya satan kimse)
                        • semerci [TUR10-0675930] (At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç yapan veya satan kimse)
                        • sepetçi [TUR10-0677410] (Sepet yapan veya satan kimse)
                        • sergici [TUR10-0678570] (Mallarını sergileyerek satan kimse)
                        • sığırcı [TUR10-0684930] (Sığır besleyen veya satan kimse)
                        • sigaracı [TUR10-0691430] (Sigara satan kimse)
                        • silahçı [TUR10-0692120] (Silah yapan veya satan kimse)
                        • simitçi [TUR10-0693840] (Simit yapan veya satan kimse)
                        • sirkeci [TUR10-0695960] (Sirke yapan veya satan kimse)
                        • soğancı [TUR10-0699180] (Soğan yetiştiren veya satan kimse)
                        • spotçu [TUR10-0708430] (Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satan kimse)
                        • sucukçu [TUR10-0710510] (Sucuk yapan veya satan kimse)
                        • sülükçü [TUR10-0715070] (Sülük satan kimse)
                        • sünger avcısı [TUR10-0715620] (Sünger alıp satan kimse)
                        • süprüntücü [TUR10-0716220] (Her şeyin en kötüsünü alan veya satan kimse)
                        • süpürgeci [TUR10-0716260] (Süpürge yapan veya satan kimse)
                        • sütçü [TUR10-0719340] (Süt satan kimse)
                        • dairyman [ENG31-10007849-n] (a man who works in a dairy)
                        • sütyenci [TUR10-0719970] (Sütyen diken ve satan kimse)
                        • şamdancı [TUR10-0722820] (Şamdan yapıp satan kimse)
                        • şapçı [TUR10-0723470] (Şap yapan veya satan kimse)
                        • şapkacı [TUR10-0723650] (Şapka yapan veya satan kimse)
                        • şarapçı [TUR10-0724030] (Şarap yapan veya satan kimse)
                        • şekerci [TUR10-0727030] (Şeker ve şekerleme yapan veya satan kimse)
                        • confectioner [ENG31-09972829-n] (someone who makes candies and other sweets)
                        • şekerlemeci [TUR10-0727140] (Şekerleme yapan veya satan kimse)
                        • şerbetçi [TUR10-0728360] (Şerbet yapan veya satan kimse)
                        • şeritçi [TUR10-0729100] (Süs şeridi yapan veya satan kimse)
                        • şıracı [TUR10-0730470] (Şıra yapıp satan kimse)
                        • şişeci [TUR10-0732490] (Şişe alan veya satan kimse)
                        • tabakçı [TUR10-0735420] (Tabak yapan veya satan kimse)
                        • tablacı [TUR10-0736550] (Mallarını tahtadan bir tepsi üzerinde satan kimse)
                        • taponcu [TUR10-0745680] (Tapon mal alıp satan kimse)
                        • tarakçı [TUR10-0746200] (Tarak yapan veya satan kimse)
                        • tatlıcı [TUR10-0751550] (Tatlı yapan veya satan kimse)
                        • tavşancı [TUR10-0752940] (Tavşan satan kimse)
                        • tavukçu [TUR10-0753180] (Tavuk satan kimse)
                        • tazıcı [TUR10-0754210] (Tazı yetiştiren veya satan kimse)
                        • tekneci [TUR10-0759150] (Tekne, özellikle deniz teknesi yapan ve satan kimse)
                        • tekneci [TUR10-0759160] (Sokaklarda balık satan kimse)
                        • telefoncu [TUR10-0760550] (Özellikle cep telefonu alıp satan kimse)
                        • televizyoncu [TUR10-0761120] (Televizyon satan kimse)
                        • tereci [TUR10-0767070] (Tere yetiştiren veya satan kimse)
                        • terlikçi [TUR10-0767820] (Terlik yapan veya satan kimse)
                        • testici [TUR10-0769980] (Testi yapan veya satan kimse)
                        • tezgahçı [TUR10-0772310] (Tezgâh yapıp satan kimse)
                        • tohumcu [TUR10-0778720] (Tohum yetiştiren veya satan kimse)
                        • topaççı [TUR10-0780470] (Topaç yapan veya satan kimse)
                        • tostçu [TUR10-0784020] (Tost yapan veya satan kimse)
                        • tuğlacı [TUR10-0787260] (Tuğla yapan veya satan kimse)
                        • tuhafiyeci [TUR10-0787470] (Tuhafiye satan kimse) clothier [ENG31-09950230-n] (a merchant who sells men's clothing)
                          • çerçi [TUR10-0160130] (Bazı bölgelerde tuhafiyeci)
                            • kırkambar [TUR10-0451520] (Çerçi)
                        • turfandacı [TUR10-0788490] (Turfanda şeyler yetiştirip satan kimse)
                        • turşucu [TUR10-0788980] (Turşu yapan veya satan kimse)
                        • tuzcu [TUR10-0791590] (Tuz satan kimse)
                        • tüfekçi [TUR10-0792030] (Tüfek yapan, onaran veya satan kimse)
                        • gunsmith [ENG31-10172048-n] (someone who makes or repairs guns)
                        • tülbentçi [TUR10-0792550] (Tülbent satan kimse)
                        • tüpçü [TUR10-0793290] (Tüp gaz satan kimse)
                        • tütüncü [TUR10-0794650] (Tütün yetiştiren veya satan kimse)
                        • uncu [TUR10-0799260] (Un satan kimse)
                        • urgancı [TUR10-0799790] (Urgan yapan veya satan kimse)
                        • utçu [TUR10-0801100] (Ut yapan veya satan kimse)
                        • üzümcü [TUR10-0811940] (Üzüm yetiştiren veya satan kimse)
                        • vezneci [TUR10-0819110] (Terazi yapan veya satan kimse)
                        • viyolonselci [TUR10-0820840] (Viyolonsel yapan veya satan kimse)
                        • yağcı [TUR10-0824060] (Yağ çıkaran veya satan kimse)
                        • yağlıkçı [TUR10-0824960] (Havlu, çevre, çamaşır vb. satan kimse)
                        • yakıcı [TUR10-0826310] (Yakı yapan veya satan kimse)
                        • yakıtçı [TUR10-0827130] (Yakıt satan kimse)
                        • yapağıcı [TUR10-0832990] (Yün ve ilkbaharda kırpılan koyun tüyü alıp satan kimse)
                        • yapsatçı [TUR10-0835030] (Bina yapıp satan kimse)
                        • yatçı [TUR10-0840810] (Yat yapan veya satan kimse)
                        • yaymacı [TUR10-0843750] (Pazarlarda veya sokaklarda sergi açıp ufak tefek ve hırdavat satan kimse)
                        • yazmacı [TUR10-0845170] (Yazma satan kimse)
                        • yedek parçacı [TUR10-0845630] (Yedek parça yapan veya satan kimse)
                        • yemci [TUR10-0847580] (Yem satan kimse)
                        • meyveci [TUR10-0848180] (Meyve yetiştiren veya satan kimse)
                        • yoğurtçu [TUR10-0857880] (Yoğurt yapan veya satan kimse)
                        • yorgancı [TUR10-0860010] (Yorgan, yastık, şilte vb. şeyler diken veya satan kimse)
                        • yufkacı [TUR10-0861770] (Yufka, kadayıf ve benzerini yapıp satan kimse)
                        • yumurtacı [TUR10-0862610] (Yumurta satan kimse)
                        • zenneci [TUR10-0872830] (Kadın eşyası satan kimse)
                        • zeytinci [TUR10-0873620] (Zeytin satan kimse)
                        • çuhacı [TUR10-0994160] (Çuha dokuyan veya satan kimse)
                        • dolmacı [TUR10-1011670] (Dolma yapan veya satan kimse)
                        • dürümcü [TUR10-1015540] (Dürüm yapan veya satan kimse)
                        • kemerci [TUR10-1076850] (Kemer yapıp satan kimse)
                        • konserveci [TUR10-1084120] (Konserve yapan veya satan kimse)
                        • künefeci [TUR10-1091810] (Künefe yapan veya satan kimse)
                        • malcı [TUR10-1094890] (Mal alıp satan kimse)
                        • nişastacı [TUR10-1107060] (Nişasta yapan veya satan kimse)
                        • profilci [TUR10-1121390] (Profil boru yapan veya satan kimse)
                        • takatukacı [TUR10-1150000] (Takatuka yapan veya satan kimse)
                        • tinerci [TUR10-1162060] (Tiner yapan veya satan kimse)
                        • züccaciyeci [TUR10-1194320] (Züccaciye satan kimse)
                        • işportacı [TUR10-0386340] (İşporta ile mal satan satıcı)
                        • peddler [ENG31-10431296-n] (someone who travels about selling his wares (as on the streets or at carnivals))
                        • seyyar satıcı [TUR10-0683330] (Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse)
                        • peddler [ENG31-10431296-n] (someone who travels about selling his wares (as on the streets or at carnivals))
                        • panayırcı [TUR10-0612200] (Panayırda satış yapan kimse)
                        • papikçi [TUR10-0613310] (Sokak satıcısı)
                        • kuru yemişçi [TUR10-0495880] (Kuru yemiş satan kimse veya kuru yemiş satılan yer)
                        • kurşuncu [TUR10-0493170] (Kurşun satan veya işleyen kimse)
                        • kömürcü [TUR10-0481470] (Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse)
                        • tespihçi [TUR10-0769710] (Tespih yapan veya satan kişi)
                        • gazozcu [TUR10-0285850] (Eğlence yerlerinde dolaşarak gazoz satan kimse, gazoz satıcısı)
                        • kırmacı [TUR10-0452320] (Kırılmış tahıl satıcısı)
                        • tavukçu [TUR10-0753190] (Kesilmiş tavuk satıcısı)
                        • kolacı [TUR10-0467790] (Kola satan kimse)
                        • tekelci [TUR10-0757870] (Tekel görevlisi)
                        • esirci [TUR10-0253030] (Köle ve cariye alışverişi yapan kimse)
                        • eskici [TUR10-0253330] (Her türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse)
                        • celepçi [TUR10-0134980] (Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse)
                        • çileci [TUR10-0991520] (Çile satan veya yapan kimse)
                        • düvenci [TUR10-0231580] (Düven yapan veya satan kişi)
                        • düzgüncü [TUR10-0232620] (Düzgün yapan veya satan kimse)
                        • fırçacılık [TUR10-0270810] (Fırça ve fırçaya benzer araçların yapım ve satımı)
                        • levazımatçı [TUR10-0510280] (Levazımat satan veya alan kimse)
                        • lotaryacı [TUR10-0514210] (Lotarya yolu ile kazanç sağlayan kimse)
                        • kavaf [TUR10-0429780] (Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı yapan veya satan esnaf)
                        • ayak satıcısı [TUR10-0059720] (Gezgin satıcı)
                        • yemenici [TUR10-0848040] (Yemeni yapan, satan veya tamir eden kimse)
                        • yemekçi [TUR10-1181860] (Çalışanları, üyeleri, öğrencileri, işçileri çok olan kuruluşlara yemek yapıp satan kimse)
                        • baharatçı [TUR10-0070940] (Baharat alım satımıyla uğraşan kimse)
                        • yağlıkçı [TUR10-0824970] (Gelinlik, tel, duvak ve benzerini kira ile veren kimse)
                        • videocu [TUR10-0819870] (Video alıp satan veya onaran kimse)
                        • bohçacı [TUR10-0079950] (Gezerek bohça içinde dokuma eşya satan kadın)
                        • satımcı [TUR10-0997700] (Satım işini yapan kimse)
                        • gümüşçü [TUR10-0314630] (Gümüşü işleyen sanatçı veya gümüşten yapılmış eşya satıcısı)
                      • çelebi [TUR10-0157610] (Hristiyan tüccar)
                      • satın almacı [TUR10-0559130] (Satın alma işlerini yürüten kimse)
                      • sürekçi [TUR10-0716810] (Davar alışverişiyle uğraşan kimse)
                      • piyasa kurucu [TUR10-1095700] (Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse)
                      • harbi [TUR10-0327560] (Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklu kimse)
                    • banker [TUR10-0076250] (Para, altın vb. taşınır değerlerin ticaretiyle uğraşan kimse) agent [ENG31-09796453-n] (a businessman who buys or sells for another in exchange for a commission)
                      • borsacı [TUR10-0114220] (Değerli kâğıt, para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse)
                      • stockbroker [ENG31-10676883-n] (an agent in the buying and selling of stocks and bonds)
                      • mezatçı [TUR10-0542240] (Arttırma ile satışı yönlendiren kimse)
                      • auctioneer [ENG31-09631407-n] (an agent who conducts an auction)
                    • kral [TUR10-0485570] (Herhangi bir alanda başkalarından üstün, başarılı olan kimse)
                    • baron [ENG31-09859605-n] (a very wealthy or powerful businessman)
                    • kral [TUR10-0485580] (Çok başarılı ve zengin iş adamı)
                    • baron [ENG31-09859605-n] (a very wealthy or powerful businessman)
                    • patron [TUR10-0619300] (Sözü geçen paralı kimse)
                    • baron [ENG31-09859605-n] (a very wealthy or powerful businessman)
                    • tedarikçi [TUR10-0755650] (Gerekli malzemeyi sağlayan kimse) supplier [ENG31-10696710-n] (someone whose business is to supply a particular service or commodity)
                      • karaborsacı [TUR10-0415520] (Karaborsacılık yapan kimse)
                      • black marketeer [ENG31-09877966-n] (someone who engages illegally in trade in scarce or controlled commodities)
                      • toptancı [TUR10-0782770] (Toptan satış yapan tüccar)
                      • jobber [ENG31-10242167-n] (someone who buys large quantities of goods and resells to merchants rather than to the ultimate customers)
                      • aracı [TUR10-0815350] (Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta)
                      • jobber [ENG31-10242167-n] (someone who buys large quantities of goods and resells to merchants rather than to the ultimate customers)
                      • borsa komisyoncusu [TUR10-0114300] (Borsada kendi adını kullanarak kişi, kurum ve kuruluşlar hesabına alım satım yapan kimse)
                    • abla [TUR10-0001220] (Genelev veya randevuevi işleten kadın)
                    • madam [ENG31-10299366-n] (a woman who runs a house of prostitution)
                    • ihracatçı [TUR10-0363400] (Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satılması işleriyle uğraşan kimse)
                    • exporter [ENG31-10093422-n] (a businessperson who transports goods abroad (for sale))
                    • girişimci [TUR10-0298500] (Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse; müteşebbis)
                    • entrepreneur [ENG31-10080160-n] (someone who organizes a business venture and assumes the risk for it)
                    • girişimci [TUR10-0566680] (Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse) entrepreneur [ENG31-10080160-n] (someone who organizes a business venture and assumes the risk for it)
                      • özel girişimci [TUR10-0607990] (Özel girişimcilik yanlısı kimse veya görüş)
                    • ithalatçı [TUR10-0201570] (Bir ülkeye başka bir ülkeden mal getirmek veya satın almak ile uğraşan kimse)
                    • importer [ENG31-10220985-n] (someone whose business involves importing goods from outside (especially from a foreign country))
                    • sigortacı [TUR10-0691590] (Belirli bir prim karşılığında, sigortalıya veya bir tazminattan yararlanacağı belirtilmiş olan kimseye, bir zarara uğraması durumunda belli bir para veya gelir ödemeyi üstlenen kimse)
                    • insurance broker [ENG31-10229332-n] (an agent who sells insurance)
                    • işletmeci [TUR10-0386010] (Yapımcıdan işletme hakkını alarak filmleri oynatanlara kiralayıp dağıtan kimse)
                    • operator [ENG31-10398479-n] (someone who owns or operates a business)
                    • işletmeci [TUR10-0386000] (Bir fabrikayı veya gelir getiren bir kuruluşu yöneten kimse) operator [ENG31-10398479-n] (someone who owns or operates a business)
                      • vapurcu [TUR10-1172570] (Vapur işleten kimse)
                      • kahvehaneci [TUR10-0399680] (Kahvehane işleten kimse)
                      • sinemacı [TUR10-0694570] (Sinema işleten kimse)
                      • pansiyoncu [TUR10-0612660] (Pansiyon işleten kimse)
                      • pansiyoncu [TUR10-0612650] (Pansiyon sahibi)
                      • pavyoncu [TUR10-0619540] (Pavyon işleten kimse)
                      • fabrikatör [TUR10-0262730] (Fabrika sahibi veya fabrika işleten kimse)
                        • Kellogg [TUR10-1245770] (United States food manufacturer who (with his brother) developed a breakfast cereal of crisp flakes of rolled and toasted wheat and corn) Kellogg [ENG31-11119428-n] (United States food manufacturer who (with his brother) developed a breakfast cereal of crisp flakes of rolled and toasted wheat and corn)
                          • kemiksi bölge [TUR10-0440250] (Kıkırdağın kemiğe dönüşmekte olduğu kemik tabakası)
                      • galerici [TUR10-0282170] (Galeri işleten kimse)
                      • garajcı [TUR10-0283180] (Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci)
                      • gazinocu [TUR10-0285580] (Gazino işleten kimse)
                      • kabarecilik [TUR10-0393420] (Kabare işletme veya kabarede oynama işi)
                      • kantinci [TUR10-0410980] (Kantin işleten kimse)
                      • kervancı [TUR10-0443140] (Kervan sahibi veya kervan güden kimse)
                      • kerhaneci [TUR10-0442520] (Kerhane işleten kimse)
                      • madenci [TUR10-0516480] (Maden işleten kimse)
                      • mağazacı [TUR10-0517460] (Mağazası olan veya mağaza işleten kimse)
                      • mandıracı [TUR10-0523450] (Mandıra işleten kimse)
                      • kulüpçü [TUR10-0489800] (Kulüp işleten kimse)
                        • kulüpçülük [TUR10-0489820] (Kulüp işleriyle uğraşan kimse)
                      • tavernacı [TUR10-0752440] (Taverna işleten kimse)
                      • koltukçu [TUR10-0469640] (Koltuk meyhanesi işleten kimse)
                      • kıraathaneci [TUR10-0449880] (Kıraathane işleten kimse)
                      • faytoncu [TUR10-0266380] (Fayton işleten kimse)
                      • çatanacı [TUR10-0153200] (Çatana işleten kimse)
                      • çayhaneci [TUR10-0155130] (Çayhane işleten kimse)
                      • dershaneci [TUR10-0197310] (Dershane işleten kimse)
                      • dolapçı [TUR10-0216300] (İstanbul bedesteninde dolap işleten kimse)
                      • dolmuşçu [TUR10-0217330] (Dolmuş işleten kimse)
                      • kumarhaneci [TUR10-0490150] (Kumarhane işleten kimse)
                      • antrepocu [TUR10-0040000] (Antrepo işleten kimse)
                      • marketçi [TUR10-0526500] (Market işleten kimse)
                        • süpermarketçi [TUR10-0716150] (Süpermarket işleten kimse)
                      • sandalcı [TUR10-0662880] (Sandal işleten kimse)
                      • turizmci [TUR10-0788600] (Turizm işleriyle uğraşan kimse)
                        • yatçı [TUR10-0840800] (Yat turizmiyle uğraşan kimse)
                      • tuvaletçi [TUR10-0791400] (Tuvalet işleten kimse)
                      • hamamcı [TUR10-0324560] (Hamam işleten kimse)
                      • meyhaneci [TUR10-0541530] (Meyhane işleten kimse)
                        • barba [TUR10-0077060] (İhtiyar Rum meyhanecisi)
                      • birahaneci [TUR10-0105780] (Birahane işleten kimse)
                      • bitirimci [TUR10-0109120] (Barbut kahvesi işleten, barbut oynatan kimse)
                      • butikçi [TUR10-0126220] (Butik işleten kimse)
                      • büfeci [TUR10-0127230] (Büfe işleten kimse)
                      • şilepçi [TUR10-1147660] (Şilep işleten kimse)
                      • otobüsçü [TUR10-0593970] (Otobüs işletmecisi)
                      • fuarcı [TUR10-0280290] (Fuar işleriyle uğraşan kimse)
                  • ciranta [TUR10-0141780] (Bir senedi ciro eden kimse)
                • maddeci [TUR10-0516100] (Para, mal ve benzerine çok önem veren kimse)
                • materialist [ENG31-10320630-n] (someone with great regard for material possessions)
                • yaya [TUR10-0842460] (Yürüyerek giden kimse)
              • mahluk [TUR10-0518540] (Yaratılmış canlı varlık) organism [ENG31-00004475-n] (a living thing that has (or can develop) the ability to act or function independently)
                • sfenks [TUR10-0683720] (Yunan mitolojisinde, geçen yolculara birtakım bilmeceler sorarak bilemeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi yaratık)
                • hayvan [TUR10-0336100] (Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık) animal [ENG31-00015568-n] (a living organism characterized by voluntary movement)
                  • denizaslanı [TUR10-0193730] (Amerika'nın kuzeybatı kıyılarında yaşayan ve sık renk değiştiren etçil bir memeli türü)
                  • denizatı [TUR10-0193760] (Başı at başına benzeyen, suda dik duran, kuyruk yüzgeci olmayan, 10-15 cm boyunda bir deniz hayvanı)
                  • etçil [TUR10-0256980] (Dişleri et tüketecek biçimde olan ve genellikle etle beslenen omurgalı, memeli hayvan)
                  • carnivorous [ENG31-00314284-a] ((used of plants as well as animals) feeding on animals)
                  • filoksera [TUR10-0274140] (Eş kanatlılardan, asmalara zarar veren, sarımsı renkte bir böcek)
                  • kalemis [TUR10-0402720] (Bir tür misk faresi)
                  • kemirgen [TUR10-0440350] (Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan hayvan)
                  • kurtçul [TUR10-0493870] (Kurtçuklarla beslenen hayvan)
                  • larvacıl [TUR10-0507470] (Larvayla beslenen hayvan)
                  • lota [TUR10-0514190] (Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı)
                  • okapi [TUR10-0583410] (Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan)
                  • rate [TUR10-0643340] (Büyük fare)
                  • tirhos [TUR10-0777670] (Taze sardalye balığı)
                  • vonoz [TUR10-0821370] (Kolyoz, uskumru, sardalye vb. balıkların ufağı)
                  • yaban kekliği [TUR10-0823370] (Dağ kekliği)
                  • yaprakçıl [TUR10-0834820] (Yapraklarla beslenen hayvan)
                  • yabani hayvan [TUR10-0823150] (Ehlîleştirilmemiş hayvan)
                  • predator [ENG31-02155392-n] (any animal that lives by preying on other animals)
                  • otçul [TUR10-0971320] (Otla beslenen hayvan)
                  • herbivorous [ENG31-00314920-a] (feeding only on plants)
                  • tahtalı güvercin [TUR10-1149810] (Avrupa, güneybatı Asya, kuzeybatı Afrika ve ülkemizde genellikle ormanlık ve ağaçlık bölgelerde yaşayan, boynunun iki yanında ve kanatlarında tahtaya benzeyen beyaz leke bulunan bir tür güvercin)
                  • çayan [TUR10-0154970] (Akrep, yılan, çıyan, kırkayak vb. zehirli hayvan)
                    • akrep [TUR10-0498640] (Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli bir iğnesi olan böcek)
                      • su akrebi [TUR10-0710050] (Vücudu geniş ve yassı, durgun sularda yaşayan zehirli bir akrep türü)
                    • yılan [TUR10-0805590] (Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı) snake [ENG31-01729333-n] (limbless scaly elongate reptile)
                      • çıngıraklı yılan [TUR10-0164510] (Çıngıraklı yılangillerden, kuyruk ucundaki sert pulları kımıldatarak kuru yaprak hışırtısına benzer bir ses çıkartan tehlikeli bir yılan)
                      • haje [TUR10-0321170] (Afrika'da yaygın kobra türü)
                      • deniz yılanı [TUR10-0194560] (Yılanlar takımından, çok zehirli, kürek biçiminde yassı kuyruklu, Hint ve Pasifik okyanuslarında yaşayan bir hayvan)
                      • yılancı [TUR10-0854310] (Yılan besleyen veya yılan oynatan kimse)
                      • boa yılanı [TUR10-0110870] (Boagillerden, yalnız Güney Amerika'da yaşayan, zehirsiz, çok iri, güçlü bir yılan) boa [ENG31-01744584-n] (any of several chiefly tropical constrictors with vestigial hind limbs)
                        • anakonda [TUR10-1203400] (Boğagillerden, tropikal Güney Amerika'da yaşayan, 8-10 metre uzunlukta, avını sararak ve sıkarak öldüren yılan)
                        • anaconda [ENG31-01745727-n] (large arboreal boa of tropical South America)
                        • piton [TUR10-0629980] (Boagillerden, Afrika ve Asya'da yaşayan, zehirsiz, çok güçlü ve büyük bir yılan)
                        • python [ENG31-01746246-n] (large Old World boas)
                        • boalar [TUR10-0110860] (Sürüngenler sınıfının, yılanlar takımının bir bölümü)
                      • boğa yılanı [TUR10-1203390] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımının, boagiller familyasından, 6 metre kadar uzunlukta, Orta ve Güney Amerika'da birkaç tanesi bir arada yaşayan, avını yemeden önce sıkıca saran bir tür)
                      • boa [ENG31-01744584-n] (any of several chiefly tropical constrictors with vestigial hind limbs)
                      • piton yılanı [TUR10-1203420] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımından yılanlar alt takımının pitongiller familyasından Afrika çöl pitonu, Burma pitonu vb. türlerin ortak adı)
                      • python [ENG31-01746246-n] (large Old World boas)
                      • kobra [TUR10-0465460] (Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir yılan türü)
                      • cobra [ENG31-01750526-n] (venomous Asiatic and African elapid snakes that can expand the skin of the neck into a hood)
                      • kobra yılanı [TUR10-1203440] (Kobragiller familyasında yer alan, genelde Asya, Avusturalya ve Afrika'nın çöllerinde ve tropik bölgelerde yaşayan çeşitli yılan türlerinin ortak adı)
                      • cobra [ENG31-01750526-n] (venomous Asiatic and African elapid snakes that can expand the skin of the neck into a hood)
                      • engerek [TUR10-0247890] (Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi kara veya karaya yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan, zehirli bir yılan) viper [ENG31-01754806-n] (venomous Old World snakes characterized by hollow venom-conducting fangs in the upper jaw)
                        • katır yılanı [TUR10-0428300] (Bir tür engerek)
                        • kum engereği [TUR10-0490380] (Özellikle Balkanlarda görülen üçgen kafalı iri engerek)
                      • engerek yılanı [TUR10-1203470] (Engerekgiller familyasından Vipera cinsini oluşturan çeşitli zehirli yılan türlerine verilen genel ad)
                      • viper [ENG31-01754806-n] (venomous Old World snakes characterized by hollow venom-conducting fangs in the upper jaw)
                      • ejder [TUR10-0238110] (Büyük yılan)
                      • karayılan [TUR10-0418710] (Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan)
                      • mercan yılanı [TUR10-0536210] (Kırmızı olan vücudunda halka biçiminde siyah lekeler bulunan bir Amerika yılanı)
                      • bozyürük [TUR10-0118400] (Üstü hafif benekli, başı küçük, kuyruğu kalın ve kısa, zehirsiz ve zararsız bir yılan)
                      • ok yılanı [TUR10-0584840] (Başı pullu, boyu 2 metre kadar olan, zehirli ve tehlikeli bir yılan)
                    • çıyan [TUR10-0166170] (Çok ayaklılardan, sarımtırak renkte, zehirli böcek)
                    • centipede [ENG31-01787316-n] (chiefly nocturnal predacious arthropod having a flattened body of 15 to 173 segments each with a pair of legs, the foremost pair being modified as prehensors)
                    • kırkayak [TUR10-0451540] (Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek)
                    • millipede [ENG31-01789287-n] (any of numerous herbivorous nonpoisonous arthropods having a cylindrical body of 20 to 100 or more segments most with two pairs of legs)
                  • gölük [TUR10-0303340] (Yük taşıyan ve binilen at, eşek, beygir, katır vb. hayvan)
                  • yük hayvanı [TUR10-0864890] (Yük taşımada kullanılan at, eşek vb. hayvanlar)
                  • pack animal [ENG31-01319882-n] (an animal (such as a mule or burro or horse) used to carry loads)
                  • yumurtlayanlar [TUR10-0862800] (Yumurtlama yolu ile üreyen hayvanlar)
                  • av [TUR10-0057470] (Bu yollarla yakalanan hayvan) prey [ENG31-02155533-n] (animal hunted or caught for food)
                    • av kuşu [TUR10-0058190] (Avlanılan kuş) game bird [ENG31-02155855-n] (any bird (as grouse or pheasant) that is hunted for sport)
                      • bıldırcın [TUR10-0099950] (Tavukgillerden, boz renkli, benekli, yurdumuzda en çok sonbaharda eti için avlanan, etinden ve yumurtasından yararlanılan göçebe kuş) quail [ENG31-01809208-n] (small gallinaceous game birds)
                        • curnata [TUR10-0143300] (Bıldırcın sökünü)
                      • sülün [TUR10-0715110] (Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş) pheasant [ENG31-01805719-n] (large long-tailed gallinaceous bird native to the Old World but introduced elsewhere)
                        • tavus kuşu [TUR10-0753410] (Sülüngillerden, erkeğinin tüyleri uzun, kuyruğu parlak, güzel renkli, acı ve tiz sesli, süs hayvanı olarak beslenen bir kuş)
                        • peacock [ENG31-01808784-n] (male peafowl)
                      • orman tavuğu [TUR10-0591050] (Orman tavuğugillerden, kuşların özellikle Avrupa ve Asya'da yaşayan siyah tüylü türlerinin ortak adı)
                      • grouse [ENG31-01797729-n] (popular game bird having a plump body and feathered legs and feet)
                      • keklik [TUR10-0438480] (Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş)
                      • tinamou [ENG31-01812909-n] (heavy-bodied small-winged South American game bird resembling a gallinaceous bird but related to the ratite birds)
                    • şikar [TUR10-0731410] (Avlanan hayvan)
                  • av hayvanı [TUR10-0058140] (Etinden, postundan yararlanmak amacıyla veya zararlı olduğu için avlanan vahşi hayvan) game [ENG31-02155643-n] (animal hunted for food or sport)
                    • kürk hayvanı [TUR10-0503410] (Kürkü için üretilen veya avlanan hayvan)
                    • langust [TUR10-0507160] (Kabuklulardan, makasları olmaması, duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan, eti için avlanan bir deniz hayvanı)
                    • bavlı [TUR10-0085730] (Ava alıştırılmış hayvan)
                  • evcil hayvan [TUR10-0259240] (Evde bakılabilen, insana alışmış olan; evcilleştirilmiş hayvan) pet [ENG31-01321385-n] (a domesticated animal kept for companionship or amusement)
                    • köpek [TUR10-0386920] (Köpekgillerden, boy ve biçim bakımından pek çok cinsleri olan, çok iyi koku alan, sadık; bekçilik, avcılık gibi işler için beslenen memeli hayvan) dog [ENG31-02086723-n] (a member of the genus Canis (probably descended from the common wolf) that has been domesticated by man since prehistoric times)
                      • havhav [TUR10-0348650] (Çocuk dilinde köpek)
                      • pooch [ENG31-02087384-n] (informal terms for dogs)
                      • süs köpeği [TUR10-1205440] (Küçük boyutta, insanlara eşlik etmesi için yetiştirilmiş köpek cinsi; oyuncak köpek)
                      • toy dog [ENG31-02088026-n] (any of several breeds of very small dogs kept purely as pets)
                      • av köpeği [TUR10-0058180] (Tazı, kopoy, zağar vb. ava yardımcılık etmeye alıştırılmış köpek) hound [ENG31-02090203-n] (any of several breeds of dog used for hunting typically having large drooping ears)
                        • kopoy [TUR10-0474920] (Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür av köpeği)
                        • tazı [TUR10-0754200] (Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir köpek türü)
                        • greyhound [ENG31-02093479-n] (a tall slender dog of an ancient breed noted for swiftness and keen sight)
                        • seter [TUR10-0681700] (Uzun tüylü İngiliz köpeği)
                        • setter [ENG31-02103051-n] (a long-haired dog formerly trained to crouch on finding game but now to point)
                        • spanyel [TUR10-1205480] (Uzun ve yumuşak tüylü, sarkık kulaklı bir köpek cinsi)
                        • spaniel [ENG31-02103760-n] (any of several breeds of small to medium-sized gun dogs with a long silky coat and long frilled ears)
                        • barak [TUR10-0076980] (Bir cins tüylü av köpeği)
                        • puanter [TUR10-1121770] (Güzel ve düzgün vücutlu, kısa kıllı, uzun ince kuyruklu, koku alma duygusu çok gelişmiş, hızlı koşabilen bir tür av köpeği)
                      • çoban köpeği [TUR10-0415370] (Sürüyü koruyan iri cins köpek) shepherd dog [ENG31-02107175-n] (any of various usually long-haired breeds of dog reared to herd and guard sheep)
                        • zağar [TUR10-0869090] (Bir tür çoban köpeği)
                      • mastif [TUR10-1205520] (Kulakları uzun ve düşük, bacakları kısa, bodur bir köpek cinsi)
                      • mastiff [ENG31-02110906-n] (an old breed of powerful deep-chested smooth-coated dog used chiefly as a watchdog and guard dog)
                      • buldok [TUR10-0123130] (Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir köpek türü)
                      • bulldog [ENG31-02111324-n] (a sturdy thickset short-haired breed with a large head and strong undershot lower jaw)
                      • buldog [TUR10-1205530] (Geniş göğüslü, kırışık suratlı, kuvvetli bir alt çeneye sahip, kısa tüylü ve güçlü bir köpek cinsi)
                      • bulldog [ENG31-02111324-n] (a sturdy thickset short-haired breed with a large head and strong undershot lower jaw)
                      • kaniş [TUR10-0410010] (Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek)
                      • poodle [ENG31-02115987-n] (an intelligent dog with a heavy curly solid-colored coat that is usually clipped)
                      • kurt köpeği [TUR10-0493900] (Kurt ve köpek kırması bir köpek türü)
                      • Kangal köpeği [TUR10-0409490] (Anadolu'da Sivas bölgesinde yetiştirilen, burnu ve ağzı siyah, kulakları düşük, kuyruğu sırtına doğru düzgün kıvrım yaparak duran ve çok tutulan bir tür köpek)
                      • fino [TUR10-0274740] (Çok tüylü küçük bir köpek türü)
                      • samsun [TUR10-0662060] (Savaşta kullanılan köpek)
                  • kurtçuk [TUR10-0493860] (Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi) larva [ENG31-02313712-n] (the immature free-living form of most invertebrates and amphibians and fish which at hatching from the egg is fundamentally unlike its parent and must metamorphose)
                    • ağaç kurdu [TUR10-0011070] (Ağaçları kemirerek beslenen sinek kurtçuğu)
                    • iribaş [TUR10-0378590] (Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu)
                    • tadpole [ENG31-02472103-n] (a larval frog or toad)
                    • kurt [TUR10-0493550] (Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad)
                    • maggot [ENG31-02314827-n] (the larva of the housefly and blowfly commonly found in decaying organic matter)
                    • keseli kurt [TUR10-0443630] (Genellikle omurgalılarda, kasların içinde gelişen şerit kurtçuklarının genel adı)
                    • fındık kurdu [TUR10-0270700] (Fındık bitinin fındık içinde gelişerek onun dökülmesine, değerini yitirmesine yol açan kurtçuğu)
                    • hidatit [TUR10-0343690] (Birçok memelilerin ve insanın karaciğerinde gelişen ekinokok tenyasının larvası)
                  • yavru [TUR10-0842040] (Yeni doğmuş hayvan veya insan) young [ENG31-01324070-n] (any immature animal)
                    • memeli yavrusu [TUR10-1201600] (Memeli bir hayvanın henüz olgunlaşmamış yavrusu) young mammal [ENG31-01324345-n] (any immature mammal)
                      • düve [TUR10-0231540] (Boğaya gelmemiş, 1-2 yaşında dişi sığır)
                      • heifer [ENG31-02406392-n] (young cow)
                      • enik [TUR10-0248040] (Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu)
                      • pup [ENG31-01324834-n] (young of any of various canines such as a dog or wolf)
                      • köpek yavrusu [TUR10-0301120] (Yeni doğmuş köpek)
                      • pup [ENG31-01324834-n] (young of any of various canines such as a dog or wolf)
                      • domuz yavrusu [TUR10-0301180] (Yeni doğmuş domuz)
                      • piglet [ENG31-02398346-n] (a young pig)
                      • buzağı [TUR10-0126650] (Yeni doğmuş, anne sütüyle beslenen sığır yavrusu)
                      • calf [ENG31-01890537-n] (young of domestic cattle)
                      • dana [TUR10-0182770] (İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu) calf [ENG31-01890537-n] (young of domestic cattle)
                        • süt danası [TUR10-0719380] (Yeni doğmuş, daha süt emen dana)
                      • tay [TUR10-0753480] (Üç yaşına kadar olan at yavrusu)
                      • colt [ENG31-02379443-n] (a young male horse under the age of four)
                      • genç kısrak [TUR10-1207710] (Yaşı ilerlememiş, dişi at)
                      • filly [ENG31-02379331-n] (a young female horse under the age of four)
                      • sıpa [TUR10-0687740] (Eşek yavrusu)
                      • colt [ENG31-02379443-n] (a young male horse under the age of four)
                      • kuzu [TUR10-0499270] (Koyun yavrusu) lamb [ENG31-02415086-n] (young sheep)
                        • kaçıntı [TUR10-0395330] (Erken doğan kuzu)
                        • kınalı kuzu [TUR10-0449170] (Genellikle alnına kına yakılmış kuzu veya koyun)
                        • ekti [TUR10-0240680] (Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen kuzu)
                        • emlik [TUR10-0245930] (Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak)
                        • süt kuzusu [TUR10-0719450] (Doğumdan ikinci ayın sonuna kadar olan ve ana sütü emen erkek veya dişi kuzu)
                      • malak [TUR10-0521600] (Manda yavrusu)
                      • taylak [TUR10-0753740] (At veya deve yavrusu)
                      • çebiç [TUR10-0155550] (Bir yaşındaki keçi yavrusu)
                      • liger [TUR10-1093560] (Erkek aslanla dişi kaplanın çiftleşmesinden doğan yavru)
                      • balak [TUR10-1253410] (Malak)
                      • göcen [TUR10-0301170] (Kedi, köpek yavrusu)
                      • güre [TUR10-0316910] (Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay)
                    • yavru kuş [TUR10-1202880] (Yeni doğmuş kuş) young bird [ENG31-01616256-n] (a bird that is still young)
                      • civciv [TUR10-0143450] (Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu)
                      • chick [ENG31-01794683-n] (young bird especially of domestic fowl)
                      • çavlı [TUR10-0154700] (Henüz ava alıştırılmamış doğan yavrusu)
                      • bulada [TUR10-0836490] (Büyük piliç)
                    • çağanoz [TUR10-0144610] (Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı)
                      • çalpara [TUR10-0148700] (Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir çeşit çağanoz)
                    • çişik [TUR10-0169990] (Tavşan yavrusu)
                    • günü [TUR10-0316560] (Zamanından önce doğan yavru)
                  • pet [TUR10-1201580] (Ehlileştirilmiş ve vahşi olmayan, arkadaşlık ya da keyif için bakılan hayvan)
                  • pet [ENG31-01321385-n] (a domesticated animal kept for companionship or amusement)
                  • embriyon [TUR10-1202040] (Yumurtadan meydana gelen, yumurta zarı, yumurta kabuğu ile korunan ya da vücudun içinde bulunan ve gelişiminin erken evrelerinde olan genç organizma; embriyo)
                  • embryo [ENG31-01461483-n] (an animal organism in the early stages of growth and differentiation that in higher forms merge into fetal stages but in lower forms terminate in commencement of larval life)
                  • kabak [TUR10-0392770] (Kısa boynuzlu hayvan)
                  • mal [TUR10-0521510] (Büyükbaş hayvan)
                  • çelek [TUR10-0157660] (Boynuzu kırık veya eğri hayvan)
                  • davar [TUR10-0184810] (Koyun ve keçiye verilen ortak ad)
                  • delibaş [TUR10-0190140] (Huysuzluk yapan hayvan)
                  • deneme hayvanı [TUR10-0192550] (Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve amenajman işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan)
                  • dışkısever [TUR10-0202060] (Dışkılarda yaşayan hayvanlar)
                  • dost [TUR10-0219220] (Sahibine sevgi gösteren hayvan)
                  • dört ayak [TUR10-0222330] (Dört ayağa sahip hayvan)
                  • eş [TUR10-0254980] (Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri)
                  • etlik [TUR10-0258420] (Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan)
                  • anaç [TUR10-0034110] (Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan)
                  • anne [TUR10-0038510] (Yavrusu olan dişi hayvan)
                  • toprakçıl [TUR10-0782500] (Toprakta yaşayan hayvan türü)
                  • sağım [TUR10-0655400] (Süt veren hayvan)
                  • yuvarlak solucanlar [TUR10-0864350] (Sert bir kitinle örtülü vücutları halkasız, uzunlamasına yuvarlak ve genellikle ince solucanlar topluluğu)
                    • kırbaç kurtları [TUR10-0450200] (Örnek hayvanı kırbaç kurdu olan, yuvarlak solucanlar familyası)
                  • memeliler [TUR10-1204110] (İkincil ağızlı hayvanların omurgalılar dalından, süt bezleri gelişmiş ve yavrusunu süt ile besleyen, sıcakkanlı, tek delikliler takımı hariç hepsi doğurarak çoğalan, vücutları tüylerle örtülü, karada, denizde ve havada yaşayan türleri kapsayan bir sınıf) Mammalia [ENG31-01864106-n] (warm-blooded vertebrates characterized by mammary glands in the female)
                    • Afrika domuzu [TUR10-0010110] (Çift parmaklılardan, kalın derili, Afrika'da yaşayan ve yaban domuzuna benzer bir hayvan)
                    • akkaraman [TUR10-0019270] (Vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen yerli bir tür koyun)
                    • yer domuzu [TUR10-0850190] (Afrika'da yaşayan, uzun kulaklı, uzun burunlu memeli)
                    • denizayısı [TUR10-0193780] (1,5-2 metre boyunda, uzun ve yumuşak tüylü postu beğenilen, bitkiyle beslenen bir deniz memelisi)
                    • öteryan [TUR10-1204310] (Yavrusunu plasenta ile besleyen memeli) placental [ENG31-01889397-n] (mammals having a placenta)
                      • böcekçil hayvan [TUR10-1204340] (Böcek yiyerek beslenen hayvan) insectivore [ENG31-01891715-n] (small insect-eating mainly nocturnal terrestrial or fossorial mammals)
                        • sivri fare [TUR10-0697130] (Kurt, fare vb. hayvanları yiyen ve bu bakımdan tarıma yararlı sayılan küçük bir memeli)
                        • shrew [ENG31-01894274-n] (small mouselike mammal with a long snout)
                        • köstebek [TUR10-0483250] (Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılan küçük bir hayvan) mole [ENG31-01892161-n] (small velvety-furred burrowing mammal having small eyes and fossorial forefeet)
                          • tepeli köstebek [TUR10-0765680] (Burun deliklerinin çevresinde dokunma organı görevi yapan dokunaçları bulunan ve uzun kuyruklu köstebek)
                        • sivrifare [TUR10-0883520] (Kurtçuk ve böceklerle beslenen ve bu bakımdan tarıma yararlı sayılan küçük bir memeli)
                        • shrew [ENG31-01894274-n] (small mouselike mammal with a long snout)
                        • kirpi [TUR10-0463210] (Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 cm olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan)
                        • hedgehog [ENG31-01896466-n] (small nocturnal Old World mammal covered with both hair and protective spines)
                      • su memelisi [TUR10-1205260] (Okyanus, deniz, göl vb. sularda ya da yakınlarında yaşayan memeli hayvan) aquatic mammal [ENG31-02064670-n] (whales and dolphins)
                        • deniz aygırı [TUR10-1205390] (Denizlerde yaşayan bir tür vahşi hayvan)
                        • walrus [ENG31-02084223-n] (either of two large northern marine mammals having ivory tusks and tough hide over thick blubber)
                        • denizineği [TUR10-0194080] (Amerika ve Afrika'nın tropikal kıyı sularında yaşayan, 2-3 metre boyunda deniz memelisi)
                        • balinalar [TUR10-1205270] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, genellikle denizlerin soğuk bölgelerinde yaşayan, derileri düz ve çoğunda tüysüz, başları büyük, ön ayakları yüzgeç biçiminde, arka ayakları olmayan, Eosen devrinden beri yaşayan bir takım) Cetacea [ENG31-02064862-n] (an order of Eutheria)
                          • balina [TUR10-0074520] (Balinalardan, yaklaşık olarak uzunluğu 20 m, ağırlığı 200 ton olan memeli hayvan, kadırga balığı, falyanos)
                          • whale [ENG31-02065397-n] (any of the larger cetacean mammals having a streamlined body and breathing through a blowhole on the head)
                          • yunus balığı [TUR10-0863350] (Balinalardan, ılık ve sıcak denizlerde sürüler durumunda yaşayan, boyları 3 metreye kadar erişebilen, memeli deniz hayvanı) dolphin [ENG31-02071627-n] (any of various small toothed whales with a beaklike snout)
                            • falyanos [TUR10-0264020] (Yunus balığının iri bir türü)
                          • denizgergedanı [TUR10-0193950] (Balinagillerden, 8-10 metre boyunda, erkeğinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi)
                          • ada balığı [TUR10-0006860] (Balinagillerden, boyu 25 metreye kadar çıkan, başı büyük, dişli, çok yırtıcı bir balık)
                          • kadırga balığı [TUR10-0381170] (Balinalardan, büyüklüğü bakımından balinaya benzeyen, alt çenesindeki geniş dişiyle ondan ayrılan deniz memelisi)
                          • sperm whale [ENG31-02069893-n] (large whale with a large cavity in the head containing spermaceti and oil)
                          • balinagiller [TUR10-1250490] (Dişsiz balinaların iki cins içeren bir familyası)
                        • morsgiller [TUR10-1205370] (Memeliler sınıfının etçiller takımının yüzgeç ayaklılar alt takımından, çok büyük boylu, denizlerde yaşayan, erkeklerinde üst köpek dişleri çok uzun olan bir familya) Odobenidae [ENG31-02083934-n] (walruses and extinct forms)
                          • mors [TUR10-0550660] (Morsgillerden, Kuzey Atlantik'te yaşayan, 4 metre uzunluğunda, derisi, dişi ve yağı için avlanan bir memeli hayvan)
                          • walrus [ENG31-02084223-n] (either of two large northern marine mammals having ivory tusks and tough hide over thick blubber)
                        • fokgiller [TUR10-0277270] (Soğuk denizlerin kıyılarında yaşayan, etçiller takımının yüzgeç ayaklılar alt takımından bir familya)
                          • fok [TUR10-1205360] (Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 metre boyunda, Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yaşayan postu değerli, memeli deniz hayvanı)
                          • seal [ENG31-02078848-n] (any of numerous marine mammals that come on shore to breed)
                      • geviş getiren memeli [TUR10-1207240] (İşkembesinden gelen gevişi çiğneyen memeli)
                      • toynaklı memeli [TUR10-1207640] (Parmaklarının uç bölgesinde, ön tarafını korumaya yarayan boynuz maddesinden yapılmış kısım bulunan memeli hayvan) ungulate [ENG31-02373458-n] (any of a number of mammals with hooves that are superficially similar but not necessarily closely related taxonomically)
                        • çift toynaklı [TUR10-1207800] (Çift sayıda toynağa sahip memeli) even-toed ungulate [ENG31-02397129-n] (placental mammal having hooves with an even number of functional toes on each foot)
                          • deve [TUR10-0199340] (Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan; Camelus) camel [ENG31-02439767-n] (cud-chewing mammal used as a draft or saddle animal in desert regions)
                            • tek hörgüçlü deve [TUR10-0319500] (Tek hörgücü bulunan deve)
                            • Arabian camel [ENG31-02439943-n] (one-humped camel of the hot deserts of northern Africa and southwestern Asia)
                            • buğra [TUR10-0121780] (Erkek deve, iki hörgüçlü deve)
                            • köşek [TUR10-0484290] (Bir yaşına kadar olan deve yavrusu)
                            • kerteles [TUR10-1247700] ()
                            • teke [TUR10-0757770] (Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir deve türü)
                            • daylak [TUR10-0186260] (Dişi deve)
                            • lök [TUR10-0514240] (Yedi yaşından büyük erkek boz deve)
                            • tülü [TUR10-0792590] (Uzun tüylü, özel güreşlerde yararlanılan erkek deve)
                            • yeğen [TUR10-0846190] (Tüylü dişi deve ile tek hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesiyle elde edilen bir deve türü)
                            • kaygın [TUR10-0432760] (Gebe deve)
                            • beserek [TUR10-0095200] (İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği)
                            • potuk [TUR10-0634590] (Deve yavrusu)
                          • lama [TUR10-0506600] (Geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek ve boynu uzun hayvan Lama)
                          • llama [ENG31-02440247-n] (wild or domesticated South American cud-chewing animal related to camels but smaller and lacking a hump)
                          • geviş getiren hayvan [TUR10-1207890] (Çift parmaklı, sindirim sistemi geviş getirmeye uygun hayvan) ruminant [ENG31-02401652-n] (any of various cud-chewing hoofed mammals having a stomach divided into four (occasionally three) compartments)
                            • zürafa [TUR10-0878440] (Geviş getiren memelilerden, Afrika'da yaşayan, çok uzun boylu ve boyunlu, derisi benekli, ot yiyen hayvan)
                            • giraffe [ENG31-02441664-n] (tallest living quadruped)
                            • boynuzlugiller [TUR10-1207910] (Memeliler sınıfından çift parmaklılar takımının geviş getirenler alt takımının sığır ve davarlar üst familyasından, bazıları ince, bazıları tıknaz, her iki eşeyde de içi boş, dallanmamış boynuz bulunan, sürüler yapan, normal olarak her defada bir yavru doğuran bir familya) Bovidae [ENG31-02402791-n] (true antelopes)
                              • yaban koyunu [TUR10-0823390] (Boynuzlugillerden, Kuzeydoğu Asya'da yaşayan, büyük boynuzları olan bir tür koyun)
                              • büyükbaş [TUR10-0128980] (Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı)
                              • dağ koyunu [TUR10-0178490] (Yabani koyun)
                              • sığır [TUR10-0684910] (Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı) cattle [ENG31-02405077-n] (domesticated bovine animals as a group regardless of sex or age)
                                • öküz [TUR10-0600460] (Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır)
                                • ox [ENG31-02405655-n] (an adult castrated bull of the genus Bos)
                                • sağıcı [TUR10-0655330] (Sağım yapan kimse)
                                • et sığırı [TUR10-0258780] (Eti için beslenen sığır)
                                • hona [TUR10-0347410] (Erkek sığır)
                                • karasığır [TUR10-0418290] (Orta Anadolu'da yetişen, sert ve kurak iklime dayanıklı, küçük yapılı bir sığır türü)
                                • inek [TUR10-0374370] (Dişi sığır) cow [ENG31-01890428-n] (mature female of mammals of which the male is called `bull')
                                  • Macar ineği [TUR10-0515550] (Eti ve sütü için beslenen bir tür inek)
                                  • sağmal [TUR10-0656390] (Bol süt veren inek)
                                  • sarıkız [TUR10-0666160] (İnek)
                                  • boğasak [TUR10-0111270] (Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek)
                                  • süt ineği [TUR10-1144940] (Sadece bol süt vermesi için beslenen inek)
                                • Danimarka kırmızısı [TUR10-0183210] (Kılları kırmızı, ortalama 600 kg ağırlığında, iri yapılı, sert şartlara uyum sağlayan bir sütçü sığır ırkı)
                                • boğalık [TUR10-0111240] (Boğa olarak kullanılmak için ayrılan bir yaşından yukarı erkek sığır)
                                • Bos [TUR10-1207930] (Bir tür sığır)
                                • jersey [TUR10-0391700] (Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı)
                              • Tibet öküzü [TUR10-0776260] (Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun öküz türü)
                              • yak [ENG31-02407954-n] (large long-haired wild ox of Tibet often domesticated)
                              • bizon [TUR10-0110540] (Amerika'da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü)
                              • American bison [ENG31-02413348-n] (large shaggy-haired brown bison of North American plains)
                              • manda [TUR10-0481660] (Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan)
                                • Hint mandası [TUR10-0345600] (Çift parmaklılardan, uzunluğu 2 m, yüksekliği 1,8 metre civarında, evcilleştirilip çekim işlerinde kullanılan bir tür memeli)
                              • küçükbaş [TUR10-0499780] (Kasaplık hayvanlardan koyun ve keçiye verilen ortak ad)
                            • geyik [TUR10-0295600] (Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan) deer [ENG31-02432691-n] (distinguished from Bovidae by the male's having solid deciduous antlers)
                              • kızılgeyik [TUR10-1081460] (Geyikgillerden, Avrupa ve Asya'nın ılık bölgelerindeki ağaçlık yerlerde yaşayan, rengi kırmızımsı, uzunluğu yaklaşık 2 metre olan bir tür geyik)
                              • red deer [ENG31-02433768-n] (common deer of temperate Europe and Asia)
                              • erkek karaca [TUR10-1208140] (Geyikgiller familyasından bir tür olan karacanın eril özellikte olanı)
                              • roebuck [ENG31-02436360-n] (male roe deer)
                              • Ren geyiği [TUR10-0645460] (Geyikgillerden Kuzey Kutbu'na yakın soğuk bölgelerde koşum hayvanı olarak kullanılan ve etinden, sütünden, derisinden de yararlanılan evcil bir memeli türü)
                              • caribou [ENG31-02436556-n] (Arctic deer with large antlers in both sexes)
                              • Kanada geyiği [TUR10-0408000] (Kuzey Amerika'da yaşayan iri gövdeli geyik türü)
                              • elk [TUR10-1019740] (Kuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik)
                            • keçiler [TUR10-0437440] (Keçileri ve çeşitli koyun türlerini içine alan, dağlık, kayalık yerlerde yaşayan, hafif yapılı, çevik, geviş, getiren hayvanlar sınıfı)
                              • keçi [TUR10-0437370] (Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli evcil hayvan) goat [ENG31-02419165-n] (any of numerous agile ruminants related to sheep but having a beard and straight horns)
                                • keçi [TUR10-0437380] (Bu hayvanın dişisi)
                                • nanny [ENG31-02419610-n] (female goat)
                                • yaban keçisi [TUR10-0823350] (Anadolu'nun dağlık bölgelerinde yetişen, uzun ve kıvrık boynuzlu bir keçi türü)
                                • wild goat [ENG31-02420180-n] (undomesticated goat)
                                • oğlak [TUR10-0582870] (Keçi yavrusu)
                                • kid [ENG31-02419466-n] (young goat)
                                • teke [TUR10-0757750] (Erkek keçi) billy [ENG31-02419526-n] (male goat)
                                  • kösemen [TUR10-0483680] (Dövüşken iri koç veya teke)
                                  • kösemen [TUR10-0483670] (Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke)
                                  • erkeç [TUR10-0251080] (İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi)
                                  • koçkar [TUR10-0466100] (Dövüş için yetiştirilmiş iri koç)
                                • Maltız keçisi [TUR10-0522430] (Ana yurdu Malta adası olan, çok süt veren, kısa tüylü, küçük bir cins keçi)
                                • tiftik keçisi [TUR10-0037370] (Uzun, kıvırcık ve ipek gibi yumuşak kılları olan, evcil bir keçi türü)
                                • kıl keçisi [TUR10-0416390] (Vücut rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir keçi türü)
                                • toklu [TUR10-0779170] (Bir yıllık kuzu)
                              • koyun [TUR10-0479420] (Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan) sheep [ENG31-02414351-n] (woolly usually horned ruminant mammal related to the goat)
                                • marya [TUR10-0527200] (Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun)
                                • ewe [ENG31-02414645-n] (female sheep)
                                • merinos koyunu [TUR10-0536830] (Uzun, çok ince, beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi)
                                • merino [ENG31-02416936-n] (white sheep originating in Spain and producing a heavy fleece of exceptional quality)
                                • kamçıkuyruk [TUR10-0406740] (İyi cins kıvırcık koyun)
                                • kurbanlık koyun [TUR10-0492190] (Kurban olmaya elverişli koyun)
                                • gıcık [TUR10-0296450] (Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir koyun türü)
                                • karakul [TUR10-0416070] (Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun)
                                • kıvırcık koyun [TUR10-0456140] (Genellikle Trakya ve Marmara'da yetiştirilen, beyaz tüylü, ince kuyruklu bir tür koyun)
                                • dağlıç [TUR10-0178710] (Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun)
                                • güney karamanı [TUR10-0316160] (Siyahtan kül rengine kadar değişen renklerde, kuyrukları diğer karamanlara göre daha küçük, kuzularından bukleli post alınabilen ve Batı Toroslar bölgesinde yetiştirilen bir tür koyun)
                                • karakaş [TUR10-0416330] (Vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, bazen vücutlarında da siyah lekeler bulunan, yağlı kuyruğunun uç kısmı akkaramanlara göre fazla sarkık ve genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen bir tür koyun)
                                • sakız [TUR10-0658270] (Vücudu beyaz olup başta ve ayaklarda belirgin siyah işaretler bulunan, ince kemik yapılı ve yüksek ayaklı, ince yağsız uzun kuyruklu bir koyun türü)
                                • karaman [TUR10-0417190] (Orta Anadolu'da yetiştirilen, kuyruğu iri ve yağlı bir tür koyun)
                                • karayaka [TUR10-0418610] (Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen, uzun kuyruklu, beyaz renkli koyun türü)
                                • marya [TUR10-0527220] (Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun)
                                • meleş [TUR10-0533670] (İki kuzulu koyun)
                                • bozkır koyunu [TUR10-0942400] (Çift parmaklılar takımının boynuzlugiller familyasından, Tibet'ten Asya'ya yayılmış bir memeli türü)
                                • şişek [TUR10-0732510] (Kuzulama dönemine girmiş veya doğurmuş koyun)
                                • şişek [TUR10-0732500] (İki yaşındaki koyun)
                                • öveç [TUR10-0606800] (İki üç yaşındaki erkek koyun)
                                • ivesi [TUR10-0388830] (Beyaz vücutlu, kahverengi, kirli sarı veya siyah başlı, tek parçalı yuvarlak ve yağsız bir uçla son bulan yağlı kuyruklu, kaba karışık yapağılı, yaygın olarak Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, süt verimi yüksek bir koyun türü)
                                • imroz [TUR10-0371790] (Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir koyun türü)
                                • herik [TUR10-0339700] (Karadeniz'in geçit bölgelerinde yetiştirilen, beyaz renkli, kaba ve karışık yapağılı bir tür koyun)
                            • antiloplar [TUR10-0039550] (Geviş getiren memeli hayvanların bir familyası)
                              • antilop [TUR10-0039530] (Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan)
                              • antelope [ENG31-02422442-n] (graceful Old World ruminant with long legs and horns directed upward and backward)
                              • dağ keçisi [TUR10-0178450] (Boynuzlugiller familyasından, ufak sürüler halinde yaşayan, çok çevik bir antilop türü)
                              • Capra [ENG31-02419056-n] (goats)
                          • domuz [TUR10-0111030] (Çift parmaklılardan, eti ve yağı için beslenen evcil hayvan) hog [ENG31-02398058-n] (domestic swine)
                            • yer domuzugiller [TUR10-0850200] (Damarlı dişliler takımından yer domuzu familyasının genel adı)
                            • Hint domuzu [TUR10-0345370] (Büyük Okyanus adalarında yaşayan, köpek dişleri boynuz gibi yukarı doğru kıvrık, iri yapılı bir domuz türü)
                          • yaban domuzu [TUR10-0822950] (Domuzgillerden, domuzdan iri, bağ ve bahçelere zarar veren saldırgan, yabani bir hayvan)
                          • wild boar [ENG31-02399079-n] (Old World wild swine having a narrow body and prominent tusks from which most domestic swine come)
                          • su aygırı [TUR10-1142010] (Çift parmaklılardan, Afrika ırmakları boyunca yaşayan, çok iri yapılı ve geniş ağızlı memeli hayvan)
                          • hippopotamus [ENG31-02401173-n] (massive thick-skinned herbivorous animal living in or around rivers of tropical Africa)
                          • alpaka [TUR10-0029910] (Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan)
                        • tek toynaklılar [TUR10-1246840] () odd-toed ungulate [ENG31-02375988-n] (placental mammals having hooves with an odd number of toes on each foot)
                          • atgiller [TUR10-1207670] (Memeliler sınıfının toynaklılar üst takımının tek parmaklılar takımından vücut yapılan ince ve çevik, orta parmakları çok gelişmiş, diğer parmakları küçülmüş ve kaybolmuş, vücutları kıllarla kaplı, bacakları uzun, otçul türleri olan bir familya) Equidae [ENG31-02376253-n] (horses)
                            • at [TUR10-0228820] (Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan) horse [ENG31-02377103-n] (solid-hoofed herbivorous quadruped domesticated since prehistoric times)
                              • beygir [TUR10-0097910] (Yük taşıyan, araba çeken, üstüne binilen at)
                                • dolap beygiri [TUR10-0216280] (Kuyudan su çekip bahçe ve bostanları sulamaya yarayan çarklı düzeni işleten, döndüren at, eşek veya katır)
                              • yılkılık [TUR10-0855430] (Yılkıya ayrılmış at)
                              • koşu atı [TUR10-0477680] (Koşu için yetiştirilmiş at)
                              • racehorse [ENG31-02385600-n] (a horse bred for racing)
                              • yarış atı [TUR10-0837840] (At yarışları için yetiştirilen at) racehorse [ENG31-02385600-n] (a horse bred for racing)
                                • favori [TUR10-0266170] (Yarışı kazanacağı düşünülen at)
                                • banko at [TUR10-0076410] (Yarışlarda dereceye gireceği kesin olarak tahmin edilen at)
                              • kısrak [TUR10-0454810] (Dişi at)
                              • mare [ENG31-02380132-n] (female equine animal)
                              • midilli [TUR10-0544260] (Normalden daha küçük boyda bir tür at)
                              • pony [ENG31-02385089-n] (any of various breeds of small gentle horses usually less than five feet high at the shoulder)
                              • Flaman atı [TUR10-0276650] (Belçika kökenli iri koşum atı)
                              • kadana [TUR10-0395900] (Bir cins iri at)
                              • kamışkulak [TUR10-0407170] (Kulakları ince, düzgün ve dik at)
                              • eküri [TUR10-1018410] (Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar)
                              • çıplak at [TUR10-0164840] (Koşumları ve gemi takılmamış, eyerlenmemiş at)
                              • sarı yağız [TUR10-0666750] (Kula cinsi at)
                              • dehdeh [TUR10-0189060] (Çocuk dilinde at)
                              • adiye [TUR10-1251190] (Gaza yolunda seğirten at)
                              • katana [TUR10-1073690] (Bir cins iri at)
                              • tüy sıklet [TUR10-0794980] (En az kilo ile yarışa sokulan at)
                              • yılkı [TUR10-0855410] (Başıboş bırakılmış at veya eşek)
                              • meles [TUR10-0533660] (Beli çökük at)
                              • binek atı [TUR10-0105130] (Sadece binmek, gezmek veya binicilik sporu için yetiştirilen at)
                            • eşek [TUR10-0805630] (Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı) ass [ENG31-02391998-n] (hardy and sure-footed animal smaller and with longer ears than the horse)
                              • marsıvan eşeği [TUR10-0526850] (Gayet iyi cins eşek)
                              • jack [ENG31-02392595-n] (male donkey)
                            • katır [TUR10-0428140] (Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan) hinny [ENG31-02392910-n] (hybrid offspring of a male horse and a female donkey or ass)
                              • Düldül [TUR10-0228850] (Hazreti Ali'ye Peygamber tarafından armağan edilen katırın adı)
                            • tarpan [TUR10-0747680] (Atgillerden, soyu tükenmiş olan, küçük, çevik bir yaban atı)
                            • yaban eşeği [TUR10-0822980] (Atgillerden, Hazar Denizi dolaylarında yaşayan, eşeğe çok benzeyen yaban hayvanı)
                            • kulun [TUR10-0489660] (Altı aylığa kadar olan at veya eşek yavrusu)
                            • zebra [TUR10-0871590] (Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan Equus zebra) zebra [ENG31-02393701-n] (any of several fleet black-and-white striped African equines)
                              • dav [TUR10-0184660] (Postu, kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası)
                            • bardo [TUR10-0077480] (Aygır ile dişi eşek çiftleşmesinden üretilen hayvan)
                            • güre [TUR10-0316900] (Çiftleşmek isteyen kısrak veya dişi eşek)
                          • gergedan [TUR10-0293490] (Gergedangillerden, sıcak ülkelerde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan) rhinoceros [ENG31-02394646-n] (massive powerful herbivorous odd-toed ungulate of southeast Asia and Africa having very thick skin and one or two horns on the snout)
                            • Hint gergedanı [TUR10-0345430] (Hindistan'da bulunan bir gergedan türü)
                          • tapir [TUR10-0745600] (Tapirgillerden, bir türü Asya ve Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, 2 metre uzunluğunda, kısa hortumlu bir hayvan türü)
                          • tapir [ENG31-02396232-n] (large inoffensive chiefly nocturnal ungulate of tropical America and southeast Asia having a heavy body and fleshy snout)
                      • boğa [TUR10-0438690] (Damızlık erkek sığır)
                      • bull [ENG31-01890264-n] (mature male of various mammals of which the female is called `cow')
                      • etçiller [TUR10-1205340] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, ayaklarında kalın tırnaklı 4-5 parmağı olan, beyinleri iyi gelişmiş, dünyanın her bölgesine yayılmış türleri olan bir takım) Carnivora [ENG31-02077567-n] (cats)
                        • kedigiller [TUR10-1205550] (Memeliler sınıfının etçiller takımının yarık ayaklılar alt takımının kedimsiler üst familyasından, köpek dişleri iyi gelişmiş, çeneleri kuvvetli, vücutları yumuşak tüylerle kaplı, bacakları nispeten kısa, tırnakları kanca şeklinde, iyi tırmanabilen bir familya) Carnivora [ENG31-02077567-n] (cats)
                          • aslan [TUR10-0047090] (Kedigillerden, erkekleri yeleli, yırtıcı, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü)
                          • lion [ENG31-02131817-n] (large gregarious predatory feline of Africa and India having a tawny coat with a shaggy mane in the male)
                          • jaguar [TUR10-0390870] (Kedigillerden, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan, postu iri benekli memeli türü)
                          • jaguar [ENG31-02131577-n] (a large spotted feline of tropical America similar to the leopard)
                          • kaplan [TUR10-0414010] (Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan)
                          • tiger [ENG31-02132256-n] (large feline of forests in most of Asia having a tawny coat with black stripes)
                          • karakulak [TUR10-0416730] (Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan)
                          • panter [TUR10-0621870] (Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan)
                          • leopard [ENG31-02131037-n] (large feline of African and Asian forests usually having a tawny coat with black spots)
                          • çita [TUR10-0170030] (Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan)
                          • cheetah [ENG31-02132960-n] (long-legged spotted cat of Africa and southwestern Asia having nonretractile claws)
                          • kedi [TUR10-0628940] (Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani, küçük memeli hayvan) cat [ENG31-02124272-n] (feline mammal usually having thick soft fur and no ability to roar: domestic cats)
                            • mırmır [TUR10-0543320] (Bir tür kedi)
                            • Ankara kedisi [TUR10-0037380] (Ankara yöresinde yetişen, uzun tüylü kedi ırkı)
                            • Angora [ENG31-02126130-n] (a long-haired breed of cat similar to the Persian cat)
                            • pisi [TUR10-0628920] (Çocuk dilinde kedi)
                            • kitty [ENG31-02124950-n] (informal terms referring to a domestic cat)
                            • yaban kedisi [TUR10-0823360] (Kedigillerden, kırçıl renkli, 60 cm uzunluğunda bir memeli türü) wildcat [ENG31-02127275-n] (any small or medium-sized cat resembling the domestic cat and living in the wild)
                              • puma [TUR10-0177600] (Kedigillerden, uzunluğu 120 cm, kuyruğu 70 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz, Amerika'da yaşayan bir memeli türü)
                              • cougar [ENG31-02127963-n] (large American feline resembling a lion)
                              • vaşak [TUR10-0815570] (Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan)
                              • lynx [ENG31-02129704-n] (short-tailed wildcats with usually tufted ears)
                            • erkek kedi [TUR10-1205590] (Memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasındaki hayvanlardan eril özellikte olanı)
                            • tom [ENG31-02125377-n] (male cat)
                            • Van kedisi [TUR10-0813790] (Van ve yöresinde yaşayan göz renkleri farklı, beyaz tüylü kedi)
                            • kırnav [TUR10-0452860] (Çiftleşmek isteyen dişi kedi)
                            • bozkır kedisi [TUR10-0117720] (Genellikle bozkırlarda yaşayan yabani kedi)
                            • sarman [TUR10-0667390] (Sarı tüylü kedi)
                            • siyam kedisi [TUR10-1137770] (Uzak Doğu'ya özgü, mavi gözlü bir kedi türü)
                        • kokarca [TUR10-0466750] (Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince uzun bir kürk hayvanı)
                        • polecat [ENG31-02445745-n] (dark brown mustelid of woodlands of Eurasia that gives off an unpleasant odor when threatened)
                        • sansar [TUR10-0663630] (Postları değerli türlü etçil hayvanların ortak adı; Martes martes) marten [ENG31-02452665-n] (agile slender-bodied arboreal mustelids somewhat larger than weasels)
                          • kaya sansarı [TUR10-0432140] (Dağlık yerlerde yaşayan bir tür sansar)
                          • zerdeva [TUR10-0872940] (Ağaç sansarı Martes)
                          • samur [TUR10-0662070] (Kuzey Avrupa'da yaşayan, çok yumuşak ve ince tüyleri olan, postu için avlanan küçük hayvan)
                          • sable [ENG31-02453057-n] (marten of northern Asian forests having luxuriant dark brown fur)
                          • alacasansar [TUR10-0023570] (Benekli sansar türü)
                        • rakun [TUR10-0642040] (Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, boyu takriben 90 cm, kuyruğu 30 cm olan, kürklü hayvan)
                        • raccoon [ENG31-02510652-n] (an omnivorous nocturnal mammal native to North America and Central America)
                        • panda [TUR10-0612300] (Etçillerden, Avustralya ile Himalaya ormanlarında yaşayan, tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde, karnı, bacakları kara, postu beğenilen bir hayvan)
                        • giant panda [ENG31-02513086-n] (large black-and-white herbivorous mammal of bamboo forests of China and Tibet)
                        • panda [TUR10-0612310] (Çin'de yaşayan, ayı iriliğinde, siyah beyaz renkli otçul bir hayvan)
                        • giant panda [ENG31-02513086-n] (large black-and-white herbivorous mammal of bamboo forests of China and Tibet)
                        • firavun faresi [TUR10-0274860] (Etçillerden, Afrika'da, özellikle Mısır'da yaygın, kedi büyüklüğünde bir hayvan)
                        • sansargiller [TUR10-1208220] (Memeliler sınıfının etçiller takımından, küçük boylu, yırtıcı, kısa bacaklı, koku bezleri taşıyan bir familya) Mustelidae [ENG31-02443336-n] (weasels)
                          • ağaç sansarı [TUR10-0011320] (Sansargillerden, sırtı koyu esmer, karnı daha açık, iyi tırmanan, postu değerli bir memeli türü, zerdeva)
                          • su samuru [TUR10-0514430] (Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, kürkü beğenilen, küçük bir tür hayvan)
                          • kakım [TUR10-0048450] (Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan)
                          • ermine [ENG31-02444803-n] (mustelid of northern hemisphere in its white winter coat)
                          • gelincik [TUR10-0289670] (Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan)
                          • weasel [ENG31-02444573-n] (small carnivorous mammal with short legs and elongated body and neck)
                          • porsuk [TUR10-0633290] (Sansargillerden, su kıyılarında kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu, memeli bir hayvan)
                          • badger [ENG31-02449997-n] (sturdy carnivorous burrowing mammal with strong claws)
                          • vizon [TUR10-0547000] (Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir memeli türü)
                          • mink [ENG31-02445476-n] (slender-bodied semiaquatic mammal having partially webbed feet)
                        • ayıgiller [TUR10-1205640] (Memeliler sınıfının etçiller takımının köpeğimsiler üst familyasından, büyük ve tıknaz yapılı, tüylü, beş parmakları olan ve tabanlarına basarak yürüyen, kuyrukları körelmiş, hantal görünmelerine karşın kolay hareket eden, ağaçlara tırmanan türleri içeren bir familya) Ursidae [ENG31-02134070-n] (bears and extinct related forms)
                          • ayı [TUR10-0465840] (Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan) bear [ENG31-02134305-n] (massive plantigrade carnivorous or omnivorous mammals with long shaggy coats and strong claws)
                            • bozayı [TUR10-0117480] (Etçiller takımının ayıgiller familyasından, 250 cm kadar uzunlukta, 8 cm kadar kuyruğu olan, esmer kahverengi karışık tüylü, iyi tırmanan ve yüzen, art ayakları üzerinde yürüyen, Avrupa ve Asya'da sık ormanlarda yaşayan bir tür)
                            • grizzly [ENG31-02135232-n] (powerful brownish-yellow bear of the uplands of western North America)
                            • dağ ayısı [TUR10-0177610] (Dağlarda yaşayan yabani ve tehlikeli ayı cinsi)
                      • yarasa [TUR10-0815820] (Yarasalardan, ön ayakları perdeli kanat biçiminde gelişmiş, vücudu yumuşak sık kıllarla kaplı, iskeletleri hafif yapılı, uçabilen memeli hayvan) bat [ENG31-02141851-n] (nocturnal mouselike mammal with forelimbs modified to form membranous wings and anatomical adaptations for echolocation by which they navigate)
                        • şeytan kuşu [TUR10-0729720] (Kurbağa ile beslenen, kuyruksuz bir cins büyük yarasa)
                      • kemirgenler [TUR10-0440380] (Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyi gelişmiş memeliler takımı)
                        • sıçan [TUR10-0684120] (Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan) mouse [ENG31-02332897-n] (any of numerous small rodents typically resembling diminutive rats having pointed snouts and small ears on elongated bodies with slender usually hairless tails)
                          • lağım faresi [TUR10-1092760] (Kuyruğu hariç 18-25 santimetre boyunda ve 200-600 gram ağırlığında, küt burunlu, kulağı ve gözü küçük, kaba tüyleri kahverengi siyah, karın bölgesi gri beyaz arası bir renkte olan, daha çok kanalizasyon sisteminde, binaların bodrum veya alt katlarında yaşayan bir tür fare)
                        • sıçan [TUR10-0684110] (Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen bir memeli hayvan) rat [ENG31-02333698-n] (any of various long-tailed rodents similar to but larger than a mouse)
                          • keme [TUR10-0439760] (Büyük sıçan)
                          • fındık faresi [TUR10-0270620] (Evlerde rastlanan küçük fare türü)
                          • çatı faresi [TUR10-0987150] (Kırsal alanlarda yaygın olarak bulunan, kuyruğu hariç 15-30 santimetre boyunda, 80-300 gram ağırlığında, burnu sivri, kulak ve gözleri iri olan, kahverengi veya siyah tüylü bir tür fare)
                          • orman sıçanı [TUR10-0591010] (Ormanlık bölgede yaşayan bir sıçan türü)
                          • toprak sıçanı [TUR10-0782680] (Toprağın altında yaşayan bir sıçan türü)
                        • tarla faresi [TUR10-0747600] (Sıçangillerden, 10 cm uzunluğunda, toprağı oyup yuva yapan, ekinlere zarar veren bir fare türü)
                        • vole [ENG31-02342028-n] (any of various small mouselike rodents of the family Cricetidae (especially of genus Microtus) having a stout short-tailed body and inconspicuous ears and inhabiting fields or meadows)
                        • hamster [TUR10-1207440] (Kemiriciler takımının sıçangiller familyasından, 20 cm kadar uzunlukta, sırtı kırmızı, karnı kara, yanaklarında keseler bulunan, Avrupa'da yaşayan, deney hayvanı olarak çok kullanılan bir tür; cırtlak sıçan)
                        • hamster [ENG31-02345537-n] (short-tailed Old World burrowing rodent with large cheek pouches)
                        • cırboğa [TUR10-0138540] (Bir tür çöl sıçanı)
                        • jerboa [ENG31-02354522-n] (mouselike jumping rodent)
                        • fındık faresi [TUR10-0270720] (Kemiricilerden, karnı beyazımsı, sırtı boz renkli, fındıklılarda çok zarara yol açan bir memeli türü) dormouse [ENG31-02355243-n] (small furry-tailed squirrel-like Old World rodent that becomes torpid in cold weather)
                          • kakırca [TUR10-0400470] (Fındık faresi adıyla bilinen küçük memeli hayvan)
                        • sincap [TUR10-0155890] (Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan)
                        • squirrel [ENG31-02357879-n] (a kind of arboreal rodent having a long bushy tail)
                        • kunduz [TUR10-0491250] (Kemirgenlerden, kuyruğu geniş ve yassı, art ayak parmaklarının arası perdeli, ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan, yuvalar ve su setleri kuran, postu değerli bir hayvan)
                        • beaver [ENG31-02365657-n] (large semiaquatic rodent with webbed hind feet and a broad flat tail)
                        • kobay [TUR10-0345380] (Kobaygillerden, bilimsel araştırmalarda kullanılan bir deney hayvanı)
                        • guinea pig [ENG31-02367325-n] (stout-bodied nearly tailless domesticated cavy)
                        • aktavşan [TUR10-0022310] (Bir cins iri çöl sıçanı)
                        • funda sıçanı [TUR10-0280580] (Şili ve Peru'da yaşayan, kemiriciler takımından bir memeli türü)
                        • çift dişliler [TUR10-0167010] (Omurgalılardan, üst çenedeki bir çift kemirmeye yarayan kesici dişin arasında bir çift daha küçük dişleri bulunan kemiriciler takımının bir alt takımı)
                        • sincapgiller [TUR10-1207490] (Kemiriciler takımının yalın dişliler alt takımının sincabımsılar bölümünden, kuyrukları çok uzun ve kıllı, bacakları sıçramaya elverişli, kabuklu yemiş yiyen, dünyanın her tarafına yayılmış türleri bulunan bir familya)
                          • dağ sıçanı [TUR10-0178800] (Kemiriciler takımının sincapgiller familyasından, postu beğenilen bir memeli türü)
                        • oklu kirpi [TUR10-0583660] (Kemirgenlerden, kirpiye benzeyen, uzun dikenleri olan bir hayvan)
                        • kumkazan [TUR10-0490460] (Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir memeli türü)
                        • tavşangiller [TUR10-1207250] (Örnek hayvanı tavşan olan kemirgenlerden bir familya) Leporidae [ENG31-02326367-n] (hares and rabbits)
                          • angora tavşanı [TUR10-0036600] (Parlak, ince, ipeksi, uzun, beyaz renkli tüylü, özel olarak üretilen bir tavşan türü)
                          • Amerika tavşanı [TUR10-0033020] (Kemiricilerden, arka ayakları çok uzun, küçük bir memeli kürk hayvanı)
                          • tavşan [TUR10-0752860] (Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, postundan yararlanılan bir memeli türü)
                          • rabbit [ENG31-02326697-n] (any of various burrowing animals of the family Leporidae having long ears and short tails)
                          • yaban tavşanı [TUR10-1207310] (Evcil cinsleri de olan, tavşana yakın bir kemirici memeli)
                          • hare [ENG31-02329084-n] (swift timid long-eared mammal larger than a rabbit having a divided upper lip and long hind legs)
                          • Arap tavşanı [TUR10-0043080] (Kemirgen memelilerden bir hayvan)
                      • armadillo [TUR10-1208330] (Memeliler sınıfının dişsizler takımının kemerli hayvangiller familyasından, ana yurdu Güney Amerika, temel yiyeceği böcekler olan bir tür)
                      • armadillo [ENG31-02457010-n] (burrowing chiefly nocturnal mammal with body covered with strong horny plates)
                      • primat [TUR10-1208410] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, ayakları beş parmaklı, çoğunluğu yassı tırnaklı, iyi tırmanan, tek yavru doğuran türleri olan bir takım) Primates [ENG31-02472219-n] (an animal order including lemurs and tarsiers and monkeys and apes and human beings)
                        • insansı [TUR10-0376440] (İnsana benzeyen, insanı andıran)
                        • hominid [TUR10-1208450] (İnsana benzeyen, insanı andıran) hominid [ENG31-02474393-n] (a primate of the family Hominidae)
                          • insan [TUR10-0375930] (İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı) homo [ENG31-02474924-n] (any living or extinct member of the family Hominidae characterized by superior intelligence, articulate speech, and erect carriage)
                            • insanlık [TUR10-0376340] (İnsanların tümü)
                            • world [ENG31-02475618-n] (all of the living human inhabitants of the earth)
                          • antropoit [TUR10-0040050] (İnsansı)
                        • orangutan [TUR10-0589660] (Sumatra ve Borneo'da yaşayan, insana benzeyen, yemişle beslenen bir cins büyük maymun)
                        • orangutan [ENG31-02483126-n] (large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits)
                        • maymun [TUR10-0530370] (Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan) monkey [ENG31-02486953-n] (any of various long-tailed primates (excluding the prosimians))
                          • goril [TUR10-0300650] (Afrika'nın Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşayan, iri ve en güçlü bir maymun türü)
                          • gorilla [ENG31-02483486-n] (largest anthropoid ape)
                          • şempanze [TUR10-0727810] (Primatlardan, ayakları beş parmaklı, tek yavru doğuran, iyi tırmanıcı olan, ormanlarda yaşayan bir maymun türü)
                          • chimpanzee [ENG31-02484454-n] (intelligent somewhat arboreal ape of equatorial African forests)
                          • şebek [TUR10-0725810] (Genellikle Afrika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, uzun veya kısa kuyruklu türleri olan maymun)
                          • gibbon [ENG31-02485993-n] (smallest and most perfectly anthropoid arboreal ape having long arms and no tail)
                          • makak [TUR10-0519920] (Güneydoğu Asya'da yaşayan kuyruklu bir maymun)
                          • maymuncuk [TUR10-0530410] (Küçük maymun)
                        • langur [TUR10-0507150] (Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun)
                        • şebekler [TUR10-0725870] (Primatların alt takımı)
                      • fil [TUR10-0273350] (Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan) elephant [ENG31-02506148-n] (five-toed pachyderm)
                        • mamut [TUR10-0522860] (Filgillerden, dördüncü zamanda Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan)
                        • mammoth [ENG31-02507401-n] (any of numerous extinct elephants widely distributed in the Pleistocene)
                    • monotreme [TUR10-1204180] (Memeliler sınıfının tek delikliler takımından; tek delikli) monotreme [ENG31-01874516-n] (the most primitive mammals comprising the only extant members of the subclass Prototheria)
                      • ornitorenk [TUR10-0281750] (Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir memeli türü)
                      • platypus [ENG31-01875951-n] (small densely furred aquatic monotreme of Australia and Tasmania having a broad bill and tail and webbed feet)
                    • keseli memeli [TUR10-1204230] (Keseli memeliler (Marsupialia) takımından) marsupial [ENG31-01877075-n] (mammals of which the females have a pouch (the marsupium) containing the teats where the young are fed and carried)
                      • sarig [TUR10-0666820] (Amerika'da yaşayan, genellikle yavrularını sırtında taşıyan keseli hayvanlardan bir tür sıçan)
                      • opossum [ENG31-01877569-n] (nocturnal arboreal marsupial having a naked prehensile tail found from southern North America to northern South America)
                      • kanguru [TUR10-0409620] (Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan)
                      • kangaroo [ENG31-01879775-n] (any of several herbivorous leaping marsupials of Australia and New Guinea having large powerful hind legs and a long thick tail)
                      • keseliler [TUR10-0443640] (Memeliler sınıfından, vücutları çok sık kıllı ve parmak uçlarında tırnakları bulunan, yağ ve ter bezleri çok iyi gelişmiş, kloakları ve iki vajinaları olan, etenleri olmayan, dişinin karnı üzerinde memeleri kapsayan bir kese bulunan ve yavrular gelişene kadar bu kese içinde kalan türleri içine alan bir takım, keseliler, keseli memeliler)
                      • Marsupialia [ENG31-01876767-n] (coextensive with the subclass Metatheria)
                      • koala [TUR10-1082800] (Avustralya'da yaşayan, okaliptüs yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir memeli türü)
                      • vombat [TUR10-0821360] (Keselilerden, Avustralya'da yaşayan, ağır gövdeli, kısa bacaklı hayvan)
                    • eteneliler [TUR10-0257360] (Etenesi bulunan memeliler alt sınıfı)
                    • etenesizler [TUR10-0257380] (Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar)
                    • fil faresi [TUR10-0273720] (Memeliler sınıfından, burun bölümü hortum gibi uzun olan, uzun kuyruklu, kanguru vb. sıçrayabilen bir hayvan)
                    • dişi memeli [TUR10-1204130] (Memeliler sınıfından (Mammalia) dişil özellikte olan)
                    • female mammal [ENG31-01865040-n] (animals that nourish their young with milk)
                    • öküz balığı [TUR10-0600500] (Dört kısa ayağı ve üst çenesinden aşağıya doğru sarkık iki büyük dişi olan, 6 metre boyunda, foka benzer bir deniz memelisi)
                    • toynaklılar [TUR10-0784320] (At, eşek, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan memeli hayvanlar takımı)
                    • doğuranlar [TUR10-0214520] (Hayvanların yavru doğurma yoluyla üreyen sınıfı)
                    • böbür [TUR10-0118460] (Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan)
                    • geviş getirenler [TUR10-1207880] (Memeliler sınıfının toynaklılar üst takımının çift parmaklılar takımından, mideleri dört odalı, bitkilerle beslenen, geviş getirerek aldığı besinleri iyice sindiren bir alt takım)
                    • Ruminantia [ENG31-02401384-n] (cattle)
                    • hecin [TUR10-0337710] (Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından, uzunluğu 3, yüksekliği 2 metre kadar olan, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen bir memeli türü)
                  • yuvarlak ağızlılar [TUR10-0864240] (Gerçek çenenin yerinde geniş bir emici ağız bulunan, iskeletleri kemikleşmemiş çok ilkel yapılı hayvanlar)
                  • yont [TUR10-0859640] (Başıboş hayvan)
                  • besi hayvanı [TUR10-0095310] (Beslenmek amacıyla alınan hayvan)
                  • besi hayvanı [TUR10-0095320] (Besiye çekilen hayvan)
                  • marya [TUR10-0527210] (Dişi hayvan)
                  • bitkimsi hayvanlar [TUR10-0109510] (Mercan, sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar)
                  • boynueğri [TUR10-0116720] (Asmaların yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ zararlısı)
                  • soğukkanlı hayvanlar [TUR10-0699540] (Vücut ısıları yaşadıkları ortamın ısısına göre değişen hayvanlar)
                  • padalya [TUR10-0610420] (Öldürüldükten sonra süs amacıyla içi doldurulmuş hayvan)
                  • gömlekliler [TUR10-0303500] (Vücutları torba biçiminde ve yarı saydam, sert bir gömlekle örtülü, denizlerde yaşayan bir hayvan sınıfı)
                  • sölomlular [TUR10-0705690] (Bir vücut boşluğu bulunan hayvanlar)
                  • haşlamlılar [TUR10-0331390] (Bir hücrelilerden, vücutlarında hareketi sağlayan kirpiğimsi titrek tüyleri veya beslenme işini gören çekmeleri olan, çoğu sularda yaşayan ve sadece mikroskopla görülebilen hayvanlar sınıfı)
                  • hayvan [TUR10-0336130] (At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık)
                    • koşum atı [TUR10-0477950] (Arabaya koşulan at veya hayvan)
                    • kölük [TUR10-0481420] (İş ve yük hayvanı)
                    • çıvgar [TUR10-0166100] (Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan)
                    • yedek [TUR10-0845430] (Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı)
                    • maya [TUR10-0529870] (Damızlık dişi hayvan)
                    • mekkare [TUR10-0533160] (Osmanlı ordusunda taşıma işlerinde kullanılan at, deve, katır vb. hayvanlar)
                    • mekkare [TUR10-0533170] (Osmanlı ordusunda taşıma işlerinden yararlanmak için halktan ücret karşılığında kiralanan yük hayvanı)
                    • şelek [TUR10-0727710] (Boynuzunun biri kırık hayvan)
                    • sütçü [TUR10-0719350] (Bol süt veren hayvan)
                  • hayvanat [TUR10-0336140] (Hayvanlar)
                  • hayvancağız [TUR10-0336220] (Kendisine karşı şefkat ve acıma duyulan hayvan)
                  • hayvancık [TUR10-0336210] (Ancak mikroskopla görülebilen çok küçük hayvan)
                • omurgasızlar [TUR10-0587170] (Omurgasız, çok hücreli hayvanları içine alan hayvan bölümü) invertebrate [ENG31-01908302-n] (any animal lacking a backbone or notochord)
                  • kurt [TUR10-0493540] (Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan) worm [ENG31-01924944-n] (any of numerous relatively small elongated soft-bodied animals especially of the phyla Annelida and Chaetognatha and Nematoda and Nemertea and Platyhelminthes)
                    • ağ kurdu [TUR10-0013960] (Elma, erik vb. yemiş ağaçlarına zarar veren bir kurt)
                    • zeytin kurdu [TUR10-0873700] (Kınkanatlılar takımından, kahverengi veya siyah renkte zeytine musallat olan ve onların kurumasına yol açan zararlı bir böcek)
                    • kızılkurt [TUR10-0459250] (At ve eşeklerin kalın bağırsaklarında yerleşip kanlarını emen kırmızı bir kurt)
                    • kitap kurdu [TUR10-0464110] (Kitapları yiyerek zarar veren bir böcek)
                    • tel kurdu [TUR10-0761540] (Ekin ve sebze köklerini kemirerek büyük zararlara yol açması sebebiyle tarım için çok zararlı tarla böceği kurtçuklarına verilen ad)
                    • kök kurdu [TUR10-0480750] (Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek)
                    • böcü [TUR10-0118740] (Kurt)
                    • iplicik [TUR10-0377830] (Sığırların soluk borularına yerleşen ve ara konakçısız bulaşan, en çok 8 cm uzunluğunda akciğer kıl kurdu)
                  • yumuşakça [TUR10-0862940] (Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan)
                    • deniztavşanı [TUR10-0194500] (Ağız dokunaçları geniş ve etli, uzun, çıplak vücutlu deniz yumuşakçası)
                    • denizkozalağı [TUR10-0194180] (Konik biçimli kabuğunda bir yarık bulunan, karından bacaklı yumuşakça)
                    • denizkulağı [TUR10-0194200] (Yassı kabuklu, içi sedefli, 10 cm uzunluğunda bir deniz yumuşakçası)
                    • süline [TUR10-0193900] (Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası)
                  • eklembacaklılar [TUR10-0238740] (Sölomlu hayvanların, birincil ağızlılar filumundan, vücutları baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılmış, derileri zaman zaman atılan kitin bir örtü ile kaplı olan, petek gözleri gelişmiş, ayrı eşeyli, kara, su ve havada yaşayan, bir milyon kadar türü bulunan ve iki alt dala ayrılan geniş bir dal) arthropod [ENG31-01770302-n] (invertebrate having jointed limbs and a segmented body with an exoskeleton made of chitin)
                    • böcek [TUR10-0331030] (Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı) hemipterous insect [ENG31-02239548-n] (insects with sucking mouthparts and forewings thickened and leathery at the base)
                      • çalgıcı böcek [TUR10-0147010] (Yaklaşık 5 milimetre boyunda, başı sert bir kabukla örtülü, kahverengi veya siyah, zararlı böcek)
                      • hamam böceği [TUR10-0324540] (Hamam böceğigillerden, temiz tutulmayan yerlerde üreyen zararlı bir böcek) cockroach [ENG31-02235990-n] (any of numerous chiefly nocturnal insects)
                        • kakalak [TUR10-1066980] (Daha çok gemilerde görülen bir tür hamam böceği)
                      • kaplan böcek [TUR10-0414040] (Başka böceklerle beslenerek tarım için çok yararlı olan kaplan böcekler familyasının örnek türü)
                      • kelebek [TUR10-0438700] (Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad) butterfly [ENG31-02276911-n] (diurnal insect typically having a slender body with knobbed antennae and broad colorful wings)
                        • üzümgüneşi [TUR10-0811970] (İnce uzun gövdeli, ön kanatlı ve ince duyargalı küçük kelebek)
                        • buğday güvesi [TUR10-0121450] (Tahıla zarar veren küçük bir kelebek)
                        • akkelebek [TUR10-0019320] (Hemen bütün meyve ağaçlarında tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek)
                        • felfelek [TUR10-0267200] (Küçük bir kelebek türü)
                        • kurukafa [TUR10-0494570] (Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek)
                        • dürmece [TUR10-0229640] (Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği)
                        • kuyruklu kelebek [TUR10-0498650] (Kanatları siyah benekli sarı renkte bir Avrupa kelebeği)
                        • bal kelebeği [TUR10-0074700] (Bal kovanlarına çok zarar veren bir böcek)
                        • ipek böceği kelebeği [TUR10-0377600] (Tırtıllarının ördüğü kozalardan ipek elde edilen kelebeklere verilen genel ad)
                      • kulağakaçan [TUR10-0488550] (Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek)
                      • earwig [ENG31-02275523-n] (any of numerous insects of the order Dermaptera having elongate bodies and slender many-jointed antennae and a pair of large pincers at the rear of the abdomen)
                      • gergedan böceği [TUR10-0293500] (4 santimetreye yakın boyda, erkeklerinde sert bir boynuz bulunan ve kurtçuk evresini, ağaç kökü kemirerek geçiren kın kanatlı böcek)
                      • ağaçdelen [TUR10-0010990] (Yuva yapmak için ağaçları oyan böcek)
                      • işçi [TUR10-0384580] (Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek) worker [ENG31-02210101-n] (sterile member of a colony of social insects that forages for food and cares for the larvae)
                        • işçi arı [TUR10-1206390] (Bir arı kolonisinde çiftleşme potansiyeline sahip olmayan dişi arı)
                        • worker bee [ENG31-02210457-n] (sterile bee specialized to collect food and maintain the hive)
                      • yaprak kemirgeni [TUR10-1206210] (Larvası yaprak üzerinde beslenen ve yaşayan Gracilariidae familyasından bir tür güve yada sinek)
                      • leaf miner [ENG31-02200781-n] (any of various small moths or dipterous flies whose larvae burrow into and feed on leaf tissue especially of the family Gracilariidae)
                      • tahtabiti [TUR10-1206810] (Genellikle kuşların ve memelilerin kanı ile beslenen parazit böcek cinsi)
                      • Cimex [ENG31-02243029-n] (type genus of the Cimicidae: bedbugs)
                      • eş kanatlı böcek [TUR10-1206830] (Böcekler sınıfının hortumlu böcekler takımından eş kanatlılar alt takımının bir üyesi) homopterous insect [ENG31-02248663-n] (insects having membranous forewings and hind wings)
                        • ağustos böceği [TUR10-0014530] (Eş kanatlılardan, erkeği yazın karnının altındaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çıkaran bir böcek)
                        • cicada [ENG31-02259308-n] (stout-bodied insect with large membranous wings)
                      • uğur böceği [TUR10-0289650] (Vücudu yarım küre biçiminde, turuncu, kırmızı renkli, üzerinde yedi tane kara nokta bulunan kın kanatlı böcek)
                      • ladybug [ENG31-02168108-n] (small round bright-colored and spotted beetle that usually feeds on aphids and other insect pests)
                      • ateş böceği [TUR10-0854950] (Kın kanatlılardan, karanlıkta ışıldama özelliği olan böcek)
                      • firefly [ENG31-02170897-n] (nocturnal beetle common in warm regions having luminescent abdominal organs)
                      • bit [TUR10-0108870] (Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek) louse [ENG31-02186509-n] (wingless usually flattened bloodsucking insect parasitic on warm-blooded animals)
                        • tavuk biti [TUR10-0753150] (Kümes hayvanlarında bulunan ve kümesleri saran bir bit türü)
                        • yaprak bitleri [TUR10-0834780] (Duyargaları ve hortumları eklemli, 1 milimetre boyunda, yumuşak vücutlu eş kanatlılar familyası)
                        • yaprak biti [TUR10-0272630] (Yaprak bitleri familyasından olan böceklerin genel adı)
                      • pire [TUR10-0628390] (Pireler takımında, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek)
                      • flea [ENG31-02188805-n] (any wingless bloodsucking parasitic insect noted for ability to leap)
                      • sivrisinek [TUR10-0697260] (Çift kanatlılardan, insan ve memeli hayvanların kanıyla beslenen, birçok türü bulunan ve bir türü sıtma mikrobu aşılayan, sulak, bataklık yerlerde çok üreyen ve bulaşıcı hastalıkları yayan uçucu böcek) mosquito [ENG31-02202850-n] (two-winged insect whose female has a long proboscis to pierce the skin and suck the blood of humans and animals)
                        • anofel [TUR10-0038570] (Sıtma mikrobunu aşılayan bir tür sivrisinek)
                      • tatarcık [TUR10-0826170] (Sıcak ülkelerde, özellikle Akdeniz çevresinde yaşayan, türlü hastalıklara yol açan küçük bir sinek)
                      • gnat [ENG31-02204939-n] (any of various small biting flies: midges)
                      • kanatlılar [TUR10-0408520] (Böceklerin kanatlı olanlarını içine alan alt sınıf)
                        • eşek arısı [TUR10-1206490] (Böcekler sınıfının zar kanatlılar takımından, dişileri 30 mm, işçi arıları 23 mm, erkekleriyse 24 milimetre kadar, yuvasını ağaç kovuklarına, duvar oyuklarına yapan, zehirli dikenleri bulunan bir tür)
                        • wasp [ENG31-02214714-n] (social or solitary hymenopterans typically having a slender body with the abdomen attached by a narrow stalk and having a formidable sting)
                        • arı [TUR10-0044290] (Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek) bee [ENG31-02209508-n] (any of numerous hairy-bodied insects including social and solitary species)
                          • erkek arı [TUR10-1206360] (Böcekler sınıfının zar kanatlılar takımından eril özellikte, arı kolonilerinde tek görevi kraliçeyle çiftleşmek olan, bal üretmeyen hayvan)
                          • drone [ENG31-02209831-n] (stingless male bee in a colony of social bees (especially honeybees) whose sole function is to mate with the queen)
                          • oğul [TUR10-0583020] (Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu)
                        • ateş böcekleri [TUR10-0054840] (Kın kanatlılardan, örneği ateş böceği olan böcekler takımı)
                        • bambul [TUR10-0075690] (Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek)
                      • kraliçe arı [TUR10-1206380] (Genellikle bal arısı kolonilerinde görülen, yetişkin, çiftleşmiş ve genellikle her kolonide sadece bir tane bulunan dişi arı)
                      • queen bee [ENG31-02209997-n] (fertile egg-laying female bee)
                      • termit [TUR10-0019280] (Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi)
                      • termite [ENG31-02225918-n] (whitish soft-bodied ant-like social insect that feeds on wood)
                      • çekirge [TUR10-0156920] (Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek) grasshopper [ENG31-02229081-n] (terrestrial plant-eating insect with hind legs adapted for leaping)
                        • Afrika çekirgesi [TUR10-0010100] (Değişik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş arazilerde rastlanan zararsız bir çekirge)
                        • yeşilçekirge [TUR10-0851700] (Uzun ince duyargalı, sıçrayıcı düz kanatlılar)
                      • cırcır böceği [TUR10-0138630] (Düz kanatlılardan ocaklarda, fırınlarda, kırlarda yaşayan böcek)
                      • cricket [ENG31-02232196-n] (leaping insect)
                      • karafatma [TUR10-0011990] (Kın kanatlılardan, böcek, kurt ve sümüklü böceklerle beslenen, tarıma yararlı, parlak siyah renkli bir böcek)
                      • cockroach [ENG31-02235990-n] (any of numerous chiefly nocturnal insects)
                      • böcek [TUR10-0118540] (Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar)
                      • yusufçuk [TUR10-0863730] (Parlak renkli, iri kanatlı, büyük kız böceği)
                      • dragonfly [ENG31-02271095-n] (slender-bodied non-stinging insect having iridescent wings that are outspread at rest)
                      • güve [TUR10-0317460] (Kurtçuğu deri, yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek) moth [ENG31-02285853-n] (typically crepuscular or nocturnal insect having a stout body and feathery or hairlike antennae)
                        • petek güvesi [TUR10-0625530] (Arı kovanlarında peteklere zarar veren iki asalağın adı)
                        • zeytin güvesi [TUR10-0873690] (Pul kanatlılar takımından parlak gri renkli olup zeytinin yaprak, çiçek ve tanelerini kemiren zararlı bir böcek)
                        • arpa güvesi [TUR10-0046770] (Tahıllara dadanan bir güve türü)
                      • pervane [TUR10-0624620] (Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek)
                      • moth [ENG31-02285853-n] (typically crepuscular or nocturnal insect having a stout body and feathery or hairlike antennae)
                      • denizpalamudu [TUR10-0194380] (Kıyı kayalarının üzerinde yapışık olarak yaşayan, beyaz kalkerli plakalarla çevrili, koni biçiminde, küçük, kabuklu bir böcek)
                      • denizpelidi [TUR10-0194390] (Bir tür deniz böceği)
                      • patates böceği [TUR10-0618300] (Patates ve patlıcangillere dadanan sarı ve kızıl renkli böcek)
                      • tahta kurdu [TUR10-0738750] (Tahtadan yapılma eşyayı kemirerek delik deşik eden kın kanatlı böcek)
                      • takla böceği [TUR10-0740450] (Kın kanatlılardan, sırtüstü çevrildiğinde göğsündeki özel bir organın yardımıyla takla atarak düzgün durma yeteneğinde olan ve tel kurdu denilen kurtçukları dolayısıyla önem taşıyan böcek)
                      • taş böceği [TUR10-0749730] (Kabuğu katır boncuğuna benzeyen bir yumuşakça)
                      • sinek [TUR10-0694260] (Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, ince yapılı ve tıknaz vücutlu, ağız parçaları emici ya da delip emici tipte, gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım) fly [ENG31-02192818-n] (two-winged insects characterized by active flight)
                        • sığır sineği [TUR10-0237470] (Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, yumurtalarını sığırın teni altına bırakan ve vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek)
                          • cız sineği [TUR10-0139690] (Bir tür büvelek)
                        • at sineği [TUR10-0057410] (Çift kanatlılardan, uzunluğu 8 milimetre kadar olan, kanatları büyük ve küt, at, sığır ve domuzların bacak ve kuyruk aralarında yaşayan, eklem bacaklı bir sinek türü) gadfly [ENG31-02195661-n] (any of various large flies that annoy livestock)
                          • atsineği [TUR10-1206020] (Böcekler sınıfının iki kanatlılar takımından, at, sığır ve domuzların bacak ve kuyruk aralarında yaşayan, yassı vücutlu, büyük ve küt kanatlı, 8 milimetre kadar uzunlukta bir eklem bacaklı türü)
                          • horsefly [ENG31-02198178-n] (large swift fly the female of which sucks blood of various animals)
                        • ev sineği [TUR10-0260820] (Böcekler sınıfının, çift kanatlılar takımından, kül renkli, dizanteri ve tifo mikropları taşıyan bir eklem bacaklı türü)
                        • sirke sineği [TUR10-0542000] (Eklem bacaklılardan, kısa duyargalı bir sinek)
                          • zeytin sineği [TUR10-0873780] (Meyve sineğigiller familyasından olup zeytin tanelerine musallat olan zararlı bir böcek)
                        • et sineği [TUR10-0501710] (Eklem bacaklıların böcekler sınıfından, larvalarını hayvan ölüsü veya et üzerine bırakan bir tür sinek)
                        • kumuç [TUR10-0490870] (Sivrisineğe benzer çok küçük bir tür sinek)
                        • beyazsinek [TUR10-0097800] (Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir sinek türü)
                        • kurt sineği [TUR10-0494110] (Kurtlara dadanan bir sinek türü)
                        • arı biti [TUR10-0044310] (Kör, kanatsız, kızılca renkli küçük sinek)
                        • karasinek [TUR10-0418300] (Böcekler sınıfının çift kanatlılar takımından, insan ve evcil hayvanların kanını emen, görünüşü ev sineğine benzeyen bir eklem bacaklı türü)
                        • uyuz sineği [TUR10-0803940] (Kın kanatlılardan, tarıma zararı dokunan böceklerle beslenen bir sinek)
                        • baldırsokan [TUR10-0073850] (Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir sinek türü)
                        • mucuk [TUR10-0552450] (Bir tür küçük sinek)
                        • gövem [TUR10-0307850] (Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek)
                        • ilek [TUR10-1055720] (İncirin döllenmesini sağlayan sinek)
                        • meyve sineğigiller [TUR10-0542010] (Kanatlarında koyu renkli lekeler bulunan bir tür sinek familyası)
                        • çeçe [TUR10-0155590] (İki kanatlılardan, insana uyku hastalığı aşılayan, sinekten büyük bir cins Güney Afrika böceği)
                      • peygamberdevesi [TUR10-0625870] (Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm boyunda, düz kanatlı, çok obur böcek)
                      • karıncasever [TUR10-0420870] (Karınca yiyerek geçinen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek)
                      • üvez [TUR10-0811390] (Sivrisineğe benzer bir böcek)
                      • yaprak böceği [TUR10-0834790] (Sebze ve meyvelere zarar veren böceklerin genel adı)
                      • vızvız böceği [TUR10-0819590] (Vızıldayarak uçan bir tür böcek)
                      • bitki bitleri [TUR10-0109450] (Bitkiler üzerinde yaşayan, kırmız böceği, ağaç biti, çiçek, fidan vb. gibi böceklerin ortak adı)
                      • mayıs böcekleri [TUR10-0530300] (Otçul özellikleri dolayısıyla bitki sağlığı yönünden önem taşıyan böcekler topluluğu)
                      • maymuncuk [TUR10-0530430] (Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kın kanatlı böcek)
                      • böce [TUR10-0118510] (Böcü)
                      • börtü böcek [TUR10-0119970] (Çeşitli böcekler)
                      • oduncul [TUR10-0582560] (Odunla beslenen böcek)
                      • osurgan böceği [TUR10-0593310] (Kendisini, çıkardığı pis bir koku ile savunan bir böcek)
                      • sinir kanatlılar [TUR10-0695010] (Saydam olan kanatları ağ biçiminde damarlarla örülü, dört kanatlı böcekler takımı)
                      • ön göğüs [TUR10-0603610] (Böceklerde göğüs gölgesinde bulunan üç halkadan en öndeki)
                      • gübre böceği [TUR10-0311810] (Kın kanatlılardan, gübre ile beslenen bir böcek cinsi)
                      • gümüşçün [TUR10-0314650] (Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek)
                      • püskül kuyruklular [TUR10-0639390] (Vücutları iki, üç tüysü uzantıyla sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak, en bilinen türü gümüşçün olan böcekler takımı)
                      • hortumlu böcekler [TUR10-0348370] (Eş kanatlıları, yarım kanatlıları, tahtakurularını içine alan, kan veya öz su emici birçok asalak türü bulunan böcekler topluluğu)
                      • hidrofil [TUR10-1255080] (Su böceği)
                    • kasık biti [TUR10-0424940] (Genellikle üreme organları çevresindeki kıl diplerinde yerleşen bir tür bit)
                    • örümceğimsiler [TUR10-0605980] (Karada yaşayan akrepler, örümcekler, keneler ve uyuz böceklerini içine alan, dört çift ayaklı eklem bacaklılar sınıfı)
                      • akarlar [TUR10-0017270] (Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı)
                      • uyuz böceği [TUR10-0803810] (Uyuz böceklerinden, uyuz hastalığına yol açan örümceğimsilere örnek tür)
                    • araknoid [TUR10-1203570] (Basit gözleri ve dört çift bacağı olan, hava soluyan eklembacaklı) arachnid [ENG31-01771988-n] (air-breathing arthropods characterized by simple eyes and four pairs of legs)
                      • kene [TUR10-0441140] (Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara sebep olan böceklerin genel adı) tick [ENG31-01778954-n] (any of two families of small parasitic arachnids with barbed proboscis)
                        • yavsı [TUR10-0842170] (Bir tür kene)
                    • pavurya [TUR10-0619500] (Bir tür iri yengeç)
                    • crab [ENG31-01979598-n] (decapod having eyes on short stalks and a broad flattened carapace with a small abdomen folded under the thorax and pincers)
                    • yengeç [TUR10-0678460] (Eklem bacaklılardan, kabuklu, birinci ayak çifti iki kıskaç olarak gelişmiş, eti için avlanan, suda yaşayan bir böcek, Brachyura) crab [ENG31-01979598-n] (decapod having eyes on short stalks and a broad flattened carapace with a small abdomen folded under the thorax and pincers)
                      • akıntı çağanozu [TUR10-0018770] (Akıntıya kapılmış yengeç)
                      • deniz örümceği [TUR10-0194370] (En büyük yengeç türü)
                    • istakoz [TUR10-1204950] (Gerçek eklem bacaklıların kabuklular sınıfından, 30-45 cm kadar büyüklükte, koyu mavi renkli, yosunlu kıyılarda bulunan bir tür, deniz istakozu)
                    • lobster [ENG31-01985291-n] (any of several edible marine crustaceans of the families Homaridae and Nephropsidae and Palinuridae)
                    • kerevit [TUR10-0442470] (Kabuklular sınıfından, çamurlu tatlı sularda yaşayan bir eklem bacaklı) crayfish [ENG31-01987769-n] (small freshwater decapod crustacean that resembles a lobster)
                      • kerevides [TUR10-1252870] (Kerevit)
                    • karides [TUR10-0421600] (Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan, yüzücü, orta büyüklükte kabuklu, eti yenir bir deniz hayvanı) prawn [ENG31-01990186-n] (shrimp-like decapod crustacean having two pairs of pincers)
                      • teke [TUR10-0757760] (Bir karides türü)
                    • kız böceği [TUR10-0458660] (Eklem bacaklıların kız böcekleri takımından, başı büyük, vücudu narin, zar kanatlı bir böcek)
                    • çok ayaklılar [TUR10-0172540] (Eklem bacaklı böceklerin, çıyan gibi her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı)
                      • çift ayaklılar [TUR10-0166870] (Duyargaları sekiz eklemli, vücut halkalarında ikişer çift ayak bulunan, ıslak ve karanlık yerleri seven çok ayaklılar topluluğu)
                    • duyargalılar [TUR10-0226840] (Bir çift duyargası bulunan, böceklerle çok ayaklıları içine alan eklem bacaklılar topluluğu)
                    • trakeliler [TUR10-0785780] (Eklem bacaklıların, solungaç yerine özel bir soluk borusu taşıyan takımı)
                    • böcek [TUR10-0118530] (Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 cm kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı)
                    • örümcekler [TUR10-0606090] (Örümceklerle akrepleri içine alan bir eklem bacaklılar takımı)
                      • örümcek [TUR10-0605990] (Örümcekler takımından, ince bir ağ kurarak küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan) spider [ENG31-01774863-n] (predatory arachnid with eight legs, two poison fangs, two feelers, and usually two silk-spinning organs at the back end of the body)
                        • böğ [TUR10-0118780] (Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir örümcek türü)
                        • tarantula [TUR10-1152370] (Eklem bacaklıların, örümceğimsiler sınıfından, daha çok Güney Avrupa'da yaşayan, kıllarla kaplı, yaklaşık 2,5 santimetre uzunluğunda, sekiz bacaklı, iki kollu, etçil bir tür örümcek)
                        • kunda [TUR10-0490930] (Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek)
                        • karadul [TUR10-0415880] (Sokması büyük acı veren, iri, esmer, zehirli örümcek)
                        • yer örümceği [TUR10-0851240] (Toprak içinde ağla döşeli yuva yapan, büyük bir tür örümcek)
                        • kaya örümceği [TUR10-0432060] (Taşlar arasında yaşayan bir örümcek türü)
                        • şeytan örümceği [TUR10-0729780] (Ördüğü ağı rüzgâra salarak onunla birlikte uzaklara giden bir cins örümcek)
                        • örümce [TUR10-0605970] (Örümcek)
                      • Araneida [TUR10-1203540] (Örümcekgiller sınıfına ait bir takım)
                      • su örümceğigiller [TUR10-0712880] (Su örümceği ile yakın türleri kapsayan, suda çeşitli böceklerin üstünde veya yumuşakçaların solungaçlarında asalak olarak yaşayan böcekler familyası)
                        • su örümceği [TUR10-0712870] (Su altında kendi ördüğü ipekten kese içinde yaşayan örümcek)
                  • sünger [TUR10-0715590] (Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan) sponge [ENG31-01909390-n] (primitive multicellular marine animal whose porous body is supported by a fibrous skeletal framework)
                    • türkkupası [TUR10-0794070] (Yumuşak, esnek ve dayanıklı bir tür sünger)
                  • sölenterler [TUR10-0705670] (Bitkimsi hayvanlardan deniz analarını, sifonluları ve mercanları içine alan önemli bir bölüm) coelenterate [ENG31-01912063-n] (radially symmetrical animals having saclike bodies with only one opening and tentacles with stinging structures)
                    • deniz anası [TUR10-0622040] (Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı)
                    • Portuguese man-of-war [ENG31-01915807-n] (large siphonophore having a bladderlike float and stinging tentacles)
                    • mercanlar [TUR10-0536120] (Örnek hayvanı mercan olan, sölenterlerden bir sınıf)
                      • mercan [TUR10-0536010] (Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan) coral [ENG31-01918452-n] (marine colonial polyp characterized by a calcareous skeleton)
                        • şap taşı [TUR10-0723960] (Kızıldeniz'den çıkarılan, beyaza çalan renkte, pek çok dalı olan mercan türü)
                      • denizgülü [TUR10-0193960] (Mercanlar sınıfından dokunaçları kısa bir tür hayvan)
                    • denizısırganları [TUR10-0194040] (Salgıladıkları sıvılarla insan derisinde ısırgan etkisi uyandıran, iri medüzleri içine alan sölenterler sınıfı)
                    • polip [TUR10-0632400] (Sölenterlerden, toplu veya tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan)
                      • denizşakayığı [TUR10-0194460] (Kayalıklara yapışık olarak yaşayan, dokunaçları çok ve uzun, güzel renkli bir polip türü)
                    • denizşakayıkları [TUR10-0194470] (Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı)
                    • hidralar [TUR10-0343830] (Örnek hayvanı hidra olan sölenterler bölümü)
                      • hidra [TUR10-0343820] (Hidralar takımından, 1 cm uzunluğundaki, vücudu torba biçiminde, ağız çevresinde 6-10 dokunacı olan tatlı su hayvanı)
                  • solucan [TUR10-0701080] (Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad) worm [ENG31-01924944-n] (any of numerous relatively small elongated soft-bodied animals especially of the phyla Annelida and Chaetognatha and Nematoda and Nemertea and Platyhelminthes)
                    • oksiyür [TUR10-0583910] (3-12 milimetre uzunluğunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan)
                    • pinworm [ENG31-01934161-n] (small threadlike worm infesting human intestines and rectum especially in children)
                    • tenya [TUR10-0000850] (Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı) tapeworm [ENG31-01930097-n] (ribbonlike flatworms that are parasitic in the intestines of humans and other vertebrates)
                      • ekinokok [TUR10-0238500] (Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü)
                    • yer solucanı [TUR10-0851430] (Halkalılardan, nemli topraklarda yaşayan bir solucan)
                    • earthworm [ENG31-01938036-n] (terrestrial worm that burrows into and helps aerate soil)
                    • sülük [TUR10-0715040] (Sülüklerin örnek asalak hayvanı)
                    • leech [ENG31-01940550-n] (carnivorous or bloodsucking aquatic or terrestrial worms typically having a sucker at each end)
                    • sülük [TUR10-0715050] (Sülüklerden, tatlı sularda yaşayan, vücudunda yirmi iki sindirim kesesi olduğu için bir kezde ağırlığının sekiz katı kan emebilen, halk arasında bazı kan hastalıklarının tedavisinde yararlanılan hayvan)
                    • leech [ENG31-01940550-n] (carnivorous or bloodsucking aquatic or terrestrial worms typically having a sucker at each end)
                    • trişin [TUR10-0786690] (Ergin durumda olan, domuzdan başka, insanlarla birçok memelinin ince bağırsağında yaşayan, ipsiler cinsinden bir solucan)
                    • Medine kurdu [TUR10-0532060] (İnsan ve birçok başka memelinin, deri altı katılgan dokusunda yaşayan sıcak ülkeler solucanı)
                    • iplik solucanlar [TUR10-0377960] (İpsi solucan)
                  • yumuşakçalar [TUR10-1204630] (Çok hücrelilerin birincil ağızlılar filumunun, ekstremite ve bölütleri olmayan, yumuşak vücutlu, vücudun art kısmında ayak denilen yüzmeye, sürünmeye vb. uygun değişiklikler gösteren kaslı bir organı bulunan, özel solunum organlarına sahip olan, genellikle ayrı eşeyli, çoğu denizlerde, bir kısmı tatlı su ve karada yaşayan bir dal) Mollusca [ENG31-01943129-n] (gastropods)
                    • kafadan bacaklılar [TUR10-0397640] (Çok hücrelilerin yumuşakçalar dalından, başlarının ön bölgesinde kaslı, çekmenli ya da çengelli uzun kolları bulunan, gözleri iyi gelişmiş, hepsi ayrı eşeyli, denizlerde yaşayan, tehlike karşısında mürekkep bezinden kara renkli sıvı salgılayan türleri olan bir sınıf; kafadan ayaklılar) Cephalopoda [ENG31-01970756-n] (octopuses)
                      • argonot [TUR10-0044190] (Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan)
                    • pines [TUR10-0628110] (Yumuşakçalardan, midye biçiminde, ondan daha büyük kabuklu bir deniz hayvanı)
                    • salyangoz [TUR10-0661650] (Yumuşakçalardan, bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan, sarmal kabuklu küçük hayvan)
                    • snail [ENG31-01947031-n] (freshwater or marine or terrestrial gastropod mollusk usually having an external enclosing spiral shell)
                    • sümüklü böcek [TUR10-0715460] (Karından bacaklılardan, akciğerli, otçul ve kabuksuz yer yumuşakçası)
                    • snail [ENG31-01947031-n] (freshwater or marine or terrestrial gastropod mollusk usually having an external enclosing spiral shell)
                    • yassı solungaçlılar [TUR10-0839270] (Midye, deniztarağı gibi kavkıları iki çenekli ve çoğu yenilen yumuşakçalar sınıfı)
                      • istiridye [TUR10-0383580] (Yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, güçlü kaslarla birbiri üzerine kapanan iki çeneti olan, eti beğenilen bir deniz yumuşakçası)
                      • oyster [ENG31-01963100-n] (marine mollusks having a rough irregular shell)
                      • sifonlular [TUR10-0691280] (Yassı solungaçlılardan bir sınıf)
                      • tarak [TUR10-0746190] (Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça)
                      • clam [ENG31-01959122-n] (burrowing marine mollusk living on sand or mud)
                      • midye [TUR10-0544270] (Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan) mussel [ENG31-01966212-n] (marine or freshwater bivalve mollusk that lives attached to rocks etc.)
                        • cikcik [TUR10-0140550] (Beyaz kum midyesi)
                      • deniztarağı [TUR10-0194480] (İki çenetli kabuklu bir yumuşakça türü)
                      • scallop [ENG31-01968530-n] (edible marine bivalve having a fluted fan-shaped shell that swim by expelling water from the shell in a series of snapping motions)
                    • ahtapot [TUR10-0016090] (Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir mürekkep balığı türü)
                    • octopus [ENG31-01972805-n] (bottom-living cephalopod having a soft oval body with eight long tentacles)
                    • kalamar [TUR10-0401160] (Mürekkep balığının bir türü)
                    • squid [ENG31-01973921-n] (widely distributed fast-moving ten-armed cephalopod mollusk having a long tapered body with triangular tail fins)
                    • iki çenetliler [TUR10-0365080] (İki çenetli kabuklu yumuşakçalar sınıfı)
                      • kolsu ayaklılar [TUR10-0469440] (Erginken genellikle bir yere tutunarak yaşayan ve gövdeleri iki çenetli kabuk içinde olan deniz hayvanları)
                  • denizyıldızı [TUR10-0194570] (Denizyıldızlarından, yıldız biçiminde beş kolu olan, kayalıklar üzerinde yaşayan, derisi dikenli bir hayvan)
                  • starfish [ENG31-02319987-n] (echinoderms characterized by five arms extending from a central disk)
                  • denizkestanesi [TUR10-0194140] (Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisi dikenlilerden bir yumuşakça)
                  • sea urchin [ENG31-02321747-n] (shallow-water echinoderms having soft bodies enclosed in thin spiny globular shells)
                • birey [TUR10-0269060] (Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık) person [ENG31-00007846-n] (a human being)
                  • sevgili [TUR10-0682000] (Sevilen ve âşık olunan kimse) sweetheart [ENG31-10702400-n] (a person loved by another person)
                    • talip [TUR10-0742100] (Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kimseye bildiren erkek)
                    • suitor [ENG31-10693569-n] (a man who courts a woman)
                    • mabude [TUR10-0515480] (Tapınırcasına sevilen kadın; sevgili)
                    • mahbube [TUR10-0518000] (Sevilen kadın)
                    • mahbup [TUR10-0518010] (Sevilen erkek)
                    • canan [TUR10-0131500] (Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili)
                    • can gözdesi [TUR10-0131960] (Sevgili)
                    • baş tacı [TUR10-0140310] (Çok sevilen kimse)
                    • dalga [TUR10-0180120] (Geçici sevgili)
                    • dava [TUR10-0184710] (Sevgili)
                    • uzatmalı sevgili [TUR10-0804820] (Evlenmeye karar veremeyip çok uzun süre sevgili olarak kalan kimseler)
                    • aşıktaş [TUR10-0052910] (Birbirleriyle sevişen erkek ve kadından her biri)
                    • aşna [TUR10-1251300] (Gizli dost, oynaş)
                    • aşna fişne [TUR10-0054040] (Gizli dost)
                    • gönüllü [TUR10-0304590] (Seven kimse veya sevgili)
                    • gözde [TUR10-0308490] (Önemli bir kimsenin beğendiği kadın)
                    • göz bebeği [TUR10-0308360] (Çok sevilen, önem verilen kimse)
                    • pupil [ENG31-05327733-n] (the contractile aperture in the center of the iris of the eye)
                    • haseki [TUR10-0329880] (Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi)
                  • muhatap [TUR10-0553800] (Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse)
                  • addressee [ENG31-09788768-n] (one to whom something is addressed)
                  • otorite [TUR10-0594430] (Siyasi veya idari güç) authority [ENG31-09844011-n] ((usually plural) persons who exercise (administrative) control over others)
                    • diktatör [TUR10-0204610] (Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse) dictator [ENG31-10031556-n] (a ruler who is unconstrained by law)
                      • despot [TUR10-0198040] (Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse)
                      • tyrant [ENG31-10754955-n] (a cruel and oppressive dictator)
                      • tiran [TUR10-0777480] (Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse)
                      • tyrant [ENG31-10755364-n] (in ancient Greece, a ruler who had seized power without legal right to it)
                      • despot [TUR10-0198050] (Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse; tiran)
                    • efendi [TUR10-0235160] (Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse)
                    • overlord [ENG31-10408139-n] (a person who has general authority over others)
                    • paşa [TUR10-0618010] (Osmanlı İmparatorluğu zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen unvan)
                    • pasha [ENG31-10423513-n] (a civil or military authority in Turkey or Egypt)
                    • firavun [TUR10-0274830] (Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan)
                    • Pharaoh [ENG31-10440761-n] (the title of the ancient Egyptian kings)
                  • çocuk [TUR10-0171690] (Küçük yaştaki oğlan veya kız) child [ENG31-09937051-n] (a young person of either sex)
                    • afacan [TUR10-0009400] (Zeki ve yaramaz çocuk)
                    • urchin [ENG31-10761024-n] (poor and often mischievous city child)
                    • çocuk [TUR10-0171750] (Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse)
                    • child [ENG31-09937706-n] (a human offspring (son or daughter) of any age)
                    • buluntu [TUR10-0123820] (Sokakta bulunup alınan çocuk)
                    • foundling [ENG31-10127652-n] (a child who has been abandoned and whose parents are unknown)
                    • bızdık [TUR10-0100480] (Ufak çocuk)
                    • runt [ENG31-10563101-n] (disparaging terms for small people)
                    • zamane çocuğu [TUR10-0869730] (Çokbilmiş, akıllı çocuk)
                    • keloğlan [TUR10-0439520] (Bir ailenin koruyuculuğuna veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocuk)
                    • kerata [TUR10-0442250] (Küçüklere sevgi ile söylenen bir sitem sözü)
                    • kucak çocuğu [TUR10-0487590] (Yürüyemeyen, kucakta gezdirilen çocuk)
                    • eke [TUR10-0238280] (Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk)
                    • emlik [TUR10-0245920] (Emme döneminde olan çocuk)
                    • yetim [TUR10-0852320] (Babası ölmüş olan çocuk; babasız)
                      • ekti [TUR10-0240670] (Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk)
                      • emanetullah [TUR10-0245020] (Sığıntı, yetim ve öksüz çocuk)
                    • canavar [TUR10-0131560] (Haşarı, yaramaz çocuk)
                    • cırboğa [TUR10-0138550] (Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk)
                    • çocukcağız [TUR10-0171830] (Kendisine karşı şefkat ve acıma duyulan çocuk)
                    • değişik [TUR10-0188290] (Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk)
                    • devşirme [TUR10-0200990] (Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk)
                    • fırlama [TUR10-0270760] (Terbiyesiz, arsız çocuk)
                    • fırlama [TUR10-0271460] (Arsız, terbiyesiz çocuk)
                    • anasının körpe kuzusu [TUR10-0936080] (Yürüyemeyen, kucakta gezdirilen pek küçük çocuk)
                    • tosuncuk [TUR10-0784090] (Olağandan daha iri doğmuş çocuk)
                    • yumurcak [TUR10-0862530] (Yaramaz küçük çocuk)
                    • ayaklı canavar [TUR10-0059600] (Çok hareketli, yaramaz, cin gibi çocuk)
                    • bayram çocuğu [TUR10-0087080] (Bayram dolayısıyla süslenmiş, donatılmış, sevinçli çocuk)
                    • bayram çocuğu [TUR10-0087090] (Bayram günü doğmuş çocuk)
                    • şeytanın arka bacağı [TUR10-1147130] (Çok akıllı ve yaramaz (çocuk))
                    • şeytan çekici [TUR10-0729620] (Hareketli ve becerikli çocuk)
                    • göbel [TUR10-0301080] (Kimsesiz, başıboş çocuk)
                    • göbel [TUR10-0301090] (Yaramaz çocuk)
                  • katılımcı [TUR10-0386790] (Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb.) participant [ENG31-10421528-n] (someone who takes part in an activity)
                    • damat [TUR10-0182000] (Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad; güveyi) groom [ENG31-10167555-n] (a man participant in his own marriage ceremony)
                      • iç güveyisi [TUR10-1052630] (Eşinin ailesinin evinde oturan damat)
                    • gelin [TUR10-0289590] (Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın)
                    • bride [ENG31-09894191-n] (a woman participant in her own marriage ceremony)
                    • müvekkile [TUR10-1103730] (Birini kendine vekil olarak seçen bayan)
                    • müvekkil [TUR10-0567040] (Birini kendine vekil olarak seçen kimse)
                    • client [ENG31-10004605-n] (a person who seeks the advice of a lawyer)
                    • üye [TUR10-0064360] (Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri) member [ENG31-10326901-n] (one of the persons who compose a social group (especially individuals who have joined and participate in a group organization))
                      • murahhas aza [TUR10-0556170] (Yetkili üye)
                      • director [ENG31-10035230-n] (member of a board of directors)
                      • murahhas üye [TUR10-0556190] (Yetkili olan üye)
                      • mason [TUR10-0265110] (Masonluk derneği üyesi)
                      • Freemason [ENG31-10130913-n] (a member of a widespread secret fraternal order pledged to mutual assistance and brotherly love)
                      • mafya [TUR10-0517090] (Bu örgüte mensup olan kimse)
                      • tarikatçı [TUR10-0747550] (Bir tarikata bağlı olan kimse)
                        • Bayrami [TUR10-0087170] (Hacı Bayram Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse)
                        • Bedevi [TUR10-0088750] (Bedevilik tarikatından olan derviş)
                        • Bektaşi [TUR10-0089970] (Hacı Bektaş Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse)
                        • Bektaşi babası [TUR10-0089980] (Bektaşi tarikatından olan derviş)
                        • Bektaşi dedesi [TUR10-0089990] (Bektaşi tarikatında üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taşıyan derviş)
                        • meydancı [TUR10-0541380] (Mevlevi tekkelerinde konukları karşılayan, meydanı açan, Mevlevi raksını düzenleyen tarikat adamı)
                      • kooperatifçi [TUR10-0474360] (Kooperatif üyesi)
                      • komitacı [TUR10-0470520] (Siyasi bir amaca ulaşmak için silahlı mücadele yapan gizli topluluk veya örgüte bağlı kimse)
                      • federe [TUR10-0266860] (Bir konfederasyonun üyesi)
                      • cizvit [TUR10-0142180] (İsa Derneği denilen bir Hristiyan derneğinin üyesi)
                      • cuntacı [TUR10-0143170] (Cunta üyesi)
                      • dernekçi [TUR10-0197130] (Dernek üyesi olan kimse)
                      • lort [TUR10-0513990] (Lortlar Kamarası üyesi)
                      • tortu [TUR10-0783730] (Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri)
                      • ayan [TUR10-0059990] (Senato üyeleri)
                      • mazbata muharriri [TUR10-0530670] (Bir komisyon kararının gerekçesini kaleme alan üye)
                      • Nakşibendi [TUR10-0569340] (Şeyh Muhammed Bahaüddin Nakşibend'in kurduğu, gizli ibadete dayanan bir tarikatından olan kimse)
                      • Nasturi [TUR10-0571460] (Nastur adlı Süryani rahiplerinden birinin ortaya koyduğu mezhepten olan kimse)
                      • onur üyesi [TUR10-0728790] (Bir kuruluş veya derneğe kişiliği ile onur katacağı düşünülerek seçilen kimse)
                      • rükün [TUR10-0651050] (Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri)
                      • partizan [TUR10-0616730] (Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk üyesi)
                    • delege [TUR10-0189980] (Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse; katılımcı)
                      • murahhas [TUR10-0556160] (Delege)
                    • düğüncü [TUR10-0228590] (Düğüne katılan kimse)
                    • ebe [TUR10-0233250] (Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk)
                    • katılan [TUR10-1073860] (Müdahil)
                    • başdelege [TUR10-0956560] (Bilimsel veya diplomatik bir etkinlikte katılımcı gruba başkanlık eden kimse)
                    • borsa üyesi [TUR10-0114350] (Sermaye Piyasası Kurulu tarafından borsa işlemlerinde aracılık yapmasına izin verilen kuruluş)
                    • hazırun [TUR10-0337140] (Bir toplantıya katılanlar)
                  • homoseksüel [TUR10-0357260] (Duygusal veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyan kimse) fagot [ENG31-10095821-n] (offensive term for a homosexual man)
                    • lezbiyen [TUR10-0001230] (Eş cinsel kadın)
                    • lesbian [ENG31-10274662-n] (a female homosexual)
                  • kiracı [TUR10-0564750] (Bir şeyi, bir yeri kira ile tutan kimse) tenant [ENG31-10719850-n] (someone who pays rent to use land or a building or a car that is owned by someone else)
                    • pansiyoner [TUR10-0612690] (Pansiyonda kalan kimse)
                    • lodger [ENG31-10289155-n] (a tenant in someone's house)
                    • kiralayıcı [TUR10-0462100] (Kiralayan kimse)
                    • kiracılık [TUR10-1252900] (Kiracı olma durumu)
                  • gönderici [TUR10-0303980] (Posta ile paket, telgraf, mektup vb. gönderen kimse)
                  • abla [TUR10-0001210] (Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın)
                  • acemi [TUR10-0002190] (Bir yerin, bir şeyin yabancısı)
                  • acıyıcı [TUR10-0003440] (Acıma duygusu olan kimse)
                  • arkadaş [TUR10-0045570] (Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri)
                    • dost [TUR10-0219200] (Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse)
                      • aile dostu [TUR10-0016450] (Ailece tanışılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap)
                      • baba dostu [TUR10-0066460] (Çok eski, hayırlı aile dostu)
                      • kadim dost [TUR10-0397090] (Eski dost)
                      • emmioğlu [TUR10-1020720] (Dost, arkadaş, teklifsizce davranılabilen kimse)
                      • kara gün dostu [TUR10-0416090] (Sıkıntılı günlerde de dostluğunu sürdüren ve yardımcı olan kimse)
                      • yakın dost [TUR10-0419300] (Aynı anne babadan doğmuş kadar yakın sayılan kimse)
                      • biliş [TUR10-0104130] (Bildik, tanıdık, dost)
                    • yoldaş [TUR10-0858950] (Yol arkadaşı) company [ENG31-13952621-n] (the state of being with someone)
                      • kapı yoldaşı [TUR10-0413560] (Aynı yerde ve görevde çalışanlardan her biri)
                    • yol kardeşi [TUR10-1186290] (Yol kardeşliği kuran iki ailenin fertlerinden her biri; musahip)
                    • yol evladı [TUR10-0859030] (Yolculuk sırasında arkadaşlık eden kimse)
                  • ağa [TUR10-0010770] (Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse)
                    • köy ağası [TUR10-0485150] (Köyde, malı, toprağı çok olan, sözü dinlenen kimse)
                  • selef [TUR10-0675190] (Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse)
                  • predecessor [ENG31-10484277-n] (one who precedes you in time (as in holding a position or office))
                  • fırsatçı [TUR10-0271580] (Fırsatları iyi değerlendiren, fırsat kollayan kimse)
                    • kelepirci [TUR10-0439050] (Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse)
                  • cansız beden [TUR10-1217350] (Canını yitirmiş, ölmüş beden)
                    • merhum [TUR10-0536730] (Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli)
                    • merhume [TUR10-0536740] (Ölmüş Müslüman kadın; rahmetli)
                    • cenaze [TUR10-0135660] (Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü)
                    • cenaze [TUR10-0135670] (Ölü, ölmüş kimse)
                    • cennet kuşu [TUR10-0136020] (Henüz pek küçükken ölen bebek)
                  • dönme [TUR10-0221570] (Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse)
                  • dört göz [TUR10-0222450] (Gözlüklü kimse)
                  • duyma özürlü [TUR10-1231630] (İşitme engelli kimse)
                  • esrar kumkuması [TUR10-0254570] (Kim olduğu ve neler yaptığı bilinmeyen kimse)
                  • eşekbaşı [TUR10-0255340] (Yetkisi önemsenmeyen, gücünü gerektiği gibi göstermeyen kimse)
                  • toplumdaş [TUR10-0781910] (Aynı topluma bağlı bireylerin her biri)
                  • bağdaştırmacı [TUR10-0068540] (Bağdaştırmacılık yanlısı kimse)
                  • ülküdaş [TUR10-0807450] (Aynı ülküye bağlı olanlardan her biri)
                  • şekilci [TUR10-0278010] (Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan kimse)
                  • şekvacı [TUR10-0727680] (Şikâyet eden; yakınan)
                  • şikayetçi [TUR10-0731440] (Sızlanan, sızıltısı olan, yakınan, şikâyet eden (kimse))
                  • şerif [TUR10-0728960] (Soylu; temiz)
                  • dünkü çocuk [TUR10-0229250] (Deneyimi az, toy, acemi kimse)
                  • özne [TUR10-0609520] (Bilinci, sezgisi, düş gücü olan, bazı filozoflara göre de dış dünyaya karşıt olan birey)
                  • flört [TUR10-0277070] (Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek)
                  • sözlü [TUR10-1251010] (Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu)
                    • namzet [TUR10-0570330] (Sözlü; yavuklu)
                  • partner [TUR10-0616810] (Cinsellikte tarafların her biri)
                • zararlılar [TUR10-1192020] (Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlılara verilen genel ad)
                  • ağaç arısı [TUR10-0010930] (Düzgün kanatlı, kuyruğunda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağaç zararlısı)
                • mahlukat [TUR10-0518550] (Yaratıklar)
                • mükevvenat [TUR10-0561420] (Yaratıkların bütünü)
              • bitki [TUR10-0109420] (Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı) plant [ENG31-00017402-n] ((botany) a living organism lacking the power of locomotion)
                • eltieltiyeküstü [TUR10-0244630] (Birbirine ters duran iki çiçekten oluşan dokuma veya nakış motifi)
                • abdülleziz [TUR10-0001000] (Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki)
                • acemborusu [TUR10-0002120] (Canlı kırmızı çiçekler açan bir süs bitkisi)
                • acı ceviz [TUR10-0002670] (Genellikle Kuzey Amerika'da yetişen, güzel görünüşlü bir ceviz türü)
                • acı ot [TUR10-0003260] (Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • ağaç minesi [TUR10-0011250] (Mine çiçeğigillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kırmızı, mor çiçekli bir ağaççık)
                • ağaç sakızı [TUR10-0011310] (Reçine)
                  • akgünlük [TUR10-0017930] (Tütsü olarak yakılan bir tür ağaç sakızı)
                  • günlük [TUR10-0316420] (Tütsü için kullanılan bir çeşit ağaç sakızı)
                  • incense [ENG31-14943145-n] (a substance that produces a fragrant odor when burned)
                • Alman papatyası [TUR10-0029760] (Orta Avrupa'da yetişen bir papatya türü)
                • altınbaş [TUR10-0030600] (Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir kavun türü)
                • Amerika bademi [TUR10-0032820] (Aselbent ve zamk vb. maddeler veren bir sıcak iklim ağacı)
                • Arabistan defnesi [TUR10-0041680] (Dulaptal otugillerden, Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen, kabukları hekimlikte kullanılan bir ağaççık)
                • araka [TUR10-0042100] (İri taneli bezelye)
                • aslankulağı [TUR10-0050680] (Bir sap üzerinde dizili sarı veya kırmızı çiçekli otsu bir bitki)
                • ay çekirdeği [TUR10-0060640] (Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş çeşidi)
                • ayıkulağı [TUR10-0061340] (Çuha çiçeğinin bir türü)
                • aylandız [TUR10-0062190] (Sedef otugillerden, Avrupa'ya Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığı için bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç)
                • bacakkıran [TUR10-0067020] (Nemli bölgelerde yetişen yeşilimsi sarı çiçekli bir bitki)
                • balçiçeği [TUR10-0073680] (Almaşık yapraklı, kırmızı veya kırmızıya çalan sarı renkli çiçekli ağaççık)
                • bardacık eriği [TUR10-0077370] (İri ve tatlı bir tür erik)
                • bazofil [TUR10-0087730] (Alkali özelliği üstün olan bitki)
                • besi dokulu [TUR10-0095270] (Besi dokusu olan)
                • Amerika elması [TUR10-0101840] (Antep fıstığıgillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç)
                • bir evcikli [TUR10-0106580] (Mısır, ceviz, fındık vb. erkek ve dişi organları ayrı çiçeklerde, ancak aynı kök üzerinde bulunan bitki)
                • bitki örtüsü [TUR10-0109540] (Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü) vegetation [ENG31-08453769-n] (all the plant life in a particular region or period)
                  • maki [TUR10-0520660] (Akdeniz dolaylarında yaygın, yaygın bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü)
                  • scrub [ENG31-08455215-n] (dense vegetation consisting of stunted trees or bushes)
                  • tundra [TUR10-0788110] (Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü)
                  • baltalık [TUR10-0075470] (Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi)
                  • brush [ENG31-08454507-n] (a dense growth of bushes)
                  • çalılık [TUR10-0147380] (Çalısı çok olan yer) shrubbery [ENG31-08666642-n] (an area where a number of shrubs are planted)
                    • çığralık [TUR10-0162620] (Bir tür çalılık)
                    • pırnallık [TUR10-0626700] (Pırnal çalılığı)
                    • böğürtlenlik [TUR10-0118880] (Böğürtlen çalılarının çok olduğu yer)
                    • karaçalılık [TUR10-0415760] (Kara çalısı çok olan yer)
                    • çakırdikenlik [TUR10-0146010] (Çakır dikeni bol olan yer)
                    • çaltılık [TUR10-0148720] (Çaltısı çok olan yer)
                    • çıkralık [TUR10-0163920] (Çıkra ile örtülü yer)
                    • çopra [TUR10-0173340] (Sık çalılık veya sazlık)
                    • burtlak [TUR10-0125530] (Taşlık, çalılık yer)
                  • ağaçlık alan [TUR10-1225600] (Ağacı bol olan alan) forest [ENG31-08455525-n] (the trees and other plants in a large densely wooded area)
                    • cangıl [TUR10-0135840] (Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı)
                    • jungle [ENG31-08456014-n] (an impenetrable equatorial forest)
                  • tropikal bitki [TUR10-0786880] (Tropikal iklim kuşağında yetişen gür bitki örtüsü)
                • böcekkapan [TUR10-0118640] (Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya, sindirmeye elverişli olan bitkilerin ortak adı)
                • buğdaysı meyve [TUR10-0121510] (Çok ince olan kabuğu, zarından ayrılmayacak derecede kaynaşmış olan, tohum izlenimi veren bir kuru meyve)
                • canavar otugiller [TUR10-0131680] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, tarım bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası)
                  • canavar otu [TUR10-0131670] (Canavar otugiller familyasının örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan çiçekli bitki)
                • sepetçi kavağı [TUR10-0147320] (Dalları sepetçilikte kullanılan bir kavak türü)
                • çangal [TUR10-0149750] (Dallı budaklı ağaç)
                • çarliston biber [TUR10-0151570] (Sivri uçlu, uzun ve kalın, tatlı, yeşilimsi biber)
                • mabet ağacı [TUR10-0169020] (Dünyadaki tohumlu bitkilerin en eskisi ve yaşlısı olup yaşayan fosil olarak adlandırılan, 30-40 metre boyunda 2-3 metre çapında, sonbaharda altın sarısı yapraklarıyla dekoratif bir görünüm sergileyen, dona ve hava kirliliğine karşı dayanıklı bir süs ağacı)
                • tespih ağacı [TUR10-0169340] (Tespih ağacıgillerden, Hindistan'da ve Avrupa'nın sıcak bölgelerinde yetişen, meyvesi zehirli, kabukları ateş düşürücü bir ağaç)
                • yoğurt otu [TUR10-0171640] (Kök boyasıgillerden, çiçekli dal uçlarında sütü kestirmekte kullanılan maya bulunan, bir yıllık veya çok yıllık otsu bitki)
                  • kökboyası [TUR10-0480470] (Kökboyasıgillerden, 1-2 metre uzunluğunda, çalı görünüşünde, gövdesi sert dikenli, kök sapları boyacılıkta kullanılan, çok yıllık bir bitki)
                • çok yıllık [TUR10-0173140] (Çiçek açmadan önce birçok yıl yaşayan bitki)
                • çörek otu [TUR10-0880680] (Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri sapının ucunda bulunan otsu bir bitki)
                • dağcıl [TUR10-0177700] (Dağ şartlarına ve iklimine göre yetiştirilen bitki)
                • dağ elması [TUR10-0177810] (Yabani elma)
                • dağ eriği [TUR10-0177820] (Yabani erik)
                • yıldız çiçeği [TUR10-0854860] (Birleşikgillerden çiçekleri katmerli, yıldız biçiminde ve türlü renkte bir süs bitkisi, Dahlia)
                • aster [ENG31-11952387-n] (any of various chiefly fall-blooming herbs of the genus Aster with showy daisylike flowers)
                • darıfülfül [TUR10-0184180] (Doğu Hint Adalarında yabani olarak yetişen, tırmanıcı, meyveleri 6 cm uzunluğunda, 7 milimetre çapında, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli, iştah açıcı bir bitki)
                • deniz marulu [TUR10-0194280] (Sığ sularda bulunan, ince levhaya benzeyen yaprakları olan yeşil su yosunu)
                • devegözü [TUR10-0199440] (İri ve siyah taneli bir üzüm çeşidi)
                • difenbahya [TUR10-0202900] (Yapraklarının güzelliği nedeniyle sera ve salonlarda yetiştirilen bir süs bitkisi)
                • acı meyan [TUR10-0203520] (1-2 metre yükseklikte, beyazımsı mor çiçekli, tüysü yapraklı çok yıllık bir bitki)
                • epifit [TUR10-0249060] (Üst bitken)
                • air plant [ENG31-13143744-n] (plant that derives moisture and nutrients from the air and rain)
                • farekulağı [TUR10-0069190] (Çuha çiçeğigillerden, tohumu kuş yemi olarak kullanılan bitkilerin cins adı)
                • foşa [TUR10-0278990] (Tombul fındık grubunda standart bir fındık çeşidi)
                • gelinboğan [TUR10-0289640] (Bir ahlat türü)
                • gelinparmağı [TUR10-0289900] (Uzun taneli bir üzüm türü)
                • göl kestanesi [TUR10-0303260] (Suda yetişen ve meyvesi kestane gibi yenilen bitki)
                • gülgiller [TUR10-0313390] (Çilek, armut, elma, badem vb. türleri içine alan, ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği gül olan bir bitki familyası) Rosaceae [ENG31-12640067-n] (a large family of dicotyledonous plants of order Rosales)
                  • abdestbozan otu [TUR10-0000860] (Gülgillerden, siyah ve yeşil boya çıkarılan bir bitki)
                  • acı badem [TUR10-0002600] (Gülgillerden bir meyve ağacı)
                  • ahlat [TUR10-0177590] (Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç)
                  • ahududu [TUR10-0016130] (Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki)
                  • raspberry [ENG31-12676630-n] (woody brambles bearing usually red but sometimes black or yellow fruits that separate from the receptacle when ripe and are rounder and smaller than blackberries)
                  • aslanpençesi [TUR10-0050720] (Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki)
                  • beşparmak otu [TUR10-0096680] (Karabuğdaygillerden 20-50 cm yükseklikte, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki)
                  • böğürtlen [TUR10-0127320] (Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı)
                  • blackberry [ENG31-12674523-n] (bramble with sweet edible black or dark purple berries that usually do not separate from the receptacle)
                  • çilek [TUR10-0168300] (Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki)
                  • strawberry [ENG31-12650905-n] (any of various low perennial herbs with many runners and bearing white flowers followed by edible fruits having many small achenes scattered on the surface of an enlarged red pulpy berry)
                  • erik [TUR10-0250200] (Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç)
                  • taflan [TUR10-0418680] (Gülgillerden, 2-6 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç)
                  • kuş kirazı [TUR10-0289720] (Gülgillerden, yaprak açmadan önce beyaz çiçek veren, kaplamacılıkta kullanılan yabani ağaç)
                  • mahlep [TUR10-0361550] (Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç)
                  • türbe eriği [TUR10-0793470] (Gülgillerden, kırmızı, tatlı, küçük çekirdekli, etinden kolay sıyrılabilen bir erik çeşidi)
                  • üvez [TUR10-0811370] (Gülgillerden, orta boylu bir ağaç)
                  • yaban gülü [TUR10-0823140] (Gülgillerden, çiçekleri soluk pembe, beyaz, yemişi parlak kırmızı renkte bir bitki)
                  • yemişen [TUR10-0848210] (Gülgillerden, meyvesi elmaya benzeyen, yaprakları kısa saplı, yumurtamsı biçimde ve kenarları dişli olan, dikenli bir bitki)
                  • yenidünya [TUR10-0848980] (Gülgillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, büyük, pürüzsüz ve sert yapraklı bir ağaç)
                  • kızılyaprak [TUR10-1085870] (Gülgillerden, yol kenarlarında biten, sarı çiçek açan bir bitki)
                  • yenidünya [TUR10-0522340] (Gülgillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, büyük, pürüzsüz ve sert yapraklı bir ağacın erik büyüklüğünde, iri çekirdekli, sarı renkli, sulu ve mayhoş meyvesi)
                  • gül [TUR10-0313110] (Gülgillerin örnek bitkisi Rosa)
                  • rose [ENG31-12640957-n] (any of many shrubs of the genus Rosa that bear roses)
                  • orman gülü [TUR10-0590860] (Avrupa, Asya dağlarında yetişen açelyaya benzer bitki)
                • ipek ağacı [TUR10-0313420] (Ekvatoral bölgelerde yetişen, kerestesi ipek görünüşünde, sarı parıltılı, değerli bir mobilya ağacı)
                • sığla [TUR10-0316430] (Ülkemizde Muğla ilinde yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç)
                • hanımparmağı [TUR10-0326290] (Uzun taneli bir üzüm çeşidi)
                • başçık [TUR10-0331000] (Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık)
                • Hint leylağı [TUR10-0345580] (Doğal olarak Çin ve Japonya'da yetişen, en çok 6-7 metre boyunda, gövde kabuğu kavlar hâlinde dökülen, çiçekleri kırmızı, beyaz veya lavanta renginde, dekoratif amaçlı olarak yetiştirilen bir ağaç)
                • Hint pamuğu [TUR10-0345610] (Hindistan'a özgü bir pamuk türü)
                • iki çenekliler [TUR10-0365050] (Tohumlarında iki çenek bulunan kapalı tohumlu bitkiler sınıfı)
                  • zakkumgiller [TUR10-0869400] (İki çeneklilerden, zakkum, Cezayir menekşesi vb. türleri içine alan familya)
                    • Cezayir menekşesi [TUR10-0137950] (Zakkumgillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kendine özgü mavi, açık mor renkli çiçekleri ve ortası çukur taç yaprakları olan bir bitki)
                    • yıldız yasemini [TUR10-0855180] (Zakkumgiller familyasından her mevsim yeşil olma özelliğini koruyan odunsu bir bitki)
                  • karanfilgiller [TUR10-0417450] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi karanfil olan, çöven, karamuk vb. cinsleri içine alan bir familya)
                    • hüsnüyusuf [TUR10-0352160] (Karanfilgillerden, bazı türleri bahçelere süs olarak dikilen bir bitki)
                    • karamuk [TUR10-0417360] (Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki)
                    • kasık otu [TUR10-0424970] (Karanfilgillerden, saz biçiminde ince sapları olan, güzel çiçekler açan, kasık yaralarına yararlı sayılan bir bitki)
                    • mercan otu [TUR10-0536140] (Karanfilgillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, çok yıllık otsu bir bitki)
                    • dolama otugiller [TUR10-0215910] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi dolama otu olan ve içine kasık otunu da alan karanfilgillerin alt familyası)
                      • dolama otu [TUR10-0215900] (Dolama otugillerden, çiçekleri küçük, yeşil veya beyaz bir bitki)
                  • ıspanakgiller [TUR10-0355020] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi ıspanak olan, pazı, pancar vb. başka türleri de içine alan bir familya)
                    • kazayağı [TUR10-0436030] (Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki)
                    • pazı [TUR10-0823160] (Ispanakgillerden yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki)
                    • chard [ENG31-07736022-n] (long succulent whitish stalks with large green leaves)
                    • yaban pazısı [TUR10-0823470] (Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki)
                    • ıspanaklar [TUR10-0355030] (Şekerciboyasıgiller, horozibiğigiller, ıspanakgiller familyalarını içine alan iki çenekli bitki takımı)
                      • horozibiğigiller [TUR10-0348060] (Ispanaklar takımından, örneği horozibiği olan bitki familyası)
                        • horozibiği [TUR10-0348040] (Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi)
                        • cockscomb [ENG31-11845820-n] (garden annual with featherlike spikes of red or yellow flowers)
                      • şekerciboyasıgiller [TUR10-0727060] (Ispanaklar takımına giren, şekerciboyası vb. bitkileri içine alan bir bitki familyası)
                  • droseragiller [TUR10-0224120] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi drosera olan bitki familyası)
                    • drosera [TUR10-0224110] (Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki)
                    • sinekkapan [TUR10-0694300] (Droseragillerden, Kuzey Karolina bataklıklarında yetişen, yapraklarına konan sinekleri, böcekleri sıkıp emen bir bitki)
                  • kakao [TUR10-0345290] (İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç)
                  • kahkaha çiçeği [TUR10-0399070] (İki çeneklilerden, çoğu kenarları mavi bir çizgi ile çevrili beyaz, mavi, pembe veya morumsu çiçekler açan, bir veya çok yıllık, tırmanıcı ve otsu bir süs bitkisi)
                  • kaktüsgiller [TUR10-0400760] (İki çelenklilerden, sıcak ve kurak ülkelerde yetişen, gövdesi, yaprakları etli ve dikenli bir bitki familyası)
                    • Frenk inciri [TUR10-0345480] (Kaktüsgillerden, yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki)
                    • atlas çiçeği [TUR10-0400750] (Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki)
                    • cactus [ENG31-11862673-n] (any succulent plant of the family Cactaceae native chiefly to arid regions of the New World and usually having spines)
                    • bektaşikavuğu [TUR10-0090000] (Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs)
                  • lohusa otu [TUR10-0872890] (İki çeneklilerden, çiçekleri koyu kahverengi ve pis kokulu, tırmanıcı bir bitki)
                  • abanozgiller [TUR10-0000410] (İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası)
                    • Trabzon hurması [TUR10-0785480] (Abanozgillerden 15 metre kadar yükselebilen büyük bir ağaç)
                  • altıntop [TUR10-0030900] (İki çeneklilerden, uzun, dikenli ve kürecikler halinde sapları olan bir kaktüs türü)
                  • semizotugiller [TUR10-0676350] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, semizotu, ipek çiçeği vb. bitkileri içine alan familya)
                    • ipek çiçeği [TUR10-0377630] (Semizotugillerden, güzel çiçek açan bir bitki cinsi)
                  • sarıçalı [TUR10-0171660] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki)
                  • turpgiller [TUR10-0788930] (İki çeneklilerden, turp, hardal, lahana, karnabahar, kaşık otu vb. bitkileri içine alan geniş bir familya)
                    • yaban turpu [TUR10-0003290] (Turpgillerden, kökü ve yaprakları baharlı, beyaz çiçek açan bir bitki)
                      • terme [TUR10-0767890] (Bir tür yaban turpu)
                    • açıkağız [TUR10-0004170] (Turpgillerden bir bitki)
                    • alabaş [TUR10-0023140] (Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki)
                    • kohlrabi [ENG31-11897752-n] (plant cultivated for its enlarged fleshy turnip-shaped edible stem)
                    • çalgıcı otu [TUR10-0147030] (Turpgillerden, kurak yerlerde yetişen bir bitki cinsi)
                    • çayır teresi [TUR10-0155340] (Turpgillerden beyaz çiçekli, yabani bir bitki)
                    • çivit otu [TUR10-0170700] (Turpgillerden, yapraklarından mavi boya çıkarılan bitki)
                    • çobançantası [TUR10-0171490] (Turpgillerden, yemişleri torbayı andıran bir yaban bitkisi)
                    • deli otu [TUR10-0190740] (Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki)
                    • lahana [TUR10-0229630] (Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki) cabbage [ENG31-07729640-n] (any of various types of cabbage)
                      • Çin lahanası [TUR10-0169330] (Asıl memleketi Çin olan bir tür lahana)
                      • karalahana [TUR10-0416860] (Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana)
                      • kale [ENG31-11897445-n] (a hardy cabbage with coarse curly leaves that do not form a head)
                      • kırmızılahana [TUR10-0452680] (Rengi kırmızı olan bir tür lahana)
                      • Brüksel lahanası [TUR10-0279830] (Ceviz büyüklüğünde bir lahana türü)
                      • brussels sprout [ENG31-11896901-n] (plant grown for its stout stalks of edible small green heads resembling diminutive cabbages)
                      • yerlahanası [TUR10-1248110] (Alman şalgamı olarak da adlandırılan Alabaş, bienal bir sebze, yabani lahanaların düşük, sağlam bir çeşidi)
                      • başlahana [TUR10-0082690] (Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana)
                    • Frenk menekşesi [TUR10-0279900] (Turpgillerden, çiçekleri güzel kokulu bir süs bitkisi türü)
                    • hardal [TUR10-0327910] (Turpgillerden, 100-150 cm yükseklikte, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve bir yıllık bir bitki)
                    • mustard [ENG31-11898752-n] (any of several cruciferous plants of the genus Brassica)
                    • horozcuk otu [TUR10-0347970] (Turpgillerden, eskiden kuduzun ilacı sanılan, güzel kokulu bir dağ bitkisi)
                    • karaturp [TUR10-0418430] (Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki)
                    • karnabahar [TUR10-0422380] (Turpgillerden, çiçekleri etli ve tanecikli bir görünüşte olan, yaprakları lahana yaprağına benzeyen, sebze olarak kullanılan bir bitki)
                    • cauliflower [ENG31-11897103-n] (a plant having a large edible head of crowded white flower buds)
                    • kaşık otu [TUR10-0426710] (Turpgillerden, iskorbüte karşı kullanılan, yaprakları kaşığı andıran, güzel çiçekler açan bir bitki)
                    • ketencik [TUR10-0446430] (Turpgillerden, küçük sarı çiçekli, yağlı bir bitki)
                    • kırmızıturp [TUR10-0452780] (Turpgillerden, kökü kırmızı olan bir turp türü)
                    • radish plant [ENG31-11914796-n] (a cruciferous plant of the genus Raphanus having a pungent edible root)
                    • kolza [TUR10-0469900] (Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağ, yapay kauçuk yapımında kullanılan mevsimlik bitki)
                    • rape [ENG31-11900191-n] (Eurasian plant cultivated for its seed and as a forage crop)
                    • kuşekmeği [TUR10-0496850] (Turpgillerden, çorak yerlerde yetişen, beyaz veya mor çiçekli, eskiden hekimlikte kullanılmış olan otçul bir bitki)
                    • küçük şalgam [TUR10-0500110] (Turpgillerden, çiçekleri kokulu, tohumlarından ışık araçlarında ve sabun yapımında kullanılan bir yağ çıkarılan, kolzaya benzeyen bir bitki)
                    • sarımsak otu [TUR10-0666570] (Turpgillerden, beyaz, küçük çiçekli, ovulduğunda sarımsak kokusu veren bir bitki)
                    • su teresi [TUR10-0714080] (Turpgillerden, su kenarlarında yetişen, tereye benzeyen, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • şalgam [TUR10-0722360] (Turpgillerden, yumru köklü bir bitki)
                    • turnip [ENG31-11898115-n] (widely cultivated plant having a large fleshy edible white or yellow root)
                    • turp [TUR10-0788900] (Turpgillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri beyaz, sarı, mor renkli bir bitki)
                    • radish plant [ENG31-11914796-n] (a cruciferous plant of the genus Raphanus having a pungent edible root)
                    • yabani lahana [TUR10-0823220] (Turpgillerden, kumlu yerlerde yetişen ve sebze gibi yenen bir bitki)
                    • akhardal [TUR10-0017940] (Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri)
                    • bayır turpu [TUR10-0086600] (İri bir turp türü)
                  • zeytingiller [TUR10-0873680] (İki çeneklilerden, zeytin, leylak, dişbudak, yasemin vb. bitkileri içine alan ağaç veya ağaççıklar familyası)
                    • dişbudak [TUR10-0191620] (Zeytingillerden, kerestesi sert ve değerli bir ağaç) ash [ENG31-12323979-n] (any of various deciduous pinnate-leaved ornamental or timber trees of the genus Fraxinus)
                      • kuşdili [TUR10-0496810] (Bir tür dişbudak)
                    • kurtbağrı [TUR10-0493810] (Zeytingillerden, yaprakları mızrağa benzer, çiçekleri beyaz, kokulu ve salkım durumunda olan, çit yapmakta kullanılan bir süs bitkisi)
                    • Ligustrum [ENG31-12328128-n] (genus of Old World shrubs: privet)
                  • gelincikgiller [TUR10-0289700] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu vb. bitkileri içine alan familya) Papaveraceae [ENG31-11920527-n] (herbs or shrubs having milky and often colored juices and capsular fruits)
                    • kırlangıç otu [TUR10-0452160] (Gelincikgillerden, çiçekleri altın ve limon sarısı renginde olan, tanelerinden asitsiz bir yağ elde edilen çok yıllık ve otsu bir bitki)
                  • bileşikgiller [TUR10-0102540] (Bitişik yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan, kimi cinsleri uçucu yağ veya süt taşıyan bir bitki familyası)
                    • acı marul [TUR10-0003100] (Birleşikgillerden, tadı acı, dişli yapraklı, sürgününden çıkan sütü uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki)
                    • andız otu [TUR10-0036230] (Birleşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, sarı çiçekli, acı ve kokulu bir ot)
                    • badat [TUR10-0067450] (Birleşikgillerden, şekeri çok, bir tür yer elması)
                    • birincasıf [TUR10-0107340] (Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan bir bitki)
                    • devetabanı [TUR10-0199550] (Birleşikgillerden, geniş yapraklı bir süs bitkisi)
                    • dulavrat otu [TUR10-0224710] (Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki)
                    • eşek dikeni [TUR10-0255410] (Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki)
                    • iskorçina [TUR10-0380380] (Birleşikgillerden, lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan, Akdeniz bölgesinde çok yetiştirilen bir bitki)
                    • kadife çiçeği [TUR10-0397010] (Birleşikgillerden, çiçekleri genellikle parlak sarı renkte ve kadife görünümünde bir süs bitkisi)
                    • civanperçemi [TUR10-0409250] (Birleşikgillerden, birçok türleri olan bir kır bitkisi)
                    • yarrow [ENG31-11937165-n] (ubiquitous strong-scented mat-forming Eurasian herb of wasteland, hedgerow or pasture having narrow serrate leaves and small usually white florets)
                    • kantaron [TUR10-0410900] (Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki)
                    • kediayağı [TUR10-0437730] (Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki)
                    • marsıvan otu [TUR10-0526860] (Birleşikgillerden bir cins kokulu bitki)
                    • mübarek otu [TUR10-0559060] (Birleşikgillerden, sarı çiçekli, bir yıllık ve otsu bir bitki)
                    • öküzgözü [TUR10-0600540] (Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi)
                    • pat [TUR10-0618170] (Birleşikgillerden, kasımpatına benzeyen bir çiçek)
                    • pelin [TUR10-0621980] (Birleşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, kokulu bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • wormwood [ENG31-11949018-n] (any of several low composite herbs of the genera Artemisia or Seriphidium)
                    • solucan otu [TUR10-0701110] (Birleşikgillerden, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yetişen, 15-35 cm yükseklikte, yuvarlak yapraklı çiçekleri solucan düşürücü olarak kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • deve dikeni [TUR10-0719650] (Birleşikgillerden, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-100 cm yükseklikte 1-2 yıllık ve otsu bir bitki)
                      • yaban enginarı [TUR10-0822960] (Deve dikeninin bir türü)
                    • tekesakalı [TUR10-0758320] (Birleşikgillerden, kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki)
                    • su keteni [TUR10-0823380] (Birleşikgillerden, sulak yerlerde yetişen, boyu 1,5 metre kadar olabilen, bir tür pembe çiçekli bitki)
                    • yer elması [TUR10-0850290] (Birleşikgillerden, kök sapları yumru durumunda olan bir bitki)
                    • koyungözü [TUR10-1095540] (Birleşikgillerden, beyaz ve iri bir papatya türü)
                    • tarhun [TUR10-0746980] (Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki)
                    • tarragon [ENG31-11950672-n] (aromatic perennial of southeastern Russia)
                    • enginar [TUR10-1234240] (Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki) artichoke [ENG31-11980101-n] (Mediterranean thistlelike plant widely cultivated for its large edible flower head)
                      • sakız enginarı [TUR10-0658350] (Yaprakları sivri, kenarları düzgün, lezzetli bir enginar türü)
                  • kabakgiller [TUR10-0392840] (İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar ve benzerini içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası)
                    • eşek hıyarı [TUR10-0002730] (Kabakgillerden yabani tırmanıcı, otsu bir bitki)
                    • acur [TUR10-0003670] (Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve)
                    • asma kabağı [TUR10-0051000] (Kabakgillerden sürüngen veya sarılgan, mevsimlik bir kabak türü)
                    • hıyar [TUR10-0342890] (Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki)
                    • karpuz [TUR10-0422670] (Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki)
                    • kavun [TUR10-0431330] (Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki) sweet melon [ENG31-12184880-n] (any of several varieties of vine whose fruit has a netted rind and edible flesh and a musky smell)
                      • kelek [TUR10-0438800] (Olgunlaşmamış, ham kavun)
                      • topatan [TUR10-0780940] (Güzel kokulu, sarı renkte, uzunca bir kavun türü)
                      • Yuva kavunu [TUR10-0864100] (Koyu renkli, kalın kabuklu, dayanıklı ve tatlı bir tür kavun)
                    • kestane kabağı [TUR10-0445630] (Kabakgillerden, tatlısı yapılan dışı boz, içi sarı renkli iri bir kabak türü)
                    • şeytan şalgamı [TUR10-0729820] (Kabakgillerden, iri ve etli, nişastadan oluşan, kök sapından müshil olarak yararlanılan, tırmanıcı bir süs bitkisi)
                    • su kabağı [TUR10-0770000] (Kabakgillerden, alt bölümü şişkin, birçok yerlerde kurutulup su kabı olarak kullanılan bir tür asma kabağı)
                    • it hıyarı [TUR10-0387510] (Kabakgillerden, elma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitki)
                    • sakız kabağı [TUR10-0658360] (Sebze olarak kullanılan kabak)
                    • kabak [TUR10-0392690] (Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki)
                    • squash [ENG31-12179315-n] (any of numerous annual trailing plants of the genus Cucurbita grown for their fleshy edible fruits)
                    • boru kabağı [TUR10-0114510] (Boğumsuz, boru gibi uzun su kabağı)
                  • ebegümecigiller [TUR10-0233380] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi ebegümeci olan bir bitki familyası) Malvaceae [ENG31-12190293-n] (herbs and shrubs and some trees: mallows)
                    • ağaç ebegümeci [TUR10-0011000] (Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot)
                    • baobap [TUR10-0076790] (Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç)
                    • ebegümeci [TUR10-0233370] (Ebegümecigillerden, çiçekleri ilaç, yaprakları sebze olarak kullanılan, kendiliğinden yetişen çok yıllık ve mor çiçekli bir bitki)
                    • mallow [ENG31-12191102-n] (any of various plants of the family Malvaceae)
                    • gülhatmi [TUR10-0313410] (Ebegümecigillerden, yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan, çok yıllık otsu bir bitki)
                    • althea [ENG31-12194828-n] (any of various plants of the genus Althaea)
                    • peynir ağacı [TUR10-0626040] (Ebegümecigillerden, tropikal bölgelerde yetişen, kozalarında kısa lifli pamuk bulunan ağaç)
                    • ağaçküpesi [TUR10-0921820] (Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan çok yıllık otsu bir süs bitkisi)
                    • marshmallow [ENG31-07623707-n] (spongy confection made of gelatin and sugar and corn syrup and dusted with powdered sugar)
                  • kızılkantarongiller [TUR10-0459220] (İki çeneklilerden, kızılkantaron, acı yonca vb. cinsleri içine alan bir bitki familyası)
                    • acı yonca [TUR10-0003470] (Kızılkantarongillerden, bataklık yerlerde yetişen, kötü kokulu ve çok acı olan yaprakları hekimlikte kullanılan bir bitki)
                    • kantaron [TUR10-0410890] (Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki)
                    • gentian [ENG31-12314240-n] (any of various plants of the family Gentianaceae especially the genera Gentiana and Gentianella and Gentianopsis)
                    • kantiyane [TUR10-0411000] (Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki)
                    • kızılkantaron [TUR10-0459210] (Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 cm yükseklikte, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki)
                  • begonyagiller [TUR10-0088980] (İki çeneklilerden, örneği begonya olan bir bitki familyası)
                    • paşaçadırı [TUR10-0618060] (Begonyagillerden, kalp biçimindeki yapraklarının altı kırmızımtırak, üstü koyu yeşil, gövdesi sürünücü ve etli bir süs bitkisi)
                  • gilaburu [TUR10-0298040] (İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yükseklikte bir ağaççık)
                  • çuha çiçeğigiller [TUR10-0176140] (İki çeneklilerden, örneği çuha çiçeği olan bir bitki familyası)
                    • çuha çiçeği [TUR10-0587880] (İki çeneklilerden, çok yıllık, değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi)
                    • kanarya otu [TUR10-0408270] (Çuha çiçeğigillerden, tohumları kafes kuşlarına yem olarak verilen bir bitki)
                    • tavşan kulağı [TUR10-1234320] (Çuhaçiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki)
                    • sütlü ot [TUR10-0719660] (Çuha çiçeğigillerden, yaprakları salata gibi yenilen bir bitki)
                  • koka [TUR10-0466660] (İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki)
                  • kökboyasıgiller [TUR10-0480490] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, yaprakları karşılıklı, meyveleri zeytinsi olan ve kahve ağacı, kök boyası, kınakına, yoğurt otu, altın kökü vb. cinsleri ve bunlara bağlı dört bin kadar türü içine alan bir familya)
                    • cehri [TUR10-0134780] (Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök)
                    • kahve [TUR10-0399500] (Sıcak iklimlerde yetişen, kök boyasıgillerden bir ağaç)
                    • coffee [ENG31-12683533-n] (any of several small trees and shrubs native to the tropical Old World yielding coffee beans)
                    • kınakına [TUR10-0449050] (Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç)
                  • kızılcıkgiller [TUR10-0459060] (İki çeneklilerden, çoğu iri gövdeli, yaklaşık on cinste toplanan yüz kadar türü olan bir bitki familyası)
                    • kızılcık [TUR10-0459040] (Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç)
                  • kına ağacı [TUR10-0449000] (İki çeneklilerden, tropikal bölgelerde yetişen, kurutulmuş yapraklarından kına elde edilen, beyaz çiçekli, küçük bir ağaç)
                  • çarkıfelekgiller [TUR10-0151460] (Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası)
                    • çarkıfelek [TUR10-0271100] (Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi)
                    • passionflower [ENG31-12403919-n] (any of various chiefly tropical American vines some bearing edible fruit)
                  • çobandüdüğü [TUR10-0171520] (İki çeneklilerden, sap ve yapraklarında keskin bir koku ve acı bir tat olan, nemli yerlerde yetişen bir bitki)
                  • dam koruğugiller [TUR10-0182430] (İki çeneklilerden örnek bitkisi dam koruğu olan bir bitki familyası)
                    • dam koruğu [TUR10-0182420] (Dam koruğugillerden, bir veya çok yıllık türleri olan, ılık iklimlerde yetişen otsu bir bitki)
                    • saksıgüzeli [TUR10-0659070] (Dam koruğugillerden, yaprakları etli, çiçekleri başak biçiminde bir süs bitkisi)
                  • diş otugiller [TUR10-0210600] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği diş otu olan ve genellikle sıcak ve kurak yerlerde yetişen bitkilerden oluşan familya)
                  • dulaptal otugiller [TUR10-0224700] (Örnek bitkisi dulaptal otu olan, taçsız iki çeneklilerden bir familya)
                    • dantel ağacı [TUR10-0183400] (Dulaptal otugillerden, Antillerde yetişen, sünger gibi kullanılan, kabuk lifleri dantele benzeyen bir ağaç)
                    • dulaptal otu [TUR10-0224690] (Dulaptal otugillerin örnek bitkisi olan, Kuzeydoğu Anadolu dağlarında yetişen, çiçekleri güzel kokan, çalı görünüşünde, çok yıllık bir bitki)
                    • kartal ağacı [TUR10-0423770] (Dulaptalotugillerden, Hindistan'da yetişen, odunu öd ağacı gibi kokan bir ağaç)
                  • kına çiçeğigiller [TUR10-0449030] (İki çeneklilerden, örneği bahçelerde yetişen kına çiçeği olan bir familya)
                  • küpe çiçeğigiller [TUR10-0502680] (Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, küpe çiçeği, yakı otu, göl kestanesi vb. bitkileri içine alan bir familya)
                    • küpe çiçeği [TUR10-0502660] (Küpe çiçeğigillerin örneği olan süs bitkisi)
                    • yakı otu [TUR10-0826950] (Küpe çiçeğigillerden, kırmızı veya pembe çiçekli, sulak yerlerde yetişen, küçük bir süs bitkisi)
                  • çınar [TUR10-0164340] (İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç)
                  • demir ağacı [TUR10-0191550] (İki çeneklilerden, ana yurdu Avustralya olan bir veya iki evcikli bir ağaç)
                  • gürgengiller [TUR10-0317120] (İki çeneklilerden, gürgen, huş, fındık, kızılağaç vb. kerestelik ağaçları içine alan çiçek durumları tırtılsı bir familya)
                    • gürgen [TUR10-0416100] (Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarda çok yetişen, kerestesi değerli bir ağaç)
                    • hornbeam [ENG31-12307343-n] (any of several trees or shrubs of the genus Carpinus)
                    • huş [TUR10-0350450] (Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi)
                    • birch [ENG31-12301758-n] (any betulaceous tree or shrub of the genus Betula having a thin peeling bark)
                    • kızıl ağaç [TUR10-0459360] (Gürgengillerden, dişi çiçekleri küçük ve sarımtırak, erkek çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç)
                    • alder [ENG31-12304779-n] (north temperate shrubs or trees having toothed leaves and conelike fruit)
                    • akağaç [TUR10-0017050] (Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü)
                    • huş ağacı [TUR10-1234530] (Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi)
                    • birch [ENG31-12301758-n] (any betulaceous tree or shrub of the genus Betula having a thin peeling bark)
                  • ıhlamurgiller [TUR10-0352520] (İki çeneklilerden, örneği ıhlamur ağacı olan bir bitki familyası)
                    • ıhlamur [TUR10-0352490] (Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı)
                    • linden [ENG31-12223453-n] (any of various deciduous trees of the genus Tilia with heart-shaped leaves and drooping cymose clusters of yellowish often fragrant flowers)
                    • jüt [TUR10-0392370] (Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki)
                  • iğdegiller [TUR10-0362310] (İki çeneklilerden, örneği iğde olan bitki familyası)
                    • iğde [TUR10-0362290] (İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç)
                    • oleaster [ENG31-12346304-n] (any of several shrubs of the genus Elaeagnus having silver-white twigs and yellow flowers followed by olivelike fruits)
                    • kuş iğdesi [TUR10-0496930] (İğdegillerden, 60-80 yıl ömürlü, zeytin yaprağını andıran, ince yapraklı, dikenli, meyveleri zeytin iriliğinde, dekoratif amaçlı olarak yetiştirilen bir ağaç)
                  • palamutlular [TUR10-0611240] (İki çeneklilerden, palamut diye adlandırılan meyveleri yüksüksü bir kadehçik içinde duran, kayın, meşe, kestane vb. kerestelik orman ağaçlarını içine alan bir familya)
                    • kestane [TUR10-0445530] (Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı)
                    • chestnut [ENG31-12283070-n] (any of several attractive deciduous trees yellow-brown in autumn)
                    • meşe [TUR10-0538710] (Kayıngillerden, üç yüz kadar türü arasında, kış yaz yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı) oak [ENG31-12288763-n] (a deciduous tree of the genus Quercus)
                      • palamut meşesi [TUR10-0611250] (Yurdumuzun batı bölgesinde yetişen 5-10 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını döken bir meşe türü)
                      • saplı meşe [TUR10-0664810] (Yurdumuzda yetişen bir meşe türü)
                      • mantar meşesi [TUR10-0524810] (Batı Akdeniz bölgesinde yetişen bir tür meşe)
                      • pelit [TUR10-0621990] (Kayıngillerden, üç yüz kadar türü arasında, kış yaz yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı)
                      • oak [ENG31-12288763-n] (a deciduous tree of the genus Quercus)
                      • saçlı meşe [TUR10-0653510] (Bir tür meşe)
                      • Türk meşesi [TUR10-0794180] (Ülkemizde yetişen bir meşe türü)
                      • tüylü meşe [TUR10-0794910] (Yaprakları tüylü olan bir meşe türü)
                      • mazı meşesi [TUR10-0530900] (Mazı üstünde urların oluştuğu meşe türü)
                      • sidikli meşe [TUR10-0691130] (Yanarken su çıkaran bir meşe türü)
                    • kayın ağacı [TUR10-0432920] (Kayıngillerin örnek bitkisi olan, 30-40 metre boyunda, 2 metre çapında, kışın yapraklarını döken, kerestesi beyaz ve değerli olan bir orman ağacı) beech [ENG31-12281316-n] (any of several large deciduous trees with rounded spreading crowns and smooth grey bark and small sweet edible triangular nuts enclosed in burs)
                      • doğu kayını [TUR10-0214260] (Doğu bölgelerinde yetişen bir tür kayın ağacı)
                      • Avrupa kayını [TUR10-0058410] (Avrupa'da yetişen bir kayın türü)
                  • söğütgiller [TUR10-0705340] (İki çeneklilerden, söğüt, kavak vb. türleri içine alan bir bitki familyası)
                    • aksöğüt [TUR10-0021410] (Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir söğüt türü)
                    • sorgun [TUR10-0075790] (Söğütgillerden, yaprakları uzun, dalları sepet örmeye elverişli bir söğüt türü)
                    • akkavak [TUR10-0347130] (Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir kavak türü)
                    • kavak [TUR10-0429830] (Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç) poplar [ENG31-12752161-n] (any of numerous trees of north temperate regions having light soft wood and flowers borne in catkins)
                      • karakavak [TUR10-0416350] (35 metreye kadar yükselebilen, kabuğu koyu renkli bir kavak türü)
                      • Kanada kavağı [TUR10-0408010] (Kuzey Amerika'da yetişen uzun bir kavak türü)
                    • söğüt [TUR10-0705330] (Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç) willow [ENG31-12745702-n] (any of numerous deciduous trees and shrubs of the genus Salix)
                      • salkım söğüt [TUR10-1235250] (Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt)
                      • weeping willow [ENG31-12747430-n] (willow with long drooping branches and slender leaves native to China)
                      • tavulga [TUR10-0753390] (Kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü)
                      • keçi söğüdü [TUR10-0437590] (Bataklıklarda ve nemli ormanlarda çok bulunan bir söğüt türü)
                    • titrek kavak [TUR10-0002720] (Avrupa, Kuzey Afrika, Ön Asya, Kafkasya, Sibirya, Japonya ve Türkiye'nin orman bölgelerinde yetişen, çalı veya ağaççık halinde bir kavak türü)
                  • at kestanesigiller [TUR10-0056010] (İki çeneklilerden, örneği at kestanesi olan bir bitki familyası)
                    • Hint kestanesi [TUR10-0345540] (At kestanesigillerden, 15-30 metre yükseklikte, geniş yapraklı, çiçekleri kokulu bir ağaç)
                    • horse chestnut [ENG31-12789129-n] (tree having palmate leaves and large clusters of white to red flowers followed by brown shiny inedible seeds)
                  • sandalgiller [TUR10-0662910] (Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, iki yüzden çok türü olan taçsız iki çenekli bitkiler familyası)
                    • sandal [TUR10-0662840] (Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç)
                  • sapotgiller [TUR10-0664900] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi sapot ağacı olan, sıcak ülkelerde, genellikle Orta Amerika'da yetişen, bazı cinslerinden gütaperka çıkarılan bir bitki familyası)
                    • basya [TUR10-0080610] (Sapotgillerden, tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen, Asya'da yetişen bir ağaç)
                    • sapot ağacı [TUR10-0664890] (Sapotgillerin örnek bitkisi olan, lezzetli meyvesi ve sakız yapımında kullanılan sütlü salgısı için sıcak ülkelerde yetiştirilen bir ağaç)
                  • ayrı çanak yapraklılar [TUR10-0063210] (Çanak yaprakları birbirine bitişmiş olmayan bitkiler)
                    • sedef otugiller [TUR10-0673040] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi sedef otu ve alt familyası turunçgiller olan geniş bir bitki familyası)
                      • acı ağaç [TUR10-0430100] (Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç)
                      • quassia [ENG31-12739755-n] (handsome South American shrub or small tree having bright scarlet flowers and yielding a valuable fine-grained yellowish wood)
                      • geyik otu [TUR10-0295690] (Sedef otugillerden, bahçelerde süs olarak yetiştirilen güzel kokulu bir bitki)
                      • sedef otu [TUR10-0673030] (Sedef otugillerden, 50 cm kadar yükselebilen, özel kokulu, sarı çiçekli ve hekimlikte kullanılan, çok yıllık bir ağaççık)
                  • tik ağacı [TUR10-0776690] (Çift çeneklilerden, kaplamada kerestesinden yararlanılan, doğal rengi sarı, zamanla havada kendiliğinden koyulaşan bir sıcak iklim ağacı)
                  • teak [ENG31-12937271-n] (tall East Indian timber tree now planted in western Africa and tropical America for its hard durable wood)
                  • şahteregiller [TUR10-0721480] (İki çeneklilerden, şahtere vb. türleri içine alan küçük bir bitki familyası)
                    • kızkalbi [TUR10-0459580] (Şahteregillerden, kalp biçiminde pembe çiçekli bir süs bitkisi)
                    • şahtere [TUR10-0721470] (Şahteregillerden, tarla ve yol kenarlarında yetişen, 20-40 cm yükseklikte, çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                  • sığırdiligiller [TUR10-0684990] (İki çeneklilerden, sığırdili ve havacıva bitkilerini içine alan familya)
                    • havacıva [TUR10-0332520] (Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen çok yıllık otsu bir bitki)
                    • karakafes [TUR10-0416250] (Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz ve menekşeye çalan kırmızı renkte, eczacılıkta kullanılan bir bitki)
                    • sığırdili [TUR10-0600530] (Sığırdiligillerden, 30-60 cm yükseklikte, tüylü, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                  • suibriğigiller [TUR10-0711100] (İki çeneklilerden, otuz kadar bitki türünü içine alan ve örnek bitkisi suibriği olan bir bitki familyası)
                    • suibriği [TUR10-0711090] (Suibriğigillerden, yaprakları almaşık, sapları uzun ve sülüksü, yaprak ayası ibrik biçiminde gelişmiş olan, sıcak ülkelerde yetişen, tırmanıcı bir bitki)
                  • Latin çiçeğigiller [TUR10-0508040] (İki çeneklilerden, örneği Latin çiçeği olan bir familya)
                    • Latin çiçeği [TUR10-0508030] (Latin çiçeklerinden, kalkan biçiminde yuvarlak yapraklı, sarı ve kırmızı çiçekli bir süs bitkisi)
                • iki evcikli [TUR10-0365170] (Erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı bitkilerde bulunan bitki)
                • itboğan [TUR10-0387110] (Boğan otunun bir türü)
                • itburnu [TUR10-0387120] (Yaban gülünün meyvesi)
                • Trabzon hurması [TUR10-0391240] (Abanozgillerden, 15 metre kadar yükselebilen büyük bir ağacın elma büyüklüğünde, turuncu renkte, hamken kekre olan, olgunlaştığında tatlılaşan meyvesi)
                • kalamata [TUR10-0401180] (Bir tür etli ve büyük zeytin)
                • kambiyum [TUR10-0406520] (Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka)
                • karakılçık [TUR10-0416420] (Kılçıkları siyah olan, kırmızı veya beyaz, sert taneli buğday)
                • karşılıklı yapraklar [TUR10-0423420] (Sapların her düğümünde karşılıklı olarak ikişer ikişer bulunan yapraklar)
                • ağaç balı [TUR10-0010940] (Erik, kayısı vb. ağaçlardan sızan bir çeşit zamk)
                • kıl otu [TUR10-0448720] (Dağlık çayırlarda yetişen ince ve sert yapraklı bir bitki)
                • kocabaş [TUR10-0465560] (Doğu Anadolu'da, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-150 cm yükseklikte, iki yıllık otsu bir bitki)
                • kola cevizi [TUR10-0467750] (Kola bitkisinin çekirdeği)
                • kongövde [TUR10-0471880] (Palmiyelerde olduğu gibi, üzerinde yaprak kalıntıları, izleri bulunan dalsız, budaksız gövde)
                • kurşun otu [TUR10-0493430] (Diş otugillerden, kurak ve çorak yerlerde yetişen, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • kurtayağı [TUR10-0493790] (Damarlı çiçeksizlerden, küçük yapraklarla örtülü ince bir sap görünüşünde olan bir bitki)
                • küpe çiçeği [TUR10-0502710] (Küpe çiçeğigillerin örneği olan süs bitkisini kırmızı, pembe, mor veya beyaz renkli çiçeği)
                • küsküt [TUR10-0503750] (Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki)
                • laminarya [TUR10-0506940] (Bütün denizlerde yetişen, sarı veya esmer renkte, emici köklerle kayalara tutunan, uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu)
                • latanya [TUR10-0507790] (Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye)
                • lavantin [TUR10-0508360] (Lavanta çiçeğinin bir başka türü)
                • madımak [TUR10-0516810] (İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki)
                • maş [TUR10-0528560] (Bir çeşit börülce)
                • çan çiçeği [TUR10-0149680] (Çan çiçeğigillerden, süs bitkisi olarak ekilen ve çiçekleri çan biçiminde olan bir bitki cinsi, boru çiçeği)
                  • deniz menekşesi [TUR10-0194320] (Çan çiçeğinin bir türü)
                  • şeytan tırnağı [TUR10-0729880] (Çan çiçeğigilerden, birçoğu dağlarda yetişen bir çeşit bitki)
                • meryem pelesengi [TUR10-0537780] (Kabuklarından aynı adla anılan bir reçine çıkarılan ve Antil adalarında yetişen bir ağaç)
                • Mısır fulü [TUR10-0543470] (Beyaz renkli bir nilüfer türü)
                • mormenekşe [TUR10-0550640] (Rengi mora çalan bir tür menekşe)
                • mum palmiyesi [TUR10-0555740] (Ilıman bölgelerde yetişen, gövdesi boyunca 1 cm kalınlığında bir mum katmanı bulunan, yaprakları hurma yaprağına benzeyen bir ağaç)
                • mühliye [TUR10-0560700] (Adana bölgesinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki)
                • navçağan [TUR10-0571730] (Çiçekleri katmerli ve mor renkte olan bir tatula türü)
                • nergis zambağı [TUR10-0574690] (Soğanla üretilen, iri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi)
                • nevruz [TUR10-0575840] (Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi)
                • oğulcuk [TUR10-0583080] (Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan ana bölüm)
                • öd ağacı [TUR10-0598120] (Dulaptal otugillerden, tropik bölgelerde yetişen, dinî törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç)
                • ökse otu [TUR10-0600230] (Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki)
                • yayla çiçeği [TUR10-0601640] (Basit ve tüylü yapraklı, parlak sarı çiçekleri uzun zaman saklanabilen, özel kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • papaya [TUR10-0613140] (Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyve)
                • pelesenk ağacı [TUR10-0621920] (Kızıldeniz'in Afrika ve Asya kıyılarında yetişen ve kışın yapraklarını dökmeyen, değerli kerestesi kahverengi, mor veya esmer, hatta vişneçürüğü olabilen, doğramacılıkta kullanılan bir ağaç)
                • peygamber ağacı [TUR10-0625820] (Yabani kimyongillerden, Antil Adaları'nda ve Venezuela'da yetişen, 10-15 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, reçinesinden gayakol çıkarılan bir ağaç)
                • pırnal [TUR10-0626680] (Kışın yapraklarını dökmeyen bir tür meşe çalısı)
                • Ilex [ENG31-12777622-n] (a large genus of dicotyledonous trees and shrubs of the family Aquifoliaceae that have small flowers and berries (including hollies))
                • pikolo [TUR10-0627690] (Büyüklüğü 5 milimetreden küçük fındık içi)
                • sakız ağacı [TUR10-0658290] (Antep fıstığıgillerden, kışın yaprak dökmeyen, meyvesi üzümsü ve yağlı, bodur bir ağaç)
                • salep [TUR10-0659920] (Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli örnek bitkisi)
                • salepgiller [TUR10-0659970] (Güzel çiçekli, vanilya, orkide, venüsçarığı, salep vb. bitkileri kapsayan, tek çeneklilerden bir familya) Orchidaceae [ENG31-12060212-n] (enormous cosmopolitan family of perennial terrestrial or epiphytic plants with fleshy tubers or rootstocks and unusual flowers)
                  • asılmışadam [TUR10-0049490] (Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki)
                  • danakıran otu [TUR10-0182860] (Salepgillerden, bataklık yerlerde yetişen bir bitki)
                  • ofris [TUR10-0582780] (Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki)
                  • vanilya [TUR10-0813770] (Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki)
                  • venüsçarığı [TUR10-0817330] (Salepgillerden, esmer kırmızımtırak renkte olan, çiçekleri çarığa benzeyen, güzel bir süs bitkisi)
                • sarıağı [TUR10-0665820] (Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki)
                • sarıcalık [TUR10-0665920] (Yaprakların sarımtırak bir renk aldığı bitki hastalığı; sararma hastalığı)
                • sarızambak [TUR10-0666770] (Sarı çiçekli zambak)
                • sarmaşan [TUR10-0667400] (Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu sap, bitki)
                • savana [TUR10-0668980] (Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar)
                • sığırödü [TUR10-0685040] (Kırlarda görülen bir tür çalı cinsi bitki)
                • su bitkileri [TUR10-0710320] (Tek hücreli veya hücre toplulukları olan, suya uyum gösteren, Schizomycetes sınıfından, suda yaşayan bitki ve hayvanların ölülerinde saprofit ve su canlılarında parazit olarak yaşayan su bitkileri)
                • superisi [TUR10-0712940] (Çiçekleri tek eşeyli, gövdesi iki eşeyli olan su bitkisi)
                • suşeridi [TUR10-0713950] (Su kamışıgillerden, şeridi andıran, 1 metreye kadar uzayabilen, yaprakları açık yeşil renkte sucul bir bitki)
                • taş nanesi [TUR10-0750890] (10-50 cm yüksekliğinde, tüylü ve çok yıllık bir bitki)
                • tavşanağzı [TUR10-0752890] (Pembe renkli bir tür çiçek)
                • tavşanbıyığı [TUR10-0752920] (Bir yonca türü)
                • orman kuşağı [TUR10-0590940] (Sıralı ormanların oluşturduğu dizi)
                • tek çenekliler [TUR10-1233520] (Tek çenekli bitki familyalarının genel adı) monocot family [ENG31-11575864-n] (family of flowering plants having a single cotyledon (embryonic leaf) in the seed)
                  • buğdaygiller [TUR10-0121440] (Bir çeneklilerden, örneği buğday, yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, ayrık ve çayır otları, kamış, bambu olan, çiçekleri başak durumunda büyük bir bitki familyası) Gramineae [ENG31-12121055-n] (the grasses: chiefly herbaceous but some woody plants including cereals)
                    • arpa [TUR10-0046700] (Buğdaygillerden bir bitki) barley [ENG31-12143761-n] (cultivated since prehistoric times)
                      • yemlik arpa [TUR10-0848450] (Hayvanlara yiyecek olarak verilen arpa türü)
                    • ayrık otu [TUR10-0063260] (Buğdaygillerden, kökü hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan yabani bir bitki)
                      • İdris otu [TUR10-0361560] (Bir tür ayrık otu)
                    • çavdar [TUR10-0154590] (Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki)
                    • rye [ENG31-12154542-n] (hardy annual cereal grass widely cultivated in northern Europe where its grain is the chief ingredient of black bread and in North America for forage and soil improvement)
                    • çayırgüzeli [TUR10-0155170] (Buğdaygillerden bir bitki)
                    • çayır otu [TUR10-0155290] (Buğdaygillerden kuru ve kireçli yerlerde yetişen küçük bir çayır otu)
                      • kındıra [TUR10-0449270] (Sulak yerlerde yetişen, ince uzun yapraklarının kenarları keskin, koyu renkli bir tür çayır otu)
                    • çayır yulafı [TUR10-0155360] (Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi)
                    • darı [TUR10-0017790] (Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki)
                    • delice [TUR10-0190200] (Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen, tohumu zehirli, yabani bir bitki)
                    • rye grass [ENG31-12145144-n] (any of several annual or perennial Eurasian grasses)
                    • domuz ayrık otu [TUR10-0217890] (Buğdaygillerden, tarıma zararlı bir bitki)
                    • halfa [TUR10-0322780] (Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki)
                    • Hint darısı [TUR10-0345360] (Buğdaygillerden, Doğu ülkelerinde ekilen, taneleri yenilen, darıya benzeyen bir bitki)
                    • Hint pirinci [TUR10-0345620] (Buğdaygillerden, Hindistan ve Etiyopya'da yetiştirilen, taneleri pirinç yerine kullanılan bir bitki)
                    • kamış [TUR10-0407100] (Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler) cane [ENG31-12156723-n] (a strong slender often flexible stem as of bamboos, reeds, rattans, or sugar cane)
                      • neyçe [TUR10-0575930] (Dokumacıların kullandığı küçük kamış)
                    • kandıra otu [TUR10-0409040] (Buğdaygillerden, çok yıllık, sürünücü, otsu bir bitki)
                    • karaca darısı [TUR10-0415630] (Buğdaygillerden, hayvanlara yedirilmek için ekilen bir bitki)
                    • karaçayır [TUR10-0415810] (Buğdaygillerden, çimen biçiminde veya geniş çayır olarak yetiştirilen bir park bitkisi)
                    • rye grass [ENG31-12145144-n] (any of several annual or perennial Eurasian grasses)
                    • kokulu çayır otu [TUR10-0467390] (Buğdaygillerden, çayırlarda yetişen, hayvanlar için iyi bir yem olan güzel kokulu bitki)
                    • kuşyemi [TUR10-0497340] (Buğdaygillerden, durgun sularda yetişen bir bitki)
                    • mısır [TUR10-0543400] (Buğdaygillerden gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, boyu yaklaşık 2 metre olabilen, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi)
                    • corn [ENG31-12164193-n] (tall annual cereal grass bearing kernels on large ears: widely cultivated in America in many varieties)
                    • pirinç [TUR10-0628540] (Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki)
                    • rice [ENG31-12146407-n] (annual or perennial rhizomatous marsh grasses)
                    • pisipisi otu [TUR10-0629010] (Buğdaygillerden, tarla ve yol kenarlarında kendi kendine biten bir tür arpa)
                    • süpürge darısı [TUR10-0716300] (Buğdaygillerden, sıcak bölgelerde yetişen ve çiçek saplarından süpürge yapılan, darıya benzeyen bir bitki)
                    • şeker kamışı [TUR10-0727100] (Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, 10 metreye kadar uzayabilen, öz suyundan şeker çıkarılan bir bitki)
                    • yulaf [TUR10-0862020] (Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki)
                    • zembil otu [TUR10-0872440] (Buğdaygillerden, ayrık otuna benzeyen, çorak yerlerde yetişen bitki)
                    • buğday [TUR10-0121390] (Buğdaygillerin örnek bitkisi) common wheat [ENG31-12163391-n] (widely cultivated in temperate regions in many varieties for its commercially important grain)
                      • akbuğday [TUR10-0017490] (Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday)
                      • kunduru [TUR10-0491240] (Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday)
                      • kaplıca [TUR10-0414180] (Taneleri ufak bir cins buğday)
                      • köse buğday [TUR10-0483560] (Başağı kılçıksız bir çeşit buğday)
                      • karabaş [TUR10-0415380] (Kışa dayanıklı sert buğday)
                      • kızılca [TUR10-0459010] (Kızıla çalan bir çeşit buğday)
                      • esmer buğday [TUR10-0253910] (Koyu renkli bir cins buğday)
                      • aşlık [TUR10-0053970] (Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğday)
                      • yumuşak buğday [TUR10-0862930] (Kırma ve öğütmeye karşı direnci daha az olan, öğütüldüğünde genelde daha ince un meydana getiren ve tane kesiti unsu yapıda, beyaz renkte ve mat görünüşlü olan buğday)
                      • yazlık [TUR10-0845060] (Bir buğday cinsi)
                      • yarma buğday [TUR10-0838180] (İri ve gelişigüzel kırılmış buğday)
                      • yarma [TUR10-0838140] (Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday)
                      • kavurmaç [TUR10-0431450] (Kavrulmuş buğday)
                      • sert buğday [TUR10-0680070] (Kırma ve öğütmeye karşı daha dirençli olan yoğunluğu diğer buğdaylara göre daha yüksek bulunan ve tane kesiti camsı görünen buğday)
                      • sümter [TUR10-0715400] (Kırmızımtırak, küçük taneli sert buğday)
                      • göce [TUR10-0301140] (Tarhana, bulgur yapmak için kullanılan kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday)
                    • Triticum aestivum [TUR10-1234360] (Buğdaygiller (Gramineae, Poaceae) familyasından, çiçeklenmesi başak şeklinde, tohumları kullanılan, ülkemizde geniş bir alanda kültürü yapılan, bir yıllık otsu bitki)
                    • common wheat [ENG31-12163391-n] (widely cultivated in temperate regions in many varieties for its commercially important grain)
                    • bambu [TUR10-0341040] (Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış)
                    • bamboo [ENG31-12167743-n] (woody tropical grass having hollow woody stems)
                    • tavukpençesi [TUR10-0753320] (Tropikal bölgelerin karakteristik çim bitkisi)
                    • arpağan [TUR10-0046780] (Yabani arpa)
                    • çim [TUR10-0168530] (Buğdaygillerden, bahçelerin, yol kenarlarının ve parkların yeşillendirilmesinde yararlanılan çok yıllık bitki) grass [ENG31-12122650-n] (narrow-leaved green herbage: grown as lawns)
                      • çimen [TUR10-0168700] (Kendiliğinden yetişmiş çim)
                  • palmiyegiller [TUR10-0611800] (Genellikle sıcak bölgelerde yetişen, basit bir kongövde ve bunun tepesinde yelpaze biçiminde telek damarlı yaprakları olan, hurma ve Hindistan cevizi ağaçlarını içine alan bir familya) palm [ENG31-12602979-n] (any plant of the family Palmae having an unbranched trunk crowned by large pinnate or palmate leaves)
                    • Hindistan cevizi [TUR10-0570710] (Palmiyegillerden, tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç)
                    • Hint hurması [TUR10-0345470] (Palmiyegillerden, taze filizleri Hindistan'da sebze gibi yenen, meyvesinden reçel yapılan çok sert bir ağaç)
                    • tamarind [ENG31-12521707-n] (long-lived tropical evergreen tree with a spreading crown and feathery evergreen foliage and fragrant flowers yielding hard yellowish wood and long pods with edible chocolate-colored acidic pulp)
                    • rafya [TUR10-0641030] (Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye)
                    • palmiye ağacı [TUR10-1234960] (Palmiyegiller (Arecaceae) familyasından, 10-15 metre boyunda, yuvarlağımsı ve parçalı yapraklı, yaprak tabanları kalıcı, çiçekleri ikili ya da dörtlü gruplar hâlinde, meyveleri kalp şeklinde, ana vatanı Çin ve Japonya olan, Akdeniz ve Ege Bölgesi sahillerinde park ve caddelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür ağaç) palm [ENG31-12602979-n] (any plant of the family Palmae having an unbranched trunk crowned by large pinnate or palmate leaves)
                      • hurma ağacı [TUR10-0350200] (Palmiyegillerin eski çağlardan beri Kuzey Afrika'da kültürü yapılan, gövdesi uzun, yaprakları büyük ve dikenli bir ağaç) date palm [ENG31-12614755-n] (tall tropical feather palm tree native to Syria bearing sweet edible fruit)
                        • maya ağacı [TUR10-0529900] (Meyvelerinden yemek yağı çıkarılan bir tür hurma ağacı)
                    • dardağan [TUR10-0184010] (Palmiye cinsinden bir ağaç)
                    • mum ağacı [TUR10-0555410] (Sıcak ülkeler ile Kuzey ve Batı Avrupa'da yetişen bir tür mum palmiyesi)
                  • soğanlı bitki [TUR10-1235810] (Yılın büyük bir kısmını yerin altında soğan, yumru ve rizom şeklinde geçiren, ilkbahar ve sonbahar aylarında albenili çiçekler açan; süslemede veya tıbbî ve aromatik amaçlarla kullanılabilen bitkiler) bulbous plant [ENG31-13155061-n] (plant growing from a bulb)
                    • süsengiller [TUR10-0718880] (Bir çeneklilerden, süsen, safran vb. bitkileri içine alan familya) Iridaceae [ENG31-12431589-n] (large family of usually perennial geophytic herbs with rhizomes or corms or bulbs)
                      • kar çiçeği [TUR10-0419110] (Süsengillerden, beyaz ve pembe çiçekler açan soğanlı bitki)
                      • kuzgunkılıcı [TUR10-0499230] (Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi)
                      • gladiolus [ENG31-12437887-n] (any of numerous plants of the genus Gladiolus native chiefly to tropical and South Africa having sword-shaped leaves and one-sided spikes of brightly colored funnel-shaped flowers)
                      • süsen [TUR10-0718870] (Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi)
                      • iris [ENG31-12432427-n] (plants with sword-shaped leaves and erect stalks bearing bright-colored flowers composed of three petals and three drooping sepals)
                      • çiğdem [TUR10-0518700] (Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi) crocus [ENG31-12436928-n] (any of numerous low-growing plants of the genus Crocus having slender grasslike leaves and white or yellow or purple flowers)
                        • Ankara çiğdemi [TUR10-0037360] (Açık sarı renkli çiçekleri olan, parlak sarı yapraklı bir çiğdem türü)
                        • sarıçiğdem [TUR10-0666000] (Çiçekleri sarı renkli çiğdem)
                      • frezya [TUR10-1028690] (Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins)
                      • safran [TUR10-0654770] (Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi; zafran)
                      • saffron [ENG31-12437208-n] (Old World crocus having purple or white flowers with aromatic pungent orange stigmas used in flavoring food)
                    • nergisgiller [TUR10-0574680] (Bir çeneklilerden, nergis, fulya, kardelen gibi çoğu küçük ve kokulu çiçekleri içine alan bir bitki familyası)
                      • kardelen [TUR10-0419130] (Nergisgillerden, baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki)
                      • wood anemone [ENG31-11746442-n] (common anemone of eastern North America with solitary pink-tinged white flowers)
                      • nergis [TUR10-0574670] (Nergisgillerden, çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan ve bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte, 20-80 cm yükseklikte, soğanlı bir süs bitkisi) narcissus [ENG31-12441972-n] (bulbous plant having erect linear leaves and showy yellow or white flowers either solitary or in clusters)
                        • fulya [TUR10-0873020] (Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki ve bu bitkinin zerrin ve nergis adlarıyla da anılan güzel kokulu çiçekleri)
                        • jonquil [ENG31-12442422-n] (widely cultivated ornamental plant native to southern Europe but naturalized elsewhere having fragrant yellow or white clustered flowers)
                      • bataklık nergisi [TUR10-0084680] (Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşli su kıyılarında yetişen çok yıllık bir bitki)
                    • zambakgiller [TUR10-0869930] (Bir çeneklilerden, çiğdem, lale, soğan, pırasa, zambak vb. bitkileri içine alan bir familya)
                      • akçöpleme [TUR10-0017780] (Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi)
                      • ada soğanı [TUR10-0021380] (Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki)
                      • akzambak [TUR10-0022940] (Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki)
                      • aspidistra [TUR10-0051190] (Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi)
                      • avize ağacı [TUR10-0058170] (Zambakgillerden, Amerika'dan dünyanın her yanına yayılmış olan, avize biçiminde sarkık, iri ve beyaz çiçekli bir süs ağacı)
                      • çiriş otu [TUR10-0169570] (Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitki)
                      • gelin çiçeği [TUR10-0289710] (Zambakgillerden bir bitki)
                      • güz çiğdemi [TUR10-0318070] (Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları romatizma tedavisinde kullanılan zehirli bir çiğdem türü)
                      • inci çiçeği [TUR10-0373540] (Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi)
                      • yabani sarımsak [TUR10-0481890] (Zambakgillerden, kırlarda yetişen, koyu yeşil yaprakları bahar olarak kullanılan çok yıllık bir tür bitki)
                        • sirmo [TUR10-0696140] (Doğu Anadolu'da yetişen bir yabani sarımsak türü)
                      • kuşkonmaz [TUR10-0496980] (Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki)
                      • asparagus [ENG31-12461688-n] (plant whose succulent young shoots are cooked and eaten as a vegetable)
                      • lale [TUR10-0506460] (Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi) tulip [ENG31-12474664-n] (any of numerous perennial bulbous herbs having linear or broadly lanceolate leaves and usually a single showy flower)
                        • muş lalesi [TUR10-1102240] (Ağrı, Muş, Van ve çevresinde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür lale)
                        • osmanlı lalesi [TUR10-1060620] (16. ve 18. yüzyıllar arasında İstanbul'da birçok çeşidi elde edilmiş, çiçeği badem biçiminde, hançer biçimli yapraklarının ucu tığ gibi ince ve sivri olan lalelere verilen genel ad)
                      • sarımsak [TUR10-0666470] (Zambakgillerden, 25-100 cm yükseklikte, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi) garlic [ENG31-12455280-n] (bulbous herb of southern Europe widely naturalized)
                        • keçi kömüreni [TUR10-0437430] (Yaprakları soğan yerine kullanılan bir tür yaban sarmısağı)
                        • taş sarımsağı [TUR10-0750960] (Genç yaprakları soğan yerine kullanılan bir bitki türü)
                        • kaya sarımsağı [TUR10-0432150] (Genç yaprakları sarımsak yerine kullanılan bir tür yaban sarımsağı)
                        • kaya sarmaşığı [TUR10-0432160] (Kayalıklarda biten sarımsak)
                      • sarısabır [TUR10-0066130] (Zambakgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, yaprakları oldukça yüksek bir sapın tepesinde rozet biçiminde toplanmış bulunan bir süs bitkisi)
                      • soğan [TUR10-0699160] (Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki) onion [ENG31-12453313-n] (bulbous plant having hollow leaves cultivated worldwide for its rounded edible bulb)
                        • arpacık soğanı [TUR10-0454260] (Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan)
                        • soğancık [TUR10-0699190] (Yalın kat yaprakla sarılı, besin bakımından zengin küçük soğan)
                        • ıncalız [TUR10-0353180] (Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı)
                      • sümbül [TUR10-0715170] (Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 cm yükseklikte, çiçekleri kuvvetli kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi)
                      • hyacinth [ENG31-12478888-n] (any of numerous bulbous perennial herbs)
                      • zambak [TUR10-0783050] (Zambakgillerden, 90-100 cm yüksekliğinde, güzel ve iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi)
                      • lily [ENG31-12446753-n] (any liliaceous plant of the genus Lilium having showy pendulous flowers)
                      • tükürük otu [TUR10-0792500] (Zambakgillerden, 20-30 cm yükseklikte, küçük, beyaz veya sarı çiçekli, otsu ve çok yıllık bir bitki)
                      • taze soğan [TUR10-0851950] (Zambakgillerden, salata ve yemeklere tat vermek için kök yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan, acımsı, keskin kokulu sebze)
                      • green onion [ENG31-07738230-n] (a young onion before the bulb has enlarged)
                  • kurbağazehrigiller [TUR10-0492090] (Bir çeneklilerden, bütünü veya bir kesimi su içinde yaşayan, kurbağazehri vb. su bitkilerini içine alan bir familya)
                    • kurbağazehri [TUR10-0492080] (Kurbağazehrigillerden, tatlı sularda yaşayan, beyaz çiçekli, yürek biçimi yapraklı bir süs bitkisi)
                • tilki üzümü [TUR10-0776990] (Patlıcangillerden, 20-50 cm yüksekliğinde, bazı ilaçların yapımında kullanılan bir yıllık otsu bir bitki)
                • tomurcuk [TUR10-0779990] (Çiçek açacak gonca)
                • turp otu [TUR10-0788940] (Turp cinsi bir ot)
                • turunçgiller [TUR10-0789140] (Sedef otugillerin, turunç, portakal, limon, mandalina ve benzerini içine alan bir alt familyası)
                  • ağaç kavunu [TUR10-0011030] (Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, taç yaprakları mavimsi pembe, küçük bir ağaç)
                  • bergamot [TUR10-0094600] (Turunçgillerden bir ağaç)
                  • fil elması [TUR10-0273670] (Turunçgillerden, Hindistan'da yetişen bir ağaç)
                  • greyfurt [TUR10-0030890] (Turunçgillerden sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacının, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi)
                  • grapefruit [ENG31-07765945-n] (large yellow fruit with somewhat acid juicy pulp)
                  • mantar ağacı [TUR10-0524580] (Turunçgillerden, kerestesi çok gözenekli, süngerimsi, açık sarı renkli bir ağaç)
                  • portakal [TUR10-0633350] (Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç)
                  • orange [ENG31-07763583-n] (round yellow to orange fruit of any of several citrus trees)
                  • uçkurutan [TUR10-0795690] (Turunçgillerden, özellikle limonlarda gelişerek dal uçlarının kurumasına yol açan ve birkaç yıl içinde ağacın ölmesine sebep olan bir tür mantar)
                  • greyfurt [TUR10-0310770] (Turunçgillerden sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacı)
                • üzerlik [TUR10-0811760] (Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki)
                • termiye [TUR10-0822700] (İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı olan taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki)
                • dağ çileği [TUR10-0822930] (Dağda yetişen çilek)
                • yabani marul [TUR10-0823270] (Sarı çiçekli, beyaz sütlü, 50-150 cm yükseklikte, iki yıllık otsu bir bitki, eşek marulu, yağ marulu)
                  • eşek marulu [TUR10-0255490] (Yabani marul)
                • yaban nanesi [TUR10-0823440] (Yabani bir tür nane)
                • yabantırak [TUR10-0823550] (Sulak yerlerde yetişen bir tür dereotu)
                • dill [ENG31-07843872-n] (aromatic threadlike foliage of the dill plant used as seasoning)
                • yafa [TUR10-0823890] (Kalın kabuklu, çekirdekli bir tür portakal)
                • Jaffa [ENG31-08816047-n] (a port in western Israel on the Mediterranean)
                • yakı ağacı [TUR10-0826290] (Kabukları yakı olarak kullanılan defne türünden bir ağaç)
                • kalembek [TUR10-0828080] (Bir cins kokulu sandal ağacı)
                • yosun [TUR10-0860440] (Tallı bitkilerin, çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad) moss [ENG31-11557957-n] (tiny leafy-stemmed flowerless plants)
                  • denizpırasası [TUR10-0194400] (Denizlerde yetişen bir tür yosun)
                  • pus [TUR10-0638300] (Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun)
                  • sfagnum [TUR10-0683710] (Bataklıklarda, nemli yerlerde kümeler durumunda yetişen, küçük yapraklı bir tür yosun)
                  • sphagnum [ENG31-11562588-n] (any of various pale or ashy mosses of the genus Sphagnum whose decomposed remains form peat)
                • zerdali [TUR10-0872900] (Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü)
                • keten tohumu [TUR10-0873550] (Keten bitkisinin, yağı çıkarılan veya dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri)
                • zivircik [TUR10-0876780] (Akdeniz bölgesinde yetişen, 100-300 cm yüksekliğinde, kuvvetli kokulu bir çalı)
                • şeytantırnağı [TUR10-0883440] (Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki)
                • ağbenek [TUR10-0011570] (Açıklı koyulu kahverengi ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan asklı mantar)
                • sikalar [TUR10-0691880] (Açık tohumlulardan, parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen, yurdu Güney Asya olan, palmiyelere benzer ağaç ve ağaççıkları içine alan bir familya)
                • su nanesi [TUR10-0712360] (20-90 cm yükseklikte, kırmızımtırak renkli, az veya çok tüylü, yaprakları saplı ve kuvvetli kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • tefarik [TUR10-0756290] (60-100 cm yüksekliğinde, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki)
                • yer çamı [TUR10-0850060] (5-10 cm yüksekliğinde, limon sarısı renkli, otsu bir bitki)
                • dağ nanesi [TUR10-0178740] (Yüksekliği 20-50 cm arasında olan, sık beyaz tüylü, kuvvetli nane kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • ayvadana [TUR10-0064120] (Yüksekliği 15-70 cm, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • denizüzümü [TUR10-1001760] (Yüksekliği 1-2 metre olan, dik dallı, dalları yeşil renkli, yaprakları pulsu ve kın biçiminde dalları sarmış, çalı görünüşünde, meyvesi bezelye büyüklüğünde, kırmızı ve nadiren sarı renkli, çok yıllık bir bitki)
                • sakar otu [TUR10-0657790] (Yuvarlak başlı, pembe veya beyaz çiçekli çalı tipi bir bitki)
                • kuş otu [TUR10-0497250] (Yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde yetişen bir yıllık ve otsu bir bitki)
                • çok yıllık [TUR10-0173130] (Yıllarca toprak üstünde ve toprak altında canlılığını sürdürebilen bitki)
                  • deniz sarmaşığı [TUR10-0194430] (Çok yıllık, sürünücü, beyaz sütlü ve otsu bir bitki)
                • çekem [TUR10-0155900] (Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki)
                • süs bitkisi [TUR10-0718860] (Yerleşim bölgesinde iç ve dış dekorasyonu sağlayan bitki)
                  • arapsaçı [TUR10-0043070] (Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi)
                  • mum çiçeği [TUR10-0555490] (İki çeneklilerden, güzel kokulu, şemsiye biçiminde küçük beyaz çiçekler açan, etli yapraklı, sarılıcı bir süs bitkisi)
                  • telgraf çiçeği [TUR10-0761290] (Bir çeneklilerden, boğumlu sarkık dallı, yaprakları etli, uçları sivri, bazı türlerinde yaprakların alt ve üst yüzü mor ve gümüşi yollu, beyaz, mavi veya pembe çiçekli bir süs bitkisi)
                  • salon çamı [TUR10-0661300] (Dalları üzerinde diken bulunan, küçük çam biçiminde bir süs bitkisi)
                  • salon çiçeği [TUR10-0661310] (Salonları süsleyen gösterişli ve bakımlı ev çiçeği)
                  • saraypatı [TUR10-0665440] (Güzel çiçekleri için yetiştirilen bir süs bitkisi)
                  • menekşe [TUR10-0534830] (Bu bitkinin mor renkli, güzel kokulu çiçeği)
                    • saray menekşesi [TUR10-0665430] (Gösterişli ve bol çiçekli bir tür menekşe)
                  • katalpa [TUR10-0427410] (İki çeneklilerden, yaprakları çok iri ve kalp biçiminde, çiçekli bir süs bitkisi)
                  • oya çiçeği [TUR10-0595670] (Koyu menekşe veya pembe renkte çiçekler açan süs bitkisi)
                  • rozet [TUR10-0649020] (Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi)
                • filiskin [TUR10-0273830] (Yerden 2-3 karış yükseklikte, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • salon bitkisi [TUR10-0661290] (Kapalı mekânlarda yetiştirilen, kaktüs, kauçuk, eltieltiyeküstü vb. süs bitkilerinin genel adı)
                • houseplant [ENG31-13103783-n] (any of a variety of plants grown indoors for decorative purposes)
                • bahçe bitkisi [TUR10-1235670] (Genellikle bahçelerde yetiştirilen bitki)
                • garden plant [ENG31-13104066-n] (any of a variety of plants usually grown especially in a flower or herb garden)
                • zehirli bitki [TUR10-1235730] (Dokunulduğunda veya belli bir miktarda vücuda alındığında organizmaya zarar verebilen bitki) poisonous plant [ENG31-13120915-n] (a plant that when touched or ingested in sufficient quantity can be harmful or fatal to an organism)
                  • çöpleme [TUR10-0174920] (Düğün çiçeğigillerden, kökleri iç sürdürücü olarak kullanılan, kara çöpleme, yeşil çöpleme ve sarı çöpleme gibi türleri olan bir bitki) hellebore [ENG31-11754373-n] (any plant of the Eurasian genus Helleborus)
                    • karacaot [TUR10-0415670] (Bir çöpleme türü)
                  • baldıran [TUR10-0073780] (Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı) hemlock [ENG31-12956369-n] (large branching biennial herb native to Eurasia and Africa and adventive in North America having large fernlike leaves and white flowers)
                    • yaban maydanozu [TUR10-0823420] (Baldıranın maydanoza benzeyen bazı türleri)
                  • boğan otu [TUR10-0111260] (Düğün çiçeğigillerden, özellikle kökünde akonitin adında bir zehir bulunan bitki)
                  • monkshood [ENG31-11743696-n] (a poisonous herb native to northern Europe having hooded blue-purple flowers)
                  • zakkum [TUR10-0869390] (Zakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık)
                  • oleander [ENG31-11794456-n] (an ornamental but poisonous flowering shrub having narrow evergreen leaves and clusters of fragrant white to pink or red flowers: native to East Indies but widely cultivated in warm regions)
                  • kan otu [TUR10-0410400] (Gelincikgiller familyasından kan kırmızı renkte çok yıllık zehirli bir bitki)
                • damarlı bitki [TUR10-1246240] () vascular plant [ENG31-13104346-n] (green plant having a vascular system: ferns, gymnosperms, angiosperms)
                  • ağaçsı bitki [TUR10-1235750] (Odunsu dokuya, özellikle de dallara sahip bitki) woody plant [ENG31-13123895-n] (a plant having hard lignified tissues or woody parts especially stems)
                    • ağaç [TUR10-0010900] (Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki) tree [ENG31-13124818-n] (a tall perennial woody plant having a main trunk and branches forming a distinct elevated crown)
                      • Noel ağacı [TUR10-0578960] (Noel yortusunda Hristiyanların mumlarla ve oyuncaklarla süsledikleri küçük çam ağacı)
                      • okume [TUR10-0584420] (Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç)
                      • sabahyıldızı [TUR10-0652190] (Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç)
                      • japon eriği [TUR10-1064690] (Yerleşim yerlerine uzak bölgelerde yetişen, 30 metre boyunda, derimsi yelpaze biçiminde yapraklı, süs amacıyla yetiştirilen, yapraklarını döken bir tür ağaç)
                      • fidan [TUR10-0272610] (Yeni yetişen ağaç veya ağaççık) sapling [ENG31-13129240-n] (young tree)
                        • fidancık [TUR10-0272650] (Küçük fidan)
                        • çöğür [TUR10-0173880] (Tohumdan yetişmiş küçük fidan)
                        • dalfidan [TUR10-0180030] (Taze ve yeni fidan)
                        • kütük [TUR10-0504500] (Asma fidanı)
                      • çiçekli ağaç [TUR10-1235780] (Çiçeği olan ağaç) angiospermous tree [ENG31-13130492-n] (any tree having seeds and ovules contained in the ovary)
                        • meyve ağacı [TUR10-0541790] (Meyve veren ağaç) fruit tree [ENG31-12672582-n] (tree bearing edible fruit)
                          • dutgiller [TUR10-0226390] (Dut, incir vb. cinsleri içine alan iki çeneklilerden bir bitki familyası)
                            • dut [TUR10-0226360] (Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç) mulberry [ENG31-12419637-n] (any of several trees of the genus Morus having edible fruit that resembles the blackberry)
                              • karadut ağacı [TUR10-1234830] (Siyah renkte dutların yetiştiği ağaç)
                              • black mulberry [ENG31-12420039-n] (European mulberry having dark foliage and fruit)
                            • ekmek ağacı [TUR10-0239060] (Dutgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, meyvesi beyaz etli ve biraz unlu, besleyici bir bitki)
                            • kağıt ağacı [TUR10-0398660] (Dutgillerden, Çin'de ve Japonya'da yetişen, kabuğundan kâğıt yapılan bir ağaç)
                            • yaban inciri [TUR10-0823180] (Dutgillerden, Mısır'da yetişen ve kerestesi eski Mısırlılarca mumyalara sanduka yapmakta kullanılmış olan bir ağaç)
                          • ayva [TUR10-0064100] (Gülgillerden, çiçekleri iri ve pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç)
                          • quince [ENG31-12649747-n] (small Asian tree with pinkish flowers and pear-shaped fruit)
                          • elma ağacı [TUR10-1235060] (Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç)
                          • apple [ENG31-12654755-n] (native Eurasian tree widely cultivated in many varieties for its firm rounded edible fruits)
                          • kayısı ağacı [TUR10-0433220] (Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç)
                          • common apricot [ENG31-12661768-n] (temperate zone tree bearing downy yellow to rosy fruits)
                          • kiraz ağacı [TUR10-1235110] (Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı)
                          • cherry [ENG31-12662174-n] (any of numerous trees and shrubs producing a small fleshy round fruit with a single hard stone)
                          • badem [TUR10-0067500] (Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki)
                          • almond tree [ENG31-12665663-n] (any of several small bushy trees having pink or white blossoms and usually bearing nuts)
                          • şeftali ağacı [TUR10-1235130] (Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, 8-10 metre yükseklikte, pembe renkli bir ağaç) peach [ENG31-12668806-n] (cultivated in temperate regions)
                            • et şeftalisi [TUR10-0258840] (Eti çekirdeğinden ayrılmayan bir şeftali türü)
                            • yarma şeftali [TUR10-0838310] (Eti çekirdeğinden kolayca ayrılan şeftali)
                          • armut [TUR10-0046440] (Gülgillerden, çiçekleri beyaz, yurdumuzun her yerinde yetişen bir ağaç)
                          • pear [ENG31-12672372-n] (Old World tree having sweet gritty-textured juicy fruit)
                          • avokado ağacı [TUR10-1233910] (Defnegiller familyasından, 20 metre kadar boylanabilen, mor renkli ve armut şeklinde, eriksi meyveleri olan bir tür)
                          • avocado [ENG31-11727230-n] (tropical American tree bearing large pulpy green fruits)
                          • narenciye ağacı [TUR10-1235230] (Turunçgillerin ağaçlarının genel adı)
                            • limon [TUR10-0511700] (Turunçgillerden, 3-5 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç) lemon [ENG31-12732356-n] (a small evergreen tree that originated in Asia but is widely cultivated for its fruit)
                              • tatlı limon [TUR10-0751710] (Suyu tatlı olan bir tür limon)
                              • lim [TUR10-0511480] (Küçük limon)
                            • mandalina [TUR10-0523230] (Turunçgillerden, ılıman iklimlerde yetişen ve portakala çok benzeyen bir ağaç)
                            • mandarin [ENG31-12730661-n] (shrub or small tree having flattened globose fruit with very sweet aromatic pulp and thin yellow-orange to flame-orange rind that is loose and easily removed)
                          • turunç [TUR10-0570790] (Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç)
                          • citrus [ENG31-12728541-n] (any of numerous tropical usually thorny evergreen trees of the genus Citrus having leathery evergreen leaves and widely cultivated for their juicy edible fruits having leathery aromatic rinds)
                          • mango [TUR10-0345550] (Sumak familyasından, sıcak ülkelerde yetişen, zeytin büyüklüğünde, yenilebilen meyvesi olan, büyük bir ağaç)
                          • mango [ENG31-12782044-n] (large evergreen tropical tree cultivated for its large oval fruit)
                          • fındık ağacı [TUR10-0270500] (Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık) hazelnut [ENG31-12309340-n] (any of several shrubs or small trees of the genus Corylus bearing edible nuts enclosed in a leafy husk)
                            • kuyu fındığı [TUR10-0498930] (Yeşilken toprağa gömülerek ayrı bir çeşni verilen fındık)
                          • zeytin [TUR10-0873580] (Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç) olive [ENG31-12321697-n] (evergreen tree cultivated in the Mediterranean region since antiquity and now elsewhere)
                            • delice [TUR10-0190210] (Aşılanmamış zeytin ağacı, yabani ağaç)
                          • ceviz [TUR10-0137570] (Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç)
                          • walnut [ENG31-12338895-n] (any of various trees of the genus Juglans)
                          • vişne [TUR10-0820450] (Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç)
                          • sour cherry [ENG31-12352172-n] (Australian tree with sour red fruit)
                          • nargiller [TUR10-0570820] (İki çeneklilerden, nar çeşitlerini içine alan küçük bir familya)
                            • nar ağacı [TUR10-1234680] (Nargilelerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç)
                            • pomegranate [ENG31-12365797-n] (shrub or small tree native to southwestern Asia having large red many-seeded fruit)
                          • muşmula [TUR10-0557060] (Gülgillerden, 2-3 metre yükseklikte dikenli küçük bir ağaç)
                          • medlar [ENG31-12656985-n] (small deciduous Eurasian tree cultivated for its fruit that resemble crab apples)
                          • erik ağacı [TUR10-1235080] (Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç)
                          • anaç [TUR10-0034100] (Yemiş verecek durumdaki ağaç)
                          • yabani kiraz [TUR10-0823210] (Ülkemizde yetişen bir kiraz türü)
                          • küçük Hindistan cevizi [TUR10-0499920] (İki çeneklilerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç)
                          • elma ağacı [TUR10-1235050] (Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç)
                          • apple tree [ENG31-12654399-n] (any tree of the genus Malus especially those bearing firm rounded edible fruits)
                        • kakao ağacı [TUR10-1234420] (İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç; Hint bademi)
                        • cacao [ENG31-12222097-n] (tropical American tree producing cacao beans)
                        • erguvan [TUR10-0190150] (Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı)
                        • Judas tree [ENG31-12534118-n] (small tree of the eastern Mediterranean having abundant purplish-red flowers growing on old wood directly from stems and appearing before the leaves: widely cultivated in mild regions)
                        • akçaağaç [TUR10-0017610] (Akçaağaçgillerden süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç)
                        • maple [ENG31-12772965-n] (any of numerous trees or shrubs of the genus Acer bearing winged seeds in pairs)
                        • fıstık ağacı [TUR10-1235310] (Anacardiaceae familyasından, 10 metre kadar boyda, yapraklarını döken, meyvesi kuruyemiş olarak yenen bir ağaç türü; şam fıstığı)
                        • pistachio [ENG31-12782462-n] (small tree of southern Europe and Asia Minor bearing small hard-shelled nuts)
                        • çıtlık [TUR10-0166080] (Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç)
                        • terebinth [ENG31-12782665-n] (a Mediterranean tree yielding Chian turpentine)
                        • defnegiller [TUR10-0187180] (Örnek bitkisi defne olan, iki çeneklilerin ayrı taç yapraklılarından, yaprakları kokulu birçok türü içine alan bir bitki familyası) Lauraceae [ENG31-11723855-n] (a family of Lauraceae)
                          • Amerika armudu [TUR10-0032800] (Defnegillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç)
                          • defne [TUR10-0187150] (Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç)
                          • true laurel [ENG31-11724562-n] (small Mediterranean evergreen tree with small blackish berries and glossy aromatic leaves used for flavoring in cooking)
                          • kafur ağacı [TUR10-0398450] (Defnegillerden, Uzak Doğu'da yetişen, kâfur elde edilen ağaç)
                          • tarçın [TUR10-0746830] (Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç)
                          • cinnamon [ENG31-11725260-n] (tropical Asian tree with aromatic yellowish-brown bark)
                        • manolyagiller [TUR10-0524400] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, manolya vb. güzel kokulu bitkileri içine alan familya)
                          • Çin anasonu [TUR10-0168990] (Manolyagillerden, sarı renkteki çiçekleri anason kokan bir ağaççık)
                          • lale ağacı [TUR10-0506490] (Manolyagillerden, ana yurdu Güney Amerika olan, çiçekleri laleye benzeyen bir süs ağacı)
                          • manolya [TUR10-0524380] (Manolyagillerden, yaprakları almaşık, iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı)
                          • magnolia [ENG31-11730143-n] (any shrub or tree of the genus Magnolia)
                          • yıldız anasonu [TUR10-0854800] (Manolyagillerden, Japonya'da yetişen, meyveleri zehirli bir ağaççık)
                        • mersingiller [TUR10-0537620] (İki çeneklilerden, mersin, karanfil, okaliptus gibi yaprakları almaşık, çiçekleri genellikle talkım durumunda bulunan güzel kokulu bitkileri içine alan bir familya)
                          • Hint armudu [TUR10-0345260] (Mersingillerden, sıcak bölgelerde yetişen, meyvesi yenen, tahtası sert bir ağaç)
                          • karanfil [TUR10-0417420] (Mersingillerden, Molük adalarında, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç)
                          • mersin [TUR10-0537570] (Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç)
                          • myrtle [ENG31-12350986-n] (any evergreen shrub or tree of the genus Myrtus)
                          • okaliptus [TUR10-0583400] (Mersingillerden, asıl yurdu Avustralya olan, boyu 100 metreyi aşabilen, toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç) eucalyptus [ENG31-12355408-n] (a tree of the genus Eucalyptus)
                            • zamk ağacı [TUR10-0870000] (Akasya, mimoza gibi zamk veya reçineli zamka benzeyen maddeler veren okaliptüs)
                              • akasya [TUR10-0017360] (Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok çeşitleri yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerinden yararlanılan bir ağaç)
                              • locust tree [ENG31-12515651-n] (any of various hardwood trees of the family Leguminosae)
                              • mimoza [TUR10-0314720] (Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi)
                              • acacia [ENG31-11776561-n] (any of various spiny trees or shrubs of the genus Acacia)
                          • yenibahar [TUR10-0848770] (Mersingillerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir bitki)
                          • allspice [ENG31-12351583-n] (aromatic West Indian tree that produces allspice berries)
                        • kuşburnu [TUR10-0496730] (Çalılık ve ormanlık alanlarda yetişen, soluk pembe renkte çiçekler açan bir ağaç, yaban gülü ağacı)
                        • ban ağacı [TUR10-0075780] (Asya'nın tropik bölgelerinde ve Afrika'nın kuzeyinde yetişen, yaprakları telek damarlı, çiçekleri salkım durumunda, meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağaç)
                      • kozalaklı ağaç [TUR10-1235770] (Kozalağı olan ağaç) conifer [ENG31-13129600-n] (any gymnospermous tree or shrub bearing cones)
                        • kozalaklılar [TUR10-0479880] (Açık tohumlulardan, yaprakları iğnemsi, yemişleri kozalak biçiminde, porsukgilleri, servigilleri, çamgilleri içine alan bir bitki takımı)
                          • çamgiller [TUR10-0149070] (Kozalaklılardan, iğne gibi ince ve uzun yapraklarını yaz kış dökmeyen, tohumları çıplak olarak kozalak pulları üzerinde bulunan, çam, köknar, ladin vb. bitki türlerini içine alan reçineli ağaçlar familyası)
                            • köknar [TUR10-0481030] (Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı)
                            • fir [ENG31-11641124-n] (any of various evergreen trees of the genus Abies)
                            • ladin [TUR10-0505120] (Çamgillerden, 50-60 metre kadar yükseklikte olan, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın bir orman ağacı)
                            • spruce [ENG31-11644982-n] (any coniferous tree of the genus Picea)
                            • alaçam [TUR10-0023580] (Rengi kızıla yakın bir çam türü)
                            • çam [TUR10-0148740] (Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı) pine [ENG31-11628701-n] (a coniferous tree)
                              • kızılçam [TUR10-0459120] (Bir tür orman ağacı)
                              • dağ çamı [TUR10-0177720] (Dağda yetişen çam türü)
                              • top çam [TUR10-0780990] (Toplu ve düzenli çam türü)
                              • katran çamı [TUR10-0429460] (Gemilerde kullanılan katranın çıkarıldığı çam türü)
                            • kızılçam [TUR10-0459110] (Uzun boylu bir çam türü)
                            • karaçam [TUR10-0415770] (Çamgiller familyasından boyu 35–40 metreye ulaşan, bol reçineli ve büyük, silindirik ve sivri uçlu tomurcukları olan bir ağaç, Pinus nigra)
                            • larch [ENG31-11639312-n] (any of numerous conifers of the genus Larix all having deciduous needlelike leaves)
                            • sarıçam [TUR10-0883310] (Çamgillerden, genellikle Akdeniz Bölgesi'nde yetişen bodur, iğne yapraklı bir tür çam)
                          • sedir [TUR10-0178790] (Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı) cedar [ENG31-11643556-n] (any cedar of the genus Cedrus)
                            • katran ağacı [TUR10-0429430] (Toroslarda yetişen bir sedir türü)
                          • divan [TUR10-0210800] (Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı)
                          • davenport [ENG31-03169271-n] (a large sofa usually convertible into a bed)
                          • servigiller [TUR10-0680490] (Kozalaklılardan, servi, ardıç, mazı vb. ağaçları içine alan, çiçekleri bir veya iki evcikli bir bitki familyası)
                            • mazı [TUR10-0530860] (Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi)
                            • servi [TUR10-0883380] (Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç) cypress [ENG31-11650940-n] (any of numerous evergreen conifers of the genus Cupressus of north temperate regions having dark scalelike leaves and rounded cones)
                              • ardıç ağacı [TUR10-1233760] (NOT: TUR10-1233770 ile aynı) juniper [ENG31-11657017-n] (coniferous shrub or small tree with berrylike cones)
                                • ardıç [TUR10-0043720] (Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık) common juniper [ENG31-11658560-n] (densely branching shrub or small tree having pungent blue berries used to flavor gin)
                                  • andız [TUR10-0036200] (Yaprakları dikenli olan bir çeşit ardıç)
                                  • karaardıç [TUR10-0415200] (Güney Avrupa'da yetişen bir ardıç türü)
                      • aksedir [TUR10-0020850] (Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç)
                      • anzarot [TUR10-0040200] (Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç)
                      • akar amber [TUR10-0017210] (Asya ve Amerika'da yetişen, odunu ceviz ağacınınkine benzeyen, güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağaç)
                      • papaya ağacı [TUR10-0613160] (Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyvesi olan ağaç)
                      • paşa ağacı [TUR10-0618040] (Kerestesi açık sarı veya yeşilimsi renkte, iri gözenekli, genellikle kaplama olarak kullanılan değerli bir mobilya ağacı)
                      • pavlonya [TUR10-0619490] (Vatanı Orta Çin, 10-15 metre boyunda, 1 metre çapında, yaprakları gri yeşil renkli tüylü, çiçekleri güzel kokulu, pembe, mor, açık eflatun renginde, salkım biçiminde, dekoratif bir ağaç)
                      • kudret helvası [TUR10-0487890] (Beyaz çiçekli, 5-9 yaprakçıklı, 20 metre kadar yükselebilen, Kuzeybatı ve Batı Anadolu'da yaygın olan bir ağaç)
                      • tembul [TUR10-0762480] (Hindistan'da yetişen, tırmanıcı bir tür biber ağacı Piper betle)
                      • fidan [TUR10-0204380] (Başka bir yere dikilmek için bulunduğu yerden çıkarılan taze ağaç)
                      • top ağaç [TUR10-0780480] (Gövdesi yüksekçe bir yerden kesilerek dallandırılan ağaç)
                      • ardak [TUR10-0043680] (İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç)
                      • aselbent ağacı [TUR10-0048920] (Tropikal bölgelerde yetişen ve gövdesinden reçine elde edilen ağaç)
                      • sabun ağacı [TUR10-0652800] (Öz suyu köpüren ağaç)
                      • sandalyelik [TUR10-0662980] (Sandalye yapmaya elverişli olan ağaç)
                      • kargabüken [TUR10-0419840] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri talkım durumunda olan, meyvesi zehirli bir ağaç)
                      • kesme [TUR10-0427190] (Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı)
                      • Tuba [TUR10-0787060] (Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç)
                      • aşılama [TUR10-0052950] (Yeni aşılanmış ağaç)
                      • yüsrü [TUR10-0867260] (Bazı ince işlerin yapımında kullanılan siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü)
                      • aşık [TUR10-0052750] (Yapı çatılarında kullanılan uzun dört köşeli veya yuvarlak kalınca ağaç)
                      • başağaç [TUR10-0080790] (Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yıl halkaları çember biçiminde görüntü veren ağaç)
                      • kavlağan [TUR10-0430500] (Çınar ağacı)
                      • mancelina [TUR10-1255200] (Sütleğengillerden, Antiller'de yetişen, ceviz ya da armut ağacına benzer, boyu 7 metreyi bulabilen, almaşık yapraklı, meyvesi kirazelması iriliğinde ve lezzetli, çok zehirli bir süt salgılayan bir ağaç)
                      • misvak [TUR10-0548070] (Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç)
                      • nektarin ağacı [TUR10-1235140] (Tüysüz şeftali ağacı)
                      • Antep fıstığı [TUR10-0722850] (Antep fıstığıgillerin örnek bitkisi, yurdumuzda Gaziantep ve Siirt bölgelerinde yetişen bir ağaç)
                      • şeker ağacı [TUR10-0727000] (Vatanı Doğu Asya olup Güneydoğu Anadolu'da da yetişen, yeşilimsi, beyaz çiçekli bir ağaç)
                      • ok [TUR10-0583360] (At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç)
                      • dilme [TUR10-0205950] (Dört köşe kesilmiş ağaç)
                      • ozuga [TUR10-0597890] (Tropikal Afrika ve ormanlık alanlarda yetişen ince dokulu bir ağaç türü)
                      • sofora [TUR10-0698870] (Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, 15-20 metre boy atabilen, 1 metre eninde gövdeye ulaşabilen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç)
                      • falaka [TUR10-0263680] (Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası)
                        • araba falakası [TUR10-0041430] (Çift atlı arabalarda, okun dibinde ve iki yanında bulunan uçlarına koşum kayışları bağlanan ağaç bölüm)
                      • inekağacı [TUR10-1255190] (Süt elde edilen ağaç)
                      • iğ ağacı [TUR10-0362260] (Ana yurdu Asya'nın dağlık bölgeleri olan, bazı türlerinde yaprakları kışın dökülen, odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan, kömürü ile kara kalem resim yapılan küçük bir ağaç)
                    • ağaççık [TUR10-0010960] (Taflan gibi, dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç)
                      • kızılcadişi [TUR10-0459020] (4-5 metre yükseklikte, beyaz çiçekli bir ağaççık)
                      • tavşanmemesi [TUR10-0753080] (30-100 cm yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaççık)
                      • yalancı biber [TUR10-0828000] (Akdeniz ülkelerinde süs ağacı olarak yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaççık)
                      • limon otu [TUR10-0511970] (Kışın yapraklarını döken, salkım çiçekli bir ağaççık)
                    • kısmet ağacı [TUR10-0454700] (Bütün sıcak ülkelerde sık rastlanan tırmanıcı ve iri gövdeli ağaç)
                    • çalı [TUR10-0147160] (Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki) shrub [ENG31-13133423-n] (a low woody perennial plant usually having several major stems)
                      • ladengiller [TUR10-0505070] (İki çeneklilerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, laden vb. türleri içine alan bir bitki familyası)
                        • laden [TUR10-0505050] (Ladengillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki)
                        • rockrose [ENG31-12394935-n] (small shrubs of scrub and dry woodland regions of southern Europe and North Africa)
                        • keçisakalı [TUR10-0437540] (Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, toprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak veya mor renkte laden bitkisinin bir türü)
                      • ılgıngiller [TUR10-0352860] (Örnek bitkisi ılgın olan, ayrı taç yapraklı iki çenekli bitkiler familyası)
                        • ılgın [TUR10-0352840] (Ilgıngillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi)
                        • tamarisk [ENG31-12406979-n] (any shrub or small tree of the genus Tamarix having small scalelike or needle-shaped leaves and feathery racemes of small white or pinkish flowers)
                      • kendirgiller [TUR10-0441110] (İki çeneklilerden, kendir, şerbetçi otu, Hint keneviri vb. bitkileri içine alan bir familya)
                        • kenevir [TUR10-0441380] (Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki) cannabis [ENG31-12417441-n] (any plant of the genus Cannabis)
                          • esrar [TUR10-0254500] (Hint kenevirinden çıkarılan ve kullanılacak miktara göre uyarıcı, sarhoş edici veya uyuşturucu etkileri olan bir madde) cannabis [ENG31-02953127-n] (the most commonly used illicit drug)
                            • paspal [TUR10-0617460] (Kötü cins esrar)
                          • Hint keneviri [TUR10-0345520] (Yapraklarından esrar elde edilen bir tür kenevir)
                          • Indian hemp [ENG31-12417936-n] (source of e.g. bhang and hashish as well as fiber)
                      • katırtırnağı [TUR10-0428290] (Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki)
                      • broom [ENG31-12541369-n] (any of various shrubs of the genera Cytisus or Genista or Spartium having long slender branches and racemes of yellow flowers)
                      • hünnapgiller [TUR10-0351780] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği hünnap olan ve sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası)
                        • alıç [TUR10-0027410] (Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç)
                        • whitethorn [ENG31-12648511-n] (thorny Eurasian shrub of small tree having dense clusters of white to scarlet flowers followed by deep red berries)
                        • hünnap [TUR10-0167750] (Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç)
                        • jujube [ENG31-13164062-n] (spiny tree having dark red edible fruits)
                        • çalı dikeni [TUR10-0147190] (Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki)
                        • topalak [TUR10-0780640] (Hünnapgillerden, yapraklarından yeşil boya çıkarılan bir bitki)
                        • yabani akdiken [TUR10-0823110] (Hünnapgillerden, yaprakları almaşık, kırmızı renkli yemişi olan bir bitki)
                      • keçisakalı [TUR10-0155270] (Gülgillerden, beyaz veya pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık)
                      • spirea [ENG31-12680117-n] (any rosaceous plant of the genus Spiraea)
                      • gardenya [TUR10-0283420] (Kök boyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi)
                      • gardenia [ENG31-12687529-n] (any of various shrubs and small trees of the genus Gardenia having large fragrant white or yellow flowers)
                      • hanımeligiller [TUR10-0326210] (İki çeneklilerden, örneği hanımeli olan bir bitki familyası)
                        • hanımeli [TUR10-0326190] (Hanımeligillerden tırmanıcı, korularda, çalılıklarda yetişen bir bitki)
                        • honeysuckle [ENG31-12236341-n] (shrubby tree with silky foliage and spikes of cylindrical yellow nectarous flowers)
                        • kartopu [TUR10-0424190] (Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık)
                        • Viburnum [ENG31-12700886-n] (deciduous or evergreen shrubs or small trees: arrow-wood)
                        • mürver [TUR10-0563740] (Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki beyaz çiçeklerinden hekimlikte yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir ağaççık)
                        • elder [ENG31-12698985-n] (any of numerous shrubs or small trees of temperate and subtropical northern hemisphere having white flowers and berrylike fruit)
                        • türüz otu [TUR10-0794390] (Hanımeligillerden, sarı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu ve tırmanıcı bir süs bitkisi)
                      • şimşirgiller [TUR10-0731970] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi şimşir olan ve şimşir türlerini içine alan bir bitki familyası)
                        • şimşir [TUR10-0731940] (Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık)
                        • box [ENG31-12766866-n] (evergreen shrubs or small trees)
                      • somak [TUR10-0701630] (Sumak)
                      • sumac [ENG31-12783656-n] (a shrub or tree of the genus Rhus (usually limited to the non-poisonous members of the genus))
                      • sumak [TUR10-0712210] (Antep fıstığıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, kabuğu hekimlikte, yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç)
                      • sumac [ENG31-12783656-n] (a shrub or tree of the genus Rhus (usually limited to the non-poisonous members of the genus))
                      • yer palamudu [TUR10-0538730] (Ballıbabagillerden, tırmanıcı sarı çiçekleri olan, kokusu sarımsağı andıran, göl, akarsu kıyıları vb. nemli yerlerde yetişen bir bitki)
                      • germander [ENG31-12890238-n] (any of various plants of the genus Teucrium)
                      • biber [TUR10-1235480] (Patlıcangiller familyasından, uzun bakla tipinde meyvesi olan, ülkemizde kültürü yapılan, tek yıllık, otsu bitki) genus Capsicum [ENG31-12920908-n] (chiefly tropical perennial shrubby plants having many-seeded fruits: sweet and hot peppers)
                        • yeşilbiber [TUR10-0851690] (Yeşil renkli, taze, sivri ve dolma biber)
                          • sivri biber [TUR10-0697080] (Uzunca ve ince yeşilbiber)
                        • kırmızı biber [TUR10-1223300] (Patlıcangillerden bir biber türü) cayenne [ENG31-07838494-n] (ground pods and seeds of pungent red peppers of the genus Capsicum)
                          • paprika [TUR10-0613350] (Acısı az bir çeşit kırmızıbiber)
                          • Arnavut biberi [TUR10-0046540] (Acı kırmızıbiber)
                          • Macar biberi [TUR10-0515520] (Hafif acı kırmızıbiber)
                      • şeytan elması [TUR10-0752110] (Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki)
                      • jimsonweed [ENG31-12924263-n] (intensely poisonous tall coarse annual tropical weed having rank-smelling foliage, large white or violet trumpet-shaped flowers and prickly fruits)
                      • sütleğengiller [TUR10-0719500] (İki çeneklilerden, sütleğen, kauçuk, manyok vb. önemli bitkileri içine alan bir familya)
                        • çubuk ağacı [TUR10-0175970] (Sütleğengillerden, içi delik olan, dalları çubuk gibi kullanılan bir ağaççık)
                        • fare otu [TUR10-0264580] (Sütleğengillerden, mavi çiçekli, tohumları fare zehri olarak kullanılan bir bitki)
                        • sütleğen [TUR10-0391250] (Sütleğengillerden, yaprak sap ve köklerinde süt görünüşlü, kekre ve yakıcı bir öz su bulunan, verdiği öz su türlerine göre hekimlikte ve sanayide kullanılan, yedi yüz kadar türü bilinen, bir veya çok yıllık bir bitki)
                        • spurge [ENG31-12938661-n] (any of numerous plants of the genus Euphorbia)
                        • kene otu [TUR10-0441150] (Sütleğengillerden, tropik bölgelerde yetişen, ağaç veya ağaççık durumunu alabilen, tohumlarından koyu bir bitkisel yağ elde edilen, bir yıllık otsu bitki)
                        • kürkas [TUR10-0503360] (Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki)
                        • mancana [TUR10-0523050] (Sütleğengillerden, Antil Adalarında yetişen, çok zehirli bir ağaç)
                        • manyok [TUR10-0525540] (Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü veya yedisi bir arada yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç)
                        • yer fesleğeni [TUR10-0850420] (Sütleğengillerden, otsu veya odunsu sürüngen gövdeli bitki)
                      • çaygiller [TUR10-0155110] (İki çeneklilerden, yapraklarından çay yapılan bir bitki familyası) Theaceae [ENG31-12949821-n] (a family of trees and shrubs of the order Parietales)
                        • çay [TUR10-0154890] (Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık)
                        • tea [ENG31-12950543-n] (a tropical evergreen shrub or small tree extensively cultivated in e.g. China and Japan and India)
                        • kamelya [TUR10-0391230] (Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki)
                        • camellia [ENG31-12950163-n] (any of several shrubs or small evergreen trees having solitary white or pink or reddish flowers)
                      • kapari [TUR10-0437150] (Sürekli yeşil kalan çalı görünümünde bir bitki)
                      • caper [ENG31-11885540-n] (any of numerous plants of the genus Capparis)
                      • fundagiller [TUR10-0280530] (Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası)
                        • ayı üzümü [TUR10-0061870] (Fundagillerden, küçük taneli yemişler veren, tüylü bir bitki)
                        • funda [TUR10-0280520] (Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki)
                        • heath [ENG31-12247449-n] (a low evergreen shrub of the family Ericaceae)
                        • yaban mersini [TUR10-0437610] (Fundagillerden, çiçekleri beyaz veya pembe, yaprakları taneli bir bitki)
                          • enir [TUR10-0248120] (Bir tür yaban mersini)
                        • sandal ağacı [TUR10-0662870] (Fundagillerden, 3-6 metre yükseklikte, çiçekleri beyaz veya pembe, kışın yapraklarını dökmeyen, odunu sert olduğundan kolay işlenemeyen ve kömür yapımında kullanılan bir ağaççık)
                          • kalembek [TUR10-0402680] (Bir cins kokulu sandal ağacı; yalancı öd ağacı)
                      • komar [TUR10-0470090] (Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç) rhododendron [ENG31-12264670-n] (any shrub of the genus Rhododendron: evergreen shrubs or small shrubby trees having leathery leaves and showy clusters of campanulate (bell-shaped) flowers)
                        • açelya [TUR10-0003860] (Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki)
                        • azalea [ENG31-12265836-n] (any of numerous ornamental shrubs grown for their showy flowers of various colors)
                      • yasemin [TUR10-0543570] (Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık)
                      • jasmine [ENG31-12327234-n] (any of several shrubs and vines of the genus Jasminum chiefly native to Asia)
                      • leylak [TUR10-0510500] (Zeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık)
                      • lilac [ENG31-12330866-n] (any of various plants of the genus Syringa having large panicles of usually fragrant flowers)
                      • çıkra [TUR10-0163910] (Sık çalı)
                      • kar dikeni [TUR10-0419400] (Diş otugillerden, pembe çiçekli bir tür çalı)
                      • katmerli badem [TUR10-0429280] (Çiçekleri güzel bir tür süs çalısı)
                      • sıncan [TUR10-0686980] (Sakızlı bir tür dikenli çalı)
                      • ışığan [TUR10-0355460] (Kışın yapraklarını dökmeyen, 3 metre boyunda, yaprakları sivri dikenli, beyaz çiçekli, meyvesi parlak kırmızı renkli bir çalı türü)
                    • boylu gıcır [TUR10-0116660] (Gövdesi odunsu, yaprakları üç köşeli, beyaz, sarımsı yeşil çiçekleri olan, üzümsü meyvesi kırmızı renkli, boyu 20 metre kadar olabilen, tırmanıcı çalı görünüşünde bir bitki)
                  • ot [TUR10-0593370] (Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkilere verilen ortak ad) herb [ENG31-12226211-n] (a plant lacking a permanent woody stem)
                    • burma [TUR10-0125380] (Yaşken burularak kurutulan ot)
                    • ginseng [TUR10-0298070] (Çin, Japonya, Kore vb. Uzak Doğu ülkelerinde yetişen, geleneksel tedavilerde kullanılan, kazık köklü, otsu ve çok yıllık bir bitki Panax ginseng)
                    • ginseng [ENG31-11820201-n] (Chinese herb with palmately compound leaves and small greenish flowers and forked aromatic roots believed to have medicinal powers)
                    • korunga [TUR10-0476970] (Otsu, genellikle 30-70 cm boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki)
                    • medic [ENG31-12568785-n] (any of several Old World herbs of the genus Medicago having small flowers and trifoliate compound leaves)
                    • papatya [TUR10-0613100] (Birleşikgillerden, 20-50 cm yükseklikte, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki) chamomile [ENG31-11969871-n] (Eurasian plant with apple-scented foliage and white-rayed flowers and feathery leaves used medicinally)
                      • sarıpapatya [TUR10-0666620] (Çiçekleri sarı renkli papatya)
                    • rezene [TUR10-0647260] (Maydanozgillerden, 1-1,5 metre yüksekliğinde, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı, hoş kokulu, baharatlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, hekimlikte gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki)
                    • common fennel [ENG31-12960042-n] (strongly aromatic with a smell of aniseed)
                    • roka [TUR10-0648330] (Turpgillerden, yaprakları salata gibi yenen, 20-40 cm yüksekliğinde, sebze olarak bahçelerde yetiştirilen, kokulu, bir iki yıllık bir bitki)
                    • rocket [ENG31-11907006-n] (erect European annual often grown as a salad crop to be harvested when young and tender)
                    • muz ağacı [TUR10-1234700] (NOT: TUR10-1234710 ile aynı)
                    • banana [ENG31-12372804-n] (any of several tropical and subtropical treelike herbs of the genus Musa having a terminal crown of large entire leaves and usually bearing hanging clusters of elongated fruits)
                    • ısırgangiller [TUR10-0354040] (İki çeneklilerden, örneği ısırgan otu olan, yapışkan otu, rami vb. birtakım türleri içine alan bitki familyası)
                      • ısırgan [TUR10-0354030] (Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırıldığında karınca asidi denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkartan bir ot)
                      • nettle [ENG31-12412587-n] (any of numerous plants having stinging hairs that cause skin irritation on contact (especially of the genus Urtica or family Urticaceae))
                      • yapışkan otu [TUR10-0834050] (Isırgangillerden, duvarlar üzerinde gelişen, yaprakları yapışkan bir bitki)
                      • sütağacı [TUR10-0719240] (Isırgangillerden, Güney Amerika ormanlarında yetişen, sütlü öz suyu çok olan bitki)
                      • rami [TUR10-0642200] (Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen değerli bir bitki)
                    • ketengiller [TUR10-0446450] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, keten vb. türleri içine alan bitki familyası)
                      • keten [TUR10-0446400] (Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki)
                      • flax [ENG31-12507079-n] (plant of the genus Linum that is cultivated for its seeds and for the fibers of its stem)
                      • bataklık keteni [TUR10-0612130] (Papirüs familyasından, bataklıklarda yetişen bir bitki)
                    • fasulyegiller [TUR10-0265700] (Kapalı tohumlu, iki çenekli, ayrı taç yapraklı çiçekli bitkiler familyası)
                      • fasulye [TUR10-0265680] (Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki) bean [ENG31-07740688-n] (any of various edible seeds of plants of the family Leguminosae used for food)
                        • ayşekadın [TUR10-0064040] (Kılçıksız, lezzetli bir tür taze fasulye)
                        • barbunya [TUR10-0077240] (Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye)
                        • zeytinyağlı fasulye [TUR10-0873830] (Zeytinyağı ile pişirilen fasulye)
                        • kuru fasulye [TUR10-0494510] (Yeşil kabuklarından ayıklanıp kurutulmuş fasulye)
                        • haricot [ENG31-12577943-n] (a French variety of green bean plant bearing light-colored beans)
                        • soya fasulyesi [TUR10-0704560] (Protein değeri bakımından zengin ve kökeni Çin ve Japonya'ya uzanan bir tür fasulye)
                        • soy [ENG31-07745461-n] (the most highly proteinaceous vegetable known)
                        • çalı fasulyesi [TUR10-0147200] (Kılçıklı bir çeşit fasulye)
                        • boncuk fasulye [TUR10-0113240] (Bir tür iri taneli fasulye)
                        • şeker fasulyesi [TUR10-0727080] (Badıcı etli, tohumu yuvarlak ve beyaz bir tür fasulye)
                        • sırık fasulyesi [TUR10-0688510] (Dalları sırıkla desteklenerek yetiştirilen, ince, uzun, kılçıksız bir tür fasulye)
                      • mercan ağacı [TUR10-0536060] (Fasulyegillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çiçekleri parlak kırmızı, tırmanıcı bir süs bitkisi)
                      • meyan kökü [TUR10-0541230] (Fasulyegillerden, 30-60 cm yükseklikte, tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli, tatlı olan toprak altı bölümleri hekimlikte ve serinletici içkilerin yapımında kullanılan, çok yıllık otsu bir bitki)
                      • licorice [ENG31-12553391-n] (deep-rooted coarse-textured plant native to the Mediterranean region having blue flowers and pinnately compound leaves)
                    • sinir otugiller [TUR10-0695200] (Sinir otlarından, iki çenekli, bitişik taç yapraklı bitkiler familyası)
                      • sinir otları [TUR10-0695180] (İki çenekli, çiçekli bitkiler takımı)
                        • sinir otu [TUR10-0695190] (Sinir otugillerden, çiçekleri tek bir sapın ucunda başak durumunda, birçok yabani türü bulunan ve hekimlikte kullanılan bir bitki)
                          • psilyum [TUR10-1242300] (Hindistan'da yetişen karnıyarıkotu bitkisinden elde edilen lif)
                          • fleawort [ENG31-12620635-n] (plantain of Mediterranean regions whose seeds swell and become gelatinous when moist and are used as a mild laxative)
                    • karabuğdaygiller [TUR10-0415560] (Taçsız iki çeneklilerden, ravent, kuzukulağı, kurtpençesi, çobandeğneği ve karabuğday gibi sapları boğumlu, çiçekleri başak veya salkım durumunda bazı türleri hekimlikte kullanılan bitkileri içinde toplayan bir familya)
                      • çobandeğneği [TUR10-0171510] (Karabuğdaygillerden, beyaz veya pembe çiçekli, yürek biçimi yapraklı, otsu bir kır bitkisi)
                      • labada [TUR10-0235060] (Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki)
                      • karabuğday [TUR10-0415550] (Karabuğdaygillerden, tohumları için yetiştirilen, bir yıllık bitki)
                      • buckwheat [ENG31-12622255-n] (a member of the genus Fagopyrum)
                      • ratanya [TUR10-0643330] (Karabuğdaygillerden, 20-40 cm yükseklikte, basit yapraklı, kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık)
                      • ravent [TUR10-0643390] (Karabuğdaygillerden, 1-2 metre yükseklikte, büyük yapraklı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki) rhubarb [ENG31-12623741-n] (plants having long green or reddish acidic leafstalks growing in basal clumps)
                        • ışkın [TUR10-0356440] (Bir ravent türü)
                      • uşkun [TUR10-0800830] (Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir ravent türü)
                    • ananasgiller [TUR10-0035320] (Bir çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen ve örneği ananas olan bitki familyası)
                      • ananas [TUR10-0035300] (Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç)
                      • pineapple [ENG31-12628217-n] (a tropical American plant bearing a large fleshy edible fruit with a terminal tuft of stiff leaves)
                    • sardunyagiller [TUR10-0665550] (İki çeneklilerden, sardunya, ıtır, turnagagası vb. bitkileri içine alan bir familya)
                      • turnagagası [TUR10-0221060] (Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda turna gagasına benzer ince uzun bir uç bulunan, yaprakları güzel kokulu bir bitki)
                      • ıtır çiçeği [TUR10-0356490] (Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisi)
                        • çobaniğnesi [TUR10-0171530] (Itır çiçeği cinsinden kokulu bir bitki)
                      • sardunya [TUR10-0665540] (Çoğunlukla pembe çiçekler açan, sardunyagillerden bir süs bitkisi)
                      • geranium [ENG31-12706192-n] (any of numerous plants of the family Geraniaceae)
                    • hodangiller [TUR10-0346890] (İki çeneklilerden, üzeri sert dikenlerle kaplı otsu ve ağaçsı bitkiler familyası)
                      • engerek otu [TUR10-0247910] (Hodangillerden, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, yaprakları sert tüylü bir ot)
                      • hodan [TUR10-0346880] (Hodangillerden, çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökü kavrularak yenilen, bir yıllık ve otsu bir bitki)
                      • borage [ENG31-12837268-n] (hairy blue-flowered European annual herb long used in herbal medicine and eaten raw as salad greens or cooked like spinach)
                    • unutmabeni [TUR10-0799430] (İki çeneklilerden, küçük mavi çiçekler açan bir bitki)
                    • forget-me-not [ENG31-12842875-n] (small perennial herb having bright blue or white flowers)
                    • ballıbabagiller [TUR10-0074950] (Nane, lavanta çiçeği, kekik vb. kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitişik taç yapraklılardan oluşan bir familya)
                      • dağ reyhanı [TUR10-0178770] (Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki)
                      • ateş çiçeği [TUR10-0054860] (Ballıbabagillerden, ateş kırmızısı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi)
                      • ballıbaba [TUR10-0075000] (Ballıbabagillerden, beyaz çiçekli ve çok yıllık otsu bir bitki)
                      • fesleğen [TUR10-0269310] (Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi)
                      • common basil [ENG31-12881302-n] (annual or perennial of tropical Asia having spikes of small white flowers and aromatic leaves)
                      • karabaş [TUR10-0415360] (Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki)
                      • kedi nanesi [TUR10-0437820] (Ballıbabagillerden, kırlarda yetişen, kedilerin kokusundan çok hoşlandığı bir bitki)
                      • lavanta çiçeği [TUR10-0508320] (Ballıbabagillerden, mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayisinde kullanılan bir bitki)
                      • melisa [TUR10-0533900] (Ballıbabagillerden, 20-150 cm yükseklikte, tıpta yapraklarından yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                      • mercanköşk [TUR10-0537790] (Ballıbabagillerden, küçük yapraklı, güzel kokulu bir saksı bitkisi)
                        • yabani mercanköşk [TUR10-0823290] (Mercanköşk çiçeğinin yabani bir türü; farekulağı)
                        • farekulağı [TUR10-0264550] (Yabani mercanköşk)
                      • nane [TUR10-0570370] (Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi)
                      • peppermint [ENG31-12876851-n] (herb with downy leaves and small purple or white flowers that yields a pungent oil used as a flavoring)
                      • yarpuz [TUR10-0838340] (Ballıbabagillerden, çiçekleri birbirinden ayrı halka durumunda, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki)
                      • pennyroyal [ENG31-12877440-n] (Eurasian perennial mint have small lilac-blue flowers and ovate leaves)
                      • aslankuyruğu [TUR10-0851300] (Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki)
                      • dalak otu [TUR10-1014050] (Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde kuru yerlerde yetiştirilen, yüz kadar türü bulunan, güçlendirici, uyarıcı ve yara sağaltıcı olarak kullanılan otsu veya odunsu bitki)
                        • tüylü dalak otu [TUR10-0003430] (10-40 cm yüksekliğinde, yatık veya dik, gri veya beyaz tüylü, çok yıllık bir dalak otu türü)
                        • dağ dalak otu [TUR10-0177790] (5-10 cm yükseklikte, yere yatık ve çiçekleri soluk sarı renkli bir dalak otu türü)
                      • dağ çayı [TUR10-0177730] (Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan ıtırlı bir bitki)
                      • köpekayası [TUR10-0481690] (Ballıbabagillerden, çiçekleri sap çevresinde demet durumunda toplanmış, güzel kokulu birçok türü olan bir bitki)
                      • horehound [ENG31-12874808-n] (any of various aromatic herbs of the genus Marrubium)
                      • bahçe nanesi [TUR10-0071110] (Bahçelerde yetiştirilen bir nane türü)
                      • barsama [TUR10-0078350] (Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan, nane ve yaban kekiğinin ortak adı)
                      • biberiye [TUR10-0100620] (Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki)
                      • rosemary [ENG31-12884920-n] (widely cultivated for its fragrant grey-green leaves used in cooking and in perfumery)
                      • kekik [TUR10-0438450] (Ballıbabagillerden, karşılıklı küçük yapraklı, beyaz, pembe, kırmızı başak durumunda çiçekleri olan ve çiçeği bahar gibi kullanılan, odunsu saplı, kokulu bir bitki) common thyme [ENG31-12891442-n] (common aromatic garden perennial native to the western Mediterranean)
                        • zahter [TUR10-0869330] (Bir çeşit kekik)
                        • bahçe kekiği [TUR10-0071060] (Bahçelerde özel yöntemlerle yetiştirilen kekik)
                    • susamgiller [TUR10-0713390] (İki çeneklilerden, en önemli ve örnek bitkisi susam olan, küçük bir bitki familyası)
                      • susam [TUR10-0713330] (Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki)
                      • sesame [ENG31-12895543-n] (East Indian annual erect herb)
                    • sıracagiller [TUR10-0687920] (Sıraca otu, bit otu vb. bitkileri içine alan, iki çeneklilerden bir bitki familyası)
                      • bit otu [TUR10-0109800] (Sıracagillerden, birçok çeşitleri bulunan ve kuzey yarım kürede yetişen bir bitki)
                      • sığırkuyruğu [TUR10-0685020] (Sıracagillerden, ülkemizde yabani olarak birçok türleri yetişen, tüylü yapraklı, sarı çiçekli bir kır bitkisi)
                      • mullein [ENG31-12909666-n] (any of various plants of the genus Verbascum having large usually woolly leaves and terminal spikes of yellow or white or purplish flowers)
                      • sıraca otu [TUR10-0687940] (Sıracagillerden, birçok türünün kökleri hekimlikte kullanılmış olan bir bitki)
                      • yüksük otu [TUR10-0866010] (Sıracagillerden, kalp hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılan bir alkaloit veren, çiçekleri yüksük biçiminde olan bitki)
                    • adamotu [TUR10-1246980] ()
                    • mandrake [ENG31-12927258-n] (a plant of southern Europe and North Africa having purple flowers, yellow fruits and a forked root formerly thought to have magical powers)
                    • maydanozgiller [TUR10-0530120] (Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri şemsiye durumunda olan, anason, kereviz, maydanoz, kimyon vb. bitkileri içine alan bir familya)
                      • çadıruşağı [TUR10-0144510] (Maydanozgillerden, öz suyu hekimlikte kullanılan bir bitki)
                      • çakırdiken [TUR10-0146000] (Maydanozgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki)
                      • çavşır [TUR10-0154750] (Maydanozgillerden bir bitki)
                      • çemen [TUR10-0158760] (Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki)
                      • çobantarağı [TUR10-0171650] (Maydanozgillerden, tarlalarda çok rastlanılan, beyaz çiçekli bir bitki)
                      • çöğür [TUR10-0173870] (Maydanozgillerden bir çeşit dikenli yaban bitkisi)
                      • deniz rezenesi [TUR10-0194050] (Maydanozgillerden, deniz kumsallarında bol olarak yetişen, güzel kokulu bir bitki)
                      • eşek maydanozu [TUR10-0255500] (Maydanozgillerden iki yıllık otsu bir bitki)
                      • Frenk maydanozu [TUR10-0279890] (Maydanozgillerden, salata ve salçalarda kullanılan bodur ve güzel kokulu bir bitki)
                      • horozgözü [TUR10-0348010] (Maydanozgillerden, beyaz veya pembe çiçekli bir bitki)
                      • imparator otu [TUR10-0371660] (Maydanozgillerden, baharlı ve yakıcı olan kökü hekimlikte kullanılan bir ot)
                      • karakavza [TUR10-0416370] (Maydanozgillerden, kökleri yenebilen, hayvan yemi olarak da kullanılan, yıllık veya çok yıllık otsu bir bitki)
                      • parsnip [ENG31-12962296-n] (a strong-scented plant cultivated for its edible root)
                      • kılır [TUR10-0448550] (Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki)
                      • kimyon [TUR10-0461530] (Maydanozgillerden, 50 cm kadar yükseklikte, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık, güzel kokulu ve otsu bir bitki)
                      • cumin [ENG31-12957586-n] (dwarf Mediterranean annual long cultivated for its aromatic seeds)
                      • melek otu [TUR10-0533590] (Maydanozgillerden, su kenarlarında yetişen, çiçekleri yeşilimtırak beyaz çok yıllık bir bitki)
                      • nardin [TUR10-0570750] (Maydanozgillerden, çayırlarda yetişen ve hayvanlara yem olarak verilen, başakçıkları tek çiçekli küçük bir bitki)
                      • selam otu [TUR10-0674960] (Maydanozgillerden, 1-2 metre boyunda, pis kokulu, hekimlikte kullanılan bir bitki)
                      • su baldıranı [TUR10-0710170] (Maydanozgillerden, su kıyılarında ve bataklıklarda yetişen, zehirli, otsu bir bitki)
                      • şeytantersi [TUR10-0073790] (Maydanozgillerden, Orta Asya'da ve Akdeniz ülkelerinde yetişen, kalın köklü, sarı çiçekli, pis kokulu bitki)
                      • tavşancıl otu [TUR10-0752980] (Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen, körpesi bazı yerlerde hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki)
                      • şeytan otu [TUR10-0729770] (Maydanozgiller familyasından nemli yerlerde yetişen mavi çiçekli çok yıllık bir bitki)
                      • maydanoz [TUR10-0530110] (Maydanozgillerden, 50-80 cm uzunlukta, ufak yeşil yapraklı, hoş kokulu iki yıllık otsu bir bitki)
                      • parsley [ENG31-07835872-n] (aromatic herb with flat or crinkly leaves that are cut finely and used to garnish food)
                      • dereotu [TUR10-0195970] (Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki)
                      • dill [ENG31-07843872-n] (aromatic threadlike foliage of the dill plant used as seasoning)
                      • kişniş [TUR10-0463840] (Maydanozgillerden yaprakları maydanozu andıran, 20-60 cm yükseklikte, tüysüz, bir yıllık ve otsu bir bitki)
                      • coriander [ENG31-12957229-n] (Old World herb with aromatic leaves and seed resembling parsley)
                    • yonca [TUR10-0859540] (Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı) clover [ENG31-11773047-n] (a plant of the genus Trifolium)
                      • tirfil [TUR10-0777630] (Bir tür yonca)
                      • üçgül [TUR10-0806330] (Bir tür yonca)
                      • kelebek otu [TUR10-0438780] (Bir cins yaban yoncası)
                      • sarıyonca [TUR10-0666760] (Sarı yapraklı yonca türü)
                    • semizotu [TUR10-0628720] (Semizotugillerden, etli ve mayhoş yaprakları sebze olarak yenilen otsu bir bitki)
                    • purslane [ENG31-11877789-n] (a plant of the family Portulacaceae having fleshy succulent obovate leaves often grown as a potherb or salad herb)
                    • şekerciboyası [TUR10-0727050] (Şekerciboyasıgillerden, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan, 2-3 metre yükseklikte, üzümsü meyvesinden şarapları boyamak için kırmızı boya çıkarılan çok yıllık bir bitki)
                    • poke [ENG31-11876022-n] (tall coarse perennial American herb having small white flowers followed by blackish-red berries on long drooping racemes)
                    • yalancı safran [TUR10-0613020] (Birleşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki)
                    • safflower [ENG31-11966520-n] (thistlelike Eurasian plant widely grown for its red or orange flower heads and seeds that yield a valuable oil)
                    • hindiba [TUR10-0416360] (Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen birkaç yıllık otsu bir bitki)
                    • endive [ENG31-11973808-n] (widely cultivated herb with leaves valued as salad green)
                    • karahindiba [TUR10-0416160] (Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki)
                    • dandelion [ENG31-12044645-n] (any of several herbs of the genus Taraxacum having long tap roots and deeply notched leaves and bright yellow flowers followed by fluffy seed balls)
                    • lobelya [TUR10-0512910] (Salkım durumunda mavi çiçekleri bulunan bir veya çok yıllık Kuzey Amerika bitkisi)
                    • lobelia [ENG31-12189082-n] (any plant or flower of the genus Lobelia)
                    • muzgiller [TUR10-0558670] (Sıcak bölgelerde yetişen, özellikle muzları içine alan bir çenekliler familyası)
                      • muz [TUR10-0558610] (Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki)
                      • banana [ENG31-12372804-n] (any of several tropical and subtropical treelike herbs of the genus Musa having a terminal crown of large entire leaves and usually bearing hanging clusters of elongated fruits)
                    • zencefilgiller [TUR10-0872620] (Bir çeneklilerden, zencefil, kakule, zerdeçal gibi güzel kokulu bitkileri içine alan bir familya)
                      • cennet biberi [TUR10-0135990] (Zencefilgillerden karabiber tadında bir bitki)
                      • havlıcan [TUR10-0333760] (Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki)
                      • zerdeçal [TUR10-0345630] (Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki)
                      • turmeric [ENG31-12376912-n] (widely cultivated tropical plant of India having yellow flowers and a large aromatic deep yellow rhizome)
                      • kakule [TUR10-0400770] (Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki)
                      • zencefil [TUR10-0872600] (Zencefilgillerden, Hindistan ve Malezya'da yetişen, yaklaşık 100 cm yüksekliğinde, kamış görünüşünde, çok yüksek ve otsu bir bitki)
                      • ginger [ENG31-12376277-n] (perennial plants having thick branching aromatic rhizomes and leafy reedlike stems)
                    • pıtrak [TUR10-0627090] (Dikenli tohumları hayvanların kıllarına ve insanların giysilerine takılan bir yıllık ve otsu bir bitki)
                    • pisik otu [TUR10-0628950] (Çok yıllık, 25-50 cm yükseklikte, kokusu kuvvetli, koyu mor çiçekli, yaprakları çorba ve yemeklere koku vermek için kullanılan, otsu bir bitki)
                    • akşamsefası [TUR10-0021840] (İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki)
                    • panzehir otu [TUR10-0612890] (Küçük, beyaz çiçekli, kökü zehirli, çok yıllık ve otsu bitki)
                    • kömüren [TUR10-0481500] (Sarımsağa benzer bir yaban otu)
                    • kuzu sarmaşığı [TUR10-0499530] (Boyu 3 metre kadar olabilen, tırmanıcı, beyaz sütlü, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • kudret narı [TUR10-0487920] (Sarı çiçekli, parçalı yapraklı, tırmanıcı ve bir yıllık otsu bir bitki)
                    • fleol [TUR10-0276860] (Çayır otu)
                    • sabunotu [TUR10-0175270] (Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki)
                    • soapwort [ENG31-11835053-n] (plant of European origin having pink or white flowers and leaves yielding a detergent when bruised)
                    • kadındüğmesi [TUR10-0396640] (Süs bitkisi olarak yetiştirilen, düğme biçiminde çiçek açan otsu bir bitki)
                    • kandamlası [TUR10-0408980] (Asya ve Avrupa'da ılıman bölgelerde yetişen kırmızı veya sarı çiçekli otsu bir bitki)
                    • tarak otugiller [TUR10-0746390] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden bir familya)
                      • tarak otu [TUR10-0746380] (Tarak otugillerden otsu bir bitki)
                    • eğir kökü [TUR10-0236510] (Dere ve durgun su kenarlarında yetişen, 50-125 cm yüksekliğinde, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • cacık [TUR10-0130110] (Bir tür ot)
                    • çayır [TUR10-0155160] (Böyle yerde biten otlar)
                      • yayla çayırı [TUR10-0843410] (Yaylalarda derin ve rutubetli toprağa sahip alanlarda gelişen doğal çayır)
                      • çayır otu [TUR10-0155280] (Çayır oluşturan çeşitli bitkilerin genel adı)
                      • dağ çayırı [TUR10-0177740] (Dağlık bölgelerde derin ve rutubetli toprağa sahip alanlarda gelişen doğal çayır)
                    • domuz dikeni [TUR10-0217940] (Yaprakları sapsız ve dikenli, çiçekleri etli, otsu bir bitki)
                    • domuz otu [TUR10-0218020] (Kumsallarda ve kayalıklarda yetişen sarı çiçekli ot)
                    • sarıdiken [TUR10-0666010] (Dikenli, tüylü, iki veya çok yıllık otsu bir bitki)
                    • yapışak [TUR10-1177890] (Yapışkan bir çeşit ot)
                    • balık otu [TUR10-0074360] (Cava ve Malabar'da yetişen, zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki)
                    • bambul otu [TUR10-0075700] (Sıcak ve ılıman bölgelerde yetişen otsu veya çalı türü bir bitki)
                    • ban otu [TUR10-0076510] (Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'nın sıcak bölgelerinde yetişen zehirli ve otsu bir bitki)
                    • boruk [TUR10-0114500] (Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir ot türü)
                    • siğil otu [TUR10-0691780] (Kalınca yaprakları, çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot)
                    • göbek otu [TUR10-0301050] (Yaprakları etli, otsu bir bitki)
                    • hasır otugiller [TUR10-0330290] (Su kıyılarında yetişen, örneği hasır otu olan bir bitki familyası)
                      • saz [TUR10-0466470] (Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz)
                    • haşiş [TUR10-0331240] (Kuru ot)
                  • menekşegiller [TUR10-0534840] (Çiçekleri ayrı taç yapraklı iki çenekli bitkiler familyası)
                    • hercai menekşe [TUR10-0339420] (Menekşegillerden, mor, sarı, beyaz renkte, menekşeye benzer çiçekleri olan yıllık bir bitki)
                    • menekşe [TUR10-0534820] (Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bitki)
                    • violet [ENG31-12408356-n] (any of numerous low-growing violas with small flowers)
                    • alacamenekşe [TUR10-0023560] (Hercai menekşe)
                    • pansy [ENG31-12411002-n] (large-flowered garden plant derived chiefly from the wild pansy of Europe and having velvety petals of various colors)
                  • sarmaşıkgiller [TUR10-0667430] (Örnek bitkisi sarmaşık olan, iki çeneklilerden bir bitki familyası)
                    • sarmaşık [TUR10-0667420] (Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki) ivy [ENG31-11819447-n] (Old World vine with lobed evergreen leaves and black berrylike fruits)
                      • frenk asması [TUR10-1028610] (Asmagillerden, sonbaharda yaprakları güzel bir renk alan süs sarmaşığı)
                      • duvar sarmaşığı [TUR10-0226760] (Yaprak dökmeyen, gövde yaprakları saplı, üst yüzü koyu, alt yüzü açık yeşil renkli, sert ve derimsi, küçük çiçekli, meyvesi bezelye tanesi büyüklüğünde etli, sarı veya morumsu siyah renkli bir bitki)
                      • liyan [TUR10-0512880] (Yabani ormanlarda yetişen parazit sarmaşığı)
                      • yer sarmaşığı [TUR10-0851320] (Gebre otugillerden, nemli yerlerde, duvar diplerinde yetişen bir bitki)
                    • çit sarmaşığıgiller [TUR10-0170320] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, çit sarmaşığı, kahkaha çiçeği, mahmude, küsküt vb. bitkileri içine alan bir familya)
                      • çit sarmaşığı [TUR10-0170310] (Çit sarmaşığıgillerin örnek bitkisi olan, genellikle tarla kenarlarında yetişen, beyaz çiçekli, tüysüz ve uzun saplı, sarılıcı, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                      • mahmude [TUR10-0518610] (Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 cm boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                      • scammony [ENG31-12845049-n] (twining plant of Asia Minor having cream-colored to purple flowers and long thick roots yielding a cathartic resin)
                    • kivi bitkisi [TUR10-1234780] (Actinidiaceae familyasından, ana vatanı Çin olan, çok yıllık, kirli sarı, yeşil renkli, C vitaminince zengin, meyveleri yenen bir bitki)
                    • Chinese gooseberry [ENG31-12391956-n] (climbing vine native to China)
                    • patates [TUR10-0618280] (Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki)
                    • potato [ENG31-12918253-n] (annual native to South America having underground stolons bearing edible starchy tubers)
                    • saparna [TUR10-0664330] (Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan, zambakgillerden, yeşilimsi çiçekli, dikenli ve tırmanıcı, çok yıllık bir bitki)
                    • sarsaparilla [ENG31-12490597-n] (any of various prickly climbing plants of the tropical American genus Smilax having aromatic roots and heart-shaped leaves)
                    • karabibergiller [TUR10-0415480] (Taçsız iki çeneklilerden, karabiberle türlerini içine alan bir bitki familyası)
                      • karabiber [TUR10-1235850] (Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki)
                      • pepper [ENG31-13170289-n] (climber having dark red berries (peppercorns) when fully ripe)
                  • tohumlu bitki [TUR10-1233490] (Çiçekli bitki) spermatophyte [ENG31-11572837-n] (plant that reproduces by means of seeds not spores)
                    • fide [TUR10-0272670] (Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek)
                    • seedling [ENG31-11573045-n] (young plant or tree grown from a seed)
                    • çiçekli bitki [TUR10-1233800] (Tohumlu bitkiler) angiosperm [ENG31-11685823-n] (plants having seeds in a closed ovary)
                      • çiçek [TUR10-0166270] (Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi) flower [ENG31-11690372-n] (a plant cultivated for its blooms or blossoms)
                        • begonvil [TUR10-0088960] (Akdeniz bölgesinde yaygın bir çiçek)
                        • sümbülteber [TUR10-0715200] (Zambakgillerden, güzel kokulu, beyaz renkli bir çiçek)
                        • tuberose [ENG31-12500961-n] (a tuberous Mexican herb having grasslike leaves and cultivated for its spikes of highly fragrant lily-like waxy white flowers)
                        • uyuz otu [TUR10-0803930] (Hekimlikte uyuza karşı kullanılan çiçekli bitki)
                        • scabious [ENG31-12704168-n] (any of various plants of the genus Scabiosa)
                        • Afrika menekşesi [TUR10-0010140] (İki çeneklilerden, tüylü yapraklı, mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksıda yetiştirilen çok yıllık bir süs bitkisi)
                        • African violet [ENG31-12853909-n] (tropical African plant cultivated as a houseplant for its violet or white or pink flowers)
                        • aslanağzı [TUR10-0050620] (Sıraca otugillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki)
                        • snapdragon [ENG31-12898004-n] (a garden plant of the genus Antirrhinum having showy white or yellow or crimson flowers resembling the face of a dragon)
                        • çanta çiçeği [TUR10-0149870] (İki çeneklilerden, beyaz, erguvani veya sarı renkli bir süs bitkisi)
                        • calceolaria [ENG31-12900287-n] (any garden plant of the genus Calceolaria having flowers with large inflated slipper-shaped lower lip)
                        • yavşan otu [TUR10-1235460] (Sıracagillerden, mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki)
                        • veronica [ENG31-12911025-n] (any plant of the genus Veronica)
                        • petunya [TUR10-0625690] (Patlıcangillerden, çeşitli renkte çiçekler açan, kokulu bir süs bitkisi)
                        • petunia [ENG31-12930181-n] (any of numerous tropical herbs having fluted funnel-shaped flowers)
                        • mine çiçeğigiller [TUR10-0546670] (Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, mine çiçeği vb. türleri içine alan bir bitki familyası)
                          • mine çiçeği [TUR10-0546650] (Mine çiçeğigillerden, yaprakları karşılıklı ve oymalı, çiçekleri başak durumunda alacalı, mavi veya menekşe renginde, sapı dört köşeli olan güzel kokulu bir bitki)
                          • verbena [ENG31-12935683-n] (any of numerous tropical or subtropical American plants of the genus Verbena grown for their showy spikes of variously colored flowers)
                          • hayıt [TUR10-0335520] (Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık)
                          • kandıra ağacı [TUR10-0409030] (Mine çiçeğigillerden, güzel kokulu bir süs bitkisi)
                        • kedi otugiller [TUR10-0437840] (Yaprakları sapsız olan otsu bitkileri, seyrek olarak da çalı durumundaki bitkileri kapsayan bitişik taç yapraklı, iki çenekli bitkiler familyası)
                          • kedi otu [TUR10-0437830] (İki çeneklilerden, kök sapı hekimlikte kullanılan bir bitki)
                          • valerian [ENG31-12970886-n] (a plant of the genus Valeriana having lobed or dissected leaves and cymose white or pink flowers)
                        • su yoncası [TUR10-0714300] (Tacı beyaz salkım çiçekli çok yıllık su bitkisi)
                        • düğün çiçeğigiller [TUR10-0228620] (İki çeneklilerden, bazı türleri süs bitkisi olarak kullanılan bir familya)
                          • dağ lalesi [TUR10-0178520] (Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki)
                          • anemone [ENG31-11745484-n] (any woodland plant of the genus Anemone grown for its beautiful flowers and whorls of dissected leaves)
                          • akasma [TUR10-0537730] (Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarmaşık özelliği gösteren bir bitki)
                          • basur otu [TUR10-0080590] (Düğün çiçeğigillerden, nemli ormanlarda biten, köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan, sarı çiçek açan küçük bir bitki)
                          • lesser celandine [ENG31-11741806-n] (perennial herb native to Europe but naturalized elsewhere having heart-shaped leaves and yellow flowers resembling buttercups)
                          • şakayık [TUR10-0721790] (Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi)
                          • peony [ENG31-11739755-n] (any of numerous plants widely cultivated for their showy single or double red or pink or white flowers)
                          • turnaayağı [TUR10-0788710] (Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi)
                          • hasekiküpesi [TUR10-0329890] (Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi)
                          • columbine [ENG31-11747560-n] (a plant of the genus Aquilegia having irregular showy spurred flowers)
                          • saray çiçeği [TUR10-0665400] (Düğün çiçeğigillerden, tarlalarda yetişen, altmış kadar türü bulunan, birkaç türü süs bitkisi olarak çoğunlukla da hekimlikte kullanılan zehirli bir bitki)
                          • delphinium [ENG31-11753523-n] (any plant of the genus Delphinium having palmately divided leaves and showy spikes of variously colored spurred flowers)
                          • kurbağa otu [TUR10-0492060] (Düğün çiçeğigillerden bir bitki)
                          • Manisa lalesi [TUR10-0524170] (Düğün çiçeğigillerden, korularda, kırlarda yetişen bir bitki)
                          • filbahri [TUR10-1027790] (Düğün çiçeğigillerden, ilkbaharda beyaz ve güzel kokulu çiçekler açan, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaççık)
                          • ciğer otu [TUR10-0140300] (Düğün çiçeğigillerden, çok yıllık otsu bir bitki)
                          • çayırsedefi [TUR10-0155310] (Düğün çiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki)
                          • avcı otu [TUR10-0058040] (Düğün çiçeğigillerden, kokusuz, parlak zehirli bir bitki)
                          • ayı gülü [TUR10-0061190] (İki çenekliler sınıfının düğün çiçeğigiller familyasından bir şakayık türü)
                        • karanfil [TUR10-0417410] (Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi)
                        • carnation [ENG31-11828937-n] (Eurasian plant with pink to purple-red spice-scented usually double flowers)
                        • iberide [TUR10-1234100] (Turpgiller familyasından, Akdeniz Bölgesinde ve Orta Avrupa’da doğal olarak yetişen, bir bitki cinsi)
                        • candytuft [ENG31-11910088-n] (any of various flowering plants of the genus Iberis cultivated for their showy clusters of white to red or purple flowers)
                        • şebboy [TUR10-0725800] (Turpgillerden, güzel kokulu, dar yapraklı, değişik renkli çiçekleri olan, çok yıllık ve otsu bir süs bitkisi)
                        • stock [ENG31-11913106-n] (any of several Old World plants cultivated for their brightly colored flowers)
                        • gelincik [TUR10-0316270] (Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen, kırmızı ve otsu bitki) poppy [ENG31-11921038-n] (annual or biennial or perennial herbs having showy flowers)
                          • tatlı su gelinciği [TUR10-0751790] (Tatlı sularda biten bir tür gelincik)
                        • aynısefa [TUR10-0062770] (Birleşikgillerden, çiçekleri sarı renkli bir kır bitkisi)
                        • calendula [ENG31-11963876-n] (any of numerous chiefly annual herbs of the genus Calendula widely cultivated for their yellow or orange flowers)
                        • peygamber çiçeği [TUR10-1234210] (Birleşikgillerden, Orta Anadolu'da tarlalarda yetişen, çiçekleri mavimsi renkte bir yıllık bir bitki)
                        • cornflower [ENG31-11968271-n] (an annual Eurasian plant cultivated in North America having showy heads of blue or purple or pink or white flowers)
                        • kasımpatı [TUR10-0425080] (Birleşikgillerden, çiçekleri iri, katmerli ve türlü renkte, sonbahardan kışa değin açan bir süs bitkisi)
                        • chrysanthemum [ENG31-11970814-n] (any of numerous perennial Old World herbs having showy brightly colored flower heads of the genera Chrysanthemum, Argyranthemum, Dendranthema, Tanacetum)
                        • kozmos çiçeği [TUR10-1234230] (Papatyagiller familyasından, doğal olarak Meksika'da yetişen, bahçede yetiştirilmesi ve bakımı kolay bir bitki)
                        • cosmos [ENG31-11978549-n] (any of various mostly Mexican herbs of the genus Cosmos having radiate heads of variously colored flowers and pinnate leaves)
                        • ay çiçeği [TUR10-0315500] (Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki)
                        • sunflower [ENG31-11998702-n] (any plant of the genus Helianthus having large flower heads with dark disk florets and showy yellow rays)
                        • oltu otu [TUR10-0586340] (Yaklaşık 25-50 cm yükseklikte, parçalı yapraklı, soluk veya koyu pembe çiçekli, böcekleri özellikle pireleri öldürmek amacıyla kullanılan, otsu bir bitki)
                        • painted daisy [ENG31-12042523-n] (spring-flowering garden perennial of Asiatic origin having finely divided aromatic leaves and white to pink-purple flowers)
                        • zinya çiçeği [TUR10-1234280] (Doğal olarak Meksika'da yetişen, otsu, güzel çiçekli, tek yıllık bir bitki)
                        • zinnia [ENG31-12054610-n] (any of various plants of the genus Zinnia cultivated for their variously and brightly colored flower heads)
                        • orkide [TUR10-0590700] (Salepgillerden, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camekânlarda yetiştirilen birtakım bitki türlerinin ortak adı)
                        • orchid [ENG31-12061915-n] (any of numerous plants of the orchid family usually having flowers of unusual shapes and beautiful colors)
                        • tavşankulağı [TUR10-0753040] (Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki)
                        • cyclamen [ENG31-12113846-n] (Mediterranean plant widely cultivated as a houseplant for its showy dark green leaves splotched with silver and nodding white or pink to reddish flowers with reflexed petals)
                        • begonya [TUR10-0088970] (Begonyagillerden, dekoratif yaprakları ve renkli çiçekleri olan, pek çok çeşitleri bulunan sıcak ülke bitkisi)
                        • begonia [ENG31-12380625-n] (any of numerous plants of the genus Begonia grown for their attractive glossy asymmetrical leaves and colorful flowers in usually terminal cymes or racemes)
                        • alpyıldızı [TUR10-0030000] (Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek)
                        • kelebek çiçeği [TUR10-0438750] (İki çeneklilerden, aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi)
                        • bakla çiçeği [TUR10-0072710] (Sarımtırak eflatuna çalan beyaz renkte bir bitki)
                        • gardenya [TUR10-0283430] (Bu ağaççığın güzel kokulu çiçeği)
                        • kanarya çiçeği [TUR10-0408250] (Çan çiçeğigillerden, sarı renkli bir çiçek)
                        • kese çiçeği [TUR10-0443430] (Süs için yetiştirilen ve demet olarak çiçek açan bitki)
                        • mahmuz çiçeği [TUR10-0518790] (İki çenekliler familyasından Akdeniz bölgesinde yetişen kırmızı, pembe veya beyaz çiçekler açan iki yıllık otsu bir bitki)
                        • kına çiçeği [TUR10-0449020] (Kına çiçeğigillerden, çiçekleri tüylü renkte olan, bir veya çok yıllık otsu bitki)
                        • süt otugiller [TUR10-0719720] (Sarılgan gövdeli ot ve çalıları içine alan, iki çenekli, ayrı taç yapraklı çiçekli bitkiler familyası)
                          • süt otu [TUR10-0719710] (Süt otugillerden, Kuzey Amerika'da yetişen, kökleri hekimlikte kullanılan otsu bir bitki)
                        • Hint çiçeği [TUR10-0345350] (Hindistan'a özgü bir tür çiçek)
                  • zırai bitki [TUR10-1235680] (Tarımsal bitki)
                  • cultivated plant [ENG31-13105753-n] (plants that are grown for their produce)
                  • yabani ot [TUR10-1235690] (Ekili bitkilerin arasında kendi kendine yetişen istenmeyen küçük bitkiler)
                  • weed [ENG31-13105873-n] (any plant that crowds out cultivated plants)
                  • asmagiller [TUR10-0050940] (İki çeneklilerden, belli başlı türü asma olan bitki familyası) Vitaceae [ENG31-13165080-n] (a family of vines belonging to order Rhamnales)
                    • asma [TUR10-0050890] (Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler)
                    • grape [ENG31-13165571-n] (any of numerous woody vines of genus Vitis bearing clusters of edible berries)
                    • Japon sarmaşığı [TUR10-0391260] (Asmagillerden, ana yurdu Çin ve Japonya olan, sülüklerinin ucu duvarlara tutunmak için genellikle daire biçiminde genişlemiş olan sarılıcı bir süs bitkisi)
                    • üzüm asması [TUR10-0811930] (Üzüm çubuğunun ve dallarının asılarak yetiştirilmesi sonucu oluşturulan asma)
                    • vine [ENG31-13121436-n] (a plant with a weak stem that derives support from climbing, twining, or creeping along a surface)
                    • asma [TUR10-0050900] (Belirli bir tür üzüm veren bitki Vitis)
                  • su bitkisi [TUR10-1235790] (Su yaşamına uyum sağlamış bitki) aquatic plant [ENG31-13142303-n] (a plant that grows partly or wholly in water whether rooted in the mud, as a lotus, or floating without anchorage, as the water hyacinth)
                    • nilüfergiller [TUR10-0577150] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi nilüfer olan bir familya)
                      • çadır çiçeği [TUR10-0144430] (Nilüfergillerden, Çin ve Amerika ırmaklarında yetişen, büyük yapraklı, pembe ve beyaz çiçekli bir bitki)
                      • nilüfer [TUR10-0577140] (Nilüfergillerden, yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi)
                      • lotus [ENG31-11736279-n] (white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa)
                    • biyaprak [TUR10-0109950] (Yaprakları halka dizilişli, genellikle akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi)
                  • çiçeksiz bitkiler [TUR10-0166750] (Üreme organları gizli olan mantarlar, eğrelti otları vb. bitkiler sınıfı)
                    • eğrelti otugiller [TUR10-0237300] (Damarlı çiçeksizlerden, örneği eğrelti otu olan bir bitki topluluğu)
                      • eğrelti otu [TUR10-0280340] (Eğrelti otugillerden, kumlu yerlerde yetişen, 150 cm kadar yükselebilen, tıpta bağırsak kurtlarını düşürmek için kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                        • kartallı eğrelti otu [TUR10-0423810] (Yurdumuzun kıyı bölgelerinde sık rastlanan, yaprak sapının enine kesiti mikroskop altında iki başlı bir kartalı andıran, büyük yapraklı bir eğrelti türü)
                        • karabaldır [TUR10-0415270] (Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı)
                        • maidenhair [ENG31-13227715-n] (any of various small to large terrestrial ferns of the genus Adiantum having delicate palmately branched fronds)
                        • yılandili [TUR10-0854380] (Küçük eğrelti otu)
                        • yılan çiçeği [TUR10-0854360] (Kıvrımlı eğrelti otunun bir türü)
                      • geyikdili [TUR10-0295650] (Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki)
                  • bük [TUR10-0127310] (Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu)
                • bir çenekliler [TUR10-0106140] (Oğulcuğu bir çenekten oluşmuş, kapalı tohumlulardan bir bitki sınıfı)
                  • yılanyastığıgiller [TUR10-0854470] (Bir çeneklilerden, danaayağı, yılanyastığı vb. cinsleri içine alan bir bitki familyası)
                    • danaayağı [TUR10-0182780] (Yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki)
                    • kalla zambağı [TUR10-1234030] (Yılanyastığıgillerden doğlak olarak Lesotho, Svaziland ve Güney Afrika'da yetişen bir zambak türü)
                    • calla lily [ENG31-11814248-n] (South African plant widely cultivated for its showy pure white spathe and yellow spadix)
                    • filkulağı [TUR10-0273980] (Yılan yastığıgillerden ana yurdu tropikal Amerika olan, kökü yumrulu bir süs bitkisi)
                    • yılanyastığı [TUR10-0854460] (Yılanyastığıgillerden, sulak ve nemli yerlerde yetişen, kök sapında süt görünüşünde, yakıcı ve acı bir öz su bulunan, zehirli bir bitki)
                  • maranta [TUR10-0525850] (Bir çenekliler sınıfından, Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen, kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi)
                  • papirüsgiller [TUR10-0613340] (Bir çeneklilerden, örneği papirüs olan otsu bitkiler familyası)
                    • papirüs [TUR10-0613320] (Papirüsgillerden, Nil kıyılarında yetişen, sürüngen, çıplak saplı, otsu bir bitki)
                  • su mercimeğigiller [TUR10-0712250] (Bir çeneklilerden, örnek bitkisi su mercimeği olan, küçük bir bitki familyası)
                    • su mercimeği [TUR10-0712240] (Su mercimeğigillerden, mercimeğe benzeyen yaprakları suların yüzünü kaplayan bir su bitkisi)
                  • suokugiller [TUR10-0712850] (Bir çeneklilerden, örnek bitkisi suoku olan ve yetmiş kadar türü bilinen bir bitki familyası)
                    • suoku [TUR10-0712840] (Suokugillerden, bataklık bölgelerde ve su kenarlarında yetişen, kök sapları tazeyken kekre olan, kurutulduğunda yenilebilen küçük bir bitki)
                • demir dikeni [TUR10-0191670] (Toprak üzerinde yatık olarak bulunan, boynuz biçiminde dikenli çiçekleri küçük ve açık sarı renkli bir tür bitki)
                • alfa [TUR10-0026950] (Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki)
                • kabalak [TUR10-0393140] (Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki)
                • taçsızlar [TUR10-0737080] (Çiçeklerinde taç bulunmayan bitki familyaları ve bitkiler)
                • taç yapraklı [TUR10-0737100] (Taç yaprakları herhangi bir durumda olan)
                • teke dikeni [TUR10-0757790] (Patlıcangiller familyasından yüksek çalı biçiminde dikenli bitki)
                • kök [TUR10-0480360] (Köküyle ve sapıyla çıkarılan bitkilerde tane)
                  • kazık kök [TUR10-0436440] (Havuçta olduğu gibi toprağa dikine giren koni biçiminde kök)
                  • kazım [TUR10-0436610] (Kazma işi)
                  • kılcal kök [TUR10-0447760] (Ana kök, saçak kök ve yan köklerden çıkan ikincil, üçüncü kökler üzerinde bulunan ince kıl şeklindeki emici kök parçaları)
                • kolagiller [TUR10-0467830] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, büyük ve küçük kola ağaçları gibi birçok türü içine alan bir bitki familyası)
                  • kola [TUR10-0467730] (Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki)
                • kök saplı [TUR10-0481070] (İnci çiçeği veya eğrelti gibi çok yıllık kök sapı bulunan bitki)
                • felfelek [TUR10-0267210] (Hurmagillerden, kestane büyüklüğündeki yemişi şerit düşürücü nitelik taşıyan Asya bitkisi)
                • feliks [TUR10-0267260] (Palmiye yaprağına benzeyen, park ve bahçelerde süs için kullanılan iri gövdeli bir bitki)
                • çakalboğan [TUR10-0145470] (Kırlarda rastlanan bir bitki)
                • diken [TUR10-0203350] (Dikeni çok olan bitki)
                  • sakız dikeni [TUR10-0658340] (Sakız çıkarılan bir tür diken)
                • altın kökü [TUR10-0030750] (Güney Amerika'da yetişen, kusturucu niteliği olan bir kök)
                • anahtar bitkiler [TUR10-0034630] (Mera üzerinde çok bulunan ve bunların doğru bir biçimde otlatılmaları ile tüm meranın doğru bir şekilde otlanmış olacağı kabul edilen bitki türleri)
                • tırmanıcı bitki [TUR10-1235740] (Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu bitki)
                • kültür bitkileri [TUR10-0501880] (İnsanlarca yetiştirilen bitkilerin bütünü)
                • ardıç otu [TUR10-0043740] (Ardıç ağacının küçük bitkisi)
                • salkım başak [TUR10-0660610] (Tek veya birleşik başakların salkım şeklinde oluşturduğu bitki)
                • karaya [TUR10-0418590] (Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki)
                • kargı [TUR10-0419970] (Gövdesi 5-6 metre yüksekliğe erişebilen çok yıllık bir bitki; kamış; saz)
                • kauçuk [TUR10-0507630] (Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi)
                • halile [TUR10-0323010] (Doğu Hindistan'da yetişen bir bitki)
                • aşağı bitkiler [TUR10-0052110] (Su yosunları, mantarlar, kara yosunları vb. su dışında fazla boy atmayan damarsız bitkiler)
                • yediveren [TUR10-1256500] (Yılda birkaç kez meyve veren ya da çiçek açan (asma, gül vb.))
                • ayrı taç yapraklılar [TUR10-0063970] (Taç yaprakları birbirine bitişik olmayıp yan yana yer almış bulunan bitkiler)
                • yara otu [TUR10-0835620] (Halk arasında yaralara iyi geldiğine inanılan bitki)
                • bahar [TUR10-0070830] (Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar)
                • balüzümü [TUR10-1253520] (Meyveleri mavi renkte olan çalı formunda bir bitki)
                • atkuyruğugiller [TUR10-0056130] (Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası)
                  • atkuyruğu [TUR10-0872420] (Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki)
                • yağlı bitki [TUR10-0824820] (Özünde yağ bulunan veya yağ salgılayan bir bitki türü)
                • kavuzlular [TUR10-0431750] (Bir çeneklilerden, çiçeklerinde renkli taç yaprağı yerine kavuz denilen yeşil renkte yaprakçıklar bulunan bitki takımı)
                • keçiayağı [TUR10-1251750] (Havuç ailesinde gölgeli yerlerde yetişen çok yıllık bir bitki)
                • bitişik çanak yapraklılar [TUR10-0109280] (Çanak yaprakları birbirine bitişmiş bulunan bitkiler)
                • bitişik taç yapraklılar [TUR10-0109300] (Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitişik olan bitkiler)
                • bitki topluluğu [TUR10-0109620] (Benzer doğal olaylara ve yaşama koşullarına uymuş, belirli bir görünüş almış bitkilerin bir araya gelmiş durumu)
                • mayasıl otu [TUR10-0934540] (Bir deri hastalığına karşı kullanılan pek çok çeşidi bulunan bitki türleri)
                • mera bitkileri [TUR10-0535700] (Meralarda kendiliğinden yetişen veya yapay olarak yetiştirilen, yem değeri olan veya olmayan tüm bitki türleri)
                • misk otu [TUR10-1100660] (İki çeneklilerden, 50-100 santimetre boyunda, sarımtırak renkli, şeker, uçucu yağ, A ve B vitaminleri içeren güzel kokulu bir bitki)
                • muhabbet çiçeğigiller [TUR10-0552760] (Ayrı taç yapraklı, iki çenekli bitkiler sınıfı)
                  • rezede çiçeği [TUR10-0647220] (Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki)
                • mührüsüleyman [TUR10-0560840] (Kuzey Anadolu'da orman ve çalılıklar altında bulunan, 30-80 cm yüksekliğinde, tüysüz, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • namazbozan [TUR10-0569830] (Eğrelti otu türünden bir bitki)
                • nebatat [TUR10-0572620] (Bitkiler)
                • nevruz otu [TUR10-0575850] (İki çeneklilerden, çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte, taşıdığı glikozit sebebiyle iç söktürücü olarak kullanılan bir kır bitkisi)
                • şifa otu [TUR10-0731000] (Demet halinde çiçek açan ve küçük bir saraypatına benzeyen otsu bir bitki)
                • şapkalı [TUR10-0723700] (Şapkası olan bitki)
                • şerbetçi otu [TUR10-0728390] (Yaprakları karşılıklı, sapı sarılgan olan, çiçekleri yumurtamsı kozalaklara dönüşen ve kozalaklarından bira yapımında yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • otsu topluluk [TUR10-0594560] (Gövdesi odunlaşmayan kısa ömürlü bitki topluluğu)
                • ökse otugiller [TUR10-0600240] (Taçsız iki çeneklilerden, ökse otu gibi ağaç dalları üzerinde asalak olarak yaşayan bitkileri içine alan bir familya)
                • öksürük otu [TUR10-0600370] (Gövdesi pullarla kaplı, sarı çiçekli, ekin tarlaları için zararlı, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • ölmez otu [TUR10-0601690] (Beyaz, mor veya parlak kızıl renkte çiçek açan otsu bitki)
                • su karanfili [TUR10-0711220] (Ormanlarda, akarsu ve göl kenarlarında yetişen, 20-50 cm yükseklikte, sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                • öz dikeni [TUR10-0607820] (Dikenli, tırmanıcı ve kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki)
                • Girit kekiği [TUR10-0298690] (Girit adasında yetişen, beyaz tüylü, pembe çiçekli ve çok yıllık bir bitki)
                • patpat [TUR10-0619210] (Kökü yumru biçimde şişkin, Doğu Anadolu'da yetişen bir bitki)
                • Japon elması [TUR10-0391220] (Japonya'ya özgü bir bitki türü)
                • itkuyruğu [TUR10-0388250] (Kenarları düz şerit gibi yapraklı ve saplarının ucu koçanı andıran, başak çiçekli, otsu bir bitki)
                • İstanbul kekiği [TUR10-0381480] (Trakya, Batı ve Güney Anadolu'da yetişen sık tüylü, beyaz ve pembe çiçekli, kuvvetli kokulu, çok yıllık bir bitki)
                • havvaanaeli [TUR10-0334050] (Küçük beyaz çiçekli bir yıllık bir bitki)
                • ızgın [TUR10-0356770] (Tohumlarından yağ çıkarılan bir bitki)
                • ılıkçıl [TUR10-0352920] (Ortalama 15 derece sıcaklıkta yaşayan bitki)
                • hıltan [TUR10-0341380] (Top biçimindeki çiçekleri kuruduktan sonra sapları kürdan olarak kullanılan yabani bir bitki)
                • hoşkuran [TUR10-0348680] (Çiçekleri dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki)
                • tohumlu bitkiler [TUR10-0166580] (Bitkiler dünyasının büyük bir şubesi)
              • plankton [TUR10-0630840] (Sularda bulunan, ancak mikroskopla görülebilen yaratıklar topluluğu)
              • plankton [ENG31-01386279-n] (the aggregate of small plant and animal organisms that float or drift in great numbers in fresh or salt water)
              • parazit [TUR10-0614740] (Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı) parasite [ENG31-01387328-n] (an animal or plant that lives in or on a host (another animal or plant))
                • dış asalak [TUR10-1201820] (Konakçının üzerinde yaşayan ve çoğunlukla kan emen asalak) ectoparasite [ENG31-01387971-n] (any external parasitic organism (as fleas))
                  • tel küf [TUR10-0761550] (Vücutta hemen bütün dokularda yerleşebilen asalak bir mantar türü)
                • iç asalak [TUR10-0358120] (Konakçının içinde yaşayan asalak)
                  • bağırsak solucanı [TUR10-0050000] (Ortalama 25 cm boyunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında asalak olarak yaşayan yuvarlak solucan)
                  • bağırsak kurdu [TUR10-0069180] (Omurgalıların ve de özellikle insanların bağırsağında yaşayan asalak solucan)
                  • kırbaç kurdu [TUR10-0450190] (Çeşitli türleri insanların ve hayvanların kalın bağırsağında yaşayan, boyu 5 cm olan, eni gözle görülmeyecek incelikte bir asalak)
                • kancıl [TUR10-0408900] (Kanda yaşayan asalak)
                • tam asalak [TUR10-0742600] (Toprağa ve özümlemeye bağlı bütün besinlerini konakçıdan sağlayan bitki asalağı)
                • tam bakım merkezi [TUR10-0742620] (Tam bakımın yapıldığı yer)
                • yarım asalak [TUR10-0837330] (Üzerinde yaşadığı konakçı bitkiden bazen hazır besin maddesi alan, gerektiğinde kendi besinin bağımsız olarak üreten, klorofilli bitkilerde görülen, tam olmayan asalak)
              • mantar [TUR10-0524500] (Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel bitkilerin genel adı) fungus [ENG31-13013628-n] (an organism of the kingdom Fungi lacking chlorophyll and feeding on organic matter)
                • göbelek [TUR10-0301110] (Yenilen bir çeşit mantar)
                • horoz mantarı [TUR10-0348140] (Yenilebilen bir cins mantar)
                • kültür mantarı [TUR10-0502000] (Yemek için özel olarak üretilen mantar)
                • maya [TUR10-0268920] (Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde) yeast [ENG31-13046407-n] (any of various single-celled fungi that reproduce asexually by budding or division)
                  • çalacak [TUR10-0146740] (Yoğurt mayası)
                  • ekmek mayası [TUR10-0239220] (Ekmek yapımında hamurun mayalanmasını sağlayan madde)
                  • ekşi maya [TUR10-0240440] (Bir önceki ekşi veya mayalı hamurdan alınıp bir süre fermente edildikten sonra yeni yapılmış bir hamuru mayalamak amacıyla kullanılan maya)
                  • bira mayası [TUR10-0105820] (Mayalanmış durumdaki biranın yüzünden alınan bir tür mantar)
                • kurt mantarı [TUR10-0494080] (Tazeyken yenebilen, olgunlaştığında basılınca sporlar saçan, beyaz renkli, yuvarlak biçimli, bazitli bir mantar)
                • puffball [ENG31-13064686-n] (any of various fungi of the family Lycoperdaceae whose round fruiting body discharges a cloud of spores when mature)
                • küf [TUR10-0500350] (Ekmek, peynir vb. organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar) mold [ENG31-13097793-n] (a fungus that produces a superficial growth on various kinds of damp or decaying organic matter)
                  • ekmek küfü [TUR10-0239180] (Ekmek, peynir vb. besinler üzerinde doğal olarak gelişen asklı mantar)
                  • balsıra [TUR10-0075280] (Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf)
                • liken [TUR10-0511330] (Mantarlar ve fotosentetik alglerden meydana gelen simbiyotik birlikteliklerin genel adı)
                • lichen [ENG31-13007816-n] (any thallophytic plant of the division Lichenes)
                • maya [TUR10-0529840] (İçerdikleri enzimlerin katalizör niteliği etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren bir hücreli bitki organizmaları)
                • yeast [ENG31-13046407-n] (any of various single-celled fungi that reproduce asexually by budding or division)
                • domalan [TUR10-0851100] (Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki)
                • truffle [ENG31-13006180-n] (any of various highly prized edible subterranean fungi of the genus Tuber)
                • katranköpüğü [TUR10-0429470] (Çayır mantarlarından, şapkasının alt yüzü dilim dilim ve bir halka ile çevrili bulunan bir cins mantar)
                • polypore [ENG31-13070713-n] (woody pore fungi)
                • ağ mantarlar [TUR10-0014260] (İnsan ve hayvanlarda hastalığa yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğu)
                • sinek mantarı [TUR10-0694450] (Bir mantar türü)
                • peronospora [TUR10-0624470] (Patates, pancar, asma ve daha başka bitkilerde mildiyu hastalığına yol açan mikroskobik mantar)
                • akpas [TUR10-0020360] (Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar)
                • pas mantarı [TUR10-0617390] (Pas mantarıgillerden, buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına sebep olan mantar)
                • kuzu mantarı [TUR10-0499520] (Bazitli mantarlardan, çayırlarda, sulak yerlerde yetişen, şapkası etli, kalın, koni biçiminde, pürüzlü, yenilir bir mantar)
                • köygöçüren [TUR10-0259210] (Üzeri zeytin yeşili veya kirli sarımsı yeşil renkli, sapı beyaz, üst kısmında derimsi bir halka ve dip kısmında belirgin çanakçık bulunan, meşe ve kayın ağaçlarının altında biten, en tehlikeli zehirli mantar türü)
                • keçi mantarı [TUR10-0437490] (Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar)
                • taş mantarı [TUR10-0750880] (Bir tür mantar)
                • koyun mantarı [TUR10-0479560] (Bir çeşit mantar)
                • kök mantar [TUR10-0481020] (Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar)
                • çavdarmahmuzu [TUR10-0154630] (Buğdaygillerin ve en çok çavdarın, başağı üzerinde türeyip koyu mor renkte bir horoz mahmuzunu andıran, 1-4 cm uzunlukta, 2-7 milimetre genişlikte, az çok kıvrık, kolayca kırılabilen, özel kokulu, silindir yapılı çubuklar halinde olan ve hekimlikte kullanılan askılı mantarlardan biri)
                • çörek mantarı [TUR10-0175210] (Ormanlık alanlarda yetişen bir mantar türü)
                • kuzugöbeği [TUR10-0499330] (Sulak çayırlarda yetişen, şapkası kalın ve etli, yenir bir mantar çeşidi)
                • kav mantarı [TUR10-0430680] (Bazitli mantarlardan, ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen ve kurusu kav olarak kullanılan bitki)
                • bazitli mantarlar [TUR10-0087660] (Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu)
                • biftek mantarı [TUR10-0966310] (Çınar ve kestane ormanlarında oldukça sık rastlanan, genellikle canlı ve çürümüş ağaçlarda yetişen, biçimi çiğ eti andıran, kesildiğinde kırmızı bir sıvı çıkaran, tadı ekşimsi bir tür mantar)
                • maviküf [TUR10-0529610] (Özellikle tütün fidelerinde üreyerek yaprak hastalığına yol açan asalak mantar)
                • bodur pas [TUR10-0111160] (Arpa yapraklarına yerleşen ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar)
                • buğday sürmesi [TUR10-0121540] (Buğday başaklarından oluşan ilkel mantar)
                • isli küf [TUR10-0380670] (Toprakta ve gübreliklerde çürükçül yaşamakla birlikte kulak, burun, akciğer asalağı olarak da gelişebilen asklı mantar)
                • ışıl küf [TUR10-0356000] (Sığır, domuz ve insanlarda ışıl küflüce hastalığına yol açan, ışıl küflerin örnek türü olan asalak mantar)
                • ışıl küflüce [TUR10-0356020] (Evcil hayvanlarda, özellikle sığırlarda, ışıl küflerden ileri gelen ve insanlara da bulaşabilen ilkel mantar hastalığı)
              • maskot [TUR10-0797660] (Uğur sayılan kimse veya hayvan)
              • mascot [ENG31-10316895-n] (a character, animal or object that is adopted by a team or group as a symbolic figure)
              • klon [TUR10-0465050] (Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı)
              • enam [TUR10-0246720] (Yaratılmış bütün canlılar)
              • sporlular [TUR10-0708300] (Bir hücrelilerin, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda asalak olarak yaşayan, çok az hareket edebilen, sporla üreyen bir alt takımı)
              • patojen [TUR10-0619170] (Hastalık oluşturan)
            • organizma [TUR10-0805870] (Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü)
            • organism [ENG31-00004475-n] (a living thing that has (or can develop) the ability to act or function independently)
            • birey [TUR10-0106620] (İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can) person [ENG31-00007846-n] (a human being)
              • öge [TUR10-0599010] (Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri)
            • birey [TUR10-0106630] (Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri) person [ENG31-00007846-n] (a human being)
              • mevcut [TUR10-0540510] (Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü)
            • şahıs [TUR10-0721010] (Kimse; kişi; zat) person [ENG31-00007846-n] (a human being)
              • münzevi [TUR10-0562960] (Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven)
              • hermit [ENG31-10192120-n] (one who lives in solitude)
              • uyuşturucu bağımlısı [TUR10-1231710] (Uyuşturucu maddelere aşırı derecede düşkün olan kimse) drug addict [ENG31-10055677-n] (a narcotics addict)
                • afyonkeş [TUR10-0008130] (Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse)
                • opium addict [ENG31-10398977-n] (someone addicted to opium)
                • kokain bağımlısı [TUR10-1231500] (Kokain kullanan, kokaine aşırı derecede düşkün kimse, kokainman)
                • cocaine addict [ENG31-09952693-n] (a person addicted to cocaine)
                • eroinman [TUR10-1231930] (Eroin kullanan, eroine aşırı derecede düşkün kimse)
                • heroin addict [ENG31-10193250-n] (someone addicted to heroin)
                • sigara tiryakisi [TUR10-0691550] (Sigaraya aşırı düşkün olan kimse)
                • esrarcı [TUR10-0254510] (Esrar yapan, satan veya esrar çeken kimse)
                • esrarkeş [TUR10-0254550] (Esrar kullanmayı alışkanlık durumuna getiren kimse)
                • balici [TUR10-1248710] (Bali bağımlısı kimse)
                • şarapçı [TUR10-0724040] (Çok şarap içen, şaraba düşkün kimse)
                • hapçı [TUR10-0326590] (Afyon vb. uyuşturuculara alışmış olan kimse)
              • stokçu [TUR10-0382490] ((Henüz )Satılmamış malları istifleyen kimse)
              • hoarder [ENG31-10198242-n] (a person who accumulates things and hides them away for future use)
              • arayıcı [TUR10-0043440] (Bir şeyi aramayı iş edinen kimse)
              • hunter [ENG31-10213338-n] (a person who searches for something)
              • gerizekalı [TUR10-1232750] (Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse) stupid [ENG31-10686626-n] (a person who is not very bright)
                • gerizekalı [TUR10-1231970] (Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse)
                • idiot [ENG31-10217144-n] (a person of subnormal intelligence)
              • cadı [TUR10-0130170] (Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak)
              • enchantress [ENG31-10075105-n] (a female sorcerer or magician)
              • kel kahya [TUR10-0439390] (Kendisini ağa gibi göstermek isteyen zavallı kimse)
              • kel kahya [TUR10-0439400] (İlgisi olsun olmasın her şeye karışan kimse)
              • kenevirci [TUR10-0441390] (Kenevir yetiştiren kimse)
              • kereste [TUR10-0442410] (Kaba saba kimse; kalas)
              • keriz [TUR10-0442630] (Kolayca kandırılabilen kimse, aptal)
              • keten tohumu [TUR10-0446510] (Önemsiz, değersiz kimse)
              • taş arabası [TUR10-0749630] (Aptal; sersem)
              • kibarlık budalası [TUR10-0460020] (Kibar gibi görünmeye çalışırken gülünç duruma düşen kimse)
              • taş kafa [TUR10-1153990] (Kafası sağlam, dayanıklı kimse)
              • taş kafa [TUR10-1154000] (Kalın kafalı olan kimse)
              • taşlamacı [TUR10-0337530] (Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koyma huyu olan kimse)
              • tatar ağası [TUR10-0751160] (Beceriksiz, başarısız, dikkate alınmayan)
              • tatlı bela [TUR10-1154420] (Sevildikleri için verdikleri sıkıntı ve üzüntülere katlanılan kimse)
              • tatlıcı [TUR10-0751570] (Tatlıyı seven kimse)
              • tavcı [TUR10-0752410] (Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kimse)
              • tavlacı [TUR10-0752580] (Tavla oyununa düşkün kimse)
              • tek adam [TUR10-0757340] (Teklik özelliğini gösteren kimse)
              • tekbenci [TUR10-0757560] (Tekbencilik yanlısı olan kimse)
              • telaşe müdürü [TUR10-0760250] (Çok telaşlı veya çevresini telaşa veren kimse)
              • tek tabanca [TUR10-1157190] (Tek başına hareket eden kimse)
              • tellal [TUR10-0144970] (Herhangi bir şeyi, olayı veya bir şeyin satılacağını halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimse)
              • teneşirlik [TUR10-0764390] (Ölene kadar kötü huyunu sürdüren kimse)
              • teokrat [TUR10-0765110] (Teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse)
              • dudak tiryakisi [TUR10-0224530] (İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeksizin dışarı üfleyen tiryaki)
              • er [TUR10-0249350] (İşini iyi bilen, yetenekli kimse)
              • erbâb [TUR10-1253400] (Maharet sahibi, elinden iyi iş çıkan kimse)
              • eski toprak [TUR10-0253670] (Yaşlandığı hâlde dinç olan kimse)
              • adam [TUR10-0007290] (Bir alanı benimseyen kimse)
              • adam [TUR10-0007240] (Birinin yararlandığı, kullandığı kimse)
              • adam [TUR10-0007260] (Görevli kimse)
                • arayıcı [TUR10-0043450] (Arama işiyle görevlendirilmiş kimse)
                • kalem beyi [TUR10-0402690] (Kalem efendisinden daha üst görevli)
                • kantarcı [TUR10-0410760] (Çarşıya, pazara getirilen şeyleri tartıp vergisini toplayan görevli)
                • kapı kethüdası [TUR10-0413120] (Osmanlı egemenliği altındaki beyliklerin, yabancı devletlerin, eyalet valilerinin, vezir ve beylerbeylerinin devletle ilgili işlerine bakan görevli)
                • uç beyi [TUR10-0795580] (Uçların sivil ve askerî yönetiminden sorumlu olan görevli)
                • amir [TUR10-0033310] (Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse)
                • ayakçı [TUR10-0059290] (Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse)
                • ayarcı [TUR10-0060070] (Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli)
                • aynaz [TUR10-0062690] (Köy oyunlarını yöneten kimse)
                • baltacı [TUR10-0075350] (Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse; baltalı)
                • baskıcı [TUR10-0079640] (Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse)
                • bayrakçı [TUR10-0086870] (Bayrak çeken kimse)
                • bezirganbaşı [TUR10-0099230] (Padişahın kullanacağı çuha, bez, tülbent vb. eşyaları sağlamak ve bunları korumakla görevli kimse)
                • devşirmeci [TUR10-1005290] (Devşiren, toplayan, bir araya getiren)
                • gemi adamı [TUR10-0290770] (Bir iş sözleşmesine dayanarak gemide çalışan kaptan, subay, tayfa vb. kimseler)
              • adam [TUR10-0007270] (İyi huylu, güvenilir kimse)
              • adam azmanı [TUR10-0007390] (Çok iri yapılı kimse)
              • adamcık [TUR10-0007470] (Kendisine acınılan kimse)
              • adamcık [TUR10-0007480] (Yerilen, küçümsenen kimse)
              • adam sendeci [TUR10-0007570] (Önemsemeyen, vurdumduymaz davranışlar içinde olan kimse)
              • adem [TUR10-0008100] (İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan kimse)
              • âdembaba [TUR10-0008140] (Hayatta hiçbir şeyi olmayan kimse)
              • aftos [TUR10-0010250] (Gönül eğlendiren kimse)
              • ağız kavafı [TUR10-0013560] (Karşısındakini kandırmak için gerekli gereksiz çok söz söyleyen kimse)
              • ağlama duvarı [TUR10-0923250] (Dert, sıkıntı anlatılan kimse veya makam)
              • ahlat [TUR10-0015900] (Kaba adam, yol iz bilmez kimse)
              • akıl kutusu [TUR10-0018270] (Çok akıllı, zeki kimse)
              • akıntı çağanozu [TUR10-0018780] (Vücudunda göze çarpacak bir çarpıklık bulunan kimse)
              • aklıselim [TUR10-0019710] (Sağduyu sahibi)
              • aksakal [TUR10-0020690] (Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse)
              • aksesuarcı [TUR10-0020950] (Aksesuar kullanmasını seven kimse)
              • akşamcı [TUR10-0021540] (Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse)
              • akşamcı [TUR10-0021560] (Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse)
              • akşamcı [TUR10-0021550] (Çalışması akşama rastlayan kimse)
              • aktör [TUR10-0022520] (Olduğundan başka türlü görünen kimse)
              • alaturkacı [TUR10-0024440] (Alaturka bilen, alaturka eser veren kimse)
              • alaturkacı [TUR10-0024450] (Türk müziğinden yana olan kimse)
              • terörcü [TUR10-0768190] (Terör yanlısı veya teşvikçisi; örgütçü; terörist)
              • ormancı [TUR10-0590780] (Kaba, görgüsüz kimse)
              • alemci [TUR10-0026340] (Eğlenceyi seven, her fırsatta eğlenen kimse)
              • alıcı verici [TUR10-0027380] (Bağışladığını geri alan kimse)
              • alkışçı [TUR10-0028640] (Alkışlayan kimse)
              • allah [TUR10-0028860] (Herhangi bir işte başarılı olmuş, en üst dereceye ulaşmış kimse)
              • algılayıcı [TUR10-0027230] (Algı yetkisi olan kimse)
              • altın adam [TUR10-0030580] (Başarılı kimse)
              • kuralcı [TUR10-0399940] (Kurallara bağlı olan kimse)
              • tezgahçı [TUR10-0772320] (Aldatmak, kandırmak için yasal olmayan yollara başvuran kimse)
              • tımarhane kaçkını [TUR10-0773880] (Delice işler yapan kimse)
              • tınmaz melaike [TUR10-0774330] (Kendi halinde, sessiz kimse)
              • tırabzan babası [TUR10-0774690] (Babalık ödevini yapmayan kimse)
              • tıraşçı [TUR10-0774780] (Karşısındakini bıktırıncaya kadar lafa tutma huyu olan kimse)
              • tıraşçı [TUR10-0774770] (Yalan, asılsız, bıktırıcı sözlerle karşısındakini rahatsız eden kimse; palavracı)
              • ticani [TUR10-0776290] (Yobaz; gerici)
              • tırpancı [TUR10-0775740] (Tırpanla ekin biçen kimse)
              • tinerci [TUR10-1162050] (Uçucu madde bağımlısı olan kimse)
              • tokgözlü [TUR10-0779150] (Gözü malda olmayan; gözü tok)
              • tonton [TUR10-0780330] (Sevimli, hoş kimse)
              • torpil [TUR10-0783560] (Bir kimseyi kayırıcı kimse; arka)
              • aslan [TUR10-0050600] (Gürbüz, cesur ve yiğit adam)
              • sabahçı [TUR10-0651910] (Uyumadan sabahı bulan kimse)
              • sabır taşı [TUR10-0652440] (Çok sabırlı kimse)
              • saçmacı [TUR10-0653590] (Saçma sapan söz söyleyen kimse)
              • sağır duvar [TUR10-0655540] (Gerekli alakayı göstermeyen, ilgisiz, duymazlıktan gelen kimse)
              • sağkol [TUR10-0655700] (Birinin çok güvendiği kimse)
              • sağlamcı [TUR10-0655860] (İşini sağlama bağlayan kimse)
              • sağmal inek [TUR10-0656410] (Aptal yerine konularak kendisinden sürekli çıkar sağlanan kimse)
              • sahabetçi [TUR10-0656580] (Koruyucu, kayırıcı kimse)
              • sahip [TUR10-0656880] (Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse)
              • sahip [TUR10-0656870] (Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse)
              • sakıncalı piyade [TUR10-1126840] (Kendisine pek güvenilmeyen, huzursuzluk çıkarabilecek kimse)
              • saplantılı [TUR10-0664750] (Saplantısı olan)
              • sapsız balta [TUR10-0664950] (Koruyucusu, dayanağı olmayan kimse)
              • saptırıcı [TUR10-0665070] (Saptıran, sapmaya yol açan, sapmaya sebep olan kimse)
              • kaçkın [TUR10-0395650] (Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse)
                • pranga kaçağı [TUR10-0635190] (Azılı haydut)
              • kaçkın [TUR10-0395660] (İnsanlardan uzak durmak, insan içine çıkmak istemeyen kimse)
              • kafir [TUR10-0398280] (Acımasız, zalim kimse)
              • kahve ağası [TUR10-0399550] (Kahvehane vb. yerlerde sözü geçen ve ağırlığı olan kimse)
              • kahya [TUR10-0399820] (Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kimse)
              • kalender [TUR10-0402900] (Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse)
              • kanun adamı [TUR10-0411110] (Yöneticiliği sırasında kanunlara uymaktan vazgeçmeyen kimse)
              • kapımandalı [TUR10-0413350] (İşe karıştırılmayan, kendisine önem verilmeyen kimse)
              • Karamürsel sepeti [TUR10-0417400] (Önemsiz kimse veya şey)
              • karavanacı [TUR10-0418510] (Hedef tahtasını vuramayan kimse)
              • kardeş [TUR10-0419170] (Aralarında çok değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri)
                • ahretlik [TUR10-0016060] (Ahiret kardeşi olan kadınlardan her biri)
                • ahret kardeşi [TUR10-0925840] (Kan bağı olmaksızın birbirlerini manevi olarak kardeş sayan kimselerden her biri)
                • süt kardeşi [TUR10-0719410] (Aynı kadından süt emmiş, kardeş olmayan çocukların her biri)
              • karım köylü [TUR10-0420540] (Karısı köylü)
              • kari [TUR10-0421590] (Kuran'ı kurallarına uygun bir biçimde okuyan kimse)
              • karnaval maskarası [TUR10-0422430] (Gülünç, abartmalı giyimli, süslü kimse)
              • karnaval maskarası [TUR10-0422420] (Karnavala katılan gülünç giyimli kimse)
              • karşılayıcı [TUR10-0423290] (Gelen birini karşılamaya çıkan kimse)
              • kasideci [TUR10-0425290] (Birine yaranmak amacıyla aşırı övgüde bulunan kimse)
              • kasidehan [TUR10-0425300] (Kaside okumayı meslek edinmiş kimse)
              • tutsak [TUR10-0790400] (Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse)
              • tüyü bozuk [TUR10-0795030] (Sarışın veya saç rengi açık ve bozuk olan kimse)
              • uğurlayıcı [TUR10-0797630] (Uğurlayan kimse)
              • uslu akıllı [TUR10-0800230] (Olgun, ağırlığı ve değeri olan kimse)
              • uyarcı [TUR10-0801540] (Uygun davranışta bulunan, uyumlu görünen kimse)
              • uyaroğlu [TUR10-1168430] (Bulunduğu ortama ve koşullara kolaylıkla uyum sağlayan kimse)
              • uyartı [TUR10-0801880] (Uyaran kimse veya şey)
              • uydurukçu [TUR10-1249000] (Bazı şeyleri uydurarak anlatan kimse)
              • uyku tulumu [TUR10-0802880] (Çok uyuyan kimse)
              • uygulayıcı [TUR10-0802330] (Uygulayan, gereğini yapan)
              • uyuz [TUR10-0803800] (Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse)
              • üfleyici [TUR10-0806980] (Üfleyen kimse)
              • üvey evlat [TUR10-0811300] (Kötü davranılan kimse)
              • hacıyatmaz [TUR10-0319580] (Çıkarları için, güç durumlarda kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse)
              • Hacivat [TUR10-0319670] (Karagöz oyununda kendini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma vb. özentileri olan kimse)
              • haddeci [TUR10-0319830] (Hadde işiyle uğraşan kimse)
              • hademeihayrat [TUR10-0319920] (Camilerde gönüllü çalışan, getir götür işlerini yapan kimse)
              • hafriyatçı [TUR10-0320810] (Hafriyat işi ile uğraşan kimse)
              • haftalıkçı [TUR10-0320910] (Ücretini haftadan haftaya alan kimse)
              • hakem [TUR10-0321470] (Belirli bir konudan iyi anlayan kimse)
              • hakem [TUR10-0321480] (Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse)
              • halk adamı [TUR10-0323320] (İçinden çıktığı halk kesiminin bütün özelliklerini yakından bilen, halk tarafından sevilen kimse)
              • halkçı [TUR10-0633160] (Halkın yararı için uğraşan kimse)
              • hamamcı [TUR10-0324570] (Boy abdesti alması gereken kimse)
              • zombi [TUR10-0884210] (Uykusuzluktan, yorgunluktan serseme dönmüş kimse)
              • zevkiselim sahibi [TUR10-0873290] (Beğenme ve algılama yeteneği tam olan kimse)
              • zevk ehli [TUR10-0873260] (Eğlenmeyi seven kişi)
              • zemheri zürefası [TUR10-0872460] (Kışın ince giysi ile gezen kimse)
              • zehir hafiye [TUR10-0871900] (Olayları en ince veya gizli noktalarına kadar bilen veya araştıran kimse)
              • zehir hafiye [TUR10-0871890] (Göz açtırmayan, sert yaratılışlı kimse)
              • zebella [TUR10-0871570] (Çok iri yarı kimse)
              • yükümlü [TUR10-0866120] (Bir şeyi yapma zorunluluğu olan)
                • emir kulu [TUR10-0245720] (Bir işi, aldığı buyruk gereğince yapmak yükümlülüğünde olan kimse)
              • yol yorgunu [TUR10-0859480] (Yoldan gelmiş ve yorulmuş kimse)
              • yolcu [TUR10-0858860] (İyileşmesi umutsuz hasta)
              • yolcu [TUR10-0858870] (İşten çıkarılması beklenen kimse)
              • atom karınca [TUR10-0945000] (Hızlı ve çok çalışkan kimse)
              • av [TUR10-0057480] (Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse)
              • avcı [TUR10-0057980] (Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse)
              • avukat [TUR10-0058580] (Gerekmediği hâlde başkasını savunmaya, onun adına konuşmaya kalkışan kimse)
              • ayaklı gazete [TUR10-0947580] (Olaylardan herkesten önce haberi olup yayan kimse)
              • ayaklı kütüphane [TUR10-0059660] (Pek çok konuda bilgisi olan, çok şey okumuş ve öğrenmiş olan, sorulan her soruya cevap verebilen kimse)
              • aydıncık [TUR10-0948200] (Kendini aydın sanan kimse)
              • yetiştirme [TUR10-0852770] (Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse)
              • yüreği dağlı [TUR10-1188970] (Yüreği yaralı)
              • yıldızı dişi [TUR10-0854900] (Herkesçe sevilen; sempatik)
              • yer cücesi [TUR10-0850050] (Kısa boylu, çokbilmiş, kurnaz kimse)
              • yerden bitme [TUR10-0850140] (Kısa boylu; yerden yapma)
              • yemlik [TUR10-0848440] (Kumarda kandırılıp parası alınan kimse)
              • yıldız [TUR10-0854770] (Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse)
              • ayrıntıcı [TUR10-0949630] (Ayrıntıya önem veren (kimse))
              • yedi bela [TUR10-0845730] (Çok şirret, geçimsiz, küstah kimse)
              • yermeci [TUR10-0851120] (Yerme huyu olan kimse)
              • yerici [TUR10-0850500] (Yerme işini yapan; yeren)
              • yeşilli [TUR10-0851840] (Yeşil giysi giymiş)
              • yedekçi [TUR10-0845510] (Türkü söyleyene eşlik eden kimse)
              • yazlıkçı [TUR10-0845080] (Tatillerini yazlıklarda geçiren kimse)
              • yavuklu [TUR10-0842250] (Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı)
                • uzatmalı nişanlı [TUR10-0804810] (Nişanlılık süresi gereğinden çok uzamış olan kadın veya erkek)
              • yatçı [TUR10-0840820] (Yat ile seyahat etmeyi seven kimse)
              • yedi kat el [TUR10-0845870] (Pek yabancı)
              • yazıcı [TUR10-0844230] (Bir filmin yazılarını hazırlayan, yazıcı cihazı kullanan kimse)
              • yatır [TUR10-0840980] (Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı)
              • yasaklı [TUR10-0838590] (Herhangi bir şeyi yapması kendisine yasak edilmiş olan kimse)
              • yasakçı [TUR10-0838470] (Kavas)
              • baba [TUR10-0066180] (Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse)
              • yapışak [TUR10-1177910] (Arsız, sırnaşık kimse)
              • yamak [TUR10-0830020] (Birinin etkisinde kalarak onun sözünden hiç çıkmayan kimse)
              • Yalova kaymakamı [TUR10-0829540] (Kendini önemli kişi sanan kimse)
              • yalnız [TUR10-0829420] (Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi)
              • yalın yapıldak [TUR10-0829160] (Üstü başı perişan durumda olan kimse)
              • yalı bülbülü [TUR10-0828830] (Çok konuşan kimse; konuşkan)
              • yalı uşağı [TUR10-0829300] (Deniz kıyısı yerlerde doğup büyümüş kimse)
              • yalancı pehlivan [TUR10-0828090] (Yapamayacağı bir işi yapabilecekmiş gibi görünen kimse)
              • vasi [TUR10-0815470] (Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse)
              • vasi [TUR10-0815480] (Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse)
              • veli [TUR10-0235720] (Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse)
              • velinimet [TUR10-0033970] (Birine, etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse)
              • velveleci [TUR10-0430040] (Gürültü yapan veya gürültü çıkaran kimse)
              • vırvırcı [TUR10-0819450] (Can sıkacak kadar çok konuşan kimse)
              • şöhret sahibi [TUR10-0733690] (Üne ulaşmış kimse)
              • formaliteci [TUR10-0278050] (Özellikle resmî işlerde yöntemlere, tüzüklere sıkı sıkıya bağlanıp işlerin yürümesini güçleştiren kimse)
              • cakacı [TUR10-0130590] (Gösteriş yapmasını seven, gösteriş amacı güden kimse, caka yapmayı seven kimse)
              • çıkarcı [TUR10-0162720] (Yalnız kendi kazancını düşünen, kazancını kollayan kimse)
              • leech [ENG31-10272371-n] (a follower who hangs around a host (without benefit to the host) in hope of gain or advantage)
              • teşne [TUR10-0770550] (Çok istekli)
              • volunteer [ENG31-10778819-n] (a person who performs voluntary work)
            • kurt kuş [TUR10-0493910] (Bütün yaratıklar, bütün canlılar)
            • yedi canlı [TUR10-0845740] (Ölüm sebebi olabilecek birçok olaylardan sağ çıkan kimse veya hayvan)
            • yaban [TUR10-0822630] (Issız yerde yaşayan veya yetişen canlı)
            • böcekçil [TUR10-0118580] (Böcek yiyen, böcekle beslenen hayvan veya bitki)
            • omnivor [TUR10-0587110] (Hem et hem ot ile beslenen canlı)
            • otoburlar [TUR10-0593950] (Bitki yiyerek beslenen canlılar)
              • otyiyenler [TUR10-0595240] (Bitki yiyerek beslenenler)
            • susallar [TUR10-0713320] (Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası)
            • dalıcı [TUR10-0180830] (Su altına dalan kimse veya hayvan)
            • insan [TUR10-0375940] (Bu türden olan canlı)
              • kul [TUR10-0000760] (Tanrı'ya göre insan)
                • ibadullah [TUR10-0357000] (Tanrı'nın kulları)
            • ırk [TUR10-0353600] (Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm)
            • insan [TUR10-0932620] (İnsan; kimse) man [ENG31-10308700-n] (the generic use of the word to refer to any human being)
              • muslukçu [TUR10-0556880] (Abdest almak için ceketini çıkaranların para veya değerli şeylerini çalarak hırsızlık yapan kimse)
              • müşarünileyh [TUR10-0565310] (Adı geçen, adı anılan kişi)
              • sürdürümcü [TUR10-1144240] (Peşin parayla, bir şeye belli bir süre için alıcı olan kimse; abone)
              • dünya [TUR10-0229320] (İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu)
              • populace [ENG31-08196607-n] (people in general considered as a whole)
              • düşman [TUR10-0230530] (Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar)
              • enemy [ENG31-07963437-n] (any hostile group of people)
              • halk [TUR10-0323140] (Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu)
              • nation [ENG31-08183451-n] (the people who live in a nation or country)
              • düşman [TUR10-0330090] (Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse) enemy [ENG31-07963437-n] (any hostile group of people)
                • can düşmanı [TUR10-0131840] (Aşırı düşmanlık güden kimse, öldürmeyi bile düşünen düşman)
                • düşman [TUR10-0230560] (Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse)
              • kuşak [TUR10-0496320] (Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu)
              • coevals [ENG31-08386333-n] (all the people living at the same time or of approximately the same age)
              • lobi [TUR10-0512940] (Bazı ortak çıkarları olan grupların temsilcilerinden oluşan topluluk)
              • lobby [ENG31-08392643-n] (the people who support some common cause or business or principle or sectional interest)
              • yaş grubu [TUR10-1223780] (Belli bir yaş aralığındaki kişilerden oluşan grup)
                • gençlik [TUR10-0291180] (Genç insanların bütünü)
                • young [ENG31-07960326-n] (young people collectively)
                • orta kuşak [TUR10-0592160] (Toplumda genç kuşak ile yaşlı kuşak arasında yer alan yaş grubu)
              • toplumsal sınıf [TUR10-0464520] (Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu) class [ENG31-07990472-n] (people having the same social, economic, or educational status)
                • orta sınıf [TUR10-0591660] (Toplumun memur, emekli, küçük esnaf, küçük çiftçi gibi dar ve sabit gelirli kişilerden oluşan kesimi) middle class [ENG31-08198576-n] (the social class between the lower and upper classes)
                  • küçük burjuva [TUR10-0499810] (Gelir düzeyi düşük şehirli halk)
                  • petit bourgeois [ENG31-08199023-n] (lower middle class (shopkeepers and clerical staff etc.))
                  • küçük burjuvazi [TUR10-1224790] (Esnaf ve memur gibi mesleklere mensup kişilerden oluşan düşük orta sınıf)
                  • petit bourgeois [ENG31-08199023-n] (lower middle class (shopkeepers and clerical staff etc.))
                • proletarya [TUR10-0636600] (Çalışanların oluşturduğu sosyal topluluk)
                • labor [ENG31-08197557-n] (a social class comprising those who do manual labor or work for wages)
                • iş gücü [TUR10-1194500] (Etkin nüfus içinde yer alan, cari ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında çalışanlarla işsizlerin toplamı)
                • labor [ENG31-08197557-n] (a social class comprising those who do manual labor or work for wages)
                • topluluk [TUR10-0878200] (Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet) community [ENG31-07961512-n] (a group of people having a religion, ethnic, profession, or other particular characteristic in common)
                  • Melamilik [TUR10-0533440] (Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı)
                  • akademik dünya [TUR10-1225140] (Akademi ile ilgili meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler; akademik camia)
                  • academia [ENG31-08291844-n] (the academic world)
                  • lamekan takımı [TUR10-0506890] (Yersiz yurtsuz, adresi belirsiz kişiler topluluğu)
                  • yediler [TUR10-0845880] (Yedi kişilik evliya topluluğu)
                  • köy halkı [TUR10-0485140] (Kasabadan daha küçük bir yerleşim biriminde yaşayanların bütünü) village [ENG31-08243620-n] (a community of people smaller than a town)
                    • mujik [TUR10-0554540] (Rus köylüsü)
                    • kulak [TUR10-0488690] (Varlıklı Rus köylüsü)
                    • fellah [TUR10-0267280] (Mısır köylüsü)
                    • çarıklı erkanıharp [TUR10-0151260] (Kurnaz veya uyanık köylü)
                    • rustai [TUR10-0650690] (Köylü)
                  • takım [TUR10-0739630] (Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk)
                  • takım [TUR10-0633860] (Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu)
                  • takım [TUR10-0739670] (Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu)
                  • kırklar [TUR10-0451820] (Kırk kişilik evliya topluluğu)
                  • kibutz [TUR10-0460250] (İsrail'de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk)
                  • Tat [TUR10-0751100] (Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycan sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı)
                  • kilise [TUR10-0460520] (Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgili papa ve piskoposlar topluluğu)
                  • komita [TUR10-0470510] (Siyasi bir amaca ulaşmak için silah kullanan gizli topluluk)
                  • konsey [TUR10-0472350] (Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu)
                    • konvansiyon [TUR10-0474200] (Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü geçici meclis)
                    • divan [TUR10-0210780] (Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis)
                    • divançe [TUR10-0210820] (Küçük divan)
                    • ayak divanı [TUR10-0059320] (Olağanüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padişahın katılmasıyla bir konuyu görüşmek ve karara bağlamak için yapılan toplantı, ayakta toplanan meclis)
                    • senato [TUR10-0676560] (Eski Roma'da özellikle soylulardan oluşan yöneticiler meclisi)
                  • kordiplomatik [TUR10-0475340] (Bir yerde bulunan elçi ve elçilik görevlilerinin topluluğu; elçiler topluluğu)
                  • konumdaş [TUR10-1084460] (Aynı konumda, makamda olan kişiler)
                  • kuru kalabalık [TUR10-0494640] (Hiçbir iş yapmayan insan topluluğu)
                  • Teleüt [TUR10-0761060] (Batı Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu)
                  • sosyete [TUR10-0704350] (Bir topluluktaki gelir düzeyi yüksek ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan topluluk)
                    • cemiyet [TUR10-0135520] (Sosyetenin önde gelenleri)
                  • diplomasi [TUR10-0208110] (Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk)
                  • enternasyonal [TUR10-0248690] (Devletlerin proletaryasının katıldığı uluslararası topluluk)
                  • erkek milleti [TUR10-1022080] (Toplumun erkek cinsten oluşan bölümünün tümü)
                  • etnik grup [TUR10-1223800] (Aynı dili konuşan ve aynı kültürü taşıyan insan topluluğu; budunsal birlik)
                  • ethnic group [ENG31-07983996-n] (people of the same race or nationality who share a distinctive culture)
                  • evlilik birliği [TUR10-0260290] (Karı ve kocadan oluşan topluluk)
                  • kumpanya [TUR10-0490660] (Aynı görüşü paylaşan, aynı eylemi yapan kimseler topluluğu)
                  • amele taburu [TUR10-0032630] (Genellikle yol yapım işlerinde görevli amelelerden oluşan birlik)
                  • tim [TUR10-0777020] (Silah, telsiz istasyonu ve benzerini çalıştırmak için kurulan topluluk)
                  • kontenjan [TUR10-0472820] (Bir yükümlülük veya yararlanma işinde, o işin kapsamına girenlerin oluşturduğu belirli sayıdaki topluluk)
                  • kafile [TUR10-0398230] (Birlikte yolculuk eden topluluk)
                  • karay [TUR10-0416200] (Çoğu Türk soyundan olan ve genellikle Polonya ve Litvanya topraklarında oturan bir Musevi topluluğu)
                  • karı kız milleti [TUR10-1072020] (Toplumun dişi cinsten oluşan bölümünün tümü)
                  • Tunguz [TUR10-0788140] (Ural-Altay dil ailesinden, Doğu Sibirya'da yaşayan, avcılık ve balıkçılıkla geçinen, yarı göçebe bir topluluk)
                  • Türklük [TUR10-0794130] (Türklerin meydana getirdiği topluluk)
                  • üçler [TUR10-0806530] (Halkın inançlarına göre üç kişilik ermişler topluluğu)
                  • üçler yediler kırklar [TUR10-0806540] (Halk inançlarında yaşayan ermişler topluluğu)
                  • Vandal [TUR10-0813740] (Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk)
                  • zürefa [TUR10-0878470] (Kibarlar; nazikler)
                  • zimmi [TUR10-0876210] (İslam devleti tebaasında olan ve haraç veren Hristiyanlar, Yahudiler)
                  • şuara [TUR10-0734040] (Şairler)
                  • şüheda [TUR10-0734600] (Şehitler)
                  • şüreka [TUR10-0734870] (Ortaklar veya şerikler)
                  • zevat [TUR10-0873170] (Kişiler; zatlar)
                  • zenciler [TUR10-1223810] (Siyah ırktan olan kimseler, siyahiler)
                  • zadegan [TUR10-0868980] (Soylular)
                  • zayiat [TUR10-0871500] (Yitikler; kayıplar)
                  • yad eller [TUR10-0823650] (Yabancı kimseler; yabancılar)
                  • avcı hattı [TUR10-0058010] (Savaşta düşmana doğru dağılarak ön safta ilerleyen asker topluluğu)
                  • Avrupalılık [TUR10-0058460] (Çağdaş olma, düşünce ve davranışta Batı ölçülerinde bulunma)
                  • yetmiş iki millet [TUR10-0853210] (Bütün insanlar)
                  • yarı göçebe [TUR10-0837010] (Hem yerleşik hem de göçebe hayatını birlikte yaşayan topluluk)
                  • yaren [TUR10-0836420] (Dostların oluşturduğu topluluk)
                  • yaran [TUR10-0835560] (Dostlar)
                  • yaran [TUR10-0835570] (Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü)
                  • basın [TUR10-0079040] (Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü)
                  • press [ENG31-06274022-n] (the print media responsible for gathering and publishing news in the form of newspapers or magazines)
                  • basın dünyası [TUR10-0079150] (Görsel ve yazılı basın organları ile burada görevlilerin tümü)
                  • vüzera [TUR10-0822440] (Vezirler)
                  • vükela [TUR10-0822400] (Osmanlı İmparatorluğu'nda bakanlar, vekiller)
                  • verese [TUR10-0817500] (Mirasçılar)
                  • kavim [TUR10-0430420] (Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu)
                    • İskitler [TUR10-0380240] (MÖ. Vlll-Vll. yüzyıllarda Orta Asya'dan Güney Rusya'ya göç eden bir kavim)
                  • lig [TUR10-0502220] (Takımların durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan topluluk)
                    • üst küme [TUR10-1120670] (İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi)
                  • Maruni [TUR10-0527150] (Lübnan ve Suriye'de oturan Katolik Süryani topluluğu)
                  • bilgi toplumu [TUR10-0967100] (Bilgiyi araştırmaya ve incelemeye önem veren, bilgi teknolojilerini kullanmayı öne çıkaran toplum)
                  • millet [TUR10-0545600] (Benzer özellikleri olan topluluk)
                  • Müslümanlık [TUR10-0564310] (Müslüman topluluğu)
                  • şevahit [TUR10-0729370] (Şahitler; tanıklar)
                  • sandık çevresi [TUR10-0663130] (Seçimlerde aynı sandığa oy atacak kişilerin tümü)
                  • ordu [TUR10-0590010] (Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü)
                  • sekene [TUR10-0673920] (Bir yerde oturanlar; sakinler)
                  • selatin [TUR10-0675050] (Sultanlar)
                  • sivil toplum [TUR10-1137650] (Devletin denetimi altında olmayan, kararlarını bağımsız olarak vererek toplumsal etkinliklerde bulunan bireyler topluluğu)
                  • sofiyan [TUR10-0698840] (Sofiler)
                  • sürre alayı [TUR10-0717680] (Osmanlı İmparatorluğunda her yıl recep ayının on ikisinde Hicaz'a gitmek üzere törenle yola çıkarılan ve padişahların armağanlarını taşıyan topluluk)
                  • rüesa [TUR10-0651000] (Başkanlar)
                  • rical [TUR10-0647590] (Erkekler)
                  • posta [TUR10-0633890] (Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü)
                  • ihvan [TUR10-0364470] (Aynı okul veya tarikattan olan kimseler)
                  • ihvan [TUR10-0364460] (Yakın dostlar, arkadaşlar)
                  • ilkelciler [TUR10-0369380] (İlkelcilik yanlısı olan sanatçılar)
                  • ikili [TUR10-0365400] (İki kişiden oluşmuş topluluk)
                  • ikincil grup [TUR10-0365600] (Birbirleriyle ilişkileri kişisel olmayan, resmî ilişkilere dayanan etkileşmelerle ilişki içine giren, ikiden fazla insanın oluşturduğu topluluk)
                  • hücre [TUR10-0350900] (Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk)
                  • cemaat [TUR10-0135220] (Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu)
                  • community [ENG31-07961512-n] (a group of people having a religion, ethnic, profession, or other particular characteristic in common)
                  • halk [TUR10-0323170] (Bir ülkedeki halkın bütünü)
                  • populace [ENG31-08196607-n] (people in general considered as a whole)
                  • soy [TUR10-0704490] (Bir atadan gelen kimselerin topluluğu) lineage [ENG31-08118903-n] (the descendants of one individual)
                    • aile [TUR10-0016340] (Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü) family [ENG31-07987168-n] (people descended from a common ancestor)
                      • hanedan [TUR10-0325930] (Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile) dynasty [ENG31-07988029-n] (a sequence of powerful leaders in the same family)
                        • Osmanlı Hanedanı [TUR10-1224680] (Osmanlı İmparatorluğu'nu yaklaşık 622 yıl yöneten hanedan)
                        • Ottoman [ENG31-08173404-n] (the Turkish dynasty that ruled the Ottoman Empire from the 13th century to its dissolution after World War I)
                      • köklü aile [TUR10-0481010] (Eskiden beri bilinen ve iyi tanınan aile)
                      • ehlibeyit [TUR10-0237790] (Hazreti Muhammed’in kızını, damadını ve torunlarını içine alan ailesine verilen ad)
                      • büyük aile [TUR10-0128910] (Büyük baba, büyük anne ile bunların evli oğullarından, gelinlerinden ve çocuklarından oluşan aile)
                      • ocak [TUR10-0581900] (Bazı hastalıkları iyi ettiğine inanılan aile)
                      • ocak [TUR10-0581890] (Ev; aile; soy)
                    • anası danası [TUR10-0935910] (Soyu sopu; bütün aile)
                    • taraf [TUR10-0745950] (Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi)
                      • kızevi [TUR10-0458770] (Evlilikte kız tarafı)
                      • erkekevi [TUR10-0251240] (Evlilikte erkek tarafı)
                    • yedi göbek [TUR10-0845830] (Bir soyun bilinen en büyüğü)
                    • yedi göbek [TUR10-0845750] (Bütün soy sop)
                    • Selçuklu [TUR10-0675130] (XI. yüzyılda Orta Asya'da devlet ve imparatorluk kuran, çoğunluğunu Oğuzların oluşturduğu bir soy)
                  • kibar [TUR10-0459940] (Büyükler; ulular)
                  • birlik [TUR10-0108150] (Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk)
                • yeraltı dünyası [TUR10-0849940] (Yasal olmayan, kirli ve karanlık işlerin gerçekleştirildiği ortam)
                • underworld [ENG31-08261980-n] (the criminal class)
                • üst tabaka [TUR10-0810250] (İleri gelenler sınıfı)
                  • aristokrasi [TUR10-0045170] (Soylular sınıfı)
                  • nobility [ENG31-08404938-n] (a privileged class holding hereditary titles)
                  • kaymak tabakası [TUR10-0434050] (Bir toplumun seçkin ve zengin kesimi)
                • alt katman [TUR10-0934770] (Toplum içinde yer alan ve daha düşük değerlere sahip olan sınıf)
                • parya [TUR10-0616870] (Hindistan'da toplumsal sınıfların dışında kalanlar)
                • burjuvazi [TUR10-0441630] (Orta sınıfı)
                • koloni [TUR10-0469190] (Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu)
                • herkes [TUR10-0545590] (Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları) world [ENG31-07982551-n] (people in general)
                  • yedi düvel [TUR10-0845780] (Herkes; bütün dünya)
                • emekçi sınıfı [TUR10-0245290] (Emeğini sermayeciye satarak geçimini sağlayanların oluşturduğu toplum kesimi)
                • toplumsal katman [TUR10-1163240] (Toplumda türlü sebeplerle oluşan sınıf)
                • kapıcı [TUR10-0413040] (Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı)
                • tüfekçi [TUR10-0792050] (Savaş gereçleri, silah yapımı ve onarımı ile uğraşan asker sınıfından olan kimse)
                • ulaştırma [TUR10-0798190] (Orduda malzeme ve personel taşıma işlerini sağlayan sınıf)
                • üst katman [TUR10-1170710] (Toplumun bir bölümü tarafından ulaşılmaz olduğuna inanılan para, bilgi vb. şeylere sahip sınıf)
                • üst sınıf [TUR10-0810220] (Bir üst sınıf veya ileri sınıf)
                • levazım sınıfı [TUR10-0510310] (Silahlı kuvvetlerin, silah ve cephanenin dışında kalan yiyecek, giyecek vb. gereksinimlerini sağlayan asker sınıfı)
                • muhabere sınıfı [TUR10-0552880] (Savaşta haberleşme düzeninin kurulmasını, düşmanın elektronik araçlar kullanmasını engellemeyi veya bunu sınırlandırmayı sağlayan yardımcı sınıf)
                • sosyal sınıf [TUR10-1139830] (Bir toplumda yaşama biçimi, maddi imkânları, öğrenim durumu bakımlarından birbirine benzeyen kişilerin oluşturduğu sınıf)
                  • kentsoylu [TUR10-1249820] (Burjuva)
                  • mavi yakalılar [TUR10-0529720] (Üretim sürecine bedensel gücüyle katılarak maaş veya ücret karşılığı çalışan kişiler)
                • ruhban sınıfı [TUR10-0649740] (Rahiplerin oluşturduğu dinsel sınıf)
                • ilmiye [TUR10-0370230] (Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı)
              • katman [TUR10-0429120] (Bir topluluğu oluşturan ve makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan kümelerden her biri)
              • class [ENG31-07990472-n] (people having the same social, economic, or educational status)
              • sokaktaki adam [TUR10-0700200] (Vatandaş, belirgin bir özelliği olmayan, sıradan adam)
              • everyman [ENG31-10087600-n] (the ordinary person)
              • nesil [TUR10-0085100] (Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon)
              • generation [ENG31-15274447-n] (the normal time between successive generations)
              • müşteri portföyü [TUR10-1225500] (Bir şirketin, işletmenin müşterilerinin bütünü)
              • clientele [ENG31-08418511-n] (customers collectively)
              • taçsız kral [TUR10-0737070] (Herhangi bir konuda büyük ün yapmış olan kimse)
              • tafracı [TUR10-0737240] (Böbürlenen, yüksekten atan kimse)
              • tahminci [TUR10-0738100] (Tahmin eden kimse)
              • tahterevalli [TUR10-0738870] (Kaçık; deli)
              • kelime cambazı [TUR10-0439230] (Kelime cambazlığı yapan kimse)
                • laf cambazı [TUR10-0505250] (Etkileyici ve kandırıcı söz söyleyebilen kimse)
              • kırık [TUR10-0450750] (Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın)
              • taklacı [TUR10-0740470] (Takla atan kimse)
              • kırkambar [TUR10-0451510] (Birçok konuda bilgisi olan kimse)
              • kırba [TUR10-0450150] (Çok su içen kimse)
              • kızıl iblis [TUR10-0459190] (Çok kötü ruhlu kimse)
              • taklitçi [TUR10-0740550] (Birinin yaptıklarını, davranışlarını aynen yapmaya çalışan kimse)
                • taklitçi [TUR10-0740540] (Bir şeyin benzerini yapan kimse)
                • mafyacı [TUR10-0517110] (Mafya gibi davranan)
                • öykünmeci [TUR10-0607150] (Öykünen, benzemeye çalışan, taklitçi kimse)
              • taklitçi [TUR10-1096400] (Birinin veya bir şeyin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlayarak eğlendiren kimse)
                • zuhuri [TUR10-0877780] (Orta oyununda taklitçi)
              • takoz [TUR10-0740870] (Kaba saba insan)
              • takt sahibi [TUR10-0741350] (Davranış ve sözlerinde uygunluk arayan)
              • kışkırtmacı [TUR10-0455130] (Kışkırtma işini yapan kimse)
                • halk yardakçısı [TUR10-0323780] (Halkı kışkırtan, kötü yola sevk eden kimse)
              • tamburacı [TUR10-0742680] (Tambura çalan veya yapan kimse)
              • tambur majör [TUR10-0742700] (Bando takımının çaldığı parçayı, yürüyüşünü, ritmini elindeki asa ile yönlendiren kimse)
              • tanışık [TUR10-0744180] (Birbirini tanıyanlardan her biri)
              • tanıtıcı [TUR10-0636750] (Piyasaya yeni çıkarılmış ilaç, kitap vb. şeyleri tanıtan kimse)
              • tantanacı [TUR10-0745010] (Tantana yapan kimse)
              • Tanzimatçı [TUR10-0745190] (Tanzimat hareketinde görev almış olan kimse)
              • Tanzimatçı [TUR10-0745200] (Tanzimat yanlısı kimse)
              • tarihsel özdekçi [TUR10-0747460] (Toplumsal gelişmenin maddi yapıya dayandığını savunan Marksçı görüş yanlısı olan kimse)
              • tarikatçı [TUR10-0747540] (Tarikatları yaymak ve yaşatmak isteyen, o yolda çalışan kimse)
              • tartışmacı [TUR10-0748100] (Bir konu ile ilgili ayrı görüşleri savunan kimselerin her biri)
              • tasfiyeci [TUR10-0749070] (Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma yanlısı olan kimse)
              • tasfiyeci [TUR10-0749060] (Herhangi bir toplumsal olgudan yabancı ögelerin ayıklanması taraftarı olan kimse)
              • koltukçu [TUR10-0469660] (Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse)
              • kripto [TUR10-0486430] (Siyasi inancını gizleyen kimse)
              • kibar düşkünü [TUR10-0459960] (Varlığını, saygınlığını yitirmiş kimse)
              • kikirik [TUR10-0460370] (Zayıf, ince, uzun boylu kimse)
              • tat [TUR10-0751080] (Dilsiz)
              • kirli çıkı [TUR10-0463120] (Cimrilikle zengin olmuş kimse)
              • klişeci [TUR10-0464990] (Klişe yapan kimse)
              • kolaycı [TUR10-0468120] (Kolaya kaçma işini yapan kimse)
              • taylorcu [TUR10-1155170] (Taylorculuk yöntemini benimseyen)
              • teknik direktör [TUR10-0759290] (Spor takımının oyuncularını kurduğu düzene göre oynatan, oyuncularla spor kulübü arasında ilişkileri düzenleyen kişi)
              • kokoroz [TUR10-0467150] (Çirkin kimse)
              • kreten [TUR10-0486320] (Kretenizme tutulmuş kimse)
              • kovboy [TUR10-0478620] (Gangsterliğe özenen kimse)
              • kovuntu [TUR10-0478820] (Kovulmuş kimse; matrut)
              • koyucu [TUR10-0479120] (Koyma özelliği olan kimse)
              • kudema [TUR10-0487800] (Eskiler, eski insanlar)
              • kör nişancı [TUR10-0483140] (Hedefi rastlantı ile vuran kimse)
              • köpoğlu [TUR10-0481950] (Kurnaz, işini bilen, zeki kimse)
              • köşe kadısı [TUR10-0484300] (İş yapmayı sevmeyen, rahatına düşkün kimse)
              • kum torbası [TUR10-0490860] (Çok şişman, dayanıksız, lapacı kimse)
              • kör kadı [TUR10-0482860] (Doğru bildiğini herkesin yüzüne çekinmeden söyleyen, sözünü esirgemeyen kimse)
              • kulağı tetikte [TUR10-0488590] (Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla bekleyen kimse)
              • kurtarmacı [TUR10-0493680] (Arıza yapan veya kaza geçiren araçlara yardımda bulunan kimse)
              • kuru kemik [TUR10-0764360] (Çok zayıf kimse)
              • kılıççı [TUR10-0448130] (Kılıç sporuyla uğraşan kimse)
              • köprüaltı çocuğu [TUR10-0482030] (Kimsesiz ve gideceği yeri olmayan kişi)
              • tebrîzî [TUR10-1255380] (Tebriz halkından kimse)
              • kurucu [TUR10-0494390] (Bir kuruluşu oluşturan kimse)
                • müessis [TUR10-0560260] (Kurucu)
                • pir [TUR10-0628270] (Bir tarikat veya sanatın kurucusu)
                  • şah [TUR10-0720870] (Alevilik, Bektaşilikte pir)
                • imam [TUR10-0370810] (Müslümanlıkta mezhep kuran kimse)
              • tertipçi [TUR10-0768730] (Tertip eden, düzenleyen kimse)
              • tertipleyici [TUR10-0768840] (Düzenleyen, hazırlayan kimse)
              • teşkilatçı [TUR10-0770420] (Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için kurumların veya kişilerin birlik oluşturma işleriyle uğraşan, bu işlerde yeteneği olan kimse)
              • teşvikkar [TUR10-0770850] (Özendiren, isteklendiren, kışkırtan kimse)
              • toplumcu gerçekçi [TUR10-0781870] (Toplumcu gerçekçilik yanlısı olan kimse)
              • toprakçı [TUR10-1163390] (Toprağa önem veren, toprağa bağlı kimse)
              • torpilci [TUR10-0783580] (Torpil ile uğraşan kimse)
              • alem [TUR10-0026230] (Aynı konu ile ilgili kimseler)
              • alem [TUR10-0026300] (Farklı davranış içinde bulunan kimse)
              • yeni yetme [TUR10-0849560] (Ergen)
              • bağıcı [TUR10-0068640] (Baştan çıkarıcı)
              • bağışlayıcı [TUR10-0069480] (Bağışlayan kimse)
              • yarım adam [TUR10-0837280] (Güçsüz, sakat, zayıf adam)
              • bakıcı [TUR10-0071800] (Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse)
              • kamarilla [TUR10-0406340] (Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse)
              • kambiyocu [TUR10-0406490] (Kambiyo işleriyle uğraşan kimse)
              • kanki [TUR10-1231510] (Sık sık bir başkasıyla birlikte gezen kişi)
              • karakoncolos [TUR10-0416530] (Çok çirkin kimse)
              • Karun [TUR10-0424340] (Kuran'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi)
              • katılımcı [TUR10-0427960] (Herhangi bir toplantıda yöneticiden söz alıp konuşmaya katılan kişi)
              • kavga adamı [TUR10-0430190] (Düşünce ve inançlarını son kerteye kadar hararetle savunan kimse)
              • kavgacı [TUR10-0430210] (Bir amaç uğruna çaba harcayan, mücadele veren kimse)
              • kavgacı [TUR10-0430200] (Kavga etmeyi seven, kavga çıkaran kimse)
              • kavga kaşağısı [TUR10-0430230] (Ara bozup kavga çıkartan, kavga arayan kimse)
              • kavmiyetçi [TUR10-0430740] (Kavmiyetten yana olan kimse)
              • kavukçu [TUR10-0431290] (Birine yaranmak için onun söz veya davranışlarını uygun bulan, onaylayan kimse)
              • melun [TUR10-0432130] (Ahlaksız kimse)
              • kaynak kişi [TUR10-0434240] (Sağlam, güvenilir, doğru bilgiler edinilen kimse)
              • kaytarmacı [TUR10-0435260] (Kaytaran kimse)
              • Kazak [TUR10-0435500] (Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse)
              • kazaz [TUR10-0436090] (Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse)
              • kazazede [TUR10-0436100] (Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse)
              • kazıcı [TUR10-0436300] (Kazı veya oyma işi yapan kimse)
              • kaçın kurası [TUR10-0395300] (Kolay kolay aldanmayacak kadar görmüş geçirmiş kimse)
              • kimse [TUR10-1251860] (Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi)
              • koca bebek [TUR10-0465590] (Yaşından daha küçük davranışlar gösteren kimse)
                • çocuk [TUR10-0171740] (Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse)
                • bebecik [TUR10-0182940] (Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse)
              • köle [TUR10-0481290] (Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse)
                • koyun [TUR10-0479430] (Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse)
                  • konformist [TUR10-1169010] (Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma yanlısı olan)
                  • morkaraman [TUR10-0550590] (Kızıldan mora kadar değişen renklerde, göz, ağız, burun etrafı daha açık, baş ve ayaklar vücuduna göre daha koyu renkte, kaba karışık yapağılı Doğu Anadolu bölgesi ile kuzeydoğu illerimizde yetiştirilen bir tür koyun)
              • kuşbaz [TUR10-0496680] (Süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı)
              • levazımcı [TUR10-0882560] (Levazım sınıfından olan kimse)
              • lehtar [TUR10-0509320] (Senet metninde, senet bedelinin kendisine ödenmesi yazılı olan kişi)
              • lutiye [TUR10-1093890] (Çalgı onaran veya yapıp satan kimse)
              • lüzumsuz adam [TUR10-0515170] (Bir iş için gereken nitelikleri taşımadığı hâlde orada görevli olarak bulunan veya avare, boş ve ilgisiz kimse)
              • maden [TUR10-0516440] (Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse)
              • mahalle çapkını [TUR10-0517810] (Beceriksiz çapkın)
              • mahallenin delisi [TUR10-1094300] (Hiç kimseden çekinip korkmadan düşündüğü her şeyi söyleyen kimse)
              • maketçi [TUR10-0520620] (Maket yapan kimse)
              • makine gibi adam [TUR10-0910090] (Düzgün, çok ve çabuk iş çıkaran adam)
              • malumat sahibi [TUR10-0522650] (Bir konuda bilgisi olan kimse)
              • manav [TUR10-0523010] (Genellikle Romanya ve Bulgaristan'dan göç etmiş kimse)
              • manipülatör [TUR10-0524130] (Manipleyi kullanan kimse)
              • manyetizmacı [TUR10-0525460] (Manyetizma yapan kimse)
              • mapus [TUR10-0525710] (Kapatılmış, hapsedilmiş (kimse); mahpus)
              • markajcı [TUR10-0526410] (Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izleyen, tutan kimse)
              • Maruni [TUR10-0527160] (Bu topluluktan olan kimse)
              • masalcı [TUR10-0527440] (Yalan uyduran, hayalî şeyler anlatan kimse)
              • masaüstü yayıncı [TUR10-0527600] (Masaüstü yayıncılık yapan kimse)
              • masumcuk [TUR10-1096070] (Zavallı, günahsız kimse)
              • beyaz adam [TUR10-0097460] (Beyaz ırka mensup olan kişi)
              • mavi yolcu [TUR10-1096230] (Mavi yolculuğa çıkan kimse)
              • mavnacı [TUR10-0529750] (Mavna işleten kimse)
              • maya [TUR10-0529860] (Arsız, utanmaz kimse)
              • mayıncı [TUR10-0530180] (Mayın dökmeye yardım eden veya mayın döşeyen kimse)
              • mazhar [TUR10-0530830] (Bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse)
              • mecburcu [TUR10-1096590] (Bazı iskambil oyunlarında oyuna kesin olarak katılması gereken kimse)
              • mecburcu [TUR10-1096600] (Herhangi bir şeyi yapmak zorunda bırakılan kimse)
              • mecmuacı [TUR10-0531590] (Dergi işleriyle uğraşan kimse)
              • medarıiftihar [TUR10-1254030] (Övünülen, onur duyulan, iftihar edilen şey veya kimse)
              • meddah [TUR10-0531860] (Öven, aşırı övgüde bulunan kimse)
              • medeniyetçi [TUR10-0531980] (Medeniyet yanlısı olan kimse)
              • medine dilencisi [TUR10-0532050] (Üstü başı perişan, kötü giyimli kimse)
              • medya maydanozu [TUR10-0532190] (Televizyonlarda sık sık programlara katılarak kendinden söz ettiren kimse)
              • medya starı [TUR10-0532200] (Kitle iletişim araçlarında çok sık yer alan, görünen kimse)
              • mefhumcu [TUR10-0532300] (Mefhumlara bağlı kalan kimse)
              • mefkureci [TUR10-0532330] (İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke sahibi olan)
              • mehter [TUR10-0532750] (Mehter takımında görevli kimse)
              • mehterbaşı [TUR10-0532790] (Mehter takımının yetiştirilmesinden ve çalışmasından sorumlu kimse)
              • mekancı [TUR10-0532910] (Mekân tutan kimse)
              • mekanikçi [TUR10-0532970] (Mekanikçiliğe ilişkin veya mekanikçilikten yana olan görüş, kimse vb)
              • mekanikleştirici [TUR10-1096920] (Mekanikleştiricilik kuramını benimseyen)
              • Melami [TUR10-0533430] (Melamilik yanlısı olan kimse)
              • melek [TUR10-0533550] (Terbiyeli, uysal kimse)
              • memleketçi [TUR10-0534310] (Memleketin her bakımdan yükselmesini, gelişmesini isteyen, bu yolda çaba harcayan kimse)
              • Memluk [TUR10-0534400] (Kölemenlerden olan kimse)
              • menajer [TUR10-0534650] (Bir sporcunun veya sanatçının mesleki işlerini yöneten kimse)
              • mentor [TUR10-1187370] (Herhangi bir iş yerinde farklı görevlerde çalışarak deneyim kazanmış olan, danışan kişinin hedefine ulaşmasını sağlayacak yolu bulmasına yardımcı kimse)
              • mercancı [TUR10-0536080] (Mercan avlayan kimse)
              • mercancı [TUR10-0536090] (Mercan işleyen kimse)
              • merdivenci [TUR10-0536430] (Yapılardaki beton merdivenleri döken kimse)
              • merkantilist [TUR10-0536860] (Merkantilizm yanlısı olan kimse)
              • merkepçi [TUR10-0536900] (Eşeklerle yük taşıyan veya insan gezdiren kimse)
              • merkeziyetçi [TUR10-0537130] (Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş yanlısı olan kimse veya bu görüşe uygun iş, yönetim)
              • mesen [TUR10-0538060] (Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse)
              • meşe odunu [TUR10-0538770] (Anlayışsız, görgüsüz ve kaba saba kimse)
              • meşrutiyetçi [TUR10-0509340] (Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet etme biçimi yanlısı olan kimse)
                • Jön Türk [TUR10-1232940] (Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ortaya çıkan, önceden muhalif daha sonradan ise iktidar gücü olan laik ve meşrutiyetçi kişiler)
              • metafizikçi [TUR10-0539400] (Metafizik ile uğraşan kimse)
              • Mevlevi [TUR10-0540750] (Mevlevilik tarikatına bağlı kimse)
              • mevlithan [TUR10-0540840] (Mevlit okuyan kimse)
              • mevta [TUR10-0541060] (Ölü, ölmüş kimse)
              • meyancı [TUR10-0541270] (Aracılık eden kimse; aracı)
              • mezar kaçkını [TUR10-0542180] (Çok zayıflamış kimse)
              • mezar soyguncusu [TUR10-0542200] (Ölüyle birlikte gömülen değerli eşyaları çalan kimse)
              • mezatçı [TUR10-0542250] (Sürekli olarak mezadı takip eden kimse)
              • mezhepçi [TUR10-0542460] (Mezhep yanlısı olan kimse)
              • mıknatıs [TUR10-0542960] (Çekiciliği, albenisi olan kimse)
              • mızıkacı [TUR10-0543700] (Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğunda görevi olan kimse)
              • mızıkacı [TUR10-0543710] (Armonika çalan kimse)
              • mızıkalı [TUR10-0543730] (Sarayın müzik takımında çalışan kimse)
              • mikrofoncu [TUR10-0544830] (Ses kaynağının yer değiştirmesine göre mikrofonu yöneten kimse)
              • mikrop [TUR10-0544960] (Kendisinden kötülük ve zarar gelen kimse)
              • millettaş [TUR10-0545710] (Aynı milletten olan kimse)
              • milyarder [TUR10-0546120] (Maddi varlığı bakımından zengin sayılan kimse)
              • milyoner [TUR10-0546190] (Bir veya daha çok milyonu olan kimse)
              • billionaire [ENG31-10549259-n] (a very rich person whose material wealth is valued at more than a billion dollars)
              • minnettar [TUR10-0547060] (Yapılan iyiliğe karşı kendini borçlu sayan kimse)
              • mirasçı [TUR10-0547420] (Başkasının iyi veya kötü yönlerini aynı biçimde ortaya koyan)
              • mirasyedi [TUR10-0547430] (Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse)
              • mirasyedi [TUR10-0547440] (Çok savurgan kimse)
              • mistik [TUR10-0548020] (Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi yanlısı olan, ilahiyat veya mistik yaşamla uğraşan kimse)
              • mit [TUR10-0548150] (Efsaneleşen kavram veya kişi)
              • mitingci [TUR10-0548190] (Miting düzenleyen veya mitinge katılan kimse)
              • mizantrop [TUR10-0548800] (İnsandan nefret eden kimse)
              • mizantrop [TUR10-0548790] (Toplumdan, insandan kaçan kimse; merdümgiriz)
              • model [TUR10-0549050] (Bir sanatçıya poz veren kimse)
              • model [ENG31-05854179-n] (a type of product)
              • moğolistanlı [TUR10-1253600] (Moğolistan halkından kimse)
              • molla [TUR10-0549680] (Dini yönü ağır basan kimse)
              • monarşist [TUR10-0549820] (Monarşi yanlılarının siyasi öğretisine ilişkin, ya da monarşi rejimini benimseyen ve savunan kimse)
              • Mongolist [TUR10-0549890] (Moğol dili ve kültürü ile uğraşan kimse)
              • monist [TUR10-0106120] (Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan kimse)
              • mortocu [TUR10-0550770] (Hristiyanlarda cenaze taşımak için tutulan kimse)
              • mortocu [TUR10-0550780] (Cenazelerde ağıt okuyarak geçimini sağlayan kimse)
              • mostralık [TUR10-0550960] (Kötü veya yersiz davranışlarıyla göze batan kimse)
              • motelci [TUR10-0551010] (Motel işleten kimse)
              • motorcu [TUR10-0551140] (Deniz motoru işleten kimse)
              • mozaikçi [TUR10-0551350] (Yapılarda mozaik işlerini düzenleyen kimse)
              • mubayaacı [TUR10-1254630] (Satın alan, satın alma işine bakan kimse)
              • muayeneci [TUR10-0552200] (Araştıran, yoklayan kimse)
              • mucir [TUR10-0552360] (Kiraya veren kimse)
              • mudi [TUR10-0552530] (Emanet bırakan kimse)
              • mugalatacı [TUR10-0552660] (Mugalata yapan kimse)
              • muhaddis [TUR10-0553030] (Hadis bilimiyle uğraşan kimse)
              • muhallebici [TUR10-0553340] (Nazlı büyütülmüş kimse)
              • muhtar [TUR10-0517880] (Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse)
              • mukabeleci [TUR10-0554620] (Askerin yoklamasını yapan kimse)
              • mukaddesatçı [TUR10-0554770] (Kutsal tanınan şeylere aşırı ölçüde bağlılık gösteren kimse)
              • mukavemetçi [TUR10-0555010] (Düşman saldırısına boyun eğmeyip her çeşit araçla karşı gelen yurtsever kimse)
              • mukayyit [TUR10-0555180] (Kayıt işlerini yapan kimse)
              • mumaileyh [TUR10-0555420] (Adı geçen, yukarıda anılan, sözü geçen kimse)
              • murakıp [TUR10-0556230] (Tanrı'ya bağlanarak çile dolduran kimse)
              • musahip [TUR10-0556440] (Sohbet, arkadaşlık eden kimse)
              • musannif [TUR10-0556600] (Sınıflandıran kimse)
              • musikişinas [TUR10-0556760] (Müzikle uğraşan kimse)
              • muskacı [TUR10-0556800] (Muska yazan kimse)
              • mutaf [TUR10-0557390] (Keçi kılından hayvan çulu, yem torbası vb. dokuyan kimse)
              • mutemet [TUR10-0557700] (Kendisine inanılıp güvenilen kimse)
              • mutlakçı [TUR10-0557880] (Saltçılık yanlısı olan kimse)
              • muvakkit [TUR10-0558360] (Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse)
              • mücadeleci [TUR10-0669080] (Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için güçlü, sürekli çaba gösteren veya bu çabayı göstermeyi seven)
              • mühürcü [TUR10-0560880] (Mühür kazıyan kimse)
              • mükemmeliyetçi [TUR10-1102810] (Aşırı titiz davranan kimse)
              • mükemmeliyetçi [TUR10-1102830] (Mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf eden kimse)
              • mükemmeliyetçi [TUR10-1102820] (Ahlaki olgunluğa erişmeyi amaç edinen kimse)
              • mümeyyiz [TUR10-0562070] (Yazıları beyaz kâğıda temize çeken kimse)
              • münadi [TUR10-0562200] (Kamuya duyurulmak istenilen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse)
              • başvurucu [TUR10-0563100] (Bir iş için başvuran kimse)
              • mürebbiyelik [TUR10-0563210] (Mürebbiyenin görevi)
              • mürşit [TUR10-0563500] (Doğru yolu gösteren kimse; kılavuz)
              • mürteşi [TUR10-1103280] (Rüşvet yiyen kimse)
              • müsebbib [TUR10-1195610] (Bir şeyin olmasına; yapılmasına sebep olan; yol açan (kimse veya şey))
              • müsevvit [TUR10-0564180] (Taslak yapan kimse)
              • Müslüman [TUR10-0564250] (Doğru, haktan ayrılmaz kimse)
              • Müslüman adam [TUR10-0564260] (Doğruluktan ayrılmaz, dürüst, hak yemeyen adam)
              • müstensih [TUR10-0564970] (İstinsah eden, kitap vb. eserleri yazarak kopya eden kimse)
              • müsteşar [TUR10-0565040] (Kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan kimse)
              • laf ebesi [TUR10-0707220] (Çok konuşan, herkese laf yetiştiren kimse)
              • müteahhit [TUR10-0810050] (Başkası için yapı ve ticaretle ilgili bir işi yapmayı üstüne alan kimse)
              • müteferrika [TUR10-0566120] (Padişah, vezir ve daha başka devlet büyüklerinin yanında, türlü hizmetlerde çalışan kimse)
              • müteselsil kefil [TUR10-1103720] (Borcun yerine getirilmesinde aynen borçlu gibi borcun ödenmesini üstlenen kimse)
              • müzakereci [TUR10-0567200] (Öğrencileri çalıştıran kimse)
              • müzeci [TUR10-0567270] (Müze kuran veya müzede çalışan kimse)
              • namazcı [TUR10-0569840] (Namazını düzenli kılan kimse)
              • nameci [TUR10-0569990] (Bahane bulan)
              • nameci [TUR10-0569980] (Mektup yazan kimse)
              • nankör [TUR10-0570520] (İyilik gördüğü kimseye hainlik yapan, aldığı yardımı inkâr eden (kimse))
              • nazist [TUR10-1104770] (Almanya'da 1930'lu yıllarda Hitler tarafından kurulan Nasyonal Sosyalist Partisinin, Alman ırkının üstünlüğünü savunan politika yanlısı (kimse))
              • neme lazımcı [TUR10-1105800] (İlgilenilmesi gereken şeylerle ilgilenmekten kaçınan kimse)
              • neofaşist [TUR10-1105860] (Neofaşizmi benimseyen kimse)
              • nepotist [TUR10-0574480] (Akraba ve yakın arkadaşlarını kayıran)
              • nesildaş [TUR10-1106100] (Aynı soydan olan kimse)
              • nesnelci [TUR10-0581620] (Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu yanlısı olan kimse)
              • nifakçı [TUR10-0576530] (Arabozan kimse)
              • nispetçi [TUR10-0577530] (Nispet vermek huyu olan kimse)
              • niyetçi [TUR10-0578520] (Alıştırılmış güvercin, saka kuşu, tavşan vb. hayvanlara para karşılığında niyet çektiren kimse)
              • şabloncu [TUR10-0720720] (Bir düşünceyi enine boyuna irdelemeden olduğu gibi benimseyen veya kabullenen kimse)
              • şallak [TUR10-0722410] (Giyimine özen göstermeyen kimse)
              • şamatacı [TUR10-0722740] (Gürültü, patırtı yapan kimse)
              • şeddeli eşek [TUR10-0726060] (Çok kaba ve yeteneksiz kimse)
              • şakşakçı [TUR10-0722220] (Özellikle tiyatroda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse)
              • noktacılık [TUR10-0579260] (Resimde tonların bölünmesini yan yana renkli noktalarla göstererek ışığın titreşimini daha iyi yansıtmak isteyen sanat anlayışı)
              • noktacı [TUR10-0579250] (Noktacılıkla ilgili, noktacılığı uygulayan kimse)
              • nörotik [TUR10-0580120] (Sinir sisteminde rahatsızlığı olan kimse)
              • obabaşı [TUR10-0581530] (Obanın başı olan kimse)
              • okuyucu [TUR10-0584740] (Düğüne çağrı yapan kimse)
              • olçum [TUR10-0585360] (Eli işe yatkın, becerikli kimse)
              • olçum [TUR10-0585340] (Hekimlik taslayan kimse)
              • olçum [TUR10-0585350] (Kendini becerikli, usta gösteren kimse)
              • oltacı [TUR10-0586280] (Olta ile balık avlamada usta kimse)
              • olur olmaz [TUR10-0586790] (Rastgele, sıradan, kimliği, niteliği belirsiz kişi)
              • şarlatan [TUR10-0724510] (Bilir geçinen kimse)
              • şövalye ruhlu [TUR10-0733900] (Şövalye geleneği çerçevesinde yetişen kimse)
              • sağır dilsiz [TUR10-0655520] (Duymayan ve konuşamayan özürlü kimse)
              • top sağır [TUR10-0782710] (Tam sağır)
              • oluşumcu [TUR10-0586980] (Oluşumculuk yanlısı olan kimse)
              • onarıcı [TUR10-0587510] (Onarma işini yapan kimse)
                • lastikçi [TUR10-0507650] (Otomobil lastiğini satan veya onaran kimse)
              • ondalıkçı [TUR10-0587990] (Onda bir pay alarak çalışan kimse)
              • oportünist [TUR10-1251110] (Fırsatçı)
              • savsak [TUR10-0669520] (İhmalkâr)
              • sefa pezevengi [TUR10-1130800] (Zevk ve eğlenceye düşkün kimse)
              • seme tavuk [TUR10-0676070] (Ahmak kimse)
              • sergüzeştçi [TUR10-0678760] (Macerayı seven, maceraya atılan kimse)
              • orman kibarı [TUR10-0590900] (Kaba, görgüsüz, bayağı adam)
              • orman köylüsü [TUR10-0590920] (Orman köyünde yaşayan kimse)
              • orta yolcu [TUR10-0592730] (Orta yolu seçen, orta yoldan yana olan kimse)
              • otelci [TUR10-0593600] (Otel sahibi kimse)
              • otoparkçı [TUR10-0594370] (Otopark işleten kimse)
              • oyalayıcı [TUR10-0595820] (Vakit geçirmeye yol açan, eğlendiren, hoş vakit geçirten kimse)
              • oyuncak [TUR10-0597290] (Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse)
              • seyit [TUR10-0682840] (Bir topluluğun ileri gelen kişisi)
              • sevdacı [TUR10-1133070] (Sevgi düşkünü)
              • rüşvetçi [TUR10-0651180] (Rüşvet alarak iş gören kimse)
              • seyit [TUR10-0682850] (Hazreti Muhammed'in soyundan olan kimse)
              • sığır [TUR10-0684920] (Anlayışsız, kaba saba kimse)
              • sezgi [TUR10-0683470] (Sezme gücü yerinde olan kimse)
              • sırcı [TUR10-1135300] (Sır tutan)
              • sığıntı [TUR10-0684900] (Bulunduğu yerde kalması istenmeyen, varlığı gereksiz görülen kimse)
              • sıyrık [TUR10-0690350] (Utanması olmayan)
              • sır küpü [TUR10-0688730] (Birçok sırları bildiği hâlde hiçbirini açığa vurmayan kimse)
              • sinameki [TUR10-0694030] (Mızmız, sevimsiz, başkalarıyla ilişki kurmayan kimse)
              • süt kuzusu [TUR10-0719470] (Çok nazlı büyütülmüş kimse)
              • tavizci [TUR10-0598680] (Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçen (kimse))
              • öğütçü [TUR10-0599880] (Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söz söylenen (kimse))
              • öküz [TUR10-0600470] (Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse)
              • ölçücü [TUR10-0600880] (Ölçme işini yapan kimse)
                • süreölçen [TUR10-0716910] (Süreölçeri kullanarak bir yarışta zamanı belirlemekle görevli kimse)
              • ömür adam [TUR10-0602560] (Neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren ve beğenilen kimse)
              • ömür törpüsü [TUR10-0602640] (Sıkıntı veren kimse)
              • önceci [TUR10-1113690] (Bir şeyi başkalarından önce yapan kimse)
              • önceci [TUR10-1113700] (Önde gelen kimse)
              • öncü [TUR10-0603050] (Önde gidip haber ulaştıran kimse)
              • öncel [TUR10-0602920] (Bizden önce yaşamış olanlar)
              • önolog [TUR10-1114130] (Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen kimse)
              • sistemci [TUR10-1137550] (Planlı programlı yaşamayı seven kimse)
              • sistemci [TUR10-1137560] (Sisteme uygun yaşamayı, davranmayı ilke edinen kimse)
              • sismograf [TUR10-0696330] (En ince ayrıntıları bilen, her hareketi gözleyip değerlendiren kimse)
              • sinemasever [TUR10-0694680] (Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen kimse)
              • sokaktaki adam [TUR10-0700190] (Genellikle kamuoyunun görüşünü dile getirdiğine inanılan herhangi bir kişi)
              • multitude [ENG31-08197108-n] (the common people generally)
              • sohbet ustası [TUR10-0700120] (Konuşması zevkle dinlenen ve doyurucu olan, dinleyicileri âdeta büyüleyen kimse)
              • softa [TUR10-0699070] (Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse)
              • soğuk nevale [TUR10-0699700] (İnsanlara yaklaşmayan, söz veya davranışları soğuk olan sevimsiz kimse)
              • söz ehli [TUR10-0707230] (Konuşması istekle, zevkle dinlenen kimse)
              • söz cambazı [TUR10-0707030] (Söz söylemesini iyi bilen, ağzı laf yapan kimse)
              • sivri fikirli [TUR10-1137670] (Acayip düşünceleri olan ve kimsenin aklını beğenmeyen kimse)
              • sultani tembel [TUR10-0711880] (İş görmekten hiç hoşlanmayan; çok tembel)
              • sulu zırtlak [TUR10-0712190] (Oyunlarda kuralları bozup mızıkçılık eden, ağlayan, kaçan kimse)
              • süprüntü [TUR10-0716200] (Bayağı, aşağılık şey veya kimse)
              • övgücü [TUR10-0606830] (Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse)
              • övgücü [TUR10-0606820] (Birini veya bir şeyi öven kimse)
              • övücü [TUR10-0606870] (Öven, övme işini yapan kimse)
              • özentici [TUR10-0608520] (Birine veya bir şeye benzemeye çalışan kimse)
              • özezer [TUR10-0608700] (Özezerlik sapıncı gösteren kimse; mazoşist)
              • özgeci [TUR10-0608730] (Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan kimse; diğerkâm)
              • öznelci [TUR10-0609550] (Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti yanlısı, bu öğretiyi benimseyen ve savunan kimse)
              • pabuççu [TUR10-0610080] (Camilerde ayakkabıları bekleyen kimse)
              • gerçek kişi [TUR10-0292790] (Hakiki şahıs)
              • gır gırcı [TUR10-0297140] (Boş laf etmeyi seven, alaycı, komik kimse)
              • papağan [TUR10-0612950] (Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse)
              • para babası [TUR10-0613470] (Parası çok, varlıklı kimse)
              • paracı [TUR10-0613580] (Parayı seven kimse)
              • parazit [TUR10-0614760] (Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse)
              • söz sahibi [TUR10-0707710] (Bir konuda bilgisi veya yetkisi olan kimse)
              • sözünün eri [TUR10-0707800] (Verdiği sözü ne olursa olsun yerine getiren kimse)
              • söylevci [TUR10-0706900] (Coşkulu ve güzel konuşan, hitabede bulunan kimse)
              • sürgün [TUR10-0717220] (Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfi)
              • exile [ENG31-10090946-n] (a person who is expelled from home or country by authority)
              • töhmet [TUR10-0784750] (Kabahatli)
              • verici [TUR10-0817910] (Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse)
              • verici [TUR10-0817900] (Veren, verme yanlısı kimse)
              • yağlı kuyruk [TUR10-0825000] (Kolayca sömürülecek iş veya kişi)
              • yağır [TUR10-0824370] (Kel)
              • vaybabamcı [TUR10-0815870] (Yaygaracı, mızmız)
              • ulu [TUR10-0798280] (Erdemleri bakımından çok büyük; yüce)
              • uyaran [TUR10-0801510] (Uyarma işini yapan kimse veya şey; münebbih)
              • uzun etek [TUR10-0805560] (Şapşal; sallapati)
              • ruh [TUR10-0649610] (Hayalet, görünmeyecek kadar zayıf kimse)
              • rüçhan [TUR10-0650980] (Önceliği olan)
              • rolcü [TUR10-0648440] (Rol yapan kimse)
              • rint [TUR10-0647810] (Sarhoş, ayyaş kimse)
              • robot [TUR10-0648190] (Başkasının buyruğu ile iş yapan, kendi akıl ve iradesini kullanmayan kimse)
              • reybi [TUR10-0647120] (Şüpheci)
              • renk körü [TUR10-0645550] (Renk körlüğüne tutulmuş kimse)
              • rekortmen [TUR10-0645080] (Rekor kıran kimse)
                • vergi rekortmeni [TUR10-0817820] (Bir yılın sonunda en çok vergi veren kimse)
              • redingotlu [TUR10-0644100] (Redingot giymiş olan)
              • refakatçi [TUR10-0644220] (Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse)
              • parmak adam [TUR10-1117450] (Çok kısa boylu kimse)
              • paşazade [TUR10-0618140] (Rahatına düşkün, gösterişi seven kimse)
              • paylaşımcı [TUR10-0619920] (Paylaşım içinde olan kimse)
              • pazarbaşı [TUR10-0620170] (Pazarı yöneten, ona düzen veren kimse)
              • pazarlıkçı [TUR10-0620330] (Pazarlık yapmayı seven kimse)
              • pehlivan [TUR10-0620980] (Boylu boslu ve güçlü kimse)
              • peşinci [TUR10-0625090] (Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse)
              • piknikçi [TUR10-0627590] (Piknik yapan kimse)
              • piknikçi [TUR10-0627600] (Piknik yapmayı seven kimse)
              • piknik tip [TUR10-0627610] (Orta boylu, şişmanca, geniş ve yumuşak yüzlü, kalınca boyunlu, yukarı doğru daralan şişkin göğüslü ve iri göbekli kimse)
              • pis bıyık [TUR10-0628890] (Yakışıksız ve seviyesiz kimse)
              • pislik [TUR10-0629230] (Başkalarına zarar veren kimse)
              • pislikçi [TUR10-1120180] (Ağza alınan bir miktar sarı leblebiyi çiğneyerek birinin üstüne püskürtüp üzerinde pislik olduğu bahanesiyle cebindeki paraları çalan kimse)
              • pişdar [TUR10-0629430] (Öncülük eden, önde giden kimse)
              • gurme [TUR10-0311480] (Damak zevki olan ve yiyeceklerini titizlikle seçen kimse)
              • gücendirici [TUR10-0311960] (Gücendiren, gönül kıran, inciten kimse veya şey)
              • gurbetçi [TUR10-0311340] (Gurbete çıkan, geçimini gurbette kazanan kimse)
                • sılacı [TUR10-0686730] (Memleketine, doğup büyüdüğü yere dönerek yakınlarına kavuşan kimse)
              • baş [TUR10-0080630] (Bir topluluğu yöneten kimse)
                • kolbaşı [TUR10-0468350] (Orta oyununda kolun başında olan ve kola adını veren oyunları düzenleyen, yöneten kimse)
                • lostromo [TUR10-0514070] (Ticaret gemilerinde tayfaların başı)
                • barbaşı [TUR10-0077190] (Bar oyunlarında sıranın sağ başında yer alan ve oyunun düzenini sağlayan kimse)
                • başçı [TUR10-0081400] (İşçi başı)
                • başeczacı [TUR10-0956690] (Sağlık kuruluşlarında eczacılık hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu kişi)
                • başeski [TUR10-0081610] (En kıdemli kimse)
                • başhekim [TUR10-0680050] (Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim)
                • başkemancı [TUR10-0082480] (Orkestranın yönetici durumunda olan kemancısı)
                • başrahip [TUR10-0083650] (Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip)
                • başöğretmenlik [TUR10-0083270] (Yönetimden sorumlu olan öğretmen olma durumu; bu kişinin yaptığı iş)
                • beylikçi [TUR10-0098420] (Divani kalemin başı)
                • düğüncübaşı [TUR10-0228600] (Düğünü yöneten kimse)
                • elebaşı [TUR10-0241500] (Oyunda arkadaşlarına baş olan çocuk)
                • başkâtip [TUR10-0082450] (Bir resmî dairede veya kuruluşta çalışan kâtiplerin başı)
                • reisülküttap [TUR10-0644690] (XVII. yüzyıla kadar Osmanlılarda padişah divanı kâtiplerinin başı)
              • başkaldırıcı [TUR10-0958680] (Başkaldıran, isyan eden; asi; isyancı; isyankâr)
              • baştan savmacı [TUR10-0083980] (Bir işi yapmamak veya savsaklamak için bahane bulan, başından savan veya atan kimse)
              • beleşçi [TUR10-0000130] (Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse)
              • belgeselci [TUR10-0091030] (Belgesel niteliğindeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen kimse)
              • beşik kertiği [TUR10-0096290] (Daha beşikteyken anası babası tarafından nişanlanmış kimse)
              • beyin [TUR10-0098060] (Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse)
              • beyzade [TUR10-0098560] (Özenle büyütülmüş, nazlı kimse)
              • biçare [TUR10-0100880] (Çaresiz, zavallı kimse)
              • bilgiç [TUR10-0103070] (Bilgili kimse)
              • profound [ENG31-01878713-a] (showing intellectual penetration or emotional depth)
              • bir kafada [TUR10-0107550] (Aynı düşüncede olan kimse)
              • birleştirici [TUR10-0108010] (Birliği sağlayan kimse)
              • birleştirici [TUR10-0108030] (İki veya daha çok nesnenin birleşmesini sağlayan kimse)
              • bitnik [TUR10-0109790] (Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç)
              • bopstil [TUR10-0113530] (Bu biçimde giyinen kimse)
              • bostan korkuluğu [TUR10-0114710] (Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse)
              • boşvermiş [TUR10-0974690] (Aldırmaz, umursamaz (kimse))
              • Brahman [TUR10-0120180] (Bu basamaktan olan kimse)
              • bülbül [TUR10-0127800] (Sesi çok güzel olan kimse)
              • büyütme [TUR10-0129700] (Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse)
              • cin [TUR10-0141250] (Akıllı, zeki, uyanık kimse)
              • çakırcı [TUR10-0145960] (Kuş avında çakırdoğanı tutan kimse)
              • çetin ceviz [TUR10-0160750] (Yola getirilmesi güç olan kimse)
              • çiçeksever [TUR10-0166670] (Çiçeğe düşkün kimse)
              • çift tabanca [TUR10-0991320] (İşini kolaylaştırmak amacıyla gerekli olan şeyleri birden fazla bulunduran kimse)
              • çikolatacı [TUR10-0168130] (Çok çikolata yiyen veya seven kimse)
              • çözümcü [TUR10-0993800] (Çözüm getiren kimse)
              • dayı [TUR10-0186150] (Bir kimsenin kayırıcısı olan, sözü geçer kimse)
              • defineci [TUR10-0187090] (Gömü bulmak umuduyla kazı yapan veya yaptıran kimse)
              • deneyimci [TUR10-0193030] (Deneyimi ön plana çıkaran kimse)
              • dert babası [TUR10-0197470] (Herkesin derdini rahatlıkla, çekinmeden, bir çözüm yolu bulabilir ümidiyle anlattığı kimse)
              • deveci [TUR10-0199380] (Çok sert ve kaba oynayan kimse)
              • dilenemez dilenci [TUR10-1007140] (Yoksulluğa düştüğü hâlde durumunu kimseye açmayan kimse)
              • dinci [TUR10-0206740] (Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse)
                • misyoner [TUR10-0548110] (Bir dini, özellikle Hristiyanlığı yaymakla görevli kimse)
              • dirlikçi [TUR10-1009220] (Dirlik sahibi olan kimse)
              • diyalektikçi [TUR10-0211250] (Diyalektik yöntemini uygulayan kişi)
              • duayen [TUR10-0224200] (Bir meslekte yaşça ve kıdemce ileri olan kimse)
                • eski tüfek [TUR10-0253680] (Herhangi bir işte eski ve deneyimli olan kimse)
              • düellocu [TUR10-0228140] (Düello yapan kimse)
              • efendicik [TUR10-1017200] (Davranışları efendiliğe yakışmayan kimse)
              • ehlizevk [TUR10-0238020] (Güzel veya çirkin hükmünü verdiren duyguya sahip, zevkli kimse)
              • etsiz kelem [TUR10-1024600] (Değeri ve önemi olmayan işlerle uğraşan kimse)
              • eyyamcı [TUR10-0261520] (Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse)
              • fantezist [TUR10-0264320] (Fantezi meraklısı, fanteziye düşkün kimse)
              • fırdöndü [TUR10-0270980] (Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse)
              • el [TUR10-0244500] (Yabancı, yerli halktan olmayan kimse, yakınların dışında kalan kimse)
                • el adamı [TUR10-0240940] (Yabancı kimse)
                • ağyar [TUR10-0014550] (Başkaları, yabancılar, eller)
              • figüran [TUR10-0272830] (Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse)
              • fikirci [TUR10-1027690] (Sürekli düşünce üreten kimse)
              • filozof [TUR10-0274240] (Sakin, kendi halinde yaşayan kimse)
              • flamacı [TUR10-0276620] (Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse)
              • gece kuşu [TUR10-0286470] (Gece gezmesini seven kimse)
              • geçirici [TUR10-0287690] (Uğurlamaya gelen kimse)
              • gelgeççi [TUR10-0289520] (Gelip geçici, sebatkâr olmayan kimse)
              • gölge [TUR10-0302930] (Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse)
              • gömücü [TUR10-1033390] (Gömü arayan kimse)
              • gönül dilencisi [TUR10-0304470] (Sevdiğinden ayrılmamak için onun her davranışına katlanan kimse)
              • gönül uğrusu [TUR10-0304740] (Gönül almayı bilen kimse)
              • görüş sahibi [TUR10-0306630] (Görüş veya düşünce ileriye süren kimse)
              • güç [TUR10-0312280] (Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse)
              • gündüzcü [TUR10-0315570] (Gündüzleri içki içen kimse)
              • günün adamı [TUR10-0316700] (O günlerde çok sözü edilen kişi)
              • günün adamı [TUR10-0316720] (Kendisinde zamanın gerektirdiği değerler bulunan kimse)
              • günün adamı [TUR10-0869720] (Zamanın gereğine göre yön ve tutum değiştiren kimse)
              • raşi [TUR10-0643300] (Rüşvet veren kimse)
              • rahmetlik [TUR10-0641600] (Rahmetli)
              • rakıcı [TUR10-0641820] (Rakı içen kimse)
              • rakip [TUR10-1251850] (Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse)
                • rakibe [TUR10-0641860] (Kadın rakip)
              • püsür [TUR10-0639720] (Can sıkıcı, istenmeyen kimse)
              • psikopat [TUR10-1255560] (Topluma karşıt davranışlar sergileyen kişi)
              • protokolcü [TUR10-0637070] (Kurallara sıkı sıkıya bağlı olan kimse)
              • batakçı [TUR10-0084520] (Borcunu ödememeyi alışkanlık edinmiş kimse)
              • batakçı [TUR10-0084530] (Eline geçen parayı batıran kimse)
              • bedel [TUR10-0088450] (Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse)
              • bedevi [TUR10-0088740] (Böyle bir hayat sürdüren kimse)
              • benlikçi [TUR10-0093260] (Her konuda hep kendini ileri süren, hep kendinden söz eden kimse)
              • bezirgan [TUR10-0099190] (Alışverişte çok kâr amacı güden kimse)
              • bezirgan [TUR10-0099210] (Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse)
              • bitkici [TUR10-0109460] (Bitki yetiştiren kimse)
              • boğaz [TUR10-0111350] (Yiyeceği içeceği sağlanan kimse)
              • buyurucu [TUR10-0126600] (Buyruk, emir veren kimse)
              • büyücü [TUR10-0128820] (Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse)
              • desenci [TUR10-0197850] (Desen ile uğraşan kimse)
              • dinozor [TUR10-0207660] (Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse)
              • dinosaur [ENG31-01702472-n] (any of numerous extinct terrestrial reptiles of the Mesozoic era)
              • güzel [TUR10-0318180] (Güzel (genç) kadın)
                • karabiber [TUR10-0415470] (Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli)
              • gecekonducu [TUR10-1083960] (İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konutta oturan kimse)
              • piyazcı [TUR10-0630400] (Yüze gülücü, içten olmayan davranışlarda bulunan kimse)
              • piyasacı [TUR10-0630250] (Piyasa yapan kimse)
              • pusucu [TUR10-0638560] (Pusu kuran veya pusuya yatan kimse, yön belirteci)
              • jakoben [TUR10-0765370] (Tepeden inme yöntemine başvuran kimse)
              • jakoben [TUR10-0390910] (Demokrasi yanlısı)
              • izlemci [TUR10-1064390] (İzlem oluşturan kimse; stratejist)
              • izlemci [TUR10-1064400] (Takip eden kimse)
              • iyi gün dostu [TUR10-0389120] (Dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçan kimse)
              • ittihatçı [TUR10-0388470] (Birleşme, birlik oluşturma yanlısı olan kimse)
              • ittihatçı [TUR10-0388480] (Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi veya yanlısı olan kimse)
              • itoğluit [TUR10-1063720] (Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse)
              • it kopuk [TUR10-0388240] (Değersiz, terbiyesiz, aşağılık kimse)
              • itirafçı [TUR10-0388070] (İtiraf eden kimse)
              • bayındırcı [TUR10-0086480] (Bayındır duruma getirici)
              • bedevi [TUR10-0088730] (Çölde, çadırda yaşayan göçebe)
              • bıktırıcı [TUR10-0099900] (Bıkkınlık veren kimse veya şey)
              • bukalemun [TUR10-0122240] (Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse)
              • coşumcu [TUR10-0984600] (Coşan kimse)
              • çıkacak [TUR10-0162640] (Boy ölçüşecek kimse)
              • demir leblebi [TUR10-0191820] (Başa çıkılması güç kimse)
              • denkleştirici [TUR10-0194790] (Denkleştirme işlemini sağlayan kimse veya şey)
              • destekleyici [TUR10-1003880] (Destekleyen)
              • devindirici [TUR10-0199700] (Devindirme özelliği olan kimse veya şey)
              • dilendirici [TUR10-0205420] (Dilenme işini yaptıran)
              • fütuhatçı [TUR10-0280870] (Fütuhat yapan)
              • hamilikart [TUR10-0324920] (Tavsiye edildiği yazılı kartı, pusulayı taşıyan kimse)
              • hamlacı [TUR10-0325050] (Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse)
              • hanutçu [TUR10-0326480] (Hanut karşılığında turistleri belirli dükkânlara götüren kimse)
              • hapazlamacı [TUR10-0326560] (Yasal olmayan yoldan kazanç elde eden kimse)
              • harbici [TUR10-0327570] (Her şeyin doğrusunu yapmayı veya söylemeyi huy edinmiş kimse)
              • itilafçı [TUR10-0387870] (Anlaşma, uyuşma yanlısı olan kimse)
              • işlevci [TUR10-0386140] (İşlevi yerine getiren kimse veya nesne)
              • işkenceci [TUR10-0385400] (İşkence yapan kimse)
              • işi duman [TUR10-0384940] (İşi ve durumu kötü olan kimse)
              • iş eri [TUR10-0384680] (Elinden iyi iş gelen, becerikli kimse)
              • isim babası [TUR10-1060010] (Bir ürüne veya bir kavrama ilk defa ad veren kişi)
              • İstanbul efendisi [TUR10-0381460] (Genellikle İstanbul'da oturan kibar, saygılı, alçak gönüllü, olgun, çelebi ve yardımsever kimse)
              • iş birlikçi [TUR10-0384510] (Herhangi bir alanda çıkar sağlama amacını güden kimse veya kuruluşlarla ilişki kuran kimse, kuruluş vb)
              • istihkâmcı [TUR10-1061060] (İstihkâm sınıfında olan kimse)
              • istidat [TUR10-0382350] (Yeteneği olan kimse)
              • intikamcı [TUR10-0377230] (Öç almaya çalışan kimse)
              • ipipullah [TUR10-1251900] (Hiç kimsesi ve malı mülkü olmayan, tek başına bir kimse)
              • iradeci [TUR10-0378320] (İrade yanlısı kimse)
              • insan sarrafı [TUR10-0376430] (İnsanların karakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş kimse)
              • intelijans [TUR10-0376900] (Aydın, seçkin kimse)
              • insan evladı [TUR10-0376150] (İyi insan; iyi kimse)
              • inkılapçı [TUR10-0375400] (İnkılap yanlısı veya inkılap yapan kimse)
              • inkârcı [TUR10-0375330] (Bir şeyi kabul etmeyen, tanımayan eden)
              • imza sahibi [TUR10-0372220] (Bir yere imza atan kimse)
              • imza sahibi [TUR10-0372240] (Gazete, dergi vb. yayımlarda, adını kullanarak yazı yazan kimse)
              • imza sahibi [TUR10-0372230] (Bazı sanat ve meslek kollarında sağlam bir yeri olan, değerini her zaman kabul ettirmiş kimse)
              • ıskatçı [TUR10-0354480] (Iskat verilen kimse)
              • iç [TUR10-0357950] (Toplu bir durumda bulunan kimse)
              • iman sahibi [TUR10-0371010] (İnanmış, iman etmiş kimse)
              • imdatçı [TUR10-0371190] (İmdada gelen, yardıma koşan kimse)
              • inatçı keçi [TUR10-1057740] (Çok inat eden kimse)
              • imrence [TUR10-0371690] (Herkesçe imrenilen şey veya kimse)
              • iltimasçı [TUR10-1252770] (Kayırıcı)
              • inal [TUR10-0372380] (Kendisine inanılan kimse)
              • ilk göz ağrısı [TUR10-0369580] (İlk sevilen, âşık olunan kimse)
              • havas [TUR10-0333440] (Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören kimseler)
              • hayalbaz [TUR10-0334200] (Hayalci; hayalî)
              • hayalci [TUR10-0334220] (Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse)
              • hayat adamı [TUR10-0334680] (Zamana kolayca uyan, her türlü güçlüğü yenmesini bilen kimse)
              • haybeci [TUR10-0334950] (İşsiz güçsüz, bedavadan geçinen kimse)
              • haycı [TUR10-1047010] (Avlanmak istenen hayvanı veya sürüyü ürkütüp avcıya doğru yönlendiren kimse)
              • hayırsever [TUR10-0335470] (Halkın yararı için okul, çeşme, hastane vb. yaptıran kimse)
              • isim [TUR10-0379570] (Kişi; insan)
              • name [ENG31-06344646-n] (a language unit by which a person or thing is known)
              • inovatif [TUR10-1058710] (Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse)
              • idol [TUR10-0361440] (Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse)
              • iblis [TUR10-0357200] (Kötü, düzenci kimse)
              • ısrarcı [TUR10-1051930] (Israr eden)
              • ırz ehli [TUR10-0353770] (Namuslu, iffetli, temiz kimse)
              • hazırcı [TUR10-0336800] (Emek harcamadan her şeyi hazır olarak elde etmek isteyen kimse)
              • hazır yiyici [TUR10-0337170] (Önceden kazanılmış varlığı harcayan kimse)
              • hazine [TUR10-0337270] (Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse)
              • hebenneka [TUR10-0337520] (Zeki ve becerikli olmadığı hâlde kendini öyle sanan kimse)
              • helalzade [TUR10-0338180] (Doğruluktan ayrılmayan, helal süt emmiş kimse)
              • helalzade [TUR10-0338170] (Nikâhlı bir ana ve babadan doğmuş kimse)
              • ilkeci [TUR10-0369290] (İlkelerine bağlı kimse)
              • ihtiyar delikanlı [TUR10-1054240] (Yaşlı olmasına karşın dinç, canlı, hareketli ve etkin bir hayat süren kimse)
              • ideolog [TUR10-0361270] (Bir felsefi veya toplumsal öğretiye sistemli biçimde bağlanan kimse)
              • iddiacı [TUR10-0361000] (Dediğinde, iddiasında haksız da olsa direnen, inatçı kimse)
              • idareimaslahatçı [TUR10-0360810] (İşi oluruna bırakan kimse)
              • idareimaslahatçı [TUR10-0360800] (Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse)
              • icraatçı [TUR10-0357850] (Uygulayan, çalışan, yapan kimse)
              • ırz düşmanı [TUR10-0353760] (Cinsel zevki için her türlü yasa ve töreleri çiğnemekten çekinmeyen kimse)
              • hürriyetçilik [TUR10-0351970] (Hürriyet yanlısı olan kimse)
              • hürriyetçi [TUR10-0351960] (Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermeyi benimseyen kimse)
              • hülleci [TUR10-0351460] (Hülle yoluyla evlenme işini gerçekleştiren kimse)
              • husumetkar [TUR10-0350360] (Düşmanlık besleyen, kin güden kimse)
              • Hurufi [TUR10-0350290] (Hurufiliğe mensup olan kimse)
              • hoppala bebek [TUR10-0347660] (Çocukça davranışları olan kimse)
              • hoca [TUR10-0346830] (Akıl öğreten, öğüt veren kimse)
              • hin [TUR10-0345060] (Cin fikirli kimse)
              • Hinthorozu [TUR10-0345460] (Ufak tefek olduğu hâlde kabadayılık taslayan kimse)
              • dızdızcı [TUR10-1257350] (Basit makinelerle fazla özenilmeden kâğıtlara renkli olarak basılan paraları piyasaya süren kimse)
              • direnişçi [TUR10-0208590] (Karşı koyan, dayanan kimse)
              • boykotçu [TUR10-0116430] (Boykot yapan veya boykota katılan kimse)
          • doğal nesne [TUR10-1246220] () natural object [ENG31-00019308-n] (an object occurring naturally)
            • bitki parçası [TUR10-1246310] () plant part [ENG31-13107668-n] (any part of a plant or fungus)
              • bitki organı [TUR10-1235710] (Bitkide özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş yapılar) plant organ [ENG31-13108385-n] (a functional and structural unit of a plant or fungus)
                • sap [TUR10-0664150] (Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm) stalk [ENG31-13149924-n] (a slender or elongated structure that supports a plant or fungus or a plant part or plant organ)
                  • dal [TUR10-0179520] (Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri) branch [ENG31-13184148-n] (a division of a stem, or secondary stem arising from the main stem of a plant)
                    • ana dal [TUR10-0034180] (Ağaç, ağaççık veya çalılarda gövdeden ilk çıkan ve bitkinin çatısını oluşturan dal)
                    • kol [TUR10-0467600] (Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal) limb [ENG31-13184701-n] (any of the main branches arising from the trunk or a bough of a tree)
                      • çatal [TUR10-0152800] (Dallı olan şeylerin her kolu)
                    • filizcik [TUR10-0273870] (Küçük sürgün)
                    • branchlet [ENG31-13184889-n] (a small branch or division of a branch (especially a terminal division))
                    • zeytin dalı [TUR10-0873650] (Zeytin ağacının dalı)
                    • budak [TUR10-0120890] (Ağacın dal olacak sürgünü)
                    • köken [TUR10-0480560] (Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları)
                    • fışkın [TUR10-0272310] (Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal)
                    • çelik [TUR10-0157730] (Kısa kesilmiş dal)
                    • çelik [TUR10-0157740] (Kök salması için yere dikilen dal)
                    • çitmik [TUR10-0170290] (Üzüm salkımının küçük dalı)
                    • çelik [TUR10-0157760] (Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal)
                    • çotanak [TUR10-0173710] (Üzerinde birçok fındık bulunan dal)
                    • çubuk [TUR10-0175920] (Körpe dal)
                      • matrak [TUR10-0529330] (Kalın sopa, değnek)
                    • dalcık [TUR10-0179830] (Ana dalın kollarından her biri; küçük dal)
                    • daldırma [TUR10-0179920] (Bu yolla daldırılan dal)
                    • doruk dal [TUR10-0219120] (Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal)
                    • kavrak [TUR10-0430770] (Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal)
                    • çetele [TUR10-0880100] (Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı)
                  • kütük [TUR10-0504470] (Kalın ağaç gövdesi) stock [ENG31-13151064-n] (persistent thickened stem of a herbaceous perennial plant)
                    • çotuk [TUR10-0771380] (Asma kütüğü)
                    • beşme [TUR10-0096560] (Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü)
                  • yumru [TUR10-0862210] (Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde)
                  • tuber [ENG31-13149124-n] (a fleshy underground stem or root serving for reproductive and food storage)
                  • çiçek sapı [TUR10-0166660] (Bütün çiçeklerin, üzerinde toplandığı veya bitiştiği sap)
                    • çiçek sapçığı [TUR10-0166650] (Çiçekleri sapa birleştiren ince ve küçük bölüm)
                      • sapçık [TUR10-0664400] (Ucunda çiçek bulunan dalcık)
                      • pedicel [ENG31-13152915-n] (a small stalk bearing a single flower of an inflorescence)
                  • soğan [TUR10-0699170] (Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü) bulb [ENG31-13154818-n] (a modified bud consisting of a thickened globular underground stem serving as a reproductive structure)
                    • çiçek soğanı [TUR10-0166760] (Lale vb. çiçeklerin ekim zamanı köklerinde oluşan soğan biçimindeki yumru filiz)
                    • kuru soğan [TUR10-0495500] (Toprak altında kalan yumru soğanın kurutulmuşu)
                  • çotuk [TUR10-0173760] (Kesilen ağacın topraktan yukarıda kalan bölümü)
                  • döşek [TUR10-0222770] (Dövülmek üzere harman yerine serilen ekin sapları)
                  • yapışıcı sap [TUR10-0833940] (Duvarlara, ağaçlara yapışarak yükselen sap türü)
                  • kök [TUR10-0480340] (Süsende olduğu gibi her yıl kök süren ve yer üstüne sap çıkaran, çok yıllık yer altı gövdesi)
                • bitki üreme sistemi [TUR10-1233850] (Bitkide üreme görevi için biraraya gelmiş olan organlar topluluğu) reproductive structure [ENG31-11696293-n] (the parts of a plant involved in its reproduction)
                  • başak [TUR10-0080830] (Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin taneleri taşıyan kılçıklı başı) anther [ENG31-11695696-n] (the part of the stamen that contains pollen)
                    • kelle [TUR10-0439420] (Ekinlerde başak)
                  • ercik [TUR10-0249540] (Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli şekillerde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı)
                  • stamen [ENG31-11695547-n] (the male reproductive organ of a flower)
                  • kozak [TUR10-0479820] (Kozalak)
                  • cone [ENG31-11703311-n] (cone-shaped mass of ovule- or spore-bearing scales or bracts)
                  • tepecik [TUR10-0765340] (Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu) stigma [ENG31-11698054-n] (the apical end of the style where deposited pollen enters the pistil)
                    • mısır püskülü [TUR10-0543520] (Mısır koçanının ucundan sarkan sarı renkli püskül biçimindeki tepeciği)
                  • badıç [TUR10-0072790] (Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk)
                    • bakliyat [TUR10-0072900] (Baklagillerden elde edilen ürün)
                      • yasmık [TUR10-0839070] (Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu)
                  • meyve [TUR10-0675950] (Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ) fruit [ENG31-13155706-n] (the ripened reproductive body of a seed plant)
                    • çağla [TUR10-0144990] (Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli)
                    • palamut [TUR10-0622000] (Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi)
                    • patlıcan inciri [TUR10-0619110] (İncirin iri ve mor bir türü)
                    • üzüm [TUR10-0811920] (Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi) grape [ENG31-07774656-n] (any of various juicy fruit of the genus Vitis with green or purple skins)
                      • Bornova misketi [TUR10-0114140] (Bir tür üzüm)
                      • çilek üzümü [TUR10-0168390] (Bir tür üzüm)
                      • dımışki [TUR10-0201300] (Üzümün beyaz ve iri taneli, tatlı bir türü)
                      • dimyat [TUR10-0206310] (Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm)
                      • dökülgen [TUR10-0220450] ()
                      • hafızali [TUR10-0320220] (Seyrek taneli, kalın kabuklu, etli ve parlak altın sarısı renginde büyük taneli bir tür üzüm)
                      • Hasandede üzümü [TUR10-0329670] (Kırıkkale çevresinde ve özellikle Hasandede yöresinde yetiştirilen, siyah renkli, uzun ve etli bir tür üzüm)
                      • horozkarası [TUR10-0348080] (Bir çeşit üzüm)
                      • karaçavuş [TUR10-0415780] (Bir tür üzüm)
                      • karagevrek [TUR10-0415990] (Genellikle İç Anadolu'da yetişen, dalsız salkımlı, etli taneli, kalın kabuklu kara üzüm)
                      • keçimemesi [TUR10-0437500] (Sert kabuklu, iri taneli, uzunca, beyaz veya kırmızımsı bir çeşit üzüm)
                      • pembe gemre [TUR10-0622240] (Bir tür üzüm)
                      • razakı [TUR10-0643460] (Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli, şekeri çok bir tür üzüm)
                      • sultani [TUR10-0711850] (Çekirdeksiz bir tür üzüm)
                      • tilkikuyruğu [TUR10-0776920] (Uzun salkımlı bir çeşit üzüm)
                      • Yalova misketi [TUR10-0829550] (Ege ve Akdeniz bölgelerinde sofralık olarak üretilen, beyaz renkli, oval ve iri taneli bir üzüm)
                      • Frenk üzümü [TUR10-0279920] (Bu bitkinin genellikle şurubu yapılan, uzun salkım biçiminde, taneleri ufak, kırmızı ve mayhoş yemişi)
                      • acıkara [TUR10-0917380] (Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm)
                      • ağdalık [TUR10-0011780] (Pekmez yapmaktan başka işe yaramayan üzüm)
                      • kalecikkarası [TUR10-1067690] (Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm)
                      • peygamber üzümü [TUR10-0625900] (Bir çeşit tatlı, iri üzüm)
                      • papazkarası [TUR10-0613230] (Kırmızı şarap yapımında kullanılan bir tür üzüm cinsi)
                      • parmak üzümü [TUR10-0616200] (Taneleri uzun olan bir üzüm türü)
                      • pembegemre [TUR10-1118790] (Genellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen, taneleri iri, kalın kabuklu, salkımı konik biçimde olan bir tür üzüm)
                      • gemre [TUR10-1030650] (Son turfanda yetişen, sert kabuklu, siyah bir çeşit üzüm)
                      • malaga [TUR10-0521590] (İri taneli misket üzümü)
                      • tarsusbeyazı [TUR10-1152720] (Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm)
                      • koruk [TUR10-0476710] (Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm)
                      • kınalı yapıncak [TUR10-0449190] (Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm)
                      • çatalkara [TUR10-0987010] (Kara üzümün bir türü)
                      • çavuş üzümü [TUR10-0154880] (Kabuğu ince, çekirdeği ufak, iri taneli bir tür beyaz üzüm)
                      • çekirdeksiz üzüm [TUR10-1188210] (Ege Bölgesi'nin bağlarında sofralık olarak üretilen, ince kabuklu, beyaz renkli, taneleri küçük, kehribar sarısı renginde kurusu yapılan bir tür üzüm)
                        • kişmiş [TUR10-0463800] (Küçük taneli bir tür çekirdeksiz üzüm)
                      • dimnit [TUR10-0206300] (Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm)
                      • hamburg misketi [TUR10-1044020] (Marmara ve Orta Anadolu'da sofralık ve kurutmalık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm)
                      • yaş üzüm [TUR10-0840390] (Taze üzüm)
                      • besni [TUR10-0963730] (Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genellikle kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm)
                      • mis üzümü [TUR10-0548060] (Kokulu üzüm)
                      • müşküle [TUR10-0565520] (Bağ bozumuna yakın bir zamanda yetişen, kalınca kabuklu, iri ve uzun taneli bir üzüm)
                      • narince [TUR10-1104370] (Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm)
                      • şıralık üzüm [TUR10-0730550] (Şıra yapmak için ayrılmış üzüm)
                      • sergikarası [TUR10-1132040] (Gaziantep çevresinde genellikle şarap yapmak için üretilen, sofralık olarak da tüketilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli, iri taneli bir tür üzüm)
                      • sultaniye üzümü [TUR10-1142840] (Ege Bölgesi'nin verimsiz topraklarında üretilen, çekirdeksiz, hoş kokulu, kurutmalık bir tür üzüm)
                      • bornovamisketi [TUR10-0973700] (Genellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yetişen, kokulu, beyaz renkli bir tür üzüm)
                    • alaca [TUR10-0023280] (Ağaçta ilk olgunlaşan meyve)
                    • ananas [TUR10-0035310] (Bu ağacın tadı, kokusu çok beğenilen meyvesi)
                    • pineapple [ENG31-07769251-n] (large sweet fleshy tropical fruit with a terminal tuft of stiff leaves)
                    • armut [TUR10-0046450] (Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi) pear [ENG31-07783823-n] (sweet juicy gritty-textured fruit available in many varieties)
                      • ahlat [TUR10-0015890] (Ahlat ağacının, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi, yabani armut)
                      • akça armudu [TUR10-0017630] (İnce kabuklu, sarı, etli ve sulu bir tür armut)
                      • Japon armudu [TUR10-0391150] (İki çenekliler sınıfından olup Japonya'da ve Çin'de yetişen bir bitki türü)
                      • deveci armudu [TUR10-1004310] (Dayanıklı, sert ve iri bir tür armut)
                      • bey armudu [TUR10-0097410] (İri, kokulu ve tatlı bir armut türü)
                    • avokado [TUR10-0058320] (Amerika armudu)
                    • avocado [ENG31-07780823-n] (a pear-shaped tropical fruit with green or blackish skin and rich yellowish pulp enclosing a single large seed)
                    • ayva [TUR10-0064110] (Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi) quince [ENG31-07785560-n] (aromatic acid-tasting pear-shaped fruit used in preserves)
                      • ekmek ayvası [TUR10-0239070] (Gevrek ve sulu bir tür ayva)
                    • elma [TUR10-0244260] (Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi) apple [ENG31-07755101-n] (fruit with red or yellow or green skin and sweet to tart crisp whitish flesh)
                      • ferik [TUR10-0268730] (Gevrek bir elma türü)
                      • ekşi elma [TUR10-0240380] (Sert, sulu ve şeker oranı düşük bir tür elma)
                      • amasya elması [TUR10-0935150] (Bir yüzü kırmızı diğer yüzü ise sarı yeşilimsi bir renk taşıyan, ince kabuklu, hoş kokulu, uzun süre saklanabilen bir elma türü)
                      • kabak elması [TUR10-1064920] (Amasya elmasının daha iri ve aşılı olanı)
                      • kiraz elması [TUR10-0462210] (Kırmızı, küçük ve sert bir elma türü)
                      • misket elması [TUR10-1100630] (Ankara ve çevresinde yetiştirilen, Amasya elmasının daha küçük ve daha tatlı olanı)
                      • çürük elma [TUR10-0994520] (Çürümüş elma)
                      • hüryemez [TUR10-0352030] (Bir çeşit elma)
                    • hurma [TUR10-0350190] (Bu ağacın tatlı meyvesi) date [ENG31-07781049-n] (sweet edible fruit of the date palm with a single long woody seed)
                      • acve [TUR10-0918100] (Medine'de yetişen, koyu renkli, tombul çekirdekli iyi cins bir tür hurma)
                      • balçık hurması [TUR10-0073630] (Sandıklara basılarak kurutulan hurma)
                    • karpuz [TUR10-0422680] (Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi) melon [ENG31-07771387-n] (any of numerous fruits of the gourd family having a hard rind and sweet juicy flesh)
                      • cimcime [TUR10-0141140] (Küçük ve tatlı bir tür karpuz)
                      • şalak [TUR10-0722330] (Büyümemiş karpuz)
                    • kavun [TUR10-0431340] (Bu bitkinin genellikle güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi) melon [ENG31-07771387-n] (any of numerous fruits of the gourd family having a hard rind and sweet juicy flesh)
                      • Kırkağaç kavunu [TUR10-0451480] (Kabuğu alacalı sarı renkte olan bir tür kavun)
                      • divlek [TUR10-0211020] (Kalın kabuklu olgun kavun)
                      • şamama [TUR10-0722550] (Güzel kokulu bir tür küçük kavun)
                    • kayısı [TUR10-0433230] (Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi) apricot [ENG31-07766848-n] (downy yellow to rosy-colored fruit resembling a small peach)
                      • kayısı kurusu [TUR10-0433270] (Kurutulmuş kayısı)
                      • mışmış [TUR10-0543650] (Kayısı veya zerdali)
                      • şekerpare [TUR10-0727290] (Çok tatlı bir kayısı çeşidi)
                    • kivi [TUR10-0464390] (Kahverengi tüylü kabuğu soyularak yenen yeşil renkli sulu, C vitamini bakımından zengin meyve)
                    • kiwi [ENG31-07779605-n] (fuzzy brown egg-shaped fruit with slightly tart green flesh)
                    • koçan [TUR10-0466010] (Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm)
                    • ear [ENG31-13154372-n] (fruiting spike of a cereal plant especially corn)
                    • meşe palamudu [TUR10-0538780] (Meşe türü bir cins palamut)
                    • acorn [ENG31-12288194-n] (fruit of the oak tree: a smooth thin-walled nut in a woody cup-shaped base)
                    • muz [TUR10-0558620] (Bu bitkinin kendine özgü hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi)
                    • banana [ENG31-07769568-n] (elongated crescent-shaped yellow fruit with soft sweet flesh)
                    • nar [TUR10-0570660] (Bu ağacın kırmızımtırak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtırak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi)
                    • pomegranate [ENG31-07784670-n] (large globular fruit having many seeds with juicy red pulp in a tough brownish-red rind)
                    • şeftali [TUR10-0726320] (Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi) peach [ENG31-07766980-n] (downy juicy fruit with sweet yellowish or whitish flesh)
                      • kızmemesi [TUR10-0459790] (Bir tür şeftali)
                      • nektarin [TUR10-1223070] (Tüysüz şeftali)
                    • turunç [TUR10-0789130] (Bu ağacın portakala benzeyen, suyu acımtırak meyvesi)
                    • citrus [ENG31-07763031-n] (any of numerous fruits of the genus Citrus having thick rind and juicy pulp)
                    • muşmula [TUR10-0096040] (Muşmula ağacının olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi)
                    • kuş üzümü [TUR10-1223050] (Siyah, çok ufak taneli, çekirdeksiz bir üzüm çeşidi)
                    • black currant [ENG31-07760535-n] (small black berries used in jams and jellies)
                    • böğürtlen [TUR10-0118870] (Bu bitkinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi)
                    • blackberry [ENG31-07760787-n] (large sweet black or very dark purple edible aggregate fruit of any of various bushes of the genus Rubus)
                    • çilek [TUR10-0168310] (Bu bitkinin güzel kokulu, pembe, kırmızı renkli meyvesi) strawberry [ENG31-07761916-n] (sweet fleshy red fruit)
                      • frenk çileği [TUR10-1028650] (Kokusuz, kırmızı iri meyve veren çilek türü)
                    • satsuma [TUR10-0668750] (Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir mandalina türü)
                    • satsuma [ENG31-07764252-n] (medium-sized largely seedless mandarin orange with thin smooth skin)
                    • portakal [TUR10-0633360] (Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi)
                      • Yafa portakalı [TUR10-1223060] (Tatlı, neredeyse çekirdeksiz portakal çeşidi; Şamoti portakalı)
                      • Jaffa orange [ENG31-07765071-n] (sweet almost seedless orange of Israel)
                      • kan portakalı [TUR10-0410440] (İçi kırmızı bir portakal türü)
                      • Fenike portakalı [TUR10-0267860] (Fenike ve yöresinde yetiştirilen sulu ve kokulu bir tür portakal)
                    • limon [TUR10-0511710] (Bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi) lemon [ENG31-07765558-n] (yellow oval fruit with juicy acidic flesh)
                      • yatak limonu [TUR10-0840680] (Toplandıktan sonra saman ve benzerine sarılarak uzun süre korunan limon)
                    • şamama [TUR10-0722560] (Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki)
                    • muskmelon [ENG31-07771683-n] (the fruit of a muskmelon vine)
                    • kiraz [TUR10-0462200] (Bu ağacın kırmızı ve beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi) cherry [ENG31-07773108-n] (a red fruit with a single hard stone)
                      • dalbastı [TUR10-0179820] (Bir tür iri, aşılı kiraz)
                      • vişne [TUR10-0240390] (Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi)
                      • sour cherry [ENG31-07773966-n] (acid cherries used for pies and preserves)
                    • dut [TUR10-0226370] (Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi) mulberry [ENG31-12419637-n] (any of several trees of the genus Morus having edible fruit that resembles the blackberry)
                      • karadut [TUR10-0415890] (Siyah renkte olan dut)
                      • black mulberry [ENG31-12420039-n] (European mulberry having dark foliage and fruit)
                      • akdut [TUR10-0017900] (Beyaz renkte olan dut)
                    • bamya [TUR10-0075740] (Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü) okra [ENG31-12192881-n] (long green edible beaked pods of the okra plant)
                      • kınalı bamya [TUR10-0449150] (Trakya'da yetişen baş tarafı kızıl renkte bir cins bamya)
                    • abdülleziz [TUR10-0001010] (Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü)
                    • acı badem [TUR10-0002610] (Gülgillerden bir meyve ağacın acımtırak, keskin kokulu meyvesi)
                    • ahududu [TUR10-0010980] (Çalı görünümündeki Ahududu bitkisinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi)
                    • raspberry [ENG31-07761442-n] (red or black edible aggregate berries usually smaller than the related blackberries)
                    • ağaç kavunu [TUR10-0011040] (Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, taç yaprakları mavimsi pembe, küçük bir ağacın iri bir limon görünüşündeki buruşuk kabuklu yemişi)
                    • vanilya [TUR10-0813780] (Bu bitkinin tatlılara güzel koku vermek için kullanılan meyvesi)
                    • demirhindi [TUR10-0191700] (Bu ağacın meyvesi)
                    • sinameki [TUR10-0694010] (Bu bitkinin meyvesi)
                    • alıç [TUR10-0027420] (Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağacın mayhoş yemişi)
                    • Amerika armudu [TUR10-0032810] (Bu ağacın armuda benzer yemişi)
                    • amerikaelması [TUR10-1247600] (Bu ağacın badem biçiminde çekirdekli, armuda benzer yemişi)
                    • Antep fıstığı [TUR10-0039060] (Bu ağacın, ince ve sert kabuklu, yağlı yemişi)
                    • zerdali [TUR10-0872910] (Bu ağacın sarı, etli ve tadı acı, çekirdekli meyvesi)
                    • zeytinsi meyve [TUR10-0873770] (Erik, kiraz, kayısı, badem vb. tek çekirdekli meyvelerin genel adı)
                    • pamuk elması [TUR10-0612050] (Pamuk telleri ve tohumla dolu bir kapsülden oluşan pamuk bitkisinin meyvesi)
                    • yaban eriği [TUR10-0822970] (Çok ekşi, sert, iri çekirdekli bir erik türü)
                    • yaban inciri [TUR10-0823310] (Bu ağacın meyvesi)
                    • yabani menekşe [TUR10-0823280] (Menekşe çiçeğinin yabani bir türü)
                    • incir [TUR10-0848170] (Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli olan ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı meyvesi) fig [ENG31-07769089-n] (fleshy sweet pear-shaped yellowish or purple multiple fruit eaten fresh or preserved or dried)
                      • kavak inciri [TUR10-0429850] (Açık mor renkli bir tür incir)
                      • lop incir [TUR10-0513900] (İri ve yumuşak bir tür incir)
                      • kuru incir [TUR10-0494560] (Özel olarak güneşte kurutulan incir)
                      • kavuz [TUR10-0431740] (İçi boş, kabuklu yemiş)
                    • kestane [TUR10-0445540] (Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi)
                      • kuzu kestanesi [TUR10-0499360] (Yabani ağaçlardan elde edilen, küçük, lezzetli bir kestane türü)
                      • at kestanesi [TUR10-0056000] (Bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi)
                    • küçük Hindistan cevizi [TUR10-0499930] (Bu ağacın baharat olarak da kullanılan ceviz biçimindeki yemiş)
                    • can eriği [TUR10-0131850] (Genellikle yeşilken yenen sert, sulu bir tür erik)
                    • kudret narı [TUR10-0487930] (Bu bitkinin 10-15 cm uzunlukta, iğ biçiminde, üzeri pürtüklü, önce yeşil ve sonra parlak sarı veya turuncu renkli meyvesi)
                    • Frenk inciri [TUR10-0279820] (Bu bitkinin kalın, dikenli kabuğu olan tatlı yemişi)
                    • mahlep [TUR10-0518530] (Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi)
                    • mandalina [TUR10-0523240] (Bu ağacın turuncu renkli, tatlı, kokulu, lezzetli meyvesi)
                    • tane [TUR10-0743410] (Çekirdekli küçük meyve) grain [ENG31-12177336-n] (dry seed-like fruit produced by the cereal grasses: e.g. wheat, barley, Indian corn)
                      • buğday tanesi [TUR10-1234350] (Buğday tohumu)
                      • wheat berry [ENG31-12162874-n] (a grain of wheat)
                    • koca yemiş [TUR10-0465900] (Bu ağacın 1-2 cm çapında, kırmızı renkli meyvesi)
                    • kızılcık [TUR10-0459050] (Bu ağacın güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan, buruk bir tadı olan yemişi)
                    • kozalak [TUR10-0479860] (Olmamış, kuru, ham meyve)
                    • kuş kirazı [TUR10-0496970] (Bu ağacın reçeli ve likörü yapılan meyvesi)
                    • fil elması [TUR10-0273680] (Bu ağacın yenilen meyvesi)
                    • ceviz içi [TUR10-0137620] (Cevizin kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı)
                    • çitlembik [TUR10-0170200] (Bu ağacın mercimekten büyük, yuvarlak, buruk lezzette meyvesi)
                    • dağ kestanesi [TUR10-0178460] (Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen sert yapılı ağaç ve bu ağacın meyvesi)
                    • dardağan [TUR10-0184020] (Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi)
                    • erik [TUR10-1249790] (Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi)
                      • üryani eriği [TUR10-0809410] (İnce kabuklu bir tür erik)
                      • aynabakar [TUR10-0062530] (Büyük, yumurtamsı, kırmızımsı mavi renkli bir erik türü)
                      • mürdüm eriği [TUR10-0563160] (Reçeli veya hoşafı yapılan bir cins küçük ve kara erik)
                    • kuru meyve [TUR10-0495110] (Olgunlaştığında dış kabuğu kuruyan meyve)
                    • kuşburnu [TUR10-0496740] (Bu ağacın parlak kırmızı renkli, içi tüylü ve çekirdekli meyvesi)
                    • salkım [TUR10-0660540] (Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve)
                      • üzüm salkımı [TUR10-0812040] (Üzüm tanelerinin dizi dizi bulunduğu salkım)
                        • cıngıl [TUR10-0138520] (Küçük üzüm salkımı)
                        • çıngıl [TUR10-0164440] (Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı)
                      • şıngıl [TUR10-0730240] (Bir salkımı oluşturan küçük salkımlardan her biri)
                    • üvez [TUR10-0811380] (Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi)
                    • yenibahar [TUR10-0848780] (Bu bitkinin olgunlaştıktan sonra kurutulup bahar olarak kullanılan meyvesi)
                    • Bektaşi üzümü [TUR10-0090050] (Bu çalının mayhoş, nohut büyüklüğünde, ak veya kara yemişi)
                    • bergamot [TUR10-0094610] (Bu ağacın, kabuklarından reçel yapılan ve esans çıkarılan meyvesi)
                    • yasak meyve [TUR10-0534430] (Tanrı'nın yasaklamasına rağmen Adem'in, Havva'nın elinden yediği meyve)
                    • bostan [TUR10-0114590] (Kavun ve karpuza verilen ortak ad)
                    • mozalak [TUR10-0551400] (Olgunlaşmamış, eğri büğrü meyve)
                    • murt [TUR10-0556370] (Mersin ağacının yazın olgunlaşan, bezelye büyüklüğünde, morumsu siyah, çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan meyvesi)
                    • gebre [TUR10-0286190] (Gebre otunun yemişi)
                    • sumak [TUR10-0712220] (Bu ağacın, ekşilik vermek için dövülerek yemeklere katılan mercimeğe benzeyen meyvesi)
                    • incirsi meyve [TUR10-0373680] (Gerçek bir meyve olmayan, yumurtalıklardan değil, çiçeklikten oluşan incire benzer meyve)
                    • iğde [TUR10-0362300] (Bu ağacın zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi)
                    • hışır [TUR10-0342690] (Olmamış meyve)
                    • hünnap [TUR10-0351770] (Bu bitkinin meyvesi)
                    • Hindistan cevizi [TUR10-0345140] (Bu ağacın portakaldan büyük, çok sert kabuklu yemişi)
                    • keçiboynuzu [TUR10-0437410] (Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi)
                    • carob [ENG31-12513931-n] (long pod containing small beans and sweetish edible pulp)
                    • zeytin [TUR10-0873590] (Bu ağacın tazeyken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi) olive [ENG31-07783320-n] (one-seeded fruit of the European olive tree usually pickled and used as a relish)
                      • yeşilzeytin [TUR10-0851960] (Zeytinin salamura edilmiş yeşil renkli türü) green olive [ENG31-07783685-n] (olives picked green and pickled in brine)
                        • çekişte [TUR10-0157100] (Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin)
                      • siyah zeytin [TUR10-1223090] (Olives picked ripe and cured in brine then dried or pickled or preserved canned or in oil)
                      • black olive [ENG31-07783525-n] (olives picked ripe and cured in brine then dried or pickled or preserved canned or in oil)
                      • sele zeytini [TUR10-0675270] (Az tuzla hazırlanan bir çeşit zeytin)
                    • çiğde [TUR10-0167760] (Bu ağacın kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğünde, güzün olgunlaşan yemişi)
                  • çiçek [TUR10-0166260] (Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü) flower [ENG31-11689786-n] (reproductive organ of angiosperm plants especially one having showy or colorful parts)
                    • çiçek durumu [TUR10-0166410] (Çiçeklerin sap üzerindeki dizilişi) inflorescence [ENG31-11694783-n] (the flowering part of a plant or arrangement of flowers on a stalk)
                      • kömeç [TUR10-0481440] (Papatya ve ayçiçeğinde olduğu gibi, sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucu üzerinde çiçeklerin yan yana toplanması biçimindeki çiçek durumu)
                    • gonca [TUR10-0300560] (Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek; tomurcuk)
                    • bud [ENG31-11695365-n] (a partially opened flower)
                    • kabak çiçeği [TUR10-0392820] (Kabak bitkisinin açık turuncu renkli çiçeği)
                    • amber çiçeği [TUR10-0032490] (Amber ağacının toparlak, fındık büyüklüğünde, altın sarısı renginde güzel kokulu çiçeği)
                    • manolya [TUR10-0524390] (Bu ağacın çok iri, beyaz ve limon kokusunda güzel çiçeği)
                    • kır çiçeği [TUR10-0450410] (Kırlarda kendiliğinden yetişen çiçek)
                    • kır gülü [TUR10-0450580] (Çorak bölgelerde biten ve gün gülüne benzeyen bir tür çiçek)
                    • leylak [TUR10-0510510] (Bu ağacın koni durumunda toplanmış, beyaz, eflatun veya pembe renkte, güzel kokulu çiçekleri)
                    • mine çiçeği [TUR10-0546660] (Bu bitkinin çiçeği)
                    • muhabbet çiçeği [TUR10-0552750] (Muhabbet çiçeğigillerden, ekleri yeşilimtırak beyaz, güzel kokulu bir süs bitkisi)
                    • şemsiye [TUR10-0727870] (Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan şemsiye görünüşündeki çiçek topluluğu)
                    • salkım [TUR10-0660550] (Ana saptan çıkan yan çiçekleri sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu)
                    • gül [TUR10-0313120] (Bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği)
                      • menekşe gülü [TUR10-0534860] (Tırmanıcı, küçük çiçekli bir gül)
                      • Isparta gülü [TUR10-0355080] (Isparta yöresinde yetişen kendine özgü kokusu ve değişik renkleri ile tanınan bir tür gül)
                    • hanımeli [TUR10-0326200] (Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği)
                    • ıhlamur [TUR10-0352500] (Bu ağacın güzel kokulu çiçeği)
                    • hercai menekşe [TUR10-0339430] (Bu bitkinin çiçeği)
                  • spor [TUR10-0708210] (Çiçeksiz bitkilerde üreme organı) spore [ENG31-11568306-n] (a small usually single-celled asexual reproductive body produced by many nonflowering plants and fungi and some bacteria and protozoans and that are capable of developing into a new individual without sexual fusion)
                    • polen [TUR10-0632140] (Çiçekli bitkilerde erkek organın başçığında bulunan döl hücresi)
                    • pollen [ENG31-11695988-n] (the fine spores that contain male gametes and that are borne by an anther in a flowering plant)
                    • dış zar [TUR10-0202410] (Aynı irilikte olmayan, kütin durumuna gelmiş çiçek tozu tanecikleri)
                  • kozalak [TUR10-0479850] (Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi)
                  • cone [ENG31-11703311-n] (cone-shaped mass of ovule- or spore-bearing scales or bracts)
                  • çekirdek [TUR10-0156760] (Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum) seed [ENG31-11704458-n] (a mature fertilized plant ovule consisting of an embryo and its food source and having a protective coat or testa)
                    • kahve [TUR10-0399510] (Bu ağacın meyvesinin çekirdeği)
                      • çekirdek kahve [TUR10-0156860] (Çekilmemiş veya dövülmemiş kahve)
                    • kakao [TUR10-0400270] (Bu ağacın meyvesinin çekirdeği)
                    • üzüm çekirdeği [TUR10-0811960] (Üzümün özünde bulunan çekirdek)
                    • kabak çekirdeği [TUR10-0392790] (Bal ve sakız kabağının tohumu)
                  • tohum [TUR10-0778680] (Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane) seed [ENG31-11704458-n] (a mature fertilized plant ovule consisting of an embryo and its food source and having a protective coat or testa)
                    • yağlı tohum [TUR10-1233860] (İçinde yağ bulunan tohum) oilseed [ENG31-11709952-n] (any of several seeds that yield oil)
                      • kolza tohumu [TUR10-1234070] (Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel ve benzerinin yapımında kullanılan mevsimlik bitkinin tohumu)
                      • rapeseed [ENG31-11900364-n] (seed of rape plants)
                    • kum [TUR10-0489880] (Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler)
                    • çedene [TUR10-0155630] (Kendirin tohumu)
                    • çemen [TUR10-0158770] (Bu bitkinin kokulu tohumu)
                    • çörek otu [TUR10-0175230] (Bu bitkinin hamur işlerine lezzet ve koku vermek için ekilen, susam iriliğindeki siyah tohumu)
                    • kuzu [TUR10-0499280] (Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze)
                    • ardıç tohumu [TUR10-1223320] (Ardıç ağacının meyvelerine verilen ad)
                    • kargabüken [TUR10-0419850] (Bu ağacın striknin elde edilen tohumu)
                    • yumurtacık [TUR10-0862630] (Kapalı tohumlularda, döllenmeden sonra değişikliğe uğrayarak tohumu oluşturan bölüm)
                    • bıtırak [TUR10-0100380] (Kırlarda yetişen yabani bir otun dışı dikenli tohumu)
                    • meneviş [TUR10-0534950] (Terementi ağacının tohumu)
                    • şeytanarabası [TUR10-0729590] (Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu)
                    • susam [TUR10-0713340] (Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit ve benzerinin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu)
                      • küncü [TUR10-0502440] (Susam tanesi)
                    • tane [TUR10-0743400] (Bazı bitkilerin tohumu) bean [ENG31-13157075-n] (any of various seeds or fruits that are beans or resemble beans)
                      • bakla [TUR10-0072670] (Bu bitkinin yeşil ürünü veya kuru tanesi) broad bean [ENG31-12596828-n] (seed of the broad-bean plant)
                        • ful [TUR10-0280430] (Küçük taneli bir bakla türü)
                        • sakız baklası [TUR10-0658310] (Uzun ve ince, çok lezzetli turfanda bakla çeşidi)
                      • kuş yemi [TUR10-0182960] (Kuşlara yedirilen çeşitli tahıl taneleri) grain [ENG31-12177336-n] (dry seed-like fruit produced by the cereal grasses: e.g. wheat, barley, Indian corn)
                        • kuşyemi [TUR10-0497350] (Bu bitkinin taneleri)
                      • mısır [TUR10-0543420] (Bu ürünün taneleri)
                        • kıtır [TUR10-0455570] (Patlamış mısır)
                        • cin mısırı [TUR10-0141490] (Bir tür ufak taneli mısır)
                      • çavdar [TUR10-0154600] (Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi)
                      • diş [TUR10-0209830] (Sarımsak dilimi ve karanfil vb. dişe benzetilen şeylerde tane)
                        • soğancık [TUR10-0699200] (Sarımsak dişi)
                      • sarıhalile [TUR10-0666060] (Doğu Hindistan'da yetişen bir tür bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan, kurutulan 3-5 cm uzunluğunda, erik biçiminde, sarımtırak esmer renkli sert kokusuz taneleri)
                      • karahalile [TUR10-0416150] (Doğu Hindistan'da yetişen bir bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan ve kurutulan 1-3 cm uzunluğunda, iğ biçiminde siyah renkli, sert, kokusuz taneleri)
                      • habbe [TUR10-0318800] (Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü)
                      • burçak [TUR10-0124910] (Bu bitkinin mercimeğe benzeyen ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılan tanesi)
                        • hürle [TUR10-0351820] (Bir tür burçak)
                      • irinti [TUR10-0378750] (Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler)
                      • iç bakla [TUR10-0358130] (Yaş baklanın tanesi)
                    • çekirdek [TUR10-0156770] (Yenmek için satılan kabak veya ayçiçeği tohumu) seed [ENG31-13156591-n] (a small hard fruit)
                      • kapçık meyve [TUR10-0412900] (Meşe palamudu, ceviz gibi açılmayan, tek taneli kuru meyve) nut [ENG31-13157333-n] (usually large hard-shelled seed)
                        • yenilebilir yemiş [TUR10-1246730] () edible nut [ENG31-07753057-n] (a hard-shelled seed consisting of an edible kernel or meat enclosed in a woody or leathery shell)
                          • yer fıstığı [TUR10-0043210] (Baklagillerden, çiçekleri döllendikten sonra toprağa gömülerek meyve veren bir tarım bitkisi)
                          • peanut [ENG31-07753721-n] (pod of the peanut vine containing usually 2 nuts or seeds)
                          • badem [TUR10-0067510] (Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi) almond [ENG31-07766562-n] (oval-shaped edible seed of the almond tree)
                            • taş bademi [TUR10-0749640] (Kabuğu çok sert bir tür badem)
                            • tatlı badem [TUR10-1154360] (Yağ bakımından zengin, albüminli maddeler, şekerler ve E vitamini içeren, içi şekercilikte, çikolata ve badem şurubu yapımında kullanılan lezzetli bir tür badem)
                            • diş bademi [TUR10-0658300] (Kabuğu ince olduğu için dişle kırılabilen bir badem türü)
                            • kargadelen [TUR10-0419870] (Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem)
                            • badem içi [TUR10-0067610] (Bademin dış kabuğu alındıktan sonra kalan içi)
                          • kuru meyve [TUR10-0495100] (Yaş meyvenin kurutulmuşu) dried fruit [ENG31-07768353-n] (fruit preserved by drying)
                            • kuru üzüm [TUR10-0495840] (Yaş üzümün kurutulmuşu) seedless raisin [ENG31-07768758-n] (dried seedless grape)
                              • kuru üzüm [TUR10-0495830] (Haşlanıp ardından güneşte kurutulmak suretiyle hazırlanan iri veya küçük taneli üzüm)
                              • raisin [ENG31-07768640-n] (dried grape)
                            • kuru kayısı [TUR10-0494660] (Kayısının kurutulmuşu)
                            • dried apricot [ENG31-07768490-n] (apricots preserved by drying)
                            • kuru erik [TUR10-0494480] (Eriğin kurutulmuşu)
                            • çemiç [TUR10-0158840] (Dut veya üzüm kurusu)
                            • çir [TUR10-0169440] (Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu)
                            • dut kurusu [TUR10-0226400] (Dutun kurutulması ile elde edilen kuru yemiş)
                            • armut kurusu [TUR10-0046480] (Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut)
                          • fındık [TUR10-0270510] (Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü) hazelnut [ENG31-07788764-n] (nut of any of several trees of the genus Corylus)
                            • Değirmendere fındığı [TUR10-0188070] (İnce kabuklu, uzunca, yağı az ve taze taze tüketilen bir tür fındık)
                          • fıstık [TUR10-0272040] (Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı)
                          • pistachio [ENG31-07791026-n] (nut of Mediterranean trees having an edible green kernel)
                          • yer fıstığı [TUR10-0850440] (Bu bitkinin çerez olarak yenilen, yağı da çıkarılan tohumu)
                      • ay çekirdeği [TUR10-0060630] (Ayçiçeğinin tohumu)
                      • ayçiçeği [TUR10-0060660] (Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu)
                  • dişi organ [TUR10-0210350] (Çiçeklerde yumurtalığı içine alan, döllenme sonucu meyve ve tohumları oluşturan organ)
                    • arkegon [TUR10-0046000] (Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı)
                  • erkek organ [TUR10-0251420] (Bitkilerde taç yaprakların çevrelediği, döllenmeyi sağlayan tek veya birçoğu bir arada bulunan organ)
                  • çiçek tacı [TUR10-0794730] (Çiçeklerin üreme organlarının çevresinde türlü renkte yaprakçıklardan oluşan ve böcekleri çeken organ)
                • kök [TUR10-0480330] (Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm)
                  • kazık kök [TUR10-0436450] (Toprağın içinde derinlere doğru dik bir biçimde gelişen, üzerinden çıkan ikincil yan kökleri çoğunlukla az olan kök)
                  • taproot [ENG31-13146809-n] ((botany) main root of a plant growing straight downward from the stem)
                  • kökçük [TUR10-0480510] (Ana kökün dallanmasıyla oluşan ikincil kök)
                  • rootlet [ENG31-13147339-n] (small root or division of a root)
                  • ana kök [TUR10-0034790] (Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğün toprağa dalarak gelişmesi sonucu oluşan ilk kök)
                  • saçak kök [TUR10-0653260] (Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu)
                  • kuka [TUR10-0488280] (Tespih, sigara ağızlığı ve benzerinin yapımında kullanılan, siyah veya sütlü kahverenginde Hindistan cevizi kökü)
                  • köksü [TUR10-0481090] (Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm)
                  • emeç [TUR10-0245220] (Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı)
                  • çotuk [TUR10-0173750] (Dışarıda kalmış ağaç kökü)
                  • çil [TUR10-0168200] (Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar)
                  • ek kök [TUR10-0238580] (Sapın yanlarından çıkan ince kök)
                  • andız [TUR10-0036220] (Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü)
                  • saçak kök [TUR10-0653270] (Kök boğazının hemen alt kısmından başlayıp çok dallanmış olarak toprakta yüzeysel biçimde gelişen kök)
                  • yumru kök [TUR10-0862370] (Patates, pancar, yer elması gibi yumru biçiminde olan kök)
                  • sürüngen [TUR10-0718580] (Yere yatay olarak uzanan sap veya kök)
                • yaprak [TUR10-0834660] (Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler)
                  • yaprakçık [TUR10-0834810] (Baklagillerde basit, üçlü ve bileşik yaprakları oluşturan küçük yapraklar)
                  • leaflet [ENG31-13174872-n] (part of a compound leaf)
                  • asma yaprağı [TUR10-0051080] (Zeytinyağlı ve etli sarma yapmakta kullanılan üzüm yaprağı)
                  • aya [TUR10-0058980] (Yaprakların düz ve parlak bölümü)
                  • blade [ENG31-13152642-n] (especially a leaf of grass or the broad portion of a leaf as distinct from the petiole)
                  • gazel [TUR10-0285270] (Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı)
                  • kanatçık [TUR10-0408410] (Baklagillerin çiçek tacında bulunan, yan iki taç yapraktan her biri)
                  • taç [TUR10-0736940] (Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi)
                  • taç yaprağı [TUR10-0737090] (Tacı oluşturan yaprakçıklardan her biri)
                  • çanak yaprak [TUR10-0149620] (Çanağı oluşturan yaprakların her biri)
                  • çanak [TUR10-0149470] (Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü)
                  • çiçek yaprağı [TUR10-0166810] (Çiçek sapı üzerinde ve çiçeğe yakın, özel biçimler gösteren yaprak)
                    • yen [TUR10-0848540] (Yılanyastığıgiller, muzgiller vb. bitki familyalarında, çiçeklerin üzerinde bir örtü gibi duran ve çoğu renkli olan bir çiçek yaprağı)
                  • taçyaprak [TUR10-1255220] (Taç yaprak, petal olarak da bilinir, değişik renkli tozlaşmaya yardımcı olan dişi ve erkek organları korumakla görevli çiçek kısmı)
                  • almaşık yapraklar [TUR10-0029840] (Sapın iki yanında karşılıklı değil de aralıklı olarak bir sağda, bir solda bitmiş yapraklar)
                  • yaprak kını [TUR10-0834860] (Yaprak sapının gövdeye bağlandığı yüzey)
                  • yaprak [TUR10-0834670] (Sarma yapılan asma yaprağı)
                  • bayrak [TUR10-0086830] (Baklagil çiçeklerinde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı)
                  • meyve yaprak [TUR10-0542060] (Çiçeğin, döllenmeden sonra yemişi oluşturan yaprağı)
                  • oymalı yaprak [TUR10-0596310] (Meşe yaprağı gibi kenarları girintili çıkıntılı olan yaprak)
                  • pastal [TUR10-0617690] (Tütün yaprağı dizisi)
                  • gül kurusu [TUR10-0313470] (Kurutulmuş gül yaprağı)
                  • pür [TUR10-0638950] (Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları)
                  • pul [TUR10-0637900] (Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri)
                  • iğne yaprak [TUR10-0362770] (Çam türlerinde görülen, ince uzun, sivri uçlu yaprak)
                  • ibre [TUR10-0357390] (Çam, ardıç, sedir vb. ağaçların yaprağı)
                • filiz [TUR10-0138400] (Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak)
                  • tomurcuk [TUR10-0143420] (Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz) bud [ENG31-13185984-n] (a swelling on a plant stem consisting of overlapping immature leaves or petals)
                    • koltuk gözü [TUR10-0469730] (Sürgün ve genç dalların yaprak saplarının koltuğunda bulunan tomurcuk)
                    • tepe tomurcuğu [TUR10-0765760] (Dalların ucunda bulunup o dalların uzamalarını sürdüren tomurcuk)
                    • tomruk [TUR10-0779920] (Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi)
                    • karanfil [TUR10-0417430] (Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu)
                    • uyur göz [TUR10-0803400] (Normal durumlarda sürmeyip uyur vaziyette kalan, fakat gerektiğinde sürerek dal, yaprak oluşturan tomurcuk)
                  • tevek [TUR10-0771370] (Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı)
                  • koltuk [TUR10-0469570] (Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler)
                  • bıyık [TUR10-0100410] (Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün)
                  • budak özü [TUR10-0120960] (Taze sürgün)
                  • budak [TUR10-0120900] (Ağacın dal olacak sürgünü)
                • etene [TUR10-0257320] (Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm)
                • yüksük [TUR10-0403020] (Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum)
                • çenek [TUR10-0159050] (Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm)
                • çevre teker [TUR10-0161730] (Sap ve kökte, merkez bölümünün en dış kuşağı)
                • reçine kanalı [TUR10-0643850] (Genellikle çam türü ağaçlarda bulunan, başkesitte gözeneklere benzeyen küçük noktalar halinde görülen, içi reçine dolu bölüm)
                • protonema [TUR10-0637100] (Yosun sporlarının çimlenmesinden oluşan iplik biçimindeki organ)
                • pürçek [TUR10-0638970] (Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü)
                  • pürçük [TUR10-0639020] (Pürçek)
                • koçan [TUR10-0465990] (Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde)
              • bitki dokusu [TUR10-1235720] (Bitki organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer hücre topluluklarının hücreler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı) plant tissue [ENG31-13116444-n] (the tissue of a plant)
                • öz [TUR10-0607350] (Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm)
                • pith [ENG31-13116918-n] (soft spongelike central cylinder of the stems of most flowering plants)
                • posa [TUR10-0633700] (Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı) pulp [ENG31-13116794-n] (a soft moist part of a fruit)
                  • cibre [TUR10-0139750] (Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası)
                  • küspe [TUR10-0503850] (Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü)
                  • şif [TUR10-0730940] (Şırası alınmış üzüm posası)
                • bal özü [TUR10-0075200] (Bazı çiçeklerin içinde bulunan, arıların bal yapmak için emdikleri tatlı sıvı)
                • dirim konisi [TUR10-0209110] (Gelişme durumundaki fidan veya yaprakların sürgen dokulu ucu)
                • sıkı doku [TUR10-0685620] (Gözenekleri ve öz ışınları açıkça görünmeyen, yıl halkaları biçimde birbirinden ayrılamayan ağaçların dokusu)
                • hipoderm [TUR10-0345820] (Bazı gövde ve yaprakların üst derilerinin altında bulunan, çoğu kez hücre zarları kalınlaşmış özel doku)
              • asma bıyığı [TUR10-0715060] (Asma dallarının çevresine tutunmasına yarayan yeşil uzantılar)
              • tendril [ENG31-13123534-n] (slender stem-like structure by which some twining plants attach themselves to an object for support)
              • kütük [TUR10-0504480] (Kesilmiş ağaç gövdesi) log [ENG31-14966900-n] (a segment of the trunk of a tree when stripped of branches)
                • yarma kütüğü [TUR10-0838260] (Üzerinde balta ile odun yarmak için yapılan kalın kütük)
                • omca [TUR10-0587060] (Kesilmiş ağaç kökü; bağ kütüğü)
              • iç [TUR10-0357980] (Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm)
              • kernel [ENG31-13157787-n] (the inner and usually edible part of a seed or grain or nut or fruit stone)
              • kabuk [TUR10-0455000] (Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm) crust [ENG31-09283124-n] (a hard outer layer that covers something)
                • çenet [TUR10-0159200] (Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk)
                • meyve dışı [TUR10-0107510] (Yemişlerin derisi; dış kabuk)
                • kapçık [TUR10-0412880] (Tahıl tanelerinde kabuk)
                • kapsül [TUR10-0414650] (Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk)
                • tetir [TUR10-0771030] (Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı)
                • limon kabuğu [TUR10-0511870] (Çeşitli maddelerin yapımında kullanılan ve limonu çevreleyen kabuk)
                • topur [TUR10-0782950] (Fındığın dışındaki yeşil kabuk)
                • topur [TUR10-0782940] (Kestanenin dikenli olan dış kabuğu)
                • kavuz [TUR10-0431730] (Buğdaygillerin başağında, başakçıkları veya çiçeği saran kabuk)
                  • dış kavuz [TUR10-0202020] (Buğdaygillerde başakçığın en altında, bazı türlerde çiçeğin bütün organlarını içerisine alacak bir biçimde gelişmiş olan kavuz)
                  • iç kavuz [TUR10-0359380] (Buğdaygil çiçeğinin erkek ve dişi organlarını içerisinde tutan ve başakçık eksenine aşağıdan ve dış taraftan bağlanmış olan kavuz)
                • meyve kabuğu [TUR10-0541900] (Meyvenin dış yüzeyini kaplayan kalın tabaka)
                • soymuk [TUR10-0827920] (Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara)
                • soymuk [TUR10-0704830] (Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka)
                • gövek [TUR10-0307830] (Cevizin yeşil kabuğu)
              • şapka [TUR10-0723630] (Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ)
              • cap [ENG31-11552802-n] (a fruiting structure resembling an umbrella or a cone that forms the top of a stalked fleshy fungus such as a mushroom)
              • kın [TUR10-0448980] (Buğdaygillerde olduğu gibi, yapraklarda sapın bir bölümünü uzunlamasına saran, geniş dış bölüm) stipule [ENG31-11571341-n] (a small leafy outgrowth at the base of a leaf or its stalk)
                • ağcık [TUR10-0011610] (Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın)
              • besi suyu [TUR10-0095410] (Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su)
                • bal [TUR10-0073260] (Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu)
                • ham besi suyu [TUR10-0324710] (Kökler tarafından topraktan emilip yapraklara kadar çıkan besi suyu)
                • bal [TUR10-0073250] (Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı)
              • emici kıllar [TUR10-0245500] (Bitkilerin köklerinde bulunan ve topraktaki besin maddelerini emip beslenmelerine yarayan tek hücreli uzantılar)
              • kadehçik [TUR10-0396150] (Meşe, fındık, gürgen vb. ağaçlarda, meyve sapının genişlemesiyle oluşan ve meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh biçimindeki oluşum)
              • çıra [TUR10-0164960] (Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü)
              • sarılgan gövde [TUR10-0666250] (Tutunup sarılmaya yarayan uzun sürgün)
              • eşelek [TUR10-0255580] (Elma, armut, ayva vb. meyvelerin yenmeyen iç bölümü)
              • göbek [TUR10-0300830] (Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı)
              • demet [TUR10-0191270] (Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon)
                • kol [TUR10-0467690] (Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri)
              • ipçik [TUR10-0377530] (Bitkilerin erkek organlarında başçığı çiçeğe bağlayan ince sap)
              • iç göbek [TUR10-0358650] (Çiçeklerin dişi organında yumurtacık ile kabuğu arasındaki bağ)
              • iç deri [TUR10-0247210] (Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü)
              • helme [TUR10-0338500] (Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde)
              • koful [TUR10-0466570] (Bitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyu ile dolu olan boşluk)
            • leş [TUR10-0507750] (Kokmuş hayvan ölüsü) carrion [ENG31-01761536-n] (the dead and rotting body of an animal)
              • ölü [TUR10-0601740] (Hayvan leşi)
            • vücut örtüsü [TUR10-1217410] (Vücudu veya vücudun bir bölümünü örten herhangi bir şey) body covering [ENG31-05245085-n] (any covering for the body or a body part)
              • kuş tüyü [TUR10-0497280] (Yatak, yorgan, yastık doldurmaya yarayan bazı kuşların tüyü) feather [ENG31-01898672-n] (the light horny waterproof structure forming the external covering of birds)
                • teleke [TUR10-0760750] (Kanat teleklerinin uzun ve serti)
                • flight feather [ENG31-02471495-n] (any of the larger wing or tail feathers of a bird)
                • yelek [TUR10-0846820] (Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy) flight feather [ENG31-02471495-n] (any of the larger wing or tail feathers of a bird)
                  • kanatçık [TUR10-0408420] (Kuşların başparmak ve birinci parmak kemiklerine bağlı teleklerinin bütünü)
              • saç [TUR10-0653180] (Baş derisini kaplayan kıllar) hair [ENG31-05262259-n] (a covering for the body (or parts of it) consisting of a dense growth of threadlike structures (as on the human head))
                • bukle [TUR10-0122300] (Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç)
                • lock [ENG31-05265220-n] (a strand or cluster of hair)
                • yele [TUR10-0846770] (At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar) mane [ENG31-01902387-n] (long coarse hair growing from the crest of the animal's neck)
                  • perçem [TUR10-0623070] (Yele)
                • kakül [TUR10-0400800] (Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç) bang [ENG31-05266468-n] (a border of hair that is cut short and hangs across the forehead)
                  • kırkma [TUR10-0451910] (Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç)
                • örgü [TUR10-0604650] (Örülmüş saç bölüğü; belik)
                • braid [ENG31-05266995-n] (a hairdo formed by braiding or twisting the hair)
                • saç örgüsü [TUR10-0653720] (Nakış işlerinde bir tür motif adı)
                • braid [ENG31-05266995-n] (a hairdo formed by braiding or twisting the hair)
                • perma [TUR10-0624360] (Saçların uzun süre dalgalı kalmasını sağlamak için uygulanan işlem)
                • permanent wave [ENG31-05268016-n] (a series of waves in the hair made by applying heat and chemicals)
                • kirpik [TUR10-0463230] (Göz kapağının kenarındaki kıllar veya bu kıllardan her biri) eyelash [ENG31-05322469-n] (any of the short curved hairs that grow from the edges of the eyelids)
                  • takma kirpik [TUR10-0740740] (Kirpik yerine takılan ve kirpik yerini tutan eğreti kirpik)
                • kaş [TUR10-0426020] (Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar) eyebrow [ENG31-05321060-n] (the arch of hair above each eye)
                  • çatma kaş [TUR10-0154470] (Aralarında kılsız yer olmayıp birbirine kavuşmuş olan kaşlar)
                • zülüf [TUR10-0638960] (Şakaklardan sarkan saç)
                • zülüf [TUR10-0878160] (Sevgilinin saçı)
                • kuyruk [TUR10-0498550] (Başın arkasına toplanmış saç demeti)
                • tel [TUR10-0760050] (İnsan saçını oluşturan ipçik)
                • alagarson [TUR10-0023740] (Kısa kesilmiş saç)
                • alagarson [TUR10-0023750] (Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı)
                • topuz [TUR10-0783000] (Top biçiminde toplanmış saç)
                • atkuyruğu [TUR10-0056120] (Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi)
                • sıkma baş [TUR10-0686550] (Bu biçimde taranan saçın bir örtüyle tamamen kapatılmış hali)
                • sırma saç [TUR10-0688860] (Altın sarısı renginde saç)
                • perçem [TUR10-0623060] (Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı)
                • püsür [TUR10-0639740] (Karışık, dolaşık ip, saç vb.)
                • postiş [TUR10-0634110] (Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç)
              • tüy [TUR10-0794770] (Kuşların gövdesini örten ince ve tel gibi uzantıların her biri veya tamamı) feather [ENG31-01898672-n] (the light horny waterproof structure forming the external covering of birds)
                • tarak [TUR10-0746160] (Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik)
                • tavus tüyü [TUR10-0753430] (Tavus kuşunun renkli ve gösterişli tüyü)
                • çakşır [TUR10-0146610] (Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy)
                • çığa [TUR10-0162370] (Horoz, cennet kuşu vb. kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı)
                • tüy tüs [TUR10-0795020] (Tüy)
              • deri [TUR10-0140820] (İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı örtü) skin [ENG31-05245612-n] (a natural protective body covering and site of the sense of touch)
                • yılan gömleği [TUR10-0854390] (Yılanların üzerinden her yıl sıyrılarak değişen üst deri)
                • kav [TUR10-0429760] (Yılanın deri değiştirirken attığı deri)
                • üst deri [TUR10-0809840] (Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı)
                • alt deri [TUR10-0030230] (Üst derinin altında bulunan ikinci tabaka)
                • üst deri altı [TUR10-0809860] (Üst derinin altında bulunan hücre katmanı)
                • bağan [TUR10-0068130] (Ölü doğan kuzunun derisi)
                • tırnak derisi [TUR10-0775530] (Tırnakların etrafında bulunan ince deri)
                • korun [TUR10-0476890] (Üst derinin en dış tabakası)
                • endoderm [TUR10-0358290] (Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka)
                • dış deri [TUR10-0201840] (Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka)
                • bıyık [TUR10-0100400] (Balıklarda deri uzantısı)
                • orta deri [TUR10-0591630] (Dış deri ve iç deri arasındaki hücre katmanı)
                • gön [TUR10-0303870] (Hayvan derisi)
              • yün [TUR10-0866240] (Koyun tüyü) wool [ENG31-01902234-n] (outer coat of especially sheep and yaks)
                • burma [TUR10-0125370] (Eğrilmek için bükülmüş yün)
                • avarya [TUR10-0057930] (Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün)
                • merinos [TUR10-0536810] (Bu koyundan elde edilen yün)
                • bukran [TUR10-0122350] (Saraçların kullandığı yün kırpıntısı)
                • sümek [TUR10-0715210] (Eğirilmek için temizlenmiş, taranmış yumak biçiminde yün)
              • pul [TUR10-0637910] (Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık) scale [ENG31-01905518-n] (a flattened rigid plate forming part of the body covering of many animals)
                • pulcuk [TUR10-1121840] (Küçük pul)
              • kıl [TUR10-0447410] (Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı)
                • deve tüyü [TUR10-0199590] (Deveden elde edilen yün, kıl)
                • sakal [TUR10-0657520] (Yetişkin erkeklerde yanak ve çenede çıkan kılların tümü) beard [ENG31-05269065-n] (the hair growing on the lower part of a man's face)
                  • favori [TUR10-0266180] (Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti)
                  • sideburn [ENG31-05270301-n] (facial hair that has grown down the side of a man's face in front of the ears (especially when the rest of the beard is shaved off))
                  • çember sakal [TUR10-0158700] (Yuvarlak bir biçimde kesilmiş sakal)
                  • köse sakal [TUR10-0483730] (Çok seyrek sakal)
                  • çatal sakal [TUR10-0153100] (Çatal biçiminde ikiye ayrılmış sakal)
                  • değirmi sakal [TUR10-0188200] (Değirmi bir biçimde kesilmiş sakal)
                  • didon sakal [TUR10-0202870] (Yalnız çenede olan sivri sakal)
                  • top sakal [TUR10-0782720] (Çene bölgesinde yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan, uzun ve gür sakal)
                  • bam teli [TUR10-0075720] (Sakalın, alt dudağın hemen altındaki bölümü)
                • sakal [TUR10-0657530] (Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü)
                • whisker [ENG31-01904469-n] (a long stiff hair growing from the snout or brow of most mammals as e.g. a cat)
                • bıyık [TUR10-0100390] (Üst dudak üzerinde çıkan kıllar) mustache [ENG31-05269684-n] (an unshaved growth of hair on the upper lip)
                  • pis bıyık [TUR10-0628880] (Kılları gür olmayan ve biçime girmeyen bıyık)
                  • badem bıyık [TUR10-0067540] (Üst dudağın her iki yanında yer alan, badem içi biçimindeki bıyık)
                  • pala bıyık [TUR10-0611090] (Gür, uzun, yanaklara doğru kıvrık bıyık)
                  • kaytan bıyık [TUR10-0435190] (İnce ve uzun bir bıyık türü)
                  • pos bıyık [TUR10-0633770] (Uzun ve gür bıyık)
                • kirpik [TUR10-0463240] (Tüy gibi, küçük ve ince uzantı veya uzantılar)
                • tıraş [TUR10-0774730] (Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal)
              • kabuk [TUR10-0394360] (Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm)
                • pus [TUR10-0638310] (Bazen meme başında oluşan kabuk)
            • denizkabuğu [TUR10-1001690] (İstiridye gibi çenetli deniz canlılarının kabuğu) seashell [ENG31-01959405-n] (the shell of a marine organism)
              • yılanbaşı [TUR10-0854300] (Atların takımlarına süs olarak takılan bir çeşit deniz böceği kabuğu)
              • katır boncuğu [TUR10-0428170] (Bu boncuklarla birlikte dizilen küçük deniz kabukları)
            • koza [TUR10-0479770] (İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak) cocoon [ENG31-02315396-n] (silky envelope spun by the larvae of many insects to protect pupas and by spiders to protect eggs)
              • çepez [TUR10-0159890] (Bozuk ipek kozası)
              • şif [TUR10-0730930] (Pamuk kozası)
            • vücut [TUR10-0236430] (Canlı varlıkların maddi bölümü) body [ENG31-05223633-n] (the entire physical structure of an organism (an animal, plant, or human being))
              • insan vücudu [TUR10-1217340] (İnsan gövdesi; insan bedeni) human body [ENG31-05224424-n] (alternative names for the body of a human being)
                • kadın vücudu [TUR10-1217360] (Kadın gövdesi; kadın bedeni)
                • female body [ENG31-05227197-n] (the body of a female human being)
                • ceset [TUR10-0137130] (Ölen insanın vücudu) cadaver [ENG31-05225393-n] (the dead body of a human being)
                  • mumya [TUR10-0555760] (Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş olan ve kazılarla ortaya çıkarılan ceset)
                  • mummy [ENG31-05225904-n] (a body embalmed and dried and wrapped for burial (as in ancient Egypt))
                  • kadavra [TUR10-0396040] (Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu)
                  • cadaver [ENG31-05225393-n] (the dead body of a human being)
                  • müteveffa [TUR10-1253930] (Ölmüş, ölü kimse)
              • ten [TUR10-0764070] (Vücut)
              • gövde [TUR10-0307720] (Kesilmiş hayvanın, sakatatları alındıktan sonraki durumu)
            • kromozom [TUR10-0487010] (Karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşan, bazı yeteneklerin yeni bireylere geçmesine yarayan, kıvrık çubuk biçimindeki cisim) chromosome [ENG31-05449707-n] (a threadlike strand of DNA in the cell nucleus that carries the genes in a linear order)
              • cinsiyet kromozomu [TUR10-1218040] (Her iki eşeyde de benzer ya da değişik biçimde bulunan ve organizmanın eşeyinden sorumlu olan kromozom; seks kromozomu) sex chromosome [ENG31-05451227-n] ((genetics) a chromosome that determines the sex of an individual)
                • X kromozomu [TUR10-1218020] (Homogametik eşeylerde çift olarak, heterogametik eşeylerde tek olarak bulunan eşey kromozomu)
                • X chromosome [ENG31-05450170-n] (the sex chromosome that is present in both sexes: singly in males and doubly in females)
                • Y kromozomu [TUR10-1218030] (Heterogametik olan eşeylerde X kromozomu ile çift meydana getiren eşey kromozomu)
                • Y chromosome [ENG31-05451060-n] (the sex chromosome that is carried by men)
              • haploit [TUR10-0326720] (Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı)
              • homolog kromozom [TUR10-0347260] (Biri anadan diğeri babadan gelen ve aynı gen çiftine sahip kromozom)
            • myelin kılıfı [TUR10-1218100] (Çevresel sinirlerde Schwann hücreleri, merkezî sinir sisteminde oligodendrositler tarafından meydana getirilen, 50-100 kadar birim zar katlanmalarından oluşan ve aksonların etrafını saran örtü; miyelin örtü)
            • medullary sheath [ENG31-05472337-n] (a layer of myelin encasing (and insulating) the axons of medullated nerve fibers)
            • gök cismi [TUR10-1230100] (Gökyüzünde bulunan güneş, ay, gezegenler, kuyruklu yıldızlar, nebülözler vb. cisimlere verilen ortak ad) celestial body [ENG31-09262646-n] (natural objects visible in the sky)
              • meteor taşı [TUR10-0539760] (Gezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim) meteoroid [ENG31-09376006-n] ((astronomy) any of the small solid extraterrestrial bodies that hits the earth's atmosphere)
                • siderit [TUR10-0691020] (İçinde yalnız demir ve nikel bulunan gök taşı)
              • uydu [TUR10-0625930] (Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen) satellite [ENG31-09447148-n] (any celestial body orbiting around a planet or star)
                • ay dede [TUR10-0060700] (Çocuk dilinde ay)
              • gezegen [TUR10-0683300] (Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı) planet [ENG31-09416900-n] ((astronomy) any of the nine large celestial bodies in the solar system that revolve around the sun and shine by reflected light)
                • evren [TUR10-0026210] (Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren) Earth [ENG31-09293800-n] (the 3rd planet from the sun)
                  • lahut [TUR10-0505800] (Tanrı âlemi)
                • iç gezegen [TUR10-0358640] (Yörüngesi yer yörüngesinin içinde kalan Merkür, Venüs gezegenleri)
                  • Venüs [TUR10-0021900] (Merkür'den sonra güneşe en yakın olan gezegen)
                  • Venus [ENG31-09493892-n] (the second nearest planet to the sun)
                  • Merkür [TUR10-0537340] (Güneş sisteminin güneşe en yakın olan gezegeni)
                  • Mercury [ENG31-09374305-n] (the smallest planet and the nearest to the sun)
                • dış gezegen [TUR10-0201890] (Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen)
                  • Mars [TUR10-0526800] (Güneşe olan uzaklığı, yerin güneşe olan uzaklığından daha çok olan dış gezegenlerin ilki)
                  • Mars [ENG31-09370342-n] (a small reddish planet that is the 4th from the sun and is periodically visible to the naked eye)
                  • Jüpiter [TUR10-0249790] (Gezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşincisi)
                  • Jupiter [ENG31-09345360-n] (the largest planet and the 5th from the sun)
                  • Neptün [TUR10-0574500] (Güneşe yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen)
                  • Neptune [ENG31-09391596-n] (a giant planet with a ring of ice particles)
                  • Satürn [TUR10-0878030] (Güneşe yakınlık bakımından altıncı olan gezegen)
                  • Saturn [ENG31-09447520-n] (a giant planet that is surrounded by three planar concentric rings of ice particles)
                  • Uranüs [TUR10-0799650] (Güneşe uzaklık sırasında yedinci olan ve güneş çevresindeki dolanımını seksen dört yılda tamamlayan gezegen)
                  • Uranus [ENG31-09490547-n] (a giant planet with a ring of ice particles)
                • küçük gezegen [TUR10-0499890] (Bilinen dokuz büyük gezegene göre çok küçük olan gezegen)
              • yıldız [TUR10-0854720] (Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri) star [ENG31-09467004-n] ((astronomy) a celestial body of hot gases that radiates energy derived from thermonuclear reactions in the interior)
                • nova [TUR10-0579910] (Parlaklığı zamana bağlı olarak değişme gösteren yıldız)
                • nova [ENG31-09397404-n] (a star that ejects some of its material in the form of a cloud and becomes more luminous in the process)
                • yıldız kümesi [TUR10-0854960] (Aynı takımdan meydana gelen yıldız topluluğu)
                  • Arıkovanı [TUR10-0044470] (Yengeç takımyıldızı yöresinde bir yıldız kümesi)
                  • cebbar [TUR10-0134040] (Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi)
                  • çift küme [TUR10-0167420] (Birbirine çok yakın iki yıldız kümesi)
                  • Üçkardeş [TUR10-0806420] (Üçlü olarak görünen bir yıldız kümesi)
                • Kutup Yıldızı [TUR10-0499170] (Gök küresinin kutbuna en yakın olan Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan, kuzeyi belirleyen durağan yıldız)
                • Polaris [ENG31-09419587-n] (the brightest star in Ursa Minor)
                • çift yıldız [TUR10-0167650] (Birbirinin çekim etkisinde bulunan ve böylece ortak kütle merkezi çevresinde dolanan yakın iki yıldız)
                • sabite [TUR10-0652500] (Hareket etmeyen yıldız)
                • yıldızcık [TUR10-1184890] (Küçük yıldız)
                • ayyuk [TUR10-0064320] (Göğün kuzey yarım küresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı)
                • başyıldız [TUR10-0084430] (Çift yıldızlarda büyük olan yıldız)
                • boylam yıldızı [TUR10-0975040] (Boylamın bulunmasında kullanılan, konumu tam olarak belirlenmiş yıldız)
                • Süheyl [TUR10-0714650] (Güney yarım kürede bulunan parlak yıldız)
                • Güneybalığı [TUR10-0316130] (Güney yarım kürede bir takımyıldızın adı)
              • kuyruklu yıldız [TUR10-1082400] (Güneş çevresinde büyük yuvarlak bir elips veya bir parabol çizen, kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi)
              • comet [ENG31-09274313-n] ((astronomy) a relatively small extraterrestrial body consisting of a frozen mass that travels around the sun in a highly elliptical orbit)
              • meteor [TUR10-0539750] (Güneş sistemine bağlı, kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanlarına girdiğinde ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gök cismi, ağma, şahap, meteor)
              • yerküre [TUR10-0850680] (Üstünde yaşadığımız gök cismi) Earth [ENG31-09293800-n] (the 3rd planet from the sun)
                • yeryüzü [TUR10-0851530] (Dünya)
                • Earth [ENG31-09293800-n] (the 3rd planet from the sun)
                • biyosfer [TUR10-0110250] (Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi)
                • yer altı [TUR10-0849920] (Yerin yüzeyi altındaki bölümü)
                • küre [TUR10-0502930] (Yeryüzü, dünya)
                • yeryüzü [TUR10-0851520] (Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler)
                • surface [ENG31-09474647-n] (the outermost level of the land or sea)
              • ayevi [TUR10-0060980] (Ayla)
              • bulgurlanma [TUR10-0123420] (Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaşması olayı)
              • bulgurcuk [TUR10-0123360] (Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü parçacıklardan her biri)
              • gün yayı [TUR10-0316750] (Güneşin gök küresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin ufuk üstünde kalan parçası)
            • yuva [TUR10-0864010] (Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak) nest [ENG31-09392066-n] (a structure in which animals lay eggs or give birth to their young)
              • arı kovanı [TUR10-0625500] (Arıların içinde bal yaptıkları çeşitli maddelerden yapılmış yuva) beehive [ENG31-09241066-n] (a structure that provides a natural habitation for bees)
                • daldız [TUR10-0179990] (Ağaçtan oyulmuş arı kovanı)
                • bal peteği [TUR10-0075230] (Arıların içine bal doldurduğu bal mumu levha)
                • kavara [TUR10-0430000] (Balı alınmış petek)
                • petek [TUR10-0625460] (Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı)
              • delik [TUR10-0190420] (Küçük hayvan yuvası)
              • petek [TUR10-0625450] (Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu)
            • taş [TUR10-0749570] (Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi ve benzerinde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde) calculus [ENG31-09253675-n] (a hard lump produced by the concretion of mineral salts)
              • safra kesesi taşı [TUR10-1230050] (Safra kesesinde kolesterol, safra pigmentleri, safra tuzlan, kalsiyum tuzları ve proteinli bir matriksten oluşan sarımtırak-siyah veya yeşilimtırak renkte tek veya çok sayıda sert kitle, kolelit)
              • bladder stone [ENG31-09246394-n] (a calculus formed in the bladder)
              • böbrek taşı [TUR10-0118430] (Böbreklerde oluşan taş)
              • panzehir taşı [TUR10-0612900] (Antilop gibi hayvanların midesinde oluşan, zehri önleyici etkisi olan kütle)
              • kum [TUR10-0489890] (Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler)
              • statolit [TUR10-0708940] (Omurgalılarda, denge ve yönelimle ilgili işitme taşları)
              • haraza [TUR10-0327490] (Sığırın öd kesesinden çıkan taş)
            • mekanizma [TUR10-0533060] (Organların işleyiş biçimi)
            • mechanism [ENG31-09372694-n] (a natural object resembling a machine in structure or function)
            • kaya [TUR10-0431810] (Büyük ve sert taş kütlesi) rock [ENG31-09438954-n] (a lump or mass of hard consolidated mineral matter)
              • peri masası [TUR10-0624140] (Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya)
              • kör kaya [TUR10-0482890] (Deniz yüzüne çok yakın olan tehlikeli kaya veya sığlık)
              • sapkın kaya [TUR10-0664630] (Buzların etkisiyle yerinden oynayıp uzaklara sürüklenmiş olan kaya)
              • mikaşist [TUR10-0544650] (Küçük kuvars billurlarıyla mikadan oluşmuş, yaprak biçiminde başkalaşmış kaya)
            • taş [TUR10-0749510] (Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde) rock [ENG31-09438954-n] (a lump or mass of hard consolidated mineral matter)
              • zımpara taşı [TUR10-0874390] (Yüzeylerinden biri üzerinde çalışılan ve düzlemsel yüzeyleri düzeltmede kullanılan taşlama taşı)
              • emery stone [ENG31-14874221-n] (a mixture of emery dust and a binder)
              • kayrak [TUR10-0435020] (Yassı, düz taş)
              • kayan [TUR10-0432040] (Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş)
              • çakıl [TUR10-0145620] (Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparlak veya badem biçiminde ufak bir taş türü) pebble [ENG31-09410916-n] (a small smooth rounded rock)
                • kaydırak [TUR10-0432480] (Yassı, kaygan çakıl)
                • balast [TUR10-0073440] (Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları)
                • ballast [ENG31-14723370-n] (coarse gravel laid to form a bed for streets and railroads)
              • buzul taş [TUR10-0550450] (Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar)
              • moraine [ENG31-09381804-n] (accumulated earth and stones deposited by a glacier)
              • kefeki [TUR10-0437990] (Yapılarda kullanılan açık renkli, delikli, hafif, işlenmesi kolay, ateşe dayanıklı bir tür taş)
              • kil taşı [TUR10-0732350] (İnce taneli kilin zamanla kat kat yığılması sonucu meydana gelen taş)
                • ustura taşı [TUR10-0800500] (Ustura bilemek için kullanılan taşın yapıldığı bir tür sert şist)
                • yaprak taş [TUR10-0835000] (İçinde mika parçacıkları bulunan, değişime uğramış şist)
              • damla taşı [TUR10-0182620] (Yapılarda süs ögesi olarak kullanılan damla biçiminde taş)
              • atlama taşı [TUR10-0056320] (Suyu geçerken üzerine basıp atlamak için konulan büyük taş)
              • bileği taşı [TUR10-0102330] (Bıçak, çakı, makas vb. kesici araçları bilemekte kullanılan ince taneli sarı şist)
              • binek taşı [TUR10-0105140] (At veya arabaya binmek için üstüne çıkılan yüksekçe taş)
              • meke [TUR10-1096960] (Çocukların oyun oynadıkları küçük ve yassı taş)
              • bordür [TUR10-0114060] (Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar)
              • moloz taş [TUR10-0549760] (Kaba, pürüzlü taş)
              • Moskof toprağı [TUR10-0550920] (Maden parlatmak için kullanılan sarı renkte bir tür gevrek taş)
              • ocak taşı [TUR10-0582080] (Ocağın çevresine yerleştirilen ateşe dayanıklı taş)
              • kara kehribar [TUR10-0586350] (Çeşitli süs eşyalarının yapımında kullanılan taş)
              • püskürük taş [TUR10-0639680] (Yanardağından püskürme sonucu katılaşmış duruma gelen taş)
                • porfirit [TUR10-0633200] (Andezit birleşiminde bir çeşit püskürük taş)
            • evren [TUR10-0260440] (Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar) universe [ENG31-09489410-n] (everything that exists anywhere)
              • doğa [TUR10-0735980] (İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi)
              • nature [ENG31-04733982-n] (the essential qualities or characteristics by which something is recognized)
            • hücre [TUR10-0308530] (İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği) cell [ENG31-00006484-n] ((biology) the basic structural and functional unit of all organisms)
              • öz ışın [TUR10-0609110] (Ağaç gövdesinde yatay yönde besin iletimi yapan ve öz kesitte parıltılı görünen hücreler topluluğu)
              • zigot [TUR10-0875630] (Erkek ve dişi gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş hücre)
              • zygote [ENG31-05439502-n] ((genetics) the diploid cell resulting from the union of a haploid spermatozoon and ovum (including the organism that develops from that cell))
              • somatik hücre [TUR10-1218010] (Canlılarda eşey hücreleri haricindeki diğer hücreler; soma hücresi) somatic cell [ENG31-05438205-n] (any of the cells of a plant or animal except the reproductive cells)
                • nöron [TUR10-0580080] (Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi) nerve cell [ENG31-05473219-n] (a cell that is specialized to conduct nerve impulses)
                  • akson [TUR10-0021390] (Sinir uyarmalarını sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan, sinir hücrelerinin uzantılarından en belirli ve uzun olanı)
                • yağ hücresi [TUR10-0824270] (Özünde yağ bulunan hücre)
                • fat cell [ENG31-05464198-n] (cells composed of fat)
                • fagosit [TUR10-0863780] (Organik veya inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan hücresi)
                • phagocyte [ENG31-05458464-n] (a cell that engulfs and digests debris and invading microorganisms)
                • yuvar [TUR10-0864190] (Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim) blood cell [ENG31-05456844-n] (either of two types of cells (erythrocytes and leukocytes) and sometimes including platelets)
                  • akyuvar [TUR10-0022930] (Kan ve lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre) leukocyte [ENG31-05457535-n] (blood cells that engulf and digest bacteria and fungi)
                    • lenfosit [TUR10-0509790] (Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi)
                    • lymphocyte [ENG31-05458960-n] (an agranulocytic leukocyte that normally makes up a quarter of the white blood cell count but increases in the presence of infection)
                  • alyuvar [TUR10-0031700] (Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre)
                  • hemati [TUR10-0338760] (Kanın hemoglobin ile renklenmiş alyuvarı)
              • üreme hücresi [TUR10-1218060] (Üreme organlarında meydana getirilen eşey hücresi) reproductive cell [ENG31-05464308-n] (a spermatozoon or an ovum)
                • gamet [TUR10-0282700] (Erkek veya dişi üreme hücresi) gamete [ENG31-05464521-n] (a mature sexual reproductive cell having a single set of unpaired chromosomes)
                  • spermatozoit [TUR10-0708010] (Er bezi borucuklarının ürettiği, meni içinde bulunan erkek döl hücresi) sperm [ENG31-05465045-n] (the male reproductive cell)
                    • süt [TUR10-0719210] (Erkek balığın tohumu)
                  • yumurta [TUR10-0862550] (Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre) ovum [ENG31-05465549-n] (the female reproductive cell)
                    • yavşak [TUR10-0842180] (Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası)
                    • nit [ENG31-01463787-n] (egg or young of an insect parasitic on mammals especially a sucking louse)
                  • oosit [TUR10-0588900] (Büyüme evresini tamamlamış, fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet)
                • spor [TUR10-0708220] (Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi)
                  • zoospor [TUR10-0877150] (Suda yaşayan mantarlarda ve su yosunlarında bulunan, selüloz zardan yoksun, üzerindeki iki veya daha çok titrek tüyle hareket eden üreme hücresi)
                  • askospor [TUR10-0050570] (Asklı mantarların sporu)
                  • kaykaç [TUR10-1075080] (Özel olarak yapılmış ayakkabıların altına yerleştirilmiş krampona benzeyen bir dizi tekerlekle kayılarak yapılan bir spor dalı)
                  • bazidiyospor [TUR10-0087580] (Bazitli mantarların sporları)
                • yumurta hücresi [TUR10-0588890] (Bitkilerde erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet)
                • yumurtacık [TUR10-0862620] (Canlılarda dişinin, döllenip oğulcuk durumuna gelmesi için çıkardığı üreme hücresi)
              • kromatofor [TUR10-0486950] (Plazması pigment tanecikleriyle dolu, çokgen veya yıldız biçiminde, belirli uzunlukta veya kısalabilir uzantıları bulunan hücre)
              • tek çekirdekliler [TUR10-0757610] (Yalnız bir çekirdeği olan hücreliler)
                • tek çekirdekli [TUR10-0757600] (Yalnız bir çekirdeği olan hücre)
              • kök hücre [TUR10-0480710] (İnsan vücudunu oluşturan, sınırsız bölünme, her türlü vücut hücresine dönüşme ve yeni görevler üstlenme imkânına sahip ana hücre)
              • çanaksı hücreler [TUR10-0149580] (Salgılanacağı zaman şişen ve belirli bir büyüklüğe geldiklerinde içlerindeki sıvı salgısını boşaltan bez hücreleri)
              • diploit [TUR10-0208010] (İki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma)
              • yardımcı hücre [TUR10-0836290] (Kırmızı su yosunlarında döllenmede oluşan bir çekirdeği alarak gelişmeyi sağlayan hücre)
              • mitral hücreler [TUR10-0548320] (Beyinde koku lopu içinde bulunan sinir hücreleri)
              • ovogon [TUR10-0595490] (Su yosunu, mantar gibi ilkel bitkilerde dişi cinslik hücresi)
              • soma [TUR10-0701620] (Cinsiyet hücreleri dışında, vücut hücrelerinin tümü)
              • sperma [TUR10-0707980] (Bir başı, bir gövdesi, hareket etmeye yarayan kuyruğu olan, yumurtadan çok küçük erkek eşeylik hücresi)
              • sperma ana hücresi [TUR10-0707990] (Erkek eşeylik organında atmıkları oluşturan ana hücre)
              • görme hücresi [TUR10-0305560] (Petek gözü oluşturan çok sayıda hücreden her biri)
            • yağıltı [TUR10-0824320] (Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde)
            • yağ [TUR10-0824000] (Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde)
            • yağ [TUR10-0824010] (Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde)
            • vitellüs [TUR10-0820580] (Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin hepsi)
            • hücreler arası [TUR10-0308570] (Dokularda hücrelerin arasında yer alan)
          • eşya [TUR10-0256750] (Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü) artifact [ENG31-00022119-n] (a man-made object taken as a whole)
            • birey [TUR10-0106610] (Bir türün kapsamı içine giren somut varlık)
            • article [ENG31-00023083-n] (one of a class of artifacts)
            • köşelik [TUR10-0484420] (Duvar köşelerinde, üstüne lamba vb. şeyler konan el yapımı, ahşap, süslü eşya)
            • kuru kalabalık [TUR10-0494650] (Hiçbir işe yaramayan, kırık dökük eşya)
            • çeyizlik [TUR10-0162050] (Çeyiz eşyası)
              • kız kilimi [TUR10-0459610] (Göçebe kızların işledikleri süslü çeyizlik kilim)
            • ağırlık [TUR10-0012940] (Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri)
            • weight [ENG31-05179849-n] (the relative importance granted to something)
            • künye [TUR10-0502550] (Bu özelliklerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya)
            • sandık eşyası [TUR10-0663170] (Saklanmak üzere sandığa konulan eşya)
            • kalavra [TUR10-0401400] (Deriden yapılmış eşya)
            • alamet [TUR10-0024040] (Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne)
            • balya [TUR10-0075510] (Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası)
            • yalancı meyve [TUR10-0828070] (Meyve görünümünde yapılmış süs eşyası)
            • bavlı [TUR10-0085740] (Avcıların, köpeklerini ava alıştırmak için kullandıkları yapay kuş vb)
            • lambalık [TUR10-0506800] (Eski evlerde lamba koyacak veya takılacak yer)
            • kısımlık [TUR10-1080400] (Bölümlük)
            • biblo [TUR10-0100850] (Çeşitli maddelerden yapılan heykel, vazo vb. zarif, küçük süs eşyası)
            • knickknack [ENG31-03628657-n] (a small inexpensive mass-produced article)
            • matruşka [TUR10-0529440] (Özellikle Rusya'dan dünyaya yayılan, tahtadan yapılmış iç içe bebeklerden oluşan süs eşyası)
            • butafor [TUR10-0126180] (Oyun için gerekli sahne eşyası)
            • navlun [TUR10-0571740] (Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü)
            • denk [TUR10-0075520] (Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük)
            • derinti [TUR10-0196620] (Gelişigüzel toplanmış eşya)
            • dağıntı [TUR10-0178140] (Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi)
            • serbest yük [TUR10-0678200] (Belli sınırlamalara bağlı kalmayan yük)
            • orta malı [TUR10-0592400] (Herkesin yararlandığı)
            • dürü [TUR10-0229860] (Dürülmüş şey)
            • öteberi [TUR10-0606270] (Türlü, önemsiz, ufak tefek şeyler)
            • özdek [TUR10-0607540] (İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler)
            • özdek [TUR10-0607520] (Kullanılmaya veya harcamaya elverişli, taşınması kolay eşya)
            • pala [TUR10-0611080] (Eski, kullanılmış eşya veya giysi)
            • göç [TUR10-0301210] (Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları)
            • sümen [TUR10-0715220] (Üzerinde yazı yazmaya, arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık)
            • sumen [TUR10-1256090] (Üzerinde yazı yazmaya, arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık)
            • pılı pırtı [TUR10-0626360] (Eski eşya)
            • pırtı [TUR10-0626820] (Değersiz şey, eşya)
            • raht [TUR10-0641640] (Yolda lazım olacak şeyler)
            • harmanlık [TUR10-0329360] (Harman için gerekli eşya)
            • havluluk [TUR10-0333800] (Havlu asmak için özel olarak yapılmış araç; havlu asacağı)
            • hırdavat [TUR10-0341740] (Önemsiz, ufak tefek eşya, gereksiz eşya)
            • hırtı pırtı [TUR10-0342460] (Eski püskü veya işe yaramaz, değersiz eşya)
            • basmalık [TUR10-0080220] (Üzerine basılacak şey)
            • ödünç [TUR10-0598690] (İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey)
            • bostan korkuluğu [TUR10-0114700] (Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla) scarecrow [ENG31-04150777-n] (an effigy in the shape of a man to frighten birds away from seeds)
              • korkuluk [TUR10-0475890] (Bostan korkuluğu)
              • scarecrow [ENG31-04150777-n] (an effigy in the shape of a man to frighten birds away from seeds)
            • dizi [TUR10-0212050] (Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk ve benzerinin oluşturduğu bütün) string [ENG31-04345456-n] (a collection of objects threaded on a single strand)
              • tespih [TUR10-0769650] (Tekrarlanan monoton işlemleri saymak, özellikle de dini vecibelerin yerine getirilişinin hesabını tutmak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halka) rosary [ENG31-04116429-n] (a string of beads used in counting prayers (especially by Catholics))
                • mercan tespih [TUR10-0536180] (Mercandan yapılan, değerli tespih)
            • teker [TUR10-0758050] (İnce ve çapı oldukça büyük tekerlek şeklinde parça) disk [ENG31-13897824-n] (something with a round shape resembling a flat circular plate)
              • tırtıl [TUR10-0775970] (Çevresinde kertikler bulunan ve işlenecek parça üzerine bastırılarak bu kertiklerin izini parçaya basmaya yarayan çelik disk)
              • ağıl [TUR10-0011880] (Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker)
            • döşeme [TUR10-0222870] (Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gerekli her türlü eşya) furnishing [ENG31-03410175-n] ((usually plural) the instrumentalities (furniture and appliances and other movable accessories including curtains and rugs) that make a home (or other area) livable)
              • mobilya [TUR10-0551430] (Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyalara verilen genel ad) furniture [ENG31-03410635-n] (furnishings that make a room or other area ready for occupancy)
                • kitaplık [TUR10-0100830] (Kitapların yerleştirildiği raflardan oluşan mobilya)
                • bookcase [ENG31-02874241-n] (a piece of furniture with shelves for storing books)
                • kaplamalı mobilya [TUR10-0413970] (Yüzeyleri ağaç, plastik vb. levhalarla kaplanmış mobilya)
                • büfe [TUR10-0127200] (Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap)
                • buffet [ENG31-02915411-n] (a piece of furniture that stands at the side of a dining room)
                • etajer [TUR10-0256900] (Raflı, kapaksız ve taşınabilir dolap)
                • etagere [ENG31-03303663-n] (a piece of furniture with open shelves for displaying small ornaments)
                • konsol [TUR10-0472370] (Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli mobilya)
                • chest of drawers [ENG31-03018908-n] (furniture with drawers for keeping clothes)
                • lamba [TUR10-0506670] (Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet) lamp [ENG31-03641539-n] (an artificial source of visible illumination)
                  • floresan lamba [TUR10-0276950] (Yüzeyi parmak maddelerle kaplı, içi cıva buharı ile dolu cam tüpten oluşan lamba)
                  • masa lambası [TUR10-1215960] (Yerde durmak, duvara ya da tavandan asmak yerine masa üstüne oturacak şekilde tasarlanmış küçük bir lamba)
                  • table lamp [ENG31-04387620-n] (a lamp that sits on a table)
                  • fener [TUR10-0267700] (Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı) lantern [ENG31-03646302-n] (light in a transparent protective case)
                    • fanus [TUR10-0264350] (Süslü, ayaklı fener)
                    • cep feneri [TUR10-0136270] (Cepte taşınabilen, pilli, küçük fener)
                    • karpuz fener [TUR10-0422730] (Şenliklerde kullanılan toparlak kâğıt fener)
                    • mapa [TUR10-0525700] (Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fener)
                    • borda fenerleri [TUR10-0113940] (Gemilerde biri solda kırmızı, biri sağda yeşil olarak iki yanda yakılan fenerler)
                    • şimşekli fener [TUR10-1147760] (Çakar)
                    • şeytanfeneri [TUR10-0729650] (Yanardöner fener)
                    • hırsız feneri [TUR10-0342270] (Karşısındakini gösterip taşıyanı göstermeyecek biçimde yapılmış önü camlı fener)
                  • flaş [TUR10-0276780] (Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba)
                  • flash [ENG31-03363018-n] (a lamp for providing momentary light to take a photograph)
                  • kandil [TUR10-0409190] (İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı) candle [ENG31-02951508-n] (stick of wax with a wick in the middle)
                    • pesüs [TUR10-0624990] (İçinde yağ yakılan toprak kandil)
                    • kör kandil [TUR10-0482880] (Işığı çok az olan kandil)
                    • şem [TUR10-0727730] (Mum; balmumu)
                    • ışıtım [TUR10-0356400] (İçine yağ konularak ucundaki fitil sayesinde ışık elde edilen kandil)
                  • spot [TUR10-0645010] (Dar bir alana çok güçlü ışık yöneltebilen stüdyo lambası)
                  • limelight [ENG31-03674991-n] (a lamp consisting of a flame directed at a cylinder of lime with a lens to concentrate the light)
                  • stop lambası [TUR10-0709610] (Otomobillerin arkasına yerleştirilen ve ayak frenine basıldığında yanan lamba)
                  • taillight [ENG31-04391997-n] (lamp (usually red) mounted at the rear of a motor vehicle)
                  • elektrik lambası [TUR10-1212060] (İçinden elektrik akımının geçmesi ile aydınlık veren cihaz) electric lamp [ENG31-03277294-n] (a lamp powered by electricity)
                    • ampul [TUR10-0033820] (İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe) light bulb [ENG31-03671250-n] (electric lamp consisting of a transparent or translucent glass housing containing a wire filament (usually tungsten) that emits light when heated by electricity)
                      • elektrik ampulü [TUR10-1213580] (Havası alınmış ya da çok alçak basınç ile doldurulmuş, içinde elektrik akımı ile akkorlaşan bir iletkeni bulunan, elektrik lambalarında kullanılan, genellikle armut biçiminde cam şişe)
                      • lamba [TUR10-0506680] (Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul)
                      • mum ampul [TUR10-0555430] (Mum biçiminde ampul)
                      • neon tüpü [TUR10-0574430] (İçinde neon gazı bulunan boru biçiminde bir çeşit ampul)
                    • el feneri [TUR10-0241770] (Pille çalışan taşınabilir aydınlatma aracı) flashlight [ENG31-03363983-n] (a small portable battery-powered electric lamp)
                      • meşale [TUR10-0830690] (Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek)
                      • flambeau [ENG31-03361292-n] (a flaming torch (such as are used in processions at night))
                  • abajur [TUR10-0000190] (Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba)
                  • gaz lambası [TUR10-0285090] (İçine konan gaz yağını bir fitil yardımıyla yakan, şişeli, türlü biçimlerde lamba)
                    • petrol lambası [TUR10-0625630] (Gaz yakan aydınlatma aracı)
                    • petrol lambası [TUR10-0625620] (İçinde petrol ürünleri yakılarak aydınlatmayı sağlayan araç)
                      • lüks lambası [TUR10-0514680] (Hava basınçlı bir tür petrol lambası)
                  • kedigözü [TUR10-0437800] (Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası)
                  • tepe lambası [TUR10-0765460] (Cankurtaranın, polis ve trafik araçlarının üzerinde aralıklarla renkli ışık yayan lamba)
                  • dörtlü [TUR10-0222590] (Taşıtlarda uyarı için sürekli yanıp sönen dört lamba)
                  • elektron lambası [TUR10-0242530] (Gaz geçirmeyen bir tür içindeki boşlukta veya bir gazlı ortamda elektron akımı oluşturan elektronik araç)
                  • karpit lambası [TUR10-0422660] (Karpitin su etkisiyle asetilen gazı vermesi ve bu gazın yakılmasıyla ışık elde edilen lamba)
                  • yeşil ışık [TUR10-0851730] (Trafikte yolun geçişe açık olduğunu gösteren ışık)
                  • neon lambası [TUR10-0574410] (Neon lambası tüpü kullanılarak yapılan aydınlatma aracı)
                  • spot lambası [TUR10-0708440] (Sahneyi aydınlatmak için yüksek ve görüş açısını bozmayacak yere konulan projektör)
                  • idare [TUR10-0360650] (İdare kandili veya lambası)
                • masa [TUR10-0527250] (Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya) table [ENG31-04386330-n] (a piece of furniture having a smooth flat top that is usually supported by one or more vertical legs)
                  • rahle [TUR10-0641520] (Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa)
                  • yuvarlak masa [TUR10-0864310] (Yuvarlak olarak yapılmış masa)
                  • sofra tahtası [TUR10-0699010] (Yerde yemek yeneceği zaman üzerine sofra takımı konan alçak masa)
                  • ameliyat masası [TUR10-0032730] (Üzerinde ameliyat yapılan özel donanımlı masa)
                  • operating table [ENG31-03856012-n] (table on which the patient lies during a surgical operation)
                  • bilardo masası [TUR10-0101950] (Üzerinde bilardo oynanan, yeşil çuha kaplı, delikli veya deliksiz masa)
                  • pool table [ENG31-03988788-n] (game equipment consisting of a heavy table on which pool is played)
                  • sehpa [TUR10-0153950] (Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek) coffee table [ENG31-03067971-n] (low table where magazines can be placed and coffee or cocktails are served)
                    • sehpa [TUR10-0673790] (Ressamın üzerinde çalıştığı tablosunu yerleştirdiği genellikle tahtadan yapılmış destek)
                  • oyun masası [TUR10-0597510] (Üzerinde çeşitli oyunlar oynanan, kumaşla kaplanmış masa)
                  • card table [ENG31-02967648-n] (a table for playing cards (as in a casino))
                  • pinpon masası [TUR10-0628150] (Üzerinde masa tenisi oynanan masa)
                  • table-tennis table [ENG31-04388674-n] (a table used for playing table tennis)
                  • sehpa [TUR10-0673770] (Küçük masa) coffee table [ENG31-03067971-n] (low table where magazines can be placed and coffee or cocktails are served)
                    • kalastra [TUR10-0401380] (Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa)
                    • zigon [TUR10-0875610] (İç içe geçen sehpa)
                    • cağlık [TUR10-0130390] (Dokumacılıkta, çözgü makinesinde çözgü ipliği bobinlerinin desen ve renk sırasına göre yerleştirildiği sehpa)
                    • eşek [TUR10-0255320] (Duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan dört ayaklı sehpa)
                    • eşek [TUR10-0255310] (Odun kesmek için kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa)
                    • fiskos sehpası [TUR10-0275180] (Etrafında iki sandalye veya koltuk bulunan ve genellikle fiskos yapılan masa)
                  • sıra [TUR10-0687870] (Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya)
                  • desk [ENG31-03184367-n] (a piece of furniture with a writing surface and usually drawers or other compartments)
                  • tezgah [TUR10-0772260] (Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa)
                  • counter [ENG31-03121181-n] (table consisting of a horizontal surface over which business is transacted)
                  • yazı masası [TUR10-0844730] (Üzerinde yazı yazılan, genellikle çekmeceli masa)
                  • desk [ENG31-03184367-n] (a piece of furniture with a writing surface and usually drawers or other compartments)
                  • toplantı masası [TUR10-0864320] (Etrafında toplantı gerçekleştirilen masa)
                  • conference table [ENG31-03094456-n] (the table that conferees sit around as they hold a meeting)
                  • kahvaltı masası [TUR10-1210640] (Kahvaltı yapılan masa)
                  • breakfast table [ENG31-02897599-n] (a table where breakfast is eaten)
                  • tezgah [TUR10-0772280] (Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı) workbench [ENG31-04607813-n] (a strong worktable for a carpenter or mechanic)
                    • torna [TUR10-0783340] (Ağaç veya metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh)
                    • lathe [ENG31-03651610-n] (machine tool for shaping metal or wood)
                    • kontuar [TUR10-0473280] (Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm)
                    • düzen [TUR10-0232150] (Bez dokuma tezgâhı)
                    • freze [TUR10-0280070] (Frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı)
                    • ıstar [TUR10-0355330] (Halı, kilim dokunan tezgâh)
                  • tezgah [TUR10-0772270] (Kahve, meyhane ve benzerinde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe)
                  • teneşir tahtası [TUR10-0764410] (Üzerinde ölünün yıkanması için kullanılan uzun masa)
                  • daktilo masası [TUR10-0179480] (Üzerinde daktilo ile yazı yazılan özel masa)
                  • teşrih masası [TUR10-1160620] (Otopsi yapılan özel masa)
                  • tuvalet masası [TUR10-0791440] (Kadınların süslenmek, taranmak, makyaj yapmak amacıyla kullandıkları aynalı bir tür masa)
                  • yazı masası [TUR10-0844740] (Alt dolapsız, bir veya iki alt dolaplı, genellikle oturarak ve elle yapılan büro işlerinde kullanılan mobilya)
                  • banko [TUR10-0076350] (İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh)
                  • bilgisayar masası [TUR10-0103340] (Bilgisayar ve eklentilerinin yer aldığı masa)
                  • büfe [TUR10-0127210] (Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa) buffet [ENG31-07591747-n] (a meal set out on a buffet at which guests help themselves)
                    • soğuk büfe [TUR10-0699450] (Bazı toplantılarda, ayakta yenilmek için soğuk yiyecek ve içeceklerle hazırlanmış masa)
                  • orta masası [TUR10-0592430] (Değişik sayıdaki kısa ayaklar üzerine yatay olarak yerleştirilmiş tablası olan, genellikle oturma grubu ile kullanılan mobilya)
                  • iskemle [TUR10-0380180] (Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa)
                • karyola [TUR10-0840640] (Üzerine yatak konulup yatılan tahta veya metal ev eşyası)
                • bedstead [ENG31-02825721-n] (the framework of a bed)
                • bebek yatağı [TUR10-1210240] (Bebeklerin faydalanabilmesi için özel olarak üretilmiş yatak) baby bed [ENG31-02769325-n] (a small bed for babies)
                  • beşik [TUR10-0096230] (Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir çeşit küçük karyola)
                  • cradle [ENG31-03130380-n] (a baby bed with sides and rockers)
                • ofis mobilyası [TUR10-1214200] (Ofisteki; oturma, yemek yeme, çalışma vb. işleri yapmamızda kolaylık ve rahatlık sağlayan, taşınabilir eşyalara verilen genel ad) office furniture [ENG31-03847676-n] (furniture intended for use in an office)
                  • dosya dolabı [TUR10-1212360] (Dosyaların tutulduğu çekmeceleri olan, genellikle metalden yapılmış bir ofis mobilyası parçası)
                  • file [ENG31-03342085-n] (office furniture consisting of a container for keeping papers in order)
                  • klasör [TUR10-0464680] (Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap)
                  • file [ENG31-03342085-n] (office furniture consisting of a container for keeping papers in order)
                • oturak [TUR10-0594590] (Oturulacak yer veya şey) seat [ENG31-04168419-n] (any support where you can sit (especially the part of a chair or bench etc. on which you sit))
                  • bank [TUR10-0076140] (Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra)
                  • bench [ENG31-02832068-n] (a long seat for more than one person)
                  • eyer [TUR10-0261090] (Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne) saddle [ENG31-04130834-n] (a seat for the rider of a horse or other animal)
                    • palan [TUR10-0611260] (Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer)
                    • eyer kaltağı [TUR10-0261120] (Eyerin tahtadan yapılan kafes biçimindeki bölümü)
                    • eyer kaşı [TUR10-0261130] (Eyerlerin ön ve arka taraflarındaki çıkıntılı bölüm)
                    • kaltak [TUR10-0406020] (Kuskunsuz eyer)
                    • kaltak [TUR10-0406010] (Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü)
                  • tabure [TUR10-0674310] (Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle)
                  • stool [ENG31-04334034-n] (a simple seat without a back or arms)
                  • semer [TUR10-0675900] (At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç)
                  • saddle [ENG31-04130834-n] (a seat for the rider of a horse or other animal)
                  • sıra [TUR10-0687860] (Üzerinde birkaç kişinin yer almasına yarar tahtadan oturacak yer)
                  • bench [ENG31-02832068-n] (a long seat for more than one person)
                  • iskemle [TUR10-0380190] (Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası) chair [ENG31-03005231-n] (a seat for one person, with a support for the back)
                    • tekerlekli sandalye [TUR10-0758160] (Sakatların bir yere gidebilmek için kullandıkları tekerlekleri olan oturma aracı)
                    • wheelchair [ENG31-04583288-n] (a movable chair mounted on large wheels)
                    • kolçaklı sandalye [TUR10-0468460] (Taşıyıcı kısımları masif malzemeden yapılan, oturma yüzeyi ve arkalığı genellikle elastik olan tek kişinin oturabileceği mobilya)
                    • iskemle [TUR10-0380170] (Arkalıksız sandalye)
                      • oturak [TUR10-0594600] (Alçak iskemle)
                  • koltuk [TUR10-0469490] (Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye) armchair [ENG31-02741540-n] (chair with a support on each side for arms)
                    • ana kucağı [TUR10-0034870] (Bebeği yatırmak veya uyutmak için kullanılan, kendiliğinden sallanan bir tür araç)
                    • köşe koltuğu [TUR10-0484340] (Odanın veya salonun köşesini kaplayan koltuk)
                    • berjer [TUR10-0094780] (Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk)
                    • dişçi koltuğu [TUR10-0209940] (Diş hekimi muayenehanesinde bulunan, aşağı, yukarı ve geriye hareket eden, birtakım donanımlara sahip özel koltuk)
                    • berber koltuğu [TUR10-0094310] (Berber dükkânında bulunan, hareketli, oynar başlıklı özel koltuk)
                    • markiz [TUR10-0526540] (İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk)
                    • şoför koltuğu [TUR10-0733310] (Taşıtlarda sürücünün oturduğu ön koltuk)
                    • şezlong [TUR10-0729900] (Üzerine uzanılabilecek biçimde ayarlanan, döşeme yerine bez gerilen bir tür taşınabilir koltuk)
                    • pulman [TUR10-0840750] (Bazı toplu taşıma araçlarında kullanılan, gerektiğinde arkalığı geriye doğru yatan koltuk)
                  • çekyat [TUR10-0157550] (Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk)
                  • convertible [ENG31-03104997-n] (a sofa that can be converted into a bed)
                  • sedir [TUR10-0442460] (Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen yatmaya veya oturmaya yarayan ev eşyası) divan [ENG31-03219669-n] (a long backless sofa (usually with pillows against a wall))
                    • makat [TUR10-0520490] (Minderli alçak sedir)
                    • somya [TUR10-0701930] (Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan, yaylı kerevet)
                  • otoman [TUR10-0594160] (Sedir biçiminde kanepe)
                  • footstool [ENG31-03385570-n] (a low seat or a stool to rest the feet of a seated person)
                  • taht [TUR10-0738600] (Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk)
                  • throne [ENG31-04436510-n] (the chair of state for a monarch, bishop, etc.)
                  • mahfe [TUR10-0518190] (Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet)
                  • divanhane [TUR10-0210910] (Geniş sofa)
                  • seki [TUR10-0673940] (Oturulacak sedir biçiminde taş veya set)
                  • sele [TUR10-0675170] (Bisikletin oturulacak yeri)
                  • hamla [TUR10-0325040] (Kıçtan birinci oturak)
                • yatak odası mobilyası [TUR10-1246860] () bedroom furniture [ENG31-02825078-n] (furniture intended for use in a bedroom)
                  • yatak [TUR10-0840430] (Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya) bed [ENG31-02821967-n] (a piece of furniture that provides a place to sleep)
                    • yer yatağı [TUR10-0851460] (Yere serilen yatak)
                    • hamak [TUR10-0324360] (İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ve sallanabilen, ağ, bez ve benzerinden yapılmış yatak)
                    • hammock [ENG31-03487335-n] (a hanging bed of canvas or rope netting (usually suspended between two trees))
                    • ölüm döşeği [TUR10-0602010] (Son nefesin verileceği yatak veya yer)
                    • deathbed [ENG31-03171266-n] (the bed on which a person dies)
                    • ranza [TUR10-0642560] (Gemi, tren, kışla, yatılı okul vb. yerlerde üst üste yapılan yatak yeri)
                    • berth [ENG31-02834929-n] (a bed on a ship or train)
                    • çift kişilik yatak [TUR10-1211900] (İki yetişkinin sığabileceği genişlikte olan yatak)
                    • double bed [ENG31-03230691-n] (a bed wide enough to accommodate two sleepers)
                    • branda [TUR10-0120230] (Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak)
                    • tarpaulin [ENG31-04402159-n] (waterproofed canvas)
                    • salıncak [TUR10-0660200] (Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak)
                      • kayık salıncak [TUR10-0432890] (Bayram yerlerinde kurulan kayık biçiminde salıncak)
                    • metal yatak [TUR10-0539550] (Yapımında metal kullanılan yatak)
                    • gelembe [TUR10-0289310] (Koyun yatağı)
                    • rahat döşeği [TUR10-0641230] (Ölüyü kaldırıncaya değin içinde yatırdıkları döşek)
                    • ikili yatak [TUR10-0365500] (İki kişinin yatabileceği tek parça yatak)
                  • baza [TUR10-0087470] (Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi)
                • dolap [TUR10-0216220] (Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya) cabinet [ENG31-02936846-n] (a storage compartment for clothes and valuables)
                  • yemek dolabı [TUR10-0847840] (Yemeğin saklandığı dolap)
                  • banyo dolabı [TUR10-0076680] (Banyo için gereken malzemelerin içinde bulundurulduğu dolap)
                  • evrak dolabı [TUR10-0260400] (Dosyaları, diğer yazı ve belgeleri saklamakta kullanılan dolap)
                  • gardırop [TUR10-1032550] (Giysilerin düzenli bir biçimde saklanmasını ve kullanmak istendiğinde kolay ulaşılmasını sağlayacak biçimde yapılmış dolap)
                  • wardrobe [ENG31-04557470-n] (a tall piece of furniture that provides storage space for clothes)
                  • köşe dolabı [TUR10-0484230] (Köşe yere yerleştirilen dik açı biçiminde yapılmış dolap)
                  • makine dolabı [TUR10-0520750] (Makineler için özel yapılan dolap)
                  • komodin [TUR10-0470590] (Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap)
                  • kitap dolabı [TUR10-0464080] (Ön yüzü açık, yatay ve dikey bölümleri olan bazı türlerinde çekmece de bulunan, kitap koymaya yarayan mobilya)
                  • tel dolap [TUR10-0760470] (Yanları ve kapağı ince delikli telden yapılmış dolap)
                  • ecza dolabı [TUR10-0233830] (İçine sağlıkla ilgili ilaç ve alet konulan küçük dolap)
                  • elbise dolabı [TUR10-0241120] (İçindeki askılara giysi asılan, genellikle tahtadan yapılan ve özel bölmeleri olan mobilya)
                  • emanet dolabı [TUR10-0244990] (Emanetçinin aldığı para veya eşyayı sakladığı mobilya)
                  • çalışma dolabı [TUR10-0147800] (Üst yüzeyinde çalışma tablası bulunan, ön yüzeyinde kapak ve çekmeceleri olan mobilya)
                  • çamaşır dolabı [TUR10-0148820] (Çamaşır saklamada kullanılan çekmeceli dolap)
                  • deprem konteyneri [TUR10-0195360] (Doğal afet zamanlarında kullanılmak üzere gereksinim duyulabilecek çadır, battaniye, ilk yardım ve kurtarma malzemelerini barındıran, yerleşim merkezlerinde belirli noktalara konulan özel büyük dolap)
                  • dönme dolap [TUR10-0221610] (Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş olan dönebilen dolap)
                  • kullap [TUR10-0489370] (İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir dolap)
                  • karteks dolabı [TUR10-0423870] (Bilgi kartlarının bulunduğu kutu ve çekmecelerin içinde saklandığı, ayrıca ön kısmı düz veya stor kapak ile kilitlenebilen mobilya)
                  • kartotek [TUR10-0424230] (Bu biçimde derlenmiş kartların saklandığı kutu, dolap vb)
                  • hamamlık [TUR10-0324600] (Bazı evlerde yıkanmak için ayrılmış, çoğunlukla içi ve yanları çinko kaplı, dolaba benzer yer)
                  • baş üstü dolabı [TUR10-0084130] (Uçaklarda, otobüslerde el bagajını koymaya yarayan kapaklı dolap)
                  • vitrin [TUR10-0820680] (İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap)
                  • mutfak dolabı [TUR10-0557790] (Mutfak aletlerinin yerleştirilmesi için yaptırılan özel dolap)
                  • müzik dolabı [TUR10-0567520] (Radyo, televizyon, teyp, pikap, video vb. ses cihaz ve aksesuarları koymaya yarayan mobilya)
                  • gömme dolap [TUR10-0303590] (Duvarın içine yerleştirilmiş dolap)
                  • havluluk [TUR10-0333810] (Banyolarda havluların konulduğu küçük dolap)
                • oturacak [TUR10-0594580] (Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey)
                  • puf [TUR10-0637750] (Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak)
                • şifonyer [TUR10-0731070] (Çekmecelerine çamaşır konulan dolap)
                • chiffonier [ENG31-03020607-n] (a tall elegant chest of drawers)
                • yemek masası [TUR10-0847950] (Üzerinde yemek yemek amacıyla kullanılan masa)
                • dining table [ENG31-03205892-n] (a table at which meals are served)
                • ağaç mobilya [TUR10-0011260] (Oturma, yemek yeme, çalışma, yatma vb. işlerin yapılmasında kolaylık ve rahatlık sağlayan, parçalarının büyük çoğunluğu masif, lifli, yongalı ve tabakalı ağaç malzemeden yapılan, taşınabilir veya sabit olarak kullanılan eşya)
                • antika mobilya [TUR10-0039400] (En az yüz sene önce imal edilmiş olup ana hatlarında herhangi bir değişiklik yapılmayan ve belli bir ekole göre adlandırılan mobilya)
                • şemsiyelik [TUR10-0727900] (Şemsiye koymaya yarayan, altında şemsiyelerden sızan suyun toplanması için özel kutusu olan, girişte bulunan mobilya)
                • gazetelik [TUR10-0285420] (Gazete koymaya yarar küçük çatkı)
                • taklit mobilya [TUR10-0740570] (Antika mobilyanın özelliklerini aynen uygulayarak sonradan yapılan mobilya)
                • koltuk takımı [TUR10-1083510] (Üçlü, ikili ve tekli oturma birimleri olan mobilya takımı)
                • yatak mobilya [TUR10-0840690] (Boyutları ve şekli insan vücudunun ölçülerine uygun olan ve rahat yatmayı sağlayan, yatma yüzeyi elastik malzemeden yapılmış mobilya)
                • yatak takımı [TUR10-0840720] (Karyola, komodin, gardırop, şilte, yorgan, yastık ve benzerinden oluşan bütün)
                  • yatak çarşafı [TUR10-0840560] (Yatakta şiltenin üzerine serilen çarşaf)
                  • sheet [ENG31-04195222-n] (bed linen consisting of a large rectangular piece of cotton or linen cloth)
                  • yatak örtüsü [TUR10-0840710] (Yatağın üzerine serilen örtü)
                  • bedspread [ENG31-02825355-n] (decorative cover for a bed)
                  • yorgan [TUR10-0860000] (Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü) quilt [ENG31-04040471-n] (bedding made of two layers of cloth filled with stuffing and stitched together)
                    • mitil [TUR10-0548170] (İki yüzü beyaz kapsız yorgan)
                  • yastık kılıfı [TUR10-1210940] (Yastığa geçirilen koruyucu kılıf)
                  • case [ENG31-02978871-n] (bed linen consisting of a cover for a pillow)
                • ayakkabılık [TUR10-0610110] (Ayakkabı konulan yer; ayakkabı dolabı)
                  • çarıklık [TUR10-0151270] (Çarık konulacak yer)
                  • başmaklık [TUR10-0083220] (Camide ayakkabı konulan yer)
                • modern mobilya [TUR10-0549300] (Antika, taklit, stil mobilyaların dışında kalan ve genellikle düz hatlardan meydana gelen mobilya)
                • oturma grubu [TUR10-0594790] (Koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilyalardan oluşan grup)
                • oturma mobilyası [TUR10-0594960] (Boyutları ve şekli insan vücudunun ölçülerine uygun olan ve rahat oturmayı sağlayan, oturma yüzeyi elastik veya elastik olmayan malzemeden yapılan mobilya)
                • stand [TUR10-1210580] (Bir şeyi sergilemek amacıyla kullanılan raf, kaide ya da herhangi bir mobilya parçası)
                • booth [ENG31-02877328-n] (a small shop at a fair)
                • giysilik [TUR10-1032570] (Giysi konulan yer; elbiselik)
                • stil mobilya [TUR10-0709440] (Antika mobilyanın özelliklerini kısmen yansıtan ve teknolojik gelişmelerden yararlanılarak üretilen mobilya)
                • grup mobilya [TUR10-0311080] (Benzer yapı ve görünüşteki elemanların kendi aralarında üst üste veya yan yana konulmasıyla elde edilen bir sistem mobilya)
                • iskelet mobilya [TUR10-0380160] (Esas taşıyıcı kısımları masif ağaç malzemeden yapılan ve oturma grubuna giren koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilya)
              • demirbaş eşya [TUR10-1212420] (Resmi dairelerde uzun süre kullanmaya elverişli ve kalıcı ya da kiraya verilen yerlerde kiracı tarafından kullanılsın diye bırakılan eşya)
              • tefrişat [TUR10-0756670] (Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü)
              • ev eşyası [TUR10-0259520] (Evde kullanılan değişik nitelikli eşyaların bütünü)
                • pırtı [TUR10-0626840] (Ufak tefek ev eşyası)
              • ev [TUR10-0259080] (Evin iç düzeni, eşyası vb)
              • barhana [TUR10-0077570] (Göç eşyası; ev eşyası)
              • rabıta [TUR10-0639980] (Birbirine geçmeli tahtadan bir döşeme türü)
              • döşeme [TUR10-0222890] (Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri)
                • tefriş [TUR10-0756650] (Bir yeri gerekli eşya ile döşeme)
          • yapı [TUR10-0833260] (Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün) artifact [ENG31-00022119-n] (a man-made object taken as a whole)
            • araç [TUR10-0041880] (Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne) material [ENG31-03735442-n] (things needed for doing or making something)
              • alet [TUR10-0026580] (Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne) device [ENG31-03187746-n] (an instrumentality invented for a particular purpose)
                • anahtar [TUR10-0006180] (Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açar) key [ENG31-03618503-n] (metal device shaped in such a way that when it is inserted into the appropriate lock the lock's mechanism can be rotated)
                  • kontak anahtarı [TUR10-0472780] (Bir taşıtın motorunu çalıştırmak için kullanılan anahtar)
                • adaptör [TUR10-0007750] (Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı)
                • adapter [ENG31-02681751-n] (device that enables something to be used in a way different from that for which it was intended or makes different pieces of apparatus compatible)
                • alet [TUR10-0026590] (Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt) tool [ENG31-04459089-n] (an implement used in the practice of a vocation)
                  • silah [TUR10-0692060] (Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç) weapon [ENG31-04572661-n] (any instrument or instrumentality used in fighting or hunting)
                    • ateşli silah [TUR10-0055220] (Patlayıcı madde aracı ile mermi atan top, tüfek vb. silah) gun [ENG31-03472916-n] (a weapon that discharges a missile at high velocity (especially from a metal tube or barrel))
                      • alaybozan tüfeği [TUR10-1210500] (Bir çeşit fitilli tüfek)
                      • blunderbuss [ENG31-02859517-n] (a short musket of wide bore with a flared muzzle)
                      • tüfek [TUR10-0999600] (Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah) rifle [ENG31-04097375-n] (a shoulder firearm with a long barrel and a rifled bore)
                        • çakmaklı [TUR10-0146500] (Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tür tüfek)
                        • martin [TUR10-0527040] (Tek kurşun atan bir çeşit tüfek)
                        • karabina [TUR10-0415490] (Namlusu genellikle yivli, kısa ve hafif bir tüfek)
                        • carbine [ENG31-02964887-n] (light automatic rifle)
                        • çifte [TUR10-0167030] (İki namlulu av tüfeği)
                        • shotgun [ENG31-04213423-n] (firearm that is a double-barreled smoothbore shoulder weapon for firing shot at short ranges)
                        • ağız tüfeği [TUR10-0013880] (Mermileri şiddetle üflenerek fırlatılan bir çeşit tüfek taslağı)
                        • makineli [TUR10-0520830] (Tetiğine basıldığında sürekli kurşun atan bir çeşit tüfek) machine gun [ENG31-03706725-n] (a rapidly firing automatic gun (often mounted))
                          • ağır makineli [TUR10-0013020] (Kundak üzerine oturtulmuş, mermisi özel boyutlarda olan, etkili ateş gücüne sahip tüfek veya top)
                          • sten [TUR10-0709070] (9 milimetre çapında, İngiliz yapısı, hafif, kullanışı kolay bir tür makineli tüfek)
                          • uzi [TUR10-1169750] (Kısa sürede birçok mermi atabilen, isabet oranı düşük, tek elle de kullanılabilen bir tür makineli tüfek)
                          • hafif makineli [TUR10-0320630] (Elde taşınabilen mitralyöz)
                        • keleş [TUR10-0439180] (Kaleşnikof)
                        • filinta [TUR10-0273800] (Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek)
                        • çakmaklı tüfek [TUR10-1214040] (Çakmak taşı ile ateşlenen bir mekanizmaya sahip olan tüfek)
                        • çakmaksız [TUR10-0146540] (Eski, kullanılmaz tabanca veya tüfek)
                        • kaval tüfek [TUR10-0429910] (Namlusu yivsiz tüfek)
                        • mavzer [TUR10-0529820] (Atış hızı dakikada ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek tipi)
                        • pompalı tüfek [TUR10-0632890] (Havanın sıkıştırılması ve basıncının artmasıyla patlayıcı madde atan silah)
                      • tabanca [TUR10-0735680] (Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah) pistol [ENG31-03954735-n] (a firearm that is held and fired with one hand)
                        • brovning [TUR10-0120680] (7,65 milimetrelik otomatik tabanca)
                        • yarış tabancası [TUR10-0838000] (Yarışı başlatmak, yanlış çıkışları yarışmacılara bildirmek ve yarışı durdurmak için kullanılan ateşli silah)
                        • revolver [TUR10-0031000] (Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş altı tane fişek alan tabanca)
                        • revolver [ENG31-04093385-n] (a pistol with a revolving cylinder (usually having six chambers for bullets))
                        • piştov [TUR10-0629950] (Bir tür tabanca)
                        • parabellum [TUR10-0613500] (Alman ordusunda kullanılan tabanca)
                        • kurusıkı [TUR10-0495450] (Bu mermiyi patlatan bir tür tabanca)
                        • kubur [TUR10-0487520] (Bir çeşit tabanca; dolma tabanca)
                        • kırkikilik [TUR10-0451730] (Bir tabanca türü)
                        • kırkbeşlik [TUR10-0451580] (Bir tabanca türü)
                        • çakaralmaz [TUR10-0145550] (Basit, ilkel tabanca)
                        • dokuzaltmışbeşlik [TUR10-0215620] (Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü)
                        • toplu tabanca [TUR10-0782260] (Mermileri şarjöre değil bir eksen etrafında dönen top içerisine yerleştirilen tabanca)
                          • karadağlı [TUR10-0415830] (Bir tür toplu tabanca)
                        • yedialtmışbeşlik [TUR10-0845720] (Namlusu 7,65 milimetre çapında olan bir tür tabanca)
                        • beylik tabanca [TUR10-0098440] (Ordu veya emniyet mensuplarına görev dolayısıyla verilen tabanca)
                        • brovnik [TUR10-1247890] (7.65 milimetrelik otomatik tabanca)
                        • ondörtlük [TUR10-0588060] (On dört mermi atan bir tabanca türü)
                      • alev makinesi [TUR10-0026880] (Düşman üzerine alevli sıvılar püskürten taşınabilir alet)
                      • flamethrower [ENG31-03361405-n] (a weapon that squirts ignited fuel for several yards)
                      • füze [TUR10-0280980] (Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek) missile [ENG31-03779037-n] (a rocket carrying a warhead of conventional or nuclear explosives)
                        • roket [TUR10-0648350] (Bir tür füze)
                        • balistik füze [TUR10-1210330] (Nükleer, kimyasal ya da biyolojik başlık taşıyabilen, uzun menzilli güdümlü ya da güdümsüz füze)
                        • ballistic missile [ENG31-02784361-n] (a missile that is guided in the first part of its flight but falls freely as it approaches target)
                        • tomahavk [TUR10-0779620] (Amerikan yapısı güdümlü füzelerinin bir türü)
                      • havan topu [TUR10-0333350] (Üstün atış gücüne sahip bir çeşit kısa namlulu top)
                      • mortar [ENG31-03792248-n] (a muzzle-loading high-angle gun with a short barrel that fires shells at high elevations for a short range)
                      • füzeatar [TUR10-0280990] (II. Dünya Savaşı'ndan bu yana otomatik füzeler atan bazı silahlar)
                      • bomba [TUR10-0112910] (Canlı veya cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah) grenade [ENG31-03463203-n] (a small explosive bomb thrown by hand or fired from a missile)
                        • yangın bombası [TUR10-0831270] (Ağaçlık yerlerde gizlenmiş birliklerin ortaya çıkmasını sağlamak için uçaklardan atılan ve yangın çıkartmaya yarayan bomba)
                        • misket bombası [TUR10-1211190] (Havada ve yerde ateşlenen ve yüzlerce daha küçük altbombayı serbest bırakan geniş menzilli silah)
                        • cluster bomb [ENG31-03058590-n] (bomb consisting of a canister that is dropped from a plane and that opens to release a cluster of bomblets (usually fragmentation bombs) over a wide area)
                        • parça tesirli bomba [TUR10-1212540] (Patladığında geniş bir alanda kırık, pürüzlü parçalar halinde saçılan bomba)
                        • fragmentation bomb [ENG31-03395173-n] (a bomb with only 10 to 20 per cent explosive and the remainder consisting of casings designed to break into many small high-velocity fragments)
                        • el bombası [TUR10-0241160] (Elde taşınabilen ve pimi çekilerek ateşlenen küçük tip bomba)
                        • grenade [ENG31-03463203-n] (a small explosive bomb thrown by hand or fired from a missile)
                        • akıllı bomba [TUR10-1215530] (Yansıtılan bir lazer ışını tarafından çeşitli elektronik araçlardan herhangi biriyle hedefine yöneltilen oldukça doğru güdümlü füze) smart bomb [ENG31-04252975-n] (a bomb that can be guided (by a laser beam or radio) to its target)
                          • lazer güdümlü bomba [TUR10-1213480] (Güdümsüz bir bombaya göre belirlenmiş bir hedefi daha isabetli bir şekilde vurmak için yarı aktif lazer güdümü kullanan bomba)
                          • laser-guided bomb [ENG31-03648805-n] (a smart bomb that seeks the laser light reflected off of the target and uses it to correct its descent)
                        • plastik bomba [TUR10-1214640] (Patlayıcı ve zamanlama cihazı ile donatılmış macun benzeri patlayıcı yük içeren bomba)
                        • plastic bomb [ENG31-03964632-n] (a bomb made of plastic explosive)
                        • uzaktan kumandalı bomba [TUR10-1215150] (Radyo ve elektronik sinyaller kullanılarak belli bir uzaklıktan kontrol edilebilen bomba türü)
                        • remote-control bomb [ENG31-04082272-n] (a bomb that can be detonated by remote control)
                        • sis bombası [TUR10-0696230] (Sis oluşturmak için kullanılan bomba)
                        • smoke bomb [ENG31-04253587-n] (a bomb that gives off thick smoke when it explodes)
                        • saatli bomba [TUR10-0651770] (İstenilen saatte patlaması önceden ayarlanmış bomba)
                        • time bomb [ENG31-04443966-n] (a bomb that has a detonating mechanism that can be set to go off at a particular time)
                        • kimyasal bomba [TUR10-1211050] (Zehirli veya zararlı kimyasallar yaymak için tasarlanmış patlayıcı bir cihaz)
                        • chemical bomb [ENG31-03016388-n] (a bomb laden with chemical agents that are released when the bomb explodes)
                        • gaz bombası [TUR10-0285210] (İçinde canlılar için tehlikeli gazlar bulunan bomba)
                        • kobalt bombası [TUR10-0465420] (Kobalttan veya dolaysız olarak radyoaktiflenebilen bir madenden yapılan, hekimlikte kanser tedavisinde kullanılan bomba)
                        • torpil [TUR10-0783540] (Savaş gemilerinde su altı silahı olarak kullanılan büyük bomba)
                        • tuzak [TUR10-0791520] (Küçük bir dokunma ile patlayan, kamufle edilmiş bomba)
                        • yangın bombası [TUR10-0831260] (Yangın çıkarmak için yapılan bomba)
                        • yağmur bombası [TUR10-0825220] (Kurak mevsimlerde atmosferde yağmur bulutlarının oluşmasını hızlandırsın diye atılan bomba)
                        • napalm bombası [TUR10-0570640] (Napalm doldurulmuş türlü biçimlerde bomba)
                        • su bombası [TUR10-0710380] (Su altı bombalarını atmaya yarayan alet)
                        • humbara [TUR10-0349850] (Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir tür bomba)
                      • makineli tabanca [TUR10-0520840] (Bir tür otomatik silah)
                      • eczalı [TUR10-0233860] (İçi kimyasal madde ile doldurulmuş mermi atan ateşli silah)
                      • lav silahı [TUR10-0508430] (Uzun menzilli, ateşli bir silah türü)
                      • arkebüz [TUR10-0045980] (XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah)
                      • pompalı silah [TUR10-0632880] (Pompası olan, içindeki mermiyi mekanik olarak veya basınçlı hava yardımıyla fırlatan silah)
                    • mızrak [TUR10-0138170] (Uzun saplı, sivri demir uçlu silah) pike [ENG31-03941726-n] (medieval weapon consisting of a spearhead attached to a long pole or pikestaff)
                      • kargı [TUR10-0419990] (Silah olarak kullanılan, ucu sivri ve demirli uzun mızrak)
                      • spear [ENG31-04278001-n] (a long pointed rod used as a tool or weapon)
                      • harbe [TUR10-0327500] (Kısa mızrak)
                    • kılıç [TUR10-0448060] (Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah) sword [ENG31-04380981-n] (a cutting or thrusting weapon that has a long metal blade and a hilt with a hand guard)
                      • meç [TUR10-0531750] (Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç)
                      • rapier [ENG31-04061473-n] (a straight sword with a narrow blade and two edges)
                      • süvari kılıcı [TUR10-1210990] (Genellikle kavisli, büyük ve kabzası olan, baş ve işaret parmaklarıyla tutulacak şekilde dizayn edilen kılıç türü) cavalry sword [ENG31-02990947-n] (a stout sword with a curved blade and thick back)
                        • pala [TUR10-0611040] (Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç)
                        • scimitar [ENG31-04154858-n] (a curved oriental saber)
                      • dürtücü kılıç [TUR10-0229730] (Eskrimde kullanılan, namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç)
                      • foil [ENG31-03380421-n] (a light slender flexible sword tipped by a button)
                      • Acem kılıcı [TUR10-0002310] (İki ağzı da keskin olan bir kılıç)
                      • Zülfikar [TUR10-0878150] (Hazreti Ali'nin iki çatallı kılıcı)
                      • delici kılıç [TUR10-0190280] (Eskrimde kullanılan delici özelliğe sahip bir tür kılıç)
                      • palyoş [TUR10-0611900] (Kısa ve iki yanı keskin, düz kılıç)
                      • kesici kılıç [TUR10-0443790] (Eskrimde kullanılan bir tür kılıç)
                      • tığ [TUR10-0772930] (Kılıç)
                    • ok ve yay [TUR10-1210590] (Elastik bir fırlatma cihazı (yay) ve uzun şaftlı mermiler (oklar) içeren bir dizi silah sistemi)
                    • bow and arrow [ENG31-02883635-n] (a weapon consisting of arrows and the bow to shoot them)
                    • kitle imha silahı [TUR10-1216670] (Genellikle nükleer, biyolojik veya kimyasal olan, büyük sayılarda ölümlere sebep olabilecek silahların genel adı) weapon of mass destruction [ENG31-04573249-n] (a weapon that kills or injures civilian as well as military personnel (nuclear and chemical and biological weapons))
                      • kimyasal silah [TUR10-0461510] (İnsan, hayvan ve bitkiler üzerinde zehirli maddelerle ölümcül olaylara sebep olan silah) chemical weapon [ENG31-03016816-n] (chemical substances that can be delivered using munitions and dispersal devices to cause death or severe harm to people and animals and plants)
                        • zehirli gaz [TUR10-0872030] (Zehirleyici özelliği bulunan gaz) poison gas [ENG31-15017945-n] (a gas that is poisonous to breath or contact)
                          • hardal gazı [TUR10-0327930] (Deriyi tahriş ederek solunum yollarını ve gözleri etkileyen, yiyeceklerle birlikte alınması durumunda yemek borusu ve bağırsaklarda ağır yaralar açan kimyasal silah)
                          • mustard gas [ENG31-14981409-n] (a toxic war gas with sulfide based compounds that raises blisters and attacks the eyes and lungs)
                      • güçlü patlayıcı [TUR10-1240800] (Şiddetli patlama özelliği olan)
                      • high explosive [ENG31-14877397-n] (a powerful chemical explosive that produces gas at a very high rate)
                      • nükleer silah [TUR10-0581160] (Nükleer enerji ile yıkım gücü sağlayan silah) nuclear weapon [ENG31-03840144-n] (a weapon of mass destruction whose explosive power derives from a nuclear reaction)
                        • atom bombası [TUR10-0057250] (Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluşması temeline dayanan bomba) atom bomb [ENG31-02756049-n] (a nuclear weapon in which enormous energy is released by nuclear fission (splitting the nuclei of a heavy element like uranium 235 or plutonium 239))
                          • nötron bombası [TUR10-1214120] (Gelişmiş radyasyon silahları kapsamında yer alan teknik olarak gelişmiş taktik nükleer silah)
                          • neutron bomb [ENG31-03826685-n] (atom bomb that produces lethal neutrons with less blast)
                        • hidrojen bombası [TUR10-0344030] (Ağır hidrojen atomları çekirdeklerinin kaynaşarak helyum durumuna girmesiyle elde edilen enerji temeline dayanan bomba)
                        • hydrogen bomb [ENG31-03558428-n] (a nuclear weapon that releases atomic energy by union of light (hydrogen) nuclei at high temperatures to form helium)
                    • bıçak [TUR10-0099450] (Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç) knife [ENG31-03628765-n] (edge tool used as a cutting instrument)
                      • çekme [TUR10-0157190] (Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak)
                      • hançer [TUR10-0325730] (Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir tür bıçak) dagger [ENG31-03163551-n] (a short knife with a pointed blade used for piercing or stabbing)
                        • akma hançer [TUR10-0019870] (Ortası oluklu hançer)
                      • süngü [TUR10-0715740] (Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah)
                      • bayonet [ENG31-02816084-n] (a knife that can be fixed to the end of a rifle and used as a weapon)
                      • yatağan [TUR10-0840420] (Namlusu kavisli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı) yataghan [ENG31-04619614-n] (a long Turkish knife with a curved blade having a single edge)
                        • kulaklı [TUR10-0488820] (Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir çeşit yatağan)
                      • cembiye [TUR10-0135380] (Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı)
                      • kama [TUR10-0406190] (Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak) chock [ENG31-03027561-n] (a block of wood used to prevent the sliding or rolling of a heavy object)
                        • kavela [TUR10-0430150] (Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama)
                          • dübel [TUR10-0227940] (4-20 milimetre çaplarında, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela)
                        • siğil [TUR10-0691770] (Odun yarmakta kullanılan ağaç veya demir kama)
                      • satır [TUR10-0668370] (Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak)
                      • cleaver [ENG31-03045617-n] (a butcher's knife having a large square blade)
                      • yemek bıçağı [TUR10-1215950] (22 – 23 cm. büyüklüğünde normal yemek bıçağı)
                      • table knife [ENG31-04387433-n] (a knife used for eating at dining table)
                      • bağ bıçağı [TUR10-0068150] (Bağ ve bahçelerde yetişen meyve fidanlarını, bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici alet)
                      • tahra [TUR10-0738200] (Bir tür eğri budama bıçağı)
                      • sıyırga [TUR10-0690170] (Harmanda sap toplamaya veya damlardan karı küremeye yarayan araç)
                      • sıyırgı [TUR10-1136000] (Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir tür bıçak)
                    • bumerang [TUR10-0124190] (Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı)
                    • boomerang [ENG31-02875324-n] (a curved piece of wood)
                    • yay [TUR10-0842380] (Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk) bow [ENG31-02882960-n] (a weapon for shooting arrows, composed of a curved piece of resilient wood with a taut cord to propel the arrow)
                      • arbalet [TUR10-0043600] (Kundaklı, tetikli yay)
                      • crossbow [ENG31-03141020-n] (a bow fixed transversely on a wooden stock grooved to direct the arrow (quarrel))
                      • kepaze [TUR10-0441740] (Talim yaparken kullanılan gevşek ok yayı)
                      • yay kolu [TUR10-0843350] (Ok yaylarının esneyen uçlarının her iki yanı)
                    • muşta [TUR10-0557090] (Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası)
                    • gürz [TUR10-0317400] (Silah olarak kullanılan ağır topuz)
                      • tomak [TUR10-0779650] (Ağaçtan yapılmış gürz)
                      • bozdoğan [TUR10-0117550] (Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz)
                    • kapsül [TUR10-0414600] (Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça)
                      • fünye [TUR10-0280780] (Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül)
                      • fünye [TUR10-0280790] (Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç)
                    • mahmuz [TUR10-0518780] (Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı)
                    • silah [TUR10-0692070] (Savunmak veya saldırmak için kullanılan, başvurulan her şey) weaponry [ENG31-04573543-n] (weapons considered collectively)
                      • roketatar [TUR10-0087760] (Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah)
                      • pusat [TUR10-0638360] (Silah, zırh vb. savaş aracı)
                    • cephane [TUR10-0560630] (Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde) ammunition [ENG31-02706134-n] (projectiles to be fired from a gun)
                      • fişek [TUR10-0275360] (Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane) cartridge [ENG31-02975150-n] (ammunition consisting of a cylindrical casing containing an explosive charge and a bullet)
                        • kestane fişeği [TUR10-0445620] (İçinde tane barut ve fitilin geçmesine yarayan küçük bir kanalı olan bir tür şenlik fişeği)
                        • manevra fişeği [TUR10-0523670] (Askerî harekâtta kullanılan ve kurusıkı atım yapan fişek)
                      • kovan [TUR10-0478550] (Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü)
                      • shell [ENG31-04197507-n] (ammunition consisting of a cylindrical metal casing containing an explosive charge and a projectile)
                      • top mermisi [TUR10-0782300] (Top ile atılan sivri uçlu, silindir biçiminde mermi)
                        • şarapnel [TUR10-0724100] (Patladığında etrafa küçük parçalar saçan bir tür top mermisi)
                        • shrapnel [ENG31-04217079-n] (shell containing lead pellets that explodes in flight)
                      • mermi [TUR10-0537520] (Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan patlayıcı ve delici madde) bullet [ENG31-02919696-n] (a projectile that is fired from a gun)
                        • sakuleta [TUR10-0659130] (Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılan bir tür mermi)
                        • plastik mermi [TUR10-1215230] (Özel olarak dizayn edilmiş silahlardan ateşlenen ve öldürücü olmayan bir mermi çeşidi)
                        • rubber bullet [ENG31-04123483-n] (a bullet made of hard rubber)
                        • kurusıkı [TUR10-0495440] (Yalnız barut doldurulmuş, çekirdeksiz tüfek veya tabanca mermisi)
                        • domdom [TUR10-0217730] (Baş tarafı haç biçimi çentilmiş, çarptığı yerde tehlikeli yaralar açan bir tür tüfek kurşunu)
                        • saçma [TUR10-0653550] (Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi)
                        • yorgun mermi [TUR10-0860130] (Havaya sıkıldıktan sonra hızını kaybederek yere düşen mermi)
                        • kaza kurşunu [TUR10-0435560] (Yanlışlıkla gelen mermi)
                        • serseri kurşun [TUR10-0679900] (Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına sebep olan kurşun)
                        • gülle [TUR10-0313550] (Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi)
                        • izli mermi [TUR10-1064570] (Atıcıya çatışma sırasında şarjördeki merminin azaldığını belli etmek amacıyla şarjöre konulan, ucunda kırmızı veya turuncu renkte işareti olan mermi)
                      • ok [TUR10-0583340] (Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk) arrow [ENG31-02745758-n] (a projectile with a straight thin shaft and an arrowhead on one end and stabilizing vanes on the other)
                        • zemberek [TUR10-0872380] (Çelik veya pirinçten yapılmış ok)
                      • salkım [TUR10-0660570] (Topla atılan demir parçaları)
                    • tanksavar [TUR10-0744670] (Tankları hedef olarak seçen ve onları etkisiz hâle getirmek için kullanılan silah)
                    • top tüfek [TUR10-0782810] (Türlü silahlar)
                    • topuz [TUR10-0782990] (Ucu top biçiminde eski bir silah)
                      • şeşper [TUR10-0729250] (Savaş araçlarından altı dilimli topuz)
                    • sam [TUR10-0661680] (Rus yapısı, karadan havaya güdümlü silah)
                    • sapan [TUR10-0664290] (İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı)
                    • uçaksavar [TUR10-0795490] (Hava hedeflerine karşı kullanılan silahlara verilen genel ad)
                    • konvansiyonel silah [TUR10-0474220] (Taraflarca gücü, niteliği bilinen ve klasik olarak kabul edilen nükleer ve kimyasal silah dışında kalan savaş aracı)
                  • ölçüm aleti [TUR10-1213780] (Bir niceliği ölçüp göstermeye yarayan alet) measuring instrument [ENG31-03739416-n] (instrument that shows the extent or amount or quantity or degree of something)
                    • adımsayar [TUR10-0008570] (Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa takılan alet)
                    • pedometer [ENG31-03910901-n] (measuring instrument for recording the number of steps taken in walking)
                    • akselerometre [TUR10-0020870] (Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç)
                    • accelerometer [ENG31-02673565-n] (an instrument for measuring the acceleration of aircraft or rockets)
                    • barograf [TUR10-0078230] (Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt)
                    • altimeter [ENG31-02703117-n] (an instrument that measures the height above ground)
                    • ışınımölçer [TUR10-0112830] (Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç)
                    • bolometer [ENG31-02868554-n] (an instrument that measures heat radiation)
                    • tartı [TUR10-0155990] (Tartma aleti) scale [ENG31-04149040-n] (a measuring instrument for weighing)
                      • terazi [TUR10-0766540] (Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı)
                        • vezne [TUR10-0819090] (Terazi)
                      • kuyumcu terazisi [TUR10-0498980] (Hassas terazi)
                      • yaylı terazi [TUR10-0843720] (Yay düzeni ile yapılmış tartı aleti)
                    • dansimetre [TUR10-0183310] (Sıvıların yoğunluğunu ölçen araç) densimeter [ENG31-03179967-n] (a measuring instrument for determining density or specific gravity)
                      • sakkarometre [TUR10-0658730] (Sakkaroza göre derecelenen ve bir sıvının kuruluğunu tespit eden yoğunlukölçer)
                    • densimetre [TUR10-0194920] (Bitkilerin dış kısımları ile toprak üzerinde kapladıkları alanı çeşitli büyüklüklerdeki halkalar yardımı ile ölçen bir alet)
                    • densimeter [ENG31-03179967-n] (a measuring instrument for determining density or specific gravity)
                    • dinamometre [TUR10-0206640] (Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz)
                    • dynamometer [ENG31-03265436-n] (measuring instrument designed to measure power)
                    • eğimölçer [TUR10-0236400] (Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç)
                    • declinometer [ENG31-03173599-n] (an instrument for measuring magnetic declination)
                    • elektrodinamometre [TUR10-0242170] (Elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz)
                    • electrodynamometer [ENG31-03280036-n] (measuring instrument that uses the interaction of the magnetic fields of two coils to measure current or voltage or power)
                    • elektroskop [TUR10-0242580] (Bir cismin elektriklenmesini ve bu elektriklenmenin derecesini gösteren araç)
                    • electroscope [ENG31-03285127-n] (measuring instrument that detects electric charge)
                    • gerilimölçer [TUR10-0294200] (Buhar, ayrışma, yüzey ve benzerine ilişkin gerilimleri ölçen alet)
                    • tensiometer [ENG31-04417895-n] (a measuring instrument for measuring the surface tension of a liquid)
                    • interferometre [TUR10-0298530] (Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç)
                    • interferometer [ENG31-03584150-n] (any measuring instrument that uses interference patterns to make accurate measurements of waves)
                    • hidrometre [TUR10-0344210] (Su vb. akışkanlara ilişkin derinliği ve ağırlığı, basıncı ölçmeye yarayan alet)
                    • hydrometer [ENG31-03558666-n] (a measuring instrument for determining the specific gravity of a liquid or solid)
                    • ışıkölçer [TUR10-0355800] (Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç)
                    • photometer [ENG31-03933114-n] (measuring instrument for measuring the luminous intensity of a source by comparing it (visually or photoelectrically) with a standard source)
                    • ısıölçer [TUR10-0405410] (Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet)
                    • calorimeter [ENG31-02944550-n] (a measuring instrument that determines quantities of heat)
                    • higrometre [TUR10-0574270] (Havanın nem derecesini ölçmeye yarayan alet) hygrometer [ENG31-03559640-n] (measuring instrument for measuring the relative humidity of the atmosphere)
                      • higroskop [TUR10-0574040] (Havadaki nemin niceliğini ölçüp gösteren alet)
                      • hygroscope [ENG31-03559825-n] (hygrometer that shows variations in the relative humidity of the atmosphere)
                    • odyometre [TUR10-0582710] (İşitme organı ve sisteminin niteliklerini değerlendiren, işitmeyi ölçen araç)
                    • audiometer [ENG31-02760342-n] (an instrument used to measure the sensitivity of hearing)
                    • radar [TUR10-0640150] (Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz)
                    • radar [ENG31-04046324-n] (measuring instrument in which the echo of a pulse of microwave radiation is used to detect and locate distant objects)
                    • renkölçer [TUR10-0645780] (Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç)
                    • colorimeter [ENG31-03075556-n] (a measuring instrument used in colorimetric analysis to determine the quantity of a substance from the color it yields with specific reagents)
                    • sekstant [TUR10-0674560] (Güneşin, yıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet)
                    • sextant [ENG31-04187949-n] (a measuring instrument for measuring the angular distance between celestial objects)
                    • sismograf [TUR10-0696320] (Depremlerin yerini, süresini, şiddetini tespit eden çok duyarlı cihaz)
                    • seismograph [ENG31-04175901-n] (a measuring instrument for detecting and measuring the intensity and direction and duration of movements of the ground (as an earthquake))
                    • sonar [TUR10-0702040] (Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz)
                    • sonar [ENG31-04266881-n] (a measuring instrument that sends out an acoustic pulse in water and measures distances in terms of the time for the echo of the pulse to return)
                    • mezura [TUR10-0729180] (Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 metre uzunluğunda bezden yapılmış metre)
                    • tape [ENG31-04399200-n] (measuring instrument consisting of a narrow strip (cloth or metal) marked in inches or centimeters and used for measuring lengths)
                    • takimetre [TUR10-0740160] (Hareket durumundaki bir cismin hızını ölçmeye yarayan alet)
                    • tachometer [ENG31-04389967-n] (measuring instrument for indicating speed of rotation)
                    • takograf [TUR10-0740790] (Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı)
                    • tachometer [ENG31-04389967-n] (measuring instrument for indicating speed of rotation)
                    • uzaklık ölçer [TUR10-0760880] (İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç)
                    • rangefinder [ENG31-04060620-n] (a measuring instrument (acoustic or optical or electronic) for finding the distance of an object)
                    • termometre [TUR10-0768110] (Havanın sıcaklığını veya vücudun ısısını ölçmeye, göstermeye yarayan araç)
                    • thermometer [ENG31-04429007-n] (measuring instrument for measuring temperature)
                    • aktinometre [TUR10-0929080] (Radyasyon şiddetini ölçen araç)
                    • actinometer [ENG31-02680290-n] (an instrument for measuring the intensity of electromagnetic radiation (usually by the photochemical effect))
                    • paraketa [TUR10-1116670] (Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç)
                    • log [ENG31-03691984-n] (measuring instrument that consists of a float that trails from a ship by a knotted line in order to measure the ship's speed through the water)
                    • kriyoskop [TUR10-1211590] (Bir sıvının donma noktasını tayin için kullanılan bir cihaz)
                    • cryoscope [ENG31-03146856-n] (a measuring instrument for measuring freezing and melting points)
                    • dozimetre [TUR10-1211890] (Nükleer ışınım altında kalmışlık derecesini ya da ışın tedavisi yapılan hastalara verilen ışın miktarını belirmeye yarayan alet)
                    • dosemeter [ENG31-03230161-n] (a measuring instrument for measuring doses of ionizing radiation (X-rays or radioactivity))
                    • ölçüm cihazı [TUR10-1212640] (NOT: TUR10-1213880 ile aynı)
                    • gauge [ENG31-03434198-n] (a measuring instrument for measuring and indicating a quantity such as the thickness of wire or the amount of rain etc.)
                    • inklinometre [TUR10-1213170] (Mühendislik yapılarının inşası sırasında ve sonrasında ortamda oluşabilecek deformasyonların ve şev hareketlerinin, gözlenmesi, tespiti amacıyla yapılan ölçümlerde kullanılan alet)
                    • inclinometer [ENG31-03571735-n] (a measuring instrument for measuring the angle of magnetic dip (as from an airplane))
                    • planimetre [TUR10-1213210] (Bir plan, harita ve benzerleri üzerinde bir şeklin sınırlarıyla belirli yüzölçümünü ölçmeye yarayan alet)
                    • integrator [ENG31-03582481-n] (a measuring instrument for measuring the area of an irregular plane figure)
                    • iyon odası [TUR10-1213250] (X-ışınları, gama ışınları ve beta parçacıkları gibi belirli iyonize radyasyon türlerinin tespiti ve ölçümü için yaygın olarak kullanılan gazla doldurulmuş radyasyon dedektörlerinin en basiti)
                    • ionization chamber [ENG31-03588790-n] (a measuring instrument that measures the amount of ionizing radiation)
                    • ölçüm çubuğu [TUR10-1213790] (Kimyasal testlerde kullanılmak üzere bir indikatör ile doldurulmuş reaktif kağıt şeridi)
                    • measuring stick [ENG31-03741128-n] (measuring instrument having a sequence of marks at regular intervals)
                    • potansiyometre [TUR10-1214770] (Dışarıdan fiziksel müdahalelerle değeri değiştirilen dirençler)
                    • potentiometer [ENG31-03998195-n] (a measuring instrument for measuring direct current electromotive forces)
                    • rubu tahtası [TUR10-1214970] (Bir dairenin çeyreği şeklinde olan, gök cisimlerinin veya yüksekliği ölçülecek bina, kule gibi bir objenin eğim açısını ölçmek için kullanılan alet; kuadrant)
                    • quadrant [ENG31-04037322-n] (a measuring instrument for measuring altitude of heavenly bodies)
                    • refraktometre [TUR10-1215140] (Katı veya sıvılarda refraktif indeks, katı madde miktarı, kırılma indisi ve şeker miktarını ölçme amacıyla kullanılan laboratuvar cihazı)
                    • refractometer [ENG31-04077527-n] (measuring instrument for measuring the refractive index of a substance)
                    • sensitometre [TUR10-1215360] (Bir fotoğraf malzemesinin ışığa duyarlılığını çeşitli aralıklarla ölçmek için kullanılan araç)
                    • sensitometer [ENG31-04179668-n] (a measuring instrument for measuring the light sensitivity of film over a range of exposures)
                    • çalar saat [TUR10-0146860] (Ayarlanışına göre istenilen zamanda çalan saat)
                    • alarm clock [ENG31-02697521-n] (a clock that wakes a sleeper at some preset time)
                    • ölçüm cihazı [TUR10-1213880] (Aktif hale getirildiğinde gaz, su, mil veya zaman gibi şeylerin miktarını otomatik olarak ölçen ve kaydeden cihaz) meter [ENG31-03758568-n] (any of various measuring instruments for measuring a quantity)
                      • ampermetre [TUR10-0033740] (Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt)
                      • ammeter [ENG31-02705848-n] (a meter that measures the flow of electrical current in amperes)
                      • elektrometre [TUR10-0242360] (Elektrikte kullanılan türlü ölçü cihazları)
                      • electrometer [ENG31-03281607-n] (meter to measure electrostatic voltage differences)
                      • galvanometre [TUR10-0282560] (Mıknatıslı iğnede oluşan sapmaları gözlemek yoluyla elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan cihaz)
                      • galvanometer [ENG31-03418174-n] (meter for detecting or comparing or measuring small electric currents)
                      • radyometre [TUR10-0356370] (Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç)
                      • radiometer [ENG31-04050065-n] (meter to detect and measure radiant energy (electromagnetic or acoustic))
                      • taksimetre [TUR10-0741090] (Taksilerde kullanılan, ödenecek ücreti gösteren sayaç)
                      • taximeter [ENG31-04403470-n] (a meter in a taxi that registers the fare (based on the length of the ride))
                      • voltmetre [TUR10-0821350] (Bir elektrik devresindeki gizil güç farkını volt cinsinden ölçmeye yarayan alet)
                      • voltmeter [ENG31-04548606-n] (meter that measures the potential difference between two points)
                      • ohmmetre [TUR10-1214210] (Ohm birimiyle, elektrik direncini ölçen cihaz; direnç ölçer)
                      • ohmmeter [ENG31-03848506-n] (a meter for measuring electrical resistance in ohms)
                      • hız göstergesi [TUR10-1215650] (Aracın ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteren alet)
                      • speedometer [ENG31-04280915-n] (a meter fixed to a vehicle that measures and displays its speed)
                      • barometre [TUR10-1214860] (Monte edilmiş oldukları prosesin basınç seviyesini algılayarak, basınç değerinin ayarlanan set değerinin üzerine çıkması veya altına inmesi durumunda çıkış üreten ürün) barometer [ENG31-02797179-n] (an instrument that measures atmospheric pressure)
                        • basıölçer [TUR10-0524410] (Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet)
                        • manometer [ENG31-03723874-n] (a pressure gauge for comparing pressures of a gas)
                        • aneroid barometre [TUR10-1209810] (Atmosfer basıncını ölçmeye yarayan bir alet olan barometrenin havalı olanı; havalı barometre)
                        • aneroid barometer [ENG31-02713459-n] (a barometer that measures pressure without using fluids)
                        • tansiyon aleti [TUR10-1151980] (Ölçümün yapıldığı andaki kan basıncı değerlerini gösteren alet)
                        • sphygmomanometer [ENG31-04282104-n] (a pressure gauge for measuring blood pressure)
                        • aneroit [TUR10-0036320] (Cıva yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre)
                      • benzin göstergesi [TUR10-0093940] (Benzinle çalışan motorlu araçlarda benzinin düzeyini gösteren alet)
                      • gasoline gauge [ENG31-03429772-n] (gauge that indicates the amount of gasoline left in the gasoline tank of a vehicle)
                      • yelölçer [TUR10-0651440] (Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt)
                      • anemometer [ENG31-02713288-n] (a gauge for recording the speed and direction of wind)
                      • yağ çubuğu [TUR10-0824130] (Motorlu araçlarda motorun yağ seviyesini kontrol etmeye yarayan ve özel göstergesi bulunan ince çubuk)
                      • dipstick [ENG31-03209120-n] (a graduated rod dipped into a container to indicate the fluid level)
                      • yağışölçer [TUR10-0824470] (Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet)
                      • rain gauge [ENG31-04056697-n] (gauge consisting of an instrument to measure the quantity of precipitation)
                      • teleradar [TUR10-0760940] (Televizyon aracılığıyla radar görüntüsü alma işi)
                    • usturlap [TUR10-0800510] (Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç)
                    • astrolabe [ENG31-02754220-n] (an early form of sextant)
                    • saat [TUR10-0651590] (Günün hangi saati olduğunu gösteren alet) watch [ENG31-04563183-n] (a small portable timepiece)
                      • guguklu saat [TUR10-0311250] (Açılan küçük kapıdan veya pencereden bir guguk kuşunun çıkması ve ötmesiyle saat başlarını ve buçukları bildiren saat)
                      • cuckoo clock [ENG31-03149813-n] (clock that announces the hours with a sound like the call of the cuckoo)
                      • dijital saat [TUR10-1211800] (Zamanı dijital rakamlarla gösteren saatlerin genel adı)
                      • digital watch [ENG31-03202021-n] (a watch with a digital display)
                      • zamanlayıcı [TUR10-1216150] (Zaman aralığını ölçmek için özelleştirilmiş bir saat tipi) timer [ENG31-04445438-n] (a timepiece that measures a time interval and signals its end)
                        • kronometre [TUR10-0487150] (Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanında belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet)
                        • stopwatch [ENG31-04335324-n] (a timepiece that can be started or stopped for exact timing (as of a race))
                      • cep saati [TUR10-0136480] (Cepte taşınan saat) watch [ENG31-04563183-n] (a small portable timepiece)
                        • piryol [TUR10-0628770] (Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati)
                      • duvar saati [TUR10-0226750] (Duvara asılı saat)
                      • wall clock [ENG31-04555566-n] (a clock mounted on a wall)
                      • güneş saati [TUR10-0315930] (Bir düzlem ortasına dikilmiş bir çubuğun, bu düzlem üzerine ayrı ayrı zamanlarda düşen gölgesine bakılarak saati gösteren bölümler çizilerek yapılmış araç)
                      • sundial [ENG31-04362416-n] (timepiece that indicates the daylight hours by the shadow that the gnomon casts on a calibrated dial)
                      • kol saati [TUR10-0469420] (Bileğe takılan saat)
                      • wristwatch [ENG31-04615227-n] (a watch that is worn strapped to the wrist)
                      • sarkaçlı saat [TUR10-1212780] (Herhangi bir sarkaç düzeniyle çalışan saat)
                      • grandfather clock [ENG31-03457538-n] (a pendulum clock enclosed in a tall narrow case)
                      • kum saati [TUR10-0490770] (Dar bir boğazla birbirine bağlanmış iki cam kaptan oluşan ve üstteki kapta bulunan kumun aşağıya akmasından yararlanarak zamanı anlamaya, ölçmeye yarayan araç)
                      • hourglass [ENG31-03549323-n] (a sandglass that runs for sixty minutes)
                      • alafranga saat [TUR10-0023720] (Günü 24 saat sayarak günün başlayışını gece yarısı 01 olarak kabul eden saat sistemi)
                      • alaturka saat [TUR10-0024540] (Güneşin batışında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanan saat)
                      • ana saat [TUR10-0035530] (Gözlemevinde bulunan, saatler içinde en doğru giden ve öbür saatlerin ayarlanmasında kullanılan saat)
                      • zevali saat [TUR10-0873140] (Öğle vakti 12'yi başlangıç olarak alan saat)
                      • konsol saati [TUR10-0472530] (Konsol gibi düz yerlere oturtulacak biçimde yapılmış saat)
                      • elektronik saat [TUR10-0242520] (Elektrik enerjisi ile çalışan saat)
                    • damlalık [TUR10-0182520] (Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç)
                    • dropper [ENG31-03251786-n] (pipet consisting of a small tube with a vacuum bulb at one end for drawing liquid in and releasing it a drop at a time)
                    • gravimetre [TUR10-0156520] (Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç)
                    • gravimeter [ENG31-03460586-n] (a measuring instrument for measuring variations in the gravitational field of the earth)
                    • manyetometre [TUR10-0525500] (Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan alet)
                    • magnetometer [ENG31-03714382-n] (a meter to compare strengths of magnetic fields)
                    • mikrometre [TUR10-0544910] (Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet)
                    • micrometer [ENG31-03765190-n] (caliper for measuring small distances)
                    • oktant [TUR10-0584070] (Yıldızların yüksekliğini ve açı uzaklığını gözlemeye yarayan alet)
                    • octant [ENG31-03846343-n] (a measuring instrument for measuring angles to a celestial body)
                    • sonar [TUR10-0702030] (Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu akustik dalgalarla belirleyen sistem)
                    • sonar [ENG31-04266881-n] (a measuring instrument that sends out an acoustic pulse in water and measures distances in terms of the time for the echo of the pulse to return)
                    • el kantarı [TUR10-0243870] (Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti)
                    • steelyard [ENG31-04319292-n] (a portable balance consisting of a pivoted bar with arms of unequal length)
                    • viskozite ölçüm cihazı [TUR10-1216500] (Akışkan bir maddenin, kıvamlılık ve akışkanlık parametrelerini ölçen alet; viskometre; viskozimetre)
                    • viscometer [ENG31-04545544-n] (a measuring instrument for measuring viscosity)
                    • açıklıkölçer [TUR10-0005070] (Bir mikroskobun açıklığını ölçmeye yarayan alet)
                    • batimetre [TUR10-0085320] (Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet)
                    • piknometre [TUR10-0627650] (Özgül ağırlığı ölçmeye yarayan alet)
                    • pirometre [TUR10-0628680] (Çok yüksek sıcaklıkları ölçmeye yarayan alet)
                    • akıcılık ölçeği [TUR10-0018030] (Bir sıvının belli sıcaklıktaki akıcılığını ölçmekte kullanılan alet)
                    • akıntıölçer [TUR10-0018810] (Bir akarsuyun ve kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet)
                    • alkalimetre [TUR10-0028570] (Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz)
                    • alkolmetre [TUR10-0028820] (Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz)
                    • termograf [TUR10-0684040] (Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızıl ötesi ışınları kaydeden cihaz)
                    • tesviye aleti [TUR10-0770090] (Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç)
                    • füzyometre [TUR10-0281030] (Erime ısısını ölçmeye yarayan cihaz)
                    • gazölçer [TUR10-0285870] (Belirli basınç altında gelen gazın hacmini ölçmeye yarayan araç)
                    • gaz sayacı [TUR10-0285900] (İçinden geçen gazın ne kadar olduğunu ölçen araç)
                    • kompas [TUR10-0470610] (Küçük uzunlukları, çapları ve kalınlıkları doğru olarak ölçmeye yarayan bir ölçü aracı)
                    • ebülyoskop [TUR10-0233640] (Cisimlerin kaynama sıcaklığını tespit etmeye yarayan cihaz)
                    • çap pergeli [TUR10-1210810] (Bir cismin iki karşıt tarafı arasındaki mesafeyi ölçmek için kullanılan araç)
                    • çekimölçer [TUR10-0156510] (Çekim kuvvetlerini ölçmeye yarayan araç)
                    • çelik metre [TUR10-0157970] (Üzerinde ölçü birimleri işaretlenmiş, küçük bir kutuya girebilen, ince çelik metalden yapılmış ölçme aracı)
                    • dalgaölçer [TUR10-0180510] (Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet)
                    • debimetre [TUR10-0186570] (Bir borudan akan gaz veya sıvının hacim ve kütle cinsinden debisini kontrol eden, düzenleyen ve ölçen araç)
                    • dilatometre [TUR10-0292350] (Isınan sıvıların görünür genleşme kat sayılarını belirleyen araç)
                    • duyumölçer [TUR10-0227600] (Derinin duyarlığını ölçmeye yarayan alet)
                    • etalon [TUR10-0256910] (Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli)
                    • akselerograf [TUR10-0020860] (Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç)
                    • anterograf [TUR10-0039100] (Bağırsak kasılmalarını ölçmeye yarayan alet)
                    • kronograf [TUR10-0717010] (Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç)
                    • kumpas [TUR10-0490680] (Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede kullanılan ölçüm aleti)
                    • areometre [TUR10-0690030] (Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet)
                      • oleometre [TUR10-0585540] (Yağların yoğunluğunu ölçmeye yarayan sıvıölçer)
                    • asitölçer [TUR10-0049980] (Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz)
                    • sakarimetre [TUR10-0657710] (Bir sıvıda çözelti durumunda bulunan şeker miktarını belirlemeye yarayan alet)
                    • salinometre [TUR10-1127370] (Deniz suyundaki tuz yoğunluğunu ölçen araç)
                    • sandık [TUR10-0663060] (Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti)
                    • yuvarölçer [TUR10-0864540] (Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç)
                    • aydınlıkölçer [TUR10-0514690] (Aydınlıkları ölçmeye yarayan aygıt)
                    • azotölçer [TUR10-0066110] (Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt)
                    • yanışölçer [TUR10-0831820] (Yanma verimini ve onu etkileyen etkenleri ölçmekte kullanılan cihaz)
                    • barograf [TUR10-0955350] (Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet)
                    • yağölçer [TUR10-0825420] (Sütteki yağlı madde miktarını ölçmeye yarayan alet)
                    • voltametre [TUR10-0821330] (Bir elektrotta, açığa çıkan madde miktarına göre devreden geçen elektrik miktarını ölçmeye yarayan alet)
                    • metre [TUR10-0540160] (Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı)
                      • mikrometre [TUR10-0544900] (Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet)
                      • minimetre [TUR10-0546940] (Silindir biçimindeki nesnelerin iç çaplarını denetlemekte kullanılan ölçü aleti)
                    • şıraölçer [TUR10-0730560] (Şıranın yoğunluğunu ölçmeye yarayan alet)
                    • sütölçer [TUR10-0719730] (Sütün yoğunluğunu ölçmeye yarayan alet)
                    • ödyometre [TUR10-0598850] (Kimyasal tepkimelerde gazların hacim değişmelerini ölçmeye yarayan araç)
                    • soğumölçer [TUR10-0699810] (Soğuma durumunu ölçmeye yarayan alet)
                    • sülfürimetre [TUR10-0714940] (Bir maddedeki kükürt oranını tespit etmek için kullanılan alet)
                    • su sayacı [TUR10-0713480] (İçinden geçen suyun miktarını ölçen araç)
                    • grizumetre [TUR10-0310880] (Maden ocaklarında havanın grizu oranını ölçmeye yarayan cihaz)
                    • park sayacı [TUR10-1117320] (Paralı park yerlerinde aracın kaldığı süreyi belirleyen saat)
                    • polarimetre [TUR10-0631960] (Bir ışığın polarma oranını ölçmeye yarayan alet)
                    • istadya [TUR10-0381450] (Uzakta bulunan iki noktanın arasını ölçmekte kullanılan araç)
                    • helyograf [TUR10-0338680] (Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet)
                    • hızölçer [TUR10-0343310] (Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı)
                  • optik cihaz [TUR10-1214240] (Bir görüntünün görünümünü geliştirmek amacıyla ışık dalgalarını yönlendiren veya bir dizi karakteristik özelliklerini belirlemek amacıyla ışık dalgalarını analiz etmede kullanılan bir araç) optical instrument [ENG31-03857800-n] (an instrument designed to aid vision)
                    • dürbün [TUR10-0071520] (Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet) binoculars [ENG31-02844544-n] ((plural) an optical instrument designed for simultaneous use by both eyes)
                      • ekvatoral [TUR10-0240780] (Yıldızların açılım ve yükselimini ölçmekte kullanılan dürbün)
                      • ayna [TUR10-0062510] (Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün)
                    • periskop [TUR10-0624180] (Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin gözünü çevirmeksizin çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç)
                    • periscope [ENG31-03923170-n] (an optical instrument that provides a view of an otherwise obstructed field)
                    • spektroskop [TUR10-0707890] (Işın tayflarını incelemeye yarayan alet)
                    • spectroscope [ENG31-04280183-n] (an optical instrument for spectrographic analysis)
                    • projektör [TUR10-1177640] (Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü oluşturulan alet)
                    • projector [ENG31-04015928-n] (an optical instrument that projects an enlarged image onto a screen)
                    • prizmalı spektroskop [TUR10-1215640] (Işık tayfını)
                    • spectroscope [ENG31-04280183-n] (an optical instrument for spectrographic analysis)
                    • gözlük [TUR10-0514850] (Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç) spectacles [ENG31-04279164-n] ((plural) optical instrument consisting of a frame that holds a pair of lenses for correcting defective vision)
                      • güneş gözlüğü [TUR10-0315760] (Gözü güneşin zararlı ışınlarından korumaya yarayan alet)
                      • sunglasses [ENG31-04363134-n] ((plural) spectacles that are darkened or polarized to protect the eyes from the glare of the sun)
                      • kelebek gözlük [TUR10-0454340] (Burundan tutturularak kullanılan sapsız gözlük)
                      • dalgıç gözlüğü [TUR10-0180630] (Su altında görmeyi sağlayan ve içine su girmeyecek biçimde yapılmış gözlük)
                    • deniz aynası [TUR10-0193790] (Denizin dibini açık ve seçik görebilmek için özel olarak yapılmış cam alet)
                  • tıbbi cihaz [TUR10-1213830] (Üretici tarafından amaçlanan uygulama için gerekli olan donanım da dahil olmak üzere, insanlar üzerinde; hastalığın teşhisi, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi, her hangi bir yaralanma veya sakatlığın teşhisi, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya telafi edilmesi, anatominin veya fizyolojik prosesin incelenmesi, değiştirilmesi veya modifikasyonu, gebeliğin kontrolü amacıyla tek başına veya beraber kullanılan ve insan vücudu üzerinde esas kullanım amacını farmakolojik, immünolojik veya metabolik vasıtalarla gerçekleştirmeyen ancak bu vasıtalardan yardım alan her türlü alet, aparat, cihaz veya başka bir madde) medical instrument [ENG31-03745184-n] (instrument used in the practice of medicine)
                    • şırınga [TUR10-0362440] (Kaslar veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa, araç) syringe [ENG31-04383963-n] (a medical instrument used to inject or withdraw fluids)
                      • şırınga [TUR10-0730630] (Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet)
                      • douche [ENG31-03233236-n] (a small syringe with detachable nozzles)
                      • şırınga [TUR10-0730650] (Bir doku veya boşluğa basınçla sıvı doldurmaya yarayan alet)
                    • EKG [TUR10-0419470] (Kalbin hareketlerini, grafik biçiminde kaydeden cihaz)
                    • cardiograph [ENG31-02966939-n] (medical instrument that records electric currents associated with contractions of the heart)
                    • oftalmoskop [TUR10-0582850] (Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan ayna)
                    • ophthalmoscope [ENG31-03856133-n] (medical instrument for examining the retina of the eye)
                    • stetoskop [TUR10-0709370] (Kalbin, iç organların hareketlerini dinlemeye yarayan araç)
                    • stethoscope [ENG31-04324313-n] (a medical instrument for listening to the sounds generated inside the body)
                    • diyaliz makinesi [TUR10-1211760] (Böbrek yetmezliği çeken hastaların belirli zamanlarda bağlanmak zorunda kaldıkları suni böbrek makinesine verilen ad)
                    • dialyzer [ENG31-03192435-n] (a medical instrument for separating substances in solution by unequal diffusion through semipermeable membranes)
                    • cerrahi alet [TUR10-1215900] (Cerrahide kullanılan tıbbi bir alet) surgical instrument [ENG31-04371632-n] (a medical instrument used in surgery)
                      • fotokoagülatör [TUR10-1214480] (Fotokoagülasyonda kullanılan bir alet)
                      • photocoagulator [ENG31-03930654-n] (surgical instrument containing a laser for use in photocoagulation)
                      • cerrahi bıçak [TUR10-1215910] (İnce ve keskin bıçağa sahip, doktorlar ve özellikle cerrahlar tarafından kullanılan küçük ve hafif bıçak) surgical knife [ENG31-04371914-n] (a very sharp knife used in surgery)
                        • bisturi [TUR10-0108820] (Kan almak, aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak)
                        • scalpel [ENG31-04149499-n] (a thin straight surgical knife used in dissection and surgery)
                      • mil [TUR10-0545170] (Türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk) probe [ENG31-04012787-n] (a flexible slender surgical instrument with a blunt end that is used to explore wounds or body cavities)
                        • krank mili [TUR10-1087490] (Pistonun doğrusal hareketini dairesel dönme hareketine çeviren mil)
                        • saplama [TUR10-0664670] (Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil)
                        • muylu [TUR10-0558590] (Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller)
                    • flit [TUR10-0276880] (Bu ilacı havaya püskürten araç)
                    • gastroskop [TUR10-0284180] (Yutma borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet)
                    • mamografi [TUR10-0522810] (Memenin filmini çeken özel bir cihaz)
                    • endoskop [TUR10-1052620] (İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet)
                    • kardiyoskop [TUR10-0419550] (Kalp kasılmalarının incelenmesine yarayan cihaz)
                  • mancınık [TUR10-0523060] (Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı)
                  • catapult [ENG31-02985366-n] (an engine that provided medieval artillery used during sieges)
                  • seyir cihazı [TUR10-1214080] (Yön bulmayı sağlayan cihaz; navigasyon cihazı) navigational instrument [ENG31-03818716-n] (an instrument used for navigating)
                    • pusula [TUR10-0638570] (Üzerinde kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç) compass [ENG31-03084501-n] (navigational instrument for finding directions)
                      • sağır pusula [TUR10-1125920] (Ağır hareket eden pusula)
                      • yön belirteci [TUR10-0860670] (Pusula)
                      • kıblenüma [TUR10-0446980] (Kıble yönünü göstermek için, bulunulan yere göre özel işareti olan pusula)
                      • pusulacık [TUR10-0638610] (Küçük pusula)
                  • çizim aleti [TUR10-1211920] (Teknik ressam tarafından çizim yapmada kullanılan araç) drafting instrument [ENG31-03235863-n] (an instrument used by a draftsman in making drawings)
                    • iletki [TUR10-0528300] (Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç)
                    • protractor [ENG31-04022302-n] (drafting instrument used to draw or measure angles)
                    • pergel [TUR10-0842590] (Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç)
                    • compass [ENG31-03084637-n] (drafting instrument used for drawing circles)
                  • cımbız [TUR10-0138430] (Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa) extractor [ENG31-03313097-n] (an instrument for extracting tight-fitting components)
                    • çift [TUR10-0166850] (Küçük maşa veya cımbız)
                  • forseps [TUR10-0278480] (Bazı güç doğumlarda çocuğun başını tutup dışarı çekmeye yarayan araç) forceps [ENG31-03386077-n] (an extractor consisting of a pair of pincers used in medical treatment (especially for the delivery of babies))
                    • tutçek [TUR10-1165030] (Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; forseps)
                  • darağacı [TUR10-0673780] (İdama mahkum olanları asmak için kurulan sehpa)
                  • gallows [ENG31-03417816-n] (an instrument of execution consisting of a wooden frame from which a condemned person is executed by hanging)
                  • gaz odası [TUR10-1212620] (İçine zehirli veya boğucu gaz koyulmuş, idam için kullanılan oda)
                  • gas chamber [ENG31-03427198-n] (instrument of execution consisting of a sealed chamber into which poison gas is introduced)
                  • giyotin [TUR10-0299510] (Fransa'da ölüm cezasına çarptırılanların başını kesmek için kullanılan araç)
                  • guillotine [ENG31-03472000-n] (instrument of execution that consists of a weighted blade between two vertical poles)
                  • büyüteç [TUR10-0624550] (Cisimleri büyüterek gösteren alet) hand glass [ENG31-03490014-n] (light microscope consisting of a single convex lens that is used to produce an enlarged image)
                    • lup [TUR10-0514400] (Bir tür büyüteç)
                    • hand glass [ENG31-03490014-n] (light microscope consisting of a single convex lens that is used to produce an enlarged image)
                    • mikroskop [TUR10-0545090] (Bir mercek düzeneği yardımıyla küçük nesneleri büyütüp daha belirgin duruma getirmeye veya çıplak gözle görülmeyenleri göstermeye yarayan alet) microscope [ENG31-03766206-n] (magnifier of the image of small objects)
                      • elektron mikroskobu [TUR10-0242540] (Normal ışık yerine bir elektron demeti ile çalışan ve bir milyon kez net büyütebilen özel mikroskop)
                      • biyomikroskop [TUR10-0110210] (Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop)
                    • teleskop [TUR10-0761050] (Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt) telescope [ENG31-04410773-n] (a magnifier of images of distant objects)
                      • arayıcı [TUR10-0043460] (İstenilen yıldızı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop)
                  • kırbaç [TUR10-0450180] (Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı) whip [ENG31-04585055-n] (an instrument with a handle and a flexible lash that is used for whipping)
                    • usturpa [TUR10-0800530] (İnce bir halatın ucuna bir kurşun parçası bağlanarak yapılan bir çeşit kırbaç)
                    • kamçı [TUR10-0406700] (Bir ucuna ip, deri vb. bağlı vurma, dövme aracı)
                    • scourge [ENG31-04157033-n] (a whip used to inflict punishment (often used for pedantic humor))
                    • çavun [TUR10-0154780] (Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç)
                  • nivo [TUR10-1215920] (İki nokta arasındaki kot farkını bulmaya, düz arazide yüzey nivelmanı yapılarak harita almaya yarayan topografik ölçe aleti)
                  • surveyor's level [ENG31-04372838-n] (surveying instrument consisting basically of a small telescope with an attached spirit level rotating around a vertical axis)
                  • telemetre [TUR10-0760860] (İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç)
                  • telemeter [ENG31-04408034-n] (any scientific instrument for observing events at a distance and transmitting the information back to the observer)
                  • takeometre [TUR10-0739420] (Düzenlenmiş arazinin yüz ölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet)
                  • theodolite [ENG31-04426208-n] (a surveying instrument for measuring horizontal and vertical angles, consisting of a small telescope mounted on a tripod)
                  • çamur kalemi [TUR10-0149200] (Heykeltıraşların çamura biçim verme sırasında kullandıkları şimşir araç)
                  • çelik kalemi [TUR10-0157830] (Her türlü metal, tahta ve taşları kesme, oyma ve yontma işlerinde çekiçle vurarak kullanılan, çelikten yapılmış, keskin uçlu alet)
                  • daldız [TUR10-0179980] (Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet)
                  • estomp [TUR10-0254930] (Kara kalem resimde çizgiyi veya pastel boyasını yaymak için kullanılan, kendi üzerine sarılmış kâğıt veya deri)
                  • baroskop [TUR10-0078320] (Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı)
                  • buzçözer [TUR10-0126750] (Buzu çözen, donmayı önleyen alet)
                  • mumlayıcı [TUR10-0555650] (Filmleri mumlamakta kullanılan alet)
                  • mühresenk [TUR10-0560830] (Süsleme nakışlarını ve yaldızları mührelemekte kullanılan araç)
                  • çektirme [TUR10-0157470] (Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet)
                  • görüntüleyici [TUR10-0306320] (Görüntülemeyi sağlayan alet)
                  • pinel [TUR10-0628100] (Rüzgârın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki araç)
                • ateş [TUR10-0054720] (Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç) lighter [ENG31-03671917-n] (a device for lighting or igniting fuel or charges or fires)
                  • ağızotu [TUR10-0013800] (Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde)
                  • fuse [ENG31-03412032-n] (any igniter that is used to initiate the burning of a propellant)
                  • kibrit [TUR10-0460180] (Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası)
                  • match [ENG31-03733928-n] (lighter consisting of a thin piece of wood or cardboard tipped with combustible chemical)
                  • çırakman [TUR10-0165110] (Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş)
                • gösterge [TUR10-0091900] (Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç) indicator [ENG31-03573297-n] (a device for showing the operating condition of some system)
                  • ibre [TUR10-0357380] (Ölçü aletleri, saat ve göstergelerde sayı veya işaret göstermeye yarayan hareketli iğne) needle [ENG31-03821934-n] (a slender pointer for indicating the reading on the scale of a measuring instrument)
                    • akrep [TUR10-0020490] (Saatin iki ibresinden küçüğü)
                    • yelkovan [TUR10-0847140] (Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi)
                  • imleç [TUR10-0371510] (Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi)
                  • cursor [ENG31-03155461-n] ((computer science) indicator consisting of a movable spot of light (an icon) on a visual display)
                  • ölçek [TUR10-0397320] (Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm) dial [ENG31-03191721-n] (the circular graduated indicator on various measuring instruments)
                    • mine [TUR10-0546610] (Saat kadranı)
                  • yakıt göstergesi [TUR10-0827150] (Motorlu taşıtlarda yakıtın durumunu veya düzeyini göstermeye yarayan alet)
                  • fuel gauge [ENG31-03406044-n] (an indicator of the amount of fuel remaining in a vehicle)
                  • kabarcıklı düzeç [TUR10-0393380] (İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu bir cam silindir ve bir tahta yataktan oluşan, düzlem veya doğruların yataylığını belirleyen alet)
                  • level [ENG31-03664184-n] (indicator that establishes the horizontal when a bubble is centered in a tube of liquid)
                  • su terazisi [TUR10-0714070] (Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti)
                  • level [ENG31-03664184-n] (indicator that establishes the horizontal when a bubble is centered in a tube of liquid)
                  • yağ göstergesi [TUR10-0824250] (Motorlu araçlarda yağın olup olmadığını gösteren alet)
                  • yağış göstergesi [TUR10-0824430] (Yağış durumunu ölçen ve gösteren alet)
                  • yağ lambası [TUR10-0824650] (Otomobillerde yağ seviyesi düştüğünde uyarmaya yarayan lamba)
                  • gaz göstergesi [TUR10-0285440] (LPG ile çalışan motorlu araçlarda gazın düzeyini gösteren alet)
                  • kontör [TUR10-0472890] (Belirli bir sürenin bir birim olarak kabul edildiği ve toplam konuşma süresinin kaç birim olduğunu sayısal olarak gösteren araç)
                    • kontörlük [TUR10-0472920] (Kontör)
                  • mazot göstergesi [TUR10-0531030] (Mazotla çalışan motorlu araçlarda mazotun düzeyini gösteren alet)
                  • sapma göstergesi [TUR10-1128530] (Geminin rota çizgisinden hangi yönde ve ne kadar saptığını gösteren araç)
                  • idare lambası [TUR10-0732010] (Az ışık veren küçük gaz lambası)
                  • ikaz lambası [TUR10-0364670] (Taşıtlarda ısı, benzin, yağ vb. durumlarla ilgili sürücüyü uyaran ışıklı gösterge)
                  • denek taşı [TUR10-0192490] (Bir kimse veya nesnenin değerini anlamaya yarayan şey)
                • bileği [TUR10-0102320] (Kesici araçları bilemek için kullanılan alet)
                • sharpener [ENG31-04192114-n] (any implement that is used to make something (an edge or a point) sharper)
                • buğulaştırıcı [TUR10-0121730] (Suyun buğu durumuna getirilmesi için kullanılan araç)
                • vaporizer [ENG31-04528257-n] (a device that puts out a substance in the form of a vapor (especially for medicinal inhalation))
                • buharlaştırıcı [TUR10-0121900] (Buharlaşma işlemini gerçekleştiren alet)
                • vaporizer [ENG31-04528257-n] (a device that puts out a substance in the form of a vapor (especially for medicinal inhalation))
                • buton [TUR10-0126290] (Çalıştırmaya yarayan düğme)
                • release [ENG31-04080537-n] (a device that when pressed will release part of a mechanism)
                • çakmak [TUR10-0146280] (Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti) lighter [ENG31-03671917-n] (a device for lighting or igniting fuel or charges or fires)
                  • çakaralmaz [TUR10-0145540] (Basit, ilkel çakmak)
                • deklanşör [TUR10-0189580] (Fotoğraf makinesinin resim çekilirken basılan düğmesi)
                • trigger [ENG31-04490329-n] (a device that activates or releases or causes something to happen)
                • emniyet [TUR10-0246130] (Bir araçta güven sağlayıcı parça) guard [ENG31-03469399-n] (a device designed to prevent injury or accidents)
                  • emniyet kilidi [TUR10-0246190] (Kapı, kasa ve benzerinde güvenliği sağlayan kilit)
                  • safety catch [ENG31-04133474-n] (guard consisting of a locking device that prevents a weapon from being fired)
                  • emniyet düğmesi [TUR10-0246160] (Patlayıcı ve yanıcı aletlerin güvenle kullanılmasına yardımcı olan, kullanıldığı zaman açık, kullanılmadığında da kapalı tutulan düğme)
                  • emniyet pimi [TUR10-0246220] (Ateşli silahlarda güvenli kullanımı sağlayan pim)
                • fırça [TUR10-0270770] (Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl ve benzerinden yapılan araç) brush [ENG31-02911542-n] (an implement that has hairs or bristles firmly set into a handle)
                  • boya fırçası [TUR10-0115880] (Boya sürmek veya resim yapmak için kullanılan değişik tür ve ölçülerde fırça)
                  • paintbrush [ENG31-03881909-n] (a brush used as an applicator (to apply paint))
                  • diş fırçası [TUR10-0210110] (Dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü)
                  • toothbrush [ENG31-04460427-n] (small brush)
                  • perlon fırça [TUR10-0624350] (Boya işlerinde kullanılan perlondan yapılmış fırça)
                  • tel fırça [TUR10-0761230] (Tel ile yapılmış sert fırça)
                  • tıraş fırçası [TUR10-0774790] (Sakal tıraşı olurken yüze sabun sürmeye yarayan fırça)
                  • sakal fırçası [TUR10-1126610] (Karinadaki yabancı maddeleri temizlemekte veya kazımakta kullanılan fırça)
                  • sakal fırçası [TUR10-1126600] (Sakalı taramak, düzeltmek için kullanılan fırça)
                  • toz fırçası [TUR10-0784460] (Toz almak veya tozu temizlemek için kullanılan yumuşak kıllı fırça)
                  • isteka [TUR10-0382980] (Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik)
                • fırın [TUR10-0271180] (Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet) heater [ENG31-03513245-n] (device that heats water or supplies warmth to a room)
                  • elektrik fırını [TUR10-0241780] (Elektrik enerjisi ile çalışan mutfak aleti)
                  • yüksek fırın [TUR10-0865480] (Sanayide kullanılan, ham demir madeninin eritildiği, ısı derecesi yüksek olan fırın)
                  • mufla [TUR10-0552580] (Porselen fırını)
                  • hava gazı fırını [TUR10-0332670] (Hava gazı ile çalışan fırın)
                • filtre [TUR10-0274320] (Süzgeç) filter [ENG31-03344588-n] (device that removes something from whatever passes through it)
                  • süzgeç [TUR10-0274330] (Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı)
                  • strainer [ENG31-04339381-n] (a filter to retain larger pieces while smaller pieces and liquids pass through)
                  • elek [TUR10-0241550] (Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez ve benzerinden oluşan araç) sieve [ENG31-04223701-n] (a strainer for separating lumps from powdered material or grading particles)
                    • norton eleği [TUR10-0579670] (Zımpara taneciklerinin büyüklüklerini saptama ve birbirlerinden ayırma işinde kullanılan elekler grubu)
                    • kalbur [TUR10-0401750] (Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek) riddle [ENG31-04095808-n] (a coarse sieve (as for gravel))
                      • çeç [TUR10-0155580] (Tahıl elenen kalbur)
                      • sarat [TUR10-0665350] (Büyük delikli kalbur)
                      • gözer [TUR10-0308750] (Buğday, toprak ve benzerinin elendiği iri gözlü kalbur)
                    • süzgeç [TUR10-0720190] (Sıvıları süzmeye yarayan araç) colander [ENG31-03070853-n] (bowl-shaped strainer)
                      • süzgeç [TUR10-0720210] (Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça)
                    • tepir [TUR10-0765990] (Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan, kıldan veya kamıştan yapılmış elek)
                  • tandem filtre [TUR10-0743280] (Birbirine aktarmalı yapıda oluşturulan ikiz filtre)
                  • kuru filtre [TUR10-0494520] (Hava içindeki kirleri, bezden torbalar yardımıyla ayıran süzgeç)
                  • arıtıcı [TUR10-0044770] (Arıtma özelliği olan şey)
                    • rafinatör [TUR10-0640980] (Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi)
                • üvendire [TUR10-0303930] (Çift öküzlerini yürütmek için kullanılan, ucuna nodul çakılmış uzun değnek) prod [ENG31-04014040-n] (a pointed instrument that is used to prod into a state of motion)
                  • mahmuz [TUR10-0518750] (Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça)
                  • spur [ENG31-04297397-n] (a sharp prod fixed to a rider's heel and used to urge a horse onward)
                  • çekel [TUR10-0155860] (Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm)
                • ısıtıcı [TUR10-0354200] (Bir nesnenin, genellikle bir akışkanın sıcaklığını, kullanmadan önce arttırmaya yarayan alet) heater [ENG31-03513245-n] (device that heats water or supplies warmth to a room)
                  • mangal [TUR10-0476150] (Isınmaya, bir şey pişirmeye yarayan, sac, bakır veya pirinçten, türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak)
                  • brazier [ENG31-02896680-n] (large metal container in which coal or charcoal is burned)
                  • radyatör [TUR10-0640350] (Bir akaryakıtın yanmasından veya sıcak bir akışkandan aldığı ısıyı dışarı ileten dilimli borulardan oluşan ısıtma aracı)
                  • radiator [ENG31-04047545-n] (heater consisting of a series of pipes for circulating steam or hot water to heat rooms or buildings)
                  • soba [TUR10-0698510] (Bir yeri ısıtmak için içinde kömür, odun veya gaz yakılarak kullanılan bir araç) stove [ENG31-04337405-n] (any heating apparatus)
                    • katalitik soba [TUR10-0427320] (Tüp gaz ile çalışan, ısıtma amacıyla kullanılan bir tür soba)
                    • gaz sobası [TUR10-0285920] (İçine konan gaz yağının yanmasıyla ısınan soba)
                    • salamandra [TUR10-0659330] (Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası)
                    • katalitik [TUR10-1252720] (Katalitik soba)
                    • odun sobası [TUR10-0582670] (Sadece odun yakılmasına elverişli bir soba türü)
                  • sıcak su kazanı [TUR10-1216630] (Sıcak su elde etmekte kullanılan kazan)
                  • water heater [ENG31-04567399-n] (a heater and storage tank to supply heated water)
                  • kombi [TUR10-0470100] (Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç)
                  • elektrikli ısıtıcı [TUR10-0241960] (Elektrik enerjisinin oluşturduğu ısıyı çevreye yayan araç)
                  • şofben [TUR10-0733280] (Gaz veya elektrikle çalışarak sıcak su sağlayan araç)
                  • su ısıtıcısı [TUR10-0711080] (Su ısıtmaya yarayan alet)
                • ışık [TUR10-0355480] (Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç) light [ENG31-03670692-n] (any device serving as a source of illumination)
                  • meryemanakandili [TUR10-0537760] (Zayıf yanan ışık)
                  • ışık kaynağı [TUR10-1213570] (Gece veya cisimlerin insan gözü tarafından görülemediği durumlarda kendiliğinden ışık yayarak etrafını aydınlatan ve cisimlerin görülebilmesini sağlayan ışık saçan alet) light [ENG31-03670692-n] (any device serving as a source of illumination)
                    • far [TUR10-0264410] (Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği) headlight [ENG31-03509141-n] (a powerful light with reflector)
                      • kısa far [TUR10-0453340] (Kısa mesafeyi aydınlatma gücüne sahip otomobil farı)
                      • uzun far [TUR10-0805570] (Uzun mesafeyi aydınlatma gücüne sahip otomobil farı)
                      • sis farı [TUR10-0696240] (Otomobillerde sisli havalarda görüş mesafesini açan lamba)
                      • sis lambası [TUR10-0696250] (Sisli havalarda trafiği kolaylaştırmak için kullanılan, sarı ışık veren bir lamba)
                    • projektör [TUR10-0636530] (Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı)
                    • flood [ENG31-03370220-n] (light that is a source of artificial illumination having a broad beam)
                  • çerağ [TUR10-0988890] (Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ)
                  • çırağ [TUR10-0164990] (Işık veren araç)
                • ayakkabı çekeceği [TUR10-0442240] (Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz ve plastik maddeden yapılmış alet)
                • shoehorn [ENG31-04207580-n] (a device used for easing the foot into a shoe)
                • kürek [TUR10-0502960] (Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç) oar [ENG31-03842942-n] (an implement used to propel or steer a boat)
                  • boyana [TUR10-0116680] (Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek)
                  • scull [ENG31-04163875-n] (each of a pair of short oars that are used by a single oarsman)
                • maşa [TUR10-0528580] (Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç) tongs [ENG31-04458020-n] (any of various devices for taking hold of objects)
                  • şakşak [TUR10-0722190] (Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi "şak" diye ses çıkaran tahta maşa)
                • reflektör [TUR10-0644380] (Işık, ses, görüntü ve benzerini geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç) reflector [ENG31-04076388-n] (device that reflects radiation)
                  • ayna [TUR10-0309180] (Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam) mirror [ENG31-03778568-n] (polished surface that forms images by reflecting light)
                    • endam aynası [TUR10-0246870] (İnsanı boyunca gösteren ayna)
                    • dev aynası [TUR10-0199310] (Nesneleri olduğundan çok büyük gösteren ayna)
                    • cüce aynası [TUR10-0143380] (Nesneleri olduğundan küçük gösteren ayna)
                    • dikiz aynası [TUR10-0204040] (Taşıtlara veya yol dönemeçlerine arka tarafı görebilmek için konulan ayna)
                    • döner ayna [TUR10-0221430] (Arkalı önlü ayna, iki tarafı da aynalı cam)
                  • katafot [TUR10-0427220] (Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör)
                  • yayındırıcı [TUR10-0843220] (Işığın yayınmasını sağlamak için ışık kaynağı önüne konulan türlü yapıda yüzeyler)
                    • süzek [TUR10-0720170] (Işığın önüne konulan, ince kumaş veya tülden yarı saydam yayındırıcı)
                  • ışık çanağı [TUR10-0355580] (Sahneyi aydınlatmak için değişik açılardan ışığın gelmesini sağlayan çukur madenî yansıtıcı)
                  • ışık aynası [TUR10-0355560] (Fotoğrafçılıkta ışığı yansıtmak için ışık kaynağının önüne konulan nesne)
                • sineklik [TUR10-0694420] (Ucu yassı ve geniş plastik, tel ve benzerinden sinek öldürmek için kullanılan saplı araç)
                • swatter [ENG31-04376369-n] (an implement with a flat part (of mesh or plastic) and a long handle)
                • yangın söndürücü [TUR10-0706020] (Yangın söndürmeye yarayan alet)
                • fire extinguisher [ENG31-03350683-n] (a manually operated device for extinguishing small fires)
                • tampon [TUR10-0743010] (Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey)
                • buffer [ENG31-02914504-n] (a cushion-like device that reduces shock due to an impact)
                • tarak [TUR10-0746130] (Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç)
                • comb [ENG31-03078859-n] (a flat device with narrow pointed teeth on one edge)
                • tezene [TUR10-0772230] (Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet) pick [ENG31-03935898-n] (a small thin device (of metal or plastic or ivory) used to pluck a stringed instrument)
                  • tırnak [TUR10-0775460] (Kanun çalmakta kullanılan mızrap)
                • adaptör [TUR10-0801760] (Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet)
                • adapter [ENG31-02681751-n] (device that enables something to be used in a way different from that for which it was intended or makes different pieces of apparatus compatible)
                • yelpaze [TUR10-0847320] (Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, küçük, katlanabilir, taşınabilir araç)
                • fan [ENG31-03324991-n] (a device for creating a current of air by movement of a surface or surfaces)
                • yemlik [TUR10-0848400] (Hayvanlara yem verilen yer veya kap)
                • bird feeder [ENG31-02846791-n] (an outdoor device that supplies food for wild birds)
                • zıpkın [TUR10-0874600] (Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak) spear [ENG31-04278258-n] (an implement with a shaft and barbed point used for catching fish)
                  • kakıç [TUR10-0400360] (Balık avında kullanılan, ucu demir kancalı bir çeşit zıpkın)
                  • çatal zıpkın [TUR10-0153180] (Büyük balıkları zıpkınlayarak avlamakta kullanılan üç dişli, sivri uçlu araç)
                  • üççatal [TUR10-0806200] (Büyük balıkları avlamak için kullanılan ucu üç çatallı zıpkın)
                • aplikatör [TUR10-1209970] (Bir şey sokmak ya da belli bir yüzeye bir madde uygulamak amacıyla kullanılan alet) applicator [ENG31-02733263-n] (a device for applying a substance)
                  • tabanca [TUR10-0735690] (Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç)
                  • spray gun [ENG31-04294885-n] (an applicator resembling a gun for applying liquid substances (as paint) in the form of a spray)
                  • boya tabancası [TUR10-0116220] (Sıvı boyayı püskürtmek için kullanılan alet)
                • otomatik pilot [TUR10-1210220] (Mekanik, elektrik ve hidrolik sistemleri kullanarak, herhangi bir insan komutu gerekmeden aracın kumanda edilmesini sağlayan alet)
                • autopilot [ENG31-02765174-n] (a navigational device that automatically keeps ships or planes or spacecraft on a steady course)
                • solunum cihazı [TUR10-1210650] (Nefes almakta sorun yaşayan hastalarda kullanılan tıbbi cihaz; ventilatör) breathing device [ENG31-02898868-n] (a device that facilitates breathing in cases of respiratory failure)
                  • dalış tüpü [TUR10-1209990] (Dalış yapanların su altında uzun süre kalabilmeleri için solunum yapmalarını sağlayan tüp)
                  • aqualung [ENG31-02734634-n] (a device (trade name Aqua-Lung) that lets divers breathe under water)
                • doğum kontrol aracı [TUR10-1211400] (Geçici veya kalıcı olarak hamileliği engellemek ya da hamile kalma olasılığını azaltmak amacıyla kullanılan yöntem, araç-gereç veya ilaç) contraceptive [ENG31-03101244-n] (an agent or device intended to prevent conception)
                  • prezervatif [TUR10-0414940] (Cinsel ilişkilerle geçebilecek enfeksiyonlardan korunmak veya kadının gebe kalmasını önlemek için erkeklerin kullandığı ince, saydam bir çeşit kılıf)
                  • condom [ENG31-03092620-n] (contraceptive device consisting of a sheath of thin rubber or latex that is worn over the penis during intercourse)
                  • spiral [TUR10-0708100] (Döl yatağı içine konan, gebeliği uzun süreli önleyici sarmal biçiminde araç)
                  • intrauterine device [ENG31-03587265-n] (contraceptive device consisting of a piece of bent plastic or metal that is inserted through the vagina into the uterus)
                • dişçilik teçhizatı [TUR10-1211690] (Mesleki görevlerin yerine getirilmesi için diş hekimi veya dişhekimi personeli tarafından kullanılan sarf edilemez aletler) dental appliance [ENG31-03180270-n] (a device to repair teeth or replace missing teeth)
                  • takma diş [TUR10-0740630] (Gerçek diş yerini tutabilecek biçimde yapılmış eğreti diş) denture [ENG31-03181052-n] (a dental appliance that artificially replaces missing teeth)
                    • köprü [TUR10-0482020] (Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılan diş protezi)
                    • bridge [ENG31-02902852-n] (a denture anchored to teeth on either side of missing teeth)
                    • damaklı diş [TUR10-0181600] (Damağı ile birlikte hazırlanan takma diş)
                • elektrikli cihaz [TUR10-1212040] (Elektrik üreten veya elektrikle çalışan cihaz) electrical device [ENG31-03274312-n] (a device that produces or is powered by electricity)
                  • alarm [TUR10-0024270] (Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için işaret veren düzenek)
                  • anten [TUR10-0038980] (Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz) antenna [ENG31-02718140-n] (an electrical device that sends or receives radio or television signals)
                    • çanak anten [TUR10-0149520] (Uzaydaki aktarıcıdan belirli frekanslarda yapılan radyo ve televizyon yayınlarını almaya yarayan tepsi biçiminde anten)
                    • dish [ENG31-03212026-n] (directional antenna consisting of a parabolic reflector for microwave or radio frequency radiation)
                  • buji [TUR10-0122120] (Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç)
                  • spark plug [ENG31-04276380-n] (electrical device that fits into the cylinder head of an internal-combustion engine and ignites the gas by means of an electric spark)
                  • direnç [TUR10-0208500] (Bir devreye istenilen değerde akıma karşı ek tepki katmak için kullanılan düzen) resistor [ENG31-04087045-n] (an electrical device that resists the flow of electrical current)
                    • dimmer [TUR10-0206290] (Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç)
                    • dimmer [ENG31-03204172-n] (a rheostat that varies the current through an electric light in order to control the level of illumination)
                    • balast direnç [TUR10-0073460] (Gerilimin büyük değişimlerinde, devredeki akımı sabit tutmak için konulan direnç)
                  • distribütör [TUR10-0209790] (Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt)
                  • distributor [ENG31-03217717-n] (electrical device that distributes voltage to the spark plugs of a gasoline engine in the order of the firing sequence)
                  • transformatör [TUR10-0222060] (Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç) transformer [ENG31-04478550-n] (an electrical device by which alternating current of one voltage is changed to another voltage)
                    • kulaklık [TUR10-0488850] (Radyo, telefon, telsiz ve benzerinde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç)
                    • headset [ENG31-03510811-n] (receiver consisting of a pair of headphones)
                    • hoparlör [TUR10-0347440] (Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet)
                    • loudspeaker [ENG31-03696785-n] (electro-acoustic transducer that converts electrical signals into sounds loud enough to be heard at a distance)
                    • mikrofon [TUR10-0544820] (Elektrik akımı etkisiyle sesi uzakta bulunan alıcıya ulaştıran araç) microphone [ENG31-03765483-n] (device for converting sound waves into electrical energy)
                      • sağır mikrofon [TUR10-1125900] (Çevre seslerinden etkilenmeyen, doğrudan doğruya konuşanın sesini alan mikrofon)
                    • ahize [TUR10-0015600] (Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça)
                    • telephone receiver [ENG31-04409715-n] (earphone that converts electrical signals into sounds)
                    • ağızlık [TUR10-0013740] (Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm)
                  • erkek fiş [TUR10-0251250] (Prize sokulan bacaklı elektrik fişi)
                  • plug [ENG31-03974625-n] (an electrical device with two or three pins that is inserted in a socket to make an electrical connection)
                  • fiş [TUR10-0275290] (Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç)
                  • plug [ENG31-03974625-n] (an electrical device with two or three pins that is inserted in a socket to make an electrical connection)
                  • flaşör [TUR10-0276820] (Otomobillerde dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen)
                  • flasher [ENG31-03363687-n] (an electrical device that automatically turns a lamp on and off (as for an advertising display))
                  • konvertisör [TUR10-0474280] (Bir cismin veya bir gücün biçimini değiştirmeye yarayan alet)
                  • relay [ENG31-04080072-n] (electrical device such that current flowing through it in one circuit can switch on and off a current in a second circuit)
                  • pano [TUR10-0612550] (Elektrikle çalışan araçların kontrol ve komuta düğmeleri, ekran, sinyal lambası vb. parçalarının bir arada toplandığı bölüm)
                  • dashboard [ENG31-03167888-n] (instrument panel on an automobile or airplane containing dials and controls)
                  • batarya [TUR10-0627720] (Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç) battery [ENG31-02813606-n] (a device that produces electricity)
                    • kuru pil [TUR10-0495420] (Akıntı yapmaması için elektroliti soğurucu bir maddeyle kaplı pil)
                    • volta pili [TUR10-1216530] (İçinde kendiliğinden yürüyen kimyasal tepkimenin elektrik ürettiği pil) voltaic cell [ENG31-04548047-n] (an electric cell that generates an electromotive force by an irreversible conversion of chemical to electrical energy)
                      • akü [TUR10-0018590] (Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz)
                      • storage battery [ENG31-04335467-n] (a voltaic battery that stores electric charge)
                    • kalem pil [TUR10-0402830] (İnce, uzun ve küçük pil)
                    • termoelektrik çifti [TUR10-0768050] (Isı enerjisini doğrudan doğruya elektrik enerjisine dönüştürebilen iki metalden oluşan pil)
                    • nervür [TUR10-0574720] (Direnci artıran çıkıntı)
                    • nervür [TUR10-0574710] (Bir veya iki milimlik pili)
                  • reaktör [TUR10-0643550] (Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan, iki ucu açık boru biçiminde itici) reactor [ENG31-04064958-n] (an electrical device used to introduce reactance into a circuit)
                    • bobin [TUR10-0110910] (İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt) coil [ENG31-03069712-n] (reactor consisting of a spiral of insulated wire that introduces inductance into a circuit)
                      • armatür [TUR10-0046300] (Bir mıknatısın iki kutbu arasında, kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası) armature [ENG31-02741276-n] (coil in which voltage is induced by motion through a magnetic field)
                        • rotor [TUR10-0648940] (Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm)
                        • rotor [ENG31-04119056-n] (the rotating armature of a motor or generator)
                  • redresör [TUR10-0644120] (İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt)
                  • rectifier [ENG31-04072744-n] (electrical device that transforms alternating into direct current)
                  • sigorta [TUR10-0691580] (Özellikle elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğunda eriyerek güvenliği sağlayan, kazayı önleyen nesne veya düzen)
                  • fuse [ENG31-03412279-n] (an electrical device that can interrupt the flow of electrical current when it is overloaded)
                  • kondansatör [TUR10-0857700] (İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz)
                  • capacitor [ENG31-02958683-n] (an electrical device characterized by its capacity to store an electric charge)
                  • güneş pili [TUR10-1041270] (Güneş ışığından elde edilen enerjinin doğrudan elektrik enerjisine dönüşmesini sağlayan araç)
                  • solar array [ENG31-04264900-n] (electrical device consisting of a large array of connected solar cells)
                  • elektrik devresi [TUR10-1211100] (Direnç, kondansatör, iletim hatları, güç kaynağı ve anahtarlar gibi çeşitli devre elemanlarının bir araya gelerek oluşturduğu devre) circuit [ENG31-03037347-n] (an electrical device that provides a path for electrical current to flow)
                    • entegre devre [TUR10-1213200] (Aynı veya farklı çeşit elektronik devre elemanlarının (direnç, diyot, transistör vb.) bir düzen içerisinde ve bir fonksiyon amacında bir araya getirilmeleriyle oluşan yeni eleman)
                    • integrated circuit [ENG31-03582259-n] (a microelectronic computer circuit incorporated into a chip or semiconductor)
                    • açık devre [TUR10-0004350] (İçinden sürekli akım geçmeyecek bir yalıtkanla kesilmiş elektrik devresi)
                    • diyot [TUR10-1009850] (Yalnızca bir yönde akım geçiren devre)
                    • dizey [TUR10-1256770] (Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre, matris)
                    • ardışık devre [TUR10-0939540] (Herhangi bir andaki çıkış değerlerinin, o andaki giriş değerlerine ve içsel durumuna bağımlı olduğu devre)
                  • elektrostatik jeneratör [TUR10-1212130] (Statik elektrik, yüksek voltajda elektrik veya düşük süreli akım üreten elektromekanik jeneratör)
                  • electrostatic generator [ENG31-03285305-n] (electrical device that produces a high voltage by building up a charge of static electricity)
                  • jak [TUR10-1213290] (Kulaklık, hoparlör, mikrofon gibi ses aygıtlarının kullandığı giriş)
                  • jack [ENG31-03594700-n] (an electrical device consisting of a connector socket designed for the insertion of a plug)
                  • doğrultucu [TUR10-1215130] (Tek ya da çok evreli dalgalı akımı doğru, yerine göre dalgalı akıma dönüştüren araç)
                  • rectifier [ENG31-04072744-n] (electrical device that transforms alternating into direct current)
                  • rezistör [TUR10-1215170] (Hacmine göre büyük bir dirence sahip olan bir iletken)
                  • resistor [ENG31-04087045-n] (an electrical device that resists the flow of electrical current)
                  • transponder [TUR10-1216260] (Telekomünikasyonda başka bir cihazla haberleşebilen çeşitli cihazlara verilen ortak isim)
                  • transponder [ENG31-04480510-n] (electrical device designed to receive a specific signal and automatically transmit a specific reply)
                  • zayıflatıcı [TUR10-1210190] (Zayıflatma özelliği olan)
                  • attenuator [ENG31-02758680-n] (an electrical device for attenuating the strength of an electrical signal)
                  • ekran [TUR10-0239580] (Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey; görüntülük) screen [ENG31-04159676-n] (the display that is electronically created on the surface of the large end of a cathode-ray tube)
                    • masaüstü [TUR10-0527590] (Bilgisayar açıldığında klasör, program vb. simgeler ile genel görüntülerin yer aldığı çalışma ortamı)
                    • background [ENG31-02772080-n] ((computer science) the area of the screen in graphical user interfaces against which icons and windows appear)
                  • kapasitör [TUR10-1210850] (Elektrik yükü depolamak için kullanılan, bir izolatör ile ayrılmış bir veya daha fazla iletken çifti içeren cihaz)
                  • capacitor [ENG31-02958683-n] (an electrical device characterized by its capacity to store an electric charge)
                  • devre [TUR10-0200440] (Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol)
                  • circuit [ENG31-03037347-n] (an electrical device that provides a path for electrical current to flow)
                  • reaktif yük [TUR10-1215090] (Akımın ve voltajın safha dışı olduğu ve volt amper veya kilovolt amper cinsinden ölçülen ve alternatif akım üreten istasyon veya sistem tarafından taşınan yük)
                  • reactor [ENG31-04064958-n] (an electrical device used to introduce reactance into a circuit)
                  • elektrofon [TUR10-0242200] (Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz)
                  • elektromotor [TUR10-0242400] (Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç)
                  • betatron [TUR10-0096820] (Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç)
                  • değeç [TUR10-0998400] (Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici)
                • elektronik cihaz [TUR10-1212110] (İşlevini elektrik ile gerçekleştiren cihaz) electronic device [ENG31-03282682-n] (a device that accomplishes its purpose electronically)
                  • tarayıcı [TUR10-1215280] (Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç)
                  • scanner [ENG31-04150205-n] (an electronic device that generates a digital representation of an image for data input to a computer)
                  • elektron tüpü [TUR10-1216320] (Havası boşaltılmış veya gaz doldurulmuş, metal elektrotları bulunan cam, seramik veya metal silindir biçiminde muhafaza.)
                  • tube [ENG31-04501499-n] (electronic device consisting of a system of electrodes arranged in an evacuated glass or metal envelope)
                  • göstergeç [TUR10-1035350] (Televizyon, bilgisayar ve benzerinde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet) monitor [ENG31-03787723-n] (display produced by a device that takes signals and displays them on a television screen or a computer monitor)
                    • ekran [TUR10-0239600] (Televizyon camı; görüntülük)
                    • monitor [ENG31-03787723-n] (display produced by a device that takes signals and displays them on a television screen or a computer monitor)
                    • beyaz cam [TUR10-0097490] (Televizyon ekranı)
                  • osilatör [TUR10-1214270] (Dönümlü almaşık akımlar üretmeye yarayan aygıt)
                  • oscillator [ENG31-03862950-n] (generator that produces sonic oscillations or alternating current)
                  • aspiratör [TUR10-0051210] (Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç)
                  • kasetçalar [TUR10-0424880] (Kaset çalan araç)
                  • maşa [TUR10-0528590] (Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik veya ateşle ısıtılan maşa biçiminde alet)
                • eşanjör [TUR10-1212950] (Herhangi bir fiziksel temas olmaksızın aralarında sıcaklık farkı olan -sıvı veya gaz- iki akışkanın birbirine karışmadan birinden diğerine ısı transferini sağlayan devre elemanı; ısı eşanjörü; ısı değiştiricisi)
                • heat exchanger [ENG31-03513629-n] (device that transfers heat from one liquid to another without allowing them to mix)
                • sırım [TUR10-1213530] (Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası)
                • leather strip [ENG31-03658546-n] (implement consisting of a strip of leather)
                • kayıt cihazı [TUR10-1213860] (NOT: TUR10-1215120 ile aynı) memory device [ENG31-03750331-n] (a device that preserves information for retrieval)
                  • bant [TUR10-0076540] (Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit)
                  • magnetic tape [ENG31-03713575-n] (memory device consisting of a long thin plastic strip coated with iron oxide)
                  • bellek [TUR10-0092150] (Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm) memory [ENG31-03749767-n] (an electronic memory device)
                    • dış bellek [TUR10-0201740] (Bilgisayarın yalnızca giriş çıkış kanallarını kullanarak erişebildiği bellek)
                    • önbellek [TUR10-1248150] (Ana belleğe kıyasla küçük, hızlı ve işlemci çekirdeğine yakın bellek)
                    • iç bellek [TUR10-0358160] (Bilgisayarın giriş çıkış kanalları kullanılmaksızın erişebildiği bellek)
                  • kompakt disk [TUR10-1211290] (Seslerin kaydedilip, tekrar dinlenmesini mümkün kılan sayısal kayıt ve okuma yapan disk) compact disk [ENG31-03083234-n] (a digitally encoded recording on an optical disk that is smaller than a phonograph record)
                    • CD-ROM [TUR10-1211020] (Kısaca CD diye anılan, bilgi ve verileri kalıcı olarak kaydetmeye yarayan elektronik kayıt cihazı)
                    • CD-ROM [ENG31-02992134-n] (a compact disk that is used with a computer (rather than with an audio system))
                  • uzunçalar [TUR10-0805470] (Üzerine seslerin düşük devirle kaydedildiği büyük boyutlu plak)
                  • LP [ENG31-03699965-n] (a long-playing phonograph record)
                  • manyetik kayıt cihazı [TUR10-1213710] (Manyetik ortamda kayıt yapmak için gerekli ekipmanlardan oluşan kayıt cihazı; manyetik kaydedici) magnetic recorder [ENG31-03713136-n] (recorder consisting of equipment for making records on magnetic media)
                    • teyp [TUR10-0771950] (Manyetik bir bant üzerine sesleri kaydeden ve okuyan aygıt) magnetic tape [ENG31-03713575-n] (memory device consisting of a long thin plastic strip coated with iron oxide)
                      • kaset [TUR10-0424870] (İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu) magnetic tape [ENG31-03713575-n] (memory device consisting of a long thin plastic strip coated with iron oxide)
                        • tekli [TUR10-0758770] (Bir sanatçının tek eserini seslendirdiği kaset)
                        • videokaset [TUR10-0819890] (Üzerinde kayıtlı olanı video aracılığıyla ekrana yansıtabilen kaset)
                  • disk [TUR10-0209580] (Gramofon plağı)
                  • phonograph record [ENG31-03930191-n] (sound recording consisting of a disk with a continuous groove)
                  • plak [TUR10-0630610] (Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak) phonograph record [ENG31-03930191-n] (sound recording consisting of a disk with a continuous groove)
                    • kırkbeşlik [TUR10-0451590] (Dönme hızı dakikada kırk beş devir olan plak)
                    • taş plak [TUR10-1154110] (Bakalitten imal edilen gramofon plağı)
                  • videoteyp [TUR10-0819900] (Hem görüntü hem de ses kaydedebilen, daha önce kasete kaydedilmiş görüntü ve sesleri ekrana yansıtan aygıt)
                  • videotape [ENG31-04541815-n] (a video recording made on magnetic tape)
                  • mukayyit [TUR10-0555190] (Kaydedici makine)
                  • diktafon [TUR10-0204600] (Bir tür ses alma cihazı)
                  • videobant [TUR10-0819860] (Televizyon yayınlarının kaydedildiği, bir kasete sarılı şerit)
                  • dalga bandı [TUR10-0180150] (Hem radyo hem de optik dalgaları kapsayan bant)
                  • sinematograf [TUR10-0694740] (Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç)
                • müzik aleti [TUR10-1214020] (Müzik çalmak için kullanılan herhangi bir alet) musical instrument [ENG31-03806455-n] (any of various devices or contrivances that can be used to produce musical tones or sounds)
                  • bendir [TUR10-0092830] (Alaturka çalgı aleti)
                  • bas [TUR10-0080240] (En kalın sesli orkestra çalgısı)
                  • bass [ENG31-02806515-n] (the member with the lowest range of a family of musical instruments)
                  • vurmalı çalgı [TUR10-1214420] (Bir nesnenin başka bir nesneye çarpması suretiyle ses çıkaran müzik aleti) percussion instrument [ENG31-03921556-n] (a musical instrument in which the sound is produced by one object striking another)
                    • piyano [TUR10-0630140] (Klavyeli, telli, değişik tuşlara basılarak çalınan ağır ve büyük çalgı) piano [ENG31-03934354-n] (a keyboard instrument that is played by depressing keys that cause hammers to strike tuned strings and produce sounds)
                      • kuyruklu piyano [TUR10-0498680] (Duvar piyanosu gibi dik olmayan, gövdesi üç ayak üstünde yatık bir durumda bulunan piyano)
                      • grand piano [ENG31-03457685-n] (a piano with the strings on a horizontal harp-shaped frame)
                    • bateri [TUR10-0084780] (Orkestrada vurmalı çalgı takımı; davul)
                    • zil [TUR10-0875990] (Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne)
                      • çalpara [TUR10-0148690] (Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç)
                      • kastanyet [TUR10-0425750] (Parmaklara takılarak çalınan bir tür zil)
                    • perküsyon [TUR10-0624290] (Vurmalı çalgı grubu) percussion instrument [ENG31-03921556-n] (a musical instrument in which the sound is produced by one object striking another)
                      • davul [TUR10-0185170] (Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı) drum [ENG31-03254272-n] (a musical percussion instrument)
                        • nakkare [TUR10-0569040] (Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davul)
                        • timbal [TUR10-0777040] (Üstü deri ile kaplı, bakırdan yapılan, küre biçiminde bir tür davul)
                        • kettle [ENG31-03618174-n] (a large hemispherical brass or copper percussion instrument with a drumhead that can be tuned by adjusting the tension on it)
                        • tamtam [TUR10-0743140] (Afrika yerlilerinin çaldığı davul)
                        • kös [TUR10-0483520] (Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul)
                        • kudüm [TUR10-0488200] (Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı)
                        • ramazan davulu [TUR10-0642120] (Ramazan günlerinde oruç tutacakları sahura kaldırmak için mahalle aralarında çalınan davul)
                      • dümbelek [TUR10-0228890] (Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir çeşit çalgı)
                      • drum [ENG31-03254272-n] (a musical percussion instrument)
                      • gonk [TUR10-0300610] (Keçe veya bez kaplı bir tokmakla vurularak uzun süreli ses veren, tepsi biçiminde, madenî bir çalgı)
                      • gong [ENG31-03452665-n] (a percussion instrument consisting of a metal plate that is struck with a softheaded drumstick)
                      • ksilofon [TUR10-0487270] (Değişik sayıda akortlu tahta veya metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan, iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı)
                      • marimba [ENG31-03726875-n] (a percussion instrument with wooden bars tuned to produce a chromatic scale and with resonators)
                      • trampet [TUR10-0785870] (İki değnek ile çalınan küçük davul)
                      • drum [ENG31-03254272-n] (a musical percussion instrument)
                      • timpani [TUR10-1213380] (Genellikle orkestralarda kullanılan, davul benzeri vurmalı bir çalgı)
                      • kettle [ENG31-03618174-n] (a large hemispherical brass or copper percussion instrument with a drumhead that can be tuned by adjusting the tension on it)
                      • marimba [TUR10-1213750] (Vurma çalgılar ailesinden genellikle tahtadan yapılmış tuşlarına malletlerle vurularak ses elde edilen bir çalgı)
                      • marimba [ENG31-03726875-n] (a percussion instrument with wooden bars tuned to produce a chromatic scale and with resonators)
                      • vibrafon [TUR10-1216480] (Perküsyon ailesinin idiofon alt ailesinden, genellikle caz müzikte kullanılan metal çubuklu bir çalgı)
                      • vibraphone [ENG31-04540126-n] (a percussion instrument similar to a xylophone but having metal bars and rotating disks in the resonators that produce a vibrato sound)
                      • klavsen [TUR10-0464690] (Piyanoya benzer, klavyeli ve telli bir çalgı)
                      • harpsichord [ENG31-03501421-n] (a clavier with strings that are plucked by plectra mounted on pivots)
                      • tef [TUR10-0186910] (Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı) tambourine [ENG31-04394487-n] (a shallow drum with a single drumhead and with metallic disks in the sides)
                        • zilli tef [TUR10-1215970] (Küçük el tamburuna benzeyen davul)
                        • tambourine [ENG31-04394487-n] (a shallow drum with a single drumhead and with metallic disks in the sides)
                        • daire [TUR10-0179250] (Saz takımında usul vurmaya yarayan tef)
                    • zilli maşa [TUR10-0876060] (Uçlarına zil takılmış maşa biçiminde bir çalgı)
                    • darbuka [TUR10-0183970] (Toprak veya madenden yapılan, bir yanı açık, vurmalı çalgı)
                    • fortepiyano [TUR10-1253040] (Klavsenden piyanoya geçiş döneminde geliştirilen günümüz piyanosundan bazı farkları olan müzik aleti)
                  • yaylı çalgı [TUR10-1215820] (Gövde üzerine gerilmiş teller aracılığıyla ses çıkaran müzik aleti) stringed instrument [ENG31-04345614-n] (a musical instrument in which taut strings provide the source of sound)
                    • gitar [TUR10-0298920] (Genellikle altı telli, telleri iki parmak arasında çekilerek çalınan bir çalgı) guitar [ENG31-03472449-n] (a stringed instrument usually having six strings)
                      • ukulele [TUR10-1216370] (Şekil olarak gitara benzeyen, 4 naylon telli bir enstrüman)
                      • uke [ENG31-04513584-n] (a small guitar having four strings)
                      • elektrogitar [TUR10-0242210] (Elektrikten yararlanılarak sesi yükseltilen gitar)
                      • basgitar [TUR10-0955210] (Çoğunlukla dört telli, kalın sesler veren bir tür gitar)
                    • kanun [TUR10-0411090] (Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı)
                    • zither [ENG31-04622583-n] (a musical stringed instrument with strings stretched over a flat sounding board)
                    • klavye [TUR10-0464710] (Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü)
                    • keyboard [ENG31-03619216-n] (device consisting of a set of keys on a piano or organ or typewriter or typesetting machine or computer or the like)
                    • banjo [TUR10-0954510] (Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti)
                    • banjo [ENG31-02790645-n] (a stringed instrument of the guitar family that has long neck and circular body)
                    • balalayka [TUR10-0073350] (Üç köşeli, üç telli Rus halk sazı)
                    • balalaika [ENG31-02779983-n] (a stringed instrument that has a triangular body and three strings)
                    • arp [TUR10-0046690] (Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli ve telli, büyük çalgı) harp [ENG31-03500383-n] (a chordophone that has a triangular frame consisting of a sounding board and a pillar and a curved neck)
                      • lir [TUR10-0512230] (Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı)
                      • lyre [ENG31-03704614-n] (a harp used by ancient Greeks for accompaniment)
                    • lavta [TUR10-0508450] (Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı)
                    • lute [ENG31-03703694-n] (chordophone consisting of a plucked instrument having a pear-shaped body, a usually bent neck, and a fretted fingerboard)
                    • ut [TUR10-0800860] (Türk müziği araçlarından, iri karınlı, kısa ve kıvrık saplı, kirişli ve mızrapla çalınan, arka bölümü bombeli, çember şeklinde ve 19 ya da 21 tahtadan yapılmış bir çalgı)
                    • lute [ENG31-03703694-n] (chordophone consisting of a plucked instrument having a pear-shaped body, a usually bent neck, and a fretted fingerboard)
                    • mandolin [TUR10-0523470] (İkişer ikişer aynı değerde dört çift telli, kısa saplı bir çalgı)
                    • mandolin [ENG31-03722505-n] (a stringed instrument related to the lute, usually played with a plectrum)
                    • saz [TUR10-0671520] (Türk halk müziğinde kullanılan, gövdesi ağaçtan oyularak yapılmış, telli, uzun saplı çalgı)
                      • tambur [TUR10-0742650] (Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı)
                        • yaylı tambur [TUR10-0843710] (Yayla çalınan bir tambur türü)
                      • bulgari [TUR10-0123240] (Dört telli bağlama)
                      • kontrbas [TUR10-0473090] (Keman türünden, en kalın sesli yaylı saz)
                      • üçtelli [TUR10-1170130] (Üç teli olan saz)
                      • yongar [TUR10-0859610] (Üç telli bağlama)
                    • cızgara [TUR10-0139460] (Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü)
                    • cura [TUR10-0143210] (Mızrap ile çalınan iki veya üç telli halk sazı)
                    • cümbüş [TUR10-0143570] (Maden gövdeli, tambura benzer bir saz)
                    • çenk [TUR10-0159500] (Arpı andıran, telli bir çalgı)
                    • santur [TUR10-0664120] (Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı)
                    • buzuki [TUR10-0127010] (Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı)
                  • akordiyon [TUR10-0020080] (Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı)
                  • accordion [ENG31-02675461-n] (a portable box-shaped free-reed instrument)
                  • üflemeli çalgı [TUR10-1216710] (İnsan nefesiyle havanın titreşmesi sayesinde notaların ortaya çıkmasını sağlayan çalgıların genel adı)
                    • gayda [TUR10-0787690] (Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı)
                    • bagpipe [ENG31-02778488-n] (a tubular wind instrument)
                    • tuba [TUR10-0787050] (Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan nefesli çalgı)
                    • bass horn [ENG31-02807418-n] (the lowest brass wind instrument)
                    • fagot [TUR10-0262940] (Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı) bassoon [ENG31-02807776-n] (a double-reed instrument)
                      • kontrafagot [TUR10-1211390] (Normal fagotun bir oktav kalını)
                      • contrabassoon [ENG31-03101090-n] (the bassoon that is the largest instrument in the oboe family)
                    • borazan [TUR10-0114380] (Nefesle çalınan perdesiz madeni çalgı) cornet [ENG31-03115320-n] (a brass musical instrument with a brilliant tone)
                      • yemek borusu [TUR10-0847820] (Yemek vaktini bildirmek için çalınan boru)
                      • korno [TUR10-0476330] (Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz veya fil dişi boru)
                      • ti borusu [TUR10-0776280] (Ti işareti veren boru)
                      • yem borusu [TUR10-0847560] (Askerlikte hayvanlara yem verme saatinin geldiğini bildirmek için çalınan boru)
                    • klarnet [TUR10-0464490] (Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı) clarinet [ENG31-03041694-n] (a single-reed instrument with a straight tube)
                      • basklarnet [TUR10-0079820] (Kalın sesli klarnet)
                    • kornet [TUR10-0476240] (Pistonlu orkestra çalgısı)
                    • cornet [ENG31-03115320-n] (a brass musical instrument with a brilliant tone)
                    • ahşap nefesli çalgı [TUR10-1216750] (Ağaçtan, tahtadan yapılmış üflenerek çalınan çalgı) woodwind [ENG31-04605909-n] (any wind instrument other than the brass instruments)
                      • flüt [TUR10-0276830] (Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı) flute [ENG31-03376875-n] (a high-pitched woodwind instrument)
                        • fifre [TUR10-0272770] (Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir tür flüt)
                        • pikolo [TUR10-0627700] (Normal bir flütün bir oktav tizine ayarlanmış küçük flüt)
                        • piccolo [ENG31-03935329-n] (a small flute)
                        • pan flüt [TUR10-1116190] (Antik Çağdan beri kullanılan yan yana bağlanmış değişik uzunluktaki kamış, metal, kil veya ahşaptan yapılan, ince borulardan oluşan bir tür üflemeli çalgı)
                        • yan flüt [TUR10-1177020] (Baş bölümü hafif konik, gövde ve kuyruk bölümündeki parçalar boru şeklinde olan bir tür üflemeli çalgı)
                        • okarina [TUR10-1214180] (Genellikle kil veya seramikten yapılan bir flüt çeşidi)
                    • korno [TUR10-0476340] (Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı)
                    • French horn [ENG31-03399752-n] (a brass musical instrument consisting of a conical tube that is coiled into a spiral and played by means of valves)
                    • mızıka [TUR10-0543690] (Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı) harmonica [ENG31-03499379-n] (a small rectangular free-reed instrument having a row of free reeds set back in air holes and played by blowing into the desired hole)
                      • nöbet [TUR10-0579970] (Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka)
                    • obua [TUR10-0581720] (Orkestrada yer alan çift kamışlı, tahtadan yapılmış üflemeli çalgı)
                    • oboe [ENG31-03844419-n] (a slender double-reed instrument)
                    • kaval [TUR10-0429870] (Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı)
                    • pipe [ENG31-03951891-n] (a tubular wind instrument)
                    • saksafon [TUR10-0659010] (Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı)
                    • sax [ENG31-04148141-n] (a single-reed woodwind with a conical bore)
                    • trombon [TUR10-0786780] (Sürgü kolunun hareketiyle değişik yükseklikte seslerin elde edildiği nefesli çalgı)
                    • trombone [ENG31-04494650-n] (a brass instrument consisting of a long tube whose length can be varied by a U-shaped slide)
                    • zurna [TUR10-0877890] (Keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı)
                      • mey [TUR10-0541220] (Türk halk müziğinde kullanılan, ağzı yassı bir tür zurna)
                      • papara [TUR10-0613090] (Orta oyununda zurna)
                      • cura zurna [TUR10-0143250] (Bir tür küçük zurna)
                      • arakiye [TUR10-0042190] (Bir tür küçük zurna)
                    • ağızlık [TUR10-0013680] (Nefesli çalgılarda ağza gelen yer)
                    • ney [TUR10-0575910] (Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan bir üflemeli çalgı)
                      • neyçe [TUR10-0575920] (Küçük ney)
                      • nısfiye [TUR10-0576330] (Bir tür kısa ney)
                    • girift [TUR10-0298220] (Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı)
                    • çığırtma [TUR10-0162560] (Basit, küçük, nefesli bir çalgı)
                    • trompet [TUR10-0786810] (Bir ağızlık ve kendi üstüne kıvrılmış silindir bir borudan oluşan nefesli çalgı)
                    • düz flüt [TUR10-1016590] (Plastik veya ağaçtan yapılan, baş, gövde ve kuyruk bölümlerinden oluşan bir tür üflemeli çalgı)
                    • bombardon [TUR10-0113070] (Bandoda en kalın sesi veren, pistonlu, nefesli çalgı)
                    • helikon [TUR10-0338410] (Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı)
                  • laterna [TUR10-0507860] (Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür org)
                  • hurdy gurdy [ENG31-02799187-n] (a stringed instrument that produces sounds by means of a wheel that rubs against the strings)
                  • org [TUR10-0249820] (Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı) organ [ENG31-03859585-n] (wind instrument whose sound is produced by means of pipes arranged in sets supplied with air from a bellows and controlled from a large complex musical keyboard)
                    • armonyum [TUR10-0046400] (Taşınabilir küçük org)
                    • harmonyum [TUR10-0329420] (Dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen küçük org)
                  • tabla [TUR10-0736490] (Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir tür çalgı)
                  • tambura [TUR10-0742670] (Türk halk müziğinde kullanılan, cura, bulgari, çöğür, bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı)
                  • tamtam [TUR10-0743130] (Orkestrada yer alan bir tür Çin gongu)
                  • tar [TUR10-0745860] (Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü)
                  • telli sazlar [TUR10-1157690] (Tellerine vurulduğunda veya tellere yay sürtüldüğünde oluşan titreşimler sayesinde ses çıkaran çalgılar)
                  • elektronik sazlar [TUR10-1018830] (Elektrikten yararlanarak kullanılan çalgılar)
                  • elektrosaz [TUR10-0242570] (Elektrikten yararlanılarak sesi yükseltilen saz)
                  • fanyol [TUR10-0264400] (Bariton veya tenor ses veren, bakırdan yapılmış çalgı)
                  • felek [TUR10-0267140] (Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı)
                  • caz takımı [TUR10-0133990] (Caz müziği çalan orkestranın bütün çalgıları)
                  • saz [TUR10-0671510] (Türk halk müziğinde bağlama, cura, tar vb. mızraplı çalgıların genel adı) beating-reed instrument [ENG31-02820934-n] (a musical instrument that sounds by means of a vibrating reed)
                    • kopuz [TUR10-0474990] (Ozanların çaldığı telli Türk sazı)
                    • çöğür [TUR10-0173860] (İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı)
                    • yatuğan [TUR10-0841670] (Kanun, santur vb. sazların ortak adı)
                    • meydan sazı [TUR10-0541500] (On iki teli olan, sesinin yüksekliği sebebiyle açık yerlerde çalınmaya uygun, halk ozanlarının kullandığı en büyük saz)
                    • bozuk [TUR10-0118110] (Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz)
                    • gıygıy [TUR10-0297470] (Herhangi bir tür yaylı saz)
                    • ritim saz [TUR10-0647890] (Bir müzik eserinin icrası sırasında ritmi belirgin olarak veren saz)
                    • rebap [TUR10-0643660] (Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz)
                    • ikitelli [TUR10-0881900] (İki teli olan saz)
                  • çekme [TUR10-0157200] (Parmak veya mızrapla çalınan çalgı)
                  • çıngırak [TUR10-0164460] (İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne)
                  • çifte nağra [TUR10-0167260] (Birbirine bağlı küçük iki dümbelekten oluşan çalgı)
                  • kavala [TUR10-0429880] (Genellikle Arapların kullandığı kamıştan yapılan bir tür üflemeli çalgı aleti)
                  • üflemeli çalgılar [TUR10-0806940] (Üflenerek seslendirilen müzik araçları)
                  • zımbırtı [TUR10-0874260] (Bu çirkin sesi çıkaran şey)
                  • yaylı çalgılar [TUR10-0843700] (Keman, kemençe, viyolonsel vb. yayla çalınan çalgılar)
                  • yay [TUR10-0842440] (Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça)
                    • keman [TUR10-0439640] (Yay)
                    • kemane [TUR10-0439680] (Keman ve kemençe yayı)
                  • bariton [TUR10-0077980] (Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir tür ağız çalgısı)
                  • vurmalı çalgılar [TUR10-0822090] (Davul, zil, timbal, tef gibi vurularak çalınan çalgılar)
                  • büğlü [TUR10-0127290] (Küçük büğlü, soprano büğlü, alto büğlü, bariton büğlü olarak dört türü bulunan, bakırdan, perdeli veya pistonlu müzik araçlarının adı)
                  • onikitelli [TUR10-0588250] (Tambura cinsinden, on iki telli halk çalgısı)
                  • eşik [TUR10-0255860] (Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü)
                  • soprano [TUR10-0703120] (Bir çalgı topluluğunda en ince sesleri veren müzik araçları)
                  • jig [TUR10-0391790] (Bir Orta Çağ çalgısı)
                  • elektronik çalgılar [TUR10-0242490] (Elektrikten yararlanarak ses gücü yükseltilen çalgılar)
                • optik cihaz [TUR10-1214230] (Işık üreten veya ışığı kontrol eden bir cihaz) optical device [ENG31-03856861-n] (a device for producing or controlling light)
                  • mercek [TUR10-0008280] (İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim) lens [ENG31-03661810-n] (a transparent optical device used to converge or diverge transmitted light and to form images)
                    • kontak lens [TUR10-0472790] (Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek)
                    • contact [ENG31-03098615-n] (a thin curved glass or plastic lens designed to fit over the cornea in order to correct vision or to deliver medication)
                    • monokl [TUR10-0550000] (Tek gözde kaş ile yanak arasına sıkıştırılan, çerçevesiz ve tek camlı gözlük)
                    • monocle [ENG31-03788963-n] (lens for correcting defective vision in one eye)
                    • oküler [TUR10-0584770] (Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi)
                    • eyepiece [ENG31-03314410-n] (combination of lenses at the viewing end of optical instruments)
                    • teleobjektif [TUR10-0760890] (Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü)
                    • menisk [TUR10-0535230] (Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek)
                    • ıraksak mercek [TUR10-0353320] (Üzerine düşen birbirine paralel ışınları yanlara doğru kırarak birbirinden uzaklaştıran mercek)
                  • lazer [TUR10-0508730] (Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı)
                  • laser [ENG31-03648567-n] (an acronym for light amplification by stimulated emission of radiation)
                  • objektif [TUR10-0581600] (Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya mercek sistemi)
                  • lens [ENG31-03661810-n] (a transparent optical device used to converge or diverge transmitted light and to form images)
                  • stereoskop [TUR10-0709230] (Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan ve konuyu kabartma olarak gösteren optik alet)
                  • stereoscope [ENG31-04323636-n] (an optical device for viewing stereoscopic photographs)
                  • balıkgözü objektif [TUR10-0074240] (Normal objektiflerden çok daha geniş açıyı alan ve görüntüyü dışbükey ayna görüntüsü biçiminde veren objektif türü)
                • spor malzemesi [TUR10-1215700] (NOT: TUR10-1215710 ile aynı) sports equipment [ENG31-04292284-n] (equipment needed to participate in a particular sport)
                  • disk [TUR10-0209570] (Disk atmada kullanılan, erkekler için 2, kadınlar için 1 kg ağırlığında, genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak)
                  • discus [ENG31-03211323-n] (a disk used in throwing competitions)
                  • gülle [TUR10-0313560] (Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257 kg, kadınlar için 4 kg olan madenî küre) shot [ENG31-04213137-n] (sports equipment consisting of a heavy metal ball used in the shot put)
                    • çekiç [TUR10-0156090] (Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kg olan gülle)
                  • raket [TUR10-0641770] (Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç)
                  • racket [ENG31-04045857-n] (a sports implement (usually consisting of a handle and an oval frame with a tightly interlaced network of strings) used to strike a ball (or shuttlecock) in various games)
                  • golf teçhizatı [TUR10-1212740] (Golf oyununda kullanılan her türlü alet edevat) golf equipment [ENG31-03451776-n] (sports equipment used in playing golf)
                    • golf topu [TUR10-1212720] (Golf oynamakta kullanılan küçük, sert top)
                    • golf ball [ENG31-03450710-n] (a small hard ball used in playing golf)
                    • golf sopası [TUR10-1212730] (Golf oyuncusunun topa vurmak için kullandığı sopa)
                    • golf club [ENG31-03451003-n] (golf equipment used by a golfer to hit a golf ball)
                  • jimnastik aleti [TUR10-1212860] (Jimnastik egzersizlerinde kullanılan spor aleti) gymnastic apparatus [ENG31-03477355-n] (sports equipment used in gymnastic exercises)
                    • trambolin [TUR10-1216220] (Kurulu bir çerçeve içerisine yaylarla ara bağlantısının sağlandığı zıplama alanın oluşturduğu spor ve eğlence aleti)
                    • trampoline [ENG31-04476749-n] (gymnastic apparatus consisting of a strong canvas sheet attached with springs to a metal frame)
                    • barfiks [TUR10-0077530] (Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli yükseklikte, iki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı)
                    • barparalel [TUR10-0078330] (Düşey direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş iki tahta çubuktan oluşmuş jimnastik aracı)
                    • lobut [TUR10-0512980] (Kol gücünü geliştirmek için kullanılan, gürgenden jimnastik aracı)
                    • çerçeve [TUR10-0159950] (Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç)
                • kriko [TUR10-0486370] (Ağır bir yükün kaldırılmasını veya alt tarafında yapılacak bir çalışmada otomobil vb. taşıtların yerden yükseltilmesini sağlayan alet)
                • jack [ENG31-03594138-n] (tool for exerting pressure or lifting)
                • düzenek [TUR10-0232230] (Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi) mechanism [ENG31-03743963-n] (device consisting of a piece of machinery)
                  • tesisat [TUR10-0222820] (Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü) device [ENG31-03187746-n] (an instrumentality invented for a particular purpose)
                    • akaçlama [TUR10-0016910] (Yer altı sularını toplayan tesisat)
                    • stabilizatör [TUR10-0708560] (Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen)
                    • stabilizer [ENG31-04301350-n] (a device for making something stable)
                    • tuzak [TUR10-0791500] (Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzen) bait [ENG31-02779210-n] (something used to lure fish or other animals into danger so they can be trapped or killed)
                      • balık ağı [TUR10-1212410] (Balık tutmak için sicim veya ipten yapılmış delikli örgü) fishnet [ENG31-03357474-n] (a net that will enclose fish when it is pulled in)
                        • sürtme ağı [TUR10-0717760] (Açık denizlerde iki gemiyle sürüklenerek kullanılan, iki kollu ve geniş torbalı balık ağı)
                        • vinter [TUR10-0820070] (Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçimindeki balık ağı)
                        • trol [TUR10-0786750] (Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı)
                        • trawl [ENG31-04482984-n] (a conical fishnet dragged through the water at great depths)
                        • ablatya [TUR10-0001320] (Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı)
                        • alamana ağı [TUR10-0024010] (Kıyılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayığı tarafından kullanılan, uzunluğu 200-250, genişliği 7-25 kulaç olan büyük ağ)
                        • alkarna [TUR10-0028600] (İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ)
                        • kepçe [TUR10-0441800] (Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ)
                          • ağ kepçe [TUR10-0013950] (Ağdan örülerek yapılan ve balıkçılıkta kullanılan, uzun saplı sepet)
                          • dreç [TUR10-0224020] (Ağlı kepçe; tarama ağı)
                          • süzgü [TUR10-0720270] (Balıkçı kepçesi)
                        • çakar [TUR10-0145530] (Uzunluğu iki yüz elli - üç yüz, genişliği on kulaç olan balık ağı)
                        • çamur ığrıbı [TUR10-0149190] (Denizin sığ ve çamurlu yerlerinde kullanılan 25-30 kulaç uzunluğunda bir balık ağı)
                        • çektirme ağı [TUR10-0157480] (Yan yana ilerleyen iki tekne tarafından çekilen geniş ağızlı büyük balık ağı)
                        • çevirme ağı [TUR10-0161230] (Balık sürülerinin önce çevrelerinin sarılması, sonra ağın altının kapatılması yoluyla kaçmalarını önleyerek avlamayı sağlayan bir ağ türü)
                        • çökertme [TUR10-0174100] (Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ)
                        • dalyan ağı [TUR10-0181370] (Huni biçiminde oldukça dar gözlü balık ağı)
                        • difana [TUR10-0202890] (Üç katlı bir balık ağı)
                        • dip ağı [TUR10-0207800] (Palamut vb. balıkları avlamak için denizin dibine atılan ağ)
                        • fanya [TUR10-0264390] (Bir balık ağına eklenen iri gözlü ikinci ağ)
                        • apoşi [TUR10-0040890] (Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzer, büyük gözlü ağ)
                        • karides ağı [TUR10-0421610] (Karides avlamakta kullanılan bir tür ağ)
                        • trata [TUR10-0786280] (Torbalı balık ağı)
                        • uzatma [TUR10-0804670] (Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı)
                        • voli ağı [TUR10-0821200] (Kayıkla denize salındıktan sonra her iki kolunun halatlarıyla karaya çekilen balık ağı)
                        • marya ağı [TUR10-0527230] (Uzunluğu altmış, genişliği üç dört kulaç olan bir tür balık ağı)
                        • serpme ağ [TUR10-0653540] (Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı)
                        • sürütme [TUR10-0718750] (Deniz dibini taramaya yarar, demir bir çerçeveye geçirilmiş ağ)
                        • ığrıp [TUR10-0353570] (Bir tür balık ağı)
                        • kepbastı [TUR10-0441760] (Çift katlı büyük dalyan ağı)
                      • ağ [TUR10-0010700] (İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü) net [ENG31-03825135-n] (an open fabric of string or rope or wire woven together at regular intervals)
                        • gırgır [TUR10-0297100] (Açık denizlerde balık avlamakta kullanılan büyük ağ)
                        • file [TUR10-0273630] (Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ)
                          • ağ [TUR10-0010750] (Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file)
                        • cibinlik [TUR10-0139740] (Sivrisinekten ve başka böceklerden korunmak için yatağın üstüne ve yanlarına gerilen çadır biçiminde tül)
                        • gauze [ENG31-03434824-n] (a net of transparent fabric with a loose open weave)
                        • tül [TUR10-0285050] (Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma)
                        • tulle [ENG31-04503909-n] (a fine (often starched) net used for veils or tutus or gowns)
                        • ağ [TUR10-0010710] (Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü)
                          • örümcek [TUR10-0606000] (Bu hayvanın ördüğü ağ)
                        • dolamık [TUR10-0215990] (Bir tür ağ, bir tür avcı tuzağı)
                        • manyat [TUR10-0525310] (Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ)
                        • yeldirme [TUR10-0846720] (İki veya daha çok uskumru ağının eklenmesiyle yapılan uzun ağ)
                        • borda ağı [TUR10-0973610] (Savaş gemilerinde korunmak için bordada bulunan ağ)
                        • şıpka [TUR10-0730370] (Torpidolara karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan halattan örülmüş ağ)
                      • dalyan [TUR10-0181360] (Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri) pound net [ENG31-04000236-n] (trap consisting of an arrangement of nets directing fish into an enclosure)
                        • kotra [TUR10-0478370] (Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan)
                      • kılcan [TUR10-0447800] (At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı)
                      • tarlakoz [TUR10-0747610] (Bir tür küçük manyat ağı)
                      • kuşmar [TUR10-0497240] (Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak; kuş tuzağı)
                      • tor [TUR10-0783060] (Sık gözlü ağ)
                      • argıt [TUR10-0044100] (Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça)
                      • kapanca [TUR10-0412280] (Küçük kapan)
                      • sepet [TUR10-0677380] (Sazdan örülmüş balık kapanı)
                        • kirtil [TUR10-0463320] (Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet)
                        • dalyan sepeti [TUR10-0181430] (Dalyanın denizden yana olan dip tarafındaki açıklığı kapamak için kullanılan büyük sepet)
                      • ıstakoz ağı [TUR10-0355220] (Kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan küçük ağ)
                    • ısıtma sistemi [TUR10-1212960] (Kullanım mekanlarının istenen sıcaklıkta tutulabilmesi için iç ortamdan dış ortama (çevreye) olan ısı kaybının karşılanması prensibi ile çalışan sistem) heating system [ENG31-03514169-n] (utility to warm a building)
                      • radyatör [TUR10-0640360] (Bağlı bulunduğu motordaki ısı derecesinin yükselmesini önleyen soğutucu)
                      • merkezi ısıtma [TUR10-0537050] (Merkeze bağlı ortak ısıtma sistemi)
                    • iniş takımları [TUR10-0031330] (Uçağın yere inişini sağlayan donanımlar)
                    • kalorifer [TUR10-0405310] (Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak hava, su veya buharı, borularla dolaştırmak yoluyla bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat)
                    • pis su tesisatı [TUR10-0629310] (Pis suları yapıdan dışarı taşıyan boru ağı)
                    • donam [TUR10-0218130] (Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri)
                    • battıçıktı [TUR10-0085680] (Su kanallarında suyun engeli geçmesi için yapılan düzenek)
                    • sayaç takımı [TUR10-0670140] (Sayaç giriş tarafının gaz servis hattına, çıkış tarafının tüketici yakıt hattına bağlanması amacıyla kurulan boru donanımı ve boru bağlantı parçaları)
                    • sıhhi tesisat [TUR10-0685290] (Yapılarda temiz ve atık su veya ısınma ile ilgili donanım)
                  • mekanik cihaz [TUR10-1213800] (Mekanik ilkelere dayanarak işleyen cihaz) mechanical device [ENG31-03742461-n] (mechanism consisting of a device that works on mechanical principles)
                    • bigudi [TUR10-0101670] (Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal veya plastikten, boru biçiminde küçük araç)
                    • curler [ENG31-03154898-n] (a mechanical device consisting of a cylindrical tube around which the hair is wound to curl it)
                    • diyafram [TUR10-0211130] (Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha)
                    • diaphragm [ENG31-03193767-n] (a mechanical device in a camera that controls size of aperture of the lens)
                    • piston [TUR10-0387280] (Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir) piston [ENG31-03955226-n] (mechanical device that has a plunging or thrusting motion)
                      • piston vida [TUR10-0629400] (İş makinelerinde vida biçiminde olan ve taşıyıcı görevi yapan pistona benzer araç)
                    • karbüratör [TUR10-0419080] (Patlamalı motorlarda akaryakıtı buharlaştırıp hava ile karışmasını sağlayan cihaz)
                    • carburetor [ENG31-02965636-n] (mixes air with gasoline vapor prior to explosion)
                    • cebire [TUR10-0465400] (Kırık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri bezle kaplanan levha)
                    • splint [ENG31-04289632-n] (an orthopedic mechanical device used to immobilize and protect a part of the body (as a broken leg))
                    • leylekgagası [TUR10-0510550] (Bir çizimin oranları bozulmadan daha küçük veya daha büyük çizim için kullanılan araç)
                    • pantograph [ENG31-03891107-n] (mechanical device used to copy a figure or plan on a different scale)
                    • pompa [TUR10-0632790] (Hava veya herhangi bir akışkanı bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan makine) pump [ENG31-04028192-n] (a mechanical device that moves fluid or gas by pressure or suction)
                      • benzin pompası [TUR10-0094010] (Benzinlikte araç depolarına benzin koyma ve verilen benzin tutarını gösterme aracı)
                      • gas pump [ENG31-03430323-n] (a pump in a service station that draws gasoline from underground storage tanks)
                      • devridaim pompası [TUR10-1005130] (Özel bir düzenekle suyun dönmesini sağlayan cihaz)
                      • gres pompası [TUR10-0310660] (Makine aksamını gresle yağlamak için kullanılan pompa)
                    • pompa [TUR10-0632800] (Bir kapta boşluk oluşturmak için, o kaptaki havayı emmeye yarayan alet)
                    • pump [ENG31-04028192-n] (a mechanical device that moves fluid or gas by pressure or suction)
                    • kompresör [TUR10-0686570] (Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet)
                    • compressor [ENG31-03086811-n] (a mechanical device that compresses gasses)
                    • silgiç [TUR10-0692520] (Motorlu taşıtlarda ön camı silmeye, temizlemeye yarayan alet)
                    • windshield wiper [ENG31-04598049-n] (a mechanical device that cleans the windshield)
                    • tampon [TUR10-0743020] (Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım)
                    • bumper [ENG31-02921979-n] (a mechanical device consisting of bars at either end of a vehicle to absorb shock and prevent serious damage)
                    • tulumba [TUR10-0787730] (Sıvıları alçak yerlerden çekmeye veya yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç) pump [ENG31-04028192-n] (a mechanical device that moves fluid or gas by pressure or suction)
                      • emme basma tulumba [TUR10-0024620] (Hem çeken hem de ileten tulumba)
                      • yangın tulumbası [TUR10-0831380] (Yangın söndürmek için kullanılan tulumba)
                      • motopomp [TUR10-0551090] (Motorlu tulumba)
                      • su tulumbası [TUR10-0714130] (Kuyudan su çıkarmaya yarayan ve elle çalışan tulumba)
                    • vibratör [TUR10-0819620] (Titreşim yaratan araç) vibrator [ENG31-04540337-n] (mechanical device that produces vibratory motion)
                      • dildo [TUR10-1211810] (Yapay erkeklik organı; yapay penis)
                      • dildo [ENG31-03203184-n] (a vibrating device that substitutes for an erect penis to provide vaginal stimulation)
                    • vites kolu [TUR10-0820610] (Motorlu taşıtların dişlilerini birbirine geçirmeye yarayan manivela)
                    • gearshift [ENG31-03437039-n] (a mechanical device for engaging and disengaging gears)
                    • bağlantı parçası [TUR10-1211500] (NOT: TUR10-1212300 ile aynı) coupling [ENG31-03124161-n] (a mechanical device that serves to connect the ends of adjacent objects)
                      • fırdöndü [TUR10-0270950] (Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka)
                      • swivel [ENG31-04380650-n] (a coupling (as in a chain) that has one end that turns on a headed pin)
                      • rakor [TUR10-0641980] (Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası)
                      • sleeve [ENG31-04243808-n] (small case into which an object fits)
                      • daraltıcı [TUR10-0183710] (Boruların çaplarını daraltmakta kullanılan bağlantı parçası)
                      • dirsek [TUR10-0209320] (Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası)
                        • çift dirsek [TUR10-0167000] (Boruya 180 derecelik dönüş veren dirsek)
                      • biyel [TUR10-0109970] (Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş hareketli çubuk)
                      • çektirme [TUR10-0157450] (Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası)
                    • basit makine [TUR10-1213690] (Basit ve sade yapıda olan, insan gücüyle çalışan, günlük yaşantımızda iş yapma kolaylığı sağlayan, az parçadan oluşan alet) machine [ENG31-03706297-n] (a device for overcoming resistance at one point by applying force at some other point)
                      • çark [TUR10-0151310] (Bir eksenin döndürdüğü tekerlek biçimindeki makine parçası) wheel [ENG31-04582285-n] (a simple machine consisting of a circular frame with spokes (or a solid disc) that can rotate on a shaft or axle (as in vehicles or other machines))
                        • tartura [TUR10-0748290] (Çıkrıkçı çarkı)
                        • küstere [TUR10-0503950] (Bileği çarkı)
                        • dişli [TUR10-0210530] (Dişleri olan çark)
                        • kültivatör [TUR10-0501790] (Toprağı yüzeyden işlemeye yarayan dişli alet)
                        • aynakol [TUR10-0949230] (Bisiklette hareketi arka tekerleğe ulaştıran dişli takımı)
                        • su dolabı [TUR10-0710940] (Kuyudan su çıkarmaya yarayan çark)
                        • rulet [TUR10-0650210] (Pastacı, terzi ve benzerinin kullandığı dişli, küçük demir çark)
                      • kasnak [TUR10-0425630] (Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember)
                      • pulley [ENG31-04026692-n] (a simple machine consisting of a wheel with a groove in which a rope can run to change the direction or point of application of a force applied to the rope)
                      • tekerlek [TUR10-0758010] (Merkezde bulunan ve bir eksenin çevresinde dönebilir çember) wheel [ENG31-04582285-n] (a simple machine consisting of a circular frame with spokes (or a solid disc) that can rotate on a shaft or axle (as in vehicles or other machines))
                        • bisiklet tekerleği [TUR10-1210440] (Bisikletlerde bulunan, pedal aracılığıyla ayakla döndürülen tekerlek)
                        • bicycle wheel [ENG31-02839240-n] (the wheel of a bicycle)
                        • araba tekerleği [TUR10-1210930] (Lastiği, jantı ve kasnağı olan, arabayı hareket ettirmek için kullanılan lastik)
                        • car wheel [ENG31-02977462-n] (a wheel that has a tire and rim and hubcap)
                        • araba tekerleği [TUR10-1216550] (Arabalarda kullanılan, merkezinden geçen bir dingilin çevresinde dönerek hareketi sağlayan çember biçimli nesne)
                        • wagon wheel [ENG31-04551058-n] (a wheel of a wagon)
                        • diferansiyel [TUR10-0202910] (Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerleğinin ayrı hızla dönmesini sağlayan bir dişli aygıt)
                        • differential gear [ENG31-03198981-n] (a bevel gear that permits rotation of two shafts at different speeds)
                        • dil [TUR10-0204850] (Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek)
                        • arka teker [TUR10-0045950] (Araçların arka düzeninde yer alan tekerlek)
                        • art teker [TUR10-0048100] (İtici gücü sağlayarak bisikleti yürüten teker)
                        • ön teker [TUR10-0604170] (Araçların ön düzeninde yer alan tekerlek)
                        • göbek [TUR10-0300860] (Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri)
                      • saban demiri [TUR10-0652220] (Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir)
                      • plowshare [ENG31-03974120-n] (a sharp steel wedge that cuts loose the top layer of soil)
                      • makara [TUR10-0520040] (Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet) pulley [ENG31-04026692-n] (a simple machine consisting of a wheel with a groove in which a rope can run to change the direction or point of application of a force applied to the rope)
                        • mandar [TUR10-0523380] (Gemilerde küçük makara)
                      • kama [TUR10-0406210] (Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi) cleat [ENG31-03044968-n] (a strip of wood or metal used to strengthen the surface to which it is attached)
                        • faset [TUR10-0265300] (Baskı işlerinde harf ve satırları formada tutmak ve sıkmak için kullanılan kama)
                        • kaşkaval [TUR10-0426920] (Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek uçları mavnalara dayanan, demir veya ağaç takoz)
                        • bat [TUR10-0084470] (Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir çeşit takoz)
                        • süven [TUR10-0720080] (Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama)
                      • makara [TUR10-0520050] (Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç)
                      • makara [TUR10-0520030] (Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti) pulley [ENG31-04026692-n] (a simple machine consisting of a wheel with a groove in which a rope can run to change the direction or point of application of a force applied to the rope)
                        • meleke [TUR10-0533580] (Yelken makarası)
                      • makas [TUR10-0520250] (Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni)
                      • çakıldak [TUR10-0145640] (Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça)
                      • çımbar [TUR10-0138390] (Dokuma tezgâhındaki kumaşı germeye yarayan iki tarafı dişli araç)
                    • bobin [TUR10-0110880] (Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir) bobbin [ENG31-02863755-n] (a winder around which thread or tape or film or other flexible materials can be wound)
                      • boğata [TUR10-0971880] (Ağaçtan yapılmış, yuvarlak, delikli makara)
                      • turno [TUR10-0788840] (Tek dilli, bir tekerlekli makara)
                    • bobin [TUR10-0110890] (Fotoğraf filmi rulosu)
                    • bobbin [ENG31-02863755-n] (a winder around which thread or tape or film or other flexible materials can be wound)
                    • atlıkarınca [TUR10-0056650] (Yere dikilmiş bir eksen çevresinde döndürülen askılara takılı oyuncak at, uçak ve benzerinden oluşan bir eğlence aracı)
                    • carousel [ENG31-02969645-n] (a large, rotating machine with seats for children to ride or amusement)
                    • pantograf [TUR10-0612800] (Bir biçimi büyülterek veya küçülterek kopya etmek için kullanılan kollu, eklemli bir tür cetvel)
                    • pantograph [ENG31-03891107-n] (mechanical device used to copy a figure or plan on a different scale)
                    • pervane [TUR10-0624630] (Kapalı bir yerin sıcak ve durgun havasını dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet) ventilator [ENG31-04534259-n] (a device (such as a fan) that introduces fresh air or expels foul air)
                      • körük [TUR10-0483320] (Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç)
                      • bellows [ENG31-02829422-n] ((used in the plural) a mechanical device that blows a strong current of air)
                      • bodoslama pervanesi [TUR10-0971790] (Bodoslama çenesine takılan pervane)
                    • arazöz [TUR10-0043590] (Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç)
                    • sprinkler [ENG31-04296165-n] (mechanical device that attaches to a garden hose for watering lawn or garden)
                    • salıncak [TUR10-0660190] (İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı) swing [ENG31-04378861-n] (mechanical device used as a plaything to support someone swinging back and forth)
                      • trapez [TUR10-0786240] (Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı)
                      • trapeze [ENG31-04482646-n] (a swing used by circus acrobats)
                      • beşik salıncak [TUR10-0096340] (Bayram yerinde kurulan bir tür salıncak)
                    • fırıldak [TUR10-0271030] (Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı)
                    • weathercock [ENG31-04574042-n] (weathervane with a vane in the form of a rooster)
                    • şnorkel [TUR10-0733260] (Dizel motorlu denizaltının su altında uzun süre kalmasını sağlayan düzen)
                  • kumanda [TUR10-0489950] (Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet) control [ENG31-03101611-n] (a mechanism that controls the operation of a machine)
                    • regülatör [TUR10-0232400] (Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç) regulator [ENG31-04079305-n] (any of various controls or devices for regulating or controlling fluid flow, pressure, temperature, etc.)
                      • termostat [TUR10-0768170] (Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede olmasını sağlayan cihaz)
                      • thermostat [ENG31-04430010-n] (a regulator for automatically regulating temperature by starting or stopping the supply of heat)
                      • volan [TUR10-0821110] (Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek)
                      • flywheel [ENG31-03379495-n] (regulator consisting of a heavy wheel that stores kinetic energy and smooths the operation of a reciprocating engine)
                      • vana [TUR10-0813710] (Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet) valve [ENG31-04526448-n] (control consisting of a mechanical device for controlling the flow of a fluid)
                        • jikle [TUR10-0391820] (Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet)
                        • choke [ENG31-03028016-n] (a valve that controls the flow of air into the carburetor of a gasoline engine)
                        • musluk [TUR10-0556850] (Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet) faucet [ENG31-03330033-n] (a regulator for controlling the flow of a liquid from a reservoir)
                          • lavabo musluğu [TUR10-0508250] (Lavaboya gelen soğuk ve sıcak suyu açıp kapayan ve akmasını ayarlayan musluk)
                          • banyo bataryası [TUR10-0076670] (Sıcak ve soğuk su ile duş bağlantısının bir arada bulunduğu musluk takımı)
                          • yangın musluğu [TUR10-0831340] (Cadde ve sokaklarda su şebekesine bağlı olarak belirli yerlere yerleştirilmiş, üzerine hortum takılabilen kalın musluk)
                          • burma [TUR10-0125360] (Musluk)
                          • rakorlu musluk [TUR10-0641990] (Hortum bağlamak için kullanılan musluk)
                          • hava musluğu [TUR10-0333300] (Radyatörlerde oluşan havanın dışarı atılmasını sağlayan musluk)
                        • buhar valfi [TUR10-0122030] (Buharlı ısınma sisteminde, kalorifer dairelerinde buhar akışını kesmeye ve dengelemeye yarayan alet)
                        • kapaklı valf [TUR10-1069840] (Emme ile açılan, ağırlık ile kapanan valf)
                        • çek valf [TUR10-0157520] (Depodaki suyun kaçmasını önlemek için kullanılan araç)
                        • çek valf [TUR10-0157540] (İçinden gaz akışının geçmesine bir yönde izin veren, ters yönde gaz akışını otomatik olarak kapayan ve durduran vana)
                        • ağızlık [TUR10-0013710] (Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç)
                        • küresel valf [TUR10-0503280] (Doğal gaz sisteminde gaz akışını kesmeye yarayan alet)
                        • şiber valf [TUR10-0730790] (Suyu açıp kapamaya yarayan contasız vana)
                        • stop valf [TUR10-0709620] (Sıhhi tesisatta suyu kesmeye yarayan contalı vana)
                        • güvenlik vanası [TUR10-0317770] (Buharlı tesisatta basınç belirli bir değerin üstüne çıktığında açılarak tesisatın güvenliğini sağlayan vana)
                      • hava düzenleyicisi [TUR10-0332630] (Kapalı yerlerde sıcaklık yönünden istenilen hava şartlarını sağlayan araç)
                    • düğme [TUR10-0204880] (Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça) push button [ENG31-04033499-n] (an electrical switch operated by pressing)
                      • erkek anahtar [TUR10-0251180] (Elektrikte veya makine alanında dişi yuvaya giren anahtar)
                      • mandal [TUR10-0523210] (Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme)
                      • kastanyola [TUR10-0425760] (Bir çarkın dişlerine takılıp geriye doğru dönmesini önleyen dil)
                      • basınç anahtarı [TUR10-0955270] (İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar)
                      • burgu [TUR10-0125000] (Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal)
                        • kulak [TUR10-0488650] (Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu)
                      • şalter [TUR10-0722480] (Genellikle binaların girişine gelen elektrik akımını açıp kapamaya yarayan araç) switch [ENG31-04379457-n] (control consisting of a mechanical or electrical or electronic device for making or breaking or changing the connections in a circuit)
                        • elektrik düğmesi [TUR10-0241750] (Elektrik akımını açıp kesmeye yarayan düğme)
                        • push button [ENG31-04033499-n] (an electrical switch operated by pressing)
                  • robot [TUR10-0648180] (Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç)
                  • automaton [ENG31-02764397-n] (a mechanism that can move automatically)
                  • eksen [TUR10-0544540] (Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi) axis [ENG31-02767619-n] (the center around which something rotates)
                    • sepek [TUR10-0677320] (Değirmen taşının ekseni)
                    • gök ekseni [TUR10-0302370] (İki ucu sonsuza uzatılmış, olarak düşünülen yer ekseni, günlük harekette yıldızların çevresindeki eksen)
                    • iğ [TUR10-0362250] (Değirmen taşının ortasında bulunan ve yukarıdaki üst taşa geçen demir eksen)
                  • fırıldak [TUR10-0271040] (Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç)
                  • blade [ENG31-02851761-n] (flat surface that rotates and pushes against air or water)
                  • yelkovan [TUR10-0847150] (Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha)
                  • blade [ENG31-02851761-n] (flat surface that rotates and pushes against air or water)
                  • ejektör [TUR10-0238130] (Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet)
                  • cartridge ejector [ENG31-02975992-n] (a mechanism in a firearm that ejects the empty shell case after firing)
                  • şarjör [TUR10-0724240] (Otomatik silahlarda, belli sayıda mermi taşıyan ve bu mermileri namluya arka arkaya sürmeye yarayan mekanizma)
                  • cartridge holder [ENG31-02976476-n] (a metal frame or container holding cartridges)
                  • zil [TUR10-0875980] (İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç) bell [ENG31-02827590-n] (a hollow device made of metal that makes a ringing sound when struck)
                    • elektrik zili [TUR10-0242100] (Elektrik gücüyle oluşan titreşim sonucu ses veren araç)
                    • teneffüs zili [TUR10-0764240] (Okullarda dersin bittiğini bildiren zil sesi)
                    • soneri [TUR10-1138930] (Çağırma zili)
                    • gonk [TUR10-0300620] (Bazı saatlerde belirli zamanları bildiren zil düzeneği)
                  • vites [TUR10-0820590] (Otomobillerin çekiş ve hızını ayarlamaya yarayan dişliler düzeni) gear [ENG31-03436153-n] (a mechanism for transmitting motion for some specific purpose (as the steering gear of a vehicle))
                    • transmisyon [TUR10-0786150] (Elektrikli taşıtlarda dingilin motora göre gerek dikey gerek yatay düzende hareket etmesini sağlayan organ)
                    • transmission [ENG31-04479478-n] (the gears that transmit power from an automobile engine via the driveshaft to the live axle)
                    • geri vites [TUR10-0294540] (Otomobilin geri gitmesini sağlayan dişli düzeni)
                    • vites mekanizması [TUR10-1212650] (Güç iletimi sistemindeki transmisyon dişlilerinin bağlandığı ve devreden çıkarıldığı mekanizma)
                    • vites dişlisi [TUR10-0820600] (Otomobillerde vites koluna bağlı ve hareket iletişimini sağlayan dişli takımı)
                    • ileri vites [TUR10-1055960] (Vitesteki dişlilerden otomobilin ileri gitmesini sağlayan dişli)
                  • vites kutusu [TUR10-0820620] (Motorlu taşıtlarda hız değiştirmek için, motorun yükünü azaltarak arabanın hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu)
                  • gearbox [ENG31-03436480-n] (the shell (metal casing) in which a train of gears is sealed)
                  • kumanda sistemi [TUR10-1215760] (Başka bir sistemi algılayan, değiştiren veya düzenleyen bir sistem) steering system [ENG31-04320358-n] (a mechanism by which something is steered (especially a motor vehicle))
                    • dümen [TUR10-0228980] (Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça) rudder [ENG31-04124310-n] ((nautical) steering mechanism consisting of a hinged vertical plate mounted at the stern of a vessel)
                      • dengeşik [TUR10-0193520] (Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin kenarına değil, yakınına konulan ek dümen)
                      • baş dümeni [TUR10-0081550] (Gemi veya teknelerin başına yerleştirilen ve iyi bir manevra sağlayan dümen)
                  • ateşleme mekanizması [TUR10-1213150] (Otomobil motorlarında silindirlerde sıkışan hava yakıt karışımının yakılabilmesi için bujilere yüksek voltajlı kıvılcım sağlayan sistem)
                  • ignition [ENG31-03565747-n] (the mechanism that ignites the fuel in an internal-combustion engine)
                  • eksen [TUR10-0239680] (Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru)
                  • pivot [ENG31-03958247-n] (axis consisting of a short shaft that supports something that turns)
                  • abli [TUR10-0001330] (Yarım serenleri sağa, sola veya ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım)
                  • kampana [TUR10-0407320] (Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması)
                  • kapamaç [TUR10-0412130] (Kilit, sürgü, toka ve benzerini kapalı tutmaya yarayan düzenek)
                  • makas [TUR10-0520210] (Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi)
                  • makas [TUR10-0520220] (Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı)
                  • kontak [TUR10-0472750] (Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek)
                  • çakmak [TUR10-0146290] (Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni)
                  • çoğaltıcı [TUR10-0172190] (Çoğaltma işini gerçekleştiren düzenek)
                  • damper [TUR10-0182700] (Bir şasinin üzerine takılmış, inip kalkan kasası olan, kendinden hareketli, yükü boşaltan düzen)
                  • deklanşör [TUR10-0189570] (Bir devre kesicinin işleyişini etkileyerek açılmasını önleyen düzen)
                  • dolap [TUR10-0216230] (Dönerek çalışan ve özellikle su çeken düzen)
                    • çıkrık [TUR10-0163940] (İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap)
                      • cırcır [TUR10-0138560] (Pamuk kozalarının pamuğunu ve çekirdeğini birbirinden ayıran çıkrık)
                      • mancınık [TUR10-0523070] (İpekçi çıkrığı)
                    • çıkrık [TUR10-0163930] (Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç)
                      • su çıkrığı [TUR10-0710650] (Kuyudan su çıkarmaya yarayan çıkrık)
                    • dolap [TUR10-0216240] (Dönme dolap)
                    • bostan dolabı [TUR10-0114670] (Sebze bahçesini sulamak için bir at bağlanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çıkarmaya yarayan dolap)
                  • amortisör [TUR10-0033710] (Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen)
                  • amortisör [TUR10-0033720] (Bu düzeni kuran öge, cihaz, yumuşatmalık)
                  • zemberek [TUR10-0872360] (Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği)
                  • yumuşatmalık [TUR10-0863240] (Amortisör)
                  • avara [TUR10-0057770] (Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma)
                  • yangın topu [TUR10-1177110] (Duvara belirli aralıklarla yerleştirilen, yangın anında ısının belirli bir sıcaklığa ulaşmasıyla patlayarak yangını söndürmeye yarayan düzenek)
                  • yağmur kapanı [TUR10-0825260] (Meyilli alanlarda plastik örtüler, asfaltlanmış kanaviçe, galvanizli sac, asfalt ve daha birçok benzeri maddelerle kaplanarak yağmur sularının toplanıp depo edildiği ve hayvanların içme suyu gereksinimlerinin karşılandığı basit su toplama düzeni)
                  • vizör [TUR10-0820970] (Kamera, fotoğraf ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek)
                  • konnektör [TUR10-0472160] (Demir yollarında fren kumanda kollarını dingilin üzerine bağlayan ve her iki ucunda kumanda kolunun girmesine uygun deliği bulunan parça veya düzen)
                  • korunç [TUR10-1249340] (Bir elektrik devresinde, akım çok güçlü olduğu zaman eriyerek yangın çıkmasını, kazayı önleyen, güvenliği sağlayan nesne ya da düzen)
                  • listeci [TUR10-0512560] (İnternet aracılığıyla, alıcıya gönderilen mesaj, mektup veya dosyaları düzenli bir biçimde listeleyen düzenek)
                  • boyler [TUR10-0116590] (Binalarda sıcak su sağlamakta kullanılan düzenek)
                  • şaryo [TUR10-0724900] (Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni)
                  • savak [TUR10-0668920] (Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen)
                  • savak [TUR10-0668900] (Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek)
                  • otomat [TUR10-0594200] (Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği)
                  • ozonoskop [TUR10-0597830] (Ozonun varlığını tespit etmeye yarayan düzenek)
                  • suluk [TUR10-0712050] (Tavukların su gereksinimlerini karşılamak üzere uzun, yuvarlak, küçük çanak veya damlalıklı biçimlerde değişik malzemeden yapılmış yarı otomatik veya otomatik düzen)
                  • şamandıra [TUR10-0722620] (Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni)
                  • verniye [TUR10-0818550] (Doğrusal veya dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen)
                  • reşme [TUR10-0646780] (Hayvanın başlığı, yuları ve gemi)
                  • reze [TUR10-0647200] (Kapıyı içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen)
                  • refleks yayı [TUR10-0644370] (Uyarının alınması, duyu siniri ile merkeze iletilmesi, merkezden verilen cevabın motor sinir ile kasa aktarılması sonucunda meydana gelen bir sinir sistemi mekanizması)
                  • güneş enerjisi [TUR10-1041130] (Bu enerjiyi ısınma veya suyu ısıtma amacıyla kullanan düzenek)
                  • günısı [TUR10-1041370] (Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek)
                  • joy-stick [TUR10-1064750] (Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç)
                  • iksa [TUR10-1055380] (Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen)
                  • ışıkkesen [TUR10-0355660] (Karanlık odalara girip çıkarken bu yerlere ışık sızmasını önleyen düzen)
                  • hidrofor [TUR10-0343970] (Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek)
                  • direksiyon [TUR10-0208360] (Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek) steering wheel [ENG31-04320641-n] (a handwheel that is used for steering)
                    • gidon [TUR10-0860880] (Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı)
                    • handlebar [ENG31-03492173-n] (the shaped bar used to steer a bicycle)
                • makine [TUR10-0520700] (Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü) machine [ENG31-03705309-n] (any mechanical or electrical device that transmits or modifies energy to perform or assist in the performance of human tasks)
                  • dikiş makinesi [TUR10-0203970] (Dikiş dikme işlerinde kullanılan, kol veya elektrik gücüyle çalıştırılan alet)
                  • zikzak makinesi [TUR10-0875970] (Zikzak dikişi yapan makine)
                  • matbaa makinesi [TUR10-1214850] (Yazı, resim veya şekilleri, kağıt, deri, kumaş gibi malzemeler üzerine özel bir surette basarak çıkaran ve birden çok nüsha haline getirilmesini sağlayan makine veya sistem)
                  • press [ENG31-04006669-n] (a machine used for printing)
                  • ATM [TUR10-0076420] (Bankaların para işlemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine)
                  • cash machine [ENG31-02980517-n] (an unattended machine (outside some banks) that dispenses money when a personal coded card is used)
                  • bilgisayar [TUR10-0103270] (Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç) computer [ENG31-03086983-n] (a machine for performing calculations automatically)
                    • sunucu [TUR10-1194470] (Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar)
                    • server [ENG31-04182208-n] ((computer science) a computer that provides client stations with access to files and printers as shared resources to a computer network)
                    • dijital bilgisayar [TUR10-1211790] (Kesikli türden verileri işleyerek problem çözen aygıtların ortak adı; sayısal bilgisayar) digital computer [ENG31-03201008-n] (a computer that represents information by numerical (binary) digits)
                      • kişisel bilgisayar [TUR10-1214430] (Şahsi kullanımına yönelik özel olarak tasarlanmış, herhangi bir uzman veya operatörün yardımı olmadan kişilerin kendi başlarına kullanabileceği bilgisayar türü) personal computer [ENG31-03924602-n] (a small digital computer based on a microprocessor and designed to be used by one person at a time)
                        • masaüstü bilgisayar [TUR10-1211710] (Sabit bir konsol veya masa üzerine uygun yapıda tasarlanan kişisel bilgisayar türü)
                        • desktop computer [ENG31-03184677-n] (a personal computer small enough to fit conveniently in an individual workspace)
                      • iş istasyonu [TUR10-1216780] (Teknik ve bilimsel uygulamalar için özel olarak dizayn edilmiş bilgisayar)
                      • workstation [ENG31-04610757-n] (a desktop digital computer that is conventionally considered to be more powerful than a microcomputer)
                    • laptop [TUR10-1107510] (Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi)
                    • notebook [ENG31-03838213-n] (a small compact portable computer)
                    • web sitesi [TUR10-1220630] (Kişi veya kuruluşların Genel Ağ'da oluşturduğu değişik konulardaki bilgilendirici sayfalar) web site [ENG31-06370600-n] (a computer connected to the internet that maintains a series of web pages on the World Wide Web)
                      • portal [TUR10-0633450] (Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası)
                      • portal site [ENG31-06371064-n] (a site that the owner positions as an entrance to other sites on the internet)
                      • blog [TUR10-1255410] (Teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleri)
                    • minibilgisayar [TUR10-1247870] (1960'ların ortalarında geliştirilen ve küçük boyutu ve sade özelliklere sahip bir bilgisayar sınıfı)
                    • çevrim dışı [TUR10-1108140] (Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olmama)
                    • çevrim içi [TUR10-0161910] (Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma)
                    • süperbilgisayar [TUR10-1248830] (Basit olarak, yoğun paralel işlemciler, yüksek başarımlı vektör işlemciler ve öbek bilgisayarların oluşturduğu sistem)
                  • dekoder [TUR10-0189630] (Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü)
                  • decoder [ENG31-03173729-n] (a machine that converts a coded text into ordinary language)
                  • gramofon [TUR10-0277770] (Önceden özel bir madde üzerine tespit edilmiş sesleri, istenildiğinde tekrar eden alet) gramophone [ENG31-03457211-n] (an antique record player)
                    • pikap [TUR10-0627450] (Elektrikle veya pille çalışan, plak dinlemekte kullanılan araç)
                    • gramophone [ENG31-03457211-n] (an antique record player)
                  • hesap makinesi [TUR10-0340230] (Birçok sayısal işlemi yapmaya yarayan araç) calculator [ENG31-02942270-n] (a small machine that is used for mathematical calculations)
                    • abaküs [TUR10-0670670] (Basit sayma ve hesap işleri yapmakta kullanılan, her teline onar boncuk geçirilmiş hesap aracı)
                    • abacus [ENG31-02668826-n] (a calculator that performs arithmetic functions by manually sliding counters on rods or in grooves)
                  • ekskavatör [TUR10-0435930] (Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi)
                  • power shovel [ENG31-04002774-n] (a machine for excavating)
                  • motor [TUR10-0551100] (Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek) motor [ENG31-03795479-n] (machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion)
                    • dinamo [TUR10-0206630] (Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt) dynamo [ENG31-03265207-n] (generator consisting of a coil (the armature) that rotates between the poles of an electromagnet (the field magnet) causing a current to flow in the armature)
                      • alternatör [TUR10-0180470] (Dalgalı elektrik akımı veren üreteç)
                      • alternator [ENG31-02702923-n] (an old term for an electric generator that produces alternating current (especially in automobiles))
                      • manyeto [TUR10-0525480] (İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci)
                      • magneto [ENG31-03713964-n] (a small dynamo with a secondary winding that produces a high voltage enabling a spark to jump between the poles of a spark plug in a gasoline engine)
                      • rüzgar jeneratörü [TUR10-1216720] (Rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren sistem)
                      • windmill [ENG31-04594707-n] (generator that extracts usable energy from winds)
                      • elektrik dinamosu [TUR10-0241730] (Güçlü bir elektromıknatısın kutupları arasında dönen sarımlar biçiminde düzenlenmiş bir iletkenden oluşan ve iletkenin döndürülmesiyle mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren araç)
                    • elektrik motoru [TUR10-0242390] (Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz) electric motor [ENG31-03277972-n] (a motor that converts electricity to mechanical work)
                      • marş [TUR10-0526910] (Otomobil, kamyon vb. motorlu araçlarda motoru işletme düzeni)
                      • starter [ENG31-04311513-n] (an electric motor for starting an engine)
                    • uçak motoru [TUR10-1209630] (Çoğunlukla hafif pistonlu motorlardan ya da gaz türbinli motorlardan oluşan, uçağa itiş gücünü sağlamak için mekanik güç üreten bileşen)
                    • aircraft engine [ENG31-02690282-n] (the engine that powers and aircraft)
                    • araba motoru [TUR10-1210210] (Arabaya itiş gücünü sağlamak için mekanik güç üreten bileşen)
                    • automobile engine [ENG31-02764562-n] (the engine that propels an automobile)
                    • tepkili motor [TUR10-1215080] (NOT: TUR10-1215110 ile aynı) reaction-propulsion engine [ENG31-04064547-n] (a jet or rocket engine based on a form of aerodynamic propulsion in which the vehicle emits a high-speed stream)
                      • jet motoru [TUR10-0391740] (Gaz akışını çok büyük bir basınçla ve hızla püskürterek çok yüksek düzeyde itme gücü sağlayan motor türü)
                      • jet engine [ENG31-03601478-n] (a gas turbine produces a stream of hot gas that propels a jet plane by reaction propulsion)
                    • içten yanmalı motor [TUR10-1213220] (Yakıtın motor içinde yanma odası adı verilen sınırlı bir alan içinde yakılması ile oluşan basıncın, piston denen parçayı hareket ettirmesi ile oluşan makine) internal-combustion engine [ENG31-03585151-n] (a heat engine in which combustion occurs inside the engine rather than in a separate furnace)
                      • dizel [TUR10-0211790] (Ateşleme işi buji yerine havanın sıkıştırılması sonucu elde edilen ısıdan yararlanılarak yapılan bir tür motor)
                      • diesel [ENG31-03197791-n] (an internal-combustion engine that burns heavy oil)
                      • Wankel motoru [TUR10-1215220] (Ekzantrik döner tasarıma sahip, yanma basıncını döner harekete çeviren içten yanmalı motor) rotary engine [ENG31-04117748-n] (an internal-combustion engine in which power is transmitted directly to rotating components)
                        • türbin [TUR10-0793480] (Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenler yardımıyla dönerek çalışan araç) turbine [ENG31-04505818-n] (rotary engine in which the kinetic energy of a moving fluid is converted into mechanical energy by causing a bladed rotor to rotate)
                          • su türbini [TUR10-0714140] (Su gücünden yararlanmayı sağlayan önemli bir makine sistemi)
                    • dıştan yanmalı motor [TUR10-1212220] (Yakıtın yanması ile sistemde çalışacak olan farklı bir akışkanı ısıtarak o akışkan aracılığı ile enerji dönüşümünü yapan bir motor) external-combustion engine [ENG31-03312518-n] (a heat engine in which ignition occurs outside the chamber (cylinder or turbine) in which heat is converted to mechanical energy)
                      • buharlı motor [TUR10-1215730] (Buharın içerisinde bulunan ısı enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren ve dıştan yanmalı motor sınıfına giren makineler)
                      • steam engine [ENG31-04316187-n] (external-combustion engine in which heat is used to raise steam which either turns a turbine or forces a piston to move up and down in a cylinder)
                  • otomat [TUR10-0594180] (Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç)
                  • slot machine [ENG31-04251069-n] (a machine that is operated by the insertion of a coin in a slot)
                  • şahmerdan [TUR10-0721280] (Bir yapının temel kazıklarını çakmakta kullanılan bir çeşit araç)
                  • pile driver [ENG31-03942742-n] (a machine that drives piling into the ground)
                  • betonkarar [TUR10-1211330] (Beton karma makinesi)
                  • concrete mixer [ENG31-03091491-n] (a machine with a large revolving drum in which cement is mixed with other materials to make concrete)
                  • kod çözücü [TUR10-1211660] (Kodlanmış bilgileri anlaşılır hale dönüştürmek için kullanılan lojik devre)
                  • decoder [ENG31-03173729-n] (a machine that converts a coded text into ordinary language)
                  • ziraat makinası [TUR10-1212290] (Tarım ve çiftlik faaliyetlerinde kullanılan makine; tarım makinası) farm machine [ENG31-03327885-n] (a machine used in farming)
                    • biçerbağlar [TUR10-0100920] (Ekini hem biçen hem de bağ durumuna getiren makine)
                    • binder [ENG31-02843590-n] (a machine that cuts grain and binds it in sheaves)
                    • süt sağma makinesi [TUR10-1213930] (Süt sağmak için meme ucuna takılarak kullanılan kısa sürede süt sağımını gerçekleştiren makine)
                    • milking machine [ENG31-03770530-n] (machine consisting of a suction apparatus for milking cows mechanically)
                    • biçerdöver [TUR10-0100930] (Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine)
                    • combine [ENG31-03079638-n] (harvester that heads and threshes and cleans grain while moving across the field)
                    • sürgü [TUR10-0717100] (Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı)
                    • harrow [ENG31-03501737-n] (a cultivator that pulverizes or smooths the soil)
                    • patoz [TUR10-0085570] (Harman dövme makinesi)
                    • tınaz makinesi [TUR10-0774000] (Tınaz durumundaki ekinleri savurarak yabancı nesneleri ayıran makine)
                    • gelberi [TUR10-0155790] (Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç)
                  • makineler [TUR10-1213700] (Genel olarak makineler veya bir fabrikada veya çiftlikte kullanılan tüm makineler) machinery [ENG31-03706974-n] (machines or machine systems collectively)
                    • öğütücü [TUR10-0188030] (Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet) mill [ENG31-03771096-n] (machinery that processes materials by grinding or crushing)
                      • kol değirmeni [TUR10-0468490] (Bulgur, yarma vb. tahılların öğütülmesinde kullanılan, kol gücü ile çalışan taş değirmen)
                  • baskı makinesi [TUR10-1214870] (Kâğıt ya da kumaş gibi bir yüzey üzerine, boya taşıyan bir başka yüzey ile mekanik baskı uygulayarak görüntüyü aktaran, matbaacılığın temel aracı) printer [ENG31-04010851-n] (a machine that prints)
                    • yazıcı [TUR10-0844250] (Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa halinde dökümünü veren araç)
                    • printer [ENG31-04011143-n] ((computer science) an output device that prints the results of data processing)
                    • seri yazıcı [TUR10-1211040] (Bir seferde tek bir karakter basan bir yazıcı) character printer [ENG31-03011195-n] (a printer that prints a single character at a time)
                      • daktilo [TUR10-0179470] (Tuşlara parmakla vurulduğunda harflerin boyalı bir şerit yardımıyla kâğıt üzerine çıkması temeline dayanan, mekanik veya elektrikle çalışan türleri bulunan makine) typewriter [ENG31-04512331-n] (hand-operated character printer for printing written messages one character at a time)
                        • elektrikli daktilo [TUR10-0241950] (Elektrik enerjisi ile çalışan yazı makinesi)
                        • stenotip [TUR10-0709130] (Stenografi için yapılmış yazı makinesi)
                      • teleks [TUR10-0760800] (Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni)
                      • teletypewriter [ENG31-04411335-n] (a character printer connected to a telegraph that operates like a typewriter)
                    • dizgi makinesi [TUR10-1216360] (Çeşitli tekniklerden yararlanarak sözcük, satır, başlık, kimi durumlarda sayfaları blok durumunda döken makine) typesetting machine [ENG31-04512065-n] (a printer that sets textual material in type)
                      • monotip [TUR10-0550080] (Harfleri ayrı ayrı dizip döken dizgi makinesi)
                      • monotype [ENG31-03789672-n] (a typesetting machine operated from a keyboard that sets separate characters)
                    • rotatif [TUR10-0648910] (Büyük bir çabuklukla dönerek işleyen ve saatte binlerce adet basan bir tür basım makinesi)
                  • simulatör [TUR10-1215510] (Öğrencelik)
                  • simulator [ENG31-04228890-n] (a machine that simulates an environment for the purpose of training or research)
                  • kar püskürtme makinesi [TUR10-1215550] (Karla kapalı yolları açmak amacıyla kullanılan, ön taraftaki karı küredikten sonra yukarısındaki baca yardımıyla yan tarafa atan bir araç)
                  • snow thrower [ENG31-04259763-n] (a machine that removes snow by scooping it up and throwing it forcefully through a chute)
                  • tekstil makinesi [TUR10-1216090] (Dokuma kumaşlar üretmek için kullanılan makine) textile machine [ENG31-04424315-n] (a machine for making textiles)
                    • dokuma tezgahı [TUR10-0215120] (Dokuma işinin yapıldığı makine veya araç) loom [ENG31-03694483-n] (a textile machine for weaving yarn into a textile)
                      • jakar [TUR10-1064640] (Her çözgü ipliğinin başlı başına hareket ettiği mekanik dokuma tezgâhı)
                  • zaman makinesi [TUR10-1216140] (Bilim-kurguda bir kişi veya nesneyi geçmişe veya geleceğe aktarmak için kullanılan araç)
                  • time machine [ENG31-04444927-n] (a science fiction machine that is supposed to transport people or objects into the past or the future)
                  • hesap cetveli [TUR10-0339920] (Sayılar arasında birçok işlemlerin sonucunu kolayca bulmaya yarayan, iç içe yerleştirilmiş ve biri diğerinin üzerinde kayan iki parçadan oluşan cetvel)
                  • calculator [ENG31-02942270-n] (a small machine that is used for mathematical calculations)
                  • sayaç [TUR10-0670130] (Hava gazı, elektrik, su ve benzerinin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet) counter [ENG31-03121418-n] (a calculator that keeps a record of the number of times something happens)
                    • ana sayaç [TUR10-0035560] (Belirli bir yerleşim birimine veya bir şehre verilen toplam elektrik, su ve gazın ölçülmesi amacıyla, ana dağıtım boru hattı başlangıcına tesis edilen sayaç sistemi)
                    • telefonometre [TUR10-0760670] (Telefon konuşmalarının süresini ve sayısını gösteren sayaç)
                    • elektrik sayacı [TUR10-0242030] (Kullanılan elektrik enerjisinin miktarını gösteren araç)
                    • tüketici sayacı [TUR10-0792310] (Harcanmak üzere tüketim mahalline sevk edilen gazı ölçmekte kullanılan cihaz)
                  • değirmen [TUR10-0188040] (İçinde öğütme işi yapılan yer) mill [ENG31-03771096-n] (machinery that processes materials by grinding or crushing)
                    • su değirmeni [TUR10-0710920] (Su gücü ile çalışan değirmen)
                    • water mill [ENG31-04568708-n] (a mill powered by a water wheel)
                    • el değirmeni [TUR10-0241370] (El gücüyle çalıştırılan ve kahve, baharat ve benzerini öğütmeye yarayan bir tür küçük değirmen)
                    • mill [ENG31-03771096-n] (machinery that processes materials by grinding or crushing)
                    • yel değirmeni [TUR10-0846700] (Rüzgâr gücüyle çalışan değirmen)
                  • bıçkı [TUR10-0099650] (Motorla çalışan bir çeşit güçlü testere)
                  • power saw [ENG31-04002503-n] (a power tool for cutting wood)
                  • motorlu testere [TUR10-1214800] (Hızar, benzinli motor veya elektrik motoru ile çalışan ve genellikle odun kesmekte kullanılan bir tür bıçkı) power saw [ENG31-04002503-n] (a power tool for cutting wood)
                    • dekupaj testeresi [TUR10-1213340] (Ahşap, mdf, metal, plastik türü hazır malzemelerin kesiminde düz ya da kıvrımlı kesim için kullanılan elektrikli el aleti)
                    • jigsaw [ENG31-03603976-n] (fine-toothed power saw with a narrow blade)
                  • mengene [TUR10-0135750] (İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet) press [ENG31-04006350-n] (any machine that exerts pressure to form or shape or cut materials or extract liquids or compress solids)
                    • kumaş mengenesi [TUR10-0490240] (Yeni dokunmuş veya yıkanmış kumaşların ütülenmek amacıyla içinden geçirildiği silindir alet)
                    • demirci mengenesi [TUR10-0191660] (Kızgın demiri tutmak için kullanılan kıskaç)
                    • tezgah mengenesi [TUR10-0772400] (İş yerlerinde sabit tezgâha bağlanan ve boru, demir ve benzerini kesme işlerinde kullanılan bir tür mengene)
                    • boru mengenesi [TUR10-0114540] (Kesme, diş açma vb. işlemler için borunun sıkıca bağlandığı alet)
                    • pres [TUR10-0535190] (Yağını veya suyunu çıkarmak için ürünleri sıkmaya yarayan alet)
                  • matbaa [TUR10-0528930] (Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim, çıkarma işi yapılan yer)
                  • press [ENG31-04006669-n] (a machine used for printing)
                  • simülatör [TUR10-0599230] (Öğrenmek amacıyla ilk yapılan iş)
                  • simulator [ENG31-04228890-n] (a machine that simulates an environment for the purpose of training or research)
                  • delgeç [TUR10-0189940] (Mukavva, kâğıt, kayış, maden ve benzerinde delik açmaya yarayan araç)
                  • stapler [ENG31-04310635-n] (a machine that inserts staples into sheets of paper in order to fasten them together)
                  • tel zımba [TUR10-0762080] (Kâğıtları birbirine tutturmaya yarayan teli basan araç)
                  • stapler [ENG31-04310635-n] (a machine that inserts staples into sheets of paper in order to fasten them together)
                  • konveyör [TUR10-0474290] (Yükü havadan veya yerden taşımaya yarayan ve kapalı devre çalışan alet, taşıyıcı)
                  • vargel tezgahı [TUR10-0814260] (Madenî parçaların üzerindeki kabalıkları almak için kullanılan makine)
                  • vantilatör [TUR10-0813810] (Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet)
                  • vantilatör [TUR10-0813820] (Motorlu taşıtların iç havasını değiştirmeye yarayan düzen)
                  • kahve makinesi [TUR10-0399700] (Kahve çekmek veya öğütmek üzere özel yapılan otomatik makine)
                  • indükleme makinesi [TUR10-0374330] (İndüklemeyle oluşan elektrik akımlarını üreten makine)
                  • indüktör [TUR10-1213180] (Alternatif akımla beslenen devrelerde, manyetik akıyı değiştirmek suretiyle akım yaratan araç)
                  • kalandır makinesi [TUR10-0401300] (Kalandır işini yapan makine)
                  • kambura makinesi [TUR10-0406610] (Ciltçilikte, kitapların sırtını yuvarlaklaştırma ve sırt kenarlarını düzgünleştirmekte kullanılan makine)
                  • ütü makinesi [TUR10-0811150] (Sıcaklık veren bir levha ile bunun üzerinde çamaşırı sıkıştırmak için bir pedalla döndürülen, silindirden yapılmış makine)
                  • vidanjör [TUR10-0819830] (Foseptik kuyularındaki pis suları çekmeye yarayan makine)
                  • fan [TUR10-0264070] (Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç)
                  • buharlı makine [TUR10-0121990] (Buharla çalışan makine)
                    • buhar makinesi [TUR10-0122020] (Buhar basıncıyla işleyen makine)
                    • lokomobil [TUR10-0513690] (Sanayi ve tarımda kullanılan, tekerlekler üzerine kurulmuş, istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi)
                  • alet [TUR10-0026600] (Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri)
                  • pastav makinesi [TUR10-0617760] (Kumaş toplarını üst üste katlayarak yığan alet)
                  • klorölçer [TUR10-0465230] (Bir sıvının içindeki erimiş bulunan klor miktarını ölçmeye yarayan alet)
                  • teksir makinesi [TUR10-0564980] (Özel bir kâğıt üzerine yazılmış yazıyı çoğaltmaya yarayan makine)
                  • konvektör [TUR10-0354290] (Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet)
                  • cendere [TUR10-0635560] (Bir şeyi sıkma, ezme vb. işlerde kullanılan düzenek)
                    • su cenderesi [TUR10-0710470] (Lokomotiflerin su haznelerine veya tenderlerine su vermeye yarayan araç)
                  • çekiç makinesi [TUR10-0156150] (Ayakkabı imalatında taban köşelerinin burun kısımlarını incelten ve köseleleri döverek düzelten bir makine)
                  • çıkrıkçı [TUR10-0163970] (Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine)
                  • çıpır makinesi [TUR10-0164740] (Elyaflı plaka imalatında kullanılmak üzere odunları yonga durumuna getiren makine)
                  • sağım makinesi [TUR10-0655430] (Sağmal hayvanların sütünü sağmaya yarayan ve emme sistemi ile çalışan alet)
                  • kalender [TUR10-0402910] (Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine)
                  • katrak [TUR10-0429410] (Marangozlukta tomrukları biçmeye yarayan ve birden çok testeresi olan biçme makinesi)
                  • ücretlendirme makinesi [TUR10-0805940] (Posta işlemlerinde zarfların üstüne pul yerine ücreti gösteren damga basan makine)
                  • balya makinesi [TUR10-0075570] (Değişik tarım veya sanayi ürünlerini ip, çember vb. ile balyalama işini yapan alet)
                  • bantlayıcı [TUR10-0076580] (Bantlama makinesi)
                  • konkasör [TUR10-0472020] (Yapıcılıkta yol, yapı vb. yapımında kullanılacak çakıl veya taşları elde etmek için, büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine; kırma makinesi)
                  • külhan makinesi [TUR10-0501380] (Enerji üreten makinelerde yanmayı sağlayan ana bölüm; yanma hücresi)
                  • bilgiyazar [TUR10-0103390] (Elektronik sistemle dizgi yapan alet)
                  • burç [TUR10-0124880] (Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik ve benzerinden yapılan bir motor parçası)
                  • nakış makinesi [TUR10-0568820] (Nakış işlemek üzere özel olarak yapılmış makine)
                  • şahmerdan [TUR10-0721270] (Vurucu ağırlığın, mekanik olarak yükselmesi ve düşmesi sonucu dövme işlemi yapan makine)
                  • öğütücü [TUR10-0599990] (Kâğıtçılıkta gerekli özelliklerdeki kâğıt veya karton hamuruna istenen bazı özellikleri kazandırmak için sulu ortamda elyaflı maddelerin işlenmesinde kullanılan diskli veya konik rotor ve statoru olan makine)
                  • greyder [TUR10-0310750] (Altında bulunan ve değişik açılarda çalışabilen bıçağı ile toprağı kesen veya yayan yol makinesi)
                  • havan [TUR10-0333330] (Tütün kıyma makinesi)
                  • yayık makinesi [TUR10-0842840] (Süt işleme makinesi)
                  • yaprak makinesi [TUR10-0834950] (Madenleri bastırıp yaprak durumuna getiren baskı makinesi)
                  • yalan makinesi [TUR10-0828300] (Suçluların suçlarını itiraf etmesi amacıyla özel olarak yapılmış makine)
                  • silme makinesi [TUR10-0693460] (Profil, kaval çubuk vb. maddelerin silme işleminde kullanılan makine)
                  • skrayper [TUR10-1256700] (Zemini karnındaki bıçakla kendi kendine sıyıran, yükleyen, taşıyan ve boşaltma yerinde de bıçak ağzını yukarıya çekmek suretiyle bir ağız teşkil ederek haznesindeki malzemeyi kendiliğinden boşaltan ağır iş makinesi)
                  • sürfile makinesi [TUR10-0717060] (Sürfile işi yapan makine)
                  • hava boşaltma makinesi [TUR10-1046220] (Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç)
                • kısıtlayıcı şey [TUR10-1215180] (Kısıt altına alan, sınırlayan herhangi bir şey) restraint [ENG31-04088956-n] (a device that retards something's motion)
                  • fren [TUR10-0279760] (Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma) brake [ENG31-02892666-n] (a restraint used to slow or stop a vehicle)
                    • el freni [TUR10-0243220] (Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren)
                    • abs [TUR10-1255330] (Taşıt araçlarının her türlü yük durumunda bütün yol koşullarında ve çeşitli süratlerdeki zorunlu durumlarda yapılacak ani frenlemelerde tekerleklerin kilitlenmesini önleyerek direksiyondaki tam hakimiyeti sağlayan fren sistemi)
                    • balata [TUR10-0073530] (Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet)
                    • havalı fren [TUR10-0333240] (Hava basıncı ile yönetilen pistonlu fren)
                  • bağlantı parçası [TUR10-1212300] (İki ekipman, kablo ya da boruyu birleştiren parça) fastener [ENG31-03328648-n] (restraint that attaches to something or holds something in place)
                    • conta [TUR10-0142270] (Geçirmezliği sağlamak için sıkıştırılmış iki yüzey arasına yerleştirilen, genellikle kauçuk ve kurşundan yapılan ince parça) seal [ENG31-04166415-n] (fastener that provides a tight and perfect closure)
                      • pul [TUR10-0637870] (Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık)
                      • washer [ENG31-04562157-n] (seal consisting of a flat disk placed to prevent leakage)
                      • rondela [TUR10-0648820] (Sıkıştırılacak parça ile somun arasına konan ve bu somunun parça üzerine uyguladığı kuvveti iletmeye ve dağıtmaya yarayan küçük delikli pul)
                      • washer [ENG31-04562157-n] (seal consisting of a flat disk placed to prevent leakage)
                      • flaş conta [TUR10-0276810] (Su motorlarında motor ile su borusu arasına geçirmezliği sağlamak için yerleştirilen yuvarlak lastik veya kauçuk madde)
                    • geçme [TUR10-0288320] (Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça)
                    • dowel [ENG31-03233947-n] (a fastener that is inserted into holes in two adjacent pieces and holds them together)
                    • borina [TUR10-0114130] (Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat)
                    • bowline [ENG31-02885147-n] (a loop knot that neither slips nor jams)
                    • toka [TUR10-0778890] (Kemer, kayış, ayakkabı ve benzerinin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık)
                    • clasp [ENG31-03042266-n] (a fastener (as a buckle or hook) that is used to hold two things together)
                    • kemer tokası [TUR10-1210710] (Kemerin iki ucunu birbirine bağlamak için kullanılan toka)
                    • buckle [ENG31-02913678-n] (fastener that fastens together two ends of a belt or strap)
                    • düğme [TUR10-0228190] (Giyecek, yorgan ve benzerinin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı)
                    • button [ENG31-02931992-n] (a round fastener sewn to shirts and coats etc to fit through buttonholes)
                    • ataş [TUR10-0790450] (Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç)
                    • clip [ENG31-03047943-n] (any of various small fasteners used to hold loose articles together)
                    • mandal [TUR10-0523200] (Kuruması için asılmış çamaşırları ipe sıkıca tutturmak amacıyla kullanılan küçük, tahta veya plastik kıskaç)
                    • clothespin [ENG31-03055234-n] (wood or plastic fastener)
                    • iğne [TUR10-0362400] (İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç) needle [ENG31-03821676-n] (a sharp pointed implement (usually steel))
                      • yelken iğnesi [TUR10-0847040] (Yelkenleri birbirine tutturmaya yarayan alet)
                      • tığ [TUR10-0772900] (Dantel veya yün örmekte kullanılan, ucu çengelli kısa şiş)
                      • crochet needle [ENG31-03137701-n] (a needle with a hook on the end)
                      • çengel iğnesi [TUR10-0159310] (Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası)
                      • hairpin [ENG31-03481436-n] (a double pronged pin used to hold women's hair in place)
                      • perçin [TUR10-0623100] (İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu)
                      • rivet [ENG31-04102436-n] (heavy pin having a head at one end and the other end being hammered flat after being passed through holes in the pieces that are fastened together)
                      • kefne [TUR10-0438230] (Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış)
                      • kenet mili [TUR10-0441370] (Çatı ve öteki parçaların birleştirilmesinde kullanılan metal perçinler)
                      • klips [TUR10-0464950] (Yaylı bir pensle tutturulmuş küpe, iğne vb)
                      • kopanaki [TUR10-0474500] (El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç)
                      • krampon [TUR10-0485720] (İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası)
                      • baret [TUR10-0077520] (Bir tür süs iğnesi)
                    • düğüm [TUR10-0228360] (İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum) knot [ENG31-03632523-n] (any of various fastenings formed by looping and tying a rope (or cord) upon itself or to another rope or to another object)
                      • bağ [TUR10-0068030] (Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm)
                      • hitch [ENG31-03527797-n] (a knot that can be undone by pulling against the strain that holds it)
                      • ilmek [TUR10-0370140] (Çözülmesi kolay düğüm)
                      • slipknot [ENG31-04248170-n] (a knot at the end of a cord or rope that can slip along the cord or rope around which it is made)
                      • açmaz düğümü [TUR10-0919610] (Bir halatın iki ucunu birbirinin üzerinden geçirerek açılmayacakları bir biçimde atılan düğüm)
                      • ağız bağı [TUR10-0922960] (Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı)
                      • kördüğüm [TUR10-0482610] (Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm)
                      • korza [TUR10-0477120] (Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması)
                      • balıkçı düğümü [TUR10-0074080] (İşleme başlangıcında yapılan ve sonra kolayca çözülerek işin tersine de tutturulan düğüm şekli)
                      • ısparmaça [TUR10-0355070] (Deniz içinde birkaç zincirin birbirine dolaşması)
                    • kapı mandalı [TUR10-0419820] (Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç) bolt [ENG31-02869271-n] (the part of a lock that is engaged or withdrawn with a key)
                      • ispanyolet [TUR10-0380920] (Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü)
                    • kilit [TUR10-0460550] (Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti) lock [ENG31-03687813-n] (a fastener fitted to a door or drawer to keep it firmly closed)
                      • asma kilit [TUR10-0051030] (Kilitlenecek şeyin üstündeki halkalara geçirilip kapatılacak biçimde yapılmış kilit)
                      • padlock [ENG31-03880277-n] (a detachable lock)
                      • bagaj kilidi [TUR10-0067920] (Bagaj kapağını kilitlemeye yarayan alet)
                      • komple kilit [TUR10-0470700] (Bir mobilyanın sadece bir çekmece veya kapağına takılan, kilitlendiğinde mobilyanın bütün kapak ve çekmecelerini kilitleyebilen özel bir kilit çeşidi)
                      • donanım kilidi [TUR10-0218200] (Bilgisayarda bazı programların izinsiz kullanılmasını engelleyen kilit)
                      • anahtar ağızlığı [TUR10-0034620] (Mobilya kapaklarının ve çekmecelerin yüzlerine açılan anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz çelik veya dökümden yapılmış ortası anahtara uygun, delikli metal ve plastik gereç)
                      • baston kilidi [TUR10-0955930] (Yelkenlide seren ucunun çatlamasını engelleyen çember)
                      • bindirme kilit [TUR10-0105110] (Gövdesi kutu biçiminde olan, kapak veya kapının arkasına doğrudan vidalanan, basit mekanizmalı kilit)
                      • şifreli kilit [TUR10-0731230] (Üstünde her birinde çepeçevre birçok harfler yazılı bir sıra tekerlek bulunan ve bunlar çevrildiğinde bilinen bir kelime ortaya çıkarıldığında açılabilen kilit)
                      • gömme kilit [TUR10-0303660] (Gövdesi kapak veya çekmecenin kenarına açılan yuvaya gömülerek takılan kilit)
                      • ispanyolet kilit [TUR10-0380930] (Elbise dolabı, büro dolabı vb. eşyaların kapaklarına takılan, sürgü kolları ile kapağın altından ve üstünden kilitleme yapan gömme kilit çeşidi)
                    • çivi [TUR10-0542770] (İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk) nail [ENG31-03810284-n] (a thin pointed piece of metal that is hammered into materials as a fastener)
                      • yaya çivisi [TUR10-0842480] (Yollarda ve özellikle kavşaklarda yayaların geçeceği bölümü belirtmek için asfalta çakılan çok büyük başlı, parlak çivi)
                      • raptiye [TUR10-0638930] (Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt veya karton vb. şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç)
                      • thumbtack [ENG31-04438879-n] (a tack for attaching papers to a bulletin board or drawing board)
                      • inşaat çivisi [TUR10-0376690] (Çapı 2-7 mm, boyu 4-20 cm arasında değişen, başlı ve tepesi tırtıllı çivi)
                      • pafta [TUR10-0610540] (Süs için at takımlarına veya başka yerlere takılan metal pul veya çakılan iri başlı çivi)
                      • cam çivisi [TUR10-0130900] (Yaklaşık çapları 1 mm, boyları 1,5-2,5 cm arasında değişen ince ve başsız tel çivi)
                      • kabara [TUR10-0393290] (Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi)
                        • ızgara [TUR10-0356690] (Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara)
                      • kabara [TUR10-0393310] (Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine ara verilmeden çakılan süslü çivi)
                      • kabara [TUR10-0393300] (Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi)
                      • tel çivi [TUR10-0760440] (Telden yapılan çivi)
                      • temel çivisi [TUR10-0762630] (Yapı işlerinde kullanılan büyük çivi)
                      • çatal çivi [TUR10-0152920] (Elektrik ve telefon kablolarını süpürgeliğe, kapı, pencere pervazı vb. ahşap yüzeylere tutturmakta kullanılan, iki ucu sivri, U biçiminde özel çivi)
                      • döşemeci çivisi [TUR10-0222930] (Özellikle mobilya döşemeciliğinde kullanılan büyük başlı, kare kesitli gövdeli, sivri uçlu ve siyah renkli çivi)
                      • enser [TUR10-0248370] (Büyük çivi)
                      • kulak çivisi [TUR10-0488730] (Kağnıda tekerleğin çıkmaması için mazının ucuna takılan çivi)
                      • karfiçe [TUR10-0419740] (Orta boy demir çivi)
                      • azı [TUR10-0065190] (Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi)
                      • mıh [TUR10-0542780] (Büyük çivi)
                      • nodul [TUR10-0578890] (Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi)
                      • pim [TUR10-0627920] (İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi)
                    • iğne [TUR10-0362420] (Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası)
                    • pin [ENG31-03946532-n] (a small slender (often pointed) piece of wood or metal used to support or fasten or attach things)
                    • fermuar [TUR10-0268940] (Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek)
                    • slide fastener [ENG31-04245427-n] (a fastener for locking together two toothed edges by means of a sliding tab)
                    • çıtçıt [TUR10-0268880] (Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne)
                    • snap [ENG31-04255319-n] (a fastener used on clothing)
                    • manşon [TUR10-0524480] (İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası)
                    • sleeve [ENG31-04243483-n] (the part of a garment that is attached at the armhole and that provides a cloth covering for the arm)
                    • çecik [TUR10-0155560] (Madenî kulp, halka, çivi)
                  • vida [TUR10-0819750] (Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi) screw [ENG31-04160812-n] (a fastener with a tapered threaded shank and a slotted head)
                    • zıvanalı vida [TUR10-0875400] (Zıvanası olan vida)
                    • cıvata [TUR10-0138960] (Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida) bolt [ENG31-02869005-n] (a screw that screws into a nut to form a fastener)
                      • mapa [TUR10-0525690] (Ucu halkalı cıvata)
                    • uzun diş [TUR10-0805510] (Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida)
                  • pranga [TUR10-0635170] (Ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir)
                  • fetter [ENG31-03335892-n] (a shackle for the ankles or feet)
                  • kelepçe [TUR10-0438930] (Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka)
                  • handcuff [ENG31-03489659-n] (shackle that consists of a metal loop that can be locked around the wrist)
                  • yular [TUR10-0862050] (Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip) halter [ENG31-03485802-n] (rope or canvas headgear for a horse, with a rope for leading)
                    • keşen [TUR10-0445940] (Zincirden yular veya ayak kösteği)
                  • falaka [TUR10-0263660] (Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı)
                  • bağda [TUR10-0068260] (Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek)
                  • zincir [TUR10-0876310] (Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ)
                  • boyunduruk [TUR10-0117110] (Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember) yoke [ENG31-04620197-n] (stable gear that joins two draft animals at the neck so they can work together as a team)
                    • çatkılık [TUR10-0153990] (Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç)
                  • kurtağzı [TUR10-0493560] (Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça)
                  • ağızlık [TUR10-0013720] (Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes)
                • taban [TUR10-0225100] (Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne) pedestal [ENG31-03909987-n] (an architectural support or base (as for a column or statue))
                  • arkalık [TUR10-0045780] (Sırt dayamaya yarayan yer)
                  • back [ENG31-02770438-n] (a support that you can lean against while sitting)
                  • ayak [TUR10-0059050] (Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri) rest [ENG31-04088156-n] (a support on which things can be put)
                    • sacayağı [TUR10-0653110] (Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek))
                    • trivet [ENG31-04493578-n] (a three-legged metal stand for supporting a cooking vessel in a hearth)
                    • tabla [TUR10-0736450] (Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılan tepsiye benzer altlık)
                      • kasa [TUR10-0424470] (Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla)
                    • çatal ayak [TUR10-0152890] (Ateşli bir silahın namlusuna destek olan, genellikle ters V biçiminde yere kurulan iki ayaklı parça)
                    • üçayak [TUR10-0806050] (Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen)
                    • yarım ayak [TUR10-0837350] (Üzerinde yukarıdan aşağı yivler bulunan, duvara yarısı gömük gibi duran, hiçbir taşıyıcı görevi olmayan süs ögesi)
                    • baza [TUR10-0087450] (Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak)
                  • basamak [TUR10-0078580] (Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri) step [ENG31-04322052-n] (support consisting of a place to rest the foot while ascending or descending a stairway)
                    • çökerti sekisi [TUR10-0174060] (İçinde erimiş maddelerin bulunduğu sularda çökertilerin oluşturduğu basamak)
                    • banket [TUR10-0076320] (Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılan dar basamak)
                  • dayanak noktası [TUR10-0185590] (Destek) rest [ENG31-04088156-n] (a support on which things can be put)
                    • yastık [TUR10-0839340] (Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça)
                    • bastırık [TUR10-0080310] (Kapıyı arkadan bastırmak için kullanılan ağaç dayak)
                    • hava yastığı [TUR10-0333600] (Taşıtlarda kazanın neden olacağı zararları azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık)
                      • diz yastığı [TUR10-0212520] (Taşıtlarda kaza anında diz bölümüne gelebilecek çarpmaların sonuçlarını azaltmaya yönelik hava basınçlı yastık)
                  • engel [TUR10-0247710] (Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken, çerçeve ile tabandan kurulu tahta düzenek)
                    • bariyer [TUR10-0078020] (Engelli at yarışlarında üzerinden atlanması gereken yapay engel)
                  • dirsek [TUR10-0520240] (Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç)
                  • bracket [ENG31-02891810-n] (a support projecting from a wall (as to hold a shelf))
                  • raf [TUR10-0640930] (Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha) shelf [ENG31-04197095-n] (a support that consists of a horizontal surface for holding objects)
                    • bacabaşı [TUR10-0066930] (Ocağın üstündeki raf)
                    • baca kaşı [TUR10-0067000] (Bir şöminenin, ocağın üstündeki taş veya taştan raf)
                    • baca kulağı [TUR10-0067110] (Ocağın iki yanında taştan yapılmış ufak raf)
                    • testilik [TUR10-0770020] (Evlerin iç avlularına su dolu testileri koymak için yapılan delikli tahta raf)
                    • köşe rafı [TUR10-0484460] (Köşeyi kaplayacak biçimde yapılmış raf)
                    • tabaklık [TUR10-0735500] (Tabak koymaya yarayan ve üst üste birkaç kattan oluşan raf)
                    • çiçeklik [TUR10-0166610] (Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu)
                    • saksılık [TUR10-0659080] (Saksı koymaya yarar raf)
                    • kavukluk [TUR10-0431320] (Kavuk koymaya yarayan küçük raf)
                    • musandıra [TUR10-0556560] (Mutfakta yüksek ve geniş raf)
                    • şişelik [TUR10-0732560] (Şişe konulacak yer)
                    • saçmalık [TUR10-0653680] (Saçma konulan yer)
                    • pim [TUR10-0627930] (Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti)
                  • tünek [TUR10-0793150] (Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde tünedikleri dal veya sırık)
                  • perch [ENG31-03921038-n] (support consisting of a branch or rod that serves as a resting place (especially for a bird))
                  • üzengi [TUR10-0811460] (Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka) stirrup [ENG31-04328111-n] (support consisting of metal loops into which rider's feet go)
                    • çanak üzengi [TUR10-0149590] (Basılan yeri, tabanın büyük bir bölümünü kaplayacak kadar geniş olan üzengi)
                  • yatak [TUR10-0840520] (Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça) bearing [ENG31-02820166-n] (a rotating support placed between moving parts to allow them to move easily)
                    • kundak [TUR10-0491000] (Arabalarda dingil yatağı)
                  • yapı elemanı [TUR10-0833380] (Bir yapının bütünü içinde yer alan ve özel bir görev üstlenen ögeler) structural member [ENG31-04348492-n] (support that is a constituent part of any structure or building)
                    • eşik [TUR10-0255820] (Kapı ağzında basamağın konulacağı yer ya da kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak)
                    • doorsill [ENG31-03228389-n] (the sill of a door)
                    • kale direği [TUR10-1212690] (Ayaktopu oyununda kaleyi oluşturan direkler)
                    • goalpost [ENG31-03448073-n] (one of a pair of posts (usually joined by a crossbar) that are set up as a goal at each end of a playing field)
                    • kiriş [TUR10-0462810] (Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası) beam [ENG31-02819085-n] (long thick piece of wood or metal or concrete, etc., used in construction)
                      • putrel [TUR10-0638830] (Yapılarda duvarları birbirine bağlayan aynı zamanda demir yollarında da kullanılan kiriş)
                      • girder [ENG31-03442851-n] (a beam made usually of steel)
                      • karina [TUR10-0421760] (Gemi omurgası)
                      • keel [ENG31-03614755-n] (one of the main longitudinal beams (or plates) of the hull of a vessel)
                      • çatı kirişi [TUR10-0153430] (Bir ucu tavanın üstüne bindirilen ve üzerine kiremit altı tahtalarının kaplandığı ana kiriş)
                        • palalık [TUR10-0611130] (Çatı kirişinin yanı)
                      • boyunduruk [TUR10-0117120] (Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş)
                      • kemere [TUR10-0439930] (Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri)
                      • beam [ENG31-02819516-n] (the broad side of a ship)
                    • sırık [TUR10-0203280] (Değnekten uzun ve kalınca ağaç) stake [ENG31-04305903-n] (a strong wooden or metal post with a point at one end so it can be driven into the ground)
                      • terazi [TUR10-0766560] (İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık)
                      • ayakçak [TUR10-0059250] (Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık)
                      • lale [TUR10-0506470] (Meyve koparmak için ucuna üçlü veya dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık)
                      • çangal [TUR10-0149760] (Fasulye sırığı; sırık)
                      • omuzluk [TUR10-0587370] (Omza alınıp iki ucuna yük asılan kısa sırık)
                      • flama [TUR10-0276590] (Mühendislerin, haritacıların kullandığı renkli belirtme sırığı)
                      • sikke [TUR10-0691930] (Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık)
                      • söven [TUR10-0706390] (Çit yapmakta kullanılan büyük kazık)
                      • süngü [TUR10-0715750] (Mezar başına nişan olarak dikilen sırık)
                    • herek [TUR10-0339510] (Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık)
                    • stake [ENG31-04305903-n] (a strong wooden or metal post with a point at one end so it can be driven into the ground)
                    • travers [TUR10-0786290] (Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri)
                    • tie [ENG31-04440719-n] (one of the cross braces that support the rails on a railway track)
                    • denizlik [TUR10-0194270] (Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm)
                    • windowsill [ENG31-04597566-n] (the sill of a window)
                  • katafalk [TUR10-0427210] (Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer)
                  • catafalque [ENG31-02984657-n] (a decorated bier on which a coffin rests in state during a funeral)
                  • askı [TUR10-0050340] (Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne) hanger [ENG31-03495985-n] (anything from which something can be hung)
                    • elbise askısı [TUR10-1211210] (Gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına ya da duvar askısına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış bir eşya)
                    • coat hanger [ENG31-03061905-n] (a hanger that is shaped like a person's shoulders and used to hang garments on)
                    • çamat [TUR10-0148990] (Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı)
                    • boru askısı [TUR10-0114400] (Her tür borunun asılmasında kullanılan, lama demiri veya çelik çemberlerden yapılan askı)
                    • fişka [TUR10-0275480] (Çipo tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit veya hareketli demir askı)
                  • tripot [TUR10-1216280] (Video kamera ve fotoğraf makinalarını sabitleme, yükseltip alçaltma gibi hareket sağlama amaçlı kullanılan üç ayaklı alet) tripod [ENG31-04492338-n] (a three-legged rack used for support)
                    • şövale [TUR10-0733810] (Ressam sehpası)
                    • easel [ENG31-03267512-n] (an upright tripod for displaying something (usually an artist's canvas))
                  • aplik [TUR10-0040770] (Duvar lambası; duvar şamdanı)
                  • sconce [ENG31-04155644-n] (a decorative wall bracket for holding candles or other sources of light)
                  • nihale [TUR10-0576580] (Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık, tava altlığı)
                  • trivet [ENG31-04493469-n] (a stand with short feet used under a hot dish on a table)
                  • koltuk [TUR10-0469510] (Yapıcılıkta yan destek)
                  • dirseklik [TUR10-0209410] (Koltuk, kanepe ve benzerinde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm)
                    • kol [TUR10-0467630] (Bir koltukta, bir divanda kol dayamaya yarayan parça)
                  • duvar ayağı [TUR10-0226630] (Yapılarda süs ögesinin dışında görevi olmayan, duvara yapışık, üzerinde yukarıdan aşağıya yivler bulunan yarım ayak)
                  • baza [TUR10-0087460] (Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide)
                • kanat [TUR10-0408310] (Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey)
                • airfoil [ENG31-02691302-n] (a device that provides reactive force when in motion relative to the surrounding air)
                • alarm sistemi [TUR10-1209700] (Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için işaret veren düzenek(ler)) alarm [ENG31-02697285-n] (a device that signals the occurrence of some undesirable event)
                  • siren [TUR10-0695890] (Acı acı ses çıkaran ve uzaklara kadar tehlike veya uyarı işareti vermek için kullanılan düdük)
                  • siren [ENG31-04231457-n] (an acoustic device producing a loud often wailing sound as a signal or warning)
                  • korna [TUR10-0464460] (Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru) automobile horn [ENG31-02764839-n] (a device on an automobile for making a warning noise)
                    • düdük [TUR10-0227990] (Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna)
                • elektrot [TUR10-0242620] (Bir elektrolitin içine daldırılan iki iletken çubuktan her biri, bunların artısına (pozitifine) anot, eksisine (negatifine) katot denir) electrode [ENG31-03279707-n] (a conductor used to make electrical contact with some part of a circuit)
                  • katot [TUR10-0429400] (Elektrikli ayrıştırmada sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı)
                  • cathode [ENG31-02988154-n] (a negatively charged electrode that is the source of electrons entering an electrical device)
                  • kolektör [TUR10-0468690] (Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç)
                  • collector [ENG31-03073385-n] (the electrode in a transistor through which a primary flow of carriers leaves the region between the electrodes)
                  • anot [TUR10-1209840] (Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini ağlayan, metal uçlardan artı yüklü olanı)
                  • anode [ENG31-02717226-n] (a positively charged electrode by which electrons leave an electrical device)
                  • eksi uç [TUR10-0240110] (Elektrikle yapılan temizleme, parlatma vb. işlemlerde yer alan eksi yüklü elektrot)
                  • katod [TUR10-1210980] (Anotun antisi olarak tanımlanabilecek indirgenmenin gerçekleştiği elektrot)
                  • antikatot [TUR10-0039440] (Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını alan elektronik lambadaki genellikle metal yaprak)
                • balta [TUR10-0754750] (Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç) ax [ENG31-02767049-n] (an edge tool with a heavy bladed head mounted across a handle)
                  • teber [TUR10-0754760] (Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta)
                  • tomahavk [TUR10-0779630] (Kuzey Amerikalı Kızılderililerinin kullandığı savaş baltası)
                  • aşçı baltası [TUR10-0052480] (Kemikli et kesmeye yarar küçük balta)
                  • baltacık [TUR10-0075360] (Küçük el baltası)
                  • nacak [TUR10-0567870] (Sapı kısa, küçük odun baltası)
                • yem [TUR10-0847530] (Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne) bait [ENG31-02779210-n] (something used to lure fish or other animals into danger so they can be trapped or killed)
                  • ak yem [TUR10-0022910] (İzmarit, istavrit, uskumru vb. balıkların beyaz etinden yapılan ve oltada kullanılan yem)
                  • tahıl yemi [TUR10-0737730] (Henüz olgunlaşmamışken kuru ot, silo yemi, kıyılmış yeşil yem olarak kullanılmak üzere biçilen veya biçilmeden otlatılan tahıllar)
                  • kesif yem [TUR10-0443840] (Sindirilebilir besin maddeleri yüksek, selülozu düşük yem)
                  • zoka [TUR10-0877020] (Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası)
                    • sinara [TUR10-0694040] (Büyük zoka)
                  • yemleme [TUR10-0848300] (Tuzağa veya oltaya takılan yem)
                  • balast yem [TUR10-0073480] (Çok büyük miktarda ham selüloz ve dolayısıyla yoğun yemlerden çok daha düşük sindirilebilir besin maddeleri ihtiva eden, hayvanlara tokluk hissi vermek amacıyla kullanılan yem)
                  • balık yemi [TUR10-0074480] (Balık avlamada oltanın ucuna takılan, genellikle yiyecek türü madde)
                  • ben [TUR10-0092560] (Olta veya tuzağa konulan yem)
                • çıngırak [TUR10-0164450] (Küçük çan)
                • bell [ENG31-02827590-n] (a hollow device made of metal that makes a ringing sound when struck)
                • çan [TUR10-0407310] (İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç) bell [ENG31-02827590-n] (a hollow device made of metal that makes a ringing sound when struck)
                  • kilise çanı [TUR10-0460530] (Kiliselerde saat başlarında ve dinî törenlerde çalınan büyük çan)
                • hat [TUR10-0331540] (Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi) cable [ENG31-02937552-n] (a conductor for transmitting electrical or optical signals or electric power)
                  • kablo [TUR10-0394190] (Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir madde ile sarılı bulunan metal tel) cable [ENG31-02937552-n] (a conductor for transmitting electrical or optical signals or electric power)
                    • fiber optik kablo [TUR10-1212330] (Ortasında bir kaç kat koruyucu madde ile sarılmış cam olan kablo)
                    • fiber optic cable [ENG31-03336544-n] (a cable made of optical fibers that can transmit large amounts of information at the speed of light)
                    • kordon [TUR10-0475370] (İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu)
                  • alçak gerilim [TUR10-0025200] (Düşük voltajlı elektrik hattı)
                  • ana besleme hattı [TUR10-0935550] (Ana anahtar, üreteç barası veya çevirgeç barasından ana dağıtım merkezine gelen besleme hattı)
                  • bağlama hattı [TUR10-0952170] (İki ayrı sistemi birbirine bağlayan ve bu sistemler arasındaki enerji alışverişini sağlayan hat)
                  • havai hat [TUR10-0332780] (Maden işletmeciliği, haberleşme, dağcılık vb. alanlarda ulaşımı sağlamak için bir hat boyunca dikilmiş direkler arasına gerilen tel, yol)
                • şamdan [TUR10-0722810] (Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık konulan yüksek tabla) candlestick [ENG31-02951993-n] (a holder with sockets for candles)
                  • kırkbudak [TUR10-0451600] (Bektaşilikte erenler meydanına konulan kırk kollu büyük şamdan)
                • disket sürücü [TUR10-1211820] (Sistemden bağımsız olarak saklanıp taşınabilen yardımcı bellek birimi) drive [ENG31-03247921-n] ((computer science) a device that writes data onto or reads data from a storage medium)
                  • CD sürücü [TUR10-1211000] (CD okuyan ve bir ses sitemine bağlı sürücü)
                  • CD drive [ENG31-02991611-n] (a drive that reads a compact disc and that is connected to an audio system)
                • yarıiletken [TUR10-1215350] (Bayağı iletkenlerin tersine, direnci sıcaklık ve katışkı özdeklerinin varlığıyla azalan iletken) semiconductor device [ENG31-04178892-n] (a conductor made with semiconducting material)
                  • çip [TUR10-0169370] (Milimetrik yüzeyler üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genellikle silikon gibi yarı iletken bir malzemeden yapılmış ince bir dilim) chip [ENG31-03023717-n] (electronic equipment consisting of a small crystal of a silicon semiconductor fabricated to carry out a number of electronic functions in an integrated circuit)
                    • mikroişlemci [TUR10-1213890] (Çok büyük çapta tümleşme teknikbiliminin olanaklarıyla, tüm ana işlem biriminin tek bir yonga üzerinde oluşturulduğu bir birleşen)
                    • microprocessor [ENG31-03765845-n] (integrated circuit semiconductor chip that performs the bulk of the processing and controls the parts of a system)
                  • transistör [TUR10-0786090] (Germanyum veya silisyum elementlerinin yarı iletkenlik özelliklerinden yararlanılarak imal edilen, elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan, sağlam yapılı ve uzun ömürlü alet)
                  • transistor [ENG31-04478867-n] (a semiconductor device capable of amplification)
                • kıskaç [TUR10-0454290] (Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç) clamp [ENG31-03040851-n] (a device (generally used by carpenters) that holds things firmly together)
                  • marangoz mengenesi [TUR10-0525840] (Tutkallanmış veya işlenecek olan tahtaların tutturulduğu kıskaç)
                  • burunduruk [TUR10-0841840] (Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç)
                  • çifte kıskaç [TUR10-0167130] (İkili kıskaca alma durumu)
                • sıkıştırıcı [TUR10-0686190] (Sıkıştırma işini yapan alet)
                • clamp [ENG31-03040851-n] (a device (generally used by carpenters) that holds things firmly together)
                • emzik [TUR10-0246540] (Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme) comforter [ENG31-03079772-n] (device used for an infant to suck or bite on)
                  • sormuk [TUR10-0703430] (Çocuk emziği)
                  • sormuk [TUR10-0703440] (Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik)
                • kaldırma cihazı [TUR10-1213560] (Ağır yük kaldırma tertibatı) lifting device [ENG31-03670001-n] (a device for lifting heavy loads)
                  • asansör [TUR10-0048780] (İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç) elevator [ENG31-03286056-n] (lifting device consisting of a platform or cage that is raised and lowered mechanically in a vertical shaft in order to move people from one floor to another in a building)
                    • yük asansörü [TUR10-0864840] (Yüksek katlara yük çıkarmak için yapılan asansör) hoist [ENG31-03530254-n] (lifting device for raising heavy or cumbersome objects)
                      • palanga [TUR10-0611290] (Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır cisimleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan donanım) block and tackle [ENG31-02857004-n] (pulley blocks with associated rope or cable)
                        • adi palanga [TUR10-0921010] (Bir tekli ve bir çiftli makaradan oluşan palanga)
                        • manişka [TUR10-0524180] (İki dilli iki makara ile yapılan palanga)
                    • servis asansörü [TUR10-0680610] (Bir kurum ve kuruluşta hizmet için kullanılan asansör)
                  • maçuna [TUR10-0515870] (İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası) crane [ENG31-03131358-n] (lifts and moves heavy objects)
                    • dikme [TUR10-0204390] (Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna)
                  • vinç [TUR10-0820060] (Ağır yük kaldırmaya ve bir yere taşımaya yarayan araç)
                  • winch [ENG31-04593031-n] (lifting device consisting of a horizontal cylinder turned by a crank on which a cable or rope winds)
                  • çıkrık [TUR10-0163950] (Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir) winch [ENG31-04593031-n] (lifting device consisting of a horizontal cylinder turned by a crank on which a cable or rope winds)
                    • bocurgat [TUR10-0111040] (Ağır yükleri çekmek için manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran çıkrık) winch [ENG31-04593031-n] (lifting device consisting of a horizontal cylinder turned by a crank on which a cable or rope winds)
                      • ırgat [TUR10-0353540] (Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat)
                      • winch [ENG31-04593031-n] (lifting device consisting of a horizontal cylinder turned by a crank on which a cable or rope winds)
                • detonatör [TUR10-1211750] (Bir ateşleme serisini ateşlemek için kullanılan hassas patlayıcı madde ve bu maddeyle ilgili olan mekanizma ve koruncak; fünye)
                • detonator [ENG31-03186898-n] (a mechanical or electrical explosive device or a small amount of explosive)
                • pano [TUR10-0967490] (Üzerine bildiri, açıklama veya tanıtma kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha) display panel [ENG31-03216337-n] (a vertical surface on which information can be displayed to public view)
                  • kaykay [TUR10-0433700] (Türlü maddelerden yapılmış, altında tekerlekler bulunan, üzerinde kayılan alet)
                  • borsa tahtası [TUR10-0114340] (Borsada alım satım fiyatlarının ilan edildiği pano)
                • mıknatıs [TUR10-0542940] (Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit) magnet [ENG31-03710918-n] ((physics) a device that attracts iron and produces a magnetic field)
                  • elektromıknatıs [TUR10-0242370] (İçinde manyetik akıyı toplayıp arttırıcı bir yumuşak demir bulunan, bobin veya bobinlere doğru akım geçirilerek elde edilen mıknatıs)
                  • electromagnet [ENG31-03281090-n] (a temporary magnet made by coiling wire around an iron core)
                • elektrik teli [TUR10-0242070] (Elektrik akımını kolayca iletebilen ve özellikle bakırdan yapılan tel) wire [ENG31-04601816-n] (a metal conductor that carries electricity over a distance)
                  • filaman [TUR10-0273370] (Elektrik ampullerinden akım geçtiğinde akkor duruma gelen ince iletken tel)
                  • filament [ENG31-03341520-n] (a thin wire (usually tungsten) that is heated white hot by the passage of an electric current)
                • işaret fişeği [TUR10-0384240] (Bulunduğu yeri belli etmek için havaya atılan, renkli ışık saçan fişek)
                • flare [ENG31-03362739-n] (a device that produces a bright light for warning or illumination or identification)
                • fön [TUR10-0279490] (Bu rüzgarı veren bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama)
                • hand blower [ENG31-03488399-n] (a hand-held electric blower that can blow warm air onto the hair)
                • saç kurutma makinesi [TUR10-1212880] (Saçı kurutmada ya da kurutarak biçimlendirmede kullanılan, elektrikle çalışan, sıcak ya da soğuk hava oluşturan bir aygıt)
                • hand blower [ENG31-03488399-n] (a hand-held electric blower that can blow warm air onto the hair)
                • tutacak [TUR10-0789250] (Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti) holder [ENG31-03530634-n] (a holding device)
                  • kurbağacık [TUR10-0492010] (Pencere çerçevesi gibi yukarıya sürülen şeylerin alt kenarlarına yerleştirilen tutacak)
                  • tutak [TUR10-0789260] (Bir şeyin tutulacak yeri)
                • deniz otobüsü [TUR10-0194350] (Tepkili motorları sayesinde, özel hava yastıkları üzerinde hız kazanan ve suya temas etmeden hızla giden, yolcularını kapalı mekân içerisinde taşıyan bir deniz taşıtı)
                • hydrofoil [ENG31-03558199-n] (a device consisting of a flat or curved piece (as a metal plate) so that its surface reacts to the water it is passing through)
                • kapı tokmağı [TUR10-0413550] (Kapıyı çalmakta kullanılan metal parça)
                • knocker [ENG31-03632051-n] (a device (usually metal and ornamental) attached by a hinge to a door)
                • makine [TUR10-0520710] (Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması) machine [ENG31-03705309-n] (any mechanical or electrical device that transmits or modifies energy to perform or assist in the performance of human tasks)
                  • kompresör [TUR10-0471040] (Sert cisimleri kırmak ve delmek için kullanılan makine)
                  • ayak makinesi [TUR10-0059690] (Ayak yardımı ile işletilen makine)
                  • kaynak makinesi [TUR10-0434290] (Kaynak yapımında kullanılan makine)
                    • perçin tabancası [TUR10-0623250] (Levha olarak üretilmiş parçaları birbirine üst üste koyarak birleştirmek, kaynaştırmak için kullanılan el aleti)
                • manyetik disk [TUR10-0525350] (Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka) compact disk [ENG31-03083234-n] (a digitally encoded recording on an optical disk that is smaller than a phonograph record)
                  • disket [TUR10-0209650] (Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği bir koruyucu içinde bulunan manyetik ortam)
                  • diskette [ENG31-03214631-n] (a small plastic magnetic disk enclosed in a stiff envelope with a radial slit)
                  • dvd [TUR10-1249940] (CD-ROM görünümünde elektronik kayıt ortamı)
                  • yoğun disk [TUR10-0857690] (Manyetik olmayan ince bir metalden oluşmuş ve yüksek yoğunluklu ışık kaynağı kullanarak optik tarama düzeneği ile okunan veri saklama ortamı)
                • megafon [TUR10-0532500] (Sesi yükseltip uzağa iletmeye yarayan koni biçiminde alet)
                • megaphone [ENG31-03748770-n] (a cone-shaped acoustic device held to the mouth to intensify and direct the human voice)
                • mayın [TUR10-0530160] (Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya, çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde) mine [ENG31-03773667-n] (explosive device that explodes on contact)
                  • serseri mayın [TUR10-0679940] (Belli bir hedefi olmayan, rastgele yerleştirilen mayın)
                • molotof kokteyli [TUR10-1213980] (Bir şişeye birtakım yanıcı maddeler doldurularak yapılan, fitilli bir tür yangın bombası)
                • Molotov cocktail [ENG31-03786588-n] (a crude incendiary bomb made of a bottle filled with flammable liquid and fitted with a rag wick)
                • ıskarmoz [TUR10-0354410] (Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk)
                • peg [ENG31-03911849-n] (a holder attached to the gunwale of a boat that holds the oar in place and acts as a fulcrum for rowing)
                • protez [TUR10-0636960] (Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapma organ veya parça)
                • prosthesis [ENG31-04020105-n] (corrective consisting of a replacement for a part of the body)
                • tutamaç [TUR10-0789330] (Bir şeyin tutulup çekilecek yeri)
                • pull [ENG31-04026090-n] (a device used for pulling something)
                • rasgele erişimli bellek [TUR10-1215040] (Bir giriş cihazından veya bir ikincil depolama cihazından okunan veri ve programların, çalıştırılan programlardan elde edilen sonuçların ve bir ikincil depolama cihazına veya bir çıkış cihazına gönderilmeye hazır olan çıktıların tutulduğu yer; ana bellek)
                • random-access memory [ENG31-04059869-n] (the most common computer memory which can be used by programs to perform necessary tasks while the computer is on)
                • ray [TUR10-0643400] (Tren, tramvay vb. taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettiği demir yol) track [ENG31-04470914-n] (a bar or pair of parallel bars of rolled steel making the railway along which railroad cars or other vehicles can roll)
                  • kör hat [TUR10-0482850] (Demir yollarında arkası kesik hat)
                  • branch line [ENG31-02894671-n] (a railway line connected to a trunk line)
                  • tramvay hattı [TUR10-0785940] (Tramvayın üzerinde hareket ettiği demir rayların döşendiği tahsisli yol)
                  • tramline [ENG31-04476238-n] (the track on which trams or streetcars run)
                • egzoz [TUR10-0235990] (Patlamalı veya tepkili motorlarda, yanmış gazların dışarıya atılmasından doğan gürültüyü önlemeye, azaltmaya yarayan araç)
                • silencer [ENG31-04225631-n] (a tubular acoustic device inserted in the exhaust system that is designed to reduce noise)
                • kayak [TUR10-0431940] (Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç) ski [ENG31-04235116-n] (narrow wood or metal or plastic runners used in pairs for gliding over snow)
                  • çim kayağı [TUR10-0991600] (Paletli iş makinelerinin çalışma düzeni örnek alınarak oluşturulmuş, yaz mevsiminde kayak yapma zevkini tattırmak amacıyla üretilmiş bir kayma aracı)
                • yay [TUR10-0842390] (Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılan esnek parça) spring [ENG31-04295410-n] (a metal elastic device that returns to its shape or position when pushed or pulled or pressed)
                  • zemberek [TUR10-0842400] (Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren yay)
                  • makas [TUR10-0520200] (Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay)
                  • arşe [TUR10-0047140] (Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay)
                  • halka yay [TUR10-0323540] (Boru anahtarının iyi tutmasını sağlayan ve çevreyle anahtar kolu arasına konulan sarmal yay)
                  • susta [TUR10-0713730] (Emniyet yayı)
                • solaryum [TUR10-1041250] (Yapay yolla bronzlaşmayı sağlayan aygıt)
                • sun parlor [ENG31-04364012-n] (a room enclosed largely with glass and affording exposure to the sun)
                • düdük [TUR10-0227980] (İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç) whistle [ENG31-04586718-n] (acoustic device that forces air or steam against an edge or into a cavity and so produces a loud shrill sound)
                  • sipsi [TUR10-0695810] (Ağaç dallarından yapılan düdük)
                  • cankurtaran düdüğü [TUR10-0132210] (Tipili veya sisli havalarda sığınacak yeri yolculara, gemilere belli etmek için kullanılan çan veya düdük)
                  • canavar düdüğü [TUR10-0131610] (Taşıtlarda bulunan, tiz ses çıkaran alet)
                  • dilli düdük [TUR10-0205900] (Söğüt, kavak vb. ağaçların ince dallarından veya kamıştan yapılan bir çeşit düdük)
                  • mezamir [TUR10-0542100] (Düdükler)
                  • mıskal [TUR10-0556730] (Her biri başka perdede bir sıra kamış boğumundan yapılmış düdük)
                  • sipsi [TUR10-0695820] (Gemici düdüğü)
                  • sipsi [TUR10-0695830] (Zurnanın dudaklara gelen kamış bölümü)
                • kalorifer [TUR10-0405320] (Radyatör)
                • kalorifer peteği [TUR10-0405400] (Kalorifer ısısını oda içinde dağıtan metal bölüm)
                • denetici [TUR10-0192680] (Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz)
                • denetici [TUR10-0192690] (Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet)
                • denetici [TUR10-0192700] (Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine)
                • buhar kurutucusu [TUR10-0121840] (Buhar içerisindeki su damlacıklarını ayıran ve kuru buhar elde edilmesini sağlayan araç)
                • buharlayıcı [TUR10-0121940] (Suyu buhar durumuna getiren makine vb)
                • buhurdanlık [TUR10-0122090] (Buhur yapmak için kullanılan araç)
                • ezgiç [TUR10-0261990] (Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet)
                • çengel [TUR10-0159260] (Bir yere takılmaya, geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir)
                  • olta iğnesi [TUR10-0586310] (Olta takımının ucuna takılan ve biçimlerine göre değişik adlarla anılan küçük çengel)
                    • çapraz [TUR10-0150730] (Bir tür olta iğnesi)
                    • çarpılı [TUR10-0151830] (Bir tür olta iğnesi)
                    • çatal [TUR10-0152830] (Bir tür olta iğnesi)
                    • delikli [TUR10-0190560] (Bir tür olta iğnesi)
                    • halkalı [TUR10-0323450] (Bir tür olta iğnesi)
                    • piçsinek [TUR10-0627280] (Bir tür olta iğnesi)
                    • çarpma [TUR10-0152180] (Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi)
                    • çatal iğne [TUR10-0152940] (İki veya üç çengeli olan olta iğnesi)
                  • koçboynuzu [TUR10-0466080] (Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel)
                  • kopça [TUR10-0010560] (Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç)
                  • kazayağı [TUR10-0436040] (Çok kollu çengel)
                  • iğne [TUR10-0362480] (Oltanın ucundaki küçük çengel)
                    • damaksız [TUR10-0181680] (Sivri uçlu balıkçı iğnesi)
                • fotofiniş [TUR10-0279090] (Bir yarışta, yarışanların varış anını tespit eden araç)
                • fotoskop [TUR10-0279400] (Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet)
                • galvanoskop [TUR10-0282580] (Manyetik bir ibre yardımıyla elektrik akımının varlığını veya yönünü gösteren cihaz)
                • takatuka [TUR10-0739140] (Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz)
                • malya [TUR10-0522710] (Deniz dibinde otlara takılmış oltayı kurtarmaya ve deniz derinliklerinden ağ, halat, sicim vb. şeyleri çıkarmaya yarayan dört tırnaklı demir)
                • takometre [TUR10-0740810] (Kameraya takılan ve çekim sırasında geçen kare sayısını ölçen aygıt)
                • kıvamlaştırıcı [TUR10-0455870] (Sıvı bir maddeyi kıvamına getirmeyi sağlayan alet)
                • tam otomatik [TUR10-0742980] (Bütünüyle otomatik olan araç veya alet)
                • taşçı tarağı [TUR10-0749790] (Mozaik sıvayı taramak için kullanılan dişli çelik kalem)
                • kıracak [TUR10-0449900] (Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet)
                • telaffuz cihazı [TUR10-0760120] (Bir dildeki söz varlıklarının doğru ve düzgün telaffuzunu gösteren alet)
                • kontrol saati [TUR10-0473240] (Bekçilerin belirli yerlerden geçiş zamanlarını belirleyen alet)
                • telesinema [TUR10-0761000] (Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz)
                • elemge [TUR10-0242820] (Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için kullanılan ve bir eksen üzerinde dönen araç)
                • çalkak [TUR10-0148420] (Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç)
                • çapla [TUR10-0150520] (Maden kazımak için kullanılan çelik kalem)
                • çaprazölçer [TUR10-0150860] (Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet)
                • çektirme [TUR10-0157460] (Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç)
                • çırçır [TUR10-0165200] (Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet)
                • çükür [TUR10-0176920] (Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç)
                • dağlağı [TUR10-0178510] (Dağlama aracı)
                  • galvanokoter [TUR10-0282550] (Elektrikle kızdırılan dağlağı)
                • dedantör [TUR10-0186640] (Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt)
                • dengeleyici [TUR10-0193390] (Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet)
                • dengelik [TUR10-0193440] (Denge sağlayan alet)
                • devridaim [TUR10-0200610] (Motorda suyun dönmesini sağlayan cihaz)
                • diyapazon [TUR10-0211390] (Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç)
                • elektrikli basaç [TUR10-0241940] (Kapı, pencere ve elektrikli araçlarda kullanılan sistem açıcı)
                • fernez [TUR10-0268950] (Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı)
                • kondisyon aleti [TUR10-0471540] (Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek için kullanılan kondisyon bisikleti, koşu bandı, kürek vb. araçlardan her biri)
                  • koşu bandı [TUR10-1189960] (Elektrik yardımıyla dönen bir şerit üzerinde yürüyüş veya koşu yapılabilen araç)
                  • kondisyon bisikleti [TUR10-0471550] (Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek amacıyla sabit, tekerleksiz, üzerinde pedalların direnç derecesini ayarlayan bir mekanizmanın bulunduğu araç)
                • mandal [TUR10-0523190] (Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça)
                  • horoz [TUR10-0347900] (Kapı zembereğinin mandalı)
                • termoelektrik maşa [TUR10-0768060] (Çok küçük nesnelerin sıcaklığını ölçmekte kullanılan, seri olarak bağlı iki elemandan oluşan maşa)
                • testere çaprazı [TUR10-0769910] (Testerenin ağzını açmak için kullanılan alet)
                • analizör [TUR10-0035090] (Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ)
                • topla [TUR10-0781110] (Üç parmaklı dirgen)
                • tost makinesi [TUR10-0784050] (Tost yapmaya yarayan, elektrikle ısıtılan araç)
                • kaşağı [TUR10-0426070] (Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç)
                • kaşağı [TUR10-0426080] (Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç)
                • ateşleyici [TUR10-0055130] (Patlayıcı maddeleri ateşlemekte kullanılan cihaz)
                • avadanlık [TUR10-0057500] (Bir işi yapmak, bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı)
                • yivaçar [TUR10-0857150] (Metal çubuk ve borulara diş açan alet)
                • ayırtaç [TUR10-0948910] (Bir dalga biçimindeki sıklık veya evre değişmelerini genlik değişmeleri olarak ortaya çıkaran alet)
                • yazıcı cihazı [TUR10-0844260] (Bir filmin yazılarının film üzerine basılmasını sağlayan araç)
                • bakımlık [TUR10-0072010] (Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz)
                • baltacık [TUR10-0075370] (Değirmen taşının ortasında bulunan haç biçimindeki alet)
                • baltrap [TUR10-0075500] (Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet)
                • vantuz [TUR10-0813850] (Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet)
                • sucker [ENG31-02468045-n] (an organ specialized for sucking nourishment or for adhering to objects by suction)
                • masa [TUR10-0527290] (İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı)
                • bıcırgan [TUR10-0099430] (Boru biçimindeki maden parçaların içini düzleştirip parlatmakta kullanılan alet)
                • mavruka [TUR10-0529810] (Kurşundan dökülmüş uzun ve yuvarlak, iki ucu delikli, mazgallanıp cıvayla parlatılmış veya sarı madenden döküm yapılıp nikelajlanmış, 80-130 gram ağırlığında bir av aleti)
                • boynuz [TUR10-0116750] (Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet)
                • mıskala [TUR10-0543590] (Metal veya deri parlatmaya yarar alet)
                • mibzer [TUR10-0544070] (Tohum ekme aleti)
                • burgu [TUR10-0124990] (Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet)
                • mikser [TUR10-0422040] (Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet)
                • monitör [TUR10-0549930] (Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet)
                • monitör [TUR10-0549940] (Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet)
                • Mors [TUR10-0550680] (Bu işaretleri almaya ve göndermeye yarayan alet)
                • murç [TUR10-0556300] (Betonu kırmakta veya betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet)
                • mühür pensi [TUR10-0561050] (Elektrik, su ve doğalgaz sayaçlarını mühürlemek amacıyla bir kurşun parçasının teller üzerine tutturulup sıkıştırılması için kullanılan araç)
                • navigatör [TUR10-1186030] (Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt)
                • negatoskop [TUR10-1256630] (Yüksek teknoloji ürünü bir ekipman zincirinin ürettiği tıbbi röntgen görüntülerini izlemek için kullanılan bir cihaz)
                • nişangah [TUR10-0577860] (Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet)
                • oksijen çadırı [TUR10-0583750] (Hava geçirmeyen bir dokumadan veya plastikten yapılan, bir kimseyi normal havadan ayırıp saf oksijen veya karbojen etkisi altına koymaya yarayan alet)
                • olta [TUR10-0586230] (Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü)
                  • sürütme [TUR10-0718760] (Deniz içinde çekilerek balık avlamaya yarar bir tür olta)
                • optik okuyucu [TUR10-0589290] (Kalem ile işaretlenen belgelerdeki bilgileri, laboratuvar, sınav sonuçları ve benzerini okuyan ve bilgisayara aktaran aygıt)
                • selektör [TUR10-0675230] (Tahılı yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt)
                • selektör [TUR10-0675240] (Taşıtlarda farların uzun ve kısa uzaklıkta yanmasını sağlayan araç)
                • semafor [TUR10-0675530] (Demir yollarında gündüz mekanik olarak kırmızı bir kol ile gece kırmızı ışıkla işaret veren alet)
                • serpici [TUR10-0679480] (Su serpen veya su saçan alet)
                • ses aygıtı [TUR10-0680790] (Sesin meydana gelmesi için gerekli olan aletler bütünü)
                • otomat [TUR10-0594190] (Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz)
                • otomatik sigorta [TUR10-0594280] (Fazla akım geçtiğinde manyetik veya termik mekanizmalarla devreyi açan alet)
                • otoskop [TUR10-1111100] (Dış kulak yolunu ve kulak zarını muayeneye yarayan alet)
                • ozonlama cihazı [TUR10-0597790] (Ozonlanmış oksijen elde etmeye yarayan, duyarlı bir alet)
                • ozonlaştırıcı [TUR10-0597780] (Ozonlu oksijen veya hava hazırlayan alet)
                • ozonölçer [TUR10-0597840] (Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet)
                • sıra makinesi [TUR10-1135120] (Banka, hastane vb. yerlerde müşterilere veya hastalara sıra numarası veren makine)
                • sınıflayıcı [TUR10-1220540] (Sınıflama işi yapan bir kimse, makine veya algoritma)
                • silgeç [TUR10-0692480] (Silecek)
                • fırdöndü [TUR10-0270970] (Bir ipe bağlı olarak birden fazla çıpa atıldığında çıpaların karışmaması için tekne zinciri ile parçaların bağlandığı zincir arasına konulan metal araç)
                • gale [TUR10-0282090] (İçerisinde kalıp yapılan üç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti)
                • süpürgelik [TUR10-0716310] (Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb)
                • suç aleti [TUR10-0710630] (Suçun işlendiği alet veya suçun işlenmesinde söz konusu olan alet)
                • örs [TUR10-0605350] (Üzerine çivi çakılacak ayakkabı geçirilen kunduracı aracı)
                • paratoner [TUR10-0854610] (Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı)
                • gong [TUR10-1212750] (Güreş karşılaşmasının başlama ve bitim sürelerini belirlemek için kullanılan, üzerine tokmakla vurulunca uzun ve çınlayıcı ses veren maden tepsi biçiminde bir araç)
                • gonk [TUR10-0300630] (Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç)
                • sürgü [TUR10-0717130] (Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama)
                • gresör [TUR10-1039420] (Makine yağı dökmeye yarayan alet)
                • rulo [TUR10-0650240] (Boya işlerinde kullanılan emici özelliğe sahip sünger veya sentetik silindir)
                • renklendirici [TUR10-0645590] (Fotoğrafçılıkta renk yaratma işlemini yapan alet)
                • raspa [TUR10-0642880] (Kunduracılıkta köselenin yüzünü sıyırmaya ve perdahlamaya yarayan alet)
                • projeksiyon [TUR10-0390140] (İz düşümü düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kurallarına uyularak bir cismin gösterilmesi)
                  • iz düşümü [TUR10-0390130] (Bu yolla oluşturulan görüntü; projeksiyon)
                • polariskop [TUR10-0631980] (Bir ışığın doğal veya polarılmış olup olmadığını belirlemeye yarayan alet)
                • polarıcı [TUR10-0631950] (Işığı polarmaya yarayan alet)
                • plançete [TUR10-0630800] (Harita çıkarmaya yarayan bir alet)
                • pişirici [TUR10-0629520] (Pişirmeyi sağlayan şey)
                • pişirgeç [TUR10-0629510] (Ocakta börek pişirmeye yarayan alet)
                • puvar [TUR10-1122030] (Bir sıvıyı bir yerden başka bir yere üfleme veya çekme yoluyla aktarmak için kullanılan araç)
                • işkence [TUR10-0385390] (Vidalı bir tür sıkıştırma aracı)
                • irkilteç [TUR10-1059850] (Deri altına yerleştirilerek kalbin atışını düzenleyen cihaz)
                • havalandırıcı [TUR10-0332920] (Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen)
                • hava süzgeci [TUR10-0333510] (Otomobillerde motora ve hava kompresörüne giden havayı süzmeye yarayan alet)
                • havya [TUR10-0334060] (Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet)
                • hayali fener [TUR10-0334390] (Resimli camları olan ve bu resimleri duvara yansıtan fenere benzer araç)
                • implant [TUR10-1017960] (Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası, alet vb)
                • iğdemir [TUR10-0362320] (Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç)
                • helyograf [TUR10-0338670] (Güneş ışınlarından yararlanan optik telgraf aleti)
                • helyograf [TUR10-0338690] (Güneşin ışıldadığı saatlerin süresini tespit etmeye yarayan alet)
                • heykelci kalemi [TUR10-0340950] (Heykelcilerin taş, kil, alçı vb. gereçleri biçimlendirmek için kullandıkları kesici, düzeltici ve yontucu araç)
                • hoparlör [TUR10-0347450] (Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet)
                • higrostat [TUR10-0344380] (Bir yerdeki nemlilik derecesini durağan durumda bulunduran alet)
                • hidrofon [TUR10-1049980] (Suların taşıdığı sesleri dinleyerek özellikle denizaltıların yerini belirlemekte kullanılan araç)
                • hilal [TUR10-0344730] (Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı)
                • değnek [TUR10-0188940] (Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç) stick [ENG31-04324558-n] (an implement consisting of a length of wood)
                  • baston [TUR10-0080490] (Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç, sopa)
                  • cane [ENG31-02952638-n] (a stick that people can lean on to help them walk)
                  • koltuk değneği [TUR10-0469700] (Ayak ve bacakları sakat olanların yürürken koltuklarıyla dayandıkları uzun değnek)
                  • crutch [ENG31-03146474-n] (a wooden or metal staff that fits under the armpit and reaches to the ground)
                  • baget [TUR10-0067930] (Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk)
                  • drumstick [ENG31-03255550-n] (a stick used for playing a drum)
                  • tokmak [TUR10-0779230] (Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç)
                  • mallet [ENG31-03721208-n] (a light drumstick with a rounded head that is used to strike such percussion instruments as chimes, kettledrums, marimbas, glockenspiels, etc.)
                  • cehre [TUR10-0134770] (Pamuk, yün, ipek ve benzerini eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ)
                  • spindle [ENG31-04284490-n] (a stick or pin used to twist the yarn in spinning)
                  • sopa [TUR10-0436330] (Kalın değnek)
                    • baton [TUR10-0959830] (Kayakta dengeyi veya hızı sağlamak, beyzbol, hokey, kriket gibi sporlarda itmek veya vurmak amacıyla kullanılan sopa)
                    • lobut [TUR10-0512970] (Kalın, kısa ve düzgün sopa)
                    • kaşınma kazığı [TUR10-0426830] (Çeşitli böcek, sinek ve arılar tarafından rahatsız edilen hayvanların kaşınarak rahatlamaları için meranın elverişli yerlerine dikilen ve üzerlerine antiseptik maddeli gres yağı sürülen kazık)
                    • hâdiye [TUR10-1250320] (Değnek, asâ, sopa)
                    • kazgıç [TUR10-0436230] (Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa)
                    • mareşallik asası [TUR10-0526070] (Mareşallerin tören sırasında ellerinde tuttukları kısa ve üzeri süslü sopa)
                    • söven [TUR10-0706380] (Büyük sopa)
                    • gönder [TUR10-0303940] (Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa)
                    • isteka [TUR10-0101970] (Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa)
                    • hezen [TUR10-1049040] (Sopa; değnek; dal)
                    • beyzbol sopası [TUR10-0098600] (Beyzbol oyununda kullanılan özel bir sopa)
                    • baseball bat [ENG31-02802334-n] (an implement used in baseball by the batter)
                  • cop [TUR10-0142300] (Kalın, kısa değnek)
                  • bludgeon [ENG31-02859073-n] (a club used as a weapon)
                  • cop [TUR10-0142310] (Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılan sopa)
                  • truncheon [ENG31-04498683-n] (a short stout club used primarily by policemen)
                  • cırdaval [TUR10-0138660] (Meşe dalından yapılan ucu demirli, uzun cirit değneği)
                  • cirit [TUR10-0141820] (Bu oyunda atılan değnek)
                  • çatal [TUR10-0152780] (İki veya daha çok kola ayrılan değnek)
                  • çelik [TUR10-0157770] (Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek)
                  • asa [TUR10-0048500] (İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa)
                  • beyaz baston [TUR10-0097480] (Görme özürlülerin yürürken kullandıkları madenî çubuk)
                  • bızbız [TUR10-0100470] (Davula sol elle vurulan ince değnek)
                  • bizlengiç [TUR10-0110510] (Ucu çivili değnek)
                  • met [TUR10-0539340] (Çelik çomak oyununda kullanılan değnek parçası)
                  • met [TUR10-0539350] (Bu oyunda kullanılan, 10-15 cm uzunluğundaki değnek)
                  • sineklik [TUR10-0694400] (Sinekleri kovmaya yarayan ucu püsküllü değnek)
                  • ökse [TUR10-0600150] (Bu macunla bulanarak kuş tutmakta kullanılan değnek)
                  • ökse çubuğu [TUR10-0600170] (Üzerine ökse sürülmüş değnek)
                  • öreke [TUR10-0604540] (Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek)
                  • gömüldürük [TUR10-0303690] (Boyunduruğa geçirilen kısa değnek)
                • elektronik cihaz [TUR10-1212120] (Elektronların özellikle yarıiletken bir madde kullanılarak kontrollü bir şekilde hareket ettirilmesi suretiyle işleyen cihaz) electronic equipment [ENG31-03283159-n] (equipment that involves the controlled conduction of electrons (especially in a gas or vacuum or semiconductor))
                  • modem [TUR10-0549180] (Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç)
                  • modem [ENG31-03783287-n] ((from a combination of MOdulate and DEModulate) electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line)
                  • telefon [TUR10-0760530] (Birbirinden uzakta bulunan iki kişinin konuşmasını sağlayan aygıt) telephone [ENG31-04408223-n] (electronic equipment that converts sound into electrical signals that can be transmitted over distances and then converts received signals back into sounds)
                    • telsiz telefon [TUR10-0640880] (Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon) radiotelephone [ENG31-04051578-n] (a telephone that communicates by radio waves rather than along cables)
                      • cep telefonu [TUR10-0244600] (Kişinin yanında taşıyabildiği, kablosuz telefon) cellular telephone [ENG31-02995984-n] (a hand-held mobile radiotelephone for use in an area divided into small sections, each with its own short-range transmitter/receiver)
                        • iphone [TUR10-1248310] (Apple tarafından pazarlanan ve tasarlanan ilk iPhone markalı akıllı telefon modeli)
                      • kartlı telefon [TUR10-0424020] (Kontör yüklenerek kullanılan cep telefonu)
                    • ankesörlü telefon [TUR10-0497890] (Halkın kullanımına sunulan, para, jeton veya manyetik özelliği olan kartla çalışan telefon)
                    • kontörlü telefon [TUR10-0472940] (Konuşma süresini gösteren sayaçlı telefon)
                    • mobil telefon [TUR10-0548860] (Taşıtlarda kullanılan, özel bir hattı olan telefon)
                  • terminal [TUR10-0767970] (Bilgisayar ucu)
                  • terminal [ENG31-04420554-n] (electronic equipment consisting of a device providing access to a computer)
                  • CD çalar [TUR10-1211010] (CD üzerine kaydedilmiş sayısal müzik verilerini okuyarak bunları örneksele çeviren ve yükselticiye aktaran cihaz)
                  • CD player [ENG31-02991759-n] (a stand-alone piece of electronic equipment that either has its own display or attaches to a television set)
                  • ekolayzer [TUR10-1212170] (Spesifik ses frekansları üzerinde kazanç artışı ya da azaltışı yapabildiğimiz bir kontrol mekanizması)
                  • equalizer [ENG31-03298652-n] (electronic equipment that reduces frequency distortion)
                  • osiloskop [TUR10-1214280] (Elektriksel işaretlerin ölçülüp değerlendirilmesinde kullanılan, sinyalin dalga şeklinin, frekansının ve genliğinin aynı anda belirlenebilmesini sağlayan bir cihaz)
                  • oscilloscope [ENG31-03863348-n] (electronic equipment that provides visual images of varying electrical quantities)
                  • amplifikatör [TUR10-0033810] (Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç) amplifier [ENG31-02708803-n] (electronic equipment that increases strength of signals passing through it)
                    • anten yükselteci [TUR10-0039030] (Anten ile alıcı arasında yer alarak elektromanyetik dalgaların genliğini yükselten araç)
                  • ses sistemi [TUR10-1210200] (Ses çıkışını ve yüksekliğin ayarlamak için kullanılan donanım seti) audio system [ENG31-02760467-n] (a system of electronic equipment for recording or reproducing sound)
                    • stereofoni [TUR10-0709190] (Kaydedilen veya radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekândaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği; stereo)
                    • stereo [ENG31-04323086-n] (reproducer in which two microphones feed two or more loudspeakers to give a three-dimensional effect to the sound)
                    • stereo sistem [TUR10-1215770] (İki mikrofonun sese üç boyutlu bir etki kazandırmak için iki veya daha fazla hoparlörü beslediği çoğaltıcı)
                    • stereo [ENG31-04323086-n] (reproducer in which two microphones feed two or more loudspeakers to give a three-dimensional effect to the sound)
                  • kalp monitörü [TUR10-1210870] (Kalbin hız, ritim gibi değerlerini gözlemlemek ve kontrol etmek için kullanılan cihaz)
                  • cardiac monitor [ENG31-02966374-n] (a piece of electronic equipment for continual observation of the function of the heart)
                  • işlemci [TUR10-0385640] (Bir bilgisayarda verilen komutları yorumlayan ve yürüten birim)
                  • central processing unit [ENG31-02998952-n] ((computer science) the part of a computer (a microprocessor chip) that does most of the data processing)
                  • merkezi işlemci [TUR10-1211030] (Bir bilgisayardaki işlemleri yürüten ve sonuçları gerekli yerlere gönderen eleman)
                  • central processing unit [ENG31-02998952-n] ((computer science) the part of a computer (a microprocessor chip) that does most of the data processing)
                  • dedektör [TUR10-0186730] (Gazları, mayınları, radyoaktif mineralleri, manyetik dalgaları ve benzerini bulmaya yarayan cihaz) detector [ENG31-03185635-n] (any device that receives a signal or stimulus (as heat or pressure or light or motion etc.) and responds to it in a distinctive manner)
                    • gaz dedektörü [TUR10-0285230] (Boru hatlarıyla taşınan gazın kontrol edilen ortamda bulunup bulunmadığını tespit edebilen cihaz)
                  • alıcı [TUR10-0027310] (Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt) receiver [ENG31-04067759-n] (set that receives radio or tv signals)
                    • radyo [TUR10-0640410] (Bu istasyonun yayınlarını alan araç)
                    • radio receiver [ENG31-04050813-n] (an electronic receiver that detects and demodulates and amplifies transmitted signals)
                    • televizyon [TUR10-0761090] (Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı) television receiver [ENG31-04413042-n] (an electronic device that receives television signals and displays them on a screen)
                      • cep televizyonu [TUR10-0136520] (Çok küçük boyutta veya cebe sığabilecek küçüklükteki televizyon)
                      • renkli televizyon [TUR10-0645770] (Renkleri olduğu gibi ekrana yansıtan televizyon sistemi veya aleti)
                    • telsiz [TUR10-0761920] (Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç) radio receiver [ENG31-04050813-n] (an electronic receiver that detects and demodulates and amplifies transmitted signals)
                      • el telsizi [TUR10-0244610] (Elde taşınabilen telsiz)
                    • radyo alıcısı [TUR10-1215000] (Gelen modülasyonlu radyo dalgalarını alan ve bunları ses haline dönüştüren cihaz)
                    • radio receiver [ENG31-04050813-n] (an electronic receiver that detects and demodulates and amplifies transmitted signals)
                    • diskçalar [TUR10-1009310] (Özel yöntemlerle yoğun disk üzerine kaydedilen müzikleri dinlemeye yarayan araç)
                  • telefon [TUR10-0760520] (Konuşmaları ileten ve yansıtan elektrik tesisatının bütünü)
                  • telephone [ENG31-04408223-n] (electronic equipment that converts sound into electrical signals that can be transmitted over distances and then converts received signals back into sounds)
                  • verici [TUR10-0817920] (Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı)
                  • transmitter [ENG31-04479961-n] (set used to broadcast radio or tv signals)
                  • alıcı [TUR10-0646120] (Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz)
                  • receiver [ENG31-04067759-n] (set that receives radio or tv signals)
                  • çağrı cihazı [TUR10-0145190] (Telefon sistemi ve ağı düzeninde belli bir numara verilerek taşıyanına kolayca ulaşılmasını veya ona haber bırakılmasını sağlayan alet)
                  • diyafon [TUR10-0211110] (İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç)
                  • aktarıcı [TUR10-0021980] (Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç)
                  • uzaktan kumanda [TUR10-0804330] (Televizyon, müzik seti vb. aletleri, otomobil, oyuncak otomobil vb. araçları belli bir uzaklıktan çalıştırmaya yarayan kablosuz alet)
                  • yürürçalar [TUR10-0866970] (Pille çalışan kulaklık aracılığıyla müzik dinlemeye yarayan, insanın üzerinde taşıyabileceği teyp)
                  • yıkamaç [TUR10-0853700] (Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti)
                  • radar [TUR10-0640160] (Trafik polisleri tarafından kullanılan, taşıtların hızını saptamaya yarayan aygıt)
                  • projeksiyon [TUR10-0636520] (Bu işlemi yapan alet)
                  • printer [TUR10-1121330] (Yazıcı)
                  • ipad [TUR10-1248300] (Apple tarafından bugün hala gelişimine devam edilen tablet serisi)
                  • içdenetir [TUR10-1052460] (Güvenlik amacıyla bina girişlerinde bulunan, bedendeki veya çantaların içindeki silah, bıçak vb. tehlikeli eşyaların belirlenmesini sağlayan aygıt)
              • kap [TUR10-0411510] (İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne) container [ENG31-03099154-n] (any object that can be used to hold things (especially a large metal boxlike object of standardized dimensions that can be loaded from one form of transport to another))
                • dağar [TUR10-0177540] (Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap)
                • buzluk [TUR10-0126960] (Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap)
                • rıhdan [TUR10-0647440] (Yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap)
                • lenger [TUR10-0509800] (Yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap)
                • yatık [TUR10-0840880] (Yayvan su kabı)
                • suluk [TUR10-0712070] (Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suları koymalarına yarayan su kabı)
                • fıçı [TUR10-0270130] (Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap) tub [ENG31-04500676-n] (a large open vessel for holding or storing liquids)
                  • çapçak [TUR10-0150410] (Ağzı açık fıçı)
                  • fota [TUR10-0279040] (İçinde şarap yapılan bir çeşit fıçı)
                  • kartel [TUR10-0423890] (Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı)
                  • barut fıçısı [TUR10-0078420] (Barut koymaya, doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu, fıçı)
                  • bomba [TUR10-0112920] (Büyük fıçı veya varil)
                • çekmece [TUR10-0308120] (Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü) drawer [ENG31-03238608-n] (a boxlike container in a piece of furniture)
                  • peştahta [TUR10-0625320] (İş masası gibi kullanılan çekmece)
                  • sürme [TUR10-0717320] (Masa ve dolapta küçük çekmece)
                  • hırsız çekmecesi [TUR10-0342260] (Çalışma masasının gizli bölmesi)
                • göz kadehi [TUR10-0309210] (Göz banyosu için kullanılan kadeh biçimindeki kap)
                • eyecup [ENG31-03313559-n] (a small vessel with a rim curved to fit the orbit of the eye)
                • güğüm [TUR10-0313090] (Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı)
                • bucket [ENG31-02913195-n] (a roughly cylindrical vessel that is open at the top)
                • kova [TUR10-0339720] (Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap) bucket [ENG31-02913195-n] (a roughly cylindrical vessel that is open at the top)
                  • gerdel [TUR10-0293080] (Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç veya pirinç çemberli tahta kova)
                  • gerdel [TUR10-0293070] (Süt vb. şeyler koymaya, hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta veya deriden kap)
                  • külek [TUR10-0501170] (Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova)
                  • küvet [TUR10-0504730] (İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap)
                    • jakuzi [TUR10-0390940] (İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz)
                  • sitil [TUR10-0696760] (Büyük bakraç; su kovası)
                • kap [TUR10-0411530] (Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb) receptacle [ENG31-04068016-n] (a container that is used to put or keep things in)
                  • çanta [TUR10-0149840] (Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap) bag [ENG31-02777157-n] (a container used for carrying money and small personal items or accessories (especially by women))
                    • heybe [TUR10-0340620] (Omza geçirilebilen tek gözlü bir tür çanta) bag [ENG31-02777157-n] (a container used for carrying money and small personal items or accessories (especially by women))
                      • artmak [TUR10-0048000] (Büyük heybe)
                      • hurç [TUR10-0350070] (Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe)
                      • hurç [TUR10-0350080] (Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta)
                    • şifreli çanta [TUR10-0731190] (Açılıp kapanması şifreli rakamlara bağlı olan özel yapılmış çanta)
                    • bardan [TUR10-0077470] (Yük taşımak için kullanılan çanta veya çuval)
                    • bavul [TUR10-0085770] (Yolculukta, içine eşya konulan büyük çanta)
                    • bag [ENG31-02776843-n] (a portable rectangular container for carrying clothes)
                    • el çantası [TUR10-0241220] (İçine özel eşya konulan, günlük işlerde veya kısa gezilerde kullanılan çanta)
                    • bag [ENG31-02777157-n] (a container used for carrying money and small personal items or accessories (especially by women))
                    • cüzdan [TUR10-0143980] (Para, kâğıt vb. koymaya yarayan küçük çanta) wallet [ENG31-04555648-n] (a pocket-size case for holding papers and paper money)
                      • para cüzdanı [TUR10-0633560] (Para koymaya yarayan cüzdan)
                      • wallet [ENG31-04555648-n] (a pocket-size case for holding papers and paper money)
                      • kaimelik [TUR10-0400070] (Kâğıt para cüzdanı)
                      • kartlık [TUR10-0424000] (Kart konulan gereç)
                      • portmone [TUR10-0633590] (Bozuk para cüzdanı)
                    • sırt çantası [TUR10-1210260] (Omuzlara geçirilerek sırtta taşınan, çeşitli amaçlarla kullanılan çanta türü)
                    • backpack [ENG31-02772753-n] (a bag carried by a strap on your back or shoulder)
                    • evrak çantası [TUR10-0260390] (İçinde belge veya dosya bulunan ve taşınabilen, kösele, deri, kumaş vb. yapılan özel kap)
                    • briefcase [ENG31-02903988-n] (a case with a handle)
                    • valiz [TUR10-0813580] (Genellikle yolculukta içine çamaşır vb. eşya konulan küçük el bavulu)
                    • valise [ENG31-04526059-n] (a small overnight bag for short trips)
                    • bebek çantası [TUR10-1210910] (Kısa bir gezi yaparken bebeğin bakımıyla ilgilenen birinin ihtiyaç duyabileceği her şeyi taşıyabilecek kadar cep ve benzeri alana sahip bir saklama çantası)
                    • golf çantası [TUR10-1212710] (Golf sopalarını ve topları taşımak için kullanılan uzun silindirik bir çanta)
                    • golf bag [ENG31-03450550-n] (golf equipment consisting of a bag for carrying golf clubs and balls)
                    • para çantası [TUR10-0613610] (Para taşımaya yarayan özel çanta)
                    • purse [ENG31-04032893-n] (a small bag for carrying money)
                    • kadın çantası [TUR10-1210300] (Kadınlara yönelik üretilmiş çanta)
                    • tamir takımı [TUR10-0742860] (Onarım işlerinde kullanılan araç ve gereçlerin hepsi veya bunları içinde bulunduran çanta)
                    • avcı çantası [TUR10-0134940] (Kara avında avcının avını koyduğu ağ biçiminde çanta)
                    • beslenme çantası [TUR10-0095640] (Anaokulu ve ilköğretim öğrencilerinin beslenme saatindeki yiyeceklerini içinde bulundurdukları çanta)
                    • fişeklik [TUR10-0275450] (İçine şarjöre geçirilmiş tüfek fişeği konulan ve palaska kayışına geçirilen kösele çanta)
                    • portbebe [TUR10-0633490] (Bebekleri kucakta, elde ve sırtta taşımak için kullanılan çanta)
                    • plaj çantası [TUR10-0630580] (Plajda gerekli olan malzemelerin konulduğu çanta)
                    • ilk yardım çantası [TUR10-0369760] (Trafikte kaza anında yaralıya ilk müdahaleyi yapmak için gerekli olan ilaç ve malzemenin bulunduğu çanta)
                      • seyyar hastane [TUR10-0683320] (İlk yardım çantası niteliğinde sağlık malzemesinin bulunduğu dolap veya çanta)
                  • sepet [TUR10-0677350] (Saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap) basket [ENG31-02805104-n] (a container that is usually woven and has handles)
                    • sele [TUR10-0675160] (Yayvan, genişçe sepet)
                    • küfe [TUR10-0500370] (Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet) basket [ENG31-02805104-n] (a container that is usually woven and has handles)
                      • topaç [TUR10-0780460] (Toparlak sepet veya küçük küfe)
                    • zembil [TUR10-0872430] (Hasırdan örülmüş saplı torba)
                    • basket [ENG31-02805104-n] (a container that is usually woven and has handles)
                    • çamaşırlık [TUR10-0148900] (İçine çamaşır konulmaya yarayan sepet veya torba)
                    • çamaşır sepeti [TUR10-0148950] (Kirli veya yıkanmış çamaşırların içinde toplandığı sepet)
                    • çavela [TUR10-0154650] (Tutulan balıkların içine konduğu sepet)
                    • çiten [TUR10-0170070] (Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit)
                    • sepetçik [TUR10-1131850] (Küçük sepet)
                    • sepet [TUR10-0677390] (Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm)
                  • kılıf [TUR10-0667080] (Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap) sheath [ENG31-04194104-n] (a protective covering (as for a knife or sword))
                    • gömlek [TUR10-0303410] (Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf)
                    • yüz [TUR10-0867360] (Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf)
                    • kuburluk [TUR10-0487530] (Tabanca kılıfı)
                    • kese [TUR10-0443340] (Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap)
                    • kulaklık [TUR10-0488840] (Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf)
                    • okluk [TUR10-0653760] (İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde, sırtta taşınan kılıf)
                    • tüfeklik [TUR10-0792100] (Tüfek kılıfı)
                    • bandaj [TUR10-0075850] (Sargı ile sarma)
                    • bumbar [TUR10-0124160] (Soğuğun girmesini önlemek için kapı ve pencere aralıklarına takılan, içi pamuk dolu, uzun bez kılıf)
                    • mitil [TUR10-0548160] (İçine yün, pamuk vb. doldurulan beyaz yastık veya yorgan kılıfı)
                    • gebre [TUR10-0286180] (Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese)
                    • gömlek [TUR10-0303400] (Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf)
                    • parmaklık [TUR10-0616120] (Kesik veya yara bulunan parmağı korumak için üzerine geçirilen, çoğunlukla plastik kılıf)
                    • hartuç [TUR10-0329600] (Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi)
                  • ecza çantası [TUR10-0233820] (Acil durumlarda kullanılmak üzere arabada veya evde bulundurulan ve pansuman için gerekli ilaç ile malzemenin konulduğu çanta)
                  • sürmelik [TUR10-0717360] (Ağaç veya kemikten yapılan, içine göz sürmesi konulan küçük kap)
                  • kutu [TUR10-0497740] (İnce tahta, mukavva, teneke, plastik ve benzerinden yapılmış, genellikle kapaklı kap) box [ENG31-02886585-n] (a (usually rectangular) container)
                    • zemberek kutusu [TUR10-0872400] (Zembereği muhafaza etmek için yapılan kutu)
                    • çöp kovası [TUR10-1210120] (Büro ve evlerde çöpleri ve atıkları koymaya yarayan kap)
                    • ashcan [ENG31-02750182-n] (a bin that holds rubbish until it is collected)
                    • ekmek kutusu [TUR10-1210630] (Ekmek saklamaya yarayan kutu)
                    • bread-bin [ENG31-02896954-n] (a container used to keep bread or cake in)
                    • pudriyer [TUR10-0637740] (Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince tozun konulduğu kutu)
                    • compact [ENG31-03082999-n] (a small cosmetics case with a mirror)
                    • boya kutusu [TUR10-0115920] (İçine çeşitli renkli kalemleri ve fırçaları koymaya yarayan kutu)
                    • paintbox [ENG31-03881789-n] (a box containing a collection of cubes or tubes of artists' paint)
                    • tabut [TUR10-0370890] (Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç) coffin [ENG31-03068762-n] (box in which a corpse is buried or cremated)
                      • lahit [TUR10-0505720] (Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar)
                      • grave [ENG31-03459977-n] (a place for the burial of a corpse (especially beneath the ground and marked by a tombstone))
                      • lahit [TUR10-0505730] (Taş veya mermerden oyma mezar)
                      • sarcophagus [ENG31-04143128-n] (a stone coffin (usually bearing sculpture or inscriptions))
                    • kalem kutusu [TUR10-0402810] (İçine kalem konulan küçük kutu)
                    • pencil box [ENG31-03914737-n] (a box for holding pencils)
                    • mücevher kutusu [TUR10-0559520] (Mücevherlerin saklandığı küçük kapalı kutu)
                    • casket [ENG31-02981514-n] (small and often ornate box for holding jewels or other valuables)
                    • posta kutusu [TUR10-0633970] (Postanelerde veya halkın kolayca ulaşabileceği yerlerde bulunan mektup, kart vb. haberleşme evrakının konulduğu özel kutu)
                    • mailbox [ENG31-03715732-n] (a private box for delivery of mail)
                    • sandık [TUR10-0663020] (İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası) chest [ENG31-03018359-n] (box with a lid)
                      • alet çantası [TUR10-1216170] (Ev ya da araba için basit bakım ve onarım işleri yapmak için kullanılan el aletlerinin taşındığı metal ya da plastik kutu)
                      • toolbox [ENG31-04459886-n] (a box or chest or cabinet for holding hand tools)
                      • tabut [TUR10-0736780] (İçine yumurta konan uzun sandık)
                      • sanduka [TUR10-0663320] (Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık)
                      • baks [TUR10-0953540] (Gemiye hayvan yüklerken kullanılan sandık)
                      • batarya kutusu [TUR10-0084750] (Bataryanın bütün olarak taşınmasını sağlayan sandık)
                      • boyacı sandığı [TUR10-0115870] (Ayakkabı boyacılarının boya, fırça, cila vb. gereçlerini koydukları ve müşterinin ayağını basıp ayakkabısını boyattığı, omza asılarak taşınabilir bir çeşit küçük sandık)
                      • sarpın [TUR10-0667550] (Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık)
                      • sepet sandık [TUR10-0677580] (Sepet gibi, ince dallardan örülmüş ve çoğu meşin ile kaplanmış sandık)
                    • sandık [TUR10-0663030] (Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, meyve ve sebze koymaya yarayan, dört köşe sağlam ambalaj parçası)
                    • crate [ENG31-03132576-n] (a rugged box (usually made of wood))
                    • puro kutusu [TUR10-1211090] (Puro ya da tütünü nemli tutmak için kullanılan hava geçirmez kap)
                    • cigar box [ENG31-03034338-n] (a box for holding cigars)
                    • kasa [TUR10-0424420] (Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap) vault [ENG31-04531126-n] (a strongroom or compartment (often made of steel) for safekeeping of valuables)
                      • yazar kasa [TUR10-0843960] (Satılan malları ve tutarlarını gösteren bir fiş veren, hesabı belleğinde tutan elektronik makine)
                      • cash register [ENG31-02980897-n] (a cashbox with an adding machine to register transactions)
                      • kiralık kasa [TUR10-0462150] (Bankalarda müşterilerin değerli eşya, senet ve benzerinin saklandığı kasa)
                      • kozak [TUR10-0479830] (Metalden yapılmış, içine antlaşma ve padişah mektuplarının konulduğu kutu)
                      • çelik kasa [TUR10-0157850] (Kıymetli eşyayı ve parayı saklamak için çelikten yapılan kasa)
                        • şifreli kasa [TUR10-0731220] (Açılıp kapanması şifredeki rakamlara bağlı olan çelik kasa)
                      • şifreli kasa [TUR10-0731210] (Önceden belirlenmiş harf veya rakamlardan oluşan özel bir şifrenin uygulanması sonucunda açılıp kapanan kasa)
                    • kağıtlık [TUR10-0398750] (El altında bulundurulacak kâğıtları koymaya yarayan, gözlere ayrılmış bir çeşit kutu)
                    • tabaka [TUR10-0735350] (Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu)
                      • sigara tabakası [TUR10-0691530] (İçine sigara yerleştirilen, kapaklı, metal kutu)
                    • kibrit [TUR10-0460190] (İçinde kibrit çöplerini bulunduran küçük kutu)
                    • tavla [TUR10-0752560] (Bu oyunun üzerinde oynandığı, iki iç yüzü bölme desenli, dikdörtgen biçimindeki tahta kutu)
                    • ecza kutusu [TUR10-0233840] (Evlerde, otomobillerde ilaçların konulduğu kutu)
                    • ekmeklik [TUR10-0239190] (İçine ekmek konulan kap)
                    • çöp tenekesi [TUR10-0175060] (Sokaklarda çöplerin içinde toplandığı büyük kap)
                    • sandık [TUR10-0663080] (Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu)
                      • seçim sandığı [TUR10-0672470] (Seçimde oyların içine atıldığı sandık)
                      • oy sandığı [TUR10-0596910] (Seçimlerde oy pusulalarının içine atıldığı mühürlü sandık)
                    • hamail [TUR10-1252070] (İçine muska vb. konulan, üzeri kabartma ya da telkâri tekniğiyle süslenmiş, dikdörtgen biçimli gümüş kutu)
                    • yağ kutusu [TUR10-0824550] (Makine ve otomobil aksamında yağ gereksinimini karşılayan kutu)
                    • blok [TUR10-0110600] (İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap)
                    • şikâyet kutusu [TUR10-1176010] (Öneri ve şikâyetlerin ilgili yerlere ulaştırılması için belli yerlere konulmuş olan kutu)
                    • şasi [TUR10-0724930] (Fotoğrafçılıkta içine duyarlı bir cam veya kâğıt konulan, yassı, ışık geçirmez kutu)
                    • fişlik [TUR10-0275600] (Fiş koymaya yarar yer veya kutu)
                    • sorgu kutusu [TUR10-0703260] (Genel Ağ'da sorgulanacak, aranacak sözün yazıldığı küçük kutu)
                  • madalyon [TUR10-0515940] (Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçücük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası.)
                  • locket [ENG31-03689321-n] (a small ornamental case)
                  • kahve dolabı [TUR10-0399640] (Kahve kavrulan döner kap)
                  • viyol [TUR10-0820790] (Satış sırasında yumurtayı korumayı amaçlayan, atık malzemeden yapılmış özel kap)
                  • macunluk [TUR10-0515790] (İçine macun konulmaya yarayan özel kap)
                  • mahra [TUR10-0518910] (Üzüm taşımaya yarayan ağzı geniş, dibi dar tahta kap)
                  • kırkambar [TUR10-0451500] (İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer)
                  • fırçalık [TUR10-0270930] (Resim yapmada kullanılan fırçaların konulduğu süzgeçli kap)
                  • çakmaklık [TUR10-0146510] (İçine çakmak konulan koruyucu malzeme)
                  • çirişçi çanağı [TUR10-0169470] (Çiriş hazırlamakta kullanılan derin kap)
                  • etiketlik [TUR10-0257700] (Etiket yapmaya yarayan kap)
                  • termofor [TUR10-0768080] (Kauçuktan veya türlü maddelerden yapılan, içi sıcak su veya kimyasal bir madde ile doldurularak sürekli ısı sağlayan kap)
                  • kürdanlık [TUR10-0502880] (Kürdan koymaya yarayan kap)
                  • barutluk [TUR10-0078460] (Barut saklanan kap veya yer)
                  • mantarlık [TUR10-0524800] (İncelenmek amacıyla mantar kültürlerinin saklandığı yer)
                  • bileşik kap [TUR10-0102550] (Alt tarafından birleştirilmiş kaplardan her biri)
                  • mevzuat [TUR10-0541140] (Sandık, çuval, teneke gibi içine ticaret malı konulan koyacaklar)
                  • mızraklık [TUR10-1099620] (Mızrak konulan yer)
                  • şekerlik [TUR10-0727250] (Şeker konulan kap)
                  • sigaralık [TUR10-0691470] (Sigara konulan kap)
                  • galon [TUR10-0282340] (Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap)
                  • gallon [ENG31-13641045-n] (United States liquid unit equal to 4 quarts or 3.785 liters)
                • koyacak [TUR10-0478880] (İçine öteberi koymaya yarayan şey) receptacle [ENG31-04068016-n] (a container that is used to put or keep things in)
                  • faraş [TUR10-0264440] (Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış kısa saplı bir tür kürek)
                  • dustpan [ENG31-03263712-n] (a short-handled receptacle into which dust can be swept)
                  • küllük [TUR10-0501600] (Sigara külü silkelenen ve sigara söndürülen kap)
                  • ashtray [ENG31-02750807-n] (a receptacle for the ash from smokers' cigars or cigarettes)
                  • tepsi [TUR10-0766340] (İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap)
                  • tray [ENG31-04483494-n] (an open receptacle for holding or displaying or serving articles or food)
                  • tükürük hokkası [TUR10-0792450] (İçine tükürülen kap)
                  • spittoon [ENG31-04288398-n] (a receptacle for spit (usually in a public place))
                  • kibritlik [TUR10-0460230] (Kibrit koymaya yarayan yer veya kap)
                  • tüplük [TUR10-0793380] (Laboratuvarlarda cam tüpleri koymaya yarayan tahta veya metal tabla)
                  • unluk [TUR10-0799360] (Değirmende unun biriktiği yer)
                • kumbara [TUR10-0490290] (Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap)
                • savings bank [ENG31-04146942-n] (a container (usually with a slot in the top) for keeping money at home)
                • lüle [TUR10-0514730] (Tütün çubuğu, pipo, nargile ve benzerinin ucuna takılan, tütün konulan yuva)
                • bowl [ENG31-02884638-n] (a small round container that is open at the top for holding tobacco)
                • saksı [TUR10-0659050] (Pişmiş toprak, plastik ve benzerinden yapılan, çiçek yetiştirmekte kullanılan kap)
                • pot [ENG31-03997420-n] (a container in which plants are cultivated)
                • teneke [TUR10-0764270] (Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap) canister [ENG31-02952978-n] (metal container for storing dry foods such as tea or flour)
                  • yağdanlık [TUR10-0824140] (Makineleri yağlamakta kullanılan, ince, uzun bir borusu olan yağ kabı)
                  • oilcan [ENG31-03848836-n] (a can with a long nozzle to apply oil to machinery)
                • yalak [TUR10-0827750] (Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap) manger [ENG31-03722670-n] (a container (usually in a barn or stable) from which cattle or horses feed)
                  • maslak [TUR10-0528040] (Büyük yalak)
                • zarf [TUR10-0870740] (İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese) envelope [ENG31-03296730-n] (a flat (usually rectangular) container for a letter, thin package, etc.)
                  • astarlı zarf [TUR10-0051520] (İç yüzüne ince bir kâğıt geçirilmiş zarf)
                • tas [TUR10-0748350] (Genellikle içine sulu şeyler konulan metal ve benzerinden yapılmış kap) vessel [ENG31-04538393-n] (an object used as a container (especially for liquids))
                  • buhar kazanı [TUR10-0121830] (Buhar elde etmekte kullanılan kazan)
                  • boiler [ENG31-02867090-n] (sealed vessel where water is converted to steam)
                  • kâse [TUR10-0149460] (Toprak, metal, cam vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap) bowl [ENG31-02884435-n] (a round vessel that is open at the top)
                    • keşkül [TUR10-0446220] (Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı)
                    • takatuka [TUR10-0739150] (Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak)
                    • çerezlik [TUR10-0160280] (Çerez konulan kap)
                    • kasecik [TUR10-0424820] (Cam, çini, toprak ve benzerinden yapılmış derince küçük çanak)
                    • kâseifağfur [TUR10-1073190] (Çin porseleninden kapılmış çanak)
                    • üsküre [TUR10-0809480] (Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası; çukur çanak)
                    • ballık [TUR10-0074980] (Bal konulan kap)
                    • bülbül çanağı [TUR10-0127810] (Çok ufak kâse)
                    • şarap çanağı [TUR10-0724020] (Şarap içilen yayvan çanak)
                    • öksüzdoyuran [TUR10-0600420] (Çok büyük bardak, çanak ve bunların içindeki yiyecek ve içecek)
                  • karni [TUR10-0422570] (Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap) retort [ENG31-04090761-n] (a vessel where substances are distilled or decomposed by heat)
                    • damıtıcı [TUR10-0182320] (Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmakta, ya da gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmakta kullanılan araç)
                    • alembic [ENG31-02699105-n] (an obsolete kind of container used for distillation)
                  • kavanoz [TUR10-0429990] (Plastik, cam vb. maddelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap) jar [ENG31-03598713-n] (a vessel (usually cylindrical) with a wide mouth and without handles)
                    • vazo [TUR10-0816360] (Çiçek koymak için kullanılan, cam, toprak, porselen, maden vb. maddelerden ve çeşitli madenlerden yapılan, türlü boyut ve biçimlerde olabilen derin kap) vase [ENG31-04529463-n] (an open jar of glass or porcelain used as an ornament or to hold flowers)
                      • lalelik [TUR10-0506520] (Osmanlı seramik ve cam sanatının güzel örneklerinden olan ve içine lale konulan vazo)
                  • küvet [TUR10-0504740] (Genellikle içine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne)
                  • bathtub [ENG31-02811600-n] (a relatively large open container that you fill with water and use to wash the body)
                  • ördek [TUR10-0508790] (Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap)
                  • bedpan [ENG31-02824337-n] (a shallow vessel used by a bedridden patient for defecation and urination)
                  • leğen [TUR10-0509090] (Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap) tub [ENG31-04500676-n] (a large open vessel for holding or storing liquids)
                    • çamaşır leğeni [TUR10-0770780] (İçinde çamaşır yıkanan, metal veya plastikten yapılmış geniş kap)
                    • washtub [ENG31-04562886-n] (a tub in which clothes or linens can be washed)
                    • leğençe [TUR10-1093180] (Küçük leğen)
                  • otoklav [TUR10-0594070] (Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap)
                  • autoclave [ENG31-02761965-n] (a device for heating substances above their boiling point)
                  • otoklav [TUR10-0594080] (Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereçleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı)
                  • autoclave [ENG31-02761965-n] (a device for heating substances above their boiling point)
                  • pota [TUR10-0634350] (İçinde maden eritilen kap) crucible [ENG31-03144777-n] (a vessel made of material that does not melt easily)
                    • tava [TUR10-0752180] (Maden eritilen saplı pota)
                  • sürahi [TUR10-0716430] (İçecek koymaya yarar, cam, plastik ve benzerinden yapılan kap) pitcher [ENG31-03956504-n] (an open vessel with a handle and a spout for pouring)
                    • sütlük [TUR10-0719620] (Süt koymaya yarayan kap)
                    • cream pitcher [ENG31-03133652-n] (a small pitcher for serving cream)
                    • karafa [TUR10-0415960] (Uzun boyunlu, kulpsuz küçük rakı sürahisi)
                  • tekne [TUR10-0759090] (Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap) tub [ENG31-04500676-n] (a large open vessel for holding or storing liquids)
                    • yalak [TUR10-0827760] (Akan suyun çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için çeşme, musluk ve benzerinin altına konulan delikli taş tekne)
                    • kurna [TUR10-0492910] (Hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne)
                    • duş teknesi [TUR10-0226350] (Duş yapmak amacıyla banyonun bir köşesine yerleştirilmiş, derinliği fazla olmayan tekne)
                    • laza [TUR10-0508690] (Bal koymaya yarayan küçük tekne)
                    • boyama kazanı [TUR10-0116060] (Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma işleminin yapıldığı büyük tekne)
                  • varil [TUR10-0814410] (Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap) drum [ENG31-03254659-n] (a cylindrical metal container used for shipping or storage of liquids)
                    • şarap fıçısı [TUR10-0724060] (Şarabın dinlenmeye bırakıldığı büyük tahta fıçı)
                    • wine cask [ENG31-04599308-n] (a barrel that holds wine)
                  • yayık [TUR10-0842790] (Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine) churn [ENG31-03033147-n] (a vessel in which cream is agitated to separate butterfat from buttermilk)
                    • daldız [TUR10-0180000] (Ağaçtan oyulmuş yayık)
                    • kovan [TUR10-0478570] (Yayık)
                  • şişe [TUR10-0732450] (İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap) bottle [ENG31-02879899-n] (a glass or plastic vessel used for storing drinks or other liquids)
                    • pul şişe [TUR10-0638150] (Yeşil camdan yapılan çok ince çeperli şişe)
                    • ampul [TUR10-0033830] (İçinde sıvı durumda ilaç bulunan cam tüp)
                    • phial [ENG31-03929501-n] (a small bottle that contains a drug (especially a sealed sterile container for injection by needle))
                    • damacana [TUR10-0181550] (Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe)
                    • demijohn [ENG31-03179116-n] (large bottle with a short narrow neck)
                    • hokka [TUR10-0347000] (Metal, cam veya topraktan yapılmış, içine mürekkep konulan küçük kap)
                    • ink bottle [ENG31-03576776-n] (a bottle of ink)
                    • testi [TUR10-0769960] (Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılan su kabı) jug [ENG31-03608935-n] (a large bottle with a narrow mouth)
                      • amfora [TUR10-0033170] (İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi)
                      • gargar [TUR10-0283510] (Süzgeçli testi)
                      • bardak [TUR10-0077400] (Toprak testi)
                      • su testisi [TUR10-0714090] (Su koymaya yarayan topraktan yapılmış su kabı)
                        • senek [TUR10-0676900] (Çam ağacından yapılmış su testisi)
                    • termos [TUR10-0768140] (Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen, aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan, içine konan sıvının ısısını uzun süre koruyan kap)
                    • thermos [ENG31-04429862-n] (vacuum flask that preserves temperature of hot or cold drinks)
                    • pet şişe [TUR10-0625680] (Naylondan yapılmış içecek kabı)
                    • lavantalık [TUR10-0508330] (Lavanta kokusunu koymaya yarayan şişe)
                    • karlık [TUR10-0422000] (Dışı hasır örgüsüyle kaplı, içinde kar veya buz koymak için bölmesi bulunan, soğutucu olarak kullanılan büyük şişe)
                    • hacamat şişesi [TUR10-0319330] (Hacamat yapmak için kullanılan, ağzı dibinden dar şişe)
                    • yetmişlik [TUR10-0853250] (İçinde sıvı maddelerden 0,70 litre ölçüsünde bulunan şişe)
                    • biberon [TUR10-0100690] (Genellikle süt çocuklarına süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanılan emzikli şişe)
                    • binlik [TUR10-0105390] (Yaklaşık olarak üç litrelik büyük şişe)
                    • otuzbeşlik [TUR10-0595180] (İçinde sıvı maddelerden, 0,35 santilitre ölçüsünde bulunan şişe)
                    • potkal [TUR10-0634530] (Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe)
                    • hasırlı [TUR10-0330270] (Hasırla kaplanmış şişe)
                  • depolama tankı [TUR10-1215980] (Metal sarnıç) tank [ENG31-04395830-n] (a large (usually metallic) vessel for holding gases or liquids)
                    • tank [TUR10-0744610] (Su, yakıt vb. sıvıları depolamaya yarayan araç) reservoir [ENG31-04085686-n] (tank used for collecting and storing a liquid (as water or oil))
                      • rezervuar [TUR10-0647330] (Tuvaletlerde kullanılmaya yarayan su deposu)
                      • cistern [ENG31-03039700-n] (a tank that holds the water used to flush a toilet)
                      • yakıt deposu [TUR10-1212630] (Motorunun çalışması için gerekli olan enerjiyi sağlamak amacıyla kullanılan yakıtın depolanmasına yarayan bölüm)
                      • gas tank [ENG31-03431044-n] (a tank for holding gasoline to supply a vehicle)
                      • lağım çukuru [TUR10-0278640] (Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu)
                      • cesspool [ENG31-03002170-n] (a covered cistern)
                      • sarnıç [TUR10-0667460] (Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu) cistern [ENG31-03039495-n] (an artificial reservoir for storing liquids)
                        • su sarnıcı [TUR10-0713440] (Su biriktirmeye yarayan yer altı su deposu)
                      • su deposu [TUR10-0710930] (Su depo etmeye yarayan merkez) cistern [ENG31-03039495-n] (an artificial reservoir for storing liquids)
                        • sarnıç [TUR10-0667470] (Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu)
                      • safra tankı [TUR10-1125690] (Safra suyunun doldurulduğu özel bölme)
                    • akvaryum [TUR10-0022840] (Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği cam su kabı)
                    • aquarium [ENG31-02735077-n] (a tank or pool or bowl filled with water for keeping live fish and underwater animals)
                  • maşrapa [TUR10-0528820] (Metal, toprak, plastik ve benzerinden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap) tankard [ENG31-04396517-n] (large drinking vessel with one handle)
                    • susak [TUR10-0713260] (Su kabağından yapılmış veya ağaçtan oyulmuş maşrapa)
                  • el tası [TUR10-0244590] (El, yüz yıkanırken su dökünmek veya içinde sabunlu su hazırlanıp el temizlemekte kullanılan tas)
                  • tıraş tası [TUR10-0774960] (Tıraş suyunun konulduğu, içinde tıraş bıçağının, fırçanın çalkalandığı metal veya plastik tas)
                  • su tası [TUR10-0714000] (Çeşmelerden su içmeye yarar, özel yapılmış kap)
                • torba [TUR10-0783130] (Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç) bag [ENG31-02776042-n] (a flexible container with a single opening)
                  • buz torbası [TUR10-0127000] (Tedavi amacıyla kullanılan ve içinde buz parçaları bulunan plastik torba)
                  • ice pack [ENG31-03563020-n] (a waterproof bag filled with ice: applied to the body (especially the head) to cool or reduce swelling)
                  • çuval [TUR10-0176700] (Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba) gunnysack [ENG31-03475026-n] (a bag made of burlap)
                    • mutaf [TUR10-0557400] (Keçi kılından dokunmuş veya örülmüş çul, çuval, yem torbası vb. şey)
                    • telis [TUR10-0761440] (Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval)
                    • seklem [TUR10-0674220] (Kıldan, yünden dokunmuş çuval)
                    • geri [TUR10-0293780] (Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval)
                    • harar [TUR10-0327330] (Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval)
                  • kese [TUR10-0443330] (Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba) pouch [ENG31-03999538-n] (a small or medium size container for holding or carrying things)
                    • cep [TUR10-0136200] (Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça) pocket [ENG31-03978882-n] (a small pouch inside a garment for carrying small articles)
                      • saat cebi [TUR10-0651650] (Saat konulmak üzere pantolonlara, özellikle yeleklere yapılan cep)
                      • yalancı cep [TUR10-0828010] (Gizli cep)
                      • iç cep [TUR10-0358220] (Palto, pardösü, ceket gibi giysilerin iki ön parçasına açılan cep)
                  • kum torbası [TUR10-0490850] (Savaşta veya sel sırasında korunması gereken yerlere yığılan içi kum dolu torba)
                  • sandbag [ENG31-04141091-n] (a bag filled with sand)
                  • poşet [TUR10-0634210] (Naylon torba)
                  • sack [ENG31-04129919-n] (a bag made of paper or plastic for holding customer's purchases)
                  • tulum [TUR10-0787680] (Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi)
                  • skin [ENG31-04237283-n] (a bag serving as a container for liquids)
                  • yem torbası [TUR10-0848500] (İçine yem konularak hayvanların yem yemesi için başına takılan torba)
                  • nosebag [ENG31-03836743-n] (a canvas bag that is used to feed an animal (such as a horse))
                  • ceset torbası [TUR10-1210550] (Cesetlerin depolanması ve taşınması için kullanılan, insan vücudunu içerecek şekilde tasarlanmış gözeneksiz bir torba)
                  • body bag [ENG31-02866110-n] (a bag in which the body of a dead soldier is placed)
                  • toz torbası [TUR10-1212020] (Toz parçacıklarının elektrikli süpürge ile içine çekildiği torba)
                  • dust bag [ENG31-03262895-n] (a bag into which dirt is sucked by a vacuum cleaner)
                  • posta torbası [TUR10-1213720] (Postacıların postaları taşımak için kullandığı büyük bir çanta)
                  • mailbag [ENG31-03715362-n] (letter carrier's shoulder bag)
                  • çay poşeti [TUR10-1216000] (Çay yaprakları içeren ve tek bir fincan çay yapımında kullanılan küçük, gözenekli bir torba)
                  • tea bag [ENG31-04403943-n] (small paper bag holding a measure of tea)
                  • uyku tulumu [TUR10-0802870] (Uyurken içine girilen tulum biçimindeki yatak)
                  • sleeping bag [ENG31-04242966-n] (large padded bag designed to be slept in outdoors)
                  • ağ torba [TUR10-0014510] (25 cm genişliğinde ve 50 cm uzunluğunda, ağdan yapılmış, kırmızı yosunları suya dalarak avlamada kullanılan, ip ve kayıktaki makara yardımı ile suyun yüzeyine çıkıp inebilen bir torba)
                  • kağıt torba [TUR10-0398790] (Ambalajlamada kullanılan, kâğıttan yapılan, gerektiğinde özel makinelerde dikilerek hazırlanan torba)
                    • kese kağıdı [TUR10-0443490] (İçine bazı şeyler konulmak için kâğıttan yapılmış kese biçiminde torba)
                  • demlik poşet [TUR10-1000630] (Demlik için üretilen, içinde çay bulunan, ipsiz torbacık)
                  • kum torbası [TUR10-0490840] (İçine kum doldurulup boks antrenmanlarında kullanılan torba)
                  • file [TUR10-0273640] (Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba)
                    • ip torba [TUR10-0378240] (Pazar filesi)
                  • cağ [TUR10-0130350] (Büyük bez veya deri torba; cav)
                  • çöp torbası [TUR10-0175090] (Evlerde içine çöplerin konduğu kâğıt veya plastik torba)
                  • dağarcık [TUR10-0177560] (Meşin torba)
                  • altlık [TUR10-0031150] (Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba)
                  • azıklık [TUR10-0065270] (Azık koymaya yarayan kap veya torba)
                  • buyot [TUR10-0126410] (Yatakta ısınmak için kullanılan sıcak su torbası)
                  • heybe [TUR10-0340610] (At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba)
                • püskürtücü [TUR10-0639630] (Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçan araç) atomizer [ENG31-02757108-n] (a dispenser that turns a liquid (such as perfume) into a fine mist)
                  • fısfıs [TUR10-0271770] (Koku, ilaç vb. sıvıları püskürtmek için kullanılan araç)
                  • atomizer [ENG31-02757108-n] (a dispenser that turns a liquid (such as perfume) into a fine mist)
                  • püskürteç [TUR10-0639510] (Sprey)
                  • atomizer [ENG31-02757108-n] (a dispenser that turns a liquid (such as perfume) into a fine mist)
                  • püskürtme makinesi [TUR10-0639600] (Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt)
                  • atomizer [ENG31-02757108-n] (a dispenser that turns a liquid (such as perfume) into a fine mist)
                  • püskürtme tabancası [TUR10-0639610] (Vernik veya boya sıvılarını basınçlı hava yardımı ile püskürterek sürmekte kullanılan tabanca biçiminde araç)
                • bide [TUR10-0101590] (Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı)
                • bidet [ENG31-02839379-n] (a basin for washing genitals and anal area)
                • bidon [TUR10-0101600] (İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap) bin [ENG31-02843139-n] (a container)
                  • su bidonu [TUR10-0710280] (Su taşımaya ve depolamaya yarayan bidon)
                • teneke [TUR10-0764250] (Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac)
                • can [ENG31-02950393-n] (airtight sealed metal container for food or drink or paint etc.)
                • matara [TUR10-0528920] (Yolculukta ve askerlikte kullanılan, boyna veya bele asılı olarak taşınan, genellikle aba, metal, cam, plastik veya deriden yapılmış su kabı) canteen [ENG31-02955810-n] (a flask for carrying water)
                  • çotra [TUR10-0173740] (Ağaçtan yapılmış küçük su kabı)
                  • kanata [TUR10-0408390] (Ağzı geniş, tek kulplu su kabı)
                  • badya [TUR10-0067870] (Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı)
                • vitrin [TUR10-0678500] (Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri) case [ENG31-02978671-n] (a glass container used to store and display items in a shop or museum or home)
                  • açık raf [TUR10-0005270] (Kitaplıklarda ve mağazalarda kitapların ve malların kolaylıkla seçilebilmesini sağlamak üzere yapılmış sergen)
                • tüp [TUR10-0793270] (Akışkan maddelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap) tube [ENG31-04500800-n] (conduit consisting of a long hollow object (usually cylindrical) used to hold and conduct objects or liquids or gases)
                  • kartuş [TUR10-0424310] (Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp)
                  • ağızlık [TUR10-0013670] (Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç) cigarette holder [ENG31-03035137-n] (a tube that holds a cigarette while it is being smoked)
                    • çubuk [TUR10-0175940] (Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık)
                  • deney tüpü [TUR10-0193180] (Çoğunlukla kimyasal deneylerde kullanılan bir ucu kapalı cam boru)
                  • test tube [ENG31-04423056-n] (glass tube closed at one end)
                  • namlu [TUR10-0570090] (Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça)
                  • barrel [ENG31-02798551-n] (a tube through which a bullet travels when a gun is fired)
                  • pipo [TUR10-0628250] (Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa, çubuk biçimindeki tütün içme aracı) pipe [ENG31-03951443-n] (a tube with a small bowl at one end)
                    • lületaşı pipo [TUR10-1213840] (Lületaşı mineralinden yapılmış bir kaseye sahip pipo)
                    • meerschaum [ENG31-03747907-n] (a pipe having a bowl made of meerschaum)
                  • kateter [TUR10-1073790] (Teşhis ve tedavi amacıyla vücut boşluklarına, damarlar içine ilaç veya sıvı vermek veya almak için özel olarak hazırlanmış tüp)
                  • catheter [ENG31-02987924-n] (a thin flexible tube inserted into the body to permit introduction or withdrawal of fluids or to keep the passageway open)
                  • piknik tüpü [TUR10-0627630] (Boyutu küçük olan tüp)
                  • piknik tüpü [TUR10-0627620] (Piknikte kullanılan küçük bütan gazı tüpü)
                  • dren [TUR10-0224040] (Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp)
                  • kartuş [TUR10-0424300] (Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp)
                  • kartuş [TUR10-0424290] (Merminin, içine barut doldurulmuş silindir biçimindeki bölümü)
                  • tüp gaz [TUR10-0793310] (İçine yüksek basınçla sıvılaştırılmış petrol gazı ve bütan gazı doldurulan, ısıtmada ve mutfakta kullanılan tüp)
                  • yağ küpü [TUR10-0824560] (Yağ tulumu)
                • bardak [TUR10-0077380] (Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap) glass [ENG31-03443167-n] (a container made of glass for holding liquids while drinking)
                  • çay bardağı [TUR10-0154990] (Çay içmekte kullanılan cam bardak)
                  • dolu [TUR10-0217470] (İçki doldurulmuş bardak)
                  • limonata bardağı [TUR10-0511740] (Limonata ikram etmek için kullanılan ince, uzun cam bardak)
                  • likör bardağı [TUR10-0511450] (Likör ikram edilen küçük, ince ve zarif cam bardak)
                  • arjantin [TUR10-0045390] (Büyük bira bardağı)
                  • sagar [TUR10-0654870] (İçki bardağı)
                  • bardak [TUR10-0077390] (Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı)
                  • viski bardağı [TUR10-0820390] (Viski içmek için kullanılan özel bardak)
                  • bira bardağı [TUR10-0105680] (Bira içmek için yapılmış özel bardak)
                  • şampanya bardağı [TUR10-0722880] (Şampanya içmeye ayrılmış özel, ince, uzun veya geniş tabanlı kısa bardak)
                  • rakı bardağı [TUR10-0641800] (Rakı içmek için özel olarak üretilen, dar ve uzunca bardak)
                • kepçe [TUR10-0441770] (Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık) ladle [ENG31-03638382-n] (a spoon-shaped vessel with a long handle)
                  • mablak [TUR10-0515460] (Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe)
                  • çömçe [TUR10-0158750] (Tahta kepçe)
                  • saplı [TUR10-0664800] (Büyük kepçe)
                • kalıp [TUR10-0403700] (Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç) mold [ENG31-03784903-n] (container into which liquid is poured to create a given shape when it hardens)
                  • alçı kalıp [TUR10-0025530] (Bir şeyin üzerine alçı dökülerek alınan kalıp)
                  • alçı levha [TUR10-0025620] (Tavan süslemelerinde kullanılan ve çeşitli desenleri olan alçıdan yapılmış kalıp)
                  • pasta kalıbı [TUR10-0617680] (İçinde pasta hamurunun pişirildiği değişik şekillerdeki kalıp)
                  • maça [TUR10-0515820] (Döküm parçasında, içi boş, kopya elde etmek için kullanılan kum, maden veya erimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp)
                  • çakma [TUR10-0146240] (Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı)
                  • saçula [TUR10-0653750] (Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp)
                  • yüz kalıbı [TUR10-0867880] (İnsan yüzüne alçı dökülerek alınmış kalıp)
                  • yumurta [TUR10-0862590] (Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp)
                  • basma kalıbı [TUR10-0080150] (Kitap, kumaş ve benzerinin baskısı için hazırlanan kalıp)
                  • buz kalıbı [TUR10-0126830] (Suyun belli biçimlerde donmasını sağlayan özel kap)
                  • mulaj [TUR10-0555320] (Bu işlemler sonunda elde edilen kalıp)
                  • silme kalıbı [TUR10-0693450] (İnce madenî plaka üzerine oyulan ve taş yüzeyinde silme işlemini ayarlamaya yarayan alet)
                • havan [TUR10-0333310] (İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap) mortar [ENG31-03792434-n] (a bowl-shaped vessel in which substances can be ground and mixed with a pestle)
                  • döveç [TUR10-0223300] (Ağaçtan yapılmış havan)
                  • dibek [TUR10-0202540] (Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan)
                    • dink [TUR10-0207280] (Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek)
                    • soku [TUR10-0700380] (Taş dibek)
                  • dink [TUR10-0207290] (Şayak, aba ve benzerini dövmek için kullanılan araç)
                  • dövmelik [TUR10-0223550] (Mısır ve buğday dövmeye yarayan, yarma buğday yapan bir araç)
                • kupa [TUR10-0491310] (Cam veya seramikten yapılmış, kulplu, büyük bardak) mug [ENG31-03802912-n] (with handle and usually cylindrical)
                  • opalin [TUR10-0588930] (Opali andıran camdan yapılmış vazo, kupa vb)
                • süzgeçli kova [TUR10-1216640] (Süzgeci olan kova)
                • watering can [ENG31-04567578-n] (a container with a handle and a spout with a perforated nozzle)
                • deney kabı [TUR10-0193090] (İçinde kimya deneyleri yapılan özel kap)
                • kapsül [TUR10-0414620] (Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap)
                • tambur [TUR10-0742660] (Silindir biçiminde kap)
                  • manyetik tambur [TUR10-0525400] (Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan dik bir dairesel silindir)
                  • halat tamburu [TUR10-1043390] (Halatın sarıldığı silindir biçimindeki araç)
                • kubur [TUR10-0487510] (Boru biçiminde kap)
                • çalmaç [TUR10-0148550] (Tahtadan yapılmış kap)
                • çiçeklik [TUR10-0166590] (Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap)
                • dekalitrelik [TUR10-0999160] (Belli bir dekalitre hacminde olan)
                • desilitrelik [TUR10-1003630] (Belli bir desilitre hacminde olan)
                • külah [TUR10-0500970] (İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap)
                • küllük [TUR10-0501610] (Banyo, kalorifer kazanıyla ve sobada küllerin döküldüğü yer veya kap)
                • tığlık [TUR10-0772940] (İçine tığ konulan kutu veya kap)
                • kurutma kabı [TUR10-0197940] (İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap)
                • sabunluk [TUR10-0652990] (İçine sabun konulan küçük kap)
                  • kildan [TUR10-0460420] (İçine sabun, lif, kese, kına, kil konan bakırdan yapılmış kap)
                • saleplik [TUR10-1126410] (İçinde salep bulunan veya salep dağıtmaya yarayan özel kap)
                • kapçık [TUR10-0412860] (Küçük kap)
                • kaşe [TUR10-0426350] (Toz ilaçların içine konulduğu, yutulmaya uygun, güllaçtan küçük kap)
                • tuzluk [TUR10-0791800] (İçine tuz konulan kap)
                • tütsülük [TUR10-0122100] (İçinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap)
                • hamam tası [TUR10-0324630] (Banyo ve hamamlarda çeşmeden veya kurnadan su alıp dökünmeye yarayan yayvan kap)
                • aşurelik [TUR10-0054130] (Aşure dağıtmaya yarayan süslü kap)
                • zarf [TUR10-0870750] (İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap)
                • kavata [TUR10-0430120] (Oyma ağaç kap)
                • kavlık [TUR10-0430650] (İçine genellikle kav konulan torba veya kap)
                • kutu [TUR10-0497770] (Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap)
                  • kofra [TUR10-0466560] (Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu)
                • küp [TUR10-0502580] (Su, pekmez, yağ vb. sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap)
                  • altın küpü [TUR10-0030760] (İçinde altın saklanan küp vb)
                • bomba [TUR10-0112930] (Bomba biçiminde, kalın demirden kap)
                • bozalık [TUR10-0117420] (İçinde boza bulunan veya boza dağıtmaya yarayan özel kap)
                • meyvelik [TUR10-0541970] (Meyve konulan kap; yemişlik)
                • mufla [TUR10-0552570] (Cisimleri, aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap)
                • süzgü [TUR10-0720260] (Delikli çanak)
                • süzgü [TUR10-0720280] (Fide sulamak için tenekeden yapılan, ucunda süzgeci olan kap)
                • sirkelik [TUR10-0696060] (Sirke kabı)
                • sosluk [TUR10-0703940] (Sos konulmak için kullanılan kap)
                • sulak [TUR10-0711370] (Kuşlar için su konulan küçük kap)
                • suluk [TUR10-0712040] (Kuş kafeslerinde su konan kap)
                • suluk [TUR10-0712030] (Öğrencilerin okula su götürdükleri kap)
                • sürgü [TUR10-0717120] (Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap)
                • gülabdan [TUR10-0313130] (Gül suyu serpmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap)
                • güllaç [TUR10-0313540] (Kolayca yutulamayan, tadı hoş olmayan toz durumundaki bazı ilaçların içine konuldukları, nişastadan küçük kap)
                • hamur teknesi [TUR10-0325580] (İçinde hamur yoğurmaya yarayan özel kap)
                • hardallık [TUR10-0327970] (Hardal konulan kap)
                • kapsül [TUR10-0414660] (Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap)
                • capsule [ENG31-02961022-n] (a pill in the form of a small rounded gelatinous container with medicine inside)
                • kovan [TUR10-0478560] (Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı)
                  • kara kovan [TUR10-0416540] (Arıların fennî kovan yerine içine petek oluşturdukları sazdan, çamurdan veya sepetten kovan)
              • taşıt [TUR10-0568960] (Taşıma aracı) vehicle [ENG31-04531608-n] (a conveyance that transports people or objects)
                • yürüteç [TUR10-0867000] (Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç)
                • duba [TUR10-0224210] (Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı)
                • pontoon [ENG31-03987822-n] (a float supporting a seaplane)
                • füniküler [TUR10-1028780] (Yükseltileri farklı iki nokta arasında çelik halatlarla ve motor gücüyle çalışan, iki vagonlu ulaşım aracı)
                • omnibüs [TUR10-0587100] (Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt)
                • kaptıkaçtı [TUR10-0414800] (Yolcu taşımakta kullanılan motorlu küçük taşıt)
                • vasıta [TUR10-0638350] (Araç) vehicle [ENG31-04531608-n] (a conveyance that transports people or objects)
                  • kızak [TUR10-0458320] (Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt)
                  • sled [ENG31-04242397-n] (a vehicle mounted on runners and pulled by horses or dogs)
                  • askeri araç [TUR10-1213920] (Ordunun kullandığı bir araç) military vehicle [ENG31-03769811-n] (vehicle used by the armed forces)
                    • savaş gemisi [TUR10-1045100] (Özel ve büyük ateş gücüne sahip, korunmak için zırhla kaplanmış gemi) warship [ENG31-04559982-n] (a government ship that is available for waging war)
                      • baştarda [TUR10-0084010] (Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir tür savaş gemisi)
                      • kırlangıç [TUR10-0452070] (Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi)
                      • topçeker [TUR10-0282690] (Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi)
                      • gunboat [ENG31-03473502-n] (a small shallow-draft boat carrying mounted guns)
                      • kalyon [TUR10-0406130] (Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü)
                      • galleon [ENG31-03416249-n] (a large square-rigged sailing ship with three or more masts)
                      • kruvazör [TUR10-0487240] (Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla, topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi)
                      • cruiser [ENG31-03145551-n] (a large fast warship)
                      • destroyer [TUR10-0554110] (Torpido, top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış, küçük, hızlı giden savaş gemisi)
                      • destroyer [ENG31-03185170-n] (a small fast lightly armored but heavily armed warship)
                      • zırhlı [TUR10-0874890] (Büyük bir bölümü mermilere ve uçak bombalarına karşı bir zırhla korunmuş, genellikle büyük tonajlı açık deniz gemisi) battleship [ENG31-02815336-n] (large and heavily armoured warship)
                        • dretnot [TUR10-0224070] (XX. yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi)
                      • kadırga [TUR10-0396970] (Hem yelken hem kürekle yol alan, özellikle Akdeniz'de kullanılmış bir savaş gemisi)
                      • galley [ENG31-03417584-n] (a large medieval vessel with a single deck propelled by sails and oars with guns at stern and prow)
                      • denizaltı [TUR10-0738850] (Deniz yüzeyinin altında ve üstünde yol alabilen savaş veya araştırma gemisi)
                      • submarine [ENG31-04354832-n] (a submersible warship usually armed with torpedoes)
                      • korvet [TUR10-0477110] (Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir çeşit küçük savaş gemisi)
                      • fırkateyn [TUR10-0271420] (Üç direkli, bir tür yelkenli savaş gemisi)
                      • ateş gemisi [TUR10-0054910] (Eski çağlarda düşman gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapılmış, içi yakıcı maddelerle dolu gemi)
                      • barça [TUR10-0077320] (Kalyon türünden küçük savaş gemisi)
                      • gulet [TUR10-0311290] (İki direkli, yelkenli savaş gemisi)
                      • hücumbot [TUR10-0351000] (Bir tür küçük savaş gemisi)
                    • savaş uçağı [TUR10-1216590] (Savaşlarda kara ve su üstündeki hedefleri bombalamak, diğer uçakları tahrip etmek, keşif yapmak, personel ve mühimmat taşımak gibi amaçlarla silahlı kuvvetler tarafından kullanılan uçak) warplane [ENG31-04559634-n] (an aircraft designed and used for combat)
                      • avcı uçağı [TUR10-0058050] (Düşman uçaklarını düşürmek için kullanılan uçak)
                      • fighter [ENG31-03339975-n] (a high-speed military or naval airplane designed to destroy enemy aircraft in the air)
                      • bombardıman uçağı [TUR10-0113060] (Bombalama işinde kullanılan uçak)
                      • bomber [ENG31-02871055-n] (a military aircraft that drops bombs during flight)
                      • kamikaze [TUR10-0407210] (İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı)
                      • kamikaze [ENG31-03613287-n] (a fighter plane used for suicide missions by Japanese pilots in World War II)
                    • tank [TUR10-0744600] (Zırhlı ve silahlı, tekerlekleri paletli, motorlu savaş taşıtı)
                    • tank [ENG31-04396120-n] (an enclosed armored military vehicle)
                    • insansız araç [TUR10-1059090] (Belirli bir bölgenin güvenlik açısından gözetlenmesi ve denetlenmesi amacıyla gerekli araçlarla donatılmış, uzaktan yönetilerek uçurulan araç)
                  • gemi [TUR10-0290760] (Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt) ship [ENG31-04201332-n] (a vessel that carries passengers or freight)
                    • yük gemisi [TUR10-0864880] (Yük taşımak için yapılan özel gemi) bottom [ENG31-02881464-n] (a cargo ship)
                      • kuru yük gemisi [TUR10-0495910] (Deniz taşımacılığında katı maddeleri taşıma özelliğine göre imal edilen gemi)
                      • koster [TUR10-0477230] (Kıyı limanları arasında seferler yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi)
                      • dökme yük gemisi [TUR10-1012360] (Özellikle dökme yük taşımak amacıyla yapılmış tekne)
                    • fırkata [TUR10-0271410] (10-15 çift kürekli, hızlı, eski bir savaş gemisi)
                    • gali [TUR10-0282260] (Alçak ve altı düz gemi)
                    • kargo [TUR10-0420140] (Yük taşıyan uçak veya gemi)
                    • yelkenli gemi [TUR10-0847100] (Yelkenle yürütülen gemi)
                      • ıskuna [TUR10-0354500] (Brikten küçük, iki direkli bir çeşit yelkenli gemi)
                      • schooner [ENG31-04154248-n] (sailing vessel used in former times)
                      • cönk [TUR10-0142720] (Büyük yelkenli gemi)
                    • çektirme [TUR10-0157430] (Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi)
                    • buharlı gemi [TUR10-0121970] (Buhar gücüyle çalışan gemi) steamer [ENG31-04316486-n] (a ship powered by one or more steam engines)
                      • yandan çarklı [TUR10-0831090] (Her iki yanında birer çarkı bulunan ve bu çarklarla ağır hareket eden vapur)
                      • side-wheeler [ENG31-04222867-n] (a paddle steamer having a paddle wheel on each side)
                    • buzkıran [TUR10-0126840] (Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi)
                    • icebreaker [ENG31-03562172-n] (a ship with a reinforced bow to break up ice and keep channels open for navigation)
                    • mayın gemisi [TUR10-0530190] (Denize mayın dökmek için özel olarak yapılmış gemi)
                    • minelayer [ENG31-03774358-n] (ship equipped for laying marine mines)
                    • tekne [TUR10-0759100] (Bir tür küçük deniz taşıtı) vessel [ENG31-04537861-n] (a craft designed for water transportation)
                      • yat [TUR10-0840410] (Özel gezinti gemisi)
                      • yacht [ENG31-04617370-n] (an expensive vessel propelled by sail or power and used for cruising or racing)
                      • algarina [TUR10-0027090] (Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi)
                      • tirhandil [TUR10-0777660] (Yelken ve kürekle yürütülen ve genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif tekne türü)
                      • deniz motoru [TUR10-0194340] (Deniz yollarında yolcu taşımaya yarayan pervaneli ve patenli motorlu gemi)
                      • motorboat [ENG31-03795763-n] (a boat propelled by an internal-combustion engine)
                      • gondol [TUR10-0300570] (Genellikle Venedik'te kullanılan, ayakta, kıç tarafta tek kürekle yürütülen, 10 metre uzunluğunda, yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık)
                      • gondola [ENG31-03452391-n] (long narrow flat-bottomed boat propelled by sculling)
                      • istimbot [TUR10-0383260] (Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi)
                      • steamboat [ENG31-04315945-n] (a boat propelled by a steam engine)
                      • kayık [TUR10-0432820] (Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne) dinghy [ENG31-03204585-n] (a small boat of shallow draft with cross thwarts for seats and rowlocks for oars with which it is propelled)
                        • manyat [TUR10-0525300] (Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı)
                        • kano [TUR10-0410360] (Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne)
                        • canoe [ENG31-02954794-n] (small and light boat)
                        • sandal [TUR10-0662850] (İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi) dinghy [ENG31-03204585-n] (a small boat of shallow draft with cross thwarts for seats and rowlocks for oars with which it is propelled)
                          • patalya [TUR10-0618270] (Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen, birden üç çifteye kadar savaş gemisi sandalı)
                            • dingi [TUR10-0207010] (Bir çifte kürekli küçük patalya)
                          • tahlisiye sandalı [TUR10-0738030] (Kaza sırasında yolcuların kurtarılması için gemi güvertesinde bulundurulan sandal)
                          • barka [TUR10-0078120] (Büyük sandal)
                        • skif [TUR10-0698040] (İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı)
                        • skiff [ENG31-04236542-n] (any of various small boats propelled by oars or by sails or by a motor)
                        • varagele kayığı [TUR10-0813970] (İki nokta arasında ulaşımı ve haberleşmeyi sağlayan kayık)
                        • pereme [TUR10-0623780] (Gondola benzeyen bir kayık)
                        • piyade [TUR10-0630030] (Bir çift kürekle yönetilen bir tür hafif kayık)
                        • alamana [TUR10-0024000] (Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan büyük kayık)
                        • pazar kayığı [TUR10-0620200] (İstanbul'da eşya taşıyan büyük kayık)
                        • peleme [TUR10-0621860] (Irmaklarda işleyen, bir çeşit altı düz kayık)
                        • foroz kayığı [TUR10-0278420] (Dalyandan balık çıkarmak için kullanılan kayık)
                        • kancabaş [TUR10-0408720] (Altı veya sekiz çift kürekle çekilen, dar, uzun bir çeşit kayık)
                        • çapar [TUR10-0150350] (Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz kayığı)
                        • çektirme [TUR10-0157440] (Büyük yelken kayığı)
                        • çember kayık [TUR10-0158590] (Arka tarafı yuvarlak kayık)
                        • çırnık [TUR10-0165290] (Küçük boyda kayık)
                        • ağ kayığı [TUR10-0013940] (Balık ağlarını taşıyan kayık)
                        • tombaz [TUR10-0779770] (Irmaklarda işleyen, altı düz kayık)
                        • ateş kayığı [TUR10-0054960] (Yangın söndürmede kullanılan tulumbayı taşımak için kullanılan büyük ve geniş kayık)
                        • ateş kayığı [TUR10-0054950] (Ateş balığı avlamak için kullanılan ve içinde ateş yakılan kayık)
                        • yarış kayığı [TUR10-0837890] (Kayık yarışları için özel olarak yapılan kayık)
                        • buz kayığı [TUR10-0979080] (Donmuş deniz, göl veya akarsularda seyredebilen kızaklı ve yelkenli tekne)
                        • futa [TUR10-0460360] (Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı)
                        • ığrıp kayığı [TUR10-0352450] (Beş çifte kürekli balıkçı kayığı)
                      • mavna [TUR10-0529730] (Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne) barge [ENG31-02795575-n] (a flatbottom boat for carrying heavy loads (especially on canals))
                        • inebolukütüğü [TUR10-0374340] (Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna)
                      • mavna [TUR10-0529740] (Büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi)
                      • barge [ENG31-02795575-n] (a flatbottom boat for carrying heavy loads (especially on canals))
                      • motorbot [TUR10-0551130] (Motorla çalışan küçük deniz taşıtı)
                      • motorboat [ENG31-03795763-n] (a boat propelled by an internal-combustion engine)
                      • yelkenli [TUR10-0846960] (Rüzgar gücünden faydalanıp yol almak üzere direklerine kalın bez gerilen su aracı) sailboat [ENG31-04135600-n] (a small sailing vessel)
                        • çırnık [TUR10-0165300] (Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli)
                        • Latin yelkeni [TUR10-0508090] (Bir serene bağlanarak direğe eğik bir durumda kaldırılan üçgen yelken)
                        • brik [TUR10-0120380] (İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi)
                        • brig [ENG31-02904681-n] (two-masted sailing vessel square-rigged on both masts)
                        • kotra [TUR10-0478360] (Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli)
                        • cutter [ENG31-03158982-n] (a sailing vessel with a single mast set further back than the mast of a sloop)
                        • şalupa [TUR10-0722500] (Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal)
                        • sloop [ENG31-04249536-n] (a sailing vessel with a single mast set about one third of the boat's length aft of the bow)
                        • gagaburun [TUR10-0281610] (Baş bodoslaması gagayı andırır biçimde yapılmış ticaret yelkenlisi)
                      • bot [TUR10-0115590] (Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal) boat [ENG31-02861626-n] (a small vessel for travel on water)
                        • filika [TUR10-0273780] (Deniz kazalarında veya gemi batmak üzereyken insanları kurtarmaya yarayan motorlu ya da kürekli sandal)
                        • lifeboat [ENG31-03667927-n] (a strong sea boat designed to rescue people from a sinking ship)
                        • tombaz [TUR10-0779780] (Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba) pontoon [ENG31-03987924-n] ((nautical) a floating structure (as a flat-bottomed boat) that serves as a dock or to support a bridge)
                          • ponton [TUR10-0632960] (Tombaz)
                        • çıkarma botu [TUR10-0989800] (Çıkarma harekâtında kullanılan, çıkarma yerine kadar gemide götürülen özel yapılmış bot)
                        • borda botu [TUR10-0973640] (Bordanın temizlenip boyanmasında kullanılan küçük hizmet filikası)
                      • tekne ev [TUR10-1213090] (Ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne)
                      • houseboat [ENG31-03550650-n] (a barge that is designed and equipped for use as a dwelling)
                      • motor [TUR10-0551110] (Akaryakıtla işleyen deniz aracı)
                      • motorboat [ENG31-03795763-n] (a boat propelled by an internal-combustion engine)
                      • römorkör [TUR10-0649170] (Yedeğinde başka taşıtlar götüren taşıt ve özellikle deniz taşıtı)
                      • tugboat [ENG31-04503138-n] (a powerful small boat designed to pull or push larger ships)
                      • adayavrusu [TUR10-0007890] (İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi)
                      • taka [TUR10-0738950] (Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi)
                      • varagele botu [TUR10-0813950] (İki nokta arasında ulaşımı sağlayan bot)
                      • gangama teknesi [TUR10-0282970] (Suyun dibini tarayan, sünger avcılığında kullanılan tekne türü)
                      • kaba tekne [TUR10-1065030] (Denizde seyretmeye, sefere uygun olmayan tekne)
                      • tava [TUR10-0752190] (Kireç karıştırılan tekne)
                      • dörttek [TUR10-0222680] (Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer tek küreği olan tekne)
                      • limbo [TUR10-0511580] (Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne)
                      • livarlı tekne [TUR10-0512810] (Avlanan balıkları canlı saklamak için denizde bağlantılı bölümleri olan gemi)
                      • karavela [TUR10-0418560] (Büyük deniz teknesi)
                      • katamaran [TUR10-0427420] (Birbirine paralel tutulmuş iki ağaç kütükten yapılan tekne)
                      • mercan teknesi [TUR10-0536160] (Mercan avlamak için yapılan özel bir tür tekne)
                      • şat [TUR10-0725440] (Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne)
                      • sarpi [TUR10-0667560] (Altı düz, üçgen biçiminde tek direkli, iki yelkenli, iki kişilik tekne)
                      • sekiztek [TUR10-0674200] (Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde dörder küreği olan tekne)
                      • sekizçifte [TUR10-0674100] (Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde sekizer küreği olan tekne)
                      • gemi leşi [TUR10-0290850] (Batmış gemi teknesi)
                      • ikitek [TUR10-0365950] (Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne)
                      • ikiçifte [TUR10-0365090] (Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer küreği olan tekne)
                    • vapur [TUR10-0813860] (Su buharı gücüyle çalışan gemi) steamer [ENG31-04316486-n] (a ship powered by one or more steam engines)
                      • çarklı [TUR10-0151490] (Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur)
                      • dilenci vapuru [TUR10-0205410] (Bütün iskelelere uğrayarak sefer yapan vapur)
                      • muş [TUR10-0556970] (Altı düz, küçük gezinti vapuru)
                    • hastane gemisi [TUR10-1045440] (Savaş, afet vb. durumlarda hasta bakımı için ayrılan özel donanımlı gemi)
                    • hospital ship [ENG31-03546449-n] (a ship built to serve as a hospital)
                    • amiral gemisi [TUR10-1212430] (Bir gemi grubunun komutanı tarafından gemi grubunu kontrol etmek için kullanılan, genellikle komutanın forsunun çekildiği gemi; bayrak gemisi)
                    • flagship [ENG31-03360884-n] (the ship that carries the commander of a fleet and flies his flag)
                    • okul gemisi [TUR10-1215300] (Sivil ve askeri denizcilik okulu öğrencilerine uygulamalı eğitim verilen gemi)
                    • school ship [ENG31-04153927-n] (a ship used to train students as sailors)
                    • ticaret gemisi [TUR10-0776420] (Devlet veya özel sermayece işletilen, ticaret amacıyla kullanılan gemi) bottom [ENG31-02881464-n] (a cargo ship)
                      • salapurya [TUR10-0659430] (Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi)
                    • feribot [TUR10-0041480] (Arabaları veya vagonları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi)
                    • ferry [ENG31-03334608-n] (a boat that transports people or vehicles across a body of water and operates on a regular schedule)
                    • hoverkraft [TUR10-1213100] (Sakin ve hareketli hâlde iken, tüm ağırlığı sürekli oluşturulan hava yastığı tarafından taşınan deniz aracı; hava yastıklı tekne)
                    • hovercraft [ENG31-03552409-n] (a craft capable of moving over water or land on a cushion of air created by jet engines)
                    • tanker [TUR10-0744640] (Petrol, benzin gibi akaryakıt ürünleriyle, sanayi ile ilgili yağ, şarap vb. sıvı maddeleri taşıyan gemi veya kamyon) tank car [ENG31-04396608-n] (a freight car that transports liquids or gases in bulk)
                      • su tankeri [TUR10-0713990] (Su taşımaya yarayan tanker)
                    • yolcu gemisi [TUR10-0858880] (Yolcu taşımak üzere yapılmış deniz taşıtı)
                    • passenger ship [ENG31-03901800-n] (a ship built to carry passengers)
                    • gemi enkazı [TUR10-0290820] (Batmış veya hasara uğramış gemiden arda kalanlar)
                    • wreck [ENG31-04613609-n] (a ship that has been destroyed at sea)
                    • vardakosta [TUR10-0814140] (Kıyıları koruyan gemi)
                    • kelek [TUR10-0438810] (Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir çeşit sal)
                    • kurtarma gemisi [TUR10-0493700] (Deniz trafiğinde arızalanan, kaza geçiren gemi, şilep vb. araçları uygun bir yere çekip götüren özel donanımlı deniz aracı)
                      • cankurtaran gemisi [TUR10-0132220] (Karaya oturan, yanan veya batma tehlikesi ile karşı karşıya kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi)
                    • kruvaziyer [TUR10-0487230] (Büyük gezinti gemisi)
                    • galyot [TUR10-0282600] (Başı ve kıçı çok yuvarlak, gulet tipinde, altı düz bir gemi)
                    • kablo gemisi [TUR10-1065130] (Deniz altına telefon, telgraf ve elektrik kabloları döşeyen gemi)
                    • kabotaj gemisi [TUR10-0394290] (Kabotaj hattında çalışan gemi)
                    • karakol gemisi [TUR10-0416480] (Kara sularında güvenliği sağlamak ve gözcülük yapmak için dolaşan küçük gemi)
                    • kılavuz gemisi [TUR10-0447630] (Boğaz vb. geçişi tehlikeli yerlerden büyük gemilerin kolaylıkla geçişini sağlamak için görevlendirilen veya yol gösteren gemi)
                    • konveyör [TUR10-0474300] (Koruyucu gemi; refakat gemisi)
                    • çalımlı [TUR10-0147560] (Başı yüksek, yapısı dar gemi)
                    • çıkarma gemisi [TUR10-0162840] (Çıkarma yapılacak kıyıya asker, araç ve cephane taşımaya yarayan, altı düz küçük deniz aracı)
                    • döşekli [TUR10-0222790] (Yalpası az olan yayvan gemi)
                    • kumandan gemisi [TUR10-0489980] (Kumandanın komuta ettiği donanma gemisi)
                    • kıçtankara [TUR10-0447070] (Baştan demirleyen, kıçtan da halatlarla kıyıya bağlanan gemi)
                    • torpido bot [TUR10-0783500] (Torpil atmaya yarar, küçük ve çok hızlı giden savaş gemisi)
                    • sancak gemisi [TUR10-1127900] (Bir armatöre veya ülkeye ait ticari gemilerin arasında bulunan en iyi ve önemli gemi)
                    • sancak gemisi [TUR10-1127890] (Savaş gemileri filosunda, filotillasında komutanın içinde bulunduğu gemi)
                    • transatlantik [TUR10-0786010] (Atlantik Okyanusu'nu aşarak Avrupa ve Amerika arasında çalışan gemi)
                    • uçak gemisi [TUR10-1209620] (Uçakları taşımak ve hem de düşman gemilerine karşı kullanmak amacıyla üretilmiş bir tür gemi)
                    • yelken gemisi [TUR10-0847020] (Rüzgârın şişirdiği yelkenlerin yardımıyla yol alan gemi)
                    • balast gemi [TUR10-0073470] (Ambarlarında yük bulunmayan gemi)
                    • baltabaş [TUR10-0075310] (Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi)
                    • barça [TUR10-0077310] (Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi)
                    • mayın arama tarama gemisi [TUR10-0530170] (Deniz içine döşenmiş mayınları bulmaya yarayan bir aygıtla donanmış gemi)
                    • borda [TUR10-0113930] (Geminin veya kayığın yanı)
                    • bulaşık gemi [TUR10-0122890] (Tayfalarında veya yolcuları arasında bulaşıcı hastalık bulunan gemi)
                    • şahtur [TUR10-0721490] (İnce donanma gemilerinden biri)
                    • şayka [TUR10-0725740] (Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi)
                    • sarnıç gemisi [TUR10-0667480] (Petrol, benzin gibi akaryakıtları taşımaya yarayan gemi)
                    • fribord [TUR10-1256620] (Yüklü bir geminin bordasının su yüzeyinden yukarıda kalması gereken bölümü)
                    • galerya [TUR10-1028950] (Eski gemilerde kıç tarafta bulunan bölüm)
                    • skavut [TUR10-0698010] (Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi)
                  • hava aracı [TUR10-0333560] (Hava taşımacılığında kullanılan her türlü araç) aircraft [ENG31-02689427-n] (a vehicle that can fly)
                    • havadan ağır hava taşıtı [TUR10-1212970] (Uçuş sırasındaki kaldırma kuvvetini başlıca aerodinamik güçlerden alan herhangi bir hava aracı) heavier-than-air craft [ENG31-03515727-n] (a non-buoyant aircraft that requires a source of power to hold it aloft and to propel it)
                      • helikopter [TUR10-0338420] (Dik iniş ve çıkış yapabildiği için dar yerlerde de kullanılabilen, tepeden pervaneli uçan taşıt)
                      • helicopter [ENG31-03517291-n] (an aircraft without wings that obtains its lift from the rotation of overhead blades)
                      • planör [TUR10-0630970] (Hava akımlarından yararlanarak uçan, uçağa benzer motorsuz hava taşıtı)
                      • glider [ENG31-03444738-n] (aircraft supported only by the dynamic action of air against its surfaces)
                      • uçak [TUR10-0795470] (Kanatlarının altına havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı) airplane [ENG31-02694015-n] (an aircraft that has a fixed wing and is powered by propellers or jets)
                        • deniz uçağı [TUR10-0194530] (Su üzerinden havalanabilecek ve uçuştan sonra yine su üzerine inebilecek biçimde düzenlenmiş hava taşıtı)
                        • seaplane [ENG31-04167647-n] (an airplane that can land on or take off from water)
                        • jet [TUR10-0766120] (Tepkili motorlarla çalışan, özel cihazların çıkardığı gazla basınç sağlanan, hızı çok olan uçak)
                        • jet [ENG31-03601053-n] (an airplane powered by one or more jet engines)
                        • savaş uçağı [TUR10-1212340] (Diğer uçaklara saldırmak veya bomba atmak gibi amaçlarla kullanılmak üzere tasarlanmış uçak)
                        • fighter [ENG31-03339975-n] (a high-speed military or naval airplane designed to destroy enemy aircraft in the air)
                        • jet uçağı [TUR10-1213320] (Genel olarak pervane gücüyle çalışan uçaklardan daha hızlı ve daha yüksek irtifalarda uçan ve jet motorları tarafından uçurulan uçak)
                        • jet [ENG31-03601053-n] (an airplane powered by one or more jet engines)
                        • pırpır [TUR10-1119780] (Tek veya çift motorlu küçük uçak)
                        • çift motorlu [TUR10-0167570] (İki motorlu küçük uçak)
                        • karavel [TUR10-0418550] (Çift motorlu bir uçak türü)
                        • kartalgözü [TUR10-1073050] (Gözlem amacıyla kullanılan insansız uçak)
                        • uçan kale [TUR10-0795510] (Stratejik amaçlarla İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılmış olan Amerikan ağır bombardıman uçağı)
                    • havadan hafif hava taşıtı [TUR10-1213590] (Uçuş sırasındaki tutunma gücünü, başlıca havada süzülebilme kabiliyetinden alan herhangi bir hava aracı) lighter-than-air craft [ENG31-03672243-n] (aircraft supported by its own buoyancy)
                      • balon [TUR10-0075070] (Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç)
                      • hot-air balloon [ENG31-03547103-n] (balloon for travel through the air in a basket suspended below a large bag of heated air)
                      • zeplin [TUR10-1046310] (Havada yolcu taşımaya yarayan, sert gövdeye sahip, gazla yükselen ve pervanelerle hareket eden araç)
                      • zeppelin [ENG31-04621729-n] (a large rigid dirigible designed to carry passengers or bombs)
                    • uçan daire [TUR10-0795500] (Ne olduğu, nereden geldiği bilinmeyen, başka gezegenlerden uçup gelerek dünyamızda görüldüğü sanılan, yassı yuvarlak biçimde uçan araç)
                  • tekerlekli araç [TUR10-1216690] (Tekerleği veya tekerlekleri olan araç) wheeled vehicle [ENG31-04583497-n] (a vehicle that moves on wheels and usually has a container for transporting things or people)
                    • bisiklet [TUR10-0167610] (Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı) bicycle [ENG31-02837983-n] (a wheeled vehicle that has two wheels and is moved by foot pedals)
                      • tandem [TUR10-0743240] (İki kişilik bisiklet)
                    • el arabası [TUR10-0241010] (Elle sürülen taş, toprak vb. taşımaya yarayan, tek tekerlekli ve iki kollu, küçük araba) handcart [ENG31-03489166-n] (wheeled vehicle that can be pushed by a person)
                      • boci [TUR10-0111010] (Ağır yük taşımaya yarayan, iki kalın ve küçük tekerleği olan el arabası)
                      • alışveriş arabası [TUR10-1215460] (Alışveriş ederken alınan eşyaların konulduğu el arabası)
                      • shopping cart [ENG31-04211393-n] (a handcart that holds groceries or other goods while shopping)
                      • çekçek [TUR10-0155820] (Dört tekerlekli el arabası)
                      • ordövr arabası [TUR10-0589970] (Ordövrlerin servisinde kullanılan küçük el arabası)
                    • puset [TUR10-0638410] (Elle sürülen, hafif, küçük çocuk arabası)
                    • baby buggy [ENG31-02769539-n] (a small vehicle with four wheels in which a baby or child is pushed around)
                    • römork [TUR10-0649160] (Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt)
                    • trailer [ENG31-04474334-n] (a wheeled vehicle that can be pulled by a car or truck and is equipped for occupancy)
                    • trotinet [TUR10-0786970] (Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı)
                    • scooter [ENG31-04156439-n] (child's two-wheeled vehicle operated by foot)
                    • üçteker [TUR10-0806700] (İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç)
                    • tricycle [ENG31-04489649-n] (a vehicle with three wheels that is moved by foot pedals)
                    • bebek arabası [TUR10-1210250] (Ev dışında bebekleri taşırkan kullanılan araba)
                    • baby buggy [ENG31-02769539-n] (a small vehicle with four wheels in which a baby or child is pushed around)
                    • atlı araba [TUR10-1213040] (Atlarla çekilen ve ağır yük taşımak için kullanılan dört tekerlekli kuvvetli bir araç) horse-drawn vehicle [ENG31-03543814-n] (a wheeled vehicle drawn by one or more horses)
                      • brıçka [TUR10-0120350] (Üstü kapalı, kışın kızak olarak kullanılan tek atlı, yaylı hafif araba)
                      • buggy [ENG31-02915903-n] (a small lightweight carriage)
                      • fayton [TUR10-0620120] (Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası)
                      • surrey [ENG31-04372199-n] (a light four-wheeled horse-drawn carriage)
                      • at arabası [TUR10-0943540] (Çeşitli yükleri taşımak için kullanılan, dört tekerlekli, at koşulmuş taşıt)
                        • talika [TUR10-0741910] (Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası)
                        • brik [TUR10-0120390] (Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası)
                        • paraçol [TUR10-0613640] (Tek at koşularak çekilen, üzeri kapalı, yanları açık bir tür araba; paraşol)
                        • landon [TUR10-1250570] (Dört tekerlekli, iki dingilli, çift körüklü, içinde karşılıklı iki oturma sırası bulunan, atlarla çekilen binek arabası)
                      • karoça [TUR10-1072730] (Atlarla çekilen, dört tekerlekli, yaylı, üstü örtülü binek arabası)
                      • troyka [TUR10-0786980] (Rusya'da, üç atla çekilen kızak veya araba)
                      • omnibüs [TUR10-0587090] (Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba)
                    • scooter [TUR10-1214000] (Genelde 50 ila 125 cc arası motor hacmine sahip, otomatik vitesli, küçük tekerlekli, kaportalı, daha çok şehir içinde kullanılan bir motosiklet türü)
                    • motor scooter [ENG31-03796586-n] (a wheeled vehicle with small wheels and a low-powered gasoline engine geared to the rear wheel)
                    • kendinden tahrikli araç [TUR10-1215340] (Harici bir tahrik yöntemi gerektirmeden kendi çekiş gücüyle donatılmış araç) self-propelled vehicle [ENG31-04177098-n] (a wheeled vehicle that carries in itself a means of propulsion)
                      • lokomotif [TUR10-0513700] (Tren vagonları çeken, tekerlekli, buharlı, elektrikli, termik motorlu veya sıkıştırılmış havalı makine) locomotive [ENG31-03690149-n] (a wheeled vehicle consisting of a self-propelled engine that is used to draw trains along railway tracks)
                        • buharlı lokomotif [TUR10-1215740] (Buhar motoruyla çalışan lokomotif)
                        • steam locomotive [ENG31-04317156-n] (a locomotive powered by a steam engine)
                      • tramvay [TUR10-0785930] (Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı)
                      • streetcar [ENG31-04342573-n] (a wheeled vehicle that runs on rails and is propelled by electricity)
                      • zırhlı araç [TUR10-0874900] (Savaşta veya savaş dışında güvenliği sağlamak için zırh ile kaplanmış araç) armored car [ENG31-02742894-n] (a military combat vehicle on wheels with light armor (and usually a machine gun))
                        • panzer [TUR10-0612920] (İkinci Dünya Savaşı'nda Alman ordusunun kullandığı, günümüzde polisin kanunsuz sokak gösterileri gibi hareketleri bastırmak için yararlandığı, yüksek tekerlekli, zırhlı, hafif silahlarla donatılmış araç)
                      • paletli araç [TUR10-1216200] (Tekerlekleri kesintisiz bir zincirde ya da palette dönen araç)
                      • tracked vehicle [ENG31-04472087-n] (a self-propelled vehicle that moves on tracks)
                      • motorlu taşıt [TUR10-0551210] (İnsan veya yük taşıyan iki veya daha çok dingilli, motor gücüyle hareket eden araçlara verilen genel ad) vehicle [ENG31-04531608-n] (a conveyance that transports people or objects)
                        • silindir [TUR10-0692770] (Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç)
                          • loğ [TUR10-0513230] (Yollarda, toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir)
                        • kompresör [TUR10-0471030] (Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç)
                        • kamyon [TUR10-0407790] (Motorlu büyük yük taşıtı) truck [ENG31-04497386-n] (an automotive vehicle suitable for hauling)
                          • kamyonet [TUR10-0407850] (Yük taşıyan küçük kamyon)
                          • pickup [ENG31-03936868-n] (a light truck with an open body and low sides and a tailboard)
                          • çekici [TUR10-0156050] (Kaza veya arıza yapan aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt)
                          • tow truck [ENG31-04468931-n] (a truck equipped to hoist and pull wrecked cars (or to remove cars from no-parking zones))
                          • kurtarma aracı [TUR10-0493670] (Trafikte arızalanan, kaza geçiren aracı yerinden kaldırıp istenilen yere götüren özel donanımlı motorlu araç)
                          • tow truck [ENG31-04468931-n] (a truck equipped to hoist and pull wrecked cars (or to remove cars from no-parking zones))
                          • kum kamyonu [TUR10-0490440] (Karoseri ve diğer mekanik parçaları kum taşımaya uygun bir biçimde düzenlenmiş kamyon)
                        • araba [TUR10-0520720] (Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı) car [ENG31-02961779-n] (a motor vehicle with four wheels)
                          • domuz arabası [TUR10-0217870] (Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba)
                          • yük arabası [TUR10-0864830] (Yük taşıyan araba)
                          • makam arabası [TUR10-0519960] (Yüksek makamdaki bir kimse için ayrılan araba)
                          • yarış arabası [TUR10-0837990] (Yarışa katılan araba)
                          • ambulans [TUR10-0032530] (Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç)
                          • ambulance [ENG31-02703861-n] (a vehicle that takes people to and from hospitals)
                          • cip [TUR10-0141760] (Her türlü arazide kullanılabilen motorlu taşıt)
                          • jeep [ENG31-03600138-n] (a car suitable for traveling over rough terrain)
                          • düldül [TUR10-0228830] (Eski otomobil)
                          • bus [ENG31-02927938-n] (a car that is old and unreliable)
                          • limuzin [TUR10-0512050] (İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü)
                          • limousine [ENG31-03675534-n] (large luxurious car)
                          • polis arabası [TUR10-0632460] (Polislerin görev sırasında kullandığı araba)
                          • cruiser [ENG31-03145716-n] (a car in which policemen cruise the streets)
                          • taksi [TUR10-0741010] (Belli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil) cab [ENG31-02934150-n] (a car driven by a person whose job is to take passengers where they want to go in exchange for money)
                            • radyo taksi [TUR10-0640860] (Telsiz telefon ağı ile bir şirkete veya durağa bağlı olarak çalışan taksi)
                          • steyşın araba [TUR10-1210410] (Eşya konacak yeri aracın içine dahil edilmiş binek otomobil)
                          • beach wagon [ENG31-02817668-n] (a car that has a long body and rear door with space behind rear seat)
                          • sedan [TUR10-1215320] (Arka camdan daha içeriye doğru uzanan bir bagajı ve ön ve arka koltukları bulunan iki veya dört kapılı otomobil)
                          • sedan [ENG31-04173342-n] (a car that is closed and that has front and rear seats and two or four doors)
                          • spor araba [TUR10-1215690] (Küçük hacimli, genellikle iki koltuklu ve iki kapılı olarak dizayn edilmiş çevik kullanım sağlayan ve yüksek performanslı otomobil)
                          • sports car [ENG31-04292146-n] (a small low car with a high-powered engine)
                          • steyşın araba [TUR10-1215440] (Arka koltuğunun arkasında öteberi konacak bir boşluğu ve dört kapıdan başka bir de arka kapısı bulunan binek otomobili)
                          • shooting brake [ENG31-04208776-n] (another name for a station wagon)
                          • kupa [TUR10-0491370] (İki kapılı bir tür spor otomobil)
                          • kira arabası [TUR10-0461980] (Kiralık kullanılan araba, taksi vb)
                          • tanzifat arabası [TUR10-0745130] (Temizlik arabası)
                          • tatar arabası [TUR10-0751170] (Posta arabası)
                          • koçu [TUR10-0466220] (Süslü bir çeşit gezme arabası)
                          • elektromobil [TUR10-0242380] (Elektrik enerjisiyle işleyen otomobil)
                          • canlı yayın aracı [TUR10-0981900] (Olay, toplantı, etkinlik ve benzerinin radyo ve televizyonlara aktarılabilmesi amacıyla kullanılan, özel donanıma sahip taşıt)
                          • düldül [TUR10-0228840] (Modası geçmiş araç)
                          • toparlak [TUR10-0780760] (Top cephanesi taşıyan araba)
                          • arazi aracı [TUR10-0043580] (Her türlü arazide kullanılabilecek biçim ve güçte yapılmış motorlu araç)
                          • arazi otomobili [TUR10-0939320] (Kara yollarında yolcu ve yük taşıyabilecek nitelikte olmakla beraber yüksek motor gücü sayesinde genellikle yol dışında ve engebeli arazide kullanılan taşıt)
                          • yaylı araba [TUR10-0843630] (Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası)
                          • lando [TUR10-0507000] (Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası)
                          • muhacir arabası [TUR10-0553000] (Üstü ve yanları örtülü, dört tekerlekli, yaysız araba)
                          • servis aracı [TUR10-0680600] (Bir iş yeri çalışanlarının veya öğrencilerin taşınması için hizmet veren araç)
                          • silindir makinesi [TUR10-1136640] (Silindir)
                          • steyşın [TUR10-0709380] (Arkasında kapısı ile bir veya iki koltuğu ve eşya konacak yeri aracın içine dâhil edilmiş binek otomobili)
                          • itfaiye [TUR10-0387340] (Yangın söndürmek üzere özel olarak donatılmış motorlu araç)
                        • motosiklet [TUR10-0551120] (Motor silindirinin hacmi 125 cm³ den büyük olan, iki tekerlekli motorlu taşıt) motorcycle [ENG31-03796045-n] (a motor vehicle with two wheels and a strong frame)
                          • moped [TUR10-1213940] (Alçak bir şasisi, küçük tekerlekleri ve yüksekçe gidonları bulunan küçük motorsiklet)
                          • minibike [ENG31-03775257-n] (small motorcycle with a low frame and small wheels and elevated handlebars)
                          • mopet [TUR10-1100990] (Bir tür küçük motosiklet)
                          • sepetli motosiklet [TUR10-0677570] (Yan tarafında eşya ve yolcu taşımaya elverişli, tek tekerlekli sepeti bulunan motosiklet)
                        • tır [TUR10-0774660] (Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon)
                        • truck [ENG31-04497386-n] (an automotive vehicle suitable for hauling)
                        • açık taşıt [TUR10-0005480] (Üstü örtülmemiş araba, otomobil vb)
                        • ağır vasıta [TUR10-0012300] (Motoru, ağır yük veya birden fazla römork taşımak amacıyla güçlendirilmiş kamyon, tır vb.)
                        • fork-lift [TUR10-1028390] (Önünde uzanan iki kolla özel hazırlanmış paletli yükleri kaldırıp taşıyan veya istif eden motorlu araç)
                        • çöp arabası [TUR10-0174830] (Süprüntülerin, atıkların taşındığı araba)
                        • drezin [TUR10-0224080] (Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba)
                        • su kızağı [TUR10-1142660] (Su üzerinde gidebilen altı kızak biçiminde motosiklet)
                          • jet ski [TUR10-1064720] (Su kızağı)
                      • traktör [TUR10-0785810] (Arkasına römork takılabilen, çift sürmek, yük taşımak vb. işlerde kullanılan motorlu iş makinesi) tractor [ENG31-04472736-n] (a wheeled vehicle with large wheels)
                        • dozer [TUR10-0220070] (Önündeki geniş bıçakla toprağı sıyırıp kaldıran, tekerlekli veya paletli bir yol makinesi)
                        • bulldozer [ENG31-02919525-n] (large powerful tractor)
                    • kabriyole [TUR10-1210770] (Üstü açılabilir araba)
                    • cab [ENG31-02934397-n] (small two-wheeled horse-drawn carriage)
                    • vagon [TUR10-0812490] (Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı) car [ENG31-02963378-n] (a wheeled vehicle adapted to the rails of railroad)
                      • sarnıç vagonu [TUR10-0667500] (Akaryakıt taşımaya yarayan deposu olan vagon)
                      • yük vagonu [TUR10-0866170] (Yük taşımada kullanılan vagon)
                      • freight car [ENG31-03398748-n] (a railway car that carries freight)
                      • vagon restoran [TUR10-0812510] (Yolculara yemek verilecek biçimde düzenlenmiş vagon)
                      • dining car [ENG31-03205041-n] (a passenger car where food is served in transit)
                      • furgon [TUR10-0280610] (Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu)
                      • tender [TUR10-0764180] (Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon)
                      • tender [ENG31-04416414-n] (car attached to a locomotive to carry fuel and water)
                      • yataklı vagon [TUR10-0840620] (Kompartımanları tek veya çift yatak alacak biçimde düzenlenmiş vagon)
                      • sleeping car [ENG31-04243107-n] (a passenger car that has berths for sleeping)
                      • kompartıman [TUR10-0470600] (Yolcu trenlerinde vagonların bölmelerle ayrılmış bölümlerinden her biri)
                      • abanoz kesilmek [TUR10-0916030] (Kirden dolayı matlaşmak, rengini kaybetmek)
                      • vagonet [TUR10-0812500] (Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon)
                      • yemekli vagon [TUR10-0847940] (Trenlerde yolculara yemek servisi yapılan vagon)
                      • şaryo [TUR10-0724910] (Bir eğik düzlem boyunca arabaların taşınmasını sağlayan küçük vagon)
                    • karavan [TUR10-0418440] (Bir otomobilin arkasına takılan, hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı araç) van [ENG31-04527677-n] (a camper equipped with living quarters)
                      • yenidünya [TUR10-0849010] (Orta oyununda ev dekoru olarak kullanılan kafes biçiminde karavan)
                    • kupa [TUR10-0491360] (Kapalı ve yalnız arkada oturulacak yeri olan, genellikle atların çektiği dört tekerlekli araba)
                    • kaleska [TUR10-0403030] (Dört tekerlekli, hafif, bir tür gezinti arabası)
                    • tornet [TUR10-0783470] (Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı)
                    • treyler [TUR10-0786410] (Traktör veya kamyonlara, genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba)
                    • uzun araç [TUR10-0805390] (Normal bir yük aracından daha uzun olan, çok eşya taşımak için kullanılan taşıt)
                    • üçteker [TUR10-0806710] (Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt)
                    • atv [TUR10-1255610] (Tüm arazi ve hava koşullarında çalışmak üzere tasarlanmış, 3 ve 6 tekerlekli modelleri de olmasına rağmen daha çok 4 tekerlekli olarak üretilen, tek ya da çift kişilik kapasitelere sahip, benzinli içten yanmalı motorlar ile çalışan araç)
                    • servis arabası [TUR10-0680590] (Lokantalarda müşteriye hizmet vermek üzere kullanılan tekerlekli araba)
                    • öküz arabası [TUR10-0600490] (Öküz koşulmuş araba) oxcart [ENG31-03873920-n] (a cart that is drawn by an ox)
                      • kağnı [TUR10-0398800] (İki tekerlekli, tekerlekleri tek parça, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası)
                      • oxcart [ENG31-03873920-n] (a cart that is drawn by an ox)
                  • roket [TUR10-0648340] (Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi)
                  • rocket [ENG31-04106269-n] (a jet engine containing its own propellant and driven by reaction propulsion)
                  • uzay aracı [TUR10-1169680] (Araştırma yapmak üzere uzaya gönderilen insanlı veya insansız araçların ortak adı) spacecraft [ENG31-04272024-n] (a craft capable of traveling in outer space)
                    • uzay gemisi [TUR10-0804920] (Uzaya gitmek için yapılmış taşıt)
                    • starship [ENG31-04311353-n] (a spacecraft designed to carry a crew into interstellar space (especially in science fiction))
                    • uzay sondası [TUR10-1169730] (Dünya'nın çekim alanından kurtulup gök cisimlerine, gezegenler veya galaksiler arası uzay boşluğuna gönderilerek veri toplamaya yarayan uzay aracı)
                    • ay modülü [TUR10-0062420] (Gözlem araçlarını içinde taşıyan, ay araştırmaları için kullanılan ve ay yüzüne yumuşak iniş yapan araç)
                    • uzay kapsülü [TUR10-0804960] (Uzay gemilerinde, oldukça dar ve hafif, füzenin gürültüsüne ve hava ile sürtünmeden doğan sıcaklığa karşı yalıtılmış kapalı yer)
                  • anahtar [TUR10-0034590] (Vesile, araç, vasıta)
                  • key [ENG31-05802065-n] (something crucial for explaining)
                  • zanka [TUR10-0870380] (İki atlı kızak)
                • tahtırevan [TUR10-0738890] (Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç) litter [ENG31-03683688-n] (conveyance consisting of a chair or bed carried on two poles by bearers)
                  • sedye [TUR10-0673120] (Hasta veya yaralı taşımaya yarayan katlanabilir hasta yatağı)
                  • stretcher [ENG31-04343930-n] (a litter for transporting people who are ill or wounded or dead)
                • toplu taşıma aracı [TUR10-1214950] (Otobüs gibi kamunun ihtiyaçlarına yönelik işletilen araç) public transport [ENG31-04025495-n] (conveyance for passengers or mail or freight)
                  • servis [TUR10-0680550] (Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı)
                  • shuttle [ENG31-04219037-n] (public transport that consists of a bus or train or airplane that flies back and forth between two points)
                  • tren [TUR10-0731830] (Lokomotif ile lokomotif tarafından çekilen vagonlar oluşturdukları dizi) train [ENG31-04475240-n] (public transport provided by a line of railway cars coupled together and drawn by a locomotive)
                    • yük treni [TUR10-0866060] (Yük taşımada kullanılan tren)
                    • freight train [ENG31-03399316-n] (a railroad train consisting of freight cars)
                    • karma tren [TUR10-1072590] (Yolcu ve yük vagonları bulunan, bütün istasyon ve duraklarda duran tren)
                    • buharlı tren [TUR10-0122000] (Buhar gücüyle çalışan tren)
                    • elektrikli tren [TUR10-0241990] (Elektrik enerjisi ile çalışan tren)
                    • çuhçuh [TUR10-0176190] (Çocuk dilinde tren)
                    • kara tren [TUR10-0418420] (Kömürle işleyen tren)
                    • yolcu treni [TUR10-0858940] (Kısa veya uzun mesafelerde işleyip bütün ana istasyon ve duraklarda duran ve yolcu taşıyan tren)
                    • banliyö treni [TUR10-0076480] (Şehirle banliyö arasında işleyen tren)
                    • motorlu tren [TUR10-0551220] (Bir termik motorla çalışan, kısa mesafeler arasında işleyen demir yolu taşıtı)
                    • sürat katarı [TUR10-0716460] (Ekspres tren)
                    • posta treni [TUR10-0634070] (Genellikle ticari mal veya posta ulaşımını sağlayan tren)
                  • dolmuş [TUR10-0217320] (Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt)
                  • minibüs [TUR10-0546870] (10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs)
                  • minibus [ENG31-03775416-n] (a light bus (4 to 10 passengers))
                  • otobüs [TUR10-0593960] (Yolcu taşıyan, motorlu, büyük taşıt) bus [ENG31-02927500-n] (a vehicle carrying many passengers)
                    • okul otobüsü [TUR10-1215290] (Okullara öğrenci taşımak için özel olarak bazı donanımlara sahip olan otobüs türü; öğrenci servisi; okul servis aracı)
                    • school bus [ENG31-04153679-n] (a bus used to transport children to or from school)
                    • körüklü [TUR10-0483460] (Körükle birbirine bağlanan iki parçadan oluşan ve şehir içi toplu taşımacılığında kullanılan otobüs)
                    • troleybüs [TUR10-0786770] (Şehir içi yollarda, bir hava hattından elektrik akımı alarak çalışan otobüs)
                    • halk otobüsü [TUR10-1043720] (Kentlerde ulaşım hizmeti veren özel sektöre ait toplu taşıma aracı)
                    • midibüs [TUR10-0544230] (Küçük otobüs)
                    • servis otobüsü [TUR10-0680670] (Bir kurum veya kuruluşun çalışanlarını taşımak için kullanılan otobüs)
                    • otokar [TUR10-0594060] (Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs)
                  • taksi dolmuş [TUR10-1150560] (Dolmuş tarzında çalışan taksi)
                  • otoray [TUR10-0594410] (Ray üzerinde işleyen motorlu taşıma aracı)
                • teleferik [TUR10-0760510] (Birbirinden uzak iki yüksek yer arasında, havada gerilmiş bir veya birkaç kablo üzerinde kayarak hareket eden asılı taşıt)
                  • telesiyej [TUR10-0761020] (Kayakçıları veya turistleri sürekli hareket halindeki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir tür teleferik)
                  • ski tow [ENG31-04238755-n] (a powered conveyance that carries skiers up a hill)
                • kepçe [TUR10-0441810] (Tahıl, kömür, kum ve benzerinin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, iki veya daha çok çeneden oluşmuş motorlu araç)
                • taka [TUR10-0738960] (Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kullanılan bir söz)
                  • takacı [TUR10-0738970] (Taka işleten kimse)
                • teskere [TUR10-0769460] (Yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç)
                • kurye [TUR10-0495970] (Düzenli olarak ticari bir hizmet gören taşıt aracı)
                • top arabası [TUR10-0780720] (Sahra topunun oturtulmuş bulunduğu tekerlekli taşıt)
                • kara vapuru [TUR10-0418520] (Demir yolu taşıtı)
                • yürüteç [TUR10-1189880] (Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç)
                • yelkenkanat [TUR10-1181680] (Sert bir iskeleti olan, hava akımlarına dayanıklı, motorlu veya motorsuz tek kişilik uçuş aracı)
                • batiskaf [TUR10-0085350] (Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç)
                • vesaitinakliye [TUR10-0818630] (Taşıt araçları; taşıtlar)
                • vesait [TUR10-0818620] (Araçlar; vasıtalar)
                • motris [TUR10-0551260] (Birkaç arabalı bir katarda elektrik motoru veya patlamalı motorla çalışan ve öbür arabaları çekmeye yarayan taşıt)
                • nakil aracı [TUR10-1104050] (Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı; taşıt)
                • oto [TUR10-1254150] (Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor veya gaz türbiniyle hareket eden taşıt, araba)
                • posta [TUR10-0633850] (Genellikle posta götüren taşıt)
                • hizmete özel [TUR10-1050460] (Kurum, kuruluş ve benzerinde belirli işler için kullanılmak üzere ayrılmış taşıt)
              • alet edevat [TUR10-0026620] (Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için kullanılan araçlar) implement [ENG31-03569147-n] (instrumentation (a piece of equipment or tool) used to effect an end)
                • ev aleti [TUR10-1216440] (Evde bir işin yapılmasında kullanılan her türlü alet) utensil [ENG31-04523967-n] (an implement for practical use (especially in a household))
                  • huni [TUR10-0350030] (Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç)
                  • funnel [ENG31-03408558-n] (a conically shaped utensil having a narrow tube at the small end)
                  • mutfak eşyası [TUR10-1213420] (Doğrama tahtası, tencere, bıçak gibi mutfakta kullanılmak üzere tasarlanmış araç-gereç) kitchen utensil [ENG31-03626258-n] (a utensil used in preparing food)
                    • bulaşık [TUR10-0122770] (Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak)
                    • karıştırıcı [TUR10-0421430] (Çeşitli besin maddelerini karıştırma ve çarpma işinde kullanılan araç veya alet) mixer [ENG31-03780732-n] (a kitchen utensil that is used for mixing foods)
                      • blender [TUR10-0971570] (Karıştırıcı)
                      • blender [ENG31-02853991-n] (an electrically powered mixer with whirling blades that mix or chop or liquefy foods)
                    • rende [TUR10-0645360] (Üzerinde küçük delik ve kesici çıkıntıları bulunan, peynir, soğan, havuç vb. ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aleti) grater [ENG31-03459829-n] (utensil with sharp perforations for shredding foods (as vegetables or cheese))
                      • düztaban [TUR10-0233030] (Dar tabanlı bir tür rende)
                    • sıkacak [TUR10-0685420] (Genellikle meyve sıkmak için kullanılan her tür araç) squeezer [ENG31-04300257-n] (a kitchen utensil for squeezing juice from fruit)
                      • limonluk [TUR10-0511950] (Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç)
                    • pişirme kabı [TUR10-1246700] () cooking utensil [ENG31-03106637-n] (a kitchen utensil made of material that does not melt easily)
                      • tava [TUR10-0752160] (Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap) pan [ENG31-03886228-n] (cooking utensil consisting of a wide metal vessel)
                        • saplı tencere [TUR10-1215260] (Uzun saplı ve genellikle kaplı derin metal pişirme kabı)
                        • saucepan [ENG31-04146060-n] (a deep pan with a handle)
                        • dığan [TUR10-0201210] (Yağ tavası)
                      • tencere [TUR10-0764170] (İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap) pot [ENG31-03996832-n] (metal or earthenware cooking vessel that is usually round and deep)
                        • kuşane [TUR10-0496480] (Yayvan küçük tencere)
                        • çömlek [TUR10-0174730] (Toprak tencere) pot [ENG31-03996832-n] (metal or earthenware cooking vessel that is usually round and deep)
                          • kumkuma [TUR10-0490470] (Küçük testi, çömlek)
                          • üzlük [TUR10-0811840] (Topraktan yapılmış, kulpsuz, küçük çömlek)
                        • kazan [TUR10-0435610] (Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap) caldron [ENG31-02942602-n] (a very large pot that is used for boiling)
                          • kazan [TUR10-0435620] (Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap)
                            • kalorifer kazanı [TUR10-0405390] (Kalorifer suyunun içinde bulunduğu kazan)
                            • banyo kazanı [TUR10-0076710] (Banyoyu ve suyu ısıtmak için yapılan özel kazan veya ısıtma aleti)
                          • çamaşır kazanı [TUR10-0148860] (İçinde çamaşır kaynatılan kazan)
                        • cezve [TUR10-0138100] (Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap) coffeepot [ENG31-03067692-n] (tall pot in which coffee is brewed)
                          • kahve cezvesi [TUR10-0399570] (İçinde kahve pişirilen metal kap)
                        • çaydanlık [TUR10-0155080] (Çay hazırlamak için kullanılan mutfak eşyası) teapot [ENG31-04405179-n] (pot for brewing tea)
                          • demlik [TUR10-0192230] (İçerisinde çay demlenen emzikli kap)
                          • teapot [ENG31-04405179-n] (pot for brewing tea)
                        • semaver [TUR10-0675660] (Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap)
                        • urn [ENG31-04523509-n] (a large pot for making coffee or tea)
                        • düdüklü tencere [TUR10-0228080] (Buhar basıncından yararlanarak yemeği çabuk ve sağlıklı olarak pişiren bir tür metal tencere)
                        • haranı [TUR10-0327240] (Büyük tencere)
                        • helvahane [TUR10-0338610] (Genellikle helva pişirmekte kullanılan geniş ve az derin tencere)
                      • sac [TUR10-0653090] (Bu nesneden yapılmış dışbükey pişirme aracı)
                    • kevgir [TUR10-0446610] (Uzun saplı, yayvan, derin kaplardan yiyecekleri süzerek almaya yarayan delikli kepçe)
                    • skimmer [ENG31-04237021-n] (a cooking utensil used to skim fat from the surface of liquids)
                    • maşa [TUR10-0528570] (Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç) turner [ENG31-04507355-n] (cooking utensil having a flat flexible part and a long handle)
                      • köseği [TUR10-0483570] (Ateş karıştırmaya yarayan odun veya demir)
                      • tutaç [TUR10-0789240] (Laboratuvar maşası)
                  • huni [TUR10-0350020] (Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç)
                  • funnel [ENG31-03408558-n] (a conically shaped utensil having a narrow tube at the small end)
                  • çanak çömlek [TUR10-0149550] (Topraktan yapılmış türlü kaplar)
                  • pottery [ENG31-03999061-n] (ceramic ware made from clay and baked in a kiln)
                  • çanak-çömlek [TUR10-1214780] (Topraktan yapılmış türlü kaplar)
                  • pottery [ENG31-03999061-n] (ceramic ware made from clay and baked in a kiln)
                  • atık [TUR10-0055480] (Süt veya yoğurt çalkamaya yarar küçük yayık)
                • çubuk [TUR10-0175930] (Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey) bar [ENG31-02791712-n] (a rigid piece of metal or wood)
                  • kaldıraç [TUR10-0524240] (Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk) lever [ENG31-03664618-n] (a rigid bar pivoted about a fulcrum)
                    • kanırtmaç [TUR10-0409810] (Bir şeyi kanırmak için kullanılan değnek veya araç, bir tür kaldıraç)
                    • pedal [TUR10-0059610] (Ayakla işletilen bir makinede ya da bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen) pedal [ENG31-03909502-n] (a lever that is operated with the foot)
                      • debriyaj pedalı [TUR10-0186590] (Kavrama pedalı)
                      • clutch [ENG31-03059144-n] (a pedal or lever that engages or disengages a rotating shaft and a driving mechanism)
                      • gaz pedalı [TUR10-0285890] (Motorlu taşıtlarda aracın hızını ayarlamaya yarayan aygıt)
                      • accelerator [ENG31-02673313-n] (a pedal that controls the throttle valve)
                      • gaz pedali [TUR10-1209420] (Motorlu taşıtlarda aracın hızını ayarlamaya yarayan aygıt)
                      • accelerator [ENG31-02673313-n] (a pedal that controls the throttle valve)
                      • ayakçak [TUR10-0059240] (Dokuma tezgâhı ayaklığı)
                      • ayakçın [TUR10-0059310] (Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık)
                      • ayaklık [TUR10-0059630] (Ayakçak)
                        • kavrama [TUR10-0430850] (Bu düzeni işletmeye yarayan ayaklık)
                    • levye [TUR10-0510480] (Bir şeyi yerinden oynatmak, kaldırmak, harekete geçirmek, gevşetmek vb. için kullanılan, kaldıraca benzer araç)
                    • crowbar [ENG31-03142995-n] (a heavy iron lever with one end forged into a wedge)
                    • tetik [TUR10-0770920] (Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça)
                    • gun trigger [ENG31-03475752-n] (lever that activates the firing mechanism of a gun)
                    • küskü [TUR10-0503680] (Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç)
                    • baskül [TUR10-0079840] (İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç)
                  • debriyaj [TUR10-0430840] (Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan sistem)
                  • clutch [ENG31-03059144-n] (a pedal or lever that engages or disengages a rotating shaft and a driving mechanism)
                  • bayrak direği [TUR10-0303920] (Bayrak asmak için hazırlanmış uzun direk) flagpole [ENG31-03360771-n] (a tall staff or pole on which a flag is raised)
                    • seren [TUR10-0678380] (Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder) yard [ENG31-04618033-n] (a long horizontal spar tapered at the end and used to support and spread a square sail or lateen)
                      • yatay seren [TUR10-0840780] (Üzerine dört köşeli yelken açılan ve bir direğe yatay olarak takılan seren)
                      • yarım seren [TUR10-0837610] (Üzerine yan yelkeni açmak için direklerin gerisine eğik olarak konulan seren)
                      • trinketa [TUR10-0786620] (Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken)
                      • bomba [TUR10-0112940] (Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren)
                      • cunda [TUR10-0143150] (Yatay serenlerin her iki başı)
                      • gabya [TUR10-0281170] (Ana direklerin üzerine sürülen çubuklara ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler)
                      • giz [TUR10-0299540] (Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni)
                    • yelken gönderi [TUR10-0847030] (Yelkenlerin çekildiği direk)
                      • mizana [TUR10-0548720] (Üç veya daha çok direği bulunan yelkenli gemilerde arka direk)
                      • mizzenmast [ENG31-03781380-n] (third mast from the bow in a vessel having three or more masts)
                  • fındıkkıran [TUR10-0270680] (Fındık ve buna benzer kabuklu yemişlerin kabuğunu kırmaya yarayan araç)
                  • nutcracker [ENG31-03842122-n] (a compound lever used to crack nuts open)
                  • küpeşte [TUR10-0502740] (Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set; parapet)
                  • rail [ENG31-04053683-n] (a horizontal bar (usually of wood or metal))
                  • şaft [TUR10-0720830] (Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil)
                  • rotating shaft [ENG31-04118284-n] (a revolving rod that transmits power or motion)
                  • kabza [TUR10-0073580] (Kılıç, bıçak, silah ve benzerinin elle tutulacak yeri) hilt [ENG31-03525817-n] (the handle of a sword or dagger)
                    • köken [TUR10-0480570] (Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap)
                    • yay kabzası [TUR10-0843340] (Ok yaylarının elle tutulan, şişkince olan orta kısmı)
                  • manivela [TUR10-0524230] (Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol) crank [ENG31-03131675-n] (a hand tool consisting of a rotating shaft with parallel handle)
                    • levye [TUR10-0510470] (Bir mekanizmanın kumanda kolu)
                    • stick [ENG31-04325114-n] (a lever used by a pilot to control the ailerons and elevators of an airplane)
                  • kriket sopası [TUR10-1211560] (Krikette atıcı tarafından topa vurmak için kullanılan, topa vurulan bölümü tahtadan yapılmış olan bir tür sopa)
                  • kağnı mazısı [TUR10-0398820] (Kağnının iki tekerleğini birbirine bağlayan ve onlarla birlikte dönen, baltayla kabaca yontulmuş kütük)
                  • tebeşir [TUR10-0754880] (Bu maddeden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz veya renkli çubuk)
                  • domuzayağı [TUR10-0217880] (Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk)
                  • espas [TUR10-0254320] (Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk)
                  • tomar [TUR10-0779680] (Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk)
                  • arda [TUR10-0043650] (İşaret olarak yere dikilen çubuk)
                  • uçkurluk [TUR10-0795670] (Uçkur geçirmeye yarayan çubuk)
                  • adi ıskarmoz [TUR10-0920950] (Teknenin küpeştesine takılan ve üzerine dolanan bir halat ile içinden sadece bir kürek geçebilen, birbirine yakın, iki ahşap çubuk)
                  • zelve [TUR10-0872320] (Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk)
                  • bar [TUR10-0076910] (Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk)
                  • kantar kolu [TUR10-0410810] (Üzerinde kantar topunun bulunduğu ve hareket ettiği demir çubuk)
                  • mıknatıslı iğne [TUR10-0543050] (Merkezinden bir iple asılı bulunan, dar ve sivri bir eşkenar dörtgen biçiminde yapılmış mıknatıs çubuğu)
                  • misvak [TUR10-0548080] (Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu)
                  • nervürlü demir [TUR10-0574740] (Direnci artıran, üzerinde çıkıntılar bulunan, dişli demir çubuk)
                  • şiş [TUR10-0732430] (Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik ve benzerinden yapılan uzun çubuk)
                  • şiş [TUR10-0732420] (Bir ucu sivri, demir veya ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk)
                  • oklava [TUR10-0583640] (Hamur açmakta kullanılan silindir biçiminde uzunca, ince değnek)
                    • merdane [TUR10-0536360] (Kalın oklava)
                  • süngü [TUR10-0715770] (Kavlakları düşürmek için kullanılan sivri uçlu, uzun çelik çubuk)
                  • süngü [TUR10-0715760] (Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlayan demir çubuk)
                  • sivriç [TUR10-0697090] (Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk)
                  • rot [TUR10-0648870] (Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk)
                  • parmak [TUR10-0615970] (Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri)
                  • rampa [TUR10-0642290] (İki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğriltilmiş ve sivriltilmiş demir çubuk)
                  • harbe [TUR10-0327510] (Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk)
                  • ızgara demiri [TUR10-0356700] (Kazan ızgarasını meydana getiren demir çubuklardan her biri)
                  • karağı [TUR10-0416110] (Ateş karıştırmaya yarayan, eğri uçlu demir çubuk)
                • dingil [TUR10-0020640] (Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil) axle [ENG31-02767784-n] (a shaft on which a wheel rotates)
                  • eksen [TUR10-0239690] (Araba dingili)
                    • iğ [TUR10-0362240] (Araba okunun ekseni)
                  • mazı [TUR10-0530880] (Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil)
                • süpürge [TUR10-0716240] (Süpürme işinde kullanılan araç) broom [ENG31-02910059-n] (a cleaning implement for sweeping)
                  • çalı süpürgesi [TUR10-0147670] (Kurumuş bitki saplarından yapılan bir tür süpürge)
                  • besom [ENG31-02835099-n] (a broom made of twigs tied together on a long handle)
                  • gırgır [TUR10-0297110] (Mekanik düzenekli süpürme aracının firma adı ve bu türden bütün süpürgeler)
                  • gırgır [TUR10-0297090] (Mekanik olarak çalışan süpürge)
                  • tavan süpürgesi [TUR10-0752360] (Tavandaki örümcek ağlarını temizlemek için kullanılan uzun saplı süpürge)
                  • kıyı tırmığı [TUR10-0457860] (Buğdaygillerin hasadında yararlanılan tırmık benzeri, dişleri metal ve sapı daha uzun olan, kayalar üzerindeki kökü zayıf deniz yosunlarının kıyı boyunca yapılan hasadında kullanılan bir alet)
                  • çalkı [TUR10-0148460] (Bahçe süpürgesi)
                  • kaldırım yosması [TUR10-0402210] (Kaldırım süpürgesi)
                • tahta silgisi [TUR10-1210470] (Yazı tahtasından yazılanları silmeye yarayan araç)
                • blackboard eraser [ENG31-02849857-n] (an eraser that removes chalk marks from blackboard)
                • eksantrik mili [TUR10-0239640] (Makine parçalarının çalışmasını yöneten bir tür yuvarlak mil)
                • camshaft [ENG31-02950279-n] (an engine shaft with cams attached to it)
                • tebeşir [TUR10-0754870] (Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya)
                • chalk [ENG31-03006695-n] (a piece of calcite or a similar substance, usually in the shape of a crayon, that is used to write or draw on blackboards or other flat surfaces)
                • kalem [TUR10-0402610] (Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç) chisel [ENG31-03024375-n] (an edge tool with a flat steel blade with a cutting edge)
                  • keçitırnağı [TUR10-0437600] (Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi)
                  • arda [TUR10-0043660] (Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem)
                • pastel [TUR10-0617770] (Resim yapmakta kullanılan renkli boya kalemi)
                • crayon [ENG31-03132899-n] (writing implement consisting of a colored stick of composition wax used for writing and drawing)
                • kesici alet [TUR10-1211620] (Bir şey kesmek için kullanılan araç) cutter [ENG31-03158739-n] (a cutting implement)
                  • iskarpela [TUR10-0379950] (Tahta, metal veya taşı işlemeye yarayan çelik araç)
                  • gouge [ENG31-03454253-n] (and edge tool with a blade like a trough for cutting channels or grooves)
                  • keser [TUR10-0442690] (Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç) adz [ENG31-02685165-n] (an edge tool used to cut and shape wood)
                    • aydemir [TUR10-0060710] (Yüzü yay biçiminde bir çeşit keser)
                    • ayak keseri [TUR10-0059440] (Ayakta durarak ağaç yontmaya elverişli uzun saplı keser)
                    • barda [TUR10-0077350] (Fıçıcı keseri)
                  • bıçak [TUR10-0099440] (Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç) blade [ENG31-02851454-n] (the flat part of a tool or weapon that (usually) has a cutting edge)
                    • kitap açacağı [TUR10-0464020] (Sayfalarının bir veya iki kenarı katlı olan kitapları açmak amacıyla kullanılan, tahta, fil dişi, gümüş vb. maddelerden yapılan araç)
                    • letter opener [ENG31-03663511-n] (dull knife used to cut open the envelopes in which letters are mailed or to slit uncut pages of books)
                    • çakı [TUR10-0145590] (Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı) pocketknife [ENG31-03979986-n] (a knife with a blade that folds into the handle)
                      • sustalı [TUR10-0713750] (Sustasına basılarak açılan, açıldıktan sonra sustasına basılmadıkça kapanmayan bir tür büyük çakı)
                      • switchblade [ENG31-04380176-n] (a pocketknife with a blade that springs open at the press of a button)
                    • akva [TUR10-0022810] (Bir tür sırmalı ve köstekli bıçak)
                    • algı bıçağı [TUR10-0027160] (Haşhaş kozasını çizmeye yarayan alet)
                    • tırtıllı bıçak [TUR10-0776060] (Sebzeleri süslü ve kolay kesmek için kullanılan mutfak bıçağı)
                    • kesici [TUR10-0443770] (Kesme işinde kullanılan araç)
                    • maket bıçağı [TUR10-0520610] (Genellikle maket yapımında kullanılan ince ve keskin bıçak)
                    • daldız [TUR10-0180010] (Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak)
                    • saldırma [TUR10-0659810] (Bir tür büyük bıçak)
                    • kasatura [TUR10-0424730] (Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan veya bel kayışına asılı olarak taşınan bir çeşit bıçak)
                    • bıçkı [TUR10-0099670] (Bağ budamaya yarayan dişli bıçak)
                    • bıçkı [TUR10-0099660] (Saraç bıçağı)
                    • ışkı [TUR10-0356430] (Deri, tahta kazımakta kullanılan, iki ucu saplı eğri bıçak)
                  • planya [TUR10-0631060] (Ağaç rendelemekte kullanılan uzun marangoz rendesi)
                  • plane [ENG31-03961007-n] (a carpenter's hand tool with an adjustable blade for smoothing or shaping wood)
                  • rende [TUR10-0645350] (Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek, biçim vermek için marangozların kullandığı araç) plane [ENG31-03961007-n] (a carpenter's hand tool with an adjustable blade for smoothing or shaping wood)
                    • köstere [TUR10-0484080] (Bir çeşit uzun tahta rendesi)
                    • kargın [TUR10-0420080] (Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende)
                  • tıraş makinesi [TUR10-0774920] (Tıraş etmeye yarayan araç veya aygıt)
                  • razor [ENG31-04064159-n] (edge tool used in shaving)
                  • ustura [TUR10-0866180] (Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü)
                  • razor [ENG31-04064159-n] (edge tool used in shaving)
                  • makas [TUR10-0686990] (Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç) scissors [ENG31-04155119-n] (an edge tool having two crossed pivoting blades)
                    • tırnak makası [TUR10-0775670] (El ve ayak tırnaklarını kesmeye yarayan araç)
                    • keski [TUR10-0444850] (Demir ve sac kesmek veya üzerinde delik açmak için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç)
                      • elmastıraş [TUR10-0244440] (Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi)
                    • kesme [TUR10-0445030] (Teneke, sac ve benzerini kesmek için kullanılan makas)
                    • kırkı [TUR10-0451640] (Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç)
                    • çember makası [TUR10-0158690] (Karyola ve somya imalatında kullanılacak olan çelik çemberleri kesmeye yarayan araç)
                    • bahçe makası [TUR10-0071090] (Çeşitli ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacıyla yapılan bir makas türü)
                    • sürfile makası [TUR10-0717050] (Kumaş kenarlarını zikzaklı bir biçimde kesen ve sürfile yapılmasını gerektirmeyen bir tür makas)
                  • tırpan [TUR10-0148470] (Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb. biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak)
                  • scythe [ENG31-04165311-n] (an edge tool for cutting grass)
                  • orak [TUR10-0589420] (Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı) sickle [ENG31-04220420-n] (an edge tool for cutting grass or crops)
                    • kosa [TUR10-0477130] (Bir çeşit uzun saplı orak)
                    • kavrama [TUR10-0430860] (Küçük orak)
                  • kalemtıraş [TUR10-0402870] (Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak)
                  • falçata [TUR10-0263870] (Eğri kunduracı bıçağı)
                  • kamkaz [TUR10-0407250] (Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç)
                  • makta [TUR10-0521180] (Kemikten yapılmış kalem ucunu düzeltmeye yarayan araç)
                  • kök doğrayıcısı [TUR10-0480520] (Yedek besin maddelerini köklerinde toplayan, pancar, şalgam vb. kök yemlerin doğranması için kullanılan, bazen temizleme kafesi de bulunan özel bir alet)
                  • camcı elması [TUR10-0130860] (Ucundaki küçük, dönebilen elmas parçası ile camı çizerek kesmeye yarayan alet)
                  • çalım [TUR10-0147400] (Kılıcın keskin yanı)
                  • hacamat baltası [TUR10-0319290] (Hacamat için kullanılan kesici küçük araç)
                • matris [TUR10-0529410] (Baskı yoluyla çoğaltma için kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp)
                • die [ENG31-03197474-n] (a device used for shaping metal)
                • matkap [TUR10-0190040] (Tahta, maden, beton vb. sert maddeler üzerinde delik açmaya yarayan alet, delik açma aleti) drill [ENG31-03244429-n] (a tool with a sharp point and cutting edges for making holes in hard materials (usually rotating rapidly or by repeated blows))
                  • fenerli burgu [TUR10-0267810] (Ahşap bölümleri delmeye yarayan matkap)
                  • burgu [TUR10-0124970] (Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet)
                  • auger [ENG31-02761495-n] (hand tool for boring holes)
                  • rayba [TUR10-1122880] (Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet)
                  • reamer [ENG31-04066511-n] (a drill that is used to shape or enlarge holes)
                  • cırcır delgi [TUR10-0138640] (Dönme hareketini yivli gövdesi üzerindeki parçanın ileri geri itilmesinden alan ve küçük delikler açmak için kullanılan araç)
                  • ciğerdeldi [TUR10-0140260] (Bu delikleri açmakta kullanılan ucu sivri küçük araç)
                • bahçe aleti [TUR10-1212610] (Bahçe bakımı için kullanılan araç) garden tool [ENG31-03423152-n] (used for working in gardens or yards)
                  • çim biçme makinesi [TUR10-1213500] (Bir ya da daha fazla dönerbıçak kullanarak çimenleri belli bir yüksekliğe kadar kesmeye yarayan makine)
                  • lawn mower [ENG31-03655235-n] (garden tool for mowing grass on lawns)
                • el aleti [TUR10-1212910] (El ile kullanılan ve genellikle güç kaynağı olmayan oldukça basit araç) hand tool [ENG31-03494245-n] (a tool used with workers' hands)
                  • eğiç [TUR10-0236110] (Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç)
                  • çekiç [TUR10-0156080] (Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti) hammer [ENG31-03486255-n] (a hand tool with a heavy rigid head and a handle)
                    • tokmak [TUR10-0779190] (Ağaçtan yapılmış iri çekiç) mallet [ENG31-03720925-n] (a tool resembling a hammer but with a large head (usually wooden))
                      • tokaç [TUR10-0778930] (Çamaşır yıkarken kullanılan, tahtadan, yassı tokmak)
                      • paddle [ENG31-03879526-n] (small wooden bat with a flat surface)
                    • balyoz [TUR10-0075600] (Taş kırma, kazık çakma vb. işlerde kullanılan, çok iri, iki ucu az keskin, ağır çekiç)
                    • maul [ENG31-03737186-n] (a heavy long-handled hammer used to drive stakes or wedges)
                    • şahmerdan [TUR10-0721290] (Çok ağır bir çeşit tokmak veya çekiç)
                    • maul [ENG31-03737186-n] (a heavy long-handled hammer used to drive stakes or wedges)
                    • dişeği [TUR10-0210020] (Taşları yontmak için kullanılan dişli bir çeşit çekiç)
                    • barda [TUR10-0077340] (Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç)
                    • mühre [TUR10-0560760] (Demirci çekici)
                    • hava çekici [TUR10-1046270] (Basınçlı hava ile çalışan büyük çekiç)
                  • diren [TUR10-0208710] (Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı)
                  • pitchfork [ENG31-03956635-n] (a long-handled hand tool with sharp widely spaced prongs for lifting and pitching hay)
                  • eğe [TUR10-0236070] (Maden, tahta ve benzerinin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç) file [ENG31-03341784-n] (a steel hand tool with small sharp teeth on some or all of its surfaces)
                    • törpü [TUR10-0785170] (Ağaç, kurşun, kalay vb. yumuşak metallerin kabasını almaya yarayan, dişleri uzun ve aralıklı olan eğe)
                      • sıçankuyruğu [TUR10-0684190] (Delikleri genişletmek için kullanılan konik ve uzun bir tür törpü)
                    • limaki [TUR10-0511490] (Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe)
                    • piyata eğe [TUR10-0630340] (Yassı eğe)
                  • gönye [TUR10-0304760] (Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç)
                  • square [ENG31-04298380-n] (a hand tool consisting of two straight arms at right angles)
                  • ıspatula [TUR10-0355100] (Cerrahi, ev işleri, duvarcılık ve benzerinde kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç)
                  • spatula [ENG31-04277054-n] (a hand tool with a thin flexible blade used to mix or spread soft substances)
                  • kerpeten [TUR10-0442770] (Çivi sökmeye veya diş çekmeye yarayan, hareketli bir eksen çevresinde çapraz iki parçadan oluşmuş, kıskaç biçimindeki araç) pliers [ENG31-03973308-n] (a gripping hand tool with two hinged arms and (usually) serrated jaws)
                    • davya [TUR10-0185210] (Dişçi kerpeteni)
                  • kıskaç [TUR10-0454320] (Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç) pliers [ENG31-03973308-n] (a gripping hand tool with two hinged arms and (usually) serrated jaws)
                    • pense [TUR10-0622850] (Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç)
                  • kol [TUR10-0467610] (Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça) crank [ENG31-03131675-n] (a hand tool consisting of a rotating shaft with parallel handle)
                    • kastanyola [TUR10-0425770] (Akan gemi zincirini sıkarak durdurmak için kullanılan, güverte locasının altına konmuş, hareketli demir kol)
                    • tulumba kolu [TUR10-0787800] (Tulumbadan su çıkarmak için tulumbaya basmayı sağlayan uzun demir kol)
                    • yeke [TUR10-0846470] (Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol)
                    • bayrak [TUR10-0086840] (Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol)
                    • boyunduruk yeke [TUR10-0975580] (Dümen başına geçirilen özel biçimli tahta parçası)
                    • sürgü kolu [TUR10-0717140] (Tüfeklerde fişek sürüp kovan boşaltan sürgünün elle tutulan kolu)
                  • krank [TUR10-0485760] (Bir motorda bilyelerin almaşık hareketini dairesel harekete çeviren dingil)
                  • crank [ENG31-03131675-n] (a hand tool consisting of a rotating shaft with parallel handle)
                  • kürek [TUR10-0502950] (Toprak, kömür ve benzerini bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç) shovel [ENG31-04215277-n] (a hand tool for lifting loose material)
                    • bel [TUR10-0090130] (Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı) spade [ENG31-04273596-n] (a sturdy hand shovel that can be pushed into the earth with the foot)
                      • çatal bel [TUR10-0152900] (Bahçeyi bellemeye yarayan ucu çatallı ve saplı alet)
                    • sıyırga [TUR10-0690180] (Kar küremekte kullanılan büyük kürek)
                  • pense [TUR10-0622860] (Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti) pliers [ENG31-03973308-n] (a gripping hand tool with two hinged arms and (usually) serrated jaws)
                    • pens [TUR10-0622840] (Pense)
                  • mala [TUR10-0717110] (Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı, duvarcı ve sıva aracı, sürgü)
                  • trowel [ENG31-04497112-n] (a small hand tool with a handle and flat metal blade)
                  • tığ [TUR10-0772910] (Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç)
                  • awl [ENG31-02766719-n] (a pointed tool for marking surfaces or for punching small holes)
                  • tığ [TUR10-0772920] (Demirci ve tesviyecilerin delikleri büyütmek veya eşit duruma getirmek için kullandıkları takım)
                  • awl [ENG31-02766719-n] (a pointed tool for marking surfaces or for punching small holes)
                  • tornavida [TUR10-0783460] (Vidaları söküp takmakta kullanılan, ucu düz veya yıldız biçiminde alet)
                  • screwdriver [ENG31-04161626-n] (a hand tool for driving screws)
                  • törpü [TUR10-0785180] (Bir şeyin yüzündeki pürüzleri gidermek, düzgünleştirmek için kullanılan kısa, ince, pürtüklü eğe) file [ENG31-03341784-n] (a steel hand tool with small sharp teeth on some or all of its surfaces)
                    • raspa [TUR10-0642870] (Demir, tahta yüzeylerdeki boya, pas ve benzerini çıkarma, pürüzleri gidermek amacıyla kullanılan iri dişli bir törpü)
                  • bız [TUR10-1210540] (Üçgen ya da kare kesitli, sivri uçlu, küçük delik delmeye yarayan saplı el aracı)
                  • bodkin [ENG31-02864998-n] (a small sharp-pointed tool for punching holes in leather or fabric)
                  • açacak [TUR10-0003780] (Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç)
                    • tirbuşon [TUR10-0777530] (Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet) corkscrew [ENG31-03113801-n] (a bottle opener that pulls corks)
                      • horozayağı [TUR10-0347940] (Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan burgu)
                  • buz kazması [TUR10-1213140] (Kar ve buz altında yapılan tırmanışlarda, yan geçişlerde, inişlerde ve emniyet almada kullanılan ve kar buz üzerinde durmayı sağlayan araç)
                  • icepick [ENG31-03563187-n] (pick consisting of a steel rod with a sharp point)
                  • havan tokmağı [TUR10-0333340] (Havanda bir şeyi dövmeye yarayan tokmak)
                  • pestle [ENG31-03925552-n] (a heavy tool of stone or iron (usually with a flat base and a handle) that is used to grind and mix material (as grain or drugs or pigments) against a slab of stone)
                  • testere [TUR10-0769880] (Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç) saw [ENG31-04147147-n] (hand tool having a toothed blade for cutting)
                    • kıl testere [TUR10-0448750] (Çok ince bir tür testere)
                    • jigsaw [ENG31-03603976-n] (fine-toothed power saw with a narrow blade)
                    • kaptırma [TUR10-0414840] (Marangozlukta kullanılan küçük el testeresi)
                    • farekuyruğu [TUR10-0264560] (Tahta işlemeciliğinde veya ahşap doğramada, kilit yeri açmakta kullanılan ince, dar testere)
                    • bıçkı [TUR10-0099640] (Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere)
                      • kapak bıçkısı [TUR10-0411640] (Kaba tahtaları boylamasına biçen ve düzelten, birkaç testereli bıçkı tezgâhı)
                      • hızar [TUR10-0343060] (Tahta ve kereste biçmeye yarayan, elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı)
                  • spatula [TUR10-1141720] (Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç)
                  • scraper [ENG31-04158045-n] (any of various hand tools for scraping)
                  • lehim tabancası [TUR10-1215590] (Lehim telini eriterek elektronik malzemelerin elketronik devre kartlarının üzerine yapışmasını sağlayan bir elektrikli alet)
                  • soldering iron [ENG31-04265969-n] (a hand tool with a heatable tip)
                  • cetvel [TUR10-0171000] (Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç) straightedge [ENG31-04338581-n] (hand tool consisting of a flat rigid rectangular bar (metal or wood) that can be used to draw straight lines (or test their straightness))
                    • T cetveli [TUR10-0754420] (Bir kenarını çizim yapılan yüzeyin kenarına dayayıp diğer kenarıyla birbirine paralel yatay çizgiler çizmeye yarayan T biçimindeki cetvel)
                    • çift desimetre [TUR10-0166960] (Üzerinde 20 santimetrelik bölüntüler bulunan ölçü cetveli)
                  • kürdan [TUR10-0502870] (Dişleri temizlemek için kullanılan küçük çöp)
                  • toothpick [ENG31-04460661-n] (pick consisting of a small strip of wood or plastic)
                  • açacak [TUR10-0003790] (Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç)
                    • anahtar [TUR10-0034580] (Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak)
                  • açkı [TUR10-0006170] (Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç)
                  • adres makinesi [TUR10-0009210] (Posta gönderilerinin üzerine adres basan kâğıt, plastik veya madenden alet)
                  • iğne [TUR10-0457590] (Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç)
                    • yorgan iğnesi [TUR10-0860040] (Yorgan dikmeye yarayan kalın ve uzun bir tür iğne)
                    • ağ iğnesi [TUR10-0013920] (Tahtadan veya plastikten yapılan ağ örmekte kullanılan iğ biçiminde alet)
                    • dikiş iğnesi [TUR10-0203950] (Dikiş dikmek için özel olarak yapılmış iğne)
                    • çuvaldız [TUR10-0176760] (Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne)
                      • biz [TUR10-0110330] (Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir tür çuvaldız)
                    • dikeç [TUR10-0203270] (Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir)
                    • toplu iğne [TUR10-0781690] (Başında küçük bir toparlak bulunan iğne)
                      • iğne [TUR10-0362410] (Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü)
                        • pat [TUR10-0618180] (Bu çiçek biçiminde elmas iğne)
                    • pens [TUR10-0622830] (Kıskaç biçiminde iğne)
                      • konnektör pensi [TUR10-0472170] (Birden fazla kablonun birbirine tutturulmasını sağlayan araç)
                    • hanım iğnesi [TUR10-1044350] (Kadınların ince el işlerinde kullandıkları iğne)
                  • kahve değirmeni [TUR10-0399620] (Çekirdek durumundaki kahveyi öğütmeye yarayan, elle veya elektrikle işleyen araç)
                  • kahve dibeği [TUR10-0399630] (Kahve çekirdeklerini dövmeye ve çöplerini ayıklamaya yarayan içi oyuk taş veya ağaç kap)
                  • anahtar [TUR10-0034570] (Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç)
                    • İngiliz anahtarı [TUR10-0374740] (Somunları gevşetmeye veya sıkıştırmaya yarayan ve çeneleri paralel olarak açılıp kapanan kıskaç)
                    • alyan [TUR10-0031660] (Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet)
                    • papağan anahtarı [TUR10-0612960] (Sacdan yapılmış küçük çaplı boru ve bağlantı parçalarının sökülüp takılmasında kullanılan anahtar)
                    • lokma anahtar [TUR10-0513590] (Altı veya sekiz köşeli, vidaları sökmeye yarayan alet)
                    • kurbağacık [TUR10-0492000] (Ayarlanabilir somun anahtarı)
                    • kurbağacık [TUR10-0491990] (Küçük İngiliz anahtarı)
                    • kovan anahtar [TUR10-0478580] (Altı ve sekiz köşe cıvataları sıkmak ve sökmek için kullanılan anahtar)
                    • cırcır kolu [TUR10-0138650] (Lokma vidaları sökmeye yarayan alet)
                    • bijon anahtarı [TUR10-0101740] (Araba tekerleklerinin somunlarını sökmek için kullanılan alet)
                  • kör çapa [TUR10-0482580] (Toprak topaklarını dağıtmakta kullanılan ucu küt çapa)
                  • fort pense [TUR10-0278570] (Küçük başlı vidaları sıkmakta kullanılan özel bir alet)
                  • mablak [TUR10-0515450] (Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet)
                  • macun küreği [TUR10-0515700] (Üzerinde macun hazırlanan ve sıva işlerinde kullanılan yardımcı el aleti)
                  • kontrol kalemi [TUR10-0473200] (Herhangi bir elektrik devresinin açık veya kapalı olduğunu içine yerleştirilmiş küçük bir lambanın yanıp sönmesiyle gösteren, ucu tornavidalı, kalem biçiminde araç)
                  • kındıraç [TUR10-0449280] (Oluk veya yiv açmaya yarayan araç)
                  • el keseri [TUR10-0243900] (Marangozluk işlerinde kullanılan küçük keser)
                  • faz kalemi [TUR10-0266470] (Priz, dağıtma tabloları vb. yerlerde gerilim bulunup bulunmadığını anlamaya yarayan araç)
                  • cımbız [TUR10-0138440] (Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı)
                  • cila topu [TUR10-0140740] (Cila eriyiğini yüzeye sürtmede kullanılan, dışı dokuma bezden, içi yıkanmış yün veya pamuktan hazırlanan topaç)
                  • çift çubuk [TUR10-0166930] (Çiftçilik yapabilmek için gereken her türlü araç)
                  • dişli [TUR10-0210550] (Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç)
                  • anahtar [TUR10-0034550] (Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç)
                  • kılavuz [TUR10-0447610] (Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç)
                  • kargaburnu [TUR10-0419810] (Sanayide küçük ve yuva içine yerleştirilmiş vidaları sökmeye yarayan ince, uzun ağızlı alet)
                  • kargaburnu [TUR10-0419800] (Tel bükmekte kullanılan ve uçları sivri koni biçiminde olan metalden bir tür kıskaç)
                  • kargaburnu [TUR10-0419790] (Uçları karga gagası gibi kıvrık olan araçların ortak adı)
                  • karıştırıcı [TUR10-0421420] (İki veya daha çok maddeyi birbiri içinde dağıtmaya, karıştırmaya yarayan araçların genel adı; mikser)
                  • üfleç [TUR10-0325060] (Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç)
                    • kamışçık [TUR10-0407140] (Kuyumcuların kullandığı üfleç)
                    • üfleç [TUR10-0806880] (Laboratuvarlarda yüksek ısı elde edilen araç; hamlaç)
                  • atkı [TUR10-0056060] (Büyük yaba)
                  • ayarlı pense [TUR10-0060210] (Vida, cıvata ve musluk aksamını sıkıştırmak amacıyla kullanılan, ağız açıklığı ayarlanabilen özel alet)
                  • kazma [TUR10-0436930] (Toprağı kazıp kaldırma, düzeltme vb. işlerde kullanılan ağaç saplı demir araç) pick [ENG31-03935440-n] (a heavy iron tool with a wooden handle and a curved head that is pointed on both ends)
                    • külünk [TUR10-0502080] (Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma)
                • çapa [TUR10-0149990] (Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı) hoe [ENG31-03529754-n] (a tool with a flat blade attached at right angles to a long handle)
                  • çekel [TUR10-0155850] (Küçük çapa)
                  • çepin [TUR10-0159900] (Bahçelerde kullanılan küçük çapa)
                  • tirpidin [TUR10-0777900] (Ufak bahçe çapası)
                  • tirpitil [TUR10-1248670] (Bahçede kullanılan küçük çapa)
                • kanca [TUR10-0408710] (Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk) hook [ENG31-03537522-n] (a curved or bent implement for suspending or pulling something)
                  • çapa [TUR10-0191540] (Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç)
                  • anchor [ENG31-02712226-n] (a mechanical device that prevents a vessel from moving)
                  • lenger [TUR10-0509820] (Gemi demiri)
                  • anchor [ENG31-02712226-n] (a mechanical device that prevents a vessel from moving)
                  • kapçak [TUR10-0412850] (Uzun saplı büyük kanca)
                  • domuztırnağı [TUR10-0218030] (Palanganın takılması için kullanılan, bir yanı çatal biçiminde çift tırnaklı, öbür yanı halkalı demir kanca)
                  • kargı [TUR10-0419980] (Dalyanlarda büyük balıklar için kullanılan demir kanca)
                  • pike [ENG31-07795351-n] (highly valued northern freshwater fish with lean flesh)
                  • buz demiri [TUR10-0979060] (Tekneyi bağlamak için buz çatlağı arasına takılan tek sivri uçlu demir)
                  • çifte demir [TUR10-0991120] (Geminin sert, fırtınalı havada demir atma konumunda çevreye zarar vermemesi, rüzgâr ve akıntı yüzünden geniş bir alanda çok yer kaplamaması için baştaki her iki göz demirini atma)
                  • gözdemiri [TUR10-0308500] (Gemilerin baş tarafında bulunan, her zaman kullanılan büyük çapa)
                • iğne [TUR10-0362430] (Bazı araçların ucu sivri parçaları)
                • needle [ENG31-03821676-n] (a sharp pointed implement (usually steel))
                • pulluk [TUR10-0638090] (Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı)
                • plow [ENG31-03973894-n] (a farm tool having one or more heavy blades to break the soil and cut a furrow prior to sowing)
                • saban [TUR10-0652200] (Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı) plow [ENG31-03973894-n] (a farm tool having one or more heavy blades to break the soil and cut a furrow prior to sowing)
                  • papura [TUR10-0613360] (İki çift öküzle çekilen ağır saban)
                  • kara saban [TUR10-0418180] (Toprağı sürmede kullanılan ilkel bir tarım aracı)
                • ölçer [TUR10-0600690] (Ateşi karıştıracak demir kol)
                • poker [ENG31-03982284-n] (fire iron consisting of a metal rod with a handle)
                • tırmık [TUR10-0775350] (Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç) rake [ENG31-04057178-n] (a long-handled tool with a row of teeth at its head)
                  • kartuk [TUR10-0424280] (Büyük tarla tarağı)
                • koçbaşı [TUR10-0466070] (XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koç başına benzeyen ağır direk)
                • ram [ENG31-04057522-n] (a tool for driving or forcing something by impact)
                • silgi [TUR10-0692490] (Kalem veya daktiloyla yazılmış, çizilmiş şeyleri silmeye yarayan, birleşiminde kauçuk olan madde) rubber eraser [ENG31-04123606-n] (an eraser made of rubber (or of a synthetic material with properties similar to rubber))
                  • lastik [TUR10-0507560] (Kauçuktan yazı silgisi)
                • paspas [TUR10-0617500] (Yer silmekte kullanılan, özel olarak yapılmış bir sopa ve ona geçirilmiş bezden oluşan temizlik aracı)
                • swab [ENG31-04374567-n] (cleaning implement consisting of absorbent material fastened to a handle)
                • kalem [TUR10-0402590] (Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç)
                  • kamış kalem [TUR10-0407150] (Yazı yazmak için kullanılan ince kamıştan yapılmış kalem)
                  • kopya kalemi [TUR10-0652560] (Yazısı kopya kâğıdıyla birkaç kâğıda birden çıkan sert, mor renkli bir tür kalem)
                  • tükenmez kalem [TUR10-0792250] (Ucunda küçük bir bilyesi bulunan ve içi özel bir mürekkeple dolu ince bir borucuktan oluşan bir kalem türü) ballpoint [ENG31-02786184-n] (a pen that has a small metal ball as the point of transfer of ink to paper)
                    • keçeli kalem [TUR10-1212310] (Keçeden yapılmış kalın bir ucu olan, renklendirme ya da boyama yapmak için kullanılan kalem)
                    • felt-tip pen [ENG31-03331893-n] (a pen with a writing tip made of felt (trade name Magic Marker))
                    • dolma kalem [TUR10-1212530] (İçine mürekkep doldurularak kullanılan yazı kalemi)
                    • fountain pen [ENG31-03393029-n] (a pen that is supplied with ink from a reservoir in its barrel)
                    • kuştüyü kalem [TUR10-1214980] (Kuş tüyünden yapılan kalem türü)
                    • quill [ENG31-04040377-n] (pen made from a bird's feather)
                  • kömür kalem [TUR10-0481510] (Resim çizerken kullanılan, taflan çubuklarından yapılan kalem)
                  • kurşun kalem [TUR10-1214400] (İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir tür kalem)
                  • pencil [ENG31-03914323-n] (a thin cylindrical pointed writing implement)
                  • kara kalem [TUR10-0416260] (Resim yapmada kullanılan kömür kalem)
                  • divit [TUR10-0211000] (Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları olan bir tür kalem)
                  • markör [TUR10-0526580] (Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan kalem)
                  • boya kalemi [TUR10-0115900] (Resim yapmak için kullanılan değişik renkli kalem)
                • delgiç [TUR10-0190050] (Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan araç)
                • freze [TUR10-0280060] (Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet)
                • gelberi [TUR10-0289160] (Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç)
                • gelberi [TUR10-0289170] (Tırmık)
                • kalafat kalemi [TUR10-1067110] (Kalafatçının kalafat yapımında veya onarımında sökme, kesme, açma işlerinde kullandığı araç)
                • kerpeten [TUR10-0442780] (Bu biçimde olan ve diş çekmekte kullanılan araç)
                • makas [TUR10-0520180] (Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet)
                • malafa [TUR10-0521570] (Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti)
                • takım taklavat [TUR10-0739760] (Araç gereçler, parçalarıyla birlikte takım)
                • dilbasan [TUR10-0205010] (Ecza karıştırmakta kullanılan yassı araç)
                • dilbasar [TUR10-1006870] (İlaç karıştırmakta kullanılan yassı araç)
                • dilbasar [TUR10-0205000] (Hekimlerin boğazı görebilmek için dili bastırdıkları araç)
                • düven [TUR10-0231560] (Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç)
                • etüv [TUR10-0259010] (Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç)
                • fıskiye [TUR10-0271970] (Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde bir basınç ile veren ağızlık)
                • fışkırdak [TUR10-0272320] (Sıvıları fışkırtmaya yarayan araç)
                • akaç [TUR10-0016870] (Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç)
                • kurutmaç [TUR10-0495660] (Mürekkebi kurutmak için kullanılan kurutma kâğıdı ve bunun takılı bulunduğu araç)
                • lokma [TUR10-0513560] (Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet)
                • grafometre [TUR10-0310310] (Planların yapımında, arazi üzerindeki açıları ölçmekte kullanılan araç)
                • hava kazması [TUR10-1046350] (Gemi kurtarmada basınçlı hava kullanarak deniz dibini kazan, temizleyen, oyan araç)
              • takım [TUR10-0739580] (Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman) equipment [ENG31-03298959-n] (an instrumentality needed for an undertaking or to perform a service)
                • atlama beygiri [TUR10-0056170] (Yüksekliği değişik ölçülere ayarlanabilen ve atlamalar için kullanılan beden eğitimi aracı)
                • vaulting horse [ENG31-04531437-n] (a gymnastic horse without pommels and with one end elongated)
                • basıölçer [TUR10-0079210] (Akışkanların basıncını ölçen araç)
                • bastırak [TUR10-0080300] (Yol yapımında çakıl, kum, curuf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet)
                • bijuteri [TUR10-0101760] (Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası)
                • çizecek [TUR10-0170810] (Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı)
                • defibratör [TUR10-0187030] (Yongaları liflerine ayrıştıran özel alet)
                • denge kalası [TUR10-0193310] (Aletli jimnastik dalında kullanılan, 1,20 metre yüksekliğinde, 5 metre uzunluğunda, 10 cm yürüme yüzeyi olan, piramit biçiminde, iki ayak üzerinde duran, düzgün kalastan yapılmış denge aracı)
                • etüv [TUR10-0259000] (Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç)
                • fışkırdak [TUR10-0272330] (Ağzındaki iki cam borudan biri üflendiğinde ötekinden su fışkıran, laboratuvarlarda yıkama işlerinde kullanılan bir deney aracı)
                • ivgi [TUR10-0388840] (Ağaç oymaya yarar kesici araç)
                • kantar [TUR10-0410690] (Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç)
                • kantar [TUR10-0410710] (Ağırlıkları tartmaya yarayan alet)
                • kavraç [TUR10-0430760] (Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç)
                • keski [TUR10-0444840] (Ağaç, taş, metal ve benzerini yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç) chisel [ENG31-03024375-n] (an edge tool with a flat steel blade with a cutting edge)
                  • suntıraç [TUR10-0712650] (Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç; nalbant keskisi)
                • kulaklık [TUR10-0488860] (Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç)
                • semer [TUR10-0675910] (Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer)
                  • çatma [TUR10-0154330] (Semerin ağaç kısmı)
                  • havut [TUR10-0333930] (Deve semeri)
                • yükleyici [TUR10-0865200] (Ağır yükleri kaldırma, taşıma veya yükleme işinde kullanılan araç)
                • akım trafosu [TUR10-0926760] (Akımı belli bir oran içinde değiştirip yüksek gerilim devresinden yalıtım altında koruyan ve ölçü devrelerine veren araç)
                • emzik [TUR10-1136230] (Zararını azaltmak amacıyla içilirken sigaranın takıldığı ahşap, plastik vb. maddelerden yapılmış araç)
                • transporter [TUR10-1164180] (Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç)
                • teçhizat [TUR10-0218300] (Silah dışındaki savaş gereçleri)
                • gear [ENG31-03435869-n] (equipment consisting of miscellaneous articles needed for a particular operation or sport etc.)
                • fotoğraf malzemesi [TUR10-1214500] (Fotoğraf çekmek, fotoğrafçılık yapmak için kullanılması gereken gereçlerin her biri) photographic equipment [ENG31-03932386-n] (equipment used by a photographer)
                  • büyülteç [TUR10-0010590] (Fotoğraf ve resim büyültmeye, büyültüp basmaya yarayan aygıt)
                  • enlarger [ENG31-03294571-n] (photographic equipment consisting of an optical projector used to enlarge a photograph)
                  • fotoğraf makinesi [TUR10-0279190] (Fotoğraf çekerken görüntüyü duyarlıklı yüzey üzerinde tespit etmeye yarayan cihaz) camera [ENG31-02946154-n] (equipment for taking photographs (usually consisting of a lightproof box with a lens at one end and light-sensitive film at the other))
                    • dijital kamera [TUR10-1211780] (Fotoğraf ve videoları fotoğraf filmleri kullanmadan elektronik olarak çekip kaydeden kamera)
                    • digital camera [ENG31-03200746-n] (a camera that encodes an image digitally and store it for later reproduction)
                    • alıcı [TUR10-0027330] (Görüntüleri alan cihaz, kamera)
                      • ışınım alıcısı [TUR10-0356220] (Işınıma karşı hassas araç veya gereç)
                    • termal kamera [TUR10-0767880] (Canlıların yaydığı vücut ısısından yararlanarak hareketlerini tespit edip yerlerini belirleyen kamera)
                    • polaroit [TUR10-0632070] (Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi)
                  • fotometre [TUR10-0279320] (Işık şiddetini veya enerjisini ölçen araç)
                  • light meter [ENG31-03672990-n] (photographic equipment that measures the intensity of light)
                  • fotoğraf kağıdı [TUR10-1214510] (Üzerine fotoğraf basılan, normal kâğıttan daha ağır olan bir yüzü parlak kâğıt) photographic paper [ENG31-03932650-n] (light-sensitive paper on which photograph can be printed)
                    • film [TUR10-0274000] (Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit) film [ENG31-03343766-n] (photographic material consisting of a base of celluloid covered with a photographic emulsion)
                      • üç boyutlu film [TUR10-0806160] (Görüntüsü en ve boydan başka derinlik duygusu da uyandıran film)
                      • mikrofilm [TUR10-0544810] (Herhangi bir belge, yayın ve benzerini küçük sinema filmi gibi bir şerit üzerine çeken, özel bir fotoğraf makinesiyle elde edilmiş film)
                      • microfilm [ENG31-03764961-n] (film on which materials are photographed at greatly reduced size)
                      • kuşak [TUR10-0496340] (Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler)
                      • negatif [TUR10-0573700] (Gerçekteki aydınlık ve karanlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi)
                        • arap [TUR10-0042880] (Negatif fotoğraf)
                        • Arap [TUR10-0042890] (Negatif fotoğraf)
                      • pelikül [TUR10-0621960] (Boş film, film şeridi)
                    • film [TUR10-0274010] (Sinemacılıkta, bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü) film [ENG31-03343766-n] (photographic material consisting of a base of celluloid covered with a photographic emulsion)
                      • pozitif film [TUR10-1084760] (Film üzerine alınan siyah beyaz görüntülerin, renklerinin aslına uygun olarak oluşmasını sağlamak için kopya yapılan düşük duyarlıkta film)
                  • kamera [TUR10-0406940] (Kamera ile görüntüyü kaydeden kimse)
                  • camera [ENG31-02946154-n] (equipment for taking photographs (usually consisting of a lightproof box with a lens at one end and light-sensitive film at the other))
                  • kartalgözü [TUR10-1073060] (Tenis, voleybol vb. oyunlarda topun oyun alanı içinde kalıp kalmadığını uzaktan çekimle belirleyen kamera)
                • kurtarma teçhizatı [TUR10-1215160] (Acil durumlarda yolcuları kurtarmak için kullanılan ekipman) rescue equipment [ENG31-04084846-n] (equipment used to rescue passengers in case of emergency)
                  • paraşüt [TUR10-0614600] (Hava taşıtından, yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç) parachute [ENG31-03893954-n] (rescue equipment consisting of a device that fills with air and retards your fall)
                    • parapent [TUR10-1116840] (Yamaç paraşütü)
                    • tandem paraşütü [TUR10-0743290] (İki kişilik yamaç paraşütü)
                    • yamaç paraşütü [TUR10-0829980] (Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılan paraşüt)
                • eğitim malzemesi [TUR10-1216010] (Eğitim amacıyla kullanılan her türlü malzeme)
                • teaching aid [ENG31-04404396-n] (materials and equipment used in teaching)
                • aparat [TUR10-0937890] (Araç gereç) apparatus [ENG31-02730750-n] (equipment designed to serve a specific function)
                  • yoğuşturucu [TUR10-1185560] (Damıtma işlemi sırasında içinden su akımı geçirildiğinde oluşan buharın soğutulmasıyla yeniden sıvı hâle dönüştürülmesini sağlayan camdan yapılmış araç)
                  • condenser [ENG31-03092065-n] (an apparatus that converts vapor into liquid)
                  • santrifüj [TUR10-0664090] (Merkezkaç kuvvetten yararlanarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti)
                • nükleer reaktör [TUR10-0581140] (Uranyum, plütonyum vb. atom çekirdeklerinin parçalanmasından yararlanılarak enerji elde edilen kaynak)
                  • atom reaktörü [TUR10-0057330] (Nükleer parçalanma sonucu oluşan enerjiyi kontrol etmekte kullanılan düzen)
                  • atomic pile [ENG31-02756715-n] (a nuclear reactor that uses controlled nuclear fission to generate energy)
                • halter [TUR10-0324130] (Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç)
                • barbell [ENG31-02794019-n] (a bar to which heavy discs are attached at each end)
                • çember [TUR10-0158580] (Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka)
                • basket [ENG31-02805381-n] (horizontal circular metal hoop supporting a net through which players try to throw the basketball)
                • top [TUR10-0780350] (Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne) ball [ENG31-02782458-n] (a spherical object used as a plaything)
                  • basketbol topu [TUR10-1210400] (Basketbol oynarken kullanılan top)
                  • basketball [ENG31-02805592-n] (an inflated ball used in playing basketball)
                  • beyzbol topu [TUR10-1210380] (Beyzbol oynamakta kullanılan top)
                  • baseball [ENG31-02802230-n] (a ball used in playing baseball)
                  • bilardo topu [TUR10-0101980] (Bilardo oyununda kullanılan fil dişinden yapılmış özel bir top)
                  • billiard ball [ENG31-02842580-n] (ball used in playing billiards)
                  • futbol topu [TUR10-1212480] (Amerikan futbolu oynanırken kullanılan top)
                  • football [ENG31-03383611-n] (the inflated oblong ball used in playing American football)
                  • hentbol [TUR10-0244650] (Yedi veya on birer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun)
                  • handball [ENG31-03487960-n] (a small rubber ball used in playing the game of handball)
                  • bilye [TUR10-0547850] (Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam ve benzerinden yapılmış küçük yuvarlak nesne) marble [ENG31-03726538-n] (a small ball of glass that is used in various games)
                    • cicoz [TUR10-0139870] (Bu oyundaki bilyelerin her biri)
                  • masa tenisi topu [TUR10-1214550] (Masa tenisi oynarken kullanılan top)
                  • ping-pong ball [ENG31-03949089-n] (light hollow ball used in playing table tennis)
                  • futbol topu [TUR10-0538990] (Futbol oynanırken kullanılan yuvarlak top)
                  • soccer ball [ENG31-04261790-n] (an inflated ball used in playing soccer)
                  • tenis topu [TUR10-1216070] (Tenis oynamakta kullanılan top)
                  • tennis ball [ENG31-04416650-n] (ball about the size of a fist used in playing tennis)
                  • voleybol topu [TUR10-1216510] (Voleybol oynarken kullanılan top)
                  • volleyball [ENG31-04547339-n] (an inflated ball used in playing volleyball)
                  • kriket topu [TUR10-1211550] (Kriket oynanırken kullanılan top)
                  • duran top [TUR10-0225460] (Atış yapmak üzere bekletilen ve hareketsiz olan futbol topu)
                  • tomak [TUR10-0779640] (Ağaçtan yapılmış top)
                  • yumru top [TUR10-0862420] (Yuvarlak top)
                  • yumruk topu [TUR10-0862380] (Boksörlerin düzgün ve çabuk yumruk vurabilmeleri için çalıştıkları, uzunluğu boksörün boyuna göre ayarlanabilen, bir askıya asılı lastik top)
                  • yenidünya [TUR10-0849000] (Renkli veya sırlı sırçadan yapılan, süs olarak asılan top)
                  • bowling topu [TUR10-1210610] (Bowling oynarken kullanılan büyük top)
                  • mühre [TUR10-0560720] (Her tür yuvarlak şey; küçük top)
                  • hentbol topu [TUR10-1212870] (Hentbol oynarken kullanılan top)
                • gem [TUR10-0290750] (Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç) bit [ENG31-02847952-n] (piece of metal held in horse's mouth by reins and used to control the horse while riding)
                  • dişindirik [TUR10-0210340] (İpe ilmik atarak hayvanın ağzına takılan gem)
                • kaydedici [TUR10-0432320] (Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç) recorder [ENG31-04070485-n] (equipment for making records)
                  • karakutu [TUR10-0416820] (Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç)
                  • black box [ENG31-02849971-n] (equipment that records information about the performance of an aircraft during flight)
                • brülör [TUR10-0827380] (Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç) burner [ENG31-02926513-n] (an apparatus for burning fuel (or refuse))
                  • pürmüz [TUR10-1122080] (Genellikle metalleri lehimlemede kullanılan, güçlü alev çıkaran, benzin veya gazla çalışan araç)
                  • blowtorch [ENG31-02858670-n] (a burner that mixes air and gas to produce a very hot flame)
                  • pürmüz lambası [TUR10-1122090] (Gaz veya benzinle çalışan, ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurşun boru işlerinde kullanılan bir araç)
                  • blowtorch [ENG31-02858670-n] (a burner that mixes air and gas to produce a very hot flame)
                • taş [TUR10-0749560] (Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri) man [ENG31-03721866-n] (game equipment consisting of an object used in playing certain board games)
                  • satranç taşı [TUR10-0668720] (Satrançta kullanılan taşlardan her biri) chessman [ENG31-03018094-n] (any of 16 white and 16 black pieces used in playing the game of chess)
                    • at [TUR10-0054180] (Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş)
                    • knight [ENG31-03629976-n] (a chessman shaped to resemble the head of a horse)
                    • kale [TUR10-0402490] (Satranç tahtasının dört köşesine dikilen, tahtanın bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak boş hanelerde gidebilen kale biçiminde taş)
                    • castle [ENG31-02984084-n] ((chess) the piece that can move any number of unoccupied squares in a direction parallel to the sides of the chessboard)
                    • piyon [TUR10-0630020] (Satrançta oyun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taş)
                    • pawn [ENG31-03907828-n] ((chess) the least powerful piece)
                    • şah [TUR10-0720860] (Satranç oyununda her yönde tek hane gidebilen en önemli taş)
                    • king [ENG31-03623310-n] ((chess) the weakest but the most important piece)
                    • fil [TUR10-0273360] (Satrançta çapraz hareket ettirilen taş)
                    • vezir [TUR10-0269120] (Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş)
                  • dama taşı [TUR10-0182040] (Dama oynanan taş)
                  • man [ENG31-03721866-n] (game equipment consisting of an object used in playing certain board games)
                • soğutma sistemi [TUR10-1211440] (NOT: TUR10-1211430 ile aynı) cooling system [ENG31-03107779-n] (equipment in a motor vehicle that cools the engine)
                  • klima [TUR10-0366250] (Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç)
                  • air conditioner [ENG31-04047719-n] (an appliance designed to extract humidity from the air and thereby cool it)
                • fiş [TUR10-0275320] (Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey)
                • counter [ENG31-03121850-n] (game equipment (as a piece of wood, plastic, or ivory) used for keeping a count or reserving a space in various card or board games)
                • elektrik sistemi [TUR10-1212050] (Havai ve yer altı hatları, transformatörler gibi elektrik enerjisini dağıtmak için gerekli tüm unsurlardan oluşan sistem)
                • electrical system [ENG31-03275076-n] (equipment in a motor vehicle that provides electricity to start the engine and ignite the fuel and operate the lights and windshield wiper and heater and air conditioner and radio)
                • faks makinesi [TUR10-0263560] (Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç)
                • facsimile [ENG31-03321050-n] (duplicator that transmits the copy by wire or radio)
                • balıkçılık malzemesi [TUR10-1212400] (Olta, kanca, yem gibi balıkçılıkta kullanılan tüm teçhizat)
                • fishing gear [ENG31-03356280-n] (gear used in fishing)
                • yakıt sistemi [TUR10-1212560] (Araçlardaki motorun içine veya dışına yakıt taşımak için gerekli parçaların birleşiminden oluşan sistem)
                • fuel system [ENG31-03406636-n] (equipment in a motor vehicle or aircraft that delivers fuel to the engine)
                • koşum takımı [TUR10-1216190] (Araba hayvanının hayvanı bağlamak, tutmak veya yönlendirmek amacıyla kullanılan takımı)
                • trace [ENG31-04469642-n] (either of two lines that connect a horse's harness to a wagon or other vehicle or to a whiffletree)
                • kuluçka makinesi [TUR10-0489650] (Gereken sıcaklığı sağlayacak düzeni bulunan ve çok sayıda civciv çıkarmaya yarayan araç)
                • incubator [ENG31-03572246-n] (apparatus consisting of a box designed to maintain a constant temperature by the use of a thermostat)
                • kuvöz [TUR10-1179740] (Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç)
                • incubator [ENG31-03572246-n] (apparatus consisting of a box designed to maintain a constant temperature by the use of a thermostat)
                • malzeme [TUR10-0522730] (Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı) material [ENG31-03735442-n] (things needed for doing or making something)
                  • taş [TUR10-0749530] (Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme)
                    • kapak taşı [TUR10-0411780] (Lağım, su yolu ve benzerinin gereken yerlerinde bırakılan deliğin üzerini örten geniş ve yassı taş)
                    • kapak taşı [TUR10-0411790] (Mezarlarda en üstte bulunan taş)
                    • köşelik [TUR10-0484410] (Kapı veya pencere aralığının köşesini oluşturan taş)
                    • değirmen taşı [TUR10-0188110] (Değirmen taşı yapmakta ve bazen de yapılarda kullanılan çakmak taşı türünden sert bir taş)
                    • köşe taşı [TUR10-0484480] (Binalarda tek parça biçiminde köşeleri tutan taş)
                    • fal taşı [TUR10-0263990] (Falcıların fala bakmak için kullandıkları değişik biçim ve renklerdeki taş)
                    • çakmak taşı [TUR10-0146570] (Düvenlerin altına çakılan küçük ve kesici taş)
                    • değirmen taşı [TUR10-0188100] (Değirmende, dönerek taneleri ezen yuvarlak taş)
                    • düven dişi [TUR10-0231590] (Düvenin altına dikine çakılan keskin taş)
                    • kuyu bileziği [TUR10-0498890] (Su kuyusunun ağzına oturtulan tek parça yontma taş)
                    • küstere [TUR10-0503940] (Değirmen taşı yapılan taş)
                    • kapaklık [TUR10-0411720] (Kapak taşı)
                    • kasnak [TUR10-0425610] (Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri)
                    • yazıt [TUR10-0844940] (Çevresi kabartma silmeli, içinde yazı olan taş)
                    • balbal [TUR10-0073550] (Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş)
                    • yağ taşı [TUR10-0825500] (Kesici aletlerin ağızlarını bilemede gaz yağı, mazot veya zeytinyağı sürülerek kullanılan doğal taş)
                    • yağmur taşı [TUR10-1175420] (Birbirine sürtülünce yağmur yağacağına inanılan koyu yeşil renkli, genellikle yuvarlak, fındık büyüklüğünde bir taş)
                    • mola taşı [TUR10-0549570] (Hamalların sırtlarındaki yükü dayayarak dinlenmeleri için sokak kenarlarına konulmuş yüksekçe taş)
                    • musalla taşı [TUR10-0556510] (Cenaze namazı kılınmak için üstüne tabut konulan masa biçiminde yüksekçe taş)
                    • sesli taş [TUR10-0277800] (Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası)
                    • gaz taşı [TUR10-0285930] (Bileme işinde kullanılan bir tür taş)
                    • söve [TUR10-0706360] (Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar)
                    • göbek taşı [TUR10-0301070] (Hamamlarda, terlemek için üzerine uzanılan ve alttan ısıtılan geniş mermer seki)
                    • grena [TUR10-0310630] (Nar çiçeği renginde bir süs taşı)
                  • ders notu [TUR10-1003330] (Eğitim amacıyla derslerde kullanılmak üzere hazırlanmış görsel veya yazılı malzeme)
                • sarkaç [TUR10-0666850] (Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim) pendulum [ENG31-03915279-n] (an apparatus consisting of an object mounted so that it swings freely under the influence of gravity)
                  • metronom [TUR10-0540330] (Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet)
                  • metronome [ENG31-03763133-n] (clicking pendulum indicates the exact tempo of a piece of music)
                • ağ [TUR10-0010740] (Oyun alanını ortadan ikiye bölen veya kale direkleri arkasına gerilen, iple yapılmış örgü)
                • net [ENG31-03825694-n] (game equipment consisting of a strip of netting dividing the playing area in tennis or badminton)
                • yapboz [TUR10-1122040] (Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek asıl biçimi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu ve hobi)
                • puzzle [ENG31-04034791-n] (a game that tests your ingenuity)
                • arma [TUR10-0046150] (Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı)
                • rigging [ENG31-04098805-n] (gear consisting of ropes etc. supporting a ship's masts and sails)
                • uydu [TUR10-0801900] (Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç) satellite [ENG31-04144527-n] (man-made equipment that orbits around the earth or the moon)
                  • yapma uydu [TUR10-0834640] (Herhangi bir gezegenin çevresindeki bir yörüngeye yeryüzünden fırlatılarak yerleştirilmiş insan yapısı nesne)
                • telgraf [TUR10-0761250] (İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile gönderilen haber) telegraph [ENG31-04407634-n] (apparatus used to communicate at a distance over a wire (usually in Morse code))
                  • fonotelgraf [TUR10-0277840] (Telefonla iletilen telgraf)
                  • cevaplı telgraf [TUR10-0137440] (Cevabının ücreti, bir şey sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafından önceden ödenmiş olan telgraf türü)
                  • yıldırım telgraf [TUR10-0854680] (Haberleşmede çok acele gönderilen telgraf)
                  • şifreli telgraf [TUR10-0731240] (Metni şifreli olan ve bu şifre çözüldüğünde anlaşılabilen telgraf)
                • olta takımı [TUR10-0586320] (Olta ile balık avlamada kullanılan iğne, zoka vb. gereçlerin bütünü)
                  • çapari [TUR10-0150370] (Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı)
                  • karmık [TUR10-0422370] (Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı)
                • aygıt [TUR10-0061080] (Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım)
                  • kiklotron [TUR10-0460400] (Atom araştırmalarında, elektriklenmiş cisimlere yüksek hız veren bir aygıt)
                  • batarya [TUR10-0084730] (Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım)
                • şnorkel [TUR10-0733270] (Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu)
                • şapirograf [TUR10-0723600] (Daktiloda, mumlu kâğıda karbon şeritsiz olarak yazılan yazıyı ispirtolu çoğaltma tekniğiyle basan ve elle çalıştırılan makine)
                • sepet [TUR10-0677400] (Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ)
                • gemi takımı [TUR10-1030640] (Gerekli bütün işlerin yapılabilmesi için gemiye alınan her türlü araç, gereç)
                • suntıraç [TUR10-0712660] (Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç)
                • pota [TUR10-0634360] (Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek)
                • kale [TUR10-0402510] (Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer)
                • goal [ENG31-03447680-n] (game equipment consisting of the place toward which players of a game try to advance a ball or puck in order to score points)
              • sistem [TUR10-0696430] (Bir aracı oluşturan düzen; düzenek; tertibat) system [ENG31-04384144-n] (instrumentality that combines interrelated interacting artifacts designed to work as a coherent entity)
                • egzoz [TUR10-0235960] (İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıtın gazı)
                • exhaust [ENG31-03307883-n] (system consisting of the parts of an engine through which burned gases or steam are discharged)
                • iletişim sistemi [TUR10-1211280] (NOT: TUR10-1211270 ile aynı) communication system [ENG31-03082291-n] (a system for communicating)
                  • radyo [TUR10-0640390] (Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi)
                  • radio [ENG31-04048624-n] (a communication system based on broadcasting electromagnetic waves)
                  • iletişim sistemi [TUR10-1216030] (Bilgiyi yaymak için fiziksel donanım ve ekipman gerektiren sistem)
                  • telecommunication system [ENG31-04407424-n] (a communication system for communicating at a distance)
                  • telefon sistemi [TUR10-1216040] (Uzak noktalar arasında ses iletimini sağlayan bir iletişim sistemi)
                  • telephone system [ENG31-04409881-n] (a communication system that transmits sound between distant points)
                  • bilişim ağı [TUR10-0104150] (Teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişim sistemi)
                  • sesyayar [TUR10-0681590] (Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti)
                  • gsm [TUR10-1251310] (Bir cep telefonu iletişim protokolü)
                • mekanik sistem [TUR10-1213810] (Mekanik ilkelerle etkileşim halinde olan bir elemanlar sistemi) mechanical system [ENG31-03743732-n] (a system of elements that interact on mechanical principles)
                  • havalandırma [TUR10-0332950] (Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi) ventilation [ENG31-04533815-n] (a mechanical system in a building that provides fresh air)
                    • mutfak havalandırması [TUR10-0557800] (Mutfaklara yerleştirilen havalandırma sistemi)
                  • montaj hattı [TUR10-1214880] (Fiziksel ürün üreten işletmelerde, parçaların birleştirilerek nihai ürüne dönüştürüldüğü, genellikle hareketli bir bant veya konveyör sistem ile birbirine bağlı iş istasyonları ve bunun için gerekli ekipmanlardan oluşan sisteme verilen isim)
                  • production line [ENG31-04014761-n] (mechanical system in a factory whereby an article is conveyed through sites at which successive operations are performed on it)
                  • dörtçeker [TUR10-0222390] (Çekiş gücünü ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda eşit olarak dağıtan sistem)
                • ağ [TUR10-0010720] (Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü) network [ENG31-03826014-n] ((broadcasting) a communication system consisting of a group of broadcasting stations that all transmit the same programs)
                  • İnternet [TUR10-0376980] (Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı)
                  • internet [ENG31-03585784-n] (a computer network consisting of a worldwide network of computer networks that use the TCP/IP network protocols to facilitate data transmission and exchange)
                  • dış hat [TUR10-0201930] (İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yerinin dışarıyla bağlantısını sağlayan haberleşme ağı)
                  • twitter [TUR10-1253190] (Kullanıcıların 280 karakter ile sınırlandırılmış "tweet" adı verilen gönderiler yazabildiği bir sosyal ağ)
                  • bilgisayar ağı [TUR10-0103280] (Kaynaklarını paylaşmak üzere birbirine bağlanmış iki veya daha fazla bilgisayarın oluşturduğu yapı)
                  • örgü [TUR10-0604670] (İletişim, ulaşım ve benzerinin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi; ağ)
                  • instagram [TUR10-1255020] (Sosyal medyada ücretsiz fotoğraf ve video paylaşma uygulaması)
                  • icloud [TUR10-1248290] (Apple tarafından 6 Haziran 2011'de tanıtılan bulut depolama ve bulut bilişim servisi)
                  • iletişim ağı [TUR10-0367910] (İletişim araçlarının birbirleriyle ortak bağlantı kurma veya iş birliği sağlama durumu veya düzeni)
                    • dış ağ [TUR10-1005480] (Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ'ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı)
                  • iç hat [TUR10-0358770] (İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yeri içindeki bağlantıyı sağlayan haberleşme ağı)
                • sistem [TUR10-0696440] (Model; tip)
                • computer system [ENG31-03089957-n] (a system of one or more computers and associated software with common storage)
                • erken uyarı sistemi [TUR10-1212030] (Doğal afet tehlikeleri öncesinde karşılaşılabilecek risk oranını azaltmak ve zamanında bildirmek amacıyla belli kurumlarca yayınlanan uyarı mesajları veya bildiriler)
                • early warning system [ENG31-03266098-n] (a network of radar installations designed to detect enemy missiles or aircraft while there is still time to intercept them)
                • egzoz [TUR10-1212180] (İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıt gazının atılmasını sağlayan düzen)
                • exhaust [ENG31-03307883-n] (system consisting of the parts of an engine through which burned gases or steam are discharged)
                • labirent [TUR10-0504800] (Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı)
                • maze [ENG31-03738772-n] (complex system of paths or tunnels in which it is easy to get lost)
                • barkovizyon [TUR10-1256190] (Video ya da bilgisayardan aldığı görüntüleri çok geniş bir perdeye ya da ekrana yansıtan projeksiyon sistemi)
                • bileşik kaplar [TUR10-0102560] (Alt taraflarından değişik boyut ve kesitlerde borularla birleştirilmiş sistem)
                • modüler sistem [TUR10-0549400] (Parçalı sistem)
                • neojen [TUR10-0574360] (Üçüncü zamanın bölündüğü dört büyük devirden son ikisi olan pliyosen ile miyoseni birden kavrayan sistem)
                • demir yolu [TUR10-0192100] (Bu yolla yapılan taşımacılık sistemi)
                • denklemler sistemi [TUR10-0194740] (İki veya daha çok denklemden oluşan ve hepsinin birlikte ortak çözümü istenen takım)
                • sinyalizasyon [TUR10-0695590] (Demir yolu, kara yolu ve limanlarda trafiği düzenleyen ışıklı sistem)
                • susturucu [TUR10-0713830] (Ateşli bir silahın patlama gürültüsünü azaltan sistem)
                • supap [TUR10-0712920] (Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem)
                • soğutucu [TUR10-0700040] (Bir makine veya yapıda, aşırı ısınmayı önlemek için yer alan düzen)
                • gps [TUR10-1250630] (Dünya üzerinde herhangi engelsiz bir görüş hattında, dört veya daha fazla uydusu ile her türlü hava koşulunda yer ve zaman bilgileri sağlayan uzay tabanlı uydu navigasyon sistemi)
                • radyofoni [TUR10-0640620] (Elektromanyetik dalgaların özelliklerinden yararlanarak sesleri ileten sistem)
                • radyofoto [TUR10-0640660] (Fotoğraf, yazı vb. görüntülerin radyo dalgalarıyla uzaktan iletilmesini sağlayan sistem)
                • radyolink [TUR10-0640760] (Radyo, telefon, televizyon, teleks vb. iletişim araçlarının kablo bağlantısı olmaksızın, istasyonlar arasında veya stüdyo ile verici istasyon arasında yüksek frekanslı radyo dalgaları ile bağlantı kurmasına yarayan sistem)
                • iskele [TUR10-0380020] (Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı)
              • tuvalet malzemesi [TUR10-1246510] () toiletry [ENG31-04454577-n] (artifacts used in making your toilet (washing and taking care of your body))
                • kozmetik [TUR10-0479960] (Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde) cosmetic [ENG31-03117803-n] (a toiletry designed to beautify the body)
                  • maske [TUR10-0527810] (Yüz ve boyun güzelliği için cilde sürülen krem, macun vb. şeyler)
                    • mask [TUR10-0527630] (Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı)
                  • patakrem [TUR10-0618260] (Yüz ve boyundaki bozuklukları ve pürüzleri gideren pudra ile fondöten karışımı bir madde)
                  • makyaj malzemesi [TUR10-0318440] (Makyaj yapmakta kullanılan malzemelerin her biri) makeup [ENG31-03719774-n] (cosmetics applied to the face to improve or change your appearance)
                    • ruj [TUR10-0224440] (Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde)
                    • lipstick [ENG31-03681809-n] (makeup that is used to color the lips)
                    • rimel [TUR10-0527670] (Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme)
                    • mascara [ENG31-03729557-n] (makeup that is used to darken and thicken the eye lashes)
                    • sürme [TUR10-0643030] (Kirpik diplerine sürülen siyah boya)
                    • kohl [ENG31-03633362-n] (a cosmetic preparation used by women in Egypt and Arabia to darken the edges of their eyelids)
                    • allık [TUR10-0022990] (Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya)
                    • rouge [ENG31-04119846-n] (makeup consisting of a pink or red powder applied to the cheeks)
                    • pudra [TUR10-0637680] (Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz) powder [ENG31-04000366-n] (any of various cosmetic or medical preparations dispensed in the form of a pulverized powder)
                      • talk pudrası [TUR10-0742180] (Nişasta, bizmut, karbonat vb. ile karıştırılarak yapılan, özellikle bebeklerin pişik gibi deri hastalıkları için kullanılan pudra)
                      • talcum [ENG31-04393879-n] (a toilet powder made of purified talc and usually scented)
                      • taş pudra [TUR10-0750920] (Süslenmek için kullanılan pudra ve krem karışımı katı madde)
                    • aklık [TUR10-0019670] (Kadınların makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sıvı, düzgün)
                    • far [TUR10-0264420] (Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya; düzgün)
                    • dudak kalemi [TUR10-0224480] (Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem)
                    • düzgün [TUR10-0232610] (Kadınların, teni pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem; fondöten)
                    • mil [TUR10-0545180] (Göze sürme çekmeye yarayan, kemik veya fil dişinden yapılmış ince ve uzun araç)
                    • güneş sütü [TUR10-0316000] (Güneşlenme sırasında cildin kurumasını önleyen, koruyucu, beyaz renkli bir tür makyaj malzemesi)
                    • güzellik müstahzarları [TUR10-0318450] (Makyaj malzemelerinin genel adı)
                    • ponpon [TUR10-0632940] (Pudra sürmek için kullanılan yumuşak tüylü tuvalet gereci)
                  • ağda [TUR10-0011630] (Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği)
                  • epilating wax [ENG31-03298006-n] (a mixture of resins and waxes to remove cosmetically undesirable hair)
                  • makyaj [TUR10-0521350] (Yüzü güzelleştirmek için boyama; yüz boyama; yüz bakımı; düzgün) makeup [ENG31-03719774-n] (cosmetics applied to the face to improve or change your appearance)
                    • kalıcı makyaj [TUR10-0403250] (Özellikle dudak, göz çevresi ve kaşların belirginleştirilmesi amacıyla kişiye özel olarak seçilmiş renklerin iğne yardımıyla üst deriye zerk edilmesiyle yapılan ve çok uzun süre ciltte kalan makyaj)
                      • kalıcı ruj [TUR10-0403260] (Dayanıklılığını uzun süre koruyan ruj)
                    • yazıcılık [TUR10-0844290] (Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleme işi)
                    • rujlamak [TUR10-0650170] (Ruj sürmek)
                  • oje [TUR10-0583300] (Türlü renklerde tırnak cilası)
                  • nail polish [ENG31-03811265-n] (a cosmetic lacquer that dries quickly and that is applied to the nails to color them or make them shiny)
                  • makyaj [TUR10-0521360] (İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında yapılan boyama ve değişmeler)
                  • rouge [ENG31-04119846-n] (makeup consisting of a pink or red powder applied to the cheeks)
                  • tırnak besleyicisi [TUR10-0775490] (Ojeden önce sürülen, tırnakları besleyen ve kırılmasını önleyen bir ürün)
                • koku [TUR10-0467280] (Güzel kokmak için sürülen esans) perfume [ENG31-03922150-n] (a toiletry that emits and diffuses a fragrant odor)
                  • deodorant [TUR10-0195040] (Vücudun belli bölgelerinden hoş olmayan kokuların çıkmaması için sıkılarak kullanılan güzel kokulu madde)
                  • deodorant [ENG31-03181260-n] (a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors)
                  • parfüm [TUR10-0615240] (Şişelenmiş güzel koku) perfume [ENG31-03922150-n] (a toiletry that emits and diffuses a fragrant odor)
                    • kolonya [TUR10-0469210] (İçinde, limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde)
                    • cologne [ENG31-03075025-n] (a perfumed liquid made of essential oils and alcohol)
                  • parfümeri [TUR10-0615280] (Kozmetiklerin ve kokuların tümü)
                  • ıtriyat [TUR10-0356570] (Sürünülecek güzel kokular)
                • krem [TUR10-0486080] (Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde) cream [ENG31-03133170-n] (toiletry consisting of any of various substances in the form of a thick liquid that have a soothing and moisturizing effect when applied to the skin)
                  • besleyici [TUR10-0095770] (Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıp ölü hücreleri atan krem türü)
                  • piling [TUR10-0627810] (Cildin ölü hücrelerden arındırılmasını sağlayan, kan dolaşımını hızlandıran bir krem türü)
                  • tıraş kremi [TUR10-0774810] (Tıraştan sonra deriyi yumuşak tutmak için sürülen krem)
                  • toparlayıcı krem [TUR10-0780930] (Esnekliğini yitirmiş cildi sıkıştırıp düzelten krem türü)
                  • saç kremi [TUR10-1125290] (Saçın yıkandıktan sonra kolay taranması amacıyla kullanılan krem)
                  • nemlendirici krem [TUR10-0574160] (Kuru ciltlerin bakımı için veya makyaj öncesinde kullanılan özel krem)
                  • göz altı kremi [TUR10-0308240] (Göz altı morluklarını, torbalanmalarını gideren bir krem türü)
                  • güneş kremi [TUR10-0315790] (Güneşlenme sırasında cildin kurumasını, aşırı yanmasını ve çatlamasını önleyen bir tür özel krem)
                  • jel [TUR10-0391320] (Tedavi amacıyla kullanılan jöle yapısında bir krem türü)
                • briyantin [TUR10-0120470] (Saçı parlatmak ve yatırmak için kullanılan güzel kokulu bir madde)
                • pomade [ENG31-03986384-n] (hairdressing consisting of a perfumed oil or ointment)
                • jöle [TUR10-0392120] (Saçın düzgün bir biçimde uzun süre kalmasını sağlayan yağlı, parlak ve yapışkan madde) gel [ENG31-04455013-n] (jellylike substance used in hair styling)
                  • kaş jölesi [TUR10-0426870] (Kaşın düzgün görünmesini sağlayan bir madde)
              • ağır silah [TUR10-1210110] (Tank, top, obüs, havan gibi silahların oluşturduğu, boyutu büyük silah çeşidi) artillery [ENG31-02749370-n] (large but transportable armament)
                • top [TUR10-0780420] (Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah) cannon [ENG31-02953692-n] (a large artillery gun that is usually on wheels)
                  • obüs [TUR10-0581810] (Yüksek ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu top)
                  • zemberek [TUR10-0872370] (Hayvan sırtında taşınabilen küçük top)
                  • çakaloz [TUR10-0145490] (Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top)
                  • dağ topu [TUR10-0178840] (Katır sırtında taşınan küçük top)
                  • sahra topu [TUR10-0657180] (Dağ topu gibi katır sırtında taşınmayıp atlarla çekilen top)
                  • salkım topu [TUR10-0660690] (Çevreye dağılan mermi parçaları atan top)
                  • yüzbeşlik [TUR10-1190050] (Topçulukta ağır bombardımanda kullanılan bir top türü)
                  • balyemez [TUR10-0075580] (Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top)
                  • bayram topu [TUR10-0087300] (Dinî bayramların başladığını duyurmak için arife ve bayram günlerinde atılan top)
                  • şişhane [TUR10-0732570] (Namlusu altı yivli tüfek veya top)
                  • ramazan topu [TUR10-0642170] (Ramazan ayında sahur ve iftar vakitlerini halka duyurmak için atılan top)
                    • iftar topu [TUR10-0362110] (İftar zamanını bildirmek amacıyla atılan top)
              • dikenli tel [TUR10-0203540] (Üzerinde yer yer diken gibi sivri çıkıntıları olan ve bir yeri korumak, geçişi güçleştirmek için kullanılan tel)
              • barbed wire [ENG31-02793846-n] (strong wire with barbs at regular intervals used to prevent passage)
              • seramik [TUR10-0677850] (Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne)
              • ceramic [ENG31-03000998-n] (an artifact made of hard brittle material produced from nonmetallic minerals by firing at high temperatures)
              • zincir [TUR10-0876260] (Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ) chain [ENG31-03003017-n] (a series of (usually metal) rings or links fitted into one another to make a flexible ligament)
                • çılbır [TUR10-0164070] (Yulara takılan ip veya zincir)
                • zincir [TUR10-0876280] (Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet)
                  • patinaj zinciri [TUR10-0618730] (Patinajı önlemek için tekerleğe takılan zincir)
                • köstek [TUR10-0483900] (Cep saati, kılıç, anahtar ve benzerinin ucuna takılan zincir)
                • köstek [TUR10-0483910] (Saat, kılıç, anahtar ve benzerinin ucuna takılan zincir)
                • çırçıl [TUR10-0165170] (Gemilere yükleme sırasında, bir fıçıyı yukarı kaldırabilmek için fıçının iki başına takılan enli ve kancalı zincir)
                • küpelik [TUR10-0502720] (Dalyan direklerini dikerken alt ucun batmasını sağlamak için bağlanan taş veya zincir)
                • bukağı [TUR10-0122170] (Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek)
                • suluk zinciri [TUR10-0712100] (At vb. hayvanların gemlerinin altına takılan küçük zincir)
              • konteyner [TUR10-0472870] (Çeşitli eşyaları taşımak için uluslararası standartlara göre tahtadan veya metalden yapılmış büyük kasa)
              • container [ENG31-03099154-n] (any object that can be used to hold things (especially a large metal boxlike object of standardized dimensions that can be loaded from one form of transport to another))
              • hırdavat [TUR10-0341730] (Kilit, tel, çivi vb. metal eşya)
              • hardware [ENG31-03498893-n] (instrumentalities (tools or implements) made of metal)
              • bağlantı [TUR10-0070060] (İki şey arasında ilişki sağlayan bağ) joint [ENG31-03606190-n] (junction by which parts or objects are joined together)
                • armuz [TUR10-0046500] (Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi)
                • seam [ENG31-04167433-n] (joint consisting of a line formed by joining two pieces)
                • menteşe [TUR10-0535490] (Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça) hinge [ENG31-03526239-n] (a joint that holds two parts together so that one can swing relative to the other)
                  • kullap [TUR10-0489380] (Bir tür menteşe)
                  • paravan menteşesi [TUR10-0614730] (Düz yaprak menteşelerinin benzeri, üç yapraklı ve iki milli menteşe)
                  • cermen menteşe [TUR10-0136830] (Bina kapıları ile pencerelere takılan ve yaprakları menteşe uzunluğunun yarısı kadar olan, sacdan kıvrılarak yapılmış menteşe)
                  • boy menteşe [TUR10-0630180] (Düz yaprak menteşe benzeri 1,75-3,50 cm uzunluğunda menteşe)
                  • pomel menteşe [TUR10-0632780] (Yaprakları, milleri düz yaprak menteşelerden daha kalın ve mil yatakları palamut, mermi, yumurta ve silindir biçimlerinde olan menteşe)
                  • iğnecik [TUR10-0362540] (Deniz teknelerinde dümen menteşesi)
                • kısa devre [TUR10-0453330] (Aralarında potansiyel farkı bulunan iki nokta, direnci çok küçük olan bir iletkenle birleştirildiğinde oluşan elektrik olayı)
                • short circuit [ENG31-04211801-n] (accidental contact between two points in an electric circuit that have a potential difference)
                • telefon hattı [TUR10-0760610] (Telefon tesisini ve iletişimini sağlayan tel örgü ağı)
                • telephone line [ENG31-04409192-n] (a telephone connection)
                • telsiz bağlantısı [TUR10-0761930] (İki telsiz arasında kurulan haberleşme bağlantısı)
                • ara bağlantı [TUR10-0938020] (Ayrı devrelerin birbiriyle bağlantısı)
                • karşı olum [TUR10-0757330] (Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram veya yargı arasındaki bağlantı)
                • ayrıklık [TUR10-0063310] (Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı)
                • ayrılmazlık [TUR10-0063600] (Özelliklerin, kendilerini taşıyan nesnelerle, ilineklerin tözle bağlantısı)
                • saplama [TUR10-0664660] (İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama)
              • tel [TUR10-0760030] (Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne) string [ENG31-04345112-n] (a lightweight cord)
                • kafes teli [TUR10-0398150] (Tel çitlerde kullanılan veya bir makine aracılığıyla kafes yapımında gerekli olan ince, galvanizli tel)
                • telgraf teli [TUR10-0761320] (Telgraf iletişimini sağlayan tel)
                • çelik pamuğu [TUR10-0157980] (Verniklenmiş yüzeyleri düzeltmeye veya matlaştırmaya yarayan uzun ve keskin kenarlı çelik tel tomarı)
                • kılavuz [TUR10-0447620] (Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne)
                • keman yayı [TUR10-0047150] (Kemana takılıp ses vermeyi sağlayan tel)
                • bam teli [TUR10-0075710] (Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş)
              • medya [TUR10-0367940] (Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam) medium [ENG31-06264799-n] (a means or instrumentality for storing or communicating information)
                • basın [TUR10-0528980] (Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü) press [ENG31-06274022-n] (the print media responsible for gathering and publishing news in the form of newspapers or magazines)
                  • gazete [TUR10-0285360] (Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için, yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın) newspaper [ENG31-06277798-n] (a daily or weekly publication on folded sheets)
                    • okul gazetesi [TUR10-1220310] (Öğrenciler tarafından hazırlanan, okul içinde dağıtılan veya satılan, çoğunlukla kar amacı gütmeyen amatör gazete çeşidi)
                    • school newspaper [ENG31-06278411-n] (a newspaper written and published by students in a school)
                    • akşam gazetesi [TUR10-0021620] (Baskısı öğleden sonra, özellikle akşama doğru yapılan gazete)
                    • duvar gazetesi [TUR10-0226680] (Duvara asılan, çoğunlukla elle, yazı makinesi ile yazılan okul veya dernek gazetesi)
                    • bayram gazetesi [TUR10-0087120] (Dinî bayram günlerinde Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayımlanan özel gazete)
                    • radyo gazetesi [TUR10-0640680] (Radyo aracılığıyla yayımlanan haber, yorum ve röportajların tümü)
                  • renkli basın [TUR10-0645730] (Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğrafa yazı ve haberden çok yer veren, kupon veya çekilişlerle armağan dağıtan basın)
                • sinema [TUR10-0694520] (Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi) film [ENG31-06273220-n] (a medium that disseminates moving pictures)
                  • mikrosinema [TUR10-0545070] (Mikroskopla görülebilecek nesnelerin görüntülerini tespit etmekle uğraşan sinema kolu)
                  • çevirim [TUR10-0161140] (Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi)
                  • oynatım [TUR10-0596740] (Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu)
                  • sinekromi [TUR10-0694480] (Filmlerin renklendirilmesi ile ilgili sinema kolu)
                • telekomünikasyon [TUR10-0760780] (Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik ve başka elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması) telecommunication [ENG31-06282431-n] ((often plural) systems used in transmitting messages over a distance electronically)
                  • telsiz telgraf [TUR10-0640890] (Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf)
                  • radiotelegraph [ENG31-06286124-n] (telegraphy that uses transmission by radio rather than by wire)
                  • pırıldak [TUR10-0626480] (Işık açıp kapamak yoluyla işaretler vererek anlaşmayı sağlayan araç)
                • albüm [TUR10-1093840] (Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset)
                • album [ENG31-06604096-n] (one or more recordings issued together)
              • medya [TUR10-0532140] (Büyük iletişim ve yayın organlarının tümü)
              • medium [ENG31-06264799-n] (a means or instrumentality for storing or communicating information)
              • aparat [TUR10-0937880] (Herhangi bir aracın çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlayan parçaları)
                • dipçik [TUR10-0207830] (Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü)
                • ferahi [TUR10-0268310] (II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik)
              • kefe [TUR10-0437970] (Semercilerin kullandığı bir tür araç)
              • kemane [TUR10-0439700] (Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç)
              • kepçe [TUR10-0441790] (Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık)
              • tarak [TUR10-0746150] (Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç)
              • teber [TUR10-0754770] (Meşin kesmek için kullanılan araç)
              • kirkit [TUR10-0462960] (Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç)
              • tekercik [TUR10-0758060] (Bilgisayarda oluşturulmuş, yazılmış bilgileri saklamak, bir başka yere aktarmak amacıyla kullanılan araç)
              • teleskobik [TUR10-0761040] (Birbiri içine girebilen, boyu uzayıp kısalabilen araç)
              • telem [TUR10-0760830] (Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç)
              • telesekreter [TUR10-0760960] (Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç)
              • tenkiye [TUR10-0764750] (Bu iş için kullanılan araç)
              • tepegöz [TUR10-0765410] (Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç)
              • terazi [TUR10-0766550] (Elektronik tartma aracı)
              • çamurluk [TUR10-0149370] (Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği)
              • etüv [TUR10-0259020] (Mikropların üretilmesinde uygun sıcaklığı sağlayan kapalı araç)
              • termosifon [TUR10-0768160] (Sıcak su elde edilen bir kazan ve içindeki borulardan oluşmuş araç)
              • tirle [TUR10-0777840] (Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç)
              • toka [TUR10-0778900] (Kadınların saçlarını tutturmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç)
              • tokmak [TUR10-0779220] (Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç)
                • filariz [TUR10-0273420] (Keten dövmeye yarayan tokmak)
                • muşta [TUR10-0557100] (Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak)
                • soku [TUR10-0700390] (Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak)
              • kapsül [TUR10-0414630] (Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç)
              • kapsül [TUR10-0414640] (Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç)
              • tulumba [TUR10-0787740] (Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye veya herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç)
                • sandık [TUR10-0663090] (Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba)
              • ufak tefek [TUR10-0796580] (Gerekli küçük eşya; araç gereç)
              • ufalayıcı [TUR10-0796700] (Pis suda bulunan iri maddelerin ufalanmasını sağlayan alet)
              • üretim araçları [TUR10-0808630] (Üretim sürecinde kullanılan iş, araç ve gereçlerin bütünü)
              • hadde [TUR10-0319820] (Madenleri tel durumuna getirmek için kullanılan ve türlü çapta delikleri olan çelik araç)
              • askı [TUR10-0050370] (Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç)
              • atlama tahtası [TUR10-0056280] (Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanılan yer veya kimse)
              • yazı takımı [TUR10-0844960] (Yazı yazmakta kullanılan bütün araç gereç)
              • yay [TUR10-0842410] (Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç)
              • kantarma [TUR10-0410880] (Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç)
              • kasa [TUR10-0424490] (Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı)
              • yağmurlayıcı [TUR10-0825330] (Yağmurlama aracı)
              • yağlayıcı [TUR10-0824730] (Makine, motor ve benzerini oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç)
              • kazağı [TUR10-0435440] (Kazımakta veya temizlemekte kullanılan demir araç)
              • kazgıç [TUR10-0436220] (Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç)
              • kuluçkalık [TUR10-1058650] (Genellikle dişi kuş veya dişi kümes hayvanının yavru çıkarmak için yumurtaları üstüne yatması gereken sürenin geçirildiği yer)
              • tutmalık [TUR10-0790360] (Tutmaya yarayan nesne)
              • tutturmalık [TUR10-0790530] (Kopça, toka, düğme gibi iki şeyi birbirine tutturmaya yarayan nesne)
              • tutamaç [TUR10-0789350] (Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç)
              • kutu [TUR10-0497760] (Elektrik akımı devrelerinde birleştirme yapmak, akımı bir veya daha fazla kollara ayırmak için kullanılan araç)
              • manipülatör [TUR10-0524140] (Telgraf işaretlerini göndermek için, bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç)
              • masat [TUR10-0527550] (Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç)
              • bişek [TUR10-0108850] (Yayık dövmede kullanılan araç)
              • maymuncuk [TUR10-0752900] (Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç)
                • tavukayağı [TUR10-0753130] (Bir tür maymuncuk)
              • mekik [TUR10-0533100] (El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç)
              • mekik [TUR10-0533110] (Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç)
              • mühre [TUR10-0560740] (Kâğıda yumuşaklık, parlaklık ve düzlük vermek için kullanılan camdan araç)
              • çevirgi [TUR10-0161050] (Çevrilebilen anahtar, tokmak vb. araçlar)
              • çıtçıt [TUR10-0165760] (Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç)
              • müşir [TUR10-0565450] (Taşıtlarda motorun ısı durumunu göstergeye yansıtan araç)
              • nişangeç [TUR10-0577880] (Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı)
              • nomogram [TUR10-1249410] (Bir matematiksel fonksiyonun yaklaşık grafiksel hesaplamasına izin vermek için tasarlanmış iki boyutlu bir diyagram olan grafiksel bir hesaplama aracı)
              • ocakeşeği [TUR10-0581970] (Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç)
              • şamandıra [TUR10-0867680] (Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb.)
              • sağır pusula [TUR10-1125930] (Kerteriz alma aracı)
              • ortez [TUR10-1110670] (Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç)
              • fincan [TUR10-0274530] (Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç)
              • sıkacak [TUR10-0685410] (Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç)
              • süt taşı [TUR10-0719870] (Süt kaynatılırken taşmaması için tencerenin içine konulan bombeli, yuvarlak, camdan yapılmış araç)
              • sifon [TUR10-0691240] (Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç)
              • gazojen [TUR10-0285760] (Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç)
              • öğütme haznesi [TUR10-0599940] (Mutfaklarda yemek artıklarını atık su borusuna aktarmadan önce küçük parçalara ayıran, evyeye bağlı araç)
              • sünger [TUR10-0715610] (Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci)
                • koyunyünü [TUR10-0479590] (Bir tür sünger)
              • sonda [TUR10-0702100] (Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç)
              • sonda [TUR10-0702090] (Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç)
              • sonda [TUR10-0702110] (Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek için kullanılan araç)
              • sistire [TUR10-0696590] (Bir tahtanın üzerindeki ufak pürüzleri giderip onu dümdüz bir duruma getirmeye yarayan ince çelik lama)
              • gergi [TUR10-0293540] (İp, kayış, tel ve benzerini gerginleştirme işinde kullanılan araç)
              • paçalık [TUR10-0610260] (Otomobilde tekerleğin taş, çamur atmasını önleyen ve tekerlek arkalarına takılan lastik veya plastikten yapılmış araç)
              • stent [TUR10-0709140] (Tıkanmak üzere olan damarın içine konan araç)
              • simit [TUR10-0693820] (Denizde kullanılan halka biçiminde cankurtaran)
                • can simidi [TUR10-0981970] (Suda boğulma tehlikesine karşı kullanılan ve sudan hafif maddelerden, büyük simit veya yelek biçiminde yapılmış araç)
              • gücü [TUR10-0312060] (Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı)
              • rampa [TUR10-0642260] (Bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç)
              • göz [TUR10-0308130] (Terazi kefesi)
                • kefe [TUR10-0437960] (Terazi gözlerinden her biri)
              • halka [TUR10-0323280] (Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 cm çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri)
              • isteka [TUR10-0381670] (Basımevlerinde kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan sert tahta veya kemikten yapılmış araç)
              • iskandil [TUR10-0379890] (Bu iş için kullanılan araç)
              • iletişim araçları [TUR10-0367920] (Toplumda sözlü veya yazılı haber alma imkânını sağlayan teknik araçlar)
              • havalı tulumba [TUR10-1046460] (Özellikle tanker kurtarmada kullanılan ve basınçlı hava ile çalışan araç)
              • ışınlayıcı [TUR10-0356340] (Yapısında bir ışıma kaynağı bulunan ve bir maddeyi ışınlamaya yarayan araç)
              • ıslatıcı [TUR10-0354690] (Yapıştırmadan önce pulları, zarfları, etiketleri ıslatmaya yarayan araç)
              • hoppala [TUR10-0347630] (Bebeklerin içine konup zıplayarak eğlenmelerini sağlayan yaylı araç)
              • işporta [TUR10-0386320] (Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç)
              • exhibition [ENG31-08424576-n] (a collection of things (goods or works of art etc.) for public display)
            • yapı [TUR10-0833270] (Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün) structure [ENG31-04348764-n] (a thing constructed)
              • yapı [TUR10-0833210] (Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri) building [ENG31-02916498-n] (a structure that has a roof and walls and stands more or less permanently in one place)
                • açık hava müzesi [TUR10-0004530] (Açık havadan etkilenmeyecek eski etnografik eserlerin, evlerin, işlik vb. sivil yapıların sergilendiği bir bölgede kurulan üstü açık müze)
                • gecekondu [TUR10-0286390] (Acele ile yapılıvermiş, derme çatma yapı) hovel [ENG31-03552234-n] (small crude shelter used as a dwelling)
                  • kondu [TUR10-1083950] (Gecekondu)
                • hımış [TUR10-0341470] (Ağaç çatkıların arasına kerpiç doldurularak yapılmış duvar veya bina)
                • gökdelen [TUR10-0302630] (Yirmi, otuz veya daha çok katlı yapı)
                • skyscraper [ENG31-04240233-n] (a very tall building with many stories)
                • harabe [TUR10-0853820] (Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı) ruin [ENG31-04125729-n] (a ruined building)
                  • harabat [TUR10-0326980] (Yıkıntılar; harabeler; viraneler)
                • virane [TUR10-0820170] (Yıkılmış veya çok harap olmuş yapı)
                • ruin [ENG31-04125729-n] (a ruined building)
                • ev [TUR10-0259060] (Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı) dwelling [ENG31-03264208-n] (housing that someone is living in)
                  • korugan [TUR10-0476690] (Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan, korunmaya elverişli, kare biçimindeki ev)
                  • bungalov [TUR10-0124570] (Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev)
                  • bungalow [ENG31-02923176-n] (a small house with a single story)
                  • kasır [TUR10-0425200] (Bahçe içinde yapılmış süslü ev) mansion [ENG31-03724592-n] (a large and imposing house)
                    • abâd [TUR10-1253290] (Lâle devrinde İstanbul’un semt, mesire ve köşklerine verilen isim)
                  • kaşane [TUR10-0426200] (Büyük, süslü köşk, saray vb. yapı)
                  • mansion [ENG31-03724592-n] (a large and imposing house)
                  • konak [TUR10-0471260] (Büyük ve gösterişli ev) mansion [ENG31-03724592-n] (a large and imposing house)
                    • şato [TUR10-0725540] (Avrupa'da soylu kimselerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak)
                    • château [TUR10-1254650] (Şato)
                  • kulübe [TUR10-0489710] (Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev) hovel [ENG31-03552234-n] (small crude shelter used as a dwelling)
                    • tol [TUR10-0779510] (Yayla veya bahçe kulübesi)
                    • huğ [TUR10-0349610] (Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi)
                  • pansiyon [TUR10-0612630] (Bütünü veya bir bölümü sürekli veya belli bir zaman için kiraya verilen, isteğe göre yemek de veren ev) boarding house [ENG31-02860757-n] (a private house that provides accommodations and meals for paying guests)
                    • yarım pansiyon [TUR10-0837590] (Konaklama tesislerinde oda ve kahvaltı hizmetleri yanında öğle veya akşam yemeğinden birisinin verilmesine dayanan sistem)
                  • şale [TUR10-0722350] (Uzun saçaklı çatısı olan alçak dağ konutu)
                  • chalet [ENG31-03006420-n] (a Swiss house with a sloping roof and wide eaves or a house built in this style)
                  • villa [TUR10-0820050] (Yazlıkta veya şehir dışında, bahçeli, müstakil ev)
                  • villa [ENG31-04542819-n] (detached or semidetached suburban house)
                  • yalı [TUR10-0828800] (Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev)
                  • beach house [ENG31-02817473-n] (a house built on or near a beach)
                  • müstakil ev [TUR10-1211720] (Bir apartman dairesi olmayan, alt ve üst katlarında komşu olmayan, genellikle mülkiyetinin bir kişiye ait olduğu, içinde bir kişinin veya en fazla bir ailenin yaşadığı bir veya birkaç katlı ev)
                  • detached house [ENG31-03185531-n] (a house that stands alone)
                  • dubleks ev [TUR10-1211990] (İki kattan oluşan ev)
                  • duplex house [ENG31-03261913-n] (a house with two units sharing a common wall)
                  • çiftlik evi [TUR10-1212280] (Çiftliğin yanında, genellikle çiftçinin ve ailesinin yaşadığı ev)
                  • farmhouse [ENG31-03327781-n] (house for a farmer and family)
                  • kerpiç ev [TUR10-1215570] (Kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğladan örülmüş barınak)
                  • sod house [ENG31-04263009-n] (a house built of sod or adobe laid in horizontal courses)
                  • dam [TUR10-0181490] (Üzeri toprak kaplı ev; küçük ev; köy evi)
                  • beyit [TUR10-0098300] (Ev)
                  • orman evi [TUR10-0590840] (Orman koruma memurunun evi)
                  • orman evi [TUR10-0590850] (Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için orman bölgelerinde yapılmış ev)
                  • hanay [TUR10-0325650] (İki ve daha çok katlı ev)
                • mezbaha [TUR10-0444380] (Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer)
                • abattoir [ENG31-02669573-n] (a building where animals are butchered)
                • genelev [TUR10-0469560] (Seks işçiliği yapan kadınların müşterilerini kabul ettikleri yer) whorehouse [ENG31-04588881-n] (a building where prostitutes are available)
                  • randevuevi [TUR10-0642380] (Gizli fuhuş amacıyla işletilen yer)
                • kuşhane [TUR10-0496920] (İçinde süs kuşları beslenilen ve üretilen küçük oda veya büyük kafes)
                • aviary [ENG31-02766609-n] (a building where birds are kept)
                • öğrenci yurdu [TUR10-0599310] (Öğrencilerin barınma, yeme ve çalışmalarını kolayca karşılayabilecek özel olarak yapılmış yer veya bina)
                • dormitory [ENG31-03229596-n] (a college or university building containing living quarters for students)
                • sera [TUR10-0677780] (Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer) greenhouse [ENG31-03462844-n] (a building with glass walls and roof)
                  • limonluk [TUR10-0677770] (Limon ağaçlarının bulunduğu yer)
                  • conservatory [ENG31-03096622-n] (a greenhouse in which plants are arranged in a pleasing manner)
                • hane [TUR10-0325870] (Ev; konut) house [ENG31-03550330-n] (a building in which something is sheltered or located)
                  • adliye [TUR10-0009070] (Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı)
                  • courthouse [ENG31-03125949-n] (a building that houses judicial courts)
                  • mahkeme binası [TUR10-1211520] (Yargı işlerinin yürütüldüğü bina)
                  • courthouse [ENG31-03125949-n] (a building that houses judicial courts)
                  • toplu konut [TUR10-0781700] (Önceden planlanmış belli bir yerleşim bölgesinde vatandaşa devletin açtığı kredi yardımları ve katkılarıyla oluşturulan yapılar bütünü)
                  • bekarhane [TUR10-0089490] (Bekârların yaşadığı müstakil ev)
                  • bendehane [TUR10-0092790] (Bendenin, kölenin evi)
                  • berhane [TUR10-0094630] (Büyük, harap, kullanışsız ev)
                  • hane [TUR10-0325920] (Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz)
                • apartman [TUR10-0040410] (Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı)
                • apartment building [ENG31-02729606-n] (a building that is divided into apartments)
                • kayıkhane [TUR10-0432880] (Kayıkların çekildiği, korunduğu üstü örtülü yer)
                • boathouse [ENG31-02862783-n] (a shed at the edge of a river or lake)
                • merkez [TUR10-0536920] (Bir işin öğretildiği yer)
                • center [ENG31-02997001-n] (a building dedicated to a particular activity)
                • merkez [TUR10-0536930] (Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer) center [ENG31-02997001-n] (a building dedicated to a particular activity)
                  • kongre merkezi [TUR10-1211350] (Kongrelerin yapıldığı yer)
                  • conference center [ENG31-03094209-n] (a center where conferences can be conducted)
                  • kültür merkezi [TUR10-0502010] (Kültüre ve kültürün gelişimine hizmet etmek amacıyla kurulmuş opera, tiyatro, sergi vb. etkinliklerin yapıldığı yer)
                  • sağlık merkezi [TUR10-0656220] (Sağlık işlerinin topluca görüldüğü yer)
                  • yer istasyonu [TUR10-0850650] (Uzay araştırmalarında yeryüzünde yapılan çalışmaların gerçekleştiği merkez)
                  • moral eğitim merkezi [TUR10-0550310] (Kurum ve kuruluşlarda moral eğitiminin verildiği yer)
                  • satış merkezi [TUR10-0668500] (Bir malın satıldığı ana merkez)
                  • radyo istasyonu [TUR10-0640720] (Radyo vericilerinin bulunduğu merkez)
                  • iş merkezi [TUR10-0386280] (İş yerlerinin yoğun olduğu bölge)
                  • iş merkezi [TUR10-0386290] (Bir ticaret ortaklığının yönetildiği yer)
                • kümes [TUR10-0502370] (Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer) chicken coop [ENG31-03020043-n] (a farm building for housing poultry)
                  • tavuk kümesi [TUR10-0753290] (Tavukların korunması ve bakımı için yapılmış özel kümes)
                  • civcivlik [TUR10-0142110] (Sekiz on haftalık oluncaya kadar civcivlerin bakımına ayrılan kümes)
                • ibadethane [TUR10-0745420] (İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı) temple [ENG31-04414570-n] (place of worship consisting of an edifice for the worship of a deity)
                  • panteon [TUR10-0612760] (Yunan ve Romalıların en büyük tapınaklarına verdikleri ad)
                  • cami [TUR10-0131080] (Müslümanların namaz kılmak için toplandıkları yer) mosque [ENG31-03793728-n] ((Islam) a Muslim place of worship that usually has a minaret)
                    • musalla [TUR10-0556490] (Camilerde cenaze namazı kılınan yer)
                    • selatin cami [TUR10-0675060] (Osmanlı padişahlarının veya eşlerinin yaptırdıkları camilerden her biri)
                  • kilise [TUR10-0460500] (Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer) church [ENG31-03031762-n] (a place for public (especially Christian) worship)
                    • bazilika [TUR10-0087620] (İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise)
                    • basilica [ENG31-02804350-n] (an early Christian church designed like a Roman basilica)
                    • katedral [TUR10-0427530] (Piskoposluk makamı olan büyük kilise)
                    • cathedral [ENG31-02987658-n] (the principal Christian church building of a bishop's diocese)
                    • şapel [TUR10-1145930] (Küçük kilise)
                  • mescit [TUR10-0537980] (Genellikle minaresiz, küçük cami)
                  • mosque [ENG31-03793728-n] ((Islam) a Muslim place of worship that usually has a minaret)
                  • pagoda [TUR10-0610600] (Çin, Japonya vb. Uzak Doğu ülkelerindeki tapınak)
                  • pagoda [ENG31-03880643-n] (an Asian temple)
                  • sinagog [TUR10-0825710] (Hazreti Musa'nın dinine bağlı olananların ibadet etmek için toplandıkları yer)
                  • synagogue [ENG31-04381822-n] ((Judaism) the place of worship for a Jewish congregation)
                  • Kabe [TUR10-0393880] (Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer)
                  • Kabe [TUR10-0393870] (Mekke'de bulunan, Müslümanlarca ziyaret ve tavaf edilen kutsal yer)
                  • Kaaba [ENG31-03611932-n] ((Islam) a black stone building in Mecca that is shaped like a cube and that is the most sacred Muslim pilgrim shrine)
                  • kıble [TUR10-0446970] (Sıkıntılı bir durumda yardım umarak başvurulan yer)
                  • kilise [TUR10-0460510] (Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş)
                    • Katolik [TUR10-0429340] (Roma kilisesinin kendine verdiği ad)
                  • allah'ın evi [TUR10-0932550] (Kâbe)
                  • mabet [TUR10-0515370] (Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer)
                  • şapel [TUR10-1145940] (Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri)
                  • semahane [TUR10-0675560] (Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema ayini yaptıkları özel bölüm)
                  • piskoposhane [TUR10-0629030] (Piskoposluk)
                • sinema salonu [TUR10-0694650] (Film gösterimi için seyircilere ayrılan geniş salon)
                • cinema [ENG31-03036237-n] (a theater where films are shown)
                • konsolosluk [TUR10-0472490] (Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri sağlayan daire) consulate [ENG31-03097883-n] (diplomatic building that serves as the residence or workplace of a consul)
                  • şehbenderlik [TUR10-0726410] (Bu işin görüldüğü daire; konsolosluk)
                • krematoryum [TUR10-0486170] (Ölülerin yakıldığı yer)
                • crematory [ENG31-03134884-n] (a mortuary where corpses are cremated)
                • kamu binası [TUR10-1212760] (Halk tarafından eğitim, sağlık, ibadet gibi çeşitli amaçlarla kullanılan bina) government building [ENG31-03454508-n] (a building that houses a branch of government)
                  • özel kalem [TUR10-1115200] (Bu kimselerin çalıştığı yer)
                • sağlık tesisi [TUR10-1213820] (Hastane, sağlık ocağı, aile sağlık merkezi, doğumevi, dispanser ve poliklinik, ağız ve diş sağlığı merkezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, entegre sağlık kampüsü gibi fonksiyonlarda hizmet veren gerçek veya tüzel kişilere veya kamuya ait tesis) medical building [ENG31-03745009-n] (building where medicine is practiced)
                  • klinik [TUR10-0464860] (Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer) clinic [ENG31-03047259-n] (a healthcare facility for outpatient care)
                    • sağlık ocağı [TUR10-0656240] (Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu)
                    • dispensary [ENG31-03215273-n] (clinic where medicine and medical supplies are dispensed)
                    • solaryum [TUR10-0700740] (Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş)
                    • revir [TUR10-0646960] (Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm)
                    • poliklinik [TUR10-0632290] (Çeşitli hastalıkların bakıldığı klinik)
                  • hastane [TUR10-0730960] (Hastaların yatırılarak tedavi edildikleri sağlık kurumu) hospital [ENG31-08071169-n] (a medical institution where sick or injured people are given medical or surgical care)
                    • akıl hastanesi [TUR10-0773870] (Akıl hastalarının yatırıldığı hastane)
                    • mental hospital [ENG31-03752065-n] (a hospital for mentally incompetent or unbalanced person)
                    • sanatoryum [TUR10-0662450] (Özellikle veremli hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık kuruluşu)
                    • sanatorium [ENG31-04140580-n] (a hospital for recuperation or for the treatment of chronic diseases)
                    • acil servis [TUR10-0003520] (Hastanelerde acilen bakılması gereken hastaların ilk tedavilerinin yapıldığı yer)
                    • âcizleşebilme [TUR10-0918060] (Âcizleşebilmek durumu)
                    • âcizleşme [TUR10-0918080] (Âcizleşmek durumu)
                    • sargı yeri [TUR10-1128880] (Savaş, deprem vb. durumlarda yaralılara ilk yardımın yapılabilmesi için geçici olarak kurulan nokta)
                    • yoğun bakım [TUR10-0857680] (Hastanelerde bu bakımın uygulandığı özel bölüm)
                    • seyyar hastane [TUR10-0683310] (Harekâtta veya acil durumlarda kullanılmak üzere motorize, gezgin hastane)
                    • gastroenteroloji [TUR10-0284130] (Hastanelerde sindirim organları hastalıklarının incelendiği, tedavi edildiği bölüm)
                    • hariciye [TUR10-0328870] (Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm)
                    • ilk yardım hastanesi [TUR10-0369770] (Aniden rahatsızlananlar veya kazada yaralananlara ilk tıbbi müdahalenin yapılabileceği nitelikte donatılan hastane)
                  • doğumhane [TUR10-0214380] (Doğum yapılan sağlık kuruluşu)
                  • sağlık yurdu [TUR10-0656300] (Şehirlerde veya büyük merkezlerde hastalara bakmak için açılan kuruluş)
                  • başhekimlik [TUR10-0081750] (Başhekim ve görevlilerin çalıştığı yer)
                  • göz bankası [TUR10-0308320] (Gerektikçe başkalarına aktarılmak için ölümlerinden hemen sonra gönüllülerin gözündeki saydam tabakanın alınıp saklandığı göz kliniği)
                  • prevantoryum [TUR10-0635740] (Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu)
                • elçilik [TUR10-0673530] (Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimsenin görevini yaptığı yapı)
                • embassy [ENG31-03287206-n] (a diplomatic building where ambassadors live or work)
                • gümrük [TUR10-0314390] (Bir ülkenin giriş ve çıkışında gümrük denetim ve gözetiminin yapıldığı yer) customhouse [ENG31-03156969-n] (a government building where customs are collected and where ships are cleared to enter or leave the country)
                  • liman [TUR10-0511500] (Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak) seaport [ENG31-08656633-n] (a sheltered port where ships can take on or discharge cargo)
                    • açık liman [TUR10-0005090] (Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çıktıkları liman)
                    • açık liman [TUR10-0005100] (Hava şartlarından kolayca etkilenen liman)
                    • ticaret limanı [TUR10-0776450] (Dış ülkelerle alışverişin yapıldığı liman)
                    • yatak liman [TUR10-0840670] (Büyük donanmaların barınmasına elverişli liman)
                • Pentagon [TUR10-1244030] (A government building with five sides that serves as the headquarters of the United States Department of Defense)
                • Pentagon [ENG31-03918615-n] (a government building with five sides that serves as the headquarters of the United States Department of Defense)
                • çardak [TUR10-0151060] (Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü yapı) gazebo [ENG31-03435328-n] (a small roofed building affording shade and rest)
                  • pergola [TUR10-0623960] (Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak)
                  • alaçık [TUR10-0023590] (Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak)
                • pavyon [TUR10-0619510] (Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri)
                • gazebo [ENG31-03435328-n] (a small roofed building affording shade and rest)
                • kütüphane [TUR10-0464160] (Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş) library [ENG31-03665990-n] (a depository built to contain books and other materials for reading and study)
                  • genel kütüphane [TUR10-0291520] (Bütün alanlarda yazılmış ve yayımlanmış kitapları, süreli yayınları ve belgeleri bünyesinde toplayan kütüphane; umumi kütüphane)
                  • gezici kütüphane [TUR10-0296080] (Halka eğitim ve öğretim amacıyla götürülen kitaplık hizmeti)
                  • kitap sarayı [TUR10-0464240] (Kitap satılan büyük yer)
                  • kitap sarayı [TUR10-0464230] (Halkın yararlanması için kurulmuş büyük kitaplık)
                • morg [TUR10-0550540] (Hastanelerde veya mezarlıklarda ölülerin belirli süre için saklandıkları soğuk ortam)
                • morgue [ENG31-03791032-n] (a building (or room) where dead bodies are kept before burial or cremation)
                • otel [TUR10-0593590] (Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme) hotel [ENG31-03547513-n] (a building where travelers can pay for lodging and meals and other services)
                  • butik otel [TUR10-0126240] (Diplomat, iş adamı vb. seçkin müşterileri için kendilerini evlerinde hissedebilecekleri konforu sağlayan, oda sayısı az bir tür otel)
                  • han [TUR10-0236890] (Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı) hostel [ENG31-03546876-n] (a hotel providing overnight lodging for travelers)
                    • kervansaray [TUR10-0443170] (Ana yollarda kervanların konaklaması için yapılan büyük han) caravansary [ENG31-02964471-n] (an inn in some eastern countries with a large courtyard that provides accommodation for caravans)
                      • ferhane [TUR10-0268640] (Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray)
                    • konalga [TUR10-0471420] (Göçebe ve yolcuların yolculuk veya göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer; konak yeri)
                    • menzil [TUR10-0535640] (At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han)
                  • motel [TUR10-0551000] (Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek kara yolları üzerinde yapılmış otel)
                  • motel [ENG31-03794031-n] (a motor hotel)
                  • apart otel [TUR10-0040430] (Müşterilerin kendi yeme ve içme gereksinimini karşılayabilmek için gerekli malzemeler ile donatılmış bağımsız apartman veya villa tipinde inşa edilmiş ancak otel gibi işletilen konaklama tesisi)
                  • palas [TUR10-0611330] (Lüks otel veya gösterişli yapı)
                  • dine [TUR10-0206910] (Konaklama yeri)
                • rasathane [TUR10-0309490] (Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer) observatory [ENG31-03845191-n] (a building designed and equipped to observe astronomical phenomena)
                  • meteoroloji istasyonu [TUR10-0539800] (Hava kürede sık sık görülen değişiklikleri inceleyen ve ölçen gözlemevi)
                • iş hanı [TUR10-1214190] (Ofis olarak kullanmak amacıyla tasarlanan odalardan oluşan bina)
                • office building [ENG31-03847532-n] (a building containing offices where work is done)
                • planetaryum [TUR10-0855060] (Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbe içinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı)
                • planetarium [ENG31-03962433-n] (a building housing an instrument for projecting the positions of the planets onto a domed ceiling)
                • pub [TUR10-1214930] (İnsanların boş vakitlerini geçirdiği, dinlendiği ve bir arada bulunduğu, alkol tüketilen yer)
                • public house [ENG31-04024793-n] (tavern consisting of a building with a bar and public rooms)
                • lokanta [TUR10-0513480] (Aşçı)
                • restaurant [ENG31-04088393-n] (a building where people go to eat)
                • lokanta [TUR10-0925490] (Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer) restaurant [ENG31-04088393-n] (a building where people go to eat)
                  • kafeterya [TUR10-0398170] (Müşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta)
                  • cafeteria [ENG31-02939275-n] (a restaurant where you serve yourself and pay a cashier)
                  • paçacı [TUR10-0610170] (Paça, işkembe pişirilen dükkân)
                  • köfteci [TUR10-0480180] (Köfte satılan veya yenilen yer)
                  • kantin [TUR10-0410970] (Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta)
                  • kebapçı [TUR10-0437100] (Kebap yenilen veya satılan yer)
                  • doyumevi [TUR10-0219710] (Gösterişsiz, küçük lokanta)
                  • aşevi [TUR10-0052620] (Tekkelerde yemek pişirilen yer)
                  • bistro [TUR10-0108810] (İçkili kahve, küçük lokanta)
                • harabelik [TUR10-0327050] (Harap olmuş yer)
                • ruin [ENG31-04125729-n] (a ruined building)
                • ahır [TUR10-0015300] (Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer) stable [ENG31-04302017-n] (a farm building for housing horses or other livestock)
                  • ineklik [TUR10-0374470] (İnek ahırı)
                  • inekhane [TUR10-0374440] (İneklerin barındığı yer)
                  • tavla [TUR10-0752540] (At ahırı)
                  • develik [TUR10-0199490] (Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm)
                  • aygır deposu [TUR10-0061050] (Aygırların bakıldığı büyük ahır)
                  • öküz damı [TUR10-0600520] (Öküz ahırı)
                • meyhane [TUR10-0326990] (İçki satılan ve içilen yer, içki yeri) tavern [ENG31-04403010-n] (a building with a bar that is licensed to sell alcoholic drinks)
                  • taverna [TUR10-0752430] (Çalgılı meyhane)
                  • koltuk meyhanesi [TUR10-0469860] (İşlek semtlerde, yol üzerinde bulunan, az mezeyle ayaküstü içki içilen ucuz meyhane)
                  • küplü [TUR10-0502790] (Rakısı bol, ucuz meyhane)
                  • meyhane [TUR10-0541520] ()
                  • şaraphane [TUR10-0724080] (Şarap satılan veya içirilen yer)
                  • selatin meyhanesi [TUR10-0675070] (Büyük meyhane)
                • tiyatro [TUR10-0778510] (Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer) theater [ENG31-04424944-n] (a building where theatrical performances or motion-picture shows can be presented)
                  • amfiteatr [TUR10-0033140] (Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu)
                  • cambazhane [TUR10-0130790] (Cambazların oyunlarını gösterdikleri yer)
                  • orkestra [TUR10-0590640] (Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri)
                • şovrum [TUR10-0733640] (Sergi salonu)
                • showroom [ENG31-04216878-n] (an area where merchandise (such as cars) can be displayed)
                • kule [TUR10-0489020] (Çoğunlukla kare veya silindir biçimindeki yüksek yapı) tower [ENG31-04467365-n] (a structure taller than its diameter)
                  • çan kulesi [TUR10-0149830] (İçinde çan bulunan uzun, yüksek yapı, kule)
                  • bell tower [ENG31-02830070-n] (a tower that supports or shelters a bell)
                  • çakar [TUR10-0145520] (Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener)
                  • beacon [ENG31-02817995-n] (a tower with a light that gives warning of shoals to passing ships)
                  • deniz feneri [TUR10-0267710] (Kıyıların tehlikeli yerlerinde, bazı kaya ve adacıkların üzerinde geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren, tepesinde güçlü bir ışık kaynağı olan kule)
                  • beacon [ENG31-02817995-n] (a tower with a light that gives warning of shoals to passing ships)
                  • minare [TUR10-0546470] (Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için camide müezzinin ezan okuduğu, sala verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı) minaret [ENG31-03773280-n] (slender tower with balconies)
                    • minarecik [TUR10-0546500] (Küçük minare)
                    • petek [TUR10-0625480] (Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm)
                  • gözetleme kulesi [TUR10-1216610] (Bir gözcü, gardiyan ve benzerinin çevreleyen alanı gözetleyebilmesi için inşa edilen yüksek, güvenli kule)
                  • watchtower [ENG31-04564234-n] (an observation tower for a lookout to watch over prisoners or watch for fires or enemies)
                  • taret [TUR10-0746880] (Gemilerde veya kalelerde, topçu mevzilerinde topun makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule)
                  • kontrol kulesi [TUR10-0473210] (Hava trafik kontrolü işlerinin yönetilmesi için yapılmış, çevrenin iyice göründüğü oldukça yüksek kule)
                  • çırakman [TUR10-0165100] (Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk)
                  • döner kule [TUR10-0221500] (Kulelerin üzerine kurulmuş, kendi ekseni etrafında yavaşça dönen kule)
                  • saat kulesi [TUR10-0651740] (Genellikle şehrin merkezinde yer alan, üzerinde saat bulunan kule)
                  • yangın kulesi [TUR10-0831310] (Yangını görüp haber vermek için yapılan kule)
                  • mahfil [TUR10-0518230] (Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer)
                  • minber [TUR10-0546560] (Camilerde hatibin çıkıp hutbe okuduğu merdivenli, yüksekçe yer)
                  • su terazisi [TUR10-0714060] (Basıncı çok olan suyun, basıncını azaltarak künklerin patlamasını önleyen, belli aralıklarla yapılmış, depo görevindeki kule)
                  • paraşüt kulesi [TUR10-0614650] (Paraşütle atlama eğitiminin yapıldığı kule)
                • kurum [TUR10-1246590] () establishment [ENG31-03302664-n] (a public or private structure (business or governmental or educational) including buildings and equipment for business or residence)
                  • ıslah kurumu [TUR10-1211480] () correctional institution [ENG31-03116341-n] (a penal institution maintained by the government)
                    • ıslahevi [TUR10-0354570] (Suç işleyen çocukları ıslah etmek, eğitmek ve topluma kazandırmak amacıyla açılmış kurum)
                    • reformatory [ENG31-04076889-n] (correctional institution for the detention and discipline and training of young or first offenders)
                    • cezaevi [TUR10-1213300] (Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer)
                      • yarı açık cezaevi [TUR10-1178950] (Cezalarının bir kısmını tamamlamış, iyi hâlleri görülen tutukluların geri kalan sürelerini çiftçilik, el sanatları vb. işlerle geçirebilecekleri, dıştan korunmasız olmasına karşın, kaçmaya karşı engelleri olan cezaevi)
                      • sübyan koğuşu [TUR10-0714530] (Tutukevlerinde suçlu çocukların bulunduğu bölüm)
                      • imamevi [TUR10-0370880] (Kadınlara özgü cezaevi)
                    • kamp [TUR10-0407290] (Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer)
                      • esir kampı [TUR10-0253160] (Savaşta tutsak olanların toplu olarak gözetim altında bulunduruldukları yer)
                      • çalışma kampı [TUR10-0147910] (Herhangi bir suçtan tutuklu bulunan kimselerin, ceza süresi boyunca değişik amaçlı işlerde, toplu olarak çalıştırıldıkları yer)
                      • toplama kampı [TUR10-0781300] (Savaşta, düşman milletten sivil halkın, savaş tutsaklarının veya siyasi tutukluların topluca tutuldukları yer)
                  • yetimhane [TUR10-0852330] (Yetim çocukların barındırıldığı, bakıldığı yer)
                  • orphanage [ENG31-03861532-n] (a public institution for the care of orphans)
                  • işyeri [TUR10-1214610] (İstihdam edilen kişilerin çalıştığı, üretimin yapıldığı yer) place of business [ENG31-03959296-n] (an establishment (a factory or an assembly plant or retail store or warehouse etc.) where business is conducted, goods are made or stored or processed or where services are rendered)
                    • yoğurthane [TUR10-0857900] (Yoğurt yapılan yer)
                    • kumarhane [TUR10-0490140] (Ortaya para koyarak oynanan talih oyunları oynanan yer)
                    • casino [ENG31-02981395-n] (a public building for gambling and entertainment)
                    • mağaza [TUR10-0517440] (Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer) shop [ENG31-04209460-n] (a mercantile establishment for the retail sale of goods or services)
                      • ayakkabıcı [TUR10-0059400] (Ayakkabı satılan yer)
                      • shoe shop [ENG31-04207843-n] (a shop where shoes are sold)
                      • bakkal [TUR10-0072600] (Bu maddelerin satıldığı dükkân)
                      • convenience store [ENG31-03103925-n] (a store selling a limited variety of food and pharmaceutical items)
                      • kuaför [TUR10-0094290] (Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işinin yapıldığı dükkân)
                      • barbershop [ENG31-02794293-n] (a shop where men can get their hair cut)
                      • bilgisayarcı [TUR10-0103290] (Bilgisayar alım satımcısı)
                      • computer store [ENG31-03089823-n] (a store that sells computers to the small businessperson or personal user)
                      • butik [TUR10-0126210] (Giyim ve süs eşyası satılan dükkân)
                      • boutique [ENG31-02882551-n] (a shop that sells women's clothes and jewelry)
                      • çiçekçi [TUR10-0166370] (Çiçek satılan yer)
                      • florist [ENG31-03372256-n] (a shop where flowers and ornamental plants are sold)
                      • güzellik salonu [TUR10-0318460] (İçinde kuaförlük, makyaj gibi hizmetlerin profesyonelce sağlandığı bir kuruluş)
                      • salon [ENG31-04138291-n] (a shop where hairdressers and beauticians work)
                      • kantin [TUR10-0410960] (Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer)
                      • canteen [ENG31-02956234-n] (sells food and personal items to personnel at an institution or school or camp etc.)
                      • kasap [TUR10-0424650] (Et satılan dükkân)
                      • butcher shop [ENG31-02930545-n] (a shop in which meat and poultry (and sometimes fish) are sold)
                      • parfümeri [TUR10-0615290] (Bunların satıldığı dükkân)
                      • perfumery [ENG31-03922504-n] (store where perfumes are sold)
                      • şarküteri [TUR10-0724460] (Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü)
                      • delicatessen [ENG31-03178053-n] (a shop selling ready-to-eat food products)
                      • şekerci [TUR10-0727040] (Şeker satılan yer)
                      • confectionery [ENG31-03094080-n] (a confectioner's shop)
                      • eczane [TUR10-1211970] (İlaçların yapıldığı ve satıldığı yer)
                      • drugstore [ENG31-03254045-n] (a retail shop where medicine and other articles are sold)
                      • hediyelik eşya mağazası [TUR10-1212660] (Hediye olarak alınmaya uygun çeşitli eşyalar satan dükkan)
                      • gift shop [ENG31-03441327-n] (a shop that sells miscellaneous articles appropriate as gifts)
                      • pet shop [TUR10-1214450] (Evcil hayvan mağazası)
                      • pet shop [ENG31-03926763-n] (a shop where pet animals can be purchased)
                      • kitabevi [TUR10-1210570] (Kitap satılan dükkan)
                      • bookshop [ENG31-02874886-n] (a shop where books are sold)
                      • kuru temizlemeci [TUR10-1211120] (Kirlenmiş deri ve tekstil ürünlerinin temizlenmesi, tekstil ürünlerinin boyanması, kolalanması ve ütülenmesi işlemlerini yapan kişi)
                      • cleaners [ENG31-03043812-n] (shop where dry cleaning is done)
                      • bilgisayar mağazası [TUR10-1211310] (Bilgisayar alım satımcısı veya uzmanı)
                      • computer store [ENG31-03089823-n] (a store that sells computers to the small businessperson or personal user)
                      • büfe [TUR10-0127220] (Yiyecek, içecek, gazete, dergi ve benzerinin satıldığı küçük dükkân)
                      • snack bar [ENG31-04254864-n] (usually inexpensive bar)
                      • stant [TUR10-0708870] (Göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla nesnelerin herkesin görebileceği ve herhangi bir biçimde bulunduğu yer)
                      • stall [ENG31-04306353-n] (a booth where articles are displayed for sale)
                      • peynirhane [TUR10-0626080] (Peynir yapılan yer)
                      • pastane [TUR10-0617660] (Pasta vb. yapılan, yenilen ve satılan yer)
                      • bakery [ENG31-02779636-n] (a workplace where baked goods (breads and cakes and pastries) are produced or sold)
                      • demirci dükkanı [TUR10-1212500] (Genellikle demir veya çelik gibi metallerin ısıtılarak ve çekiçle işlendiği yer)
                      • forge [ENG31-03388492-n] (a workplace where metal is worked by heating and hammering)
                      • fırın [TUR10-0271170] (Ekmek, pasta ve benzerinin pişirildiği ve satıldığı dükkân) bakery [ENG31-02779636-n] (a workplace where baked goods (breads and cakes and pastries) are produced or sold)
                        • pide fırını [TUR10-0627330] (Özellikle pide pişirip satan fırın)
                        • ekmekçi [TUR10-0239090] (Ekmek satılan dükkân)
                        • simit fırını [TUR10-0693850] (Halka biçiminde, genellikle üzerine susam serpilmiş çörek pişirip satan fırın)
                      • aktar [TUR10-0021940] (Baharat veya güzel kokular satan dükkân)
                      • pastırmacı [TUR10-0617840] (Pastırma satılan yer)
                      • kuru kahveci [TUR10-0494620] (Kuru kahve satılan yer)
                      • terzi [TUR10-0768960] (Giysi biçilip dikilen yer, terzi dükkânı)
                        • kumaşlı terzi [TUR10-0490230] (Diktiği giysilerin kumaşını da satan terzi)
                        • kumaşsız terzi [TUR10-0490260] (Kumaş satmayıp müşteri tarafından getirilen kumaşla giysi diken terzi)
                      • tesettür mağazası [TUR10-0769260] (Tesettür tarzı giysileri yapan, yaptıran ve satan mağaza)
                      • fotoğrafçı [TUR10-0279160] (Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer)
                      • free-shop [TUR10-1028570] (Gümrük vergisi ödenmesi gerekmeyen malların satışının yapıldığı mağaza)
                      • frezeci [TUR10-0280090] (Freze işleri yapılan dükkân)
                      • gazete [TUR10-0285370] (Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer)
                      • journal [ENG31-06609819-n] (a periodical dedicated to a particular subject)
                      • tamirci [TUR10-0742830] (Onarım yapılan yer)
                        • çamurlukçu [TUR10-0149390] (Araçların çamurluklarını yapan veya onaran iş yeri)
                        • bakımevi [TUR10-0071960] (Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim)
                        • bakımevi [TUR10-0071950] (Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim)
                        • garaj [TUR10-0283160] (Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer)
                      • temizleyici [TUR10-0763500] (Bu işin yapıldığı yer)
                      • tamirhane [TUR10-0742850] (Genellikle teknik araçların onarıldığı yer)
                      • tahmis [TUR10-0738160] (Kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer)
                      • manav [TUR10-0522990] (Meyve ve sebze satan yer)
                      • manifaturacı [TUR10-0523970] (Manifatura eşyasının satıldığı yer)
                      • tatlıcı [TUR10-0751560] (Tatlı satılan yer)
                      • kolacı [TUR10-0467770] (Bu işlerin yapıldığı yer)
                      • camevi [TUR10-0130990] (Cam takma işleri yapılan dükkân; camcı)
                      • çıraklık [TUR10-0165070] (Çırakların çalıştığı yer)
                      • çiçekevi [TUR10-0166430] (Çiçek yetiştirilen ve satılan yer)
                      • danışma bürosu [TUR10-0183160] (Bazı kuruluşların işleriyle ilgili olarak sorulacak soruları cevaplamak üzere açılmış büro)
                      • dikimevi [TUR10-0203820] (Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri)
                      • dolap [TUR10-0216250] (İstanbul bedesteninde dükkân)
                      • dondurmacı [TUR10-0218520] (Dondurma satılan yer)
                      • aktar [TUR10-0021960] (İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satan dükkân)
                      • alım satım ofisi [TUR10-0027720] (Alışveriş işlerinin yapıldığı veya düzenlendiği şube, yer)
                      • lostra salonu [TUR10-0514060] (Ayakkabı boyanılan yer)
                      • salaş [TUR10-0659440] (Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân)
                      • saraçhane [TUR10-0665180] (At takımları, araba koşumları, meşinden eşya yapılan ve satılan yer)
                      • kançılarya [TUR10-0408970] (Bu görevlilerin çalıştığı yer)
                      • tuhafiye dükkanı [TUR10-0787490] (Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler satılan dükkân)
                      • turşucu dükkanı [TUR10-0788990] (Turşu satılan dükkân)
                      • basmahane [TUR10-0079990] (Basma yapılan iş yeri)
                      • kaynakhane [TUR10-1252780] (Kaynak işleri yapılan yer)
                      • berber salonu [TUR10-0094330] (Büyük berber dükkânı)
                      • mantarhane [TUR10-0524670] (Mantarların işlendiği yer)
                      • marangozhane [TUR10-0525810] (Marangozun çalıştığı iş yeri)
                      • billuriye [TUR10-0104340] (Genellikle billurdan yapılmış eşya satan dükkân)
                      • bonmarşe [TUR10-0113450] (İçinde her türlü giyim, süs eşyası oyuncak vb. satılan büyük mağaza)
                      • boyacı [TUR10-0115830] (Boya satılan dükkân)
                      • meyvehoş [TUR10-0541880] (Kuru yemiş satılan yer)
                      • mobilyacı [TUR10-0548890] (Mobilya satılan dükkân)
                      • modaevi [TUR10-0548980] (Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer)
                      • büvet [TUR10-0128770] (İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe)
                      • muhallebici [TUR10-0553330] (Muhallebi satılan yer)
                      • müzik market [TUR10-0567580] (Değişik müzik türlerinin plak, kaset, uzunçalar vb. yollarla halka pazarlandığı yer)
                      • şıracı [TUR10-0730480] (Şıra satılan yer)
                      • şerbetçi [TUR10-0728370] (Şerbet satılan yer)
                      • sazevi [TUR10-0671670] (Her türlü müzik aleti yapılan ve satılan yer)
                      • servis [TUR10-0680560] (Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer)
                      • sırmakeşhane [TUR10-0688840] (Sırma yapılan yer)
                      • stüdyo [TUR10-0709940] (Fotoğrafçının çalıştığı oda, alan, fotoğrafçı işliği)
                      • spot mağaza [TUR10-0708450] (Fabrikalardan toptan ve vadeli mal satın alarak bunları indirimli fiyatlarla peşin olarak satan iş yeri)
                      • gözlükçü [TUR10-0309670] (Gözlük satma ve onarma işlerinin yapıldığı dükkân)
                      • perakende satış yeri [TUR10-1213870] (Perakende satış yapılan işyeri)
                      • mercantile establishment [ENG31-03753653-n] (a place of business for retailing goods)
                      • radyocu [TUR10-0640510] (Radyo yapılan veya onarılan yer)
                      • ıtriyatçı [TUR10-0356580] (Güzel kokular, makyaj malzemesi satan kimse veya yer)
                    • satış yeri [TUR10-0668560] (Bir malın satıldığı yer) mercantile establishment [ENG31-03753653-n] (a place of business for retailing goods)
                      • çarşı [TUR10-0152600] (Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri) marketplace [ENG31-03727779-n] (an area in a town where a public mercantile establishment is set up)
                        • yer altı çarşısı [TUR10-0849930] (Yerin yüzeyi altında kurulan dükkânlardan oluşan alışveriş merkezi)
                        • pasaj [TUR10-0616950] (İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı)
                        • bedesten [TUR10-0088720] (Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı)
                        • çıfıt çarşısı [TUR10-0162300] (Türlü şeylerin karmakarışık bir durumda bulunduğu yer)
                      • kapalı çarşı [TUR10-0411910] (Dükkân ve ara yollarının üzeri tonoz ve kubbelerle örtülü çarşı)
                      • plaza [ENG31-03971750-n] (mercantile establishment consisting of a carefully landscaped complex of shops representing leading merchandisers)
                      • mağaza [TUR10-0517450] (Eşya ve azık deposu)
                      • mercantile establishment [ENG31-03753653-n] (a place of business for retailing goods)
                      • pazar yeri [TUR10-0620400] (Pazar kurulan yer)
                      • marketplace [ENG31-03727779-n] (an area in a town where a public mercantile establishment is set up)
                      • pazar [TUR10-0630190] (Satıcıların, özellikle belirli günlerde, mal satmak için bir araya geldiği yer) marketplace [ENG31-03727779-n] (an area in a town where a public mercantile establishment is set up)
                        • amele pazarı [TUR10-0935340] (İşçilerin iş bulmak amacıyla toplu bir biçimde bekledikleri yer)
                      • tekel bayisi [TUR10-0757850] (Tekel ürünlerini satan iş yeri)
                      • konfeksiyon mağazası [TUR10-0299360] (Her türlü giysi satan dükkân veya mağaza)
                      • balıkhane [TUR10-0074250] (Balıkların toptan satışa çıkarıldığı, soğuk hava deposu olan yer)
                    • sekreterlik [TUR10-0674380] (Bir veya daha çok sekreterin çalıştığı yer; büro)
                    • sekreterya [TUR10-0674390] (Sekreterlik işlerinin yapıldığı yer)
                    • kısmet kapısı [TUR10-0454710] (Gelir sağlayan yer)
                    • noter [TUR10-0579850] (Bu görevlinin çalıştığı yer; noterlik)
                    • geçim kapısı [TUR10-0287400] (Yaşamak için gereken kazancın sağlandığı iş yeri)
                    • iplikhane [TUR10-0377900] (Ham bitki liflerinin iplik yapıldığı yer)
                  • üniversite [TUR10-0808010] (Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu) university [ENG31-04518297-n] (establishment where a seat of higher learning is housed, including administrative and living quarters as well as facilities for research and teaching)
                    • teknik üniversite [TUR10-0759360] (Ağırlıklı olarak teknikle ilgili öğretimin yapıldığı yükseköğretim kurumu)
                  • vilayet binası [TUR10-0820040] (Şehrin valilik makamı ile idari ve adli kurumlarının bulunduğu yapı)
                  • belediye sarayı [TUR10-0090530] (Belediyeye ait bütün işlerin yapıldığı ve büroların bir arada bulunduğu büyük yapı)
                  • town hall [ENG31-04468672-n] (a government building that houses administrative offices of a town government)
                  • Babıali [TUR10-0066850] (Osmanlı imparatorluğu döneminde İstanbul'da sadaret Başbakanlık, dâhiliye ve hariciye nezaretleri İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları ile Şûrayıdevlet Danıştay dairelerinin bulunduğu yapı)
                  • defterdarlık [TUR10-0187410] (Defterdarın çalıştığı yapı)
                  • okul [TUR10-0584110] (Bir okuldaki öğrenci ve görevlilerin bütünü)
                  • school [ENG31-08294314-n] (an educational institution's faculty and students)
                  • sinematek [TUR10-0694710] (Sinema filmlerinin sanat, eğitim ve genellikle kültür amaçları göz önünde tutularak toplandığı, korunduğu yer veya kurum)
                • kat [TUR10-0427040] (Bir yapının konut olarak kullanılan bölümlerinden her biri) apartment [ENG31-02729230-n] (a suite of rooms usually on one floor of an apartment house)
                  • zemin katı [TUR10-0850670] (Toprak düzeyinde olan kat)
                  • ground floor [ENG31-03468313-n] (the floor of a building that is at or nearest to the level of the ground around the building)
                  • tavan arası [TUR10-0752330] (Bir yapının tavanı ile çatısı arasında kalan bölüm) loft [ENG31-03691456-n] (floor consisting of open space at the top of a house just below roof)
                    • samanlık [TUR10-0661770] (Saman depolanan yer)
                    • hayloft [ENG31-03505701-n] (a loft in a barn where hay is stored)
                  • alt kat [TUR10-0031070] (Bir yapının veya aracın katlarından altta bulunan bölümü)
                  • üst kat [TUR10-0810130] (Bulunulan yere göre bir üst daire ve bölüm)
                  • ev altı [TUR10-0259120] (Eski evlerde ambar, ahır olarak kullanılan zemin katı)
                  • çatı [TUR10-0153240] (Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer) roof [ENG31-04112162-n] (a protective covering that covers or forms the top of a building)
                    • kubbe [TUR10-0502130] (Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam) dome [ENG31-03225216-n] (a hemispherical roof)
                      • ana kubbe [TUR10-0034850] (Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağa oturtulmuş kubbe)
                      • yarım kubbe [TUR10-0837480] (Mimaride tam kubbe özelliği taşımayan bölüm)
                      • bingi [TUR10-0105160] (Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri)
                  • dubleks daire [TUR10-0224370] (Bir apartmanda kendi iç merdiveni ile birbirine bağlanan iki ayrı kattan oluşan tek daire)
                  • asma kat [TUR10-0051020] (Yapılarda genellikle tabanla birinci kat arasına yapılan, basık tavanlı, altı boş kat)
                  • devre mülk [TUR10-0200510] (Özellikle tatil beldelerinde belli dönemlerde kullanılmak üzere satın alınan ve değişik kişilerce de kullanılabilen müstakil ev veya daire)
                • patrikhane [TUR10-0619250] (Patriğin görev yaptığı bina)
                • piskoposluk [TUR10-0629050] (Piskoposun oturduğu bina)
                • adalet sarayı [TUR10-0007170] (Mahkemelerin bulunduğu büyük yapı)
                  • adalet kapısı [TUR10-0007120] (Hak ve hukukun aranılacağı yer)
                  • bazilika [TUR10-0087640] (Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi)
                • mumhane [TUR10-0555540] (Mum üretim yeri)
                • ambar [TUR10-0032310] (Geminin yük koymaya ayrılmış yeri)
                • ambar [TUR10-0032290] (Genellikle tahıl saklanan yer)
                  • petek [TUR10-0625490] (Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı)
                  • silo [TUR10-0693480] (Tahıl vb. ürünlerin korunduğu, saklandığı veya depolandığı, genellikle silindir biçiminde ambar)
                  • silo [ENG31-04227317-n] (a cylindrical tower used for storing silage)
                • pekmezlik [TUR10-0621740] (Köy evlerinin yanında pekmez yapmak için kullanılan, şaraphane ve ocağı bulunan özel bina veya bölme)
                • etkinlik merkezi [TUR10-1024360] (Müzik, tiyatro eserlerini dinletmek, radyo televizyon yayınları yapmak veya ses kaydetmek amacıyla akustiği sağlanmış salon)
                  • açık hava tiyatrosu [TUR10-0004550] (Yazın veya iklimi elverişli yerlerde sürekli olarak çalışan, üstü açık tiyatro)
                • etli meyve [TUR10-0258440] (Ortası etli ve sulu olan yemiş)
                • etli bitki [TUR10-0258380] (Kurak ortamda yaşayan ve dokuları içinde bol su depo eden, yaprakları ve sapları kalın bitki)
                • kafe [TUR10-0398010] (İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri) cafe [ENG31-02939042-n] (a small restaurant where drinks and snacks are sold)
                  • bar [TUR10-0076860] (Danslı, içkili eğlence yeri)
                  • çay ocağı [TUR10-0155490] (Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı ve içildiği yer)
                  • teashop [ENG31-04405632-n] (a restaurant where tea and light meals are available)
                  • kafeterya [TUR10-0398180] (Çay, kahve vb. içeceklerle bazı yiyeceklerin satıldığı yer)
                  • cafeteria [ENG31-02939275-n] (a restaurant where you serve yourself and pay a cashier)
                  • kahve [TUR10-0399670] (Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer)
                    • mahalle kahvesi [TUR10-0517830] (Mahallede oturanların devam ettiği, oyun oynadığı, çay vb. meşrubat içtiği kahve)
                    • kır kahvesi [TUR10-0451490] (Kırda bulunan, çoğunlukla küçük kahve)
                    • kıraathane [TUR10-0449870] (Müşterilerinin okumaları için gazete ve dergi bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane)
                    • sabahçı kahvesi [TUR10-0651930] (Sabaha kadar açık kalan kahve)
                    • sabahçı kahvesi [TUR10-0651940] (Sabaha karşı açılan kahve)
                    • balıkçı kahvesi [TUR10-0074090] (Genellikle balıkçıların devam ettiği kahvehane)
                  • kahveevi [TUR10-1066920] (Kahve içilen yer)
                  • kahve ocağı [TUR10-0399710] (Kahve, iş yeri, han vb. yerlerde kahve, çay vb. pişirilen yer)
                  • gazino [TUR10-0285570] (Büyük kahvehane ve birahane)
                  • birahane [TUR10-0105770] (Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer)
                  • kafeşantan [TUR10-0398160] (İçkili, çalgılı kahvehane)
                  • çay bahçesi [TUR10-0154980] (Çay, kahve ve alkolsüz içkilerin içildiği bahçe)
                  • çaycı [TUR10-0155030] (Çay demlenip satılan yer)
                • saray [TUR10-0665370] (Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı)
                • saray [TUR10-0665380] (Görkemli ve gösterişli yapı)
                  • mabeyin [TUR10-0515410] (Padişah sarayı)
                  • bazilika [TUR10-0087630] (Kral sarayı)
                • kümbet [TUR10-0502140] (Koni, piramit biçiminde damı olan, yuvarlak veya köşeli yapı)
                  • torak [TUR10-0783110] (Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet)
                • kulüp binası [TUR10-1211170] (Kulüp üyelerinin toplanıp sosyal etkinlikler düzenlediği bina)
                • taş bina [TUR10-0749720] (Taştan yapılan bina)
                • konsol [TUR10-0472380] (Yalnız bir yanındaki dayanak tarafından taşınan, diğer bölümleri boşlukta olan yatay yapı ögesi)
                • cumhurbaşkanlığı [TUR10-0143060] (Cumhurbaşkanı ve diğer görevlilerin bulunduğu bina)
                • belediye [TUR10-0090400] (Bu örgütün bulunduğu bina)
                • rektörlük [TUR10-0645150] (Rektör ve görevlilerinin çalıştığı bina)
                • dağıtımevi [TUR10-0178270] (Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi)
                • damıtımevi [TUR10-0996180] (Damıtma işlemlerinin yapıldığı yer)
                • sahne [TUR10-0657030] (İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer) stage [ENG31-04303700-n] (a large platform on which people can stand and can be seen by an audience)
                  • mizansen [TUR10-0548770] (Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma)
                  • mise en scene [ENG31-03778801-n] (arrangement of scenery and properties to represent the place where a play or movie is enacted)
                  • kulis [TUR10-0489050] (Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm)
                  • wing [ENG31-04600289-n] (a stage area out of sight of the audience)
                  • döner sahne [TUR10-0221510] (Bir oyunun sergilenmesi sırasında kolayca dönüp seyircilerin önüne geçebilecek, kullanıma hazır sahne)
                  • şano [TUR10-0723150] (Tiyatro sahnesi)
                • üstyapı [TUR10-0810620] (Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü)
                • superstructure [ENG31-04365961-n] (structure consisting of the part of a ship above the main deck)
                • hâkimevi [TUR10-1043140] (Hâkimlik hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina)
                • halkevi [TUR10-0323670] (Bu kuruluşun görev yaptığı yapı)
                • ziyaretgah [TUR10-0876970] (Hayır işlemek veya saygı göstermiş olmak için ziyaret edilen yer)
                • yurt [TUR10-0863420] (Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer)
                  • pansiyon [TUR10-0612640] (Ücretli öğrenci yurdu)
                • yurt [TUR10-0863440] (Hastaların tedavi edildiği yer)
                  • nekahethane [TUR10-0573790] (Şifa yurdu, dinlenme yurdu)
                • yurt [TUR10-0863430] (Toplu olarak bir iş öğretilen yer)
                • yurt [TUR10-0863400] (Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum)
                • banka [TUR10-0076160] (Bankacılık işleminin yapıldığı yapı)
                • kadınlar hamamı [TUR10-0396730] (Herkesin aynı anda ve yüksek sesle konuştuğu yer)
                • yağhane [TUR10-0824260] (Bitkisel ve hayvansal yağ elde edilen yer)
                • kavşak adası [TUR10-0431240] (Kavşak içindeki hareketleri düzenleyen, üçgen, daire, dörtgen, damla vb. şekillerde olabilen ve dış kenarları bordür taşı ile sınırlandırılmış yapı)
                • viranlık [TUR10-0820220] (Viran yer)
                • virane [TUR10-0820180] (Yıkılmış veya yanmış olan yapılardan geriye kalan)
                • vigla [TUR10-0819960] (Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer)
                • veznedarlık [TUR10-0819150] (Banka, büro vb. kuruluşlarda veznenin bulunduğu yer)
                • mekan [TUR10-0532880] (Ev; yurt)
                  • yer yurt [TUR10-0851480] (Oturulan, yaşanılan yer)
                • millet meclisi [TUR10-0545680] (Bu kurulun toplandığı yapı)
                • muhtarlık [TUR10-0554220] (Muhtarın görevini yaptığı yer)
                • muvakkithane [TUR10-0558370] (Muvakkitin görev yaptığı yer)
                • mülahazat hanesi [TUR10-0561500] (Bir şey hakkındaki düşüncelerin yazıldığı yer)
                • dizgi yeri [TUR10-0563450] (Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme işlerinin yapıldığı yer)
                • müsakkafat [TUR10-0563860] (Üzeri damla örtülmüş olan yapılar)
                • müştemilat [TUR10-0565640] (Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölümler veya yapılar) annex [ENG31-02716453-n] (an addition that extends a main building)
                  • garaj [TUR10-0283150] (Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer)
                  • garage [ENG31-03421399-n] (an outbuilding (or part of a building) for housing automobiles)
                • müzikhol [TUR10-0567530] (Fon müziğinden yararlanılarak eğlenceli, fantezi oyunların oynandığı yer)
                • nakkarhane [TUR10-0569060] (Bu takımın bulunduğu yer)
                • şalt binası [TUR10-0722460] (Gaz boru hattı ve ana dağıtım boru hattında, boru donanımı veya vana, basınç regülatörü vb. boru donanım elemanlarını korumak için yer altında inşa edilen bina)
                • oberj [TUR10-0581550] (Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri)
                • odeon [TUR10-0582460] (Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer)
                • oditoryum [TUR10-0582480] (Antik Roma'da halkın ozanları dinlemek üzere toplandığı yer)
                • saksılık [TUR10-0659100] (Kışın saksı çiçeklerinin saklandığı yer)
                • orduevi [TUR10-0590100] (Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı)
                • ordu merkezi [TUR10-0590130] (Ordu karargâhının bulunduğu yer)
                • savcılık [TUR10-0669240] (Savcının görev yaptığı bina)
                • sauna [TUR10-0668810] (Bu banyonun bulunduğu yer)
                • saya [TUR10-0670080] (Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer)
                • sayvan [TUR10-0671460] (Evlere bitişik, önü açık, direkler üzerine oturtulmuş, üzeri örtülü yer)
                • saz [TUR10-0671540] (Çalgılı eğlence yeri)
                • sazevi [TUR10-0671680] (Sazlı sözlü eğlence yeri)
                • serasker kapısı [TUR10-0677920] (Seraskerin resmî görev yeri)
                • öğretmenevi [TUR10-0599640] (Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina)
                • genel müdürlük [TUR10-0291740] (Genel müdürün bulunduğu bina)
                • gömme banyo [TUR10-0303580] (Çini vb. bir madde ile kaplanıp gömülü olarak yerleştirilmiş olan banyo teknesi)
                • radyoevi [TUR10-0640590] (Radyo yayınlarının gerçekleştirildiği yapı)
                • postane [TUR10-0634050] (Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina)
                • han [TUR10-0325640] (Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı)
                • polisevi [TUR10-0632470] (Polis hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina)
                • hekimevi [TUR10-1047780] (Sağlık personelinin dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina)
                • hükümet konağı [TUR10-0351220] (İl ve ilçelerde, başta vali veya kaymakam olmak üzere, hükûmet görevlilerinin iş gördüğü yapı)
                • hahamhane [TUR10-0320990] (Hahamların çalıştığı yer)
                • rabbinate [ENG31-00599793-n] (the office or function of a rabbi)
              • pürüz [TUR10-0639250] (Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey) barrier [ENG31-05698721-n] (any condition that makes it difficult to make progress or to achieve an objective)
                • handikap [TUR10-0325850] (Elverişsiz durum; engel)
                • hindrance [ENG31-05697054-n] (something immaterial that interferes with or delays action or progress)
                • tel örgü [TUR10-0761890] (Dikenli tellerden yapılmış engel)
                • demir kapı [TUR10-0191770] (Irmaklarda gemilerin geçmesine engel olan kayalık yer)
                • engelleyici [TUR10-0450610] (Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyici)
                • esrar perdesi [TUR10-0254610] (Bir şeyin anlaşılmasını güçleştiren engel)
                • künde [TUR10-0502470] (Suçluların ayağına bağlanan demir halka; köstek)
                • ayak bağı [TUR10-0059200] (Bir yere veya bir işe gidilmesine engel olan şey)
                • blokaj [TUR10-0110640] (Hareketine engel olma, hareketini durdurma)
                • bozucu [TUR10-0118040] (Bozma özelliği olan kimse veya şey)
                • pekent [TUR10-0621270] (Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel)
                • perde [TUR10-0623430] (Doğruyu görmeye engel olan şey)
                • güç [TUR10-0312170] (Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül)
                • güvenlik engeli [TUR10-0317730] (Müze, sergi vb. yerlerde gerildiği yerin gerisine geçişi yasaklayan ip, naylon, zincir vb. maddelerden yapılmış engel)
                • püsür [TUR10-0639710] (Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü)
              • iskelet [TUR10-0380120] (Bir şeyi oluşturan temel çatı) skeleton [ENG31-04233599-n] (the internal supporting structure that gives an artifact its shape)
                • kafes [TUR10-0398060] (Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti)
                • karkas [TUR10-0421860] (Demirli betonla yapılmış yapı)
                • skeleton [ENG31-04233599-n] (the internal supporting structure that gives an artifact its shape)
                • şasi [TUR10-0724950] (Motorlu kara taşıtlarının iskelet bölümü)
                • chassis [ENG31-03014127-n] (the skeleton of a motor vehicle consisting of a steel frame supported on springs that holds the body and motor)
                • çardak [TUR10-0151050] (Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer)
                • arbor [ENG31-02735832-n] (a framework that supports climbing plants)
                • pencere [TUR10-0622420] (Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık) window [ENG31-04594951-n] (a framework of wood or metal that contains a glass windowpane and is built into a wall or roof to admit light or air)
                  • giyotin pencere [TUR10-1211910] (Yukarı aşağı hareket eden ve eski mimaride sıklıkla görülen pencere türü)
                  • double-hung window [ENG31-03231887-n] (a window having two sashes that slide up and down)
                  • lomboz [TUR10-0513790] (Kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere)
                  • porthole [ENG31-03992920-n] (a window in a ship or airplane)
                  • vasistas [TUR10-0815520] (Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm)
                  • transom [ENG31-04480343-n] (a window above a door that is usually hinged to a horizontal crosspiece over the door)
                  • baca [TUR10-0940910] (Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak) dormer [ENG31-03229306-n] (a gabled extension built out from a sloping roof to accommodate a vertical window)
                    • ışık bacası [TUR10-0355570] (Işığın yapıların içine iyi girebilmesi için yapılan baca)
                  • cumba [TUR10-0142820] (Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon)
                  • bay window [ENG31-02816534-n] (a window that sticks out from the outside wall of a house)
                  • cumba [TUR10-0142830] (Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm)
                  • bay window [ENG31-02816534-n] (a window that sticks out from the outside wall of a house)
                  • kelebek camı [TUR10-0438740] (Otomobilde ön kapı penceresinde ekseni çevresinde dönerek açılabilen veya sabit bulunan küçük cam)
                  • kurtağzı [TUR10-0493580] (Çatıdaki dışa açılan küçük pencere)
                  • köşe penceresi [TUR10-0484450] (Duvarlar arasındaki köşede bulunan pencere)
                  • tavan penceresi [TUR10-0752350] (Binalarda veya evlerde tavan kısmında bulunan pencere)
                  • kuşgözü [TUR10-0496910] (Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere)
                  • tepe camı [TUR10-0765320] (Tavanda veya tavana yakın yerde, tepeye yakın bulunan camlı pencere)
                  • çift pencere [TUR10-0167590] (Yalıtkanlığı artırmak amacıyla üst üste kapanan iki kanat biçiminde yapılmış pencere)
                  • kuzguncuk [TUR10-0499190] (Hapishane kapılarındaki demir kafesli pencere)
                  • sağır pencere [TUR10-0655640] (Ses geçirmez özellikte yalıtılmış ve yapılmış pencere)
                  • göz pencere [TUR10-0309800] (Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yuvarlak veya oval biçimli, genellikle süslü küçük pencere)
                  • pencerecik [TUR10-1118810] (Küçük pencere)
                  • ısıcam [TUR10-0353840] (İki cam plakanın çevresel olarak metal bir ara çıtası yardımıyla birbirine bağlanması temeline dayanan pencere camı)
                • bagaj [TUR10-0633480] (Otomobil, bisiklet vb. taşıtlarda eşya konacak yer; yük yeri)
                • carrier [ENG31-02973345-n] (a rack attached to a vehicle)
                • pencere kanadı [TUR10-0622440] (Sabit veya menteşe yardımıyla açılıp kapanan pencere elemanı)
                • casement [ENG31-02979809-n] (a window sash that is hinged (usually on one side))
                • kasa [TUR10-0424480] (Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve)
                • casing [ENG31-02981078-n] (the enclosing frame around a door or window opening)
                • söve [TUR10-0706350] (Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık) casing [ENG31-02981078-n] (the enclosing frame around a door or window opening)
                  • doğrama [TUR10-0213460] (Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri)
                  • kayıt [TUR10-0433450] (Pencere çerçevesi)
                  • ip iskelesi [TUR10-1059540] (Temel uygulaması için yapı tabanının bir metre kadar dışına çepeçevre çekilen ahşap çerçeve)
                • korniş [TUR10-0476270] (Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç)
                • cornice [ENG31-03115947-n] (a decorative framework to conceal curtain fixtures at the top of a window casing)
                • temel [TUR10-0762570] (Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü) foundation [ENG31-03391862-n] (lowest support of a structure)
                  • subasman [TUR10-1142050] (Sağlam bir taban oluşturmak için temel ile birlikte belli bir yüksekliğe ulaşmış yapının oturduğu bölüm)
                • çerçeve [TUR10-0159920] (Resim, yazı, ayna ve benzerini süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık) frame [ENG31-03395829-n] (a framework that supports and protects a picture or a mirror)
                  • paspartu [TUR10-0617480] (Aynı boyda baskı, desen ve fotoğrafların yerleştirildiği karton çerçeve)
                  • passe-partout [ENG31-03902223-n] (a mounting for a picture using gummed tape)
                  • montür [TUR10-1100970] (Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve)
                  • montür [TUR10-1100980] (Vazo, duvar saati, ayna vb. eşyayı korumak veya kullanışını kolaylaştırmak için yapılan metal, bronz, gümüş çerçeve veya örgü)
                  • çevrelik [TUR10-0161690] (Marangozlukta, mimarlıkta ve dülgerlikte kullanılan bütün kenar parçaları)
                  • şasi [TUR10-0724940] (Yapı işlerinde sürme çerçeve)
                  • gergef [TUR10-0293520] (Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve)
                  • resimlik [TUR10-0646330] (Resim takmaya yarayan çerçeve)
                • payanda [TUR10-0185230] (Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz parça) prop [ENG31-04017618-n] (a support placed beneath or against something to keep it from shaking or falling)
                  • eliböğründe [TUR10-0243400] (Ahşap yapılarda çıkmaların altına eğik ve aralıklı olarak konulan ahşap destek)
                  • direk [TUR10-0204370] (Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek)
                    • korner direği [TUR10-0476220] (Futbolda köşe atışının yapılacağı yeri belirleyen bayraklı direk)
                    • elektrik direği [TUR10-0241740] (Elektrik enerji hatlarını taşıyan ağaç veya metal direk)
                    • fırça [TUR10-0270790] (Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası)
                    • cıvadra [TUR10-0138930] (Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk)
                    • çadır direği [TUR10-0144450] (Çadırın düzgün ve gergin kurularak çökmemesini sağlayan orta direk)
                    • çubuk [TUR10-0175960] (Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası)
                    • dar [TUR10-0183500] (İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk)
                    • ana direk [TUR10-0034280] (Gemilerde, ekleme direklerde dipteki temel parça)
                    • ağaç [TUR10-0010920] (Direk)
                      • dikse [TUR10-0204520] (Ağaçsız yerlerde, kuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç)
                      • filenk [TUR10-0273690] (Ağır cisimleri bir yerden bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç)
                      • takoz [TUR10-0740850] (Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri)
                      • duvar dayağı [TUR10-0226660] (Yıkılmaması için duvara eğik olarak konulan destek ağaç)
                      • hamal sırığı [TUR10-0324480] (Sırık hamallarının kullandığı ağaç)
                      • besi [TUR10-0095220] (Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler)
                      • çadır çanağı [TUR10-0144410] (Çadır direğinin ucunda, çadır bezini tutmaya yarayan oyuk ağaç)
                      • ıskarmoz [TUR10-0354400] (Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı)
                    • baba [TUR10-0066170] (Çatı merteği)
                    • iskele babası [TUR10-0066260] (Yanaşan gemileri bağlamak için rıhtıma konmuş dökme demir veya betondan silindir)
                    • baba [TUR10-0066160] (Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme)
                    • bayrak direği [TUR10-0086910] (Gemilerde güvertenin en yüksek direği)
                    • bayraklık [TUR10-0086960] (Bayrak asmaya uygun direk)
                    • orta direk [TUR10-0591650] (Çadırda veya çeşitli yapılarda merkezî ağırlığı yüklenen ve dengeli dağılımı sağlayan direk)
                    • grandi [TUR10-0310420] (Geminin baştan ikinci direği)
                  • paraçol [TUR10-0613630] (Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç)
                  • kolon [TUR10-0208310] (Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde sütun başlığı denilen çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek) column [ENG31-03077981-n] ((architecture) a tall vertical cylindrical structure standing upright and used to support a structure)
                    • hatıl [TUR10-0331680] (Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi)
                    • beam [ENG31-02819085-n] (long thick piece of wood or metal or concrete, etc., used in construction)
                    • dikme [TUR10-0204350] (Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri) column [ENG31-03077981-n] ((architecture) a tall vertical cylindrical structure standing upright and used to support a structure)
                      • kazık [TUR10-0436340] (Yapıların temelinde kullanılan, toprağa çakılan veya toprak içine giren tahta, maden veya betonarmeden silindir, prizma vb. biçimindeki uzun parça)
                      • pile [ENG31-03942545-n] (a column of wood or steel or concrete that is driven into the ground to provide support for a structure)
                      • ocaklık [TUR10-0762640] (Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste)
                      • pile [ENG31-03942545-n] (a column of wood or steel or concrete that is driven into the ground to provide support for a structure)
                      • matafora [TUR10-0528890] (Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikme)
                    • kontra mizana [TUR10-0472990] (Dört direkli gemilerde en arkadaki direk)
                    • kızaklık [TUR10-0458380] (Döşeme tahtalarının altına çaprazlama olarak konulan uzun ve yassı direklerden her biri)
                    • telefon direği [TUR10-0760600] (Telefon tellerinin aktarımı için dikilen ağaç veya metal direk)
                    • telgraf direği [TUR10-0761300] (Telgraf hattını aktarmada kullanılan ağaç veya metal direk)
                    • Noel ağacı [TUR10-0578970] (Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk)
                    • sarma [TUR10-0667110] (Bir ayakta alınan paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk)
                      • kilit sarma [TUR10-0460750] (İki veya daha çok bağ boyundurukları altına karşılıklı olarak atılmış ve birbirine fırçalarla bağlanmış olan bir çift sarma)
                    • sütuncuk [TUR10-0719940] (Gövdesi klasik sütunlardan ince ve uzun olan küçük sütun)
                  • can direği [TUR10-0131820] (Kemanın içinde, alt ve üst kapakları arasında dikili duran çubuk)
                  • dayaklık [TUR10-0185340] (Destek olarak kullanılan şey)
                  • etriye [TUR10-0258770] (Dikme kiriş bağlantılarında direnci sağlayan sargı)
                  • kulplu beygir [TUR10-0489530] (Jimnastikte destek olarak kullanılan, gövdesinin ortasında gereğinde sökülüp takılabilen yarım halka biçiminde aralıklı iki kulpu olan araç)
                  • atel [TUR10-0943660] (Kırılmış kemiklerin düzgün bir biçimde sarılabilmesi için kullanılan türlü malzemelerden yapılmış destek)
                  • yastık takoz [TUR10-0839410] (Direk başı ile tavan arasına yerleştirilen, tavanın yükünü direğe ileten ve esneklik sağlayan küçük ağaç parçası)
                  • pabuç [TUR10-0610060] (Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü)
                • kaba yapı [TUR10-0393850] (Bir binayı dış etkenlere karşı koruyup ayakta tutan temel, ana duvar, kiriş, çatı ve benzerinden oluşan asıl gövde)
                • kaburga [TUR10-0394710] (Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet)
                  • omurga [TUR10-0587140] (Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi)
                    • salma omurga [TUR10-1127550] (Yatlarda dengeyi sağlamak bakımından gerekli olan ve omurganın ek ağırlıkla birlikte oluşan uzantı bölümü)
                • kadro [TUR10-0397400] (Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm)
                • çatma [TUR10-0154340] (Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet)
                • çatma [TUR10-0154320] (Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları)
                • dayanak noktası [TUR10-0185550] (Yapılarda bir bölümün ağırlığını taşımaya yarayan öge)
                • zıh [TUR10-0873950] (Marangoz işlerinde ince kenar pervazı)
                • şendere [TUR10-0727970] (Fıçı kaburgası)
                • gemi iskeleti [TUR10-0290840] (Geminin gövdesinin yapılmasından önceki ana yapısı)
              • kompleks [TUR10-0494990] (Aynı ekonomik etkinliği gerçekleştiren sanayinin tesisler bütünü) building complex [ENG31-02918337-n] (a whole structure (as a building) made up of interconnected or related structures)
                • sanayi tesisi [TUR10-1214620] (Ham maddelerin işlendiği, enerji kaynaklarının yaratıldığı her türlü kuruluş) plant [ENG31-03963198-n] (buildings for carrying on industrial labor)
                  • rafineri [TUR10-0044810] (Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer) refinery [ENG31-04075553-n] (an industrial plant for purifying a crude substance)
                    • şeker fabrikası [TUR10-1215880] (Şekerin organik kaynaklardan arındırılması ve yemek pişirmede kullanılabilecek bir şekle dönüştürülmesi işlemlerini yapan fabrika)
                    • sugar refinery [ENG31-04357766-n] (a refinery for sugar)
                  • darphane [TUR10-0184500] (Madenî para basılan yer)
                  • mint [ENG31-03777802-n] (a plant where money is coined by authority of the government)
                  • fabrika [TUR10-1212260] (İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu) factory [ENG31-03321351-n] (a plant consisting of one or more buildings with facilities for manufacturing)
                    • bıçkıhane [TUR10-0099710] (Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri)
                    • lumbermill [ENG31-03702341-n] (a mill for dressing logs and lumber)
                    • çelikhane [TUR10-0157820] (Çelik elde edilen fabrika)
                    • steel mill [ENG31-04318733-n] (a factory where steel is made)
                    • dökümhane [TUR10-1212520] (Fabrikalarda kalıba dökme işlerinin yapıldığı yer)
                    • foundry [ENG31-03392499-n] (factory where metal castings are produced)
                    • kağıt fabrikası [TUR10-1214340] (Kâğıt üretimi yapılan fabrika)
                    • paper mill [ENG31-03893209-n] (a mill where paper is manufactured)
                    • çelik fabrikası [TUR10-1215750] (Çeliğin işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu)
                    • steel mill [ENG31-04318733-n] (a factory where steel is made)
                    • kireç fabrikası [TUR10-0462340] (Kireci işleyip satışa hazır duruma getiren işletme)
                    • kiremit fabrikası [TUR10-0462700] (Modern usullerle hazırlanmış balçığın kiremide dönüştürüldüğü iş yeri)
                    • elektrik fabrikası [TUR10-0241760] (Elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyi nakil hatlarıyla dağıtan büyük iş yeri)
                    • ezimevi [TUR10-0262350] (Tohumların ezilip yağ çıkarıldığı yer)
                    • kumbarahane [TUR10-0490320] (Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulan bombalar yapılan fabrika)
                    • sabunhane [TUR10-0652840] (Sabun yapılan yer)
                    • kalhane [TUR10-0403180] (Kal işi yapılan yer)
                    • tüfekhane [TUR10-0792080] (Tüfek yapılan yer)
                    • hadde fabrikası [TUR10-0319850] (Som demire çubuk, köşebent, levha, ray vb. biçimler verilen yapımevi)
                    • haddehane [TUR10-0319860] (Slapların eritildiği, merdanelerden geçirildiği yer)
                    • halıhane [TUR10-1043590] (Halı dokunan yer)
                    • atom santrali [TUR10-0057340] (Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika)
                    • midyelik [TUR10-0544300] (Yapay olarak midye üretilen yer)
                    • şaraphane [TUR10-0724070] (Şarap yapılan yer)
                    • ipekhane [TUR10-0377660] (Kozaların, ipek çilesi durumuna getirilmesi için işlendiği yer)
                  • bira fabrikası [TUR10-1210670] (Ticari amaçlarla bira üretiminin yapıldığı yer)
                  • brewery [ENG31-02900520-n] (a plant where beer is brewed by fermentation)
                  • tuzla [TUR10-0534260] (Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer)
                  • saltworks [ENG31-04138894-n] (a plant where salt is produced commercially)
              • stadyum [TUR10-1215720] (Takım oyunlarının, atletizm karşılaşmalarının ve benzerinin yapılabilmesi, seyircilerin törenleri veya oyunları izleyebilmesi için elverişli kuruluşları olan alan) stadium [ENG31-04303019-n] (a large structure for open-air sports or entertainments)
                • sağ kanat [TUR10-0655690] (Futbol ve hentbolda hücum alanının sağ tarafı)
                • yabancı saha [TUR10-0822920] (Sporcuların daha önce oynamadıkları veya rakip takımla karşılaşma yapmak üzere geldikleri rakip takımın sahası)
                • iç saha [TUR10-1053120] (Spor takımlarının kendi sahası)
              • barınak [TUR10-0077600] (Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak amacıyla kullanılan yer) shelter [ENG31-04198986-n] (protective covering that provides protection from the weather)
                • zeminlik [TUR10-0872530] (Yer altı barınağı)
                • baraka [TUR10-0076990] (Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz eğreti yapı)
                • hovel [ENG31-03552234-n] (small crude shelter used as a dwelling)
                • çadır [TUR10-0144350] (Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak; çerge; oba; otağ) tent [ENG31-04418399-n] (a portable shelter (usually of canvas stretched over supporting poles and fastened to the ground with ropes and pegs))
                  • otağ [TUR10-0160310] (Büyük ve süslü çadır)
                  • pavilion [ENG31-03907057-n] (large and often sumptuous tent)
                  • alaçık [TUR10-0023600] (Keçeden yapılan çadır)
                  • Yörük çadırı [TUR10-0154300] (Yörüklerin duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan büyük ve geniş çadırı)
                  • çerge [TUR10-0160300] (Çingene çadırı)
                  • çerge [TUR10-0160290] (Derme çatma çadır; göçebe çadırı)
                  • yurt [TUR10-0863410] (Göçebe Türklerin oturduğu çadır)
                  • bargah [TUR10-0077540] (İçine izinle girilen yer, otağ, yüksek divan)
                  • kıl çadır [TUR10-0447810] (Keçi kılından dokunmuş parçalarla kurulan çadır)
                  • oba [TUR10-0581520] (Genellikle bölmeli göçebe çadırı)
                • güvercinlik [TUR10-0317950] (Evcil güvercin yetiştirmek için hazırlanmış yer)
                • loft [ENG31-03691689-n] (a raised shelter in which pigeons are kept)
                • kuş evi [TUR10-0496890] (Kuşların barınmalarını ve korunmalarını sağlamak için saray, köşk vb. konutların duvarlarına veya bahçelerindeki büyük ağaçların dallarına özel olarak yaptırılan yuva) birdhouse [ENG31-02846922-n] (a shelter for birds)
                  • kuş yuvası [TUR10-0053830] (Kuşun içinde barındığı yer)
                • sığınak [TUR10-0684730] (Özellikle düşman atışlarından, hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yer)
                • tente [TUR10-0764890] (Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez, naylon ve benzerinden yapılmış örtü) awning [ENG31-02766906-n] (a canopy made of canvas to shelter people or things from rain or sun)
                  • markiz [TUR10-0526550] (Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak)
                  • marquee [ENG31-03728644-n] (permanent canopy over an entrance of a hotel etc.)
                  • çadır [TUR10-0144360] (Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye)
                • sirk çadırı [TUR10-1211110] (Bir sirk performansında seyirciyi ağırlamak için kullanılan çadır)
                • circus tent [ENG31-03039237-n] (a canvas tent to house the audience at a circus performance)
                • kışlak [TUR10-0455230] (Kışın barınılan yer)
                • kışlık [TUR10-0455320] (Kışın oturulan yapı, yer)
                • çardak [TUR10-0151040] (Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak)
                • çekek [TUR10-0155840] (Kayık, mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer)
                • dam altı [TUR10-0181740] (Barınılacak, sığınılacak yer)
                • kovanlık [TUR10-0478590] (Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınaklarının konulduğu yer)
                • kaçamak [TUR10-0394990] (Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer)
                • barakacık [TUR10-0077000] (Küçük baraka)
              • sundurma [TUR10-0712380] (Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılan ve arkası bir duvara verilen çatı)
              • airdock [ENG31-02690680-n] (a large structure at an airport where aircraft can be stored and maintained)
              • sunak [TUR10-0712350] (Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa)
              • altar [ENG31-02702353-n] (a raised structure on which gifts or sacrifices to a god are made)
              • arena [TUR10-0043980] (Boğa güreşi, yarış, oyun vb. türlü gösteriler yapılan alan) stadium [ENG31-04303019-n] (a large structure for open-air sports or entertainments)
                • amfi [TUR10-0033070] (Amfiteatr)
                • amphitheater [ENG31-02707808-n] (an oval large stadium with tiers of seats)
                • amfiteatr [TUR10-0033130] (Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon)
                • amphitheater [ENG31-02708060-n] (a sloping gallery with seats for spectators (as in an operating room or theater))
                • amfiteatr [TUR10-0033150] (Basamak basamak yükselen yer biçimi)
              • kemer [TUR10-0439900] (İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı) arch [ENG31-02736529-n] ((architecture) a masonry construction (usually curved) for spanning an opening and supporting the weight above it)
                • tromp [TUR10-0786800] (Binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi)
                • squinch [ENG31-04300882-n] (a small arch built across the interior angle of two walls (usually to support a spire))
                • tol [TUR10-0779500] (Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey)
              • bünye [TUR10-0127900] (Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür)
              • building [ENG31-02916498-n] (a structure that has a roof and walls and stands more or less permanently in one place)
              • hanay [TUR10-0325660] (Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer) hallway [ENG31-03485035-n] (an interior passage or corridor onto which rooms open)
                • gazebo [TUR10-1029290] (Görüş sahası geniş olan balkon)
                • gömme balkon [TUR10-0303570] (Dış yüzeyden dışarı taşmayan, evin kullanım alanı içinde kalarak yapılmış balkon)
                • hayat [TUR10-0334660] (Balkon)
                • hayat [TUR10-0334640] (Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa)
              • balkon [TUR10-0074810] (Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat) balcony [ENG31-02780932-n] (an upper floor projecting from the rear over the main floor in an auditorium)
                • paradi [TUR10-0613670] (Bir tiyatroda en üst balkon)
              • tırabzan [TUR10-0774670] (Merdivenlerin boşluk tarafındaki demir veya ahşap parmaklık) bannister [ENG31-02791171-n] (a railing at the side of a staircase or balcony to prevent people from falling)
                • tırabzan babası [TUR10-0774680] (Merdiven başlarında bulunan, parmaklığı desteklemeye yarayan, kalın, yuvarlak taşlı dayanak)
              • korkuluk [TUR10-0130340] (Genellikle düşme tehlikesi olan yerlere çekilen dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya duvar) railing [ENG31-04054513-n] (a barrier consisting of a horizontal bar and supports)
                • ızgara parmaklığı [TUR10-0356740] (Yüzen cisimleri ve yaprakları tutmak için, bir barajda, yükleme odasında basınçlı boru ağzının önüne eğik olarak yerleştirilen demir parmaklık)
                • tavhane [TUR10-0752450] (Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 cm yüksekliğindeki set)
                • angıç [TUR10-0036500] (Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık)
                • barbata [TUR10-0077200] (Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü; kale korkuluğu)
                • ızgara [TUR10-0356650] (Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılan parmaklık veya kafes biçiminde araç)
                  • halat ızgarası [TUR10-1043380] (Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara)
              • bodrum [TUR10-0111090] (Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü)
              • basement [ENG31-02803656-n] (the lowermost portion of a structure partly or wholly below ground level)
              • bodrum katı [TUR10-0111100] (Bir yapının zemin katının altında olan ve oturulabilen en alt katı)
              • basement [ENG31-02803656-n] (the lowermost portion of a structure partly or wholly below ground level)
              • tahkimat [TUR10-0737900] (Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri) fortification [ENG31-03390403-n] (defensive structure consisting of walls or mounds built around a stronghold to strengthen it)
                • kurgan [TUR10-0492460] (Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı) fortress [ENG31-03390857-n] (a fortified defensive structure)
                  • palanka [TUR10-0611320] (Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar)
                  • akropol [TUR10-0020620] (Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale)
                  • derbent [TUR10-0195560] (Sınırda bulunan küçük kale)
                  • anadoluhisarı [TUR10-1252390] (İstanbul'da bir kale)
                  • boğazkesen [TUR10-0111410] (Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılan hisar)
                  • rumelihisarı [TUR10-1252400] (İstanbul'da bir kale)
              • kale [TUR10-0402500] (Genellikle bir düşüncenin savunulduğu, sürdürüldüğü yer)
              • bastion [ENG31-02809273-n] (a stronghold into which people could go for shelter during a battle)
              • tıkanıklık [TUR10-0773110] (Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu) blockage [ENG31-02856708-n] (an obstruction in a pipe or tube)
                • tıkaç [TUR10-0772970] (Herhangi bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne) plug [ENG31-03974274-n] (blockage consisting of an object designed to fill a hole tightly)
                  • mantar [TUR10-0524520] (Bu tabakadan yapılan şişe tapası)
                  • cork [ENG31-03113504-n] (the plug in the mouth of a bottle (especially a wine bottle))
                  • tıpa [TUR10-0774390] (Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç)
                  • bung [ENG31-02923032-n] (a plug used to close a hole in a barrel or flask)
                  • kör tapa [TUR10-0483290] (Borunun kullanılmayan veya kullanılması istenilmeyen deliğine takılan dişli tıkaç)
                  • kulak tıkacı [TUR10-0488950] (Çok şiddetli sesleri, gürültüleri hafifletmek için kulağın içine veya üzerine konulan araç)
                  • topaç [TUR10-0780440] (Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç)
                  • buşon [TUR10-0126150] (Şişeyi kapatmaya yarayan tapa)
                • tampon [TUR10-0743000] (Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir maddeden yapılmış büyük tıkaç)
                • plug [ENG31-03974274-n] (blockage consisting of an object designed to fill a hole tightly)
                • tren kazası [TUR10-1164270] (Amacı belirlenmiş bir konunun, bir olayın gelişme aşamalarında bir tıkanıklık, olumsuzluk olma durumu)
              • karoser [TUR10-0422610] (Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm)
              • body [ENG31-02865226-n] (the external structure of a vehicle)
              • dalgakıran [TUR10-0180270] (Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılan uzun set)
              • breakwater [ENG31-02897867-n] (a protective structure of stone or concrete)
              • istihkam [TUR10-0382820] (Düşman saldırısını durdurmak, düşmana karşı savunma yapmak amacıyla düzenlenmiş yer)
              • breakwater [ENG31-02897867-n] (a protective structure of stone or concrete)
              • mendirek [TUR10-0534790] (Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman)
              • breakwater [ENG31-02897867-n] (a protective structure of stone or concrete)
              • köprü [TUR10-0481970] (Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı) bridge [ENG31-02901994-n] (a structure that allows people or vehicles to cross an obstacle such as a river or canal or railway etc.)
                • üst geçit [TUR10-0810100] (Trafik akımını kesmemek için bir yolun üstünden geçirilen köprü biçiminde üstü açık yol)
                • footbridge [ENG31-03384674-n] (a bridge designed for pedestrians)
                • viyadük [TUR10-0820740] (Bir vadi, bir ırmak üstünden bir demir yolunun veya kara yolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş yüksek ve uzun köprü)
                • viaduct [ENG31-04539965-n] (bridge consisting of a series of arches supported by piers used to carry a road (or railroad) over a valley)
                • yaya köprüsü [TUR10-0842510] (Caddelerde yayaların geçmesi için yapılmış köprü)
                • footbridge [ENG31-03384674-n] (a bridge designed for pedestrians)
                • açılır-kapanır köprü [TUR10-1211940] (Genellikle tahkim edilmiş kale surlarının girişinde kapı görevi gören ve bir hendeğin üzerinden geçiş sağlayan köprünün adı)
                • drawbridge [ENG31-03238447-n] (a bridge that can be raised to block passage or to allow boats or ships to pass beneath it)
                • tabliye [TUR10-0736610] (Köprü yapımında ilk olarak yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm)
                • asma köprü [TUR10-0051040] (İki başındaki ayaklardan başka dayanağı olmayan, çoğunlukla uzun ve yüksek köprü)
                • geçek [TUR10-0286910] (Küçük tahta köprü)
              • terek [TUR10-0767140] (Evlerde veya dükkânlarda yüksekçe yerde yapılan raf)
              • brim [ENG31-02905383-n] (a circular projection that sticks outward from the crown of a hat)
              • tutmalık [TUR10-0790370] (Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik olan ve ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi)
              • cleat [ENG31-03045250-n] (a metal or leather projection (as from the sole of a shoe))
              • diş [TUR10-0209820] (Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri) cog [ENG31-03068939-n] (tooth on the rim of gear wheel)
                • kurtağzı [TUR10-0493570] (Doğramanın birbirine geçen dişleri)
                • tırnak [TUR10-0775450] (Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılan dişlerin her biri)
              • köşe [TUR10-0484100] (İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer)
              • corner [ENG31-03114532-n] (an interior angle formed by two meeting walls)
              • etrafını çevirme [TUR10-1246620] () enclosure [ENG31-03290823-n] (a structure consisting of an area that has been enclosed for some purpose)
                • kabarcık odası [TUR10-1210700] (Oda boyunca hareket eden elektriksel olarak yüklü parçacıkların tespiti için kullanılan bir parçacık algılayıcı)
                • bubble chamber [ENG31-02912490-n] (an instrument that records the tracks of ionizing particles)
                • kafes [TUR10-0398030] (Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme) cage [ENG31-02940098-n] (an enclosure made or wire or metal bars in which birds or animals can be kept)
                  • kuş kafesi [TUR10-0496940] (Kuşun içinde barındırıldığı yuva)
                    • kuşluk [TUR10-0497200] (Büyük kuş kafesi)
                  • tel kafes [TUR10-0761460] (Tellerle örülmüş kafes)
                  • kafes [TUR10-0398040] (Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme)
                  • cage [ENG31-02940098-n] (an enclosure made or wire or metal bars in which birds or animals can be kept)
                • ağıl [TUR10-0499480] (Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer) yard [ENG31-04617860-n] (an enclosure for animals (as chicken or livestock))
                  • domuz ağılı [TUR10-1215840] (Çiftlikte domuzların tutulduğu kapalı yer)
                  • sty [ENG31-04353506-n] (a pen for swine)
                  • açık ağıl [TUR10-0004160] (Koyunların ve keçilerin barındırıldıkları üstü açık, etrafı taş duvar veya çitlerle çevrili basit barınak)
                  • kışla [TUR10-0455220] (Koyun ve keçi sürülerinin gecelediği veya kışın barındığı kapalı ağıl)
                  • çiten [TUR10-0170080] (Kuzu ağılı)
                  • tokat [TUR10-0779030] (Hayvan ağılı)
                • fırın [TUR10-0271190] (Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç) incinerator [ENG31-03571373-n] (a furnace for incinerating (especially to dispose of refuse))
                  • yakma fırını [TUR10-1213160] (Bir maddenin uçucu kısmını çıkarmak üzere, yüksek sıcaklıkta ısıtıldığı veya filiz veya metalurjik ürünlerin kalsine edildiği fırın) incinerator [ENG31-03571373-n] (a furnace for incinerating (especially to dispose of refuse))
                    • kireç ocağı [TUR10-0462530] (Kireç yapmak için kireç taşlarının yakıldığı fırın)
                    • limekiln [ENG31-03674860-n] (a kiln used to reduce naturally occurring forms of calcium carbonate to lime)
                  • kubbeli fırın [TUR10-0487480] (Üzerinde kubbesi olan fırın)
                  • küre [TUR10-0502940] (Madenci ocağı; maden fırını)
                • padok [TUR10-0610510] (Hipodromda yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer)
                • paddock [ENG31-03880165-n] (pen where racehorses are saddled and paraded before a race)
                • hayvan barınağı [TUR10-1214390] (Devlet ya da özel kuruluşlar tarafından işletilen, genellikle sokakta yetişmiş, kayıp olmuş ya da sahipleri tarafından dışlanmış hayvanlara sığınacak geçici bir yer sağlamak için, genellikle hayvan hakları savunucularının ve hayvan severlerin desteğiyle kurulan yerler)
                • pen [ENG31-03913346-n] (an enclosure for confining livestock)
                • oyun parkı [TUR10-1214690] (Bebeklerin oyuncaklarıyla oynaması için içine konuldukları etrafı kapalı yer)
                • playpen [ENG31-03970789-n] (a portable enclosure in which babies may be left to play)
                • köpek barınağı [TUR10-1214790] (Evden kaçmış köpeklerin veya sokak köpeklerinin tutulduğu barınak)
                • pound [ENG31-04000061-n] (a public enclosure for stray or unlicensed dogs)
              • çarmıh [TUR10-0151610] (Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı)
              • Cross [ENG31-03139803-n] (a representation of the structure on which Jesus was crucified)
              • yüklük [TUR10-0865310] (Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap)
              • cupboard [ENG31-03152990-n] (a small room (or recess) or cabinet used for storage space)
              • baraj [TUR10-0076920] (Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent)
              • dam [ENG31-03164975-n] (a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea)
              • bent [TUR10-0093380] (Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set; büğet)
              • dam [ENG31-03164975-n] (a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea)
              • set [TUR10-0426060] (Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar) dam [ENG31-03164975-n] (a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea)
                • örü [TUR10-0605810] (Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set)
              • kalacak yer [TUR10-1246230] () housing [ENG31-03551520-n] (structures collectively in which people are housed)
                • kat [TUR10-0427080] (Bir yapının konut olarak kullanılan bölümlerinden her biri) apartment [ENG31-02729230-n] (a suite of rooms usually on one floor of an apartment house)
                  • çatı katı [TUR10-0153400] (Yapılarda çatı ile son kat arasında yapılan küçük kat)
                  • penthouse [ENG31-03918940-n] (an apartment located on the top floors of a building)
                  • süit [TUR10-0714670] (Otellerde değişik amaçlar için kullanılmak üzere donatılmış ve birden çok odaya sahip olan özel bölüm)
                  • suite [ENG31-04358628-n] (apartment consisting of a series of connected rooms used as a living unit (as in a hotel))
                  • çekme kat [TUR10-0157330] (Apartmanlarda veya evlerde dört yanı teras olarak bırakılan en üst kat)
                  • bahçe katı [TUR10-0952610] (Apartmanların bahçe hizasında olan katı)
                  • orta kat [TUR10-1110210] (İki kat arasında kalan kat)
                • kamp [TUR10-0407260] (Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri) camp [ENG31-02948616-n] (temporary lodgings in the country for travelers or vacationers)
                  • çıplaklar kampı [TUR10-0164850] (İnsanların giysisiz dolaştıkları dinlenme bölgesi)
                  • dinlenme kampı [TUR10-0207520] (Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri)
                • mülteci kampı [TUR10-1210830] (Mülteci veya mülteci benzeri durumlarda olanlara geçici barınak sağlayan yer)
                • camp [ENG31-02949268-n] (shelter for persons displaced by war or political oppression or for religious beliefs)
                • koğuş [TUR10-0466590] (Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda) dormitory [ENG31-03229811-n] (a large sleeping room containing several beds)
                  • manga [TUR10-0523690] (Savaş gemilerinde deniz erlerinin yattığı koğuş)
                  • başaltı [TUR10-0080990] (Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğuşları)
                • yatakhane [TUR10-0840590] (Yatılı okullarda, yurtlarda ve kışlada yatılan yer)
                • dormitory [ENG31-03229596-n] (a college or university building containing living quarters for students)
                • aile ocağı [TUR10-0016530] (Ailenin kurduğu, yerleştiği, geliştirdiği ev)
                • dwelling [ENG31-03264208-n] (housing that someone is living in)
                • harem [TUR10-0328490] (Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm)
                • harem [ENG31-03499206-n] (living quarters reserved for wives and concubines and female relatives in a Muslim household)
                • hostel [TUR10-1213080] (Düşük bütçe ile seyahat eden Sırt çantalılar, gezginler, öğrenciler için ucuz konaklama fırsatı sağlayan, çoğunlukla mutfağı da olan küçük otel)
                • hostel [ENG31-03546717-n] (inexpensive supervised lodging (especially for youths on bicycling trips))
                • ev [TUR10-0053840] (Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer) house [ENG31-03549540-n] (a dwelling that serves as living quarters for one or more families)
                  • saadethane [TUR10-0651500] (Yüksek rütbeli kimselerin evi)
                  • rezidans [TUR10-0647340] (Yüksek devlet görevlileri, elçiler ve benzerinin oturmalarına ayrılan konut)
                  • kom [TUR10-0469920] (Yayla evi)
                  • gecekondu [TUR10-0286380] (Yasa dışı olarak gizlice yapılan küçük konut)
                  • malikane [TUR10-0863560] (Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev) mansion [ENG31-03724592-n] (a large and imposing house)
                    • kontluk [TUR10-0472880] (Kont unvanına hak kazandıran yurtluk)
                    • county [ENG31-08563758-n] ((United Kingdom) a region created by territorial division for the purpose of local government)
                  • bungalov [TUR10-0124560] (Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev)
                  • yazlık [TUR10-0670480] (Yazın oturulan yer)
                  • bağ evi [TUR10-0068600] (Bağ içerisine yapılarak yaz aylarında kalınan ev)
                    • kulle [TUR10-1088600] (Büyük bağ evi)
                  • kümes [TUR10-0502380] (Ufak ev)
                  • konteyner ev [TUR10-1153800] (Geçici bir süre kullanılmak üzere değişik yerlere kurulan küçük konut)
                  • evcik [TUR10-0259200] (Küçük, sevimli ev)
                  • dağ evi [TUR10-0177840] (Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için dağlık bölgelerde yapılmış ev)
                  • saray konut [TUR10-1128790] (Güvenliği bulunan, kullanıcılarına özel hizmetler sunulan, her türlü ihtiyacın karşılandığı özel konut)
                  • yüzer ev [TUR10-1190180] (Nehir veya deniz üzerinde kurulan, hareketli konut)
                  • yuva [TUR10-0864020] (Genellikle ailenin oturduğu ev)
                  • bark [TUR10-0078110] ("Ev, mülk, aile, çoluk çocuk" anlamlarındaki ev bark birleşik sözünde geçen bir söz)
                  • lojman [TUR10-0513400] (Bir kuruluş ve iş yerinde çalışanlara parasız veya az bir kira karşılığında verilen konut)
                  • şato [TUR10-0725550] (Geniş toprağı olan büyük konut)
                  • ortalık [TUR10-0592320] (İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer)
                  • düğün evi [TUR10-0228650] (Düğün yapan ev)
                  • garsoniyer [TUR10-0283970] (Bazı erkeklerin, evlilik dışı ilişkiler için kendi konutlarından ayrı olarak tuttukları özel konut)
                  • sosyal konum [TUR10-1139800] (İnsanın toplum içindeki durumu, makamı, yeri)
                  • sosyal konut [TUR10-0704180] (Dar gelirliler için özel olarak yapılmış, sağlığa uygun ucuz konut)
                  • prefabrik konut [TUR10-0635380] (Duvar, kapı, pencere ve diğer elemanları fabrikasyon olarak üretilen ve konutun yapılacağı beton platform üzerine monte edilen konut)
                  • hücre evi [TUR10-1051190] (Yasa dışı örgüt üyelerinin toplandığı ev)
                  • manastır [TUR10-0522970] (Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı)
                  • monastery [ENG31-03786777-n] (the residence of a religious community)
                  • saray [TUR10-0665360] (Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı)
                  • palace [ENG31-03883542-n] (official residence of an exalted person (as a sovereign))
                • iglu [TUR10-1053640] (Kubbe biçiminde Eskimo kulübesi)
                • klinik [TUR10-0464870] (Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu)
                • kulübe [TUR10-0489720] (Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak)
                  • cankurtaran kulübesi [TUR10-0132230] (Dağ geçitlerinde tipiden veya soğuktan korunmak için sığınak olarak yapılmış kulübe)
                  • kümültü [TUR10-0502420] (Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi)
                  • güme [TUR10-0314190] (Bostanda yapılan bekçi kulübesi)
                  • güme [TUR10-0314180] (Avcı kulübesi)
                • kulübe [TUR10-0489730] (Hayvanlar için yapılmış barınak)
                  • köpek kulübesi [TUR10-1213370] (İçinde köpeklerin yaşadığı, genellikle tahtadan yapılmış, bazen de plastikten yapılabilen, köpeğin girebileceği ebatlarda bir giriş kapısı bulunan ev)
                  • kennel [ENG31-03615737-n] (outbuilding that serves as a shelter for a dog)
                • selamlık [TUR10-0674940] (Saray, köşk veya konaklarda erkeklerin bulunduğu ve erkek konukların alındığı bölüm)
                • mabeyin [TUR10-0515400] (Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire)
                • konukevi [TUR10-0473370] (Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut)
                • lokal [TUR10-0513440] (Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer)
              • damlalık [TUR10-0182530] (Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar)
              • drip [ENG31-03246363-n] ((architecture) a projection from a cornice or sill designed to protect the area below from rainwater (as over a window or doorway))
              • taş duvar [TUR10-1215790] (Taştan örülmüş duvar) stone wall [ENG31-04333685-n] (a fence built of rough stones)
                • taş duvar [TUR10-1211980] (A stone wall made with stones fitted together without mortar)
                • dry wall [ENG31-03257340-n] (a stone wall made with stones fitted together without mortar)
              • saçak [TUR10-0653220] (Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü) eaves [ENG31-03267779-n] (the overhang at the lower edge of a roof)
                • çelen [TUR10-0157670] (Ev saçağı)
              • çit [TUR10-0159820] (Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü) picket fence [ENG31-03936551-n] (a fence made of upright pickets)
                • yatık çit [TUR10-0840890] (Kışı çok soğuk geçen ve çok kar yağan bölgelerde, tellerin kopmasını önlemek üzere, kullanılmadığı zaman çit kazıklarından çıkartılarak yere yayılan ve gerektiği zaman yine çit kazıklarına takılan tel çit)
                • harım [TUR10-0328790] (Tarla ve bahçe çevresindeki çit)
              • çamurluk [TUR10-0149360] (Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça)
              • fender [ENG31-03332786-n] (a barrier that surrounds the wheels of a vehicle to block splashing water or mud)
              • çile [TUR10-0168260] (İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti) hank [ENG31-03497089-n] (a coil of rope or wool or yarn)
                • kelep [TUR10-0438910] (Büyük iplik çilesi)
                • tura [TUR10-0788250] (Halat gibi örülmüş iplik çilesi)
              • gözleği [TUR10-0309260] (Gözetleme yeri)
              • lookout [ENG31-03694269-n] (a structure commanding a wide view of its surroundings)
              • yat limanı [TUR10-1180380] (Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı)
              • marina [ENG31-03727081-n] (a fancy dock for small yachts and cabin cruisers)
              • anıt [TUR10-0001110] (Önemli bir olayı veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı) memorial [ENG31-03749393-n] (a structure erected to commemorate persons or events)
                • Anıtkabir [TUR10-0037010] (Atatürk'ün mezarının bulunduğu anıtsal yapı)
                • panteon [TUR10-0612780] (Büyük yararlık göstermiş kimselerin gömüldüğü ulusal anıt)
              • höyük [TUR10-0349340] (Toprak yığını; küçük tepe) mound [ENG31-03797581-n] (structure consisting of an artificial heap or bank usually of earth or stones)
                • höyük [TUR10-0492470] (Tarih boyunca türlü sebeplerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe)
                • kurgan [TUR10-0492450] (İlk Çağda mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe)
              • dikili taş [TUR10-0203710] (Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş)
              • obelisk [ENG31-03843389-n] (a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top)
              • seperatör [TUR10-1214360] (Ambalajla ürün arasına yerleştirilen karton) partition [ENG31-03900076-n] (a vertical structure that divides or separates (as a wall divides one room from another))
                • bölme [TUR10-0119110] (Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde)
                • screen [ENG31-04159470-n] (partition consisting of a decorative frame or panel that serves to divide a space)
                • duvar [TUR10-0226580] (Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem) wall [ENG31-04554141-n] (an architectural partition with a height and length greater than its thickness)
                  • istinat duvarı [TUR10-0383430] (Toprak veya yapının kaymasını önlemek için yapılan, direnç sağlayan duvar)
                  • retaining wall [ENG31-04089822-n] (a wall that is built to resist lateral pressure (especially a wall built to prevent the advance of a mass of earth))
                  • küpeşte [TUR10-0475900] (Gemilerde güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siperler, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölümler)
                  • parapet [ENG31-03895323-n] (a low wall along the edge of a roof or balcony)
                  • kale bedeni [TUR10-0402520] (Kalenin burçları arasında yer alan üstü mazgal ve siperlerle örülmüş kalın duvar)
                  • perde duvar [TUR10-0623560] (Yapıda statik ve dinamik yüklere karşı direnç sağlamak üzere kolonların devamı olan duvarlarda duvar yerine konulan, özel beton duvar)
                  • tahta perde [TUR10-0745870] (İki yeri birbirinden ayıran tahta duvar)
                  • temel duvarı [TUR10-0762670] (Temeli oluşturan duvarlar)
                  • ağlama duvarı [TUR10-0923260] (Kudüs'te bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan, büyük tapınağın ayakta kalan batı duvarı)
                  • ana duvar [TUR10-0034340] (Bir yapının, dört bir yanını çevreleyen kalın dış duvar)
                  • sağır duvar [TUR10-0655530] (Ses geçirmeyen duvar)
                  • moloz duvar [TUR10-0549730] (Moloz taşlarla yapılan duvar)
                  • oturtmalık [TUR10-0595040] (Yapının toprak üstünde kalan, 1 metre kadar yükseklikte, bütün yapı boyunca devam eden, üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı ana temel duvarı)
                • paravan [TUR10-0614720] (Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde)
                • screen [ENG31-04159470-n] (partition consisting of a decorative frame or panel that serves to divide a space)
                • kapak tahtası [TUR10-0411760] (Biçilen tomruğun tahtalarından en dışta kalan parçası)
              • perde [TUR10-0623410] (İki yeri birbirinden ayıran bölme) partition [ENG31-03900076-n] (a vertical structure that divides or separates (as a wall divides one room from another))
                • sinek teli [TUR10-1215310] (Sinekleri dışarıda tutmak için pencerelere kaplanan ince perde veya ağ)
                • bölme perdesi [TUR10-0976490] (Teknedeki bölmeleri enine ve boyuna birbirinden ayıran su geçirmez perde)
                • camekan [TUR10-0130920] (Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme; camlık)
                • demir perde [TUR10-0191990] (Sahne ile izleyicilerin bulunduğu salonu yangın tehlikesinde birbirinden ayıran, demirden yapılmış perde)
                • germe [TUR10-0294640] (Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılan tahta perde)
              • teras [TUR10-0745880] (Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer) patio [ENG31-03905846-n] (usually paved outdoor area adjoining a residence)
                • kule [TUR10-0489030] (Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça)
              • veranda [TUR10-0817340] (Camlı taraça)
              • patio [ENG31-03905846-n] (usually paved outdoor area adjoining a residence)
              • örtme [TUR10-0605490] (Üstü kapalı, önü açık yer)
              • porch [ENG31-03990739-n] (a structure attached to the exterior of a building often forming a covered entrance)
              • veranda [TUR10-0817350] (Üstü kapalı ve çevresi camlı balkon)
              • porch [ENG31-03990739-n] (a structure attached to the exterior of a building often forming a covered entrance)
              • kapı sundurması [TUR10-1214750] (Bir binanın dışına dayanmış halde bulunan ve genellikle üstü örtülü bir giriş teşkil eden yapı)
              • porch [ENG31-03990739-n] (a structure attached to the exterior of a building often forming a covered entrance)
              • sur [TUR10-0088600] (Kale duvarı)
              • rampart [ENG31-04058937-n] (an embankment built around a space for defensive purposes)
              • duvar [TUR10-0226590] (Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel) rampart [ENG31-04058937-n] (an embankment built around a space for defensive purposes)
                • kuru duvar [TUR10-0494460] (Taşların arasına harç konulmadan örülen duvar)
              • barikat [TUR10-0077890] (Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel)
              • roadblock [ENG31-04103942-n] (a barrier set up by police to stop traffic on a street or road in order to catch a fugitive or inspect traffic etc.)
              • tabela [TUR10-0510400] (Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası) display panel [ENG31-03216337-n] (a vertical surface on which information can be displayed to public view)
                • pankart [TUR10-0612500] (Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın birkaç sözle gösterildiği karton veya bezden levha)
                • klişe [TUR10-0464970] (Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha)
                  • dişi klişe [TUR10-0210220] (Yazısı oyma olan klişe)
                  • galvano [TUR10-0282540] (Elektroliz yoluyla yapılmış resim klişesi)
                  • galvanotip [TUR10-0282590] (Galvanoplasti yoluyla hazırlanan ve tipo baskıda kullanılan kabartma klişe)
                • döviz [TUR10-0223330] (Propaganda, tanıtma amacıyla üzeri yazılmış bez veya karton)
                • kartela [TUR10-0423910] (Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela)
                • alçıpan [TUR10-0025650] (Duvarda ve tavanda düzgünlük sağlamak amacıyla iç mekânlarda kullanılan, alçı ve diğer katkı maddeleriyle sıkıştırılmış levha)
                • ayna [TUR10-0062460] (Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha)
                  • boy aynası [TUR10-0116280] (İnsanı bütünüyle gösteren büyük ayna)
                • sayı levhası [TUR10-1130370] (Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha)
                • sayı levhası [TUR10-0670790] (Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha)
                • palet [TUR10-0611660] (Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha)
                • pano [TUR10-0612580] (Üzerine bir tablo yapmak için hazırlanmış meşe, ıhlamur veya çam ağacından levha)
                • rüzgargülü [TUR10-0651320] (Rüzgârların yönünü ve adını gösteren levha)
                • hastalık tablosu [TUR10-0330750] (Hastanın yatağının başında bulunan ve hastalığın seyrini gösteren levha)
              • korunak [TUR10-0476900] (Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer)
              • stronghold [ENG31-04348013-n] (a strongly fortified defensive structure)
              • bariyer [TUR10-0078010] (Herhangi bir yolu kapamak için konulan engel) barrier [ENG31-09237488-n] (anything serving to maintain separation by obstructing vision or access)
                • turnike [TUR10-0788830] (İnsanların teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uçlarından birinin çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç)
                • turnstile [ENG31-04508665-n] (a gate consisting of a post that acts as a pivot for rotating arms)
                • kapı [TUR10-0412930] (Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat)
                  • çarpma kapı [TUR10-0152300] (Özel menteşesi yardımı ile içe ve dışa doğru açılabilen, tek veya çift kanatlı kapı türü)
                  • çakma kapı [TUR10-0146430] (Genellikle iki kuşak üzerine tahtaların çivi ile tutturulması yöntemiyle yapılan basit kapı)
                  • çekme kapı [TUR10-0988320] (İp veya başka malzemelerle çekilerek açıp kapanan bir tür kapı)
                  • çelik kapı [TUR10-0157840] (Genellikle çerçevesi ve içi çelikten, dış yüzeyi ahşaptan yapılan kapı)
                  • çıkış kapısı [TUR10-0163610] (Yapılarda dışarı çıkmayı sağlayan kapı)
                  • exit [ENG31-03308910-n] (an opening that permits escape or release)
                  • çift kapı [TUR10-0167390] (Üst üste kapanan veya birbirine vidalanarak kullanılan, yalıtma özelliği çok, iki katlı kapı)
                  • dış kapı [TUR10-0201990] (Binayı sokaktan ayıran giriş kapısı)
                  • döner kapı [TUR10-0221470] (Üç veya dört kanatlı, düşey ekseni çevresinde dönerek geçiş sağlayan kapı)
                  • kuzu kapısı [TUR10-0499350] (Büyük bir kapının içinde veya yanında bulunan küçük kapı)
                  • sağır kapı [TUR10-0655550] (Ses geçirmez bir biçimde yapılmış kapı)
                • bariyer [TUR10-0077990] (Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır engel)
                • bariyer [TUR10-0078000] (Kara yollarının kenarlarına yapılan korkuluk; engel)
              • kol demiri [TUR10-0468500] (Bir kapıyı kapadıktan sonra dışarıdan açılmaması için arkasına vurulan demir destek)
              • kıyılık [TUR10-0457630] (Sayanın kenarlarını sağlamlaştırmak ve güzelleştirmek için dikilen şerit biçimindeki parça)
              • ana yapı [TUR10-0035800] (Kat mülkiyetinin uygulandığı binaların ana bölümü)
              • ana yapı [TUR10-0035790] (Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakımından göze çarpan, önemli bölüm)
              • atkı [TUR10-0056040] (Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek; üst eşik)
              • yarma [TUR10-0838130] (Engebeli bir yerde, bir yolu geçirmek için açılmış yer)
              • şahnişin [TUR10-0721330] (Eski Türk mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma)
              • şerefe [TUR10-0728570] (Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer)
              • rüzgarlık [TUR10-0651410] (Kapı üstlerine konulan eğik saçak biçimindeki örtme)
              • havale [TUR10-0333120] (Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar)
            • ürün [TUR10-0834270] (Emek sonucu ortaya konan şey) work [ENG31-04606723-n] (a product produced or accomplished through the effort or activity or agency of a person or thing)
              • edvar [TUR10-0234860] (Alaturka müzik kurallarını inceleyen eser)
              • sanat eseri [TUR10-0662340] (Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli eser) art [ENG31-02746552-n] (the products of human creativity)
                • mozaik [TUR10-0551280] (Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi) mosaic [ENG31-03793292-n] (art consisting of a design made of small pieces of colored stone or glass)
                  • cam mozaik [TUR10-0131270] (Renkli taş parçaları yerine cam parçalarından yapılan mozaik)
                • yapma çiçek [TUR10-0834400] (Görünümü çiçeği andıran ve yumuşak maddelerle yapılan süs eşyası)
                • artificial flower [ENG31-02748400-n] (a handmade imitation of a blossom)
                • tuval [TUR10-0791340] (Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo)
                • canvas [ENG31-02957504-n] (an oil painting on canvas fabric)
                • gravür [TUR10-0436720] (Ağaç, taş veya metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği ile yapılan resim)
                • engraving [ENG31-03294179-n] (a print made from an engraving)
                • grafik sanatları [TUR10-1039300] (Resim, yağlı boya, baskı sanatları) graphic art [ENG31-03458753-n] (the arts of drawing or painting or printmaking)
                  • manzara [TUR10-0525570] (Konusu bir doğa veya şehir parçası olan resim, gravür veya desen, tablo)
                  • scene [ENG31-04151847-n] (graphic art consisting of the graphic or photographic representation of a visual percept)
                  • ressamlık [TUR10-0646640] (Resim yapma sanatı) painting [ENG31-03882197-n] (graphic art consisting of an artistic composition made by applying paints to a surface)
                    • ebruculuk [TUR10-0233580] (Ebru yapma sanatı veya ebru satma işi ile uğraşma)
                  • ikona [TUR10-0366310] (Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri)
                  • icon [ENG31-03564151-n] (a conventional religious painting in oil on a small wooden panel)
                  • resim [TUR10-0510390] (Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri) painting [ENG31-03882197-n] (graphic art consisting of an artistic composition made by applying paints to a surface)
                    • pano [TUR10-0612560] (Ağaç duvar kaplamalarına veya tavanlara süs işin konulan resim)
                    • nü [TUR10-0164800] (Resim sanatında çıplak insanı konu alan bir resim türü) nude [ENG31-03840737-n] (a painting of a naked human figure)
                      • maderzat [TUR10-0516800] (Anadan doğma)
                    • duvar resmi [TUR10-0226740] (Duvar yüzeyi üzerinde mum boyası, sulu boya, yağlı boya, mozaik, kazıma vb. tekniklerle yapılan resim) mural [ENG31-03805232-n] (a painting that is applied to a wall surface)
                      • fresk [TUR10-0280050] (Bu yöntemle yapılmış duvar resmi)
                      • fresco [ENG31-03400466-n] (a mural done with watercolors on wet plaster)
                    • kolaj [TUR10-0467860] (Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim)
                    • collage [ENG31-03071916-n] (a paste-up made by sticking together pieces of paper or photographs to form an artistic image)
                    • minyatür [TUR10-0547200] (Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı)
                    • miniature [ENG31-03774932-n] (painting or drawing included in a book (especially in illuminated medieval manuscripts))
                    • natürmort [TUR10-0571720] (Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim)
                    • still life [ENG31-04326570-n] (a painting of inanimate objects such as fruit or flowers)
                    • peyzaj [TUR10-0626220] (Kır resmi)
                    • landscape [ENG31-03645480-n] (painting depicting an expanse of natural scenery)
                    • yaldızlama [TUR10-0772450] (Ciltlenmiş kitapların kapak veya kenarlarını altın suyuyla ya da boyayla süsleme)
                    • miniature [ENG31-03774932-n] (painting or drawing included in a book (especially in illuminated medieval manuscripts))
                    • akvarel [TUR10-0022830] (Sulu boya resim)
                    • pastel [TUR10-0617780] (Böyle kalemlerle yapılan resim)
                    • mağara resmi [TUR10-0517420] (Tarih öncesi insanların mağara duvarlarına yaptıkları resim)
                    • nakış [TUR10-0568720] (Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim)
                      • Edirnekari [TUR10-0234790] (Tahta üzerine boya ve altın yaldız ile yapılan nakış)
                    • ebru [TUR10-0233560] (Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs)
                    • portre [TUR10-0633650] (Bir kimsenin yağlı boya, suluboya, karakalem vb. bir yolla yapılmış resmi) likeness [ENG31-03673968-n] (picture consisting of a graphic image of a person or thing)
                      • yarım boy [TUR10-0837370] (Resimde belden yukarısı)
                      • half-length [ENG31-03483116-n] (a portrait showing the body from only the waist up)
                      • otoportre [TUR10-1111070] (Kişinin kendisinin yaptığı portresi)
                      • robot resim [TUR10-1123890] (Adli olaylarda tanığın tarifiyle şüphelinin görünümünü yansıtan çizgi resim)
                    • çıkartma [TUR10-0163200] (Bu yolla çıkarılan resim)
                    • çizgi resim [TUR10-0171050] (Yalnız çizgilerle yapılmış resim)
                    • estamp [TUR10-0254740] (Metal, tahta vb. üzerine kazıldıktan sonra basılan resim)
                    • akademi [TUR10-0016970] (Çıplak modelden yapılmış insan resmi)
                    • kart [TUR10-0423730] (Fotoğrafçılıkta 9x12 cm boyutlarındaki resim)
                    • atölye resmi [TUR10-0057380] (Bir işin ayrıntılarını gösteren ve atölyede yapım sırasında kullanılan 1/1 ölçüdeki teknik resim)
                    • kazıma resim [TUR10-0436710] (Ağaç, metal veya taş bir yüzeye ayrı katlar halinde değişik renkli boyalar sürüldükten sonra, üstteki katları yer yer kazıyarak alttaki renklerden yararlanma tekniği)
                    • minyatür [TUR10-0547210] (Bu biçimde yapılmış küçük resim)
                    • net resim [TUR10-0575590] (Genellikle 1/10 ölçeğinde çizilen ve işin, önden, yandan, üstten görünüşünü veren teknik resim)
                    • saydam resim [TUR10-0670260] (Kolay anlaşılabilen resim)
                    • füzen [TUR10-0281010] (Kömür kalemle yapılmış resim)
                    • gölgeli resim [TUR10-0303190] (Gölge ile hacim etkisinin verildiği resim)
                    • guaj [TUR10-0311100] (Bu boya ile yapılan resim)
                    • görüntü [TUR10-0306290] (Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü)
                      • klip [TUR10-0306100] (Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film)
                • peyzaj [TUR10-0626230] (Bir yerin doğal görünüşü)
                • landscape [ENG31-03645325-n] (a genre of art dealing with the depiction of natural scenery)
                • plastik sanat [TUR10-1214630] (Heykel, seramik gibi üç boyutlu olan sanatların her biri) plastic art [ENG31-03964391-n] (the arts of shaping or modeling)
                  • büst [TUR10-0128300] (Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü)
                  • bust [ENG31-02929572-n] (a sculpture of the head and shoulders of a person)
                  • heykel [TUR10-0340930] (Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser) statue [ENG31-04313985-n] (a sculpture representing a human or animal)
                    • rölyef [TUR10-0649140] (Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser) relief [ENG31-04080781-n] (sculpture consisting of shapes carved on a surface so as to stand out from the surrounding background)
                      • alçak kabartma [TUR10-0025240] (Heykel sanatında, yüzeyindeki çıkıntısı az olan kabartma)
                      • silme [TUR10-0693320] (Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar)
                        • tespihli silme [TUR10-0769750] (Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan silme)
                        • saptırma [TUR10-0665120] (Süs olarak yapılan kırık çizgili silme)
                        • sarak [TUR10-0665230] (Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme)
                    • sfenks [TUR10-0683730] (Mısır'da eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı, aslan vücutlu heykel)
                    • sphinx [ENG31-04281926-n] (one of a number of large stone statues with the body of a lion and the head of a man that were built by the ancient Egyptians)
                    • mobil [TUR10-0548830] (Parçalar halinde yapılmış olup hava hareketleriyle kımıldayan heykel)
                • ilkelcilik [TUR10-0369390] (Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş)
                • primitivism [ENG31-04009468-n] (a genre characteristic of (or imitative of) primitive artists or children)
                • primitivizm [TUR10-0635900] (İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı)
                • primitivism [ENG31-04009468-n] (a genre characteristic of (or imitative of) primitive artists or children)
                • koreografi [TUR10-0475530] (Dans adımlarının kâğıda geçirilmesi)
                • choreography [ENG31-07033877-n] (the representation of dancing by symbols as music is represented by notes)
                • pastiş [TUR10-0617930] (Başka sanatçıların eserlerini taklit yoluyla meydana getirilen sanat eseri)
                • ıstampa resim [TUR10-0355320] (Ağaç, bakır vb. yüzeylere oyulan ve tuvale basılan resim sanatı)
                • cam resim [TUR10-0131280] (Renkli camların kesilip birbirlerine kurşun çubuklarla bağlanması ile yapılan süs veya resim)
                • fresk [TUR10-0280040] (Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi)
                • fikir eseri [TUR10-1027700] (Düşünce yönü ağır basan eser)
                • barkarol [TUR10-0078140] (Ritmi üç zamanlı müzik eseri)
                • masnuat [TUR10-0528090] (Sanatla yapılmış şeyler; sanat eserleri)
                • saz eseri [TUR10-0671660] (Klasik Türk müziğinde yalnızca saz takımının çalması için bestelenen eser)
              • şaheser [TUR10-0081600] (Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser)
              • masterpiece [ENG31-03733096-n] (the most outstanding work of a creative artist or craftsman)
              • el işi [TUR10-0243740] (Okullarda kâğıt, mukavva, tahta vb. ile yaptırılan çalışmalar)
              • handicraft [ENG31-03490738-n] (a work produced by hand labor)
              • hasır [TUR10-0330140] (Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü)
              • wicker [ENG31-04589491-n] (work made of interlaced slender branches (especially willow branches))
              • ürün [TUR10-0809310] (Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey) product [ENG31-04014270-n] (an artifact that has been created by someone or some process)
                • tekstil [TUR10-0759790] (Kumaş dokuma işi, sanatı veya dokuma ticareti)
                • nevresim [TUR10-0575800] (Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf)
                • salam [TUR10-0659310] (Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek) salami [ENG31-07693492-n] (highly seasoned fatty sausage of pork and beef usually dried)
                  • Macar salamı [TUR10-0515570] (Bir tür salam)
                • yoğurt [TUR10-0857850] (Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü) yogurt [ENG31-07865312-n] (a custard-like food made from curdled milk)
                  • keş [TUR10-0445910] (Kış için kurutulan yağsız, tuzsuz yoğurt)
                  • süzme yoğurt [TUR10-0783250] (Bir torbaya konularak suyu süzülen yoğurt)
                • çıktı [TUR10-0164020] (Üretim sonucu ortaya çıkan ürün) end product [ENG31-03292089-n] (final product)
                  • ürün [TUR10-0809280] (Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey)
                    • mahsulat [TUR10-0519120] (Ürünler)
                    • yerli malı [TUR10-0851040] (Ülkede yetiştirilen veya üretilen sebze, meyve veya malların hepsi)
                    • başak [TUR10-0080840] (Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün)
                    • kan unu [TUR10-0411390] (Kıl, mide enzimleri, idrar vb. yabancı maddeden temiz, taze hayvan kanından normal işlemle elde edilmiş, genellikle koyu, siyaha benzer bir renkte, suda çözünmeyen kurutulmuş bir ürün)
                    • organik ürün [TUR10-1109970] (Geliştirici veya olgunlaştırıcı bir kimyasal madde kullanılmadan doğal ortamda yetiştirilen ürün)
                    • son turfanda [TUR10-0702750] (Bir meyve veya sebzenin mevsiminin sonunda alınan en son ürünü)
                  • mahsulat [TUR10-0519130] (Ortaya çıkan, elde edilen şeyler)
                • üretim [TUR10-0808620] (Bu etkinlikler sonucu elde edilen nesneler)
                • output [ENG31-03866402-n] (what is produced in a given time period)
                • yan ürün [TUR10-0832900] (Bir ana ürün elde edilirken ortaya çıkan başka ürün)
                • by-product [ENG31-02933876-n] (a product made during the manufacture of something else)
                • albüm [TUR10-0025060] (Fotoğraf, pul ve benzerini dizip saklamaya yarayan bir tür defter)
                • album [ENG31-02697938-n] (a book of blank pages with pockets or envelopes)
                • tekel maddesi [TUR10-0757980] (Tekel ürünleri arasında satışa sunulmuş madde)
                • tekel ürünleri [TUR10-0757990] (Tekel tarafından üretimi yapılan maddeler)
                • eşantiyon [TUR10-0255090] (Bir malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla, o malın parasız verilen veya gönderilen parçası)
                • sample [ENG31-05830135-n] (a small part of something intended as representative of the whole)
                • kavafiye [TUR10-1074190] (Ucuz, özenmeden yapılmış ayakkabı, kemer, cüzdan vb. ürünler)
                • nafta [TUR10-0568200] (Petrolden 100-250 derece arasında damıtılan ürün)
              • sanat dünyası [TUR10-0662310] (Sanat çevresinin oluşturduğu atmosfer)
              • art [ENG31-02746552-n] (the products of human creativity)
              • yayın [TUR10-0843170] (Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey) publication [ENG31-06601855-n] (a copy of a printed work offered for distribution)
                • yıllık [TUR10-0661240] (Yılda bir çıkan ve o yılın olaylarını anlatan kitap, bülten, dergi vb. eser)
                • magazin basını [TUR10-0517240] (Yazısı az, resmi bol, genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin yaşantılarıyla ilgili haber ve yorumlara yer veren yayın)
                • müellefat [TUR10-0560070] (Yazılı eserler)
                • cilt [TUR10-0140840] (Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri)
                • volume [ENG31-06425309-n] (a publication that is one of a set of several similar publications)
                • kitap [TUR10-0463990] (Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü) book [ENG31-06422547-n] (a written work or composition that has been published (printed on pages bound together))
                  • kıyafetname [TUR10-0456950] (Yüze veya dış görünüşe bakılarak ruhsal durumu anlama bilgisinden söz eden kitap)
                  • broşür [TUR10-0120670] (Genellikle bir şeyi tanıtmayı amaçlayan, sayfa sayısı az, küçük kitap) prospectus [ENG31-07180157-n] (a formal written offer to sell securities (filed with the SEC) that sets forth a plan for a (proposed) business enterprise)
                    • tarifname [TUR10-0747170] (Bir işin yapılışını, bir aletin çalışmasını açıklayan yazı veya broşür)
                  • katalog [TUR10-0427350] (Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün)
                  • catalog [ENG31-06427849-n] (a book or pamphlet containing an enumeration of things)
                  • yıllık [TUR10-0855590] (Öğretim yılı sonunda hazırlanan, öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin özellikleriyle ilgili bilgiler ile eğlendirici konuların yer aldığı kitap)
                  • yearbook [ENG31-07297202-n] (a book published annually by the graduating class of a high school or college usually containing photographs of faculty and graduating students)
                  • ders kitabı [TUR10-1220700] (Bir dersin öğretimiyle ilişkili olarak hazırlanan ya da seçilen herhangi bir kitap) textbook [ENG31-06426015-n] (a book prepared for use in schools or colleges)
                    • okuma kitabı [TUR10-0584370] (Okuma becerisini kazandırmak amacıyla hazırlanan ve içinde değişik metinler bulunan kitap)
                    • reader [ENG31-06426704-n] (one of a series of texts for students learning to read)
                    • tabiat bilgisi [TUR10-0736040] (Bu dersin konularını içeren kitap)
                    • supara [TUR10-0712930] (Osmanlı İmparatorluğu'nda okul kitaplarının genel adı)
                  • alıştırma kitabı [TUR10-1220710] (Ders kitaplarına eşlik edecek biçimde hazırlanan, öğrencilerin ders kitaplarının yardımıyla edinmiş oldukları birtakım bilgileri uygulamalarına olanak sağlayan kitap)
                  • workbook [ENG31-06427434-n] (a student's book or booklet containing problems with spaces for solving them)
                  • başvuru kaynağı [TUR10-1220740] (Sözlük, bilgilik, yıllık, kılavuz, özgeçmiş yazımları ya da konuya ilişkin basılı çalışmalar gibi bir alandaki gözlem verilerini tümleyici ek bilgi kaynakları) reference book [ENG31-06429241-n] (a book to which you can refer for authoritative facts)
                    • ansiklopedi [TUR10-0038820] (Bütün bilim, sanat dallarını tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser veya eser dizisi)
                    • encyclopedia [ENG31-06439057-n] (a reference work (often in several volumes) containing articles on various topics (often arranged in alphabetical order) dealing with the entire range of human knowledge or with some particular specialty)
                    • sözlük [TUR10-0407660] (Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser) dictionary [ENG31-06430544-n] (a reference book containing an alphabetical list of words with information about them)
                      • ansiklopedik sözlük [TUR10-0038890] (Alfabetik sıraya göre kelimelerin karşılıklarını geniş bir biçimde veren, özel adları da içine alan sözlük türü)
                      • kamus [TUR10-0407670] (Büyük sözlük)
                      • el sözlüğü [TUR10-0244570] (Elde ve cepte taşınabilen küçük sözlük)
                      • cep sözlüğü [TUR10-0136490] (Cepte taşınabilecek ve günlük gereksinime cevap verebilecek nitelikte küçük sözlük)
                      • vokabüler [TUR10-0514520] (Küçük sözlük)
                      • sözlükçe [TUR10-0707620] (Herhangi bir bilim dalının söz varlığını içeren sözlük)
                    • lügatçe [TUR10-0514530] (Herhangi bir eserin sonunda yer alan ek sözlük)
                    • glossary [ENG31-06432424-n] (an alphabetical list of technical terms in some specialized field of knowledge)
                    • kılavuz [TUR10-0447560] (Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.) manual [ENG31-06433328-n] (a small handbook)
                      • kösemen [TUR10-0483690] (Yol gösteren kılavuz)
                      • el kılavuzu [TUR10-0243910] (Herhangi bir konuda basit konuları ve bilgileri içeren kitapçık)
                      • el kitabı [TUR10-0243950] (Herkesin kolaylıkla yararlanması için herhangi bir konuda, pratik amaçlarla hazırlanan kitap)
                      • şehir rehberi [TUR10-0726610] (Şehrin belli başlı yerlerini gösteren haritalı, açıklamalı kılavuz)
                      • fiş [TUR10-0275310] (Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri)
                    • yıllık [TUR10-0029640] (Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim)
                    • almanac [ENG31-06437949-n] (an annual publication containing tabular information in a particular field or fields arranged according to the calendar of a given year)
                    • katalog [TUR10-0272920] (Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap) catalog [ENG31-06427849-n] (a book or pamphlet containing an enumeration of things)
                      • prospektüs [TUR10-0636780] (İlaç, alet vb. şeylerin nasıl kullanılacağını açıklayan kâğıt) course catalog [ENG31-06687692-n] (a catalog listing the courses offered by a college or university)
                        • reçete [TUR10-0643790] (Yemek veya halk tedavisinde kullanılan ilaç tarifesi)
                      • alfabetik katalog [TUR10-0027030] (Eserleri yazarların soy adlarına veya adlarına göre sıraya sokan katalog)
                  • adres kitabı [TUR10-0009200] (Genellikle belli bir iş veya meslekte olanların iş ve ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap)
                  • velayetname [TUR10-0817090] (Tarikat ileri gelenlerinin hayatlarını ve menkıbelerini anlatan kitap)
                  • albüm [TUR10-0646340] (Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap)
                  • ana kitap [TUR10-0034760] (Bir bilim alanında yazılmış temel kitap)
                  • alfabe [TUR10-0026970] (Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap)
                  • akait [TUR10-0017070] (Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarını ve tapınma kurallarını toplayan kitap)
                  • tabirname [TUR10-0736420] (Rüyaların yorumunu yapan kitap)
                  • kıyafetname [TUR10-0456940] (Bir ülkenin veya bir dönemin giyimlerini anlatan kitap)
                  • talimname [TUR10-0742070] (Savaşta uygulanan türlü manevraları, araç ve gereçlerin nasıl kullanılacağını, her sınıfın görev ve davranışını belirten kuralların toplandığı kitap)
                  • tandırname [TUR10-0743380] (Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap)
                  • tarih [TUR10-0747240] (Tarih kitabı)
                  • tecvit [TUR10-0755510] (Bu bilim üzerine yazılmış kitap)
                  • telefon rehberi [TUR10-0760680] (Belirli il, ilçe veya kurumdaki telefon numaralarının sahiplerini alfabetik sıraya göre gösteren kitap)
                  • ilmihal [TUR10-0370130] (İslam dininin kurallarını öğrenmek için yazılmış kitap)
                  • enam [TUR10-0246740] (Bazı ayet ve sureleri içeren dua kitabı)
                  • falname [TUR10-0263910] (Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap)
                  • farmakope [TUR10-1026320] (İlaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddelerin nitel ve nicel çözümleme yöntemlerinin yer aldığı yasal ve bilimsel olarak uyulması gereken ulusal ve uluslararası kuralları ve yöntemleri içeren resmî kitap)
                  • cep kitabı [TUR10-0136450] (Cepte taşınacak, cebe girecek biçimde küçük kitap)
                  • düstur [TUR10-0230130] (Yasaları içine alan kitap)
                  • libretto [TUR10-0511050] (Bir operanın sözlerinin yazılı bulunduğu kitap)
                  • libretto [TUR10-0511060] (Bir pandomimi veya baleyi açıklayan kitap)
                  • kara kaplı kitap [TUR10-0416310] (Kadıların hüküm vermek için baktıkları kitap)
                  • yasak kitap [TUR10-0838510] (Satışı ve dağıtımı yasaklanmış olan kitap)
                  • yardımcı kitap [TUR10-0836300] (Eğitimde esas dersleri konuları bakımından açıklayan kitap)
                  • baş ucu kitabı [TUR10-0084060] (Sık sık yararlanılan, ana bilgileri veren, değerini hiç yitirmeyen eser)
                  • şiir kitabı [TUR10-0731340] (İçeriği şiirlerle düzenlenmiş kitap)
                  • beyaz kitap [TUR10-0097570] (Bir sorunu aydınlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayımlanan kitap)
                  • bina [TUR10-0104870] (Arapça fiil çatısını konu edinen bilim ve kitap)
                  • mecelle [TUR10-0531450] (Kitap)
                  • boyama kitabı [TUR10-0116070] (Küçükleri eğitici nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap)
                  • mızraklı ilmihal [TUR10-0543980] (İslam dininin ilkelerini öğreten, kapağında mızrak resmi bulunan ilmihâl kitaplarından biri)
                  • muahezename [TUR10-0551700] (Eleştiri yazısı ve kitabı)
                  • şecerename [TUR10-0726000] (Soy ağacını gösteren kitap veya yazı)
                  • şerh [TUR10-0728860] (Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap)
                  • forma [TUR10-0277960] (Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası)
                  • gramer [TUR10-0310370] (Dil bilgisi kitabı)
                  • pendname [TUR10-0622720] (Öğüt kitabı)
                  • kanunname [TUR10-0411320] (Yasa kitabı)
                  • code [ENG31-06680062-n] (a set of rules or principles or laws (especially written ones))
                  • kodeks [TUR10-0466350] (İlaçların formüllerini gösteren resmî kitap)
                  • pharmacopoeia [ENG31-03927331-n] (a collection or stock of drugs)
                • süreli yayın [TUR10-0540720] (Belli zaman aralıkları ile çıkan yayın) periodical [ENG31-06605500-n] (a publication that appears at fixed intervals)
                  • sayı [TUR10-0581390] (Gazete ve dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri) issue [ENG31-06609182-n] (one of a series published periodically)
                    • özel sayı [TUR10-0608170] (Bir süreli yayının belli bir konuya ayrılmış sayısı)
                  • süreli yayın [TUR10-1221200] (Belirli aralıklarla çıkan, tamamlanma sorunu bulunmayan ve her sayısı birden çok yazarın yazılarından oluşan bir yayın türü)
                  • series [ENG31-06606007-n] (a periodical that appears at scheduled times)
                  • dergi [TUR10-0127870] (Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın) journal [ENG31-06609819-n] (a periodical dedicated to a particular subject)
                    • hakemli dergi [TUR10-0321550] (Yazıları hakemin denetiminden geçtikten ve onaylandıktan sonra yayımlanan dergi)
                    • antoloji [TUR10-0039830] (Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser)
                    • anthology [ENG31-06603890-n] (a collection of selected literary passages)
                    • magazin [TUR10-0517210] (Halkın çoğunluğunu ilgilendirecek, çeşitli konulardan söz eden, bol resimli yayın)
                    • magazine [ENG31-03709749-n] (product consisting of a paperback periodic publication as a physical object)
                    • belleten [TUR10-0092300] (Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi)
                    • bulletin [ENG31-06695035-n] (a brief report (especially an official statement issued for immediate publication or broadcast))
                    • model [TUR10-0549070] (Örnekleri içinde toplayan dergi)
                    • notam [TUR10-0579830] (Havacılar ve pilotlar için yayımlanan bülten)
                    • formüler [TUR10-0278340] (Formül dergisi)
                • referans [TUR10-0644280] (Başvurulması gereken kaynak) reference [ENG31-07273332-n] (a publication (or a passage from a publication) that is referred to)
                  • atlas [TUR10-0056400] (Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi)
                    • dil atlası [TUR10-0204950] (Dilleri, lehçeleri veya dil olaylarını yayılış bölgelerine göre gösteren atlas)
                    • atlas [TUR10-0056410] (Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap)
                • muhasebe defterleri [TUR10-1211650] (İşletmenin faaliyetlerini inceleme ve kayda alma amacıyla tutulan defterler)
                • daybook [ENG31-03169877-n] (an accounting journal as a physical object)
                • defter [TUR10-0187330] (Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları) notebook [ENG31-06427062-n] (a book with blank pages for recording notes or memoranda)
                  • adres defteri [TUR10-0009180] (Adreslerin kaydedildiği defter)
                  • directory [ENG31-06435262-n] (an alphabetical list of names and addresses)
                  • fihrist [TUR10-0272910] (Alfabetik sıralamalar için kullanılan, kenarında bütün harflerin yer aldığı not defteri)
                  • şiir defteri [TUR10-0731310] (Yazılmış veya derlenmiş şiirlerin içinde bulunduğu defter)
                  • bloknot [TUR10-0110730] (Yaprakları kolayca çıkartılabilecek biçimde yapılmış not defteri)
                  • pad [ENG31-14997692-n] (a number of sheets of paper fastened together along one edge)
                  • randevu defteri [TUR10-1220720] (Bir kimsenin randevularını genellikle tarih ve saat bilgisiyle birlikte not aldığı defter)
                  • appointment book [ENG31-06427692-n] (a book containing a calendar and space to keep a record of appointments)
                  • kalamazo [TUR10-0401190] (Banka, ticarethane vb. yerlerde kullanılan ve cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen defter)
                  • akıl defteri [TUR10-0018140] (Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, not defteri, muhtıra defteri, ajanda)
                  • zımbalı defter [TUR10-0874210] (Kolay koparılabilsin diye yapraklarının dibi zımbalanmış olan defter)
                  • partisyon [TUR10-0616720] (Bir orkestra eserinde bölümlerin bütününü içine alan nota defteri)
                  • kerteriz defteri [TUR10-1077990] (Balıkların göç yollarını veya toplanma yerlerini gösteren, alınan kerterizlerin yazıldığı defter)
                  • kopya defteri [TUR10-0475100] (Mektup kopyalarının çıkarıldığı ince yapraklı defter)
                  • cönk [TUR10-0684980] (Saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri, uzunlamasına açılan, deri kaplı defter)
                    • danadili [TUR10-0182830] (Bir tür cönk)
                  • sağlık karnesi [TUR10-0656150] (Sosyal güvenlik kurumları tarafından verilen, sigortalının ve geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselerin hastalıklarında sağlık giderleri için kullanılan defter)
                  • karalama defteri [TUR10-0416920] (Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı bulunan defter)
                  • karton [TUR10-0424100] (Kamu kurum veya kuruluşlarında imzaya sunulan evrakın yerleştirildiği ciltli büyük defter)
                    • gömlek [TUR10-0303420] (Dosya kartonu)
                  • kasa defteri [TUR10-0424560] (İşletmelerde günlük alışveriş hareketlerinin kaydedildiği defter)
                  • bakkal defteri [TUR10-0072620] (Karışık, düzensiz yazılarla dolu defter)
                  • kütük [TUR10-0504510] (Resmî kayıt defteri; ana defter)
                    • tapu kütüğü [TUR10-0745770] (Bir taşınmazın üstündeki hak ve yükümlülüklerin yazıldığı resmî kütük)
                    • ticaret sicili [TUR10-0776490] (Ticaret mahkemelerinin bulunduğu yerlerde ticari işlemlerin kayıt ve tescil edildiği ve herkesin yararlanabileceği resmî kütük)
                  • büyük defter [TUR10-0129040] (Ticari kuruluşların aylık bilanço hesaplarını gösteren defter)
                  • ruzname [TUR10-0650880] (Günlük olayların yazıldığı defter)
                  • ruzname [TUR10-0650900] (Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter)
                  • ruznamçe [TUR10-0650870] (Osmanlı Devletinde defterdarlıkta günlük hadiselerin yazıldığı küçük defter)
                  • işletme defteri [TUR10-0386040] (Yalnız gelir ve giderlerin yazıldığı defter)
                  • cep defteri [TUR10-0136260] (Cebe sığabilecek büyüklükteki defter)
                  • pocketbook [ENG31-03979528-n] (pocket-sized paperback book)
                • radyo yayını [TUR10-0640910] (Doğrudan kamuya seslenen ve sesli programları yayan iletişim aracı)
                • kablolu yayın [TUR10-0394240] (Televizyon yayınının kablo, cam iletken vb. bir fiziksel ortam üzerinden abonelere ulaştırıldığı yayın türü)
                • kablo TV [TUR10-1210780] (Dijital veya analog yayın yapan çok sayıda yerli ve yabancı televizyon ve radyo kanalını, fiberoptik ve koaksiyel kablo şebekeleri üzerinden yüksek görüntü ve ses kalitesinde sunan çok kanallı bir TV sistemi)
                • kapalı devre yayını [TUR10-1069850] (Belirli bir alan içerisinde hedef kitleye ulaştırmak üzere genellikle kablo bağlantısı ile yapılan ses ve görüntü yayını)
                • canlı yayın [TUR10-0132560] (Daha önceden herhangi bir gereç üzerine kaydedilmemiş olay, gösteri, toplantı ve etkinlikleri gerçekleştiği anda alıcı aracılığıyla radyo ve televizyondan aktarma)
                • live [ENG31-01425429-a] (actually being performed at the time of hearing or viewing)
                • bestseller [TUR10-0963840] (En çok satılan yayın)
                • deneme yayını [TUR10-0192590] (Radyo, televizyon vb. haberleşme araçlarının başlangıçta işe alışmak ve daha verimli olmak üzere yaptıkları kısa süreli yayın)
                • divan [TUR10-0210790] (Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser)
                • diyalog [TUR10-0211340] (Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser)
                • dizin [TUR10-0212290] (Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser)
                • fauna [TUR10-0266130] (Bu hayvanların tanımını yapan eser)
                • anlatımcı [TUR10-0038140] (Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren eser)
                • tezkire [TUR10-0772520] (Divan şairlerinin hayatlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren eser)
                • armağan [TUR10-0046220] (Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser)
                • üçleme [TUR10-0806480] (Bir yazarın, konu ve fikrî yapı olarak birbirini izleyen üç eseri)
                • yerel yayın [TUR10-0850340] (Belli bir bölgeye radyo ve televizyon aracılığıyla yayın yapma)
                • yazı [TUR10-0844130] (Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür)
                  • sülüs [TUR10-0715150] (Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı)
                • betik [TUR10-0096880] (Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere, pusula)
                • mecelle [TUR10-0531460] (Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimattan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser)
                • büyük dalga [TUR10-0129030] (Uzun dalga radyo yayını)
                • muzır yayın [TUR10-0558760] (Pedagojik açıdan belli bir yaş altındaki çocuklara zararlı olan kitap, gazete, dergi vb. yayın)
                • oratoryo [TUR10-0589880] (Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri)
                • seçmeler [TUR10-0562880] (Seçme yazılar veya eserler)
                • seyahatname [TUR10-0682640] (Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser)
                • siyasetname [TUR10-0697660] (Siyaset bilimini anlatan ve bu konuda öğüt veren eser)
                • giriş [TUR10-0298400] (Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser)
                • pastiş [TUR10-0617940] (Bir ekolün özelliklerine göre meydana getirilmiş eser)
                • hamse [TUR10-0325250] (Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser)
                • hilye [TUR10-0344940] (Hazreti Muhammed'in dış görünüşünü ve niteliklerini anlatan manzum ve mensur eser)
              • kompozisyon [TUR10-0470960] (Ayrı ayrı parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturma biçimi ve işi) composition [ENG31-05083641-n] (the spatial property resulting from the arrangement of parts in relation to each other and to the whole)
                • koreografi [TUR10-0475540] (Bir baleyi oluşturan adım, figür ve anlatımların bütünü)
                • choreography [ENG31-07033877-n] (the representation of dancing by symbols as music is represented by notes)
              • bileşim [TUR10-0102620] (Bileşme sonucu oluşan cisim) composition [ENG31-03085664-n] (something that is created by arranging several things to form a unified whole)
                • manyezi [TUR10-0525520] (İç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin bir adı)
              • buluş [TUR10-0123850] (İlk defa yeni bir şey yaratma) invention [ENG31-00942228-n] (the act of inventing)
                • türetme [TUR10-0363850] (Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma)
                  • türetim [TUR10-1253950] (Oluşturma, yaratma, türetme)
                  • türetiş [TUR10-1165890] (Türetme)
                • buluş [TUR10-0123860] (Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme)
                • gavur icadı [TUR10-0284350] (Batı yapısı teknik eşyaya tutucu çevrelerin verdiği ad)
              • tarihi eser [TUR10-0747340] (Tarihsel bir konuyu işleyen eser)
                • sit [TUR10-0696650] (Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı)
              • tefsir [TUR10-0756730] (Kuran'ın surelerini açıklayan eser)
              • eski eserler [TUR10-0253390] (Eski toplulukların bilim, edebiyat, din ve güzel sanatına ilişkin her türlü ürünü veya kalıntısı)
              • antika [TUR10-0039320] (Eski çağlardan kalma eser)
              • kültür varlıkları [TUR10-0502070] (Bir bölgede bulunan maddi kültür ürünleri veya eserleri)
              • anıt [TUR10-0036990] (Önemi ve değeri çok olan eser)
              • saraciye [TUR10-1128710] (Deri, muşamba ve benzerinden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün)
              • berberice [TUR10-0963250] (Bu dille yazılmış olan)
              • masnu [TUR10-0528070] (Sanatla yapılmış ürün)
              • çıktı [TUR10-0635920] (Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi)
              • ultramodern [TUR10-0798250] (Düşünce, eğilim, üslup için en üst sınırda olan, çok modern olan)
              • mamulat [TUR10-0522830] (Yapılmış şeyler)
            • yol [TUR10-0858800] (Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer) walk [ENG31-04552265-n] (a path set aside for walking)
              • mesire [TUR10-0538110] (Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge) promenade [ENG31-04016581-n] (a public area set aside as a pedestrian walk)
                • kordon [TUR10-0475410] (Kıyı şeridi)
                • esplanade [ENG31-03302283-n] (a long stretch of open level ground (paved or grassy) for walking beside the seashore)
              • kaldırım [TUR10-0842500] (Sokaklarda, caddelerde yayaların yürümesi için yapılmış yüksekçe yer) sidewalk [ENG31-04222469-n] (walk consisting of a paved area for pedestrians)
                • Arnavut kaldırımı [TUR10-0046570] (Yollarda irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılan kaldırım)
              • yol [TUR10-0858650] (Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi) road [ENG31-04103160-n] (an open way (generally public) for travel or transportation)
                • kara yolu [TUR10-0418720] (Yerleşim merkezlerini birbirine karadan bağlayan yol)
                • bulvar [TUR10-0124120] (Şehir içinde ağaçlı, geniş cadde)
                • avenue [ENG31-02766477-n] (a wide street or thoroughfare)
                • sapak [TUR10-0664250] (Bir ana yoldan ayrılan yolun başlangıç noktası)
                • turnoff [ENG31-04507999-n] (a side road where you can turn off)
                • ana yol [TUR10-1212990] (Ana trafiğe açık olan ve bunu kesen karayolundaki trafiğin, bu yolu geçerken veya bu yola girerken, ilk geçiş hakkını vermesi gerektiği işaretlerle belirlenmiş karayolu) highway [ENG31-03525144-n] (a major road for any form of motor transport)
                  • arter [TUR10-0047560] (Trafiği yoğun olan ana yol)
                  • artery [ENG31-02747537-n] (a major thoroughfare that bears important traffic)
                  • otoyol [TUR10-0593910] (Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol) highway [ENG31-03525144-n] (a major road for any form of motor transport)
                    • ekspres yol [TUR10-0240240] (Taşıtların hızlarını kesmeden gidebileceği genişlikte, gidiş ve geliş yönleri bölünmüş yol)
                    • expressway [ENG31-03311555-n] (a broad highway designed for high-speed traffic)
                    • çevre yolu [TUR10-1210760] (Şehir trafiğini aksatmamak amacıyla yerleşim yerinin dışından geçen ve şehir yollarına bağlanan ana yol)
                    • beltway [ENG31-02831832-n] (a highway that encircles an urban area so that traffic does not have to pass through the center)
                  • çıkmaz [TUR10-0163870] (Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak)
                  • blind alley [ENG31-02854799-n] (a street with only one way in or out)
                  • sokak [TUR10-0700130] (İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol) street [ENG31-04341737-n] (a thoroughfare (usually including sidewalks) that is lined with buildings)
                    • çıkmaz sokak [TUR10-0163900] (Herhangi bir yöne çıkışı olmayan sokak)
                    • ara sokak [TUR10-0043180] (Ana yola açılan ikinci derecedeki yol)
                    • arka sokak [TUR10-0045940] (Ana yola açılan ikinci derecedeki sokak)
                  • ana cadde [TUR10-0034070] (Şehirde ara sokakların açıldığı geniş yol)
                  • halaskârgazi [TUR10-1251700] (Harbiye kavşağından başlayarak Şişli Camii'ne kadar uzanan cadde)
                • demir yolu [TUR10-1213620] (Lokomotif, vagon gibi demir tekerlekli taşıtların yürüdüğü paralel iki ray döşenerek yapılan bir tür yol) line [ENG31-03676598-n] (the road consisting of railroad track and roadbed)
                  • metro [TUR10-0849980] (Büyükşehirlerde semtler arasında yer altından işleyen tren)
                  • metro [ENG31-03762667-n] (an electric railway operating below the surface of the ground (usually in a city))
                  • dar hat [TUR10-0184120] (Dar demir yolu)
                  • dekovil [TUR10-0189830] (Ray aralığı 60 cm veya daha az olan, arabaları buhar, hayvan veya insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu)
                  • monoray [TUR10-0550050] (Tek bir raydan oluşan demir yolu)
                • geçek [TUR10-0286900] (Çok geçilen yer, işlek yol) path [ENG31-08633886-n] (an established line of travel or access)
                  • yol [TUR10-0858630] (Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık) direction [ENG31-08697710-n] (a line leading to a place or point)
                    • iç hatlar [TUR10-0358780] (Yurt içi ulaşımını sağlayan yol)
                    • dış hatlar [TUR10-0201940] (Yurt dışı ulaşımını sağlayan yol)
                    • rota [TUR10-0648880] (Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol) path [ENG31-08633886-n] (an established line of travel or access)
                      • kıble [TUR10-0446950] (Bulunulan yerden Kâbe'nin bulunduğu yön)
                      • deniz yolu [TUR10-0194590] (Deniz taşıtlarının izlemek zorunda oldukları yol)
                    • tahsisli yol [TUR10-0738580] (Belediyece görevlendirilmiş toplu taşıma araçları için kentin ana caddelerinde ayrılmış yol şeridi)
                    • tali yol [TUR10-1150930] (Ana yola bağlanan ve trafik bakımından daha az yoğunluğu olan yol)
                    • konaklık [TUR10-0471400] (Konak kadar alınan yol)
                    • tercihli yol [TUR10-1159260] (Trafikte ana yolların kenarında veya ortasında bulunan, belirli araçlara ayrılmış özel yol)
                    • koşu yolu [TUR10-0478150] (Sağlıklı yaşam için orman içlerinde veya yol kenarlarında özel olarak düzenlenmiş şerit halinde toprak yol)
                    • menzil [TUR10-0535610] (Bir günlük yol)
                      • merhale [TUR10-0536610] (Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri; konak; menzil)
                    • sırat [TUR10-0747520] (Yol)
                    • ses yolu [TUR10-0681630] (Bir ses kuşağında yer alan, ses titreşimlerinin görüntülerini taşıyan bir veya birkaç dar yol)
                  • kordon boyu [TUR10-0475440] (Denize kıyısı olan şehirlerde kıyı boyunca uzanan imarlı yol)
                  • ana kolon hattı [TUR10-0935700] (Kuruma veya ortaklığa ait besleme noktasından, abonenin sayacına kadar olan besleme hattı)
                  • karakol hattı [TUR10-0416490] (Sınırda bulunan karakolların oluşturduğu hat)
                  • galeri [TUR10-0282150] (Maden ocaklarında açılan yer altı yolu)
                  • gider [TUR10-0297650] (Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı)
                  • ring hattı [TUR10-0647780] (Bir toplu taşıma aracının ilk ve son durağının aynı nokta olduğu hat)
                  • güzergah [TUR10-0318500] (Yol üstü uğranılacak, geçilecek yer)
                  • hamla [TUR10-0325030] (Sandalın bu biçimde aldığı yol)
                  • ocak katı [TUR10-0581990] (Belirli bir düzeyde hazırlanmış galeri ağının tümü)
                • pist [TUR10-0837900] (Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer)
                  • veledrom [TUR10-1173380] (İçinde motosiklet ve bisiklet yarışlarının yapıldığı pist)
                • çakıl yol [TUR10-0145830] (Çakıl taşları ile döşenmiş yol)
                • kuyu [TUR10-0498880] (Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu)
                • lağım [TUR10-0505480] (Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol)
                  • sıçan yolu [TUR10-0684210] (Lağım yolu veya buna benzer yer altı yolu)
                • arayol [TUR10-1249550] (Bir veya küçük bir yapı grubuna yerel erişim için özel bir yol türü)
                • tünel [TUR10-0793190] (Çevresi kapalı yol)
                • tüp geçit [TUR10-0793320] (Nehirlerin, kanalların iki yakasını su altından bağlayarak ulaşımı sağlayan yol)
                • bisiklet yolu [TUR10-0108780] (Trafikte bisikletlerin gitmesine ayrılmış dar yol)
                • şehir hatları [TUR10-0726470] (Şehir içi yolları)
                • şarampol [TUR10-0723990] (Kara yollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm)
                • seğirdim yolu [TUR10-0673620] (Han odaları önündeki dar yol)
                • seğirdim yolu [TUR10-0673610] (Kale bedenlerinde korunmalı yol)
                • gezinti [TUR10-0296220] (Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol)
                • stabilize yol [TUR10-0708600] (Kum, çakıl veya mucur ve bağlayıcı olarak kil karışımıyla yapılan, silindirle sıkıştırılan yol)
                • pist [TUR10-0629340] (Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şerit)
                  • helikopter pisti [TUR10-0338430] (Helikopterin iniş kalkış yaptığı özel alan)
              • geçit [TUR10-0288220] (İki dağ arasında dar, geçmeye yarayan yer) crossing [ENG31-03141879-n] (a path (often marked) where something (as a street or railroad) can be crossed to get from one side to the other)
                • yer geçidi [TUR10-0850450] (Yer altında bulunan geçit)
                • yaya üst geçidi [TUR10-1212490] (Yayaların karşıya güvenli geçişleri için yolun üzerinden geçen geçit)
                • footbridge [ENG31-03384674-n] (a bridge designed for pedestrians)
                • kanal [TUR10-0408120] (İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz) channel [ENG31-03009709-n] (a passage for water (or other fluids) to flow through)
                  • oluk [TUR10-0586370] (Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru) chute [ENG31-03033305-n] (sloping channel through which things can descend)
                    • akaç [TUR10-0016890] (Yer altı su oluğu)
                • boru [TUR10-0114370] (Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir) drilling pipe [ENG31-03245185-n] (a series of tubes (joined by screwed collars) that connect a drilling platform to the drilling bit)
                  • ham payı [TUR10-0325240] (Zıvanalı geçmeleri sağlamlaştırmak amacı ile zıvanadan genellikle üçte biri oranında çıkarılan parça)
                  • su kemeri [TUR10-0711260] (Üzerinde su yolu bulunan kemerli köprü)
                  • aqueduct [ENG31-02735438-n] (a conduit that resembles a bridge but carries water over a valley)
                  • baca [TUR10-0582060] (Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol) chimney [ENG31-03021082-n] (a vertical flue that provides a path through which smoke from a fire is carried away through the wall or roof of a building)
                    • kör baca [TUR10-0482520] (Herhangi bir çıkışı bulunmayan baca)
                  • drenaj borusu [TUR10-1211930] (Yağmur suyunu çatıdan drenaja taşımak için binanın yanına takılmış boru) drain [ENG31-03236615-n] (a pipe through which liquid is carried away)
                    • lağım [TUR10-0442610] (Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal) sewer [ENG31-04186187-n] (a waste pipe that carries away sewage or surface water)
                      • taban lağımı [TUR10-0735770] (Eğimli bir cevher yatağının tabanındaki tabakalar içinde ve cevher yatağı doğrultusuna paralel olarak sürülen lağım türü)
                    • kanalizasyon borusu [TUR10-1215380] (Atık madde ve yağmur suyunu genellikle işlemden geçirilip zararsız hale getirildiği yere taşıyan büyük yer altı kanalı) sewer [ENG31-04186187-n] (a waste pipe that carries away sewage or surface water)
                      • kubur [TUR10-0487500] (Tuvalet deliğinden lağıma inen boru)
                  • yangın musluğu [TUR10-0831350] (Yangın sırasında kullanılmaya hazır hâlde tutulan su vanası)
                  • fireplug [ENG31-03351744-n] (an upright hydrant for drawing water to use in fighting a fire)
                  • hortum [TUR10-0348280] (Genellikle plastikten uzun ve esnek boru) hose [ENG31-03545055-n] (a flexible pipe for conveying a liquid or gas)
                    • bahçe hortumu [TUR10-1212600] (Su taşıyan ve çim veya bahçe sulamak için kullanılan esnek boru)
                    • garden hose [ENG31-03422781-n] (a hose used for watering a lawn or garden)
                    • radyatör hortumu [TUR10-1214990] (Radyatör ile motor bloğunu birbirine bağlayan parça)
                    • radiator hose [ENG31-04048488-n] (a flexible hose between the radiator and the engine block)
                    • yangın hortumu [TUR10-0831300] (Yangını söndürmek için itfaiye aracından veya yangın musluğundan su aktarmak üzere kullanılan uzun hortum)
                  • nargile [TUR10-0570800] (Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç) hookah [ENG31-03538194-n] (an oriental tobacco pipe with a long flexible tube connected to a container where the smoke is cooled by passing through water)
                    • kabak [TUR10-0392710] (Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile)
                  • iç lastik [TUR10-0359630] (Arabalarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde bulunan ve hava ile doldurulan lastik; şambriyel)
                  • inner tube [ENG31-03578156-n] (an inflatable rubber tube that fits inside the casing of a pneumatic tire)
                  • şambrel [TUR10-0722800] (Otomobil iç lastiği)
                  • inner tube [ENG31-03578156-n] (an inflatable rubber tube that fits inside the casing of a pneumatic tire)
                  • boru hattı [TUR10-0114480] (Doğal gaz arıtma ünitesinden alınan gazın, bir veya daha fazla dağıtım merkezlerine, tüketim merkezlerine doğal gaz taşınması amacıyla tesis edilen boru şebekesi) pipeline [ENG31-03952601-n] (a pipe used to transport liquids or gases)
                    • pipe-line [TUR10-1120040] (Boru hattı)
                  • boru hattı [TUR10-0114490] (Petrolü, çıktığı yerden başka yere akıtan boru tesisatı) pipeline [ENG31-03952601-n] (a pipe used to transport liquids or gases)
                    • deniz geçişi [TUR10-0193940] (Denizden geçen gaz boru hattının deniz altında kalan kısmı)
                  • pipet [TUR10-0628210] (Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, genellikle plastik boru)
                  • pipet [ENG31-03953387-n] (measuring instrument consisting of a graduated glass tube used to measure or transfer precise volumes of a liquid by drawing the liquid up into the tube)
                  • kalorifer borusu [TUR10-0405330] (Kalorifer ısısını ileten boru)
                  • pik boru [TUR10-0627460] (Kalın demir veya dökme boru)
                  • pipet [TUR10-0628200] (Sıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru)
                  • pis su borusu [TUR10-0629300] (İçinde pis su ve pisliklerin aktığı boru)
                  • baca [TUR10-0066910] (Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği)
                    • manika [TUR10-0524030] (Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca)
                    • baca kürsüsü [TUR10-0067190] (Çatının üstünde kalan ve üzerine baca külahı oturtulan baca bölümü)
                  • baca fırıldağı [TUR10-0066950] (Bacanın tepesine yerleştirilen ve çıkmakta olan dumanın içeri dönmesini engellemek için rüzgâra göre yön değiştiren dirsekli boru)
                  • yağmur borusu [TUR10-0825230] (Binalarda çatıda biriken yağmur suyunun kanalizasyona aktarılmasını sağlayan boru)
                  • kılcal boru [TUR10-0447730] (Araştırma ve deneylerde kullanılan çok ince boru)
                  • kolektör [TUR10-0468700] (Atık suların akmasını sağlayan boru)
                  • kolon [TUR10-0469150] (Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru)
                  • kordon [TUR10-0475420] (Hamilelik döneminde anne ile bebeği arasında beslenmeyi sağlayan ince boru)
                  • emzik borusu [TUR10-0246580] (Doğrudan doğruya sobaya takılan dirsek boru)
                  • sifon [TUR10-0691250] (Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek)
                    • eviye sifonu [TUR10-0259900] (Mutfaklarda bulaşık yıkamaya yarayan teknenin altına konan ve pis suları ana atık su kanalına aktaran araç)
                  • damar [TUR10-0181800] (İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru)
                    • damarcık [TUR10-0181830] (Küçük damar)
                  • deveboynu [TUR10-0199350] (S veya U biçiminde boru)
                  • lüle [TUR10-0514740] (Su akan musluksuz boru)
                  • tüp [TUR10-0793260] (İçine krem, diş macunu, ilaç vb. maddeler konulan, bir ucu burgu kapaklı, plastik veya metal boru)
                  • tüp [TUR10-0793250] (Laboratuvarlarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru)
                    • sifon [TUR10-0691220] (Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru)
                  • u borusu [TUR10-0795120] (U harfi biçiminde yapılmış boru)
                  • uzatma [TUR10-0804660] (Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası)
                  • zıvana [TUR10-0875350] (İki ucu açık küçük boru)
                    • masura [TUR10-0528540] (Çeşme zıvanası)
                  • yuf borusu [TUR10-0573330] (Boynuzdan yapılan bir tür boru)
                  • bağlantı borusu [TUR10-0070080] (Katlardaki atık suları toplayıp kolona ileten boru)
                  • bara [TUR10-0954680] (Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama)
                  • marpuç [TUR10-0526760] (Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru)
                  • maslak [TUR10-0528020] (Sürekli su akan boru)
                  • boru ağı [TUR10-0114390] (Tesisatı oluşturan boruların bütünü)
                  • su borusu [TUR10-0710390] (Suyu, su buharını bir yerden bir yere aktarmaya yarayan demir veya naylon boru)
                    • taharet borusu [TUR10-0737540] (Alafranga tuvaletlerde temizlenmek için suyun akmasını sağlayan kıvrımlı boru)
                    • büz [TUR10-0129800] (Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu)
                  • sübek [TUR10-0714400] (Bazı yerlerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi veya sidiği bir kaba akıtacak boru)
                  • güvenlik borusu [TUR10-0317720] (Buharlı tesisatta basıncın belirli bir değerin üstüne çıkmasını önleyen U biçimli boru)
                  • profil boru [TUR10-0636210] (Demircilerin korkuluk vb. şeylerin yapımında kullandıkları içi boş demir boru)
                  • plastik boru [TUR10-0631240] (Plastikten yapılan boru)
                  • istavroz [TUR10-0381600] (Sıhhi tesisatta kullanılan dört girişli bağlantı borusu)
                  • hava kanalı [TUR10-0332840] (Havayı bir yerden başka bir yere iletmekte kullanılan kanal, boru)
                  • hırsız kelepçe [TUR10-0342280] (Ana su borusuna kaçak su alabilmek amacıyla bağlanan boru parçası)
                • koridor [TUR10-0189150] (Üstü kapalı, dar ve uzun geçit)
                • corridor [ENG31-03116750-n] (an enclosed passageway)
                • koridor [TUR10-0286950] (Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit)
                • corridor [ENG31-03116750-n] (an enclosed passageway)
                • geçit [TUR10-0288230] (İki dağ arasında dar ve uzun yol) pass [ENG31-09409735-n] (the location in a range of mountains of a geological formation that is lower than the surrounding peaks)
                  • tünel [TUR10-0793180] (Bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol) tunnel [ENG31-04505257-n] (a passageway through or under something, usually underground (especially one for trains or cars))
                    • alt geçit [TUR10-0030400] (Trafik akışını kesmemek için bir yolun altından geçirilen yol)
                    • underpass [ENG31-04516099-n] (an underground tunnel or passage enabling pedestrians to cross a road or railway)
                    • yaya alt geçidi [TUR10-1216380] (Sadece yayaların kullanımına açık alt geçit)
                    • underpass [ENG31-04516099-n] (an underground tunnel or passage enabling pedestrians to cross a road or railway)
                    • çıkış tüneli [TUR10-0990090] (Soyunma odalarından sahaya güven içinde giriş çıkışı sağlayan kapalı geçit)
                    • battıçıktı [TUR10-0085670] (Kısa alt geçit)
                  • ecel beşiği [TUR10-0233690] (Çok tehlikeli taşıt veya geçit)
                  • akabe [TUR10-0016850] (Tehlikeli, sarp ve zor geçit)
                  • Al Aqabah [ENG31-08947451-n] (Jordan's port)
                  • belen [TUR10-0090660] (Dağ üzerindeki yüksek geçit, dik dağ yolu)
                • galeri [TUR10-0282130] (Bir yapının birçok bölümlerini aynı katta birbirine bağlayan içten veya dıştan yapılmış geniş geçit)
                • hemzemin geçit [TUR10-0339110] (Kara yoluyla aynı düzeyde olan tren yolu geçidi)
              • yaklaşım [TUR10-0827250] (Yaklaşma işi)
              • access [ENG31-02673692-n] (a way of entering or leaving)
              • yaya geçidi [TUR10-0842490] (Caddelerde yayaların karşıya geçmesi için ayrılmış bölüm) crossing [ENG31-03141879-n] (a path (often marked) where something (as a street or railroad) can be crossed to get from one side to the other)
                • tüp geçit [TUR10-0793330] (Büyük caddelerde yayaların karşıdan karşıya geçişini kolaylaştırmak amacıyla yolu üstten birbirine bağlayan kapalı yaya geçidi)
              • kapı [TUR10-0412920] (Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı) doorway [ENG31-03228735-n] (the entrance (the space in a wall) through which you enter or leave a room or building)
                • ana kapı [TUR10-0633440] (Bir yapının süslü, büyük ön kapısı)
                • portal [ENG31-03992042-n] (a grand and imposing entrance (often extended metaphorically))
                • giriş kapısı [TUR10-0298580] (Yapılarda içeri girmek için kullanılan kapı)
                • entrance [ENG31-03295682-n] (something that provides access (to get in or get out))
                • kapıkule [TUR10-0413170] (Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı)
                • taç kapı [TUR10-0737000] (Büyük bir yapının görkemli biçimde süslenmiş girişi)
                • koltuk kapısı [TUR10-0469740] (Evlerde büyük kapıdan başka küçük hizmet kapısı)
                  • komodor [TUR10-0470570] (Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı)
                • cümle kapısı [TUR10-0143680] (Yapılarda ana kapı)
                • ara kapı [TUR10-0042110] (İki yapı veya oda arasında, kolayca geçmek için açılan kapı)
                • tokat [TUR10-0779040] (Tarla, bahçe veya mandıra kapısı)
                • topal kapı [TUR10-1162910] (Kanatlarından birinin yerinde, altında duvar üstünde pencere olan kapı)
                • bap [TUR10-0076800] (Kapı)
                • nizamiye kapısı [TUR10-0578750] (Kışla ve garnizonlarda giriş kapısı)
                • servis kapısı [TUR10-0680650] (Otel, büyük ev veya apartmanlarda hizmetlilerin ve satıcıların kullandığı ayrı kapı)
                • sokak kapısı [TUR10-0700160] (Evin sokağa açılan kapısı)
              • merdiven [TUR10-0951300] (Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi) ladder [ENG31-03637568-n] (steps consisting of two parallel members connected by rungs)
                • kıskaç [TUR10-0454300] (Açılıp kapanan eğreti merdiven)
                • asma merdiven [TUR10-0051070] (Yukarı ucundan bir yere asılarak kullanılan ip merdiven)
                • yürüyen merdiven [TUR10-0867200] (Basamakları sürekli olarak dönen bir düzenek üzerine yerleştirilmiş, elektrikle çalışan merdiven)
                • escalator [ENG31-03300702-n] (a stairway whose steps move continuously on a circulating belt)
                • ayakçak [TUR10-0059230] (Merdiven basamağı; merdiven)
                • yer altı merdiveni [TUR10-0849960] (İşlek yollarda yayalar için yolun altına yapılan merdiven)
                • yangın merdiveni [TUR10-0831320] (İtfaiyecilerin yangında ve kurtarma işlerinde kullandıkları merdiven)
                • yangın merdiveni [TUR10-0831330] (Yapıların dışında, yangın veya acil bir durumda kullanılmak üzere yapılmış merdiven)
                • mutfak merdiveni [TUR10-0557820] (Mutfak ile dış avluyu birbirine bağlayan merdiven)
                • servis merdiveni [TUR10-0680660] (Bir kurum veya kuruluşta yalnızca hizmet için kullanılan merdiven)
                • ip merdiven [TUR10-0377970] (İpten örülmüş, çoğunlukla gemilerde kullanılan merdiven)
                • iskele [TUR10-0379990] (Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven)
                  • alavere [TUR10-0024590] (Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele)
                  • sürme iskele [TUR10-1144530] (İskeleye yanaşmış deniz taşıtlarına insanların güvenli olarak inip binmelerini sağlamak amacıyla iskele ile vapur arasına konulan tahta köprü)
              • şerit [TUR10-0729060] (Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri) lane [ENG31-03645903-n] (a narrow way or road)
                • güvenlik şeridi [TUR10-0317750] (Otoyollarda kesiksiz çizgiyle belirlenen ve en sağ şeritte bulunan, acil durumlarda cankurtaran, itfaiye, polis vb. araçların gidebilmesi için ayrılmış yol bölümü)
                • emniyet şeridi [TUR10-1020740] (Güvenlik şeridi)
                • tırmanma şeridi [TUR10-0775330] (Kara yollarında, yokuşlarda ağır araçlara ayrılmış en sağdaki şerit)
                • sağ şerit [TUR10-0656490] (Trafikte sağ tarafta yer alan yol çizgilerinin oluşturduğu bölüm)
                • trafik şeridi [TUR10-0785620] (Taşıtların bir dizi halinde güvenle seyredebilmeleri için taşıt yolunun işaretle ayrılmış bir bölümü)
                • sol şerit [TUR10-0701070] (Trafikte yolun veya caddenin sol tarafında yer alan yol çizgilerinin oluşturduğu bölüm)
              • kulvar [TUR10-0489840] (Yarışlarda her yarışçıya ayrılan şerit)
              • lane [ENG31-03645974-n] (a well-defined track or path)
              • patika [TUR10-0162420] (Engebeli yerlerden gelip geçenlerin, hayvanların ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol)
              • trail [ENG31-04473848-n] (a path or track roughly blazed through wild or hilly country)
              • açık yol [TUR10-0919140] (Liman giriş ve çıkışlarında teknelerin kullanabilecekleri, sancak ve iskele şamandıralarıyla işaretlenmiş serbest yol veya kanal)
              • tek yönlü yol [TUR10-0759990] (Üzerinde trafiğin yalnız bir yönde hareket edebildiği kara yolu)
              • tek yön [TUR10-1157240] (Karşıdan trafik akışının olmadığı yol)
              • tek yön [TUR10-1157230] (Araçlara gitmeleri için sadece bir istikamette izin verilen yol)
              • çığralık [TUR10-0162610] (Karda kürekle, dallarla açılan dar yol)
              • dolamaç [TUR10-1011330] (Dolambaçlı yol)
              • tramplen [TUR10-0785910] (Kayakta, atlamayı yapan sporcuya gerekli hızı sağlayan, özel olarak düzenlenmiş eğik alan)
              • yaya yolu [TUR10-0842570] (Sadece yayaların kullanmasına ayrılan yol)
              • yayalık [TUR10-1248340] (Araç trafiğine kapatılarak sadece yayaların kullanımına sunulan yol)
              • başyukarı [TUR10-0084460] (Bir yer altı kuyusunun üst kısmına geçmeyi sağlayan geçit)
              • bölünmüş yol [TUR10-1013140] (Gidiş ve geliş yönü bariyerlerle ayrılmış yol)
              • naldöken [TUR10-0569590] (Taşlı, çakıllı yol)
              • parkur [TUR10-0615650] (Gezi ve yürüyüş yapılan özel yol)
              • hıyaban [TUR10-0342840] (İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar)
            • süs [TUR10-0098940] (Güzellik veren, güzelleştiren şey) decoration [ENG31-03174056-n] (something used to beautify)
              • süs [TUR10-0098990] (Güzellik vermeye, güzelleştirmeye yarayan şey) decoration [ENG31-03174056-n] (something used to beautify)
                • şemse [TUR10-0727830] (Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs)
                • desen [TUR10-0197810] (Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim) design [ENG31-03183448-n] (a decorative or artistic work)
                  • çıkartma [TUR10-0163190] (Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı) decal [ENG31-03172130-n] (either a design that is fixed to some surface or a paper bearing the design which is to be transferred to the surface)
                    • sticker [TUR10-1141860] (Çıkartma)
                  • motif [TUR10-0551030] (Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan ögelerden her biri) motif [ENG31-03794547-n] (a design or figure that consists of recurring shapes or colors, as in architecture or decoration)
                    • çintemani [TUR10-0991740] (Özellikle kumaşlara ve çinilere uygulanmış, ikisi altta biri üstte iç içe geçmiş halkalar ve şimşeği ifade eden iki yatık kıvılcımdan meydana gelen süsleme motifi)
                    • dolama [TUR10-0215860] (Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi)
                    • dönmeli [TUR10-0221770] (Bir tür halı motifi)
                    • kaynanadili [TUR10-0434510] (Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir kaktüs türü)
                    • örge [TUR10-0604600] (Motif)
                    • hayatağacı [TUR10-0881880] (Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olması dileğini simgeleyen özel ağaç motifi)
                    • hayat ağacı [TUR10-0334710] (Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olmasını sağlayan özel ağaç motifi)
                  • balıksırtı [TUR10-0074380] (Balık kılçığı biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni)
                  • sofra [TUR10-0698920] (Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm)
                • apolet [TUR10-0040850] (Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça)
                • epaulet [ENG31-03297121-n] (adornment consisting of an ornamental cloth pad worn on the shoulder)
                • fırfır [TUR10-0270990] (Giysi, perde ve benzerinin kenarlarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs)
                • frill [ENG31-03402368-n] (a strip of pleated material used as a decoration or a trim)
                • fiyonk [TUR10-0276220] (Kurdele, şerit, kumaş ve benzerinin kelebek şeklinde bağlanmış biçimi)
                • bow [ENG31-02883550-n] (a decorative interlacing of ribbons)
                • garnitür [TUR10-0283770] (Giyecekleri süslemek için eklenen şey; süs)
                • trimming [ENG31-04491416-n] (a decoration or adornment on a garment)
                • mücevherat [TUR10-0559480] (Mücevherler) jewelry [ENG31-03602662-n] (an adornment (as a bracelet or ring or necklace) made of precious metals and set with gems (or imitation gems))
                  • broş [TUR10-0120660] (Kadınların takındıkları süs iğnesi)
                  • brooch [ENG31-02909763-n] (a decorative pin worn by women)
                  • zincir [TUR10-0876290] (Altın veya gümüşten yapılmış takı) chain [ENG31-03003364-n] (a necklace made by stringing objects together)
                    • kordon [TUR10-0475360] (Saat, madalyon ve benzerini asmaya yarayan ince zincir)
                  • kravat iğnesi [TUR10-0485810] (Kravatın sağa sola hareketini engellemek amacıyla kravatla gömleği birbirine tutturan aksesuar)
                  • tie tack [ENG31-04441804-n] (a pin used to hold the tie in place)
                • pul [TUR10-0637850] (Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık) sequin [ENG31-04180759-n] (adornment consisting of a small piece of shiny material used to decorate clothing)
                  • payet [TUR10-0619810] (Giysi vb. işlemek için kullanılan küçük, pırıltılı pul)
                  • sequin [ENG31-04180759-n] (adornment consisting of a small piece of shiny material used to decorate clothing)
                  • penes [TUR10-0622740] (Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altını taklidi, sarı tenekeden pul)
                • takı [TUR10-0049570] (Takılarak kullanılan süs eşyası)
                  • cevahir [TUR10-0137290] (Elmas, yakut vb. değerli taşlar; mücevher)
                  • gerdanlık [TUR10-0447460] (Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı) necklace [ENG31-03820446-n] (jewelry consisting of a cord or chain (often bearing gems) worn about the neck as an ornament (especially by women))
                    • akarsu [TUR10-0017290] (Tek sıra elmastan gerdanlık)
                  • mücevher [TUR10-0559470] (Değerli süs eşyası ya da taşı) jewelry [ENG31-03602662-n] (an adornment (as a bracelet or ring or necklace) made of precious metals and set with gems (or imitation gems))
                    • bilezik [TUR10-0102830] (Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka) bracelet [ENG31-02891211-n] (jewelry worn around the wrist for decoration)
                      • halhal [TUR10-0322790] (Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik)
                      • anklet [ENG31-02715956-n] (an ornament worn around the ankle)
                      • akıtma [TUR10-0019030] (Enli bilezik)
                      • altın bilezik [TUR10-0030620] (Kola takılan ve pek çok türü olan, altından yapılmış süs eşyası)
                      • burma [TUR10-0125330] (Burularak yapılmış bilezik)
                      • kol bağı [TUR10-0468320] (Kadın bileziği)
                    • boncuk [TUR10-0113190] (Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi) bead [ENG31-02818206-n] (a small ball with a hole through the middle)
                      • katır boncuğu [TUR10-0428160] (Çoğu binek hayvanlarının boynuna süs olarak takılan, mavi camdan iri boncuk)
                      • mühre [TUR10-0560730] (Cam boncuk)
                      • nazar boncuğu [TUR10-0797550] (Nazar değmesin diye takılan mavi boncuk veya bunun yerini tutan başka şey)
                    • kolye [TUR10-0469880] (Ucuna süs eşyaları konularak boyna takılan takı)
                    • necklace [ENG31-03820446-n] (jewelry consisting of a cord or chain (often bearing gems) worn about the neck as an ornament (especially by women))
                    • küpe [TUR10-0502640] (Kulak memelerine takılan süs eşyası) earring [ENG31-03267052-n] (jewelry to ornament the ear)
                      • hızma [TUR10-0343300] (Küpe)
                    • yüzük [TUR10-0868560] (Parmağa geçirilen genellikle metal halka) ring [ENG31-04099721-n] (jewelry consisting of a circlet of precious metal (often set with jewels) worn on the finger)
                      • nikah yüzüğü [TUR10-1216680] (Nikâhlanma sırasında takılan yüzük)
                      • wedding ring [ENG31-04576624-n] (a ring (usually plain gold) given to the bride (and sometimes one is also given to the groom) at the wedding)
                      • nişan yüzüğü [TUR10-0578050] (Evlenecek olan çiftin nişanlandıklarında taktıkları ve düğünden sonra da taşıdıkları halka biçiminde yüzük)
                      • wedding ring [ENG31-04576624-n] (a ring (usually plain gold) given to the bride (and sometimes one is also given to the groom) at the wedding)
                      • şövalye yüzüğü [TUR10-0733910] (Kaşı kalın ve köşeli bir çeşit yüzük)
                    • alınlık [TUR10-0027810] (Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası)
                    • salkım küpe [TUR10-0660620] (Değerli taşlardan yapılmış salkım biçiminde küpe)
                    • hızma [TUR10-0343290] (Burun kanadına takılan süslü, altın veya gümüş halka)
                  • inci [TUR10-0373510] (İncilerden oluşan takı)
                  • pirsing [TUR10-0628730] (Vücudun herhangi bir yerine süs amacıyla takılan metal halka)
                  • takı [TUR10-0739430] (Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü)
                    • askı [TUR10-0050410] (Gelinin oturacağı yerin üstüne asılan süsler)
                  • takıntı [TUR10-0739910] (Kadın takıları)
                  • cıncık boncuk [TUR10-0138510] (Yalancı taşlardan yapılmış küpe, kolye vb. şeyler)
                  • çatkı [TUR10-0426320] (Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ)
                  • çelenk [TUR10-0157690] (Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç)
                  • askı [TUR10-0050420] (Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat)
                  • bijuteri [TUR10-0101750] (Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı)
                  • gelgel [TUR10-0289540] (Başa takılan elmas veya altın iğne)
                • pandantif [TUR10-0612320] (İnce bir zincirle boyna takılan değerli takı)
                • pendant [ENG31-03914950-n] (an adornment that hangs from a piece of jewelry (necklace or earring))
                • ağırlık [TUR10-0012870] (Takı)
                • kuyum [TUR10-0498950] (Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası)
                • mahya [TUR10-0519470] (Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim)
                • kordon [TUR10-0475380] (İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü)
                • tepelik [TUR10-0765660] (Bir yapının veya bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılan bölüm)
                • cıngıl [TUR10-0138530] (Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs)
                • dövme [TUR10-0223380] (Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan yazı veya resim)
                • tezyinat [TUR10-0772780] (Bezekler; süsler)
                • volan [TUR10-0821120] (Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs)
                • varak [TUR10-0814000] (Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak)
                  • gümüş varak [TUR10-0314890] (Gümüş dövülerek oluşturulan ince, parlak varak)
                  • altın varak [TUR10-0030910] (Altın dövülerek oluşturulan ince, parlak varak)
                  • gold foil [ENG31-03449661-n] (foil made of gold)
                • piko [TUR10-0627660] (Kimi örtülerin veya çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir tür süs)
              • desen [TUR10-0197830] (Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi) design [ENG31-03183448-n] (a decorative or artistic work)
                • amblem [TUR10-0032510] (Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya) emblem [ENG31-03287502-n] (special design or visual object representing a quality, type, group, etc.)
                  • haç [TUR10-0381590] (Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim)
                  • Cross [ENG31-03139803-n] (a representation of the structure on which Jesus was crucified)
                  • bayrak [TUR10-0026190] (Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dik dörtgen biçiminde kumaş) standard [ENG31-04308278-n] (any distinctive flag)
                    • flama [TUR10-0276580] (İşaret olarak veya çeşitli amaçlarla kullanılan küçük bayrak) pennant [ENG31-03917985-n] (a long flag)
                      • flama [TUR10-0026710] (Mızrak ucuna takılan küçük bayrak)
                      • pennant [ENG31-06888338-n] (a flag longer than it is wide (and often tapering))
                      • çatal flama [TUR10-0986990] (Uçkurun karşı kenarı çatal olarak yapılan işaret flaması)
                    • flandra [TUR10-0276740] (Genellikle ince bezden yapılmış, uçkurluk bölümü dar, kurdele biçiminde bayrak) pennant [ENG31-03917985-n] (a long flag)
                      • çatal kuyruk [TUR10-0987030] (Ucu kırlangıç kuyruğu biçiminde olan flandra)
                    • bandıra [TUR10-0075920] (Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak)
                    • ensign [ENG31-03295007-n] (colors flown by a ship to show its nationality)
                    • al sancak [TUR10-0030010] (Türk bayrağı)
                    • flama [TUR10-0276610] (İki veya üç köşeli, küçük boyutlu bayrak)
                    • fors [TUR10-0278430] (Devlet başkanının bulunduğu yerlere, amirallerin çalıştıkları kuruluşlara veya gemilere, generallerin garnizonlarına ve bu düzeydeki görevlilerin arabalarına çekilen üç veya dört köşeli bayrak)
                    • çatak bayrak [TUR10-0152770] (Yeniçerilerin yarısı sarı, yarısı kırmızı renkteki bayrağı)
                    • sancak [TUR10-0662640] (Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak)
                    • bandıra [TUR10-0075930] (Yabancı devlet bayrağı)
                    • beyaz bayrak [TUR10-0964310] (Atletizm yarışlarında hakemlerce gösterilen, sporcunun kurallara uygun bir biçimde atladığını veya koştuğunu belirten kısa saplı bayrak)
                    • mavi bayrak [TUR10-1096190] (Deniz, kumsal ve çevresinin istenilen temizlikte olması dolayısıyla verilen uluslararası belgeye sahip olunduğunu gösteren bayrak)
                    • fors [TUR10-0278460] (Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak)
                  • totem [TUR10-0784130] (İlkel toplumlarda topluluğun kendisinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne veya olay)
                  • totem [ENG31-04465644-n] (emblem consisting of an object such as an animal or plant)
                  • arma [TUR10-0588200] (Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil) coat of arms [ENG31-03062747-n] (the official symbols of a family, state, etc.)
                    • ferahi [TUR10-0268300] (Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma)
                  • haçvari [TUR10-0319770] (Haç benzeri)
                • sorguç [TUR10-0703200] (Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy)
                • crest [ENG31-03135689-n] ((heraldry) in medieval times, an emblem used to decorate a helmet)
                • damga [TUR10-0182100] (Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç) seal [ENG31-04166119-n] (a device incised to make an impression)
                  • kaşe [TUR10-0560860] (Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik ve benzerinden yapılmış araç)
                  • signet [ENG31-04225209-n] (a seal (especially one used to mark documents officially))
                • çizgi [TUR10-0170880] (Temel)
                • line [ENG31-03676994-n] (a particular kind of product or merchandise)
                • leke [TUR10-0509390] (Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk) spot [ENG31-04689819-n] (a small contrasting part of something)
                  • çil [TUR10-0168190] (Aynada oluşan leke)
                  • ak [TUR10-0016790] (Beyaz leke)
                  • tetir [TUR10-0771040] (Yeşil ceviz kabuğu, nar vb. bitkilerin bıraktığı kalıcı boya lekesi)
                  • sandık lekesi [TUR10-0663240] (Sandıkta havalandırmadan uzun süre saklanan eşyada oluşan pas renginde leke)
                  • pafta [TUR10-0610550] (Büyük benek, leke)
                  • pas [TUR10-0616900] (Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler)
                    • küf [TUR10-0500360] (Pas)
                • kırlent [TUR10-0452200] (Çiçek veya yaprak işlemeli süs)
                • fasone [TUR10-0265620] (Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği)
              • süpürgelik [TUR10-0716320] (Yapıların içinde, duvarların döşemeyle birleştiği yerde tabandan 10-15 cm yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer veya mozaik kuşak)
              • baseboard [ENG31-02803513-n] (a molding covering the joint formed by a wall and the floor)
              • bezek [TUR10-0098810] (Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri)
              • decoration [ENG31-03174056-n] (something used to beautify)
              • friz [TUR10-0235540] (Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm)
              • frieze [ENG31-03401923-n] (an architectural ornament consisting of a horizontal sculptured band between the architrave and the cornice)
              • dekor [TUR10-0189700] (Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen)
              • interior decoration [ENG31-03584524-n] (decoration consisting of the layout and furnishings of a livable interior)
              • dekorasyon [TUR10-0189720] (Dekor yapma işi)
              • interior decoration [ENG31-03584524-n] (decoration consisting of the layout and furnishings of a livable interior)
              • garnitür [TUR10-0283780] (Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze, patates vb. yiyecekler)
              • garnish [ENG31-07637227-n] (something (such as parsley) added to a dish for flavor or decoration)
              • alınlık [TUR10-0027820] (Yapılarda cephe süsü)
              • keşide [TUR10-0446020] (Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma)
              • kordon [TUR10-0475390] (Teneke ve çinkodan yapılan eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç)
              • denizkabuğu [TUR10-1001700] (Bu kabuklarla yapılan süslemeler)
              • dişleme [TUR10-0210420] (Dantel biçiminde süsleme)
              • alem [TUR10-0026200] (Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs)
              • anahtarlık [TUR10-0034690] (Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri ve benzerinden yapılan halka veya kılıf)
              • aplikasyon [TUR10-0040790] (Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçasını veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapılan süs)
              • aslan ağzı [TUR10-0050630] (Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan arslan biçiminde süs taşı)
              • tuğ [TUR10-0787150] (Padişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs)
              • üzerlik [TUR10-0811770] (Bu bitkinin tohumlarından yapılan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya)
              • halka [TUR10-0323220] (Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası)
                • hızma [TUR10-0343280] (Ayı, boğa vb. hayvanların dudaklarına veya burnuna geçirilen demir halka)
              • yüz yazısı [TUR10-0868760] (Köylerde gelinin yüzüne yapıştırılan telli, pullu süsler)
              • yapıştırma [TUR10-0834190] (Gelinlerin yüzüne yapıştırılarak yapılan süs)
              • yaldız [TUR10-0828580] (Bu madde ile eşyalara yapılan süs)
              • bordür [TUR10-0114070] (Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü)
              • şıngıl [TUR10-0730250] (Küçük ve parlak süs)
              • şataf [TUR10-0725450] (Çalım; süs)
              • sarkıtma [TUR10-0666990] (Sarkıt biçimi süs)
              • ajur [TUR10-0684130] (Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs)
              • söve [TUR10-0706370] (Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları)
              • girişik bezeme [TUR10-1032200] (Kıvrılarak birbirinin içine geçerek uzayıp giden, yapraklı dalları andıran geometrik görünüşte birtakım biçimlerden oluşmuş bezeme çizgileri)
              • süsleme [TUR10-0718910] (Sanat eserlerinin yüzeyini süslemek için kullanılan motif, oyma vb)
                • oyma [TUR10-0596170] (Oyularak yapılan süsleme)
                  • taç [TUR10-0736930] (Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm)
              • boncukluk [TUR10-0113310] (Boncuk olmaya elverişli)
              • incik boncuk [TUR10-0373570] (Değersiz ufak tefek süs eşyası)
            • yer [TUR10-0849800] (Herhangi bir şeye, bir işe ayrılmış bölüm veya alan) space [ENG31-06401196-n] (a blank area)
              • abdestlik [TUR10-0000900] (Abdest alınacak yer)
              • adaklık [TUR10-0006990] (Adak adanan yer)
              • adli makam [TUR10-0008940] (Adalet işlerinin görüldüğü ve sonuca bağlandığı kamuya ait yönetim yeri)
              • adli polislik [TUR10-0008980] (Adli polisin çalıştığı yer)
              • adli tabiplik [TUR10-0009020] (Adli tabibin çalıştığı yer)
              • mezat [TUR10-0542230] (Açık artırma ile satış yapılan yer)
              • morg [TUR10-0550550] (Adliyede kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu veya birdenbire ve şüpheli ölümlerde, ölüm sebebinin ve ölünün kim olduğunun belirlenmesi için ölülerin konulduğu ve incelendiği yer)
              • makine dairesi [TUR10-1212160] ((Örneğin bir gemide) makinelerin bulunduğu yer)
              • engineering [ENG31-03293411-n] (a room (as on a ship) in which the engine is located)
              • şoför mahalli [TUR10-0733340] (Ağır vasıtaların önünde yer alan, şoförün ve yanındakilerin oturması için düzenlenmiş bölüm)
              • aile bahçesi [TUR10-0016400] (Ailelerin rahatlıkla gidebileceği, alkollü içki içilmeyen bahçe)
              • sınır kapısı [TUR10-0314450] (Yurt dışına gidiş veya yurt dışından dönüş sırasında gümrük işlemlerinin yapıldığı yer)
              • hipodrom [TUR10-0345840] (Yunan ve Roma'da at ve araba yarışlarının yapıldığı yer)
              • agora [TUR10-0010540] (Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan; halk meydanı)
              • aşevi [TUR10-0052630] (Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer)
              • ocak [TUR10-0581860] (Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer)
                • kesmelik [TUR10-0445430] (Kesme taş çıkarılan ocak)
                • kum ocağı [TUR10-0490620] (Yapı işlerinde kullanılacak kumun çıkarıldığı yer)
                • şaphane [TUR10-0723490] (Şap çıkarılan yer; şap ocağı)
              • mantarlık [TUR10-0524790] (Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer)
              • aş ocağı [TUR10-0054060] (Yemeğin pişirilip yoksullara dağıtıldığı yer)
              • alan [TUR10-0024170] (Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha) playing field [ENG31-08588287-n] (a piece of land prepared for playing a game)
                • hipodrom [TUR10-0345830] (At yarışları yapılan alan; koşu alanı)
                • racetrack [ENG31-04044101-n] (a course over which races are run)
                • parkur [TUR10-0615640] (Binicilik, bisiklet, atletizm, yürüyüş vb. sporların yapıldığı özel yol)
                • racetrack [ENG31-04044101-n] (a course over which races are run)
                • lunapark [TUR10-0514390] (Türlü eğlence ve oyun kuruluşları bulunan alan)
                • arena [TUR10-0043990] (Siyasi çekişmelerin geçtiği yer)
                • bayram yeri [TUR10-0087330] (Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açık eğlence yeri)
                • çıkarma yeri [TUR10-0989810] (Çıkarma hareketinin daha kolay yapılacağı en uygun bölge veya kıyı)
              • meydan [TUR10-0541320] (Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri)
                • er meydanı [TUR10-0251840] (Güreş meydanı)
              • istasyon [TUR10-0381510] (Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer) station [ENG31-04313218-n] (a facility equipped with special equipment and personnel for a particular purpose)
                • afet istasyonu [TUR10-0009670] (Afet zamanında yardım ve kurtarma malzemelerinin kolay dağıtılabilmesi için mahallelere yerleştirilen, ısıya, ışığa ve suya dayanaklı konteyner)
                • benzinci [TUR10-0093920] (Akaryakıt satılan yer veya akaryakıt satan kimse)
                • gasoline station [ENG31-03430002-n] (a service station that sells gasoline)
                • terminal [TUR10-0767960] (Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı veya son bıraktığı yer) terminal [ENG31-04420036-n] (station where transport vehicles load or unload passengers or goods)
                  • otogar [TUR10-1210740] (Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan ve şehirler arası çalışan motorlu taşıtların yolcularını aldıkları ve indirdikleri yer)
                  • bus terminal [ENG31-02929672-n] (a terminal that serves bus passengers)
                  • tren istasyonu [TUR10-1215010] (Trenlerin yolcu veya mal indirip bindirdikleri yer) railway station [ENG31-04056210-n] (terminal where trains load or unload passengers or goods)
                    • gar [TUR10-0283120] (Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu)
                  • metro durağı [TUR10-1215850] (Metroların yolcu indirip bindirdiği yer)
                  • subway station [ENG31-04356155-n] (a terminal where subways load and unload passengers)
                  • dış hatlar [TUR10-0201950] (Hava yollarında dış ülkelere gidiş dönüşün yapıldığı terminal)
                  • iç hatlar [TUR10-0358790] (Hava yollarında yurt içi yolculukların yapıldığı terminal)
                • elektrik santrali [TUR10-0242020] (Daha az donanımlı küçük elektrik fabrikası)
                • power station [ENG31-04003013-n] (an electrical generating station)
                • uzay istasyonu [TUR10-0804950] (Uzay çalışmalarının yapıldığı merkez)
              • emanet [TUR10-0244940] (Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer)
              • depository [ENG31-03182015-n] (a facility where things can be deposited for storage or safekeeping)
              • uçak pisti [TUR10-1209650] (Uçakların iniş ve kalkış yapması için kullanılan dikdörtgen şekilli alan) airfield [ENG31-02690851-n] (a place where planes take off and land)
                • havaalanı [TUR10-0332400] (İçerisindeki bina, tesis ve donatımlar dâhil uçakların iniş, kalkış ve yer hareketlerini yaparken kullanabilmeleri amacıyla belirlenmiş, şehirler veya özellikle ülkeler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü) airport [ENG31-02695091-n] (an airfield equipped with control tower and hangars as well as accommodations for passengers and cargo)
                  • fincandibi [TUR10-1027970] (Arazi koşulları nedeniyle inilmesi zor olan, çukurda kalan havaalanı)
                  • uçak alanı [TUR10-0795480] (Alan)
                  • hava meydanı [TUR10-0333280] (Havalimanı)
              • arboretum [TUR10-0011300] (Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan)
              • arboretum [ENG31-02736080-n] (a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition)
              • arşiv [TUR10-0047250] (Belge ve yazıların saklandığı yer) archive [ENG31-02738091-n] (a depository containing historical records and documents)
                • seslik [TUR10-0681240] (Her tür sesli belgelerin saklandığı yer)
                • fototek [TUR10-0279440] (Fotoğraf belgeliği)
              • askeri tesis [TUR10-1213910] (Askeri kuvvetlere hizmet vermek amacıyla yapılmış bir tesis) military installation [ENG31-03768668-n] (any facility servicing military forces)
                • cephanelik [TUR10-0136300] (Cephanenin saklanmasına yarar kapalı ve korunmuş yer)
                • arsenal [ENG31-02746212-n] (a military structure where arms and ammunition and other military equipment are stored and training is given in the use of arms)
                • mühimmat deposu [TUR10-0560640] (Savaş gereçlerinin saklandığı yer)
                • arsenal [ENG31-02746212-n] (a military structure where arms and ammunition and other military equipment are stored and training is given in the use of arms)
                • polis noktası [TUR10-0632550] (Polisin karakol dışında konuşlandığı yer) military post [ENG31-03768938-n] (military installation at which a body of troops is stationed)
                  • ileri karakol [TUR10-0367640] (Keşif ve gözetleme amacıyla sınıra yakın, en uç noktada bulunan birlik)
                  • outpost [ENG31-03866261-n] (a military post stationed at a distance from the main body of troops)
                • üs [TUR10-0809450] (Harekâtın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, teçhizatın toplandığı, dağıtıldığı bölge) base [ENG31-02801449-n] (installation from which a military force initiates operations)
                  • deniz üssü [TUR10-0194540] (Stratejik bölgelerde deniz kuvvetlerinin harekâtları yönettiği ve birimlerini konuşlandırdığı askerî merkez)
                  • hava üssü [TUR10-0333590] (Askerî havacılıkla ilgili plan ve programları düzenleyen merkez)
                • silahhane [TUR10-0692150] (Silahların saklandığı, korunduğu yer)
                • arsenal [ENG31-02746212-n] (a military structure where arms and ammunition and other military equipment are stored and training is given in the use of arms)
                • tabya [TUR10-0736820] (Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı) bastion [ENG31-02809168-n] (projecting part of a rampart or other fortification)
                  • yıldız tabya [TUR10-0855140] (Girintili ve çıkıntılı yapısıyla yıldız meydana getiren tabya)
                • karakol [TUR10-0489430] (Kamu düzenini korumakla görevli daire veya bu dairede görevli kimselerin bulunduğu yapı)
                  • garnizon [TUR10-0283820] (Askerî birliklerin bulunduğu yer)
                  • garrison [ENG31-03425469-n] (a fortified military post where troops are stationed)
                  • nizamiye karakolu [TUR10-0578760] (Nizamiye kapısındaki karakol)
                • kışla [TUR10-0455210] (Askerlerin toplu olarak barındıkları yapılar bütünü)
                  • oda [TUR10-0582150] (Yeniçeri kışlası)
                  • nizamiye [TUR10-0578730] (Kışla, garnizon ve bazı kuruluşların girişi)
                  • koğuş [TUR10-0466600] (Osmanlı Devletinde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda)
                • acemi birliği [TUR10-0917150] (Acemi askerlere eğitim yaptırılan yer)
                • ordugâh [TUR10-0590110] (Bir devletin silahlı kuvvetlerinin konakladığı yer) camp [ENG31-02948281-n] (temporary living quarters specially built by the army for soldiers)
                  • açık ordugah [TUR10-0005170] (Kırda kurulan ordugâh)
                  • çadırlı ordugah [TUR10-0144490] (Çadırlarda barındırılan askerî güç)
                • asker ocağı [TUR10-0050320] (Askerlik ödevinin yapıldığı kışla, ordugâh, tahkimli bölge, gemi, tersane vb. hizmet yerleri)
                • jandarma karakolu [TUR10-0391060] (Güvenliği sağlamakla görevli jandarmanın görev yaptığı bina)
              • spor tesisi [TUR10-1210150] (Spor kuruluşu) athletic facility [ENG31-02755316-n] (a facility for athletic events)
                • yüzme havuzu [TUR10-0628960] (Spor, sağlık ve eğlence amacıyla yapılmış, belirli derinlikleri bulunan, suyla dolu olan yer) swimming pool [ENG31-04378312-n] (pool that provides a facility for swimming)
                  • kapalı yüzme havuzu [TUR10-0412070] (Kapalı bir mekân içine alınmış, suyu ısıtılan, yüzme sporunun yapıldığı havuz)
              • durak [TUR10-0225180] (Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer) terminal [ENG31-04420036-n] (station where transport vehicles load or unload passengers or goods)
                • istasyon [TUR10-0381490] (Tren, metro durağı)
                • terminal [ENG31-04420036-n] (station where transport vehicles load or unload passengers or goods)
                • dolmuş durağı [TUR10-0217350] (Dolmuşların yolcu indirip bindirdiği yer)
                • tevakkuf mahalli [TUR10-0771170] (Durak)
                • aksona [TUR10-0021400] (Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları)
                • peron [TUR10-0624450] (Otobüs terminallerinde aracın yanaştığı, yolcuların inip binmesine yarayan bölüm)
                • peron [TUR10-0624460] (Tren, tramvay, metro istasyonlarında yol boyunca uzanan, inilip binilen özel bölüm)
                • iskele [TUR10-0380010] (İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı)
              • servis istasyonu [TUR10-0680640] (Motorlu taşıtların benzin aldığı, bakımlarının yapıldığı, gerektiğinde alışveriş de yapılan yer)
                • benzinlik [TUR10-0094000] (Araçların benzin, yağ vb. gereksinimlerini karşılayan, yolculara dinlenme ve alışveriş imkânı veren tesis)
                • gasoline station [ENG31-03430002-n] (a service station that sells gasoline)
                • akaryakıt istasyonu [TUR10-0017340] (Benzin, gaz, motorin vb. sıvı yakıtların satıldığı yer)
              • hayvanat bahçesi [TUR10-0336160] (Genellikle her tür hayvanın doğal şartlarda beslendiği, korunduğu, sergilendiği büyük bahçe)
              • menagerie [ENG31-03750637-n] (the facility where wild animals are housed for exhibition)
              • müze [TUR10-0567240] (Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı)
              • museum [ENG31-03806085-n] (a depository for collecting and displaying objects having scientific or historical or artistic value)
              • emniyet [TUR10-0246120] (Güvenlik işlerinin yürütüldüğü yer)
              • police station [ENG31-03984036-n] (a station that serves as headquarters for police in a particular district)
              • elektrik santralı [TUR10-1214810] (Çeşitli girdiler kullanılarak elde edilen değişik formlardaki enerjiyi sanayi veya yerleşim birimlerinin kullanımına uygun haldeki elektrik ya da ısı enerjisine dönüştüren tesis)
              • power station [ENG31-04003013-n] (an electrical generating station)
              • elektrik şebekesi [TUR10-1214820] (Üretilen elektrik enerjisini kullanıcılara iletmek için oluşturulmuş bileşik bir ağ)
              • power system [ENG31-04003385-n] (a system of high tension cables by which electrical power is distributed throughout a region)
              • poligon [TUR10-0632260] (Ateşli silahlarla atış yapılan yer)
              • range [ENG31-04060330-n] (a place for shooting (firing or driving) projectiles of various kinds)
              • kanalizasyon sistemi [TUR10-1215370] (Kullanılmış suları ve yağmur sularını toplayıp yerleşim bölgesinden uzaklaştıran sistem)
              • sewage system [ENG31-04185958-n] (facility consisting of a system of sewers for carrying off liquid and solid sewage)
              • kanalizasyon [TUR10-0505530] (Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem)
              • sewer [ENG31-04186187-n] (a waste pipe that carries away sewage or surface water)
              • kaynak [TUR10-0434180] (Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer) source [ENG31-04270724-n] (a facility where something is available)
                • bağımlı akım kaynağı [TUR10-0951560] (Devrenin başka bir yerindeki akım veya gerilimle denetlenen akım kaynağı)
                • güç kaynağı [TUR10-0312350] (Enerji üreten kaynak)
                  • kesintisiz güç kaynağı [TUR10-0444640] (Bilgisayarda elektrik kesildiğinde devreye giren, bilgisayar ile ona bağlı donanımlara belirli bir süre güç sağlayan araç)
                  • hibrit [TUR10-1049770] (İki farklı güç kaynağının bir arada bulunması)
              • sperm bankası [TUR10-1215660] (Şartları uygun erkeklerden, belirli kriterler doğrultusunda spermlerini alarak, dondurup, çocuk sahibi olmak isteyenlere veren merkezler)
              • sperm bank [ENG31-04281428-n] (a depository for storing sperm)
              • ardiye [TUR10-0043910] (Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer) storeroom [ENG31-04336615-n] (a room in which things are stored)
                • yemişlik [TUR10-0848260] (Yemiş konulan, saklanan yer)
                • çekmece [TUR10-0157270] (İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık)
                • drawer [ENG31-03238608-n] (a boxlike container in a piece of furniture)
                • kiler [TUR10-0460440] (Evlerde yiyecek, içecek ve erzakın saklandığı oda, ambar veya dolap) pantry [ENG31-03891232-n] (a small storeroom for storing foods or wines)
                  • serendi [TUR10-0678440] (Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler)
                • mahzen [TUR10-0519590] (Yapılarda yer altı deposu) cellar [ENG31-02995302-n] (storage space where wines are stored)
                  • kav [TUR10-0429770] (İçki mahzeni)
                • hazine [TUR10-0337250] (Devlet malının veya parasının saklandığı yer) storehouse [ENG31-04336328-n] (a depository for goods)
                  • depo [TUR10-0195140] (Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer)
                  • magazine [ENG31-03709577-n] (a storehouse (as a compartment on a warship) where weapons and ammunition are stored)
                • kömürlük [TUR10-0481630] (Kömür saklanan veya konulan yer)
                • kan bankası [TUR10-0408650] (Gerektiğinde hastalara aktarmak için sağlam kimselerden alınan kanların saklandığı yer)
                • debboy [TUR10-0186450] (Silah, giysi vb. asker eşyası ambarı)
                • dok [TUR10-0214740] (Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo)
                • fışkılık [TUR10-0272290] (Fışkının biriktirildiği yer)
                • magazin [TUR10-0517230] (Depo)
                • ardiye [TUR10-0043920] (Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm)
                • ardiyeci [TUR10-0043940] (Ardiye işleten kimse)
                • arpalık [TUR10-0046820] (Arpa konulan yer)
                • unluk [TUR10-0799370] (Ekmek fırınlarında unların bulunduğu bölüm; un deposu)
                • yatak [TUR10-0840540] (Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman ve benzerinden yararlanılarak yapılan yer)
                • veri bankası [TUR10-0817890] (Verilerin oluşturulduğu veya bir araya toplandığı yer)
                • maslak [TUR10-0528030] (Su yolu üzerinde bulunan su haznesi)
                • boyler [TUR10-0116580] (Kalorifer kazanının sıcaklığından yararlanarak içindeki suyun ısıtılması sağlanan depo)
                • buzhane [TUR10-0126810] (Bozulabilen yiyeceklerin konulduğu, sürekli olarak soğutulan depo)
                • gazometre [TUR10-0285780] (Gazların toplanması, belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo)
              • toplu taşıma [TUR10-0782280] (Bir şehir halkının ulaşım gereksiniminin, çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını sağlayan ulaşım sistemi) transportation system [ENG31-04480667-n] (a facility consisting of the means and equipment necessary for the movement of passengers or goods)
                • metrobüs [TUR10-1252410] (İstanbul'da bir toplu taşıma sistemi)
              • zeytinlik [TUR10-0873730] (Zeytini çok olan yer)
              • kamusal alan [TUR10-0407700] (Kamuya ait, kamu ile ilgili işlerin yapıldığı yer)
              • tabutluk [TUR10-0736790] (Camide boş tabutların konulduğu yer)
              • maktel [TUR10-0521210] (Cinayet işlenen yer)
              • kirişhane [TUR10-0462830] (Kiriş yapılan yer)
              • kireçlik [TUR10-0462510] (Kireç konulan yer)
              • klişehane [TUR10-0465010] (Klişe yapılan yer)
              • kiremithane [TUR10-0462710] (Kiremit yapılan yer)
              • tavşanlık [TUR10-0753050] (Tavşan üretmeye elverişli yer)
              • koyuntu [TUR10-0479580] (Sopa, baston koymaya yarayan yer)
              • konuk köşesi [TUR10-0473380] (Konukların oturması için hazırlanmış özel yer; yiğit bucağı)
              • kılıçhane [TUR10-0448150] (Kılıç yapılan yer)
              • kuşet [TUR10-0496860] (Gemi veya tren yatağı)
              • kuşlak [TUR10-0497150] (Av kuşları bol olan yer)
              • tekfurluk [TUR10-0758470] (Tekfurun yönetimi altında bulunan yer)
              • tekke [TUR10-0758660] (Esrar içilen üstü kapalı yer)
              • tembelhane [TUR10-0762310] (İçinde bulunanların çalışmaya karşı isteksiz davrandıkları yer)
              • teneşirlik [TUR10-0764370] (Cami avlularında teneşir ve tabut konulan yer)
              • tephirhane [TUR10-0765820] (Hastalık dolayısıyla mikroplu sayılan eşyanın sıcak buğu ile temizlendiği yer)
              • demir yeri [TUR10-0192040] (Limanlarda gemilerin demir atmasına ayrılmış yer)
              • check-point [TUR10-0192800] (Denetleme yapılan yer)
              • depo [TUR10-0195130] (Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer)
                • hal [TUR10-0322300] (Sebze, meyve, bakliyat ve benzerinin satıldığı yer)
              • emniyet durağı [TUR10-0246150] (Su altına dalan kişilerin vurgun yememesi için su yüzüne çıkış mesafesinde sağlık yönünden güvenli bölge)
              • ağızlık [TUR10-0013730] (Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer)
              • ağızlık [TUR10-0013750] (Bir şeyin başladığı yer)
              • kükürtatar [TUR10-0500860] (Kükürtlü buhar çıkaran ve üzerinde kükürt biriken alan)
              • teşrihhane [TUR10-0770670] (Otopsi yapılan yer)
              • teşrihhane [TUR10-0770680] (Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer)
              • Arasat [TUR10-0043120] (Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer)
              • arasta [TUR10-0043200] (Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm)
              • ticaretgâh [TUR10-0776410] (Ticarete elverişli yer; ticaret yeri)
              • ticarethane [TUR10-0755350] (Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer)
              • ticaret merkezi [TUR10-1164030] (Çeşitli ürünlerin ve malların pazarlandığı, ticari ilişkilerin kurulduğu yer)
              • Kubbealtı [TUR10-0210920] (Osmanlı vezirlerinin devlet işlerini görüşmek için toplandıkları Topkapı Sarayı'ndaki alan)
              • tohumluk [TUR10-0778820] (Tohum saklanan yer)
                • kozalak [TUR10-0479840] (İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak)
              • tophane [TUR10-0781080] (Topçu askerinin eğitildiği yer)
              • tophane [TUR10-0781070] (Top yapılan, top dökülen yer)
              • saadethane [TUR10-0651510] (Mutlu ve huzur içinde yaşanılan yer)
              • kançılarlık [TUR10-0408950] (Bu işlerin görüldüğü yer)
              • kandillik [TUR10-0409340] (Kandillerin konulduğu yer)
              • kapan [TUR10-0412270] (Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer)
              • kapıaltı [TUR10-1070120] (Mahkûmların hapishaneye girerken çırılçıplak arandıkları yer)
              • kaplık [TUR10-0414200] (Kap kacak koymaya yarayan yer)
              • kaporta [TUR10-0414410] (Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer)
                • ispiralya [TUR10-0381210] (Gemi kamaralarını aydınlatmak için güvertelerde açılan küçük yuvarlak camlı kaporta)
              • kaputluk [TUR10-0414990] (Kaputların konulduğu yer)
              • kanaryalık [TUR10-0408260] (Kanarya yetiştirilen yer)
              • karantina [TUR10-0417560] (Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer)
              • kara nokta [TUR10-1071350] (Kara yollarında çok sık kaza olan yer)
              • kara pazar [TUR10-0417620] (Piyasada olmayan malların gizli olarak yüksek fiyatla satıldığı yer)
              • karargah [TUR10-0417720] (Durulan veya kalınan yer)
              • karargah [TUR10-0417710] (Ordunun uzun bir süre veya geçici olarak konakladığı yer)
              • kargılık [TUR10-0420030] (Kamış yetişen yer)
              • karınca yuvası [TUR10-0420910] (Karıncaların barındığı yer)
              • kaşan yeri [TUR10-0426230] (Uzun yolda hayvanların durup işedikleri ve biraz dinlendikleri yer)
              • tutukevi [TUR10-0466360] (Tutukluların kapatıldığı yer)
              • tuzla [TUR10-0791650] (Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler)
              • tuzluk [TUR10-0791820] (Otlayan hayvanların tuz gereksinimini karşılamak üzere, öğütülmüş kaya tuzlarının, yağmurdan korunmasını ve hayvanların rahatça yararlanmasını sağlayan üstü kapalı yer)
              • tüfeklik [TUR10-0792090] (Kışla gibi yerlerde tüfekleri düzenli bir biçimde koymak için yapılmış yer)
              • vaftizhane [TUR10-0812480] (Vaftiz yapılan yer)
              • hamam [TUR10-0324500] (Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer)
              • zindan [TUR10-0876470] (Çok karanlık ve sıkıntılı yer)
              • yol üstü [TUR10-0859380] (Geçerken uğranılan, yanından yol geçen)
              • yol ağzı [TUR10-0858750] (Bir yolun başka yollarla kesiştiği yer)
                • köşebaşı [TUR10-0484170] (Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer)
              • yol ağzı [TUR10-0858760] (Bir yolun başlangıcı)
              • yığınak [TUR10-0853510] (Bir şeyin biriktiği yer)
              • yer [TUR10-0849860] (Sinema ve tiyatroda veya taşıtlarda oturulacak koltuk, sandalye)
                • lüks koltuk [TUR10-0514670] (Salonun arka ve yan taraflarında özel bölmelerde yer alan ve ücreti farklı olan koltuk)
                • şeref yeri [TUR10-0728820] (Bir toplantıda, özel saygı gösterilen kimse için ayrılmış yer)
              • kapı [TUR10-0412980] (Ev gezmesi için gidilen yer)
                • komşu kapısı [TUR10-0471110] (Pek yakın sayılan yer)
              • başköşe [TUR10-0082620] (Bir yerde en saygın kişinin veya büyüklerin oturması için ayrılan yer)
              • bekleme salonu [TUR10-0089720] (Herhangi bir taşıtı beklemek için gelenlerin oturdukları yer)
              • bekleme yeri [TUR10-0089750] (Bir kimseyi beklemek için ayrılan bölme)
              • bekleme yeri [TUR10-0089760] (Herhangi bir taşıtı beklemek için ayrılan bölme)
              • beslenme odası [TUR10-0095690] (Anaokulu, ilköğretim okulu vb. eğitim kurumlarında yemek yenilen yer)
              • bıcı bıcı [TUR10-0099390] (Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yıkama aleti ve yeri)
              • matla [TUR10-0529220] (Gök cisimlerinin doğduğu yer)
              • matriks [TUR10-0529370] (İçinde birçok biyolojik olayın meydana geldiği, akıcılığı az, cansız bir sıvı ortam)
              • mehterhane [TUR10-0532810] (Bu takımın görev yaptığı yer)
              • boyahane [TUR10-0115890] (Boya işleri yapılan yer)
              • bozahane [TUR10-0117410] (Boza yapılan yer)
              • meydan [TUR10-0541330] (Bulunulan yer ve çevresi)
              • meydan [TUR10-0541350] (Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer)
              • böceklik [TUR10-0118690] (İpek böceği yetiştirilen yer)
              • bölme [TUR10-0119130] (Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler)
              • bulaşıkhane [TUR10-0122900] (Kışla, okul, otel vb. yerlerde bulaşık yıkamaya ayrılan özel bölüm)
              • buzhane [TUR10-0126800] (Buz yapılan yer)
              • mihrap [TUR10-0544530] (Umut bağlanan yer)
              • miskinhane [TUR10-0547950] (Cüzzamlıların yerleştirildikleri yer)
              • cep [TUR10-0136210] (Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarına yapılan cep biçimindeki taşıt yanaşma yeri)
              • çanaklık [TUR10-0149560] (Gemi direklerindeki gözetleme yeri)
              • mülhakat [TUR10-0561760] (Bir merkeze bağlı olan yerler)
              • çiftehane [TUR10-0167070] (Kuş üretmeye yarar kafesli yer)
              • çilehane [TUR10-0168290] (Dervişlerin çile doldurdukları yer)
              • müzik odası [TUR10-0567590] (Müzik dinlemeye ayrılmış yer)
              • müzik salonu [TUR10-0567630] (Müzik dinlenen geniş salon)
              • çubukluk [TUR10-0176060] (Çubukların saklandığı yer)
              • çürüklük [TUR10-0177070] (İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer)
              • nezarethane [TUR10-0576130] (Gözaltına alınan kimselerin konulduğu yer)
              • oba [TUR10-0581500] (Göçebelerin konak yeri)
              • salma tomruk [TUR10-0661230] (Salma erlerin gece yakaladıkları suçluları kapadıkları yer)
              • dinek [TUR10-0206920] (Dinlenmek için durulan yer)
              • sergilik [TUR10-0678680] (Sergi yeri)
              • sergi salonu [TUR10-0678730] (Sanat eserlerinin sergilenmesi için hazırlanmış yer)
                • sanatevi [TUR10-0662350] (Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer)
              • orta [TUR10-0591490] (Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer)
              • orta nokta [TUR10-0592510] (Futbolda başlama vuruşunun yapıldığı yer)
              • orun [TUR10-0592940] (Özel yer)
              • otluk [TUR10-0593870] (Otu bol olan yer)
              • otluk [TUR10-0593890] (Ot konulan yer)
              • hayloft [ENG31-03505701-n] (a loft in a barn where hay is stored)
              • sıcaklık [TUR10-0684000] (Hamamlarda yıkanılan sıcak yer)
              • sığınma cebi [TUR10-0684810] (Kara yollarında araçların durmasına, beklemesine ayrılmış, sağ tarafta yer alan bölüm, alan)
              • dolantı [TUR10-0216210] (Gezip dolaşılan yer, alan)
              • domuzluk [TUR10-0218000] (Su değirmeninde çarkın bulunduğu ve döndüğü yer)
              • sırtlık [TUR10-0689360] (Sırt dayayacak yer)
              • esrar tekkesi [TUR10-0254620] (Toplu ve gizli olarak esrar içilen yer)
              • eşik [TUR10-0255830] (Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer)
              • fişekhane [TUR10-0275420] (Fişek yapılan yer)
              • folluk [TUR10-0277500] (Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış yer)
              • fonda [TUR10-0277590] (Geminin demir attığı yer)
              • silahlık [TUR10-0692260] (Kışlada erlerin silahlarını yerleştirip bıraktıkları yer)
              • silahlık [TUR10-0692270] (Tabanca, bıçak vb. silahları yerleştirmek için kullanılmış olan, kat kat, enli, meşin kemer)
              • sıtmalık [TUR10-0689500] (Sıtmaya çok yakalanılan yer)
              • sineklik [TUR10-0694440] (Sinekleri çok olan yer)
              • siperlik [TUR10-0695790] (Siper olma özelliği bulunan yer)
                • rüzgarlık [TUR10-0847130] (Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik)
                  • yelkesen [TUR10-1254360] (Rüzgârlık)
              • siper [TUR10-0695700] (Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer)
              • fotokopici [TUR10-0279280] (Fotokopi çekilen yer)
              • gasilhane [TUR10-1029160] (Ölü yıkama yeri)
              • silindir [TUR10-0692760] (Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer)
              • söğütlük [TUR10-0705360] (Söğüt ağacı bol olan yer)
              • sofra başı [TUR10-0698940] (Sofranın etrafı, yemek yeme yeri)
              • suvat [TUR10-0714190] (Hayvan suvaracak yer)
              • söz meydanı [TUR10-0707670] (Serbestçe konuşulacak yer)
              • sit alanı [TUR10-0696660] (Sit bütünlüğünü veya onun bir parçasını üzerinde bulunduran yer)
              • siyaset meydanı [TUR10-0697650] (Ölüm cezalarının uygulandığı yer)
              • siyaset meydanı [TUR10-0697640] (Siyasi konularda çeşitli kesimlerden görüşlerin ortaya konduğu ve tartışıldığı yer veya ortam)
              • soğukluk [TUR10-0699650] (Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer)
              • sulak alan [TUR10-1142730] (Denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, su kuşlarının barınma yeri olan bataklık, sazlık ve turbalıklar)
              • suhulet [TUR10-0711060] (Uygun ortam)
              • gerdellik [TUR10-1030960] (Gerdellerin kullanılmadığı zamanlarda düzenli durmaları, devrilmemeleri için yapılan yuvarlak yer)
              • sülünlük [TUR10-0715130] (Sülünlerin üretildiği ve yetiştirildiği yer)
              • şimşirlik [TUR10-0731980] (Sarayda babası ölmüş şehzadelerin yaşadığı yer; kafes)
              • sürgün [TUR10-0717240] (Bir kimsenin sürüldüğü yer)
              • köşe bucak [TUR10-0787990] (Göze çarpmayan yer)
              • ümit kapısı [TUR10-0807620] (Bir umutla bağlanılan durum veya yer)
              • vardiya [TUR10-0814200] (Gemide nöbet yeri)
              • veri ortamı [TUR10-0818150] (Verilerin bir araya getirildiği yer veya durum)
              • uğrak yeri [TUR10-1166820] (Sık uğranılan yer)
              • gözleği [TUR10-0309270] (Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer)
              • rekreasyon alanı [TUR10-0645110] (Rekreasyon amacıyla özel olarak düzenlenmiş alan)
              • reji masası [TUR10-0644830] (Rejisörün oyunu yönlendirdiği yer)
              • reji odası [TUR10-0644880] (Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunun yönetildiği yer)
              • park [TUR10-0615450] (Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer)
              • patlak [TUR10-0618780] (Patlamış yer)
              • pilot bölge [TUR10-0627880] (Tarım, tıp, endüstri, eğitim gibi herhangi bir çalışma alanında, devletin ve halkın ortak çalışmasıyla kalkınma hareketini kolaylaştırmak ve örnek olmak için ayrılmış bölge)
              • pist [TUR10-0629330] (Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer)
              • gusülhane [TUR10-0712090] (Eski evlerde, içinde yıkanılabilir biçimde yapılmış küçük bölme)
              • gübrelik [TUR10-0311910] (Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde konulan yer)
              • güderihane [TUR10-0312730] (Güderinin yapıldığı yer)
              • pusuluk [TUR10-0638670] (Pusu kurulan yer)
              • pusu [TUR10-0638540] (Birine saldırmak için saklanarak beklenen yer)
                • öneze [TUR10-0603590] (Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin)
              • posta [TUR10-0633840] (Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer)
              • güzellik enstitüsü [TUR10-0318410] (Kadınların yüz ve vücut bakımlarının yapıldığı yer)
              • güzlek [TUR10-0318580] (Güz mevsiminin geçirildiği yer)
              • hacet kapısı [TUR10-0319410] (Dua etmek veya dilekte bulunmak için gidilen türbe, mezar vb)
              • polis karakolu [TUR10-0536950] (Güvenliği sağlamakla görevli polislerin görev yaptığı bina)
              • piyasa yeri [TUR10-0630310] (Fuhuş yapmak üzere müşteri aranan yer)
              • piyasa yeri [TUR10-0630300] (Alışverişin çok olduğu yer)
              • izbelik [TUR10-0390010] (İzbe yer)
              • bar [TUR10-0076880] (Bir salonda içki içmek için hazırlanmış köşe)
                • Amerikan bar [TUR10-0032910] (Lokanta, otel veya evlerde içki için ayrılmış köşe)
              • harbilik [TUR10-0327580] (Ateşli silahlarda harbinin yerleştirildiği yer)
              • işkencehane [TUR10-1252270] (İşkence yapılan yer)
              • ocak [TUR10-0329020] (Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer)
                • kucak [TUR10-0487580] (Ortam; ocak)
                • bostancı ocağı [TUR10-0114660] (Bostancıların bağlı oldukları ocak)
              • haritalık [TUR10-0329090] (Haritaların saklandığı yer)
              • haşhaşhane [TUR10-0331050] (Haşhaşın işlendiği yer)
              • insektaryum [TUR10-0376480] (Bilimsel amaçlarla böcek inceleme, saklama, koruma yeri)
              • ilk yardım [TUR10-0369750] (Bu işlemin uygulandığı yer)
              • havuz [TUR10-0333960] (Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer)
                • yüzer havuz [TUR10-0867660] (Açık denizde gemi onarımında kullanılan havuz)
                • dok [TUR10-0214730] (Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz)
                • lok [TUR10-0513410] (Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz)
              • hayalhane [TUR10-0334340] (Karagöz oynatılan yer)
              • hazine [TUR10-0337210] (Değerli şeylerin saklandığı yer)
              • helvahane [TUR10-0338620] (Sarayda mutfak içinde tatlıların yapıldığı özel bölüm veya oda)
              • hesap kamarası [TUR10-1048760] (Geminin seyri, denetlenmesi, haritaların kullanılması ile ilgili her türlü hesabın ve çalışmanın yapıldığı, köprü üstü arkasında yer alan oda)
              • hırsız yatağı [TUR10-0342330] (Çalınmış şeylerin saklandığı yer)
              • idare [TUR10-0360620] (Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam)
              • establishment [ENG31-03302664-n] (a public or private structure (business or governmental or educational) including buildings and equipment for business or residence)
            • yüzey [TUR10-0867710] (Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm) surface [ENG31-04369112-n] (the outer boundary of an artifact or a material layer constituting or resembling such a boundary)
              • düşey yüzey [TUR10-1216470] (Yer çekimi doğrultusunda olan yüzey) vertical surface [ENG31-04537471-n] (a surface that is vertical)
                • karşı [TUR10-0136320] (Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, önde bulunan bölümü, önü)
                • facade [ENG31-03318278-n] (the face or front of a building)
              • alt [TUR10-0030070] (Bir şeyin yere yakın bölümü) bottom [ENG31-08528313-n] (the lower side of anything)
                • pençe [TUR10-0622540] (Ayakkabının tabanındaki kösele)
                • sole [ENG31-04266092-n] (the underside of footwear or a golf club)
                • sintine [TUR10-0695510] (Geminin içinde en alt bölüm)
                • bilge [ENG31-02841249-n] (where the sides of the vessel curve in to form the bottom)
                • topuk [TUR10-0782840] (Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü) heel [ENG31-03516570-n] (the bottom of a shoe or boot)
                  • yumurta ökçe [TUR10-0862690] (Orta yükseklikte ve az sivri ayakkabı ökçesi)
                  • ökçe [TUR10-0600070] (Topuğun arka bölümü)
                • dip [TUR10-0207750] (Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü)
                • bottom [ENG31-08529042-n] (the lowest part of anything)
                • taban [TUR10-0594610] (Bir şeyin yere gelen, alt tarafı) bottom [ENG31-08529042-n] (the lowest part of anything)
                  • alt [TUR10-0030050] (Bir nesnenin tabanı)
                  • alt yanı [TUR10-0031500] (Alt tarafı)
                • etek [TUR10-0257090] (Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü)
                • eteklik [TUR10-0257230] (Bir şeyin aşağıya doğru uzanan yüzü)
                • alt [TUR10-0030060] (Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü)
                • basen [TUR10-0078790] (Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi)
                • dağ eteği [TUR10-0177830] (Dağ yamacının alt bölümü)
              • taraf [TUR10-0136340] (Belli bir noktaya göre olan yer) side [ENG31-04220693-n] (an extended outer surface of an object)
                • batı [TUR10-0084820] (Bu yönde olan)
                • west [ENG31-00827889-a] (situated in or facing or moving toward the west)
                • arka [TUR10-0045420] (Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı) rear [ENG31-08647083-n] (the side of an object that is opposite its front)
                  • kıç [TUR10-0638250] (Deniz teknelerinin arka tarafı)
                  • stern [ENG31-04323784-n] (the rear part of a ship)
                  • kepçe [TUR10-0441830] (Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı)
                • iskele [TUR10-0380030] (Geminin sol yanı)
                • larboard [ENG31-03648242-n] (the left side of a ship or aircraft to someone who is aboard and facing the bow or nose)
                • ön [TUR10-0427090] (Bir şeyin esas tutulan yüzü) front [ENG31-08591019-n] (the side that is forward or prominent)
                  • baş [TUR10-0080740] (Deniz teknelerinde ön taraf)
                  • bow [ENG31-02883250-n] (front part of a vessel or aircraft)
                  • kadran [TUR10-0397310] (Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem)
                  • dial [ENG31-03191380-n] (the face of a timepiece)
                  • pruva [TUR10-0637250] (Geminin veya sandalın ön tarafı, baş bölümü)
                  • bow [ENG31-02883250-n] (front part of a vessel or aircraft)
                  • alın [TUR10-0027740] (Bazı şeylerin önü, ön yüzü)
                • üst yüzey [TUR10-1216420] (Yukarıda olan yüzey) upper surface [ENG31-04522194-n] (the side that is uppermost)
                  • tavan [TUR10-0752290] (Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey) ceiling [ENG31-02993828-n] (the overhead upper surface of a covered space)
                    • asma tavan [TUR10-0942270] (Betonarme, çelik veya ahşap tavan iskeleti altında çeşitli tesisatın döşenebilmesi için birtakım boşlukları bulunan tavan biçimi)
                  • kemer [TUR10-0439880] (Kemiklerden oluşmuş kemer biçiminde tavan)
                  • baştaban [TUR10-0083830] (Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm)
                • keşişleme [TUR10-0446160] (Pusulada güneydoğuyu gösteren yön)
                • kıble [TUR10-0446940] (Bazı ibadetler yerine getirilirken dönülen Kâbe'nin bulunduğu yön)
                • qibla [ENG31-08699387-n] (the direction of the Kaaba toward which Muslims turn for their daily prayers)
                • lodos [TUR10-0513080] (Güney yönü)
              • rüzgar altı [TUR10-0651310] (Geminin rüzgâr almayan yanı)
              • lee [ENG31-08609908-n] (the side of something that is sheltered from the wind)
              • yan [TUR10-0745910] (Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. her biri) side [ENG31-04220693-n] (an extended outer surface of an object)
                • uç [TUR10-0795410] (Uzun bir şeyin baş veya son noktası) edge [ENG31-03269047-n] (a sharp side formed by the intersection of two surfaces of an object)
                  • anten [TUR10-0039000] (Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar)
                  • kutup [TUR10-0497940] (Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri)
                  • başlangıç noktası [TUR10-0082840] (Parametrelenmiş bir yayın uçlarından biri)
                  • baş ucu [TUR10-0084050] (Yatılan bir yerin baş konulan yönü veya yakını)
                  • bek [TUR10-0089390] (Hava gazı lambasının ucu)
                  • uç [TUR10-0795430] (Bir uzaklığın son noktası)
                  • orta uç [TUR10-0592670] (Orta bölgenin en ilerisi)
                  • hava gazı beki [TUR10-0332660] (Hava gazı ile çalışan lambanın ucu)
                • tura [TUR10-0788240] (Metal paranın resimli yanı) head [ENG31-03506955-n] ((usually plural) the obverse side of a coin that usually bears the representation of a person's head)
                  • tura [TUR10-0788280] (Metal paranın resimli yüzü; tuğra)
                • geri [TUR10-0293700] (Bir şeyin sona kalan bölümü)
                • rear [ENG31-04066813-n] (the side that goes last or is not normally seen)
                • yazı [TUR10-0844160] (Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü)
                • tail [ENG31-04391286-n] ((usually plural) the reverse side of a coin that does not bear the representation of a person's head)
                • köşe [TUR10-0484120] (Bölüm, yer veya yan)
                • kurs [TUR10-0175130] (Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü)
                • alabanda [TUR10-0023120] (Deniz teknelerinin iç yanları)
                • ters [TUR10-0768250] (Kesici bir aletin kesmeyen yanı)
                • art [TUR10-0047330] (Bir şeyin öbür yüzü)
                • rüzgar üstü [TUR10-0651460] (Geminin rüzgâr alan yanı)
                • sancak [TUR10-0662660] (Gemilerin sağ yanı)
                • uğur [TUR10-0797330] (Ön veya yan)
                • üst başı [TUR10-1170680] (Yukarı yanı, yukarıda olan bölümü)
                • üzeri [TUR10-0811640] (Bir şeyin görülen yanı, yüzü)
                • bıçak sırtı [TUR10-0099600] (Bıçağın keskin olmayan ters yanı)
                • böğür [TUR10-0118810] (Yan taraf)
                • ileri [TUR10-0367530] (Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön)
                • ön [TUR10-0350740] (Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer)
              • tepe [TUR10-0765210] (Bir şeyin en üstteki bölümü) vertex [ENG31-08695539-n] (the highest point (of something))
                • kemer [TUR10-0439890] (Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri)
                • buzluğan [TUR10-0126950] (Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi)
              • alt [TUR10-0876570] (Bir şeyin yere bakan yanı)
              • bottom [ENG31-08528313-n] (the lower side of anything)
              • düzlük [TUR10-0232890] (Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer) horizontal surface [ENG31-03541528-n] (a flat surface at right angles to a plumb line)
                • platform [TUR10-0631350] (Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi)
                • platform [TUR10-0631340] (Yüksekçe yer) drill rig [ENG31-03245796-n] (rig used in drilling for oil or gas)
                  • kürsü [TUR10-0503470] (Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer)
                  • dais [ENG31-03164306-n] (a platform raised above the surrounding level to give prominence to the person on it)
                  • podyum [TUR10-0631710] (Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer)
                  • dais [ENG31-03164306-n] (a platform raised above the surrounding level to give prominence to the person on it)
                  • güverte [TUR10-0317960] (Gemide ambar ve kamaraların üstü) deck [ENG31-03172773-n] (a porch that resembles the deck on a ship)
                    • alt güverte [TUR10-0030410] (Gemilerde güvertelerden altta bulunanı)
                    • üst güverte [TUR10-0810110] (Gemilerde güvertenin yüksekte kalan bölümü)
                    • palavra [TUR10-0611430] (Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte)
                    • köprü [TUR10-0481990] (Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri)
                      • sırat köprüsü [TUR10-0688390] (İslam inancına göre mahşer günü üstünden geçilecek olan köprü)
                    • tente güvertesi [TUR10-1158660] (Ana güverteyi güneşten korumak için yapılan özel güverte)
                    • kasara [TUR10-0424710] (Geminin baş ve kıç tarafında, asıl güverteden yüksek olan kısa güverte)
                    • batarya [TUR10-0084710] (Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası)
                  • iskele [TUR10-0379980] (Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer) pier [ENG31-03939805-n] (a platform built out from the shore into the water and supported by piles)
                    • yanaşlık [TUR10-0830860] (Deniz veya ırmakta iskele)
                  • rıhtım [TUR10-0647450] (Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer) pier [ENG31-03939805-n] (a platform built out from the shore into the water and supported by piles)
                    • som [TUR10-0701590] (Rıhtımın su üstünde olan bölümü)
                  • ring [TUR10-0647760] (Üzerinde boks yapılan, çevresi kordonla çevrilmiş yer)
                  • ring [ENG31-04100053-n] (a platform usually marked off by ropes in which contestants box or wrestle)
                  • rampa [TUR10-0642250] (Özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yüklemek veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set)
                  • ramp [TUR10-0642230] (Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer)
                  • rampa [TUR10-0642270] (Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek)
                  • plato [TUR10-0631430] (Dekorun kurulduğu yer)
                • kaldırım [TUR10-0402050] (Yollarda taşlarla yapılan döşeme) pavement [ENG31-03906828-n] (the paved surface of a thoroughfare)
                  • refüj [TUR10-0644440] (Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya geçmesi ve yolu ikiye bölebilmek için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım)
                • şose [TUR10-0733560] (Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol)
                • tarmacadam [ENG31-04401723-n] (a paved surface having compressed layers of broken rocks held together with tar)
              • oyun tahtası [TUR10-1210510] (Üzerinde tavla, satranç gibi oyunlar oynanan tahta) board [ENG31-02860303-n] (a flat portable surface (usually rectangular) designed for board games)
                • satranç tahtası [TUR10-0668700] (Üzerinde satranç oynanan altmış dört kareli tahta vb. yüzey)
                • chessboard [ENG31-03017971-n] (a checkerboard used to play chess)
              • zemin [TUR10-0872480] (Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk) ground [ENG31-03467526-n] ((art) the surface (as a wall or canvas) prepared to take the paint for a painting)
                • parke [TUR10-0615500] (Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçaları veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılan döşeme)
                • parquet [ENG31-03897875-n] (a floor made of parquetry)
                • muşamba [TUR10-0512150] (Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi)
                • linoleum [ENG31-14962527-n] (a floor covering)
              • beyaz perde [TUR10-0097740] (Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey) screen [ENG31-04159912-n] (a white or silvered surface where pictures can be projected for viewing)
                • sayfa ekran [TUR10-0670400] (Kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla görüntü ekranının bütününü kaplayan bilgi)
              • makadam [TUR10-0519890] (Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol)
              • tarmacadam [ENG31-04401723-n] (a paved surface having compressed layers of broken rocks held together with tar)
              • perde [TUR10-0623400] (Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey)
                • sinema perdesi [TUR10-0694640] (Film görüntüsünün yansıtıldığı bez veya plastik maddeden yapılmış beyaz satıh)
                • saydam [TUR10-0670160] (Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve projeksiyona konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde; slayt)
              • kenarlık [TUR10-0440700] (Kenar bölümünü oluşturan şey)
                • uçkurluk [TUR10-0795660] (Bayrağın arka kenarında bulunan ve içinden ip geçirilip tutturulan beyaz bezden kenarlık)
              • koni [TUR10-0519060] (Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey)
              • teker [TUR10-0758030] (Bir gök cisminin çember biçiminde görünen yüzeyi)
              • çakır çukur [TUR10-0145980] (Girintili çıkıntılı, pürüzlü yüzey)
              • çembersel bölge [TUR10-0158720] (Çember ve çemberin içindeki noktaların meydana getirdiği düz yüzey)
              • dümen yelpazesi [TUR10-0229140] (Geminin ileri veya geri hareketinden meydana gelen su akıntısının baskı yaptığı dümen yüzeyi)
              • alın [TUR10-0027760] (Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi)
              • arka yüz [TUR10-0045970] (Bir şeyin arkada kalan yüzü)
              • armatür [TUR10-0046310] (Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri)
              • yüz [TUR10-0867410] (Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin tümü)
              • yüz [TUR10-0867350] (Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü)
              • arka [TUR10-0045430] (Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi)
              • yanak [TUR10-0830630] (Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi)
              • basar [TUR10-0078700] (Merdivenin ayakla basılan yüzeyi)
              • yanal yüzey [TUR10-0830680] (Bir cisimde tabanların yüzeyleri dışında, yan kenarların yüzeyi)
              • dış [TUR10-0201440] (Görülen, içte bulunmayan yüzey)
              • outside [ENG31-08631047-n] (the outer side or surface of something)
              • silindirsel yüzey [TUR10-0692840] (Doğrultman adı verilen düzlem bir eğriye dayanarak ve durağan bir doğruya paralel olarak yer değiştiren bir ana doğrunun çizdiği yüzey)
              • su tabakası [TUR10-0713980] (Su ile kaplanmış yüzey)
              • öz kesit [TUR10-0609170] (Tomruğun boyu yönünden alınan ve özünden geçen kesit yüzeyi)
              • geometrik yer [TUR10-0292540] (Aynı özellikleri olan noktaların oluşturdukları çizgi veya yüzey)
              • helikoit [TUR10-0338400] (Helis biçiminde eğri yüzey)
              • iç [TUR10-0357940] (Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta)
              • façeta [TUR10-0262870] (Elmasın yontulmuş yüzlerinden her biri)
              • facet [ENG31-13936179-n] (a smooth surface (as of a bone or cut gemstone))
            • mal [TUR10-0521520] (Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı) commodity [ENG31-03080712-n] (articles of commerce)
              • yük [TUR10-0864800] (Yüz bin kuruşluk mal veya tutar)
              • ithal malı [TUR10-0387480] (Yurt dışından getirilen mal)
              • import [ENG31-03569847-n] (commodities (goods or services) bought from a foreign country)
              • kaparoz [TUR10-0412550] (Yolsuzca veya zorla elde edilen mal)
              • ithal [TUR10-0387430] (Başka ülkelerden alınan mal)
              • import [ENG31-03569847-n] (commodities (goods or services) bought from a foreign country)
              • ithalat [TUR10-0387450] (Bir ülkeye başka bir ülkeden alınan malların bütünü)
              • import [ENG31-03569847-n] (commodities (goods or services) bought from a foreign country)
              • manifatura [TUR10-0523950] (Fabrika yapımı her türlü kumaş, bez vb. dokumalar) drygoods [ENG31-03256767-n] (textiles or clothing and related merchandise)
                • tuhafiye [TUR10-0787460] (Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler)
                • haberdashery [ENG31-03478827-n] (the drygoods sold by a haberdasher)
                • peşkir [TUR10-0625230] (Yemek yerken kullanılan, el kurulanan, büyük mendil biçiminde pamuk veya keten bez, peçete)
                • napkin [ENG31-03813077-n] (a small piece of table linen that is used to wipe the mouth and to cover the lap in order to protect clothing)
                • masa örtüsü [TUR10-0527500] (Masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılan örtü)
                • tablecloth [ENG31-04387230-n] (a covering spread over a dining table)
                • sofra örtüsü [TUR10-0698990] (Sofra kurulurken masanın üzerine serilen örtü)
                • tablecloth [ENG31-04387230-n] (a covering spread over a dining table)
              • tüketici ürünleri [TUR10-1211380] (Tüketicinin kişisel yada ailesel olarak gereksinim duydukları ihtiyaçlarını karşılamak üzere doğrudan satın almış oldukları mallar veya ürünler) merchandise [ENG31-03754377-n] (commodities offered for sale)
                • kargo [TUR10-0420170] (Bu şirketin taşıdığı yük veya posta)
                • cargo [ENG31-02967841-n] (goods carried by a large vehicle)
                • dayanıklı tüketim malları [TUR10-1212010] (Göreli olarak uzun ömürlü olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon gibi eşyalar) durables [ENG31-03262580-n] (consumer goods that are not destroyed by use)
                  • elektrikli alet [TUR10-1246550] () appliance [ENG31-02732781-n] (durable goods for home or office use)
                    • ev aleti [TUR10-1213010] (Evlerde olan ve temizlik veya pişirme gibi işleri yapmak için kullanılan, genellikle elektrikli cihaz veya makine) home appliance [ENG31-03533443-n] (an appliance that does a particular job in the home)
                      • beyaz eşya [TUR10-0097510] (Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. ev aletlerine verilen genel ad) white goods [ENG31-04587779-n] (large electrical home appliances (refrigerators or washing machines etc.) that are typically finished in white enamel)
                        • çamaşır makinesi [TUR10-0148920] (Çamaşır yıkamaya yarayan araç)
                        • washer [ENG31-04561970-n] (a home appliance for washing clothes and linens automatically)
                        • buzdolabı [TUR10-1212080] (Yiyecek, içecek ve benzerini soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap) refrigerator [ENG31-04077839-n] (white goods in which food can be stored at low temperatures)
                          • derin soğutucu [TUR10-0196600] (Çok yüksek soğutucu özelliği olan bir tür buzdolabı)
                          • derin dondurucu [TUR10-0207940] (Bozulabilecek yiyecekleri çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı)
                          • deep-freeze [ENG31-03175301-n] (electric refrigerator (trade name Deepfreeze) in which food is frozen and stored for long periods of time)
                          • derin dondurucu [TUR10-0196350] (Buzdolabında besinlerin bozulmadan uzun süre saklandığı bölüm)
                          • deep-freeze [ENG31-03175301-n] (electric refrigerator (trade name Deepfreeze) in which food is frozen and stored for long periods of time)
                          • buzluk [TUR10-0126970] (Buzdolabının içinde buz yapan bölme)
                          • no-frost [TUR10-1072420] (Dondurucu bölümünde karlanma ve buzlanma olmayan buzdolabı)
                          • sebzelik [TUR10-0672140] (Buzdolaplarında sebze konulan yer)
                        • bulaşık makinesi [TUR10-0122930] (Bulaşık yıkamaya yarayan alet)
                        • dishwasher [ENG31-03212662-n] (a machine for washing dishes)
                        • aspiratör [TUR10-0246010] (Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt)
                      • elektrikli süpürge [TUR10-0716250] (Elektrik enerjisi ile çalışan süpürge)
                      • vacuum [ENG31-04525118-n] (an electrical home appliance that cleans by suction)
                      • ütü [TUR10-0810990] (Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç) iron [ENG31-03589998-n] (home appliance consisting of a flat metal base that is heated and used to smooth cloth)
                        • buharlı ütü [TUR10-0122010] (Çıkardığı buharla çamaşırları kolayca ütüleyen araç)
                      • mutfak aleti [TUR10-1213410] (Mutfak robotu vb. gibi mutfakta kullanılmak üzere tasarlanmış alet) kitchen appliance [ENG31-03625261-n] (a home appliance used in preparing food)
                        • fırın [TUR10-0271160] (İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak) oven [ENG31-03868196-n] (kitchen appliance used for baking or roasting)
                          • tandır [TUR10-0743300] (Yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın)
                          • taş fırın [TUR10-1153670] (İçinde odun yakılmak suretiyle ekmek pişirilen, yüksek ateşe dayanıklı tuğlalardan yapılmış ve pişirme süresi modern fırınlardan daha uzun olan fırın)
                          • cehennemlik [TUR10-0134710] (Modern ekmek fırınlarında ateşin bulunduğu en sıcak bölüm)
                          • hamlama [TUR10-0325090] (Bu pişirmenin yapıldığı fırın bölümü)
                        • kuzine [TUR10-0499250] (Hem ısıtmaya hem de üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası)
                        • stove [ENG31-04337478-n] (a kitchen appliance used for cooking food)
                        • mikrodalga fırın [TUR10-0544780] (Elektromanyetik dalga ile yiyecekleri kısa sürede pişiren veya ısıtan fırın)
                        • microwave [ENG31-03766619-n] (kitchen appliance that cooks food by passing an electromagnetic wave through it)
                        • ocak [TUR10-0581820] (Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer) stove [ENG31-04337478-n] (a kitchen appliance used for cooking food)
                          • külhan [TUR10-0134700] (Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak)
                          • elektrik ocağı [TUR10-0242000] (Elektrik enerjisi ile çalışan ve ısıtma aracı olarak kullanılan alet)
                          • barbekü [TUR10-0077210] (Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak)
                          • ocak kaşı [TUR10-0581980] (Ocağın içinde üstüne kazan, tencere oturtmaya yarayan yer)
                          • set üstü ocak [TUR10-0681790] (Alt bölümünde fırın yerine bulaşık veya çamaşır makinesi gibi beyaz eşya bulunan ocak)
                          • ızgara yatağı [TUR10-0356760] (Katı yakıtlı madenî bir ocağın, içine ızgaranın yerleştirildiği kısmı)
                        • ocak [TUR10-0581840] (Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet) stove [ENG31-04337478-n] (a kitchen appliance used for cooking food)
                          • peç [TUR10-0620530] (Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak)
                          • gaz ocağı [TUR10-0285750] (Gaz yağıyla yanan ocak)
                          • maltız [TUR10-0522410] (Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ve taşınır ocak)
                          • ispirto ocağı [TUR10-0381270] (İspirto yakan küçük ocak)
                        • çay makinesi [TUR10-0987690] (Çay demlemek için üretilen elektrikli aygıt)
                        • mikser [TUR10-1099980] (Çırpıcı)
                        • ızgara [TUR10-0310810] (Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç)
                          • çıramoz [TUR10-0165150] (Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara)
                      • davlumbaz [TUR10-0184990] (Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı)
                    • kurutma makinesi [TUR10-0495770] (Yıkanmış ve sıkılmış çamaşırları sıcak hava içinde döndürerek kurutan araç)
                    • dryer [ENG31-03256469-n] (an appliance that removes moisture)
                    • kurutucu [TUR10-0495780] (Nemi, ısı veya hava akımıyla uzaklaştırıp içine konulan maddeleri kurutan alet)
                    • dryer [ENG31-03256469-n] (an appliance that removes moisture)
                    • karıştırıcı [TUR10-0421440] (Pişirmeden önce malzemeyi kesip karıştıran elektrikli alet)
              • fason mal [TUR10-0265640] (Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan mal)
              • dökme yük [TUR10-1012350] (Bir çuval, sandık, kap veya ambalaj içinde bulunmayan mal; dökme)
              • aktariye [TUR10-0022060] (Aktarın sattığı şeyler)
              • ara mal [TUR10-0042650] (Üretimde gerekli malı elde etmek için kullanılan yarı işlenmiş mal)
              • marda [TUR10-0526020] (Iskarta mal)
              • kaçak [TUR10-0394870] (Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde)
                • vergi kaçağı [TUR10-0817670] (Bildirimde bulunmama veya eksik bildirim sonucu ortaya çıkan vergi geliri kaybı)
              • vakıf malı [TUR10-0813080] (Vakfa devlet veya kişilerden devredilen ve üçüncü şahısların kullanması mümkün olmayan mal)
              • zimmet [TUR10-0876140] (Üstünde olan şey)
                • zimmi [TUR10-0876220] (Zimmete ilişkin)
              • yığımlık [TUR10-1184410] (Satılmamış, istif edilmiş mal; stok)
              • mezat malı [TUR10-0542260] (Bayağı ve ucuz mal)
              • buluntu [TUR10-0123830] (Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal)
              • miri mal [TUR10-0547520] (Devlet malı; hazine malı)
              • sıra malı [TUR10-0688290] (Değeri ve özelliği olmayan mal)
              • gayrimenkul [TUR10-1255320] (Taşınmaz)
              • işporta malı [TUR10-0386360] (Değersiz, niteliksiz mal)
              • ikame mal [TUR10-0364590] (Birbirlerinin yerine geçen, konulabilen mal)
              • ıskarta [TUR10-0354440] (Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal)
              • ibadullah [TUR10-0357010] (Ucuz satılan şey)
              • hırsız malı [TUR10-1049450] (Çalıntı mal)
              • yük [TUR10-0420150] (Araba, hayvan ve benzerinin taşıdığı şeylerin hepsi) cargo [ENG31-02967841-n] (goods carried by a large vehicle)
                • bagaj [TUR10-0067880] (Yolcu yükü)
                • baggage [ENG31-02777635-n] (cases used to carry belongings when traveling)
                • tay [TUR10-0753500] (Hayvanın bir yanındaki yük)
                • kuru yük [TUR10-0495900] (Kara ve deniz taşıtlarıyla nakledilen katı madde, ticari eşya)
                • zelber [TUR10-0872300] (Büyük yük üzerine konulan küçük yük)
                • şelek [TUR10-0727700] (Sırtta taşınan yük)
                • hamule [TUR10-0325340] (Yük)
            • dokuma [TUR10-0574820] (Tezgâhta dokunarak elde edilen kumaş) fabric [ENG31-03314753-n] (artifact made by weaving or felting or knitting or crocheting natural or synthetic fibers)
              • basma [TUR10-0079880] (Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş) print [ENG31-04010232-n] (a fabric with a dyed pattern pressed onto it (usually by engraved rollers))
                • çit [TUR10-0170010] (Pamuktan dokunmuş basma)
              • canfes [TUR10-0131890] (Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş)
              • taffeta [ENG31-04390926-n] (a crisp smooth lustrous fabric)
              • çul [TUR10-0176360] (Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma)
              • sacking [ENG31-04130661-n] (coarse fabric used for bags or sacks)
              • damasko [TUR10-0181990] (Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir tür kumaş)
              • damask [ENG31-03165406-n] (a fabric of linen or cotton or silk or wool with a reversible pattern woven into it)
              • kot [TUR10-0193580] (Giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş)
              • denim [ENG31-03179855-n] (a coarse durable twill-weave cotton fabric)
              • flanel [TUR10-0276760] (Keten ve yünden dokunan kumaş)
              • flannel [ENG31-03361828-n] (a soft light woolen fabric)
              • gabardin [TUR10-0281050] (Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş)
              • gabardine [ENG31-03414207-n] (a firm durable fabric with a twill weave)
              • jorjet [TUR10-0392080] (Bürümcük görünüşlü, çok bükümlü, genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş)
              • georgette [ENG31-03440653-n] (a thin silk dress material)
              • kaşmir [TUR10-0427010] (İnce, sık bir tür yün)
              • cashmere [ENG31-02980789-n] (a soft fabric made from the wool of the Cashmere goat)
              • keçe [TUR10-0437200] (Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş) felt [ENG31-03331740-n] (a fabric made of compressed matted animal fibers)
                • fötr [TUR10-0279500] (Şapka, çanta, çiçek ve başka süs eşyası yapmak için kullanılan ince ve yumuşak keçe)
                • felt [ENG31-03331740-n] (a fabric made of compressed matted animal fibers)
                • teğelti [TUR10-0756850] (Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe)
              • krep [TUR10-0486210] (Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir çeşit ince kumaş) crepe [ENG31-03135214-n] (a soft thin light fabric with a crinkled surface)
                • krepdöşin [TUR10-0486230] (Çin krepi)
              • krepon [TUR10-0486250] (Kıvrımları olan yün, pamuk veya ipek kumaş)
              • crepe [ENG31-03135214-n] (a soft thin light fabric with a crinkled surface)
              • kreton [TUR10-0486340] (Bir tür keten, patiska veya basma)
              • cretonne [ENG31-03135844-n] (an unglazed heavy fabric)
              • lame [TUR10-0506850] (Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş veya metal parlaklığı verilmiş deri)
              • lame [ENG31-03640621-n] (a fabric interwoven with threads of metal)
              • tiftik [TUR10-0549460] (Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü)
              • mohair [ENG31-03784661-n] (fabric made with yarn made from the silky hair of the Angora goat)
              • pamuklu [TUR10-0612110] (Pamuk ipliği veya başka iplikler karıştırılarak dokunmuş kumaş)
              • pazen [TUR10-0620420] (Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez)
              • flannel [ENG31-03361828-n] (a soft light woolen fabric)
              • pelüş [TUR10-0622210] (Bir yüzü uzun tüylü, yumuşak ve parlak, kadifeye benzer bir kumaş türü)
              • plush [ENG31-03976904-n] (a fabric with a nap that is longer and softer than velvet)
              • poplin [TUR10-0633040] (Pamuk, keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş)
              • poplin [ENG31-03989970-n] (a ribbed fabric used in clothing and upholstery)
              • saten [TUR10-0668090] (Yüzü parlak, sık dokunmuş bir tür ipekli kumaş)
              • satin [ENG31-04145344-n] (a smooth fabric of silk or rayon)
              • saten [TUR10-0668100] (Parlak, pamuklu kumaş)
              • satin [ENG31-04145344-n] (a smooth fabric of silk or rayon)
              • yapay ipek [TUR10-0712510] (Yapma ipek)
              • rayon [ENG31-04064044-n] (a synthetic silklike fabric)
              • şantung [TUR10-0723390] (Genellikle yazlık giyim eşyası yapılan, üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan, ham ipekle dokunmuş kumaş)
              • shantung [ENG31-04191359-n] (a heavy silk fabric with a rough surface (or a cotton imitation))
              • şifon [TUR10-0731050] (İpek iplikle dokunmuş ince, şeffaf kumaş)
              • chiffon [ENG31-03020522-n] (a sheer fabric of silk or rayon)
              • tafta [TUR10-0737280] (Bir tür sert, ipekli kumaş)
              • taffeta [ENG31-04390926-n] (a crisp smooth lustrous fabric)
              • triko [TUR10-0786490] (Örülerek dokunan bir cins yün kumaş) knit [ENG31-03630646-n] (a fabric made by knitting)
                • jarse [TUR10-0391280] (Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş)
                • jersey [ENG31-03600716-n] (a slightly elastic machine-knit fabric)
              • tüvit [TUR10-0794740] (Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü)
              • tweed [ENG31-04509797-n] (thick woolen fabric used for clothing)
              • kadife [TUR10-0817250] (Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş)
              • velvet [ENG31-04532333-n] (a silky densely piled fabric with a plain back)
              • yelken bezi [TUR10-0846980] (Yelken yapmaya yarar kalın bez)
              • sailcloth [ENG31-04135793-n] (a strong fabric (such as cotton canvas) used for making sails and tents)
              • yün kumaş [TUR10-0866280] (Yünden yapılmış kumaş)
              • wool [ENG31-04606562-n] (a fabric made from the hair of sheep)
              • pamuklu kadife [TUR10-1212570] (Kadife gibi görünen ve kadifeden daha ucuz bir alternatif olarak kullanılan yumuşak bir kumaş)
              • fustian [ENG31-03413250-n] (a strong cotton and linen fabric with a slight nap)
              • grogen [TUR10-1212830] (Yaka, kemer gibi giysi bölümlerinin dik durmasını sağlayan ya da böyle bölümlere biçim vermeye elverişli, sert yapılı, şerit halinde kumaş parçası)
              • grogram [ENG31-03466583-n] (a coarse fabric of silk mixed with wool or mohair and often stiffened with gum)
              • grogren [TUR10-1212840] (NOT: TUR10-1212830 ile aynı)
              • grosgrain [ENG31-03467042-n] (a silk or silklike fabric with crosswise ribs)
              • balıksırtı desenli kumaş [TUR10-1212980] (Balık kılçığı biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgilerden oluşan desenli kumaş)
              • herringbone [ENG31-03521429-n] (a twilled fabric with a herringbone pattern)
              • linen [TUR10-1213630] (Keten sapının liflerinden elde edilen bir tekstil ürünü)
              • linen [ENG31-03677847-n] (a fabric woven with fibers from the flax plant)
              • hareli ipek [TUR10-1213970] (Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan ipek)
              • moire [ENG31-03784779-n] (silk fabric with a wavy surface pattern)
              • muslin [TUR10-1214030] (Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir tür kumaş)
              • muslin [ENG31-03807933-n] (plain-woven cotton fabric)
              • organze [TUR10-1214260] (İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir çeşit kolalı kumaş)
              • organza [ENG31-03860734-n] (a fabric made of silk or a silklike fabric that resembles organdy)
              • polyester kumaş [TUR10-1214730] (Polyesterden imal edilmiş, dış giyimde kullanılan kumaş türü)
              • polyester [ENG31-03985735-n] (any of a large class of synthetic fabrics)
              • çuval bezi [TUR10-1215240] (Kenevir ya da jütten, oldukça seyrek dokunmuş, çuval yapımında, ambalajlamada, iş giysileri yapmakta vb. kullanılan çok kaba bir bez)
              • sacking [ENG31-04130661-n] (coarse fabric used for bags or sacks)
              • spandeks [TUR10-1215620] (Spor kıyafeti yapmak için kullanılan bir çeşit gergin kumaş)
              • spandex [ENG31-04274275-n] (an elastic synthetic fabric)
              • takım elbiselik kumaş [TUR10-1215890] (Pantolon, ceket, etek ve erkek takım elbisesinin yapıldığı kumaş)
              • suiting [ENG31-04358777-n] (a fabric used for suits)
              • çuha [TUR10-0176110] (Tüysüz, ince, sık dokunmuş yün kumaş)
              • broadcloth [ENG31-02907052-n] (a closely woven silk or synthetic fabric with a narrow crosswise rib)
              • brokar [TUR10-0120520] (Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş)
              • brocade [ENG31-02908128-n] (thick heavy expensive material with a raised pattern)
              • keten bezi [TUR10-1210720] (Yelken, çadır, sırt çantası ve sağlamlığın gerekli olduğu diğer parçaları yapmak için kullanılan son derece dayanıklı düz dokuma kumaş)
              • buckram [ENG31-02913867-n] (a coarse cotton fabric stiffened with glue)
              • patiska [TUR10-0329660] (Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez) cambric [ENG31-02945602-n] (a finely woven white linen)
                • nansuk [TUR10-0570620] (Bir cins ince, sık dokunmuş patiska)
              • branda bezi [TUR10-0120240] (Keten ve pamuk ipliğinden sık ve sağlam dokunmuş bez)
              • canvas [ENG31-02957109-n] (a heavy, closely woven fabric (used for clothing or chairs or sails or tents))
              • çadır bezi [TUR10-0144380] (Pamuk veya ketenden dokunmuş kalın, sık bir tür bez)
              • canvas [ENG31-02957109-n] (a heavy, closely woven fabric (used for clothing or chairs or sails or tents))
              • tülbent [TUR10-0792530] (İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez)
              • cheesecloth [ENG31-03016027-n] (a coarse loosely woven cotton gauze)
              • bez [TUR10-0098620] (Pamuk veya keten ipliğinden yapılan dokuma) diaper [ENG31-03193409-n] (a fabric (usually cotton or linen) with a distinctive woven pattern of small repeated figures)
                • kese [TUR10-0443350] (Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez)
                  • hamam kesesi [TUR10-0324590] (Hamamda kiri çıkarmak için kullanılan kıldan veya kenevirden örülmüş, ele geçirebilen kese)
                • muşamba [TUR10-0556980] (Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez)
                • oilcloth [ENG31-03848958-n] (cloth treated on one side with a drying oil or synthetic resin)
                • kaliko [TUR10-0404210] (Pamuk iplikleriyle yapılan ilk cilt bezi)
                • alaca [TUR10-0023250] (Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez)
                • amerikan bezi [TUR10-0032920] (Pamuktan düz dokuma)
                • bağıldak [TUR10-0068680] (Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez)
                • pamuk bezi [TUR10-0612000] (Pamuktan dokunan bez)
                • kanaviçe [TUR10-0408570] (El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi)
                • kanaviçe [TUR10-0408590] (Çuval olarak kullanılan kendirden veya kenevirden yapılmış seyrek bez)
                • taharet bezi [TUR10-0737530] (Tuvalet yaptıktan sonra kullanılan küçük kurulama bezi)
                • tela [TUR10-0760090] (Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez)
                • etek bezi [TUR10-0257140] (Kundak çocuklarının belden aşağısına sarılan bez)
                • çözme [TUR10-0175390] (El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez)
                • salaşpur [TUR10-0659460] (Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez)
                • ütü bezi [TUR10-0811020] (Ütülenen şeyin yanmaması için üzerine serilen, nemli veya kuru olarak kullanılan ince pamuklu bez)
                • ham bez [TUR10-1044010] (Fabrikadan çıkmış, işlenmemiş kumaş)
                • astar [TUR10-0051390] (Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb)
                • mermer [TUR10-0537380] (Beyaz ve ince bir tür bez)
                • el bezi [TUR10-0557810] (Kurulama ve temizleme işlerinde kullanılan bez)
                • Japon bezi [TUR10-0391160] (Japonya'da üretilen bir bez)
                • bez [TUR10-0098630] (Pamuktan, düz dokuma)
                  • pembezar [TUR10-0622330] (Genellikle gömlek yapımında kullanılan bir tür ince ve yumuşak bez)
                • gazlı bez [TUR10-0285730] (Yaralara kapatılan ince ve seyrek bez)
                • gauze [ENG31-03435001-n] ((medicine) bleached cotton cloth of plain weave used for bandages and dressings)
              • petek dokuma [TUR10-0625510] (Üzerinde küçük petek motifleri bulunan pamuklu dokuma)
              • tel dokuma [TUR10-0760460] (Telle örülmüş dokuma)
              • eleklik [TUR10-0241610] (Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü)
              • yırtım [TUR10-0856140] (Basma kumaş vb. dokuma)
              • barak [TUR10-0076970] (Tüylü, kıllı çuha, kebe)
            • demirbaş [TUR10-0191560] (Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya) fixture [ENG31-03359459-n] (an object firmly fixed in place (especially in a household))
              • sıhhi tesisat armatürü [TUR10-1246890] () plumbing fixture [ENG31-03975617-n] (a fixture for the distribution and use of water in a building)
                • çeşme [TUR10-0160640] (Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı) fountain [ENG31-03392661-n] (a plumbing fixture that provides a flow of water)
                  • kuru çeşme [TUR10-0494440] (Suyu çekilmiş çeşme)
                  • sebil [TUR10-0672070] (Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı)
                  • sızak [TUR10-0690430] (Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su; küçük pınar)
                • pisuvar [TUR10-0629410] (Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş idrar yapmak için uygun yer)
                • urinal [ENG31-04523286-n] (a plumbing fixture (usually attached to the wall) used by men to urinate)
                • klozet [TUR10-0465350] (Üzerine oturularak kullanılan kapaklı tuvalet)
                • water closet [ENG31-04565764-n] (a toilet in Britain)
                • duş [TUR10-0226300] (Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet) shower [ENG31-04216003-n] (a plumbing fixture that sprays water over you)
                  • el duşu [TUR10-0241490] (Yıkanırken elde tutup su püskürtmeye yarayan araç)
                • eviye [TUR10-0259890] (Mutfakta musluk altında bulaşık yıkamaya yarayan tekne)
                • sink [ENG31-04230655-n] (plumbing fixture consisting of a water basin fixed to a wall or floor and having a drainpipe)
                • lavabo [TUR10-0508210] (Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac ve benzerinden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya) washbasin [ENG31-04560989-n] (a basin for washing the hands (`wash-hand basin' is a British expression))
                  • lavabo [TUR10-0508230] (Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer)
                • şadırvan [TUR10-0720760] (Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz)
              • avize [TUR10-0058160] (Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı) chandelier [ENG31-03008889-n] (branched lighting fixture)
                • top kandil [TUR10-0781100] (Birçok kandilin birleştirilmesiyle yapılmış avize)
              • florışıl [TUR10-0276980] (Aldığı ışığı, boyu daha uzun ışık ışınımlarına dönüştürme özelliği gösteren)
              • fluorescent [ENG31-03375106-n] (a lighting fixture that uses a fluorescent lamp)
            • blok [TUR10-0110570] (Kocaman ve ağır kitle) block [ENG31-02855782-n] (a solid piece of something (usually having flat rectangular sides))
              • takoz [TUR10-0740830] (Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel) chock [ENG31-03027561-n] (a block of wood used to prevent the sliding or rolling of a heavy object)
                • çarık [TUR10-0151210] (Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha)
                • çıkış takozu [TUR10-0163680] (Kısa mesafeli hız koşularında, sporcuların dizlerini yere dayadıktan sonra ayaklarını bastırıp itme gücü sağlamak ve hız kazanmak amacıyla kullandıkları özel araç)
                • sıktırma [TUR10-0686700] (Tahkimat birimlerinin oynamasını veya kaymasını önlemek amacıyla birim ile arazi arasında kalan boşluklara sıkıştırılan bir tür takoz)
              • abaküs [TUR10-0000250] (Yatay olarak sütun başlığının üstüne konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok)
              • abacus [ENG31-02668977-n] (a tablet placed horizontally on top of the capital of a column as an aid in supporting the architrave)
              • örs [TUR10-0605340] (Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç)
              • anvil [ENG31-02728797-n] (a heavy block of iron or steel on which hot metals are shaped by hammering)
              • külçe [TUR10-0501090] (Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım)
              • bullion [ENG31-02920867-n] (gold or silver in bars or ingots)
              • küp [TUR10-0502610] (Bu biçimindeki nesne) cube [ENG31-03149258-n] (a block in the (approximate) shape of a cube)
                • zar [TUR10-0870630] (Tavla ve başka oyunlarda kullanılan kemik, fil dişi, plastik vb. maddelerden küp olarak yapılan ve altı yüzünde, birden altıya kadar benekler bulunan oyun aracı) die [ENG31-03195713-n] (a small cube with 1 to 6 spots on the six faces)
                  • fındık [TUR10-0270520] (Hileli zar)
                    • cıvalı zar [TUR10-0138950] (Bir yüzü ağır olacak biçimde yapılmış, hileli zar)
            • ip [TUR10-0377490] (İplik) line [ENG31-03676175-n] (something (as a cord or rope) that is long and thin and flexible)
              • iskalarya [TUR10-0379800] (Çarmıhların halat basamakları)
              • ratline [ENG31-04062973-n] ((nautical) a small horizontal rope between the shrouds of a sailing ship)
              • buklet [TUR10-0122330] (Bükülmüş iplik)
            • şerit [TUR10-0729050] (Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası) strip [ENG31-04346369-n] (artifact consisting of a narrow flat piece of material)
              • manyetik şerit [TUR10-0525390] (Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan bir şerit)
              • balina [TUR10-0074530] (Giysilerin dik ve düzgün durması için bazı yerlerine özellikle yakalarına konulan sert, esnek, yassı, dar, uzun çubuk)
              • stay [ENG31-04314757-n] (a thin strip of metal or bone that is used to stiffen a garment (e.g. a corset))
              • kenet [TUR10-0441210] (İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça)
              • cramp [ENG31-03130741-n] (a strip of metal with ends bent at right angles)
              • anterlin [TUR10-1213510] (Matbaacılıkta satırları birbirinden ayıran ince metal şerit)
              • lead [ENG31-03656591-n] (thin strip of metal used to separate lines of type in printing)
              • kayış [TUR10-0433300] (Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi) strap [ENG31-04340267-n] (an elongated leather strip (or a strip of similar material) for binding things together or holding something in position)
                • paldım [TUR10-0611560] (Yük ve binek hayvanının, semer veya eyerinin ileri kaymasını önlemek için arka ayaklarının kaba etleri üzerinden geçirilen kayış)
                • dizgin [TUR10-0211960] (Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış)
                • rein [ENG31-04079663-n] (one of a pair of long straps (usually connected to the bit or the headpiece) used to control a horse)
                • yaka [TUR10-0825760] (Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü) collar [ENG31-03072185-n] (a band that fits around the neck and is usually folded over)
                  • kayık yaka [TUR10-0432910] (Açıklığı omuzlara doğru olan, oval yaka)
                  • V yaka [TUR10-0822450] ("V" harfi biçiminde olan yaka)
                  • degaje yaka [TUR10-0187490] (Dökümlü, hafif açık, serbest yaka)
                  • bisiklet yaka [TUR10-0108770] (Kazak ve süveterlerde bulunan yuvarlak yaka)
                  • şapşal yaka [TUR10-0723940] (Dökümlü ve geniş yaka)
                  • sosis yaka [TUR10-1139750] (Örüldükten sonra dışarıya doğru kıvrılan ve sosis biçimini andıran yaka)
                • yaka [TUR10-0825770] (Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası) neckband [ENG31-03820068-n] (a band around the collar of a garment)
                  • haydari yaka [TUR10-0335090] (Yelek, hırka vb. giysilerin açık V harfi biçimindeki yakası)
                  • yakalık [TUR10-0826050] (Erkek gömleklerinin üzerine takılan eğreti yaka)
                  • yakalık [TUR10-0826060] (İlköğretim öğrencilerinin önlüklerinin üzerine taktıkları yaka)
                • halka [TUR10-0323210] (Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı) hoop [ENG31-03539152-n] (a rigid circular band of metal or wood or other material used for holding or fastening or hanging or pulling)
                  • jant [TUR10-0381290] (Taşıtlarda, lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü)
                  • rim [ENG31-04099417-n] (the outer part of a wheel to which the tire is attached)
                  • lastik [TUR10-0507570] (Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı) tire [ENG31-04447883-n] (hoop that covers a wheel)
                    • yedek lastik [TUR10-0709160] (Otomobillerde gerektiğinde kullanılmak üzere genellikle bagajda bulundurulan janta takılı lastik)
                    • balon lastik [TUR10-0075140] (Bisikletlerde kullanılan bir lastik türü)
                  • kilit [TUR10-0460560] (Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka)
                • lastik [TUR10-0507580] (Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit)
                • rubber band [ENG31-04123192-n] (a narrow band of elastic rubber used to hold things (such as papers) together)
                • askı [TUR10-0050350] (Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ) strap [ENG31-04340638-n] (a band that goes over the shoulder and supports a garment or bag)
                  • omuz askısı [TUR10-1215810] (Bir giysiyi desteklemek ya da çanta, kamera vb. şeyleri taşımak için omuz üzerine takılan askı)
                  • strap [ENG31-04340638-n] (a band that goes over the shoulder and supports a garment or bag)
                • vantilatör kayışı [TUR10-0813830] (Taşıtlarda motor gücünü vantilatöre aktararak dönmesini sağlayan kayış)
                • palaska [TUR10-0611370] (Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış)
                • pazval [TUR10-0620510] (Kunduracıların çalışırken kundurayı dizleri üzerinde tutmak için kullandıkları kayış)
                • kelepser [TUR10-0439090] (Atın başvurmasını engelleyen kayış)
                • kement [TUR10-0439810] (İdam için kullanılan yağlı kayış)
                • köstek [TUR10-0483920] (Koşulan atların tepmesini önlemek için kuskun kayışına eklenen kayış)
                  • duşak [TUR10-0226310] (Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek)
                • kolan [TUR10-0467980] (At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer)
                • eksantrik kayışı [TUR10-1018250] (Motor parçalarının bağlantılarını ve birlikte çalışmasını sağlayan kayış)
                • terbiye [TUR10-0766730] (Araba hayvanlarının dizginleri)
                • laso [TUR10-0507500] (Kement)
                • kuskun [TUR10-0495990] (Hayvanın kuyruğu altından geçirilerek eyere bağlanan kayış)
                • üzengi kayışı [TUR10-0811470] (Eyerin sağına ve soluna takılan üzengi demirini özel toka ile eyere bağlayan kayış)
                • gömüldürük [TUR10-0303700] (Eyerin geriye kaymaması için atların boyunlarından aşırılıp kolanlarına bağlanan kayış)
                • hıltar [TUR10-0341390] (Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış)
                • tasma [TUR10-0749280] (Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ) collar [ENG31-04688109-n] ((zoology) an encircling band or marking around the neck of any animal)
                  • toht [TUR10-0778670] (Çoban köpeklerinin boynuna takılan dikenli demir halka; tasma)
                  • ıltar [TUR10-0353140] (Çoban köpeklerinin boğazına takılan çivili demir)
              • yapışkanlı bant [TUR10-1209540] (Yapıştırma işlerinde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit) adhesive tape [ENG31-02683191-n] (tape coated with adhesive)
                • izole bant [TUR10-0390670] (Elektrik akımının başka tarafa geçmesini önlemek için teli sarmakta kullanılan bant)
                • friction tape [ENG31-03401677-n] (a water-resistant adhesive tape used to insulate exposed electrical conductors)
                • plaster [TUR10-0631190] (Yara üzerine yapıştırılan, genellikle ilaçlı özel bant)
                • plaster [ENG31-03963714-n] (adhesive tape used in dressing wounds)
                • selobant [TUR10-0675360] (Yapıştırma işlerinde kullanılan, ince, saydam, bir yüzü yapışkan şerit)
                • cellulose tape [ENG31-02996250-n] (transparent or semitransparent adhesive tape (trade names Scotch tape and Sellotape) used for sealing or attaching or mending)
              • L demiri [TUR10-0508820] (Birleşen iki kereste ve benzerini tutturmaya yarayan, L biçiminde bükülmüş demir çubuk)
              • cramp [ENG31-03130741-n] (a strip of metal with ends bent at right angles)
              • kuşak [TUR10-0496280] (Bele sarılan uzun ve enli kumaş) girdle [ENG31-03442981-n] (a band of material around the waist that strengthens a skirt or trousers)
                • gayret kuşağı [TUR10-0284600] (Kuşak bağlama töreninde gelinin beline dolanan kuşak; kırmızı kemer)
                • kemer [TUR10-0439910] (Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak)
                • kemerlik [TUR10-0440000] (Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal kemer)
                • şal kuşak [TUR10-0722390] (Şaldan yapılmış bele sarılan kuşak)
              • bant [TUR10-0390680] (Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit) belt [ENG31-02831067-n] (endless loop of flexible material between two rotating shafts or pulleys)
                • taşıyıcı bant [TUR10-1211420] (Nesneleri bir yerden başka yere taşımak için kullanılan sürekli hareket halinde olan kumaş, kauçuk veya metalden yapılmış bant)
                • conveyer belt [ENG31-03105548-n] (a moving belt that transports objects (as in a factory))
                • üretim bandı [TUR10-1170560] (Fabrikalarda ürünün daha hızlı bir biçimde üretilmesi amacıyla üstünde çeşitli parçaların takıldığı, çeşitli işlemlerin yapıldığı, hareketli şerit)
                • yara bandı [TUR10-0076530] (Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit)
                • nasır yakısı [TUR10-1104470] (Nasırı tedavi etmek amacıyla hazırlanmış ilaçlı bant)
              • krampon [TUR10-0485730] (Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak)
              • çelik çember [TUR10-0157790] (Balya, eşya, yük vb. sarılıp ambalajlanmasında kullanılan dar, çelik şerit)
              • daktilo şeridi [TUR10-0179500] (Daktilodaki harflerin kâğıt üzerine yazılmasını sağlayan karbonlu şerit)
              • sargı [TUR10-0665620] (Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit)
              • sarı bez [TUR10-0665880] (Görmeyenlerin tanınmak için kollarına taktıkları üzerinde üç siyah noktanın bulunduğu sarı renkli bant)
              • kara suları [TUR10-0418330] (Bir devletin deniz kıyıları boyunca egemenliği altında tuttuğu belli genişlikte su şeridi)
              • manyetit [TUR10-0525410] (Mıknatıs özelliği olan doğal demir oksidi)
              • manyetik kaset [TUR10-0525370] (Bir koruyucu içinde bulunan ve koruyucusundan çıkarmaksızın kullanılabilir manyetik şerit ve koruyucu bileşim)
              • şerit [TUR10-0729070] (Tayfta birbirine yakın iki dalga boyu arasında kalan parça)
              • şiraze [TUR10-0732150] (Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit)
              • serpantin [TUR10-1250770] (Eğlencelerde kullanmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan, savrulduğunda çözülen, renkli kâğıttan yapılmış ince ve uzun şerit)
              • palet [TUR10-0611680] (Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit)
              • subye [TUR10-0710460] (Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş ve benzerinden şerit)
              • güvenlik şeridi [TUR10-0317760] (Suç kanıtlarının kaybolmaması için güvenlik güçlerinin olay yerini çevirdiği şerit)
            • vatka [TUR10-0815760] (Giysilerde, omuzların dik durmasını sağlamak amacıyla içine konulan parça)
            • padding [ENG31-03878742-n] (artifact consisting of soft or resilient material used to fill or give shape or protect or add comfort)
            • antika [TUR10-0039310] (Tarihsel değeri olan eski eşya) antique [ENG31-02726679-n] (any piece of furniture or decorative object or the like produced in a former period and valuable because of its beauty or rarity)
              • kalıntı [TUR10-0403670] (Bir toplum, kültür, uygarlık ve benzerinden artakalan şey)
              • relic [ENG31-04080659-n] (an antiquity that has survived from the distant past)
              • buluntu [TUR10-0123810] (Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya)
            • oyuncak [TUR10-0597270] (Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey) plaything [ENG31-03971038-n] (an artifact designed to be played with)
              • oyuncak ayı [TUR10-1216020] (Yumuşak veya tüylü malzemeden yapılmış, ayıya benzeyen bir çocuk oyuncağı)
              • teddy [ENG31-04406517-n] (plaything consisting of a child's toy bear (usually plush and stuffed with soft materials))
              • hacıyatmaz [TUR10-0319570] (Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak)
              • balon [TUR10-0075080] (Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılan çocuk oyuncağı)
              • balloon [ENG31-02785116-n] (large tough nonrigid bag filled with gas or heated air)
              • oyuncak bebek [TUR10-0087850] (Plastik, tahta, bez ve benzerinden yapılan insan biçiminde oyuncak) doll [ENG31-03223838-n] (a small replica of a person)
                • taş bebek [TUR10-0749700] (Genellikle alçı ve benzerinden yapılmış oyuncak bebek)
                • kukla [TUR10-0488310] (Ayakları olmayan, alttan içine el sokularak oynatılan çeşitli nesnelerden yapılmış bebek)
              • çıngırdak [TUR10-0164550] (Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir tür çıngırak)
              • rattle [ENG31-04063401-n] (a baby's toy that makes percussive noises when shaken)
              • tahterevalli [TUR10-0173830] (İki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta veya metal araç)
              • seesaw [ENG31-04174820-n] (a plaything consisting of a board balanced on a fulcrum)
              • kaleydoskop [TUR10-0403060] (Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç)
              • kaleidoscope [ENG31-03612969-n] (an optical toy in a tube)
              • kaydırak [TUR10-0432500] (Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı) slide [ENG31-04245234-n] (plaything consisting of a sloping chute down which children can slide)
                • su kaydırağı [TUR10-1142640] (Su parklarında, su ile çalışan ve kayılarak bir havuza düşme temeline dayanan oyuncakların genel adı)
              • sapan [TUR10-0664300] (Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç)
              • slingshot [ENG31-04247204-n] (a plaything consisting of a Y-shaped stick with elastic between the arms)
              • topaç [TUR10-0780430] (Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak veya kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak) top [ENG31-04461511-n] (a conical child's plaything tapering to a steel point on which it can be made to spin)
                • pırlangıç [TUR10-0626630] (Ses çıkararak dönen topaç)
              • uçurtma [TUR10-0796240] (Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, sicimle bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak) kite [ENG31-03626682-n] (plaything consisting of a light frame covered with tissue paper)
                • şeytan uçurtması [TUR10-0729890] (Kâğıttan, bükülerek yapılmış bir çeşit üçgen biçiminde küçük uçurtma)
              • bebek evi [TUR10-1211860] (NOT: TUR10-1211850 ile aynı)
              • dollhouse [ENG31-03224065-n] (a small model of a house used as a toy by children)
              • sallanan at [TUR10-1213000] (Bir çocuğun oturabileceği ve geriye ve ileriye doğru sallanabileceği oyuncak at)
              • hobby [ENG31-03528796-n] (a child's plaything consisting of an imitation horse mounted on rockers)
              • hulahop [TUR10-1213110] (Genellikle plastikten yapılan ve genellikle bel etrafında olmak üzere vücudun çeşitli yerleriyle çevrilen halka oyuncak)
              • hula-hoop [ENG31-03553582-n] (plaything consisting of a tubular plastic hoop for swinging around the hips)
              • lego [TUR10-1213540] (Mekanik modeller içim plastik yapı seti oyuncağı)
              • Lego [ENG31-03660621-n] ((trademark) a child's plastic construction set for making mechanical models)
              • oyun evi [TUR10-1214680] (Çocukların içinde oynadıkları oyun evi)
              • playhouse [ENG31-03970107-n] (plaything consisting of a small model of a house that children can play inside of)
              • oyuncak tüfek [TUR10-1214740] (Oynayıp eğlenmeye yarayan tüfek)
              • popgun [ENG31-03989857-n] (plaything consisting of a toy gun that makes a popping sound)
              • bebek çıngırağı [TUR10-1215070] (Sallandığı zaman ses çıkaran bebek oyuncağı)
              • rattle [ENG31-04063401-n] (a baby's toy that makes percussive noises when shaken)
              • tren seti [TUR10-1216210] (Ray ve tren modelleri içeren oyuncak seti)
              • train set [ENG31-04475942-n] (a toy consisting of small models of railroad trains and the track for them to run on)
              • su tabancası [TUR10-1216650] (Su fışkırtan oyuncak silah)
              • water pistol [ENG31-04568834-n] (plaything consisting of a toy pistol that squirts water)
              • yoyo [TUR10-1216810] (Bir dingil ile birleştirilmiş iki diskten ve dingil etrafına sarılan ipten oluşan bir oyuncak)
              • yo-yo [ENG31-04620912-n] (a toy consisting of a spool that is reeled up and down on a string by motions of the hand)
              • kar topu [TUR10-0424210] (Kardan yapılmış ve sıkıştırılmış yuvarlak top)
              • snowball [ENG31-04258670-n] (snow pressed into a ball for throwing (playfully))
              • zıpzıp [TUR10-0874740] (Bir yerinden lastik bir bağla asılmış, içi talaş dolu hafif bir top olan çocuk oyuncağı)
              • patlangaç [TUR10-0618950] (Kamış veya ağaç dalından yapılıp tabanca gibi ses veren pistonlu çocuk oyuncağı)
              • frizbi [TUR10-1212550] (Eğlence için oyunda dönüşümlü olarak atılan yuvarlak plastik oyuncak)
              • çocuk oyuncağı [TUR10-0172020] (Çocukların oynayıp eğlenmesi için yapılmış oyuncak)
                • cır cır [TUR10-0138590] (Bir sap etrafında çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran çocuk oyuncağı)
                • çakıldak [TUR10-0145650] (Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı)
                • çember [TUR10-0158540] (Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak)
                • düldül [TUR10-0228810] (Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası)
              • çelik [TUR10-0157750] (Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek)
              • dönme dolap [TUR10-0221600] (Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı)
              • fırdöndü [TUR10-0270960] (Topaç gibi çevrilerek oynanan, tunçtan, altı köşeli bir kumar aracı)
              • kafa [TUR10-0397570] (Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu)
              • atmaca [TUR10-0056700] (Sapan)
              • mantar tabancası [TUR10-0524850] (Borusunun ucuna içi barutlu mantar takılarak patlatılan, tabanca biçiminde bir çeşit çocuk oyuncağı)
              • şıkşık [TUR10-0730080] (Çıngıraklı çocuk oyuncağı)
              • şakıldak [TUR10-0721820] (Bir tür çocuk oyuncağı)
              • rüzgargülü [TUR10-0651330] (Kâğıdın özel bir biçimde katlanmasıyla yapılan ve rüzgârın etkisiyle dönen bir oyuncak)
            • tahta [TUR10-0418360] (Okullarda üzerine tebeşirle yazı yazılan, tahtadan yapılmış, siyah veya yeşil, geniş levha) blackboard [ENG31-02849749-n] (sheet of slate)
              • yazı tahtası [TUR10-0844950] (Okullarda üzerine yazı yazılan, genellikle kara tahta)
              • yazboz tahtası [TUR10-0843990] (Okullarda dışarı çıkan çocuğun dönüp dönmediğinin anlaşılması için girip çıkarken işaretlenen tahta)
            • ip [TUR10-0377480] (Dokuma maddelerinin bükülmüş liflerinden yapılan bağ) cord [ENG31-03110761-n] (a line made of twisted fibers or threads)
              • gez [TUR10-0295750] (Yer ölçmeye yarar düğümlü ip)
              • orsa [TUR10-0591310] (Yelkenleri rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip)
              • tartı [TUR10-0747900] (Yelkenleri indirip kaldırmaya yarayan ip)
              • rabıta [TUR10-0639940] (İki şeyi birbirine bağlayan ip) tie [ENG31-04440319-n] (a cord (or string or ribbon or wire etc.) with which something is tied)
                • uçkur [TUR10-0795620] (Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ)
                • drawstring [ENG31-03240263-n] (a tie consisting of a cord that goes through a seam around an opening)
              • halat [TUR10-0322480] (Kenevirden yapılmış çok kalın ip) rope [ENG31-04115362-n] (a strong line)
                • sardun [TUR10-0665530] (Balıkçıların kullandığı bir tür halat)
                • istinga [TUR10-0383450] (Yelkenleri toplamak için kullanılan halat)
                • kaytan [TUR10-0435180] (Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat)
                • permeçe [TUR10-0624390] (Yedek olarak kullanılan ince halat)
                • kement [TUR10-0439800] (Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip)
                • lasso [ENG31-03649692-n] (a long noosed rope used to catch animals)
                • palamar [TUR10-0611140] (Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat)
                • cable [ENG31-02937226-n] (a very strong thick rope made of twisted hemp or steel wire)
                • açmaz halatı [TUR10-0006710] (Gemilerin limana bağlanması ve sahilden esecek rüzgârla rıhtımdan uzaklaşmaması için kıyıya dikine bağlanan halat)
                • kalçete [TUR10-0401960] (Elle örülerek yapılan yassı halat)
                • kamçı [TUR10-0406710] (Bir ucu bir yere bağlı, öbür ucu herhangi bir işte kullanılmak için serbest bırakılan halat)
                • baba boyunduruğu [TUR10-0950810] (Babaya demir halatı bağlamak veya demir halatın babadan çıkmasını önlemek amacıyla kullanılan güvenlik halatı)
                • kandilisa [TUR10-0409290] (Yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı)
                  • çördek [TUR10-0175110] (Gabya mantileri üzerine bağlanan palanga, flok ve yan yelkenleri kandilisası)
                • tel halat [TUR10-0761340] (Telden yapılan kalın halat)
                • çarmıh [TUR10-0151620] (Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar)
                • çekme halatı [TUR10-0157320] (Bozulmuş, kaza yapmış araçları çekmeye yarayan ip, plastik, zincir veya halattan yapılmış alet)
                • çelik halat [TUR10-0157810] (Çelikten yapılan, asma köprü ayaklarını birbirine bağlayan, trol ağını denizde çekmeye yarayan halat)
                • urgan [TUR10-0799780] (Keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat)
                  • salmastra [TUR10-0661220] (Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan)
                • halat fitili [TUR10-1043370] (Özellikle çelik halatların merkezini oluşturan bitkisel halat)
                • yoma [TUR10-0859510] (Birçok ipin örülmesiyle oluşturulan, balıkçılıkta kullanılan halat)
                • yoma [TUR10-0859500] (Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan, üç veya dört kollu halat)
                • baston kösteği [TUR10-0955940] (Teknedeki bastonun ucundan aşağı inen tel veya halat)
                • baş halatı [TUR10-0956840] (Teknenin, başından ileriye doğru verilerek geri gitmesini engelleyen halat)
                • varagele halatı [TUR10-0813960] (İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip)
                • varagele [TUR10-0813930] (Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat)
                • manti [TUR10-0525090] (Gemi serenlerini direklere asılı tutan halat ve makara)
                • çıma [TUR10-0164270] (Halat ucu)
                • savlo [TUR10-1129810] (Sancak çekmekte, işaret kaldırmakta kullanılan bir veya bir buçuk burgata ölçüsündeki ince halat)
                • selviçe [TUR10-0675460] (Gemi armasında bulunan oynak halat)
                • istralya [TUR10-0383810] (Gemide direk ve çubukları baş tarafından, yani burundan tutan halat)
              • katma [TUR10-0429020] (Kıldan veya yünden yapılmış ip) cord [ENG31-03110761-n] (a line made of twisted fibers or threads)
                • bağ [TUR10-0067980] (Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne) binder [ENG31-02843363-n] (something used to tie or bind)
                  • ayakkabı bağcığı [TUR10-1215430] (Ayakkabıları ayağa sıkıca uydurmak için bağlanan uzun dar iplik)
                  • shoelace [ENG31-04207680-n] (a lace used for fastening shoes)
                  • bağıldak [TUR10-0068670] (Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ)
                  • kolçak [TUR10-0468440] (Belli bir amaçla kola geçirilen enli, işaretli bağ)
                  • kolan [TUR10-0467990] (Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ)
                  • diz bağı [TUR10-0211680] (Dizde çorabın tutturulduğu bağ)
                  • sakandırık [TUR10-0657670] (Baş giysilerinde çene bağı)
                  • kangal [TUR10-0409460] (Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ)
                  • kuşak [TUR10-0496290] (Sağlamlığını artırmak için, bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ)
                    • kavrama [TUR10-0430830] (Ağaç kuşak)
                    • çember [TUR10-0158550] (Sandık, denk, fıçı ve benzerinin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak)
                    • arkıt [TUR10-0046060] (Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak)
                    • sapan [TUR10-0664310] (Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılan çember)
                      • izbiro [TUR10-0390020] (Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan)
                    • sapan [TUR10-0664320] (Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar)
                    • hamut [TUR10-0325600] (Araba koşumunda atların boyunlarına geçirilen ağaç veya üstüne meşin geçirilmiş çember)
                    • istralya [TUR10-0383820] (Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak)
                  • bent [TUR10-0093360] (Bağ; rabıt)
                  • brit [TUR10-0976800] (Nakış veya dantelde motifleri birleştiren bağ)
                  • göbek bağı [TUR10-0300950] (Bir bitkide yumurtacığı yumurtalığın etenesine bağlayan kordon)
                  • göbek bağı [TUR10-0300930] (Yeni doğan çocuğun göbeği kesildikten sonra kan gelmemesi için geri kalan damar örgüsüne bağladıkları bağ)
                • bağcık [TUR10-0068210] (Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ)
                • lace [ENG31-03636736-n] (a cord that is drawn through eyelets or around hooks in order to draw together two edges (as of a shoe or garment))
                • çamaşır ipi [TUR10-0148850] (Kurutmak için üzerine çamaşır asılan ip veya tel)
                • clothesline [ENG31-03055137-n] (a cord on which clothes are hung to dry)
                • çekül [TUR10-0157510] (Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç) plumb line [ENG31-03975985-n] (a cord from which a metal weight is suspended pointing directly to the earth's center of gravity)
                  • perese [TUR10-0623820] (Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi)
                  • gez [TUR10-0295760] (Yapı işlerinde kullanılan çekül)
                • iplik [TUR10-0377840] (Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri) thread [ENG31-04433923-n] (a fine cord of twisted fibers (of cotton or silk or wool or nylon etc.) used in sewing and weaving)
                  • yorgan ipliği [TUR10-0860050] (Yorgan dikmek için kullanılan kalın ve sağlam iplik)
                  • pamukaki [TUR10-0611970] (Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği)
                  • olta [TUR10-0586240] (Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla at kuyruğu kılından olan veya naylon tellerden yapılmış iplik)
                    • seğirtme [TUR10-0673660] (Yemsiz kullanılan olta)
                    • paraka [TUR10-0613900] (İğneli uzun balık oltası)
                    • paraketa [TUR10-1116680] (Üzerinde yüzlerce iğneli köstek bulunan uzun balık oltası)
                    • el oltası [TUR10-0244530] (İzmarit balığı için kullanılan olta)
                    • kaşık [TUR10-0426500] (Ucu iğneli kaşık biçimindeki olta)
                  • floş [TUR10-0277030] (Selülozdan yapılan, parlak, bükümsüz iplik)
                  • kamçıbaşı [TUR10-0406730] (İpek artıklarından elde edilen ve dokumacılıkta kullanılan iplik)
                  • taraz [TUR10-0746760] (İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik)
                  • kordone [TUR10-0475460] (Üç katlı bükülmüş ipek ipliği)
                  • kotonperle [TUR10-0478350] (İbrişim gibi parlak ve kalın bir cins pamuk iplik)
                  • çamaşır ipeği [TUR10-0148840] (Nakış yapmakta kullanılan ipek iplik)
                  • çiğ iplik [TUR10-0167810] (Bükülmemiş iplik)
                  • ağ ipliği [TUR10-0013930] (Keten, kenevir, naylon vb. maddelerden ağ yapımında kullanılan iplik)
                  • kılaptan [TUR10-0447530] (Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik)
                  • terilen [TUR10-0767400] (Yapay polyester lifleri veya ipliği)
                  • sap [TUR10-0664180] (İplik, tire, ibrişim vb. şeylerde iğneye geçirilen bir dikişlik iplik)
                  • atkı iplik [TUR10-0056070] (Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik kumaşın en ipliği)
                  • merserize [TUR10-0537540] (Kimyasal bir yöntemle parlaklık verilmiş pamuk ipliği)
                  • bükme [TUR10-0127410] (Bükülmüş kaytan veya iplik)
                  • misina [TUR10-0547770] (Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik)
                  • orlon [TUR10-0590730] (Yapay dokuma ipliği)
                  • sim [TUR10-0693590] (Genellikle işlemelerde kullanılan, gümüş görünüşünde ve parlaklığında olan iplik vb)
                  • süyüm [TUR10-0720130] (İğneye geçirilen bir sap iplik)
                  • gücü ipliği [TUR10-0312080] (Dokumada kullanılan sağlam, kalın iplik)
                  • put [TUR10-0638760] (Üç dört tel ipekten bükülmüş iplik)
                  • ibrişim [TUR10-0357510] (Kalınca bükülmüş ipek iplik)
                • iplik [TUR10-0377850] (Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu) thread [ENG31-04433923-n] (a fine cord of twisted fibers (of cotton or silk or wool or nylon etc.) used in sewing and weaving)
                  • pamuk [TUR10-0332230] (Kadife, çuha, yün ve benzerinin yüzeyindeki ince tüy)
                  • pile [ENG31-03942321-n] (the yarn (as in a rug or velvet or corduroy) that stands up from the weave)
                  • perlon [TUR10-0624330] (İlk olarak Almanya'da yapılan sentetik dokuma ipliği)
                  • fitil [TUR10-0275700] (Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılan genellikle yağ çekici madde)
                  • kılaptan [TUR10-0447520] (Pirinç, bakır, kalay vb. madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal iplik)
                  • katgüt [TUR10-0427620] (Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, bağırsaktan yapılmış iplik)
                • kiriş [TUR10-0462780] (Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ)
                • bowstring [ENG31-02886342-n] (the string of an archer's bow)
                • kordon [TUR10-0475350] (Genellikle ipekten yapılmış kalın ip)
                • piping [ENG31-03953957-n] (a thin strip of covered cord used to edge hems)
                • kordone [TUR10-0475450] (Sim, gümüş veya ipek ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon)
                • piping [ENG31-03953957-n] (a thin strip of covered cord used to edge hems)
                • misina [TUR10-0547780] (Balıkçıların olta ipi olarak kullandıkları kıl veya naylondan iplik) fishing line [ENG31-03356614-n] (a length of cord to which the leader and float and sinker and hook are attached)
                  • köstek [TUR10-0483930] (Balık iğnesini oltaya bağlayan, bir iki karış uzunluğunda kıl veya misina parçası)
                  • faril [TUR10-0264740] (Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip)
                • façunalık [TUR10-0262910] (Façuna yapmakta kullanılan tel veya sicim)
                • ıspavli [TUR10-0355110] (Gemilerde kullanılan bir çeşit kalın sicim)
              • çözgü [TUR10-0044760] (Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler)
              • warp [ENG31-04559236-n] (yarn arranged lengthways on a loom and crossed by the woof)
              • atkı [TUR10-0056050] (Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik)
              • woof [ENG31-04606292-n] (the yarn woven across the warp yarn in weaving)
              • pamuk ipliği [TUR10-0612070] (Pamuktan yapılan mat veya parlak dikiş, nakış ipliği) cotton [ENG31-03119952-n] (thread made of cotton fibers)
                • tire [TUR10-0777540] (Dikişte kullanılan pamuk ipliği)
                • iskoçya ipliği [TUR10-1060340] (İnce ve sağlam pamuk ipliği)
              • sırma [TUR10-0688800] (Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel)
              • purl [ENG31-04032780-n] (gold or silver wire thread)
              • kaytan [TUR10-0435170] (Kadınların iç giysilerinin çarşaf altından görünmemesi için bellerine bağladıkları ince kuşak, şerit, kaytan)
              • cord [ENG31-03110761-n] (a line made of twisted fibers or threads)
              • İngiliz ipi [TUR10-0374790] (Çok sağlam, sık bükümlü sicim)
              • teyel ipliği [TUR10-0771850] (Teyel yapmakta kullanılan iplik)
              • koltuk [TUR10-0469520] (Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip)
              • çırpı ipi [TUR10-0165360] (İki nokta arasında düzgünlüğü sağlamak için kullanılan ip)
              • salmastra [TUR10-0661210] (Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip)
              • sancak bağı [TUR10-1127880] (Gemideki işaret flamalarını, sancakları salvolarına bağlamak için kullanılan ip)
              • burunsak [TUR10-0125930] (Hayvanların burunlarına geçirilen ip)
              • bürük [TUR10-0128110] (Bürülmüş ip veya kordon)
              • çile [TUR10-0168270] (Yay kirişi)
              • savla [TUR10-0669300] (Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip)
              • örk [TUR10-0605890] (Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip)
              • ıskota [TUR10-0354490] (Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip)
            • delik [TUR10-0190410] (Dar, küçük çukur) hole [ENG31-03531378-n] (an opening deliberately made in or through something)
              • ilik [TUR10-1210750] (Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı ve benzerinin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık) buttonhole [ENG31-02932314-n] (a hole through which buttons are pushed)
                • brit [TUR10-0976790] (Düğmeyi iliklemek için kumaş veya iplikten yapılmış özel bir tür ilik)
              • mazgal [TUR10-0530800] (Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik)
              • loophole [ENG31-03694769-n] (a small hole in a fortified wall)
              • menhol [TUR10-1213740] (Yara balistiğinde mermi çekirdeğinin vücuda girdiği bölgede oluşan iz; giriş deliği)
              • manhole [ENG31-03722986-n] (a hole (usually with a flush cover) through which a person can gain access to an underground structure)
              • zıvana [TUR10-0875360] (Bir kilit dilinin yerleşmesi için açılmış delik)
              • mortise [ENG31-03792841-n] (a square hole made to receive a tenon and so to form a joint)
              • çivi deliği [TUR10-1214050] (Bir yere çivi çakılması sonucu oluşan dar, küçük açıklık)
              • nail hole [ENG31-03811174-n] (a hole left after a nail is removed)
              • dürbün [TUR10-0308890] (Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik)
              • peephole [ENG31-03911327-n] (a hole (in a door or an oven etc) through which you can peep)
              • rögar [TUR10-0649060] (Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca)
              • plughole [ENG31-03974913-n] (a hole into which a plug fits (especially a hole where water drains away))
              • mazgal deliği [TUR10-1214760] (Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik)
              • port [ENG31-03991266-n] (an opening (in a wall or ship or armored vehicle) for firing through)
              • cağ [TUR10-0130370] (Hamam, duş, banyo vb. yerlerde atık suyun akmasını sağlayan delik)
              • korugan [TUR10-0476700] (Ateş etmeye imkân verecek biçimde hazırlanmış delik ve mazgalları bulunan yer)
              • mazgal [TUR10-0530810] (Yağmur sularını kanalizasyon şebekesine çekmek için kullanılan üzeri parmaklıklı demirle kapatılmış delik)
              • gözenek [TUR10-0308640] (Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri)
                • gümeç [TUR10-0303350] (Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerden her biri)
            • kumaş [TUR10-0490180] (Pamuk, yün, ipek ve benzerinden makinede dokunmuş her türlü dokuma) fabric [ENG31-03314753-n] (artifact made by weaving or felting or knitting or crocheting natural or synthetic fibers)
              • aba [TUR10-0000060] (Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş)
              • abani [TUR10-0000320] (Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz, ipek kumaş)
              • alpaka [TUR10-0029920] (Bu hayvanın yünü veya bu yünden dokunan kumaş)
              • altıparmak [TUR10-0030970] (Ayrı renkte altı yolu olan kumaş)
              • amor [TUR10-0033630] (Bir tür kumaş)
              • batik [TUR10-0085300] (Bu yöntemle hazırlanmış kumaş)
              • bayraklık [TUR10-0086950] (Bayrak olmaya uygun kumaş)
              • beşme [TUR10-0096540] (Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir çeşit kumaş)
              • beşparmak [TUR10-0096670] (Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş)
              • bez [TUR10-0098640] (Herhangi bir cins kumaş) fabric [ENG31-03314753-n] (artifact made by weaving or felting or knitting or crocheting natural or synthetic fibers)
                • ketal [TUR10-0446340] (Çirişli bir çeşit parlak bez)
                • tampon [TUR10-0743030] (Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı veya sterilize edilmiş pamuklu özel parça)
                • baderna [TUR10-0067710] (Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez; halat sargısı)
                • bağırdak [TUR10-0069040] (Bağıldak)
                • bombe bezi [TUR10-0113090] (Ayakkabı sayalarının burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş türü)
              • bürümcük [TUR10-0128170] (Ham ipekten dokunmuş ince kumaş)
              • çatma [TUR10-0154310] (Bir tür döşemelik kumaş)
              • çul çaput [TUR10-0176420] (Her türlü dokunmuş kumaş)
              • diba [TUR10-0202520] (Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş)
              • dimi [TUR10-0206260] (Sıkı dokunmuş bir tür pamuklu kumaş)
              • diril [TUR10-0208880] (Şilte yüzü veya gömlek yapmaya yarar pamuklu bir kumaş)
              • divitin [TUR10-0211010] (Bir yüzü havlu, pamuklu veya yünlü kumaş)
              • diyagonal [TUR10-0211140] (Eğri bir biçimde dokunmuş kumaş)
              • dokurcuk [TUR10-0215490] (Desenli veya yollu dokunmuş yün kumaş)
              • dokurcun [TUR10-0215520] (Çizgili şayak kumaş)
              • etamin [TUR10-0256920] (Pamuk, keten veya ipekten, seyrek dokunmuş delikli bir tür kumaş)
              • fasone [TUR10-0265610] (Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş)
              • fisto [TUR10-0275250] (Dantele benzer süsleri olan bir tür kumaş)
              • fitil [TUR10-0275760] (Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş)
              • fular [TUR10-0280460] (Genellikle boyna bağlanan, bir tür ince ipek kumaş)
              • gezi [TUR10-0296040] (Pamuk ve ipekle karışık dokunmuş hareli kumaş)
              • hare [TUR10-0328030] (Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş)
              • helali [TUR10-0338080] (Ham ipekten dokunmuş bürümceğe pamuk ipliği katılarak elde edilen kumaş)
              • kapitone [TUR10-0413670] (İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş)
              • karamandola [TUR10-0417210] (Genellikle ayakkabı yüzü yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş)
              • karyağdı [TUR10-0424350] (Üstünde beyaz benekler bulunan kumaş)
              • kaşe [TUR10-0426360] (Kalın, kışlık bir tür yün kumaş)
              • kemha [TUR10-0440050] (Bir tür ipek kumaş)
              • kreplin [TUR10-0486240] (Çok ince bir tür ipekli kumaş)
              • krepsaten [TUR10-0486280] (İpekli, parlak ve kaygan bir tür ince kumaş)
              • kurdele [TUR10-0492350] (Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş)
              • lasteks [TUR10-0507520] (Kauçuk, ipek, pamuk veya yün karışımı bir tür yapma kumaş)
              • lastikotin [TUR10-0507710] (İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş)
              • makat [TUR10-0520500] (Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş)
              • mantin [TUR10-0525110] (Canfese benzeyen bir tür ipekli kumaş)
              • markizet [TUR10-0526560] (Bir çeşit ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş)
              • mermerşahi [TUR10-0537510] (Tülbent ile patiska arasında ince bir tür pamuklu kumaş)
              • meydani [TUR10-0541440] (Beyaz veya renkli, yol yol ipek çözgülü dokunmuş kumaş)
              • muare [TUR10-0551950] (Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş, kareli kumaş)
              • muflonlu [TUR10-0552610] (İçinde keçe bulunan çok kalın, yumuşak, parlak tüylü kumaş)
              • opal [TUR10-0588920] (İnce, düzgün dokunmuş pamuklu kumaş)
              • organtin [TUR10-0590440] (Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş)
              • otoman [TUR10-0594150] (Bir tür ipekli kumaş)
              • papazi [TUR10-0613210] (Bir tür ince, ipekli kumaş)
              • penye [TUR10-0622910] (Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş)
              • perlon [TUR10-0624340] (Bu iplikle dokunmuş kumaş)
              • yorgan yüzü [TUR10-0626850] (Yorganı kirden ve dış etkilerden korumak için kumaştan yapılan yüz)
              • pike [TUR10-0627470] (Kabartmalı pamuklu kumaş)
              • pötikare [TUR10-0629960] (Küçük kareli kumaş)
              • pusat [TUR10-0638370] (Giysi veya giysilik kumaş)
              • sadakor [TUR10-0653850] (Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş)
              • sari [TUR10-0666790] (Bu giysinin yapıldığı kumaş)
              • sof [TUR10-0698740] (Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş)
              • sof [TUR10-0698750] (Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş)
              • sura [TUR10-0713000] (Yumuşak ince bir tür ipekli kumaş)
              • sündüs [TUR10-0715550] (İpin yanı sıra altın ve gümüş tellerle dokunan, kaftan ve giysi dikiminde kullanılan bir tür ipekli kumaş)
              • şal [TUR10-0722310] (Genellikle Hindistan'da dokunan, özel motifleri olan değerli bir yün kumaş)
                • lahuri [TUR10-0505790] (Lahor'da yapılan her tür şal)
              • şalaki [TUR10-0722340] (Şal taklidi kumaş)
              • şali [TUR10-0722380] (Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş)
              • şayak [TUR10-0725660] (Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş)
              • şeytan bezi [TUR10-0729600] (Erkek elbisesi yapımında kullanılan kadife dokunuşlu bir tür pamuk kumaş)
              • Şile bezi [TUR10-0731580] (Gecelik, gömlek, peçete yapımında kullanılan, bir tür ince, yıkanabilir pamuklu kumaş)
              • tarlatan [TUR10-0747660] (Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş)
              • taşlanmış kot [TUR10-0750680] (Sert bir yüzeye sürtülerek yer yer rengi açılmış ve kullanılmış görünümü verilmiş kumaş)
              • tuval [TUR10-0791330] (Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir veya pamuklu kaba kumaş)
              • yüz [TUR10-0867370] (Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş)
              • zefir [TUR10-0871840] (Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince, pamuklu bir tür kumaş)
              • askı [TUR10-0050400] (Yeni yapılan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş)
              • bez [TUR10-0098650] (Herhangi bir iş için kullanılan dokuma) fabric [ENG31-03314753-n] (artifact made by weaving or felting or knitting or crocheting natural or synthetic fibers)
                • yazma [TUR10-0845120] (Bohça, yemeni, başörtü, yorgan vb. şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez)
                • boğası [TUR10-0111300] (İnce bez, astar)
                • soğuk bez [TUR10-0699440] (Keten ipliğinden yapılmış, tülbende benzeyen bir tür ince, seyrek bez)
                • çocuk bezi [TUR10-0171800] (Bebeklerin altına bağlanan bez)
                • dokuma [TUR10-0214990] (Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez)
                • havlu [TUR10-0333770] (Vücudun çeşitli yerlerinin kurulanmasına yarar dokuma bez)
              • fiber [TUR10-0272570] (Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta)
              • fiber [ENG31-03336189-n] (a leatherlike material made by compressing layers of paper or cloth)
              • pamuk [TUR10-0611940] (Bu tellerin işlenmiş biçimi)
                • eczalı pamuk [TUR10-0233870] (Steril duruma getirilmiş pamuk)
                • tulup [TUR10-0787880] (Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk)
              • suni deri [TUR10-1210100] (Sıvı PVC'nin ince dokulara dönüştürülmesiyle, doğadaki örneklerine benzetilerek üretilen yapay deri)
              • artificial skin [ENG31-02749230-n] (a synthetic covering with two layers used experimentally to treat burn victims)
              • organza [TUR10-1214250] (İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir çeşit kolalı kumaş)
              • organdy [ENG31-03859941-n] (a sheer stiff muslin)
              • süet [TUR10-1215870] (Yumuşak, yüzü ince havlı bir tür deri)
              • suede [ENG31-14788143-n] (leather with a napped surface)
              • pırpıt [TUR10-0626790] (El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü)
              • kolan [TUR10-0468000] (Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak)
                • mendil [TUR10-0824910] (İçine bazı şeyler konulan dokuma,)
              • alaca [TUR10-0023240] (Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma)
              • panama [TUR10-0612170] (Özel olarak dokunmuş bir kumaş türü)
              • kolluk [TUR10-0469010] (İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, ekseri koyu renkli bir kumaştan dikilmiş parça)
              • çitari [TUR10-0170040] (İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş)
              • çülaki [TUR10-0994470] (Kalın kumaş)
              • kutnu [TUR10-0497520] (Pamuk veya ipekle karışık pamuktan dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü)
              • tiriz [TUR10-0777810] (Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası)
              • belleme [TUR10-0833390] (At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası)
              • biye [TUR10-0109960] (Genellikle giysinin yaka, kol, etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit)
              • bürümçek [TUR10-0128200] (Bürümcük)
              • giysilik [TUR10-1032580] (Giysi yapılmaya elverişli (kumaş); elbiselik)
              • güpür [TUR10-0316800] (Kumaş)
              • jakar [TUR10-1064650] (Bu tezgâhta dokunmuş karmaşık desenli kumaş)
              • Hint kumaşı [TUR10-0345570] (Hindistan'da dokunan ve Batı ülkelerinde ender bulunan ipekli bir kumaş türü)
            • taş [TUR10-0749540] (Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme)
              • mihenk taşı [TUR10-0544390] (Altın, gümüş vb. madenlerin ayarını anlamak için sürtüldükleri bir tür taş)
              • siyenit [TUR10-0697780] (Birleşiminde bol miktarda alkali feldspat bulunan bir granit)
              • kesme taş [TUR10-0445450] (Yola dizilmek amacıyla veya bir yapı için biçimlendirilmiş taş)
              • mezar taşı [TUR10-0542210] (Gömülen kişiye ait kimlik bilgileri, dua vb. yazıları kazınmış olarak üzerinde bulunduran ve mezarın baş ucuna dikilen taş)
              • gravestone [ENG31-03460432-n] (a stone that is used to mark a grave)
              • parke taşı [TUR10-0615600] (Yol yapımında kullanılan, düzgün ve çeşitli biçimlerde taş)
              • cobble [ENG31-03063531-n] (rectangular paving stone with curved top)
              • kaldırım taşı [TUR10-0402200] (Kaldırım döşemeye elverişli olan sert bir taş türü) cobble [ENG31-03063531-n] (rectangular paving stone with curved top)
                • paket taşı [TUR10-0610940] (Dört köşe yontulmuş kaldırım taşı)
              • makadam [TUR10-0519880] (Yolların kaplanması için genellikle 4-7 cm arasında parçalara bölünmüş taş)
              • temel taşı [TUR10-0762960] (Bir yapının temeline konan taş)
              • üzengi taşı [TUR10-0811560] (Bir kemerin iki yanında ayaklar üzerine gelen ilk taş)
              • yuvgu [TUR10-0864570] (Yollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş)
              • ayna taşı [TUR10-0062660] (Yapı, anıt, çeşme vb. yerlere konan yazılı veya yazısız süslü taş levha)
              • yapı taşı [TUR10-0834300] (Binanın ağırlığını çeken esas taş)
              • palandız [TUR10-0611270] (Çeşmenin musluk taşı)
              • helik [TUR10-0338390] (Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar)
            • yaratı [TUR10-0835900] (Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne) creation [ENG31-03133774-n] (an artifact that has been brought into existence by someone)
              • master kopya [TUR10-1213760] (Çoğaltma işlemini yapmak için kullanılan bir belgenin orijinali)
              • master [ENG31-03732765-n] (an original creation (i.e., an audio recording) from which copies can be made)
              • tığ işi [TUR10-1214110] (Tığ ile nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey) needlework [ENG31-03822389-n] (a creation created or assembled by needle and thread)
                • el işi [TUR10-0385670] (Şiş, tığ, iğne vb. araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı, el işi) embroidery [ENG31-03287844-n] (decorative needlework)
                  • nakış [TUR10-0568710] (Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle, makineyle yapılan işleme; el işi) embroidery [ENG31-03287844-n] (decorative needlework)
                    • savat [TUR10-0669130] (Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış)
                    • Maraş işi [TUR10-0525870] (Karton üzerine gerilmiş kumaşa sim, sırma vb. sarılarak yapılan bir tür nakış)
                    • mine [TUR10-0546630] (İnce ve parlak nakış)
                    • süzeni [TUR10-0720180] (Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış)
                    • susma [TUR10-0713620] (Türk nakışlarında bir iğne türü)
                    • suzeni [TUR10-0714360] (Bir tür kasnak işi)
                    • iğne ardı [TUR10-0362510] (İğneyi, çıkış noktasının gerisinden saplayıp daha ileriden çıkararak yapılan aralıksız dikiş veya nakış türü)
                  • Antep işi [TUR10-0039080] (Gaziantep yöresine özgü, iplikleri çekilmiş ve kafes şeklini almış kumaş üzerine aynı renk iplikle verevine sarılarak yapılan bir çeşit el işlemesi)
                  • kanaviçe [TUR10-0408580] (Bu bezin üzerine yapılmış olan işleme)
                  • ciğerdeldi [TUR10-0140250] (Kumaş üzerine küçük delikler açılarak yapılan işleme)
                  • civankaşı [TUR10-0142030] (Bir tür nakış ve işleme)
                  • çengel iğnesi [TUR10-0159300] (Çengel biçiminde ilmiklerden oluşan bir tür işleme)
                  • çeşmibülbül [TUR10-0880000] (Üzeri beyaz, sarmal süsler ve çiçek motifleri ile bezenmiş cam işi)
                  • dival [TUR10-0210770] (Altı mukavva ile beslenmiş, üstü sırmalı işleme)
                  • altınoluk [TUR10-0030820] (Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş ve bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar)
                  • aplike [TUR10-0040810] (Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu)
                  • beyaz iş [TUR10-0097560] (Beyaz pamuklu veya keten kumaşlar üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapılan sarma iş)
                  • mercaniğnesi [TUR10-0536100] (Soldan sağa ve köşelerde birer düğüm oluşturarak yapılan zikzak işleme)
                  • goblen [TUR10-0300300] (Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme)
                  • hesap işi [TUR10-0339990] (Bir tür el işlemesi)
                • örgü [TUR10-0604640] (Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey) knit [ENG31-03630175-n] (needlework created by interlacing yarn in a series of connected loops using straight eyeless needles or by machine)
                  • dantel [TUR10-0183390] (Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü) lace [ENG31-03636468-n] (a delicate decorative fabric woven in an open web of symmetrical patterns)
                    • güpür [TUR10-0316790] (İplikten veya ipekten olan, geniş ilmeklerden oluşan bir tür dantel)
                    • kopanaki [TUR10-0474510] (Bu araç üstünde örülen bir tür dantel)
                    • oya [TUR10-0595630] (Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel)
                      • zürafa [TUR10-0878450] (Bir boncuk oyası türü)
                      • faredişi [TUR10-0264530] (Bir iğne veya boncuk oyası türü)
                    • Acem işi [TUR10-0002300] (Döşemelik kumaşların üzerine renkli ipek iplikle işlenen, yer yer altın veya gümüş boncuklarla süslenmiş nakış)
                  • lif [TUR10-0511150] (Yıkanmak için kullanılan bitki telleri demeti veya türlü ipliklerden yapılmış örgü)
                  • makrome [TUR10-0520990] (Kalın iplikle elde örülmüş iş)
                  • haraşo [TUR10-0327460] (Bir tür yün örgüsü)
              • dikiş [TUR10-0203870] (Dikme işi) sewing [ENG31-04186446-n] (needlework on which you are working with needle and thread)
                • büzgü [TUR10-0129850] (Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım)
                • gather [ENG31-03433715-n] (sewing consisting of small folds or puckers made by pulling tight a thread in a line of stitching)
                • dikiş [TUR10-0203900] (Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu)
                • stitch [ENG31-04328376-n] (a link or loop or knot made by an implement in knitting, crocheting, embroidery, or sewing)
                • dikiş [TUR10-0203880] (Dikme biçimi)
                  • zikzak dikişi [TUR10-0875950] (Nakışta ve terzilikte zikzak biçiminde yapılan dikiş)
                  • tel dikiş [TUR10-0760450] (Telle yapılan dikiş)
                  • çift dikiş [TUR10-0166970] (Birbirlerinden geçen iki sıra düz dikiş)
                  • teyel [TUR10-0771840] (Seyrek ve eğreti dikiş)
                  • kasıntı [TUR10-0425130] (Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılan eğreti dikiş)
                  • balgümeci [TUR10-0074000] (Bal peteğini andıran bir tür dikiş büzgüsü)
                  • çırpma [TUR10-0165590] (Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi)
                  • overlok [TUR10-1111380] (Kumaş, halı, kilim ve benzerinin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş)
                  • oyulga [TUR10-0596940] (Elle yapılan kalın, seyrek dikiş)
                  • oyulgama [TUR10-0597010] (Elle yapılan kalın, seyrek, gelişigüzel dikiş)
                  • sürfile [TUR10-0717040] (Bir kumaşın kenarlarına yapılan seyrek ve çapraz dikiş)
              • çalışma [TUR10-0147760] (Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün) work [ENG31-04606723-n] (a product produced or accomplished through the effort or activity or agency of a person or thing)
                • arge [TUR10-1249230] (Bilgi dağarcığını artırmak amacıyla sistematik olarak sürdürülen yaratıcı çalışma ve bu bilginin yeni uygulamalar yaratmak için kullanılması)
                • özleştirmecilik [TUR10-0609330] (Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma)
              • külliyat [TUR10-0501520] (Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi)
              • oeuvre [ENG31-03846937-n] (the total output of a writer or artist (or a substantial part of it))
              • ürün [TUR10-0809300] (Bir tutum ve davranışın ortaya çıkardığı şey)
              • product [ENG31-04014270-n] (an artifact that has been created by someone or some process)
              • korpus [TUR10-0476430] (Konu külliyatı)
            • minder [TUR10-0546570] (İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte) cushion [ENG31-03156166-n] (a soft bag filled with air or a mass of padding such as feathers or foam rubber etc.)
              • yer minderi [TUR10-0851200] (Yere serilerek üzerine oturulan yün, pamuk, sünger ve benzeriyle doldurulmuş minder)
                • köşe minderi [TUR10-0484440] (Köşeye yerleştirilmiş kabarık büyük minder)
                • erkan minderi [TUR10-0251050] (Ev ve konaklarda seçkin konukların oturması için yapılmış yer minderi)
              • yastık [TUR10-0839310] (Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot ve benzeriyle doldurulmuş küçük minder) cushion [ENG31-03156166-n] (a soft bag filled with air or a mass of padding such as feathers or foam rubber etc.)
                • baş yastığı [TUR10-0084330] (Yatakta başın altına konulan yastık)
                • iğne yastığı [TUR10-0362740] (Üzerine iğne saplanan küçük yastık)
                • pincushion [ENG31-03948402-n] (a small stiff cushion into which pins are stuck ready for use)
                • kırlent [TUR10-1247730] ()
                • usturmaça [TUR10-0800520] (Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık)
                • yastık [TUR10-0839320] (Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey)
              • köşe yastığı [TUR10-0484500] (Köşe minderi üzerine dik olarak konan ve köşeleri tutan yastık)
              • güreş minderi [TUR10-0317050] (Kapalı spor salonlarında güreşçilerin üzerinde güreştikleri, üstü yekpare kaplı olan kauçuk minder)
              • puf [TUR10-0637760] (Kaba, kabartılmış, yumuşak minder)
            • kurs [TUR10-0493020] (Yuvarlak ve yassı biçimli nesne) disk [ENG31-03213277-n] (a flat circular plate)
              • jeton [TUR10-0391750] (Telefon ve türlü oyunlarda para yerine kullanılan küçük, metal veya plastik marka) token [ENG31-04455632-n] (a metal or plastic disk that can be redeemed or used in designated slot machines)
                • metro jetonu [TUR10-1215860] (Metro kullanmak için gişelerde para yerine kullanılan küçük, metal veya plastik nesne)
                • subway token [ENG31-04356267-n] (a token that is used to pay for entry to the subway system)
              • marka [TUR10-0526370] (Bilet, para yerine kullanılan metal veya başka şeyden parça)
              • token [ENG31-04455632-n] (a metal or plastic disk that can be redeemed or used in designated slot machines)
            • domino taşı [TUR10-1211870] (Domino oyununda kullanılan, bir yüzü siyaha boyanmış ve 1 ila 6 arası sayıda noktalarla kaplanmış şekilde iki eşit alana ayrılmış küçük dikdörtgen taş) domino [ENG31-03225505-n] (a small rectangular block used in playing the game of dominoes)
              • beşli [TUR10-0096460] (İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya pul)
              • five-spot [ENG31-03358629-n] (a playing card or a domino or a die whose upward face shows five pips)
            • çıkış [TUR10-0163480] (Bir yerden çıkmak için kullanılan yer) exit [ENG31-03308910-n] (an opening that permits escape or release)
              • yangın çıkışı [TUR10-0831290] (Yangından kaçmak için binalara yapılan çıkış kapısı veya merdiveni)
            • çıkıt [TUR10-0163720] (Çıkak)
            • exit [ENG31-03308910-n] (an opening that permits escape or release)
            • metal levha [TUR10-1215410] (Kalınlığı 5 milimetre veya üstü, genişliği 250 milimetre veya üstü olan dikdörtgen şeklindeki metal parça) sheet metal [ENG31-04196525-n] (sheet of metal formed into a thin plate)
              • etek [TUR10-0257100] (Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü) flashing [ENG31-03363854-n] (sheet metal shaped and attached to a roof for strength and weatherproofing)
                • pencere eteği [TUR10-0622430] (Pencere ile döşeme arasındaki bölüm)
              • folyo kağıdı [TUR10-0277510] (Yiyecekleri korumak ve saklamak için kullanılan, ince, şeffaf kâğıt) tinfoil [ENG31-04446846-n] (foil made of tin or an alloy of tin and lead)
                • aluminyum folyo [TUR10-1209730] (Alüminyum elementinden yapılmış, çeşitli amaçlarla kullanılan kağıt)
                • aluminum foil [ENG31-02703626-n] (foil made of aluminum)
              • palet [TUR10-0611650] (Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha)
              • palette [ENG31-03884371-n] (board that provides a flat surface on which artists mix paints and the range of colors used)
              • plaka [TUR10-0630640] (Metal yaprak)
              • plate [ENG31-03966230-n] (a sheet of metal or wood or glass or plastic)
              • plaka [TUR10-0630650] (Metal nesne) plate [ENG31-03966230-n] (a sheet of metal or wood or glass or plastic)
                • fotoğraf plakası [TUR10-1214660] ()
                • plate [ENG31-03967077-n] (a flat sheet of metal or glass on which a photographic image can be recorded)
                • plaka [TUR10-0630630] (Kamyon, otomobil vb. kara taşıtlarına takılan numara levhası)
                  • geçici plaka [TUR10-0287300] (Motorlu taşıtlara trafiğe çıkabilmeleri için esas plaka alınıncaya kadar verilen plaka)
                  • kırmızı plaka [TUR10-0452770] (Bakanlar Kurulu üyelerine ve bazı üst düzey yöneticilere tahsis edilen makam araçlarına ait plaka)
                • sac [TUR10-0653080] (Yassı demir çelik ürünü)
                • çalkantı sacı [TUR10-0986020] (Dip tankında bulunan sıvının hareketini yavaşlatan metal perde)
              • düz cam [TUR10-1214670] (Genellikle pencerelerde, cam kapılarda, şeffaf duvarlarda ve otomobillerin ön camlarında kullanılan, düz olarak üretilen cam) plate glass [ENG31-03967364-n] (glass formed into large thin sheets)
                • lam [TUR10-0506570] (Mikroskopta incelenecek maddelerin üzerine konulduğu dar, uzun cam parçası)
                • slide [ENG31-04245030-n] (a small flat rectangular piece of glass on which specimens can be mounted for microscopic study)
              • yaka [TUR10-0825800] (Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha)
            • şamandıra [TUR10-0722600] (Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim) float [ENG31-03369186-n] (something that floats on the surface of water)
              • filoz [TUR10-0274210] (Balıkçıların ağları su yüzünde tutmak için kullandıkları kabak veya mantardan yapılmış ağ şamandırası)
              • duba [TUR10-0224220] (İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra) float [ENG31-03369186-n] (something that floats on the surface of water)
                • tarak dubası [TUR10-0746230] (Denizi taraklama işinde kullanılan dolaplı duba)
                • ponton [TUR10-0632950] (Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba)
              • cankurtaran şamandırası [TUR10-0132280] (Denize düşenlerin kolayca belirlenip kurtarılmaları için denize bırakılan ve kazaya uğrayanların bulup kendilerini göstermeleri için kullanılan, parlak renkli, fosforlu şamandıra)
              • çanlı şamandıra [TUR10-0986330] (Sisli havalarda şamandıranın yerini kampana çalarak belirten şamandıra)
            • çatlak [TUR10-0154060] (Ara; aralık)
            • gap [ENG31-03421239-n] (a narrow opening)
            • yarık [TUR10-0837080] (Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik)
            • gap [ENG31-03421239-n] (a narrow opening)
            • pano [TUR10-0612570] (Hafif malzemeden yapılan ve iki yüzü kontrplakla kaplanan levha) board [ENG31-02859743-n] (a flat piece of material designed for a special purpose)
              • ekmek tahtası [TUR10-0239280] (Ekmeklik hamurun fırına sürülmek üzere hazırlandığı ve üzerine konulduğu uzun tahta)
              • breadboard [ENG31-02897062-n] (a wooden or plastic board on which dough is kneaded or bread is sliced)
              • hamur tahtası [TUR10-0325560] (Üzerinde hamur açılan bazen yemek yemek içinde kullanılan, tekerlek biçiminde ve kısa ayaklı masa)
              • breadboard [ENG31-02897062-n] (a wooden or plastic board on which dough is kneaded or bread is sliced)
              • ütü masası [TUR10-0811160] (Üzerinde ütü yapılan yüksek ayaklı araç)
              • ironing board [ENG31-03591259-n] (narrow padded board on collapsible supports)
            • yapı malzemesi [TUR10-0833670] (İnşaatın yapımında kullanılan her türlü malzeme) building material [ENG31-14810638-n] (material used for constructing buildings)
              • beton [TUR10-0097080] (Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi) concrete [ENG31-14844350-n] (a strong hard building material composed of sand and gravel and cement and water)
                • betonarme [TUR10-0097090] (Yapıda gücü, esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi)
                • reinforced concrete [ENG31-14828967-n] (concrete with metal and/or mesh added to provide extra support against stresses)
                • hazır beton [TUR10-0336760] (Yapı işlerinde kullanılmak üzere beton santrallerinde hazırlandıktan sonra karmaçlarla taşınan karışım)
              • çimento [TUR10-0168750] (Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz) cement [ENG31-14828345-n] (a building material that is a powder made of a mixture of calcined limestone and clay)
                • süper çimento [TUR10-0716120] (Yüksek dirençli, çabuk sertleşen çimento)
                • dökme çimento [TUR10-0220170] (Hazır beton yapma yerlerinde kullanılmak üzere torbalanmadan özel araçlarla taşınan çimento)
                • puding [TUR10-0637670] (Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle)
              • hartama [TUR10-0329580] (Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta)
              • shingle [ENG31-15064012-n] (building material used as siding or roofing)
              • tahta [TUR10-0738620] (Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç) wood [ENG31-15122728-n] (the hard fibrous lignified substance under the bark of trees)
                • abanoz [TUR10-0000400] (Abanozgillerin ağır, sert ve siyah renkli tahtası)
                • ebony [ENG31-12791496-n] (hard dark-colored heartwood of the ebony tree)
                • bıçkı tozu [TUR10-0099770] (Doğramacılıkta bıçkıdan çıkan ve çoklukla yakacak olarak kullanılan toz ve talaş)
                • sawdust [ENG31-15044674-n] (fine particles of wood made by sawing wood)
                • budak [TUR10-0120910] (Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm) knot [ENG31-15127279-n] (a hard cross-grained round piece of wood in a board where a branch emerged)
                  • çıkar budak [TUR10-0162710] (Çevresi ile bağlantısı zayıflayan ve bazı ağaç türlerinde kendiliğinden düşebilen budak türü)
                • çeper [TUR10-0159840] (Asma fidesi) brushwood [ENG31-14809356-n] (the wood from bushes or small branches)
                  • askı [TUR10-0050440] (İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı)
                  • çer çöp [TUR10-0160150] (Çalı çırpı kırıntısı)
                • talaş [TUR10-0741620] (Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar)
                • sawdust [ENG31-15044674-n] (fine particles of wood made by sawing wood)
                • maun [TUR10-0529510] (Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi)
                • mahogany [ENG31-12716333-n] (wood of any of various mahogany trees)
                • kalas [TUR10-0401350] (Kalın biçilmiş uzun tahta) board [ENG31-15126421-n] (a stout length of sawn timber)
                  • bodoslama [TUR10-0111050] (Gemi omurgasının baş ve kıç tarafından yukarıya uzanan ağaç veya demir direklerden her biri)
                • çıta [TUR10-0165720] (Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta) slat [ENG31-04241561-n] (a thin strip (wood or metal))
                  • bağdadi [TUR10-0068280] (Yapılarda kullanılan çıta)
                  • yabancı çıta [TUR10-0822770] (Kirişli birleştirmelerde iki tarafa açılan yuvaya uygun ölçü ve biçimde hazırlanmış ince, dar parça)
                  • bini [TUR10-0105180] (Kapı, dolap vb. şeylerin, kanatları kapandığında kalan aralığı örtebilmek için bu kanatların kenarına çakılan çıta)
                  • şişe [TUR10-0732480] (Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta)
                • tiriz [TUR10-0777820] (Ensiz tahta) slat [ENG31-04241561-n] (a thin strip (wood or metal))
                  • lata [TUR10-0507760] (Dar ve kalınca tahta) lath [ENG31-03651462-n] (a narrow thin strip of wood used as backing for plaster or to make latticework)
                    • mira [TUR10-0547320] (Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata)
                      • stadya [TUR10-0708610] (Bir noktanın takeometreye olan uzaklığını ölçmek için, bu nokta üzerine düşey doğrultuda konan santimetrelere bölünmüş mira)
                • kırlangıç [TUR10-0452080] (Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç)
                • talazlık [TUR10-0741740] (Dalga serpintilerini önlemek için kayıkların küpeştesine baştan kıça doğru yerleştirilen tahta)
                • kızak [TUR10-0458350] (Ambalajın dibine uzunluğuna çakılan, hem dip levhası elemanlarının tutturulmasını hem de ambalajın yerde kolayca kaymasını sağlayan kereste parçası)
                • teneşir [TUR10-0602390] (Üzeride ölü yıkanan ayaklı tahta)
                • teneşirlik [TUR10-0764380] (Teneşir yapmaya yarayan tahta)
                • çandı [TUR10-0149700] (Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste)
                • çarliston marka kereste [TUR10-0151590] (Az bulunan kereste)
                • sandıklı [TUR10-0663250] (Duvar kaplamalarında kullanılan bir tür ince tahta)
                • kasalık [TUR10-0424630] (Kasa yapımına elverişli ince dilinmiş tahta)
                • yarma kereste [TUR10-0838250] (Damarları yönünde yarılarak biçimlendirilmiş ağaç)
                • kapak [TUR10-0411610] (Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta)
                • mastar [TUR10-0528290] (Sıvacı ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, uzun, ensiz ve düz tahta)
                • beşon [TUR10-0096580] (Beş ve on cm ölçülerinde biçilmiş kereste)
                • bul [TUR10-0122360] (Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta)
                • buruk [TUR10-0125570] (Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi)
                • çöp [TUR10-0174810] (Saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası)
                • şimşir [TUR10-0731950] (Bu bitkinin sert, düzgün sarı renkte kerestesi)
                • şendere [TUR10-0727960] (Kaplamacılıkta kullanılan ince tahta)
                • silme tahtası [TUR10-0693470] (Ölçeğe tepeleme doldurulan tahılın doruğunu almakta kullanılan tahta)
                • özek ağacı [TUR10-0607860] (Hayvanların çektiği arabalarda ön ve arka dingili birbirine bağlayan uzun tahta)
                • öz tahta [TUR10-0609680] (Tomruğun özünden geçecek biçimde kesilerek alınan tahta)
                • padavra [TUR10-1253060] (Köknardan ve ladinden elde edilen çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta)
                • pala [TUR10-0611060] (Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste)
                • pala [TUR10-0611050] (Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü)
                • pedavra [TUR10-0620760] (Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta)
                • pelesenk [TUR10-0621900] (Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste)
                  • persenk [TUR10-0624480] (Pelesenk)
                • peştahta [TUR10-0625330] (Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta)
              • çatı kaplaması [TUR10-1241330] (Binanın çevresine iskele kurup çatıyı çeşitli malzemelerle kapatma işi) roofing material [ENG31-15030283-n] (building material used in constructing roofs)
                • kiremit [TUR10-0462670] (Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha)
                • tile [ENG31-15099135-n] (a thin flat slab of fired clay used for roofing)
                • mahya kiremidi [TUR10-0519530] (Çatılarda mahyayı örtmek için dizilen, uzunca ve oluk biçiminde kiremit)
                • mahyalık [TUR10-0519540] (Bir çatının köşelerini örten kurşun levha)
                • tavan [TUR10-0752310] (Çatı kiremidi)
              • kilit taşı [TUR10-0034700] (Kemerlerin en üstündeki taş)
              • keystone [ENG31-03620342-n] (the central building block at the top of an arch or vault)
              • dolgu [TUR10-0216990] (Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme) padding [ENG31-03878742-n] (artifact consisting of soft or resilient material used to fill or give shape or protect or add comfort)
                • taş dolgu [TUR10-0749820] (Taş ile yapılmış dolgu)
              • kalas [TUR10-0401360] (Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta)
              • lumber [ENG31-14967718-n] (the wood of trees cut and prepared for use as building material)
              • zemin kaplama [TUR10-1246880] () floor cover [ENG31-03371669-n] (a covering for a floor)
                • keçe [TUR10-0437220] (Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik) mat [ENG31-03733328-n] (a thick flat pad used as a floor covering)
                  • paspas [TUR10-0617490] (Ayakkabıların altını temizlemek için kapı önlerine konulan kıl, plastik ve benzerinden yapılmış yüzü tırtıklı silecek) doormat [ENG31-03228002-n] (a mat placed outside an exterior door for wiping the shoes before entering)
                    • banyo takımı [TUR10-0076770] (Banyo odalarında ıslak zemine serilen altı plastik, üstü havlu vb. dokuma olan paspas)
                • seccade [TUR10-0672170] (Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı) prayer rug [ENG31-04004552-n] (a small rug used by Muslims during their devotions)
                  • namazlağı [TUR10-0569860] (Üstünde namaz kılınan seccade)
                  • namaz seccadesi [TUR10-0569920] (Üzerinde namaz kılınan seccade)
                • halı [TUR10-0322800] (Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, çoğu yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı) rug [ENG31-04125115-n] (floor covering consisting of a piece of thick heavy fabric (usually with nap or pile))
                  • Isparta halısı [TUR10-0355090] (Isparta yöresinde el tezgâhlarında dokunan ve çok tutulan bir tür halı)
                  • abraş [TUR10-0001550] (Deseni ve atkısı bozuk halı)
                  • taban halısı [TUR10-0735740] (Tabana serilen büyük halı)
                  • duvar halısı [TUR10-0226690] (Duvara asmak üzere dokunmuş, üzerinde genellikle resim işlenmiş olan ince halı)
                  • yolluk [TUR10-0859230] (Koridorlara serilen, dar ve uzun halı)
                • asfalt [TUR10-0049060] (Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım)
                • asphalt [ENG31-14793644-n] (mixed asphalt and crushed gravel or sand)
                • kilim [TUR10-0460470] (Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma) scatter rug [ENG31-04151604-n] (a small rug)
                  • pala [TUR10-0611070] (Bez parçalarından dokunan basit kilim; yaygı)
                  • ihram [TUR10-0363470] (Yün yaygı)
                  • kendirik [TUR10-0441120] (Deriden veya çadır bezinden yapılan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı)
                  • cicim [TUR10-0139820] (Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim)
                  • tüylü [TUR10-0794890] (Uzun tüyleri olan kilim)
                  • yol kilimi [TUR10-0859090] (Dar ve uzun olarak dokunmuş kilim türü)
                  • minder [TUR10-0546590] (Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 cm kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı)
                  • savan [TUR10-0668960] (Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim)
                  • sofra bezi [TUR10-0698950] (Sofranın altına serilen yaygı)
              • briket [TUR10-0120410] (Linyit, kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen, tuğla biçimli yapı malzemesi)
              • termoplast [TUR10-0768130] (Sıcakta biçim verilmeye elverişli, soğukta oldukça sert olan, kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi)
              • fiberglas [TUR10-0272580] (Plastik maddelerden, özellikle polyesterden parçalar yapımında kullanılan sağlamlaştırma maddesi)
              • camgüzeli [TUR10-0131060] (Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği)
              • köpük [TUR10-0482210] (Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci)
              • tuğla [TUR10-0787250] (Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi) brick [ENG31-02901103-n] (rectangular block of clay baked by the sun or in a kiln)
                • kerpiç [TUR10-0442790] (Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla) adobe [ENG31-02684246-n] (sun-dried brick)
                  • samanlı kerpiç [TUR10-0661780] (İçine saman karıştırılarak dökülen kerpiç)
                • ateş tuğlası [TUR10-0055290] (Ocak, soba vb. yerlerde kullanılan, ateşe dayanıklı tuğla)
              • gaz beton [TUR10-0285200] (Kuvarsit, sünger taşı vb. malzeme kullanılarak tuğla biçimi verilmiş beton yapı malzemesi)
              • elektrik fincanı [TUR10-0241790] (Elektrik tellerinin sarıldığı, akım geçirmeyen porselen)
            • lamel [TUR10-0506910] (Çok ince tabaka)
            • lamella [ENG31-03640743-n] (thin plate)
            • moloz [TUR10-0549720] (Değersiz, işe yaramaz şey veya kimse)
            • lemon [ENG31-03661164-n] (an artifact (especially an automobile) that is defective or unsatisfactory)
            • yatak [TUR10-0531660] (Irmak, çay, dere ve benzerinin, içinde aktıkları yer) mattress [ENG31-03736655-n] (a large thick pad filled with resilient material and often incorporating coiled springs, used as a bed or part of a bed)
              • çatak [TUR10-0152740] (İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı)
              • dere [TUR10-0195680] (Bu akarsuyun yatağı)
              • bıçık [TUR10-0099610] (Sel veya dere yatağı)
              • su yatağı [TUR10-0308540] (İçi su ile dolu yatak)
                • hidrotermal [TUR10-0344300] (Şifalı sıcak su kaynağı)
            • şilte [TUR10-0731670] (Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek) mattress [ENG31-03736655-n] (a large thick pad filled with resilient material and often incorporating coiled springs, used as a bed or part of a bed)
              • yatak [TUR10-0840440] (Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte)
              • minder [TUR10-0546580] (Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte)
              • belek [TUR10-0090570] (Beşiğe konulan yatak)
            • maden ocağı [TUR10-0516660] (Kazılarak maden cevheri çıkarılan yer) mine [ENG31-03773881-n] (excavation in the earth from which ores and minerals are extracted)
              • izabe fırını [TUR10-0389670] (Maden eritme ocağı)
            • somun [TUR10-0701720] (Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık) nut [ENG31-03841711-n] (a small (usually square or hexagonal) metal block with internal screw thread to be fitted onto a bolt)
              • kontrasomun [TUR10-0473000] (Kapı tokmağını ters döndüren somun)
              • kulaklı somun [TUR10-0488870] (Yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun türü)
            • ıstampa [TUR10-0355270] (İçinde, mühür, damga ve benzerini mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu)
            • pad [ENG31-03878563-n] (a block of absorbent material saturated with ink)
            • fodra [TUR10-0277210] (Düz ve dik durması için elbisenin bazı yerlerine kumaşla astar arasına konulan sert ve kolalı bez)
            • padding [ENG31-03878742-n] (artifact consisting of soft or resilient material used to fill or give shape or protect or add comfort)
            • panel [TUR10-0612380] (Yerleştirileceği yüzeyin bir bölümüne uyan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde düzgün parça) panel [ENG31-03887755-n] (sheet that forms a distinct (usually flat and rectangular) section or component of something)
              • kontrol paneli [TUR10-1211410] (Aracın iç kısmında tüm göstergelerin ve düğmelerin topluca bulunduğu bölüm)
              • güneş paneli [TUR10-1041260] (Isınma veya suyu ısıtma amacıyla güneş ışığından yararlanmayı sağlayan araç)
            • taş ocağı [TUR10-0750900] (Yapı işlerinde kullanılacak taşların çıkarıldığı yer)
            • pit [ENG31-03955718-n] (a surface excavation for extracting stone or slate)
            • polaroit [TUR10-0632060] (Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak)
            • Polaroid [ENG31-03982626-n] ((trade mark) a plastic film that can polarize a beam of light)
            • havuz [TUR10-0333940] (Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton vb. şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer) pool [ENG31-03988418-n] (an excavation that is (usually) filled with water)
              • livar [TUR10-0512780] (Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet)
              • livar [TUR10-0512790] (İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz)
              • gölet [TUR10-0302860] (İçinde ham deri ıslatılan taş havuz)
              • suluk [TUR10-0712060] (Büyükbaş hayvanların barındığı yerlerde su içmelerini kolaylaştıran küçük tekne veya havuz)
              • ıstakozluk [TUR10-0355240] (Istakozları saklamak için deniz kıyısında yapılan özel bölüm veya havuz)
            • taş tahta [TUR10-0750990] (Kayağan taştan yapılmış hesap tahtası)
            • slate [ENG31-04241776-n] ((formerly) a writing tablet made of slate)
            • tramplen [TUR10-0785920] (Sıçrama tahtası)
            • springboard [ENG31-04295811-n] (a flexible board for jumping upward)
            • şablon [TUR10-0720690] (Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal veya plastikten cetvel)
            • stencil [ENG31-04321354-n] (a sheet of material (metal, plastic, cardboard, waxed paper, silk, etc.) that has been perforated with a pattern (printing or a design))
            • kaplama [TUR10-0413800] (Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat) shell [ENG31-04197790-n] (the housing or outer covering of something)
              • bodoslama çemberi [TUR10-0971780] (Ağaç filikanın bodoslamasına yapılan metal kaplama)
              • ağız kuşağı [TUR10-0923130] (Ahşap bir teknede küpeştenin hemen altındaki teknenin tümü boyunca uzanan en üst kaplama)
              • kıyafet [TUR10-0176380] (Kuşanılacak, giyilecek şey) apparel [ENG31-02731365-n] (clothing in general)
                • dış giyim [TUR10-1214300] (İç giysiler üzerine giyilen palto, yağmurluk gibi dış giysiler) overgarment [ENG31-03869443-n] (a garment worn over other garments)
                  • aba [TUR10-0000070] (Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük)
                  • aba [ENG31-02668709-n] (a loose sleeveless outer garment made from aba cloth)
                  • pelerin [TUR10-0621880] (Omuzlardan aşağı dökülen, geniş, kolsuz bir çeşit üstlük) cape [ENG31-02959203-n] (a sleeveless garment like a cloak but shorter)
                    • kaftan [TUR10-0398400] (Çoğu ipekten yapılan, bir çeşit uzun, süslü üst giysisi)
                    • caftan [ENG31-02939786-n] (a (cotton or silk) cloak with full sleeves and sash reaching down to the ankles)
                    • maşlah [TUR10-0528810] (Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin)
                  • cüppe [TUR10-1210970] (Hukukçuların, üniversitelerde belli bir aşamaya ulaşmış olan bilim adamlarının, din adamlarının elbise üstüne giydikleri uzun, yenleri geniş, düğmesiz giysi)
                  • cassock [ENG31-02982975-n] (a black garment reaching down to the ankles)
                  • palto [TUR10-0611820] (Soğuk havalarda öbür giyeceklerin üstüne giyilen kalın kumaştan giysi) greatcoat [ENG31-03461607-n] (a heavy coat worn over clothes in winter)
                    • reglan [TUR10-0644470] (Pelerinli bir çeşit palto)
                    • pardösü [TUR10-0615190] (Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük) greatcoat [ENG31-03461607-n] (a heavy coat worn over clothes in winter)
                      • gabardin [TUR10-0281060] (Su geçirmeyen kumaştan yapılmış reglan pardösü)
                    • kaput [TUR10-0414920] (Asker paltosu)
                      • askeri kaput [TUR10-0050160] (Askerlerin giydiği kalın kumaştan üstlük)
                    • makferlan [TUR10-0520640] (Omuzdan yarı bele kadar inen pelerini olan palto)
                    • manto [TUR10-0525140] (Kadın paltosu)
                      • truakar [TUR10-0787010] (Kısa manto)
                  • kürk [TUR10-0503350] (Hayvan postundan yapılan giysi) fur coat [ENG31-03409161-n] (a coat made of fur)
                    • kapaniçe [TUR10-0412400] (Padişah ve yüksek rütbeli din ve devlet görevlilerinin giydiği kolsuz, geniş yakalı kürk)
                    • erkan kürkü [TUR10-0251040] (Padişahın vezirlerine giydirdiği kürk)
                    • zağara [TUR10-0869100] (Yakanın üzerine dikilen kürk)
                  • cübbe [TUR10-0143330] (Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi) gown [ENG31-03455460-n] (outerwear consisting of a long flowing garment used for official or ceremonial occasions)
                    • biniş [TUR10-0105270] (Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe)
                    • pırpırı [TUR10-0626730] (Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cübbe)
                    • biniş [TUR10-0105260] (Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe)
                  • ceket [TUR10-0134800] (Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi) jacket [ENG31-03594978-n] (a short coat)
                    • kazak [TUR10-0435460] (Jokeylerin giydiği, göz alıcı renklerde bir tür ceket)
                    • koparan [TUR10-0474520] (Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket)
                    • setre [TUR10-0681750] (Düz yakalı, önü ilikli bir tür ceket)
                    • kanadiyen [TUR10-0408040] (Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket)
                    • anorak [TUR10-0038660] (Başlıklı, su geçirmeyen spor ceket)
                    • parka [ENG31-03896748-n] (a kind of heavy jacket (`windcheater' is a British term))
                    • parka [TUR10-0615460] (Genellikle askerin açık hava eğitimi ve manevra sırasında giydiği soğuğa karşı koruyucu, başlıklı bir çeşit üstlük)
                    • parka [ENG31-03896748-n] (a kind of heavy jacket (`windcheater' is a British term))
                    • parka [TUR10-0615470] (Genellikle gençlerin giydiği başlıklı bir tür üstlük)
                    • parka [ENG31-03896748-n] (a kind of heavy jacket (`windcheater' is a British term))
                    • kanadiyen [TUR10-0408030] (Kanadalı tuzak avcılarının ceketlerine benzeyen içi kürklü veya pamuklu, şal yakalı, kemerli kruvaze ceket)
                    • mont [TUR10-0550250] (Kumaştan veya deriden yapılan, genellikle belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi)
                    • ferace [TUR10-0268100] (Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi)
                    • salta [TUR10-0661450] (Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket)
                    • veston [TUR10-0818820] (Erkek ceketi)
                    • blazer [TUR10-1249490] (Bir takım elbise ceketine benzeyen, ancak daha rahat kesilen bir ceket türü)
                    • bolero [TUR10-0112610] (Kısa ve kolsuz kadın ceketi)
                    • gocuk [TUR10-0300330] (İçi kürk, pelüş ve benzerinden yapılan kalın ceket)
                    • gocuk [TUR10-0300320] (Tek parça hayvan postundan yapılan ceket)
                    • redingot [TUR10-0644090] (Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli, resmî erkek ceketi)
                    • jaketatay [TUR10-0390880] (Resmî ziyaret ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket)
                    • istanbulin [TUR10-0381470] (Tanzimat'tan Meşrutiyet'e kadar Türkiye'de kullanılan, yakası kapalı bir tür erkek ceketi)
                  • laboratuvar önlüğü [TUR10-1213450] (Laboratuvarda çalışırken giysileri korumak için giyilen hafif, genellikle beyaz giysi)
                  • lab coat [ENG31-03635674-n] (a light coat worn to protect clothing from substances used while working in a laboratory)
                  • yağmurluk [TUR10-0825350] (Yağmurdan korunmak için üste giyilen giysi, trençkot) raincoat [ENG31-04056517-n] (a water-resistant coat)
                    • yamçı [TUR10-0830260] (Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk)
                  • atkı [TUR10-0056020] (Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü) woof [ENG31-04606292-n] (the yarn woven across the warp yarn in weaving)
                    • etol [TUR10-0258680] (Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış uzun omuz atkısı)
                    • stole [ENG31-04332842-n] (a wide scarf worn about their shoulders by women)
                    • şal [TUR10-0722320] (Kadınların omuzlarını örtmek için kullandıkları geniş atkı)
                    • stole [ENG31-04332842-n] (a wide scarf worn about their shoulders by women)
                    • dolak [TUR10-0215790] (Boyun atkısı)
                    • bürgü [TUR10-0127950] (Atkı)
                  • kap [TUR10-0411550] (Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi)
                  • kaban [TUR10-0393270] (Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi)
                  • boyunluk [TUR10-0117200] (Boyna sarılan şey; boyun sargısı)
                • çarşaf [TUR10-0152380] (Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi) abaya [ENG31-02669723-n] ((Arabic) a loose black robe from head to toe)
                  • car [TUR10-0870640] (Kadınların örtündükleri çarşaf)
                • aksesuar [TUR10-0020910] (Kadın giyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı, çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya) accessory [ENG31-02674410-n] (clothing that is worn or carried, but not part of your main clothing)
                  • kemer [TUR10-0439840] (Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı) belt [ENG31-02830790-n] (a band to tie or buckle around the body (usually at the waist))
                    • emniyet kemeri [TUR10-0439860] (Uçak, otomobil ve benzerinde güvenlik için bele takılan kemer)
                    • belt [ENG31-02830790-n] (a band to tie or buckle around the body (usually at the waist))
                    • agel [TUR10-0010440] (Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ)
                    • bel kemeri [TUR10-0092050] (Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılan özel bağ)
                    • fişeklik [TUR10-0275440] (Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer)
                  • taç [TUR10-0736920] (Gelinlerin başlarına takılan süs) crown [ENG31-03143320-n] (an ornamental jeweled headdress signifying sovereignty)
                    • kalak [TUR10-0401090] (Gelin tacı)
                    • gelin teli [TUR10-0289910] (Gelinlerin başlarına takılan, parlak, uzun, ince gümüş tel)
                    • kepez [TUR10-0442090] (Gelin başlığı)
                  • bandana [TUR10-0075910] (Başı değişik biçimlerde bağlamak amacıyla kullanılan büyük mendil)
                  • harç [TUR10-0327840] (Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler)
                  • hırızma [TUR10-0341900] (Hızma)
                • çorap [TUR10-0173560] (Pamuk, yün ve benzerinden örülen, ayağa giyilen giyecek) hosiery [ENG31-03545447-n] (socks and stockings and tights collectively (the British include underwear))
                  • külotlu çorap [TUR10-0501680] (Kalçaları da içine alabilecek biçimde üretilmiş çorap)
                  • tights [ENG31-04442066-n] (skintight knit hose covering the body from the waist to the feet worn by acrobats and dancers and as stockings by women and girls)
                  • soket [TUR10-0733570] (Kısa çorap)
                  • anklet [ENG31-02716077-n] (a sock that reaches just above the ankle)
                  • varis çorabı [TUR10-1172790] (Bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme)
                  • patik [TUR10-0618690] (Genellikle iple örülerek yapılan ayakkabı biçimindeki çorap)
                  • dizlik [TUR10-0212380] (Dize kadar uzanan konçlu çorap)
                • başlık [TUR10-0083010] (Genellikle başı korumak için giyilen şapka) hood [ENG31-03536461-n] (a headdress that protects the head and face)
                  • ezik [TUR10-0095040] (Yara, çürük)
                  • beret [ENG31-02834421-n] (a cap with no brim or bill)
                  • fes [TUR10-0269130] (Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık) fez [ENG31-03336022-n] (a felt cap (usually red) for a man)
                    • dalfes [TUR10-0180020] (Üstünde sarık bulunmayan, sarıksız fes)
                    • aziziye [TUR10-0065650] (Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes)
                  • kalpak [TUR10-0405560] (Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık)
                  • calpac [ENG31-02944683-n] (a high-crowned black cap (usually made of felt or sheepskin) worn by men in Turkey and Iran and the Caucasus)
                  • kask [TUR10-0425350] (Başı darbelerden korumak için sertleştirilmiş sentetik maddelerden yapılmış sağlam başlık) helmet [ENG31-03518281-n] (a protective headgear made of hard material to resist blows)
                    • baret [TUR10-0077500] (İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık)
                    • hard hat [ENG31-03498023-n] (a lightweight protective helmet (plastic or metal) worn by construction workers)
                  • kasket [TUR10-0425390] (Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık)
                  • baseball cap [ENG31-02802482-n] (a cap with a bill)
                  • kep [TUR10-0441670] (Başlık, sipersiz şapka)
                  • cap [ENG31-02957776-n] (a tight-fitting headdress)
                  • kukuleta [TUR10-0488410] (Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık)
                  • hood [ENG31-03536461-n] (a headdress that protects the head and face)
                  • miğfer [TUR10-0544340] (Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık)
                  • helmet [ENG31-03518281-n] (a protective headgear made of hard material to resist blows)
                  • şapka [TUR10-0723610] (Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık) hat [ENG31-03502782-n] (headdress that protects the head from bad weather)
                    • panama [TUR10-0612160] (Orta Amerika'da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş yumuşak hasır şapka)
                    • boater [ENG31-02862524-n] (a stiff hat made of straw with a flat crown)
                    • silindir şapka [TUR10-0692850] (Resmî törenlerde sivillerin giydiği, silindir biçiminde siyah şapka)
                    • dress hat [ENG31-03242119-n] (a man's hat with a tall crown)
                    • üç köşeli şapka [TUR10-1211230] (Üç köşesi yukarı çevrilmiş şapka)
                    • cocked hat [ENG31-03065053-n] (hat with opposing brims turned up and caught together to form points)
                    • kovboy şapkası [TUR10-1211540] (Genellikle kovboylar tarafından giyilen, yumuşak, yüksek taçlı, geniş kenarlı şapka)
                    • cowboy hat [ENG31-03128821-n] (a hat with a wide brim and a soft crown)
                    • sombrero [TUR10-1215600] (Geniş kenarlı fötr şapka)
                    • sombrero [ENG31-04266740-n] (a straw hat with a tall crown and broad brim)
                    • kep [TUR10-0441680] (Asker şapkası)
                    • kep [TUR10-0441690] (Hemşirelerin giydiği başlık)
                    • kep [TUR10-0441700] (Bazı törenlerde profesör ve öğrencilerin giydikleri özel başlık)
                    • kolonyal şapka [TUR10-0469320] (Sıcağı geçirmeyen, içi mantarlı bir tür şapka)
                    • kavuk [TUR10-0431270] (Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı)
                      • horasani [TUR10-0347750] (Üst bölümü sarıktan taşacak biçimde yapılmış hoca kavuğu)
                    • hasır şapka [TUR10-1210530] (Hasır kullanarak üretilmiş, genelde güneşten korunmak için kullanılan şapka)
                  • kar maskesi [TUR10-1210310] (Kiminde sadece gözler kiminde yüz olduğu gibi açık olan şapka türü; balaklava)
                  • balaclava [ENG31-02779830-n] (a cap that is close-fitting and woolen and covers all of the head but the face)
                  • beyzbol şapkası [TUR10-1210390] (Beyzbol oyuncuları tarafından giyilen, arkasında ayarlanabilir kayışı bulunan geniş siperli şapka)
                  • baseball cap [ENG31-02802482-n] (a cap with a bill)
                  • piskoposluk tacı [TUR10-1213950] (Piskoposların taktığı bir tür uzun başlık)
                  • miter [ENG31-03779503-n] (a liturgical headdress worn by bishops on formal occasions)
                  • sarık [TUR10-0666100] (Başa sarılan bir çeşit örtü) turban [ENG31-04505684-n] (a traditional Muslim headdress consisting of a long scarf wrapped around the head)
                    • üsküf [TUR10-0809470] (Yüksek aşamadaki yeniçeri subaylarının giydikleri, yarısı arkaya sarkan uzun bir sarık)
                    • çalma [TUR10-0148500] (Başa sarılan sarık)
                  • türban [TUR10-0793440] (İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baş örtüsü) turban [ENG31-04505684-n] (a traditional Muslim headdress consisting of a long scarf wrapped around the head)
                    • sıkma baş [TUR10-0686540] (Kadınların ince bir kumaşla saçlarını sararak yaptıkları bir saç bağlama biçimi)
                  • taç [TUR10-0736910] (Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık)
                  • crown [ENG31-03143320-n] (an ornamental jeweled headdress signifying sovereignty)
                  • takke [TUR10-0740380] (İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık)
                  • nightcap [ENG31-03829824-n] (a cloth cap worn in bed)
                  • kapüşon [TUR10-0679700] (Üst giysilerinin yakalarına takılı başı korumaya yarayan parça) headdress [ENG31-03507653-n] (clothing for the head)
                    • forma başlık [TUR10-0277970] (Dalgıçların kullandığı yuvarlak metal başlık)
                  • kalafat [TUR10-0400950] (Aşağısı dar, yukarısı geniş bir çeşit yeniçeri başlığı)
                  • kalafat [TUR10-0400960] (Osmanlı İmparatorluğunda vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık)
                  • kalensöve [TUR10-0403010] (Sivri tepeli külah)
                  • kallavi [TUR10-0404920] (Vezir ve sadrazamların giydikleri bir çeşit kavuk)
                  • börk [TUR10-0119900] (Genellikle hayvan postundan yapılan başlık)
                  • papak [TUR10-0613030] (Genellikle Azerbaycan ve Kafkasya'da giyilen, kuzu derisinden veya yününden yapılan, uzun tüylü başlık)
                  • kapela [TUR10-0412910] (Şapka)
                  • kabalak [TUR10-0393130] (Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir tür başlık)
                  • kanotiye [TUR10-0410390] (Düz kenarlı şapka)
                  • taç [TUR10-0736950] (Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık)
                  • külah [TUR10-0501000] (Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık)
                    • arakiye [TUR10-0042180] (Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah)
                    • börkenek [TUR10-0119920] (Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk; külah)
                    • sikke [TUR10-0691940] (Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah)
                  • tepelik [TUR10-0765650] (Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık)
                  • çelik başlık [TUR10-0157780] (Hafif piyade silahlarının, havan ve top mermi parçalarının etkilerine karşı başı korumak için giyilen özel başlık)
                  • terlik [TUR10-0767810] (Beyaz patiskadan dikilen veya yünden örülen takke, başlık)
                  • barata [TUR10-0077020] (Bilim doktorlarının ve kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık)
                  • barata [TUR10-0077030] (Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık)
                  • baret [TUR10-0077510] (Küçük takke; papaz takkesi)
                  • bone [TUR10-0113360] (Düz veya kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş vb. maddeden yapılan başlık)
                  • burunsak [TUR10-0125920] (Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık)
                  • nezgep [TUR10-1106710] (Başa takılan bürgü ve saçları tutmaya yarayan üzerinde eski Türk motifleri bulunan başlık)
                  • gözene [TUR10-0309650] (Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık)
                  • ışkırlak [TUR10-0356450] (Karagöz'ün başlığı)
                  • hotoz [TUR10-0348890] (Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları, çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık)
                  • bere [TUR10-0094420] (Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık)
                • bornoz [TUR10-0114150] (Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek)
                • bathrobe [ENG31-02810801-n] (a loose-fitting robe of towelling)
                • mayo [TUR10-0530560] (Genellikle denize girerken ten üzerine giyilen, vücudun gerekli kısımlarını sıkıca örten giysi) swimsuit [ENG31-04378650-n] (tight fitting garment worn for swimming)
                  • bikini [TUR10-0101820] (Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi)
                  • bikini [ENG31-02841003-n] (a woman's very brief bathing suit)
                  • denizlik [TUR10-0194260] (Denize girerken kullanılan kadın mayosu)
                  • güreş mayosu [TUR10-0317010] (Güreşirken, güreşçilerin giydiği özel mayo)
                • pantolon askısı [TUR10-1210620] (Kemer yerine kullanılan, omuzlardan geçirilerek pantolonu üç yerinden tutan, pantolonun düşmesini önleyen esnek tutturmalık)
                • brace [ENG31-02890730-n] (elastic straps that hold trousers up (usually used in the plural))
                • üst giyim [TUR10-1211200] (Vücudun en az göğüs kısmını, çoğunlukla boyun ve bel arasındaki kısmını kaplayan giysi)
                  • süveter [TUR10-0720090] (Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak)
                  • sweater [ENG31-04377135-n] (a crocheted or knitted garment covering the upper part of the body)
                  • bluz [TUR10-0110820] (Vücudun üst bölümüne giyilen, genellikle ince kumaştan yapılan veya iplikten örülen kadın giysisi) blouse [ENG31-02858206-n] (a top worn by women)
                    • şömizye [TUR10-0733800] (Yakası erkek gömleğini andıran, uzun kollu, manşetli kadın bluzu)
                  • gecelik entari [TUR10-1029580] (Erkeklerin pijama yerine giydiği uzun, düz üstlük)
                  • penye [TUR10-0622920] (Bu kumaştan yapılmış üst giysisi)
                  • jile [TUR10-0391830] (Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki giysi)
                  • gömlek [TUR10-0303370] (Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi) shirt [ENG31-04204434-n] (a garment worn on the upper half of the body)
                    • Frenk gömleği [TUR10-0279800] (Yakası kravat takmaya uygun, çoğu uzun kollu, ceket veya yelek altına giyilen erkek gömleği)
                    • mintan [TUR10-0547150] (Yakasız, uzun kollu erkek gömleği)
                    • göğüslük [TUR10-0302110] (Elbisenin kirlenmemesi için göğse takılan önlük veya giyilen bir tür gömlek)
                  • hırka [TUR10-0341920] (Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi) cardigan [ENG31-02966595-n] (knitted jacket that is fastened up the front with buttons or a zipper)
                    • pamuklu [TUR10-0612120] (Yüzüyle astarı arasına pamuk yayılarak dikilen hırka)
                    • lizöz [TUR10-0512900] (Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka)
                    • hırka [TUR10-0341930] (Dervişlerin giydikleri üst giysisi)
                    • aba [TUR10-0000090] (Dervişlerin giydiği abadan yapılmış, önü açık hırka)
                    • ferace [TUR10-0268110] (Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka)
                    • şal örneği [TUR10-0722450] (Şallarda görülen motiflerle bezenmiş kumaş örtü, hırka)
                    • haydari [TUR10-0335070] (Dervişlerin giydiği, kolsuz, kısa, aba hırka)
                  • hırka [TUR10-0341910] (Önden açık, kollu, genellikle yünden üst giysisi) cardigan [ENG31-02966595-n] (knitted jacket that is fastened up the front with buttons or a zipper)
                    • arkalık [TUR10-0045800] (Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir tür kısa hırka)
                  • kaftan [TUR10-0398410] (Padişahların, gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış üst giysisi)
                  • kap [TUR10-0411560] (Kadınların giydiği kolsuz üstlük)
                  • kazak [TUR10-0435450] (Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi) sweater [ENG31-04377135-n] (a crocheted or knitted garment covering the upper part of the body)
                    • balıkçı kazağı [TUR10-0074100] (Balıkçıların soğuk ve nemli havalarda giydiği boğazlı ve yünlü kalın kazak)
                    • turtleneck [ENG31-04509492-n] (a sweater or jersey with a high close-fitting collar)
                    • balıkçı yaka [TUR10-0074180] (Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka)
                    • turtleneck [ENG31-04509492-n] (a sweater or jersey with a high close-fitting collar)
                  • tişört [TUR10-0778040] (Genellikle kısa kollu, pamuklu spor giysi)
                  • jersey [ENG31-03600807-n] (a close-fitting pullover shirt)
                  • tunik [TUR10-0788170] (Pantolon veya etek üzerine giyilen, dizlere kadar inen üst giysisi)
                  • tunic [ENG31-04504865-n] (any of a variety of loose fitting cloaks extending to the hips or knees)
                  • yelek [TUR10-0846800] (Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi) vest [ENG31-04539168-n] (a man's sleeveless garment worn underneath a coat)
                    • bağır yeleği [TUR10-0069270] (Zırh altına giyilen, köseleden yapılmış yelek)
                    • camadan [TUR10-0130710] (Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek)
                    • cankurtaran yeleği [TUR10-1213550] (Kullanıcısı baygın durumda olsa bile onu su üstünde tutarak boğulmasını engelleyen, şişkin bir çeşit yelek)
                    • life jacket [ENG31-03668213-n] (life preserver consisting of a sleeveless jacket of buoyant or inflatable design)
                    • mintan [TUR10-0547160] (Gömlek üzerine giyilen kollu yelek)
                    • sıkma [TUR10-0686530] (Dar bir tür kadın yeleği)
                    • ikaz yeleği [TUR10-0364690] (Güvenlik görevlilerin giydiği fosforlu şeritleri bulunan, özel yelek)
                    • ikaz yeleği [TUR10-0364680] (Doğal afet zamanlarında enkaz kaldırılırken görevlilerin her an görülebilmeleri için giydikleri, fosforlu şeritleri bulunan yelek)
                  • entari [TUR10-0248530] (Erkeklerin giydiği uzun, düz üstlük)
                  • fermene [TUR10-0268890] (Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi)
                  • cepken [TUR10-0136440] (Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysisi)
                  • dolama [TUR10-0215840] (Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük)
                  • duble [TUR10-0224330] (Giysilerin iç bölümüne geçirilip kumaşla birlikte dikilen astar veya giysilerin içine ayrı olarak giyilen giyecek)
                  • harmani [TUR10-0329260] (Bütün vücudu saran, kolsuz ve bazen kukuletalı bir çeşit üst giysisi)
                • kostüm [TUR10-0477270] (Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı)
                • costume [ENG31-03118308-n] (the attire worn in a play or at a fancy dress ball)
                • etek [TUR10-0257220] (Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde olan genellikle kadınların kullanığı giysi) skirt [ENG31-04237870-n] (a garment hanging from the waist)
                  • fistan [TUR10-0275200] (İskoç, Arnavut ve Yunan erkeklerinin giydikleri kısa, pilili eteklik)
                  • kilt [ENG31-03622521-n] (a knee-length pleated tartan skirt worn by men as part of the traditional dress in the Highlands of northern Scotland)
                  • mini etek [TUR10-0546910] (Diz kapağından yukarıda, çeşitli kısalıkta etek)
                  • miniskirt [ENG31-03775972-n] (a very short skirt)
                  • pantolon etek [TUR10-1211600] (Eteği andıran geniş ve kısa pantolon)
                  • culotte [ENG31-03151443-n] (a divided skirt)
                  • maksi etek [TUR10-0521110] (Boyu topuklara kadar uzanan etek; maksi)
                  • uzun etek [TUR10-0805550] (Eteği uzun olan giysi; maksi)
                  • üç etek [TUR10-0806270] (Üç ayrı etekten oluşmuş özel bir giysi)
                  • midi etek [TUR10-0544250] (Diz kapağını örten veya diz kapağından üç dört santim kadar aşağı inebilen etek)
                • kundak [TUR10-0490940] (Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez)
                • diaper [ENG31-03193215-n] (garment consisting of a folded cloth drawn up between the legs and fastened at the waist)
                • smokin [TUR10-0698470] (Özel günlerde erkeklerin giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi)
                • dinner jacket [ENG31-03206460-n] (semiformal evening dress for men)
                • koruyucu giysi [TUR10-1214910] (Kişinin zararlı maddelere, kötü çevre koşullarına maruz kalma riskini önlemek ve bu riskten korunmasını sağlamak veya bu riski azaltmak için giyilen giysi) protective garment [ENG31-04021598-n] (clothing that is intended to protect the wearer from injury)
                  • dalgıç elbisesi [TUR10-0180620] (Dalgıçların su altında hareketlerini engellemeden vücutlarını çeşitli etkenlerden korumak için özel olarak yapılmış elbise)
                  • diving suit [ENG31-03221105-n] (a weighted and hermetically sealed garment supplied with air)
                  • işçi tulumu [TUR10-1214290] (İşçilerin giydiği göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi)
                  • overall [ENG31-03868782-n] (a loose protective coverall or smock worn over ordinary clothing for dirty work)
                  • önlük [TUR10-0603870] (Bir iş yaparken giysinin kirlenmesini önlemek için bele takılan veya giyilen örtü, giyecek) overall [ENG31-03868782-n] (a loose protective coverall or smock worn over ordinary clothing for dirty work)
                    • saya [TUR10-0670100] (İş önlüğü)
                    • prostela [TUR10-0636810] (Önlük)
                  • bacaklık [TUR10-0067060] (Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu)
                  • dizlik [TUR10-0212370] (Korumak amacıyla dize geçirilen şey)
                  • yağmurluk [TUR10-0825360] (Çadır bezinden yapılan ve yağmurdan korunmaya yarayan örtü)
                    • gamsele [TUR10-0282860] (Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk)
                    • muşamba [TUR10-0557000] (Su geçirmeyecek biçimde yapılmış yağmurluk)
                  • eldiven [TUR10-0241460] (Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi) glove [ENG31-03446036-n] (handwear: covers the hand and wrist)
                    • elçek [TUR10-0241230] (Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir tür eldiven)
                    • ellik [TUR10-0244180] (Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven)
                    • kolçak [TUR10-0468410] (Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven)
                    • mitten [ENG31-03780604-n] (glove that encases the thumb separately and the other four fingers together)
                    • bulaşık eldiveni [TUR10-0122880] (Bulaşık yıkarken kullanılan, plastikten yapılmış, geçirimsiz eldiven)
                    • ameliyat eldiveni [TUR10-0032700] (Ameliyat sırasında kullanılan genellikle kauçuktan yapılmış, ince özel eldiven)
                    • enkaz eldiveni [TUR10-0248190] (Kalın kumaş ve deri karışımından yapılan ve enkaz kaldırmada kullanılan eldiven)
                    • ellik [TUR10-0244170] (Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven biçiminde, tahtadan yapılan bir araç)
                  • tozluk [TUR10-0294960] (Pantolonun paçasını tozdan korumak için ayakkabının üzerine geçirilip düğmelenen veya dizden aşağı uzanarak ayağın üstünü örten dar paçalık) legging [ENG31-03660398-n] (a garment covering the leg (usually extending from the knee to the ankle))
                    • çamurluk [TUR10-0149350] (Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk)
                  • çelik yelek [TUR10-0158010] (Özel alaşım ve maddelerle kurşun geçirmeyecek biçimde yapılmış üst giysisi)
                  • demir [TUR10-0191520] (Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça)
                    • nalça [TUR10-0569550] (Ayakkabıların altına çakılan demir)
                  • dişlik [TUR10-0210570] (Boksörlerin veya basketbolcuların bir karşılaşma sırasında dişleri ve dudakları arasına yerleştirdikleri kauçuk koruyucu)
                  • dolak [TUR10-0215770] (Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası)
                  • plastron [TUR10-0631330] (Kılıç oyunu oynarken kullanılan meşin göğüslük)
                • rop [TUR10-0648830] (Çoğu tek parça kadın giysisi) dress [ENG31-03241438-n] (a one-piece garment for a woman)
                  • sari [TUR10-0666780] (Hint kadınlarına özgü giysi)
                  • sari [ENG31-04143244-n] (a dress worn primarily by Hindu women)
                  • fistan [TUR10-0275190] (Tek parça kadın giysisi) dress [ENG31-03241438-n] (a one-piece garment for a woman)
                    • önlük [TUR10-0603860] (Genellikle ilköğretim öğrencilerinin giydiği tek biçimde giysi)
                    • jumper [ENG31-03609613-n] (a sleeveless dress resembling an apron)
                    • gelinlik [TUR10-0289800] (Gelin giysisi) bridal gown [ENG31-02901868-n] (a gown worn by the bride at a wedding)
                      • altıparmak [TUR10-0030980] (Bu kumaştan yapılan gelin giysisi)
                    • gece elbisesi [TUR10-1212510] (Kadınlar için geceleri resmi durumlarda giyilmek üzere tasarlanmış kıyafet)
                    • formalwear [ENG31-03389737-n] (attire to wear on formal occasions in the evening)
                    • abiye [TUR10-0791360] (Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi)
                    • gece kıyafeti [TUR10-0286360] (Gece giyilen elbise)
                  • kimono [TUR10-0461300] (Geniş kollu sabahlık)
                  • kimono [ENG31-03622689-n] (a loose robe)
                • frak [TUR10-0279530] (Resmî törenlerde giyilen uzun etekli, eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı, siyah erkek ceketi ve takımı)
                • dress suit [ENG31-03243757-n] (formalwear consisting of full evening dress for men)
                • döpiyes [TUR10-0222180] (Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi)
                • ensemble [ENG31-03294896-n] (a coordinated outfit (set of clothing))
                • boa [TUR10-0110840] (Kadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk; boyun kürkü)
                • feather boa [ENG31-03330529-n] (a long thin fluffy scarf of feathers or fur)
                • kullanılmış elbise [TUR10-1212900] (Yeni olmayan ve daha önce başkası tarafından kullanılmış giysi)
                • hand-me-down [ENG31-03492725-n] (outgrown garment passed down from one person to another)
                • baş örtüsü [TUR10-0083550] (Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü) head covering [ENG31-03507475-n] (a garment that covers the head and face)
                  • gaz boyaması [TUR10-0285220] (En son işlem olarak gaz yağına sokularak boyaları sabitleştirilmiş olan başlık, baş örtüsü)
                  • kıvrak [TUR10-0456400] (İnce tülbent veya ipekli baş örtüsü)
                  • kundak [TUR10-0490960] (Saçları yemeninin içine alıp bağlama)
                  • çeki [TUR10-0156020] (Kadınların başlarına bağladıkları örtü)
                  • çelme [TUR10-0158250] (Arkadan hafifçe bağlanan baş örtüsü)
                  • duvaklanma [TUR10-0226520] (Duvak örtünme)
                  • tülbent [TUR10-0792540] (Bu bezden yapılmış baş örtüsü)
                  • bürümcük [TUR10-0128190] (Ham ipekten yapılmış baş örtüsü)
                • peçe [TUR10-0576930] (Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince genellikle siyah renkteki örtü) head covering [ENG31-03507475-n] (a garment that covers the head and face)
                  • yaşmak [TUR10-0840280] (Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü)
                  • yashmak [ENG31-04619516-n] (the face veil worn by Muslim women)
                • cin [TUR10-0141270] (Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon)
                • denim [ENG31-03179855-n] (a coarse durable twill-weave cotton fabric)
                • kirli çamaşır [TUR10-0463100] (Kirlenmiş giyecek)
                • laundry [ENG31-03653533-n] (garments or white goods that can be cleaned by laundering)
                • çamaşır [TUR10-0148750] (İç giysisi) linen [ENG31-03677678-n] (white goods or clothing made with linen cloth)
                  • içlik [TUR10-0359780] (İçe giyilen çamaşır; iç gömleği)
                • manşon [TUR10-0524470] (Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk; el kürkü)
                • muff [ENG31-03802496-n] (a warm tubular covering for the hands)
                • boyunbağı [TUR10-0485800] (Gömlek yakasının altından geçirilip süs olarak bağlanan uzun, enlice kumaş parçası)
                • necktie [ENG31-03821155-n] (neckwear consisting of a long narrow piece of material worn (mostly by men) under a collar and tied in knot at the front)
                • iç giyim [TUR10-1216390] (Fanila, külot, sütyen gibi tene, içe giyilen giysilerin genel adı) underwear [ENG31-04516244-n] (undergarment worn next to the skin and under the outer garments)
                  • iç çamaşırı [TUR10-0358240] (Fanila, külot, sütyen gibi tene, içe giyilen giysi) undergarment [ENG31-04515458-n] (a garment worn under other garments)
                    • fanila [TUR10-0264200] (Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı) singlet [ENG31-04230374-n] (a collarless men's undergarment for the upper part of the body)
                      • kaşkorse [TUR10-0426940] (Ten üzerine giyilen ince kadın fanilası)
                    • külot [TUR10-0501660] (Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç giysisi) underpants [ENG31-04515784-n] (an undergarment that covers the body from the waist no further than to the thighs)
                      • pırpıt [TUR10-0626800] (Pehlivanların güreşte kispet yerine giydikleri, kalın bezden yapılmış veya keçi kılından örülmüş don)
                      • çatal don [TUR10-0152930] (Paçaları diz üstünde kalan don)
                      • uzun don [TUR10-0805530] (Paçaları diz altına kadar inen bir don türü)
                      • slip [TUR10-0698250] (Kısa kesilmiş, kısa biçilmiş, küçük deniz donu)
                      • iç donu [TUR10-0212390] (Pantolon içine giyilen uzun don)
                    • slip [TUR10-0698260] (Paçasız, kasıklara oturacak biçimde dikilmiş külot)
                    • underpants [ENG31-04515784-n] (an undergarment that covers the body from the waist no further than to the thighs)
                    • kadın iç çamaşırı [TUR10-1213640] (Kadınlar için tasarlanmış külot, sütyen gibi tene, içe giyilen giysi) lingerie [ENG31-03678776-n] (women's underwear and nightclothes)
                      • jartiyer [TUR10-0391300] (Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ)
                      • garter belt [ENG31-03426234-n] (a wide belt of elastic with straps hanging from it)
                      • iç etek [TUR10-0392340] (Etek veya elbisenin bedene yapışmasını önlemek ya da içi göstermemesi amacıyla kadınların elbise altına giydikleri etek)
                      • petticoat [ENG31-03926859-n] (undergarment worn under a skirt)
                      • kombinezon [TUR10-0470200] (Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı)
                      • chemise [ENG31-03017234-n] (a woman's sleeveless undergarment)
                      • sütyen [TUR10-0719960] (Göğüsleri dik tutup dolgun göstermek için kullanılan, saten, dantel vb. kumaşlardan yapılan kadın iç çamaşırı)
                      • brassiere [ENG31-02896008-n] (an undergarment worn by women to support their breasts)
                    • korse [TUR10-0507600] (Güzellik veya sağlık amacıyla kullanılan esnek iç giysisi) corset [ENG31-03117520-n] (a woman's close-fitting foundation garment)
                      • korsaj [TUR10-1085140] (Küçük, kısa korse)
                    • iç [TUR10-0357970] (Ten ile dış giysiler arası)
                    • lingerie [ENG31-03678776-n] (women's underwear and nightclothes)
                    • atlet [TUR10-0056580] (Kolsuz, askılı fanila)
                    • singlet [ENG31-04230374-n] (a collarless men's undergarment for the upper part of the body)
                    • ten fanilası [TUR10-0764460] (Doğrudan doğruya ten üzerine giyilen ince fanila)
                    • gömlek [TUR10-0303390] (Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı)
                  • çamaşır takımı [TUR10-0148980] (Fanila, atlet ve dondan oluşan iç giyim)
                  • gecelik [TUR10-0286580] (Yatakta giyilen giysi, gömlek)
                  • nightgown [ENG31-03829921-n] (lingerie consisting of a loose dress designed to be worn in bed by women)
                • pijama [TUR10-0627370] (İki parçadan oluşan yatak giysisi)
                • pajama [ENG31-03883150-n] ((usually plural) loose-fitting nightclothes worn for sleeping or lounging)
                • pantolon [TUR10-0612810] (Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek) trousers [ENG31-04496264-n] ((usually in the plural) a garment extending from the waist to the knee or ankle, covering each leg separately)
                  • potur [TUR10-0634610] (Arka tarafında kırmaları çok, bacakları dar bir tür pantolon)
                    • zıpka [TUR10-0874590] (Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur)
                  • şalvar [TUR10-0722510] (Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolon) salwar [ENG31-04139241-n] (a pair of light loose trousers with a tight fit around the ankles)
                    • çekme [TUR10-0157220] (İş yaparken giyilen bir tür şalvar)
                    • altınoluk [TUR10-0030810] (İşlemeli kadın şalvarı)
                    • çakşır [TUR10-0146600] (Paça bölümü diz üstünde veya diz altında kalan bir tür erkek şalvarı)
                    • çekirge şalvar [TUR10-0156950] (Paçaları çok dar, bacak bölümü geniş olarak dikilmiş şalvar)
                    • çintiyan [TUR10-0169360] (İçi astarlı, uzun kadın donu, kadın şalvarı)
                    • sıkma [TUR10-0686500] (Bir tür pantolon veya şalvar)
                  • tayt [TUR10-0753780] (Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir tür pantolon)
                  • tights [ENG31-04442066-n] (skintight knit hose covering the body from the waist to the feet worn by acrobats and dancers and as stockings by women and girls)
                  • şort [TUR10-0733550] (Genellikle bazı sporları yaparken giyilen, paçaları dizlerin yukarısında başlayan kısa pantolon)
                  • short pants [ENG31-04212364-n] ((used in the plural) trousers that end at or above the knee)
                  • kısa pantolon [TUR10-1210660] (Paça uzunluğu diz ile ayak bileği arasında olan genellikle bol kesimli pantolon)
                    • bermuda [TUR10-0094920] (Dizlere kadar inen dar ve kısa pantolon)
                    • Bermuda [ENG31-08728511-n] (a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast)
                  • tayt [TUR10-0753790] (Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giysi)
                  • kispet [TUR10-0463360] (Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon)
                  • külot [TUR10-0501670] (Genellikle binicilerin giydikleri paçası dar, üst bölümü geniş pantolon)
                  • golf pantolon [TUR10-0300480] (Paçaları büzgülü bacak bölümü daha geniş pantolon)
                • kaşkol [TUR10-0426930] (Boyun atkısı; atkı)
                • scarf [ENG31-04150962-n] (a garment worn around the head or neck or shoulders for warmth or decoration)
                • deli gömleği [TUR10-0190370] (Tehlikeli ve saldırgan delilere giydirilen kolsuz gömlek)
                • straitjacket [ENG31-04339718-n] (a garment similar to a jacket that is used to bind the arms tightly against the body as a means of restraining a violent person)
                • takım elbise [TUR10-1150270] (Ceket ve pantolondan oluşan giysi, takım) suit [ENG31-04357983-n] (a set of garments (usually including a jacket and trousers or skirt) for outerwear all of the same fabric and color)
                  • kostüm [TUR10-0477250] (Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi)
                  • bonjur [TUR10-0113410] (Uzun siyah ceketle, çizgili pantolondan oluşan erkek giysisi)
                • eşofman [TUR10-1215930] (Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi)
                • sweat suit [ENG31-04377861-n] (garment consisting of sweat pants and a sweatshirt)
                • resmi elbise [TUR10-0646510] (Bazı bayram, toplantı, yemek ve benzerinde giyilmek zorunda olunan belli niteliklerdeki giysi)
                • uniform [ENG31-04516887-n] (clothing of distinctive design worn by members of a particular group as a means of identification)
                • resmî giysi [TUR10-0646530] (Aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş, bir örnek giysi)
                • uniform [ENG31-04516887-n] (clothing of distinctive design worn by members of a particular group as a means of identification)
                • peruk [TUR10-0624560] (Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç)
                • wig [ENG31-04591493-n] (hairpiece covering the head and made of real or synthetic hair)
                • abdestlik [TUR10-0000920] (Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir tür giyecek)
                • açık giyim [TUR10-0918560] (Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi; dekolte)
                • kalçın [TUR10-0401970] (Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi)
                • üstlük [TUR10-0810200] (En üste giyilen uzunca giysi)
                  • yapık [TUR10-0833400] (Yeniçerilerin giydikleri üstlük)
                  • kepenek [TUR10-0442040] (Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük)
                  • kerrake [TUR10-0442840] (İnce softan hafif ve dar bir üstlük)
                  • kisve [TUR10-0463440] (Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük)
                  • lata [TUR10-0507770] (Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük)
                  • sabahlık [TUR10-0652100] (Sabahları yataktan kalkınca geçici olarak giyilen üstlük)
                    • penuvar [TUR10-0622900] (Bir tür sabahlık)
                  • kaşpusiye [TUR10-0427030] (Hafif üstlük)
                  • yeldirme [TUR10-0846710] (Kadınların çarşaf yerine kullandıkları, baş örtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük)
                    • kıvrak [TUR10-0456390] (Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi)
                  • bornoz [TUR10-0114160] (Kuzey Afrika'da Berberilerin giydikleri başlıklı, geniş, kısa kollu bir üstlük)
                  • büstiyer [TUR10-0128310] (Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük)
                  • ropdöşambır [TUR10-0648840] (Erkeklerin evin içinde kıyafetlerinin üzerine giydikleri üstlük)
                  • rüzgarlık [TUR10-0651420] (Rüzgârdan korunmak için giysilerin üstüne giyilen bir tür üstlük)
                • zıbın [TUR10-0873900] (Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi)
                • zıbın [TUR10-0873910] (Kolsuz giysi)
                • paçalık [TUR10-0610280] (Gelinin paça günü giydiği giysi)
                • kravat [TUR10-0117070] (Bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçiminde bağlanan, özel kumaştan yapılan giysi aksesuarı)
                  • papyon [TUR10-0613380] (Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat)
                • pazarlık [TUR10-0620310] (Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi)
                • üniforma [TUR10-0807870] (Silahlı kuvvetlerin resmî giysisi)
                • forma [TUR10-0277950] (Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi)
                • fular [TUR10-0280470] (İpek eşarp)
                • gazeki [TUR10-0285240] (Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi)
                • kalçalık [TUR10-0401940] (Davulcuların, davulun sürtünmesine karşı giysilerini korumak amacıyla sol kalçalarına koydukları deri parçası)
                • kefiye [TUR10-0438220] (Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek baş örtüsü)
                • kırklık [TUR10-0451890] (Doğacak çocuk için hazırlanan bez veya giysi)
                • kol kapağı [TUR10-0468870] (Giysi ve gömlek kolunun bileği örten bölümü)
                • kimono [TUR10-0461290] (Japonların önden çapraz olarak kavuşan uzun ve geniş kollu ulusal giysisi)
                • tayyör [TUR10-0753900] (Ceket ve eteklikten oluşan kadın giysisi)
                • konfeksiyon [TUR10-0471700] (Hazır giyim eşyası)
                • kostüm [TUR10-0477260] (Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi)
                • kundak [TUR10-0490970] (Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey)
                • entari [TUR10-0248520] (Genellikle tek parçalı kadın giyeceği)
                • tennure [TUR10-0764760] (Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz, yakasız, yırtmaçlı, beli kırmalı, uzun ve geniş giysi)
                • tepebaşı [TUR10-0765310] (Siyah pullarla işlenmiş kumaş veya giysi)
                • cici bici [TUR10-0139790] (Süslü giysi veya süs eşyası)
                • çul çaput [TUR10-0176410] (Dokunmuş eski eşya veya eski giysi)
                • damatlık [TUR10-0182070] (Damat için alınmış, yapılmış giysi, armağan)
                • değişik [TUR10-0188280] (Yedek iç çamaşırı, giyecek)
                • dekolte [TUR10-0189640] (Kolları, göğüs veya sırt bölümü açık kadın giysisi)
                • domino [TUR10-0217790] (Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi)
                • düttürü [TUR10-0231520] (Dar ve kısa giysi)
                • alık [TUR10-0027450] (Eskimiş giyecek)
                • topukdöven [TUR10-0782870] (Etekleri yere kadar uzanan kadın giysisi)
                • safari [TUR10-0654390] (Genellikle ketenden yapılan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti)
                • tulum [TUR10-0787710] (Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi)
                • yabanlık [TUR10-0007540] (Bayram gibi önemli günlerde veya konukların yanına çıkarken giyilen yeni giysi)
                • bindallı [TUR10-0104960] (Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü)
                • biniş [TUR10-0105290] (Atlı alayda giyilen giysi)
                • maşlah [TUR10-0528800] (Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan bir çeşit kadın üstlüğü)
                • şayak [TUR10-0725670] (Bu kumaştan yapılmış elbise)
                • dışarlık [TUR10-0201670] (Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet)
                • saya [TUR10-0670090] (Kadın giysisi)
                • soyka [TUR10-0704670] (Ölünün üzerinden çıkan giysi)
                • özel dikiş [TUR10-1115160] (Genellikle bir tane dikilen ve özel kesimlere sahip giysi)
                • palaspare [TUR10-0611400] (Pasaklı, yırtık giysi)
                • peştamal [TUR10-0625350] (İş yaparken bele bağlanan uzun, geniş dokuma)
                • pırtı [TUR10-0626830] (Eskimiş giysi)
                • hamilelik [TUR10-0324900] (Hamile elbisesi)
                • ponje [TUR10-0632900] (Düz, ince ve sık dokunmuş bir tür ipekli)
                • ponje patis [TUR10-0632910] (Ponje gibi parlak ve ince patis)
                • plastron [TUR10-0631320] (Erkek giyiminde, gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça)
                • ihram [TUR10-0363460] (Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü)
                • ihram [TUR10-0363480] (Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi)
                • hazır giyim [TUR10-0336840] (Standart ölçülere göre seri olarak hazırlanmış ve satışa sunulmuş giyim eşyası)
              • koruyucu kılıf [TUR10-1214900] (Bir nesneyi dış etkenlerden koruyan kılıf) protective covering [ENG31-04020673-n] (a covering that is intend to protect from damage or injury)
                • kaput [TUR10-0414930] (Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak)
                • hood [ENG31-03536090-n] (protective covering consisting of a metal part that covers the engine)
                • siper [TUR10-0695690] (Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer) shield [ENG31-04199901-n] (a protective covering or structure)
                  • güneşlik [TUR10-0315900] (Güneş ve yağmurun etkisinden korumak amacıyla şapka, kapı, lamba vb. şeylere yapılan koruyucu engel) visor [ENG31-04546173-n] (a piece of armor plate (with eye slits) fixed or hinged to a medieval helmet to protect the face)
                    • kafes [TUR10-0398080] (Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer)
                    • kafes [TUR10-0398050] (Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper)
                      • kaporta kafesi [TUR10-1070650] (Kaportadaki camları kırılmadan korumak için cam üzerine tutturulan metal çubuklar)
                    • viziyer [TUR10-0820930] (Kasket siperi)
                    • gözlük [TUR10-0309640] (Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper)
                  • balçak [TUR10-0073590] (Kabzanın demir siperi)
                  • barçak [TUR10-0077330] (Kılıç kabzasının siperi)
                  • sütre [TUR10-0719760] (Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper)
                  • ızgara [TUR10-0356660] (Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir)
                    • kızak [TUR10-0458330] (Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara)
                    • gemi ızgarası [TUR10-0290830] (Üstünde gemi yapılan büyük kızak)
                • çatı [TUR10-0605590] (Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm) roof [ENG31-04112162-n] (a protective covering that covers or forms the top of a building)
                  • tonoz [TUR10-0780290] (Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü) vault [ENG31-04530820-n] (an arched brick or stone ceiling or roof)
                    • sepetkulpu [TUR10-0677460] (Basık kemer veya tonoz)
                  • çadır çatı [TUR10-0144420] (Orta noktadan başlayarak dört tarafa bakan yüzeyi bulunan ve kare piramit biçimindeki çatı)
                  • beşikörtüsü [TUR10-0255550] (İki yana eğimi olan çatı)
                  • çatı [TUR10-0153300] (Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı)
                  • sayvan [TUR10-0671450] (Güneşten, yağmurdan korunmak için veya süs olarak bir şeyin üzerine çekilen dam saçağı gibi düz veya eğimli örtü)
                • kapak [TUR10-0411600] (Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi ve benzerine geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak) binding [ENG31-02843848-n] (the protective covering on the front, back, and spine of a book)
                  • cilt kapağı [TUR10-0140890] (Forma veya fasikül olarak yayımlanan eserlerin bir örnek ciltlenip kullanılması için hazırlanan bez veya plastik kaplanmış kalın karton)
                  • kama [TUR10-0406220] (Topun gerisini kapayan kapak)
                  • iç kapak [TUR10-0359370] (Kitabın dış kapaktan sonra gelen, adını ve bazı özelliklerini içeren sayfa)
                • kapak [TUR10-0411580] (Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne) cap [ENG31-02958501-n] (something serving as a cover or protection)
                  • kapak takımı [TUR10-0411770] (Alafranga tuvaletin üstündeki kapak, oturak ve vidaların bütünü)
                  • ağızlık [TUR10-0013690] (Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılan kapak)
                  • yüksük [TUR10-0865970] (Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç)
                  • thimble [ENG31-04430980-n] (a small metal cap to protect the finger while sewing)
                  • baca şapkası [TUR10-0067170] (Bacaya yağmur, kar veya rüzgâr girmemesi için baca külahının üzerine yerleştirilen kapak)
                  • kanat [TUR10-0408320] (Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı)
                  • çandı [TUR10-0149710] (Tahta kapak veya tavan)
                  • duvak [TUR10-0226440] (Küp, tandır, baca ve benzerinin taş veya topraktan yapılmış kapağı)
                  • kapakçık [TUR10-0411650] (Küçük kapak)
                    • kozalak [TUR10-0479870] (Bal mumu üzerine basılmış mührün bozulmaması için üzerine yapıştırılan fil dişinden kapakçık)
                  • bagaj kapağı [TUR10-0067910] (Otomobil bagajlarını kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm)
                  • basarna [TUR10-0078730] (Dalyanın kapak yeri)
                  • sibop [TUR10-1136150] (Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak)
                  • hava kapağı [TUR10-0332850] (Bir kanaldan geçen havanın niceliğini ayarlayan kapak)
                • saat camı [TUR10-0651640] (Saat kadranı ve rakamlarını dış etkilerden koruyan özel yapılmış cam)
                • crystal [ENG31-03147330-n] (a protective cover that protects the face of a watch)
                • perde [TUR10-0623390] (Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü) curtain [ENG31-03155743-n] (hanging cloth used as a blind (especially for a window))
                  • kapı perdesi [TUR10-0413390] (Rüzgâr ve soğuktan korunmak için, kalın kumaştan veya deriden yapılmış örtü, perde)
                  • stor [TUR10-0709630] (Ağaç, kumaş ve benzerinden yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde)
                  • roller blind [ENG31-04109379-n] (a window shade that rolls up out of the way)
                  • duş perdesi [TUR10-1215470] (Duş girişini örten plastik perde)
                  • shower curtain [ENG31-04216306-n] (a curtain that keeps water from splashing out of the shower area)
                  • jaluzi [TUR10-0390980] (İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni)
                  • Venetian blind [ENG31-04532879-n] (a window blind made of horizontal strips that overlap when closed)
                  • brizbiz [TUR10-0120510] (Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde)
                  • friz [TUR10-0280240] (Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde)
                  • bürgü [TUR10-0127960] (İnce perde)
                • maske [TUR10-0527800] (Korunmak için özel olarak yapılıp yüze geçirilen şey)
                  • gaz maskesi [TUR10-0285740] (Zehirli gazlardan korunmak amacıyla özel olarak yapılmış gereç)
                  • gasmask [ENG31-03429235-n] (a protective mask with a filter)
                  • toz maskesi [TUR10-0784580] (Doğal afet zamanlarında enkazın kaldırılması sırasında kullanılan, tozdan koruyan maske)
                • kaporta [TUR10-0414400] (Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış örtü)
                • hood [ENG31-03536090-n] (protective covering consisting of a metal part that covers the engine)
                • mahfaza [TUR10-0518150] (İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. değerli süs eşyalarının saklandığı kutu)
                • housing [ENG31-03551946-n] (a protective cover designed to contain or support a mechanical component)
                • abajur [TUR10-0000180] (Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan lamba siperi)
                • lampshade [ENG31-03642609-n] (a protective ornamental covering for a lamp, used to screen a light bulb from direct view)
                • astar [TUR10-0051370] (Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat) lining [ENG31-03679093-n] (a protective covering that protects an inside surface)
                  • muflon [TUR10-0552590] (Pardösülerin içine iliklenerek geçirilen bir çeşit çok kalın, eğreti astar)
                • zırh [TUR10-0874800] (Savaş gemilerinin veya bazı araçların dışına kaplanılan çelik levha)
                • protective covering [ENG31-04020673-n] (a covering that is intend to protect from damage or injury)
                • çatı örtüsü [TUR10-0153620] (Çatıların üstüne kiremit, çinko ve oluklu sac vb. ile kaplanan, tavana su geçmesini önleyen yapı bölümü)
                • roof [ENG31-04112162-n] (a protective covering that covers or forms the top of a building)
                • sineklik [TUR10-0694430] (Özellikle karasineklerin girmesini önlemek için dükkân kapısına takılan şerit, boncuk dizisi ve benzerinden yapılmış eğreti perde)
                • screen [ENG31-04158646-n] (a protective covering consisting of netting)
                • güneşlik [TUR10-0315890] (Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç) shade [ENG31-04188779-n] (protective covering that protects something from direct sunlight)
                  • panjur [TUR10-0612490] (Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği)
                  • shutter [ENG31-04218423-n] (a hinged blind for a window)
                  • şemsiye [TUR10-0727860] (Genellikle plajlarda, bahçelerde kullanılan büyük güneşlik)
                • kın [TUR10-0448970] (Bıçak, kılıç vb. kesici araçların kabı)
                • sheath [ENG31-04194104-n] (a protective covering (as for a knife or sword))
                • kepenk [TUR10-0442060] (İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir veya tahta kanat) shutter [ENG31-04218423-n] (a hinged blind for a window)
                  • kebe [TUR10-0437140] (Kısa kepenek)
                  • örme kepenek [TUR10-0605130] (Dükkânların ön cephesine çekilen çubuk demirle yapılmış korumalık)
                • şemsiye [TUR10-0727850] (Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya)
                • umbrella [ENG31-04514450-n] (a lightweight handheld collapsible canopy)
                • at gözlüğü [TUR10-0055360] (Atların koşum takımında, göz hizasında bulunan korumalık)
                • winker [ENG31-04600956-n] (blind consisting of a leather eyepatch sewn to the side of the halter that prevents a horse from seeing something on either side)
                • kaporta [TUR10-0414390] (Otomobilde kaput veya ön kapak)
                • taban [TUR10-0735540] (Ayakkabının alt bölümü)
                • tas [TUR10-0748370] (Başa giyilen metal koruyucu)
                • tekmelik [TUR10-1156940] (Oyunlarda tekmelerden korunmak için diz kapağı ile bilek arasında kalan bacak bölümünün ön yüzüne takılan, plastik vb. sert maddeden yapılmış koruyucu)
                • elcik [TUR10-0241180] (Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak, sentetik maddeden yapılan kaplama)
                • façuna [TUR10-0262900] (Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı)
                • zırh [TUR10-0874790] (Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi) armor [ENG31-02742673-n] (protective covering made of metal and used in combat)
                  • kalkan [TUR10-0404350] (Ok, kılıç ve benzerinden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık)
                  • shield [ENG31-04199741-n] (armor carried on the arm to intercept blows)
                  • nal [TUR10-0569560] (At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası) horseshoe [ENG31-03544613-n] (U-shaped plate nailed to underside of horse's hoof)
                    • natır nalını [TUR10-0571600] (Kadınlar hamamında en yüksek ökçeli nalın türü)
                  • kalkan [TUR10-0404360] (Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık)
                  • kolçak [TUR10-0468450] (Zırhın kola geçirilen parçası)
                  • çokal [TUR10-0172510] (Savaşlarda giyilen zırh)
                  • borda zırhı [TUR10-0973680] (Savaş gemilerinde bordanın dayanıklılığını artıran özel kaplama)
                • çatı eteği [TUR10-0153370] (Çatının, binanın dış duvarlarını aşan, yağışlara karşı duvarın en üst bölümünü koruyan dışa uzanmış kısmı)
                • yat [TUR10-0840400] (Kalkan, zırh vb. korunma aracı)
                • bölmeç [TUR10-0119160] (Ambalaj içinde bulunan malları birbirinden ayırmaya yarayan koruyucu parça)
                • şase [TUR10-0724920] (İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak)
                • güncek [TUR10-0315240] (Şemsiye)
              • kat [TUR10-0427060] (Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri) coating [ENG31-03062092-n] (a thin layer covering something)
                • mantar tabakası [TUR10-0524840] (Ağaçlarda hücrelerin çeperlerine mantar özü yığarak ve protoplazmasını yitirerek mantar oluşumuna yol açan, dış büyütken tabaka)
                • epiderm [TUR10-0249050] (Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka) epidermis [ENG31-05247554-n] (the outer layer of the skin covering the exterior body surface of vertebrates)
                  • kütikül [TUR10-0504250] (Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar)
                • kat [TUR10-0427050] (Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey) layer [ENG31-03655499-n] (single thickness of usually some homogeneous substance)
                  • cila [TUR10-0140570] (Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik) luster [ENG31-04708510-n] (a surface coating for ceramics or porcelain)
                    • apre [TUR10-0040940] (Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde)
                    • tabanca cilası [TUR10-0735710] (Tabanca ile püskürterek yapılan cila)
                    • saykal [TUR10-0671100] (Maden, ayna vb. nesneleri parlatmak için kullanılan cila)
                  • vernik [TUR10-0818500] (Bazı maddeleri parlatmak veya havanın etkisinden korumak için sürülen bir sıvı) varnish [ENG31-04529282-n] (a coating that provides a hard, lustrous, transparent finish to a surface)
                    • saptayıcı [TUR10-0665050] (Tebeşir, boya, sulu boya, kurşun kalem çizim ve resimlerin bozulmalarını önlemek için bütün kâğıt yüzeyine püskürtücü ile sıkılan sakız ve alkol karışımı resim verniği)
                    • gomalak [TUR10-0300550] (Alkolde eriyen hayvansal reçine)
                    • shellac [ENG31-04198193-n] (a thin varnish made by dissolving lac in ethanol)
                  • yaldız [TUR10-0828570] (Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde)
                  • gilt [ENG31-03442340-n] (a coating of gold or of something that looks like gold)
                  • açkı [TUR10-0006160] (Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah)
                  • kalay [TUR10-0401430] (Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası)
                  • körağaç [TUR10-0482490] (Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm)
                  • pasta [TUR10-0617640] (Otomobillerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak ve parlatmak için kullanılan özel karışım)
                • laminant [TUR10-1092990] (Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kâğıtların üst üste konularak sıcak preslerde basınç altında sıkıştırılması ile elde edilen kaplama ve döşeme malzemesi) laminate [ENG31-03640959-n] (a sheet of material made by bonding two or more sheets or layers)
                  • kontrplak [TUR10-0473260] (Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta)
                  • plywood [ENG31-03977576-n] (a laminate made of thin layers of wood)
                • bakır pası [TUR10-0072270] (Bakır üzerinde nemli havalarda oluşan bakır hidrokarbonat)
                • verdigris [ENG31-04535374-n] (a green patina that forms on copper or brass or bronze that has been exposed to the air or water for long periods of time)
                • kabuk [TUR10-0394350] (Bir sıvı veya atmosferi dıştan saran, sert katman)
                • kabuk [TUR10-0394340] (Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü)
                • yatak [TUR10-0840470] (Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını)
                  • maden yatağı [TUR10-0516750] (Maden filizi katmanlarının bulunduğu alan)
                  • turbalık [TUR10-0788410] (Göl ve bataklıklarda yetişen bitkilerin, özellikle sfagnumun çürümesi ve kömürleşmesiyle oluşan turba yatağı)
                • konak [TUR10-0471330] (Gözde oluşan ince tabaka)
                • körağaç [TUR10-0882430] (Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası)
                • damar tabaka [TUR10-0181970] (İnce kan damarlarından oluşan, göz küresinin içini döşeyen katman)
                • diş plağı [TUR10-1009700] (Diş taşının oluşumuna sebep olan tabaka)
                  • bakteri plağı [TUR10-0953580] (Üzerinde bakteri bulunduran diş plağı)
                • duyar kat [TUR10-0226850] (Film tabanı üzerinde yer alan, ışığa karşı duyarlığı olan gümüş bromürlü ecza tabakası)
                • alt tabaka [TUR10-0031310] (Tabakalardan altta bulunan)
                • katmer [TUR10-0429170] (Bir şeyi oluşturan katlardan her biri)
                • yatak [TUR10-0840550] (Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka)
                • yaprak [TUR10-0834700] (Kat kat ayrılabilen şeylerde kat)
                • kaymak [TUR10-0433790] (Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka)
                • kazan taşı [TUR10-0435900] (Kalsiyum tuzları kapsayan suyun ısıtıldığı kabın iç yüzeyinde oluşturduğu katman)
                • kütikül [TUR10-0504260] (Kabukluların ve böceklerin örteneğinin koruyucu, kitinli katmanı)
                • mantar [TUR10-0524510] (Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeylerin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası)
                • manyetik [TUR10-0525330] (Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka)
                • boya tabakası [TUR10-0116210] (Şablonların sulu kenar kapatıcısı ile kaplanması)
                • mine [TUR10-0546600] (Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı)
                • sert tabaka [TUR10-0680320] (Toprak yüzeyine yakın bir yerde bulunan, kökler ve suyun o bölüme girişini engelleyen yoğun tabaka)
                • sır [TUR10-0687770] (Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka)
                • sır [TUR10-0687760] (Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önlemek vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik)
                • secret [ENG31-06685698-n] (information known only to a special group)
                • pestil [TUR10-0624980] (Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka)
                • ilişken [TUR10-0368900] (Deniz dibinde batık ve atıkların oluşturduğu tabaka)
                • atmosfer [TUR10-0332910] (Yer yuvarını kuşatan çeşitli gaz katmanlarından oluşan örtü) atmosphere [ENG31-08516085-n] (the mass of air surrounding the Earth)
                  • alt hava yuvarı [TUR10-0030420] (Dünyamızı kuşatan atmosferin 10 km kalınlığında olan alt katmanı)
                  • stratosfer [TUR10-0709720] (Yer atmosferinin 10-60 km yükseklikleri arasında kalan katmanı)
                  • stratosphere [ENG31-09471239-n] (the atmospheric layer between the troposphere and the mesosphere)
                  • mezosfer [TUR10-0542550] (Yer hava yuvarında kat yuvarının üzerinde, sıcaklığın azaldığı yaklaşık olarak 60-80 km arasındaki katman)
                  • troposfer [TUR10-0786960] (Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı)
                  • troposphere [ENG31-09485730-n] (the lowest atmospheric layer)
                  • termosfer [TUR10-0354310] (Sıcaklığın gittikçe yükseldiği 100-300 km yükseklikler arasındaki hava yuvarı katmanı)
                  • thermosphere [ENG31-09480497-n] (the atmospheric layer between the mesosphere and the exosphere)
                  • iyon yuvarı [TUR10-0389560] (Yer atmosferindeki atom ve moleküllerin güneş ışınlarıyla iyonlaştığı 80-400 km yükseklikler arasındaki katman)
                • atmosfer [TUR10-0285970] (Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası)
                • atmosphere [ENG31-09233511-n] (the envelope of gases surrounding any celestial body)
                • fotosfer [TUR10-0355680] (Güneşte, dışarıya ışık veren katman)
                • photosphere [ENG31-09414279-n] (the intensely luminous surface of a star (especially the sun))
                • kromosfer [TUR10-0486990] (Güneşin yuvarını saran, yaklaşık olarak 10.000 km kalınlığındaki küre kabuğu)
                • hidrosfer [TUR10-0714350] (Denizlerin yer yüzünde oluşturduğu yuvar)
                • hydrosphere [ENG31-09330808-n] (the watery layer of the earth's surface)
                • yeryüzü [TUR10-0851510] (Dünyanın dışını çepeçevre kaplayan, üzerinde karalar ve denizlerin bulunduğu bölüm) surface [ENG31-09474647-n] (the outermost level of the land or sea)
                  • jeokimya [TUR10-0391490] (Yer kabuğunu oluşturan kimyasal ögelerin tümü)
                  • jeosenklinal [TUR10-0391620] (Yer kabuğunun uzun bir süre çöken, buna bağlı olarak kat kat kalın tortullarla dolmuş bulunan bölümü)
              • kumaş kaplama [TUR10-1246870] () cloth covering [ENG31-03054011-n] (a covering made of cloth)
                • bandaj [TUR10-0075860] (Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit) bandage [ENG31-02788671-n] (a piece of soft material that covers and protects an injured part of the body)
                  • kompres [TUR10-0471010] (Yaraların bakımında veya başka bir amaçla kullanılan, birkaç kat katlanmış bez)
                  • compress [ENG31-03086454-n] (a cloth pad or dressing (with or without medication) applied firmly to some part of the body (to relieve discomfort or reduce fever))
                  • yakı [TUR10-0826280] (Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp vücudun bazı yerlerine konulan, koyuca lapa veya özel biçimde yapılmış eczalı parça) poultice [ENG31-03999761-n] (a medical dressing consisting of a soft heated mass of meal or clay that is spread on a cloth and applied to the skin to treat inflamed areas or improve circulation etc.)
                    • pehlivan yakısı [TUR10-0621050] (Keskin yakı)
                    • laski [TUR10-0507480] (Yakı ile ilgili)
                    • hardal yakısı [TUR10-1044810] (Halk hekimliğinde, kâğıda yapıştırılan hardal tozunun nemlendirilip ağrılı yere uygulanması biçiminde kullanılan, ağrı giderici malzeme)
                  • faska [TUR10-0265530] (Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı)
                  • alçılı sargı [TUR10-0930290] (Vücudun herhangi bir bölümünde hareketi önleme amacıyla kalsiyum sülfat tozu, hidrofil bez ile hazırlanan ve su karıştırıldığında sertleşme özelliği olan tıbbi destek malzemesi)
                  • sargı bezi [TUR10-0665650] (Keten veya pamuktan yapılan, mikroplardan arındırılmış yara bağı)
                  • kasık bağı [TUR10-0424930] (Fıtığı içeride tutmak için kullanılan bağ)
                  • hamaylı [TUR10-1043990] (Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ)
                • göz bandı [TUR10-1212230] (Yaralı veya hasta bir gözü kapatmak için kullanılan koruyucu örtü)
                • eyepatch [ENG31-03314301-n] (a protective cloth covering for an injured eye)
                • kefen [TUR10-0438040] (Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez)
                • pall [ENG31-03884813-n] (burial garment in which a corpse is wrapped)
                • pantolon bacağı [TUR10-1214330] (Bir pantolonun iki bacağının her biri)
                • pant leg [ENG31-03890990-n] (the leg of a pair of trousers)
                • kol [TUR10-0467590] (Giysinin kolu saran bölümü) sleeve [ENG31-04243483-n] (the part of a garment that is attached at the armhole and that provides a cloth covering for the arm)
                  • karpuz kol [TUR10-1072760] (Bol büzgülü, kabarık, kısa giysi kolu)
                • bileklik [TUR10-0102400] (Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı)
              • ayakkabı [TUR10-0610030] (Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek) shoe [ENG31-04206070-n] (footwear shaped to fit the foot (below the ankle) with a flexible upper of leather or plastic and a sole and heel of heavier material)
                • çizme [TUR10-0171350] (Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir çeşit ayakkabı) boot [ENG31-02876113-n] (footwear that covers the whole foot and lower leg)
                  • kovboy çizmesi [TUR10-1211530] (Kovboylar tarafından giyilen ya da giyilenlere benzeyen yüksek deri çizmeler)
                  • cowboy boot [ENG31-03128694-n] (a boot with a high arch and fancy stitching)
                  • edik [TUR10-0234440] (Kısa çizme)
                  • tomak [TUR10-0779660] (Bir tür kalın ve ağır çizme)
                  • sokman [TUR10-0700320] (Bir çeşit uzun konçlu çizme)
                • mest [TUR10-0538430] (Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir tür ayakkabı)
                • bot [TUR10-0115600] (Uzun konçlu, kapalı ayakkabı)
                • boot [ENG31-02876113-n] (footwear that covers the whole foot and lower leg)
                • galoş [TUR10-0282380] (Müzelerde, özellikle sağlık kurumlarında özel bölümlere girerken ayakkabı üzerine geçirilen ince ve şeffaf korumalık)
                • arctic [ENG31-02738543-n] (a waterproof overshoe that protects shoes from water or snow)
                • palet [TUR10-0611670] (Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç)
                • flipper [ENG31-03369002-n] (a shoe for swimming)
                • sabo [TUR10-0652650] (Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı)
                • sabot [ENG31-04129672-n] (a shoe carved from a single block of wood)
                • sabo [TUR10-0652660] (Üzerinde deri vb. bant bulunan bir tür sandal)
                • clog [ENG31-03051675-n] (footwear usually with wooden soles)
                • sandalet [TUR10-0662860] (Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı) sandal [ENG31-04140872-n] (a shoe consisting of a sole fastened by straps to the foot)
                  • tokyo [TUR10-0779490] (Genellikle plastikten yapılmış bir tür terlik)
                  • flip-flop [ENG31-03368854-n] (a backless sandal held to the foot by a thong between the big toe and the second toe)
                • şoson [TUR10-0733580] (Kumaş veya ince deriden, çoğunlukla düz topuklu, ayağı bütünüyle saran ayakkabı)
                • overshoe [ENG31-03871627-n] (footwear that protects your shoes from water or snow or cold)
                • takunya [TUR10-0741380] (Hamam gibi zemini ıslak yerlerde kullanılan, üstü tasmalı, tabanı yüksek, ağaçtan yapılmış bir tür terlik)
                • clog [ENG31-03051675-n] (footwear usually with wooden soles)
                • terlik [TUR10-0767800] (Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ev ayakkabısı) slipper [ENG31-04248522-n] (low footwear that can be slipped on and off easily)
                  • pantufla [TUR10-0612840] (Aba terlik)
                  • slipper [ENG31-04248522-n] (low footwear that can be slipped on and off easily)
                  • filar [TUR10-0273410] (Hafif bir terlik)
                  • çedik [TUR10-0155650] (Terlik)
                  • mercan terliği [TUR10-0536170] (Ayak topuğunu kavrayan, arka bölümü olmayan, ökçesiz, genellikle kırmızı deriden terlik)
                  • şıpşıp [TUR10-0730410] (Ökçesiz ve arkalıksız terlik; şıpıdık)
                • mokasen [TUR10-1213960] (Kuzey Amerika yerlilerince kullanılan, hayvan derisinden yapılma, üzerleri inci boncukla süslü, ökçesiz, yarım ayakkabı)
                • moccasin [ENG31-03782410-n] (soft leather shoe)
                • pisipisi [TUR10-0628980] (Halk oyunu oynarken giyilen, üzeri tüylü özel ayakkabı)
                • paten [TUR10-0618450] (Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü)
                • paten [TUR10-0618440] (Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı)
                  • buz pateni [TUR10-0126980] (Buzla kaplı zemin üzerinde yapılan buz sporlarında kullanılan, altı çelik bıçaklı, özel ayakkabı)
                • patik [TUR10-0618680] (Altı yumuşak veya ince deriden, genellikle üstten bağlı küçük çocuk ayakkabısı)
                • kundura [TUR10-0491210] (Kaba işlenmiş, bağsız, konçsuz ayakkabı)
                • krampon [TUR10-0485710] (Futbol ayakkabısı)
                • galoş [TUR10-0282370] (Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı)
                • kelik [TUR10-0439210] (Eski ayakkabı)
                • kes [TUR10-0443200] (Ayak bileklerini de içine alan kapalı jimnastik ayakkabısı)
                • makosen [TUR10-0520940] (Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı)
                • makosen [TUR10-0520930] (Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış, tek parça ayakkabı)
                • edik [TUR10-0234430] (Yumuşak ve renkli keçi derisinden yapılmış yarım konçlu bir tür ayakkabı)
                • çapula [TUR10-0150920] (Kaba deriden yapılmış ucu sivri ve kıvrık ayakkabı)
                • çarık [TUR10-0151200] (İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı)
                • çedik [TUR10-0155640] (Mesh üzerine giyilen sarı pabuç)
                • çivili [TUR10-0170570] (Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü)
                • lastik [TUR10-0507550] (Kauçuktan yapılmış ayakkabı)
                • lastik [TUR10-0507540] (Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç)
                • yemeni [TUR10-0848030] (Bir tür hafif ve kaba ayakkabı)
                • babet [TUR10-1255820] (Tüz tabanlı bir ayakkabı türü)
                • lustrin [TUR10-0514410] (Parlak kumaş kullanılarak yapılmış bir ayakkabı türü)
                • maskarata [TUR10-0527780] (Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü)
                • potin [TUR10-0634520] (Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı)
                  • postal [TUR10-0633980] (Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin)
                • iskarpin [TUR10-0379960] (Ökçeli, konçsuz ayakkabı)
              • konç [TUR10-0471440] (Ayağa giyilen şeylerde ayak bileğinden baldıra doğru olan bölüm)
              • bootleg [ENG31-02877884-n] (the part of a boot above the instep)
              • balon [TUR10-0075090] (Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap)
              • bubble [ENG31-02912378-n] (a dome-shaped covering made of transparent glass or plastic)
              • kapsül [TUR10-0414590] (Şişe kapağı)
              • cap [ENG31-02958374-n] (a top (as for a bottle))
              • dış lastik [TUR10-0202140] (Bazı kara taşıtlarında iç lastiği koruyan kalın lastik)
              • casing [ENG31-02981281-n] (the outermost covering of a pneumatic tire)
              • selofan [TUR10-0675370] (Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka)
              • cellophane [ENG31-02995823-n] (a transparent paperlike product that is impervious to moisture and used to wrap candy or cigarettes etc.)
              • kol ağzı [TUR10-0467850] (Giysi kolunun uç bölümü)
              • cuff [ENG31-03150509-n] (the lap consisting of a turned-back hem encircling the end of the sleeve or leg)
              • manşet [TUR10-0469000] (Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılan iliklenen bölüm) cuff [ENG31-03150509-n] (the lap consisting of a turned-back hem encircling the end of the sleeve or leg)
                • kolçak [TUR10-0468430] (Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk)
              • incir yaprağı [TUR10-1212350] (İncir ağacından gelen büyük bir yaprak)
              • fig leaf [ENG31-03340406-n] (a covering consisting of anything intended to conceal something regarded as shameful)
              • dosya [TUR10-0219400] (Bu gibi belgelerin toplandığı kartondan kap)
              • folder [ENG31-03381125-n] (covering that is folded over to protect the contents)
              • klapa [TUR10-0464480] (Yakanın göğse doğru inen devrik bölümü)
              • lapel [ENG31-03647758-n] (lap at the front of a coat)
              • kapak [TUR10-0411590] (Dolap, sandık ve benzerini örtmeye yarayan parça) lid [ENG31-03666666-n] (a movable top or cover (hinged or separate) for closing the opening at the top of a box, chest, jar, pan, etc.)
                • trap [TUR10-0786230] (Sahnede yerde bulunan kapak)
                • stor kapak [TUR10-0709640] (İnce çıtaların esnek bir yüzeye yan yana dizilmesiyle yapılan ve kıvrılarak açılıp kapanan kapak)
              • örtü [TUR10-0605580] (Örtmek için kullanılan şey) blanket [ENG31-09246632-n] (anything that covers)
                • sütre [TUR10-0719740] (Perde; örtü)
                • battaniye [TUR10-0085640] (Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü) blanket [ENG31-02852392-n] (bedding that keeps a person warm in bed)
                  • Siirt battaniyesi [TUR10-0691860] (Tiftik keçisinin tüyünden dokunan, uzun tüyleri çeşitli yönlere yatırılarak desenler elde edilen bir tür battaniye)
                  • velense [TUR10-0817110] (Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye)
                  • beylik [TUR10-0098350] (Bir çeşit küçük ve ince asker battaniyesi)
                • önlük [TUR10-0603850] (Yemek yaparken giysinin önü kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü)
                • çarşaf [TUR10-0152370] (Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü) sheet [ENG31-04195222-n] (bed linen consisting of a large rectangular piece of cotton or linen cloth)
                  • yorgan çarşafı [TUR10-0860030] (Yorganın alt yüzüne dikilen çarşaf)
                  • bürgü [TUR10-0127940] (Çarşaf)
                • maske [TUR10-0527790] (Boyalı karton, kumaş veya plastikten yapılan ve başkalarınca tanınmamak için yüze geçirilerek kullanılan yapma yüz) mask [ENG31-03730361-n] (a covering to disguise or conceal the face)
                  • karnaval maskesi [TUR10-0527660] (Karnavalda takılan gülünç maske)
                  • yüz kalıbı [TUR10-0867890] (Bu kalıptan çoğaltılmış yüz heykeli, mask)
                • pike [TUR10-0627480] (Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü)
                • peçe [TUR10-0620540] (Bir şeyi gizlemek için üzerine çekilen örtü)
                • kuver [TUR10-0498110] (Lokantalarda yemeklerin servisinden önce masaya serilen örtü)
                • mahrama [TUR10-0518920] (Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü)
                • çaprak [TUR10-0150620] (Eyer örtüsü)
                • çul [TUR10-0176370] (Kıldan veya yünden yapılmış hayvan örtüsü)
                  • alık [TUR10-0027440] (Hayvan çulu)
                • çultar [TUR10-0176610] (Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü)
                • duvak [TUR10-0226430] (Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü)
                • kapanca [TUR10-0412300] (Tütün fidelerini örtmek için kullanılan hasır veya ottan örtü)
                • zar [TUR10-0870600] (İnce perde veya örtü)
                • yaşmak [TUR10-0840290] (Başla birlikte yüzü, ağzı kapatan örtü)
                • yapıncak [TUR10-0833750] (Soğuk havada, açıkta bırakılan atlara örtülen uzun tüylü kebe)
                • bürük [TUR10-0128130] (Duvak)
                • namaz bezi [TUR10-0569910] (Namaz kılarken kadınların başlarına örttükleri tülbent vb. kumaştan yapılan örtü)
                • namaz bezi [TUR10-0569820] (Başa örtülen bir tür örtü)
                • ölü örtü [TUR10-0602360] (Dökülen yaprak ve başka bitki kalıntılarından oluşan örtü)
                • önlük [TUR10-0603880] (Küçük çocuklara yemek yedirirken üstlerini korumak için boyunlarına bağlanan örtü)
                • iteği [TUR10-0387170] (Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü)
              • diş taşı [TUR10-0210680] (Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar) tartar [ENG31-09478055-n] (an incrustation that forms on the teeth and gums)
                • kefek [TUR10-0437980] (Kefeki)
              • pesek [TUR10-0624790] (Diş kiri; diş pası)
              • tartar [ENG31-09478055-n] (an incrustation that forms on the teeth and gums)
              • yen [TUR10-0848530] (Giysi kolu)
              • paça [TUR10-0610130] (Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm)
                • paçalık [TUR10-0610250] (Pantolon, şalvar veya uzun külot paçasının ayak bileğini saran bölümü)
                • dar paça [TUR10-0184460] (Normal ölçüden daha dar eni bulunan pantolon, şalvar paçası)
                • duble paça [TUR10-1013120] (Kumaşın dışa katlanarak dikilmesiyle oluşturulan paça türü)
                • düz paça [TUR10-1016690] (Kumaşın içe katlanarak dikilmesiyle oluşturulan paça türü)
                • bol paça [TUR10-0112840] (Normal ölçüyü aşan genişliği bulunan pantolon, şalvar paçası)
                • boru paça [TUR10-0973740] (Genişliği diz bölümüyle aynı olan pantolon paçası)
                • şiraze [TUR10-0732160] (Pehlivan kispetinin paçası)
                • ispanyol paça [TUR10-1060550] (Dizden itibaren genişleyen pantolon paçası)
              • ağ [TUR10-0273660] (Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri)
              • ağaç kaplama [TUR10-0011020] (Konut duvarlarını yalıtmak ve güzelleştirmek amacıyla ağaç veya ağaç ürünlerinden yararlanılarak yapılan kaplama)
              • kürk [TUR10-0503330] (Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu)
                • badem kürk [TUR10-0067620] (Tilki postunun yalnız bacak kesiminden yapılan kürk)
                • kevel [TUR10-0446590] (Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk)
                • cılkava [TUR10-0138340] (Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan kürk)
                • kastor [TUR10-0425950] (Kunduz kürkü)
                • vizon kürk [TUR10-0820960] (Vizondan yapılan iyi işlenmiş kürk)
                • beyaztilki [TUR10-0097820] (Tilkinin kışlık tüyünden yapılan kürk)
              • kuron [TUR10-0493010] (Korumak için diş üzerine geçirilen metal kaplama)
              • etek [TUR10-0257080] (Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü)
              • etek [TUR10-0257050] (Giysinin belden aşağıda kalan bölümü)
                • peş [TUR10-0625010] (Elbisenin etek kısmı)
              • etek [TUR10-0257070] (Giysinin alt kenarı)
              • faset [TUR10-0265310] (Dişin ön yüzüne estetik amaçla yapılan kaplama)
              • dalyasan [TUR10-0181470] (Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu)
              • davlumbaz [TUR10-0185000] (Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak)
              • diri örtü [TUR10-0209210] (Ormanlık bölgelerde ağaçların altında yeşeren çalı, çırpı veya odunsu bitkiler)
              • dirsek [TUR10-0209310] (Giysi kolunda dirseğe rastlayan bölüm)
              • kromaj [TUR10-0486880] (Bu işlemle kaplanmış yer)
              • lambri [TUR10-0506840] (Tavan kaplaması)
              • astar kaplama [TUR10-0051420] (Kontratablalarda kör ağacın biçim değiştirmesini önlemek amacıyla iki yüzüne yapıştırılan kaplama katı)
              • sandalyelik [TUR10-0662990] (Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama)
              • kasnak [TUR10-0425600] (Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü)
              • yüz kaplama [TUR10-0867900] (Genellikle sert ve orta sert ağaçlardan biçilerek veya kesilerek elde edilen, kontratabla veya yonga levhalarının yüzlerine yapıştırılarak kullanılan, güzel desenli kaplama çeşidi)
              • mantolama [TUR10-1095430] (Binaları soğuğa veya sıcağa karşı koruma amacıyla özel malzemeyle kaplama)
              • braket [TUR10-0120210] (Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme)
              • nikelaj [TUR10-0577000] (Metal bir yüzeyi nikelle kaplama)
              • nikelaj [TUR10-0577020] (Metal üzerine nikelle yapılmış kaplama)
              • filato [TUR10-1027780] (Çeşitli ağaç kaplamalarından elde edilen, tek veya çok renkli, dar ve uzun şeritler biçimdeki bir tür kaplama)
              • galvaniz [TUR10-1247880] (450-455 derecedeki erimiş çinkonun içine daldırılan çeliğin kaplanması)
              • galvanoplasti [TUR10-0282570] (İçinde herhangi bir maden erimiş bulunan bir sıvıya, istenilen eşyayı daldırıp sıvıdan elektrik akımı geçirmek yoluyla o eşyayı bir maden tabakasıyla kaplama işlemi)
              • gümüş kaplama [TUR10-0314730] (Herhangi bir metalin gümüş ile örtülmüş biçimi)
            • çini [TUR10-0266200] (Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha) tile [ENG31-04442314-n] (a flat thin rectangular slab (as of fired clay or rubber or linoleum) used to cover surfaces)
              • bordür [TUR10-0114090] (Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir tür fayans)
              • flange [ENG31-03361704-n] (a projection used for strength or for attaching to another object)
            • karo [TUR10-0422600] (Betondan yapılmış dört köşe döşeme taşı)
            • tile [ENG31-04442314-n] (a flat thin rectangular slab (as of fired clay or rubber or linoleum) used to cover surfaces)
            • hurufat [TUR10-0350270] (Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları)
            • type [ENG31-04511781-n] (a small metal block bearing a raised character on one end)
            • matbaa harfi [TUR10-1216350] (Tipoğrafik (tipo) baskıda mürekkepliyken kağıt veya diğer malzemeye baskı için kullanılan kabartma harf veya şekil taşıyan metal bir blok.)
            • type [ENG31-04511781-n] (a small metal block bearing a raised character on one end)
            • lambri [TUR10-0506830] (Bir yapının iç duvar kaplaması)
            • wainscot [ENG31-04551424-n] (panel forming the lower part of an interior wall when it is finished differently from the rest of the wall)
            • sal [TUR10-0659140] (Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı) raft [ENG31-04052477-n] (a flat float (usually made of logs or planks) that can be used for transport or as a platform for swimmers)
              • cankurtaran salı [TUR10-0132250] (Deniz kazalarında kullanılmak üzere gemilerde bulundurulan sal)
            • çamaşırlık [TUR10-0148890] (Kurutmak amacıyla üzerine çamaşır serilen araç)
            • üstyapı [TUR10-0810650] (Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı)
            • yumak [TUR10-0862080] (Yuvarlak biçimde sarılmış iplik, yün vb. şey)
              • roda [TUR10-0648260] (Yöntemine uygun düzgün sarılmış halat yumağı)
              • kuka [TUR10-0488260] (Dantel veya nakış ipliği yumağı)
              • bedirik [TUR10-0088880] (Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı, yumağı)
              • bürümcek [TUR10-0128160] (Koza gibi yumaklanmış şey)
            • halita [TUR10-0323100] (Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün)
            • hayrat [TUR10-0335880] (Halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı)
          • tekgövde [TUR10-1100930] (Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan)
          • kül [TUR10-0500960] (Bütün; tüm)
        • yer [TUR10-0090350] (Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal) location [ENG31-00027365-n] (a point or extent in space)
          • bölge [TUR10-0444290] (Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası) area [ENG31-08514304-n] (a particular geographical region of indefinite boundary (usually serving some special purpose or distinguished by its people or culture or geography))
            • ceza sahası [TUR10-0137900] (Futbolda bir oyuncunun bilerek yaptığı kural dışı davranışın penaltı ile cezalandırıldığı veya kalecinin topu elle tutmasına izin verildiği alan)
            • kışlak [TUR10-0455240] (Kışın orduların, göçebe oymakların hayvanlarıyla birlikte yayladan inip konakladıkları yer)
            • idari bölge [TUR10-1225740] (Yönetimsel bölge, yönetim bölgesi) administrative district [ENG31-08508836-n] (a district defined for administrative purposes)
              • eyalet [TUR10-0261070] (Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan büyük il) state [ENG31-08671935-n] (the territory occupied by one of the constituent administrative districts of a nation)
                • Körfez Eyaletleri [TUR10-1229310] (ABD'nin Meksika Körfezi'ne kıyısı olan eyaletleri)
                • Gulf States [ENG31-09072055-n] (a region of the United States comprising states bordering the Gulf of Mexico)
                • ABD eyaleti [TUR10-1226090] (Amerika Birleşik Devletleri'ni oluşturan, belirli bir coğrafi bölgede idari yetkiye sahip olan ve Birleşik Devletler federal hükümeti ile paylaşan elli idari birimden her biri) American state [ENG31-08673095-n] (one of the 50 states of the United States)
                  • New York eyaleti [TUR10-1229780] (ABD'nin kuzeydoğusunda bulunan, New York şehrinin de içinde bulunduğu eyalet)
                  • Washington eyaleti [TUR10-1229900] (Adını ilk ABD başkanından alan, ABD'nin Büyük Okyanus kıyısının en kuzeyinde bulunan eyalet)
                  • Porto Riko [TUR10-1226740] (Karayip Denizi'nin kuzeydoğusunda, Dominik Cumhuriyeti'nin batısında bulunan, ABD'ye bağlı ve içişlerinde bağımsız olan, adalardan oluşan özerk bölge)
                  • Puerto Rico [ENG31-08770647-n] (the smallest and easternmost of the Greater Antilles in the Caribbean)
                • Alberta [TUR10-1227600] (Kanada'nın batısında bulunan bir eyalet)
                • Alberta [ENG31-08841194-n] (one of the three prairie provinces in western Canada)
                • Quebec [TUR10-1244580] (The largest province of Canada)
                • Quebec [ENG31-08848063-n] (the largest province of Canada)
                • British Columbia [TUR10-1244550] (A province in western Canada)
                • British Columbia [ENG31-08841847-n] (a province in western Canada)
                • Bavyera [TUR10-0085835] (Almanya'nın güneyinde, başkenti Münih olan bir eyalet)
              • il [TUR10-0366810] (Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri)
              • county [ENG31-08564445-n] ((United States) the largest administrative district within a state)
              • ilçe [TUR10-0433960] (Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm) county [ENG31-08564445-n] ((United States) the largest administrative district within a state)
                • Antakya [TUR10-1229250] (Hatay ilinin büyükşehir olmadan önceki merkezi ve nüfus bakımından en büyük ilçesi)
                • Antioch [ENG31-09063473-n] (a town in southern Turkey)
                • mamak [TUR10-1095070] (Ankara iline bağlı ilçelerden biri)
                • kızılırmak [TUR10-1081480] (Çankırı iline bağlı ilçelerden biri)
                • lâdik [TUR10-1092160] (Samsun iline bağlı ilçelerden biri)
                • kâhta [TUR10-1066890] (Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri)
                • güroymak [TUR10-1041730] (Bitlis iline bağlı ilçelerden biri)
              • mahalle [TUR10-0517750] (Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri) neighborhood [ENG31-08659906-n] (an area within a city or town that has some distinctive features (especially one forming a community))
                • getto [TUR10-0294980] (Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü)
                • ghetto [ENG31-08566867-n] (a poor densely populated city district occupied by a minority ethnic group linked together by economic hardship and social restrictions)
                • kenar mahalle [TUR10-0440710] (Şehrin merkezinden uzak ve çoğu kültürsüz, görgüsüz ve fakir halkın oturduğu semt)
                • slum [ENG31-08669407-n] (a district of a city marked by poverty and inferior living conditions)
                • seçim bölgesi [TUR10-0672420] (Seçimlerde her muhtarlığa bağlı bölge)
                • voting precinct [ENG31-08556293-n] (one of several districts into which a city or town is divided for voting)
                • şehir merkezi [TUR10-0726600] (Şehrin en işlek yeri, iç bölümleri)
                • business district [ENG31-08556635-n] (the central area or commercial center of a town or city)
                • yalı boyu [TUR10-0828820] (Su kıyısı)
                • waterfront [ENG31-08651258-n] (the area of a city (such as a harbor or dockyard) alongside a body of water)
                • Hollywood [TUR10-1244960] (A district of Los Angeles long associated with the American film industry)
                • Hollywood [ENG31-09086427-n] (a district of Los Angeles long associated with the American film industry)
                • teneke mahallesi [TUR10-0764330] (Damlarının çoğu teneke kaplı, derme çatma evlerin oluşturduğu mahalle)
                • mahalle arası [TUR10-0517770] (Mahallenin sokakları arasında kalan yer)
                • yukarı mahalle [TUR10-0862010] (Bir yerleşim bölgesinin yüksek yerlerinde oluşan mahalle)
                • getto [TUR10-0294970] (Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimlerini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle; Yahudi mahallesi)
              • il [TUR10-0820020] (Ülkenin vali yönetimindeki bölümü) state [ENG31-08671935-n] (the territory occupied by one of the constituent administrative districts of a nation)
                • düzce [TUR10-1255720] (Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri)
              • eyalet [TUR10-0261080] (Osmanlı İmparatorluğu'nda en büyük sivil ve asker yönetim bölgesi)
              • ülke [TUR10-0561830] (Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü) country [ENG31-08562388-n] (the territory occupied by a nation)
                • krallık [TUR10-0485680] (Kral tarafından yönetilen devlet ve bu devletin toprağı)
                • kingdom [ENG31-08575692-n] (the domain ruled by a king or queen)
                • prenslik [TUR10-0635520] (Bir prensin yönetiminde olan ülke) principality [ENG31-08576025-n] (territory ruled by a prince)
                  • Galler [TUR10-1228000] (Britanya'da Birleşik Krallık'a bağlı dört ülkeden biri)
                  • Scotland [ENG31-08910324-n] (one of the four countries that make up the United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland)
                • ana vatan [TUR10-1225780] (İlk yurt edinilen yer)
                • fatherland [ENG31-08527190-n] (the country where you were born)
                • Afrika ülkesi [TUR10-1226300] (Afrika kıtasında kurulu ülke)
                  • Tunus [TUR10-0788205] (Kuzey Afrika'da resmi dili Arapça, başkenti Tunus olan ülke)
                  • Tunisia [ENG31-09059869-n] (a republic in northwestern Africa on the Mediterranean coast)
                  • Çad [TUR10-1226460] (Orta Afrika'nın kuzeyinde, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Chad [ENG31-08737870-n] (a landlocked desert republic in north-central Africa)
                  • somali [TUR10-1195130] (Afrika Boynuzu adı verilen bölgede yer alan, resmi dilleri Somalice ve Arapça, başkenti Mogadişu olan ülke)
                  • Somalia [ENG31-09020930-n] (a republic in extreme eastern Africa on the Somali peninsula)
                  • Kongo [TUR10-0471875] (Orta Afrika'da bulunan, batıda Gabon, kuzeybatıda Kamerun, kuzeydoğuda Orta Afrika Cumhuriyeti, doğu ve güneyde Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile komşu olan ülke)
                  • Congo [ENG31-08751877-n] (a republic in west-central Africa)
                  • Nijerya [TUR10-0576735] (Batı Afrika'da, resmi dili İngilizce ve başkenti Abuja olan ülke)
                  • Ghana [ENG31-08965960-n] (a republic in West Africa on the Gulf of Guinea)
                  • Nijer [TUR10-1228720] (Kuzeyde Cezayir ve Libya, doğuda Çad, güneyde Nijerya ve Benin, batıda Burkina Faso ve Mali ile komşu olan, Afrika'nın batısında bulunan bir ülke)
                  • Niger [ENG31-08995681-n] (a landlocked republic in West Africa)
                  • Cezayir [TUR10-0137945] (Kuzey Afrika'da yer alan, başkenti Cezayir olan ülke)
                  • Algeria [ENG31-08723211-n] (a republic in northwestern Africa on the Mediterranean Sea with a population that is predominantly Sunni Muslim)
                  • Libya [TUR10-0511075] (Kuzey Afrika'da yer alan, resmi dili Arapça, başkenti Trablus olan ülke)
                  • Libya [ENG31-08979456-n] (a military dictatorship in northern Africa on the Mediterranean)
                  • Liberya [TUR10-1228590] (Bir Batı Afrika ülkesi)
                  • Liberia [ENG31-08979027-n] (a republic in West Africa)
                  • Zimbabwe [TUR10-1229930] (Afrika kıtasının güneyinde bulunan, denize kıyısı olmayan bir ülke)
                  • Zimbabwe [ENG31-09189894-n] (a landlocked republic in south central Africa formerly called Rhodesia)
                  • mısır [TUR10-1195470] (Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, başkenti Kahire olan ülke)
                  • Sierra Leone [TUR10-1228900] (Batı Afrika'da, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Liberia [ENG31-08979027-n] (a republic in West Africa)
                  • Kamerun [TUR10-0407065] (Afrika kıtasında, Nijerya ve Gabon arasında yer alan, başkenti Yaoundé olan ülke)
                  • Cameroon [ENG31-08735042-n] (a republic on the western coast of central Africa)
                  • Orta Afrika Cumhuriyeti [TUR10-1226450] (Bir Orta Afrika ülkesi)
                  • Central African Republic [ENG31-08736410-n] (a landlocked country in central Africa)
                  • Angola Cumhuriyeti [TUR10-1226360] (Eskiden Portekiz sömürgesiyken, bağımsızlığını 1975'te kazanan bir Güneybatı Afrika cumhuriyeti)
                  • Angola [ENG31-08725731-n] (a republic in southwestern Africa on the Atlantic Ocean)
                  • Benin [TUR10-1226820] (Kuzeyde Burkina Faso ve Nijer, batıda Togo, doğuda Nijerya ile komşu olan bir Batı Afrika ülkesi)
                  • Benin [ENG31-08777253-n] (a country on western coast of Africa)
                  • Burundi [TUR10-0125795] (Afrika kıtasının orta bölümünün doğu kısmında yer alan ve başkenti Bujumbara olan ülke)
                  • Burundi [ENG31-08734052-n] (a landlocked republic in east central Africa on the northeastern shore of Lake Tanganyika)
                  • Cibuti [TUR10-1226870] (Kuzeydoğu Afrika'da bir ülke)
                  • Djibouti [ENG31-08780328-n] (a country in northeastern Africa on the Somali peninsula)
                  • Etiyopya [TUR10-1227090] (Kuzeydoğu Afrika'da, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Ethiopia [ENG31-08795913-n] (Ethiopia is a republic in northeastern Africa on the Red Sea)
                  • Fas [TUR10-0265585] (Kuzey Afrika'da yer alan, başkenti Rabat olan ülke)
                  • Morocco [ENG31-08991642-n] (a kingdom (constitutional monarchy) in northwestern Africa with a largely Muslim population)
                  • Fildişi Sahili [TUR10-1226580] (Gine Körfezi'nde, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Ivory Coast [ENG31-08754350-n] (a republic in western Africa on the Gulf of Guinea)
                  • Gambiya [TUR10-1228430] (Batı Afrika'da, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Gambia [ENG31-08965594-n] (a narrow republic surrounded by Senegal in West Africa)
                  • Gana [TUR10-1228440] (Gine Körfezi'nde, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Ghana [ENG31-08965960-n] (a republic in West Africa on the Gulf of Guinea)
                  • Gine [TUR10-0298065] (Afrika kıtasının batı bölümünde yer alan, başkenti Conakry olan ülke)
                  • Kenya [TUR10-0441665] (Afrika kıtasının doğu kısmında yer alan, başkenti Nairobi olan ülke)
                  • Kenya [ENG31-08947966-n] (a republic in eastern Africa)
                  • Madagaskar [TUR10-1228620] (Afrika ana kıtasının doğusunda, Hint Okyanusu'nun batısında bulunan, dünyanın en büyük dördüncü adası olan ada ülke)
                  • Madagascar [ENG31-08981743-n] (an island in the Indian Ocean off the southeastern coast of Africa)
                  • Moritanya [TUR10-0550585] (Atlantik Okyanusu'na kıyısı bulunan ve başkenti Nuakşot olan bir Batı Afrika ülkesi)
                  • Mauritania [ENG31-08989171-n] (a country in northwestern Africa with a provisional military government)
                  • Mozambik [TUR10-0882725] (Güney Afrika'da, resmi dilleri Portekizce ve Swahili, başkenti Maputo olan ülke)
                  • Namibya [TUR10-0570055] (Güney Afrika'da yer alan, resmi dili İngilizce, başkenti Windhoek olan ülke)
                  • Namibia [ENG31-08717468-n] (a republic in southwestern Africa on the south Atlantic coast (formerly called South West Africa))
                  • Ruanda [TUR10-1227530] (Bir Orta Afrika ülkesi)
                  • Rwanda [ENG31-08832898-n] (a landlocked republic in central Africa)
                  • Senegal [TUR10-0676875] (Batı Afrika'da yer alan, başkenti Dakar olan ülke)
                  • Senegal [ENG31-09018232-n] (a republic in northwestern Africa on the coast of the Atlantic)
                  • Tanzanya [TUR10-0745105] (Doğu Afrika'da, Hint Okyanusu'na kıyısı bulunan, resmi dilleri Swahili ve İngilizce, başkenti Dodoma olan ülke)
                  • Kenya [ENG31-08947966-n] (a republic in eastern Africa)
                  • Togo [TUR10-1226830] (Gine Körfezi'nde, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Togo [ENG31-08777819-n] (a republic on the western coast of Africa on the Gulf of Guinea)
                  • Uganda [TUR10-0797005] (Doğu Afrika'da, denize kıyısı bulunmayan, başkenti Kampala olan ülke)
                  • Uganda [ENG31-09065527-n] (a landlocked republic in eastern Africa)
                  • Zambiya [TUR10-0869945] (Orta Afrika'da, denize kıyısı bulunmayan, resmi dili İngilizce ve başkenti Lusaka olan ülke)
                  • Congo [ENG31-08752218-n] (a republic in central Africa)
                  • Güney Afrika [TUR10-1228950] (Afrika'nın güney ucunda, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • South Africa [ENG31-09021852-n] (a republic at the southernmost part of Africa)
                  • Seyşel Adaları [TUR10-1228890] (Seyşel Adalarında kurulu, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Seychelles [ENG31-09018853-n] (a republic on the Seychelles islands)
                  • Seyşeller [TUR10-1228880] (Afrika ana kıtasının doğusunda, Madagaskar'ın kuzeydoğusunda bulunan, adalar topluluğundan oluşan bir ülke)
                  • Seychelles [ENG31-09018853-n] (a republic on the Seychelles islands)
                  • Mağrip [TUR10-0517635] (Kuzey Afrika'nın batısının büyük bir kısmını kapsayan ve Mısır'ın batısında bulunan bölge)
                  • Maghreb [ENG31-08614879-n] (the region of northwest Africa comprising the Atlas Mountains and the coastlands of Morocco and Algeria and Tunisia)
                  • Botswana [TUR10-1227780] (Bir Orta Afrika ülkesi)
                  • Botswana [ENG31-08871381-n] (a landlocked republic in south-central Africa that became independent from British control in the 1960s)
                  • Rodezya [TUR10-0648315] (Güney Afrika'daki, şu an Kuzey Rodezya (Zambiya) ve Güney Rodezya (Zimbabve) olarak bölünmüş geniş bölgenin eski adı)
                • Asya ülkesi [TUR10-1226310] (Asya kıtasında kurulu ülke)
                  • Çin Halk Cumhuriyeti [TUR10-1226470] (Doğu Asya'da, dünyanın en kalabalık ülkesi olma özelliğine sahip, resmi dili Çince ve başkenti Pekin olan ülke)
                  • China [ENG31-08740839-n] (a communist nation that covers a vast territory in eastern Asia)
                  • Filipinler [TUR10-1228760] (Kuzeyde Tayvan ve Çin, batıda Vietnam ile deniz aşırı komşu olan, Pasifik Okyanusu'nun batısında bulunan, adalar topluluğundan oluşan bir ülke)
                  • Philippines [ENG31-09002670-n] (an archipelago in the southwestern Pacific including some 7000 islands)
                  • afganistan [TUR10-1195270] (Orta Asya'da, denize kıyısı bulunmayan, resmi dilleri Darice ve Peştuca, başkenti Kabil olan ülke)
                  • Afghanistan [ENG31-08721268-n] (a mountainous landlocked country in central Asia)
                  • ırak [TUR10-1195330] (Ortadoğu'da, Basra Körfezi'nin üzerinde yer alan, resmi dili Arapça ve başkenti Bağdat olan ülke)
                  • Iraq [ENG31-08933207-n] (a republic in the Middle East in western Asia)
                  • İran İslam Cumhuriyeti [TUR10-1228180] (Ortadoğu'da yer alan, Hazar Denizi ve Basra Körfezi arasında yer alan, resmi dili Farsça ve başkenti Tahran olan ülke)
                  • Iran [ENG31-08930441-n] (a theocratic Islamic republic in the Middle East in western Asia)
                  • kktc [TUR10-1195380] ((Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Akdeniz'de bulunan en büyük üçüncü ada ve Kıbrıs adasının kuzey kısmında yer alan fiili bağımsız devlet)
                  • suudi arabistan [TUR10-1195020] (Arap Yarımadası'nda yer alan, resmi dili Arapça ve başkenti Riyad olan ülke)
                  • Saudi Arabia [ENG31-09015658-n] (an absolute monarchy occupying most of the Arabian Peninsula in southwest Asia)
                  • suriye [TUR10-1194900] (Ortadoğu'da yer alan, Akdeniz'e kıyısı bulanan, resmi dili Arapça ve başkenti Şam olan ülke)
                  • Syria [ENG31-09055808-n] (an Asian republic in the Middle East at the east end of the Mediterranean)
                  • pakistan [TUR10-1195100] (Güney Asya'da yer alan, resmi dili Urduca ve başkenti İslamabad olan ülke)
                  • Pakistan [ENG31-08998272-n] (a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley)
                  • ermenistan [TUR10-1195030] (Güney Kafyasya'da, denize kıyısı bulunmayan, resmi dili Ermenice ve başkenti Erivan olan ülke)
                  • filistin [TUR10-1195260] (Ortadoğu'da, Akdeniz'in doğu kısmında bir bölge)
                  • kürdistan [TUR10-1194970] (Ortadoğu'da önceden Kürt halkının anavatanı olan geniş bölge)
                  • Kamboçya [TUR10-1226440] (Tayland'ın kuzeydoğusunda bir Asya ülkesi)
                  • Cambodia [ENG31-08734571-n] (a nation in southeastern Asia)
                  • acem [TUR10-0002090] (İran ülkesi)
                  • Vietnam [TUR10-0819945] (Güneydoğu Asya'da, resmi dili Vietnamca ve başkenti Hanoi olan ülke)
                  • Vietnam [ENG31-09185985-n] (a communist state in Indochina on the South China Sea)
                  • Güney Kore [TUR10-1228550] (Kore Yarımadası'nın güneyinde, cumhuriyetle yönetilen bir ülke)
                  • South Korea [ENG31-08975399-n] (a republic in the southern half of the Korean Peninsula)
                  • Kuzey Kore [TUR10-1228540] (Kore Yarımadası'nın kuzeyinde, komünizmle yönetilen ülke)
                  • North Korea [ENG31-08974855-n] (a communist country in the northern half of the Korean Peninsula)
                  • Singapur [TUR10-1228910] (Kuzeyde Malezya'nın Johor eyaleti, güneyde ise Endonezya'nın Riau Adaları ile çevrili bir şehir devleti)
                  • Singapore [ENG31-09019857-n] (a country in southeastern Asia on the island of Singapore)
                  • Bahreyn [TUR10-1227740] (Basra Körfezi'nde bir ada devleti)
                  • Bahrain [ENG31-08867086-n] (an island country in the Persian Gulf off the coast of Saudi Arabia)
                  • Lübnan [TUR10-0514465] (Ortadoğu'da resmi dili Arapça, başkenti Beyrut olan ülke)
                  • Lebanon [ENG31-08977154-n] (an Asian republic at east end of Mediterranean)
                  • Kuveyt [TUR10-0498145] (Arabistan Yarımadası'nın kuzeydoğusunda yer alan, resmi dili Arapça, başkenti Kuveyt olan ülke)
                  • Kuwait [ENG31-08949016-n] (an Arab kingdom in Asia on the northwestern coast of the Persian Gulf)
                  • Tayvan [TUR10-1226510] (Batıda Çin, kuzeydoğuda Japonya, güneyde Filipinler ile deniz aşırı komşu olan, pek çok ülke tarafından tanınmayan Doğu Asya ülkesi; Çin Cumhuriyeti)
                  • Taiwan [ENG31-08748383-n] (a government on the island of Taiwan established in 1949 by Chiang Kai-shek after the conquest of mainland China by the Communists led by Mao Zedong)
                  • Birleşik Arap Emirlikleri [TUR10-1229280] (Arap Yarımadasının doğusunda, yedi Arap emirliğinden oluşan federasyon devleti)
                  • United Arab Emirates [ENG31-09066665-n] (a federation of seven Arab emirates on the eastern Arabian peninsula)
                  • Azerbaycan [TUR10-0065005] (Batı Asya ile Doğu Avrupa'nın kesişim noktası Kafkasya'da yer alan, resmi dili Azerice ve başkenti Bakü olan ülke)
                  • Ürdün [TUR10-0808395] (Ortadoğu'da, Ürdün Nehri'nin doğusunda yer alan, resmi dili Arapça ve başkenti Amman olan ülke)
                  • Jordan [ENG31-08946959-n] (an Arab kingdom in southwestern Asia on the Red Sea)
                  • Nepal [TUR10-1228110] (Himalayalar'ın tepesinde küçük bir Asya ülkesi)
                  • Nepal [ENG31-08926147-n] (a small landlocked Asian country high in the Himalayas between India and China)
                  • Bangladeş [TUR10-0076115] (Güney Asya'da yer alan, resmi dili Bengalce ve başkenti Dhaka olan ülke)
                  • Bangladesh [ENG31-08867723-n] (a Muslim republic in southern Asia bordered by India to the north and west and east and the Bay of Bengal to the south)
                  • hindistan [TUR10-1195010] (Güney Asya'da, Hint Yarımadası'nın büyük bir kısmını kapsayan, resmi dilleri Hintçe ve İngilizce, başkenti Yeni Delhi olan ülke)
                  • India [ENG31-08920762-n] (a republic in the Asian subcontinent in southern Asia)
                  • Özbekistan [TUR10-1229090] (Kuzeyde ve batıda Kazakistan, doğuda Kırgızistan ve Tacikistan, güneyde Afganistan ve Türkmenistan ile komşu olan, Orta Asya'da bulunan bir Türk devleti)
                  • Uzbekistan [ENG31-09044635-n] (a landlocked republic in west central Asia)
                  • Türkmenistan [TUR10-1229060] (Güneyde İran, kuzeyde Kazakistan, kuzeydoğudan Özbekistan, güneydoğudan Afganistan ile komşu olan, Orta Asya'da bulunan bir Türk devleti)
                  • Yemen [TUR10-0848095] (Ortadoğu'da, resmi dili Arapça ve başkenti San'a olan ülke)
                  • Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti [TUR10-1229920] (Arap Yarımadası'nın güneybatı ucunda, cumhuriyetle yönetilen bir ülke)
                  • Yemen [ENG31-09187354-n] (a republic on the southwestern shores of the Arabian Peninsula on the Indian Ocean)
                  • Moğolistan [TUR10-1228680] (Güneyde, doğuda ve batıda Çin, kuzeyde Rusya ile komşu olan Orta ve Doğu Asya'da bulunan bir ülke)
                  • Mongolia [ENG31-08991028-n] (a vast region in Asia including the Mongolian People's Republic and China's Inner Mongolia)
                  • Filipinler [TUR10-1228770] (Filipin Adaları'nda kurulu, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Philippines [ENG31-09003614-n] (a republic on the Philippine Islands)
                  • Endonezya [TUR10-0247255] (Güneydoğu Asya'da yer alan, birçok adadan oluşan ve başkenti Cakarta olan ülke)
                  • Indonesia [ENG31-08927379-n] (a republic in southeastern Asia on an archipelago including more than 13,000 islands)
                  • Rusya Federasyonu [TUR10-1228980] (Kuzey Asya ve Doğu Avrupa'da yer alan, resmi dili Rusça ve başkenti Moskova olan ülke)
                  • Russia [ENG31-09028783-n] (a federation in northeastern Europe and northern Asia)
                  • İsrail [TUR10-0381445] (Ortadoğu'da Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği yerde bulunan bir ülke)
                  • Israel [ENG31-08810400-n] (Jewish republic in southwestern Asia at eastern end of Mediterranean)
                  • Türkiye Cumhuriyeti [TUR10-1229240] (Anadolu ve Balkanlar'da kurulu, cumhuriyetle yönetilen Avrasya ülkesi)
                  • Turkey [ENG31-09061886-n] (a Eurasian republic in Asia Minor and the Balkans)
                  • SSCB [TUR10-1228960] (Rusya İmparatorluğu'nun Vladimir Lenin önderliğindeki Bolşeviklerce 1917 Ekim Devrimi'yle yıkılmasından sonra 1922 yılında kurulan ve 1991 yılına dek varlığını koruyan devlet)
                  • Soviet Union [ENG31-09025654-n] (a former communist country in eastern Europe and northern Asia)
                  • Maldivler [TUR10-1228670] (Maldiv Adalarında yer alan, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Maldives [ENG31-08987602-n] (a republic on the Maldive Islands)
                  • Papua Yeni Gine [TUR10-1227700] (Yeni Gine adasının doğu tarafındaki ülke)
                  • Papua New Guinea [ENG31-08863549-n] (a parliamentary democracy on the eastern half of the island of New Guinea)
                  • Tibet [TUR10-0776255] (Orta Asya'da bulunan, kuzeyde Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Qinghai, doğuda Sichuan, güneyde Hindistan, Nepal ve Bhutan ile komşu olan otonom bölge)
                  • Japan [TUR10-1244700] (Doğu Asya'da, resmi dili Japonca ve başkenti Tokyo olan ada ülkesi)
                  • Japan [ENG31-08941623-n] (a constitutional monarchy occupying the Japanese Archipelago)
                  • Türkistan [TUR10-1226480] (Kuzeyde Sibirya ve Tibet, güneyde Hindistan ve Afganistan, doğuda Gobi Çölü, batıda Hazar Denizi ile çevrili olan bir Orta Asya ülkesi)
                  • Turkistan [ENG31-08742378-n] (a historical region of central Asia that was a center for trade between the East and the West)
                  • Malezya [TUR10-0521845] (Güneydoğu Asya'daki, başkenti Kuala Lumpur olan ülke)
                  • Malaysia [ENG31-08983142-n] (a constitutional monarchy in southeastern Asia on Borneo and the Malay Peninsula)
                  • Kore [TUR10-0475505] (Kore Yarımadası'nda bulunan, kuzeybatıda Çin ve kuzeydoğuda Rusya ile komşu olan, 1945'te Kuzey Kore ve Güney Kore olmak üzere iki ayrı ülkeye bölünen eski ülke)
                  • Hong Kong [TUR10-1244380] (Formerly a Crown Colony on the coast of southern China in Guangdong province)
                  • Hong Kong [ENG31-08748981-n] (formerly a Crown Colony on the coast of southern China in Guangdong province)
                  • Siyam [TUR10-1229210] (Uzakdoğu'da bir ülke)
                  • Thailand [ENG31-09058927-n] (a country of southeastern Asia that extends southward along the Isthmus of Kra to the Malay Peninsula)
                • Avrupa ülkesi [TUR10-1226270] (Avrupa kıtasında kurulu ülke)
                  • almanya [TUR10-1194930] (Orta Avrupa'da yer alan, resmi dili Almanca ve başkenti Berlin olan ülke)
                  • Germany [ENG31-08784821-n] (a republic in central Europe)
                  • avusturya [TUR10-1195110] (Orta Avrupa'da, resmi dili Almanca ve başkenti Viyana olan ülke)
                  • Slovenia [ENG31-08836296-n] (a mountainous republic in central Europe)
                  • Belçika [TUR10-0090335] (Batı Avrupa'da yer alan, resmi dilleri Felemenkçe, Fransızca ve Almanca, başkenti Brüksel olan ülke)
                  • fransa [TUR10-1194920] (Batı Avrupa'da yer alan, resmi dili Fransızca ve başkenti Paris olan ülke)
                  • France [ENG31-08949695-n] (a republic in western Europe)
                  • hollanda [TUR10-1195080] (Batı Avrupa'da yer alan, resmi dili Felemenkçe ve başkenti Amsterdam olan ülke)
                  • Netherlands [ENG31-08968866-n] (a constitutional monarchy in western Europe on the North Sea)
                  • ispanya [TUR10-1195490] (Avrupa'nın güneybatısında İber Yarımadası'nda yer alan, resmi dili İspanyolca, başkenti Madrid olan ülke)
                  • Spain [ENG31-09045691-n] (a parliamentary monarchy in southwestern Europe on the Iberian Peninsula)
                  • polonya [TUR10-1195150] (Orta Avrupa'da yer alan, Baltık Denizi'ne kıyısı bulunan, resmi dili Lehçe ve başkenti Varşova olan ülke)
                  • Poland [ENG31-09004957-n] (a republic in central Europe)
                  • Vatikan [TUR10-1224570] (İtalya'nın Roma şehrinde bulunan, Hristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan devlet)
                  • yunanistan [TUR10-1195050] (Güneydoğu Avrupa'da, resmi dili Yunanca ve başkenti Atina olan ülke)
                  • Greece [ENG31-08798733-n] (a republic in southeastern Europe on the southern part of the Balkan peninsula)
                  • italya [TUR10-1194960] (Güney Avrupa'da yer alan, resmi dili İtalyanca ve başkenti Roma olan ülke)
                  • Italy [ENG31-08819530-n] (a republic in southern Europe on the Italian Peninsula)
                  • bulgaristan [TUR10-1195040] (Güneydoğu Avrupa'da yer alan, resmi dili Bulgarca ve başkenti Sofya olan ülke)
                  • macaristan [TUR10-1195160] (Orta Avrupa'da, denize kıyısı bulunmayan, resmi dili Hırvatça ve başkenti Budapeşte olan ülke)
                  • Hungary [ENG31-08971963-n] (a republic in central Europe)
                  • portekiz [TUR10-1195120] (Avrupa'nın güneybatısında, İber Yarımadası'nın batı kısmını kapsayan, resmi dili Portekizce ve başkenti Lizbon olan ülke)
                  • Portugal [ENG31-09007158-n] (a republic in southwestern Europe on the Iberian Peninsula)
                  • Birleşik Krallık [TUR10-1227820] (Avrupa'nın batısında bulunan, coğrafi olarak Büyük Britanya Adasının tamamını, İrlanda Adası'nın kuzey kısmını ve bazı diğer Britanya Adalarını kapsayan ülke) United Kingdom [ENG31-08879115-n] (a monarchy in northwestern Europe occupying most of the British Isles)
                    • İskoçya [TUR10-0380255] (Birleşik Krallık'ın en kuzeyinde yer alan, başkenti Edinburgh olan ülke)
                    • Scotland [ENG31-08910324-n] (one of the four countries that make up the United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland)
                    • ingiltere [TUR10-1195170] (Avrupa'nın batısında yer alan, Birleşik Krallık'ı oluşturan ülkelerin en büyük ve en merkezisi olma özelliğine sahip, resmi dili İngilizce, başkenti Londra olan ülke)
                    • England [ENG31-08891234-n] (a division of the United Kingdom)
                    • incik yahnisi [TUR10-1058010] (İncik eti, yağ, soğan ve baharat kullanılarak hazırlanan bir tür tencere yemeği)
                  • İrlanda [TUR10-0378965] (Kuzeybatı Avrupa'da yer alan, başkenti Dublin olan ülke)
                  • Ireland [ENG31-08908903-n] (a republic consisting of 26 of 32 counties comprising the island of Ireland)
                  • Karadağ [TUR10-0415845] (Balkanlarda yer alan, başkenti Podgorica olan ülke)
                  • Moldova [TUR10-0549585] (Doğu Avrupa'da yer alan, resmi dili Rumence ve başkenti Kişinev olan ülke)
                  • Romanya [TUR10-0648785] (Güneydoğu Avrupa'da, Karadeniz'e kıyısı bulunan, resmi dili Rumence ve başkenti Bükreş olan ülke)
                  • Ukrayna [TUR10-0797855] (Doğu Avrupa'da, Karadeniz'e kıyısı bulunan, resmi dili Ukraynaca ve başkenti Kiev olan ülke)
                  • Ukraine [ENG31-09037349-n] (a republic in southeastern Europe)
                  • Çek Cumhuriyeti [TUR10-1226780] (Kuzeyde Polonya, batı ve kuzeybatıda Almanya, güneyde Avusturya, doğuda Slovakya ile komşu olan bir Orta Avrupa ülkesi)
                  • Czech Republic [ENG31-08775097-n] (a landlocked republic in central Europe)
                  • Slovenya [TUR10-0698435] (Güneydoğu Avrupa'da, resmi dili Slovence ve başkenti Ljubljana olan ülke)
                  • Slovenia [ENG31-08836296-n] (a mountainous republic in central Europe)
                  • Slovak Cumhuriyeti [TUR10-1226810] (Orta Avrupa'da yer alan, resmi dili Slovakça ve başkenti Bratislava olan ülke)
                  • Czech Republic [ENG31-08775097-n] (a landlocked republic in central Europe)
                  • İsviçre [TUR10-0383875] (Orta Avrupa'da yer alan, etrafı karalarla kaplı, başkenti Bern olan ülke)
                  • Switzerland [ENG31-09054023-n] (a landlocked federal republic in central Europe)
                  • Beyaz Rusya [TUR10-1229020] (Kuzeydoğuda Rusya, güneyde Ukrayna, batıda Polonya, kuzeybatıda Litvanya ve Letonya ile komşu olan bir Doğu Avrupa ülkesi; Belarus)
                  • Belarus [ENG31-09033521-n] (a landlocked republic in eastern Europe)
                  • İzlanda [TUR10-1228520] (İzlanda Adasında kurulu, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Iceland [ENG31-08973097-n] (an island republic on the island of Iceland)
                  • Letonya [TUR10-0510175] (Kuzey Avrupa'da yer alan, resmi dili Letonca, başkenti Riga olan ülke)
                  • Bosna Hersek [TUR10-1227570] (Kuzeyde ve batıda Hırvatistan, doğuda Sırbistan, güneydoğuda Karadağ ve güneyde Adriyatik Denizi ile çevrili olan bir Balkan ülkesi)
                  • Bosnia and Herzegovina [ENG31-08835482-n] (a mountainous republic of south-central Europe)
                  • Hırvatistan [TUR10-1227550] (Kuzeydoğuda Macaristan, doğuda Sırbistan, güneydoğuda Bosna Hersek ve Karadağ, güneybatıda Adriyatik Denizi, kuzeybatıda Slovenya ile çevrili, Orta Avrupa, Balkanlar ve Akdeniz'in kesişme noktasında bulunan bir ülke)
                  • Croatia [ENG31-08833710-n] (a republic in the western Balkans in south-central Europe in the eastern Adriatic coastal area)
                  • Sırbistan [TUR10-0688405] (Balkanlar'da, resmi dili Sırpça ve başkenti Belgrad olan ülke)
                  • Serbia [ENG31-08834821-n] (a historical region in central and northern Yugoslavia)
                  • Zaire [TUR10-0869355] (1971-1997 yılları arasında şu anki Kongo'nun olduğu bölgede varlığını sürdürmüş devlet)
                  • Batı Almanya [TUR10-1226940] ((1949-1990) II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD, Birleşik Krallık ve Fransa kontrolü altındaki bölgede kurulmuş devlet)
                  • West Germany [ENG31-08786714-n] (a republic in north central Europe on the North Sea)
                  • Doğu Almanya [TUR10-1226930] ((1949-1990) II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet kontrolü altındaki bölgede kurulmuş sosyalist cumhuriyet; Alman Demokratik Cumhuriyeti)
                  • East Germany [ENG31-08786480-n] (a republic in north central Europe on the Baltic)
                  • Kuzey İrlanda [TUR10-1227970] (İrlanda Adası'nda İrlanda Cumhuriyeti'nin kuzeyinde yer alan Birleşik Krallık'a bağlı özerk ülke)
                  • Northern Ireland [ENG31-08908068-n] (a division of the United Kingdom located on the northern part of the island of Ireland)
                  • Makedonya [TUR10-1228210] (Kuzeyde Sırbistan ve Kosova, batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan, doğuda Bulgaristan ile komşu olan bir Balkan ülkesi)
                  • Macedon [ENG31-08935145-n] (the ancient kingdom of Philip II and Alexander the Great in the southeastern Balkans that is now divided among modern Macedonia and Greece and Bulgaria)
                  • Kosova [TUR10-1227560] (Güneybatıda Arnavutluk, güneydoğuda Makedonya, batıda Karadağ, kuzey ve doğuda Sırbistan ile komşu olan bir Balkan ülkesi)
                  • Çekoslovakya [TUR10-0157385] (Orta Avrupa'da 1918 ile 1992 arasında varlığını sürdüren, 1 Ocak 1993'te Slovakya ve Çek Cumhuriyeti adlı iki bağımsız devlete bölünmüş olan ülke)
                  • Czechoslovakia [ENG31-08775402-n] (a former republic in central Europe)
                  • Lüksemburg [TUR10-1228600] (Batıda ve kuzeyde Belçika, doğuda Almanya ve güneyde Fransa ile komşu olan bir Batı Avrupa ülkesi)
                  • Luxembourg [ENG31-08980760-n] (a grand duchy (a constitutional monarchy) landlocked in northwestern Europe between France and Belgium and Germany)
                  • Yugoslavya [TUR10-0861845] (Güneydoğu ve Orta Avrupa'da 1918-2003 yıllarında çeşitli idari yapılarda varlığını sürdürmüş bir Balkan devleti)
                  • İskandinav ülkesi [TUR10-1226280] (İskandinavya'da bulunan ülkelerin genel adı)
                    • isveç [TUR10-1195520] (Kuzey Avrupa'da İskandinav Yarımadası'nda yer alan, resmi dili İsveççe ve başkenti Stockholm olan ülke)
                    • Sweden [ENG31-08783723-n] (a Scandinavian kingdom in the eastern part of the Scandinavian Peninsula)
                    • Finlandiya [TUR10-0274735] (İsveç ve Rusya arasında yer alan, başkenti Helsinki, resmi dilleri Fince ve İsveççe olan, Baltık Denizi'nde bir ülke)
                    • Finland [ENG31-08797356-n] (republic in northern Europe)
                    • danimarka [TUR10-1195550] (Kuzey Avrupa'da yer alan, resmi dili Danca, başkenti Kopenhag olan İskandinavya ülkesi)
                    • Denmark [ENG31-08779077-n] (a constitutional monarchy in northern Europe)
                    • norveç [TUR10-1195140] (Kuzey Avrupa'da İskandav Yarımadası'nın batısında yer alan, resmi dili Norveççe ve başkenti Oslo olan ülke)
                    • Norway [ENG31-08781940-n] (a constitutional monarchy in northern Europe on the western side of the Scandinavian Peninsula)
                • kağanlık [TUR10-0398490] (Kağanın yönetimindeki ülke)
                • Orta Amerika ülkesi [TUR10-1226350] (Orta Amerika'da bulunan ülkelerin genel adı)
                  • Jamaika [TUR10-1226760] (Küba'nın doğusunda, Haiti'nin batısında bir ada)
                  • Jamaica [ENG31-08771766-n] (a country on the island of Jamaica)
                  • El Salvador [TUR10-1226600] (Kuzeyde ve doğuda Honduras, batıda Guatemala, güneyde Büyük Okyanus ile çevrili olan bir Orta Amerika ülkesi)
                  • El Salvador [ENG31-08756105-n] (a republic on the Pacific coast of Central America)
                  • Honduras [TUR10-0347425] (Orta Amerika'da yer alan, resmi dili İspanyolca, başkenti Tegucigalpa olan ülke)
                  • Guatemala [TUR10-0311135] (Orta Amerika'da yer alan, resmi dili İspanyolca, başkenti Guatemala olan ülke)
                  • Nikaragua [TUR10-0576945] (Orta Amerika'daki en büyük ülke olma özelliğine sahip, hem Atlantik hem de Pasifik Okyanusu'nun kıyısında, başkenti Managua olan ülke)
                  • Panama Cumhuriyeti [TUR10-1226620] (Orta Amerika'da, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik kıyısında, Kolombiya ve Kosta Rika arasında bulunan bir ülke)
                  • Panama [ENG31-08757039-n] (a republic on the Isthmus of Panama)
                  • Dominik Cumhuriyeti [TUR10-1226730] (Haiti adasının doğu tarafında kurulu, cumhuriyetle yönetilen ülke)
                  • Dominican Republic [ENG31-08769854-n] (a republic in the West Indies)
                  • Haiti [TUR10-1226710] (Karayip Denizi'nde Küba'nın doğusunda bulunan Hispaniola adasını batısında bulunan Dominik Cumhuriyeti ile paylaşan bir ada ülkesi)
                  • Hispaniola [ENG31-08769150-n] (an island in the West Indies)
                  • Küba [TUR10-0499545] (Karayipler'de resmi dili İspanyolca, başkenti Havana olan ülke)
                  • Cuba [ENG31-08768167-n] (a communist state in the Caribbean on the island of Cuba)
                • Kuzey Amerika ülkesi [TUR10-1226340] (Kuzey Amerika kıtasında kurulu ülkeler)
                  • amerika [TUR10-1195390] (Kuzey Amerika'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu'nun arasında bulunan, resmi dili bulunmamakla birlikte en çok İngilizce'nin konuşulduğu federal anayasal cumhuriyet) United States [ENG31-09067337-n] (North American republic containing 50 states - 48 conterminous states in North America plus Alaska in northwest North America and the Hawaiian Islands in the Pacific Ocean)
                    • North Carolina [TUR10-1245400] (One of the British colonies that formed the United States)
                    • North Carolina [ENG31-09149568-n] (one of the British colonies that formed the United States)
                  • Meksika [TUR10-0533255] (Kuzey Amerika'da yer alan ve başkenti Meksiko olan ülke)
                  • Mexico [ENG31-08758708-n] (a republic in southern North America)
                  • Canada [TUR10-1244520] (Kuzey Amerika'nın en kuzeyinde yer alan, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük ikinci ülkesi olma özelliğine sahip, başkenti Ottawa olan ülke)
                  • Canada [ENG31-08837973-n] (a nation in northern North America)
                • Güney Amerika ülkesi [TUR10-1226330] (Güney Amerika kıtasında kurulu ülkeler)
                  • şili [TUR10-1195180] (Güney Amerika'nın batısında yer alan, resmi dili İspanyolca ve başkenti Santiago olan ülke)
                  • Chile [ENG31-08738314-n] (a republic in southern South America on the western slopes of the Andes on the south Pacific coast)
                  • brezilya [TUR10-1195000] (Güney Amerika'nın en geniş ülkesi olma özelliğine sahip, resmi dili Portekizce ve başkenti Brasilia olan ülke)
                  • Brazil [ENG31-08872733-n] (the largest Latin American country and the largest Portuguese speaking country in the world)
                  • Arjantin [TUR10-0045405] (Güney Amerika'da bulunan, batıda Şili, kuzeyde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğuda Brezilya ve doğuda Uruguay ile komşu, resmi dili İspanyolca olan bir ülke)
                  • Peru [TUR10-0624605] (Güney Amerika'da başkenti Lima olan ülke)
                  • Peru [ENG31-09001424-n] (a republic in western South America)
                  • Bolivya [TUR10-0112655] (Güney Amerika'da yer alan ve başkenti Sucre olan ülke)
                  • Uruguay [TUR10-0799855] (Güney Amerika anakarasının güneyinde, resmi dili İspanyolca ve başkenti Montevideo olan ülke)
                  • Paraguay [TUR10-0613895] (Güney Amerika'da, başkenti Asunción olan karalarla çevrili ülke)
                  • Kolombiya [TUR10-1226530] (Kuzeybatıda Panama, doğuda Venezuela ve Brezilya, güneyde Ekvador ve Peru, kuzeyde ve batıda Büyük Okyanus ile çevrili olan bir Güney Amerika ülkesi)
                  • Ecuador [ENG31-08794520-n] (a republic in northwestern South America)
                  • Venezuela [TUR10-1245610] (A republic in northern South America on the Caribbean)
                  • Venezuela [ENG31-09184596-n] (a republic in northern South America on the Caribbean)
                • ülke [TUR10-0807330] (Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge) country [ENG31-08562388-n] (the territory occupied by a nation)
                  • Babil [TUR10-1228240] (Mezopotamya'da adını aldığı Babil kenti etrafında M.Ö. 1894 yılında kurulmuş, Sümer ve Akad topraklarını kapsayan bir imparatorluk)
                  • Babylonia [ENG31-08937276-n] (an ancient kingdom in southern Mesopotamia)
                  • Babil [TUR10-1228250] (Mezopotamya'nın güneyinde kurulmuş olan antik krallık)
                  • Babylonia [ENG31-08937276-n] (an ancient kingdom in southern Mesopotamia)
                  • Hitit [TUR10-0346490] (M. Ö. XX-XII. yüzyıllar arasında Anadolu'da, XII-VIII. yüzyıllar arasında Hatay ve Kuzey Suriye'de devletler kurmuş olan eski bir ulus)
                  • Roma İmparatorluğu [TUR10-1227310] (Roma Cumhuriyeti'nin Augustus liderliğinde MÖ 27'de yeniden örgütlenmesiyle kurulan, MS 395'te doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldıktan sonra 1453'e kadar varlığını sürdüren Antik Roma devleti)
                  • Roman Empire [ENG31-08818110-n] (an empire established by Augustus in 27 BC and divided in AD 395 into the Western Roman Empire and the eastern or Byzantine Empire)
                  • Fenike [TUR10-0267855] (Doğu Akdeniz sahillerinde varlığını sürdürmüş, birçok şehir devletinden oluşan antik bir ülke)
                  • Phoenicia [ENG31-08939466-n] (an ancient maritime country (a collection of city states) at eastern end of the Mediterranean)
                  • Asur [TUR10-1228260] (Günümüzde Irak sınırları içinde kalan, Mezopotamya'nın kuzeyinde kurulmuş olan eski bir uygarlık)
                  • Assyria [ENG31-08938717-n] (an ancient kingdom in northern Mesopotamia which is in present-day Iraq)
                • çarlık [TUR10-0151520] (Çarın yönetiminde bulunan devlet)
                • dârülharp [TUR10-1253660] (Müslüman olmayan bir hükümdarın egemen olduğu yerler ve Müslümanlarla gayrimüslimler arasında henüz barış akdedilmemiş olan memleketler)
                • dukalık [TUR10-0224660] (Bir dukanın yönetiminde bulunan ülke)
                • düklük [TUR10-0228800] (Bir dükün yönetimindeki ülke)
                • el kapısı [TUR10-0243890] (Yabancı ülke)
                • kafiristan [TUR10-0398300] (Kâfir ülkesi, Müslüman olmayanların yaşadığı yer)
                • Turan [TUR10-0788340] (Turancıların dünyadaki bütün Türkleri birleştirerek kurmayı amaçladıkları ülkenin adı)
                • Türk Cumhuriyetleri [TUR10-0793830] (Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden Türk soylu Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan devletleri)
                • Türk eli [TUR10-0793980] (Türklerin yaşadığı toprak)
                • hakanlık [TUR10-0321330] (Hakanın egemenliğindeki ülke)
                • halifelik [TUR10-0322960] (Halifenin egemenliği altındaki ülkeler)
                • yer [TUR10-0849770] (Ülke; bölge)
                • Yeni Gine [TUR10-1227690] (Batısı Endonezya'ya ait olup doğusu Papua Yeni Gine adlı bağımsız bir devlet olan, Avustralya'nın kuzeyinde bulunan, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük ikinci adası)
                • Balkan ülkesi [TUR10-1226290] (Balkanlar'da bulunan ülkelerin genel adı)
                • başülke [TUR10-0084110] (Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke)
                • voyvodalık [TUR10-0821420] (Voyvodanın egemenliği altındaki ülke)
                • memalik [TUR10-0534070] (Memleketler)
                • senyörlük [TUR10-0677310] (Senyörün toprağı)
                • sultanlık [TUR10-0711930] (Sultan sanını taşıyan bir İslam hükümdarının ülkesi)
                • padişahlık [TUR10-0610500] (Padişah tarafından yönetilen ülke)
                • hanlık [TUR10-0326380] (Hanın egemenliğindeki ülke)
                • dışarı [TUR10-0328930] (Yurt sınırları dışında olan, yabancı ülke)
                • hükümdarlık [TUR10-0351320] (Hükümdarla yönetilen ülke)
                • hidivlik [TUR10-1049960] (Hidiv yönetimindeki ülke)
              • derebeylik [TUR10-0195750] (Derebeyi yönetimindeki bölge)
              • sancak [TUR10-0512750] (Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü)
                • uç [TUR10-0795450] (Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak)
                • uç beyliği [TUR10-0795600] (Uç beyinin yönetimi altındaki sancak)
              • başpapazlık [TUR10-0083580] (Başpapazın sorumluluğunda olan bölge)
              • bucak [TUR10-0568400] (İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri)
              • manda [TUR10-0523140] (Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik)
              • mandate [ENG31-08615283-n] (a territory surrendered by Turkey or Germany after World War I and put under the tutelage of some other European power until they are able to stand by themselves)
              • koloni [TUR10-0469170] (Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke)
              • colony [ENG31-08516868-n] (a geographical area politically controlled by a distant country)
            • iş merkezi [TUR10-0386300] (Birçok satış merkezinin bir arada bulunduğu yer)
            • yargı çevresi [TUR10-0836590] (Bir mahkemenin yargılama yetkisinin sınırlarını belirleyen coğrafi, resmî alan) legal power [ENG31-05205695-n] ((law) the right and power to interpret and apply the law)
              • patriklik [TUR10-0619270] (Patriğin görevi veya makamı)
              • patriarchate [ENG31-08635448-n] (the jurisdiction of a patriarch)
              • piskoposluk [TUR10-0629040] (Piskoposun yönettiği bölge)
              • diocese [ENG31-08568541-n] (the territorial jurisdiction of a bishop)
              • kadılık [TUR10-0396480] (Bir kadının davalarına baktığı il sınırları içindeki bölge)
            • coğrafi bölge [TUR10-1225880] (Coğrafi özellikleriyle kendi içinde benzerlik gösteren ve bu özelliği ile diğer yerlerden ayrılan alan) geographical area [ENG31-08591861-n] (a demarcated area of the Earth)
              • yarı kurak [TUR10-0837120] (Yeterince su alamayan coğrafi bölge)
              • boşaltma havzası [TUR10-0115020] (Sularını ırmağa veya göle veren yerlerin bütünü)
              • river basin [ENG31-08536123-n] (the entire geographical area drained by a river and its tributaries)
              • havza [TUR10-0334080] (Dağ veya tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle veya ırmağa akan bölge)
              • river basin [ENG31-08536123-n] (the entire geographical area drained by a river and its tributaries)
              • kırsal alan [TUR10-0453070] (Üretim etkinlikleri tarıma dayalı olan, kırsal nüfusun yaşadığı ve çalıştığı alan)
              • country [ENG31-08662297-n] (an area outside of cities and towns)
              • yarım küre [TUR10-0837140] (Yer veya gök kürenin Ekvator'la bölünmüş iki yarısından her biri) hemisphere [ENG31-08600622-n] (half of the terrestrial globe)
                • güney yarımküre [TUR10-1226080] (Ekvatorun güneyinde kalan yarımküre)
                • kuzey yarımküre [TUR10-1225970] (Ekvatorun kuzeyinde kalan yarımküre)
                • kuzey küre [TUR10-0499130] (Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a kadar olan bölge)
                • güney küre [TUR10-0316180] (Güney Kutbu'ndan Ekvator'a kadar olan bölge)
              • yerleşim yeri [TUR10-1226110] (Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer) settlement [ENG31-08690300-n] (an area where a group of families live together)
                • aşağı mahalle [TUR10-0052270] (Yüksek bir yerleşim bölgesine göre alçakta kalan yer, yerleşim bölgesi)
                • köy [TUR10-0485380] (Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu hayatı yansıtan yerleşme birimi) village [ENG31-08690476-n] (a settlement smaller than a town)
                  • dağ köyü [TUR10-0178500] (Dağlık yerlerde kurulmuş yerleşim yeri)
                  • orman köyü [TUR10-0590930] (Orman arazisinde kurulmuş köy)
                  • tol [TUR10-0779520] (Küçük köy)
                  • balıkçı köyü [TUR10-0953830] (Balıkçılıkla geçinen köy)
                • mezra [TUR10-0542600] (Kırsalda birkaç evden oluşan en küçük yerleşim birimi)
                • village [ENG31-08690476-n] (a settlement smaller than a town)
                • banliyö [TUR10-0076470] (Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi)
                • suburb [ENG31-08571977-n] (a residential district located on the outskirts of a city)
                • varoş [TUR10-0814830] (Kent veya kasabada dış mahalle)
                • suburb [ENG31-08571977-n] (a residential district located on the outskirts of a city)
                • tatil beldesi [TUR10-1226060] (Genellikle yazın tatil yapmak amacı ile konaklanan geniş bir alan üzerine kurulmuş bir belde) resort area [ENG31-08658314-n] (an area where many people go for recreation)
                  • kaplıca [TUR10-0414170] (Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam)
                  • watering place [ENG31-08696353-n] (a health resort near a spring or at the seaside)
                  • tatil köyü [TUR10-0751390] (Turistlerin veya ülke insanlarının dinlenmesine uygun bir yerde kurulmuş olan ve evleri gerektiğinde belirli bir süre dinlenmek isteyenlere kiralanan yerleşim yeri)
                • çadır kent [TUR10-0144460] (Olağanüstü durumlarda afet bölgelerinde kurulan çadırlardan oluşan geçici yerleşim yeri)
                • uydu kent [TUR10-0801920] (Ana kente bağlantılı olarak kurulan ve onun yükünü azaltmak amacıyla çevresinde oluşturulan yerleşim yeri)
                • yurt [TUR10-0863470] (Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer)
                • yayla [TUR10-0843370] (Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri)
                • mantar kent [TUR10-0524700] (Nüfusu hızla artan yerleşim bölgesi)
              • kentsel alan [TUR10-1226130] (Genellikle bir kent yönetimi biriminin sınırları içinde kalmakla birlikte, kimi kez ondan daha geniş olan ve kırsal niteliğini yitirmiş ya da yitirmek üzere bulunan yörekentleri de kapsayan alan)
              • urban area [ENG31-08693705-n] (a geographical area constituting a city or town)
              • Kuzey Avrupa [TUR10-1226840] (Avrupa'nın en kuzeyindeki ülkeler)
              • northern Europe [ENG31-08778226-n] (the northernmost countries of Europe)
              • Baltık Cumhuriyeti [TUR10-1229030] (Baltık Denizi'ni çevreleyen ülkeler)
              • Baltic State [ENG31-09034471-n] (European countries bordering the Baltic Sea)
              • hinterlant [TUR10-0345390] (Bir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge)
              • backwoods [ENG31-08519693-n] (a remote and undeveloped area)
              • vaha [TUR10-0812540] (Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım veya yerleşme bölgesi)
              • oasis [ENG31-08523517-n] (a fertile tract in a desert (where the water table approaches the surface))
              • muharebe sahası [TUR10-1225770] (Savaş olan yer, meydan)
              • battlefield [ENG31-08523662-n] (a region where a battle is being (or has been) fought)
              • kuşak [TUR10-0496310] (Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri) zone [ENG31-08559404-n] (any of the regions of the surface of the Earth loosely divided according to latitude or longitude)
                • tropikal kuşak [TUR10-0786910] (İki dönence arasında bulunan sıcak kuşak)
              • kırsal [TUR10-0453060] (Az insanın barındığı, genellikle kır durumunda olan yer) country [ENG31-08662297-n] (an area outside of cities and towns)
                • kırsal bölge [TUR10-0453080] (Genellikle tarım veya hayvancılık yapılan ve az insanın yaşadığı yer)
              • ada [TUR10-0006850] (Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu)
              • Kafkasya [TUR10-1225830] (Karadeniz ile Hazar Denizi arasında kalan bölge)
              • Avrasya [TUR10-1230170] (Avrupa ile Asya'yı kapsayan coğrafi bölge)
              • Eurasia [ENG31-09297922-n] (the land mass formed by the continents of Europe and Asia)
              • Latin Amerika [TUR10-1229110] (Başta İspanyolca ve Portekizce olmak üzere Romanik diller konuşan Amerika ülkelerine ve çevrelerine verilen genel ad)
              • Lombardiya [TUR10-1227390] (İtalya'nın kuzeybatısında Alpler ve Po Nehri Vadisi arasında bulunan, ülkenin 1948 Anayasası ile kısmi bölgesel özerklik verilmiş yirmi bölgesinden biri)
              • Lombardy [ENG31-08826466-n] (a region of north central Italy bordering Switzerland)
              • erg [TUR10-0249810] (Büyük Sahra'da kumullarla örtülü bölge)
              • Eski Dünya [TUR10-0253380] (Avrupa, Asya ve Afrika'ya topluca verilen ad)
              • Felemenk [TUR10-0267170] (Bugünkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa'ya eskiden verilen ad)
              • Demirperde [TUR10-0191980] (II. Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde, batılı ülkelerin kendilerini Doğu Bloğu ülkelerinden ayıran sınıra ve bu ülkelere taktıkları ad)
              • deprem bölgesi [TUR10-0195340] (Depremlerin sık sık oluştuğu, gevşek ve kırık yer altı kuşağı)
              • deprem kuşağı [TUR10-0195370] (Depremlerin oluştuğu belli bir düzlemde yer alan bölgeler)
              • dil adası [TUR10-0204900] (Bir dilin veya ağız özelliklerinin yayıldığı alanda farklı bir dil veya ağız özelliği bulunan küçük bölge)
              • Doğu [TUR10-0214200] (Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi)
              • Doğu [TUR10-0214210] (Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü)
              • East [ENG31-08580157-n] (the countries of Asia)
              • doğu [TUR10-0214170] (Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge)
              • aklan [TUR10-0519740] (Sularını bir denize veya göle gönderen bölge)
              • Trakya [TUR10-1228220] (Güneydoğu Avrupa'da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki topraklarını içeren, tarihi çok zengin bir bölge)
              • Uzak Doğu [TUR10-0804090] (Asya'nın doğu ve güneydoğusu)
              • Far East [ENG31-08580294-n] (a popular expression for the countries of eastern Asia (usually including China and Mongolia and Taiwan and Japan and Korea and Indochina and eastern Siberia))
              • arkabahçe [TUR10-0940100] (Bir bölgeyi çevreleyen ve onunla ekonomik ve toplumsal etkileşim içinde bulunan bölge)
              • arkabahçe [TUR10-0940110] (Etkileme alanı; hinterlant)
              • Batı [TUR10-0084850] (Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi)
              • birikme havzası [TUR10-0107170] (Kar ve yağmur sularının biriktiği bölge)
              • boyun [TUR10-0117020] (Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer)
            • meydan [TUR10-0541310] (Düz, açık ve geniş yer; alan) area [ENG31-08514304-n] (a particular geographical region of indefinite boundary (usually serving some special purpose or distinguished by its people or culture or geography))
              • göbek [TUR10-0300820] (Şehir, ülke ve benzerinin orta kısmı)
              • center [ENG31-08540894-n] (an area that is approximately central within some larger region)
              • santra [TUR10-0663960] (Orta; orta alan; merkez)
              • center [ENG31-08540894-n] (an area that is approximately central within some larger region)
              • olay yeri [TUR10-1226070] (Kanunlarda suç olarak belirtilen eylemlerin işlendiği mevkilerin dış sınırları içinde kalan tüm alan)
              • scene [ENG31-08663538-n] (the place where some action occurs)
              • köy meydanı [TUR10-0485410] (Genellikle köyün ortasında bulunan geniş alan)
              • altıpas [TUR10-0878810] (Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 metre uzaklıkta, kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm)
              • yeşil saha [TUR10-0851920] (Futbol sahası)
              • yarı saha [TUR10-0836840] (Yarışma veya müsabaka alanını ortadan ikiye bölen orta çizginin iki yanında kalan ve her birinde bir takımın yer aldığı alan)
              • yabancı saha [TUR10-0822910] (Kendi sahasının dışında olan saha; dış saha)
              • meydancık [TUR10-0541390] (Küçük meydan)
              • orta saha [TUR10-0592600] (Futbol, hentbol vb. oyunlarda topun oynandığı sahanın orta bölümü)
              • penaltı noktası [TUR10-0622400] (Penaltı atışının yapıldığı nokta)
            • alan [TUR10-0024130] (Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer)
            • sınır [TUR10-0687340] (İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi) boundary line [ENG31-08529808-n] (a line that indicates a boundary)
              • kıta sahanlığı [TUR10-0455490] (Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 metre derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine elverişli olduğu noktaya kadar, kara sularının dışında kalan deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ve toprak altı kesiminin bütünü)
              • sınır boyu [TUR10-0349550] (Ülke sınırları)
            • sınır çizgisi [TUR10-1225810] (Ateşkes veya mütareke sonucunda anlaşmaya varılan jeopolitik sınır)
            • boundary line [ENG31-08529808-n] (a line that indicates a boundary)
            • tahıl ambarı [TUR10-0737720] (Tahılın çok yetiştirildiği yer)
            • breadbasket [ENG31-08534045-n] (a geographic region serving as the principal source of grain)
            • kampüs [TUR10-0850780] (Şehir dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları)
            • campus [ENG31-08535652-n] (a field on which the buildings of a university are situated)
            • gök kubbe [TUR10-1225840] (Gök cisimlerinin üzerine asılı gibi göründüğü hayali küre)
            • celestial sphere [ENG31-08538450-n] (the apparent surface of the imaginary sphere on which celestial bodies appear to be projected)
            • mezarlık [TUR10-0075750] (Mezarların bulunduğu yer) cemetery [ENG31-08538806-n] (a tract of land used for burials)
              • katakomp [TUR10-0427240] (İlk Hristiyanların kayaları oyarak veya yer altını kazarak uzun dehlizler biçiminde yaptıkları, ölülerini gömdükleri veya tapınak olarak kullandıkları mezarlık)
              • maşatlık [TUR10-0528760] (Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı)
              • meşhet [TUR10-0538860] (Şehidin gömüldüğü yer)
              • şehitlik [TUR10-0726650] (Şehitlerin gömüldüğü mezarlık)
              • hazire [TUR10-0337340] (Cami, türbe, tekke vb. yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri)
            • alan [TUR10-0024100] (Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha) region [ENG31-08647614-n] (the extended spatial location of something)
              • ağaçlık [TUR10-0011220] (Ağacı bol olan yer) brush [ENG31-08454507-n] (a dense growth of bushes)
                • bademlik [TUR10-0067640] (Badem ağaçları çok olan yer; badem bahçesi)
                • palmiyelik [TUR10-0611810] (Palmiyesi çok olan yer)
                • kestanelik [TUR10-0445650] (Kestane ağaçları çok olan yer)
                • çaylık [TUR10-0155460] (Çay ağaççıklarının yetiştiği yer)
                • armutluk [TUR10-0940880] (Armut yetiştirilen bahçe)
                • hurmalık [TUR10-0350210] (Hurma ağacı çok olan yer)
              • tensil sahası [TUR10-0764860] (Ağacın düşen yapraklarının toplandığı alan)
              • cemevi [TUR10-0135430] (Alevilerin toplanma yeri)
              • hava [TUR10-0332290] (Çevreyi kuşatan boşluk) air [ENG31-08670889-n] (the region above the ground)
                • ağır hava [TUR10-0012490] (Kirlilik veya rutubet oranı yüksek olan hava)
              • kucak [TUR10-0487570] (Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer) inside [ENG31-08605849-n] (the region that is inside of something)
                • iç [TUR10-0358020] (Bir ülke, şehir, topluluk ve benzerinde olan veya yapılan)
                • batın [TUR10-0085110] (İç)
              • uğrak [TUR10-0797020] (Çok uğranılan yer)
              • haunt [ENG31-08599031-n] (a frequently visited place)
              • yaka [TUR10-0825780] (Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, uç, taraf) end [ENG31-08583423-n] (a boundary marking the extremities of something)
                • yolüstü [TUR10-1186760] (Yolun hemen kenarı)
                • dikiş payı [TUR10-0203990] (Kumaş biçerken kumaşın kenarından dikiş yerine kadar bırakılan bölüm)
                • lep [TUR10-0509950] (Kenar)
                • tırnak [TUR10-0775440] (Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar)
                • uçkurluk [TUR10-0795650] (Uçkur geçirilen katlanmış kenar)
                • uçun [TUR10-0796170] (Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı)
                • ağız [TUR10-0013390] (Uç, kenar)
                • yol boyu [TUR10-0858810] (Kara yolunda kenar)
                • şerit [TUR10-0729040] (Dar, uzun kıyı parçası)
                • sırt [TUR10-0689130] (Kesici araçların kesmeyen kenarı)
                • pah [TUR10-0610610] (Eğik olarak kesilmiş kenar)
                • pianta [TUR10-0627120] (Ayakkabının alt kenarı)
              • semt [TUR10-0825810] (Şehirde yerleşim bölgesi) neighborhood [ENG31-08659906-n] (an area within a city or town that has some distinctive features (especially one forming a community))
                • Manhattan [TUR10-1245360] (One of the five boroughs of New York City)
                • Manhattan [ENG31-09143261-n] (one of the five boroughs of New York City)
                • Brooklyn [TUR10-1245350] (A borough of New York City)
                • Brooklyn [ENG31-09142754-n] (a borough of New York City)
                • yakacık [TUR10-1252380] (İstanbul Kartal ilçesinin kuzeyinde bulunan yerleşim merkezi)
              • kara delik [TUR10-1070930] (Yakınındaki nesnelerin kaçıp kurtulmasına izin vermeyecek kadar yüksek çekim kuvvetine sahip, çok yoğun bir kütlenin oluşturduğu uzay bölgesi)
              • black hole [ENG31-09246084-n] (a region of space resulting from the collapse of a star)
              • helyosfer [TUR10-1225760] (Uzayda güneş ışığı hakimiyetindeki Güneş Sistemi'nde yüklü parçacıkların kabardığı bir tür Güneş rüzgarı ile yıldızlararası ortam içine şişen bölge)
              • heliosphere [ENG31-08518586-n] (the region inside the heliopause containing the sun and solar system)
              • uç [TUR10-0357110] (Köşe, kenar, kıyı) extremity [ENG31-08586507-n] (the outermost or farthest region or point)
                • sınır [TUR10-0319780] (Uç, son) boundary [ENG31-08529331-n] (the line or plane indicating the limit or extent of something)
                  • kenar suyu [TUR10-0440760] (Kenar süslemesi) edging [ENG31-03270390-n] (border consisting of anything placed on the edge to finish something (such as a fringe on clothing or on a rug))
                    • saçak [TUR10-0653200] (Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül) fringe [ENG31-03402598-n] (an ornamental border consisting of short lengths of hanging threads or tassels)
                      • ponpon [TUR10-0632930] (Yuvarlak püskül)
                  • baskı [TUR10-0079580] (Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı)
                  • hem [ENG31-03518771-n] (the edge of a piece of cloth)
                  • tabanlık [TUR10-0735800] (Ayağın rahat etmesi için ayakkabı içine yerleştirilen, keçe, deri veya kumaş parçası)
                  • insole [ENG31-03578999-n] (the inner sole of a shoe or boot where the foot rests)
                  • pervaz [TUR10-0440600] (Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça)
                  • molding [ENG31-03785780-n] (a decorative recessed or relieved surface on an edge)
                  • korniş [TUR10-0476290] (Sarp, kayalık çıkıntı)
                  • molding [ENG31-03785780-n] (a decorative recessed or relieved surface on an edge)
                  • banket [TUR10-0076310] (Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol)
                  • shoulder [ENG31-04214015-n] (a narrow edge of land (usually unpaved) along the side of a road)
                  • kontür [TUR10-0473290] (Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi) outline [ENG31-08630343-n] (the line that appears to bound an object)
                    • profil [TUR10-0636190] (İnsanın yüzünün yandan görünüşü)
                    • profile [ENG31-08630777-n] (an outline of something (especially a human face as seen from one side))
                    • siluet [TUR10-1225990] (Karaltı)
                    • silhouette [ENG31-08630920-n] (an outline of a solid object (as cast by its shadow))
                  • menzil [TUR10-0147410] (Bir şeyin erebileceği uzaklık) range [ENG31-08646496-n] (the limits within which something can be effective)
                    • kurşun erimi [TUR10-0493210] (Merminin en çok ulaşabildiği uzaklık)
                  • su bölümü çizgisi [TUR10-0710420] (Komşu iki akarsuyun beslenme teknelerini ayıran çizgi)
                  • yaş sınırı [TUR10-0840100] (Bir görevlinin görevinde kalmasına yasanın izin verdiği en ileri yaş)
                • sivri uç [TUR10-1214720] (Keskin ve batıcı olan uç) point [ENG31-03980573-n] (sharp end)
                  • temren [TUR10-0141860] (Ok, kargı vb. şeylerin ucundaki sivri demir)
                  • arrowhead [ENG31-02746055-n] (the pointed head or striking tip of an arrow)
                • parmak ucu [TUR10-1218510] (Herhangi bir parmağın ucu)
                • fingertip [ENG31-05574750-n] (the end (tip) of a finger)
                • hat [TUR10-0331560] (Sınır) limit [ENG31-08610212-n] (the boundary of a specific area)
                  • ateş hattı [TUR10-0054920] (Savaşta en ilerideki birliklerin ellerindeki silahlarla ateş açabilecekleri hat)
                  • su kesimi [TUR10-0711280] (Geminin su üstünde ve su altında kalan bölümlerinin kesiştiği yer)
                • sınır [TUR10-0687350] (Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi)
                • limit [ENG31-08610212-n] (the boundary of a specific area)
                • sahil çizgisi [TUR10-0656770] (Kıyısal bölgede denizin sakin olduğu devrede suyun kara ile birleştiği hat)
                • yüz [TUR10-0867340] (Kesici araçlarda keskin kenar)
                  • yalım [TUR10-0828870] (Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü)
                  • yalman [TUR10-0829370] (Kesici ve batıcı araçların kesen veya batan bölümü)
                • ayna [TUR10-0062500] (Küreğin yassı uç bölümü)
                • periferi [TUR10-1119160] (Uç)
                • periferi [TUR10-1119150] (Çevre)
              • üzeri [TUR10-0811620] (Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı) top [ENG31-08681598-n] (the upper part of anything)
                • başlık [TUR10-0083040] (Bir sütunun, bir direğin tepeliği) capital [ENG31-02959683-n] (the upper part of a column that supports the entablature)
                  • şapka [TUR10-0723620] (Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık)
                    • fırıldak [TUR10-0271050] (Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılan şapka)
                • koltukbaşı [TUR10-0469610] (Otomobillerde koltuğun sırt bölümünün üstüne takılan ve ani darbelerde boynun veya başın zarar görmesini önleyen başlık)
                • tepe [TUR10-0765220] (Bir yerin, bir nesnenin ve benzerinin üstü, tam hizası)
                  • diş tacı [TUR10-0210660] (Dişlerin diş etlerinin dışında kalan bölümü)
                  • dümen boğazı [TUR10-0229020] (Dümenin, dümen yelpazesinden yukarı kalan bölümü)
                • yukarı [TUR10-0269780] (Bir şeyin üst bölümü)
                • yalpı [TUR10-0829690] (Dağın veya tepenin herhangi bir yanı) hillside [ENG31-09326434-n] (the side or slope of a hill)
                  • aklan [TUR10-0019420] (Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri)
                  • güzey [TUR10-0318540] (Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç)
                • çadır ağırşağı [TUR10-0144370] (Çadırın direk başlığı)
                • sırt [TUR10-0689160] (Bir şeyin üstü, üst bölümü)
                • sırt [TUR10-0689170] (Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm)
              • orta [TUR10-0591390] (Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer) center [ENG31-08540894-n] (an area that is approximately central within some larger region)
                • alın çatı [TUR10-0931460] (İki kaşın arası, alnın ortası)
                • göbek [TUR10-0300870] (Değirmen taşının ortası)
              • merkez [TUR10-0536940] (Belirli bir yerin ortası)
              • core [ENG31-08541787-n] (the center of an object)
              • çevre [TUR10-0161470] (Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü) environment [ENG31-08584764-n] (the area in which something exists or lives)
                • kibar lokması [TUR10-0460050] (Gösterişli, görkemli durum veya ortam)
                • barış [TUR10-0077720] (Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam)
                  • iç barış [TUR10-0358140] (Ailede veya toplumda iç huzuru sağlama)
                • çevre [TUR10-0161530] (Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü)
                • romantizm [TUR10-0648760] (Romantik ortam veya durum)
                • ortalık [TUR10-0592340] (Soyut anlamda, yaşanan ortam)
                • bayram havası [TUR10-0087150] (Neşeli, sevinçli bir ortam)
              • açıklık [TUR10-0005000] (Örtüsüz, çıplak yer)
              • clearing [ENG31-08558851-n] (a tract of land with few or no trees in the middle of a wooded area)
              • varış [TUR10-0274710] (Bir yarışın son bulduğu yer)
              • finish [ENG31-08585406-n] (the place designated as the end (as of a race or journey))
              • hurdalık [TUR10-0350160] (Hurdanın atıldığı yer) junkyard [ENG31-08604533-n] (a field where junk is collected and stored for resale)
                • araba mezarlığı [TUR10-0041490] (Kullanılmaz duruma gelmiş veya eski arabaların bırakıldığı yer)
              • açık hava [TUR10-0004520] (Bahçe, park gibi yapı dışı olan yer)
              • outdoors [ENG31-08631308-n] (where the air is unconfined)
              • blok [TUR10-1177730] (Birbirine bitişik büyük yapılar)
              • block [ENG31-08659720-n] (a rectangular area in a city surrounded by streets and usually containing several buildings)
              • toplantı yeri [TUR10-0518210] (Toplantının yapıldığı yer veya merkez) venue [ENG31-08695366-n] (the scene of any event or action (especially the place of a meeting))
                • loca [TUR10-0513000] (Masonların toplantı yeri)
              • açma [TUR10-0006350] (Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi)
              • ada [TUR10-0006840] (Trafiğe açık bir yol üzerinde sola dönüşleri sağlayan, sağ tarafta veya yol ortasında yer alan çizgilerle veya kaldırım taşıyla ayrılmış alan)
              • ambar [TUR10-0032320] (Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge)
                • koçu [TUR10-0466230] (Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı)
              • baba diyarı [TUR10-0066450] (Soyun, kökenin bulunduğu yer)
              • makilik [TUR10-0520690] (Maki yetişen yer)
              • malaz [TUR10-0521690] (Sulak yer)
              • malaz [TUR10-0521700] (Sürülmemiş, ot bürümüş toprak)
              • tarla [TUR10-0747590] (Deniz hayvanlarının çok olduğu yer)
              • taş toprak [TUR10-0751000] (Yüzeyi taş ve toprakla kaplı alan)
              • kofalık [TUR10-0466480] (Kofanın çok bulunduğu yer)
              • çakıllık [TUR10-0145760] (Çakıl döşenmiş veya birikmiş yer)
              • çamurluk [TUR10-0149340] (Çamuru çok olan yer)
              • dalyan tarlası [TUR10-0181440] (Dalyanın, deniz içinde kurulu bulunduğu alan)
              • dalyan yeri [TUR10-0181450] (Sabit veya yüzer dalyan kurmaya elverişli avlanma yeri)
              • deniz [TUR10-0193620] (Geniş alan)
              • dikenlik [TUR10-0203510] (Dikenli bitkileri çok olan yer)
              • domuzdamı [TUR10-0881070] (Maden kuyularında, çökme tehlikesi olan yerlerde her yanı direklerle örülen boşluk)
              • döküntü [TUR10-0220810] (Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer)
              • eğitim alanı [TUR10-1017540] (Günün belirli saatlerinde silah ve beden eğitimi yapılan yer)
              • eriştelik [TUR10-0250730] (Kıyılarda deniz yosunlarının hareketi engelleyecek biçimde çok olduğu yer)
              • alçaltı [TUR10-0025420] (Yüksekliği az olan alan)
              • allahı çok insanı az bir yer [TUR10-0885770] (Pek ıssız ve kuytu bir yer)
              • sahil şeridi [TUR10-0656840] (Deniz kıyısı boyunca uzanan düzenli alan)
              • kambiyo [TUR10-0406460] (Bu işlemin yapıldığı yer)
              • yeşil kuşak [TUR10-0851780] (Ormanlık ve yeşillik alan)
              • yeşil alan [TUR10-1183820] (Şehir içinde park, bahçe vb. yerlere ayrılmış bölüm)
              • balkanlık [TUR10-0953960] (Sıradağlarla kaplı olan (yer))
              • bankiz [TUR10-0076330] (Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı)
              • karst [TUR10-0422800] (Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi)
              • kayalık [TUR10-0432010] (Kayası çok olan yer)
              • masturi [TUR10-0528370] (Geminin en geniş yeri)
              • mazılık [TUR10-0530890] (Mazı ağaçlarının çok olduğu yer)
              • bostanlık [TUR10-0114720] (Bostan olmaya elverişli yer)
              • mesirelik [TUR10-0538120] (Gezmeye elverişli yer; mesire yeri)
              • cephe gerisi [TUR10-0136380] (Savaş alanının gerisinde kalan bölge)
              • mücavir alan [TUR10-1102560] (Bir şehrin gelişmesi bakımından gerekli görüldüğünde kullanılabilecek olan belediye sınırlarına komşu alan)
              • namazgah [TUR10-0556480] (Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer)
              • tozan [TUR10-0784380] (Tozu çok olan yer)
              • ok meydanı [TUR10-0583670] (Ok atma ustalığı edinilen veya ok atma yarışı yapılan alan)
              • fırtına uğrağı [TUR10-0271740] (Fırtınanın çok olduğu yer)
              • forum [TUR10-0278580] (Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan)
              • forum [TUR10-0278610] (Tartışma alanı)
              • öz [TUR10-0607390] (Sulak, verimli yer)
              • gezi [TUR10-0296020] (Gezilip hava alınacak yer)
              • panayır yeri [TUR10-0612220] (Panayırın kurulduğu alan)
              • harman yeri [TUR10-0329370] (Üzerinde ekin tanelerini saptan ayırma işinin yapıldığı, sıkıştırılmış sert toprak alan)
              • burç [TUR10-0124870] (Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad) sign of the zodiac [ENG31-08703415-n] ((astrology) one of 12 equal areas into which the zodiac is divided)
                • Oğlak [TUR10-0582880] (Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan burcun adı)
                • Capricorn [ENG31-08705447-n] (the tenth sign of the zodiac)
                • Boğa [TUR10-0111190] (Zodyak üzerinde Koç ile İkizler arasında yer alan burcun adı)
                • Taurus [ENG31-08704070-n] (the second sign of the zodiac)
                • Yengeç [TUR10-0848610] (Zodyak üzerinde İkizler ve Aslan arasında bulunan burcun adı)
                • Cancer [ENG31-08704396-n] (the fourth sign of the zodiac)
                • Koç [TUR10-0324770] (Zodyak üzerinde Balık ile Boğa arasında bulunan burç)
                • Aries [ENG31-08703867-n] (the first sign of the zodiac which the sun enters at the vernal equinox)
              • muhit [TUR10-0554050] (Çevre; yöre; etraf) environment [ENG31-08584764-n] (the area in which something exists or lives)
                • çevre [TUR10-0258720] (Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü) vicinity [ENG31-08658688-n] (a surrounding or nearby region)
                  • manzara [TUR10-0525550] (Bakışı, dikkati çeken her şey)
                  • sight [ENG31-06901994-n] (anything that is seen)
                  • çeşme başı [TUR10-0160650] (Çeşmenin etrafı)
                  • dört bir taraf [TUR10-0890320] (Her yan, bütün çevre)
                  • dört bucak [TUR10-0222370] (Her taraf; her yer)
                  • dünyanın dört bucağı [TUR10-0890430] (Dünyanın her yanı, her yönü)
                  • top altı [TUR10-0780710] (Bir şehrin yakın çevresi)
                  • topaltı [TUR10-0883820] (Kale ile korunan bir şehrin yakın çevresi)
                  • ana kucağı [TUR10-0034860] (Ananın sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi)
                  • baş [TUR10-0080710] (Bir şeyin yakını veya çevresi)
                  • periferi [TUR10-1119140] (Kıyı)
            • tarafsız bölge [TUR10-0746050] (Savaşta iki taraf yetkilileri veya kumandanları tarafından verilen kararla oluşturulan askerden arınmış bölge)
            • kesit [TUR10-0444790] (Bir toplumun bölümü; kesim)
            • taşra [TUR10-0201660] (Bir ülkenin başkenti veya en önemli şehirleri dışındaki yerlerin hepsi)
            • çevrili alan [TUR10-1212140] (Duvar gibi sabit bir sınırla işaretlenmiş kapalı alan)
              • avlu [TUR10-0657010] (Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan) yard [ENG31-04618236-n] (the enclosed land around a house or other building)
                • maltalık [TUR10-0522380] (Malta taşı ile kaplı sofa, avlu)
              • oyun sahası [TUR10-0597210] (Maçların yapıldığı yer) playground [ENG31-03969939-n] (yard consisting of an outdoor area for children's play)
                • tenis kortu [TUR10-0764580] (Tenis oynanan alan)
                • tennis court [ENG31-04416847-n] (the court on which tennis is played)
                • halı saha [TUR10-0322840] (Futbol oynanmak üzere zemini halı vb. özel bir maddeyle kaplı ve etrafı tel örgüyle çevrili alan)
                • deplasman [TUR10-0195110] (Spor takımlarının kendi sahaları dışında oyun oynadıkları saha)
            • sanayi bölgesi [TUR10-0662500] (Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge)
            • sanayi sitesi [TUR10-0662600] (Pek çok sanayi kuruluşunun bir arada bulunduğu semt veya bölge)
            • kapalı bölge [TUR10-0411900] (Ulaşım, ekonomi, nüfus hareketleri ve iletişim bakımından dışarıyla bağlantısı bulunmayan yer)
            • yuva [TUR10-0840480] (Bir şeyin çok bulunduğu yer)
            • yasak bölge [TUR10-0838460] (Üzerinden uçakların geçme izninin sınırlı olduğu, güvenlik sebebiyle içeriye girişlerin özel olarak sınırlandırıldığı ve film ve fotoğraf çekilmesi yasak olan bölge)
            • yargı alanı [TUR10-0836530] (Bir mahkemenin yargı yetkisini kullandığı coğrafi yer)
            • yanardağ bölgesi [TUR10-0830740] (Yanardağların yoğun olduğu coğrafi kesim)
            • Batı [TUR10-0084870] (Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika)
            • West [ENG31-08700313-n] (the countries of (originally) Europe and (now including) North America and South America)
            • voli yeri [TUR10-0821210] (Denizlerde ve iç sularda su ürünleri avlanmasına elverişli, kıyıya bitişik ve sınırları belli su alanları)
            • viranelik [TUR10-0820190] (Ev yıkıntıları bulunan yer)
            • kaydırak [TUR10-0432510] (Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer)
            • kuşak [TUR10-0496300] (Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge)
              • yağmur kuşağı [TUR10-0825270] (Ekvator'un kuzeyindeki bol yağmur alan bölge)
              • ses kuşağı [TUR10-0680970] (Üzerinde bir veya birkaç ses yolu bulunan kuşak)
            • memleket [TUR10-0534290] (İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge)
            • mevzi [TUR10-0541090] (Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge)
            • mikroklima [TUR10-0544850] (Dar iklim bölgesi)
            • müstahkem mevki [TUR10-0564500] (Türlü savunma tesislerini kapsayan bölge)
            • D.C. [TUR10-1245050] (The district occupied entirely by the city of Washington)
            • District of Columbia [ENG31-09092985-n] (the district occupied entirely by the city of Washington)
            • organize sanayi bölgesi [TUR10-1225920] (Sanayi yatırımlarını özendirmek ve sanayi üretiminin artmasını sağlamak amacıyla birbirleriyle uyumlu üretimde bulunan küçük ve orta ölçekli firmaların ortak altyapı hizmetlerinden yararlanmak üzere belirli bir alanda toplandığı büyük bölge)
            • seçim çevresi [TUR10-0672430] (Bir milletvekilinin seçilmiş olduğu bölge)
            • serbest bölge [TUR10-0678160] (Bir ülkenin gümrük sınırları dışında konuşlandırılan ve ticaret rejimi açısından kısmen veya tamamen gümrük mevzuatı dışındaki düzenlemelere tabi olan, uluslararası liman veya havaalanına yakın yerlerde kurulan bölge)
            • Orta Amerika [TUR10-1226570] (Amerika'nın kuzeyi ile güneyi arasında, Meksika'nın güneydoğusunda ve Kolombiya'nın kuzeybatısında bulunan, Büyük Okyanus ve Karayip Denizi'ne kıyısı olan bölge)
            • Central America [ENG31-08753538-n] (the isthmus joining North America and South America)
            • sınır ötesi [TUR10-0687620] (Ülke sınırlarının ötesi)
            • paşalık [TUR10-0618110] (Bir paşanın yönetimindeki bölge)
            • insansız bölge [TUR10-1059110] (Güvenlik amacıyla boşaltılmış arazi)
            • insansız bölge [TUR10-1059100] (Coğrafi şartları bakımından insanın yaşamasına uygun olmayan arazi)
            • iki dillilik [TUR10-0365140] (İki dilin bir arada konuşulduğu bölge veya ülke)
            • vatan [TUR10-0863380] (Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası) country [ENG31-08562388-n] (the territory occupied by a nation)
              • Turan [TUR10-0788350] (Türklerin Orta Asya'daki en eski yurtları)
              • ana vatan [TUR10-0035780] (Bir şeyin ilk kez yetiştiği, göründüğü yer)
          • yan [TUR10-0830500] (Yer) point [ENG31-08637636-n] (the precise location of something)
            • odak [TUR10-0582230] (Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer)
            • focus [ENG31-11476112-n] (a point of convergence of light (or other radiation) or a point from which it diverges)
            • odak noktası [TUR10-0582380] (Bir merceğe paralel olarak gelen ışınların, mercekten geçip kırıldıktan sonra merceğin öte yanında birleştikleri nokta)
            • focus [ENG31-11476112-n] (a point of convergence of light (or other radiation) or a point from which it diverges)
            • nidus [TUR10-1238990] (Organizmada yoğun bakteri oluşumunun görüldüğü bir nokta)
            • focus [ENG31-14206179-n] (a central point or locus of an infection in an organism)
            • topografik nokta [TUR10-1246770] () topographic point [ENG31-08682181-n] (a point located with respect to surface features of some region)
              • türbe [TUR10-0793450] (Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı) grave [ENG31-03459977-n] (a place for the burial of a corpse (especially beneath the ground and marked by a tombstone))
                • mezar [TUR10-0303830] (Ölünün gömülü olduğu yer) burial chamber [ENG31-02925268-n] (a chamber that is used as a grave)
                  • anıtkabir [TUR10-0037000] (Tarihî değeri olan kişilerin mezarı olarak yapılan anıt değerindeki yapı)
                  • mausoleum [ENG31-03737605-n] (a large burial chamber, usually above ground)
                  • piramit [TUR10-0628340] (Mısır firavunlarının mezarı)
                    • piramitçik [TUR10-0628350] (Eski Mısır piramitlerinde ve dikili taşlarında tepelik olarak yer alan küçük piramit)
                    • ehram [TUR10-0238030] (Mısır firavunlarının piramit biçimindeki mezarları)
                  • dolmen [TUR10-0217300] (İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı)
              • ağız [TUR10-0431230] (Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer) crossing [ENG31-08565513-n] (a point where two lines (paths or arcs etc.) intersect)
                • döner kavşak [TUR10-0221480] (Yol ortalarına inşa edilmiş, aksi yöne veya sola dönüşleri sağlayan ada)
                • göbek [TUR10-0300850] (Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada)
                • traffic circle [ENG31-04473168-n] (a road junction at which traffic streams circularly around a central island)
                • köşe [TUR10-0484110] (İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer)
                • corner [ENG31-03114137-n] (the intersection of two streets)
                • varyant [TUR10-0814980] (Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol, yan yol)
                • intersection [ENG31-03586294-n] (a junction where one street or road crosses another)
                • dört yol [TUR10-0222690] (Dört yolun birleştiği yer)
                • dört yol ağzı [TUR10-0222700] (Dört yolun birleştiği kavşak)
                • altı yol [TUR10-0031030] (Altı yolun birleştiği yer)
                • makas [TUR10-0520190] (Birbirini kesen demir yolu kavşağı)
                • yonca yaprağı [TUR10-0859560] (Kara yollarında alt yoldan üst yola veya üst yoldan alt yola geçmeyi sağlayan, dört yapraklı yonca biçimindeki kavşak)
              • saklanma yeri [TUR10-1225910] (Saklanma işinin yapıldığı veya yapılabileceği yer) hiding place [ENG31-08601976-n] (a place suitable for hiding something (such as yourself))
                • yatak [TUR10-0840510] (Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer)
                • hideout [ENG31-08601745-n] (a hiding place)
                • zula [TUR10-0877800] (Kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer)
                • drop [ENG31-08601320-n] (a predetermined hiding place for the deposit and distribution of illicit goods (such as drugs or stolen property))
                • sığınak [TUR10-0684740] (Kötülüklerden koruyan, sığınılan kimse veya şey) hideout [ENG31-08601745-n] (a hiding place)
                  • korunak [TUR10-0476920] (Koruyan, esirgeyen, saklayan yer veya kimse)
                  • korunak [TUR10-0476910] (Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer)
                  • tekke [TUR10-0758650] (İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer)
                  • çatı [TUR10-0153260] (Barınılan, sığınılan yer)
                • tavhane [TUR10-0752460] (Yoksulların sığındığı sıcak yer)
                • korsan gemisi [TUR10-1214570] (Deniz hırsızlarının kullandıkları gemi)
              • baş [TUR10-0080660] (Arazide en yüksek nokta)
              • peak [ENG31-08635538-n] (the top or extreme point of something (usually a mountain or hill))
              • uç [TUR10-0795440] (Bir şeyin başı, tepesi)
              • head [ENG31-08681922-n] (the top of something)
              • zirve [TUR10-0876680] (Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri) peak [ENG31-08635538-n] (the top or extreme point of something (usually a mountain or hill))
                • kerempe [TUR10-0442360] (Dağın en yüksek yeri)
                • tepe üstü [TUR10-0765790] (Bir tepenin zirvesi)
                • dağ başı [TUR10-0177650] (Dağın zirvesi, doruğu)
                • din [TUR10-0206370] (Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası)
              • ağız [TUR10-0013340] (Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak)
            • coğrafi nokta [TUR10-1246440] () geographic point [ENG31-08596234-n] (a point on the surface of the Earth)
              • iş [TUR10-0384010] (İş yeri) workplace [ENG31-04609402-n] (a place where work is done)
                • acente [TUR10-0002400] (Bir kuruluşun yapığı işi kazanç karşılığı onun adına yürüten iş yeri) agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                  • seyahat acentesi [TUR10-0682620] (Geziyle ilgili hizmetleri düzenleyen ticari kuruluş)
                • ajans [TUR10-0016670] (Haber toplama ve yayma işiyle uğraşan kuruluş) agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                  • reklam ajansı [TUR10-1123140] (Bir ticari kuruluşu tanıtan, onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağlayan iş kolu) agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                    • organ [TUR10-0590180] (Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş) organ [ENG31-08366277-n] (a government agency or instrument devoted to the performance of some specific function)
                      • belediye meclisi [TUR10-0090490] (Belediye tüzel kişiliğine tanınan yetkileri kendinde toplayan organ)
                      • council [ENG31-08327879-n] (a body serving in an administrative capacity)
                      • danışma meclisi [TUR10-0183180] (1982 Anayasasını hazırlayan ve Kurucu Meclisi oluşturan organlardan biri)
                      • ihtiyar heyeti [TUR10-0364180] (Köy tüzel kişiliğinde, muhtar başkanlığında görev yapan kişilerden oluşan yetkili organ)
                      • council [ENG31-08327879-n] (a body serving in an administrative capacity)
                      • devlet [TUR10-0200110] (Devletin yönetim organları) government [ENG31-08067430-n] (the organization that is the governing authority of a political unit)
                        • papalık [TUR10-0613050] (Başında papanın bulunduğu siyasi ve dinî kurum)
                        • papacy [ENG31-08070012-n] (the government of the Roman Catholic Church)
                        • saray [TUR10-0665390] (Devlet başkanı ve çevresi)
                        • palace [ENG31-08069873-n] (the governing group of a kingdom)
                        • yerel yönetim [TUR10-0850350] (İl, belediye veya köy halkının oradaki ortak yerel gereksinimlerini karşılayan ve genel karar organları oradaki halk tarafından seçilen kamu tüzel kişisi)
                        • local government [ENG31-08069626-n] (the government of a local area)
                      • senato [TUR10-0676540] (Üniversite yasasına göre seçilen ve rektör başkanlığında toplanan yüksek karar organı)
                  • haber ajansı [TUR10-0318870] (Yurt ve dünya olaylarını toplayıp yayımlayan kuruluş)
                  • agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                • ajans [TUR10-0016690] (Haber toplama ve yayma işiyle uğraşan kuruluşların çalıştığı büro)
                • agency [ENG31-08073958-n] (a business or organization that provides a particular service, especially the mediation of transactions between two parties)
                • bayi [TUR10-0086630] (Belirli maddeleri satma izni olan kimse, dükkân veya kuruluş)
                • franchise [ENG31-08077029-n] (a business established or operated under an authorization to sell or distribute a company's goods or services in a particular area)
                • ekmek kapısı [TUR10-0239140] (Geçim sağlayan iş yeri)
                • position [ENG31-00587299-n] (a job in an organization)
                • borsa [TUR10-0114170] (Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer) stock exchange [ENG31-04330164-n] (an exchange where security trading is conducted by professional stockbrokers)
                  • menkul kıymetler borsası [TUR10-1215780] (Hisse senedi brokerler ve tüccarların hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetleri satın alabildiği ve satabildiği borsalar)
                  • stock exchange [ENG31-04330164-n] (an exchange where security trading is conducted by professional stockbrokers)
                  • ticaret borsası [TUR10-0776380] (Ticaret mallarının işlem gördüğü borsa)
                  • derinlik [TUR10-0196550] (Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi)
                • çamaşırhane [TUR10-0148830] (Çamaşır yıkamak için kullanılan yer)
                • laundry [ENG31-03653380-n] (workplace where clothes are washed and ironed)
                • gazhane [TUR10-0285450] (Hava gazı üretilen veya depolanan yer)
                • gasworks [ENG31-03431994-n] (the workplace where coal gas is manufactured)
                • laboratuvar [TUR10-0504840] (Bilimsel ve teknik araştırmalar, çalışmalar için gerekli araç ve gereçlerin bulunduğu yer) lab [ENG31-03635277-n] (a workplace for the conduct of scientific research)
                  • biyoloji laboratuvarı [TUR10-1210460] (Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı ile ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer)
                  • biology lab [ENG31-02845246-n] (a laboratory for biological research)
                  • fizik laboratuvarı [TUR10-1214520] (Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak fizik ile ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer)
                  • physics lab [ENG31-03934239-n] (a laboratory for research in physics)
                  • dil laboratuvarı [TUR10-0205750] (Ses bilimi çalışmalarında elektronik araçlarla seslerin değerlendirildiği yer)
                  • laboratuvar [TUR10-0504850] (Dil laboratuvarı)
                • mandıra [TUR10-0523440] (Koyun, keçi vb. süt veren hayvanların barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer)
                • dairy [ENG31-03164201-n] (a farm where dairy products are produced)
                • santral [TUR10-0664010] (Telefonların bağlı olduğu merkez)
                • central [ENG31-02998465-n] (a workplace that serves as a telecommunications facility where lines from telephones can be connected together to permit communication)
                • stüdyo [TUR10-0709950] (Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılan yer) studio [ENG31-04351622-n] (workplace consisting of a room or building where movies or television shows or radio programs are produced and recorded)
                  • haber stüdyosu [TUR10-0319130] (Ses düzeni, ses geçirmezlik özelliği ile radyo ve televizyon vb. yayın organlarında yalnız haber okunmak için ayrılmış özel bölüm veya oda)
                • süthane [TUR10-0719400] (Süt ve süt ürünleri satılan yer)
                • creamery [ENG31-03133519-n] (a workplace where dairy products (butter and cheese etc.) are produced or sold)
                • tabakhane [TUR10-0735450] (Hayvan postunu kullanılacak duruma getirme işleminin yapıldığı yer; sepi yeri)
                • tannery [ENG31-04397846-n] (workplace where skins and hides are tanned)
                • telefon santrali [TUR10-0760700] (Bu sistemin kurulu bulunduğu yer)
                • central [ENG31-02998465-n] (a workplace that serves as a telecommunications facility where lines from telephones can be connected together to permit communication)
                • tersane [TUR10-0768310] (Gemi yapılan yer) shipyard [ENG31-04204278-n] (a workplace where ships are built or repaired)
                  • şantiye [TUR10-0723360] (Gemi tezgâhı)
                • balık çiftliği [TUR10-1212390] (Deniz, göl ya da ırmaklarda özel ağlarla kurulan, balık üretilen yer)
                • fishery [ENG31-03355726-n] (a workplace where fish are caught and processed and sold)
                • cam fabrikası [TUR10-1212680] (Cam ve cam ürünlerinin üretildiği fabrika)
                • glassworks [ENG31-03444184-n] (a workplace where glass is made)
                • kereste deposu [TUR10-1213670] (Ormandan kesilen odunların alıcıya teslim edilinceye kadar hazırlanarak bekletildikleri yer)
                • lumberyard [ENG31-03702599-n] (a workplace where lumber is stocked for sale)
                • atölye [TUR10-0057370] (Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer) workshop [ENG31-04610439-n] (small workplace where handcrafts or manufacturing are done)
                  • ciltevi [TUR10-0559370] (Cilt işleri yapan dükkân)
                  • bindery [ENG31-02843744-n] (a workshop where books are bound)
                  • kalavrahane [TUR10-0401410] (Kundura atölyesi)
                  • kalayhane [TUR10-0401510] (Kalaycının çalıştığı yer)
                  • kalayhane [TUR10-0401520] (Kalay işlerinin yapıldığı yer)
                  • demirhane [TUR10-1250350] (Demirin işlendiği işlik, demir işliği)
                  • dokumahane [TUR10-0215060] (Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer)
                • aracı kurum [TUR10-1210680] (Hisse senedi ticaretinde yatırımcı ve piyasa arasında bilgi aktarma ve aracılık fonksiyonlarını yerine getiren kurum)
                • brokerage house [ENG31-02908613-n] (place where a broker conducts his business)
                • telefon santrali [TUR10-0760690] (Aynı merkeze bağlı ve iletişim akışı için giriş ve çıkışın otomatik olarak yapılmasını sağlayan sistem)
                • central [ENG31-02998465-n] (a workplace that serves as a telecommunications facility where lines from telephones can be connected together to permit communication)
                • çiftlik [TUR10-0469930] (Tarım yapılan, hayvan yetiştirilen, çalışanlarının da oturması için evler bulunan geniş toprak parçası) ranch [ENG31-04059554-n] (farm consisting of a large tract of land along with facilities needed to raise livestock (especially cattle))
                  • üzüm bağı [TUR10-0068050] (Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası)
                  • vineyard [ENG31-04543333-n] (a farm of grapevines where wine grapes are produced)
                  • plantasyon [TUR10-0631050] (Sanayide kullanılan kahve, kakao, kauçuk vb. bitkilerin geniş ölçüde yetiştirildiği işletme)
                  • plantation [ENG31-13273412-n] (an estate where cash crops are grown on a large scale (especially in tropical areas))
                  • tımar [TUR10-0773830] (Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak)
                  • fief [ENG31-13270826-n] (a piece of land held under the feudal system)
                  • zeamet [TUR10-0871520] (Tımar)
                  • fief [ENG31-13270826-n] (a piece of land held under the feudal system)
                  • hara [TUR10-0326960] (At üretilen çiftlik, aygır deposu)
                • stüdyo [TUR10-0709960] (Bir odalı daire)
                • studio [ENG31-04351622-n] (workplace consisting of a room or building where movies or television shows or radio programs are produced and recorded)
                • istiridye çiftliği [TUR10-1214320] (İnsanların tüketimi için istiridye üretilen işletme)
                • oyster bed [ENG31-03875654-n] (a workplace where oysters are bred and grown)
                • maden [TUR10-0516410] (Maden ocağı veya maden işletmesi) mine [ENG31-03773881-n] (excavation in the earth from which ores and minerals are extracted)
                  • kömür madeni [TUR10-1211250] (Yer altından kömür çıkarmak için kazıların yapıldığı maden ocağı)
                  • colliery [ENG31-03074400-n] (a workplace consisting of a coal mine plus all the buildings and equipment connected with it)
                  • açık işletme [TUR10-0004590] (Maden yatağını örten verimsiz topraklar kaldırıldıktan sonra açık havada yapılan işletme)
                  • ergene [TUR10-0249860] (Maden yeri)
                  • pano [TUR10-0612590] (Önceden belirlenmiş sınırlar içerisinde işletilen maden alanı)
                • stüdyo [TUR10-0709930] (Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda)
                • studio [ENG31-04351324-n] (workplace for the teaching or practice of an art)
                • tuğla harmanı [TUR10-0787280] (Tuğla yapılan yer)
                • brickyard [ENG31-02901761-n] (a place where bricks are made and sold)
                • yetkili servis [TUR10-0853020] (Alıcıların aldıkları ürünleri kurma, bakımlarını yapma, meydana gelen bozuklukları giderme gibi görevleri olan işletme)
                • kalafat yeri [TUR10-0401070] (Gemi ve kayıkların onarıldığı yer)
                • balhane [TUR10-0074010] (Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer)
                • baruthane [TUR10-0078440] (Barut yapılan veya saklanan yer)
                • yetkili servis [TUR10-0853010] (Ticari kuruluşların çeşitli bölgelerde kendilerini temsil etmeleri amacıyla görevlendirdikleri işletme)
                • yıkama yağlama [TUR10-1184460] (Genellikle benzin istasyonlarında bulunan, otomobillerin yağ kontrollerini ve temizliğini yapan servis)
                • besihane [TUR10-0095300] (Besi yapılan yer)
                • gişe [TUR10-0298910] (İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer) toll plaza [ENG31-08637524-n] (an area where tollbooths are located)
                  • vezne [TUR10-0819080] (Banka, büro vb. kuruluşlarda para alınıp verilen yer)
                • sandık [TUR10-0663040] (Bir kurumda para alınıp verilen yer)
              • merkez üs [TUR10-0195400] (Deprem dalgalarının yeryüzündeki orta yeri)
              • epicenter [ENG31-08595522-n] (the point on the Earth's surface directly above the focus of an earthquake)
              • kutup [TUR10-0497900] (Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri)
              • pole [ENG31-08638456-n] (one of two antipodal points where the Earth's axis of rotation intersects the Earth's surface)
              • kutup [TUR10-0497920] (Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri)
                • Güney Kutbu [TUR10-0316170] (İki kutuptan Ekvator'un güney tarafında yer alan kutup bölgesi)
                • Kuzey Kutbu [TUR10-0499120] (İki kutuptan Ekvator'un kuzey tarafında yer alan kutup bölgesi)
                • gök kutbu [TUR10-0302510] (Gök ekseninin gök küresini deldiği iki noktadan her biri)
              • buluşma yeri [TUR10-0123940] (Buluşulacak yer)
              • deniz seviyesi [TUR10-0194440] (Kara ile denizin birleştiği ve yüksekliğin sıfır olarak kabul edildiği nokta)
              • deprem merkezi [TUR10-0195380] (Depremin oluştuğu odak nokta ve yayıldığı yer)
              • hiposantr [TUR10-0345890] (Deprem dalgalarının başladığı nokta)
              • doğu noktası [TUR10-0214510] (Güneş çemberi merkezinin 21 Mart ve 23 Eylülde ufukta doğduğu nokta)
              • bahar noktası [TUR10-0070990] (İlkbaharda gündüz gece eşitliği anında güneşin gök Ekvator'u çizgisi üzerinde bulunduğu nokta)
              • sıcak kuşak [TUR10-0683900] (Oğlak ve Yengeç dönenceleri arasında kalan geniş bölge)
              • güney noktası [TUR10-0316210] (Güney doğrultusunun ufuk üzerinde göğü deldiği nokta)
              • güz noktası [TUR10-0318640] (Güzün, gün tün eşitliği anında güneşin gök Ekvator'u çizgisi üzerinde bulunduğu nokta)
            • göbek [TUR10-0300800] (İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk)
            • navel [ENG31-05564228-n] (a scar where the umbilical cord was attached)
            • başucu [TUR10-0084040] (Bir yerin düşeyinin gök küreyi kestiği nokta)
            • apex [ENG31-08511997-n] (the point on the celestial sphere toward which the sun and solar system appear to be moving relative to the fixed stars)
            • köken [TUR10-0049270] (Kök, kaynak, soy)
            • beginning [ENG31-08524579-n] (the place where something begins, where it springs into being)
            • doğum yeri [TUR10-0540820] (Bir kimsenin doğduğu yer)
            • birthplace [ENG31-08527371-n] (the place where someone was born)
            • görev yeri [TUR10-1226040] (Bir çalışanın görev yaptığı yerin sınırları) post [ENG31-08641960-n] (the position where someone (as a guard or sentry) stands or is assigned to stand)
              • köprübaşı [TUR10-0482040] (İlerlemek için çıkılan elverişli kıyı veya tutulan önemli nokta)
            • köşe [TUR10-0484140] (Kimsenin uğramadığı, aramadığı yer)
            • ayakucu [TUR10-0059880] (Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultudaki alt yön)
            • nadir [ENG31-08618316-n] (the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to be projected)
            • sağ [TUR10-0654930] (Bu taraftaki yön)
            • right [ENG31-08642648-n] (location near or direction toward the right side)
            • sol [TUR10-0700640] (Bu taraftaki yön)
            • left [ENG31-08643037-n] (location near or direction toward the left side)
            • başucu noktası [TUR10-0084070] (Yeryüzündeki bir gözlem noktasından geçen düşey doğrultusunun gökyüzünü deldiği iki noktadan, ufkun üstünde olanı)
            • zenith [ENG31-08702507-n] (the point above the observer that is directly opposite the nadir on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to be projected)
            • enberi [TUR10-0881500] (Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en yakın olduğu nokta)
              • yerberi [TUR10-0850000] (Bir gök cisminin gerçek veya görünür yörüngesinin yere en yakın noktası)
              • perigee [ENG31-08636244-n] (periapsis in Earth orbit)
              • günberi [TUR10-0315220] (Yerin, güneşe en yakın bulunduğu nokta)
            • enöte [TUR10-0248260] (Çift yıldızlarda, yoldaşın başyıldıza göre çizdiği bağlı yörüngenin, başyıldıza en yakın noktası)
              • günöte [TUR10-0259380] (Yer yörüngesinin güneşe en uzak bulunduğu nokta)
              • yeröte [TUR10-0851250] (Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yere en uzak nokta)
              • apogee [ENG31-08512430-n] (apoapsis in Earth orbit)
              • kuyruklu yıldız çekirdeği [TUR10-1090970] (Kuyruklu yıldız başının ortasında yıldıza benzeyen parlak nokta)
            • kerteriz noktası [TUR10-0442960] (Geminin bulunduğu yeri anlamak için kerteriz almaya yarayan fener kulesi, duba, şamandıra ve benzerinin harita üzerindeki yeri)
            • kilit mevki [TUR10-0460730] (Kilit noktası)
            • kör nokta [TUR10-0483160] (Trafikte sürücünün geriden gelenleri aynasında göremediği bölge)
            • tepe [TUR10-0765270] (İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası)
              • nirengi noktası [TUR10-0577320] (Nirengi işleminde ayrılan üçgenlerin tepe noktası)
            • tepe [TUR10-0765280] (Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri)
              • dalga sırtı [TUR10-0180530] (Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi)
              • dalga tepesi [TUR10-0180550] (Dalganın en yüksek noktası)
            • tepe üstü [TUR10-0765780] (Trafikte karşı yoldan gelen aracın görülmediği en yüksek nokta)
            • ağırlık merkezi [TUR10-0013000] (Bir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası)
            • santra [TUR10-0663970] (Futbol sahasının ortasında bulunan, oyunun başlatıldığı nokta)
            • ayak [TUR10-0059170] (Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta)
            • başlangıç noktası [TUR10-0082850] (Sıfır sayısının, sayı doğrusundaki yeri)
            • başnokta [TUR10-0083450] (Başlangıç noktası)
            • besleme noktası [TUR10-0963620] (Elektrik enerjisinin bir şebekeden diğer bir şebekeye iletildiği nokta)
            • merkez [TUR10-0607850] (Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta)
            • boğum [TUR10-0111920] (Boğulmuş, sıkılmış yer)
            • can noktası [TUR10-0132710] (En önemli husus, vurgulanması gereken yer)
            • çıkış yeri [TUR10-0990130] (Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta)
            • çıkış yeri [TUR10-0990140] (Yarışa başlama noktası)
            • ek [TUR10-0238170] (İki borunun birbirine birleştirildiği yer)
            • fokus [TUR10-0277360] (Işınların bir mercekten geçtikten sonra toplandıkları nokta)
            • görüntü [TUR10-0306280] (Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta)
            • pot yeri [TUR10-0634630] (Kötü dikiş yüzünden elbisede oluşan kıvrım veya büzülme yeri)
            • hareket noktası [TUR10-0328360] (Bir sorunun incelenmesinde başlangıç olarak alınan nokta)
            • ilkbahar noktası [TUR10-1056620] (İlkbaharda gündüz gece eşitliği anında Güneş'in gök Ekvator'u çemberi üzerinde bulunduğu nokta)
            • kuzey noktası [TUR10-0499160] (Ufukta kuzey doğrultusunun gök küresini deldiği nokta)
          • çizgi [TUR10-0170890] (Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır)
            • fay hattı [TUR10-1225870] (Kayaç kütlelerinin yerlerinden kaydığı kırılma düzlemi)
            • fault line [ENG31-08587120-n] ((geology) line determined by the intersection of a geological fault and the earth's surface)
            • cephe [TUR10-0136350] (Üzerinde savaşın sürdüğü bölge)
            • battlefront [ENG31-08591221-n] (the line along which opposing armies face each other)
            • büyük çember [TUR10-0129020] (Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember) great circle [ENG31-08597015-n] (a circular line on the surface of a sphere formed by intersecting it with a plane passing through the center)
              • Ekvator [TUR10-0383750] (Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember)
              • equator [ENG31-08586248-n] (an imaginary line around the Earth forming the great circle that is equidistant from the north and south poles)
              • saat dairesi [TUR10-0651690] (Bir yıldızdan ve göğün kutuplarından geçen büyük daire)
            • ufuk [TUR10-0161700] (Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer) horizon [ENG31-08603184-n] (the line at which the sky and Earth appear to meet)
              • ufuk [TUR10-0796840] (Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem; göz erimi)
            • izobar eğrisi [TUR10-0390600] (Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri)
            • isobar [ENG31-08606907-n] ((meteorology)an isogram connecting points having equal barometric pressure at a given time)
            • yörünge [TUR10-0861620] (Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol)
            • orbit [ENG31-08629606-n] (the (usually elliptical) path described by one celestial body in its revolution about another)
            • güzergah [TUR10-0318510] (Yol boyu)
            • bearing [ENG31-08698626-n] (the direction or path along which something moves or along which it lies)
            • rota [TUR10-0648890] (Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol) bearing [ENG31-08698626-n] (the direction or path along which something moves or along which it lies)
              • hayvan izi [TUR10-1230530] (Buradaki izler taze)
              • slot [ENG31-09460791-n] (the trail of an animal (especially a deer))
            • kırmızı çizgi [TUR10-0452610] (Gümrükteki pasaport kontrolü sırasında geçilmesi yasak olan bölgeyi belirleyen çizgi)
            • izoterm eğrisi [TUR10-0256680] (Sıcaklığın yeryüzünde veya bir bölgedeki dağılışını göstermek amacıyla düzenlenen haritalarda, eşit sıcaklıktaki yerleri birleştiren iç içe eğrilerden her biri)
            • eş yükselti eğrisi [TUR10-0390630] (Eş yükselti noktaları arasında çizilen çizgilerin oluşturduğu eğri)
            • santra çizgisi [TUR10-0663990] (Futbolda santra yuvarlağını ortadan ikiye bölen, üzerinde santra noktası bulunan çizgi)
            • orta yuvarlak [TUR10-0592760] (Futbol, basketbol vb. oyunların sahasında ortada bulunan ve başlama vuruşu veya atışının yapıldığı noktanın merkez olduğu alan)
            • atlama çizgisi [TUR10-0056180] (Tek adım veya üç adım atlama yarışmalarında sıçramadan önce ayağın son olarak konulduğu çizgi)
            • cephe [TUR10-0136360] (Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır)
          • dağ taş [TUR10-0178810] (Şehir dışındaki her yer)
          • yuva [TUR10-0864060] (Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer)
          • yer [TUR10-0849750] (Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle)
            • kısmet kapısı [TUR10-0454720] (Kızın evlenip gittiği yer)
            • taraf [TUR10-0745930] (Yöre, yer)
            • yurt [TUR10-0863450] (Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer)
            • yerleşim alanı [TUR10-0538200] (İl, ilçe, köy gibi halkın bir arada yaşadığı yerler)
              • site [TUR10-0696720] (Kentlerde, belirli bir merkezden yönetilen, genellikle güvenliği sağlanmış toplu yerleşim merkezi)
              • göçelge [TUR10-0301290] (Göçülen yer)
            • menfa [TUR10-0535010] (Bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer; sürgün yeri)
            • gurbet [TUR10-0311370] (Doğup yaşanılmış olan yerden uzak, yabancı yer)
              • diyarıgurbet [TUR10-0211440] (İş, eğitim vb. sebeplerle göç edilen yabancı yer)
              • gurbet eli [TUR10-0311360] (Bir kimsenin doğup büyüdüğü yerden başka yer)
            • gülistan [TUR10-0313440] (Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer)
          • şurası [TUR10-0734410] (Şu yer)
          • şuracık [TUR10-0734360] (Yakın ve belirli bir yer)
          • şura [TUR10-0734340] (Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer; şu yer)
          • memba [TUR10-0534100] (Bir şeyin çıktığı yer)
          • sıcak [TUR10-0683800] (Sıcak yer)
          • ölü nokta [TUR10-0602350] (Gözden uzak yer)
          • ölü açı [TUR10-0601790] (Doğal veya yapay bir engel dolayısıyla gözetlemenin veya atışın mümkün olmadığı yer veya bölge)
          • ileri [TUR10-0367440] (Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer)
            • ön [TUR10-0602670] (Bir kimsenin ilerisi)
          • yer [TUR10-0849870] (Durum; konum) location [ENG31-00027365-n] (a point or extent in space)
            • kenar [TUR10-0440610] (Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız yer)
            • kıyı [TUR10-0457460] (Issız, tenha yer)
            • köylük [TUR10-0485360] (Köy bulunan yer)
            • arka [TUR10-0045460] (Otururken sırtın dayandığı yer)
            • aşağı [TUR10-0052040] (Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri)
            • aşıntı [TUR10-0053280] (Aşınmış yer)
            • yüksek [TUR10-0865440] (Yukarıda, üst tarafta olan yer)
            • aşıt [TUR10-0053720] (Aşılacak yer)
            • aşıt [TUR10-0053710] (Siper, kuytu yer)
            • ateşlik [TUR10-0055200] (Ateş yakılan veya konulan yer)
            • atıştırmalık [TUR10-0055900] (Müzik dinlenilen ve yemek yenilen eğlence yeri)
            • atıştırma yeri [TUR10-0055920] (Ayaküstü yemek yenilen yer)
            • avrat pazarı [TUR10-0058360] (Kadınların öteberi sattıkları pazar yeri)
            • at meydanı [TUR10-0057110] (Atların pazarlandığı yer)
            • at meydanı [TUR10-0057120] (At veya at arabası koşularının yapıldığı yer)
            • avlak [TUR10-0058200] (Avı çok olan yer; av yeri)
            • ayakaltı [TUR10-0059190] (Gelip geçenlerin çok olduğu yer)
            • ayaklık [TUR10-0059620] (Ayak basacak yer)
            • ayak ucu [TUR10-0059890] (Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri)
            • ayrıç [TUR10-0063200] (Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer)
            • ayvalık [TUR10-0064160] (Ayva ağaçlarının çok bulunduğu yer)
            • balıklava [TUR10-0074330] (Deniz, göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer)
            • baretlik [TUR10-0954800] (Baret konulan yer)
            • başmekân [TUR10-0959090] (Asıl yer, en önemli yer)
            • batakhane [TUR10-0084580] (İşlerin zamanında ve gereğince yapılmadığı yer)
            • beşik [TUR10-0096250] (Bir şeyin doğup geliştiği yer)
            • meşhet [TUR10-0538850] (Şehit düşülen yer)
            • gedik [TUR10-0288980] (Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer)
            • gölge [TUR10-0302880] (Güneş ışınlarından korunacak yer)
            • gölgelik [TUR10-0303170] (Gölge altında bulunan yer)
              • eğlek [TUR10-0236880] (Sürünün yazın öğle sıcağında dinlendiği gölgelik)
            • güllük gülistanlık [TUR10-0313630] (Bolluk ve rahatlık içinde olan yer)
            • güneç [TUR10-0315690] (Çok güneş alan yer)
            • güney [TUR10-0316110] (Güneş gören yer)
            • halvet [TUR10-0324230] (Issız ve kapalı yer)
            • boğmak [TUR10-0111780] (Boğum yeri)
            • çatlaklık [TUR10-0154090] (Çatlamış yer; çatlak)
            • çukurluk [TUR10-0173900] (Çukur yer)
              • buz yalağı [TUR10-0127170] (Yüksek dağlarda kalıcı kar ve buzulun birlikte oluşturduğu, arkası ve yanları dik, önü açık, çember biçimli çukurluk)
              • koyak [TUR10-0478900] (Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk)
              • çentik [TUR10-0159540] (Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk)
            • dayanak [TUR10-0383440] (Dayanacak, güvenecek, sığınacak yer)
              • tutamak [TUR10-0789380] (Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey)
            • hareket noktası [TUR10-0328350] (Bir iş, bir yolculuk ve benzerinin başladığı yer)
            • harim [TUR10-0329010] (Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer)
            • havra [TUR10-0333840] (Çok gürültülü yer)
            • hazire [TUR10-0337330] (Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak yer)
            • hırsız yatağı [TUR10-0342340] (Hırsızların çok olduğu yer)
            • hırsız yatağı [TUR10-0342320] (Hırsızların gizlendiği yer)
            • bolluk [TUR10-0112820] (Her şeyin bol olduğu yer)
            • derya [TUR10-0197780] (Bir şeyin bol olduğu yer)
            • ahiret [TUR10-0015420] (Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer)
            • afterlife [ENG31-15168824-n] (life after death)
            • cehennem [TUR10-0134600] (Çok sıkıntılı yer)
            • hell [ENG31-08600365-n] (any place of pain and turmoil)
            • çöplük [TUR10-0542300] (Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer)
            • dump [ENG31-08577564-n] (a piece of land where waste materials are dumped)
            • habitat [TUR10-0863460] (Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer)
            • habitat [ENG31-08598111-n] (the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs)
        • ek [TUR10-0238140] (Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça) part [ENG31-05876035-n] (one of the portions into which something is regarded as divided and which together constitute a whole)
          • kızak [TUR10-0458340] (Ağaç tablaların kamburlaşmaması için liflere dikey konumda açılan kanala geçirilen uzun parça)
          • açılı kaplama [TUR10-0919200] (Ahşap teknenin değişik yerlerinde kullanılan, özel biçimlerde kesilmiş kaplama parçası)
          • bileşen [TUR10-0102490] (Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri) component [ENG31-03085025-n] (an artifact that is one of the individual parts of which a composite entity is made up)
            • donanım [TUR10-0218190] (Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler) hardware [ENG31-03498434-n] ((computer science) the mechanical, magnetic, electronic, and electrical components making up a computer system)
              • enterfon [TUR10-0248670] (İç telefon donanımı)
            • girdi [TUR10-0298140] (Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü)
            • input [ENG31-03578305-n] (a component of production)
            • yedek parça [TUR10-0845620] (Bir makinenin işlemez duruma gelen bölümünün yerine konacak yeni parça)
            • spare part [ENG31-04274980-n] (an extra component of a machine or other apparatus)
            • piksel [TUR10-1214590] (Ekranda gösterilmesi mümkün olan en küçük nokta)
            • pixel [ENG31-03958553-n] ((computer science) the smallest discrete component of an image or picture on a CRT screen (usually a colored dot))
            • modül [TUR10-0549330] (Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi)
            • module [ENG31-03784133-n] (a self-contained component (unit or item) that is used in combination with other components)
          • eklenti [TUR10-0238800] (Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça) appendage [ENG31-02731707-n] (a part that is joined to something larger)
            • aksesuar [TUR10-0020900] (Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan, ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne) attachment [ENG31-02758249-n] (a supplementary part or accessory)
              • priz [TUR10-0635940] (Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva) point [ENG31-03981029-n] (a wall socket)
                • duy priz [TUR10-0227440] (İçerisinde aydınlatmak amacıyla kullanılan duyun yanı sıra elektrik akımı almaya yarayan bir düzeneği de bulunduran alet)
              • kolçak [TUR10-0468420] (Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası)
              • lamba karpuzu [TUR10-0506730] (Işığı yumuşatmak için lambalara geçirilen, mat camdan, basık vazo biçiminde nesne)
              • foya [TUR10-0279470] (Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak)
            • katkı maddesi [TUR10-0428730] (Herhangi bir karışıma ilave edilen madde)
            • additive [ENG31-02682642-n] (something added to enhance food or gasoline or paint or medicine)
            • sap [TUR10-0664170] (Bir aracı tutmaya yarayan bölüm) handle [ENG31-03491080-n] (the appendage to an object that is designed to be held in order to use or move it)
              • sapçık [TUR10-0664380] (Küçük sap)
              • kol [TUR10-0467620] (Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü)
            • tutamak [TUR10-0789370] (Tutunacak yer) handle [ENG31-03491080-n] (the appendage to an object that is designed to be held in order to use or move it)
              • tokmak [TUR10-0779210] (Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz)
              • knob [ENG31-03631305-n] (a round handle)
            • balans pensi [TUR10-0073410] (Arabaların tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağlamak için jant ile lastik kenarına sıkıştırılan kurşun parçası)
            • katkı maddesi [TUR10-0428720] (Petrol ürünlerine katıldığı zaman bunlara istenilen özellikleri sağlayan veya doğal özelliklerini kuvvetlendiren uygun bir madde)
            • bilezik [TUR10-0102840] (İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça)
            • çatma [TUR10-0154290] (Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça)
            • ek [TUR10-0238160] (Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri)
            • fora [TUR10-0277890] (Ayakkabı üstüyle pençesi arasına konulan parça)
            • pabuç [TUR10-0610040] (Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti)
            • pervaz [TUR10-0624730] (Giysilerin yaka, kol, etek vb. yerlerine veya kumaştan yapılmış diğer eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça)
            • peş [TUR10-0625020] (Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası)
          • öge [TUR10-0369260] (Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri) component [ENG31-03085025-n] (an artifact that is one of the individual parts of which a composite entity is made up)
            • ahlat [TUR10-0015910] (Bir karışım içindeki parçalar, ögeler)
            • atom [TUR10-0057220] (Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri)
            • baba [TUR10-0066270] (Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge)
            • mafsal [TUR10-0517070] (Birbirine bağlanmış parçaların her yönden dönmesini sağlayan bağlantı ögesi)
              • rotil [TUR10-0648930] (Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde bir parça)
            • mekan grupları [TUR10-0532920] (Bir yeri dolduran ögeler)
            • millî varlık [TUR10-1100130] (Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik, bilimsel değerler ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü)
            • motif [TUR10-0551040] (Bir eserde sık sık tekrarlanan süsleyici öge)
              • vinyet [TUR10-0820100] (Bir kitabın sayfalarını süsleyen başlık, süslü harf gibi motif)
              • kaynanadili [TUR10-0434500] (Bir iğne oyası motifi)
              • ıtır yaprağı [TUR10-0356510] (Süsleme sanatında ıtır yaprağı biçiminde oluşturulan ve kullanılan motif)
            • donatım [TUR10-0218360] (Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler)
            • öge [TUR10-0598990] (Başka şeylerin kendisinden türediği ilk madde; ilke; unsur)
            • birim [TUR10-0107320] (Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge)
              • madde başı [TUR10-0516080] (Sözlük yapma düzeninde başlı başına bir anlam ifade eden ve siyah olarak yazılan, tanımı verilen sözlük birimi)
            • data [TUR10-0184630] (Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri)
            • içerik [TUR10-0358490] (Herhangi bir ruhsal süreç veya düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü)
            • tafsilat [TUR10-0737260] (Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat) detail [ENG31-05825971-n] (an isolated fact that is considered separately from the whole)
              • ayrıntı [TUR10-0063820] (Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya)
          • kısım [TUR10-0453830] (Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri) section [ENG31-04172050-n] (one of several parts or pieces that fit with others to constitute a whole object)
            • diaspora [TUR10-0474980] (Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu)
            • kuut [TUR10-0498060] (Namazın oturularak kılınan kısmı)
            • aksiyon [TUR10-0021330] (Sermayenin belirli bir bölümü)
            • alt şube [TUR10-0031300] (Bir şube içinde kurulan ikinci derecedeki şube)
            • ana bilim dalı [TUR10-0034040] (Üniversitelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlık dalları)
            • sahne [TUR10-0657070] (Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı)
            • karlı iş [TUR10-0421980] (İyi para getiren iş veya çalışma alanı)
            • halk bilgisi [TUR10-0323550] (Halk biliminin, çevreyi oluşturan canlı, cansız doğal nesnelerle ilgili inanç ve uygulamaları konu alan dalı)
            • baston [TUR10-0080500] (Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası)
            • tıp dalı [TUR10-1219730] (Tıbbın ayrıldığı bölümlerden her biri) medicine [ENG31-06052606-n] (the branches of medical science that deal with nonsurgical techniques)
              • bakteriyoloji [TUR10-0073190] (Bakterilerin ve genellikle mikropların biçimlerini, niteliklerini inceleyen bilim)
              • bacteriology [ENG31-06056223-n] (the branch of medical science that studies bacteria in relation to disease)
              • veterinerlik [TUR10-0087410] (Veteriner olma durumu veya veterinerin işi)
              • veterinary medicine [ENG31-06074973-n] (the branch of medicine that deals with the diagnosis and treatment of diseases and injuries of animals (especially domestic animals))
              • dermatoloji [TUR10-0197010] (Tıbbın deri hastalıkları ile ilgili dalı)
              • dermatology [ENG31-06059031-n] (the branch of medicine dealing with the skin and its diseases)
              • diş hekimliği [TUR10-0210130] (Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan tıp dalı) dentistry [ENG31-06056961-n] (the branch of medicine dealing with the anatomy and development and diseases of the teeth)
                • ortodonti [TUR10-0592820] (Diş hekimliğinin, dişleri çenelerin üzerine estetik ve görev bakımlarından düzenli bir biçimde yerleştirmekle uğraşan kolu)
                • orthodontics [ENG31-06058083-n] (the branch of dentistry dealing with the prevention or correction of irregularities of the teeth)
                • pedodonti [TUR10-0620880] (Diş hekimliğinde çocuk dişlerinin tedavisine ağırlık veren uzmanlık alanı)
              • eczacılık [TUR10-0233800] (İlaçların hazırlanmasıyla uğraşan uygulamalı bilim) pharmacy [ENG31-06064831-n] (the art and science of preparing and dispensing drugs and medicines,)
                • adli eczacılık [TUR10-0921140] (Eczacılık mesleği ve ilaçla tedavide karşılaşılan adli sorunlarla ilgili bilim dalı)
                • farmakodinami [TUR10-0265040] (Hasta veya normal organizmalar üzerinde, ilaçların etkisini deneysel olarak inceleyen, araştıran bilim)
                • başeczacılık [TUR10-0956710] (Başeczacının yaptığı iş)
              • farmakoloji [TUR10-0265090] (İlaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı) pharmacology [ENG31-06064423-n] (the science or study of drugs: their preparation and properties and uses and effects)
                • toksikoloji [TUR10-0779290] (Zehirle, onların organizmaya olan etkileriyle ve zehirlerin belirlenmesiyle uğraşan bilim dalı)
                • toxicology [ENG31-06074012-n] (the branch of pharmacology that deals with the nature and effects and treatments of poisons)
                • farmakognozi [TUR10-0265070] (İlaçların doğada bulundukları durumda incelenmesi)
              • sağlık bilgisi [TUR10-0341330] (Sağlığın, hastalanmadan önce korunması ile ilgili bilimsel incelemelerle uğraşan tıp dalı)
              • hygiene [ENG31-06060911-n] (the science concerned with the prevention of illness and maintenance of health)
              • endokrinoloji [TUR10-0360040] (İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı)
              • endocrinology [ENG31-06059381-n] (the branch of medicine dealing with the endocrine glands and their secretions)
              • kardiyoloji [TUR10-0419510] (Anatomi, fizyoloji ve patolojinin kalp ile ilgili bölümleri)
              • cardiology [ENG31-06056806-n] (the branch of medicine dealing with the heart and its diseases)
              • onkoloji [TUR10-0588270] (Urları inceleyen tıp dalı)
              • oncology [ENG31-06063797-n] (the branch of medicine concerned with the study and treatment of tumors)
              • pediyatri [TUR10-0620830] (Çocuk hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı)
              • pediatrics [ENG31-06071181-n] (the branch of medicine concerned with the treatment of infants and children)
              • travmatoloji [TUR10-0786340] (Cerrahinin yara ve bereleri tedavi eden bölümü)
              • traumatology [ENG31-06074388-n] (the branch of medicine that deals with the surgical repair of injuries and wounds arising from accidents)
              • üroloji [TUR10-0809140] (Tıbbın idrar yolu hastalıklarını inceleyen dalı)
              • urology [ENG31-06074758-n] (the branch of medicine that deals with the diagnosis and treatment of disorders of the urinary tract or urogenital system)
              • viroloji [TUR10-0820270] (Virüsleri inceleyen bilim dalı)
              • virology [ENG31-06075190-n] (the branch of medical science that studies viruses and viral diseases)
              • proktoloji [TUR10-1121490] (Tıbbın anüs hastalıklarıyla uğraşan dalı)
              • proctology [ENG31-06071775-n] (the branch of medicine dealing with the diagnosis and treatment of disorders of the colon or rectum or anus)
              • odontoloji [TUR10-1219740] (Dişlerin anatomisi, histolojisi, fizyolojisi ve patolojisini inceleyen bilim dalı)
              • dentistry [ENG31-06056961-n] (the branch of medicine dealing with the anatomy and development and diseases of the teeth)
              • nöropsikiyatri [TUR10-1219780] (Sinir sistemiyle bağlantılı akıl hastalıklarıyla ilgilenen bir tıp dalı)
              • neuropsychiatry [ENG31-06062632-n] (the branch of medicine dealing with mental disorders attributable to diseases of the nervous system)
              • yaşlılık bilimi [TUR10-1219760] (Yaşlılık ve yaşlanmaya bağlı tüm klinik, biyolojik ve sosyolojik tıbbi sorunlarla ilgilenen bilim dalı)
              • geriatrics [ENG31-06060181-n] (the branch of medical science that deals with diseases and problems specific to old people)
              • kadın hastalıkları [TUR10-0396680] (Kadın organizmasını ve cinsel organlarını fizyolojik, morfolojik ve patolojik bakımdan inceleyen bilim)
              • gynecology [ENG31-06060432-n] (the branch of medicine that deals with the diseases and hygiene of women)
              • hematoloji [TUR10-0408690] (Kan ve kan hücrelerini oluşturan yapılarla bu yapıların hastalıklarını ve tedavilerini konu alan bilim dalı)
              • hematology [ENG31-06060665-n] (the branch of medicine that deals with diseases of the blood and blood-forming organs)
              • immünoloji [TUR10-1219770] (Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı)
              • immunology [ENG31-06061073-n] (the branch of medical science that studies the body's immune system)
              • göz bilimi [TUR10-0582830] (Gözün yapısının, çalışmasının ve sayrılıklarının incelendiği hekimlik dalı)
              • ophthalmology [ENG31-06063977-n] (the branch of medicine concerned with the eye and its diseases)
              • psikopatoloji [TUR10-0637460] (Akıl ve ruh sağlığını inceleyen bilim)
              • psychiatry [ENG31-06065477-n] (the branch of medicine dealing with the diagnosis and treatment of mental disorders)
              • pedoloji [TUR10-0171820] (Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim) pediatrics [ENG31-06071181-n] (the branch of medicine concerned with the treatment of infants and children)
                • çocuk bilimsel [TUR10-0992450] (Çocuk bilimi ile ilgili; pedolojik)
              • kanseroloji [TUR10-0410540] (Kanser hastalıklarını inceleyen tıp dalı)
              • diyabetoloji [TUR10-0211060] (Şeker hastalığını inceleyen bilim dalı)
              • gastroenteroloji [TUR10-0284120] (Tıbbın sindirim organları hastalıklarını inceleyen dalı)
              • etiyoloji [TUR10-0572860] (Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı)
                • neden bilimi [TUR10-0572850] (Olgulara yol açan sebeplerin bütünü; etiyoloji)
              • adli tıp [TUR10-0009040] (Tıbbın adalete yardım eden kolu)
              • ortopedi [TUR10-0592850] (Vücutta kemikler, eklemler, kaslar, kirişler, sinirler gibi hareketi sağlayan organların bozukluklarını düzelten, tedavi eden cerrahi kolu)
              • orthopedics [ENG31-06073656-n] (the branch of medical science concerned with disorders or deformities of the spine and joints)
              • nörobiyoloji [TUR10-1219840] (Beynin ve sinir sisteminin gelişmesi, morfolojisi, fizyolojisi ve biyokimyasının incelenmesi) neurobiology [ENG31-06088061-n] (the branch of biology that deals with the anatomy and physiology and pathology of the nervous system)
                • nöroloji [TUR10-0694930] (Sinir sistemini inceleyen ve tedavisi ile uğraşan tıp dalı) neurology [ENG31-06062395-n] ((neurology) the branch of medicine that deals with the nervous system and its disorders)
                  • nörofizyoloji [TUR10-1219860] (Sinir sisteminin fizyolojisi ile uğraşan bilim dalı)
                  • neurophysiology [ENG31-06091190-n] (the branch of neuroscience that studies the physiology of the nervous system)
                  • nevroloji [TUR10-1253780] (Nöroloji)
              • jinekoloji [TUR10-0391950] (Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye)
              • psikiyatri [TUR10-0637320] (Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı) psychiatry [ENG31-06065477-n] (the branch of medicine dealing with the diagnosis and treatment of mental disorders)
                • akliye [TUR10-0019770] (Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu)
              • anestezi bilimi [TUR10-0936240] (Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok edilmesi sonucu hastanın zarara uğramadan yaşamasını sağlayan ve cerrahi müdahalenin yapılabilme koşullarını inceleyen bilim dalı)
              • elektroradyoloji [TUR10-0242560] (Hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı)
              • epidemiyoloji [TUR10-0249030] (Salgın hastalıkları inceleyen hekimlik dalı)
              • epidemiology [ENG31-06059555-n] (the branch of medical science dealing with the transmission and control of disease)
              • diyetetik [TUR10-0211540] (Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı)
              • kraniyoloji [TUR10-0485740] (Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim kolu)
              • asabiye [TUR10-0048560] (Sinir hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu)
              • bağışıklık bilimsel [TUR10-0951880] (Bağışıklık bilimi ile ilgili; immünolojik)
              • nisaiye [TUR10-0577400] (Hastanelerde kadın hastalıkları ile ilgili bölüm)
              • dahiliye [TUR10-0179050] (Hastanenin iç hastalıklarıyla ilgili bölümü)
              • dahiliye [TUR10-0179060] (Vücudun iç hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu)
              • nöroloji [TUR10-0580060] (Hastanelerde sinir hastalıklarıyla ilgili bölüm)
              • nükleer tıp [TUR10-1107870] (Hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde radyoaktif maddeler kullanımını konu alan bilim dalı)
              • semiyoloji [TUR10-0676190] (Hastalıkların belirti ve işaretleriyle ilgilenen hekimlik dalı)
              • ortopedi [TUR10-0592840] (Hekimliğin, çocuklardaki vücut biçimsizliklerini düzelten veya önleyen bir kolu)
              • göz bilimsel [TUR10-1035640] (Göz bilimi ile ilgili; oftalmolojik)
              • gözcülük [TUR10-0308460] (Göz bilimciliği)
              • patofizyoloji [TUR10-1249360] (Bir hastalık ya da hastalık olarak adlandırılamayacak anormal sendromlar ya da durumlar nedeniyle normal mekanik, fiziksel ve biyokimyasal işlevlerde ortaya çıkan bozuklukları inceleyen bilim dalı)
            • merdivenevi [TUR10-0536440] (Binalarda merdivenden yapılan duvarlarla çevrili kısım)
            • su damarı [TUR10-0710880] (Su kaynağının kolları)
            • soket [TUR10-0700220] (Bir elektrik kablosunun ucunu oluşturan ve onu yapının bir bölümüne bağlayan parça)
            • sorti [TUR10-0703450] (Elektrik tesisatında lamba veya fiş konacak kolların her biri)
            • iş kolu [TUR10-0385530] (Bu dalların herhangi birinde çalışanların bütünü)
          • son [TUR10-0576610] (Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi; akıbet) end [ENG31-05877099-n] (a final part or section)
            • katastrof [TUR10-1073730] (Bir şiir veya tiyatro oyununun sonu)
            • satır sonu [TUR10-0668440] (Her satırın son kısmı)
            • encam [TUR10-0246830] (Son; işin sonu)
            • eradikasyon [TUR10-0249410] (Yok etme, varlığına son verme)
            • gaiplik [TUR10-0281960] (Bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun süre haber alınmaması sonucu yargıç kararı ile kişiliğine son verilmesi)
            • intiha [TUR10-0377100] (Son; sona erme; sonu gelme)
            • hitam [TUR10-0346450] (Son; bitim)
          • parça [TUR10-0614840] (Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey) part [ENG31-05876035-n] (one of the portions into which something is regarded as divided and which together constitute a whole)
            • gücük [TUR10-0312110] (Ağaç direklerin hazırlanması sırasında arda kalan kısa parça)
            • kırık [TUR10-0450690] (Kırılmış bir şeyden ayrılan parça)
            • shard [ENG31-04191744-n] (a broken piece of a brittle artifact)
            • öğe [TUR10-1219030] () component [ENG31-05877576-n] (an abstract part of something)
              • fonem [TUR10-0277640] (Bir dilde, başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen, anlam ayrımlarını gösteren ve sesbirimciklerinden oluşan en küçük ses öğesi) phoneme [ENG31-07126419-n] ((linguistics) one of a small set of speech sounds that are distinguished by the speakers of a particular language)
                • iç ses [TUR10-0360090] (Kelimenin ön sesle son sesi arasında kalan ses veya sesler)
            • kumaş parçası [TUR10-1214530] (Kumaştan kopmuş, yırtılmış, ayrılmış bölüm) piece of cloth [ENG31-03938946-n] (a separate part consisting of fabric)
              • silgi [TUR10-0692510] (Hamamda kullanılan havlu, kese, tas vb. araçlar) towel [ENG31-04466597-n] (a rectangular piece of absorbent cloth (or paper) for drying or wiping)
                • plaj havlusu [TUR10-0630590] (Yüzüldükten sonra kurulanmak için kullanılan havlu)
                • beach towel [ENG31-02817563-n] (very large towel to dry yourself after swimming)
                • silecek [TUR10-0692450] (Yıkandıktan sonra kurulanmak için kullanılır büyük havlu; hamam havlusu)
                • banyo havlusu [TUR10-0076690] (Banyo sonrası kullanılmak üzere üretilmiş havlu)
                • peşkir [TUR10-0625220] (Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu)
                • el havlusu [TUR10-0243280] (El ve yüzü yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu)
                • çıkacak [TUR10-0162630] (Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu)
                • ayak havlusu [TUR10-0059340] (Ayağı yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu)
                • baş havlusu [TUR10-0081710] (Banyodan sonra saçı kurulamak için kullanılan havlu)
              • bulaşık bezi [TUR10-0122830] (Bulaşıkları yıkamak için kullanılan bez)
              • dishrag [ENG31-03212464-n] (a cloth for washing dishes)
              • toz bezi [TUR10-0784410] (Toz almakta kullanılan bez)
              • dustcloth [ENG31-03263033-n] (a piece of cloth used for dusting)
              • artık kumaş [TUR10-1212150] (Kumaşın satıldıktan veya kullanıldıktan sonra geriye kalan kısmı)
              • end [ENG31-03291294-n] (a piece of cloth that is left over after the rest has been used or sold)
              • yama [TUR10-0829920] (Bu iş için kullanılan parça)
              • patch [ENG31-03903640-n] (a piece of cloth used as decoration or to mend or cover a hole)
              • çaput [TUR10-0151000] (Gelişigüzel kumaş parçası)
              • rag [ENG31-04053034-n] (a small piece of cloth or paper)
              • çaput [TUR10-0610330] (Eskimiş bez veya kumaş parçası)
              • rag [ENG31-04053034-n] (a small piece of cloth or paper)
              • yelken [TUR10-0846950] (Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü) sail [ENG31-04135005-n] (a large piece of fabric (usually canvas fabric) by means of which wind is used to propel a sailing vessel)
                • randa [TUR10-0642340] (Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken)
                • spanker [ENG31-04274545-n] (a fore-and-aft sail set on the aftermost lower mast (usually the mizzenmast) of a vessel)
                • flok [TUR10-0276910] (Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken)
                • gabya yelkeni [TUR10-0281200] (Ana yelkenler üzerindeki yelkenler)
                • mayistra [TUR10-0530350] (Grandi direğinin en alt sereni ve bu serene çekilen yelken)
                • pik [TUR10-0627390] (Geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken)
              • salma [TUR10-0661040] (Bazı köylü giysilerinde kolun yeninden sarkan kumaş parçası)
              • yamalık [TUR10-0830130] (Yama için kullanılan parça)
              • sıyrıntı [TUR10-0690410] (Bir bezden el ile koparılan uzunca parça)
              • silgi [TUR10-0692500] (Tebeşirle yazılmış şeyleri silmeye yarayan keçe, sünger veya kumaş parçaları)
              • gizli yama [TUR10-0300010] (Gözle görülemeyecek kadar özenle yapılmış yama)
              • süvarilik [TUR10-0720050] (Pantolonun dizine ve arkasına konulan parça)
              • roba [TUR10-0648160] (Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça)
              • şerit [TUR10-0729030] (Dar, uzun parça ve özellikle dokuma veya kumaş parçası) stripe [ENG31-04690493-n] (a narrow marking of a different color or texture from the background)
                • vardela [TUR10-0814160] (Yaklaşık 3 cm genişliğinde yumuşak kösele şerit)
                • altınoluk [TUR10-0030830] (Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit)
                • zıh [TUR10-0873940] (Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan)
                • kurdele [TUR10-0492340] (Geniş ipekli şerit)
                • fitil [TUR10-0275750] (Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit)
                • fitil [TUR10-0275710] (Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi)
                • ekstrafor [TUR10-0240300] (Giysilerin etek, kol, yaka parçalarına, perdelerin ucuna geçirilen seyrek dokunmuş keten şerit)
                • bandrol [TUR10-0076050] (Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit)
                • lastik [TUR10-0507610] (Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit)
                • brit [TUR10-0976810] (Giysiyi çengele asmak için kullanılan, giysinin enseye yakın bölümünde yer alan ince şerit)
                • fisto [TUR10-0275240] (Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit)
                • suyolu [TUR10-1143490] (Bazı giysilerin yaka, kol, cep vb. yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit)
                • dam [ENG31-03164975-n] (a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea)
            • yonga [TUR10-0164730] (Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça) bit [ENG31-09244958-n] (a small fragment of something broken off from the whole)
              • oyma [TUR10-0596160] (Ağaç yongası)
              • kepek [TUR10-0441940] (Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar) scale [ENG31-09448485-n] (a thin flake of dead epidermis shed from the surface of the skin)
                • konak [TUR10-0471320] (Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası)
                • scale [ENG31-09448485-n] (a thin flake of dead epidermis shed from the surface of the skin)
                • kepek [TUR10-0441930] (Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar) dandruff [ENG31-09285861-n] (loose scales shed from the scalp)
                  • kemre [TUR10-0440540] (Başta olan kepek)
                  • donra [TUR10-0218850] (Saç kepeği; kaş konağı)
              • kıymık [TUR10-0458200] (Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası)
              • splinter [ENG31-09465742-n] (a small thin sharp bit or wood or glass or metal)
            • kesinti [TUR10-0444570] (Kırpılan, kesilen şeyden kalan küçük parça) bit [ENG31-09244958-n] (a small fragment of something broken off from the whole)
              • kırkıntı [TUR10-0451720] (Kırpıntı)
              • çırpı [TUR10-0165310] (Dal, budak kırpıntısı)
            • kırıntı [TUR10-0451130] (Bir şeyden ayrılan küçük parça) bit [ENG31-09244958-n] (a small fragment of something broken off from the whole)
              • mucur [TUR10-0552470] (Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı)
              • kırık [TUR10-0450720] (Kırıntı)
              • eğinti [TUR10-0236490] (Eğelenen bir şeyden dökülen ince toz)
              • mıcır [TUR10-0542730] (Kömür kırıntısı)
              • savruntu [TUR10-0669510] (Savrulurken dökülen kırıntı)
              • iskarto [TUR10-0379970] (Yapağı kırıntısı)
            • parça [TUR10-0511600] (Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm) bite [ENG31-00361867-n] (a portion removed from the whole)
              • tabla [TUR10-0736480] (Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça)
                • kontratabla [TUR10-0473050] (Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için kör ağacın iki yüzüne, elyaf yönleri kör ağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla)
                • kontratabla [TUR10-0473040] (Marangozlukta ağacın çalışma oranını azaltmak ve zararsız duruma getirmek için çapraz yapıştırma yöntemi ile hazırlanan tabla)
              • yontuk [TUR10-0859780] (Yontulmuş parça)
              • kağıt parçası [TUR10-1220260] (Bir kâğıt bütününden ayrılan veya artakalan şey)
              • takoz [TUR10-0740840] (Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası)
              • kıyıntı [TUR10-0457800] (İnce ince doğranmış küçük parça)
              • koçan [TUR10-0466020] (Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası)
              • çapak [TUR10-0150130] (Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça)
              • kılıç [TUR10-0448070] (Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası)
              • lapilli [TUR10-0507300] (Yanardağlardan fırlayan çok küçük katı parça)
              • taş [TUR10-0749580] (Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça)
                • malı taşı [TUR10-0521900] (Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan, ipe bağlı büyükçe taş)
                • tomruk [TUR10-0779910] (İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi)
                • azman [TUR10-0065900] (Kerestelik tomruk)
                • bölme [TUR10-0119120] (Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk)
                • say [TUR10-0670030] (Düz, ince, yassı taş)
              • yay [TUR10-0842430] (Bir eğriden alınan parça)
              • kayşat [TUR10-0435100] (Kayşama sonucu yerinden kopmuş parça)
              • maddesel nokta [TUR10-0516200] (Bir maddenin, üç boyuttan soyutlanmış varsayılan çok küçük parçası)
              • bölüntü [TUR10-0119620] (Bölünmüş parça)
              • dip koçanı [TUR10-0207950] (Hesap çıkarmaya, gerektiğinde koparılan parça ile karşılaştırma yapmaya yarayan ve yaprakları deftere bağlı olan bölüm)
              • söküntü [TUR10-0705630] (Sökülen şeyin parçası)
            • cüruf [TUR10-0191600] (Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde)
            • slag [ENG31-15067423-n] (the scum formed by oxidation at the surface of molten metals)
            • kor [TUR10-0475230] (İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası) ember [ENG31-09296036-n] (a hot fragment of wood or coal that is left from a fire and is glowing or smoldering)
              • köz [TUR10-0485480] (Küçük kor parçası)
              • ember [ENG31-09296036-n] (a hot fragment of wood or coal that is left from a fire and is glowing or smoldering)
            • deri parçası [TUR10-1214540] (Deriden kopmuş, yırtılmış, ayrılmış bölüm)
              • saya [TUR10-0670060] (Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü) vamp [ENG31-04527315-n] (piece of leather forming the front part of the upper of a shoe)
                • dil [TUR10-0204820] (Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası)
              • şeytan tırnağı [TUR10-0729870] (Tırnağın yanında oluşan, rahatsız edici, sertleşip kalkmış üst deri)
            • soyuntu [TUR10-0705100] (Soyulup atılan şey)
            • paring [ENG31-09408030-n] (a thin fragment or slice (especially of wood) that has been shaved from something)
            • kıvılcım [TUR10-0145860] (Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası) spark [ENG31-09465245-n] (a small fragment of a burning substance thrown out by burning material or by friction)
              • uçkun [TUR10-0795610] (Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım)
            • koltukluk [TUR10-0710440] (Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça)
            • kulak [TUR10-0488660] (Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça)
            • cücük [TUR10-0143440] (Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası)
            • daire parçası [TUR10-0179280] (Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça)
            • lam [TUR10-0506580] (Dar, çok ince metal parça)
            • toyaka [TUR10-0784210] (Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası)
            • ağırşak [TUR10-0013120] (Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça)
            • aşı [TUR10-0052680] (Bu yolla eklenen parça)
            • bozuntu [TUR10-0118320] (Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü)
            • görümsetme [TUR10-0306090] (Sinema filmlerinden kesilmiş bölüm)
            • yerey [TUR10-0850400] (Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası)
            • terrain [ENG31-08692301-n] (a piece of ground having specific characteristics or military potential)
            • organ [TUR10-0805830] (Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü) organ [ENG31-05305022-n] (a fully differentiated structural and functional unit in an animal that is specialized for some particular function)
              • iskelet [TUR10-0380110] (Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü)
              • kalça [TUR10-0401910] (Gövdenin arka bölümünde, bacakların birleştiği yerle bel arasındaki şişkin bölge)
              • haunch [ENG31-05564105-n] (the hip and buttock and upper thigh in human beings)
              • kanat [TUR10-0408290] (Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ) pennon [ENG31-02155098-n] (wing of a bird)
                • cenah [TUR10-0135610] (Kuş kanadı)
                • kın kanat [TUR10-0449300] (Kın kanatlı böceklerin gövdeyi korumakla görevli ve çok sert yapıda birinci çift kanadı)
                • kanatçık [TUR10-0408400] (Küçük kanat)
              • kuyruk [TUR10-0634930] (Hayvanların çoğunda, gövdenin art yanında bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ)
              • tail [ENG31-02160209-n] (the posterior part of the body of a vertebrate especially when elongated and extending beyond the trunk or main part of the body)
              • kulak kepçesi [TUR10-0671470] (Kulağın sesi toplayarak orta kulağa göndermeye yarayan, yarım daire biçimindeki bölümü)
              • ses telleri [TUR10-0681530] (Gırtlağın içinde havanın titreşmesi ile sesin oluşmasını sağlayan organlar)
              • geniz [TUR10-0292270] (Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü)
              • damak [TUR10-0181570] (Ağız boşluğunun tavanı, tabanı) palate [ENG31-05317250-n] (the upper surface of the mouth that separates the oral and nasal cavities)
                • ön damak [TUR10-0603220] (Ağız boşluğunun tavanı ön kısmı)
                • art damak [TUR10-0047510] (Damağın arka bölümü)
                • alt damak [TUR10-0030220] (Damaklardan altta olanı)
                • yumuşak damak [TUR10-0862980] (Damağın boğaza yakın bölümü)
              • alveol [TUR10-0031650] (Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde minik kese biçimindeki boşlukların son ucu)
              • göğüs boşluğu [TUR10-0301920] (Akciğerlerle kalbi içine alan akciğer zarının çevrelediği boşluk)
              • duluk [TUR10-0224830] (Yüzün şakakla çene arasındaki yanı)
              • elmacık [TUR10-0244290] (Yüzün yanakla göz arasında bulunan, az çok çıkıntılı bölümü)
              • göz altı [TUR10-0308230] (Yüzde gözlerin hemen altında bulunan bölüm)
              • ağız [TUR10-0013290] (Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk) mouth [ENG31-05309998-n] (the opening through which food is taken in and vocalizations emerge)
                • gaga [TUR10-0281590] (Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ) beak [ENG31-01760949-n] (horny projecting mouth of a bird)
                  • tumşuk [TUR10-0787950] (Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası)
                • alt dudak [TUR10-0030270] (Böceklerin ağız sisteminde bulunan alt parça)
                • üst dudak [TUR10-0809890] (Eklem bacaklı hayvanlarda ağız parçalarını örten bir uzantı, karından bacaklılarda ağız bölgesinin dış yanı)
              • aygıt [TUR10-0061070] (Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu)
              • apparatus [ENG31-05226173-n] ((anatomy) a group of body parts that work together to perform a given function)
              • beden [TUR10-0088580] (Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü)
              • torso [ENG31-05557463-n] (the body excluding the head and neck and limbs)
              • böğür [TUR10-0118800] (İnsan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü; boş böğür)
              • flank [ENG31-02466854-n] (the side between ribs and hipbone)
              • bölge [TUR10-0119020] (Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm) area [ENG31-05229188-n] (a part of an animal that has a special function or is supplied by a given artery or nerve)
                • boğumlanma bölgesi [TUR10-0112000] (Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu çeşitli bölgelerden her biri)
                • avuç [TUR10-0058490] (Elin iç tarafı)
                • palm [ENG31-05573329-n] (the inner surface of the hand from the wrist to the base of the fingers)
                • avuç içi [TUR10-0058960] (Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölüm)
                • palm [ENG31-05573329-n] (the inner surface of the hand from the wrist to the base of the fingers)
                • bel [TUR10-0090070] (İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm)
                • waist [ENG31-05563321-n] (the narrowing of the body between the ribs and hips)
                • kasık [TUR10-0424910] (Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü)
                • groin [ENG31-05605489-n] (the crease at the junction of the inner part of the thigh with the trunk together with the adjacent region and often including the external genitals)
                • ayak tabanı [TUR10-0735520] (Ayağın yere basan ve parmak dibi ile topuk arasında kalan hafifçe çukur bölgesi)
                • sole [ENG31-05584821-n] (the underside of the foot)
                • koyun [TUR10-0479440] (Göğüsle giysi arası)
                • el ayası [TUR10-0241050] (Elin, bilekle parmaklar arasındaki iç bölümü)
                • ayak tarağı [TUR10-0059800] (İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü)
                • ayak ucu [TUR10-0059900] (Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi)
                • ayıp yerler [TUR10-0061570] (Vücutta örtülü tutulması gereken yerler)
                • basen [TUR10-0078780] (Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü)
                • bel [TUR10-0090080] (Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi)
                • bölüt [TUR10-0119760] (Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri; halka)
                • börkenek [TUR10-0119910] (Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü)
                • burun kanadı [TUR10-0125820] (Burun deliğinin yan tarafındaki kabarık bölüm)
                • burun perdesi [TUR10-0125910] (Burun boşluğunu ikiye ayıran bölme)
                • büst [TUR10-0128290] (Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü)
                • çakra [TUR10-0985560] (İnsan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları)
                • sırt [TUR10-0689150] (İnsanın üstü)
                • sırt [TUR10-0179550] (İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, arka)
                • geri [TUR10-0293720] (Hayvanda boşaltım organının dışı)
                • göbek deliği [TUR10-1218470] (Doğumdan önce göbek bağının bağlı bulunduğu nokta)
                • göğüs [TUR10-0301860] (Bu vücut bölümünün ön tarafı)
                • göt [TUR10-0307380] (Arka, kuyruk sokumu bölgesi, kaba et)
              • but [TUR10-0126170] (Hayvanların, arka bacaklarının gövdeye bitişik olan dolgun, etli bölümü) hindquarters [ENG31-02466242-n] (the part of an animal that corresponds to the human buttocks)
                • tavuk budu [TUR10-0753160] (Tavuğun but kısmı)
              • çene [TUR10-0159010] (Omurgasız hayvanlarda buna benzeyen yapı)
              • mentum [ENG31-05284599-n] (a projection below the mouth of certain mollusks that resembles a chin)
              • dil [TUR10-0204760] (Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ) tongue [ENG31-05308571-n] (a mobile mass of muscular tissue covered with mucous membrane and located in the oral cavity)
                • Göktürkçe [TUR10-0481250] (Göktürk dili; Orhon Türkçesi)
              • rektum [TUR10-0301770] (Kalın bağırsağın son bölümü)
              • rectum [ENG31-05545439-n] (the terminal section of the alimentary canal)
              • gövde [TUR10-0307710] (Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan, ağaçlarda kök ve dallardan geri kalan bölüm) torso [ENG31-05557463-n] (the body excluding the head and neck and limbs)
                • cüsse [TUR10-0143920] (İnsan gövdesi)
                • tomruk [TUR10-0779900] (Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi)
                • öz odun [TUR10-0609590] (Olgunlaşan ağaç gövdesinin öze yakın bölümü)
              • göz merceği [TUR10-0309740] (Gözün ön tarafında bulunan ve dışarıdaki cisimlerin görüntüsünün ağ tabaka üzerine düşmesini sağlayan mercek biçiminde saydam organ)
              • lens [ENG31-05327912-n] (biconvex transparent body situated behind the iris in the eye)
              • incik [TUR10-0373560] (Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri)
              • shin [ENG31-05570535-n] (the front part of the human leg between the knee and the ankle)
              • karın [TUR10-0420550] (İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi) abdomen [ENG31-05564576-n] (the region of the body of a vertebrate between the thorax and the pelvis)
                • sepetlik [TUR10-0677560] (Göbek çevresindeki karın bölgesi)
                • orta karın [TUR10-0591810] (Göbeğin üstünde kalan karın bölgesi)
                • orta kat [TUR10-1110220] (Karın bölgesi)
              • lob [TUR10-0513870] (Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri) lobe [ENG31-05500955-n] ((anatomy) a somewhat rounded subdivision of a bodily organ or part)
                • kulak memesi [TUR10-0488880] (Kulağın yumuşak ve kıkırdaksız olan alt ucu)
                • earlobe [ENG31-05331136-n] (the fleshy pendulous part of the external human ear)
                • akciğer lopçuğu [TUR10-0017560] (Birçok akciğer keseciğinin birleşerek oluşturduğu parça)
                • lopçuk [TUR10-0513880] (Küçük lop)
              • eklem [TUR10-0517060] (Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer) joint [ENG31-05602838-n] ((anatomy) the point of connection between two bones or elements of a skeleton (especially if it allows motion))
                • dirsek [TUR10-0209290] (Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı)
                • elbow [ENG31-05587575-n] (hinge joint between the forearm and upper arm and the corresponding joint in the forelimb of a quadruped)
                • hareketli eklem [TUR10-1218440] (Kol ve bacak kemiklerinin bağlantı yerlerinde yer alan eklemler) synovial joint [ENG31-05550810-n] (a joint so articulated as to move freely)
                  • boğum [TUR10-0111930] (Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü)
                  • knuckle [ENG31-05592855-n] (a joint of a finger when the fist is closed)
                  • omuz eklemi [TUR10-0587240] (Kol kemiğinin başını kürek kemiğinin yuva çukuruyla birleştiren eklem)
                  • shoulder [ENG31-05556694-n] (a ball-and-socket joint between the head of the humerus and a cavity of the scapula)
                  • ayak bileği [TUR10-0059220] (Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü)
                  • ankle [ENG31-05586073-n] (a gliding joint between the distal ends of the tibia and fibula and the proximal end of the talus)
                  • bilek [TUR10-0102340] (Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm)
                  • ankle [ENG31-05586073-n] (a gliding joint between the distal ends of the tibia and fibula and the proximal end of the talus)
                  • el bileği [TUR10-1218560] (Elle kolun birleştiği bölüm)
                  • wrist [ENG31-05592578-n] (a joint between the distal end of the radius and the proximal row of carpal bones)
                  • bukağılık [TUR10-0122220] (Hayvanların ayağına bukağı takılacak yer; bilek)
                • diz [TUR10-0211610] (Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer)
                • knee [ENG31-05581233-n] (hinge joint in the human leg connecting the tibia and fibula with the femur and protected in front by the patella)
              • mide [TUR10-0544110] (Karın bölgesi; karın)
              • abdomen [ENG31-05564576-n] (the region of the body of a vertebrate between the thorax and the pelvis)
              • doku [TUR10-0574810] (Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü) tissue [ENG31-05274844-n] (part of an organism consisting of an aggregate of cells having a similar structure and function)
                • hayvan dokusu [TUR10-1217460] (Bir hayvanın veya hayvan organının yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü) animal tissue [ENG31-05275047-n] (the tissue in the bodies of animals)
                  • bağ doku [TUR10-0068590] (Hücre sayısı az fakat hücreler arası maddesi çok olan ve genel olarak diğer dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan bir doku tipi) connective tissue [ENG31-05294035-n] (tissue of mesodermal origin consisting of e.g. collagen fibroblasts and fatty cells)
                    • ilik [TUR10-0368540] (Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde)
                    • marrow [ENG31-05293122-n] (the fatty network of connective tissue that fills the cavities of bones)
                    • kemik [TUR10-0440060] (İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı) bone [ENG31-05277400-n] (rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates)
                      • köprücük [TUR10-0482100] (Omuz başıyla göğüs kemiğinin üst ucu arasında bulunan ve derinin altında belli olan uzunca kemik)
                      • clavicle [ENG31-05281604-n] (bone linking the scapula and sternum)
                      • üst çene kemiği [TUR10-1217590] (Ağız boşluğunun tavanını, burun boşluğunun tabanını oluşturan kemik; maksilla)
                      • elmacık kemiği [TUR10-0244300] (Yüzün yanakla göz arasında bulunan kemiği)
                      • cheekbone [ENG31-05281321-n] (the arch of bone beneath the eye that forms the prominence of the cheek)
                      • çene kemiği [TUR10-1217490] (Yüzün en büyük kemiği olup yay biçimindeki bir gövde ile şakak kemiklerine doğru uzanan, iki koldan meydana gelen ve alt dişleri taşıyan yapı)
                        • alt çene [TUR10-1096950] (İnsan ve hayvanlarda yiyecekleri çiğnemeye yarayan, oynayabilen çene)
                        • lower jaw [ENG31-05283404-n] (the jaw in vertebrates that is hinged to open the mouth)
                        • üst çene [TUR10-0809820] (Çenenin üst bölümü, üst dudağın bulunduğu yöndeki çene)
                      • kalça kemiği [TUR10-0401920] (Yassı, geniş, girintisi ve çıkıntısı çok olan, leğen veya kemik çatının ön ve yan bölümlerini oluşturan bir çift kemik)
                      • hipbone [ENG31-05282458-n] (large flaring bone forming one half of the pelvis)
                      • aşık kemiği [TUR10-0052860] (İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik)
                      • anklebone [ENG31-05278882-n] (the bone in the ankle that articulates with the leg bones to form the ankle joint)
                      • burun kemiği [TUR10-0125800] (Burun boşluğunu iki eşit parçaya ayıran bölme)
                      • turbinate bone [ENG31-05291315-n] (any of the scrolled spongy bones of the nasal passages in man and other vertebrates)
                      • kılçık [TUR10-0173330] (Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik)
                      • fishbone [ENG31-02470122-n] (a bone of a fish)
                      • diş [TUR10-0209810] (Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri) tooth [ENG31-05290245-n] (hard bonelike structures in the jaws of vertebrates)
                        • yirmilik diş [TUR10-0018180] (Yirmi yaş sıralarında altlı üstlü ve sağlı sollu, damakların en gerisinde çıkan azı dişi)
                        • azı dişi [TUR10-0600000] (Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı)
                        • molar [ENG31-05315272-n] (grinding tooth with a broad crown)
                        • süt dişi [TUR10-0719390] (Bebeğin beş veya altı aylıkken çıkarmaya başladığı, yedi yaşlarında kendiliğinden dökülen diş)
                        • primary tooth [ENG31-05314393-n] (one of the first temporary teeth of a young mammal (one of 20 in children))
                        • alt diş [TUR10-0030250] (Alt çene üzerinde sıralanmış dişlerin biri)
                        • üst diş [TUR10-0809870] (Üst damak üzerinde sıralanan dişlerin her biri)
                        • köpek dişi [TUR10-0481720] (Azı dişleri ile kesici dişler arasında, iki yanda ve altlı üstlü birer tane bulunan sivri diş)
                        • kesici diş [TUR10-0443780] (Alt ve üst çenenin ön tarafında bulunan, yiyecekleri kesmeye yarayan, yassı, keskin ön dişlerden her biri)
                        • kuzu dişi [TUR10-0499310] (Bazen ileri yaşta çıkan dişlerden her biri)
                        • göz dişi [TUR10-0308520] (Üst çenedeki köpek dişlerinden her biri)
                      • göğüs kemiği [TUR10-0371060] (Göğsün ön tarafında, üzerine kaburga kıkırdakları ile köprücük kemiklerinin eklendiği yassı kemik)
                      • sternum [ENG31-05288688-n] (the flat bone that articulates with the clavicles and the first seven pairs of ribs)
                      • incik kemiği [TUR10-0373580] (Diz kapağından topuğa kadar olan kemik)
                      • tibia [ENG31-05602122-n] (the inner and thicker of the two bones of the human leg between the knee and ankle)
                      • kaburga [TUR10-0394690] (Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes)
                      • rib [ENG31-05286525-n] (any of the 12 pairs of curved arches of bone extending from the spine to or toward the sternum in humans (and similar bones in most vertebrates))
                      • kafatası [TUR10-0397990] (İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü)
                      • skull [ENG31-05547754-n] (the bony skeleton of the head of vertebrates)
                      • kürek kemiği [TUR10-0437180] (Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik)
                      • scapula [ENG31-05287187-n] (either of two flat triangular bones one on each side of the shoulder in human beings)
                      • kemikçik [TUR10-0440100] (Küçük kemik)
                      • ossicle [ENG31-05285227-n] (a small bone)
                      • kuyruk kemiği [TUR10-0498620] (Omurganın alt ucunda bulunan, kuyruk sokumu kemiği ile eklemlenen, önden arkaya doğru yassı, üçgen biçiminde kemik)
                      • coccyx [ENG31-05281746-n] (the end of the vertebral column in humans and tailless apes)
                      • lades kemiği [TUR10-0505100] (Kuşlarda göğüs kemiğinin üstünde iki kanat arasında bulunan "V" biçimindeki ince kemik)
                      • wishbone [ENG31-01898152-n] (the furcula of a domestic fowl)
                      • oma [TUR10-0587030] (Bel kemiği)
                      • hipbone [ENG31-05282458-n] (large flaring bone forming one half of the pelvis)
                      • omur [TUR10-0587120] (Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri)
                      • vertebra [ENG31-05291832-n] (one of the bony segments of the spinal column)
                      • topuk kemiği [TUR10-0782880] (Ayağın alt ve arka kısmında bulunan kemik)
                      • heelbone [ENG31-05282307-n] (the largest tarsal bone)
                      • el kemiği [TUR10-1217500] (Elde bulunan kemik)
                      • metacarpal [ENG31-05284760-n] (any bone of the hand between the wrist and fingers)
                      • ayak kemiği [TUR10-1217510] (Ayakta bulunan kemik)
                      • metatarsal [ENG31-05284904-n] (any bone of the foot between the ankle and the toes)
                      • burun kemiği [TUR10-1217520] (NOT: TUR10-1217580 ile aynı)
                      • nasal [ENG31-05285031-n] (an elongated rectangular bone that forms the bridge of the nose)
                      • damak kemiği [TUR10-1217530] (Üst çene kemiğiyle kamamsı kemiğin ön kısmı arasında yer alan ve sert damağın oluşumuna katılan kemik)
                      • palatine [ENG31-05285651-n] (either of two irregularly shaped bones that form the back of the hard palate and helps to form the nasal cavity and the floor of the orbits)
                      • kasık kemiği [TUR10-1217550] (Kalça kemiğinin ön ve alt kısmını oluşturan kemik; çatı kemiği)
                      • ischium [ENG31-05282965-n] (one of the three sections of the hipbone)
                      • sesamoid kemik [TUR10-1217560] (Tendonların içinde gelişmiş ve diğer kemiklerle bağlantısı olmayan kemik) sesamoid bone [ENG31-05288011-n] (any of several small round bones formed in a tendon where it passes over a joint)
                        • diz kapağı [TUR10-0212320] (Diz ekleminin koruyucu bir kemik ile kaplı bölümü)
                        • patella [ENG31-05285894-n] (a small flat triangular bone in front of the knee that protects the knee joint)
                        • ayna [TUR10-0062470] (Atların diz kapağı)
                      • başın arka kısmı [TUR10-1218430] (Kafanın arkası; art kafa)
                      • occiput [ENG31-05548609-n] (back part of the head or skull)
                      • gövde [TUR10-0307690] (Bir şeyin asıl bölümü)
                      • diaphysis [ENG31-05600488-n] (the main (mid) section of a long bone)
                      • kalbur kemiği [TUR10-0401800] (Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik)
                      • kuyruk sokumu kemiği [TUR10-0795140] (Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik)
                      • tırnak kemiği [TUR10-0775550] (Tırnağı taşıyan parmak ucundaki kemik)
                      • tırnaksı kemik [TUR10-0775690] (Göz çukurunun iç çeperinde bulunan, küçük, dört köşe ince bir çift kemik)
                      • kaburga [TUR10-0394700] (Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri)
                      • kol kemiği [TUR10-0468880] (Kolun omuz başından dirseğe kadar olan bölümündeki tek ve uzun kemik)
                      • çekiç kemiği [TUR10-0156120] (Orta kulaktaki dört küçük kemikten biri)
                      • dirsek kemiği [TUR10-0209350] (Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten iç yanda olanı)
                      • diz kapağı kemiği [TUR10-0596390] (Dizin önünde bulunan, kapak biçiminde oynar kemik)
                      • saban kemiği [TUR10-0652230] (Burun boşluklarını birbirinden ayıran çeperi arkasında bulunan ince uzun kemik)
                      • sağrı kemiği [TUR10-0656460] (Bel kemiği ile kuyruk sokumu kemiği arasındaki kemik)
                      • kaval kemiği [TUR10-0429900] (Baldırda olan iki kemikten kalını)
                      • uyluk kemiği [TUR10-0802930] (Uyluğun iskeletini oluşturan kemik)
                      • uzun kemik [TUR10-1217480] (Uzunluğu kalınlığından fazla olan silindir şeklindeki kemik)
                      • üzengi kemiği [TUR10-0811480] (Orta kulakta üzengiye benzeyen küçük bir kemik)
                      • aşık kemiği [TUR10-0052850] (Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği)
                      • atlas kemiği [TUR10-0056440] (Boyun omurlarının üstten birincisi)
                      • baldır kemiği [TUR10-1207220] (Diz ile ayak bileği kemikleri arasında bulunan iki kemikten dışta ve ince olanı)
                      • bıcıl [TUR10-0099400] (Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik)
                      • bilek kemiği [TUR10-1217470] (Bilekte bulunan kemik)
                      • mercimek kemiği [TUR10-0536290] (Orta kulakta örs ve üzengi kemiği arasında bulunan küçük kemik)
                      • om [TUR10-0587000] (Kemiklerin toparlak ucu)
                      • omca [TUR10-0587050] (Kalça kemiğinin bir bölümü)
                      • ön kol kemiği [TUR10-0603720] (Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten dışta olanı)
                      • gelmiç [TUR10-0290730] (İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik)
                      • örs kemiği [TUR10-0605430] (Orta kulakta çekiç kemiğiyle üzengi kemiği arasında, örse benzeyen kemik)
                      • gözyaşı kemiği [TUR10-0310160] (Göz çukurunun ön kısmındaki ince, ufak, zarımsı kemik)
                      • göz yuvası [TUR10-0309120] (Göz yuvarlarının içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri)
                    • kiriş [TUR10-0462790] (Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon) tendon [ENG31-05303752-n] (a cord or band of inelastic tissue connecting a muscle with its bony attachment)
                      • sinir [TUR10-0694910] (Kas kirişi ve zarı)
                    • tendon [TUR10-1158510] (Kiriş)
                    • çivi [TUR10-0170340] (Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum)
                    • aşil tendonu [TUR10-0943170] (Baldırın arka bölümündeki kas grubunu topuk kemiğine bağlayan ve ayağın aşağı yukarı hareketini sağlayan uzun kiriş)
                  • diş eti [TUR10-0210070] (Diş köklerini kaplayan kalın kırmızımtırak et)
                  • gingiva [ENG31-05312431-n] (the tissue (covered by mucous membrane) of the jaws that surrounds the bases of the teeth)
                  • et [TUR10-0256860] (İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka)
                  • meat [ENG31-07665463-n] (the flesh of animals (including fishes and birds and snails) used as food)
                  • örtenek [TUR10-0605450] (Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü)
                  • membrane [ENG31-05433820-n] (a pliable sheet of tissue that covers or lines or connects the organs or cells of animals or plants)
                  • lenf dokusu [TUR10-1217630] (Ağsı ve kollajenimsi liflerden örülmüş ve lenfositleri içeren doku) lymphatic tissue [ENG31-05295381-n] (tissue making up the lymphatic system)
                    • bademcik [TUR10-0067570] (Boğazın iki yanında birer tane bulunan, badem biçimindeki organ)
                    • tonsil [ENG31-05316575-n] (either of two masses of lymphatic tissue one on each side of the oral pharynx)
                  • membran [TUR10-1217990] (İnce ve yumuşak yaprak durumundaki organlara ve organ bölümlerine verilen ad; epitelyum örtüsünün özelliklerine göre bu organlara sümüksü veya telsi zar denir) membrane [ENG31-05433820-n] (a pliable sheet of tissue that covers or lines or connects the organs or cells of animals or plants)
                    • çeper [TUR10-0159860] (Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka) tunic [ENG31-05614388-n] (an enveloping or covering membrane or layer of body tissue)
                      • yumurta zarı [TUR10-0862730] (Yumurtanın kabuğuyla akını birbirinden ayıran ince zar)
                      • kapsül [TUR10-0414670] (Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar)
                        • lens kapsülü [TUR10-1217850] (Merceği çevreleyen zar tabaka)
                      • kist [TUR10-0463400] (Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül)
                      • tohum zarı [TUR10-0778840] (Tohumu dıştan sararak onu koruma altına alan zar)
                      • yarıgeçirgen zar [TUR10-1218050] (Bazı moleküllerin geçişine izin verip, bazı moleküllerin geçişine izin vermeyen zar)
                      • beyinorağı [TUR10-0098190] (Beynin iki lobu arasındaki zar)
                      • beyin zarları [TUR10-0098280] (Beyni üst üste saran üç zar)
                      • örtenek [TUR10-0605460] (Bazı organları örten zarlar)
                      • örümceksi zar [TUR10-0606130] (Beyni ve omuriliği örten sert zar ile ince zar arasında bulunan ağ gibi ince, seyrek dokulu zar)
                      • gömlek [TUR10-0303430] (Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar)
                      • göze zarı [TUR10-0309140] (Hücreyi saran zar)
                      • ikinci zar [TUR10-0365660] (Bitkilerde tohumu örten zarların dıştan ikincisi)
                    • iç zar [TUR10-0360510] (Çiçek tozunu saran iki zardan içte olanı)
                    • intima [ENG31-05327310-n] (the innermost membrane of an organ (especially the inner lining of an artery or vein or lymphatic vessel))
                    • iris [TUR10-0378770] (Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü)
                    • iris [ENG31-05327486-n] (muscular diaphragm that controls the size of the pupil which in turn controls the amount of light that enters the eye)
                    • kornea [TUR10-0476180] (Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar)
                    • cornea [ENG31-05324904-n] (the transparent dome-shaped anterior portion of the outer covering of the eye)
                    • kulak zarı [TUR10-0488740] (Dış kulakla orta kulağı birbirine bağlayan zar)
                    • eardrum [ENG31-05326381-n] (the membrane in the ear that vibrates to sound)
                    • retina [TUR10-0646810] (Göz yuvarlarının iç yüzeyinde görme sinirinin yayılması ile beliren, ışığa duyarlı, ağımsı bölüm)
                    • retina [ENG31-05434566-n] (the innermost light-sensitive membrane covering the back wall of the eyeball)
                    • mukoza [TUR10-0715430] (Üzerinde çok sayıda ince memecik ve salgı bezi delikleri bulunan, iç organları kaplayan koruyucu doku) mucous membrane [ENG31-05334682-n] (mucus-secreting membrane lining all body cavities or passages that communicate with the exterior)
                      • kızlık zarı [TUR10-0459700] (Kadınlarda döl yolunu kısmen kaplayan ve çeşitli türleri bulunabilen mukozal yapıya sahip zar)
                      • hymen [ENG31-05529585-n] (a fold of tissue that partly covers the entrance to the vagina of a virgin)
                    • Bowman Kapsülü [TUR10-1217430] (Nefronun ucunda, glomerulusu saran yarım küre şeklindeki bölüm)
                    • Bowman's capsule [ENG31-05254964-n] (thin double membrane surrounding the glomerulus of a nephron)
                    • aksolemma [TUR10-1217600] (Sinir hücreleri aksonları kaplayan zar)
                    • axolemma [ENG31-05293666-n] (outer membrane covering an axon)
                    • baziler zar [TUR10-1217610] (Korti organını destekleyen kohleada bulunan bir tür zar)
                    • basilar membrane [ENG31-05293771-n] (a membrane in the cochlea that supports the organ of Corti)
                    • koroidea [TUR10-1217790] (Gözde retina ve sklera arasında sık damarlı zar türü)
                    • choroid [ENG31-05320640-n] (a highly vascular membrane in the eye between the retina and the sclera)
                    • siliyer cisim [TUR10-1217800] (Gözün damar tabakası ile iris arasında yer alan zar)
                    • ciliary body [ENG31-05320869-n] (the part of the tunic of the eye between the choroid coat and the iris)
                    • dura mater [TUR10-1217810] (Kafatasının içinde yer alan zar)
                    • endocranium [ENG31-05326578-n] (membrane lining the inside of the skull)
                    • endosteum [TUR10-1217820] (Uzun kemiklerin içinde bulunan damarlı zar)
                    • endosteum [ENG31-05326694-n] (vascular membrane that lines the inner surface of long bones)
                    • epandim [TUR10-1217830] (Beyin, omurilik boşluklarının iç zarı)
                    • ependyma [ENG31-05326829-n] (thin epithelial membrane lining the ventricles of the brain and the spinal cord canal)
                    • meninks [TUR10-1217870] (Beyin ve omuriliği çevreleyen zarlardan biri)
                    • meninx [ENG31-05334448-n] (a membrane (one of 3) that envelops the brain and spinal cord)
                    • periyost [TUR10-1217890] (Kemik dış zarı)
                    • periosteum [ENG31-05334921-n] (a dense fibrous membrane covering the surface of bones (except at their extremities) and serving as an attachment for tendons and muscles)
                    • peritelyum [TUR10-1217900] (Küçük kan damarları arasındaki zar tabaka)
                    • perithelium [ENG31-05335200-n] (tissue layer around small blood vessels)
                    • kas zarı [TUR10-1218000] (Kas hücrelerini çevreleyen zar)
                    • sarcolemma [ENG31-05435147-n] (an extensible membrane enclosing the contractile substance of a muscle fiber)
                    • seroza [TUR10-1218660] (Vücudun kapalı boşluklarında bulunan iki katlı zar) serous membrane [ENG31-05613699-n] (a thin membrane lining the closed cavities of the body)
                      • akciğer zarı [TUR10-0017580] (Göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar)
                      • pleura [ENG31-05395458-n] (the thin serous membrane around the lungs and inner walls of the chest)
                      • karın zarı [TUR10-0624220] (Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar)
                      • peritoneum [ENG31-05435316-n] (a transparent membrane that lines the abdominal cavity in mammals and covers most of the viscera)
                    • perikart [TUR10-0624110] (Kalbin üzerini saran zar)
                    • bağırsak askısı [TUR10-0069110] (İnce bağırsağı karnın arka bölümüne bağlayan ve karın zarının bir bölümünden oluşan askı)
                    • kalkancık [TUR10-0404430] (Tohum içerisinde embriyoyu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek embriyoya veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça)
                    • kemik zarı [TUR10-0440320] (Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar)
                    • cenin zarı [TUR10-1217770] (Fetus oluşumunda görevli her türlü zar)
                    • deri [TUR10-0196070] (Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar)
                    • döl kesesi [TUR10-1012470] (İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu sıvı ile dolu boşluğu çeviren zar)
                    • duvak [TUR10-0226450] (Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar)
                    • sert zar [TUR10-0680340] (Beyni saran zarların en dışta ve en sert olanı)
                    • sinovyal zar [TUR10-1218670] (Hareketli eklemlerde bulunan ve sinovyal sıvı salgılayan zar)
                    • perde [TUR10-0623480] (Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar)
                    • ince zar [TUR10-0373490] (Beyni, omuriliği saran zarların en altta olanı)
                    • hücre zarı [TUR10-1217780] (Hücreleri çevreleyen, yarı geçirgen fosfolipit, protein ve karbonhidratlar içeren iki sıralı tabaka durmunda zar; plazma zarı; plazmalemma; sitoplazmik zar)
                    • masarika [TUR10-0527530] (Bağırsakları tutan karın iç zarı)
                  • bağ [TUR10-0068020] (Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti)
                  • web [ENG31-01900969-n] (membrane connecting the toes of some aquatic birds and mammals)
                  • kıkırdak [TUR10-0447240] (Kemiklerin bağlantı yerlerinde bulunan, katı, esnek ve saydam doku) cartilage [ENG31-05295590-n] (tough elastic tissue)
                    • kemircik [TUR10-0440330] (Burun, kulak ve benzerinde bulunan küçük kıkırdak)
                    • bıngıldak [TUR10-0100000] (Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü)
                    • menisk [TUR10-0535240] (Bazı eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm)
                  • göz kapağı [TUR10-0309220] (Göz yuvarlarının önünde bulunan, birbirine yaklaşarak gözü örten, kenarlarında kirpikler bulunan koruyucu organ)
                  • eyelid [ENG31-05321347-n] (either of two folds of skin that can be moved to cover or open the eye)
                  • dalak [TUR10-0179610] (Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ)
                  • spleen [ENG31-05341015-n] (a large dark-red oval organ on the left side of the body between the stomach and the diaphragm)
                  • kalp kası [TUR10-0548470] (Kalbin ana duvarını çeviren ve düzenli hareket edebilen kas örgüsü)
                  • myocardium [ENG31-05398343-n] (the middle muscular layer of the heart wall)
                  • sinir [TUR10-0694870] (Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet)
                  • nerve [ENG31-05481998-n] (any bundle of nerve fibers running to various organs and tissues of the body)
                  • göbek [TUR10-0300810] (Yağ bağlamış şişman karın)
                  • pot [ENG31-05563704-n] (slang for a paunch)
                  • sinir doku [TUR10-0694960] (Beyni ve sinirleri oluşturan ve nöron denilen hücrelerle örülmüş bulunan doku)
                    • ak madde [TUR10-0019860] (Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası)
                    • boz madde [TUR10-0117860] (Sinir hücrelerinden oluşan, beyinde dış, omurilikte iç tabaka)
                • parankima [TUR10-0607880] (Selüloz çeperleri kalınlaşmış, odunlaşmamış olan, değişik görevler yapan hücrelerin oluşturduğu doku)
                • pek doku [TUR10-0621260] (Selüloz çeperleri değişik kalınlıkta hücrelerden oluşan, dalların dik durmasını sağlayan doku)
                • yağ doku [TUR10-0824240] (Vücutta yağ tabakalarını oluşturan doku)
                • kemik doku [TUR10-0440110] (Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan bir bağ dokusu türü)
                • korun dokusu [TUR10-0476960] (Korun tabakasını ve bu tabakanın değişimiyle oluşan tırnak, boynuz ve benzerini yapan doku)
                • telcik [TUR10-0760410] (Çok ince organ, özellikle köklerin ince ayrıntılarındaki iplikçik)
                • telcik [TUR10-0760430] (Sinir veya kas hücrelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler)
                • epitel [TUR10-0249240] (Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku)
                • fil dişi [TUR10-0273590] (Diş tacında mine, köklerde ise seman denilen ve dişin sert bölümünü oluşturan doku)
                • destek doku [TUR10-0198490] (Kalın çeperli, güçlü hücrelerden oluşmuş, bitkiye diklik, sertlik ve sağlamlık kazandıran doku)
                • destek doku [TUR10-0198480] (Vücuda destek görevi yaptıkları için bağ dokusunun kıkırdak ve kemik dokularına bir arada verilen ad)
                • kıkırdak [TUR10-0447250] (Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça)
                • kas doku [TUR10-0424800] (İstem dışı hareketleri yapan iç organlarda ve istemle hareket eden kaslarda bulunan hücreler topluluğu)
                • katılgan doku [TUR10-0427890] (Hücreleri şekilsiz bir ara madde içinde bulunan, organların asıl dokularının aralarını dolduran doku)
                • bağlantı doku [TUR10-0070090] (Hücreleri ve çeşitli dokuları bir arada tutarak destek ve bağlama görevi yapan hücreler topluluğu)
                • besi doku [TUR10-0095250] (Tohumların içinde embriyoyu çevreleyen bölüm)
                • besi dokusu [TUR10-0095280] (Besi doku)
                • meme bezi [TUR10-0534180] (Memenin süt salgılayan dokusu)
                • neoplazma [TUR10-0574450] (Yeniden oluşan doku)
                • delikli [TUR10-0190580] (Deliklerle kaplı esnek doku şeridi)
                • sert doku [TUR10-0680090] (Gergin görünümlü esnek doku)
                • ölü doku [TUR10-1113130] (Bir çarpma veya zedelenme sonucu oluşan yaradaki ölü hücre kümesi)
                • sümüksü zar [TUR10-0715490] (Burun boşluklarını yutağa kadar kaplayan sümük doku)
                • sünger doku [TUR10-0715660] (Yaprağın alt yüzünde bulunan seyrek hücreli, gözenekli ve az klorofilli özek doku)
                • sürgen doku [TUR10-0536840] (Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü)
                • özümleme dokusu [TUR10-0609710] (Bitkilerde, havadaki karbondioksidi karbonhidrata çeviren, genellikle yapraklarda bulunan doku)
                • palizat dokusu [TUR10-0611730] (Özümleme işini yapan yaprakların üst yüzündeki doku)
              • sağrı [TUR10-0656450] (Memeli hayvanlarda bel ile kuyruk arasındaki dolgun ve yuvarlakça bölüm) hindquarters [ENG31-02466242-n] (the part of an animal that corresponds to the human buttocks)
                • terki [TUR10-0767580] (Binek hayvanının sağrısı)
              • sırt [TUR10-0689110] (Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm)
              • back [ENG31-05566350-n] (the posterior part of a human (or animal) body from the neck to the end of the spine)
              • yağır [TUR10-0824350] (Atın omuzları arasındaki yer)
              • horseback [ENG31-01904915-n] (the back of a horse)
              • popo [TUR10-0447000] (Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer)
              • buttocks [ENG31-05566889-n] (the fleshy part of the human body that you sit on)
              • görünen vücut parçası [TUR10-1217390] (Vücudun görülür olan bir parçası) external body part [ENG31-05232383-n] (any body part visible externally)
                • dal [TUR10-0179580] (Boyun, ense)
                • neck [ENG31-05554173-n] (the part of an organism (human or animal) that connects the head to the rest of the body)
                • ekstremite [TUR10-1218500] (Etraf ya da uç parçaları, omurgasız hayvanlarda bölütlere (segment) bağlı olan ve belirli görevleri bulunan hareket edebilen uzantılar, kollar, bacaklar, kanatlar, duyargalar, ağız parçaları) extremity [ENG31-05574552-n] (that part of a limb that is farthest from the torso)
                  • el [TUR10-0240810] (Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü) hand [ENG31-05572223-n] (the (prehensile) extremity of the superior limb)
                    • yumruk [TUR10-0862250] (Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim)
                    • fist [ENG31-05572697-n] (a hand with the fingers clenched in the palm (as for hitting))
                    • pençe [TUR10-0622560] (El)
                  • omurgalı hayvan ayağı [TUR10-1246930] () vertebrate foot [ENG31-05570667-n] (the extremity of the limb in vertebrates)
                    • toynak [TUR10-0784310] (At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı)
                    • hoof [ENG31-02156785-n] (the horny covering of the end of the foot in ungulate mammals)
                    • perdeli ayak [TUR10-1205810] (Kurbağa ve su kuşlarında görülen, ayak parmakları arasında deri (perde) bulunan ayak)
                    • webfoot [ENG31-02157272-n] (a foot having the toes connected by folds of skin)
                    • paça [TUR10-0610140] (Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı)
                    • trotter [ENG31-02442199-n] (foot of a pig or sheep especially one used as food)
                    • ön ayak [TUR10-0602800] (Hayvanın iki ön ayağı)
                    • forefoot [ENG31-02442359-n] (a front foot of a quadruped)
                    • pati [TUR10-0618660] (Kedi, köpek vb. hayvanların ön ayağı)
                    • paw [ENG31-02442560-n] (a clawed foot of an animal especially a quadruped)
                    • ayak [TUR10-0059030] (Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü) foot [ENG31-05570899-n] (the part of the leg of a human being below the ankle joint)
                      • arka ayak [TUR10-0045530] (Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri)
                      • bukanak [TUR10-0122270] (Ayak)
                      • pati [TUR10-0618670] (Küçük çocuk ayağı)
                      • hayvan ayağı [TUR10-1205780] (Hayvanın bacağının bilekten sonraki, yer değiştirmeyi sağlayan bölümü)
                    • ayak [TUR10-0059060] (Vücudun belden aşağı bölümü)
                      • kıç [TUR10-0447030] (Bacak; ayak)
                  • el [TUR10-0240860] (Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü)
                  • hand [ENG31-05572223-n] (the (prehensile) extremity of the superior limb)
                  • mediyastin [TUR10-0532080] (Göğsün, yanlardan akciğerler, önden göğüs kemiği, arkadan omurga ile sınırlanan orta bölgesi)
                • vücut uzantısı [TUR10-1246920] () extremity [ENG31-05567541-n] (an external body part that projects from the body)
                  • kıskaç [TUR10-0454310] (Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ)
                  • claw [ENG31-02159184-n] (a grasping structure on the limb of a crustacean or other arthropods)
                  • yüzgeç [TUR10-0867810] (Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ) fin [ENG31-02468763-n] (organ of locomotion and balance in fishes and some other aquatic animals)
                    • anüs yüzgeci [TUR10-0040180] (Balıklarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç)
                    • kanat [TUR10-0408300] (Balıklarda yüzgeç)
                    • yele [TUR10-0846780] (Balıklarda sırt yüzgeci)
                  • üye [TUR10-0811410] (Omurgalılarda, kol ve bacaklar) limb [ENG31-05567877-n] (one of the jointed appendages of an animal used for locomotion or grasping: arm)
                    • bacak [TUR10-0066960] (Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü) leg [ENG31-05568420-n] (a human limb)
                      • takma ayak [TUR10-0740620] (Kesilen, kopan bir ayağın yerine takılmak üzere ağaç, plastik vb. bir maddeden özel olarak yapılmış ayak)
                    • bacak [TUR10-0066970] (Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ)
                    • leg [ENG31-05569140-n] (a structure in animals that is similar to a human leg and used for locomotion)
                    • but [TUR10-0126160] (İnsan vücudunun kalça ile diz arasındaki bölümü) thigh [ENG31-05569882-n] (the part of the leg between the hip and the knee)
                      • kucak [TUR10-0479450] (Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm)
                      • lap [ENG31-05570228-n] (the upper side of the thighs of a seated person)
                      • aguş [TUR10-0010690] (Kucak)
                    • uyluk [TUR10-0802920] (Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü)
                    • thigh [ENG31-05569882-n] (the part of the leg between the hip and the knee)
                    • kol [TUR10-0467570] (İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm) arm [ENG31-05571403-n] (a human limb)
                      • takma kol [TUR10-0740750] (Kesilen, kopan bir kolun yerine takılan yapma kol)
                      • kanat [TUR10-0408350] (Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol)
                      • karaca [TUR10-0415620] (Üst kol)
                      • ön kol [TUR10-0603710] (Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü)
                    • baget [TUR10-0067960] (Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm)
                  • parmak [TUR10-0615960] (İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri) finger [ENG31-05574137-n] (any of the terminal members of the hand (sometimes excepting the thumb))
                    • yüzük parmağı [TUR10-0009270] (Orta parmak ve serçe parmak arasındaki parmak)
                    • ring finger [ENG31-05575122-n] (the third finger (especially of the left hand))
                    • başparmak [TUR10-0083590] (El ve ayakta bulunan en kalın parmak)
                    • thumb [ENG31-05574850-n] (the thick short innermost digit of the forelimb)
                    • orta parmak [TUR10-0592590] (El parmaklarının sağdan ve soldan üçüncü olanı)
                    • middle finger [ENG31-05575237-n] (the second finger)
                    • işaret parmağı [TUR10-0726380] (Elde başparmaktan sonraki parmak)
                    • index [ENG31-05575014-n] (the finger next to the thumb)
                    • serçe parmak [TUR10-1218540] (Beş parmağın en küçüğü)
                    • little finger [ENG31-05575360-n] (the finger farthest from the thumb)
                  • ayak parmağı [TUR10-1218550] (İnsan ve hayvanlarda ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organlardan her biri)
                  • toe [ENG31-05585285-n] (forepart of a hoof)
                  • ademelması [TUR10-0008180] (Gırtlak çıkıntısı)
                  • makas [TUR10-0520260] (Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç)
                  • kambur [TUR10-0406560] (Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı)
                    • mühre [TUR10-0560770] (Yılanın başında bulunan taca benzer çıkıntı)
                    • iğnecik [TUR10-0362530] (Bazı omurgasız hayvanlarda rastlanan silis veya kalkerden oluşmuş, iğne biçiminde küçük çıkıntı)
                    • ibik [TUR10-0357090] (Bazı kemiklerde bulunan ve kasların tutunmasına yarayan, çizgi durumunda pürtüklü çıkıntı)
                  • topak [TUR10-0780510] (Hayvanlarda, parmakların ardında topuğu andıran çıkıntı)
                • dudak [TUR10-0224410] (Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri) lip [ENG31-05313305-n] (either of two fleshy folds of tissue that surround the mouth and play a role in speaking)
                  • üst dudak [TUR10-0809880] (Dudaklardan üstte bulunanı)
                  • alt dudak [TUR10-0030260] (Dudaklardan altta bulunanı)
                  • tavşan dudağı [TUR10-0752990] (Doğuştan yarık dudak)
                  • lep [TUR10-0509940] (Dudak)
                • baş [TUR10-0397540] (İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm) head [ENG31-05546258-n] (the upper part of the human body or the front part of the body in animals)
                  • insan kafası [TUR10-1218420] (İnsanlarda ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücut bölümü; baş)
                  • human head [ENG31-05546771-n] (the head of a human being)
                  • kafa [TUR10-0397550] (Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü)
                  • head [ENG31-05546258-n] (the upper part of the human body or the front part of the body in animals)
                • boğaz [TUR10-0111310] (Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar)
                • neck [ENG31-05554173-n] (the part of an organism (human or animal) that connects the head to the rest of the body)
                • göğüs [TUR10-0222730] (Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü) thorax [ENG31-05560240-n] (the part of the human torso between the neck and the diaphragm or the corresponding part in other vertebrates)
                  • tahta göğüs [TUR10-0738720] (Çok küçük, kuru ve zayıf göğüs)
                • baldır [TUR10-0373550] (Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü)
                • shank [ENG31-05570389-n] (the part of the human leg between the knee and the ankle)
                • bel çukuru [TUR10-1218480] (Belde, omuzların kuvvetle geriye çekilmesiyle omurganın bel bölgesinde oluşan ve bazı alıştırmalara denge ya da hız kazandıran çukurluk)
                • small [ENG31-05566656-n] (the slender part of the back)
                • boynuz [TUR10-0116740] (Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı)
                • horn [ENG31-01328058-n] (one of the bony outgrowths on the heads of certain ungulates)
                • apış [TUR10-0040600] (Butların iç tarafı, iki bacak arası)
                • kirpiksi cisim [TUR10-0463300] (Gözdeki damar tabakasının ön dış bölümü)
                • koltuk [TUR10-0469480] (Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer)
                • diz [TUR10-0211620] (Oturulduğunda uyluğun üst yanı)
                • sakak [TUR10-0657500] (Çene altı)
                • balina çubuğu [TUR10-0074540] (Balinanın ağzına aldığı suyu dışarıya süzüp içindeki deniz hayvanlarını tutmasına yarayan ve üst çenesinin iki yanında tarak dişleri gibi sıralanmış, boynuz dokusunda, esnek kemiksi bölümlerin adı)
                • yan [TUR10-0830530] (Bedenin bir bölümü)
                • gerdan [TUR10-0293010] (Kesim hayvanlarında boyun)
                • gamze [TUR10-0282900] (Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur) dimple [ENG31-05607629-n] (a small natural hollow in the cheek or chin)
                  • çukur [TUR10-0176230] (Çene ve yanaktaki gamze)
                • boyun [TUR10-0116990] (Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi)
                  • ense [TUR10-0248280] (Boynun arkası)
              • efektör [TUR10-1217670] (Sinir hücrelerinin bağlı olduğu ve bir uyarı karşısında bir iş ya da madde oluşturan, merkezî sinir sisteminde oluşan impulslara verilen cevapları yerine getiren bezler, kaslar, elektrik organı gibi herhangi bir organ)
              • effector [ENG31-05305920-n] (an organ (a gland or muscle) that becomes active in response to nerve impulses)
              • duyu organı [TUR10-1217690] (Görme, işitme, koku, basınç, dokunma, ağrı ve ısı duyularını alan organlardan her biri) sense organ [ENG31-05306677-n] (an organ having nerve endings (in the skin or viscera or eye or ear or nose or mouth) that respond to stimulation)
                • kimyasal reseptör [TUR10-1217700] (Kimyasal maddelerle uyarılan reseptör) chemoreceptor [ENG31-05307730-n] (a sensory receptor that responds to chemical stimuli)
                  • burun [TUR10-0467310] (Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı)
                  • nose [ENG31-05605902-n] (the organ of smell and entrance to the respiratory tract)
                • göz [TUR10-0308060] (Görme organı) eye [ENG31-05318579-n] (the organ of sight)
                  • miyop [TUR10-0548490] (Nesnelerin görüntüleri ağ tabakanın ön tarafında kaldığı için uzağı iyi göremeyen göz)
                  • nearsighted [ENG31-02164641-a] (unable to see distant objects clearly)
                  • petek göz [TUR10-0625520] (Eklem bacaklı hayvanlarda görülen, birçok görme hücresinden oluşan göz türü)
                  • halkalı gözler [TUR10-0323470] (Çevresindeki tenin rengi koyu olan gözler)
                  • cadı [TUR10-0130190] (Çok güzel göz)
                  • süzgün göz [TUR10-0720310] (Süzgün veya ölgün bakışlarla bakan göz)
                  • ön oda [TUR10-0603910] (Gözde saydam tabaka ile iris arasında kalan boşluk)
                  • göz akı [TUR10-0308190] (Göz yuvarının dışını saran, katılgan dokudan oluşmuş, dayanıklı beyaz çeper)
                  • göz bebeği [TUR10-0308350] (Gözde irisin ortasında bulunan, ışığın azlığına veya çokluğuna göre büyüyüp küçülen yuvarlak delik)
                  • göz etçiği [TUR10-0308770] (Gözün iç açısındaki kırmızı çıkıntı)
                  • göz kuyruğu [TUR10-0309250] (Gözün şakak tarafındaki ucu)
                  • göz pınarı [TUR10-0309810] (Gözün burun tarafındaki ucu)
                  • göz yuvarı [TUR10-0310190] (Kafatasında bir çukur içine yerleşmiş bulunan gözün yuvarlak bölümü)
                  • patlak göz [TUR10-0513640] (Dışarıya doğru biraz fırlamış göz)
                • kulak [TUR10-0488620] (Başın her iki yanında bulunan işitme organı) auricle [ENG31-05331437-n] (the externally visible cartilaginous structure of the external ear)
                  • orta kulak [TUR10-0592130] (Kulak zarı, çekiç, örs, üzengi kemiklerinin bulunduğu, dış kulakla iç kulak arasındaki bölüm)
                  • orta kulak boşluğu [TUR10-0592140] (Dış kulakla iç kulak arasındaki boşluk)
                  • iç kulak [TUR10-0359610] (Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü)
                • anten [TUR10-1131810] (Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı)
                  • lamise [TUR10-0506960] (Anten)
              • konuşma organı [TUR10-1217740] (Çeşitli hareketlerle konuşma faaliyetini gerçekleştiren diyafram, gırtlak, kıkırdaklar, ses telleri, ses yarığı, yutak, damak, dil, ağız gibi organların bütünü)
              • speech organ [ENG31-05313113-n] (any of the organs involved in speech production)
              • cinsel organ [TUR10-1218340] (Üreme sistemini meydana getiren ovaryum, testis, uterus gibi organların her biri; reprodüksiyon organı) reproductive organ [ENG31-05520953-n] (any organ involved in sexual reproduction)
                • meme başı [TUR10-0534170] (Memenin ucundaki çıkıntı)
                • nipple [ENG31-05562286-n] (the small projection of a mammary gland)
                • üreme organları [TUR10-0808480] (Organizmada üreme görevi için birlikte oluşmuş organlar bütünü) genitalia [ENG31-05521732-n] (external sex organ)
                  • vulva [TUR10-0268530] (Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva)
                  • vulva [ENG31-05529287-n] (external parts of the female genitalia)
                  • bazit [TUR10-0087650] (Bazit mantarların üreme organı)
                • yumurtalık [TUR10-0531210] (Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ)
                • ovary [ENG31-05522938-n] ((vertebrates) one of usually two organs that produce ova and secrete estrogen and progesterone)
                • rahim [TUR10-0420560] (Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ) uterus [ENG31-05526736-n] (a hollow muscular organ in the pelvic cavity of females)
                  • kulunluk [TUR10-0489700] (Kısrak, eşek vb. hayvanlarda döl yatağı)
                • testis [TUR10-0249480] (Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi)
                • testis [ENG31-05532266-n] (one of the two male reproductive glands that produce spermatozoa and secrete androgens)
                • takım taklavat [TUR10-0739770] (Erkeğin cinsel organları)
              • anatomik oluşum [TUR10-1217400] (Beden ve gövde yapısı ile ilgili oluşum) structure [ENG31-05232895-n] (a particular complex anatomical part of a living thing and its construction and arrangement)
                • ağız [TUR10-0013300] (Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluğun dudakları çevrelediği bölümü)
                • mouth [ENG31-05309407-n] (the externally visible part of the oral cavity on the face and the system of organs surrounding the opening)
                • diş [TUR10-0209850] (Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar) tusk [ENG31-01468354-n] (a long pointed tooth specialized for fighting or digging)
                  • fil dişi [TUR10-0273570] (Filin silah olarak kullandığı iki uzun ve eğri dişi)
                  • dişçik [TUR10-0209930] (Çok küçük diş)
                • pençe [TUR10-0622530] (Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları) talon [ENG31-02159065-n] (a sharp hooked claw especially on a bird of prey)
                  • mıncık [TUR10-0543080] (Kedi, köpek vb. hayvanların pençesi)
                • damar [TUR10-0181810] (Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ)
                • vein [ENG31-02471366-n] (one of the horny ribs that stiffen and support the wing of an insect)
                • lif [TUR10-0511140] (Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça) filament [ENG31-05236798-n] (a threadlike structure (as a chainlike series of cells))
                  • tüy [TUR10-0794760] (İnsan ve hayvan derisi üzerinde bulunan ince kıl) hair [ENG31-05261857-n] (any of the cylindrical filaments characteristically growing from the epidermis of a mammal)
                    • kepez [TUR10-0442100] (Tavuk ve kuşların ibiği veya başındaki uzun tüyler)
                    • kıl [TUR10-0447420] (Keçi tüyü)
                    • ayva tüyü [TUR10-0064200] (Vücuttaki ince, sarı tüyler)
                    • yapak [TUR10-0832980] (İlkbaharda kırkılan koyun tüyü)
                  • kıtık [TUR10-0455500] (Minder, yastık ve benzerini doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri)
                  • kılçık [TUR10-0447830] (Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif)
                • gözenek [TUR10-0537960] (Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık) pore [ENG31-05253249-n] (any small opening in the skin or outer surface of an animal)
                  • mesamat [TUR10-0537950] (Gözenekler)
                • vücut kanalı [TUR10-1217420] (İçi boş ve silindir şeklinde olan herhangi bir vücut parçası) tube [ENG31-05253854-n] ((anatomy) any hollow cylindrical body structure)
                  • koklea [TUR10-1217860] (İç kulağın bir bölümünü oluşturan ve vestibulumun devamı olan kemik labirintli salyangoz biçimindeki kanal)
                  • cochlea [ENG31-05334172-n] (the snail-shaped tube (in the inner ear coiled around the modiolus) where sound vibrations are converted into nerve impulses by the organ of Corti)
                  • vücut kanalı [TUR10-1217950] (İçinde vücut sıvılarının dolaştığı bir kanal) vessel [ENG31-05404676-n] (a tube in which a body fluid circulates)
                    • damar [TUR10-0181750] (Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal) vessel [ENG31-05404676-n] (a tube in which a body fluid circulates)
                      • kılcal damar [TUR10-0447740] (Dokulardaki atardamarların son dallarını, toplardamarların ilk dallarına birleştiren ince damar)
                      • capillary [ENG31-05433487-n] (any of the minute blood vessels connecting arterioles with venules)
                      • atardamar [TUR10-0732320] (Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar) artery [ENG31-05341325-n] (a blood vessel that carries blood from the heart to the body)
                        • aort [TUR10-0040230] (Kalbin sol karıncığından çıkan ve vücuda kırmızı kan dağıtan büyük atardamar)
                        • aorta [ENG31-05343519-n] (the large trunk artery that carries blood from the left ventricle of the heart to branch arteries)
                        • büyük atardamar [TUR10-0128950] (Kalbin kasılması ile karıncıklardaki kanı bütün vücuda taşıyan ana atardamar)
                      • toplardamar [TUR10-0817300] (Kanın, vücudun her yanından kalbe gitmesine yarayan damar) vein [ENG31-05426061-n] (a blood vessel that carries blood from the capillaries toward the heart)
                        • ana toplardamar [TUR10-0035750] (Kirli kanı kalbin sağ kulakçığına boşaltan iki büyük toplardamardan her biri)
                      • korku damarı [TUR10-0475810] (Kasıklarda olduğu sanılan, korkuyu atlatmak için sıkılması gerektiğine inanılan damar)
                      • koroner [TUR10-0476390] (Kalbi taç şeklinde kuşatıp besleyen damarlar)
                      • halkalı damar [TUR10-0323460] (Bitkilerin gelişmesine yarayan halka biçimindeki damar)
                      • basur memesi [TUR10-0080580] (Anüste genişleyip meme gibi uzamış damar yığını)
                      • şah damarı [TUR10-0720970] (Boynun iki yanında, kanı başa ve yüze götüren aort damarlarından her biri)
                      • orta damar [TUR10-0591620] (Bitki yapraklarının tam ortasında bulunan ve yan damarlara göre daha kalın olan damar)
                      • iletken damarlar [TUR10-0367990] (Bitkilerde hücrelere besin maddelerini ileten borucuklar)
                  • fallop tüpleri [TUR10-1026210] (Döl yatağının üst köşelerinden yumurtalıklara kadar uzanan, her biri yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda iki boru)
                  • öd kanalı [TUR10-0598550] (Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal)
                • vücut kanalı [TUR10-0408110] (İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol) duct [ENG31-05258141-n] (a bodily passage or tube lined with epithelial cells and conveying a secretion or other substance)
                  • sindirim yolu [TUR10-1218380] (Ağızdan başlayıp anüste biten ve besin maddelerinin alınıp sindirilmesini, emilimini ve artıkların atılmasını sağlayan yol; sindirim kanalı)
                  • alimentary canal [ENG31-05539858-n] (tubular passage of mucous membrane and muscle extending about 8.3 meters from mouth to anus)
                  • sidik borusu [TUR10-0691060] (Sidiği böbreklerin her birinden sidik torbasına akıtan bir çift kanal)
                  • ureter [ENG31-05520486-n] (either of a pair of thick-walled tubes that carry urine from the kidney to the urinary bladder)
                  • vajina [TUR10-0812850] (Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol)
                  • vagina [ENG31-05528762-n] (the lower part of the female reproductive tract)
                  • kanalcık [TUR10-0408140] (Bir organizmadaki küçük kanal)
                  • atarkanal [TUR10-0054460] (Spermayı idrar yoluna salan iki kanal)
                  • yarım daire kanalları [TUR10-0837420] (İç kulakta bulunan halka biçimindeki üç kanalın ortak adı)
                • vücut boşluğu [TUR10-1217720] (Vücut içinde boşluk oluşturan bir bölge) cavity [ENG31-05310901-n] ((anatomy) a natural hollow or sinus within the body)
                  • koltuk altı [TUR10-0469590] (Kolun omuzla birleştiği yerin altındaki çukurluk)
                  • armpit [ENG31-05557209-n] (the hollow under the arm where it is joined to the shoulder)
                  • sinüs [TUR10-0695520] (Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar)
                  • sinus [ENG31-05260434-n] (any of various air-filled cavities especially in the bones of the skull)
                  • kesecik [TUR10-0424830] (Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ) saccule [ENG31-05330118-n] (a small sac or pouch (especially the smaller chamber of the membranous labyrinth))
                    • statosist [TUR10-0708960] (Statolitlerin içinde bulunduğu kesecik)
                  • safra kesesi [TUR10-0598560] (Karaciğere yapışık, armut biçiminde, safra salgılayan küçük organ)
                  • gallbladder [ENG31-05392504-n] (a muscular sac attached to the liver that stores bile (secreted by the liver) until it is needed for digestion)
                  • karıncık [TUR10-0420930] (Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğerlere, öbürü soldaki vücuda pompalanacak kanı almaya yarayan iki boşluk)
                  • ventricle [ENG31-05399106-n] (a chamber of the heart that receives blood from an atrium and pumps it to the arteries)
                  • idrar kesesi [TUR10-0691070] (Vücuttan dışarıya atılacak olan idrarın toplandığı yapısı zar ve kastan oluşmuş hazne)
                  • urinary bladder [ENG31-05519988-n] (a membranous sac for temporary retention of urine)
                  • kist [TUR10-0463390] (İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba) vesicle [ENG31-05525229-n] (a small anatomically normal sac or bladderlike structure (especially one containing fluid))
                    • yumurtalık kisti [TUR10-1239040] (Yumurtalıkta bir zarla çevrili olan ve sıvı, gaz veya yarı sert bir maddeyle dolu olan anormal kese)
                    • ovarian cyst [ENG31-14225899-n] (a cystic tumor (usually benign) of the ovary)
                    • fiske [TUR10-0275120] (İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı)
                    • blister [ENG31-05525488-n] ((pathology) an elevation of the skin filled with serous fluid)
                  • yutak [TUR10-0863760] (Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk)
                  • throat [ENG31-05555141-n] (the passage to the stomach and lungs)
                  • beyin karıncıkları [TUR10-0098150] (İçinde beyin omurilik sıvısı bulunan, kafa içinin, dört boşluğundan her biri)
                  • boğumlanma noktası [TUR10-0518940] (Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu noktaların her biri)
                  • burun boşlukları [TUR10-0125760] (Burun deliklerinden yukarı doğru açılan, mukozayla kaplı boşluklar)
                  • geğrek [TUR10-0289130] (Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri)
                  • hava kesesi [TUR10-0332870] (Kuşlarda vücudun çeşitli yerlerinde bulunan ve akciğere bağlı olan boşluklar)
                • kapakçık [TUR10-0411660] (Yürekte ve damarlarda kanın veya başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak) valve [ENG31-05402629-n] (a structure in a hollow organ (like the heart) with a flap to insure one-way flow of fluid through it)
                  • mitral kapakçığı [TUR10-0548330] (Sol kulakçık ile sol karıncık arasında kanın akışını düzenleyen, iki parçadan oluşan kapak)
                • sinir sistemi yapısı [TUR10-1218090] (Sinir sistemi özelliklerinin tümü) neural structure [ENG31-05470250-n] (a structure that is part of the nervous system)
                  • beyin zarı [TUR10-0098270] (Beyni üst üste saran zar)
                  • cerebral cortex [ENG31-05494162-n] (the layer of unmyelinated neurons (the grey matter) forming the cortex of the cerebrum)
                  • omurilik [TUR10-0587180] (Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan, boz madde ve ak maddeden oluşan sinir dokusu)
                  • spinal cord [ENG31-05511356-n] (a major part of the central nervous system which conducts sensory and motor nerve impulses to and from the brain)
                  • serebrum [TUR10-1218150] (Frontal, paryetal, oksipital ve temporal olarak dört loptan oluşan, motor, genel duyu alanı, görme alanı, işitme, koku, tat alma ve konuşma merkezlerini taşıyan tüm beynin en büyük kısmı)
                  • cerebrum [ENG31-05499645-n] (anterior portion of the brain consisting of two hemispheres)
                  • ön beyin [TUR10-1218170] (Omurgalı hayvanlarda embriyo gelişimi başlangıcında beynin ilk bölümü olup gelişme ilerledikçe içinde birinci ve ikinci beyin karıncıklarının yer aldığı, beyin yarım küreleri ile talamus ve hipotalamusu oluşturan yapı; prozensefalon)
                  • forebrain [ENG31-05503632-n] (the anterior portion of the brain)
                  • telensefalon [TUR10-1218180] (Ön beyinin en gelişmiş ve en ön kısmı)
                  • telencephalon [ENG31-05504453-n] (the anterior division of the forebrain)
                  • diensefalon [TUR10-1218190] (Ön beyinden sonra gelen, üçüncü beyin karıncığının orta bölgesini çeviren beyin lobu; ara beyin)
                  • diencephalon [ENG31-05504641-n] (the posterior division of the forebrain)
                  • hipotalamus [TUR10-1218210] (Talamus ile birlikte diyensefalonu (ara beyin) oluşturan, vücut ısısı, su dengesi, uyku, iştah, korku, kızgınlık ve sevgi gibi duyguları, otonom sinir sistemi aracılığıyla organların çalışmasını ve hormon salgısını kontrol eden beynin bir kısmı)
                  • hypothalamus [ENG31-05507030-n] (a basal part of the diencephalon governing autonomic nervous system)
                  • arka beyin [TUR10-1218220] (Beyincik ve medulla oblangata'dan oluşan ve temel vücut faaliyetleri ile ilgili olan beynin bir bölgesi)
                  • hindbrain [ENG31-05508245-n] (the posterior portion of the brain including cerebellum and brainstem)
                  • beyin sapı [TUR10-1218230] (Soğanilik, beyin köprüsü ve orta beyinden oluşan beyin kısmı; beyin kökü)
                  • brainstem [ENG31-05508836-n] (the part of the brain continuous with the spinal cord and comprising the medulla oblongata and pons and midbrain and parts of the hypothalamus)
                  • otonom sinir sistemi [TUR10-1218250] (Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı; istemsiz sinir sistemi)
                  • autonomic nervous system [ENG31-05512183-n] (the part of the nervous system of vertebrates that controls involuntary actions of the smooth muscles and heart and glands)
                  • beyin [TUR10-0206170] (Kafatasının üst bölümünde beyin zarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ) brain [ENG31-05488747-n] (that part of the central nervous system that includes all the higher nervous centers)
                    • emik [TUR10-0245540] (İnsan beyni)
                    • serebral korteks [TUR10-1218140] (Beyin yarım kürelerinin boz maddesinin, sinir hücresi gövdelerinden oluşan birkaç tabaka halinde, 2 mm kalınlığındaki en üst tabakası)
                  • beyincik [TUR10-1218130] (Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ)
                  • cerebellum [ENG31-05493206-n] (a major division of the vertebrate brain)
                  • talamus [TUR10-1218200] (Yan ventrikulusların altında, hipotalamus ile birlikte diyensefalonu oluşturan, beyin korteksine geçmeden önce bu bölgenin çeşitli bölgelerinden geçen duygu yolları taşıyan, çift yumurta şeklinde boz madde kitlesi)
                  • konuşma merkezi [TUR10-0473990] (Beynin, konuşma işlevini denetleyen bölümü)
                  • ensefal [TUR10-1021250] (Kafatası içindeki beyin ve yardımcı organların oluşturduğu yapı)
                  • beyin üçgeni [TUR10-0098260] (Beynin alt tarafındaki üç kıvrımlı yuvarlak çıkıntı)
                • bronş [TUR10-0120590] (Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları) bronchus [ENG31-05539144-n] (either of the two main branches of the trachea)
                  • bronşçuk [TUR10-0120600] (Bronşların uç dallarından her biri)
                • nefes borusu [TUR10-0573150] (Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 cm uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru)
                • trachea [ENG31-05539447-n] (membranous tube with cartilaginous rings that conveys inhaled air from the larynx to the bronchi)
                • yemek borusu [TUR10-0847810] (Besinleri ağızdan mideye ulaştıran kasla çevrili zarsı kanal) esophagus [ENG31-05541581-n] (the passage between the pharynx and the stomach)
                  • mide ağzı [TUR10-0544130] (Yemek borusunun mideye açılan alt ucu)
                • anüs [TUR10-0040170] (Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği)
                • anus [ENG31-05545649-n] (the excretory opening at the end of the alimentary canal)
                • akarca [TUR10-0275280] (Sürekli işleyen çıban)
                • fistula [ENG31-05555665-n] (an abnormal passage leading from a suppurating cavity to the body surface)
                • baypas [TUR10-1086490] (Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış başka bir damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi)
                • bypass [ENG31-05555836-n] (a surgically created shunt (usually around a damaged part))
                • iskelet yapısı [TUR10-1218570] (İskelet özelliklerinin tümü) skeletal structure [ENG31-05593315-n] (any structure created by the skeleton of an organism)
                  • göğüs kafesi [TUR10-0301980] (Vücutta omurganın, kaburgaların ve göğüs kemiğiyle bunları saran kasların oluşturduğu yürek ve akciğerleri koruyan boşluk)
                  • rib cage [ENG31-05561401-n] (the bony enclosing wall of the chest)
                  • topuk [TUR10-0782830] (Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü)
                  • heel [ENG31-05585726-n] (the back part of the human foot)
                  • metakarpus [TUR10-1218600] (Ön ayak veya el tarak kemikleri)
                  • metacarpus [ENG31-05601626-n] (the part of the hand between the carpus and phalanges)
                  • metatarsus [TUR10-1218610] (Arka ayak tarak kemikleri)
                  • metatarsus [ENG31-05602323-n] (the skeleton of the human foot between the toes and the tarsus)
                  • ağım [TUR10-0012030] (Ayağın üstündeki tümsek yer)
                  • instep [ENG31-05584581-n] (the arch of the foot)
                  • aksiyal iskelet [TUR10-1218590] (Bir merkez, uzamış bir zon, bir filament veya dış veya yan kısımlarla ilişkili olabilen bölge)
                  • axial skeleton [ENG31-05594938-n] (the part of the skeleton that includes the skull and spinal column and sternum and ribs)
                  • bel kemiği [TUR10-0092070] (Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü; temel; esas)
                  • spinal column [ENG31-05595824-n] (the series of vertebrae forming the axis of the skeleton and protecting the spinal cord)
                  • omurga [TUR10-0587130] (Birbirleriyle eklemlendiklerinde kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanan bir kemik eksen oluşturan omurların bütünü, bel kemiği)
                  • spinal column [ENG31-05595824-n] (the series of vertebrae forming the axis of the skeleton and protecting the spinal cord)
                  • leğen [TUR10-0333860] (Bütün üstün yapılı omurgalılarda, gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı)
                  • pelvis [ENG31-05604406-n] (the structure of the vertebrate skeleton supporting the lower limbs in humans and the hind limbs or corresponding parts in other vertebrates)
                  • pelvis [TUR10-1218620] (Üstün yapılı omurgalıların hepsinde, gövdenin arka ya da art ucunda bulunan, bir yanı omurganın bel bölümüyle, öteki yanı bacaklarla eklemlenen kemik çatı)
                  • pelvis [ENG31-05604406-n] (the structure of the vertebrate skeleton supporting the lower limbs in humans and the hind limbs or corresponding parts in other vertebrates)
                • yaprak ayası [TUR10-0834760] (Yaprağın, yassılaşmış, az veya çok geniş yüzeyli yeşil bölümü)
                • lamina [ENG31-05588560-n] (a thin plate or layer (especially of bone or mineral))
                • tırnak [TUR10-0775410] (İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka) nail [ENG31-05589324-n] (horny plate covering and protecting part of the dorsal surface of the digits)
                  • cırnak [TUR10-0138820] (Yırtıcı hayvan tırnağı)
                  • badem tırnak [TUR10-0067690] (Badem biçiminde uzunca tırnak)
                  • kestanecik [TUR10-0445580] (Atların her bacağında birer tane çıkan, boynuz dokusunda olan kısa ve yayvan uzantı)
                  • bakanak [TUR10-0071610] (Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı)
                • iskelet [TUR10-0770660] (İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı) skeletal system [ENG31-05593033-n] (the hard structure (bones and cartilages) that provides a frame for the body of an animal)
                  • iç iskelet [TUR10-1218580] (Omurgalı ya da omurgasızlarda organizmanın vücuduna destek sağlayan içteki yapı (kemik, kıkırdak vb.))
                  • endoskeleton [ENG31-05594096-n] (the internal skeleton)
                  • kemirdek [TUR10-0440340] (Kuyruğun iskeleti)
                  • kuru kafa [TUR10-0494580] (Baş iskeleti)
                  • sünger [TUR10-0715600] (Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti)
                    • filkulağı [TUR10-0273990] (Pazarlarda satılan bir tür sünger)
                  • çatı [TUR10-0153250] (İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu)
                • burun deliği [TUR10-0125780] (Burnun iki boşluğundan her biri)
                • nostril [ENG31-05607864-n] (either one of the two external openings to the nasal cavity in the nose)
                • plasenta [TUR10-0220910] (Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ)
                • placenta [ENG31-05528350-n] (the vascular structure in the uterus of most mammals providing oxygen and nutrients for and transferring wastes from the developing fetus)
                • damar yapısı [TUR10-1217940] (Damar özelliklerinin tümü)
                • vascular structure [ENG31-05404521-n] (a structure composed of or provided with blood vessels)
                • embriyo [TUR10-0651140] (Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı)
                • embryo [ENG31-01461483-n] (an animal organism in the early stages of growth and differentiation that in higher forms merge into fetal stages but in lower forms terminate in commencement of larval life)
                • fetüs [TUR10-0269650] (Embriyonun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu)
                • idrar yolu [TUR10-1053330] (İdrar torbaları ve siyeğin ortak adı)
                • çenek [TUR10-0159070] (Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ)
                • çenek [TUR10-0159060] (Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri)
                • dalız [TUR10-0180890] (İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü)
                • dışkılık [TUR10-0202050] (Bazı omurgalılarda, özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsak ile sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer)
                • dikensi çıkıntı [TUR10-0203570] (Omurların, sırt boyunca alt alta duran kemik çıkıntıları)
                • dilcik [TUR10-0205180] (Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm)
                • dilcik [TUR10-0205160] (Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı)
                • disk [TUR10-0209590] (Omurları birbirine birleştiren ana madde)
                • düğme [TUR10-0228210] (Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı)
                • düğümcük [TUR10-1014430] (Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşumun küçük hali)
                • ense kökü [TUR10-0248300] (Ensenin gövde ile birleştiği yer)
                • arpalık [TUR10-0046830] (Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan)
                • art oda [TUR10-0048070] (Gözde iris ile billur cismin arasındaki boşluk)
                • sarı benek [TUR10-0665870] (Gözde, ağ tabakasının ortasında bulunan ve cismin en net olarak oluştuğu sarı renkli duygun nokta)
                • karınma [TUR10-0421010] (Karınmak eylemi)
                • karıncık [TUR10-0420920] (Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk)
                • trake [TUR10-0785760] (Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları)
                • tranş [TUR10-0786210] (İnek veya dana budunun orta bölümü)
                • zencirek [TUR10-0872640] (Cilt kapağındaki ince çizgiler)
                • blastula [TUR10-0110560] (Yumurta hücresinin embriyo oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim)
                • bölüt [TUR10-0119750] (Zigotun bölünmesinden sonra embriyoda ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri)
                • çenet [TUR10-0159210] (İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri)
                • ovogon dağarcığı [TUR10-0595500] (Çiçeksiz bitkilerin çoğunda üreme organlarını barındıran boşluk)
                • östaki borusu [TUR10-0606160] (Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yol)
                • göbek [TUR10-0300890] (Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer)
                • hayatağacı [TUR10-0704570] (Beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi)
              • hotoz [TUR10-0348900] (Tavus kuşu, tavuk ve benzerinin başında bulunan tüyler) crest [ENG31-01328656-n] (a showy growth of e.g. feathers or skin on the head of a bird or other animal)
                • ibik [TUR10-0357080] (Horoz, hindi ve benzerinin tepesinde bulunan kırmızı deri uzantısı) comb [ENG31-01794896-n] (the fleshy red crest on the head of the domestic fowl and other gallinaceous birds)
                  • horoz ibiği [TUR10-0348050] (Horozun tepesinde bulunan etli kırmızı kısım)
                  • comb [ENG31-01794896-n] (the fleshy red crest on the head of the domestic fowl and other gallinaceous birds)
              • hortum [TUR10-0348270] (Filde ve bazı böceklerde boru biçiminde uzamış ağız veya burun bölümü)
              • proboscis [ENG31-02455598-n] (a long flexible snout as of an elephant)
              • dokunaç [TUR10-0215130] (Birçok omurgasız hayvanın başında bulunan, dokunmaya, tutmaya yarayan hareketli uzantı)
              • tentacle [ENG31-02587274-n] (any of various elongated tactile or prehensile flexible organs that occur on the head or near the mouth in many animals)
              • septum [TUR10-1217380] (İki boşluk ya da iki doku yığınını ayıran zar ya da kat; bölme)
              • septum [ENG31-05230233-n] ((anatomy) a dividing partition between two tissues or cavities)
              • kas [TUR10-0424410] (Tellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu) muscle [ENG31-05296796-n] (one of the contractile organs of the body)
                • büzgen [TUR10-0129840] (Kasılarak vücuttaki herhangi bir deliği açan veya kapayan çember biçimindeki kasların genel adı)
                • sphincter [ENG31-05578470-n] (a ring of muscle that contracts to close an opening)
                • baldır [TUR10-0073700] (Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı)
                • calf [ENG31-05581963-n] (the muscular back part of the shank)
                • açan [TUR10-0003820] (Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı)
                • kaldıran [TUR10-0402000] (Bazı organları yukarıya doğru kımıldatan kas)
                • taraksı kas [TUR10-0746410] (Uyluğun üst bölümünde bulunan kas)
                • delta kası [TUR10-0190950] (Omuz başında bulunan üçgen biçimindeki kas)
                • büken [TUR10-0127350] (Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı)
              • duyu sistemi [TUR10-1218300] (Sinir sisteminin duyusal bilgiyi işlemekle görevli kısmı) sensory system [ENG31-05518353-n] (the body's system of sense organs)
                • görsel sistem [TUR10-1217710] (Organizmaların görmesini sağlayan merkezi sinir sistemi kısmı)
                • visual system [ENG31-05308425-n] (the sensory system for vision)
              • kas sistemi [TUR10-1218070] (Canlıya hareket yeteneği sağlayan sistem) muscular structure [ENG31-05469392-n] (the muscular system of an organism)
                • diyafram [TUR10-0211120] (Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas)
                • diaphragm [ENG31-05326156-n] ((anatomy) a muscular partition separating the abdominal and thoracic cavities)
              • dış kulak [TUR10-0202080] (Kulağın, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan bölümü)
              • external ear [ENG31-05331271-n] (the part of the ear visible externally)
              • sindirim sistemi [TUR10-0694130] (Organizmada besin maddelerinin sindirilip emilmelerini ve geri kalan yararsız maddelerin dışarı atılmalarını sağlayan organların bütünü) digestive system [ENG31-05336763-n] (the system that makes food absorbable into the body)
                • sindirim organları [TUR10-0694160] (Sindirim aygıtı içinde yer alan organların bütünü)
              • organel [TUR10-1109930] (Hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı)
                • çekirdek [TUR10-0156790] (Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik)
                • nucleus [ENG31-05442503-n] (a part of the cell containing DNA and RNA and responsible for growth and reproduction)
                • çekirdecik [TUR10-0156750] (Hücre çekirdeğinin içinde tek veya birden çok bulunan yuvarlak cisim)
                • mitokondri [TUR10-0548240] (Kondriyom ögesi halinde sitoplazmanın içinde bulunan organcık)
                • kromoplast [TUR10-0486980] (Değişik renkler taşıyan kromatofor)
                  • kloroplast [TUR10-0465240] (Yeşil bitkilerde hücrelerin içinde bulunan, klorofil moleküllerinden oluşan, karmaşık yapılı kromoplast)
                • lökoplast [TUR10-0514280] (Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik)
                • mezozom [TUR10-0542580] (Bakterinin üremesi sırasında bakteri zarından kıvrımlar yaparak meydana gelen mitokondri benzeri yapı)
              • üreme sistemi [TUR10-1218260] (Organizmada üreme görevi ile bir araya gelmiş organlar topluluğu; reprodüksiyon sistemi) reproductive system [ENG31-05516797-n] (organs and tissues involved in the production and maturation of gametes and in their union and subsequent development as offspring)
                • dişi üreme sistemi [TUR10-1218350] (Dişi organizmada üreme görevi ile bir araya gelmiş organlar topluluğu)
                • female reproductive system [ENG31-05521180-n] (the reproductive system of females)
                • yarrak [TUR10-1218360] (Erkeklik organı)
                • cock [ENG31-05534354-n] (obscene terms for penis)
                • penis [TUR10-0176900] (Erkeğin çiftleşme organı) penis [ENG31-05534035-n] (the male sex organ (`member' is a euphemism))
                  • çav [TUR10-0154570] (At, eşek vb. hayvanların erkeklik organı)
                  • pipi [TUR10-0628220] (Çocuk dilinde erkeklik organı)
                • klitoris [TUR10-0465040] (Kadınlık organının üst yanında cinsel zevk duyumu noktası olan bölüm)
                • clitoris [ENG31-05531071-n] (a female sexual organ homologous to the penis)
                • ask [TUR10-0049990] (Asklı mantarlara özgü üreme organı)
                • avret [TUR10-0058370] (İnsanlarda üreme organlarının bulunduğu yer)
              • üriner sistem [TUR10-1218270] (Organizmada boşaltım görevi yapmak üzere bir araya gelmiş organlar topluluğu; ekskresyon sistemi)
              • urogenital system [ENG31-05517103-n] (the system that includes all organs involved in reproduction and in the formation and voidance of urine)
              • solunum sistemi [TUR10-0701490] (Organizmada solunumu sağlayan organların tümü)
              • respiratory system [ENG31-05517540-n] (the system for taking in oxygen and giving off carbon dioxide)
              • omuz [TUR10-0167790] (Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm)
              • shoulder [ENG31-05556694-n] (a ball-and-socket joint between the head of the humerus and a cavity of the scapula)
              • gövde [TUR10-0307700] (İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm)
              • torso [ENG31-05557463-n] (the body excluding the head and neck and limbs)
              • yüz hattı [TUR10-1218640] (Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık) feature [ENG31-05609513-n] (the characteristic parts of a person's face: eyes and nose and mouth and chin)
                • hat [TUR10-0331570] (Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık)
                • feature [ENG31-05609513-n] (the characteristic parts of a person's face: eyes and nose and mouth and chin)
              • kabarcık [TUR10-0393330] (İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik) blister [ENG31-13109618-n] ((botany) a swelling on a plant similar to that on the skin)
                • habbe [TUR10-0318810] (Su kabarcığı)
                • vezikül [TUR10-0818950] (İçi su dolu kabarcık)
              • diken [TUR10-0203340] (Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri) spine [ENG31-13110391-n] (a small sharp-pointed tip resembling a spike on a stem or leaf)
                • dikencik [TUR10-0203370] (Küçük diken)
              • iletim sistemi [TUR10-1218310] (Damar sistemi) vascular system [ENG31-05518937-n] (the vessels and tissue that carry or circulate fluids such as blood or lymph or sap through the body of an animal or plant)
                • dolaşım sistemi [TUR10-1218320] (Organizmada kan dolaşımının görevini sağlamak üzere bir araya gelmiş olan yürek ve kan damarları topluluğu; sirkülasyon sistemi) circulatory system [ENG31-05519269-n] (the organs and tissues involved in circulating blood and lymph through the body)
                  • açık dolaşım sistemi [TUR10-0004360] (Genellikle bütün eklem bacaklılarda ve birçok yumuşakçada bulunan atardamar ve kan boşluğundan oluşmuş açık bir dolaşım sistemi)
              • sinir sistemi [TUR10-0695230] (Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem) nervous system [ENG31-05469891-n] (the sensory and control apparatus consisting of a network of nerve cells)
                • sempatik sinir sistemi [TUR10-0676390] (Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sinir sisteminden biri)
                • parasempatik sinir sistemi [TUR10-0614500] (Kalbin atışlarını yavaşlatan, sindirim sistemini, salgıları düzenleyen yaşatkan sinir sistemini oluşturan, iki sistemden biri)
                • yaşatkan sinir sistemi [TUR10-0839980] (Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin oluşturduğu, düzensiz hareketleri düzenleyen sinir sistemi)
                • merkezi sinir sistemi [TUR10-1218110] (Sinir hücrelerinin akson ve gövdeleri ile nörogliya hücrelerini toplu olarak kapsayan beyin ve omurilikten meydana gelmiş sinir sistemi)
                • central nervous system [ENG31-05488446-n] (the portion of the vertebrate nervous system consisting of the brain and spinal cord)
              • kaliptra [TUR10-0404260] (Kökün büyüme bölgesinin üzerini örten yüksük biçiminde koruyucu doku)
              • kamçı [TUR10-0406720] (Spermatozoitlerde ve bazı tek hücreli hayvanlarda hareketi sağlayan ipliksi organ)
              • kuyruk [TUR10-0498530] (Kuşlarda gövdenin art yanında bulunan tüy demeti)
              • kursak [TUR10-0493060] (Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan, kuşların kursağına benzeyen yapı)
              • küçük dil [TUR10-0499870] (Damağın arkasında bulunan dile benzer küçük uzantı)
              • mahmuz [TUR10-0518760] (Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı)
              • tal [TUR10-0741530] (Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı)
              • telaffuz organı [TUR10-0760130] (Sözlerin ses durumuna gelmesini sağlayan organlar)
              • telaffuz organları [TUR10-1157270] (Seslerin söz durumuna gelmesini sağlayan organlar)
              • kist [TUR10-0463380] (Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ)
              • kulak [TUR10-0488640] (Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri)
              • kulak [TUR10-0488630] (Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü)
              • ear [ENG31-05711152-n] (attention to what is said)
              • canevi [TUR10-0131860] (Kalbin altındaki bölge)
              • iç organ [TUR10-1217680] (Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organ; viseral organ) internal organ [ENG31-05306228-n] (a main organ that is situated inside the body)
                • bağırsak [TUR10-0175290] (Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü) intestine [ENG31-05541966-n] (the part of the alimentary canal between the stomach and the anus)
                  • ince bağırsak [TUR10-0372990] (Sindirim borusunun mideden kalın bağırsağa kadar olan yiyeceklerin sindirilmesi görevini yapan bölümü) small intestine [ENG31-05542345-n] (the longest part of the alimentary canal)
                    • onikiparmak bağırsağı [TUR10-0588240] (Mideden sonra gelen ince bağırsak bölümü)
                    • duodenum [ENG31-05542588-n] (the part of the small intestine between the stomach and the jejunum)
                  • kalın bağırsak [TUR10-1218410] (Sindirim borusunun ince bağırsaktan anüse kadar ortalama 1,5 metre uzunluğundaki bölümü) large intestine [ENG31-05543117-n] (beginning with the cecum and ending with the rectum)
                    • kolon [TUR10-0469160] (Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü)
                    • colon [ENG31-05543502-n] (the part of the large intestine between the cecum and the rectum)
                  • barsak [TUR10-1218390] (Bk. bağırsak)
                  • intestine [ENG31-05541966-n] (the part of the alimentary canal between the stomach and the anus)
                  • kör bağırsak [TUR10-0482540] (Kalın bağırsağın ince bağırsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı bölümü)
                  • kör bağırsak [TUR10-0482530] (Kalın bağırsağın ilk parçası)
                • solunum organı [TUR10-1218370] (Solunum sistemine giren akciğerler, solungaçlar, kitap trakeası vb. gibi organlar; respirasyon organı) respiratory organ [ENG31-05535693-n] (any organ involved in the process of respiration)
                  • solungaç [TUR10-0282410] (Suda yaşayan hayvanların solunum organı) gill [ENG31-02513400-n] (respiratory organ of aquatic animals that breathe oxygen dissolved in water)
                    • tarak [TUR10-0746180] (Suda yaşayan hayvanlarda solungaç)
                  • akciğer [TUR10-0017510] (Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı)
                  • lung [ENG31-05394887-n] (either of two saclike respiratory organs in the chest of vertebrates)
                • böbrek [TUR10-0118410] (Kandaki zararlı maddeleri süzen, idrar salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organlardan her biri) kidney [ENG31-05340350-n] (either of two bean-shaped excretory organs that filter wastes (especially urea) from the blood and excrete them and water in urine)
                  • suni böbrek [TUR10-0712480] (Sonradan takılan böbrek)
                • karaciğer [TUR10-0415720] (Karın boşluğunun sağında bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ)
                • liver [ENG31-05392877-n] (large and complicated reddish-brown glandular organ located in the upper right portion of the abdominal cavity)
                • kalp [TUR10-0866470] (Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ) heart [ENG31-05396148-n] (the hollow muscular organ located behind the sternum and between the lungs)
                  • yapay kalp [TUR10-0712520] (Sonradan takılan kalp)
                • akciğer göbeği [TUR10-0017530] (Akciğerin, iç yan yüzünün hemen arkasında bronş, sinir ve damarların girip çıktığı yer)
                • apandis [TUR10-0040300] (Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü)
                • appendix [ENG31-05545209-n] (a vestigial process that extends from the lower end of the cecum and that resembles a small pouch)
                • ciğer [TUR10-0140180] (Akciğerlerle karaciğerin ortak adı)
                  • akciğer [TUR10-0017520] (Bronşçukların son bölümü)
                • hayati organ [TUR10-1217660] (Hayatın sürdürülebilmesi için zorunlu olan organ)
                • vital organ [ENG31-05305812-n] (a bodily organ that is essential for life)
                • bağır [TUR10-0016070] (Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı)
                • mide [TUR10-0544100] (Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası) stomach [ENG31-05403033-n] (an enlarged and muscular saclike organ of the alimentary canal)
                  • işkembe [TUR10-0385230] (Geviş getirenlerin ilk ve en büyük mide bölümü)
                  • rumen [ENG31-02402076-n] (the first compartment of the stomach of a ruminant)
                  • kırkbayır [TUR10-0451570] (Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü)
                  • psalterium [ENG31-02402443-n] (the third compartment of the stomach of a ruminant)
                  • kursak [TUR10-0493050] (Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ)
                  • craw [ENG31-01976696-n] (a pouch in many birds and some lower animals that resembles a stomach for storage and preliminary maceration of food)
                  • batın [TUR10-0085090] (Karın)
                  • mide kapısı [TUR10-0544160] (Midenin onikiparmak bağırsağına açılan alt ucu)
                  • şirden [TUR10-0732170] (Geviş getiren hayvanlarda, çiğnenmiş besinin bir kez daha mide sularıyla sindirildiği, dört bölümlü midenin dördüncü bölümü)
                  • havsala [TUR10-0333850] (Kuş kursağı)
                • salgı bezi [TUR10-0098680] (İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ) gland [ENG31-05335315-n] (any of various organs that synthesize substances needed by the body and release it through ducts or directly into the bloodstream)
                  • eksokrin bez [TUR10-1217920] (Salgılarını kanallar vasıtasıyla vücut boşluklarına veya dışarı salan bez; dış salgı bezi) exocrine gland [ENG31-05336415-n] (a gland that secretes externally through a duct)
                    • meme [TUR10-0100860] (Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik) mammary gland [ENG31-05561822-n] (milk-secreting organ of female mammals)
                      • cicik [TUR10-0139800] (İnsan veya hayvan memesi)
                      • cukka [TUR10-0142760] (Hayvan ve insan memesi)
                      • karpuz [TUR10-0422700] (Kadın memesi)
                      • yelin [TUR10-0846940] (İnek, manda, koyun vb. hayvanlarda memenin süt toplanan bölümü)
                      • meme süngeri [TUR10-0534240] (Meme başının çevresindeki koyu renkli yuvarlak bölüm)
                    • pankreas [TUR10-0612530] (Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir bez)
                    • pancreas [ENG31-05394510-n] (a large elongated exocrine gland located behind the stomach)
                  • prostat [TUR10-0445570] (Erkeklerde idrar torbasının altında bulunan, sidik yolunun başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, iç salgı da salgılayan bez)
                  • prostate gland [ENG31-05338952-n] (a firm partly muscular chestnut sized gland in males at the neck of the urethra)
                  • timüs [TUR10-0777100] (Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi)
                  • thymus gland [ENG31-05340117-n] (a ductless glandular organ at the base of the neck that produces lymphocytes and aids in producing immunity)
                  • hipofiz [TUR10-0345850] (Beynin alt bölmünde bulunan, salgısını kana vererek fizyolojik olaylarda önemli rol oynayan sinirsel organ)
                  • pituitary [ENG31-05491542-n] (the master gland of the endocrine system)
                  • paratiroit bezi [TUR10-0614670] (Tiroit bezinin yanında yer alan, kandaki kalsiyum düzeyinin normalde tutulmasını denetleyen hormonu salgılayan bez)
                  • yağ bezi [TUR10-0824040] (İçinde yağ bulunan veya yağ salgılayan bez)
                  • kozalaksı bez [TUR10-0479900] (Beynin altında bulunan küçük bir bez)
                  • kulak altı bezi [TUR10-0488700] (Kulağın yakınında bulunan tükürük bezlerinin en büyüğü)
                  • ter bezi [TUR10-0766650] (Derinin içinde bulunan ve ter salgılayan bez)
                  • dil altı bezleri [TUR10-0204940] (Dilin altında bulunan tükürük bezleri)
                  • tiroit [TUR10-0777860] (Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez)
                  • tükürük bezleri [TUR10-0792440] (Dil, çene ve kulak altında bulunan, tükürük salgılayan üç çift bez)
                  • bal özü bezi [TUR10-0075210] (Bitkilerin yaprak, yumurtalık ve erkek organlarının dibinde bulunan ve bal özü çıkaran bez)
                  • böbrek üstü bezi [TUR10-0118440] (Böbreklerin üstünde bulunan, hormon niteliğinde salgısı olan bez)
                  • gözyaşı bezleri [TUR10-0310140] (Gözyaşı ve göz kapağında bulunan bezler)
                  • iç salgı bezi [TUR10-0360030] (Salgısı bir boşaltım kanalı yerine doğrudan doğruya kana karışan bez)
                • dalak [TUR10-0179620] (Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ)
                • yürek [TUR10-0866520] (Mide; karın; iç)
                • boşaltım organı [TUR10-0115000] (Vücuttan dışarı atılması gereken maddeleri toplayıp boşaltan organ)
                • garoz [TUR10-0283830] (Palamut ve toriğin iç organları)
                • pektin [TUR10-0621790] (Göze zarının peltemsi kabuğu)
              • cıdağı [TUR10-0138180] (Atın iki omzunun arası)
              • çiçeklik [TUR10-0166620] (Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça)
              • damak eteği [TUR10-0181580] (Damağın kemiksiz ve yumuşak olan arka bölümü)
              • döş [TUR10-0222740] (Kaburga altı)
              • apış arası [TUR10-0040630] (İki bacağın arasında kalan yer)
              • arış [TUR10-0044750] (Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü)
              • salgılayıcı [TUR10-0660040] (Salgı üreten organ veya doku)
              • karın boşluğu [TUR10-0420650] (Kaburga kemikleriyle kalça kemiklerinin arasında vücudun her iki yanında bulunan bölge)
              • yüzme kesesi [TUR10-0868310] (Balıklarda, iç organların üzerinde bulunan ve su içinde balığın dengede durmasını sağlayan tek veya iki bölmeli balon biçiminde organ)
              • bal özülük [TUR10-0075220] (Çiçeklerde bal özünü çıkaran bezlerin bulunduğu organ)
              • yığınak [TUR10-0853530] (Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme)
              • yalancı ayak [TUR10-0827990] (Bir hücreli hayvanlarda hareket ve beslenmeye yarayan protoplazma uzantısı)
              • kuyruk [TUR10-0498570] (Bazı şeylerde kuyruğa benzeyen uzantı veya baş tarafın aksi yönünde kalan bölüm)
              • küpe [TUR10-0502650] (Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları)
              • mutluluk çubuğu [TUR10-0558090] (İktidarsızlık sorunu bulunanlara sağlıklı cinsel yaşantı için özel olarak takılan yapay organ)
              • nere [TUR10-0574530] (Vücudun hangi tarafı veya hangi organı)
              • sapçık [TUR10-0664390] (Bir organı, organizmanın öteki bölümlerine bağlayan, içinde damarlar, sinirler ve görev kanalları bulunan ögelerin tümü)
                • iğne [TUR10-0362500] (Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık)
              • ses organları [TUR10-0681300] (Ses çıkarmaya yarayan organların bütünü)
              • ses kirişi [TUR10-0680950] (Gırtlağın içinde ikisi sağda, ikisi solda bulunan ve havanın titreşmesiyle ses çıkarmayı sağlayan kıvrım)
              • ses kirişleri [TUR10-0680960] (Gırtlağın içinde ikisi sağda, ikisi solda bulunan ve havanın geçmesiyle titreşerek ses çıkaran dört kıvrım)
              • sidiklik [TUR10-0691100] (Canlılarda sidiğin atıldığı organ)
              • sidik yolu [TUR10-0691170] (Sidik torbaları ve siyeğin ortak adı)
              • soğancık [TUR10-0699210] (Beyinle omurilik arasında kalan son bölge)
              • somak [TUR10-0701640] (Hayvanlarda yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan ön bölümü)
              • solunum yolu [TUR10-1218280] (Solunum sırasında havanın geçtiği yol) respiratory tract [ENG31-05517824-n] (the passages through which air enters and leaves the body)
                • üst solunum yolu [TUR10-1218290] (Solunum sisteminin Angulus sterni üzerinde kalan kısmına verilen ad)
                • upper respiratory tract [ENG31-05518157-n] (the nose and throat and trachea)
              • ses yolu [TUR10-0681620] (Sesin oluşması için akciğerlerden gelen havanın gırtlak, burun veya ağızda izlediği yol)
              • göğüs [TUR10-0301870] (Bu bölümün içindeki organlar)
              • sölom [TUR10-0705680] (Orta derinin iki tabakası arasında bulunan ve oğulcukta genel vücut boşluğunu oluşturan oyuk)
              • suyuk [TUR10-0714330] (Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü)
              • işitme taşı [TUR10-0594140] (Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları)
              • inorganik [TUR10-0375820] (Hücrelerin cansız bölümleri)
              • havuzcuk [TUR10-0333980] (İdrar borularının böbrekle birleştikleri yerde huni biçimindeki genişlik)
              • iğne [TUR10-0362470] (Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ)
              • alın [TUR10-0027730] (Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü)
              • brow [ENG31-05610303-n] (the part of the face above the eyes)
              • avurt [TUR10-0058750] (Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü) cheek [ENG31-05610590-n] (either side of the face below the eyes)
                • art avurt [TUR10-0047410] (Avurdun arka bölümü)
                • ön avurt [TUR10-0602770] (Avurdun ön bölümü)
              • çene [TUR10-0158970] (Omurgalılarda kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan parça)
              • jaw [ENG31-05610915-n] (the bones of the skull that frame the mouth and serve to open it)
              • dudak çukuru [TUR10-0224450] (Üst dudağın ortasındaki oluk)
              • çanak [TUR10-0149480] (Göz çukuru)
              • çene çukuru [TUR10-0159040] (Alt çenenin ucundaki çukur)
              • tuzluk [TUR10-0791810] (Atlarda gözün üstündeki, insanlarda köprücük kemiğinin ardındaki çukur yer)
              • ense çukuru [TUR10-0248290] (Ensede boyun hizasında bulunan çukurluk)
              • fındık yuvası [TUR10-0270740] (Tombul ellerin dış yüzünde, parmak diplerinde görülen çukurluklar)
              • çizgi [TUR10-0170860] (Yüz ve vücut hatlarının her biri)
              • gıdı [TUR10-1218650] (Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü)
              • jowl [ENG31-05610737-n] (a fullness and looseness of the flesh of the lower cheek and jaw (characteristic of aging))
              • gıdık [TUR10-0296880] (Genel olarak kilolu insanlarda çenenin altındaki tombulluk)
              • jowl [ENG31-05610737-n] (a fullness and looseness of the flesh of the lower cheek and jaw (characteristic of aging))
              • şakak [TUR10-0721740] (Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge)
              • temple [ENG31-05610438-n] (the flat area on either side of the forehead)
              • yanak [TUR10-0830620] (Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü)
              • cheek [ENG31-05610590-n] (either side of the face below the eyes)
              • belce [TUR10-0090320] (İki kaş arası)
          • tane [TUR10-0743390] (Herhangi bir sayıda olan) piece [ENG31-03938441-n] (a separate part of a whole)
            • kelle [TUR10-0439430] (Külçe biçimindeki şeker ve benzerinin tanesi)
            • kıta [TUR10-0455420] (Parça; tane)
            • baş [TUR10-0080690] (Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet)
            • misket [TUR10-0547840] (Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun veya demir tanelerin adı)
            • pare [TUR10-0615210] (Tane; adet)
          • uzantı [TUR10-0804590] (Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm) appendage [ENG31-02731707-n] (a part that is joined to something larger)
            • emzik [TUR10-0246560] (İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı)
            • kıl [TUR10-0447450] (Bitkilerde görülen, genellikle silindirimsi, içi boş, çok ince uzantı)
            • tüy [TUR10-0794780] (Bazı bitki ve meyvelerle bazı dokumalar üzerinde görülen ince, kısa, yumuşak ve sık uzantılar)
              • ülger [TUR10-0807300] (Kadife, şeftali ve benzerinin üzerinde bulunan ince tüy)
              • yelek [TUR10-0846810] (Okun yay kirişine takılan bölümündeki tüy)
              • bez tüyler [TUR10-0099350] (Bitkilerde salgı çıkaran tüyler)
            • saç [TUR10-0653190] (Kuyruklu yıldız çekirdeğini saran ışıklı gaz yuvarı)
            • gaz ibiği [TUR10-0285510] (Gaz lambasının gazın yanması için üzerinde fitil bulunan ağzı)
            • iğ iplik [TUR10-0362230] (Mitoz bölünme sırasında oluşan iğ biçimindeki uzantı)
              • akromatik iğ iplik [TUR10-0020570] (Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyalarıyla pek boyanamayan iğ biçimindeki oluşum)
          • yarı [TUR10-0836800] (Futbolda 45 dakikalık her iki devreden biri)
          • half [ENG31-15282640-n] (one of two divisions into which some games or performances are divided: the two divisions are separated by an interval)
          • mütemmim cüz [TUR10-1209960] (Bir bütünü oluşturan, tamamlayıcı, ayrılmaz parça)
          • appendage [ENG31-02731707-n] (a part that is joined to something larger)
          • göbek [TUR10-0634650] (Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça)
          • hub [ENG31-03552838-n] (the central part of a car wheel (or fan or propeller etc) through which the shaft or axle passes)
          • dilim [TUR10-0728880] (Bir bütünden ayrılmış dilim, parça) slice [ENG31-09460145-n] (a thin flat piece cut off of some object)
            • kesit [TUR10-0444780] (Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey) section [ENG31-09451645-n] (a very thin slice (of tissue or mineral or other substance) for examination under a microscope)
              • başkesit [TUR10-0082520] (Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey)
              • ara kesit [TUR10-0042170] (Çizgilerin, yüzeylerin, katı cisimlerin birbirlerine rastladıkları ve kesiştikleri yer)
                • iz [TUR10-0389650] (Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit)
              • meridyen dairesi [TUR10-0536770] (Meridyen düzleminin gök küresiyle ara kesiti)
              • gök eşleği [TUR10-0302380] (Gök eksenine yer merkezinde dik olan düzlemin gök küresiyle ara kesiti)
              • profil [TUR10-0636200] (Bir cismin düşey kesiti)
            • dörtlük [TUR10-0222610] (Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her bir dilimi)
            • saat dilimi [TUR10-0651700] (Greenwich başlangıç boylamından itibaren yeryüzünü yirmi dört parçaya ayıran, 15 dakikalık bölümlerden her biri)
          • tabanlık [TUR10-0735790] (Üzerinde rayların yerleştirildiği, enine konmuş olan ağaç, beton veya demir parça)
          • keski [TUR10-0444860] (Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası)
          • tamir takımı [TUR10-0742870] (Motorlu araçlarda karbüratörün yenilenmesinde kullanılan parçalar)
          • tapa [TUR10-0745280] (Top mermisinin ucuna takılan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık)
          • tavşanayağı [TUR10-0752910] (Demir yollarında iki rayın kesişme noktasında bulunan parçalardan her biri)
          • te [TUR10-0754440] (Sıhhi tesisatta su borusunu üç yönlü kullanabilme durumuna getiren parça)
          • tefe [TUR10-0756330] (Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça)
          • tek [TUR10-0757250] (Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri)
          • tekerlek pabucu [TUR10-0758170] (Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek için, tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası)
          • tırnak [TUR10-0775430] (Gemi demirinin ucundaki yassı parça)
          • tirat [TUR10-0777500] (Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça)
          • tokmak [TUR10-0779200] (Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça)
          • top [TUR10-0780360] (Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça)
            • armut top [TUR10-0046490] (Boksörün çalışmalarında kullandığı içi havalı, dışı deri, armut biçiminde top)
            • başlık [TUR10-0083090] (Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım; top)
            • şamandıra [TUR10-0722610] (Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top)
          • kafa [TUR10-0397580] (Mekanik bir bütünün parçası)
          • kama [TUR10-0406200] (Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası)
          • ulama [TUR10-0797970] (Bir şeye katılan başka bir madde)
          • uzantı [TUR10-0804600] (Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen, ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası)
          • atkı [TUR10-0056030] (Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça)
          • ayna tırnağı [TUR10-0062670] (Aynayı duvara tutturmak için kullanılan nikel veya kromla kaplanmış metal parçası)
          • baca külahı [TUR10-0067120] (Bacanın dumanı çekişini güçlendirmek amacıyla baca deliğinin üzerine yerleştirilen ve genellikle sacdan yapılan parça)
          • bakla [TUR10-0072680] (Bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri)
          • kadrat [TUR10-0397330] (Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası)
          • kapak [TUR10-0411620] (Zıvanada iki dış yan parça)
          • kasa [TUR10-0424450] (Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça)
            • dorse [TUR10-0219060] (Taşıma araçlarındaki kasa)
          • kavilya [TUR10-0430410] (Yelkenin kasa ve halat dikişlerinde, kollar arasını açmak için kullanılan, sivri ağaç veya demirden yapılmış sert parça)
          • katrat [TUR10-1248860] (Basımevlerinde, eski sistem dizgide, harfler arasına konulan belli incelikte metal parçası)
          • başlık [TUR10-0083080] (Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça)
          • vargel [TUR10-0814250] (Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası)
          • kazıntı [TUR10-0436810] (Kazıyarak çıkarılan parça)
          • kılavuz [TUR10-0447600] (Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası)
          • beşik [TUR10-0096240] (Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü)
          • lokma başlığı [TUR10-0513600] (Lokmaların takıldığı parça)
          • mantar [TUR10-0524540] (Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası)
          • maşa [TUR10-0528610] (Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça)
          • tuş [TUR10-0789150] (Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı)
          • bilyeli yatak [TUR10-0104800] (Bisiklet, otomobil vb. taşıtların tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacıyla içine çelik bilye yerleştirilmiş bölüm)
          • meksefe [TUR10-0533230] (Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça)
          • meme [TUR10-0534160] (Gemi çapasında kolların birleştiği şişkin yer)
          • mermi çekirdeği [TUR10-0537530] (Merminin kovan kısmının üstünde bulunan, tüfek, top veya tabancadan fırlatılan bölümü)
          • mıklep [TUR10-0542930] (Ciltli kitapların sol cilt kapağında bulunan ve okunmakta olan yeri belli eden, ucu üçgenimsi, katlanabilir parça)
            • sertap [TUR10-0680060] (Mıklebin açıkta duran kısmı)
          • miçel [TUR10-0544080] (Selüloz moleküllerinin en küçük parçası)
          • molekül [TUR10-0549610] (Bir bütünün en küçük parçası)
          • mozaik [TUR10-0551290] (Bu iş için kullanılan mermer parçaları)
          • muf [TUR10-1101490] (İki elektrik borusunu uç uca eklemekte kullanılan küçük boru parçası)
          • muylu [TUR10-0558570] (Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça)
          • muylu [TUR10-0558580] (Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm)
          • mülhakat [TUR10-0561750] (Bir bütüne katılanlar; ekler)
          • nipel [TUR10-0577290] (İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça)
          • şaryo [TUR10-0724880] (Bir aletin veya aracın hareketli parçası)
          • ok [TUR10-0583370] (Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası)
          • şaryo [TUR10-0724890] (Yazı makinesinin kâğıt takılan, tuşlara vuruldukça ilerleyen bölümü)
          • dil [TUR10-0204860] (Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak)
          • dil [TUR10-0204800] (Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri)
          • dilcik [TUR10-0205170] (Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça)
          • dilim [TUR10-0205550] (Radyatör parçalarından her biri)
          • omuzluk [TUR10-0587360] (Gemilerde baş ve kıç bölümlerinin her bir yanı)
          • saban kulağı [TUR10-0652250] (Sabanın, toprağın altını üstüne getiren bölümü)
          • sektör [TUR10-0674690] (Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketinin üzerindeki, veri ortamının önceden belirlenmiş açılı yer değiştirmesi sırasında manyetik kafaların erişebildiği, bir iz veya bant parçası)
          • segman [TUR10-0673560] (Bir motorun alt bölümü ile üst bölümü arasındaki gaz geçişini önlemek amacıyla kullanılan esnek metal parça)
          • segment [TUR10-1130920] (Bir organ, yapı veya bütünün doğal veya yapay olarak sınırlanmış her bir bölümü)
          • serçin [TUR10-0678240] (Mekik dili)
          • seren [TUR10-0678390] (Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça)
          • dümen bedeni [TUR10-0229010] (Dümen boğazını oluşturmak için boydan boya konulan tek parça)
          • ökçe [TUR10-0600080] (Saban demirinin geçtiği ağaç parçası)
          • slap [TUR10-0698130] (Büyük yassı parça)
          • pabuç [TUR10-0610050] (İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça)
          • pafta [TUR10-0610520] (Büyük harita, plan veya modeli oluşturan ayrı parçalardan her biri)
          • paraçol [TUR10-0613620] (Gemi çatmasında eğri parça)
          • stator [TUR10-0708920] (Dalgalı akımlı elektrik motor ve üreteçlerinde hareket etmeyen bölüm)
          • tutak [TUR10-0789290] (Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri)
          • uç [TUR10-0795400] (Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası) tip [ENG31-08680894-n] (the extreme end of something)
            • kelebek [TUR10-0438730] (Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan kelebek biçimindeki bölüm)
          • rozet [TUR10-0649010] (Kapı kolunun altına monte edilen metal parça)
          • rozet [TUR10-0649000] (Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça)
          • rulman [TUR10-0650220] (Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen parça)
          • pare [TUR10-0615200] (Parça; kısım)
          • imame [TUR10-0370860] (Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça)
          • ilave [TUR10-0367260] (Eklenmiş, katılmış parça)
            • çepel [TUR10-0159700] (Ürüne karışmış yabancı madde)
            • dahası [TUR10-0178910] (Fazlası; ilavesi)
          • horoz [TUR10-0347890] (Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça)
        • viraj [TUR10-0456770] (Bir yolun yön değiştirdiği yer) bend [ENG31-02832880-n] (curved segment (of a road or river or railroad track etc.))
          • eğmeç [TUR10-0237230] (Çay ve ırmağın dönemeç yeri)
          • krank [TUR10-0485770] (Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım)
          • yol ayrımı [TUR10-0858780] (Yolların birbirinden ayrıldığı yer)
          • yiv [TUR10-0857140] (Saçta ayırma yeri)
          • bük [TUR10-0127340] (Dönemeç)
        • zımbırtı [TUR10-0869900] (Adı hatırlanmayan veya söylenilmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz)
        • doodad [ENG31-03223248-n] (something unspecified whose name is either forgotten or not known)
        • film [TUR10-0274030] (Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak)
        • film [ENG31-03343593-n] (a thin coating or layer)
        • bölüm [TUR10-0616530] (Bir bütünü oluşturan parçaların her biri) section [ENG31-04172050-n] (one of several parts or pieces that fit with others to constitute a whole object)
          • göbek odunu [TUR10-0301040] (Ağaç gövdesinin diğer bölümlerine göre farklı özellik gösteren iç odun bölümü)
          • iç odun [TUR10-0359940] (Ağaç gövdesinin kendi çevresinde bulunan, sertleşmiş ve odunlaşmış hücrelerden oluşan, genellikle koyu renkli bölümü)
          • olgun odun [TUR10-0585750] (Ağaç gövdesinin öz odun ile dış odun arasında oluşan, ağaç işleri gereci olarak en üstün niteliği taşıyan bölümü)
          • çekirdek [TUR10-0156780] (Ağaçlarda soyulmayan bölüm)
          • yıl halkası [TUR10-0855300] (Ağaçta, bir büyüme döneminde oluşan çembersel bölüm)
          • ana [TUR10-0033980] (Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü)
          • principal [ENG31-13421835-n] (the original amount of a debt on which interest is calculated)
          • etek taşı [TUR10-0257270] (Alaturka tuvalette taşın arka bölümü)
          • kamu sektörü [TUR10-0407730] (Devlet eliyle yürütülen ekonomik işlerin bütünü)
          • başında [TUR10-0082080] (Bir şeyin sırada önde olanı, önde geleni)
          • beginning [ENG31-05876673-n] (the first part or section of something)
          • kısım [TUR10-0453820] (Bir cinsten veya meslekten olanların tümü)
          • department [ENG31-05861838-n] (a specialized sphere of knowledge)
          • bölüm [TUR10-0119420] (Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri) department [ENG31-05861838-n] (a specialized sphere of knowledge)
            • yan dal [TUR10-0831080] (Yükseköğretimde öğrencinin temel alan yanında devam ettiği ikincil alan)
            • ana dal [TUR10-0034190] (Yükseköğretimde öğrencinin devam ettiği temel alan)
            • asabiye [TUR10-0048570] (Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü)
          • nokta [TUR10-0579230] (Hiçbir boyutu olmayan işaret) point [ENG31-05874582-n] (a geometric element that has position but no extension)
            • kesişim noktası [TUR10-1219020] (Doğruların kesiştiği nokta) intersection [ENG31-05875237-n] (a point where lines intersect)
              • merkez [TUR10-0536970] (Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası)
            • karın [TUR10-0420610] (Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar)
          • kesim [TUR10-0444310] (İşaretlenmiş belli yer)
          • taban [TUR10-0735610] (Dikey duran direk, çubuk, seren ve benzerinin alt bölümü)
          • tabla [TUR10-0736460] (Bir şeyin düz ve geniş bölümü)
          • tabla [TUR10-0736510] (Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri)
          • tahta [TUR10-0738650] (Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer)
          • ketebe [TUR10-0446390] (El yazması kitaplarda yazarın adını verdiği yer)
          • kemer [TUR10-0439850] (Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü)
          • tablo [TUR10-0736650] (Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü)
          • takke [TUR10-0740390] (Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü)
          • taksimat [TUR10-0741080] (Bölüntüler)
          • tasma [TUR10-0749290] (Nalın ve terliğin ayağı tutan üstteki meşin bölümü)
          • tava [TUR10-0752200] (Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm)
          • tekne [TUR10-0759120] (Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü)
          • vessel [ENG31-04537861-n] (a craft designed for water transportation)
          • kombiyum [TUR10-0470210] (Dış odun ile kabuk arasında bulunan, ağacın yaşamasını ve büyümesini sağlayan bölüm)
          • kol [TUR10-0467580] (Koyun, dana, kuzu ve benzerinde ön ayağın üst bölümü)
          • körük [TUR10-0483330] (Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü)
          • kundak [TUR10-0490990] (Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm)
            • çatal kundak [TUR10-0152970] (Açıldığında V biçiminde olan iki ayaklı top kundağı)
          • körük [TUR10-0483340] (Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm)
          • telcik [TUR10-0760420] (Erkek organda başçığı taşıyan ince bölüm)
          • tepe [TUR10-0765240] (Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü)
          • enderun [TUR10-0247080] (Büyük sarayların iç bölümü)
          • enderun [TUR10-0247070] (Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer)
          • akromatin [TUR10-0020580] (Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış olan kromozomları oluşturan bölüm)
          • terki [TUR10-0767570] (Eyerin arka bölümü)
          • ters [TUR10-0768240] (Bir şeyin içe gelen yanı, arkası)
          • tırnak [TUR10-0775420] (Kanca gibi araçların kıvrık yeri)
          • topaç [TUR10-0780450] (Kayık küreğinin toparlakça yeri)
          • topaltı [TUR10-0883810] (Kale toplarının koruması altındaki yer)
          • küpleği [TUR10-0502750] (Küreğin, baltanın sap takılan yeri)
          • kütük [TUR10-0504490] (Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü)
          • stump [ENG31-13132263-n] (the base part of a tree that remains standing after the tree has been felled)
          • kulakçık [TUR10-0488720] (Kalbin üst bölümünde bulunan ve sağdaki ana toplardamarlardan, soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı)
          • topuk demiri [TUR10-0782860] (Kapı menteşelerinin altta kalan erkek bölümü)
          • kafile [TUR10-0398250] (Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü)
          • ünite [TUR10-0807950] (Dersin bölümlerinden her biri)
          • ağırlık merkezi [TUR10-0013010] (Bir işin en önemli bölümü)
          • ağız [TUR10-0013350] (Kesici aletlerin keskin tarafı)
          • ara [TUR10-0041300] (Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi)
          • armatür [TUR10-0046290] (Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım)
          • aynalık [TUR10-0062590] (Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm)
          • ayrım [TUR10-0063660] (Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü)
          • bab [TUR10-1249700] (Bölüm, kısım)
          • baca tomruğu [TUR10-0067180] (Bacanın damdan yukarı bölümü)
          • bağımsız bölüm [TUR10-0068850] (Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, binada kat maliklerinin ortak kullanımına açık olan yer)
          • bağır [TUR10-0069020] (Ok yayı ve dağda orta bölüm)
          • baldırak [TUR10-0073710] (Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü)
          • baldırak [TUR10-0073720] (Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası)
          • kaloma [TUR10-0405270] (Demir atmış bir geminin zincirinin su içindeki bölümü)
          • kalpgâh [TUR10-1068350] (Ordunun sağ ve sol kanatları arasında yer alan ve komutan ile çevresindekilerin bulunduğu merkez birliklerden oluşan bölüm)
          • karakteristik [TUR10-0416630] (Bir logaritmanın tam birimler anlatan bölümü)
          • karın [TUR10-0420570] (Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm)
          • karina [TUR10-0421770] (Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü)
          • başlık [TUR10-0083030] (Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü)
          • kaymak [TUR10-0433800] (Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü)
          • bent [TUR10-0093370] (Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm)
          • mahya [TUR10-0519480] (Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm)
          • maksure [TUR10-0521160] (Bir evin yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü)
          • maksure [TUR10-0521150] (Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer)
          • manyetik alan [TUR10-0525340] (Bir mıknatısın N ucundan dışarı çıkıp dağıldıktan sonra yine toplanıp S ucundan içine giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan)
            • doyuran [TUR10-0219840] (Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan)
          • birun [TUR10-0108550] (Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm)
          • mekanizma [TUR10-0533070] (Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm)
          • meme [TUR10-0534130] (Bazı araçların meme başına benzeyen bölümü)
          • boyunduruk [TUR10-0117130] (Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm)
          • meyan [TUR10-0541250] (Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm)
          • meyve içi [TUR10-0541890] (Meyvelerde, tohumların bulunduğu iç bölüm)
          • meyve ortası [TUR10-0541980] (Yemişlerin meyve dışı ve meyve içi arasında bulunan sulu ve etli bölümü)
          • misel [TUR10-0547720] (Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm)
          • cücük [TUR10-0143430] (Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü)
          • mucur [TUR10-0552480] (Bir şeyin işe yaramayan bölümü)
          • muylu yatağı [TUR10-0558600] (Top kundağının yanlarında bulunan, silah muylularının geçmesi için açılmış delikli bölüm)
          • çıkıntı [TUR10-0163410] (Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm)
            • korniş [TUR10-0476280] (Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı)
              • rustik [TUR10-0650710] (Pencere üstlerine takılan ahşap korniş)
            • duvar dişi [TUR10-0226670] (İleride eklenecek duvarın iyice tutunması için duvarın bir yerinde bırakılan tuğla çıkıntıları)
            • tırtıl [TUR10-0775980] (Pulların veya metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri)
            • tiriz [TUR10-0777830] (Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan veya halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı)
            • topuz [TUR10-0783010] (Bir şeyin elle tutulabilen çıkıntısı)
            • arpacık [TUR10-0046740] (Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı)
            • kabartma [TUR10-0393700] (Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı)
            • kaş [TUR10-0426050] (Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm)
            • kaş [TUR10-0426030] (Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer)
            • mahmuz [TUR10-0518770] (Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı)
            • meme [TUR10-0534150] (Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı)
            • meme [TUR10-0534140] (Vücudun herhangi bir yerinde oluşmuş küçük çıkıntı)
            • memecik [TUR10-0534190] (Deri ve sümük doku üzerinde görülen küçük ve sivri çıkıntı)
            • burç [TUR10-0124860] (Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı)
            • çekmelik [TUR10-0157360] (Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı)
            • sepetlik [TUR10-0677550] (Yapılarda çıkıntı)
            • set [TUR10-0681680] (Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü)
            • gözyaşı memesi [TUR10-0310170] (Gözün iç açısındaki kırmızı çıkıntı)
            • pürüz [TUR10-0639190] (Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık, çıkıntı)
              • çapak [TUR10-0150140] (Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz)
              • tümür [TUR10-0793120] (Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı)
            • iskele [TUR10-0380040] (Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı)
          • nakarat [TUR10-0568510] (Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm)
          • namlu [TUR10-0570100] (Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü)
          • daire kesmesi [TUR10-0179260] (Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan)
          • nemlendirici [TUR10-0574150] (Klima tesisatında havanın nemlenmesini sağlayan bölüm)
          • dikiş [TUR10-0203890] (Dikilen yer)
          • ordu [TUR10-0590000] (Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri)
          • sayfa [TUR10-0670380] (Gazete, dergi vb. yayınlarda özel bir alan için ayrılmış bölüm)
          • orta [TUR10-0591410] (Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm)
          • oturak [TUR10-0594640] (Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm)
          • oyuntu [TUR10-0597540] (Oyulmuş bölüm)
          • faça [TUR10-0262850] (Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm)
          • fasıl [TUR10-0265340] (Bölüm; kısım; devre)
          • ön [TUR10-0602690] (Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü)
          • önerti [TUR10-0603580] (Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü)
          • öte [TUR10-0606240] (Bir şeyin arkadan gelen bölümü)
          • gezlik [TUR10-0296330] (Eğri kılıçların ağız bölümü)
          • sütun [TUR10-0719900] (Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri; kolon)
          • göz [TUR10-0308180] (Bazı yaraların uç bölümü)
          • pens [TUR10-0622820] (Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm)
          • dart [ENG31-03167380-n] (a tapered tuck made in dressmaking)
          • pırazvana [TUR10-0626470] (Kılıç, bıçak vb. saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü)
          • reyon [TUR10-0647170] (Bir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü)
          • dip [TUR10-0087430] (Taban) bottom [ENG31-08529042-n] (the lowest part of anything)
            • kök [TUR10-0480350] (Bazı şeylerde dip bölüm)
            • base [ENG31-08528849-n] ((anatomy) the part of an organ nearest its point of attachment)
            • derin [TUR10-0196260] (Dip)
          • köşe [TUR10-0120810] (Bölüm, kenar, yer veya yan)
            • yaka [TUR10-0825830] (Yelkenlerin kenar ve köşeleri)
          • burun [TUR10-0125730] (Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü)
            • mantar [TUR10-0524550] (Hayvanların burun ucu)
          • çene [TUR10-0158980] (Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri)
            • üst çene [TUR10-0809830] (Mengenenin V biçimli, üzerinde yiv ve setler bulunan çenesi)
            • ökçe çene [TUR10-0600090] (Boru anahtarının kola bağlı olan setleri dışa dönük, hareketsiz çenesi)
          • demir [TUR10-0191510] (Bazı nesnelerin demirden yapılmış parçası)
            • gelberi [TUR10-0289190] (Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir)
            • köşe demiri [TUR10-0484220] (Dik açı biçiminde üretilmiş demir)
            • çekme demir [TUR10-0157310] (Haddeden geçirilmiş demir)
            • çubuk demir [TUR10-0176010] (İnşaatlarda kullanılan, üzerinde yiv bulunmayan demir)
            • ferforje [TUR10-0268630] (Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir)
            • kulak demiri [TUR10-0488750] (Pulluklarda, uç demirinin kaldırdığı toprağı ters çeviren demir)
            • kütük demir [TUR10-0504530] (Demir çelik fabrikalarında, izabe tesislerinde maden cevherinden veya hurdadan döküm sonu elde edilen ham kütle)
            • özek demiri [TUR10-0607870] (Özek ağacını arabaya bağlayan demir)
          • harman sonu [TUR10-0329390] (Büyük bir varlık veya işten sonra kalan bölüm)
          • haşviyat [TUR10-0331490] (Sözde ve yazıda gereksiz olan bölümler)
          • hukuk [TUR10-0349640] (Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü)
          • pay [TUR10-0619570] (Eşit bölüm) proportion [ENG31-13837954-n] (the quotient obtained when the magnitude of a part is divided by the magnitude of the whole)
            • makas payı [TUR10-0520440] (Ölçüden fazla bırakılan veya fazlalığı hoş görülen miktar)
            • askat [TUR10-0050010] (Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri)
            • kardeş payı [TUR10-0419350] (Yarı yarıya, eşit paylarla bölüşme)
            • makas payı [TUR10-0520310] (Kumaş biçerken ihtiyat olarak bırakılan pay)
          • nokta [TUR10-0579180] (Konu, konu ile ilgili önemli bölüm) point [ENG31-04739307-n] (a distinguishing or individuating characteristic)
            • kilometre taşı [TUR10-0461050] (Önemli bir durumu belirleyen, üzerinde durulması gereken nokta)
            • satır başı [TUR10-0668410] (Konuşma ve benzerinde dikkat çekilen önemli nokta)
            • düğüm noktası [TUR10-0228510] (Bir şeyin sonuçlanması için çözülmesi, açıklığa kavuşturulması gereken güç yanı)
            • işin başı [TUR10-0384950] (Bir işin en önemli noktası)
            • püf noktası [TUR10-0638900] (Bir işin en ince, hassas ve önemli noktası)
            • crux [ENG31-06619047-n] (the most important point)
          • kuşak [TUR10-0496330] (Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm)
          • kilit dili [TUR10-0460580] (Kilidin anahtarla sürülen parçası)
          • bolt [ENG31-02869271-n] (the part of a lock that is engaged or withdrawn with a key)
        • örümcek ağı [TUR10-1215680] (Örümcekler tarafından özel ince iplikten örülen yuva)
        • spider web [ENG31-04282482-n] (a web spun by spiders to trap insect prey)
        • yapı taşı [TUR10-0834310] (Esas, temel)
          • biçme [TUR10-0101460] (Yontulmuş yapı taşı)
          • molekül [TUR10-0549590] (Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim) molecule [ENG31-14706294-n] ((physics and chemistry) the simplest structural unit of an element or compound)
            • potasyum hidroksit [TUR10-0634460] (Akkor derecede uçucu olan, 360 derecede eriyen, suda ısı açığa çıkararak çözünen, beyaz bir katı madde)
            • ebonit [TUR10-0233550] (Yüz kısım kauçuğun otuz iki kısım kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik madde)
            • bitüm [TUR10-0109880] (Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde)
            • poliüretan [TUR10-0632650] (Yoğunluğu çok düşük cam, vernik, kauçuk veya köpük görünüşündeki lastiğe benzeyen madde)
            • polyurethane [ENG31-14927246-n] (any of various polymers containing the urethane radical)
            • makromolekül [TUR10-0521010] (İçinde genellikle pek çok kere tekrarlanan atom gruplarından meydana gelmiş bir veya birçok yapısal motif bulunan molekül) macromolecule [ENG31-14969026-n] (any very large complex molecule)
              • karbonhidrat [TUR10-0418920] (Yağ, yumurta akı vb. maddelerin yanı sıra, insan ve hayvanların organik besinlerinden en önemlisi olan organik kimya bileşiklerinin genel adı) carbohydrate [ENG31-14816873-n] (an essential structural component of living cells and source of energy for animals)
                • polisakkarit [TUR10-1241290] (Monosakkarit birimlerinin dallı ya da hat şeklinde birleşmesi ile oluşan, nişasta, glikojen, glikan vb. gibi yüksek molekül ağırlıklı karbohidrat sınıfı.) polysaccharide [ENG31-15018571-n] (any of a class of carbohydrates whose molecules contain chains of monosaccharide molecules)
                  • nişasta [TUR10-0578060] (Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde) starch [ENG31-15078434-n] (a complex carbohydrate found chiefly in seeds, fruits, tubers, roots and stem pith of plants, notably in corn, potatoes, wheat, and rice)
                    • Hint irmiği [TUR10-0345500] (Bazı hurma ağaçlarının özünden çıkarılan ve pirinç gibi kullanılan nişastalı bir madde)
                    • sago [ENG31-15079174-n] (powdery starch from certain sago palms)
                    • mısır nişastası [TUR10-1241460] (Mısırdan elde edilen nişasta)
                    • cornstarch [ENG31-15079034-n] (starch prepared from the grains of corn)
                    • kola [TUR10-0467700] (Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta)
                    • fekül [TUR10-0266980] (Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta)
                  • selüloz [TUR10-0675430] (Bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat) cellulose [ENG31-14818091-n] (a polysaccharide that is the chief constituent of all plant tissues and fibers)
                    • pektin [TUR10-0621800] (Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde)
                    • pectin [ENG31-15002791-n] (any of various water-soluble colloidal carbohydrates that occur in ripe fruit and vegetables)
                    • kağıt hamuru [TUR10-1241620] (Kâğıt yapımında kullanılan ve tahtadan, lif bitkilerinden veya atık kâğıtlardan kimyasal ya da mekanik olarak ayrılmış selüloz elyaflarıyla yapılan lignoselülozik bir malzeme)
                    • wood pulp [ENG31-15128201-n] (wood that has been ground to a pulp)
                • fruktoz [TUR10-0510460] (Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker)
                • fructose [ENG31-14899083-n] (a simple sugar found in honey and in many ripe fruits)
                • üzüm şekeri [TUR10-0812090] (Özellikle üzüm suyunda bulunan karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan şeker, üzüm şekeri yapısındaki basit şeker) glucose [ENG31-14908271-n] (a monosaccharide sugar that has several forms)
                  • kan şekeri [TUR10-1069650] (Kanda bulunan şeker)
                  • blood sugar [ENG31-14908632-n] (glucose in the bloodstream)
                  • glikozit [TUR10-0300130] (Birçok bitkilerde bulunan glikoz birleşiklerinin genel adı)
                • laktoz [TUR10-0719860] (Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker)
                • lactose [ENG31-14953600-n] (a sugar comprising one glucose molecule linked to a galactose molecule)
                • maltoz [TUR10-0522460] (Nişastası tam olmayan, hidroloji sırasında ortaya çıkan ve)
                • maltose [ENG31-14970756-n] (a white crystalline sugar formed during the digestion of starches)
                • glikojen [TUR10-0300100] (Karaciğer ve kaslarda bulunan, hidrolizle şeker veren karbonhidrat)
              • lipit [TUR10-0512200] (Hayvan ve bitki dokularının eter, benzin, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü) lipid [ENG31-14963045-n] (an oily organic compound insoluble in water but soluble in organic solvents)
                • yağ [TUR10-0823980] (Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde) fat [ENG31-14888511-n] (a soft greasy substance occurring in organic tissue and consisting of a mixture of lipids (mostly triglycerides))
                  • petrol [TUR10-0285070] (Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ)
                  • petroleum [ENG31-15005138-n] (a dark oil consisting mainly of hydrocarbons)
                  • madeni yağ [TUR10-0516580] (Madensel ürünlerden elde edilen yağ)
                  • mineral oil [ENG31-14977230-n] (a distillate of petroleum (especially one used medicinally as a laxative or stool softener))
                  • motor yağı [TUR10-0551230] (Motorlarda sürtünmeyi azaltarak aşınmayı önlemeye yarayan bir tür yağ)
                  • motor oil [ENG31-14977580-n] (oil used to lubricate the moving parts of a motor)
                  • yağ [TUR10-0823990] (Vazelin, mazot gibi fizik nitelikleriyle yağları andıran ve sanayide kullanılan mineral madde) petroleum [ENG31-15005138-n] (a dark oil consisting mainly of hydrocarbons)
                    • silindir yağı [TUR10-0692860] (Yüksek viskoziteli ve parlama noktası yüksek olan, buhar makinelerinin valf ve silindirlerini yağlamak amacıyla kullanılan bir yağlama yağı)
                    • iğ yağı [TUR10-0362940] (Yüksek hızlı ve az yüklü parçaların yağlanmasında kullanılan, düşük viskoziteli bir yağ)
                    • katran yağı [TUR10-0429610] (Katrandan elde edilen ve hekimlikte ilaç olarak kullanılan sıvı)
                    • vazelin [TUR10-0815960] (Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 derecede eriyen bir tür mineral yağ)
                    • neft yağı [TUR10-0573610] (Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ)
                  • fuel-oil [TUR10-1028730] (Ham petrolün damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan ürün)
                  • fuel oil [ENG31-14710746-n] (a petroleum product used for fuel)
                  • hayvani yağ [TUR10-1240460] (Hayvandan elde edilen yağ; hayvansal yağ) animal oil [ENG31-14779256-n] (any oil obtained from animal substances)
                    • balık yağı [TUR10-0074460] (İri balık ve deniz hayvanlarının sanayide kullanılan yağı)
                    • cod-liver oil [ENG31-14840037-n] (an oil obtained from the livers of cod and similar fishes)
                    • balina yağı [TUR10-0074570] (İspermeçet balinasının kafa sinüslerinde bulunan yağ)
                    • whale oil [ENG31-15121997-n] (a white to brown oil obtained from whale blubber)
                    • lanolin [TUR10-0507170] (Yapağıdan elde edilen, eczacılıkta ve parfümeride kullanılan, sarımtırak renkte bir yağ)
                    • lanolin [ENG31-14840351-n] (a yellow viscous animal oil extracted from wool)
                    • balık yağı [TUR10-1240920] (İri balık ve deniz hayvanlarının sanayide kullanılan yağı)
                    • inek yağı [TUR10-0374500] (İnek sütünden yapılan katı yağ)
                    • domuz yağı [TUR10-0218060] (Domuzdan çıkarılan yağ)
                    • lard [ENG31-07688166-n] (soft white semisolid fat obtained by rendering the fatty tissue of the hog)
                    • alabalık yağı [TUR10-0929240] (Zeytinyağında kaynatılan alabalığın bekletilip çürütülmesiyle elde edilen, romatizma ve bel ağrılarının iyileştirilmesinde yararlı olan bir yağ)
                    • kuyruk yağı [TUR10-0498790] (Koyun kuyruğunun eritilmesinden elde edilen yağ)
                    • çerviş [TUR10-0160450] (Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi)
                    • çöz yağı [TUR10-0175910] (Karın boşluğundaki sindirim organları üzerinde bulunan ve onların üzerinden sıyrılarak veya kesilerek alınan yağ)
                    • katı yağ [TUR10-0219000] (Normal sıcaklıkta katı durumda bulunan ve içyağlarının eritilmesiyle elde edilen hayvansal yağ)
                    • balıknefesi [TUR10-0074350] (Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ)
                    • biryan yağı [TUR10-0108630] (Tandırda susuz pişirilerek yapılan kebaptan çıkan yağ)
                    • böbrek yağı [TUR10-0118450] (Kasaplık hayvanların böbreklerinin çevresinde oluşan yağ)
                  • sıvı yağ [TUR10-0690120] (Havanın normal sıcaklığında sıvı durumunda bulunan her türlü yağ)
                  • vegetable oil [ENG31-07689142-n] (any of a group of liquid edible fats that are obtained from plants)
                  • bal mumu [TUR10-0555380] (Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından salgıladıkları yumuşak ve sarımsı madde) beeswax [ENG31-15119391-n] (a yellow to brown wax secreted by honeybees to build honeycombs)
                    • vaks [TUR10-0813300] (Bal mumunun sanayide mat yüzeyleri parlak ve kaygan duruma getiren türü)
                    • eğir mumu [TUR10-0236550] (Kışın arıların kovan deliklerine sıvadıkları madde)
                    • bal mumu [TUR10-0075040] (Bu maddenin sanayide kullanılmak için yapay olarak hazırlanmışı)
                  • ağır yağ [TUR10-0013200] (Ham petrolden elde edilen, makinelerin hareketli bölümlerini yağlamakta kullanılan yoğun yağ)
                  • ince yağ [TUR10-0373470] (Yakıt olarak veya yağlamada kullanılan akışkan nitelikteki mineral yağ)
                  • bitkisel yağ [TUR10-0109600] (Bitkilerden değişik yöntemler kullanılarak elde edilen yağ)
                    • badem yağı [TUR10-0067700] (Bademden çıkarılan ve deri, kösele ve benzerini yumuşatmak için kullanılan yağ)
                    • almond oil [ENG31-12666515-n] (pale yellow fatty oil expressed from sweet or bitter almonds)
                    • keten tohumu yağı [TUR10-1241560] (Kurutulmuş, olgun keten tohumlarından elde edilen yağ)
                    • linseed oil [ENG31-15110919-n] (a drying oil extracted from flax seed and used in making such things as oil paints)
                    • kolza yağı [TUR10-1234080] (Kolza tohumlarından üretilen, doymamış yağ asitlerince zengin bitkisel yağ, kanola yağı.)
                    • rape oil [ENG31-11900501-n] (edible light yellow to brown oil from rapeseed used also as a lubricant or illuminant)
                    • manuka yağı [TUR10-1095440] (Yeni Zelanda ve Avustralya'nın doğu ve batı bölgelerinde bulunan, gri yeşil kabuklu, 8 metre uzunluğunda, beyaz yaprakları ince noktalı, pembe veya kırmızı çiçekli ince manuka ağacından elde edilen, antibakteriyel etkisinden dolayı sivilce, siğil, akne, açık yara ve yanıkların tedavisinde kullanılan bir tür yağ)
                    • zeytinyağı [TUR10-0873800] (Zeytin tanelerinden çıkarılan bitkisel yağ)
                      • kandil yağı [TUR10-0409410] (Kötü cins zeytinyağı)
                    • uçucu yağ [TUR10-1240990] (Bitki dokularından damıtma ile elde edilen ve o bitkiye özgü bir kokuya sahip olan kayganlıklarının ve sabunlaşma özelliklerinin olmaması yönü ile diğer yağlardan ayrılan uçucu sıvı bileşikler) essential oil [ENG31-14916806-n] (an oil having the odor or flavor of the plant from which it comes)
                      • terebentin [TUR10-0767200] (Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine veya ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine)
                      • turpentine [ENG31-14917803-n] (volatile liquid distilled from turpentine oleoresin)
                      • acı badem yağı [TUR10-1235120] (Gülgillerden, dikenli veya dikensiz, meyvelerinin kabukları kalın, çekirdekleri küçük olan badem ağacının yağı)
                      • bitter almond oil [ENG31-12666674-n] (pale yellow essential oil obtained from bitter almonds by distillation from almond cake or meal)
                      • karanfil yağı [TUR10-0417460] (Karanfilin tomurcuklarından elde edilen uçucu yağ)
                    • pamuk yağı [TUR10-0612150] (Pamuk çekirdeklerinden elde edilen, zeytinyağına benzer bitki yağı)
                    • vejetalin [TUR10-0816760] (Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ)
                    • kekik yağı [TUR10-0438470] (Kekikten elde edilen ve genellikle geleneksel halk tedavisinde kullanılan kokulu yağ)
                    • mısır yağı [TUR10-0543560] (Mısır tanelerinden çıkarılan sıvı yağ)
                    • kenevir yağı [TUR10-0441420] (Kenevir ağacından yapılan yağ)
                    • ketencik [TUR10-0446440] (Bu bitkiden elde edilen, sabun yapımında ve ressamlıkta kullanılan bir yağ)
                    • fındık yağı [TUR10-0270730] (Fındıktan elde edilen yağ)
                    • ayçiçeği yağı [TUR10-0166800] (Ayçiçeğinden çıkarılan yağ)
                    • defne yağı [TUR10-0998060] (Özellikle veteriner hekimlikte kullanılan defnenin meyvesinden ve yapraklarından elde edilen, kokulu, acı lezzetli bir tür yağ)
                    • kakaoyağı [TUR10-1255440] (Kakao çekirdeğinden elde edilen soluk sarı renkli, yenilebilir bir yağ)
                    • bezir yağı [TUR10-0099170] (Keten tohumundan çıkarılan ve yağlı boya yapmak için içine renkli maddeler katılan, çabuk kurur bir yağ)
                    • gül yağı [TUR10-0314040] (Güllerin imbikten çekilmesiyle elde edilen gül suyunun üstünde toplanan kokulu yağ)
                      • ince gül yağı [TUR10-0373070] (Su buharı dağıtmasıyla elde edilen soluk sarı renkli, gül kokulu bir sıvı)
                    • haşhaş yağı [TUR10-0331060] (Haşhaştan çıkarılan ve yiyecek olarak kullanılan yağ)
                  • yağlama yağı [TUR10-0824620] (Hareket eden yüzeylerde sürtünmeyi azaltmak amacıyla kullanılan genellikle rafine edilmiş bir yağ türü)
                  • yağlama yağı [TUR10-0824630] (Motor ve makine parçalarının yağlanmasında kullanılan madde)
                  • makine yağı [TUR10-0520880] (Rafine edilmiş bir yağlama yağı ile bir sabunun, istenen kıvama göre değişen oranlarda iyice karıştırılmasından elde edilen yarı koyu yağlama yağı)
                  • grease [ENG31-14915096-n] (a thick fatty oil (especially one used to lubricate machinery))
                  • mangal yağı [TUR10-0523730] (Etin yapışmaması için mangaldaki ızgaraya sürülen yağ)
                  • cila yağı [TUR10-0140750] (Cila topunun, cilalanacak yüzeyde kolayca kaymasını sağlayan, asitsiz, renksiz ve reçinesiz ince yağ)
                  • çöz [TUR10-0175300] (Bumbarın yağı)
                  • kuyruk [TUR10-0498540] (Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı)
                  • oil [TUR10-1256260] (Yağ)
                  • yapak yağı [TUR10-0833010] (Yapağının yıkanması sırasında asit karışımı elde edilen yağlı madde)
                  • şırlağan [TUR10-0730690] (Susam tanelerinden çıkarılan yağ)
                  • sığla yağı [TUR10-0685170] (Sığla ağacının gövdesinden elde edilen bir yağ)
                  • soya yağı [TUR10-1139950] (Soyadan elde edilen, hafif tatlı ve kokusuz bir tür yağ)
                  • susamyağı [TUR10-1255180] (Susam tanelerinden üretilen bir bitkisel yağ)
                  • reçine yağı [TUR10-0643880] (Reçineden çıkan yağ)
                  • güneş yağı [TUR10-0316060] (Güneşlenme sırasında cildin daha çabuk koyulaşması için kullanılan bir tür yağlı sıvı)
                  • içyağı [TUR10-0360470] (Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ)
                  • Hint yağı [TUR10-0345660] (Kene otunun tohumlarından çıkarılan, hekimlikte ve sanayide kullanılan bir yağ)
                • lipozom [TUR10-1093660] (Biyolojik zarların özelliklerinin incelenmesi deneylerinde kullanılan, iki tabakalı lipitlerin yapay olarak oluşturduğu küresel yapı)
              • nükleik asit [TUR10-0581180] (Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri)
              • nucleic acid [ENG31-14988268-n] ((biochemistry) any of various macromolecules composed of nucleotide chains that are vital constituents of all living cells)
              • protein [TUR10-0636840] (Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, Yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan karmaşık yapılı doğal madde) protein [ENG31-14752903-n] (any of a large group of nitrogenous organic compounds that are essential constituents of living cells)
                • antikor [TUR10-0039520] (Hastalığa sebep olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde) antibody [ENG31-15051756-n] (any of a large variety of proteins normally present in the body or produced in response to an antigen which it neutralizes, thus producing an immune response)
                  • aglütinin [TUR10-0010470] (Serumda meydana gelen antikor)
                • basit protein [TUR10-1240420] (Hidroliz edildiğinde yalnız amino asitlere asit veren protein) simple protein [ENG31-14761151-n] (a protein that yields only amino acids when hydrolyzed)
                  • albüminoid [TUR10-1241410] (Skleroprotein grubu bileşiklerden herhangi biri) scleroprotein [ENG31-15051283-n] (a simple protein found in horny and cartilaginous tissues and in the lens of the eye)
                    • keratin [TUR10-0442260] (Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde)
                    • keratin [ENG31-14756651-n] (a fibrous scleroprotein that occurs in the outer layer of the skin and in horny tissues such as hair, feathers, nails, and hooves)
                    • kolajen [TUR10-1083150] (Hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein)
                    • collagen [ENG31-05294589-n] (a fibrous scleroprotein in bone and cartilage and tendon and other connective tissue)
                • enzim [TUR10-0248920] (Bir kimyasal tepkimeye sebep olan ve onu hızlandıran, eriyebilir organik madde) enzyme [ENG31-14757125-n] (any of several complex proteins that are produced by cells and act as catalysts in specific biochemical reactions)
                  • pepsin [TUR10-0622990] (Mide mukozasının salgıladığı albüminli besinleri peptona çeviren enzim)
                  • pepsin [ENG31-15003288-n] (an enzyme produced in the stomach that splits proteins into peptones)
                  • pityalin [TUR10-0637520] (Nişastanın sindirilmesine yarayan, tükürükte bulunan bir enzim)
                  • amilaz [TUR10-0033210] (Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim)
                  • diyastaz [TUR10-0211450] (Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim)
                  • laktaz [TUR10-0506340] (Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi)
                • hemoglobin [TUR10-0338970] (Soluk alma aracıyla organizmanın hücreleri arasında oksijen ve karbon gazını iletmeyi sağlayan, birleşiminde demir, azot, oksijen, hidrojen, kömür ve kükürt bulunan alyuvarların en önemli maddesi)
                • hemoglobin [ENG31-15048807-n] (a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color)
                • gama globulin [TUR10-0282650] (Kan, lenf, safra ve benzerinde bulunan bir protein türü)
                • fibrinojen [TUR10-0272600] (Pıhtılaşma sırasında fibrine dönüşen bir kan proteini)
                • globulin [TUR10-0300220] (Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein)
              • lignin [TUR10-0511310] (Bitkide kök ve gövdenin sert ve odunsu yapısını oluşturan madde)
            • teflon [TUR10-0756550] (Etilenden, flordan ve plastikten elde edilen madde)
            • kozmik madde [TUR10-0480000] (Evreni oluşturan madde)
            • kopolimer [TUR10-0474900] (Kopolimerleşme ile elde edilen madde)
            • elektrofil [TUR10-0242190] (Bir atom veya iyondan elektron alabilen, onunla elektron paylaşabilen madde)
            • karbonit [TUR10-0418970] (Karbon grubundan basit madde)
            • karbür [TUR10-0419070] (Karbonun başka bir elementle birleşmesinden oluşan madde)
              • kohenit [TUR10-0466620] (Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür)
            • antioksidan [TUR10-0039590] (Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde)
            • antiplak [TUR10-0937750] (Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde)
            • antitoksin [TUR10-0039760] (İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde)
            • yarı iletken madde [TUR10-1240690] (Bayağı iletkenlerin tersine, direnci sıcaklık ve katışkı özdeklerinin varlığıyla azalan iletken) semiconductor [ENG31-14845418-n] (a substance as germanium or silicon whose electrical conductivity is intermediate between that of a metal and an insulator)
              • Si [TUR10-0690910] (Atom sayısı 14, atom ağırlığı 28,09, yoğunluğu 2,34 olan, 1420 derecede eriyen, endüstride geniş ölçüde kullanılan ve doğada oksijenden sonra en bol bulunan element)
              • silicon [ENG31-14678720-n] (a tetravalent nonmetallic element)
              • silikon [TUR10-0692690] (Karbon yerine silisyumun geçtiği organik cisimlere benzer maddelerin genel adı; ısı ve suya karşı dayanıklı olduğu için yağ, plastik, merhem gibi maddelerin yapımında kullanılır)
              • silicone [ENG31-15065060-n] (any of a large class of siloxanes that are unusually stable over a wide range of temperatures)
            • katkı [TUR10-0428670] (Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler)
            • kanserojen [TUR10-0410530] (Kanser yapıcı)
              • aflatoksin [TUR10-1248500] (Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus tarafından üretilen zehirli ve kanserojen maddeler)
            • karborundum [TUR10-0419060] (Aşındırıcı madde olarak kullanılan silisyum karbürün ticaretteki adı)
            • kazein [TUR10-0436190] (Sütte bulunan protein maddesi)
            • kazolit [TUR10-0437020] (Hidratlı doğal kurşun ve uranyum silikat)
            • koloit [TUR10-0469100] (Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen maddelerin genel adı) colloid [ENG31-14612399-n] (a mixture with properties between those of a solution and fine suspension)
              • pelte [TUR10-0622030] (Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde)
              • gel [ENG31-14614722-n] (a colloid in a more solid form than a sol)
              • hidrozol [TUR10-0344310] (Sıvı durumundaki koloit)
            • besi doku [TUR10-0095260] (Yumurta akı maddesi)
            • besi örü [TUR10-0095400] (Tohum çimlenirken yeni çıkan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayılmış bulunan besleyici maddelerin bütünü)
            • kutup engel [TUR10-0497960] (Bir pilde elektromotor kuvveti düşüren polarma olayına karşı gelmek ve elektrik akımının durmasını önlemek için kullanılan kimyasal maddelerden her biri)
            • kütin [TUR10-0504270] (Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde)
            • lak [TUR10-0505980] (Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde)
            • macun [TUR10-0515650] (Hamur kıvamına getirilmiş madde)
              • kit [TUR10-0463870] (Macun)
              • ökse [TUR10-0600140] (Ökse otu saplarından veya çoban püskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun)
            • mantar [TUR10-0524530] (Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde)
            • mantar özü [TUR10-0524820] (Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bazı bitki hücrelerinin çeperlerini kaplayarak sıvı ve gazların geçmesini önleyen, bu sebeple hücrenin ölümüne veya mantar oluşumuna yol açan madde)
            • masiko [TUR10-0527620] (Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen, doğal kurşun oksit)
            • maskanyin [TUR10-0527640] (Doğal amonyum sülfat)
            • bitkisel kazein [TUR10-0109590] (Küspe ve sıvı yağ artıklarından elde edilen azotlu madde)
            • mayabozan [TUR10-0529910] (Bir mayanın etkisine karşı koyan, protein yapısında madde)
            • melamin [TUR10-1097140] (Mutfak eşyası yapımında, kâğıt ve dokuma sanayisinde kullanılan yapay reçinelerin üretiminde yer alan kimyasal bir madde)
            • melinit [TUR10-0533890] (Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde)
            • mineralleştirici [TUR10-0546750] (Bir madenle birleşerek onu mineral duruma dönüştüren madde)
            • misk [TUR10-0547800] (Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde)
            • napalm [TUR10-0570630] (Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde)
            • onarıcı [TUR10-0587520] (Hasar görmüş hücreleri canlı duruma getiren madde)
            • formika [TUR10-0278240] (Fenol formol reçinesine batırılmış ve yüzeyi yapay reçine ile kaplanmış birkaç kat kâğıttan oluşan ve çoğu marangozlukta kullanılan bir çeşit madde)
            • sodyum florit [TUR10-0698650] (Metalürjide, eczacılıkta kullanılan kristal madde)
            • sodyum sülfat [TUR10-0698730] (Tekstil, kâğıt, cam sanayisinde kullanılan madde)
            • sodyum nitrat [TUR10-0698720] (Gübre yapımında, eti korumada kullanılan madde)
            • sodyum hiposülfit [TUR10-0698680] (Fotoğrafçılıkta, eczacılıkta kullanılan, suda eriyebilen kristal madde)
            • siyanojen [TUR10-0697500] (Oksalik asidin azot ve karbon birleşimi)
            • glüten [TUR10-0300250] (Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran madde)
            • glüten [TUR10-0300260] (Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde)
            • granül [TUR10-0310470] (Bir maddenin en küçük tanesi)
            • parıldayıcı [TUR10-0615350] (Parıldama özelliği veya niteliği bulunan madde)
            • pas [TUR10-0616890] (Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde)
              • oksidasyon [TUR10-1254140] (Paslanma)
            • perlit [TUR10-0624300] (Erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan kabartılarak pudra haline getirilmiş bulunan, yem maddelerinin preslenmesinde yardımcı madde veya kekleşmeyi önleyici bir madde)
            • pozitronyum [TUR10-0634900] (Negatif bir elektronla bir pozitrondan oluşan, hidrojen atomuna benzeyen kararsız yapı)
          • molekül [TUR10-0549600] (Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı)
          • molecule [ENG31-14706294-n] ((physics and chemistry) the simplest structural unit of an element or compound)
          • metil [TUR10-0539940] (Doymuş hidrokarbon kökleri serisinin ilk basamağı) methyl [ENG31-14976261-n] (the univalent radical CH3- derived from methane)
            • pektin [TUR10-0621780] (Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde)
          • nitrit [TUR10-1241370] (Nitrik asidin bir tuzu)
          • nitrite [ENG31-15040530-n] (the radical -NO2 or any compound containing it (such as a salt or ester of nitrous acid))
        • şekillenme [TUR10-0278110] (Bir şey belli bir biçim kazanma) geological formation [ENG31-09310874-n] ((geology) the geological features of the earth)
          • eğilme [TUR10-0236300] (Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması)
        • oluşum [TUR10-0586970] (Katman, kütle, gök cismi ve benzerinin biçimlenme süreci)
        • geological formation [ENG31-09310874-n] ((geology) the geological features of the earth)
        • temel [TUR10-0762600] (Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler) footing [ENG31-13813124-n] (a relation that provides the foundation for something)
          • ihtiyaç [TUR10-0364110] (Eksikliği duyulan şey) need [ENG31-09390888-n] (anything that is necessary but lacking)
            • boğaz meselesi [TUR10-0111540] (Yeme içme gereksinimi)
            • eksik [TUR10-0239850] (İhtiyaç duyulan şey) need [ENG31-09390888-n] (anything that is necessary but lacking)
              • yokluk [TUR10-0270200] (Yok olma, bulunmama durumu) dearth [ENG31-14473331-n] (an acute insufficiency)
                • yokluk [TUR10-0858280] (Gerçekteki özelliklerinin, durumlarının ortadan kaldırılması sonucu bir şeyin var olmayışı)
                • nothingness [ENG31-14479148-n] (the state of nonexistence)
                • boşluk [TUR10-0115450] (Eksiklik, yoksunluk duygusu)
                • vacuum [ENG31-14479502-n] (the absence of matter)
                • açlık [TUR10-0006300] (Kıtlık)
                • bilgisizlik [TUR10-0103370] (Bilgi yokluğu durumu)
                  • cühela [TUR10-0143500] (Bilgisizler; cahiller)
              • hacet [TUR10-0319400] (İhtiyaç duyulan şey; gerekli şey)
              • az [TUR10-0064330] (Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksiklik)
            • gereklik [TUR10-0293310] (Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey) necessity [ENG31-14474157-n] (the condition of being essential or indispensable)
              • iltizam [TUR10-0370580] (Gerekli bulma)
            • zaruri olma [TUR10-1239480] (Kesin olarak gereksinim duyulan olma) necessity [ENG31-14474157-n] (the condition of being essential or indispensable)
              • ivedilik [TUR10-0564410] (Çabuk, hemen yapılma gerekliği)
              • urgency [ENG31-14474486-n] (the state of being urgent)
            • terettüp [TUR10-0767280] (İş vb. için gerekme, ait olma)
            • eksik gedik [TUR10-0239880] (Ufak tefek gereksinimler)
            • kapı [TUR10-0412950] (Gidere yol açan gereksinim)
            • nefis [TUR10-0573350] (İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü)
            • gerek [TUR10-1252050] (İcap)
            • gerekçe [TUR10-0293210] (Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik; lazıme)
            • gerekseme [TUR10-0293360] (İhtiyaç)
            • nimet [TUR10-0577190] (Yaşamak için gerekli her şey)
              • dünya nimeti [TUR10-0229520] (İnsanların dünyada yiyeceği, içeceği, kullanacağı imkânların tümü)
              • rızık [TUR10-0647480] (Tanrı'nın bütün yarattıklarına verdiği nimet)
          • ahlat [TUR10-0015920] (Beden yapısının temelini oluşturan ögeler)
            • ahlatıerbaa [TUR10-0015930] (İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri)
          • yasa [TUR10-0838410] (Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel)
        • kimya [TUR10-0461400] (Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey)
        • kokoroz [TUR10-0467140] (Sivri uçlu uzun şey)
        • kirebolu [TUR10-0462270] (Arıların kovan deliğini kapamak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde)
        • kiriş [TUR10-0462770] (Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılan tel)
        • tınlatıcı [TUR10-0774270] (Tınlatma özelliği olan nesne)
        • ağırlık [TUR10-0012910] (Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne)
          • kilo [TUR10-0460880] (Halter sporunda barın iki ucuna yerleştirilen ve ağırlığı oluşturan parça)
          • dara [TUR10-0001440] (Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb.)
          • ağ kurşunu [TUR10-0013970] (Balık ağlarını suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeği biçiminde delikli kurşun madde)
          • safra [TUR10-0654720] (Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık)
          • safra [TUR10-0654710] (Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık)
          • kalaybalık [TUR10-1067140] (Balık avlamada oltanın ucuna yerleştirilen madde)
          • baskılık [TUR10-0079700] (Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık)
        • takım [TUR10-0739610] (Birbirini tamamlayan şeylerin tümü) set [ENG31-08013131-n] (a group of things of the same kind that belong together and are so used)
          • satranç takımı [TUR10-0668710] (Satranç oyununda gerekli olan altmış dört kareli tahta, siyah ve beyaz on altışardan otuz iki taşın oluşturduğu takım)
          • chess set [ENG31-08013780-n] (checkerboard and a set of 32 pieces used to play chess)
          • yemek takımı [TUR10-0699020] (Yemek yerken kullanılan çatal, bıçak, tabak, örtü, peçete vb. şeylerin tümü) tableware [ENG31-04389081-n] (articles for use at the table (dishes and silverware and glassware))
            • züccaciye [TUR10-0138500] (Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış bardak kadeh vb. gibi eşya) glassware [ENG31-03443988-n] (an article of tableware made of glass)
              • kadeh [TUR10-0130700] (İçki içmeye yarayan ayaklı bardak) goblet [ENG31-03448295-n] (a drinking glass with a base and stem)
                • şarap bardağı [TUR10-0630050] (Şarap bardağı, içki kadehi)
              • kristal [TUR10-0486490] (Kesme cam)
              • crystal [ENG31-03147485-n] (glassware made of quartz)
              • topak [TUR10-0780520] (Şişe veya kadeh)
            • çatal bıçak takımı [TUR10-0152910] (Sofra için gerekli olan çatal, kaşık, bıçak ve diğer servis araçlarının tümü) cutlery [ENG31-03158041-n] (tableware implements for cutting and eating food)
              • kaşık [TUR10-0426490] (Sulu veya bazı ufak taneli yiyecekleri ağza götürmeye yarayan saplı sofra aracı) spoon [ENG31-04291140-n] (a piece of cutlery with a shallow bowl-shaped container and a handle)
                • çorba kaşığı [TUR10-0173670] (Yemek yerken kullanılan tatlı kaşığından büyük kaşık)
                • çay kaşığı [TUR10-0155380] (Kahve yaparken, ilaç içerken veya çaya toz şeker koyarken ölçek olarak kullanılan ve şekeri karıştırmaya yarayan küçük kaşık)
                • teaspoon [ENG31-04405823-n] (a small spoon used for stirring tea or coffee)
                • kahve kaşığı [TUR10-0399690] (Kahve karıştırmak için yapılan ve kullanılan küçük kaşık)
                • algı [TUR10-0027140] (Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık)
                • tahta kaşık [TUR10-0738740] (Genellikle şimşir ağacından yapılan, yemek pişirirken, yerken veya halk oyunlarında kullanılan kaşık)
                • tatlı kaşığı [TUR10-0751610] (Tatlı yerken kullanılan çorba kaşığından küçük kaşık)
              • çatal [TUR10-0152810] (Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç)
              • fork [ENG31-03388794-n] (cutlery used for serving and eating food)
            • çay takımı [TUR10-0155530] (Çaydanlık, sütlük, şekerlik ve altı veya on iki çay fincanından oluşan takım)
            • tea service [ENG31-04405444-n] (a set of china or silverware for serving tea)
            • servis [TUR10-0680520] (Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü) service [ENG31-04182441-n] (tableware consisting of a complete set of articles (silver or dishware) for use at table)
              • çay takımı [TUR10-0155540] (Çay sunulurken kullanılan örtü ve peçetelerin hepsi)
            • kap kacak [TUR10-0413700] (Tencere, tava, sahan vb. mutfak eşyası) crockery [ENG31-03138189-n] (tableware (eating and serving dishes) collectively)
              • mısır kalburu [TUR10-0543480] (Aleve tutularak içinde mısır patlatılan kalbur biçiminde bir kap)
              • fritöz [TUR10-0280230] (Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap)
              • tabak [TUR10-0735280] (Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap) plate [ENG31-03965779-n] (dish on which food is served or from which food is eaten)
                • yemişlik [TUR10-0848270] (Yemiş tabağı)
                • balık tabağı [TUR10-0074430] (Yayvan servis tabağı)
                • piyata [TUR10-0630320] (Yassı ve büyük yemek tabağı)
                • kahve tabağı [TUR10-0399770] (Kahve fincanının altına konulmak üzere yapılmış tabak)
                • kompostoluk [TUR10-0470930] (Komposto veya meyve dağıtımı yapmak için kullanılan, genellikle yüksek ayaklı tabak)
                • çorba tabağı [TUR10-0173690] (Çorba konmak için yapılan özel tabak)
                • saksonya [TUR10-0659120] (Almanya'da Saksonya bölgesinde yapılan, iyi nitelikli porselen tabak veya kap)
                • balık tabağı [TUR10-0074420] (Balık koymaya yarayan kap)
                • kayık tabak [TUR10-0432900] (Kayık biçiminde uzun ve düz tabak)
                • ordövr tabağı [TUR10-0589980] (İçine genellikle soğuk mezelerin konduğu özel olarak hazırlanmış tabak)
                • piyata tabağı [TUR10-0630350] (Düz ve büyük yemek tabağı)
              • sefer tası [TUR10-0673390] (Yemek taşımakta kullanılan ve birbiri üzerine konulup bir sapa geçirilen kaplar veya bunlardan her biri)
              • fincan [TUR10-0274520] (Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap) cup [ENG31-03152175-n] (a small open container usually used for drinking)
                • çay fincanı [TUR10-0155100] (Genellikle porselenden yapılan, kulplu fincan)
                • teacup [ENG31-04404587-n] (a cup from which tea is drunk)
                • kahve fincanı [TUR10-0399660] (Kahve içmeye yarayan kulplu veya kulpsuz küçük kap)
                • coffee cup [ENG31-03067076-n] (a cup from which coffee is drunk)
                • kallavi fincan [TUR10-0404940] (İri, kulpsuz fincan)
              • yumurtalık [TUR10-0862680] (Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap)
              • eggcup [ENG31-03271409-n] (dishware consisting of a small cup for serving a boiled egg)
              • altlık [TUR10-0031130] (Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey) coaster [ENG31-03060686-n] (a covering (plate or mat) that protects the surface of a table (i.e., from the condensation on a cold glass or bottle))
                • ütü altlığı [TUR10-0811010] (Ütü yapılırken ütünün altına konulan ateşe dayanıklı veya yanmaz madde)
                • bardakaltı [TUR10-0077420] (Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü)
              • tepsi [TUR10-0766330] (Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap)
                • kahve tepsisi [TUR10-0399790] (Üstünde genellikle iki kahve fincanı taşımaya yarayan, dikdörtgen biçimli, düz, küçük tepsi)
                • sini [TUR10-0694840] (Üzerinde yemek de yenilebilen yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi)
                • tray [ENG31-04483494-n] (an open receptacle for holding or displaying or serving articles or food)
                • tabla [TUR10-0736440] (Satıcı ve benzerinin kullandığı tahtadan tepsi)
                • tray [ENG31-04483494-n] (an open receptacle for holding or displaying or serving articles or food)
                • fener [TUR10-0267720] (Çay, kahve taşımaya yarayan tepesinden kulplu kahveci tepsisi)
                • yemek tablası [TUR10-0848000] (Büyük konaklarda yemekleri taşımaya yarayan büyük tahta tepsi)
              • kup [TUR10-0491300] (Dondurma ve sütlü tatlıların konulduğu kap)
              • fağfur [TUR10-0262960] (Çin'de yapılmış kâse, tabak, vazo vb. porselen eşya)
              • daldırma [TUR10-0179930] (Cam veya seramikten yapılmış bir çeşit kulplu kap)
              • sahan [TUR10-0656640] (Derinliği az olan kap)
              • sahan [TUR10-0656630] (İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap)
              • saksılık [TUR10-0659090] (İçine saksı oturtulan süslü kap)
              • saplı [TUR10-0664790] (Uzunca bir sapı olan kap)
              • karavana [TUR10-0418450] (Genellikle orduda veya yatılı okul ve cezaevlerinde yemek dağıtmada kullanılan, büyük metal kap)
                • keres [TUR10-0442380] (Büyük ve derin karavana)
              • kaşıklık [TUR10-0426680] (İçine kaşık, çatal, bıçak vb. konulan kap)
                • çatallık [TUR10-0153090] (Çatal konulan yer)
                • bıçaklık [TUR10-0099570] (Bıçak koyacak yer)
              • bakır [TUR10-0072130] (Bu elementten yapılmış kap)
              • bandırma [TUR10-0075970] (Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap)
              • biberlik [TUR10-0100670] (Biber konulan küçük kap)
              • güveç [TUR10-0317470] (İçinde yemek pişirilen toprak kap)
            • servis tabağı [TUR10-0680680] (Sofraya yemeğin getirildiği büyük tabak)
            • platter [ENG31-03969492-n] (a large shallow dish used for serving food)
          • kahve takımı [TUR10-0399780] (Cezve, fincan, tabak ve benzerinden oluşan takım)
          • makyaj takımı [TUR10-0521450] (Makyaj için gerekli olan malzemeleri bir arada bulunduran set)
          • dizi [TUR10-0212100] (Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı)
          • düzen [TUR10-0232140] (Alet edevat takımı)
            • telemetre [TUR10-0760870] (Fotoğraf makinelerinde, çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen)
            • küreyici [TUR10-0503300] (Cevher veya posayı, sabit bir makara üzerinden dönüş yapan sonsuz halat aracılığıyla arkaya doğru küreyen mekanik düzen)
          • askılık [TUR10-0050500] (Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı)
          • kat [TUR10-0427070] (Giyeceklerde takım)
          • tuvalet takımı [TUR10-0791460] (Tuvalet veya makyaj malzemeleri bulunan çanta veya kutu)
          • ustunç [TUR10-0800480] (Taşınabilir cerrah araçları takımı)
          • uyku takımı [TUR10-0802860] (Çarşaf, yastık kılıfı, nevresim ve yorgandan oluşan yatak eşyası)
          • lavabo bataryası [TUR10-0508240] (Lavabolarda kullanılan birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım)
          • leğen ibrik [TUR10-0509110] (El ve yüz yıkamak, abdest almak için kullanılan, leğen ve ibrikten oluşan takım)
          • raht [TUR10-0641650] (Döşeme vb. takımları)
          • raht [TUR10-0641660] (Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı)
          • raht [TUR10-0641630] (At takımı)
        • zırıltı [TUR10-0875050] (Can sıkan veya hoşa gitmeyen ses çıkaran nesne)
        • yeşilli [TUR10-0851830] (Yeşili olan)
        • yayıntı [TUR10-0843310] (Yayılmış, dağılmış şeyler)
        • yazar [TUR10-0843900] (Yazma özelliği olan şey)
        • yavru [TUR10-0842060] (Bir şeyin küçüğü)
        • bear cub [ENG31-01325474-n] (a young bear)
        • yapışak [TUR10-1177900] (Yapışkan özelliği olan nesne)
        • yamalı bohça [TUR10-0830120] (Tutarsız, birbirine uymayan şey)
        • yaldızlı hap [TUR10-0828760] (Kötülüğü örtülerek, gizlenerek verilen şey)
        • kalıplık [TUR10-0403960] (Kalıp yapmaya veya koymaya yarayan şey)
        • kapı kolu [TUR10-0413150] (Kapıyı açmaya veya kapamaya yarayan, genellikle metalden yapılmış nesne)
          • topuzlu kilit [TUR10-0783030] (Kilit sistemini bünyesinde bulunduran kapı kolu)
        • karpuz [TUR10-0422690] (Biçimi bu meyveye benzeyen nesne)
        • kart [TUR10-0423750] (Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne)
          • sanal kart [TUR10-0662200] (Genel Ağ ortamında, kişiye özel olarak tahsis edilen limit içinde alışveriş yapmayı sağlayan şifreli kart)
          • nakit kartı [TUR10-0982120] (Bankalardan peşin para almak için, para çekmek için kullanılan kart)
          • ödeme kartı [TUR10-0598230] ()
        • kart [TUR10-0423740] (Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık)
          • manyetik kart [TUR10-0525360] (Yüzeyinde manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabileceği mıknatıslanabilir bir alan olan kart)
        • yaşartıcı [TUR10-0839920] (Gözde yaşarmaya yol açan, sebep olan nesne, olay vb)
        • kayıt [TUR10-1246070] (Araç, nesne)
        • var [TUR10-0813920] (Elde bulunan her şey)
        • varide [TUR10-0814390] (Gelen şey)
        • varlık [TUR10-0814580] (Önemli, yararlı, değerli şey)
        • kasa [TUR10-0424430] (Ticarethanelerde para alınıp verilen yer)
        • kavuk [TUR10-0431260] (İçi boş şey)
        • ulantı [TUR10-0798060] (Ulanan şey)
        • kuyu topuğu [TUR10-0499000] (Kuyunun yapısını, kuyu başındaki tesisleri, çökme sırasında oluşabilecek hasara veya zarara karşı korumak amacıyla kuyu çevresinde bırakılan güvenlik topuğu)
        • mercan [TUR10-0536020] (Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde)
        • cisimlenme [TUR10-0141930] (Boyut kazanma)
        • şunu bunu [TUR10-0734300] (Çeşitli nesneleri)
        • şundan bundan [TUR10-0734280] (Belirsiz şeylerden)
        • şerif [TUR10-0728950] (Kutsal; şerefli)
        • sadet [TUR10-0654040] (Konuşulan asıl konu, asıl madde)
        • saklantı [TUR10-0658910] (Saklanan şey)
        • santilitrelik [TUR10-1128140] (Belli bir santilitre hacminde olan)
        • santimetrelik [TUR10-0663940] (Santimetre ölçüsünde olan)
        • sandık sepet [TUR10-0663290] (Ortada ne varsa)
        • sarkaçlı [TUR10-0666880] (Sarkacı olan)
        • dikiş [TUR10-0203910] (Dikilecek şey)
        • sarkıntı [TUR10-0666930] (Aşağı doğru uzanan, sarkan şey)
        • savran [TUR10-1129830] (Altın benzeyen şey)
        • sayısal [TUR10-0670990] (Sayı ile ilgili, sayıya dayanan)
        • sekiz yüzlü [TUR10-0674210] (Sekiz düzlem parçasıyla çevrelenmiş cisim)
        • selulozik [TUR10-1240640] (İçinde selüloz bulunan)
        • cellulosic [ENG31-14828209-n] (a plastic made from cellulose (or a derivative of cellulose))
        • seza [TUR10-0683390] (Uygun, yaraşır, bir şeye değer)
        • emanet [TUR10-0244930] (Bir kimse ile birine gönderilen şey)
        • sütre [TUR10-0719750] (Evde veya açık alanda namaz kılarken öne konulan nesne)
        • somut [TUR10-0701840] (Somut olan şey)
        • soyut [TUR10-0705150] (Anlaşılması, kavranılması güç)
        • soyut [TUR10-0705140] (Soyutlama ile elde edilen, varlığı duyularla algılanamayan; mücerret; abstre)
        • sonsuz [TUR10-0702650] (Sonu ve sınırı olmayan şey)
        • soluk kesici [TUR10-0701250] (Çok heyecan veya korku veren)
        • gönderge [TUR10-0303950] (Dış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık)
        • soluk [TUR10-0701160] (Dikkat çekici, çarpıcı yanları olan kimse veya şey)
        • tufan [TUR10-0787090] (Çok yoğun veya şiddetli şey)
        • tutturaç [TUR10-0790440] (Bir şeyin bağlanıp tutturulduğu nesne)
        • tuvalet [TUR10-0791370] (Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne)
        • tüketici [TUR10-0792290] (Bitiren; mahveden)
        • türev [TUR10-0793740] (Türemiş veya üretilmiş şey)
        • üstelik [TUR10-0810020] (Üste verilen şey, fark)
        • yağmur [TUR10-0825200] (Çok ve sık düşen, gelen şey)
        • trilyonluk [TUR10-0786600] (Niceliği trilyonla ölçülen)
        • görümlük [TUR10-0306070] (Yalnız görülmek için konulan nesne)
        • rende [TUR10-0645370] (Bu aletle ufak parçalara ayrılmış şey)
        • canlandırıcı [TUR10-0132320] (Canlılık veren, canlılık kazandıran şey)
        • çalkantı [TUR10-0148360] (Çalkanmış şey)
        • çatı [TUR10-0153230] (Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü)
        • çatlak [TUR10-0154030] (Çatlamış olan)
        • split [ENG31-09466040-n] (a lengthwise crack in wood)
        • döküntü [TUR10-0220740] (Dökülmüş, saçılmış şeyler)
          • badas [TUR10-0067440] (Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri; harman döküntüsü)
        • duyurucu [TUR10-0227760] (Duyurma özelliği olan şey)
        • isimlik [TUR10-0379740] (Üzerine isim yazılan şey)
        • iletici [TUR10-0367810] (İletme özelliği olan şey)
        • hazine [TUR10-0337220] (Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü)
        • hediyelik [TUR10-0337850] (Armağan olarak verilmek için hazırlanmış şey)
        • iç [TUR10-0357960] (Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne)
        • maddiyat [TUR10-0516340] (Madde ile ilgili şeyler)
          • maddilik [TUR10-1253360] (Maddi olma durumu)
            • maddiyet [TUR10-1253370] (Maddilik)
          • harcama kalemi [TUR10-0327700] (Muhasebe işlemleri içinde en fazla satın alınan maddelerin bütünü)
        • maddiyat [TUR10-0516350] (Mal mülk, para ile ilgili şeyler)
          • madde [TUR10-0516060] (Para, mal vb. ile ilgili şey)
      • madde [TUR10-0516010] (Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne) matter [ENG31-00021007-n] (that which has mass and occupies space)
        • kav [TUR10-0429750] (Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde)
        • alerjen [TUR10-0026490] (Alerjiye sebep olan herhangi bir madde)
        • bitkisel madde [TUR10-1241650] (Bitkiden elde edilen madde, nebati madde) vegetable matter [ENG31-15135523-n] (matter produced by plants or growing in the manner of a plant)
          • kömür [TUR10-0481450] (Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt) coal [ENG31-14838786-n] (fossil fuel consisting of carbonized vegetable matter deposited in the Carboniferous period)
            • linyit [TUR10-0512170] (Birleşimindeki karbon oranı % 60-70 bulunan, kahverengi veya siyah kömür)
            • lignite [ENG31-14839433-n] (intermediate between peat and bituminous coal)
            • odun kömürü [TUR10-0523720] (Odunun kömürleştirilmesiyle elde edilen, kalori değeri düşük kömür) charcoal [ENG31-14709457-n] (a carbonaceous material obtained by heating wood or other organic matter in the absence of air)
              • kalem kömürü [TUR10-0402780] (İyi cins mangal kömürü)
              • pırnal kömürü [TUR10-0626690] (Çalıdan yapılan, kaliteli, iyi kömür)
            • yağlı kömür [TUR10-0824980] (İçinde % 20-30 uçucu madde bulunan, ısı etkisiyle bu maddeler kaybolduktan sonra kok veren kömür)
            • maden kömürü [TUR10-0516620] (Jeolojik dönemler boyunca dönüşüme uğrayarak büyük bir kalori gücü kazanan bitki fosillerinden oluşan doğal yakıt)
              • antrasit [TUR10-0039870] (Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir tür taş kömürü)
            • fındık ateşi [TUR10-0270550] (Nargilede tütünün üstüne ortalamasına konulan yuvarlak, küçük, yanar kömürler)
            • marsık [TUR10-0526810] (Yapılırken iyice yakılmadığı için, yakıldığında duman ve koku vererek baş ağrısı yapan odun kömürü)
            • meşe kömürü [TUR10-0538740] (Meşenin yakılması ile elde edilen dayanıklı kömür)
            • sömikok [TUR10-0705750] (Taş kömürünü çok yüksek olmayan, 500-600 derecede damıtarak elde edilen kömür)
            • hayvan kömürü [TUR10-0336280] (Kan ve kemik gibi organik maddelerden yapılıp hekimlikte kullanılan kömür)
          • turba [TUR10-0788400] (Az çok kömürleşmiş bitkilerden oluşan yakıt)
          • peat [ENG31-14713654-n] (partially carbonized vegetable matter saturated with water)
          • guano [TUR10-0311110] (Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde)
        • cisim [TUR10-0141890] (Katı maddenin biçim almış durumu) body [ENG31-09247818-n] (an individual 3-dimensional object that has mass and that is distinguishable from other objects)
          • yakıt [TUR10-0519020] (Odun, kömür, doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde) fuel [ENG31-14899228-n] (a substance that can be consumed to produce energy)
            • mangır [TUR10-0523790] (Nargile lülesine konulmak için kömür tozundan yapılan, çabuk tutuşur, tavla pulu biçiminde bir çeşit yakacak)
            • kok kömürü [TUR10-0466650] (Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt)
            • coke [ENG31-14709929-n] (carbon fuel produced by distillation of coal)
            • odun [TUR10-0582520] (Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç) firewood [ENG31-15125211-n] (wood used for fuel)
              • kırıntı [TUR10-0451150] (Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun)
              • eğsi [TUR10-0237660] (Ucu yanmış odun)
              • dış odun [TUR10-0202190] (Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü)
              • kazık [TUR10-0436380] (İnsanı üzerine oturtarak öldürdükleri, yere dik çakılmış sivri uçlu odun veya şiş)
              • meşe odunu [TUR10-0538760] (Meşe ağacından elde edilen dayanıklı odun)
            • fosil yakıt [TUR10-1240180] (Ölen canlı organizmaların oksijensiz ortamda çözünmeleriyle oluşan; kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynakları) fossil fuel [ENG31-14710513-n] (fuel consisting of the remains of organisms preserved in rocks in the earth's crust with high carbon and hydrogen content)
              • ham petrol [TUR10-1241240] (İşlenmemiş petrol)
              • petroleum [ENG31-15005138-n] (a dark oil consisting mainly of hydrocarbons)
              • briket [TUR10-0120400] (Linyit ve kömür tozundan basınçla elde edilen yakıt)
              • doğal gaz [TUR10-1241170] (Yer kabuğunun içinde bulunan, yakıt olarak önem sıralamasında ham petrolden sonra ikinci sırayı alan ve petrolün bir cinsi olan yanıcı gaz)
              • natural gas [ENG31-14984229-n] (a fossil fuel in the gaseous state)
              • doğal gaz [TUR10-0213110] (Konutlarda ve iş yerlerinde ısınma, üretim ve enerji amacıyla belli bir merkezden kontrollü olarak bir şebeke sistemiyle dağıtılan yanıcı gaz)
              • natural gas [ENG31-14984229-n] (a fossil fuel in the gaseous state)
            • propan [TUR10-1194450] (Kaynama nıktası 190 derece olan doğal gaz, petrol gazı ve sıvılaştırılmış petrol gazlarının bileşeni bir hidrokarbon)
            • propane [ENG31-14715847-n] (colorless gas found in natural gas and petroleum)
            • akaryakıt [TUR10-0017310] (Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt)
              • benzin [TUR10-0093890] (Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı) gasoline [ENG31-14711074-n] (a volatile flammable mixture of hydrocarbons (hexane and heptane and octane etc.) derived from petroleum)
                • kurşunsuz benzin [TUR10-1089370] (Çevreye zararı en aza indirebilmek üzere içindeki kurşunu özel yöntemlerle damıtılmış bir yakıt türü)
                • unleaded gasoline [ENG31-15108386-n] (gasoline that has not been treated with a lead compound)
                • kurşunlu benzin [TUR10-1240200] (Kurşun tetra-etil içeren benzin)
                • leaded gasoline [ENG31-14711422-n] (gasoline treated with a lead compound to reduce motor knocks)
                • jet yakıtı [TUR10-0391780] (Jet motorlarının çalışma sistemine göre ayrıştırılmış renksiz benzin)
                • biyobenzin [TUR10-1256590] (Yosun gibi biyokütleden üretilen benzin)
                • bioyakıt [TUR10-1252980] (Kısa süre önce yaşamış organizmalar ya da onların metabolik çıktılarından elde edilen yakıt)
                • süper benzin [TUR10-0716110] (Oktan indisi 100 ve 100'ün üzerinde olan, yüksek nitelikte benzin)
              • hava gazı [TUR10-1240170] (Maden kömüründen çıkarılan, yakılarak ışık veya ısı sağlanan gaz)
              • coal gas [ENG31-14709636-n] (gaseous mixture produced by distillation of bituminous coal and used for heating and lighting)
              • gazolin [TUR10-0285770] (Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt)
              • mazot [TUR10-0531020] (Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri)
                • kırsal mazot [TUR10-1080250] (Traktör vb. araçlarda kullanılan, düşük kükürtlü mazot)
              • benzol [TUR10-0094020] (Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt)
              • biyodizel [TUR10-0879380] (Kolza, ayçiçeği, soya gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir ürün)
              • ihrakiye [TUR10-1053970] (Liman ve havaalanlarındaki taşıtlara ücret karşılığı sağlanan akaryakıt)
            • tezek [TUR10-0772160] (Yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır dışkısı)
            • kes [TUR10-0443190] (Genellikle yakmak için kullanılan iri saman)
            • çıra [TUR10-0164970] (Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça)
            • yakmalık [TUR10-0827550] (Yakmaya ayrılmış yakacak)
            • kundak [TUR10-0490980] (Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb)
            • süt [TUR10-0719230] (Benzin, mazot)
            • tuturuk [TUR10-0791180] (Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. şeyler)
            • çalı çırpı [TUR10-0147180] (Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler)
          • kesik piramit [TUR10-0444040] (Bir piramit, tabanına paralel bir düzlemle kesildiğinde taban yönünde kalan cisim)
          • kesik prizma [TUR10-0444050] (Bir prizmanın bütün yer ayrıtlarını kesen bir düzlemle elde edilen, kesiti ile tabanı arasında kalan cisim)
          • koni [TUR10-0471940] (Bu yüzeyle sınırlı katı cisim)
          • elipsoit [TUR10-0243650] (Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle oluşan cismin biçimi)
          • küremsi [TUR10-0503180] (Eğriliği azar azar değişen ve biçimi küreye yakın olan katı cisim)
          • tor [TUR10-0783100] (Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim)
          • ateş [TUR10-0054710] (Tutuşmuş olan cisim)
          • basit cisim [TUR10-0079340] (Maddesi tek elementten oluşmuş cisim)
          • beş yüzlü [TUR10-0096750] (Beş yüzü olan cisim)
          • billur cisim [TUR10-0104300] (İrisin arkasında yer alıp mercek görevi yapan, biçimi ve büyüklüğü mercimeğe benzeyen saydam cisim)
          • dağılım [TUR10-0177920] (Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler)
          • prizma [TUR10-0635950] (Işınları saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen cisim)
          • prizma [TUR10-0101470] (Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim)
            • eğik biçme [TUR10-0236160] (Ekseni tabanına dikey olmayan biçme)
            • dik biçme [TUR10-0203210] (Ekseni tabanına dikey olan biçme)
            • üçgen prizma [TUR10-0806310] (Tabanı üçgen olan prizma)
            • paralel yüz [TUR10-0614200] (Her yüzü bir paralelkenar olan biçme)
        • katı [TUR10-1246210] () solid [ENG31-15071467-n] (matter that is solid at room temperature and pressure)
          • billur [TUR10-0104250] (Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim) crystal [ENG31-14907357-n] (a solid formed by the solidification of a chemical and having a highly regular atomic structure)
            • buz [TUR10-0126630] (Donarak katı duruma gelmiş su) ice [ENG31-14939335-n] (water frozen in the solid state)
              • kırağı [TUR10-0390970] (Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince su damlacıkları)
              • frost [ENG31-14939773-n] (ice crystals forming a white deposit (especially on objects outside))
              • deniz buzu [TUR10-0193830] (Kutuplara yakın yerlerde soğuk havanın etkisiyle denizlerin üstünde oluşan buz)
              • kırç [TUR10-0450320] (Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası)
              • köreşe [TUR10-0482790] (Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka)
            • taş [TUR10-0749550] (Mücevher yapımında ve bazen de sanayide kullanılan, nispeten az bulunduğu için maddi değeri yüksek mineral) gem [ENG31-14723913-n] (a crystalline rock that can be cut and polished for jewelry)
              • inci [TUR10-0373500] (İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi)
              • pearl [ENG31-13393576-n] (a smooth lustrous round structure inside the shell of a clam or oyster)
              • pırlanta [TUR10-0626640] (Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas)
              • diamond [ENG31-13393131-n] (a transparent piece of diamond that has been cut and polished and is valued as a precious gem)
              • yakut [TUR10-0827590] (Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş)
              • ruby [ENG31-13393435-n] (a transparent piece of ruby that has been cut and polished and is valued as a precious gem)
              • zümrüt [TUR10-0878270] (Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı, doğal alüminyum ve berilyum silikatı)
              • emerald [ENG31-13393838-n] (a transparent piece of emerald that has been cut and polished and is valued as a precious gem)
              • yeşim [TUR10-0851970] (Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş)
              • jade [ENG31-14948740-n] (a semiprecious gemstone that takes a high polish)
              • safir [TUR10-0654550] (Mavi renkli, değerli bir korindon, taş türü)
              • sapphire [ENG31-15044050-n] (a precious transparent stone of rich blue corundum valued as a gemstone)
              • topaz [TUR10-0780960] (Alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli taş)
              • topaz [ENG31-15100916-n] (a mineral (fluosilicate of aluminum) that occurs in crystals of various colors and is used as a gemstone)
              • akik [TUR10-0019100] (Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş)
              • baget [TUR10-0067940] (Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş)
              • kame [TUR10-0406910] (Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli taş)
              • lal [TUR10-0506380] (Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş)
              • teslim taşı [TUR10-0769590] (Bektaşilerin sembol olarak kullandıkları on iki köşeli yassı taş)
              • lacivert taşı [TUR10-0504970] (İçinde düzgün bir biçimde dağılmış kükürt bulunan sodyumla alüminyum silikatın oluşturduğu değerli, lacivert renkli taş)
              • granat [TUR10-1253280] (Lal taşı)
                • Seylan taşı [TUR10-0682860] (Yapısında alüminyum ve demir bulunan bir granat türü)
              • helyodor [TUR10-0338660] (Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş)
            • kar tanesi [TUR10-1233400] (Kar kristali)
            • snowflake [ENG31-11529484-n] (a crystal of snow)
            • buz kristali [TUR10-1233410] (Buz billuru)
            • ice crystal [ENG31-11529795-n] (small crystals of ice)
            • damla taş [TUR10-0182600] (Tıraş edilmeyerek yuvarlak ve cilalı bırakılmış, değerli veya yarı değerli taş)
            • mikrolit [TUR10-0544890] (Bazı taşların yapısında bulunan, prizma biçiminde ve mikroskopla görülebilen billurlar)
          • cam [TUR10-0688410] (Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim) glass [ENG31-14905454-n] (a brittle transparent solid with irregular atomic structure)
            • payreks [TUR10-0620040] (Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir tür cam)
            • Pyrex [ENG31-15024181-n] (a borosilicate glass with a low coefficient of expansion)
            • buzlu cam [TUR10-0126930] (Saydamlığı giderilmiş cam)
            • kristal cam [TUR10-0486510] (Potasyum, kireç ve silisin yüksek ısıda eritilerek hamur durumuna getirilip sonra da biçimlendirilmesi ile elde edilen cam)
            • fanus [TUR10-0264370] (Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam)
            • fanus [TUR10-0264360] (Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap)
            • cam suyu [TUR10-0131320] (Potas veya sodanın kuvars ile eritilmesinden elde edilen, ağacın böceklere ve ateşe direncini artıran renksiz sıvı)
            • lamel [TUR10-0506900] (Mikroskopla yapılan incelemede bazen lamların üstüne kapatılan dört köşe, küçük ve ince cam parçası)
            • mikalı cam [TUR10-0544620] (Yapımında mika maddesi kullanılan, darbe aldığında tuz buz olup dağılmayan cam türü)
            • obsidiyen [TUR10-1107990] (Siyah, yeşil, kahverengi ve kırmızı renklerde olabilen, yanardağlardan püsküren lavın aniden soğumasıyla oluşan volkanik cam)
            • şişe [TUR10-0732470] (Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu)
            • inci taşı [TUR10-0624310] (Feldspat cinsinden, suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan yanardağ kaynaklı cam)
          • plastik [TUR10-0631210] (Organik ve sentetik olarak yapılan madde) plastic [ENG31-14616790-n] (generic name for certain synthetic or semisynthetic materials that can be molded or extruded into objects or films or filaments or used for making e.g. coatings and adhesives)
            • marley [TUR10-0526630] (Yapılarda döşeme gereci olarak kullanılan plastik madde)
            • vinyl [ENG31-15112750-n] (shiny and tough and flexible plastic)
            • selüloit [TUR10-0675420] (Nitroselüloz ile kâfurdan oluşan, fotoğraf kâğıdı, sinema filmi, bilardo topu, tarak vb. şeylerin yapımında kullanılan plastik madde)
            • celluloid [ENG31-14989676-n] (highly flammable substance made from cellulose nitrate and camphor)
            • duromer plastik [TUR10-0225860] (Sıkı ağ yapılı moleküllerden oluşan sert ve katı plastik türü)
            • galalit [TUR10-0282040] (Arı kazeinden oluşan ve birçok işte kullanılan plastik bir madde)
            • plastomer plastik [TUR10-0631310] (Isıtıldığında yumuşayan ve biçimlendirilebilen plastik türü)
          • naylon [TUR10-0571760] (Dayanıklı ve esnek döküm maddesi)
          • plastic [ENG31-14616790-n] (generic name for certain synthetic or semisynthetic materials that can be molded or extruded into objects or films or filaments or used for making e.g. coatings and adhesives)
          • toz [TUR10-0784350] (Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde)
            • zımpara tozu [TUR10-0874400] (Taş kesme çarklarının üzerine yapıştırılan maden tozu)
            • çiçek [TUR10-0166290] (Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz)
            • çiriş [TUR10-0169450] (Çiriş otunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karılarak tutkal gibi kullanılan esmer, sarı bir toz)
            • kurtayağı tozu [TUR10-0493800] (Kurtayağının sporlu başaklarından elde edilen, hekimlikte kullanılan sarı bir toz)
            • salep [TUR10-0659930] (Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz)
            • üre [TUR10-0808410] (Yapay reçine verniği ve tutkalı üretiminde kullanılan temel gereçlerden beyaz, billursu toz)
            • hamam otu [TUR10-0324610] (Vücuttaki gereksiz kılları almak için çamur kıvamına getirilip sürülen toz)
            • Oltu tozu [TUR10-0586360] (Pire otunun kurutulup toz durumuna getirilmesiyle pire öldürücü olarak kullanılan toz)
            • süt tozu [TUR10-0719880] (Sütün özel yöntemlerle kurutularak toz durumuna getirilmiş biçimi)
          • besin [TUR10-1247680] () food [ENG31-07571428-n] (any solid substance (as opposed to liquid) that is used as a source of nourishment)
            • çam fıstığı [TUR10-0149060] (Fıstık çamının kozalak biçimindeki meyvesinden çıkarılan sert kabuklu, yağlı ve nişastalı tohum)
            • bulamaç [TUR10-0122430] (Bu koyulukta yapılan çeşitli hamur yemekleri)
            • mess [ENG31-07666401-n] (soft semiliquid food)
            • kahvaltılık [TUR10-0399490] (Kahvaltıda yenen yiyecek)
            • breakfast food [ENG31-07718387-n] (any food (especially cereal) usually served for breakfast)
            • kakao [TUR10-0400280] (Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz)
            • cocoa [ENG31-07771065-n] (powder of ground roasted cacao beans with most of the fat removed)
            • öğün [TUR10-0599680] (Bir vakitlik yemek) meal [ENG31-07589261-n] (the food served and eaten at one time)
              • kahvaltı [TUR10-0399460] (Genellikle sabahları yenilen hafif yemek)
              • breakfast [ENG31-07590167-n] (the first meal of the day (usually in the morning))
              • öğle yemeği [TUR10-0599200] (Öğle saatlerinde yenen yemek)
              • lunch [ENG31-07590641-n] (a midday meal)
              • sabah kahvaltısı [TUR10-0651980] (Sabah vakti yenilen yemek)
              • breakfast [ENG31-07590167-n] (the first meal of the day (usually in the morning))
              • öğlen yemeği [TUR10-1222540] (Öğle saatlerinde yenen yemek)
              • lunch [ENG31-07590641-n] (a midday meal)
              • akşam yemeği [TUR10-1222550] (Akşam saatlerinde yenilen günün üç ana öğününden sonuncusu) dinner [ENG31-07591291-n] (the main meal of the day served in the evening or at midday)
                • iftar [TUR10-0362030] (Ramazanda akşam yemeği)
            • süt [TUR10-0719220] (Süte benzeyen her türlü sıvı) milk [ENG31-07860580-n] (any of several nutritive milklike liquids)
              • süt [TUR10-0719200] (Bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz su)
                • afyon [TUR10-0010270] (Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılan çizintilerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde) opium [ENG31-03856486-n] (an addictive narcotic extracted from seed capsules of the opium poppy)
                  • afyon ruhu [TUR10-0010390] (Yatıştırıcı olarak kullanılan afyon tentürü)
                  • şıra [TUR10-0730460] (Süzülmüş afyon)
                  • hap [TUR10-0326520] (Bir içimlik afyon)
            • tapyoka [TUR10-0745850] (Manyok kökünden çıkarılan nişasta)
            • tapioca [ENG31-07635490-n] (granular preparation of cassava starch used to thicken especially puddings)
            • yemek [TUR10-0847650] (Günün belli saatlerinde yenilen besin) meal [ENG31-07589261-n] (the food served and eaten at one time)
              • kuşluk yemeği [TUR10-0497230] (Kuşluk vakti yenilen yemek)
              • sahur [TUR10-0657310] (Bu yemeğin yendiği vakit)
              • sahur [TUR10-0657300] (Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek)
              • sahur yemeği [TUR10-0657340] (Sahur zamanı yenen yemek)
              • kaşık çalımı [TUR10-0426510] (Ortalığın kararmaya başladığı zaman, akşam yemeği zamanı)
              • başyemek [TUR10-0084420] (Geleneksel Türk mutfağında çorbadan sonra gelen en önemli yemek)
            • yumurta [TUR10-0862560] (Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi)
            • egg [ENG31-07856780-n] (oval reproductive body of a fowl (especially a hen) used as food)
            • yumurta [TUR10-0862570] (Tavuk yumurtası) egg [ENG31-07856780-n] (oval reproductive body of a fowl (especially a hen) used as food)
              • kayısı [TUR10-0433240] (Beyazı pişmiş, sarısı az pişmiş yumurta)
              • fol [TUR10-0277370] (Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey)
            • taze gıda [TUR10-1222510] (Bozulmamış, bayatlamamış olan yiyecek)
            • fresh food [ENG31-07588277-n] (food that is not preserved by canning or dehydration or freezing or smoking)
            • konserve gıda [TUR10-1222530] (Isı ile sterilize edilerek uzun zaman saklanabilecek biçimde kutulanmış yiyecek)
            • canned food [ENG31-07588522-n] (food preserved by canning)
            • sağlıklı gıda [TUR10-1222960] (Sağlık kurallarına uygun gıda)
            • health food [ENG31-07718107-n] (any natural or prepared food popularly believed to promote good health)
            • lezzetli şey [TUR10-1246520] () dainty [ENG31-07572730-n] (something considered choice to eat)
              • şeker [TUR10-0726960] (Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı) sweet [ENG31-07612255-n] (a food rich in sugar)
                • şekerleme [TUR10-0727120] (Toz şekerin içine meyve özleri konduktan sonra kaynatılmasıyla yapılan her türlü şeker) confectionery [ENG31-07612538-n] (candy and other sweets considered collectively)
                  • karamel [TUR10-0417260] (Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme)
                  • caramel [ENG31-07617380-n] (firm chewy candy made from caramelized sugar and butter and milk)
                  • pamuk şekeri [TUR10-1116140] (Toz şekerin çok sıcak bir ortamda hızlı bir biçimde döndürülüp pamuklaşmasından oluşan bir tür tatlı)
                  • cotton candy [ENG31-07620649-n] (a candy made by spinning sugar that has been boiled to a high temperature)
                  • nane şekeri [TUR10-0570470] (Nane ruhu karıştırılarak yapılan bir çeşit şeker)
                  • mint [ENG31-07621887-n] (a candy that is flavored with a mint oil)
                  • lolipop [TUR10-1222620] (Yalanarak veya emilerek yenilen yuvarlak, saplı şeker)
                  • lollipop [ENG31-07623214-n] (hard candy on a stick)
                  • pastil [TUR10-0617910] (Genellikle boğaz enfeksiyonlarına karşı ağızda emilerek kullanılan ilaç)
                  • lozenge [ENG31-07623316-n] (a small aromatic or medicated candy)
                  • badem ezmesi [TUR10-0067590] (Ezilmiş bademle yapılan şekerleme)
                  • marzipan [ENG31-07623854-n] (almond paste and egg whites)
                  • nugat [TUR10-1222630] (Şeker ve bal, yumurta akı, badem, ceviz, fıstık, fındıktan yapılan ve tarçın, vanilya vb. eklenen bir şeker türü)
                  • nougat [ENG31-07623948-n] (nuts or fruit pieces in a sugar paste)
                  • pralin [TUR10-1222640] (Pralin, en az yüzde 25 bitter çikolata, sütlü çikolata ve beyaz çikolataların karışımından ya da dolgulu çikolatadan oluşan bir yiyecek)
                  • praline [ENG31-07624475-n] (cookie-sized candy made of brown sugar and butter and pecans)
                  • akide şekeri [TUR10-0019090] (Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker)
                  • rock candy [ENG31-07624692-n] (hard bright-colored stick candy (typically flavored with peppermint))
                  • lokum [TUR10-0507970] (Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme) Turkish Delight [ENG31-07625337-n] (a jellied candy typically flavored with rose water)
                    • çifte kavrulmuş [TUR10-0167110] (Bir çeşit sert ve ufak kesilmiş lokum)
                  • jöle [TUR10-0392100] (Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla istenilen yoğunlukta elde edilmiş şekerleme)
                  • fondan [TUR10-0277610] (İçinde likör, tatlı veya hoş kokulu maddeler bulunan, ağızda kolayca eriyen bir tür şekerleme)
                  • kestane şekeri [TUR10-0445680] (Kestanenin şeker şerbeti içinde kaynatılmasıyla yapılan şekerleme)
                  • macun [TUR10-0515670] (Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme)
                    • kudret helvası [TUR10-0169880] (Bazı bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli öz su)
                    • kuvvet macunu [TUR10-1090810] (İçindeki maddeler dolayısıyla cinsel gücü artıran karışım)
                    • balsıra [TUR10-0075290] (Bir tür kudret helvası)
                  • elma şekeri [TUR10-0244470] (Boya katılmış şeker pekmezine batırılarak şekerlenen ve çubuğa takılarak satılan elma)
                  • fıstık ezmesi [TUR10-0272100] (Fıstıkla yapılan bir şekerleme)
                • bonbon [TUR10-0113150] (Şeker şerbeti içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve)
                • bonbon [ENG31-07615220-n] (a candy that usually has a center of fondant or fruit or nuts coated in chocolate)
                • marmelat [TUR10-0526650] (Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi) marmalade [ENG31-07659373-n] (a preserve made of the pulp and rind of citrus fruits)
                  • erik marmeladı [TUR10-0250260] (Şeker karıştırılarak pişirilmiş erik ezmesi)
                  • ayva marmeladı [TUR10-0064170] (Ayva ve şekerden yapılan ezme)
                • badem şekeri [TUR10-0067680] (İnce bir şeker tabakasıyla kaplanmış iç badem)
                • lohusa şekeri [TUR10-0513310] (İçinde karanfil, baharat ve şekerciboyası bulunan, baklava biçiminde kırmızı şeker)
                • sakız [TUR10-1222580] (Çoğunlukla şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği) chewing gum [ENG31-07615569-n] (a preparation (usually made of sweetened chicle) for chewing)
                  • kengel sakızı [TUR10-0159400] (Kenger sütünden yapılan bir tür sakız)
                • draje [TUR10-0223830] (Genellikle çikolata ile kaplanmış kuru yemiş)
                • draje [TUR10-0223820] (Üstü şekerli, renkli ve parlak bir madde ile kaplanmış hap)
                • küp şeker [TUR10-0155520] (Çay, kahve vb. içecekleri tatlandırmak amacıyla kullanılan, kalıba dökülüp belli bir biçim verilerek kesilmiş şeker)
                • bayram şekeri [TUR10-0087270] (Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen şeker veya çikolata)
                • leblebi şekeri [TUR10-0508920] (İçinde leblebi olan şeker)
                • mevlit şekeri [TUR10-0540860] (Mevlit okunduktan sonra dağıtılan, özel olarak yapılmış şeker)
                • nikah şekeri [TUR10-0576920] (Evlilik birliğiyle yasal olarak bağlanma töreninde davetlilere dağıtılmak üzere özel olarak yaptırılan şeker)
                • orcik [TUR10-0589900] (Şekerle kaplanmış ceviz içi)
                • horoz şekeri [TUR10-0348170] (Çeşitli renklerde yapılmış, ince tahta çubuğa takılıp satılan horoz biçiminde şeker)
              • cennet taamı [TUR10-0136100] (Tadı çok güzel olan yemek veya yiyecek)
            • diyet [TUR10-0211530] (Sağlığı korumak, düzeltmek veya fazla para harcamamak amacıyla uygulanan beslenme düzeni) diet [ENG31-01072111-n] (the act of restricting your food intake (or your intake of particular foods))
              • vejetaryenlik [TUR10-0816800] (Et ve et türevlerinin yer almadığı beslenme biçimi)
              • vegetarianism [ENG31-07580536-n] (a diet excluding all meat and fish)
              • perhiz [TUR10-0623980] (Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç)
              • gıda rejimi [TUR10-0296840] (Gıdaya bağlı rejim)
            • menü [TUR10-0535560] (Sofraya çıkarılacak yemeklerin hepsi) menu [ENG31-06504930-n] (a list of dishes available at a restaurant)
              • tabildot [TUR10-0672830] (Lokanta ve otellerde belirli bir para karşılığında verilen ve seçme olanağı olmayan birkaç kap yemek)
              • table d'hote [ENG31-06509322-n] (a menu offering a complete meal with limited choices at a fixed price)
            • tayın [TUR10-0753650] (Asker azığı) ration [ENG31-07581290-n] (the food allowance for one day (especially for service personnel))
              • asker tayını [TUR10-0050330] (Erlere verilen azık)
            • un [TUR10-0799250] (Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri) flour [ENG31-07584671-n] (fine powdery foodstuff obtained by grinding and sifting the meal of a cereal grain)
              • buğday unu [TUR10-0121560] (Yabancı maddelerinden temizlenmiş ve tavlanmış buğdayların tekniğine uygun olarak öğütülmesiyle elde edilen bir ürün) wheat flour [ENG31-07585108-n] (flour prepared from wheat)
                • esmer un [TUR10-0254040] (Esmer buğdaydan elde edilen un)
              • irmik [TUR10-0378970] (Sert buğdaydan elde edilen, taneleri iri, glütence zengin un)
              • semolina [ENG31-07585586-n] (milled product of durum wheat (or other hard wheat) used in pasta)
              • pirinç unu [TUR10-0628630] (Kurutulmuş pirinç tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un)
              • mısır unu [TUR10-0543550] (Kuru mısır tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un)
              • galeta unu [TUR10-0282210] (Galetadan veya kızarmış ekmek kabuğundan yapılan un)
              • et unu [TUR10-0258940] (Karada yaşayan memeli hayvanların deri, tırnak, boynuz ve kemikleri ile mide, bağırsak muhteviyatı ayrıldıktan sonra geriye kalan et ve diğer yumuşak dokularının veya kansız ve kemiksiz mezbaha artıklarının usulüne göre pişirilip pres edilerek yağları alınıp öğütülmesi ile elde edilen bir ürün)
              • ararot [TUR10-0043100] (Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un)
              • uğra [TUR10-0797010] (Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un)
              • yulaf unu [TUR10-0862040] (Kurutulmuş yulaf tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un)
              • yöre [TUR10-0861520] (Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un)
              • balık unu [TUR10-0074450] (Kurutulmuş balıktan özel işlemlerle elde edilen un)
              • seklem [TUR10-0674230] (On batman un, vb)
              • soya unu [TUR10-1139940] (Soya fasulyesinin kavrulup öğütülmesiyle elde edilen, protein, demir, kalsiyum ve B vitamini açısından zengin bir tür un)
              • özlü un [TUR10-0609500] (Hamuru yapışkan olan un)
              • razmol [TUR10-0643480] (İri, kepekli un)
              • paspal [TUR10-0617430] (Çok kepekli un)
              • has un [TUR10-0330820] (Kepeğinden bütünüyle ayrılmış birinci sınıf un)
            • gıda stoku [TUR10-1222500] (Gıda yığılımı)
            • commissariat [ENG31-07587918-n] (a stock or supply of foods)
            • dondurulmuş gıda [TUR10-1222520] (Soğutucu aracılığıyla buzlu duruma getirilmiş yiyecek)
            • frozen food [ENG31-07588423-n] (food preserved by freezing)
            • soğukluk [TUR10-0699640] (Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler) dessert [ENG31-07625449-n] (a dish served as the last course of a meal)
              • komposto [TUR10-0348520] (Şekerli suda, bütün veya dilimler halinde kaynatılmış meyve) compote [ENG31-07626655-n] (dessert of stewed or baked fruit)
                • vişne kompostosu [TUR10-1173970] (Yaş vişne, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan kompostosu)
                • şeftali kompostosu [TUR10-1146470] (Yaş şeftali, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto)
                • elma kompostosu [TUR10-1020010] (Yaş elma, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto)
                • çilek kompostosu [TUR10-0991540] (Yaş çilek, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto)
                • armut kompostosu [TUR10-0940860] (Yaş armut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto)
                • üzüm hoşafı [TUR10-0811980] (Üzümün şeker ve su ile birlikte kaynatılmasıyla yapılan hoşaf)
                • vişne hoşafı [TUR10-0820490] (Kurutulmuş vişne, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf)
                • kayısı hoşafı [TUR10-0433250] (Kayısının kaynatılması ile yapılan hoşaf)
                • kayısı kompostosu [TUR10-0433260] (Kayısının şekerle kaynatılması ile yapılan komposto)
                • erik kompostosu [TUR10-0250240] (Eriğin şekerli suda kaynatılması ile hazırlanan ve soğuk içilen tatlı)
                • elma hoşafı [TUR10-1020000] (Kurutulmuş elma, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf)
                • dut hoşafı [TUR10-1013990] (Kurutulmuş dut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf)
                • armut hoşafı [TUR10-0940850] (Kurutulmuş armut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf)
                • ayva hoşafı [TUR10-0064140] (Ayvadan yapılan hoşaf)
                • ayva kompostosu [TUR10-0064150] (Ayvadan yapılan komposto)
            • hamur [TUR10-0325360] (Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu) pastry [ENG31-07638745-n] (a dough of flour and water and shortening)
              • katlama [TUR10-0428790] (Mayasız hamurdan yapılan, peynirli veya peynirsiz pide)
              • phyllo [ENG31-07643677-n] (tissue thin sheets of pastry used especially in Greek dishes)
              • bulamaç [TUR10-0122420] (Sulu, cıvık hamur)
              • dosa [TUR10-1251080] (Fermente edilmiş bir hamurdan yapılmış, Güney Hindistan kaynaklı, düz bir ince katmanlı pirinç hamuru)
              • topak [TUR10-0780490] (Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası)
              • mantı [TUR10-0524860] (İçine kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde dürülen hamur parçaları)
              • beze [TUR10-0620450] (Bir ürünlük hamur topağı)
              • milföy [TUR10-0545290] (Çeşitli pastaların yapımında kullanılan ince açılmış, yağlı bir tür hamur)
              • şehriye [TUR10-0726780] (Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru)
                • arpa şehriye [TUR10-0046900] (Arpa biçiminde dökülmüş şehriye)
            • abur cubur [TUR10-0001730] (Sırası, tadı, yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler) snack food [ENG31-07728127-n] (food for light meals or for eating between meals)
              • cips [TUR10-0141770] (Genellikle ince, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates)
              • chip [ENG31-07728304-n] (a thin crisp slice of potato fried in deep fat)
              • sandviç [TUR10-0663330] (İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek) sandwich [ENG31-07711710-n] (two (or more) slices of bread with a filling between them)
                • hamburger [TUR10-0324720] (Bir tür köfteli ve yuvarlak ekmekli yiyecek)
                • hamburger [ENG31-07712845-n] (a sandwich consisting of a fried cake of minced beef served on a bun, often with other ingredients)
                • kumru [TUR10-0490750] (Hamurdan yapılan, sandviçe benzeyen bir tür yiyecek)
            • tahıl [TUR10-0349480] (Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. ürünlerin genel adı) grain [ENG31-07818393-n] (foodstuff prepared from the starchy grains of cereal grasses)
              • zahire [TUR10-0869220] (Gereğinde kullanılmak için saklanan tahıl)
              • grain [ENG31-07818393-n] (foodstuff prepared from the starchy grains of cereal grasses)
              • arpa [TUR10-0046710] (Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri)
              • barley [ENG31-07819069-n] (a grain of barley)
              • buğday [TUR10-0121400] (Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi) wheat [ENG31-07819521-n] (grains of common wheat)
                • yarmalık [TUR10-0838290] (Yarma yapmak için ayrılmış buğday vb)
                • bulgur [TUR10-0123330] (Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday) bulgur [ENG31-07819384-n] (parched crushed wheat)
                  • düğü [TUR10-0228340] (Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur)
                  • düğürcük [TUR10-0693830] (İnce bulgur)
                • nişasta buğdayı [TUR10-0578070] (Bir buğday türü olan kaplıcayı andıran, ufak taneli, nişastası çok, dağlık yerlerde yetişen bir buğday türü)
              • darı [TUR10-0184140] (Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu) millet [ENG31-07818939-n] (small seed of any of various annual cereal grasses especially Setaria italica)
                • darı [TUR10-0467130] (Mısır)
              • mısır [TUR10-0543410] (Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü) corn [ENG31-07747928-n] (ears of corn that can be prepared and served for human food)
                • meke [TUR10-1096980] (Mısır ve tanesi)
              • pirinç [TUR10-0628550] (Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri) rice [ENG31-07820299-n] (grains used as food either unpolished or more often polished)
                • amberbu [TUR10-0032480] (Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir tür pirinç)
                • çeltik [TUR10-0158440] (Kabuğu ayıklanmamış pirinç)
                • baldo [TUR10-0073870] (İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç)
              • malt [TUR10-0522330] (Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa)
              • malt [ENG31-07904884-n] (a cereal grain (usually barley) that is kiln-dried after having been germinated by soaking in water)
              • kırma [TUR10-0452250] (Kırılmış veya dövülmüş tahıl)
              • malama [TUR10-0521660] (Samanla karışık tahıl)
              • ütme [TUR10-0810900] (Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır)
              • yulaf [TUR10-0862030] (Bu bitkinin tanesi)
              • çevrinti [TUR10-0161980] (Çeşitli tahıl karışığı)
              • firik [TUR10-0274990] (Olgunlaşmak üzere olan tahıl)
              • güzlük [TUR10-0318630] (Güzün ekilen tahıl)
              • harman sonu [TUR10-0329380] (Harmandan sonra kalan, toprakla karışmış tahıl)
              • hedik [TUR10-0337800] (Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler)
            • köpek maması [TUR10-1223200] (Köpek için hazırlanan yiyeceklerin genel adı)
            • dog food [ENG31-07821942-n] (food prepared for dogs)
            • kedi maması [TUR10-1223210] (Kedi için hazırlanan yiyeceklerin genel adı)
            • cat food [ENG31-07822019-n] (food prepared for cats)
            • et suyu [TUR10-0258830] (İçinde et kaynatılmış su) gravy [ENG31-07853888-n] (the seasoned but not thickened juices that drip from cooking meats)
              • konsome [TUR10-0472590] (Et suyu ile kemiklerin birlikte kaynatılmasından ve yağının alınmasından sonraki durumu)
              • jöle [TUR10-0392110] (Et suyunun soğuduktan sonra gevşek ve esnek bir kıvam almış durumu)
            • süt ürünü [TUR10-1223480] (Sütten elde edilen ürün) dairy product [ENG31-07859751-n] (milk and butter and cheese)
              • kaymak [TUR10-0433780] (Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz) cream [ENG31-07863174-n] (the part of milk containing the butterfat)
                • Afyon kaymağı [TUR10-0010280] (Afyon yöresine özgü bir tür kaymak)
              • kesmik [TUR10-0445460] (Kesilmiş sütün koyu bölümü)
              • curd [ENG31-07865888-n] (coagulated milk)
              • krema [TUR10-0486130] (Sütün yüzünden toplanan yağlı katman)
              • cream [ENG31-07863174-n] (the part of milk containing the butterfat)
              • kaymak [TUR10-0433770] (Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman) cream [ENG31-07863174-n] (the part of milk containing the butterfat)
                • sütbaşı [TUR10-1252800] (Kaynatılmış sütün yüzünde oluşan kaymak)
              • tereyağı [TUR10-0767310] (Sütten çıkarılan yemeklik yağ) butter [ENG31-07864314-n] (an edible emulsion of fat globules made by churning milk or cream)
                • Trabzon yağı [TUR10-0785500] (Besin değeri yüksek, hafif ve hoş kokulu, koyu sarı renkli bir tür tereyağı)
              • peynir [TUR10-0626030] (Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin) cheese [ENG31-07866305-n] (a solid food prepared from the pressed curd of milk)
                • beyaz peynir [TUR10-0097760] (Beyaz renkli bir tür peynir)
                  • hellim [TUR10-0338480] (Kıbrıs'ta yapılan bir çeşit beyaz peynir)
                  • otlu peynir [TUR10-0593900] (Güzel kokulu otların, özellikle yaban sarmısağının içine katılmasıyla yapılan bir çeşit beyaz peynir)
                  • tulum peyniri [TUR10-0787860] (Tuluma basılarak yapılan bir tür beyaz peynir)
                    • Şavak peyniri [TUR10-0725560] (Bir tür tulum peyniri)
                  • ezine peyniri [TUR10-1025980] (Koyun, keçi ve inek sütlerinin mevsimine göre belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen, erime ve dağılmayı engellemek için yapımında deniz tuzu kullanılan, tam yağlı, beyaz peynir)
                • eritme peynir [TUR10-0250910] (Sert peynirlerin eritilip bazen baharat katılmasıyla elde edilen bir tür peynir)
                • kaşkaval [TUR10-0426900] (Tekerlek biçiminde, sarı renkte, kaşara benzeyen bir tür peynir)
                • kirlihanım peyniri [TUR10-0463130] (Yumuşak ve yağlı bir tür peynir)
                • Mihalıççık peyniri [TUR10-0544350] (Uzun ve büyük kalıplar halinde hazırlanan, çok tuzlu ve gözenekli sert bir tür peynir)
                • mozerella [TUR10-0551410] (İnek sütünden yapılan, küçük, yağlı, yuvarlak biçimde kızartılarak da yenilen bir tür peynir)
                • Urfa peyniri [TUR10-0799770] (Urfa ve yöresinde özel yöntemlerle hazırlanan yumruk biçiminde bir tür peynir)
                • kaşar peyniri [TUR10-0426310] (Koyun sütünden yapılan, çoklukla tekerlek biçiminde, sarımtırak, yağlı bir peynir)
                  • Abaza peyniri [TUR10-0000740] (İnek sütünden yapılan ve yassı biçimde dilimlenen bir tür kaşar peyniri)
                  • dalak [TUR10-0179630] (Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri)
                • parmıcan [TUR10-0616210] (Bir tür İtalyan peyniri)
                • keş [TUR10-0445900] (Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir)
                • teleme peyniri [TUR10-0760850] (Tuzsuz ve yumuşak bir peynir türü)
                • çayır peyniri [TUR10-0155300] (Az tuzlu veya tuzsuz bir tür taze peynir)
                • Çerkez peyniri [TUR10-0160420] (Peynir yapmak için mayalanan sütün ince dilimlenerek sıcak suya atılmasıyla yapılan, taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir türü)
                • çökelek [TUR10-0173940] (Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir çeşit peynir)
                • dil peyniri [TUR10-0206020] (Koyun sütünden yapılan, yağlı, lezzetli, tuzsuz peynir)
                • kavut [TUR10-0431720] (Güneşte kurutulmuş peynir)
                • rokfor [TUR10-0648370] (Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir)
                • gravyer [TUR10-0310550] (İsviçre'de yapılan bir çeşit sarı, yağlı peynir)
                • imansız peynir [TUR10-0371050] (Yağı alınmış peynir)
                • lor [TUR10-0513960] (Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir)
              • kurut [TUR10-0495590] (Kurutulmuş süt ürünü)
            • kurbağa bacağı [TUR10-1223530] (Genellikle Fransız ve Çin mutfaklarının bir parçası olan, protein, omega-3, A vitamini ve potasyum açısından zengin yiyecek)
            • frog legs [ENG31-07884660-n] (hind legs of frogs used as food)
            • limon suyu [TUR10-0512010] (Limondan elde edilen meyve suyu)
            • lemon juice [ENG31-07941469-n] (usually freshly squeezed juice of lemons)
            • domates suyu [TUR10-1011740] (Domatesin sıkılmasıyla elde edilen içecek)
            • tomato juice [ENG31-07941740-n] (the juice of tomatoes (usually bottled or canned))
            • vitamin hapı [TUR10-1223730] (Vitamin içeren hap) vitamin pill [ENG31-07954389-n] (a pill containing one or more vitamins)
              • multivitamin [TUR10-1223720] (Vitamin, mineral ve diğer beslenme elemanlarını içeren gıda takviyesi)
              • multivitamin [ENG31-07954247-n] (a pill or tablet containing several vitamins)
            • piknik [TUR10-0627550] (Kırda yenen yemek)
            • besin [TUR10-0095360] (Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey) nutriment [ENG31-07586285-n] (a source of materials to nourish the body)
              • vitamin [TUR10-0820540] (Genellikle taze besinlerde bulunan, vücutta eksikliği çeşitli hastalıklara yol açan, organizmaya besin veya ilaç olarak dışarıdan sağlanan maddelere verilen genel ad) vitamin [ENG31-15113825-n] (any of a group of organic substances essential in small quantities to normal metabolism)
                • C vitamini [TUR10-1241590] (Metabolizma sırasında oksidasyon ve redüksiyon reaksiyonlarının düzenlenmesini sağlayan, eksikliği bağ dokusunda bozulmalara neden olan, meyve ve sebzelerde bulunan, suda eriyen bir vitamin)
                • vitamin C [ENG31-15117865-n] (a vitamin found in fresh fruits (especially citrus fruits) and vegetables)
              • besleyici [TUR10-0095760] (Besleyen, beslemeye yarayan, besin değeri yüksek; mugaddi)
            • erzak [TUR10-0252210] (Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı) commissariat [ENG31-07587918-n] (a stock or supply of foods)
              • kış kayıtı [TUR10-0455010] (Kış için saklanan yiyecekler)
              • kumanya [TUR10-0490050] (Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek)
            • çerez [TUR10-0160200] (Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler) appetizer [ENG31-07596911-n] (food or drink to stimulate the appetite (usually served before a meal or as the first course))
              • firik [TUR10-0275000] (Çerez olarak yenen tahıl kavurgası)
            • yem [TUR10-0847520] (Hayvan yiyeceği) feed [ENG31-07816067-n] (food for domestic livestock)
              • yeygi [TUR10-0853330] (Hayvanlar için saklanan kışlık yiyecek, yem)
              • yal [TUR10-0827660] (Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek)
              • ben [TUR10-0092570] (Kuşun yavrusuna taşıdığı yem)
              • bitiriş yemi [TUR10-0109150] (Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değeri daha yüksek olan karma yem)
              • silo yemi [TUR10-0693510] (Su yönünden zengin, dayanıklılığı düşük, her tür kaba yemlerin silo kabı adı verilen kaplarda, havasız ortamda, belli bir süre süt asidi bakterileri mayalanmasına tabi tutulmaları sonucu elde edilen yem)
              • paspal [TUR10-0617440] (Bu un karıştırılarak hazırlanan yem)
            • fondü [TUR10-1028370] (Terbiyelenmiş ve şişe dizilmiş kuşbaşı et parçalarının veya peynirin ortaya konulan ispirto ocağındaki kızdırılmış yağ içinde pişirilerek herkesin kendi tabağındaki sos, salata vb. yiyeceklerle birlikte yediği bir yemek türü)
            • kakaç [TUR10-0400160] (Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek)
            • manca [TUR10-0523040] (Kedi, köpek yiyeceği)
            • ekşi [TUR10-0240360] (Bu tadı veren şey)
            • et [TUR10-0256890] (Meyvelerde çekirdekle deri arasındaki bölüm)
              • eten [TUR10-0257300] (Yemişlerin yenilen bölümü)
            • çemen [TUR10-0158780] (Bu tohumu un durumuna getirip sarımsak, kırmızıbiberle karıştırarak yapılan, genellikle pastırma üzerine sürülen macun)
            • altıdan yemek [TUR10-0934090] (Hastanelerde perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek)
            • sahurluk [TUR10-0657320] (Sahurda yenecek şeyler)
            • salamura [TUR10-0659360] (Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek)
            • üç beyaz [TUR10-0806120] (Un, şeker ve yağı anlatan bir söz)
            • yufka [TUR10-0861740] (Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı)
              • yaprak [TUR10-0834680] (Börek, baklava vb. şeylerde yufka)
              • güllaç [TUR10-0313520] (Nişastadan yapılan, çok ince kuru yufka)
            • yiyinti [TUR10-0857300] (Yiyecek, yenilecek, atıştırılacak şey)
            • ayaküstü [TUR10-0059930] (Kısa sürede hazırlanan ve genellikle ayaküstü yenilen hafif yiyecek)
            • yer elması [TUR10-0850300] (Bu bitkinin besin olarak yararlanılan kök sapı)
            • yengen [TUR10-0848650] (Yemesi hoş nesne)
            • yemeklik [TUR10-0847920] (Yiyecek şey, yiyecek maddesi)
            • yemekaltı [TUR10-0847800] (Yemek öncesi yenilen ve içilen hafif yiyecek ve içecek)
            • yedek besinler [TUR10-0845480] (Organizmanın sindirdikten sonra kullanmayıp depo ettiği karbonhidrat, yağ, protein vb. maddeler)
            • yemek [TUR10-0513570] (Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek) food [ENG31-00021445-n] (any substance that can be metabolized by an animal to give energy and build tissue)
              • ay çöreği [TUR10-0060680] (İçine tarçın, ceviz konularak ay biçiminde yapılmış çörek)
              • çikolata [TUR10-0168110] (Kakaonun içerisine şeker, süt, fıstık, fındık vb. katılarak yapılan bir tür tatlı yiyecek) chocolate [ENG31-07617570-n] (a food made from roasted ground cacao beans)
                • bitter [TUR10-0109860] (Acı çikolata)
                • sütlü çikolata [TUR10-1222600] (Bileşiminde en az %2,5 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az %25 toplam kakao kuru maddesi içeren, ayrıca en az %14 süt kuru maddesi ve en az %3,5 süt yağından oluşan, kakao yağı ve süt yağı toplam miktarı ise en az %25 olan çikolata)
                • milk chocolate [ENG31-07619916-n] (chocolate made from chocolate liquor with sugar and cocoa butter and powdered milk solids and vanilla and (usually) lecithin)
                • çikolatalı şeker [TUR10-1222590] (Çikolatadan oluşan veya çikolata içeren şeker)
                • chocolate candy [ENG31-07618025-n] (candy made with chocolate)
                • madlen [TUR10-0516870] (Bir çikolata türü)
              • imambayıldı [TUR10-0370850] (Bütün olarak kızartılmış ve ortası yarılmış patlıcanın içine soğan, sarımsak ve domatesli iç konularak yapılan zeytinyağlı yemek)
              • kadayıf [TUR10-0396070] (Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek)
                • yassı kadayıf [TUR10-0839110] (Yuvarlak ve kalın hazır yufka)
              • kapuska [TUR10-0414910] (Etle pişirilmiş lahana yemeği)
              • kebap [TUR10-0437050] (Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et)
                • buğu kebabı [TUR10-0121610] (Et, arpacık soğanı, domates, sarımsak, kekik ve baharat kullanılarak hiç su konmadan hazırlanan bir et yemeği)
                • tandır kebabı [TUR10-0743360] (Kuşbaşı et ve soğanla hazırlanarak tandırda pişirilen et yemeği)
                • tas kebabı [TUR10-0749200] (İnce doğranmış soğanın kuşbaşı etle salça, karabiber ve patatesle birlikte kısık ateşte pişirilmesi ile hazırlanan bir yemek türü)
              • kumpir [TUR10-0490700] (Özel fırında pişirilen patatesin içine peynir, mısır, bezelye vb. malzeme konularak yapılan yiyecek)
              • kuymak [TUR10-0498500] (Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek)
              • külbastı [TUR10-0501070] (Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et)
              • meze [TUR10-0542330] (İçki içilirken yenilen yiyecek) appetizer [ENG31-07596911-n] (food or drink to stimulate the appetite (usually served before a meal or as the first course))
                • tarama [TUR10-0746450] (Balık yumurtası ile yapılan bir tür meze)
                • topik [TUR10-0781090] (Tahin, nohut, patates ve soğanla yapılan meze)
                • haydari [TUR10-0335080] (Süzme yoğurt, sarımsak, nane, dereotu ve tereyağı karışımıyla hazırlanan bir tür meze)
              • tirit [TUR10-0777740] (Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek)
              • yahni [TUR10-0825540] (Kavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen, sade veya sebzeli et yemeği) stew [ENG31-07604518-n] (food prepared by stewing especially meat or fish with vegetables)
                • papaz yahnisi [TUR10-0613270] (Soğanlı, sarımsaklı, şaraplı veya sirkeli bir et yemeği)
                • tavuk yahnisi [TUR10-0753370] (Domates, patates, soğan karışımına tavuğun katılması ve kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                • düğün yahnisi [TUR10-0228710] (Hafifçe kavrulan bol soğan içinde kemikli kuzu etinin ağır ateşte pişirilmesiyle hazırlanan, az sulu yemek türü)
                • soğan yahnisi [TUR10-1138060] (Malzemesi, et, soğan ve çeşitli baharatlar olan bir tür tencere yemeği)
              • yaprak sarması [TUR10-0834960] (Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek) dolmas [ENG31-07882385-n] (well-seasoned rice (with nuts or currants or minced lamb) simmered or braised in stock)
                • zeytinyağlı sarma [TUR10-0873840] (Malzemesi zeytinyağı ile pişirilen sarma)
                • etsiz kelem [TUR10-1024590] (Zeytinyağlı olarak yapılmış lahana sarması)
              • alinazik [TUR10-0028430] (Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir çeşit yemek)
              • hünkarbeğendi [TUR10-0351750] (Közlenmiş patlıcanın üzerine salçalı et konularak yapılan bir tür yemek)
              • kabak dolması [TUR10-0392830] (Sakız kabağının içi oyularak kıyma veya çeşitli sebze doldurulmasıyla yapılan bir tür yemek)
              • kısır [TUR10-0453950] (Haşlanmış bulgur, taze soğan, maydanoz ve baharatla yapılan bir tür yemek)
              • orospu yemeği [TUR10-0591280] (Domates, yeşilbiber, soğan, maydanoz vb. sebzelerin düzensiz doğranması ile yağda acele pişirilen bir tür yemek)
              • papara [TUR10-0613070] (Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir tür yemek)
              • soft diet [ENG31-07580361-n] (a diet that does not require chewing)
              • pastırmalı yumurta [TUR10-0617890] (Pastırma kavrulduktan sonra üzerine yumurta kırılarak yapılan bir tür yemek)
              • salma [TUR10-0661020] (Pirinçle pişirilen bir tür yemek)
              • sucuklu yumurta [TUR10-0710570] (Kavrulmuş sucuğun üzerine yumurta kırılarak yapılan bir çeşit yemek)
              • şnitzel [TUR10-0733250] (Tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılan bir tür yemek)
              • schnitzel [ENG31-07896433-n] (deep-fried breaded veal cutlets)
              • tuzlama [TUR10-0791690] (İşkembe ile yapılan bir tür yemek)
              • uğut [TUR10-0797730] (Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek)
              • kayıntı [TUR10-0433050] (Açlık bastırmaya, atıştırılmaya yarar yiyecek)
              • çiğnemik [TUR10-0167990] (Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek)
              • mıhlama [TUR10-0542800] (Yumurta, un, soğan, ıspanak karışımıyla yağda yapılan bir tür yemek)
              • menemen [TUR10-0534890] (Yumurta, soğan, yeşilbiber ve domatesle yapılan bir yemek)
              • yolluk [TUR10-0859210] (Yolculuk sırasında yenmek üzere hazırlanan yiyecek)
              • kumanya [TUR10-0490040] (Yolculuk için hazırlanan yiyecek)
              • comestible [ENG31-07572202-n] (any substance that can be used as food)
              • çılbır [TUR10-0164060] (Yoğurtlu yumurta yemeği)
              • cacık [TUR10-0130100] (Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek)
              • deve hamuru [TUR10-1004440] (Yenilmesi ve sindirilmesi güç yiyecek)
              • ordövr [TUR10-0589960] (Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler; çerez; meze) appetizer [ENG31-07596911-n] (food or drink to stimulate the appetite (usually served before a meal or as the first course))
                • meyve salatası [TUR10-1222560] (Çeşitli meyve türleri ile yapılan, bazen kendi suyunun veya bir şerbetin içinde servis edilen yiyecek)
                • fruit cocktail [ENG31-07597496-n] (a mixture of sliced or diced fruits)
                • iftar tabağı [TUR10-0362100] (Ramazanda genellikle lokantalarda iftar açmak için bir tabağa dizilen ve yemek öncesi yenilen soğuk yiyecekler)
              • çerez [TUR10-0160210] (Yemek dışında yenilen yaş veya kuru yemiş vb. şeyler)
                • çerezlik [TUR10-0160270] (Çerez olabilecek şeyler)
              • antre [TUR10-0039890] (Başlangıç yemeği)
              • entree [ENG31-07595140-n] (the principal dish of a meal)
              • buğulama [TUR10-0121630] (Buğuda pişmiş yemek)
              • stew [ENG31-07604518-n] (food prepared by stewing especially meat or fish with vegetables)
              • güveç [TUR10-0317480] (Bu kapta pişirilen yemek)
              • stew [ENG31-07604518-n] (food prepared by stewing especially meat or fish with vegetables)
              • omlet [TUR10-0432650] (Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek)
              • omelet [ENG31-07858729-n] (beaten eggs or an egg mixture cooked until just set)
              • köfte [TUR10-0480160] (Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek) meatball [ENG31-07887412-n] (ground meat formed into a ball and fried or simmered in broth)
                • dalyan köftesi [TUR10-0181420] (İçine bezelye, havuç ve haşlanmış yumurta konularak rulo biçiminde hazırlanan bir tür köfte)
                • ızgara köfte [TUR10-0356710] (Kıyma ve özel baharatların karıştırılması ve yoğrulması ile hazırlanan, ızgarada pişirilen bir tür köfte)
                • içli köfte [TUR10-0359790] (Yağsız kıyma ile ince bulgur iyice yoğrulup içi oyularak yumurta biçiminde hazırlanan ve içerisine kavrulmuş soğanlı kıyma konduktan sonra haşlanan veya kızartılan bir çeşit köfte)
                • İnegöl köftesi [TUR10-0374360] (İnegöl yöresine özgü bir tür köfte)
                • mücver [TUR10-0559560] (Rendelenmiş kabağa un, yumurta, peynir, dereotu, tuz, karabiber, taze soğan katılmasıyla yapılan bir tür köfte)
                • kadınbudu [TUR10-0396570] (Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli veya bulgurlu köfte)
                • şiş köfte [TUR10-0732840] (Şişe geçirilerek hazırlanmış ve pişirilmiş köfte)
                  • Adana kebabı [TUR10-0007640] (Kıymasına bolca acı biber katılarak hazırlanan şiş köfte)
                • akçaabat köftesi [TUR10-0926040] (İçine sarımsak konularak hazırlanan etten yapılan köfte)
                • analıkızlı [TUR10-0035030] (İnce bulgur, soğan ve yağsız kıymanın yoğrulup küçük köfteler durumuna getirildikten sonra et suyu ve nohut ile pişirilmesiyle hazırlanan bir tür yemek)
                • bulgurlu köfte [TUR10-0123470] (İnce bulgurla yoğrulmuş köfte)
                • patates köftesi [TUR10-0618350] (Haşlanmış ve rendelenmiş patates, bayat ekmek içi, rendelenmiş kaşar peyniri, yumurta, maydanoz, tuz ve biber karışımının köfte biçiminde fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                • kuru köfte [TUR10-0494680] (Kıyma ve ekmek içi ile yapılıp tavada kızartılan köfte)
                • tavuk köftesi [TUR10-0753280] (Haşlanıp ince kıyılmış tavuk etine ekmek içi, soğan, maydanoz, yumurta ve baharat eklenmesinden sonra hazırlanan karışımın yoğrulup galeta ununa bulanarak yağda kızartılmasıyla yapılan bir köfte türü)
                • çiğ köfte [TUR10-0167840] (İyice dövülmüş çiğ etle ince bulgura biber, soğan, baharat, salça, maydanoz katılıp bulgur yumuşayıncaya kadar yoğrulduktan sonra pişirilmeden biçim verilerek yenen köfte)
                • yumru köfte [TUR10-1187890] (Yağsız kıyma, köftelik bulgur, soğan, maydanoz ve baharat kullanılarak hazırlanan bir tür sulu yemek)
                • Bitlis köftesi [TUR10-0109700] (Yağsız kıyma veya pirinç ile köftelik bulgur, yağ, nar, yumurta ve baharat kullanılarak hazırlanan ceviz büyüklüğünde bir köfte türü)
                • mercimek köftesi [TUR10-0536300] (Kırmızı mercimeğin hafifçe pişirilmesinden sonra soğan, maydanoz, taze nane ve yeşil soğan karışımına katılıp iyice yoğrulması sonunda hazırlanan bir yemek türü)
                • İzmir köftesi [TUR10-0390590] (Kıyma, soğan, maydanoz, ıslatılmış ekmek içi, yumurta, domates, yeşilbiber, sarımsak ve yağ kullanılmasıyla hazırlanan ve kısık ateşte pişirilen bir yemek türü)
                • Hasanpaşa köftesi [TUR10-0329680] (Kaşar, maydanoz ve soğan karışımı ile hazırlanan, özel bir sosla fırında pişirilen köfte)
              • musakka [TUR10-0556470] (Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılan bir yemek)
              • moussaka [ENG31-07888569-n] (casserole of eggplant and ground lamb with onion and tomatoes bound with white sauce and beaten eggs)
              • pilav [TUR10-0627750] (Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek) pilaf [ENG31-07889440-n] (rice cooked in well-seasoned broth with onions or celery and usually poultry or game or shellfish and sometimes tomatoes)
                • hamsili pilav [TUR10-0325310] (Hazırlanan iç pilavın üzerine ayıklanıp temizlenmiş hamsilerin konulması ve fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür pilav)
                • bulgur pilavı [TUR10-0123480] (Bulgurla pişirilen pilav)
                • bulgur pilaf [ENG31-07889655-n] (pilaf made with bulgur wheat instead of rice and usually without meat)
                • Acem pilavı [TUR10-0002390] (Safran ve zencefil ile yapılan İran usulü bir pilav çeşidi)
                • perdeli pilav [TUR10-0623700] (Tavuk eti, badem içi, pirinç, kuş üzümü, un ve yumurta kullanarak hazırlanan bir pilav türü)
                • pirinç pilavı [TUR10-0628600] (Pirinç ile yapılan pilav)
                • mercimek pilavı [TUR10-0536310] (Yeşil mercimek, kıyma, ince bulgur ve tereyağıyla yapılan bir tür pilav)
                • kuskus pilavı [TUR10-0496070] (Kuskus kullanılarak yapılan pilav)
                • temcit pilavı [TUR10-0762500] (İftardan kalan ve sahurda ısıtılan pilav)
                • düğün pilavı [TUR10-0228670] (Düğünlerde özel olarak pişirilen pilav)
                • biryan pilavı [TUR10-0108620] (Kemiksiz koyun eti, pirinç, soğan, domates, baharat ve yağ karışımıyla fırında pişirilen bir pilav türü)
                • Mevlevi pilavı [TUR10-0540780] (Kemiksiz koyun etinin hafifçe pişirilmesinden sonra nohut, kestane, havuç, soğan, yağ, fıstık ve pirinçle karıştırılıp kısık ateşte hazırlanan bir pilav türü)
                • meyhane pilavı [TUR10-0541570] (Meyhane havasına özgü ve mezelik niteliğinde olan pilav)
                • meyhane pilavı [TUR10-0541560] (Kıyma, soğan, biber ve domates kullanılarak bulgurdan yapılan bir pilav türü)
                • şehriye pilavı [TUR10-1146620] (Şehriye ile yapılan pilav)
                • örgülü pilav [TUR10-0604780] (Tavuk eti veya tavuk ciğerinin kısık ateşte pişirilmesinden sonra pirinç, tereyağı, fıstık, un ve yumurta karışımıyla hazırlanan bir pilav türü)
                • Özbek pilavı [TUR10-0607450] (Havuç, et, üzüm karıştırılarak yapılan pirinç pilavı)
                • iç pilav [TUR10-0359970] (Tavla zarı büyüklüğünde doğranmış kuzu ciğeri, fıstık, pirinç, kuş üzümü, yağ ve baharat kullanılarak pişirilen bir pilav türü)
              • pizza [TUR10-0630500] (Genellikle domates, zeytin, peynir, mantar, çeşitli et ve sebze türlerinin üzerine konulmasıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide)
              • pizza [ENG31-07889783-n] (Italian open pie made of thin bread dough spread with a spiced mixture of e.g. tomato sauce and cheese)
              • salata [TUR10-0659490] (Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek) salad [ENG31-07822197-n] (food mixtures either arranged on a plate or tossed and served with a moist dressing)
                • Rus salatası [TUR10-0650680] (Patates, bezelye, pancar, havuç, hıyar turşusu, kapari, mayonez ile yapılan salata)
                • patates salatası [TUR10-0618390] (Haşlanmış ve doğranmış patateslere, soğan, nane, reyhan karışımının eklenmesinden sonra yağ, limon suyu, tuz ve baharatla hazırlanan bir salata türü)
                • patlıcan salatası [TUR10-0619160] (Közlenip soyulmuş ve ince kıyılmış patlıcanlara sarımsak, domates, yeşilbiber, maydanoz karışımının eklenmesiyle hazırlanan bir salata türü)
                • çoban salatası [TUR10-0171630] (Domates, salatalık ve biberlerin küçük küçük doğranmasıyla yapılan soğanlı salata)
                • turp salatası [TUR10-0788950] (Turpun rendelenmesi ile yapılan salata)
                • yayla salatası [TUR10-0843580] (Karışık yeşil salata)
                • bastana salatası [TUR10-0080250] (Domates, taze soğan, yeşilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanılarak yapılan bir salata türü)
                • batırık [TUR10-0085160] (Köftelik bulgur, dövülmemiş ceviz içi, soğan, domates, nane, maydanoz, tahin ve limon suyu kullanılarak yapılan, taze asma yaprağı veya lahanaya sarılarak yenilen bir salata türü)
                • bostana [TUR10-0973780] (Domates, soğan, yeşil biber ve pul biberin nar ekşisi ve sirke ile karışımından yapılan sulu salata)
              • suşi [TUR10-0713960] (İnce şerit biçimindeki yosun tabakasının içine çiğ balık, yağsız, tuzsuz haşlanmış pirinç ve özel baharat karışımının konulmasıyla hazırlanan Japon yemeği)
              • sushi [ENG31-07895426-n] (rice (with raw fish) wrapped in seaweed)
              • türlü [TUR10-0794340] (Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek)
              • stew [ENG31-07604518-n] (food prepared by stewing especially meat or fish with vegetables)
              • yiyecek-içecek [TUR10-1222480] (Yiyecekler ve içecekler)
              • comestible [ENG31-07572202-n] (any substance that can be used as food)
              • jambonlu yumurta [TUR10-1223540] (Jambon ve yumurta ile hazırlanan bir yemek)
              • ham and eggs [ENG31-07885267-n] (eggs (scrambled or fried) served with ham)
              • kıymalı patates [TUR10-1223550] (Kıya ve patatesle ile hazırlanan yemeklerin genel adı)
              • hash [ENG31-07885367-n] (chopped meat mixed with potatoes and browned)
              • lahana dolması [TUR10-1223580] (Lahana yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek)
              • stuffed cabbage [ENG31-07894259-n] (parboiled head of cabbage scooped out and filled with a hash of chopped e.g. beef or ham and baked)
              • meyve-sebze [TUR10-1222970] (Meyveler ve sebzeler) produce [ENG31-07721456-n] (fresh fruits and vegetable grown for the market)
                • sebze [TUR10-0307920] (Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri) vegetable [ENG31-07723196-n] (edible seeds or roots or stems or leaves or bulbs or tubers or nonsweet fruits of any of numerous herbaceous plant)
                  • kuru sebze [TUR10-0495430] (Yaş sebzelerin kurutulmuşu)
                    • kuru fasulye [TUR10-0494490] (Fasulye bitkisinin beyaz tohumu)
                  • enginar [TUR10-0247970] (Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği)
                  • artichoke [ENG31-07734492-n] (a thistlelike flower head with edible fleshy leaves and heart)
                  • kuşkonmaz [TUR10-0496990] (Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi)
                  • asparagus [ENG31-07734958-n] (edible young shoots of the asparagus plant)
                  • baklagiller [TUR10-0072730] (Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağaçları içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki familyası; bakliye) legume [ENG31-07724543-n] (the seedpod of a leguminous plant (such as peas or beans or lentils))
                    • akburçak [TUR10-0017500] (Baklagillerden, burçağa yakın bir bitki cinsi)
                    • amber ağacı [TUR10-0032450] (Baklagillerden bir cins mimoza)
                    • bakam [TUR10-0071590] (Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç)
                    • bezelye [TUR10-0098910] (Baklagillerden, yurdumuzun her yanında yetiştirilen, fasulyeye benzer, tırmanıcı bir bitki)
                    • pea [ENG31-07741352-n] (seed of a pea plant used for food)
                    • boy otu [TUR10-0116960] (Baklagillerden, çiçekleri mavi, sarı veya beyaz renkli, kurutulan tohumları çemen yapımında kullanılan bir bitki)
                    • brezil [TUR10-0120340] (Baklagillerden bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu)
                    • burçak [TUR10-0124900] (Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi)
                    • çayır tirfili [TUR10-0155350] (Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki)
                    • çivit otu [TUR10-0170690] (Baklagillerden, yapraklarından çivit çıkarılan bitki türü)
                    • demirhindi [TUR10-0191690] (Baklagillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç)
                    • tamarind [ENG31-12521707-n] (long-lived tropical evergreen tree with a spreading crown and feathery evergreen foliage and fragrant flowers yielding hard yellowish wood and long pods with edible chocolate-colored acidic pulp)
                    • eşek otu [TUR10-0255510] (Baklagillerden, hayvanlara yedirilmek için ekilen bir bitki)
                    • fiğ [TUR10-0272890] (Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki)
                      • sarıfiğ [TUR10-0666030] (Sarı renkli fiğ)
                    • Hint bezelyesi [TUR10-0345310] (Baklagillerden, sıcak ülkelerde yetişen, tohumları fasulyeye benzeyen bir bitki)
                    • Hint hıyarı [TUR10-0345450] (Baklagillerden, siyah renkte olan meyvelerinin içinde çekirdeklerden başka, hekimlikte kullanılan bir öz bulunan bitki)
                    • karaburçak [TUR10-0415590] (Baklagillerden, hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan bir tür)
                    • kardeşkanı ağacı [TUR10-0419220] (Baklagillerden, en çok Asya'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç)
                    • katırkuyruğu [TUR10-0428250] (Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki)
                    • keçiboynuzu [TUR10-0329430] (Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç)
                    • carob [ENG31-12513931-n] (long pod containing small beans and sweetish edible pulp)
                    • küstüm otu [TUR10-0503960] (Baklagillerden, dokunulduğunda yaprakları pörsüyen bir bitki)
                    • mercimek [TUR10-0536260] (Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi)
                    • lentil [ENG31-12564745-n] (widely cultivated Eurasian annual herb grown for its edible flattened seeds that are cooked like peas and also ground into meal and for its leafy stalks that are used as fodder)
                    • mor salkım [TUR10-0550710] (Baklagillerden, salkım durumunda mavi, mor, beyaz, pembe renkli çiçekler açan, 20 metreye kadar uzayabilen çok yıllık bir sarmaşık)
                    • mürdümük [TUR10-0563170] (Baklagillerden, yazın ekilen bir yıllık otsu bir bitki)
                    • nohut [TUR10-0579050] (Baklagillerden, Anayurdu Akdeniz kıyıları olan, birleşik telek yapraklı, çiçekleri sarımtırak renkte, tanesi baklamsı, bol nişastalı bir bitki)
                    • chickpea [ENG31-12536216-n] (Asiatic herb cultivated for its short pods with one or two edible seeds)
                    • sabankıran [TUR10-0652240] (Baklagillerden, kökleri toprağa derince girdiği için tarlalar sürülürken sabanı tutan, çiçekleri kırmızı bir bitki)
                    • salkım [TUR10-0660560] (Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan ağaç türü ve çiçeği)
                    • sarısalkım [TUR10-0666650] (Baklagillerden, salkım durumunda sarı çiçekleri bulunan, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç)
                    • Laburnum [ENG31-12558493-n] (flowering shrubs or trees having bright yellow flowers)
                    • sinameki [TUR10-0694000] (Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen, birçok türü bulunan bir bitki)
                    • sökü otu [TUR10-0705650] (Baklagillerden, kumlu topraklarda yetişen bir bitki)
                    • yandık [TUR10-0831130] (Baklagillerden, sıcak ve kurak bölgelerde yetişen, sarımtırak küçük tohumlarından kudret helvasına benzer bir madde elde edilen bitki)
                    • zülfaris [TUR10-0878140] (Baklagillerden bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği)
                    • geven [TUR10-0882250] (Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı)
                      • bozgeven [TUR10-0117620] (Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir geven türü)
                    • fasulye [TUR10-0265690] (Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları)
                      • cilban [TUR10-0140760] (Çok küçük taneli fasulye)
                      • horoz fasulyesi [TUR10-0348000] (Bir tür fasulye)
                    • bakla [TUR10-0072660] (Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetiştirilen, yeşil kabuklu ve taneli bir bitki)
                    • broad bean [ENG31-12596828-n] (seed of the broad-bean plant)
                    • bezelye [TUR10-0098920] (Bu bitkinin yuvarlak tanesi)
                    • green pea [ENG31-07741507-n] (fresh pea)
                    • nohut [TUR10-0579060] (Bu bitkinin yuvarlak tanesi)
                    • chickpea [ENG31-12536430-n] (the seed of the chickpea plant)
                    • börülce [TUR10-0120020] (Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu)
                    • cowpea [ENG31-12599664-n] (fruit or seed of the cowpea plant)
                    • taze fasulye [TUR10-0754010] (Fasulye bitkisinin taze ve turfanda olanı)
                    • green bean [ENG31-07743844-n] (immature bean pod eaten as a vegetable)
                    • yalancı akasya [TUR10-0660590] (Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı)
                    • locust tree [ENG31-12515651-n] (any of various hardwood trees of the family Leguminosae)
                    • börülce [TUR10-0118790] (Fasulyeye benzer bir bitki)
                    • cowpea [ENG31-12599374-n] (sprawling Old World annual cultivated especially in southern United States for food and forage and green manure)
                    • poy [TUR10-0634640] (Tohumları kırmızıbibere benzeyen, 10-50 cm yükseklikte, karabiberle karıştırılarak pastırma çemeninde kullanılan bir bitki; çemen)
                  • patlıcangiller [TUR10-0619080] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi patlıcan olan, içine domates, biber, patates, tütün vb. bitkileri alan familya) solanaceous vegetable [ENG31-07725752-n] (any of several fruits of plants of the family Solanaceae)
                    • bon otu [TUR10-0113470] (Patlıcangillerden, hekimlikte kullanılan, uyuşturucu ve zehirli, bir veya iki yıllık otsu bir bitki)
                    • domates [TUR10-0217660] (Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin, kırmızı ürünü için yetiştirilen bir bitki)
                      • sırık domatesi [TUR10-0688500] (Dalları sırıkla desteklenerek yetiştirilen, iri, düzgün ve etli meyve veren bir tür domates)
                    • gelin otu [TUR10-0317970] (Patlıcangillerden, kırmızı ve ekşimsi meyvesi idrar söktürücü olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • patlıcan [TUR10-0619050] (Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki) eggplant [ENG31-07728819-n] (egg-shaped vegetable having a shiny skin typically dark purple but occasionally white or yellow)
                      • top patlıcan [TUR10-0782390] (Yuvarlak ve etli patlıcan türü)
                      • kemer patlıcanı [TUR10-0440020] (Bir çeşit ince uzun patlıcan)
                    • tütün [TUR10-0794610] (Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki) tobacco [ENG31-04449965-n] (leaves of the tobacco plant dried and prepared for smoking or ingestion)
                      • Türk tütünü [TUR10-1240390] (Oldukça aromatik, küçük yapraklı, güneşte kurutulan bir tütün türü, oryantal tütün)
                      • üçbudak [TUR10-0806180] (İzmir'de üretilen bir tütün türü)
                    • yaban yasemini [TUR10-0823570] (Patlıcangillerden, sulak yerlerde ve çit kenarlarında yetişen, mor çiçekli, çok yıllık bir bitki)
                    • patlıcan [TUR10-0619060] (Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü)
                    • eggplant [ENG31-07728819-n] (egg-shaped vegetable having a shiny skin typically dark purple but occasionally white or yellow)
                    • domates [TUR10-0217670] (Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü) tomato [ENG31-07749993-n] (mildly acid red or yellow pulpy fruit eaten as a vegetable)
                      • çeri domates [TUR10-1223030] (Lezzetli, misket büyüklüğünde tatlı bir domates çeşidi)
                      • cherry tomato [ENG31-07750268-n] (small red to yellow tomatoes)
                      • cırtatan [TUR10-0983180] (Bir tür küçük domates)
                      • bahçe domatesi [TUR10-0071050] (Tarla ve bahçelerde yapay gübre kullanmadan doğal olarak yetiştirilen domates türü)
                      • kavata [TUR10-0430130] (Sert ve fazla kızarmayan bir domates türü)
                    • bostan patlıcanı [TUR10-0114730] (Az çekirdekli, iri ve yuvarlak bir patlıcan türü)
                  • patates [TUR10-0618290] (Bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastaca zengin, yenebilen yumruları) potato [ENG31-07726361-n] (an edible tuber native to South America)
                    • kumpir [TUR10-0490710] (Patates)
                  • brokoli [TUR10-1223010] (Hardalgillerden, küçük, yeşil yumrular hâlinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir tür sebze)
                  • broccoli rabe [ENG31-07731152-n] (slightly bitter dark green leaves and clustered flower buds)
                  • salatalık [TUR10-0659500] (Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitkinin iri ve yeşil ürünü) cucumber [ENG31-07734217-n] (cylindrical green fruit with thin green rind and white flesh eaten as a vegetable)
                    • kornişon [TUR10-0476320] (Kabuğunun üzeri pürtüklü, lezzetli bir tür turşuluk salatalık)
                    • gherkin [ENG31-07734416-n] (small prickly cucumber)
                    • holotüritler [TUR10-0347170] (Deniz hıyarları)
                  • pancar [TUR10-0612250] (Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü) beet [ENG31-07735584-n] (round red root vegetable)
                    • şeker pancarı [TUR10-0465570] (Ispanakgillerden, etli kökünden şeker elde edilen bir yıllık tarım bitkisi)
                    • sugar beet [ENG31-07735829-n] (white-rooted beet grown as a source of sugar)
                  • yeşillik [TUR10-0851880] (Yeşil ot)
                    • yeşillik [TUR10-0851870] (Marul, maydanoz, tere, roka vb. çiğ yenen sebzelerin genel adı) greens [ENG31-07725078-n] (any of various leafy plants or their leaves and stems eaten as vegetables)
                      • yeşil salata [TUR10-0851930] (Küçük küçük doğranan marul, kıvırcık, aysberg, taze soğan, nane, tere ve salatalığa yağ ve limon karışımı eklenerek yapılan salata) lettuce [ENG31-07739304-n] (leaves of any of various plants of Lactuca sativa)
                        • marul [TUR10-0527110] (Birleşikgillerden, geniş ve uzun olan yeşil yaprakları taze olarak yenilen bir bitki) cos [ENG31-07740237-n] (lettuce with long dark-green leaves in a loosely packed elongated head)
                          • kıvırcık [TUR10-0456120] (Yaprakları kıvırcık bir tür marul)
                      • kuzukulağı [TUR10-1223040] (Karabuğdaygillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları salata olarak kullanılan, çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bir bitki)
                      • sorrel [ENG31-07752347-n] (large sour-tasting arrowhead-shaped leaves used in salads and sauces)
                      • ıspanak [TUR10-0355010] (Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki) spinach [ENG31-11856037-n] (southwestern Asian plant widely cultivated for its succulent edible dark green leaves)
                        • sirken [TUR10-0696070] (Yabani ıspanak)
                      • tere [TUR10-0767050] (Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki)
                      • cress [ENG31-11889820-n] (any of various plants of the family Cruciferae with edible leaves that have a pungent taste)
                  • pırasa [TUR10-0626450] (Zambakgillerden, sapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış sebzesi)
                  • leek [ENG31-12454744-n] (plant having a large slender white bulb and flat overlapping dark green leaves)
                  • havuç [TUR10-0333910] (Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu bir kültür bitkisi; pürçüklü) carrot [ENG31-12958148-n] (perennial plant widely cultivated as an annual in many varieties for its long conical orange edible roots)
                    • kum havucu [TUR10-0490420] (Kumluk yerlerde yetiştirilen bir tür havuç)
                  • kereviz [TUR10-0442480] (Maydanozgillerden, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu bir bitki)
                  • celeriac [ENG31-07746684-n] (thickened edible aromatic root of a variety of celery plant)
                  • bamya [TUR10-0075730] (Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki)
                  • gumbo [ENG31-07749370-n] (long mucilaginous green pods)
                  • bal kabağı [TUR10-0074590] (İçi turuncu, iri ve tatlı bir kabak türü)
                  • pumpkin [ENG31-07751486-n] (usually large pulpy deep-yellow round fruit of the squash family maturing in late summer or early autumn)
                  • turp [TUR10-0788910] (Bu bitkinin yenilen etli kökü)
                  • radish [ENG31-07751663-n] (pungent fleshy edible root)
                  • şalgam [TUR10-0722370] (Bu bitkinin insan ve hayvanlar için besin olarak kullanılan etli ve tatlı kökü)
                  • turnip [ENG31-07751779-n] (root of any of several members of the mustard family)
                  • kabak [TUR10-0392700] (Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü)
                    • armut kabağı [TUR10-0046470] (Ürünü, armut biçiminde olan bir süs kabağı)
                    • asma kabağı [TUR10-0051010] (Bu türün ince uzun, sebze olarak kullanılan ürünü)
                  • biber [TUR10-0100580] (Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü) pepper [ENG31-07736187-n] (sweet and hot varieties of fruits of plants of the genus Capsicum)
                    • dolmalık biber [TUR10-0217180] (Dolma yapmaya uygun, büyük biber türü)
                  • donmuş sebze [TUR10-0218840] (Daha sonra kullanılmak üzere bir kap içinde dondurulmuş taze sebze)
                  • yaş sebze [TUR10-0840370] (Taze sebze)
                  • soya filizi [TUR10-1139910] (Soyanın besleyici değeri yüksek olduğu için çorba ve salatalarda kullanılan yeni sürmüş küçük dalları)
                • askılık [TUR10-0050520] (Asılıp saklanacak sebze, meyve)
              • unlu mamül [TUR10-1246270] () baked goods [ENG31-07637670-n] (foods (like breads and cakes and pastries) that are cooked in an oven)
                • pasta [TUR10-0617620] (İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı) cake [ENG31-07644479-n] (baked goods made from or based on a mixture of flour, sugar, eggs, and fat)
                  • pandispanya [TUR10-0612330] (Yumurta katılarak yapılan şekerli, kabarık, yumuşak bir tür pasta)
                  • sponge cake [ENG31-07647646-n] (a light porous cake made with eggs and flour and sugar without shortening)
                  • elma soslu kek [TUR10-1222670] (Elma sosu içeren kek türü)
                  • applesauce cake [ENG31-07645306-n] (moist spicy cake containing applesauce)
                  • doğumgünü pastası [TUR10-1222680] (Doğumgünlerinde servis edilen, süslenmiş kek)
                  • birthday cake [ENG31-07645597-n] (decorated cake served at a birthday party)
                  • peynirli kek [TUR10-1222690] (Tatlı krem peynir ile yapılan kek türü)
                  • cheesecake [ENG31-07645698-n] (made with sweetened cream cheese and eggs and cream baked in a crumb crust)
                  • çikolatalı kek [TUR10-1222700] (Çikolata içeren kek türü)
                  • chocolate cake [ENG31-07645903-n] (cake containing chocolate)
                  • hindistan cevizli kek [TUR10-1222710] (Rendelenmiş hindistan cevizi içeren kek türü)
                  • coconut cake [ENG31-07646007-n] (cake containing shredded coconut in batter and frosting)
                  • kahveli kek [TUR10-1222720] (Kahveyle servis edilen kek türü)
                  • coffeecake [ENG31-07646121-n] (a cake or sweet bread usually served with coffee)
                  • meyveli kek [TUR10-1222730] (Kurutulmuş meyve, fıstık içeren kek türü)
                  • fruitcake [ENG31-07646959-n] (a rich cake containing dried fruit and nuts and citrus peel and so on)
                  • düğün pastası [TUR10-1222740] (İki yada daha çok katlı, düğünlerde servis edilen süslü pasta türü)
                  • wedding cake [ENG31-07648411-n] (a rich cake with two or more tiers and covered with frosting and decorations)
                  • beyaz kek [TUR10-1222750] (Yumurta sarısı içermeyen kek türü)
                  • white cake [ENG31-07648589-n] (cake made without egg yolks)
                  • baharatlı kek [TUR10-1222760] (Baharat içeren kek türü)
                  • spice cake [ENG31-07648673-n] (cake flavored with spices)
                  • zencefilli çörek [TUR10-1222770] (Zencefil içeren kek türü)
                  • gingerbread [ENG31-07648755-n] (cake flavored with ginger)
                  • kremalı kek [TUR10-1222780] (Kremayla birleştirilmiş birçok katmanı olan kek)
                  • layer cake [ENG31-07648978-n] (cake having layers held together by a sweet filling and usually covered with frosting)
                  • küçük kek [TUR10-1222790] (Küçük süslenmiş kek)
                  • petit four [ENG31-07649249-n] (small (individual) frosted and ornamented cake)
                  • erik püreli kek [TUR10-1222800] (Püre haline getirilmiş erik içeren kek)
                  • prune cake [ENG31-07649352-n] (moist cake containing prunes that have been made into a puree)
                  • ballı kek [TUR10-1222810] (Bal katarak yapılan kek)
                  • honey cake [ENG31-07649915-n] (a spicy cake partially sweetened with honey)
                  • beyaz-siyah kek [TUR10-1222820] (Yarısı vanilyalı, yarısı çikolatalı kek)
                  • marble cake [ENG31-07650015-n] (made of light and dark batter very lightly blended)
                  • susamlı kek [TUR10-1222830] (Susam içeren kek)
                  • seedcake [ENG31-07650214-n] (a sweet cake flavored with sesame or caraway seeds and lemon)
                  • çay keki [TUR10-1222840] (Çayla servis edilen kek yada kurabiye türü)
                  • teacake [ENG31-07650360-n] (any of various small cakes or cookies often served with tea)
                  • mozaik [TUR10-0551300] (Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılan kakaolu pasta)
                  • yaş pasta [TUR10-0840360] (Krem, krema ve yaş meyvelerle yapılmış pasta)
                  • ballı pasta [TUR10-0075020] (Bal ile yapılmış veya içine bal konmuş pasta)
                  • pötifur [TUR10-0635070] (Kuru hamurdan hazırlanan veya arasına krema doldurulan küçük pasta)
                  • turta [TUR10-0789050] (Üzeri yufka kaplı, meyveli veya kakaolu bir pasta çeşidi) pie [ENG31-07641102-n] (dish baked in pastry-lined pan often with a pastry top)
                    • tart [TUR10-0747710] (Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta)
                    • tart [ENG31-07639542-n] (a small open pie with a fruit filling)
                  • bisküvi [TUR10-0108790] (Un, süt, şeker veya tuzla yapılan ince, gevrek kuru pasta türü) cookie [ENG31-07650764-n] (any of various small flat sweet cakes (`biscuit' is the British term))
                    • pötibör [TUR10-0635060] (Bir tür bisküvi)
                    • kedidili [TUR10-0437780] (Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi)
                • ekmek [TUR10-0238960] (Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek) bread [ENG31-07695101-n] (food made from dough of flour or meal and usually raised with yeast or baking powder and then baked)
                  • ramazan pidesi [TUR10-0642160] (Ramazan ayında özel olarak yaptırılan pide)
                  • somun [TUR10-0701710] (Yuvarlak ve şişkin ekmek)
                  • loaf of bread [ENG31-07699531-n] (a shaped mass of baked bread that is usually sliced before eating)
                  • göbüt [TUR10-0301130] (Yuvarlak, yassı, içine yumurta vb. malzemeler konan ekmek)
                  • çavdar ekmeği [TUR10-0154610] (Çavdar ve buğday unu karışımından yapılan ekmek)
                  • rye bread [ENG31-07701475-n] (any of various breads made entirely or partly with rye flour)
                  • çörek [TUR10-0175120] (Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi) bun [ENG31-07696677-n] (small rounded bread either plain or sweet)
                    • gevrek [TUR10-0295230] (Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir tür çörek)
                    • açma [TUR10-0006360] (Bir çeşit susamsız, kalınca, yağlı çörek)
                    • kakırdak poğaçası [TUR10-0400490] (Kakırdaktan yapılan çörek)
                    • simit [TUR10-0693810] (Halka biçiminde, genellikle üzerine susam serpilmiş çörek)
                      • akşam simidi [TUR10-0021850] (İkindiüzeri çıkarılan taze, susamlı simit)
                      • kandil simidi [TUR10-0409390] (Kandil günlerinde yapılıp satılan simit)
                      • halka [TUR10-0323260] (Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit)
                    • paskalya çöreği [TUR10-0617200] (Paskalyada yapılan bir çeşit tatlı çörek)
                    • kuru pasta [TUR10-0495410] (Tuzlu veya tatlı, kremasız çörek)
                      • beze [TUR10-0098790] (Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılan bir çeşit kuru pasta)
                      • meringue [ENG31-07636749-n] (sweet topping especially for pies made of beaten egg whites and sugar)
                    • kandil çöreği [TUR10-0409260] (Kandil günlerinde yapılıp satılan çörek)
                    • kete [TUR10-0446360] (Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek)
                    • tandır çöreği [TUR10-0743340] (Tandırda pişirilen çörek)
                    • kül çöreği [TUR10-0501150] (Külde pişirilen çörek)
                    • bişi [TUR10-0108860] (Çörek, tatlı bir ekmek türü)
                    • hamursuz [TUR10-0325540] (Hamursuz Bayramı dolayısıyla Yahudilerin yapıp yedikleri bir çeşit mayasız çörek)
                    • poğaça [TUR10-0631810] (İçine peynir, kıyma vb. konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek)
                  • francala [TUR10-0279570] (İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek)
                  • bun [ENG31-07696677-n] (small rounded bread either plain or sweet)
                  • mısır ekmeği [TUR10-0543460] (Mısır unu, tuz ve suyun karışımı yoluyla yapılan hamurun bir kap içinde pişirilmesiyle hazırlanan ekmek türü)
                  • brown bread [ENG31-07696506-n] (dark steamed bread made of cornmeal wheat and flour with molasses and soda and milk or water)
                  • tost ekmeği [TUR10-0784040] (Tost yapmada kullanılan ekmek)
                  • toast [ENG31-07702618-n] (slices of bread that have been toasted)
                  • kraker [TUR10-0882480] (Bir tür gevrek ve tuzlu bisküvi)
                  • cracker [ENG31-07697671-n] (a thin crisp wafer made of flour and water with or without leavening and shortening)
                  • galeta [TUR10-1222900] (Fırında iyice pişirilerek kurutulan çeşitli biçimde unlu yiyecek)
                  • breadstick [ENG31-07696262-n] (a crisp stick-shaped roll)
                  • normal ekmek [TUR10-1222910] (Tamamı beyaz undan yapılmış ekmek türü)
                  • dark bread [ENG31-07698061-n] (bread made with whole wheat flour)
                  • mayasız ekmek [TUR10-1222920] (Mayalanmamış hamurdan yapılmış ekmek türü)
                  • flatbread [ENG31-07698369-n] (any of various breads made from usually unleavened dough)
                  • sarmısaklı ekmek [TUR10-1222930] (Sarımsaklı yağ sürülüp fırına verilerek servis edilen ekmek türü)
                  • garlic bread [ENG31-07698553-n] (French or Italian bread sliced and spread with garlic butter then crisped in the oven)
                  • üzümlü ekmek [TUR10-1222940] (Kurutulmuş üzüm içeren ekmek türü)
                  • raisin bread [ENG31-07700262-n] (bread containing raisins)
                  • hamburger ekmeği [TUR10-1222950] (Hamburger yapımında kullanılan, genellikle yuvarlak olan ekmek)
                  • hamburger bun [ENG31-07705897-n] (a round bun shaped to hold a hamburger patty)
                  • baget [TUR10-0067950] (Düşük gramajlı ince, uzun ekmek)
                  • zengin ekmek [TUR10-0872710] (İçine çeşitli vitaminlerin eklendiği, kepeği alınmamış ekmek)
                  • peksimet [TUR10-0621770] (Pişirildikten sonra dilimler halinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek)
                    • kırıkkırak [TUR10-1256100] (Uzunca çubuk biçiminde gevrek peksimet)
                    • beypazarı kurusu [TUR10-0964710] (Genellikle baklava dilimindeki peksimet)
                  • ev ekmeği [TUR10-0259440] (Ev tipi fırınlarda veya tandırlarda mayalı hamurdan pişirilen çeşitli boyda ve kalınlıkta ekmek)
                  • kuru ekmek [TUR10-0494470] (Katıksız ekmek)
                  • köy ekmeği [TUR10-0485190] (Tandır, sac, fırın ve benzerinde pişirilen bir tür pide veya somun)
                  • kruton [TUR10-0487200] (Yağda veya fırında kızartılan küçük küp biçimindeki ekmek parçası)
                  • fodla [TUR10-0277170] (Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek)
                  • kanepe [TUR10-0409450] (Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek)
                  • tahinli ekmek [TUR10-0737790] (Mayalanmış hamurun 1-2 cm kalınlığında açılıp üzerine şekerlendirilmiş tahinin serilmesiyle elde edilen malzemenin fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür ekmek)
                  • tam ekmek [TUR10-0742710] (Geleneksel mayalama tekniği ile üretilen, kepeği alınmamış ekmek)
                  • tandır ekmeği [TUR10-0743350] (Tandırda pişirilen ekmek)
                    • toplama [TUR10-0781150] (Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği)
                  • taş ekmek [TUR10-0749840] (İçi taş döşeli fırında pişmiş olan ekmek)
                  • tava ekmeği [TUR10-0752240] (Tavada pişirilen ekmek)
                  • tayın [TUR10-0753670] (Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek)
                  • tayın [TUR10-0753660] (Asker ekmeği)
                  • ebeleme [TUR10-0233410] (Mayalı hamuru bezelere ayırarak yufka durumuna getirip sac üzerinde pişirdikten sonra alt ve üst kısımlarının yağlanmasıyla yapılan ekmek)
                  • er ekmeği [TUR10-0249730] (Kocanın getirdiği ekmek)
                  • çarşı ekmeği [TUR10-0152620] (Çarşıda satılan, has undan yapılmış ekmek türü)
                  • dürüm ekmeği [TUR10-0230010] (Dürüm yapmakta kullanılan ekmek)
                  • lavaş [TUR10-0508370] (Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü)
                  • tost [TUR10-0784010] (İçine peynir, sucuk vb. konularak özel makinesiyle gevretilip kızartılmış ekmek)
                    • yengen [TUR10-0848660] (İçine peynir ve sucuk konularak hazırlanan tost)
                  • arpa ekmeği [TUR10-0940990] (Arpa unundan yapılan ekmek)
                  • sac ekmeği [TUR10-0679270] (Mayalanmış hamurun oklava ile daire şeklinde açılıp sac üzerinde pişirilmesiyle elde edilen ekmek)
                  • katmerli [TUR10-0429250] (Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği)
                  • halk ekmeği [TUR10-0323640] (Belediyelerce indirimli fiyata satılan ekmek)
                  • yufka ekmeği [TUR10-0861790] (Pideden daha ince açılan bir çeşit ekmek)
                  • yufka [TUR10-0861750] (Sacda pişen bir ekmek türü)
                  • baston francala [TUR10-0080530] (İnce, uzun ekmek)
                  • bazlama [TUR10-0087670] (Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek)
                  • bazlama [TUR10-0087680] (Tatlısı bol, kalın gözleme)
                  • bazlamaç [TUR10-0087690] (Bazlama)
                  • mayalı [TUR10-0530010] (Daire şeklinde açılan mayalanmış hamurun, sac veya fırında pişirilmesiyle elde edilen ekmek)
                  • meke [TUR10-1096990] (Mısır unundan yapılan ekmek)
                  • şepit [TUR10-0728260] (Hamurdan çok ince açılarak sacda pişirilen ekmek)
                  • glüten ekmeği [TUR10-0300270] (Şeker hastalığı olanlar için yapılan nişastasız ekmek)
                • hamur işi [TUR10-0325440] (Hamurdan yapılan yiyeceklerin genel adı) pastry [ENG31-07638317-n] (any of various baked foods made of dough or batter)
                  • börek [TUR10-0119860] (Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi)
                    • bohça böreği [TUR10-0112180] (Bohça biçiminde katlanarak içine peynir, kıyma, patates vb. maddeler konarak yapılan bir çeşit börek)
                    • boyoz [TUR10-0116970] (Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir çeşit börek)
                    • fincan böreği [TUR10-0274550] (Tepsiye serildikten sonra fincan ağzı biçiminde bir kalıpla yuvarlaklar kesilerek yapılan bir çeşit börek)
                    • katmer [TUR10-0429180] (Yağda veya sacda pişirilen bir tür börek)
                    • muska böreği [TUR10-0556790] (İçine peynir, kıyma vb. konularak üçgen biçiminde katlanan bir tür börek)
                    • puf böreği [TUR10-0637780] (Mayalı hamurdan elde edilen yufkanın arasına peynir veya kıyma konularak yapılan ve tavada kızartılan bir çeşit börek)
                    • sac böreği [TUR10-0653140] (Mayalanmış hamurun yufka halinde açılıp içine kıyma, ıspanak, kavrulmuş soğan vb. malzeme konulmasıyla yapılan ve sacda pişirilen bir tür börek)
                    • su böreği [TUR10-0710430] (Fırına koymadan önce yufkaları suda haşlanan, katları arasına peynir, kıyma konarak hazırlanan bir tür börek)
                    • kömbe [TUR10-0481430] (Un, tuz ve yağ ile yoğrulan kızgın sacda veya fırında pişirilen ekmek)
                    • Tatar böreği [TUR10-0751180] (Haşlanmış yufka parçalarına yoğurt ve bazen kıyma katılıp üzerine kızgın yağ gezdirilerek yapılan yemek)
                    • sigara böreği [TUR10-0691420] (Yufka arasına peynir veya kıyma koyduktan sonra sigara gibi sarılıp tavada kızartılan börek)
                      • kumuç [TUR10-0490880] (İçine et veya peynir konarak yapılan bir çeşit sigara böreği)
                    • sultan böreği [TUR10-0711800] (Yufka aralarına hafifçe pişirilmiş kuşbaşı et, soğan ve dil peyniri katılarak fırında hazırlanan bir börek)
                    • peynirli börek [TUR10-0626150] (Maydanoz ve peynirin karışımının yufkalar arasına serilmesiyle yapılan börek türü)
                    • altüst böreği [TUR10-0031420] (Önce bir yüzü, sonra öbür yüzü kızartılarak pişirilen börek)
                    • patlıcan böreği [TUR10-0619070] (Hafif pişirilmiş ve boylamasına iki veya üçe bölünmüş maydanoz, domates, yumurta ve kıyma karışımının eklenmesi ve fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                    • talaş böreği [TUR10-0741640] (İçine pişirilmiş kuşbaşı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek)
                    • kıstırma [TUR10-0454890] (İçerisine peynir, kıyılmış et vb. konularak sac üzerinde pişirilen börek)
                    • kıymalı börek [TUR10-0457970] (Soğan ve çeşitli baharatlar katılmasıyla hazırlanan kavrulmuş kıymanın iç olarak kullanıldığı börek türü)
                    • tandır böreği [TUR10-0743330] (Tandırda pişirilen börek)
                    • tava böreği [TUR10-0752230] (Tavada pişirilen börek)
                    • kol böreği [TUR10-0468370] (Bütün yufkanın içine kıyma, peynir, patates, ıspanak vb. konulup kol biçiminde sarılarak tepsiye döşenen ve fırında pişirilen bir börek türü)
                    • çoban böreği [TUR10-0171480] (Haşlanmış patateslerin sütle püre durumuna getirilip doğranmış soğanla kavrulmasından sonra üzerine et suyu, kıyma ve nane eklenerek pişirilmesiyle hazırlanan börek)
                    • çiğ börek [TUR10-0167730] (Çiğ kıyma, soğan ve baharat karışımının açılmış yufkaya konulup yağda kızartılmasıyla yapılan börek)
                    • mortadella [TUR10-0550730] (Bir tür İtalyan sucuğu ve böreği)
                    • orospu böreği [TUR10-0591240] (El ayası büyüklüğünde hazırlanmış hamurun içine kıyma konarak tavada aceleyle pişirilen börek türü)
                    • gül böreği [TUR10-1040000] (İçine peynir, kıyma veya patates konulan yufkanın suda ıslatıldıktan sonra gül biçimine getirilerek fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir tür börek)
                    • ıspanaklı börek [TUR10-0355050] (Haşlanan ıspanağın suyu süzüldükten sonra yağ, soğan ve salçayla karıştırılıp hamurun içine konulmasıyla hazırlanan ve pişirilen börek)
                  • kalburabastı [TUR10-0401760] (Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü)
                  • peynirli [TUR10-0626140] (İçinde peynir bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri)
                  • hamur tatlısı [TUR10-0325570] (Hamurla yapılan tatlıların genel adı)
                    • bülbülkonağı [TUR10-0127820] (Bir tür hamur tatlısı)
                    • bülbülyuvası [TUR10-0127850] (Daire biçiminde, ortası çukur ve bu çukur yere piştikten sonra dövülmüş Antep fıstığı konulan bir tür hamur tatlısı)
                    • hanımgöbeği [TUR10-0326240] (Bir tür hamur tatlısı)
                    • hurma tatlısı [TUR10-0350220] (Hurma biçimi verilerek yapılan bir çeşit hamur tatlısı)
                    • parmak tatlısı [TUR10-0326280] (Parmak biçiminde yapılan bir tür hamur tatlısı)
                    • samsa [TUR10-0662050] (Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı)
                    • sarığıburma [TUR10-0666050] (Burma sarık biçimi verilmiş bir çeşit hamur tatlısı)
                      • burma [TUR10-0125320] (Sarığıburma tatlısının bir adı)
                    • şekerpare [TUR10-0727300] (Bir tür hamur tatlısı)
                    • vezirparmağı [TUR10-0819060] (Bir tür hamur tatlısı)
                    • kadıngöbeği [TUR10-0396660] (Kızartılarak yapılan, ortası çukurca, bir tür yumurtalı hamur tatlısı)
                    • mafiş [TUR10-0517050] (Bir çeşit yumurtalı ve hafif hamur tatlısı)
                    • dilberdudağı [TUR10-0205060] (Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı)
                    • lalanga [TUR10-0506450] (Yağda kızartılarak üzerine şeker veya şerbet dökülen bir hamur tatlısı)
                    • şambaba [TUR10-0722780] (Bir çeşit hamur tatlısı)
                  • pastırmalı [TUR10-0617870] (İçinde pastırma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri)
                  • patatesli [TUR10-0618370] (İçinde patates bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri)
                  • kıymalı [TUR10-0457950] (İçinde kıyma bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri)
                  • batonsale [TUR10-0085560] (Tuzlu hamurdan yapılan ince uzun çubuk)
                  • sucuklu [TUR10-0710560] (İçinde sucuk bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri)
                  • gözleme [TUR10-0229620] (Sacda, yağda kızartılan, tatlı veya tuzlu bir hamur işi)
                  • pancake [ENG31-07655812-n] (a flat cake of thin batter fried on both sides on a griddle)
                  • tatlı hamurişi [TUR10-1222660] (Un, yağ veya badem, fıstık gibi şeylerle yapılan ve fırında pişirilen şekerli yiyecek) pastry [ENG31-07638317-n] (any of various baked foods made of dough or batter)
                    • baklava [TUR10-0072810] (Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tür tatlı) baklava [ENG31-07643399-n] (rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey)
                      • Antep baklavası [TUR10-0039040] (Gaziantep yöresinde yapılan ünlü bir çeşit baklava)
                      • Beypazarı baklavası [TUR10-0098500] (Tülbent inceliğinde açılan seksen kat yufkanın arasına sıvı yağ ve tereyağı karışımı dökülüp kırkıncı katına bol ceviz konularak hazırlanan ve orta ateşli taş fırında yavaş yavaş pişirilen, Beypazarı'na özgü baklava)
                      • şöbiyet [TUR10-0733650] (İnce yufkaların içine kaymak konulup üstüne dövülmüş fıstık serpilerek yapılan bir tür baklava)
                • kek [TUR10-0438310] (Ana maddeleri yumurta, un ve şeker olan, içerisine kuru üzüm, kakao, fındık vb. konularak fırında pişirilen tatlı çörek) cake [ENG31-07644479-n] (baked goods made from or based on a mixture of flour, sugar, eggs, and fat)
                  • kurabiye [TUR10-0491560] (Un, yağ, badem, fıstık vb. ile yapılan, şekerli küçük çörek) cookie [ENG31-07650764-n] (any of various small flat sweet cakes (`biscuit' is the British term))
                    • acı badem kurabiyesi [TUR10-0002620] (İrmik ve şekerle yoğrularak üzerine acı badem konduktan sonra fırında pişirilen bir çeşit kurabiye)
                    • kuşlokumu [TUR10-0497170] (Yumurta, un ve şekerle yapılan bir tür kurabiye)
                  • gofret [TUR10-0300410] (Üzeri petek biçiminde, arasında krema bulunan, bisküviye benzer tatlı, hafif bir yiyecek)
                  • waffle [ENG31-07657308-n] (pancake batter baked in a waffle iron)
                  • kakaolu kek [TUR10-0400310] (İçinde ağırlıklı olarak kakao bulunan kek)
                  • üzümlü kek [TUR10-0812020] (İçine üzüm konularak yapılan kek)
                  • çaylı kek [TUR10-0155480] (İçine çay karıştırılarak yapılan kek)
                  • sade kek [TUR10-0653950] (İçine katkı ve süs maddesi katılmadan yapılan kek)
                  • krep [TUR10-0486220] (Yumurta, süt, un ile tavada kızartılarak yapılan, küçük yuvarlak tatlı veya tuzlu yiyecek)
                  • pancake [ENG31-07655812-n] (a flat cake of thin batter fried on both sides on a griddle)
              • makarna [TUR10-0520090] (İrmik veya una yumurta karıştırılarak hazırlanmış türlü biçimlerdeki kuru hamur) pasta [ENG31-07714660-n] (shaped and dried dough made from flour and water and sometimes egg)
                • yüksük makarna [TUR10-0866000] (Yüksük biçiminde olan makarna)
                • düdük makarnası [TUR10-0228090] (İçi delik makarna)
                • macaroni [ENG31-07716709-n] (pasta in the form of slender tubes)
                • erişte [TUR10-0250700] (İnce şeritler halinde kesilip kurutulmuş hamur)
                • noodle [ENG31-07715329-n] (a ribbonlike strip of pasta)
                • tel şehriye [TUR10-0761980] (Açılan hamurun ince tel biçiminde kesilip kurutulmasıyla elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü)
                • vermicelli [ENG31-07716613-n] (pasta in strings thinner than spaghetti)
                • spagetti [TUR10-0707860] (Çeşitli soslarla yapılan İtalyan makarnası)
                • spaghetti [ENG31-07715748-n] (spaghetti served with a tomato sauce)
                • lazanya [TUR10-0508700] (Bir tür İtalyan makarnası)
                • lasagna [ENG31-07716798-n] (very wide flat strips of pasta)
                • burgu makarna [TUR10-0125070] (Burgu biçiminde dökülmüş ve fırınlanmış makarna)
                • mantı [TUR10-0524870] (Bu hamur parçalarıyla hazırlanan yemek)
                  • yağ mantısı [TUR10-0825170] (Hamuru kalın ve çay tabağı büyüklüğünde bohçalar halinde hazırlanan, bol yağlı olarak pişirilen bir tür mantı)
                  • kırcı mantı [TUR10-0450300] (Küçük ve içi iyi doldurulmuş mantı)
                  • çiftlik mantısı [TUR10-0991310] (Sertçe yoğrulmuş ceviz iriliğindeki hamur parçalarının çay tabağı büyüklüğünde açılmasından sonra içine kıyma, soğan, pazı, havuç, tuz ve karabiber konup tavada pişirilmesiyle hazırlanan bir tür yemek)
                • fiyonk makarna [TUR10-0276240] (Biçimi fiyonga benzeyen makarna)
                • çubuk makarna [TUR10-0176070] (İnce, uzun, çubuk biçiminde dökülmüş ve fırınlanmış makarna)
                • şerit makarna [TUR10-0729170] (Uzun ve ince makarna)
              • balık eti [TUR10-0074210] (Omurgalılardan, suda yaşayan hayvanların yumuşak ve açık renkli eti) fish [ENG31-07791351-n] (the flesh of fish used as food)
                • ançüez [TUR10-0036000] (Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalye veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme)
                • anchovy [ENG31-07799643-n] (tiny fishes usually canned or salted)
                • fıçı balığı [TUR10-0270150] (Fıçıya istif edilmiş balık tuzlaması)
                • tütün balığı [TUR10-0794640] (Tütsü ile kurutulmuş balık)
              • su ürünleri [TUR10-0714150] (Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ve hayvanlar ile bunların yumurtaları) seafood [ENG31-07792842-n] (edible fish (broadly including freshwater fish) or shellfish or roe etc)
                • balık yumurtası [TUR10-0074490] (Balıkların genellikle sığ yerlere bıraktıkları, üremelerini sağlayan yumurta)
                  • havyar [TUR10-0334070] (Genellikle mersin balığının salamura edilmiş yumurtası)
                  • caviar [ENG31-07815555-n] (salted roe of sturgeon or other large fish)
              • ağartı [TUR10-0011500] (Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler)
              • iftariye [TUR10-0362040] (İftar için hazırlanmış çerez ve yiyecek)
              • iftariyelik [TUR10-0362050] (Ramazanda iftar açmak için ilk ağızda yenilecek ve içileceklerin tümü)
              • iftarlık [TUR10-0362060] (Oruç açmak için hazırlanan yiyecek)
              • iftarlık [TUR10-0362070] (Oruç tutan kişi için alınan hediye, yiyecek veya çerez)
              • iftar yemeği [TUR10-0362130] (Ramazanda oruç açmak için hazırlanan yiyecek ve içeceklerin tümü)
              • kahvaltı [TUR10-0399470] (Bu biçimde düzenlenmiş yemek)
              • kebap [TUR10-0437060] (Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek)
                • yufka kebabı [TUR10-0861800] (Yufka ile etten yapılan bir tür kebap)
                • kağıt kebabı [TUR10-0398690] (Kemiksiz koyun eti, domates, biber, soğan ve baharat karışımının yağlı kâğıt içerisine konarak fırında pişirilmesi yoluyla hazırlanan bir kebap türü)
                • şiş kebap [TUR10-0732750] (Şişe takılarak pişmiş kebap)
                • kabob [ENG31-07885751-n] (cubes of meat marinated and cooked on a skewer usually with vegetables)
                • tas kebabı [TUR10-0749190] (Yağsız kuşbaşı etlerin üzerine tas kapatılıp pirinç, soğan, patates vb. malzeme ile hazırlanan bir tür yemek)
                • Tokat kebabı [TUR10-0779070] (Tokat yöresine özgü, domates, biber, patlıcan ve etle özel fırınlarda yapılan bir kebap türü)
                • yoğurtlu kebap [TUR10-0857940] (Dilimlenmiş küçük pide, yoğurt ve etten oluşan bir tür yemek)
                • Urfa kebabı [TUR10-0799760] (Urfa yöresinde sevilen ve oradan Türk mutfağına kazandırılan bir tür kebap)
                • testi kebabı [TUR10-0770010] (İçi et ve sebze ile doldurularak ağzı hamurla sıvanmış testinin ocak veya fırına verilmesi ile pişirilen bir tür kebap)
                • patlıcan kebabı [TUR10-0619120] (Küçük küçük doğranmış kemiksiz koyun etinin domates, patlıcan, soğan karışımıyla birlikte kısık ateşte pişirilmesinden sonra karabiber, yenibahar ve tuz eklenip orta sıcaklıktaki fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                • patlıcan kızartması [TUR10-0619130] (Kabuğu soyulduktan sonra ince dilimlenmiş patlıcanın sıvı yağda yapılan kızartması)
                • kuyu kebabı [TUR10-0498940] (Toprak altında özel olarak kazılıp hazırlanmış kuyuda pişirilen çebiç veya kuzu etinden yapılan kebap)
                • tike kebabı [TUR10-1161960] (Koyun eti ve kuyruk yağının kömürde pişirilmesiyle yapılan, üzerine baharatlardan oluşan sos dökülen bir tür kebap)
                • cağ kebabı [TUR10-0130380] (Oltu yöresine özgü, yatay olarak kızartılan ve şişe geçirilip küçük küçük kesilen bir tür kebap)
                • Manisa kebabı [TUR10-0524160] (Manisa yöresine özgü bir kebap türü)
                • tantuni [TUR10-0745070] (Kuşbaşından daha küçük et parçalarının soğan, biber, maydanoz, domates vb. ile bir sac üzerinde pişirilmesi sonunda hazırlanan kebap türü)
                • fırın kebabı [TUR10-0271240] (Büyük tencerelere yerleştirilerek fırında pişirilen et yemeği, et kebabı)
                • cartlak kebabı [TUR10-0982100] (Şişe dizilen kuşbaşı biçimindeki ciğerin ve kuyruk yağının üzerine tuz, karabiber ve kimyon ekilerek kömür ateşinde pişirilmesiyle hazırlanan bir tür kebap)
                • ciğer sarma [TUR10-0140320] (İnce kıyılmış akciğer ve karaciğer, pirinç, yağ, çam fıstığı, kuş üzümü, yeşil soğan, yumurta ve baharat karışımıyla fırında pişirilen bir kebap türü)
                • çoban kebabı [TUR10-0171540] (Tas kebabına benzeyen yoğurtlu et yemeği)
                • çiftlik kebabı [TUR10-0991290] (Soğan ve biberle kavrulan kuzu etinin çeşitli baharat karıştırılarak kendi suyunda pişirilmesiyle yapılan bir tür kebap)
                • çömlek kebabı [TUR10-0174780] (Çömlek içinde pişirilen et yemeği)
                • çöp kebabı [TUR10-0174900] (Kısa ve ince ağaç şişlere geçirilerek pişirilen et kebabı)
                • çöp şiş [TUR10-0993610] (Kuşbaşı et parçalarının ince çubuklara dizilerek hazırlanmasıyla yapılan şiş kebabı)
                • döner [TUR10-0221490] (Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap)
                  • yaprak döner [TUR10-0834850] (İçinde sıkıştırılmış kıyma veya et bulunan, piştikten sonra enli olarak kesilen döner kebap)
                • sac kebabı [TUR10-0653170] (Sac üzerinde ateşte pişirilen kebap)
                • yayla kebabı [TUR10-1180860] (Tereyağı ile kızartılmış pide parçalarının üzerine yoğurt konup karabiber ve tuz ile yoğrulmuş ve şişte kızartılmış köftenin üzerine fırında pişirilmiş kuzu budu parçaları konarak hazırlanan bir tür kebap)
                • bahçıvan kebabı [TUR10-0952660] (Küçük parçalar halinde kuzu eti, havuç, patates, bezelye kullanılarak hazırlanan bir tür yemek)
                • kazan kebabı [TUR10-1075560] (Verevine doğranmış patlıcanların arasına köfte konulup salçalı suyla kısık ateşte pişirilmesiyle hazırlanan bir tür kebap)
                • beyti kebabı [TUR10-0964740] (Dürüm ekmeğine sarılarak dilimlenmiş Adana kebabı)
                • biryan [TUR10-0108570] (Tandırda susuz pişirilen kebap)
                • bostan kebabı [TUR10-0114690] (Kuzu inciğinin patlıcan ve yeşilliklerle güveçte pişirilmesiyle yapılan kebap)
                • şiş kebabı [TUR10-1147950] (Şişe takılarak pişirilmiş kebap)
                • orman kebabı [TUR10-0590880] (Tas kebabına benzer bir çeşit et yemeği)
                • simit kebabı [TUR10-1136940] (Az yağlı kıyma, köftelik bulgur, soğan, sarımsak ve baharat kullanılarak hazırlanan karışıma köfte biçimi verildikten sonra şişte pişirilen bir tür kebap)
                • soğan kebabı [TUR10-1138050] (Gaziantep ve Hakkâri yöresinde, başları kesilmiş soğan ve ceviz büyüklüğünde kıyma topaklarının tepsiye dizilip fırınlanmasıyla yapılan bir tür kebap)
                • islim kebabı [TUR10-1060420] (Beyaz veya kırmızı etin dilimlenmiş ve kızartılmış patlıcana bohça gibi sarılarak fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir tür kebap)
              • kalya [TUR10-0406120] (Sadeyağ ile pişirilen bir çeşit kabak veya patlıcan yemeği)
              • kuru [TUR10-0494370] (Kuru olan şey)
                • kak [TUR10-0400120] (Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu)
                • üzüm kurusu [TUR10-0812000] (Çeşitli yöntemlerle kurutulmuş üzüm)
              • sote [TUR10-0704460] (Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılan yemek)
              • pilaki [TUR10-0627730] (İçine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç vb. katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak yenen yemek)
                • fasulye pilakisi [TUR10-0265720] (Kuru fasulyenin pişirilmesi ile yapılan pilaki)
                • barbunya pilakisi [TUR10-0954760] (Barbunyanın pişirilmesi ile yapılan pilaki)
              • pişi [TUR10-0629470] (Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir tür yiyecek)
              • piyaz [TUR10-0630360] (Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılan fasulye salatası)
                • fasulye piyazı [TUR10-0265730] (Haşlanmış kuru fasulye ile katı yumurta ve kuru soğan karışımı piyaz)
              • piyaz [TUR10-0630370] (Kebap, ızgara köfte, balık ve benzerinin yanına katılan, ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan)
              • alaminüt yemek [TUR10-0024090] (Kolayca hazırlanıp tüketilebilen yemek)
              • bumbar [TUR10-0124150] (Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılan yemek)
              • patates sufle [TUR10-0618400] (Yumurta çırpıldıktan sonra patates ezmesi karıştırılarak kabarıncaya kadar pişirilen yemek)
              • patlıcan oturtması [TUR10-0619150] (Dilimlenmiş ve kızartılmış patlıcan üzerine kavrulmuş kıyma, domates ve sebze eklenerek pişirilen yemek)
              • yağlama [TUR10-0824580] (Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek)
              • ev yemeği [TUR10-0261040] (Evde yapılan yemek)
              • kuskus [TUR10-0496050] (Un, süt, yumurta, bulgur ile yapılan ufak ve yuvarlak taneler biçiminde kurutulmuş hamur)
              • kuru yemiş [TUR10-0541870] (Fındık, fıstık, leblebi gibi yemek dışında yenilen yiyecekler)
                • kabak çekirdeği [TUR10-0392800] (Genellikle vakit geçirmek için yenilen kuru yemiş çeşidi)
                • kavurga [TUR10-0431400] (Buğday, mısır vb. tahılların kuru yemiş gibi yenilmek için ateşte kavrulmuşu)
                • leblebi [TUR10-0508890] (Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut)
                  • sakız leblebisi [TUR10-0658410] (Bir tür kabuklu beyaz leblebi)
              • kuru fasulye [TUR10-0494500] (Fasulye tohumundan yapılan etli veya etsiz salçalı, sulu yemek)
                • kuru [TUR10-0494360] (Kuru fasulye)
              • haşlanmış yumurta [TUR10-1223470] (Kabuğu soyulmadan haşlanan yumurta) boiled egg [ENG31-07857471-n] (egg cooked briefly in the shell in gently boiling water)
                • paskalya yumurtası [TUR10-0617210] (Paskalyada Hristiyanların çeşitli renklere boyadıkları yumurta)
                • Easter egg [ENG31-07857776-n] (a colored hard-boiled egg used to celebrate Easter)
                • katı yumurta [TUR10-0513950] (Suda çok kaynatılmış kabuklu yumurta)
              • çorba [TUR10-0173600] (Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek) soup [ENG31-07598762-n] (liquid food especially of meat or fish or vegetable stock often containing pieces of solid food)
                • tarhana çorbası [TUR10-0746940] (İçine tarhana katılarak hazırlanan çorba)
                • toyga çorbası [TUR10-0784260] (Yoğurtla yapılan bir tür çorba)
                • yayla çorbası [TUR10-0843430] (Yoğurt, un, yumurta sarısı, yağ vb. maddelerle pişirilen çorba)
                • yoğurt çorbası [TUR10-0857870] (Yoğurt, nane, pirinç ve yağ karışımıyla hazırlanan bir tür çorba)
                • çatal aşı [TUR10-0152880] (Yeşil mercimek, kuru barbunya, dövme soğan, tereyağı ve baharat kullanılarak hazırlanan bir çorba türü)
                • yarma çorbası [TUR10-0838190] (Yarma buğday ile yapılmış bir tür çorba)
                • göce [TUR10-0301150] (Yarılmış ve kırılmış bulgurdan yapılan çorba)
                • pirinç çorbası [TUR10-0628580] (Pirinç ile pişirilen çorba)
                • bulgur çorbası [TUR10-0123380] (Domates, bulgur, yeşilbiber, soğan, tereyağı ve salça kullanılarak hazırlanan bir çorba türü)
                • arabaşı [TUR10-0041550] (Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba)
                • ezogelin çorbası [TUR10-0262590] (Et veya tavuk suyuna kırmızı mercimek, yağ, nane, karabiber, kırmızıbiber karıştırılarak pişirilen ve Anadolu'da yaygın olan bir tür çorba)
                • paça [TUR10-0610150] (Bu ayaktan yapılan çorba)
                • patates çorbası [TUR10-0618330] (Patates, salça, tereyağı, nane ve kırmızıbiber karışımının pişirilmesiyle yapılan bir çorba türü)
                • kuskus çorbası [TUR10-0496060] (Kuskus kullanılarak yapılan çorba)
                • köylü çorbası [TUR10-0485350] (Tavuk eti, pırasa, patates, kereviz, havuç ve şalgamın un ve yağ karışımına yedirilip bol suda pişirilmesiyle yapılan bir çorba türü)
                • krema [TUR10-0486140] (Kevgirden geçirilmiş, krema veya sütle koyulaştırılmış çorba)
                • karalahana çorbası [TUR10-0416870] (Karalahana yapraklarının ince ince kıyılmasından sonra tereyağı, kuru fasulye, mısır yarması ve baharat ile pişirilmesiyle hazırlanan sulu bir yemek)
                • mantar çorbası [TUR10-0524650] (Mantarların pişirilmesinden sonra unun yoğurtla karışımının tereyağı, sarımsak ile birlikte bol su içinde kaynatılmasıyla yapılan bir çorba türü)
                • tandır çorbası [TUR10-1151450] (Nohut, rendelenmiş patates ve bulgur karışımıyla hazırlanan bir tür çorba)
                • Tatar çorbası [TUR10-0751240] (Unun hafifçe kavrulmasından sonra soğan, domates, patates vb. malzeme ile hazırlanan bir tür çorba)
                • kış çorbası [TUR10-1080730] (İnce dilimlenmiş mantar, havuç, pırasa ve kerevizin tavuk suyunda pişirilip üstüne sarımsak, kırmızıbiber, maydanoz ve karabiberden oluşan karışımın dökülmesiyle hazırlan bir tür yemek)
                • egzotik çorba [TUR10-0235940] (Ana malzemesi deniz kırlangıcı, kaplumbağa vb. deniz ürünleri olan bir çorba türü)
                • ekşili çorba [TUR10-0240420] (Nohut, dövme, kırmızı mercimek, patlıcan, sumak ekşisi, sarımsak, yağ ve baharat kullanılarak hazırlanan bir çorba türü)
                • terbiyeli çorba [TUR10-0766800] (Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen çorba)
                • terbiyeli köfte [TUR10-0766820] (Çeşitli katkı maddeleriyle lezzetli hâle getirilen köfte)
                • terbiyeli köfte [TUR10-0766810] (Kıyma, ekmek içi, soğan, maydanoz ve baharat karışımının unlandıktan sonra kaynamakta olan su ve tuz içinde pişirilmesi ve limon suyu ile yumurtanın çırpılarak azar azar üzerine dökülmesiyle yapılan bir köfte türü)
                • dalyan çorbası [TUR10-0181410] (Çeşitli taze balıklardan yapılan bol soğanlı çorba)
                • domates çorbası [TUR10-0217680] (Ana maddesi domates suyu olan çorba)
                • düğün çorbası [TUR10-0228630] (Et, un, yoğurt katılarak özellikle düğünlerde yapılan ve üzerine kızgın yağ dökülen çorba çeşidi)
                • katıklı aş [TUR10-0427770] (Bulgur veya yarmadan yapılan yoğurtlu çorba)
                • tutmaç [TUR10-0789850] (Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba)
                • tükenmez [TUR10-0792240] (Peynirli bir tür çorba)
                • un çorbası [TUR10-0799280] (Un ve suyun karıştırılıp ateşte on dakika pişirilmesi ve daha sonra süt ve yumurta sarısıyla terbiye edilmesi yoluyla yapılan çorba)
                • yarma [TUR10-0838150] (Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılan bir tür çorba)
                • bahçıvan çorbası [TUR10-0952650] (Kaynayan et suyuna pirinç, havuç, ıspanak, patates ve kereviz eklenmesi ile hazırlanan bir yemek türü)
                • balık çorbası [TUR10-0074190] (Suda pişirilip kılçıkları ayıklanmış, incecik kıyılmış balık ile soğan, yağ, havuç, pul biber, patates ve domatesten hazırlanan bir çorba türü)
                • mercimek çorbası [TUR10-0536280] (Ana malzemesi kırmızı, yeşil ve sarı mercimekten oluşan, soğan, un, tereyağı, et suyu, tuz, kırmızı veya karabiber ile hazırlanan çorba)
                • borç çorbası [TUR10-0113720] (Pancar, lahana, et üzerine krema konularak yapılan bir tür sebze çorbası)
                • şehriye çorbası [TUR10-0726790] (Yağ, tuz, su ve şehriyeden yapılan bir tür çorba)
                • sebze çorbası [TUR10-0672120] (İnce doğranmış soğanın yağda kavrulmasından sonra havuç, patates, maydanoz, pazı yaprağı, kereviz yaprağı ve pirinç karışımıyla pişirilmesi ve süzgeçten geçirilmesiyle hazırlanan karışımın süt ve yumurtayla çırpılması ve kısık ateşte kaynatılmasıyla yapılan bir çorba türü)
                • ovmaç [TUR10-0595450] (Hamuru ovalayarak yapılan kırıntılarla pişirilmiş çorba)
                • süt çorbası [TUR10-0719330] (Süt, tuz, et suyu ve unun birlikte çırpılmasıyla hazırlanan çorba)
                • hamsi çorbası [TUR10-0325280] (Hamsi ile yapılan çorba)
                • hamur çorbası [TUR10-0325430] (Hamur ile yapılan çorba)
                • işkembe çorbası [TUR10-0385290] (Temizlenmiş ve önceden haşlanmış işkembenin genellikle tavla zarı büyüklüğünde doğranmasından sonra un, sirke, sarımsak karıştırılarak hazırlanan bir çorba türü)
                • hazır çorba [TUR10-0336820] (Önceden hazırlanmış ve paket halinde satışa sunulmuş çorba)
              • püre [TUR10-0639060] (Sebzeyi, eti ezerek veya süzgeçten geçirerek elde edilen ezme) puree [ENG31-07666634-n] (food prepared by cooking and straining or processed in a blender)
                • patates püresi [TUR10-0618380] (Haşlanmış ve ezilmiş patatesi süt, yağ ve et suyu ile karıştırarak elde edilen yiyecek)
              • tatlı [TUR10-0751480] (Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek) dessert [ENG31-07625449-n] (a dish served as the last course of a meal)
                • akıtma [TUR10-0019020] (Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir çeşit tatlı)
                • aşure [TUR10-0023300] (Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tür tatlı)
                • cezerye [TUR10-0138030] (Ezilmiş havuç içine fındık, şeker vb. eklenerek yapılan bir tür tatlı)
                • ekmek tatlısı [TUR10-0239290] (Ekmekten yapılan bir tür tatlı)
                • höşmerim [TUR10-0349290] (Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir çeşit tatlı)
                • kabak tatlısı [TUR10-0392980] (Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve parmak kalınlığında kesilmiş bal kabağının ağır ateşte şekerle uzun süre pişirilmesi ve üzerine ceviz, fındık, Antep fıstığı vb. serpilmesiyle hazırlanan bir tür tatlı)
                • kaygana [TUR10-0432660] (Yumurta çalkanarak yapılan bir çeşit tatlı)
                • kıvrım [TUR10-0456760] (Bir tür tatlı)
                • pelte [TUR10-0622010] (Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı)
                  • elmasiye [TUR10-0244410] (Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte)
                  • paluze [TUR10-1253760] (Nişasta ve şekerle yapılan ve üzerine dövülmüş ceviz serpilerek yenilen pelte)
                • peynir tatlısı [TUR10-0626200] (Tuzsuz taze peynir ve irmikle yapılan bir çeşit tatlı)
                • profiterol [TUR10-0636220] (Arasında krema bulunan özel yuvarlak toplar üzerine sıcak çikolata dökülerek yapılan bir tür tatlı)
                • sakız tatlısı [TUR10-0658440] (İçine sakız karıştırılarak hazırlanan bir tür tatlı)
                • sufle [TUR10-0710980] (Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı) souffle [ENG31-07859440-n] (light fluffy dish of egg yolks and stiffly beaten egg whites mixed with e.g. cheese or fish or fruit)
                  • peynirli sufle [TUR10-1223510] (Peynirle yapılan sufle)
                • susam helvası [TUR10-0713400] (Kaynatılmış ağdalı şekerden yapılan ve susama bulanan bir tür tatlı)
                • vişneli ekmek [TUR10-0820500] (Vişne ve ekmekle yapılan bir çeşit tatlı)
                • yassı kadayıf [TUR10-0839120] (Bu yufkadan yapılan bir tür tatlı)
                • pestil [TUR10-0080290] (İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi)
                  • erik pestili [TUR10-0250270] (Eriğin kaynatılması ve yufka biçiminde kurutulması ile hazırlanan pestil)
                  • köfter [TUR10-0480220] (Üzüm şırasıyla nişasta kaynatılıp dökülerek kesildikten sonra kurutulan bir çeşit pestil)
                • ekler [TUR10-0238820] (İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü)
                • helva [TUR10-0338560] (Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı)
                  • devaimisk [TUR10-0199100] (Güzel kokulu bir tür helva)
                  • gaziler helvası [TUR10-0285520] (Undan yapılan bir tür helva)
                  • kağıt helvası [TUR10-0398680] (Tekerlek biçiminde, ince, yassı ve gevrek bir çeşit helva)
                  • kenevir helvası [TUR10-0441410] (Kenevir ve şeker karışımı yapılan bir tür helva)
                  • keten helva [TUR10-0446460] (Kavrulmuş şekerden yapılan, pamuk görünüşünde bir çeşit helva)
                  • pişmaniye [TUR10-0629780] (Telleri ince ince ayrılabilen bir tür helva)
                  • tahin helvası [TUR10-0737750] (Tahinin şekerle karıştırılmasıyla yapılan bir tür helva)
                  • un helvası [TUR10-0799290] (Unun yağ içinde kavrulmasından sonra içine şeker şerbeti katılarak hazırlanan bir tür helva)
                  • yaz helvası [TUR10-0844090] (Genellikle yaz aylarında un, şeker ve ceviz ile yapılan bir tür helva)
                  • pekmez helvası [TUR10-0621640] (Eritilen tereyağında unun hafifçe kavrulmasından sonra pekmezle karıştırılmasıyla yapılan ve cevizle birlikte sunulan bir tatlı türü)
                  • koz helvası [TUR10-0479950] (Ceviz ve şekerle yapılan ağdalı bir tür helva)
                  • sabuniye [TUR10-0652850] (Bir tür nişasta helvası)
                  • ölü helvası [TUR10-0601870] (Ölü evinde pişirilip konuklara dağıtılan un veya irmik helvası)
                  • irmik helvası [TUR10-0378980] (İrmik, çam fıstığı, yağ ve şeker karışımıyla hazırlanan bir tatlı türü)
                • kar helvası [TUR10-0420220] (Pekmez karıştırılmış kar)
                • Kemalpaşa tatlısı [TUR10-0439630] (Un, yağ ve yumurta karışımından yapılan kurabiyelerin sıcak şeker şerbetine atılmasıyla hazırlanan bir tatlı türü)
                • sütlaç [TUR10-0719480] (Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı)
                • tulumba tatlısı [TUR10-0787810] (Özel bir makinede ince, uzun, oluklu bir biçim verilmiş hamur tatlısı)
                • zerde [TUR10-0872920] (Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi)
                • ekmek kadayıfı [TUR10-0239130] (Yuvarlak küçük pide biçiminde yapılıp kurutulduktan sonra yumurtaya bulanıp yağda kızartılan bir tür kadayıfa, ateş üzerinde koyu şeker şerbeti içirilerek hazırlanan tatlı)
                • yoğurt tatlısı [TUR10-0857980] (Yoğurttan ve şekerden yapılan tatlı)
                • muhallebi [TUR10-0553310] (Süte, şeker ve pirinç unu kaynatılarak yapılan bir tatlı) pudding [ENG31-07628241-n] (any of various soft sweet desserts thickened usually with flour and baked or boiled or steamed)
                  • kazandibi [TUR10-0435740] (Dibi tutturularak hafif yanık kokusu verilmiş muhallebi)
                  • su muhallebisi [TUR10-0712310] (Nişasta, süt ve su karışımının önce pişirilmesi, buzdolabında katılaşmasından sonra ceviz büyüklüğünde kesilip şeker ve gül suyu içinde üzerine fıstık serpilerek sunulan bir tatlı türü)
                • puding [TUR10-0637660] (Meyve, bisküvi vb. ile yapılan bir tür sütlü tatlı) pudding [ENG31-07628241-n] (any of various soft sweet desserts thickened usually with flour and baked or boiled or steamed)
                  • supangle [TUR10-0712900] (Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı)
                • dondurma [TUR10-0218500] (Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek) ice cream [ENG31-07630109-n] (frozen dessert containing cream and sugar and flavoring)
                  • peşmelba [TUR10-0625270] (Şeftalili, kremalı bir çeşit dondurma)
                  • kaymaklı dondurma [TUR10-0434030] (Sütten yapılmış dondurma)
                  • Maraş dondurması [TUR10-0525860] (Maraş yöresine özgü sert ve kıvamlı dondurma)
                • peynir helvası [TUR10-0626090] (Rendelenmiş yağlı ve tuzsuz beyaz peynire, yumurta karıştırdıktan sonra un, yağ ve şeker eklenmesi ve kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü)
                • revani [TUR10-1123580] (Yumurta ve irmikle yapılan, fırında kabarıp piştikten sonra üzerine şerbet dökülen bir tür tatlı)
                • lokma [TUR10-0513680] (Mayalı hamuru küçük yuvarlak lokmalar durumunda kızgın yağa döküp kızarttıktan sonra şerbete atarak yapılan bir tatlı)
                  • saray lokması [TUR10-0665420] (Bir çeşit yumurtalı lokma tatlısı)
                • krema [TUR10-0486120] (Bir çeşit yumurtalı süt tatlısı)
                • frigo [TUR10-0280130] (Dondurulmuş krema)
                • kadıboğan [TUR10-1065770] (Ceviz büyüklüğünde hamur yuvarlaklarının fırında pişirilmesinden sonra üzerine şerbet dökülerek hazırlanan bir tatlı türü)
                • keşkül [TUR10-0446240] (Üstüne, dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir çeşit süt tatlısı)
                • tavukgöğsü [TUR10-0753250] (Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü)
                • tel kadayıf [TUR10-0761450] (Özel kalıplardan ince tel biçiminde dökülerek sıcak sac üzerinde kurutulan hamur ve bu hamurdan yapılan tatlı)
                  • künefe [TUR10-0502510] (Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf)
                • karsanbaç [TUR10-1072800] (Üzerine vişne vb. şerbet dökülerek yenen rendelenmiş buz)
                • murabba [TUR10-0556110] (Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı)
                • sucuk [TUR10-0710500] (Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek)
                  • bandırma [TUR10-0075960] (İpe dizilmiş ceviz, badem ve benzerinin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılan sucuk)
                • sündürme [TUR10-0715510] (Taze peynir ve şekerle yapılan bir tatlı)
                • reçel [TUR10-0643730] (Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı) conserve [ENG31-07658080-n] (fruit preserved by cooking with sugar)
                  • çilek reçeli [TUR10-0168360] (Çilek ve şekerden yapılan kokulu bir tür reçel)
                  • strawberry jam [ENG31-07658809-n] (made with strawberries)
                  • gülbeşeker [TUR10-0313170] (Gül çiçeği ve şeker ile yapılan macun kıvamında bir çeşit reçel)
                  • vişne reçeli [TUR10-0820510] (Taze vişne, şeker ve suyun kaynatılarak koyu kıvama getirilmesi sonucu yapılan reçel)
                  • erik reçeli [TUR10-0250290] (Eriğin şeker ile kaynatılması sonucu yapılan reçeli)
                  • kayısı reçeli [TUR10-0433290] (Taze kayısı, şeker ve suyun kaynatılarak koyu kıvama getirilmesi sonucu elde edilen reçel)
                  • kiraz reçeli [TUR10-0462230] (Kirazın şeker ile kaynatılması sonucu elde edilen reçel)
                  • kızılcık reçeli [TUR10-0459070] (Kızılcık meyvesinden şeker katılarak yapılan ve genellikle ishale iyi gelen reçel)
                  • ayva reçeli [TUR10-0064190] (Ayva ve şekerden yapılan kokulu reçel)
                  • meyve reçeli [TUR10-0541990] (Meyveden yapılan şekerli tatlı)
                • güllaç [TUR10-0313530] (Bu yufkadan hazırlanan tatlı)
              • frisa [TUR10-0280210] (Tütünleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı)
              • tavuk [TUR10-0753120] (Tavuktan yapılan yemek)
                • çerkeztavuğu [TUR10-0160430] (Tavuk, hindi vb. kümes hayvanlarının etinden yapılan ve salçasına dövülmüş ceviz, biber katılarak hazırlanan bir yemek)
                • meyhane tavuğu [TUR10-1099160] (Katı yağ ile kavrulmuş soğan, domates, pirinç karışımının haşlanmış tavuk budunun üzerine dökülüp fırında pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek çeşidi)
              • kaçamak [TUR10-0395010] (Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek)
              • keşkek [TUR10-0446190] (İyice dövülmüş buğdayın etle birlikte uzun süre kaynatılmasıyla yapılan bir yemek)
              • makarna [TUR10-0520100] (Bu hamurdan yapılan yemek)
                • kıymalı makarna [TUR10-0458000] (İçinde kavrulmuş kıyma bulunan makarna yemeği)
                • fırında makarna [TUR10-0271230] (Haşlanmış makarnaların arasına özellikle kaşar peyniri konularak üzerine süt dökülüp fırında pişirilen makarna yemeği)
                • salçalı makarna [TUR10-0659680] (Makarnanın pişmesinden sonra üzerine yağla hafifçe kavrulmuş salçanın dökülmesiyle hazırlanıp servis yapılan yemek)
              • mama [TUR10-0522740] (Bebek için hazırlanan yiyeceklerin genel adı)
                • hazır mama [TUR10-1047600] (Anne sütüne yakın özellikler içeren, fabrikasyon besin)
              • mamaliga [TUR10-0522770] (Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği)
              • kıstırma [TUR10-0454900] (Karnıyarık yemeği)
              • kifaf [TUR10-0460260] (Yaşayacak kadar rızık)
                • kilercilik [TUR10-1081710] (Kilercinin yaptığı iş)
              • kıymalı ıspanak [TUR10-0457980] (İnce kıyılmış ıspanak, soğan, kıyma ve sıvı yağ ile hazırlandıktan sonra pirinç, salça ve tuz eklenen bir yemek türü)
              • konserve [TUR10-0472320] (Bu yolla hazırlanmış yiyecek)
              • konsomasyon [TUR10-0472540] (Gazino, bar vb. eğlence yerlerinde yenilip içilen şey)
              • tava [TUR10-0752170] (Bu kapta pişmiş yemek)
              • tavuk sarması [TUR10-0753330] (Haşlanmış havuç, kabak ve tavuk göğsüyle hazırlanan, üzerine salça ve yoğurtlu sos dökülerek servisi yapılan bir yemek)
              • tavukyelpazesi [TUR10-0753380] (Tavuk bifteğinin pişirilmesinden sonra domates, biber, sarmısağın üzerine beşamel sos dökülerek hazırlanan bir yemek)
              • kıymalı yumurta [TUR10-0458020] (İçine kavrulmuş kıyma konularak hazırlanan yumurtalı yemek)
              • kokoreç [TUR10-0467100] (Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek)
              • taze fasulye [TUR10-0754020] (Bu sebzeden yapılan yemeğin adı)
              • kifafınefis [TUR10-0460270] (Yaşamaya yetecek kadar olan rızık)
              • dolma [TUR10-0217150] (Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek)
                • zeytinyağlı dolma [TUR10-0873820] (Biber, patlıcan, asma yaprağı gibi sebzelerle yapılan, et içermeyen, malzemesi zeytinyağı ile pişirilip hazırlanan dolma)
                • ekmek dolması [TUR10-0239110] (Soğan, maydanoz ve baharat karışımının içi boşaltılmış somun ekmeğe doldurulup pişirilmesi yoluyla hazırlanan bir yemek türü)
                • biber dolması [TUR10-0100600] (Biberle yapılan dolma)
                • stuffed peppers [ENG31-07894623-n] (parboiled green peppers stuffed usually with rice and meat and baked briefly)
                • salatalık dolması [TUR10-1127170] (Kabuğu soyulmuş ve içi oyulmuş salatalığın içine bulgur ve et konularak, genellikle üzerine yoğurt ve yağ gezdirilerek hazırlanan bir tür yemek)
                • uskumru dolması [TUR10-0800090] (Bir tür uskumru yemeği)
                • bamya dolması [TUR10-0954370] (Bamyaların sapları açılıp içine pirinç konularak hazırlanan bir tür yemek)
                • domates dolması [TUR10-0217690] (Domatesle yapılan dolma)
                • stuffed tomato [ENG31-07894761-n] (tomato cases filled with various mixtures and baked briefly)
              • elbasan tavası [TUR10-0241060] (Önceden haşlanarak hazırlanmış yağsız etin üzerine yoğurt ve çırpılmış yumurta karışımının dökülüp fırında pişirilmesiyle yapılan bir yemek)
              • et [TUR10-0256870] (Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi) meat [ENG31-07665463-n] (the flesh of animals (including fishes and birds and snails) used as food)
                • kıyma [TUR10-0457880] (Çekilmiş et)
                • mince [ENG31-07666512-n] (food chopped into small bits)
                • dana eti [TUR10-0182840] (Dananın kesilip parçalanmış eti)
                • veal [ENG31-07681053-n] (meat from a calf)
                • koyun eti [TUR10-0479520] (Koyunun kesilip parçalanmış eti)
                • mouton [ENG31-07682478-n] (meat from a mature domestic sheep)
                • kuzu eti [TUR10-0499320] (Kuzunun kesilip parçalanmış eti)
                • lamb [ENG31-07682896-n] (the flesh of a young domestic sheep eaten as food)
                • sakatat [TUR10-0657820] (Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. gibi iç organlarıyla baş ve ayakları) variety meat [ENG31-07667063-n] (edible viscera of a butchered animal)
                  • ciğer [TUR10-0140190] (Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım)
                  • liver [ENG31-07667661-n] (liver of an animal used as meat)
                  • dil [TUR10-0204810] (Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili)
                  • tongue [ENG31-07668604-n] (the tongue of certain animals used as meat)
                  • işkembe [TUR10-0385240] (Kasaplık hayvanlarda mideyi oluşturan bölümlerin bütünü)
                  • tripe [ENG31-07678965-n] (lining of the stomach of a ruminant (especially a bovine) used as food)
                  • billur [TUR10-0104270] (Kasaplık hayvanların erkeklik bezleri)
                • sucuk [TUR10-0710490] (Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek) sausage [ENG31-07691372-n] (highly seasoned minced meat stuffed in casings)
                  • sosis [TUR10-0703930] (Kıyılmış, baharat katılmış etle, tütsüleme, pişirme vb. işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk)
                  • sausage [ENG31-07691372-n] (highly seasoned minced meat stuffed in casings)
                • av eti [TUR10-1222860] (Avlanan hayvanın eti) game [ENG31-07666058-n] (the flesh of wild animals that is used for food)
                  • tavşan eti [TUR10-0753000] (Tavşanın kesilip parçalanmış pembemsi eti)
                  • rabbit [ENG31-07682266-n] (flesh of any of various rabbits or hares (wild or domesticated) eaten as food)
                • et parçası [TUR10-1246560] () cut [ENG31-07669003-n] (a piece of meat that has been cut from an animal carcass)
                  • rosto [TUR10-0648850] (Haşlandıktan sonra veya doğrudan doğruya kızartılarak pişirilen, dilim dilim kesilen et)
                  • roast [ENG31-07596347-n] (a piece of meat roasted or for roasting and of a size for slicing into more than one portion)
                  • pirzola [TUR10-0478320] (Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölgeden dilimler halinde çıkarılan kemikli et parçası) rib [ENG31-07672350-n] (cut of meat including one or more ribs)
                    • kotletpane [TUR10-0478330] (Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola)
                  • biftek [TUR10-0101630] (Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi)
                  • steak [ENG31-07673512-n] (a slice of meat cut from the fleshy part of an animal or large fish)
                  • bel [TUR10-0090090] (Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası)
                  • loin [ENG31-07674287-n] (a cut of meat taken from the side and back of an animal between the ribs and the rump)
                  • fileto [TUR10-0273710] (Kasaplık hayvanların sırtında, dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et)
                  • tenderloin [ENG31-07675538-n] (the tender meat of the loin muscle on each side of the vertebral column)
                  • jambon [TUR10-0391010] (Tuzlanarak, ise tutularak hazırlanmış domuz budu veya kolu)
                  • ham [ENG31-07685636-n] (meat cut from the thigh of a hog (usually smoked))
                  • bonfile [TUR10-0113370] (Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü)
                  • bonfile [TUR10-0113380] (Bu bölümden hazırlanan et dilimi)
                • tavuk eti [TUR10-0753220] (Tavuğun kesilip parçalanmış eti)
                • chicken [ENG31-07660576-n] (the flesh of a chicken used for food)
                • uykuluk [TUR10-0802710] (Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ortak ad)
                • sweetbread [ENG31-07668097-n] (edible glands of an animal)
                • sığır eti [TUR10-0685000] (Sığırın kesilip parçalanmış eti)
                • beef [ENG31-07679337-n] (meat from an adult domestic bovine)
                • pastırma [TUR10-0617820] (Tuz, çemen, kırmızıbiber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılan yiyecek) pastrami [ENG31-07680124-n] (highly seasoned cut of smoked beef)
                  • kakaç [TUR10-0400170] (Manda pastırması)
                  • kuşgömü [TUR10-0496900] (Pastırmanın fileto bölümü)
                  • eğrice [TUR10-0237480] (Buttan yapılan pastırma)
                  • döşgömü [TUR10-0223170] (Hayvanın ön iki bacağı ile göbek arasındaki etten yapılan pastırma)
                  • likorinoz [TUR10-0511430] (Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması)
                  • tütünlük [TUR10-0794690] (Sırtın kuyruğa yakın yerinden yapılmış en gevrek pastırma)
                • lop et [TUR10-0513890] (Yağsız, iyi pişmiş, iri parça et)
                • kurban eti [TUR10-0492170] (Kurbanlık hayvanın kesilip parçalanmış eti)
                • kapama [TUR10-0412090] (Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği)
                • kuzu kapama [TUR10-0499340] (Kemikli kuzu etinin, arpacık soğanı, yeşil soğan, havuç, dereotu ile birlikte ağır ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                • kara et [TUR10-0415940] (Kastan oluşan yağsız et)
                • kelle [TUR10-0439410] (Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı)
                • kıvırcık [TUR10-0456110] (Bu koyunun eti)
                • kırmızı et [TUR10-0452640] (Büyükbaş hayvanların yağı ve proteini yüksek, besleyici eti)
                • eskalop [TUR10-0253220] (İnce dövülmüş, yağsız, sinirsiz tavuk veya dana eti)
                • etçik [TUR10-0256970] (Küçük et parçası)
                • cıcık [TUR10-0138150] (Derisi soyulmuş et)
                • çevirme [TUR10-0161190] (Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi)
                • arnavutciğeri [TUR10-0878970] (Tavada kızartılarak yapılan ciğer yemeği)
                • kavurma [TUR10-0431420] (Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et)
                  • kıyma [TUR10-0457890] (Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma)
                  • sac kavurması [TUR10-0653160] (Orta yağlı ve küçük doğranmış koyun etinin ağır ateşte pişirilip soğan, domates, yeşilbiber, dereotu eklenmesiyle hazırlanan karışımın tekrar kısık ateşte pişirilmesiyle yapılan bir yemek türü)
                • kadit [TUR10-0397260] (Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et)
                • karıntası [TUR10-0421050] (Pastırmada kullanılan hayvanın göbek etleri)
                • karkas [TUR10-0421870] (Kemikli sığır eti)
                • tütünlük [TUR10-0794680] (Hayvanın sırt bölgesinden çıkarılan pastırmalık et)
                • beyaz et [TUR10-0097520] (Tavuk, balık vb. etlere verilen genel ad)
                • mehle [TUR10-0532710] (Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et)
                • şaşlık [TUR10-0725370] (Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden hazırlanmış et)
                • söğüş [TUR10-0705290] (Soğuk olarak yenen haşlanmış et)
                • göğüs eti [TUR10-0301940] (Göğüs kısmında bulunan et)
                • rozbif [TUR10-0648970] (Kızartılmak amacıyla hazırlanmış veya kızartılmış sığır eti parçası)
                • pirzola [TUR10-0628780] (Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölge)
              • fava [TUR10-0266140] (Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek)
              • ciğer taptapası [TUR10-0983630] (Makinede çekilen karaciğer veya akciğerin bulgurla karıştırılıp avuç içinde yassı köfte biçimi verilerek ve üzerine tereyağı dökülerek hazırlanan bir tür yemek)
              • çalık [TUR10-0147290] (Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek)
              • çullama [TUR10-0176460] (Tavşan ve kuzu eti ile kızartılmış hamur yemeği)
              • diş buğdayı [TUR10-0209900] (Çocuk ilk dişini çıkardığında kaynatılıp üzerine toz şeker ve dövülmüş ceviz vb. ekilerek yakınlara dağıtılan buğday)
              • ara sıcak [TUR10-0043140] (Soğuk ve sıcak yemek servisi arasında ikram edilen hafif sıcak yiyecekler)
              • tofu [TUR10-1162340] (Soya fasulyesinden elde edilen, beyaz peynire benzeyen, kolesterol içermeyen bir tür yiyecek)
              • lahmacun [TUR10-0505740] (Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek)
                • bardakaltı [TUR10-0077430] (Yemek öncesi yenilen küçük bir tür lahmacun)
              • aside [TUR10-0049670] (Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği)
              • karavana [TUR10-0418460] (Bu kaptan dağıtılan yemek)
              • kargabeyni [TUR10-0419780] (Pekmezle tatlı yoğurt karıştırılarak yapılan yiyecek)
              • karnıyarık [TUR10-0422550] (Uzunlamasına yarılan kızarmış patlıcanların ortasına kıymalı iç konularak hazırlanmış yemek)
              • katık [TUR10-0427690] (Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek)
              • azıklık [TUR10-0065260] (Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler)
              • bastı [TUR10-0080260] (Kıyma ile pişirilmiş sebze)
              • yanlık [TUR10-0832180] (Kahvaltıda ve diğer öğünlerde ana yiyeceğin yanında verilen çerez türü veya domates, salatalık vb. yiyecekler)
              • kavurmalık [TUR10-0431500] (Kavurma yapmaya elverişli yiyecek)
              • borani [TUR10-0113610] (Pirinçli, yumurtalı, yoğurtlu ıspanak vb. sebze yemeği)
              • mezelik [TUR10-0542380] (Meze olarak yenilen şey)
              • çerviş [TUR10-0160460] (Yemeğin sulu kısmı)
              • nimet [TUR10-0577200] (Yiyecek içecek, özellikle ekmek)
              • oturtma [TUR10-0595010] (Halka halka kesilmiş patates, patlıcan, kabak vb. sebzelerden yapılan bir çeşit kıymalı yemek)
              • sıkma köfte [TUR10-1134670] (Köftelik bulgur, yeşilsoğan, domates, un ve soğan kullanılarak hazırlanan bir tencere yemeği)
              • sıkma [TUR10-0686510] (Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek)
              • ölü yemeği [TUR10-0602460] (Ölü evine komşu veya akrabalar tarafından hazırlanıp getirilen yemek)
              • söğürme [TUR10-1140180] (Ateşte közlenerek hazırlanmış patlıcan)
              • söğüş [TUR10-0705300] (Üzerine yağ ve limon konulmadan ve birbirine karıştırılmadan yenen dilimlenmiş domates, salatalık vb)
              • silkme [TUR10-0693230] (İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılan et yemeği)
              • sulu yemek [TUR10-1158490] (Tencerede ve kendi suyu içerisinde pişirilen yemek türü)
              • gulaş [TUR10-0311270] (Etli, salçalı bir Macar yemeği)
              • piruhi [TUR10-0628740] (Bir tür hamur yemeği)
              • güveyi yemeği [TUR10-0318000] (Erkekevi tarafından düğün akşamı akraba ve yakınlara verilen yemek)
              • ramazaniyelik [TUR10-0642130] (Ramazanda iftar ve sahurda yenmek için alınan yiyecekler)
              • hamsi buğulama [TUR10-0325270] (Hamsinin fırında pişirilen yemeği)
              • hamsikuşu [TUR10-0325300] (Baharat, un ve yumurtaya bulanarak yapılan hamsi tavası)
              • Harput köftesi [TUR10-0329500] (Kıyma, ince bulgur ve fesleğen gibi değişik koku ve baharatla hazırlanan sulu yemek)
              • haşlama [TUR10-0331300] (Haşlanarak pişirilen şey)
              • ıspanaklı yumurta [TUR10-0355060] (Haşlanmış ve yağda hafif kavrulmuş ıspanağın içine yumurta kırılması ile hazırlanan yemek)
              • pide [TUR10-0627300] (Mayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek) pita [ENG31-07699362-n] (usually small round bread that can open into a pocket for filling)
                • kirde [TUR10-0462250] (Genellikle mısır unuyla yapılan bir tür pide)
                • tahinli [TUR10-0737780] (İçinde tahin bulunan)
                • lavaş [TUR10-0508380] (Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide)
                • peynirli pide [TUR10-0626160] (Mayalanmış ve yağ ile yumurta karıştırarak hazırlanmış hamura peynir, maydanoz, yumurta eklenmesiyle hazırlanan bir pide türü)
                • kıymalı pide [TUR10-0458010] (Genellikle kıyma ve sebze ile hazırlanan iç malzemesinin ince açılmış hamur üzerine yayılarak fırında pişirilmesi ile yapılan pide)
                • cıvıklı [TUR10-0983260] (Bel ve kaburga etlerinin domates, soğan ve biberle karıştırılıp fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür pide)
                • gömme [TUR10-0303540] (Mayalı, mayasız, yağlı veya yağsız olarak yapılan bir tür kül pidesi)
              • dürüm [TUR10-0229980] (İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide)
                • sokum [TUR10-0700510] (Yufka ekmeğinden yapılan dürüm)
              • kavut [TUR10-0431710] (Kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununa şeker veya tatlı yemiş katılarak yapılan yiyecek)
            • nevale [TUR10-0575660] (Gereken yiyecek ve içecek şeyler; azık)
            • su [TUR10-0710010] (Yemeğin sulu bölümü)
              • tavuk suyu [TUR10-0753360] (Tavuk etinin haşlanmasıyla elde edilen su)
              • tirit [TUR10-0777750] (Yemeğin suyu)
              • turşu suyu [TUR10-0789040] (Turşunun olması ile birlikte ekşimsi ve kekremsi tadı olan su)
            • soğan ekmek [TUR10-1138040] (Yiyeceğin en kolay sağlanılanı)
            • snack-bar [TUR10-1137950] (Atıştırmalık)
            • söğüşlük [TUR10-0705320] (Söğüş yapmaya elverişli et veya sebze)
            • pepton [TUR10-0623000] (Vücutça özümlenebilecek duruma gelmiş albüminli besin)
            • içecek [TUR10-0539090] (İçilen her şey) beverage [ENG31-07897775-n] (any liquid suitable for drinking)
              • ayran [TUR10-0062910] (Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılan içecek)
              • kaynar [TUR10-0434590] (Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek)
              • alkol [TUR10-0028760] (Her türlü alkollü içki) alcohol [ENG31-07900542-n] (a liquor or brew containing alcohol as the active agent)
                • kımız [TUR10-0448910] (Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan, az alkollü, ekşi, bir Türk içkisi)
                • koumiss [ENG31-07942048-n] (an alcoholic beverage made from fermented mare's milk)
                • likör [TUR10-0511440] (Meyve veya bazı bitkiler ile alkol, esans karışımından yapılan şekerli içki) liqueur [ENG31-07924183-n] (strong highly flavored sweet liquor usually drunk after a meal)
                  • apsent [TUR10-0041050] (Pelinle kokulandırılmış sert bir içki)
                  • absinth [ENG31-07924651-n] (strong green liqueur flavored with wormwood and anise)
                  • şartröz [TUR10-1247860] (1737 yılından beri Şartrö Tarikatına bağlı keşişler tarafından François Annibal d'Estrées tarafından verilen el yazması gizli bir tarife göre üretilen bir Fransız likörü)
                • şarap [TUR10-0541210] (Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki) wine [ENG31-07907701-n] (fermented juice (of grapes especially))
                  • malaga [TUR10-0521580] (İspanya'nın Malanga yöresinde yapılan bir tür şarap)
                  • vermut [TUR10-0818490] (Birçok bitki eklenerek özel koku verilmiş, tatlı, bir tür şarap)
                  • vermouth [ENG31-07915083-n] (any of several white wines flavored with aromatic herbs)
                  • şampanya [TUR10-0722870] (Açık renkli, tatlı ve köpüklü şarap)
                  • champagne [ENG31-07909617-n] (a white sparkling wine either produced in Champagne or resembling that produced there)
                  • elma şarabı [TUR10-0244460] (Elma şırasının mayalanmasıyla elde edilen şarap)
                  • cider [ENG31-07937695-n] (a beverage made from juice pressed from apples)
                  • sofra şarabı [TUR10-1223620] (Üzümlerin ilk sıkımından sonra ortaya çıkan cibrenin sıkılmasıyla elde edilen şarap)
                  • table wine [ENG31-07914720-n] (wine containing not more than 14 percent alcohol usually served with a meal)
                  • sıcak şarap [TUR10-1223700] (Genelde kırmızı, bazen de beyaz şaraba, şeker, baharat, kuru veya yaş meyve hatta brendi katılarak yapılan özel bir sıcak içecek)
                  • mulled wine [ENG31-07943160-n] (wine heated with sugar and spices and often citrus fruit)
                  • papazkarası [TUR10-0613240] (Bu üzümden yapılan kırmızı şarap)
                  • beyaz şarap [TUR10-0097810] (Sadece beyaz üzüm şırasından yapılan şarap)
                  • misket [TUR10-0547830] (Mis üzümünden yapılan şarap)
                  • müselles [TUR10-0564090] (Üç kere damıtılarak yapılmış özel bir şarap)
                  • roze [TUR10-0648980] (Bir tür pembe şarap; gül şarabı)
                  • porto [TUR10-1250640] (Dünyaca ünlü bir Portekiz şarabı)
                • fermente içki [TUR10-1223610] (Damıtılarak değil mayalandırılarak üretilen içki) brew [ENG31-07902547-n] (drink made by steeping and boiling and fermenting rather than distilling)
                  • bira [TUR10-0105670] (Arpa ile şerbetçi otunu mayalandırarak yapılan bir içki) beer [ENG31-07902824-n] (a general name for alcoholic beverages made by fermenting a cereal (or mixture of cereals) flavored with hops)
                    • bitter [TUR10-0109840] (Bir tür acı bira)
              • çay [TUR10-0154910] (Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek) tea [ENG31-07949514-n] (a beverage made by steeping tea leaves in water)
                • buzlu çay [TUR10-0979130] (Soğuk olarak ikram edilen bir tür çay)
                • ice tea [ENG31-07950522-n] (strong tea served over ice)
                • paşa çayı [TUR10-0618070] (Çok açık ve ılık çay)
              • içme suyu [TUR10-0359900] (İçilebilecek nitelikte olan su) drinking water [ENG31-07952503-n] (water suitable for drinking)
                • soda [TUR10-0698610] (Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su)
                • soda water [ENG31-07952788-n] (effervescent beverage artificially charged with carbon dioxide)
                • acı su [TUR10-0003360] (İçindeki minerallerin etkisiyle tadı sert olan kuyu veya pınar suyu)
                • sebil [TUR10-0672020] (Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu)
              • iksir [TUR10-0366480] (Hayatı ölümsüzleştirme, madenleri altına çevirme vb. olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı)
              • potion [ENG31-07899226-n] (a medicinal or magical or poisonous beverage)
              • kahve [TUR10-0399530] (Bu tozla hazırlanan içecek) coffee [ENG31-07945759-n] (a beverage consisting of an infusion of ground coffee beans)
                • mırra [TUR10-0543380] (Acılık veren sıvılarla özel bir biçimde kaynatılarak pişirilen bir tür acı kahve)
                • Türk kahvesi [TUR10-0794040] (Cezve ile kısık ateşte, şekerli veya sade olarak pişirilen kahve) Turkish coffee [ENG31-07937479-n] (a drink made from pulverized coffee beans)
                  • sade kahve [TUR10-0653940] (İçine şeker konulmadan pişirilen Türk kahvesi)
                • moka [TUR10-0549500] (Bu kahveden yapılan içecek)
                • mocha [ENG31-07937229-n] (a flavoring made from coffee mixed with chocolate)
                • kapuçino [TUR10-0414900] (Kremalı, sütlü İtalyan kahvesi)
                • kabuk kahvesi [TUR10-0394410] (Antep fıstığı kabuğunun öğütülmüş ve hafifçe kavrulmuşu ile yapılan ve kahveye benzeyen içecek)
                • espresso [TUR10-0254410] (Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi)
                • yorgunluk kahvesi [TUR10-0860120] (Dinlenmek amacıyla çalışmaya ara verildiğinde içilen kahve)
                • mektepli kahvesi [TUR10-1097080] (Çok şekerli kahve)
                • şekerli kahve [TUR10-0727270] (İçine bol şeker katılıp pişirilen kahve)
                • okkalı kahve [TUR10-0583580] (Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konulmuş kahve)
                • semai kahvesi [TUR10-0675610] (Halk şairlerinin toplandıkları, sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı, semai, mâni ve türkülerin okunduğu kahve)
                • sütlü kahve [TUR10-1144990] (Süt karıştırılarak yapılan kahve)
                • hazır kahve [TUR10-1059170] (Granül haline getirilen kahveye sıcak su veya süt eklenerek hazırlanan içecek)
              • meyve suyu [TUR10-0542040] (Meyveden elde edilen su) fruit juice [ENG31-07940273-n] (drink produced by squeezing or crushing fruit)
                • portakal suyu [TUR10-0633430] (Portakal sıkılarak elde edilen su)
                • orange juice [ENG31-07941074-n] (bottled or freshly squeezed juice of oranges)
                • üzüm suyu [TUR10-0812060] (Üzümün sıkılması sonucu elde edilen meyve suyu)
                • grape juice [ENG31-07940800-n] (the juice of grapes)
                • greyfurt suyu [TUR10-1223680] (Greyfurttan elde edilen meyve suyu)
                • grapefruit juice [ENG31-07940987-n] (the juice of grapefruits)
                • ananas suyu [TUR10-1223690] (Ananastan elde edilen meyve suyu)
                • pineapple juice [ENG31-07941356-n] (the juice of pineapples (usually bottled or canned))
                • elma suyu [TUR10-0244450] (Elmadan çıkarılan meyve suyu)
                • apple juice [ENG31-07940606-n] (the juice of apples)
                • havuç suyu [TUR10-0333920] (Havuç meyvesinin sıkılması ile elde edilen meyve suyu)
                • carrot juice [ENG31-07941848-n] (usually freshly squeezed juice of carrots)
                • vişne suyu [TUR10-0820520] (Vişneden çıkarılan su)
                • şıra [TUR10-0730440] (Henüz mayalanmamış üzüm suyu)
                  • üzüm şırası [TUR10-0812100] (Üzümün ezilerek suyunun çıkarılması ve dinlendirilmesi ile elde edilen şıra, dinlendirilmiş üzüm suyu)
                  • gün balı [TUR10-0315170] (Güneşte bal koyuluğuna getirilmiş üzüm şırası)
                  • hardaliye [TUR10-0327940] (İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası)
                • şerbet [TUR10-0728320] (Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek)
                  • demirhindi [TUR10-0191710] (Bu meyveden yapılan şerbet)
                  • demirhindi şerbeti [TUR10-1000260] (Baklagillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağacın meyvesinden yapılan şerbet)
                  • lohusa şerbeti [TUR10-0513320] (Lohusa şekerinden yapılan, doğum dolayısıyla kutlamaya gelenlere sunulan şerbet)
                  • karadut şerbeti [TUR10-1070940] (Karadut meyvesinden yapılan bir tür şerbet)
                  • kestirme [TUR10-0445790] (Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti)
                  • kızılcık şerbeti [TUR10-0459080] (Kızılcık meyvesinden yapılan bir tür şerbet)
                  • koruk şerbeti [TUR10-0476740] (Koruktan yapılan, bazen nane veya oğul otu katılan şerbet)
                  • şurup [TUR10-0734430] (Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet)
                    • elma şurubu [TUR10-0244480] (Elmanın şekerle kaynatılmasından elde edilen bir tür içecek)
                  • tutkal şerbeti [TUR10-0789700] (İçine çok az eritilmiş tutkal katılan ılık su)
                  • nar şerbeti [TUR10-1104410] (Taze nardan yapılan şerbet)
                  • somata [TUR10-0701680] (Bademden yapılan bir şerbet; badem subyesi)
                  • sübye [TUR10-0714550] (Badem içi, kavun çekirdeği ve benzerinden yapılan boza koyuluğundaki şerbet)
                • çilek suyu [TUR10-0168380] (Çileğin sıkılmasıyla elde edilen meyve suyu)
              • süt [TUR10-0719190] (Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı) milk [ENG31-07860018-n] (a white nutritious liquid secreted by mammals and used as food by human beings)
                • kefir [TUR10-0438210] (Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek)
                • ağız [TUR10-0013420] (Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü)
                • soya sütü [TUR10-1139930] (Islatılıp pişirilen soya fasulyelerinin öğütülüp bastırılmasıyla elde dilen bir tür süt)
                • kaymakaltı [TUR10-0433900] (Yağı alınmış süt)
              • gazlı meşrubat [TUR10-1223710] (Genellikle basınç altında çözünmüş karbon dioksit içeren meşrubatların genel adı) soft drink [ENG31-07943437-n] (nonalcoholic beverage (usually carbonated))
                • gazoz [TUR10-0285810] (Meyve esansı, şeker ve karbon asidi ile yapılan, basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek)
                • pop [ENG31-07943752-n] (a sweet drink containing carbonated water and flavoring)
                • kola [TUR10-0467740] (Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek) cola [ENG31-07944171-n] (carbonated drink flavored with extract from kola nuts (`dope' is a southernism in the United States))
                  • Coca Cola [TUR10-1244110] (Coca Cola is a trademarked cola)
                  • Coca Cola [ENG31-07944936-n] (Coca Cola is a trademarked cola)
                  • Pepsi [TUR10-1244120] (Pepsi Cola is a trademarked cola)
                  • Pepsi [ENG31-07945030-n] (Pepsi Cola is a trademarked cola)
                • maden sodası [TUR10-0516730] (Maden suyu içine sıkıştırılmış gaz doldurulduktan sonra elde edilen şişe suyu)
                • pop [ENG31-07943752-n] (a sweet drink containing carbonated water and flavoring)
                • tonik [TUR10-0780200] (Bazı içkilere katılan sıvı madde)
                • tonic [ENG31-07945412-n] (lime- or lemon-flavored carbonated water containing quinine)
              • alkollü içki [TUR10-0381230] (İçinde alkol bulunan içecek) alcohol [ENG31-07900542-n] (a liquor or brew containing alcohol as the active agent)
                • küraso [TUR10-0502850] (Acı portakal kabuğundan yapılan bir içki)
                • nektar [TUR10-0573890] (Yunan mitolojisinde, içenleri ölümsüzlüğe kavuşturan tanrı içkisi)
                • ambrosia [ENG31-07625904-n] ((classical mythology) the food and drink of the gods)
                • uzo [TUR10-0805350] (Yunan rakısı)
                • ouzo [ENG31-07921174-n] (a Greek liquor flavored with anise)
                • cin [TUR10-0141260] (Buğday, arpa, yulaf ve benzerinden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir tür alkollü içki)
                • gin [ENG31-07920635-n] (strong liquor flavored with juniper berries)
                • rom [TUR10-0648480] (Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun, melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki)
                • rum [ENG31-07921278-n] (liquor distilled from fermented molasses)
                • viski [TUR10-0820380] (Tahıllar malt yapılarak şekerlendirildikten ve gereği kadar mayalandıktan sonra damıtılarak elde edilen alkollü içki)
                • whiskey [ENG31-07922524-n] (a liquor made from fermented mash of grain)
                • brendi [TUR10-1223640] (Şarabın veya mayalanmış meyve sularının damıtılması yoluyla elde edilen alkollü bir içki) brandy [ENG31-07919448-n] (distilled from wine or fermented fruit juice)
                  • konyak [TUR10-0411430] (İspirto derecesi yüksek, özel kokulu, sarımtırak renkte bir tür içkinin patent adı)
                  • Cognac [ENG31-07920081-n] (high quality grape brandy distilled in the Cognac district of France)
                • votka [TUR10-0821380] (Tahıl tanelerinin damıtılmasıyla elde edilen alkollü içki)
                • vodka [ENG31-07922351-n] (unaged colorless liquor originating in Russia)
                • kokteyl [TUR10-0467240] (Türlü içkiler karıştırılarak yapılan içki) cocktail [ENG31-07927917-n] (a short mixed drink)
                  • martini [TUR10-0527050] (Portakal kabuğu, cin ve vermutla yapılan içki)
                  • martini [ENG31-07932281-n] (a cocktail made of gin (or vodka) with dry vermouth)
                • cin tonik [TUR10-1223660] (Genelde buzun üzerine cin, tonik ve misket limonu koyularak servis edilen alkollü içki)
                • gin and tonic [ENG31-07931334-n] (gin and quinine water)
                • absent [TUR10-0916820] (Pelinden yapılan sert bir içki)
                • aperitif [TUR10-0603690] (İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki)
                • pastis [TUR10-0617920] (Anason kokulu bir tür alkollü içki)
                • rakı [TUR10-0942180] (Üzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki)
                  • arak [TUR10-0042080] (Pirinç ve şeker kamışından elde edilen bir tür rakı)
                  • boğma [TUR10-0111650] (İncir, dut, kuru üzümün mayalandıktan sonra ilkel araçlarla damıtılmasıyla elde edilen, alkol derecesi düşük bir tür rakı)
                  • erik rakısı [TUR10-0250280] (Erik suyunun damıtılmasıyla elde edilen bir tür rakı)
                  • düz rakı [TUR10-0231740] (İçinde anason, sakız vb. kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı)
                  • sake [TUR10-0657960] (Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı)
                  • ayazlandırılmış rakı [TUR10-0060440] (İnanışa göre sıtma tedavisinde kullanılmak üzere rakının açılarak balkonda veya dışarıda bekletilmiş biçimi)
                  • mastika [TUR10-0658430] (İçinde sakız bulunan rakı)
                  • bitter [TUR10-0109850] (Bir tür ardıç rakısı)
                  • boğma rakı [TUR10-0972270] (İncir, dut, kuru üzümün mayalandıktan sonra ilkel araçlarla damıtılmasıyla elde edilen, alkol derecesi yüksek bir tür rakı)
                  • otuzbeşlik [TUR10-0595190] (Şişesi 0.35 santilitre hacminde olan rakı, küçük rakı)
                  • suma [TUR10-0701610] (İlk damıtılan ve içinde anason bulunmayan rakı)
                • tekila [TUR10-0758520] (Sert bir Meksika içkisi)
                • sabuh [TUR10-0652750] (Sabah vakti içilen içki)
                • kadeh [TUR10-0396120] (Kadehte bulunan içki)
                • bol [TUR10-0112510] (Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki)
                • müselles [TUR10-0564080] (Kokteyl türünden karışık bir içki)
                • müskirat [TUR10-0564210] (Sarhoş eden şeyler, alkollü içkiler)
                • sert içki [TUR10-1223630] (Damıtılarak üretilmiş alkollü içki)
                • reçina [TUR10-0643820] (Reçine ile yapılan bir tür alkollü içki)
                • punç [TUR10-0638200] (Çay, şeker, tarçın, limon karışımına rom veya kanyak gibi damıtılmış bir alkollü içki katılarak yapılan ve bu içkinin buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen içki)
              • limonata [TUR10-0511730] (Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet) lemonade [ENG31-07942490-n] (sweetened beverage of diluted lemon juice)
                • setliç [TUR10-0681740] (Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata)
              • ada çayı [TUR10-1235410] (Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitkiden yapılan sıcak içecek)
              • kakao [TUR10-0400290] (Bu tozdan su veya sütle hazırlanan içecek)
              • frape [TUR10-0279740] (Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat)
              • kant [TUR10-0410680] (Şeker ve limonla içilen sıcak su)
              • çay [TUR10-0154920] (Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir tür içecek)
                • elma çayı [TUR10-0244320] (Elmadan yapılan çay)
                • kınakına [TUR10-0449060] (Bu bitkiden yapılan içecek)
                • kuşburnu [TUR10-0496750] (Bu meyveden yapılan içecek)
                • melisa ruhu [TUR10-0533910] (Baygınlığa karşı iyi gelen oğul otu özü)
              • salep [TUR10-0659940] (Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek)
              • tükenmez [TUR10-0792230] (Bir kapta ekşitilen ve alındıkça su eklenerek çoğaltılan üzüm veya üzüm, elma, armut karışımı bir tür içecek)
              • yandan çarklı [TUR10-0831100] (Şekeri yanına konulmuş olan kahve veya çay)
              • katık [TUR10-0427700] (Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm)
              • kaynarca [TUR10-0434640] (Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı)
              • şokola [TUR10-0733390] (Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek)
              • boza [TUR10-0117380] (Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek)
              • meyan balı [TUR10-0541260] (Meyan kökünden elde edilen bir tür içecek)
              • şerbet [TUR10-0728330] (Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek)
              • şerbet [TUR10-0728350] (Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek)
              • şerbet [TUR10-0728340] (Bazı maddelerin suda eritilmişi)
                • sirkengebin [TUR10-0696080] (Sirkeli bal şerbeti)
              • içit [TUR10-0359310] (İçilecek şey)
              • iksir [TUR10-0366500] (Aşk ilham eden büyülü içki)
              • iksir [TUR10-0366490] (İç ferahlatıcı ilaç veya içki)
              • ıhlamur [TUR10-0352510] (Bu çiçeğin kurutulup kaynatılmasıyla elde edilen içecek)
            • malzeme [TUR10-1246250] () ingredient [ENG31-07825072-n] (food that is a component of a mixture in cooking)
              • lezzetlendirici [TUR10-1223220] (Tat vermesi için yemeğe katılan madde) flavorer [ENG31-07825344-n] (something added to food primarily for the savor it imparts)
                • baharat [TUR10-0070850] (Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler) spice [ENG31-07828160-n] (any of a variety of pungent aromatic vegetable substances used for flavoring food)
                  • sensen [TUR10-0677200] (Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde)
                  • defne yaprağı [TUR10-0187220] (Çeşitli yiyeceklere güzel koku versin diye katılan yaprak)
                  • bay leaf [ENG31-07832272-n] (dried leaf of the bay laurel)
                  • zencefil [TUR10-0872610] (Bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz)
                  • ginger [ENG31-07831139-n] (dried ground gingerroot)
                  • toz zencefil [TUR10-1223270] (Toz haline getirilmiş zencefil)
                  • ginger [ENG31-07831139-n] (dried ground gingerroot)
                  • kişniş [TUR10-0463850] (Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu)
                  • coriander [ENG31-07833441-n] (dried coriander seeds used whole or ground)
                  • acı kök [TUR10-0002830] (Lohusa otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı bir toz)
                  • köfte harcı [TUR10-1086030] (Köfte yapımında kullanılan baharat karışımı)
                  • karabiber [TUR10-0415460] (Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz)
                  • kimyon [TUR10-0461540] (Bu bitkinin tohumundan elde edilen ve bahar olarak kullanılan toz)
                  • tarçın [TUR10-0746840] (Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla bahar gibi kullanılan kabuğu)
                  • kırmızıbiber [TUR10-0345320] (Patlıcangillerden bir tür biber olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde bahar olarak kullanılan tozu)
                  • cayenne [ENG31-12921747-n] (plant bearing very hot and finely tapering long peppers)
                  • nane [TUR10-0570380] (Bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen baharat)
                • kakule [TUR10-0400780] (Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu)
                • cardamom [ENG31-07838299-n] (aromatic seeds used as seasoning like cinnamon and cloves especially in pickles and barbecue sauces)
                • vanilya özü [TUR10-1223340] (Ana maddesi tat verici özellikli vanilin olan alkollü bir çözelti)
                • vanilla [ENG31-07844783-n] (a flavoring prepared from vanilla beans macerated in alcohol (or imitating vanilla beans))
                • tatlandırıcı [TUR10-1246570] () sweetening [ENG31-07874571-n] (something added to foods to make them taste sweeter)
                  • bal [TUR10-0073240] (Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde) honey [ENG31-07874954-n] (a sweet yellow liquid produced by bees)
                    • deli bal [TUR10-0002640] (Arıların zehirli çiçeklerden topladıkları bal)
                    • pamuk balı [TUR10-0611980] (Beyaz bal)
                    • kehribar balı [TUR10-0438290] (Sarı ve saydam bal)
                    • çam balı [TUR10-0149000] (Arıların sarı çam üzerinde biten yaprak bitlerine salgıladıkları sıvıdan oluşturdukları bir tür bal)
                    • kavara [TUR10-0430010] (Kovanda özellikle kış aylarında arıların yemesi için bırakılan bal)
                    • oğul balı [TUR10-0583040] (Oğul arılarının yaptığı bal)
                    • süzme bal [TUR10-0720390] (Peteklerden süzülerek elde edilen bal)
                    • gümeç balı [TUR10-0314210] (Gümeciyle birlikte bulunan süzülmemiş bal)
                  • sakarin [TUR10-0657730] (Genellikle şeker hastalarının şeker yerine kullandığı, maden kömürü katranından elde edilen, beyaz, tatlandırıcı bir madde)
                  • saccharin [ENG31-07875118-n] (a crystalline substance 500 times sweeter than sugar)
                  • şeker [TUR10-0726950] (Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı) sugar [ENG31-07875260-n] (a white crystalline carbohydrate used as a sweetener and preservative)
                    • peynir şekeri [TUR10-0626190] (Ağızda kolayca eriyen, donuk beyaz bir tür şeker)
                    • kıtlama şekeri [TUR10-0455730] (Küçük parçalara ayrılarak çay içerken kullanılan sert şeker)
                    • kişniş şekeri [TUR10-0463860] (İçinde bir kişniş tanesi bulunan ufak şeker)
                    • esmer şeker [TUR10-0254030] (Kristal şeker yapımı sırasında kristallerin santrifüj ile ayrılmasından sonra kalan şurubun kristallendirilmesi sonucu elde edilen, genellikle kraker ve bisküvilerde kullanılan, çok ince kristalli, koyu renkli, kokulu bir şeker)
                    • sakkaroz [TUR10-0658720] (Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker)
                    • toz şeker [TUR10-0784640] (Ufak billur biçiminde şeker)
                    • nişasta şekeri [TUR10-1107070] (Patates, mısır vb. nişastalı tarım ürünlerinden elde edilen şeker)
                    • pudra şekeri [TUR10-0637730] (Dövülerek ince un durumuna getirilmiş şeker)
                  • şurup [TUR10-0734440] (Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek) syrup [ENG31-07875559-n] (a thick sweet sticky liquid)
                    • melas [TUR10-0533520] (Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa)
                    • molasses [ENG31-07875927-n] (thick dark syrup produced by boiling down juice from sugar cane)
                    • ahududu şurubu [TUR10-0925860] (Ahududu özü ile hazırlanan içecek)
                    • pekmez [TUR10-0621610] (Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi) molasses [ENG31-07875927-n] (thick dark syrup produced by boiling down juice from sugar cane)
                      • üzüm pekmezi [TUR10-0812030] (Üzümün önce çiğnenerek, ezilerek şıra durumuna getirilmesi sonra kazanda şeker ve üzüm topağı ile kaynatılması sonucu elde edilen pekmez)
                      • bulama [TUR10-0122410] (Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez)
                      • dut pekmezi [TUR10-0226420] (Dut ezilmesi ve şırasının kaynatılması sonunda elde edilen bir pekmez türü)
                      • nardenk [TUR10-0570740] (Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez)
                    • mısır şurubu [TUR10-1223500] (Mısır nişastasından elde edilen ve temelde glikozdan oluştuğu için glikoz şurubu adıyla da bilinen yiyecek şurubu)
                    • corn syrup [ENG31-07876524-n] (syrup prepared from corn)
                    • vişne şurubu [TUR10-1173990] (Taze vişneden içmek için yapılan şurup)
                    • kızılcık şurubu [TUR10-0459090] (Kızılcık özü ile hazırlanan içecek)
                  • miso [TUR10-1100690] (Tuzlu ve zengin çeşnili bir tür tatlandırıcı)
                • margarin [TUR10-0526090] (İçyağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle de yapay olarak elde edilen, 47 derecede eriyen ve besin değeri olan bitki yağı)
                • margarine [ENG31-07688659-n] (a spread made chiefly from vegetable oils and used as a substitute for butter)
                • tuz [TUR10-0791480] (Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu madde) salt [ENG31-07829083-n] (white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food)
                  • iyotlu tuz [TUR10-0389600] (Homojen karıştırılmış en az % 0,007 iyot içeren yemek tuzu)
                • kereviz tozu [TUR10-1223240] (Toz haline getirilmiş kereviz)
                • celery salt [ENG31-07829300-n] (ground celery seed and salt)
                • toz sarmısak [TUR10-1223250] (Toz haline getirilmiş sarmısak)
                • garlic salt [ENG31-07829385-n] (ground dried garlic and salt)
                • soğan tozu [TUR10-1223260] (Toz haline getirilmiş soğan)
                • onion salt [ENG31-07829471-n] (ground dried onion and salt)
                • sitrik asit [TUR10-0512020] (Birçok meyve ve sebzede serbest durumda veya potasyum, kalsiyum tuzu olarak bulunan, hafifçe mayalanmış limon suyunun kaynar durumdaki kalsiyum karbonatla işlenmesinden elde edilen asit)
                • sour salt [ENG31-07829693-n] (crystals of citric acid used as seasoning)
                • biber [TUR10-0100590] (Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü) pepper [ENG31-07831564-n] (pungent seasoning from the berry of the common pepper plant of East India)
                  • karabiber [TUR10-0415450] (Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi)
                  • white pepper [ENG31-07831932-n] (pepper ground from husked peppercorns)
                  • pul biber [TUR10-0637930] (Kurutulduktan sonra dövülmüş iri taneli kırmızıbiber)
                  • isot [TUR10-0380840] (Kırmızı, acı biber)
                • sarımsak [TUR10-0666480] (Bu bitkinin baharat olarak kullanılan dişli bölümü)
                • garlic [ENG31-07834253-n] (aromatic bulb used as seasoning)
                • hardal [TUR10-0327920] (Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu)
                • mustard [ENG31-07835456-n] (pungent powder or paste prepared from ground mustard seeds)
                • ketçap [TUR10-0446350] (Temel maddesi baharat katılmış domates olan İngiliz sosu)
                • catsup [ENG31-07838173-n] (thick spicy sauce made from tomatoes)
                • köri [TUR10-1223310] (Güney Asya'daki ülkelerden Bangladeş, Bhutan, Nepal, Pakistan, Sri Lanka ve özellikle de Hindistan'ın mutfağındaki baharatlı yiyecekler için kullanılan kapsamlı bir kavram)
                • curry powder [ENG31-07839790-n] (pungent blend of cumin and ground coriander seed and turmeric and other spices)
                • çeşnilik [TUR10-0160670] (Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat vb) flavorer [ENG31-07825344-n] (something added to food primarily for the savor it imparts)
                  • anason [TUR10-0035620] (Maydanozgillerden, kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan, yurdumuzda ekimi yapılan bitki)
                  • anise [ENG31-07842629-n] (liquorice-flavored seeds, used medicinally and in cooking and liquors)
                  • turşu [TUR10-0788960] (Tuzlu suda, sirkede bırakılarak özel bir kıvama getirilmiş sebze veya meyve) pickle [ENG31-07840964-n] (vegetables (especially cucumbers) preserved in brine or vinegar)
                    • biber turşusu [TUR10-0100740] (Yeşil veya kırmızıbiberden yapılmış turşu)
                    • üzüm turşusu [TUR10-0812110] (Üzümden sirke ile yapılan turşu)
                  • sirke [TUR10-0695940] (Salatalara, yemeklere ekşilik vermek için kullanılan ekşimiş üzüm, elma, limon vb. suyu) vinegar [ENG31-07844963-n] (sour-tasting liquid produced usually by oxidation of the alcohol in wine or cider and used as a condiment or food preservative)
                    • elma sirkesi [TUR10-0244400] (Elma suyundan elde edilen sirke)
                    • cider vinegar [ENG31-07845224-n] (vinegar made from cider)
                    • üzüm sirkesi [TUR10-0812050] (Üzüm suyundan yapılan sirke)
                    • wine vinegar [ENG31-07845307-n] (vinegar made from wine)
                  • hardallık [TUR10-0327960] (Hardal yapımında kullanılan malzeme)
                • sos [TUR10-0703920] (Bazı yemeklerin üzerine dökülen, domates, baharat vb. şeylerle yapılan karışım) sauce [ENG31-07845388-n] (flavorful relish or dressing or topping served as an accompaniment to food)
                  • beşamel [TUR10-0096010] (Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılan bir tür sos)
                  • white sauce [ENG31-07853338-n] (milk thickened with a butter and flour roux)
                  • mayonez [TUR10-0530590] (Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir çeşit koyu, soğuk yiyecek)
                  • mayonnaise [ENG31-07850483-n] (egg yolks and oil and vinegar)
                  • şaraplı sos [TUR10-1223360] (Şarap içeren sos)
                  • wine sauce [ENG31-07847639-n] (white or veloute sauce with wine and stock variously seasoned with onions and herbs)
                  • erik sosu [TUR10-1223370] (Erik içeren sos)
                  • plum sauce [ENG31-07848075-n] (for Chinese dishes: plum preserves and chutney)
                  • şeftali sosu [TUR10-1223380] (Şeftali içeren sos)
                  • peach sauce [ENG31-07848178-n] (for Chinese dishes: peach preserves and chutney)
                  • kayısı sosu [TUR10-1223390] (Kayısı içeren sos)
                  • apricot sauce [ENG31-07848283-n] (for Chinese dishes: apricot preserves and chutney)
                  • salata sosu [TUR10-1223400] (Salataların üzerine dökülen sos)
                  • dressing [ENG31-07848878-n] (savory dressings for salads)
                  • çikolata sosu [TUR10-1223410] (Çikolata içeren sos)
                  • chocolate sauce [ENG31-07852814-n] (sauce made with unsweetened chocolate or cocoa and sugar and water)
                  • kokteyl sosu [TUR10-1223420] (Genellikle ketçap, acı sos ve bayır turpundan yapılan ve deniz ürünleriyle birlikte kullanılan sos)
                  • cocktail sauce [ENG31-07853086-n] (usually catsup with horseradish and lemon juice)
                  • makarna sosu [TUR10-1223430] (Makarnaların üzerine dökülen sos) spaghetti sauce [ENG31-07854209-n] (any of numerous sauces for spaghetti or other kinds of pasta)
                    • domates sosu [TUR10-1223350] (Domates içeren sos)
                    • tomato sauce [ENG31-07847243-n] (sauce made with a puree of tomatoes (or strained tomatoes) with savory vegetables and other seasonings)
                  • tarator [TUR10-0746700] (Ceviz içi, sarımsak, tuz, ekmek içi, sirke ve tahinin limon suyu ile çırpılmasından sonra kıyılmış maydanozla hazırlanan salça veya sos)
                    • orospu bohçası [TUR10-0591230] (Acele yapılmış, fındık yerine az miktarda ceviz konmuş, ekmek içi iyi ezilmemiş, sarımsakları diş diş kalmış bir tür tarator)
                  • marinat [TUR10-0526200] (Av hayvanlarının, balığın ve diğer et türlerinin daha lezzetli olması ve yumuşaması için baharatlardan hazırlanan bir sos türü)
                  • meyane [TUR10-0541290] (Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos)
                  • hardal sosu [TUR10-1223450] (Hardal tohumunun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu)
                • ezme [TUR10-0262470] (Sebze veya yemiş ezilerek yapılan yiyecek) spread [ENG31-07872246-n] (a tasty mixture to be spread on bread or crackers or used in preparing other dishes)
                  • alıç marmeladı [TUR10-0931240] (Alıç ve şekerden yapılan ezme)
                  • humus [TUR10-0349970] (İyice ezilmiş nohut, tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek)
                  • hummus [ENG31-07873707-n] (a thick spread made from mashed chickpeas, tahini, lemon juice and garlic)
                  • tahin [TUR10-0737740] (Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu)
                  • tahini [ENG31-07874460-n] (a thick Middle Eastern paste made from ground sesame seeds)
                  • zeytin ezmesi [TUR10-0873670] (İşlenmiş zeytinin ezilmesi ile yapılan yiyecek)
                  • patlıcan ezmesi [TUR10-1118220] (Közlenmiş patlıcanın ezilerek genellikle sarımsakla karıştırılmasıyla hazırlanan bir tür meze)
                  • meyve ezmesi [TUR10-0541860] (Meyvelerin ezilmesi sonucu elde edilen yiyecek)
                • harç [TUR10-0327830] (Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü)
                  • iç [TUR10-0358030] (Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım)
                • safran [TUR10-0869060] (Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı kültür bitkisinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz)
                • saffron [ENG31-07843260-n] (dried pungent stigmas of the Old World saffron crocus)
              • salça [TUR10-0659590] (Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi) tomato paste [ENG31-07842226-n] (thick concentrated tomato puree)
                • salça [TUR10-0659600] (Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos)
                • tomato paste [ENG31-07842226-n] (thick concentrated tomato puree)
                • biber salçası [TUR10-0100700] (Kırmızıbiberden yapılmış salça)
                • domates salçası [TUR10-0217700] (Yemeklere tat ve lezzet vermek için domatesten yapılan salça)
              • yumurta sarısı [TUR10-0862700] (Yumurtanın ortasında bulunan sarı bölüm)
              • egg yolk [ENG31-07857321-n] (the yellow spherical part of an egg that is surrounded by the albumen)
              • kahve [TUR10-0399520] (Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz) coffee [ENG31-07945759-n] (a beverage consisting of an infusion of ground coffee beans)
                • moka [TUR10-0549490] (Çok kokulu bir tür kahve)
                • kuru kahve [TUR10-0494600] (Dövülmüş veya çekilmiş kahve)
              • tarhana [TUR10-0746920] (İçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt veya yoğurt katılan, bulgur, mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur ve benzerinden yapılan çorba malzemesi)
                • kızılcık tarhanası [TUR10-0459100] (Kızılcık suyu ile yoğrularak yapılan tarhana)
                • ovmaç [TUR10-0595460] (Taze tarhana)
              • telfin [TUR10-0761240] (Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası)
              • yumurta akı [TUR10-0862600] (Yumurta sarısını saran az akışkan, albümince zengin, saydam madde)
              • çay [TUR10-0154900] (Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı) tea [ENG31-07949081-n] (dried leaves of the tea shrub)
                • kuru çay [TUR10-0494420] (Yeşil çay yapraklarının çeşitli işlemlerden sonra satışa hazır biçimi)
                • akkuyruk [TUR10-0019360] (Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir çay türü)
                • sallama çay [TUR10-0660730] (İşlendikten sonra torba içinde satışa sunulan çay)
                • yaprak çay [TUR10-0834800] (Çayın yaprak kısmı)
          • kalıp [TUR10-0403720] (Belirli bir biçim)
            • kediyaladı [TUR10-0437850] (Kadife veya tiftikten yapılmış bir ürünün yüzeyine verilen şekil)
            • hurûfât [TUR10-1248850] (Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları)
          • kalıp [TUR10-0403710] (Kumaşın biçilmesine yarayan, bir giysi örneğindeki parçaların biçimine göre kesilmiş kâğıt)
        • antijen [TUR10-0039290] (İçerisine girdiği organizma aracılığıyla antikor oluşumunu sağlayan bakteri, virüs, parazit vb. protein yapısında madde)
          • aşı [TUR10-0052650] (Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik) vaccine [ENG31-04524830-n] (immunogen consisting of a suspension of weakened or dead pathogenic cells injected in order to stimulate the production of antibodies)
            • çiçek aşısı [TUR10-0166310] (Çiçek hastalığına karşı bağışıklık sağlamak amacıyla aşı olarak yapılan zayıflatılmış çiçek virüsü)
            • karma aşı [TUR10-1072480] (Difteri, dizanteri, boğmaca, çocuk felci gibi hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için bütün bu hastalıkların mikroplarıyla hazırlanmış bir yaşına gelinceye kadar bebeklere yapılan aşı)
        • esas [TUR10-0252300] (Bir şeyin özünü oluşturan ana öge; temel) basis [ENG31-13831981-n] (the most important or necessary part of something)
          • öz [TUR10-0240330] (Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü) quintessence [ENG31-05930807-n] (the purest and most concentrated essence of something)
            • evin [TUR10-0259680] (Bir şeyin içindeki öz; lüp)
            • mısır özü [TUR10-0543510] (Mısırdan elde edilen öz madde)
            • nektar [TUR10-0573900] (Meyve özü)
            • şıra [TUR10-0730450] (Bazı meyve ve sebzelerin özü)
            • odun özü [TUR10-0582660] (Bitkiye destek olan, besi suyunu taşıyan, odunda bulunan katı maddelerden her biri)
          • cevher [TUR10-0295130] (Bir şeyin özü; maya) quintessence [ENG31-05930807-n] (the purest and most concentrated essence of something)
            • esir [TUR10-0253000] (Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz cevher)
            • sideroz [TUR10-0691030] (Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri)
          • karışım [TUR10-0518600] (İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi) mixture [ENG31-14610438-n] ((chemistry) a substance consisting of two or more substances mixed together (not in fixed proportions and not with chemical bonding))
            • Rum ateşi [TUR10-0650300] (Denizde veya karadaki savaşlarda Bizanslılarca kullanılan ve sürekli yanan ateş)
            • çözelti [TUR10-0175330] (Çözünme sonucu ortaya çıkan madde) solution [ENG31-14613403-n] (a homogeneous mixture of two or more substances)
              • karbonik asit [TUR10-0418950] (Bir karbonla iki oksijenin birleşmesiyle oluşan bir gazın suda erimiş durumu)
              • lügol [TUR10-0514560] (Yüz birim suya bir birim iyodo-iyodür katılarak oluşturulan güçlü bir çözelti)
              • elektrolit [TUR10-0242240] (Elektroliz işlemiyle çözülen madde)
              • electrolyte [ENG31-14872099-n] (a solution that conducts electricity)
              • iğne [TUR10-0362450] (Zerk yolu ile vücuda verilen ilaç) injection [ENG31-14873385-n] (any solution that is injected (as into the skin))
                • insülin iğnesi [TUR10-0376600] (Kanda şeker oranını düzenlemek amacıyla yapılan iğne)
              • salamura [TUR10-0659350] (Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su) brine [ENG31-07953443-n] (a strong solution of salt and water used for pickling)
                • lakerda [TUR10-0506120] (Palamut, torik vb. balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura)
              • öz su [TUR10-0800000] (Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvı) sap [ENG31-15062694-n] (a watery solution of sugars, salts, and minerals that circulates through the vascular system of a plant)
                • bitki sütü [TUR10-0109610] (Süt görünüşünde bitki öz suyu)
              • gargara [TUR10-0283530] (Bu maksatla kullanılan ilaçlı sıvı)
              • formol [TUR10-0278260] (Formaldehidin % 40'lık değişik sulu çözeltisi)
              • doymuşluk [TUR10-1249070] (Belirli bir sıcaklıkta, belirli bir miktar çözücünün çözebileceğinden daha az çözünen madde içeren çözelti)
              • koledyon [TUR10-1254270] (Proksilinin eter ve alkol içinde bulunan yanıcı, şurupsu bir çözeltisi)
              • viskoz [TUR10-0820410] (Selüloz türevlerinin üretiminde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi)
            • alaşım [TUR10-0024330] (İki veya daha çok metalden, bazı durumlarda metallerle, C, P, Te vb. elementlerden oluşan metal görünümünde katı veya sıvı karışım) alloy [ENG31-14610949-n] (a mixture containing two or more metallic elements or metallic and nonmetallic elements usually fused together or dissolving into each other when molten)
              • bakır alaşımı [TUR10-0072150] (% 1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluşturduğu bakır alaşımlarının genel adı) copper-base alloy [ENG31-14846733-n] (any alloy whose principal component is copper)
                • bronz [TUR10-0120620] (Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı)
                • bronze [ENG31-14741436-n] (an alloy of copper and tin and sometimes other elements)
                • pirinç [TUR10-0628560] (Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım)
                • brass [ENG31-14741158-n] (an alloy of copper and zinc)
                • Alman gümüşü [TUR10-0029710] (Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andıran bir alaşım)
                • manganin [TUR10-0523770] (Manganezin bakır ve nikelle yaptığı alaşım)
              • lehim [TUR10-0509200] (Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı)
              • solder [ENG31-14742983-n] (an alloy (usually of lead and tin) used when melted to join two metal surfaces)
              • amalgam [TUR10-0521850] (Cıvanın herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım)
              • amalgam [ENG31-14740711-n] (an alloy of mercury with another metal (usually silver) used by dentists to fill cavities in teeth)
              • çelik [TUR10-0632100] (Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı) steel [ENG31-14826620-n] (an alloy of iron with small amounts of carbon)
                • paslanmaz çelik [TUR10-0617290] (Paslanmaya karşı özel olarak dayanıklılığı sağlanmış olan çelik türü)
                • stainless steel [ENG31-14827091-n] (steel containing chromium that makes it resistant to corrosion)
                • çakmak [TUR10-0146270] (Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası)
                • kılağı [TUR10-0869070] (Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları)
                • honda çeliği [TUR10-1050520] (Karışımında nikel, kobalt ve alüminyum bulunan, mıknatıs gücü yüksek olan özel çelik)
              • Duralumin [TUR10-1240780] (Bileşiminde az olarak magnezyum, mangan ve silisyum bulunan % 4 bakırlı, yaşlanabilir bir alüminyum alaşımı)
              • Duralumin [ENG31-14863492-n] (an aluminum-based alloy)
              • alfenit [TUR10-0027070] (İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım)
              • fakfon [TUR10-0263320] (Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım)
              • dökme demir [TUR10-0220180] (İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı)
              • metal [TUR10-0539440] (Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı)
            • komposto [TUR10-0470920] (Bitki artıklarından yapılan gübre)
            • compost [ENG31-14842271-n] (a mixture of decaying vegetation and manure)
            • süspansiyon [TUR10-0049540] (Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu) suspension [ENG31-14615271-n] (a mixture in which fine particles are suspended in a fluid where they are supported by buoyancy)
              • duman [TUR10-0224870] (Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık) vapor [ENG31-15080200-n] (a visible suspension in the air of particles of some substance)
                • buğu [TUR10-0121580] (Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sıvı)
                • steam [ENG31-15079748-n] (water at boiling temperature diffused in the atmosphere)
                • buğu [TUR10-0121590] (Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı)
                • vapor [ENG31-15080200-n] (a visible suspension in the air of particles of some substance)
                • buhar [TUR10-0121820] (Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu) steam [ENG31-15079748-n] (water at boiling temperature diffused in the atmosphere)
                  • islim [TUR10-0383210] (Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar)
                  • steam [ENG31-15079748-n] (water at boiling temperature diffused in the atmosphere)
                  • sprey [TUR10-0708470] (Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı) spray [ENG31-15081108-n] (water in small drops in the atmosphere)
                    • sineksavar [TUR10-0694490] (Sinekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten sprey)
                    • böceksavar [TUR10-0118700] (Evdeki zararlı böcekleri savıp öldürmekte kullanılan ve ilaç püskürten sprey)
                    • oda spreyi [TUR10-0582440] (Havasız kalan veya havası ağırlaşan odalara güzel ve hoş koku veren bir sprey türü)
                  • doyuran buhar [TUR10-0219850] (Kendi sıvısı ile doyma durumunda olan buhar)
                  • nem [TUR10-0573920] (Havada bulunan su buharı) humidity [ENG31-14559245-n] (wetness in the atmosphere)
                    • nem [TUR10-0600580] (Havada bulunan su buharı, hafif ıslaklık) damp [ENG31-14559507-n] (a slight wetness)
                      • nem [TUR10-0573930] (Hafif ıslaklık; rutubet)
                      • damp [ENG31-14559507-n] (a slight wetness)
                • duman [TUR10-0224860] (Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gaz) vapor [ENG31-15080200-n] (a visible suspension in the air of particles of some substance)
                  • nefes [TUR10-0573120] (Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman)
                • tütün [TUR10-0794630] (Duman)
              • lapa [TUR10-0507220] (Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu)
              • mash [ENG31-14972783-n] (a mixture of mashed malt grains and hot water)
              • harman [TUR10-0329200] (Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon)
            • sıva [TUR10-0689520] (Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç) plaster [ENG31-15016854-n] (a mixture of lime or gypsum with sand and water)
              • sıva [TUR10-0689530] (Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası)
                • kaba sıva [TUR10-0151660] (İnce sıvadan önce duvarlarda bulunan pürüzleri doldurup kapatmak için yapılan sıva)
                • roughcast [ENG31-15030579-n] (a coarse plaster for the surface of external walls)
                • ince sıva [TUR10-0373440] (Kaba sıva üzerine ince kum ve çimento karışımıyla yapılan düzgün sıva)
                • şap [TUR10-0723440] (İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası)
              • mozaik [TUR10-0551310] (İnce kum, çimento ve küçük mermer parçalarından oluşan karışımla döşeme sıvası)
            • dispersiyon eriyik [TUR10-0209760] (Çok ince katı taneciklerin su vb. sıvılarda erimeden dağılması durumu)
            • mum cilası [TUR10-0555450] (Parafin ve bal mumunun terebentin veya neft yağında çözüştürülmesi ile elde edilen, ağaç eşyaları cilalamakta kullanılan madde)
          • protoplazma [TUR10-0637110] (Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yan sıvı, saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer) protoplasm [ENG31-05440312-n] (the substance of a living cell (including cytoplasm and nucleus))
            • sitoplazma [TUR10-0696790] (Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını)
            • iç plazma [TUR10-0359980] (Bir hücreli canlılarda protoplazmanın merkez bölümü)
          • vücut maddesi [TUR10-1217450] (Fizyolojik sistemin bir parçası olan herhangi bir madde) body substance [ENG31-05271349-n] (the substance of the body)
            • vücut sıvısı [TUR10-1217960] (Fizyolojik bir sistemin parçası olan bir sıvı) liquid body substance [ENG31-05404811-n] (the liquid parts of the body)
              • kan [TUR10-0349980] (Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı) blood [ENG31-05407190-n] (the fluid (red in vertebrates) that is pumped through the body by the heart and contains plasma, blood cells, and platelets)
                • kan grubu [TUR10-0409610] (Bireyde serum ve alyuvarların taşıdığı antijen veya antikorların türüne göre ayırıcı özellikler taşıyan grup)
                • blood group [ENG31-05407944-n] (human blood cells (usually just the red blood cells) that have the same antigens)
                • kan doku [TUR10-0409420] (Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görünen kan)
                • kirli kan [TUR10-0463140] (Toplardamarların kalbe götürdüğü kan)
                • kilüs [TUR10-0461140] (Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan ak kan)
                  • kitapçık [TUR10-0882280] (Küçük kitap)
                • temiz kan [TUR10-0763310] (Atardamarlarda dolaşan, akciğerlerden oksijen taşıyarak vücudun her yanına giden kan)
              • salgı [TUR10-0361900] (Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde) secretion [ENG31-05412071-n] (a functionally specialized substance (especially one that is not a waste) released from a gland or cell)
                • hormon [TUR10-0347840] (İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. uyarıcı maddelerin genel adı) hormone [ENG31-05414462-n] (the secretion of an endocrine gland that is transmitted by the blood to the tissue on which it has a specific effect)
                  • adrenalin [TUR10-0009150] (Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı)
                  • epinephrine [ENG31-05415731-n] (a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress (trade name Adrenalin))
                  • kortikosteroid [TUR10-1240450] (Böbrek üstü bezinin korteksinden salgılanan steroit hormonlardan herhangi biri) corticosteroid [ENG31-14775596-n] (a steroid hormone produced by the adrenal cortex or synthesized)
                    • kortizon [TUR10-0476610] (Yaralanmanın, korkunun veya soğuğun yol açtığı stresler sonucu, vücutta şeker yapımını hızlandıran böbrek üstü bezi kabuğunun salgıladığı hormon)
                    • cortisone [ENG31-14777131-n] (a corticosteroid hormone (trade name Cortone Acetate) normally produced by the adrenal cortex)
                  • testosteron [TUR10-0770040] (Erkek cinsiyet hormonu)
                  • östrojen [TUR10-0882960] (Döl yatağının, döl yolunun ve fallop borularının gelişmesini hızlandıran, kadını cinsel birleşmeye ve çocuk yapmaya hazırlayan ayrıca deri ve kemik oluşumunu sağlayan, kalp, dolaşım sistemi ve damarları da koruyan bir tür hormon)
                  • tirokalsitonin [TUR10-0777880] (Tiroit bezinden salgılanan, kandaki kalsiyumu azaltan hormon)
                  • tiroksin [TUR10-0777890] (Tiroit hormonlarının ilki)
                  • hormon [TUR10-0347850] (Bu maddelerin işlevini yerine getirecek özellikte yapay madde)
                • endokrin [TUR10-0360020] (Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışacak yolda çıkardıkları salgı) hormone [ENG31-05414462-n] (the secretion of an endocrine gland that is transmitted by the blood to the tissue on which it has a specific effect)
                  • insülin [TUR10-0376590] (Pankreas tarafından salgılanan, kanda şeker oranını ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon)
                  • insulin [ENG31-05417989-n] (hormone secreted by the isles of Langerhans in the pancreas)
                • sümük [TUR10-0715420] (Sümük doku hücrelerinin ve üzerinde bulunan bezlerin, doku yüzünde nemli, akıcı, kaygan bir tabaka oluşturan salgısı) mucus [ENG31-05422738-n] (protective secretion of the mucous membranes)
                  • balgam [TUR10-0073960] (Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde)
                  • phlegm [ENG31-05423159-n] (expectorated matter)
                • tükürük [TUR10-0792430] (Birçok omurgalı ve omurgasızlarda ağzın içine açılan tûkrük bezlerinden salgılanan, insanda mukoproteinler ile nişastayı sindiren amilaz enzimi kapsayan, kan emen omurgasızlarda kanın pıhtılaşmasını engelleyen enzimler taşıyan salgı)
                • saliva [ENG31-05423542-n] (a clear liquid secreted into the mouth by the salivary glands and mucous glands of the mouth)
                • gözyaşı [TUR10-0310130] (Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri)
                • tear [ENG31-05412667-n] (a drop of the clear salty saline solution secreted by the lacrimal glands)
                • ter [TUR10-0766370] (Derinin gözeneklerinden sızan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan, renksiz, tuzlu sıvı) perspiration [ENG31-05413094-n] (salty fluid secreted by sweat glands)
                  • soğuk ter [TUR10-1239450] (Bk. soğuk ter dökmek (veya basmak))
                • salya [TUR10-0661640] (Ağızdan sızan tükürük)
                • saliva [ENG31-05423542-n] (a clear liquid secreted into the mouth by the salivary glands and mucous glands of the mouth)
                • misk [TUR10-0547810] (Mis)
                • musk [ENG31-14870816-n] (an odorous glandular secretion from the male musk deer)
                • kolostrum [TUR10-0469380] (Gebe kadının veya memeli hayvanların meme salgısı)
                • eğir [TUR10-0236500] (Arıların çıkardığı bir tür salgı)
                • ayak teri [TUR10-0059850] (Ayak parmakları arasından çıkan pis kokulu salgı)
                • bar [TUR10-0616920] (Ateşten veya mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık)
                • mukus [TUR10-0555300] (Solunum yolları ve sindirim organlarının hücreleri tarafından salgılanan madde)
              • irin [TUR10-0378710] (Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı)
              • pus [ENG31-05424816-n] (a fluid product of inflammation)
              • kan serumu [TUR10-0410560] (Kanın çökmesinden sonra üstünde kalan sıvı kısmı)
              • serum [ENG31-05410492-n] (an amber, watery fluid, rich in proteins, that separates out when blood coagulates)
              • lenf [TUR10-0509740] (Damarlarında dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı)
              • lymph [ENG31-05411417-n] (a thin coagulable fluid (similar to plasma but) containing white blood cells (lymphocytes) and chyle)
              • serum [TUR10-0680350] (Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm)
              • serum [ENG31-05410492-n] (an amber, watery fluid, rich in proteins, that separates out when blood coagulates)
              • plazma [TUR10-0631490] (Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı) plasma [ENG31-05410770-n] (the colorless watery fluid of the blood and lymph that contains no cells, but in which the blood cells (erythrocytes, leukocytes, and thrombocytes) are suspended)
                • dış plazma [TUR10-0202230] (Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı)
                • kan plazması [TUR10-0410430] (Kanın hücreler arası sıvı maddesi)
              • sperm [TUR10-0707970] (Erkeklerin cinsel organından salgılanan içerisinde üreme hücreleri barındıran sıvı)
              • semen [ENG31-05411679-n] (the thick white fluid containing spermatozoa that is ejaculated by the male genital tract)
              • safra [TUR10-0073450] (Karaciğerin salgıladığı yeşil, sarı renkte acı sıvı)
              • bile [ENG31-05413913-n] (a digestive juice secreted by the liver and stored in the gallbladder)
              • çapak [TUR10-0150120] (Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı)
              • albümin [TUR10-0025090] (Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan madde)
              • arı sütü [TUR10-0044740] (Genç işçi arının başındaki bezlerden salgıladığı azotu çok madde)
              • trombosit [TUR10-1164320] (Kanda bulunan, eksikliğinde pıhtılaşmanın geciktiği yağ veya ölü hücre parçacığı)
              • beyin omurilik sıvısı [TUR10-0098180] (Örümceksi zarla ince zar arasındaki boşlukta bulunan beyinle omuriliği çepeçevre saran sıvı)
              • süzüntü [TUR10-0720630] (Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı)
              • öz [TUR10-0607320] (Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça)
            • boğum [TUR10-0111940] (İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer) node [ENG31-05272412-n] (any bulge or swelling of an anatomical structure or part)
              • yumrucuk [TUR10-0862240] (Küçük yumru, ufak şişkinlik) nodule [ENG31-05272537-n] (a small node)
                • dördüz yumrucuklar [TUR10-0222290] (Beyinle beyincik arasında bulunan dört kabartının adı)
            • mine [TUR10-0546620] (Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku)
            • enamel [ENG31-05316180-n] (hard white substance covering the crown of a tooth)
            • kromatin [TUR10-0486930] (Hücre çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler veya ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen madde)
            • diş özü [TUR10-0210610] (Dişlerin, katılgan doku, damar ve sinirlerden oluşmuş iç bölümü)
            • rafit [TUR10-0641020] (Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde)
            • pus [TUR10-0638280] (Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde)
            • interferon [TUR10-0376940] (Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi)
          • malzeme [TUR10-0522720] (Bir şey yapmak için kullanılması gereken maddeler) material [ENG31-03735442-n] (things needed for doing or making something)
            • duy [TUR10-0226800] (Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer)
            • kalemtıraş [TUR10-0402650] (Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski)
            • klinker [TUR10-0464920] (Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü)
            • kum [TUR10-0489870] (Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler) sand [ENG31-15043597-n] (a loose material consisting of grains of rock or coral)
              • rıh [TUR10-0647430] (Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir tür kum)
              • kordon [TUR10-0475430] (Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı)
              • kayır [TUR10-0433110] (İnce kum)
              • kayır [TUR10-0433100] (Kalın kum)
            • mıknatıs [TUR10-0542950] (Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde)
            • magnet [ENG31-03710918-n] ((physics) a device that attracts iron and produces a magnetic field)
            • tel [TUR10-0760040] (Tencere, çaydanlık ve benzerini ovarak temizlemek için kullanılan nesne)
            • tombak [TUR10-0779700] (Kuyumculukta kullanılan, % 80 bakır, % 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım)
            • banyo takımı [TUR10-0076780] (Yıkanmak ve kurulanmak için gerekli olan gereçlerin tümü)
            • dolgu [TUR10-0216960] (Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde)
            • filling [ENG31-14892394-n] (any material that fills a space or container)
            • çöp [TUR10-0174820] (Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi) waste [ENG31-14880414-n] (any materials unused and rejected as worthless or unwanted)
              • atık su [TUR10-0055500] (Evlerde, iş yerlerinde kullanımdan dolayı kirlenen ve bina dışına sevk edilen pis su) effluent [ENG31-14881172-n] (water mixed with waste matter)
                • çirkef [TUR10-0169590] (Pis ve bulanık su)
              • ifrazat [TUR10-0361910] (Vücuttan çıkan kan, irin, ter vb. şeyler, salgılar) body waste [ENG31-14878134-n] (waste matter (as urine or sweat but especially feces) discharged from the body)
                • kusmuk [TUR10-0496130] (Mideden ağız yoluyla dışarı atılan şey) vomit [ENG31-14880143-n] (the matter ejected in vomiting)
                  • kara kusmuk [TUR10-0416780] (İçinde bol miktarda kara kan bulunan kusmuk)
                  • tavuskuyruğu [TUR10-0753420] (Sarhoş kusmuğu)
                • dışkı [TUR10-0202030] (Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı) fecal matter [ENG31-14878449-n] (solid excretory product evacuated from the bowels)
                  • gaita [TUR10-0281970] (İnsan dışkısı)
                  • fecal matter [ENG31-14878449-n] (solid excretory product evacuated from the bowels)
                  • kığı [TUR10-0447210] (Koyun, keçi veya deve pisliği)
                  • fışkı [TUR10-0272260] (Atgillerin taze dışkısı, tersi)
                  • ters [TUR10-0768290] (Hayvan pisliği)
                  • sağı [TUR10-0655320] (Kuş tersi; kuş gübresi)
                  • çıkartı [TUR10-0163150] (Boşaltım ile vücuttan dışarı çıkan madde; ıtrah maddesi)
                • idrar [TUR10-0319390] (Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı)
                • urine [ENG31-14879875-n] (liquid excretory product)
                • tuvalet [TUR10-0791380] (Sidik veya dışkı)
                • sümük [TUR10-0715410] (Burun boşluklarından gelen yapışkan sıvı)
              • kir [TUR10-0461930] (Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik) dirt [ENG31-14521680-n] (the state of being covered with unclean things)
                • kemre [TUR10-0440530] (Deride kalınlaşmış kir tabakası)
                • çakıldak [TUR10-0145660] (Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik)
                • çepel [TUR10-0159690] (Kir; bulaşık; çamur; pislik)
                • donra [TUR10-0218860] (Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir)
                • uykuluk [TUR10-0802720] (Kundaktaki çocukların avucunda biriken kir)
                • zifir [TUR10-0875490] (Tütün dumanının bıraktığı yağlı kir)
                • müzahrefat [TUR10-0567140] (Süprüntüler; pislikler)
              • pis su [TUR10-0629290] (Ayakyolu, banyo, mutfak vb. yerlerden gelen kirlenmiş, suların karışımı; lağım suyu)
              • sewage [ENG31-14881044-n] (waste matter carried away in sewers or drains)
              • kirletici madde [TUR10-1240810] (Kirliliğe sebep olan her türlü madde) pollutant [ENG31-14881429-n] (waste matter that contaminates the water or air or soil)
                • kükürt dioksit [TUR10-1241480] (Bir kükürt ve iki oksijen atomundan oluşan, kullanım alanı geniş bir bileşik)
                • sulfur dioxide [ENG31-15088620-n] (a colorless toxic gas (SO2) that occurs in the gases from volcanoes)
              • zehirli atık [TUR10-1240820] (Solunduğunda, yutulduğunda veya deriden emildiğinde zarar verebilen atık maddeler)
              • toxic waste [ENG31-14882788-n] (poisonous waste materials)
              • moloz [TUR10-0549710] (Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları; yapı döküntüsü)
              • debris [ENG31-14882048-n] (the remains of something that has been destroyed or broken up)
              • tapon mal [TUR10-0745690] (Niteliği düşük, eski mal)
              • debris [ENG31-14882048-n] (the remains of something that has been destroyed or broken up)
              • evsel atık [TUR10-0260780] (Evde kullanımdan düşmüş, eskimiş, yıpranmış veya çöp durumuna gelmiş maddeler)
            • mühimmat [TUR10-0560620] (Savaş gereçleri)
            • ammunition [ENG31-14609988-n] (any nuclear or chemical or biological material that can be used as a weapon of mass destruction)
            • safra [TUR10-0654700] (Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için, dip bölümlerine konulan ağırlık) ballast [ENG31-02782868-n] (any heavy material used to stabilize a ship or airship)
              • sabura [TUR10-0653070] (Gemi safrası)
            • yalıtkan [TUR10-0829250] (Herhangi bir değmeyi, sürtünmeyi önlemek için, elektrik iletkenlerini saran, koruyan porselen, kauçuk vb. madde)
            • insulator [ENG31-14845760-n] (a material such as glass or porcelain with negligible electrical or thermal conductivity)
            • yapıştırıcı [TUR10-0834010] (Yapıştırma özelliği olan ve yapıştırmaya yarayan nesne) adhesive material [ENG31-14726577-n] (a substance that unites or bonds surfaces together)
              • zamk [TUR10-0869980] (Bu maddenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği) glue [ENG31-14727036-n] (cement consisting of a sticky substance that is used as an adhesive)
                • lük [TUR10-0514570] (Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı)
              • zamk [TUR10-0869970] (Akasya, kitre, sütleğen vb. ağaçların kabuklarından sızarak donan, eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan, renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde)
                • Arap zamkı [TUR10-0043090] (Akasyadan elde edilen bir zamk)
                • kiraz zamkı [TUR10-0462240] (Kiraz, badem, erik, kayısı ve şeftali vb. ağaçların gövde ve dallarında meydana gelen zamk)
                • lak [TUR10-0505970] (Uzak Doğu'da yetişen Amerika elmasından çıkan zamk)
                  • laka [TUR10-0505990] (Lak)
                • kasnı [TUR10-0425700] (Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk)
                • şeytantersi [TUR10-0729860] (Bu bitkiden elde edilen ve hekimlikte kullanılan reçineli zamk)
              • camcı macunu [TUR10-0130890] (Cam ile çerçeve arasındaki aralıkları kapatmakta kullanılan ve kaba üstübeçle bezir yağından yapılan hamur)
              • putty [ENG31-14727958-n] (a dough-like mixture of whiting and boiled linseed oil)
              • cam macunu [TUR10-0131260] (Camı yuvasına tutturmak ve yalıtkanlık sağlamak amacı ile kullanılan bezir yağı ve üstübeç karışımı)
              • putty [ENG31-14727958-n] (a dough-like mixture of whiting and boiled linseed oil)
              • macun [TUR10-0515660] (Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım) putty [ENG31-14727958-n] (a dough-like mixture of whiting and boiled linseed oil)
                • üstübeç macunu [TUR10-0810290] (Üstübeç veya tutkaldan, dövülmüş tebeşir tozu ile hazırlanan onarma macunu)
                • yedirme [TUR10-0846010] (Yağ, kireç ve kendirden yapılan, su borularını birbirine tutturmaya yarayan macun)
                • bal mumu macunu [TUR10-0075050] (Mobilyadaki kusurların onarımında kullanılan, toprak boya ile renklendirilmiş bal mumu)
                • bilar [TUR10-0101910] (Katranlı kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun)
              • lök [TUR10-0514250] (Kireç, zeytinyağı, pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla, kırık çanak çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun; lökün)
              • lute [ENG31-14730375-n] (a substance for packing a joint or coating a porous surface to make it impervious to gas or liquid)
              • tutkal [TUR10-0789590] (Deri, kıkırdak vb. hayvansal maddelerden elde edilen, katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta, kâğıt vb. yapıştırmaya yarayan madde)
                • ince tutkal [TUR10-0373450] (Uygun sıvılarla akıcılığı artırılmış sıvı tutkal)
                • lastik tutkalı [TUR10-0507740] (Lastiklerin kasnağa yapıştırılmasını sağlayan madde)
                • balık tutkalı [TUR10-0074440] (Balık endüstrisi artıklarından üretilen, yavaş kuruyan, fakat bağlama gücü yüksek yapıştırıcı)
                • boncuk tutkalı [TUR10-0113350] (Boncuk biçiminde glüten tutkalı)
                • glüten tutkalı [TUR10-0300280] (Hayvanların deri, kemik, sinir vb. artıklarından elde edilen genellikle sıcak olarak kullanılan bir yapıştırıcı türü)
              • akemi [TUR10-0017910] (İki elemanlı mermer yapıştırıcısı)
              • kola [TUR10-0467710] (Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı)
              • yapıştırıcı [TUR10-0834140] (Filmlerin yapıştırılması işinde kullanılan cihaz)
              • kazein tutkalı [TUR10-0436200] (Ekşi sütten kireç yardımı ile üretilen ve soğuk olarak kullanılan ağaç yapıştırıcısı)
              • solusyon [TUR10-0701500] (Özellikle lastikleri yapıştırmakta kullanılan koyu, yapışkan madde)
              • plastik tutkal [TUR10-0631300] (Mobilyacılıkta kullanılan ağaç yapıştırıcı)
              • mühür mumu [TUR10-0561040] (Üstüne mühür basılan ve bal mumu ile reçineden yapılan genellikle kırmızı renkli madde)
            • zımpara [TUR10-0874320] (Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya) abrasive [ENG31-14823414-n] (a substance that abrades or wears down)
              • zımpara kağıdı [TUR10-0874330] (Maden, tahta ve daha başka şeylerin yüzünü aşındırıp düzeltmeye ve parlatmaya yarar, üstüne zımpara tozu yapıştırılmış kalınca kâğıt)
              • emery paper [ENG31-14874050-n] (stiff paper coated with powdered emery or sand)
              • disk zımpara [TUR10-0209710] (Mermer ve metal maddeleri kesmeye veya temizleyip parlatmaya yarayan alet)
              • bant zımpara [TUR10-0076590] (Çekmeye dayanıklı, uzun kâğıt veya bezden üretilmiş, genellikle zımparalama makinelerinde kullanılan aşındırma gereci)
            • ambalaj malzemesi [TUR10-1241200] (Ambalajlama işinde kullanılan malzeme) packing material [ENG31-15001007-n] (any material used especially to protect something)
              • karton [TUR10-0424070] (Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt) cardboard [ENG31-14823771-n] (a stiff moderately thick paper)
                • mukavva [TUR10-0555090] (Kalın karton)
                • cardboard [ENG31-14823771-n] (a stiff moderately thick paper)
                • kart [TUR10-0423680] (Düzgün kesilmiş ince karton parçası)
                  • kartela [TUR10-0423900] (Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart)
                  • karton [TUR10-0424090] (Tombala oyununda çekilen numaraların işaretlendiği kart)
                • bellik [TUR10-0092450] (Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla araya konulan ince, uzun karton parçası)
                • matris kağıdı [TUR10-0529420] (Basılacak formanın kalıbını almada kullanılan yumuşak karton)
                • fiş [TUR10-0275340] (Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası)
            • renk verici malzeme [TUR10-1241250] (Renk vermek için kullanılan madde) coloring material [ENG31-15009532-n] (any material used for its color)
              • boya [TUR10-0115750] (Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde) paint [ENG31-03880896-n] (a substance used as a coating to protect or decorate a surface (especially a mixture of pigment suspended in a liquid))
                • kalkosit [TUR10-1239900] (Yün boyamakta kullanılan asitli boya maddelerinin ticari adı)
                • badana [TUR10-0067310] (Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya)
                • distemper [ENG31-03217419-n] (paint made by mixing the pigments with water and a binder)
                • çivit [TUR10-0170600] (Eskiden çivit otundan, bugün yapay yollarla elde edilen, mavi renkli, sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya)
                • bluing [ENG31-15011152-n] (used to whiten laundry or hair or give it a bluish tinge)
                • astar [TUR10-0051380] (Sıva veya boyadan önce vurulan kat) flat coat [ENG31-03365691-n] (the first or preliminary coat of paint or size applied to a surface)
                  • çelik macunu [TUR10-0157960] (Yağ, vernik, dolgu ve renk gereçlerinden hazırlanan boya astarı)
                • astar boyası [TUR10-0051400] (Boyacılıkta asıl boyadan önce sürülen, kiri kapatmak ve sürülecek boyanın dayanıklılığını artırmak için kullanılan boya)
                • flat coat [ENG31-03365691-n] (the first or preliminary coat of paint or size applied to a surface)
                • saç boyası [TUR10-1241260] (Genellikle saça farklı renkler vermek amacıyla kullanılan ürün)
                  • kına [TUR10-0448990] (Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz) henna [ENG31-15013308-n] (a reddish brown dye used especially on hair)
                    • yüksük kına [TUR10-0865990] (Yalnız bir tek parmağın baş kısmına sürülen kına)
                • ezme boya [TUR10-0262490] (Yağ veya başka bir maddeyle ezilerek hamur durumuna getirilmiş boya)
                • yağlı boya [TUR10-0824830] (Eşyaya renk vermek veya onu dış etkilerden korumak için sürülen, boyanın bazı özel sıvılarla karıştırılmasıyla yapılan kimyasal madde)
                • boya [TUR10-0115760] (Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya)
                  • pastel boya [TUR10-1117850] (Boya maddelerinin katı bir hamur olana kadar tebeşir ve suyla karıştırılmasıyla oluşturulan, çubuk biçiminde boya)
                  • kuru boya [TUR10-1089690] (Resim yapmaya yarayan çeşitli renklerde olan kalem)
                  • sulu boya [TUR10-0712000] (Su ile karıştırılarak kullanılan bir boya)
                  • tabanca boyası [TUR10-0735700] (Tabanca ile yapılan boya)
                  • astar boyası [TUR10-0051410] (Üzerine resim yapılacak bezin veya duvarın yağlı boyayı emmesi için, resim yapılmadan önce sürülen boya)
                  • su boyası [TUR10-0710400] (Su ile eriyebilen ağaç boyası)
                  • guaj [TUR10-0311090] (Bir çeşit zamklı, mat sulu boya)
                • kırmız [TUR10-0452530] (Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya)
                • çürük boya [TUR10-0177000] (Doğal olmayan ve basit kimyasal yollarla elde edilen boya)
                • anilin boyalar [TUR10-0037250] (Taş kömürü eterinden elde edilen, fotoğrafçılıkta, basım işlerinde, boya sanayisinde kullanılan organik boya cevheri)
                • lük boyası [TUR10-0514580] (Kırmızı boya)
                • toprak boya [TUR10-0782490] (Minerallerden elde edilen boyar madde)
                • turnusol boyası [TUR10-0788860] (Bazların etkisiyle maviye, asitlerin etkisiyle kırmızıya dönüşen, bir tür yosundan elde edilen mavi boya)
                • boya kökü [TUR10-0115910] (Bitki köklerinden elde edilen doğal boya)
                • mum boyası [TUR10-0555440] (Mum, terebentin, su ve toprak boyalarla hazırlanan boya)
                • sülüğen [TUR10-0715030] (Erimiş kurşunun, bir hava akımında yükseltgenmesiyle üretilen, çok yoğun ve zehirli, pas önleyici astar boyaların hazırlanmasında kullanılan kırmızı boya)
                • rastık [TUR10-0643020] (Kadınların kaşlarını veya saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya)
                • hamur boya [TUR10-0325400] (Ressamın boya tablası üzerinde, resmine sürmek için hazırladığı hamur kıvamındaki yağlı boya)
                • Hint sarısı [TUR10-0345640] (Mango yaprakları ile beslenmiş ineklerin sidiğinden elde edilen, kehribar sarısına yakın, özellikle yağlı boya resimde kullanılan bir boya)
                • fil dişi karası [TUR10-0273600] (Fil dişi külünden yapılan kara boya)
                • kök boyası [TUR10-0862660] (Kökboyasıgillerden, 1-2 metre uzunluğunda, çalı görünüşünde, gövdesi sert dikenli çok yıllık bir bitkinin köklerinden elde edilen kırmızımsı sarı bir boya)
              • pigment [TUR10-0627360] (Canlı bir organizmanın oluşturduğu, ona özel bir renk veren kimyasal madde) pigment [ENG31-15015290-n] (any substance whose presence in plant or animal tissues produces a characteristic color)
                • klorofil [TUR10-0465200] (Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde)
                • chlorophyll [ENG31-01400853-n] (any of a group of green pigments found in photosynthetic organisms)
              • toz boya [TUR10-0784420] (Sulandırılarak kullanılan, çeşitli renkte toz durumundaki boya)
              • pigment [ENG31-15014387-n] (dry coloring material (especially a powder to be mixed with a liquid to produce paint, etc.))
              • turnusol [TUR10-0788850] (Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi)
              • litmus [ENG31-14965545-n] (a coloring material (obtained from lichens) that turns red in acid solutions and blue in alkaline solutions)
            • puro [TUR10-0691390] (Yaprak tütünün dürülerek sarılmasıyla yapılan kalın sigara)
            • cigar [ENG31-03034020-n] (a roll of tobacco for smoking)
            • sigara [TUR10-0691400] (İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne) cigarette [ENG31-03034648-n] (finely ground tobacco wrapped in paper)
              • esrarlı sigara [TUR10-1213350] (İçine haşiş koyarak sarılan sigara) joint [ENG31-03606019-n] (marijuana leaves rolled into a cigarette for smoking)
                • çift kâğıtlı [TUR10-0991200] (İki sigara kâğıdına sarılmış esrar)
              • kalıp sigarası [TUR10-0404010] (Sigara sarma makinesinden çıkmış sigara)
              • zıvanalı sigara [TUR10-0875390] (İçinde esrar bulunan sigara)
              • zıvanalı sigara [TUR10-0875380] (Bir ucunda kartondan zıvana bulunan sigara)
            • bitkisel madde [TUR10-1241270] (Bitkiden elde edilen, nebati madde) plant material [ENG31-15016279-n] (material derived from plants)
              • anız [TUR10-0037150] (Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap)
              • chaff [ENG31-14830069-n] (material consisting of seed coverings and small pieces of stem or leaves that have been separated from the seeds)
              • bitkisel ürün [TUR10-1241280] (Bitkiden elde edilen, nebati ürün) plant product [ENG31-15016494-n] (a product made from plant material)
                • çam sakızı [TUR10-0003300] (Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı) resin [ENG31-14918291-n] (any of a class of solid or semisolid viscous substances obtained either as exudations from certain plants or prepared by polymerization of simple molecules)
                  • damla sakızı [TUR10-0182590] (İri taneli, parlak ve çok sevilen bir tür sakız)
                  • mastic [ENG31-14920472-n] (an aromatic exudate from the mastic tree)
                  • kafur [TUR10-0398430] (Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde)
                  • camphor [ENG31-14815149-n] (a resin obtained from the camphor tree)
                  • mastika [TUR10-0528340] (Sakız ağacından çıkarılan reçine)
                  • mastic [ENG31-14920472-n] (an aromatic exudate from the mastic tree)
                  • sakız [TUR10-0658250] (Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine) mastic [ENG31-14920472-n] (an aromatic exudate from the mastic tree)
                    • kardeşkanı [TUR10-0419200] (Kardeşkanı ağacından alınan, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, koyu renkte bir sakız)
                  • kehribar [TUR10-0661740] (Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine)
                  • amber [ENG31-14919031-n] (a hard yellowish to brownish translucent fossil resin)
                  • anzarot [TUR10-0040210] (Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi)
                  • akamber [TUR10-0017160] (Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan Hymenea elde edilen katı, güzel kokulu reçine)
                  • kopal [TUR10-0474490] (Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine)
                  • köknar reçinesi [TUR10-0481040] (Köknar kozalaklarından elde edilen sakız)
                  • çavşır [TUR10-0154760] (Bu bitkinin eczacılıkta kullanılan reçinesi)
                  • aselbent [TUR10-0048910] (Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacının gövdesi çizilerek elde edilen bir tür reçine)
                  • balsam [TUR10-0075260] (Bazı ağaçlardan elde edilen, parfüm ve ilaçların yapımında kullanılan reçine)
                • tütün [TUR10-0794620] (Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı) tobacco [ENG31-04449965-n] (leaves of the tobacco plant dried and prepared for smoking or ingestion)
                  • enfiye [TUR10-0247520] (Çürütülmüş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici toz)
                  • snuff [ENG31-04260049-n] (finely powdered tobacco for sniffing up the nose)
                  • ağız tütünü [TUR10-0013890] (Keyif için ağızda çiğnenen bir tür tütün)
                  • topbaş [TUR10-0780970] (Anadolu'da özellikle Tokat yöresinde yetiştirilen açık renkli, orta boy yapraklı ve tatlı içimli bir tür tütün)
                  • tömbeki [TUR10-0570810] (Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü)
                  • ayınga [TUR10-0061440] (Kaçak tütün)
                  • yavaş tütün [TUR10-0841950] (Sert olmayan tütün)
                  • yaprak tütün [TUR10-0835010] (Kıyılmamış, yaprak bütünlüğü tam olan, işlenmiş veya işlenmemiş tütün)
                • agaragar [TUR10-0391390] (Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir tür jelatin)
                • bohça [TUR10-0112170] (Ufak ve seçme tütün dengi)
              • saman [TUR10-0661690] (Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları) chaff [ENG31-14830069-n] (material consisting of seed coverings and small pieces of stem or leaves that have been separated from the seeds)
                • kesmik [TUR10-0445470] (Başakla karışık iri saman)
                • çelmik [TUR10-0158420] (Buğday ve başakla karışık iri saman)
                • loda [TUR10-0513040] (Taneli veya tanesiz saman yığını)
                • loda [TUR10-0513050] (Üzeri toprak veya otla örtülmüş saman yığını)
                • altlık [TUR10-0031140] (Hayvanların altına yayılan ot veya saman)
                • irinti [TUR10-0378760] (Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri saman)
              • kepek [TUR10-0441920] (Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları) bran [ENG31-14830346-n] (broken husks of the seeds of cereal grains that are separated from the flour by sifting)
                • pike [TUR10-0627530] (İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık)
              • kitre [TUR10-0464370] (Baklagillerden, çok yıllık dikenli bir çalı olan kevenden çıkarılan bir tür zamk)
              • tragacanth [ENG31-15101793-n] (a gum used in pharmacy, adhesives, and textile printing)
              • lateks [TUR10-0507810] (Bazı bitkilerin genellikle süt görünüşünde olan öz suyu) latex [ENG31-15030685-n] (a milky exudate from certain plants that coagulates on exposure to air)
                • kauçuk [TUR10-0429710] (Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde)
                • rubber [ENG31-15030825-n] (an elastic material obtained from the latex sap of trees (especially trees of the genera Hevea and Ficus) that can be vulcanized and finished into a variety of products)
              • gıcır [TUR10-0296590] (Sakıza kıvamını arttırmak için katılan, kauçuk cinsinden bir madde)
              • gütaperka [TUR10-0317410] (Sumatra'da ve çevresindeki adalarda yetişen büyük bir cins ağaçtan elde edilen, kablo yapımında kullanılan, kauçuğa benzer, zamklı bir madde)
            • mineral [TUR10-0546710] (Normal sıcaklıkta doğada katı durumda birtakım maddelerle karışık veya birleşik olarak bulunan veya kimyasal yollarla elde edilen inorganik madde) mineral [ENG31-14686753-n] (solid homogeneous inorganic substances occurring in nature having a definite chemical composition)
              • alçı taşı [TUR10-0025660] (Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat) gypsum [ENG31-14701939-n] (a common white or colorless mineral (hydrated calcium sulphate) used to make cements and plasters (especially plaster of Paris))
                • kaymak taşı [TUR10-0712260] (Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir tür mermer)
                • alabaster [ENG31-14689530-n] (a compact fine-textured, usually white gypsum used for carving)
              • korindon [TUR10-0031620] (Birleşimi alüminyum oksit olan, cam parlaklığında, saydam ve türlü renklerde, elmastan sonra en sert mineral)
              • bauxite [ENG31-14692438-n] (a clay-like mineral)
              • apatit [TUR10-0040450] (Doğada, kemik dokusunda bulunan, içinde flor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat) apatite [ENG31-14690689-n] (a common complex mineral consisting of calcium fluoride phosphate or calcium chloride phosphate)
                • fluorapatit [TUR10-1239990] (Kalsiyum, flor, oksijen ve fosfordan oluşan, birçok renkte bulunabilen bir çeşit mineral)
                • fluorapatite [ENG31-14699377-n] (a form of apatite in which fluorine predominates over chlorine)
              • asfalt [TUR10-0049050] (Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm)
              • asphalt [ENG31-14691634-n] (a dark bituminous substance found in natural beds and as residue from petroleum distillation)
              • barit [TUR10-0077930] (Baryum oksit veya baryum hidroksit)
              • heavy spar [ENG31-14702391-n] (a white or colorless mineral (BaSO4))
              • baritin [TUR10-0077940] (Mol kütlesi 233,4 g, bozunma noktası 1580 derece olan, rombik kristal yapıda, suda çözünmeyen, kağıt dolgu maddesi ve matbaa mürekkebi yapımında kullanılan bir madde)
              • heavy spar [ENG31-14702391-n] (a white or colorless mineral (BaSO4))
              • beril [TUR10-0094760] (Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat)
              • beryl [ENG31-14692700-n] (the chief source of beryllium)
              • boraks [TUR10-0113580] (Yoğunlaşmış bir borik asitten türeyen sodyum tuzu)
              • borax [ENG31-14693245-n] (an ore of boron consisting of hydrated sodium borate)
              • dolomit [TUR10-0217370] (Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral)
              • dolomite [ENG31-14697908-n] (a light colored mineral consisting of calcium magnesium carbonate)
              • mika [TUR10-0260500] (Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral) mica [ENG31-14705716-n] (any of various minerals consisting of hydrous silicates of aluminum or potassium etc. that crystallize in forms that allow perfect cleavage into very thin leaves)
                • lepidolit [TUR10-1240100] (Lila-gri veya gül renkli bir filosilikat çeşidi)
                • lepidolite [ENG31-14704422-n] (a mineral of the mica group)
                • zinvaldit [TUR10-1241640] (Silikatların mika grubundan bir çeşit mineral)
                • zinnwaldite [ENG31-15133583-n] (a mica containing iron and lithium)
                • biyotit [TUR10-0110270] (Bir çeşit kara renkli mika)
                • Moskof camı [TUR10-0550880] (Bir tür beyaz mika)
              • galenit [TUR10-0282120] (İçinde doğal kurşun bulunan sülfür)
              • galena [ENG31-14700071-n] (soft blue-grey mineral)
              • grena [TUR10-0310640] (Alüminyum silikat ile kalsiyum, magnezyum, demir, manganez vb. madenlerden birinin birleşmesinden oluşmuş çeşitli renkteki mineral)
              • garnet [ENG31-14700203-n] (any of a group of hard glassy minerals (silicates of various metals) used as gemstones and as an abrasive)
              • kuvars [TUR10-0498080] (Billurlaşmış silisin doğada çok yaygın bir türü) quartz [ENG31-14717894-n] (a hard glossy mineral consisting of silicon dioxide in crystal form)
                • ametist [TUR10-0033060] (Süs taşı olarak kullanılan mor renkte bir tür kuvars)
                • çakmak taşı [TUR10-0146560] (Demir veya çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir tür kuvars)
                • Kadıköy taşı [TUR10-0396460] (Kuvars ve opal liflerinden oluşan, mühür ve süs eşyası yapımında kullanılan, yarı billur silis) chalcedony [ENG31-14830503-n] (a milky or greyish translucent to transparent quartz)
                  • oniks [TUR10-0319490] (Damarlı ve yarı saydam bir tür Kadıköy taşı)
                  • onyx [ENG31-14994082-n] (a chalcedony with alternating black and white bands)
                • yıldız taşı [TUR10-0855150] (İçinde, ışık altında parlayan mika tanecikleri bulunan, sarı esmer renkte bir kuvars türü)
                • Necef taşı [TUR10-0572760] (Parlak ve saydam bir çeşit kuvars billuru)
              • maden cevheri [TUR10-0516540] (İçindeki maden oranı işletilmeye elverişli miktarda olan ocaktan çıkarılan işlenmemiş ham maden bileşiği) ore [ENG31-14712661-n] (a mineral that contains metal that is valuable enough to be mined)
                • uranyum cevheri [TUR10-1241550] (Uranyum elementinin özü) uranium ore [ENG31-15109391-n] (any ore from which uranium can be extracted)
                  • karnotit [TUR10-1239870] (Potasyum ve uranyum vanadat.)
                  • carnotite [ENG31-14693838-n] (a yellow radioactive mineral)
                  • uraninit [TUR10-1241540] (Uranyum ve oksijen içeren bir çeşit radyoaktif mineral)
                  • uraninite [ENG31-15109112-n] (a mineral consisting of uranium oxide and trace amounts of radium and thorium and polonium and lead and helium)
                • demir cevheri [TUR10-1241070] (Demir elementinin özü)
                • iron ore [ENG31-14947596-n] (an ore from which iron can be extracted)
              • bakır taşı [TUR10-0521610] (Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat)
              • malachite [ENG31-14704822-n] (a green or blue mineral used as an ore of copper and for making ornamental objects)
              • olivin [TUR10-0585860] (Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat)
              • olivine [ENG31-14708272-n] (a mineral consisting of magnesium iron silicate)
              • opal [TUR10-0612910] (Silisin hidratlı ve jelatinli bütün türlerini kapsayan değerli bir mineral)
              • opal [ENG31-14712395-n] (a translucent mineral consisting of hydrated silica of variable color)
              • pirit [TUR10-0628640] (Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü)
              • pyrite [ENG31-14716843-n] (a common mineral (iron disulfide) that has a pale yellow color)
              • piroksen [TUR10-0628660] (Doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad)
              • pyroxene [ENG31-14717557-n] (any of a group of crystalline silicate mineral common in igneous and metamorphic rocks)
              • talk [TUR10-0742140] (Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum) talc [ENG31-15090934-n] (a fine grained mineral having a soft soapy feel and consisting of hydrated magnesium silicate)
                • sabun taşı [TUR10-0653040] (Terzilerin kumaşı işaretlemek için kullandıkları, yeşilimsi veya beyaz renkli, sertliği 1 olan magnezyum silikat)
                • soapstone [ENG31-15068894-n] (a soft heavy compact variety of talc having a soapy feel)
              • lüle taşı [TUR10-1117980] (Doğal magnezyum silikat)
              • meerschaum [ENG31-14705606-n] (a white clayey mineral)
              • turkuaz [TUR10-1164670] (Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, yeşile çalan mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral)
              • turquoise [ENG31-15106765-n] (a blue to grey green mineral consisting of copper aluminum phosphate)
              • arjantit [TUR10-1239830] (Gümüş ve kükürtten oluşan bir çeşit mineral)
              • argentite [ENG31-14691064-n] (a valuable silver ore consisting of silver sulfide (Ag2S))
              • bornit [TUR10-1239850] (Bakır, demir ve kükürtten oluşan bir çeşit mineral)
              • bornite [ENG31-14693403-n] (a mineral consisting of sulfides of copper and iron that is found in copper deposits)
              • karnalit [TUR10-1239860] (Ortorombik sistemde kristallenen potasyum ve magnezyumun hidratlı klorürü)
              • carnallite [ENG31-14693574-n] (a white or reddish mineral consisting of hydrous chlorides of potassium and magnesium)
              • kasiterit [TUR10-1239880] (Kalay ve oksijenden oluşan bir çeşit mineral)
              • cassiterite [ENG31-14694088-n] (a hard heavy dark mineral that is the chief source of tin)
              • seruzit [TUR10-1239890] (Kurşun filizlerine su ve karbondioksit etkisi ile oluşan doğada bulunan beyaz, doğal)
              • cerussite [ENG31-14694339-n] (a mineral consisting of lead carbonate that is an important source of lead)
              • krizoberil [TUR10-1239920] (Berilyum, alüminyum ve oksijenden oluşan bir çeşit değerli mineral)
              • chrysoberyl [ENG31-14695533-n] (a rare hard yellow green mineral consisting of beryllium aluminate in crystal form)
              • sinobar [TUR10-1239930] (Kırmızı renkli, cıvanın doğal bir sülfürü)
              • cinnabar [ENG31-14695748-n] (a heavy reddish mineral consisting of mercuric sulfide)
              • kobaltin [TUR10-1239940] (Kobalt, arsenik ve kükürtten oluşan bir mineral)
              • cobaltite [ENG31-14696056-n] (a rare silvery-white mineral)
              • kristobalit [TUR10-1239960] (Kuvars ile aynı formüle, farklı kristal yapıya sahip olan bir çeşit mineral)
              • cristobalite [ENG31-14697054-n] (a white mineral consisting of silica)
              • kriyolit [TUR10-1239970] (Erime noktası 1000 derece, kırma indisi 1,338 olan ve sentetik olarak sodyum florür ve alüminyum florürün eritiş yapılması ile elde edilen sodyum ve aluminyumun doğal florürü olan yapıştırıcılar için bağlayıcı olarak, alüminadan alüminyum üretiminde, patlayıcılarda, seramik endüstrisinde ve elektrik yalıtkanı olarak kullanılan kar beyazı renginde, bazen kırmızı ve kahverengi renklerde olabilen bir madde)
              • cryolite [ENG31-14697311-n] (a white mineral consisting of fluorides of aluminum and sodium)
              • kuprit [TUR10-1239980] (Nitrik ve derişik hidroklorik asitte çözünen, bakır eldesinde kullanılan kırmızı bakır oksit)
              • cuprite [ENG31-14697486-n] (a mineral consisting of cuprous oxide that is a source of copper)
              • fluorit [TUR10-1240000] (Nötr haldeki flor atomunun, bir elektron alarak iyon (anyon) haline geçtiğinde aldığı isim)
              • fluorite [ENG31-14699517-n] (a soft mineral (calcium fluoride) that is fluorescent in ultraviolet light)
              • garniyerit [TUR10-1240010] (Serpentinit ultramafik kayaçların damarlarında bulunan yeşil nikel cevherlerine verilen genel ad)
              • garnierite [ENG31-14700487-n] (a green mineral consisting of hydrated nickel magnesium silicate)
              • hausmannit [TUR10-1240030] (Mangan ve oksijenden oluşan kompleks bir oksit)
              • hausmannite [ENG31-14702229-n] (a mineral consisting of manganese tetroxide)
              • hemimorfit [TUR10-1240050] (Çinko, silisyum, oksijen ve hidrojenden oluşan, kalaminin içeriğinde bulunan bir çeşit mineral)
              • hemimorphite [ENG31-14702567-n] (a white mineral)
              • ilmenit [TUR10-1240060] (Doğal bir siyah titanat cevheri)
              • ilmenite [ENG31-14702712-n] (a weakly magnetic black mineral found in metamorphic and plutonic rocks)
              • kainit [TUR10-1240070] (Almanya ve Polonya'da bulunan doğal potasyum magnezyum sülfattan sentetik olarak elde edilebilen, potasyumlu şekli gübre olarak ve su işlemlerinde kullanılan bir madde)
              • kainite [ENG31-14703113-n] (a white mineral consisting of magnesium sulphate and potassium chloride)
              • kernit [TUR10-1240080] (Yoğunluğu 1,5 g/mL, sertliği 3 olan, monoklinik kristallerden oluşan, beyaz renkli bir bor minerali)
              • kernite [ENG31-14703428-n] (a light soft mineral consisting of hydrated sodium borate in crystalline form)
              • langbeinit [TUR10-1240090] (Potasyum, magnezyum, kükürt ve oksijenden oluşan bir çeşit mineral)
              • langbeinite [ENG31-14704043-n] (a mineral consisting of potassium magnesium double sulphate)
              • manganit [TUR10-1240110] (Mangan oksit ve hidroksitten oluşan bir çeşit mineral)
              • manganite [ENG31-14705261-n] (a black mineral consisting of basic manganese oxide)
              • millerit [TUR10-1240130] (Nikel ve kükürtten oluşan bir çeşit mineral)
              • millerite [ENG31-14706148-n] (a yellow mineral consisting of nickel sulfide)
              • nefelinit [TUR10-1240150] (Nefelin ve klinopiroksenden oluşan, afanitik bir magmatik kayaç çeşidi)
              • nephelinite [ENG31-14707608-n] (an igneous rock consisting of nepheline and pyroxene)
              • periklaz [TUR10-1240250] (Magnezyum oksit mineralinin kübik formu)
              • periclase [ENG31-14714768-n] (a white solid mineral that occurs naturally as periclase)
              • polusit [TUR10-1240260] (Sezyum, sodyum, alüminyum, silisyum, oksijen ve hidrojenden oluşan bir çeşit zeolit minerali)
              • pollucite [ENG31-14715246-n] (a rare mineral that is an important source of cesium)
              • psilomelan [TUR10-1240270] (Sert, siyah mangan oksitlerinin genel adı)
              • psilomelane [ENG31-14716503-n] (a mineral consisting of hydrated basic oxide of manganese and barium)
              • piroluzit [TUR10-1240280] (Mangan ve oksijenden oluşan siyah, amorf bir çeşit mineral)
              • pyrolusite [ENG31-14717134-n] (a mineral consisting of manganese dioxide)
              • realgar [TUR10-1240290] (Arsenik ve kükürtten oluşan bir çeşit mineral)
              • realgar [ENG31-14719071-n] (a rare soft orange mineral consisting of arsenic sulphide)
              • rodokrozit [TUR10-1240300] (Kırmızı mangan olarak da bilinen, kırmızı renkte doğal mangan karbonat minerali)
              • rhodochrosite [ENG31-14720196-n] (a mineral consisting of manganese carbonate)
              • rutil [TUR10-1241340] (Kırmızı kahverengi prizmalar halinde titanyum minerali)
              • rutile [ENG31-15032966-n] (a mineral consisting of titanium dioxide in crystalline form)
              • şelit [TUR10-1241400] (Kalsiyum, volfram ve oksijenden oluşan bir çeşit mineral)
              • scheelite [ENG31-15045361-n] (a mineral used as an ore of tungsten)
              • spinel [TUR10-1241440] (Çeşitli renklerde ve geniş bir coğrafik bölgede bulunan sert, camsı mineral grubu)
              • spinel [ENG31-15075465-n] (a hard glassy mineral consisting of an oxide of magnesium and aluminum)
              • spodümen [TUR10-1241450] (Oldukça büyük kristaller halinde, genellikle granit veya permatit içinde bulunan, monoklinik sistemde kristallenen lityum ve alüminyum silikat)
              • spodumene [ENG31-15076790-n] (a pyroxene mineral consisting of lithium aluminum silicate)
              • silvanit [TUR10-1241490] (Altın, gümüş ve tellür içeren bir çeşit mineral)
              • sylvanite [ENG31-15090280-n] (a silver-white mineral consisting of silver gold telluride)
              • silvin [TUR10-1241500] (Potasyum ve klor içeren, tuz yataklarında bulunan bir çeşit mineral)
              • sylvite [ENG31-15090495-n] (a mineral consisting of native potassium chloride)
              • tridimit [TUR10-1241530] (Silisyum ve oksijenden oluşan bir çeşit mineral)
              • tridymite [ENG31-15104124-n] (a mineral form of silica)
              • vanadinit [TUR10-1241570] (Kurşun, vanadyum, oksijen ve klor içeren bir çeşit mineral)
              • vanadinite [ENG31-15111506-n] (a mineral consisting of chloride and vanadate of lead)
              • amfibol [TUR10-0033110] (Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu)
                • asbest [TUR10-0048890] (Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral) asbestos [ENG31-14749770-n] (a fibrous amphibole)
                  • amyant [TUR10-0033900] (Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest)
                  • asbestos [ENG31-14749770-n] (a fibrous amphibole)
                  • asbest yünü [TUR10-0048900] (Asbestin işlenerek yün biçimine sokulmuşu)
                • hornblent [TUR10-0347860] (Doğal alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından oluşmuş, koyu yeşil veya kara renkte parlak bir amfibol türü)
              • feldspat [TUR10-0267100] (Potasyumlu, sodyumlu ve kalsiyumlu olmak üzere üçe ayrılan en önemli silikatlı mineral grubu) feldspar [ENG31-14889112-n] (any of a group of hard crystalline minerals that consist of aluminum silicates of potassium or sodium or calcium or barium)
                • oligoklaz [TUR10-0585790] (Billur kütlelerde serpme durumunda bulunan, beyazımtırak bir tür feldspat)
                • sanidin [TUR10-0663460] (Volkanik kayaçlarda bulunan ortoz feldspat türü)
                • trakit [TUR10-0785790] (Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü)
                • ortoklaz [TUR10-0592830] (Dik açı biçiminde ayrıtları olan, billurları parça halinde dilinen bir çeşit potasyum feldspat)
                • plajiyoklaz [TUR10-0630600] (Dilinimleri birbirine göre eğik bir durumda kalsiyum ve sodyum içeren feldspat)
              • kalsit [TUR10-0405890] (Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı)
              • calcite [ENG31-14959889-n] (a common mineral consisting of crystallized calcium carbonate)
              • ombra [TUR10-0587040] (Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya)
              • umber [ENG31-15107996-n] (an earth pigment)
              • zirkon [TUR10-0876650] (Zirkonyumun doğal durumunda bulunan, renksiz, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan doğal ve saydam, değerli taş)
              • zircon [ENG31-15133694-n] (a common mineral occurring in small crystals)
              • kalamit [TUR10-0401220] (Amfibol cinsinden bir mineral türü)
              • pırpı [TUR10-0626710] (Rengi ve billur yapısı farklı birçok türü olan, minerallerin başkalaşmasıyla oluşan kütle, serpantin)
              • ambligonit [TUR10-1239820] (Lityum, sodyum, alüminyum, fosfor, flor, hidrojen ve oksijenden oluşan bir çeşit mineral)
              • akamber [TUR10-0017150] (Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokulu olan bir taş)
              • pentlandit [TUR10-1240240] (Demir, kükürt ve nikelden oluşan bir çeşit mineral)
              • cehennem taşı [TUR10-0134740] (Gümüşün nitrik asitte eritilmesiyle elde edilen, havaya dayanıklı, ışıkta bozulmayan beyaz kristal)
              • andezin [TUR10-1254230] (Plajiyoklaz feldspat katı çözelti serisinin bir üyesi olan bir silikat minerali)
              • molibdenit [TUR10-1240140] (Molibden ve kükürtten oluşan bir çeşit mineral)
              • molybdenite [ENG31-14706630-n] (a mineral resembling graphite that is valued as the chief source of molybdenum and its compounds)
              • arsenopirit [TUR10-1239840] (Demir, arsenik, kükürtten oluşan, sert, metalik, opak bir mineral)
              • katran taşı [TUR10-0429600] (Birleşimindeki su miktarı çok olan bir çeşit yanardağ camı)
              • traverten [TUR10-0786300] (Birtakım kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli veya silisli tortu)
              • tripoli [TUR10-0786660] (Ufalandığında toz, madenî eşya, taş, mermer, cam ve benzerini temizlemeye ve parlatmaya yarayan silisli kaya)
              • tüf [TUR10-0792010] (Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı)
                • tras [TUR10-0786270] (Volkanik tüf)
              • şist [TUR10-0732340] (Kömürle karışık bütün moloz maddelerinin bilimsel adı)
                • talk şist [TUR10-0742190] (Talktan oluşmuş billur şist)
              • ojit [TUR10-0583330] (Yanardağ kütlelerinde bulunan ve feldspatla birlikte bazaltların temelini oluşturan piroksen cinsinden mineral madde)
              • orpiment [TUR10-1240220] (Arsenik ve kükürtten oluşan, turuncu-sarı renkli bir çeşit mineral)
              • smaltit [TUR10-1241430] (Kobalt, demir, nikel ve arsenikten oluşan bir çeşit mineral)
              • granülin [TUR10-0310490] (Opalin türü)
              • hematit [TUR10-0410920] (Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan bir mineral)
              • maden [TUR10-0516390] (Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral) metallic element [ENG31-14649636-n] (any of several chemical elements that are usually shiny solids that conduct heat or electricity and can be formed into sheets etc.)
                • çıplak maden [TUR10-0164910] (Tamamen saf durumda, içinde hiçbir yabancı madde bulunmayan maden)
                • ergimiş maden [TUR10-0250000] (Sıvı duruma gelmiş maden)
                • gang [TUR10-0282960] (Maden cevher damarının işletilemeyen değersiz bölümü)
                • hurda [TUR10-0350090] (Eski maden parçası)
                • filiz [TUR10-0273860] (Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden bileşiği)
              • yer mumu [TUR10-0851210] (Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum)
            • karışım [TUR10-0421250] (Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey) assortment [ENG31-08415730-n] (a collection containing a variety of sorts of things)
              • marn [TUR10-0526660] (Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç, pekmez toprağı)
              • marl [ENG31-14705410-n] (a loose and crumbling earthy deposit consisting mainly of calcite or dolomite)
              • kil [TUR10-0460410] (Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak) clay [ENG31-14837352-n] (a very fine-grained soil that is plastic when moist but hard when fired)
                • lekeci kili [TUR10-0509440] (Kumaşlardaki lekeleri çıkarmak için kullanılan bir tür kil)
                • kilermeni [TUR10-0460460] (Eczacılıkta kullanılmış olan kırmızı renkli kil)
                • arı kil [TUR10-0044390] (Porselen yapmakta kullanılan bir çeşit ak ve gevrek kil)
                • aşı boyası [TUR10-0052710] (İçine karışan demir hidroksit miktarına göre pas sarısı, kızıl veya koyu esmer renk almış gevrek kil)
              • çamur [TUR10-0149140] (Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç) daub [ENG31-14852853-n] (material used to daub walls)
                • harç [TUR10-0327820] (Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan çamur, karışım) daub [ENG31-14852853-n] (material used to daub walls)
                  • yağlı harç [TUR10-0824890] (İçinde bol miktarda kireç veya çimento bulunan harç)
                  • horasan [TUR10-0347740] (Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir çeşit harç)
              • balçık [TUR10-0073600] (İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan toprak ve su karışımı) mud [ENG31-14980464-n] (water soaked soil)
                • zifos [TUR10-0875520] (Yerden sıçrayan çamur)
                • lös [TUR10-0514350] (En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık)
                • loess [ENG31-14966769-n] (a fine-grained unstratified accumulation of clay and silt deposited by the wind)
                • lüleci çamuru [TUR10-0514760] (Lüle yapılan özlü ve kızıl balçık)
                • özlü çamur [TUR10-0609430] (Yapışkan çamur)
              • alpaks [TUR10-0029940] (Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı)
              • altın suyu [TUR10-0030880] (Bir kısım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kısım konsantre hidroklorik asitten oluşmuş, özellikle platin ve altın vb. metalleri çözmekte kullanılan bir karışım)
              • briket [TUR10-0120420] (Kum ve çimentonun birleştirilmesiyle elde edilen yapı malzemesi)
                • asmolen [TUR10-0051090] (Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü)
              • keton [TUR10-0446550] (Karbonil grubuna iki alkil kökünün bağlanmasıyla türeyen birleşik)
              • eriyik [TUR10-0250930] (İçindeki katı bir madde erimiş bulunan sıvı; mahlul)
              • solution [ENG31-14613403-n] (a homogeneous mixture of two or more substances)
              • ahar [TUR10-0014870] (Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım)
              • ak sülümen [TUR10-0021450] (Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz)
              • karbojen [TUR10-0418780] (Bileşiminde % 95 oksijen ve % 5 karbondioksit bulunan gaz karışımı)
              • andırışma [TUR10-0370290] (Birbirine çok benzeyen iki şeyin karışması)
              • katıntı [TUR10-0428120] (Birbirine katılmış karışık şeylerin her biri)
              • paçal [TUR10-0610220] (Çeşitli şeylerin karışımı)
              • süspansiyon [TUR10-0719140] (Çözünemeyen katı madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda bulunmasıyla oluşan karışımı)
              • suspension [ENG31-14615271-n] (a mixture in which fine particles are suspended in a fluid where they are supported by buoyancy)
              • renk cümbüşü [TUR10-0645500] (Türlü renklerin oluşturduğu karışım)
              • iç [TUR10-0357990] (Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım)
            • hayvansal madde [TUR10-1240470] (Hayvandan elde edilen madde, hayvani madde) animal material [ENG31-14779983-n] (material derived from animals)
              • hayvansal ürün [TUR10-1240350] (Hayvandan elde edilen madde, hayvani ürün) animal product [ENG31-14724906-n] (a product made from animal material)
                • deri [TUR10-0196050] (İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan derisi) leather [ENG31-14783901-n] (an animal skin made smooth and flexible by removing the hair and then tanning)
                  • glase [TUR10-0300040] (Yumuşak deri)
                  • parşömen [TUR10-0616450] (Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri)
                  • parchment [ENG31-14783182-n] (skin of a sheep or goat prepared for writing on)
                  • pösteki [TUR10-0635050] (Koyun veya keçi postu)
                  • parchment [ENG31-14783182-n] (skin of a sheep or goat prepared for writing on)
                  • post [TUR10-0633790] (Tüylü hayvan derisi) hide [ENG31-14783454-n] (the dressed skin of an animal (especially a large animal))
                    • samur kürk [TUR10-0662110] (Sansar veya sincap derisinden yapılan kürk)
                    • sable [ENG31-14790125-n] (the expensive dark brown fur of the marten)
                    • keçi postu [TUR10-0437510] (Keçinin derisinin terbiye edilmesi ile yapılan post)
                    • lutr [TUR10-0514440] (Su samurundan elde edilen post)
                    • astragan [TUR10-0051680] (Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu)
                  • kösele [TUR10-0303860] (Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi) leather [ENG31-14783901-n] (an animal skin made smooth and flexible by removing the hair and then tanning)
                    • domuz derisi [TUR10-0217930] (Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan bir tür sağlam deri)
                    • pigskin [ENG31-14787603-n] (leather from the skin of swine)
                    • vaketa [TUR10-0812930] (İnek derisinden bir tür ince meşin)
                    • calf [ENG31-14785513-n] (fine leather from the skin of a calf)
                    • vidala [TUR10-0819760] (Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi)
                    • calf [ENG31-14785513-n] (fine leather from the skin of a calf)
                    • kayış [TUR10-0433310] (Ustura bilenen cilalı kösele)
                  • meşin [TUR10-0538960] (İşlenmiş koyun derisi)
                  • leather [ENG31-14783901-n] (an animal skin made smooth and flexible by removing the hair and then tanning)
                  • kaplan derisi [TUR10-0414060] (Deri sanayisinde çok tutulan ve kadın giysisi yapımında kullanılan deri)
                  • krokodil [TUR10-0486830] (İşlenmiş timsah derisi)
                  • telatin [TUR10-0760380] (Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi)
                  • dana derisi [TUR10-0182820] (Ölü buzağından elde edilen ve tirşe yapımında kullanılan özel deri)
                  • lezar [TUR10-0510620] (Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri)
                  • sahtiyan [TUR10-0657270] (Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış genellikle keçi derisi)
                  • yılan derisi [TUR10-0854370] (Deri sanayisinde çok beğenilen, yılan derisinin işlenmiş biçimi)
                  • maroken [TUR10-0526690] (Fas'ta işlenen yumuşak bir çeşit keçi derisi)
                  • maroken [TUR10-0526700] (Üzerine benekler basılarak marokene benzetilen koyun derisi)
                  • beşme [TUR10-0096550] (Tabaklanmamış ham deri)
                  • gön [TUR10-0303850] (İşlenmiş deri)
                  • rugan [TUR10-0649560] (Ayakkabı, çanta vb. yapımında kullanılan parlak deri)
                  • pervaz [TUR10-0624740] (Cilt kapağının iç tarafına konulan deri parçası)
                  • güderi [TUR10-0312690] (Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin)
              • boynuzsu madde [TUR10-1240480] (Boynuzu andıran, boynuza benzeyen, boynuz gibi, boynuzumsu madde) horn [ENG31-14782206-n] (the material (mostly keratin) that covers the horns of ungulates and forms hooves and claws and nails)
                • bağa [TUR10-0068090] (Kaplumbağa kabuğu)
                • tortoiseshell [ENG31-14782599-n] (the mottled horny substance of the shell of some turtles)
              • kabuk [TUR10-0394370] (Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü) armor [ENG31-01905391-n] (tough more-or-less rigid protective covering of an animal or plant)
                • sedef [TUR10-0672910] (Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde)
                • mother-of-pearl [ENG31-14782885-n] (the iridescent internal layer of a mollusk shell)
                • yumurta kabuğu [TUR10-1230520] (Kuş yumurtasının dış kabuğu)
                • shell [ENG31-09455334-n] (the exterior covering of a bird's egg)
                • bağa [TUR10-0068080] (Deniz kaplumbağasının kabuğu)
                • kitin [TUR10-0464310] (Eklem bacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde)
                • mühre [TUR10-0560750] (Deniz böceği kabuğu)
                • şeytanminaresi [TUR10-0729760] (Bazı deniz böceklerinin koni biçimindeki kavkısı)
            • kimyasal madde [TUR10-1240650] (Belirli bir homojen bileşimi olan ve mekanik yollarla ayrılamayan maddelerin genel adı. Bütün element ve bileşikler kimyasal madde kabul edilir, çözelti, dispersiyon, alaşım ve kompozit malzemeler karışımdır.) chemical [ENG31-14831008-n] (material produced by or used in a reaction involving changes in atoms or molecules)
              • kimyasal bileşik [TUR10-1240680] (Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde)) compound [ENG31-14842408-n] ((chemistry) a substance formed by chemical union of two or more elements or ingredients in definite proportion by weight)
                • baz [TUR10-0087440] (Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde) base [ENG31-14642431-n] (any of various water-soluble compounds capable of turning litmus blue and reacting with an acid to form a salt and water)
                  • sodyum hidroksit [TUR10-0698670] (Sabun yapımında kullanılan, 320 derecede eriyen kuvvetli bir baz)
                • emay [TUR10-0245060] (Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila)
                • enamel [ENG31-15135021-n] (a colored glassy compound (opaque or partially opaque) that is fused to the surface of metal or glass or pottery for decoration or protection)
                • asit [TUR10-0324840] (Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik) acid [ENG31-14631699-n] (any of various water-soluble compounds having a sour taste and capable of turning litmus red and reacting with a base to form a salt)
                  • laktik asit [TUR10-0506350] (Ekşi sütte ve bitkilerin çoğunda bulunan asit alkol)
                  • palmitik asit [TUR10-0611760] (Yağlı maddelerin pek çoğunda palmitin durumunda bulunan, suda çözünmeyen, alkol ve eterde çözünen beyaz, tatsız bir katı)
                  • salisilik asit [TUR10-0660530] (Aldehidin yükseltgenmesiyle elde edilen, türlü uçucu yağlarda ester biçiminde bulunan, ekşi veya tatlı olabilen, 155 derecede eriyen bir asit)
                  • borik asit [TUR10-0114110] (Etkisi az, beyaz, sedef görünümde bir madde)
                  • boric acid [ENG31-14807829-n] (any of various acids containing boron and oxygen)
                  • kara boya [TUR10-0415540] (Suda çözünerek büyük bir ısı açığa çıkaran, şurup kıvamında, renksiz, kokusuz, 10 derecede katılaşan bir sıvı)
                  • vitriol [ENG31-15118049-n] ((H2SO4) a highly corrosive acid made from sulfur dioxide)
                  • formik asit [TUR10-0420680] (Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit)
                  • formic acid [ENG31-14897495-n] (a colorless pungent fuming vesicatory liquid acid HCOOH found naturally in ants and many plants or made catalytically from carbon monoxide and steam)
                  • kezzap [TUR10-0578410] (Organik maddeler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 derecede kaynayan, sanayide kullanılan asit)
                  • nitric acid [ENG31-14790711-n] (acid used especially in the production of fertilizers and explosives and rocket fuels)
                  • ürik asit [TUR10-0808800] (Suda çok az eriyen, soda ve amonyakla birleştiğinde kısmen eriyebilen, asit ve nötr tuzlar oluşturan asit)
                  • uric acid [ENG31-15110249-n] (a white tasteless odorless crystalline product of protein metabolism)
                  • zaç [TUR10-0868940] (Kükürtle demir bileşimlerinden biri)
                  • vitriol [ENG31-15118049-n] ((H2SO4) a highly corrosive acid made from sulfur dioxide)
                  • arsenik asit [TUR10-1239700] (Hidrojen, oksijen ve arsenikten oluşan, fosforik asite benzeyen renksiz bir kimyasal bileşik)
                  • arsenic acid [ENG31-14634525-n] (an acid formed from arsenic pentoxide)
                  • karboksilik asit [TUR10-1240430] (Bir veya daha fazla karboksil grubu içeren organik asit) carboxylic acid [ENG31-14763539-n] (an organic acid characterized by one or more carboxyl groups)
                    • akrilik asit [TUR10-1241310] (Işık, ısı ya da metale maruz bırakıldığında kolayca polimerleşen, oda sıcaklığı ve basıncında sıvı olarak bulunan renksiz ve keskin kokulu asit)
                    • propenoic acid [ENG31-15023089-n] (an unsaturated liquid carboxylic acid used in the manufacture of acrylic resins)
                  • pektik asit [TUR10-1241220] (Bazı meyvelerde ve sebzelerde bulunan, suda çözünebilen saydam bir asit)
                  • pectic acid [ENG31-15002673-n] (a complex acid that occurs in ripe fruit and some vegetables)
                  • pikrik asit [TUR10-0627710] (Nitrik asidin anilin, ipek, yün vb. maddelere etkimesiyle elde edilen asit)
                  • bromhidrik asit [TUR10-0120560] (Bromun hidrojenle birleşmesinden oluşan asit)
                  • akrilik [TUR10-0928280] (Renksiz, keskin kokulu asitler)
                  • akü asidi [TUR10-1240500] (Akünün enerji üretebilmesi için içine konulan seyreltik sülfürik asit çözeltisi)
                  • battery acid [ENG31-14798026-n] (dilute sulfuric acid used in storage batteries)
                  • kuzukulağı asidi [TUR10-0499380] (Kuzukulağı vb. bitkilerde rastlanan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan asit)
                  • fosforik asit [TUR10-0278760] (Fosfor, hidrojen ve oksijenden oluşan, suda kolay çözünen, 42 derecede eriyen, gübre, sabun, deterjan yapımında ve eczacılıkta kullanılan, kristal yapılı, sıvı durumda, renksiz bir asit)
                  • tartarik asit [TUR10-0747850] (Pastacılıkta, kumaş basmacılığında, bazı içkilerin hazırlanmasında, fotoğrafçılıkta kullanılan, izomerli kristal organik birleşik)
                  • klorik asit [TUR10-0465120] (Klordan türemiş oksijenli asit)
                  • fenol [TUR10-0267930] (Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi)
                  • asetik asit [TUR10-0049020] (Sirkeye tadını ve özelliklerinden birçoğunu veren asit)
                  • akrilik [TUR10-0928290] (Bu asitler kullanılarak yapılan)
                  • azit [TUR10-0065610] (Azothidrik asitteki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler)
                  • margarik asit [TUR10-0526080] (Margarin yapımında kullanılan yapay yağ asidi)
                  • borik [TUR10-0114100] (Bordan türeyen asit ve anhidrit)
                  • nükleik [TUR10-0581170] (Çekirdek özünün ikiye bölünmesiyle meydana gelen fosfatlı asit)
                  • oleik asit [TUR10-0585510] (Yağlarda gliserin ile birlikte bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan, 4 derecede billur durumunda katılaşan sıvı bir madde)
                  • organik öge [TUR10-0590260] (Besinlere koruyucu olarak eklenen organik asitler ve bunların tuzları)
                  • stearik [TUR10-0709050] (Bitkisel ve özellikle hayvansal stearin durumunda bulunan stearik asit)
                  • silisik asit [TUR10-0692950] (Silikatların asitlerle birleşmesiyle elde edilen zayıf bir asit)
                  • siyanürik [TUR10-0697520] (İçinde siyanür bulunan asit)
                  • palmitil [TUR10-0611770] (Palmitik asitten türeyen tek değerli kök)
                  • inorganik öge [TUR10-0375850] (Besinlere koruyucu olarak eklenen bazı asit türü)
                  • hidrasit [TUR10-0343840] (Hidrojen ile bir metalsinin oksijensiz birleşmesinden oluşan asit)
                • mentol [TUR10-0535510] (Nane esansından elde edilen, renksiz, keskin kokulu, bir tür alkol kristali)
                • menthol [ENG31-14974533-n] (a crystalline compound that has the cool and minty taste and odor that occurs naturally in peppermint oil)
                • nitrat [TUR10-0578360] (Nitrik asit tuzu) nitrate [ENG31-15040068-n] (any compound containing the nitrate group (such as a salt or ester of nitric acid))
                  • nitrogliserin [TUR10-0578430] (Nitrik asit içine gliserin konularak elde edilen, uçuk sarı renkte, yağ kıvamında, güçlü patlayıcı özelliği olan madde)
                  • nitroglycerin [ENG31-14910730-n] (a heavy yellow poisonous oily explosive liquid obtained by nitrating glycerol)
                  • potasyum nitrat [TUR10-0634480] (Tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan, barut vb. patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde)
                  • potassium nitrate [ENG31-14885506-n] ((KNO3) used especially as a fertilizer and explosive)
                  • nitramit [TUR10-0578350] (Doğal amonyum nitrat)
                  • nitratin [TUR10-0578370] (Doğal sodyum nitrat)
                • oksit [TUR10-0583860] (Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde) oxide [ENG31-14996078-n] (any compound of oxygen with another element or a radical)
                  • kireç [TUR10-0462290] (Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit) calcium oxide [ENG31-14814055-n] (a white crystalline oxide used in the production of calcium hydroxide)
                    • mermer kireci [TUR10-0537430] (Mermerden yapılmış kireç)
                    • su kireci [TUR10-0711300] (Suyun içinde çabucak katılaşan bir tür kireç)
                  • kireç [TUR10-0462300] (Kalsiyum hidroksit)
                  • calcium oxide [ENG31-14814055-n] (a white crystalline oxide used in the production of calcium hydroxide)
                  • oksijenli su [TUR10-0583840] (Hidrojen peroksidin sulu çözeltisi)
                  • peroxide [ENG31-15004646-n] (an inorganic compound containing the divalent ion -O-O-)
                  • peroksit [TUR10-0624440] (Birleşiminde normal oksitlerden daha çok oksijen bulunan oksitlerin genel adı) peroxide [ENG31-15004646-n] (an inorganic compound containing the divalent ion -O-O-)
                    • oksilit [TUR10-0583850] (Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit)
                  • silis [TUR10-0692930] (Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri)
                  • silica [ENG31-15065844-n] (a white or colorless vitreous insoluble solid (SiO2))
                  • dioksit [TUR10-1240760] (Molekülünde veya ampirik formülünde iki oksijen atomu içeren oksit) dioxide [ENG31-14860297-n] (an oxide containing two atoms of oxygen in the molecule)
                    • karbondioksit [TUR10-0418900] (Renksiz, kokusuz, yoğunluğu 152,0 derece de ve 36 atmosfer basıncında kolayca sıvılaşan ekşimsi tatta bir gaz) carbon dioxide [ENG31-14821139-n] (a heavy odorless colorless gas formed during respiration and by the decomposition of organic substances)
                      • kan gazı [TUR10-1069150] (Genellikle solunum sıkıntısı çeken kimselerin kanında oksijen yerine bulunan karbondioksit)
                    • azot dioksit [TUR10-1240490] (Yüksek ölçüde zehirli kahverengi bir gaz)
                    • nitrogen dioxide [ENG31-14791266-n] (a highly poisonous brown gas (NO2))
                  • silika [TUR10-1241420] (Bir silisyum ve iki oksijen atomundan oluşan; cam, beton, fayans gibi birçok maddede kullanılan bir kimyasal bileşik)
                  • silica [ENG31-15065844-n] (a white or colorless vitreous insoluble solid (SiO2))
                  • karbon monoksit [TUR10-1240610] (Karbonun tam yanmaması sonucu oluşan, maden ocaklarında, otomobil egzozlarında bulunan, renksiz, zehirli bir gaz) carbon monoxide [ENG31-14821811-n] (an odorless very poisonous gas that is a product of incomplete combustion of carbon)
                    • karbonil [TUR10-0418960] (Birleşme değeri 2 olan karbonmonoksit)
                  • kalsiyum oksit [TUR10-0405950] (Susuz veya sönmemiş kireç)
                  • demir oksit [TUR10-0191950] (Demirin hem doğada görülen hem de sentetik olarak yapılan, değişik kimyasal değer ve renkte bulunabilen oksit biçimi)
                    • limonit [TUR10-0511860] (Sarı veya kahverengi doğal hidratlı demir oksit)
                    • olijist [TUR10-0585810] (Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanan doğal demir oksidi)
                  • demir pası [TUR10-0191960] (Demirde oluşan pas)
                  • alümin [TUR10-0031590] (Suda çözünmeyen, 2050 derecede eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit)
                  • erbin [TUR10-0249490] (Erbiyum oksit veya erbiyum hidroksit)
                  • kalamin [TUR10-0401210] (Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı)
                  • bakır oksit [TUR10-0072260] (Bakırın oksit bir biçimi)
                  • bazik oksitler [TUR10-0087610] (Çoğu oksijen bakımından zayıf olan, su ile birleşince baz etkisi gösteren, asitlerle birleşince tuzları veren oksitler)
                  • molibdin [TUR10-0549640] (Doğada ancak amorf durumunda bulunan, doğal molibden oksit)
                  • mürdesenk [TUR10-0563140] (Doğal kurşun oksit)
                  • onejit [TUR10-0588130] (Hidratlı doğal oksit)
                • sülfit [TUR10-0714890] (Sülfürlü asit tuzu)
                • sulfide [ENG31-15088266-n] (a compound of sulphur and some other element that is more electropositive)
                • buhur [TUR10-0794450] (Dinî törenlerde çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu madde) incense [ENG31-14943145-n] (a substance that produces a fragrant odor when burned)
                  • öd [TUR10-0598110] (Bu ağacın kıyılmış parçalarından yapılan tütsü)
                • ikili bileşik [TUR10-1239720] (Sadece iki tür element, bir element bir grup (hidroksil, metil vs. gibi) veya okzalik asit gibi iki grup içeren bileşik) binary compound [ENG31-14643012-n] (chemical compound composed of only two elements)
                  • su [TUR10-0000030] (Hidrojenle oksijenden oluşan, oda sıcaklığında sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde) water [ENG31-14869913-n] (binary compound that occurs at room temperature as a clear colorless odorless tasteless liquid)
                    • maden suyu [TUR10-0516740] (İçinde erimiş mineraller bulunan ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kaynak suyu)
                      • setliç [TUR10-0681730] (İç sürdürücü bir maden suyu)
                    • serbest su [TUR10-0678180] (Ağacın göze boşluğunda toplanan su)
                    • bağlı su [TUR10-0070540] (Ağaçta hücre zarının emdiği ve taşıdığı su)
                    • kara su [TUR10-0418320] (Ağır akan su)
                    • bulaşık suyu [TUR10-0122950] (Bulaşıkları yıkamak için kullanılan su)
                    • dishwater [ENG31-14861021-n] (water in which dishes and cooking utensils are washed)
                    • deniz suyu [TUR10-0194450] (Birleşiminde değişik tuzlar ve gazlar bulunan su)
                    • seawater [ENG31-15033414-n] (water containing salts)
                    • tatlı su [TUR10-0878120] (Acı veya tuzlu olmayan, içilebilen su) fresh water [ENG31-15033893-n] (water that is not salty)
                      • zemzem suyu [TUR10-0872580] (Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu)
                    • tuzlu su [TUR10-1241350] (İçinde, çözünmüş olarak tuz bulunan su.)
                    • seawater [ENG31-15033414-n] (water containing salts)
                    • ağır su [TUR10-0013110] (Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaşlatıcısı olarak kullanılan, içinde hidrojen atomları yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluşan su)
                    • pis su [TUR10-0629280] (Kirlenmiş su)
                    • kuyu suyu [TUR10-0498990] (Kuyudan çıkarılan, içme ve sulamada kullanılan su)
                    • kaba su [TUR10-0393820] (Kireçli, içilemeyen ve sabunu köpürtmeyen su)
                    • Kevser [TUR10-0446630] (Cennette bulunan kutsal su)
                    • koruk suyu [TUR10-0476730] (Koruğun ezilmesiyle elde edilen sıvı)
                    • kireç suyu [TUR10-0462630] (İçinde erimiş bir durumda kireç bulunan su)
                    • can suyu [TUR10-0981990] (Yeni dikilen fide veya fidanlara verilen az miktardaki ilk su)
                    • ağırsu [TUR10-1253790] (Nükleer reaktörlerde kullanılan hidrojen yerine ağır hidrojen izotopuna sahip yoğunluğu yüksek su)
                    • safra suyu [TUR10-1125680] (Geminin genellikle derin pik tanklarına dengeyi sağlayıp artırmak ve pervaneyi iyice suya batırmak için doldurulan su)
                    • yumuşak su [TUR10-0863040] (Az kireçli su)
                    • yer altı suları [TUR10-0849970] (Geçirimli kayaç ve katmanlardan sızarak yer çekiminin de etkisiyle yer altına inen ve orada akarak veya birikerek yeni bir düzen kuran sular)
                    • tazyikli su [TUR10-0079110] (Basınç yüklenerek fışkırtılma düzeyine getirilmiş su)
                    • katran suyu [TUR10-0429590] (Hekimlikte kullanılan katranlı su)
                    • kaynak suyu [TUR10-0434300] (Kaynağın veya gözenin başında alınan su)
                    • memba suyu [TUR10-0534110] (İçinde erimiş mineraller bulunan, içme suyu olarak veya tedavi amacıyla kullanılan su)
                    • nane suyu [TUR10-0570460] (İçinde nane ruhu eritilmiş su)
                    • ongun besi suyu [TUR10-0588210] (Yapraklarda yeni maddelerle zenginleştikten sonra bitkiyi beslemek için her yana inen besi suyu)
                    • sert su [TUR10-0680300] (Kireç derecesi yüksek su)
                    • su kaybı [TUR10-0711240] (Vücutta çeşitli sebeplerle kaybolan su)
                    • horhor [TUR10-0347760] (Gür ve ses çıkararak akan su)
                  • amonyak [TUR10-0033560] (Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz) ammonia [ENG31-14767761-n] (a pungent gas compounded of nitrogen and hydrogen (NH3))
                    • amonyum [TUR10-0033600] (Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü)
                    • ammonium [ENG31-14768299-n] (the ion NH4 derived from ammonia)
                  • tuz [TUR10-0698700] (Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim) sodium chloride [ENG31-14696184-n] (a white crystalline solid consisting mainly of sodium chloride (NaCl))
                    • asetat [TUR10-0048990] (Asetik asidin tuzu veya esteri)
                    • acetate [ENG31-14623986-n] (a salt or ester of acetic acid)
                    • borat [TUR10-0113630] (Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz) borate [ENG31-14807747-n] (a salt or ester of boric acid)
                      • kaliborit [TUR10-0404120] (Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı)
                      • kolemanit [TUR10-0468710] (Hidratlı doğal kalsiyum borat)
                      • borasit [TUR10-0113620] (Sert billur veya yumuşak beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı)
                    • fosfat [TUR10-0278650] (Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri) phosphate [ENG31-15006824-n] (a salt of phosphoric acid)
                      • kalsiyum fosfat [TUR10-0405910] (Üç kalsiyum atomu içeren ve formülü Ca3PO42. olan fosfat)
                      • calcium phosphate [ENG31-14814307-n] (a phosphate of calcium)
                      • sodyum fosfat [TUR10-0698660] (Eczacılıkta, hekimlikte kullanılan fosforik asidin sodyumlu tuzu)
                      • sodium phosphate [ENG31-15071135-n] (phosphate of sodium)
                      • peganit [TUR10-0620950] (Hidratlı doğal alüminyum fosfat)
                    • karbonat [TUR10-0418840] (Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı) carbonate [ENG31-14822620-n] (a salt or ester of carbonic acid (containing the anion CO3))
                      • bikarbonat [TUR10-0101780] (Hidrojen karbonatların genel adı)
                      • bicarbonate [ENG31-14799888-n] (a salt of carbonic acid (containing the anion HCO3) in which one hydrogen atom has been replaced)
                      • kalsiyum karbonat [TUR10-0405920] (En az % 38 kalsiyum içeren bir ürün) calcium carbonate [ENG31-14961043-n] (a salt found in nature as chalk or calcite or aragonite or limestone)
                        • aragonit [TUR10-0042060] (Beyaz, yeşil, mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat)
                      • potasyum karbonat [TUR10-1240850] (Potasyum, karbon ve oksijenden oluşan, sabun ve cam yapımında kullanılan ve suda çözünebilen beyaz bir tuz)
                      • potassium carbonate [ENG31-14885867-n] (a white salt (K2CO3) that is basic in solution)
                      • sodyum karbonat [TUR10-0698690] (Sabun yapımında, temizlik işlerinde kullanılan, güçlü bir alkali tuz)
                        • soda [TUR10-0698620] (Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz)
                          • çamaşır sodası [TUR10-0148960] (Beyaz çamaşırların yoğun veya asitli kirlerini eritmek için kullanılan sodyum karbonat)
                        • natron [TUR10-0571630] (Hidratlı doğal sodyum karbonat)
                      • karbonat [TUR10-0698640] (Pasta, çörek vb. hamur işlerinde kabarmayı sağlayan madde)
                      • sodium carbonate [ENG31-15069411-n] (a sodium salt of carbonic acid)
                      • üstübeç [TUR10-0810280] (Boyacılıkta kullanılan zehirli, bazik kurşun karbonat)
                    • oksalat [TUR10-0583700] (Billurları idrarda bulunabilen ve idrar yolunda taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi)
                    • oxalate [ENG31-14995479-n] (a salt or ester of oxalic acid)
                    • potasyum permanganat [TUR10-0624380] (Mikrop öldürücü olarak kullanılan, suda eriyiği menekşe renginde bulunan madde)
                    • permanganate [ENG31-15003969-n] (a dark purple salt of permanganic acid)
                    • salisilat [TUR10-0660500] (Salisilik asidin tuzu)
                    • salicylate [ENG31-15034410-n] (a salt of salicylic acid (included in several commonly used drugs))
                    • silikat [TUR10-0692600] (Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. maddelerin birleşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz) silicate [ENG31-15064600-n] (a salt or ester derived from silicic acid)
                      • kelifit [TUR10-0439200] (Hidratlı doğal magnezyum silikat)
                      • kaolinit [TUR10-0411470] (Arı kilin temel maddesini oluşturan hidratlı alüminyum silikat)
                      • kalamin [TUR10-0401200] (Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat)
                      • kanbiyit [TUR10-0408700] (Hidratlı doğal demir silikat)
                      • diyalaj [TUR10-0211220] (Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı)
                      • labrador [TUR10-0504870] (Labrador kıyılarında parlak bir türüne rastlanan, feldspatlar grubundan ve plajiyoklaz serisinden olan alüminyum, kalsiyum ve sodyum silikatı)
                      • lavrovit [TUR10-0508420] (Piroksen grubundan doğal silikat)
                      • lavsonit [TUR10-0508440] (Hidratlı alüminyum ve kalsiyum çift silikatı)
                      • tremolit [TUR10-0786360] (İçinde magnezyum, kalsiyum, demir ve alüminyum bulunan, amfibol grubundan doğal silikat)
                      • omfazit [TUR10-0587070] (Piroksen grubundan, yeşil renkli doğal silikat)
                    • siyanür [TUR10-0697510] (Hidrosiyanik asidin tuzu veya esteri olan çok güçlü bir zehir) cyanide [ENG31-14850937-n] (an extremely poisonous salt of hydrocyanic acid)
                      • sodyum siyanür [TUR10-1240720] (Sodyum, karbon ve azottan oluşan, suda çözünebilen, beyaz, katı bir kimyasal bileşik)
                      • sodium cyanide [ENG31-14851074-n] (a white poisonous salt (NaCN) used in electroplating)
                      • potasyum siyanür [TUR10-1240870] (Potasyum, karbon ve azottan oluşan, görünüş olarak şekere benzeyen ve suda iyi çözünen renksiz bir tuz)
                      • potassium cyanide [ENG31-14886215-n] (a poisonous salt (KCN) used in electroplating and in photography)
                    • tartarat [TUR10-0747830] (Tartarik asit tuzu)
                    • tartrate [ENG31-14979698-n] (a salt or ester of tartaric acid)
                    • hipoklorit [TUR10-1239710] (Su ve gıda endüstrisinde dezenfektan olarak kullanılan, hipokloroz asidin kalsiyum veya sodyum tuzu)
                    • hypochlorite [ENG31-14638423-n] (any salt or ester of hypochlorous acid)
                    • perklorat [TUR10-1240160] (Tiroit hücresi zarında iyodun geri emilimini gerçekleştiren etkin taşıma sistemine karşı bu iyonla yarışarak geri emilimi baskılayan ve sonuçta tiroit hormonu üretimini engelleyen bir ilaç)
                    • perchlorate [ENG31-14708768-n] (a salt of perchloric acid)
                    • amonyum klorid [TUR10-1240440] (Azot, hidrojen ve klordan oluşan, suda iyi çözünen, genel olarak bazı meyan ballarında aroma verici olarak veya gübre olarak kullanılan beyaz bir tuz)
                    • ammonium chloride [ENG31-14768768-n] (a white salt used in dry cells)
                    • benzoat [TUR10-1240510] (Benzoik asitin tuzlarının ve esterlerinin genel adı) benzoate [ENG31-14799226-n] (any salt or ester of benzoic acid)
                      • sodyum benzoat [TUR10-1240520] (Sodyum, karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan, gıda katkısı maddesi olarak kullanılan bir tuz)
                      • benzoate of soda [ENG31-14799332-n] (a white crystalline salt used as a food preservative and antiseptic)
                    • kalsiyum laktat [TUR10-1240550] (Kalsiyum tedavisinde ve kanın pıhtılaştırılmasında kullanılan, suda çözünen, beyaz kristalli laktik asit tuzu)
                    • calcium lactate [ENG31-14813674-n] (a white crystalline salt made by the action of lactic acid on calcium carbonate)
                    • potasyum bromid [TUR10-1240840] (Potasyum ve bromdan oluşan, antikonvulsif ve sakinleştirici olarak kullanılan bir tuz)
                    • potassium bromide [ENG31-14885717-n] (a white crystalline salt (KBr) used as a sedative and in photography)
                    • potasyum klorat [TUR10-1240860] (Kloratlar arasında endüstriyel kullanımı en yaygın olan; potasyum, klor ve oksijenden oluşan bir kimyasal bileşik)
                    • potassium chlorate [ENG31-14886038-n] (a white salt (KClO3) used in matches, fireworks, and explosives)
                    • potasyum dikromat [TUR10-1240880] (Potasyum, krom ve oksijenden oluşan, laboratuvarlarda ve endüstri işlerinde kullanılan bir kimyasal bileşik)
                    • potassium dichromate [ENG31-14886343-n] (an orange-red salt used in making dyes and in photography)
                    • glutamat [TUR10-1240960] (Glutamik asidin tuz, ester veya anyonik formu)
                    • glutamate [ENG31-14908732-n] (a salt or ester of glutamic acid)
                    • izosiyanat [TUR10-1241080] (Poliüretan yapımında kullanılan, gaz halinin verebileceği zararlara dikkat edilmesi gereken sıvı)
                    • isocyanate [ENG31-14948010-n] (a salt or ester of isocyanic acid)
                    • kalsiyum klorit [TUR10-1241140] (Kalsiyum ve klordan oluşan, oda sıcaklığında katı olan, suda iyi çözünen renksiz bir tuz)
                    • calcium chloride [ENG31-14961363-n] (a deliquescent salt)
                    • kalsiyum sülfat [TUR10-1241150] (Kalsiyum, kükürt ve oksijenden oluşan, kâğıt dolgu maddesi ve kurutucu olarak kullanılan, suda çözünmeyen, beyaz kristal yapıda bir tuz) calcium sulphate [ENG31-14961659-n] (a white salt (CaSO4))
                      • alçı [TUR10-0025500] (Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde) plaster of Paris [ENG31-15017180-n] (any of several gypsum cements)
                        • kartonpiyer [TUR10-0424160] (Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı)
                      • anhidrit [TUR10-0036680] (Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat)
                      • kolofan [TUR10-0469070] (Hidratlı doğal kalsiyum sülfat)
                    • sodyum klorat [TUR10-1241360] (Bir sodyum, bir klor ve üç oksijenden oluşan, kuvvetli bir oksitleyici olan kimyasal bileşik)
                    • sodium chlorate [ENG31-15038017-n] (a colorless salt (NaClO3) used as a weed killer and an antiseptic)
                    • sülfat [TUR10-1241470] (Sülfürik asidin tuzu veya esteri) sulfate [ENG31-15088060-n] (a salt or ester of sulphuric acid)
                      • lanarkit [TUR10-0506990] (Hidratlı doğal kurşun sülfat)
                      • bisülfat [TUR10-0108830] (Hidrojenli sülfatlar)
                    • kaya tuzu [TUR10-0432180] (Doğada billur durumunda bulunan tuz)
                    • halite [ENG31-14696385-n] (naturally occurring crystalline sodium chloride)
                    • magnezyum karbonat [TUR10-0517330] (Magnezit ve özellikle kalsiyum ve magnezyum karbonat tuzu olan dolomit biçiminde madde)
                    • kalsiyum klorür [TUR10-0405930] (Hidroklorik asidin kalsiyum tuzu ve bunun hidratlaştırılmış biçimi)
                    • amonyum karbonat [TUR10-0577720] (Hamur kabartmada maya olarak kullanılan karbonik asidin amonyum tuzu)
                    • bromür [TUR10-0120570] (Bromhidrik asidin tuzu veya eteri)
                    • palmitat [TUR10-0611740] (Palmitik asidin tuzu veya esteri)
                    • fitin [TUR10-0275890] (Fitik asidin, bir tuzu olan, fosforu tek mideliler tarafından değerlendirilemeyen organik bir bileşik)
                    • tartar [TUR10-0747790] (Suda eriyen, alkol ve eterde erimeyen, asit tadında beyaz bir tuz)
                    • klor hidrat [TUR10-0465090] (Azotlu organik bir baz ile hidroklorik asitten türeyen tuz)
                    • çiçeklenme [TUR10-0166530] (Tuzların billurlaşma sularını yitirerek toz durumuna gelmesiyle oluşan tuzlar)
                    • çorak [TUR10-0173490] (Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz)
                    • denge taşı [TUR10-0193530] (Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu)
                    • ürat [TUR10-0808380] (Sidik asidi tuzu)
                    • bakır tuzu [TUR10-0309860] (Bazı göz, deri, bitki hastalıklarında ve bağcılıkta kullanılan, koyu mavi renkte zehirli bir tuz)
                    • mecidit [TUR10-0531470] (Uranyum ve kalsiyum hidratlı doğal sülfatı)
                    • melanit [TUR10-0533460] (Doğal demir ve kalsiyum silikat)
                    • bulaşık makinesi tuzu [TUR10-0122940] (Bulaşık makinelerinde yıkananların ve makine parçalarının üzerinde kireç kalıntısının oluşmasını engelleyen kimyasal bileşim)
                    • sulfata [TUR10-0711640] (Kinin sülfatı ve genel olarak kinin tuzu)
                  • sodyum klorit [TUR10-1239950] (Sodyum, klor ve oksijenden oluşan kâğıt üretiminde ve dezenfektan olarak kullanılan kimyasal bir bileşik)
                  • sodium chloride [ENG31-14696184-n] (a white crystalline solid consisting mainly of sodium chloride (NaCl))
                  • zirkon [TUR10-0876660] (Erime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum birleşiği)
                  • magnezyum sülfat [TUR10-0517360] (Renksiz, küçük iğneler biçiminde ve hidratlı olarak billurlaşan, deniz suyunda ve bazı maden sularında bulunan madde)
                    • İngiliz tuzu [TUR10-0374810] (İç sürdürücü olarak kullanılan magnezyum sülfatı)
                  • magnezyum klorür [TUR10-0517340] (Hidratlı billurlar vererek billurlaşan deniz suyunun damıtılmasıyla elde edilen madde)
                  • amonyum sülfat [TUR10-0033620] (Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat)
                  • florit [TUR10-0277010] (Kalsiyum florür birleşiminde, çeşitli renkleri olan bir mineral)
                  • florür [TUR10-0277020] (Florun başka bir elementle verdiği ikili birleşik)
                  • tamanit [TUR10-0742590] (Doğal kalsiyum ve demir fosfat)
                  • glokoni [TUR10-0300240] (Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat)
                  • potasyum sülfür [TUR10-0634510] (Kükürtlü hidrojenin potasyum hidroksite etkimesiyle oluşan birleşik)
                  • potasyum sülfat [TUR10-0634500] (Potasyum klorür üstüne sülfürik asidin etkisiyle elde edilen, tarımda gübre olarak kullanılan madde)
                  • potasyum klorür [TUR10-0634470] (Öbür potasyum birleşiklerinin çoğunun hazırlanmasında kullanılan, susuz durumda 768 derecede eriyen, renksiz küpler biçiminde billurlaşan madde)
                  • potas [TUR10-0634430] (Potasyum hidratı, potasyum karbonatı vb. potasyum birleşiklerine verilen genel ad)
                • organik bileşik [TUR10-1240410] (Karbonun başka bir elementle veya bir radikalle oluşturduğu bileşik) organic compound [ENG31-14751849-n] (any compound of carbon and another element or a radical)
                  • alkaloit [TUR10-0028560] (Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde) alkaloid [ENG31-14736853-n] (natural bases containing nitrogen found in plants)
                    • kafein [TUR10-0398020] (Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde)
                    • caffeine [ENG31-14785301-n] (a bitter alkaloid found in coffee and tea that is responsible for their stimulating effects)
                    • nikotin [TUR10-0577110] (Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 derecede kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit)
                    • nicotine [ENG31-14738978-n] (an alkaloid poison that occurs in tobacco)
                    • güzelavrat otu [TUR10-0318210] (Patlıcangillerden, 100-150 cm yükseklikte, atropin denilen zehirli ilacın çıkarıldığı pis kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki)
                    • belladonna [ENG31-02828146-n] (an alkaloidal extract or tincture of the poisonous belladonna plant that is used medicinally)
                    • tein [TUR10-0757220] (Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde)
                    • kodein [TUR10-0466340] (Afyondan çıkarılan ve öksürüğü kesmeye yarayan bir alkaloit)
                    • codeine [ENG31-03066464-n] (derivative of opium)
                  • ester [TUR10-0254780] (Oksijenli asitler ile alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde) ester [ENG31-14874653-n] (organic compound formed by reaction between an acid and an alcohol with elimination of water)
                    • gliseril ester [TUR10-1240970] (Gliserolün hidroksil grubunun bir, iki veya üçünden hidrojenin kaldırılmasıyla oluşan mono, di veya trivalan radikallerinin esterleri)
                    • glyceryl ester [ENG31-14911177-n] (an ester of glycerol)
                    • palmitin [TUR10-0611780] (Gliserinin palmitik esteri)
                    • salisilat [TUR10-0660510] (Salisilik asidin türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester)
                    • mum [TUR10-0555400] (Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler)
                    • nitroselüloz [TUR10-0578450] (Kâğıt yapımında kullanılan, pamuk veya odun hamuru biçimindeki selüloz üzerine nitrik ve sülfürik asit karışımının etkimesiyle elde edilen selülozun nitrat esteri)
                      • kolodyum [TUR10-0469060] (Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkolle eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz)
                    • olein [TUR10-0585530] (Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri)
                    • stearin [TUR10-0709060] (Gliserinin stearik asit esteri)
                  • hidrokarbon [TUR10-0344080] (Karbon ve hidrojen bileşiği) hydrocarbon [ENG31-14935208-n] (an organic compound containing only carbon and hydrogen)
                    • naftalin [TUR10-0568210] (Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1,158 yoğunluğunda, 80 derecede eriyen, 218 derecede kaynayan, suda erimeyen, alkol, benzol ve eterde kolaylıkla eriyen, kumaş, elbise, halı ve benzerini güve gibi zararlılardan korumakta kullanılan antiseptik bir hidrokarbon)
                    • naphthalene [ENG31-14982703-n] (a white crystalline strong-smelling hydrocarbon made from coal tar or petroleum and used in organic synthesis and as a fumigant in mothballs)
                    • oktan [TUR10-0584060] (Doymuş hidrokarbonlardan birine verilen ad)
                    • octane [ENG31-14990918-n] (any isomeric saturated hydrocarbon found in petroleum and used as a fuel and solvent)
                    • bitüm [TUR10-0851310] (Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı) bitumen [ENG31-14935681-n] (any of various naturally occurring impure mixtures of hydrocarbons)
                      • katran [TUR10-0429420] (Organik maddelerden kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde) bitumen [ENG31-14935681-n] (any of various naturally occurring impure mixtures of hydrocarbons)
                        • zift [TUR10-0875540] (Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde)
                        • pitch [ENG31-14935855-n] (any of various dark heavy viscid substances obtained as a residue)
                      • asfaltit [TUR10-0049080] (Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm)
                    • aromatik bileşik [TUR10-1239690] (Yapısında bir ya da daha çok benzen halkası olan bileşikler sınıfı) aromatic compound [ENG31-14634266-n] (a hydrocarbon containing one or more benzene rings that are characteristic of the benzene series of compounds)
                      • benzen [TUR10-0093490] (Maden kömürü katranından çıkarılan hidrokarbonun bilimsel adı)
                      • benzene [ENG31-14798860-n] (a colorless liquid hydrocarbon)
                    • LPG [TUR10-1240950] (Bütan ve propan gazlarının karışımı olan sıvılaştırılmış petrol gazı)
                    • liquefied petroleum gas [ENG31-14902634-n] (hydrocarbon gases, usually propane or butane, kept under pressure)
                    • pentan [TUR10-0622870] (Doymuş hidrokarbon)
                    • tolüen [TUR10-0779610] (Maden kömürü katranında benzinle birlikte bulunan, eritici ve leke çıkarıcı olarak kullanılan, yanabilir sıvı hidrokarbür)
                      • krezol [TUR10-0512890] (Tolüenden türeyen üç fenol izomerinden biri)
                    • büten [TUR10-0128410] (Olefin grubundan iki hidrokarbonun adı)
                  • kolofan [TUR10-0469080] (Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine) resin [ENG31-14918291-n] (any of a class of solid or semisolid viscous substances obtained either as exudations from certain plants or prepared by polymerization of simple molecules)
                    • sentetik reçine [TUR10-1241020] (Yapma reçine) synthetic resin [ENG31-14926292-n] (a resin having a polymeric structure)
                      • polietilen [TUR10-0632190] (Etilenin çeşitli yöntemlerle polimerleştirilmesinden elde edilen, dayanıklı, parlak, birçok kimyasal madde etkisiyle bozulmayan saydam katı)
                      • polyethylene [ENG31-14618493-n] (a lightweight thermoplastic)
                      • polyester [TUR10-0632740] (Tahta üzerine sürüldüğünde koruyucu, parlak bir katman oluşturan poliasidin doymamış alkollere veya glikollere etkimesiyle elde edilen kimyasal madde)
                      • polyester [ENG31-15018280-n] (any of numerous synthetic resins)
                  • üre [TUR10-0808400] (Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde)
                  • urea [ENG31-15110039-n] (the chief solid component of mammalian urine)
                  • amino asit [TUR10-0935420] (Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taşıyan, proteinlerin temel taşı olan organik bileşik)
                  • amino acid [ENG31-14626007-n] (organic compounds containing an amino group and a carboxylic acid group)
                  • alifatik bileşik [TUR10-1239680] (Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı) aliphatic compound [ENG31-14625472-n] (organic compound that is an alkane or alkene or alkyne or their derivative)
                    • asetilen [TUR10-0049030] (Renksiz, sarımsak kokulu, güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz)
                    • acetylene [ENG31-14624920-n] (a colorless flammable gas used chiefly in welding and in organic synthesis)
                    • alkan [TUR10-0613790] (Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı) methane series [ENG31-14975516-n] (a series of non-aromatic saturated hydrocarbons with the general formula CnH(2n+2))
                      • bütan [TUR10-0128320] (Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan hidrokarbür gazı)
                      • butane [ENG31-14709178-n] (occurs in natural gas)
                      • metan [TUR10-0539600] (Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz)
                      • methane [ENG31-14975368-n] (a colorless odorless gas used as a fuel)
                      • metilen [TUR10-0539950] (Metanın iki hidrojen atomunu yitirmesiyle türeyen bir kök)
                  • kloroform [TUR10-0465210] (Renksiz, hoş kokulu, genellikle anestezide kullanılan, yatıştırıcı ve uyuşturucu birleşik)
                  • chloroform [ENG31-03026089-n] (a volatile liquid haloform (CHCl3))
                  • alkaloid [TUR10-1240380] (Tohumlu bitkilerde bulunan, acı lezzetli, kuvvetli fizyolojik etkinlik gösteren, azot içeren amino asit türevi organik bileşiklerin genel adı)
                  • mahmude [TUR10-0518620] (Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, hekimlikte kullanılan, reçineye benzer bir madde)
                  • amin [TUR10-0033220] (Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı)
                    • anilin [TUR10-0037240] (Benzenden türeyen bir amin)
                • koordinasyon bileşiği [TUR10-1240670] (Merkez atom olarak bir ya da birden fazla metal atomu veya iyonu ve metale bağlı ligandlardan oluşmuş yapı)
                • complex [ENG31-14841762-n] (a compound described in terms of the central atom to which other atoms are bound or coordinated)
                • sentetik madde [TUR10-1241010] (Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş madde)
                • synthetic [ENG31-14926110-n] (a compound made artificially by chemical reactions)
                • inorganik bileşik [TUR10-1241050] (Karbon içermeyen bileşik) inorganic compound [ENG31-14943662-n] (any compound that does not contain carbon)
                  • karpit [TUR10-0422650] (Genellikle sanayide asetilen gazı çıkarmakta kullanılan, karbonla kalsiyum bileşiği madde)
                  • carbide [ENG31-14816720-n] (a binary compound of carbon with a more electropositive element)
                • klorit [TUR10-1241380] (Kayaç yapıcı mineral grubu) chloride [ENG31-15042171-n] (any compound containing a chlorine atom)
                  • tatlı sülümen [TUR10-0405280] (Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde)
                  • calomel [ENG31-14975076-n] (a tasteless colorless powder used medicinally as a cathartic)
                • preparat [TUR10-0635530] (Önceden hazırlanarak eczanede bulundurulan hazır ilaç)
                • formulation [ENG31-14897792-n] (a substance prepared according to a formula)
                • bulaşık deterjanı [TUR10-0122870] (Bulaşık yıkarken kullanılan toz, sıvı veya krem biçimindeki temizleme maddesi)
                • detergent [ENG31-03186565-n] (a cleansing agent that differs from soap but can also emulsify oils and hold dirt in suspension)
                • deterjan [TUR10-0198980] (Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde) detergent [ENG31-03186565-n] (a cleansing agent that differs from soap but can also emulsify oils and hold dirt in suspension)
                  • yumuşatıcı [TUR10-0863140] (Yumuşamayı sağlayan kimyasal madde)
                  • kloroform [TUR10-0465220] (Bir tür organik yağ çözücü)
                  • çamaşır deterjanı [TUR10-0148810] (Çamaşırların temizlenmesini sağlayan kimyasal bileşim)
                  • benzin [TUR10-0093900] (Bir tür organik yağ çözücü)
                • şampuan [TUR10-0722950] (Çoğunlukla saç yıkamakta kullanılan, kokulu ve bol köpüklü bir tür sıvı sabun)
                • shampoo [ENG31-04190559-n] (cleansing agent consisting of soaps or detergents used for washing the hair)
                • sabun [TUR10-0652780] (Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkaliler birleştirilerek yapılan madde) soap [ENG31-04260547-n] (a cleansing agent made from the salts of vegetable or animal fats)
                  • yüz sabunu [TUR10-0868360] (Yüz yıkamak için kullanılan sabun)
                  • banyo sabunu [TUR10-0076750] (Banyo yaparken vücudu yıkamak için kullanılan sabun)
                  • tıraş sabunu [TUR10-0774930] (Tıraşı kolaylaştırmak, sert kılları yumuşatmak için kullanılan sabun)
                  • kokulu sabun [TUR10-0467410] (Yapılırken içine koku maddesi katılmış sabun)
                  • el sabunu [TUR10-0244550] (El yıkamak için kullanılan sabun)
                  • çamaşır sabunu [TUR10-0148940] (Çamaşır yıkama işinde kullanılan sabun)
                  • sabun [TUR10-0652790] (Bu maddenin kalıp durumunda olan biçimi)
                    • arap sabunu [TUR10-0043050] (Potasla yapılan, yumuşak, esmer bir sabun)
                  • sabun tozu [TUR10-0653050] (Toz durumunda olan sabun)
                  • toz sabun [TUR10-0784630] (Toz durumuna getirilmiş sabun)
                  • tuvalet sabunu [TUR10-0791450] (Tuvalette temizlik için kullanılan sabun)
                  • beyaz sabun [TUR10-0097790] (Beyaz renkli bir tür sabun)
                  • mis sabunu [TUR10-0548000] (Güzel kokulu sabun)
                • diş macunu [TUR10-0210580] (Dişleri temizlemede kullanılan macun)
                • toothpaste [ENG31-04460569-n] (a dentifrice in the form of a paste)
                • deoksiribonükleik asit [TUR10-1240730] (Birçok organizmanın kalıtsal karakterlerinin tayininde rol oynayan, hücre bölündüğü zaman kendi kopyalarını yaparak oğul hücrelere geçen adenin, sitozin, guanin ve timin bazlarından biri, fosforik asit ve deoksiriboz şekerinden oluşan nükleotitlerin oluşturdukları birbirlerine hidrojen bağlarıyla bağlanarak kıvrılmış iki zincirli sarmal yapı)
                • deoxyribonucleic acid [ENG31-14854534-n] ((biochemistry) a long linear polymer found in the nucleus of a cell and formed from nucleotides and shaped like a double helix)
                • preparat [TUR10-0635540] (Eczanede doktorun isteğine göre hazırlanan ilaç)
                • küllü su [TUR10-0501630] (İçinde kül eritilip süzülerek elde edilen su)
                • lye [ENG31-14967952-n] (a strong solution of sodium or potassium hydroxide)
                • kalkopirit [TUR10-1239910] (Altıgen sistemde kristallenen metalik sarı bakır demir piriti)
                • volframit [TUR10-1241610] (Mohs sertliği 5- 5,5, yoğunluğu 7,0-7,5 g/mL olan, siyah renkten kahverengi renge kadar renklerde bulunan, demir ve manganın doğal tungstadı)
                • demir sülfat [TUR10-0192030] (Sülfirik asidin demir tuzu ve bunun hidrolaştırılmış biçimi)
                  • kokimbit [TUR10-0466840] (Hidratlı doğal demir sülfat)
                • zincifre [TUR10-0876250] (Kırmızı kurşun oksidin veya sülüğenin eski adı)
                • zincifre [TUR10-0876240] (Kırmızı renkli doğal cıva sülfür)
                • aldehit [TUR10-0025900] (Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı)
                  • formaldehit [TUR10-0277980] (Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit)
                • sülfür [TUR10-0714910] (Kükürdün başka bir elementle yaptığı birleşik)
                  • kantonit [TUR10-0411060] (Doğal bakır sülfürü)
                  • bisülfür [TUR10-0108840] (Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleşik)
                • klorür [TUR10-0465280] (Klorun, oksijen ve flor dışındaki element veya birleşiklerle yaptığı birleşik)
                  • kireç kaymağı [TUR10-0462350] (Bazı eşya ve yerleri mikroplardan arıtmakta, çamaşırları ağartmakta kullanılan, sarımsı beyaz renkte ve klor kokusunda, toz veya sulandırılmış kireç klorürü)
                • eter [TUR10-0257390] (Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar)
                • amit [TUR10-0033390] (Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı)
                • asit alkol [TUR10-0049950] (Aynı zamanda asit ve alkol gruplarını içeren birleşikler)
                • karbonat [TUR10-0418860] (Genellikle sindirimi kolaylaştırmak için suya katılan kimyasal birleşim)
                • azol [TUR10-0066030] (Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı)
                • bakalit [TUR10-0071560] (Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine)
                • baryum karbonat [TUR10-0078500] (Karbondioksidin, barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı)
                • sirke [TUR10-0695950] (Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış birleşiklerin ortak adı)
                • sülfamit [TUR10-0714850] (Mikroplara karşı etkili olan azotlu ve kükürtlü organik birleşimlerin ortak adı)
                • ribonükleik asit [TUR10-1240740] (Bir D-riboz şekeri, bir fosfat grubu ve dört azot bazından birisini içeren nükleotitlerin polimeri)
                • hidrür [TUR10-0344320] (Bir element veya birleşikle hidrojen birleşimi)
                • hidrokarbonat [TUR10-0344090] (Hidratlı bazik karbonat)
                • hidrat [TUR10-0343850] (Bir cismin suyla birleşmesiyle veya bazı madenler üzerinde suyun etkisiyle oluşan bileşik)
                • hidroksit [TUR10-0344130] (Bir maden üzerine suyun etkisiyle, yani bir hidroksil grubu ile bir madenin kaynaşmasından oluşan birleşik)
                • türev [TUR10-0793760] (Bir madde üzerinde yapılan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde) opiate [ENG31-03856266-n] (a narcotic drug that contains opium or an opium derivative)
                  • morfin [TUR10-0550470] (Afyonda % 10 oranında bulunan, uyuşturucu özelliği olan önemli bir alkaloit)
                  • morphine [ENG31-03791950-n] (an alkaloid narcotic drug extracted from opium)
                  • afyon türevi [TUR10-1214220] ()
              • patlayıcı madde [TUR10-1212200] (Patlama özelliği olan madde) explosive [ENG31-03309675-n] (a chemical substance that undergoes a rapid chemical change (with the production of gas) on being heated or struck)
                • barut [TUR10-0078380] (Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde)
                • gunpowder [ENG31-15040881-n] (a mixture of potassium nitrate, charcoal, and sulfur in a 75:15:10 ratio which is used in gunnery, time fuses, and fireworks)
                • patlayıcı bileşik [TUR10-1212210] (Patlayıcı özelliği olan bileşik) explosive compound [ENG31-03310080-n] (a compound that is explosive)
                  • dinamit [TUR10-0206490] (Nitrogliserin ile yapılan patlayıcı bir madde) dynamite [ENG31-03264996-n] (an explosive containing nitrate sensitized with nitroglycerin absorbed on wood pulp)
                    • dinamit lokumu [TUR10-0513750] (Kömür tozu, kil vb. maddelere emdirilmiş dinamit)
                  • plastik patlayıcı [TUR10-1214650] (Diğer patlayıcılara göre kolaylıkla şekil verilebilmesi ve daha geniş bir ısı aralığında kullanılabilmesi ile avantajlı olan bir patlayıcı türü)
                  • plastic explosive [ENG31-03964742-n] (an explosive material that is easily molded around the object it is intended to destroy)
                • kapsül [TUR10-0414610] (Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde)
                • fişek [TUR10-0275370] (Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler)
                  • patlangaç [TUR10-0618960] (Yere vurulmak yoluyla patlatılarak eğlenilen bir çeşit şenlik fişeği)
                  • havai fişek [TUR10-0332760] (Gece yapılan törenlerde yakılarak havaya uçurulan, renkli ışıklar saçan fişek) firework [ENG31-03353300-n] ((usually plural) a device with an explosive that burns at a low rate and with colored flames)
                    • çarkıfelek [TUR10-0151420] (Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği)
                    • catherine wheel [ENG31-02987783-n] (a circular firework that spins round and round emitting colored fire)
                    • maytap [TUR10-0530630] (Yandığında renkli ve parlak ışıklar saçan, şenlik gecelerinde yakılan havai fişek)
                    • sparkler [ENG31-04276079-n] (a firework that burns slowly and throws out a shower of sparks)
                  • çatapat [TUR10-0154480] (Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde "çat pat" diye patlayan bir eğlence fişeği)
                  • arayıcı fişeği [TUR10-0043470] (Bir tür donanma fişeği)
                  • havai fişek [TUR10-0332770] (Geceleyin düşman bölgelerini aydınlatmak amacıyla kullanılan fişek)
                • barut hakkı [TUR10-0078430] (Mermiyi istenilen uzaklığa atabilmek için gerekli barut gazı basıncını sağlamaya yetecek miktarda barut)
              • gübre [TUR10-0079920] (Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde) fertilizer [ENG31-14883495-n] (any substance such as manure or a mixture of nitrates used to make soil more fertile)
                • samanlı gübre [TUR10-0661760] (Samanı gerektiği kadar yanmamış gübre)
                • mayıs [TUR10-0530280] (Taze sığır gübresi)
                • siyah gemre [TUR10-0697330] (Siyah gübre)
                • suni gübre [TUR10-0712500] (Bitki kalıntılarının ticari gübre ile karıştırılmasında elde edilen gübre)
              • süzüntü [TUR10-0720620] (Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu)
              • filtrate [ENG31-14892715-n] (the product of filtration)
              • yabani ot ilacı [TUR10-1241030] (Yabancı otları kurutmak amacıyla kullanılan ilaç)
              • herbicide [ENG31-14931001-n] (a chemical agent that destroys plants or inhibits their growth)
              • pestisit [TUR10-1241230] (Bitki ve hayvanları zararlılardan korumak için mücadele amacıyla kullanılan kimyasal ilaçlar, böcek zehri.) pesticide [ENG31-15004774-n] (a chemical used to kill pests (as rodents or insects))
                • böcek ilacı [TUR10-1241060] (Böcek öldürücü ilaç; insektisit) insecticide [ENG31-14944099-n] (a chemical used to kill insects)
                  • flit [TUR10-0276870] (Sinek, sivrisinek vb. böcekleri öldürmek için püskürtülen ilaç)
                  • pirekıran [TUR10-0628410] (Pireyi yok etmeye ve öldürmeye yarayan ilaç)
              • fitil [TUR10-0275730] (Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde)
              • kireç sütü [TUR10-0462640] (Badana için hazırlanmış sulu kireç)
              • developman [TUR10-0199510] (Fotoğrafçılıkta kullanılan, kimyevi bir tür banyo maddesi)
              • biber gazı [TUR10-0965770] (Toplumsal olaylarda kalabalığı dağıtmak, bireysel savunmada saldırganı etkisiz hâle getirmek amacıyla kullanılan kimyasal madde)
              • kurutucu [TUR10-0495790] (Boya ve parlatıcıların çabuk kurumalarını sağlamak amacıyla içlerine katılan madde)
              • aşındırıcı [TUR10-0942860] (Madenleri elektriksel, kimyasal veya mekanik yollarla aşındıran)
              • dekstrin [TUR10-0189840] (Nişastanın bölünmesinden elde edilen zamklı bir madde)
              • sertleştirici [TUR10-0680240] (Kimyasal tepkimeli yapay reçine tutkalı ve verniklerinde, kuruma ve sertleşmeyi sağlamak için kullanılan, sıvı veya toz halinde olan kimyasal yardımcı madde)
              • glikol [TUR10-0300110] (Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan, birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde)
              • poliasit [TUR10-0632160] (Birleşiminde birçok asit fonksiyonu bulunan madde)
            • yalıtkan madde [TUR10-1240700] (Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan madde, izolatör, iletken karşıtı) insulator [ENG31-14845760-n] (a material such as glass or porcelain with negligible electrical or thermal conductivity)
              • maden yünü [TUR10-0516760] (Yalıtkan olarak kullanılan bir madde)
            • toz [TUR10-0793430] (Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak) dust [ENG31-14864016-n] (fine powdery material such as dry earth or pollen that can be blown about in the air)
              • toz bulutu [TUR10-0784430] (Havada oluşan yoğun toz)
              • toz duman [TUR10-0784440] (Yerden kalkarak havayı kaplayan yoğun toz)
              • tozuntu [TUR10-0784680] (Tozumakla havaya kalkıp uçan tozlar)
            • elyaf [TUR10-0244820] (Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli maddeler) fiber [ENG31-03336189-n] (a leatherlike material made by compressing layers of paper or cloth)
              • pamuk [TUR10-0611930] (Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı) cotton [ENG31-14894229-n] (soft silky fibers from cotton plants in their raw state)
                • kütlü [TUR10-0504430] (Çekirdekli, çiğitli pamuk)
              • jüt [TUR10-0392380] (Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma)
              • jute [ENG31-14949783-n] (a plant fiber used in making rope or sacks)
              • üstüpü [TUR10-0810540] (Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir)
              • oakum [ENG31-14990722-n] (loose hemp or jute fiber obtained by unravelling old ropes)
              • ipek [TUR10-0329030] (İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel) silk [ENG31-15066478-n] (animal fibers produced by silkworms and other larvae that spin cocoons and by most spiders)
                • taşlanmış ipek [TUR10-0750670] (İpekten dokunmuş kumaşın birtakım kimyasal işlemlerden geçirilerek dayanıklı ve parlak duruma getirilmiş biçimi)
                • lika [TUR10-0511320] (Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek)
                • lepiska [TUR10-0509960] (Leipzig şehrinde üretilen ipek)
                • Hint ipeği [TUR10-0345490] (Hindistan'da üretilen çok kıymetli bir tür ipek)
            • ambalaj [TUR10-0032190] (Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik madde vb. malzeme) packing material [ENG31-15001007-n] (any material used especially to protect something)
              • karton [TUR10-0424080] (On paket sigarayı bir araya getiren ambalaj)
              • fişek [TUR10-0275380] (Fişek biçiminde yapılmış baharat ambalajı)
              • galon [TUR10-0282350] (Boya sanayisinde kullanılan beş litrelik ambalaj)
            • kağıt [TUR10-0398500] (Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak) paper [ENG31-14998823-n] (a material made of cellulose pulp derived mainly from wood or rags or certain grasses)
              • mazruf [TUR10-0531080] (Zarflı kâğıt)
              • yağlı kâğıt [TUR10-0824930] (Yiyeceklerin sarılarak saklanması için kullanılan bir tür kâğıt)
              • yazı kâğıdı [TUR10-0844420] (Yazıyı güzel gösteren, mürekkebi dağıtmayan kaliteli bir cins kâğıt)
                • abadi [TUR10-0000160] (Açık saman renginde, yarı mat, kalınca bir tür yazı kâğıdı)
              • yazılı kağıdı [TUR10-0844590] (Yazılı sınavda kullanılan ve cevapların yazıldığı kâğıt)
              • kurutma kâğıdı [TUR10-0495740] (Yazıda mürekkebin ıslaklığını gidermek için kullanılan nem emici bir tür kâğıt)
              • krepon [TUR10-0486260] (Süslemede kullanılan, çabuk yırtılmayan, kıvrımlı, esnek bir kâğıt türü)
              • crepe [ENG31-14850343-n] (paper with a crinkled texture)
              • papirüs [TUR10-0613330] (Eski Mısırlıların bu bitkinin saplarından yaptıkları kâğıt)
              • papyrus [ENG31-15000157-n] (paper made from the papyrus plant by cutting it in strips and pressing it flat)
              • parşömen kağıdı [TUR10-0616460] (Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deriye benzetilerek yapılan, mat, dayanıklı ve hafifçe saydam kâğıt)
              • parchment [ENG31-15000338-n] (a superior paper resembling sheepskin)
              • karbon kağıdı [TUR10-0622190] (Aynı zamanda hem yazmak hem de kopya çıkarmak için yazı kâğıtlarının arasına konulan, daktiloda da kullanılan kâğıt)
              • carbon paper [ENG31-14821983-n] (a thin paper coated on one side with a dark waxy substance (often containing carbon))
              • turnusol kağıdı [TUR10-0788870] (Turnusol boyasından yapılan ayıraç kâğıt)
              • litmus paper [ENG31-14965780-n] (unsized paper treated with litmus for use as an acid-base indicator)
              • varaka [TUR10-0813990] (Yazılı kâğıt)
              • leaf [ENG31-06266806-n] (a sheet of any written or printed material (especially in a manuscript or book))
              • resim kağıdı [TUR10-1240770] (Üzerine resim çizilmesi amacıyla üretilen kâğıt)
              • drawing paper [ENG31-14862991-n] (paper that is specially prepared for use in drafting)
              • sinek kağıdı [TUR10-1240930] (Üzerine konan sinekleri öldürmek için zehirli ya da yapışkan bir madde ile kaplanmış kağıt)
              • flypaper [ENG31-14896723-n] (paper that is poisoned or coated with a sticky substance to kill flies)
              • nota kağıdı [TUR10-1241160] (Enstrümantal bir müzik parçasının melodisinin, ritmin ve akorlarının modern müzik sembolleri kullanılarak aktarıldığı kâğıt)
              • music paper [ENG31-14981291-n] (paper with lines appropriate for writing music)
              • yağlı kağıt [TUR10-1241180] (Yağlı yiyeceklerin sarılması için kullanılan bir tür kağıt)
              • oilpaper [ENG31-14992790-n] (paper that has been made translucent and waterproof by soaking in oil)
              • kağıt havlu [TUR10-1241190] (Temizlikte kullanılan, çoğunlukla rulo halinde üretilen, yumuşak, kalın ve emici kâğıttan üretilmiş peçete.)
              • paper toweling [ENG31-14999910-n] (absorbent paper used as toweling)
              • paket kağıdı [TUR10-1241630] (Herhangi bir maddeyi paketlemeye, ambalajlamaya vb. yarayan kağıt)
              • wrapping paper [ENG31-15129689-n] (a tough paper used for wrapping)
              • iskambil kağıdı [TUR10-0398530] (Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart) card [ENG31-02965981-n] (one of a set of small pieces of stiff paper marked in various ways and used for playing games or for telling fortunes)
                • as [TUR10-0048460] (İskambil kâğıtlarında birli) ace [ENG31-02676145-n] (one of four playing cards in a deck having a single pip on its face)
                  • sinek as [TUR10-1209450] (İskambil kağıtlarının siyah renkli, yoncayı andıran dizisinin birlisi)
                  • ace of clubs [ENG31-02676955-n] (the ace in the club suit)
                  • karo as [TUR10-1209460] (İskambil kağıtlarının kırmızı, baklava biçimli dizisinin birlisi)
                  • ace of diamonds [ENG31-02677038-n] (the ace in the diamond suit)
                  • kupa as [TUR10-1209470] (İskambil kağıtlarının kırmızı, kalp biçimli dizisinin birlisi)
                  • ace of hearts [ENG31-02677127-n] (the ace in the heart suit)
                  • maça as [TUR10-1209480] (İskambil kağıtlarının siyah,mızrak ucuna benzer biçimli dizisinin birlisi)
                • sinek [TUR10-0381000] (İskambil kâğıtlarının siyah renkte yoncayı andıranı)
                • club [ENG31-03057773-n] (a playing card in the minor suit that has one or more black trefoils on it)
                • karo [TUR10-0592970] (Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı)
                • diamond [ENG31-03192656-n] (a playing card in the minor suit that has one or more red rhombuses on it)
                • kupa [TUR10-0866490] (İskambil kâğıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı, kalp biçiminde olanı)
                • heart [ENG31-03512192-n] (a playing card in the major suit that has one or more red hearts on it)
                • vale [TUR10-0582940] (İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt)
                • jack [ENG31-03594280-n] (one of four face cards in a deck bearing a picture of a young prince)
                • papaz [TUR10-0613180] (Üzerinde papaz resmi olan iskambil kâğıdı)
                • king [ENG31-03623428-n] (one of the four playing cards in a deck bearing the picture of a king)
                • kız [TUR10-0458290] (İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt) queen [ENG31-04039901-n] (one of four face cards in a deck bearing a picture of a queen)
                  • maça kızı [TUR10-0515840] (İskambil destesinde maça dizisinde yer alan kız)
                • yedili [TUR10-0845900] (İskambil gibi oyunlarda üzerinde yedi işareti bulunan kâğıt)
                • seven-spot [ENG31-04185123-n] (one of four playing cards in a deck with seven pips on the face)
                • maça [TUR10-0627400] (Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi)
                • spade [ENG31-04273770-n] (a playing card in the major suit that has one or more black figures on it)
                • onlu [TUR10-0588390] (On işaretli iskambil kâğıdı)
                • ten-spot [ENG31-04418277-n] (one of four playing cards in a deck with ten pips on the face)
                • üçlü [TUR10-0806590] (İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde 3 işareti veya noktası bulunan kâğıt, pul)
                • trey [ENG31-04487671-n] (one of four playing cards in a deck having three pips)
                • koz [TUR10-0479740] (İskambil oyunlarında diğer kâğıtları alabilen, onlara üstün tutulan belirli renk ve işaretteki kâğıt)
                • trump [ENG31-04498430-n] (a playing card in the suit that has been declared trumps)
                • joker [TUR10-0392010] (Bazı kâğıt veya taş oyunlarında istenen kartın veya taşın yerine konabilen kart)
                • wild card [ENG31-04591798-n] (a playing card whose value can be determined by the person who holds it)
                • fanti [TUR10-0264330] (İskambil oyunlarında oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt)
                • altılı [TUR10-0030510] (İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul)
                • faça [TUR10-0262820] (İskambil destesinin en altındaki kâğıt)
                • konçina [TUR10-0471460] (Oyun kâğıtlarında ikiliden altılıya kadar olan kâğıtlar)
                • firavun [TUR10-0274840] (İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun)
                • dam [TUR10-0181530] (İskambil kâğıtlarında kız)
                • dokuzlu [TUR10-0215700] (Üzerinde dokuz işareti bulunan iskambil kâğıdı)
                • dörtlü [TUR10-0222570] (İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul)
                • ıskarta [TUR10-0354430] (Bazı iskambil oyunlarında kullanılması gerekmediğinden bir yana bırakılan kâğıtlar)
              • konfeti [TUR10-0471790] (Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları)
              • confetti [ENG31-03094734-n] (small pieces or streamers of colored paper that are thrown around on festive occasions (as at a wedding))
              • damga pulu [TUR10-0182290] (Resmî işlemlerde belgelere yapıştırılan pul)
              • revenue stamp [ENG31-06868867-n] (a small piece of adhesive paper that is put on an object to show that a government tax has been paid)
              • sigara kağıdı [TUR10-0691440] (Sigara sarmaya yarar çok ince kâğıt)
              • cigarette paper [ENG31-14836736-n] (a strong tissue paper that burns evenly and is sufficiently porous to control the burning of the tobacco in a cigarette)
              • kağıt mendil [TUR10-1240890] (El ve yüz temizliğinde kullanılan, yumuşak kâğıttan üretilmiş, tek kullanımlık mendil)
              • facial tissue [ENG31-14888410-n] (tissue paper suitable for use on the face)
              • mendil [TUR10-0081320] (Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt) handkerchief [ENG31-03490877-n] (a square piece of cloth used for wiping the eyes or nose or as a costume accessory)
                • tura [TUR10-0788260] (Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil)
                • boyama [TUR10-0116020] (Renkli yazma veya mendil)
                  • pentür [TUR10-1118880] (Boyama)
                • ıslak mendil [TUR10-0469300] (El ve yüz temizliğinde kullanılmak üzere özel olarak nemlendirilmiş ve hoş koku verilmiş ambalajlı mendil)
              • tuvalet kağıdı [TUR10-0791430] (Tuvalette temizlenmek için kullanılan, özel olarak hazırlanmış ince kâğıt)
              • toilet tissue [ENG31-15099708-n] (a soft thin absorbent paper for use in toilets)
              • duvar kağıdı [TUR10-0226720] (Duvarları süsleyip güzelleştirmek için yüzeylerine yapıştırılan düz veya desenli kâğıt)
              • wallpaper [ENG31-15118505-n] (a decorative paper for the walls of rooms)
              • paket kağıdı [TUR10-1216790] (Bir şeyi sarmak için kullanılan genellikle kağıttan yapılmış nesne) wrapping [ENG31-04613084-n] (the covering (usually paper or cellophane) in which something is wrapped)
                • şömiz [TUR10-0733770] (Kitap kılıfı)
                • jacket [ENG31-03595493-n] (an outer wrapping or casing)
              • sineklik [TUR10-0694410] (Sineklerin yapışması için üzerine yapışkan madde sürülmüş kâğıt)
              • pergament kağıdı [TUR10-0623930] (Sülfürik asitli işlem ile sürekli doku oluşturularak yüzey sertliği arttırılmış ve organik sıvıların genellikle belirli katı yağların, sıvı yağların ve gres yağının kâğıda nüfuz etmesine karşı yüksek derecede dayanıklılık kazandırılmış kâğıt)
              • zamklı kağıt [TUR10-0870110] (Bir tarafı yapıştırılmak amacıyla zamklanmış kâğıt)
              • köşebent [TUR10-0484190] (Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt)
              • el işi kâğıdı [TUR10-0243760] (Kesip yapıştırma işlerinde kullanılan bir yüzü parlak renkli kâğıt)
              • kraft kağıdı [TUR10-0485550] (Dayanıklı ambalaj kâğıdı)
              • fon kâğıdı [TUR10-1028380] (Fon için kullanılan özel, kalın bir tür kâğıt)
              • kaba kağıt [TUR10-0392780] (Bir şey sarmak için kullanılan kalın kâğıt)
              • tabaka [TUR10-0735320] (Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt)
              • teksir kağıdı [TUR10-0759750] (Çoğaltma makinesinde kullanılan baskı kâğıdı)
              • kuşe [TUR10-0496830] (Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt)
              • esericedit kağıdı [TUR10-0252760] (Resmî yazışmalarda kullanılan, büyük boy yazı kâğıdı)
              • yaprak [TUR10-0813980] (Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri) leaf [ENG31-06266806-n] (a sheet of any written or printed material (especially in a manuscript or book))
                • sayfa [TUR10-0656720] (Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri) page [ENG31-06267274-n] (one side of one leaf (of a book or magazine or newspaper or letter etc.) or the written or pictorial matter it contains)
                  • spor sayfası [TUR10-1220270] (Gazete, dergi ve benzerilerin spor ile ilgili olan sayfaları, bölümleri)
                  • sports page [ENG31-06268486-n] (any page in the sports section of a newspaper)
                  • itibari sayfa [TUR10-0387600] (Saymaca sayfa)
              • cevap kağıdı [TUR10-0137340] (Sınavlarda sorulan soruların cevaplarının bulunduğu kâğıt)
              • daktilo kağıdı [TUR10-0179450] (Daktilo yazıları için kullanılan kâğıt)
              • diplomat [TUR10-0208140] (Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü)
              • saman kağıdı [TUR10-0661730] (Genellikle kurşun kalemle yazı yazmaya elverişli olan veya ambalaj için kullanılan kaba kâğıt)
              • atık kağıt [TUR10-0055490] (Kullanımından sonra arda kalan, kâğıt, karton üretimi veya kâğıt hamuru yapımında tekrar kullanılan kâğıt veya karton parçaları)
              • aydınger [TUR10-0060750] (Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt)
              • bakkal kağıdı [TUR10-0072640] (Kalın ve kaba kâğıt)
              • yan kağıdı [TUR10-0831980] (Ciltli kitaplarda cildi kitaba bağlayan ve gerektiğinde çeşitli motiflerle süslenen ara kâğıt)
              • varakpare [TUR10-0814080] (Kâğıt parçası)
              • mulaj kâğıdı [TUR10-0555330] (Terzilerin patron çıkarmak için kullandıkları bir çeşit saydam kâğıt)
              • mumlu kağıt [TUR10-0555710] (Mürekkep geçirmeyen ve delinebilir bir dolgu maddesi emdirilmiş, mürekkebi geçiren, fakat kolay delinmeyen bir cins pelürden veya lifli bir dokudan oluşturulmuş, teksir makinesinde basılacak yazıların yazıldığı kâğıt)
              • müsveddelik kağıt [TUR10-0565200] (Karalama için kullanılan kâğıt)
              • niyet [TUR10-0578500] (Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası)
              • patronluk [TUR10-0619390] (Patron olmaya elverişli kâğıt vb)
              • pelür [TUR10-0622200] (İnce ve yarı saydam bir tür kâğıt)
              • çizelge [TUR10-0170820] (Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt) chart [ENG31-07012462-n] (a visual display of information)
                • fikstür [TUR10-0273330] (Yarışma veya karşılaşmaların zamanını ve sırasını belirleyen çizelge)
                • tabela [TUR10-0735880] (Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge)
                • tabela [TUR10-0735890] (Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt)
                • maaş bordrosu [TUR10-0515290] (Çalışanların bir aylık hizmet bedelini, vergi matrahını ve kesintileri ile aylık net ücretini gösteren cetvel; aylık bordro)
                • elektroensefalogram [TUR10-1018760] (Beyin hücrelerinin doğurduğu gizil güç farklarının yazılmasıyla elde edilen çizelge)
                • envanter [TUR10-0248890] (Bu durumu gösteren çizelge)
                • çarpım tablosu [TUR10-0151950] (Birden dokuza kadar birbiriyle çarpılan sayıların çarpımlarını gösteren çizelge)
                • tersane sergisi [TUR10-0768340] (Osmanlı İmparatorluğunda tersanede çalışanların alacaklarını gösteren çizelge)
                • logaritma tablosu [TUR10-0513170] (Sayıların logaritmalarını gösteren çizelge)
                • kadro [TUR10-0397380] (Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge)
                • banka hesabı [TUR10-1236170] (Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge)
                  • vadeli hesap [TUR10-0812330] (Belirli bir süre için açılmış banka hesabı)
                  • şifreli hesap [TUR10-0731200] (Gizli hesap)
                  • ortak hesap [TUR10-0591910] (Birden fazla kişi veya kuruluşun kullandığı banka hesabı)
                  • güven yazısı [TUR10-0317870] (Belirli bir nicelikteki para için, bir bankanın yükümlülüğü altında, üçüncü bir kişi yararına bir başka bankada veya aracısında açtırılan hesap)
                • skala [TUR10-0697970] (Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi)
                • rüzgâr çizelgesi [TUR10-1124470] (Rüzgâr hızının deniz miline göre sınıflandırılmasını gösteren çizelge)
                • imza çizelgesi [TUR10-0372070] (Kurum ve kuruluşlarda çalışanların veya görevlilerin devam durumunu gösteren çizelge)
                • tarife [TUR10-0747090] (Fiyat gösteren çizelge)
                  • lüks tarife [TUR10-0514710] (İyi hizmet verilen yerlerde uygulanan, normal fiyattan yüksek olan ücret)
                  • yarım tarife [TUR10-0837630] (Tam tarifenin yarısı)
                  • gümrük tarifesi [TUR10-0314570] (İthal edilen mallar üzerinden alınması gereken vergi miktarı veya oranlarını gösteren liste)
            • şeffaf madde [TUR10-1241520] (İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan madde)
            • transparent substance [ENG31-15103117-n] (a material having the property of admitting light diffusely)
            • temizlik malzemesi [TUR10-0763620] (Temizlik için kullanılan sabun, deterjan, süpürge, çeşitli boy ve ebatta fırça, bez vb. gereçlerin tümü)
              • açmalık [TUR10-0006670] (Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde)
            • lif [TUR10-0511160] (Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri)
              • kromatik iplik [TUR10-0486920] (Karyokinez sırasında kromatin maddesinin iplik biçimindeki durumu)
              • kromatit [TUR10-0486940] (Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri)
              • linin [TUR10-0512110] (Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı)
              • rami [TUR10-0642210] (Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi)
              • rafya [TUR10-0641040] (Bu palmiyenin dokuma işlerinde kullanılan lifleri)
              • iplik [TUR10-0377860] (Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi)
            • tahta pamuk [TUR10-0738830] (Döşemecilikte kullanılan bir dolgu ve örtü malzemesi)
            • kırtasiye [TUR10-0453110] (Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü)
            • tangram [TUR10-1151500] (İlköğretimde öğrencilerin şekil oluşturma yeteneğini geliştirmek amacıyla kullanılan matematik ders araç gereci)
            • teflon [TUR10-0756560] (Tencere, tava vb. mutfak malzemelerinin iç yüzeyini kaplamakta kullanılan, ısıya dayanıklı özel madde)
            • tekne [TUR10-0759110] (Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü)
              • şaful [TUR10-0720840] (Bal konulan ufak tekne)
            • levazım [TUR10-0510230] (Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler)
            • levazımat [TUR10-0510260] (Lazım olan şeyler; gerekenler)
              • cenaze levazımatı [TUR10-0135710] (Ölünün kefenlenmesi sırasında gerekli olan malzemeler)
              • levazımat [TUR10-0510270] (Askerî araç gereçlerin tümü)
            • ciltlik [TUR10-0140970] (Cilt yapmaya yarayan malzeme)
            • edevat [TUR10-0234370] (Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü)
              • avcı [TUR10-0057960] (Avcılara özgü şey)
            • emaye [TUR10-0245080] (Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme)
            • tırıvırı [TUR10-0775080] (Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi)
            • tırtıl [TUR10-0776010] (Maraş işi veya diğer elbise nakışlarında kullanılan altın, gümüş gereç)
            • tirlin [TUR10-0777850] (Mürekkeple çizgi çizmeye yarayan, türlü kalınlıklarda gereç)
            • kaplama malzemesi [TUR10-1241210] (Kaplama işinde kullanılan malzeme)
              • kaplama [TUR10-0413810] (Kalınlığı 5 milimetreden az, ince ağaç levha)
                • kök kaplama [TUR10-0480730] (Ağacın köklerinden elde edilen, güzel desenli bir kaplama çeşidi)
                • ur kaplama [TUR10-0799810] (Ağacın urlarından elde edilen ve çok kıymetli olan bir kaplama çeşidi)
                • desenli kaplama [TUR10-0197900] (Ağacın yıl halkalarının kaplama yüzeyinde güzel görünüşlü çizgiler oluşturmasıyla elde edilen bir kaplama türü)
                • frize kaplama [TUR10-0280260] (Ağacın yıl halkalarının kaplama yüzeyinde paralel çizgiler halinde görülmesiyle elde edilen bir kaplama çeşidi)
                • borda kaplaması [TUR10-0973670] (Geminin su kesimi üzerinde kalan levha)
            • karikatürlük [TUR10-0421730] (Karikatür çizmeye yarayan araç, gereç, karikatür yapmak için kullanılan malzeme)
            • bakkaliye [TUR10-0072630] (Bakkalda satılan şeyler)
            • baretlik [TUR10-0954810] (Baret yapmaya yarayan malzeme)
            • bilezik [TUR10-0102860] (Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç)
            • sarısabır [TUR10-0666640] (Bu bitkinin etli ve kalın yapraklarından çıkarılan, kırmızımtırak esmer renkli, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir madde)
            • döşek [TUR10-0222760] (Gemi gövdesinde, su basıncı, çarpma, karaya oturma vb. durumlarda darbeleri karşılayabilecek, yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek dirençteki yapı gereci)
            • döşeme [TUR10-0222880] (Koltuk, kanepe, divan ve benzerinin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri)
            • fişe [TUR10-0275350] (Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı)
            • sulandırıcı [TUR10-0711440] (Sulandırmayı sağlayan madde)
            • silikon [TUR10-0692700] (Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara eklenen madde)
            • seyreltici [TUR10-0683070] (Seyreltmeyi sağlayan madde)
            • seman [TUR10-0675630] (Diş köklerini kaplayan sert madde)
            • seman [TUR10-0675620] (Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde)
            • sikatif [TUR10-0691900] (Özellikle maden birleşiklerinden oluşan, katalitik özellikler taşıyan ve çabuk kurumasını sağlamak amacıyla boya, vernik ve yağlı boyalara az miktarda katılan madde)
            • tanen [TUR10-0743560] (Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde)
            • spatül [TUR10-1215630] (Toz veya küçük parçalar durumundaki maddeleri almak için kullanılan, metal veya porselenden yapılmış laboratuvar malzemesi)
            • spatula [ENG31-04277257-n] (a turner with a narrow flexible blade)
            • streç [TUR10-0709750] (Çeşitli maddelerin havayla etkileşimini ortadan kaldırmak amacıyla sarıldığı şeffaf paketleme malzemesi)
            • sut [TUR10-0713970] (Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı)
            • yağlık [TUR10-0824920] (Yağ için ayrılmış, yağ elde etmeye özgü)
            • renklendirici [TUR10-0645580] (Renk veren madde)
            • renklendirici [TUR10-0645600] (Şeker, pasta, dondurma vb. besinlere organik veya inorganik olarak eklenen madde)
            • renkgideren [TUR10-0645530] (Bazı maddelerin rengini yok etmekte kullanılan kimyasal madde)
            • pul [TUR10-0637860] (Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta ve benzerinden yapılmış yassı yuvarlak levhacık)
              • kırık [TUR10-0450730] (Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul)
                • kırık çizgi [TUR10-0450790] (Bir veya birkaç noktada doğrultu değiştiren çizgi)
            • porselen [TUR10-0633240] (Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru)
            • plastik cam [TUR10-0631250] (Testere ile kesilebilen, rendelenebilen, esnek, cam görünüşünde saydam malzeme)
            • ispanya [TUR10-0380860] (Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu)
            • ispermeçet [TUR10-0381160] (Balinalardan ve özellikle ispermeçet balinasının başından çıkarılan, mum yapımı ve kozmetik sanayisinde kullanılan beyaz bir madde)
            • hasır demir [TUR10-0330200] (İnşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme)
            • içirik [TUR10-0359200] (Yatak doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık vb. şeyler)
            • helvalık [TUR10-0338650] (Helva yapımı için kullanılan malzeme)
            • aşlık [TUR10-0053960] (Aş yapmak için hazırlanan ve saklanan şeyler)
            • ecza [TUR10-0233780] (Kimyasal yollarla elde edilen, ilaç yapmaya yarayan veya sanayide türlü işlerde kullanılan maddelerin genel adı) drug [ENG31-03252323-n] (a substance that is used as a medicine or narcotic)
              • uyuşturucu [TUR10-0570880] (Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan madde)
          • atom [TUR10-0057210] (Birkaç türü birleştiğinde çeşitli kimyasal birleşikleri yani molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık) atom [ENG31-14643403-n] ((physics and chemistry) the smallest component of an element having the chemical properties of the element)
            • tanecik [TUR10-0743440] (Çok küçük boyutlu madde; cisim) atom [ENG31-14609699-n] ((nontechnical usage) a tiny piece of anything)
              • tanecik [TUR10-0743420] (Küçük tane)
              • granule [ENG31-09314419-n] (a tiny grain)
              • cisimcik [TUR10-0141920] (Atom taneciği)
                • mezon [TUR10-0542540] (Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği)
              • cisimcik [TUR10-0141910] (Küçük cisim)
              • gök kumu [TUR10-0302490] (Gök taşlarında görülen küresel tanecikler)
              • granül [TUR10-0310480] (Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler)
              • pirinç taneleri [TUR10-0628620] (Güneşin küresinin yerden görünen yüzündeki tanecikler)
              • zerre [TUR10-0873000] (Çok küçük parçacık)
              • atom [ENG31-14609699-n] ((nontechnical usage) a tiny piece of anything)
            • parçacık [TUR10-0614970] (Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri) particle [ENG31-09409315-n] (a body having finite mass and internal structure but negligible dimensions)
              • elektron [TUR10-0242410] (Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık) electron [ENG31-09294810-n] (an elementary particle with negative charge)
                • elektron demeti [TUR10-0242430] (Aynı enerji kaynağından çıkan ve birbirine yakın yörüngede yayılan elektronlar)
                • serbest elektron [TUR10-0678070] (Doğal elektrik yükünün oluşturduğu demetler)
                  • elektron gazı [TUR10-0242450] (Boş veya gaz dolu bir ortamda, bir iletkenin içinde dolaşan serbest elektronların tümü)
                • pozitron [TUR10-0634890] (Pozitif elektron)
              • iyon [TUR10-0389500] (Bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş bir atom veya bir atom grubundan oluşmuş elektrik yüklü parçacık) ion [ENG31-09338065-n] (a particle that is electrically charged (positive or negative))
                • anyon [TUR10-0040190] (Negatif elektrikle yüklü iyon)
                • elektrolit [TUR10-0242250] (Hücre içi ve dışı sıvısındaki sodyum, potasyum vb. madensel iyonlar)
                • katyon [TUR10-0429680] (Bir çözeltinin elektrolizi sırasında eksi yüklü metal uçlarda toplanan iyon)
              • nükleon [TUR10-0581190] (Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı) nucleon [ENG31-09397798-n] (a constituent (proton or neutron) of an atomic nucleus)
                • nötron [TUR10-0580260] (Yaklaşık olarak proton ağırlığında ve elektrik yüklü olmayan bir atom cisimciği)
                • neutron [ENG31-09392431-n] (an elementary particle with 0 charge and mass about equal to a proton)
                • proton [TUR10-0637080] (Atom çekirdeğinde her biri +1 pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik)
                • proton [ENG31-09422912-n] (a stable particle with positive charge equal to the negative charge of an electron)
              • foton [TUR10-1230440] (Elektromagnetik ışınları oluşturan, bölünmez karakterli dalga paketlerinin her biri)
              • photon [ENG31-09414116-n] (a quantum of electromagnetic radiation)
            • kök [TUR10-0480410] (Olağan şartlarda çevresinden yalıtılamayan, ancak birçok tepkimede nitelik değiştirmeden geçebilen atom kümesi)
              • alkil [TUR10-0028740] (Alkol kökü)
            • koordinat [TUR10-0474430] (Belirli bir molekül içinde özel bir konuma sahip bir atoma bağlı olan atom veya atom grubu)
            • atom çekirdeği [TUR10-0057290] (Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle, çevresinde elektronlar dolaşan, proton ve nötronlardan oluşan pozitif elektron yüklü merkez bölümü)
              • triton [TUR10-0786700] (Trityumun, bir protondan ve iki nötrondan oluşan atom çekirdeği)
              • proton [TUR10-0637090] (Hidrojen atomunun çekirdeği)
            • izotop [TUR10-1248560] (Atom numarası aynı, kütle numarası farklı olan atomlar)
              • trityum [TUR10-0786710] (Atom ağırlığı 3 olan radyoaktif hidrojen izotopu)
              • radyoizotop [TUR10-0640740] (Doğal bir elementin radyoaktif izotopu)
              • radyoaktif izotoplar [TUR10-0640430] (Bazı hastalıkların teşhisinde ve iyileştirilmesinde yararlanılan izotoplar)
            • hidroksil [TUR10-0344120] (Bir madenle birleştiği zaman hidroksit yapan atom grubu OH)
          • zehir [TUR10-0593380] (Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde) poison [ENG31-15056943-n] (any substance that causes injury or illness or death of a living organism)
            • toksin [TUR10-0779330] (Canlı organizmalarda görülen zehir)
            • toxin [ENG31-15058641-n] (a poisonous substance produced during the metabolism and growth of certain microorganisms and some higher plant and animal species)
            • akonitin [TUR10-0020050] (Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde)
            • kürar [TUR10-0502840] (Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir)
            • zıkkım [TUR10-0874040] (İçki ve sigara)
            • baldıran [TUR10-0073740] (Bu bitkiden çıkarılan zehir; şeytantersi)
            • striknin [TUR10-0709840] (Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir)
          • aktivatör [TUR10-1240400] (Enzimle katalize edilen reaksiyonların hızını arttıran madde) activator [ENG31-14747240-n] ((biology) any agency bringing about activation)
            • katalizör [TUR10-0427340] (Kimyasal tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan, katalitik etkiye yol açan madde)
            • catalyst [ENG31-09920164-n] (something that causes an important event to happen)
            • biyokatalizör [TUR10-0110090] (Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde)
          • inhibitör [TUR10-0374870] (Depolanan benzinlerde gazlaşmayı, yağlama yağlarındaki renk değişimini, türbin yakıtlarında korozyonun istenmeyen etkilerini önleme veya geciktirme vb. amaçlar için kullanılan, petrol ürünlerinde doğal olarak bulunan veya çok küçük oranlarda sonradan katılan bir madde) inhibitor [ENG31-14748597-n] (a substance that retards or stops an activity)
            • antioksidan [TUR10-0039580] (Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde)
            • antioxidant [ENG31-14748824-n] (substance that inhibits oxidation or inhibits reactions promoted by oxygen or peroxides)
          • kanserojen madde [TUR10-1240570] (Kansere yol açabilen herhangi bir madde)
          • carcinogen [ENG31-14817982-n] (any substance that produces cancer)
          • yağlayıcı madde [TUR10-1240980] (Yüzeyleri düzgün ve kaygan hale getirerek sürtünmeyi azaltan bir madde)
          • lubricant [ENG31-14914810-n] (a substance capable of reducing friction by making surfaces smooth or slippery)
          • çözücü [TUR10-0175470] (Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey) solvent [ENG31-15071880-n] (a liquid substance capable of dissolving other substances)
            • aseton [TUR10-0049040] (Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı)
            • acetone [ENG31-14624684-n] (the simplest ketone)
            • eter [TUR10-0257410] (Bir tür organik yağ çözücü)
          • can [TUR10-0131390] (İnsanın kendi varlığı, özü)
          • derinlik [TUR10-0196520] (Varlığın içi, özü)
          • eti kemiği [TUR10-1024130] (Esası, ana özelliği, asıl ağırlığı)
          • özüt [TUR10-0609940] (Bir maddenin herhangi bir yolla elde edilmiş olan özü)
          • ruh [TUR10-0649590] (En önemli nokta, öz)
          • hülasa [TUR10-0351430] (Herhangi bir maddenin, alkol, eter vb. bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü)
        • tortu [TUR10-0783710] (Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde) residue [ENG31-15029068-n] (matter that remains after something has been removed)
          • telve [TUR10-0762040] (Fincanın dibine çöken kahve tortusu)
          • dregs [ENG31-09292878-n] (sediment that has settled at the bottom of a liquid)
          • tartar [TUR10-0747800] (Şarap tortusu)
          • çöküntü [TUR10-0174410] (Suyun dibine çöken şeyler)
          • çökerti [TUR10-0174050] (Su içinde yüzer veya erimiş durumda bulunan maddelerin elverişli koşullar altında dibe çökerek tortullaşması olayı)
        • koka [TUR10-0466670] (Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan madde)
        • atropin [TUR10-0057400] (Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde)
        • bağırsak kazıntısı [TUR10-0069170] (Kalın bağırsak hastalıklarında çıkarılan sümüksü madde)
        • balata [TUR10-0073520] (Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme kat sayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde)
        • balık sütü [TUR10-0074410] (Yumurtlama sırasında erkek balıkların çıkardığı beyaz madde)
        • amber [TUR10-0032430] (Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde)
          • esmer amber [TUR10-0253900] (Amber balığının bağırsaklarından çıkarılan amber)
          • amber [TUR10-0032440] (Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı)
        • billursu [TUR10-0104440] (Diyalize uğrayarak çözümlenen madde)
        • bit otu [TUR10-0109810] (Bitlere karşı kullanılan bir madde)
        • boyar madde [TUR10-0116160] (Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde)
        • boyar madde [TUR10-0116150] (Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğal veya yapay renkli madde)
        • esrarlı [TUR10-0254590] (İçinde esrar bulunan)
        • fibrin [TUR10-0272590] (Kan ve lenf serumunda bulunan albüminli bir madde)
        • gang [TUR10-0282950] (Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde)
        • reçine [TUR10-0643840] (Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde)
        • ham madde [TUR10-0325230] (Bir ürün veya mal oluşturmak için gerekli maddelerin işlenmeden önceki doğal durumu) raw material [ENG31-14620880-n] (material suitable for manufacture or use or finishing)
          • drog [TUR10-0224100] (Hayvan ve bitkilerden kurutularak veya özel metotlarla toplanarak elde edilen, eczacılık ve kısmen sanayide kullanılan ham veya yarı ham madde)
        • hamule [TUR10-0325350] (Kâğıt dolgu maddesi)
        • jelatin [TUR10-0391340] (Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde)
        • jelatin [TUR10-0391330] (Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde)
        • element [TUR10-0242800] (Kimyasal çözümlemeyle ayrıştırılamayan veya bireşim yoluyla elde edilemeyen madde) chemical element [ENG31-14647071-n] (any of the more than 100 known substances (of which 92 occur naturally) that cannot be separated into simpler substances and that singly or in combination constitute all matter)
          • bor [TUR10-0113550] (Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element)
          • boron [ENG31-14656049-n] (a trivalent metalloid element)
          • disprosyum [TUR10-0209780] (Atom ağırlığı 162,5, atom numarası 66, yoğunluğu 8,54 olan, 1500 derecede eriyen, açık yeşil renkte çözeltiler veren, az bulunan bir element)
          • erbiyum [TUR10-0249400] (Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan, bir element)
          • fransiyum [TUR10-0279720] (Atom numarası 87, atom ağırlığı 223 olan, aktinyumdan elde edilen radyoaktif element)
          • gadolinyum [TUR10-0281400] (Atom numarası 64, atom ağırlığı 156,9 olan, yüksek ısıda eriyen, birtakım tuzları bilinen, parlak gri renkte katı element)
          • neodim [TUR10-0574350] (Atom numarası 60, atom ağırlığı 144,3, yoğunluğu 6,96 olan, seryumdan daha sert bir element)
          • praseodim [TUR10-0635230] (Atom numarası 59, atom ağırlığı 140,92 olan, soluk sarı renkli bir element)
          • samaryum [TUR10-0661860] (Atom numarası 62, atom ağırlığı 150,4, yoğunluğu 7,75 olan, az bulunur element)
          • terbiyum [TUR10-0766940] (Atom numarası 65, atom ağırlığı 159 olan, az bulunan bir element)
          • germanyum [TUR10-1029450] (Atom numarası 32, atom ağırlığı 72,6, yoğunluğu 5,46 olan, 937,4 derecede eriyen, kalay ve silisyumu andırır, az rastlanır bir element)
          • rubidyum [TUR10-1122930] (Atom numarası 37, atom ağırlığı 85,48, yoğunluğu 1,53 olan, 39 derecede eriyen, çabuk oksitlenen, tütün, pancar vb. bitkilerde, maden sularında bulunan, potasyuma benzer kimyasal element)
          • skandiyum [TUR10-1130360] (Atom numarası 21, atom ağırlığı 44,96 olan, az rastlanan bir element)
          • iterbiyum [TUR10-1181240] (Atom numarası 70, atom ağırlığı 173,04 olan değerli bir element)
          • aktinit [TUR10-0022440] (Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı)
            • protaktinyum [TUR10-1115580] (Atom numarası 91, atom ağırlığı 231 olan, aktinit grubundan radyoaktif bir element)
            • küriyum [TUR10-0503320] (Atom numarası 96, atom ağırlığı 248 olan, aktinitlerden, plütonyum 239'un helyum çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen radyoaktif bir element)
            • berkelyum [TUR10-0094810] (Atom numarası 97, atom ağırlığı 294 olan yapay element)
            • aktinyum [TUR10-0916990] (Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element)
            • toryum [TUR10-1161280] (Atom numarası 90, atom ağırlığı yaklaşık 232 olan, yoğunluğu 112,6 olan, 1700 derecede eriyen, kurşun renginde, havada bozulmaz, atom enerjisi kaynağı olarak kullanılan radyo etkin bir element)
            • tulyum [TUR10-0787890] (Atom numarası 69, atom ağırlığı 168,9, yoğunluğu 9,3 olan, yaklaşık 1500 derecede eriyen nadir element)
            • plütonyum [TUR10-1239790] (Atom numarası 94 olan, neptünyumdan elde edilen radyoaktif bir element)
            • plutonium [ENG31-14673953-n] (a solid silvery grey radioactive transuranic element whose atoms can be split when bombarded with neutrons)
            • amerikyum [TUR10-0033040] (Atom numarası 95, yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element)
          • ametal [TUR10-0033050] (Metal olmayan element) nonmetal [ENG31-14651424-n] (a chemical element lacking typical metallic properties)
            • hidrojen [TUR10-1042360] (Oksijenle birleşerek suyu oluşturan, atom numarası 1, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir gaz) hydrogen [ENG31-14664612-n] (a nonmetallic univalent element that is normally a colorless and odorless highly flammable diatomic gas)
              • ağır hidrojen [TUR10-0012510] (Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunduran hidrojen atomunun bir izotopu)
              • olefin [TUR10-0585500] (Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı)
            • iyot [TUR10-1051410] (Atom numarası 53, atom ağırlığı 126,92 olan, tabiatta, deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılan, bazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunan, mavimtırak esmer renkte katı bir element)
            • iodine [ENG31-14665575-n] (a nonmetallic element belonging to the halogens)
            • karbon [TUR10-0980590] (Atom numarası 6, atom ağırlığı 12 olan, doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element) carbon [ENG31-14657384-n] (an abundant nonmetallic tetravalent element occurring in three allotropic forms: amorphous carbon and graphite and diamond)
              • elmas [TUR10-0244350] (Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon) diamond [ENG31-14858733-n] (very hard native crystalline carbon valued as a gem)
                • kara elmas [TUR10-0418830] (Kayaları delmekte kullanılan siyah elmas)
              • grafit [TUR10-0310260] (Kurşun kalemi ve bazı araç parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir çeşit doğal karbon)
              • graphite [ENG31-14820745-n] (used as a lubricant and as a moderator in nuclear reactors)
              • is [TUR10-0379330] (Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler)
              • carbon black [ENG31-14817703-n] (a black colloidal substance consisting wholly or principally of amorphous carbon and used to make pigments and ink)
              • kurum [TUR10-0495000] (Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is)
              • carbon black [ENG31-14817703-n] (a black colloidal substance consisting wholly or principally of amorphous carbon and used to make pigments and ink)
              • elmas [TUR10-0244360] (Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş) diamond [ENG31-14858733-n] (very hard native crystalline carbon valued as a gem)
                • karavana [TUR10-0418470] (İnce, yassı elmas)
                • roza [TUR10-0648950] (Bir tür pembe elmas)
            • azot [TUR10-0066050] (Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element)
            • nitrogen [ENG31-14671413-n] (a common nonmetallic element that is normally a colorless odorless tasteless inert diatomic gas)
            • flor [TUR10-1239770] (Atom numarası 9, atom ağırlığı 19, yoğunluğu 1,265 olan, kokusu ozonu andıran, yeşilimtırak sarı renkte, halojenler grubunun ilk elementi olan basit element)
            • fluorine [ENG31-14661685-n] (a nonmetallic univalent element belonging to the halogens)
            • fosfor [TUR10-1115570] (Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan sarımsak kokulu, zehirli bir element)
            • phosphorus [ENG31-14673375-n] (a multivalent nonmetallic element of the nitrogen family that occurs commonly in inorganic phosphate rocks and as organic phosphates in all living cells)
            • kükürt [TUR10-1124530] (Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 derecede eriyen ve 444 derecede kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element) sulfur [ENG31-14680398-n] (an abundant tasteless odorless multivalent nonmetallic element)
              • kükürt çiçeği [TUR10-0500870] (Kükürt buharının birdenbire soğutulmasıyla elde edilen kükürt)
            • klor [TUR10-0984410] (Atom numarası 17, atom ağırlığı 35,5 olan, normal sıcaklıkta gaz durumunda bulunan, halojenlerden bir element)
            • chlorine [ENG31-14658769-n] (a common nonmetallic element belonging to the halogens)
            • brom [TUR10-0120540] (Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element)
            • bromine [ENG31-14656307-n] (a nonmetallic heavy volatile corrosive dark brown liquid element belonging to the halogens)
            • oksijen [TUR10-0583740] (Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz)
            • oxygen [ENG31-14672278-n] (a nonmetallic bivalent element that is normally a colorless odorless tasteless nonflammable diatomic gas)
            • selenyum [TUR10-1130400] (Atom numarası 34, yoğunluğu 4,8 olan, 217 derecede eriyen, ısı ve elektriği ileten, genellikle telsiz telefon, televizyon yapımında kullanılan bir element)
            • selenium [ENG31-14678354-n] (a toxic nonmetallic element related to sulfur and tellurium)
            • astatin [TUR10-0054190] (Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element)
            • astatine [ENG31-14653739-n] (a highly unstable radioactive element (the heaviest of the halogen series))
            • helyum [TUR10-0338710] (Atom numarası 2, yoğunluğu 0,13 olan, havada az miktarda bulunan soygazlardan biri)
            • helium [ENG31-14664099-n] (a very light colorless element that is one of the six inert gasses)
            • neon [TUR10-0572550] (Atom sayısı 10, atom ağırlığı 20,2, yoğunluğu 0,7 olan, sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, havada pek az olarak bulunan, asal gazlar sınıfından bir element)
            • neon [ENG31-14670330-n] (a colorless odorless gaseous element that give a red glow in a vacuum tube)
            • argon [TUR10-0044180] (Atom numarası 18, atom ağırlığı 39,9 olan, havada % 1 oranında bulunan, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir element)
            • argon [ENG31-14653098-n] (a colorless and odorless inert gas)
            • kripton [TUR10-0486480] (Atom numarası 36, atom ağırlığı 83,8 olan, atmosferde yarım milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz bir soy gaz)
            • krypton [ENG31-14667094-n] (a colorless element that is one of the six inert gasses)
            • ksenon [TUR10-0487260] (Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz)
            • radon [TUR10-0640310] (Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, radyum tuzunun su ile işlenmesinden, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element)
            • radon [ENG31-14676283-n] (a radioactive gaseous element formed by the disintegration of radium)
          • metal [TUR10-0516450] (Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde) metallic element [ENG31-14649636-n] (any of several chemical elements that are usually shiny solids that conduct heat or electricity and can be formed into sheets etc.)
            • alkali metal [TUR10-1240370] (Alkali özelliği gösteren, lityum, sodyum, potasyum, rübidyum ve sezyum metallerinin ortak adı) alkali metal [ENG31-14736385-n] (any of the monovalent metals of group I of the periodic table (lithium or sodium or potassium or rubidium or cesium or francium))
              • sodyum [TUR10-0698630] (Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0.971 olan, 97,5 derecede eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element)
              • sodium [ENG31-14679550-n] (a silvery soft waxy metallic element of the alkali metal group)
              • baryum [TUR10-0950800] (Atom sayısı 56, yoğunluğu 3,78 olan, doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan, havada çabuk oksitlenen, gümüş renginde, katı ve basit bir element)
              • barium [ENG31-14654176-n] (a soft silvery metallic element of the alkali earth group)
              • lityum [TUR10-0512730] (Atom numarası 3, atom ağırlığı 6,94, yoğunluğu 0,55 olan, 180 derecede eriyen, gümüş parlaklığında, bilinen en hafif element)
              • lithium [ENG31-14667971-n] (a soft silver-white univalent element of the alkali metal group)
              • potasyum [TUR10-0634450] (Atom numarası 19, atom ağırlığı 39,10, yoğunluğu 0,87 olan, 62,5 derecede eriyen, 15 derecede mum gibi yumuşak, soğukta sert ve kırılgan, potasyum hidroksit içinde bulunan bir element)
              • potassium [ENG31-14674986-n] (a light soft silver-white metallic element of the alkali metal group)
            • alüminyum [TUR10-1239760] (Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 derecede eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element)
            • aluminum [ENG31-14651998-n] (a silvery ductile metallic element found primarily in bauxite)
            • soy metal [TUR10-1239750] (Periyodik çizelgede Au, Pt ve Pd gibi kolaylıkla yükseltgenmeyen metaller) noble metal [ENG31-14651259-n] (any metal that is resistant to corrosion or oxidation)
              • platin [TUR10-0631380] (Atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23, yoğunluğu 21,4 olan, 1755 derecede eriyen, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir element)
              • platinum [ENG31-14673721-n] (a heavy precious metallic element)
              • gümüş [TUR10-0693580] (Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element)
              • silver [ENG31-14679133-n] (a soft white precious univalent metallic element having the highest electrical and thermal conductivity of any metal)
              • altın [TUR10-0872880] (Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 derecede eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element) gold [ENG31-14662977-n] (a soft yellow malleable ductile (trivalent and univalent) metallic element)
                • altın keseği [TUR10-0030740] (Yerden temiz külçe durumunda çıkan altın)
            • berilyum [TUR10-0087790] (Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 derecede eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element)
            • beryllium [ENG31-14655473-n] (a light strong brittle grey toxic bivalent metallic element)
            • bizmut [TUR10-0110520] (Atom numarası 83, atom ağırlığı 209, yoğunluğu 9,8 olan, 271,3 derecede eriyen, kızılımsı beyaz renkli, kırılgan ve katı bir element)
            • bismuth [ENG31-14655680-n] (a heavy brittle diamagnetic trivalent metallic element (resembles arsenic and antimony chemically))
            • kadmiyum [TUR10-0397290] (Atom numarası 48, atom ağırlığı 112,40, yoğunluğu 8,6 olan, 320 derecede eriyen, gümüş beyazlığında, elektrik ve seramik sanayisinde kullanılan yumuşakça bir element)
            • cadmium [ENG31-14656622-n] (a soft bluish-white ductile malleable toxic bivalent metallic element)
            • kalsiyum [TUR10-0980610] (Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 derecede eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element)
            • calcium [ENG31-14656826-n] (a white metallic element that burns with a brilliant light)
            • sezyum [TUR10-0683700] (Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 derecede eriyen ve doğada ender rastlanan bir element)
            • cesium [ENG31-14658410-n] (a soft silver-white ductile metallic element (liquid at normal temperatures))
            • krom [TUR10-0486850] (Atom numarası 24, atom ağırlığı 52,01, yoğunluğu 6,92 olan, 1514 derecede eriyen, ısıya dayanıklı, havada oksitlenmeyen bir element)
            • chromium [ENG31-14659270-n] (a hard brittle multivalent metallic element)
            • kobalt [TUR10-0984440] (Atom numarası 27, atom ağırlığı 59 olan, boyacılıkta kullanılan, nikel ve demire benzeyen, gümüş renginde bir element)
            • cobalt [ENG31-14659468-n] (a hard ferromagnetic silver-white bivalent or trivalent metallic element)
            • bakır [TUR10-0072120] (Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element) copper [ENG31-14659900-n] (a ductile malleable reddish-brown corrosion-resistant diamagnetic metallic element)
              • erkek bakır [TUR10-0251190] (Sert bakır)
              • dişi bakır [TUR10-0210200] (Kolay işlenebilen bakır)
            • galyum [TUR10-0282610] (Atom numarası 31, atom ağırlığı 69,72, yoğunluğu 5,9 olan, 29,8 derecede eriyen, çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran bir element)
            • gallium [ENG31-14662434-n] (a rare silvery (usually trivalent) metallic element)
            • demir [TUR10-0191490] (Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 derecede eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element) iron [ENG31-14666595-n] (a heavy ductile magnetic metallic element)
              • dişi demir [TUR10-0210210] (Yumuşak demir)
              • taban [TUR10-0735640] (Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir)
              • erkek demir [TUR10-0251220] (Sert demir)
              • ak demir [TUR10-0017820] (Dövme demir)
              • küskü [TUR10-0503670] (Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir)
            • magnezyum [TUR10-0517320] (Atom numarası 12, atom ağırlığı 24,30, yoğunluğu 1,7 olan, gümüş renginde, parlak bir alevle yanan, çok hafif bir element)
            • magnesium [ENG31-14668427-n] (a light silver-white ductile bivalent metallic element)
            • stronsiyum [TUR10-1141760] (Atom numarası 38, atom ağırlığı 87,63, yoğunluğu 2,6 olan, 771 derecede eriyen, doğada bazı maden filizlerinde bulunan sarı bir element)
            • radyum [TUR10-1122190] (Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 derecede eriyen, 1898 yılında Marie Curie ve eşi Pierre Curie tarafından bulunan, soğukta suyu ayrıştıran, ışınetkinliği çok bir element)
            • radium [ENG31-14676100-n] (an intensely radioactive metallic element that occurs in minute amounts in uranium ores)
            • indiyum [TUR10-1051510] (Atom numarası 49, atom ağırlığı 114,8 olan, gümüş parlaklığında, kurşundan daha kolay ezilen yumuşak bir element)
            • kalay [TUR10-0401420] (Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 derecede eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element)
            • tin [ENG31-14683034-n] (a silvery malleable metallic element that resists corrosion)
            • talyum [TUR10-0742240] (Atom numarası 81, atom ağırlığı 204,39, yoğunluğu 11,85, 303 derecede eriyen, fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan, tuzları ve birleşikleri zehirli bir element)
            • titanyum [TUR10-1239800] (Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit element)
            • titanium [ENG31-14683390-n] (a light strong grey lustrous corrosion-resistant metallic element used in strong lightweight alloys (as for airplane parts))
            • manganez [TUR10-0523760] (Atom numarası 25, atom ağırlığı 54,93, yoğunluğu 7,39 olan, 1244 derecede eriyen, doğada oksit durumunda bulunan, çeliği sertleştirmek için kullanılan, çok sert ve kırılgan bir element)
            • manganese [ENG31-14668832-n] (a hard brittle grey polyvalent metallic element that resembles iron but is not magnetic)
            • nikel [TUR10-1106720] (Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element)
            • nickel [ENG31-14670788-n] (a hard malleable ductile silvery metallic element that is resistant to corrosion)
            • çinko [TUR10-0791300] (Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element)
            • zinc [ENG31-14686156-n] (a bluish-white lustrous metallic element)
            • itriyum [TUR10-0388400] (Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element)
            • zirkonyum [TUR10-0876670] (Atom numarası 40, atom ağırlığı 91,22, yoğunluğu 6,25, siyah toz biçiminde bir element)
            • zirconium [ENG31-14686460-n] (a lustrous grey strong metallic element resembling titanium)
            • molibden [TUR10-1100750] (Atom numarası 42, atom ağırlığı 95, 94 olan, 617 °C'ye doğru eriyen, gümüş beyazlığında, kırılgan, türlü çeliklerin alaşımına giren element)
            • molybdenum [ENG31-14669839-n] (a polyvalent metallic element that resembles chromium and tungsten in its properties)
            • paladyum [TUR10-0611120] (Atom numarası 46, yoğunluğu 11,4 olan, 1500 derecede eriyen, tel durumuna getirilebilen, başlıca özelliği hidrojeni soğurmak olan çok sert bir element)
            • palladium [ENG31-14672932-n] (a silver-white metallic element of the platinum group that resembles platinum)
            • tantal [TUR10-0734930] (Atom numarası 73, atom ağırlığı 180,88, yoğunluğu 16,6 olan, 3000 °C'ye doğru eriyen ve siyah bir toz durumunda elde edilen bir element)
            • lantan [TUR10-0507190] (Atom numarası 57, atom ağırlığı 138,9, yoğunluğu 6,1 olan, beyaz, havada çabuk oksitlenen, parlak bir alevle yanan, seyrek bulunur bir element)
            • tungsten [TUR10-0788130] (Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3, simgesi W olan, sert, 3482 derecede eriyebilen bir element, tungsten)
            • tungsten [ENG31-14683691-n] (a heavy grey-white metallic element)
            • renyum [TUR10-0645920] (Atom numarası 75, atom ağırlığı 186,2, yoğunluğu 21 olan ve 3150 derecede eriyen, parlak beyaz renkte bir element)
            • osmiyum [TUR10-1110720] (Mavi renkte, 2700 derecede eriyen, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element)
            • iridyum [TUR10-0378610] (Atom ağırlığı 193,1 atom numarası 77, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element)
            • iridium [ENG31-14666397-n] (a heavy brittle metallic element of the platinum group)
            • civa [TUR10-1239780] (Atom numarası 80, atom ağırlığı 200,5, yoğunluğu 13,59 olan, donma noktası -38,8 derece olduğundan, normal sıcaklıkta sıvı olarak bulunan, gümüş renginde bir element)
            • mercury [ENG31-14669524-n] (a heavy silvery toxic univalent and bivalent metallic element)
            • dubniyum [TUR10-0224400] (Atom numarası 105, atom ağırlığı 262 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen, kaliforniyum ile azot atomlarının reaksiyonu sonucu elde edilen yapay bir element)
            • bohriyum [TUR10-0964990] (Atom numarası 107, atom ağırlığı 264 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element)
            • uranyum [TUR10-1166170] (Atom numarası 92, atom ağırlığı 238,03, yoğunluğu 18,7 olan, 1800 °C'ye doğru eriyen, demir görünüşünde, nükleer enerji elde etmede kullanılan bir element)
            • uranium [ENG31-14684622-n] (a heavy toxic silvery-white radioactive metallic element)
            • kaliforniyum [TUR10-0404190] (Atom numarası 98, atom ağırlığı 244 olan, aktinit grubundan yapay bir radyoaktif element)
            • kurşun [TUR10-0493140] (Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 derecede eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element)
            • lead [ENG31-14667645-n] (a soft heavy toxic malleable metallic element)
            • arsenik [TUR10-0684200] (Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 derecede süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element)
            • arsenic [ENG31-14653327-n] (a very poisonous metallic element that has three allotropic forms)
            • vanadyum [TUR10-0813720] (Atom numarası 23, atom ağırlığı 50,942, yoğunluğu 6,11 olan ve 1710 derecede eriyen beyaz bir element)
            • vanadium [ENG31-14685199-n] (a soft silvery white toxic metallic element used in steel alloys)
            • zebercet [TUR10-0871580] (Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat)
            • nikelaj [TUR10-0577010] (Nikel kaplanmış metal)
            • nikel kaplama [TUR10-0577030] (Üzerine nikel kaplanmış metal)
          • asal gaz [TUR10-1239740] (Kimyasal tepkimelere girmeyen helyum, neon, argon, kripton, zenon ve radon gazlarının ortak adı) noble gas [ENG31-14648547-n] (any of the chemically inert gaseous elements of the helium group in the periodic table)
            • mazuryum [TUR10-0531120] (Teknetyumun eski adı)
          • kalkojen [TUR10-0404900] (Periyodik dizgede, altıncı gruptaki oksijen, kükürt, selenyum, tellür, polonyum elementlerinin genel adı)
          • evropiyum [TUR10-0260730] (Atom numarası 63, atom ağırlığı 122 olan, yalnız tuzları ve bir tek oksidi bulunan, parlak gri renkte bir element)
          • lorentiyum [TUR10-1093860] (Atom numarası 103 olan, 1961'de Berkeley'de kaliforniyum atomlarının bor çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen yapma element)
          • rutherfordyum [TUR10-0650730] (Atom numarası 104, atom ağırlığı 260 olan yapay element)
          • lütesyum [TUR10-1093870] (Atom numarası 71, atom ağırlığı 175 olan, iterbiyumun çözüşmesi ile oluşan, renksiz tuzlar veren, henüz uygulama alanı olmayan çok ender bir element)
          • teknetyum [TUR10-1155400] (Atom numarası 43, atom ağırlığı yaklaşık 98 olan, yapay olarak elde edilen radyoaktif element)
          • kolombiyum [TUR10-0469130] (Atom numarası 41, atom ağırlığı 92,91, yoğunluğu 8,57 olan, oksijen, kükürt, klor vb. maddelerle birleşikler veren bir element)
          • tellür [TUR10-0754450] (Atom numarası 52, atom ağırlığı 127,60, yoğunluğu 6,24 olan, 450 derecede eriyen, mavimtırak beyaz renkte bir element)
          • fermiyum [TUR10-0268930] (Atom numarası 100, kütle numarası 257 olan, Aynştaynyumla aynı zamanda bulunan yapay element)
          • darmstadtiyum [TUR10-0184420] (Atom numarası 110, atom ağırlığı 271 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element)
          • amerisyum [TUR10-1254190] (Periyodik tablonun aktinitler dizisinde yer alan ve yapay olarak elde edilen kimyasal bir element)
          • antimon [TUR10-1130350] (Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 derecede eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element)
          • lantanit [TUR10-0507200] (Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı)
          • hafniyum [TUR10-0320790] (Atom numarası 72, atom ağırlığı 178,6 olan, az rastlanır bir element)
          • hahniyum [TUR10-1043030] (Atom numarası 105 olan, kaliforniyum atomlarının, azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element)
          • aynştaynyum [TUR10-0233170] (Atom sayısı 99 olan, uranyumun sürekli ısınmasıyla veya termonükleer tepkimeler sırasında oluşan yapay element)
          • kürit [TUR10-0503310] (Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı)
          • mendelevyum [TUR10-1096510] (Atom numarası 101, kütle numarası 256 olan, izotopu 1957'de yapma olarak elde edilmiş olan element)
          • metalsi [TUR10-0539520] (Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element)
          • metneryum [TUR10-1101260] (Atom numarası 109, atom ağırlığı 268 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element)
          • neptünyum [TUR10-0574510] (Atom numarası 93, atom ağırlığı 239 olan, uranyumun nötronlarla bombardımanından yapay olarak elde edilen, radyoaktif bir element)
          • nobelyum [TUR10-0578840] (Atom numarası 102 olan radyoaktif yapay element)
          • seryum [TUR10-0680710] (Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 derecede eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element)
          • siborgiyum [TUR10-1133700] (Atom numarası 106, atom ağırlığı 266 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen, kaliforniyum ile oksijen ve kaliforniyum ile neon atomlarının reaksiyonu sonucu elde edilen yapay bir element)
          • rutenyum [TUR10-0650720] (Atom numarası 44, atom ağırlığı 101,07, yoğunluğu 12,3 olan, 2400 derecede eriyen, sert ve kırılgan, havada kolayca oksitlenen bir element)
          • ruentgeniyum [TUR10-0649520] (Atom numarası 111, atom ağırlığı 272 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element)
          • rodyum [TUR10-0648320] (Atom numarası 45, atom ağırlığı 102, 91, yoğunluğu 12,33 olan, 1970 derecede eriyen, gümüş renginde, sert, kırılgan bir element)
          • prometyum [TUR10-0636650] (Atom numarası 61, atom ağırlığı 145 olan, nadir topraklar grubundan bir element)
          • polonyum [TUR10-1120700] (Atom numarası 84, atom ağırlığı 210 olan, ilk radyoaktif element)
          • hassiyum [TUR10-1050930] (Atom numarası 108, atom ağırlığı 269 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element)
          • holmiyum [TUR10-0347150] (Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element)
          • kırmız madeni [TUR10-0516600] (Antimon birleşimlerinden al renkte bir madde)
      • süreç [TUR10-0716680] (Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi) process [ENG31-00029976-n] (a sustained phenomenon or one marked by gradual changes through a series of states)
        • dikenli yol [TUR10-1006270] (Zorluk, sıkıntı ve üzüntü ile dolu olan süreç)
        • evrim [TUR10-0260660] (Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci)
        • gelişme [TUR10-0290170] (Olan biten şey) development [ENG31-13486023-n] (a process in which something passes by degrees to a different stage (especially a more advanced or mature stage))
          • karmaşıklaşma [TUR10-0422260] (Karmaşıklaşma işi)
          • growth [ENG31-13511546-n] (a progression from simpler to more complex forms)
        • işleme [TUR10-0385660] (İşlemek işi) processing [ENG31-13562370-n] (preparing or putting through a prescribed procedure)
          • banyo [TUR10-0076660] (Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma)
          • development [ENG31-13485760-n] (processing a photosensitive material in order to make an image visible)
          • veri işleme [TUR10-1236440] (Ham veriden nihai verinin hazırlanması süreci) data processing [ENG31-13476660-n] ((computer science) a series of operations on data by a computer in order to retrieve or transform or classify information)
            • matematik işlemi [TUR10-0385620] (Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi) arithmetic operation [ENG31-00874219-n] (a mathematical operation involving numbers)
              • aritmetik işlem [TUR10-0045280] (Aritmetik yoluyla yapılan çözüm) arithmetic operation [ENG31-00874219-n] (a mathematical operation involving numbers)
                • dört işlem [TUR10-0222460] (Toplama, çıkarma, çarpma ve bölmeden oluşan, matematiğin dört temel işlemi)
                  • bölme [TUR10-0119150] (Dört işlemden biri; taksim) division [ENG31-00872590-n] (an arithmetic operation that is the inverse of multiplication)
                    • kalanlı bölme [TUR10-0401310] (Bölünenden artanın, sıfırdan farklı bir sayı olduğu bölme işlemi)
                  • çıkarma [TUR10-0746890] (Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi)
                  • subtraction [ENG31-00873540-n] (an arithmetic operation in which the difference between two numbers is calculated)
                  • çarpma [TUR10-0184440] (Dört işlemden biri, çarpmak işlemi)
                  • multiplication [ENG31-00873254-n] (an arithmetic operation that is the inverse of division)
                  • toplama [TUR10-0357770] (Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi)
                  • summation [ENG31-00873785-n] (the arithmetic operation of summing)
                • kara cümle [TUR10-0415730] (Aritmetikte dört işlem)
              • integrasyon [TUR10-0376890] (Bir diferansiyel denklemi çözme işlemi)
              • integration [ENG31-00873096-n] (an operation used in the calculus whereby the integral of a function is determined)
              • çarpanlara ayırma [TUR10-0986610] (Bir sayıyı veya cebirsel anlatımı, iki veya daha çok çarpanın çarpımı durumuna getirme)
              • çözümleme [TUR10-0993880] (Bir sayıyı onluk ve birliklerine ayırıp yazma)
              • tesdis [TUR10-0769140] (Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme)
              • amalierbaa [TUR10-0031960] (Matematikte dört işlem)
              • ornatma [TUR10-0591120] (Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi)
              • regresyon [TUR10-0644490] (Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem)
              • integrasyon [TUR10-0376880] (Bilinen bir diferansiyelin denklemini çözme işlemi)
          • rafinaj [TUR10-0640970] (Petrol, yağ vb. maddelerin arıtma işi)
          • apre [TUR10-0040930] (Kumaş veya derinin cilalanması, perdahlanması)
          • dericilik [TUR10-0196120] (Belirli bir amaçla kullanmak için hayvan derisini işleme)
        • mekanizma [TUR10-0533080] (Oluş, ortaya çıkış, işleyiş)
        • operation [ENG31-13546752-n] (process or manner of functioning or operating)
        • biyolojik süreç [TUR10-1236690] (Biyoloji ile ilgili süreç) organic process [ENG31-13547313-n] (a process occurring in living organisms)
          • başkalaşma [TUR10-0082270] (Embriyo evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri, istihale, metamorfoz) metamorphosis [ENG31-13536083-n] (the marked and rapid transformation of a larva into an adult that occurs in some animals)
            • tüm başkalaşma [TUR10-0792660] (Böceklerde, kurtçuk ve koza evresi geçiren başkalaşma türü)
            • yarı başkalaşma [TUR10-0836860] (Böceklerde kurtçuk evresi görülmeyen başkalaşma türü)
          • besi [TUR10-0095210] (Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi)
          • nutrition [ENG31-13544864-n] ((physiology) the organic process of nourishing or being nourished)
          • beslenme [TUR10-0095620] (Vücut için gerekli besin maddelerinin alımı) nutrition [ENG31-13544864-n] ((physiology) the organic process of nourishing or being nourished)
            • dengeli beslenme [TUR10-0193430] (Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma)
            • tagaddi [TUR10-1247720] (Beslenme)
            • dış beslenme [TUR10-0201760] (Besinini organik maddelerden sağlama)
            • yeterli beslenme [TUR10-0852120] (Vücudun yaşaması ve çalışmasını sürdürebilmesi için gerekli enerjinin karbonhidrat, yağ ve proteinlerden sağlanması işi)
            • vejetalizm [TUR10-0816770] (Yalnız bitkisel gıda maddelerine yer veren beslenme rejimi)
            • vejetarizm [TUR10-0816780] (Sağlığı koruma veya tedavi amacıyla yapılan, süt, tereyağı, yumurta, bal vb. hayvansal gıda maddelerinin de yer aldığı beslenme rejimi)
            • öz beslenme [TUR10-0607490] (Besinini bağımsız olarak sağlama, inorganik azot, azotlu maddeler ve karbonhidratların sentezini yapabilme)
            • gırtlak [TUR10-0297250] (Yiyip içme)
          • büyüme [TUR10-0129530] (Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutların artması) growth [ENG31-13510240-n] ((biology) the process of an individual organism growing organically)
            • kültür [TUR10-0501850] (Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme) culture [ENG31-00922324-n] ((biology) the growing of microorganisms in a nutrient medium (such as gelatin or agar))
              • ürokültür [TUR10-0809120] (İdrardan alınan bir örnekle yapılan bakteri kültürü)
            • talkım [TUR10-0742150] (Ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür uzama biçimi)
            • semirme [TUR10-0676130] (Semiz duruma gelme)
            • gelişim [TUR10-0290080] (Serpilip büyüme)
          • dökme [TUR10-0220110] (Dökmek işi)
          • shedding [ENG31-13576802-n] (the process whereby something is shed)
          • filojenez [TUR10-0274130] (Türlerin, ortaya çıktıkları zamandan bulundukları zamana kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin tümü)
          • evolution [ENG31-13498226-n] ((biology) the sequence of events involved in the evolutionary development of a species or taxonomic group of organisms)
          • ihtiyarlama [TUR10-0374850] (Güçten düşme)
          • aging [ENG31-13450179-n] (the organic process of growing older and showing the effects of increasing age)
          • intibak [TUR10-0377020] (Çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama) adaptation [ENG31-13448251-n] (the process of adapting to something (such as environmental conditions))
            • alışma [TUR10-0028130] (Yadırgamaz olma)
            • acclimatization [ENG31-13445816-n] (adaptation to a new climate (a new temperature or altitude or environment))
            • alışmış [TUR10-0931940] (Alışkın)
          • kalıtım [TUR10-0404070] (Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi)
          • heredity [ENG31-13514602-n] (the biological process whereby genetic factors are transmitted from one generation to the next)
          • metabolizma [TUR10-0539380] (Canlı organizmada veya canlı hücrelerde hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü) metabolism [ENG31-13535517-n] (the organic processes (in a cell or organism) that are necessary for life)
            • yağ metabolizması [TUR10-1236560] (Yağ anabolizmasının ve katabolizmasının toplamı)
            • fat metabolism [ENG31-13500372-n] (a metabolic process that breaks down ingested fats into fatty acids and glycerol and then into simpler compounds that can be used by cells of the body)
          • sindirim [TUR10-0694120] (Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü)
          • digestion [ENG31-13487012-n] (the organic process by which food is converted into substances that can be absorbed into the body)
          • evrim [TUR10-0757410] (Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı) evolution [ENG31-13498226-n] ((biology) the sequence of events involved in the evolutionary development of a species or taxonomic group of organisms)
            • insanlaşma [TUR10-0376290] (İnsanları maymunlardan ayıran evrim süreçlerinin hepsi)
          • yetkinleşme [TUR10-0758000] (Olgunlaşmak işi) maturation [ENG31-13533441-n] (coming to full development)
            • tekemmülât [TUR10-1253900] (Olgunlaşmalar)
          • üreme [TUR10-0764120] (Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları) reproduction [ENG31-13571521-n] (the process of generating offspring)
            • eşeysiz üreme [TUR10-0255740] (Eşey hücreleri oluşturmaksızın, bölünme yoluyla çoğalma)
              • partenogenez [TUR10-0616490] (Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi)
              • parthenogenesis [ENG31-13553950-n] (human conception without fertilization by a man)
            • eşeyli üreme [TUR10-0255710] (İki bireyin bir araya gelmesini gerekli kılan ve gametlerin birbirleriyle döllenmesini sağlayan üreme biçimi)
              • kuzulama [TUR10-0499400] (Koyun yavrulama)
          • uyarlama [TUR10-0801670] (Bir yabancı eseri, kişi ve yer adlarını değiştirerek yerli bir eser durumuna getirme)
          • adaptation [ENG31-13448251-n] (the process of adapting to something (such as environmental conditions))
          • üretme [TUR10-0808750] (Çoğaltma)
          • reproduction [ENG31-13571521-n] (the process of generating offspring)
          • uyum sağlama [TUR10-1236330] (Uyma)
          • adaptation [ENG31-13448251-n] (the process of adapting to something (such as environmental conditions))
          • vücut faaliyeti [TUR10-1236350] (Vücutta yaşanan organik bir süreç) bodily process [ENG31-13461236-n] (an organic process that takes place in the body)
            • ağlama [TUR10-0013980] (Ağlamak eylemi) crying [ENG31-00869874-n] (the process of shedding tears (usually accompanied by sobs or other inarticulate sounds))
              • ağıt [TUR10-0013250] (Ağlama, gelin olan bir kızın arkasından niteliklerini sayıp dökerek ağlama)
              • hüngürtü [TUR10-0351730] (Hüngürderken çıkan ses)
              • sob [ENG31-00870347-n] (convulsive gasp made while weeping)
            • dölleme [TUR10-0053060] (Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın embriyo durumuna gelmesi) insemination [ENG31-00846839-n] (the introduction of semen into the genital tract of a female)
              • suni döllenme [TUR10-0833110] (Erkekten alınan spermlerin kadının rahim ağzına bırakılarak gebeliğin teşvik edilmesi)
              • artificial insemination [ENG31-00847013-n] (the introduction of semen into the oviduct or uterus by some means other than sexual intercourse)
            • fagositoz [TUR10-0309130] (Vücuda giren mikropların yutar hücreler tarafından yutulup yok edilmesi)
            • phagocytosis [ENG31-13557040-n] (process in which phagocytes engulf and digest microorganisms and cellular debris)
            • nefes [TUR10-0573100] (Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava veya ciğerlere hava alıp verme) breath [ENG31-14865940-n] (the air that is inhaled and exhaled in respiration)
              • boğuntu [TUR10-0112050] (Zor soluk alma)
              • diyafram nefesi [TUR10-1009770] (Akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının harekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi)
              • üfürük [TUR10-0807060] (Üfürükçülerin hastaların üstüne okuyarak üfürdükleri soluk)
              • üfürük [TUR10-0807050] (Üfürülerek verilen soluk)
              • son nefes [TUR10-0702430] (Ölümden önceki son anda alınan nefes)
            • solunum [TUR10-0764200] (Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket) breathing [ENG31-00832852-n] (the bodily process of inhalation and exhalation)
              • aerobik solunum [TUR10-0009310] (Hücrede yalnız moleküler oksijenin kullanıldığı bir solunum şekli)
            • nefes verme [TUR10-0871850] (Akciğerlere çekilen havayı dışarı verme)
            • breath [ENG31-00836693-n] (the process of taking in and expelling air during breathing)
            • cinsel eylem [TUR10-1199370] (Cinsiyetle ilgili hareket, aksiyon) sexual activity [ENG31-00845915-n] (activities associated with sexual intercourse)
              • birleşim [TUR10-0107920] (Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi)
              • coupling [ENG31-00848970-n] (the act of pairing a male and female for reproductive purposes)
              • otoerotizm [TUR10-0594010] (Kişinin kendi vücudu üzerinde cinsel etkinliklerde bulunması durumu) autoeroticism [ENG31-00857156-n] (using you own body as a sexual object)
                • mastürbasyon [TUR10-1199420] (Kişinin kendi cinsel bölgelerine dokunarak cinsel doyum sağlaması)
                • masturbation [ENG31-00857303-n] (manual stimulation of the genital organs (of yourself or another) for sexual pleasure)
              • sapıklık [TUR10-0664460] (Sapık olma durumu) perversion [ENG31-00856347-n] (an aberrant sexual practice)
                • pedofili [TUR10-1118690] (Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyulma durumu)
                • pedophilia [ENG31-00739568-n] (a sexual attraction to children)
              • seks [TUR10-0674410] (Cinsel ilişkide bulunma) sexual intercourse [ENG31-00847184-n] (sexual activity between individuals, especially the insertion of a man's penis into a woman's vagina until orgasm and ejaculation occur)
                • zina [TUR10-0876230] (Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki)
                • adultery [ENG31-00850096-n] (extramarital sex that willfully and maliciously interferes with marriage relations)
                • ensest [TUR10-0248400] (Aile içi yasak ilişki)
                • incest [ENG31-00850521-n] (sexual intercourse between persons too closely related to marry (as between a parent and a child))
              • lezbiyenlik [TUR10-0001240] (Kadınlar arası eş cinsellik)
              • lesbianism [ENG31-00859053-n] (female homosexuality)
              • oğlancılık [TUR10-1093880] (Erkeklerin kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunma durumu)
              • pederasty [ENG31-00859501-n] (sexual relations between a man and a boy (usually anal intercourse with the boy as a passive partner))
              • biseksüellik [TUR10-1249640] (Biseksüel olma durumu)
              • sapıklık [TUR10-0664465] (Sapıkça davranış)
              • ön sevişme [TUR10-1114140] (Sevişmenin cinsel birleşme öncesindeki evresi)
            • gözyaşı salgılama [TUR10-1236620] (Gözyaşı bezlerinin bazı etkenlerle duru sıvı damlaları dışarı verme işi)
            • lacrimation [ENG31-13527046-n] (shedding tears)
            • opsonizasyon [TUR10-1236680] (Fagositozun olabilmesi için yabancı mikroorganizmaların opsonin ve fibronektin adı verilen serum proteinleri ile kılıflanması işi)
            • opsonization [ENG31-13547115-n] (process whereby opsonins make an invading microorganism more susceptible to phagocytosis)
            • pinositoz [TUR10-1236720] (Sıvı molekülünün hücre zarının kıvrımı sonucu hücre içerisine alınımı işi)
            • pinocytosis [ENG31-13558964-n] (process by which certain cells can engulf and incorporate droplets of fluid)
            • plasenta oluşumu [TUR10-1236730] (Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organın oluşumu)
            • placentation [ENG31-13559283-n] (the formation of the placenta in the uterus)
            • alerjik reaksiyon [TUR10-1239620] (Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku ve benzerine hastalık derecesinde gösterilen bağışıklık kaynaklı aşırı tepki) reaction [ENG31-00860679-n] (a bodily process occurring due to the effect of some antecedent stimulus or agent)
              • anafilaksi [TUR10-0053390] (Organizmaya giren yabancı bir madde yüzünden canlı varlıklarda oluşan aşırı tepki)
            • yeme [TUR10-0847600] (Yemek işi) consumption [ENG31-00839759-n] (the process of taking food into the body through the mouth (as by eating))
              • emme [TUR10-0245940] ()
              • sucking [ENG31-00844353-n] (the act of sucking)
              • absorbe [TUR10-0001570] (Emerek içine çekme)
              • sucking [ENG31-00844353-n] (the act of sucking)
              • iftar [TUR10-0362010] (Bir şey yiyerek, içerek orucunu sona erdirme)
              • konsomasyon [TUR10-0472550] (Böyle şeyleri yiyip içme)
              • aşırı besi [TUR10-0053360] (Olağanüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme)
              • yutum [TUR10-0864000] (Yutma işi)
              • yiyim [TUR10-0857280] (Yeme işi)
              • yiyiş [TUR10-0857320] (Yemek işi veya biçimi)
              • yeme içme [TUR10-0847620] (Türlü yiyecek ve içeceklerle beslenme)
              • yeme-içme eylemi [TUR10-1200920] (Türlü yiyecek ve içeceklerle beslenme) consume [ENG31-01159300-v] (serve oneself to, or consume regularly)
                • beslenmek [TUR10-0095670] (Kendini beslemek) feed [ENG31-01182162-v] (take in food)
                  • otlamak [TUR10-0593740] (Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak ve benzerini yemek)
                  • crop [ENG31-01578996-v] (feed as in a meadow or pasture)
                • içmek [TUR10-0359840] (Bir sıvıyı ağza alıp yutmak) drink [ENG31-01172332-v] (take in liquids)
                  • devirmek [TUR10-0199980] (Bütünüyle içmek)
                  • toss off [ENG31-01204994-v] (drink down entirely)
                  • emmek [TUR10-0246020] (Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi dudakları yapıştırıp kuvvetlice içine çekmek)
                  • suck [ENG31-01171984-v] (draw into the mouth by creating a practical vacuum in the mouth)
                  • yudumlamak [TUR10-0861660] (Yudum yudum içmek, acele etmeden yavaş yavaş içmek)
                  • sip [ENG31-01172967-v] (drink in sips)
                • yemek [TUR10-0847670] (Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek) eat [ENG31-01170802-v] (take in solid food)
                  • atıştırmak [TUR10-0055880] (Acele olarak yemek veya içmek)
                  • gobble [ENG31-01176230-v] (eat hastily without proper chewing)
                  • çöplenmek [TUR10-0174940] (Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek)
                  • nibble [ENG31-01176591-v] (eat intermittently)
                  • didiklemek [TUR10-0202660] (Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak)
                  • peck [ENG31-01176110-v] (eat by pecking at, like a bird)
                  • geviş getirmek [TUR10-0295180] (Yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek)
                  • ruminate [ENG31-01176852-v] (chew the cuds)
                • yemek yemek [TUR10-0909320] (Karın doyurmak) eat [ENG31-01168667-v] (eat a meal)
                  • çerezlenmek [TUR10-0160250] (Çerez türünden bir şeyler yemek)
                  • nosh [ENG31-01175702-v] (eat a snack)
                  • tıkınmak [TUR10-0773270] (Eline geçen yiyeceği oburca yemek)
                  • gorge [ENG31-01195632-v] (overeat or eat immodestly)
                  • piknik yapmak [TUR10-1119930] (Kırda yemek yemek ve gezinti yapmak)
                  • picnic [ENG31-01170593-v] (eat alfresco, in the open air)
                  • tıka basa yemek [TUR10-1161320] (Mideye sıkıntı verecek kadar çok yemek)
                  • gorge [ENG31-01195632-v] (overeat or eat immodestly)
                • kafayı çekmek [TUR10-1066080] (İçki içmek)
                • hit the bottle [ENG31-01173463-v] (consume alcohol)
              • yemek [TUR10-0847630] (Yemek yeme, karın doyurma işi)
              • ocakbaşı [TUR10-0581920] (Ocağın başında yemek yeme)
              • sofra [TUR10-0698890] (Yemek yedirme ve yeme)
              • geviş [TUR10-0295140] (Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi)
              • cud [ENG31-07821454-n] (food of a ruminant regurgitated to be chewed again)
            • geğirti [TUR10-0289120] (Geğirirken çıkan ses)
            • belch [ENG31-00118398-n] (a reflex that expels gas noisily from the stomach through the mouth)
            • uyku [TUR10-0802620] (Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu) sleep [ENG31-14048353-n] (a natural and periodic state of rest during which consciousness of the world is suspended)
              • tilki uykusu [TUR10-0776980] (Yarı uyanık biçimdeki uyku, hemen uyanılabilen uyku)
              • şekerleme [TUR10-0445750] (Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma)
              • nap [ENG31-00860015-n] (sleeping for a short period of time (usually not in bed))
              • tavşan uykusu [TUR10-0497320] (Derin olmayan, kolayca uyanılabilen uyku)
              • doze [ENG31-00860527-n] (a light fitful sleep)
              • dalgınlık [TUR10-0180800] (Derin uyku durumu)
              • derin uyku [TUR10-0181320] (Uyanılması güç uyku)
              • hab [TUR10-0318760] (Uyku)
              • yaz uykusu [TUR10-0845400] (Öğle saatlerinde uyunan uyku)
              • öğle uykusu [TUR10-0599160] (Genellikle öğle yemeğinden sonraki kısa süreli uyku)
            • iyileşme [TUR10-0231830] (Sağlığı yerine gelme, şifa bulma)
              • nekahet [TUR10-0573780] (Hastalık sonrası, sağlıklı duruma geçme dönemi)
              • convalescence [ENG31-13473520-n] (gradual healing (through rest) after sickness or injury)
              • şifa [TUR10-0588440] (Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma)
              • iyileştirebilme [TUR10-1063970] (İyileştirebilmek)
              • iflah [TUR10-0361750] (Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme, onma)
            • eksizyon [TUR10-1236510] (Bir dokunun çıkartılıp atılması, çıkartmak)
            • boşaltım [TUR10-0114940] (Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması) elimination [ENG31-13494300-n] (the bodily process of discharging waste matter)
              • regl [TUR10-0060570] (Belirli yaşlar arasında kadınların ayda bir döl yatağından kan gelmesi durumu)
              • menstruation [ENG31-13534950-n] (the monthly discharge of blood from the uterus of nonpregnant women from puberty to menopause)
              • dışkılama [TUR10-0202040] (Dışkının ve dış salgıların dışarı atılması işlemi)
            • güne doğrulum [TUR10-0315700] (Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı) tropism [ENG31-00863289-n] (an involuntary orienting response)
              • ışığa doğrulum [TUR10-0355440] (Işık etkisiyle bir bitkinin büyüme hareketi)
              • phototropism [ENG31-00864077-n] (an orienting response to light)
              • kimya doğrulumu [TUR10-0461450] (Kimyasal maddelerin etkisi ile bitkilerde görülen, maddeye doğru veya ters yöne yönelme durumu)
            • refleks [TUR10-0644360] (Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği) reflex [ENG31-00865191-n] (an automatic instinctive unlearned reaction to a stimulus)
              • hapşırık [TUR10-0326850] (Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı)
              • sneeze [ENG31-14338277-n] (a symptom consisting of the involuntary expulsion of air from the nose)
              • hıçkırık [TUR10-0341140] (Çok yemek yeme veya sinirsel bir sebeple ve istemsiz olarak diyafram kasının kasılmasıyla hava akciğerlere geçerken boğazdan çıkan ve düzgün aralıklarla tekrarlanan ses)
              • hiccup [ENG31-14382864-n] ((usually plural) the state of having reflex spasms of the diaphragm accompanied by a rapid closure of the glottis producing an audible sound)
              • kusma [TUR10-0431800] (Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atma)
              • vomit [ENG31-00119553-n] (the reflex act of ejecting the contents of the stomach through the mouth)
              • osurma [TUR10-0593320] (Osurmak eylemi; yellenme) fart [ENG31-00841258-n] (a reflex that expels intestinal gas through the anus)
                • zarta [TUR10-1256440] (Yellenme)
                • carta [TUR10-1254000] (Osurma)
              • ürperme [TUR10-0809170] (Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme)
              • tremble [ENG31-00869661-n] (a reflex motion caused by cold or fear or excitement)
              • elektrik çarpması [TUR10-0241700] (Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması veya ölmesi)
              • electric shock [ENG31-00840953-n] (a reflex response to the passage of electric current through the body)
              • tepke [TUR10-0766070] (Dıştan gelen bir uyarım sonucunda doğan ve hareket, salgı vb. tepkilere yol açan samimiyetsiz sinir etkinliği; refleks)
                • koşulsuz tepke [TUR10-0477900] (Herhangi bir şartlandırma sürecinin başında belirli bir uyaranla sağlanan doğal tepke)
              • şartlı refleks [TUR10-0477840] (Doğal olmayan, sonradan kazandırılan tepkenin bir uyaran karşısında ortaya çıkması biçiminde beliren tepke)
              • öğürtme [TUR10-0599810] (Öğürtmek işi veya biçimi)
            • tevarüs [TUR10-0771210] (Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme)
            • atış [TUR10-0055810] (Kalp veya nabzın vuruşu, çarpışı)
            • yere doğrulum [TUR10-0391690] (Bitkilerde kök ve sapların, yer çekimi etkisi ile belli bir doğrultu almaları özelliği)
            • gangliyon [TUR10-0282990] (Merkezî sinir sistemi dışında bulunan hücre gövdelerinin oluşturduğu kitle)
            • içim [TUR10-0358970] (İçme işi)
              • işret [TUR10-0386370] (İçki içme)
              • içki [TUR10-0359400] (İçki içme işi)
            • peeling [TUR10-1140000] (Üst derinin özel işlemlerle soyulması)
          • hücre bölünmesi [TUR10-1236370] (Bir hücrenin mayoz, mitoz ya da amitoz tipi bölünmeler göstererek ikiye ayrılması) cell division [ENG31-13465876-n] (the process in reproduction and growth by which a cell divides to form daughter cells)
            • mitoz [TUR10-0548290] (Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması)
            • mitosis [ENG31-13537800-n] (cell division in which the nucleus divides into nuclei containing the same number of chromosomes)
            • amitoz [TUR10-0033400] (Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma)
          • kuluçka dönemi [TUR10-0489580] (Genellikle dişi kuş veya dişi kümes hayvanının yavru çıkarmak için yumurtaları üstüne yatması gereken süre)
          • brooding [ENG31-13462985-n] (sitting on eggs so as to hatch them by the warmth of the body)
          • patolojik süreç [TUR10-1236710] (Patoloji ile ilgili süreç)
            • metastaz [TUR10-0301640] (Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması)
            • metastasis [ENG31-13536556-n] (the spreading of a disease (especially cancer) to another part of the body)
          • gelişim [TUR10-0290160] (Büyüyerek, daha kaliteli hale gelerek ileri gitme) maturation [ENG31-13533441-n] (coming to full development)
            • kariyer [TUR10-0421820] (Bir meslekte uzmanlık)
            • career [ENG31-00283457-n] (the general progression of your working or professional life)
            • tirat [TUR10-0777510] (Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi)
            • toplumsal gelişme [TUR10-0782130] (Toplumun bütün olarak değişmesi ve gelişmesi)
            • seçkinleşme [TUR10-0672550] (Başkalarına göre üstün duruma gelme)
            • sosyal gelişme [TUR10-0704100] (Sosyolojik bakımdan gözlenen değişme ve gelişme)
          • metamorfoz [TUR10-0382690] (Başkalaşma)
          • metamorphosis [ENG31-13536083-n] (the marked and rapid transformation of a larva into an adult that occurs in some animals)
          • dolaşım [TUR10-0216450] (Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kan ve lenfin damarlar içinde durmadan yer değiştirmesi)
            • küçük kan dolaşımı [TUR10-0499940] (Çeşitli organlardan gelen toplardamarların kanı sağ kulakçık ve sağ karıncığa taşıması, oradan da atardamarlarla kanın akciğerlere ulaştırılması ve oradan sol kulakçığa taşınması düzeni)
            • büyük kan dolaşımı [TUR10-0129120] (Kalbin sürekli kasılıp gevşemesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaşması)
          • ergenleşme [TUR10-0249870] (Rüşdünü ispat etme ve döl verebilecek erişkin yaşa gelmiş olmak işi veya durumu)
          • farklılaşma [TUR10-0063710] (Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması)
          • ereksiyon [TUR10-1254760] (Sertleşme)
          • aglütinasyon [TUR10-0010460] (Bir hastalığa karşı aşılanmış olan veya hastalık geçirmiş bir canlının kanında bulunan maddenin, hastalığın mikroplarını küme durumuna getirme olayı)
          • akromegali [TUR10-0020600] (Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması)
          • lohusalık [TUR10-0513290] (Doğumdan sonraki yedi veya kırk günlük dönem)
          • zombileşme [TUR10-1194010] (Zombileşme durumu)
          • yaprak dökümü [TUR10-0834840] (Sonbaharda ağaçların yaprak dökmesi)
          • silkinti [TUR10-0693210] (Bitkilerde çiçek düşürme durumu)
          • pullanma [TUR10-0638030] (Dış derinin boynuzsu küçük pullar veya büyük geniş parçalar durumunda dökülmesi)
          • implantasyon [TUR10-1255500] (Tıpta embriyonun, uterusa gömülmesi)
          • ışık göçüm [TUR10-0355620] (Bitkilerde protoplazmanın ışığa gösterdiği tepki)
          • ışığa göçüm [TUR10-0279430] (Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime)
          • higrotropizm [TUR10-0344390] (Canlıların zorunlu olarak havanın nemine göre yönelmesi ve yer değiştirmesi)
        • görüngü [TUR10-0267970] (Duyularla algılanabilen her şey) phenomenon [ENG31-00034512-n] (any state or process known through the senses rather than by intuition or reasoning)
          • baht [TUR10-0071400] (Olacakların, kaçınılmaz olduğunu belirleyen ilahî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiği hayat tarzı; kader; talih)
          • luck [ENG31-11438252-n] (an unknown and unpredictable phenomenon that causes an event to result one way rather than another)
          • doğal fenomen [TUR10-1246350] () natural phenomenon [ENG31-11428673-n] (all phenomena that are not artificial)
            • jeolojik olay [TUR10-1233150] (Yer bilimsel olay) geological phenomenon [ENG31-11437786-n] (a natural phenomenon involving the structure or composition of the earth)
              • çökelme [TUR10-0673070] (Tortu oluşması)
              • deposit [ENG31-11465491-n] (the phenomenon of sediment or gravel accumulating)
              • tortulaşma [TUR10-0783840] (Deniz, göl, akarsu veya karalarda katı maddelerin çökelmesi olayı) deposit [ENG31-11465491-n] (the phenomenon of sediment or gravel accumulating)
                • maden damarı [TUR10-0516520] (Maden cevherinin yoğun olarak bulunduğu bölüm)
                • lode [ENG31-11466163-n] (a deposit of valuable ore occurring within definite boundaries separating it from surrounding rocks)
              • deprem [TUR10-0195310] (Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı) earthquake [ENG31-07443554-n] (shaking and vibration at the surface of the earth resulting from underground movement along a fault plane or from volcanic activity)
                • deniz depremi [TUR10-0193920] (Merkezi denizin dibinde odaklaşan bir tür yer sarsıntısı)
                • yükselme [TUR10-0865730] (Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi)
                • sarsıntı [TUR10-0667850] (Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri) earthquake [ENG31-07443554-n] (shaking and vibration at the surface of the earth resulting from underground movement along a fault plane or from volcanic activity)
                  • artçı deprem [TUR10-0047470] (Asıl depremden sonra meydana gelen şiddet ve büyüklük bakımından daha küçük olan deprem)
                  • aftershock [ENG31-07444237-n] (a tremor (or one of a series of tremors) occurring after the main shock of an earthquake)
                • eş deprem [TUR10-0255270] (Çeşitli yerlerde aynı hızla duyulmuş olan deprem)
              • sel [TUR10-0714020] (Sürekli yağmurlardan veya eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su) flood [ENG31-11475008-n] (the rising of a body of water and its overflowing onto normally dry land)
                • buzul seli [TUR10-0127140] (Buzulun erimesiyle oluşan sel)
                • selcik [TUR10-0675110] (Küçük sel)
                • selinti [TUR10-0675320] (Yağış sebebiyle oluşan ufak sel)
                • kayan [TUR10-0432050] (Dağdan inen sel)
              • alçak kavuşum [TUR10-0025250] (Kavuşumda gezegenin güneşle yer arasında bulunması)
              • alçalma [TUR10-0025380] (Toprağın çöküp oturması)
              • buzullaşma [TUR10-0127100] (Geniş veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı)
            • doğal olgu [TUR10-1233130] (Doğada olan, doğada bulunan gerçek)
            • fiziksel fenomen [TUR10-1246390] (Fizik ile ilgili gerçek) physical phenomenon [ENG31-11439518-n] (a natural phenomenon involving the physical properties of matter and energy)
              • hava olayı [TUR10-1233190] (Atmosferle ilgili fiziksel bir olay) atmospheric phenomenon [ENG31-11445694-n] (a physical phenomenon associated with the atmosphere)
                • hale [TUR10-0059000] (Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ışık halkası) halo [ENG31-11507824-n] (a circle of light around the sun or moon)
                  • ışık aylası [TUR10-0355550] (Herhangi bir gök cismini çevreleyen ışıklı halka)
                • bulut [TUR10-0123990] (Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığınlar) cloud [ENG31-09270316-n] (a visible mass of water or ice particles suspended at a considerable altitude)
                  • sedefsi bulut [TUR10-0673060] (Zaman zaman atmosferin yüksek tabakalarında görülen stratosfer bulutu)
                  • katman bulut [TUR10-0429130] (Gri renkli, sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası)
                  • stratus [ENG31-09471400-n] (a large dark low cloud)
                  • kara bulut [TUR10-0577170] (Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu)
                  • nimbus [ENG31-09394597-n] (a dark grey cloud bearing rain)
                  • bulutçuk [TUR10-0124020] (Küçük bulut)
                  • yağmur bulutu [TUR10-0825240] (Atmosferde nem yüklü bulutlar)
                  • kümülüs [TUR10-0502240] (Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut)
                  • yığın bulut [TUR10-0853540] (Kesif ve yoğun nitelikli bulut tabakası)
                  • sirrus [TUR10-0696180] (İnce, tüy gibi saçaklı görünüşü olan buz parçalarından oluşmuş beyaz bulut)
                  • püskülcük [TUR10-0639380] (Güneş kursunun bazı tek renkli resimlerinde görülen parlak bulut)
                • meteor yağmuru [TUR10-1233380] (Bir meteor sürüsünün Yer'in havayuvarına girmesinden doğan olay)
                • meteor shower [ENG31-11527418-n] (a transient shower of meteors when a meteor swarm enters the earth's atmosphere)
                • hava durumu [TUR10-1233440] (Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü) weather [ENG31-11545095-n] (the atmospheric conditions that comprise the state of the atmosphere in terms of temperature and wind and clouds and precipitation)
                  • rüzgar [TUR10-0651300] (Havanın yer değiştirmesinden oluşan esinti) wind [ENG31-11546388-n] (air moving (sometimes with considerable force) from an area of high pressure to an area of low pressure)
                    • fön [TUR10-0279480] (Sıcak, kuru ve sert esen bir tür rüzgâr)
                    • siroko [TUR10-0696150] (Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgâr)
                    • akşam yeli [TUR10-0021890] (Akşamları esen serin rüzgâr)
                    • frişka [TUR10-0280220] (Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr)
                    • meltem [TUR10-0533990] (Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı)
                    • breeze [ENG31-11451868-n] (a slight wind (usually refreshing))
                    • deniz yeli [TUR10-0371140] (Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı)
                    • breeze [ENG31-11451868-n] (a slight wind (usually refreshing))
                    • kara yeli [TUR10-0418670] (Yaz geceleri karadan denize doğru esen yel)
                    • keşişleme [TUR10-0017680] (Güneydoğudan esen yel)
                    • southeaster [ENG31-11469051-n] (a strong wind from the southeast)
                    • fırtına [TUR10-0271690] (Saatteki hızı 70 mil olan rüzgâr) gale [ENG31-11482224-n] (a strong wind moving 45-90 knots)
                      • ayandon [TUR10-0060010] (18 Ocak'ta başlayan bir fırtına)
                      • siklon [TUR10-0460390] (Atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtına) cyclone [ENG31-14544904-n] ((meteorology) rapid inward circulation of air masses about a low pressure center)
                        • talaz [TUR10-0741690] (Hızı saatte 120 kilometreyi aşan çok güçlü fırtına) hurricane [ENG31-11487417-n] (a severe tropical cyclone usually with heavy rains and winds moving at 63-136 knots (12 on the Beaufort scale))
                          • tayfun [TUR10-0753620] (Çin Denizi'nde ve Hint Denizi'nde görülen güçlü kasırga)
                          • typhoon [ENG31-11541578-n] (a tropical cyclone occurring in the western Pacific or Indian oceans)
                        • urağan [TUR10-0799610] (Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına)
                        • hurricane [ENG31-11487417-n] (a severe tropical cyclone usually with heavy rains and winds moving at 63-136 knots (12 on the Beaufort scale))
                        • tornado [TUR10-0783370] (Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli kiklon)
                      • kum fırtınası [TUR10-0490390] (Çöllerde kumu havaya karıştıran kasırga)
                      • dust storm [ENG31-11468490-n] (a windstorm that lifts up clouds of dust or sand)
                      • çok şiddetli fırtına [TUR10-0992990] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 48-55 deniz mili olan ve kuvveti 10 ile gösterilen rüzgâr)
                    • esinti [TUR10-0332300] (Belli belirsiz hissedilen hafif yel) breeze [ENG31-11451868-n] (a slight wind (usually refreshing))
                      • ipilti [TUR10-0377780] (Hafif esinti)
                    • lodos [TUR10-0393860] (Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr)
                    • southwester [ENG31-11468930-n] (a strong wind from the southwest)
                    • muson [TUR10-0556930] (Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizi'nde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgâr)
                    • monsoon [ENG31-11504970-n] (a seasonal wind in southern Asia)
                    • fırtına [TUR10-0271650] (Yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr) storm [ENG31-11482925-n] (a violent weather condition with winds 64-72 knots (11 on the Beaufort scale) and precipitation and thunder and lightning)
                      • tipi [TUR10-0777240] (Kar fırtınası)
                      • blizzard [ENG31-11529988-n] (a storm with widespread snowfall accompanied by strong winds)
                      • koç katımı fırtınası [TUR10-0466130] (Koç katımı günlerinde çıkan fırtına)
                      • kırlangıç fırtınası [TUR10-0452130] (Nisan ayının ilk günlerinde görülen fırtına)
                      • filizkıran [TUR10-0273900] (Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına)
                      • çaylak fırtınası [TUR10-0155430] (Kış başlarında olan fırtına)
                      • turnageçidi [TUR10-0788750] (Baharda esen bir fırtına)
                      • aşırı şiddetli fırtına [TUR10-0943080] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 56-63 deniz mili olan ve kuvveti 11 ile gösterilen rüzgâr)
                      • mart dokuzu [TUR10-0527000] (Gregoryen takvimine göre martın üçüncü haftasında görülen bir fırtına)
                      • şiddetli fırtına [TUR10-1147500] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 41-47 deniz mili olan ve kuvveti 9 ile gösterilen rüzgâr)
                      • öküz soğuğu [TUR10-0600570] (Nisan ayında çıkan ve ortalama altı gün süren fırtına)
                    • alize [TUR10-0028500] (Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen birtakım rüzgârlar) trade wind [ENG31-11540382-n] (steady winds blowing from east to west above and below the equator)
                      • üst alize [TUR10-0809730] (Alizelere karşıt olarak her iki yarı kürede Ekvator bölgelerinden kutuplara doğru 3-10 km yükseklerde esen yel)
                    • burağan [TUR10-0124770] (Güçlü esen rüzgâr)
                    • badısaba [TUR10-0067730] (Kuzeydoğudan esen ve ruhu okşayan, gönle ferahlık veren hafif rüzgâr)
                    • gün yeli [TUR10-0316760] (Doğu rüzgârı)
                    • kuvvetli rüzgâr [TUR10-1090800] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 22-27 deniz mili olan ve kuvveti 6 ile gösterilen rüzgâr)
                    • kıble [TUR10-0446960] (Güneyden esen yel)
                    • kızıl yel [TUR10-0459440] (Güneyden esen rüzgâr)
                    • tan yeli [TUR10-0745080] (Sabaha doğru çıkan hafif rüzgâr)
                    • fırtınaya yakın rüzgâr [TUR10-1027480] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 28-33 deniz mili olan ve kuvveti 7 ile gösterilen rüzgâr)
                    • dalkıran [TUR10-0181000] (Şiddetli esen rüzgâr)
                    • dıramudana [TUR10-0201310] (Bir rüzgâr türü)
                    • dik rüzgar [TUR10-0204510] (Geminin yoluna karşı esen yel)
                    • levanti [TUR10-0510220] (Bir rüzgâr türü)
                    • lodos [TUR10-0513070] (Bu rüzgârın estiği gün veya zaman)
                    • sabah yeli [TUR10-0252870] (Sabah vakti gün doğusundan esen yumuşak ve hafif rüzgar)
                    • sam yeli [TUR10-0661670] (Çölden esen sıcak rüzgâr)
                    • kara yel [TUR10-0418660] (Kuzeybatıdan esen, genellikle soğuk, bazen fırtına niteliğinde yel)
                    • hafif rüzgâr [TUR10-1042930] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 7-10 deniz mili olan ve kuvveti 3 ile gösterilen rüzgâr)
                    • yıldız kara yel [TUR10-0854930] (Kara yel ile kuzey arasında esen yel)
                    • yıldız yeli [TUR10-0855190] (Kuzeyden esen soğuk yel)
                    • yıldız poyraz [TUR10-0855080] (Kuzeydoğu ile kuzey arasında esen yel)
                    • yanık rüzgar [TUR10-0831530] (Çabuk dinen yel)
                    • mayistra [TUR10-0530360] (Kuzeybatı rüzgârı)
                    • boran [TUR10-0113600] (Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı)
                    • mutedil rüzgâr [TUR10-1102310] (Rüzgâr çizelgesinde hızı 11-16 deniz mili olan ve kuvveti 4 ile gösterilen rüzgâr)
                    • sazak [TUR10-0671550] (Kuvvetli esen rüzgâr)
                    • seher yeli [TUR10-0673720] (Seher vakti esen yel)
                    • gün doğusu [TUR10-0315490] (Doğudan esen rüzgâr)
                    • poyraz [TUR10-0634660] (Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr)
                    • bora [TUR10-0113560] (Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr)
                    • downpour [ENG31-11522520-n] (a heavy rain)
                  • yağış [TUR10-0824390] (Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi) precipitation [ENG31-11515038-n] (the falling to earth of any form of water (rain or snow or hail or sleet or mist))
                    • dolu [TUR10-0217380] (Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü) hail [ENG31-11485929-n] (precipitation of ice pellets when there are strong rising air currents)
                      • kırcı [TUR10-0450280] (Dolu)
                    • kar [TUR10-0415040] (Havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı) snow [ENG31-11528800-n] (precipitation falling from clouds in the form of ice crystals)
                      • kristal kar [TUR10-1087630] (Nem oranının çok düşük olması sebebiyle tanecikleri birbirine yapışmayan, kayak yapmaya çok uygun, yumuşak kar)
                      • kırcı [TUR10-0450290] (Ufak ve sert taneli kar)
                      • bulgur [TUR10-0123340] (Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar)
                      • buzul kar [TUR10-0127070] (Bir buzulun oluşmasında temel olan katılaşmış kar kümesi)
                    • yağmur [TUR10-0824030] (Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı) rain [ENG31-11521799-n] (water falling in drops from vapor condensed in the atmosphere)
                      • yaz yağmuru [TUR10-0845410] (Ani yağan ve çabuk geçen yağmur)
                      • çise [TUR10-0169890] (Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur)
                      • drizzle [ENG31-11522740-n] (very light rain)
                      • tufan [TUR10-0787080] (Şiddetli yağmur)
                      • downpour [ENG31-11522520-n] (a heavy rain)
                      • serpinti [TUR10-0168450] (Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar)
                      • scattering [ENG31-11526585-n] (a light shower that falls in some locations and not others nearby)
                      • kırkikindi [TUR10-0451740] (Genellikle Orta Anadolu'da ikindi zamanı yağan sürekli yağmurlar)
                      • çakal yağmuru [TUR10-0145510] (Güneş varken yağan yağmur)
                      • çipilti [TUR10-0169410] (Yağmur serpintisi)
                      • çisen [TUR10-0991910] (İnce yağmur)
                      • çiskin [TUR10-0169950] (Çiseleyen yağmur)
                      • çıvgın [TUR10-0166110] (Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur)
                      • kargın [TUR10-0420070] (Karla karışık yağan yağmur)
                      • tufan [TUR10-0787070] (Nuh Peygamber zamanında yağan ve bütün dünyayı su altında bırakan şiddetli yağmur)
                      • nisan yağmuru [TUR10-0577470] (Nisan ayında yağan ve bereketine inanılan yağmur)
                      • şıvgın [TUR10-0730740] (Fırtınayla yağan yağmur)
                      • gün yağmuru [TUR10-0316740] (Güneş çıkmışken yağan iri damlalı yağmur)
                      • güzlek [TUR10-0318570] (Güz yağmuru)
                    • kar yağışı [TUR10-1233390] (Su buharının havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağması)
                    • snow [ENG31-11528800-n] (precipitation falling from clouds in the form of ice crystals)
                    • sepken [TUR10-0883400] (Kısa süreli ve az yağan yağmur, kar)
                    • sulusepken [TUR10-1256270] (Yağmur ve karın aynı anda yağış olarak yere düşmesi olayı)
                  • açık hava [TUR10-0004510] (Bulutsuz hava)
                    • çakır ayaz [TUR10-0145950] (Açık, mehtaplı, ancak çok soğuk hava)
                  • antisiklon [TUR10-0039730] (Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi)
                  • kapalı hava [TUR10-0411950] (Bulutlu hava)
                    • çepel [TUR10-0159720] (Bozuk, kapalı, yağmurlu hava)
                    • limoni hava [TUR10-0511850] (Yağmur yağıp yağmayacağı belli olmayan kapalı hava)
                  • kış [TUR10-0454940] (Çok soğuk hava)
                    • kış kıyamet [TUR10-0455200] (Yağmurlu, fırtınalı soğuk hava)
                  • kocakarı soğuğu [TUR10-0465660] (İlkbaharın belli günlerinde olan soğuk havalar)
                  • ala gün [TUR10-0023770] (Yazın güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum)
                  • kuru hava [TUR10-0494540] (Nemi çok az olan hava)
                  • ayaz [TUR10-0060370] (Çok soğuk hava; gece)
                  • serinlik [TUR10-0679070] (Serin hava)
                  • rüzgârsızlık [TUR10-1124500] (Rüzgârsız olma durumu)
                  • giren [TUR10-0298150] (Hafif bulutlu, sisli hava)
                • yoğuşma [TUR10-1185510] (Tekâsüf etmek işi) condensation [ENG31-11466338-n] (atmospheric moisture that has condensed because of cold)
                  • çiy [TUR10-0170760] (Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları)
                  • dew [ENG31-14858302-n] (water that has condensed on a cool surface overnight from water vapor in the air)
                • cephe [TUR10-0136370] (Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer)
                • front [ENG31-11480887-n] ((meteorology) the atmospheric phenomenon created at the boundary between two different air masses)
                • kuraklık [TUR10-0491660] (Yağış olmama durumu)
                • drought [ENG31-14560656-n] (a shortage of rainfall)
                • yıldız yağmuru [TUR10-0855160] (Birçok akan yıldızın birden görünmesi)
                • meteor [TUR10-0539740] (Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad)
                • sıcak dalgası [TUR10-0683850] (Atmosferde sıcaklığın yoğun olarak oluşması ve bir bölgeyi etkisi altına alması)
              • bulut [TUR10-0124000] (Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın) cloud [ENG31-11459786-n] (any collection of particles (e.g., smoke or dust) or gases that is visible)
                • bulutsu [TUR10-0124090] (Uzayda ekseni çevresinde yavaşça dönen, kızgın gaz ve tozlardan oluşmuş gök varlığı)
                • nebula [ENG31-09389837-n] (an immense cloud of gas (mainly hydrogen) and dust in interstellar space)
                • sis [TUR10-0696220] (Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman) fog [ENG31-11478731-n] (droplets of water vapor suspended in the air near the ground)
                  • pus [TUR10-0638270] (Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis)
                  • haze [ENG31-11486287-n] (atmospheric moisture or dust or smoke that causes reduced visibility)
                  • kör duman [TUR10-0482600] (Çok yoğun sis)
                  • buzlu duman [TUR10-0979140] (Kutuplarda düşük ısı, yüksek nem ve sakin havada deniz üzerinde oluşan donmuş sis)
                  • sis perdesi [TUR10-0696370] (Ordunun hareketlerini düşmandan saklamak için istenilen bir yerde oluşturulan perde görünümünde sis)
              • kuvvet [TUR10-0498250] (Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik) force [ENG31-11479041-n] ((physics) the influence that produces a change in a physical quantity)
                • kohezyon [TUR10-0466630] (Moleküller arasındaki çekim kuvveti)
                • cohesion [ENG31-11456699-n] ((physics) the intermolecular force that holds together the molecules in a solid or liquid)
                • moment [TUR10-0549770] (Kuvvetin, bir cismi bir nokta veya bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği)
                • moment [ENG31-11503385-n] (a turning force produced by an object acting at a distance (or a measure of that force))
                • tepki [TUR10-0643520] (Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki)
                • reaction [ENG31-00860679-n] (a bodily process occurring due to the effect of some antecedent stimulus or agent)
                • adezyon kuvveti [TUR10-0008400] (Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arasındaki çekiş kuvveti)
                • çekim [TUR10-0156410] (Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü) attraction [ENG31-11446644-n] (the force by which one object attracts another)
                  • elektromanyetizma [TUR10-0242320] (Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme)
                • kuvvet çifti [TUR10-0498270] (Birbirine paralel ters yönde ve eşit ağırlıkta iki kuvvetin oluşturduğu kuvvet takımı)
                • bileşke [TUR10-0553720] (Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet)
                • merkezkaç kuvvet [TUR10-0537190] (Bir merkez çevresinde dönen bir cismi merkezden uzaklaştıran kuvvet)
                • gramkuvvet [TUR10-0310390] (Bir gram kütleye 45 derece enlemindeki deniz yüzeyinde yerin uyguladığı kuvvet)
              • enerji [TUR10-0251060] (Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç) energy [ENG31-11472635-n] ((physics) a thermodynamic quantity equivalent to the capacity of a physical system to do work)
                • aktif enerji [TUR10-0929030] (Aktif gücün, zamanla çarpımından elde edilen ve kilovatsaat birimi ile gösterilen enerji)
                • jeotermal enerji [TUR10-0391650] (Yer altından çıkan sıcak su veya sıcak su buharından elde edilen enerji)
                • ışıma [TUR10-0356070] (Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü) radiation [ENG31-11519684-n] (energy that is radiated or transmitted in the form of rays or waves or particles)
                  • ışınım akısı [TUR10-0356210] (Birim düzeyden birim zamana geçen ışınım)
                • serbest enerji [TUR10-0678080] (Kullanımı belli kurallara bağlı olmayan enerji)
                  • ışınım [TUR10-0356170] (Işın veya tanecik yayımı) radiation [ENG31-11519684-n] (energy that is radiated or transmitted in the form of rays or waves or particles)
                    • iyonlaştırıcı radyasyon [TUR10-1233210] (Doğrudan veya dolaylı iyonlaştırıcı parçacıklardan ya da her ikisinin karışımından oluşan ışınım) ionizing radiation [ENG31-11457691-n] (high-energy radiation capable of producing ionization in substances through which it passes)
                      • X ışını [TUR10-1233450] (Fotonlardan oluşan ve dalga boyları gözle görülen ışığınkinden çok daha düşük olan gama ışını dışındaki ışınlar)
                      • X ray [ENG31-11547628-n] (electromagnetic radiation of short wavelength produced when high-speed electrons strike a solid target)
                    • elektromanyetik dalgalar [TUR10-0242290] (Boşlukta yayılabilen, manyetik veya elektrik alanlarından oluşan, yüklü parçacıkların hızlanmasıyla meydana gelen enerji dalgaları) electromagnetic radiation [ENG31-11471253-n] (radiation consisting of waves of energy associated with electric and magnetic fields resulting from the acceleration of an electric charge)
                      • mikrodalga [TUR10-0544770] (Boyları 1 milimetre - 1 metre arasında değişen elektromagnetik dalga)
                      • microwave [ENG31-11502712-n] (a short electromagnetic wave (longer than infrared but shorter than radio waves))
                      • aktinik radyasyon [TUR10-1233180] (Fotokimyasal reaksiyonlara neden olabilen elektromanyetik radyasyon) actinic radiation [ENG31-11441515-n] (electromagnetic radiation that can produce photochemical reactions)
                        • kızılötesi [TUR10-0882360] (Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım)
                        • infrared [ENG31-11489881-n] (electromagnetic radiation with wavelengths longer than visible light but shorter than radio waves)
                        • ışık [TUR10-0725580] (Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur) light [ENG31-11494354-n] ((physics) electromagnetic radiation that can produce a visual sensation)
                          • aydınlık [TUR10-0060900] (Bir yeri aydınlatan güç; ışık) daylight [ENG31-11464134-n] (light during the daytime)
                            • akşam güneşi [TUR10-0021630] (Etkisi azalmış gün ışığı)
                            • apaydın [TUR10-0040460] (Çok aydınlık)
                            • şeytan örümceği [TUR10-0729790] (Öğle sıcağında havada örümcek ağı gibi tel tel görünen güneş ışığı)
                            • ışık değneği [TUR10-1052010] (Bir ışık kaynağından yayılan yoğun aydınlık)
                          • güneş [TUR10-0315720] (Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı)
                          • sunlight [ENG31-11505767-n] (the rays of the sun)
                          • ay ışığı [TUR10-0532730] (Ayın dolunay durumundaki parlak durumu)
                          • moonlight [ENG31-11505375-n] (the light of the Moon)
                          • ışın [TUR10-0734030] (Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti) beam [ENG31-11448137-n] (a column of light (as from a beacon))
                            • kozmik ışınlar [TUR10-0479990] (Yıldızlar arası uzaylardan gelerek atmosfere giren, kaynakları kesinlikle bilinmeyen ışınlar)
                            • lazer ışını [TUR10-0508740] (Tıpta, haberleşmede ve sanayide kullanılan çok kuvvetli ve toplu ışık)
                            • ışın [TUR10-0356110] (Işınetkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri)
                            • ışın [TUR10-0356120] (Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri)
                              • ışık ışını [TUR10-0355650] (Yayılan ışığın izlediği doğru)
                          • ay ışığı [TUR10-1233310] (Ayın yeryüzüne verdiği ışık)
                          • moonlight [ENG31-11505375-n] (the light of the Moon)
                          • dağınık ışık [TUR10-0178120] (Bir sahnenin genel olarak aydınlanmasını sağlayan veya sahnenin aydınlanma derecesini artırmakta kullanılan ışık)
                          • elektrik yayı [TUR10-0242090] (Birbirine değmeyen iki kömür çubuk arasında elektrik akımı sırasında oluşan yay biçimindeki ışık)
                          • ağartı [TUR10-0011490] (Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık)
                          • aydınlanma [TUR10-0060780] (Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi)
                            • elektrik [TUR10-0241650] (Bu enerjiden elde edilen aydınlanma)
                              • ışık [TUR10-0355490] (Elektrik)
                            • ışıma [TUR10-0356060] (Işıklanma; aydınlanma)
                          • burçlar ışığı [TUR10-0978400] (Güneş doğmadan önce veya battıktan hemen sonra Zodyak boyunca görülen sönük, uzun ve ince ışık)
                          • buz serabı [TUR10-0979150] (Buz dağı görünmeden önce buzlu bölgeden gelen ve ufka yayılan ışık)
                          • gemici nuru [TUR10-1030580] (Fırtınalı ve karanlık gecelerde direk şapkalarında ve seren cundalarında bir elektriklenme sonucu ortaya çıkan ışık)
                          • güven ışığı [TUR10-0317630] (Karanlık odada, çalışabilecek kadar ışık sağlayan, duyar katı etkilemeyen özel yapıda bir lambadan elde edilen ışık)
                          • projektör ışığı [TUR10-0636550] (Işıldağın etrafa saçtığı ışık)
                    • alfa ışınları [TUR10-0027050] (Radyoaktif maddelerin yaydıkları üç ışından biri)
                    • beta ışınları [TUR10-0096810] (Radyoaktif cisimlerin yaydıkları üç ışından biri)
                    • gama ışınları [TUR10-0282660] (Radyoaktif cisimler tarafından yayılan ve x ışınlarından daha kısa dalgalı olan ışınlar)
                  • elektrik [TUR10-0241640] (Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi)
                  • electricity [ENG31-11470903-n] (energy made available by the flow of electric charge through a conductor)
                  • nükleer enerji [TUR10-0581120] (Atom çekirdeğinin parçalanmasından doğan enerji)
                  • atomic power [ENG31-11446239-n] (nuclear energy regarded as a source of electricity for the power grid (for civilian use))
                  • elektrik [TUR10-0241630] (Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü) electricity [ENG31-11470244-n] (a physical phenomenon associated with stationary or moving electrons and protons)
                    • fotoelektrik [TUR10-0279080] (Işık ışımalarının etkisiyle oluşan her tür elektrik olayı)
                    • photoelectricity [ENG31-11511594-n] (electricity generated by light or affected by light)
                    • statik elektrik [TUR10-1233420] (Duruk elektrik)
                    • static electricity [ENG31-11534895-n] (electricity produced by friction)
                    • beyaz kömür [TUR10-0097580] (Akarsulardan elde edilen elektrik gücü)
                    • dalgalı akım [TUR10-0180460] (Bir çevrimde akış yönü sürekli değişen akım; alternatif akım)
                    • alternating current [ENG31-11444066-n] (an electric current that reverses direction sinusoidally)
                    • tek fazlı [TUR10-0758420] (Elektrik akımının tek faza yüklenmesi)
                    • durağan elektrik [TUR10-0225140] (Kimyasal olarak enerjinin depo edildiği akümülatörün ürettiği elektrik)
                    • biyoelektrik [TUR10-0110000] (Canlı varlıkların ürettiği elektrik)
                    • pozitif elektrik [TUR10-0634780] (Cam çubuğunun bir kumaşa sürtünmesi sonucu oluşan, artı + işaretiyle gösterilen elektrik)
                    • hidroelektrik [TUR10-0343920] (Su gücüyle elde edilen elektrik enerjisi)
                  • güç [TUR10-0312240] (Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği) electricity [ENG31-11470903-n] (energy made available by the flow of electric charge through a conductor)
                    • farmakodinamik [TUR10-0265050] (İlaçların etki gücü)
                    • çekiş [TUR10-0156970] (Bir motorun çekme gücü)
                  • elektrik enerjisi [TUR10-1233240] (Elektrik akımının iletken bir ortamda hareket etmesiyle ortaya çıkan enerji)
                  • electricity [ENG31-11470903-n] (energy made available by the flow of electric charge through a conductor)
                  • ısı [TUR10-0353790] (Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına, bir iş yapmasına neden olan fiziksel enerji) heat [ENG31-11486442-n] (a form of energy that is transferred by a difference in temperature)
                    • iç ısı [TUR10-0358800] (Yer yuvarlağının içindeki ısı)
                    • ateş [TUR10-0054780] (Tehlike; felaket)
                    • sıcak [TUR10-0683790] (Havadaki yüksek ısı)
                    • öz ısı [TUR10-0609100] (Bir cismin bir gramının sıcaklığını 1 derece yükselten ısı miktarı)
                • kinetik enerji [TUR10-0461720] (Bir cismin hareketini sağlayan veya hareket eden cisimlerde bulunan enerji)
                • atom enerjisi [TUR10-0057300] (Atom çekirdeklerinin parçalanmasından veya hafif atomların kaynaşmasından oluşan büyük enerji)
                • birincil enerji [TUR10-0969680] (Enerjinin herhangi bir değişim veya dönüşüm uygulanmamış biçimi)
                • biyoenerji [TUR10-0110020] (Biyokütlenin kimyasal dönüşümüyle elde edilen enerji)
                • güneş enerjisi [TUR10-1041120] (Güneş'in çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisi)
                • ışık akısı [TUR10-0355540] (Birim yüzeyinden, birim zamanda geçen ışık enerjisi)
              • elektriksel olgu [TUR10-1233230] (Elektrikle ilgili fiziksel olgu) electrical phenomenon [ENG31-11469339-n] (a physical phenomenon involving electricity)
                • potansiyel [TUR10-0634400] (Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç) potency [ENG31-14075210-n] (the state of being potent)
                  • aksiyon potansiyeli [TUR10-0928690] (Etkinleşebilir gizil güç)
                • elektrik akımı [TUR10-1233220] (Elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi) current [ENG31-11463628-n] (a flow of electricity through a conductor)
                  • paralel akım [TUR10-0614110] (Bir paralel bağlantıdan geçen akım)
                  • doğru akım [TUR10-0213670] (İletken bir devre üzerinde yön değiştirmeyen sürekli elektrik akımı)
                  • elektrik kaçağı [TUR10-1018740] (Bir telden kaçan akım)
                • gizilgüç [TUR10-1239500] (Henüz yapılmış değil de güç olarak var olan, gerçekleşmeyen ancak gerçekleşebilecek olan, imkân durumunda olan, saklı olan güç, potansiyel)
                • potential [ENG31-14506204-n] (the inherent capacity for coming into being)
                • yük [TUR10-0864790] (Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı)
                • charge [ENG31-11455142-n] (the quantity of unbalanced electricity in a body (either positive or negative) and construed as an excess or deficiency of electrons)
                • voltaj [TUR10-0821310] (Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı) electric potential [ENG31-11514227-n] (the difference in electrical charge between two points in a circuit expressed in volts)
                  • yüksek gerilim [TUR10-0865500] (Otuz üç bin kilovattan elli dört bin kilovata kadar olan gerilim)
                  • alçak gerilim [TUR10-0025210] (Değeri ve gücü az olan elektrik potansiyeli)
                  • alt gerilim [TUR10-0934070] (En düşük atanmış değerin altındaki gerilim değeri)
                  • anma gerilim [TUR10-0937430] (Bir tesisatın veya tesisat bölümünün tarif edildiği gerilim)
                  • besleme gerilimi [TUR10-0963600] (Bir aletin veya aracın elektrik besleme uçlarında istenen gerilim)
                • fotoakım [TUR10-0279060] (Fotoelektrik olayından elde edilen akım)
                • elektron akışı [TUR10-0242420] (Serbest elektronların yer değiştirmesi)
                • baz yük [TUR10-0960390] (Bir zaman dönemi boyunca en düşük yük)
              • optik olgu [TUR10-1233340] (Işıkla ilgili fiziksel olgu) optical phenomenon [ENG31-11511038-n] (a physical phenomenon related to or involving light)
                • difraksiyon [TUR10-0451090] (Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı)
                • diffraction [ENG31-11467030-n] (when light passes sharp edges or goes through narrow slits the rays are deflected and produce fringes of light and dark bands)
                • paralaks [TUR10-0613960] (Biri yerkürenin merkezinden, öbürü yeryüzünde bulunan bir kimsenin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gök cisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı)
                • parallax [ENG31-11548676-n] (the apparent displacement of an object as seen from two different points that are not on a line with the object)
                • polarizasyon [TUR10-0632010] (Doğrudan doğruya kendi kaynağından çıkan bir ışığın, yansıdıktan veya kırıldıktan sonra gösterdiği özelliklerin tümü)
                • polarization [ENG31-11512414-n] (the phenomenon in which waves of light or other radiation are restricted in direction of vibration)
                • serap [TUR10-0352820] (Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu)
                • mirage [ENG31-11504775-n] (an optical illusion in which atmospheric refraction by a layer of hot air distorts or inverts reflections of distant objects)
              • alan [TUR10-0024150] (İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası) field [ENG31-11477177-n] (the space around a radiating body within which its electromagnetic oscillations can exert force on another similar body not in contact with it)
                • gideren alan [TUR10-0297690] (Bir demiri mıknatısladıktan sonra bunun bir noktasından çıkan indükleme akışını sıfıra indirmek için gereken şiddetteki manyetik alan)
              • mekanik olgu [TUR10-1233290] (Nesnelerin denge ve hareket durumlarıyla ilgili bir fiziksel olgu) mechanical phenomenon [ENG31-11501098-n] (a physical phenomenon associated with the equilibrium or motion of objects)
                • süredurum [TUR10-0054350] (Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği)
                • inertia [ENG31-11489163-n] ((physics) the tendency of a body to maintain its state of rest or uniform motion unless acted upon by an external force)
                • yörünge [TUR10-0518960] (Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol)
                • trajectory [ENG31-11501734-n] (the path followed by an object moving through space)
                • dayanırlık [TUR10-0185740] (Bir varlığın dış etkilere karşı dayanma, karşı koyma gücü) resistance [ENG31-00203133-n] (the action of opposing something that you disapprove or disagree with)
                  • akma sınırı [TUR10-0020010] (Malzemenin belirli bir gerilme uygulanmasıyla sınırlı ve kalıcı deformasyona uğraması veya belirlenen toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti)
                  • kuvvet [TUR10-0498230] (Dayanıklı olma durumu; tahammül; mukavemet)
                  • basılma dayanımı [TUR10-0078950] (Dokusunu basarak ezmeye çalışan dış etkilere ağacın gösterdiği direnç)
                  • burulma dayanımı [TUR10-0125670] (Elyafını bükerek kırmaya çalışan kuvvete karşı ağacın gösterdiği direnç)
                  • sertlik [TUR10-0680290] (Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç)
                  • sürtünme [TUR10-0190870] (Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu) friction [ENG31-11479937-n] (the resistance encountered when one body is moved in contact with another)
                    • traksiyon [TUR10-0785800] (Çekim)
                    • grip [ENG31-11480680-n] (the friction between a body and the surface on which it moves (as between an automobile tire and the road))
              • basınç [TUR10-0754340] (Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı) pressure [ENG31-11515441-n] (the force applied to a unit area of surface)
                • hava basıncı [TUR10-0332430] (Yer yuvarını çevreleyen havanın yeryüzündeki bir alana uyguladığı kuvvet)
                • gaz basıncı [TUR10-1233350] (Gazın değdiği yüzeye uyguladığı itme kuvvetinin birim yüzeye düşen tutarı) gas pressure [ENG31-11515335-n] (the pressure exerted by a gas)
                  • alçak basınç [TUR10-0025170] (Barometrede 760 milimetre altında bulunan, kötü havaya işaret olan hava durumu)
                  • low [ENG31-14544431-n] (an air mass of lower pressure)
                  • yüksek basınç [TUR10-0865470] (Basınçölçerde 760 milimetre üstünde bulunan ve güzel havayı belirten hava durumu)
                • kar yükü [TUR10-0424400] (Yağan kar miktarının binalarda yaptığı baskı gücü)
                • atmosfer basıncı [TUR10-0057180] (Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptığı basınç)
                • basınç boynu [TUR10-0955280] (İki antisiklon arasındaki alçak basınç)
                • besleme basıncı [TUR10-0963590] (Bir ölçme aletinin besleme girişinde sağlanması gereken basınç)
                • su basıncı [TUR10-0710190] (Durgun bir su kütlesinin birim yüzeyini etkileyen yer çekimi)
                • ışınım basıncı [TUR10-0356230] (Işınımın birim düzeye birim zamanda yüklediği itme gücü)
              • akis [TUR10-0019160] (Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, inikâs) reflection [ENG31-11523478-n] (the phenomenon of a propagating wave (light or sound) being thrown back from a surface)
                • gölge [TUR10-0302910] (Saçın yansıması)
              • geçirgenlik [TUR10-0287660] (Bazı cisimlerin, içlerinden gaz, sıvı, akım vb. geçirme özelliği) permeability [ENG31-04947673-n] (the property of something that can be pervaded by a liquid (as by osmosis or diffusion))
                • soğurganlık [TUR10-0699830] (Bir madde veya enerjiyi soğurma gücü, yeteneği)
                • absorbency [ENG31-04948141-n] (the property of being absorbent)
              • iletim [TUR10-0367860] (İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi)
              • conduction [ENG31-11533251-n] (the transmission of heat or electricity or sound)
              • etkileşim [TUR10-0258010] (Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi) interaction [ENG31-00039759-n] (a mutual or reciprocal action)
                • muaşeret [TUR10-0552060] (Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma)
              • yüzey gerilimi [TUR10-1233430] (Bir sıvının iyon ya da molekülleri arasındaki çekimden doğan ve yüzeyde birleşen gerilim)
              • surface tension [ENG31-11538432-n] (a phenomenon at the surface of a liquid caused by intermolecular forces)
              • saydamlık [TUR10-0670250] (İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmama durumu) transparency [ENG31-04709475-n] (the quality of being clear and transparent)
                • yarı saydamlık [TUR10-0837780] (Işığı geçirmekle birlikte arkasındaki nesneyi belirgin olarak göstermeyen nesnelerin özelliği, niteliği)
              • türbülans [TUR10-0793500] (Ters akıntı, çevrinti)
              • turbulence [ENG31-11541422-n] (unstable flow of a liquid or gas)
              • aberasyon [TUR10-0001050] (Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark)
              • akis [TUR10-0019170] (Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi)
              • güç [TUR10-0312300] (Birim zamanda yapılan iş)
                • elektromanyetik güç [TUR10-0242300] (Manyetik alan içindeki elektrik akışını etkileyen güç)
                • aktif güç [TUR10-0929040] (Elektrik akımı ile aynı fazda olan ve iş gören, kilovat birimi ile gösterilen güç)
                • potansiyel farkı [TUR10-0771500] (İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç)
                • tork [TUR10-1163670] (Motorlu araçlarda güç)
                • beygir gücü [TUR10-0097940] (Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü)
                • denk [TUR10-0194650] (Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler)
                • rüzgar yükü [TUR10-0651470] (Bir bölgede görülen rüzgârın binalarda oluşturduğu sarsma gücü)
                • iş [TUR10-0384120] (Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç)
              • elektromanyetizma [TUR10-0242310] (Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü)
              • kalıcılık [TUR10-0403240] (Mıknatıslayan etki kalktıktan sonra da mıknatıs olarak kalabilen cisimlerin özelliği)
              • batma [TUR10-0085420] (Bir gök cisminin ay, güneş, yıldız vb. ufkun altına inmesi)
                • uful [TUR10-0796890] (Yıldızın batması)
              • çekilme [TUR10-0156260] (Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi)
              • dış güçler [TUR10-0201920] (Mekanik parçalanma, kimyasal ayrışma, yel, dalga, akarsu ve buzulların etkileri gibi kökenleri güneş enerjisine dayanan güçlerin veya etkenlerin bütünü)
              • saydamsızlık [TUR10-0670280] (Saydam olmama durumu, ışığı geçirmeme özelliği)
              • girişim [TUR10-0298490] (İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı)
              • yansı [TUR10-0375050] (Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi)
              • reflection [ENG31-04076088-n] (the image of something as reflected by a mirror (or other reflective material))
              • direnç [TUR10-0208490] (Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği; mukavemet; rezistans)
                • öz direnç [TUR10-0607830] (Her cismin elektrik akımına karşı gösterdiği direnç)
            • doğa olayı [TUR10-1236650] (Doğada kendiliğinden olan olay) natural process [ENG31-13540166-n] (a process existing in or produced by nature (rather than by the intent of human beings))
              • akış [TUR10-0018830] (Akışkanların (sıvı veya gaz) tipik hareket şekli) flow [ENG31-00330053-n] (the act of flowing or streaming)
                • hortum [TUR10-0124950] (Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi) whirlpool [ENG31-07447745-n] (a powerful circular current of water (usually the result of conflicting tides))
                  • ayna [TUR10-0062520] (Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı)
                • çevrinti [TUR10-0161970] (Su ve hava çevrintisi)
                • whirlpool [ENG31-07447745-n] (a powerful circular current of water (usually the result of conflicting tides))
                • kaçak [TUR10-0395340] (Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım) escape [ENG31-07451261-n] (the discharge of a fluid from some container)
                  • yayıntı [TUR10-0843320] (İçinde radyoaktif elementler bulunan bir kaptan yayılan gaz veya sıvı)
                • fışkırış [TUR10-0272350] (Fışkırma işi veya biçimi)
                • flush [ENG31-07454170-n] (a sudden rapid flow (as of water))
              • difüzyon [TUR10-0203000] (Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri) diffusion [ENG31-13486733-n] ((physics) the process in which there is movement of a substance from an area of high concentration of that substance to an area of lower concentration)
                • ozmoz [TUR10-0349780] (Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı)
                • osmosis [ENG31-13549303-n] ((biology, chemistry) diffusion of molecules through a semipermeable membrane from a place of higher concentration to a place of lower concentration until the concentration on both sides is equal)
              • donma [TUR10-0218720] ()
              • hardening [ENG31-13512263-n] (the process of becoming hard or solid by cooling or drying or crystallization)
              • emdirme [TUR10-0245180] (Emmesini sağlama, emdirme işi) soak [ENG31-13578361-n] (the process of becoming softened and saturated as a consequence of being immersed in water (or other liquid))
                • soğurma [TUR10-0699860] (Katı veya sıvı bir maddenin bir gazı, ışığı içine alması, emmesi; absorbe)
                • absorption [ENG31-13445356-n] ((physics) the process in which incident radiated energy is retained without reflection or transmission on passing through a medium)
              • hal değişimi [TUR10-0322580] (Bir yıldızın sıcaklığına, basıncına, yoğunluğuna, aydınlatma gücüne veya kütlesine ilişkin değişim) phase change [ENG31-13557219-n] (a change from one state (solid or liquid or gas) to another without a change in chemical composition)
                • sıvılaştırma [TUR10-0689970] (Bir gazı sıvı durumuna dönüştürme)
                • liquefaction [ENG31-13529854-n] (the conversion of a solid or a gas into a liquid)
                • buharlaşma [TUR10-0754590] (Su, sıvı vb. kaynayıp buhar olma, uçmak işi)
                • vaporization [ENG31-13593639-n] (the process of becoming a vapor)
                • bazlaşma [TUR10-0087700] (Bir maddenin baz durumuna gelmesi)
              • parçalanma [TUR10-0374890] (Parçalara ayrılma, bütünlüğü bozulma)
              • dissolution [ENG31-13489119-n] (separation into component parts)
              • ipekçilik [TUR10-0377640] (İpek böceği yetiştirme veya ipek alıp satma işi)
              • sericulture [ENG31-13576304-n] (raising silkworms in order to obtain raw silk)
              • iyonlaşma [TUR10-0389530] (Moleküllerin parçalanmasıyla, atomlara, moleküllere, molekül gruplarına elektron katılması veya çıkarılmasıyla iyonların oluşması)
              • ionization [ENG31-14601014-n] (the condition of being dissociated into ions (as by heat or radiation or chemical reaction or electrical discharge))
              • pıhtılaşma [TUR10-0626320] (Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi)
              • curdling [ENG31-13475652-n] (the process of forming semisolid lumps in a liquid)
              • görevdaşlık [TUR10-0694780] (Bir görevin yerine getirilmesi için birkaç organın birlikte çalışması durumu)
              • synergy [ENG31-13586113-n] (the working together of two things (muscles or drugs for example) to produce an effect greater than the sum of their individual effects)
              • katılaşma [TUR10-0748460] (Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi) hardening [ENG31-13512263-n] (the process of becoming hard or solid by cooling or drying or crystallization)
                • kabuklanma [TUR10-0394430] (Bir lav akıntısı veya bir lav gölü yüzeyinin katılaşması)
              • terleme [TUR10-0767670] (Yaprakların gözeneklerinden buhar durumunda su kaybetmeleri)
              • transpiration [ENG31-13591108-n] (the passage of gases through fine tubes because of differences in pressure or temperature)
              • uyarım [TUR10-0801640] (Bir uyarma sebebiyle herhangi bir kas veya salgı bezinde olan açık veya gizli değişme)
              • stimulation [ENG31-13582922-n] ((physiology) the effect of a stimulus (on nerves or organs etc.))
              • yoğunlaşma [TUR10-0857720] (Buharın sıvı veya katı duruma geçmesi)
              • condensation [ENG31-13472521-n] (the process of changing from a gaseous to a liquid or solid state)
              • asitleme [TUR10-1236320] (Asidik hale gelme veya getirilme işlemi)
              • acidification [ENG31-13447411-n] (the process of becoming acid or being converted into an acid)
              • izotermal işlem [TUR10-1236340] (Isı alış verişi olmadan gerçekleşen işlem)
              • adiabatic process [ENG31-13448654-n] ((thermodynamics) any process that occurs without gain or loss of heat)
              • kimyasal süreç [TUR10-1236390] (Kimya ile ilgili süreç) chemical process [ENG31-13467563-n] ((chemistry) any process determined by the atomic and molecular composition and structure of the substances involved)
                • bireşim [TUR10-0106560] (Sentez)
                • synthesis [ENG31-13586582-n] (the process of producing a chemical compound (usually by the union of simpler chemical compounds))
                • fotosentez [TUR10-0279380] (Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller yapması)
                • photosynthesis [ENG31-13558632-n] (synthesis of compounds with the aid of radiant energy (especially in plants))
                • kalsifikasyon [TUR10-0405880] (Kireç taşı durumuna dönüşme)
                • calcification [ENG31-13463485-n] (a process that impregnates something with calcium (or calcium salts))
                • kataliz [TUR10-0427330] (Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi)
                • catalysis [ENG31-13465304-n] (acceleration of a chemical reaction induced the presence of material that is chemically unchanged at the end of the reaction)
                • kireçleşme [TUR10-0462470] (Kireçlenme)
                • calcification [ENG31-13463485-n] (a process that impregnates something with calcium (or calcium salts))
                • korozyon [TUR10-0476400] (Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması)
                • corrosion [ENG31-14585587-n] (a state of deterioration in metals caused by oxidation or chemical action)
                • tepkime [TUR10-0643530] (Birbirini etkileyen maddeler arasında ortaya çıkan olay) chemical reaction [ENG31-13468534-n] ((chemistry) a process in which one or more substances are changed into others)
                  • ayrışma [TUR10-0114850] (Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi) decomposition [ENG31-13479471-n] ((chemistry) separation of a substance into two or more substances that may differ from each other and from the original substance)
                    • elektroliz [TUR10-0242270] (Bir elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal ayrışma)
                    • electrolysis [ENG31-13493328-n] ((chemistry) a chemical decomposition reaction produced by passing an electric current through a solution containing ions)
                    • ozonoliz [TUR10-0597800] (Ozonla ayrışma)
                  • hidroliz [TUR10-0344170] (Bir molekülün su etkisiyle ikiye ayrılmasını sağlayan tepkime)
                  • hydrolysis [ENG31-13516122-n] (a chemical reaction in which water reacts with a compound to produce other compounds)
                  • indirgeyici [TUR10-0374060] (İndirgeme işini yapan, yapabilecek özellikleri taşıyan madde)
                  • reduction [ENG31-13568880-n] (any process in which electrons are added to an atom or ion (as by removing oxygen or adding hydrogen))
                  • sabunlaşma [TUR10-0652920] (Bitkisel veya hayvansal yağların sabun durumuna dönüşmesi)
                  • saponification [ENG31-13574061-n] (a chemical reaction in which an ester is heated with an alkali (especially the alkaline hydrolysis of a fat or oil to make soap))
                  • oksitlenme [TUR10-0865830] (Oksijenle birleşerek oksit durumuna gelme) oxidation [ENG31-13551611-n] (the process of oxidizing)
                    • yanma [TUR10-0832280] (Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü) combustion [ENG31-13471379-n] (a process in which a substance reacts with oxygen to give heat and light)
                      • alev [TUR10-0884000] (Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı)
                        • tandır alevi [TUR10-0743320] (Tandırda meşe odununun çıkardığı yakıcı ve etkili alev)
                        • çıplak alev [TUR10-0164830] (Isıtılacak maddelere veya bunların içinde bulunduğu kaplara doğrudan doğruya yöneltilen ateş veya alev)
                        • alt [TUR10-0030090] (Yanan ocağın alevi)
                        • ateş [TUR10-0570670] (Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık)
                        • cız [TUR10-0139410] (Çocuk dilinde ateş)
                      • ateşleme [TUR10-0055000] (Ateşlemek işi)
                      • ignition [ENG31-13517076-n] (the process of initiating combustion or catching fire)
                      • fayrap [TUR10-0266310] (Bir istim kazanının, istim oluşturacak biçimdeki yanar durumu)
                      • tutuşma [TUR10-0026820] (Yanmaya başlama)
                  • zincirleme tepkime [TUR10-0876390] (Birden fazla tepkimenin yarattığı durum)
                  • kondenseleşme [TUR10-0471500] (Yapay reçinelerin oluşumunu ve değişimini sağlayan kimyasal tepkime)
                • mayalanma [TUR10-0737490] (Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik)
                • zymosis [ENG31-13596636-n] (a process in which an agent causes an organic substance to break down into simpler substances)
                • polimerizasyon [TUR10-1236740] (Benzer veya farklı birçok küçük molekülün polimer denilen büyük moleküller biçiminde birleşmesi) polymerization [ENG31-13559960-n] (a chemical process that combines several monomers to form a polymer or polymeric compound)
                  • kopolimerleşme [TUR10-0474910] (Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi)
                • sentez [TUR10-0677260] (Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim)
                • synthesis [ENG31-13586582-n] (the process of producing a chemical compound (usually by the union of simpler chemical compounds))
                • maddenin hali [TUR10-1239490] (Maddenin oluştuğu bileşenlerin durumuna göre belirlenen durumu) state of matter [ENG31-14503199-n] ((chemistry) the three traditional states of matter are solids (fixed shape and volume) and liquids (fixed volume and shaped by the container) and gases (filling the container))
                  • gaz [TUR10-0285060] (Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde) gas [ENG31-14504664-n] (the state of matter distinguished from the solid and liquid states by: relatively low density and viscosity)
                    • etilen [TUR10-0257740] (Yanıcı, renksiz, az kokulu, 0,97 yoğunluğunda karbon ve hidrojen birleşimi)
                    • hava [TUR10-0253010] (Atmosferi oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı) air [ENG31-14865437-n] (a mixture of gases (especially oxygen) required for breathing)
                      • yayla havası [TUR10-0843450] (Yayla gibi yüksek yerlerin temiz havası)
                      • dağ havası [TUR10-0177860] (Yüksek yerlerdeki serin ve temiz hava)
                    • grizu [TUR10-0310870] (Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz)
                    • firedamp [ENG31-14751177-n] (a mixture of gases (mostly methane) that form in coal mines and become explosive when mixed with air)
                    • ozon [TUR10-0597720] (Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit element)
                    • ozone [ENG31-14997366-n] (a colorless gas (O3) soluble in alkalis and cold water)
                    • süblime [TUR10-0714420] (Süblimleştirme yoluyla elde edilen ürün)
                    • sublimate [ENG31-15086851-n] (the product of vaporization of a solid)
                    • sera gazı [TUR10-1240940] (Sera etkisini destekleyen, atmosferde bulunan ve en çok ısı tutma özelliğine sahip olan bileşikler)
                    • greenhouse gas [ENG31-14901385-n] (a gas that contributes to the greenhouse effect by absorbing infrared radiation)
                    • atmosfer [TUR10-0057160] (İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava) air [ENG31-04734472-n] (a distinctive but intangible quality surrounding a person or thing)
                      • hava [TUR10-0332330] (Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik)
                      • note [ENG31-04734952-n] (a characteristic emotional quality)
                      • gök [TUR10-0302160] (Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk) sky [ENG31-09459612-n] (the atmosphere and outer space as viewed from the earth)
                        • tan yeri [TUR10-0745090] (Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yer)
                      • gök [TUR10-0675500] (İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk) sky [ENG31-09459612-n] (the atmosphere and outer space as viewed from the earth)
                        • ayyuk [TUR10-0064310] (Göğün en yüksek yeri)
                        • felek [TUR10-0267110] (Gök, gökyüzü, sema)
                      • ozonosfer [TUR10-0597820] (Atmosferin 15-40 km arasında bulunan tabakası)
                      • güneş tacı [TUR10-0316010] (Güneş atmosferinin alevli bölümü)
                      • hava sahası [TUR10-0333460] (Bir devletin yalnız kendisinin kullanma hakkı olduğu, başka devletlerin ancak ilgili devletten izin alarak yararlanabileceği gökyüzü parçası)
                    • soy gazlar [TUR10-0704620] (Atomlarının dış elektron halkaları tamamıyla veya geçici olarak elektrona doymuş olan helyum, neon, argon, kripton, ksenon gazları)
                    • fosgen [TUR10-0278810] (Karbonmonoksit ile klordan meydana gelen boğucu bir gaz)
                    • fümerol [TUR10-0280770] (Etkin olmayan dönemlerde, yanardağların ağzından yayılan gaz)
                    • maden gazı [TUR10-0516550] (Madende oluşan gaz)
                    • kiyanus [TUR10-0464410] (Doğada serbest olarak bulunmayan, fakat birçok cismin birleşimine giren, karbon ve azottan oluşan bir gaz)
                    • egzoz gazı [TUR10-0236020] (Egzozdan atılan gaz)
                      • çürük gaz [TUR10-0177030] (Otomobil vb. taşıt araçlarının egzozundan çıkan yanmış gaz)
                    • doğal gaz [TUR10-0213100] (Hidrokarbon biriken alanlarda açılan kuyulardan elde edilen, esas itibarıyla metan gazı ile az miktarda propan, bütan vb. daha ağır moleküllü hidrokarbon gazları ve eser miktarda su buharı, hidrojen, karbondioksit ve azot karışımı gaz)
                    • dökme gaz [TUR10-0220190] (Yakıt olarak kullanılmak üzere konutlardaki veya iş yerlerindeki depolara doldurulan sıvılaştırılmış gaz)
                    • tuz ruhu [TUR10-0791860] (Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve hayvan kemiklerinden jelatin, fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz)
                    • ham gaz [TUR10-0324790] (İşlenmemiş gaz)
                    • bağırsak gazı [TUR10-0069140] (Yemek yerken yutulan, havadan veya besinlerin sindirimi sırasında açığa çıkan gazlardan oluşan ve bağırsaklarda biriken uçucu madde)
                    • basınçlı hava [TUR10-0955320] (Kompresör tarafından bir yere basılan tazyikli hava)
                    • nitrik oksit [TUR10-0578420] (Nitrojen veya amonyağın oksitlenmesiyle elde edilen, renksiz zehirli gaz NO)
                    • biyogaz [TUR10-0311820] (Gübreden elde edilen yanıcı gaz)
                  • sıvı [TUR10-0530340] (Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim) liquid [ENG31-14964238-n] (fluid matter having no fixed shape but a fixed volume)
                    • damla [TUR10-0182440] (Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı)
                      • damlacık [TUR10-0182490] (Küçük damla)
                    • alkol [TUR10-0256930] (Pancar, patates vb. nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı) alcohol [ENG31-14732881-n] (any of a series of volatile hydroxyl compounds that are made from hydrocarbons by distillation)
                      • gliserin [TUR10-0300150] (Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan renksiz, tatlı şurup kıvamındaki sıvı)
                      • glycerol [ENG31-14909835-n] (a sweet syrupy trihydroxy alcohol obtained by saponification of fats and oils)
                      • sterol [TUR10-0709360] (Hayvanlarda, bitkilerde ve D vitamininde bulunan, genellikle karbon atomlarından oluşan, alkol niteliğinde organik bir madde)
                        • kolesterol [TUR10-0468760] (Kanda ve büyük ölçüde ödde bulunan, besinlerle alınan sterol)
                        • cholesterol [ENG31-15083111-n] (an animal sterol that is normally synthesized by the liver)
                      • tuvalet ispirtosu [TUR10-0791420] (Hekimlikte, temizlik amacıyla kullanılan binde 966'sı saf, geri kalanı su olan ispirto)
                    • mürekkep [TUR10-0563250] (Yazı yazmak, desen çizmek veya basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde) ink [ENG31-14941786-n] (a liquid used for printing or writing or drawing)
                      • boya [TUR10-0115790] (Yazmak için kullanılan mürekkep)
                        • sepya [TUR10-0677730] (Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya)
                      • kopya mürekkebi [TUR10-0475220] (Yazısı, üzerine konulan kâğıda ancak ıslatıldığında çıkan mürekkep)
                      • çini mürekkebi [TUR10-0169240] (Simsiyah, ince ve solmaz bir is mürekkebi)
                      • lal [TUR10-0506400] (Kırmızı renkli bir çeşit mürekkep)
                      • toner [TUR10-0780170] (Bilgisayar yazıcısı veya fotokopi makinesinde kullanılan toz durumundaki mürekkep)
                      • baskı mürekkebi [TUR10-1241040] (Basımevinde kullanılan mürekkep)
                    • amonyak [TUR10-0577730] (Hamur kabartmada maya olarak kullanılan karbonik asidin amonyum tuzunun eritilmiş bulunduğu su)
                    • ammonia water [ENG31-14768019-n] (a water solution of ammonia)
                    • antifriz [TUR10-1011920] (Bir sıvıya katıldığında o sıvının donma derecesini düşürerek donmasını önleyen madde)
                    • antifreeze [ENG31-14790543-n] (a liquid added to the water in a cooling system to lower its freezing point)
                    • amniyon sıvısı [TUR10-0145110] (Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sıvı)
                    • kreozot [TUR10-0486200] (Çeşitli katranların damıtılmasından elde edilen ve hekimlikte kullanılan, keskin kokulu bir sıvı)
                    • tüberkülin [TUR10-0791930] (Veremi teşhis ve tedavide yararlanılan, verem mikrobu kültüründen elde edilen bir sıvı)
                    • katran ruhu [TUR10-0429570] (Kayın katranının damıtılmasıyla elde edilen ve hekimlikte kullanılan renksiz, keskin kokulu ve yakıcı bir sıvı)
                    • neft [TUR10-0573520] (Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu)
                    • serum [TUR10-0680370] (Hücre yenilenmesini hızlandıran, deriyi besleyen, su kaybını, cildin solunumunu ve doğal savunmasını kuvvetlendiren sıvı)
                      • kirpik besleyici [TUR10-0463250] (Kirpiklerin dökülmesini önleyen ve besleyici nitelikleri olan şeffaf, sıvı madde)
                      • serum [TUR10-0069370] (Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde)
                    • su [TUR10-0709990] (Meyve, sebze ve benzerinin sıkılmasıyla elde edilen sıvı)
                      • çiçek suyu [TUR10-0166770] (Turunçgillerin çiçeklerinin imbikten geçirilmesiyle elde edilen güzel kokulu su)
                    • su [TUR10-0710000] (Bazı kokulu yaprak veya çiçekler imbikten çekilerek elde edilen kokulu sıvı)
                    • öz su [TUR10-0609670] (Salgı ile oluşan ve içinde enzimler bulunan organik sıvı)
                      • tıgala [TUR10-0772890] (Hekimlikte kullanılan, sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve öz su)
                      • yalamuk [TUR10-0827930] (Çam ağacının reçineli kabuğundan çıkan öz suyu)
                    • gül suyu [TUR10-0313750] (Gül yağı yapılırken yan ürün olarak elde edilen kokulu ve renksiz sıvı)
                    • haşıl [TUR10-0331070] (Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı)
                    • helme [TUR10-0338490] (Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı)
                    • ıslatma suyu [TUR10-0354770] (Bazı maddelerin çeşitli amaçlarla işlenmesinde kullanıldıktan sonra değişik yöntemlerle ayrılan ve çözünmüş besin maddeleri içeren sıvı)
                    • pıhtı [TUR10-0626290] (Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı)
                    • clot [ENG31-05409434-n] (a lump of material formed from the content of a liquid)
                    • banyo [TUR10-0076650] (Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı) development [ENG31-13485760-n] (processing a photosensitive material in order to make an image visible)
                      • kuvvetlendirici [TUR10-0498300] (Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo)
                  • plazma [TUR10-0631500] (Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan)
                • ergime [TUR10-0249950] (Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek eylemi)
                • esterleşme [TUR10-0254790] (Oksijenli asitlerle alkollerin birleşerek ester oluşturması)
                • eşbiçimlik [TUR10-1249130] (Benzer yapıda olan maddeler arasındaki billurlaşma benzerliği)
                • etkinleşme [TUR10-0258170] (Bir molekül, bir atom veya bir iyonun normal durumundan, enerji yönünden daha zengin ve olaya girmeye hazır olduğu duruma geçmesi)
                • alotropi [TUR10-0029890] (Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu)
                • anabolizma [TUR10-0034050] (Hücre içinde basit yapıdaki moleküllerin, daha karmaşık yapıdaki moleküllerin sentezinde kullanılması ve bunlara ilişkin kimyasal değişimler)
                • kömürleşme [TUR10-0481540] (Bitki kalıntılarının kömüre dönüşmesine yol açan doğal olay)
                • saptama [TUR10-0664970] (Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi)
                • karbonlama [TUR10-0419000] (Çeliğe karbon verme işlemi)
                • karbonizasyon [TUR10-0418980] (Hayvansal lifler içinde bulunan bitkisel kısımların veya selülozik liflerin giderilmesi için asitlerle sıcaklık etkisi altında işlem görmesi)
                • karbürleme [TUR10-0419090] (Madenî bir ürünün karbon bakımından zenginleştirilmesi)
                • vinterizasyon [TUR10-0820080] (Kademeli olarak soğutulan ve düşük sıcaklıklarda yavaşça karıştırılıp bekletilerek elde edilen donmuş asitlerin süzülerek yağdan uzaklaştırılması)
                • kristalleşme [TUR10-0486580] (Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması)
                • fisyon [TUR10-1253260] (Kütle numarası çok büyük bir atom çekirdeğinin parçalanarak kütle numarası küçük iki çekirdeğe dönüşmesi olayı)
                • silikatlaşma [TUR10-0692630] (Bir maden oksidin silisle birleşerek silikat durumunu alması)
                • fotomorfoz [TUR10-0279360] (Canlı varlıkların birey oluş sırasındaki gelişimi üzerinde ışığın yaptığı etki)
                • sülfatlanma [TUR10-1144030] (Bir akümülatörün levhaları üzerinde kurşun sülfat tabakasının oluşması)
                • sülfatlaşma [TUR10-0714880] (Doğal maden sülfürlerinin hava ve su etkisiyle yavaş yavaş sülfat durumuna dönüşmesi)
                • özümlenme [TUR10-0609740] (Besini özümlemek işi)
                • redoks [TUR10-0644110] (Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı)
                • guttasyon [TUR10-0311770] (Kök basıncı ile yapraktan damlalar halinde dışarı su atılması)
                • radyoaktifleştirme [TUR10-0640440] (Bir elementi radyoaktif duruma getirmek)
                • polarma [TUR10-0632030] (Kimyasal tepkimeler dolayısıyla bir pildeki gerilimin düşmesi)
              • kromatografi [TUR10-1236410] (Karışımları emilim özellikleri farkını kullanarak ayırma yöntemi)
              • chromatography [ENG31-13469951-n] (a process used for separating mixtures by virtue of differences in absorbency)
              • taş oluşumu [TUR10-1236420] (İç organlarda yabancı taş benzeri maddelerin oluşumu)
              • concretion [ENG31-13472246-n] (the formation of stonelike objects within a body organ (e.g., the kidneys))
              • mıknatıslığın bozulması [TUR10-1236460] (Demiri çekme özelliği taşıma özelliğini kaybetme işi)
              • demagnetization [ENG31-13482194-n] (the process of removing magnetization)
              • desorbsiyon [TUR10-1236470] (Yüzeyde derişimin azalması)
              • desorption [ENG31-13484693-n] (changing from an adsorbed state on a surface to a gaseous or liquid state)
              • sıvıdan özütleme [TUR10-1236550] (Bir karışım yada bileşikten fiziksel yada kimyasal yöntemlerle madde alımı)
              • extraction [ENG31-13499728-n] (the process of obtaining something from a mixture or compound by chemical or physical or mechanical means)
              • yumaksı çökelme [TUR10-1236570] (Bir sıvının içerisinde pamuk biçiminde çökelmeler oluşması)
              • flocculation [ENG31-13503390-n] (the process of flocculating)
              • jeolojik süreç [TUR10-1236590] (Jeoloji ile ilgili süreç) geological process [ENG31-13508041-n] ((geology) a natural process whereby geological features are modified)
                • erozyon [TUR10-0252030] (Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı) erosion [ENG31-13496741-n] ((geology) the mechanical process of wearing or grinding something down (as by particles washing over it))
                  • rüzgâr erozyonu [TUR10-1124480] (Aşırı rüzgâr esen yerlerde yüzey toprağının kaybı)
                • dağ oluşumu [TUR10-0591190] (Yer kabuğunun belli yerlerinde kıvrılma, kırılma ve yükselme olayları sonucu dağların oluşunu inceleyen bilim kolu)
                • orogeny [ENG31-13549020-n] (the process of mountain formation (especially by the upward displacement of the earth's crust))
                • farklılaşma [TUR10-0264910] (Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması)
              • iyon değişimi [TUR10-1236610] (Sanayide bir çözelti ile çözünmeyen bir katı arasında gerçekleşen iyon aktarımı işi)
              • ion exchange [ENG31-13523917-n] (a process in which ions are exchanged between a solution and an insoluble (usually resinous) solid)
              • filtreleme [TUR10-1236630] (Bir sıvıyı bir şeyden süzerek geçirme)
              • leach [ENG31-13527790-n] (the process of leaching)
              • nükleer reaksiyon [TUR10-1236660] (Atomun çekirdeğinde meydana gelen reaksiyon)
              • nuclear reaction [ENG31-13544411-n] ((physics) a process that alters the energy or structure or composition of atomic nuclei)
              • opaklaşma [TUR10-1236670] (Parlak olmayan, donuk hale gelmek)
              • opacification [ENG31-13545889-n] (the process of becoming cloudy or opaque)
              • çift oluşumu [TUR10-1236700] (Gama fotonlarının atomun çekirdeğine yakın olduğu durumda fotonun bir elektrona ve bir pozitrona dönüşmesi olayı)
              • pair production [ENG31-13552638-n] (the transformation of a gamma-ray photon into an electron and a positron when the photon passes close to an atomic nucleus)
              • gece-gündüz eşitliğinin gerilemesi [TUR10-1236750] (Dünyanın hareketlerinden dolayı ekinoks durumundan uzaklaşması)
              • precession of the equinoxes [ENG31-13561097-n] (a slow westward shift of the equinoxes along the plane of the ecliptic caused by precession of the Earth's axis of rotation)
              • içe tutunma [TUR10-1236780] (Yüzey derişimi artışı ve azalışı)
              • sorption [ENG31-13579693-n] (the process in which one substance takes up or holds another (by either absorption or adsorption))
              • doğal seleksiyon [TUR10-1236800] (Evrimde güçlünün güçsüzün yerini alması)
              • survival [ENG31-13584949-n] (a natural process resulting in the evolution of organisms best adapted to the environment)
              • sıcaklık değişimi [TUR10-1236810] (Maddedeki ısı miktarının değişimi) temperature change [ENG31-13587415-n] (a process whereby the degree of hotness of a body (or medium) changes)
                • teshin [TUR10-0769300] (Sıcak duruma getirme) heating [ENG31-13513079-n] (the process of becoming warmer)
                  • eritme [TUR10-0250840] (Metallerde erimeyi sağlamak amacıyla dökümden önce yapılan ısıtma işlemi)
                  • buharlı ısıtma [TUR10-0121980] (Buhardan yararlanılarak yapılan ısıtma)
                • konveksiyon [TUR10-0367870] (Hareket eden nesnelerle belli nicelikte ısının taşınması olayı)
                • convection [ENG31-13473787-n] (the transfer of heat through a fluid (liquid or gas) caused by molecular motion)
                • dondurucu [TUR10-0218580] (Donmaya yol açan, donduran şey) freeze [ENG31-13505847-n] (the withdrawal of heat to change something from a liquid to a solid)
                  • don [TUR10-0218090] (Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle suların buz tutması)
                  • frost [ENG31-13506473-n] (the formation of frost or ice on a surface)
                • aşılama [TUR10-0052960] (Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma)
              • transdüksiyon [TUR10-1236820] (Enerjinin bir şekilden diğerine dönüşmesi)
              • transduction [ENG31-13589727-n] (the process whereby a transducer accepts energy in one form and gives back related energy in a different form)
              • emme [TUR10-0245970] (Bir madde emerek içine çekme)
              • çözünme [TUR10-0175850] (Bir sıvı ile karışan katı, sıvı veya gaz durumundaki bir maddenin bu sıvı içinde homojen bir bütün oluşturacak biçimde karışması)
                • sitoliz [TUR10-1236430] (Hücrenin eriyip parçalanması)
                • cytolysis [ENG31-13476259-n] (pathological breakdown of cells by the destruction of their outer membrane)
              • dikim [TUR10-0203810] (Bitki dikme işi)
              • establishment [ENG31-13497470-n] ((ecology) the process by which a plant or animal becomes established in a new habitat)
              • salınım [TUR10-0642010] (Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi) swing [ENG31-14033417-n] (a state of steady vigorous action that is characteristic of an activity)
                • üğrüm [TUR10-0581410] (Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım, nütasyon)
              • çözülme [TUR10-0175500] (Dağılma durumu)
              • softening [ENG31-13578969-n] (the process of becoming softer)
              • köken [TUR10-0480550] (Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer)
              • origin [ENG31-13580380-n] (the source of something's existence or from which it derives or is derived)
              • camlaştırma [TUR10-1236840] (Cam haline gelme işi)
              • vitrification [ENG31-13595008-n] (the process of becoming vitreous)
              • ağaçlaşma [TUR10-0011180] (Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen)
              • salınım [TUR10-0660260] (Ayın yarım yüzeyinden biraz fazlasının yerden görülebilmesini sağlayan olay)
              • aşınış [TUR10-0942910] (Aşınma)
              • azonal [TUR10-0066040] (Yeryüzünün herhangi bir noktasında enleme bağlı olmaksızın meydana gelen olay)
              • küresel ısınma [TUR10-1091940] (Atmosferinde karbondioksit ve ısıyı tutan diğer gazların düzeyinin yükselmesi)
              • çözülüş [TUR10-0175620] (Eriyerek gevşeme)
              • gurup [TUR10-0311540] (Ay, güneş, yıldız vb. gök cisimlerinin ufkun altına inmesi)
              • gündoğumu [TUR10-1254370] (Sabah Güneş'in üst kenarının ufukta göründüğü an)
              • püskürme [TUR10-0373880] (Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması)
                • yanardağ püskürmesi [TUR10-0830760] (Yanardağın lav çıkarmaya başlaması)
                • yanardağ patlaması [TUR10-0830750] (Yanardağın püskürmeye başlaması)
              • hava akımı [TUR10-0332390] (Değişik sebeplerle atmosferde havanın yer değiştirmesi)
                • türbülans [TUR10-0793490] (Rüzgârın beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı)
              • yıldız kayması [TUR10-1233300] (Meteor yağmuru)
            • organik olgu [TUR10-1233160] (Canlı bitki ve hayvanları ilgilendiren doğal bir olgu) organic phenomenon [ENG31-11438864-n] ((biology) a natural phenomenon involving living plants and animals)
              • devir [TUR10-0199870] (Dönme, dönüş)
              • circulation [ENG31-11459145-n] (movement through a circuit)
              • ölüm [TUR10-0601900] (Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi) death [ENG31-07370091-n] (the event of dying or departure from life)
                • beyin ölümü [TUR10-1233330] (Tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşsüz kaybı)
                • brain death [ENG31-11507478-n] (death when respiration and other reflexes are absent)
                • son uyku [TUR10-1238340] (Ölüm)
                • rest [ENG31-13986101-n] (euphemisms for death (based on an analogy between lying in a bed and in a tomb))
                • kangren [TUR10-0409540] (Vücudun bir yerindeki dokuların ölmesi)
                • necrosis [ENG31-11507108-n] (the localized death of living cells (as from infection or the interruption of blood supply))
                • bebek ölümü [TUR10-0087950] (Çeşitli hastalıklardan dolayı 0-2 yaş grubunda bulunan çocukların ölümü)
                • beşik ölümü [TUR10-0963900] (Sıklıkla 1-6 ay arasındaki sağlıklı bebeklerde görülen, otopsi yapılmasına karşın ölüm sebebinin aydınlatılamadığı, beklenmedik bebek kaybı)
                • son nefes [TUR10-0702440] (Hayatın sonu)
              • çürüme [TUR10-0177120] (Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılma) decay [ENG31-11464739-n] (the organic phenomenon of rotting)
                • yenirce [TUR10-0849440] (Kemik ve diş dokusunun harap olması durumu)
                • cavity [ENG31-13465686-n] (soft decayed area in a tooth)
                • diş çürümesi [TUR10-1236360] (Dişte mine ve dentinin inorganik kısmının mineral kaybı ve organik matriksinin enzimatik erimesiyle oluşan patolojik değişim)
                • cavity [ENG31-13465686-n] (soft decayed area in a tooth)
                • harap olma [TUR10-1236500] (Harap duruma gelme, haraplaşma, perişan olma)
                • dilapidation [ENG31-13487515-n] (the process of becoming dilapidated)
                • kokuşma [TUR10-0374700] (Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarma)
              • hayat [TUR10-0334620] (Yaşamayı sağlayan şartların bütünü)
              • biography [ENG31-06527818-n] (an account of the series of events making up a person's life)
              • açılma [TUR10-0154050] (Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması)
              • kapıcık [TUR10-0413050] (Yumurtacığın tepesinde bulunan ve yumurtacık zarlarının iyice bitişmemesinden oluşan ağız)
              • vurgun [TUR10-0821690] (Dalgıcın, çok derinlerdeki suyun basıncı, iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe veya birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda uğradığı inme veya ölüm)
              • çatlama [TUR10-0154150] (Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması)
            • devinme olayı [TUR10-0635650] (Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi)
            • cemre [TUR10-0135560] (Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi)
            • çatlama [TUR10-0154140] (Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi)
            • deniz basması [TUR10-0193800] (Çöken bir kara parçasına deniz sularının dolması)
            • fışkırma [TUR10-0272370] (Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması)
            • doğa olayı [TUR10-1233140] (Deprem, çığ, heyelan, sel, yağmur, fırtına gibi doğada meydana gelen olayların tümü)
          • sosyal olgu [TUR10-0704250] (Sosyal nitelikli olay; sosyal vakıa)
            • asimilasyon [TUR10-0049840] (Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme sürecinin sonu) assimilation [ENG31-13456051-n] (the social process of absorbing one cultural group into harmony with another)
              • İslamlaştırma [TUR10-0380520] (Müslüman olmasını sağlama)
            • medeniyet [TUR10-0531950] (Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olma durumu)
            • civilization [ENG31-13470143-n] (the social process whereby societies achieve an advanced stage of development and organization)
            • Helenizm [TUR10-0338310] (Grek olmayan ulusların Grek düşüncesinin etkisiyle gerçekleştirdiği uygarlık)
          • etki [TUR10-0257940] (Bir etken veya bir sebebin sonucu) consequence [ENG31-11430739-n] (a phenomenon that follows and is caused by some previous phenomenon)
            • göçük [TUR10-0301600] (Çökmüş, göçmüş yer)
            • dent [ENG31-11433775-n] (an appreciable consequence (especially a lessening))
            • serpinti [TUR10-0679520] (Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm)
            • side effect [ENG31-11437501-n] (any adverse and unwanted secondary effect)
            • yankı [TUR10-0832020] (Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce, dedikodu gibi tepki; akis)
            • repercussion [ENG31-11436836-n] (a remote or indirect consequence of some action)
            • sonuç [TUR10-0702770] (Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey) result [ENG31-07307418-n] (something that results)
              • sonuç [TUR10-0702760] (Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice) consequence [ENG31-07308725-n] (the outcome of an event especially as relative to an individual)
                • değişiklik [TUR10-0188310] (Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum) change [ENG31-11432841-n] (the result of alteration or modification)
                  • ağız değişikliği [TUR10-0013510] (Yemeğin çeşidinde değişiklik)
                  • tebeddülat [TUR10-0754680] (Değişiklikler; değişmeler)
                  • kış uykusu [TUR10-0455340] (Soğuk ve kurak mevsimlere karşı koyabilmek için canlı varlıkların yapısında görülen olayların bütünü)
                  • bükün [TUR10-0376550] (Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması)
                  • modifikasyon [TUR10-0188490] (Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik)
                  • devrimcilik [TUR10-0200820] (Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma)
                • verim [TUR10-0675960] (Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç)
                • fruit [ENG31-07309308-n] (the consequence of some effort or action)
                • vargı [TUR10-0814270] (Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç)
                  • sonurgu [TUR10-0702990] (Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin renkli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı)
                • doğurgu [TUR10-0214600] (Ortaya çıkan sonuç)
                • uçurum [TUR10-0796290] (Felaketli sonuç)
                • üst tarafı [TUR10-0810260] (Sonucu)
                • yarı sonuç [TUR10-0837800] (Sonucun yarısı)
                • meal [TUR10-0531160] (Ortaya çıkan şey; sonuç; netice)
                • geri [TUR10-0293690] (Son; sonuç)
                • hasıla [TUR10-0330020] (Bir işten elde edilen sonuç)
                • istintaç [TUR10-0383490] (Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma)
                • istidlal [TUR10-0382390] (Bir konuda kanıtlara dayanarak sonuç çıkarma)
                • içtihat [TUR10-0360330] (Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç)
              • puan üstünlüğü [TUR10-1222140] (Bir oyunda bir karşılaşmacının ya da takımın aldığı puanın diğerinden fazla olması)
              • decision [ENG31-07308384-n] ((boxing) a victory won on points when no knockout has occurred)
              • zeka yaşı [TUR10-0872220] (Bir zekâ testinden elde edilen puanın, o zekâ testinin ortalamasına göre gösterdiği yer)
              • takdir [TUR10-0601020] (Akıl süzgecinden geçirmenin sonucu)
              • doğram [TUR10-0213440] (Doğrama sonucu ortaya çıkan parça)
              • dolgu [TUR10-0216980] (Bu işlemin sonucu)
              • infial [TUR10-0234550] (Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu)
              • edinç [TUR10-0561450] (Edinilen şey veya şeyler)
              • zum [TUR10-0877850] (Alıcının değişir odaklı merceğinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç)
              • bilanço [TUR10-0101900] (Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu)
              • meyve [TUR10-0541780] (Ürün, sonuç, kâr)
              • muhassala [TUR10-0553710] (Elde edilen sonuç)
              • netice [TUR10-0575430] (Bir işin ya da durumun sonucu)
            • nasihatname [TUR10-0571260] (Dinî konularda öğüt veren eser)
          • yom [TUR10-0859490] (Uğur; iyi talih; iyi haber)
          • luck [ENG31-11438574-n] (an unknown and unpredictable phenomenon that leads to a favorable outcome)
          • atım [TUR10-0055730] (Atma işi)
          • gunfire [ENG31-00124603-n] (the act of shooting a gun)
          • ses duvarı [TUR10-0680900] (Havada ses hızına yakın bir hızla hareket eden bir cismin oluşturduğu aerodinamik olayların tümü)
        • çoğaltım [TUR10-0172200] (Çoğaltma işi)
        • ekonomik süreç [TUR10-1236540] (Maddi zenginliğin üretilmesi, geliştirilmesi ve yönetimiyle ilgili her türlü süreç) economic process [ENG31-13492409-n] (any process affecting the production and development and management of material wealth)
          • resesyon [TUR10-0187120] (Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması)
          • deflation [ENG31-13481024-n] (a contraction of economic activity resulting in a decline of prices)
          • enflasyon [TUR10-0247540] (Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç) inflation [ENG31-13520031-n] (a general and progressive increase in prices)
            • enflasyon canavarı [TUR10-1021100] (Yüksek oranda gerçekleşen enflasyon)
            • stagflasyon [TUR10-0708640] (Ekonomideki durgunluk ve enflasyonun aynı anda yaşanması)
            • stagflation [ENG31-13581941-n] (a period of slow economic growth and high unemployment (stagnation) while prices rise (inflation))
          • küreselleşme [TUR10-0503230] (Dünya milletlerini ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşmaya ve bir bütün olmaya götürme eylemi)
          • globalization [ENG31-13509313-n] (growth to a global or worldwide scale)
          • dezenflasyon [TUR10-1236520] (Enflasyon oranının düşmesi)
          • disinflation [ENG31-13488052-n] (a reduction of prices intended to improve the balance of payments)
          • ekonomik büyüme [TUR10-1236530] (Herhangi bir ülkede yaratılan ulusal gelirin ve bundan kişi başına düşen niceliğin, bir yıldan öteki yıla olumlu yönde gerçekleşen artışı)
          • economic growth [ENG31-13492255-n] (steady growth in the productive capacity of the economy (and so a growth of national income))
          • şişkinlik [TUR10-0732800] (Gereğinden fazla artış)
          • inflation [ENG31-13520031-n] (a general and progressive increase in prices)
          • pahalılık [TUR10-0610750] (Fiyatların genel olarak yükselmesi, fiyat artışı)
          • pahalılık [TUR10-0247560] (Bir şeyin fiyatının yüksek olması durumu veya pahalı olma durumu) inflation [ENG31-13520031-n] (a general and progressive increase in prices)
            • hayat pahalılığı [TUR10-0334880] (Yiyecek, içecek, giyecek vb. geçim maddelerinin pahalı olması)
          • tüketim [TUR10-0382870] (Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması) consumption [ENG31-00357193-n] (the act of consuming something)
            • ticari tüketim [TUR10-0776550] (Ticaret mallarının tüketilmesi)
            • birim tüketimi [TUR10-0969620] (Konut, kişi, malzeme, araç vb. başına düşen enerji tüketim miktarı)
          • sunu [TUR10-0712720] (Piyasaya mal çıkartma, arz)
            • sürülme [TUR10-0718340] (Piyasaya çıkarılma)
          • efektif talep [TUR10-0235050] (Bir malı satın alma gücüne sahip olanın satın alma gücü ile desteklenen isteği)
        • azaltım [TUR10-0879100] (Azaltma işi) decrease [ENG31-13479774-n] (a process of becoming smaller or shorter)
          • azalma [TUR10-0064410] (Eskisinden az duruma gelme) decrease [ENG31-07370487-n] (a change downward)
            • psilosis [TUR10-1236770] (Saçları döken bir çeşit deri hastalığı)
            • psilosis [ENG31-13564058-n] (falling out of hair)
            • azalım [TUR10-1248610] (Azalma işi)
            • gerileme [TUR10-0293990] (Kavrama yeteneğinin giderek zayıflaması durumu)
            • gevşeme [TUR10-0295440] (İsteğin, çabanın, ciddiyetin azalması)
          • çekme [TUR10-0157210] (Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi)
        • dejenere olma [TUR10-1236450] (Soysuzlaşma, yozlaşma) degeneration [ENG31-13481502-n] (the process of declining from a higher to a lower level of effective power or vitality or essential quality)
          • eskime [TUR10-0253490] (Eskimek eylemi) obsolescence [ENG31-13545186-n] (the process of becoming obsolete)
            • eski [TUR10-0253300] (Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey)
        • döngü [TUR10-0915640] (Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması)
        • cycle [ENG31-07357095-n] (a periodically repeated sequence of events)
        • performans [TUR10-0623920] (Verim gücü)
        • operation [ENG31-13546752-n] (process or manner of functioning or operating)
        • kentlileşme [TUR10-0441590] (Durumu)
        • kesit [TUR10-0444800] (Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç)
        • tanıt [TUR10-0744260] (Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci)
        • damıtım [TUR10-0996170] (Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırma işi)
        • toplumsal farklılaşma [TUR10-0782120] (Kişi veya gruplarda farklı özelliklerin topluca meydana getirilmesi, tanınması ve benimsenmesi)
        • barış [TUR10-0077710] (Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç)
        • kurumlaşma [TUR10-0560160] (Herhangi bir davranış, düşünüş, inanış biçiminin tarih olarak durağan ve toplumca değer verilen kalıplara dönüşmesi süreci)
        • bireyleşme [TUR10-0106690] (Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci)
        • birikim [TUR10-0107080] (Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci)
        • devinim [TUR10-0199770] (Bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü)
        • şehirleşme [TUR10-0726520] (Özellikle sanayinin gelişmesi sonucu nüfusun şehirlerde toplanması ve şehir alanlarının genişlemesi süreci)
      • sebebiyet [TUR10-0671910] (Bir şeye, bir olaya sebep olma, yol açma) causal agent [ENG31-00007347-n] (any entity that produces an effect or is responsible for events or results)
        • sebep [TUR10-0657350] (Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe) factor [ENG31-07342405-n] (anything that contributes causally to a result)
          • göz bağı [TUR10-0308310] (Aklı ve duyguları yanıltan sebep)
          • ayıraç [TUR10-0061580] (Cisimleri, birleşime veya ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan madde)
          • reagent [ENG31-14803141-n] (a chemical agent for use in chemical reactions)
          • beyazlatıcı [TUR10-0097630] (Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde)
          • bleaching agent [ENG31-14803364-n] (an agent that makes things white or colorless)
          • çamaşır suyu [TUR10-0148970] (Çamaşırların beyazlamasını ve kolayca temizlenmesini sağlayan kimyasal birleşimli su)
          • bleaching agent [ENG31-14803364-n] (an agent that makes things white or colorless)
          • ağartıcı [TUR10-1240530] (Ağartma işini yapan)
          • bleaching agent [ENG31-14803364-n] (an agent that makes things white or colorless)
          • tiner [TUR10-0777130] (Boyaların yoğunluğunu azaltmak, sulandırmak amacıyla kullanılan kimyasal birleşimlerin genel adı)
          • dilutant [ENG31-14859503-n] (a diluting agent)
          • taşıyıcı [TUR10-0750320] (Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan)
          • vector [ENG31-09492415-n] (any agent (person or animal or microorganism) that carries and transmits a disease)
          • doğa [TUR10-0212760] (Evrende meydana gelen olayları denetiminde, egemenliğinde tuttuğuna inanılan soyut güç)
          • nature [ENG31-09526814-n] (a causal agent creating and controlling things in the universe)
          • kulp [TUR10-0489510] (Uydurma sebep; bahane)
          • coşturucu [TUR10-0142610] (Coşturan kimse veya şey)
          • dalgalandırıcı [TUR10-0180290] (Bir sıvıyı veya ortamı dalgalanmaya sürükleyici)
          • düşündürmelik [TUR10-0231060] (Düşündürmeye yol açan şey)
          • eritici [TUR10-0250790] (Bir başka maddeyi eriten, çözündüren cisim)
          • etkinleştirici [TUR10-1024350] (Herhangi bir organın daha verimli çalışmasını veya herhangi bir aracın daha iyi iş görmesini sağlayan madde)
          • ağırlaştırıcı sebep [TUR10-0922500] (Verilecek cezanın arttırılmasını gerektiren durum veya olay)
          • tohum [TUR10-0778700] (Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey)
          • yüz [TUR10-0867390] (Nedeniyle; sebebiyle)
          • miyasma [TUR10-0548390] (Salgın hastalıklara yol açtığına inanılan etken)
          • nifak tohumu [TUR10-0576550] (Bozgunculuk sebebi)
          • savaş sebebi [TUR10-1129750] (Ülkeler arasındaki çeşitli sebepler yüzünden savaş ilanına yol açan olay veya konu)
          • forsmajör [TUR10-0278510] (Zorlayıcı sebep)
          • sudan sebep [TUR10-1142310] (Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak sebep)
          • sudan bahane [TUR10-1142260] (Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak bahane)
          • övünek [TUR10-0606970] (Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi)
          • risk faktörü [TUR10-1123780] (Zarara uğratma olasılığı olan etken)
          • güdü [TUR10-0312780] (Bir etkinlik veya işin gizli sebebi)
          • hikmet [TUR10-0344590] (Sebep; gizli sebep)
          • ağlatıcı [TUR10-0014140] (Ağlamaya yol açan şey)
          • akışkanlaştırıcı [TUR10-0018890] (Akışkan duruma getirme özelliği olan şey)
          • ayırıcı [TUR10-0061600] (Ayırma özelliği veya gücü olan şey)
          • avutucu [TUR10-0058870] (Avutan, teselli eden kimse veya şey)
          • ateşleyici [TUR10-0055140] (Ateşleme niteliği olan şey)
          • kızartıcı [TUR10-0458560] (Kızarmayı sağlayan, kızarmaya sebep olan şey)
          • övünce [TUR10-0606920] (Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey)
          • yıldırıcı [TUR10-1184800] (Yıldıran kimse veya şey)
          • güldürü [TUR10-0313250] (Güldürme özelliği olan şey) wit [ENG31-06788939-n] (a message whose ingenuity or verbal skill or incongruity has the power to evoke laughter)
            • espri [TUR10-0254420] (İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz) joke [ENG31-06790941-n] (a humorous anecdote or remark intended to provoke laughter)
              • kelime oyunu [TUR10-0439310] (Sözlerin çok anlamlı olmasından veya benzerliklerinden yararlanarak yapılan nükte veya aykırı anlamlandırma)
            • karikatür [TUR10-0421640] (İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim)
            • cartoon [ENG31-06793517-n] (a humorous or satirical drawing published in a newspaper or magazine)
            • saraka [TUR10-0665240] (Gizli veya kinayeli bir biçimde alay)
            • sarcasm [ENG31-06790003-n] (witty language used to convey insults or scorn)
            • gülüt [TUR10-1028940] (Skeç, revü, eğlence gösterisi ve benzerine eklenen beklenmedik, gülünç sözler veya durumlar)
            • joke [ENG31-06790941-n] (a humorous anecdote or remark intended to provoke laughter)
            • komedi [TUR10-0470240] (Gülmeye sebep olan olay veya olaylar)
            • drollery [ENG31-06794240-n] (a comic incident or series of incidents)
          • ruh [TUR10-0649630] (İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık) spirit [ENG31-10655996-n] (the vital principle or animating force within living things)
            • ruh [TUR10-0132300] (Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz)
            • soul [ENG31-10646444-n] (the immaterial part of a person)
            • ruhumücerret [TUR10-1124300] (Katışık ve karışık olmayan ruh)
          • faktör [TUR10-0258580] (Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri)
            • ilaç [TUR10-0184510] (Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde) corrective [ENG31-03116550-n] (a device for treating injury or disease)
              • fitil [TUR10-0275720] (Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç) suppository [ENG31-04368468-n] (a small plug of medication designed for insertion into the rectum or vagina where it melts)
                • şama [TUR10-0722530] (Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil)
              • kür [TUR10-0502820] (İyi bakım ve ilaç tedavisi)
              • remedy [ENG31-04081594-n] (a medicine or therapy that cures disease or relieve pain)
              • müshil [TUR10-0564190] (Bağırsakları çalıştırıp temizleyen, dışkının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlayan ilaç)
              • purgative [ENG31-04032142-n] (a purging medicine)
              • tentür [TUR10-0764950] (Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç)
              • tincture [ENG31-04446256-n] ((pharmacology) a medicine consisting of an extract in an alcohol solution)
              • tonik [TUR10-0780190] (Organları uyaran ve güçlendiren ilaç)
              • tonic [ENG31-04458744-n] (a medicine that strengthens and invigorates)
              • antibakteriyel ilaç [TUR10-1209860] (Bakteri üremesini engelleyen ya da belli bakterilerle savaşan ilaç) antibacterial [ENG31-02719116-n] (any drug that destroys bacteria or inhibits their growth)
                • antibiyotik [TUR10-0039190] (Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı) antibiotic [ENG31-02719777-n] (a chemical substance derivable from a mold or bacterium that can kill microorganisms and cure bacterial infections)
                  • penisilin [TUR10-0622810] (Mikroplu hastalıkların tedavisinde kullanılan bir tür antibiyotik)
                  • penicillin [ENG31-03916152-n] (any of various antibiotics obtained from Penicillium molds (or produced synthetically) and used in the treatment of various infections and diseases)
                  • streptomisin [TUR10-0709770] (Verem basiline, şarbon, difteri, veba, menenjit, zatürre vb. hastalıklara sebep olan mikroplara karşı kullanılan bir antibiyotik)
                  • streptomycin [ENG31-04343518-n] (an antibiotic produced by the actinomycete Streptomyces griseus and used to treat tuberculosis)
              • antihistamin [TUR10-1209880] (Histaminin etkisini önleyen; antihistaminik)
              • antihistamine [ENG31-02723650-n] (a medicine used to treat allergies and hypersensitive reactions and colds)
              • antienflamatuar [TUR10-1209890] (Yangı önleyen, iltihapla savaşan; yangıgiderir) anti-inflammatory [ENG31-02724463-n] (a medicine intended to reduce inflammation)
                • nonsteroid antienflamatuar ilaç [TUR10-1214140] (Steroit yapıda olmayan iltihap önleyici ilaç)
                • nonsteroidal anti-inflammatory [ENG31-03834005-n] (an anti-inflammatory drug that does not contain steroids)
              • ateş düşürücü [TUR10-1209920] (Yükselen vücut ısısının düşürülmesini sağlayan ilaç ya da madde)
              • antipyretic [ENG31-02726520-n] (any medicine that lowers body temperature to prevent or alleviate fever)
              • spazmolitik [TUR10-1209930] (İskelet kasları ve sindirim kanalında ani ve istek dışı olarak ortaya çıkan kasılmaları önleyen; antispazmodik; kasılım çözen)
              • antispasmodic [ENG31-02727458-n] (a drug used to relieve or prevent spasms (especially of the smooth muscles))
              • balgam söktürücü [TUR10-1212190] (Trakeal veya bronşiyal mukusun ekspektorasyon (göğüs atımı) veya öksürük şeklinde dışarı atımını arttıran ilaçlara veya şifalı bitkilere verilen isim)
              • expectorant [ENG31-03309550-n] (a medicine promoting expectoration)
              • reçetesiz ilaç [TUR10-1214310] (Reçete aranmaksızın satılan ilaç)
              • over-the-counter drug [ENG31-03871854-n] (a drug that is sold without a prescription)
              • patentli ilaç [TUR10-1214370] (Patenti alınmış ilaç)
              • patent medicine [ENG31-03904633-n] (medicine that is protected by a patent and available without a doctor's prescription)
              • farmasötik ürün [TUR10-1214470] (Eczacılık ürünü)
              • pharmaceutical [ENG31-03927111-n] (drug or medicine that is prepared or dispensed in pharmacies and used in medical treatment)
              • plasebo [TUR10-1214600] (Klinik denemelerde test edilecek ilacın emniyetli ve etkili olup olmadığını tanımlamak için sıklıkla kullanılan ve doğrudan tıbbi yararı olmayan aktif olmayan madde)
              • placebo [ENG31-03958972-n] (an innocuous or inert medication)
              • reçeteli ilaç [TUR10-1214840] (Sadece bir doktor veya diş hekimi tarafından bir eczacıya yazılı talimatlar verildiği takdirde alınabilen ilaç)
              • prescription drug [ENG31-04005638-n] (a drug that is available only with written instructions from a doctor or dentist to a pharmacist)
              • laksatif [TUR10-1214960] (Bağırsakları çalıştırıp temizleyen, dışkının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlayan ilaç)
              • purgative [ENG31-04032142-n] (a purging medicine)
              • sakinleştirici [TUR10-1215330] (Düşük dozda kullanıldığında gerginlik ve bunaltıyı gideren, duygu ve davranışlarda yatıştırıcı etki sağlayan, yüksek dozda ise bilinç bulanıklığı ve uyku veren ilaçların genel adı; sedatif)
              • sedative [ENG31-04173614-n] (a drug that reduces excitability and calms a person)
              • şap [TUR10-0723430] (Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde)
              • alum [ENG31-02703481-n] (a double sulphate of aluminum and potassium that is used as an astringent (among other things))
              • ağrı kesici [TUR10-0014340] (Acıyı, sızıyı dindirici ilaç) analgesic [ENG31-02710542-n] (a medicine used to relieve pain)
                • aspirin [TUR10-0051220] (Ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak kullanılan beyaz renkli hap) aspirin [ENG31-02751623-n] (the acetylated derivative of salicylic acid)
                  • bebe aspirini [TUR10-0087810] (Küçük çocuklara içirilmek üzere özel olarak yapılmış aspirin)
              • panzehir [TUR10-0612880] (Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde)
              • antidote [ENG31-02722499-n] (a remedy that stops or controls the effects of a poison)
              • sıtma ilacı [TUR10-1209910] (Titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren ve bulaşıcı olan sıtma hastalığını tedavide kullanılan ilaç) antimalarial [ENG31-02724873-n] (a medicinal drug used to prevent or treat malaria)
                • kinin [TUR10-0461740] (Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit)
                • quinine [ENG31-04041562-n] (a bitter alkaloid extracted from chinchona bark)
              • pelesenk [TUR10-0621890] (Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine)
              • balsam [ENG31-02786813-n] (an ointment containing a fragrant resin)
              • sağaltıcı [TUR10-0655030] (Sağaltma işini yapan kimse veya şey) remedy [ENG31-04081594-n] (a medicine or therapy that cures disease or relieve pain)
                • merhem [TUR10-0196930] (Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç) ointment [ENG31-03851070-n] (semisolid preparation (usually containing a medicine) applied externally as a remedy or for soothing an irritation)
                  • çoban merhemi [TUR10-0171600] (Terementi ve mum yağı ile yapılmış yara merhemi)
                  • uyuz merhemi [TUR10-0803920] (Uyuz için kullanılan bir tür merhem)
                  • pomat [TUR10-0632770] (Yağlı ve kokulu merhem)
                • losyon [TUR10-0514090] (Deri ve saç bakımında kullanılan alkollü veya alkolsüz, kokulu sıvı) lotion [ENG31-03696454-n] (liquid preparation having a soothing or antiseptic or medicinal action when applied to the skin)
                  • baz losyon [TUR10-0087710] (Cildin esnek ve sağlıklı görünmesini sağlamak ve özellikle yağlı ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için kullanılan bir tür losyon)
                  • kalamin losyonu [TUR10-1210800] (Ciltte oluşan çeşitli rahatsızlıkların giderilmesi için kullanılan losyon)
                  • calamine lotion [ENG31-02941150-n] (a lotion consisting of a liquid preparation containing calamine)
                  • tıraş losyonu [TUR10-0774910] (Tıraştan sonra deriyi canlandırıcı, özel kokulu kolonya)
                  • tonik [TUR10-0780210] (Cilt bakımında kullanılan, yüze ve boyna sürülen losyon)
              • göz banyosu [TUR10-0308330] (Göz hastalıklarının iyileştirilmesi için yapılan banyo)
              • eye-lotion [ENG31-03314159-n] (lotion consisting of a solution used as a cleanser for the eyes)
              • Prozac [TUR10-1243980] (A selective-serotonin reuptake inhibitor commonly prescribed as an antidepressant (trade names Prozac or Sarafem))
              • fluoxetine [ENG31-03375773-n] (a selective-serotonin reuptake inhibitor commonly prescribed as an antidepressant (trade names Prozac or Sarafem))
              • zararlıkıran [TUR10-1192010] (Bitkilerin sağlıklı biçimde gelişmelerini engelleyen böcek, kurt vb. canlıları yok eden tarım ilacı)
              • tiabendazol [TUR10-0776220] (Yuvarlak kurtları yok etmek için kullanılan ilaç)
              • tansiyon düşürücü [TUR10-0744970] (Atardamar basıncını düşüren ilaç)
              • kocakarı ilacı [TUR10-0465620] (Hekim olmayan kimselerin yaptıkları veya salık verdikleri, hekimlikte kullanılmayan ilaç)
              • kortizonlu ilaç [TUR10-0476630] (İltihaplanmada, alerjilerde ve bazı kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan, birleşiminde kortizon olan ilaç)
              • enfiye [TUR10-0247530] (Burna çekilmek için hazırlanmış toz ilaç)
              • tentürdiyot [TUR10-0764960] (Mikrop kapmasını önlemek için bir kesik veya sıyrığa sürülen iyot tentürü)
              • damla [TUR10-0182450] (Damlalıkla kullanılan ilaç)
              • dil altı [TUR10-0204930] (Genellikle kalp hastalıklarında hızlı ve kesin etki sağlamak için dilin altına konup emilen ilaç)
              • lavman [TUR10-0508410] (Bu iş için kullanılan alet ve sıvı)
              • kusturucu [TUR10-0496160] (Kısa süre içinde kusmaya sebep olan ilaç)
              • lapa [TUR10-0507230] (Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç)
              • lavdanom [TUR10-0508390] (İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç)
              • uyku ilacı [TUR10-0802680] (Rahat uyuyabilmek için kullanılan ilaç)
              • uyuz ilacı [TUR10-0803830] (Uyuz hastalığına karşı koruyucu olarak kullanılan bir tür ilaç)
              • antialerjik [TUR10-0039160] (Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaçların özelliği)
              • yumuşatıcı [TUR10-0863150] (Teskin edici; hafifletici)
              • banyo [TUR10-0076630] (Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su)
              • bizmut [TUR10-0110530] (İlaç olarak kullanılan ve asıl maddesi bizmut olan karışım)
              • müstahzarat [TUR10-0564540] (Eczanelerde hazır olarak bulundurulan ilaçlar)
              • şurup [TUR10-0734450] (İçinde çok miktarda şeker bulunan koyu sıvı kıvamda olan ilaç)
              • nöbet şekeri [TUR10-0580030] (Halk arasında ilaç olarak kullanılan billurlaşmış şeker)
              • sidik söktürücü [TUR10-0691140] (Sidiği artıran ilaç)
              • sinir ilacı [TUR10-0695000] (Sinir sistemiyle ilgili bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan yatıştırıcı ilaç)
              • gayakol [TUR10-0284430] (Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı)
              • sinameki [TUR10-0694020] (Bu bitkinin bazı türlerinden elde edilen, hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan madde)
              • solucan düşürücü [TUR10-0701090] (Bağırsak kurtlarını öldürmeye veya organizmadan dışarı atmaya yarayan ilaç)
              • hap [TUR10-0471050] (Kolayca yutulabilmesi için çoğu kez yassı veya silindir biçimine getirilmiş katı ilaç) pill [ENG31-03942844-n] (a dose of medicine in the form of a small pellet)
                • tablet [TUR10-0736590] (Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde)
                • pill [ENG31-03942844-n] (a dose of medicine in the form of a small pellet)
                • sıkıt [TUR10-0686320] (Komprime)
            • uyuşturucu madde [TUR10-0803580] (Morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde) drug [ENG31-03252323-n] (a substance that is used as a medicine or narcotic)
              • afrodizyak [TUR10-0878660] (Cinsel duyguları veya isteği uyaran veya artıran madde)
              • aphrodisiac [ENG31-02730206-n] (a drug or other agent that stimulates sexual desire)
              • kokain [TUR10-0466680] (Koka yapraklarından çıkarılan ve bağımlılık yapan uyuşturucu bir alkaloit)
              • cocaine [ENG31-03064297-n] (a narcotic (alkaloid) extracted from coca leaves)
              • eter [TUR10-0513670] (Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı)
              • ether [ENG31-03304876-n] (a colorless volatile highly flammable liquid formerly used as an inhalation anesthetic)
              • haşhaş [TUR10-0331040] (Gelincikgillerden, kapsüllerinden afyon, tohumlarından yağ çıkarılan bir yıllık ve otsu bir kültür bitkisi)
              • hashish [ENG31-03502307-n] (purified resinous extract of the hemp plant)
              • haşiş [TUR10-0331230] (Hint kenevirinden çıkarılan esrar)
              • hashish [ENG31-03502307-n] (purified resinous extract of the hemp plant)
              • eroin [TUR10-0251880] (Morfinden kimyasal yolla elde edilen uyuşturucu bir madde)
              • heroin [ENG31-03521174-n] (a narcotic that is considered a hard drug)
              • keyif verici madde [TUR10-1213240] (Sarhoşluk durumu yaratabilen, morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren herhangi bir madde)
              • intoxicant [ENG31-03586803-n] (a drug that can produce a state of intoxication)
              • narkotik madde [TUR10-1214070] (Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan madde)
              • narcotic [ENG31-03814104-n] (a drug that produces numbness or stupor)
              • yatıştırıcı [TUR10-0841270] (Ağrıyı, sızıyı gideren ilaç; müsekkin)
              • tranquilizer [ENG31-04477467-n] (a drug used to reduce stress or tension without reducing mental clarity)
              • ağır uyuşturucu [TUR10-1212920] (Eroin veya kokain gibi güçlü, genellikle fiziksel veya psikolojik bağımlılığa neden olan uyuşturucu)
              • maden [TUR10-0516430] (Uyuşturucu, esrar, eroin)
              • doping [TUR10-0219030] (Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç)
              • hafif uyuşturucu [TUR10-1215580] (Nispeten hafif ve bağımlılığa neden olma ihtimali düşük olan uyuşturucu)
              • baz morfin [TUR10-0087720] (Uyuşturucu madde yapımında kullanılan açık kahverengi toz)
              • beyaz zehir [TUR10-0097840] (Eroin, kokain vb. sıvı olmayan uyuşturucu madde)
      • cemadat [TUR10-0135290] (Cansızlar, cansız varlıklar)
      • suret [TUR10-0713170] (İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü)
      • bozguncu [TUR10-0117670] (Bozgunluk yaratan kimse, güç vb)
      • bozuntu [TUR10-0118330] (Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey)
      • büyüleyici [TUR10-0129400] (Etkileyen, çekici niteliği olan kimse veya şey)
      • güçlendirici [TUR10-0312360] (Güç veren, güç katan kimse veya şey)
        • kuvvetlendirici [TUR10-0498290] (Gücü artıran, güçlendirici şey)
      • neden [TUR10-0572840] (Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey) cause [ENG31-07341157-n] (events that provide the generative force that is the origin of something)
        • ereksel neden [TUR10-0249760] (Temelde bulunan erek veya varılmak istenen ereğe götüren sebep)
    • soyutlama [TUR10-0755370] (Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma) abstraction [ENG31-05788101-n] (the process of formulating general concepts by abstracting common properties of instances)
      • psikolojik özellik [TUR10-1246180] () psychological feature [ENG31-00023280-n] (a feature of the mental life of a living organism)
        • bilgi [TUR10-0522600] (İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü) cognition [ENG31-00023451-n] (the psychological result of perception and learning and reasoning)
          • bilgi [TUR10-0102990] (Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek) information [ENG31-05824413-n] (knowledge acquired through study or experience or instruction)
            • tüyo [TUR10-0794960] (Yarış öncesinde belirlenen veya tahmin edilen yarışmacı hakkında verilen gizli bilgi)
            • veri [TUR10-0184620] (Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge)
            • datum [ENG31-05824748-n] (an item of factual information derived from measurement or research)
            • tüyo [TUR10-0794950] (Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi)
            • tip-off [ENG31-05835453-n] (inside information that something is going to happen)
            • veri [TUR10-0817880] (Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi) datum [ENG31-05824748-n] (an item of factual information derived from measurement or research)
              • istatistik [TUR10-0670890] (Bir sonuç çıkarmak için olguları yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi) statistic [ENG31-06030848-n] (a datum that can be represented numerically)
                • aile bütçesi [TUR10-0016410] (Kısa bir süre içinde bir işçinin veya işçi ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değişmeleri belirlemek amacıyla yapılan istatistik çalışması)
              • bileşim [TUR10-0102610] (Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı)
              • kayıt [TUR10-0433390] (Bir yazının, bir hesabın tarih, numara ve benzerinin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması) register [ENG31-06519032-n] (an official written record of names or events or transactions)
                • yazılı belge [TUR10-1220870] (Yazılmış olan, muharrer belge) written record [ENG31-06514369-n] (a written document preserving knowledge of facts or events)
                  • tutanak [TUR10-1191470] (Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi) minutes [ENG31-06520103-n] (a written account of what transpired at a meeting)
                    • seçim tutanağı [TUR10-0672480] (Seçimlerde yetkili kurulca seçim sonuçlarının tespit edildiği resmî belge)
                    • sözleşme tutanağı [TUR10-0707520] (Sözleşme şartlarını içeren belge)
                  • evrak [TUR10-0260370] (Resmî kurumlarda işlem gören belgeler) document [ENG31-06481744-n] (writing that provides information (especially information of an official nature))
                    • form [TUR10-0277930] (İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge) form [ENG31-06485234-n] (a printed document with spaces in which to write)
                      • anket [TUR10-0703790] (Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi) questionnaire [ENG31-06485793-n] (a form containing a set of questions)
                        • iskandil [TUR10-0379900] (İşin içyüzünü öğrenme, bilgi toplama, sorup soruşturma)
                    • kaynak [TUR10-0434150] (Araştırma ve incelemede yararlanılan belge) source [ENG31-06687867-n] (a document (or organization) from which information is obtained)
                      • mehaz [TUR10-0532650] (Bir eser yazılırken başvurulan kaynak)
                    • rapor [TUR10-0642580] (Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı) report [ENG31-07233130-n] (a written document describing the findings of some individual or group)
                      • denetleme raporu [TUR10-0192900] (Denetçi tarafından hazırlanan ve bir işin doğru, usullere ve yönetime uygun olarak yapılıp yapılmadığını belirten yazı)
                      • teftiş raporu [TUR10-0756790] (Herhangi bir konuda teftiş kurulunun hazırlamış olduğu rapor)
                      • tekmil [TUR10-0759050] (Askerlikte astın üste verdiği sözlü rapor)
                      • ekspertiz raporu [TUR10-0240180] (Eksperler tarafından yapılan inceleme sonunda hazırlanan rapor)
                      • temiz raporu [TUR10-0763680] (Bir şeyin bozuk olmadığı gösteren rapor)
                      • temiz raporu [TUR10-0763670] (Hastalığı olmadığını gösteren rapor)
                      • tutanak [TUR10-0789460] (Birçok kimsenin imzaladığı rapor)
                      • uygulanabilirlik raporu [TUR10-0802290] (Yapılabilirlik raporu)
                      • bilirkişi raporu [TUR10-0104080] (Bilirkişinin hazırlamış olduğu rapor)
                      • ön rapor [TUR10-0603980] (Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı)
                      • soruşturma raporu [TUR10-0703840] (Soruşturma kurulunun hazırlamış olduğu yazılı belge)
                    • sertifika [TUR10-0680140] (Kişinin bilgi gerektiren herhangi bir konuda niteliğini gösteren belge) certificate [ENG31-06483016-n] (a document attesting to the truth of certain stated facts)
                      • diploma [TUR10-0120690] (Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge)
                      • diploma [ENG31-06490253-n] (a document certifying the successful completion of a course of study)
                      • tescil [TUR10-0769110] (Bir taşınmazın üzerinde bir ayni hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt)
                      • registration [ENG31-06491045-n] (a document certifying an act of registering)
                      • çıkış belgesi [TUR10-0163520] (Bir kimsenin bir okulu bitirdiğini göstermek için geçici olarak verilen belge)
                      • çıktı [TUR10-0164050] (Mezuniyet belgesi)
                    • tasdikname [TUR10-0748970] (Verilen onayı gösteren belge)
                    • certificate [ENG31-06483016-n] (a document attesting to the truth of certain stated facts)
                    • resmi belge [TUR10-1220810] (Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili belge) legal document [ENG31-06491336-n] ((law) a document that states some contractual relationship or grants some right)
                      • oy pusulası [TUR10-0638600] (Seçimlerde adaylara veya partilere ait özel şekilleri içeren, üzerine oya ait işaret konulan resmî belge)
                      • ballot [ENG31-06482593-n] (a document listing the alternatives that is used in voting)
                      • beyanname [TUR10-0097400] (Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi)
                      • tax return [ENG31-06560662-n] (document giving the tax collector information about the taxpayer's tax liability)
                      • çalışma izni [TUR10-0147840] (Bir konuda iş yapmak için resmî kuruluşlardan alınan izin)
                      • working papers [ENG31-06543899-n] (a legal document giving information required for employment of certain people in certain countries)
                      • emir [TUR10-0245640] (Bir makamdan öbürüne geçerken görevliye verilen belge)
                      • mandate [ENG31-06568472-n] (a document giving an official instruction or command)
                      • kağıt [TUR10-0398550] (Menkul kıymetler borsasında işlem gören tahvil, hisse senedi gibi mali değeri olan senet) security [ENG31-13437518-n] (a formal declaration that documents a fact of relevance to finance and investment)
                        • hisse senedi [TUR10-0620050] (Anonim veya komandit ortaklıklarda, ortaklık sermayesinin birbirine eşit bölümlere ayrılmış parçasından her birinin karşılığı olmak üzere, yasada gösterilen özelliklere uygun olarak düzenlenmiş değerli belge)
                        • stock certificate [ENG31-13438244-n] (a certificate documenting the shareholder's ownership in the corporation)
                        • vergi muafiyeti [TUR10-0817800] (Vergi verme dışında bırakılma)
                        • tax-exempt security [ENG31-13438462-n] (a security that is not subject to taxation)
                        • borsa kağıdı [TUR10-0114260] (Borsada kayıtlı, alınıp satılan hisse senedi)
                      • yasa tasarısı [TUR10-0411300] (Hükûmet tarafından hazırlanarak yasalaşması için meclise gönderilen kanun metni)
                      • bill [ENG31-06548844-n] (a statute in draft before it becomes law)
                      • konşimento [TUR10-0472700] (Taşınmak için gemiye teslim edilen bir mala karşılık olarak verilen alındı)
                      • bill [ENG31-06548844-n] (a statute in draft before it becomes law)
                      • tasarı [TUR10-0508610] (Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin)
                      • bill [ENG31-06548844-n] (a statute in draft before it becomes law)
                      • lisans [TUR10-0512430] (Bir malı yabancı firma adına üretme izni)
                      • license [ENG31-06561652-n] (a legal document giving official permission to do something)
                      • lisans [TUR10-0512450] (Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni)
                      • license [ENG31-06561652-n] (a legal document giving official permission to do something)
                      • manifesto [TUR10-0523990] (Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste)
                      • manifest [ENG31-06513909-n] (a customs document listing the contents put on a ship or plane)
                      • pasaport [TUR10-0617010] (Yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge) passport [ENG31-06512928-n] (a document issued by a country to a citizen allowing that person to travel abroad and re-enter the home country)
                        • lacivert pasaport [TUR10-0504960] (Yurt dışına çıkmak için verilen pasaport)
                        • kırmızı pasaport [TUR10-0452760] (Ülkesini yurt dışında temsil etmekle görevlendirilen kimselere belirli süreler için verilen pasaport)
                        • yeşil pasaport [TUR10-0851900] (Birinci dereceli devlet memurlarına, eş ve çocuklarına verilen hususi pasaport)
                        • gri pasaport [TUR10-0310850] (Belli bir görev için yurt dışına çıkanlar için verilen geçici pasaport)
                      • ruhsat [TUR10-0650020] (Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin) license [ENG31-06561652-n] (a legal document giving official permission to do something)
                        • arama ruhsatı [TUR10-0042660] (Yer altındaki maden ve petrol arama işleri için verilen izin)
                        • satış ruhsatı [TUR10-0668520] (Bir malın satılmasına ilişkin izin belgesi)
                      • iddianame [TUR10-0669190] (Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı, mahkemede okunan yazı)
                      • indictment [ENG31-07249995-n] (a formal document written for a prosecuting attorney charging a person with some offense)
                      • tapu [TUR10-0745740] (Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge)
                      • deed [ENG31-06557128-n] (a legal document signed and sealed and delivered to effect a transfer of property and to show the legal right to possess it)
                      • menkul kıymetler [TUR10-0750130] (Senet, bono, tahvil, hisse senedi vb. belge) security [ENG31-13437518-n] (a formal declaration that documents a fact of relevance to finance and investment)
                        • döviz [TUR10-0223310] (Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek ve poliçe vb. her türlü ödeme aracı) exchange [ENG31-01095009-n] (reciprocal transfer of equivalent sums of money (especially the currencies of different countries))
                          • para [TUR10-0613400] (Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı) money [ENG31-13405730-n] (the most common medium of exchange)
                            • vadesiz hesap [TUR10-0812380] (Süresi belirlenmemiş, paranın istenildiği zaman çekilebilmesine imkân tanıyan banka hesabı)
                            • uğur parası [TUR10-0797670] (Zenginlik ve iyilik getireceğine inanılarak birisinden alınan para)
                            • nakit [TUR10-0234970] (Peşin para)
                            • ödenek [TUR10-0423370] (Bir iş için ayrılan belli para)
                              • ek ödenek [TUR10-0240630] (Bütçede herhangi bir yatırım için ayrılan paraya yapılan ek)
                              • arpalık [TUR10-0046840] (Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek)
                              • başlık [TUR10-0083070] (Bazı bölgelerde, evlenirken, damadın kaynatasına ödemesi görenek olan para)
                              • başlık parası [TUR10-0083130] (Bazı bölgelerde, evlenirken damadın kaynatasına ödemesi gereken para veya mal)
                            • metelik [TUR10-0539710] (Çok az para)
                            • boodle [ENG31-13406389-n] (informal terms for money)
                            • mevduat [TUR10-0540540] (Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para)
                            • deposit [ENG31-13402318-n] (money deposited in a bank or some similar institution)
                            • sikke [TUR10-0691910] (Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para) coin [ENG31-13409418-n] (a flat metal piece (usually a disc) used as money)
                              • yirmilik [TUR10-0856870] (Yarım kuruş değerinde para; yirmi para)
                              • sent [TUR10-0677210] (Doların yüzde biri değerinde para birimi)
                              • penny [ENG31-13411799-n] (a coin worth one-hundredth of the value of the basic unit)
                              • şilin [TUR10-0731650] (İngiliz lirasının yirmide biri olan para)
                              • shilling [ENG31-13410936-n] (an English coin worth one twentieth of a pound)
                              • metelik [TUR10-0539700] (Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para)
                              • boodle [ENG31-13406389-n] (informal terms for money)
                              • pul [TUR10-0637920] (Akçeden küçük metal para)
                              • altın [TUR10-0030560] (Altından yapılmış sikke) gold [ENG31-14662977-n] (a soft yellow malleable ductile (trivalent and univalent) metallic element)
                                • küflü [TUR10-0500550] (Saklanmış altın para)
                                • tam altın [TUR10-1151020] (Üzerinde Atatürk portresi bulunan, 22 ayar altın)
                                • fındık altını [TUR10-0270650] (Osmanlı İmparatorluğunda kenar süsleri fındığa benzediğinden bu adla anılan altın sikke)
                                • çeyrek altın [TUR10-0162130] (Cumhuriyet altın lirasının dörtte biri)
                                • armudiye [TUR10-0046420] (Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın)
                                • bacaklı [TUR10-0067050] (Felemenk altını)
                                • yarım altın [TUR10-0837540] (Cumhuriyet altın lirasının yarısı)
                                • beşibiryerde [TUR10-0096210] (Kadınların süs için takındıkları, beş altın lira değerinde olan altın)
                                • iki buçukluk [TUR10-0364970] (Kadınların süs için takındıkları, iki buçuk altın lira değerinde olan altın)
                              • akçe [TUR10-0017690] (Küçük gümüş para)
                              • akçe [TUR10-0017700] (Her tür madenî para)
                                • ikilik [TUR10-0365450] (İki kuruşluk gümüş akçe)
                              • akça [TUR10-0017600] (Akçe)
                              • kuruş [TUR10-0495530] (Liranın yüzde biri değerinde Türk parası)
                                • kırklık [TUR10-0451880] (Bir kuruş)
                              • fülüs [TUR10-0280730] (Bakır para)
                              • mahmudiye [TUR10-0518630] (Bugün süs altını gibi kullanılan, II. Mahmut zamanında basılmış, ince altın sikke)
                              • mandagözü [TUR10-0523180] (Nikel yirmi kuruş)
                              • mangır [TUR10-0523780] (Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke)
                              • fenik [TUR10-0267830] (Alman markının yüzde biri)
                              • fenik [TUR10-0267840] (Çok az para)
                              • çürük para [TUR10-0177090] (Ayarı düşük on akçe)
                              • dirhem [TUR10-0208750] (Bir tür gümüş para)
                              • duka [TUR10-0224650] (Bir çeşit Venedik altın akçesi)
                              • arslanlı [TUR10-0047110] (Osmanlı devletinde kullanılan arslan baskılı gümüş sikke)
                              • sağ akçe [TUR10-0655000] (Ayarı tam olan para)
                              • sandıklı [TUR10-0663260] (Süs olarak kullanılan bir tür altın para)
                              • sarı lira [TUR10-0512260] (Osmanlılar döneminde kullanılmış, 7 g ağırlığında altın sikke)
                              • ata lira [TUR10-0943480] (Üzerinde çıkarıldığı yılın tarihi bulunan, 7 gram ağırlığında, cumhuriyet altınına göre daha yayvan ve iri olan altın sikke)
                              • beşlik [TUR10-0096530] (Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe)
                              • mecidiye [TUR10-0531480] (Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış, 20 kuruş değerinde olan gümüş sikke)
                            • banknot [TUR10-0076340] (Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan kâğıt para) bill [ENG31-13414935-n] (a piece of paper money (especially one issued by a central bank))
                              • yüzlük [TUR10-0868140] (Yüz lira değerinde olan para)
                              • yüz binlik [TUR10-0867490] (Yüz bin liralık)
                              • yirmi milyonluk [TUR10-0856890] (Yirmi milyon liralık kâğıt para)
                              • yirmilik [TUR10-0856840] (Yirmi lira değerinde kâğıt para)
                              • yirmi binlik [TUR10-1185160] (Yirmi bin lira değerinde kâğıt para)
                              • papel [TUR10-0613280] (Bir liralık kâğıt para)
                              • boodle [ENG31-13406389-n] (informal terms for money)
                              • evlek [TUR10-0260110] (On liralık kâğıt para)
                              • taban halısı [TUR10-0735750] (Bin liralık bütün kâğıt para)
                              • elli binlik [TUR10-1019940] (Elli bin lira değerinde kâğıt para)
                              • ellilik [TUR10-0244210] (Elli kuruş veya elli lira değerinde para)
                              • beş binlik [TUR10-0096050] (Beş bin liralık bütün kâğıt para)
                              • beş milyonluk [TUR10-0096570] (Beş milyon liralık kâğıt para)
                              • beş yüzlük [TUR10-0096760] (Beş yüz liralık kâğıt para)
                              • menkul [TUR10-0750100] (Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt)
                              • plan [ENG31-05907175-n] (a series of steps to be carried out or goals to be accomplished)
                              • on milyonluk [TUR10-0588500] (On milyon liralık kâğıt para)
                            • züyuf akçe [TUR10-0878560] (Ayarı düşük para, sikke veya akçe)
                            • züyuf [TUR10-0878550] (Kalp veya ayarı düşük paralar)
                            • kalp akçe [TUR10-0405570] (Sahte metal veya kâğıt para)
                            • para [TUR10-0613420] (Kuruşun kırkta biri)
                            • efektif [TUR10-0234980] (Banknot ve metal para)
                            • cari para [TUR10-0133140] (Geçerli olan, yürürlükte bulunan para)
                            • harçlık [TUR10-0327890] (Ufak tefek gereksinimler için ayrılmış para)
                              • cep harçlığı [TUR10-0136310] (Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları karşılaması için verilen para)
                              • yol harçlığı [TUR10-1186260] (Bir kimseye yolculuk sırasında kullanması için verilen para)
                            • değerli kağıt [TUR10-0187830] (Üzerinde herhangi bir değer bulunan ve elinde bulunduranın her an yarar sağlayabileceği para)
                            • sağlam para [TUR10-0656430] (Uluslararası para piyasasında kolaylıkla değiştirilebilen ve kuru devamlı koruyan veya yükselen para)
                            • haftalık [TUR10-0320870] (Haftada bir ödenen para)
                            • banko [TUR10-0076360] (Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para)
                            • baş [TUR10-0080700] (Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye)
                            • bedel [TUR10-0088470] (Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para)
                            • binlik [TUR10-0105380] (Bin birimden oluşan para)
                            • bir milyonluk [TUR10-0108240] (Bir milyon liralık para)
                            • bloke para [TUR10-0110690] (Kontrol altına alınmış para)
                            • meskukat [TUR10-0538170] (Sikkeler, metal paralar)
                            • mihr [TUR10-0544490] (Müslüman bir erkeğin nikâh esnasında eşine vermeyi kabullendiği mal veya para)
                            • miza [TUR10-0548540] (Kumarda ortaya sürülen para)
                            • müteferrika [TUR10-0566100] (Küçük giderler için ayrılan para)
                            • nakliye [TUR10-0569280] (Taşıma parası)
                            • nukut [TUR10-0580290] (Paralar)
                            • on binlik [TUR10-0587870] (On bin liralık bütün kâğıt veya madenî para)
                            • onluk [TUR10-0588420] (On para, on kuruş, on lira veya on bin lira değerinde olan para)
                            • sıcak para [TUR10-0684060] (Piyasaya yeni giren nakit para)
                            • fişek [TUR10-0275390] (Silindir biçiminde üst üste konarak kâğıda sarılmış madenî para)
                            • geçmez akçe [TUR10-0288760] (Tedavülde olmayan para)
                            • ödenek [TUR10-0598310] (Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para)
                            • ölümlük [TUR10-0602130] (Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için biriktirdikleri para)
                            • örtülü ödenek [TUR10-0738560] (Gizli tutulan işlerde harcanmak için yetkililerin emrine verilen para)
                            • palamar parası [TUR10-0611190] (Gemilerin bir iskeleye yanaşmak için ödedikleri para)
                            • parsa [TUR10-0616320] (Bir izleyici topluluğu önünde yapılan gösteriden sonra toplanan para)
                            • rest [TUR10-0646650] (Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü)
                            • haram para [TUR10-0327210] (Yasa dışı yollardan kazanılan para)
                            • iki buçukluk [TUR10-0364950] (Çeyrek lira değerinde para)
                            • iane [TUR10-0356900] (Yardım amacıyla toplanan para)
                          • para pul [TUR10-0614470] (Para, para niteliğinde olan şey)
                        • tahvil [TUR10-0738900] (Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, yıllık faiz getiren yazılı senet) bond [ENG31-13438583-n] (a certificate of debt (usually interest-bearing or discounted) that is issued by a government or corporation in order to raise money)
                          • devlet tahvili [TUR10-0200360] (Devletin aldığı genellikle uzun vadeli borçlar karşılığında özel ve tüzel kişilere verdiği ve sahibinin devletten alacaklı olduğunu gösteren kıymetli kâğıt veya belge)
                          • government bond [ENG31-13359249-n] (a bond that is an IOU of the United States Treasury)
                          • konsolit [TUR10-0472450] (Vadesi belli olmayan ve yalnızca faizi ödenen devlet tahvili)
                          • amorti [TUR10-0033670] (Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil)
                      • temlikname [TUR10-0763790] (Bir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge)
                      • conveyance [ENG31-06558624-n] (document effecting a property transfer)
                      • tezkere [TUR10-0772500] (Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt)
                      • license [ENG31-06561652-n] (a legal document giving official permission to do something)
                      • vasiyet [TUR10-0815540] (Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şeyi yazmış olduğu belge)
                      • will [ENG31-06556133-n] (a legal document declaring a person's wishes regarding the disposal of their property when they die)
                      • vekaletname [TUR10-0816890] (Bir kimsenin vekil olduğunu bildiren noterlikçe onaylanmış belge) power of attorney [ENG31-06542780-n] (a legal instrument authorizing someone to act as the grantor's agent)
                        • umumi vekaletname [TUR10-0798950] (Genel vekâletname)
                      • vergi beyannamesi [TUR10-0817600] (Vergi mükellefinin bir vergi döneminde sağladığı kazancı bildirir belge)
                      • tax return [ENG31-06560662-n] (document giving the tax collector information about the taxpayer's tax liability)
                      • kanun teklifi [TUR10-0838880] (Meclis üyelerinin meclise sunmak üzere hazırladıkları kanun örneği)
                      • bill [ENG31-06548844-n] (a statute in draft before it becomes law)
                      • yeminli ifade [TUR10-1221390] (Yemin ederek verilmiş ifade)
                      • affidavit [ENG31-06749278-n] (written declaration made under oath)
                      • yazılı sözleşme [TUR10-1221400] (Yazılmış olan, muharrer sözleşme) written agreement [ENG31-06784454-n] (a legal document summarizing the agreement between parties)
                        • anlaşma [TUR10-0038950] (Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge) treaty [ENG31-06786235-n] (a written agreement between two states or sovereigns)
                          • konvansiyon [TUR10-0474190] (Anlaşma)
                          • uymaca [TUR10-1256060] (Uyuşma, uzlaşma)
                        • antlaşma [TUR10-0039790] (Bu durumu belirten belge)
                        • treaty [ENG31-06786235-n] (a written agreement between two states or sovereigns)
                        • antlaşma [TUR10-0551660] (İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu) treaty [ENG31-06786235-n] (a written agreement between two states or sovereigns)
                          • barış [TUR10-0077690] (Barışma işi)
                          • peace [ENG31-06786777-n] (a treaty to cease hostilities)
                          • saldırmazlık antlaşması [TUR10-0659890] (Devletlerin birbirlerine saldırmamaları ilkesine dayanan antlaşma)
                        • kesene [TUR10-0443680] (Yazılı anlaşma; sözleşme)
                      • yasa [TUR10-0838370] (Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural)
                      • law [ENG31-00612411-n] (the learned profession that is mastered by graduate study in a law school and that is responsible for the judicial system)
                      • anayasa [TUR10-0411400] (Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa)
                      • fundamental law [ENG31-06545639-n] (law determining the fundamental political principles of a government)
                      • karar [TUR10-0417650] (Bu yargıyı bildiren belge) decree [ENG31-06551761-n] (a legally binding command or decision entered on the court record (as if issued by a court or judge))
                        • yasak [TUR10-0838430] (Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel) prohibition [ENG31-06554038-n] (a decree that prohibits something)
                          • seçim yasağı [TUR10-0672490] (Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen ve seçim sırasında uyulması gereken yasaklar)
                          • tekinsiz [TUR10-0758590] (Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması; tabu)
                          • av yasağı [TUR10-0058900] (Yılın av dönemi dışında kalan zamanda konulan yasak)
                          • basın yasağı [TUR10-0079190] (Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme)
                          • memnu [TUR10-0534410] (Men edilmiş; yasaklanmış; yasak)
                            • memnu meyve [TUR10-0534440] (Elde edilmesi yasaklanan şey)
                            • yok [TUR10-0858020] (Yasaklanmış olan şey; yasak)
                          • menhiyat [TUR10-0535200] (Din yasakları)
                          • haram [TUR10-0327170] (Yasak)
                          • haram lokma [TUR10-0327200] (Toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak elde edilen şey)
                        • kanun hükmünde kararname [TUR10-0411190] (Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan ve kanun değerinde olan karar)
                        • kararname [TUR10-0418010] (Bu kararı bildiren resmî yazı)
                      • müzekkere [TUR10-0567330] (Yargılama makamının, bir kararın yerine getirilmesi konusunda belli bir makama yazdığı yazı) decree [ENG31-06551761-n] (a legally binding command or decision entered on the court record (as if issued by a court or judge))
                        • ihzar müzekkeresi [TUR10-0364530] (Mahkemece yapılan çağrıya uymayanların kolluk gücüyle mahkemeye gelmesini sağlamak için verilen yazılı emir)
                      • vergi iadesi [TUR10-0817650] (Mükellefin yaptığı ihracattan geri alınan vergi indirimi)
                      • tax return [ENG31-06560662-n] (document giving the tax collector information about the taxpayer's tax liability)
                      • permi [TUR10-0624400] (Yazılı izin belgesi)
                      • license [ENG31-06561652-n] (a legal document giving official permission to do something)
                      • genel af [TUR10-0798890] (Kamu yararına uygunluğu anlaşıldığında belli bir veya birkaç suç çeşidi için yapılan kovuşturmaların durdurulması, verilmiş cezaların kaldırılması veya azaltılması)
                      • pardon [ENG31-06564630-n] (a warrant granting release from punishment for an offense)
                      • icra emri [TUR10-1221000] (Mahkeme kararına dayalı olarak yapılan icra takibi sonucunda borçluya gönderilen belge)
                      • sequestration [ENG31-06567561-n] (a writ that authorizes the seizure of property)
                      • sözleşme [TUR10-0554950] (Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem) contract [ENG31-06532935-n] (a binding agreement between two or more persons that is enforceable by law)
                        • satış sözleşmesi [TUR10-0668510] (Alım satım sırasında malın cinsi, miktarı ve ödeme şartlarını belirten yazılı anlaşma metni)
                        • purchase contract [ENG31-06535833-n] (a contract stating the terms of a purchase)
                        • toplu iş sözleşmesi [TUR10-1220960] (Yetkili işçi ve işveren kuruluşları arasında yapılan ve hizmet bağıtının özelliklerini, uygulanacak koşulları ve sona ermesi ile ilgili yargıları kapsayan sözleşme)
                        • imtiyaz [TUR10-0371930] (Fabrika kurmak, maden işletmek vb. için bir kişi veya kuruluşa devlet tarafından verilen özel izin)
                        • concession [ENG31-06538610-n] (a contract granting the right to operate a subsidiary business)
                        • iş sözleşmesi [TUR10-0384150] (İşçilerle işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen yöntem ve şartları kapsayan sözleşme)
                        • employment contract [ENG31-06539311-n] (contract between employer and employee)
                        • kira sözleşmesi [TUR10-0462180] (Kiralama işinde karşılıklı yükümlülükleri belirten resmî belge)
                        • lease [ENG31-06535123-n] (a contract granting use or occupation of property during a specified time for a specified payment)
                        • lisans sözleşmesi [TUR10-0512480] (Firmanın, geliştirdiği teknolojiyi başkalarının kullanabilmesi için verdiği izin belgesi)
                        • licensing agreement [ENG31-06539567-n] (contract giving someone the legal right to use a patent or trademark)
                        • poliçe [TUR10-0632180] (Sigorta senedi) policy [ENG31-06535632-n] (written contract or certificate of insurance)
                          • açık poliçe [TUR10-0005260] (Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe)
                          • ek poliçe [TUR10-0239570] (Sigorta bedelinin yükseltilmesi durumunda önceden hazırlanmış bir poliçeye ek olarak düzenlenen belge)
                        • sigorta poliçesi [TUR10-0691700] (Sigortalı ile sigorta şirketi arasında tarafların karşılıklı hak ve borçlarını gösteren ve sözleşmenin kanıtlanması amacıyla düzenlenen belge)
                        • policy [ENG31-06535632-n] (written contract or certificate of insurance)
                        • alım sözleşmesi [TUR10-1220930] (Mal sahibinin alım hakkını tanımak için yaptığı sözleşme)
                        • purchase contract [ENG31-06535833-n] (a contract stating the terms of a purchase)
                        • hizmet sözleşmesi [TUR10-1220940] (Kamu kesiminde yetkililerle sözleşmeli personel olarak çalışmaya hak kazanmışlar arasında imzalanan, görev yeri, görev kapsamında yapılacak işlerin tanımlarının, uyulacak mesleki ve etik kuralların, ödev, yetki ve sorumlulukların yer aldığı bir mali yıl için geçerli sözleşme)
                        • service contract [ENG31-06536445-n] (a contract for maintenance services)
                        • dağıtım sözleşmesi [TUR10-1220970] (Bir ürünün dağıtım hakkını sağlayan sözleşme)
                        • distribution agreement [ENG31-06539438-n] (a contract governing the marketing of an item of merchandise)
                        • birleşme sözleşmesi [TUR10-1220980] (Şirket birleşmeleri için yapılan sözleşme)
                        • merger agreement [ENG31-06539701-n] (contract governing the merger of two or more companies)
                        • ödeme emri [TUR10-0756030] (Ödemelerin yapılabilmesi için yetkili makamca verilen emir) draft [ENG31-13398441-n] (a document ordering the payment of money)
                          • para aktarımı [TUR10-0613440] (Bir işletme veya kişinin hesabındaki paranın bir bölümünün başka bir hesaba aktarılması için bankaya verdiği ödeme emri)
                            • para aktarımı [TUR10-0022140] (Banka hesabındaki fonların belli bir miktarının başka bir hesaba aktarılması)
                            • havale [TUR10-0333090] (Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para)
                              • ordino [TUR10-0589940] (Tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale)
                          • çek [TUR10-0155760] (Bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka hesabından ödenen yazılı belge) check [ENG31-13402907-n] (a written order directing a bank to pay money)
                            • açık çek [TUR10-0004300] (Üzerine para miktarı yazılmamış çek)
                            • açık ciro [TUR10-0004260] (Senet veya çek arkasına kime ödeneceği belirtilmeden imzalanma yoluyla yapılan ciro)
                            • karşılıksız çek [TUR10-0423470] (Ödenecek paranın bankadaki hesapta olmadığı çek)
                            • bloke çek [TUR10-0110680] (Keşideci tarafından anlaşmazlığın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğu çek türü)
                            • hediye çeki [TUR10-0337830] (Alışverişten sonra hediye yerine geçmek amacıyla verilen özel çek)
                        • kambiyo senedi [TUR10-0406510] (Poliçenin birinci kopyası veya aslı)
                        • poliçe [TUR10-0632170] (Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri)
                        • draft [ENG31-13398441-n] (a document ordering the payment of money)
                        • vedia [TUR10-0816600] (Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme)
                        • ana sözleşme [TUR10-0035650] (Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleşme)
                        • evlilik sözleşmesi [TUR10-1025300] (Boşanma durumunda, evlenmeden önce edinilen malların tarafların kendisine ait olduğunu, evlilikten sonra edinilen malların ise karı kocaya eşit olarak paylaştırılması gerektiğini içeren sözleşme)
                        • kredi anlaşması [TUR10-0485930] (Kredi alınması için yapılan anlaşma)
                        • kredi sözleşmesi [TUR10-0486070] (Banka veya mali kuruluşların kredi açarken müşteriyle yaptıkları sözleşme)
                        • kiralama [TUR10-0462040] (Bir taşınır veya taşınmazın kullanım hakkının kiralama kuruluşu tarafından belli bir süre içinde ve belli bir kira karşılığında kiracıya verilmesi, anlaşmaya göre kira süresinin bitiminde mülkiyetin kiracıda bırakılabilmesi)
                        • konkordato [TUR10-0937090] (Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme)
                        • konkordato [TUR10-0472060] (Papalık makamıyla başka hükûmetler arasında yapılan anlaşma)
                        • centilmenlik anlaşması [TUR10-0136160] (Hukuksal ve resmî olmayan, ancak tarafların karşılıklı güvenlerine dayanan sözlü anlaşma)
                        • çerçeve anlaşma [TUR10-0159960] (Hükûmet ile sendika ve işverenler arasında toplu sözleşme öncesinde varılan ön anlaşma)
                        • toplu sözleşme [TUR10-0782250] (İş kanununa göre, işverenle bir yerde çalışan işçiler arasındaki çalışma şartlarını ve ücretleri düzenlemek amacıyla, işçilerin bağlı olduğu sendika ile işveren arasında belli bir süre için imzalanan anlaşma)
                        • uylaşım [TUR10-0802890] (Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma)
                        • kavil [TUR10-0430340] (Sözleşme; anlaşma)
                        • kasko [TUR10-1236120] (Taşıtın ileride herhangi bir yönden karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi)
                        • automobile insurance [ENG31-13366418-n] (insurance against loss due to theft or traffic accidents)
                        • Misakımilli [TUR10-0547690] (Erzurum ve Sivas kongrelerinde tespit edilip Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 Ocak 1920'de kabul edilen ve milletçe sonuna kadar uygulanmasına karar verilen altı maddelik millî sözleşme)
                        • muahedename [TUR10-0551670] (Antlaşma metni)
                        • mutabakat zaptı [TUR10-0557350] (İki ülke arasında karşılıklı olarak eğitim, kültür, spor, ekonomi ve hukuk alanlarında yapılacak programlar ile bunlara ilişkin uygulamaların onaylandığı ön anlaşma)
                        • sağlık sigortası [TUR10-0656290] (Hastalık veya ölüm durumunda sigorta şirketinin yardımını sağlayan sigorta anlaşması)
                        • health insurance [ENG31-13367788-n] (insurance against loss due to ill health)
                        • zorunlu sigorta [TUR10-0877730] (Zorunlu olarak yaptırılan sigorta)
                        • ölüm sigortası [TUR10-0602200] (Sigortalının ölümü durumunda sigortalayan tarafından ödenmesi kabul edilen parayı gösteren sigorta türü)
                        • sosyal sigorta [TUR10-0704290] (Bir işte ücret karşılığı çalışanların sağlığını, geleceğini güvence altına almak amacıyla kazançlarından bir bölümü kesilerek yapılan sigorta)
                        • yaşlılık sigortası [TUR10-0840270] (Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü)
                        • yangın sigortası [TUR10-0831360] (Yangına karşı yapılan sigorta)
                        • fire insurance [ENG31-13367352-n] (insurance against loss due to fire)
                        • izaleişüyu [TUR10-0389850] (Bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme)
                        • ikili sigorta [TUR10-0643600] (Bir sigorta ortaklığının sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi)
                        • reinsurance [ENG31-13369471-n] (sharing the risk by insurance companies)
                        • hayat sigortası [TUR10-0839780] (Bir kimsenin, yaşlılık çağında kendisine veya mirasçılarına para ödenmesi şartıyla yaptığı sigorta anlaşması)
                        • life insurance [ENG31-13368252-n] (insurance paid to named beneficiaries when the insured person dies)
                      • kaime [TUR10-0400050] (Buyruk; resmî kâğıt; ferman)
                      • ehliyet [TUR10-0237980] (Taşıt sürücülerine ilgililerce verilen, araç kullanmada yeterli olmayı gösteren belge)
                        • ağır vasıta ehliyeti [TUR10-0013190] (Ağır vasıta sürücülerine verilen kullanma belgesi)
                      • akseptans [TUR10-0020880] (Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi)
                      • veraset ilamı [TUR10-0817380] (Bir kimsenin, bir miras bırakanın mirasçısı olduğunu gösteren ve mahkemeden alınan resmî belge)
                      • lesepase [TUR10-0510020] (Bu izni gösteren belge)
                      • tezkere [TUR10-0772510] (Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge)
                      • celp kağıdı [TUR10-0145140] (Mahkeme tarafından dava edene, edilene veya tanıklara gönderilen belge)
                      • çalışma belgesi [TUR10-0147780] (Bir iş yerinde veya alanında çalışılabileceğini gösteren belge)
                      • çalışma karnesi [TUR10-0147920] (Çalışma hayatına başlayan işçiye işveren tarafından verilen, onun işçilik durumunu gösteren belge)
                      • doğum ilmühaberi [TUR10-0214410] (Çocuk doğunca resmî görevliler tarafından hazırlanan belge)
                      • tesviye [TUR10-0770080] (Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt)
                      • amanname [TUR10-0032050] (İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge)
                      • sağlık raporu [TUR10-1126180] (Üstleneceği işi yapmaya zihinsel veya bedensel bir engeli olup olmadığını yetkili kurumlarca düzenlenen resmî belge)
                      • uzmanlık belgesi [TUR10-1169860] (Tıpta belirli bir alanda eğitimden ve sınavlardan geçip başarılı bulunanlara verilen belge)
                      • yeşil kart [TUR10-0851760] (Hiçbir sosyal güvencesi olmayan, yoksul vatandaşlara devletin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmaları için verilen kart)
                      • birleşik oy pusulası [TUR10-0107860] (Seçime katılan bütün partilerin adaylarını ayrı ayrı gösteren oy pusulası)
                      • boşanma ilamı [TUR10-0115160] (Mahkemenin boşanmayı kesin hükme bağladığını belirterek verdiği resmî belge)
                      • boş kağıdı [TUR10-0115360] (Eski şeriat hükümlerine göre, ayrılmak isteyen kocanın, karısına gönderdiği boşanma kâğıdı)
                      • mutabakat [TUR10-0557330] (Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı)
                      • genel uygunluk bildirimi [TUR10-0291790] (Umum mutabakat beyannamesi)
                      • gümrük beyannamesi [TUR10-1040490] (Gümrük yönetimine verilen, ithalat ve ihracat için belirlenen malların türünü, değerini ve kaynağını belirten resmî belge)
                      • inha [TUR10-0374860] (Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı)
                      • ilmühaber [TUR10-0370250] (Birinin yer, hâl, medeni durum ve benzerini gösteren resmî belge; hâl kâğıdı)
                    • ticari belge [TUR10-1220800] (Ticaretle ilgili, ticarete ilişkin belge) commercial document [ENG31-06483696-n] (a document of or relating to commerce)
                      • bilet [TUR10-0102700] (Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge) ticket [ENG31-06530710-n] (a commercial document showing that the holder is entitled to something (as to ride on public transportation or to enter a public entertainment))
                        • uçak bileti [TUR10-1220890] (Uçak yolculuğu yapmak için alınan bilet)
                        • plane ticket [ENG31-06531244-n] (a ticket good for a trip on an airplane)
                        • tiyatro bileti [TUR10-1220900] (Tiyatro oyunu izlemek için alınan bilet)
                        • theater ticket [ENG31-06531719-n] (a ticket good for admission to a theater)
                        • otobüs bileti [TUR10-1220910] (Otobüs yolculuğu yapmak için alınan bilet)
                        • bus ticket [ENG31-06531837-n] (a ticket good for a ride on a bus)
                        • gidiş-dönüş bilet [TUR10-1220920] (Otobüs, uçak vb. yolculukları için gidiş ve dönüş tarihi aynı anda seçilerek alınan bilet türü)
                        • round-trip ticket [ENG31-06531927-n] (a ticket to a place and back (usually over the same route))
                        • açık bilet [TUR10-0004210] (Tarihi kararlaştırılmamış yolculuklarda kullanılmak üzere belirli bir dönem için geçerli bilet)
                        • ganyan [TUR10-0283110] (Bu at için alınan bilet)
                        • tam bilet [TUR10-0742630] (İndirimli olmayan bilet)
                        • kombine bilet [TUR10-0470180] (Sezonluk bilet)
                        • akbil [TUR10-1252370] (İstanbul genelinde toplu ulaşımda kullanılan elektronik ücret toplama sistemi)
                        • öğrenci bileti [TUR10-0599280] (Öğrencileri indirimli fiyatla aldığı bilet)
                      • kupon [TUR10-0491440] (Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça)
                      • coupon [ENG31-06530059-n] (a negotiable certificate that can be detached and redeemed as needed)
                      • bono [TUR10-0113460] (Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet) bill [ENG31-06528946-n] (an itemized statement of money owed for goods shipped or services rendered)
                        • ara bono [TUR10-0041710] (Arada ödenen olağan dışı bono)
                      • fatura [TUR10-0265970] (Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası) bill [ENG31-06528946-n] (an itemized statement of money owed for goods shipped or services rendered)
                        • efatura [TUR10-1251070] (Faturaların internet ortamında gönderilip alınması)
                        • naylon fatura [TUR10-0571790] (Giriş faturası olmayan bir mal için alıcıya verilen veya birini harcama yapmış gibi göstermek amacıyla düzenlenen faturanın halk arasındaki adı)
                        • proforma fatura [TUR10-0636230] (Bir malın satın alınmasını sağlayabilmek amacıyla ödemenin önceden yapılması için kesilen fatura)
                        • irsaliye faturası [TUR10-1059890] (Gönderme belgesinde bulunan bilgileri de içeren fatura)
                      • hazine bonosu [TUR10-0337280] (Maliyenin her yıl bütçe kanunu ile aldığı yetkiye dayanarak aynı kanunla belirlenen sınırı aşmamak üzere çıkardığı ve bankalara iskonto ettirdiği en çok bir yıl vadeli borç senedi)
                      • bill [ENG31-06528946-n] (an itemized statement of money owed for goods shipped or services rendered)
                      • hesap [TUR10-0340250] (Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt)
                      • bill [ENG31-06528946-n] (an itemized statement of money owed for goods shipped or services rendered)
                      • seçme hakkı [TUR10-0553960] (Bir sözleşme ile belirlenen ödeme biçimi yerine bir diğerini koyabilme yetkisi)
                      • option [ENG31-13262498-n] (the right to buy or sell property at an agreed price)
                      • ek gün [TUR10-1017910] (Bankacılıkta borç senetlerinin, bankalara ödenmesi için vade tarihinden başlayarak tanınan iki gün)
                      • option [ENG31-05798949-n] (one of a number of things from which only one can be chosen)
                      • ek süre [TUR10-1018350] (Bir alışverişin karara bağlanması için genellikle satıcının alıcıya tanıdığı süre)
                      • option [ENG31-05798949-n] (one of a number of things from which only one can be chosen)
                      • bilanço [TUR10-0101890] (Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge) balance sheet [ENG31-13425137-n] (a record of the financial situation of an institution on a particular date by listing its assets and the claims against those assets)
                        • hesap özeti [TUR10-0340240] (Hesap sahiplerinin hesabına yatan ve söz konusu hesaptan çekilen miktarların dökümünü gösteren cetvel) statement [ENG31-06528586-n] (a document showing credits and debits)
                          • mizan [TUR10-0548710] (Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti)
                      • yevmiye defteri [TUR10-0316450] (Bir işletmenin yaptığı işleri günü gününe geçirdiği defter)
                      • daybook [ENG31-13426339-n] (a ledger in which transactions have been recorded as they occurred)
                      • adi defter [TUR10-0008650] (Bir işletmenin veya ticarethanenin yaptığı işlemlerinin, muhasebe kayıtlarının geçirildiği ticari defter)
                      • b tipi fon [TUR10-0120740] (Hazine bonosu, devlet tahvili, repo veya yurt dışına ihraç edilmiş kıymetlerden oluşan fon türü)
                      • kupon [TUR10-0491450] (İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş)
                    • varide [TUR10-0814400] (Gelen evrak)
                    • ahitname [TUR10-0015570] (Antlaşma belgesi, antlaşma, anlaşma)
                    • epikriz [TUR10-1021450] (Tıp dilinde hastanın öyküsü, hastaya uygulanan işlem ve tedavilerin yer aldığı evrak)
                    • story [ENG31-06381452-n] (a piece of fiction that narrates a chain of related events)
                  • layiha [TUR10-0508600] (Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı)
                  • memo [ENG31-06518182-n] (a written proposal or reminder)
                  • muhtıra [TUR10-0554450] (Herhangi bir şeyi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı)
                  • memo [ENG31-06518182-n] (a written proposal or reminder)
                  • çeviri [TUR10-0161070] (Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap) translation [ENG31-06548380-n] (a written communication in a second language having the same meaning as the written communication in a first language)
                    • alt yazı [TUR10-0031550] (Yabancı dildeki bir filmin konuşmalarını çeviri olarak görüntünün altında veren yazı)
                    • subtitle [ENG31-06358958-n] (translation of foreign dialogue of a movie or TV program)
                  • muvafakatname [TUR10-0558240] (İzin verildiğine ilişkin üzerinde bilgi bulunan yazılı belge)
                • dosya [TUR10-0219390] (Aynı konu, aynı kimse, aynı işle ilgili belgeler bütünü) file [ENG31-06520807-n] (a set of related records (either written or electronic) kept together)
                  • sicil [TUR10-0690970] (Görevlilerin her türlü durumlarının işlendiği dosya)
                • hikaye [TUR10-0344440] (Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması) history [ENG31-06526084-n] (a record or narrative description of past events)
                  • kronik [TUR10-0487050] (Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı eser)
                  • annals [ENG31-06527653-n] (a chronological account of events in successive years)
                  • biyografi [TUR10-1046990] (Bir kimsenin doğumundan yaşadığı güne kadar geçirdiği belli başlı evreleri içeren yazı) biography [ENG31-06527818-n] (an account of the series of events making up a person's life)
                    • otobiyografi [TUR10-0610010] (Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı yazı veya eser, hayat hikâyesi)
                    • autobiography [ENG31-06528078-n] (a biography of yourself)
                    • siyer [TUR10-0697790] (Hazreti Muhammed'in hayatını anlatan kitap)
                • tarih [TUR10-0747230] (Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı) history [ENG31-06526084-n] (a record or narrative description of past events)
                  • tarih [TUR10-0747220] (Evrensel tarihin herhangi bir bölümünü ele alan anlatı)
                    • etimoloji [TUR10-0257770] (Bir kelimenin kökeni)
                      • köken bilgisi [TUR10-1086050] (Kelimenin kökeniyle ilgili açıklamalar)
                    • hicri tarih [TUR10-0343460] (Hicri takvimin belirttiği tarih)
                  • şehname [TUR10-0726680] (Manzum olarak yazılmış tarih)
                • yazmaç [TUR10-1252310] (İşlemci kaydı)
              • veri tabanı [TUR10-1221250] (Bilgisayar kullanımında birbiriyle ilişkili bilgilerden oluşan çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı)
              • database [ENG31-06650349-n] (an organized body of related information)
            • örnek [TUR10-0605180] (Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış) case [ENG31-06662171-n] (a statement of facts and reasons used to support an argument)
              • emsal [TUR10-0246480] (Örnek)
              • precedent [ENG31-05829846-n] (an example that is used to justify similar occurrences at a later time)
            • kanıt [TUR10-0409880] (Belli bir sonuca ulaşan bir akıl yürütmenin dayandığı gerçek) evidence [ENG31-05832256-n] (your basis for belief or disbelief)
              • bulgu [TUR10-0676420] (Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın belirlenmesine yarayan olgu veya olay) symptom [ENG31-14323139-n] ((medicine) any sensation or change in bodily function that is experienced by a patient and is associated with a particular disease)
                • belirti [TUR10-0091710] (Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü) syndrome [ENG31-14327487-n] (a pattern of symptoms indicative of some disease)
                  • ağrı [TUR10-0014320] (Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı) pain [ENG31-14346126-n] (a symptom of some physical hurt or disorder)
                    • kolik [TUR10-0468850] (Kalın bağırsakta, genellikle karın boşluğunda aralıklı duyulan güçlü sancı)
                    • colic [ENG31-14349141-n] (acute abdominal pain (especially in infants))
                    • nevralji [TUR10-0575770] (Sinir üzerinde duyulan, genellikle şiddetli ve batıcı ağrı) neuralgia [ENG31-14352667-n] (acute spasmodic pain along the course of one or more nerves)
                      • siyatik [TUR10-0697750] (Kalça sinirlerinde oluşan ağrılı hastalık)
                      • sciatica [ENG31-14354132-n] (neuralgia along the sciatic nerve)
                    • zonklama [TUR10-0877080] (Zonklamak işi veya durumu) throb [ENG31-14356739-n] (a deep pulsating type of pain)
                      • zonk [TUR10-0877070] ("Zonklamak" anlamındaki zonk zonk atmak, "vücudun bir yeri çok zonklamak" anlamındaki zonk zonk zonklamak deyimlerinde geçer)
                    • diş ağrısı [TUR10-0209860] (Diş bölgesinde oluşan hastalıktan meydana gelen ağrı)
                    • toothache [ENG31-14347383-n] (an ache localized in or around a tooth)
                    • kahır [TUR10-0398930] (Derin üzüntü veya acı, sıkıntı)
                    • agony [ENG31-14347683-n] (a state of acute pain)
                    • baş ağrısı [TUR10-0080820] (Başın ağrıması, başta oluşan rahatsızlık) headache [ENG31-14350016-n] (pain in the head caused by dilation of cerebral arteries or muscle contractions or a reaction to drugs)
                      • migren [TUR10-0837360] (Kusma, mide bulantısı ile görülen, sempatik sinir sistemi dengesinin bozulmasından ileri gelen baş ağrısı)
                      • migraine [ENG31-14351112-n] (a severe recurring vascular headache)
                      • mahmurluk [TUR10-0061400] (İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik)
                    • karın ağrısı [TUR10-0420620] (Karında duyulan ağrı)
                    • stomachache [ENG31-14350671-n] (an ache localized in the stomach or abdominal region)
                    • bel ağrısı [TUR10-0090240] (Bel çevresinde oluşan ve duyulan ağrı) lumbago [ENG31-14351695-n] (backache affecting the lumbar region or lower back)
                      • lumbago [TUR10-0514380] (Soğuğun etkisiyle veya bir bükülme sonucunda, bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı)
                      • lumbago [ENG31-14351695-n] (backache affecting the lumbar region or lower back)
                    • kurlağan [TUR10-0492650] (Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen tırnak ya da kemik iltihaplanmasından kaynaklı ağrılı şişlik)
                    • tatarcık [TUR10-0751220] (Şiddetli karın ağrısı)
                    • kulunç [TUR10-0489670] (Şiddetli omuz ve sırt ağrısı)
                    • doğum sancısı [TUR10-0214470] (Doğum yaparken duyulan sancı)
                    • kas tutukluğu [TUR10-0425970] (İşe alıştırılmamış kasların çalışma durumunda duyulan ağrı ve sızı)
                    • yel [TUR10-0846680] (Romatizma ağrısı)
                    • büküntü [TUR10-0127760] (Bağırsakta olan ağrı)
                    • sızı [TUR10-0690520] (Hafif ve ince ağrı)
                    • geğrek batması [TUR10-0289140] (Geğrekte duyulan sancı)
                  • baş dönmesi [TUR10-0081520] (Göz kararıp düşecek gibi olma)
                  • dizziness [ENG31-14395918-n] (a reeling sensation)
                  • bulantı [TUR10-0122730] (Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum) nausea [ENG31-14383357-n] (the state that precedes vomiting)
                    • iç bulantısı [TUR10-0358200] (Mide bulantısı)
                  • apse [TUR10-0162190] (Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi) abscess [ENG31-14335599-n] (symptom consisting of a localized collection of pus surrounded by inflamed tissue)
                    • şark çıbanı [TUR10-0724290] (Yurdumuzun doğu bölgelerinde, İran, Hindistan ve Kuzey Afrika'da insanların özellikle yüzünde veya kollarında görülen, iyileştiğinde iz bırakan bulaşıcı çıban)
                    • kurca çıbanı [TUR10-0492220] (Kaşıyıp kurcalamaktan azan çıban)
                    • köpekmemesi [TUR10-0481860] (Koltuk altında çıkan iltihaplı çıban)
                    • kan çıbanı [TUR10-0408920] (Kıl kökünden başlayarak deri altı dokusunu saran ve deride şişkinlikle beliren irinli kabartı)
                    • cıdağı [TUR10-0138190] (Derin, işleyen yara; büyük çıban)
                    • Urfa çıbanı [TUR10-0799750] (Doğuda ve özellikle Urfa yöresinde yaşayan halkın yüzünde görülen çıban)
                    • yumurcak [TUR10-0862540] (Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban)
                    • çıban ağırşağı [TUR10-0162200] (Çıbanın patlamak üzere olan yeri)
                    • çıbanbaşı [TUR10-0162220] (Yaranın ucu)
                    • gelincik [TUR10-0289690] (Yılancık, arpacık, çıban vb)
                  • körelme [TUR10-0225070] (Bir organın beslenemeyerek küçülmesi)
                  • atrophy [ENG31-14389146-n] (a decrease in size of an organ caused by disease or disuse)
                  • çarpıntı [TUR10-0320140] (Kalbin hızlı ve sık vurması)
                  • palpitation [ENG31-14358502-n] (a rapid and irregular heart beat)
                  • hazımsızlık [TUR10-0336700] (Sindirim sisteminin iyi çalışmaması durumu)
                  • indigestion [ENG31-14359722-n] (a disorder of digestive function characterized by discomfort or heartburn or nausea)
                  • iltihap [TUR10-0370440] (Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması) inflammation [ENG31-14359944-n] (a response of body tissues to injury or irritation)
                    • kabakulak [TUR10-0392990] (Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık)
                    • mumps [ENG31-14161660-n] (an acute contagious viral disease characterized by fever and by swelling of the parotid glands)
                    • selülit [TUR10-0675410] (Bağ dokusu iltihabı)
                    • göz zarı yangısı [TUR10-1039230] (Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap)
                  • irinlenme [TUR10-0378720] (Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı oluşma) inflammation [ENG31-14359944-n] (a response of body tissues to injury or irritation)
                    • lenfanjit [TUR10-1093330] (Lenf iltihaplanması)
                    • göğüs ingini [TUR10-0301970] (Solunum yollarının iltihaplanması)
                    • hıyarcık [TUR10-0342960] (Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması)
                  • mide fesadı [TUR10-0544150] (Çok ve çeşitli yemenin yol açtığı mide bozukluğu)
                  • indigestion [ENG31-14359722-n] (a disorder of digestive function characterized by discomfort or heartburn or nausea)
                  • öksürük [TUR10-0600310] (Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması) cough [ENG31-14382579-n] (a sudden noisy expulsion of air from the lungs that clears the air passages)
                    • kuru öksürük [TUR10-0495400] (Balgam çıkarılmayan öksürük)
                  • kabızlık [TUR10-0621590] (Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama)
                  • constipation [ENG31-14394566-n] (irregular and infrequent or difficult evacuation of the bowels)
                  • yumru [TUR10-0797820] (Yuvarlak, şişkin şey) swelling [ENG31-14338619-n] (an abnormal protuberance or localized enlargement)
                    • ödem [TUR10-0598140] (Bazı hastalıklarda yüzde, ellerde, ayaklarda görülen iltihapsız şiş)
                    • edema [ENG31-14340141-n] (swelling from excessive accumulation of watery fluid in cells, tissues, or serous cavities)
                    • nod [TUR10-1107200] (Yumru)
                  • yan etki [TUR10-0832860] (Dolaylı yapılan etki)
                  • side effect [ENG31-14335404-n] (a secondary and usually adverse effect of a drug or therapy)
                  • tıkanıklık [TUR10-0773120] (Soluğun kesilir gibi olması)
                  • döküntü [TUR10-0220760] (Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk vb. belirti) rash [ENG31-14345380-n] (any red eruption of the skin)
                    • kurdeşen [TUR10-0809250] (Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler)
                    • urtication [ENG31-14345675-n] (an itchy skin eruption characterized by weals with pale interiors and well-defined red margins)
                    • lösemit [TUR10-0514370] (Lösemilerde görülen deri belirtileri)
                  • basur [TUR10-0338980] (Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis)
                  • hemorrhoid [ENG31-14350534-n] (venous swelling external or internal to the anal sphincter)
                  • spazm [TUR10-0707880] (Özellikle kalp ve diz kaslarının elde olmadan kasılması) spasm [ENG31-14383864-n] (a painful and involuntary muscular contraction)
                    • kas spazmı [TUR10-1239320] (Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması)
                    • spasm [ENG31-14383864-n] (a painful and involuntary muscular contraction)
                    • tik [TUR10-0776670] (Herhangi bir kas kümesinin irade dışı hareketi)
                    • bağırsak spazmı [TUR10-0951820] (Bağırsak duvarındaki düz kasların çeşitli sebeplerle kasılı kalması durumu)
                    • mide spazmı [TUR10-1099800] (Mide duvarındaki düz kasların çeşitli sebeplerle kasılı kalması durumu)
                  • nasır [TUR10-0571150] (En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri)
                  • callosity [ENG31-14387971-n] (an area of skin that is thick or hard from continual pressure or friction (as the sole of the foot))
                  • akse [TUR10-0020840] (Hastalık nöbeti, kriz)
                  • anüri [TUR10-0040160] (İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi)
                  • ak benek [TUR10-0017480] (Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek)
                  • köpük [TUR10-0482230] (Hayvanların, bazı kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar)
                  • gece yanığı [TUR10-0286680] (Uçuk gibi birdenbire oluşan kabarcıklı deri döküntüsü)
                  • tezahürat [TUR10-0772060] (Hastalıklarda belirtiler)
                  • vertigo [TUR10-1173660] (Denge yitimi ve göz kararmasının eşlik ettiği geçici hareket yitimi; baş dönmesi)
                  • ön belirti [TUR10-0602820] (Belirtilerin ilki)
                • kan şekeri düşüklüğü [TUR10-0345860] (Aşırı hâlsizliğe ve terlemeye, hafif baygınlığa yol açan, kanda normalden daha az şeker bulunması hastalığı)
                • hypoglycemia [ENG31-14342881-n] (abnormally low blood sugar usually resulting from excessive insulin or a poor diet)
                • yara izi [TUR10-0572810] (Yaranın kapanmasından, iyileşmesinden sonra geride kalan belirti)
                • scar [ENG31-14386888-n] (a mark left (usually on the skin) by the healing of injured tissue)
                • nabız [TUR10-0102360] (Kalp atışının sağladığı kan basıncından dolayı atardamarlara ve özellikle bilekteki atardamara parmakla basıldığında duyulan kımıldama) pulse [ENG31-15305913-n] (the rate at which the heart beats)
                  • sistol [TUR10-0696640] (Kalp kasının kasılma devresi)
                  • systole [ENG31-07416009-n] (the contraction of the chambers of the heart (especially the ventricles) to drive blood into the aorta and pulmonary artery)
                • alazlama [TUR10-0024880] (Vücutta kızıllık veya kızıl lekeler belirmesi durumu)
                • albümin işeme [TUR10-0025100] (Birçok hastalıklarda, özellikle böbrek hastalıklarında idrarda albümin bulunması durumu)
                • ardışık olgular [TUR10-0043890] (Bir hastalıktan sonra görülebilen fakat hastalığın kesin sonucu olmayan olgular)
                • şeker [TUR10-0726970] (Şeker hastalığının belirtisi olan kan ve idrardaki yüksek şeker miktarı)
                • sızıcılaşma [TUR10-1250030] (Ciğerlerden gelen havanın, ağız boşluğundaki hafif kapalı bir engele çarpıp sızması)
                • ben [TUR10-0092540] (En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi)
                  • alaca [TUR10-0023290] (Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben)
                • ısı [TUR10-0353810] (Hastalığın etkisiyle ortaya çıkan vücut sıcaklığı)
              • ispatlama [TUR10-0380970] (Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma) proof [ENG31-05833063-n] (any factual evidence that helps to establish the truth of something)
                • tanıtlama [TUR10-0744350] (İspatlama)
                • ispatlayış [TUR10-0381080] (İspatlama işi veya biçimi)
              • delil [TUR10-0190620] (İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, belirti) hint [ENG31-06815643-n] (a slight indication)
                • kopya [TUR10-0794940] (Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma)
                • emarecik [TUR10-0245040] (Küçük iz, ufak belirti)
              • çok tasım [TUR10-0173060] (Birinin vargısı ötekine öncül olmaya yaramak yoluyla birbirine bağlı bulunmayan birçok tasımdan oluşmuş kanıt)
              • dokümantasyon [TUR10-0215750] (Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma)
              • istinat [TUR10-0383420] (Bir şeyi kanıt sayma)
              • kanıt [TUR10-0409870] (Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey)
            • tababet [TUR10-0735270] (Tıp bilgisi)
            • kültür [TUR10-0501830] (Bireyin kazandığı bilgi)
            • deneyüstü [TUR10-0193190] (Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi)
            • anamnez [TUR10-0035270] (Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi)
            • maarif [TUR10-0515250] (Bilgi ve kültür)
            • kuram [TUR10-0491840] (Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü)
              • kültür çevresi [TUR10-0501890] (Bir ulusun kültürünü, başka ulusların kültürleriyle ilişki içinde gelişerek katmanlaşmış ve bağlılaşmış bir özellikler bütünü olarak tanımlayan kuram)
              • mükemmeliyetçilik [TUR10-1102850] (Hayatta en önemli amacın ahlaki olgunluğa erişmek olduğunu savunan kuram)
            • mâlûmât [TUR10-1249220] (Bilgi)
            • belirtke [TUR10-0091870] (Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü)
            • bilgelik [TUR10-0102970] (İlk Çağ felsefesinde kendini tanımanın bilgisi; vukuf)
            • okuma yazma [TUR10-0584400] (Okuma ve yazma bilgisi)
            • ön bilgi [TUR10-0602830] (Herhangi bir konuda derinlemesine bir araştırma yapmadan sağlanan birtakım bilgi)
            • sunuş [TUR10-0712820] (Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi)
            • içerik [TUR10-0358470] (Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü)
            • bulgu [TUR10-0123280] (Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice) evidence [ENG31-06656171-n] (an indication that makes something evident)
              • pozitif tanıma [TUR10-1246720] () positive identification [ENG31-06898439-n] (evidence proving that you are who you say you are)
                • kimlik [TUR10-0155710] (Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge) etiquette [ENG31-06677590-n] (rules governing socially acceptable behavior)
                  • kartvizit [TUR10-0424320] (Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası) business card [ENG31-06437074-n] (a card on which are printed the person's name and business affiliation)
                    • adres kartı [TUR10-0009190] (Üzerinde iletişim bilgilerinin yer aldığı kart)
                    • tebrik kartı [TUR10-0087280] (Bayram ve benzerini kutlamak için gönderilen kart)
                    • yaka kartı [TUR10-0825850] (Kurum ve kuruluşlara dışarıdan gelen kimselerin ziyaretçi olduğunu veya kurum içinde görevli personelin kimliğini göstermek için yakaya takılan resmî kart)
                    • varlık kartı [TUR10-0814650] (Kişiyle ilgili birçok bilgiyi içinde barındıran kart)
                    • şebeke [TUR10-0725850] (Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı)
                    • giriş kartı [TUR10-0298590] (Bir kuruluşa, bir toplantıya veya bir spor karşılaşmasına serbestçe girebilme olanağı sağlayan belge)
                  • cüzdan [TUR10-0143990] (Bir kimsenin kimliğini bildirmek için resmî bir yerden kendisine verilen, cep defteri biçimindeki belge)
                    • liman cüzdanı [TUR10-0511510] (Deniz adamlarının özel kimlik belgesi yerine seferlerde kullandıkları küçük defter)
                  • künye [TUR10-0502560] (Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri)
                  • lisans [TUR10-0512440] (Bir sporcunun resmî yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonunun kendisine verdiği kayıt fişi veya kimlik kartı)
                  • basın kartı [TUR10-0079160] (Mesleği basın işleri olan kimselerin taşıdığı kimlik belgesi)
                  • öğrenci kimliği [TUR10-0599290] (Öğrencinin kimlik bilgilerini içeren belge)
                • parola [TUR10-0616260] (Gizli derneklerin toplantılarına katılan kimselerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz)
                • password [ENG31-06686933-n] (a secret word or phrase known only to a restricted group)
                • parola [TUR10-0616280] (Gizlilik ortamında insanların birbirini tanımalarını ve anlaşmalarını sağlayan işaret)
                • password [ENG31-06686933-n] (a secret word or phrase known only to a restricted group)
                • şifre [TUR10-0731090] (Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam)
                • password [ENG31-06686933-n] (a secret word or phrase known only to a restricted group)
              • karine [TUR10-0421790] (Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan durum; ipucu)
              • clue [ENG31-06656526-n] (evidence that helps to solve a problem)
              • işaret [TUR10-0090060] (Anlam yükletilen şey; anlamlı iz) sign [ENG31-06659006-n] (a perceptible indication of something not immediately apparent (as a visible clue that something has happened))
                • eğik çizgi [TUR10-0236180] (Yan yana yazılan dizeler, kelime grupları ve cümle ögeleri, adres yazarken kapı numarası ile daire numarası ve benzerinin arasına konulan noktalama işareti /)
                • ok [TUR10-0583350] (Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret)
                • yol işareti [TUR10-0859070] (Yarış yolunda, yol gösteren oklar veya levhalar)
                • bölme işareti [TUR10-0119170] (Bölme işlemini gösteren" / veya :" işareti)
                • çarpma işareti [TUR10-0152210] (Çarpma işlemini gösteren "x veya ." işareti)
                • toplama işareti [TUR10-0781180] (Toplama işlemini gösteren +” işareti)
                • çıkarma işareti [TUR10-0162870] (Çıkarma işlemini gösteren "-" işareti)
                • paragraf [TUR10-0613880] (Çengel işareti §)
                • kedigözü [TUR10-0437810] (Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti)
                • kerte [TUR10-0442970] (İşaret için yapılmış çentik veya iz)
                • kerteriz [TUR10-0442950] (Balıkçıların denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları işaretlerin bütünü)
                • koku [TUR10-0467290] (Belirti; işaret)
                • kokart [TUR10-0466770] (Belli bir topluluğa özgü olan işaret)
                • kırmızı nokta [TUR10-0452740] (Televizyonda şiddet veya cinsellik içeren programların belli bir yaşın altındakilere izlettirilmemesini belirten işaret)
                • kırlangıçkuyruğu [TUR10-0452150] (Hayvanın kulağını delerek yapılan işaret)
                • kök işareti [TUR10-0480720] (Kök alma işlemini gösteren işaret)
                • ti işareti [TUR10-0776660] (Borazanla "ti" sesi çıkararak verilen işaret)
                • logo [TUR10-0513210] (Bir resim, kelime, hece veya birkaç harften oluşan işaret)
                • sah [TUR10-0656510] (Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret)
                • kana [TUR10-0407900] (Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler)
                • trafik işaretleri [TUR10-0785590] (Trafiği düzenlemek amacıyla gerekli yerlere konulan özel işaretli levhaların tümü)
                • yüzde işareti [TUR10-1190090] (Oranlamanın yüz sayısı ile yapıldığını gösteren işaret (%))
                • bağ [TUR10-0068040] (Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret)
                • vize [TUR10-0820870] (Bazı resmî kâğıtlara "görülmüştür" anlamında konulan işaret ve bu işareti koyma işi)
                • belirtken [TUR10-0091880] (Bir özlü sözle birlikte kullanılan işaret)
                • Mors [TUR10-0550690] (Gizli işaret)
                • şedde [TUR10-0726040] (Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gereken harfin üstüne konulan işaret)
                • oy [TUR10-0595600] (Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı)
                • semafor [TUR10-0675540] (İki gemi veya gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu)
                • hareke [TUR10-0328070] (Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret)
                • indis [TUR10-0374230] (Bir harf üzerine konulan işaret)
                • indis [TUR10-0374240] (Bir harf, benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki veya daha çok kez kullanılmak istendiğinde harfin üstüne veya altına eklenen ayırıcı işaret)
                • sembol [TUR10-0675700] (Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret) symbol [ENG31-05773412-n] (something visible that by association or convention represents something else that is invisible)
                  • damga [TUR10-0182110] (Bu araçla basılan nişan, işaret) marker [ENG31-07284884-n] (a distinguishing symbol)
                    • mühür [TUR10-0560870] (Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad)
                    • seal [ENG31-06869035-n] (a stamp affixed to a document (as to attest to its authenticity or to seal it))
                    • tatbik mührü [TUR10-0751340] (Bir kimsenin, resmî makamlarca tanınmış olan mührü)
                    • en [TUR10-0246700] (Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret)
                    • dağ [TUR10-0177480] (Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan)
                    • sikke [TUR10-0691920] (Madenî paralara vurulan damga)
                    • soğuk damga [TUR10-0699490] (Mürekkep kullanılmadan baskı ile yapılan kabartma damga)
                    • patent damgası [TUR10-0618510] (Altın, gümüş vb. maddelerin altına vurulan ve oranını belirten damga)
                  • damga [TUR10-0182130] (Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik) marker [ENG31-07284884-n] (a distinguishing symbol)
                    • filigran [TUR10-0273760] (Bazı kâğıtların dokusunda bulunan ancak aydınlığa tutulduğunda görülen çizgi, resim, yazı vb. biçimler)
                    • watermark [ENG31-07285598-n] (a distinguishing mark impressed on paper during manufacture)
                  • rozet [TUR10-0648990] (Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne) badge [ENG31-06895611-n] (an emblem (a small piece of plastic or cloth or metal) that signifies your status (rank or membership or affiliation etc.))
                    • sırma [TUR10-0688820] (Rütbe gösteren şerit)
                    • chevron [ENG31-07284257-n] (V-shaped sleeve badge indicating military rank and service)
                  • boğa güreşi [TUR10-0475580] (Genellikle İspanya ve Meksika'da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri)
                  • bullfight [ENG31-02920509-n] (a Spanish or Portuguese or Latin American spectacle)
                  • harita [TUR10-0329050] (Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı) map [ENG31-03725654-n] (a diagrammatic representation of the earth's surface (or part of it))
                    • gök atlası [TUR10-0302210] (Yıldızların gök küresi üzerindeki yerlerini gösteren harita)
                    • düzlem küre [TUR10-0232780] (Yer yuvarlağı üzerindeki biçimleri bütünüyle bir düzlem üzerinde göstermek amacıyla çeşitli haritacılık yöntemlerine başvurularak hazırlanmış harita)
                    • deniz haritası [TUR10-0193990] (Denizlerin oluşum ve konumlarını değişik renk ve çizgilerle gösteren harita)
                    • chart [ENG31-03013574-n] (a map designed to assist navigation by air or sea)
                    • fiziki harita [TUR10-0276380] (Herhangi bir yerin dağlarını, ovalarını, platolarını, akarsularını, göllerini gösteren harita)
                    • siyasi harita [TUR10-0697710] (Devlet ve ülke sınırlarını gösteren harita)
                    • cihannüma [TUR10-0140410] (Dünya haritası)
                    • çap [TUR10-0149940] (Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita)
                    • topoğrafik harita [TUR10-0782350] (Büyük ölçekli olan ve yeryüzü biçimlerini ayrıntılarıyla gösteren harita)
                    • yağış haritası [TUR10-0824440] (Bölgelere göre yağış yoğunluğunu ve türünü gösteren harita)
                    • nirengi haritası [TUR10-0577310] (Nirengi yoluyla çıkarılan harita)
                    • hava haritası [TUR10-0332690] (Hava durumlarının işlendiği özel yeryüzü haritası)
                  • suret [TUR10-0713150] (Yazı veya resim kopyası; nüsha)
                  • counterpart [ENG31-03122590-n] (a duplicate copy)
                  • kupa [TUR10-0491330] (Altın, gümüş, bronz veya kristalden yapılmış, yarışma ödülü olarak verilen ayaklı kap)
                  • cup [ENG31-03152567-n] (a large metal vessel with two handles that is awarded as a trophy to the winner of a competition)
                  • çizim [TUR10-0171270] (Çizilerek oluşturulmuş biçim) illustration [ENG31-03566525-n] (a visual representation (a picture or diagram) that is used make some subject more pleasing or easier to understand)
                    • diyagram [TUR10-0211160] (Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik) diagram [ENG31-03191083-n] (a drawing intended to explain how something works)
                      • Zodyak [TUR10-0124920] (Gök küresinde Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık burçlarının eşit aralıklarla dağıldığı kuşak)
                      • zodiac [ENG31-04622813-n] ((astrology) a circular diagram representing the 12 zodiacal constellations and showing their signs)
                      • zayiçe [TUR10-0871510] (Yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge)
                      • horoscope [ENG31-03542895-n] (a diagram of the positions of the planets and signs of the zodiac at a particular time and place)
                    • şema [TUR10-0727740] (Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim)
                    • diagram [ENG31-03191083-n] (a drawing intended to explain how something works)
                    • plan [TUR10-0630750] (Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim) plan [ENG31-03960475-n] (scale drawing of a structure)
                      • nazım plan [TUR10-0572050] (Bir yerleşim bölgesinin bütün bayındırlık işlerinde göz önünde tutulmak için hazırlanmış plan)
                      • rölöve [TUR10-1124080] (Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma)
                    • eskiz [TUR10-0253700] (Taslak) sketch [ENG31-04234206-n] (preliminary drawing for later elaboration)
                      • taslak [TUR10-0421650] (Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma, eskiz) outline [ENG31-06480622-n] (a sketchy summary of the main points of an argument or theory)
                        • kroki [TUR10-0486820] (Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı)
                        • sketch [ENG31-04234206-n] (preliminary drawing for later elaboration)
                        • tasar çizim [TUR10-0748490] (Bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı; desen; dizayn)
                        • design [ENG31-03183984-n] (a preliminary sketch indicating the plan for something)
                        • kaba kurgu [TUR10-0393020] (Filme son biçimini vermek üzere seçilen çekimlerin, senaryodaki sıralanışa göre birbirine eklenerek oluşturulan ilk kurgusu)
                        • karalama [TUR10-0416900] (Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı)
                        • manuscript [ENG31-06418864-n] (handwritten book or document)
                        • karalama [TUR10-0770050] (Müsvedde yapma, yazı taslağı oluşturma)
                    • diyagram [TUR10-0211170] (Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak)
                    • ay yıldız [TUR10-0064290] (Türk bayrağındaki ayça ve beş ışınlı yıldızdan oluşmuş simge)
                    • geometrik çizim [TUR10-0292520] (Cetvel, pergel vb. ile elde edilen çizgi)
                  • manken [TUR10-0524320] (Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp)
                  • dummy [ENG31-03260351-n] (a figure representing the human form)
                  • figür [TUR10-0096870] (Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi) figure [ENG31-03340545-n] (a model of a bodily form (especially of a person))
                    • kardan adam [TUR10-0419120] (Eğlenmek amacıyla insana benzetilerek yapılan kardan heykel)
                    • snowman [ENG31-04259093-n] (a figure of a person made of packed snow)
                    • kukla [TUR10-0488300] (Hareketli yerleri iplikle sanatçının parmaklarına bağlanarak veya eldiven gibi bir kesiti kullanarak bir perdenin üzerinden oynatılan, bez, karton vb. hafif nesnelerden yapılmış insan ve hayvan figürleri)
                    • puppet [ENG31-04031744-n] (a small figure of a person operated from above with strings by a puppeteer)
                    • elibelinde [TUR10-0243410] (Halı ve kilimlere yapılan, ellerini beline koymuş insan figürünü andıran bir tür motif)
                  • endam [TUR10-0444340] (Vücudun yapısı bakımından biçimi)
                  • figure [ENG31-03340545-n] (a model of a bodily form (especially of a person))
                  • put [TUR10-0663350] (İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne)
                  • idol [ENG31-03565341-n] (a material effigy that is worshipped)
                  • illüstrasyon [TUR10-0370000] (Kitap içindeki bir yazıyı açıklayan veya süsleyen resim)
                  • illustration [ENG31-03566525-n] (a visual representation (a picture or diagram) that is used make some subject more pleasing or easier to understand)
                  • maket [TUR10-0520600] (Mimarlıkta, sanayide ve bazı sanat dallarında yer alan eserlerin taslak durumundaki küçük örneği)
                  • model [ENG31-03782816-n] (representation of something (sometimes on a smaller scale))
                  • projeksiyon [TUR10-0636510] (Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi)
                  • projection [ENG31-04015758-n] (the representation of a figure or solid on a plane as it would look from a particular direction)
                  • dekor [TUR10-0189690] (Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü) scenery [ENG31-04152121-n] (the painted structures of a stage set that are intended to suggest a particular locale)
                    • dolap [TUR10-0216260] (Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor)
                  • posta pulu [TUR10-0634060] (Posta parası karşılığı mektuplara, damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası) postage [ENG31-06808977-n] (a small adhesive token stuck on a letter or package to indicate that that postal fees have been paid)
                    • taksa pulu [TUR10-0741000] (Taksalı mektuplara yapıştırılan pul)
                  • asa [TUR10-0048490] (Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek)
                  • scepter [ENG31-07282278-n] (a ceremonial or emblematic staff)
                  • alamet-i farika [TUR10-1222020] (Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik) marker [ENG31-07284884-n] (a distinguishing symbol)
                    • kilometre taşı [TUR10-0461040] (Kara yollarında üzerinde kilometreleri gösteren dikili taş)
                    • milestone [ENG31-07285872-n] (stone post at side of a road to show distances)
                    • logo [TUR10-0513190] (Bir kuruluşun, gazete ve benzerinin adının simge özelliği bulunan özel olarak hazırlanmış biçimi)
                    • logo [ENG31-07286789-n] (a company emblem or device)
                    • logo [TUR10-1057280] (Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret) trade name [ENG31-06858649-n] (a name given to a product or service)
                      • anadol [TUR10-1255730] (Türkiye'de seri olarak üretilen ilk otomobil markası)
                      • ipod [TUR10-1255310] (Taşınabilir medya çalar üreten Apple'ın tescilli markası)
                    • etiket [TUR10-0257550] (Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek, belli etmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt) label [ENG31-07286877-n] (an identifying or descriptive marker that is attached to an object)
                      • yafta [TUR10-0823900] (Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası)
                      • tag [ENG31-07288121-n] (a label associated with something for the purpose of identification)
                      • bandrol [TUR10-0192820] (Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket)
                      • bandrol [TUR10-0192810] (Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket)
                      • barkod [TUR10-0078150] (Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket)
                  • madalya [TUR10-0515890] (Savaşta yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla ilgililere hatıra olarak verilen metal nişan) decoration [ENG31-06719615-n] (an award for winning a championship or commemorating some other event)
                    • devlet nişanı [TUR10-0200350] (Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık, madalya) award [ENG31-06709228-n] (a tangible symbol signifying approval or distinction)
                      • şövalye [TUR10-0733850] (Günümüzde Fransız hükûmetinin verdiği şeref belgesi ve nişanı)
                    • altın madalya [TUR10-1212700] (Bir yarışmada birinciye ödül olarak verilen, altından yapılmış ya da altın rengine boyanmış madalya)
                    • gümüş madalya [TUR10-1215500] (Bir yarışmada ikinci sırada gelen yarışmacıya verilen gümüşten yapılmış madalya)
                    • bronz madalya [TUR10-1210690] (Bazı spor yarışmalarını üçüncü olarak tamamlayan sporcu veya sporculara verilen ve bronzdan yapılmış madalya)
                  • zeytin dalı [TUR10-0873660] (Barışın simgesi)
                  • tuğra [TUR10-0787300] (Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret)
                  • kısayol [TUR10-1080390] (Bilgisayarda herhangi bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan komutu içeren simge)
                  • kolluk [TUR10-0469020] (Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit)
                  • kokart [TUR10-0466760] (Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret)
                  • kopya [TUR10-0475030] (Suret çıkarma işi) transcript [ENG31-06517508-n] (a reproduction of a written record (e.g. of a legal or school record))
                    • tıpkıbasım [TUR10-0263570] (Bir yazı, desen, tablo ve benzerinin fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı)
                    • facsimile [ENG31-03321219-n] (an exact copy or reproduction)
                    • taklit [TUR10-0740510] (Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma) imitation [ENG31-03567306-n] (something copied or derived from an original)
                      • taklit [TUR10-0371410] (Benzetilerek yapılmış şey) counterfeit [ENG31-03567442-n] (a copy that is represented as the original)
                        • yalancı taş [TUR10-0828140] (Değerli taşların camdan yapılmış taklidi)
                        • vizonet [TUR10-1174120] (Taklit vizon)
                        • röprodüksiyon [TUR10-0649340] (Bir sanat eserinin kopyası veya taklidi)
                        • röprodüksiyon [TUR10-0649330] (Aslını bozmadan yapılan taklit)
                      • öykünme [TUR10-0607140] (Taklit)
                      • rölöve [TUR10-1124070] (Eski bir sanat eserinin, bir yapının çizilerek veya boyanarak hazırlanan kopyası)
                      • istinsah [TUR10-0383470] (Bir şeye bakarak aynısını yazma)
                      • imtisal [TUR10-0371890] (Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma)
                    • minyatür [TUR10-0547220] (Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri)
                    • miniature [ENG31-03774770-n] (a copy that reproduces a person or thing in greatly reduced size)
                    • ozalit [TUR10-0597600] (Yüzeyi ışığa karşı duyarlı bir madde ile kaplı kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası)
                  • dineri [TUR10-0206980] (İskambil kâğıtlarındaki işaretlerden karo)
                  • apolet [TUR10-0587350] (Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça)
                  • görüntü [TUR10-0306260] (Manzara)
                    • aile fotoğrafı [TUR10-0925900] (Belli bir konuda iş birliği yapan güçlü kişilerin ortaya koyduğu görüntü)
                    • mutluluk tablosu [TUR10-1102350] (Başarılı, mutlu ve dost insanların bir aradaki görüntüsü)
                  • idol [TUR10-0361430] (Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne)
                  • hidrografi [TUR10-0344010] (Bir bölgedeki kıyıların, adaların topografyası)
                • baskı işareti [TUR10-1221460] (Bir baskıyı diğer bir baskıdan ayıran sayı, harf, tarih veya sembol) written symbol [ENG31-06830481-n] (a written or printed symbol)
                  • karakter [TUR10-0416590] (Basımda harf türü) character [ENG31-06831828-n] (a written symbol that is used to represent speech)
                    • font [TUR10-0277860] (Bilgisayarda birbiriyle uyumlu büyüklüğe ve biçime sahip, belirli bir özelliği olan harfler dizisi)
                    • font [ENG31-06838449-n] (a specific size and style of type within a type family)
                    • harf [TUR10-0466290] (Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri) character [ENG31-06831828-n] (a written symbol that is used to represent speech)
                      • o [TUR10-0581470] (Teklik üçüncü kişiyi gösteren bir söz)
                      • j [TUR10-1064630] (Türk alfabesinin on üçüncü sırasında yer alan ve Je adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sızıcı tonlu diş eti ünsüzünü gösterir)
                      • gama [TUR10-0282640] (Yunan alfabesinin üçüncü harfi g)
                      • beta [TUR10-0096800] (Yunan alfabesinin ikinci harfi -B)
                      • delta [TUR10-0190930] (Yunan alfabesinin dördüncü harfi D)
                      • delta [ENG31-06847508-n] (the 4th letter of the Greek alphabet)
                      • alfa [TUR10-0026940] (Yunan alfabesinin birinci harfi)
                      • epsilon [TUR10-0249330] (Yunan alfabesinin beşinci harfi e)
                      • büyük harf [TUR10-0129100] (Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf; majüskül)
                      • capital [ENG31-06837277-n] (one of the large alphabetic characters used as the first letter in writing or printing proper names and sometimes for emphasis)
                      • küçük harf [TUR10-0547180] (Büyük harfin küçük yazılan türü)
                      • small letter [ENG31-06837807-n] (the characters that were once kept in bottom half of a compositor's type case)
                      • z [TUR10-1191410] (Türk alfabesinin yirmi dokuzuncu sırasında yer alan ve Ze adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü diş eti sızıcısını gösterir)
                      • Z [ENG31-06846940-n] (the 26th letter of the Roman alphabet)
                      • r [TUR10-1122180] (Türk alfabesinin yirmi birinci sırasında yer alan ve Re adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü, sürtünücü diş eti ünsüzünü gösterir)
                      • R [ENG31-06846054-n] (the 18th letter of the Roman alphabet)
                      • b [TUR10-0950770] (Türk alfabesinin ikinci sırasında yer alan ve Be adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü, çift dudak patlayıcısını gösterir)
                      • g [TUR10-1028830] (Türk alfabesinin sekizinci sırasında yer alan ve Ge adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak patlayıcı ünsüzlerinin ötümlülerini gösterir)
                      • l [TUR10-1092100] (Türk alfabesinin on beşinci sırasında yer alan ve Le adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü diş eti-avurt ünsüzünü gösterir)
                      • ö [TUR10-1112030] (Türk alfabesinin on dokuzuncu sırasında yer alan ve Ö adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, yuvarlak, geniş ünlüyü gösterir)
                      • ç [TUR10-0984810] (Türk alfabesinin dördüncü sırasında yer alan ve Çe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümsüz, katışık, diş-diş eti ünsüzünü gösterir)
                      • f [TUR10-1026040] (Türk alfabesinin yedinci sırasında yer alan ve Fe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümsüz, sürtünücü diş dudak ünsüzünü gösterir)
                      • ğ [TUR10-1042330] (Türk alfabesinin dokuzuncu sırasında yer alan bu harf, ses bilimi bakımından, ince ünlülerle ön damak, kalın ünlülerle art damak ünsüzlerinin ötümlü ve yumuşağı, küçük dil ünsüzü)
                      • i [TUR10-1052140] (Türk alfabesinin on ikinci sırasında yer alan ve İ adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, düz, dar ünlüyü gösterir)
                      • ş [TUR10-1145250] (Türk alfabesinin yirmi üçüncü sırasında yer alan ve Şe adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından sızıcı tonsuz, diş eti-damak ünsüzünü gösterir)
                      • u [TUR10-1166160] (Türk alfabesinin yirmi beşinci sırasında yer alan ve U adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir)
                      • ü [TUR10-1170000] (Türk alfabesinin yirmi altıncı sırasında yer alan ve Ü adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir)
                      • v [TUR10-1172090] (Türk alfabesinin yirmi yedinci sırasında yer alan ve Ve adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü, diş - dudak ünsüzünü gösterir)
                      • c [TUR10-0980560] (Türk alfabesinin üçüncü sırasında yer alan ve Ce adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü, katışık diş - diş eti ünsüzünü gösterir)
                      • d [TUR10-0994670] (Türk alfabesinin beşinci sırasında yer alan ve De adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ötümlü, patlayıcı diş eti ünsüzünü gösterir)
                      • tanımlık [TUR10-0744060] (Arapçada addan önce gelerek onun belirli olduğunu gösteren elif ve lam harfleri)
                      • alfabe dışı [TUR10-0026990] (Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf)
                      • lam [TUR10-1092950] (Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı)
                      • yeni Türk harfleri [TUR10-0849530] (Türkiye Cumhuriyeti'nde 1928'den sonra Arap harfleri yerine kullanılmaya başlanan harfler)
                      • mim [TUR10-0546250] (Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı)
                      • miniskül [TUR10-1253170] (Küçük harf)
                      • nesih [TUR10-0574840] (Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi)
                      • sıralayıcı harf [TUR10-0688220] (Bir tam çok terimlinin çeşitli terimlerinde, artan veya eksilen kuvvetlerine göre bu terimlerin dizildiği sırayı gösteren harf)
                      • siyah [TUR10-0697290] (Baskıda başka harflerden daha koyu görünen harf türü)
                      • Gotik harfler [TUR10-0300730] (İlk basım denemelerinde kullanılmış olan köşeli harfler)
                      • Göktürk harfleri [TUR10-0302670] (Genellikle VI-VIII. yüzyıllarda Orhun ve Yenisey bölgesindeki yazıtlarda kullanılan, Göktürklere özgü harfler)
                      • run [TUR10-0650530] (Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türünün harflerinden her biri)
                      • run [TUR10-0650520] (III-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri)
                      • beyaz [TUR10-0097450] (Baskıda normal karalıkta görünen harf çeşidi)
                      • hurufat [TUR10-0350260] (Harfler)
                      • hurufat [TUR10-0350280] (Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü)
                      • ne [TUR10-0572450] (Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu)
                    • temel harf [TUR10-0762700] (Kanunla kabul edilmiş yeni Türk alfabesindeki harflerin tamamı)
                    • punto [TUR10-0638230] (Matbaacılıkta, bilgisayarda harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad)
                    • point [ENG31-05078725-n] (the property of a shape that tapers to a sharp tip)
                  • tenkit [TUR10-0764670] (Noktalama)
                • marka [TUR10-0092440] (Resim veya harfle yapılan işaret)
                • mark [ENG31-06830640-n] (a written or printed symbol (as for punctuation))
                • noktalama işaretleri [TUR10-0579300] (Cümle veya yan cümledeki türlü ögeleri birbirinden ayırmaya yarayan, nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru işareti, ünlem işareti, parantez vb. işaretler) punctuation [ENG31-06854415-n] (the marks used to clarify meaning by indicating separation of words into sentences and clauses and phrases)
                  • virgül [TUR10-0820240] (Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan, kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı)
                  • comma [ENG31-06855902-n] (a punctuation mark (,) used to indicate the separation of elements within the grammatical structure of a sentence)
                  • caize [TUR10-0130560] (Yazıda bir sözün olduğu gibi tekrarlandığını göstermek için alt hizasına konulan tırnak biçimindeki noktalama işareti)
                  • denden işareti [TUR10-0192450] (Bir çizelgede alt alta gelen aynı söz veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önleyerek kolaylık sağlamak amacıyla kullanılan noktalama işaretinin adı)
                  • ditto mark [ENG31-06834163-n] (a mark used to indicate the word above it should be repeated)
                  • ayraç [TUR10-0062890] (Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret)
                  • bracket [ENG31-06855340-n] (either of two punctuation marks ([ or ]) used to enclose textual material)
                  • durak [TUR10-0225220] (Cümle sonundaki nokta)
                  • period [ENG31-06856570-n] (a punctuation mark (.) placed at the end of a declarative sentence to indicate a full stop or after abbreviations)
                  • iki nokta [TUR10-0365770] (Kendisinden sonra örnek verilecek veya açıklama yapılacak cümlenin sonuna konulan noktalama işareti)
                  • colon [ENG31-06855710-n] (a punctuation mark (:) used after a word introducing a series or an example or an explanation (or after the salutation of a business letter))
                  • kesme [TUR10-0445060] (Özel adlara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı ('))
                  • apostrophe [ENG31-06855037-n] (the mark (') used to indicate the omission of one or more letters from a printed word)
                  • köşeli parantez [TUR10-0484390] (Ayraç içinde bulunan bir anlatımda veya ayraç içine alınması gereken bir açıklamada kullanılan [ ] biçimindeki köşeli, kırık ayracın adı)
                  • bracket [ENG31-06855340-n] (either of two punctuation marks ([ or ]) used to enclose textual material)
                  • noktalı virgül [TUR10-0579400] (Bağımsız fakat mantık açısından birbirini bütünleyen cümleleri bağlayan noktalama işaretinin adı)
                  • semicolon [ENG31-06857789-n] (a punctuation mark (`)
                  • soru işareti [TUR10-0703510] (Soru cümlelerinin sonuna konulan noktalama işaretinin adı)
                  • question mark [ENG31-06857090-n] (a punctuation mark (?) placed at the end of a sentence to indicate a question)
                  • tırnak [TUR10-0775480] (Bir metnin içinde başkasından aktarılan yazı veya sözlerin başına ve sonuna konulan noktalama işaretinin adı)
                  • tire [TUR10-0777560] (Satır sonuna sığmayan kelimeleri, hecelere bölerken kullanılan noktalama işaretinin adı)
                  • hyphen [ENG31-06856198-n] (a punctuation mark (-) used between parts of a compound word or between the syllables of a word when the word is divided at the end of a line of text)
                  • ünlem [TUR10-0808050] (Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma vb. duyguları anlatan, bir doğa sesini yansıtan kelime veya cümlelerin sonuna konulan noktalama işaretinin adı)
                  • exclamation mark [ENG31-06856067-n] (a punctuation mark (!) used after an exclamation)
                  • nokta [TUR10-1081860] (Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti)
                  • period [ENG31-06856570-n] (a punctuation mark (.) placed at the end of a declarative sentence to indicate a full stop or after abbreviations)
                  • parantez [TUR10-1221480] (Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen noktalama işaretinin adı)
                  • parenthesis [ENG31-06856443-n] (either of two punctuation marks (or) used to enclose textual material)
                  • şapka [TUR10-0231990] (Yazılışları aynı okunuşları ve anlamları farklı Doğu kökenli sözleri birbirinden ayırt etmek ve bunlardaki g, k ünsüzlerini ince okutmak için kullanılan işaret)
                  • circumflex [ENG31-06835982-n] (a diacritical mark (^) placed above a vowel in some languages to indicate a special phonetic quality)
                  • tire [TUR10-0777570] (Karşılıklı konuşmada, konuşanın değiştiğini göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı)
                  • (hashtag) [TUR10-0000006] (Bir hashtag)
                  • tek tırnak işareti [TUR10-0759880] (Çift tırnakta verilen bir alıntının içinde yer alan bir başka sözü belirlemek için kullanılan noktalama işaretinin adı)
                  • esre [TUR10-0254630] (Arap harfli metinlerde bir ünsüzün ı, i seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret)
                  • ötre [TUR10-0870150] (Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret)
                  • üstün [TUR10-0269390] (Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret)
                  • üç nokta [TUR10-0806660] (Tamamlanmamış cümlelerin sonuna veya başına yan yana konulan noktalama işaretinin adı)
                  • mim [TUR10-0546260] (Biten bir yazının altına konulan işaret)
                  • nokta [TUR10-0579160] (Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret)
                • puan [TUR10-0637550] (Herhangi bir şeyin üzerindeki çok küçük boyutlarda işaret) detail [ENG31-05825971-n] (an isolated fact that is considered separately from the whole)
                  • süveyda [TUR10-0720100] (Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek)
              • iz [TUR10-0389610] (Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti) sign [ENG31-06659006-n] (a perceptible indication of something not immediately apparent (as a visible clue that something has happened))
                • eser [TUR10-0252750] (Soyut kavramlarda belirti)
                • tezahür [TUR10-0772040] (Belirti)
                • yer [TUR10-0849810] (İz)
                • ses seda [TUR10-0681320] (Haber; iz; alamet; belirti)
                • kalıntı [TUR10-0122780] (Bir kişi ya da şeyin geride bıraktığı iz, işaret)
              • delil [TUR10-0044210] (Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge) proof [ENG31-06660359-n] (a formal series of statements showing that if one thing is true something else necessarily follows from it)
                • dayanak [TUR10-0185500] (Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt)
                • faraziyat [TUR10-1249350] (Bir hadiseyi, bir olayı açıklamak, bir düşünceyi ispat etmek için ispatı yapılmamış başka düşünceleri dayanak olarak alma)
                • hüccet [TUR10-0350860] (Tanıt)
          • bilgi [TUR10-0103010] (Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler; malumat) information [ENG31-05824413-n] (knowledge acquired through study or experience or instruction)
            • kesin bilgi [TUR10-0827170] (Doğruluğundan kuşkulanılmayan bilgi)
            • kulak dolgunluğu [TUR10-0488760] (İşiterek elde edilen bilgi)
            • teogoni [TUR10-0765090] (Tanrıların meydana gelişi hakkında bilgi)
            • ilke [TUR10-0369250] (Temel bilgi)
              • felsefe [TUR10-0267330] (Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü)
              • çelişiklik ilkesi [TUR10-0158080] (İki çelişik önermenin hem doğru hem yanlış olamayacağı ilkesi)
              • troplar [TUR10-0786950] (Antik çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler)
              • süreklilik ilkesi [TUR10-0716860] (Her yerde sürekli bir gidiş olduğunu, doğada sıçramanın olmadığını, her şeyin bir bütün içinde örüldüğünü söyleyen temel ilke)
              • heple hiç ilkesi [TUR10-1048090] (Tür, cins vb. evrensel bir konu üzerinde ileri sürülen olumlu, olumsuz bir yargının, o tür veya cinsin bütün bireyleri için doğru olması ilkesi)
            • doğa bilgisi [TUR10-0212770] (Tabiat bilgisi)
            • ansiklopedik bilgi [TUR10-0038880] (Ansiklopedide yer alacak nitelikte ayrıntılı bilgi)
            • kuram [TUR10-0491830] (Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi)
            • ilk sezi [TUR10-0369690] (Bir konuda edinilen ilk ve yalın bilgi)
          • hatır [TUR10-0331710] (Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü) memory [ENG31-05659244-n] (the power of retaining and recalling past experience)
            • kuru kafa [TUR10-0494590] (Akılsız kafa)
            • akliyeci [TUR10-0019810] (Akılcı, usçu)
            • aşırı bellem [TUR10-0053350] (Belleme yetisinin olağanüstü bir durumda gelişmiş olması)
            • karın [TUR10-0420590] (İç; gönül; akıl; kafa)
          • zihin [TUR10-0875660] (Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü) mind [ENG31-05619057-n] (that which is responsible for one's thoughts, feelings, and conscious brain functions)
            • bilinçaltı [TUR10-0738880] (Bilinç dışı olmakla birlikte, istenildiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi)
            • subconscious mind [ENG31-05621261-n] (psychic activity just below the level of awareness)
          • zihinsel birikim [TUR10-1218960] (Algılanan ve öğrenilen şeylerin toplamı) content [ENG31-05817200-n] (the sum or range of what has been perceived, discovered, or learned)
            • can damarı [TUR10-0131770] (En önemli veya hassas nokta, bir şeyin yaşaması için en önemli araç)
            • kernel [ENG31-05929717-n] (the choicest or most essential or most vital part of some idea or experience)
            • toz [TUR10-0137530] (Töz)
            • kernel [ENG31-05929717-n] (the choicest or most essential or most vital part of some idea or experience)
            • kültür [TUR10-0329540] (Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü) acculturation [ENG31-05993821-n] (all the knowledge and values shared by a society)
              • popüler kültür [TUR10-1120860] (Belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel özelliklerin bütünü)
              • yığın kültürü [TUR10-0853550] (Toplumsal yapı ayrılıkları gözetilmeksizin televizyon, radyo, sinema, basın vb. kitle iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılan kültür)
              • kültür [TUR10-0501820] (Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi)
              • sözlü kültür [TUR10-1141110] (Sözlü olarak aktarılan kültür ögelerinin tamamı)
              • örgüt kültürü [TUR10-1114540] (Çalışan personelin davranışlarını ve çalışılan yerin genel görüntüsünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılan, değişebilir nitelikteki değer, düşünce ve kurallar bütünü)
            • kültür [TUR10-0501810] (Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü)
            • acculturation [ENG31-05993821-n] (all the knowledge and values shared by a society)
            • numen [TUR10-0580510] (Nesnenin kendisi)
            • noumenon [ENG31-05821558-n] (the intellectual conception of a thing as it is in itself, not as it is known through perception)
            • nüve [TUR10-0581420] (Bir şeyin özü; çekirdek)
            • kernel [ENG31-05929717-n] (the choicest or most essential or most vital part of some idea or experience)
            • nesne [TUR10-0581580] (Öznenin dışında kalan her konu)
            • object [ENG31-05818974-n] (the focus of cognitions or feelings)
            • gelenek [TUR10-0785510] (Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar) tradition [ENG31-05817771-n] (an inherited pattern of thought or action)
              • örf [TUR10-0604570] (Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek)
            • söylem evreni [TUR10-1218970] (Belli bir söylemde tartışılan nesnelerin bütünü)
            • universe [ENG31-05822288-n] (everything stated or assumed in a given discussion)
            • zihinsel temsil [TUR10-1219420] (Dış gerçekliği temsil ettiği varsayılan bilişsel sembole veya böyle bir sembolü kullanan mental bir prosese zihin felsefesi, bilişsel psikoloji, nörobilim ve bilişsel bilimlerde verilen ad) representation [ENG31-05935308-n] (a presentation to the mind in the form of an idea or image)
              • hatıra [TUR10-0331750] (Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz) memory [ENG31-05943778-n] (something that is remembered)
                • hatıra [TUR10-0331760] (Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi)
                • hatırat [TUR10-0331780] (Anılar, andaç)
              • imge [TUR10-0334170] (Duyularla alınan bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar) image [ENG31-05936904-n] (an iconic mental representation)
                • hayalat [TUR10-0334190] (Hayaller)
                • heyula [TUR10-0341020] (Korkunç hayal)
              • model [TUR10-0549090] (Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey) model [ENG31-05945830-n] (a representative form or pattern)
                • kök örnek [TUR10-1086070] (Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi)
                • original [ENG31-05947118-n] (something that serves as a model or a basis for making copies)
                • manken [TUR10-0524310] (Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği)
                • meşk [TUR10-0539000] (Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği)
                • gabari [TUR10-0281070] (Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek)
                • formül [TUR10-0278280] (Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek)
                  • laytmotif [TUR10-0508650] (Bir edebî eserde, bir kültür ürününde pek çok tekrarlanan formül)
              • gölge [TUR10-0334150] (Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, belli belirsiz görünen şey, bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü)
              • ghost [ENG31-05906778-n] (a mental representation of some haunting experience)
              • görünüş [TUR10-0306450] (Bulunulan bir yerden görülebilen alan; görünüm; manzara) view [ENG31-05941982-n] (the visual percept of a region)
                • panorama [TUR10-0612600] (Yüksek bir yerden bakıldığında göz önüne serilen geniş görünüş)
                • view [ENG31-05941982-n] (the visual percept of a region)
                • anılık [TUR10-0936400] (Anı özelliği taşıyan)
              • sahne [TUR10-0334160] (Görüntü)
              • view [ENG31-05941982-n] (the visual percept of a region)
              • eş [TUR10-0605170] (Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri) model [ENG31-05945830-n] (a representative form or pattern)
                • nüsha [TUR10-0581380] (Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri)
                  • asıl nüsha [TUR10-0050850] (Bir yazma eserin veya belgenin özgün biçimi)
              • illüzyon [TUR10-0370010] (Var olan nesneyi veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama)
              • illusion [ENG31-05948354-n] (an erroneous mental representation)
              • hayalet [TUR10-0753540] (Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey) ghost [ENG31-05906778-n] (a mental representation of some haunting experience)
                • düşlem [TUR10-1015670] (Düş yoluyla beliren görüntü)
                • ardışık görüntü [TUR10-0043870] (Bir duyunun kaybolmasından sonra da devam eden görüntü)
              • yol haritası [TUR10-0859060] (Belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü)
              • hayal [TUR10-0371250] (Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey)
                • rüya [TUR10-0651270] (Gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal)
                • ham hayal [TUR10-0324820] (Gerçekleşmeyecek düşünce veya ümit)
              • muhayyelât [TUR10-1251760] (Hayâl edilmiş olan şeyler. Muhayyel olan şeyler)
            • bilgi alanı [TUR10-1246340] () knowledge domain [ENG31-06008444-n] (the content of a particular field of knowledge)
              • disiplin [TUR10-0209490] (Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü; bilim dalı) discipline [ENG31-06005806-n] (a branch of knowledge)
                • bilim [TUR10-0103020] (Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi) science [ENG31-06008975-n] (a particular branch of scientific knowledge)
                  • epigrafi [TUR10-0249080] (Konusu yazıtları incelemek olan, tarihe yardımcı bir bilim)
                  • fütüroloji [TUR10-0280950] (Toplumsal, ekonomik ve teknik evrimin yönünü, gidişini öngörme ereği güden bilim)
                  • grafoloji [TUR10-0310290] (El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen bilim dalı)
                  • güdüm bilimi [TUR10-0312960] (Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim)
                  • cybernetics [ENG31-06152049-n] ((biology) the field of science concerned with processes of communication and control (especially the comparison of these processes in biological and artificial systems))
                  • uzay bilimi [TUR10-1169690] (Uzayı yöneten genel yasalar bilimi)
                  • kronoloji [TUR10-0869630] (Tarihsel olayların zamanını inceleme bilimi)
                  • kütüphanecilik [TUR10-0965840] (Kitap sayısını çoğaltmanın, kataloglayıp sınıflandırmanın ve okuyucuları kitaptan yararlandırmanın yollarını, kurallarını belirten bilim dalı)
                  • metalürji [TUR10-0539530] (Genellikle elementleri, özellikle metalleri arı olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu)
                  • nekroloji [TUR10-0573850] ()
                  • fenomenoloji [TUR10-0585270] (Algılanan, duyularla algılanabilen her şey öğretisi)
                  • istatistik [TUR10-0670880] (Bir dizi olayın veya sayı ile gösterilen olguların yöntemli öbekleştirilmesine dayanan ve ilkelerini olasılık kuramlarından alan, matematiğin uygulamalı dalı) statistics [ENG31-06027814-n] (a branch of applied mathematics concerned with the collection and interpretation of quantitative data and the use of probability theory to estimate population parameters)
                    • korelasyon [TUR10-0475490] (Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi)
                    • correlation [ENG31-06040778-n] (a statistical relation between two or more variables such that systematic changes in the value of one variable are accompanied by systematic changes in the other)
                  • teleoloji [TUR10-0249700] (Yalnızca insan hareketlerinin değil, tarih ve tabiat olaylarının ve bütünün olduğu gibi tek tek olayların da ereklerle, amaçlarla belirlenmiş ve yönetilmiş olduğunu kabul eden öğreti)
                  • gösterge bilimi [TUR10-0306790] (İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim)
                  • semiotics [ENG31-05985124-n] ((philosophy) a philosophical theory of the functions of signs and symbols)
                  • kriptoloji [TUR10-0486460] (Gizli yazılar, şifreli belgeler bilimi veya incelemesi)
                  • matematik [TUR10-0648120] (Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı) mathematics [ENG31-06009822-n] (a science (or group of related sciences) dealing with the logic of quantity and shape and arrangement)
                    • saf matematik [TUR10-1219660] (Matematiğin tamamen soyut kavramları inceleyen bir kolu) pure mathematics [ENG31-06013012-n] (the branches of mathematics that study and develop the principles of mathematics for their own sake rather than for their immediate usefulness)
                      • cebir [TUR10-0134270] (Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu) algebra [ENG31-06022075-n] (the mathematics of generalized arithmetical operations)
                        • lineer cebir [TUR10-1219680] (Doğrusal uzayların ve doğrusal dönüşümlerin özelliklerini inceleyen cebir dalı)
                        • linear algebra [ENG31-06022475-n] (the part of algebra that deals with the theory of linear equations and linear transformation)
                        • vektör cebiri [TUR10-1219690] (Vektör uzayındaki cebirsel operasyonları inceleyen cebir dalı)
                        • vector algebra [ENG31-06022647-n] (the part of algebra that deals with the theory of vectors and vector spaces)
                        • matris cebiri [TUR10-1219700] (Karesel matrislerin oluşturduğu cebir)
                        • matrix algebra [ENG31-06022933-n] (the part of algebra that deals with the theory of matrices)
                        • determinant [TUR10-0199010] (Birkaç bilinmeyenli birinci dereceden eşitlik sistemlerini çözmede kullanılan yardımcı cebirsel anlatım)
                      • geometri [TUR10-0339130] (Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı) geometry [ENG31-06014015-n] (the pure mathematics of points and lines and curves and surfaces)
                        • analitik geometri [TUR10-1219670] (Geometride temel nesneler olan noktaları, doğruları, düzlemleri, ikinci basamaktan eğrileri ve yüzeyleri koordinatlama yöntemine dayanarak cebirsel işlemlerle inceleyen geometri dalı)
                        • analytic geometry [ENG31-06017731-n] (the use of algebra to study geometric properties)
                        • tasarı geometri [TUR10-0748540] (Uzaydaki tasavvur edilmiş biçimleri iz düşümleriyle gösteren geometri)
                        • düzlem geometri [TUR10-0232770] (Bir düzlem içinde kalan, iki boyutlu olan şekli inceleyen geometri)
                        • topoloji [TUR10-0782360] (Geometrik cisimlerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını, biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı)
                        • uzay geometri [TUR10-0804930] (Hacimli biçimleri inceleyen geometri)
                        • benzerlik [TUR10-0093560] (İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum)
                        • benzeşim [TUR10-0093640] (İki şeklin kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte, karşılıklı açılarının eşit bulunması durumu)
                      • aritmetik [TUR10-0339840] (Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu)
                      • arithmetic [ENG31-06013397-n] (the branch of pure mathematics dealing with the theory of numerical calculations)
                      • trigonometri [TUR10-0564110] (Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu)
                      • trigonometry [ENG31-06021862-n] (the mathematics of triangles and trigonometric functions)
                      • diferansiyel [TUR10-0202920] (Özellikle fonksiyonların değişmeleriyle ilgili matematik dalı)
                      • derived function [ENG31-06024079-n] (the result of mathematical differentiation)
                    • uygulamalı matematik [TUR10-1219710] (İyi derecede matematik bilgisine sahip, mühendislik eğitimi almış, endüstriyel problemleri modelleyerek çözebilen mühendisler yetiştirmeyi amaçlayan mühendislik dalı)
                    • applied mathematics [ENG31-06027371-n] (the branches of mathematics that are involved in the study of the physical or biological or sociological world)
                    • kalkülüs [TUR10-1253440] (Matematiğin bir alt dalı olan matematiksel analizin giriş kısmı)
                    • mutlak değer [TUR10-0557900] (Bir cebirsel sayının, işareti göz önüne alınmaksızın değeri)
                    • olasılık hesabı [TUR10-0363810] (Bir olayın gerçekleşmesi şanslarının yüzdesini bulmaya yarayan kuralları inceleyen matematik dalı)
                    • integral hesapları [TUR10-0376870] (Sonsuz integrallerin bulunması ve onların uygulanması ile ilgili yöntemleri kullanan matematik dalı)
                  • sosyal bilimler [TUR10-0704010] (Toplum olaylarını, insanın sosyal ve kültürel faaliyetlerini inceleyen bilimlerin ortak adı) social science [ENG31-06152605-n] (the branch of science that studies society and the relationships of individual within a society)
                    • antropoloji [TUR10-0040080] (İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim) anthropology [ENG31-06152997-n] (the social science that studies the origins and social relationships of human beings)
                      • etnoloji [TUR10-0258630] (İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim) ethnology [ENG31-06156331-n] (the branch of anthropology that deals with the division of humankind into races and with their origins and distribution and distinctive characteristics)
                        • ırk bilimsel [TUR10-1051570] (Irk bilimi ile ilgili; budun bilimsel; etnolojik)
                      • arkeoloji [TUR10-0046020] (Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları özellikle tarih ve sanat açısından inceleyen bilim) archeology [ENG31-06153532-n] (the branch of anthropology that studies prehistoric people and their cultures)
                        • paleografi [TUR10-0611600] (Eski el yazılarını okuma bilgisi)
                        • paleography [ENG31-06155037-n] (the study of ancient forms of writing (and the deciphering of them))
                        • arkeometri [TUR10-0940690] (İnsanlığın kültür tarihini anlamada arkeologlara yardımcı olabilmek için antik eserlerin ve materyallerin bilimsel yöntemlerle incelenmesi)
                        • su altı arkeolojisi [TUR10-0710100] (Su altında gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar)
                      • etnografya [TUR10-0121240] (Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim)
                      • ethnography [ENG31-06155997-n] (the branch of anthropology that provides scientific description of individual human societies)
                      • sosyal antropoloji [TUR10-0703970] (Kültürü bir bütün olarak inceleyen, kültür kalıpları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koyan bilim dalı)
                      • kültürel antropoloji [TUR10-0501920] (Kültürle ilgili antropoloji)
                    • ekonomi [TUR10-0239420] (İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü) economics [ENG31-06158935-n] (the branch of social science that deals with the production and distribution and consumption of goods and services and their management)
                      • tedavül [TUR10-0755760] (Mal veya paranın elden ele dolaşması)
                      • konjonktür [TUR10-0472000] (Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerin bütünü)
                      • bütçe dengesi [TUR10-0128360] (Gelirin gidere eşit olma durumu)
                      • bütçe dengesi [TUR10-0128370] (Devletin bütün gelir toplamının gider toplamına eşit olma durumu)
                      • serbest piyasa ekonomisi [TUR10-1131950] (Hükûmetin iktisadi etkinliklerin işleyişine müdahale etmediği piyasa ekonomisi türü)
                      • ev ekonomisi [TUR10-0259450] (Evin bakımı, geçimi ve yaşayışı ile ilgili bilim dalı)
                      • planlı ekonomi [TUR10-0630960] (Toplumun gereksinimlerinin karşılanması ve gelişmesi amacını güden ekonomi)
                      • piyasa ekonomisi [TUR10-0630280] (Üretimin bir plana göre değil, isteğe göre yapıldığı, fiyatının arz ve talebe göre belirlendiği ekonomi) market economy [ENG31-08381886-n] (an economy that relies chiefly on market forces to allocate goods and resources and to determine prices)
                        • kapitalizm [TUR10-0035240] (Sermayeye dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni)
                        • capitalism [ENG31-08381070-n] (an economic system based on private ownership of capital)
                    • siyaset bilimi [TUR10-0697600] (Siyasi kurum, kuruluş ve oluşumlarının çalışma işleyişlerini inceleyen ve irdeleyen bilim dalı) politics [ENG31-06157599-n] (the study of government of states and other political units)
                      • jeopolitik [TUR10-0391590] (Bir devletin saldırgan nitelikteki genişlemesini, ekonomik ve siyasi coğrafya açısından haklı kılmaya yönelik siyasi öğreti)
                      • geopolitics [ENG31-06158199-n] (the study of the effects of economic geography on the powers of the state)
                    • sosyoloji [TUR10-0781840] (Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı) sociology [ENG31-06161163-n] (the study and classification of human societies)
                      • kriminoloji [TUR10-0486410] (Toplumsal bir olgu olarak suç ve suçluluğu inceleyen bilim)
                      • criminology [ENG31-06161412-n] (the scientific study of crime and criminal behavior and law enforcement)
                      • demografi [TUR10-0192260] (İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim)
                      • demography [ENG31-06161595-n] (the branch of sociology that studies the characteristics of human populations)
                      • oryantalizm [TUR10-0724390] (Avrupa'ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim)
                        • Şarkiyatçılık [TUR10-0724410] (Doğu bilimleriyle uğraşma)
                      • Sinoloji [TUR10-0695380] (Konu olarak Çin ile ilgili dil, uygarlık, tarih bilgilerini ele alan filoloji)
                      • Balkanoloji [TUR10-0074670] (Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı)
                      • uygulamalı toplum bilimi [TUR10-0802270] (Toplum biliminin uygulamaya yönelik araştırma dalı)
                    • yurttaşlık bilgisi [TUR10-0863490] (Devlet ve hükûmet kuruluşlarını, yurttaşlık ödev ve haklarını kapsayan bilgi)
                    • civics [ENG31-06152905-n] (the social science of municipal affairs)
                    • ekonomi [TUR10-1220100] (İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütününü inceleyen bilim dalı) economics [ENG31-06158935-n] (the branch of social science that deals with the production and distribution and consumption of goods and services and their management)
                      • maliye [TUR10-0522080] (Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı)
                      • finance [ENG31-06160103-n] (the branch of economics that studies the management of money and other assets)
                      • ekonomi politik [TUR10-0239490] (İnsan toplumlarında maddi refahın dağıtımını ve insanlar arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişimini konu alan bilim dalı)
                      • karma ekonomi [TUR10-0422060] (Özel ve kamu kesimlerini kaynaştırma amacını güden, her iki kesimin birlikte girişimlerini öngören ekonomi siyaseti)
                      • makroekonomi [TUR10-0128490] (Belli bir dönemdeki ekonomik etkinlik düzeyini belirleyen ve ekonomik büyüklükler arasındaki ilişkileri açıklayan ekonomi dalı)
                      • biyoekonomi [TUR10-1249660] (Bitki, hayvan ve diğer tüm canlıların araştırma, geliştirme, üretim, ticaret ve tüketimi ile ilgili ekonomik faaliyetlerin tümü)
                      • mikroekonomi [TUR10-0544790] (Ekonomik etkinlikleri ve hesapların kapsayabileceği nicelikleri inceleyen ekonomi dalı)
                    • dilbilim [TUR10-1220160] (Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim) linguistics [ENG31-06182505-n] (the scientific study of language)
                      • karşılaştırmalı dil bilgisi [TUR10-0423260] (Akraba dilleri ve lehçeleri karşılaştırarak inceleyen dil bilgisi)
                      • toponimi [TUR10-0849890] (Yer adlarını inceleme konusu edinen dil bilimi dalı)
                      • semantik [TUR10-0675650] (Anlam bilimsel)
                      • semantics [ENG31-06189508-n] (the study of language meaning)
                      • etimoloji [TUR10-0480460] (Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı)
                      • lehçe bilimi [TUR10-0509180] (Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı)
                      • antroponim [TUR10-0040110] (Kişi adlarını inceleyen bilim dalı)
                      • sosyolengüistik [TUR10-0704410] (Dil, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dil bilimi dalı)
                      • Altayistik [TUR10-0030170] (Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı)
                      • anlatım bilimi [TUR10-0038130] (Üslup yöntemlerini ve türlerini inceleyen edebî araştırma ve dil bilimi dalı)
                      • genel dil bilimi [TUR10-0291370] (Dilin yapısını, gelişme ve değişmesini karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı)
                      • edim bilimi [TUR10-0234660] (Dil hareketleriyle onu algılayan insan arasındaki ilişkiyi inceleyen dil bilimi dalı)
                      • eş zamanlı dil bilimi [TUR10-0256840] (Bir dilin zaman içindeki değişme ve gelişmesi sırasında, belirli bir dönemde ortaya çıkan olgularını inceleyen dil bilimi)
                      • Arabistik [TUR10-0041690] (Arap dili ve kültürü araştırmaları)
                      • art zamanlı dil bilimi [TUR10-0048150] (Dil olaylarını değişik zaman ve evrim açısından ele alan dil bilimi)
                      • karşılaştırmalı dil bilimi [TUR10-0423270] (Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli diller arasındaki ilişkileri, benzerlikleri belirleyip dil ailelerini tespit etmeyi amaçlayan inceleme)
                      • uygulamalı dil bilimi [TUR10-0802250] (Dil biliminin uygulamalı araştırmaya yönelik bilim dalı)
                      • ad bilimi [TUR10-0007920] (Dil biliminin adlar, özellikle kişi adları üzerinde duran ve onları köken bilgisi, tarihsel gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen dalı)
                      • anlam bilimi [TUR10-0037670] (Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı)
                      • betimsel dilbilim [TUR10-1220170] (Dilbilimde, bir konuşma grubundaki insanların dilin nasıl kullanıldığını nesnel olarak analiz etmesi ve tanımlaması işine verilen ad)
                      • biçem bilimi [TUR10-0965900] (Dilde söz dizimiyle deyiş, anlatım, üslup arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı)
                      • diyakroni [TUR10-0048160] (Değişik zaman ve evrim açısından incelenen dil olaylarının özelliği)
                      • fonetik [TUR10-0277650] (Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu)
                      • eş zamanlılık [TUR10-0883390] (Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği)
                      • fonoloji [TUR10-0277820] (Dillerin ses dizgelerini araştıran dilbilim dalı)
                        • dudaksıllaşma [TUR10-0224510] (Bazı kelimelerde çeşitli sebeplerle düz ünlülerin yuvarlaklaşması veya ünsüzlerin dudak ünsüzlerine dönmesi)
                        • düzleşme [TUR10-0232830] (Bazı kelimelerde, çeşitli sebeplerle, yuvarlak ünlülerin düz ünlülere dönmesi)
                        • genizsileşme [TUR10-1250620] (Dudak ünsüzünün geniz ünsüzüne dönüşmesi)
                        • genizsilleşme [TUR10-0292290] (Dudak ünsüzünün geniz ünsüzüne dönmesi. Türkçede ve Türk lehçelerinde b sesinin m sesine dönmesi gibi)
                        • gerileyici benzeşme [TUR10-0294080] (Kelimelerde sonraki sesin önceki sesi etkilemesi)
                        • benzeşme [TUR10-0093680] (Bir kelimede bir sesin başka bir sesi kendisine benzetme etkisi)
                          • yakın benzeşme [TUR10-0826510] (Kelimede yan yana düşen iki ünsüzün birbirine etkisi)
                          • uzak benzeşme [TUR10-0804070] (Bir kelimede bir sesin uzakta bulunan başka bir sesi etkilemesi)
                          • ünsüz benzeşmesi [TUR10-0808370] (Türkçede sert ünsüzle biten bir kelimeye c d g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde ekin başındaki ünsüzün sertleşmesi)
                          • benzeşen [TUR10-0093610] (Ünlü veya ünsüz benzeşmelerinde, etki altında kalan ünlü veya ünsüz)
                          • dudak benzeşmesi [TUR10-0224430] (Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması)
                          • ilerleyici benzeşme [TUR10-0367780] (Kelimede önceki sesin sonraki sesi etkilemesi)
                        • benzeşmezlik [TUR10-0093700] (Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması)
                          • yakın benzeşmezlik [TUR10-0826520] (Bir kelimede yan yana bulunan aynı veya benzer iki sesten birinin değişikliğe uğraması)
                          • uzak benzeşmezlik [TUR10-0804080] (Bir kelimede yan yana bulunmayan iki aynı sesten birinin değişikliğe uğraması)
                      • sözcük bilimi [TUR10-1140730] (Bir dilin söz varlığını oluşturan birimleri ve bu birimlerin yapılarını ve anlamlarını, birbirleriyle ilişkilerini, zaman içinde yaşadığı değişim ve gelişmeleri araştıran dil bilimi dalı, leksikoloji)
                      • görevsel dil bilimi [TUR10-0305270] (Kelimeleri cümle içinde yüklendikleri görev bakımından inceleyen dil bilimi)
                    • psikoloji [TUR10-0637340] (Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim) psychology [ENG31-06145709-n] (the science of mental life)
                      • deneysel psikoloji [TUR10-1220060] (Psikolojik çalışmalara ve onların altında yatan işlemlere deneysel metotları uygulayanların yaptıkları çalışma) experimental psychology [ENG31-06148736-n] (the branch of psychology that uses experimental methods to study psychological issues)
                        • davranışçılık [TUR10-0185110] (Psikolojinin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin, psikolojinin araştırma alanına girdiğini inkâr eden görüş)
                        • behaviorism [ENG31-06149215-n] (an approach to psychology that emphasizes observable measurable behavior)
                        • psikofizik [TUR10-1220070] (Fiziksel uyaranın ve etkilediği algı ve hislerin arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı)
                        • psychophysics [ENG31-06148942-n] (the branch of psychology concerned with quantitative relations between physical stimuli and their psychological effects)
                      • sosyal psikoloji [TUR10-0704270] (Toplumun insan davranışlarına etkisini konu edinen bilim dalı)
                      • karakteroloji [TUR10-0416670] (İnsanlarda karakterin gelişmesini ve özelliklerini inceleyen bilim dalı)
                      • uygulamalı ruh bilimi [TUR10-0802260] (Ruh biliminin insan üzerinde gerçekleştirmeye yönelik psikolojik araştırmalarını konu alan bilim dalı)
                      • psikoloji [TUR10-0637360] (Ruhsal)
                    • bayrak bilimi [TUR10-1173370] (Bayrakların tarihini, renklerini, sembollerini ve kullanımını araştıran bilimsel alan)
                    • pedagoji [TUR10-0236670] (Öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim kolu)
                    • evren bilimi [TUR10-0260470] (Evrenin oluşumunu, yapısını inceleyen felsefe ve bilimsel öğreti)
                    • tanrı bilimcilik [TUR10-1151920] (Tanrı bilimcinin yaptığı iş; ilahiyatçılık)
                    • edebiyat bilimi [TUR10-0844800] (Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı içinde yer alan konuları sosyoloji, psikoloji vb. bilim dallarının yöntemlerini de kullanarak araştıran, inceleyen, irdeleyen ve tahlil eden bilim dalı)
                    • edebiyat tarihi [TUR10-0234180] (Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap)
                    • eğitim bilimi [TUR10-0236680] (Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı; pedagoji)
                    • eğitim bilimsel [TUR10-1017570] (Eğitim bilimi ile ilgili; pedagojik)
                  • bilişim [TUR10-0104140] (Teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişimde kullanılan ve özellikle elektronik aletler aracılığıyla düzenli bir biçimde işlenmeyi öngören bilim)
                  • bilişsel bilim [TUR10-1220080] (Zihin ve zekânın işleyişini ele alan, zeki sistemlerin dinamiklerini ve yapılarını araştıran, disiplinler arası, bilimsel çalışma)
                  • cognitive science [ENG31-06152312-n] (the field of science concerned with cognition)
                  • doğa bilimleri [TUR10-0212800] (Konusu tabiat, tabiat olayları ve kanunları olan fizik, kimya, gök bilimi, biyoloji vb. bilimler) natural science [ENG31-06009578-n] (the sciences involved in the study of the physical world and its phenomena)
                    • fizik [TUR10-0276280] (Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı) physics [ENG31-06100457-n] (the science of matter and energy and their interactions)
                      • optik [TUR10-0589240] (Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu)
                      • optics [ENG31-06110385-n] (the branch of physics that studies the physical properties of light)
                      • astronomi [TUR10-0051750] (Gökcisimlerinin konumlarını, devinimlerini, birbirlerine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim) astronomy [ENG31-06104629-n] (the branch of physics that studies celestial bodies and the universe as a whole)
                        • kozmoğrafya [TUR10-1251320] (Gökbilimin, matematik ve fiziğin yalnız ana kavramlarından yararlanarak, evrenle ilgili en bellibaşlı olayları konu alan bir dalı)
                        • kozmografya [TUR10-0480030] (Gök biliminin, matematik ve fiziğin yalnız temel kavramlarından yararlanarak en belli başlı olayları ele alan dalı)
                      • termoelektrik [TUR10-0768040] (Isı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu)
                      • aeroloji [TUR10-0009350] (Hava araştırmaları bilimi)
                      • sürtünme bilimi [TUR10-1144590] (Sürtünme olaylarını inceleyen bilim dalı)
                      • aktinoloji [TUR10-0022450] (Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı)
                      • elektrobiyoloji [TUR10-0242130] (Canlılarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim)
                      • elektrodinamik [TUR10-0242150] (Elektrik akımlarının dinamik hareketini konu edinen fizik dalı)
                      • elektrokimya [TUR10-0242230] (Elektrik akımının etkisiyle ortaya çıkan kimyasal değişmeleri ve kimya işlemlerinde oluşan enerji elektrik üretiminde kullanmayı araştıran bilim dalı)
                      • astrofizik [TUR10-1184900] (Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu)
                      • astrophysics [ENG31-06107382-n] (the branch of astronomy concerned with the physical and chemical properties of celestial bodies)
                      • kriyoskopi [TUR10-0486700] (Tuzlu eriyiklerin donma yasalarını inceleyen fizik kolu)
                      • termodinamik [TUR10-0768030] (Isı enerjisi ile kinetik enerji arasındaki ilgileri ve bu konuyla ilgili olayları inceleyen fizik kolu)
                      • thermodynamics [ENG31-06124185-n] (the branch of physics concerned with the conversion of different forms of energy)
                      • termik [TUR10-0767910] (Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı)
                      • biyofizik [TUR10-0110030] (Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi; biyolojik fizik)
                      • mekanik [TUR10-0532930] (Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı) mechanics [ENG31-06109843-n] (the branch of physics concerned with the motion of bodies in a frame of reference)
                        • akışkanlar mekaniği [TUR10-1219910] (Akışkan olarak adlandırılan maddelerin (genel olarak sıvılar ve gazlar) fiziksel davranışlarını inceleyen bilim dalı) fluid mechanics [ENG31-06122616-n] (study of the mechanics of fluids)
                          • hidrostatik [TUR10-0344270] (Sıvıların dengesini ve kaplar üzerine yaptıkları basıncı inceleyen fizik dalı)
                          • hydrostatics [ENG31-06123022-n] (study of the mechanical properties of fluids that are not in motion)
                        • aerodinamik [TUR10-0009320] (Hareket halinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim)
                        • aeromechanics [ENG31-06123958-n] (the branch of mechanics that deals with the motion of gases (especially air) and their effects on bodies in the flow)
                        • balistik [TUR10-0074580] (Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim)
                        • ballistics [ENG31-06123853-n] (the science of flight dynamics)
                        • kinematik [TUR10-0694730] (Cisimlerin hareketlerini yörünge, hız ve ivme vb. konular bakımından inceleyen mekanik kolu)
                        • devimbilim [TUR10-1253480] (Mekaniğin güç, devinim, erke arasındaki ilişkileri inceleyen dalı)
                        • dinamik [TUR10-0199630] (Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı)
                          • hidrodinamik [TUR10-0343900] (Sıvıya batırılmış katı cisimler üzerinde, onların hareketiyle ilgili olarak sıvıların gösterdiği direnci ve sıvıların hareketini inceleyen bilim dalı)
                        • biyomekanik [TUR10-0110180] (Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme)
                        • kinetik [TUR10-0461700] (Hareket olaylarını inceleyen bilim dalı)
                      • optimetri [TUR10-0589310] (Görmeyi inceleyen optik veya fizik dalı)
                      • elektrik [TUR10-0241660] (Fiziğin, elektrik olaylarını inceleyen kolu)
                      • elektronik [TUR10-0242470] (Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı)
                      • electronics [ENG31-06108876-n] (the branch of physics that deals with the emission and effects of electrons and with the use of electronic devices)
                      • radyoelektrik [TUR10-0640540] (Fiziğin elektromanyetik dalgaların araştırılması ve uygulanması ile ilgili bölümü)
                        • radyoelektronik [TUR10-0640570] (Elektroniğin radyoelektriğe uygulanması)
                      • radyofizik [TUR10-0640600] (Radyoelektriğe ilişkin olayları inceleyen bilim dalı)
                      • hikmet [TUR10-0344620] (Fizik)
                      • elektrostatik [TUR10-0242600] (Elektriklenmiş cisimler üzerinde elektriği denge durumunda inceleyen fizik dalı)
                    • yaşam bilimleri [TUR10-1179620] (Biyoloji, tıp, veteriner, diş hekimliği ve eczacılık ile ilgili bilim dallarına verilen genel ad) life science [ENG31-06046810-n] (any of the branches of natural science dealing with the structure and behavior of living organisms)
                      • biyoloji [TUR10-0110140] (Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme vb. yaşayış evrelerini inceleyen bilim) biology [ENG31-06047178-n] (the science that studies living organisms)
                        • botanik [TUR10-0109440] (Bitkileri inceleyen bilim kolu) botany [ENG31-06076105-n] (the branch of biology that studies plants)
                          • dendroloji [TUR10-0192460] (Bitkibilimin ağaçları inceleyen kolu)
                            • odun bilimi [TUR10-0487280] (Odunun yapısını, fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı)
                          • fenoloji [TUR10-0091720] (Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim)
                        • mikrobiyoloji [TUR10-0544740] (Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlıları konu alan bilim dalı)
                        • microbiology [ENG31-06087198-n] (the branch of biology that studies microorganisms and their effects on humans)
                        • ormancılık [TUR10-0590800] (Ormanların yetiştirilmesi ve bakımını konu alan bilim)
                        • forestry [ENG31-06081484-n] (the science of planting and caring for forests and the management of growing timber)
                        • anatomi [TUR10-0770650] (İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim) anatomy [ENG31-06067070-n] (the branch of morphology that deals with the structure of animals)
                          • kabuk bilimi [TUR10-0394380] (Kabukları inceleyen bilim dalı)
                          • anjiyoloji [TUR10-0037340] (Dolaşım organlarını inceleyen anatomi bölümü)
                          • osteoloji [TUR10-0440090] (Anatominin kemiklerle ilgili bölümü)
                        • ekoloji [TUR10-0239350] (Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı)
                        • ecology [ENG31-06080479-n] (the branch of biology concerned with the relations between organisms and their environment)
                        • zooloji [TUR10-0336150] (Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı) zoology [ENG31-06092831-n] (the branch of biology that studies animals)
                          • zootekni [TUR10-0877160] (Evcil hayvanları üretme ve yetiştirme bilimi)
                          • sinekoloji [TUR10-0694460] (Hayvan ve bitki topluluklarını inceleyen bilim dalı)
                          • etoloji [TUR10-0258690] (Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı)
                        • biyoteknoloji [TUR10-1194430] (Canlı hücreleri ve mikroorganizmaları kullanarak biyolojik tekniklerle endüstri ve tıp alanında kullanmak üzere materyal üretimi)
                        • biotechnology [ENG31-06136212-n] (the branch of molecular biology that studies the use of microorganisms to perform specific industrial processes)
                        • mantar bilimi [TUR10-0524600] (Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı)
                        • kan bilimi [TUR10-0408680] (Kanın morfolojik, fizyolojik, kimyasal ve genetik açıdan incelenmesi)
                        • kuş bilimi [TUR10-0496720] (Kuşları inceleyen bilim)
                          • liken bilimi [TUR10-0511350] (Likenleri inceleyen bilim dalı)
                        • balık bilimi [TUR10-0074060] (Su ürünleri araştırmalarında özellikle balıklar sınıfını inceleyen bilim)
                        • biyoelektronik [TUR10-0110010] (Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü)
                        • embriyoloji [TUR10-0245140] (Dölüt durumuna gelinceye kadar oğulcuğun geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen biyoloji kolu)
                        • radyobiyoloji [TUR10-0640610] (X ışınlarının canlı dokular üzerindeki etkisini inceleyen bilim)
                        • hücre bilimi [TUR10-0696770] (Biyolojinin hücrenin yapısı, görevi, çoğalması ve hayatıyla ilgili dalı)
                        • hidrobiyoloji [TUR10-0343870] (Sularda yaşayan canlıların hayatını inceleyen bilim dalı)
                      • frenoloji [TUR10-0280010] (Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihinsel yeteneğini inceleme)
                      • phrenology [ENG31-06055378-n] (a now abandoned study of the shape of skull as indicative of the strengths of different faculties)
                      • patoloji [TUR10-0619190] (Hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı) pathology [ENG31-06070395-n] (the branch of medical science that studies the causes and nature and effects of diseases)
                        • enfarktüs [TUR10-0247490] (Bir organda, bir atardamarın, doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması)
                        • infarct [ENG31-14231043-n] (localized necrosis resulting from obstruction of the blood supply)
                        • skleroz [TUR10-0698060] (İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı bir organ veya dokunun patolojik sertleşmesi) sclerosis [ENG31-14133893-n] (any pathological hardening or thickening of tissue)
                          • damar sertliği [TUR10-0181940] (Atardamar iç yüzeyinde yaşlanma, yıpranma, kireçlenme sebebiyle ortaya çıkan kan dolaşımı güçlüğü ve kan basıncının artması hastalığı)
                          • arteriosclerosis [ENG31-14131806-n] (sclerosis of the arterial walls)
                        • bitki patolojisi [TUR10-0109550] (Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı)
                      • radyoloji [TUR10-0356140] (Işık, elektrik ve ısı ışınımlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı)
                      • radiology [ENG31-06071957-n] (the branch of medical science dealing with the medical use of X-rays or other penetrating radiation)
                      • doktorluk [TUR10-0214880] (Hekim olma durumu) medicine [ENG31-00613447-n] (the learned profession that is mastered by graduate training in a medical school and that is devoted to preventing or alleviating or curing diseases and injuries)
                        • aile hekimliği [TUR10-0016490] (Ailenin sağlık sorunlarını genel olarak ele alan hekimlik dalı)
                        • akliyecilik [TUR10-0019830] (Akliyeci işi)
                        • cerrahi [TUR10-0136870] (Hekimliğin, ameliyatla tedavi yapan dalı)
                        • surgery [ENG31-06073138-n] (the branch of medical science that treats disease or injury by operative procedures)
                        • başdoktorluk [TUR10-0956660] (Başhekimlik)
                        • veteriner hekimliği [TUR10-0818860] (Veteriner işi)
                        • koruyucu hekimlik [TUR10-0477070] (Hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemlerle ilgilenen hekimlik dalı)
                        • beyin cerrahisi [TUR10-0580090] (Hastanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm)
                        • sıhhiye [TUR10-0685320] (Sağlık işlerinin tümü)
                        • göğüs cerrahisi [TUR10-0301900] (Cerrahinin göğüs içi organlarıyla ilgili dalı)
                        • hariciye [TUR10-0328860] (Ameliyatı veya tedaviyi gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu)
                      • biyometeoroloji [TUR10-0110190] (Canlılar üzerinde hava olaylarının etkisini inceleyen bilim)
                      • entomoloji [TUR10-0118570] (Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı)
                    • doğa felsefesi [TUR10-1219890] (Doğa üzerine; doğanın özü, biçimleri ve gerçekleri üzerine bilim)
                    • physics [ENG31-06100457-n] (the science of matter and energy and their interactions)
                    • kimya [TUR10-0461390] (Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim) chemistry [ENG31-14604732-n] (the chemical composition and properties of a substance or object)
                      • fizikokimya [TUR10-0276400] (Kimyasal olguları, özdeklerin özelliklerini ana fizik yasalarından başlayarak açıklayan, fiziksel ölçme yöntemleriyle nicelleştiren bilim dalı)
                      • physical chemistry [ENG31-06099035-n] (the branch of chemistry dealing with the physical properties of chemical substances)
                      • organik kimya [TUR10-0805860] (Karbon birleşiklerinin incelenmesini konu alan kimya bölümü) organic chemistry [ENG31-06098583-n] (the chemistry of compounds containing carbon (originally defined as the chemistry of substances produced by living organisms but now extended to substances synthesized artificially))
                        • biyokimya [TUR10-0110100] (Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı)
                        • biochemistry [ENG31-06089170-n] (the organic chemistry of compounds and processes occurring in organisms)
                      • termokimya [TUR10-0768100] (Tepkimelere eşlik eden termik olayları inceleyen kimya dalı)
                      • thermochemistry [ENG31-06120430-n] (the branch of chemistry that studies the relation between chemical action and the amount of heat absorbed or generated)
                      • biyoşimi [TUR10-0110260] (Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu)
                      • fotokimya [TUR10-0279410] (Işık etkisiyle oluşan kimyasal tepkimeleri inceleyen bilim)
                      • photochemistry [ENG31-06099985-n] (branch of chemistry that deals with the chemical action of light)
                      • radyokimya [TUR10-0640750] (Radyoaktif cisimleri ve onların kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı)
                      • plazma kimyası [TUR10-0631510] (Plazmayı kimyasal açıdan inceleyen bilim dalı)
                      • inorganik kimya [TUR10-0375840] (Canlıların dışında, yer kabuğunu oluşturan, bütün kimyasal maddeleri inceleyen kimya dalı)
                      • inorganic chemistry [ENG31-06098902-n] (the chemistry of compounds that do not contain hydrocarbon radicals)
                    • jeoloji [TUR10-0850030] (Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim) geology [ENG31-06125308-n] (a science that deals with the history of the earth as recorded in rocks)
                      • tortul bilimi [TUR10-0783830] (Yer biliminin tortulları inceleyen kolu; sedimantoloji)
                      • hidrojeoloji [TUR10-0344060] (Yer altı sularının araştırılmasını ve elde edilmesini inceleyen yer bilimi kolu)
                      • mineroloji [TUR10-0546830] (Mineral ve billurlarla, onların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim)
                      • buzul bilimi [TUR10-0300080] (Fiziksel coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü)
                      • iklim bilimi [TUR10-0366230] (İklimleri inceleyen bilim)
                      • toprak bilimi [TUR10-0782470] (Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim)
                      • göl bilimi [TUR10-0511680] (Gölleri ve durgun suları, subilim, kimya, dirimbilim vb. açısından ele alan bilim dalı)
                      • akıntı bilimi [TUR10-0018760] (Deniz akıntılarını inceleme konusu edinen bilim dalı)
                      • jeotermi [TUR10-0391660] (Yerkürede oluşan ısı olaylarının incelenmesi)
                      • taşbilim [TUR10-1255340] (Taşların yapısını inceleyen yerbilim dalı)
                      • taşılbilim [TUR10-1255300] (Taşılları konu edinen, taşılları inceleyerek Dünya'nın geçmişini araştıran bilim dalı)
                      • azoik [TUR10-0066010] (En eski jeolojik sistem)
                      • tektonik [TUR10-0759890] (Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu)
                      • stratigrafi [TUR10-0709710] (Jeolojinin katmanları inceleyen kolu)
                      • oşinografi [TUR10-0034250] (Okyanus ve denizlerin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerine deneysel araştırmalar yapan bilim kolu)
                      • oceanography [ENG31-06129511-n] (the branch of science dealing with physical and biological aspects of the oceans)
                      • dağ bilimi [TUR10-0591180] (Yeryüzü biçimlerini, genellikle de dağların özelliklerini ve dış görünüşlerini inceleyen bilim)
                      • jeomorfoloji [TUR10-0391550] (Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim)
                      • paleontoloji [TUR10-0749900] (Hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntılarına dayanarak jeolojik devirlerde yeryüzünde yaşamış varlıkları, yerin geçmişini inceleyen bilim dalı)
                    • meteoroloji [TUR10-0332440] (Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmelerini, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olayları inceleyen fizik dalı)
                    • meteorology [ENG31-06128170-n] (the earth science dealing with phenomena of the atmosphere (especially weather))
                    • coğrafya [TUR10-0142220] (Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim) geography [ENG31-06131785-n] (study of the earth's surface)
                      • genel coğrafya [TUR10-0798900] (Yeryüzünün her türlü coğrafya olaylarını ayrı ayrı olarak araştıran, doğuşunu, işleyişini, yayılışını inceleyen coğrafya bilimi)
                      • nüfus coğrafyası [TUR10-0580900] (Yeryüzündeki nüfus yoğunluğunun dağılışını inceleyen ve bunu türlü yönleriyle açıklayan coğrafya kolu)
                      • dil coğrafyası [TUR10-0205200] (Yeryüzünde dillerin yayıldığı alanları inceleyen bilim dalı)
                      • şehir coğrafyası [TUR10-0726460] (Yerleşme bölgelerinde şehrin yayıldığı yerin inceleme ve araştırılmasını konu edinen coğrafya kolu)
                      • ülkeler coğrafyası [TUR10-0807360] (Yeryüzündeki değişik yerlerin olaylarıyla coğrafya arasındaki ilintiyi araştıran ve coğrafyanın en geniş kolunu oluşturan bilim dalı)
                      • buzul bilimsel [TUR10-0979180] (Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü ile ilgili)
                    • coğrafya [TUR10-0142230] (Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü) geography [ENG31-06131785-n] (study of the earth's surface)
                      • tarihi coğrafya [TUR10-0747330] (Coğrafyanın tarihî yönünü ve gelişmesini ele alan ve inceleyen coğrafya kolu)
                      • ticaret coğrafyası [TUR10-0776390] (Bir ülkenin ticaretle ilgili her türlü ilişkilerini ve bunun nedenlerini inceleyen coğrafya bilimi)
                      • bitki coğrafyası [TUR10-0109480] (Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi)
                      • fiziki coğrafya [TUR10-0213070] (Yeryüzünün dışında insan ve öteki varlıklar üzerine etki yapan doğal olayların doğuşunu, oluşumunu ve sonuçlarını inceleyen coğrafya bilimi)
                      • siyasi coğrafya [TUR10-0697700] (Devlet ile ülke arasındaki ilgiyi kuran ve inceleyen beşerî coğrafyanın bir kolu)
                      • ekonomi coğrafyası [TUR10-1018220] (Ekonomik olayların yeryüzünde, bir ülkede veya bir bölgede dağılışını inceleyen coğrafya kolu)
                      • beşeri coğrafya [TUR10-0096130] (İnsanların yerleşik bulunduğu yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olaylarını inceleyen coğrafya kolu)
                      • biyojeografi [TUR10-0110080] (Bitki ve hayvanların yeryüzü üzerindeki dağılımını ve bunun sebeplerini inceleyen bilim, biyoloji coğrafyası)
                    • zaman bilimi [TUR10-0869640] (Gözlemlere dayanarak zaman ölçeğini belirleyen, tutulmaları, gezegenlerle ilgili önemli olayları, yıldızların yerlerini zaman sırasına göre veren bilim; kronoloji)
                    • agronomi [TUR10-0010640] (Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı)
                    • dokubilim [TUR10-1256410] (Yaşambilimin, canlılardaki dokuların oluşum, bileşim ve evrimlerini geniş bir biçimde araştıran, inceleyen dalı)
                    • aerodinamik [TUR10-0009340] (Gazların hareketini inceleyen bilim dalı)
                    • akustik [TUR10-0022740] (Fizik biliminin konusu ses olan kolu)
                    • küresel gök bilimi [TUR10-0503220] (Gök küresindeki cisimlerin yerlerinden söz eden bilim)
                    • mağara bilimi [TUR10-0517410] (Konusu mağaraları, yer altındaki uçurumları, yarıkları, oyukları, yer altı akarsularını araştırmak ve incelemek olan bilim)
                    • böcek bilimsel [TUR10-0976320] (Böcek bilimiyle ilgili; entomolojik)
                    • seksoloji [TUR10-0674540] (Cinsellikle ilgili sorunların incelendiği bilim)
                      • cinsellik bilimsel [TUR10-0984170] (Cinsellik bilimi ile ilgili; seksolojik)
                    • hepatoloji [TUR10-0339250] (Karaciğerin anatomisini, fizyolojisini ve hastalıklarını inceleyen bilim dalı)
                    • hidrolik [TUR10-0344160] (Suların akışına uygulanan yasaları, suyun dağıtılması sırasında ortaya çıkan sorunları inceleyen bilim ve teknik)
                    • jeofizik [TUR10-0391470] (Yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayların incelenmesi) geophysics [ENG31-06127169-n] (geology that uses physical principles to study properties of the earth)
                      • jeotermi [TUR10-0391670] (Yerküreyle ilgili ısı şartları, sıcaklıkların dağılımı, ısı alışverişi ve benzerini inceleyen jeofizik dalı)
                      • manyetizma [TUR10-0525440] (Fiziğin bu özellikleri inceleyen bölümü)
                      • magnetism [ENG31-06130376-n] (the branch of science that studies magnetism)
                      • sismoloji [TUR10-0195330] (Depremleri, yer sarsıntılarını inceleyen bilim)
                      • seismology [ENG31-06130103-n] (the branch of geology that studies earthquakes)
                      • geodezi [TUR10-0292470] (Yer yuvarlağının büyüklüğü ve biçimi ile ilgili ölçme yollarını ve haritaların yapılmasında temel değerleri veren bilim dalı)
                      • geodesy [ENG31-06130488-n] (the branch of geology that studies the shape of the earth and the determination of the exact position of geographical points)
                      • jeodezi [TUR10-0391450] (Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim)
                      • geodesy [ENG31-06130488-n] (the branch of geology that studies the shape of the earth and the determination of the exact position of geographical points)
                      • petroloji [TUR10-0625660] (Yer biliminde kayaçların oluşum mekanizmalarını inceleyen uzmanlık alanı)
                      • petrology [ENG31-06130982-n] (the branch of geology that studies rocks: their origin and formation and mineral composition and classification)
                      • deprem bilimsel [TUR10-1002120] (Deprem bilimi ile ilgili; sismolojik)
                    • hidroloji [TUR10-0710300] (Suların mekanik, fizik, kimya ve biyoloji bakımından özelliklerini inceleyen bilim)
                    • hydrology [ENG31-06129336-n] (the branch of geology that studies water on the earth and in the atmosphere: its distribution and uses and conservation)
                  • tarih öncesi [TUR10-0635400] (Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim)
                  • ticaret [TUR10-0776350] (Bu etkinlikle ilgili bilim)
                  • Türkoloji [TUR10-1165910] (Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı)
                  • kinetik [TUR10-0461710] (Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı)
                  • tanatoloji [TUR10-1151420] (Ölümün belirtilerini, koşullarını ve nedenlerini inceleyen bilim dalı)
                  • tarım coğrafyası [TUR10-0747040] (Beslenme, giyinme vb. gereksinimlerin ve tarımla ilgili verilerin gösterildiği veya konu edildiği coğrafya bilimi)
                  • estetik [TUR10-0318240] (Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi)
                  • fen bilimi [TUR10-0267660] (Fenle ilgili konuları araştıran, inceleyen bilim dalı)
                  • fen bilimleri [TUR10-0267440] (Fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı)
                  • temel bilimler [TUR10-0762610] (Değişik bilim alanlarının fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi temel bilgilerini içeren bilim dalları)
                  • çevre bilimleri [TUR10-0161560] (Çeşitli bilim dallarını içerisinde toplayan, insan doğa ilişkilerini ve çevre sorunlarını inceleyen, uygulamalı ve disiplinler arası bilimler)
                  • deontoloji [TUR10-1112180] (Herhangi bir meslekte bulunanların birbirleriyle ve başkalarıyla olan işlerinde tutmaları gereken yollar ve yerine getirmek zorunda bulundukları ödevleri inceleyen bilim dalı)
                  • öğretim bilgisi [TUR10-0202580] (Öğretim yöntemlerini ele alan bilim)
                  • agnotoloji [TUR10-1249260] (Bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilim dalı)
                  • aktüerya [TUR10-1250510] (Doğum, ölüm, hastalık, sakatlık, emeklilik gibi yaşamını; yangın, kaza, deprem, sel, hırsızlık gibi mal varlığını etkileyen rastgeleliğe bağlı, öngörülemeyen olaylarla ve bu olayların finansal etkileriyle ilgilenen bir bilim dalı)
                  • ledün ilmi [TUR10-0508970] (Tanrı ile ilgili bilgi)
                  • sağın bilimler [TUR10-0655460] (Denetlenebilir ölçü ve hesaplara dayanan bilimler, dar anlamda matematik)
                  • sağlık bilimi [TUR10-0656100] (Sağlık konularını inceleyen ve araştıran bilim dalı)
                  • sağlık bilimleri [TUR10-0656110] (Tıp, diş hekimliği, veterinerlik, eczacılık, hemşirelik vb. sağlık konularıyla ilgilenen bilim dallarının ortak adı)
                  • ulum [TUR10-0798410] (Bilimler; ilimler)
                  • uygulamalı bilimler [TUR10-0802240] (Uygulamaya ağırlık veren bilim dalları)
                  • uygulayım bilimi [TUR10-0802390] (Bilim ve uygulayımın verilerini işe, yapıma yansıtma bilgisi)
                  • uzay bilimi [TUR10-1169700] (Uzayın oluşumunu, yapısını inceleyen felsefe ve bilimsel öğreti)
                  • halk sağlığı [TUR10-1043740] (Bireylerin sağlığının korunmasını konu edinen bilim dalı)
                  • yapı bilimi [TUR10-0833290] (Bitkilerde ve canlılarda organların yapılarını, biçimlerini, biçimleriyle görevleri arasındaki ilgiyi inceleyen bilim kolu; morfoloji)
                  • yanardağ bilimi [TUR10-0830730] (Yanardağları ve yanardağ hareketlerini inceleyen bilim dalı)
                  • kanser bilimsel [TUR10-1069640] (Kanser bilimi ile ilgili; kanserolojik)
                  • ontoloji [TUR10-0814630] (Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alınan ve Aristoteles'in ilk felsefe adını verdiği, var olanların özü üzerine bilim)
                  • kıkırdak bilimi [TUR10-0447260] (Kıkırdakları inceleyen bilim dalı)
                  • mali cebir [TUR10-0521960] (Paraya ilişkin konuları esas alan bilim dalı)
                  • manevi ilim [TUR10-0523560] (Anlayış yöntemini esas alan bilim dalı)
                  • mantık [TUR10-0524910] (Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi)
                    • modern mantık [TUR10-0513370] (Kavramları kelimelerle değil göstergelerle göstererek işlem yapan, matematiğe dayalı mantık)
                    • simgesel mantık [TUR10-0693800] (Sembolik kalıplara verdiği önemli yerden dolayı çağdaş mantığa verilen ad)
                  • taş bilimi [TUR10-0512660] (Taşların yapısını inceleyen bilim dalı)
                  • biyonik [TUR10-0209120] (Canlılar dünyasını özellikle beynin çalışmasını taklit eden elektronik aletlerden yararlanmayı konu edinen bilim dalı)
                  • metalografi [TUR10-0539500] (Maden, alaşım ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini ve billurlaşma özelliklerini mikroskopla inceleyerek çözümünü yapan bilim kolu)
                  • mitoloji [TUR10-0548250] (Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim)
                  • şehircilik [TUR10-0726450] (Şehirlerin kurulmasında, düzenlenmesinde, güzelleştirilmesinde kullanılacak, uygulanacak yöntemleri, şehirlerle ilgili toplumsal, ekonomik vb. sorunları konu edinen bilim dalı)
                  • onomastik [TUR10-0588510] (Özel adlar ve özellikle kişi adları bilimi)
                  • doku bilimsel [TUR10-1011120] (Doku bilimi ile ilgili; histolojik)
                  • sıtmabilim [TUR10-1254930] (Sıtma asalaklarını, sıtma bulaştıran sivrisinekleri, sıtma türlerini ve sıtmayla savaşı konu alan asalakbilim dalı)
                  • sıtma bilimi [TUR10-0689450] (Sıtma asalaklarını, sıtma sivrisineklerini, sıtma türlerini ve sıtmayla savaşı inceleyen asalak bilimi dalı)
                  • evren bilimsel [TUR10-0260480] (Evren bilimiyle ilgili)
                  • filoloji [TUR10-0274170] (Dili ve yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme)
                  • fizyoloji [TUR10-0276500] (Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı)
                  • physiology [ENG31-06090110-n] (the branch of the biological sciences dealing with the functioning of organisms)
                  • ölçü bilimi [TUR10-0600870] (Ağırlıkları ve ölçüleri inceleyen bilim dalı)
                    • hukuki metroloji [TUR10-0349710] (Metrolojinin, hukuki konuların gerektirdiği durumlarda, ölçme metotları, ölçme birimleri ve ölçme aletleri ile ilgili olan kısmı)
                  • önoloji [TUR10-0603920] (Şarap ve şarap yapımıyla ilgilenen bilim dalı)
                  • su bilgisi [TUR10-1142060] (Bir bölgedeki yer altı ve yer üstü sularının durumunu inceleyen bilim)
                  • Slavistik [TUR10-0380590] (Slavlarla uğraşan bilim dalı)
                  • sosyal bilgiler [TUR10-0703990] (Sosyal konuları içeren bilgiler)
                  • Sümeroloji [TUR10-0715270] (Sümer dili ve eserlerini konu alan bilim dalı)
                  • gelecek bilimsel [TUR10-1030260] (Gelecek bilimi ile ilgili; fütürolojik)
                  • parazitoloji [TUR10-0614810] (Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini, asalağın oluşturduğu hastalıkları ve bu hastalıklarla savaşım yollarını konu edinmiş olan bilim dalı)
                    • helmintoloji [TUR10-0338540] (Solucanların yapılarını, yaşayışlarını ve yaptıkları hastalıklarla, bu hastalıklara karşı savaşımı inceleyen asalakbilim dalı)
                    • kurtbilim [TUR10-1254990] (Solucanların yapılarını, yaşayışlarını, yaptıkları hastalıkları ve bu hastalıklara karşı savaşımı konu alan asalakbilim dalı)
                  • gizlicilik [TUR10-0299840] (Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad)
                  • statik [TUR10-0708950] (Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı)
                  • Romanoloji [TUR10-0648670] (Roman dilleri bilimi)
                  • grafoloji [TUR10-0844190] (El yazısından, yazının karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi)
                  • renk bilimi [TUR10-0645490] (Rengi ve renk olaylarını inceleyen bilim dalı)
                  • güdümbilim [TUR10-1256570] (Yönetimde makinenin insan yerini alabileceği düşüncesinden yola çıkarak, otomatik bir makinenin, çağdaş tekniğin olanakları içinde, bir işi yönetmesini ya da bir ereğe ulaşmasını sağlamaya çalışan, canlılarda ve makinelerde denetim, iletişim ve işleyişi konu alan, canlıların çözüm bulma yöntemlerini inceleyen bilim)
                  • pozitif bilimler [TUR10-0634770] (Deney sonuçlarına dayanan bilim veya bilimler)
                  • hadis [TUR10-0320050] (Bu söz ve davranışları inceleyen bilim)
                  • popüler bilim [TUR10-0633130] (Toplumun her kesiminin anlayacağı bir dille ve biçimle yapılan bilim)
                  • jeodinamik [TUR10-0391460] (Volkan, deprem, aşınma vb. etkenlerle yer kabuğunda oluşan değişikliklerin incelenmesi)
                  • dil bilgisi [TUR10-0205070] (Bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını tespit eden bilim) grammar [ENG31-06184139-n] (the branch of linguistics that deals with syntax and morphology (and sometimes also deals with semantics))
                    • kaynaştırma [TUR10-0434770] (Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı)
                    • kaynaştırma sesi [TUR10-0434790] (Ünlü ile sona eren bir kelimeye ünlü ile başlayan bir ek geldiğinde araya giren y sesi)
                    • koşaç [TUR10-0477360] (İsim cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme olumluluk veya olumsuzluk, süreklilik, kesinlik, güçlü ihtimal kavramları veren -dır / -dir eki veya değil kelimesi)
                    • küçültme eki [TUR10-0500220] (Kelimelerin anlamına küçüklük, azlık, sevgi, acıma kavramları katan ekler. Türkçede bu kavramlar şu eklerle sağlanır)
                    • diminutive [ENG31-06301026-n] (a word that is formed with a suffix (such as -let or -kin) to indicate smallness)
                    • küçültücü [TUR10-1220390] (Kelimelerin anlamına küçüklük, azlık, sevgi, acıma kavramları katan cik, -cek, -ceğiz, -imsi, -imtırak, -rek, -ce ekleri)
                    • diminutive [ENG31-06301026-n] (a word that is formed with a suffix (such as -let or -kin) to indicate smallness)
                    • betimsel dil bilgisi [TUR10-0749490] (Bir dilin belirli çağını inceleyen dil bilgisi)
                    • bitişkenlik [TUR10-0109350] (Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliği)
                    • morfoloji [TUR10-0550520] (Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi, şekil bilgisi, yapı bilimi)
                    • morfoloji [TUR10-0550510] (Dil bilgisinin, kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini inceleyen kolu)
                    • uyum [TUR10-0803230] (Bir kelimede ünlülerin veya ünsüzlerin birbirlerini ünlü ve ünsüz uyumlarına bağlı olarak etkilemeleri, benzeşmeleri)
                      • ünlü uyumu [TUR10-0808170] (Türkçede, kelimelerdeki ünlülerin incelik, kalınlık veya düzlük, yuvarlaklık bakımlarından birbirine benzemesi)
                      • küçük ünlü uyumu [TUR10-0500150] (Türkçe bir kelimede düz ünlülerden a, e, ı, i sonra düz ünlülerin, yuvarlak ünlülerden o, ö, u, ü sonra dar yuvarlak u, ü veya düz geniş a, e ünlülerin gelmesi)
                      • büyük ünlü uyumu [TUR10-0129270] (Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalın bir ünlü "a, ı, o, u" varsa, ondan sonra gelen bütün hecelerin kalın ünlülerle, ince bir ünlü "e, i, ö, ü" varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı)
                    • çoğul [TUR10-0172310] (Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi)
                    • çözümleme [TUR10-0993830] (Bir cümledeki kelimelerin hangi kelime türünden olduklarını veya özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisinde bulunduklarını belirtme)
                    • çözümleme [TUR10-0993840] (Kelimenin kökünü bulup eklerini gösterme)
                    • daralma [TUR10-0183640] (Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması)
                    • nesne grubu [TUR10-0575010] (Nesneyle ilgili olarak kullanılan kelimelerin bütünü)
                    • haploloji [TUR10-0591720] (Orta hecede bulunan vurgusuz ünlünün bazı durumlarda düşmesi)
                    • öbek [TUR10-0597920] (Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözlerin bütünü)
                      • yüklem grubu [TUR10-1188470] (Yüklemle birlikte kurulan söz veya tamlamalar)
                    • öge [TUR10-0599000] (Bir cümleyi oluşturan özne, yüklem, tümleç vb. birimlerden her biri)
                      • kurucu [TUR10-0494400] (Cümleyi oluşturan ögelerin her biri)
                    • ünlü çatışması [TUR10-0808180] (Eklemelerde veya birleştirmelerde iki ünlünün yan yana gelmesi)
                    • ünlü kısalması [TUR10-0808220] (Aslında uzun olan bir ünlünün zamanla kısalması)
                    • ünlü kaynaşması [TUR10-0808210] (Birleşik kelimelerde yan yana gelen iki ünlünün kaynaşması)
                    • ses değişmesi [TUR10-0680890] (Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması)
                    • ses düşmesi [TUR10-0680910] (Kelimede bir sesin kaybolması)
                      • ön ses düşmesi [TUR10-0604060] (Kelime başındaki bir sesin kaybolması)
                      • son ses düşmesi [TUR10-0702620] (Söz sonundaki bir sesin yok olması)
                      • ünlü düşmesi [TUR10-0808190] (Çeşitli sebeplerle kelimenin iç veya son ünlüsünden birinin düşmesi)
                      • ünsüz düşmesi [TUR10-0808310] (Kaynaşma sırasında ekte veya kelimede bulunan ünsüzlerin birinin düşmesi)
                      • iç ses düşmesi [TUR10-0360100] (Kelime içindeki bir ünsüzün kaybolması)
                    • sesteşlik [TUR10-0681550] ((Kelimeler) söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olma durumu)
                    • ses türemesi [TUR10-0681560] (Bir sözün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi)
                      • ön ses türemesi [TUR10-0604070] (Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi)
                      • ünlü türemesi [TUR10-0808240] (Ses özelliklerine veya birbirleriyle birleşme şartlarına uygun olarak kelimenin önüne, içine veya sonuna ünlü getirilmesi)
                      • ünsüz türemesi [TUR10-0808360] (Kelime içine veya başına bir ünsüzün eklenmesi)
                    • ses uyumsuzluğu [TUR10-0681570] (Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi)
                    • ses uyumu [TUR10-0681580] (Ünlü ve ünsüz uyumu)
                    • sapma [TUR10-0664850] (Bazı kelimelerin kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşması durumu)
                    • drift [ENG31-13491096-n] (a process of linguistic change over a period of time)
                    • söz dizimi [TUR10-1165770] (Bir cümleyi oluşturan kelime ve kelime grupları arasındaki ilişkiyi inceleyen ve sınıflamalar yapan, dil bilgisinin ana bölümlerinden biri)
                    • söz bölükleri [TUR10-0707020] (Kelimelerin isim, sıfat, fiil, zamir, edat, bağlaç, zarf, ünlem diye adlandırılan türleri)
                    • söz bölüğü [TUR10-0707010] (Anlatımın herhangi bir parçası)
                    • söz karışıklığı [TUR10-0707330] (Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu)
                    • söz zinciri [TUR10-0707850] (Dil birimlerinin birbirini izlemesinden doğan ve ardışıklığa dayanan düzen)
                    • özne grubu [TUR10-0609530] (Birden çok kelimeden oluşan ve cümlelerde bütünüyle özne görevinde bulunan sözler)
                    • özne öbeği [TUR10-0609580] (Özneyle ilgili olarak kullanılan sözlerin bütünü)
                    • göçüşme [TUR10-0850120] (Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi) metathesis [ENG31-13536723-n] (a linguistic process of transposition of sounds or syllables within a word or words within a sentence)
                      • yakın göçüşme [TUR10-0826610] (Kelimede birbirine yakın olan ünsüzlerin yer değiştirmesi)
                      • uzak metatez [TUR10-0804300] (Yan yana bulunmayan ünsüzlerin yer değiştirmesi)
                    • sorulu görünüm [TUR10-0703540] (Soru biçimindeki bir fiilin bir başka fiilden önce gelerek zaman zarfı görevinde kullanılması)
                    • sürerlik görünümü [TUR10-0716960] (Türkçede bir zarf-fiile yardımcı fiilin veya herhangi bir fiille durmak fiilinin birlikte kullanılmasından oluşan ve sürerlik kavramı veren görünüm)
                    • tekleşme [TUR10-0758750] (Bir kelimenin içindeki çift ünsüzden birinin düşmesi)
                    • tonlulaşma [TUR10-0780250] (Ünsüzlerin boğumlanması sırasında, ciğerlerden gelen havaya ses tellerinin titreşerek ton vermesi)
                    • tonsuzlaşma [TUR10-0780310] (Ses tellerinin ciğerlerden gelen havayı titreştirmemesi ve ton vermemesi)
                    • uygunluk [TUR10-0802500] (Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile ismin, cins ve sayı bakımından birbirine uyması)
                    • ulama [TUR10-0797980] (Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bağlanarak söylenmesi)
                    • uyuşmazlık [TUR10-0803490] (Kelimede, yan yana gelen iki hecede bazı seslerin bulunmayışı)
                    • eksilti [TUR10-1018320] (Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı)
                      • ihtisar [TUR10-0364000] (Sözü kısa kesme, kısaltma)
                        • kısaltma [TUR10-0453470] (Taksir)
                          • kır bekçisi [TUR10-0450260] (Kırların ve ovaların güvenliğiyle görevli kimse)
                            • kırgın [TUR10-0450510] (Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık)
                    • işteşlik [TUR10-1252420] (İşteş olma durumu)
                    • isnat grubu [TUR10-0380830] (Sıfatların isimden sonra gelmesiyle oluşan ve genellikle deyim olarak kullanılan kelime grubu)
                    • isim tabanı [TUR10-0379780] (İsim kök ve gövdelerinin çekim eki almamış hali)
                    • ikileme [TUR10-0365260] (Anlamı güçlendirmek için aynı kelimenin tekrarlanması, anlamları birbirine yakın, karşıt olan veya sesleri birbirini andıran kelimelerin yan yana kullanılması)
                    • ikili çatı [TUR10-0365420] (İki görevde de kullanılabilen çatı)
                    • ünsüz ikizleşmesi [TUR10-0366140] (Bazı sözlerin iç seslerinde türlü sebeplerle aynı ünsüzün iki defa söylenmesi)
                    • ikiz ünsüz [TUR10-0366190] (Özellikle ağızlarda çeşitli ses olayları sonunda iki ünsüzün yan yana gelmesi)
                    • iç türeme [TUR10-0360450] (Kelimenin aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün iç seste belirmesi)
                    • hece yutumu [TUR10-0337700] (Kelime içinde benzer hecelerden birinin düşmesi)
                  • İranistik [TUR10-0378440] (İran dili ve kültürü araştırmaları)
                  • ergonomi [TUR10-0384480] (İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı)
                  • işbilim [TUR10-1252190] (İnsanın, bir işyerinde işe uyum sağlamasını, işin ereğine göre çalışmasını düzenlemeye yönelik araştırma ve incelemelerin tümü)
                  • havacılık [TUR10-0332510] (Hava seferlerini ve bu konu ile ilgili teknikleri inceleyen bilim dalı)
                  • imbilim [TUR10-1251370] (Göstergebilim)
                  • Hititoloji [TUR10-0346530] (Eti dili ve eserlerini konu alan bilim dalı)
                  • histoloji [TUR10-0346370] (Canlılardaki dokuların oluşum, evrim ve bileşimini inceleyen bilim dalı)
                  • Hindoloji [TUR10-0345160] (Hint dilini ve kültürünü konu alan bilim)
                • mimarlık [TUR10-0546320] (Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı) architecture [ENG31-06132970-n] (the discipline dealing with the principles of design and construction and ornamentation of fine buildings)
                  • neoklasisizm [TUR10-1105910] (Avrupa ve Amerika'da XVIII-XIX. yüzyıllarda Eski Yunan üslup ve tezyinatını geniş ölçüde kullanan mimari)
                  • peysaj [TUR10-1219940] (Bir yerin doğal görünüşü)
                  • postmodernizm [TUR10-0634160] (Günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup)
                • teknik [TUR10-0759210] (Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama) engineering [ENG31-00951878-n] (the practical application of technical and scientific knowledge to commerce or industry)
                  • bilgisayar bilimi [TUR10-1219990] (Bilgisayarların tasarımı ve kullanımı için temel oluşturan teori, deney ve mühendislik çalışması) computer science [ENG31-06138021-n] (the branch of engineering science that studies (with the aid of computers) computable processes and structures)
                    • yapay zeka [TUR10-1220000] (Algoritma biçiminde tanımlanamayan, buluşsal yöntemlerle özdevimli öğrenme yöntemlerinden yararlanan ve doğal dil anlama, söz çözümleme, örüntü tanıma gibi algısal ya da bilişsel süreçlerle ilgili bilgisayarlı modeller geliştiren araştırma alanı)
                    • artificial intelligence [ENG31-06142654-n] (the branch of computer science that deal with writing computer programs that can solve problems creatively)
                  • derin soğutma [TUR10-0196590] (Bir tür soğutma tekniği)
                  • robotik [TUR10-0648200] (Birtakım işlevlerde insanın yerini alabilecek düzeneklerin hazırlanmasıyla ilgili çalışma ve tekniklerin bütünü)
                  • radyoteknoloji [TUR10-0640870] (Elektro filmi çekme tekniği)
                • mühendislik [TUR10-0560580] (Yol, köprü, yapı, makine, gemi ve uçak yapımı vb. ile maden, su ve elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalardan birini konu edinen meslek) engineering [ENG31-06134474-n] (the discipline dealing with the art or science of applying scientific knowledge to practical problems)
                  • uçak mühendisliği [TUR10-1219950] (Hava ile etkileşimde bulunan taşıt, hareketsiz nesne ve cihazların tasarlanması, geliştirilmesi, üretilmesi, test edilmesi, bakım onarım işlemlerinin yapılması ve tüm bu süreçlerin yönetilmesiyle ilgilenen mühendislik dalı)
                  • aeronautical engineering [ENG31-06135628-n] (the branch of engineering science concerned with the design and construction of aircraft)
                  • kimya mühendisliği [TUR10-1219960] (Kimya, matematik, fizik, biyoloji, mikrobiyoloji, biyokimya ve ekonomi bilimlerini, ham maddelerin ya da kimyasalların daha kullanışlı ya da değerli formlara dönüştürüldüğü proseslere uygulayan mühendislik dalı)
                  • chemical engineering [ENG31-06136911-n] (the branch of engineering that is concerned with the design and construction and operation of the plants and machinery used in industrial chemical processes)
                  • inşaat mühendisliği [TUR10-1219970] (Malzeme ve tekniği en iyi şekilde bir araya getiren, yapıların plan, proje, yapım ve denetlenmesiyle uğraşan temel mühendislik dalı) civil engineering [ENG31-06137134-n] (the branch of engineering concerned with the design and construction of such public works as dams or bridges)
                    • geoteknik [TUR10-1030880] (İnşaat mühendisliğinin temel yapımında kullanılmak üzere zeminin davranış özelliklerini inceleyen alt uzmanlık alanı)
                  • elektrik mühendisliği [TUR10-1219980] (Elektrik, elektronikle ilgili tüm mühendislik disiplinlerinin genel adı)
                  • electrical engineering [ENG31-06137475-n] (the branch of engineering science that studies the uses of electricity and the equipment for power generation and distribution and the control of machines and communication)
                  • endüstri mühendisliği [TUR10-1220010] (İnsan, malzeme ve makineden oluşan bütünleşik sistemlerin kuruluş ve devamlılığının yönetimi ile ilgilenen mühendislik dalı)
                  • industrial engineering [ENG31-06143722-n] (the branch of engineering that deals with the creation and management of systems that integrate people and materials and energy in productive ways)
                  • makine mühendisliği [TUR10-1220020] (Temel fizik prensipleri ve malzeme teknolojileri kullanarak mekanik sistemlerin tasarım, analiz, imalat ve bakımı ile ilgili çalışmalar yapan ve fiziksel olay ve durumları matematiksel olarak modellemek suretiyle problemlere analitik çözümler sunabilen mühendislik dalı)
                  • mechanical engineering [ENG31-06144167-n] (the branch of engineering that deals with the design and construction and operation of machinery)
                  • nükleer mühendislik [TUR10-1220030] (Nükleer fizik ve radyasyonun madde ile etkileşimi ilkelerine dayalı olarak atomun çekirdeği üzerine pratik uygulamalar yapan mühendislik dalı)
                  • nuclear engineering [ENG31-06144786-n] (the branch of engineering concerned with the design and construction and operation of nuclear reactors)
                  • gemi mühendisliği [TUR10-1220040] (Her türlü sivil ya da askeri deniz aracının, bu araçların makinelerinin ve diğer donanımlarının tasarım, üretim ve planlamasından sorumlu mühendislik dalı)
                  • naval engineering [ENG31-06144954-n] (the branch of engineering that deals with the design and construction and operation of ships)
                • bilim [TUR10-0103480] (Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci) science [ENG31-06008975-n] (a particular branch of scientific knowledge)
                  • ilahiyat [TUR10-0367070] (Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu) theology [ENG31-06191860-n] (the rational and systematic study of religion and its influences and of the nature of religious truth)
                    • Hıristiyan teolojisi [TUR10-1220180] (Hristiyan inanç ve ibadetlerinin teolojisi)
                    • Christian theology [ENG31-06194005-n] (the teachings of Christian churches)
                    • eskatologya [TUR10-0253230] (İnsanın ve dünyanın sonunu, öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrı bilimi kolu)
                  • genetik [TUR10-1219820] (Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim)
                  • genetics [ENG31-06085077-n] (the branch of biology that studies heredity and variation in organisms)
                  • gösterge bilimi [TUR10-0306800] (Göstergelerin dildeki kullanımları veya dille uygulanması)
                • kelam [TUR10-0438650] (Tanrı'nın varlığını ve İslam dininin doğruluğunu konu edinen bilim)
                • tecvit [TUR10-0755500] (Kuran'ın doğru okunmasını sağlayan bilim)
                • tefsir [TUR10-0756720] (Kuran'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama bilimi)
                • strateji [TUR10-0682520] (Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara en fazla desteği vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı)
                  • taktik [TUR10-0741310] (Türlü savaş araçlarını belli bir sonuca ulaşmak amacıyla etkili biçimde birleştirerek ve kullanarak kara, deniz veya hava savaşını yönetme sanatı)
                    • çevirme [TUR10-0667090] (Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma)
                    • çökertme [TUR10-0174090] (Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum)
                    • dış çizgiler durumu [TUR10-0201820] (Ayrı ayrı birliklerin çevreden merkeze ulaşan yollarla düşman üzerinde birleşmesi)
                    • dağılma [TUR10-0177960] (Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları)
                  • tam istihdam [TUR10-1239540] (Bir ekonomide mevcut olan tüm üretim faktörlerinin tam olarak kullanılması)
                • bilim [TUR10-0103470] (Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi)
                • beşeri bilim [TUR10-1220110] (Doğal ve sosyal bilimlerin temel ampirik yöntemlerinden ayrılan, büyük oranda analitik, eleştirel veya spekülatif yöntemler kullanarak insan durumunu inceleyen bilimler) humanistic discipline [ENG31-06163352-n] (studies intended to provide general knowledge and intellectual skills (rather than occupational or professional skills))
                  • güzel sanatlar [TUR10-0088850] (İnsanda coşku ve hayranlık uyandıran edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. sanatlar)
                  • fine arts [ENG31-06166666-n] (the study and creation of visual works of art)
                  • felsefe [TUR10-0267320] (Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması) philosophy [ENG31-06168062-n] (the rational investigation of questions about existence and knowledge and ethics)
                    • hukuk [TUR10-0349630] (Bu yasaları konu alan bilim)
                    • jurisprudence [ENG31-06171434-n] (the branch of philosophy concerned with the law and the principles that lead courts to make the decisions they do)
                    • etik bilimi [TUR10-0784930] (Yarar, iyi, kötü vb. sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştirilen, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim)
                    • ethics [ENG31-06169189-n] (the philosophical study of moral values and rules)
                    • sebep bilimi [TUR10-0671930] (Nedenbilim)
                    • epistemoloji [TUR10-0249210] (Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı)
                    • din felsefesi [TUR10-0207000] (Dinin ilkelerinin özünü ve anlamını temellendirmeyi amaçlayan felsefe dalı)
                    • toplum felsefesi [TUR10-0781930] (Toplumcu görüşe dayalı düşünce ve değerlendirme)
                    • törebilim [TUR10-1252450] (İyi, kötü, yarar gibi sorunları inceleyen, töresel bir davranış yasası geliştiren, ahlak ve onun ilkeleriyle uğraşan felsefe kolu)
                    • bilim kuramı [TUR10-0103550] (Bilimlerin koydukları düşünsel sorunları inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini, ilkelerini, varsayımlarını araştıran felsefe dalı)
                    • bilimsel deneycilik [TUR10-0103590] (Her bilginin deneyle veya gözlemle doğrulanabileceğini, sınanabileceğini savunan felsefe akımı)
                    • dil felsefesi [TUR10-0205520] (Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı)
                    • dogmatik felsefe [TUR10-0212710] (Eleştirmeciliğin ve kuşkuculuğun tersine olarak her türlü inkâr ve kuşkunun üstünde tutulan birtakım ilkeleri benimseyen felsefe)
                    • doğa ötesi [TUR10-0213230] (Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe)
                    • doğaötesi [TUR10-0213240] (Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe)
                    • metaphysics [ENG31-06172369-n] (the philosophical study of being and knowing)
                    • eleştiricilik [TUR10-0243010] (İnsan bilgisinin sınırı üzerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyanık tutulması; eleştirimcilik; kritisizm)
                    • estetik [TUR10-0254840] (Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu; güzel duyu)
                    • aesthetics [ENG31-06170939-n] ((art) the branch of philosophy dealing with beauty and taste (emphasizing the evaluative criteria that are applied to art))
                    • fizikötesi [TUR10-0881600] (Doğaötesi)
                  • müzikoloji [TUR10-0567610] (Müzik konularını bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim)
                  • musicology [ENG31-06181104-n] (the scholarly and scientific study of music)
                  • tarih [TUR10-0747210] (Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim) history [ENG31-06165265-n] (the discipline that records and interprets past events involving human beings)
                    • sözlü tarih [TUR10-1141120] (Olayların, durumların veya gelişmelerin yaşayanlardan, dinleyenlere aktarılması yoluyla oluşturulan tarih bilgisi)
                  • karşılaştırmalı edebiyat [TUR10-0423280] (Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli edebiyatlar arasındaki ilişkileri, benzerlikleri tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı; mukayeseli edebiyat)
                  • comparative literature [ENG31-06179383-n] (study of literary works from different cultures (often in translation))
                  • retorik [TUR10-0646830] (Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı)
                  • rhetoric [ENG31-06180214-n] (study of the technique and rules for using language effectively (especially in public speaking))
                  • sözlük bilgisi [TUR10-0707580] (Sözlük bilimine ilişkin bilgiler)
                  • lexicology [ENG31-06188528-n] (the branch of linguistics that studies the lexical component of language)
                  • biçem bilimi [TUR10-0965920] (Bir sanat eserinin anlatılış özelliklerini türlü açılardan inceleyen bilim dalı)
              • alan [TUR10-0024140] (Bir çalışma çevresi) discipline [ENG31-06005806-n] (a branch of knowledge)
                • sinemacılık [TUR10-0694600] (Sinema çalışmalarıyla ilgili konular)
                • üretici alan [TUR10-0808550] (Maddi refahın yaratılması, dağılımı ve değişimi konularını kapsayan ekonomik etkinliklerin tümü)
                • simya [TUR10-0030020] (Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı)
                • astroloji [TUR10-0051720] (Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı)
                • astrology [ENG31-05786128-n] (a pseudoscience claiming divination by the positions of the planets and sun and moon)
              • bilimsel bilgi [TUR10-1219640] (Görgül ve nesnel bir konusu bulunan ve bu konuda betimleme, açımlama ve öndeyilerde bulunma olanağı sağlayan bilgi)
              • scientific knowledge [ENG31-06008718-n] (knowledge accumulated by systematic study and organized by general principles)
              • alimlik [TUR10-1249250] (Bilginlik)
            • inanç [TUR10-0372440] (Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma) belief [ENG31-05950141-n] (any cognitive content held as true)
              • deizm [TUR10-0189250] (Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş)
              • karar [TUR10-0351290] (Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı) decision [ENG31-05846685-n] (a position or opinion or judgment reached after consideration)
                • kararname [TUR10-0418000] (Bakanlar Kuruluna verilen yetkilere dayanarak alınan karar)
                • kararname [TUR10-0417990] (Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı)
                • hakem kararı [TUR10-0321530] (Mahkemeler tarafından belirlenen yeminli hakemlerin verdiği karar)
                • hakem kararı [TUR10-0321520] (Sporda özellikle güreş ve boksta sonucun hakem veya hakemler tarafından belirlenmesi)
                • gıyabi hüküm [TUR10-0297410] (Kendi yokken arkasından verilen hüküm)
                • gıyabi tutuklama [TUR10-0297420] (Kişinin yokluğunda alınan tutuklama kararı)
                • görevsizlik kararı [TUR10-0305300] (Yargıcın bir davada mahkemeyi yetkisiz bulması)
              • güvenme [TUR10-0246100] (Güven duyma, güveni olma)
              • faith [ENG31-05951915-n] (complete confidence in a person or plan etc)
              • inanç [TUR10-0372450] (Birine duyulan güven, inanma duygusu)
              • faith [ENG31-05951915-n] (complete confidence in a person or plan etc)
              • doktrin [TUR10-0214890] (Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü) doctrine [ENG31-05952149-n] (a belief (or system of beliefs) accepted as authoritative by some group or school)
                • Manicilik [TUR10-0524020] (İranlı düşünür Mani'nin III. yüzyılda kurduğu ve iyilik kötülük esasına dayalı dinî doktrin)
                • kökten dincilik [TUR10-0481210] (Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti)
                • çağrışımcılık [TUR10-0145310] (Bütün bellek işlemlerini, aklın bütün ilkelerini, hatta bellek hayatının hepsini, düşüncelerin çağrışımı ile açıklamak isteyen doktrin)
                • Kartezyenizm [TUR10-0423950] (Descartes'ın öğretisi)
                • Dekartçılık [TUR10-0189520] (Descartes'ın felsefesi)
                • koşutçuluk [TUR10-0478100] (Kişide, ruhsal ve bedensel olaylar arasında paralellik bulunduğunu ileri süren öğreti)
                • atomculuk [TUR10-0057270] (Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti)
                • bağdaştırmacılık [TUR10-0068560] (Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti)
                • mantıkçılık [TUR10-0524970] (Bütün bilimleri matematik biçime indirgeyen ve matematiği mantığın bir uygulaması durumuna getiren öğreti)
                • mantıkçılık [TUR10-0524960] (Mantık biliminin her şeyin üstünde olduğunu benimseyen felsefe)
                • merkantilizm [TUR10-0536870] (Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi)
                • monatçılık [TUR10-0549800] (Evrenin artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerden oluştuğunu ileri süren Leibniz'in öğretisi)
                • nihilizm [TUR10-0576700] (Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti)
                • olasıcılık [TUR10-0635970] (Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğreti)
                • orduculuk [TUR10-1249830] (Bütün yurt sorunlarının yalnız ordu gücüyle çözülebileceğini öne süren siyasal öğreti)
                • suyukçuluk [TUR10-0714340] (Organizmadaki hastalık belirtilerini suyukların bozukluğuna bağlayan tıp öğretisi)
                • iyimserlik [TUR10-0389430] (İnsanlığın ilerlemesine, bütün durum ve şartların iyiye gideceğine inanan öğretilerin genel adı)
              • öğreti [TUR10-0372460] (Belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olan ilke veya ilkeler dizisi) doctrine [ENG31-05952149-n] (a belief (or system of beliefs) accepted as authoritative by some group or school)
                • amentü [TUR10-0032780] (Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları)
                • creed [ENG31-05968821-n] (any system of principles or beliefs)
                • animizm [TUR10-0037300] (Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış)
                • animism [ENG31-05967579-n] (the doctrine that all natural objects and the universe itself have souls)
                • barışçılık [TUR10-0077760] (Kavga etmeme eğilimi)
                • pacifism [ENG31-05974453-n] (the doctrine that all violence is unjustifiable)
                • hümanizm [TUR10-0096160] (İnsanlık sevgisini, insan ululuğunu en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti)
                • humanitarianism [ENG31-05976269-n] (the doctrine that people's duty is to promote human welfare)
                • enternasyonalizm [TUR10-0098480] (Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma)
                • internationalism [ENG31-05972361-n] (the doctrine that nations should cooperate because their common interests are more important than their differences)
                • bircilik [TUR10-0106130] (Tekçilik)
                • monism [ENG31-05973510-n] (the doctrine that reality consists of a single basic substance or element)
                • canlıcılık [TUR10-0132610] (Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş)
                • animism [ENG31-05967579-n] (the doctrine that all natural objects and the universe itself have souls)
                • çilecilik [TUR10-0168280] (Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme)
                • asceticism [ENG31-05967949-n] (the doctrine that through renunciation of worldly pleasures it is possible to achieve a high spiritual or intellectual state)
                • eşitçilik [TUR10-0255960] (İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı)
                • egalitarianism [ENG31-05976455-n] (the doctrine of the equality of mankind and the desirability of political and economic and social equality)
                • görevselcilik [TUR10-0305260] (İşlevcilik)
                • functionalism [ENG31-05970910-n] (any doctrine that stresses utility or purpose)
                • halkçılık [TUR10-0323600] (Bireyler arasında hiçbir hak ayrılığı görmemek, topluluk içinde hiçbir ayrıcalık kabul etmemek, halk adı verilen tek ve eşit bir varlık tanıma görüş ve tutumu) populism [ENG31-05974800-n] (the political doctrine that supports the rights and powers of the common people in their struggle with the privileged elite)
                  • ucuz halkçılık [TUR10-0795270] (Halkçılığı basit ve kolay yoldan yapma işi)
                • reformculuk [TUR10-0354550] (Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem)
                • reformism [ENG31-05975964-n] (a doctrine of reform)
                • düalizm [TUR10-0365030] (Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş)
                • dualism [ENG31-05969565-n] (the doctrine that reality consists of two basic opposing elements, often taken to be mind and matter (or mind and body), or good and evil)
                • kurtarımcılık [TUR10-0379040] (Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi)
                • irredentism [ENG31-05972965-n] (the doctrine that irredenta should be controlled by the country to which they are ethnically or historically related)
                • fonksiyonalizm [TUR10-0386160] (Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım)
                • functionalism [ENG31-05970910-n] (any doctrine that stresses utility or purpose)
                • işlevselcilik [TUR10-0386170] (Algının öncelikle gereksinimler ve coşkulara dayalı etkinliklerin sonucu olduğunu savunan görüş)
                • functionalism [ENG31-05970910-n] (any doctrine that stresses utility or purpose)
                • nihilizm [TUR10-0576720] (Her türlü siyasi düzeni inkâr eden, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş)
                • nihilism [ENG31-05974255-n] (a revolutionary doctrine that advocates destruction of the social system for its own sake)
                • çoğulculuk [TUR10-0631630] (Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem)
                • pluralism [ENG31-05974616-n] (the doctrine that reality consists of several basic substances or elements)
                • şekilcilik [TUR10-0727480] (Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş)
                • formalism [ENG31-05970734-n] (the doctrine that formal structure rather than content is what should be represented)
                • monizm [TUR10-0757660] (Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü)
                • monism [ENG31-05973510-n] (the doctrine that reality consists of a single basic substance or element)
                • milliyetçilik [TUR10-0798550] (Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı) nationalism [ENG31-05973889-n] (the doctrine that your national culture and interests are superior to any other)
                  • İslavcılık [TUR10-0380570] (Slavcılık)
                • ayrılıkçılık [TUR10-1219540] (Herhangi bir kültürel, etnik, aşiretsel, dinî, ırksal grubun genel ülkeden sınırlarından ayrı bir otonom ya da özerklik talebini içeren terim)
                • secessionism [ENG31-05977577-n] (a doctrine that maintains the right of secession)
                • sekülerizm [TUR10-1219550] (Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti)
                • secularism [ENG31-05977702-n] (a doctrine that rejects religion and religious considerations)
                • felsefe teorisi [TUR10-1220150] (Genel bir felsefeye veya felsefe dalına açıklama getiren inançlar bütünü) philosophical doctrine [ENG31-06177044-n] (a doctrine accepted by adherents to a philosophy)
                  • adcılık [TUR10-0007940] (Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş)
                  • nominalism [ENG31-05983023-n] ((philosophy) the doctrine that the various objects labeled by the same term have nothing in common but their name)
                  • akılcılık [TUR10-0018130] (Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm)
                  • rationalism [ENG31-05984340-n] ((philosophy) the doctrine that knowledge is acquired by reason without resort to experience)
                  • duyumculuk [TUR10-0227560] (Her bilginin temelinde duyumların bulunduğu ileri sürülen öğretilerin genel adı)
                  • sensualism [ENG31-05985338-n] ((philosophy) the ethical doctrine that feeling is the only criterion for what is good)
                  • varoluşçuluk [TUR10-0235900] (Var oluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti)
                  • existentialism [ENG31-05979622-n] ((philosophy) a 20th-century philosophical movement chiefly in Europe)
                  • gerçekçilik [TUR10-0292760] (Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş)
                  • realism [ENG31-05984526-n] ((philosophy) the philosophical doctrine that physical objects continue to exist when not perceived)
                  • izafiye [TUR10-0304900] (Görecelik öğretisi, özellikle bilginin göreceli olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi)
                  • relativism [ENG31-05984713-n] ((philosophy) the philosophical doctrine that all criteria of judgment are relative to the individuals and situations involved)
                  • idealizm [TUR10-0361200] (Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı)
                  • idealism [ENG31-05980970-n] ((philosophy) the philosophical theory that ideas are the only reality)
                  • materyalizm [TUR10-0516110] (Dünyada, yalnızca maddenin varlığını kabul eden, Tanrı, ruh vb. manevi kavramları ret ve inkâr eden felsefi görüş)
                  • materialism [ENG31-05981452-n] ((philosophy) the philosophical theory that matter is the only reality)
                  • mekanikçilik [TUR10-0532990] (Canlı varlıkları, organik olayları, mekanik yasalara göre açıklayan öğreti)
                  • mechanism [ENG31-05981648-n] ((philosophy) the philosophical theory that all phenomena can be explained in terms of physical or biological causes)
                  • mekanikçilik [TUR10-0533040] (Bütün fiziksel olayları, uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş)
                  • mechanism [ENG31-05981648-n] ((philosophy) the philosophical theory that all phenomena can be explained in terms of physical or biological causes)
                  • Platonculuk [TUR10-0631450] (Platon'un kurduğu, sonradan kendisine bağlı öğrencilerin geliştirdiği, duyu dünyasından ve zihin ürünlerinden farklı, kavranabilir bir gerçekliğin varlığını kabul eden öğreti)
                  • Platonism [ENG31-05983431-n] ((philosophy) the philosophical doctrine that abstract concepts exist independent of their names)
                  • rasyonalizm [TUR10-0643200] (Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı)
                  • rationalism [ENG31-05984340-n] ((philosophy) the doctrine that knowledge is acquired by reason without resort to experience)
                  • stoacılık [TUR10-0646870] (Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç olarak koyan Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti)
                  • Stoicism [ENG31-05985815-n] ((philosophy) the philosophical system of the Stoics following the teachings of the ancient Greek philosopher Zeno)
                  • Skolastik düşünce [TUR10-0698070] (İnanç ve bilgiyi kiliseyle, özellikle Aristoteles'in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi)
                  • Scholasticism [ENG31-05984932-n] (the system of philosophy dominant in medieval Europe)
                  • Taoizm [TUR10-0745250] (Çin'de Tao'nun öğretisini ilke edinen felsefe ve din sistemi)
                  • Taoism [ENG31-05986207-n] (philosophical system developed by Lao-tzu and Chuang-tzu advocating a simple honest life and noninterference with the course of natural events)
                  • ampirisizm [TUR10-1219560] (Olguları, deney, gözlem ve uygulamaya dayalı olarak açıklama; görgülcülük) empiricism [ENG31-05979178-n] ((philosophy) the doctrine that knowledge derives from experience)
                    • pozitivizm [TUR10-0634880] (Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizik ötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı)
                    • positivism [ENG31-06002252-n] (the form of empiricism that bases all knowledge on perceptual experience (not on intuition or revelation))
                  • Aristotelesçilik [TUR10-0045230] (Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi)
                  • Aristotelianism [ENG31-05978061-n] ((philosophy) the philosophy of Aristotle that deals with logic and metaphysics and ethics and poetics and politics and natural science)
                  • Aristoculuk [TUR10-0045150] (Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesini benimsemiş olma durumu)
                  • Aristotelianism [ENG31-05978061-n] ((philosophy) the philosophy of Aristotle that deals with logic and metaphysics and ethics and poetics and politics and natural science)
                  • kadercilik [TUR10-0396410] (Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü)
                  • fatalism [ENG31-05980261-n] (a philosophical doctrine holding that all events are predetermined in advance for all time and human beings are powerless to change them)
                  • sezgicilik [TUR10-0683490] (Bilginin sezgiyle elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı)
                  • intuitionism [ENG31-05981131-n] ((philosophy) the doctrine that knowledge is acquired primarily by intuition)
                  • natüralizm [TUR10-0571680] (Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı)
                  • naturalism [ENG31-05982239-n] ((philosophy) the doctrine that the world can be understood in scientific terms without recourse to spiritual or supernatural explanations)
                  • gerçekçilik [TUR10-0643590] (Gerçekçi tutum ve davranış)
                  • naturalism [ENG31-05982239-n] ((philosophy) the doctrine that the world can be understood in scientific terms without recourse to spiritual or supernatural explanations)
                  • akılcılık [TUR10-0018120] (Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm)
                  • rationalism [ENG31-05984340-n] ((philosophy) the doctrine that knowledge is acquired by reason without resort to experience)
                  • relativizm [TUR10-1219580] (Görecilik)
                  • relativism [ENG31-05984713-n] ((philosophy) the philosophical doctrine that all criteria of judgment are relative to the individuals and situations involved)
                  • solipsizm [TUR10-0757570] (Yalnız ben varım, benden başka her şey yalnızca benim tasarımımdır diyen, öznel beni bilinç içerikleriyle birlikte tek gerçek, tek var olarak kabul eden görüş)
                  • solipsism [ENG31-05985516-n] ((philosophy) the philosophical theory that the self is all that you know to exist)
                  • pragmatizm [TUR10-0635130] (Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti) pragmatism [ENG31-05983665-n] ((philosophy) the doctrine that practical consequences are the criteria of knowledge and meaning and value)
                    • enstrümantalizm [TUR10-0041930] (Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü)
                  • yararcılık [TUR10-0835680] (Ahlaki iş ve davranışlarda yararın ilke yapılması)
                  • utilitarianism [ENG31-06197264-n] (doctrine that the useful is the good)
                  • Epikürcülük [TUR10-0249150] (Hazlara, sevinçlere yönelik bir hayatın hedef edinilmesini ileri süren Epikuros'un kurduğu öğreti)
                  • estetikçilik [TUR10-0318250] (Gerçeklik ve yarar kaygılarından sıyrılarak bir sanat veya felsefe konusunu salt güzelliği için sevme kuramı)
                • dogma [TUR10-0212640] (Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi)
                • dogma [ENG31-05969331-n] (a doctrine or code of beliefs accepted as authoritative)
                • dogma [TUR10-0372340] (Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav) dogma [ENG31-05969331-n] (a doctrine or code of beliefs accepted as authoritative)
                  • komprime [TUR10-0471060] (Bir konuyla ilgili olarak derinliği olmayan kalıplaşmış bilgi)
                • bireycilik [TUR10-0106660] (Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı)
                • individualism [ENG31-05971803-n] (the doctrine that government should not interfere in commercial affairs)
                • monizm [TUR10-0757670] (Gerçekliğin herhangi bir organ gibi bölünmez bir bütün olduğuna ve bağımsız parçaları bulunmadığına inanan öğreti)
                • monism [ENG31-05973510-n] (the doctrine that reality consists of a single basic substance or element)
                • öncel belirleme [TUR10-0602940] (Tanrı'nın her şeyi önceden bildiği dogmasına dayanılarak her şeyin önceden Tanrı tarafından düzenlenmiş olduğunu anlatan terim)
                • predestination [ENG31-05974996-n] ((theology) being determined in advance)
                • spiritüalizm [TUR10-0708130] (Bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu veya salt bir tasarım olduğunu ileri süren fizik ötesi doktrin)
                • spiritualism [ENG31-05985672-n] ((theology) any doctrine that asserts the separate existence of God)
                • plüralizm [TUR10-0172620] (Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti)
                • ahlakçılık [TUR10-0550320] (Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti)
                • ahlakilik [TUR10-0925700] (Topluluk yaşamını, insan davranışlarını düzenleyerek insanların birbirlerine ve topluma karşı ödevlerini belirleyen kural ve ölçüler bütünü)
                • komünizm [TUR10-0471210] (Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni) communism [ENG31-06224497-n] (a political theory favoring collectivism in a classless society)
                  • Marksizm [TUR10-0526620] (Marks'ın düşüncelerine dayanan devrimci sosyalist akım)
                  • Marxism [ENG31-06225371-n] (the economic and political theories of Karl Marx and Friedrich Engels that hold that human actions and institutions are economically determined and that class struggle is needed to create historical change and that capitalism will ultimately be superseded by communism)
                • komünizm [TUR10-0471220] (Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti)
                • kolektivizm [TUR10-0591950] (Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti)
                • edimselcilik [TUR10-0234690] (Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti)
                • dayanışmacılık [TUR10-0185800] (Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan bir öğreti)
                • deneyselcilik [TUR10-0193140] (Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti)
                • deneycilik [TUR10-0193000] (Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı)
                • deneyüstücülük [TUR10-0565850] (İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış)
                • transcendentalism [ENG31-06201921-n] (any system of philosophy emphasizing the intuitive and spiritual above the empirical and material)
                • determinizm [TUR10-0199040] (Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti)
                • dinamizm [TUR10-0316940] (Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti)
                • dirimselcilik [TUR10-0209190] (Hayat olaylarını fiziksel, kimyasal güçlerle değil de, özel bir yaşama ilkesi, yaşam gücü ile açıklayan öğreti)
                • doğacılık [TUR10-0571710] (Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti)
                • doğal ayıklanma [TUR10-0213030] (Darwin'e göre doğada ve toplumda canlı türlerin arasındaki var olma savaşını en güçlülerin, çevreye en iyi uyabilenlerin kazandıklarını, güçsüzlerin, çevreye uyamayanların ise ortadan kalktıklarını savunan öğreti)
                • doğalcılık [TUR10-0213060] (Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması; natüralizm)
                • doğaüstücülük [TUR10-0717650] (Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti)
                • doğuştancılık [TUR10-0571610] (Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş)
                • dönüşümcülük [TUR10-0786070] (Yaşayan türlerin yalın biçimlerden karmaşık biçimlere doğru evrimle gelişerek ortaya çıktığını öne süren öğreti)
                • aktivizm [TUR10-0022500] (İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü)
                • fenomenizm [TUR10-0267990] (Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş)
                • akıl dışıcılık [TUR10-0018170] (Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş)
                • algıcılık [TUR10-1248060] (Algılamada anlığın (zihnin) bir dış gerçeği olduğu gibi, dolaysız ve doğru olarak kavradığını ve bunun bilincine vardığını ileri süren öğreti)
                • anlıkçılık [TUR10-0038400] (Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren doktrin)
                • antiemperyalizm [TUR10-0039260] (Emperyalizme karşı tutum, davranış veya öğreti)
                • antikapitalizm [TUR10-0039430] (Kapitalizme karşı olma)
                • antikomünizm [TUR10-0039510] (Komünizm aleyhtarlığı)
                • antisemitizm [TUR10-0039690] (Antisemitistlerin görüş ve tutumu)
                • saptanımcılık [TUR10-0665000] (Hayvan türlerinin hiç değişmeyip hep aynı durumda kaldığını ileri süren öğreti, türlerin saptanımı öğretisi)
                • töre dışıcılık [TUR10-0015710] (Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı)
                • töretanımazlık [TUR10-0371570] (Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen doktrinlerin genel adı)
                • tözcülük [TUR10-0785460] (Bir veya birçok tözün varlığını öne süren öğretilerin genel adı)
                • türümcülük [TUR10-0794380] (Evrenin türüm ile ilgili olarak oluştuğunu ileri sürenlerin öğretisi)
                • üniversalizm [TUR10-0808000] (Evrenselcilik)
                • bencilik [TUR10-0092700] (İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti)
                • bilinemezcilik [TUR10-0103950] (Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti)
                • mutçuluk [TUR10-0259410] (Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi)
                • erkincilik [TUR10-0251650] (Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında hür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti, liberalizm)
                • sendikacılık [TUR10-0676730] (Toplum yaşamında işçi ve işveren birliklerine önemli bir görev yüklemek amacını güden öğreti)
                • erek bilimi [TUR10-0249690] (Evreni ereklerle araçlar arasında bir ilişkiler dizgesi olarak gören öğreti; teleoloji)
                • öncel düzen [TUR10-0602950] (Ruhla beden arasındaki ilişkinin Tanrı tarafından önceden düzenlendiğini ileri süren öğreti)
                • öznelcilik [TUR10-0609560] (Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti)
                • gölge olaycılık [TUR10-0303210] (Ruh etkinliğinin bilinçli olmadan da var olabileceğini ileri sürerek bilinci, bir gölge olay sayan felsefe öğretisi)
                • pasifizm [TUR10-1219500] (Uyuşmazlıkların çözümü ya da çıkar sağlama aracı olarak savaşa ve şiddete karşı olmak)
                • iradecilik [TUR10-0378420] (Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti)
                • hazcılık [TUR10-0336570] (Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti)
                • hazcılık [TUR10-0337880] (Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi)
                • gelenekçilik [TUR10-0035350] (Toplumsal kurumları ve inançları daha çok geçmişten süregeldikleri için benimseyen, saygın tutan, destekleyen, yeni kültür ögelerine daha az değer veren tutum veya öğreti)
                • conventionality [ENG31-04808781-n] (orthodoxy as a consequence of being conventional)
                • kötümserlik [TUR10-0485040] (Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü; pesimizm)
                • pessimism [ENG31-07558421-n] (the feeling that things will turn out badly)
                • iyimserlik [TUR10-0576980] (Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü)
                • optimism [ENG31-07556946-n] (the optimistic feeling that all is going to turn out well)
                • kinizm [TUR10-0461790] (İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi)
                • cynicism [ENG31-07558592-n] (a cynical feeling of distrust)
                • hiççilik [TUR10-0343570] (Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik)
                • nihilism [ENG31-13996767-n] (complete denial of all established authority and institutions)
              • dünya görüşü [TUR10-0229430] (Evrenin ve hayatın anlamını, amacını, değerini, insan varlığını ve davranışlarını bütünüyle kavramaya çalışan genel düşünce) philosophy [ENG31-05953535-n] (any personal belief about how to live or how to deal with a situation)
                • hayat felsefesi [TUR10-0839730] (Hayatı anlama ve algılama biçimi)
                  • benmerkezcilik [TUR10-0093030] (Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü)
                • aşkıncılık [TUR10-0053910] (Birey ve evrenseli birleştirmeye çalışan ahlaki nitelikli Amerikan felsefesi)
                • kayracılık [TUR10-0637160] (Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti)
                • kayracı [TUR10-1121610] (Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı iyiliğiyle ve bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti yanlısı olan)
                • konseptüalist [TUR10-1084100] (Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti yanlısı olan)
                • kavramcılık [TUR10-0430920] (Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti)
                • mutezile [TUR10-0557760] (Kaderi inkâr ederek "kul, ettiklerinin yaratıcısıdır" diyen ve Tanrı'nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe)
                • doğruculuk [TUR10-0213720] (Bir insanın söz ve hareketleriyle kanaat ve inançlarının, düşünüşünün uyuşması)
                • hikmet [TUR10-0344630] (Felsefe)
              • felsefe [TUR10-0267360] (Bir konuda soyut düşünüş)
              • philosophy [ENG31-05953535-n] (any personal belief about how to live or how to deal with a situation)
              • beklenti [TUR10-0089860] (Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüşü)
              • expectation [ENG31-05953807-n] (belief about (or mental picture of) the future)
              • akıl [TUR10-0018080] (İnanç, düşünce)
              • opinion [ENG31-05954491-n] (a personal belief or judgment that is not founded on proof or certainty)
              • barışseverlik [TUR10-0711710] (Barışsever olma durumu)
              • pacifism [ENG31-05955255-n] (the belief that all international disputes can be settled by arbitration)
              • inanç [TUR10-0372470] (Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, din inancı, kutsal inanç) religion [ENG31-05955536-n] (a strong belief in a supernatural power or powers that control human destiny)
                • teizm [TUR10-0744760] (Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma) theism [ENG31-06233395-n] (the doctrine or belief in the existence of a God or gods)
                  • panteizm [TUR10-0612750] (Tanrı ile evreni bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin genel adı)
                  • pantheism [ENG31-06235366-n] ((rare) worship that admits or tolerates all gods)
                  • çok tanrıcılık [TUR10-0632570] (Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanç)
                  • polytheism [ENG31-06234067-n] (belief in multiple Gods)
                  • tek tanrıcılık [TUR10-0759840] (Evreni, doğayı ve toplumu yaratıp yöneten, her şeye gücü yeten tek bir tanrı bulunduğuna inanma ve ona tapınma) monotheism [ENG31-06233898-n] (belief in a single God)
                    • İslam [TUR10-0380490] (Hazreti Muhammed'in yaydığı din)
                    • Islam [ENG31-06244979-n] (the monotheistic religious system of Muslims founded in Arabia in the 7th century and based on the teachings of Muhammad as laid down in the Koran)
                    • Yahudilik [TUR10-0825670] (Hazreti Musa'nın dinine bağlı olma durumu)
                    • Judaism [ENG31-06243034-n] (the monotheistic religion of the Jews having its spiritual and ethical principles embodied chiefly in the Torah and in the Talmud)
                  • tek tanrıcılık [TUR10-0759830] (İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması)
                  • monotheism [ENG31-06233898-n] (belief in a single God)
                  • Brahmanlık [TUR10-0120200] (Kalıtım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı toplumsal bir kuruluşu içeren Hint dini)
                • Budizm [TUR10-0121200] (Doğaüstü kişileşmiş bir tanrı düşüncesi yerine, salt varlığı koyarak onun insanda arzu biçiminde belirdiğini, bundan da ıstırabın doğduğunu, ıstıraptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğini ileri süren, Hindistan ve Çin'de yaygın olan, Buddha'nın ileri sürdüğü mistik dünya görüşü ve din)
                • Buddhism [ENG31-06250374-n] (the teaching of Buddha that life is permeated with suffering caused by desire, that suffering ceases when desire ceases, and that enlightenment obtained through right conduct and wisdom and meditation releases one from desire and suffering and rebirth)
                • dinsizlik [TUR10-0207740] (Dinsiz olma durumu)
                • paganism [ENG31-06234419-n] (any of various religions other than Christianity or Judaism or Islamism)
                • mistisizm [TUR10-0548040] (Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi) mysticism [ENG31-05957724-n] (a religion based on mystical communion with an ultimate reality)
                  • dingincilik [TUR10-0207170] (Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü)
                  • quietism [ENG31-05957955-n] (a form of religious mysticism requiring withdrawal from all human effort and passive contemplation of God)
                  • tasavvuf [TUR10-0380460] (Kuran'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti)
                  • Sufism [ENG31-05958133-n] (Islamic mysticism)
                • tasavvuf [TUR10-0748840] (Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım)
                • mysticism [ENG31-05957724-n] (a religion based on mystical communion with an ultimate reality)
                • Zerdüştçülük [TUR10-0872950] (Zerdüştîlik ya da Mecûsîlik, günümüzden 3500 yıl önce Zerdüşt tarafından İran'da kurulan, yaklaşık MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar 3 büyük Pers İmparatorluğu'nun dini olan, içerisinde düalist ve Eskatolojik inanışın ilk örneklerini barındıran, dünyanın en eski tek tanrıcı vahiy dini)
                • Zoroastrianism [ENG31-06254279-n] (system of religion founded in Persia in the 6th century BC by Zoroaster)
                • Hristiyanlık [TUR10-1220240] (Orta Doğu kökenli, tektanrılı, İsa'nın Yeni Ahit'teki öğretilerine dayanan İbrahimi din) Christianity [ENG31-06236188-n] (a monotheistic system of beliefs and practices based on the Old Testament and the teachings of Jesus as embodied in the New Testament and emphasizing the role of Jesus as savior)
                  • Katoliklik [TUR10-0429370] (Hazreti İsa'nın Aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin mirasçısı olan papayı dinî başkan olarak tanıyan Hristiyan mezhebi)
                  • Catholicism [ENG31-06237394-n] (the beliefs and practices of a Catholic Church)
                  • Ortodoksluk [TUR10-0592800] (Meşru kilisenin resmî kararlarına uygun öğreti ve düşüncelerin bütünü)
                  • Protestan [TUR10-0636890] (Hristiyanlıkta reform hareketi sonucu doğan mezhep)
                  • Ortodoksluk [TUR10-0592810] (Doğu Hristiyan kiliseleri tarafından sürdürülen, Yunan ve Slavların çoğunun benimsediği mezhep)
                  • orthodoxy [ENG31-04808562-n] (the quality of being orthodox (especially in religion))
                • Yahudilik [TUR10-0825680] (Yahudi dini; Musevilik)
                • fakirizm [TUR10-0263470] (Hint felsefesinde insan vücudu bütün kötülüklerin kaynağı sayıldığından, bedene eziyeti ruhun kurtuluşu ve mutluluğu için gerekli gören çilekeşlik)
                • akide [TUR10-0019060] (Bir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı)
                • üçleme [TUR10-0769620] (Katoliklerde, Tanrı, İsa ve Meryem'in aynı kişi olmaları inancı)
                • Bahailik [TUR10-0070770] (XIX. yüzyılda Babilik'ten doğup İran'dan başka Avrupa ve Amerika'da da yayılmış olan bir din)
                • Şamanizm [TUR10-0722670] (Kuzey ve Orta Asya'da Türkler, diğer kıtalarda da başka topluluklar arasında günümüze kadar süregelen doğaya tapma, doğaüstü ruhlara inanma temeline dayalı din)
                • satanizm [TUR10-0668020] (Şeytana tapma)
                • diriliş [TUR10-0208950] (Dinî inanışlara göre ölümden sonra canlanma)
                  • kıyam [TUR10-0457120] (İslam inancına göre, ölümden sonra yeniden dirilip ayağa kalkma)
              • kamuoyu [TUR10-0033490] (Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi)
              • public opinion [ENG31-05958593-n] (a belief or sentiment shared by most people)
              • ispritizma [TUR10-0381390] (Ruhun ölmediğine inanan, gereğinde ölülerin ruhlarıyla ilişki kurulabileceğini ileri süren inanış; ruh çağırma)
              • spiritualism [ENG31-05960836-n] (the belief that the spirits of dead people can communicate with people who are still alive (especially via a medium))
              • hurafe [TUR10-0350060] (Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan, doğaüstü olaylara, gizli ve akıl dışı güçlere, kehanetlere aşırı derecede bağlı boş inanç) superstition [ENG31-05961545-n] (an irrational belief arising from ignorance or fear)
                • kendiliğinden üreme [TUR10-0440980] (Her türlü bilimsel üreme olaylarının dışında, yoktan var olmayı anlatan bilim dışı kuram)
              • felsefe [TUR10-0267340] (Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi)
              • thought [ENG31-05963348-n] (the organized beliefs of a period or group or individual)
              • totemcilik [TUR10-0588220] (Bir toteme inanma üzerine kurulu toplumsal bir birlik, dinî uygulama biçimi)
              • totemism [ENG31-05963539-n] (belief in the kinship of a group of people with a common totem)
              • bireycilik [TUR10-0268620] (Bütüne, genele değil de, bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş)
              • individualism [ENG31-05971968-n] (a belief in the importance of the individual and the virtue of self-reliance and personal independence)
              • büyü [TUR10-0010150] (Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad) magic [ENG31-05976844-n] (any art that invokes supernatural powers)
                • büyücülük [TUR10-1017280] (Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek için gizli işlem ve davranışlara başvuran kimsenin yaptığı iş)
                • magic trick [ENG31-00100771-n] (an illusory feat)
              • agnostisizm [TUR10-0505160] (Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti)
              • canlıcılık [TUR10-0132620] (Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti)
              • din [TUR10-0206350] (İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü)
              • ümit kırıklığı [TUR10-1167550] (Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancı)
              • fenafillah [TUR10-0267550] (Allah'ın varlığı içinde yok olma)
              • iman [TUR10-0370970] (Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme)
              • hilozoizm [TUR10-0132680] (Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan doktrin)
              • reenkarnasyon [TUR10-0644160] (Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürdüğü inancı)
              • metempsychosis [ENG31-11429028-n] (after death the soul begins a new cycle of existence in another human body)
            • hatırlatma [TUR10-0036860] (Anımsatmak eylemi; hatırlatmak) reminder [ENG31-05821727-n] (an experience that causes you to remember something)
              • dejavu [TUR10-0999070] (Bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu)
              • deja vu [ENG31-05818466-n] (the experience of thinking that a new situation had occurred before)
              • sufle [TUR10-0710970] (Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma)
            • ahval [TUR10-0016190] (Durumlar; hâller; vaziyetler)
            • topic [ENG31-05822417-n] (some situation or event that is thought about)
            • karar [TUR10-0417630] (Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı) decision [ENG31-05846685-n] (a position or opinion or judgment reached after consideration)
              • mukarrerat [TUR10-0554890] (Alınan kararlar, kararlaştırılmış şeyler)
            • şüphecilik [TUR10-0677720] (Özellikle doğa ötesi konularda olumlu veya olumsuz yargıda bulunmaktan çekinme temeline dayanan öğreti)
            • agnosticism [ENG31-05988918-n] (the disbelief in any claims of ultimate knowledge)
            • ateizm [TUR10-0054680] (Tanrı'nın varlığını inkâr eden öğreti)
            • atheism [ENG31-05989123-n] (a lack of belief in the existence of God or gods)
            • amaç [TUR10-0031800] (Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek) aim [ENG31-05990115-n] (the goal intended to be attained (and which is believed to be attainable))
              • niyet [TUR10-0567850] (Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat) purpose [ENG31-05991037-n] (an anticipated outcome that is intended or that guides your planned actions)
                • taammüt [TUR10-0735120] (İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması)
                • art niyet [TUR10-0721500] (Bir düşüncenin arkasında gizli tutulan asıl düşünce)
                • kasıt [TUR10-0425240] (Öldürme, yaralama veya zarar vermek isteme; kötü niyet)
                • yapıntı [TUR10-0833800] (Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey)
                • iskelet [TUR10-0380130] (Bir eserin genel planı)
              • şema [TUR10-0727750] (Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı)
              • ereklik [TUR10-1249380] (Bir işte ereğin, o işin nedeni olması durumu)
              • ereklilik [TUR10-0249720] (Bir erekle belirlenmiş olma veya bir ereğe yönelmiş olma durumu)
              • örgü [TUR10-0604710] (Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı)
              • güdek [TUR10-0312650] (Amaçlanan sonuç, güdülen şey)
              • iş [TUR10-0384100] (Gizli sebep veya maksat)
              • hikmet [TUR10-0344600] (Tanrı'nın insanlarca anlaşılamayan amacı)
            • amaç [TUR10-0031790] (Ulaşmak istenilen sonuç, maksat)
            • purpose [ENG31-05991037-n] (an anticipated outcome that is intended or that guides your planned actions)
            • deneyim [TUR10-0193020] (Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı) experience [ENG31-05766056-n] (the accumulation of knowledge or skill that results from direct participation in events or activities)
              • yaş baş [TUR10-0840050] (Hayatı boyunca kazanılan deneyimlerin ve görgünün tümü)
              • yaşantı [TUR10-0839850] (Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey; hayat tecrübesi)
              • birikim [TUR10-0107050] (Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü; deneyim)
                • repertuvar [TUR10-0645990] (Birikim)
              • çap [TUR10-0149950] (Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü)
              • görgü [TUR10-0305320] (Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim; deneyim)
              • güngörmüşlük [TUR10-0316260] (Hayat tecrübesi çok olma)
            • halk bilimi [TUR10-0323690] (Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı) folklore [ENG31-05994487-n] (the unwritten lore (stories and proverbs and riddles and songs) of a culture)
              • folklorist [TUR10-0277460] (Folklorcu)
            • toyluk [TUR10-0130490] (Tecrübesiz olma durumu)
            • ignorance [ENG31-05997167-n] (the lack of knowledge or education)
            • ilgi alanı [TUR10-0368130] (Bir kişi veya kuruluşun ilgilendiği konular)
            • territory [ENG31-06008312-n] (an area of knowledge or interest)
            • düşünce [TUR10-0230800] (Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş) idea [ENG31-05842164-n] (the content of cognition)
              • kavram [TUR10-0430790] (Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım) concept [ENG31-05844071-n] (an abstract or general idea inferred or derived from specific instances)
                • kural [TUR10-0491680] (Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke, her türlü kural) rule [ENG31-05854581-n] (a principle or condition that customarily governs behavior)
                  • kısıtlayıcı [TUR10-0454190] (Sınırlayan, daraltan şey)
                  • restraint [ENG31-06257831-n] (a rule or condition that limits freedom)
                  • düstur [TUR10-0230120] (Genel kural)
                  • motto [ENG31-07166967-n] (a favorite saying of a sect or political group)
                  • üç birlik kuralı [TUR10-0806140] (Klasik tiyatroda yer, zaman ve konu birliğini esas alan kural)
                  • standart [TUR10-0708750] (Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bir bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural) standard [ENG31-07275291-n] (a basis for comparison)
                    • barem [TUR10-0077490] (Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge)
                      • eşelmobil [TUR10-0255660] (Üretilen mal değerlerinin iniş çıkışına göre tespit edilen ücret ödeme ölçümü)
                      • sliding scale [ENG31-13875877-n] (a wage scale that fluctuates in response to the cost-of-living index)
                    • mihenk [TUR10-0544380] (Birinin değerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçüt)
                    • yardstick [ENG31-07276623-n] (a measure or standard used for comparison)
                    • mübadele aracı [TUR10-1236230] (Mal, hizmet ve üretim faktörlerinin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesinde kullanılan araç) medium of exchange [ENG31-13394134-n] (anything that is generally accepted as a standard of value and a measure of wealth in a particular country or region)
                      • para birimi [TUR10-0613510] (Bir devletin para için kabul ettiği değer ve eder ölçüsü) currency [ENG31-13407086-n] (the metal or paper medium of exchange that is presently used)
                        • Türk Lirası [TUR10-0512240] (Yüz kuruş değerinde Türk para birimi) lira [ENG31-13709265-n] (the basic unit of money in Turkey)
                          • liralık [TUR10-0512280] (Lira)
                        • drahmi [TUR10-0223800] (Yunan para birimi)
                        • Greek monetary unit [ENG31-13697198-n] (monetary unit in Greece)
                        • kapik [TUR10-0413580] (Rublenin yüzde biri değerindeki para)
                        • boodle [ENG31-13406389-n] (informal terms for money)
                        • rupi [TUR10-0650570] (Hindistan, Nepal, Pakistan'da kullanılan para birimi)
                        • döviz [TUR10-0223320] (Yabancı ülke parası) currency [ENG31-13407086-n] (the metal or paper medium of exchange that is presently used)
                          • efektif [TUR10-0234990] (Merkez Bankası tarafından alım satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülke parası)
                          • efektif döviz [TUR10-0235010] (Yabancı ülkelerin nakit biçimindeki para birimi)
                        • frank [TUR10-0279610] (Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi)
                        • franc [ENG31-13684295-n] (the basic monetary unit in many countries)
                        • markka [TUR10-0526570] (Finlandiya para birimi)
                        • Arjantin Pesosu [TUR10-1237220] (Arjantin'in para birimi)
                        • Argentine monetary unit [ENG31-13685553-n] (monetary unit in Argentina)
                        • dinar [TUR10-0206660] (Yaklaşık olarak altın liranın dörtte biri değerinde olan eski bir para)
                        • dinar [TUR10-0206650] (Bahreyn, Cezayir, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Tunus, Ürdün, Yemen ve eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi)
                        • Iraqi monetary unit [ENG31-13691342-n] (monetary unit in Iraq)
                        • Portekiz para birimi [TUR10-1237260] (Portekiz'de kullanılan para birimi) Portuguese monetary unit [ENG31-13698081-n] (monetary unit in Portugal)
                          • Esküdo [TUR10-1237270] (Portekiz'in eski para birimi)
                          • Portuguese escudo [ENG31-13698213-n] (formerly the basic monetary unit of Portugal)
                        • Hollanda Florini [TUR10-0277000] (Hollanda para birimi)
                        • Dutch monetary unit [ENG31-13701844-n] (monetary unit in the Netherlands)
                        • kron [TUR10-0487030] (Çek para birimi)
                        • İsveç Kronu [TUR10-1237290] (İsveç'in para birimi)
                        • Swedish monetary unit [ENG31-13704326-n] (monetary unit in Sweden)
                        • Danimarka Kronu [TUR10-1237300] (Danimarka'nın para birimi)
                        • Danish monetary unit [ENG31-13704736-n] (monetary unit in Denmark)
                        • Norveç Kronu [TUR10-1237310] (Norveç'in para birimi)
                        • Norwegian monetary unit [ENG31-13704965-n] (monetary unit in Norway)
                        • Bulgar Levası [TUR10-0510180] (Bulgar para birimi)
                        • Bulgarian monetary unit [ENG31-13707783-n] (monetary unit in Bulgaria)
                        • İtalyan Lireti [TUR10-0520110] (İtalyan para birimi)
                        • Italian monetary unit [ENG31-13708373-n] (monetary unit in Italy)
                        • Alman Markı [TUR10-0526340] (Alman para birimi)
                        • mark [ENG31-13710138-n] (formerly the basic unit of money in Germany)
                        • İspanyol Pesetası [TUR10-1237370] (İspanya'da 1869'dan 2002'ye kadar kullanılan para birimi)
                        • Spanish monetary unit [ENG31-13712755-n] (monetary unit in Spain)
                        • peni [TUR10-0622790] (Sterlinin yüzde biri değerindeki para birimi)
                        • penny [ENG31-13716472-n] (a fractional monetary unit of Ireland and the United Kingdom)
                        • Suriye Lirası [TUR10-1237380] (Suriye'nin para birimi)
                        • Syrian monetary unit [ENG31-13717672-n] (monetary unit in Syria)
                        • İran Riyali [TUR10-1237390] (İran'ın para birimi)
                        • Iranian monetary unit [ENG31-13718757-n] (monetary unit in Iran)
                        • ruble [TUR10-0649510] (Rusya Federasyonu'nda geçerli olan para birimi) ruble [ENG31-13721181-n] (the basic unit of money in Russia)
                          • kopek [TUR10-0474770] (Rublenin yüzde biri değerinde para birimi)
                        • Japon Yeni [TUR10-0848550] (Japon para birimi)
                        • yen [ENG31-13731805-n] (the basic unit of money in Japan)
                        • zloti [TUR10-0877000] (Polonya para birimi)
                        • İngiliz Sterlini [TUR10-0485640] (Yüz peniden oluşan İngiliz para birimi) British monetary unit [ENG31-13708631-n] (monetary unit in Great Britain)
                          • şilin [TUR10-0731640] (İngiliz sömürgelerinde ve başka bazı ülkelerde para birimi)
                          • British shilling [ENG31-13708982-n] (a former monetary unit in Great Britain)
                        • pengö [TUR10-0622750] (İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar kullanılan Macar para birimi)
                        • ley [TUR10-0510490] (Rumen para birimi)
                        • forint [TUR10-0277900] (Macar para birimi)
                        • tuğrik [TUR10-0787360] (Moğolistan'da kullanılan bir para birimi)
                        • manat [TUR10-0522980] (Azerbaycan ve Türkmenistan para birimi)
                        • tenge [TUR10-0764470] (Kazakistan para birimi)
                        • dolar [TUR10-0216330] (Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada vb. devletlerin para birimi)
                        • dollar [ENG31-13683378-n] (the basic monetary unit in many countries)
                        • santim [TUR10-0663880] (Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi)
                        • avro [TUR10-0240750] (Avrupa Birliği'nin ortak para birimi; ekü)
                        • euro [ENG31-13683925-n] (the basic monetary unit of most members of the European Union (introduced in 1999))
                        • şilin [TUR10-0731630] (Avusturya para birimi)
                        • şekel [TUR10-0726940] (İsrail para birimi)
                        • riyal [TUR10-0648030] (Pesetanın dörtte biri değerinde İspanyol parası)
                        • guarani [TUR10-0311120] (Paraguay para birimi)
                        • inti [TUR10-0733410] (Peru para birimi)
                        • Ürdün Dinarı [TUR10-1237240] (Ürdün'ün para birimi)
                        • Irak Dinarı [TUR10-1237230] (Irak'ın para birimi)
                      • kara para [TUR10-0417590] (Yasa dışı yollardan sağlanan kazanç)
                      • abra [TUR10-0001450] (Bir değiş tokuşta üste verilen şey)
                    • bofor ölçeği [TUR10-1238000] (Rüzgâr hızlarını gösteren ölçek)
                    • Beaufort scale [ENG31-13872871-n] (an international scale of wind force from 0 (calm air) to 12 (hurricane))
                • olgu [TUR10-0585560] (Varlığı deneyle kanıtlanmış şey)
                • fact [ENG31-05898503-n] (a concept whose truth can be proved)
                • parça [TUR10-0614900] (Benzeri; bir örneği)
                • part [ENG31-05876035-n] (one of the portions into which something is regarded as divided and which together constitute a whole)
                • yasa [TUR10-0838390] (Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum) act [ENG31-06544086-n] (a legal document codifying the result of deliberations of a committee or society or legislative body)
                  • yer çekimi [TUR10-0048260] (Yer kütlesinin çekimi etkisiyle bir cismin, türlü bölümlerine uygulanan güçlerin bileşkesi)
                  • law of gravitation [ENG31-05890474-n] ((physics) the law that states any two bodies attract each other with a force that is directly proportional to the product of their masses and inversely proportional to the square of the distance between them)
                  • ya-hep-ya-hiç kanunu [TUR10-1219040] (Bir sinirin veya iskelet kasının bir uyarıcıya verdiği tepkinin gücünün uyarıcının gücünden bağımsız olduğunu belirten kanun)
                  • all-or-none law [ENG31-05882624-n] ((neurophysiology) a nerve impulse resulting from a weak stimulus is just as strong as a nerve impulse resulting from a strong stimulus)
                  • Arşimed prensibi [TUR10-1219050] (Bir sıvı içindeki katı bir cismin, taşırdığı sıvının ağırlığına eşit bir batmazlık kuvveti ile yukarıya itildiğini belirten ilke)
                  • Archimedes' principle [ENG31-05883323-n] ((hydrostatics) the apparent loss in weight of a body immersed in a fluid is equal to the weight of the displaced fluid)
                  • Avogadro kanunu [TUR10-1219060] (Eşit hacimdeki gazların, eşit sıcaklık ve eşit basınçta aynı sayıda parçacık ya da molekül sayısına sahip olduğunu belirten yasa)
                  • Avogadro's law [ENG31-05883548-n] (the principle that equal volumes of all gases (given the same temperature and pressure) contain equal numbers of molecules)
                  • Boyle kanunu [TUR10-1219090] (Sabit sıcaklıkta bir gazın hacminin basıncıyla ters orantılı olduğunu belirten yasa)
                  • Boyle's law [ENG31-05884595-n] (the pressure of an ideal gas at constant temperature varies inversely with the volume)
                  • Kulomb kanunu [TUR10-1219100] (Elektrik yüklü tanecikler arasındaki elektrostatiği tanımlayan kanun)
                  • Coulomb's Law [ENG31-05884755-n] (a fundamental principle of electrostatics)
                  • Dalton kanunu [TUR10-1219110] (Birbiri ile tepkimeye girmeyen gazların oluşturduğu bir karışımın toplam basıncının, karışımdaki gazların her birinin kısmi basınçları toplamına eşit olduğunu belirten yasa)
                  • Dalton's law [ENG31-05885076-n] ((chemistry and physics) law stating that the pressure exerted by a mixture of gases equals the sum of the partial pressures of the gases in the mixture)
                  • Fermi-Dirac istatistiği [TUR10-1219130] (Pauli dışlama prensibine uyan eş parçacıkları içeren sistemdeki bir parçacığın enerjisini tanımlayan istatistik)
                  • Fermi-Dirac statistics [ENG31-05886598-n] ((physics) law obeyed by a systems of particles whose wave function changes when two particles are interchanged (the Pauli exclusion principle applies))
                  • Gay-Lussac kanunu [TUR10-1219140] (Sabit sıcaklık ve basınç altında ölçüm yapıldığında, bir kimyasal tepkimede kullanılan veya oluşturulan gazların hacimleri arasında basit oranlar bulunduğunu belirten yasa)
                  • Gay-Lussac's law [ENG31-05886836-n] ((physics) the density of an ideal gas at constant pressure varies inversely with the temperature)
                  • Henry kanunu [TUR10-1219150] (Sabit sıcaklıkta bir sıvıda çözünen gaz miktarının sıvı üstündeki gazın basıncı ile doğru orantılı olduğunu belirten kanun)
                  • Henry's law [ENG31-05887378-n] ((chemistry) law formulated by the English chemist William Henry)
                  • Hooke kanunu [TUR10-1219160] (Elastik malzemelerde, gerilim ve gerinim arasındaki ilişkinin doğrusallığını gösteren bu eşitlik)
                  • Hooke's law [ENG31-05887610-n] ((physics) the principle that (within the elastic limit) the stress applied to a solid is proportional to the strain produced)
                  • Kepler kanunu [TUR10-1219180] (Güneş Sistemi'nde bulunan gezegenlerin hareketlerini açıklayan üç matematiksel yasa)
                  • Kepler's law [ENG31-05888048-n] ((astronomy) one of three empirical laws of planetary motion stated by Johannes Kepler)
                  • Kirchhoff kanunları [TUR10-1219190] (Bütün atomların yayabileceği radyasyonları absorbe edebilmesi)
                  • Kirchhoff's laws [ENG31-05889039-n] ((physics) two laws governing electric networks in which steady currents flow: the sum of all the currents at a point is zero and the sum of the voltage gains and drops around any closed circuit is zero)
                  • azalan getiriler kanunu [TUR10-1219220] (Üretim faktörlerinden birinin miktarı artırılırken diğerlerinin sabit tutulduğu durumda artan üretim faktörünün veriminin önce artış gösterip belli bir noktaya ulaştıktan sonra azalması)
                  • law of diminishing returns [ENG31-05889709-n] (a law affirming that to continue after a certain level of performance has been reached will result in a decline in effectiveness)
                  • etki kanunu [TUR10-1219230] (Uyaranla tepki arasındaki ilişkinin, tepkinin başarılı olduğu ya da ödüllendirildiği zaman güçlenmesi, başarısız kaldığı ya da cezalandırıldığı zaman zayıflaması ilkesi)
                  • law of effect [ENG31-05889910-n] ((psychology) the principle that behaviors are selected by their consequences)
                  • çoklu oranlar kanunu [TUR10-1219260] (Öğelerin tamsayı katsayılarla kimyasal bileşik yapmaları yasası)
                  • law of multiple proportions [ENG31-05890833-n] ((chemistry) law stating that when two elements can combine to form more than one compound the amounts of one of them that combines with a fixed amount of the other will exhibit a simple multiple relation)
                  • termodinamik kanunları [TUR10-1219280] (Termodinamik proseslerdeki ısı ve iş transferlerinin yapısını tanımlayan, termodinamiğin temelini oluşturan dört kanun)
                  • law of thermodynamics [ENG31-05891400-n] ((physics) a law governing the relations between states of energy in a closed system)
                  • Mendel kanunu [TUR10-1219290] (İlk kez 1865'de Gregor Mendel tarafından tanımlanan, genetik biliminin temelini oluşturan tek gene bağlı özelliklerin kalıtımı yasaları)
                  • Mendel's law [ENG31-05893040-n] ((genetics) one of two principles of heredity formulated by Gregor Mendel on the basis of his experiments with plants)
                  • hareket kanunları [TUR10-1219300] (Geleneksel fizik bilgisinin dayandığı üç temel yasa, Newton devinim yasaları)
                  • Newton's law of motion [ENG31-05894229-n] (one of three basic laws of classical mechanics)
                  • Ohm kanunu [TUR10-1219310] (Düz akımın yeğinliğinin yük-süren kuvvetle doğru, çevrimin direnci ile ters oranla olduğunu deyimleyen yasa)
                  • Ohm's law [ENG31-05895062-n] (electric current is directly proportional to voltage and inversely proportional to resistance)
                  • Sıvı Basınçları kanunu [TUR10-1219320] (Kapalı bir sıvının bir yüzeyine uygulanan bir kuvveti, sıvının başka bir eşit yüzeyine eşit yeğinlikle ilettiğini bildiren yasa; Pascal yasası)
                  • Pascal's law [ENG31-05895220-n] (pressure applied anywhere to a body of fluid causes a force to be transmitted equally in all directions)
                  • Pauli prensibi [TUR10-1219330] (Bk. dışlama ilkesi)
                  • Pauli exclusion principle [ENG31-05895546-n] (no two electrons or protons or neutrons in a given system can be in states characterized by the same set of quantum numbers)
                  • periyodik kanun [TUR10-1219340] (Kimya ve fizikte elementlerin özelliklerinin atom numaralarıyla ilgili olduğunu belirterek, böylece elementlerin atom numaralarıyla küçükten büyüğe sıralanınca aynı özelliklerin periyodik olarak tekrar belireceğini bildiren bir kanun)
                  • periodic law [ENG31-05895763-n] ((chemistry) the principle that chemical properties of the elements are periodic functions of their atomic numbers)
                  • Planck kanunu [TUR10-1219350] (Belirli bir sıcaklık için kara cismin ışıyıcılığının, dalga boyu foksiyonunda, tayfsal yoğunluğunu veren yasa)
                  • Planck's law [ENG31-05895972-n] ((physics) the basis of quantum theory)
                  • Planck ışınım kanunu [TUR10-1219360] (Belirli bir sıcaklık için kara cismin ışıyıcılığının, dalga boyu fonksiyonunda, tayfsal yoğunluğunu veren yasa)
                  • Planck's radiation law [ENG31-05896319-n] ((physics) an equation that expresses the distribution of energy in the radiated spectrum of an ideal black body)
                  • görecelik kanunu [TUR10-1219600] (Işığın yayılma hızının, kaynağın ve gözlemcinin devinimime bağlı olmadığı ve evrensel bir değişmez sayı olduğu varsayımına dayanan, özellikle Einstein'in geliştirdiği çağdaş kuram)
                  • principle of relativity [ENG31-05999365-n] ((physics) a universal law that states that the laws of mechanics are not affected by a uniform rectilinear motion of the system of coordinates to which they are referred)
                  • Weber kanunu [TUR10-1219630] (Duyumların değerlendirilmesindeki göreliliği belirten yasa)
                  • Weber's law [ENG31-06005513-n] ((psychophysics) the concept that a just-noticeable difference in a stimulus is proportional to the magnitude of the original stimulus)
                  • doğa yasası [TUR10-0213310] (Doğa olaylarının bağlı olduğu yasa)
                  • ergime yasası [TUR10-0249990] (Ergime kurallarının değişmez oluşumu)
                  • üç hal kanunu [TUR10-0806220] (Toplumun Tanrı bilimi, fizik ötesi ve tanıtlı olmak üzere üç durumdan geçerek geliştiğini savunan Auguste Comte yasası)
                  • üçüncünün olmazlığı [TUR10-0806800] (Birinin yalanladığı, ötekinin doğruladığı iki önermeden birinin doğru olması gerektiğini, üçüncü bir ihtimalin söz konusu olmayacağını anlatan yasa)
                  • başatlık yasası [TUR10-0081230] (Irk karışmasında güçlü öz yapının sonraki soylardan üstün geldiğini kanıtlayan yasa)
                • hak [TUR10-0321190] (Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey) right [ENG31-05182180-n] (an abstract idea of that which is due to a person or governmental body by law or tradition or nature)
                  • konuşmama hakkı [TUR10-0473980] (Adli makamlarca suçluya tanınan ifade vermeme hakkı)
                  • kazanılmış hak [TUR10-0321960] (Yürürlükte olan hükümlere göre bir kimse yararına sabit olan hak)
                  • yurttaşlık hakları [TUR10-0863710] (Yurttaşlıkla ilgili kişinin kullanması gereken bütün hakları)
                  • rüçhan hakkı [TUR10-0650990] (Yasal olarak tanınan öncelik hakkı)
                  • oy hakkı [TUR10-0595930] (Kişilere tanınan oy verme yetkisi)
                  • voting right [ENG31-05195635-n] (the right to vote)
                  • insan hakkı [TUR10-1217230] (Irk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin genel adı) human right [ENG31-05184373-n] ((law) any basic right or freedom to which all human beings are entitled and in whose exercise a government may not interfere (including rights to life and liberty as well as freedom of thought and expression and equality before the law))
                    • düşünce özgürlüğü [TUR10-0273170] (Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, bunların etkisinden bağımsız olması)
                    • freedom of thought [ENG31-05189622-n] (the right to hold unpopular ideas)
                    • özel hayatın gizliliği [TUR10-1217240] (Konut dokunulmazlığı, özel eşyanın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğini içinde barındıran, kişinin kendine özgü yaşayışını, kendisini ilgilendiren tutum ve davranışını gizli tutma hakkı)
                    • right to privacy [ENG31-05189243-n] (right to be free of unsanctioned intrusion)
                    • yaşama hakkı [TUR10-1217250] (Kişinin fiziksel varlığının sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan insan hakkı)
                    • right to life [ENG31-05189348-n] (the right to live)
                    • kanun önünde eşitlik [TUR10-1217260] (Bireylerin birer hukuksal kişilik olmaları nedeniyle yasa önünde eşitliklerini anlatan ilke)
                    • equality before the law [ENG31-05189720-n] (the right to equal protection of the laws)
                    • vatandaşlık hakkı [TUR10-1217270] (Bir ülkede herkesin cinsiyet ve uyrukluk ayrımı yapılmadan sahip olduğu hak) civil right [ENG31-05189831-n] (right or rights belonging to a person by reason of citizenship including especially the fundamental freedoms and privileges guaranteed by the 13th and 14th amendments and subsequent acts of Congress including the right to legal and social and economic equality)
                      • basın özgürlüğü [TUR10-0079170] (Görüş ve düşünceleri basın ve yayın yoluyla açıklayabilme ve yayabilme hakkı)
                      • freedom of the press [ENG31-05191200-n] (a right guaranteed by the First Amendment to the US Constitution)
                      • fırsat eşitliği [TUR10-0271610] (Sunulan olanaklardan herkesin ayrım yapılmaksızın eşit biçimde yararlanması)
                      • equal opportunity [ENG31-05194266-n] (the right to equivalent opportunities for employment regardless of race or color or sex or national origin)
                    • adil yargılanma hakkı [TUR10-1217310] (Kişilerin; bağımsız mahkemelerde, uygun süre içinde, kamuya açık biçimde, hakkaniyete uygun olarak eşit koşullarda hakkını arama, yargılandığında yasal bütün savunma olanaklarından yararlanma ve kesin hükme dek suçsuz sayılma hakkı)
                  • erişim [TUR10-0250610] () access [ENG31-05182994-n] (the right to obtain or make use of or take advantage of something (as services or membership))
                    • erişilebilirlik [TUR10-0250580] (Genel Ağ'da bir sayfanın ulaşılabilir olması)
                  • kabul [TUR10-0394570] (Bir yere alınma) entree [ENG31-05183715-n] (the right to enter)
                    • kayıt kabul [TUR10-0433540] (Kayıt işleminin yapıldığı yer)
                    • ön kabul [TUR10-1114050] (Başvurunun değerlendirilmesinden önce yapılan ilk kabul işlemi)
                  • ayrıcalık [TUR10-0371920] (Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart veya başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu) prerogative [ENG31-05186242-n] (a right reserved exclusively by a particular person or group (especially a hereditary or official right))
                    • kapitülasyon [TUR10-0413690] (Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları)
                    • geçiş üstünlüğü [TUR10-0288210] (Cankurtaran, itfaiye ve güvenlik araçlarına tanınan yolu öncelikle kullanma hakkı)
                    • dokunulmazlık [TUR10-0215440] (Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu, ayrıcalık)
                      • yasama dokunulmazlığı [TUR10-0770710] (Yasama organı üyelerinin, adli kovuşturmadan korunarak görevlerini serbestçe yapabilmelerini sağlayan anayasa ilkesi)
                    • pozitif ayrımcılık [TUR10-0634760] (Toplumdaki diğer kişiler ile eşit koşullarda yaşamadığı düşünülen belli gruplara çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak onları destekleme)
                    • iltimas [TUR10-0370500] (Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma)
                      • piston [TUR10-0629370] (Kayıran kimse, arka, iltimas)
                    • muafiyet [TUR10-0551620] (Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama)
                    • exemption [ENG31-14552475-n] (immunity from an obligation or duty)
                  • buluş hakkı [TUR10-0123880] (Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belgeye karşılık kazanılan hak)
                  • geçit hakkı [TUR10-0288240] (Bir taşınmaz mal üzerinden diğer bir taşınmaz mal sahibinin geçmesi biçiminde doğan yararlanma hakkı)
                  • kabotaj hakkı [TUR10-0394300] (Türk kara sularında, Türkiye'deki akarsu ve göllerde gemi bulundurma, bunlarla gidiş geliş ve taşıma yapma hakkı)
                  • konut dokunulmazlığı [TUR10-0474140] (Belli hukuki şartların dışında, kişilere ait konutlara girilmemesi, arama yapılmaması ve eşyaya el konulmaması durumu)
                  • temel haklar [TUR10-0762690] (Kişiye bağlı dokunulmaz, devredilmez hak ve özgürlükler)
                  • cevap hakkı [TUR10-1177430] (Bir kimsenin şahsıyla ilgili genellikle basın yayın organlarında çıkan haberlere karşılık olarak düzeltme veya cevap verme hakkı)
                  • toplanma özgürlüğü [TUR10-1217300] (Herkesin önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız, toplantı yapabileceğini belirten hak)
                  • tuz ekmek hakkı [TUR10-0791630] (Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse üzerindeki hakkı)
                  • ayni hak [TUR10-0062820] (Taşınır veya taşınmaz üzerinde doğrudan doğruya egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar)
                  • yargı yolu [TUR10-0836780] (Mahkemeye başvurma hakkı)
                  • veto hakkı [TUR10-0818900] (Bir olayı veya kararı kabul etmeme, reddetme hakkı)
                  • nasip [TUR10-0571310] (Günlük kazanç)
                  • seçilme hakkı [TUR10-0672340] (Herhangi bir seçimde seçilebilme hakkı)
                  • seçme hakkı [TUR10-0672660] (Herhangi bir seçimde oy kullanabilme hakkı)
                  • sığınma hakkı [TUR10-0684850] (Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme)
                  • sosyal hak [TUR10-1236030] (Toplumsal hakların genel adı)
                  • susma hakkı [TUR10-0713630] (Bir soruşturma sırasında sanığın, ceza yönünden aleyhine sonuç doğuracak sorulara cevap vermeme hakkı)
                  • özlük hakkı [TUR10-0609460] (Genel memur statüsü içinde kişinin, kanunların öngördüğü şekil ve şartlarla bağlı olduğu hakkı)
                  • rücu hakkı [TUR10-0650950] (Bir kimsenin alacaklısına ödediği şeyi diğer birinden istemeye hakkı olması durumu)
                  • gösterme hakkı [TUR10-0307150] (Sinema, tiyatro, konser vb. görsel sanatlarda telif hakkı)
                  • isim hakkı [TUR10-0618520] (Bir ticarethanenin veya malın adını kullanma karşılığında talep edilen hak)
                  • intifa hakkı [TUR10-0377090] (Başkasına ait bir maldan yararlanma, başkasına ait bir malı kullanma hakkı)
                  • istihkak [TUR10-0382800] (Hakkı olma; hak kazanma)
                  • imtiyaz [TUR10-0641620] (Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak)
                  • hukuk [TUR10-0349650] (Haklar)
                  • özerklik [TUR10-0554200] (Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı) autonomy [ENG31-14015999-n] (immunity from arbitrary exercise of authority: political independence)
                    • özerklik [TUR10-0608620] (Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması)
                    • sovereignty [ENG31-14016420-n] (government free from external control)
                    • saltanat [TUR10-0661480] (Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği)
                • yönetmelik [TUR10-0742020] (Bir kuruluşun çalışma yöntemini belirleyen kuralların tümünün yazılı olduğu belge) rule [ENG31-05854581-n] (a principle or condition that customarily governs behavior)
                  • dahilî talimatname [TUR10-0179030] (İç yönetmelik)
                • karakter [TUR10-0416550] (Ayırt edici nitelik)
                • quality [ENG31-05857811-n] (a characteristic property that defines the apparent individual nature of something)
                • dışarı [TUR10-0201590] (Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer)
                • external [ENG31-05860572-n] (outward features)
                • taraf [TUR10-0745960] (Bir şeyin belli bölümü, kısmı) side [ENG31-05861118-n] (an aspect of something (as contrasted with some other implied aspect))
                  • tarafeyn [TUR10-0745970] (İki taraf)
                  • tepe [TUR10-0765230] (Birinin yanı başı, baş ucu)
                  • alt tarafı [TUR10-0031360] (İşin daha sonrası)
                  • alt tarafı [TUR10-0031350] (Geriye kalanı)
                  • arka [TUR10-0045440] (Geri kalan bölüm, kısım)
                  • aşağı [TUR10-0876580] (Bir şeyin alt bölümü)
                  • babafingo [TUR10-0066490] (Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm)
                  • baş bodoslaması [TUR10-0956510] (Gemi omurgasının baş tarafta yükselmesi ile oluşan eğik veya dikey bölüm)
                  • baş üstü [TUR10-0084120] (Geminin ön bölümünde çapanın bulunduğu yer)
                  • bel [TUR10-0090110] (Geminin orta bölümü)
                  • boyun [TUR10-0117000] (Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım)
                  • diş [TUR10-0209840] (Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm)
                  • geri [TUR10-0293670] (Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü)
                    • peş [TUR10-0625000] (Art, geri)
                  • baş [TUR10-0080670] (Bir şeyin genellikle toparlakça ucu)
                    • kuyruklu yıldız başı [TUR10-1090960] (Kuyruklu yıldızın önde giden yuvarlak parçası)
                    • baş [TUR10-0080680] (Bir şeyin uçlarından biri)
                  • iç yüz [TUR10-0360500] (Bir şeyin iç tarafı)
                  • ileri [TUR10-0367450] (Bir şeyin ulaşılacak yönü)
                  • içeri [TUR10-0358410] (İç, iç yüzey)
                  • içeri [TUR10-0358400] (İç yan, iç bölüm)
                • nicelik [TUR10-0576470] (Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik) quantity [ENG31-05863690-n] (the concept that something has a magnitude and can be represented in mathematical expressions by a constant or a variable)
                  • değer [TUR10-0187590] (Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı) value [ENG31-05864972-n] (a numerical quantity measured or assigned or computed)
                    • bağıl değer [TUR10-0068690] (Bir aritmetik sayısının, önüne + ve - işaretleri yazıldıktan sonraki değeri)
                    • kök [TUR10-0480420] (Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek veya birleşik değer)
                    • kuantum [TUR10-1087710] (Bir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri)
                    • argüman [TUR10-0044230] (Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer)
                    • karboksil [TUR10-0418790] (Organik asit grubunda bulunan -COOH formülündeki tek değerli kökler)
                    • zeka bölümü [TUR10-0872140] (Bir kimsenin zihin gücünün hangi düzeyde bulunduğunu gösteren değer)
                    • ayak [TUR10-0059100] (Futun küpü alınarak hesaplanan değer)
                    • beyan değeri [TUR10-0964270] (İletkenler için akım geçirme yeteneğinin belirtisi)
                    • medyan [TUR10-1253470] (Medyan bir anakütle ya da örneklem veri serisini küçükten büyüğe doğru sıraladığımızda, seriyi ortadan ikiye ayıran değere denir)
                    • birleşme değeri [TUR10-0107940] (Basit bir cismin bir atomu ile birleşebilecek olan hidrojen atomlarının en yüksek miktarı)
                    • mod [TUR10-1249540] (Bir veri kümesi içinde en sık görülen değer)
                    • günlük değer [TUR10-0316460] (Beslenmede alınan gıdanın bir gün içindeki kullanımına ilişkin ölçü)
                    • bağıl değer [TUR10-0389770] (Bir sayının rakamlarından her birinin bulunduğu basamağa göre aldığı değer)
                    • hazır değer [TUR10-0336830] (Önceden belirlenmiş değer)
                    • yaklaşık değer [TUR10-0827220] (Bir niceliğin gerçek tutarından az eksik veya az artık olan değeri)
                  • değişken [TUR10-0188510] (Değişik sayı değerleri alabilen nicelik) variable [ENG31-05866043-n] (a quantity that can assume any of a set of values)
                    • vektör [TUR10-0817040] (Büyüklüğü ile yönü olan nicelik)
                    • vector [ENG31-05873161-n] (a variable quantity that can be resolved into components)
                    • argüman [TUR10-0044240] (Bir çıkış kümesinin değişkeni)
                    • sonsuz küçük [TUR10-0702680] (Sıfıra eşit olmamak şartıyla, herhangi bir sayıdan daha çok sıfıra yakın olabilen değişken)
                  • çarpım [TUR10-0151930] (Çarpma işleminin sonucu olan sayı) product [ENG31-05868214-n] (a quantity obtained by multiplication)
                    • duble [TUR10-0224320] (Belirli miktarın veya büyüklüğün iki katı)
                    • double [ENG31-05868784-n] (a quantity that is twice as great as another)
                  • toplam [TUR10-0781130] (Toplama işleminin sonucu) sum [ENG31-05869651-n] (a quantity obtained by the addition of a group of numbers)
                    • kat [TUR10-0427150] (Tekrarlanan bir sayının toplamı)
                    • pasif [TUR10-0617070] (Bir mal varlığı üstünde etki yapan, para ile değerlendirilebilir borç ve yükümlülüklerin toplamı)
                  • vuruş [TUR10-0822310] (Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik)
                  • parametre [TUR10-0614300] (Cebirde bir denklemin kat sayılarına giren değişken nicelik)
                • bileşim [TUR10-0102590] (Bileşme işi veya durumu)
                • complex [ENG31-05878987-n] (a conceptual whole made up of complicated and related parts)
                • tabii hukuk [TUR10-0736220] (İnsanın doğuştan sahip olduğuna inanılan haklarını ele alan hukuk) law [ENG31-05879538-n] (a rule or body of rules of conduct inherent in human nature and essential to or binding upon human society)
                  • prensip [TUR10-0798740] (Temel düşünce veya temel inanç) principle [ENG31-05881099-n] (a basic truth or law or assumption)
                    • mantık [TUR10-0524900] (Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi)
                    • logic [ENG31-05880240-n] (the principles that guide reasoning within a given field or situation)
                    • alfabe [TUR10-0026980] (Bir işin başlangıcı)
                    • rudiments [ENG31-05881364-n] (the elementary stages of any subject (usually plural))
                    • Atatürkçülük [TUR10-0054540] (Bu ilkeye bağlılık)
                    • veri [TUR10-0817860] (Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler)
                    • laiklik [TUR10-0505940] (Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması; laisizm)
                    • bidat [TUR10-0101560] (İslam dininde Hazreti Muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler)
                    • program [TUR10-0636280] (Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü)
                    • hipostaz [TUR10-0345900] (Bazı felsefe ve din kuramlarının dayandığı temellerden her biri)
                    • kural [TUR10-0578690] (Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke) rule [ENG31-06664987-n] (prescribed guide for conduct or action)
                      • ahlak yasası [TUR10-0015840] (Ahlak işlerini belirleyen, kendine uyulması ahlak açısından gerekli olan genel ve geçer kural)
                      • görgü kuralları [TUR10-0185090] (Bir toplumda veya toplulukta, davranışların dış biçimlerini denetlemeye yönelik olan kuralların bütünü) etiquette [ENG31-06677590-n] (rules governing socially acceptable behavior)
                        • protokol [TUR10-0637050] (Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet)
                        • protocol [ENG31-06677726-n] (forms of ceremony and etiquette observed by diplomats and heads of state)
                        • protokol [TUR10-0785080] (Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmî törenlerde, devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar)
                        • protocol [ENG31-06677726-n] (forms of ceremony and etiquette observed by diplomats and heads of state)
                      • etiket [TUR10-0257570] (Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol)
                      • etiquette [ENG31-06677590-n] (rules governing socially acceptable behavior)
                      • biçim [TUR10-0101020] (Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form)
                      • style [ENG31-06802072-n] (editorial directions to be followed in spelling and punctuation and capitalization and typographical display)
                      • teamül hukuku [TUR10-0754540] (Örf ve âdet durumuna gelmiş, yazılı olarak tespit edilmemiş hukuk)
                      • teamül hukuku [TUR10-0754530] (Örf ve âdete dayanan hukuk)
                      • düşünme yasaları [TUR10-0231230] (Doğru olması gereken bir düşünmenin belli şartlar altında nasıl gerçekleştiğini gösteren kurallar)
                      • akait [TUR10-0017060] (Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü)
                      • yönetmelik [TUR10-0861190] (Bir kuruluşun çalışma yöntemini belirleyen kuralların tümü)
                      • yazım kuralları [TUR10-1181090] (Bir dildeki sözcüklerin yazılış biçimlerini belirleyen kurallar)
                      • fıkıh [TUR10-0270220] (İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü)
                • hipotez [TUR10-0814870] (Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce) assumption [ENG31-05900703-n] (a hypothesis that is taken for granted)
                  • çerçeve [TUR10-0159940] (Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan)
                  • model [ENG31-05898856-n] (a hypothetical description of a complex entity or process)
                  • spekülasyon [TUR10-0231250] (Kurgu ile ilgili)
                  • speculation [ENG31-05900390-n] (a hypothesis that has been formed by speculating or conjecturing (usually with little hard evidence))
                  • kurgu [TUR10-0492530] (Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon)
                  • speculation [ENG31-05900390-n] (a hypothesis that has been formed by speculating or conjecturing (usually with little hard evidence))
                  • komplo teorisi [TUR10-0470900] (Bir kimse, kuruluş veya ülkeye karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tümü)
                • tümel kavram [TUR10-0792740] (Kapsamına aldığı bütün nesneleri gösteren kavram)
                • tümeller [TUR10-0792750] (Cins, tür, ayrım, özellik ve ilineği içeren kavramlar)
                • adalet [TUR10-0007090] (Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme)
                  • kısasa kısas [TUR10-0453610] (Yapılan kötülüğün karşılığını aynı biçimde verme)
                  • sosyal adalet [TUR10-0703960] (Toplumun değişik kesimlerinde hayat standardı, gelir düzeyi vb. birtakım ölçülerin fırsat eşitliği çerçevesinde dikkate alınmasıyla sosyal alanda sağlanan denge durumu)
                • varoluş [TUR10-0540490] (Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu)
                • tüzel kişi [TUR10-0795070] (Hukuk bakımından tek bir kişi sayılan birçok kişilerin veya malların topluluğundan doğan, tek bir kişi sayılan varlık)
                • töz [TUR10-0785450] (Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram)
                • şekil [TUR10-0727420] (Olma biçimi; durum; hâl)
                  • ölüm [TUR10-0601910] (Ölme biçimi)
                    • kırım [TUR10-0451060] (Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesi)
                    • telefat [TUR10-0760500] (Savaş, kaza vb. sebeplerle uğranılan can kaybı)
                  • höpürtü [TUR10-0349230] (Höpürdetme biçimi ve tarzı)
                  • hödükleşme [TUR10-0349140] (Hödükleşmek biçimi)
                • bireysellik [TUR10-0106810] (Birey olma olgusu)
                • doğru [TUR10-0213590] (Gerçek; hakikat) truth [ENG31-06736815-n] (a true statement)
                  • hakçası [TUR10-0321430] (Doğrusu; doğru olanı)
                • izin [TUR10-0390170] (Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük) permission [ENG31-06702042-n] (approval to do something)
                  • vize [TUR10-0820890] (Bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin)
                  • visa [ENG31-06700628-n] (an endorsement made in a passport that allows the bearer to enter the country issuing it)
                  • permi [TUR10-0624410] (Özellikle dış ticarete ilişkin olarak devletçe verilen izin)
                  • paso [TUR10-0617410] (Bir kimsenin, herhangi bir ücretin bütününden veya bir bölümünden muaf tutulduğunu gösteren belge) pass [ENG31-06703153-n] (a document indicating permission to do something without restrictions)
                    • permi [TUR10-0624420] (Devlet Demir Yollarında paso)
                  • lesepase [TUR10-0510010] (Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı izin)
                  • defin ruhsatı [TUR10-0187110] (Ölünün gömülmesi için belediye veya hükûmet doktorundan alınan izin)
                  • arama izni [TUR10-0042570] (Yasa dışı ilişkilerle ilgili olarak delil toplamak, zanlı veya suçlu kişileri yakalamak için mahkemece güvenlik güçlerine verilen resmî izin)
                  • sapma koşulu [TUR10-1128540] (Geminin önceden belirlenmiş limanlardan başka limanlara uğramasına verilen izin)
                  • kat irtifakı [TUR10-0428570] (Bir binanın üstüne kat yapma iznini veren hak)
                  • verile emri [TUR10-0817970] (Devlet dairelerinde, ödemenin yapılabilmesi için yetkilinin verdiği izin yazısı)
                  • oturma izni [TUR10-0594800] (Resmî makamlarca belli bir bölgede oturmak üzere verilen izin)
                    • oturma belgesi [TUR10-0594760] (Bazı ülkelerde çalışan veya ticaret yapan kimselere verilen oturma izni belgesi)
                  • ödenek [TUR10-0553750] (Devlet harcamalarının yapılabilmesi için, her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni)
                  • pratika [TUR10-0635280] (Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni)
                • anlam [TUR10-0813640] (Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne) meaning [ENG31-06613680-n] (the message that is intended or expressed or signified)
                  • nükte [TUR10-0254430] (Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam)
                  • wisecrack [ENG31-06780568-n] (witty remark)
                  • ana fikir [TUR10-0050830] (Bir konuşmanın, yazının, eserin temeli olan düşünce, olay veya durum, mesele) effect [ENG31-06616419-n] (the central meaning or theme of a speech or literary work)
                    • üst [TUR10-0809680] (İlgilenilen, üzerinde durulan konu)
                  • gösterilen [TUR10-0306890] (Göstergenin kavram yönü, gösterenle birleşerek göstergeyi oluşturan içerik)
                  • sense [ENG31-06614825-n] (the meaning of a word or expression)
                  • bağlamsal anlam [TUR10-0069930] (Bir sözün kullanılan veya amaçlanan bağlama göre anlam kazanması)
                  • belagat [TUR10-0090210] (Bir şeyde gizli olan derin anlam)
                  • üstünlük derecesi [TUR10-0810440] (En, çok zarfıyla sıfat veya başka zarfların nitelik ve nicelik bakımından kazandıkları en üstün anlam)
                  • içerik [TUR10-0358480] (Bir kelimenin veya kavramın anlamı)
              • plan [TUR10-0748480] (Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan) plan [ENG31-05907175-n] (a series of steps to be carried out or goals to be accomplished)
                • bütçe [TUR10-0128330] (Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü) budget [ENG31-13442635-n] (a summary of intended expenditures along with proposals for how to meet them)
                  • dengeli bütçe [TUR10-1236310] (Gelirleri ile giderleri eşit olan bütçe)
                  • balanced budget [ENG31-13442875-n] (a budget is balanced when current expenditures are equal to receipts)
                  • destekli bütçe [TUR10-0198640] (Dayanağı olan bütçe)
                  • katma bütçe [TUR10-0429030] (Özel gelirleri olan ve genel bütçe dışında kalan bütçe)
                  • idari bütçe [TUR10-0360960] (Devlet giderlerinin, devletin siyasi ve idari kuruluşuna göre dağıtılması sonucunda oluşan bütçe türü)
                • akın [TUR10-0018620] (Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum) run [ENG31-00559920-n] ((American football) a play in which a player attempts to carry the ball through or past the opposing team)
                  • kontratak [TUR10-0473060] (Karşı takımın yaptığı bir akını durdurup hemen akına geçme işi)
                • otlatma sistemi [TUR10-0593840] (Bir meradan beklenen en fazla yararı, özellikle bitki örtüsüne bir zarar vermeden elde etmek ve bununla birlikte meranın her tarafının aynı derecede otlatılmasını sağlamak için uygulanan bir otlatma planı)
                • ön tasar [TUR10-0604150] (Herhangi bir tasarın ilk biçimi)
                • program [TUR10-0636260] (Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge)
                • proje [TUR10-0636450] (Tasarlanmış şey; tasarı) undertaking [ENG31-00797381-n] (any piece of work that is undertaken or attempted)
                  • ödev [TUR10-0598470] (Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma) homework [ENG31-00730406-n] (preparatory school work done outside school (especially at home))
                    • performans ödevi [TUR10-1119090] (Öğrencinin herhangi bir konuyla ilgili bilgisinin ve yeteneğinin düzeyini ölçebilmek için verilen ev ödevi)
                  • macera [TUR10-0680380] (Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay)
                  • adventure [ENG31-00797976-n] (a wild and exciting undertaking (not necessarily lawful))
                  • bebek [TUR10-0087860] (Göz bebeği)
                  • baby [ENG31-00798428-n] (a project of personal concern to someone)
                  • hareket [TUR10-0328160] (Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılan ilerlemeler, akım) campaign [ENG31-00799906-n] (a series of actions advancing a principle or tending toward a particular end)
                    • siyonizm [TUR10-0697850] (XIX. yüzyıl sonlarında çeşitli ülkelerde Yahudilerce ortaya atılan, Filistin'de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akım)
                    • Zionism [ENG31-08496213-n] (a movement of world Jewry that arose late in the 19th century with the aim of creating a Jewish state in Palestine)
                    • ülkücülük [TUR10-0807440] (Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü)
                    • seçim kampanyası [TUR10-0672440] (Seçim öncesinde adayların seçilme şansını artırabilmek amacıyla yaptığı çalışma)
                    • campaigning [ENG31-00801198-n] (the campaign of a candidate to be elected)
                    • sanat hareketi [TUR10-1225650] (Sanat ile ilgili hareket) artistic movement [ENG31-08483654-n] (a group of artists who agree on general principles)
                      • Dadaizm [TUR10-0177330] (Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı)
                      • dada [ENG31-08483423-n] (a nihilistic art movement (especially in painting) that flourished in Europe early in the 20th century)
                      • empresyonizm [TUR10-0246340] (Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de, onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı)
                      • Impressionism [ENG31-03570231-n] (a school of late 19th century French painters who pictured appearances by strokes of unmixed colors to give the impression of reflected light)
                      • gerçekçilik [TUR10-0292750] (Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı)
                      • naturalism [ENG31-08486468-n] (an artistic movement in 19th century France)
                      • sürrealizm [TUR10-0292970] (Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan, yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı)
                      • surrealism [ENG31-08487221-n] (a 20th century movement of artists and writers (developing out of dadaism) who used fantastic images and incongruous juxtapositions in order to represent unconscious thoughts and dreams)
                      • simgecilik [TUR10-0693720] (Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve sembol değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı)
                      • symbolism [ENG31-08487518-n] (an artistic movement in the late 19th century that tried to express abstract or mystical ideas through the symbolic use of images)
                    • siyasi hareket [TUR10-1225660] (Siyaset ve politika ile ilgili hareket) political movement [ENG31-08489346-n] (a group of people working together to achieve a political goal)
                      • terör örgütü [TUR10-1194850] (Terör uygulayan organize grup) terrorist organization [ENG31-08409094-n] (a political movement that uses terror as a weapon to achieve its goals)
                        • El Kaide [TUR10-1224130] (1988 yılında kurulan, kökenleri Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin Afganistan'a askerî müdahalede bulunduğu döneme dayanan, dünya çapında faaliyet gösteren İslamcı, silahlı terör örgütü)
                      • PLO [TUR10-1244250] (A political movement uniting Palestinian Arabs in an effort to create an independent state of Palestine)
                      • Palestine Liberation Organization [ENG31-08337315-n] (a political movement uniting Palestinian Arabs in an effort to create an independent state of Palestine)
                      • Turancılık [TUR10-0788370] (Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım)
                    • dini hareket [TUR10-1225670] (Din ile ilgili hareket)
                    • religious movement [ENG31-08490798-n] (a movement intended to bring about religious reforms)
                    • adaylık [TUR10-0570340] (Herhangi bir iş, bir görev için kendini ileri sürme veya başkaları tarafından ileri sürülme)
                    • campaigning [ENG31-00801198-n] (the campaign of a candidate to be elected)
                    • feminizm [TUR10-1199180] (Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı)
                    • feminist movement [ENG31-00802082-n] (the movement aimed at equal rights for women)
                    • manevra [TUR10-0523620] (Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket)
                    • top sürme [TUR10-0782750] (Topu kısa aralıklarla sürükleyerek veya yere vurarak karşı tarafın kalesine veya potasına doğru götürme)
                    • karşı devrim [TUR10-0422970] (Bir devrimi yıkmayı ve onun ürünlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen hareket)
                    • Bolşevizm [TUR10-0112890] (Rusya'da XX. yüzyıl başlarında doğan ve Lenin tarafından geliştirilen komünist hareket)
                    • cereyan [TUR10-0136680] (Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket)
                    • Nevyunanilik [TUR10-0575890] (XX. yüzyıl başında Yahya Kemal ve Yakup Kadri'nin başlattıkları Akdeniz mitolojisine yönelen edebiyat hareketi ve anlayışı)
                    • reformasyon [TUR10-1250470] (Dini örgütlenmeyi yozlaşmaktan kurtarma hareketi)
                  • kampanya [TUR10-0407340] (Politika, ekonomi, kültür vb. alanlarda belirli bir süredeki etkinlik dönemi)
                  • campaign [ENG31-00799906-n] (a series of actions advancing a principle or tending toward a particular end)
                  • kampanya [TUR10-0407350] (Tüketiciyi özendirmek için belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış)
                  • campaign [ENG31-00799906-n] (a series of actions advancing a principle or tending toward a particular end)
                  • ideal [TUR10-0807400] (Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey) campaign [ENG31-00799906-n] (a series of actions advancing a principle or tending toward a particular end)
                    • dava [TUR10-0184700] (Ülkü)
                    • Kızılelma [TUR10-0459150] (Yeryüzündeki bütün Türkleri birleştirip büyük bir imparatorluk kurmayı amaç olarak alan ülkü)
                  • risk [TUR10-0647850] (Zarara uğrama tehlikesi) risk [ENG31-00803899-n] (a venture undertaken without regard to possible loss or injury)
                    • kalite riski [TUR10-0404320] (Alıcının, varış yerine gelen malının kalitesi için yüklendiği riziko)
                  • ticari faaliyet [TUR10-1200610] (Gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilen, sermaye ve emeğe dayalı, devamlı etkinlik)
                  • business activity [ENG31-01097658-n] (activity undertaken as part of a commercial enterprise)
                  • restorasyon [TUR10-0646710] (Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma, yenileme)
                  • renovation [ENG31-14447921-n] (the state of being restored to its former good condition)
                  • ön proje [TUR10-0057600] (Bir tasarımın ya da projenin hazırlanmış ilk biçimi)
              • saplantı [TUR10-0652510] (Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce)
              • compulsion [ENG31-09206152-n] (an irrational motive for performing trivial or repetitive actions, even against your will)
              • takıntı [TUR10-0739860] (Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun)
              • obsession [ENG31-05708366-n] (an unhealthy and compulsive preoccupation with something or someone)
              • takıntı [TUR10-0739890] (Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük) obsession [ENG31-05708366-n] (an unhealthy and compulsive preoccupation with something or someone)
                • obsesyon [TUR10-1107980] (Takıntı)
              • ilham [TUR10-0368440] (Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce) inspiration [ENG31-03579155-n] (a product of your creative thinking and work)
                • ilham perisi [TUR10-0368470] (Sanatçılara esin verdiği varsayılan peri)
                • muse [ENG31-05843486-n] (the source of an artist's inspiration)
              • program [TUR10-0636240] (Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü) plan [ENG31-05907175-n] (a series of steps to be carried out or goals to be accomplished)
                • eylem planı [TUR10-0261360] (Bir işin amacına uygun bir biçimde gerçekleştirilebilmesi veya bir durumun daha ileriye götürülebilmesi için yapılan düzenleme) plan of action [ENG31-05911139-n] (a plan for actively doing something)
                  • politika [TUR10-0632610] (Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme)
                  • policy [ENG31-05910115-n] (a plan of action adopted by an individual or social group)
                  • sistem [TUR10-0696410] (Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni) system [ENG31-05911466-n] (a procedure or process for obtaining an objective)
                    • seçim sistemi [TUR10-1219380] (Kendilerine memuriyet, temsil yetkisi veya bir vekalet verilecek, kanuni şartlara uygun kişilerin, bir kısım veya bütün vatandaşlar tarafından tercih ve tespit edilmesi işlemine dair sistem)
                    • voting system [ENG31-05912729-n] (a legal system for making democratic choices)
                    • örkleme [TUR10-0605030] (Hayvanların yere çakılan bir kazığa uzun bir iple bağlanarak belirli bir daire içerisinde otlamalarına izin verilen ve bu alandaki yem tamamen otlandıktan sonra kazığın yeri değiştirilmek suretiyle devam edilen bir otlatma sistemi)
                  • strateji [TUR10-0709670] (Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol) scheme [ENG31-05913942-n] (an elaborate and systematic plan of action)
                    • madik [TUR10-0516830] (Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen) intrigue [ENG31-05917114-n] (a crafty and involved plot to achieve your (usually sinister) ends)
                      • komplo [TUR10-0470850] (Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan)
                      • conspiracy [ENG31-06536926-n] (a secret agreement between two or more people to perform an unlawful act)
                      • kelime cambazlığı [TUR10-0439240] (Sözlerle oyun yapma)
                        • laf cambazlığı [TUR10-0505260] (Kandırıcı ve etkileyici söz söyleme)
                      • kandırmaca [TUR10-0409140] (Kandırmak amacıyla yapılan düzen)
                      • üçkağıt [TUR10-0806370] (Hile, düzen)
                      • üçkağıt [TUR10-0806360] (Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun)
                      • zarfçılık [TUR10-0613300] (Sokaklarda iskambil kâğıtlarıyla halkı dolandırma)
                      • yüze gülücülük [TUR10-0559670] (Yalandan dost gibi görünme durumu)
                      • yutturmaca [TUR10-0863940] (Dinleyenin anlamayacağı biçimde yapılan söz oyunu)
                      • yemleme [TUR10-0848310] (Bir kimseyi elde edecek, kandıracak biçimde davranma)
                      • okus pokus [TUR10-0584590] (Birini aldatmak, yanıltmak veya birinden çıkar sağlamak için yapılan hile)
                      • gabin [TUR10-0281130] (Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma)
                      • ince iş [TUR10-0373090] (Nakış)
                      • ığrıp [TUR10-0352440] (Yalan; düzen)
                      • hile [TUR10-0344770] (Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma)
                      • külah [TUR10-0500990] (Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun)
                      • ballyhoo [ENG31-07263175-n] (blatant or sensational promotion)
                    • adam adama savunma [TUR10-0007340] (Futbol, basketbol, hentbol vb. oyunlarda karşı takımdan tutmakla görevli olduğu oyuncuyu kollamaya, rahat hareket etmesini ve sayı yapmasını engellemeye dayalı savunma biçimi)
                    • doldurboşalt [TUR10-1011550] (Oyunun son dakikalarında galip olan takım tarafından oyalama amacıyla topu uzun paslarla rakip kale önüne gönderme)
                  • taktik [TUR10-0741320] (İstenen sonuca ulaşmak amacıyla izlenen yol ve kullanılan yöntemlerin tümü)
                  • tactic [ENG31-05913746-n] (a plan for attaining a particular goal)
                • bütçe [TUR10-0128340] (Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar) budget [ENG31-13442635-n] (a summary of intended expenditures along with proposals for how to meet them)
                  • genel bütçe [TUR10-0291330] (Yıllık gelir ve gider kalemlerinin hepsini kapsayan bütçe)
                  • ek bütçe [TUR10-0238250] (Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe)
              • program [TUR10-0636250] (Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı) plan [ENG31-05907175-n] (a series of steps to be carried out or goals to be accomplished)
                • ön lisans [TUR10-0603840] (Yükseköğretimde ilk iki yıllık lisans programı)
                • ajanda [TUR10-0036010] (Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter)
                • agenda [ENG31-05919534-n] (a temporally organized plan for matters to be attended to)
                • televizyon programı [TUR10-0761190] (Televizyonun yayın akışını gösteren program)
                • tertip [TUR10-0768690] (Doktorun hastaya verdiği ilaç düzeni)
                • yetişek [TUR10-0390380] (Program)
                • broadcast [ENG31-06631935-n] (a radio or television show)
                • sayfalanmış program [TUR10-0670450] (Sayfalar halinde düzenlenmiş program)
              • temel direği [TUR10-0762650] (Bir şeyin dayandığı, güç aldığı en önemli öge, nesne veya kişi) pillar [ENG31-05922436-n] (a fundamental principle or practice)
                • İslam'ın şartı [TUR10-1219390] (İslam'ın beş şartından herhangi biri) pillar of Islam [ENG31-05922588-n] ((Islam) one of the five religious obligations accepted by all Muslims)
                  • kelime-i şahadet [TUR10-0439260] (İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz)
                  • shahadah [ENG31-05922828-n] (the first pillar of Islam is an affirmation of faith)
                  • namaz [TUR10-0569800] (İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî bakımdan belirlenen kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet) salat [ENG31-05922953-n] (the second pillar of Islam is prayer)
                    • öğle namazı [TUR10-0599110] (Öğle vakti kılınan namaz)
                    • sabah namazı [TUR10-0651840] (Sabah namazı vakti kılınan namaz)
                    • akşam namazı [TUR10-0021490] (Akşam vakti kılınan namaz)
                    • yatsı namazı [TUR10-0841630] (Yatsı vakti kılınan namaz)
                    • vitir [TUR10-0820640] (Yatsı namazından sonra kılınan üç rekâtlık namaz)
                    • kuşluk namazı [TUR10-0497210] (Kuşluk vaktinde kılınan namaz)
                    • teravih namazı [TUR10-0766520] (Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz)
                    • cenaze namazı [TUR10-0135730] (Cenaze gömülmeden önce musalla taşının üstüne konulan tabutun önünde kılınan namaz)
                    • cuma [TUR10-0142780] (Cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınan namaz)
                    • bayram namazı [TUR10-0087260] (Dinî bayramların ilk gününde sabah namazından sonra kılınan namaz)
                    • beş vakit [TUR10-0096730] (Bu vakitlerde kılınan namaz)
                    • nafile namaz [TUR10-1104010] (Sevap kazanmak amacıyla farz ve vacip namazları dışında kılınan namaz)
                    • rekat [TUR10-0644940] (Namazda bir kıyam (ayakta durma), bir rükû (ayaktayken eğilme) ve iki secdeden (yere kapanma) oluşan bölüm)
                    • ikindi namazı [TUR10-0365710] (İkindi vakti kılınan namaz)
                  • oruç [TUR10-0592900] (Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre veya biçimlerde kendini alıkoyma) fast [ENG31-01071904-n] (abstaining from food)
                    • ölüm orucu [TUR10-0602170] (Herhangi bir amaca ulaşmak için sonunda ölümü bile göze alarak tutulan oruç)
                  • zekat [TUR10-0872190] (Müslümanlıkta, zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören İslamın beş şartından biri)
                  • zakat [ENG31-05923445-n] (the fourth pillar of Islam is almsgiving as an act of worship)
                  • hac [TUR10-0319260] (İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti)
                  • hajj [ENG31-05923628-n] (the fifth pillar of Islam is a pilgrimage to Mecca during the month of Dhu al-Hijja)
                  • kurban [TUR10-0492100] (Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan)
                    • adaklık kurban [TUR10-0007010] (Herhangi bir dileğin yerine gelmesinden sonra kesilen hayvan)
                  • kaza [TUR10-0435390] (Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dinî kurallara uygun olarak yerine getirme)
                  • kaz adımı [TUR10-1075380] (Dizi kırmaksızın ve ayağı sert bir biçimde yere basarak yürüme biçimi)
              • teorem [TUR10-0765160] (Kanıtlanabilen bilimsel önerme) theorem [ENG31-05926861-n] (an idea accepted as a demonstrable truth)
                • eşek davası [TUR10-0255400] (Bir dik üçgende hipotenüsün karesinin dik kenarların kareleri toplamına eşit olduğunu kanıtlayan teorem)
                • teorem [TUR10-0765170] (Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin veya özelliğin bildirimi)
              • anlam [TUR10-0037520] (Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey) meaning [ENG31-06613680-n] (the message that is intended or expressed or signified)
                • gönderme [TUR10-0304070] (Atıf yapma işi)
                • reference [ENG31-05931581-n] (the most direct or specific meaning of a word or expression)
                • lafız [TUR10-0505350] (Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam)
                • ikiz anlam [TUR10-0366060] (Bir anlatımın, iki türlü anlam verecek biçimde kurulmuş olması)
              • tema [TUR10-0762100] (Asıl konu)
              • theme [ENG31-05928866-n] (a unifying idea that is a recurrent element in literary or artistic work)
              • tema [TUR10-0762120] (Bir besteyi oluşturan temel motif)
              • theme [ENG31-05928866-n] (a unifying idea that is a recurrent element in literary or artistic work)
              • model [TUR10-0549100] (Örnek olmaya değer kimse veya şey) exemplar [ENG31-05933998-n] (something to be imitated)
                • şablon [TUR10-0720700] (Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç)
                • pattern [ENG31-05947513-n] (a model considered worthy of imitation)
                • kreasyon [TUR10-0485870] (Bir terzinin veya modaevinin yarattığı her türlü yeni model)
                • örnek [TUR10-0605190] (Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey)
                  • temsilci [TUR10-0763970] (Benzerlerine örnek olan kimse veya şey)
                  • ibretialem [TUR10-0357430] (Başkalarına örnek olan şey)
              • ilke [TUR10-0369270] (Davranış kuralı) principle [ENG31-05964190-n] (a rule or standard especially of good behavior)
                • Helenizm [TUR10-0338300] (Grek uygarlığı)
                • Hellenism [ENG31-05965356-n] (the principles and ideals associated with classical Greek civilization)
                • Helenizm [TUR10-0338320] (Grekçe anlatım)
                • Hellenism [ENG31-05965356-n] (the principles and ideals associated with classical Greek civilization)
                • kalıcılık [TUR10-0403230] (Tözün kendi bağımsızlığı içinde var olma biçimi, tözün var oluşunu sürdürmesi ilkesi)
                • nedensellik ilkesi [TUR10-0572940] (Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke)
              • tahmin [TUR10-0738090] (Önceden kestirilen, düşünülen şey)
              • izlenim [TUR10-0377000] (Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi)
              • karşı görüş [TUR10-0423000] (Bir teze veya iddiaya karşı yeni ve değişik önerme getirme)
              • beyin fırtınası [TUR10-0098100] (Kişilerin bir araya gelip herhangi bir konuyla ilgili düşüncelerini tartışmaksızın açıklayarak birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmaları)
              • beyin gücü [TUR10-0098120] (Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetişmiş olan meslek ve bilim adamları ile uzmanların fikir gücü)
              • bilimsel düşünce [TUR10-0103600] (Bilim temeline dayanan özgür eleştirici, araştırıcı ve bağımsız düşünce)
              • meslek [TUR10-0538240] (Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği)
              • canlıcılık [TUR10-0132630] (Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma)
              • patent [TUR10-0618500] (Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme)
              • platform [TUR10-0631360] (Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü)
              • itilme [TUR10-0387920] (İğrenç, ayıp veya elde edilemez görünen düşüncelerin kişide bilinçaltına sürülmesi)
              • hikemi [TUR10-0344570] (Felsefi söz veya düşünce)
              • tür [TUR10-0793410] (Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram) kind [ENG31-05847533-n] (a category of things distinguished by some common characteristic or quality)
                • model [TUR10-0549040] (Bir özelliği olan nesne veya kişi)
                • line [ENG31-03676994-n] (a particular kind of product or merchandise)
                • sınıf [TUR10-0687120] (Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri) type [ENG31-05848697-n] (a subdivision of a particular kind of thing)
                  • sürüm [TUR10-0718400] (Değişik biçim)
                  • version [ENG31-05849159-n] (something a little different from others of the same type)
                  • varyant [TUR10-0814990] (Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir eserin, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı)
                  • version [ENG31-05849159-n] (something a little different from others of the same type)
                  • birinci [TUR10-0107380] (Ulaşım araçlarında mevki, sınıf)
                  • mülkiye [TUR10-0561890] (Asker olmayanlar sınıfı)
                  • first-class [TUR10-1028010] (Havayolu veya demiryolu şirketine göre değişen ve marka isimleriyle bilinen, birçok ticari havayolu ve demiryolu hattında bulunan bir seyahat sınıfı)
                • nevi [TUR10-1219010] (Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri)
                • type [ENG31-05848697-n] (a subdivision of a particular kind of thing)
            • evren [TUR10-0260450] (Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam) universe [ENG31-05822288-n] (everything stated or assumed in a given discussion)
              • dünya [TUR10-0229350] (Duygu, düşünce ve hayal âlemi)
              • melekut [TUR10-0533600] (Ruhlar ve melekler âlemi)
              • dış alem [TUR10-0201550] (İnsanın kendi çevresi dışındaki dünya)
              • sırça köşk [TUR10-1135310] (Kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya)
            • background [TUR10-0941220] (Daha önceki dönemlerde elde edilen bilgi ve deneyim)
            • art alan [TUR10-0941230] (Bir olayın, bir haberin veya kişinin geçmişi)
          • zihinsel işleme [TUR10-1246200] () process [ENG31-05709328-n] ((psychology) the performance of some composite cognitive activity)
            • temel bilişsel süreç [TUR10-1246300] () basic cognitive process [ENG31-05709891-n] (cognitive processes involved in obtaining and storing knowledge)
              • ayırdetme [TUR10-1218910] (Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlamak işi) discrimination [ENG31-05755999-n] (the cognitive process whereby two or more stimuli are distinguished)
                • zevk [TUR10-0873230] (Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu) taste [ENG31-05757616-n] (delicate discrimination (especially of aesthetic values))
                  • moda [TUR10-0548930] (Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik) fashion [ENG31-05758654-n] (the latest and most admired style in clothes and cosmetics and behavior)
                    • moda [TUR10-0548940] (Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük)
                    • vogue [ENG31-05758160-n] (the popular taste at a given time)
                    • tesettür modası [TUR10-0769270] (Örtünme modası)
                • alt bölüm [TUR10-0063630] (Sınıflandırmada ana bölümlerin ayrıldığı parçalardan her biri)
                • line [ENG31-05756783-n] (a conceptual separation or distinction)
                • eğilim [TUR10-0236250] (Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri)
                • vogue [ENG31-05758160-n] (the popular taste at a given time)
                • ayırma [TUR10-0061620] (Nitelik değişikliğini anlama)
                • hasır [TUR10-0330160] (Ayırma, bir şeyi özgü kılma)
              • dikkat [TUR10-0204120] (Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık)
              • attention [ENG31-05710222-n] (the process whereby a person concentrates on some features of the environment to the (relative) exclusion of others)
              • umursamazlık [TUR10-0023960] (Bir şeye önem vermeme, bir şeyle ilgilenmeme durumu) inattentiveness [ENG31-05714322-n] (a lack of attentiveness (as to children or helpless people))
                • lakayıtlık [TUR10-1252140] (İlgisizlik)
                • ataraksiya [TUR10-0054430] (Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik)
                • devre dışı [TUR10-1005020] (Konudan uzak, ilgisiz; baypas)
                  • baypas [TUR10-0086780] (Devre dışı bırakma)
                • ilgisizlik [TUR10-0368390] (Gönlün sevgi, nefret vb. duygulardan soyutlanmış olması durumu, kayıtsızlık, lakaydi)
              • sezi [TUR10-0683520] (Sezgi)
              • intuition [ENG31-05715442-n] (instinctive knowing (without the use of rational processes))
              • sınıflandırma [TUR10-0687190] (Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapma) categorization [ENG31-01014654-n] (the act of distributing things into classes or categories of the same type)
                • endeksleme [TUR10-0246970] (Endekslemek işi)
                • indexing [ENG31-01015098-n] (the act of classifying and providing an index in order to make items easier to retrieve)
                • taksonomi [TUR10-0741230] (Canlıların sınıflandırılması, bu sınıflandırmada kullanılan kurallar bütünü)
              • kategorize etme [TUR10-1218880] (Bir bütünü farklı sınıflara, kategorilere, bölümlere ayırarak düzenleme) classification [ENG31-05740701-n] (the basic cognitive process of arranging into classes or categories)
                • eleştiri [TUR10-0242970] (Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama)
                • criticism [ENG31-05741963-n] (a serious examination and judgment of something)
                • tenkit [TUR10-0764650] (Eleştiri)
                • criticism [ENG31-05741963-n] (a serious examination and judgment of something)
                • not [TUR10-0579770] (Bir şeyin niteliği üzerine edinilen kanı) evaluation [ENG31-05744094-n] (an appraisal of the value of something)
                  • fiyatlandırma [TUR10-0276160] (Fiyatlandırmak işi)
                  • pricing [ENG31-05744681-n] (the evaluation of something in terms of its price)
                  • ücretlendirme [TUR10-0805910] (Ücretlendirmek işi)
                  • pricing [ENG31-05744681-n] (the evaluation of something in terms of its price)
                  • fiyatlama [TUR10-1218890] (Fiyatını belirleme, fiyat tespit etme; fiyatlandırma)
                  • pricing [ENG31-05744681-n] (the evaluation of something in terms of its price)
                  • numara [TUR10-0580330] (Öğrenciye verilen not)
                  • mark [ENG31-05745098-n] (a number or letter indicating quality (especially of a student's performance))
                • revalüasyon [TUR10-0646880] (Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama)
                • reappraisal [ENG31-05755527-n] (a new appraisal or evaluation)
                • gözden geçirme [TUR10-1199570] (Gözden geçirmek eylemi) reappraisal [ENG31-05755527-n] (a new appraisal or evaluation)
                  • kontrol [TUR10-0473160] (Bakma, gözden geçirme)
                    • denet [TUR10-0192630] (Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi)
                    • test [TUR10-0769860] (Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisi, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırılarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama)
                      • gebelik testi [TUR10-0286050] (Bir kadının gebe olup olmadığının belirlenmesi için yapılan test)
                        • kurbağa testi [TUR10-0492070] (Kadının gebe olup olmadığını anlamak için, idrarının kurbağa karnına şırınga edilmesi yoluyla yapılan test)
                      • test [TUR10-0769870] (Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması)
                        • tüberkülin testi [TUR10-0791940] (Bir kimsede tüberküloz bulunup bulunmadığını anlamak amacıyla deri altına tüberkülin aşılama)
                    • yoklama [TUR10-0858120] (Bir topluluğu oluşturan üyelerin belli bir zaman ve yerde bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan sayma işlemi)
                      • askerlik yoklaması [TUR10-0050310] (Askerliğini yapmış kimselerin belli bir yaşa kadar yaptırmak zorunda oldukları durum belirleme işlemleri)
                    • vizite [TUR10-0820910] (Hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklaması)
                  • kolaçan [TUR10-0467810] (Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme)
                    • kola çıkma [TUR10-0467820] (Kamu düzeninin korunması için, kolluk kuvvetleri bir şehir çevresinde atla dolaşma)
                  • restitüsyon [TUR10-0646670] (Bir tasarımı yeniden gözden geçirme)
              • ıttıla [TUR10-0356600] (Bilgi edinme) learning [ENG31-05760541-n] (the cognitive process of acquiring skill or knowledge)
                • ezber [TUR10-0261650] (Ezberleme ve akılda tutma yeteneği)
                • memorization [ENG31-05763153-n] (learning so as to be able to remember verbatim)
                • ezberleme [TUR10-0341280] (Akılda tutma)
                • memorization [ENG31-05763153-n] (learning so as to be able to remember verbatim)
                • öğrenim [TUR10-0599340] (Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma) education [ENG31-05761561-n] (the gradual process of acquiring knowledge)
                  • zorunlu öğrenim [TUR10-0877720] (Zorunlu olarak yapılan öğrenim)
                  • lisansüstü eğitim [TUR10-0512490] (Lisans öğreniminden sonra, ona dayalı olarak yapılan öğrenim)
                  • yükseköğrenim [TUR10-0865580] (Ortaöğrenim düzeyi üstündeki öğrenim)
                  • dil öğrenimi [TUR10-0205990] (Yabancı bir dilde öğrenim görme)
                  • ortaöğrenim [TUR10-0592560] (İlköğrenim ile yükseköğrenim arasında görülen öğrenim dönemi)
                  • öz öğrenim [TUR10-0609600] (Kendi kendini yetiştirme işi)
                  • sözel öğrenme [TUR10-0707260] (Düşüncelerin iletişimi ve açıklanması için gerekli anlama ve anlatma becerilerini elde etme işi)
                  • lisans [TUR10-0512410] (Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi)
                  • Bachelor of Arts [ENG31-06711403-n] (a bachelor's degree in arts and sciences)
                • ezber [TUR10-0261640] (Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma)
                • ezbercilik [TUR10-0261680] (Bir şeyi anlamadan öğrenme özelliği)
              • hatırlama [TUR10-0331820] (Bilinip unutulan bir şeyi akla getirme) recall [ENG31-05769556-n] (the process of remembering (especially the process of recovering information by mental effort))
                • özdeşleştirme [TUR10-0607710] (Özdeleştirmek eylemi; özdeş duruma getirme)
                • recognition [ENG31-05770995-n] (the process of recognizing something or someone by remembering)
                • tanıma [TUR10-0743890] (Tanımak işi) recognition [ENG31-05770995-n] (the process of recognizing something or someone by remembering)
                  • tanışma [TUR10-0744210] (Daha önce birbirini tanımayan kimseler birbirini tanır duruma gelme)
                  • göz aşinalığı [TUR10-0308260] (Birini zaman zaman görmekten ileri gitmemiş olan tanıma; üstünkörü tanıma)
                • çağrışım [TUR10-0145280] (Bir düşünce, görüntü ve benzerinin bir başkasını hatırlatması)
                • association [ENG31-05771913-n] (the process of bringing ideas or events together in memory or imagination)
                • çıkarsama [TUR10-0382890] (Bir önermeden, düşünce yoluyla bir başka önermeye geçme işi)
                • tezekkür [TUR10-0772190] (Hatırlama, hatıra getirme)
                • hatırlanma [TUR10-0036840] (Anımsanmak eylemine konu olmak; hatırlanmak)
                • uyandırma [TUR10-0801280] (Anıları zihinde yeniden canlandırma)
                • hatırlanış [TUR10-1045930] (Anımsanma işi)
                • hatırlatılma [TUR10-1045960] (Anımsatma işine konu olma)
                • hatırlayabilme [TUR10-1046010] (Bilinip unutulan bir şeyi akla getirme imkânı veya olasılığı bulunma)
                • hatırlayış [TUR10-1046030] (Bilinip unutulan bir şeyi akla getirme işi)
                • hatırlayıverme [TUR10-1046040] (Bilinip unutulan bir şeyi beklenmedik bir zamanda akla getirme)
              • hayal gücü [TUR10-0026310] (Zihnin hayal yaratma yetisi) imagination [ENG31-05775730-n] (the ability to form mental images of things or events)
                • rüya [TUR10-0230140] (Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü) dream [ENG31-05776550-n] (a series of mental images and emotions occurring during sleep)
                  • kabus [TUR10-0394720] (Sıkıntılı ve korkulu düş)
                  • nightmare [ENG31-05777059-n] (a terrifying or deeply upsetting dream)
                  • istihare [TUR10-0382710] (Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma)
                • tasavvur [TUR10-0748870] (Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde bir kişilik kazandırma)
                • vision [ENG31-05776249-n] (a vivid mental image)
                • hayal [TUR10-0334180] (Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun)
                • pretense [ENG31-05777927-n] (imaginative intellectual play)
                • tasavvur [TUR10-0748880] (Tasarım)
                • tasarım [TUR10-0748570] (Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası)
                • tasımlama [TUR10-0749300] (Bir konuyu, nesneyi zihinde biçimlendirme)
                • tecessüm [TUR10-0755280] (Göz önüne gelme; canlanma)
              • bastırım [TUR10-0080350] (Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması)
              • inanış [TUR10-0372650] (İnanmak işi)
                • uyruk [TUR10-0803060] (Bir kimsenin etkisi altında olma durumu, körü körüne bağlanma, gözü kapalı inanma)
                • murakabe [TUR10-0556210] (Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma)
                • iman [TUR10-0370960] (İslam dinine inanma)
                • inan [TUR10-0372400] (İnanma işi)
            • yüksek bilişsel süreç [TUR10-1246360] () higher cognitive process [ENG31-05778661-n] (cognitive processes that presuppose the availability of knowledge and put it to use)
              • düşünüş [TUR10-0231330] (Mütalaa) thinking [ENG31-05778923-n] (the process of using your mind to consider something carefully)
                • dalınç [TUR10-0532070] (Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme; istiğrak; meditasyon)
                • meditation [ENG31-05793890-n] (continuous and profound contemplation or musing on a subject or series of subjects of a deep or abstruse nature)
              • düşünme [TUR10-0231120] (Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretme, zihinsel yetiler oluşturma işi) thinking [ENG31-05778923-n] (the process of using your mind to consider something carefully)
                • izah [TUR10-0389810] (Bir sorun üzerine bilgi verme) explanation [ENG31-06751030-n] (a statement that makes something comprehensible by describing the relevant structure or operation or circumstances etc.)
                  • yorum [TUR10-0756700] (Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma) construction [ENG31-07188610-n] (an interpretation of a text or action)
                    • çıkıntı [TUR10-0163420] (Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı) note [ENG31-06775984-n] (a comment or instruction (usually added))
                      • dipnot [TUR10-0208220] (Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına veya çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi)
                      • footnote [ENG31-06776955-n] (a printed note placed below the text on a printed page)
                      • alıntı [TUR10-0366520] (Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça)
                      • quotation [ENG31-06625409-n] (a passage or expression that is quoted or cited)
                      • yönetici özeti [TUR10-0861040] (Görüşülecek konularda toplantı öncesi yöneticiye sunulan, kısaltılmış açıklamalardan oluşan bilgi notu)
                  • baş [TUR10-0050860] (Temel, esas)
                  • key [ENG31-05802065-n] (something crucial for explaining)
                  • kilit nokta [TUR10-0460740] (Bütün işlerin bağlı olduğu önemli nokta, makam veya yer)
                  • key [ENG31-05802065-n] (something crucial for explaining)
                  • ussallaştırma [TUR10-0800270] (Herhangi bir işi veya davranışı akla uygun kılma)
                  • rationalization [ENG31-05802411-n] (the cognitive process of making something seem consistent with or based on reason)
                  • diyalektik [TUR10-0211240] (Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi)
                  • dialectics [ENG31-06173112-n] (a rationale for dialectical materialism based on change through the conflict of opposing forces)
                  • açımlama [TUR10-0005860] (Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma)
                  • açınım [TUR10-0005940] (Açınma işi)
                  • açınma [TUR10-0005960] (Açınmak işi)
                  • tafsil [TUR10-0737250] (Bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma, açıklama)
                  • tarif [TUR10-0747080] (Bir şeyin bulunduğu yeri, çevre ile ilgisini belirterek açıklama)
                  • tebligat [TUR10-0754970] (Yazılı olarak yapılan açıklama, beyan, tebliğ)
                    • yazılı bildirim [TUR10-0844540] (Herhangi resmî bir işlemin, ilgili kişiye yazılı olarak bildirilmesi)
                    • protesto [TUR10-0636950] (Değerli evrak niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belli hukuki sonuçlar doğuran bildirim)
                    • bildiri [TUR10-0102050] (Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı; tebligat) announcement [ENG31-06738907-n] (a formal public statement)
                      • yorum [TUR10-0766100] (Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme) remark [ENG31-06777755-n] (a statement that expresses a personal opinion or belief or adds information)
                        • iğneli söz [TUR10-0362750] (Dokunaklı, kırıcı söz)
                        • shot [ENG31-06780713-n] (an aggressive remark directed at a person like a missile and intended to have a telling effect)
                        • şerh [TUR10-0728850] (Bir anlatım veya kitabı açıklama, yorumlama)
                      • özet [TUR10-0270110] (Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz) outline [ENG31-06480622-n] (a sketchy summary of the main points of an argument or theory)
                        • el notu [TUR10-1044200] (Bilimsel toplantılarda dinleyicilere bildiriyle ilgili dağıtılan kısa notlar)
                        • basın özeti [TUR10-0955360] (Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti)
                        • basın özeti [TUR10-0955370] (Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapor veya bilgilerin basına dağıtılmak üzere oluşturulan özeti)
                        • fezleke [TUR10-0270120] (Bir kararın kısaca yazılması)
                        • icmal [TUR10-0357790] (Özet, kısaltma)
                      • sözleşme [TUR10-0707450] (Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlemi gösteren belge) contract [ENG31-06532935-n] (a binding agreement between two or more persons that is enforceable by law)
                        • sınırlı ortaklık [TUR10-0687590] (Belirli bir sermaye ile kurulan ortaklık)
                        • partnership [ENG31-06538282-n] (a contract between two or more persons who agree to pool talent and money and share profits or losses)
                        • ferdi kaza sigortası [TUR10-0268590] (Deprem dâhil her yerde oluşacak kaza sonunda ortaya çıkan sakatlık, hastalık veya ölüm dolayısıyla ödenecek para tutarını belirleyen sözleşme)
                        • opsiyonlu sözleşme [TUR10-0589200] (Oyuncuların kesin bir süre için imzalayarak yaptırımlarına bağlı kaldıkları, süresi bittiğinde her iki tarafın koşullarda anlaşması durumunda takım tarafından ek bir süreyle uzatılan sözleşme)
                        • ortaklık sözleşmesi [TUR10-0592040] (Ortak ticari kuruluşların oluşumunda ortaklık şartlarını içeren belge)
                        • ön sözleşme [TUR10-0604130] (Gelecekteki bir sözleşmenin gerçekleştirilmesi amacıyla geçici olarak yapılan sözleşme)
                      • savunma [TUR10-0559590] (Bir kişiyi, bir düşünceyi doğru, haklı göstermeyi amaçlayan yazı veya konuşma, savunu) plea [ENG31-06573129-n] ((law) a defendant's answer by a factual matter (as distinguished from a demurrer))
                        • taş [TUR10-0749590] (Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz, tariz)
                        • insinuation [ENG31-07253115-n] (an indirect (and usually malicious) implication)
                        • avukatlık [TUR10-0058610] (Gereksiz, boş savunma)
                        • bağlanım [TUR10-0069960] (Siyasal veya sosyal konularda yan tutma)
                      • matematiksel ifade [TUR10-1221370] (Matematik bilimi ile ilgili olan, riyazi ifade) mathematical statement [ENG31-06744918-n] (a statement of a mathematical relation)
                        • denklem [TUR10-0551560] (İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik) equation [ENG31-06682609-n] (a mathematical statement that two expressions are equal)
                          • diferansiyel denklem [TUR10-1006110] (İçinde bir değişkenin bilinmeyen bir fonksiyonu ve bu fonksiyonun değişkene göre çeşitli basamaklardan türevleri bulunan denklem)
                          • doğrusal denklem [TUR10-1010870] (Birinci dereceden iki veya daha çok değişkenli denklem)
                          • integral denklemi [TUR10-0376860] (Bir değişkenin bilinmeyen fonksiyonunu ve bu fonksiyonun bulunduğu belirli integrali birbirine bağlayan denklem)
                        • eşitlik [TUR10-0194770] (İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu) equality [ENG31-13969940-n] (a state of being essentially equal or equivalent)
                          • özdeşlik [TUR10-0607750] (İki yanı birbirinin aynı olan veya harflerle verilen sayısal değerler ne olursa olsun iki yanı da sayıca eşit değerler alan eşitlik)
                          • istiva [TUR10-0383740] (Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması)
                          • ışınım dengesi [TUR10-0356240] (Bir yüzeyde oluşan ışınımın denkliği)
                          • tevazün [TUR10-0771280] (Birbirine denk olma, dengede bulunma)
                        • formül [TUR10-0278300] (Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım)
                        • formula [ENG31-06744551-n] (a group of symbols that make a mathematical statement)
                        • denklem [TUR10-0194710] (Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik)
                        • terim [TUR10-0767490] (Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri)
                        • terim [TUR10-0767500] (Bir kesrin pay ve paydasından her biri; had)
                        • terim [TUR10-0767480] (Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri)
                        • yan [TUR10-0830600] (Bir denklemde = işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri)
                        • büyük terim [TUR10-0129310] (Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taşıyan terim)
                      • yalan [TUR10-0827940] (Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz) lying [ENG31-00753287-n] (the deliberate act of deviating from the truth)
                        • aykırı düşünce [TUR10-0613710] (Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce)
                        • paradox [ENG31-06737308-n] ((logic) a statement that contradicts itself)
                        • masal [TUR10-0527400] (Boş ve yalan söz) fib [ENG31-06769768-n] (a trivial lie)
                          • kurt masalı [TUR10-0494090] (Birini oyalamak, kendini suçsuz göstermek için ileri sürülen gereksiz, inandırıcı olmayan sözler)
                        • maval [TUR10-0529530] (Yalan; uydurma söz)
                        • fib [ENG31-06769768-n] (a trivial lie)
                        • kuyruklu yalan [TUR10-0498690] (Çok büyük yalan)
                        • whopper [ENG31-06770387-n] (a gross untruth)
                        • abartı [TUR10-0000450] (Abartma işi)
                        • exaggeration [ENG31-00368378-n] (the act of making something more noticeable than usual)
                        • büyütme [TUR10-0389870] (Olduğundan büyük gösterme; abartma)
                        • exaggeration [ENG31-06771546-n] (making to seem more important than it really is)
                        • blöf [TUR10-0495470] (Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır)
                        • bluff [ENG31-06772313-n] (pretense that your position is stronger than it really is)
                        • temaruz [TUR10-0762140] (Kendini hasta gibi gösterme)
                        • dikine tıraş [TUR10-0203860] (Karşısındakini sinirlendirecek biçimde söylenilen yalan; aşırı palavra)
                        • katmerli yalan [TUR10-0429320] (Üst üste söylenmiş yalanlar)
                        • atmasyon [TUR10-1256020] (Uydurma)
                        • beyaz yalan [TUR10-0964390] (Karşısındakini üzmemek veya zarar vermemek için söylenen masumca yalan)
                        • müzahrefat [TUR10-0567150] (Yalanlar; saptırmalar)
                        • pandispanya gazetesi [TUR10-0612340] (Uydurulmuş yalanlar, hikâyeler)
                      • anons [TUR10-0038640] (Bir durumu, bir haberi sesli bir biçimde bildirme) announcement [ENG31-06738907-n] (a formal public statement)
                        • tanıtı [TUR10-1151720] (Duvar duyurusu)
                        • sirküler [TUR10-0696130] (Yazılı çağrı, duyuru)
                        • suç duyurusu [TUR10-0710640] (İşlenen suçu resmî makamlara bildirme, duyurma)
                      • bildiri [TUR10-0102060] (Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı) announcement [ENG31-06738907-n] (a formal public statement)
                        • poster [TUR10-0634100] (Bilimsel toplantılarda panolara asılan kısa bildiri)
                      • deklarasyon [TUR10-0189600] (Bir konunun kamuoyuna duyurulması için yapılan açıklama; bildiri) announcement [ENG31-06738907-n] (a formal public statement)
                        • manifesto [TUR10-0524010] (Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi)
                        • manifesto [ENG31-06739973-n] (a public declaration of intentions (as issued by a political party or government))
                        • manifesto [TUR10-0754990] (Bildiri)
                        • manifesto [ENG31-06739973-n] (a public declaration of intentions (as issued by a political party or government))
                        • sav [TUR10-0668830] (Tanıtlanması gereken önerme; tez) claim [ENG31-06743312-n] (an assertion that something is true or factual)
                          • iddia [TUR10-0668820] (İleri sürülerek savunulan düşünce) allegation [ENG31-06743935-n] (statements affirming or denying certain matters of fact that you are prepared to prove)
                            • ana sav [TUR10-0035550] (İleri sürülerek savunulan düşüncelerin en belli başlı olanı)
                          • inkar [TUR10-0375320] (Kabul etmeme; tanımama) denial [ENG31-07218900-n] (the act of asserting that something alleged is not true)
                            • küfür [TUR10-0500650] (Olumlu işleri kötü gösterme, varlıkları inkâr etme)
                        • suçlama [TUR10-0784740] (Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama işi) finger-pointing [ENG31-07251894-n] (the imputation of blame)
                          • suç yükleme [TUR10-0710860] (Birine suç atma)
                        • söylem [TUR10-0706560] (Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez)
                        • thesis [ENG31-06768165-n] (an unproved statement put forward as a premise in an argument)
                      • formül [TUR10-0278270] (Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı) formula [ENG31-06744762-n] (a conventionalized statement expressing some fundamental principle)
                        • cebirsel ifade [TUR10-0134310] (Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde, bunlara bağlı bir büyüklük ölçüsünü çıkarmak için gerekli işlemleri gösteren ve birbirine cebirsel işaretlerle bağlanan harf ve sayılar bütünü)
                          • polinom [TUR10-0173070] (Aralarında artı + veya eksi - işareti bulunan birçok terimden oluşan cebir ile ilgili anlatım)
                            • sabit polinom [TUR10-1124900] (Sıfırdan farklı bir gerçek sayıdan oluşan polinom)
                            • sıfır polinomu [TUR10-1134130] (Bütün katsayıları sıfır olan polinom)
                          • iki terimli [TUR10-0365970] (Toplama + veya çıkarma - işaretiyle birbirine bağlanan iki terimden oluşan cebirsel anlatım)
                      • izahat [TUR10-0389820] (Açıklamalar) explanation [ENG31-06751030-n] (a statement that makes something comprehensible by describing the relevant structure or operation or circumstances etc.)
                        • mazeret [TUR10-0530730] (Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep) excuse [ENG31-06754000-n] (a defense of some offensive behavior or some failure to keep a promise etc.)
                          • kaçamak yol [TUR10-0395030] (Bir sorundan kendisini kurtarmak için gelişigüzel ileri sürülen özür)
                        • mazeret [TUR10-0530750] (Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe; bahane)
                        • supplication [ENG31-07202298-n] (a humble request for help from someone in authority)
                        • tanım [TUR10-0743880] (Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama) definition [ENG31-06757091-n] (a concise explanation of the meaning of a word or phrase or symbol)
                          • kapsayıcı [TUR10-0414560] (Bütün özelikleri ve incelikleri içine alan tanım)
                        • yorumlama [TUR10-0756690] (Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklama) interpretation [ENG31-07185404-n] (an explanation that results from interpreting something)
                          • aydınlanma [TUR10-0764430] (Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme)
                          • clarification [ENG31-07185857-n] (an interpretation that removes obstacles to understanding)
                          • tefsir [TUR10-0756710] (Kuran'ın surelerini açıklayarak görüşler ileri sürme ve bunları yazma, yorumlama)
                          • yorum [TUR10-0860300] (Gizli veya hayalî olan bir şeyden anlam çıkarma)
                          • atfetme [TUR10-0055310] (Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme)
                          • tabir [TUR10-0736390] (Rüya yorma, yorumlama)
                        • gerekçe [TUR10-0293200] (Mahkeme kararlarında, kararın dayandığı yasal ve hukuksal sebeplerin gösterilmesi)
                        • gerekçe [TUR10-0293190] (Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri)
                        • özür dileme [TUR10-0388220] (Özür dilemek işi)
                      • cevap [TUR10-0831830] (Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya verilen karşı davranış) answer [ENG31-06758700-n] (a statement (either spoken or written) that is made to reply to a question or request or criticism or accusation)
                        • geri bildirim [TUR10-0222170] (Gönderilen bilgi ve talimatın alıcıda yaptığı etkiye ilişkin edinilen bilgi) feedback [ENG31-06759184-n] (response to an inquiry or experiment)
                          • kısır döngü [TUR10-0265510] (Aynı olumsuz sonucu veren, çözüm getirmeyen durumların tekrarlanması, sürdürülmesi)
                          • vicious circle [ENG31-13594571-n] (one trouble leads to another that aggravates the first)
                        • çözüm [TUR10-0175660] (Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar)
                        • solution [ENG31-08022396-n] (the set of values that give a true statement when substituted into an equation)
                        • çözüm [TUR10-0175670] (Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi) solution [ENG31-06756201-n] (a statement that solves a problem or explains how to solve the problem)
                          • arantı [TUR10-0042870] (Aranılan çözüm)
                        • çözüm [TUR10-0175650] (Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç; hal) solution [ENG31-06756201-n] (a statement that solves a problem or explains how to solve the problem)
                          • çıkış yolu [TUR10-0163710] (Çözüm)
                        • sudan cevap [TUR10-1142270] (Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak cevap)
                        • rest [TUR10-0646660] (Karşı çıkış)
                        • nazire [TUR10-0572270] (Karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz)
                      • haber bülteni [TUR10-0318880] (Radyonun, televizyonun ve çeşitli haber ajanslarının günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayımladıkları kısa metin)
                      • handout [ENG31-06760197-n] (an announcement distributed to members of the press in order to supplement or replace an oral presentation)
                      • tahmin [TUR10-0738080] (Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme) prognosis [ENG31-06762595-n] (a prediction about how something (as the weather) will develop)
                        • hava tahmini [TUR10-0333540] (Çeşitli araç ve aygıtlardan yararlanılarak yapılan incelemeler sonunda bulunulan yerde veya geniş bir bölgede gelecek gün veya günlerdeki havanın nasıl olacağını belirleme)
                        • meteorology [ENG31-06762443-n] (predicting what the weather will be)
                        • kehanet [TUR10-0438240] (Bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme, kâhinlik) prophecy [ENG31-05783404-n] (knowledge of the future (usually said to be obtained from a divine source))
                          • fal [TUR10-0263650] (Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası ve benzerine bakarak anlam çıkarma)
                            • kahve falı [TUR10-0399650] (Kahve içildikten sonra fincanda kalan telvenin aldığı biçimlere bakarak geleceğe ilişkin tahmin, varsayım veya görüşleri açıklama)
                            • papatya falı [TUR10-0613110] (Niyet tutup papatyanın yapraklarını birer birer kopararak "olacak, olmayacak" diyerek bakılan fal)
                            • pasiyans [TUR10-0617160] (İskambille açılan bir fal)
                            • el falı [TUR10-0243200] (Avuç içindeki çizgilere göre bakılan fal)
                            • palmistry [ENG31-05785827-n] (telling fortunes by lines on the palm of the hand)
                            • bakla falı [TUR10-0072720] (Bakla taneleri ile bakılan bir fal türü)
                            • remil [TUR10-0645260] (Bu biçimde bakılan fal)
                            • remil [TUR10-0645250] (Kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakma)
                          • kıyamet alameti [TUR10-0457170] (Kıyametin kopacağını önceden gösteren belirtiler)
                          • tefeül [TUR10-0756480] (Fal açma; fala bakma)
                          • falcılık [TUR10-0263860] (Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası ve benzerine bakarak anlam çıkaran kişinin işi)
                            • remilcilik [TUR10-0645280] (Remilci işi)
                        • kestirim [TUR10-0445720] (Tahmin)
                        • keşif [TUR10-0446070] (Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin)
                        • kablelvuku [TUR10-1249620] (Bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu)
                        • uzaksama [TUR10-0382260] (Olmasını uzak görme; imkân vermeme)
                        • prediksiyon [TUR10-0635360] (Ön deyi)
                      • önerme [TUR10-0143660] (Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim) proposition [ENG31-06763518-n] ((logic) a statement that affirms or denies something and is either true or false)
                        • ön doğru [TUR10-0479640] (Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek) postulate [ENG31-06766013-n] ((logic) a proposition that is accepted as true in order to provide a basis for logical reasoning)
                          • koşul [TUR10-0477750] (Bir şeyin kendi özelliğini kazanması için, bulunması gereken durum, gerekli olan özellik) provision [ENG31-06768658-n] (a stipulated condition)
                            • şart [TUR10-0433430] (Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey) provision [ENG31-06768658-n] (a stipulated condition)
                              • kesin kayıt [TUR10-0444440] (Belli bir düzeyi, puanı tutturan ve belirlenen şartları yerine getiren adaylar için yapılan kayıt)
                              • konum [TUR10-0473530] (Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü)
                              • baraj [TUR10-0076940] (Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart)
                              • ön şart [TUR10-0604140] (Bir işin çözümlenmesinde ilk önce yerine getirilmesi gereken şart)
                            • hava muhalefeti [TUR10-1046470] (Hava koşullarının elverişsiz olması)
                          • senaryo [TUR10-0676500] (Bir olayı başka bir yöne, bir amaca ulaştırmak için uydurulan yalan)
                          • scenario [ENG31-06768822-n] (a postulated sequence of possible events)
                        • aksiyom [TUR10-0021290] (Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme)
                        • axiom [ENG31-06766264-n] ((logic) a proposition that is not susceptible of proof or disproof)
                        • açık önerme [TUR10-0005210] (İçerisinde değişken bulunan ve bu değişkenin alacağı değerle doğruluğu veya yanlışlığı kesinleşen önerme)
                        • temel önerme [TUR10-0762900] (Değişik önermelerin özünü oluşturan önerme)
                        • alt karşıt [TUR10-0031060] (Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tikel olumlu, öbürü tikel olumsuz, karşı karşıya konmuş iki önermeden her biri)
                        • tikel önerme [TUR10-0776750] (Konunun kapsamına giren bütün bireyler için değil de bazıları için belli bir şey bildiren önerme)
                        • aksiyomatik [TUR10-1250330] (Deleuze ve Guattari tarafından, Bin Yayla'da çağdaş kapitalizmin evrensel tarih içindeki işleyişini ve genel semiyolojisini tanımlamak için kullanılan kavram)
                        • küçük önerme [TUR10-0500060] (Bir tasımda, küçük terimi taşıyan öncül)
                        • totoloji [TUR10-1249310] (Bir bileşik önermenin kendini oluşturan önermelerin her değeri için daima doğru sonuç vermesi durumu)
                        • bileşik önerme [TUR10-0102580] (En az iki önermeden oluşan yeni önerme)
                        • belgit [TUR10-0125110] (Bir önermeyi ispatlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme)
                        • büyük önerme [TUR10-0519830] (Tasımın öncüllerinden büyük olanı)
                        • evirme [TUR10-0019200] (Bir önermenin konusunu yüklem, yüklemini de konu durumuna getirerek vargısı doğru olan yeni bir önerme çıkarma)
                        • öncül [TUR10-0603120] (Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme)
                        • öncül [TUR10-0603100] (Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri; mukaddem)
                          • ilke [TUR10-0531200] (Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül)
                        • öncül [TUR10-0603110] (Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri; mukaddem)
                        • öncüller [TUR10-0603140] (Bir tasımda yargıya ulaştıran ilk iki önerme)
                        • öncüller kümesi [TUR10-0603150] (Bir tasımda sonuçtan önce gelen önermelerin tümü)
                        • öncel [TUR10-0602930] (Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler)
                        • harbinger [ENG31-06815429-n] (something that precedes and indicates the approach of something or someone)
                        • ön doğru [TUR10-1113750] (İspatsız kabul edilen önerme; postulat)
                        • sonurtu [TUR10-0703000] (Birbirine bağlı iki önermeden ikincisi)
                      • çekince [TUR10-0363980] (Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek kaçınmayı gerektiren sebep veya durum)
                      • reservation [ENG31-06775091-n] (a statement that limits or restricts some claim)
                      • koşul [TUR10-0477740] (Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri)
                      • condition [ENG31-06783666-n] ((usually plural) a statement of what is required as part of an agreement)
                      • formül [TUR10-0278320] (Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı) formula [ENG31-06829793-n] (a representation of a substance using symbols for its constituent elements)
                        • kimyasal formül [TUR10-1221450] (Saf bir maddenin kimyasal bileşiminin kimyasal sembol ve sayılarla gösteriliş şekli)
                        • formula [ENG31-06829793-n] (a representation of a substance using symbols for its constituent elements)
                      • olumsuzlama [TUR10-1222120] (Onaylamama, kabul etmeme, aleyhinde olma)
                      • negation [ENG31-07295646-n] (a negative statement)
                      • demeç [TUR10-0191140] (Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, bildiri) statement [ENG31-06735202-n] (a message that is stated or declared)
                        • deklarasyon [TUR10-0189590] (Bildirme; duyurma; ilan etme)
                        • announcement [ENG31-06738907-n] (a formal public statement)
                      • hikaye [TUR10-0344460] (Aslı olmayan söz, olay) story [ENG31-06381452-n] (a piece of fiction that narrates a chain of related events)
                        • efsane [TUR10-0235560] (Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb)
                          • Uçan Hollandalı [TUR10-1212470] (Doğunun zenginliğini sömüren bir Hollanda gemisinin efsanesi)
                          • şehir efsanesi [TUR10-1077810] (Gerçek olmadığı hâlde kulaktan kulağa yayılan ve yeni eklemelerle herkes tarafından anlatılan olay)
                      • ekspoze [TUR10-0240190] (Bir yere sunulan bildiri özeti)
                      • basın bildirisi [TUR10-0079060] (Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama)
                      • mesaj [TUR10-0537920] (Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri) message [ENG31-06263820-n] (a communication (usually brief) that is written or spoken or signaled)
                        • telgraf [TUR10-0761260] (Bu araçla alınan haber)
                        • telegram [ENG31-06635216-n] (a message transmitted by telegraph)
                  • düzen açıklaması [TUR10-0232160] (Bir tiyatro eserinin metninde dekor, giysi vb. ile oyuncuların görünüşleri, davranışları üzerine yapılan açıklama)
                  • akılsallaştırma [TUR10-0018460] (Bilinç dışı olayların mantık ve akla dayalı olarak açıklanması)
                  • kabul [TUR10-0394580] (Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama)
                  • meşruhat [TUR10-0539110] (Bir maddenin açıklanması için yazılanlar; açıklamalar)
                  • irade beyanı [TUR10-0378310] (Bir sonuca yönelmiş irade açıklaması)
                  • fetva verme [TUR10-0362000] (Herhangi bir işlemin veya eylemin din kurallarına uygun olup olmadığı konusunda konuyla ilgili bilim adamlarınca açıklama yapılmak işi)
                  • ifşaat [TUR10-0361990] (Gizli bir şeyi ortaya çıkarmak için yapılan açıklamalar)
                • mantık [TUR10-0524890] (Doğru düşünme sanatı ve bilimi) reasoning [ENG31-05780353-n] (thinking that is coherent and logical)
                  • argüman [TUR10-0044220] (Tez, iddia, sav) argumentation [ENG31-05781046-n] (a course of reasoning aimed at demonstrating a truth or falsehood)
                    • ekonomi politikası [TUR10-1221320] (Ekonomi alanında belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü) economic policy [ENG31-06669486-n] (a government policy for maintaining economic growth and tax revenues)
                      • korumacı [TUR10-0882460] (Kanunlarla bir dala destek olan kurum, kuruluş veya düzen) protectionism [ENG31-06671531-n] (the policy of imposing duties or quotas on imports in order to protect home industries from overseas competition)
                        • kota [TUR10-0478190] (Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste)
                        • quota [ENG31-06673141-n] (a limitation on imports)
                        • ambargo [TUR10-0032380] (Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak)
                        • embargo [ENG31-06673265-n] (a government order imposing a trade barrier)
                        • kısıt [TUR10-0454080] (Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması)
                        • kota [TUR10-0478210] (Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı)
                        • ambargo [TUR10-0032400] (Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme) embargo [ENG31-06673265-n] (a government order imposing a trade barrier)
                          • ekonomik ambargo [TUR10-0239480] (Cezalandırmak amacıyla bir ülkeye ekonomik alanda yaptırım uygulama)
                          • askeri ambargo [TUR10-0050130] (Bir ülkeyi cezalandırmak amacıyla askerî alanda yaptırım uygulama)
                          • siyasi ambargo [TUR10-0697690] (Bir ülkeyi cezalandırmak amacıyla siyasi alanda yaptırım uygulama)
                      • perestroika [TUR10-1244080] (An economic policy adopted in the former Soviet Union)
                      • perestroika [ENG31-06671290-n] (an economic policy adopted in the former Soviet Union)
                      • taban [TUR10-0735570] (Değerlendirmede en alt derece)
                      • floor [ENG31-06670863-n] (a lower limit)
                      • taban [TUR10-0735590] (Temel; temel ilke; baz)
                      • floor [ENG31-06670863-n] (a lower limit)
                    • açıklık politikası [TUR10-0005080] (Siyasette açık, şeffaf olma)
                    • glasnost [ENG31-06672142-n] (a policy of the Soviet government allowing freer discussion of social problems)
                  • öngörü [TUR10-0603640] (Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma)
                  • foresight [ENG31-04900367-n] (providence by virtue of planning prudently for the future)
                • soyut düşünce [TUR10-1218930] (Soyutlama ile elde edilmiş düşünce) reasoning [ENG31-05780353-n] (thinking that is coherent and logical)
                  • çıkarım [TUR10-0382400] (Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarına, yanlışlıklarına varma) inference [ENG31-05782611-n] (the reasoning involved in drawing a conclusion or making a logical judgment on the basis of circumstantial evidence and prior conclusions rather than on the basis of direct observation)
                    • entimem [TUR10-0248750] (Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım)
                    • sorit [TUR10-0703370] (Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım)
                    • genelleştirme [TUR10-0742770] (Tek tek veya özel durumlardan genel bir yasanın, önermenin çıkarılması)
                • problem çözme [TUR10-1218950] (Problem çözmek işi) problem solving [ENG31-05804758-n] (the thought processes involved in solving a problem)
                  • hesap [TUR10-0339850] (Matematiksel işlem) calculation [ENG31-05810193-n] (problem solving that involves numbers or quantities)
                    • integral [TUR10-0376850] (Türevi bilinen fonksiyon)
                    • integral [ENG31-06024854-n] (the result of a mathematical integration)
                    • zihin hesabı [TUR10-0875740] (Matematik işlemlerinin doğrudan doğruya akıldan yapıldığı hesap)
                    • parmak hesabı [TUR10-0616030] (Parmakları kullanarak yapılan hesap)
                    • ebcet hesabı [TUR10-0233210] (Ebcet düzeninden yararlanarak bir kelimeyi rakama çevirme)
                    • ebcet hesabı [TUR10-0233220] (Kelimelerle ve genellikle eski şairlerin yaptığı gibi dizelerle önemli bir olayın tarihini gösterme yöntemi)
                    • çömlek hesabı [TUR10-0174770] (Basit ve güvenilmez hesap)
                    • diferansiyel hesap [TUR10-0202930] (Değişkenlerin sonsuz küçük farklarındaki artma değerlerini bulmaya yarayan hesap)
                    • algoritma [TUR10-0027280] (Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre yapılan ve son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağlı bulunan her türlü hesap işlemi)
                    • yuvarlak hesap [TUR10-0864250] (Yaklaşık olarak bir bütün sayıya tamamlanabilen hesap)
                    • kareleme [TUR10-0419660] (Eş değer bir kare ile hesaplama)
                    • varyans [TUR10-1253870] (Olasılık kuramı ve istatistik bilim dallarında varyans bir rassal değişken, bir olasılık dağılımı veya örneklem için istatistiksel yayılımın, mümkün bütün değerlerin beklenen değer veya ortalamadan uzaklıklarının karelerinin ortalaması şeklinde bulunan bir ölçü)
                    • istimara [TUR10-0383240] (Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama)
                • muhakeme [TUR10-0553160] (Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama)
                • reasoning [ENG31-05780353-n] (thinking that is coherent and logical)
                • planlama [TUR10-0630850] (Planlamak işi) planning [ENG31-01146646-n] (an act of formulating a program for a definite course of action)
                  • programcılık [TUR10-0636330] (Program yapma veya hazırlama işi)
                  • scheduling [ENG31-01146868-n] (setting an order and time for planned events)
                  • takdim [TUR10-0739220] (Öne alma; önceye alma)
                • kuram [TUR10-0571950] (Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü) theory [ENG31-05998364-n] (a well-substantiated explanation of some aspect of the natural world)
                  • Lenincilik [TUR10-0509850] (Lenin'in düşüncelerine dayanan bir akım)
                  • yapısalcılık [TUR10-0709910] (Dilin tümüyle bir yapı özelliği gösterdiğini, terimlerin bu ilişkileri belirlediğini ileri süren dil bilimi öğretisi)
                  • structuralism [ENG31-06177868-n] (a sociological theory based on the premise that society comes before individuals)
                  • bilimsel teori [TUR10-1219610] (Bir olgunun, sürekli olarak doğrulanmış gözlem ve deneyler baz alınarak yapılan bir açıklaması) scientific theory [ENG31-06002729-n] (a theory that explains scientific observations)
                    • evrimcilik [TUR10-0260710] (Evrimi temel alan doğa bilimi ve felsefe öğretisi)
                    • theory of evolution [ENG31-06118834-n] ((biology) a scientific theory of the origin of species of plants and animals)
                    • izafiyet teorisi [TUR10-1219900] (Işığın yayılma hızının, kaynağın ve gözlemcinin devinimime bağlı olmadığı ve evrensel bir değişmez sayı olduğu varsayımına dayanan, özellikle Einstein'in geliştirdiği çağdaş kuram)
                    • relativity [ENG31-06116109-n] ((physics) the theory that space and time are relative concepts rather than absolute concepts)
                    • cazibe kanunu [TUR10-0133820] (Yer çekimini belirten kurallar bütünü)
                    • çelişmezlik ilkesi [TUR10-0158210] (Çelişik önermeleri özünde bulundurmayan ve yasaklayan kuram)
                    • çelişmezlik [TUR10-0158200] (İçinde çelişme yaratmayan kuram)
                  • liberalizm [TUR10-0510950] (Herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, hür düşünüşe bağlı dünya görüşü)
                  • liberalism [ENG31-06004479-n] (an economic theory advocating free competition and a self-regulating market)
                  • evren doğumu [TUR10-0480010] (Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram)
                  • değer kuramı [TUR10-0187680] (Değerlerin önem sıralarını ve bu arada en yüksek değeri araştırarak bir değer ölçüsü bildiren felsefe kuramı)
                  • belitlenebilirlik [TUR10-0092030] (Belitlenebilen kuram)
                  • mekanikleştiricilik [TUR10-0533000] (Makine-insan ikilemini model alan maddeci kuram)
                  • mutasyonizm [TUR10-0188460] (Bir canlı varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram)
                  • nazariyat [TUR10-0571930] (Kuramlar)
                  • ontolojizm [TUR10-0588650] (Tanrı bilgisinin insan için doğal olduğunu ileri süren kuram)
                  • ön oluş [TUR10-0603930] (Varlığın yoktan oluşmadığını, tohum durumunda, son derece küçük ve tam olarak önceden var olduğunu, sonradan büyüyüp geliştiğini ileri süren teori)
                  • geştalt [TUR10-1249290] (Bilişsel süreçler içerisinde özellikle "algı" ve "algısal örgütlenme" konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisi)
                  • Güneş Dil Teorisi [TUR10-0315750] (Dilin türeyişi felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisi alanında Atatürk döneminde ortaya atılan bir kuram)
                • teemmül [TUR10-0756160] (Bir işi ayrıntılarıyla düşünme, düşünüp taşınma)
                • duygusal düşünme [TUR10-0227280] (Bilgiye dayalı düşünmenin karşısında, duygusal yaşamdan çıkan ve onunla belirlenen düşünme)
                • bilinç akışı [TUR10-0103730] (Düşüncelerin arka arkaya birbirini izlemesi)
                • nefis muhasebesi [TUR10-0573380] (İnsanın isteklerini, hırslarını ve yaptıklarını gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdanının süzgecinden geçirip bir değerlendirme yapması)
                • düşünce [TUR10-0230810] (Dış dünyanın insan zihnine yansıması)
                • öngörme [TUR10-0197210] (Aklından geçirme; göz önünde tutma)
                • genelleme [TUR10-0742780] (Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş)
                • genelleyicilik [TUR10-0291650] (Genelleme işini yapma)
              • eklektizm [TUR10-0672640] (Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi)
              • eclecticism [ENG31-05796718-n] (making decisions on the basis of what seems best instead of following some single doctrine or style)
              • muhakeme [TUR10-0800010] (Akıl süzgecinden geçirme) reason [ENG31-05659525-n] (the capacity for rational thought or inference or discrimination)
                • gerileme [TUR10-0293980] (Sonuçlardan ilkelere, etkilerden sebeplere ve birleşiklerden yalınçlara doğru usa vurma işlemi)
                • tümevarım [TUR10-0247290] (Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem)
                • generalization [ENG31-05782412-n] (reasoning from detailed facts to general principles)
                • tümdengelim [TUR10-0186900] (Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu) deduction [ENG31-05782126-n] (reasoning from the general to the particular (or from cause to effect))
                  • tasım [TUR10-0457230] (Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir çıkarım yolu) syllogism [ENG31-05787113-n] (deductive reasoning in which a conclusion is derived from two premises)
                    • epikerem [TUR10-0249110] (Önertilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla birlikte ileri sürülen tasım)
                    • astasım [TUR10-0051550] (Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım)
                    • ön tasım [TUR10-0604160] (Vargısı başka bir tasımda küçük veya büyük önerme durumunda olan tasım)
              • yeğleme [TUR10-0635110] (Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma) predilection [ENG31-06210079-n] (a predisposition in favor of something)
                • kendine göre [TUR10-1218940] (Bir kimsenin kendisine uygun olarak)
                • way [ENG31-05799772-n] (doing as one pleases or chooses)
              • seçenek [TUR10-0672260] (Birinin yerine seçebilecek bir başka yol, yöntem, tutum, alternatif)
              • option [ENG31-05798949-n] (one of a number of things from which only one can be chosen)
              • kavrayış [TUR10-0431080] (Bir algının doğrudan doğruya kavranması) understanding [ENG31-05813483-n] (the cognitive condition of someone who understands)
                • takdir [TUR10-0739290] (Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama)
                • appreciation [ENG31-05814631-n] (understanding of the nature or meaning or quality or magnitude of something)
                • anlama [TUR10-0196730] ((Bilgiyi) idrak etme) realization [ENG31-05815548-n] (coming to understand something clearly and distinctly)
                  • el yordamı [TUR10-0244880] (Elin duyumu ve yardımı ile varlıkları algılama)
                  • fıkıh [TUR10-0270210] (Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme)
                  • yakin [TUR10-0827180] (Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme)
                  • bilme [TUR10-0104470] (Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma)
                  • görü [TUR10-0305950] (Dolaysız kavrama, birden kavrama)
                  • yanlış anlama [TUR10-1219370] (Bir soru ya da sınavda yanıtlayıcının kişisel deneyim, bilgi ve ilgi alanı dışında kalan, özel anlamlı, uygun bağlam ve biçimde kullanılmayan sözcük, terim, deyim ve anlatımların beklenenden değişik anlaşılması) misconception [ENG31-05902260-n] (an incorrect conception)
                    • hata [TUR10-0331590] (Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu) mistake [ENG31-00071785-n] (a wrong action attributable to bad judgment or ignorance or inattention)
                      • ofsayt [TUR10-0582790] (Futbolda hücuma geçen takımın en az bir oyuncusunun topla oynandığı anda rakip takımın kale çizgisine, o takımın en yakın oyuncusundan daha yakın bulunması durumu)
                      • offside [ENG31-00075144-n] ((sport) the mistake of occupying an illegal position on the playing field (in football, soccer, ice hockey, field hockey, etc.))
                      • falso [TUR10-0263930] (Yanlış davranış)
                      • blunder [ENG31-00075610-n] (an embarrassing mistake)
                      • endirekt atış [TUR10-1020990] (Kurala aykırı ancak kasıtlı olmayan bir davranış dolayısıyla topun doğrudan doğruya kaleye vurulamadığı, iki vuruşlu bir ceza türü)
                      • ayak hatası [TUR10-0947220] (Hentbolda top sürerken veya taç atışında yanlış adım atmak)
                      • yazım yanlışı [TUR10-0371490] (Yazıda yapılan yanlış)
                      • galat [TUR10-0282050] (Yanlış kelime veya söz)
                      • yaygın yanlış [TUR10-0282080] (Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim)
                    • kuruntu [TUR10-0495340] (Yanlış ve yersiz düşünce, evham)
                    • illusion [ENG31-05904666-n] (something many people believe that is false)
                • tam algı [TUR10-0742360] (Bir tasarın veya algı içeriğinin bilinçli olarak kavranması)
                • tefehhüm [TUR10-0756360] (Anlama)
                • teşhis [TUR10-0770340] (Kim ve ne olduğunu anlama; tanıma; seçme)
                • bilme [TUR10-0104480] (Bilgi edinmenin gaye ve sonucu)
              • okuma [TUR10-0584260] (Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek eylemi) reading [ENG31-05816802-n] (the cognitive process of understanding a written linguistic message)
                • sesli okuma [TUR10-0681270] (Yüksek sesle okuma işi veya biçimi)
                • sessiz okuma [TUR10-0681460] (Yüksek sesle değil, içinden okuma)
                • tecvit [TUR10-0755490] (Kelimelerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması)
                • kıraat [TUR10-0449840] (Kuran'ın belli kural ve işaretlere göre okunması)
                • tilavet [TUR10-0776870] (Kuran'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma)
                • hatim [TUR10-0331970] (Kuran'ın tamamını okuma)
                • inşat [TUR10-0376720] (Bir şiiri, bir edebiyat eserini topluluk önünde, yüksek sesle ve gerektiği biçimde okuma)
                • inşat [TUR10-0376710] (Şiir okuma, şiir söyleme)
                • imale [TUR10-0370780] (Kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma)
                • mukabele [TUR10-0554590] (Karşılıklı yapılan okuma)
              • okunuş [TUR10-0584550] (Okunma işi veya biçimi)
              • reading [ENG31-05816802-n] (the cognitive process of understanding a written linguistic message)
              • hamallık [TUR10-0324460] (Zihni gereksiz bilgilerle doldurma)
          • bilişsel faktör [TUR10-1218820] (Kognitif etmen) cognitive factor [ENG31-05694286-n] (something immaterial (as a circumstance or influence) that contributes to producing a result)
            • sıkıntı [TUR10-0685980] (Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk)
            • trouble [ENG31-05695143-n] (a source of difficulty)
            • sorun [TUR10-0703660] (Sıkıntı veren durum; dert) trouble [ENG31-05695143-n] (a source of difficulty)
              • çıban ağırşağı [TUR10-0162210] (Ağır sonuçlar doğurabilecek durum veya sorun)
              • madde [TUR10-0516050] (İleri sürülen sorun)
              • ara nağme [TUR10-0042720] (Sık sık söylenen söz veya açılan sorun)
              • yılan hikayesi [TUR10-0854400] (Uzayıp giden, bir türlü sonuca bağlanamayan sorun)
              • beslenme sorunu [TUR10-0095710] (Eğitim yetersizliği, ekonomik güçlükler, gıda üretimi ve dağıtımı, teknolojisindeki düzensizlikler sebebiyle ortaya çıkan olumsuz durum)
              • mesail [TUR10-0537900] (Sorunlar)
              • ifsat [TUR10-0361960] (Düzeni bozma, karışıklık çıkarma)
            • engelleme [TUR10-0581700] (Siyasi kuruluşlar ve benzerinde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılan girişimler)
            • obstacle [ENG31-05698074-n] (something immaterial that stands in the way and must be circumvented or surmounted)
            • temel taşı [TUR10-0762970] (Bir şeye temel olan öge veya kişi; dayanak; esas)
            • anchor [ENG31-05702197-n] (a central cohesive source of support and stability)
            • yem [TUR10-0586250] (Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey)
            • plant [ENG31-05914674-n] (something planted secretly for discovery by another)
          • yeteneksizlik [TUR10-0394030] (Bir şeyi anlama veya yapabilme niteliğinin olmaması durumu) inability [ENG31-05652767-n] (lack of ability (especially mental ability) to do something)
            • gerilik [TUR10-0294120] (İdrak etme yeteneğinde veya okul başarılarında yaşına göre geri kalma durumu) retardation [ENG31-05654063-n] (lack of normal development of intellectual capacities)
              • geri zekalılık [TUR10-0294570] (Geri zekâlı olma durumu)
              • imbecility [ENG31-05654860-n] (retardation more severe than a moron but not as severe as an idiot)
            • aciz [TUR10-0003540] (Becerisi olmama veya usta olmama durumu)
            • unskillfulness [ENG31-05656092-n] (a lack of cognitive skill)
          • kelime hazinesi [TUR10-0439270] (Bir dildeki sözlerin bütünü) vocabulary [ENG31-05659087-n] (a language user's knowledge of words)
            • dil [TUR10-0204780] (Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi)
          • adet [TUR10-0008340] (Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü) custom [ENG31-05675248-n] (a specific practice of long standing)
            • alışkanlık [TUR10-0028120] (Bir şeye alışmış olma durumu, huy) habit [ENG31-05676878-n] (an established custom)
              • âdet [TUR10-0304950] (Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı)
              • custom [ENG31-00414252-n] (accepted or habitual practice)
              • huy [TUR10-0350520] (İçgüdü durumunu almış alışkanlık)
                • abartıcılık [TUR10-0000470] (Abartmayı huy edinme durumu)
                • takmazlık [TUR10-0740780] (Dikkate veya ciddiye almama; umursamama)
                • çene [TUR10-0158990] (Çok konuşma huyu; gevezelik)
                • alaca [TUR10-0023260] (Kötü huy)
                • ahlak [TUR10-0015640] (İyi nitelikler, güzel huylar)
                • işkillilik [TUR10-0385480] (Vesveselilik)
              • ağız alışkanlığı [TUR10-0013440] (Çok söylendiği için bir sözü sık sık kullanma durumu)
              • üretim güçleri [TUR10-0808670] (Bir toplumdaki insan ögesi, üretim araçları, üretim deneyleri ve alışkanlıklarının bütünü)
              • çapaçulculuk [TUR10-0150080] (Kılık kıyafete özen göstermeyişi âdet edinme)
              • çapaçulluk [TUR10-0150110] (Kılık kıyafete özen göstermeyiş)
              • palavracılık [TUR10-0611450] (Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber söyleme alışkanlığı)
          • protokol [TUR10-0637020] (Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge)
          • protocol [ENG31-05676759-n] (code of correct conduct)
          • yedek [TUR10-0845420] (Bir şeyin gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan eşi, benzeri) substitute [ENG31-05704390-n] (a person or thing that takes or can take the place of another)
            • halef [TUR10-0043760] (Birinin ardından gelip onun makamına, yerine geçen kimse)
            • successor [ENG31-05704768-n] (a thing or person that immediately replaces something or someone)
          • zihinsel eylem [TUR10-1218840] (Zihin ile ilgili, zihnî eylem)
          • process [ENG31-05709328-n] ((psychology) the performance of some composite cognitive activity)
          • yapı [TUR10-0833250] (Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge) structure [ENG31-04939142-n] (the manner of construction of something and the arrangement of its parts)
            • doku [TUR10-0214930] (Bir bütünün yapısı ve özelliği)
            • framework [ENG31-04940540-n] (the underlying structure)
            • organizasyon [TUR10-0590280] (Devlet, idare, toplum ve benzerinin düzenleniş biçimi) arrangement [ENG31-05734541-n] (an organized structure for arranging or classifying)
              • takvim [TUR10-0741460] (Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem) calendar [ENG31-15198526-n] (a system of timekeeping that defines the beginning and length and divisions of the year)
                • ay takvimi [TUR10-0064050] (Ayın gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim) lunar calendar [ENG31-15203464-n] (a calendar based on lunar cycles)
                  • hicri takvim [TUR10-0343450] (Hicreti başlangıç olarak alan takvim)
                  • Islamic calendar [ENG31-15203888-n] (the lunar calendar used by Muslims)
                • güneş takvimi [TUR10-0316020] (Güneşin görünürdeki günlük ve yıllık hareketine göre düzenlenen takvim) solar calendar [ENG31-15203741-n] (a calendar based on solar cycles)
                  • miladi takvim [TUR10-0545210] (Hazreti İsa'nın doğumunu başlangıç olarak alan takvim)
                  • Gregorian calendar [ENG31-15199265-n] (the solar calendar now in general use, introduced by Gregory XIII in 1582 to correct an error in the Julian calendar by suppressing 10 days, making Oct 5 be called Oct 15, and providing that only centenary years divisible by 400 should be leap years)
                  • ay gün takvimi [TUR10-0061090] (Güneşin görünen hareketlerine göre düzenlenmiş olan takvim)
                • Yahudi takvimi [TUR10-0825700] (Yahudilerin kullandığı takvim)
                • Rumi takvim [TUR10-0650430] (Osmanlı Devleti'nde 1678'den sonra maliye işlemlerinde kullanılan miladi takvimden on üç gün geri olan bir güneş takvimi)
              • takvim [TUR10-0741470] (Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter) calendar [ENG31-15198526-n] (a system of timekeeping that defines the beginning and length and divisions of the year)
                • cep takvimi [TUR10-0136500] (Cepte taşınabilecek küçük boy takvim)
                • duvar takvimi [TUR10-0226780] (Duvara asılan, günlük veya aylık durumu ayrı kâğıtlarla gösteren takvim)
                • masa takvimi [TUR10-0527560] (Masa üzerine konan özel olarak yapılmış bir tür takvim)
            • örüntü [TUR10-0606140] (Nesnelerin belli bir düzen içinde yerleştirilmesi)
            • koordinat sistemi [TUR10-1218870] (Nesnelerin konumlarını ifade etmek için kullanılan bir adresleme metodu)
            • coordinate system [ENG31-05735969-n] (a system that uses coordinates to establish position)
            • toplum yapısı [TUR10-0782240] (Sosyal hayattaki irili ufaklı pek çok sayıda sosyal grubun meydana getirdiği yapı)
            • derz [TUR10-0197800] (Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı)
            • dokuma [TUR10-0215020] (Yapı, oluşum)
          • bilgi [TUR10-0103030] (Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam) information [ENG31-05824413-n] (knowledge acquired through study or experience or instruction)
            • ölçüm [TUR10-0601010] (Ölçülerek elde edilen sonuç) reading [ENG31-05824916-n] (a datum about some physical state that is presented to a user by a meter or similar instrument)
              • uzunluk [TUR10-0805680] (İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü)
                • metraj [TUR10-0540100] (Metre olarak uzunluk)
                • dekametrelik [TUR10-0999170] (Belli bir dekametre uzunluğunda olan)
                • desimetrelik [TUR10-1003640] (Belli bir desimetre uzunluğunda olan)
              • biyometri [TUR10-1256430] (Yaşayan organizmaların ölçümlerine verilen genel isim)
              • gaz ölçümü [TUR10-0285800] (Gazların hacim, yoğunluk vb. niteliklerinin ölçülmesi)
              • radyometri [TUR10-0640810] (Işıma şiddetinin ölçümü)
              • psikometri [TUR10-0637430] (Ruhsal süreçlerin ölçülmesinde kullanılan, araçları ve yöntemleri gerektiren bir ruh bilimi dalı)
              • polarimetri [TUR10-0631970] (Polarma sisteminde etkin maddelerden geçerken oluşan dönmenin ölçülmesi)
              • ısı ölçümü [TUR10-0405420] (Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı)
              • alan [TUR10-0024120] (Bir yerin veya bir şeyin yüzeyinin ölçülmesi sonucunda ortaya çıkan miktar) area [ENG31-05135784-n] (the extent of a 2-dimensional surface enclosed within a boundary)
                • dikdörtgensel bölge [TUR10-0203260] (Dikdörtgenin sınırladığı düzlemsel bölge)
                • alan hızı [TUR10-0024190] (Hareket eden bir cismi, duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı alan)
                • karesel bölge [TUR10-0419700] (Karenin sınırladığı düzlemsel bölge)
                • alan [TUR10-0024160] (Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü)
                • kapsama alanı [TUR10-0414520] (Telsiz ve cep telefonlarında konuşmanın yapılabileceği alan)
            • tanışıklık [TUR10-0551970] (Birbirini bilme) familiarity [ENG31-04803540-n] (usualness by virtue of being familiar or well known)
              • hususiyet [TUR10-0350420] (İleri derecede tanışıklık; ahbaplık; yakınlık)
            • istisna [TUR10-0063290] (Genelden ayrı, kural dışı olma)
            • exception [ENG31-05829606-n] (an instance that does not conform to a rule or generalization)
            • istisna [TUR10-0383680] (Ayrı tutulan kimse veya şey)
            • exception [ENG31-05829606-n] (an instance that does not conform to a rule or generalization)
            • emsal [TUR10-0246460] (Benzer)
            • precedent [ENG31-05829846-n] (an example that is used to justify similar occurrences at a later time)
            • örnek [TUR10-0605160] (Bir bütünün niteliğini anlatmak için bütünden ayrılıp verilen parça)
            • specimen [ENG31-05830599-n] (an example regarded as typical of its class)
            • uyaran [TUR10-0801520] (Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç; uyarıcı) stimulation [ENG31-05836008-n] (any stimulating information or event)
              • olumsuz uyaran [TUR10-1219000] (İstenmeyen sonuçlar doğuran uyaran) negative stimulus [ENG31-05837804-n] (a stimulus with undesirable consequences)
                • başağrısı [TUR10-0080810] (Sürekli sıkıntı yaratan durum veya kimse) concern [ENG31-05840588-n] (something or someone that causes anxiety)
                  • külfet [TUR10-0501200] (Sıkıntı; zorluk)
                  • burden [ENG31-05841069-n] (an onerous or difficult concern)
                  • yük [TUR10-0864770] (Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev) burden [ENG31-05841069-n] (an onerous or difficult concern)
                    • ev gailesi [TUR10-0259590] (Evin maddi ve manevi yükü)
                  • yük [TUR10-0864780] (Tedirginlik veren şey; engel)
                  • burden [ENG31-05841069-n] (an onerous or difficult concern)
                • bela [TUR10-0090160] (Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse) annoyance [ENG31-05838383-n] (something or someone that causes trouble)
                  • şergil [TUR10-0728830] (Askıntı; baş belası)
              • keyif [TUR10-0446790] (Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum) kick [ENG31-05835833-n] (the sudden stimulation provided by strong drink (or certain drugs))
                • dalga [TUR10-0180100] (Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu)
            • norm [TUR10-0232550] (Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke veya kanuna uygun durum)
            • norm [ENG31-13876685-n] (a standard or model or pattern regarded as typical)
            • korelasyon katsayısı [TUR10-1219720] (Her ikisi de nicel olan herhangi bir x tesadüfi değişkeni ile y tesadüfi değişkeni arasındaki bağıntının yönünü ve derecesini gösteren bir ölçü, r)
            • correlation coefficient [ENG31-06041776-n] (a statistic representing how closely two variables co-vary)
            • yaklaşık bilgi [TUR10-0827210] (Bilimsel bakımdan geçerli sayılabilecek kadar açık ve nesnel olan, fakat bilim geliştikçe yeniden gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi gerekecek olan bilgi)
          • ön yargı [TUR10-0625120] (Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı) bias [ENG31-06211643-n] (a partiality that prevents objective consideration of an issue or situation)
            • tabu [TUR10-0736660] (Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç)
            • taboo [ENG31-05959101-n] (a prejudice (especially in Polynesia and other South Pacific islands) that prohibits the use or mention of something because of its sacred nature)
          • zihniyet [TUR10-0038260] (Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi)
          • mentality [ENG31-06205574-n] (a habitual or characteristic mental attitude that determines how you will interpret and respond to situations)
          • düşünüş [TUR10-0231340] (İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi) mentality [ENG31-06205574-n] (a habitual or characteristic mental attitude that determines how you will interpret and respond to situations)
            • fantezi [TUR10-0264290] (Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş)
          • mantalite [TUR10-0524490] (Düşünme yapısı; akıl gücü)
          • mentality [ENG31-06205574-n] (a habitual or characteristic mental attitude that determines how you will interpret and respond to situations)
          • mentalite [TUR10-1220190] (Düşünme yolu; düşünüş biçimi)
          • mentality [ENG31-06205574-n] (a habitual or characteristic mental attitude that determines how you will interpret and respond to situations)
          • eğilim [TUR10-0236240] (Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme) leaning [ENG31-07514352-n] (an inclination to do something)
            • yön [TUR10-0860650] (Bir yere gitmek için izlenen yol) direction [ENG31-06206950-n] (a general course along which something has a tendency to develop)
              • akış [TUR10-0018840] (Geçip gitme, sürüp gitme)
              • tenor [ENG31-06207238-n] (a settled or prevailing or habitual course of a person's life)
              • kerteriz [TUR10-0442940] (Bir yerin pusula kertelerine göre bulunduğu yön)
            • akım [TUR10-0136690] (Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, tarz) drift [ENG31-06207399-n] (a general tendency to change (as of opinion))
              • fütürizm [TUR10-0280930] (İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı)
              • kübizm [TUR10-0499600] (Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı)
              • merkeziyetçilik [TUR10-0537120] (Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş)
              • Dadaizm [TUR10-0177310] (1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen edebi akım)
              • transandantalizm [TUR10-0193210] (Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu)
              • yönelme [TUR10-0860790] (Yönelmek işi)
              • gravitation [ENG31-06208048-n] (a figurative movement toward some attraction)
              • parnasizm [TUR10-0616220] (Sanat sanat içindir ilkesini benimseyen, genellikle şiirde kendini gösteren bir edebiyat akımı)
              • Âdemcilik [TUR10-0008170] (XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı)
              • fütürist [TUR10-0280920] (İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı yanlısı)
              • kabalacılık [TUR10-0393110] (Kabala yanlısı sanat akımı)
              • taşizm [TUR10-0750370] (Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı)
              • klerikalizm [TUR10-0464760] (Dinin ve din kurumlarının toplum hayatının çeşitli kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsal; ekonomik akım)
              • egzotizm [TUR10-0822900] (Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma)
              • ekol [TUR10-0162450] (Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım)
                • klasisizm [TUR10-0464660] (Eski Yunan, Roma sanatından, edebiyatından kaynaklanan, XVll. yüzyılda Fransa'dan yayılan sanat ve edebiyat çığırı)
                • humbarahane [TUR10-0349880] (Humbaracı yetiştirmek amacıyla 1739'da açılan ilk Türk askerî okullarından biri)
              • çiğ renkçilik [TUR10-0168090] (XX. yüzyılın başlangıcında ilk defa izlenimciliğin renklerini bırakıp gereğinden çok saf renkler kullanarak abartılmış tabiat biçimlerini gösteren resim anlayışı)
              • dışa vurumculuk [TUR10-0240260] (Olayların, varlıkların gerçekten olduğu gibi değil de sanatçının iç dünyasına göre anlatılması anlayışına dayanan sanat akımı)
              • ademcilik [TUR10-1256240] (XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı)
              • akademicilik [TUR10-0017000] (Resim veya heykel çalışmasında kurallara bağlılık)
              • radikalizm [TUR10-0481160] (Ele alınan konunun temel sebeplerine, köklerine kadar inen düşünce biçimi)
              • Türkçecilik [TUR10-0793880] (Türk dilini yabancı kurallardan ve kelimelerden arındırma akımı)
              • halkçılık [TUR10-0633180] (XX. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan, yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde duran bir edebiyat çığırı)
              • yeni gerçekçilik [TUR10-0849090] (Eşyanın gerçeğini ışık ve gölgeden yoksun keskin çizgilerle vermeyi amaç edinen resim anlayışı)
              • yeni izlenimcilik [TUR10-0849130] (İzlenimcilerin içgüdüye dayanarak yaptıkları, güneş ışığının parçalanmasını bilimsel yöntemli biçimde uygulayan, izlenimcilerin bozdukları yapısal kuruluşa yeniden önem veren, saf renkleri nokta nokta sürüp renk karışımını seyircinin gözünde oluşturmayı amaçlayan resim akımı)
              • yeni eleştiricilik [TUR10-0849070] (Kant sistemine göre eleştiriyi yeni boyutta değerlendiren akım)
              • yeni Eflatunculuk [TUR10-0849050] (İskenderiye'de milattan sonra III. yüzyılda ortaya çıkan ve VII. yüzyıla kadar okullarda okutulan felsefe öğretisi)
              • yeni dalga [TUR10-1182100] (Olaylarla sonuçları birbirine bağlarken daha özgür bir anlatım biçimini tercih eden sinema akımı)
              • barok [TUR10-0078250] (Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı)
              • Maoculuk [TUR10-0525680] (Mao Çe-Tung'un düşüncelerine dayanan Marksist akım)
              • bilgicilik [TUR10-0103050] (Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı)
              • Menşeviklik [TUR10-0535450] (Rus sosyalizmi içinde Bolşevikliğe karşıt olarak gelişen akım)
              • modernizm [TUR10-1100840] (Çağdaşlaşma akımı)
              • mutasyonizm [TUR10-0557530] (Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı)
              • neoklasisizm [TUR10-1105900] (Sembolizme karşı XX. yüzyılın başında ortaya çıkan klasik üslubu canlandırmaya yönelik edebî akım)
              • sebkihindi [TUR10-0672080] (XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi)
              • sendikacılık [TUR10-0676820] (Aynı meslekte çalışan kimselerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak, daha da geliştirmek amacıyla birlik olmayı amaçlayan akım)
                • sarı sendikacılık [TUR10-0666670] (İşverenden yana olarak çalışma)
              • sembolizm [TUR10-0675740] (Olayları yorumlamaya veya inançları anlatmaya yarayan semboller sistemi)
              • Osmanlıcılık [TUR10-0593170] (Osmanlılık düşüncesini benimseyen ve yayan düşünce akımı)
              • soyutçuluk [TUR10-0705160] (Soyutlamalara, somut gerçeklerinkine eşit değer verme, amaç olarak soyutu alan tutum)
              • Panislamizm [TUR10-0612480] (Bütün Müslümanları aynı yönetim altında toplama amacını güden politik akım)
              • goşizm [TUR10-0300680] (Solculuğun aşırı biçimi)
              • postmodernizm [TUR10-0634150] (XIX. yüzyıl sonu ile XX. yüzyıl başlarındaki modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı)
              • jakobenizm [TUR10-1252080] (İdeolojisini genel kitle ideolojisinden daha yeğ gören ve dikte yolu ile bu ideolojiyi kabullendirmeyi amaçlayan politik akım)
              • izlenimcilik [TUR10-0390440] (Sanatta, dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanarak sanat eserlerini yaratması)
              • insancılık [TUR10-0351600] (Eski Yunan ve Latin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan ve Orta Çağın skolastik düşünüşüne karşı XlV. yüzyılda doğan felsefe, bilim ve sanat görüşü)
              • romantizm [TUR10-0648750] (XVIII. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı)
              • Romanticism [ENG31-06164599-n] (a movement in literature and art during the late 18th and early 19th centuries that celebrated nature rather than civilization)
            • sempati [TUR10-0683890] (Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması) affection [ENG31-07560035-n] (a positive feeling of liking)
              • empati [TUR10-0246270] (Aynı duyguları paylaşma) empathy [ENG31-07570421-n] (understanding and entering into another's feelings)
                • eşdoyum [TUR10-1250860] (Empati)
            • iltimasçılık [TUR10-0370520] (Birine haksız yere kolaylıklar sağlama işi)
            • favoritism [ENG31-06209181-n] (an inclination to favor some person or group)
            • particilik [TUR10-0271400] (Bir partiden yana olma) partiality [ENG31-06210871-n] (an inclination to favor one group or view or opinion over alternatives)
              • ırkçılık [TUR10-1122720] (İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti) racism [ENG31-01157531-n] (discriminatory or abusive behavior towards members of another race)
                • ırk ayrımı [TUR10-0353610] (Bireylerin, toplumsal kümelerin veya toplumların ırk özelliklerinden dolayı eşit olmayan işlemler karşısında bırakılmaları, ayrı tutulmaları, dışlanmaları, sınırlandırılmaları veya üstün tutulmaları)
            • tarafsızlık [TUR10-0832810] (Herhangi bir konudaki farklı görüşleri eşit olarak değerlendirme) impartiality [ENG31-06212421-n] (an inclination to weigh both views or opinions equally)
              • adaletlilik [TUR10-0007140] (Adaletli olma durumu)
              • fairness [ENG31-06212765-n] (ability to make judgments free from discrimination or dishonesty)
            • duygululuk [TUR10-0227220] (Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi)
            • toplumsal değişme [TUR10-0782100] (Toplumun siyasal, sosyal ve ekonomik gelişme ve değişmelere paralel olarak gösterdiği eğilim)
            • kafatasçılık [TUR10-0397970] (İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş)
            • aşırıcılık [TUR10-0053370] (Beklenenin üstünde aşırı davranma eğilimi)
            • Batılılaşma [TUR10-0283900] (Düşünce, çalışma, görüş ve anlayışta özellikle Avrupa ülkelerinin izledikleri temel ilkeleri benimsemiş olmak işi)
            • benimseme [TUR10-0093090] (Bir şeyi kendine mal etmek işi)
              • Batılılık [TUR10-0283940] (Batı uygarlığını benimseme)
              • benimseyiş [TUR10-0093160] (Benimseme işi veya durumu)
              • ön kabul [TUR10-1114060] (Bir düşünceyi derinlemesine incelemeden, fazla üzerinde durmadan benimseme)
            • karşıtlık [TUR10-0423660] (Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi)
            • kurumlaşma [TUR10-0495170] (Özellikle politik ve ekonomik alanlarda denetim örgütlerinin, kurumların çoğaltılması eğilimi)
            • toplum bilimcilik [TUR10-0781830] (İnsan hayatındaki bütün olayları yalnızca toplumsal yapı ve kuruluş biçimleriyle açıklama eğilimi)
            • devletçilik [TUR10-0200230] (Genellikle devleti töre, kültür, hukuk ve benzerinin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi)
            • duygulanım [TUR10-0227140] (Tutkudan daha düzenli, ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim)
            • inanırlık [TUR10-0372640] (İnanma eğilimi)
          • hoşgörüsüzlük [TUR10-0348640] (Farklı fikir ve inançlara saygı duymama) intolerance [ENG31-06214889-n] (unwillingness to recognize and respect differences in opinions or beliefs)
            • fanatizm [TUR10-0264110] (Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık) fanaticism [ENG31-06216069-n] (excessive intolerance of opposing views)
              • püritenlik [TUR10-0639120] (Ahlaki, siyasi vb. konularda katı taassup)
            • fanatiklik [TUR10-1220200] (Karşıt görüşlere tahammülsüzlüğün aşırıya varmış hali)
            • fanaticism [ENG31-06216069-n] (excessive intolerance of opposing views)
            • dogmacılık [TUR10-0372360] (Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış)
            • bigotry [ENG31-06215945-n] (the intolerance and prejudice of a bigot)
            • gayretkeşlik [TUR10-0284590] (Gayretkeş olma durumu)
            • fanaticism [ENG31-06216069-n] (excessive intolerance of opposing views)
          • yönelim [TUR10-0860760] (Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlar karşısında belirlediği tutum) orientation [ENG31-06217756-n] (an integrated set of attitudes and beliefs)
            • anlayış [TUR10-0038290] (Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet) position [ENG31-06218486-n] (a way of regarding situations or topics etc.)
              • açı [TUR10-0003910] (Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi) point of view [ENG31-06220098-n] (a mental position from which things are viewed)
                • geniş görüşlülük [TUR10-0292030] (Konuları çok yönlü değerlendirme işi veya biçimi)
                • psikolojizm [TUR10-0637420] (Özellikle din, sanat, ahlak vb. olayları tek yanlı olarak yalnızca ruh bilimsel açıdan inceleme ve açıklama)
              • korumacılık [TUR10-0476780] (Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş)
              • köktencilik [TUR10-0481170] (Yaşama biçimlerini, yaşama ilişkilerini eleştirip kökten değiştirme eğiliminde sonuna kadar giden görüş)
              • Darvincilik [TUR10-0184580] (Darwin'ce geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini ileri süren görüş)
              • ormancılık [TUR10-0590810] (Ormana değer verme anlayışı)
              • konstrüktivizm [TUR10-0492700] (Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış)
              • spiritüalizm [TUR10-0777160] (Evrenin gerçeğinin manevi nitelikte olduğunu, insan ve öteki varlıkların hepsinin fiziksel yapıdan ayrı ve bağımsız bir ruhsal yapısı bulunduğunu ileri süren görüş)
              • toplumcu gerçekçilik [TUR10-0781890] (Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleme)
              • toplummerkezcilik [TUR10-0781940] (İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü)
              • loncacılık [TUR10-0513810] (Lonca kuruluşlarına dayanan ekonomi ve devlet anlayışı)
              • uzak görüş [TUR10-0804110] (İleride olabilecekleri düşünme ve sezme)
              • ümmetçilik [TUR10-0807750] (Bir İslam topluluğu olarak kalmak amacını güdenlerin görüşü)
              • yermerkezcilik [TUR10-0851170] (Yer yuvarlağını evrenin merkezi sayanların görüşü)
              • Yaradancılık [TUR10-0835260] (Tanrı'ya inanmakla birlikte, belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen, Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra onu, kendi yasasına göre işlemek üzere kendi başına bıraktığını öne süren öğreti)
              • bakış tarzı [TUR10-0953400] (Algılama ve değerlendirme biçimi)
              • yapıntıcılık [TUR10-0833820] (Duyumlar yoluyla gösterilemeyen ve gösterilmeyen her şeyin birer yapıntı olduğunu, ancak bu yapıntıların, gerçek olmasalar da düşünme ve yaşamada gerekli olduğunu öne süren görüş)
              • yad gerekircilik [TUR10-0373850] (Belirlenmezcilik)
              • batılılaşmacı [TUR10-0959660] (Batılılaşmak yanlısı olan (kişi, görüş))
              • varlık birliği [TUR10-0814640] (Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü)
              • belirlenmezcilik [TUR10-0091490] (İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş)
              • belirlenmezcilik [TUR10-0091480] (Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş)
              • bencilik [TUR10-0092710] (Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış)
              • biyopsikoseksüel [TUR10-1249150] (Beyin ve periferal organların bir kompleks olarak birleşmesi ve karşılıklı olarak ilişki içinde olmaları ve fiziksel uyarılara olduğu gibi sosyal değişikliklere de duyarlı oldukları temeline dayanan bir görüş)
              • militarizm [TUR10-0545540] (Bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması)
              • militarizm [TUR10-0545550] (Bütün yurt sorunlarının yalnız ordu gücüyle çözülebileceğini savunan görüş)
              • nüdizm [TUR10-0580830] (Her yerde çıplak gezmeyi savunan bir anlayış)
              • dirim bilimcilik [TUR10-0209080] (Gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca dirim bilimsel açıdan inceleyen, organik yaşamın kavramlarını öteki gerçeklik alanlarına da uygulayan görüş)
              • oluşumculuk [TUR10-0586990] (İnsanın ruh dünyasında oluşan ve gelişen bir durumun yaşla geliştiğini ileri süren görüş)
              • ortanın sağı [TUR10-0592490] (Ilımlı siyasi görüşe göre, sosyal alanla ilgili sosyal yapıyı koruma veya olduğu gibi sürdürme eğiliminde bulunan partilerin benimsedikleri görüş)
              • ortanın solu [TUR10-0592500] (Ilımlı siyasi görüşe göre, sosyal alanla ilgili köklü değişimleri gerçekleştirmek çabasında bulunan partilerin benimsedikleri görüş)
              • doktrinci [TUR10-0214900] (Doktrinle ilgili kimse veya görüş)
              • finalizm [TUR10-0274460] (Her şeyin bir erekle belirlendiği, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş)
              • sosyolojizm [TUR10-0704450] (Bütün sosyal bilimleri yalnız sosyolojinin bir dalı olarak sayan ve bunların sadece sosyolojik metotlarla açıklanabileceğini söyleyen görüşün adı)
              • spontaneizm [TUR10-0708180] (Kendiliğindencilik)
              • genel görüşlülük [TUR10-0291450] (Genel görüşe sahip olma, görüşü geniş olma)
              • gestalt [TUR10-0294720] (Psikolojik olayların bir bütün veya biçim olduğunu savunan görüş)
              • Panislamcılık [TUR10-0612470] (Panislamizm akımını benimseme)
              • ruh bilimcilik [TUR10-0649780] (Ruh bilimini bütün bilimlerin ve felsefenin temeli yapma eğilimi)
              • görecilik [TUR10-1251340] (Göreci olma durumu)
              • revizyonculuk [TUR10-0647030] (Bir öğretinin, bir anayasanın, bir antlaşmanın ana temellerini tartışma konusu yapanların tutumu)
              • iş [TUR10-0384110] (Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış)
              • insanmerkezcilik [TUR10-0376200] (İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti)
              • inancılık [TUR10-0372430] (Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını, ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı)
              • her yerdelik [TUR10-0339770] (Tanrı'nın her yerde ve her zaman bulunduğuna inanan din ve fizik ötesi görüş)
              • hesap [TUR10-0339900] (Tutum; durum; anlayış)
            • ideoloji [TUR10-0361300] (Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü) political orientation [ENG31-06222574-n] (an orientation that characterizes the thinking of a group or nation)
              • sosyal demokrasi [TUR10-0704050] (Sosyal alanda emekçi toplum kesimlerinin çıkarlarının korunması ve üretimi artırmak yanında hakça bölüşümü de ön planda tutan sosyal ve siyasi akım)
              • social democracy [ENG31-06227255-n] (the belief in a gradual transition from capitalism to socialism by democratic means)
              • anarşizm [TUR10-0083930] (Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti)
              • anarchism [ENG31-06223643-n] (a political theory favoring the abolition of governments)
              • radikalizm [TUR10-0481180] (Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğreti)
              • radicalism [ENG31-06229820-n] (the political orientation of those who favor revolutionary change in government and society)
              • muhafazakarlık [TUR10-0553060] (Özellikle siyasal ve toplumsal düzeni olduğu gibi sürdürme görüşü, tutumu, anlayışı) conservatism [ENG31-06225913-n] (a political or theological orientation advocating the preservation of the best in society and opposing radical changes)
                • ticanilik [TUR10-0776310] (Yobazlık, aşırı gericilik)
              • köktencilik [TUR10-0640250] (Bilimde, dinde, siyasette kökten yenilikler yapma eğilimi)
              • radicalism [ENG31-06229820-n] (the political orientation of those who favor revolutionary change in government and society)
              • seçkincilik [TUR10-0672540] (Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan kimselerden yana olma durumu)
              • elitism [ENG31-06227594-n] (the attitude that society should be governed by an elite group of individuals)
              • sosyalizm [TUR10-1139790] (Toplumsal refahı devlet inisiyatifinin getireceğini savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, hür teşebbüsü devletin ve sendikaların baskısı altında tutmaya çalışan, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran siyasi öğreti) socialism [ENG31-06230561-n] (a political theory advocating state ownership of industry)
                • Troçkicilik [TUR10-0786730] (Troçki'nin düşüncelerine dayanan sosyalist akım)
              • totaliterlik [TUR10-1220210] (Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu, bütün yetkilerin bir elde veya küçük bir yönetici grubunun elinde toplandığı demokratik olmayan rejim veya kuram)
              • absolutism [ENG31-06223441-n] (the principle of complete and unrestricted power in government)
              • emperyalizm [TUR10-0842930] (Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi)
              • imperialism [ENG31-06674141-n] (a policy of extending your rule over foreign countries)
              • teknokrasi [TUR10-0759380] (Devlet yönetiminde son sözün yönetim ve ekonomi uzmanlarına bırakılmasına dayanan siyasi yöntem)
              • technocracy [ENG31-08380033-n] (a form of government in which scientists and technical experts are in control)
              • babacılık [TUR10-0618530] (Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi)
              • etokrasi [TUR10-0258670] (Yalnızca ahlak üzerine kurulu yönetim biçimi)
              • fizyokratlık [TUR10-0276480] (Tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin, değeri yarattığını ileri süren XVIII. yüzyıl ekonomi görüşü)
              • Kantçılık [TUR10-0410950] (Kant felsefesi öğretisi)
                • eleştiricilik [TUR10-0243020] (Kant'ın akıl ve bilginin sınırını ve imkânlarını tespit etmek için, özellikle dogmacılığın ve şüpheciliğin karşısına koyduğu felsefe yöntemi; kritisizm)
              • Kemalizm [TUR10-0439620] (Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü)
              • Makyavelizm [TUR10-0521460] (Politikada, amaca ulaşmak için ahlaka aykırı da olsa, her türlü aracı hoş gören anlayış)
              • tarihsel özdekçilik [TUR10-0747470] (Toplumsal gelişmenin maddi yapıya dayandığını savunan Marksçı görüş)
              • ekolojizm [TUR10-0239400] (Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı)
              • ekonomizm [TUR10-0239510] (Her şeyin ekonomik sebeplerle belirlendiği ve işçi sınıfı mücadelesinin yalnızca ekonomik bir mücadele olduğunu ileri süren düşünce akımı)
              • faşizm [TUR10-0265860] (Demokratik düzenin yerine aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti) fascism [ENG31-06227881-n] (a political theory advocating an authoritarian hierarchical government (as opposed to democracy or liberalism))
                • Nazizm [TUR10-0571490] (Almanya'da 1930'lu yıllarda Hitler tarafından kurulan Nasyonal Sosyalist Partisinin, Alman ırkının üstünlüğünü savunan politikası) Nazism [ENG31-08383367-n] (a form of socialism featuring racism and expansionism and obedience to a strong leader)
                  • neonazizm [TUR10-1105990] (Nazizmi yeni bir tarzda ifade etme politikası)
                • neofaşizm [TUR10-1105870] (İkinci Dünya Savaşı'ndan ortaya çıkan faşizm)
              • ademimerkeziyet [TUR10-0850580] (Merkezî yönetimin bazı hak ve yetkilerinin yerel yönetimlerce kullanılması)
              • ademimerkeziyetçilik [TUR10-1256480] (Yerinden yönetimcilik)
              • aristokrasi [TUR10-0045160] (Ekonomik, toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu yönetim biçimi)
              • sanayicilik [TUR10-0662530] (İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem)
              • kariyerizm [TUR10-1072370] (Kariyer yapmayı en yüksek amaç olarak gören düşünce sistemi)
              • yad erklik [TUR10-0823670] (Bir topluluğun yabancı kimseler tarafından yöneltilmesi durumu)
              • merkeziyetçilik [TUR10-0537150] (Bu görüşe dayanan yönetim biçimi)
              • merkezi yönetim [TUR10-0537170] (Yönetme, denetleme ve işletme bakımından yetkinin bir yerde toplandığı yönetim tarzı)
              • nesnelcilik [TUR10-0574970] (Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu)
              • şarkçılık [TUR10-1146050] (Doğu kültür ve medeniyetinden yana olma durumu)
              • satanistlik [TUR10-1254620] (Satanist olma durumu)
              • semitizm [TUR10-0676180] (Yahudi taraftarlığı)
              • sübjektivizm [TUR10-1254110] (Öznelcilik)
            • konformizm [TUR10-0471830] (Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma)
            • conformity [ENG31-06221698-n] (orthodoxy in thoughts and belief)
            • cumhuriyet [TUR10-0143090] (Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi)
            • democracy [ENG31-08378256-n] (a political system in which the supreme power lies in a body of citizens who can elect people to represent them)
            • hegemonya [TUR10-0337890] (Bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasal üstünlüğü ve baskısı)
            • hegemony [ENG31-08378851-n] (the dominance or leadership of one social group or nation over others)
            • eş cinsellik [TUR10-0255210] (Duygusal veya cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyma durumu)
          • zeka [TUR10-0873570] (İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı) intelligence [ENG31-05625389-n] (the ability to comprehend)
            • genel zeka [TUR10-0291840] (Zekâ testleriyle ölçülen değişik yetenek ve güçlerin birleşimi)
            • deha [TUR10-0189030] (İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey)
            • brilliance [ENG31-05627526-n] (unusual mental ability)
            • açıkgözlülük [TUR10-0391080] (Uyanık davranarak çıkar sağlama, imkânlardan kurnazca yararlanma durumu veya bu duruma yakışacak davranış)
            • craft [ENG31-05628961-n] (shrewdness as demonstrated by being skilled in deception)
            • analitik zekâ [TUR10-0935750] (Sebep sonuç ilişkisini etkin bir biçimde kurabilen, kavrama ve algı seviyesi yüksek olan zekâ)
            • çoklu zekâ [TUR10-0992910] (Birçok zekâ türünü bir arada kullanan zekâ)
            • aklıevvel [TUR10-0019640] (Yaradılıştan gelen zekâ)
            • üstün zeka [TUR10-0810510] (Çabuk, iyi, kıvrak bir zekâ)
            • üstün zekalılık [TUR10-0810530] (Çabuk, iyi, kıvrak bir zekâya sahip olma durumu)
            • zekilik [TUR10-1192530] (Zeyreklik)
            • genel zeka [TUR10-0291830] (Bireyin belli, özel veya bağımsız yeteneklerinden ayrı olarak karşılaştığı genel durumlara uymada gösterdiği yetenek veya güç)
            • anlayış [TUR10-0038270] (Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ)
          • basiret [TUR10-0655270] (Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği)
          • foresight [ENG31-04900367-n] (providence by virtue of planning prudently for the future)
          • vizyon [TUR10-0820990] (Daha sonra olabilecekleri düşünme işi)
          • foresight [ENG31-04900367-n] (providence by virtue of planning prudently for the future)
          • cimrilik [TUR10-0628190] (Aşırı derecede cimri olma durumu ya da bu şekilde davranış)
          • parsimony [ENG31-04900720-n] (extreme care in spending money)
          • yöntem bilgisi [TUR10-0861420] (Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul ve sistemlere ilişkin bilgi)
          • yöntem bilgisi [TUR10-0861430] (Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yola ilişkin bilgi)
          • riyaziyat [TUR10-0648110] (Matematik bilgisi)
          • hikem [TUR10-0344550] (Hikmetler)
          • bilgi [TUR10-0103000] (İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü) data [ENG31-08479331-n] (a collection of facts from which conclusions may be drawn)
            • akliyat [TUR10-0019760] (Akıl yolu ile kazanılan bilgiler)
        • motivasyon [TUR10-1039960] (Bireyin, işinin yönünü, gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış dürtücünün etkisi ile işe geçmesi) motivation [ENG31-00023953-n] (the psychological feature that arouses an organism to action toward a desired goal)
          • güdü [TUR10-0657360] (Kaynağı akıl olan sebep) motivation [ENG31-00023953-n] (the psychological feature that arouses an organism to action toward a desired goal)
            • yaşama amacı [TUR10-1229940] (Bir kimsenin varoluşunun en önemli nedeni veya amacı)
            • life [ENG31-09201624-n] (a motive for living)
            • gerekçe [TUR10-0252500] (Gerektirici sebep) justification [ENG31-05831414-n] (something (such as a fact or circumstance) that shows an action to be reasonable or necessary)
              • kılıf [TUR10-0448300] (Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe)
              • muhalefet şerhi [TUR10-0553280] (Karşı olma yazısı; muhalefet gerekçesi)
            • zemin [TUR10-0872490] (Temel; dayanak)
            • reason [ENG31-09201896-n] (a rational motive for a belief or action)
            • teşvik [TUR10-0381690] (Birinde bir şey yapma isteğini uyandırma)
            • incentive [ENG31-09202673-n] (a positive motivational influence)
            • şevk [TUR10-0729380] (İstek, eğilim, arzu)
            • incentive [ENG31-09202673-n] (a positive motivational influence)
            • güdü [TUR10-0312760] (Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç) motivation [ENG31-00023953-n] (the psychological feature that arouses an organism to action toward a desired goal)
              • tepi [TUR10-0765830] (Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek)
              • urge [ENG31-09203328-n] (an instinctive motive)
          • çılgınlık [TUR10-0164260] (Aşırı davranış) mania [ENG31-09204454-n] (an irrational but irresistible motive for a belief or action)
            • kleptomani [TUR10-0464750] (Dayanılmaz bir ruhsal dürtüyle, kişinin hırsızlık yapma gereksinimi duyması ile beliren hastalık)
            • kleptomania [ENG31-09205170-n] (an irresistible impulse to steal in the absence of any economic motive)
          • takınak [TUR10-0739790] (Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce)
          • compulsion [ENG31-09206152-n] (an irrational motive for performing trivial or repetitive actions, even against your will)
          • zorgu [TUR10-0877360] (Kişinin eğilimi ve isteğine uymayan iş ve davranışlara zorlanması veya bu özellikteki davranışları göstermesi)
          • compulsion [ENG31-09206152-n] (an irrational motive for performing trivial or repetitive actions, even against your will)
          • bulunç [TUR10-1256170] (Kişinin, kendi niyetlerini ve eylemlerini ahlak bakımından iyi veya kötü bulması ve aynı zamanda, doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de tanıması)
          • conscience [ENG31-09207033-n] (motivation deriving logically from ethical or moral principles that govern a person's thoughts and actions)
          • güdülenme [TUR10-0312900] (Canlıda işe veya öğrenmeye geçme isteği)
          • motivation [ENG31-00023953-n] (the psychological feature that arouses an organism to action toward a desired goal)
        • biliş [TUR10-0104120] (Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi; vukuf) cognition [ENG31-00023451-n] (the psychological result of perception and learning and reasoning)
          • bilinç [TUR10-0103700] (Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü) mind [ENG31-05619057-n] (that which is responsible for one's thoughts, feelings, and conscious brain functions)
            • kişilik [TUR10-0721410] (Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü) personality [ENG31-04624919-n] (the complex of all the attributes--behavioral, temperamental, emotional and mental--that characterize a unique individual)
              • kimlik [TUR10-0461240] (Toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan belirti, nitelik ve özelliklerle, birinin belirli bir kimse olmasını sağlayan şartların bütünü)
              • identity [ENG31-04625427-n] (the distinct personality of an individual regarded as a persisting entity)
              • üstbenlik [TUR10-1255140] (Süperego)
              • cebrinefis [TUR10-0134400] (Nefis zorlaması)
              • öz [TUR10-0197650] (Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis)
            • ben [TUR10-0092590] (Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç)
            • bilinç [TUR10-0103690] (Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü)
            • düşünme [TUR10-0231130] (Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu)
          • kabiliyet [TUR10-1246260] () ability [ENG31-05624029-n] (possession of the qualities (especially mental qualities) required to do something or get something done)
            • yaratıcılık [TUR10-0835930] (Yaratma yeteneği) creativity [ENG31-05632483-n] (the ability to create)
              • tahayyül [TUR10-0371320] (Hayalde canlandırma)
              • imagination [ENG31-05633248-n] (the formation of a mental image of something that is not perceived as real and is not present to the senses)
              • tasarım [TUR10-0748550] (Zihinde canlandırılan biçim) invention [ENG31-05641230-n] (the creation of something in the mind)
                • yapıntı [TUR10-0749330] (Bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım)
              • yaratıcılık [TUR10-0835940] (Her bireyde var olduğu kabul edilen, bir şeyi yaratmaya iten farazi yatkınlık) creativity [ENG31-05632483-n] (the ability to create)
                • hayali yer [TUR10-1218700] (Dini veya kurgusal metinlerde varolduğu söylenen bir yer) imaginary place [ENG31-05633662-n] (a place that exists only in imagination)
                  • Araf [TUR10-0042040] (İslam inancına göre cennet ile cehennem arasında bir yer)
                  • limbo [ENG31-05638657-n] ((theology) in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteous souls (such as infants and virtuous individuals))
                  • cehennem [TUR10-0743180] (Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer)
                  • Hell [ENG31-05637465-n] ((Christianity) the abode of Satan and the forces of evil)
                  • ütopya [TUR10-0810960] (Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce)
                  • Utopia [ENG31-05639839-n] (an imaginary place considered to be perfect or ideal)
                  • cennet [TUR10-0795760] (Dinî inanışlara göre dünyada iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer)
                  • Eden [ENG31-08583035-n] (any place of complete bliss and delight and peace)
                  • Kafdağı [TUR10-0398000] (Genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten dağ)
                  • mahşer [TUR10-0519270] (Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer)
                  • berzah [TUR10-0095140] (Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer)
                  • masal alemi [TUR10-0527420] (Doğaüstü, gerçek dışı, ancak masallarda rastlanabilecek yerler)
                  • gaip [TUR10-0281920] (Görünmez âlem)
                  • Gayya [TUR10-0285000] (Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı)
                • fantezi [TUR10-0264280] (Sonsuz, sınırsız hayal)
                • fantasy [ENG31-05640291-n] (imagination unrestricted by reality)
                • envanter [TUR10-0248880] (Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme)
                • armory [ENG31-05641904-n] (a collection of resources)
                • hayali yaratık [TUR10-1230630] (İnsan zihninin bir ürünü olan, gerçekte var olmayan bir yaratık) imaginary being [ENG31-09506868-n] (a creature of the imagination)
                  • canavar [TUR10-0131540] (Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan) monster [ENG31-09515097-n] (an imaginary creature usually having various human and animal parts)
                    • ejderha [TUR10-0238120] (Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı)
                    • dragon [ENG31-09517519-n] (a creature of Teutonic mythology)
                    • umacı [TUR10-0416520] (Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık)
                  • dev [TUR10-0199060] (Korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü masal yaratığı) giant [ENG31-09511841-n] (an imaginary figure of superhuman size and strength)
                    • dev anası [TUR10-0199250] (Masallarda geçen dişi dev)
                  • karakter [TUR10-0416600] (Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse) fictional character [ENG31-09610740-n] (an imaginary person represented in a work of fiction (play or film or story))
                    • Kavuklu [TUR10-0431310] (Orta oyununda hikâyeyi anlatıp asıl görevi üstlenen, espri ve komiklik yapan kişi)
                    • başkahraman [TUR10-0082230] (Bir eserde başrolü oynayan kişi)
                    • protagonist [ENG31-10192465-n] (the principal character in a work of fiction)
                    • Abbas [TUR10-0000750] ("Yola çıkacak kimse" anlamındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz)
                    • Keloğlan [TUR10-0439540] (Türk masallarında geçen, sonunda zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren bir kahramanın adı)
                    • kişi [TUR10-0463470] (Oyun, roman, hikâye ve benzerinde yer alan kimse)
                      • natürist [TUR10-0571700] (Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımını benimseyen (kimse))
                    • külkedisi [TUR10-1255940] (Ünlü bir Avrupa halk masalının baş kahramanı genç kızın adı)
                    • tip [TUR10-0777220] (Kimse, insan)
                    • tiryaki [TUR10-0778020] (Karagöz oyununda yaşlı ve afyon içmeye alışmış kimse)
                    • balama [TUR10-0073370] (Orta oyununda Rum tipi)
                    • başkarakter [TUR10-0082430] (Oyunun önde gelen asli karakteri, asli tipi)
                    • Beberuhi [TUR10-0087970] (Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı)
                    • Pişekar [TUR10-0629460] (Orta oyununda Kavuklu ile karşılıklı konuşarak oyunu açan kimse)
                  • mitolojik kahraman [TUR10-1230640] (Destanlarda olayların merkezinde durumundaki kişi) mythical being [ENG31-09507794-n] (an imaginary being of myth or fable)
                    • Anka [TUR10-0037350] (Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş)
                    • phoenix [ENG31-09524068-n] (a legendary Arabian bird said to periodically burn itself to death and emerge from the ashes as a new phoenix)
                    • huri [TUR10-0350170] (Cennette yaşadığına inanılan kız)
                    • houri [ENG31-09568129-n] ((Islam) one of the dark-eyed virgins of perfect beauty believed to live with the blessed in Paradise)
                    • musikar [TUR10-0556720] (Gagasındaki deliklerden rüzgâr estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu)
                  • deniz kızı [TUR10-0194170] (Denize yakın kayalıklar üzerinde şarkı söyleyen, başı ve göğsü kadın biçiminde, belden aşağısı balık kuyruklu olduğu varsayılan doğaüstü yaratık)
                    • siren [TUR10-0695900] (Üst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı)
                  • demiurgos [TUR10-0192120] (Eflatun felsefesinde evreni yaratan, yaratıcı Tanrı)
                  • fantasma [TUR10-0264240] (Gerçekte olmadığı hâlde var gibi görünen hayal)
                  • alkarısı [TUR10-0028590] (Lohusalara musallat olarak onları boğduğu sanılan görüntü)
                  • böcü [TUR10-0118760] (Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet, hortlak vb. hayalî varlık)
                  • Burak [TUR10-0124780] (Hazreti Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti)
                  • vampir [TUR10-0813690] (İnsanların kanını emdiğine inanılan yaratık)
                  • vampire [ENG31-09567238-n] ((folklore) a corpse that rises at night to drink the blood of the living)
                  • şahmeran [TUR10-0721260] (Başı insan, gövdesi yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık)
                  • semender [TUR10-0675880] (Ateşte yanmadığına, hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan)
            • teknik bilgi [TUR10-1218690] (Bir şeyi doğru yapabilme bilgisi ve yeteneği) know-how [ENG31-05624569-n] (the (technical) knowledge and skill required to do something)
              • yöntem [TUR10-0800580] (Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol) method [ENG31-05668113-n] (a way of doing something, especially a systematic way)
                • integral [TUR10-0376840] (Parçalardan oluşmuş bütün)
                • elektrostatik serpme [TUR10-1018840] (Zımpara taneciklerinin kâğıt veya beze yapıştırılırken yüksek gerilimli bir elektrostatik alandan yararlanılarak düzenli dağılımını sağlayan yöntem)
                • akışkanlaştırma [TUR10-0018920] (Akışkanların niteliğini düzeltmek için yoğunlaşan akımı içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem)
                • mnemotekni [TUR10-0548810] (Birtakım alıştırma ve çağrışımlardan yararlanarak belleği geliştirme yöntemi)
                • mnemonics [ENG31-05669396-n] (a method or system for improving the memory)
                • teknik [TUR10-0759200] (Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi) technique [ENG31-05672990-n] (a practical method or art applied to some particular task)
                  • gravür [TUR10-0310510] (Ağaç, taş, metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği)
                  • bilgisayar simülasyonu [TUR10-1218770] (Fiziksel olayların bilgisayarca yapılan işlemlerle gösterimi)
                  • simulation [ENG31-05674544-n] ((computer science) the technique of representing the real world by a computer program)
                  • kedibastı [TUR10-0437770] (Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi)
                  • tomografi [TUR10-0779890] (Bir organ veya organizma kesitinin röntgenle filmini çekme yöntemi)
                  • canlı resim [TUR10-0132690] (Bir hareketi parçalarına ayırıp bunların elle yapılan resimlerinin alıcıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniği)
                  • oyma baskı [TUR10-0596200] (Çinko, bakır, tahta vb. levhalara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniği)
                  • sinema tekniği [TUR10-0694720] (Bir sinema filmini yaratmada kullanılan teknik araçlarla ilgili yöntem)
                    • sinemaskop [TUR10-0694700] (Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği)
                    • sinerama [TUR10-0694770] (Mercekleri 27 milimetre aralıklı üç ayrı alıcının yan yana birleştirilip eşlemeli olarak çalıştırılmasıyla ortaya çıkan bir geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği)
                  • fotolitografi [TUR10-0279300] (Taş, maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği)
                  • siyah beyaz [TUR10-0697310] (Yalnız siyah çizgilerle kâğıdın beyazlığından oluşan resim veya bu iki rengi verecek gibi hazırlanmış klişe tekniği)
                • metodoloji [TUR10-0540040] (Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim)
                • methodology [ENG31-05669245-n] (the system of methods followed in a particular discipline)
                • Superfund [TUR10-1244060] (The federal government's program to locate and investigate and clean up the worst uncontrolled and abandoned toxic waste sites nationwide)
                • Superfund program [ENG31-05909495-n] (the federal government's program to locate and investigate and clean up the worst uncontrolled and abandoned toxic waste sites nationwide)
                • kısır döngü [TUR10-1236830] (Bir önermeyi ikinci bir önerme ile, bunu da birincisiyle ispatlama çalışma yolu)
                  • diyalel [TUR10-0211290] (Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü)
                • Taylorculuk [TUR10-0753770] (İş verimini artıracak yolda işçiliği düzenlemek için Taylor tarafından ileri sürülen yöntem)
                • tecrübi [TUR10-0755480] (Deneye dayanan, deneme ile ilgili; deneysel)
                • teknik [TUR10-0759230] (Yol, beceri, yöntem)
                  • aracı [TUR10-0041820] (İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği)
                  • kadraj [TUR10-1065990] (Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma)
                • ekonometri [TUR10-0239410] (Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem)
                • elektrometalürji [TUR10-0242340] (Metalürji ürünlerinin elde edilmesinde ve arıtılmasında termik elektriğin ısı ve elektroliz özelliklerinin kullanılması)
                • eristik [TUR10-0202790] (Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi)
                • tipoloji [TUR10-0777410] (İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi)
                • aktif metot [TUR10-0022420] (Öğrencilerin, kişisel çalışmalarını ve iş yapma yeteneklerini geliştirmeyi sağlayan bilimsel yöntem)
                • uygulayım [TUR10-0802370] (Genel anlamda bir işin doğru yolu yordamı, yöntemi)
                • Alman usulü [TUR10-0029780] (Bir topluluk için yapılan harcamada giderlerin herkese eşit olarak bölüştürülmesi yöntemi)
                • yer değiştirme [TUR10-0850130] (Laboratuvarlarda gazları toplamakta izlenen yöntem)
                • yargılama usulü [TUR10-0836690] (Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma işi veya yöntemi)
                • yapısalcılık [TUR10-0833860] (Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi)
                • kolektivizasyon [TUR10-1250020] (Çiftçilerin paylarını birleştirerek büyük bir çiftlik oluşturması ve burada bir arada çalışarak meydana oluşan kârdan pay alması üzerine kurulu tarım politikası)
                • benmari [TUR10-0093330] (Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi)
                • beyyine [TUR10-0098520] (Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem)
                • bulgulama [TUR10-0123310] (Yeni olayları ve bilgileri bulma yöntemi ve öğretisi)
                • bulgusal yöntem [TUR10-0123520] (Öğretilmek istenen şeyi, öğrencilerin kendilerinin bulmasını sağlayan öğretim yöntemi)
                • çatkı [TUR10-0153970] (Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem)
                • daktiloskopi [TUR10-0179490] (Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi)
                • nomografi [TUR10-0579500] (Sayısal hesaplar yerine, başka çizgilerle kesim noktaları çözümleri veren, uygun biçimde çizilmiş çizgi veya grafiklerden yararlanmaya dayanan yöntem)
                • diplomatik yol [TUR10-1008830] (Diplomasi alanında tutulan yöntem, belirlenen tarz)
                • dogmatik [TUR10-0212700] (Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu)
                • doğum kontrolü [TUR10-0214420] (Doğumların sınırlandırılması veya istemeyerek gebe kalmanın önlenmesi için uygulanan yöntemlerin bütünü)
                • efekt [TUR10-0234960] (Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi)
                • flambe [TUR10-0276710] (Aleve tutarak pişirme yöntemi)
                • fonografi [TUR10-0277780] (Seslerin gerektikçe tekrarlanmasını sağlamak için, bunların titreşimlerini, madde üzerine iz olarak geçirme yöntemi)
                • sistemcilik [TUR10-0696460] (Toplum biliminde etkileşim alanlarını çeşitli sistemlere ayıran bilim yöntemi)
                • sintigrafi [TUR10-0695500] (Gama ışınları yayan radyoaktif bir izotopun organizma içindeki yolunu izlemek temeline dayanan teşhis yöntemi)
                • gözlem [TUR10-0309320] (Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem)
                • psikoteknik [TUR10-1121660] (Bir kişinin akıl sağlığının değerlendirilmesine yönelik geliştirilen yöntem)
              • derinlik [TUR10-0196510] (Özüne inerek ayrıntılarıyla kavrama gücü)
              • astuteness [ENG31-05621745-n] (the intellectual ability to penetrate deeply into ideas)
              • izan [TUR10-0389890] (Anlayış, anlama yeteneği) judgment [ENG31-04899279-n] (the capacity to assess situations or circumstances shrewdly and to draw sound conclusions)
                • genel kanı [TUR10-1219430] (Genel inanç, düşünce veya kanaat)
                • common sense [ENG31-05622440-n] (sound practical judgment)
                • objektiflik [TUR10-0581610] (Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu)
                • objectivity [ENG31-04899539-n] (judgment based on observable phenomena and uninfluenced by emotions or personal prejudices)
                • tedbir [TUR10-0755770] (Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol) precaution [ENG31-00824631-n] (a precautionary measure warding off impending danger or damage or injury etc.)
                  • ihtiyati tedbir [TUR10-0364380] (Yargılama öncesi yasal organlarca alınan önlem)
                  • özel güvenlik [TUR10-1224880] (Güvenliği sağlamakla görevli olan, resmi kesimden ayrı ve bağımsız çalışan kimse)
                  • security [ENG31-00824977-n] (measures taken as a precaution against theft or espionage or sabotage etc.)
                  • koruyucu [TUR10-0477050] (Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilaç veya işlem)
                  • kov [TUR10-0478390] (Sivrisinek vb. hayvanların ısırmasından korunmak için vücuda sürülen özel sıvı)
                  • zecri tedbir [TUR10-0871740] (İstenileni zorla yaptırmak için başvurulan yol, zorlayıcı önlem)
                  • çevre sağlığı [TUR10-0161710] (Belli bir çevrede yaşayan kişilerin sağlığını etkileyen dış faktörler ve alınan önlemler)
                  • sağaltıcı [TUR10-0655040] (Asalağı, doğrudan doğruya konakçı üzerinde ortadan kaldıran ilaç veya işlem)
                  • örtbas [TUR10-0605440] (Bir durumun duyulmamasını, yayılmamasını sağlayan önlemler alma)
                  • risk yönetimi [TUR10-1123790] (Kurum veya işletmelerin çalışmalarını gerçekleştirirken oluşabilecek risklerin önceden dikkatli ve ayrıntılı bir biçimde tanımlanıp değerlendirilmesi, riskleri ortadan kaldıracak veya en aza indirecek önlemlerin alınması süreci)
                  • ihtiyati tedbir [TUR10-0364370] (İlerisi düşünülerek alınan önlem)
                  • hesap [TUR10-0339890] (Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü)
              • zeyreklik [TUR10-0873560] (Çabuk anlama ve kavrama) sagacity [ENG31-05621958-n] (the mental ability to understand and discriminate between relations)
                • ihtiyat [TUR10-0364320] (Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma) watchfulness [ENG31-04672135-n] (vigilant attentiveness)
                  • sakıntı [TUR10-0658130] (Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat)
              • yol [TUR10-0696420] (Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke) method [ENG31-05668113-n] (a way of doing something, especially a systematic way)
                • sistem [TUR10-0525660] (Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü) system [ENG31-05669841-n] (a complex of methods or rules governing behavior)
                  • mantık sistemi [TUR10-1218760] (Geçerli mantıksal dizgelerin ortak yapısını belirleyen çıkarım kurallarından oluşan mantıksal değişmezler, düzgün deyim dizimsel türleri)
                  • logic [ENG31-05671913-n] (a system of reasoning)
                  • başkanlık sistemi [TUR10-0082400] (Devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistem)
                  • belitleme [TUR10-0092000] (Tümden gelişimci bir bilime esas olacak belit sistemi)
                  • belitken [TUR10-0091980] (Belitler sistemi)
                  • NASDAQ [TUR10-1244010] (A computerized data system to provide brokers with price quotations for securities traded over the counter)
                  • National Association of Securities Dealers Automated Quotations [ENG31-03815726-n] (a computerized data system to provide brokers with price quotations for securities traded over the counter)
                  • çoğunluk sistemi [TUR10-0172470] (Çok partili sistemlere göre bir seçim bölgesinde en çok oy alan partinin seçimi kazanması)
                • çalışma yöntemi [TUR10-0147950] (Bir çalışma veya iş süresinde izlenen bilimsel ve metodik yöntem)
                  • çaprazlama [TUR10-0150790] (Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme)
                • yol [TUR10-0032110] (Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için izlenilmesi gereken yöntem)
                  • defi [TUR10-0187020] (Taraflardan birinin kendisine açılan davada borçtan kurtulmak için başvurduğu her türlü yol)
                  • anahtar [TUR10-0034560] (Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol)
                    • şifre anahtarı [TUR10-0731100] (Şifrede kullanılan işaretleri gösteren liste)
                  • antisepsi [TUR10-0039700] (Mikropları ilaçla öldürme yolları)
                  • vecih [TUR10-0816490] (Yol; tarz)
                  • oluru [TUR10-0586840] (Bir işin yapılabilmesini sağlayacak çıkar yol)
                • daktilotekni [TUR10-0179510] (Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü)
                • değişim yönetimi [TUR10-0188430] (Hızla değişen bir ortamda ayakta kalabilmek ve rakiplerin önüne geçebilmek için, şirketin kendini yenilemesi, değişim fırsatlarını analiz edip ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmesi ve en uygun stratejinin belirlenip bunun uygulanması için yeniden örgütlenme ve yapılanma işi)
                • doğrultu [TUR10-0214000] (Tutulan, izlenen yol)
                • el çabukluğu [TUR10-0241210] (Hokkabazın başvurduğu yöntem)
                • enstantane [TUR10-0248430] (Işıklama süresi saniyenin 1/25'i veya daha kısa olan hızlı bir hareketi çekme yöntemi)
                • Amerikansı [TUR10-0033000] (Amerikan usulü)
                • sanat [TUR10-0662250] (Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü)
                • kaçamak [TUR10-0394980] (Bir şeyden kaçınma yolu)
                • kalotip [TUR10-0405430] (Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi)
                • kara kaplı kitap [TUR10-0416300] (Çıkar sağlamak için yasa dışı işlerin yapılmasında yol gösteren yöntemler bütünü)
                • kareleme [TUR10-0419640] (Bir resmin, büyüterek veya küçülterek kopyasını çıkarma yöntemi)
                • kontenjan sistemi [TUR10-0472850] (Dışarıdan yurda getirilecek malların tür ve niceliklerini sınırlandıran yöntem)
                • merkezi yıkama [TUR10-0537160] (Merkeze bağlı veya bir merkezden yönetilen temizlik sistemi)
                • müessese [TUR10-0560150] (Bir toplumda bazı sorunların çözümlenebilmesi için uygulanan yöntem)
                • sarmal yöntem [TUR10-0667360] (Herhangi bir çalışmada basitten karmaşığa giden işlemler bütünü)
                • sır [TUR10-0687810] (Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem)
                • stereotip [TUR10-0709260] (Basımcılıkta, matris kâğıdı kullanarak formaları, klişeleri ve metinleri çoğaltmaya yarayan yöntem)
                • stereotype [ENG31-05936372-n] (a conventional or formulaic conception or image)
                • silaj [TUR10-0692380] (Taze bitkilerin kıyılmış biçiminin bir siloda sıkıştırılarak korumaya ve saklamaya alınması yöntemi)
                • formülasyon [TUR10-0881620] (Herhangi bir ürünün oluşturulması sırasında karıştırılacak ham maddelerin oranlarının hesaplanması)
                • süblimleştirme [TUR10-0714470] (Bazı katı cisimleri ısıtarak buharlaştırdıktan sonra soğutma yoluyla yeniden katı durumda elde etmek için yapılan özel damıtma yöntemi)
                • sülfitleme [TUR10-0714900] (Şarapçılıkta üzüm, elma veya armut şırasını kükürt dioksitle temizleme yöntemi)
                • rüping sistemi [TUR10-0651080] (Kapalı kazanlarda önce basıncı artırıp sonra düşürerek uygulanan ağaca koruyucu sıvı emdirme yöntemi)
                • pasif korunma [TUR10-0617090] (Savaş sırasında düşman saldırılarından korunmak için yapılan alalama, gizlenme vb. yöntemlerin bütünü)
                • güdümcülük [TUR10-0312980] (Bir ülkenin ekonomi, tarım vb. işlerinde tutulan güdümlü yol)
                • işletme [TUR10-0385980] (Bu kuruluşu verimli bir duruma getirip kazanç sağlama yöntemi)
                  • işlenti [TUR10-0385910] (İşleme yöntemi)
                • inovasyon [TUR10-0881950] (Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması)
                • imece [TUR10-0371230] (Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi)
                • imece [TUR10-0371240] (Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi)
                • ideografi [TUR10-1053290] (Sözleri veya düşünceleri sesleri gösteren harflerle değil çeşitli işaret veya simgelerle yazma sistemi)
                • fotoğraf [TUR10-0279100] (Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kâğıt vb. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi) photograph [ENG31-03931348-n] (a representation of a person or scene in the form of a print or transparent slide or in digital format)
                  • radyogram [TUR10-0640710] (Telsiz telgrafla verilen haber ve bunun yazılı olduğu kâğıt) radiogram [ENG31-04049438-n] (a photographic image produced on a radiosensitive surface by radiation other than visible light (especially by X-rays or gamma rays))
                    • röntgen [TUR10-0649200] (Herhangi bir organın durumunu tespit etmek için çekilen film)
                    • roentgenogram [ENG31-04107714-n] (a radiogram made by exposing photographic film to X rays)
                  • radyofoto [TUR10-0640670] (Bu sistemle alınan fotoğraf)
                  • radiophotograph [ENG31-04050699-n] (a photograph transmitted by radio waves)
                  • aile fotoğrafı [TUR10-0925890] (Aile bireylerinin bir arada bulunduğu fotoğraf)
                  • vesikalık fotoğraf [TUR10-0818730] (Resmî belge için gerekli olan belli ölçülerdeki fotoğraf)
            • yetenek [TUR10-0394000] (Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği) ability [ENG31-05624029-n] (possession of the qualities (especially mental qualities) required to do something or get something done)
              • duygu [TUR10-0227020] (Ahlaki, estetik vb. şeyleri değerlendirme, onlara bağlanma yeteneği)
                • saygı [TUR10-0363870] (Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu) respect [ENG31-06216535-n] (an attitude of admiration or esteem)
                  • tazimat [TUR10-0754250] (Yüksek saygı)
                  • komşu hatırı [TUR10-0471100] (Komşular arasında gözetilen saygı)
                  • mehabet [TUR10-0532620] (Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı)
                  • sıra saygı [TUR10-0688320] (Geleneklere uygun olarak karşılıklı gösterilen saygı)
                • beğeni [TUR10-0736000] (Güzeli çirkinden ayırma yetisi; zevk)
                • discrimination [ENG31-05755999-n] (the cognitive process whereby two or more stimuli are distinguished)
                • kanmazlık [TUR10-0410340] (İhtiyacını veya isteğini yeteri kadar karşıladığı hâlde yeterli bulmamak)
                • saygı [TUR10-0670510] (Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu)
                • sayma [TUR10-1245980] (Saygı, itibar etme)
                  • riayet [TUR10-0647490] (Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme)
                  • ittihaz [TUR10-0388510] (Sayma, tutma)
                • hatır [TUR10-0331730] (Birine karşı duyulan saygı, sevgi)
              • bedahet [TUR10-0088180] (Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği)
              • belagat [TUR10-0090180] (İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği)
              • natıka [TUR10-0571540] (Düşünüp söyleme yeteneği)
              • natıka [TUR10-0571550] (Düzgün ve iyi konuşma yeteneği)
              • selika [TUR10-0675280] (Güzel söyleme ve yazma yeteneği)
              • özelik [TUR10-0608020] (Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği)
              • genel yetenek [TUR10-0291820] (Ölçüleri yeteneklerin ortalaması sayılan yetenek)
              • göz nuru [TUR10-0309750] (Görme yeteneği)
              • istidat [TUR10-0382340] (Yaradılıştan gelen veya sonradan edinilmiş yetenek) endowment [ENG31-05631825-n] (natural abilities or qualities)
                • kapasite [TUR10-0412630] (Anlama, kavrama yeteneği) capacity [ENG31-05630739-n] (the power to learn or retain knowledge)
                  • belgi [TUR10-0091080] (Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi) instinct [ENG31-05630506-n] (inborn pattern of behavior often responsive to specific stimuli)
                    • pederşahi [TUR10-0620810] (Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk durumu; ataerkil)
                  • içgüdü [TUR10-0358690] (Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi)
                  • instinct [ENG31-05630506-n] (inborn pattern of behavior often responsive to specific stimuli)
                  • bitelge [TUR10-0108920] (Toprağın bitki yetiştirme gücü)
                  • organoleptik [TUR10-0590430] (Cisimlerin duyu organlarını etkileme yeteneği)
                  • duyarlık [TUR10-0226890] (Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği)
                  • güç [TUR10-0312290] (Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği)
                  • güç [TUR10-0312270] (Bir toprağın verimlilik yeteneği)
                • aralık [TUR10-0042360] (Uygun, elverişli durum, fırsat)
                • compass [ENG31-05631411-n] (the limit of capability)
              • hayalhane [TUR10-0334350] (Hayal kurma yeteneği)
              • içgörü [TUR10-0358670] (Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği)
            • yenilik [TUR10-0755180] (Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme)
            • novelty [ENG31-05642900-n] (originality by virtue of being new and surprising)
            • sanat [TUR10-0662240] (Bir şey yapmadan gösterilen ustalık) art [ENG31-05646832-n] (a superior skill that you can learn by study and practice and observation)
              • kuklacılık [TUR10-0488350] (Kukla oynatma veya yapıp satma işi)
              • puppetry [ENG31-05644139-n] (the art of making puppets and presenting puppet shows)
            • kuvve [TUR10-0498180] (Yeti)
            • faculty [ENG31-05658174-n] (one of the inherent cognitive or perceptual powers of the mind)
            • yeti [TUR10-0852280] (İnsanda bulunan, bir şeyi yapabilme gücü) faculty [ENG31-05658174-n] (one of the inherent cognitive or perceptual powers of the mind)
              • irade [TUR10-0381940] (Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü)
              • volition [ENG31-05660438-n] (the capability of conscious choice and decision and intention)
              • tadım [TUR10-0737160] (Tat alma yetisi)
              • yordam [TUR10-0859860] (Yatkınlık; alışkanlık; yeti; meleke)
              • yetenek [TUR10-0852010] (Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü)
                • kulak [TUR10-0488680] (Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği)
              • yetenek [TUR10-0852000] (Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır)
              • basar [TUR10-0078690] (İleriyi görme, algılama yetisi)
              • havsala [TUR10-0333870] (Zihnin bir şeyi anlama ve kavrama yetisi)
              • hayal gücü [TUR10-0334330] (Bir nesneyi, o nesne karşımızda olmaksızın tasarımlama yetisi)
            • yeti [TUR10-0852290] (Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri) faculty [ENG31-05658174-n] (one of the inherent cognitive or perceptual powers of the mind)
              • akıl [TUR10-0098050] (Düşünme, anlama ve kavrama gücü)
              • reason [ENG31-05659525-n] (the capacity for rational thought or inference or discrimination)
              • idrak [TUR10-0361450] (Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme)
              • reason [ENG31-05659525-n] (the capacity for rational thought or inference or discrimination)
              • duyu [TUR10-0227460] (İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; hasse) feeling [ENG31-05729447-n] (a physical sensation that you experience)
                • tat alma duyusu [TUR10-0751350] (Ağza konulan nesnelerin tadını anlamaya yarayan duyu)
                • taste [ENG31-05666071-n] (the faculty of distinguishing sweet, sour, bitter, and salty properties in the mouth)
                • damak tadı [TUR10-0181700] (Yiyeceklerden alınan lezzet) taste [ENG31-05723230-n] (the sensation that results when taste buds in the tongue and throat convey information about the chemical composition of a soluble stimulus)
                  • acı [TUR10-0002490] (Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu)
                  • ekşilik [TUR10-0240430] (Ekşi olma durumu veya ekşi tat)
                • lezzet [TUR10-0510690] (Ağız yoluyla alınan tat) taste [ENG31-05723230-n] (the sensation that results when taste buds in the tongue and throat convey information about the chemical composition of a soluble stimulus)
                  • çeşni [TUR10-0880010] (Yiyeceğin ve içeceğin tadı; tadımlık)
                  • nip [ENG31-05000286-n] (a tart spicy quality)
                • tat [TUR10-0751050] (Bazı cisimlerin tat alma organı üstünde bıraktığı duyum) taste [ENG31-05723230-n] (the sensation that results when taste buds in the tongue and throat convey information about the chemical composition of a soluble stimulus)
                  • içim [TUR10-0358980] (Bir şey içilirken alınan tat)
                • zevk [TUR10-0873240] (Hoşa giden durum veya bu durumdan duyulan haz)
                • taste [ENG31-05723230-n] (the sensation that results when taste buds in the tongue and throat convey information about the chemical composition of a soluble stimulus)
                • ses algılaması [TUR10-1218860] (Herhangi bir sesin varlığını idrak etmek)
                • sound [ENG31-05726201-n] (the subjective sensation of hearing something)
                • görme duyusu [TUR10-1218750] (Göz veya benzeri bir organ aracılığıyla varlıkların renklerini ve şekillerini ayırt etmeyi sağlayan fizyolojik süreç)
                • sight [ENG31-05662207-n] (the ability to see)
                • işitim [TUR10-0385060] (İşitme duyusu; işitme yetisi) hearing [ENG31-05665563-n] (the ability to hear)
                  • renkli işitme [TUR10-0645750] (Ses duyumu sırasında göze birtakım renklerin görünmesi durumu)
                • kıyıntı [TUR10-0457780] (Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik)
                • kinestezi [TUR10-0461680] (Hareket etmekten ve özellikle kasların kasılmasından canlının edindiği duyum)
                • dokunma duyusu [TUR10-0215260] (Deri üzerine yapılan değme, vurma, bastırma, çekme vb. etkileri alan duyu)
                • dokunum [TUR10-0215450] (Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği)
                • adese [TUR10-0008300] (Görüş derecesi, inceliği)
                • basınç duyumu [TUR10-0955290] (Deri yüzeyine kas veya eklem bölgelerine uygulanan bir gücün yarattığı duyu)
                • beş duyu [TUR10-0096080] (Dokunma, görme, işitme, koklama, tat alma duyuları)
                • şüphe [TUR10-0259620] (Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma)
                  • kuşku [TUR10-0497010] (Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu)
                    • şüphe kurdu [TUR10-0734780] (İnsanı çok tedirgin eden kuşku)
                  • küşümlenme [TUR10-0504170] (Küşümlenmek eylemi)
                • devinduyum [TUR10-1252680] (Kas dokularında, sinir ve eklemlerde bulunan özel duyu alıcılarının uyarılması sonucu ağırlık, devinim ve vücut durumunun sezilmesini sağlayan duyumlara verilen ad)
                • sezgi [TUR10-0683480] (Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması)
              • irade [TUR10-0378280] (Davranışlarla ilgili tepilerden bir bölümünü tutup ötekileri eyleme dönüştürme gücü)
              • volition [ENG31-05660438-n] (the capability of conscious choice and decision and intention)
              • zeka yeteneği [TUR10-0872230] (Bir kimsenin zihin gücü ve kabiliyeti)
              • zihin [TUR10-0796860] (Kavrama, anlama, algılama yetisi)
                • çevri [TUR10-0161760] (Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme)
              • düşünme [TUR10-0231140] (Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi)
              • bellem [TUR10-0092200] (Bellemek yetisi)
              • müfekkire [TUR10-0560300] (Düşünme yetisi veya gücü)
              • yatkınlık [TUR10-0561980] (Alışkanlıktan doğan yeti; meleke)
              • görü [TUR10-0305930] (Görme yetisi)
              • görüş [TUR10-0306480] (Gözle bir şeyi algılama yetisi)
              • entelekt [TUR10-0248590] (Anlık)
              • reason [ENG31-05659525-n] (the capacity for rational thought or inference or discrimination)
              • bilinç [TUR10-0734500] (İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği)
              • consciousness [ENG31-05682974-n] (an alert cognitive state in which you are aware of yourself and your situation)
              • bilinç [TUR10-0103720] (Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci)
              • awareness [ENG31-05685793-n] (state of elementary or undifferentiated consciousness)
            • konsantrasyon [TUR10-0204220] (Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması) concentration [ENG31-05712213-n] (complete attention)
              • odaklanma [TUR10-0582270] (Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak işi) focus [ENG31-05712641-n] (the concentration of attention or energy on something)
                • otofokus [TUR10-1111000] (Otomatik olarak yapılan odaklama)
              • odak [TUR10-0544510] (Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer)
              • focus [ENG31-05712641-n] (the concentration of attention or energy on something)
              • dikkat [TUR10-0204140] (Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi)
                • itikaf [TUR10-0387770] (Kendini bir konuya verme)
            • Allah vergisi [TUR10-0028980] (Sonradan elde edilmeyip yaratılıştan var olan nitelik, yetenek veya özellik)
            • endowment [ENG31-05631825-n] (natural abilities or qualities)
            • cevher [TUR10-0137520] (İyi yetenek)
            • beceri [TUR10-0088030] (Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu)
              • edinilmiş beceri [TUR10-1218720] (Alıştırma, çalışma yoluyla edinilmiş beceri) skill [ENG31-05645403-n] (an ability that has been acquired by training)
                • satıcılık [TUR10-0668210] (Satıcı olma durumu) salesmanship [ENG31-05647496-n] (skill in selling)
                  • abacılık [TUR10-0000140] (Aba yapma veya satma işi)
                  • abacılık [TUR10-0000150] (Abadan giyecek yapma veya satma işi)
                  • arabacılık [TUR10-0041420] (Araba yapma veya satma işi)
                  • arpacılık [TUR10-0046760] (Arpa yetiştirme veya alıp satma işi)
                  • ayrancılık [TUR10-0062960] (Ayran yapıp satma işi)
                  • baharatçılık [TUR10-0070880] (Baharat satma işi)
                  • bakırcılık [TUR10-0072170] (Bakır kap yapma veya satma işi)
                  • baklavacılık [TUR10-0072850] (Baklava yapma veya satma işi)
                  • balcılık [TUR10-0073570] (Arı yetiştirme, elde etme veya bal alıp satma işi)
                  • balıkçılık [TUR10-0074150] (Balık üretme ve satma işi)
                    • ağcılık [TUR10-0011620] (Ağ ile balık tutma)
                    • kültür balıkçılığı [TUR10-0501870] (Belli merkezlerde özel olarak hazırlanmış havuzlarda bilimsel yöntemlerle balık üretme işi)
                    • trolcülük [TUR10-1164310] (Trolcünün yaptığı iş)
                  • balonculuk [TUR10-0075130] (Balon yapma veya satma işi)
                  • barutçuluk [TUR10-0078400] (Barut yapma veya alıp satma işi)
                  • bastonculuk [TUR10-0080520] (Baston yapma veya satma işi)
                  • bayilik [TUR10-0086640] (Bir maddeyi sürekli satma işi)
                  • franchise [ENG31-08077029-n] (a business established or operated under an authorization to sell or distribute a company's goods or services in a particular area)
                  • bıçakçılık [TUR10-0099480] (Bıçak vb. şeyleri yapma veya satma işi)
                  • biletçilik [TUR10-0102720] (Bilet satma işi)
                  • bonbonculuk [TUR10-0113170] (Bonbon yapma veya satma işi)
                  • bozacılık [TUR10-0117400] (Boza yapma veya satma işi)
                  • böcekçilik [TUR10-0118590] (Böcek üretip satma işi)
                  • börekçilik [TUR10-0119880] (Börek yapma veya satma işi)
                  • çadırcılık [TUR10-0144400] (Çadır dikme veya satma işi)
                  • çakmakçılık [TUR10-0146470] (Çakmak yapıp satma işi)
                  • çanakçılık [TUR10-0149540] (Çanak yapma veya satma işi)
                  • çantacılık [TUR10-0149860] (Çanta yapma sanatı veya çanta satma işi)
                  • çarıkçılık [TUR10-0151240] (Çarık yapma veya satma işi)
                  • çarşafçılık [TUR10-0152410] (Çarşaf yapma sanatı veya çarşaf satma işi)
                  • çaycılık [TUR10-0155040] (Çay yapma veya satma işi)
                  • çekirdekçilik [TUR10-0156850] (Çekirdek satma işi)
                  • çerçevecilik [TUR10-0159990] (Çerçeve yapma veya satma işi)
                  • çerezcilik [TUR10-0160230] (Çerez satma işi)
                  • çeyizcilik [TUR10-0162030] (Çeyiz hazırlama veya satma işi)
                  • çıkrıkçılık [TUR10-0163980] (Çıkrık yapma veya satma işi)
                  • çıngırakçılık [TUR10-0164480] (Çıngırak yapma veya çıngırak satma işi)
                  • çiçekçilik [TUR10-0166400] (Çiçek yapıp satma işi)
                  • çikolatacılık [TUR10-0168140] (Çikolata yapma veya satma işi)
                  • çilekçilik [TUR10-0168330] (Çilek yetiştirme veya satma işi)
                  • çimentoculuk [TUR10-0168770] (Çimento üretme veya satma işi)
                  • çivicilik [TUR10-0170370] (Çivi yapıp satma işi)
                  • çizmecilik [TUR10-0171370] (Çizme yapma veya satma işi)
                  • çorapçılık [TUR10-0173590] (Çorap alıp satma işi)
                  • çorbacılık [TUR10-0173660] (Çorba pişirip satma işi)
                  • çörekçilik [TUR10-0175150] (Çörek yapıp satma işi)
                  • çuvalcılık [TUR10-0176740] (Çuval yapıp satma işi)
                  • deftercilik [TUR10-0187350] (Defter yapma veya satma işi)
                  • demircilik [TUR10-0191630] (Demir alıp satma işi)
                  • dericilik [TUR10-0196130] (Deri alıp satma işi)
                  • dondurmacılık [TUR10-0218540] (Dondurma yapma veya satma işi)
                  • döşemecilik [TUR10-0222950] (Döşeme alıp satma işi)
                  • duvakçılık [TUR10-0226470] (Duvak yapma veya satma işi)
                  • düğmecilik [TUR10-0228230] (Düğme yapma veya satma işi)
                  • ekmekçilik [TUR10-0239100] (Ekmek yapma veya satma işi)
                  • elekçilik [TUR10-0241580] (Elek yapıp satma işi)
                  • eyercilik [TUR10-0261110] (Eyer yapma veya satma işi)
                  • fenercilik [TUR10-0267790] (Fener yapma veya satma işi)
                  • fıçıcılık [TUR10-0270170] (Fıçı yapıp satma işi)
                  • fındıkçılık [TUR10-0270590] (Fındık yetiştirme veya satma işi)
                  • fıstıkçılık [TUR10-0272090] (Fıstık alıp satma işi)
                  • fidecilik [TUR10-0272690] (Fide yetiştirip satma işi)
                  • francalacılık [TUR10-0279590] (Francala yapma veya satma işi)
                  • gözlükçülük [TUR10-0309680] (Gözlük satma işi)
                  • gülcülük [TUR10-0313200] (Gül üretme veya alıp satma işi)
                  • gül yağcılık [TUR10-0314030] (Gül yağı çıkarma veya satma işi)
                  • halıcılık [TUR10-0322830] (Halı alıp satma işi)
                  • hasırcılık [TUR10-0330190] (Hasır örme veya satma işi)
                  • havluculuk [TUR10-0333790] (Havlu dokuma veya satma işi)
                  • helvacılık [TUR10-0338600] (Helva yapma veya satma işi)
                  • içkicilik [TUR10-0359440] (İçki yapma veya satma işi)
                  • iplikçilik [TUR10-0377890] (İplik satma işi)
                  • işportacılık [TUR10-0386350] (İşportada mal satma işi)
                  • kadayıfçılık [TUR10-0396090] (Kadayıf yapma veya satma işi)
                  • kahvecilik [TUR10-0399600] (Kahve üretme veya satma işi)
                  • kalpakçılık [TUR10-0405600] (Kalpak yapma veya satma işi)
                  • karpuzculuk [TUR10-0422720] (Karpuz yetiştirme veya satma işi)
                  • kaşıkçılık [TUR10-0426550] (Kaşık yapma veya satma işi)
                  • kayıkçılık [TUR10-0432860] (Kayık yapma veya satma işi)
                  • keçecilik [TUR10-0437240] (Keçe yapma veya satma işi)
                  • kerestecilik [TUR10-0442430] (Kereste alıp satma işi)
                  • kilimcilik [TUR10-0460490] (Kilim dokuma veya satma işi)
                  • kitapçılık [TUR10-0464070] (Kitap bastırma veya satma işi)
                  • koltukçuluk [TUR10-0469680] (Koltuk yapma veya satma işi)
                  • konfeksiyonculuk [TUR10-0471730] (Hazır giyim eşyası yapma veya satma işi)
                  • konservecilik [TUR10-0472330] (Konserve yapma veya satma işi)
                  • korsecilik [TUR10-0476520] (Korse yapma veya satma işi)
                  • koyunculuk [TUR10-0479500] (Koyun besleme veya alıp satma işi)
                  • kozacılık [TUR10-0479810] (İpek kozası alıp satma işi)
                  • köftecilik [TUR10-0480190] (Köfte pişirip satma işi)
                    • çiğ köftecilik [TUR10-0991360] (Çiğ köftecinin yaptığı iş)
                  • kumaşçılık [TUR10-0490210] (Kumaş üretme veya satma işi)
                  • kurabiyecilik [TUR10-0491580] (Kurabiye yapma veya satma işi)
                  • kuru kahvecilik [TUR10-0494630] (Kuru kahve yapma veya satma işi)
                  • kuşçuluk [TUR10-0496800] (Kuş yetiştirme merakı veya kuş yetiştirip satma işi)
                  • kutuculuk [TUR10-0497800] (Kutu yapma veya satma işi)
                  • kürekçilik [TUR10-0503030] (Kürek yapma veya satma işi)
                  • lavantacılık [TUR10-0508310] (Lavanta yapma veya satma işi)
                  • leblebicilik [TUR10-0508910] (Leblebi yapma veya satma işi)
                  • limonatacılık [TUR10-0511760] (Limonata yapma veya satma işi)
                  • macunculuk [TUR10-0515690] (Macun yapma veya satma işi)
                  • makarnacılık [TUR10-0520160] (Makarna yapma veya satma işi)
                  • maketçilik [TUR10-0520630] (Maket yapma veya satma işi)
                  • manifaturacılık [TUR10-0523980] (Kumaş satma işi)
                  • mantarcılık [TUR10-0524630] (Mantar yetiştirme veya satma işi)
                  • mayoculuk [TUR10-0530580] (Mayo dikme veya satma işi)
                  • mestçilik [TUR10-0538460] (Mest yapma veya satma işi)
                  • meyvecilik [TUR10-0541830] (Meyve alıp satma işi)
                  • mezecilik [TUR10-0542360] (Meze yapıp satma işi)
                  • mobilyacılık [TUR10-0548900] (Mobilya yapma veya satma işi)
                  • muhallebicilik [TUR10-0553360] (Muhallebi yapma veya satma işi)
                  • nişastacılık [TUR10-0578080] (Nişasta yapma veya satma işi)
                  • odunculuk [TUR10-0582570] (Odun kesme ve satma işi)
                    • yarıcılık [TUR10-0836930] (Odun yarma işçiliği)
                  • okçuluk [TUR10-0583470] (Ok yapma veya satma işi)
                  • oltacılık [TUR10-0586290] (Olta yapma veya satma işi)
                  • otomobilcilik [TUR10-0594320] (Otomobil alıp satma işi)
                  • oyacılık [TUR10-0595660] (Oya yapma veya satma işi)
                  • oyuncakçılık [TUR10-0597310] (Oyuncak yapma veya satma işi)
                  • paçavracılık [TUR10-0610360] (Paçavra toplayıp satma işi)
                  • pamukçuluk [TUR10-0612040] (Pamuk yetiştirme ve satma işi)
                  • pancarcılık [TUR10-0612270] (Pancar yetiştirme ve satma işi)
                  • pantolonculuk [TUR10-0612830] (Pantolon dikme veya satma işi)
                  • pantuflacılık [TUR10-0612870] (Pantufla yapma veya satma işi)
                  • pastacılık [TUR10-0617670] (Pasta yapma veya satma işi)
                  • pastırmacılık [TUR10-0617850] (Pastırma yapma veya satma işi)
                  • patatesçilik [TUR10-0618320] (Patates yetiştirme veya satma işi)
                  • pekmezcilik [TUR10-0621630] (Pekmez yapma veya satma işi)
                  • plakacılık [TUR10-0630670] (Plaka yapma veya satma işi)
                  • porselencilik [TUR10-0633270] (Porselen yapma veya satma işi)
                  • pulculuk [TUR10-0637960] (Pul satma işi)
                  • radyoculuk [TUR10-0640520] (Radyo yapma, onarma veya satma işi)
                  • rakıcılık [TUR10-0641830] (Rakı yapma veya satma işi)
                  • reçelcilik [TUR10-0643750] (Reçel yapma veya satma işi)
                  • saatçilik [TUR10-0651680] (Saat yapma, onarma veya satma işi)
                  • sabunculuk [TUR10-0652830] (Sabun yapma veya satma işi)
                  • sakatatçılık [TUR10-0657840] (Sakatat satma işi)
                  • sandalyecilik [TUR10-0662950] (Sandalye yapma veya satma işi)
                  • sandıkçılık [TUR10-0663150] (Sandık yapma veya alıp satma işi)
                  • sazcılık [TUR10-0671630] (Saz çalma veya yapıp satma işi)
                  • sepetçilik [TUR10-0677430] (Sepet yapma veya satma işi)
                  • simitçilik [TUR10-0693860] (Simit yapma veya satma işi)
                  • sirkecilik [TUR10-0695970] (Sirke yapma veya satma işi)
                  • soğancılık [TUR10-0699220] (Soğan yetiştirme veya satma işi)
                  • sucukçuluk [TUR10-0710520] (Sucuk yapma veya satma işi)
                  • suculuk [TUR10-0710600] (Evlere su taşıma veya satma işi)
                  • süngercilik [TUR10-0715650] (Sünger alıp satma işi)
                  • sütçülük [TUR10-0719360] (Süt satma işi)
                  • sütyencilik [TUR10-0719980] (Sütyen dikip satma işi)
                  • şapkacılık [TUR10-0723660] (Şapka yapma veya satma işi)
                  • şarapçılık [TUR10-0724050] (Şarap yapma veya satma işi)
                  • şekercilik [TUR10-0727070] (Şeker ve şekerleme yapma veya satma işi)
                  • şerbetçilik [TUR10-0728380] (Şerbet yapma veya satma işi)
                  • tatlıcılık [TUR10-0751580] (Tatlı yapıp satma işi)
                  • televizyonculuk [TUR10-0761150] (Televizyon yapma, onarma veya satma işi)
                  • terlikçilik [TUR10-0767830] (Terlik yapma veya satma işi)
                  • testicilik [TUR10-0769990] (Testi yapma veya satma işi)
                  • tohumculuk [TUR10-0778730] (Tohum yetiştirme veya satma işi)
                  • tuhafiyecilik [TUR10-0787480] (Tuhafiye satma işi)
                  • turşuculuk [TUR10-0789000] (Turşu yapma veya satma işi)
                  • unculuk [TUR10-0799270] (Un alıp satma işi)
                  • üzümcülük [TUR10-0811950] (Üzüm yetiştirme ve satma işi)
                  • yağcılık [TUR10-0824090] (Yağ çıkarma veya satma işi)
                  • yapsatçılık [TUR10-0835040] (Yapıp satma işi)
                  • yemekçilik [TUR10-0847830] (Çalışanları, üyeleri, öğrencileri, işçileri çok olan kuruluşlara yemek yapıp satma işi)
                  • yemenicilik [TUR10-0848060] (Yemeni alıp satma işi)
                  • yoğurtçuluk [TUR10-0857890] (Yoğurt yapma veya satma işi)
                  • yumurtacılık [TUR10-0862640] (Yumurta alıp satma işi)
                  • zeytincilik [TUR10-0873640] (Zeytin alıp satma işi)
                  • abajurculuk [TUR10-0000210] (Abajurcu işi veya mesleği)
                  • açmacılık [TUR10-0006380] (Açma yapma veya satma işi)
                  • kurşunculuk [TUR10-0493190] (Kurşun satma veya işleme)
                  • eskicilik [TUR10-0253350] (Eskici işi)
                  • celepçilik [TUR10-0135000] (Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapma işi)
                  • salepçilik [TUR10-0659960] (Salepçi işi)
                  • tüpçülük [TUR10-0793300] (Tüp gaz satıcılığı)
                  • tütüncülük [TUR10-0794660] (Tütün yetiştiriciliği veya satıcılığı)
                  • yufkacılık [TUR10-0861780] (Yufkacı işi)
                  • bisikletçilik [TUR10-0108740] (Bisiklet satma, onarma işi)
                  • bohçacılık [TUR10-0112200] (Bohçacı işi)
                  • sebzecilik [TUR10-0672110] (Sebze satan kimsenin yaptığı iş)
                  • ihracatçılık [TUR10-0202290] (Ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satımı ile uğraşma)
                  • hırdavatçılık [TUR10-0341760] (Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimsenin işi)
                • zanaatkarlık [TUR10-0870290] (Belli bir zanaatla uğraşan, bir zanaatı meslek edinen emekçi olma durumu)
                • craft [ENG31-05645908-n] (skill in an occupation or trade)
                • binicilik [TUR10-0105200] (Ata binme ustalığı)
                • horsemanship [ENG31-05646219-n] (skill in handling and riding horses)
                • satıcılık [TUR10-0668215] (Satıcının işi)
            • marifet [TUR10-0526130] (Az veya çok bir zaman için başkasının malı olmuş, yeni olmayan; müstamel)
            • yeterlilik [TUR10-0366540] (Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği, görevini yerine getirme gücü) sufficiency [ENG31-05119909-n] (the quality of being sufficient for the end in view)
              • yönseme [TUR10-0861360] (Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü)
              • yetme [TUR10-0460300] (Yeterli miktarda olma; kâfi gelme)
              • yetke [TUR10-0817080] (Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven)
              • geçişim [TUR10-0377210] (Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması)
          • inanış [TUR10-0372660] (İnanılan şey)
            • doğaüstü varlık [TUR10-1230650] (Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan varlık) spiritual being [ENG31-09527267-n] (an incorporeal being believed to have powers to affect the course of human events)
              • Yaradan [TUR10-0321270] (Kendisine tapılacak varlık) deity [ENG31-09528550-n] (any supernatural being worshipped as controlling some part of the world or some aspect of life or who is the personification of a force)
                • tanrıça [TUR10-0744770] (Çok tanrılı dinlerde kendisine tapınılan dişi tanrı)
                • goddess [ENG31-09558733-n] (a female deity)
                • Yunan tanrısı [TUR10-1230680] (Yunan mitolojisindeki tanrıların her biri) Greek deity [ENG31-09574485-n] (a deity worshipped by the ancient Greeks)
                  • Apollon [TUR10-1230700] (Yunan mitolojisinde ışık ve güzel sanatlar tanrısı)
                • Roma tanrısı [TUR10-1230690] (Roma mitolojisindeki tanrıların her biri)
                • Roman deity [ENG31-09575810-n] (a deity worshipped by the ancient Romans)
                • Allahuteala [TUR10-0028970] (Yüce Tanrı, ulu Allah)
                • canan [TUR10-0131510] (Tasavvufta Tanrı)
              • hayalet [TUR10-0334280] (Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan cin, peri, hortlak vb. görüntüler) apparition [ENG31-09570240-n] (a ghostly appearing figure)
                • cin [TUR10-0233720] (Masallara ve bazı inançlara göre, göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık)
                • genie [ENG31-09567562-n] ((Islam) an invisible spirit mentioned in the Koran and believed by Muslims to inhabit the earth and influence mankind by appearing in the form of humans or animals)
                • gulyabani [TUR10-0311320] (Karanlık ve ıssız yerlerde, insanın gördüğünü sandığı korkunç hayalet)
                • goblin [ENG31-09566877-n] ((folklore) a small grotesque supernatural creature that makes trouble for human beings)
                • ifrit [TUR10-0361920] (Doğu masal ve efsanelerinde, kötü ve korkunç cin)
                • devil [ENG31-09565450-n] (an evil supernatural being)
                • peri [TUR10-0624030] (Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık)
                • fairy [ENG31-09563541-n] (a small being, human in form, playful and having magical powers)
                • iyi saatte olsunlar [TUR10-0904360] (Cinler; periler)
                • hortlak [TUR10-0348210] (Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık)
              • melek [TUR10-0533540] (Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık) angel [ENG31-09562026-n] (spiritual being attendant upon God)
                • Azrail [TUR10-0131480] (Tanrı buyruğu ile insanların canını almakla görevli melek)
                • Mikail [TUR10-0544600] (Tanrı buyruğu ile, insanların rızkını dağıtma ve doğa olaylarının gerçekleşmesini sağlamakla görevli melek)
                • İsrafil [TUR10-0381430] (İslam inanışına göre kıyamet gününü, öttüreceği boru ile bildirecek olan melek)
                • Cebrail [TUR10-0134330] (Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen, dört büyük melekten biri)
                • melaike [TUR10-0533380] (Melekler)
                • hatif [TUR10-0331960] (Gaipten seslenir gibi haber veren melek)
              • kutsal varlık [TUR10-1230670] (Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken varlık, kutsi varlık, mukaddes varlık) deity [ENG31-09528550-n] (any supernatural being worshipped as controlling some part of the world or some aspect of life or who is the personification of a force)
                • ermiş [TUR10-0817240] (Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi) saint [ENG31-10566407-n] (person of exceptional holiness)
                  • fakir [TUR10-0263370] (Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş) fakir [ENG31-10096087-n] (a Muslim or Hindu mendicant monk who is regarded as a holy man)
                    • derviş [TUR10-0029950] (Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse) dervish [ENG31-10025999-n] (an ascetic Muslim monk)
                      • semazen [TUR10-0675680] (Sema ayininde dönen derviş)
                      • marabut [TUR10-0525770] (Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad)
                      • murabıt [TUR10-0556120] (Savaşçı derviş)
                      • nakip [TUR10-0568980] (Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede)
                  • derviş [TUR10-0197710] (Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse)
                    • abdal [TUR10-0000780] (Gezgin derviş)
                  • eren [TUR10-0249780] (Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse)
                  • derviş [TUR10-0197700] (Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse)
                  • sultan [TUR10-0711790] (Bektaşi azizi)
              • abıhayat [TUR10-0092990] (Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağlayan bir su)
              • abıkevser [TUR10-0001100] (Cennette bulunduğuna inanılan Kevser ırmağının adı)
              • zebani [TUR10-0871540] (Cehennem bekçisi)
              • ecinni taifesi [TUR10-1016800] (Cin topluluğu; cinler)
              • çöpçatan [TUR10-0174860] (Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç)
              • Deccal [TUR10-0186610] (Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse)
              • kader [TUR10-0027930] (Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç) fortune [ENG31-14496806-n] (your overall circumstances or condition in life (including everything that happens to you))
                • talihsizlik [TUR10-0576950] (Şansı olmama durumu)
                • misfortune [ENG31-14498989-n] (an unfortunate state resulting from unfavorable outcomes)
                • kör talih [TUR10-0483270] (Kötü kader)
                • kısmet [TUR10-0454660] (Evlenme talihi)
                • talih kuşu [TUR10-0200270] (Beklenmedik bir iyilik, iyi talih)
                • kör şans [TUR10-0483260] (Kötü talih)
                • dört bir [TUR10-0222360] (Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün birli düşmesi)
                • dörtcihar [TUR10-0222380] (Oyunda, atılan zarların ikisinin de dört benekli olan yanlarının üste gelmesi)
                • dubara [TUR10-0224240] (Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi)
                • dübeş [TUR10-0227950] (Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi)
                • düşeş [TUR10-0230240] (Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de altı benekli olan yanlarının üste gelmesi)
                • düse [TUR10-0230110] (Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi)
                • kader [TUR10-0396380] (Genellikle kaçınılmaz kötü talih)
                • kara talih [TUR10-1071550] (Kötü şans)
                • üç bir [TUR10-0682650] (Tavla oyununda zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi)
                • üç iki [TUR10-0806350] (Tavla oyununda zarlardan birinin üçlü, öbürünün ikili gelmesi)
                • beş bir [TUR10-0096060] (Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün birli gelmesi)
                • beş dört [TUR10-0096070] (Oyunda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi)
                • beş iki [TUR10-0096280] (Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün ikili gelmesi)
                • bir bir [TUR10-0106020] (Tavla oyununda zarların tek benekli yönlerinin üste gelmesi)
                • ciharıdü [TUR10-0140450] (Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi)
                • ciharıse [TUR10-0140460] (Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün üçlü düşmesi)
                • şeşüdü [TUR10-0729260] (Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün ikili gelmesi)
                • şeşyek [TUR10-0729280] (Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün birli gelmesi)
                • şeşüse [TUR10-0729270] (Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün üçlü gelmesi)
                • pencüse [TUR10-0622510] (Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün üçlü gelmesi)
                • şeşcihar [TUR10-0729240] (Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün dörtlü gelmesi)
                • şeşbeş [TUR10-0729230] (Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beşli gelmesi)
                • şeşidü [TUR10-1248120] (Altıiki)
                • ful [TUR10-0280450] (İskambil oyununda benzer kâğıtların bir araya gelmesi)
                • gele [TUR10-0289200] (Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar)
                • benzemez [TUR10-0093470] (İskambil, okey oyunlarında farklı kâğıtların veya taşların bir araya gelmesi)
                • iki bir [TUR10-0364940] (Oyunda, zarlardan birinin bir, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi)
            • Tanrı kayrası [TUR10-0744780] (Tanrı'nın dünya işlerinde beliren iyilik ve bilgeliği)
            • tapıncakçılık [TUR10-0745440] (Fetişizm)
            • tecelli [TUR10-0755200] (Tanrı'nın insanlarda ve doğada görünmesi)
            • tefeül [TUR10-0756490] (Uğur sayma; hayra yorma)
            • teberrük [TUR10-0754800] (Uğur sayma)
            • tekfir [TUR10-0758440] (Kâfir sayma)
            • telekinezi [TUR10-0803980] (Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi)
            • tenzih [TUR10-0765030] (Allah'ın bütün kusurlardan uzak olduğuna inanma)
            • tevfik [TUR10-0771510] (Allah'ın yardımına kavuşma)
            • tevhit [TUR10-0771530] (Allah'ın birliğine inanma, bir sayma, bir olarak bakma)
            • tılsım [TUR10-0773760] (Doğaüstü işler yapabileceğine inanılan güç)
            • birleme [TUR10-0107720] (Tanrı'nın birliğini dile getirme, tevhit)
            • mumsöndü [TUR10-0555750] (Cem ayinlerinde, aydınlatmak için kullanılan mumum tören bitiminde söndürülmesinin yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkmış bir inanış)
            • şirk [TUR10-0732200] (Tanrı'nın birden çok olduğuna inanma, Tanrı'ya ortak tanıma)
            • hulul [TUR10-0349770] (Tanrı ruhunun herhangi bir bedene girdiğine inanmak)
            • panteon [TUR10-0612770] (Bir halkın, bir ulusun bütün tanrıları)
            • pantheon [ENG31-08170236-n] (all the gods of a religion)
        • güdü [TUR10-0312790] (Bireyleri bilinçli ve amaçlı işlerde bulunmaya yönelten dürtü veya dürtüler bileşkesi)
        • incentive [ENG31-09202673-n] (a positive motivational influence)
        • olay [TUR10-0267960] (Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş) event [ENG31-00029677-n] (something that happens at a given place and time)
          • dram [TUR10-0223870] (Acıklı olay)
          • özleşme [TUR10-0609270] (Ağacın çoğunlukla öze yakın bölümlerinin artık öz su iletmemesi ve bunun sonucunda kuruyup sertleşmesi olayı)
          • devinim [TUR10-0199820] (Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu; devim; hareket) act [ENG31-00030657-n] (something that people do or cause to happen)
            • ayıklama [TUR10-0061230] (Arıtma, temizleme)
            • disposal [ENG31-00044347-n] (the act or means of getting rid of something)
            • başvurma [TUR10-0084200] (Müracaat)
            • recourse [ENG31-01211087-n] (act of turning to for assistance)
            • dağıtım [TUR10-0178220] (Dağıtma işi; tevzi) distribution [ENG31-01085001-n] (the act of distributing or spreading or apportioning)
              • tahsis [TUR10-0738530] (Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma) allotment [ENG31-01085569-n] (the act of distributing by allotting or apportioning)
                • paylaşım [TUR10-0619910] (Paylaşma işi) parcel [ENG31-01087022-n] (the allotment of some amount by dividing something)
                  • kâr paylaşımı [TUR10-0422640] (Bir işletmenin ve şirketin yıl sonu kârlarından çalışanlarına, bir teşvik yöntemi olarak pay verilmesi)
              • yardımseverlik [TUR10-0836380] (Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven olma durumu) charity [ENG31-01091559-n] (an activity or gift that benefits the public at large)
                • lütufkarlık [TUR10-1252470] (İyilikseverlik)
                • lütufkârlık [TUR10-0515090] (Lütufkâr olma durumu)
              • bağış [TUR10-0069280] (Bağışlama işi veya biçimi)
              • contribution [ENG31-01091702-n] (act of giving in common with others for a common purpose especially to a charity)
              • bağışlama [TUR10-0363510] (Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine verme)
              • contribution [ENG31-01091702-n] (act of giving in common with others for a common purpose especially to a charity)
              • tevziat [TUR10-0771810] (Dağıtmalar, üleştirmeler)
              • üleştirim [TUR10-0807190] (Toplumsal ürünün ticari etkinlikler aracılığıyla tüketicilere dağıtılması)
            • dalga [TUR10-0180140] (Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi) wave [ENG31-07360193-n] ((physics) a movement up and down or back and forth)
              • çok kısa dalga [TUR10-0172740] (2,9 metreden 3,4 metreye 104 megahertze kadar olan radyo dalgaları)
              • kırılma [TUR10-0450950] (Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışının doğrultusunu değiştirmesi)
              • deflection [ENG31-07425483-n] (the amount by which a propagating wave is bent)
              • sinüs dalgası [TUR10-1222230] (Düzgün, tekrarlanan bir matematiksel eğri)
              • sine wave [ENG31-07359666-n] (a wave whose waveform resembles a sine curve)
              • çınlama [TUR10-0164620] (Çın ya da "tın" seslilerini çıkarma; bu seslerin bir süre devam etmesi)
              • resonance [ENG31-11498321-n] (a vibration of large amplitude produced by a relatively small vibration near the same frequency of vibration as the natural frequency of the resonating system)
              • rezonans [TUR10-0647420] (Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı)
              • resonance [ENG31-11498321-n] (a vibration of large amplitude produced by a relatively small vibration near the same frequency of vibration as the natural frequency of the resonating system)
              • yankılanma [TUR10-0832080] (Yankılanmak işi veya durumu)
              • resonance [ENG31-11498321-n] (a vibration of large amplitude produced by a relatively small vibration near the same frequency of vibration as the natural frequency of the resonating system)
              • kısa dalga [TUR10-0453320] (Radyo yayını için dalga boyu 10-100 metre arasında değişen dalga)
              • duraklı dalga [TUR10-0225320] (Bütün noktaları aynı anda, zıt ve aynı fazlı titreşimler yapan dalga)
              • uzun dalga [TUR10-0805500] (Dalga boyu 1000-2000 metre arasında değişen radyo dalgası)
              • ses dalgaları [TUR10-0680880] (Titreşim etkisiyle cisimlerde oluşan dalgalar)
            • durduruş [TUR10-0225530] (Durdurma işi veya biçimi)
            • stop [ENG31-01077970-n] (the act of stopping something)
            • geri tepme [TUR10-0294530] (Merminin atılışı sırasında namlu içinde gazların geriye doğru sıkıştırmasından ileri gelen hareket) recoil [ENG31-07365354-n] (the backward jerk of a gun when it is fired)
              • seğirdim [TUR10-0673580] (Top atıldığında kundağın geri tepmesi)
            • giyiniş [TUR10-0299410] (Giyinme işi veya biçimi)
            • wear [ENG31-00831918-n] (the act of having on your person as a covering or adornment)
            • ikamet [TUR10-0364600] (Bir yerde oturma, eğleşme) residency [ENG31-01055844-n] (the act of dwelling in a place)
              • kampçılık [TUR10-0407390] (Kamp hayatı)
              • camping [ENG31-01057089-n] (the act of encamping and living in tents in a camp)
            • iletiliş [TUR10-0367820] (İletilme işi veya biçimi)
            • communication [ENG31-06262268-n] (the activity of communicating)
            • iletişim [TUR10-0367890] (Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması) communication [ENG31-06262268-n] (the activity of communicating)
              • anlatım [TUR10-0361590] (Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme) expression [ENG31-07154581-n] (the communication (in speech or writing) of your beliefs or opinions)
                • tebrik [TUR10-0755000] (Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatma ve kutlulama)
                • congratulation [ENG31-07155056-n] ((usually plural) an expression of pleasure at the success or good fortune of another)
                • tasvir [TUR10-0749440] (Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu tam ve açık bir biçimde anlatan söz veya yazı) description [ENG31-06737512-n] (a statement that represents something in words)
                  • portre [TUR10-0633660] (Bir kimsenin, bir şeyin sözlü veya yazılı tasviri)
                • telgraf üslubu [TUR10-0761330] (Kısa ve özlü anlatım)
                • telmih [TUR10-0761860] (Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme, açıkça söylememe)
                • lirizm [TUR10-0512350] (Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı)
                • madde [TUR10-0516070] (Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım)
                • sanat [TUR10-0662230] (Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım)
                  • klasik [TUR10-0464590] (Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser)
                • ültimatom [TUR10-0807540] (Uyulması gereken kuralları kesin bir dille anlatma)
                • yuf borusu [TUR10-0861730] (Kınama, üzüntü ve nefret bildirme)
                • logos [TUR10-0201030] (Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü)
                • Son [ENG31-09560255-n] (the divine word of God)
                • deyiş [TUR10-0201120] (Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları; ifade) parlance [ENG31-07095369-n] (a manner of speaking that is natural to native speakers of a language)
                  • sav söz [TUR10-1129870] (Bir savı klişe biçimine getiren deyiş)
                • şekil [TUR10-0727430] (Anlatım biçimi)
                • formül [TUR10-0278290] (Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım)
                • replik [TUR10-0646010] (Oyunda, karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme)
                • denence [TUR10-1256460] (Yeni gözlenen bir olgu veya olayın ya da karşılaşılan bir problemin, daha önceki bilgi ve deneyimlere dayalı olarak önerilmiş, ancak doğruluğu henüz sınanmamış bir ifadesi)
                • icaz [TUR10-0357710] (Az sözle çok şey anlatma)
                • hezel [TUR10-0341080] (Bir şiiri veya şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme)
                • betimleme [TUR10-0096930] (Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma) description [ENG31-07216025-n] (the act of describing something)
                  • stilizasyon [TUR10-1141870] (Objelerin doğadaki biçimlerinin şematikleştirilip yalınlaştırılarak betimlenmesi)
              • yayım [TUR10-0575220] (Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması) transmission [ENG31-06261911-n] (communication by means of transmitted signals)
                • sürüm [TUR10-0646850] (Bir ticaret malının satılır olması)
                • version [ENG31-05849159-n] (something a little different from others of the same type)
                • multimedya [TUR10-0172840] (Bilgisayarda metin, grafik, ses, canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam)
                • multimedia [ENG31-06272397-n] (transmission that combine media of communication (text and graphics and sound etc.))
                • sürüm [TUR10-0646855] (Bir paranın geçer olması)
              • iletişim kanalı [TUR10-0408090] (Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol) channel [ENG31-06270774-n] ((often plural) a means of communication or access)
                • faturalı hat [TUR10-0266030] (Bağlı bulunulan işletme tarafından faturalandırılan cep telefonu hattı)
                • faturasız hat [TUR10-0266060] (Bağlı bulunulan işletme tarafından fatura gönderilmeden, kontör satın alınarak kullanılan cep telefonu hattı)
                • yerel radyo [TUR10-0850310] (Belli bir bölgeye yayın yapan alçak frekanslı radyo istasyonu)
                • yerel televizyon [TUR10-0850330] (Belirli bir bölgeye yayın yapan televizyon)
                • yerel ağ [TUR10-1182640] (Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, sınırlaması ve yöneticisi olan sadece kurum veya iş yeri içinde kullanılan bilgi iletişim ağı)
                • özel televizyon [TUR10-0608190] (Kişi veya kuruluşlara ait televizyon kanalı)
                • radyo istasyonu [TUR10-0640730] (Radyoda alınan veya bulunan her bir yayın)
              • dramaturji [TUR10-0224010] (Oyun yazma ve yönetme bilgisi)
              • dramaturgy [ENG31-07019235-n] (the art of writing and producing plays)
              • tiyatro [TUR10-0778530] (Oyun yazma sanatı)
              • dramaturgy [ENG31-07019235-n] (the art of writing and producing plays)
              • sınav [TUR10-0769840] (Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama) examination [ENG31-07211681-n] (a set of questions or exercises evaluating skill or knowledge)
                • muafiyet sınavı [TUR10-0551640] (Eğitimde veya herhangi bir dalda bilgi birikiminin önceden yeterli olup olmadığının belirlenmesi için yapılan sınav)
                • vize sınavı [TUR10-0820900] (Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılan sınav)
                • midterm examination [ENG31-07213265-n] (an examination administered in the middle of an academic term)
                • engel sınavı [TUR10-0247870] (Yönetmeliklerde belirtilen özürleri nedeniyle herhangi bir sınava zamanında giremeyen öğrenciler için açılan sınav)
                • final [TUR10-0274420] (Dönem sonu sınavı)
                • final examination [ENG31-07212936-n] (an examination administered at the end of an academic term)
                • giriş sınavı [TUR10-1221900] (Herhangi bir kuruma, gruba vb. girmek, kabul edilmek isteyenlerin girdiği seçme sınavı)
                • entrance examination [ENG31-07212779-n] (examination to determine a candidate's preparation for a course of studies)
                • kolokyum [TUR10-0469120] (Doçentlik sözlü sınavı)
                • eleme sınavı [TUR10-0242810] (Herhangi bir eğitim kurumuna başvuran istekliler arasından belli düzeyde başarı gösterenleri seçmek için düzenlenen iki aşamalı sınavdan ilki)
                • yoklama [TUR10-0858130] (Okullarda öğrencilerin bilgisini anlamak için yapılan sınav)
                • yeterlik sınavı [TUR10-0852190] (Devlet görevlisi olarak alınmada ve bu görevde yükselmede uygulanan sınav)
                • yeterlik sınavı [TUR10-0852200] (Üniversitede doktora derslerini başarıyla tamamladıktan sonra doktora tezi alabilmek için girilen sınav)
                • yazılı [TUR10-0844660] (Öğrencilerin ve değişik kurumlara alınacak kişilerin bilgi ve becerilerini yazılı olarak ölçmeyi amaçlayan sınav)
                • bakalorya [TUR10-0071580] (Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı)
                • olgunluk imtihanı [TUR10-0585730] (Lise son sınıf öğrencilerinin lise bitirme sınavlarından sonra üniversiteye girebilmeleri için bazı derslerden girdikleri yeterlik sınavı)
                • sayısal [TUR10-0671000] (Sayıya dayanan konuları kapsayan sınav)
                • sözlü sınav [TUR10-0567180] (Konuşma biçiminde yapılan sınav)
                • bütünleme [TUR10-0366290] (Okullarda başarısız olan öğrenciler için yapılan ek sınav)
                • makeup [ENG31-07337369-n] (an event that is substituted for a previously cancelled event)
              • ikna [TUR10-0366300] (Bir konuda birinin inanmasını sağlama; inandırma; kandırma)
              • persuasion [ENG31-07259785-n] (the act of persuading (or attempting to persuade))
              • ikna etme [TUR10-1221990] (Bir konuda birinin inanmasını sağlama) persuasion [ENG31-07259785-n] (the act of persuading (or attempting to persuade))
                • silah [TUR10-0692080] (Bir konuda etkili nesne, etken araç)
                • weapon [ENG31-07261592-n] (a means of persuading or arguing)
              • ilişki [TUR10-0368930] (Bağlantı; temas)
              • contact [ENG31-07293990-n] (a communicative interaction)
              • davet [TUR10-0145120] (Birinin bir yere gelmesini isteme)
                • ezan [TUR10-0261570] (Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı)
                  • yatsı ezanı [TUR10-0841620] (Yatsı namazı için okunan ezan)
                  • akşam ezanı [TUR10-0021480] (Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan)
                  • ikindi ezanı [TUR10-0365680] (İkindi ezanı namazına çağrı için okunan ezan)
                  • sabah ezanı [TUR10-0651830] (Sabah namazı vaktini duyuran ezan)
                  • öğle ezanı [TUR10-0599050] (Öğle ezanı namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan)
                  • kamet [TUR10-0407080] (Farz olan namazdan önce okunan iç ezan)
                • celp [TUR10-0135110] (Askerlik ödevini yapmaya çağırma)
                • askerlik yoklaması [TUR10-0050300] (İlk kez askere gideceklerin nüfus kayıtlarının belirlenmesi ve askere çağrılması)
                • çağırım [TUR10-0144870] (Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söyleme, seslenme işi)
                • seslenme [TUR10-0576500] (Çağırma, bağırma)
              • kitle iletişimi [TUR10-0464350] (Dağınık insan topluluklarının, aynı zamanda, örgütlenmiş bir kaynaktan iletilen haberlere veya uyarılara maruz kalması, birtakım kaynaklardan elde edilen bilgi ve haberlerin değişik araçlarla geniş halk topluluklarına yaygın olarak duyurulması)
              • şeker aktarması [TUR10-0727010] (İşaretlerle iletişim kurma; gizlice haberleşme)
              • hitap [TUR10-0681110] (Sözü birine veya birilerine yöneltme) title [ENG31-06350786-n] (an identifying appellation signifying status or function: e.g. `Mr.' or `General')
                • dayı [TUR10-0186680] (Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü)
                • beybaba [TUR10-0097860] (Yaşlı erkekler için kullanılan bir seslenme sözü)
                • ana [TUR10-0033960] (Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü)
                • nine [TUR10-0577260] (Yaşlı kadınlar için kullanılan bir seslenme sözü)
                • evlat [TUR10-0260010] (Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü)
                • oğul [TUR10-0583030] (Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü)
                • babalık [TUR10-0066620] (Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü)
                • amca [TUR10-0032550] (Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü)
                • abdiaciz [TUR10-0000990] (Alçak gönüllülük göstermek için kişinin kendisine verdiği san)
                • kız [TUR10-0458310] (Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü)
                  • naylon kız [TUR10-0571800] (Çağdaş, modern kız)
                • kurban [TUR10-0492110] (İçtenliği belirten bir seslenme sözü)
                • kınalı kuzu [TUR10-0449180] (Sevgi belirtmek için kullanılan bir söz)
                • delikanlı [TUR10-0190470] (Gençlere bir seslenme sözü)
                • eyvallah [TUR10-0261470] (Allah'a ısmarladık, öyle olsun anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü)
                • abe [TUR10-1254770] (Seslenmek ve dikkati çekmek için özellikle Rumeli'de kullanılan bir söz)
                • ağababa [TUR10-0010850] (Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü)
                • alarga [TUR10-0024250] ("Açıktan geç, yaklaşma" anlamında bir seslenme sözü)
                • lala [TUR10-0506430] (Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz)
                • amcacık [TUR10-0935290] (Amca sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi)
                • teyze [TUR10-0771970] (Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü)
                • külhani [TUR10-0501370] (Hafif sövgü anlamı taşıyan bir okşama sözü)
                • kafir [TUR10-0398290] (Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad)
                • kafir [TUR10-0398270] (Sevilen birine takılmak, sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü)
                • kardeş [TUR10-0419160] (Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü)
                • ufaklık [TUR10-0796540] (Çocuklar için kullanılan bir seslenme sözü)
                • ulan [TUR10-1253810] (Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü)
                  • lan [TUR10-0506980] (Ulan)
                • üstat [TUR10-0337440] (Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü)
                • annecik [TUR10-0937450] (Anne sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi)
                • ayı [TUR10-0061110] (Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü)
                • yenge [TUR10-0848580] (Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü)
                • yenge [TUR10-0848570] (Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad)
                • bacı [TUR10-0067240] (Kadınlara söylenen bir seslenme sözü)
                • balama [TUR10-0073380] (Karagöz, matiz ve külhanbeyi tipleri tarafından yabancı ülkelerin tiplerine seslenirken kullanılan söz)
                • bayan [TUR10-0086020] (Kadınlara bir seslenme sözü)
                • bebek [TUR10-0087870] (Sevgi bildiren bir seslenme sözü)
                • beybaba [TUR10-0097850] (Çocukların babaları için kullandığı saygı sözü)
                • bili bili [TUR10-0103420] (Tavuk vb. kümes hayvanlarını çağırırken çıkarılan ses)
                • birader [TUR10-0105740] ("Ey dost, arkadaş" anlamında bir seslenme sözü)
                • bir tanem [TUR10-0108480] (Sevgi sözü)
                • can [TUR10-0131430] (Yakınlık duygusu belirten bir seslenme sözü)
                • dadaş [TUR10-0177410] (Yakın dostlar için kullanılan bir seslenme sözü)
                • efendicik [TUR10-1017190] (Efendi sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi)
                • gözüm [TUR10-0580720] (Sevgi anlatan bir seslenme sözü)
                • hanımanne [TUR10-0326150] (İhtiyar kadınlara bir seslenme sözü)
                • hemşehri [TUR10-0339020] ("Arkadaş, ahbap" anlamında bir seslenme sözü)
            • kalış [TUR10-0404020] (Kalma işi veya biçimi) stay [ENG31-01055541-n] (continuing or remaining in a place or state)
              • mola [TUR10-0549510] (Yorgunluğu gidermek için duraklama) pause [ENG31-15295994-n] (a time interval during which there is a temporary cessation of something)
                • yumuşatma [TUR10-0863210] (Yoğun alıştırmalardan sonra bir kası hiçbir gerginlik veya kasılma bırakmadan dinlendirme)
                • ihtiyaç molası [TUR10-1054190] (Uzun yolculuklarda dinlenme vb. ihtiyaçları karşılamak için yapılan duraklama)
            • kalkış [TUR10-0404620] (Kalkma işi veya biçimi)
            • departure [ENG31-00043495-n] (the act of departing)
            • özveri [TUR10-0609960] (Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme) forfeit [ENG31-00206740-n] (the act of losing or surrendering something as a penalty for a mistake or fault or failure to perform etc.)
              • esirgemezlik [TUR10-0253100] (Özveride bulunma)
              • özgecilik [TUR10-0608750] (Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan olma durumu)
            • yapım [TUR10-0636050] (Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü)
              • eş yapım [TUR10-0256780] (İki tarafın ortak olarak oluşturduğu yapım)
            • sanma [TUR10-0663550] (Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanma durumu veya bunun sonucu)
            • assumption [ENG31-00084080-n] (the act of assuming or taking for granted)
            • kurtuluş [TUR10-0322460] (Bir yerden, bir şeyden kurtulma) running away [ENG31-00046918-n] (the act of leaving (without permission) the place you are expected to be)
              • kaçış [TUR10-0395580] (Bulunulması gereken yerden izin almaksızın ayrılma) escape [ENG31-00059563-n] (the act of escaping physically)
                • firar [TUR10-0274810] (Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması)
                • break [ENG31-00060809-n] (an escape from jail)
                • takla [TUR10-0740440] (Uçak, güvercin ve benzerinin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi)
                • loop [ENG31-00170632-n] (a flight maneuver)
              • necat [TUR10-0572740] (Kurtuluş)
              • onum [TUR10-0588680] (Kötü bir durumdan kurtulma)
            • elden çıkarma [TUR10-0893685] (Bir şeyin sahipliğini başkasına geçirme; satma)
            • disposal [ENG31-00044347-n] (the act or means of getting rid of something)
            • sebep olma [TUR10-1195860] (Bir olaya yol açma durumu) causing [ENG31-00043049-n] (the act of causing something to happen)
              • yansıtma [TUR10-0832730] (İletme, duyurma) transmission [ENG31-00122186-n] (the act of sending a message)
                • iletim [TUR10-0367850] (İletme işi)
              • tahrik [TUR10-0016720] (Bir kimseyi kötü bir iş yapması için ileri sürme, kışkırtma) fomentation [ENG31-00157445-n] (deliberate and intentional triggering (of trouble or discord))
                • tahrikat [TUR10-0738270] (Kışkırtmalar)
                • fiştekleme [TUR10-1028120] (Sinsice destekleyip kışkırtma işi)
                • provokatörlük [TUR10-1121620] (Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçiren, tahrik eden kişinin işi)
              • hipnotizma [TUR10-0345780] (Sözle, bakışla, telkin yoluyla sağlanan bir tür uyku)
              • hypnotism [ENG31-00159816-n] (the act of inducing hypnosis)
              • telkin [TUR10-0761530] (Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi) hypnotism [ENG31-00159816-n] (the act of inducing hypnosis)
                • kurgu [TUR10-0492510] (Bir işe hazırlamak için yapılan telkin)
              • tahrik [TUR10-0738240] (Cinsel isteği, duyguları uyandırma)
                • iğva [TUR10-1248620] (Azdırma, baştan çıkarma)
              • tahriş [TUR10-0738460] (Yakarak kaşındırma)
              • klikleme [TUR10-1082750] ()
              • eritme [TUR10-0250830] (Erimesini sağlama, erimesine yol açma)
                • izabe [TUR10-0389660] (Madenleri eritme, sıvı durumuna getirme)
              • teşhir [TUR10-0770300] (Herkese duyurma, dile düşürme)
              • teskin [TUR10-0769470] (Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma)
              • teşdit [TUR10-0770150] (Şiddetini artırma, güç verme)
              • teşhis ve intak [TUR10-0770370] (Cansızları canlandırma ve konuşmayan varlıkları konuşturma)
              • teşrik [TUR10-0770720] (Yaptığı bir işe bir kimseyi ortak etme)
              • teşviş [TUR10-1252660] (Karıştırma, bulandırma)
              • tevcih [TUR10-0771310] (Aşama, makam, mevki verme; terfi ettirme)
              • vahşileştirme [TUR10-1172270] (Vahşileşme işini yaptırma)
              • zorlaştırma [TUR10-0877520] (Çetinleştirmek işi veya durumu)
              • azdırma [TUR10-0064950] (Azmasına sebep olma)
            • ajite etme [TUR10-1197280] (Ajite etmek eylemi; duygu sömürüsü yapma)
            • toplu eylem [TUR10-1200540] (Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma amaçlı, bir grup tarafından gösterilen çaba) group action [ENG31-01082290-n] (action taken by a group of people)
              • darbe [TUR10-0183830] (Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi)
              • coup d'etat [ENG31-01147528-n] (a sudden and decisive change of government illegally or by force)
              • devrim [TUR10-0200760] (Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi) revolution [ENG31-00964833-n] (the overthrow of a government by those who are governed)
                • kadife devrim [TUR10-1065920] (Çekoslavkya'da komünist hükümeti şiddet içermeyen eylemlerle oluşan görevden uzaklaştıran iktidar değişikliği)
              • savaş [TUR10-0669020] (Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele) conflict [ENG31-00961007-n] (an open clash between two opposing groups (or individuals))
                • dövüş [TUR10-0223650] (Dövme işi veya biçimi) fight [ENG31-01173452-n] (the act of fighting)
                  • kavga [TUR10-0043610] (Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş) fight [ENG31-01173452-n] (the act of fighting)
                    • boğuşma [TUR10-0112100] (Boğuşmak eylemi)
                    • hassle [ENG31-01174931-n] (disorderly fighting)
                    • dövüş [TUR10-0223660] (Tokat, yumruk, tekme gibi saldırışlarla yapılan kavga)
                    • hassle [ENG31-01174931-n] (disorderly fighting)
                    • düello [TUR10-0228110] (İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılan silahlı vuruşma)
                    • duel [ENG31-01175274-n] (a prearranged fight with deadly weapons by two people (accompanied by seconds) in order to settle a quarrel over a point of honor)
                    • kıtal [TUR10-0455450] (Vuruşma, birbirini öldürme)
                    • kızılca kıyamet [TUR10-0459230] (Aşırı bir biçimde gürültülü çekişme, kavga)
                    • çatışma [TUR10-0153830] (Silahlı büyük kavga, arbede)
                  • çarpışma [TUR10-0563800] (Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma) brush [ENG31-00961487-n] (a minor short-term fight)
                    • muhasamat [TUR10-0553570] (Savaşta çarpışma)
                    • mübareze [TUR10-0559070] (İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması)
                    • mücadele [TUR10-0559210] (Hasmını yere sermek için göğüs göğse yapılan çarpışma)
                • kan davası [TUR10-0409010] (İki aile arasında geçmişte, aralarında cinayetten, kan akmış olmaktan veya başka bir sebepten oluşmuş düşmanlık)
                • vendetta [ENG31-01239512-n] (a feud in which members of the opposing parties murder each other)
                • çete savaşı [TUR10-0989290] (Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılan savaş)
                • yıldız savaşı [TUR10-0855110] (Bilim kurgu filmlerde yıldızlar arasında geçen savaş)
              • iş birliği [TUR10-0770730] (Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı) cooperation [ENG31-01205394-n] (joint operation or action)
                • temsilcilik [TUR10-0763990] (Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranma görevi)
                • representation [ENG31-14023888-n] (the state of serving as an official and authorized delegate or agent)
                • birlikte çalışma [TUR10-1201010] ((Herhangi bir işi) Birden fazla kişi bir arada yapma)
                • collaboration [ENG31-01207646-n] (act of working jointly)
                • mesafe [TUR10-0537820] (İlişkilerde çok içten olmama, ciddi olma durumu)
                • formality [ENG31-01206545-n] (compliance with formal rules)
                • adama [TUR10-0007320] (Adamak işi)
                • commitment [ENG31-01208643-n] (the act of binding yourself (intellectually or emotionally) to a course of action)
                • dolaşım ortaklığı [TUR10-1011430] (Müşterilerine yurt dışında da hizmet verebilmek için cep telefonu firmalarının başka ülkelerin iletişim firmalarıyla kurduğu iş birliği)
                • örgütleniş [TUR10-1160550] (Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için kurumların veya kişilerin bir araya gelmesi işi veya biçimi)
              • toplumsal kontrol [TUR10-1200700] (Bazı sosyal normları kabul ettirme amacıyla, bir kişinin ya da grubun daha geniş bir topluluk tarafından, toplumsallaşma süreci ve hukuk gibi kanallar aracılığıyla kontrol edilmesi) social control [ENG31-01125919-n] (control exerted (actively or passively) by group action)
                • haciz [TUR10-0319680] (Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulması) sequestration [ENG31-00088038-n] (seizing property that belongs to someone else and holding it until profits pay the demand for which it was seized)
                  • zor alım [TUR10-0563820] (İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi)
                  • confiscation [ENG31-00086498-n] (seizure by the government)
                • gözetim [TUR10-0308850] (Himaye)
                • hands [ENG31-00820339-n] ((with `in') guardianship over)
                • yöneticilik [TUR10-0861030] (Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak amacıyla yönetme gücünü elinde bulunduran kişi olma durumu veya bu kişinin görevi) government [ENG31-01127115-n] (the act of governing)
                  • yasama [TUR10-0770560] (Yasa koyma, yasa yapma) legislation [ENG31-01128014-n] (the act of making or enacting laws)
                    • teşrii [TUR10-0770690] (Yasa yapma ile ilgili)
                • icra [TUR10-0867020] (Yapma, yerine getirme, bir işi uygulama) enforcement [ENG31-01129340-n] (the act of enforcing)
                  • uygulama [TUR10-0802200] (Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirme) execution [ENG31-01129700-n] (the act of accomplishing some aim or executing some order)
                    • yöneylem [TUR10-0861280] (Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı)
                    • sağlıklama [TUR10-1126160] (Halk sağlığını korumak ve hastalıkları önlemek için tasarlanan önlemler ve bunların uygulanması)
                    • infaz [TUR10-0374520] (Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama)
                  • zorlama [TUR10-0877400] (Zorlanarak sağlanan) coercion [ENG31-01129566-n] (the act of compelling by force of authority)
                    • terör [TUR10-1184790] (Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma) terror [ENG31-00760853-n] (the use of extreme fear in order to coerce people (especially for political reasons))
                      • terörizm [TUR10-1184820] (Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunma)
                      • terrorism [ENG31-00761047-n] (the calculated use of violence (or the threat of violence) against civilians in order to attain goals that are political or religious or ideological in nature)
                      • terörcülük [TUR10-0768200] (Terörcü işi)
                    • kerh [TUR10-0442500] (Bir işi istemeyerek zorla yapma)
                    • icbar [TUR10-0357760] (Manevi baskı, zorlama, zorunda bırakma)
                  • tanzimat [TUR10-0745170] (İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı)
                  • yürütmeyi durdurma [TUR10-0867120] (Bir mahkemece verilen bir kararın yerine getirilmesinin geçici olarak geri bırakılması)
                • sosyalleşme [TUR10-0704190] (Bireyin kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci)
                • socialization [ENG31-01131305-n] (the adoption of the behavior patterns of the surrounding culture)
                • toplumsallaştırma [TUR10-0704160] (Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma)
                • socialization [ENG31-01131305-n] (the adoption of the behavior patterns of the surrounding culture)
                • istila [TUR10-0383160] (Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme)
                • invasion [ENG31-00978617-n] (the act of invading)
                • özelleştirme [TUR10-0608080] (Özelleştirmek işi veya durumu)
                • denationalization [ENG31-01154528-n] (changing something from state to private ownership or control)
                • seferberlik [TUR10-0673290] (Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlık ve önlemlerin tümü)
                • mobilization [ENG31-01158925-n] (act of assembling and putting into readiness for war or other emergency: "mobilization of the troops")
                • silahsızlanma [TUR10-0692310] (Genel barış ve güvenlik için silah gücünü, silah kuvvetlerini azaltma veya büsbütün ortadan kaldırma)
                • disarming [ENG31-01160044-n] (act of reducing or depriving of arms)
                • stabilizasyon [TUR10-0708550] (İstikrar)
                • stabilization [ENG31-01161512-n] (the act of stabilizing something or making it more stable)
                • ceza [TUR10-0137750] (Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım) penalty [ENG31-05172372-n] (the disadvantage or painful consequences of an action or condition)
                  • fiziksel ceza [TUR10-1200840] (Bir suçtan ya da kurallara karşı gelmekten dolayı kişiye bedensel acı çektirerek cezalandırma) corporal punishment [ENG31-01163648-n] (the infliction of physical injury on someone convicted of committing a crime)
                    • idam [TUR10-0360540] (Ölüm cezası verilen kimseye uygulanan infaz işlemi)
                    • execution [ENG31-01166269-n] (putting a condemned person to death)
                    • ölüm cezası [TUR10-0601960] (İnsan öldürme vb. bir suça karşılık verilen ve suçlunun ölümüyle sonlanan ceza) execution [ENG31-01166269-n] (putting a condemned person to death)
                      • ip [TUR10-0377500] (Asarak öldürme cezası)
                    • dayak [TUR10-0703040] (Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi) beating [ENG31-01163216-n] (the act of inflicting corporal punishment with repeated blows)
                      • meydan dayağı [TUR10-0541430] (Ceza olarak açıkta ve kalabalık içinde suçlulara atılan dayak)
                      • sıra dayağı [TUR10-0688040] (Kişileri ayrım gözetmeksizin sırayla tek tek dövme)
                    • değnek [TUR10-0188950] (Değnekle atılan dayak)
                    • falaka [TUR10-0263670] (Bu araçla uygulanan dayak cezası)
                    • elektrikli sandalye [TUR10-0241970] (Bazı ülkelerde ölüm cezasının uygulanmasında kullanılan araç)
                    • hafif hapis cezası [TUR10-0320450] (Ayrı hücreye kapatılmaksızın çektirilen hapis cezası)
                    • beden cezası [TUR10-0088620] (İnsan vücudu üzerine uygulanan ceza)
                  • disiplin [TUR10-0209480] (Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü)
                  • discipline [ENG31-01164308-n] (the act of disciplining)
                  • hapis [TUR10-0326650] (Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası) imprisonment [ENG31-01164866-n] (putting someone in prison or in jail as lawful punishment)
                    • katıksız hapis [TUR10-0427820] (Suçlu eri yalnızca ekmek ve su vererek hapsetme)
                    • müebbet hapis [TUR10-0560040] (Ömür boyu süren hapis)
                    • tutuklama [TUR10-0790700] (Bir suç dolayısıyla birini kanun yoluyla hürriyetini kısıtlayarak bir yere kapatmak)
                    • apprehension [ENG31-00089545-n] (the act of apprehending (especially apprehending a criminal))
                  • kırmızı kart [TUR10-0452670] (Kurallara aykırı davranan veya daha önce hakemler tarafından sarı kart gösterilerek ikaz edilmiş oyuncuyu oyundan çıkartma cezası)
                  • engizisyon [TUR10-0248030] (Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırma yöntemi)
                  • tenkil [TUR10-0764610] (Herkese örnek olacak bir ceza verme)
                  • cehennem azabı [TUR10-0134610] (Cehennemde uğranılacağına inanılan ceza)
                  • kürek cezası [TUR10-0502970] (Gemilerde kürek çekme yoluyla uygulanan ceza)
                  • müstahak [TUR10-0564460] (Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza)
                  • oda hapsi [TUR10-0582220] (Askerî ceza hukukunda kabul edilmiş bir ceza türü)
                • yürütücülük [TUR10-1256660] (Yürütücü olma durumu)
                • yürütme [TUR10-0867030] (Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi)
                  • kurya [TUR10-0495930] (Vatikan'ı yöneten yürütme ve yargılama organlarının bütünü)
                • iskan [TUR10-0379850] (Bir kimseye veya bir topluluğa yurt sağlama)
                • iskan [TUR10-0863540] (Bir yeri yurt edinme, yurt sahibi olma)
                  • oturma [TUR10-0319220] (Bir yerde yaşama; iskân)
                  • gecekonduculuk [TUR10-1251200] (Gecekonduda oturma, yaşama durumu)
                • idare [TUR10-0228990] (Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme) management [ENG31-01135602-n] (the act of managing something)
                  • güdüm [TUR10-0312940] (İdare)
                  • guidance [ENG31-01147389-n] (the act of guiding or showing the way)
                  • finans [TUR10-0274480] (Mali işler) finance [ENG31-01136358-n] (the management of money and credit and banking and investments)
                    • bankacılık [TUR10-0076180] (Bankada yapılan işlemlerin tümü) banking [ENG31-01102563-n] (engaging in the business of keeping money for savings and checking accounts or for exchange or for issuing loans and credit etc.)
                      • kıyı bankacılığı [TUR10-1108160] (Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık)
                      • blokaj [TUR10-0110660] (Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu)
                      • depasman [TUR10-1247770] (Firmaya açılan kredi limitlerinin üzerinde kredi kullandırılması)
                    • çevrilgenlik [TUR10-0989520] (Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği)
                  • teftiş [TUR10-0756760] (Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma) inspection [ENG31-00880949-n] (a formal or official examination)
                    • yargı denetimi [TUR10-0836610] (Yargı düzeninin sağlanması amacıyla yargı kurulları veya organları tarafından gerçekleştirilen denetim)
                    • alan denetimi [TUR10-0929610] (Bir elektrik motorunda alan akımının büyüklüğü değiştirilerek elde edilen denetim)
                    • sağlama [TUR10-0548700] (Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi)
                    • kalite kontrolü [TUR10-0404300] (Her türlü malın üretiminin başlangıcından mal çıkışına kadar nitelik ve özelliğinin belirlenmesi için yapılan analiz ve denetim)
                    • sağlık taraması [TUR10-1126190] (Halk sağlığının düzenli bir biçimde gözden geçirilmesi)
                    • sibernasyon [TUR10-0690930] (Güdüm biliminden yararlanarak özellikle fabrikalardaki üretimin bilgisayarlar yardımıyla denetimi)
                    • ön denetim [TUR10-0603260] (Yapılması düşünülen bir işe başlamadan önce gereken araştırmanın ve incelemenin yapılması)
                    • öz denetim [TUR10-0594090] (Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması)
                    • iç denetim [TUR10-1052450] (Bir kurumun çalışmalarını geliştirmek, onlara değer katmak amacı güden bağımsız, nesnel bir güvence ve danışmanlık işi)
                  • yeniden düzenleme [TUR10-1182110] (Yeniden düzen verme)
                  • reorganization [ENG31-01140308-n] (the imposition of a new organization)
                  • yetkilendirme [TUR10-0852960] (Yetkilendirmek işi veya durumu) authorization [ENG31-01140991-n] (the act of conferring legality or sanction or formal warrant)
                    • görevlendirme [TUR10-0598520] (Birine yapılması, yerine getirilmesi gereken bir iş veya davranış verme)
                    • commission [ENG31-01142792-n] (the act of granting authority to undertake certain functions)
                    • müsaade etme [TUR10-1200780] (Müsaade etmek eylemi; müsaade buyurma) allowance [ENG31-01144162-n] (the act of allowing)
                      • tolere etme [TUR10-1200510] (Tahammül etme; hoşgörü gösterme)
                      • tolerance [ENG31-01073014-n] (the act of tolerating something)
                    • tevkil [TUR10-0771680] (Vekil etme)
                    • otorizasyon [TUR10-1111090] (Birine bir herhangi bir işte yetki verme işi)
                  • rehberlik [TUR10-0644570] (Kılavuzluk) guidance [ENG31-01147389-n] (the act of guiding or showing the way)
                    • kösemenlik [TUR10-0483710] (Yol gösterme; kılavuzluk)
                    • konukçuluk [TUR10-0473360] (Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaşın yaptığı iş)
                    • kriz yönetimi [TUR10-0486810] (İşletmelerde hatalı üretim, ham madde, kalite düşüklüğü, pazarlama vb. sebeplerle ortaya çıkan sorunlu dönemde işbaşına getirilen yöneticilerin davranışı)
                    • kılavuzlama [TUR10-0447650] (Kılavuzlamak eylemi)
                    • rehberlik [TUR10-0644580] (Öğrencilerinin sorunlarını öğrenerek onlara yardımda bulunma)
                  • dukalık [TUR10-0224670] (Dar kadro ile dilediği gibi yönetme)
                  • kabuk yönetim [TUR10-0394520] (İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim)
                  • yönetim [TUR10-0861080] (Dümen)
                  • yönetişim [TUR10-0861140] (Resmî ve özel kuruluşlarda idari, ekonomik, politik otoritenin ortak kullanımı)
                  • yöneltme [TUR10-0860920] (Bir şeye belli bir yön verme, yönelmesini sağlama)
                  • Babıali [TUR10-0066860] (İstanbul'da bu çevredeki basın)
                  • selfdeterminasyon [TUR10-0607460] (Kendini yönetme hakkını belirleme)
                  • sıkıyönetim [TUR10-0604590] (Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim)
                  • martial law [ENG31-08471829-n] (the body of law imposed by the military over civilian affairs (usually in time of war or civil crisis))
                  • sivil yönetim [TUR10-0696910] (Askerî açıdan bağımlı olmayan yönetim biçimi)
                  • öz yönetim [TUR10-0610020] (Öğretim kuruluşlarında, öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim)
                  • padişahlık [TUR10-0610480] (Padişahın yönetimi)
                    • huzur [TUR10-0350760] (Padişah katı)
                      • mahzar [TUR10-0519560] (Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru)
                      • kat [TUR10-0427100] (Huzur)
                  • hanlık [TUR10-0326390] (Hanın yönetimi)
                  • işletme [TUR10-0385960] (İşletmek işi)
                    • amenajman [TUR10-0032760] (Doğal kaynakların işletilmesi)
                    • amenajman [TUR10-0032750] (Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi)
                    • lokantacılık [TUR10-0513500] (Lokanta işletme işi)
                  • idare [TUR10-0360610] (Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü)
                  • iç işleri [TUR10-0359300] (Bir kurum, kuruluş ve benzerinin yönetimiyle ilgili işler)
                  • hükümet [TUR10-0351140] (Bir ülkenin yönetim kuruluşları) government officials [ENG31-08374711-n] (people elected or appointed to administer a government)
                    • bürokrasi [TUR10-0128040] (Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu)
                    • bureaucracy [ENG31-08473738-n] (nonelective government officials)
                    • memurlar [TUR10-0534580] (Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimseler)
                    • civil service [ENG31-08374185-n] (government workers)
                    • koalisyon hükümeti [TUR10-0592210] (Birden çok siyasi parti veya grubun ortaklaşa kurduğu hükûmet ve yönetim biçimi)
                    • beylik [TUR10-0098410] (Hükûmet)
                • yaptırım [TUR10-0835080] (Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlama; müeyyide) authority [ENG31-05184134-n] (official permission or approval)
                  • müeyyide [TUR10-1256350] (Yaptırım)
                  • gıyap kararı [TUR10-0297440] (Duruşmaya gelmemenin yaptırımı)
              • işlem [TUR10-0385600] (Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi veya bir işi sonuçlandırmak için yapılan uygulamaların hepsi) procedure [ENG31-01025762-n] (a particular course of action intended to achieve a result)
                • elektrometalürji [TUR10-0242350] (Elektrikle ısıtma olaylarından yararlanılarak yapılan ve madenlere uygulanan termik işlemlerin hepsi)
                • kromaj [TUR10-0486870] (Metal yüzeyleri kromla kaplama işlemi)
                • kumlama [TUR10-0490510] (Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme)
                • kültüre alma [TUR10-0501900] (Küf mantarı çeşitleri ve bakteri gibi mikroorganizmaların bir kültür ortamında üretilmesi işlemi)
                • alkolleme [TUR10-0932350] (Alkollü duruma getirmek)
                • aşılayış [TUR10-0942810] (Aşılama)
                • bakır kaplama [TUR10-0072220] (Demir vb. madenlerin yüzeyinde bakır katman oluşturma işlemi)
                • bakteriyoskopi [TUR10-0073210] (Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi)
                • banyo [TUR10-0076640] (Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi)
                • basarna [TUR10-0078720] (Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi)
                • basınçlanma [TUR10-0955310] (Vurgun yiyen bir dalgıcı iyileştirmek için içine girdiği basınç odasında yapay olarak daldığı derinliğe indirme ve uymak zorunda olduğu çıkış zamanını aynen uygulama)
                • boşaltım [TUR10-0114980] (Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri)
                • merkezkaçlama [TUR10-0537200] (Bir karışımın bileşenlerini merkezkaç kuvvetle ayırma işlemi)
                • buğulama [TUR10-0121620] (Buğuya tutma, etüvden geçirme)
                • çerağ dinlendirme [TUR10-0988910] (Cem ayinlerinde, güneşin batışıyla yakılan çerağın güneş doğarken parmaklarla söndürülmesi)
                • serigrafi [TUR10-0678820] (Bir lastik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi)
                • silindiraj [TUR10-0692780] (Bir şeyin üzerinden silindir geçirme)
                • silindir kalıplama [TUR10-0692800] (Plaka ve naylon benzeri ince levhaların silindir arasından geçirilerek üretilmeleri yöntemi)
                • süblimleştirme [TUR10-0714460] (Bir cismi katı durumdan doğrudan doğruya gaz durumuna dönüştürmeye dayanan işlem)
                • sülfürleme [TUR10-0714950] (Kükürtle birleştirmek için yapılan işlem)
                • sülfatlama [TUR10-0714870] (Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi)
                • gübrelenme [TUR10-0311850] (Gübre dökülme)
                • renklendirme [TUR10-0645620] (Kimyasal işlemlerle tek renkli pozitif görüntüde değişik renkli sonuçlar elde etme)
                • presleme [TUR10-0635670] (Kumaşları basınç altında tutarak yapılan işlem)
                • presleme [TUR10-0635660] (Presle sıkıştırma)
                • hamlama [TUR10-0325080] (Çini toprağından yapılmış nesnelerin ilk pişirilişi)
                • polisaj [TUR10-0632440] (Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi)
                • bireyselleştirme [TUR10-0106780] (Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma)
                • bireyselleştirme [TUR10-0106770] (Bireysel duruma getirme)
                • birikim [TUR10-0107070] (Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması)
                • bobinaj [TUR10-0110920] (Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma)
                • hars [TUR10-0329530] (Tarla sürme)
                  • aktarma [TUR10-0022100] (Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme)
                • havalandırma [TUR10-0332960] (Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma)
                • ısıl işlem [TUR10-1051630] (Uzun zaman özelliklerinin bozulmadan korunmasını sağlamak amacıyla bir ısı uygulayarak yapılan besinleri kurutma işlemi)
                • ıslah [TUR10-0354520] (Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem)
                • damıtma [TUR10-0741340] (Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırma, imbikten çekme) distillation [ENG31-13489509-n] (the process of purifying a liquid by boiling it and condensing its vapors)
                  • ayrımsal damıtma [TUR10-1236580] (Sıvı karışımının kaynama noktaları farkına göre ayrıldığı damıtma şekli)
                  • fractionation [ENG31-13505285-n] (a process that uses heat to separate a substance into its components)
              • kortej [TUR10-0024630] (Bayram, cenaze vb. törenlerde veya gösterilerde yer alan ve sıralı olarak giden insan topluluğu) procession [ENG31-00297411-n] (the group action of a collection of people or animals or vehicles moving ahead in more or less regular formation)
                • cenaze alayı [TUR10-0135690] (Cenazeyi izleyen topluluk)
                • cortege [ENG31-08446439-n] (a funeral procession)
                • kafile [TUR10-0398240] (Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu)
                • convoy [ENG31-08434758-n] (a procession of land vehicles traveling together)
                • fener alayı [TUR10-0267730] (Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri)
                • düğün alayı [TUR10-0228560] (Düğüne katılanların çalgı eşliğinde hep birlikte yürümesiyle oluşan topluluk)
                • gelin alayı [TUR10-0289620] (Gelini damat evine götürmek için gidenlerin hepsi)
              • harekat [TUR10-0328060] (Belli bir amaç gözetilerek bir askeri birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama gibi işler) military action [ENG31-00955074-n] (a military engagement)
                • meydan muharebesi [TUR10-0541470] (Bir savaşta, kesin sonuç almak için düşmana karşı bütün güçlerle yüklenilen ölüm kalım savaşı)
                • battle [ENG31-00955670-n] (a hostile meeting of opposing military forces in the course of a war)
                • çatışma [TUR10-0153840] (Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma)
                • battle [ENG31-00955670-n] (a hostile meeting of opposing military forces in the course of a war)
                • savaşma [TUR10-0135870] (Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele) war [ENG31-01238861-n] (an active struggle between competing entities)
                  • iç savaş [TUR10-0360050] (Bir ülke içinde çıkan savaş)
                  • civil war [ENG31-00964678-n] (a war between factions in the same country)
                  • kimyasal savaş [TUR10-0461500] (Kimyasal madde ve silahların kullanıldığı savaş)
                  • chemical warfare [ENG31-00969726-n] (warfare using chemical agents to kill or injure or incapacitate the enemy)
                  • psikolojik savaş [TUR10-0637410] (Temeli propagandaya dayanan, karşı düşünceli grupların birbirlerini etkileyebilmek ve kendi düşüncelerini kabul ettirmek için tehdit, şantaj, yıldırma vb. psikolojik ögelerin kullanıldığı mücadele türü)
                  • psychological warfare [ENG31-00955521-n] (the use of psychological tactics to destroy the opponents' morale)
                  • sınırlı savaş [TUR10-1199830] (Kullanılan silahların, dahil edilen milletlerin, ülkelerin ya da amaçların bir biçimde kısıtlandığı savaş türü)
                  • limited war [ENG31-00955391-n] (a war whose objective is less than the unconditional defeat of the enemy)
                  • deniz savaşı [TUR10-1199910] (Denizde yapılan savaş)
                  • naval battle [ENG31-00960588-n] (a pitched battle between naval fleets)
                  • dünya savaşı [TUR10-1200110] (Dünyanın belli başlı büyük ülkelerinin katıldığı savaş)
                  • world war [ENG31-00998759-n] (a war in which the major nations of the world are involved)
                  • sinir harbi [TUR10-0694970] (Söz veya davranışlarla birbirini sinirlendirme)
                  • psychological warfare [ENG31-00955521-n] (the use of psychological tactics to destroy the opponents' morale)
                  • biyolojik savaş [TUR10-1199930] (Zehirli maddeler kullanılarak insan, hayvan ve bitkilerin öldürülmesi ya da etkinliklerinin kısıtlanmasına yönelik bir savaş yöntemi)
                  • biological warfare [ENG31-00969884-n] (the use of bacteria or viruses or toxins to destroy men and animals or food)
                  • Fransa-Prusya Savaşı [TUR10-1201420] (1870-1871 yılları arasında Fransız İkinci İmparatorluğu ile Prusya Krallığı arasında çıkan savaş)
                  • gaza [TUR10-0285110] (İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan savaş, kutsal savaş)
                  • gazve [TUR10-0285940] (Arap aşiretleri arasında yapılan savaş)
                  • gerilla savaşı [TUR10-0294340] (Düşman kuvvetlerinin eylemlerini engellemek, baltalamak veya geciktirmek amacıyla gerillaların yaptığı savaş)
                  • Haçlı Seferi [TUR10-1199960] (1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa'nın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlar bütünü)
                  • Birinci Körfez Savaşı [TUR10-1201480] (1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesi üzerine ABD öncülüğünde 37 ülkenin dahil olduğu koalisyon gücünün Irak'a karşı düzenlediği askeri harekat)
                  • milli mücadele [TUR10-0545930] (Bağımsızlık için yapılan savaş veya bu savaş süresi)
                  • mücahede [TUR10-0559250] (Allah yolunda savaşma)
                  • Otuz Yıl Savaşı [TUR10-1201530] (1618-1648 yılları arasında, Orta Avrupa'da gerçekleşen ve Avrupa devletlerinin çoğunun katıldığı savaşlar dizisi)
                  • sıcak savaş [TUR10-0683860] (Silaha başvurularak yapılan savaş)
                • çıkarma harekatı [TUR10-0162860] (Bir konuda kamuoyu oluşturmak veya yandaş toplamak için yoğun faaliyet gösterme)
                • çıkarma harekatı [TUR10-0162850] (Düşman işgalinde olan bir kıyıya, güvenli bir köprübaşı kurmak amacıyla düzenlenen ve çeşitli birliklerin görev aldığı askerî harekât)
                • hava indirme [TUR10-0332820] (Hava kuvvetlerine ait birliklerin hava yoluyla gerçekleştirdiği harekât)
                • askeri sefer [TUR10-1199950] (Genellikle ülke dışına yapılan askeri harekat, savaşa gitme; savaş)
                • expedition [ENG31-00970583-n] (a military campaign designed to achieve a specific objective in a foreign country)
              • toplanma [TUR10-0331200] (Bir araya gelme, birleşme)
                • tehacüm [TUR10-0756900] (Bir yere toplaşma; üşüşme)
                • temerküz [TUR10-0763020] (Bir yerde toplanma)
                • curcuna [TUR10-0269370] (Düzensiz toplantı)
                • davet [TUR10-0184860] (Yemekli toplantı)
                • topaklaşma [TUR10-0780580] (Bir bütünü oluşturan parçacıkların bir araya toplanması sonucu oluştuğu durum)
                • toplu caz [TUR10-1163140] (Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları)
                • üşüşme [TUR10-0350960] (Bir yere toplanma)
                • yıldız yağmuru [TUR10-0855170] (Ünlü sanatçıların birçoğunun bir araya gelmesi)
                • bezm [TUR10-0099310] (İçki meclisi, dost toplantısı)
                • birleşim [TUR10-0107910] (Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları; inikat)
                • cem [TUR10-0135170] (Toplama, bir araya getirme)
                • derinti [TUR10-0196610] (Toplantı)
              • toplantı [TUR10-0360370] (Birden çok kimsenin türlü amaçlarla bir araya gelmesi) meeting [ENG31-01233454-n] (the social act of assembling for some common purpose)
                • oturum [TUR10-0135160] (Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı)
                • session [ENG31-01234656-n] (a meeting devoted to a particular activity)
                • oturum [TUR10-0595100] (Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri)
                • session [ENG31-01234656-n] (a meeting devoted to a particular activity)
                • ziyaret [TUR10-0876930] (Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme) visit [ENG31-01235721-n] (the act of going to see some person or place or thing for a short time)
                  • ev gezmesi [TUR10-1025020] (Akraba veya komşulara oturup sohbet etmek amacıyla yapılan ziyaret)
                  • görüş [TUR10-0306490] (Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret)
                    • açık görüş [TUR10-0004450] (Cezaevlerinde tutukluların yakınlarıyla belirli günlerde yüz yüze görüşmesi)
                    • kapalı görüş [TUR10-1069880] (Cezaevlerindeki tutukluların yakınlarıyla belirli günlerde, aralarında birbirleriyle teması engelleyen nesneler varken yüz yüze görüşmesi)
                  • umre [TUR10-0798810] (Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme)
                  • bayram ziyareti [TUR10-0087340] (Dinî bayram günlerinde, bayramı kutlamak için yapılan kısa ziyaret)
                  • sılayırahim [TUR10-0686770] (Anne, baba ve akrabayı ziyaret etme)
                  • gezeleme [TUR10-0295920] (Gelin ve damadın düğünden sonra akrabalarına yaptıkları ziyaret)
                  • iadeiziyaret [TUR10-0356840] (Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme)
                • randevu [TUR10-0767950] (Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma)
                • date [ENG31-08401740-n] (a meeting arranged in advance)
                • seans [TUR10-0671840] (Aralıksız bir iş için harcanan süre)
                • session [ENG31-01234656-n] (a meeting devoted to a particular activity)
                • kırk hamamı [TUR10-0451620] (Kadının lohusalıkta ilk kırk günü doldurmasından sonra temizlenmesi için hamamda yapılan özel toplantı)
                • kokteyl [TUR10-0467250] (Yeri ve zamanı önceden belirlenen, ayaküstü sohbetlerin yapıldığı içkili toplantı)
                • çay [TUR10-0154930] (Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı)
                • çay [TUR10-0154940] (Müzikli toplantı)
                • birleşik oturum [TUR10-0107850] (Millet Meclisi ile Senato'nun birlikte yaptığı oturum)
                • birleşik oturum [TUR10-0107840] (İki veya daha çok kurulun bir arada yaptığı oturum)
                • çağırım [TUR10-0144880] (Ruh çağırma sırasında seans)
                • gizli oturum [TUR10-0299930] (Genellikle ilgililerden başkasının katılmasına, dinlemesine izin verilmeyen toplantı)
                • gün [TUR10-0315010] (Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı)
              • işlem [TUR10-0385590] (Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi) transaction [ENG31-01108713-n] (the act of transacting within or between groups (as carrying on commercial activities))
                • kiralama [TUR10-0382300] (Kira ile tutma) rental [ENG31-01113280-n] (the act of paying for the use of something (as an apartment or house or car))
                  • leasing [TUR10-1093170] (Kiralama)
                • temlik [TUR10-0763770] (Bir hakkın diğer bir kimseye geçirilmesi)
                • transfer [ENG31-01109837-n] (transferring ownership)
                • tecim [TUR10-0755330] (Ürün, mal vb. alım satımı) trading [ENG31-00080218-n] (buying or selling securities or commodities)
                  • ihracat [TUR10-0202270] (Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması)
                  • exporting [ENG31-01113857-n] (the commercial activity of selling and shipping goods to a foreign country)
                  • dış ticaret [TUR10-0202340] (Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı)
                  • trade [ENG31-01093829-n] (the commercial exchange (buying and selling on domestic or international markets) of goods and services)
                  • işlem hacmi [TUR10-0385870] (Borsada günlük gerçekleştirilen alım satımların toplam tutarı)
                  • trade [ENG31-01093829-n] (the commercial exchange (buying and selling on domestic or international markets) of goods and services)
                  • kaçakçılık [TUR10-0394920] (Bir devletin yasalarına karşı gelerek yapılan ticaret)
                  • kambiyo [TUR10-0406440] (İki ayrı ülke parasının birbiriyle değiştirilmesi)
                  • exchange [ENG31-01095009-n] (reciprocal transfer of equivalent sums of money (especially the currencies of different countries))
                  • pazarlama [TUR10-0620220] (Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü) marketing [ENG31-01114325-n] (the commercial processes involved in promoting and selling and distributing a product or service)
                    • marketing [TUR10-1095690] (Pazarlama)
                  • tediye [TUR10-0756020] (Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme) payment [ENG31-01122769-n] (the act of paying money)
                    • ön ödeme [TUR10-0625710] (Bir alacağın gerçekleşmesinden önce verilen belirli bir miktar)
                    • prepayment [ENG31-01123813-n] (payment in advance)
                  • ticaret [TUR10-0776340] (Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği) trade [ENG31-01093829-n] (the commercial exchange (buying and selling on domestic or international markets) of goods and services)
                    • toptancılık [TUR10-0782780] (Toptan alışveriş tüccarlığı)
                      • sebze meyve toptancılığı [TUR10-1130550] (Sebze meyve toptancısı olma durumu)
                    • arz talep [TUR10-0048340] (Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları)
                    • bavul ticareti [TUR10-0085820] (Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eşyayı yabancı ülkelerden satın alıp bavul veya çantalarla sınırdan geçirerek iç piyasada değerlendirme işi)
                    • satıcılık [TUR10-0668220] (Küçük ölçüde ticaret yapma işi)
                    • spot [TUR10-0708400] (Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma)
                    • veresiyecilik [TUR10-0817540] (Veresiye iş görme)
                    • güdericilik [TUR10-0312720] (Güderi sanayisi ve ticareti)
                    • iş [TUR10-0384020] (Ticari anlaşma, alışveriş)
                    • arbitraj [TUR10-0043630] (Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi)
                    • arbitrage [ENG31-01095889-n] (a kind of hedged investment meant to capture slight differences in price)
                    • vurgunculuk [TUR10-0929840] (İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama veya bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi)
                    • loot [ENG31-13283562-n] (goods or money obtained illegally)
                  • ödememe [TUR10-1200690] (Ödeme eylemini gerçekleştirmeme)
                  • evasion [ENG31-01123176-n] (the deliberate act of failing to pay money)
                  • ithalat [TUR10-0201560] (Bir ülkeye başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma) import [ENG31-03569847-n] (commodities (goods or services) bought from a foreign country)
                    • kaçakçılık [TUR10-0394930] (Bir ülkeye gümrüğü ödenmemiş, yasaklanmış malı gizli olarak sokma)
                    • smuggling [ENG31-01114037-n] (secretly importing prohibited goods or goods on which duty is due)
                    • ithalatçılık [TUR10-0201580] (Dış ülkelerden mal satın alma veya getirme işi)
                    • bedelsiz ithalat [TUR10-0088550] (Yurt dışındaki işçilerin veya geçici görevle yurt dışına giden kamu görevlilerinin dönüşlerinde kendi mesleklerinin icrası veya kişisel kullanımları amacıyla getirdikleri mallar için yapılan düzenleme)
                  • satım [TUR10-0097340] (Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem) disposal [ENG31-00044347-n] (the act or means of getting rid of something)
                    • repo [TUR10-0646020] (Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması)
                    • işporta [TUR10-0386330] (Açıkta yapılan satış)
                    • ihraç [TUR10-0363390] (Yurt dışına mal satma)
                    • exception [ENG31-05715216-n] (a deliberate act of omission)
                    • ucuzluk [TUR10-0795360] (Ucuz olma durumu)
                    • dumping [ENG31-01117910-n] (selling goods abroad at a price below that charged in the domestic market)
                    • iştira [TUR10-0386730] (Bir nesneyi belirlenen fiyatını ödeyerek kendine mal etme işi) buying [ENG31-00082392-n] (the act of buying)
                      • kelepir [TUR10-0439040] (Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey)
                      • bargain [ENG31-13274650-n] (an advantageous purchase)
                      • kesim [TUR10-0444350] (Pazarlık; anlaşma) bargain [ENG31-13274650-n] (an advantageous purchase)
                        • Yahudi pazarlığı [TUR10-0825690] (Alıcının bir şeyi çok ucuza almak, satıcının çok pahalıya satmak için yaptıkları sıkı pazarlık)
                      • destekleme alımı [TUR10-0198520] (Bir ürünün değerini belli bir düzeyden aşağı düşürmemek için devletçe yapılan satın alma işi)
                      • aidat [TUR10-0370590] (Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi)
                      • sürsat [TUR10-0717730] (Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması)
                    • peşin satış [TUR10-0625170] (Bedeli peşin alınarak yapılan satış)
                    • kesim [TUR10-0554920] (Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi)
                    • tanzim satışı [TUR10-0745210] (Satıcı fiyatlarının yükselmesini önlemek, bazı malların tüketiciye ulaşmasını sağlamak için belediye veya başka kamu kuruluşları tarafından yapılan satış)
                    • tefviz [TUR10-0756820] (Bir taşınmaz malı bilinen değeri karşılığı bir kimseye verme)
                    • efektif satış [TUR10-0235040] (Bir yabancı para biriminin ulusal para birimi türünden belirlenen fiyatıyla satışı)
                    • konsinye satış [TUR10-0472360] (Bir satıcının, başka bir satıcı, dağıtıcı veya komisyoncuyla mallarının ederini satıldıktan sonra almak üzere yaptığı satış)
                    • vadeli satış [TUR10-0812340] (Süresi sınırlandırılarak yapılan satış)
                      • kredili satış [TUR10-0486020] (Peşin olmayan ve kredi açma esasına dayanan vadeli satış)
                    • yapsat [TUR10-1178120] (Bina yapıp satma işi)
                    • bilgileşim [TUR10-0962520] (Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma)
                    • murabaha [TUR10-0556020] (Bir malı çok fazla kârla satma)
                    • self-service [TUR10-0672250] (Kafeterya, lokanta, mağaza vb. yerlerde alıcının kendine hizmet ettiği satış yöntemi)
                    • önceden satış [TUR10-0602890] (Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden güvence verilerek yapılan satış)
                    • özelleştirme [TUR10-0608090] (Devlete ait taşınır, taşınmaz malların teklif alma ya da ihale yoluyla satışını yapma)
                    • spot satım [TUR10-0708460] (Fabrikalardan ve piyasalardan toptan ve vadeli mal satma)
                    • iç pazar [TUR10-0359960] (Ülke içinde yapılan satış)
                    • alivre satış [TUR10-0028470] (Önceden satış)
                  • temerrüt [TUR10-0763050] (Ek faiz ödememe durumu)
                  • evasion [ENG31-01123176-n] (the deliberate act of failing to pay money)
                  • geri ödeme [TUR10-0294460] (Alınan bir borcun ödenmesi)
                  • refund [ENG31-01124011-n] (the act of returning money received previously)
                  • sarf [TUR10-0665560] (Tüketme, kullanma, masraf etme)
                  • spending [ENG31-01124470-n] (the act of spending or disbursing money)
                  • alım [TUR10-0027610] (Alma işi) buying [ENG31-00082392-n] (the act of buying)
                    • tebellüğ [TUR10-0754720] (Bildirimi alma)
                    • efektif alış [TUR10-0235000] (Bir yabancı para biriminin ulusal para birimi türünden belirlenen fiyatıyla alımı)
                    • spot alım [TUR10-0708420] (Fabrikalardan ve piyasalardan toptan ve vadeli senet karşılığında mal satın alma)
                  • esircilik [TUR10-0253040] (Köle ve cariye alışverişi yapma)
                  • dış pazarlama [TUR10-0202210] (Başka ülkelere birtakım ürünleri satma, bu yolla ticaret yapma)
                  • dış piyasa [TUR10-0202220] (Başka ülkelerde oluşan ve var olan alışverişe dayalı ticaret imkânı)
                  • kadın ticareti [TUR10-0396950] (Kız çocukları ile kadınların gizlice kaçırılarak veya doğrudan para karşılığında satılması)
                  • reeksport [TUR10-0644140] (Bir ülkeden alınan malın başka bir ülkeye satılması)
                • iş [TUR10-0384030] (Herhangi bir maksatla kurulan düzen)
                • commercial enterprise [ENG31-01096649-n] (the activity of providing goods and services involving financial and commercial and industrial aspects)
                • iş [TUR10-0383970] (Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü)
                • commercial enterprise [ENG31-01096649-n] (the activity of providing goods and services involving financial and commercial and industrial aspects)
                • açık artırma [TUR10-0004200] (Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış)
                • auction [ENG31-00093186-n] (the public sale of something to the highest bidder)
                • iş [TUR10-0383980] (Kamu yararına yapılan işler)
                • affairs [ENG31-01109264-n] (transactions of professional or public interest)
                • ayıngacılık [TUR10-0061460] (Tütün kaçakçılığı)
                • kayıt dışı ekonomi [TUR10-0433500] (Kayda geçirilmeyerek devletten gizlenen ve bu nedenle denetlenemeyen ticari işlem)
                • black economy [ENG31-08381475-n] (a hidden sector of the economy where private cash transactions go unreported)
                • iskonto [TUR10-0450420] (Süresi dolmamış bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek karşılığından eksiğine alınması)
                  • reeskont [TUR10-0644170] (Bir bankanın elinde bulundurduğu, vadesi gelmemiş senetlerin bir başka bankaya iskonto ettirmesi)
                • borsa işlemi [TUR10-0114250] (Müşteri talimatıyla hisse senedi, hazine bonosu, fon belgesi, poliçe vb. değerlerin aracı kuruluş tarafından alım, satım ve devir işi)
                • ciro [TUR10-0141870] (Bir ticaret senedinin, alacaklı tarafından başkasına çevrilmesi ve senedin arkasına gereken yazının yazılıp imza edilmesi)
              • uluslararasılaşma [TUR10-1200800] (Uluslararası duruma gelme)
              • internationalization [ENG31-01154100-n] (the act of bringing something under international control)
              • takas [TUR10-0188220] (Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi) exchange [ENG31-01168748-n] (the act of changing one thing for another thing)
                • sayışma [TUR10-0671060] (Takas)
              • riayet [TUR10-0647500] (Uyma; boyun eğme) submission [ENG31-01169416-n] (the act of submitting)
                • itaat [TUR10-0386960] (Buyruğa uyma; söz dinleme; boyun eğme) obedience [ENG31-01169636-n] (the act of obeying)
                  • mutavaat [TUR10-0557550] (Boyun eğme; uyma; itaat etme)
                  • çömezlik [TUR10-0174720] (Birinin sözünden çıkmama, davranışlarına uyma durumu)
                • boyun eğme [TUR10-1200850] (İsteyerek veya istemeyerek uyma, katlanma) obedience [ENG31-01169636-n] (the act of obeying)
                  • inkıyat [TUR10-0375470] (Boyun eğme; uyma)
                • biat [TUR10-0100510] (Bir kimsenin egemenliğini tanıma)
                • biat [TUR10-0100520] (Osmanlı İmparatorluğunda padişah öldüğünde tahta geçecek oğlunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul edilip onaylanması)
                • imtisal [TUR10-0371900] (Alınan buyruğa bütünüyle uyma)
              • yargılama [TUR10-0836650] (Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma) trial [ENG31-01198357-n] ((law) the determination of a person's innocence or guilt by due process of law)
                • kaza [TUR10-0435400] (Yargı)
                • judgment [ENG31-01190300-n] ((law) the determination by a court of competent jurisdiction on matters submitted to it)
                • kıymetlendirme [TUR10-0458060] (Kıymetlendirmek eylemi) evaluation [ENG31-00876484-n] (act of ascertaining or fixing the value or worth of)
                  • not [TUR10-0579760] (Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı)
                    • zayıf [TUR10-0871350] (Başarısızlığı gösteren not)
                    • geçer not [TUR10-0287000] (Eğitim ve öğretimde başarıyı gösteren not)
                    • geçmez not [TUR10-0288790] (Eğitim ve öğretimde başarısızlığı gösteren not)
                    • orta [TUR10-0591450] (Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece)
                    • pekiyi [TUR10-0621510] (Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan en yüksek başarı derecesi)
                    • iyi [TUR10-0389030] (Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not)
                  • kombine [TUR10-0470170] (Bir spor dalında değişik türdeki yarışmaların sonuçlarına göre birleştirilmiş derecelendirme, toplam puana göre değerlendirme)
                  • değerlendirilme [TUR10-0187710] (Kıymetlendirilme)
                  • ölçü [TUR10-0600770] (Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme)
                    • libre [TUR10-0511040] (Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi)
                    • fit [TUR10-0059130] (Yarım arşın veya 30,5 cm uzunluğundaki ölçü birimi; kadem)
                    • foot [ENG31-13671663-n] (a linear unit of length equal to 12 inches or a third of a yard)
                    • zaman [TUR10-0869570] (Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü)
                      • sonsuzluk [TUR10-0619680] (Sonu olmayan gelecek zaman)
                    • ayar [TUR10-0060050] (Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü)
                    • ayar [TUR10-0060030] (Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü)
                    • balans ayarı [TUR10-0073400] (Otomobilin sarsılmasını önlemek için, tekerleklere gereği kadar balans pensi denen kurşun parçası takarak denge sağlama işi)
                    • vurgu uzunluğu [TUR10-0821780] (Bir kelimede vurgulu hecenin uzunluğu)
                    • lümensaat [TUR10-0514820] (Işık miktarı birimi lümenlik ışık akısıyla 1 saatte yayılan ışık ölçüsü)
                    • boy [TUR10-0115710] (Kumaş için ölçü)
                    • miyar [TUR10-0548360] (Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer derecesini gösteren ölçü)
                    • çıpa [TUR10-0990490] (Döviz kurlarını belirlemek için esas alınan ölçü)
                    • gabari [TUR10-0281080] (Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler)
                    • Rihter ölçeği [TUR10-0647640] (Depremin büyüklüğünü ve şiddetini belirleyen gösterge)
                    • ideal [TUR10-0532320] (İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü)
                      • uygun değer [TUR10-1168670] (Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum; optimum)
                      • şiar [TUR10-0730780] (Ülkü, düstur)
                  • rating [TUR10-1122870] (Değerlendirme)
                • tutanak [TUR10-0789450] (Bir durumu tespit eden veya edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası) proceeding [ENG31-01187304-n] ((law) the institution of a sequence of steps by which legal judgments are invoked)
                  • protokol [TUR10-0637030] (Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı)
                • mahkeme kararı [TUR10-0518360] (Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza) judgment [ENG31-01190300-n] ((law) the determination by a court of competent jurisdiction on matters submitted to it)
                  • amir hüküm [TUR10-0935450] (Yürürlükte ve uygulanması zorunlu olan hüküm)
                  • nihai karar [TUR10-0576570] (Muhakeme sonunda verilen karar) final judgment [ENG31-01191491-n] (a judgment disposing of the case before the court)
                    • beraat [TUR10-0094030] (Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunma, temize çıkma)
                    • acquittal [ENG31-01196376-n] (a judgment of not guilty)
                    • ceza [TUR10-0137760] (Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım) conviction [ENG31-01191772-n] ((criminal law) a final judgment of guilty in a criminal case and the punishment that is imposed)
                      • ağır hapis cezası [TUR10-0012460] (Yirmi yıl veya ömür boyu hapis cezası)
                      • para cezası [TUR10-0568610] (İşlenen bir suçun para karşılığının devlete ödenmesini öngören ceza)
                      • fine [ENG31-13322350-n] (money extracted as a penalty)
                      • ağır ceza [TUR10-0012420] (Beş yıldan yukarı olan hapis cezaları)
                      • ağır para cezası [TUR10-0013030] (Bazı suçlara karşılık yasalarca belirlenmiş yüksek para cezası)
                      • tart suçu [TUR10-0748260] (Disiplin suçuyla belli süreler için okuldan veya meslekten uzaklaştırılma)
                      • kınama cezası [TUR10-0449210] (Bir görevlinin iş yerindeki davranışının yasa ve tüzüğe aykırı olduğunu bildiren ceza)
                      • disiplin cezası [TUR10-0209500] (Disiplin suçlarından birini işleyen kimseye davranışlarının ağırlık derecesine göre verilen ceza)
                      • tecziye [TUR10-1249990] (Cezalandırma)
                      • ukubet [TUR10-0797860] (Ceza)
                      • azap [TUR10-0064620] (İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza)
                      • bela [TUR10-0090170] (Hak edilen ceza)
                      • kazık [TUR10-0436390] (Kazığa oturtarak uygulanan öldürme cezası)
                      • göz hapsi [TUR10-0309200] (Bir kimseye bulunduğu yerden ayrılmaması biçiminde verilen ceza)
                      • pranga cezası [TUR10-0635180] (Pranga ile cezalandırma)
                      • izinsiz [TUR10-0390230] (Bu cezanın adı)
                    • mahkumiyet [TUR10-0518490] (Hüküm giymiş olma durumu)
                    • conviction [ENG31-01191772-n] ((criminal law) a final judgment of guilty in a criminal case and the punishment that is imposed)
                  • kesin karar [TUR10-1200940] (Şüpheye yer bırakmayan, geri dönülmeyen, değişmez ve mutlak karar)
                  • final judgment [ENG31-01191491-n] (a judgment disposing of the case before the court)
                  • takipsizlik kararı [TUR10-0740330] (Herhangi bir suçtan ötürü sanık durumunda olan bir kimse için kovuşturmadan vazgeçme kararı)
                  • kısıtlılık [TUR10-0454250] (Bunama, mahkûm olma vb. sebeplerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması)
                  • ara kararı [TUR10-0042120] (Bir davanın bakılmasını kolaylaştırmak için yargıdan önce önlem niteliğinde verilen karar)
                  • arama kararı [TUR10-0042640] (Arama yapılabilmesi için hâkim tarafından verilmiş karar)
                  • icra [TUR10-0357810] (Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme)
                • yargı kararı [TUR10-1200930] (Bir yargı merciinin önüne getirilen konuda vardığı sonuç)
                • opinion [ENG31-01193648-n] (the reason for a court's judgment (as opposed to the decision itself))
                • usa vurma [TUR10-0800020] (Bilinen veya doğru olarak kabul edilen belirli önermelerden başka önermeler çıkarma; uslamlama; muhakeme)
                • yargı [TUR10-0836500] (Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi)
                  • nas [TUR10-0571000] (Açıklık, açık ve kesin yargı)
                  • değer yargısı [TUR10-0187870] (Bir değerlendirme getiren yargı)
                  • tasvip [TUR10-0749410] (Bir düşünce veya davranışın doğru olduğunu belirtme; onama; uygun bulma) approval [ENG31-06699481-n] (a message expressing a favorable opinion)
                    • alkış [TUR10-0028620] (Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma)
                    • applause [ENG31-06704734-n] (a demonstration of approval by clapping the hands together)
                    • sitayiş [TUR10-0696670] (Övme veya övgü)
                    • tribute [ENG31-06709958-n] (something given or done as an expression of esteem)
                    • tezahürat [TUR10-0772050] (Bağırıp çağırarak, alkışlayıp tempo tutarak yapılan gösteri) acclaim [ENG31-06704429-n] (enthusiastic approval)
                      • Meksika dalgası [TUR10-0533240] (Seyircilerin tribünde bir dalga görüntüsü verecek biçimde gruplar halinde ve birbiri ardınca hızla kollarını yukarıya doğru kaldırıp ayağa kalkmaları ve tekrar oturmaları biçiminde yaptıkları tezahürat)
                    • tavsiye [TUR10-0660170] (Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme)
                    • recommendation [ENG31-06707285-n] (something that recommends (or expresses commendation of) a person or thing as worthy or desirable)
                    • kompliman [TUR10-0470820] (Gönül okşayıcı, hoşa giden söz)
                    • compliment [ENG31-06707972-n] (a remark (or act) expressing praise and admiration)
                    • takdir [TUR10-0739300] (Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, takdir)
                    • tribute [ENG31-06709958-n] (something given or done as an expression of esteem)
                    • güvenoyu [TUR10-0317820] (Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için milletvekillerinin verdiği oy)
                    • vote of confidence [ENG31-07268150-n] (an expression of approval and encouragement)
                    • istizan [TUR10-0383780] (Yetki isteme; izin isteme)
                  • oran [TUR10-0589620] (Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin)
                  • genelleme [TUR10-0291550] (Bir işlemin sonucu olan genel kavram, yargı, bilim yasası veya kuram)
                • mücazat [TUR10-0559300] (İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme)
                • nitelendirme [TUR10-0578200] (Niteliğini belirtme veya nitelik kazandırma eylemi)
                • nitelenme [TUR10-0578230] (Nitelenmek eylemi)
                • sınıfta bırakma [TUR10-0377810] (Sınıfta bırakmak işi)
                • yasal işlem [TUR10-1200910] (Yargı mercilerince yürütülen işlem) proceeding [ENG31-01187304-n] ((law) the institution of a sequence of steps by which legal judgments are invoked)
                  • dava [TUR10-0184670] (Hukuki korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma) lawsuit [ENG31-01185144-n] (a comprehensive term for any proceeding in a court of law whereby an individual seeks a legal remedy)
                    • hukuk davası [TUR10-1200870] (Hukuksal korunmanın bir hükümle sağlanması için yargı organlarına başvurma)
                    • civil suit [ENG31-01185521-n] (a lawsuit alleging violations of civil law by the defendant)
                    • karşı dava [TUR10-1200880] (Davalı tarafından davacıya açılan dava)
                    • countersuit [ENG31-01185863-n] (a suit brought against someone who has sued you)
                    • ceza davası [TUR10-1200890] (Suç olarak düzenlenmiş eylem ve işlemlerin ortaya çıkması durumunda, suç karşılığı cezanın belirlenmesi amacıyla yapılan yargılama)
                    • criminal suit [ENG31-01185987-n] (a lawsuit alleging violations of criminal law by the defendant)
                    • babalık davası [TUR10-1200900] (Evlilik dışı doğan çocuğun annesinin ya da babasının çocuğun babasını mahkeme kararıyla belirlemek amacıyla açtığı dava)
                    • paternity suit [ENG31-01186288-n] (a lawsuit filed to determine the father of a child born out of wedlock (and to provide for the support of the child once paternity is determined))
                    • takip [TUR10-0740190] (Suçlu sanılan biri için yapılan soruşturma ve araştırma)
                    • prosecution [ENG31-01200797-n] (the institution and conduct of legal proceedings against a defendant for criminal behavior)
                    • kamu davası [TUR10-0033480] (Kamu adına savcının açtığı dava)
                    • ticari dava [TUR10-0776520] (Ticaret mahkemesinin görev alanına giren davalar)
                    • tazminat davası [TUR10-0754330] (Manevi zarar ve ziyanın ödenmesini kapsayan şahsi dava)
                    • boşanma davası [TUR10-0115150] (Eşlerden birinin evlilik birliğine son verecek kararı elde etmek için açtığı dava)
                    • namus davası [TUR10-0570170] (Namusuna dokunulan kişinin açtığı dava)
                    • istinaf [TUR10-0383370] (Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bunu istinaf mahkemesine götürme)
                    • iflas davası [TUR10-0361800] (İflas işlerine bakan mahkemelerde açılan dava)
                  • duruşma [TUR10-0518340] (Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi) hearing [ENG31-07161975-n] (a session (of a committee or grand jury) in which witnesses are called and testimony is taken)
                    • gizli duruşma [TUR10-0299820] (Adliyede, sadece izinli veya görevli olanların katılabildiği, kamuya kapalı duruşma)
                    • açık celse [TUR10-0004250] (Mahkemede herkesin duruşmayı dinleyebileceği oturum)
                    • kapalı duruşma [TUR10-0411930] (Mahkemede görevlilerden ve orada bulunmak üzere özel izin alanlardan başkasının bulunmadığı duruşma)
                    • ticaret mahkemesi [TUR10-0776460] (Ticaret davalarına bakan mahkeme)
                    • trafik mahkemesi [TUR10-1164060] (Sadece trafikle ilgili davalara bakan yargı organı)
                    • uyuşmazlık mahkemesi [TUR10-0803500] (Üyeleri Danıştay ve Yargıtayca seçilen ve çeşitli mahkemeler arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olan mahkeme)
                    • şeriye mahkemeleri [TUR10-0729210] (Osmanlı devletinde fıkıh esasına göre yargılama yapan mahkemeler)
                    • istinaf mahkemesi [TUR10-0383380] (Sulh ve asliye mahkemeleri vb. ilk derece mahkemeler ile temyiz mahkemeleri arasında yer alan ikinci derecede yüksek mahkeme)
                  • temyiz [TUR10-0764050] (Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol)
                  • appeal [ENG31-01188101-n] ((law) a legal proceeding in which the appellant resorts to a higher court for the purpose of obtaining a review of a lower court decision and a reversal of the lower court's judgment or the granting of a new trial)
                  • usul [TUR10-0800600] (Bir yasama veya idare işleminin hazırlanması, yapılması veya yürürlüğe konması sırasında uyulması gereken hükümler ve izlenecek yollar)
                  • procedure [ENG31-01025578-n] (a mode of conducting legal and parliamentary proceedings)
                  • başvuru [TUR10-0563070] (Başvurma işi)
                  • reference [ENG31-01266543-n] (the act of referring or consulting)
                  • iflas [TUR10-0085380] (Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş insanının durumu) bankruptcy [ENG31-14502017-n] (inability to discharge all your debts as they come due)
                    • hileli iflas [TUR10-0216140] (Alacaklıları zarara sokmak amacıyla hileli işlemler yaparak gerçekleştirilen iflas yolu)
                  • formalite [TUR10-0278040] (Yerine getirilmesi kanunca zorunlu kılınan işlem)
                  • formalite [TUR10-0278020] (Yöntem veya yasaların gerektirdiği işlem)
                  • ikame [TUR10-0364570] (Dava açma)
              • yasal hale getirme [TUR10-1200980] (Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu bir hale getirme)
              • legalization [ENG31-01197870-n] (the act of making lawful)
              • bütünleşme [TUR10-0128640] (Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelme)
              • coalescence [ENG31-00382917-n] (the union of diverse things into one body or form or group)
              • hazır bulunma [TUR10-1201170] (Hazır bulunmak eylemi)
              • attendance [ENG31-01235962-n] (the act of being present (at a meeting or event etc.))
              • katılmama [TUR10-1201190] (Katılmamak eylemi) nonattendance [ENG31-01236655-n] (the failure to attend)
                • bulunmama [TUR10-0858520] (Yok olmuş ya da yok olma durumu)
                • absence [ENG31-01236910-n] (failure to be present)
              • karşılık [TUR10-0554560] (Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış) return [ENG31-01237294-n] (a reciprocal group action)
                • kısas [TUR10-0453590] (Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü aynı biçimde uygulayarak cezalandırma) retaliation [ENG31-01237823-n] (action taken in return for an injury or offense)
                  • intikam [TUR10-0377220] (Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi)
                  • retaliation [ENG31-01237823-n] (action taken in return for an injury or offense)
                • göze göz [TUR10-0308560] (Kötü bir davranışa aynı biçimde karşılık verme)
                • retaliation [ENG31-01237823-n] (action taken in return for an injury or offense)
                • kör dövüşü [TUR10-0482590] (Aynı şeyi gerçekleştirecek kimselerin birbirinden habersiz ve birbirini engelleyecek biçimdeki düzensiz çabaları)
              • katılım [TUR10-0427930] (İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci) engagement [ENG31-01241629-n] (the act of sharing in the activities of a group)
                • engelleme [TUR10-0247740] (İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi) intervention [ENG31-01242775-n] (the act of intervening (as to mediate a dispute, etc.))
                  • çöpçatanlık [TUR10-0174870] (Çöpçatan işi)
                  • matchmaking [ENG31-01243193-n] (mediation in order to bring about a marriage between others)
                  • bölyönet [TUR10-0976680] (Bir ulusun veya topluluğun birliğini bozmak üzere içeriden veya dışarıdan yapılan müdahale)
                  • caydırıcı [TUR10-0133430] (Kararından, sözünden döndürücü kimse veya şey)
                  • çare [TUR10-0151110] (Bir şeyi önleme)
                  • mümanaat [TUR10-0561960] (Engel olma; karşı koyma)
                  • çeldirici [TUR10-0157560] (Test sınavında, sorunun cevapları arasında doğruya en yakın görünen ancak yanlış olan şık)
                  • blok [TUR10-0110620] (Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken, önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde)
                    • duvar [TUR10-0226620] (Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma)
                • iltihak [TUR10-0370420] (Katılma)
              • kervan [TUR10-0443120] (Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler)
              • caravan [ENG31-08444586-n] (a procession (of wagons or mules or camels) traveling together in single file)
              • kervan [TUR10-0443110] (Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı)
              • caravan [ENG31-08444586-n] (a procession (of wagons or mules or camels) traveling together in single file)
              • geçit töreni [TUR10-0646520] (Özel günlerde bir topluluğun belli bir yerden düzenli bir biçimde geçmesi)
              • parade [ENG31-08445442-n] (a ceremonial procession including people marching)
              • kahkaha tufanı [TUR10-0399090] (Toplu olarak atılan kahkaha)
              • mücadele [TUR10-0135880] (Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma)
                • kardeş kavgası [TUR10-0419250] (Bir ülkede yurttaşların birbirlerine karşıt düşüncelerinden doğan silahlı çatışma)
                • kardeş kavgası [TUR10-0419240] (Yakın ilişki içinde bulunanlar arasında çıkan anlaşmazlık)
                • yorgan kavgası [TUR10-0634120] (İktidarı veya bir makamı ele geçirme çekişmesi)
                • soğuk harp [TUR10-0699500] (II. Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu ve Batı Bloklarının zaman zaman savaş çıkarma tehditlerinin bütün dünyada yarattığı gerginlik)
                • Cold War [ENG31-14005641-n] (a state of political hostility that existed from 1945 until 1990 between countries led by the Soviet Union and countries led by the United States)
                • soğuk savaş [TUR10-0699730] (İki kişi arasında fazla belli edilmeden yaşanan çekişme)
                • grev kırıcılığı [TUR10-0310730] (Grevin etkisini azaltmak veya tamamıyla yok etmek amacıyla greve uğrayan işverenin veya ona yardımcı olan bir başkasının yasalara göre yasaklanmış hareketlerde bulunması)
                • strikebreaking [ENG31-00622438-n] (confrontational activities intended to break up a strike by workers)
              • mücadele [TUR10-0669070] (Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası)
                • yaşam savaşı [TUR10-0839540] (Canlı varlıkların bulundukları çevrenin her türlü zorluğu karşısında yaşayabilmek için verdikleri savaş)
                • kavga [TUR10-0430170] (Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele)
                  • koltuk kavgası [TUR10-0469750] (Bir makama oturmak için kişilerin birbirleriyle yaptıkları mücadele)
                • savaş [TUR10-0669010] (Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele)
                • ölüm kalım meselesi [TUR10-1046980] (Yok olmamak amacıyla girişilen mücadele)
                • önleyici vuruş [TUR10-1114120] (Dış politikada taraflardan birinin saldırısını önlemek amacıyla önceden müdahalede bulunma)
              • darbecilik [TUR10-0183880] (Darbeci işi)
              • dağılma [TUR10-0695860] (Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşma)
                • lav taşması [TUR10-0508510] (Lavın püskürme sırasında yanardağ ağzından çıkarak alçak yerlere doğru yayılması)
                • yayılma [TUR10-0842910] (Işığın, bir kaynaktan çıkarak doğru çizgiler durumunda türlü yönlere dağılması)
                  • ışınım [TUR10-0356200] (Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması)
                  • ışınım [TUR10-0356190] (Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması) radiation [ENG31-11519684-n] (energy that is radiated or transmitted in the form of rays or waves or particles)
                    • kıvılcım [TUR10-0456040] (Güneş yüzeyinde görülen kesikli ışıma)
                    • ultraviyole [TUR10-0550650] (Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım)
                    • ışık [TUR10-0355530] (Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma)
                • yayınma [TUR10-0843270] (Işığın, pürüzleri bulunan bir yüzeyin her noktasında yansıyarak pek çok doğrultuda yayılması olayı)
                • yayılım [TUR10-1180780] (Bir düşüncenin veya kültürün belli bir noktadan başka birçok alana dağılması)
                • çözülüş [TUR10-0175640] (Dağılış)
                • infisah [TUR10-0374690] (Dağılma)
              • hükümet darbesi [TUR10-0351170] (Bir ülkenin yönetim düzeninde değişiklik yapmak için zora dayanarak yapılan yasa dışı iş)
              • protesto [TUR10-0296760] (Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme) protest [ENG31-01179523-n] (the act of protesting)
                • boykot [TUR10-0116400] (Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma)
                • boycott [ENG31-00206979-n] (a group's refusal to have commercial dealings with some organization in protest against its policies)
                • gösteri [TUR10-0306820] (Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması)
                • demonstration [ENG31-01180193-n] (a public display of group feelings (usually of a political nature))
                • boykot [TUR10-0116410] (Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme)
                • boycott [ENG31-00206979-n] (a group's refusal to have commercial dealings with some organization in protest against its policies)
                • pasif direniş [TUR10-1201260] (Yasaların ya da hükümet politikasının değiştirilmesini hedefleyerek, şiddete başvurmadan, adaletsiz görülen birtakım yasalara uymayı reddetmeye dayanan bir politik eylem türü)
                • passive resistance [ENG31-01245263-n] (peaceful resistance to a government by fasting or refusing to cooperate)
                • grev [TUR10-0310680] (İsteklerini işverene kabul ettirmek için işçilerin, işlerini hep birden bırakması) strike [ENG31-01246221-n] (a group's refusal to work in protest against low pay or bad work conditions)
                  • genel grev [TUR10-0291480] (Grevin bütün işçi kesimince uygulanması)
                  • oturma grevi [TUR10-0594780] (Bir isteği gerçekleştirmek amacıyla, işçilerin iş yerlerinden ayrılmaksızın görev yapmaktan kaçınmaları)
                • telin mitingi [TUR10-0761430] (Herhangi bir siyasi veya sosyal olayı lanetlemek için gerçekleştirilen protestolu gösteri)
                • yürüyüş [TUR10-0867230] (Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme)
                • boykotaj [TUR10-0116420] (Boykot etme işi)
                • boykotçuluk [TUR10-0116440] (Boykot yapma işi)
                • gösteri yürüyüşü [TUR10-0307090] (Bir topluluğun duygularını dile getirmek için ana yollar ve alanlarda yürüyerek yapılan gösteri)
                • gövde gösterisi [TUR10-0307740] (Aynı amaçta birleşenlerin güçlerini göstermek için büyük bir kalabalıkla yaptıkları gösteri)
            • konuşma eylemi [TUR10-1221870] (Konuşmak işi) speech act [ENG31-07175534-n] (the use of language to perform some act)
              • ifşa [TUR10-0361980] (Herhangi gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma) disclosure [ENG31-07228055-n] (the speech act of making something evident)
                • keşif [TUR10-0446050] (Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması) discovery [ENG31-00043933-n] (the act of discovering something)
                  • atılım [TUR10-0055600] (Hızla ilerleme; hamle; savlet)
                  • breakthrough [ENG31-00152229-n] (making an important discovery)
                  • saptama [TUR10-0664960] (Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme) determination [ENG31-00152317-n] (the act of determining the properties of something, usually by research or calculation)
                    • tespit [TUR10-0375090] (Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme) designation [ENG31-00152838-n] (the act of designating or identifying something)
                      • lokalizasyon [TUR10-0513460] (Kuruluş yeri seçimi)
                      • localization [ENG31-00156307-n] (a determination of the place where something is)
                      • teşhis [TUR10-0743840] (Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma) diagnosis [ENG31-00153547-n] (identifying the nature or cause of some phenomenon)
                        • konsültasyon [TUR10-0472690] (Bir hastalığa birkaç hekimin teşhis koyması işi)
                        • kardiyoskopi [TUR10-0419560] (Kalp kasılmalarının kardiyoskop ile dinlenmesi)
                      • azotlama [TUR10-0066070] (Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu tespit etme işi)
                      • determinasyon [TUR10-0199020] (Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi)
                      • rektifikasyon [TUR10-1250500] (Doğum saatini belirleme)
                    • dönemsellik [TUR10-1252340] (İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belirli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması)
              • ihbar [TUR10-0363080] (Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme; ele verme)
              • denunciation [ENG31-07247648-n] (a public act of denouncing)
              • istifa [TUR10-0382440] (Kendi isteğiyle işten, görevden veya bir hizmetten ayrılma, vazgeçme) resignation [ENG31-07268935-n] (the act of giving up (a claim or office or possession etc.))
                • teslim [TUR10-0769510] (Teslim ol veya teslim oluyorum sözü)
                • giving up [ENG31-07269695-n] (a verbal act of admitting defeat)
                • teslimiyet [TUR10-0769560] (Teslim olma; kendini verme; boyun eğme)
              • itiraz [TUR10-0388090] (Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma) objection [ENG31-07222998-n] (the speech act of objecting)
                • protesto [TUR10-0636940] (Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama)
                • protest [ENG31-07225213-n] (the act of making a strong public expression of disagreement and disapproval)
                • şikayet [TUR10-0727670] (Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı) complaint [ENG31-07223368-n] (an expression of grievance or resentment)
                  • dırdır [TUR10-0201360] (Bezdirici bir biçimde söylenme)
                  • vızıltı [TUR10-0753910] (Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma)
                  • mızıldanma [TUR10-0543790] (Mızıldama, şikâyetçi bir sesle konuşma; sızıldanma)
                  • serzeniş [TUR10-0680730] (Yakınma)
                • itiraz [TUR10-0388100] (Söylenecek söz, karşı söyleme)
              • konferans [TUR10-0473740] (Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi) conference [ENG31-08325427-n] (a prearranged meeting for consultation or exchange of information or discussion (especially one with a formal agenda))
                • sempozyum [TUR10-0103380] (Belli bir konuda çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen bilimsel ağırlıklı toplantı)
                • symposium [ENG31-08344546-n] (a meeting or conference for the public discussion of some topic especially one in which the participants form an audience and make presentations)
                • seminer [TUR10-0676090] (Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı)
                • seminar [ENG31-08344746-n] (any meeting for an exchange of ideas)
                • nutuk [TUR10-0706890] (Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz) oration [ENG31-07256211-n] (an instance of oratory)
                  • vaaz [TUR10-0812220] (Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma) sermon [ENG31-07258497-n] (an address of a religious nature (usually delivered during a church service))
                    • mevize [TUR10-0540600] (Vaaz)
                • zirve konferansı [TUR10-0876700] (Doruk toplantısının oluşturduğu konferans)
                • telekonferans [TUR10-0760790] (Telefon ile uzak merkezlerden konuşmacıları konferans yerine bağlayarak gerçekleştirilen konferans)
              • kutlama [TUR10-0497400] (Tebrik) congratulation [ENG31-06646403-n] (the act of acknowledging that someone has an occasion for celebration)
                • bayramlaşma [TUR10-0087200] (Birbirinin bayramını kutlama)
              • öneri [TUR10-0603550] (İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma) offer [ENG31-07199736-n] (the verbal act of offering)
                • değişiklik teklifi [TUR10-0188330] (Bazı kanun maddelerinin amaca daha uygun olması için Büyük Millet Meclisine yapılan öneri)
                • tümel önerme [TUR10-0792760] (Konunun kapsamına giren bütün bireyler için belli bir şey bildiren önerme)
              • ret [TUR10-0646790] (Uygun bulmama; geri çevirme; kabul etmeme) rejection [ENG31-00204191-n] (the act of rejecting something)
                • feragat [TUR10-0268150] (Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme)
                • renunciation [ENG31-00205928-n] (the act of renouncing)
                • reddetme [TUR10-0643970] (Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme) abnegation [ENG31-07219325-n] (the denial and rejection of a doctrine or belief)
                  • reddimiras [TUR10-1123040] (Özellikle politikada kendinin veya partinin geçmişini tanımama)
                  • reddimiras [TUR10-1123030] (Her türlü sonucuyla mirası istememe, kabul etmeme, reddetme)
                  • reddediş [TUR10-0643960] (Reddetme işi veya biçimi)
                  • reddihâkim [TUR10-1123020] (Hâkimi istememe, kabul etmeme, reddetme)
                • ret [TUR10-0646800] (Aile bireylerinden birinin sorumluluğunu üstünden atma, varlığını tanımama, aileden saymama)
                • disavowal [ENG31-07220606-n] (denial of any connection with or knowledge of)
                • tekzip [TUR10-0760010] (Söylenen, söylendiği iddia edilen bir sözün, yazılan bir yazının yorumunda yapılan yanlışlığı söz veya yazıyla düzeltme)
                • disavowal [ENG31-07220606-n] (denial of any connection with or knowledge of)
                • inkar etme [TUR10-1221950] (Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, kabul etmeme)
                • disavowal [ENG31-07220606-n] (denial of any connection with or knowledge of)
                • kovulma [TUR10-0478800] (Kovulmak işi veya biçimi)
                • ejection [ENG31-00207776-n] (the act of forcing out someone or something)
                • sınırdışı etme [TUR10-1196750] (Sınırdışı etmek eylemi)
                • exile [ENG31-00208610-n] (the act of expelling a person from their native land)
                • aforoz [TUR10-1163150] (Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası)
                • excommunication [ENG31-00209126-n] (the act of banishing a member of a church from the communion of believers and the privileges of the church)
                • esastan bozma [TUR10-1022510] (Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımasına karşın dava konusu hakkın sübutuna ilişkin koşulların yerine getirilmemiş olması nedeniyle bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi)
                • usulden bozma [TUR10-1168020] (Bir davada yerel mahkemece verilen kararın usul hukukuna uygun biçimsel koşulları taşımaması durumunda bir üst mahkeme tarafından gerekçeleri de açıklanarak yeniden görüşülmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesi)
                • af [TUR10-0009390] (Görevden çıkarılma)
                • cerh [TUR10-0136730] (Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme)
              • tanımlama [TUR10-0744010] (Tarif etme)
              • description [ENG31-07216025-n] (the act of describing something)
              • vaat [TUR10-0812210] (Bir işi yerine getirmek için verilen söz) promise [ENG31-07241205-n] (a verbal commitment by one person to another agreeing to do (or not to do) something in the future)
                • yemin [TUR10-0424860] (Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama)
                • oath [ENG31-07241501-n] (a solemn promise, usually invoking a divine witness, regarding your future acts or behavior)
                • nişanlanma [TUR10-0577960] (Evlenmek üzere birbirine söz verme) betrothal [ENG31-07242871-n] (a mutual promise to marry)
                  • ağız nişanı [TUR10-0013790] (Yalnız sözle yapılan nişan)
                  • beşik kertme [TUR10-0096300] (Bebeğin daha beşikteyken bir başka bebekle anası babası tarafından nişanlanması)
              • bilgilendiriş [TUR10-0966930] (Bilgilendirmek işi veya durumu) informing [ENG31-07226850-n] (a speech act that conveys information)
                • ihbarname [TUR10-0363120] (Yazılı olarak açıklamanın yer aldığı haber verme kâğıdı)
                • notice [ENG31-07227272-n] (advance notification (usually written) of the intention to withdraw from an arrangement of contract)
                • uyarı [TUR10-0801560] (Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme) warning [ENG31-07227534-n] (notification of something, usually in advance)
                  • muaheze [TUR10-0551680] (Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi) threat [ENG31-07240675-n] (a warning that something unpleasant is imminent)
                    • elinin körü [TUR10-1019590] (Bıktırıcı, usandırıcı durum karşısında kullanılan bir azarlama sözü)
                  • önsezi [TUR10-0604090] (Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması, doğru sayılması)
                  • forewarning [ENG31-07240110-n] (an early warning about a future event)
                  • alarm [TUR10-0024260] (Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret) alarm [ENG31-02697285-n] (a device that signals the occurrence of some undesirable event)
                    • erken uyarı [TUR10-1022140] (Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı)
                  • tembihat [TUR10-0762410] (Tembihler; uyarılar)
                  • dikkat [TUR10-0204130] ("Dikkat ediniz!" anlamında bir uyarı sözü)
                  • sarı kart [TUR10-0666120] (Kurallara devamlı olarak uymayan, aşırı, sert veya kasıtlı faul yapan, centilmence davranışlardan uzak kalan oyuncuya hakemin ikazını gösteren kart)
                  • uyartı [TUR10-0801870] (Uyarmak için söylenen söz; uyarı; ihtar)
                  • çer çöp [TUR10-0160170] (Bazı çocuk oyunlarında "dikkat" anlamında kullanılan uyarma sözü)
                  • Osmanlı tokadı [TUR10-0593210] (Sert ve etkili uyarı)
                  • irşat [TUR10-0379110] (Doğru yolu gösterme; uyarma)
                • vahiy [TUR10-0812630] (Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi)
                • revelation [ENG31-07227892-n] (communication of knowledge to man by a divine or supernatural agency)
                • tanıtma [TUR10-0744440] (Tanıtmak işi, takdim)
                • presentation [ENG31-07232009-n] (formally making a person known to another or to the public)
                • anma [TUR10-0038420] (Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etme) affirmation [ENG31-07217786-n] (the act of affirming or asserting or stating something)
                  • taziz [TUR10-0754300] (Sevgi ile anma)
                  • anlatı [TUR10-0038050] (Ayrıntılarıyla anlatma)
                  • anlatı [TUR10-0038060] (Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, anlatış düzeni)
                    • öyküleme [TUR10-0607090] (Tahkiye)
                    • kurgu [TUR10-0104880] (Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu) fiction [ENG31-06378552-n] (a literary work based on the imagination and not necessarily on fact)
                      • bilim-kurgu [TUR10-1220680] (Gelecek çağları, yapılan düşsel yolculukları konu alan, insanlığın evrimini, bilimsel gelişmelerin sonuçlarının ne olacağını göstermek amacı güden anlatı türü)
                      • science fiction [ENG31-06380251-n] (literary fantasy involving the imagined impact of science on society)
                      • hayal bilim [TUR10-0334210] (Bilim kurgu)
                  • tevatür [TUR10-0771230] (Yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan, her zaman güvenilen kimselerin bir haberi bildirmeleri)
                  • arz [TUR10-0048220] (Yüksek bir makama anlatma, bildirme)
                  • vaaz [TUR10-0812230] (Bir kimseye kalbini yumuşatacak, kendisini doğruluğa, iyiliğe götürecek biçimde söz söyleme)
                  • hal dili [TUR10-0322600] (Düşüncelerini duruşuyla, davranışlarıyla anlatma)
                  • bahsetme [TUR10-0071350] (Sözünü etme)
                  • virdizeban [TUR10-0820230] (Dilden düşürmeme; dile dolama)
                  • lisanıhal [TUR10-0512370] (Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma)
                  • orunlama [TUR10-0592960] (Bir konunun yerine onunla benzerlikleri olan bir başka konuyu anlatma)
                  • rivayet [TUR10-0647960] (Bir olay, bir haber veya sözü nakletme)
                  • peşin cevap [TUR10-0625080] (Sonradan söylenecek bir şeyi önceden bildirme)
                  • işar [TUR10-0384170] (Yazı ile bildirme)
                  • sonuç çıkarma [TUR10-0383480] (Kesin bir karar veya görüşe varıp bunu bildirmek işi)
                  • ikrar [TUR10-0366440] (Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme)
                  • intak [TUR10-0205780] (Kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme sanatı)
                  • intak [TUR10-0376770] (Konuşturma söyletme)
                • anekdot [TUR10-0036260] (Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye)
                • anecdote [ENG31-07235246-n] (short account of an incident (especially a biographical one))
                • anlatım [TUR10-0038110] (Anlatma işi) narration [ENG31-07235433-n] (the act of giving an account describing incidents or a course of events)
                  • takrir [TUR10-0740940] (Anlatma; ders verme)
                  • relation [ENG31-07237483-n] (an act of narration)
                  • tasrih [TUR10-0749380] (Açık ve kesin olarak, anlaşılmayan yön bırakmadan anlatma, belirli kılma işi)
                  • tebliğ [TUR10-0754980] (Bildirme; haber verme)
                  • doldurma [TUR10-0216790] (Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım)
                    • doldurulma [TUR10-0371480] (Doldurma)
                    • imgeci [TUR10-0371290] (İmgeyi öne alan, imgeye önem veren kimse, düşünce vb)
                  • mal beyanı [TUR10-0521720] (Mülkiyeti altında bulunan taşınır ve taşınmaz malların listelenerek istenen makama sunulması)
                  • bilinç akışı [TUR10-0103740] (Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılması)
                • dedikodu [TUR10-0186790] (Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma) gossip [ENG31-07237830-n] (a report (often malicious) about the behavior of other people)
                  • söz [TUR10-0706960] (Ağızdan ağza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet, şayia) rumor [ENG31-07238110-n] (gossip (usually a mixture of truth and untruth) passed around by word of mouth)
                    • duyultu [TUR10-0725730] (Yayılmış haber, yaygın söylenti)
                    • tevatür [TUR10-0771220] (Bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti)
                  • fısıltı gazetesi [TUR10-0271930] (Toplumu ilgilendiren bir konu ile ilgili dedikodu)
                  • lakırtı [TUR10-0506160] (Boş söz, dedikodu)
                  • kaynana ağzı [TUR10-0434490] (İleri geri veya yersiz konuşma, gereksiz dedikodu yapma)
                  • gıybet [TUR10-0157130] (Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma)
                • takrir [TUR10-0740960] (Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını veya ipotek ettiğini söyleme)
                • tanıtım [TUR10-1093020] (Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlama işi) presentation [ENG31-07232009-n] (formally making a person known to another or to the public)
                  • reklam [TUR10-0644960] (Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol) ad [ENG31-07263469-n] (a public promotion of some product or service)
                    • gizli reklam [TUR10-1032680] (Yayıncı tarafından programlarda sezdirme yoluyla herhangi bir unvan veya markayı çağrıştırabilecek biçimde yapılan tanıtım)
                    • el ilanı [TUR10-0243540] (El ile dağıtılan yazılı duyuru)
                    • circular [ENG31-07265007-n] (an advertisement (usually printed on a page or in a leaflet) intended for wide distribution)
                    • fragman [TUR10-0279520] (Bir sinemada bir sonraki programı, filmi tanıtmak için o programdaki filmden önce gösterilen örnek parçalar)
                    • preview [ENG31-06901724-n] (an advertisement consisting of short scenes from a motion picture that will appear in the near future)
                    • reklam [TUR10-0644970] (Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb)
                    • commercial [ENG31-07264702-n] (a commercially sponsored ad on radio or television)
                    • tanıtı [TUR10-1151710] (İletişim araçları yoluyla tanıtma işi)
                    • tanıtıcı reklam [TUR10-0921200] (Tanıtılacak ürünün kullanımını ve etkilerini değişik ögeler yardımıyla ayrıntılı olarak haber biçiminde anlatan reklam)
                    • sanal reklam [TUR10-1127770] (Gerçek mekânda bulunmadığı hâlde elektronik görüntü sistemleri kullanılarak görüntü üzerine yansıtılan reklam)
                    • bilinçaltı reklam [TUR10-0967220] (İzleyicilerin bilinçaltıyla algılayabilecekleri kadar kısa görüntüler kullanılarak yapılan tanıtım)
                  • takriz [TUR10-0089000] (Bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı, övücü tanıtma yazısı)
                  • çoklu gösterim [TUR10-0992900] (Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma)
                  • ikonografi [TUR10-0366320] (İkonların tanıtılması ve açıklanması)
                  • promosyon [TUR10-0636670] (Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar) promotion [ENG31-07261731-n] (a message issued in behalf of some product or cause or idea or person or institution)
                    • esnaf ağzı [TUR10-0254090] (Satıcıların müşteri çekmek için çarşı ve pazarda kullandıkları dil)
                    • sales talk [ENG31-07263321-n] (promotion by means of an argument and demonstration)
                • ilan [TUR10-0367170] (Açıkça bildirme, açıkça duyurma) publicity [ENG31-04727812-n] (the quality of being open to public view)
                  • duvar ilanı [TUR10-0226700] (Sokak ve caddelere bakan duvarlara yapıştırılarak veya asılarak yapılan duyuru)
                  • duvar ilanı [TUR10-0226710] (Şehir meydanlarında büyük binaların duvarlarına yansıtılarak yapılan duyuru)
                  • askı [TUR10-0050360] (Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması)
                  • car [TUR10-0132990] (Çağrı, tellal ile duyurma)
                  • ilanıaşk [TUR10-0367200] (Karşı cinse aşkını bildirme işi)
              • taviz [TUR10-0598770] (Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme)
              • concession [ENG31-07190894-n] (the act of conceding or yielding)
              • teyit [TUR10-0769520] (Gerçek olduğunu söyleme, doğruluğunu onaylama) ratification [ENG31-07194603-n] (making something valid by formally ratifying or confirming it)
                • kontrol [TUR10-0473150] (Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma)
              • görüş ayrılığı [TUR10-0306530] (Bir görüş veya düşüncede farklı değerlendirmede bulunma, farklı düşünme)
              • dispute [ENG31-07196595-n] (a disagreement or argument about something important)
              • tartışma [TUR10-0748090] (Bir sorun üzerine sözle veya yazılı olarak karşılıklı, bazen de sertçe savunma) dispute [ENG31-07196595-n] (a disagreement or argument about something important)
                • polemik [TUR10-0632110] (Siyaset, bilim, edebiyat alanında yapılan sert tartışma)
                • polemic [ENG31-07198320-n] (a controversy (especially over a belief or dogma))
                • ağız dalaşı [TUR10-0013470] (Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme) quarrel [ENG31-07198809-n] (an angry dispute)
                  • hır [TUR10-0341640] (Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma, kavga) affray [ENG31-07199205-n] (noisy quarrel)
                    • söz dalaşı [TUR10-0707140] (Karşılıklı söz söyleme, sözle saldırma)
                  • düello [TUR10-0228120] (İki kişi arasında tanılar önünde yapılan sözlü atışma)
                  • düello [TUR10-0228130] (İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma)
                  • atışma [TUR10-0055830] (Saz şairlerinin deyişle tartışmaları)
                  • bağrışma [TUR10-0070670] (Birlikte bağırma)
                    • höykürme [TUR10-0349310] (Tarikattaki kimselerin dua ederken kendilerinden geçerek hep bir ağızdan yüksek sesle bağrışmaları)
                  • kayıkçı kavgası [TUR10-0432850] (Sonucu olmayan, bıktırıcı münakaşa)
                  • muharebe [TUR10-0553460] (Güçlü tartışma)
                  • har gür [TUR10-0328650] (Tartışıp çekişme)
                • söz düellosu [TUR10-0707200] (İki kişi arasında sözle yapılan tartışma)
              • sorma [TUR10-0703380] (Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma) question [ENG31-07208256-n] (an instance of questioning)
                • sorgu [TUR10-0383510] (Ceza muhakemeleri usul kanununa göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı) interrogation [ENG31-07208618-n] (formal systematic questioning)
                  • röportaj [TUR10-0649270] (Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı) interview [ENG31-07210735-n] (the questioning of a person (or a conversation in which information is elicited))
                    • iş görüşmesi [TUR10-1221890] (İşveren ile potansiyel çalışan arasında gerçekleşen, iş başvurusu yapan kişinin o işe uygun olup olmadığının değerlendirildiği ciddî görüşme)
                    • job interview [ENG31-07211065-n] (an interview to determine whether an applicant is suitable for a position of employment)
                  • çapraz sorgu [TUR10-0986470] (Ceza yargılamasında cumhuriyet savcısının, müdafi veya vekil sıfatlı avukatın, sanığa, katılana, tanığa, bilirkişiye ve duruşmaya çağrılmış kişilere, hâkim önünde, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilmesi biçimindeki sorgulama tekniği)
                • isticvap [TUR10-0382310] (Sorguya çekme; sorgu)
                • istimzaç [TUR10-0383330] (Bir kimsenin huyunu, kişiliğini tanımak için araştırma)
                • istintak [TUR10-0383520] (Sorguya çekme)
              • tarif etme [TUR10-1221930] (Tarif etme işi, tanımlama)
              • description [ENG31-07216025-n] (the act of describing something)
              • söz [TUR10-0430670] (Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme) parole [ENG31-07241961-n] (a promise)
                • tahlif [TUR10-0737970] (Ant içirme; yemin ettirme)
                • valla [TUR10-1251640] (Halk arasında çoğunlukla kısaca "valla" olarak kullanılan "Allah şahidim olsun", "Allah hakkı için" anlamına gelen ant ve yemin sözü)
                • vallahi [TUR10-0104230] (Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için anlamında bir yemin sözü)
                • vallahi billahi [TUR10-0813610] (Allah'a ant olsun ki anlamında bir yemin sözü)
                • sözlenme [TUR10-0707340] (Gençlerin evlenmeleri için ön anlaşma yapılması)
              • belirtme [TUR10-0091920] (Belirli kılma, görüş bildirme, tasrih) indication [ENG31-07245708-n] (the act of indicating or pointing out by name)
                • talil [TUR10-0741940] (Sebep gösterme)
                • tanıtlama [TUR10-0744360] (Öne sürülen bir iddianın doğruluğunu mantıksal yöntemle gösterme)
                  • savı kanıtsama [TUR10-0669270] (Bir şeyi gene kendisine dayanarak, kendisini kanıt göstererek tanıtlamaya çalışma)
                • tavsif [TUR10-0752790] (Niteliklerini söyleme; nitelendirme)
                • tekrir [TUR10-0759640] (Yeniden söyleme; tekrar etme)
                • tekrar [TUR10-0759500] (Bir konuşma veya yazıda aynı düşünceyi, kelimeyi birçok defa söyleme)
                  • yineleme [TUR10-0856680] (Cümlede eş, yakın ve zıt anlamlı sözlerin tekrarlanması)
                  • yineleme [TUR10-0856670] (Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelimenin veya bir parçanın tekrarlanması)
                  • virt [TUR10-0820290] (Dinî bir sözü sürekli tekrarlama)
                  • virt [TUR10-0820300] (Çok tekrarlama, diline dolama)
                • teşhir [TUR10-0770310] (Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme)
                • teşhir [TUR10-0770280] (Gösterme)
                • aplikasyon [TUR10-0040800] (Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme)
                • tespit [TUR10-0769770] (Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme)
                • tezkiye [TUR10-0772580] (Bir kimsenin iyi bir insan olduğunu kendisini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma)
                • bilmezleme [TUR10-0755550] (Bir kimseyi, bir şey bilmez gösterme)
                • ortaya koyma [TUR10-0357370] (Gösterme; meydana çıkarma)
                  • döküm [TUR10-0220610] (Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma)
                    • ekstre [TUR10-0240320] (Hesap özeti veya dökümü)
                    • dekont [TUR10-1048740] (Alınmış veya ödenmiş olan tutarın dökümü)
                • gösteriş [TUR10-0306960] (Gösterme işi)
                • ima [TUR10-0036950] (Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme)
                  • puantaj [TUR10-0637640] (Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma)
                  • imleme [TUR10-0371520] (İma)
              • beddua [TUR10-0375510] (Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme)
              • imprecation [ENG31-07248656-n] (the act of calling down a curse that invokes evil (and usually serves as an insult))
              • belagat [TUR10-0090200] (Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı)
              • oratory [ENG31-07255865-n] (addressing an audience formally (usually a long and rhetorical address and often pompous))
              • hitabet [TUR10-0346440] (Etkili söz söyleme sanatı) rhetoric [ENG31-07086738-n] (using language effectively to please or persuade)
                • kesme [TUR10-0445070] (Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı)
                • kinaye [TUR10-0461610] (Sözün gelişiyle, gerçek anlamların dışında bir kavrama değinme sanatı)
                • cicim [TUR10-0983360] (Birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz)
                • cinas [TUR10-0141310] (Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma)
                • cinas [TUR10-0141300] (Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma)
                • fesahat [TUR10-0269140] (Anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk)
                • retorik [TUR10-0646820] (Güzel söz söyleme; hitabet sanatı)
                • iham [TUR10-0362970] (İki anlamı olan bir sözün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirmesi sanatı)
                • iade [TUR10-0356820] (Divan edebiyatında her beytin son sözünü sonraki beytin ilk sözü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı)
                • hüsnütalil [TUR10-0352130] (Herhangi bir olayı, asıl sebebinden daha başka bir sebebin genellikle de daha güzel bir sebebin sonucu olarak gösterme sanatı)
              • ısmarlama [TUR10-0354880] (Bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini, getirilmesini isteme)
              • order [ENG31-07294392-n] (a request for something to be made, supplied, or served)
              • yalvarış yakarış [TUR10-0829860] (Çok yalvarma; bin bir rica)
                • kur [TUR10-0491520] (Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma)
                  • kur [TUR10-0491510] (Karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitme, gönlünü kazanmaya çalışma)
                  • flirt [ENG31-00513533-n] (playful behavior intended to arouse sexual interest)
              • ağız birliği [TUR10-0013450] (Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma)
              • cerbeze [TUR10-0136600] (Güzel konuşma)
              • çıkışma [TUR10-0163640] (Birine sert sözler söyleme)
              • çığırma [TUR10-0162470] (Çığırmak eylemi; çağırma; seslenme)
              • yalvarma [TUR10-0383570] (Yalvarma işi veya biçimi, merhamet dileme) prayer [ENG31-07203790-n] (reverent petition to a deity)
                • şükür [TUR10-0734670] (Tanrı'ya duyulan minneti dile getirme)
                • grace [ENG31-07204699-n] (a short prayer of thanks before a meal)
              • övgü [TUR10-0532040] (Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı)
                • kompliman [TUR10-0470830] (Yaranmak için birine söylenen övücü söz)
                  • koltuk [TUR10-0469530] (Koltuklama veya koltuklanma)
                • ağıtlama [TUR10-0013280] (Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü)
                • tezgahtar ağzı [TUR10-0772420] (Bir şeyi beğendirmek için fazlaca konuşma, gereksiz övme)
                • yağ [TUR10-0824020] (Abartılı övgü)
                • naat [TUR10-0567800] (Bir şeyin niteliklerini övme)
                • piyaz [TUR10-0630380] (Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz)
            • dövünme [TUR10-0223610] (Dövünmek eylemi)
            • lamentation [ENG31-01074160-n] (the passionate and demonstrative activity of expressing grief)
            • salınım [TUR10-0660310] (Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilme işi)
            • swing [ENG31-14033417-n] (a state of steady vigorous action that is characteristic of an activity)
            • sallantı [TUR10-0660920] (Sallanma işi)
            • swing [ENG31-14033417-n] (a state of steady vigorous action that is characteristic of an activity)
            • bütünleme [TUR10-0366260] (Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, tam duruma getirme)
            • makeup [ENG31-07337369-n] (an event that is substituted for a previously cancelled event)
            • aksiyon [TUR10-0021300] (Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması) action [ENG31-00038116-n] (something done (usually as opposed to something said))
              • seçiş [TUR10-0672500] (Seçme işi veya durumu) choice [ENG31-00162063-n] (the act of choosing or selecting)
                • seleksiyon [TUR10-0377130] (Seçme)
              • kibarlık [TUR10-0460010] (Kibar bir insana yakışacak biçimdeki söz veya davranış) kindness [ENG31-00035041-n] (a kind act)
                • iyilik [TUR10-0055450] (Karşılık beklenilmeden yapılan yardım) grace [ENG31-14481629-n] ((Christian theology) a state of sanctification by God)
                  • hayrat [TUR10-0335870] (Sevap kazanmak için yapılan iyilik)
                  • ihsan [TUR10-0363500] (İyilik etme, iyi davranma)
                  • ihsan [TUR10-0363530] (Karşılık beklemeden yapılan yardım; iyilik)
                  • himmet [TUR10-0345040] (İyi davranma; lütuf; iyilik)
                • af [TUR10-0009370] (Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama) forgiveness [ENG31-01229679-n] (the act of excusing a mistake or offense)
                  • özel af [TUR10-0607950] (Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle bir suçlunun cezasının kaldırılması)
                • affetme [TUR10-0517520] (Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçme)
                • forgiveness [ENG31-01229679-n] (the act of excusing a mistake or offense)
                • centilmenlik [TUR10-0136140] (Centilmen olma durumu)
              • gidişat [TUR10-0297960] (Olayların durumu, işlerin gelişme biçimi) tenor [ENG31-06207238-n] (a settled or prevailing or habitual course of a person's life)
                • yol [TUR10-0646990] (Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi) way [ENG31-00416689-n] (a course of conduct)
                  • sünnet [TUR10-0715920] (Hazreti Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz)
                  • Sunnah [ENG31-00417422-n] ((Islam) the way of life prescribed as normative for Muslims on the basis of the teachings and practices of Muhammad and interpretations of the Koran)
                  • hadis [TUR10-0320040] (Hazreti Muhammed'in söz ve davranışları)
                  • doğru yol [TUR10-0214150] (Her türlü kötülükten uzak olan tutum)
                  • gidiş [TUR10-0261970] (Yol, tarz)
                  • gidişat [TUR10-0297930] (Tutum; durum; davranış)
                • yol [TUR10-0858680] (Gidiş çabukluğu; hız) way [ENG31-00416689-n] (a course of conduct)
                  • konak [TUR10-0471300] (Araba veya hayvanla bir günde alınan yol)
              • varış [TUR10-0814310] (Varma durumu veya biçimi) arrival [ENG31-00049115-n] (the act of arriving at a certain place)
                • giriş [TUR10-0298360] (Girme işi veya biçimi) entrance [ENG31-00049744-n] (the act of entering)
                  • sinme [TUR10-0349760] (Girme, sızma işi)
                  • penetration [ENG31-00052345-n] (the act of entering into or through something)
                  • kayıt [TUR10-0433380] (Bir yere mal ederek deftere geçirme) registration [ENG31-00050857-n] (the act of enrolling)
                    • kadastro [TUR10-0395990] (Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülklerin yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi)
                    • nüfus kaydı [TUR10-0580950] (Nüfusa yazılma)
                    • ön kayıt [TUR10-0603700] (Kesin kabul ve kayıt işlemlerinden önce aday başvurularının kabulü)
                  • baskın [TUR10-0079710] (Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme)
                  • geçişim [TUR10-0755590] (Birbirinin içine girmek işi)
                  • girim [TUR10-0298290] (Girme işi)
                • gözükme [TUR10-0310020] (Baş gösterme, meydana çıkma) appearance [ENG31-00051015-n] (the act of appearing in public view)
                  • istem [TUR10-0381800] (İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi)
                • iniş [TUR10-0375200] (İnme işi veya biçimi) landing [ENG31-00053320-n] (the act of coming down to the earth (or other surface))
                  • baş aşağı [TUR10-0081180] (İniş)
                  • iniş [TUR10-0375230] (Araçlı jimnastikte, atlayarak veya hızlanarak araçtan ayrılma durumu)
                • yumuşak iniş [TUR10-0862990] (Uzay araçlarında ve uçaklarda aracın ustalıkla, zemine çarpmaksızın yere inişi)
                • landing [ENG31-00053320-n] (the act of coming down to the earth (or other surface))
                • eve dönüş [TUR10-1195930] (Eve geri gelme durumu)
                • return [ENG31-00052012-n] (a coming to or returning home)
              • değişim [TUR10-0188350] (Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma) conversion [ENG31-07430330-n] (an event that results in a transformation)
                • durum değişikliği [TUR10-1196660] (Bir şeyin koşullarının değişmesi durumu) change of state [ENG31-00199979-n] (the act of changing something into something different in essential characteristics)
                  • alçalma [TUR10-0025360] (İnme)
                  • degradation [ENG31-00272107-n] (changing to a lower state (a less respected state))
                  • başlama [TUR10-0082700] (Başlamak eylemi) beginning [ENG31-00236302-n] (the act of starting something)
                    • federasyon [TUR10-0266820] (Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi)
                    • federation [ENG31-01155800-n] (the act of constituting a political unity out of a number of separate states or colonies or provinces so that each member retains the management of its internal affairs)
                    • sömürgeleşme [TUR10-1103460] (Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke durumuna gelme)
                    • colonization [ENG31-01254867-n] (the act of colonizing)
                    • açılış [TUR10-0005630] (Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması)
                    • mukaddime [TUR10-0554800] (Bir olayın başlangıcı)
                    • ders başı [TUR10-0197270] (Öğrencilerin tatil sonrası yeni öğretime başlaması)
                    • iptida [TUR10-0378140] (Bir işe başlama)
                    • girişim [TUR10-0298480] (Bir işe başlama) attempt [ENG31-00787849-n] (earnest and conscientious activity intended to do or accomplish something)
                      • bahis [TUR10-1247000] ()
                        • pot [TUR10-0634330] (Poker vb. iskambil oyunlarında oyuncuların tümünce ortaya sürülen eşit miktardaki para veya fiş)
                        • pot [ENG31-13364789-n] (the cumulative amount involved in a game (such as poker))
                        • çifte bahis [TUR10-0991110] (At yarışlarında üzerine bahis konulan, art arda yapılan iki koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                        • çifte şans [TUR10-0991180] (Toto veya iddia oyununda karşılaşan iki takım için ikili tahminde bulunma işi)
                        • dörtlü ganyan [TUR10-1012820] (At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen dört koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                        • üçlü bahis [TUR10-0806620] (At yarışlarında aynı koşuda ilk üçü tahmin etmeye yönelik müşterek bahis oyunu)
                        • ikili bahis [TUR10-1054950] (En az beş atın katıldığı ve üzerine bahis konulan bir koşuda birinci ve ikinci olan atları sırasıyla, altıdan fazla atın katıldığı koşuda ise sırasız olarak tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                        • ikili [TUR10-0365410] (At yarışlarında aynı koşunun birincisi ile ikincisini tahmin ederek oynanan oyun)
                      • kalkışma [TUR10-0457100] (Bir işe girişme; teşebbüs etme)
                  • geçme [TUR10-0288310] (Mürur) passage [ENG31-00201907-n] (the act of passing from one state or place to the next)
                    • mürur [TUR10-0563640] (Geçip gitme)
                    • mürur [TUR10-0563630] (Geçme, bir taraftan girip diğer taraftan çıkma)
                  • gitme [TUR10-0298970] (Gitmek işi) passage [ENG31-00201907-n] (the act of passing from one state or place to the next)
                    • volta [TUR10-0821290] (Geminin rüzgâra karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması)
                    • devam [TUR10-0199130] (Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme)
                    • gelgit [TUR10-0289570] (Boşuna gidip gelme)
                    • gidiş [TUR10-0297910] (Gitme işi)
                    • gidiş [TUR10-0297940] (Bir yere gitme)
                  • tedenni [TUR10-0755860] (Gerileme, düşme)
                  • decrease [ENG31-07370487-n] (a change downward)
                  • alçalma [TUR10-0878100] (İnsanın değeri azalma, insana yakışmayacak şekilde davranma)
                  • degradation [ENG31-00272107-n] (changing to a lower state (a less respected state))
                  • bir aşamadan diğerine geçme [TUR10-1196670] (Aşama değiştirme)
                  • passage [ENG31-00201907-n] (the act of passing from one state or place to the next)
                  • bitim [TUR10-0109010] (Bitme işi) termination [ENG31-00210792-n] (the act of ending something)
                    • mahvetme [TUR10-0398920] (Yok etme, ezme; perişan etme) destruction [ENG31-00217881-n] (the termination of something by causing so much damage to it that it cannot be repaired or no longer exists)
                      • sabotaj [TUR10-0652670] (Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma)
                      • sabotage [ENG31-01247442-n] (a deliberate act of destruction or disruption in which equipment is damaged)
                      • Vandallık [TUR10-0813760] (Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkma düşüncesi ve davranışı)
                      • vandalism [ENG31-01252403-n] (willful wanton and malicious destruction of the property of others)
                    • orgazm [TUR10-0590480] (Cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası)
                    • orgasm [ENG31-00062953-n] (the moment of most intense pleasure in sexual intercourse)
                    • kapanış [TUR10-0412390] (Kapanma işi veya biçimi) completion [ENG31-00211959-n] (a concluding action)
                      • devre dışı [TUR10-1005010] (Elektrik donanımındaki enerji akımının bir noktada kesilme durumu)
                    • tamamlanma [TUR10-0742510] (Tamamlanmak işi)
                    • completion [ENG31-00211959-n] (a concluding action)
                    • kovma [TUR10-0478720] (Çıkarma)
                    • dismissal [ENG31-00217041-n] (the termination of someone's employment (leaving them free to depart))
                    • şutlama [TUR10-0734480] (Şutlamak işi veya durumu)
                    • dismissal [ENG31-00217041-n] (the termination of someone's employment (leaving them free to depart))
                    • işten atma [TUR10-1196790] (İşine son verme, görevinden atma, uzaklaştırma) dismissal [ENG31-00217041-n] (the termination of someone's employment (leaving them free to depart))
                      • tasfiye [TUR10-0749050] (Türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme)
                      • azil [TUR10-0065480] (Görevden alma)
                    • öldürme [TUR10-0601300] (Ortadan kaldırma, yok etme) killing [ENG31-00219879-n] (the act of terminating a life)
                      • soykırım [TUR10-0292420] (Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, topluca öldürme) genocide [ENG31-01247706-n] (systematic killing of a racial or cultural group)
                        • pogrom [TUR10-0631800] (Yahudilere yapılan soykırım)
                      • intihar [TUR10-0377150] (Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal sebeplerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi)
                      • suicide [ENG31-00223352-n] (the act of killing yourself)
                      • ötanazi [TUR10-0601570] (İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı)
                      • euthanasia [ENG31-00220723-n] (the act of killing someone painlessly (especially someone suffering from an incurable illness))
                      • cinayet [TUR10-0456870] (Bir kişiyi kasten öldürmek) homicide [ENG31-00220890-n] (the killing of a human being by another human being)
                        • suikast [TUR10-0711110] (Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma)
                        • assassination [ENG31-00221923-n] (murder of a public figure by surprise attack)
                        • suikast [TUR10-0711120] (Bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme)
                        • assassination [ENG31-00221923-n] (murder of a public figure by surprise attack)
                        • töre cinayeti [TUR10-0784960] (Bazı bölgelerde töre kurallarına uymama sebebiyle genellikle genç kız veya kadınların aile meclisi kararıyla yine aileden biri tarafından öldürülmesi)
                        • namus cinayeti [TUR10-0570150] (Namus temizleyebilmek için işlenen cinayet)
                      • boğma [TUR10-0111640] (Boğmak eylemi)
                      • choking [ENG31-00226653-n] (the act of suffocating (someone) by constricting the windpipe)
                      • linç [TUR10-0512060] (Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak taş, sopa vb. araçlarla döverek öldürmesi)
                      • öldürüm [TUR10-1113030] (Öldürme işi)
                      • recim [TUR10-0643700] (Taşa tutarak öldürme, taşa tutma)
                      • harakiri [TUR10-0327140] (Karnını bıçakla deşme yoluyla kendini öldürme)
                    • ilga [TUR10-0368050] (Varlığını ortadan kaldırma)
                    • abolition [ENG31-00229150-n] (the act of abolishing a system or practice or institution (especially abolishing slavery))
                    • likidasyon [TUR10-0511360] (Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi)
                    • liquidation [ENG31-00229402-n] (termination of a business operation by using its assets to discharge its liabilities)
                    • işten çıkarma [TUR10-1196760] (İşten çıkarmak eylemi; işine son verme)
                    • layoff [ENG31-00230681-n] (the act of laying off an employee or a work force)
                    • sönüş [TUR10-1196840] (Yavaş yavaş göze görünmez hale gelme)
                    • fade [ENG31-00231039-n] (gradually ceasing to be visible)
                    • kürtaj [TUR10-0503570] (Döl yatağının içini kazıyıp cenini alma işi) abortion [ENG31-00231191-n] (termination of pregnancy)
                      • düşük [TUR10-0658230] (Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru)
                      • spontaneous abortion [ENG31-00231342-n] (a natural loss of the products of conception)
                    • bertaraf [TUR10-0095030] (Ortadan kaldırmak, yok etmek) abrogation [ENG31-00232754-n] (the act of abrogating)
                      • tahliye [TUR10-0738040] (Boşaltmak işi) emptying [ENG31-00396605-n] (the act of removing the contents of something)
                        • drenaj [TUR10-0224050] (Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması)
                        • drain [ENG31-00396837-n] (emptying something accomplished by allowing liquid to run out of it)
                        • egzoz [TUR10-0235970] (Bu gazın boşaltılması)
                        • drenaj [TUR10-0224060] (Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma)
                        • hacamat [TUR10-0319270] (Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma)
                      • tenkil [TUR10-0764620] (Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma)
                      • fesih [TUR10-0505550] (Verilmiş bir yargıyı kaldırma)
                      • terkin [TUR10-0767610] (Yazılmış bir şeyi çizerek silme)
                      • bakıntı [TUR10-0072110] (Temel gereksinimleri karşılama)
                      • nesih [TUR10-0574830] (Kaldırma, hükümsüz bırakma)
                      • pah [TUR10-0610620] (Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme)
                      • liberasyon [TUR10-0510990] (İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma)
                      • izale [TUR10-0389840] (Yok etme; giderme)
                      • iptal [TUR10-0378110] (Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma)
                    • azimet [TUR10-0065500] (Gidiş)
                  • geliştirme [TUR10-1246470] () improvement [ENG31-00249844-n] (the act of improving something)
                    • tamir etme [TUR10-0587560] (Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokma, işe yarar duruma getirme) repair [ENG31-00267650-n] (the act of putting something in working order again)
                      • bakım [TUR10-0071890] (Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek) care [ENG31-00268366-n] (activity involved in maintaining something in good working order)
                        • tımar [TUR10-0773810] (Ağaç bakımı)
                        • dam aktarma [TUR10-0181710] (Damın kiremitlerini elden geçirip kırıklarını değiştirme)
                        • tımar [TUR10-0773800] (Yara bakımı)
                        • bakım [TUR10-0071900] (Emek verme biçimi)
                        • tuvalet [TUR10-0791350] (Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi)
                          • mizanpli [TUR10-0548760] (Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılan kadın saç tuvaleti)
                      • rekreasyon [TUR10-0645100] (İnsanların boş zamanlarında, eğlence ve spor amacı ile gönüllü olarak katıldıkları faaliyetler; yeniden yapma)
                      • refreshment [ENG31-00402591-n] (activity that refreshes and recreates)
                      • otoplasti [TUR10-0594390] (Eksik bir organa, kişinin başka bir yerinden parça alıp eklemek yoluyla yapılan onarım)
                    • temizleme [TUR10-0763320] (Temizlemek işi) cleaning [ENG31-00251880-n] (the act of making something clean)
                      • epilasyon [TUR10-0249160] (Vücutta istenmeyen tüyleri yolma, tüyleri alma) depilation [ENG31-00255464-n] (the act of removing hair (as from an animal skin))
                        • tıraş [TUR10-0866200] (Saç veya sakalı kesme işi) shave [ENG31-00255636-n] (the act of removing hair with a razor)
                          • perdah [TUR10-0623270] (Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılan ikinci tıraş)
                      • sterilizasyon [TUR10-0939860] (Cansız yüzeylerdeki yaralı ve zararlı mikroorganizmaların kimyasal madde, ısı, ışın gibi etkenler kullanılarak tamamen yok edilmesi işlemi) sterilization [ENG31-00254786-n] (the procedure of making some object free of live bacteria or other microorganisms (usually by heat or chemical means))
                        • pastörizasyon [TUR10-0617980] (Süt, bira, meyve suyu vb. maddelerin mikroplarını öldürmek için özel aletlerde 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulmak yoluyla uygulanan işlem)
                        • pasteurization [ENG31-00255033-n] (partial sterilization of foods at a temperature that destroys harmful microorganisms without major changes in the chemistry of the food)
                        • takim [TUR10-0740150] (Mikrobundan arıtma)
                      • kireçsizleştirme [TUR10-0462610] (Kireçten arıtma)
                      • tensil [TUR10-0764850] (Ağacın düşen yapraklarını toplayıp dibine gömme)
                      • kuru temizleme [TUR10-0495620] (Kimyasal maddelerle veya buharla giysi, eşya ve benzerini temizleme, ütüleme işi)
                      • tımar [TUR10-0773820] (Binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme)
                      • asepsi [TUR10-0048940] (Özellikle tıpta kullanılan araç gereçleri ilaç kullanmadan yalnız ısı yardımı ile mikropta arındırma işi)
                      • biçim [TUR10-0101060] (Disketi zararlı ögelerden temizleme)
                      • gargara [TUR10-0283520] (Su veya başka bir sıvı ile ağzı veya boğazı çalkalama işi)
                      • iyotlama [TUR10-0389580] (İçme sularındaki mikropların iyot etkisiyle giderilmesi)
                    • düzeltme [TUR10-0231880] (Düzeltmek, yanlıştan kurtarmak işi) correction [ENG31-00259697-n] (the act of offering an improvement to replace a mistake)
                      • telafi [TUR10-0760140] (Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama, yerine koyma)
                      • recompense [ENG31-00260486-n] (the act of compensating for service or loss or injury)
                      • değişiklik [TUR10-0737190] (Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme) alteration [ENG31-00200556-n] (the act of making something different (as e.g. the size of a garment))
                        • koyultma [TUR10-0479360] (Koyultma eylemi)
                      • tashihikarar [TUR10-0749130] (Kararın düzeltilmesi)
                      • tedavi [TUR10-0755740] (Aksayan bir şeyi düzeltme, düzenleme, yoluna koyma)
                      • düzeltme [TUR10-0231890] (Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme)
                    • iyileştirme [TUR10-0231970] (Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik) reform [ENG31-00261465-n] (a change for the better as a result of correcting abuses)
                      • rötuş [TUR10-0649370] (Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce cam üzerinde düzeltme işi)
                      • rötuş [TUR10-0649380] (Düzeltmek amacıyla yapılan değiştirme)
                    • yücelme [TUR10-0387850] (Yüce bir duruma gelme)
                    • rise [ENG31-00325210-n] (the act of changing location in an upward direction)
                    • tamir [TUR10-0742800] (Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma)
                    • repair [ENG31-00267650-n] (the act of putting something in working order again)
                    • koyulaştırma [TUR10-0479300] (İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi)
                    • terfi [TUR10-0767340] (Derece, makam bakımından üste geçirme)
                    • toplumsal bütünleşme [TUR10-0782050] (Ortaklaşa amaçların izlenmesinde duygu ve davranışlarda ortak ölçümün geliştirilmesi)
                    • toplumsal bütünleşme [TUR10-0782040] (Toplumda amaçların izlenmesinde beliren duygu ve davranışlardaki birlikteliğin geliştirilmesi)
                    • onarım [TUR10-0587570] (Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme; restore etme)
                  • iptal [TUR10-0378120] (Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme)
                  • cancellation [ENG31-00233253-n] (the act of cancelling)
                  • telkin [TUR10-0761510] (Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama) infusion [ENG31-00249615-n] (the act of infusing or introducing a certain modifying element or quality)
                    • talkın [TUR10-0742160] (Telkin)
                  • dekorasyon [TUR10-0189730] (Bir yeri süsleme) decoration [ENG31-00263092-n] (the act of decorating something (in the hope of making it more attractive))
                    • süsleme [TUR10-0718890] (Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlama) ornamentation [ENG31-00263586-n] (the act of adding extraneous decorations to something)
                      • rokoko [TUR10-0648390] (XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu)
                    • süsleme [TUR10-0718900] (Süsleri yerleştirme biçimi veya sanatı) ornamentation [ENG31-00263586-n] (the act of adding extraneous decorations to something)
                      • sedef kakma [TUR10-0672980] (Abanoz, maun, ceviz vb. değerli ahşapların üzerine değişik motifleri gömme yöntemiyle yapılan süsleme)
                      • tezhip [TUR10-0772460] (Süsleme; bezeme)
                      • süslemecilik [TUR10-0718930] (Süsleme sanatı)
                      • tırtıl [TUR10-0776000] (Bir şeyin kenarına çizilen zincir gibi çiçeklerden yapılan süs)
                      • tırtıl çekme [TUR10-0776020] (Henüz yumuşak olan bir parçayı metal bir tırtılla süsleme)
                      • batik [TUR10-0085290] (Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem)
                      • vitray [TUR10-0820660] (Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçalarından oluşan, saydam pencere süslemesi veya resim)
                      • rumi [TUR10-0650400] (Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme)
                      • illüstrasyon [TUR10-0369990] (Resimlerle süsleme)
                    • tak [TUR10-0738940] (Millî bayramlarda veya önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer)
                    • iç dekorasyon [TUR10-1198320] (İç mekanların hem görsel hem de işlevsel tasarımı)
                  • dekore etme [TUR10-1197020] (Dekore etmek eylemi)
                  • decoration [ENG31-00263092-n] (the act of decorating something (in the hope of making it more attractive))
                  • bayağılaşma [TUR10-0378220] (Aşağılık duruma düşme)
                  • degradation [ENG31-00272107-n] (changing to a lower state (a less respected state))
                  • kirletme [TUR10-0762050] (Kirli duruma getirme) contamination [ENG31-00277831-n] (the act of contaminating or polluting)
                    • bulaştırma [TUR10-0123090] (Bulaştırmak işi veya durumu)
                    • contamination [ENG31-00277831-n] (the act of contaminating or polluting)
                    • kirlenme [TUR10-0462970] (Kirlenmek eylemi)
                    • contamination [ENG31-00277831-n] (the act of contaminating or polluting)
                  • daldırma [TUR10-0179900] (Daldırmak işi)
                  • submersion [ENG31-00278413-n] (the act of wetting something by submerging it)
                  • uyarma [TUR10-0801790] (Bir duyu organını, bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi)
                  • stimulation [ENG31-01264467-n] (the act of arousing an organism to action)
                  • açma [TUR10-0006340] (Bir şeyi kapalı bir durumdan açık duruma getirme)
                    • açınım [TUR10-0375540] (Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması)
                    • teftih [TUR10-0756740] (Açma)
                    • fayrap [TUR10-0266330] (Kapı, pencere, giysi ve benzerini açma, çıkarma)
                    • çıtlatma [TUR10-0166030] (Antep fıstığının kabuğunu aralama)
                    • çözme [TUR10-0175380] (Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açma)
                    • fora [TUR10-0277870] (Yelken açtırma)
                    • hal [TUR10-0322270] (Çözme, çözülme)
                  • talik [TUR10-0741860] (Asma, yukarı kaldırma)
                  • tamik [TUR10-0742750] (Derin duruma getirmek)
                  • kohezyon [TUR10-0826760] (Sosyal grup içinde kişileri bir merkez etrafında toplama)
                    • yakınlık derecesi [TUR10-0826770] (Sosyal grup içinde kişileri bir merkez etrafında toplama; kohezyon)
                  • basılış [TUR10-0078930] (Basılma işi veya durumu)
                  • gark [TUR10-0283710] (Suya batırma)
                  • hal [TUR10-0322290] (Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma)
                  • hal [TUR10-0322310] (Tahttan indirme)
                  • doğru çıkma [TUR10-0756240] (Gerçek olduğu anlaşılma)
                • yer değişikliği [TUR10-1246280] ()
                • motion [ENG31-00280679-n] (the act of changing location from one place to another)
                • bütünün değişikliği [TUR10-1246330] () change of integrity [ENG31-00376871-n] (the act of changing the unity or wholeness of something)
                  • bağlantı [TUR10-0070050] (İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki) connection [ENG31-14442568-n] (the state of being connected)
                    • interkoneksiyon [TUR10-0376960] (Birçok elektrik şebekesi arasında bağlantı kurma)
                    • interconnection [ENG31-00146749-n] ((computer science) the act of interconnecting (wires or computers or theories etc.))
                    • kontak [TUR10-0472760] (Bağlantı; ilgi)
                    • atıf [TUR10-0055440] (İlişkili bulma)
                  • infilak [TUR10-0374600] (Güçlü bir biçimde patlama)
                  • explosion [ENG31-00378172-n] (the act of exploding or bursting)
                  • yakma [TUR10-0827370] (Yakmak işi) burning [ENG31-00378877-n] (the act of burning something)
                    • kundakçılık [TUR10-0491050] (Yangın çıkarmak için kundak koyma işi)
                    • arson [ENG31-00379104-n] (malicious burning to destroy property)
                    • çerağ uyandırma [TUR10-0988920] (Cem ayinlerinde, güneşin batışıyla çerağın yakılması)
                  • birleştirme [TUR10-0108070] (Birkaç şeyi bir araya getirme) combination [ENG31-00379793-n] (the act of combining things to form a new whole)
                    • karma [TUR10-0422020] (Karmak işi)
                    • mix [ENG31-00380891-n] (the act of mixing together)
                    • karışma [TUR10-0421300] (Bir işe müdahale etme, el atma veya onunla ilgilenme)
                    • mix [ENG31-00380891-n] (the act of mixing together)
                    • serpiştirme [TUR10-0679580] (Serpiştirme işi)
                    • interspersion [ENG31-00382134-n] (the act of combining one thing at intervals among other things)
                    • konsolidasyon [TUR10-0472400] (Yapıları benzer durumda olan nesnelerin birleştirilmesi)
                    • koşaltı [TUR10-0477380] (İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama)
                    • fiction [TUR10-1027650] (Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser)
                      • kurgu [TUR10-0492500] (Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi; montaj)
                      • montajlama [TUR10-0550220] (Bir filmin değişik yerlerde çekilen bölümlerini bir bütün oluşturmak için birleştirme eylemi)
                    • bağdaştırmacılık [TUR10-0068550] (Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi)
                    • bireşim [TUR10-0106550] (Bu biçimde oluşan bütün)
                    • bireşim [TUR10-0106540] (Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi)
                    • birleme [TUR10-0107710] (Bir etme, tek duruma getirme)
                    • monte [TUR10-0550240] (Montaj)
                    • oksitleme [TUR10-0865810] (Oksijenle birleştirme)
                    • organize [TUR10-0590320] (Kuruluşları ortak bir amaç için bir araya getirme, birleştirme)
                    • kaynak [TUR10-0434160] (İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi) weld [ENG31-04579244-n] (a metal joint formed by softening with heat and fusing or hammering together)
                      • elektrik kaynağı [TUR10-0241800] (Elektrik enerjisi kullanılarak yapılan kaynak işlemi)
                  • üleştirim [TUR10-0807180] (Parçalara bölerek dağıtma işi) dispersion [ENG31-00369400-n] (the act of dispersing or diffusing something)
                    • yarılma [TUR10-0837190] (Uzunlamasına bölüp ayırma ya da yarık açma)
                    • cleavage [ENG31-00387153-n] (the act of cleaving or splitting)
                    • hizip [TUR10-0346610] (Bir topluluk, bir örgüt içinde inanç ve düşünce bakımından ayrılık gösteren yan tutmaya yönelik küçük topluluk; klik)
                    • schism [ENG31-00387484-n] (division of a group into opposing factions)
                    • hizipleşme [TUR10-0464800] (Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgisine ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grupların oluşması)
                    • schism [ENG31-00387484-n] (division of a group into opposing factions)
                    • kesim [TUR10-0444270] (Kesme işi)
                    • cut [ENG31-00387723-n] (the act of cutting something into parts)
                    • kul taksimi [TUR10-0489550] (Herhangi bir konuda eşit olarak yapılan bölüştürme)
                    • Allah taksimi [TUR10-0028950] (Herhangi bir konuda eşitlik gözetilmeden yapılan paylaştırma)
                    • baş [TUR10-1194530] ("... başına" adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleştirme anlamı verir)
                    • bol kepçe [TUR10-0112660] (Servis sırasında yiyeceği bol bol dağıtma)
                  • kesiş [TUR10-0444710] (Kesme işi veya biçimi)
                  • cut [ENG31-00388465-n] (the act of penetrating or opening open with a sharp edge)
                  • çıkarma [TUR10-0162800] (Çıkarmak işi; emisyon) removal [ENG31-00392407-n] (the act of removing)
                    • sansür [TUR10-0685610] (Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserlerinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, yayın ve gösterilmesinin izne bağlı olması)
                    • censoring [ENG31-00398155-n] (deleting parts of publications or correspondence or theatrical performances)
                    • çekim [TUR10-0156390] (Çekme işi)
                    • withdrawal [ENG31-01265206-n] (the act of taking out money or other capital)
                    • çıkarım [TUR10-0162770] (Çıkarma işi)
                    • hak [TUR10-0321260] (Kâğıttaki yazıyı kazıma)
                    • istihsal [TUR10-0382910] (Çıkarma; elde etme)
                  • bölmelere ayırma [TUR10-1197530] (Farklı bölümlerin birbirinden ayrılmasını sağlayan sınırlar belirleyerek bir şey bölme işi)
                  • division [ENG31-00398761-n] (the act of dividing or partitioning)
                  • dönüştürüm [TUR10-0222090] (Tahvil) transformation [ENG31-00399512-n] (the act of changing in form or shape or appearance)
                    • değişme [TUR10-0754670] (Bir durumdan başka bir duruma geçme) revision [ENG31-00400201-n] (the act of revising or altering (involving reconsideration and modification))
                      • sosyal değişme [TUR10-0704040] (Sosyal bakımdan söz konusu olan değişme)
                      • yadsıma [TUR10-0573430] (Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme)
                      • resmileşme [TUR10-0646550] (Resmî bir duruma girme durumu veya biçimi)
                    • devir [TUR10-0199910] (Sürekli ve düzenli değişme; çevrim)
                  • çirişlenme [TUR10-0169530] (Nişastanın ve bazı inorganik tuzların etkisi ile yapısının bozulması, su alarak şişmesi, kristal özelliğini kaybetmesi ve viskozite ve enzimlere karşı hassasiyetinin artması)
                  • dağılış [TUR10-0177930] (Çözülme)
                • taşıma [TUR10-0749960] (Taşımak işi) transportation [ENG31-00316812-n] (the act of moving something from one location to another)
                  • aktarım [TUR10-0022030] (Bir yerden alıp başka bir yere iletme) transportation [ENG31-00316812-n] (the act of moving something from one location to another)
                    • hava köprüsü [TUR10-0332890] (Zorunlu durumlarda iki şehir veya ülke arasında hava yoluyla sağlanan sürekli ulaşım)
                    • airlift [ENG31-00317420-n] (transportation of people or goods by air (especially when other means of access are unavailable))
                    • teslim [TUR10-0769480] (Bir şeyi sahibine verme) delivery [ENG31-00318033-n] (the act of delivering or distributing something (as goods or mail))
                      • bordada teslim [TUR10-0973650] (Yükün gemi bordasında veya bordadaki araca, gemiden teslim edilmesi)
                      • teslim [TUR10-0769490] (Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme)
                    • vere [TUR10-0817430] (Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi)
                    • aktarma [TUR10-0022110] (Arıları bir kovandan ötekine geçirme)
                    • aktif taşıma [TUR10-0022430] (Bir maddenin hücre zarından enerji harcanarak hücre içine veya dışına taşınması)
                    • alavere [TUR10-0024570] (Bir şeyi elden ele vererek aktarma)
                    • alavere [TUR10-0024560] (Bir şeyin elden ele geçmesi)
                    • tesellüm [TUR10-0769200] (Verilen bir şeyi alma; teslim alma)
                    • aktarım [TUR10-0022040] (Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması)
                    • transfer [TUR10-0786040] (Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi)
                    • antropomorfizm [TUR10-0040100] (İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı'ya aktarılması)
                    • yükleme boşaltma [TUR10-0864960] (Bir malın taşıma araçlarına yüklenmesi ve taşıttan boşaltılması)
                    • bitki nakli [TUR10-0971330] (Bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere dikme)
                    • boşalma [TUR10-0114870] (Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi)
                    • dağıtım [TUR10-0178230] (Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi)
                    • şaşırtma [TUR10-0725210] (Ağaç fidanlarını veya çiçek fidelerini başka yerlere aktarma işi)
                    • göçerme [TUR10-0301340] (Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikme)
                    • gönderme [TUR10-0304060] (Sözlükçülükte bir madde başını işlerken, ilgisi dolayısıyla başka bir madde başına yollama)
                  • nakliye [TUR10-0569270] (Taşıma işi) transportation [ENG31-00316812-n] (the act of moving something from one location to another)
                    • teslimat [TUR10-0769540] (Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar)
                    • delivery [ENG31-00318033-n] (the act of delivering or distributing something (as goods or mail))
                  • nakliyecilik [TUR10-0786190] (İnsan, mal ve benzerinin çeşitli araçlarla bir yerden bir yere taşınması işi) transportation [ENG31-00316812-n] (the act of moving something from one location to another)
                    • aktarma [TUR10-0022090] (Bir taşıttan başka bir taşıta geçme) connection [ENG31-00317815-n] (shifting from one form of transportation to another)
                      • limbo [TUR10-0511590] (Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi)
                    • devecilik [TUR10-0199400] (Deve ile yük taşıma işi)
                    • salcılık [TUR10-0659580] (Sal ile yolcu ve yük taşıma işi)
                    • sevkıyat [TUR10-1195970] (Herhangi bir şeyi bir yere gönderme)
                    • dispatch [ENG31-00062110-n] (the act of sending off something)
                  • sokuş [TUR10-0700550] (Sokma işi veya biçimi) insertion [ENG31-00321678-n] (the act of putting one thing into another)
                    • paketleme [TUR10-0610830] (Paketlemek işi)
                    • packing [ENG31-00323054-n] (the enclosure of something in a package or box)
                    • kan nakli [TUR10-0786080] (Hasta veya yaralıya, kendi veya uygun bir kan grubundan damar yoluyla kan verme)
                    • transfusion [ENG31-00324882-n] (the introduction of blood or blood plasma into a vein or artery)
                  • devir [TUR10-0199880] (Aktarılmak işi)
                  • ulaşım [TUR10-0562260] (Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma)
                    • ulaştırma [TUR10-0562240] (İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü)
                • yer değişikliği [TUR10-1197130] (Bir yerden bir yere gitme işi) motion [ENG31-00280679-n] (the act of changing location from one place to another)
                  • göçme [TUR10-0301420] (Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi; taşınma) emigration [ENG31-00056907-n] (migration from a place (especially migration from your native country in order to settle in another))
                    • muhaceret [TUR10-0552940] (Yaşamakta olduğu ülkeden yabancı bir ülkeye uzun veya kısa süreli yerleşmek için gitme)
                    • emigration [ENG31-00056907-n] (migration from a place (especially migration from your native country in order to settle in another))
                    • anavaşya [TUR10-0035760] (Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması)
                  • inme [TUR10-0375620] (İnmek işi) descent [ENG31-00327266-n] (the act of changing your location in a downward direction)
                    • pike [TUR10-0627500] (Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi)
                    • dive [ENG31-00327503-n] (a steep nose-down descent by an aircraft)
                    • paraşütle atlama [TUR10-1197220] (Paraşüt kullanarak atlama)
                    • jump [ENG31-00304675-n] (descent with a parachute)
                    • atma [TUR10-0056680] (Atmak işi) expulsion [ENG31-00117507-n] (the act of expelling or projecting or ejecting)
                      • ıtrah [TUR10-0356550] (Dışarı çıkarma; dışarı atma)
                  • izleme [TUR10-0390270] (İzinden gitme, uyma) pursuit [ENG31-00320765-n] (the act of pursuing in an effort to overtake or capture)
                    • zağarlık [TUR10-0869120] (Av köpeği gibi izleme)
                    • ön izleme [TUR10-1114040] (Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi)
                  • kayış [TUR10-0433320] (Kayma işi veya biçimi)
                  • slide [ENG31-00329328-n] (the act of moving smoothly along a surface while remaining in contact with it)
                  • sallanış [TUR10-0660840] (Sallanma işi veya biçimi)
                  • swing [ENG31-00328650-n] (changing location by moving back and forth)
                  • takip [TUR10-0740170] (Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme; izleme) pursuit [ENG31-00320765-n] (the act of pursuing in an effort to overtake or capture)
                    • takip [TUR10-0740210] (Geri çekilmekte olan düşmanı yenmek, yok etmek için yapılan hareket)
                    • yakın takip [TUR10-0826920] (Birini her bakımdan incelemek için izleme)
                  • seyahat [TUR10-0858670] (Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş) travel [ENG31-00296527-n] (the act of going from one place to another)
                    • hac [TUR10-0319250] (Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi)
                    • pilgrimage [ENG31-00312513-n] (a journey to a sacred place)
                    • ring seferi [TUR10-0647790] (Bir toplu taşıma aracının ilk ve son durağı aynı nokta olan seferi)
                    • tour [ENG31-00311492-n] (a journey or route all the way around a particular place or area)
                    • seyahat [TUR10-0682600] (Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk) trip [ENG31-00309196-n] (a journey for some purpose (usually including the return))
                      • yolculuk [TUR10-0858910] (Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme) passage [ENG31-00309941-n] (a journey usually by ship)
                        • uçak yolculuğu [TUR10-1197200] (Uçakla yapılan yolculuk) air travel [ENG31-00301267-n] (travel via aircraft)
                          • pilotaj [TUR10-0627870] (Bir hava taşıtını yönetme) flight [ENG31-00303220-n] (an instance of traveling by air)
                            • planörcülük [TUR10-0630990] (Planörcü işi)
                            • glide [ENG31-00304321-n] (the activity of flying a glider)
                          • uçma [TUR10-0795750] (Uçmak eylemi) flight [ENG31-00303220-n] (an instance of traveling by air)
                            • süzülme [TUR10-0720500] (Bir uçağın motorunu boşa alarak veya durdurarak yaptığı uçuş)
                            • glide [ENG31-00304321-n] (the activity of flying a glider)
                          • pilotluk [TUR10-0796040] (Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimsenin görevi)
                          • flight [ENG31-00303220-n] (an instance of traveling by air)
                          • uçuş [TUR10-0624750] (Uçma işi veya biçimi) flight [ENG31-00303220-n] (an instance of traveling by air)
                            • tandem [TUR10-0743250] (İki kişilik yamaç paraşütüyle yapılan uçuş)
                            • kör uçuş [TUR10-0483310] (Uçağı karanlıkta veya sis içinde sadece uçuş aletlerini kullanarak yönetme)
                            • yalama uçuş [TUR10-0827900] (Yere çok yakın olarak yapılan ustaca uçuş)
                            • süzülme [TUR10-0720490] (Bir kuşun kanat vurmadan yaptığı uçuş)
                            • gece uçuşu [TUR10-0286660] (Askerî amaçla uçakların geceleyin yaptığı uçuş)
                            • it dalaşı [TUR10-0387150] (İki ülkeye ait savaş uçaklarının birbiri çevresinde burgu gibi dönüşlerle taciz için manevra yapması)
                        • seyir [TUR10-0682710] (Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi)
                        • seyir [TUR10-0682700] (Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi)
                      • gezi [TUR10-0296010] (Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk) trip [ENG31-00309196-n] (a journey for some purpose (usually including the return))
                        • kitle turizmi [TUR10-0464360] (Eğlenmek, gezmek amacıyla gruplar halinde yapılan gezi)
                        • dış gezi [TUR10-0201900] (Ülke sınırları dışına yapılan gezi)
                        • safari [TUR10-0654380] (Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi)
                        • sahil seyri [TUR10-1126330] (Kıyıdan fazla uzaklaşmadan, kıyıyı gözden yitirmeden yapılan sefer)
                        • mavi yolculuk [TUR10-1096240] (Güneybatı kıyılarımızda denizden koy koy dolaşılarak yapılan gezi)
                        • şehir turu [TUR10-0726620] (Bir şehri gezmek ve görmek amacıyla düzenlenen gezi)
                      • tur [TUR10-0788230] (Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan seyahat) trip [ENG31-00309196-n] (a journey for some purpose (usually including the return))
                        • paket tur [TUR10-0610950] (Bir veya birden fazla yere yönelik olarak düzenlenen ulaşım, konaklama vb. gereksinimleri kapsayan tur)
                        • götürü tur [TUR10-0307680] (Fiyatı, ulaşım, otel, gezi vb. hizmetlerin tamamını veya büyük bir bölümünü kapsayan tur)
                      • devrialem [TUR10-0200600] (Dünyayı dolaşma)
                      • turizm [TUR10-0788580] (Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi)
                        • iç turizm [TUR10-0360430] (Halkın kendi ülkesinde yaptığı gezi)
                      • turne [TUR10-0788820] (Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi)
                      • destinasyon turizmi [TUR10-1107380] (Gezi, ziyaret ve alışveriş programı önceden belirlenen varış noktasında yapılan turistik düzenleme)
                    • yürüyüş [TUR10-0646970] (Yürüme işi veya biçimi) walk [ENG31-00284412-n] (the act of traveling by foot)
                      • piyasa [TUR10-0630200] (Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme)
                      • amble [ENG31-00284945-n] (a leisurely walk (usually in some public place))
                      • adi adım [TUR10-0008640] (Adımda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapılan bir tür yürüyüş)
                      • kırılma [TUR10-0450940] (Yürürken salınma, nazlı yürüyüş)
                      • cebri yürüyüş [TUR10-0134420] (Bir yere kuvvet yetiştirmek veya düşmandan önce varmak için yapılan hızlı yürüyüş)
                      • kuzulama [TUR10-0499410] (Kuzu yürüyüşü gibi emekleme)
                      • apışak [TUR10-0040620] (Bacakları aça aça yürüme)
                      • link [TUR10-0512120] (Atın eşkin yürüyüşü)
                      • karga yürüyüşü [TUR10-0419960] (Çömelmiş durumda, çift ayakla sıçrayarak yapılan yürüyüş)
                      • uygun adım [TUR10-0802460] (Adım atışta birliği gerektiren grup yürüyüş türü)
                      • yorgalama [TUR10-0859980] (Ayak ve baldır kaslarının felcinden ileri gelen özel yürüyüş biçimi)
                      • ayı yürüyüşü [TUR10-0061880] (Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme)
                      • mehter yürüyüşü [TUR10-0532860] (İki adım ileri, bir adım geri yapılan yürüyüş)
                      • sessiz yürüyüş [TUR10-0681500] (Bir düşünce, davranış veya uygulamayı, yersiz bularak karşı çıkmak amacıyla sessiz olarak yapılan toplu yürüyüş)
                    • sürüş [TUR10-0718700] (Sürme işi veya biçimi)
                    • driving [ENG31-00299323-n] (the act of controlling and steering the movement of a vehicle or animal)
                    • yolculuk [TUR10-0858900] (Bu gidiş gelişte geçen süre)
                    • trip [ENG31-00309196-n] (a journey for some purpose (usually including the return))
                    • safari [TUR10-0654360] (Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı)
                    • campaign [ENG31-00310732-n] (an overland journey by hunters (especially in Africa))
                    • gezinti [TUR10-0756430] (Uzak olmayan bir yere yapılan gezi) excursion [ENG31-00312635-n] (a journey taken for pleasure)
                      • piknik [TUR10-0627570] (Açık alanda yemek yemek, eğlenmek için yapılan günübirlik gezinti)
                      • akşam piyasası [TUR10-0021820] (Akşamüzerleri belli bir yerde yapılan gezinti)
                      • ayak işi [TUR10-0059350] (Birtakım getir götür işleri)
                      • errand [ENG31-00733245-n] (a short trip that is taken in the performance of a necessary task or mission)
                      • tavaf [TUR10-0752260] (Bir şeyin çevresini dolaşma)
                      • gezeleme [TUR10-0295910] (Gezinme)
                    • uzay uçuşu [TUR10-0805020] (Uzay gemisi ile dünyadan uzaklaşıp uzaya çıkma)
                    • spaceflight [ENG31-00314328-n] (a voyage outside the Earth's atmosphere)
                    • indibindi [TUR10-0373870] (Dolmuş taşımacılığında belli bir alan içinde yapılan en kısa yolculuk)
                    • tavaf [TUR10-0752270] (Kutsal bir yeri ziyaret etme)
                    • charter [TUR10-0217360] (Belirli merkezler arasında bir tarifeye bağlı olmaksızın düzenlenen ucuz uçak seferi)
                    • denizcilik [TUR10-0193870] (Denizlerde sefer yapma işi)
                    • otostop [TUR10-0594480] (Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi)
                    • posta [TUR10-0633920] (Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılan yolculuk)
                    • iş gezisi [TUR10-0147810] (Karşılıklı iş ilişkilerini düzenlemek amacıyla bir ülke veya şehre yapılan seyahat)
                  • aksiyon [TUR10-0290100] (Oyunun temasını geliştiren başlıca olay; hikâye)
                  • progress [ENG31-00282894-n] (the act of moving forward (as toward a goal))
                  • çıkma [TUR10-0163760] (Çıkmak işi veya biçimi) rise [ENG31-00325210-n] (the act of changing location in an upward direction)
                    • tırmanış [TUR10-0775230] (Tırmanma işi veya biçimi) climb [ENG31-00325936-n] (the act of climbing something)
                      • dağcılık [TUR10-0177710] (Dağa tırmanma sporu)
                      • mountain climbing [ENG31-00326611-n] (the activity of climbing a mountain)
                    • taç [TUR10-0830610] (Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması)
                    • çıkmaklık [TUR10-0163830] (Çıkma durumunda olma)
                    • neşet [TUR10-0575170] (Çıkma; ileri gelme)
                    • gemi çıkışı [TUR10-1030590] (Gerekli işlemler yapıldıktan sonra gemi limanı terk etmek)
                  • çıkış [TUR10-0350240] (Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı)
                  • exit [ENG31-00059339-n] (the act of going out)
                  • dönüş [TUR10-0058060] (Geri gelme) return [ENG31-00328841-n] (the act of going back to a prior location)
                    • yuvaya dönüş [TUR10-0864560] (Eski yerine, görevine veya aile ocağına dönüş)
                  • kayma [TUR10-0433760] (Herhangi bir sebeple filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi)
                  • slide [ENG31-00329328-n] (the act of moving smoothly along a surface while remaining in contact with it)
                  • hareket [TUR10-0328130] (Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma) locomotion [ENG31-00283971-n] (self-propelled movement)
                    • adım [TUR10-0008440] (Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri)
                    • step [ENG31-00286401-n] (the act of changing location by raising the foot and setting it down)
                    • yürüme [TUR10-0866820] (Yürümek işi) walk [ENG31-00284412-n] (the act of traveling by foot)
                      • volta [TUR10-0821300] (Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma)
                      • ördek yürüyüşü [TUR10-0604500] (Ördek gibi badi badi yürüme)
                      • paytak adım [TUR10-0620080] (İki yana sallanarak yürüme)
                      • hırsız adım [TUR10-0342240] (Ağır ve sessizce yürüme biçimi)
                    • yürüyüş [TUR10-0867220] (Spor amacıyla yapılan yürüme) walk [ENG31-00284412-n] (the act of traveling by foot)
                      • doğa yürüyüşü [TUR10-1164240] (Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler)
                    • koşu [TUR10-0477660] (Koşarak yapılan yarış) footrace [ENG31-07475061-n] (a race run on foot)
                      • maraton [TUR10-0525880] (42,195 metrelik en uzun yol koşusu)
                      • marathon [ENG31-07475503-n] (a footrace of 26 miles 385 yards)
                      • mukavemet koşusu [TUR10-0555030] (3-15 km arasındaki uzun mesafeli koşulardan her biri)
                      • engelli koşu [TUR10-0247850] (Belirli aralıklarla konmuş, değişik yükseklikteki on çitli engelin üzerinden aşılarak sürdürülen koşu)
                      • steeplechase [ENG31-07477986-n] (a footrace of usually 3000 meters over a closed track with hurdles and a water jump)
                      • sprint [TUR10-0708490] (Yarışlarda son 100 metrede yapılan atak)
                      • dash [ENG31-00295296-n] (a quick run)
                      • kenter [TUR10-0441520] (Atın hızlı ve düzenli gidişi)
                      • tavşanlık [TUR10-0753070] (Atletizm yarışlarında rekor kırması beklenen atletin önünde koşup tempoyu yüksek tutan atletin yaptığı iş)
                      • seğirdim [TUR10-0673570] (Yaya koşusu)
                      • gelişme koşusu [TUR10-1030470] (Atma veya atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla yarışçının hız kazanmak için yaptığı koşu)
                    • yüzme stili [TUR10-1198210] (Yüzmede elleri ve kolları belirli bir biçimde hareket ettirme tarzı) swimming stroke [ENG31-00571103-n] (a method of moving the arms and legs to push against the water and propel the swimmer forward)
                      • sırtüstü yüzme [TUR10-1198220] (Sırtın suyun üstünde olduğu, kolların dairesel hareketlerle geriye doğru hareket ettirilmesiyle gerçekleştirilen yüzme stili)
                      • backstroke [ENG31-00572320-n] (a swimming stroke that resembles the crawl except the swimmer lies on his or her back)
                      • kravl [TUR10-0485840] (Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme)
                    • tırıs [TUR10-0775050] (Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü)
                    • kaplumbağa yürüyüşü [TUR10-0414250] (Çok ağır yürüyüş)
                    • kemane çekme [TUR10-0439720] (Yağlı güreşte, elleri hasmının arkasından göğsü üzerinde kilitledikten sonra midesi ve karnı üzerinde kuvvetli bir biçimde ve bastıra bastıra gezdirme)
                    • taban basma [TUR10-0735670] (Güreşçinin bir ayağının tabanıyla hasmının ayağına basıp eliyle çenesinden veya omuzlarından tutarak çevirmesi)
                    • kırıtım [TUR10-0451380] (Kırıtma işi)
                    • tartarak yenme [TUR10-0747820] (Yağlı güreşte, hasmını kucağına alıp ayaklarını yerden keserek üç adım taşıma veya yarım çember dönüşü durumuna getirerek onu yenik saydırma)
                    • tartma [TUR10-0748190] (Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme)
                    • kontrpiye [TUR10-0473250] (Sporcunun yanılma hareketi)
                    • koşar adım [TUR10-0477430] (Toplu jimnastikte yapılan hafif tempolu koşu)
                    • rahvan [TUR10-0641670] (Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi)
                    • dörtnal [TUR10-0222650] (Atın en hızlı koşma biçimi)
                    • eşkin [TUR10-0256190] (Atın bir tür hızlı yürüyüşü)
                    • fil yürüyüşü [TUR10-0274380] (Ellerin ve ayakların gergin kol ve bacaklarla birbirine çok yakın basarak oluşturduğu bir yürüyüş biçimi)
                    • esnetme [TUR10-0254270] (Türlü sebeplerle kısalan kasları açmak ve uzatmak için bağlı bulundukları eklemlerde yapılan esnek, yaylı ve zorlu germe hareketi)
                    • figür [TUR10-0272800] (Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri)
                    • tersbeşik [TUR10-0768350] (Sırtüstü yatışta kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma yuvarlanma)
                    • tersim [TUR10-0768370] (Resmini yapma)
                    • tırpan [TUR10-0775720] (Karşı güreşçinin ayak bileklerine ayaktayken hızla ayak vurma ve onu yere devirme)
                    • tilkikuyruğu [TUR10-0776930] (Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi)
                    • titreme [TUR10-0643270] (Titremek eylemi ya da biçimi)
                      • sakırtı [TUR10-0658200] (Korkudan veya soğuktan titreme)
                    • sakınma [TUR10-0658090] (Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket)
                    • aksiyon [TUR10-0021310] (İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması)
                    • aktartma [TUR10-0022290] (Aktartmak işi yaptırmak)
                    • yorga [TUR10-0859960] (Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri)
                    • Kazak çömelmesi [TUR10-0435540] (Bir bacak üzerinde çömelip dizi iyice bükerken, öteki bacağı önde tutma biçiminde yapılan bir güç alıştırması)
                    • kılçık [TUR10-0447840] (Alttaki güreşçinin, kuyruk sokumunu hızla ve birdenbire havaya kaldırarak sırtına abanmış olan güreşçinin dengesini bozup ön veya yan tarafına aşırıp atması)
                    • kurt kapanı [TUR10-0493880] (Güreşte rakibi alta düşürdükten sonra üstüne oturarak uylukları arasında ayak bağlama, bir yandan da iki kolu altından el geçirerek ağırlığı bel üzerine verme)
                    • beşik [TUR10-0096260] (Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma)
                    • mimik [TUR10-0546390] (Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler)
                      • ekşi surat [TUR10-0240550] (Küskünlük veya hoşnutsuzluk anlatan yüz)
                      • asık surat [TUR10-0237490] (Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüz)
                    • dalgalanma [TUR10-0180370] (Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi)
                    • şınav [TUR10-1147320] (Yüzüstü yere uzanılıp eller omuz açıklığında yere dayalı bir biçimde, ayak parmakları üzerinde, bel ve dizler bükülmeden dirseklerin yukarı aşağı doğru indirilip kaldırılmasıyla yapılan bir beden hareketi)
                    • seğirme [TUR10-1254710] (Seğirmek işi)
                    • oyun [TUR10-0597180] (Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket)
                      • paça kasnak [TUR10-0610200] (Yağlı güreşte, güreşçinin bir elini rakibinin paçasından, öteki elini de apış arasından geçirerek kispetin belinden kavrayıp karşısındakini yenmek için sırtüstü çevirmesi biçiminde uygulanan bir oyun)
                      • köpekkuyruğu [TUR10-0481740] (Rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma)
                      • kafakol [TUR10-0397760] (Güreşte bir oyun türü)
                      • kepçe [TUR10-0441840] (Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu)
                      • çangal [TUR10-0149740] (Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu; çelme takma)
                      • çapraz [TUR10-0150750] (Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu)
                      • çiviyukarı [TUR10-0170750] (Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi)
                      • çift dalma [TUR10-0166950] (Ayakta güreşirken beklenmeyen bir atılımla karşısındakinin iki ayağını birden kapma)
                      • dalma [TUR10-0181180] (Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması)
                      • salto [TUR10-0661590] (Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu)
                      • baldırpatlatan [TUR10-0073840] (Güreşte hasmın bir ayağını tutarak diz kapağına kadar büküp üzerine yüklenme oyunu)
                    • sürünüş [TUR10-1255170] (Sürünme işi)
                    • sürünme [TUR10-0718610] (Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi)
                    • sığınma [TUR10-0684800] (Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme)
                    • piramit [TUR10-0628330] (Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler)
                    • pişt [TUR10-0629930] (Söylenen sözün onaylanmadığını ifade eden bir hareket)
                  • vuruş [TUR10-0822290] (Çarpma işi veya biçimi) hit [ENG31-00126449-n] (the act of contacting one thing with another)
                    • tekme [TUR10-0766240] (Ayakla vuruş) kick [ENG31-00137149-n] (the act of delivering a blow with the foot)
                      • serbest vuruş [TUR10-0678190] (Bir oyuncunun kural dışı davranışta bulunması üzerine, kural dışı davranışın yapıldığı noktadan karşı takım oyuncularının yaptığı vuruş) free kick [ENG31-00138354-n] ((soccer) a place kick that is allowed for a foul or infringement by the other team)
                        • köşe vuruşu [TUR10-0476230] (Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan verilen serbest vuruş hakkı)
                        • corner kick [ENG31-00138529-n] (a free kick from the corner awarded to the other side when a player has sent the ball behind his own goal line)
                      • kale vuruşu [TUR10-0403050] (Futbolda topun karşı takım oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına çıkarılması sonucunda, genellikle kaleci aracılığıyla oyuna yeniden başlanması için yapılan atış)
                      • çifte [TUR10-0167020] (At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu)
                    • yumruk [TUR10-0862260] (Elin bu biçimiyle yapılan vuruş) punch [ENG31-00135600-n] ((boxing) a blow with the fist)
                      • aparkat [TUR10-0040350] (Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk)
                      • kroşe [TUR10-0487170] (Boksta bir yumruk vuruş biçimi)
                      • sağ [TUR10-0654950] (Boksta sağ yumrukla vuruş)
                      • sağ çıkarma [TUR10-0655150] (Boksta sağ elle yumruk atma)
                      • muşta [TUR10-0557110] (Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk)
                      • sol [TUR10-0700660] (Boksta sol yumrukla vuruş)
                      • sumsuk [TUR10-0712270] (Yumruk)
                      • sumsuk [TUR10-0712280] (Yumrukla vurma)
                    • yumruklama [TUR10-0862290] (Yumruklamak eylemi; yumrukla vurma)
                    • punch [ENG31-00135600-n] ((boxing) a blow with the fist)
                    • servis [TUR10-0680570] (Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu)
                    • serve [ENG31-00569467-n] ((sports) a stroke that puts the ball in play)
                    • smaç [TUR10-0504240] (Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma)
                    • manşet [TUR10-0524460] (Voleybolda topa vuruş biçimi)
                    • kolpo [TUR10-0469390] (Bilardo oyununda vuruş)
                    • fiske [TUR10-0275100] (Parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruş)
                    • cemşat [TUR10-0982660] (Basketbolda rakibe yüklenip aniden geri çekilerek ve dönerken zıplayarak atılan şut)
                    • çivileme [TUR10-0170410] (Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş)
                    • çelme [TUR10-0158240] (Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma)
                    • darbecik [TUR10-0183870] (Hafifçe vuruş)
                    • darp [TUR10-0184430] (Dövme, çarpma)
                    • darp [TUR10-0184450] (Vuruş)
                    • degaj [TUR10-0187500] (Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması)
                    • dömivole [TUR10-0221050] (Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılan vuruş)
                    • lift [TUR10-0511260] (Teniste topa arkadan öne ve yukarıdan aşağıya doğru vurma)
                    • tos [TUR10-0783920] (Alın veya boynuzla vuruş)
                    • kafa çıkışı [TUR10-0397620] (Futbolda havadan gelen topa kafa vurmak için yükselme)
                    • zarp [TUR10-1250240] (Darp)
                    • vuru [TUR10-0822130] (Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı; vuruş)
                    • başlama vuruşu [TUR10-0082800] (Futbolda oyuna ilk başlamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapılan vuruş)
                    • vole [TUR10-0821130] (Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma)
                    • şut [TUR10-0734470] (Futbolda bir oyuncunun topu kaleye sokmak için ayağıyla yaptığı sert ve hızlı vuruş)
                    • çatışma [TUR10-0153820] (İki şey birbirine çarpma)
                    • darbeci [TUR10-0183850] (Vuran, çarpan kimse)
                    • şandel [TUR10-0723010] (Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma)
                    • şandelleme [TUR10-0723020] (Şandellemek işi veya biçimi)
                    • orta [TUR10-0591510] (Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş)
                    • röveşata [TUR10-1124140] (Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma)
                    • penaltı [TUR10-0622370] (Elemeli futbol maçlarının sonrasındaki eşitlik durumlarında takımların birbirlerine üstünlük sağlamaları için rakip kaleye en az beşer kez yaptığı vuruş)
                      • uzatma penaltısı [TUR10-1169600] (On beşer dakika uzatılmasına karşın sonuç alınamayan elemeli maçlarda her iki takımın kullandığı penaltı)
                    • plase [TUR10-0631140] (Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma)
                    • plase [TUR10-0631120] (Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme)
                    • plase [TUR10-0631130] (Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme)
                    • penaltı [TUR10-0137930] (Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış)
                    • penalty [ENG31-05170716-n] ((games) a handicap or disadvantage that is imposed on a competitor (or a team) for an infraction of the rules of the game)
                  • kültür göçü [TUR10-0501950] (Bir kültür motifinin veya kültürel bir uygulamanın bir başka kültüre geçmesi)
                  • damaksıllaşma [TUR10-1249430] (Bir sesin eklemlenme bölgesinin artdamaktan öndamağa kayması)
                  • bindirme [TUR10-0105070] (Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri)
                  • hareket [TUR10-0328220] (Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi)
                    • ayağa kalkma [TUR10-0457090] (Ayakta durma)
                    • kıyam [TUR10-0457130] (Namazda ayakta durma)
                    • kısılma [TUR10-0453760] (Kalbin, içindeki kanı damarlara vermek için açılıp kapanması)
                    • kipe [TUR10-0461900] (Hızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiyle, vücudun yatıştan ayaküstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi)
                    • tik [TUR10-0776680] (Alışkanlıkla sık sık tekrarlanan gülünç, sıkıcı söz, el, kol, yüz hareketi veya bir davranış biçimi)
                    • aksiyon [TUR10-0021350] (Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi, bu hareketten ortaya çıkan gelişim)
                    • dinelme [TUR10-0206930] (Ayakta durma, ayağa kalkma)
                    • sıçrama [TUR10-0684280] (Ayaklarla, birdenbire yeri teperek kısa süre havaya yükselme)
                      • silki [TUR10-0693120] (Uykuda sıçrama)
                      • silkinti [TUR10-0693200] (Ürkerek sıçramak)
                    • fırlatma [TUR10-0271540] (Kol ve bacağın vücudun orta çizgisinden türlü yönlere, son eklemine kadar hızla ve gergin olarak uzaklaştırılması)
                    • silkme [TUR10-0693240] (Halterde ayakları açarak halteri baş üstüne kaldırma biçimi)
                    • germe [TUR10-0294630] (Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma)
                    • gevşeme [TUR10-0295470] (Gerilen kasların veya öfke, kaygı, korku vb. coşkularla artan ruhsal gerilimin normal duruma gelmesi)
                    • gevşeme [TUR10-0295480] (Gerilmiş vücut bölümlerinin, direnci olmadan kendi ağırlıklarıyla, bazı hareketlerle yeniden kendi durumuna gelmesi)
                    • suples [TUR10-0712960] (Güreşte hasmın sırtını yere getirmek için kendi üzerinden aşırılarak yapılan bir atma hareketi)
                    • sallasırt [TUR10-1257400] (Ağır bir nesneyi araç kullanmaksızın elle başka bir yere atma veya aktarma)
                    • takla [TUR10-0740420] (Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi) somersault [ENG31-00440424-n] (an acrobatic feat in which the feet roll over the head (either forward or backward) and return)
                      • perende [TUR10-0623810] (Havada çark gibi dönerek atılan takla)
                      • somersault [ENG31-00440424-n] (an acrobatic feat in which the feet roll over the head (either forward or backward) and return)
                      • yıldırım takla [TUR10-0854670] (Başı yere değdirmeden tek omuz üzerinde, tek elle apansız atılan takla)
                  • acele [TUR10-0002010] (Çabuk davranma, ivecenlik) haste [ENG31-00556685-n] (the act of moving hurriedly and in a careless manner)
                    • dörtnal [TUR10-0222660] (Bir işi çok çabuk yapma; acele etme)
                • taşınma [TUR10-0301200] (Bir evden başka bir eve bir süre yaşamak, yerleşmek için gitmek) move [ENG31-00169479-n] (the act of changing your residence or place of business)
                  • göçmenlik [TUR10-0301540] (Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden olma durumu)
                  • iç göç [TUR10-0358660] (Bir ülke sınırları içinde genellikle küçük yerleşim bölgelerinden büyük kentlere geçici veya sürekli kalmak üzere göç etme)
                  • hicret [TUR10-0343420] (İslam takviminde tarih başı sayılan Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi)
                  • Hegira [ENG31-00061368-n] (the flight of Muhammad from Mecca to Medina in 622 which marked the beginning of the Muslim era)
                • süzme [TUR10-1145240] (Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirme)
                • percolation [ENG31-00192998-n] (the filtration of a liquid for extraction or purification)
                • kolaylaştırma [TUR10-0468250] (Kolay bir duruma getirme, güçlükleri ortadan kaldırma işi)
                • reduction [ENG31-00193149-n] (the act of reducing complexity)
                • yerine koyma [TUR10-0364550] (Yerine kullanma)
                • substitution [ENG31-00197334-n] (the act of putting one thing or person in the place of another: "he sent Smith in for Jones but the substitution came too late to help")
                • ornatma [TUR10-0591090] (İkame etme)
                • substitution [ENG31-00197334-n] (the act of putting one thing or person in the place of another: "he sent Smith in for Jones but the substitution came too late to help")
                • terfi [TUR10-0367690] (Derece veya makam bakımından yükselme) promotion [ENG31-00199300-n] (act of raising in rank or position)
                  • kademe ilerlemesi [TUR10-0396230] (Devlet memurunun olumlu sicil almak şartıyla bir yıllık terfi etmesi)
                  • yükselme [TUR10-0865710] (Terfi)
                    • lige çıkma [TUR10-0511300] (Takımların sonraki sezonda bir üst kümeye yükselmesi)
                • rütbe indirme [TUR10-1196650] (Daha alt bir göreve getirme) demotion [ENG31-00199642-n] (act of lowering in rank or position)
                  • rütbe indirimi [TUR10-0651220] (Daha alt bir göreve getirilme)
                • jest [TUR10-0391710] (Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareket) gesture [ENG31-06889359-n] (the use of movements (especially of the hands) to communicate familiar or prearranged signals)
                  • reverans [TUR10-0646950] (Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket)
                  • bow [ENG31-07289130-n] (bending the head or body or knee as a sign of reverence or submission or shame or greeting)
                  • vücut hareketi [TUR10-1221500] (Vücudu oynatma, kıpırdatma)
                  • yüz ifadesi [TUR10-1221510] (Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü) facial expression [ENG31-06890128-n] (a gesture executed with the facial muscles)
                    • gülümseme [TUR10-0313810] (Hafifçe gülme)
                    • smile [ENG31-06891121-n] (a facial expression characterized by turning up the corners of the mouth)
                    • gülücük [TUR10-0313770] (Çocuk gülümsemesi)
                  • sallama [TUR10-0660720] (Düzenli bir biçimde bir yandan bir yana hareket ettirme)
                  • wag [ENG31-00348478-n] (causing to move repeatedly from side to side)
                • eğme [TUR10-0370770] (Bir tarafa yatırma) inclination [ENG31-00336210-n] (the act of inclining)
                  • baş sallama [TUR10-1197290] (Baş sallamak eylemi)
                  • nod [ENG31-00337256-n] (the act of nodding the head)
                • yere yatma [TUR10-1197310] (Yere yatmak eylemi)
                • prostration [ENG31-00341935-n] (the act of assuming a prostrate position)
                • yön değişikliği [TUR10-1196490] (Hükümetin ekonomi politikasında yön değişikliği) change of direction [ENG31-00347122-n] (the act of changing the direction in which something is oriented)
                  • ters dönme [TUR10-1197330] (Ters dönmek eylemi) reversion [ENG31-00347519-n] (turning in the opposite direction)
                    • U dönüşü [TUR10-0796400] (Yüz seksen derecelik bir dönüş yapma)
                    • u-turn [ENG31-00347913-n] (complete reversal of direction of travel)
                  • yön değiştirme [TUR10-1222250] (Bir yönden başka bir yöne kayma) turning [ENG31-07366212-n] (a movement in a new direction)
                    • dönme [TUR10-0221580] (Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi) rotation [ENG31-00342854-n] (the act of rotating as if on an axis)
                      • dönüş [TUR10-0221910] (Oyuncunun bir ayağını yerden kesmeden yaptığı dönme hareketi)
                      • devridaim [TUR10-0200620] (Tam ve sürekli dönüş veya dolaşım)
                      • çevrinti [TUR10-0161960] (Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi)
                        • karıntı [TUR10-0421060] (Anaforlarda oluşan çevrinti)
                    • yön değiştirme [TUR10-1197360] (Dansçının yönünü değiştirmesi)
                    • change of course [ENG31-00350712-n] (a change in the direction that you are moving)
                    • sapış [TUR10-0664530] (Sapma işi veya biçimi)
                    • deflection [ENG31-14528328-n] (a twist or aberration)
                    • sapma [TUR10-0664820] (Başka bir tarafa meyletme) swerve [ENG31-01265750-n] (the act of turning aside suddenly)
                      • akortsuzluk [TUR10-0020330] (Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma)
                      • sapkı [TUR10-0664600] (Bir görevin ve özellikle bir fizyoloji görevinin ters bir yön alması)
                    • teveccüh [TUR10-0771340] (Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme)
                    • çark [TUR10-0151320] (Herhangi bir askerî birliğin, biçimini ve düzenini bozmadan kanatlarından biri çevresinde dönerek yön değiştirmesi)
                    • değişim [TUR10-0188370] (Rüzgârın yön değiştirmesi)
                • sallanma [TUR10-0660850] (Sarsılma)
                • waver [ENG31-00349397-n] (the act of moving back and forth)
                • kımıldama [TUR10-0448790] (Kımıldamak, kımıldanmak işi)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • kıpırtı [TUR10-0448880] (Hafif ve sürekli hareketlenme)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • kıpırdanma [TUR10-0449490] (Kıpırdanmak işi veya durumu)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • kıpırdama [TUR10-0449710] (Sürekli ve hafifçe oynama işi)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • kıvrılış [TUR10-0456650] (Kıvrılma işi veya biçimi)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • oynatış [TUR10-0596760] (Oynatma işi veya biçimi)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • tahrik [TUR10-0738260] (Hareket ettirme)
                • wiggle [ENG31-00350531-n] (the act of wiggling)
                • eğilme [TUR10-0236290] (Eğilmek işi) contortion [ENG31-00405547-n] (the act of twisting or deforming the shape of something (e.g., yourself))
                  • rüku [TUR10-0651020] (Öne doğru eğilme)
                    • rüku [TUR10-0651030] (Namazda elleri dizlere dayayıp öne doğru eğilme)
                • yaygara [TUR10-0842620] (Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma)
                • commotion [ENG31-00554860-n] (the act of making a noisy disturbance)
                • tahribat [TUR10-0738210] (Yıkıp bozma, harap etme)
                • havoc [ENG31-00555144-n] (violent and needless disturbance)
                • taşkınlık [TUR10-0361860] (Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma)
                • overindulgence [ENG31-01075579-n] (excessive indulgence)
                • ağarma [TUR10-0011440] (Beyaz duruma gelme)
                • ağarma [TUR10-0011450] (Tan atma, şafak sökme)
                • tahrip [TUR10-0738360] (Kırıp dökme, harap etme)
                • takdim tehir [TUR10-0739270] (Bir sözün iki ögesi arasında yer değişimi)
                • taşlaşma [TUR10-0750690] (Taş kesilme, taş olma)
                • kireçsizlenme [TUR10-0462600] (Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun sularla eritilerek alınması)
                • tavattun [TUR10-0752390] (Yurt edinme)
                • kokulandırma [TUR10-0467340] (Özel bir koku vermek için bir ürüne kokulu bir madde katarak arıtma işlemi)
                • konsolidasyon [TUR10-0472410] (Firmaların tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılarak yeni bir tüzel kişilikte birleştirilmesi)
                • terbiye [TUR10-0766700] (Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma)
                • terbiye [TUR10-0766710] (Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme)
                • dönüşüm [TUR10-0222110] (Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme)
                  • lifleşme [TUR10-0511220] (Lifleşmek durumu veya biçimi)
                • tanassur [TUR10-1252030] (Hristiyanlaşma)
                • ormanlaşma [TUR10-0590950] (Orman durumuna gelme)
                • kütinleşme [TUR10-0504280] (Selülozun kütin biçimine dönüşmesi)
                • ulaşım [TUR10-0798090] (Belli iki yer arasında gidip gelebilme) entree [ENG31-05183715-n] (the right to enter)
                  • deniz yolu ulaşımı [TUR10-0194600] (Liman ve iskeleler arasında deniz taşıtlarıyla yapılan taşıma işi)
                  • gidip gelme [TUR10-0762180] (Gitme ve gelme veya ulaşım)
                  • ulaşım [TUR10-0562250] (Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş; muvasala; temas)
                    • ekspres [TUR10-0240210] (Yalnız belirli duraklarda duran, büyük iskelelere uğrayan tren, otobüs veya gemi)
                    • şehir hatları [TUR10-0726480] (Şehir içi ulaşımı)
                  • hava ulaşımı [TUR10-0333580] (Hava taşıtlarıyla yolcu, yük vb. taşıma işi)
                  • trafik [TUR10-0683240] (Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt araçları tarafından kullanılması, hareket) traffic [ENG31-08442260-n] (the aggregation of things (pedestrians or vehicles) coming and going in a particular locality during a specified period of time)
                    • trafik [TUR10-0785550] (Önemli görevlerde bulunan kişilerin bir yere gidiş gelişi)
                • alafrangalaşma [TUR10-0023660] (Alafranga usulleri benimseme, alafranga olma)
                • zenginleşme [TUR10-0814940] (Zengin duruma gelme eylemi)
                • arabeskleşme [TUR10-0041620] (Arabesk durumuna gelme)
                • arılaşma [TUR10-0609260] (Saf, katkısız duruma gelme)
                • Avrupalılaşma [TUR10-0058440] (Avrupalılaşmak)
                • yoğunlaşma [TUR10-0857730] (Birden çok molekülün genellikle su yitirerek bir tek moleküle dönüşmesi olayı)
                • ayranlaşma [TUR10-0063010] (Ayranlaşmak özelliği veya durumu)
                • ayrılaşma [TUR10-0063440] (Teferrüt)
                • azelleşme [TUR10-0950320] (Oligopolleşme)
                • azıtma [TUR10-0065440] (Azgın duruma getirme)
                • bağlılaşma [TUR10-1248660] (Bağlılaşmak işi)
                • başkalaşım [TUR10-0082250] (Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değişmesi)
                  • dış başkalaşım [TUR10-0201730] (Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma)
                  • iç başkalaşım [TUR10-0358150] (Püskürük magmaların, soğurdukları kültelerin etkisi altında, birleşimlerinden oluşan başkalaşım)
                • beyazlatma [TUR10-0097680] (Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi)
                • billurlaşma [TUR10-0104350] (Billur durumuna gelme)
                • bodurlaşmak [TUR10-0111140] (Bodur duruma gelmek)
                • bollanma [TUR10-0112710] (Bol duruma gelme)
                • mermerleşme [TUR10-0537440] (Genellikle başkalaşma etkisiyle, kireç taşlarının yeniden billurlaşma sonucu mermere dönüşmesi)
                • buzullaşma [TUR10-0127090] (Buzul durumuna gelme)
                • büzgülemek [TUR10-0129870] (Büzgü şeklini vermek)
                • büzülme [TUR10-0129990] (Toplanma, büzülmek işi)
                • çalışma [TUR10-0147740] (Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması)
                • çalışma [TUR10-0147750] (Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi)
                • çevrim [TUR10-0161890] (Elektrik enerjisinin bir başka enerjiye dönüştürülmesi)
                • damarlanma [TUR10-0181900] (Bir organın, bir bölgenin damarlarının belirginleşmesi durumu)
                • nitratlaşma [TUR10-0578380] (Organik maddelerin nitrat durumuna dönüşmesi)
                • derivasyon [TUR10-0196720] (Irmak ve benzerinin yatağını değiştirme)
                • odunlaşma [TUR10-0582590] (Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı)
                • oluş [TUR10-0586870] (Bir durumdan öteki duruma geçiş)
                • devinim [TUR10-0199800] (Zaman içinde durum değiştirme)
                • şıklaştırma [TUR10-0730050] (Şıklaştırmak işi veya biçimi)
                • diftonglaşma [TUR10-0202980] (Diftong durumuna gelme işi)
                • diriliş [TUR10-0208940] (Yeni bir atılımla güç kazanma)
                • opalleşme [TUR10-0588940] (Saydam bir camın, özündeki kristallerin çökmesiyle opal renge girmesi)
                • seküler [TUR10-0674750] (Laik duruma getirme, dinden bağımsızlaştırma)
                • ornatma [TUR10-0591100] (Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi)
                • ornatma [TUR10-0591110] (Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan bir atom veya bir kök yerine bir başka atom veya kökün geçmesi)
                • dönüşüm [TUR10-0222120] (Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi)
                • sızma [TUR10-0690810] (Kapı, pencere aralıklarından oda havasının değişmesi)
                • gamlandırmak [TUR10-0282740] (Gamlı duruma getirmek)
                • Batılılaştırma [TUR10-0283920] (Garplılaştırmak işi)
                • gâvurlaşma [TUR10-0284370] (Gâvurlaşmak işi)
                • genelleştirme [TUR10-0291610] (Genel duruma getirme)
                • gerilme [TUR10-0294350] (Gergin duruma gelme)
                • tension [ENG31-14567937-n] (the physical condition of being stretched or strained)
                • yabancılaşma [TUR10-0822840] (Belli tarihsel şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan ögelerin değişik biçimde kavranması)
                • granitleşme [TUR10-0310460] (İç kuvvetlerin etkisiyle yer yuvarlağı içindeki kayanın granite dönüşmesi)
                • pelteleşme [TUR10-0622150] (Bitkisel hücre zarlarındaki selülozun değişmesi ve jelatin kıvamını alması)
                • pelteleşme [TUR10-0622140] (Pelte kıvamını alma)
                • farklılaşma [TUR10-0264900] (Farklı duruma gelme) derived function [ENG31-06024079-n] (the result of mathematical differentiation)
                  • modülasyon [TUR10-0549370] (Bir dalganın genlik, evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması)
                • pişim [TUR10-0629490] (Pişme işi veya biçimi)
                • iyotlama [TUR10-0389590] (Organik bir birleşikte hidrojenin iyotla yer değiştirmesi)
                • belirginleşme [TUR10-0091320] (Belirgin duruma gelme)
                • belirginleştirme [TUR10-0091340] (Belirgin duruma getirme)
                • bireyleşme [TUR10-0106680] (Türle ilgili bir örneğin bireyde gerçekleşmesi)
                • boşalım [TUR10-0114840] (Deşarj)
                • çağdaşlaşma [TUR10-0552000] (Çağın tutumuna, anlayışına, gereklerine uyma, çağdaş duruma gelme)
                  • modernizasyon [TUR10-0549230] (Modernleşmek)
                • devretme [TUR10-0769500] (Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma)
                  • tefviz [TUR10-0756800] (Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, ihale)
                  • alacalandırma [TUR10-0023460] (Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarının alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devredilmesi işi)
                  • ferağ [TUR10-0268190] (Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme)
                  • devir [TUR10-0199900] (Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi)
                    • yetki devri [TUR10-0852940] (Bir makam veya organın sahip olduğu yetkileri başka bir makam veya organa devretmesi)
                  • ariyet [TUR10-0045350] (Belli bir taşınır malın kullanılmasının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması)
                • işlem [TUR10-0385610] (Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme)
                  • dolu serpme [TUR10-0217550] (Zımpara üretiminde tanecikler arasında belirli boşluklar kalmayacak biçimde düzenlenen tane yapıştırma işlemi)
                  • boşluklu serpme [TUR10-0115480] (Zımpara üretiminde tanecikler arasında % 50 boşluk kalacak biçimde düzenlenen tane yapıştırma işlemi)
                  • sıcak çekme [TUR10-0683840] (Demir çelik fabrikaları, izabe tesisleri vb. iş yerlerinde kütük demirlerini sıcak olarak tavlama derecesinde biçimlendirme ve haddeleme)
                • istihale [TUR10-0382680] (Biçim değiştirme)
                • hava değişimi [TUR10-0754650] (Hastaların daha çabuk iyileşmesi, yorgunlukların giderilmesi vb. amaçlarla yapılan çevre değişikliği)
                • hava değişimi [TUR10-0332590] (Havanın kapanması, açması, ısınması, soğuması vb. değişimlerin genel adı)
                • imkânsızlaşma [TUR10-0585130] (Olma ihtimali bulunmayan bir duruma gelmek işi)
                • ihtilal [TUR10-0363680] (Köklü değişim)
                • holdingleşme [TUR10-0347070] (Holding durumuna gelme)
                • ferahlama [TUR10-0268320] (Ferah duruma gelme)
              • performans [TUR10-0739100] (Bir sporcunun yapabileceği en iyi derece)
              • performance [ENG31-00098324-n] (the act of performing)
              • hayata geçirme [TUR10-0899665] (Uygulanır duruma getirme, canlılık kazandırma)
              • performance [ENG31-00098324-n] (the act of performing)
              • seçim [TUR10-0672400] (Seçme işi) choice [ENG31-00162063-n] (the act of choosing or selecting)
                • seçim [TUR10-0377140] (Kanunlar, yönetmelikler uyarınca kanun koymak ve yönetmek için bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme) election [ENG31-00182630-n] (a vote to select the winner of a position or political office)
                  • kısmi seçim [TUR10-0454800] (1961 Anayasasına göre Cumhuriyet Senatosu üyelerinden süresi dolanların yenilenmesi için yapılan seçim)
                  • ara seçim [TUR10-0043130] (Genel seçimler dışında yapılan ara dönem seçimleri)
                  • by-election [ENG31-00184089-n] (a special election between regular elections)
                  • mahalli seçim [TUR10-0517930] (Belli bir bölgede yapılan seçim)
                  • nispi temsil [TUR10-0577670] (Çoğunluk partisi dışındaki partilerin de kuvvetleri oranında üye seçmelerini sağlayan seçim biçimi)
                  • intihabat [TUR10-0377110] (Seçimler)
                  • ön seçim [TUR10-0604000] (Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için, bir parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılan seçim)
                  • primary [ENG31-00183420-n] (a preliminary election where delegates or nominees are chosen)
                • oy [TUR10-0595610] (Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih) vote [ENG31-00184354-n] (a choice that is made by counting the number of people in favor of each alternative)
                  • yeşil oy [TUR10-0851890] (Çekimser davranıldığını gösteren oy)
                  • mükerrer oy [TUR10-1196580] (Kişinin aynı seçim için kullandığı birden fazla oy)
                • oylama [TUR10-0595950] (Oy kullanma işi) vote [ENG31-00184354-n] (a choice that is made by counting the number of people in favor of each alternative)
                  • oy çokluğu [TUR10-0595860] (Bir toplantıda oylamaya katılanların yarıdan fazlasının aynı yönde oy kullanmaları)
                  • oylanış [TUR10-0595970] (Oylama işi veya biçimi)
                  • güven oylaması [TUR10-0317810] (Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için mecliste yapılan oylama)
                • oy [TUR10-0647100] (Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi) vote [ENG31-00184354-n] (a choice that is made by counting the number of people in favor of each alternative)
                  • plebisit [TUR10-0631540] (Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama)
                  • plebiscite [ENG31-00182344-n] (a vote by the electorate determining public opinion on a question of national importance)
                  • referandum [TUR10-0644260] (Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama)
                  • referendum [ENG31-00182489-n] (a legislative act is referred for final approval to a popular vote by the electorate)
                  • açık oy [TUR10-0005190] (Verenin adını gösteren ve konuşulan sorun üzerindeki düşüncesini belli edecek yolda verilen oy)
                  • karşı oy [TUR10-0423500] (Bir oylamada, karşı durum alındığını gösteren oy)
                  • beyaz oy [TUR10-0097730] (Onaylayıcı oy)
                  • gizli oy [TUR10-0299940] (Bir işlemin herhangi bir kurulun oyuna bağlı olması durumunda oy verecek olanların oylarını gizli olarak vermeleri yöntemi)
                  • işari oy [TUR10-0384410] (Parmak veya el kaldırarak verilen oy)
                • karar verme [TUR10-1196460] (Karar vermek eylemi; kararlaştırma) decision [ENG31-00163453-n] (the act of making up your mind about something)
                  • atanma [TUR10-0054400] (Bir göreve getirilme; tayin edilme) appointment [ENG31-00164600-n] (the act of putting a person into a non-elective position)
                    • vekâleten atanma [TUR10-0816870] (Geçici olarak görevlendirilmek)
                  • atama [TUR10-0568900] (Bir görevden başka bir göreve getirme) appointment [ENG31-00164600-n] (the act of putting a person into a non-elective position)
                    • açıktan atama [TUR10-0005460] (Derece ve belli bir sıra gözetilmeksizin yapılan atama)
                    • açıktan atanma [TUR10-0919020] (Açıktan atanmak işi)
                    • asaleten atama [TUR10-0048730] (Bir göreve sürekli olarak atama)
                    • asaleten atanma [TUR10-0048740] (Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atanma)
                    • vekaleten atama [TUR10-0816860] (Geçici olarak görevlendirmek)
                  • hamle [TUR10-0325160] (Atak) move [ENG31-00166763-n] (the act of deciding to do something)
                    • manevra [TUR10-0523650] (İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol) maneuver [ENG31-00169058-n] (a move made to gain a tactical end)
                      • adım [TUR10-0008470] (Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, merhale) measure [ENG31-00175261-n] (any maneuver made as part of progress toward a goal)
                        • astsubay çavuş [TUR10-0051860] (Astsubaylığın ilk basamağı)
                        • astsubay kıdemli başçavuş [TUR10-0051870] (Astsubaylığın altıncı ve son basamağı)
                        • astsubay kıdemli çavuş [TUR10-0051880] (Astsubaylığın ikinci basamağı)
                        • astsubay kıdemli üstçavuş [TUR10-0051890] (Astsubaylığın dördüncü basamağı)
                        • astsubay üstçavuş [TUR10-0051920] (Astsubaylığın üçüncü basamağı)
                      • yanıltma [TUR10-0831700] (Yanıltmak eylemi) feint [ENG31-00172894-n] (any distracting or deceptive maneuver (as a mock attack))
                        • safsata [TUR10-0103060] (Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama)
                        • sophism [ENG31-05903745-n] (a deliberately invalid argument displaying ingenuity in reasoning in the hope of deceiving someone)
                    • atılım [TUR10-0055620] (Herhangi bir konuda ilerleme çabası; hamle)
                    • drive [ENG31-00104654-n] (the act of applying force to propel something)
                    • göğüs çaprazı [TUR10-0301910] (Güreşte karşısındakini koltuk altlarından çapraz yakalama)
                    • hamle [TUR10-0325130] (İleri atılma, atılım, saldırış)
                    • hücum [TUR10-0350990] (Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle)
                      • ileri uç [TUR10-0367650] (Futbolda ileri hat, hücum mevkisi)
                      • hızlı hücum [TUR10-0343240] (Basketbolda karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden, paslaşarak yapılan hücum)
                  • hareket [TUR10-0328190] (Bir düşünce sürecinin başlaması)
                  • move [ENG31-00166763-n] (the act of deciding to do something)
                  • niyet [TUR10-0578510] (Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama)
                  • eklesil [TUR10-0238830] (Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi)
                • ayak atışı [TUR10-0947070] (Oyuncu çocukların iki takıma ayrılmasını sağlama amacıyla iki kaptan çocuğun ayaklarını boylamasına veya enlemesine karşılıklı yere koyarak eş seçmeleri)
                • devşirme [TUR10-0200980] (Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi)
                • devşirim [TUR10-1250440] (Devşirmek eylemi)
                • sayışma [TUR10-0671070] (Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirleme)
                • ön seçim [TUR10-0604020] (Bir antenin aldığı çeşitli yayınlar arasında bir alıcının giriş devreleriyle yapılan seçim)
                • süluk [TUR10-0714990] (Bir yola girme, bir yol tutma)
              • tasarruf [TUR10-0239440] (Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idareli tüketme)
              • economy [ENG31-00193462-n] (an act of economizing)
              • karşı koyma [TUR10-1196690] (Direnmek işi veya biçimi) resistance [ENG31-00203133-n] (the action of opposing something that you disapprove or disagree with)
                • tepki [TUR10-0766090] (Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan söz veya davranış) reaction [ENG31-11437243-n] (a response that reveals a person's feelings or attitude)
                  • uyarım [TUR10-0762400] (Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki)
                  • ses [TUR10-0680770] (Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki)
                    • kış [TUR10-0454950] (Tavuk vb. kümes hayvanlarını kovalamak için çıkarılan ses)
                    • zınk [TUR10-0874530] (Hızla giden bir şeyin birdenbire durduğu an çıkardığı ses)
                  • duygulanma [TUR10-0227180] (İç salgı bezlerini de kapsayan türlü etkiler altında duygusal tepkiler gösterme)
                  • dürtü [TUR10-0229720] (Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim)
                  • fotokinezi [TUR10-0279250] (Bazı hayvanları karanlıkta ışık, çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü)
                  • gayret [TUR10-0284560] (Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu)
                  • rücu [TUR10-0650940] (Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi)
                • iş bıraktırımı [TUR10-0513530] (İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı)
                • lockout [ENG31-00203469-n] (a management action resisting employee's demands)
              • şiddet [TUR10-0134260] (Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma) violence [ENG31-00967515-n] (an act of aggression (as one against a person who resists))
                • ayaklanma [TUR10-0059510] (Birçok kimsenin cebir ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmesi) rebellion [ENG31-00964240-n] (organized opposition to authority)
                  • intifada [TUR10-0377080] (Filistin halkının başkaldırısı)
                • bıçaklama [TUR10-0099490] (Bıçaklamak eylemi)
              • kaba kuvvet [TUR10-0393040] (Yasa dışı işlerle bir amaca ulaşmak için zorbalık yaparak veya güç kullanarak tutulan yol)
              • violence [ENG31-00967515-n] (an act of aggression (as one against a person who resists))
              • pres [TUR10-0862270] (Bir maddeyi sıkıp ezen alet)
              • violence [ENG31-00967515-n] (an act of aggression (as one against a person who resists))
              • talan [TUR10-0741570] (Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması) plundering [ENG31-00967999-n] (the act of stealing valuable things from a place)
                • çapulculuk [TUR10-0150960] (Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan kişini yaptığı iş veya davranış)
                • rape [ENG31-00968488-n] (the act of despoiling a country in warfare)
                • yağmacılık [TUR10-0825090] (Yağma etme işi)
                • rape [ENG31-00968488-n] (the act of despoiling a country in warfare)
                • yağma [TUR10-0825060] (Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın)
                • sack [ENG31-00969550-n] (the plundering of a place by an army or mob)
                • iğtinam [TUR10-0362930] (Ganimet yoluyla alma; yağma)
              • istihdam [TUR10-0382780] (Bir görevde, bir işte kullanma) employment [ENG31-01220349-n] (the act of giving someone a job)
                • rezervasyon [TUR10-0647310] (Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi)
                • booking [ENG31-01220817-n] (the act of reserving (a place or passage) or engaging the services of (a person or group))
              • kibarlık [TUR10-0460000] (İncelik)
              • politeness [ENG31-01230397-n] (the act of showing regard for others)
              • müracaat [TUR10-0563090] (Herhangi bir eserden yararlanma)
              • reference [ENG31-01266543-n] (the act of referring or consulting)
              • maliyecilik [TUR10-0522110] (Bir devletin mali işleri)
              • başarı [TUR10-0081020] (Bir işte elde edilen yararlı sonuç) success [ENG31-00064472-n] (an attainment that is successful)
                • idrak [TUR10-0530850] (Bir yere ya da şeye ulaşma, elde etme, kazanma) attainment [ENG31-00063626-n] (the act of achieving an aim)
                  • sükse [TUR10-0558270] (Başarı) success [ENG31-00064472-n] (an attainment that is successful)
                    • isabet [TUR10-0379360] (Hedefe varma, hedefi vurma) hit [ENG31-00065324-n] (a conspicuous success)
                      • rast [TUR10-0642980] (Atılan şey hedefi vurma)
                    • büyük başarı [TUR10-1195990] (Önemli başarı)
                    • hit [ENG31-00065324-n] (a conspicuous success)
                    • gol [TUR10-0300420] (Futbolda veya hentbolda topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı) goal [ENG31-00188186-n] (a successful attempt at scoring)
                      • altın gol [TUR10-0030710] (Elemeli futbol maçında uzatma süresinde atıldığında oyunu bitiren gol)
                      • gümüş gol [TUR10-0314660] (Normal süresi berabere biten elemeli futbol maçının birinci veya ikinci uzatma süresinde atılan ve devreyi sonuna kadar oynatan gol)
                    • basket [TUR10-0079480] (Basketbolda kazanılan sayı) basket [ENG31-00191280-n] (a score in basketball made by throwing the ball through the hoop)
                      • smaç [TUR10-0698450] (Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme)
                      • potalı atış [TUR10-0634380] (Basketbolda topu potaya çarptırarak çembere sokma)
                  • geliş [TUR10-0349750] (Gelme işi veya biçimi) advent [ENG31-00049569-n] (arrival that has been awaited (especially of something momentous))
                    • yanaşma [TUR10-0830870] (Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelme)
                      • rampa [TUR10-0642280] (Bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması)
                    • akın [TUR10-0018600] (Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması) inflow [ENG31-13520985-n] (the process of flowing in)
                      • corum [TUR10-0142380] (Balık akını)
                  • kredi [TUR10-0485920] (Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim) credit [ENG31-00066675-n] (recognition by a college or university that a course of studies has been successfully completed)
                    • mikrokredi [TUR10-1099930] (Küçük ölçekli iş kurmak için kullanılan kredi)
                  • referans [TUR10-0084250] (Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma; bilgiye ulaşma)
                  • reference book [ENG31-06429241-n] (a book to which you can refer for authoritative facts)
                  • cülus [TUR10-0143510] (Hükümdarlık tahtına çıkma, tahta oturma)
                • arınma [TUR10-0044680] (Ruhun tutkulardan temizlenmesi) purification [ENG31-00253761-n] (the act of purging of sin or guilt)
                  • arınma [TUR10-0044690] (Duyguların sanat yoluyla arınması)
                • meşruten tahliye [TUR10-0539220] (Özgürlüğü bağlayıcı cezanın bir bölümünü iyi hâl ile geçiren hükümlünün, şartlara uymaması durumunda yeniden hapsedilmesi şartıyla salıverilmesi)
                • probation [ENG31-01260931-n] ((law) a way of dealing with offenders without imprisoning them)
                • başarım [TUR10-0081080] (Elde edilen bir başarı)
                • derece [TUR10-0195820] (Başarı gösterme) academic degree [ENG31-06710094-n] (an award conferred by a college or university signifying that the recipient has satisfactorily completed a course of study)
                  • doktora [TUR10-0214840] (Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak)
                  • doctor's degree [ENG31-06715221-n] (one of the highest earned academic degrees conferred by a university)
                  • yüksek lisans [TUR10-1096040] (Lisans diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece)
                  • birincilik [TUR10-0107460] (Birinci olma durumu)
                  • ikincilik [TUR10-0365610] (İkinci olma durumu veya derecesi)
                  • mansiyon [TUR10-0524430] (Bir yarışmada konulan ödüle yeterli nitelikte görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan kimseye veya esere verilen derece)
                  • küçük orta [TUR10-0500050] (Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri)
                  • dokuzunculuk [TUR10-1250530] (Dokuzuncu olma durumu)
                  • üçüncülük [TUR10-1255860] (Üçüncü olma durumu)
                  • beşincilik [TUR10-1249140] (Beşinci olma durumu)
                  • lisans [TUR10-0512420] (Bu öğrenim sonunda elde edilen ve diploma ile belgelendirilen akademik derece)
                  • mastır [TUR10-1255930] (Üniversite diplomasıyla doktora arasındaki akademik aşama)
                  • büyük orta [TUR10-0129210] (Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri)
                  • galop [TUR10-0282360] (At yarışında veya hazırlık çalışmasında atın yaptığı derece)
                  • sonunculuk [TUR10-1139230] (Sonuncu olma durumu)
                  • haddikifaye [TUR10-0319890] (Yeterlik derecesi)
            • hareket ettirmek [TUR10-1195890] (Bir şeyin hareket etmesini sağlamak) propulsion [ENG31-00045991-n] (the act of propelling)
              • çekiş [TUR10-0156960] (Çekme işi veya biçimi) pull [ENG31-00115251-n] (the act of pulling)
                • çekme [TUR10-0157250] (Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması)
                • traction [ENG31-00116942-n] ((orthopedics) the act of pulling on a bone or limb (as in a fracture) to relieve pressure or align parts in a special way during healing)
                • çekme [TUR10-0157170] (Çekmek)
                • draw [ENG31-00115856-n] (the act of drawing or hauling something)
                • emme [TUR10-0245950] (Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş)
                • emme [TUR10-0245980] (Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi)
                • alabora [TUR10-0023210] (Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması)
                • cer [TUR10-0136530] (Çekme, sürükleyerek götürme)
              • fırlatış [TUR10-0271520] (Fırlatma işi veya biçimi)
              • throw [ENG31-00105359-n] (the act of throwing (propelling something with a rapid movement of the arm and wrist))
              • fırlatma [TUR10-0271530] (Fırlatma işi)
              • throw [ENG31-00105359-n] (the act of throwing (propelling something with a rapid movement of the arm and wrist))
              • itiş [TUR10-0388130] (İtme işi veya biçimi) shove [ENG31-00114546-n] (the act of shoving (giving a push to someone or something))
                • darlaştırma [TUR10-0184310] (Dar duruma getirme işi) compression [ENG31-07327841-n] (the process or result of becoming smaller or pressed together)
                  • ezme [TUR10-0262480] (Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalamak, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklamak işlemi) crush [ENG31-00358915-n] (the act of crushing)
                    • toz haline getirmek [TUR10-1197400] (Kırarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak)
                    • grind [ENG31-00359116-n] (the act of grinding to a powder or dust)
                  • sıkma [TUR10-0686490] (Sıkarak bağlama)
                  • constriction [ENG31-01152406-n] (the action or process of compressing)
                • horoz dövüşü [TUR10-0347990] (İki kişinin çömelerek elleriyle birbirlerini itmeleri)
              • yuvarlama [TUR10-0864380] (Yuvarlamak işi)
              • roll [ENG31-00105229-n] (the act of rolling something (as the ball in bowling))
              • atlama [TUR10-0056150] (Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma) leap [ENG31-00121022-n] (a light, self-propelled movement upwards or forwards)
                • atılım [TUR10-0055590] (İleri atılma; atılma işi)
                • pounce [ENG31-01260841-n] (the act of pouncing)
                • kaplan atlaması [TUR10-0414020] (Çift ayakla sıçrayıp kazanılan uçma hızıyla araç veya canlı engeller üzerinden aştıktan sonra, karşıdaki yardımcının omuzlarına dayanıp hız keserek ayaküstü düşme)
                • yüksek atlama [TUR10-0865460] (Vücudu, bacakların sıçrama gücü ile yerden keserek bir engelin öte yanına geçirmeye dayanan bir spor dalı)
                • dalış [TUR10-0631590] (Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması)
                • tumba [TUR10-0787930] (Çocuk dilinde, yatağa atlama)
                • uzun atlama [TUR10-0805400] (Vücudun, bacakların sıçrama gücü ile yerden kesilerek alabildiğine uzağa konması)
                • üç adım atlama [TUR10-1170010] (Gelişme koşusunun verdiği hızla tek ayak üzerinde sıçrayıp aynı ayak üzerine düştükten sonra dingin bacakla bir adım atarak yine bu bacakla üçüncü sıçramayı yapmak kuralına bağlı olarak vücudu yerden koparıp üç sıçrama ile uzağa kondurma; üç adım)
                • pike [TUR10-0627520] (Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma)
              • atış [TUR10-0055790] (Atma işi veya biçimi) pitch [ENG31-00106924-n] (the action or manner of throwing something)
                • kenar atışı [TUR10-1077050] (Hentbolda oyun alanından çıkan topu kenar çizgisinden oyuna sokma atışı)
                • taç atışı [TUR10-0736970] (Futbol veya hentbolda taca çıkan topun, karşı takım oyuncusu tarafından elle baş üzerinden geçirilip arkadan öne doğru oyun alanına atılması)
                • çengel atış [TUR10-1050980] (Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut)
                • çift atış [TUR10-0166860] (Çıkış hakeminin, çıkışın yanlış olduğunu koşuculara bildirmek ve yarışı durdurmak için yaptığı iki el tabanca atışı)
                • daraban [TUR10-0183560] (Kalp vuruşu; kalp atışı)
                • üçlük [TUR10-0806650] (Basketbolda ceza alanı dışından atılan topun potaya geçirilmesi sonucu kazanılan üç puan değerindeki atış)
                • yan atışı [TUR10-0830950] (Yan olarak yapılan atış)
                • başlama atışı [TUR10-0082710] (Basketbolda oyuna başlarken topun hakem tarafından havaya atılması)
                • başlama atışı [TUR10-0082720] (Voleybol, tenis ve masa tenisi oyunlarında ilk servis)
                • nokta atışı [TUR10-1107270] (Önceden belirlenen hedefe ateşli silahlarla yapılan isabetli atış)
                • penaltı atışı [TUR10-0622390] (Futbolda ceza alanı içinde penaltının kullanılması)
                • gülle atma [TUR10-0313570] (Tek elle taşınan gülleyi ileriye doğru fırlatma)
                • hava atışı [TUR10-0332420] (Futbolda hakemin duraklayan oyunu iki takımdan birer oyuncunun arasında havaya topu atarak başlatması)
                • hava atışı [TUR10-0332410] (Basketbolda hakemin iki takımdan birer oyuncunun arasında topu havaya atarak oyunu başlatması)
              • atış [TUR10-0055800] (Bir silahın mermisini amaca ulaştırmak için gereken iş ve bilgi)
              • shooting [ENG31-00123481-n] (the act of firing a projectile)
            • kurtarış [TUR10-0493650] (Kurtarma işi veya biçimi) recovery [ENG31-00046648-n] (the act of regaining or saving something lost (or in danger of becoming lost))
              • kurtarma [TUR10-0493660] (Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırma) recovery [ENG31-00046648-n] (the act of regaining or saving something lost (or in danger of becoming lost))
                • tahlisiye [TUR10-0738020] (Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi)
                • tahlisiye [TUR10-0738010] (Kurtarma, can kurtarma)
              • kurtuluş [TUR10-0494210] (Bir şeyden, bir yerden kurtulma) rescue [ENG31-00094303-n] (recovery or preservation from loss or danger)
                • aklama [TUR10-0019370] (Temize çıkarma)
                • absolution [ENG31-00095060-n] (the act of absolving or remitting)
            • dokunma [TUR10-0762190] (Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duyma; değme; el sürme) contact [ENG31-07353929-n] (the physical coming together of two or more things)
              • iltifat [TUR10-0575680] (Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma, gönül alma)
              • stroke [ENG31-00145452-n] (a light touch with the hands)
              • sıvazlama [TUR10-0689860] (Sıvazlamak eylemi) tap [ENG31-00126256-n] (a light touch or stroke)
                • mesh [TUR10-0538080] (Bir şeyi elle sıvazlama)
              • öpüş [TUR10-0604350] (Öpme işi veya biçimi)
              • kiss [ENG31-00139041-n] (the act of caressing with the lips (or an instance thereof))
              • öpücük [TUR10-0604360] (Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme)
              • kiss [ENG31-00139041-n] (the act of caressing with the lips (or an instance thereof))
              • yakalama [TUR10-0195650] (Ele geçirme)
              • catch [ENG31-00139776-n] (the act of catching an object with the hands)
              • kapış [TUR10-0413430] (Kapma işi veya biçimi) catch [ENG31-00139776-n] (the act of catching an object with the hands)
                • iç içe geçme [TUR10-1196300] (İç içe geçmek eylemi)
                • mesh [ENG31-00141213-n] (the act of interlocking or meshing)
              • yalayış [TUR10-0828460] (Yalama işi veya biçimi)
              • lick [ENG31-00151411-n] (touching with the tongue)
              • lemis [TUR10-0509720] (El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma)
              • kabız [TUR10-0393920] (Kavrama, el ile tutma)
              • altın beşik [TUR10-0030610] (Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kişinin, öteki elleriyle karşılıklı olarak birbirlerinin bileklerini tutmaları)
              • zapt [TUR10-0870490] (Tutma, hâkim olma)
              • av [TUR10-0057460] (Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması)
            • sosyal faaliyet [TUR10-0704090] (Sosyal konulu etkinlik) activity [ENG31-00408356-n] (any specific behavior)
              • eğitim [TUR10-0236660] (Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme; terbiye) education [ENG31-00884975-n] (the activities of educating or instructing)
                • ders [TUR10-0197250] (Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi) course [ENG31-00886144-n] (education imparted in a series of lessons or meetings)
                  • takıntı [TUR10-0739870] (Bütünlemeye kalınan ders)
                  • ezber [TUR10-0261660] (Ezber edilecek ders)
                • karma eğitim [TUR10-0422050] (Erkek ve kız öğrencilerin aynı okulda bir arada okumalarını sağlayan eğitim)
                • coeducation [ENG31-00885880-n] (education of men and women in the same institutions)
                • öğretim [TUR10-0756080] (Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi) education [ENG31-00884975-n] (the activities of educating or instructing)
                  • gece öğretimi [TUR10-0286630] (Yükseköğretim kurumlarında gece yapılan öğretim)
                  • ders [TUR10-0197230] (Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi) course [ENG31-00886144-n] (education imparted in a series of lessons or meetings)
                    • meşk [TUR10-0539020] (Yazı veya müzik dersi)
                    • seçmeli ders [TUR10-0672770] (Zorunlu olmadan alınabilecek ders)
                    • elective course [ENG31-00892488-n] (a course that the student can select from among alternatives)
                    • seminer [TUR10-0676100] (Üniversitelerde öğretim elemanının yönetimi altında öğrencilerin yaptıkları araştırmalarla ilgili rapor hazırlama, tartışma biçiminde yürütülen grup çalışması)
                    • seminar [ENG31-00893825-n] (a course offered for a small group of advanced students)
                    • tabiat bilgisi [TUR10-0736030] (Okullarda doğa ile ilgili bilgileri içine alan dersin adı)
                    • tarih [TUR10-0747250] (Tarih dersi)
                    • ek ders [TUR10-0238260] (Haftalık zorunlu ders yükünün dışında kalan ders)
                    • dersiam [TUR10-0197330] (Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders)
                    • yardımcı ders [TUR10-0836230] (Esas eğitimi ve dersleri destekler nitelikte alınan veya okunan ders)
                    • geometri [TUR10-0292500] (Bu konu ile ilgili olan kitap veya ders)
                  • kurs [TUR10-0493040] (Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen ve kısa süreli derslere dayanan eğitim etkinliği; kur) course [ENG31-00886144-n] (education imparted in a series of lessons or meetings)
                    • meslek içi eğitim [TUR10-0538280] (Görevliye mesleğiyle ilgili olarak verilen kurs)
                  • teknik öğretim [TUR10-0759340] (Bir tekniğin veya teknik yöntem ve becerilerin kazandırılmasına önem veren öğretim)
                  • temel öğretim [TUR10-0762890] (Temel eğitimin uygulanması)
                  • maarif [TUR10-0515260] (Öğretim ve eğitim sistemi)
                  • yükseköğretim [TUR10-0865600] (Ortaöğretimden geçenlere, üniversite, akademi, teknik ve meslek yüksekokulları vb. eğitim kurumları tarafından planlanıp uygulanan öğretim)
                  • dil öğretimi [TUR10-0206000] (Yabancı dille eğitim ve öğretim yapma)
                • taşımalı eğitim [TUR10-0750070] (İlköğretim öğrencilerini köy vb. yerleşim yerlerinden okulun bulunduğu daha büyük merkezlere araçlarla götürüp getirerek yapılan eğitim)
                • temel eğitim [TUR10-0762680] (İlköğretimi kapsayan eğitim sistemi)
                • yaygın eğitim [TUR10-0842710] (Örgün eğitim imkânlarından hiç yararlanmamış olanlara, gittikleri okuldan erken ayrılanlara veya örgün eğitim kurumlarında okumakta olanlara ve meslek dallarında daha yeterli duruma gelmek isteyenlere uygulanan eğitim)
                • hizmet içi eğitim [TUR10-0384450] (Çalışanlara mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri ve iş görgüsü, iş güvenliği, işçi sağlığı, iş yönetimi konularında da yetiştirilmesi için çalıştıkları süre içinde verilen eğitim)
                • askeri eğitim [TUR10-1199540] (Askerlikle ilgili eğitim)
                • military training [ENG31-00897199-n] (training soldiers in military procedures)
                • antrenman [TUR10-0039900] (Bir spor dalında yapılan alıştırma veya hazırlık çalışması) exercise [ENG31-00625978-n] (the activity of exerting your muscles in various ways to keep fit)
                  • temrin [TUR10-0763880] (Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz)) exercise [ENG31-00896250-n] (systematic training by multiple repetitions)
                    • meşk [TUR10-0539010] (Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması)
                    • prova [TUR10-0637130] (Bir şeyin amacına uygun, istenilen düzeyde olup olmadığını anlamak için yapılan deneme)
                    • rehearsal [ENG31-00898724-n] (a practice session in preparation for a public performance (as of a play or speech or concert))
                    • terbiye [TUR10-0766720] (Hayvanı alıştırma)
                      • yetiştirim [TUR10-0852750] (Bir hayvana herhangi bir amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi)
                      • bav [TUR10-0085710] (Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi)
                    • beyin jimnastiği [TUR10-0875750] (Bazı zihinsel yetileri çevikleştirmek için yapılan alıştırmaların tümü)
                    • ehlîleştirme [TUR10-0237880] (Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen bir duruma getirme eylemi)
                  • idman [TUR10-0361360] (Herhangi bir duruma veya şeye alışkanlık kazanma)
                  • exercise [ENG31-00896250-n] (systematic training by multiple repetitions)
                  • aerobik [TUR10-0009300] (Hızlı müzik temposu eşliğinde yapılan, vücudun çevikliğine ve hareketliliğine dayanan bir tür jimnastik)
                  • aerobics [ENG31-00627098-n] (exercise that increases the need for oxygen)
                  • jogging [TUR10-0392000] (Kır, orman vb. yerlerde yapılan koşu sporu)
                  • jogging [ENG31-00629630-n] (running at a jog trot as a form of cardiopulmonary exercise)
                  • yer alıştırmaları [TUR10-0849900] (El ve bütün vücut bölümleri için, yeri bir dayanak yüzeyi veya bir tür araç gibi kullanarak düzenlenen hareketler)
                  • beden eğitimi [TUR10-0088640] (Vücudu güçlendirmek ve sağlığı korumak amacıyla araçlı veya araçsız hareketler yapma)
                  • ısınma koşusu [TUR10-0354000] (Özellikle serin havalarda, vücut çalışmalarına başlamadan önce kasları ısıtmak, böylece kas kopmalarını önlemek için yapılan hazırlayıcı hafif koşu)
                • informel eğitim [TUR10-1128870] (Örgün ve yaygın eğitim dışında, bireyin hayat boyu süren bilgi, beceri ve yetkinlik kazanımı)
                • örgün eğitim [TUR10-0604810] (Düzenli, planlı, yöntemli biçimde verilen herhangi bir eğitim)
                • manej [TUR10-0523500] (At eğitimi)
                • teknik eğitim [TUR10-0759300] (Mekanik alandaki uğraşlara, sanayi ile ilgili işlere veya uygulamalı bilim alanlarına ilişkin eğitim)
                • yetişek [TUR10-0852430] (Eğitim)
                • yeterlik eğitimi [TUR10-0852160] (Bir görev dalında veya belli bir konuda ön bilgili ve yetenekli kişilerin, bu bilgi ve yeteneklerini güçlendirmeye yarayan eğitim)
                • uslandırma [TUR10-0755940] (Yola getirme veya terbiye etme)
                • beslenme eğitimi [TUR10-0095660] (Besin maddelerinin özellikleri, insan vücudunun gelişmesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi, yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar, iyi beslenmenin sağlık yönünden önemi, ucuz ve dengeli beslenmenin yolları gibi konuları işleyen bilim dalı)
              • yardım [TUR10-0836170] (Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma) aid [ENG31-01210099-n] (the activity of contributing to the fulfillment of a need or furtherance of an effort or purpose)
                • imdat [TUR10-0133010] (Tehlike durumu, imdat, yardım)
                • hand [ENG31-01210950-n] (physical assistance)
                • yüreklendirme [TUR10-0866610] (Birine yüreklilik, cesaret vermek işi)
                • boost [ENG31-01213509-n] (the act of giving hope or support to someone)
                • el atma [TUR10-1201030] (Yardım etme, ilgilenme)
                • lift [ENG31-01211977-n] (the act of giving temporary assistance)
                • servis [TUR10-0680510] (Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti) service [ENG31-00099445-n] (the performance of duties by a waiter or servant)
                  • çay servisi [TUR10-0155510] (Çay dağıtımı)
                • destekleme [TUR10-0198500] (Desteklemek işi)
                • adoption [ENG31-00181262-n] (the act of accepting with approval)
                • kabul [TUR10-0366460] (Bir öneriyi uygun bulma, onaylama, tasvip) adoption [ENG31-00181262-n] (the act of accepting with approval)
                  • telakki [TUR10-0760170] (Kabul etme, sayma)
                  • sayıltı [TUR10-1130240] (Bir araştırmada, mevcut araştırma sürecini ve sonucunu önemli ölçüde etkileyeceği düşünülen, araştırıcının gerekçeli kabulleri)
                • burs [TUR10-0125500] (Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri)
                • scholarship [ENG31-13287193-n] (financial aid provided to a student on the basis of academic merit)
                • bağış [TUR10-0754790] (Karşılık beklemeden birine verilen şey) contribution [ENG31-13291061-n] (a voluntary gift (as of money or service or ideas) made to some worthwhile cause)
                  • sadaka [TUR10-0653780] (Yoksullara yardım olarak karşılıksız verilen şey) alms [ENG31-01092041-n] (money or goods contributed to the poor)
                    • ıskat [TUR10-0354470] (Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka)
                  • tutma [TUR10-0789820] (Devletçe yapılan para yardımı, destekleme) subsidy [ENG31-13288037-n] (a grant paid by a government to an enterprise that benefits the public)
                    • terviç [TUR10-0768930] (Bir düşünceyi tutma, destekleme)
                    • bursiyerlik [TUR10-0978730] (Öğrenimini sürdürebilmek veya bilgi ve görgüsünü artırmak için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca aylık para ödenen olma durumu)
                  • koltuk değneği [TUR10-0469710] (Başkalarınca sağlanan yardım)
                  • toplumsal yardım [TUR10-0782220] (Toplum bireyleri arasında ve toplumlar arasında kurulan yardımlaşma)
                  • toplumsal yardım [TUR10-0782230] (Toplumsal içerikli yardım)
                  • sungu [TUR10-0712440] (Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış)
                • burs [TUR10-0125490] (Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para)
                • scholarship [ENG31-13287193-n] (financial aid provided to a student on the basis of academic merit)
                • hizmet [TUR10-0346660] (Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma) service [ENG31-00578562-n] (work done by one person or group that benefits another)
                  • kamu hizmeti [TUR10-0407530] (Devlet ve öteki kamu tüzel kişileri tarafından halkın genel ve ortak gereksinimlerinin karşılanması)
                  • community service [ENG31-01212771-n] (a service that is performed for the benefit of the public or its institutions)
                  • tam pansiyon [TUR10-0742990] (Konaklama tesislerinde oda, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri gibi hizmetlerin tamamının verildiği sistem)
                  • koçluk [TUR10-1082910] (Kişilerin liderlik veya yöneticilik özelliklerini, becerilerini geliştirmeye yönelik, belli bir amacı hedefleyerek daha etkili sonuçlara ulaşmasını sağlamak üzere verilen hizmet)
                  • fiili hizmet [TUR10-0273050] (Memur, işçi vb. çalışanların bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumunda tam kesenek vermek suretiyle geçirdikleri süre)
                  • lojistik hizmet [TUR10-0513390] (Savaşta veya harekâtta askerlik mesleğinin çok yönlü görevlerini yerine getirme)
                  • mecburi hizmet [TUR10-0531400] (Bursu veren kuruluşun hizmetinde zorunlu olarak belli bir süre çalışma)
                • teselli kaynağı [TUR10-1201050] (Avuntu sağlayan unsur)
                • consolation [ENG31-01214157-n] (the act of consoling)
                • destek [TUR10-0198430] (Maddi ve manevi yardımcı, dayanak) support [ENG31-01215009-n] (aiding the cause or policy or interests of)
                  • sponsorluk [TUR10-0708150] (Sponsorun yaptığı iş)
                  • sponsorship [ENG31-01217526-n] (the act of sponsoring (either officially or financially))
                  • açık kart [TUR10-0004670] (Her konuda verilen destek veya yetki)
                  • temin [TUR10-0763160] (Korkusunu giderme; inanç verme)
                  • finanse [TUR10-0274500] ("Bir girişim için gereken parayı, krediyi sağlamak" anlamında kullanılan finanse etmek ve "parayla desteklenmek" anlamında kullanılan finanse edilmek birleşik fiillerinde geçen bir söz)
                • mali yardım [TUR10-1201020] (Fona gereksinimi olan iktisadi birimlere diğer iktisadi birimler tarafından uygun koşullarda ya da hibe olarak sağlanan mali destek)
                • tekeffül [TUR10-0757810] (Kefil olma)
                • teavün [TUR10-1256390] (Yardımlaşma)
                • yataklık [TUR10-0840650] (Suçluları barındırma, gizlice yardım etme)
                • yardak [TUR10-0836130] (Özellikle kötü işlerde yardım)
                • nakdi yardım [TUR10-0568660] (Para olarak yapılan yardım)
                • patronaj [TUR10-0619330] (Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması)
                • istimdat [TUR10-0383270] (İmdat isteme; yardıma çağırma)
                • insani yardım [TUR10-0376220] (İyilik olsun diye yapılan herhangi bir yardım)
                • insani yardım [TUR10-0376210] (Doğal afet zamanlarında insanın temel gereksinimleri olan sağlık, barınma vb. konularda yapılan yardım)
            • etkililik [TUR10-0258080] (Etkili olma durumu) effectiveness [ENG31-05206554-n] (power to be effective)
              • askeri operasyon [TUR10-1199880] (Askeri güçleri içeren, planlı ve organize bir dizi eylem) operation [ENG31-00957171-n] (activity by a military or naval force (as a maneuver or campaign))
                • tatbikat [TUR10-0523660] (Asker birliklerini savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi) maneuver [ENG31-00962103-n] (a military training exercise)
                  • amfibi harekat [TUR10-0033100] (Kara ve deniz araçlarıyla yapılan manevra)
                • casusluk [TUR10-0133350] (Casus olma durumu)
                • espionage [ENG31-00655806-n] (the systematic use of spies to get military or political secrets)
                • saldırı [TUR10-1246060] (Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma) assault [ENG31-00769315-n] (a threatened or attempted physical attack by someone who appears to be able to cause bodily harm if not stopped)
                  • akın [TUR10-0018610] (Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın) penetration [ENG31-00977538-n] (an attack that penetrates into enemy territory)
                    • baskın [TUR10-0079720] (Kısa süreli, beklenmedik saldırı)
                    • foray [ENG31-00979039-n] (a sudden short attack)
                    • işgal [TUR10-0384740] (Bir yeri ele geçirme)
                    • invasion [ENG31-00978617-n] (the act of invading)
                  • karşı saldırı [TUR10-1200010] (Düşman ya da rakip tarafından yapılmış bir saldırıya karşılık olarak yapılan saldırı)
                  • counterattack [ENG31-00980259-n] (an attack by a defending force against an attacking enemy force in order to regain lost ground or cut off enemy advance units etc.)
                  • ateş etme [TUR10-0054730] (Patlayıcı silahlar ile mermi atılması) gunfire [ENG31-00124603-n] (the act of shooting a gun)
                    • bar ateşi [TUR10-0077050] (Yoğun yaylım ateşi)
                    • barrage [ENG31-00989949-n] (the heavy fire of artillery to saturate an area rather than hit a specific target)
                    • yaylım ateşi [TUR10-0843690] (Yaylım ateş)
                    • fusillade [ENG31-00990406-n] (rapid simultaneous discharge of firearms)
                    • taciz ateşi [TUR10-0736880] (Hasmı tedirgin etmek için silahla açılan ateş)
                    • çapraz ateş [TUR10-0150760] (Karşılıklı yönlerden silahla saldırma)
                    • salvo [TUR10-0661630] (Genellikle topla yapılan yaylım ateş)
                    • saparta [TUR10-0664350] (Bir batarya topun birden ateş etmesi; alabanda ateşi)
                    • batarya ateşi [TUR10-0084740] (Bir bataryada bulunan topların hep birden ateş düzenine geçmesi)
                    • bir el [TUR10-0106480] (Ateşli silah için bir kez atım)
                    • borda atışı [TUR10-0973620] (Savaş gemisinin bir tarafında bulunan bütün topların hedefi yok etmek amacıyla bir anda ateş etmesi)
                    • nişan [TUR10-0577780] (Hedefi vurmak için silah, ok ve benzerine gerekli doğrultuyu verme)
                    • imha ateşi [TUR10-0371390] (Bir savaşta düşman ordusunu yok etmek amacıyla karadan, havadan ve denizden açılan ateş)
                  • pusu [TUR10-0638550] (Birine saldırmak için hazırlanma durumu)
                  • ambush [ENG31-01249473-n] (the act of concealing yourself and lying in wait to attack by surprise)
                  • bombardıman [TUR10-0113030] (Üzerine topla ateş etme)
                    • varagele bombardımanı [TUR10-0813940] (İkinci Dünya Savaşı'nda müttefiklerin çok sık uyguladığı bombardıman yöntemi)
                  • bombalayış [TUR10-0113010] (Belirli bir hedefe bomba atma işi)
                  • yaylım ateş [TUR10-0843670] (Birden çok ateşli silahın aynı zamanda ateş etmesi)
                  • yarma saldırısı [TUR10-0838320] (İki yanı kapalı, yanları kuşatma veya çevirmeye elverişsiz olan düşman birliğinin savunma düzenini, gedikler açarak parçalama amacı güden saldırı)
                  • yaylım ateş [TUR10-0843680] (Hep birlikte sözle veya yazıyla hücum etme)
                  • vurkaç [TUR10-1174460] (Birden saldırıp hemen kaybolma)
                  • sözlü saldırı [TUR10-0707650] (Kişi veya kişileri rahatsız etmek amacıyla söz ile sataşma; laf atma)
                  • pike [TUR10-0627510] (Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması)
                  • ılgar [TUR10-0352780] (Atla ansızın yapılan dolu dizgin saldırı)
                • bilgi toplama [TUR10-1200020] (Bilgi toplamak eylemi; bir konuda değişik kaynaklardan araştırılarak elde edilen bilgileri bir araya getirme) information gathering [ENG31-00983797-n] (the act of collecting information)
                  • istihbarat faaliyeti [TUR10-1200030] (Bilgi toplama, haber alma etkinliği) intelligence [ENG31-00983916-n] (the operation of gathering information about an enemy)
                    • keşif [TUR10-0446060] (Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme)
                    • reconnaissance [ENG31-00986695-n] (the act of reconnoitring (especially to gain information about an enemy or potential enemy))
                • çıkarma [TUR10-0162810] (Düşman kıyılarına gemi, bot ve benzerinden asker indirme, asker çıkarma)
              • rol [TUR10-0648420] (Bir işte bir kimse veya şeyin üstüne düşen görev) function [ENG31-00721817-n] (the actions and activities assigned to or required or expected of a person or group)
                • konum [TUR10-0473500] (Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi) status [ENG31-13968971-n] (the relative position or standing of things or especially persons in a society)
                  • asillik [TUR10-0049760] (Asalet)
                  • nobility [ENG31-14455458-n] (the state of being of noble birth)
                  • başkanlık [TUR10-0082370] (Başkan olma durumu)
                  • leadership [ENG31-14456827-n] (the status of a leader)
                  • durum [TUR10-0226160] (Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri) status [ENG31-13968971-n] (the relative position or standing of things or especially persons in a society)
                    • kast [TUR10-0425740] (Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri)
                    • caste [ENG31-14455164-n] (social status or position conferred by a system based on class)
                    • liderlik [TUR10-0511120] (Lider olma durumu)
                    • leadership [ENG31-14456827-n] (the status of a leader)
                    • statü [TUR10-0708980] (Kadro bakımından bağlı olduğu durum; pozisyon) social station [ENG31-13970595-n] (position in a social hierarchy)
                      • ikinci [TUR10-0365550] (Birinciden sonra gelen kimse veya nesne)
                      • second [ENG31-13868743-n] (following the first in an ordering or series)
                      • birinci [TUR10-0107360] (Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey) first [ENG31-13868396-n] (the first or highest in an ordering or series)
                        • lider [TUR10-0511100] (Bir yarışmada başta bulunan takım veya yarışmacı)
                        • liste başı [TUR10-0512540] (Herhangi bir seçimde, listenin ilk sırasında olan isim)
                        • birinci [TUR10-0107370] (Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse)
                        • bir numara [TUR10-0108300] (Tek; birinci)
                      • Brahman [TUR10-0120170] (Hint kastlarında ilk basamak)
                      • sonuncu [TUR10-1139220] (Sırada, önem sırasında sonda olan kimse)
                      • sonuncu [TUR10-1139210] (Zaman, yer, sıra bakımından başkalarına göre sonda olan kimse, şey)
                    • rütbe [TUR10-0619770] (Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri) rank [ENG31-14453411-n] (relative status)
                      • yüzbaşılık [TUR10-0867460] (Yüzbaşının rütbesi veya yüzbaşının görevi)
                      • doruk [TUR10-0219100] (En üstün başarı düzeyi)
                      • acme [ENG31-13963489-n] (the highest level or degree attainable)
                      • zirve [TUR10-0876690] (Bir işte ulaşılan en üst aşama)
                      • acme [ENG31-13963489-n] (the highest level or degree attainable)
                      • kıdemli başçavuş [TUR10-0447140] (Kıdemi olan başçavuş veya rütbesi)
                      • koramirallik [TUR10-0475310] (Koramiralin rütbesi)
                      • korgenerallik [TUR10-0475560] (Korgeneral rütbesi)
                      • çavuşluk [TUR10-0154870] (Çavuş rütbesi)
                      • ledün [TUR10-0508960] (Tanrı katı)
                      • asteğmenlik [TUR10-0051590] (Asteğmen rütbesi)
                      • tuğamirallik [TUR10-0787170] (Tuğamiral rütbesi)
                      • tuğgenerallik [TUR10-0787230] (Kara ve hava kuvvetlerinde, albay ile tümgeneral arasında bulunan general rütbesi)
                      • tümamirallik [TUR10-0792640] (Tümamiral rütbesi)
                      • tümgenerallik [TUR10-0792840] (Tümgeneralin rütbesi)
                      • uzman çavuşluk [TUR10-1169810] (Uzman çavuşun rütbesi)
                      • üstçavuşluk [TUR10-0809810] (Üstçavuş olma durumu veya üstçavuşun rütbesi)
                      • abdallık [TUR10-1255670] (Türk tasavvufunun daha radikal formlarında karşılaşılan en üst manevi mertebesinde bulunma)
                      • başbakanlık [TUR10-0081250] (Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun, kabinenin başı olma durumu)
                      • başçavuşluk [TUR10-1248510] (Astsubay başçavuş rütbesi)
                      • kazaskerlik [TUR10-0436020] (Kazaskerin rütbesi ve makamı)
                      • binbaşılık [TUR10-0104930] (Binbaşı rütbesi)
                      • menzile [TUR10-0535670] (Aşama, kerte, yükseklik derecesi)
                      • rütbe [TUR10-0651210] (Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki)
                        • teğmenlik [TUR10-0756880] (Teğmen rütbesi veya teğmenin görevi)
                        • kolağası [TUR10-0467840] (Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe)
                        • başkomiser [TUR10-1254240] (Polis kuvvetlerinde kullanılan bir rütbe)
                        • onbaşılık [TUR10-0587840] (Onbaşının rütbesi)
                        • orgenerallik [TUR10-0590520] (Orgeneralin rütbesi)
                        • generallik [TUR10-0291870] (General rütbesi)
                        • riyala [TUR10-0648050] (Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe)
                    • kulluk kölelik [TUR10-0489460] (Birinin buyruklarına boyun eğerek yaşama durumu)
                    • magandalık [TUR10-1253390] (Maganda olma durumu)
                    • yüz akı [TUR10-0867430] (Utanmayı gerektiren bir durumu olmama)
                    • yüz aklığı [TUR10-0867440] (İftihar edilecek, onurlanacak durum)
                    • yetimlik [TUR10-0066690] (Babası ölmüş olan çocuğun durumu)
                    • ayırıcılık [TUR10-1248590] (Ayırıcı olma durumu)
                    • kavramlaşma [TUR10-0430940] (Kavram durumuna gelme)
                    • kavrukluk [TUR10-1252760] (Kavruk olma durumu)
                    • savcılık [TUR10-0669210] (Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli olma durumu)
                    • seferî [TUR10-0673330] (Yolculuk sebebiyle dinî açıdan kendisine bazı kolaylıklar sağlanan kimse)
                    • saymazlık [TUR10-0671330] (Saygı göstermeme durumu)
                    • sendikalılık [TUR10-1254730] (Sendikalı olma durumu)
                    • serserilik [TUR10-0937900] (İşi veya herhangi bir şeye bağlayıcı bir sorumluluğu olmama durumu)
                      • kaldırım mühendisliği [TUR10-0402160] (İşsiz güçsüz sokaklarda dolaşma)
                      • aylakçılık [TUR10-0062100] (Temelli iş sahibi olmama durumu)
                    • vekillik [TUR10-0816970] (Vekil olma durumu)
                    • vericilik [TUR10-1256160] (Verici olma durumu)
                    • rolcülük [TUR10-0648450] (Rol yapma durumu)
                    • rakiplik [TUR10-0641900] (Birbirine rakip olma durumu; rekabet)
                    • rol iflası [TUR10-0648470] (Buyrukların veya beklentilerin yönelttiği durumda ortaya çıkan davranışsızlık)
                    • rol çatışması [TUR10-0648460] (Toplumun statülere bağlı olarak beklediği veya buyurduğu iki veya daha fazla şey karşısında ferdin gösterdiği çelişik istekler, davranışlar)
                    • prenslik [TUR10-0635510] (Prens olma durumu)
                      • şehzadelik [TUR10-0726910] (Şehzadenin görevi)
                    • prenseslik [TUR10-0635490] (Prenses olma durumu)
                    • prenslik [TUR10-0635515] (Prensin görevi)
                    • prenseslik [TUR10-0635495] (Prensesin görevi)
                    • uzmanlık [TUR10-0805340] (Uzman olma durumu)
                  • makam [TUR10-0427120] (Mevki) slot [ENG31-14603168-n] (a position in a hierarchy or organization)
                    • komiserlik [TUR10-0470450] (Komiserin makamı)
                    • konsolosluk [TUR10-0472510] (Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisinin makamı veya görevi)
                    • koramirallik [TUR10-0475320] (Koramiralin makamı ve görevi)
                    • korgenerallik [TUR10-0475570] (Korgeneralin makamı ve görevi)
                    • köşebaşı [TUR10-0484180] (Önemli makam)
                    • dekanlık [TUR10-0189460] (Dekanın makamı)
                    • tümgenerallik [TUR10-0792850] (Tümgeneralin makamı ve görevi)
                      • feriklik [TUR10-0268770] (Tümgenerallik veya korgenerallik)
                    • fetvahane [TUR10-0269700] (Müftünün makamı)
                    • cumhurbaşkanlığı [TUR10-0143050] (Cumhurbaşkanının makamı)
                    • rektörlük [TUR10-0645140] (Rektörün makamı)
                    • defterdarlık [TUR10-0187390] (Defterdarın makamı)
                    • erbaşlık [TUR10-0249470] (Erbaş kademesi)
                    • mandarinlik [TUR10-0523410] (Mandarinin görevi veya makamı)
                    • amirallik [TUR10-0033340] (Amiralin makamı)
                    • mareşallik [TUR10-0526060] (Mareşal unvanı)
                    • arş [TUR10-0047120] (İslam inanışına göre göğün en yüksek katı)
                    • arşıala [TUR10-0047160] (Göğün dokuzuncu katı)
                    • sadrazamlık [TUR10-0653870] (Osmanlı İmparatorluğu'nda başvezirlik)
                    • sadrazamlık [TUR10-0654290] (Sadrazamın makamı)
                    • tuğamirallik [TUR10-0787180] (Tuğamiralin makamı ve görevi)
                    • tümamirallık [TUR10-1255620] (Tümamiralin görevi ve makamı)
                    • tümamirallik [TUR10-0792650] (Tümamiralin makamı ve görevi)
                    • uç beyliği [TUR10-0795590] (Uç beyinin görevi veya makamı)
                    • ataşelik [TUR10-0054510] (Ataşenin görev yaptığı yer)
                    • ataşelik [TUR10-0054500] (Ataşe olma durumu veya makamı)
                    • yetkili merci [TUR10-0853000] (Sorumlu ve yetkili makam)
                    • yetkili merciler [TUR10-1224190] (Sorumlu ve yetkili makamlar)
                    • başbakanlık [TUR10-0081260] (Başbakanın makamı, başvekâlet)
                    • başhekimlik [TUR10-0081740] (Başhekimin makamı)
                    • başkanlık makamı [TUR10-0082390] (Başkanın oturduğu veya odasının bulunduğu yer)
                    • başkâtiplik [TUR10-0082470] (Bir resmî dairede veya kuruluşta çalışan kâtiplerin başının makamı veya görev yeri)
                    • başkonsolosluk [TUR10-0082610] (Başkonsolosun makamı)
                    • başkomutanlık [TUR10-0082640] (Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutanın makamı)
                    • başpiskoposluk [TUR10-0083640] (Başpiskoposun makamı)
                    • başrahiplik [TUR10-0958790] (Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahibin makamı)
                    • başsavcılık [TUR10-0083750] (Başsavcının görevi veya makamı)
                    • başyaverlik [TUR10-0084360] (Başyaverin görevi veya makamı)
                    • vekilharçlık [TUR10-0816960] (Vekilharç makamı)
                    • merci [TUR10-0536250] (Başvurulacak yer veya makam)
                    • mevki [TUR10-0540640] (Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer)
                      • birinci mevki [TUR10-0514700] (Normal tarifeden daha pahalı olan ve daha iyi hizmet verilen mevki)
                    • mutasarrıflık [TUR10-0557470] (Mutasarrıfın görev ve makamı)
                    • şeyhülislamlık [TUR10-0729550] (Osmanlı Devleti'nde, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerinden sorumlu olan üyenin makamı)
                    • oramirallik [TUR10-0589590] (Oramiral makamı ve görevi)
                    • oramirallik [TUR10-0589580] (Oramiral rütbesi)
                    • savcılık [TUR10-0669230] (Savcının makamı)
                    • seraskerlik [TUR10-0677930] (Seraskerin görevi veya makamı)
                    • genel başkanlık [TUR10-0291320] (Genel başkanın bulunduğu makam)
                    • genel sekreterlik [TUR10-0291810] (Bazı kamu kuruluşlarında, siyasi partilerde veya büyük özel kuruluşlarda yönetim işlerini yürüten görevlinin yetkisi ve makamı)
                    • generallik [TUR10-0291880] (Generalin görevi veya makamı)
                    • post [TUR10-0633800] (Tarikatlarda şeyhlik makamı)
                    • maslahatgüzarlık [TUR10-0384860] (Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomatın makamı)
                    • sadrazamlık [TUR10-0654295] (Sadrazamın görevi)
                    • kaymakamlık [TUR10-0433950] (Kaymakamın makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin bütünü)
                  • köprü [TUR10-0482010] (Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durum)
                  • ast [TUR10-0051350] (Birine göre alt aşamada olan kimse)
                    • küçük [TUR10-0499710] (Yaş, makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse)
                    • ast [TUR10-0516960] (Birinin buyruğu altında olan görevli)
                  • bitişik [TUR10-0109270] (Yandaki ev, komşu)
                  • boyun [TUR10-0117030] (Üzeri)
                • mevki [TUR10-0540630] (Makam) stead [ENG31-00722683-n] (the post or function properly or customarily occupied or served by another)
                  • köprübaşı [TUR10-0482050] (Önemli mevki)
                  • devlet [TUR10-0200120] (Büyüklük; mevki)
              • alışkanlık [TUR10-0028090] (İç ve dış etkilerle davranışların tekrarlanması, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, şartlanmış davranış) habit [ENG31-05676878-n] (an established custom)
                • kötü davranış [TUR10-1197620] (Kişi, nesne veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan hareket veya tutum) mistreatment [ENG31-00419038-n] (the practice of treating (someone or something) badly)
                  • istismar [TUR10-0383610] (Birinin iyi niyetini kötüye kullanma) exploitation [ENG31-00419916-n] (an act that exploits or victimizes someone (treats them unfairly))
                    • sömürgecilik [TUR10-1083420] (Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi)
                    • colonialism [ENG31-00427529-n] (exploitation by a stronger country of weaker one)
                  • sömürü [TUR10-0705920] (Sömürme işi)
                  • exploitation [ENG31-00419916-n] (an act that exploits or victimizes someone (treats them unfairly))
                  • kötü davranma [TUR10-1197650] (Çok sert ve insanlık dışı muamele) maltreatment [ENG31-00420921-n] (cruel or inhumane treatment)
                    • zulüm [TUR10-0457740] (Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum) persecution [ENG31-00421490-n] (the act of persecuting (especially on the basis of race or religion))
                      • canavarlık [TUR10-0131660] (Canavar gibi davranma)
                      • atrocity [ENG31-00425770-n] (an act of atrocious cruelty)
                      • işkence [TUR10-0385370] (Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet) torture [ENG31-00422440-n] (the deliberate, systematic, or wanton infliction of physical or mental suffering by one or more persons in an attempt to force another person to yield information or to make a confession or for any other reason)
                        • domuz bağı [TUR10-0217900] (Bükülmüş dizler arasına başın sokulması, el ve ayakların boyunla birlikte bağlanıp kımıldanamayacak duruma getirilmesi yoluyla yapılan işkence biçimi)
                      • eza cefa [TUR10-0261560] (Baskı ve zulüm)
                      • barbarlık [TUR10-1248770] (Barbar olma durumu)
                  • çiğlik [TUR10-0167890] (Kaba, yersiz, yakışıksız davranış)
                  • kuklalık [TUR10-0488370] (Başkasının isteğine göre davranma)
                  • ağız kokusu [TUR10-0013590] (Bir kimsenin çekilmez davranışları, istekleri, sözleri)
                • ortaklaşma [TUR10-0591960] (Bir şeyi paylaşmak veya bir şeye katılma) cooperation [ENG31-00412397-n] (the practice of cooperating)
                  • acente [TUR10-0002410] (Vapur ortaklığı)
                  • tabildot [TUR10-0736340] (Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık)
                  • komün hayatı [TUR10-1083880] (Harcamalar için gelirleri birleştirerek yaşanılan ortak hayat)
                  • kurum [TUR10-0560140] (Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi insanlar tarafından oluşturulan şey)
                  • paydaşlık [TUR10-0619720] (İştirak)
                    • iştirak [TUR10-0386750] (Bir işte yer alma, paydaşlık etme)
                • yamyamlık [TUR10-0830450] (Açlık ve yiyecek yokluğu yüzünden daha çok din, tapınma ve büyü vb. amaçlarla insan eti yeme)
                • cannibalism [ENG31-00413852-n] (the practice of eating the flesh of your own kind)
                • örfi hukuk [TUR10-1197600] (Hukuk düzeninde yazılı olan kanunlarla çelişmediği ölçüde yazılı kanunun tamamlayıcısı sayılan, dolayısıyla hakimin karar verirken göz önünde tutmakla yükümlü olduğu hukuk)
                • unwritten law [ENG31-00417927-n] (law based on customary behavior)
                • ayin [TUR10-0061890] (Dinî tören) rite [ENG31-01031438-n] (an established ceremony prescribed by a religion)
                  • semah [TUR10-0675550] (Alevi ve Bektaşi topluluklarında yaygın olan ve müzik eşliğinde uygulanan tören nitelikli oyun)
                  • sünnet [TUR10-0715930] (Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi) circumcision [ENG31-01033226-n] (the act of circumcising performed on males eight days after birth as a Jewish and Muslim religious rite)
                    • sünnet etme [TUR10-0346460] (Erkek çocukta erkeklik organının ucundaki deriyi çepeçevre kesme)
                  • kudas [TUR10-0487790] (Hazreti İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören)
                  • Holy Eucharist [ENG31-01037885-n] (a Christian sacrament commemorating the Last Supper by consecrating bread and wine)
                  • vaftiz [TUR10-0812470] (Hristiyanlıkta yeni doğan çocuğun ilk günahı silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem)
                  • baptism [ENG31-01039851-n] (a Christian sacrament signifying spiritual cleansing and rebirth)
                  • takdis ayini [TUR10-1200340] (Bir şeyin kutsal ilan edildiği dini tören) sanctification [ENG31-01041957-n] (a religious ceremony in which something is made holy)
                    • kutsama [TUR10-0497600] (Kutsal sayma)
                    • blessing [ENG31-01045725-n] (the act of praying for divine protection)
                  • Aşai Rabbani Ayini [TUR10-1200360] ((Hristiyan geleneğinde) Son Yemek'i anma amacıyla gerçekleştirilen, şarap ve ekmek tüketilen ayin)
                  • Mass [ENG31-01044274-n] ((Roman Catholic Church and Protestant Churches) the celebration of the Eucharist)
                  • kilise ayini [TUR10-1200310] (Kilisede yapılan ibadet)
                    • kiloamper [TUR10-0460890] (Değeri bin amper olan akım şiddeti birimi)
                  • cem ayini [TUR10-0135330] (Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinde kadın ve erkeğin birlikte katıldığı, dinî müzikli sohbet töreni)
                  • sema [TUR10-0675520] (Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye vb. çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin)
                  • boy abdesti [TUR10-0115800] (İslam dininin gerekli gördüğü durumlarda ve biçimde bütün vücudu yıkayıp abdest alma)
                  • ablution [ENG31-00256317-n] (the ritual washing of a priest's hands or of sacred vessels)
                  • evlenme [TUR10-0756140] (Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşme)
                  • marriage [ENG31-01039028-n] (the act of marrying)
                  • nikah [TUR10-1025290] (İki kişinin evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem) marriage [ENG31-01039028-n] (the act of marrying)
                    • yıldırım nikahı [TUR10-0854640] (Özel durumlarda işlemlerin hızlandırılmasıyla yapılan nikâh)
                    • belediye nikahı [TUR10-0090500] (Medeni kanuna göre kıyılan resmî nikâh)
                    • medeni nikah [TUR10-0531960] (Nüfus idaresi tarafından kabul edilen ve yasalara göre yapılan resmî evlenme işlemi)
                    • resmi nikah [TUR10-0646600] (Kanunlara uygun olarak nikâh memurunun kıydığı, devlet kayıtlarına geçen nikâh)
                    • hülle [TUR10-0351450] (Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi)
                  • tören [TUR10-0785050] (Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi) ceremony [ENG31-07465442-n] (a formal event performed on a special occasion)
                    • şeytan taşlama [TUR10-0729830] (Hac görevini yerine getiren Müslümanlar, Mina adlı yerde kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günü şeytana yedişer adet taş atmak)
                    • anma töreni [TUR10-0038490] ((Ölmüş) Bir kişiyi veya bir olayı hatırlamak için yapılan tören)
                    • commemoration [ENG31-07467451-n] (a ceremony to honor the memory of someone or something)
                    • kuşak bağlama [TUR10-0439920] (Düğün sırasında baba veya başka bir büyük tarafından gelinin beline kırmızı kurdele dolaması töreni)
                      • kuşak bağlama [TUR10-0496380] (Tarikatlarda, medreselerde belli bir düzeye gelen öğrencilere kuşak takma töreni; kemer bağlama)
                    • koltuğa girme [TUR10-0469470] (Düğün sırasında gelinin damadın koluna girmesini sağlama merasimi)
                    • koltuk [TUR10-0469500] (Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni)
                    • kılıç kuşanma [TUR10-0448080] (Tahta yeni çıkan Osmanlı padişahlarının İstanbul'daki Eyüp Sultan türbesine giderek törenle kılıç kuşanmaları)
                  • toka [TUR10-0778920] (İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma)
                  • berdel [TUR10-0094370] (Ailenin kız ve erkek çocuğunun diğer ailenin kız ve erkek çocuğuyla karşılıklı olarak aynı zamanda evlendirilmesi)
                • illet [TUR10-0369870] (Hastalık derecesine varan alışkanlık)
              • yasadışı hareket [TUR10-1198890] (Yasalara, yasa kurallarına uymayan davranış) wrongdoing [ENG31-00734044-n] (activity that transgresses moral or civil law)
                • ihlal [TUR10-0363230] (Yasa ve düzene uymama) violation [ENG31-00772032-n] (an act that disregards an agreement or a right)
                  • faul [TUR10-0266070] (Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket)
                  • foul [ENG31-00772486-n] (an act that violates the rules of a sport)
                  • baskın [TUR10-0079740] (Ansızın çıkagelme)
                  • inroad [ENG31-00735051-n] (an encroachment or intrusion)
                  • aşırmacılık [TUR10-0053560] (Başkasına ait olan bir şeyi izinsiz alma)
                  • plagiarism [ENG31-00751748-n] (the act of plagiarizing)
                  • step [TUR10-1045650] (Basketbolda bir oyuncunun top elindeyken yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi)
                • tahrifat [TUR10-0738230] (Bir şeyin aslını bozma, değiştirme) falsification [ENG31-00752233-n] (the act of rendering something false as by fraudulent changes (of documents or measures etc.) or counterfeiting)
                  • kumpas [TUR10-0490690] (Hile; düzen)
                  • frame-up [ENG31-00752741-n] (an act that incriminates someone on a false charge)
                  • tuzak [TUR10-0502460] (Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo) frame-up [ENG31-00752741-n] (an act that incriminates someone on a false charge)
                    • komplo [TUR10-0470840] (Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; gizli düzen)
                    • komplo [TUR10-0470860] (Tuzak)
                  • kalpazanlık [TUR10-0405660] (Kalpazan olma durumu veya kalpazanca iş)
                  • forgery [ENG31-00770410-n] (criminal falsification by making or altering an instrument with intent to defraud)
                • uygunsuz davranış [TUR10-1198920] (Yakışık almayan, yerinde olmayan, bağlama uymayan hareket veya davranış) misbehavior [ENG31-00737234-n] (improper or wicked or immoral behavior)
                  • haylazlık [TUR10-0335730] (Haylaz olma durumu veya haylazca davranış)
                  • mischief [ENG31-00737673-n] (reckless or malicious behavior that causes discomfort or annoyance in others)
                  • laubalilik [TUR10-0508170] (Laubali olma durumu veya laubaliye yakışır davranış)
                  • familiarity [ENG31-00738368-n] (an act of undue intimacy)
                  • muzırlık [TUR10-0558750] (Zarar verici yaramazlıklar)
                  • mischief [ENG31-00737673-n] (reckless or malicious behavior that causes discomfort or annoyance in others)
                • kötülük [TUR10-0025310] (Alçakça davranış) transgression [ENG31-00746303-n] (the act of transgressing)
                  • suç [TUR10-0710610] (Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış) offense [ENG31-00767587-n] (a transgression that constitutes a violation of what is judged to be right)
                    • suç [TUR10-0143900] (Yasalara aykırı davranış) crime [ENG31-00767761-n] ((criminal law) an act punishable by law)
                      • ağır suç [TUR10-1199020] (Bilerek ve kötü bir amaçla işlenen ve kişilerin ya da toplumun türesini doğrudan doğruya bozmaları nedeniyle cezası ağır olan suç) felony [ENG31-00770190-n] (a serious crime (such as murder or arson))
                        • çalma [TUR10-0042090] (Çalma işi) larceny [ENG31-00782543-n] (the act of taking something from someone unlawfully)
                          • zimmete geçirme [TUR10-1199050] (Zimmete geçirmek eylemi)
                          • embezzlement [ENG31-00778229-n] (the fraudulent appropriation of funds or property entrusted to your care but actually owned by someone else)
                          • aşırma [TUR10-0377120] (Özellikle para çalmak)
                          • aşırmacılık [TUR10-0053570] (Bir yazarın başka bir yazarın eserinden konu veya biçim alması)
                          • ihtilas [TUR10-0363730] (Bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma)
                        • rüşvetçilik [TUR10-0651190] (İş görmek için rüşvet alma tutumu)
                        • bribery [ENG31-00777759-n] (the practice of offering something (usually money) in order to gain an illicit advantage)
                        • kaçırma [TUR10-0395380] (Kaçırmak işi) kidnapping [ENG31-00777199-n] ((law) the unlawful act of capturing and carrying away a person against their will and holding them in false imprisonment)
                          • kaçakçılık [TUR10-0394940] (Gizli olarak, sezdirmeden kaçırma işi)
                            • vergi kaçakçılığı [TUR10-0817680] (Vergi kaçırma işi)
                        • hırsızlık [TUR10-0327190] (Soygun yapma) larceny [ENG31-00782543-n] (the act of taking something from someone unlawfully)
                          • kapkaç [TUR10-0413710] (Kapıp kaçmak yoluyla yapılan bir çeşit hırsızlık)
                          • muslukçuluk [TUR10-0556900] (Abdest almak için ceketini çıkaranların para veya değerli şeylerini çalarak yapılan hırsızlık)
                          • soygun [TUR10-0704630] (Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık) burglary [ENG31-00786699-n] (entering a building unlawfully with intent to commit a felony or to steal valuable property)
                            • silahlı soygun [TUR10-1199080] (Silah kullanılarak yapılan hırsızlık)
                            • armed robbery [ENG31-00783566-n] (robbery at gunpoint)
                          • yankesicilik [TUR10-0775520] (Bir kimsenin cebinden, çantasından ustalıkla, hissettirmeden bir şeyler çalma)
                          • kaptıkaçtı [TUR10-0414820] (Kapıp kaçarak yapılan hırsızlık)
                          • gaspçılık [TUR10-1029180] (Gaspçının yaptığı iş)
                          • talancılık [TUR10-0741590] (Talancının yaptığı iş)
                          • karmanyola [TUR10-0422140] (Şehir içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk)
                          • zarfçılık [TUR10-0870790] (Yere zarf atarak bulanı soyma yoluyla yapılan hırsızlık)
                          • gece işçiliği [TUR10-0286350] (Geceleyin yapılan hırsızlık)
                          • ölü soyuculuğu [TUR10-1113490] (Ölü soyucunun yaptığı iş)
                        • şantaj [TUR10-0723310] (Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma)
                        • blackmail [ENG31-00786252-n] (extortion of money by threats to divulge discrediting information)
                        • haraç [TUR10-0327070] (Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para)
                        • protection [ENG31-00786409-n] (payment extorted by gangsters on threat of violence)
                        • cinayet [TUR10-0141340] (Adam öldürme derecesinde ağır suç)
                      • hayat kadınlığı [TUR10-1046970] (Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet etme ve bu işi meslek edinen kişinin yaptığı iş)
                      • prostitution [ENG31-00749453-n] (offering sexual intercourse for pay)
                      • sahtecilik [TUR10-0232940] (Sahtekâr olma durumu veya sahte işler yapma) fraud [ENG31-00770581-n] (intentional deception resulting in injury to another person)
                        • hainlik [TUR10-0166200] (Hain olma durumu veya haince davranış; kötülük etme veya karşı davranma)
                        • treachery [ENG31-00751065-n] (an act of deliberate betrayal)
                        • tezgah [TUR10-0772300] (Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol)
                        • ihanet [TUR10-0363000] (Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme)
                      • kabahat [TUR10-0392640] (Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç) blame [ENG31-06726691-n] (a reproach for some lapse or misdeed)
                        • kışkırtma [TUR10-0455120] (Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim; provokasyon) incitement [ENG31-09207872-n] (something that incites or provokes)
                          • halk yardakçılığı [TUR10-0323770] (Halkı kışkırtma işi)
                      • taciz [TUR10-0736870] (Tedirgin etme, rahatsız etme) harassment [ENG31-00420657-n] (the act of tormenting by continued persistent attacks and criticism)
                        • cinsel taciz [TUR10-0141640] (Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme)
                        • molestation [ENG31-00774536-n] (the act of subjecting someone to unwanted or improper sexual advances or activity (especially women or children))
                        • cinsel taciz [TUR10-0141650] (Çalışma hayatında ekonomik güç, üst makam veya başka etkili bir göreve sahip olanların, genellikle karşı cinsi ahlak dışı birtakım tutum ve davranışlarla cinsel yönden sıkıntıya sokup rahatsız etmesi)
                        • sexual harassment [ENG31-00426784-n] (unwelcome sexual behavior by a supervisor toward an employee)
                        • asılma [TUR10-0711600] (Cinsel isteği göstermek ve dikkat çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunma)
                        • asıntı [TUR10-0049590] (Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme)
                      • sarkıntılık [TUR10-0666950] (Sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma)
                      • rape [ENG31-00774891-n] (the crime of forcing a person to submit to sexual intercourse against his or her will)
                      • taksirli suç [TUR10-0741150] (Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suç)
                      • tecavüz [TUR10-0755140] (Başkasının hakkına el uzatma)
                      • cünha [TUR10-0143720] (Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç)
                      • sabıka [TUR10-0652290] (Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç)
                      • yüz kızartıcı suç [TUR10-0867940] (Utanç verici, insanlık onuruna yakışmayan suç)
                      • organize suç [TUR10-0590360] (Çeşitli kişi ve örgütlerce planlanıp işlenen suç)
                      • gece uçuşu [TUR10-0286670] (Erkeklerle geceleri para karşılığı ilişki kurma işi)
                    • kirli çamaşır [TUR10-0463110] (Yasal olmayan, saklı, gizli iş)
                    • disiplin suçu [TUR10-0209560] (Eğitim ve iş hayatında bir kimsenin disiplin yönetmeliğine aykırı davranışı)
                    • yılankemiği [TUR10-0854440] (Yapana hiçbir zaman huzur ve rahat yüzü göstermeyen suç)
                    • kabahat [TUR10-0315060] (Uygunsuz hareket, çirkin veya yakışıksız davranış, hafif suç)
                      • süveyda [TUR10-0720110] (Kalpteki gizli günah)
                    • insanlık suçu [TUR10-1059040] (İnsanlığa karşı işlenen kabahat)
                  • saygısızlık [TUR10-0647540] (Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu olmama durumu) irreverence [ENG31-00747530-n] (a disrespectful act)
                    • görmezden gelme [TUR10-1201130] (Görmezden gelmek eylemi; görmemiş gibi yapma, farkında değilmiş gibi davranma)
                    • snub [ENG31-01228486-n] (a refusal to recognize someone you know)
                  • günah [TUR10-0315030] (Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış) sin [ENG31-00758433-n] (an act that is regarded by theologians as a transgression of God's will)
                    • ölümcül günah [TUR10-1198990] ((Hristiyan inancına göre) Lanetlenmeye yol açan günah) mortal sin [ENG31-00759083-n] (an unpardonable sin entailing a total loss of grace)
                      • kıskançlık [TUR10-0155950] (Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum)
                      • envy [ENG31-00759688-n] (spite and resentment at seeing the success of another (personified as one of the deadly sins))
                    • seyyiat [TUR10-0683350] (Din bakımından yapılan kötülükler; günahlar)
                  • kibirlilik [TUR10-0460150] (Kibirli olma durumu) arrogance [ENG31-04895107-n] (overbearing pride evidenced by a superior manner toward inferiors)
                    • snobizm [TUR10-0698480] (Snop gibi davranmayı benimseme yanlısı olan)
                    • snobbery [ENG31-04896357-n] (the trait of condescending to those of lower social status)
                    • firavun [TUR10-0274850] (Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse)
                  • böbür [TUR10-0118470] (Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma) arrogance [ENG31-04895107-n] (overbearing pride evidenced by a superior manner toward inferiors)
                    • zart zurt [TUR10-0871010] (Kendini önemli kişi olarak göstermek için yüksekten atıp tutarak çıkışma; kaba kuvvet gösterisi)
                    • fodulluk [TUR10-0277250] (Üstünlük taslama durumu, fodulca davranış)
                  • kincilik [TUR10-0461640] (Kin tutma)
                    • garazkârlık [TUR10-0283310] (Birine karşı kin besleme durumu)
                  • korsanlık [TUR10-0476490] (Bir hakkı izinsiz olarak kullanma)
                  • dost kazığı [TUR10-0219310] (Dost bilinen kimseden gelen zarar veya kötülük)
                  • duman [TUR10-0224880] (Kötü; yaman)
                  • fitnelik [TUR10-0276020] (Karıştırma; çekiştirme; ara bozma)
                  • suistimal [TUR10-0711160] (Görev, yetki ve benzerini kötüye kullanma)
                  • istismarcılık [TUR10-0383650] (İstismar etme işi)
                  • istismar [TUR10-0383600] (İşletme; yararlanma)
                  • saygısızlık [TUR10-0647545] (Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu olmama şeklindeki davranış)
                • çarpıtma [TUR10-0152130] (Çarpıtmak eylemi) distortion [ENG31-00752872-n] (the act of distorting something so it seems to mean something it was not intended to mean)
                  • yalancılık [TUR10-0828060] (Yalan söz söyleme) lying [ENG31-00753287-n] (the deliberate act of deviating from the truth)
                    • irtikap [TUR10-0379260] (Kötü iş yapma, kötülük etme)
                    • irtikap [TUR10-0379280] (Yalan söyleme; hile yapma)
                  • hıyanet [TUR10-0025810] (Güveni kötüye kullanma, vefasızlık)
                    • hilekarlık [TUR10-0136620] (Birini aldatmak, yanıltmak için dolap veya oyun çeviren olma durumu) trickery [ENG31-00754297-n] (the use of tricks to deceive someone (usually to extract money from them))
                      • manitacılık [TUR10-0524220] (Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir çeşit dolandırıcılık)
                      • torpil [TUR10-0783550] (Bir kimseyi kayırma işi)
                      • üçkâğıtçılık [TUR10-0806400] (Üçkâğıtçı işi)
                      • üfürükçülük [TUR10-0807080] (Üfürükçü işi)
                      • ayartıcılık [TUR10-0060290] (Ayartıcının yaptığı iş)
                      • ayartma [TUR10-0060320] (Aldatma, kandırma, baştan çıkarma)
                      • baştan çıkarma [TUR10-0060270] (Kötü yola sürükleme, doğru yoldan saptırma)
                        • iğfal [TUR10-0362350] (Bir kadını aldatma, baştan çıkarma)
                      • dızdızcılık [TUR10-0202440] (Birkaç dolandırıcının, bir insanın ilgisini belli bir konu üzerinde toplayıp parasını çalmaları)
                      • dolandırıcılık [TUR10-0216020] (Dolandırıcıya yakışır iş)
                      • döneklik [TUR10-0221190] (Sözünde durmazlık)
                      • eseleme beseleme [TUR10-0252595] (Eselemek beselemek eylemi, kandırmak için her türlü yola başvurma; allem etmek kallem etme)
                      • hapazlamacılık [TUR10-0326570] (Yasal olmayan yoldan kazanç elde etme işi)
                      • hayali ihracat [TUR10-0334410] (Mal ihraç ediyormuş gibi göstererek alınan fatura karşılığının vergi iadesini haksız olarak devletten tahsil etme)
                    • şike [TUR10-0183100] (Başkalarını aldatmak veya atlatmak için önceden yapılmış gizli anlaşmaya dayanan davranış)
                    • trickery [ENG31-00754297-n] (the use of tricks to deceive someone (usually to extract money from them))
                    • numara [TUR10-0591300] (Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun)
                    • trick [ENG31-00172439-n] (a cunning or deceitful action or device)
                    • şike [TUR10-0731490] (Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma)
                    • trickery [ENG31-00754297-n] (the use of tricks to deceive someone (usually to extract money from them))
                    • blöf [TUR10-0110770] (İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı)
                    • bluff [ENG31-00757951-n] (the act of bluffing in poker)
                    • tokatçılık [TUR10-0446490] (Birini aldatarak mal veya parasını alan kimse olma durumu, ya da bu kişinin yaptığı iş)
                    • köylü kurnazlığı [TUR10-1087390] (Kendi çıkarı için edinebildiği basit bilgi ve az deneyimle başkalarını aldatma işi)
                    • aldatıverme [TUR10-0930420] (Çabucak aldatmak)
                    • kazık [TUR10-0436360] (Alışverişte aldatma, aldatılma)
                    • hıyanetlik [TUR10-0342880] (Hıyanet)
                  • tezvir [TUR10-0772710] (Yalan söyleme)
                  • bilgi çarpıtma [TUR10-1005410] (Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme)
                • şantajcılık [TUR10-0723330] (Şantajcının yaptığı iş)
                • rüşvet alma [TUR10-0379310] (Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için çıkar amaçlı verilen parayı veya malı kabul etme)
              • iş [TUR10-0032580] (Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma) job [ENG31-00720957-n] (a specific piece of work required to be done as a duty or for a specific fee)
                • ilgilenme [TUR10-0368260] (Uğraşma; meşgul olma) care [ENG31-00656128-n] (the work of providing treatment for or attending to someone or something)
                  • tedavi [TUR10-0755730] (İlaç vb. ile hastalığı iyi etme; iyileştirme) treatment [ENG31-00659325-n] (care provided to improve a situation (especially medical procedures or applications that are intended to relieve illness or injury))
                    • akupunktur [TUR10-0022710] (Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırarak yapılan tedavi)
                    • acupuncture [ENG31-00711408-n] (treatment of pain or disease by inserting the tips of needles at specific points on the skin)
                    • masaj [TUR10-0527320] (Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi)
                    • massage [ENG31-00660291-n] (kneading and rubbing parts of the body to increase circulation and promote relaxation)
                    • tıbbi bakım [TUR10-1246670] () medical care [ENG31-00658847-n] (professional treatment for illness or injury)
                      • terapi [TUR10-0766440] (Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi) therapy [ENG31-00662334-n] ((medicine) the act of caring for someone (as by medication or remedial training etc.))
                        • alfaterapi [TUR10-0027060] (Alfa ışınlarının tedavide kullanılması)
                        • fizyoterapi [TUR10-0276440] (Hastalıkları su, ışık, ısı, hava, elektrik gibi fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etme) physical therapy [ENG31-00701253-n] (therapy that uses physical agents: exercise and massage and other modalities)
                          • rehabilitasyon [TUR10-0644520] (Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi; iyileştirme)
                          • rehabilitation [ENG31-00701513-n] (the treatment of physical disabilities by massage and electrotherapy and exercises)
                        • psikoterapi [TUR10-0637480] (Hekimin hastayı etkilemek için kullandığı psikolojik yöntemlerin bütünü) psychotherapy [ENG31-00701905-n] (the treatment of mental or emotional problems by psychological means)
                          • psikanaliz [TUR10-0637270] (Freud'un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi)
                          • psychoanalysis [ENG31-00705558-n] (a set of techniques for exploring underlying motives and a method of treating various mental disorders)
                          • psikoanaliz [TUR10-1198750] (Ruhsal bozuklukları ilaçlarla değil, konuşarak telkinle tedavi etme yöntemi)
                          • psychoanalysis [ENG31-00705558-n] (a set of techniques for exploring underlying motives and a method of treating various mental disorders)
                        • radyoterapi [TUR10-0640900] (X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi)
                        • radiotherapy [ENG31-00706833-n] ((medicine) the treatment of disease (especially cancer) by exposure to a radioactive substance)
                        • şok tedavisi [TUR10-0733400] (Bazı ilaçları yüksek dozda vererek veya beyinden gerilimli elektrik geçirerek hastayı iyileştirme) shock therapy [ENG31-00707624-n] (treatment of certain psychotic states by the administration of shocks that are followed by convulsions)
                          • elektroşok [TUR10-0242610] (Ruh hastalıklarında, beyinden çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirmeye çalışma yöntemi)
                          • electroconvulsive therapy [ENG31-00707858-n] (the administration of a strong electric current that passes through the brain to induce convulsions and coma)
                        • kimyasal tedavi [TUR10-1082110] (Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi)
                        • chemotherapy [ENG31-00663583-n] (the use of chemical agents to treat or control disease (or mental illness))
                        • ilaç tedavisi [TUR10-1198550] (Hastalıkları ilaçlara başvurarak iyileştirme yöntemi)
                        • chemotherapy [ENG31-00663583-n] (the use of chemical agents to treat or control disease (or mental illness))
                        • ilaçla tedavi [TUR10-1198560] (İlaç tedavisi)
                        • medication [ENG31-00665353-n] (the act of treating with medicines or remedies)
                      • lavaj [TUR10-0508270] (Bir organı su vererek yıkayıp temizleme) irrigation [ENG31-00696701-n] ((medicine) cleaning a wound or body organ by flushing or washing out with water or a medicated solution)
                        • lavman [TUR10-0508400] (Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama)
                        • enema [ENG31-00697197-n] (an injection of a liquid through the anus to stimulate evacuation)
                      • enjeksiyon [TUR10-0248140] (Sıvıyı şırınga vb. ile vücuda vermek, iğne yapmak) injection [ENG31-00698618-n] (the act of putting a liquid into the body by means of a syringe)
                        • iç itme [TUR10-0359340] (Vücuda şırınga ile sıvı verme işi)
                      • iğne [TUR10-0362460] (Vücuda bu yolla ilaç verme işi) injection [ENG31-00698618-n] (the act of putting a liquid into the body by means of a syringe)
                        • ponksiyon [TUR10-0632920] (Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak veya çekmek için, içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi)
                      • dezenfeksiyon [TUR10-0201170] (Mikroplardan temizleme işi)
                      • disinfection [ENG31-00710774-n] (treatment to destroy harmful microorganisms)
                      • allopati [TUR10-1198790] (Bir hastalığı, bu hastalığın neden olduğu sonuçlardan farklı ya da bu sonuçların tam zıddı sonuçlar yaratan ilaçlarla tedavi etme yöntemi)
                      • allopathy [ENG31-00711945-n] (the usual method of treating disease with remedies that produce effects differing from those produced by the disease itself)
                      • homeopati [TUR10-1198800] (Bir hastalığın, hastalık belirtilerini sağlam bir insanda ortaya çıkarabilecek maddelerin çok düşük dozlarda hastaya verilmesiyle tedavi edilebileceğini öne süren alternatif tıp yöntemi)
                      • homeopathy [ENG31-00712142-n] (a method of treating disease with small amounts of remedies that, in large amounts in healthy people, produce symptoms similar to those being treated)
                    • ilk yardım [TUR10-0685280] (Kaza, hastalık, yangın, deprem vb. tehlikeli ve ani durumlarda hastaya kesin tedavi öncesi, olay yerinde uygulanan ilk ve ivedi işlem)
                    • first aid [ENG31-00657767-n] (emergency care given before regular medical aid can be obtained)
                    • hidroterapi [TUR10-0714050] (Bazı hastalıkları su ile tedavi etme)
                    • hydropathy [ENG31-00712380-n] (the internal and external use of water in the treatment of disease)
                    • konservatif [TUR10-1084110] (Varis çorabı, bandaj vb. malzemeler kullanılarak yapılan tedavi yöntemi)
                    • kür [TUR10-0502830] (Özel tedavi yöntemi)
                    • antibiyotik tedavisi [TUR10-0039200] (Antibiyotiğin durdurucu veya öldürücü etkisinden yararlanılarak yapılan tedavi)
                    • aromaterapi [TUR10-0940920] (Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi)
                    • ayakta tedavi [TUR10-0059820] (Hastanın yatağa yatırılması gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapılan tedavi)
                    • ayak tedavisi [TUR10-0059830] (Ayakta oluşan bir hastalığın veya rahatsızlığın tedavisi)
                    • basınç tedavisi [TUR10-0079140] (Vurgun rahatsızlığında ortalama atmosfer basıncının üstünde bir basınç bulunan özel bir odada uygulanan iyileştirme yöntemi)
                    • kanaktarım [TUR10-1256360] (Yaralıya ya da hastaya, kendi kan grubundan olan bir kanı damar yoluyla verme)
                    • otama [TUR10-0593500] (Tedavi)
                    • ozon tedavisi [TUR10-0597860] (Lokal veya genel banyo, pansuman veya iğneyle ozon ve oksijen vererek yapılan tedavi)
                    • fototerapi [TUR10-0279450] (Işığın tedavi amacıyla kullanılması)
                    • östrojen tedavisi [TUR10-0606190] (Menopoz sırasında ve daha sonraki yıllarda kalp, kemik ve damarlar üzerinde meydana gelebilecek olumsuz etkileri önleyen bir tedavi)
                    • pansuman [TUR10-0612710] (Yara temizliği ve bakımı)
                    • surgical dressing [ENG31-04371484-n] (a loosely woven cotton dressing for incisions made during surgery)
                    • ısı tedavisi [TUR10-1159550] (Hastalığın iyileştirilmesi için herhangi bir biçimde ısı uygulamasıyla yapılan tedavi)
                    • helyoterapi [TUR10-0338700] (Güneş ışınlarıyla tedavi)
                    • hemodiyaliz [TUR10-0338940] (Geçirgen bir zardan süzerek zehirli artıkları ayıklamak ve kanı temizlemek için kullanılan tedavi yöntemi)
                  • manikür [TUR10-0524040] (Elin ve özellikle el tırnaklarının bakımı)
                  • manicure [ENG31-00662026-n] (professional care for the hands and fingernails)
                  • pedikür [TUR10-0620850] (Tırnakları kesip düzeltme, nasırları yumuşatma veya çıkarma gibi işlerle ilgili ayak bakımı)
                  • pedicure [ENG31-00662200-n] (professional care for the feet and toenails)
                  • hemşirelik [TUR10-0339060] (Hasta bakıcılık)
                  • nursing [ENG31-00666322-n] (the work of caring for the sick or injured or infirm)
                  • bostancılık [TUR10-0114640] (Bostan işleriyle uğraşma)
                  • folklorculuk [TUR10-0277430] (Halk bilimi ile uğraşma işi)
                • iş gücü [TUR10-0384820] (Bir insanın yararlı şeyler üretmek için harekete geçirmek zorunda olduğu fiziksel ve düşünsel yetilerinin tümü) labor [ENG31-00621992-n] (productive work (especially physical work done for wages))
                  • telef [TUR10-0855810] (Boş yere harcama)
                  • attrition [ENG31-00362621-n] (the act of rubbing together)
                • işlev [TUR10-0816170] (Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi) use [ENG31-05157225-n] (a particular service)
                  • hakimlik [TUR10-0836600] (Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimsenin görevi)
                  • judgeship [ENG31-00595059-n] (the position of judge)
                  • yarbaylık [TUR10-0836110] (Yarbay rütbesi veya yarbayın görevi)
                  • elçilik [TUR10-0241290] (Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimsenin görevi veya makamı; sefaret)
                  • consulship [ENG31-00592028-n] (the post of consul)
                  • hilafet [TUR10-0344670] (Hazreti Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimsenin görevi)
                  • caliphate [ENG31-00590728-n] (the office of a caliph)
                  • kardinallik [TUR10-0419440] (Kardinalin görevi veya makamı)
                  • cardinalship [ENG31-00590985-n] (the office of cardinal)
                  • komutanlık [TUR10-0471170] (Bir asker topluluğunun başının görevi veya makamı)
                  • commandership [ENG31-00591741-n] (the position or office of commander)
                  • müdürlük [TUR10-0559980] (Yönetmenin, müdürün görevi veya yeri; müdüriyet) managership [ENG31-00595951-n] (the position of manager)
                    • umum müdürlük [TUR10-0798990] (Genel müdürlük)
                  • başkanlık [TUR10-0648060] (Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimsenin görevi veya makamı)
                  • presidency [ENG31-00597922-n] (the office and function of president)
                  • senatörlük [TUR10-0676590] (Senatörün görevi veya makamı)
                  • senatorship [ENG31-00605246-n] (the office of senator)
                  • sözcülük [TUR10-0707120] (Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına konuşma görevi)
                  • speakership [ENG31-00605539-n] (the position of Speaker)
                  • memurluk [TUR10-0534600] (Devlet hizmetinde aylıkla çalışan olma durumu) occupancy [ENG31-01056259-n] (an act of being a tenant or occupant)
                    • gümrükçülük [TUR10-0314430] (Gümrük memurluğu)
                  • misyon [TUR10-0548090] (Bir kimseye veya bir kurula verilen özel görev) mission [ENG31-00732520-n] (a special assignment that is given to a person or group)
                    • intihar saldırısı [TUR10-1059250] (Kendini öldürmeye dayanan bireysel saldırı)
                    • suicide mission [ENG31-00733054-n] (killing or injuring others while annihilating yourself)
                  • itfaiyecilik [TUR10-1177080] (Yangın söndürme kuruluşunda görevli kimsenin işi)
                  • fireman [ENG31-10111420-n] (a member of a fire department who tries to extinguish fires)
                  • delegelik [TUR10-0556180] (Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimsenin görevi)
                  • makasçılık [TUR10-0520290] (Makasçının görevi)
                  • mabeyincilik [TUR10-0515440] (Mabeyincinin görevi)
                  • yaverlik [TUR10-0842030] (Yaverin görevi veya makamı)
                  • başdanışmanlık [TUR10-1248790] (Başdanışman olma durumu ya da başdanışmanın görevi)
                  • başhemşirelik [TUR10-1251830] (Hemşirelerden sorumlu olma görevi)
                  • başimamlık [TUR10-1248820] (Başimam olma durumu)
                  • başmakçılık [TUR10-1248910] (Başmakçının işi)
                  • kaza [TUR10-0435410] (Kadılık görevi)
                  • mektupçuluk [TUR10-0533350] (Mektupçunun görevi)
                  • menajerlik [TUR10-0534680] (Menajerin görevi)
                  • bostancılık [TUR10-0114650] (Bostancının görevi)
                  • milletvekilliği [TUR10-0545730] (Anayasa'ya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisinin görevi)
                  • misyonerlik [TUR10-0548130] (Misyoner olma durumu veya misyonerin görevi)
                  • cumhurbaşkanlık [TUR10-1250410] (Devlet başkanı)
                  • mutemetlik [TUR10-0557710] (Mutemedin görevi)
                  • muvazzaf hizmet [TUR10-0558540] (Askerlik çağına giren erkeklerin yapmakla yükümlü bulundukları askerlik görevi)
                  • diplomasi [TUR10-0208090] (Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı)
                  • savcılık [TUR10-0669220] (Savcının görevi)
                  • seccadecilik [TUR10-1130560] (Seccadecinin yaptığı iş)
                  • firavunluk [TUR10-0274910] (Firavunun görevi)
                  • görev [TUR10-0305080] (Bir organ veya hücrenin yaptığı iş)
                  • position [ENG31-00587299-n] (a job in an organization)
                  • rektörlük [TUR10-0645130] (Rektörün görevi)
                  • güdüm [TUR10-0312950] (Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü)
                  • rahiplik [TUR10-0641510] (Rahibin görevi)
                  • rahibelik [TUR10-0641440] (Rahibenin görevi)
                  • kraliyet [TUR10-0485660] (Kral olma durumu veya görevi)
                  • kingdom [ENG31-08608825-n] (a country with a king as head of state)
                  • işletmenlik [TUR10-1252330] (İşletmenin işi, görevi)
                  • istihkamcılık [TUR10-0382840] (Savaşan birliklerin saldırısını kolaylaştıran, savunma gücünü artıran, yapı işleriyle uğraşan teknik askerî sınıfın yaptığı iş veya bu işlerle uğraşma)
                  • imparatoriçelik [TUR10-0371630] (İmparatoriçe olma durumu veya unvanı)
                  • imparatorluk [TUR10-0371640] (İmparator olma durumu veya unvanı, ilhanlık)
                    • Bizans İmparatorluğu [TUR10-1227320] ((330-1453) Geç antik çağ ve orta çağ boyunca Roma İmparatorluğu'nun devamı şeklinde var olan ve var olduğu sürenin çoğunda Avrupa'nın ekonomik, kültürel ve askerî bakımdan en güçlüsü olan imparatorluk; Doğu Roma İmparatorluğu)
                    • Byzantine Empire [ENG31-08818528-n] (a continuation of the Roman Empire in the Middle East after its division in 395)
                  • imamlık [TUR10-0370910] (İmamın görevi)
                  • imamet [TUR10-0370870] (İmamlık)
                  • inzibatlık [TUR10-1059350] (İnzibatın işi)
                  • ilancılık [TUR10-0367180] (Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyurma işi)
                  • hidivlik [TUR10-1049950] (Hidiv yönetimi veya makamı)
                • lostra [TUR10-0514040] (Ayakkabı boyama)
                • shoeshine [ENG31-00580119-n] (the act of shining shoes)
                • emek [TUR10-0245230] (Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü) labor [ENG31-00621992-n] (productive work (especially physical work done for wages))
                  • angarya [TUR10-0036470] (Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş) drudgery [ENG31-00622716-n] (hard monotonous routine work)
                    • yüklenti [TUR10-1188500] (Angarya)
                  • av [TUR10-0057450] (Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi) hunt [ENG31-00623824-n] (the work of finding and killing or capturing animals for food or pelts)
                    • safari [TUR10-0654370] (Toplu olarak ava çıkma)
                    • sünger avcılığı [TUR10-1144130] (Sünger avcısının yaptığı iş)
                    • sökün avı [TUR10-0705620] (Kuşların, özellikle kekliklerin göç zamanı yapılan av)
                    • sürek avı [TUR10-0717270] (Birçok avcının katılmasıyla ve çoğu kez at üzerinde avı kuşatarak yapılan avlanma)
                    • voli [TUR10-0821180] (Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları)
                  • boyacılık [TUR10-0115850] (Boya yapma veya satma işi)
                  • painting [ENG31-00718460-n] (the act of applying paint to a surface)
                  • badanacılık [TUR10-0067330] (Badanacının yaptığı iş)
                  • painting [ENG31-00718460-n] (the act of applying paint to a surface)
                  • boyayış [TUR10-0974970] (Boyama) painting [ENG31-00718460-n] (the act of applying paint to a surface)
                    • tuş [TUR10-0789160] (Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi)
                  • tam mesai [TUR10-0742970] (Tam gün çalışma)
                  • artık emek [TUR10-0047690] (İşçinin, ek süre içinde harcadığı ve sonucunda artık değer yarattığı, karşılığı ödenmeyen emek)
                  • sağdıç emeği [TUR10-0655170] (Karşılığı alınmayan, boşa giden emek, çaba)
                  • hak [TUR10-0321210] (Geçmiş ve harcanmış emek)
                    • kul hakkı [TUR10-0489040] (İnsanların birbirlerine geçen emekleri, hakları)
                  • yarım mesai [TUR10-0837570] (Tam gün çalışılmayan, günün belli saatlerinde yapılan iş)
                  • göz nuru [TUR10-0309770] (İyi bir iş ortaya çıkarmak için yapılan emek)
                  • göz nuru [TUR10-0309760] (Yoğun bir emek sonucu ortaya çıkan iş)
                • etüt [TUR10-0258960] (Bir çalışmaya başlayabilmek için yapılması gereken hazırlık)
                • spadework [ENG31-00797169-n] (dull or routine preliminary work preparing for an undertaking)
                • proje [TUR10-0636460] (Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı)
                • undertaking [ENG31-00797381-n] (any piece of work that is undertaken or attempted)
                • proje [TUR10-0636470] (Mal sahibinin isteğine göre yapılacak bir yapıyı, belli bir programa göre inşa edilecek bir yapı bütününü, bir makine veya bir kuruluşu plan durumunda gösteren çizim)
                • undertaking [ENG31-00797381-n] (any piece of work that is undertaken or attempted)
                • temizleme [TUR10-0763330] (Yüzeylere yapışmış leke ve kirlerin giderilmesi, çözelti veya asıltı durumuna getirilmesi olayı)
                  • yıkama [TUR10-0853690] (Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılan temizleme)
                  • banyo [TUR10-0076620] (Banyo küvetinde yıkanma işi) bath [ENG31-00258637-n] (a soaking and washing in a bathtub)
                    • çamur banyosu [TUR10-0149150] (Tedavi gücü olan çamurla yapılan banyo)
                  • duş [TUR10-0226290] (Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma)
                  • shower [ENG31-00258447-n] (washing yourself by standing upright under water sprayed from a nozzle)
                  • abdest [TUR10-0000830] (Müslümanların, bazı ibadetleri yapabilmek için belli bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma)
                    • teyemmüm [TUR10-0771920] (Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma)
                  • çamaşır [TUR10-0148760] (Kirli eşyaları yıkama işi)
                  • kazıma [TUR10-0503560] (Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak alma)
                  • baritli yıkama [TUR10-0077960] (Kalın bağırsağın ve rektumun radyolojik işlemde baryum sülfatla doldurulması ve yıkanması)
                  • boğada [TUR10-0111200] (Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama)
                  • boğada [TUR10-0111210] (Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi)
                  • ölü yıkama [TUR10-0602480] (Dinî kurallara göre, ölüyü kefenlemeden önce yıkamak işi)
                • açığa alınma [TUR10-0003950] (Belirli bir süre işten el çektirilme)
                • açığa alma [TUR10-0003960] (Bir görevliyi geçici bir süre işten uzaklaştırma)
                • acı yitimi [TUR10-0014350] (Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması)
                • analgesia [ENG31-14575797-n] (absence of the sense of pain without loss of consciousness)
                • acıyabilme [TUR10-0917980] (Acıyabilmek işi veya durumu)
                • abanık [TUR10-0000310] (Esas sese bir üst veya alt derecesine dokunarak geçme)
                • abaşo [TUR10-0000620] (Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama)
                • abdest [TUR10-0000840] (İdrar ve dışkı yapma)
                • taammüt [TUR10-0735110] (Bir işi veya suçu bile bile, tasarlayarak yapma)
                • tacizlik [TUR10-0736890] (Tedirginlik verme)
                • tadat [TUR10-0737130] (Sayarak yoklama yapma)
                • tağyir [TUR10-0737350] (Bozma)
                • tahaccüm [TUR10-0737360] (Büyüme)
                • tahmis [TUR10-0738150] (Kahve vb. şeyleri kavurma)
                • tahnit [TUR10-0738180] (Ölüyü, bozulmaması için ilaçlama)
                • tahşiye [TUR10-0738590] (Haşiye yazma; çıkma yapma)
                • takarrür [TUR10-0739050] (Karar verilme)
                • kesbetme [TUR10-0443300] (Kesbetmek)
                • takım oyunu [TUR10-0739730] (Bir işi paylaşarak ve ortaklaşa yapma)
                • takip [TUR10-0740180] (Ardınca gitme veya gelme)
                • kısırlaştırma [TUR10-0454030] (Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek, hadım etmek)
                • kışkırtı [TUR10-0455020] (Kışkırtma işi)
                • taksir [TUR10-0741110] (Kusurda bulunma)
                • klorlama [TUR10-0465130] (Klor katma)
                • konferansçılık [TUR10-0471780] (Konferans verme işi)
                • tartış [TUR10-0748040] (Tartma işi veya biçimi)
                • tasdi [TUR10-0748900] (Can sıkma, baş ağrıtma, tedirgin etme)
                • körükleme [TUR10-0483390] (Körükleme işi)
                • tastir [TUR10-0749400] (Yazı yazma; satır dizme)
                • taşım [TUR10-0749950] (Kaynama sırasında taşma)
                • kopyacılık [TUR10-0475090] (Kopya yapma işi)
                • tatmin [TUR10-0751920] (Cinsel isteklerini giderme)
                • kıyım [TUR10-0457700] (Görev yönünden kötü bir duruma sokma, haksızlığa uğratma)
                • tecavüz [TUR10-0755150] (Aşma, ötesine geçme)
                • kispet çıkarılması [TUR10-0463370] (Yağlı güreşte yenilginin en kötüsü sayılan, kispetin hasım tarafından çekilip çıkarılması veya boydan boya yırtılması)
                • kirizma [TUR10-0462930] (Toprağı derince kazarak altını üstüne getirme)
                • koç katımı [TUR10-0466110] (Koçların güzün çiftleşmek için koyunların arasına salınması)
                • yedekçilik [TUR10-0468030] (Akıntıya karşı kayığı iple karaya çeken olma durumu ya da bu kişinin işi)
                • kompilasyon [TUR10-0470650] (Derme çatma yapılan iş)
                • koleksiyonculuk [TUR10-0196810] (Nesneleri öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getiren ve özelliklerine göre sınıflara ayıran kişinin yaptığı iş)
                • kotarma [TUR10-0478250] (Kotarmak eylemi)
                • koşturma [TUR10-0477600] (Koşturmak eylemi)
                • koşum [TUR10-0477920] (Hayvanın arabaya koşulması)
                • köşe dönücülük [TUR10-0484270] (Kısa sürede çıkar sağlama işi)
                • körlük [TUR10-0483110] (Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş)
                • kurtarım [TUR10-0493640] (Kurtarma işi)
                • kurtarmacılık [TUR10-0493690] (Arıza yapan veya kaza geçiren araçların kurtarılmasına yardım etme)
                • kuruculuk [TUR10-0494410] (Kurma işini yapmak)
                • kürekçilik [TUR10-0503040] (Sandal ve benzerinde kürek çekme işi)
                • erkek işi [TUR10-0251260] (Yalnızca erkeğin yapabileceği, daha çok güç, kuvvet isteyen zahmetli iş)
                • inceleme [TUR10-0771050] (Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışma) examination [ENG31-00637093-n] (the act of examining something closely (as for mistakes))
                  • araştırma [TUR10-0043290] (Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma) research [ENG31-00638164-n] (systematic investigation to establish facts)
                    • bilimsel araştırma [TUR10-1198460] (Bilimsel bir konuya ilişkin yapılan yöntemli çalışma) scientific research [ENG31-00643063-n] (research into questions posed by scientific theories and hypotheses)
                      • deney [TUR10-0755430] (Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem)
                      • experiment [ENG31-00640799-n] (the act of conducting a controlled test or investigation)
                    • sağlık muayenesi [TUR10-0656230] (Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma)
                      • check-up [TUR10-0983100] (Sağlık yönünden yapılan genel yoklama)
                      • laboratuvar muayenesi [TUR10-0504860] (Bir hastalıkta teşhisin konması ve gereken tedavinin belirlenmesi amacıyla yapılan tahlil ve muayene)
                      • sedimantasyon [TUR10-0673080] (Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılan bir tür kan muayenesi)
                      • gastroskopi [TUR10-0284190] (Gastroskopla yapılan muayene)
                    • etüt [TUR10-0258970] (Belli bir konuyu inceleyen, araştıran eser veya yazı)
                    • yüzey araştırması [TUR10-1190210] (Arkeolojik yerleşimlerin bulunması, belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanması)
                    • kaza kırım [TUR10-1075420] (Uçak kazalarının nedenini, nasıl geliştiğini, ortaya çıkan hasarı karakutular incelenmeden önce ayrıntılı bir biçimde araştırma)
                    • kazı [TUR10-0436250] (Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması)
                      • kurtarma kazısı [TUR10-0493780] (Yeni kurulacak olan baraj, göl, yerleşim yerleri vb. yapıların arazileri içinde bulunan, tarihsel değeri olan eserlerin çıkarılması amacıyla yapılan kazı)
                    • biçimleme [TUR10-1027670] (Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi)
                    • Mongolistik [TUR10-0549900] (Moğol dili ve kültürü araştırmaları)
                    • nabız yoklaması [TUR10-0567860] (Düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için yapılan ön araştırma)
                  • otopsi [TUR10-0594400] (Ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme işi)
                  • autopsy [ENG31-00142216-n] (an examination and dissection of a dead body to determine cause of death or the changes produced by disease)
                  • sağlık kontrolü [TUR10-0656160] (Muayeneden sonra hastalığın seyrinin kontrolü)
                  • checkup [ENG31-00143181-n] (a thorough physical examination)
                  • soruşturma [TUR10-0737850] (Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi) inquiry [ENG31-00637971-n] (a systematic investigation of a matter of public interest)
                    • takibat [TUR10-0740100] (Suçlu sanılan biri için yapılan soruşturma ve araştırma)
                    • ön soruşturma [TUR10-0604110] (Yapılacak soruşturmayla ilgili olarak önceden yapılan soruşturma)
                  • gemide arama [TUR10-1198480] (Gemide aramak işi)
                  • search [ENG31-00645609-n] (boarding and inspecting a ship on the high seas)
                  • deneycilik [TUR10-0033800] (Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti)
                  • empiricism [ENG31-00636942-n] (the application of empirical methods in any art or science)
                  • etüt [TUR10-0702130] (Bir durum, bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama, araştırma)
                    • uzay sondası [TUR10-1169740] (Bu aracın gerçekleştirdiği eylem)
                    • müzakere [TUR10-0567190] (Etüt; mütalaa)
                      • müzakere [TUR10-0567170] (Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma)
                  • tetkikat [TUR10-0771070] (Araştırmalar)
                  • tetkikat [TUR10-0771080] (İncelemeler)
                  • araştırma geliştirme [TUR10-0938930] (Bir ürünün veya bir çalışmanın etkisini, verimliliğini, geliştirilmesini sağlamak için uzmanlarca yapılan ayrıntılı araştırma)
                  • ayrıntılandırma [TUR10-0949720] (Detaylandırmak işi)
                  • meclis araştırması [TUR10-0531540] (Belli bir konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bilgi edinmek için yapılan inceleme)
                  • detaylandırılma [TUR10-1004160] (Ayrıntılı bir duruma getirme)
                  • floroskopi [TUR10-1247780] (Floroskop adı verilen cihaz yardımı ile hastanın gerçek zamanlı görüntülerinin alınması için kullanılan tıbbi görüntüleme tekniği)
                  • gözleme [TUR10-0309390] (Özel araçlarla inceleme)
                  • revizyon [TUR10-0647010] (Yeniden gözden geçirme, düzeltme, yenileme, yenilenme, inceleme, kontrol etme)
                  • işleme [TUR10-0385690] (Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme)
                  • inceleyiş [TUR10-1057950] (İnceleme)
                  • gözlem [TUR10-0309280] (Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi)
                  • observation [ENG31-00881437-n] (the act of observing)
                • inceleme [TUR10-0373130] (Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma) research [ENG31-00638164-n] (systematic investigation to establish facts)
                  • metroloji [TUR10-0540310] (Ağırlıklar ve ölçüler üstüne inceleme kitabı)
                  • alan araştırması [TUR10-0024180] (Bir olayın veya durumun bilimsel amaçlarla yerinde incelenmesi)
                  • yöneylem araştırması [TUR10-0861290] (Herhangi bir problemi yöneylem yöntemine göre araştıran inceleme)
                  • diksiyon [TUR10-0204550] (Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması)
                • defediş [TUR10-0997960] (Defetme işi)
                • defetme [TUR10-0186990] (Defetmek eylemi)
                • defibela [TUR10-0997990] (Başa gelen belayı savma)
                • defigam [TUR10-0998010] (Üzüntüyü, sıkıntıyı atma)
                • defihacet [TUR10-0187040] (Küçük veya büyük abdest bozma)
                • dedikoduculuk [TUR10-0186810] (Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere konuşma işi)
                • defnediş [TUR10-0998050] (Defnetme işi)
                • demetletiş [TUR10-0191370] (Demet yaptırma işi veya biçimi)
                • demetleyiş [TUR10-0191400] (Demet yapma işi veya biçimi)
                • deneyleme [TUR10-1250380] (Deneylemek işi)
                • denme [TUR10-0194890] (Denmek, denilmek işi)
                • dikelme [TUR10-0203300] (Dikelmek eylemi)
                • doğrulma [TUR10-0213840] (Doğrulmak eylemi)
                • dokunuş [TUR10-0215470] (Dokunma işi veya biçimi)
                • contact [ENG31-07353929-n] (the physical coming together of two or more things)
                • dolaşım [TUR10-0216420] (Dönmek, dolaşmak işi)
                • dolum [TUR10-0217530] (Doldurma işi)
                • döküm [TUR10-0220590] (Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi)
                • tefriş [TUR10-0756640] (Döşeme işleri)
                • dürtükleme [TUR10-0229740] (Dürtüklemek işi)
                • düşürüm [TUR10-0231480] (Düşürme işi veya durumu)
                • düzeltim [TUR10-0231950] (Düzeltme işi)
                • düzleme [TUR10-0232750] (Düzlemek işi)
                • düzme [TUR10-0232900] (Düzmek işi)
                • ebedîleşme [TUR10-0233280] (Ölümsüzleşmek, sonsuzlaşmak işi)
                • ebedîleştirme [TUR10-0233300] (Ölümsüzleştirmek, sonsuzlaştırmak işi)
                • efkârlanış [TUR10-0235400] (Efkârlanma işi veya biçimi)
                • efkârlanma [TUR10-0235410] (Efkârlanmak eylemi; tasalanma; kaygılanma; üzülme)
                • eksiklenme [TUR10-0239890] (Eksiklenmek işi veya durumu)
                • ekşime [TUR10-0240450] (Tadı ekşi hale gelmek, bozulmak eylemi)
                • ele geçirme [TUR10-1196110] ((Bir şeyin) sahibi olma eylemi)
                  • teshir [TUR10-0769330] (Kendine bağlama; elde etme)
                  • istirdat [TUR10-0383550] (Geri alma)
                  • istirdat [TUR10-0383560] (Bir yeri yeniden ele geçirme, geri alma, kurtarma)
                • elektrikleme [TUR10-0241810] (Elektriklemek eylemi)
                • eleştirim [TUR10-0243050] (Eleştirme işi)
                • enayileşme [TUR10-0246800] (Enayileşmek işi veya durumu)
                • endişelenme [TUR10-0247160] (Endişelenmek eylemi; tasalanma; kaygılanma)
                • eriş [TUR10-0250570] (Erme işi ve durumu)
                • esaslanma [TUR10-0252400] (Esaslanmak işi veya durumu)
                • esiş [TUR10-1022760] (Esme işi)
                  • esim [TUR10-0252850] (Yelin esişi)
                • eş güdümleme [TUR10-1023530] (Eş güdümlemek işi)
                • evcilleşme [TUR10-0237840] (Eve ve insana alıştırmak kendisinden yararlanılabilir hale getirmek eylemi)
                • fakslama [TUR10-0263580] (Fakslama, belgegeçerleme işi)
                • fakslatma [TUR10-1026160] (Belgegeçerletme işi)
                • fenalaşma [TUR10-0267580] (Fenalaşmak eylemi; kötüleşme)
                • fenalaştırma [TUR10-0267620] (Fenalaştırmak işi durumu)
                • fıslama [TUR10-0271980] (Fıslamak eylemi)
                • fıttırma [TUR10-1027640] (Fırttırmak işi veya durumu)
                • ergürme [TUR10-1021710] (İblağ etmek işi)
                • adak [TUR10-0006920] (Adama işi veya adanılan şey)
                • adlandırılış [TUR10-0921070] (Adlandırılma işi)
                • adlandırım [TUR10-0921080] (Adlandırma işi)
                • adlandırış [TUR10-0921090] (Adlandırma işi)
                • affediliş [TUR10-0921360] (Bağışlanma işi)
                • affettiriş [TUR10-0921410] (Bağışlatma işi)
                • afişleme [TUR10-0009930] (Afiş asma işi, afişlemek işi)
                • ağlantı [TUR10-0014090] (Hafif hafif ağlama)
                • ağlaşma [TUR10-0014100] (Ağlaşmak eylemi)
                • akdetme [TUR10-0017860] (Akdetmek eylemi)
                • aksediş [TUR10-0928470] (Aksetme işi)
                • kılavuzluk [TUR10-0447680] (Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi)
                • maraton [TUR10-0525890] (Sabır gerektiren uzun iş)
                • ters yüz etme [TUR10-0783490] (Bir süre kullanılmış olan giysilerin içini dışına çevirme)
                • alçaltılış [TUR10-0930190] (Alçaltılma işi veya durumu)
                • aldanış [TUR10-0025690] (Aldanma işi veya biçimi)
                • alevlendiriş [TUR10-0930800] (Alevlendirme işi veya durumu)
                • alevleniş [TUR10-0930830] (Alevlenme işi veya durumu)
                • algılanış [TUR10-0931000] (Algılanma durumu)
                • alıkoyma [TUR10-0027530] (Alıkoymak işi)
                  • geciktirme [TUR10-0752490] (Alıkoyma, geciktirme, tehir)
                • alınma [TUR10-0027830] (Alınmak işi)
                • umbrage [ENG31-07532789-n] (a feeling of anger caused by being offended)
                • alınış [TUR10-0931530] (Alınma işi veya durumu)
                • altüst etme [TUR10-0787920] (Altüst etmek işi)
                • analoji [TUR10-0035150] (Benzer yanların bulunmasıyla çağrıştırma işi veya biçimi)
                • anımsatış [TUR10-0936510] (Anımsatma işi)
                • anlaşılma [TUR10-0037910] (Anlaşılmak işi)
                • köşeleme [TUR10-1253130] (Köşelemek işi)
                • kullandırma [TUR10-0489130] (Kullandırmak iş)
                • kürekçilik [TUR10-0503050] (Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi)
                • kurgu bilimi [TUR10-0492550] (Teknolojideki gelişmelere göre ileri düzeyde sayılabilecek buluşlara bağlı kalarak düşünülen veya yapılan iş)
                • kuşbaz [TUR10-0496690] (Padişahların av kuşlarını yetiştiren görevli)
                • tırmıklama [TUR10-0775360] (Tırmıklamak eylemi)
                • toka [TUR10-0778910] (El sıkışma)
                • tokatlama [TUR10-0779080] (Tokatlamak eylemi; tokat atma)
                • ağırsama [TUR10-0013040] (Ağırsamak hareketi)
                • arabizasyon [TUR10-1248350] (Araplaştırma)
                • fesatlık [TUR10-0562230] (İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan kimsenin işi)
                  • bölücülük [TUR10-0119280] (Bölücünün yaptığı iş; ara bozuculuk)
                • araştırma [TUR10-0737570] (Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapma)
                  • tarihçilik [TUR10-0747290] (Tarihsel konularda incelemeler yapma işi)
                    • şehnamecilik [TUR10-1146600] (Şehnamecinin yaptığı iş)
                  • tefahhus [TUR10-0756270] (İnceden inceye araştırma)
                  • vakanüvislik [TUR10-0812880] (Vakanüvisin görevi)
                  • sondalama [TUR10-0702180] (Dip tabakaların yapısını sonda kullanarak inceleme ve araştırma)
                  • gözlem [TUR10-0309310] (Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi)
                • kuşaklama [TUR10-0496400] (Kuşaklamak işi veya biçimi)
                • top atımı [TUR10-0780950] (Top atma işi veya biçimi)
                • torpilcilik [TUR10-0783590] (Torpilci işi)
                • mafyalık [TUR10-0517170] (Mafyanın yaptığı iş)
                • arıtıcılık [TUR10-0044790] (Arıtma işi)
                • arkadaşlık etme [TUR10-0769040] (Arkadaşlık etme işi)
                • arttırma [TUR10-0048110] (Arttırmak işi)
                • askerîleştirme [TUR10-0050190] (Askerîleştirmek işi)
                • askerîleştirilme [TUR10-0941950] (Askerîleştirilmek işi)
                • askerîleşme [TUR10-0050170] (Bir yerin askerlikle ilişkili duruma gelmesi, askerlik niteliği kazanması işi)
                • astarlama [TUR10-0051430] (Astarlamak işi)
                • sabuklama [TUR10-1254380] (Sabuklamak işi)
                • saçmalaşma [TUR10-0653660] (Saçmalaşmak durumu veya işi)
                • saçmalama [TUR10-0341090] (Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söyleme veya bu tür davranışlarda bulunma işi)
                • sağım [TUR10-0655390] (Sağma işi)
                • sakarlık [TUR10-0657770] (Sık sık küçük kazalar yapma, çarpıp kırıp dökme işi)
                • saklanılma [TUR10-0658830] (Saklanılmak eylemi)
                • saldırıcılık [TUR10-0659770] (Saldırıcı işi)
                • salta [TUR10-0661440] (Gergin duran bir halatı biraz koyuverme işi)
                • sanıverme [TUR10-1128050] (Zannına düşmek işi)
                • sansürcülük [TUR10-0663770] (Sanat eserlerini denetlemekle görevlendirilmiş kimsenin yaptığı iş)
                • santrifüjleme [TUR10-1236380] (Merkezkaç kuvvetten yararlanarak bir karışımın taşıdığı çökebilir öğeleri ayırıp çöktürme işlemi)
                • saplanış [TUR10-0664690] (Saplanma işi veya durumu)
                • saptanım [TUR10-0664990] (Saptanma işi)
                • saraciye [TUR10-1128720] (Deri, muşamba ve benzerinden bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün yapma işi)
                • sarım [TUR10-0666430] (Sarma işi)
                • kabadayılanma [TUR10-0392540] (Kabadayılaşmak, kabadayılanmak işi)
                • kâğıtlama [TUR10-0398700] (Kâğıtlamak işi)
                • kâğıtlanma [TUR10-0398720] (Kâğıtlanmak işi)
                • kalafat [TUR10-0400940] (Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi)
                • kahretme [TUR10-0399330] (Kahretmek eylemi)
                • kalem işi [TUR10-0402730] (Elle yontularak veya çizilerek yapılan iş)
                • kalım [TUR10-0403340] (Kalma işi)
                • kalıplaşma [TUR10-0403850] (Kalıplaşmak eylemi; belli bir biçim alma; klişeleşme)
                • kangrenleştirme [TUR10-0409580] (Kangrenleştirmek durumu veya biçimi)
                • kapatma [TUR10-0412730] (Kapatmak işi)
                  • tıpalama [TUR10-0745290] (Şişe ve benzerinin ağzına, ağzı tıkamak için mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç koyma)
                • kapitalizasyon [TUR10-0413650] (Anaparaya dönüştürme işi)
                • kamulaştırabilme [TUR10-1068700] (Kamulaştırabilmek işi)
                • karbonatlama [TUR10-1252650] (Karbonatlamak işi)
                • karmanyolacılık [TUR10-0422170] (Karmanyola yoluyla soygun yapma işi)
                • karşı karşıya gelme [TUR10-1200860] (Karşı karşıya gelmek eylemi)
                • kartelleşme [TUR10-0423920] (Kartel kurma işi)
                • kartoncu [TUR10-0424120] (Karton işi)
                • kâseletme [TUR10-0424840] (Kâseletmek işi)
                • kasidecilik [TUR10-1073250] (Kaisdecinin yaptığı iş)
                • katım [TUR10-0428100] (Katma işi)
                • katmanlaşma [TUR10-1252750] (Katmanlaşmak işi)
                  • aykırı katmanlaşma [TUR10-0061980] (Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaşma)
                • tahmil [TUR10-0738060] (Yüklemek işi, tahmil) dispatch [ENG31-00062110-n] (the act of sending off something)
                  • dolgu [TUR10-0216970] (Toprak doldurma işlemi)
                  • emme [TUR10-0245960] (Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi)
                  • fıçılama [TUR10-0270180] (Fıçıya doldurma; fıçıya koyma)
                  • yükleme [TUR10-0864950] (Bir yere, bir nesneye elektrik yükü biriktirme; doldurma; şarj)
                  • blokaj [TUR10-0110650] (Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılan dolgu)
                  • haşiv [TUR10-0331250] (Doldurma)
                  • ıskarça [TUR10-0354390] (Bir şeyi tıka basa doldurma)
                • ulaştırma [TUR10-0798170] (Ulaştırmak işi)
                • ulusallaştırma [TUR10-0798500] (Millîleştirmek işi)
                • unutma [TUR10-0799420] (Unutmak eylemi)
                • utçuluk [TUR10-1168180] (Utçunun yaptığı iş)
                • utma [TUR10-0801150] (Utmak eylemi)
                • uymama [TUR10-1201000] (Uymamak eylemi)
                • uysallaşma [TUR10-1256040] (Uysallaşmak durumu)
                • uzatım [TUR10-0804630] (Uzatma işi)
                • uzaycılık [TUR10-0804880] (Uzaya araçlarla gitme işi)
                • üstlenim [TUR10-0810150] (Üstlenme işi)
                • üşüme [TUR10-0810760] (Üşümek işi)
                • haczetme [TUR10-0319700] (Haczetmek işi veya biçimi)
                • hafifleşme [TUR10-0320500] (Hafifleşmek eylemi)
                • haletme [TUR10-0322760] (Halletmek işi veya biçimi)
                • aktivasyon [TUR10-1250960] (Etkinleştirme)
                • zedeleme [TUR10-0871750] (Zedelemek eylemi)
                • zecir [TUR10-0871690] (Eziyet etme)
                • ağırlama [TUR10-0012600] (Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlama)
                  • yemek [TUR10-0847660] (Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama)
                    • şölen [TUR10-0733740] (Din töreni niteliğinde yemek toplantısı)
                    • ölü yemeği [TUR10-0602470] (Ölü adına verilen yemek)
                • zamandaş [TUR10-1248600] (Aynı zamanda yapılanlardan veya gerçekleşenlerden her biri)
                • yüzleşme [TUR10-0868040] (Yüzleşmek eylemi)
                  • muvacehe [TUR10-0558210] (Yüz yüze gelme; yüzleşme)
                • yüklenim [TUR10-1256610] (Yüklenmek işi, yüklenme)
                • yürütüm [TUR10-0867180] (Yürütme işi)
                • yuvarlanma [TUR10-0864470] (Yuvarlanmak işi)
                  • takla [TUR10-0740430] (Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma)
                • yuvarlanış [TUR10-0864460] (Yuvarlama işi veya biçimi)
                • aşk etme [TUR10-0053860] (Aşk etmek işi)
                • ata binme [TUR10-1197180] (Ata binmek eylemi)
                • atıf [TUR10-0055430] (Yöneltme; çevirme)
                • avara [TUR10-0057790] (Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması)
                • yöneltme [TUR10-0860930] (Bir ırakgörürü veya gözlem aracını bakılacak yıldıza doğru çevirme işi)
                • yüceltme [TUR10-0754240] (Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer verme)
                  • pohpoh [TUR10-0631840] (Pohpohlama işi)
                • yığılım [TUR10-1184320] (Yığılma işi)
                • yığılım [TUR10-1184350] (Organizmada zararlı maddelerin birikmesi)
                • yerleştirilme [TUR10-0850890] (Yerleştirme)
                  • konuş [TUR10-0473640] (Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi)
                • yenme [TUR10-0849610] (Yenmek işi)
                • yenilenme [TUR10-0849190] (Bir şeyin yerine yenisi konulma)
                • yenileme [TUR10-0754030] (Yenisiyle veya tazesiyle değiştirme)
                • yerelleşme [TUR10-0850250] (Belirli bir yöreye özgü özellik kazanma)
                • yıkama [TUR10-0853680] (Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme)
                  • lavaj [TUR10-0508260] (Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama)
                • yıkım [TUR10-0823710] (Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması)
                • yelpazeleme [TUR10-0847350] (Yelpazelemek işi veya durumu)
                • yazdırmak [TUR10-0844020] (Kaydetme işini yaptırmak)
                • yatma [TUR10-0841420] (Yatmak işi)
                  • yatı [TUR10-0840840] (Gidilen yerde geceyi geçirme)
                  • gece yatısı [TUR10-0286710] (Geceyi bir yerde konuk olarak geçirme)
                • yayımlanma [TUR10-0575230] (Gazete veya dergi, çıkma)
                • yastıklama [TUR10-0839390] (Kömürü ocakta yastık durumuna getirme, yığma)
                • yastıklama [TUR10-0839380] (Fide yetiştirmek için yastık yapma yöntemi)
                • yassılama [TUR10-0839130] (Yassılamak eylemi)
                • yassılanma [TUR10-0839150] (Yassılanmak, yassılaşmak işi)
                • yayındırma [TUR10-0843230] (Bir ışığı, pürüzlü bir yüzeyde yansıtma)
                • yasalaştırma [TUR10-0838680] (Yasalaştırmak eylemi)
                • yasama [TUR10-0838740] (Genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyma)
                • yaranma [TUR10-0835590] (Yaranmak işi)
                • yaylacılık [TUR10-0843400] (Koyun ve sığır sürülerinin yazın yaylaya çıkarılması işi)
                • yapılandırma [TUR10-0833430] (Yapılı duruma getirme)
                • yapılaşma [TUR10-0833520] (Yapı durumuna gelme)
                • yapılma [TUR10-0833600] (Yapılmak işi)
                • yaptırım [TUR10-0835070] (Yaptırma işi)
                • yapı [TUR10-0833230] (Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme)
                  • keşif [TUR10-0446040] (Ortaya çıkarma, meydana çıkarma, açma)
                  • üstyapı [TUR10-0810640] (Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü)
                  • pratik [TUR10-0635260] (Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi)
                  • ifa [TUR10-0361570] (Bir işi yapma, yerine getirme)
                • bakınma [TUR10-0072080] (Bakınmak eylemi)
                • yanıltmaca [TUR10-0831720] (Yanıltmaya dayanan davranış, yanıltıcı iş)
                • yanıltmacılık [TUR10-1177240] (Bilimsel bir gerekçe olmaksızın veri veya sonuçlar üzerinde değişiklik yapma veya nedeni olmaksızın veri atlama)
                • yapılış [TUR10-0833580] (Yapılma işi)
                • yaşanılma [TUR10-0839800] (Yaşanılmak, yaşanmak işi)
                • yanıltmaca [TUR10-0552650] (Birini bir şeyin sonucunu düşündürmeden veya bildirmeden uygunsuz bir davranışta bulunmaya yönlendirici söz söyleme)
                • yalpalama [TUR10-0829620] (Yalpalamak işi)
                • yama [TUR10-0829910] (Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma)
                • patch [ENG31-03903640-n] (a piece of cloth used as decoration or to mend or cover a hole)
                • yaldızcılık [TUR10-0828630] (Gösterişli, fakat değersiz iş yapma)
                • baskılama [TUR10-0955570] (İpotek altında tutmak işi)
                • yabanıllaşma [TUR10-0823050] (Yabanıllaşmak eylemi)
                • yansızlaştırma [TUR10-0832790] (Yansızlaştırmak işi veya durumu)
                • kaynatma [TUR10-0434840] (Kaynatmak eylemi)
                • kayar [TUR10-0432070] (Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi)
                • kaydırma [TUR10-0432570] (Savunmanın belirli bir anında, oyunun güç noktasını birdenbire değiştirme)
                • kavrayış [TUR10-0431070] (Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması)
                • kavanço [TUR10-0429960] (Yelkeni bir bordadan öbür bordaya geçirme)
                • kavanço [TUR10-0429970] (Değiştirme, aynı türden bir şeyin yerine bir başkasını koyma)
                • kavanço [TUR10-0429980] (Bir işi başka birine yükleme, başına sarma)
                • kavalyelik [TUR10-0429940] (Kadına dansta veya bir toplantıda eşlik etme)
                • katmalı [TUR10-0429090] (Cismin üç ana renkteki görüntüsünün tek bir film üzerinde yer aldığı, bir renkli film işlemi)
                • katma [TUR10-0429000] (Bir araya getirme, ekleme)
                • katıştırma [TUR10-0428400] (Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma)
                • kat [TUR10-0427170] (İlgiyi kesme)
                • kaşan [TUR10-0426170] (Hizmet veya binek hayvanları durup işeme)
                • kastar [TUR10-0425790] (Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi)
                • kasa [TUR10-0424440] (Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi)
                • kartotek [TUR10-0424220] (Kartlar üstüne işlenmiş bilgilerin düzenli bir dizgeye göre derlenmesi)
                • karşılaştırma derecesi [TUR10-0423210] (Daha, çok, fazla, ziyade vb. kelimelerle kavramların karşılaştırılıp üst derecede gösterilmesi)
                • karşılama [TUR10-0423020] (Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkma)
                • karın [TUR10-0420600] (Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme)
                • karıklama [TUR10-0420340] (Meralarda yüzey akışını önlemek ve toprak nemini uzun süre koruyarak vejetasyonu geliştirmek için, 1-1,5 metre aralıklarla 10-15 cm kesitinde tesviye eğrilerine paralel küçük hendeklerin açılması)
                • karga [TUR10-0419770] (Yelkenleri toplama)
                • kapmaca [TUR10-1252020] (Hızla kapma)
                • kapılma [TUR10-0413290] (Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme)
                • kapantı [TUR10-0412530] (Patlayıcı ünsüzün oluşmasından önceki boğumlanma noktasının kapanması)
                • kambur [TUR10-0406570] (Yapı veya eşyada dışarıya doğru eğrilme)
                • kamanço [TUR10-0406310] (Yükleme; aktarma; elden ele geçirme)
                • kalandır [TUR10-0401280] (Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe)
                • kaçış [TUR10-0395590] (Yarışan bir koşucunun veya bir kümenin diğer yarışçıları hızla geçmesi)
                • kaçamak [TUR10-0394960] (Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma)
                • kaçamak [TUR10-0394970] (Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma)
                • kabul [TUR10-0394550] (Sunulan bir şeyi, armağanı alma)
                • kabul [TUR10-0394540] (Konukları veya işi olanları yanına, katına alma)
                  • teşrifat [TUR10-0770590] (Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü)
                • kabuk değiştirme [TUR10-0394400] (Kendisini farklılaştırma)
                • kabarma [TUR10-0393510] (Kendini üstün görme; büyüklük taslama)
                • kaçgöç [TUR10-0395050] (Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları)
                • kaçık öz [TUR10-0395150] (Uygun olmayan ortamda büyüme sonucu ağaç özünün ortadan kaçık biçimde oluşması)
                • kamp [TUR10-0407270] (Bu yerde konaklama)
                • kamulaştırma [TUR10-0407600] (Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını alma; istimlak etme)
                • expropriation [ENG31-00086960-n] (taking out of an owner's hands (especially taking property by public authority))
                • yalakalık [TUR10-0827810] (Yaranmak amacıyla aşırı derecede övgüde bulunma işi)
                  • koltukçuluk [TUR10-0469690] (Yüze karşı övmeyi huy edinme)
                  • eyyam reisi [TUR10-1025650] (Her durum ve zamanda fırsat kollayarak büyüklere yaranan kimse)
                • vakit öldürme [TUR10-0089610] (Zaman harcamak, zaman geçirmek)
                  • şeytan taşlama [TUR10-0729840] (Gereksiz işlerle uğraşıp asıl yapacağı işe vakit bulamamak)
                • bekletme [TUR10-0089910] (Bekletmek eylemi)
                • yasalaşma [TUR10-0411240] (Yasama meclisleri tarafından onaylanarak yürürlüğe girme, yasa durumuna gelme)
                • kanuniyet [TUR10-0411220] (Yasa olma gücünü kazanma)
                • kapalılık [TUR10-0377700] (Etkisini artırmak için anlamın bilerek, isteyerek kapalı bırakılması)
                • kayıt kabul [TUR10-0433530] (Bir yere başvuranların kayıt işlemini yapma)
                • kaynak [TUR10-0434170] (Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi)
                • kesinleme [TUR10-1252880] (Kesinlemek işi)
                • kumlama [TUR10-0490520] (Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme)
                • ligden düşme [TUR10-0502260] (Takımlar sonraki sezonda bir alt kümeye inme işi)
                • kümeleme [TUR10-0502280] (Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı dekor içindeki çekimleri bir araya toplama, oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme)
                • künde [TUR10-0502450] (Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemesi)
                • macera [TUR10-0515590] (Hiç olmayacak gibi görünen iş)
                • makasçılık [TUR10-0520300] (Basında başka gazetelerdeki haberleri kesip olduğu gibi aktarma işi)
                • mancınık işi [TUR10-0523090] (Kozadan ipek sağlama işi)
                • manevra [TUR10-0523630] (Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi)
                • manipülasyon [TUR10-0524100] (İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme)
                  • demagoji [TUR10-0191050] (Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma)
                  • demagoguery [ENG31-07201957-n] (impassioned appeals to the prejudices and emotions of the populace)
                • manipülasyon [TUR10-0524110] (Seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirme)
                • manipülasyon [TUR10-0524120] (Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi)
                • masraf kapısı [TUR10-0528190] (Para harcamayı gerektiren bir iş)
                • matiz [TUR10-0529160] (İki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi)
                • matla [TUR10-0529210] (Gök cisimlerinin doğması)
                • meditasyon [TUR10-0180850] (Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, içine gömülme)
                • melezleştirme [TUR10-0533800] (Melezleştirmek işi veya biçimi)
                • merkezileşme [TUR10-0537070] (Merkez durumuna gelme işi)
                • merkezileştirme [TUR10-0537090] (Otoriteyi ve işi bir merkezde toplama işi)
                • meşveret [TUR10-0539300] (İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması)
                • methetme [TUR10-0539890] (Methetmek eylemi; övme)
                • mikroplanma [TUR10-0544970] (Mikroplanmak eylemi)
                • millîleştirilme [TUR10-0545860] (Millîleştirilmek işi)
                • millîleşme [TUR10-0545840] (Milletle ilgili, millete özgü, ulusal nitelik kazanma)
                • miraç [TUR10-0547330] (Göğe çıkma)
                • mitingcilik [TUR10-1100720] (Mitingcinin yaptığı iş)
                • moral eğitimi [TUR10-0550300] (Ruhsal gücü, maneviyatı güçlendirme işi)
                • çağlama [TUR10-0145000] (Çağlamak eylemi)
                • çalımlama [TUR10-0147460] (Çalımlamak eylemi)
                • muhassenat [TUR10-0553760] (Yararlı, güzel, hayırlı işler)
                • mumlama [TUR10-0555570] (Laboratuvarlardan çıkmış bir filmin çeşitli aletlerde kolayca dönmesini sağlamak için iki kenarına ince bir bal mumu katmanı sürme)
                • müjdelenme [TUR10-0561160] (Müjdelenmek, muştulanmak işi)
                • müzminleşme [TUR10-0567730] (Müzminleşmek eylemi; kronikleşme)
                • nadas [TUR10-0567970] (Tarlayı sürerek dinlenmeye bırakma)
                • nakışçılık [TUR10-0568760] (Nakış yapma işi)
                • nankörlük [TUR10-0500590] (İyilik gördüğü kimseye hainlik yapma, aldığı yardımı inkâr etme)
                • navigasyon [TUR10-1186040] (Yol ve belirlenen yeri bulma işi)
                • nefiy [TUR10-0573420] (Olumsuzluk ve olumsuz kılma)
                • nefiy [TUR10-0573410] (Sürme; sürgüne gönderme)
                • nesnelleşme [TUR10-0574980] (Nesnel duruma gelme)
                • sonuçlandırma [TUR10-0575440] (Sonuca ulaştırma, bitirme eylemi)
                  • sonuçlandırabilme [TUR10-1139150] (Sonuçlandırabilmek işi)
                  • intaç [TUR10-0376750] (Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme)
                • sonuçlanma [TUR10-0575470] (Sonuçlanmak işi)
                  • mecra [TUR10-0531670] (Bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu)
                  • exit [ENG31-03308910-n] (an opening that permits escape or release)
                • nikâhlama [TUR10-0576760] (Nikâhlamak işi)
                • nikâhlanış [TUR10-0576790] (Nikâhlanma işi veya biçimi)
                • nikâhlanma [TUR10-0576800] (Nikâhlanmak işi)
                • nikâhlayış [TUR10-0576830] (Nikâhlama işi veya biçimi)
                • nirengi [TUR10-0577300] (Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi)
                • nispet [TUR10-0577520] (Birini üzmek için veya inat olsun diye yapılan iş)
                • şişiriş [TUR10-0732640] (Şişirme işi veya biçimi)
                  • şişirebilme [TUR10-1147920] (Şişirebilmek)
                • tortulaşma [TUR10-0783790] (Tortu durumuna gelme)
                • şüpheleniş [TUR10-0734810] (Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık içinde bulunma işi veya biçimi)
                  • şüphelenebilme [TUR10-1148570] (Kuşkulanma imkânı veya olasılığı bulunma)
                • şifleme [TUR10-0731020] (Şiflemek işi veya biçimi)
                • şahitlik [TUR10-0726340] (Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren olma durumu veya işi)
                • testimony [ENG31-06745459-n] (an assertion offering firsthand authentication of a fact)
                • şahsiyat [TUR10-0721390] (Kişiye ait işler)
                • şavkıma [TUR10-0725590] (Şavkımak eylemi)
                • nokta atışı [TUR10-1107280] (Hedefi tam tutturma)
                • nöbetleşme [TUR10-0562440] (İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması)
                • numaracılık [TUR10-0580390] (Numaracı işi)
                • nurlandırma [TUR10-0580600] (Nurlandırmak işi veya biçimi)
                • nüfuz ticareti [TUR10-0581090] (Bir kimsenin bulunduğu makamın gücüne dayanarak bazı işlere karışıp kendine çıkar sağlaması)
                • obskürantizm [TUR10-1108000] (Egemen güçlerin kendi hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası)
                • oksimoron [TUR10-1108280] (İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması)
                • oltacılık [TUR10-0586300] (Olta ile balık avlama işi)
                • olumlama [TUR10-0586480] (Olumluluğu ortaya koyma)
                • şıpın işi [TUR10-0730320] (Kolayca ve çabuk yapılan)
                • omuzlama [TUR10-0587260] (Destek olma)
                • omuzlama [TUR10-0587250] (Omzuna alma; omzuna vurma)
                • onurlandırma [TUR10-0588780] (Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etme)
                  • teşrif [TUR10-0770580] (Gelmesiyle bir yeri onurlandırma)
                • optimizasyon [TUR10-0882890] (En uygun duruma getirme)
                • orak işi [TUR10-1109860] (Orakla ekin biçme)
                • hasat [TUR10-0589440] (Ürün kaldırma, ekin biçme işi) crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                  • bağ bozumu [TUR10-0068170] (Bağda ürünün toplanması)
                • orakçılık [TUR10-0589480] (Orakçı işi)
                • sarsım [TUR10-0667800] (Sarsma işi)
                  • sarsım [TUR10-0667810] (Gök cisimlerinin, genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi sebebiyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık)
                  • sarsıntı [TUR10-0667820] (Sarsılma işi, birden sallanma)
                • savunma [TUR10-0559580] (Saldırıya karşı koyma)
                  • meşru müdafaa [TUR10-0539180] (Uğranılan bir saldırı karşısında kişinin kendisini korumak için başvurduğu yol)
                  • milli savunma [TUR10-0545950] (Bir milletin kendine özgü savunma yöntemi)
                  • füzesavar [TUR10-0281020] (Saldırı nitelikli füzeleri etkisiz duruma getirmek amacıyla üretilen savunma sistemi)
                  • gard [TUR10-0283400] (Eskrim, boks vb. oyunlarda korunmak için alınan durum)
                  • sivil savunma [TUR10-0696990] (Barışta doğal afetlere karşı, savaşta sıcak çatışma içinde sivil halkı korumaya yönelik önlemler bütünü)
                • savurtuş [TUR10-0669970] (Savurtma işi veya durumu)
                • savunuculuk [TUR10-0669770] (Savunu yapma işi)
                  • amerikanizm [TUR10-1248130] (Amerikancılık)
                  • anayasacılık [TUR10-1248160] (Anayasacı olma durumu)
                • sayfalandırma [TUR10-0670430] (Sayfalandırmak işi veya biçimi)
                • sekiş [TUR10-0674040] (Sekmek işi veya biçimi)
                • seçiliş [TUR10-0672320] (Seçilme durumu veya biçimi)
                • sekme [TUR10-0674250] (Bir merminin bir yere veya bir cisme vurduktan sonra sıçraması)
                • selp [TUR10-0675400] (Kaldırma; kaçırma; yok etme)
                • serim [TUR10-0678890] (Serme işi)
                • orsa [TUR10-0591330] (Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi)
                • orsa alabanda [TUR10-0591340] (Gemiyi birdenbire rüzgârın üstüne çevirme)
                • orsa boca [TUR10-0591350] (Geminin bazen rüzgâr yönüne yaklaşarak, bazen ondan uzaklaşarak yol alması)
                • oryantasyon [TUR10-0593030] (Bir kimsenin davranış, tutum, yapacağı iş vb. alanlarda izleyeceği yolu gösterme işi)
                  • uyumlanma [TUR10-1169070] (Oryantasyon)
                  • uzaktan kumanda [TUR10-0804340] (Kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirme)
                  • yöneltim [TUR10-0860910] (Yöneltme işi)
                  • yöneltme [TUR10-0860940] (Öğrencilerin okul yaşamına, izleyecekleri derslere uyumlarını sağlamayı amaçlama, seçecekleri meslekleri yönlendirme işi)
                • otostopçuluk [TUR10-0594500] (Otostop yapma işi)
                • oyalama [TUR10-0595680] (Oyalamak eylemi)
                • oyalanma [TUR10-0237120] (Zaman harcamak, vakit geçirmek işi)
                  • oyalantı [TUR10-0595810] (Oyalanmak için yapılan şey)
                • oyculuk [TUR10-0595850] (Oy alabilmek için türlü yollara başvurma işi)
                • oynatım [TUR10-0596730] (Oynatma işi)
                • oyuncak [TUR10-0597280] (Önemsiz ve kolay iş)
                • oyunculuk [TUR10-0597390] (Oyun oynama işi)
                  • pokercilik [TUR10-0631920] (Poker oynama veya oynatma işi)
                • selamlaşma [TUR10-0252670] (Birbirine selam verme)
                  • selam sabah [TUR10-0674970] (Selamlaşıp hatır sorma)
                • sezdirme [TUR10-1133620] (Sezmesine yol açma, belli etme, hissettirme)
                • sıkılama [TUR10-0685670] (Sıkılamak eylemi)
                • sıkılış [TUR10-0685820] (Sıkılma durumu veya biçimi)
                • sınırlanış [TUR10-0687500] (Sınırlama işi)
                • sınırlayış [TUR10-0687540] (Sınırlamak işi veya biçimi)
                • sıkım [TUR10-0685910] (Sıkma işi)
                • sevk [TUR10-0682450] (Sürükleme; itme)
                • dopingleme [TUR10-0219040] (Doping yapma)
                • duyurum [TUR10-0227810] (Duyurma işi)
                • edi [TUR10-0234390] (Yapılan iş)
                • sıma [TUR10-0686780] (Sımak durumu veya biçimi)
                • sıyırıverme [TUR10-1136020] (Sıyıvermek)
                • sıvanma [TUR10-0689730] (Sıvanmak eylemi)
                • sıvama [TUR10-0689630] (Sıva ile kaplama; sıva vurma)
                • eğleniş [TUR10-0237080] (Eğlenme işi)
                • gazlama [TUR10-0285600] (Gazlamak eylemi)
                • ödenme [TUR10-0598380] (Ödenmek işi)
                • öçlenme [TUR10-0598060] (Öçlenmek işi veya durumu)
                • ödüllendiriliş [TUR10-1112300] (Ödüllendirilme işi)
                • ödünleme [TUR10-0598780] (Engellenen ve doyurulmayan dilek, istek ve davranışların yarattığı tedirginliği, onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme)
                • öksürük tıksırık [TUR10-0600380] (Sık sık öksürme)
                • öküzlük [TUR10-0600560] (Budalaca, sersemce iş)
                • ölüm kalım [TUR10-0602060] (Her türlü tehlikeyi göze alma)
                • ölümsüzleştirilme [TUR10-0602260] (Ölümsüzleştirilmek)
                • ömür törpüsü [TUR10-0602630] (Uzun ve üzücü iş)
                • öncecilik [TUR10-0602870] (Önde gelme işi)
                • soluyuş [TUR10-0701550] (Soluma işi ve biçimi)
                • söküm [TUR10-0705600] (Sökme işi)
                • sundurma [TUR10-0712370] (Sunma işini yaptırmak)
                  • hayat [TUR10-0334670] (Sundurma)
                • susma [TUR10-0713610] (Sükût)
                  • durak [TUR10-0225210] (Bir ölçü uzunluğunda susma)
                • susturma [TUR10-0713770] (Cevap veremez duruma getirme)
                • örgüleme [TUR10-0604730] (Örgülemek eylemi)
                • örtülme [TUR10-0605620] (Bir gök cisminin yeryüzündeki gözlemciye göre, başka bir gök cisminin arkasından geçmesi)
                • örtünüş [TUR10-1114680] (Örtünme işi)
                • örüm [TUR10-0605960] (Sürünün gece veya sabaha karşı otlaması)
                • özdeştirme [TUR10-0607760] (Özdeştirmek işi veya durumu)
                • öz indükleme [TUR10-0609120] (Bir elektrik devresinde içinden geçtiği akımın değişmeleriyle oluşan indükleme)
                • öz itme [TUR10-0609130] (İçine yerleştirilen öz itmeli düzenek yardımıyla otomatik olarak çalışma)
                • özümleme [TUR10-0609700] (Edinilmiş olan bilgileri kendi öz malı durumuna getirme)
                • özümlenme [TUR10-0609750] (Edinilen olan bilgilerin bireyin öz malı durumuna gelmesi)
                • gezdirme [TUR10-0295810] (Gezdirmek işi)
                • gıcıklama [TUR10-0296500] (Gıcıklamak eylemi)
                • palazlama [TUR10-0611470] (Palazlamak veya palazlanmak işi)
                • giyim [TUR10-0299330] (Giyme işi)
                • göçürme [TUR10-0301650] (Göçürmek eylemi)
                • sönüverme [TUR10-1140370] (Sönüvermek işi veya durumu)
                • sömürülme [TUR10-0705950] (Sömürülmek işi veya durumu)
                • soğuruş [TUR10-0699930] (Soğurmak işi veya biçimi)
                • soğrumsama [TUR10-0867690] (Bir gazın veya sıvının, bir katının içine yüzeysel olarak girmesi)
                • süs [TUR10-0718830] (Süsleme veya süslenme işi)
                • şartlanma [TUR10-0724680] (Önceden belirlenmiş şartlara göre uygun duruma gelinme işi)
                  • koşullanış [TUR10-1085430] (Önceden belirlenmiş şartlara göre uyarlanma işi veya biçimi)
                • üzme [TUR10-0754260] (Tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açma)
                  • incitilme [TUR10-0373720] (İncitilmek işine konu olma veya incitmek işi yapılma)
                  • incitilmek [TUR10-0373730] (İncitme işi yapılmak)
                • yakım [TUR10-0826380] (Yakma işi)
                • yağmurlama [TUR10-0825300] (Yağmur gibi su püskürtme)
                • yaklaştırım [TUR10-1256290] (Yaklaştırmak eylemi, yaklaştırma)
                • yağış [TUR10-0824380] (Yağma işi)
                • precipitation [ENG31-11515038-n] (the falling to earth of any form of water (rain or snow or hail or sleet or mist))
                • volta [TUR10-0821270] (Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma)
                • konulma [TUR10-0815910] (Koyma veya konma işi yapılma)
                • volta [TUR10-0821280] (Zincirin demire veya iki zincirin birbirine dolanması)
                • tur [TUR10-0788220] (Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş)
                • rüzgârlama [TUR10-0651340] (Rüzgârlamak işi)
                • rüzgârlanma [TUR10-0651370] (Rüzgârlanmak işi)
                • görücülük [TUR10-0305970] (Görücünün yaptığı iş)
                • park [TUR10-0615440] (Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi)
                • parlatma [TUR10-0615910] (Parlatmak eylemi)
                  • perdah [TUR10-0623260] (Parlatma, parlaklık verme)
                  • polisaj [TUR10-0632450] (Parlaklık verme)
                • parselasyon [TUR10-1254130] (Parsellere ayırma)
                • pas [TUR10-0616930] (Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi)
                  • tek pas [TUR10-0759480] (Oyuncunun kendisine gelen topu bekletmeden en uygun durumda olan arkadaşına vererek karşı takımın oyun kurmasını engellediği pas)
                  • duvar pası [TUR10-0226730] (İki oyuncunun rakip oyuncuya topu kaptırmadan birbirlerine atmaları ve alan kazanmaları)
                  • aktarma [TUR10-0022130] (Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi)
                  • ara pası [TUR10-0938660] (Takım arkadaşına rakip oyuncular arasından geçirilerek atılan pas)
                  • asist [TUR10-0049880] (Sayı veya gol pası)
                  • verkaç [TUR10-0818240] (Futbol ve basketbolda topu takım arkadaşına aktaran bir oyuncunun karşı takım kalesine veya uygun bir yöne koşarak aynı kişiden topu geri alması)
                  • sektirme pas [TUR10-0674660] (Basketbolda topu sektirerek verilen pas)
                  • ölü top [TUR10-1113510] (Değerlendirilemeyen veya boşa giden pas)
                • perdeleme [TUR10-0623580] (Bir oyuncunun rakip oyunculardan birinin topu almasına engel olmak amacıyla önünde bulunmak işi)
                • gusletme [TUR10-0311700] (Gusletmek işi veya biçimi)
                • gülünçleşme [TUR10-0313860] (Gülmeyi sağlayan, gülmeye yol açan bir hale gelme eylemi)
                • güneşleme [TUR10-0315810] (Güneşlemek veya güneşlenmek işi)
                • güneşlenme [TUR10-0315830] (Vücudun her yanını veya bir bölümünü güneş ışınlarına tutma işi veya durumu)
                • refakat [TUR10-0644200] (Birlikte bulunma; arkadaşlık etme)
                • refakat [TUR10-0644210] (Eşlik etmek işi)
                • redüksiyon [TUR10-1252170] (İndirgeme)
                • püsür [TUR10-0639750] (Karışık, kusurlu iş)
                • baştan savmacılık [TUR10-0083990] (Bir işi yapmamak için bahane bulma işi)
                • belirlenim [TUR10-0091410] (Belirli duruma gelme işi)
                • benzetiş [TUR10-0093800] (Bir şeyi başka bir şeye benzetme işi veya biçimi)
                • bırakılma [TUR10-0540430] (Terk edilme veya son verilme işi ya da durumu)
                • benzeyişsizlik [TUR10-0093880] (Benzeşmeme)
                • besleyiş [TUR10-0963710] (Besleme)
                • bırakım [TUR10-0100050] (Bırakma işi)
                • bildirim [TUR10-0102090] (Bildirme işi)
                  • ihbar [TUR10-0363070] (Bildirme; bildirim; haber verme)
                • bilinçlendiriş [TUR10-0967290] (Bilinçlendirme işi)
                • bini [TUR10-0105170] (Binme işi)
                • bloklaşma [TUR10-1249680] (Bloklaşmak işi)
                • bollatma [TUR10-0112770] (Bol duruma getirme)
                • boynuzlama [TUR10-1249770] (Boynuzlamak işi)
                • boynuzlanma [TUR10-0116800] (Boynuzlanmak işi veya biçimi)
                • bozlama [TUR10-0117800] (Bozlamak eylemi)
                • bölme [TUR10-0119090] (Bir bütünü iki veya daha fazla parçaya ayırma)
                  • taksitlendirme [TUR10-0741190] (Taksitlere bağlama)
                  • takti [TUR10-0741300] (Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma)
                  • ampütasyon [TUR10-0033850] (Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma)
                  • tıraş [TUR10-0774720] (Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme)
                  • biçki [TUR10-0101390] (Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi)
                  • bölme [TUR10-0119140] (Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi)
                  • bölünme [TUR10-0119560] (Parçalara ayrılma, taksim edilme)
                  • bulgurlama [TUR10-1249800] (Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayırma işi)
                  • iş bölümü [TUR10-0384540] (İki veya daha çok kişi arasında bölme)
                  • iş bölümü [TUR10-0384550] (Bir toplumsal üretim düzeni içindeki değişik görev ve hizmetlerin, toplumun üyeleri, kümeleri arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde bölünmesi)
                  • ifraz [TUR10-0361890] (Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması)
                • bozma [TUR10-0117830] (Zarar verme, feshetme, kesme, ayırma, koparma)
                  • bozuş [TUR10-0976180] (Bozma)
                  • gemi bozma [TUR10-1030570] (Gideri gelirinden çok olup çalıştırılması ekonomik olmayan gemi hurdaya ayrılıp sökülme)
                  • hacamat [TUR10-0319280] (Hafif yaralama)
                • bölüşüm [TUR10-1249710] (Bölüşme, paylaşma işi)
                  • yarıcılık [TUR10-0836940] (Ürünü mal sahibi ile yarı yarıya bölme durumu)
                • bulgurlanma [TUR10-0123410] (Bulgurlanma işi)
                • burunlama [TUR10-0125830] (Burunlamak eylemi)
                • buyma [TUR10-0126380] (Buymak eylemi)
                • büküm [TUR10-0127640] (Bükme işi)
                  • kırma [TUR10-0452260] (Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi)
                  • bükme [TUR10-0127420] (Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma)
                • cilveleşme [TUR10-0270370] (Hoşa gitmek için naz, kızırtma gibi davranışları karşılıklı sergileme işi)
                • burma [TUR10-0125350] (Hadım etme; iğdiş etme)
                • çalıştırma [TUR10-0148030] (Çalıştırmak işi veya biçimi)
                  • rodaj [TUR10-0648270] (Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması)
                • çarpışılma [TUR10-0152020] (Çarpışılmak işi veya biçimi)
                • çarpıtılma [TUR10-0152110] (Çarpıtılmak işi veya biçimi)
                • çatlayış [TUR10-0154270] (Çatlatma işi veya biçimi)
                • çavma [TUR10-0154710] (Çavmak eylemi)
                • çeşnilenme [TUR10-0989230] (Tadını bulmak işi)
                • çevirim [TUR10-0161130] (Çevirme işi)
                • çınlatma [TUR10-0164670] (Çınlatmak işi veya biçimi)
                • çiçeksime [TUR10-0166700] (Çiçeksimek işi veya sonucu)
                • çifteleşme [TUR10-0167200] (Çifteleşmek işi veya biçimi)
                • çimdik [TUR10-0168580] (Çimdikleme işi)
                • çiti [TUR10-0170090] (Çitme işi)
                • çivilenme [TUR10-0170480] (Çivilenmek eylemi)
                • çözümlenme [TUR10-0175720] (Çözümlenmek işi)
                • çözüşme [TUR10-1250160] (Çözüşmek işi)
                • dangırdama [TUR10-0183050] (Dangırdamak işi veya biçimi)
                • dejenereleşme [TUR10-0189280] (Dejenereleşmek eylemi)
                • deşarj [TUR10-0198810] (Boşalma)
                • donatma [TUR10-0218400] (Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak eylemi)
                  • donatım [TUR10-0218350] (Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma)
                  • güneşlik [TUR10-0315920] (Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü)
                • geçirim [TUR10-0287740] (Geçirme işi)
                • gemleme [TUR10-0290880] (Gemlemek eylemi)
                • getirim [TUR10-0294800] (Getirme işi)
                • getirme [TUR10-0294840] (Getirmek işi)
                • gördürtmek [TUR10-0304840] (Gördürme işini yaptırmak)
                • görüşülme [TUR10-0306710] (Görüşülmek işi veya biçimi)
                • hamle [TUR10-0325150] (Satrançta ve damada taş sürme işi)
                • fitçilik [TUR10-0275690] (Kışkırtıcılık, ara bozuculuk)
                  • tezvir [TUR10-0772720] (Ara bozma ve özellikle kötülük amacıyla yapılan kovculuk)
                  • tezvirat [TUR10-0772730] (Yalan dolan şeyler; kovculuklar)
                • getirtme [TUR10-0294940] (Getirmesini sağlama)
                • pompaj [TUR10-1254250] (Pompalama)
                • itişme [TUR10-0388150] (İtişmek eylemi)
                • birikimcilik [TUR10-0107100] (Para vb. değerli şeyleri biriktiren kimsenin yaptığı iş)
                • bombardıman [TUR10-0113050] (Etkili bir biçimde ve sık olarak gündeme getirme, duyurma)
                • boşattırma [TUR10-0115270] (Boşatma işini yaptırtma)
                • buluş [TUR10-0123870] (Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma)
                • cesaretlendirilme [TUR10-0137020] (Yüreklendirilme)
                • coşturulma [TUR10-0142630] (Coşturulmak işine konu olmak)
                • dayatma [TUR10-0186010] (Empoze etme)
                • derleme [TUR10-1003120] (Seçme yaparak toplama, bir araya getirme)
                  • kompilasyon [TUR10-0470640] (Derleyip toparlama)
                  • veri toplama [TUR10-0818230] (Verileri bir araya getirme)
                • dikte [TUR10-0204680] (Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma)
                  • yazdırım [TUR10-1180950] (Dikte)
                • dünürcülük [TUR10-0229280] (Dünürcü işi)
                • itiliş [TUR10-0387900] (İtilme işi veya biçimi)
                • iştikak [TUR10-0386700] (Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma)
                • işletiş [TUR10-0385950] (İşletme işi veya biçimi)
                • işitiş [TUR10-0385070] (İşitme işi veya biçimi)
                • işgalcilik [TUR10-0384780] (İşgal etme işi)
                • ispiyonculuk [TUR10-1251170] (Gammazlık)
                • yola çıkma [TUR10-0328150] (Bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlama)
                  • seyir [TUR10-0682720] (Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma)
                • hasenat [TUR10-0329910] (Yararlı, iyi, güzel işler)
                • hastalandırma [TUR10-0330650] (Hastalandırmak işi veya biçimi)
                • istifsarıhatır [TUR10-0382620] (Hâl hatır sorma)
                • istiap [TUR10-0382210] (İçine alma, içine sığdırma)
                • istiane [TUR10-0382200] (Yardım isteme)
                • istenilme [TUR10-0382050] (İstenilmek, istenmek işi)
                • iskonto [TUR10-0380330] (Söz için bir bölümünü söylenmemiş sayma)
                • akıtış [TUR10-0379470] (Akmasını sağlama veya akmasına yol açma işi)
                • intişar [TUR10-0377310] (Yayılma)
                  • salgın [TUR10-0660110] (Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması)
                • icraat [TUR10-0357840] (Yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar)
                • heceletme [TUR10-0337610] (Heceletmek işi veya biçimi)
                • heykelleştirme [TUR10-0340970] (Heykelleştirmek işi veya biçimi)
                • hırpalama [TUR10-0342080] (Hırpalamak eylemi)
                • hırpalayış [TUR10-0342170] (Hırpalama işi veya biçimi)
                • hışlama [TUR10-0342820] (Hışlamak biçimi veya işi)
                • ikram [TUR10-0048210] (Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme)
                  • sunum [TUR10-0712780] (Sunma işi)
                  • ikram [TUR10-0712700] (Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye verilen, sunulan şey)
                • uyandırma [TUR10-0364660] (Uyandırmak işi)
                • iham [TUR10-0362960] (Kuruntuya düşürme)
                • ayağa kaldırma [TUR10-0364560] (Ayakta durdurma)
                • idealleştirme [TUR10-0361210] (Amaç, ulaşılmak istenen şey durumuna getirme)
                • icabet [TUR10-0357550] (Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme)
                • ibzal [TUR10-0357540] (Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme)
                • iade [TUR10-0356810] (Karşılıklı olarak yapma, mukabele etme)
                • ışılatma [TUR10-0355900] (Işılatmak işi veya biçimi)
                • ışılama [TUR10-0355880] (Işılamak durumu veya biçimi)
                • düşürülme [TUR10-0354460] (Düşürülmek işi veya durumu)
                • ıska [TUR10-0354330] (Boşa çıkarma, rast getirememe)
                • ırgalama [TUR10-0353420] (Irgalamak eylemi)
                • ıkıntı [TUR10-0352690] (Ikınma işi)
                • hülyalaştırma [TUR10-0351520] (Hülyalaştırmak biçimi)
                • hükmetme [TUR10-0351040] (Egemenliği altında bulundurma)
                • hissedilme [TUR10-0346130] (Hissedilmek eylemi)
                  • hissolunma [TUR10-1050390] (Hissolunmak)
                • çatışmacılık [TUR10-0987290] (Çatışmacının yaptığı iş)
                • çileme [TUR10-0991560] (Çilemek işi)
                • kalma [TUR10-1257390] (Kalmak işi)
                • propaganda [TUR10-1180870] (Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma) propaganda [ENG31-06687287-n] (information that is spread for the purpose of promoting some cause)
                  • antipropaganda [TUR10-0039640] (Karşı propaganda)
                • sunuş [TUR10-0712810] (Sunma işi veya biçimi) presentation [ENG31-00522618-n] (a show or display)
                  • sergi [TUR10-0240200] (Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer) exposure [ENG31-00523593-n] (presentation to view in an open or public manner)
                    • karma sergi [TUR10-0422200] (Birçok ressamın eserlerini sergilediği yer)
                  • rodeo [TUR10-0648280] (Bir binicinin yabani at veya öküz üzerinde durabilmesine dayanan Amerikan oyunu)
                  • rodeo [ENG31-00523995-n] (an exhibition of cowboy skills)
                  • ön deyi [TUR10-0603290] (Sunuş)
                  • giyim gösterisi [TUR10-1032470] (Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri)
                • yatırım [TUR10-0841040] (Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılan davranış) investment [ENG31-13354252-n] (money that is invested with an expectation of profit)
                  • yatırım [TUR10-0540550] (Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma) investing [ENG31-01101341-n] (the act of investing)
                    • ölü yatırım [TUR10-0602450] (Ticarette ve sanayide kâr getirmeyen, geleceği veya pazar imkânı bulunmayan yatırım)
                • işler [TUR10-0799010] (Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlikler, çalışmalar) matter [ENG31-05679169-n] (a vaguely specified concern)
                  • nafia [TUR10-0568110] (Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tamamı; bayındırlık işleri)
                • aktivite [TUR10-0022490] (Etkinlik)
                  • eğlence [TUR10-0873380] (Neşeli, hoşça vakit geçirme) enjoyment [ENG31-01073996-n] (act of receiving pleasure from something)
                    • suare [TUR10-0710140] (Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı)
                    • gece hayatı [TUR10-0286340] (Gece eğlencelerine düşkünlük)
                    • nightlife [ENG31-00516963-n] (the entertainment available to people seeking nighttime diversion)
                    • ahenk [TUR10-0015080] (Çalgılı eğlence)
                    • meze [TUR10-0542340] (Eğlence, alay)
                    • gönül eğlencesi [TUR10-0304480] (İnsanı oyalayıp hoşça vakit geçirten şey)
                    • içki alemi [TUR10-0359560] (İçkili yemek eğlentisi)
                    • durma [TUR10-0225660] (Eğleşme, eğlenme, tevakkuf)
                    • ridicule [ENG31-06728725-n] (language or behavior intended to mock or humiliate)
                  • işlem [TUR10-0551820] (Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi)
                    • arama [TUR10-0042530] (Aramak işi, taharri) search [ENG31-13574763-n] (an operation that determines whether one or more of a set of items has a specified property)
                      • arazi taraması [TUR10-0939330] (Güvenlik güçlerinin belli bir bölgede tehlike oluşturabilecek patlayıcı vb. maddeleri özel araçlarla araması)
                      • arama tarama [TUR10-0042680] (Denizdeki mayınları toplama veya yok etme işlemi)
                      • zapping [TUR10-1191860] (Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama)
                      • hidroskopi [TUR10-0344260] (Yer altındaki suları arayıp bulma işi)
                    • depolama [TUR10-0195180] (Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması)
                    • storage [ENG31-13583336-n] ((computer science) the process of storing information in a computer memory or on a magnetic tape or disk)
                    • kesyapıştır [TUR10-0445890] (Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden yok edip başka bir yere taşıma işlemi)
                    • kırtasiye [TUR10-0453120] (Kâğıtla yapılan işlemler)
                    • kopyalayapıştır [TUR10-0475210] (Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi)
                    • çıkış işlemi [TUR10-0990060] (Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem)
                    • tescil [TUR10-0769100] (Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme)
                    • temhir [TUR10-1253630] (Mühürleme)
                    • tiramola [TUR10-0777460] (Geminin rüzgâr üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi)
                    • tiramola [TUR10-0777470] (Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatma işi)
                    • lehimcilik [TUR10-0509230] (Lehim yapma işi)
                    • lehim [TUR10-0509210] (Bu alaşımla yapılan işlem)
                    • topraklama [TUR10-0782570] (Elektrik devresinde veya elektrikle çalışan bir araçta bir ucu toprakla birleştirme işi)
                    • tornistan [TUR10-0783480] (Geminin pervanesini ters yönde çevirme)
                    • aşı [TUR10-0052660] (Bu eriyiğin uygulanması)
                    • baskı [TUR10-0079570] (Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri) printing [ENG31-01105064-n] (the business of producing printed material for sale or distribution)
                      • lüks baskı [TUR10-0514650] (Kitapların iyi cins kâğıt ve özel ciltli kapaklara basılan biçimi)
                      • ipek baskı [TUR10-1059410] (Fotoğrafın ipek kumaş üzerine yansıtılması ve mürekkeple kâğıda bastırılması yöntemi)
                    • kal [TUR10-0400820] (Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi)
                    • kambiyoculuk [TUR10-0406500] (Kambiyo işlemleri)
                    • beton soğutma [TUR10-0097180] (İnşaat sırasında atılan betonun yanmaması amacıyla özellikle sıcak havalarda yapılan sulama)
                    • bilgi işlem [TUR10-0103100] (Özellikle bilgisayar vb. makinelerle yapılan işlemlerin düzenli biçimde yürütülmesi)
                    • çamurlama [TUR10-0149220] (Yanmaya elverişli cevherin bir bölümünün eski üretim alanında bırakılması sonucunda çıkması muhtemel yangının önlenmesi işi)
                    • çamurlatma [TUR10-0149310] (Çamurlatmak işi veya biçimi)
                    • mukteza [TUR10-0555280] (Bir iş yapılırken gerekli işlemlerin bütünü)
                    • mulaj [TUR10-0555310] (Bir şeyin bal mumu, alçı vb. bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin bütünü)
                    • dispeç [TUR10-0209730] (Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılan işlem)
                    • doğrulama [TUR10-0213790] (Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için, deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü)
                    • düzeçleme [TUR10-0231820] (Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini, belli bir yatay düzleme göre deniz yüzeyi belirlemek için yapılan işlemlerin bütünü)
                    • etenelenme [TUR10-0257330] (Embriyo veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma)
                    • özlük işleri [TUR10-0609470] (Bir kuruluşta görevlilerin atanmaları, yükselmeleri ve emeklilikleri vb. kişisel işlemlerin bütünü)
                    • girişimsel [TUR10-0298560] (Kapalı olan damarları özellikle kalp damarlarını açmak, sten takmak vb. tedavilerde iğne ile yapılan işlem biçimi)
                    • giriş işlemi [TUR10-0983070] (Otel veya uçak defterine kaydolma)
                    • transfer [TUR10-0786030] (Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş)
                    • gözlem [TUR10-0309300] (Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi)
                    • gözleme [TUR10-0309410] (Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla, 40-50 cm aralıklarla 15-20 cm çapında ve 7-8 cm derinliğinde çukurlar açılması)
                    • hamla [TUR10-0325020] (Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması)
                    • bireyselleştirme [TUR10-0106790] (İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması)
                    • işleme [TUR10-0385700] (Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için, gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi)
                    • iş [TUR10-0551850] (İşlem)
                      • kefenleme [TUR10-0438070] (Kefenlemek işi veya durumu)
                      • kesim [TUR10-0265590] (Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi)
                        • kupür [TUR10-0491470] (Giyside kesim)
                        • kup [TUR10-0491290] (Giysi kesimi, kesimle verilen biçim)
                      • kesilme [TUR10-0444090] (Kesilmek işi)
                      • kırkyama [TUR10-1080070] (Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü ve benzerini yapma işi)
                      • kırkı [TUR10-0451630] (Kırkma işi)
                      • kırkım [TUR10-0451680] (Davarların kırkılması işi)
                      • kıyım [TUR10-0457680] (Kıyma işi)
                      • kısış [TUR10-0454070] (Kısma işi)
                      • taşlama [TUR10-0750530] (Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama)
                      • tebyiz [TUR10-0755070] (Bir yazı ile ilgili taslağı temize çekme)
                      • tipleme [TUR10-0777300] (Tiplemek işi veya durumu)
                      • ambarda kurutma [TUR10-0032370] (Kapalı bir yerde, güçlü bir vantilatör kullanılarak sağlanan hava akımı ile yeşil ve sulu yemlerin kurutulması)
                      • asım [TUR10-0049560] (Bir şeyi aşağıya sarkacak biçimde bir yere iliştirip sarkıtma işi)
                      • bağlanış [TUR10-0069970] (Bağlanma işi veya biçimi)
                      • bağlayış [TUR10-0952350] (Bağlama işi veya durumu)
                      • nasihatçilik [TUR10-0571250] (Nasihatçi işi)
                      • götürü iş [TUR10-0307600] (Toptan yapılan iş)
                      • harman [TUR10-0329190] (Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi)
                    • iplikçilik [TUR10-0377880] (Dokuma liflerini iplik durumuna getirmek için yapılan işlemlerin bütünü)
                    • iklimleme [TUR10-0366240] (Yapıların sıcaklık, nem ve temizliğini sağlamaya, gerekli hava akımını gerçekleştirmeye ilişkin işlem)
                    • muadele [TUR10-0551550] (Anlaşılmaz iş)
                  • politika [TUR10-0697580] (Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı) politics [ENG31-00613259-n] (the profession devoted to governing and to political affairs)
                    • dış politika [TUR10-0202240] (Bir devletin sınırları ötesindeki devletlere uyguladığı siyaset)
                    • foreign policy [ENG31-06673687-n] (a policy governing international relations)
                    • Panslavizm [TUR10-0612700] (Slav asıllı bütün halkları aynı yönetim altında toplama amacı güden politik akım ve hareket)
                    • açık kapı politikası [TUR10-0004650] (Yabancı malları bir ülkeye serbestçe sokma politikası)
                    • bağlantısızlık politikası [TUR10-0070140] (Askerî, siyasi yönden hiçbir bloğa girmeme siyaseti)
                    • bağlantısızlık siyaseti [TUR10-0070150] (Bağlantısız ülkelerin izlediği siyaset)
                    • biyopolitika [TUR10-1249010] (Bedenlerin ve nüfusun siyasal hedeflerin nesneleri haline gelmelerini ifade eden bir terim)
                    • dış işleri [TUR10-0201980] (Bir devletin başka devletlerle ilgili işleri)
                    • siyasiyat [TUR10-0697740] (Politika işleri)
                    • iç politika [TUR10-0359990] (Bir devletin kendi sınırları içinde kamu işlerinin örgütlenmesine ve yönetime ilişkin uyguladığı siyaset)
                    • iç işleri [TUR10-0359290] (Bir ülkenin kendine özgü işleri)
                    • affairs [ENG31-01109264-n] (transactions of professional or public interest)
                • ayrılma [TUR10-0063540] (Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşma) separation [ENG31-01203511-n] (the social act of separating or parting company)
                  • ayrılık [TUR10-0063500] (Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması)
                  • divorce [ENG31-01203761-n] (the legal dissolution of a marriage)
                  • boşanma [TUR10-0115140] (Eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması) divorce [ENG31-01203761-n] (the legal dissolution of a marriage)
                    • talak [TUR10-0741540] (Evliliğin sona ermesi, erkeğin karısını boşaması)
                    • talakıselase [TUR10-0741560] (Mecelle'ye göre, kocanın ayrı ayrı üç kez veya bir arada üç kez karısını boşadığını bildirmesiyle gerçekleşen boşanma)
                    • üçten dokuza [TUR10-0806720] (İslam hukukuna göre kocanın üçerli aralıklarla üç kez "boş ol" sözünü tekrarlayıp boşanma konusundaki kararlılığını göstererek karısını boşaması)
                  • inziva [TUR10-0377460] (Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama)
                  • seclusion [ENG31-01204263-n] (the act of secluding yourself from others)
                  • tekaüt [TUR10-0757490] (Emekliye ayrılma)
                  • terhis [TUR10-0767430] (Askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma)
                  • kutuplanma [TUR10-0632000] (İki kutupta toplanma)
                  • beyin göçü [TUR10-0098110] (İleri düzeydeki meslek ve bilim adamları ile uzmanların bir başka gelişmiş ülkede yerleşip çalışmak amacı ile kendi ülkelerinden ayrılması)
                  • bölünme [TUR10-0119580] (Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma)
                  • çekilme [TUR10-0156270] (Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması)
                  • çıkış [TUR10-0163540] (Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci)
                  • ayrıklık [TUR10-0197200] (Genel kuraldan ayrılma)
                  • bozgun [TUR10-0117630] (Dağılarak birbirinden ayrılma)
                    • akustik [TUR10-0832070] (Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi)
                      • mekan akustiği [TUR10-0532900] (İçinde bulunulan yerin ses düzeninin uyumu)
                    • bozgunluk [TUR10-0117690] (Bozgun)
                  • inziva [TUR10-0377470] (Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Tanrı'yla birleşebilmek için insanın kendi içine kapanması)
                  • infirak [TUR10-0374640] (Ayrılma)
                  • terketme [TUR10-1196780] (Terk etmek eylemi) relinquishment [ENG31-00213657-n] (the act of giving up and abandoning a struggle or task etc.)
                    • aklama belgesi [TUR10-0019380] (Alacak verecek kalmadığını gösteren belge)
                    • release [ENG31-00214561-n] (a formal written statement of relinquishment)
                • yan [TUR10-0830520] (Birlikte, beraberinde olma) hand [ENG31-05861538-n] (one of two sides of an issue)
                  • yanı başı [TUR10-0831420] (Yakını, hemen yanı)
                • nakız [TUR10-0568850] (Kırma)
                • koyverme [TUR10-0264010] (Koyvermek işi)
                • release [ENG31-13570875-n] (a process that liberates or discharges something)
                • direnme [TUR10-0355130] (Karşı koyma, dayanma, inat etme, mukavemet etme)
                • insistence [ENG31-01217047-n] (the act of insisting on something)
                • talep [TUR10-0741770] (Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme) demand [ENG31-01063257-n] (the act of demanding)
                  • acil talep [TUR10-1221880] (Hemen gerçekleştirilmesi istenen talep)
                  • claim [ENG31-01063869-n] (demand for something as rightful or due)
                • dinlenme [TUR10-0207460] (Dinlenmek işi, rahat etme)
                • düşme [TUR10-0230650] (Düşme işi)
                • dönüştürme [TUR10-0222030] (Dönüştürmek işi, bir durumdan başka bir duruma çevirme)
                • değiştirme [TUR10-0756100] (Değiştirmek işi) alteration [ENG31-00200556-n] (the act of making something different (as e.g. the size of a garment))
                  • kılağılama [TUR10-0447480] (Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı ve benzerinde keskinleştirme, keskin duruma getirme eylemi)
                  • yoğunlaştırma [TUR10-0686420] (Koyu veya yoğun bir hale getirmek)
                  • çevirme [TUR10-0161220] (Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi)
                  • onluk bozma [TUR10-0588430] (Onluğu, on tane birliğe çevirme)
                  • akis [TUR10-0259830] (Simetrik olarak ters çevirme)
                  • para alım satımı [TUR10-0613450] (Para değiştirme işlemi)
                  • standartlaştırma [TUR10-0708800] (Nitelikte belirli düzeyi, kaliteyi, pazarlamada kolaylığı ve değer birliğini sağlamak amacıyla, her tür üründen benzer nitelikte bulunanı ayırma)
                  • süreğenleştirme [TUR10-1144340] (Müzminleştirmek işi veya durumu)
                  • vido [TUR10-0819910] (Oyunda kazanılacak sayıyı veya parayı iki katına çıkarma)
                  • ruhsuzlaştırma [TUR10-0650120] (Ruhsuzlaştırmak işi veya biçimi)
                  • resmîleştirme [TUR10-0646570] (Resmîleştirmek işi)
                  • irca [TUR10-0378510] (Eski biçimine sokma, çevirme)
                  • ifrağ [TUR10-0361840] (Bir şeyi başka bir biçime çevirme)
                  • hikayeleştirme [TUR10-0344520] (Hikâye durumuna getirme işi)
                  • hiçleştirme [TUR10-0343610] (Kendini hiçleştirmek işi)
                  • çabuklaştırma [TUR10-0144230] (Bir işin yapılmasını hızlandırma işi) acceleration [ENG31-00331283-n] (the act of accelerating)
                    • fayrap [TUR10-0266320] (Herhangi bir şeyi veya işi hızlandırma)
                  • alabora [TUR10-0023190] (Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi)
                  • miktarını değiştirmek [TUR10-1197380] (Bir şeyin miktarını, boyunu, boyutunu vs. değiştirmek) change of magnitude [ENG31-00352311-n] (the act of changing the amount or size of something)
                    • artırma [TUR10-0772810] (Çoğaltma, fazlalaştırma) increase [ENG31-00364086-n] (the act of increasing something)
                      • büyültme [TUR10-0010580] (Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi)
                      • genişletme [TUR10-0292120] (Bir konuyu, ayrıntılarını katarak geliştirme)
                      • expansion [ENG31-00372122-n] (adding information or detail)
                      • ekleme [TUR10-0556010] (Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey koyma) addition [ENG31-00364614-n] (the act of adding one thing to another)
                        • inzimam [TUR10-0238770] (Bir şeyi başka bir şeye ekleme)
                      • dahil etme [TUR10-1197440] (Dahil etmek eylemi) inclusion [ENG31-00373938-n] (the act of including)
                        • ilave etme [TUR10-1197450] ()
                        • annexation [ENG31-00374226-n] (incorporation by joining or uniting)
                        • talimar [TUR10-0741990] (Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme)
                      • hisse bölünmesi [TUR10-1197700] (Bir şirketin sermayesini arttırmadan tedavülde bulunan hisse senetlerinin sayısını arttırması)
                      • split [ENG31-00439983-n] (an increase in the number of outstanding shares of a corporation without changing the shareholders' equity)
                      • tevessü [TUR10-0771470] (Genişleme, yayılma) development [ENG31-00251126-n] (act of improving by expanding or enlarging or refining)
                        • yayma [TUR10-0843730] (Kapsamına alma) extension [ENG31-00368594-n] (act of expanding in scope)
                          • yayım [TUR10-0843030] (Yayma işi)
                        • diyastol [TUR10-0211460] (Sistolden sonra karıncıkların genişlemesi)
                      • abartma [TUR10-0000550] (Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok gösterme)
                      • exaggeration [ENG31-00368378-n] (the act of making something more noticeable than usual)
                      • artırım [TUR10-0047810] (Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi) economy [ENG31-00193462-n] (an act of economizing)
                        • depolama [TUR10-1002110] (Saklamak veya korumak amacıyla ambara koyma) storage [ENG31-13583336-n] ((computer science) the process of storing information in a computer memory or on a magnetic tape or disk)
                          • stokçuluk [TUR10-0709530] (İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma)
                          • stockpiling [ENG31-00373785-n] (accumulating and storing a reserve supply)
                        • anamal birikimi [TUR10-0035210] (Anamalcının elde ettiği artık değerin büyük bölümünü anamalına ekleyerek onu büyütmesi)
                        • zorunlu tasarruf [TUR10-0877740] (Mecburen yapılması gereken tasarruf)
                      • stok [TUR10-0709480] (Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü)
                      • split [ENG31-00439983-n] (an increase in the number of outstanding shares of a corporation without changing the shareholders' equity)
                      • artırım [TUR10-0047820] (Müzayedede artırma)
                      • anıtlaşma [TUR10-0037020] (Bir kişin ya da eser önem veya değer kazanma, varolan önemi ve değeri artmak)
                      • büyütürlük [TUR10-0129770] (Aşırılaştırma)
                      • değer artırma [TUR10-0187610] (Fiyatını yükseltme)
                    • çoğaltma [TUR10-0941310] (Çok duruma getirme) increase [ENG31-00364086-n] (the act of increasing something)
                      • kopyalama [TUR10-0475150] (Geliştirilmiş özel yöntemlerle bir canlının ikizini, tıpkısını yapma)
                      • kopyalama [TUR10-0475140] (Basılı bir malzemeyi tıpkıbasım yöntemiyle aynen çoğaltma)
                        • nakil [TUR10-0568910] (Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma; kopya etme)
                        • fotokopi [TUR10-0774610] (Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi)
                        • photocopy [ENG31-03930933-n] (a photographic copy of written or printed or graphic work)
                      • çoğaltım [TUR10-0172210] (Asıl kopya ile aynı özellikleri taşıyan yeni bir kopyayı tek işlemde elde etme)
                      • estampaj [TUR10-0254750] (Metal, tahta vb. üzerine resim basma, çoğaltma yöntemi)
                    • düşürme [TUR10-0231350] (Düşürmek işi, aşağı atma)
                    • decrease [ENG31-00352464-n] (the act of decreasing or reducing something)
                    • azaltma [TUR10-0064470] (Az denecek bir miktara indirmek) decrease [ENG31-00352464-n] (the act of decreasing or reducing something)
                      • hafifletme [TUR10-0320560] (Yükünü azaltma)
                      • moderation [ENG31-00354075-n] (the action of lessening in severity or intensity)
                      • tasgir [TUR10-0749110] (Küçültme, ufak duruma getirme)
                      • contraction [ENG31-00366297-n] (the act of decreasing (something) in size or volume or quantity or scope)
                      • indirim [TUR10-0765050] (Fiyatta yapılan değer düşürümü) discount [ENG31-00362929-n] (the act of reducing the selling price of merchandise)
                        • stok eritme satışı [TUR10-1200670] (Stoktaki malları azaltma amacıyla yapılan satış)
                        • clearance sale [ENG31-01121097-n] (a sale to reduce inventory)
                        • akşam pazarı [TUR10-0021810] (Pazarlarda, işportalarda akşama doğru tezgâhta kalmış malların ucuz fiyatla satılışı)
                        • iskonto [TUR10-0380320] (Senedin saymaca değeri üzerinden yapılan indirim)
                        • ikram [TUR10-0366370] (Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim)
                      • dinme [TUR10-0207620] (Hızı, etkisi azalma işi; sona erme, bitme işi)
                      • moderation [ENG31-00354075-n] (the action of lessening in severity or intensity)
                      • tüketim [TUR10-0792320] (Tüketme işi)
                      • consumption [ENG31-00357193-n] (the act of consuming something)
                      • yoğaltma [TUR10-0857520] (Yoğaltmak eylemi)
                      • consumption [ENG31-00357193-n] (the act of consuming something)
                      • tenkisat [TUR10-0764640] (Azaltmalar; eksiltmeler)
                      • camadan [TUR10-0130720] (Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi)
                      • münakasa [TUR10-0562270] (Eksiltme)
                      • değer düşürme [TUR10-0187660] (Fiyatını indirme, değerini aşağıya çekme)
                      • seyrekleştirme [TUR10-0683010] (Seyrekleştirme eylemi)
                      • piyango çekilişi [TUR10-1198010] (Değerini düşürmek)
                      • indirilme [TUR10-0374070] (Azaltılma, düşürülme)
                      • ihtisar [TUR10-0364010] (Bir metinden gereksiz ayrıntıları çıkarma)
                    • taklip [TUR10-1150460] (Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme)
                    • indirme [TUR10-0374130] (Azaltma, eksiltme, çıkartma)
                      • dekont [TUR10-0189670] (Kapatılan bir hesaptan yapılacak indirme)
                      • ariya [TUR10-0045330] (Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma)
                    • çoğalma [TUR10-0772100] (Sayısı artma, çok duruma gelme) increase [ENG31-13518338-n] (a process of becoming larger or longer or more numerous or more important)
                      • konsantrasyon [TUR10-0472190] (Bir cismin, birleşimindeki suyu yitirerek daha koyu kıvama gelmesi)
                      • concentration [ENG31-07428499-n] (increase in density)
                      • zam [TUR10-1123180] (Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma) rise [ENG31-05117708-n] (an increase in cost)
                        • eskalasyon [TUR10-1022770] (İhalelerde sözleşme fiyatının maliyetlerdeki artışa göre güncellenmesi)
                        • zam paketi [TUR10-0870180] (Çeşitli tüketim mallarına toplu olarak yapılan zam)
                      • maaş artışı [TUR10-1217190] (Aylık alınan ödemeye yapılan artış)
                      • raise [ENG31-05117485-n] (the amount a salary is increased)
                      • tırmanma [TUR10-0775270] (Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi)
                      • üreme [TUR10-0808430] (Canlı, doğup çoğalma)
                      • bölünme [TUR10-0119570] (Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması)
                      • bölütlenme [TUR10-0119770] (Döllenmiş yumurtanın blastulayı oluşturuncaya dek art arda bölünmesi)
                      • büyüme hızı [TUR10-0129540] (İş gücü, doğal kaynaklar, donanım vb. temel değişkenlerin bir arada yoğrulması sonunda bir önceki yıla oranla adam başına düşen gerçek gelir artış hızı)
                      • nüfus patlaması [TUR10-0580980] (Nüfusun çeşitli nedenlerle öngörülenden fazla artması)
                      • prim [TUR10-0635850] (Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış)
                      • planlı büyüme [TUR10-0630950] (Planlı bir gelişmeyle mal ve hizmetlerin gittikçe bollaşması)
                      • ikileşim [TUR10-1006750] (İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma)
                  • serbest bırakma [TUR10-0064760] (Özgürlüğü kısıtlanmış birini özgür duruma getirme) release [ENG31-13570875-n] (a process that liberates or discharges something)
                    • tahliye [TUR10-0738050] (Tutukluyu serbest bırakma)
                  • laçka [TUR10-0504990] (Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması)
                  • düzenleme [TUR10-0232240] (Düzenlemek işi, tertip, organizasyon)
                • ithal [TUR10-0387410] (İçine alma)
              • prosedür [TUR10-0636760] (Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem) procedure [ENG31-01025762-n] (a particular course of action intended to achieve a result)
                • Bertillon sınıflandırması [TUR10-1196420] (Suçluları fiziksel özellikleriyle tespit etme sistemi)
                • Bertillon system [ENG31-00153050-n] (a system or procedure for identifying persons)
                • kalp masajı [TUR10-1198540] (Kalbi durmuş bir hastayı dolaşımı yeniden sağlayarak hayata döndürmek için ritmik bir şekilde göğse ve kalbe bastırarak uygulanan işlem)
                • cardiac massage [ENG31-00660592-n] (an emergency procedure that employs rhythmic compression of the heart (either through the chest wall or, during surgery, directly to the heart) in an attempt to maintain circulation during cardiac arrest)
                • ameliyat [TUR10-0589000] (Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi) operation [ENG31-00672594-n] (a medical procedure involving an incision with instruments)
                  • ampütasyon [TUR10-0033840] (Bir organı kesip çıkarma)
                  • amputation [ENG31-00667593-n] (a surgical removal of all or part of a limb)
                  • mikrocerrahi [TUR10-0544760] (Mikroskop altında çok özel araçlarla yapılan ameliyat)
                  • microsurgery [ENG31-00686241-n] (surgery using operating microscopes and miniaturized precision instruments to perform intricate procedures on very small structures)
                  • organ nakli [TUR10-0590420] (İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma)
                  • transplant [ENG31-00694932-n] (an operation moving an organ from one organism (the donor) to another (the recipient))
                  • rezeksiyon [TUR10-0647230] (Sağlam kısımları korumak ve gerekiyorsa o kısımların bağlantısını yeniden kurmak suretiyle bir organın bir parçasını kesip çıkarmak için yapılan cerrahi müdahale) resection [ENG31-00692303-n] (surgical removal of part of a structure or organ)
                    • anterostomi [TUR10-0039120] (Bağırsak düğümünün kesilip alınması)
                  • koterizasyon [TUR10-1198600] (Dağlama)
                  • cautery [ENG31-00669355-n] (the act of coagulating blood and destroying tissue with a hot iron or caustic agent or by freezing)
                  • açık kalp ameliyatı [TUR10-0004620] (Kalbin içi açılmadan önce dolaşım yapay kalp denilen bir aygıta devredildikten sonra yapılan kalp ameliyatı)
                  • kapalı kalp ameliyatı [TUR10-0411970] (Kalbin fizyolojik çalışması durdurulmadan yapılan kalp ameliyatı)
                  • kansız ameliyat [TUR10-0410610] (Kanama olmayacak derecede kan dolaşımı dondurularak gerçekleştirilen ameliyat)
                  • estetik cerrahi [TUR10-1023210] (Vücutta meydana gelen bozuklukları düzeltmek, hasarları gidermek için yapılan cerrahi müdahale)
                  • tenkiye [TUR10-0764740] (Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme)
                  • damarlandırma [TUR10-0181890] (Damarları yetersiz olan bir organa yeni damarlar eklemeyi amaçlayan ameliyat)
                  • lumpektomi [TUR10-1251250] (Genellikle malign bir tümör veya meme kanseri tedavisinde, meme dokusunun ayrı bir kısmının veya "yumru" nun cerrahi olarak çıkarılması)
                  • baypas ameliyatı [TUR10-0086790] (Kalpte tıkanmış bir damarın beslediği bölgeye kan akışını sağlamak üzere yapılan damar ekleme ameliyatı)
                  • bypass [ENG31-05555836-n] (a surgically created shunt (usually around a damaged part))
                  • mastektomi [TUR10-1253490] (Memenin herhangi bir rahatsızlık nedeniyle alınması)
                  • resüsitasyon [TUR10-1200400] (Yaşama döndürüm; reanimasyon)
                  • plastik cerrahi [TUR10-0631260] (Vücudun gereken yerlerini düzgünleştirmek veya güzelleştirmek için yapılan ameliyat)
                    • yağ aldırma [TUR10-1093650] (Vücuda şekil vermek amacıyla fazla yağların belli yöntemlerle alınması)
                    • yağ ekletme [TUR10-1175160] (Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması)
                • suni solunum [TUR10-0712560] (Nefes alamama durumlarında göğse bastırılarak ağızdan ağza yapılan solunum)
                • artificial respiration [ENG31-00833580-n] (an emergency procedure whereby breathing is maintained artificially)
                • yapay solunum [TUR10-0712590] (Normal solunumun yeterli olmadığı durumlarda onu takviye etmek amacıyla solunum aleti takma)
                • artificial respiration [ENG31-00833580-n] (an emergency procedure whereby breathing is maintained artificially)
                • rutin [TUR10-0650750] (Alışkanlıkla elde edilmiş beceri)
                • routine [ENG31-01028424-n] (an unvarying or habitual method or procedure)
                • elektroensefalografi [TUR10-1018750] (Beyinde oluşan elektrik akımının ve bu akımda gerçekleşen değişikliklerin çizelge halinde kaydedilmesi)
                • elektrokardiyografi [TUR10-1018780] (Kalp hareketlerini kaydetme yöntemi)
                • endoskopi [TUR10-1052600] (İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi)
                • biyopsi [TUR10-0110240] (Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma)
                • biopsy [ENG31-05748874-n] (examination of tissues or liquids from the living body to determine the existence or cause of a disease)
              • sınıflama [TUR10-1200180] (Birçok şey arasında, birbirine eşit ya da benzer olanları kümelere ayırma işi) grouping [ENG31-01014302-n] (the activity of putting things together in groups)
                • sınıflandırma [TUR10-0687180] (Karşılaştırma esasına bağlı olarak tasnif yapmak eylemi) categorization [ENG31-01014654-n] (the act of distributing things into classes or categories of the same type)
                  • bölümlenme [TUR10-0119500] (Bölümlenmek işi veya durumu)
                    • ölçü [TUR10-0600850] (Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı)
                • tipolojik tasnif [TUR10-0777440] (Hikâye, roman ve tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerin kişi kadrosunu tipleşme özelliğine göre tasnif etme)
                • tipolojik tasnif [TUR10-0777430] (İnsan tiplerini sınıflandırma)
              • iş [TUR10-0383950] (Bir değer yaratan emek) occupation [ENG31-00583425-n] (the principal activity in your life that you do to earn money)
                • iş [TUR10-0538220] (Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma) occupation [ENG31-00583425-n] (the principal activity in your life that you do to earn money)
                  • ebelik [TUR10-0233450] (Ebe olma durumu veya ebenin yaptığı iş)
                  • obstetrics [ENG31-06062970-n] (the branch of medicine dealing with childbirth and care of the mother)
                  • iç mimarlık [TUR10-0359920] (Bir yapının içini süsleme ve döşeme sanatı)
                  • fotoğrafçılık [TUR10-0279150] (Fotoğrafçının mesleği) photography [ENG31-00905257-n] (the act of taking and printing photographs)
                    • şipşakçılık [TUR10-0732130] (Şipşakçının yaptığı iş)
                    • su altı fotoğrafçılığı [TUR10-0710120] (Su altında fotoğraf çekme mesleği veya işi)
                  • kakmacılık [TUR10-0400670] (Kakmacının işi ve sanatı)
                    • kündekâri [TUR10-0502480] (Kakmacılık)
                  • marangozluk [TUR10-0525820] (Marangoz işi)
                  • akvaryumculuk [TUR10-0022860] (Akvaryumcunun mesleği)
                  • ayıcılık [TUR10-0061170] (Ayıcının işi, mesleği)
                  • barcılık [TUR10-0077300] (Barcı işi veya mesleği)
                  • benzincilik [TUR10-0093930] (Benzinci işi veya mesleği)
                  • bevliyecilik [TUR10-0097230] (Bevliyeci işi veya mesleği)
                  • bezcilik [TUR10-0098700] (Bezci işi veya mesleği)
                  • biçicilik [TUR10-0100950] (Biçici işi veya mesleği)
                  • bombacılık [TUR10-0112960] (Bombacı işi veya mesleği)
                  • boncukçuluk [TUR10-0113230] (Boncukçu işi veya mesleği)
                  • borsacılık [TUR10-0114230] (Borsacı işi veya mesleği)
                  • briketçilik [TUR10-0120440] (Briketçi işi veya mesleği)
                  • bulgurculuk [TUR10-0123370] (Bulgurcu işi veya mesleği)
                  • buzculuk [TUR10-0126740] (Buzcu işi veya mesleği)
                  • bükücülük [TUR10-0127510] (Bükücü işi veya mesleği)
                  • cazcılık [TUR10-0133670] (Cazcı işi veya mesleği)
                  • cerrahlık [TUR10-0136890] (Cerrah olma durumu veya cerrahın mesleği)
                  • surgery [ENG31-06073138-n] (the branch of medical science that treats disease or injury by operative procedures)
                  • coğrafyacılık [TUR10-0142260] (Coğrafyacı olma durumu veya coğrafyacının mesleği)
                  • çakırcılık [TUR10-0145970] (Çakırcının işi ve mesleği)
                  • çamurlukçuluk [TUR10-0149400] (Çamurlukçu işi veya mesleği)
                  • çapulacılık [TUR10-0150940] (Çapulacı işi veya mesleği)
                  • çayhanecilik [TUR10-0155140] (Çayhaneci işi veya mesleği)
                  • çıkıkçılık [TUR10-0163280] (Çıkıkçının mesleği)
                  • çırpmacılık [TUR10-0165610] (Çırpmacı işi veya mesleği)
                  • çirişçilik [TUR10-0169490] (Çirişçi işi veya mesleği)
                  • dalgıçlık [TUR10-0180670] (Dalgıcın mesleği)
                  • damgacılık [TUR10-0182160] (Damgacı işi veya mesleği)
                  • dansörlük [TUR10-0183350] (Dansör işi veya mesleği)
                  • dansözlük [TUR10-0183370] (Dansöz işi veya mesleği)
                  • dekorculuk [TUR10-0189810] (Dekorcunun işi ve mesleği)
                  • desencilik [TUR10-0197860] (Desenci işi veya mesleği)
                  • deterjancılık [TUR10-0199000] (Deterjancı işi veya mesleği)
                  • dinamitçilik [TUR10-0206530] (Dinamitçi işi veya mesleği)
                  • diplomasi [TUR10-0208100] (Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği)
                  • doğancılık [TUR10-0213220] (Doğancı işi veya mesleği)
                  • dolmuşçuluk [TUR10-0217340] (Dolmuşçu işi veya mesleği)
                  • düşünücülük [TUR10-0231270] (Düşünücü işi veya mesleği)
                  • etiketçilik [TUR10-0257600] (Etiketçi işi veya mesleği)
                  • fayansçılık [TUR10-0266220] (Fayansçı işi veya mesleği)
                  • fırıldakçılık [TUR10-0271090] (Fırıldakçı işi veya mesleği)
                  • folklorculuk [TUR10-0277420] (Folklorcu işi veya mesleği)
                  • genel başkanlık [TUR10-0291310] (Genel başkan işi veya mesleği)
                  • gevrekçilik [TUR10-0295250] (Gevrekçi işi veya mesleği)
                  • gözlemecilik [TUR10-0309430] (Gözlemeci işi veya mesleği)
                  • gravürcülük [TUR10-0310540] (Gravürcü işi veya mesleği)
                  • hafriyatçılık [TUR10-0320820] (Hafriyatçı işi veya mesleği)
                  • hamurculuk [TUR10-0325420] (Hamurcu işi veya mesleği)
                  • şarkıcılık [TUR10-0326050] (Şarkıcı işi veya mesleği)
                  • ıstampacılık [TUR10-0355290] (Istampacı işi veya mesleği)
                  • ışıkçılık [TUR10-0355600] (Işıkçı işi veya mesleği)
                  • ilikçilik [TUR10-0368560] (İlik açma işi veya mesleği)
                  • ilmiye [TUR10-0370240] (Din işleriyle uğraşanların mesleği)
                  • imalatçılık [TUR10-0370740] (İmalatçı işi veya mesleği)
                  • imarcılık [TUR10-0371110] (İmarcı işi veya mesleği)
                  • ipçilik [TUR10-0377540] (İpçi işi veya mesleği)
                  • kamacılık [TUR10-0406270] (Kamacı işi veya mesleği)
                  • kaplamacılık [TUR10-0413850] (Kaplamacı işi veya mesleği)
                  • karagözcülük [TUR10-0416050] (Karagözcünün mesleği)
                  • kasketçilik [TUR10-0425410] (Kasketçi işi veya mesleği)
                  • katrancılık [TUR10-0429450] (Katrancı işi veya mesleği)
                  • kazancılık [TUR10-0435650] (Kazancı işi veya mesleği)
                  • kimyagerlik [TUR10-0461470] (Kimyacı olma durumu veya mesleği)
                  • kokoreççilik [TUR10-0467120] (Kokoreççi işi veya mesleği)
                  • kolacılık [TUR10-0467800] (Kolacı işi veya mesleği)
                  • kornişçilik [TUR10-0476310] (Kornişçi işi veya mesleği)
                  • krikoculuk [TUR10-0486390] (Krikocu işi veya mesleği)
                  • laborantlık [TUR10-0504830] (Laborant işi veya mesleği)
                  • lahmacunculuk [TUR10-0505760] (Lahmacuncu işi veya mesleği)
                  • lavtacılık [TUR10-0508500] (Lavtacının mesleği)
                  • levhacılık [TUR10-0510430] (Levhacının yaptığı iş veya mesleği)
                  • lobicilik [TUR10-0512960] (Çıkarları ortak olan grupların temsilcilerinin işi veya mesleği)
                  • manavlık [TUR10-0523020] (Manav işi veya mesleği)
                  • maslahatgüzarlık [TUR10-0528000] (Maslahatgüzarın mesleği)
                  • maşacılık [TUR10-0528630] (Maşacı işi veya mesleği)
                  • metafizikçilik [TUR10-0539410] (Metafizikçi işi veya mesleği)
                  • modacılık [TUR10-0548970] (Modacı işi veya mesleği)
                  • modellik [TUR10-0549160] (Model işi veya mesleği)
                    • mankenlik [TUR10-0524330] (Mankenlik işi)
                    • fotomodellik [TUR10-0881650] (Fotomodelin yaptığı iş)
                  • oynaşlık [TUR10-0596670] (Oynaş işi veya mesleği)
                  • oyun yazarlığı [TUR10-0597580] (Oyun yazarının mesleği)
                  • paçacılık [TUR10-0610180] (Paçacı işi veya mesleği)
                  • panayırcılık [TUR10-0612210] (Panayırcı işi veya mesleği)
                  • parkecilik [TUR10-0615550] (Parkeci işi veya mesleği)
                  • pastanecilik [TUR10-0617730] (Pastaneci işi veya mesleği)
                  • perukçuluk [TUR10-0624590] (Perukçu işi veya mesleği)
                  • pidecilik [TUR10-0627320] (Pideci işi veya mesleği)
                  • pikoculuk [TUR10-0627680] (Pikocu işi veya mesleği)
                  • plakçılık [TUR10-0630710] (Plakçı işi veya mesleği)
                  • plancılık [TUR10-0630790] (Plancı işi veya mesleği)
                  • planlamacılık [TUR10-0630880] (Planlamacı işi veya mesleği)
                  • plastikçilik [TUR10-0631280] (Plastikçi işi veya mesleği)
                  • poğaçacılık [TUR10-0631830] (Poğaçacı işi veya mesleği)
                  • portörlük [TUR10-0633640] (Taşıyıcı işi veya mesleği)
                  • revanicilik [TUR10-0646920] (Revanici işi veya mesleği)
                  • sahtiyancılık [TUR10-0657290] (Sahtiyancı işi veya mesleği)
                  • sakızcılık [TUR10-0658330] (Sakızcının işi ve mesleği)
                  • saraçlık [TUR10-0665190] (Saraç işi veya mesleği)
                  • sığırcılık [TUR10-0684960] (Sığırcı işi veya mesleği)
                  • sıhhi tesisatçılık [TUR10-0685310] (Sıhhi tesisatçı işi veya mesleği)
                  • sobacılık [TUR10-0698530] (Sobacı işi veya mesleği)
                  • süpermarketçilik [TUR10-0716160] (Süpermarketçi işi veya mesleği)
                  • şamdancılık [TUR10-0722840] (Şamdancı işi veya mesleği)
                  • şekerlemecilik [TUR10-0727150] (Şekerlemeci işi veya mesleği)
                  • şemsiyecilik [TUR10-0727890] (Şemsiyeci işi veya mesleği)
                  • şeritçilik [TUR10-0729110] (Şeritçinin mesleği)
                  • takunyacılık [TUR10-0741400] (Hamam gibi zemini ıslak yerlerde kullanılan, üstü tasmalı, tabanı yüksek, ağaçtan yapılmış bir tür terlik yapan ya da satan kişinin işi veya mesleği)
                  • tankercilik [TUR10-0744660] (Tankerci işi veya mesleği)
                  • teleksçilik [TUR10-0760820] (Teleksçi işi veya mesleği)
                  • tespihçilik [TUR10-0769720] (Tespihçi işi veya mesleği)
                  • tesviyecilik [TUR10-0770110] (Tesviyeci işi veya mesleği)
                  • turizmcilik [TUR10-0788610] (Turizmci işi veya mesleği)
                  • yedek parçacılık [TUR10-0845640] (Yedek parçacı işi veya mesleği)
                  • mersiyehanlık [TUR10-1097990] (Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimsenin işi veya mesleği)
                  • balıkçılık [TUR10-0074140] (Balık tutma, avlama işi) fishing [ENG31-00455145-n] (the occupation of catching fish for a living)
                    • kıyı balıkçılığı [TUR10-0457470] (Kıyıdan fazla uzaklaşmadan bir gün içinde avlanıp limana dönülme biçiminde yapılan avcılık)
                    • dip balıkçılığı [TUR10-0207810] (Dipte yaşayan su ürünlerinin avlanılması)
                  • muhasebecilik [TUR10-0553660] (Saymanın görevi; saymanlık)
                  • accountancy [ENG31-00619974-n] (the occupation of maintaining and auditing records and preparing financial reports for a business)
                  • valilik [TUR10-0813550] (Valinin görevi)
                  • governorship [ENG31-00593910-n] (the office of governor)
                  • vezirlik [TUR10-0818940] (Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse olma durumu)
                  • viziership [ENG31-00606830-n] (the position of vizier)
                  • yayımcılık [TUR10-0843080] (Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimsenin veya kuruluşun yaptığı iş)
                  • publication [ENG31-01103863-n] (the business of issuing printed matter for sale or distribution)
                  • zanaat [TUR10-0686860] (İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş) trade [ENG31-00607485-n] (the skilled practice of a practical occupation)
                    • boyacılık [TUR10-0115860] (Boyacının yaptığı iş)
                    • painting [ENG31-00610504-n] (the occupation of a house painter)
                    • döşemecilik [TUR10-0222940] (Döşeme yapma işi)
                    • upholstery [ENG31-01122669-n] (the craft of upholstering)
                    • duvarcılık [TUR10-0226650] (Duvar örme işi)
                    • masonry [ENG31-00610164-n] (the craft of a mason)
                    • marangozluk [TUR10-0525830] (Marangozun zanaatı)
                    • carpentry [ENG31-00608890-n] (the craft of a carpenter: making things out of wood)
                    • tabaklama [TUR10-0677610] (Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü)
                    • tanning [ENG31-00928877-n] (making leather from rawhide)
                    • çömlekçilik [TUR10-0677880] (Çanak, çömlek, testi vb. yapma sanatı)
                    • pottery [ENG31-00611136-n] (the craft of making earthenware)
                    • dikiş [TUR10-0768980] (Giysi dikme işi) dressmaking [ENG31-00609277-n] (the craft of making dresses)
                      • fermuarcılık [TUR10-1026870] (Fermuarcının yaptığı iş)
                      • kazayağı [TUR10-0436050] (Çaprazlama yapılan seyrek ve eğreti dikiş)
                    • aydınlatma [TUR10-0764990] (Işıklı duruma getirme) lighting [ENG31-00609913-n] (the craft of providing artificial light)
                      • parlaklık [TUR10-0074780] (Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki)
                        • fer [TUR10-0268070] (Parlaklık, aydınlık)
                        • yalabık [TUR10-0827670] (Alevin oynayarak parıldaması; parlama; parıltı)
                        • yakamoz [TUR10-0826110] (Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı)
                        • çakıntı [TUR10-0145880] (Şimşek çakması, parlaması)
                        • nur [TUR10-0580560] (Aydınlık, ışık, parıltı)
                        • nur [TUR10-0580570] (İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık)
                        • ışık [TUR10-0355510] (Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı)
                        • ışıntı [TUR10-0356380] (Işıltı)
                      • aydınlatma [TUR10-0060870] (Sahnelerin ışıklandırılması işi)
                    • tahnit sanatı [TUR10-0738190] (İçi doldurulmuş süs hayvanı maketi yapma sanatı)
                    • taşçılık [TUR10-0749780] (Her türlü yapıda kullanılacak taşları kesme, biçimlendirme sanatı)
                    • taşlamacılık [TUR10-0750590] (Taşlama ustasının yaptığı iş)
                    • tavşanlık [TUR10-0753060] (Değerli ağaçlarla ince işler yapma sanatı)
                    • çinkografi [TUR10-0169310] (Çoğaltılmak istenilen resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarma sanatı)
                    • dökümcülük [TUR10-0220160] (Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı ve benzerini kalıba akıtarak biçim veren kişinin işi ve zanaatı)
                    • dülgerlik [TUR10-0228880] (Dülgerin zanaatı)
                    • kürkçülük [TUR10-0503390] (Kürk hazırlama sanatı)
                    • tornacılık [TUR10-0783360] (Torna işçiliği veya zanaatçılığı)
                    • marokencilik [TUR10-0526730] (Maroken deriden çeşitli eşya yapma sanatı)
                    • karikatürcülük [TUR10-1072300] (İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim çizme sanatı)
                    • anjanbuman [TUR10-0936730] (Dizenin son kelimesiyle sonraki dizeyi başlatma sanatı)
                    • basım [TUR10-0078980] (Bası sanatı)
                      • para basma [TUR10-0613480] (Piyasaya yeni para çıkarma)
                    • kabala [TUR10-0393070] (Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı)
                    • cilacılık [TUR10-0140610] (Eşyaya cila vurma işi)
                    • hattatlık [TUR10-0332160] (Hattat sanatı)
                      • çığır [TUR10-0162440] (Büyük hattatların sanat yolu)
                    • stereografi [TUR10-0709210] (Katı nesneleri bir düzlem üzerinde gösterme sanatı)
                    • süsleme sanatları [TUR10-0718970] (Bir yapıyı, bir eşyayı kullanış amacıyla birlikte göze daha güzel göstermek için çeşitli türlerde yapılan estetik çalışmaların tümü)
                    • heykelcilik [TUR10-0341010] (Heykel yapma sanatı)
                    • doğramacılık [TUR10-0213480] (Doğramacı olma durumu veya doğramacının sanatı)
                    • joinery [ENG31-03605935-n] (fine woodwork done by a joiner)
                  • denizcilik [TUR10-0193880] (Denizle, gemi işletmesiyle ilgili meslek)
                  • seafaring [ENG31-00315295-n] (the work of a sailor)
                  • gemicilik [TUR10-0290800] (Gemi kullanma veya işletme işi)
                  • seafaring [ENG31-00315295-n] (the work of a sailor)
                  • yatçılık [TUR10-0840830] (Yat turizmiyle uğraşma)
                  • boating [ENG31-00316216-n] (water travel for pleasure)
                  • servis [TUR10-0680530] (Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer)
                  • services [ENG31-00586211-n] (performance of duties or provision of space and equipment helpful to others)
                  • akademisyenlik [TUR10-1198260] (Akademisyen olma durumu)
                  • academicianship [ENG31-00589510-n] (the position of member of an honorary academy)
                  • aktörlük [TUR10-0022540] (Aktörün görevi, aktörün yaptığı iş)
                  • müdürlük [TUR10-0208430] (Bir kuruluşu yönetme yetkisi olma durumu ya da bu yetkiye sahip kişinin görevi ve yeri)
                  • managership [ENG31-00595951-n] (the position of manager)
                  • esnaflık [TUR10-0254110] (Esnafın yaptığı iş)
                  • gazetecilik [TUR10-0285410] (Gazetecinin yaptığı iş)
                  • journalism [ENG31-00612961-n] (the profession of reporting or photographing or editing news stories for one of the media)
                  • mimarlık [TUR10-0546360] (Mimarın işi ve mesleği)
                  • architecture [ENG31-00612006-n] (the profession of designing buildings and environments with consideration for their esthetic effect)
                  • mumculuk [TUR10-1101910] (Mumcunun yaptığı iş)
                  • hosteslik [TUR10-0348480] (Hostesin görevi)
                  • stewardship [ENG31-00605638-n] (the position of steward)
                  • temsilcilik [TUR10-0562040] (Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimsenin makamı ve görevi)
                  • representation [ENG31-14023888-n] (the state of serving as an official and authorized delegate or agent)
                  • naşirlik [TUR10-1198300] (Yayımcının yaptığı iş)
                  • editorship [ENG31-00593217-n] (the position of editor)
                  • politikacılık [TUR10-0632640] (Politika ile uğraşma işi veya tutkusu)
                  • politics [ENG31-00613259-n] (the profession devoted to governing and to political affairs)
                  • sekreterlik [TUR10-0463900] (Sekreterin görevi ya da makamı) secretaryship [ENG31-00600587-n] (the position of secretary)
                    • yazmanlık [TUR10-0845340] (Yazmanın görevi)
                    • başyazmanlık [TUR10-0084410] (Başkâtiplik)
                    • sekreteryalık [TUR10-1131020] (Sekreterin yaptığı iş)
                  • redaktörlük [TUR10-0643930] (Redaktörün görevi)
                  • editorship [ENG31-00593217-n] (the position of editor)
                  • sigortacılık [TUR10-0691600] (Sigortacı işi)
                  • tercümanlık [TUR10-0767000] (Çevirmen olma durumu)
                  • yasa koyuculuğu [TUR10-1179350] (Yasa koyucunun yaptığı iş)
                  • yaşam koçluğu [TUR10-1179670] (Yaşam koçunun yaptığı iş)
                  • yazımcılık [TUR10-1181080] (Yazımcının yaptığı iş)
                  • yazmacılık [TUR10-0845180] (Yazmacı işi)
                  • yetkili yargıçlık [TUR10-1184160] (Yetkili yargıcın yaptığı iş)
                  • yıldız bilimcilik [TUR10-0854830] (Yıldız bilimci işi veya mesleği)
                  • yönetmen yardımcılığı [TUR10-1187470] (Yönetmen yardımcısının yaptığı iş)
                  • yönetmenlik [TUR10-0861250] (Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimsenin görevi)
                    • reji [TUR10-0644750] (Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme)
                  • yapımcılık [TUR10-0833710] (Araç, cihaz, eşya yapma veya film çevirme işi)
                  • vapurculuk [TUR10-0813870] (Vapur işletme işi)
                  • varyetecilik [TUR10-0815100] (Varyetecinin yaptığı iş)
                  • kahvecilik [TUR10-0399610] (Kahve işletme işi)
                  • kâğıtçılık [TUR10-0398640] (Kâğıtçı olma durumu)
                  • kahvehanecilik [TUR10-1066930] (Kahvehanecinin yaptığı iş)
                  • kahyalık [TUR10-0399860] (Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimsenin görevi)
                  • kalemkârlık [TUR10-0402750] (Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı olma durumu veya bu kişinin sanatı)
                  • inekçilik [TUR10-0374430] (İnek besleme işi)
                  • inşaatçılık [TUR10-0376680] (İnşaat işleriyle uğraşma)
                  • kalafatçılık [TUR10-0401000] (Kalafat yapma işi)
                  • kalaycılık [TUR10-0401490] (Kalaycı işi)
                  • kalburculuk [TUR10-0401790] (Kalburcu işi)
                  • kaldırımcılık [TUR10-0402090] (Kaldırım döşeme işi)
                  • sporculuk [TUR10-0708240] (Sporla uğraşma, spor yapma)
                    • kalecilik [TUR10-0402570] (Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli olma durumu veya bu kişinin görevi)
                    • denizcilik [TUR10-0193890] (Deniz sporculuğu)
                    • basketbolculuk [TUR10-0955520] (Basketbol oynama veya oynatma işi)
                    • koçluk [TUR10-1082900] (Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişinin işi veya mesleği)
                    • başantrenörlük [TUR10-0956190] (Başantrenörcünün yaptığı iş)
                    • başpehlivanlık [TUR10-1248940] (Başpehlivan olma durumu)
                    • güreşçilik [TUR10-0621030] (Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması ile uğraşan spor dalı)
                    • beyzbolculuk [TUR10-0964760] (Beyzbolcunun yaptığı iş)
                    • rodeoculuk [TUR10-1254320] (Rodeocu olma durumu)
                    • jimnastikçilik [TUR10-1064730] (Jimnastikçinin yaptığı iş)
                    • jokeylik [TUR10-1252530] (Jokey olma durumu)
                  • kalıpçılık [TUR10-0403790] (Kalıpçının yaptığı iş)
                  • kalite kontrolcülük [TUR10-1068130] (Kalite kontrolcünün yaptığı iş)
                  • kalorifercilik [TUR10-0405360] (Kalorifer döşeme veya onarma işi)
                  • kalorifercilik [TUR10-0405370] (Kaloriferi yakma görevi)
                  • demircilik [TUR10-0191650] (Demircinin zanaatı)
                  • demircilik [TUR10-0191640] (Demir eşya alıp satma veya onarma işi)
                  • demir yolculuk [TUR10-0192070] (Demir yolcunun görevi)
                  • demir yolculuk [TUR10-0192080] (Demir yolu yapma ve işletme işi)
                  • denemecilik [TUR10-0192540] (Deneme yazarlığı, deneme yazma işi)
                  • denetçilik [TUR10-0192660] (Denetçinin görevi)
                    • iç denetçilik [TUR10-1052440] (İç denetçinin yaptığı iş)
                  • deneyimcilik [TUR10-0193040] (Deneyimci işi)
                  • denkçilik [TUR10-1001780] (Denkçinin yaptığı iş)
                  • depoculuk [TUR10-0195160] (Depocunun yaptığı iş)
                  • sinemacılık [TUR10-0694590] (Bu çalışmaları yapanların işi)
                    • bilim kurguculuk [TUR10-0967130] (Bilim kurgucunun yaptığı iş)
                  • perdecilik [TUR10-0623540] (Perdeci işi)
                  • peremecilik [TUR10-1119000] (Peremecinin yaptığı iş)
                  • peştamalcılık [TUR10-0625380] (Peştamalcı işi)
                  • peynircilik [TUR10-0626060] (Peynirci işi)
                  • pezevenklik [TUR10-0626270] (Pezevengin yaptığı iş)
                    • randevuculuk [TUR10-0642370] (Randevucu işi)
                  • pikajcılık [TUR10-0627430] (Pikajcının yaptığı iş)
                  • akupunkturculuk [TUR10-0929140] (Akupunkturcunun yaptığı iş)
                  • aktarlık [TUR10-0022070] (Aktarın yaptığı iş)
                  • alçıcılık [TUR10-0930240] (Alçıcının yaptığı iş)
                  • altın bilezik [TUR10-0030630] (Geçimi sağlayan sanat veya meslek)
                  • ambalajcılık [TUR10-0032210] (Ambalajcı olma durumu veya işi)
                  • ambarcılık [TUR10-0032360] (Ambarcının gördüğü iş)
                  • anahtarcılık [TUR10-0034670] (Anahtarcının yaptığı iş)
                  • anketçilik [TUR10-0037450] (Anketçi olma durumu, soruşturmacılık, anketörlük)
                  • ansiklopedicilik [TUR10-0038840] (Ansiklopedicinin yaptığı iş)
                  • ansiklopedicilik [TUR10-0038850] (Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama işi)
                  • açkıcılık [TUR10-0919380] (Açkıcının yaptığı iş)
                  • bulaşıkçılık [TUR10-0122850] (Bulaşıkçı işi)
                  • antikacılık [TUR10-0039370] (Antika eşya veya eserlerle uğraşma işi)
                  • antrepoculuk [TUR10-0040020] (Antrepocunun yaptığı iş)
                  • baççılık [TUR10-0067290] (Baç alma işi veya görevi)
                  • zağcılık [TUR10-0869140] (Kılağı yapma işi)
                  • palamarcılık [TUR10-1115970] (Palamarcının yaptığı iş)
                  • pansiyonculuk [TUR10-0612680] (Pansiyon işletme işi)
                  • papikçilik [TUR10-1116440] (Papikçinin yaptığı iş)
                  • kuryelik [TUR10-0495980] (Kuryenin görevi)
                  • kunduracılık [TUR10-0491230] (Kunduracı işi)
                  • lokmacılık [TUR10-0513630] (Lokmacı olma durumu veya lokmacının işi)
                  • madalyonculuk [TUR10-1094100] (Madalyoncunun yaptığı iş)
                  • kuyuculuk [TUR10-0498910] (Kuyucunun işi veya kuyu kazma işi)
                  • köprücülük [TUR10-0482120] (Köprü yapma işi)
                  • kömürcülük [TUR10-0481490] (Kömürcü olma durumu veya kömürcünün yaptığı iş)
                  • tesisatçılık [TUR10-0769410] (Tesisatı döşeyen kimsenin yaptığı iş)
                  • tezgahtarlık [TUR10-0772430] (Kahve, gazino ve mağaza vb. yerlerde tezgâhta duran, satış yapan olma durumu, bu kişinin işi)
                  • tımarcılık [TUR10-1161590] (Tımarcının yaptığı iş)
                  • kaportacılık [TUR10-0414430] (Kaportacı işi)
                  • kuyumculuk [TUR10-0498970] (Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimsenin işi ve zanaatı)
                  • cambazlık [TUR10-0130810] (At alıp satma veya yetiştirme işi)
                  • körükçülük [TUR10-0483380] (Körükçünün yaptığı iş)
                  • koruculuk [TUR10-0476680] (Korucu olma durumu veya korucunun işi)
                    • köy koruculuğu [TUR10-0485240] (Köy korucusunun işi)
                  • kronikçilik [TUR10-1087690] (Kronikçinin yaptığı iş)
                  • fotokopicilik [TUR10-0279290] (Fotokopici işi)
                  • frencilik [TUR10-1028580] (Frencinin yaptığı iş)
                  • fuarcılık [TUR10-0280300] (Fuar düzenleme işi)
                  • galvanizcilik [TUR10-1028980] (Galvanizcinin yaptığı iş)
                  • garajcılık [TUR10-1029030] (Garajcının yaptığı iş)
                  • gazelhanlık [TUR10-0285300] (Gazel söylemeyi kendine meslek edinme)
                  • gazinoculuk [TUR10-0285590] (Gazinocu olma durumu veya gazinocunun yaptığı iş)
                  • gazozculuk [TUR10-0285860] (Gazozcunun yaptığı iş)
                  • gelinlikçilik [TUR10-1030390] (Gelinlikçinin yaptığı iş)
                  • kabzımallık [TUR10-0394790] (Kabzımalın yaptığı iş)
                  • kamarotluk [TUR10-0406360] (Kamarotun görevi)
                  • kampanyacılık [TUR10-1068620] (Kampanyacının yaptığı iş)
                  • kampçılık [TUR10-0407380] (Kamp kurma işi)
                  • kamyonculuk [TUR10-0407840] (Kamyon sürücülüğü)
                  • kamyonculuk [TUR10-0407830] (Sahip olduğu kamyonu başkası aracılığıyla çalıştırtma işi)
                  • kapıcılık [TUR10-0413060] (Kapıcı işi)
                  • kefencilik [TUR10-1076280] (Kefencinin yaptığı iş)
                  • kelepçilik [TUR10-1076500] (Kelepçinin yaptığı iş)
                  • kelepircilik [TUR10-0439060] (Kelepirci işi)
                  • kellecilik [TUR10-1076630] (Kellecinin yaptığı iş)
                  • kemençecilik [TUR10-1076830] (Kemençecinin yaptığı iş)
                  • kemercilik [TUR10-1076870] (Kemercinin yaptığı iş)
                  • temizlemecilik [TUR10-1158210] (Temizlemecinin yaptığı iş)
                  • kendircilik [TUR10-0441100] (Kendir yetiştirme işi)
                  • kenevircilik [TUR10-0441400] (Kenevir yetiştirme işi)
                  • kervancılık [TUR10-1078070] (Kervancının yaptığı iş)
                  • kerpiççilik [TUR10-1077950] (Kerpiççinin yaptığı iş)
                  • tabelacılık [TUR10-0735910] (Tabelacı işi)
                  • kesenekçilik [TUR10-1078150] (Gelir kaynaklarının gelirini toplayan kişinin işi)
                  • tahsildarlık [TUR10-0931370] (Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplayan kimsenin görevi)
                  • takacılık [TUR10-0738980] (Takacı işi)
                  • katmercilik [TUR10-0429200] (Katmerci işi veya mesleği)
                  • kethüdalık [TUR10-0446540] (Kethüdanın yaptığı iş)
                  • mahyacılık [TUR10-0519510] (Mahya yapma işi)
                  • makinistlik [TUR10-0520920] (Makinistin görevi)
                  • makyajcılık [TUR10-0521380] (Makyajcının görevi)
                  • maliyecilik [TUR10-0522120] (Maliyecinin görevi)
                  • mandıracılık [TUR10-0523460] (Mandıra işletme işi veya biçimi)
                  • manikürcülük [TUR10-0524060] (Manikürcünün yaptığı iş)
                  • takatukacılık [TUR10-1150010] (Takatukacının yaptığı iş)
                  • takdimcilik [TUR10-0739260] (Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimsenin işi ve görevi)
                  • kırıkçılık [TUR10-0450780] (Kırıkçı işi)
                  • kırtasiyecilik [TUR10-0453150] (Kırtasiyecinin yaptığı iş)
                  • kibritçilik [TUR10-1081690] (Kibritçinin yaptığı iş)
                  • kıskacılık [TUR10-0454280] (Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştirme işi)
                  • taksicilik [TUR10-0741040] (Taksici işi)
                  • kirişçilik [TUR10-1082330] (Kirişçinin yaptığı iş)
                    • kişisel bakım ürünleri [TUR10-1216160] (Vücudun ve saçın topikal bakımı ve süslenmesinde kullanılan tıbbi olmayan tüketim malzemeleri)
                  • küfecilik [TUR10-0500420] (Küfeci işi)
                  • kirdecilik [TUR10-1082270] (Kirdecinin yaptığı iş)
                  • koçancılık [TUR10-0466060] (Koçancı işi)
                  • tamircilik [TUR10-0587590] (Bozulmuş olan nesneleri onarıp yararlı bir duruma getirme)
                    • taponculuk [TUR10-1152220] (Taponcunun yaptığı iş)
                    • dikicilik [TUR10-0203680] (Dikicinin yaptığı iş)
                    • göncülük [TUR10-1033470] (Göncünün yaptığı iş)
                  • tanıtmacılık [TUR10-0739250] (Tanıtma işiyle görevli kimsenin işi)
                  • tapuculuk [TUR10-1152270] (Tapu memurunun yaptığı iş)
                  • tarakçılık [TUR10-0746220] (Tarakçı işi)
                  • tarayıcılık [TUR10-1152450] (Tarayıcının yaptığı iş)
                  • tarımcılık [TUR10-0747030] (Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması işleriyle uğraşma)
                    • latifundiacılık [TUR10-0507960] (Latifundia sistemi ile geniş tarım alanlarını işletme yöntemi veya biçimi)
                  • tartıcılık [TUR10-1152750] (Tartıcının yaptığı iş)
                  • taş basmacılık [TUR10-1153580] (Taş basmacının yaptığı iş)
                  • klişecilik [TUR10-0465000] (Klişe yapma işlemi veya sanatı)
                  • kokuculuk [TUR10-1083080] (Kokucunun yaptığı iş)
                  • kolculuk [TUR10-0468400] (Kolcu olma durumu veya kolcunun işi)
                  • komisyonculuk [TUR10-0693900] (Bir iş karşılığında yüzdelik alan kimsenin yaptığı iş)
                    • gümrükçülük [TUR10-0314440] (Gümrükten eşya çıkarma komisyonculuğu)
                  • kozacılık [TUR10-0479800] (Koza işleme işi)
                  • taşeronluk [TUR10-0749880] (Taşeronun yaptığı iş)
                  • şoförlük [TUR10-0718110] (Karada kullanılan motorlu araçları sürüp yöneten kimsenin işi) driving [ENG31-00299323-n] (the act of controlling and steering the movement of a vehicle or animal)
                    • uzun yol sürücülüğü [TUR10-1169980] (Uzun yol sürücüsünün yaptığı iş)
                    • şoförlük [TUR10-0733330] (Şoförün)
                  • tavernacılık [TUR10-1154750] (Tavernacının yaptığı iş)
                  • tavşancılık [TUR10-0752970] (Tavşan satıcılığı)
                  • tavşancılık [TUR10-0752960] (Tavşan yetiştiriciliği)
                  • tavukçuluk [TUR10-0753210] (Tavuk satıcılığı)
                  • tavukçuluk [TUR10-0753200] (Tavuk yetiştiriciliği)
                  • kiremitçilik [TUR10-0462690] (Kiremitçi olma durumu veya kiremitçinin yaptığı iş)
                  • tayyarecilik [TUR10-0753860] (Tayyarecinin işi)
                  • tedarikçilik [TUR10-0755660] (Tedarikçinin yaptığı iş)
                  • teknecilik [TUR10-0759170] (Deniz teknesi yapımı)
                  • köçeklik [TUR10-0480140] (Köçek olma durumu veya köçeğin yaptığı iş)
                  • kooperatifçilik [TUR10-0474380] (Kooperatif kurma ve işletme işi)
                  • konsomasyon [TUR10-0472560] (Eğlence yerlerinde konsomatrisin masadan masaya dolaşması)
                  • koşumculuk [TUR10-1085450] (Koşumcunun yaptığı iş)
                  • köşkerlik [TUR10-0484560] (Köşkerin yaptığı iş)
                  • kumruculuk [TUR10-1088840] (Kumrucunun yaptığı iş)
                  • kumanyacılık [TUR10-0490070] (Kumanyacı işi)
                  • kurşunculuk [TUR10-0493200] (Kurşuncu işi)
                  • tekerlekçilik [TUR10-0758130] (Araba tekerleği yapanın işi)
                  • telefonculuk [TUR10-0760580] (Telefon santrali memurluğu)
                  • telefonculuk [TUR10-0760570] (Telefon kuruculuğu veya onarıcılığı)
                  • telgrafçılık [TUR10-0761280] (Telgrafçının görevi)
                  • televizyonculuk [TUR10-0761160] (Televizyoncunun yaptığı iş)
                  • tellaklık [TUR10-0761580] (Tellağın yaptığı iş)
                  • tellallık [TUR10-0761630] (Tellalın yaptığı iş)
                  • telsizcilik [TUR10-0761950] (Telsizcinin görevi)
                  • eczacılık [TUR10-0233810] (Eczacının mesleği veya görevi)
                    • ispençiyari [TUR10-0381140] (Eczacılık)
                  • eğitimcilik [TUR10-0236700] (Eğitme işi veya eğitimcinin görevi)
                    • öğretmenlik [TUR10-0599650] (Mesleği bilgi öğretmek olan kimsenin görevi) teachership [ENG31-00605926-n] (the position of teacher)
                      • folklorculuk [TUR10-0277440] (Halk oyunlarını öğretme veya öğrenme işi)
                    • eğitmenlik [TUR10-0236850] (Eğitme işi)
                  • ek görev [TUR10-0238330] (Bir kimsenin asıl işiyle birlikte yürüttüğü ikinci iş)
                  • ekincilik [TUR10-0238460] (Ekin ekip biçme işi; tarım)
                  • elektrikçilik [TUR10-0241720] (Elektrikçi işi)
                  • elektronikçilik [TUR10-1018800] (Elektronikçinin yaptığı iş)
                  • eleştirmenlik [TUR10-0243100] (Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazı yazan kişinin yaptığı iş)
                  • işletmecilik [TUR10-0386020] (Bir işletmeyi yönetme)
                    • fabrikatörlük [TUR10-1026090] (Fabrika sahipliği veya işletmeciliği)
                    • fırıncılık [TUR10-0271220] (Fırın işletme işi)
                    • değirmencilik [TUR10-0188060] (Değirmen işletme işi)
                    • dershanecilik [TUR10-0197320] (Dershane işletmeciliği)
                    • armatörlük [TUR10-0046280] (Gemi işletme işi, gemi işletmeciliği)
                    • kabotaj [TUR10-0394270] (Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi)
                    • birahanecilik [TUR10-0968120] (Birahanecinin yaptığı iş)
                    • mavnacılık [TUR10-0529760] (Mavna işletmeciliği)
                    • butikçilik [TUR10-0126230] (Butik işletme işi)
                    • büfecilik [TUR10-0127240] (Büfe işletme işi)
                    • motorculuk [TUR10-0551150] (Deniz motoru işletmeciliği)
                    • şilepçilik [TUR10-0731620] (Şilep işletmeciliği)
                    • otobüsçülük [TUR10-0593990] (Otobüs işletmeciliği)
                    • otoparkçılık [TUR10-0594380] (Otopark işletmeciliği)
                    • radyoculuk [TUR10-0640530] (Radyo kuruluşlarını işletme ve yönetme işi)
                    • postacılık [TUR10-0633940] (Posta işletme işi)
                  • hayat kadınlığı [TUR10-1046960] (Para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet etme ve bu işi meslek edinme)
                  • faytonculuk [TUR10-0266390] (Faytoncu işi)
                  • fermenecilik [TUR10-1026850] (Fermenecinin yaptığı iş)
                  • filikacılık [TUR10-1027820] (Filikacının yaptığı iş)
                  • terecilik [TUR10-1159310] (Terecinin yaptığı iş)
                  • camcılık [TUR10-0130870] (Cam alıp satma veya takma işi)
                  • cankurtaranlık [TUR10-0132240] (Cankurtaran olma durumu)
                  • cellatlık [TUR10-0135090] (Celladın görevi)
                  • cephanecilik [TUR10-0982730] (Cephanecinin yaptığı iş)
                  • ciltçilik [TUR10-0559380] (Kitapları ciltleyen kimsenin işi)
                  • cübbecilik [TUR10-0984730] (Cübbecinin yaptığı iş)
                  • çamaşırcılık [TUR10-0148800] (Çamaşırcı işi)
                  • çapacılık [TUR10-0150040] (Çapacının yaptığı iş)
                  • çarkçılık [TUR10-0151380] (Çarkçının görevi)
                  • çatanacılık [TUR10-0987120] (Çatanacının yaptığı iş)
                  • çatıcılık [TUR10-0153350] (Çatıcı olma işi)
                  • çatmacılık [TUR10-0987560] (Çatmacının yaptığı iş)
                  • çektiricilik [TUR10-0988370] (Çektiricinin yaptığı iş)
                  • çengilik [TUR10-0159440] (Çenginin yaptığı iş)
                  • çerçilik [TUR10-0160140] (Çerçinin yaptığı iş)
                  • çergicilik [TUR10-0989030] (Çergicinin yaptığı iş)
                  • çevirmenlik [TUR10-0161410] (Çevirmenin görevi)
                  • çığırtkanlık [TUR10-0162540] (Çığırtkanın yaptığı iş)
                  • çımacılık [TUR10-0164290] (Çımacı işi)
                  • çizimcilik [TUR10-0992260] (Çizimcinin yaptığı iş)
                  • çizicilik [TUR10-0171130] (Çizici işi)
                  • çobanlık [TUR10-0171570] (Çoban olma durumu veya çobanın gördüğü iş)
                    • sık otlatma [TUR10-0686670] (Otlayan hayvanların, genellikle koyun ve keçilerin, mera üzerinde sürü halinde, birbirlerine çok yakın bir biçimde çobanlar tarafından otlatılması)
                    • seyrek otlatma [TUR10-0683040] (Otlayan hayvanların, genellikle koyun ve keçilerin, mera üzerine seyrek bir biçimde dağıtılarak, birbirini rahatsız etmeden çobanlar tarafından otlatılması)
                  • çeşnicilik [TUR10-0989180] (Çeşnicinin yaptığı iş)
                  • çıtçıtçılık [TUR10-0990780] (Çıtçıtçının yaptığı iş)
                  • çorapçılık [TUR10-0173580] (Çorap yapma işi)
                  • çöplükçülük [TUR10-0175000] (Çöplükçü işi)
                  • çilingirlik [TUR10-0168470] (Çilingirin yaptığı iş)
                  • çuhacılık [TUR10-0176120] (Çuha dokuma işi)
                  • çuhadarlık [TUR10-0176160] (Çuhadar işi)
                  • çulculuk [TUR10-0994230] (Çulcunun yaptığı iş)
                  • çuvalcılık [TUR10-0176750] (Ürünü çuvala doldurma işi)
                  • dadılık [TUR10-0753520] (Evlerde çocuğa bakan kimse olma durumu veya bu kişinin yaptığı iş)
                  • dağıtımcılık [TUR10-0178260] (Distribütörün yaptığı iş)
                  • daktilografi [TUR10-0179440] (Yazı makinesi ile yazı yazma işi)
                  • dansçılık [TUR10-0996510] (Dansçının yaptığı iş)
                  • defterdarlık [TUR10-0187400] (Defterdarın görevi)
                  • değnekçilik [TUR10-0188990] (Değnekçinin yaptığı iş)
                  • definecilik [TUR10-1250290] (Definecinin yaptığı iş)
                  • denetmenlik [TUR10-1001120] (Denetmenin görevi, müfettişlik)
                  • derbentçilik [TUR10-1002260] (Derbentçinin yaptığı iş)
                  • dergicilik [TUR10-0196010] (Dergi yayımlama işi)
                  • derlemecilik [TUR10-1002980] (Derleme yapan kişinin işi)
                  • desinatörlük [TUR10-0198000] (Desinatörün yaptığı iş)
                  • destekleyicilik [TUR10-1003890] (Destekleyicinin yaptığı iş)
                  • yetiştiricilik [TUR10-1256490] (Yetiştirici olma durumu)
                    • devecilik [TUR10-0199390] (Deve yetiştirme işi)
                    • turfandacılık [TUR10-0788500] (Turfanda sebze ve meyve yetiştiriciliği)
                    • turfanda meyvecilik [TUR10-1164630] (Mevsiminin dışında yapılan meyve yetiştiriciliği)
                    • turfanda sebzecilik [TUR10-0788520] (Mevsiminin dışında yapılan sebze yetiştiriciliği)
                  • dikişçilik [TUR10-0203940] (Dikiş dikme işi)
                  • dilcilik [TUR10-0205190] (Dil konusunda araştırma yapma işi)
                  • direkçilik [TUR10-1008880] (Direkçinin yaptığı iş)
                  • diskçilik [TUR10-0209640] (Diskçi işi)
                  • diskjokeylik [TUR10-1009320] (Diskjokeyin işi)
                  • dispeççilik [TUR10-1009340] (Dispeççinin yaptığı iş)
                  • dizgicilik [TUR10-0563460] (Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme işleri)
                  • doğa bilimcilik [TUR10-0212790] (Doğa bilimcisinin işi, uğraşısı)
                  • dolmacılık [TUR10-1011690] (Dolmacının yaptığı iş)
                  • dönercilik [TUR10-0221460] (Dönerci işi)
                  • dövmecilik [TUR10-0223450] (Dövme yapma işi)
                  • dublajcılık [TUR10-0707370] (Seslendirme işini yapan kimse olma durumu ve bu kişinin işi)
                  • dublörlük [TUR10-0224390] (Dublörün yaptığı iş)
                  • düdükçülük [TUR10-1014370] (Düdükçünün yaptığı iş)
                  • dükkâncılık [TUR10-0228780] (Dükkâncı olma durumu)
                  • dümbelekçilik [TUR10-1014660] (Dümbelekçinin yaptığı iş)
                  • dümencilik [TUR10-0229060] (Dümenci işi)
                  • dürümcülük [TUR10-1015550] (Dürümcünün yaptığı iş)
                  • düvencilik [TUR10-1016170] (Düvencinin yaptığı iş)
                  • düz baskıcılık [TUR10-1016200] (Düz baskıcının yaptığı iş)
                  • düzelticilik [TUR10-0231920] (Düzeltme yapan kişinin görevi)
                  • düzeltmenlik [TUR10-1250710] (Düzeltmen olma durumu ya da düzeltmenin işi, görevi)
                  • ekicilik [TUR10-1250800] (Ekicinin yaptığı iş)
                  • emanetçilik [TUR10-0244980] (Emanetçi işi)
                  • emirberlik [TUR10-0245670] (Emirberin işi)
                  • erkânıharplik [TUR10-0251030] (Erkânıharp olma durumu)
                  • esrarcılık [TUR10-0254520] (Esrarcı işi)
                  • figüranlık [TUR10-0272840] (Figüran olarak çalışma)
                  • afişçilik [TUR10-0009910] (Afiş yapma sanatı)
                  • afsunculuk [TUR10-0010170] (Afsuncunun yaptığı iş)
                  • ağaççılık [TUR10-0010970] (Ağaç yetiştirme işi)
                  • ağnamcı [TUR10-0014300] (Sayım vergisi toplayan kimse)
                  • aktarıcılık [TUR10-1250220] (Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileme işi)
                  • aktarmacılık [TUR10-0022160] (Aktarma işiyle uğraşma)
                  • kriz yöneticiliği [TUR10-1087680] (Kriz yöneticisinin yaptığı iş)
                  • kumarhanecilik [TUR10-0490160] (Kumarhane işletme işi)
                  • kürkçülük [TUR10-0503400] (Kürk ticareti)
                  • künefecilik [TUR10-1091820] (Künefecinin yaptığı iş)
                  • krupiyelik [TUR10-0487190] (Krupiye olma durumu veya krupiyenin işi)
                  • lakacılık [TUR10-0506010] (Lakacı işi)
                  • lülecilik [TUR10-0514770] (Lüle taşı işçiliği)
                  • malcılık [TUR10-0521770] (Malcının yaptığı iş)
                  • amigoluk [TUR10-0033190] (Amigonun yaptığı iş)
                  • aprecilik [TUR10-1248320] (Aprecinin yaptığı iş)
                  • arabacılık [TUR10-0041410] (Araba sürme işi)
                  • lağımcılık [TUR10-0505510] (Lağımcının yaptığı iş)
                  • lakçılık [TUR10-0506100] (Lakçı işi)
                  • tetikçilik [TUR10-0770960] (Kiralık katilin işi)
                  • kebapçılık [TUR10-1252830] (Kebapçının yaptığı iş)
                  • montajcılık [TUR10-0492570] (Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme işini yapma)
                  • lostromoluk [TUR10-0514080] (Lostromonun yaptığı iş)
                  • lüfercilik [TUR10-1093900] (Lüfercinin yaptığı iş)
                  • tipoculuk [TUR10-1162090] (Tipocunun yaptığı iş)
                  • tombalacılık [TUR10-0779750] (Tombalacı işi)
                  • lehçecilik [TUR10-1093200] (Lehçecinin yaptığı iş)
                  • lotaryacılık [TUR10-0514220] (Lotarya oynatma işi)
                  • toplu taşımacılık [TUR10-0782290] (Toplu taşıma yapma durumu)
                  • top toplayıcılık [TUR10-1163500] (Top toplayıcının yaptığı iş)
                  • tostçuluk [TUR10-0784030] (Tostçu işi)
                  • arşivcilik [TUR10-0961640] (Belge ve yazıların saklandığı yer görevlisinin veya uzmanının yaptığı iş veya görevi)
                  • arzuhâlcilik [TUR10-0048400] (Dilekçe yazma işi)
                  • asansörcülük [TUR10-0048830] (Asansörcü işi)
                  • asistanlık [TUR10-0049910] (Asistan, araştırma görevlisi olma durumu)
                  • askıcılık [TUR10-0050480] (Askıcı işi)
                  • sahaflık [TUR10-1254470] (Sahaf olma durumu)
                  • salgıncılık [TUR10-1127300] (Salgıncının yaptığı işi)
                  • sanatçılık [TUR10-1254530] (Sanatçı olma durumu)
                    • arabeskçilik [TUR10-0938080] (Arabeskçinin yaptığı iş)
                    • yazıncılık [TUR10-0844820] (Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı ile uğraşma işi)
                    • ozanlık [TUR10-0597670] (Ozan olma özelliği)
                      • mânicilik [TUR10-0523930] (Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiirini söyleme işi)
                    • portrecilik [TUR10-0633680] (Portreci işi)
                  • sandalcılık [TUR10-0662890] (Sandalcının yaptığı iş)
                  • sandık emini [TUR10-0663160] (Hükûmet veznedarlığı)
                  • sandık gözlemciliği [TUR10-1128000] (Sandık gözlemcisinin yaptığı iş)
                  • santralcilik [TUR10-1128180] (Santralcinin yaptığı iş)
                  • sarbanlık [TUR10-0665470] (Deveyi gütme işi)
                  • kadılık [TUR10-0396470] (Kadı olma durumu veya kadının görevi)
                  • kalfalık [TUR10-0403120] (Kalfa olma durumu veya kalfanın işi)
                  • kalyonculuk [TUR10-1068400] (Kalyoncunun yaptığı iş)
                  • kantarcılık [TUR10-0410770] (Kantarcının yaptığı iş)
                  • kantincilik [TUR10-0410990] (Kantin işletme işi)
                  • kantoculuk [TUR10-0411040] (Kantocunun yaptığı iş)
                  • kamu denetçiliği [TUR10-1068660] (Kamu denetçisinin yaptığı iş)
                  • kamyonetçilik [TUR10-0407870] (Taşımacılıkta kamyonet kullanma işi)
                  • kargoculuk [TUR10-0420190] (Kargocunun yaptığı iş)
                  • karidesçilik [TUR10-1072290] (Karidesçinin yaptığı iş)
                  • kartonculuk [TUR10-1073090] (Kartoncunun yaptığı iş)
                  • kasetçilik [TUR10-0424900] (Kasetçinin yaptığı iş veya meslek)
                  • kastarcılık [TUR10-0425810] (Kastar yapma işi)
                  • katırcılık [TUR10-0428190] (Katır kiraya verme veya katırla yük taşıma işi)
                  • kavaflık [TUR10-0429810] (Kavafın işi)
                  • trikotaj [TUR10-0786520] (Örme işleri)
                  • trikotajcılık [TUR10-0786540] (Trikotajcı işi)
                  • tuğlacılık [TUR10-0787270] (Tuğla yapıcılığı veya satıcılığı)
                  • tuğrakeşlik [TUR10-0787330] (Tuğrakeş olma durumu)
                  • tulumculuk [TUR10-1164440] (Tulumcunun yaptığı iş)
                  • tutanakçılık [TUR10-1164980] (Tutanakçının yaptığı iş)
                  • tutkalcılık [TUR10-0789610] (Tutkalcı işi)
                  • tüccarlık [TUR10-1255600] (Tüccar olma durumu)
                  • tüfekçilik [TUR10-0792070] (Tüfek satıcılığı)
                  • tüfekçilik [TUR10-0792060] (Tüfek yapma veya onarma işi)
                  • türkücülük [TUR10-0794240] (Türkücü işi)
                  • urgancılık [TUR10-0799800] (Urgancının yaptığı iş)
                  • uzaycılık [TUR10-0804890] (Uzaycının yaptığı iş)
                  • uzman jandarmalık [TUR10-1169850] (Uzman jandarmanın görevi)
                  • üreticilik [TUR10-0808560] (Üretici işi)
                    • tekelcilik [TUR10-0374990] (Tekelci olma durumu)
                  • vaizlik [TUR10-0812840] (Vaizin yaptığı iş)
                  • habercilik [TUR10-0318940] (Bir haberi usulünce hazırlama ve yayın organlarında yayımlama işi)
                  • hacamatçılık [TUR10-1042550] (Hacamatçının yaptığı iş)
                  • hallaçlık [TUR10-0323800] (Hallacın yaptığı iş)
                  • hâllenme [TUR10-0323810] (Hâllenmek işi)
                  • hâlleşme [TUR10-0323850] (Hâlleşmek işi)
                  • hamamcılık [TUR10-0324580] (Hamamcı olma durumu veya hamamcının yaptığı iş)
                  • zindancılık [TUR10-1193760] (Zindancının yaptığı iş)
                  • aşçıbaşılık [TUR10-0052510] (Aşçıbaşının görevi)
                  • yorgancılık [TUR10-0860020] (Yorgancı işi)
                  • ayakkabıcılık [TUR10-0610090] (Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecekler üreten veya satan kimsenin işi)
                  • yırtımcılık [TUR10-0856160] (Yırtımcı işi)
                  • yıkmacılık [TUR10-1184680] (Yıkmacının yaptığı iş)
                  • aynacılık [TUR10-0062560] (Aynacının yaptığı iş veya aynacı olma durumu)
                  • yıkayıcılık [TUR10-1184550] (Yıkayıcının yaptığı iş)
                  • yemenicilik [TUR10-0848050] (Yemeni yapma işi)
                  • yelkencilik [TUR10-0847010] (Teknelerle yapılan gezi, spor ve yarışmalar)
                  • yaymacılık [TUR10-0843760] (Yaymacının yaptığı iş)
                  • yazı işleri [TUR10-0844370] (Bir gazete veya dergide yayımlanacak yazıları yazma ve düzenleme işi)
                  • bakıcılık [TUR10-0071840] (Bakıcının yaptığı iş, bakma işi)
                  • bakkallık [TUR10-0072650] (Bakkal işi)
                  • balerinlik [TUR10-0073930] (Balerinin işi)
                  • baletlik [TUR10-1248700] (Balet olma durumu)
                  • baltacılık [TUR10-0954080] (Baltacının yaptığı iş)
                  • bandoculuk [TUR10-0076030] (Bandocu olma işi veya durumu)
                  • yapağıcılık [TUR10-1177720] (Yapağıcının yaptığı iş; yapakçılık)
                  • yapıcılık [TUR10-0833370] (Yapı ustalığı)
                  • yamacılık [TUR10-0829950] (Yama yapma işi)
                  • yaldızcılık [TUR10-0828620] (Yaldızcı işi)
                  • baskıcılık [TUR10-0079660] (Baskıcı işi)
                  • basmacılık [TUR10-0079970] (Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basma işi)
                  • başdelegelik [TUR10-0956580] (Başdelegenin yaptığı iş)
                  • başdenetçilik [TUR10-0956600] (Başdenetçinin yaptığı iş; başmurakıplık)
                  • başdenetmenlik [TUR10-0956630] (Başdenetmenin yaptığı iş; başmüfettişlik)
                  • yakıcılık [TUR10-0826350] (Yakı yapma işi)
                  • yağcılık [TUR10-0824100] (Makine yağlama işi)
                  • kayıkçılık [TUR10-0432870] (Kayık işletme işi)
                  • başdizgicilik [TUR10-0081480] (Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleyenlerin başındaki kişi olma durumu)
                  • başkâtiplik [TUR10-0082460] (Başkâtip olma durumu)
                  • başkomiserlik [TUR10-1248890] (Başkomiserin yaptığı iş)
                  • başmüezzinlik [TUR10-0959110] (Başmüezzinin yaptığı iş)
                  • başmüfettişlik [TUR10-1248800] (Başdenetmenlik)
                  • başmüzakerecilik [TUR10-0959150] (Başmüzakerecinin yaptığı iş)
                  • vitrincilik [TUR10-0820690] (Vitrincinin yaptığı iş)
                  • videoculuk [TUR10-0819880] (Videocu işi)
                  • vesikacılık [TUR10-0818670] (Vesikacının yaptığı iş)
                  • veznecilik [TUR10-0819120] (Veznecinin yaptığı iş)
                  • veznedarlık [TUR10-0819140] (Veznedarın görevi)
                  • vardacılık [TUR10-1172670] (Vardacının yaptığı iş)
                  • kavaslık [TUR10-0430090] (Kavas olma durumu veya kavasın görevi)
                  • kavmiyetçilik [TUR10-0430750] (Kavmiyetçi işi)
                  • kayyumluk [TUR10-0435330] (Kayyumun görevi)
                  • kazaskerlik [TUR10-0436010] (Kazaskerin yaptığı iş)
                  • kazmacılık [TUR10-1075820] (Kazmacının yaptığı iş)
                  • belgeselcilik [TUR10-0091040] (Belgeselcinin yaptığı iş)
                  • berberlik [TUR10-0094320] (Berberin yaptığı iş)
                  • besicilik [TUR10-0095240] (Besicinin yaptığı iş)
                  • beşikçilik [TUR10-0963880] (Beşikçinin yaptığı iş)
                  • manyetizmacılık [TUR10-0525470] (Manyetizmacının yaptığı iş)
                  • marabalık [TUR10-1249590] (Birinin toprağını işleyerek yalnızca ürüne ortak olma işi)
                  • marinacı [TUR10-1095580] (Marina işleten kimse)
                  • marinacılık [TUR10-0526190] (Marina işletmeciliği)
                  • marketçilik [TUR10-0526510] (Market işletme işi)
                  • masaüstü yayıncılık [TUR10-1095880] (Kitap, dergi vb. yayınları bilgisayar ortamında baskıya hazırlama işi)
                  • beygircilik [TUR10-0964420] (Beygircinin yaptığı iş)
                  • bezekçilik [TUR10-0964860] (Bezekçinin yaptığı iş)
                  • bezemecilik [TUR10-0098960] (Bezemecinin yaptığı iş)
                  • bıçkıcılık [TUR10-0965260] (Bıçkıcının yaptığı iş)
                  • bileyicilik [TUR10-0102800] (Bileyicinin yaptığı iş)
                  • bitirimcilik [TUR10-0971100] (Bitirimcinin yaptığı iş)
                  • mecmuacılık [TUR10-0531600] (Dergi işleriyle uğraşma)
                  • medarımaişet [TUR10-1096720] (Geçimi sağlayacak koşul, iş)
                  • meddahlık [TUR10-0531870] (Meddah sanatı, meddahın işi)
                  • mefhumculuk [TUR10-0532310] (Mefhumcu işi)
                  • mefruşatçılık [TUR10-0532410] (Mefruşatçı işi)
                  • mekkârecilik [TUR10-1097040] (Mekkârecinin yaptığı iş)
                  • merdivencilik [TUR10-1097800] (Merdivencinin yaptığı iş)
                  • merkepçilik [TUR10-1097960] (Eşeklerle yük taşıyan veya insan gezdiren kimsenin işi)
                  • mermercilik [TUR10-0537400] (Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi)
                  • meşalecilik [TUR10-1098390] (Meşalecinin yaptığı iş)
                  • meyhanecilik [TUR10-0541540] (Meyhane işletme işi)
                  • meyvecilik [TUR10-0541820] (Meyve yetiştirme işi)
                  • mezarcılık [TUR10-0542150] (Mezar kazma işi)
                  • mezarcılık [TUR10-0542160] (Mezar bakımını yapma işi)
                  • mıhlayıcılık [TUR10-1099500] (Mıhlayıcının yaptığı iş)
                  • miçoluk [TUR10-1099660] (Miçonun yaptığı iş)
                  • midibüsçülük [TUR10-1099850] (Midibüsçünün yaptığı iş)
                  • midyecilik [TUR10-0544290] (Midyeci işi)
                  • minarecilik [TUR10-0546510] (Minarecinin yaptığı iş)
                  • minecilik [TUR10-1100290] (Minecinin yaptığı iş)
                  • minibüsçülük [TUR10-0546890] (Minibüs işletme işi)
                  • motelcilik [TUR10-0551020] (Motel işletme işi)
                  • mubassırlık [TUR10-1101420] (Mubassırın yaptığı iş)
                  • muhabirlik [TUR10-0552920] (Muhabirin görevi)
                  • mukallitlik [TUR10-0554830] (Mukallidin işi)
                  • musahiplik [TUR10-0556460] (Musahibin yaptığı iş)
                  • muskacılık [TUR10-0556810] (Muskacı işi)
                  • muslukçuluk [TUR10-0556890] (Muslukçunun yaptığı iş)
                  • müteahhitlik [TUR10-0810060] (Başkası için yapı ve ticaretle ilgili bir işi yapmayı üstüne alanın yaptığı iş)
                  • müzecilik [TUR10-0567280] (Müze kurma veya işletme işi)
                  • nakkaşlık [TUR10-0569100] (Nakkaş işi)
                  • nakliyatçılık [TUR10-0569260] (Nakliyatçı işi)
                  • nalbantlık [TUR10-0569510] (Nalbant işi)
                  • niyetçilik [TUR10-0578530] (Niyetçi işi)
                  • noterlik [TUR10-0579860] (Noterin görevi veya makamı)
                  • nümayişçilik [TUR10-1107910] (Nümayişçinin yaptığı iş)
                  • ocakçılık [TUR10-0581960] (Ocakçı olma, ocakçının işi)
                  • ofsetçilik [TUR10-1108170] (Ofset işi)
                  • şemsiyeci [TUR10-0727880] (Şemsiye yapan, satan veya onaran kimse)
                  • şifreci [TUR10-0731110] (Metinleri şifreleyen kimse)
                  • şapçılık [TUR10-0723480] (Şapçının yaptığı iş)
                  • şırıngacılık [TUR10-1147420] (Şırıngacının)
                  • şıracılık [TUR10-1254910] (Şıracı olma durumu)
                  • sarraflık [TUR10-0667630] (Sarrafın işi)
                  • satımcılık [TUR10-1129510] (Satımcının yaptığı iş)
                  • savmacılık [TUR10-0669370] (Savmacı işi)
                  • sülükçülük [TUR10-1144050] (Sülükçünün yaptığı iş)
                  • sayacılık [TUR10-0670120] (Sayacı işi)
                  • sedefçilik [TUR10-0672950] (Sedefçi işi)
                  • sedyecilik [TUR10-1130730] (Sedyecinin yaptığı iş)
                  • semercilik [TUR10-0675940] (Semerci işi)
                  • seracılık [TUR10-0677810] (Sera yapma işi)
                  • seracılık [TUR10-0677820] (Serada sebze yetiştirme işi)
                  • serbest meslek [TUR10-0678150] (Resmî, yarı resmî meslekler dışında kalan meslek veya iş)
                  • serbest çalışma [TUR10-0678050] (Belli bir iş yerine bağlı kalmaksızın yapılan iş)
                  • seramikçilik [TUR10-0677870] (Seramik yapma sanatı)
                  • sesçilik [TUR10-1132720] (Sesçinin yaptığı iş)
                  • ormancılık [TUR10-0590790] (Orman işi ile uğraşma)
                  • otelcilik [TUR10-0593630] (Otel işletme işi)
                  • overlokçuluk [TUR10-1111400] (Overlok yapma işi)
                  • oynatımcılık [TUR10-1111620] (Oynatımcının yaptığı iş)
                  • sınıkçılık [TUR10-0687330] (Sınıkçının yaptığı iş)
                  • sıvacılık [TUR10-0689570] (Sıvacı işi)
                  • fitilcilik [TUR10-1028140] (Fitilcinin yaptığı iş)
                  • spotçuluk [TUR10-1141750] (Spotçunun yaptığı iş)
                  • silmecilik [TUR10-1136880] (Silmecinin yaptığı iş)
                  • sütçülük [TUR10-0719370] (Sütten kaymak, tereyağı, yoğurt, peynir vb. ürünler elde etme işi)
                  • ölü yıkayıcılığı [TUR10-1113540] (Ölü yıkayıcının yaptığı iş)
                  • sünnetçilik [TUR10-0715960] (Sünnetçinin yaptığı iş)
                  • sondalamacılık [TUR10-0702200] (Sondalamacı işi)
                  • son ütücülük [TUR10-1139290] (Son ütücünün yaptığı iş)
                  • spikerlik [TUR10-0708080] (Spikerin yaptığı iş)
                  • slogancılık [TUR10-0698300] (Slogancı işi)
                  • suflörlük [TUR10-0711000] (Suflörün görevi)
                  • süpürgecilik [TUR10-0716280] (Süpürge alıp satma veya sokak süpürme işi)
                  • örgücülük [TUR10-1114520] (Örgücünün yaptığı iş)
                  • örücülük [TUR10-0605860] (Örücünün yaptığı iş)
                  • gezdiricilik [TUR10-1031560] (Gezdiricinin yaptığı iş)
                  • palyaçoluk [TUR10-0611870] (Palyaço olma durumu veya palyaçonun yaptığı iş)
                  • pansumancılık [TUR10-0612730] (Pansuman yapma işi)
                  • paparazi [TUR10-1116340] (Bu tür fotoğraflar çekme ve yazılı ve görsel basında yayımlama işi)
                  • gondolculuk [TUR10-0300600] (Gondolcu olma işi)
                  • gömlekçilik [TUR10-0303470] (Gömlekçinin yaptığı iş)
                  • su altı işleri [TUR10-0710130] (Dalgıçlık, balık adamlık, inci, midye, sünger avcılığı gibi deniz, göl ve akarsularda su altında çalışmayı gerektiren işler)
                  • röntgencilik [TUR10-0649230] (Röntgen ışınları uzmanlığı)
                  • röportajcılık [TUR10-0649300] (Röportajcı işi)
                  • rötuşçuluk [TUR10-1124100] (Rötuşçunun yaptığı iş)
                  • rotatifçilik [TUR10-1124020] (Rotatifçinin yaptığı iş)
                  • gözeticilik [TUR10-1251400] (Gözeticinin yaptığı iş)
                  • gözetmenlik [TUR10-0309090] (Gözetmenin yaptığı iş)
                  • gözlemcilik [TUR10-0309370] (Gözlemcinin yaptığı iş)
                  • gözlükçülük [TUR10-0309690] (Gözlüğe cam takma, gözlük çerçevesi onarma işi)
                  • greydercilik [TUR10-1039460] (Greydercinin yaptığı iş)
                  • pusetçilik [TUR10-1121950] (Pusetçinin yaptığı iş)
                  • radarcılık [TUR10-0640190] (Radarcının görevi)
                  • reşmecilik [TUR10-1123520] (Reşmecinin yaptığı iş)
                  • reislik [TUR10-0644720] (Küçük tekne kaptanlığı)
                  • parçacılık [TUR10-0614980] (Parçacı işi)
                  • parfümcülük [TUR10-0615260] (Parfümcü işi)
                  • parkçılık [TUR10-0615490] (Park işletme işi)
                  • paspasçılık [TUR10-0617520] (Paspasçı işi)
                  • patencilik [TUR10-1118030] (Patencinin yaptığı iş)
                  • patronculuk [TUR10-0619370] (Patroncunun yaptığı iş)
                  • pavyonculuk [TUR10-0619550] (Pavyon işletme işi)
                  • pazarcılık [TUR10-0620190] (Pazarcı işi)
                  • pazarlamacılık [TUR10-0620240] (Pazarlamacı işi)
                  • pedikürcülük [TUR10-0620870] (Pedikürcü işi)
                  • perdahçılık [TUR10-0623300] (Perdahçı işi)
                  • peşkircilik [TUR10-0625250] (Peşkirci işi)
                  • gübürcülük [TUR10-1039690] (Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisinin işi)
                  • gülütçülük [TUR10-1040380] (Gülütçünün yaptığı iş)
                  • gümrük kolculuğu [TUR10-1040500] (Gümrük kolcusunun yaptığı iş)
                  • pullukçuluk [TUR10-1121870] (Pullukçunun yaptığı iş)
                  • protezcilik [TUR10-0637000] (Protez yapma işi)
                  • prodüktörlük [TUR10-0636090] (Prodüktörün işi)
                  • propagandacılık [TUR10-0636740] (Propaganda yapma işi)
                  • presçilik [TUR10-0635630] (Pres yapma, satma veya kullanma işi)
                  • postacılık [TUR10-0633950] (Postacının görevi)
                  • hancılık [TUR10-0325720] (Hancı olma durumu veya hancının yaptığı iş)
                  • pornoculuk [TUR10-1120890] (Pornocunun)
                  • polislik [TUR10-0632540] (Polisin görevi)
                  • pizzacılık [TUR10-0630520] (Pizzacının yaptığı iş)
                  • piyangoculuk [TUR10-0630100] (Piyango satma veya düzenleme işi)
                  • jandarmalık [TUR10-0391070] (Jandarmanın görevi)
                  • izlemcilik [TUR10-1064410] (İzlemcinin yaptığı iş)
                  • bilardoculuk [TUR10-0101940] (Bilardo salonunu işletme veya oynama işi)
                  • hanutçuluk [TUR10-1251690] (Hanutçunun yaptığı iş)
                  • işlemecilik [TUR10-0385720] (İşlemeci işi)
                  • işkembecilik [TUR10-0385280] (İşkembeci olma durumu veya işkembecinin işi)
                  • istifçilik [TUR10-0382500] (İstif yapma işi)
                  • ispritizmacılık [TUR10-0381410] (İspritizmacı işi)
                  • hariciyecilik [TUR10-1251720] (Hariciyecinin yaptığı iş)
                  • harmancılık [TUR10-0329230] (Harmancının yaptığı iş)
                  • hasatçılık [TUR10-0329770] (Hasatçı işi)
                  • hasta bakıcılık [TUR10-0330640] (Hasta bakıcının işi)
                  • hatiplik [TUR10-1253110] (Konuşmacılık)
                  • havarilik [TUR10-0333420] (Havarinin işi veya görevi)
                  • havuzculuk [TUR10-1046780] (Havuzcunun yaptığı iş)
                  • infazcılık [TUR10-1058270] (İnfazcının yaptığı iş)
                  • ibrikçilik [TUR10-1052330] (İbrikçinin yaptığı iş)
                  • iğnecilik [TUR10-0362550] (İğnecinin yaptığı iş)
                  • hayvancılık [TUR10-0336230] (Evcil hayvanlara bakma ve yetiştirme işi)
                    • devamlı otlatma [TUR10-0199200] (Bir meranın otlatma mevsimi içerisinde aralıksız bir biçimde, mera bitkilerine dinlenme imkânı verilmeden hayvanların otlatılması)
                  • hurdacılık [TUR10-0350130] (Hurdacının yaptığı iş)
                  • hizmetkarlık [TUR10-0800790] (Ücretle iş gören işçi olma durumu veya bu kişinin işi)
                  • hizmetçilik [TUR10-0346720] (Hizmetçinin yaptığı iş veya hizmetçi olma durumu)
                  • hindicilik [TUR10-1050150] (Hindicinin yaptığı iş)
                  • hızarcılık [TUR10-0343080] (Hızarcı işi)
                • meslek [TUR10-0538230] (Sanat, sosyal bilimler veya mühendislik gibi bir alanda özel eğitim gerektiren bir uğraş) occupation [ENG31-00583905-n] (any activity that occupies a person's attention)
                  • müzikçilik [TUR10-0567510] (Müzisyenlik)
                    • sazendelik [TUR10-0671650] (Saz sanatçılığı)
                    • davulculuk [TUR10-0185190] (Davulcu işi veya mesleği)
                    • akortçuluk [TUR10-0928210] (Akortçunun yaptığı iş)
                    • bağlamacılık [TUR10-0069730] (Bağlamacı işi veya mesleği)
                    • darbukacılık [TUR10-0183990] (Darbukacı işi veya mesleği)
                    • çancılık [TUR10-0149650] (Çancı işi veya mesleği)
                    • flütçülük [TUR10-1028300] (Flütçünün yaptığı iş)
                    • gaydacılık [TUR10-1029230] (Gaydacının yaptığı iş)
                    • mandolincilik [TUR10-1095250] (Mandolincinin yaptığı iş)
                    • kemancılık [TUR10-0439670] (Kemancı işi)
                    • cümbüşçülük [TUR10-0984760] (Cümbüşçünün yaptığı iş)
                    • saksafonculuk [TUR10-0659030] (Saksafoncu işi)
                    • santurculuk [TUR10-1128200] (Santurcunun yaptığı iş)
                    • trampetçilik [TUR10-0785890] (Trampetçi olma işi)
                    • zurnacılık [TUR10-0877910] (Zurnacı işi veya mesleği)
                    • başakortçuluk [TUR10-0956120] (Başakortçunun yaptığı iş)
                    • viyolacılık [TUR10-1174100] (Viyola çalma işi)
                    • borazancılık [TUR10-0113680] (Borazancı işi)
                    • sıracılık [TUR10-1134980] (Sıracının yaptığı iş)
                    • solistlik [TUR10-0700950] (Bir müzik eserini tek başına çalan ya da söyleyen sanatçının görevi)
                    • popçuluk [TUR10-0633030] (Popçu işi)
                    • piyanoculuk [TUR10-0630170] (Piyanocu işi)
                    • piyanocu [TUR10-0630160] (Piyanoyu akort eden veya onaran kimse)
                  • emlakçılık [TUR10-0245870] (Emlakçı işi)
                  • tenekecilik [TUR10-0764300] (Tenekeden kap ve öteberi yapma, lehimleme veya tenekeden yapılmış malzemeyi onarma işi)
                  • tiyatroculuk [TUR10-0778580] (Tiyatro işletme işi)
                  • tiyatroculuk [TUR10-0778570] (Tiyatro sanatçılığı)
                  • topoğrafya [TUR10-0782340] (Bir kara parçasının doğal engebe ve özelliklerini kâğıt üzerinde çizgilerle gösterme işi)
                  • aşçılık [TUR10-0052540] (Yemek pişirme zanaatı veya bilgisi) cooking [ENG31-00244785-n] (the act of preparing something (as food) by the application of heat)
                    • mutfak [TUR10-0557780] (Yiyecekleri hazırlama sanatı)
                    • cuisine [ENG31-07586889-n] (the practice or manner of preparing food or the food so prepared)
                  • aşıcılık [TUR10-0052730] (Aşıcının yaptığı iş)
                  • at bakıcılığı [TUR10-0943580] (Ata bakma, tımar etme görevlerini yapan kişinin işi)
                  • atçılık [TUR10-1248540] (Atçının yaptığı iş)
                  • kaymakamlık [TUR10-0433940] (Kaymakamın görevi)
                  • kaynakçılık [TUR10-0434220] (Kaynak yapma işi)
                  • kabalacı [TUR10-0393100] (Kabala iş yapan kimse)
                  • bilirkişilik [TUR10-0104070] (Bilirkişinin yaptığı iş)
                  • butaforculuk [TUR10-1254040] (Oyun için gerekli sahne eşyasını yapma işi)
                  • natırlık [TUR10-0571590] (Natır olma durumu veya natırın işi)
                  • nisaiyecilik [TUR10-0577420] (Nisaiyeci işi)
                  • şişecilik [TUR10-1147880] (Şişecinin yaptığı iş)
                  • ruhiyatçılık [TUR10-0649910] (Ruh bilimi ile uğraşma)
                  • göz bilimcilik [TUR10-0308380] (Göz bilimcinin işi)
                  • grafikerlik [TUR10-1039310] (Herhangi bir durumu yazı, biçim, desen veya çizgilerle gösteren kimsenin işi)
                  • profilcilik [TUR10-1121410] (Profilcinin yaptığı iş)
                  • jurnalcilik [TUR10-0392250] (Jurnalcinin yaptığı iş)
                  • hava tahminciliği [TUR10-1046640] (Hava tahmincisinin yaptığı iş)
                • muhasebe [TUR10-0553620] (Hesap işleriyle uğraşma)
                • accountancy [ENG31-00619974-n] (the occupation of maintaining and auditing records and preparing financial reports for a business)
                • acentelik [TUR10-0002450] (Acentenin yaptığı iş)
                • ağır iş [TUR10-0012520] (Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş)
                • kreasyon [TUR10-0485850] (Yaratma işi)
                • ekmek [TUR10-0238970] (İnsanı geçindirecek iş, kazanç)
                • hamallık [TUR10-0324440] (Kaba ve ağır iş)
                • zanaat [TUR10-0870250] (El ustalığı isteyen işler)
                • yemek hizmeti [TUR10-0982140] (Yemeğin hazırlanması, dağıtılması görevi)
                • bitkicilik [TUR10-0109470] (Bitki yetiştirme işi)
                • çekiştiricilik [TUR10-0157120] (Çekiştirici işi)
                • çocuk işi [TUR10-0171880] (Kolay veya önemsiz iş)
                • goygoyculuk [TUR10-0300790] (Goygoycunun yaptığı iş)
                • gönüllülük [TUR10-0304630] (Hiçbir yükümlülük olmadan, isteyerek ve bir karışılık beklemeden iş yapma durumu)
                • göz emeği [TUR10-0308600] (Gözü çok yoran ince iş)
                • polemikçilik [TUR10-0632130] (Polemikçi işi)
                • çaparı [TUR10-1252060] (İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş)
                • çaparız [TUR10-0150360] (İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş)
                • demirleblebi [TUR10-0191810] (Başarılması çok güç iş)
                • harbiye [TUR10-0327600] (Savaşla ilgili işler)
                • iş güç [TUR10-0384830] (Bir insanın yaptığı iş veya meslek)
                  • ekmek kavgası [TUR10-0239150] (Geçim sağlamak için çalışıp uğraşma)
                  • âlem [TUR10-0026240] (Aynı konu ile ilgili kimselerin uğraşlarının bütünü)
                • muhbirlik [TUR10-0363110] (Muhbir olma durumu veya muhbirin yaptığı iş)
                • el işi [TUR10-1212890] (Makine kullanmadan el emeği ile yapılan iş) handicraft [ENG31-03490738-n] (a work produced by hand labor)
                  • dikim [TUR10-0203800] (Dikme işi veya biçimi)
                  • sewing [ENG31-00716926-n] (joining or attaching by stitches)
                  • örüş [TUR10-0606150] (Örme işi veya biçimi) netting [ENG31-00911084-n] (creating nets)
                    • lastik [TUR10-0507590] (Bir tür esnek örgü)
                    • selanik [TUR10-0675030] (Atkı, hırka ve benzerinde kullanılan bir tür örgü biçimi)
                    • Thessaloniki [ENG31-08807457-n] (a port city in northeastern Greece on an inlet of the Aegean Sea)
                    • file [TUR10-0273650] (Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü)
                    • örü [TUR10-0605800] (Yama olarak yapılan örgü)
                    • örü [TUR10-0605790] (Örme işi)
                    • üç kat [TUR10-0806430] (Bir kumaş örgüsünde üç ipliğin bir iplik yerine kullanılması)
                    • pirinç örgü [TUR10-0628590] (İlmekleri bir ters bir düz örüp arka sırayı da buna uygun örme biçimi)
                    • hezaren örgü [TUR10-0341060] (Bambu kabuklarından soyularak elde edilen liflerle veya sentetik malzemeyle yapılan özel bir örgü)
                  • iğne oyası [TUR10-0362760] (İğneyle değişik biçimli veya düğümlü ilmekler oluşturularak ve bunlar birleştirilerek yapılan oya)
                  • needlework [ENG31-00911768-n] (work (such as sewing or embroidery) that is done with a needle)
                  • tarak işi [TUR10-0746240] (Tarak dişleri gibi yol yol yapılmış el işi)
                  • telkari [TUR10-0761470] (Tel durumundaki gümüşü, altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş)
                  • el dokuması [TUR10-1213020] (Tamamen veya kısmen el veya ayak gücü ile çalışan çeşitli tezgahlar veya dokuma cihazlarında dokunmuş malzeme)
                  • el emeği [TUR10-0242730] (Elde yapılan iş)
                  • el emeği göz nuru [TUR10-0893390] (Yapımı uzun zaman alan ve çok emek isteyen iş)
                  • el işçiliği [TUR10-0243720] (Eşyanın makine kullanmadan yapılan bölümlerine harcanmış işçi emeği)
              • kullanım [TUR10-0489190] (Kullanma; yararlanma; tasarruf) use [ENG31-00948944-n] (the act of using)
                • bayındırlık [TUR10-0086540] (Bayındır duruma getirme işi, imar) exploitation [ENG31-00950022-n] (the act of making some area of land or water more profitable or productive or useful)
                  • elektriklendirme [TUR10-0241840] (Elektrik enerjisini endüstri, ulaşım ve gündelik hayata uygulama)
                  • electrification [ENG31-00954726-n] (the act of providing electricity)
                  • elektriklendirme [TUR10-0241850] (Bir yeri elektrik gücüyle donatma)
                  • electrification [ENG31-00954726-n] (the act of providing electricity)
                  • kentsel dönüşüm [TUR10-1077820] (Kentin imar planına uymayan, ruhsatsız binaların yıkılıp, planlara uygun olarak toplu yerleşim alanlarının oluşturulması)
                  • dinamikleştirme [TUR10-0206470] (Dinamik duruma getirmek)
                  • silahlanma [TUR10-0692230] (Silahını veya silahlı kuvvetlerini çoğaltma ve güçlendirme)
                  • iradımesel [TUR10-0378400] (Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme)
                • danışmanlık [TUR10-0183200] (Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimsenin yaptığı görev)
                • consultancy [ENG31-00632955-n] (the practice of giving expert advice within a particular field)
                • teknoloji [TUR10-0759430] (Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi) technology [ENG31-00951435-n] (the application of the knowledge and usage of tools (such as machines or utensils) and techniques to control one's environment)
                  • yüksek teknoloji [TUR10-1188650] (En gelişmiş düzeyde uygulanan teknoloji) high technology [ENG31-00952969-n] (highly advanced technological development (especially in electronics))
                    • otomasyon [TUR10-0594170] (Endüstride, yönetimde ve bilimsel işlerde insan aracılığı olmadan işlerin otomatik olarak yapılması)
                    • automation [ENG31-00103277-n] (the act of implementing the control of equipment with advanced technology)
                  • gelişmiş teknoloji [TUR10-1199810] (İleri teknoloji)
                  • high technology [ENG31-00952969-n] (highly advanced technological development (especially in electronics))
                  • bilgi teknolojileri [TUR10-0967090] (Bilginin toplanmasını, işlenmesini ve saklanmasını, herhangi bir yere iletilmesini, herhangi bir yerden bu bilgiye erişilmesini, elektronik vb. yollarla sağlayan teknolojiler bütünü)
                  • bilişim teknolojisi [TUR10-0104180] (Bilişimde kullanılan bütün araç ve gereçlerin oluşturduğu sistem)
                  • nanoteknoloji [TUR10-0570610] (Madde atomik veya moleküler boyutta incelenerek yepyeni özelliklerinin açığa çıkarılması)
                  • dijital [TUR10-0203070] (Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi)
                • ortak mülkiyet [TUR10-0592050] (Malların ortak kullanımı)
                • geri dönüşüm [TUR10-1031100] (Atıkların yeniden değerlendirilmesi durumu)
                • istimal [TUR10-1253200] (Kullanma)
                  • kullanıverme [TUR10-1088560] (İstimal etmek işi)
                • iptizal [TUR10-0378230] (Bir şeyi sürekli olarak kullanma)
              • oyun [TUR10-0597140] (Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi)
                • dram [TUR10-0223840] (Sahnede oynanmak için yazılmış oyun)
                • dram [TUR10-0223860] (Tiyatro edebiyatı)
                • aralık oyunu [TUR10-0042490] (İki perde arasında yapılan koro, bale, monolog vb. eğlendirici oyun)
                • melodram [TUR10-0533970] (Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü)
                • melodram [TUR10-0533960] (Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü)
                • operakomik [TUR10-0588990] (Konuşmalı ve şarkılı bölümlerin bir arada bulunduğu oyun)
                • öncü oyun [TUR10-0603190] (Geleneksel tiyatrodan ayrılan, kuruluş ve anlatım yönünden yenilikler getirmek isteyen oyun)
              • koruma [TUR10-0208840] (Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma) protection [ENG31-00819341-n] (the activity of protecting someone or something)
                • yalıtım [TUR10-0390640] (Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama)
                • insulation [ENG31-00828671-n] (the act of protecting something by surrounding it with material that reduces or prevents the transmission of sound or heat or electricity)
                • örtme [TUR10-0605470] (Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koyma) covering [ENG31-00829743-n] (the act of protecting something by covering it)
                  • setriavret [TUR10-0681780] (İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme)
                • vasilik [TUR10-0815510] (Vasinin yaptığı iş)
                • care [ENG31-00831039-n] (attention and management implying responsibility for safety)
                • yalıtım [TUR10-0829230] (Elektrik, ses ve ısı akımını engelleme; izolasyon) insulation [ENG31-00828671-n] (the act of protecting something by surrounding it with material that reduces or prevents the transmission of sound or heat or electricity)
                  • titreşim önleyici [TUR10-0819610] (Yapılarda hidrofor, elektrik motoru, boyler üniteleri, kalorifer kazanı vb. araçların titreşimleriyle etrafa zarar vermemeleri için yapılan yalıtım)
                  • konvertibl [TUR10-1255870] (Ülke para birimlerinin kolayca birbirine dönüşebilmesi)
                  • alan koruması [TUR10-0929620] (Bir elektrik motorunda alan uyarma sargısının aşırı ısınmasını önlemek amacıyla alan uyarmasını azaltma veya kesme işi)
                • kendini savunma [TUR10-1199270] (Kendini herhangi bir saldırıya karşı koruma, müdafaa etme) self-defense [ENG31-00826853-n] (the act of defending yourself)
                  • dövüş sanatı [TUR10-1199280] (Çeşitli kurallara bağlanarak sistemleştirilmiş fiziksel mücadele ve talim geleneği veya spor dalı) martial art [ENG31-00827104-n] (any of several Oriental arts of weaponless self-defense)
                    • jiujitsu [TUR10-0391980] (Güçten çok yönteme dayanan, çıplak elle Japon savunma tekniği)
                    • jujutsu [ENG31-00827612-n] (a method of self-defense without weapons that was developed in China and Japan)
                    • karate [TUR10-0418390] (Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi)
                    • karate [ENG31-00828058-n] (a traditional Japanese system of unarmed combat)
                    • tekvando [TUR10-0759920] (El ve kol vuruşlarından çok, ayak ve tekme tekniklerine önem veren, Uzak Doğu'ya özgü dövüş sanatı)
                    • tae kwon do [ENG31-00828342-n] (a Korean martial art similar to karate)
                    • judo [TUR10-0392180] (Jiujitsudan gelişmiş, silahsız olarak tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan Japon kökenli dövüş sporu)
                    • judo [ENG31-00827434-n] (a sport adapted from jujitsu (using principles of not resisting) and similar to wrestling)
                    • kungfu [TUR10-0491270] (Kendini savunma temeline dayalı, karateye benzeyen Çin kökenli spor)
                • çevrecilik [TUR10-0161590] (Çevrecinin yaptığı iş)
                • environmentalism [ENG31-00277033-n] (the activity of protecting the environment from pollution or destruction)
                • aşılama [TUR10-0052940] (Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi) inoculation [ENG31-00825545-n] (taking a vaccine as a precaution against contracting a disease)
                  • kakma aşı [TUR10-0400640] (Tepesi düzgün biçimde kesilmiş ağacın bir kenarında açılan üçgen biçimindeki yarığa, ucu aynı şekilde yontulmuş kalemin yerleştirilip aşı bağı ile bağlanması ve aşı macunu ile örtülmesi biçiminde uygulanan bir kalem aşısı)
                  • kalem aşısı [TUR10-0402660] (Ucu kalem gibi kesilmiş çubukla yapılan ağaç aşısı)
                  • yarma aşı [TUR10-0838170] (Bitki veya ağaçlarda, kalın çaplı anacın tepesi düzgün biçimde kesildikten ve perdahlandıktan sonra, tam orta yerinden 4-5 cm derinliğinde açılan yarığa bir kalem yerleştirilerek yapılan bir aşı)
                  • yaprak aşısı [TUR10-0834750] (Bir parça ağaç kabuğuyla birlikte çıkarılmış bir yaprak tomurcuğunun, aşılanacak ağacın kabuğu altına sokulup tutturulmasıyla yapılan aşı)
                  • göz aşısı [TUR10-0308250] (Dal üzerindeki gözelere yapılabilen ağaç aşısı)
                • tampon [TUR10-0743040] (Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken)
                • korumalık [TUR10-0476860] (Koruma sağlayan şey)
                • eskortluk [TUR10-1023050] (Araçlarla koruma işi)
                • yakın koruma [TUR10-0826630] (Önemli kişi, kurum veya kuruluşları her türlü saldırıya karşı koruma işi)
                • kayıt [TUR10-0433400] (Önem verme, gözetme)
                • nefsi müdafaa [TUR10-0573510] (Kendini, öz benliğini koruma; korunma)
                • saye [TUR10-0670340] (Koruma, yardım)
                • hedging [TUR10-1047750] (Koruma)
              • iş [TUR10-0383990] (Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma) work [ENG31-00576778-n] (activity directed toward making or doing something)
                • ev işi [TUR10-0259880] (Evdekilerin ev içindeki gereksinimlerini sağlayan işler)
                • housework [ENG31-00581998-n] (the work of cleaning and running a house)
                • ütü [TUR10-0811000] (Bu araçla yapılan iş) ironing [ENG31-00582127-n] (the work of using heat to smooth washed clothes in order to remove any wrinkles)
                  • kolalama [TUR10-0467880] (Gömlek, örtü vb. şeyleri, sert ve parlak olması için nişasta bulamaçlı suya batırıp ütüleme eylemi)
                • belediyecilik [TUR10-0090440] (Belediye işleri)
                • bölgecilik [TUR10-0119040] (Belli bir bölgenin çıkarları için çalışma durumu)
              • pratik [TUR10-0447940] (Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik) implementation [ENG31-00044888-n] (the act of implementing (providing a practical means for accomplishing something))
                • usul [TUR10-0547190] (Bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol, tutulan yol) means [ENG31-00173531-n] (thing or person that acts to produce a particular effect or achieve an end)
                  • araç [TUR10-0041920] (Bir sonuca ulaşmak için kullanılan şey) instrument [ENG31-00174610-n] (the means whereby some act is accomplished)
                    • denek [TUR10-1256080] (Üzerinde deney yapılan canlı veya şey)
                    • deneme tahtası [TUR10-0192580] (Üzerinde bilgisizce, tedavi, onarım vb. işler yapılan kimse veya şey)
                    • saykal [TUR10-0671110] (Cilalamakta kullanılan araç)
                  • araç [TUR10-0041900] (Bir şeye ulaşmak, bir şeyi elde etmek için yararlanılan kimse veya şey)
                  • instrument [ENG31-00174610-n] (the means whereby some act is accomplished)
              • oyunculuk [TUR10-0597400] (Sahne sanatçılığı)
                • pandomim [TUR10-0612350] (Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun; mim sanatı)
                • mime [ENG31-00551053-n] (a performance using gestures and body movements without words)
                • canlandırma [TUR10-0132420] (Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma; animasyon) portrayal [ENG31-00549839-n] (acting the part of a character on stage)
                  • rol [TUR10-0648410] (Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı) character [ENG31-05937794-n] (an actor's portrayal of someone in a play)
                    • zennelik [TUR10-0872840] (Zenne rolü)
                    • kahraman [TUR10-0399260] (Roman, hikâye, tiyatro vb. edebiyat türlerinde en önemli kişi)
                    • hero [ENG31-05938456-n] (the principal character in a play or movie or novel or poem)
                    • kötü adam [TUR10-0484710] (Filmlerde izleyiciye sevimsiz gelen, filmin kahramanıyla çekişme durumunda olan ve sonunda çoğu kez alt olan kimse)
                    • villain [ENG31-10773447-n] (the principal bad character in a film or work of fiction)
                    • başrol [TUR10-0083700] (Başoyuncunun rolü)
                    • başrol [TUR10-0083710] (Bir filmin veya bir tiyatro eserinin başkişisini canlandırma işi)
                • kişileştirme [TUR10-0132400] (Cansız varlıkları veya hayvanları insanmış gibi gösterme) impersonation [ENG31-00550321-n] (imitating the mannerisms of another person)
                  • parodi [TUR10-0616240] (Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki yaratan bir oyun türü)
                  • parody [ENG31-00550647-n] (humorous or satirical mimicry)
                  • taklit [TUR10-0740520] (Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme)
                  • parody [ENG31-06793148-n] (a composition that imitates or misrepresents somebody's style, usually in a humorous way)
                • skeç [TUR10-0698020] (Genellikle radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış, genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun)
                • skit [ENG31-00552545-n] (a short theatrical episode)
                • aktörlük [TUR10-0022550] (Olduğundan başka türlü görünme, kendini başka türlü gösterme)
                • başaktörlük [TUR10-1248920] (Başoyunculuk)
                • başaktrislik [TUR10-1248930] (Başoyunculuk)
                • canlandırıcılık [TUR10-1249890] (Canlandırıcı olma durumu, animatörlük)
              • oyun [TUR10-0597170] (Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma) game [ENG31-00456623-n] (a contest with rules to determine a winner)
                • set [TUR10-0681690] (Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü)
                • set [ENG31-15281228-n] (a unit of play in tennis or squash)
                • derbi [TUR10-0195580] (Büyük takımlar arasında oynanan oyun)
                • dürüst oyun [TUR10-1026130] (Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun)
                • kündeleme [TUR10-0502490] (Künde oyununu yapma)
                  • bel kündesi [TUR10-0092120] (Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme)
                  • oturak kündesi [TUR10-0594680] (Güreşte bir elin arkadan iki bacak arasından, ötekinin de önden getirilerek kasık üzerinde kilitlenmesi biçimindeki kündeleme)
                • yakan top [TUR10-1175710] (Birkaç kişilik iki takım arasında bir el topuyla oynanan ve topu karşı takım oyuncusuna vurma temeline dayanan bir tür oyun; yakar top)
              • antreman [TUR10-1199530] (Herhangi bir konuda yapılan hazırlık, alıştırma) training [ENG31-00895653-n] (activity leading to skilled behavior)
                • talim [TUR10-0741980] (Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi)
                • drill [ENG31-00896057-n] ((military) the training of soldiers to march (as in ceremonial parades) or to perform the manual of arms)
              • operasyon [TUR10-0589010] (Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü)
              • operation [ENG31-00410304-n] (a planned activity involving many people performing various actions)
              • yaratma [TUR10-0759930] (Ortaya çıkarma, meydana getirme) creation [ENG31-00910190-n] (the human act of creating)
                • sanat [TUR10-0662220] (Bir duygu, tasarı, güzellik ve benzerinin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık) art [ENG31-00935235-n] (the creation of beautiful or significant things)
                  • mimik [TUR10-0546380] (Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı)
                  • çinicilik [TUR10-0169220] (Çini yapma sanatı)
                  • ceramics [ENG31-00937062-n] (the art of making and decorating pottery)
                  • çizim [TUR10-0171260] (Çizme işi) drawing [ENG31-00937756-n] (the creation of artistic pictures or diagrams)
                    • pirogravür [TUR10-0178580] (Tahta üzerine kızgın demirle yapılan bir tür resim)
                    • pyrography [ENG31-00940056-n] (the act of producing drawings on wood or leather by using heated tools or a fine flame)
                    • canlandırım [TUR10-0132380] (Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi)
                    • kareleme [TUR10-0419650] (Herhangi bir çokgenle eş değerli bir kare çizme)
                    • perspektif [TUR10-0624520] (Nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatı)
                      • kısaltım [TUR10-0453450] (Güzel sanatlarda perspektif sebebiyle bazı boyutları küçük görülen nesneleri, bu görünüşe uygun bir biçimde çizme yöntemi)
                    • irtisam [TUR10-0379290] (Resmi çıkma, resmi çizilme)
                  • gastronomi [TUR10-0284170] (Sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak, yemek düzeni ve sistemi)
                  • gastronomy [ENG31-00938112-n] (the art and practice of choosing and preparing and eating good food)
                  • bilmezlikten gelme [TUR10-0755100] (Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme sanatı)
                  • tekrir [TUR10-0759650] (Bir yazıda, bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı)
                  • edebi sanat [TUR10-0234070] (Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı söz ve manaya bağlı anlatım inceliği ve özelliği)
                  • desen [TUR10-0197840] (Desen yapma sanatı)
                  • el sanatları [TUR10-0244560] (El tezgâhlarında bir yardımcı araç kullanarak yapılan işlerin hepsi)
                    • hirfet [TUR10-0345970] (Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık vb. küçük el sanatları)
                  • fırça [TUR10-0270780] (Resim yapma sanatı ve biçimi)
                  • figüratif sanat [TUR10-0272860] (Doğanın görünen biçimlerini işleyen sanat)
                  • betisiz sanat [TUR10-0097070] (Beti kullanmayan sanat; nonfigüratif sanat)
                  • mermercilik [TUR10-0537410] (Mermer işleme sanatı)
                  • minyatürcülük [TUR10-0547240] (Minyatür yapma sanatı)
                  • modelcilik [TUR10-0549140] (Model yapma sanatı)
                  • origami [TUR10-1110020] (Genellikle kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırıcı kullanmadan sadece katlayıp çeşitli canlı ve cansız figürler oluşturularak yapılan kâğıt katlama sanatı)
                  • orkestralama [TUR10-0590670] (Bir çalgı topluluğu için yazılmış parçanın notalarını, çalgıların tını farklarını göz önünde tutarak bu topluluğu oluşturan çalgılar arasında paylaştırma sanatı)
                  • orta oyunculuğu [TUR10-0592530] (Orta oyuncusunun sanatı)
                  • oylum [TUR10-0596030] (Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekân karşılığı)
                    • ek oylum [TUR10-0239540] (Camilerde yarım kubbelerin iki veya üç yanında küçük yarım kubbelerle yapılan oylum eklemleri)
                  • soyut sanat [TUR10-0705260] (Soyut gerçeği yansıtan sanat)
                  • Gotik sanat [TUR10-0300740] (Temel özelliği sivrilik olan, XII. yüzyıldan sonra Rönesans'a kadar Avrupa'da gelişen sanat ve mimarlık üslubu)
                  • görsel sanatlar [TUR10-0305920] (Resim, oymacılık, heykelcilik, mimarlık vb. sanatlar)
                  • grafik sanatları [TUR10-1039290] (Özgün sanat eserlerinin kopyasını levha, blok vb. üzerine oyarak, çizerek basma sanatlarının tümü)
                  • resim [TUR10-0646170] (Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat) objet d'art [ENG31-03844055-n] (a work of art of some artistic value)
                    • naif [TUR10-0568440] (Kendi kendisini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı)
                  • güdümlü sanat [TUR10-0313040] (Belli bir siyasi ve toplumsal ideoloji doğrultusunda oluşturulan sanat)
                  • iştikak [TUR10-0386720] (Aynı kökten gelen kelimeleri bir arada kullanma sanatı)
                • zihinsel üretim [TUR10-1199680] (Düşünerek bir şey ortaya çıkarma işi) creating by mental acts [ENG31-00929076-n] (the act of creating something by thinking)
                  • tasarım [TUR10-0748500] (Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve) design [ENG31-00929892-n] (the act of working out the form of something (as by making a sketch or outline or plan))
                    • konfigürasyon [TUR10-0471800] (Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme)
                    • configuration [ENG31-05739724-n] (an arrangement of parts or elements)
                  • icad etme [TUR10-1199770] (İcat etmek eylemi)
                  • invention [ENG31-00942228-n] (the act of inventing)
                  • bilgisayar programcılığı [TUR10-1199700] (Bilgisayar programcısının görevi)
                  • programming [ENG31-00930762-n] (creating a sequence of instructions to enable the computer to do something)
                  • yazarlık [TUR10-0553530] (Yazar olma durumu veya yazarın mesleği) writing [ENG31-00931533-n] (the act of creating written works)
                    • leksikografi [TUR10-0509640] (Sözlük yazarlığı)
                    • lexicography [ENG31-00933536-n] (the act of writing dictionaries)
                    • sözlükçülük [TUR10-0707640] (Sözlük yazma veya hazırlama işi ya da sözlük yazarlığı)
                    • lexicography [ENG31-00933536-n] (the act of writing dictionaries)
                    • romancılık [TUR10-0648550] (Roman yazma sanatı)
                    • hikayecilik [TUR10-0344490] (Hikâye yazma veya anlatma sanatı)
                    • köşe yazarlığı [TUR10-0484520] (Fıkra yazarlığı)
                    • fıkracılık [TUR10-0270450] (Fıkra söyleme veya yazma işi)
                    • başyazarlık [TUR10-0679390] (Bir gazete veya derginin ilk sütununa veya birinci sayfasına konulan önemli yazı yazan kimse olma durumu)
                    • şairlik [TUR10-1254480] (Şair olma durumu, ozanlık)
                    • senaryoculuk [TUR10-0676520] (Senaryo yazarlığı)
                    • oyun yazarlığı [TUR10-0597570] (Oyun yazma işi)
                    • pastişçilik [TUR10-1117860] (Pastişçinin yaptığı iş)
                  • aranjman [TUR10-0042770] (Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılan değişiklik)
                  • arrangement [ENG31-00941444-n] (the act of arranging and adapting a piece of music)
                  • yaklaşım [TUR10-0827260] (Bir sorunu ele alış, ona bakış biçimi)
                  • approach [ENG31-00942956-n] (ideas or actions intended to deal with a problem or situation)
                • ham maddeden üretme [TUR10-1246610] () creating from raw materials [ENG31-00910607-n] (the act of creating something that is different from the materials that went into it)
                  • inşa [TUR10-0376610] (Yapı kurma, yapı yapma) construction [ENG31-00912746-n] (the act of constructing something)
                    • kirişleme [TUR10-0462850] (Ahşap döşemelerde yaklaşık 50 cm ara ile kirişler koyma)
                    • montaj [TUR10-0550190] (Bir makine veya cihazın sökülmüş parçalarını yerli yerine takmak)
                    • fabrication [ENG31-00913832-n] (the act of constructing something (as a piece of machinery))
                    • tonoz [TUR10-0780300] (Bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi)
                      • ağ tonoz [TUR10-0014500] (Gotik mimaride kullanılmış, ağ biçiminde parçalı tonoz)
                    • tesis [TUR10-0769370] (Yapma, kurma, temelini atma)
                    • imar etme [TUR10-0086510] (Bir yeri geliştirip güzelleştirmek ve bu yerin hayat şartlarının uygun duruma getirmek işi)
                    • saplama [TUR10-0664650] (Dikme; kurma)
                    • rekonstrüksiyon [TUR10-0848940] (Yıkılmış binaların aslına uygun olarak yeniden yapılması)
                    • inşa etme [TUR10-1199580] (Kurmak; yapmak)
                    • ihdas [TUR10-0363200] (Kurma)
                  • kayıt [TUR10-0433420] (Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi) recording [ENG31-00911901-n] (the act of making a record (especially an audio record))
                    • ses kaydı [TUR10-1215610] (Konuşan insan sesi, şarkı sesleri, enstrümantal müzik ve ses efektleri gibi yollarla ses dalgalarının yeniden oluşturulmasıyla elektronik veya mekanik şekilde yapılan kayıtlar)
                      • dublaj [TUR10-0681040] (Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi)
                  • imal [TUR10-0370690] (Ham maddeyi işleyip mal üretme)
                  • fabrication [ENG31-00926639-n] (the act of making something (a product) from raw materials)
                  • imalat [TUR10-0370710] (Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal)
                  • fabrication [ENG31-00926639-n] (the act of making something (a product) from raw materials)
                  • imal [TUR10-0833640] (Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme) fabrication [ENG31-00926639-n] (the act of making something (a product) from raw materials)
                    • şekillendirme [TUR10-0727540] (Bir şeye belirli bir biçim verme eylemi) formation [ENG31-00927021-n] (the act of fabricating something in a particular shape)
                      • tıraş [TUR10-0774740] (Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma)
                      • modelaj [TUR10-0549120] (Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddelerin yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma)
                      • dürüm [TUR10-0229970] (Dürme, silindir biçiminde kıvırma)
                    • prefabrikasyon [TUR10-0635370] (Ev, gemi vb. şeylerin önceden hazırlanmış bir plana göre, bir bütün olarak birleştirilmesi yöntemi)
                    • prefabrication [ENG31-00928283-n] (the manufacture of sections of a building at the factory so they can be easily and rapidly assembled at the building site)
                    • parfümeri [TUR10-0615270] (Çeşitli kozmetiklerin ve kokuların yapımı ve satımı)
                • pornografi [TUR10-0633220] (Açık saçık yayın veya resim) pornography [ENG31-00748513-n] (creative activity (writing or pictures or films etc.) of no literary or artistic value other than to stimulate sexual desire)
                  • çocuk pornosu [TUR10-1198960] (15 yaş altındaki kız ve erkek çocukların cinsel istismarını içeren görsellerden oluşan, uluslararası yasaklanmış pornografi türü)
                  • child pornography [ENG31-00748817-n] (the illegal use of children in pornographic pictures or films)
                  • bahname [TUR10-0071290] (İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser)
                • üretim [TUR10-0382920] (İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri) production [ENG31-00915416-n] (the creation of value or wealth by producing goods and services)
                  • merdiven altı üretim [TUR10-1097780] (Yasal olmayan yollarla yapılan üretim)
                  • biracılık [TUR10-0105710] (Bira yapma veya satma işi)
                  • brewing [ENG31-00916971-n] (the production of malt beverages (as beer or ale) from malt and hops by grinding and boiling them and fermenting the result with yeast)
                  • ekim [TUR10-0238400] (Ekme işi)
                  • cultivation [ENG31-00917854-n] (the act of raising or growing plants (especially on a large scale))
                  • madencilik [TUR10-0516510] (Madencinin yaptığı iş)
                  • mining [ENG31-00924141-n] (the act of extracting ores or coal etc from the earth)
                  • tarım [TUR10-0876600] (Gerekli, yararlı bitkileri yetiştirmek amacıyla toprak üzerinde yapılan çalışmaların bütünü)
                    • ekolojik tarım [TUR10-1018210] (İlaç vb. kimyasal maddeler kullanmadan yapılan üretim biçimi)
                    • teraslama [TUR10-0673980] (Bir yamacı ağaçlandırmak için taraçalar yapma eylemi)
                    • kuru ziraat [TUR10-0495920] (Kurak veya yarı kurak bölgelerde, sulama yapmadan tarladan ürün alınması yollarını gösteren tarımsal tekniklerin bütünü)
                    • sulu tarım [TUR10-0712180] (Sulamaya dayalı tarım)
                    • harman [TUR10-0329170] (Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi)
                  • aşılama [TUR10-0369190] (Bitkilerin, dal veya gövde üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçalarını kaynaştırılması yoluyla üretilmesi)
                  • biçim [TUR10-0100980] (Biçme işi)
                  • çapa [TUR10-0150000] (Çapa ile toprağı kabartma işi)
                  • seri üretim [TUR10-0678790] (Bir fabrika veya atölyenin uzun bir süre aynı iş üzerinde çalıştığı üretim tipi)
                  • garsiyat [TUR10-0283950] (Ağaç dikmeler; ağaçlandırmalar)
                  • gübreleme [TUR10-0311830] (Toprağa gübre dökme, gübre karıştırma)
                  • daldırma [TUR10-0179910] (Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu)
                    • kızdırma [TUR10-0458720] (Üzüm çubuklarını köklendirmek için yere gömme, daldırma)
                  • ipek böcekçiliği [TUR10-0377610] (İpek ipliği veya ipek böceği yumurtası elde etmek amacıyla ipek böceği yetiştirme ve koza elde etme işi)
                • oymacılık [TUR10-0596220] (Oyma yapma sanatı)
                • engraving [ENG31-00940607-n] (making engraved or etched plates and printing designs from them)
                • taş baskı [TUR10-0749660] (Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı, resim)
                • lithography [ENG31-00941154-n] (the act of making a lithographic print)
                • kazı [TUR10-0320800] (Bir yeri, toprağı kazma işi) excavation [ENG31-00943790-n] (the act of digging)
                  • temel kazısı [TUR10-0762710] (Temel atmak için yapılan kazı işleri)
                • oyma [TUR10-0596150] (Bir nesnenin yüzeyini özel araçlarla oyarak veya delerek türlü biçimler verme) carving [ENG31-00944050-n] (removing parts from hard material to create a desired pattern or shape)
                  • ağaç oyma [TUR10-0011290] (Oyma baskı sanatlarından düz bir baskı tekniği)
                  • hak [TUR10-0321250] (Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma işi)
                  • oyum [TUR10-0597080] (Oyma işi)
                • sondaj [TUR10-0702170] (Sonda ile yoklama)
                • drilling [ENG31-00944615-n] (the act of drilling)
                • analoji [TUR10-0035140] (Bir kelime örnek tutularak başka kelimelerin yaratılması)
                • olaylama [TUR10-0585290] (Roman, hikâye, tiyatro eseri vb. edebî türlerde olayları oluşturma, yansıtma)
                • fotoelektrik [TUR10-0279070] (Işığın etkisiyle elektrik üretme, yaratma)
                • izdüşüm [TUR10-1249390] (Bir ışık kaynağından çıkan ışınlarla bir ekran üzerinde görüntü oluşturma)
                  • normalaltı [TUR10-0579580] (Bir eğriye ilişkin normalin, bir doğruyu kestiği nokta ile normalin ayağı arasındaki parçanın o doğru üzerindeki iz düşümü)
                • ihdas [TUR10-0363190] (Ortaya çıkarma; meydana getirme)
              • varyasyon [TUR10-0815020] (Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü)
              • variation [ENG31-00195818-n] (an activity that varies from a norm or standard)
              • duyusal aktivite [TUR10-1246600] () sensory activity [ENG31-00878415-n] (activity intended to achieve a particular sensory result)
                • sezme [TUR10-0683570] (Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlama, kavrama)
                • sensing [ENG31-00878552-n] (becoming aware of something via the senses)
                • anlama [TUR10-0037540] (Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme)
                • sensing [ENG31-00878552-n] (becoming aware of something via the senses)
                • algı [TUR10-0361470] (Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak) perception [ENG31-05716379-n] (the process of perceiving)
                  • dinleme [TUR10-0207300] (Dinlemek işi)
                  • listening [ENG31-00883837-n] (the act of hearing attentively)
                  • duyum [TUR10-0363560] (Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim) sensation [ENG31-05720023-n] (an unelaborated elementary awareness of stimulation)
                    • sinestezi [TUR10-0227580] (Bir duyunun başka nitelikte bir duyum uyandırması, bir sesin aynı zamanda bir renk duygusu vermesi)
                    • synesthesia [ENG31-05728549-n] (a sensation that normally occurs in one sense modality occurs when another modality is stimulated)
                    • görme [TUR10-0305510] (Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılama)
                    • vision [ENG31-05721471-n] (the perceptual experience of seeing)
                    • koku [TUR10-0467270] (Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu) smell [ENG31-05721684-n] (the sensation that results when olfactory receptors in the nose are stimulated by particular chemicals in gaseous form)
                      • küf kokusu [TUR10-0500470] (Ağır, pis ve bunaltıcı koku)
                      • ağız kokusu [TUR10-0013580] (Ağız yolunda ve sindirim organlarında çeşitli rahatsızlıklardan dolayı oluşan koku)
                      • mis [TUR10-0124820] (Güzel koku)
                      • aroma [ENG31-05722413-n] (a distinctive odor that is pleasant)
                      • esans [TUR10-0252260] (Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı) aroma [ENG31-05722413-n] (a distinctive odor that is pleasant)
                        • limon esansı [TUR10-0511800] (Taze limon kabuğunun sıkılmasıyla elde edilen uçucu yağ)
                        • lavanta [TUR10-0508280] (Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans)
                        • hacı yağı [TUR10-0319560] (Gül yağından çıkarılan ağır bir esans)
                        • nane ruhu [TUR10-0570440] (Nane yapraklarından çıkarılan esans)
                      • aroma [TUR10-0348660] (Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku)
                      • aroma [ENG31-05722413-n] (a distinctive odor that is pleasant)
                      • teneffüs [TUR10-0764220] (Nefes alma işi)
                      • ufunet [TUR10-0796910] (Pis koku)
                      • mentol [TUR10-0535500] (Nane kokusu)
                    • musiki [TUR10-0556750] (Kulağa hoş gelen sesler dizisi)
                    • music [ENG31-05726503-n] (any agreeable (pleasing and harmonious) sounds)
                    • kasılduyumlar [TUR10-1252710] (Kasların istençli kasılmaları sonucu ortaya çıkan devinimlerin düzenlenmesine yardım eden duyumlar)
                    • kassıl duyumlar [TUR10-0425720] (Kasların iradeli kasılmasıyla ortaya çıkan hareketlerin düzenlenmesine yardım eden duyumlar)
                    • sem [TUR10-0675490] (İşitme)
                    • görünüş [TUR10-0155700] (Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey) appearance [ENG31-04681322-n] (outward or visible aspect of a person or thing)
                      • perspektif [TUR10-0306110] (Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü)
                      • perspective [ENG31-04683665-n] (the appearance of things relative to one another as determined by their distance from the viewer)
                      • suret [TUR10-0713190] (Yüz) countenance [ENG31-04686906-n] (the appearance conveyed by a person's face)
                        • fizyonomi [TUR10-0276540] (Yüz çizgilerinin genel durumundan çıkan anlam)
                        • countenance [ENG31-05609112-n] (the human face (`kisser' and `smiler' and `mug' are informal terms for `face' and `phiz' is British))
                        • yüz ifadesi [TUR10-0361610] (Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü)
                        • expression [ENG31-04687095-n] (the feelings expressed on a person's face)
                        • sıfat [TUR10-0684430] (Yüz, kılık ve dış görünüş)
                        • face [ENG31-05608392-n] (the front of the human head from the forehead to the chin and ear to ear)
                        • ablak [TUR10-0001250] (Yayvan ve dolgun yüz)
                        • yüzgöz [TUR10-0867860] (Bütün yüz)
                      • karizma [TUR10-0421830] (Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç)
                      • charisma [ENG31-04693886-n] (a personal attractiveness or interestingness that enables you to influence others)
                      • yakışıksızlık [TUR10-0101370] (Uygun olmayan davranış veya durum; uygunsuzluk)
                      • unattractiveness [ENG31-04698824-n] (an ugliness of appearance that is not appealing to viewers)
                      • leke [TUR10-0509400] (Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk) blemish [ENG31-04699505-n] (a mark or flaw that spoils the appearance of something (especially on a person's body))
                        • çil [TUR10-0168180] (Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler)
                        • freckle [ENG31-05252535-n] (a small brownish spot (of the pigment melanin) on the skin)
                        • ben [TUR10-0092530] (Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke veya kabartı) mole [ENG31-04701152-n] (a small congenital pigmented spot on the skin)
                          • et beni [TUR10-0256950] (Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık)
                        • sıyrık [TUR10-0690320] (Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer) abrasion [ENG31-14310051-n] (an abraded area where the skin is torn or worn off)
                          • çizinti [TUR10-0171310] (Ufak sıyrık)
                        • leke [TUR10-0509380] (Kirliliği gösteren iz) smudge [ENG31-04701789-n] (a blemish made by dirt)
                          • karalık [TUR10-0417100] (Karaya çalan leke)
                          • karaltı [TUR10-0417140] (Leke)
                          • is [TUR10-0379320] (Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke)
                        • siğil [TUR10-0753260] (Deride, özellikle ellerde oluşan zararsız, pürtüklü küçük ur)
                        • wart [ENG31-04703780-n] ((pathology) a firm abnormal elevated blemish on the skin)
                        • akıtma [TUR10-0019010] (Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke)
                        • sakar [TUR10-0657680] (Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma)
                        • halka [TUR10-0323250] (Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk)
                        • yama [TUR10-0829930] (Deride geniş leke)
                        • benek [TUR10-0263620] (Güneş lekeleri bölgelerinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm)
                          • güneş lekeleri [TUR10-0315800] (Güneş yüzeyinde görülen siyah benekler)
                        • misafir [TUR10-0547590] (Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke)
                        • siyah nokta [TUR10-1137740] (Özellikle yüzdeki gözeneklerde kirin birikmesiyle oluşan iltihaplı veya iltihapsız siyah leke)
                        • güneş lekesi [TUR10-1041200] (Güneşlenme sırasında fazla yanmadan dolayı ten üzerinde oluşan siyah lekeler)
                      • kıyafetsizlik [TUR10-1167840] (Üzerinde herhangi bir giysi olmama durumu)
                      • boya [TUR10-0401440] (Aldatıcı görünüş)
                        • röfle [TUR10-0649030] (Saçın değişik tonlarda boyanması)
                      • şıklık [TUR10-0466830] (Güzel, zarif, modaya uygun olma yada giyinme durumu)
                      • siliklik [TUR10-1254840] (Silik olma durumu)
                      • eşkâl [TUR10-0256130] (Dıştan görünüş) photograph [ENG31-03931348-n] (a representation of a person or scene in the form of a print or transparent slide or in digital format)
                        • çekim [TUR10-0156420] (Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası) scene [ENG31-06627082-n] (a consecutive series of pictures that constitutes a unit of action in a film)
                          • dış [TUR10-0201490] (Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim)
                          • açılama [TUR10-0005580] (Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması)
                          • açılma [TUR10-0005680] (Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama)
                          • opening [ENG31-07343963-n] (the first performance (as of a theatrical production))
                          • ağır çekim [TUR10-0922260] (Film gösteriminde hız düşürerek yapılan iş)
                        • enstantane fotoğraf [TUR10-0248460] (Işıklama süresi saniyenin 1/25'i veya daha kısa olan hızlı bir hareketi çekme yöntemiyle çekilen fotoğraf)
                        • snapshot [ENG31-04255717-n] (an informal photograph)
                        • fotokopi [TUR10-0279260] (Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi ile elde edilen kopya)
                        • xerox [ENG31-04616593-n] (a copy made by a xerographic copier)
                        • fotomontaj [TUR10-0279350] (Bir konu üzerindeki eksik bölümleri tamamlamak veya daha çok konuyu bir araya toplamak için birkaç fotoğrafın birleştirilmesi)
                        • collage [ENG31-03071916-n] (a paste-up made by sticking together pieces of paper or photographs to form an artistic image)
                        • diya [TUR10-0211030] (Saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, saydam, pozitif görüntü) slide [ENG31-04244879-n] (a transparency mounted in a frame)
                          • pozitif görüntü [TUR10-0634810] (Renkli ve siyah beyaz filmlerde doğadaki renklerin asıllarına uygun olarak belirlendiği görüntü; saydam)
                        • paparazi [TUR10-1116330] (Ünlü kimselerin kendilerinden habersizce çekilmiş, onları güç durumda bırakacak özellikteki fotoğrafları)
                        • stereoskopik çift [TUR10-0709250] (Stereoskopla incelemek için aynı görünüşün, farklı görüş noktalarından alınmış iki fotoğrafından oluşan bütün)
                        • püskürtme [TUR10-0639530] (Sulu boya püskürterek çeşitli tonlarda yüzeyler elde etme tekniği veya bu teknikle yapılmış resim)
                        • afiş [TUR10-0009890] (Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere aşılmış, genellikle resimli duvar ilanı)
                        • poster [ENG31-06806283-n] (a sign posted in a public place as an advertisement)
                        • polaroit [TUR10-0632080] (Bu makineyle çekilen fotoğraf)
                        • imalat resmi [TUR10-0370760] (Baskılı devre levhasının delikler, yarıklar, profiller, desenler ve onların yerleri ile son durumları gibi bazı özelliklerini belirten bir resim)
                        • ikona [TUR10-0881920] (Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim)
                        • ışık [TUR10-0355500] (Resim sanatında ışıklı, parlak yer)
                  • bakış [TUR10-0072340] (Gözleri görmek ya da algılamak için bir şeye doğru yöneltme) look [ENG31-00878805-n] (the act of directing the eyes toward something and perceiving it visually)
                    • gözleme [TUR10-0746630] (Gözlemek işi, dikkatle bakma)
                    • observation [ENG31-00881437-n] (the act of observing)
                    • kuş bakışı [TUR10-0496640] (Yüksek bir yerden aşağıya doğru, bütün genişliği içine alacak biçimde bakış)
                    • yan bakış [TUR10-0831030] (Ters bakma)
                    • seyretme [TUR10-0682730] (Eğlenmek için hoşlanarak bakma)
                    • süzgün bakış [TUR10-0720300] (Üst göz kapakları biraz kapalı olarak bakış)
                    • yan bakış [TUR10-0282910] (Göz süzme, sitemli bakma)
                    • göz [TUR10-0308070] (Bazı deyimlerde, görme ve bakma)
                    • eye [ENG31-05318579-n] (the organ of sight)
                    • göz [TUR10-0308080] (İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış)
                    • göz banyosu [TUR10-0308340] (Kadınlara hoşlanarak bakma)
                    • göz ucu [TUR10-0309870] (Yan göz)
                    • dikiz [TUR10-0204030] (Birine veya bir şeye gizlice bakma)
                      • ferma [TUR10-0268810] (Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi)
                      • dikizleniş [TUR10-1006490] (Gözetlenme işi veya biçimi)
                      • dikizleyebilme [TUR10-1006530] (Gözetleme ihtimali veya imkânı bulunma)
                      • gözcülük [TUR10-0308450] (Erketecinin yaptığı iş)
                      • gözetletme [TUR10-0308950] (Gözetletmek işi veya durumu)
                      • gözetleyiş [TUR10-1006550] (Birine veya bir şeye gizlice bakma işi veya biçimi)
                    • inceleyici [TUR10-0373240] (Bir şeyin özelliklerini anlamak amacı taşıyan bakış)
                    • iltifat [TUR10-0370350] (Yüzünü çevirerek bakma)
                    • göz yoklaması [TUR10-0310180] (Başkalarının dikkati onun üzerinde olma, kendisini izleyenlerin değerlendirmesini dikkatlice görme, göz hapsinde tutma)
                  • çınlayış [TUR10-0164690] (Çınlama işi veya biçimi)
                  • prickling [ENG31-05730815-n] (a somatic sensation as from many tiny stings)
                  • kaşıntı [TUR10-0426840] (Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu)
                  • itch [ENG31-05731508-n] (an irritating cutaneous sensation that produces a desire to scratch)
                  • ısı [TUR10-0353820] (Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji)
                  • heat [ENG31-05733472-n] (the sensation caused by heat energy)
                  • alırlık [TUR10-0027940] (Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti)
                  • varış [TUR10-0814320] (Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş, çabuk kavrayış, anlayış)
                    • varışlılık [TUR10-0814360] (İrfan)
                • taaşşuk [TUR10-0735170] (Karşılıklı âşık olma)
                • taltif [TUR10-0742220] (İyilik ederek gönül alma)
                • tevehhüm [TUR10-0771360] (Kuruntuya düşme)
                • irfan [TUR10-0378560] (Bilme, anlama, sezme, kültür)
              • şablon [TUR10-0720710] (Körü körüne yansılanan, çok kez tekrarlandığından kanıksanmış basmakalıp örnek)
              • practice [ENG31-00411260-n] (a customary way of operation or behavior)
              • baskı [TUR10-0079610] (Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu)
              • repression [ENG31-00421707-n] (the act of repressing)
              • simgeleme [TUR10-0693730] (Belirgin özellikleri ile yansıtma, sembolü olma) representation [ENG31-14023888-n] (the state of serving as an official and authorized delegate or agent)
                • simülasyon [TUR10-1112550] (Öğrenmek amacıyla benzerini yapma)
                • simulation [ENG31-00900747-n] (the act of imitating the behavior of some situation or some process by means of something suitably analogous (especially for the purpose of study or personnel training))
                • tasvir [TUR10-0749450] (Resim)
                • depiction [ENG31-00902424-n] (representation by drawing or painting etc)
                • radyoskopi [TUR10-0640850] (Bir organ veya cismin ışınlar altında muayenesi)
                • radioscopy [ENG31-00905007-n] ((radiology) examination of the inner structure of opaque objects using X rays or other penetrating radiation)
                • fotoğrafçılık [TUR10-0279140] (Fotoğraf çekme yöntemi) photography [ENG31-00905257-n] (the act of taking and printing photographs)
                  • sinematografi [TUR10-0694750] (Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların tümü) filming [ENG31-00909617-n] (the act of making a film)
                    • canlandırma [TUR10-0132410] (Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek biçimde düzenleme ve filme aktarma işi)
                    • animation [ENG31-00910103-n] (the making of animated cartoons)
                    • noktalama [TUR10-0579290] (Bir filmin çekim, sahne, ayrım, bölüm vb. parçalarını birbirinden ayırmakta kullanılan işlemlerin bütünü)
                      • kararma [TUR10-0417930] (Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama çeşidi)
                  • dijital fotoğrafçılık [TUR10-1236490] (Nesnelerin görüntülerini oluşturmak için sayısal teknolojinin kullanıldığı bir fotoğrafçılık tarzı)
                  • digital photography [ENG31-13487373-n] (a photographic method that stores the image digitally for later reproduction)
                • radyografi [TUR10-0640690] (X ışınlarından yararlanılarak resim çekme)
                • radiography [ENG31-13566585-n] (the process of making a radiograph)
                • anjiyo [TUR10-0037330] (Damar içine x ışınlarını geçirmeyen bir madde şırınga edildikten sonra damarların filminin alınması)
                • desen [TUR10-0197820] (Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme; tasvir)
              • kombinezon [TUR10-0470190] (Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme) agreement [ENG31-05803052-n] (the thing arranged or agreed to)
                • devalüasyon [TUR10-0199110] (Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması)
                • devaluation [ENG31-00807185-n] (an official lowering of a nation's currency)
                • kısıtlama [TUR10-0741510] (Bağlı kılma) limitation [ENG31-00809843-n] (an act of limiting or restricting (as by regulation))
                  • otosansür [TUR10-0882980] (Kişinin veya kurumların kendi kendilerini kısıtlaması)
                  • para kısıtlaması [TUR10-0613940] (Piyasada likit para dolaşımını sınırlandırma)
                • kodifikasyon [TUR10-0466370] (Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi; düzenleme)
                • tensikat [TUR10-0764830] (Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri)
                • tensikat [TUR10-0764820] (Düzen vermeler, düzenlemeler)
                • titremleme [TUR10-1255480] (Titremlemek işi)
                • toplumsallaştırma [TUR10-0782180] (Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirme; sosyalizasyon)
                • karnıyarık [TUR10-0422560] (Matbaacılıkta her sayfayı çift sütun olarak düzenleme)
                • manevra [TUR10-0523610] (Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi)
                • dizgi [TUR10-0768700] (Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme)
                  • inisyal [TUR10-0375190] (İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilme işlemi)
                • pikaj [TUR10-0627410] (Bilgisayarda dizilen yazıları milimetrik kartona yapıştırıp düzenleme işi)
                • programlama [TUR10-0636340] (Programlamak veya programlaştırmak işi)
                • handikap [TUR10-0325840] (At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması)
                • planlama [TUR10-0630860] (Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi)
                  • nüfus planlaması [TUR10-0580990] (Ailelere, sahip olmak istedikleri ve yetiştirebilecekleri çocuk sayısı konusunda karar verebilme ve bunu gerçekleştirecek yöntemleri uygulayabilme imkânlarının verilmesi)
                • hareket [TUR10-0328180] (Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri)
              • kalite kontrol [TUR10-1199190] (Bir üretim yerinde çeşitli bölümlerin gösterdiği kaliteyi koruma ve geliştirme, tüketicinin beğenisini kazanma ve ekonomik seviyede bir üretim yapma imkanlarının sağlanmasını amaçlayan çalışmaların tümü)
              • quality control [ENG31-00808145-n] (maintenance of standards of quality of manufactured goods)
              • sahiplik [TUR10-0388930] (Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde istediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu) ownership [ENG31-14503072-n] (the state or fact of being an owner)
                • ön alım [TUR10-0734120] (Bir mülk kaça satın alınmışsa, o mülke o para ile sahip olma)
                • inhisar [TUR10-0374970] (Tek başına sahip olma)
              • eldecilik [TUR10-0876100] (Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olma, elinde tutma durumu)
              • possession [ENG31-00811126-n] (the act of having and controlling property)
              • sevk ve idare [TUR10-1199250] (Yönetim)
              • steering [ENG31-00816981-n] (the act of setting and holding a course)
              • demontaj [TUR10-1199590] (Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak; sökmek)
              • dismantling [ENG31-00914105-n] (the act of taking something apart (as a piece of machinery))
              • delme [TUR10-0190880] (Delmek işi) puncture [ENG31-00944804-n] (the act of puncturing or perforating)
                • perforaj [TUR10-0623880] (Delme)
                • perforation [ENG31-00946449-n] (the act of punching a hole (especially a row of holes as for ease of separation))
                • perforje [TUR10-0623890] (Delik açma)
              • arayış [TUR10-0043490] (Arama işi veya biçimi) search [ENG31-00947217-n] (the activity of looking thoroughly in order to find something or someone)
                • arama [TUR10-0042540] (Saklanan sanığın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılan araştırma işlemi)
                  • arama tarama [TUR10-0042670] (Polisin kuşkulu gördüğü kimseler üzerinde bıçak, silah, esrar vb. yasak şeyler araması)
                • üstünü arama [TUR10-1199790] ((Bir polis memuru ya da başka bir görevli) Birinin üstünde ellerini dolaştırarak saklı bir silah, uyuşturucu vb. arama)
                • frisk [ENG31-00947876-n] (the act of searching someone for concealed weapons or illegal drugs)
              • faydalanma [TUR10-0266260] (Kendine yarar sağlama)
              • use [ENG31-00948944-n] (the act of using)
              • kullanış [TUR10-0489220] (Kullanma işi veya biçimi)
              • use [ENG31-00948944-n] (the act of using)
              • ölçümleme [TUR10-0601030] (Değerlendirme, değer biçme) measurement [ENG31-00998911-n] (the act or process of assigning numbers to phenomena according to a rule)
                • ölçüm [TUR10-0601000] (Ölçme işi) measurement [ENG31-00998911-n] (the act or process of assigning numbers to phenomena according to a rule)
                  • süre ölçümü [TUR10-0716930] (Yarışlarda ve eğitimde harcanan süreyi ölçme)
                  • iskandil [TUR10-0379880] (Denizin derinliğini ölçme)
                  • sounding [ENG31-01006903-n] (the act of measuring depth of water (usually with a sounding line))
                  • fotometri [TUR10-0279330] (Fiziğin, ışık miktarının ölçülmesini ve cisimlerin ışığı iletme, yansıtma, dağıtma vb. özelliklerini inceleyen bölümü)
                  • photometry [ENG31-01005214-n] (measurement of the properties of light (especially luminous intensity))
                  • test [TUR10-0769830] (Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama) test [ENG31-01008617-n] (any standardized procedure for measuring sensitivity or memory or intelligence or aptitude or personality etc)
                    • zeka testi [TUR10-0872200] (Bir kimsenin zihin gücü ve kabiliyetini ölçmek için hazırlanmış olan test)
                  • test [TUR10-0769850] (Nesnel olarak değerlendirilebilen sınav sorularının tamamı)
                  • test [ENG31-01008617-n] (any standardized procedure for measuring sensitivity or memory or intelligence or aptitude or personality etc)
                  • pirometri [TUR10-0628690] (Çok yüksek sıcaklıkları ölçme yöntemi)
                  • akım ölçümü [TUR10-0018580] (Bir akarsuyun veya kanalın su yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme)
                  • sakarimetri [TUR10-0657720] (Şekerli çözeltilerin dozunu belirleme yöntemi)
                  • kalibrasyon testi [TUR10-0404150] (Doğru ölçüm için yapılan uygulama veya işlem)
                  • batimetri [TUR10-0085330] (Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi)
                  • metraj [TUR10-0540110] (Metre ile ölçme)
                  • ozon ölçüm [TUR10-0597850] (Havada ve oksijen içindeki ozonu ölçme işi)
                  • gerilim ölçümü [TUR10-0294220] (Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme; tansiyometri)
                  • gerilim ölçümü [TUR10-0294210] (Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi)
                  • girişim ölçme [TUR10-0376930] (İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi)
                  • renk ölçme [TUR10-0645790] (Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı ve benzerinin renklilik derecesini ölçme)
                • açı ölçüm [TUR10-0006040] (Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik)
                • mesaha [TUR10-0537870] (Yeri ölçme)
              • standartlaşma [TUR10-0708770] (Standart duruma gelme işi veya durumu) calibration [ENG31-01001187-n] (the act of checking or adjusting (by comparison with a standard) the accuracy of a measuring instrument)
                • ayarlama [TUR10-1123080] (Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltme, doğrulama işi) adjustment [ENG31-01001729-n] (the act of adjusting something to match a standard)
                  • senkronizasyon [TUR10-0256300] (Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ)
                  • synchronization [ENG31-01003039-n] (an adjustment that causes something to occur or recur in unison)
                  • bire bir eşleme [TUR10-0106470] (İki kümenin elemanları arasında, bir elemana karşı, bir eleman alınarak yapılan eşleme)
                  • dudak eşlemesi [TUR10-0224470] (Sözlendirmede, perdedeki görüntüde yer alan dudak hareketlerine uygun ses çıkarma)
                  • pozlama [TUR10-1251130] (Fotoğraf çekme süresi boyunca ışığın uygun bir şekilde kullanılması)
                  • dozaj [TUR10-0220050] (Dozu ayarlama)
                  • dose [ENG31-03229941-n] (a measured portion of medicine taken at any one time)
              • tertip [TUR10-0590270] (Düzenli, düzgün duruma getirme) arrangement [ENG31-05734541-n] (an organized structure for arranging or classifying)
                • listeleme [TUR10-0512580] (Listelemek işi veya durumu) listing [ENG31-01013108-n] (the act of making a list of items)
                  • stok sayma [TUR10-1200170] (Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümünü sayma eylemi)
                  • inventory [ENG31-01013367-n] (making an itemized list of merchandise or supplies on hand)
                • tahkiye [TUR10-0737950] (Bir olayı anlatmadaki düzen, anlatış düzeni)
                • taşkın ıslahı [TUR10-1154030] (Akarsu yatağının sel zararını önleyecek biçimde yeniden düzenlenmesi)
                • yeniden yapılanma [TUR10-0848960] (Bir kurum, kuruluş veya işletme personel ve çalışma düzeni bakımından yeni bir yapıya kavuşma)
                • yastık bıyık [TUR10-0839360] (Yana yatmış ve uzamış bıyık)
              • tahsilat [TUR10-0738490] (Alacakların toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması) collection [ENG31-01016008-n] (the act of gathering something together)
                • tahsil [TUR10-0195630] (Para vermesi gerekenden parayı alma) congregation [ENG31-01234251-n] (the act of congregating)
                  • nümismatik [TUR10-0581370] (Eski para ve madalyaların tarihi ve tanımıyla uğraşan bilim)
                  • numismatics [ENG31-01017938-n] (the collection and study of money (and coins in particular))
                  • pul koleksiyonculuğu [TUR10-0273510] (Pul derleyiciliği veya derleyenlere satma işi)
                  • philately [ENG31-01018362-n] (the collection and study of postage stamps)
                  • vergicilik [TUR10-0817620] (Vergi tahsil etme işi)
                  • ittihaz [TUR10-0388520] (Alma)
                  • ilzam [TUR10-0370630] (Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma)
              • devam [TUR10-0804430] (Kesilmeme, bitmeme, sürüp gitme) continuance [ENG31-01019929-n] (the act of continuing an activity without interruption)
                • sebat [TUR10-0671850] (Sözünden veya kararlarından dönmeme, bir işi sonuna değin sürdürme)
                • perseverance [ENG31-01023521-n] (the act of persisting or persevering)
                • tekrarlanma [TUR10-0758300] (Tekrar edilme) repetition [ENG31-07113937-n] (the repeated use of the same word or word pattern as a rhetorical device)
                  • reprodüksiyon [TUR10-0646060] (Aynısını yapma, tıpkısını meydana getirme)
                  • reproduction [ENG31-01021843-n] (the act of making copies)
                  • sürdürme [TUR10-0360560] (Devam ettirme) renewal [ENG31-01251399-n] (the act of renewing)
                    • uzatma [TUR10-0804700] (Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek)
                  • nüks [TUR10-0581210] (Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması)
                  • iterasyon [TUR10-1255390] (Tekerrür)
                • tekrarlama [TUR10-0759530] (Bir işi bir kez daha yapma işi) repetition [ENG31-01020572-n] (the act of doing or performing again)
                  • zikir [TUR10-0875850] (Bir tarikata bağlı olanların Tanrı'nın adını art arda söylemesi)
                  • ekolali [TUR10-0239330] (Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama)
                  • ekopraksi [TUR10-0832490] (Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama)
                  • çift dikiş [TUR10-0167060] (Bir sınıfta iki yıl üst üste okuma)
                  • geneleme [TUR10-0291380] (Bir düşüncenin başka başka sözlerle yeniden anlatılması)
                • tevali [TUR10-0771180] (Arası kesilmeksizin sürme)
                • tevali [TUR10-0771190] (Art arda gelme; ardı arası kesilmeme; sürüp gitme)
                • mabat [TUR10-0515340] (Bitmemiş yazı, roman ve benzerinde arka, devam, sonra)
                • devam [TUR10-0199150] ("Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz)
                • haşiv [TUR10-0331260] (Yazıyı veya konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma)
              • ibadet [TUR10-0745620] (Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı'ya yönelen saygı davranışı) worship [ENG31-01030597-n] (the activity of worshipping)
                • püriten [TUR10-0639100] (Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren)
                • blue(a) [ENG31-01303318-s] (morally rigorous and strict)
                • tespih [TUR10-0769640] ("Süphanallah" sözünü söyleme)
                • mesh [TUR10-0538090] (Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme)
                • ilahlaştırma [TUR10-0367120] (İlahlaştırmak durumu veya biçimi)
                • deification [ENG31-01031146-n] (the elevation of a person (as to the status of a god))
                • putperestlik [TUR10-0638820] (İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma; tapıncakçılık)
                • idolatry [ENG31-01046116-n] (the worship of idols)
                • kefaret [TUR10-0437940] (Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç)
                • taat [TUR10-0735180] (Allah'ın buyruklarını yerine getirme, ibadet etme)
                • takva [TUR10-0878070] (Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme)
                • tavaf [TUR10-0752250] (İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dolaşma)
                • eda [TUR10-0233950] (Namaz kılma)
                • tapınç [TUR10-1255280] (Tapınma)
                • nafile [TUR10-0568130] (Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç)
                • namaz niyaz [TUR10-0569900] (İbadet)
                • say [TUR10-0670050] (Hac ibadeti sırasında Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelme)
                • itikaf [TUR10-0387780] (Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme)
                • iblisçilik [TUR10-0357240] (İblise bağlanma ve tapınma)
              • kandırma [TUR10-0023980] (Bir şeyi örtme, saklama işi) cover [ENG31-01051609-n] (the act of concealing the existence of something by obstructing the view of it)
                • peçe [TUR10-0620550] (Maske; sır; giz)
                • mask [ENG31-01051399-n] (activity that tries to conceal something)
                • peştamal [TUR10-0625360] (Başa ve omuzlara örtülen dokuma)
                • peştamal [TUR10-0625340] (Hamamda örtünmek için kullanılan ince dokuma)
                • futa [TUR10-0280640] (İpekli peştamal)
              • koyma [TUR10-0478970] (Koymak işi)
              • placement [ENG31-01053255-n] (the act of putting something in a certain place)
              • sağlama [TUR10-0755630] (Araştırıp bulma) provision [ENG31-01059124-n] (the activity of supplying or providing something)
                • lojistik [TUR10-0513350] (Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, hizmetin ve bilgi akışının çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınmasının etkili ve verimli bir biçimde planlanması ve uygulanması)
                • logistics [ENG31-01062669-n] (handling an operation that involves providing labor and materials be supplied as needed)
                • serumla besleme [TUR10-1200460] (Ağız yoluyla beslenemeyen kimselere gıdaların enjeksiyonla verilmesi; parenteral besleme)
                • intravenous feeding [ENG31-01060907-n] (administration of nutrients through a vein)
                • ferahlatma [TUR10-0767360] (Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama)
                • terfik [TUR10-0767370] (Bir kimseyi arkadaş olarak yanına alma)
              • tedarik etme [TUR10-1200450] (Topluluk şirketlerinin ihtiyaç duyduğu makine ve yedek parçaların tedariki amacıyla holding bünyesinde yeni bir şirket kuruldu)
              • provision [ENG31-01059124-n] (the activity of supplying or providing something)
              • nefsine hakim olma [TUR10-1200500] (Kendini kontrol etme) self-denial [ENG31-01071502-n] (the act of denying yourself)
                • riyazet [TUR10-0648090] (Nefsin isteklerini kırma) abstinence [ENG31-01070697-n] (act or practice of refraining from indulging an appetite)
                  • açlık grevi [TUR10-0006320] (Kendisine veya başkalarına yapılan bir haksızlığı protesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiği tepki)
                  • hunger strike [ENG31-01245509-n] (a voluntary fast undertaken as a means of protest)
              • gülme [TUR10-0313640] (Hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurma işi veya biçimi) laughter [ENG31-01074326-n] (the activity of laughing)
                • kahkaha [TUR10-0399060] (Yüksek sesle gülme)
                • guffaw [ENG31-07142498-n] (a burst of deep loud hearty laughter)
                • kıkırdayış [TUR10-0447370] (Kıkırdama işi veya biçimi) titter [ENG31-07142933-n] (a nervous restrained laugh)
                  • kıkırlık [TUR10-0447390] (İçten gülme durumu)
                • yapmacık gülüş [TUR10-0834370] (İçten olmayan, sahte, yalancı gülüş)
              • piyasa [TUR10-0630220] (Arz ve talebin karşılaştığı alan) market [ENG31-01099197-n] (the world of commercial activity where goods and services are bought and sold)
                • açık piyasa [TUR10-0005250] (Fiyatların tamamen arz ve talebe göre belirlendiği piyasa)
                • market [ENG31-01099197-n] (the world of commercial activity where goods and services are bought and sold)
                • tekel [TUR10-0374960] (Herhangi bir üretim alanını devletin elinde tutma, satışı tek elden yönetme ve fiyata hâkim olma durumu)
                • monopoly [ENG31-14467792-n] ((economics) a market in which there are many buyers but only one seller)
                • karaborsa [TUR10-0415510] (Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi)
                • black market [ENG31-01099644-n] (an illegal market in which goods or currencies are bought and sold in violation of rationing or controls)
                • tekel [TUR10-0757820] (Bir malın yapımının, tek bir kuruluşun elinde bulunduğu durum)
                • monopoly [ENG31-14467792-n] ((economics) a market in which there are many buyers but only one seller)
                • dış pazar [TUR10-0202200] (Bir ülkenin mal satabildiği yabancı ülke)
                • açık pazar [TUR10-0005220] (Gümrük kaydı olmayan, her devletin malını serbestçe satabileceği şehir veya ülke)
                • peşin piyasa [TUR10-0625160] (Peşin satışa bağlı alışveriş düzeni)
                • oligopol [TUR10-0950310] (Sunumun birkaç satıcı tarafından yapıldığı ve bu az sayıdaki satıcının birbirlerinin üretim kararlarından etkilendiği piyasa türü)
                • oligopson [TUR10-1108890] (Çok sayıda satıcıya karşılık sınırlı sayıda alıcının bulunduğu, dolayısıyla her alıcının satın alacağı miktar ve satıcıya ödeyeceği fiyatın, rakip alıcıların miktar ve fiyatlarını etkileyebileceği piyasa türü)
              • piyasa [TUR10-0630210] (Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat)
              • exchange [ENG31-01095009-n] (reciprocal transfer of equivalent sums of money (especially the currencies of different countries))
              • piyasa [TUR10-0630230] (Ortalık)
              • market [ENG31-01099197-n] (the world of commercial activity where goods and services are bought and sold)
              • sermaye piyasası [TUR10-0679230] (Hisse ve tahvil alım satımının yapıldığı, kanunla düzenlenmiş ticaret merkezi)
              • market [ENG31-01099197-n] (the world of commercial activity where goods and services are bought and sold)
              • siyaset [TUR10-0697590] (Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış) politics [ENG31-01126829-n] (the activities and affairs involved in managing a state or a government)
                • uzlaşmacılık [TUR10-0805150] (Çıkarlarından, düşüncelerinden ödünler vererek uzlaşma sağlama siyaseti)
                • yumuşama [TUR10-0198940] (Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti)
                • yalnızcılık [TUR10-0829480] (Uluslararası konulara ve anlaşmazlıklara katılmama siyaseti)
                • yalnızcılık [TUR10-0374670] (Bir ülkenin dış ekonomik ilişkilerini keserek kendi sınırları içinde tek başına bir ekonomi siyaseti izlemesi)
                • milli ekonomi [TUR10-0545810] (Bir milletin kendine özgü ekonomi siyaseti)
                • popülizm [TUR10-0633170] (Politik durumu dramatize ederek halkın ilgisini uyandırmak amacıyla yapılan politika)
                • postislâmizm [TUR10-1255270] (Tanımı ve uygulanabilirliği entelektüel bir tartışmaya neden olan siyaset biliminde neologizm)
              • hazırlama [TUR10-0336860] (Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirme) preparation [ENG31-01145325-n] (the activity of putting or setting in order in advance of some act or purpose)
                • pişirim [TUR10-1254220] (Pişirme işi)
                • pişirimlik [TUR10-0629590] (Pişirim)
              • hazırlık [TUR10-0755640] (Hazırlanmak için gereken şeyler veya durumlar) preparation [ENG31-01145325-n] (the activity of putting or setting in order in advance of some act or purpose)
                • tertibat [TUR10-0768650] (Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar)
                • antrenman [TUR10-0039910] (Herhangi bir konuda yapılan hazırlık)
                • sulama [TUR10-0711400] (Arklar veya savaklar yardımı ile su akıtarak herhangi bir toprak bölgesini kuraklıktan kurtarma) irrigation [ENG31-01059555-n] (supplying dry land with water by means of ditches etc)
                  • gönen [TUR10-0304150] (Ekilecek toprağın sulandırılması)
              • çevreleme [TUR10-0161610] (Çevresini daraltma) constraint [ENG31-01152116-n] (the act of constraining)
                • özgürlüğünü kısıtlama [TUR10-1200790] (Özgürlüğünü sınırlamak, daraltmak) confinement [ENG31-01149089-n] (the act of restraining of a person's liberty by confining them)
                  • gözaltı [TUR10-0576090] (Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması)
                  • detention [ENG31-14023148-n] (a state of being confined (usually for a short time))
                  • teknik şartname [TUR10-0759350] (İhalenin teknik özelliklerini içeren şartname)
                • şartname [TUR10-0724800] (Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge)
                • stipulation [ENG31-01151798-n] (a restriction that is insisted upon as a condition for an agreement)
                • tahdidat [TUR10-0737670] (Sınırlamalar; kısıntılar)
                • çerçeveleme [TUR10-0160010] (Filmi çevrilecek başlıca cismin, gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi)
                • kayıt [TUR10-0433440] (Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme)
              • takviye [TUR10-0741500] (Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma) support [ENG31-01218392-n] (the activity of providing for or maintaining by supplying with money or necessities)
                • bakım [TUR10-0071910] (Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi) sustenance [ENG31-01218681-n] (the act of sustaining life by food or providing a means of subsistence)
                  • yoğun bakım [TUR10-0857670] (Ağır hastaların tedavisi için uygulanan özel bakım)
                  • iaşe ve ibate [TUR10-0356940] (Yedirip içirme ve barındırma)
                • koşma [TUR10-0477470] (Bir halatı, ağacı pekiştirmek için yanına konulan halat veya ağaç)
              • davranış [TUR10-0185070] (Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı) behavior [ENG31-01223743-n] ((psychology) the aggregate of the responses or reactions or movements made by an organism in any situation)
                • takaza [TUR10-0739180] (Azarlama; başa kakma)
                • takayyüt [TUR10-0739170] (Üstüne düşme, özen gösterme)
                • takınaklı davranış [TUR10-0739810] (Bilince takılan ve bütün kurtulma uğraşılarına karşı direnen bir düşüncenin yarattığı davranış)
                • kışkırtıcılık [TUR10-0455070] (Kışkırtıcı ajana özgü davranış)
                • kiyaset [TUR10-0464420] (Akıllıca davranış; akıllılık)
                • kızmaca [TUR10-0459730] (Kızmaya, öfkelenmeye dayanan davranış)
                • kişilik [TUR10-0463580] (İnsanlara yakışacak durum ve davranış)
                • kolaycılık [TUR10-0468130] (Kolaycının davranışı)
                • teamül [TUR10-0754500] (Bir yerde öteden beri olagelen davranış)
                • komedi [TUR10-0470230] (Yalan ve yapmacık söz veya davranış)
                • komiklik [TUR10-0470390] (Güldürücü davranış)
                • komitacılık [TUR10-0470540] (Komitacıya vergi davranış)
                • körükleyicilik [TUR10-1086850] (Kışkırtıcılık)
                • köylülük [TUR10-0485400] (Köylülere özgü davranış)
                • küçüklük [TUR10-0500020] (İnsana yakışmayacak, insanın değerini azaltacak davranış)
                • kopukluk [TUR10-0474960] (Kopuğa yaraşır davranış)
                • korkaklık [TUR10-0475680] (Korkakça davranış)
                • temsil [TUR10-0763910] (Birinin veya bir topluluğun adına davranma)
                • tenzih [TUR10-0765020] (Kusur kondurmama)
                • cakacılık [TUR10-0130600] (Cakacı olma durumu veya cakalı davranış)
                • çocukluk [TUR10-0171980] (Çocukça davranış)
                • çeviklik [TUR10-0161020] (Çevikçe davranış)
                  • çalım [TUR10-0147440] (Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi)
                  • atiklik [TUR10-0055970] (Çabukluk, çeviklik, hareketlilik)
                • dalgınlık [TUR10-0180790] (Dalgınca davranış)
                • dangalaklık [TUR10-0183030] (Dangalak olma durumu veya dangalakça davranış)
                • dedelik [TUR10-0186750] (Dedeye yakışan davranış)
                • densizlik [TUR10-0194980] (Densizce davranış)
                • deve kuşuluk [TUR10-0199480] (Deve kuşu gibi olma veya davranma işi)
                • dilencilik [TUR10-0205400] (Dilenciye yakışır davranış)
                • dostluk [TUR10-0219350] (Dostça davranış)
                • döneklik [TUR10-0221200] (Döneğe yakışacak biçimde davranış)
                • duygusuzluk [TUR10-0227340] (Duygusuzca davranış)
                • efendilik [TUR10-0235270] (Efendiye yakışır davranış)
                • enayilik [TUR10-0246820] (Enayice davranış)
                • eşeklik [TUR10-0255480] (Çok anlayışsız ve kaba davranış)
                • eşkıyalık [TUR10-0256180] (Eşkıya olma durumu veya eşkıyaca davranış)
                • farfaralık [TUR10-0264640] (Farfara davranış)
                • ağalık [TUR10-0011420] (Kibar ve cömertçe davranış)
                • külhanbeylik [TUR10-0501330] (Külhanbeyine yakışır davranış)
                • ağırcanlılık [TUR10-0012410] (Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi)
                • ahlaklılık [TUR10-0015770] (Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü)
                • Almancılık [TUR10-0029700] (Almancı gibi davranma)
                • madrabazlık [TUR10-0516910] (Madrabaza yakışır davranış)
                • marifet [TUR10-0526110] (Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış)
                • saldırganlık [TUR10-0659730] (Saldırgan bir biçimde davranma)
                • kaçınganlık [TUR10-0395250] (Geri durma, isteksiz davranma)
                • kadirbilmezlik [TUR10-1250300] (Değerbilmezlik)
                • kahpelik [TUR10-0399210] (Kahpece davranış)
                • kakavanlık [TUR10-0400340] (Kakavanca davranış)
                • kalıt [TUR10-0404050] (Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi)
                • kaltabanlık [TUR10-0406000] (Kaltabanca davranış)
                • kaltaklık [TUR10-0406060] (Böyle bir kadına yakışır davranış)
                • kancıklık [TUR10-0408890] (Kancıkça davranış)
                • karagözlük [TUR10-0416060] (Güldürüp eğlendirecek davranış)
                • uygunsuzluk [TUR10-0802550] (Kötü durum, kötü davranış)
                  • halt [TUR10-0324110] (Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma)
                  • halt [TUR10-0324120] (Uygun olmayan, beğenilmeyen şey)
                  • kara [TUR10-0415150] (Utanılacak durum)
                  • mire [ENG31-14433769-n] (a difficulty or embarrassment that is hard to extricate yourself from)
                  • hata [TUR10-0331610] (Suç; günah; kusur) mistake [ENG31-00071785-n] (a wrong action attributable to bad judgment or ignorance or inattention)
                    • yanılgı [TUR10-0831570] (Yanlış davranış)
                      • yanılsama [TUR10-0831650] (Yanlış algılama ve duyu yanılması)
                  • hata [TUR10-0282060] (İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış) mistake [ENG31-00071785-n] (a wrong action attributable to bad judgment or ignorance or inattention)
                    • aptallık [TUR10-0041190] (Aptalca iş)
                    • stupidity [ENG31-01250622-n] (a stupid mistake)
                    • gaf [TUR10-0281470] (Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık)
                    • blunder [ENG31-00075610-n] (an embarrassing mistake)
                    • falso [TUR10-0263920] (Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı)
                    • cahillik [TUR10-0130500] (Gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur)
                    • barbarizm [TUR10-0077150] (Bir sözün fonetik veya morfolojik yapısında yapılan büyük yanlışlık)
                    • yanıltı [TUR10-0673750] (Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık)
                    • yanılgı [TUR10-0831600] (Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma; hata)
                      • paralojizm [TUR10-0614280] (Akıl süzgecinden geçirirken bilmeyerek düşülen yanılgı)
                    • yanılgı [TUR10-0831590] (Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç)
                    • butlan [TUR10-0126270] (Yanlışlık, haksızlık)
                    • dil sürçmesi [TUR10-0206100] (Ağızdan yanlışlıkla çıkan söz)
                    • ışık kirliliği [TUR10-1052020] (Işık kaynağının, konumu, yeri, yönü, zamanı ve yoğunluğu bakımından yanlış ve uygunsuz biçimde kullanılması)
                • uysallık [TUR10-0803160] (Uysalca davranış)
                • halalık [TUR10-1043340] (Halaya yakışan davranış)
                • anlamazlık [TUR10-0037630] (Bir şeyi kavrayamamış gibi davranma)
                • atalık [TUR10-0054360] (Geçmişte yaşamış büyüklere yakışır davranış)
                • adap [TUR10-0535930] (Uygun olan davranış biçimi)
                • töre [TUR10-0007670] (Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri)
                • alçaltıcı [TUR10-0025440] (Küçük düşürücü)
                • aşinalık [TUR10-0053800] (Tanışıklığı gösterir davranış)
                • babaannelik [TUR10-0066300] (Babaanne olma durumu veya babaanneye yakışan davranış)
                • ayıp [TUR10-0061480] (Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış)
                  • kızartıcı [TUR10-0458570] (Karalayıcı, kirletici şey)
                  • zül [TUR10-0878110] (Ayıplanacak şey)
                  • yüz karası [TUR10-0867910] (Utanılacak bir durum veya şey)
                • yabanilik [TUR10-0823260] (Yabanice davranış)
                • kaynanalık [TUR10-0434530] (Kaynanaya yakışır davranış)
                • bebeklik [TUR10-0087930] (Bebek gibi davranışlarda bulunma)
                • vırvırcılık [TUR10-1256220] (Vırvırcı olma durumu)
                • yalancılık [TUR10-0055420] (Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz söyleme huyu ya da durumu)
                  • neolojizm [TUR10-1165850] (Söz türetmecilik ve uydurmacılık)
                • yabanilik [TUR10-0823250] (Yabani olma durumu, yabanıllık)
                • savageness [ENG31-05045406-n] (the property of being untamed and ferocious)
                • vicdanlılık [TUR10-1256180] (Vicdanlı olma durumu)
                • kaygısızlık [TUR10-0432800] (Kaygısız olma durumu veya kaygısızca davranış)
                • kaytarmacılık [TUR10-0435270] (Kaytarmacı işi)
                • kurum [TUR10-0495030] (Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür)
                • manyaklık [TUR10-0525290] (Manyak olma durumu veya manyakça davranış)
                • maske [TUR10-0527820] (Gerçek duyguları veya bir şeyin gerçek görünüşünü gizleyen aldatıcı görünüş, davranış)
                • maske [TUR10-0527830] (Kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış)
                • yalan dolan [TUR10-0828180] (Dolaşık, yolsuz davranış)
                • bezirganlık [TUR10-0099240] (Bezirgâna yakışır davranış)
                • bilmezlikten gelme [TUR10-0104680] (Bilmiyor gibi davranma, bilmez gibi görünme)
                • melanet [TUR10-0533450] (Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış)
                • mızmızlık [TUR10-0543930] (Mızmız olma durumu veya mızmızca davranış)
                • mızrak [TUR10-0543960] (Atletizmde kullanılan, tek elle savrulan bir alet)
                • moskofluk [TUR10-0550900] (Acımasızca davranış)
                • coşuntu [TUR10-0142650] (Coşku, heyecanlı davranış)
                • çaçaronluk [TUR10-0144340] (Çaçaronca davranış)
                • çakıntı [TUR10-0145890] (Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış)
                • mukaddesat [TUR10-0554760] (Kutsal sayılan her türlü inanç ve davranışlar)
                • mükafat [TUR10-0561220] (Değerlendirici, sevindirici davranış)
                • çekimserlik [TUR10-0156560] (Çekimser davranma durumu)
                • çelebilik [TUR10-0157650] (Çelebi olma durumu veya çelebice davranış)
                • müsamaha [TUR10-0563880] (Görmezlikten gelme;, göz yumma)
                • nadanlık [TUR10-0567960] (Nadan olma durumu veya nadanca davranış)
                • nepotizm [TUR10-0574490] (Akraba ve yakın arkadaşları kayırma)
                • nezaket [TUR10-0576020] (Bir iş veya durum için önemli olma, dikkatli davranmayı gerektirme)
                • şablonculuk [TUR10-0720730] (Şabloncu gibi davranma)
                • şakacılık [TUR10-1254490] (Şakacı olma durumu)
                • şarlatanlık [TUR10-0883350] (Şarlatanca davranış)
                • şapşallık [TUR10-0723930] (Şapşal olma durumu veya şapşalca davranış)
                • nobranlık [TUR10-0578880] (Nobran olma durumu veya nobranca davranış)
                • olgu [TUR10-0585570] (Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş)
                • olmaz [TUR10-0586160] (Yapılamayacak iş, tutum veya davranış)
                • şımarıklık [TUR10-0571830] (Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunma durumu veya bu tarz davranış)
                • oruç [TUR10-0592910] (Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma)
                • oynaklık [TUR10-0596410] (Oynakça davranış)
                • duygu sömürüsü [TUR10-1014160] (Karşısındaki kişinin kendisine acımasını ve istediğini yapmasını sağlamak amacıyla sergilenen davranışlar bütünü)
                • duymamazlık [TUR10-0227420] (Duymamış gibi davranma durumu)
                • Frenklik [TUR10-0279880] (Frenk gibi davranma)
                • övücülük [TUR10-1254020] (Övgücülük)
                • övüntü [TUR10-0607030] (Övünülecek tutum veya davranış)
                • palyaçoluk [TUR10-0611880] (Tavır ve davranışta güldürücülük)
                • rol [TUR10-0648430] (Gerçek olmayan davranış; gösteriş)
                • yaramazlık [TUR10-0835530] (Çapkın olma durumu veya çapkınca davranış) orgy [ENG31-00512223-n] (a wild gathering involving excessive drinking and promiscuity)
                  • gönül avcısı [TUR10-0304370] (Geçici aşklar arkasında koşan kimse; çapkın)
                • görgüsüzlük [TUR10-0305440] (Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışlarına uymama durumu veya böyle davranış)
                • görmemişlik [TUR10-0305800] (Görmemiş olma durumu veya görmemişçe davranış)
                • görmemezlik [TUR10-0305820] (Görmemiş, tanık olmamış gibi davranma)
                • partizanlık [TUR10-0616770] (Partizan olma durumu veya partizanca davranma)
                • paskallık [TUR10-0617180] (İnsanı güldürüp eğlendirecek söz ve davranış)
                • güler yüz [TUR10-0313360] (İçten ve yapmacıksız, yumuşak, okşayıcı davranış)
                • gösteriş [TUR10-0306970] (Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, kurum)
                  • cila [TUR10-0140590] (Gereksiz süs, gösteriş)
                  • alım çalım [TUR10-0027650] (Gösteriş, çekici hareket)
                  • cakalanma [TUR10-0130610] (Caka satma)
                  • nümayiş [TUR10-0581320] (Gösteriş)
                  • sükse [TUR10-0714720] (İlgi çekecek durum; gösteriş)
                  • fiyaka [TUR10-0009840] (Gösteriş, çalım)
                    • şanjan [TUR10-1256300] (Yanardöner, janjan)
                  • çalım [TUR10-0010260] (Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış)
                  • ostentation [ENG31-04825154-n] (lack of elegance as a consequence of being pompous and puffed up with vanity)
                • gevezelik [TUR10-0295100] (Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma)
                  • laklak [TUR10-1248330] (Ara vermeden söylenilen saçma sapan söz dizisi, gevezelik)
                  • çan çan [TUR10-0149660] (Sürekli ve yüksek sesle edilen gevezelik)
                  • gevezelik [TUR10-0295090] (Saçma sapan konuşan, zevzeklik eden olma durumu)
                  • prate [ENG31-07151837-n] (idle or foolish and irrelevant talk)
                  • gevezelenme [TUR10-0295070] (Saçma sapan konuşmak ve zevzeklik etmek eylemi)
                  • geyik muhabbeti [TUR10-0295680] (Gevezelik etme)
                  • goygoycu [TUR10-0300770] (Boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse)
                  • boş laf [TUR10-0115380] (Gereksiz, verimsiz, işe yaramayan biçimde konuşma)
                    • laklaka [TUR10-0506260] (Gereksiz, anlamsız, boş söz)
                    • laklakiyat [TUR10-0506280] (Boş lakırtılar, değersiz sözler)
                    • laklakıyat [TUR10-1250310] (Değersiz sözler, boş sözler, önemsiz sözler)
                    • kuru gürültü [TUR10-0494530] (Gereksiz, önemsiz, sonu alınamayacak söz veya davranış)
                    • laf salatası [TUR10-0505400] (Çeşitli konuları içine alan anlamsız, boş sözler)
                • formalite [TUR10-0278030] (Önem verilmediği hâlde bir zorunluluğa bağlı olarak yapılan biçimsel davranış)
                  • seremoni [TUR10-0678370] (Genellikle resmî yerlerde, resmî işlerde uyulması gereken kural, yol ve yöntemlerin tümü)
                • polemikçi [TUR10-0632120] (Polemik yapan kimse)
                • izazuikram [TUR10-0389960] (Saygı gösterme ve ağırlama)
                • itlik [TUR10-0388310] (İt olma durumu veya itçe davranış)
                • bloksuzluk [TUR10-0110750] (Bloksuz davranma; bağlantısızlık)
                • bozgunculuk [TUR10-0117680] (Bozguncuya yakışır davranış)
                • işitmemezlik [TUR10-0385140] (Duymamış gibi davranma)
                • hasislik [TUR10-0330330] (Hasis davranış)
                • haşarılık [TUR10-0330930] (Haşarıca davranış)
                • ince iş [TUR10-0373100] (Özenli ve hesaplı davranış)
                • haysiyetsizlik [TUR10-0336040] (Haysiyetsizce davranış)
                • hayvanlık [TUR10-0336340] (Hayvanca davranma)
                • hercailik [TUR10-0339410] (Hercai olma durumu veya hercaice davranış)
                • hesapsızlık [TUR10-0340340] (Hesapsız olma durumu veya hesapsızca davranış)
                • hık mık [TUR10-0341350] (Tereddüt gösterme, çekingen davranma)
                • hırçınlık [TUR10-0341720] (Hırçın olma durumu veya hırçın davranış)
                • hıyarağalık [TUR10-0342940] (Hıyarağa gibi davranma)
                • haşinlik [TUR10-0331190] (Haşin davranış)
                • severity [ENG31-04647089-n] (excessive sternness)
                • gadir [TUR10-0281370] (Haksızlık etme; zarar verme)
                • akılsızlık [TUR10-0018500] (Akılsızca yapılan iş veya davranış)
                • folly [ENG31-00513854-n] (foolish or senseless behavior)
              • önderlik [TUR10-0603280] (Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse olma durumu veya bu kişinin görevi)
              • leadership [ENG31-01259004-n] (the activity of leading)
              • kuvvet [TUR10-0498190] (Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü) attempt [ENG31-00787849-n] (earnest and conscientious activity intended to do or accomplish something)
                • idman [TUR10-0361340] (Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştırmaların tümü) gymnastics [ENG31-00434742-n] (a sport that involves exercises intended to display strength and balance and agility)
                  • düzeltici jimnastik [TUR10-0231910] (Yaşama ve çalışma şartlarının etkisiyle oluşan vücut bozukluk ve aksaklıklarını önlemek veya gidermek için uygulanan özel beden eğitimi türü)
                  • yoga [TUR10-0857430] (Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi)
                  • yoga [ENG31-00632200-n] (a system of physical, breathing and meditation exercises practiced to promote control of the body and mind)
                  • cambazlık [TUR10-0020520] (Cambazın işi veya mesleği)
                  • acrobatics [ENG31-00435015-n] (the gymnastic moves of an acrobat)
                  • aletli jimnastik [TUR10-0026650] (Birtakım aletler kullanılarak yapılan jimnastik)
                • bilek güreşi [TUR10-0102380] (İki kişinin, dirseklerini bir yere dayayarak birbirlerinin bileğini bükmeye çalışması)
                • wrestle [ENG31-00623506-n] (the act of engaging in close hand-to-hand combat)
                • güçlük [TUR10-0538630] (Güçlük, sıkıntı, zorluk, zahmet) inconvenience [ENG31-14470344-n] (an inconvenient discomfort)
                  • müşkülat [TUR10-0565500] (Güçlük; güçlükler; zorluklar)
                  • sarp [TUR10-0667520] (Güç; güçlük)
                • masaj [TUR10-0527330] (Ovma, ovuşturma)
                • rub [ENG31-00125946-n] (the act of rubbing or wiping)
                • deneme [TUR10-0192510] (Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan eser) test [ENG31-00792739-n] (the act of testing something)
                  • prova [TUR10-0637140] (Bir giysiye son biçimini vermeden önce giysiyi giyecek kişinin üzerinde yapılan düzeltme)
                  • fitting [ENG31-00796669-n] (putting clothes on to see whether they fit)
                • sınav [TUR10-0686960] (Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum)
                • test [ENG31-00796028-n] (the act of undergoing testing)
                • cihat [TUR10-1200100] (Din uğruna yapılan savaş)
                • jihad [ENG31-00998599-n] (a holy struggle or striving by a Muslim for a moral or spiritual or political goal)
                • müsaade [TUR10-0563760] (Elverişli, uygun olma durumu)
                • enterprise [ENG31-04843305-n] (readiness to embark on bold new ventures)
                • cüret [TUR10-0143770] (Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış; cesaret) presumption [ENG31-04845958-n] (audacious (even arrogant) behavior that you have no right to)
                  • yüz [TUR10-0867380] (Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret)
                  • cüretkarlık [TUR10-1250190] (Cüretkâr olma durumu)
                  • cüretkârlık [TUR10-0143820] (Cüretkâr olma durumu)
                • küme çalışması [TUR10-0502250] (Öğrencilerin, aralarında seçtikleri bir başkanın kılavuzluğu altında iş birliği yaparak ortak amaçlar doğrultusunda çalışmalarına imkân sağlayan eğitim yöntemi)
                • can çabası [TUR10-0131760] (Varlığını kanıtlamak amacıyla gösterilen aşırı gayret)
                • ekmek kaygısı [TUR10-0239160] (Geçim sağlama çabası)
                • emek [TUR10-0245240] (Uzun ve yorucu, özenli çalışma)
                • köycülük [TUR10-0485170] (Köy sorunları ile ilgilenme anlayışı veya köyü kalkındırma çalışması)
                • toplu çalışma [TUR10-0781660] (Bir konu, bir iş için gerçekleştirilen birlikte çalışma)
                • sandalye kavgası [TUR10-0662960] (Makam kapmak veya makamını yitirmemek için gösterilen çaba)
                • kalkınma hızı [TUR10-0404590] (Belirli iki tarih arasında ekonomideki büyüme veya gelişme durumu)
                • uğraşma [TUR10-0797210] (Bir iş üzerinde sürekli çalışma)
                • kulis çalışması [TUR10-0489100] (Toplantı yerlerinde, oturum dışında çeşitli grupların yaptığı gizli girişim veya çalışma)
                • benlik davası [TUR10-0093300] (Her şeyi kendi düşüncesine uydurmak ve her şeyde söz sahibi olmak çabası)
                • boğaz kavgası [TUR10-0111400] (Geçim için yapılan didinme)
                • nefis mücadelesi [TUR10-0573390] (İnsanın, kendi nefsinin isteklerini önleme çabası)
                • didinti [TUR10-0202780] (Güçlük içinde ve sürekli olarak çalışıp çabalama)
                • saldırganlık [TUR10-0659740] (Bireyin kendi düşünce ve davranışlarını dıştaki direnmelere karşı, zorla karşısındakine benimsetme çabası)
                • edi [TUR10-0234380] (İş yapma)
                • özenme [TUR10-0363830] (Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama)
                  • üslupçuluk [TUR10-0809550] (Üsluba gösterilen aşırı özen)
                  • özeni [TUR10-0608380] (Özenme işi)
                • özenti [TUR10-0608510] (Beğendiği bir durumda olma, beğendiği şeye benzeme çabası)
                  • kovboyculuk [TUR10-0478630] (Kovboya özenme durumu)
                • göstermecilik [TUR10-0307140] (Kendini üstün gösterme çabası)
                • güdümleme [TUR10-0312990] (Bir görüş, kanı veya inancı benimsetme çabası)
                • hamiyet [TUR10-0324960] (Bir insanın yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası)
                • iş birliği [TUR10-0384500] (Bir işin çeşitli işçilerce yapılması)
                • işbaşı [TUR10-0384440] (İş yerlerinde işe başlama)
                • iş [TUR10-0384070] (İşçi emeği, yapılış)
                  • köşelik [TUR10-0484400] (İki duvarın kesiştiği yere aralarındaki açıyı doldurmak için uygulanan ahşap veya kârgir işçiliği)
                  • çakma [TUR10-0146230] (Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi)
                  • marabacılık [TUR10-0525760] (Ortakçılığa dayanan tarım işçiliği)
                    • ortakçılık [TUR10-1255580] (Toprağın işlenmesi sonucunda elde edilecek ürünün, toprak sahibi ile toprağı işleyen arasında koşulları önceden belirlenen özel sözleşmeye göre paylaşılmasına dayanan işletme biçimi; yarıcılık; marabacılık)
                • hayat mücadelesi [TUR10-1179660] (Yaşamak ve geçinmek için harcanan emeklerin bütünü)
                • hayhuy [TUR10-0335270] (Boş ve sonuçsuz çaba)
                • ikdam [TUR10-0364770] (Gayretle çalışma, sürekli uğraşma)
                • icat [TUR10-0357680] (Gerçekmiş gibi gösterme çabası)
              • zahmet [TUR10-0869280] (Sıkıntı; güçlük; yorgunluk; eziyet; meşakkat)
              • fuss [ENG31-07387165-n] (an angry disturbance)
              • öğretim [TUR10-0599500] (Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi)
                • yaygın öğretim [TUR10-0842770] (Yaygın eğitim sistemi ile gerçekleştirilen öğretim)
                • açık öğretim [TUR10-0005200] (Dersleri radyo, televizyon vb. araçlarla yayımlanan veya posta ile ilgililere ulaştırılan ve yükseköğretimde uygulanan eğitim)
                • etkin öğretim [TUR10-0258250] (Ele alınan bir sorunun çözümünde, geleneksel öğretim yöntemlerinden yararlanmak yerine, ilgili birkaç bilgi alanında araştırma, deneme ve inceleme yapmaya önem veren öğretim)
              • davranış [TUR10-0185080] (Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü) behavior [ENG31-01223743-n] ((psychology) the aggregate of the responses or reactions or movements made by an organism in any situation)
                • edim [TUR10-0234630] (İnsan davranışı)
                • tepkisel davranış [TUR10-0766190] (Dış çevreden gelen bir uyarının etkisiyle ortaya çıkan bir davranış)
                • müstehap [TUR10-0564790] (Dinen emredilmediği hâlde yapıldığında sevap kazandıran davranış)
                • nazlanma [TUR10-0572320] (Bir isteği kabul etmeme, ısrar bekleme)
                  • istiğna [TUR10-0382650] (Önerilen bir işe karşı nazlanma, nazlı davranma)
                • harekat [TUR10-0328050] (Davranışlar; işler)
              • eğlence [TUR10-0236950] (Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey) entertainment [ENG31-00430033-n] (an activity that is diverting and that holds the attention)
                • şaka [TUR10-0024670] (Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife) antic [ENG31-00428583-n] (a ludicrous or grotesque act done for fun and amusement)
                  • ağız şakası [TUR10-0206110] (Sözle yapılan şaka)
                  • kamera şakası [TUR10-0406970] (İzleyenleri eğlendirmek amacıyla, önceden hazırlanan bir oyunun, gizli bir yere konmuş kamera aracılığıyla, habersiz kişiler tarafından oynanması)
                  • el şakası [TUR10-0244580] (Elle yapılan şaka)
                  • nisan bir şakası [TUR10-0882790] (Nisanın birinci gününde yapılan aldatma ve şaka)
                  • soğuk şaka [TUR10-0699740] (Hoş karşılanmayan, yersiz nükte veya sözle yapılan şaka)
                  • gülmece [TUR10-0313670] (Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü; mizah; ironi)
                  • humor [TUR10-0349950] (Alay, dalga geçiş, hafife alma, boş verme)
                • oyun [TUR10-0597150] (Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü) dancing [ENG31-00429255-n] (taking a series of rhythmical steps (and movements) in time to music)
                  • bengi [TUR10-0092930] (Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri)
                  • horon [TUR10-0347870] (Karadeniz bölgesinde kemençe ile oynanan halk oyunu)
                  • kaşık oyunu [TUR10-0426720] (Yurdumuzun birçok bölgesinde, parmaklar arasına sıkıştırılmış tahta kaşıklar ile şıkırdatılarak çok hareketli bir biçimde oynanan halk oyunu)
                  • zeybek havası [TUR10-0873480] (Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü)
                  • kılıç kalkan [TUR10-1079110] (Kılıç ve kalkan kullanılarak oynanan bir tür halk oyunu)
                  • kılıç pabucu [TUR10-0448280] (Kılıç kınının aşağı kısmı)
                  • dans [TUR10-0642000] (Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks) dancing [ENG31-00429255-n] (taking a series of rhythmical steps (and movements) in time to music)
                    • İspanyol dansı [TUR10-0380910] (İspanyollara özgü, hareketli bir tür dans)
                    • polonez [TUR10-0632690] (Bir çeşit dans ve bu dansız müziği)
                    • sirtaki [TUR10-0696190] (Bir tür dans)
                    • vals [TUR10-0813650] (Bir tür salon dansı)
                    • bolero [TUR10-0112620] (Ağır ritimli bir İspanyol dansı)
                    • bolero [ENG31-00531792-n] (a Spanish dance in triple time accompanied by guitar and castanets)
                    • step dansı [TUR10-1198050] (Metal yerleştirilmiş özel ayakkabılar giyilerek, parmak uçlarının ve topukların ritmik bir şekilde vurulmasıyla gerçekleştirilen dans)
                    • step dancing [ENG31-00528732-n] (dancing in which the steps are more important than gestures or postures)
                    • sosyal dans [TUR10-1246830] () social dancing [ENG31-00533147-n] (dancing as part of a social occasion)
                      • gavot [TUR10-0284260] (Bir tür eski Fransız halk dansı)
                      • gavotte [ENG31-00534261-n] (an old formal French dance in quadruple time)
                      • samba [TUR10-0661870] (Bir tür brezilya dansı)
                      • samba [ENG31-00538229-n] (a lively ballroom dance from Brazil)
                      • tango [TUR10-0743690] (Özel ritimli ağır bir dans)
                      • tango [ENG31-00538460-n] (a ballroom dance of Latin-American origin)
                      • halk dansı [TUR10-1198110] (Belli bir bölgenin ya da topluluğun geleneklerinin bir parçası olarak görülen dans türü) folk dancing [ENG31-00538719-n] (a style of dancing that originated among ordinary people (not in the royal courts))
                        • mazurka [TUR10-0531100] (Bir tür leh dansı)
                        • mazurka [ENG31-00539089-n] (a Polish national dance in triple time)
                        • rumba [TUR10-0650310] (Küba'dan Amerika ve Avrupa'ya yayılan bir dans)
                        • rumba [ENG31-00542816-n] (a folk dance in duple time that originated in Cuba with Spanish and African elements)
                        • kadril [TUR10-0397350] (Salon danslarından biri)
                        • quadrille [ENG31-00541522-n] (a square dance of 5 or more figures for 4 or more couples)
                        • Acem halayı [TUR10-0002160] (Doğu ve Güneydoğu Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu)
                        • çardaş [TUR10-0151090] (İki veya dört zamanlı Macar halk dansı)
                        • çaydaçıra [TUR10-0155060] (Elazığ ve çevresinde kına gecesi veya düğünlerde, ellerde yanan mum taşınarak oynanan türkülü bir halk oyunu)
                        • çökertme [TUR10-0174080] (Bir tür halk oyunu)
                        • düzayak [TUR10-0231750] (Bir halk oyunu türü)
                        • karşılama [TUR10-0423030] (Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği)
                        • kaşık havası [TUR10-0426580] (Orta Anadolu bölgesinde kaşık çalınarak oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği)
                        • halay [TUR10-0322510] (Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu)
                          • üçayak [TUR10-0806070] (Bir halay çeşidi)
                    • bale [TUR10-0073900] (Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü)
                    • ballet [ENG31-00529704-n] (a theatrical representation of a story that is performed to music by trained dancers)
                    • modern dans [TUR10-1198080] (Klasik balenin yerleşik kurallarından uzaklaşmış bale türü)
                    • modern dance [ENG31-00531055-n] (a style of theatrical dancing that is not as restricted as classical ballet)
                    • göbek dansı [TUR10-0300960] (Genellikle göbek ve kalça sallamak veya kıvırmakla yapılan dans)
                    • belly dance [ENG31-00531591-n] (a Middle Eastern dance in which the dancer makes sensuous movements of the hips and abdomen)
                    • çıplak dans [TUR10-1198090] (Çıplak bir biçimde gerçekleştirilen dans) nude dancing [ENG31-00532238-n] (erotic dancing with little or no clothing)
                      • striptiz [TUR10-0709850] (Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri)
                      • strip [ENG31-00532527-n] (a form of erotic entertainment in which a dancer gradually undresses to music)
                    • ağır hava [TUR10-0012500] (Düşük ve yavaş tempoda çalınan ezgi veya oynanan oyun)
                    • kalipso [TUR10-0404240] (Jamaika'dan yayılmış iki zamanlı bir dans)
                    • fokstrot [TUR10-0277280] (Dört tempolu bir dans)
                    • kankan [TUR10-0410030] (Kadınların oynadığı hareketli bir Fransız dansı)
                    • tvist [TUR10-0795100] (Özellikle gençler arasında 1961 yılında yaygınlık kazanan çok hızlı ritmi olan bir dans)
                    • salsa [TUR10-0661380] (Bir tür Güney Amerika dansı)
                    • çaçaça [TUR10-0144290] (Meksika'dan yayılmış, hareketli, modern bir dans)
                    • makarena [TUR10-0520080] (El kol hareketleri ile birlikte yapılan bir tür hızlı dans)
                    • mambo [TUR10-0522780] (Haiti kökenli, rumba ve çaçaya benzeyen bir dans)
                    • tamzara [TUR10-0743200] (Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu)
                    • çarliston [TUR10-0151530] (Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü)
                    • lambada [TUR10-0506700] (Güney Amerika'da yapılan bir dans)
                      • lambada dansı [TUR10-0506720] (Lambada)
                    • habanera [TUR10-0318770] (Çok kıvrak bir Küba dansı)
                    • kazaska [TUR10-0435970] (Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanan bir halk dansı)
                    • menüet [TUR10-1221750] (Fransız kaynaklı, ağır tempolu bir sosyal dans türü)
                    • minuet [ENG31-07070153-n] (a stately piece of music composed for dancing the minuet)
                    • breakdance [TUR10-1247790] ("sokak dansı" olarak da bilinen bir dans türü)
                    • oryantal [TUR10-0592990] (Genellikle Doğu ülkelerinde, kadınların tek başlarına ve yarı çıplak olarak müzik eşliğinde yaptıkları, vücut ve göbek hareketlerine dayalı dans)
                    • polka [TUR10-0632660] (Bir tür polonya dansı)
                  • cimdallı [TUR10-0141160] (Bir tür oyun)
                  • çiftetelli [TUR10-0167340] (Göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun)
                  • bahriye çiftetellisi [TUR10-0071320] (Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi)
                  • bar [TUR10-0076850] (Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu)
                  • misket [TUR10-0547860] (Ankara ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu)
                  • sinsin [TUR10-0695480] (Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu)
                  • harmandalı [TUR10-0329240] (Ege bölgesinde oynanan bir çeşit zeybek oyunu)
                  • hora [TUR10-0347720] (Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu)
                • spor [TUR10-0708190] (Kişisel veya toplu oyunlar biçiminde yapılan, genellikle yarışmaya yol açan, bazı kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü) sport [ENG31-00524569-n] (an active diversion requiring physical exertion and competition)
                  • su sporu [TUR10-1197720] (Açık denizlerde, nehirlerde, havuzlarda vb. yapılan spor) water sport [ENG31-00442764-n] (sports that involve bodies of water)
                    • sörf [TUR10-0706300] (Özel kayma aracı ve yelkenlisi ile denizde yapılan bir tür spor)
                    • surfing [ENG31-00446040-n] (the sport of riding a surfboard toward the shore on the crest of a wave)
                    • yüzüş [TUR10-0868730] (Yüzme işi veya biçimi)
                    • swimming [ENG31-00443055-n] (the act of swimming)
                    • su topu [TUR10-1197810] (Yedi yüzücüden oluşan iki takım arasında ve su içinde oynanan, topu karşı takımın kalesine sokma temeline dayanan bir top oyunu)
                    • water polo [ENG31-00465546-n] (a game played in a swimming pool by two teams of swimmers who try to throw an inflated ball into the opponents' goal)
                    • yüzme [TUR10-0868210] (Yüzme sporu)
                      • kurbağalama [TUR10-0492030] (Kurbağanın yüzmesine benzer yatay hareketler yaparak yüzme)
                  • kayakçılık [TUR10-0431980] (Kayak sporculuğu)
                  • skiing [ENG31-00441687-n] (a sport in which participants must travel on skis)
                  • ski [TUR10-0698030] (Kayak)
                  • skiing [ENG31-00441687-n] (a sport in which participants must travel on skis)
                  • temas sporu [TUR10-1197670] (Sporcuların mutlaka birbirleriyle fiziksel temas kurmak zorunda kaldıkları spor) contact sport [ENG31-00434398-n] (a sport that necessarily involves body contact between opposing players)
                    • güreş [TUR10-0316950] (Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması) wrestling [ENG31-00448525-n] (the sport of hand-to-hand struggle between unarmed contestants who try to throw each other down)
                      • aba güreşi [TUR10-0000170] (Aba giyilerek ve bele kuşak bağlanarak yapılan bir tür güreş)
                      • grekoromen [TUR10-0310610] (Yüze, boğaza dokunmama, belden aşağısını tutmama, ayaklarla oyun yapmama vb. kuralları olan güreş türü)
                      • serbest güreş [TUR10-0678090] (Tehlikeli olabilecek bazı oyunların dışında vücudun her yanına oyun uygulanabilen bir güreş türü)
                        • yağlı güreş [TUR10-0824870] (Güreşçilerin vücutlarının zeytinyağı ile yağlanmasıyla yapılan bir tür serbest güreş)
                          • kazık [TUR10-0436370] (Genellikle yağlı güreşte, güreşçinin, elini hasmının kispeti içine sokarak yaptığı oyun)
                      • karakucak [TUR10-0416710] (Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılan en eski, geleneksel Türk güreşi)
                      • kazkanadı [TUR10-0436910] (Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun)
                      • boyunduruk [TUR10-0117150] (Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu)
                      • çıkış [TUR10-0163500] (Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması)
                      • Hint güreşi [TUR10-0345440] (Karşıt yönde yan yana ve sırtüstü yatan bir çiftin, iç yandaki bacaklarını kenetleyerek birbirlerini çevirme çabası)
                    • boks [TUR10-0862360] (Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü)
                    • boxing [ENG31-00446787-n] (fighting with the fists)
                    • boksörlük [TUR10-0112460] (Boksör işi veya mesleği)
                    • boxing [ENG31-00446787-n] (fighting with the fists)
                    • pankras [TUR10-0612520] (Güreşle boksu birleştiren spor karşılaşması)
                  • binicilik [TUR10-0105210] (Ata binilerek yapılan spor) riding [ENG31-00451320-n] (the sport of sitting on the back of a horse while controlling its movements)
                    • manej [TUR10-0523520] (Binicilik gösterilerinin tümü)
                  • balık tutma [TUR10-1197750] (Balık tutmak eylemi) fishing [ENG31-00454959-n] (the act of someone who fishes as a diversion)
                    • sıyırtma [TUR10-0690300] (Bir tür balık yakalama yöntemi)
                  • spor müsabakası [TUR10-1197800] (Spor karşılaşması) athletic game [ENG31-00464307-n] (a game involving athletic activity)
                    • buz hokeyi [TUR10-0126820] (Altışar kişilik iki takımın, buzla kaplı bir alanda küçük, yassı, sert bir diski kaydırarak rakip kaleye sokma biçiminde yapılan spor dalı)
                    • ice hockey [ENG31-00464604-n] (a game played on an ice rink by two opposing teams of six skaters each who try to knock a flat round puck into the opponents' goal with angled hockey sticks)
                  • dış mekan oyunu [TUR10-1246660] () outdoor game [ENG31-00465719-n] (an athletic game that is played outdoors)
                    • golf [TUR10-0300450] (Çimenlerle kaplı, açık, geniş bir alanda, ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun)
                    • golf [ENG31-00465962-n] (a game played on a large open course with 9 or 18 holes)
                    • futbol [TUR10-0280660] (Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu) football [ENG31-00469555-n] (any of various games played with a ball (round or oval) in which two teams try to kick or carry or propel the ball into each other's goal)
                      • ragbi [TUR10-0641060] (On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun)
                      • rugby [ENG31-00472041-n] (a form of football played with an oval ball)
                    • beyzbol [TUR10-0098580] (Dokuzar kişilik iki takım arasında bir top ve sopayla oynanan, Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın bir çeşit oyun)
                    • baseball [ENG31-00472688-n] (a ball game played with a bat and ball between two teams of nine players)
                    • kriket [TUR10-0486360] (On birer kişilik iki takım arasında, küçük ve ağır bir topu, ucu kıvrılmış sopalarla vurarak karşı kaleye sokmak amacıyla oynanan bir oyun)
                    • cricket [ENG31-00477400-n] (a game played with a ball and bat by two teams of 11 players)
                    • polo [TUR10-0632680] (At üzerinde sopayla oynanan bir tür top oyunu)
                    • polo [ENG31-00478650-n] (a game similar to field hockey but played on horseback using long-handled mallets and a wooden ball)
                    • atlı spor [TUR10-0056670] (At üzerinde yapılan bütün sporların genel adı)
                    • atıcılık [TUR10-0055410] (Bazı ateşli silahlar kullanarak yapılan spor)
                    • atletizm [TUR10-0056610] (Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporların genel adı) sport [ENG31-00524569-n] (an active diversion requiring physical exertion and competition)
                      • triatlon [TUR10-0786430] (Yüzme, koşu ve bisiklet yarışından oluşan atletizm dalı)
                      • kros [TUR10-0487160] (Kırlarda ve ormanlarda, hendeklerden, yükseltilerden, çukurlardan ve akarsulardan geçerek yaya yapılan koşu)
                      • cirit atma [TUR10-0141830] (Atletizmin ciridi fırlatmaya dayanan dalı)
                      • çekiç atma [TUR10-0156100] (Çekicin en uzağa atılması temeline dayanan atletizm dalı)
                      • gülle atma [TUR10-0313580] (Gülleyi en uzağa atmak amacıyla yarışılan atletizm dalı)
                      • trapezcilik [TUR10-1164190] (Trapezcinin yaptığı iş)
                      • üç adım atlama [TUR10-1170020] (Üç adımda en uzağa atlamak amacıyla yarışılan atletizm dalı)
                      • halter [TUR10-0324140] (Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı)
                      • atlama [TUR10-0056160] (Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı)
                      • sırıkla yüksek atlama [TUR10-0688570] (Atletizmde, eldeki sırıktan güç kazanarak belirli yükseklikteki çıtayı aşmak için yapılan bir yarışma türü)
                    • bisikletçilik [TUR10-0108730] (Bisikletle yapılan spor)
                    • okçuluk [TUR10-0583480] (Ok ve yay kullanılarak yapılan spor)
                    • archery [ENG31-00447965-n] (the sport of shooting arrows with a bow)
                    • oryantiring [TUR10-0860680] (Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu)
                  • kort oyunu [TUR10-1246820] () court game [ENG31-00480087-n] (an athletic game played on a court)
                    • duvar tenisi [TUR10-1197870] (Dört yanı duvarla çevrili bir alanda, kauçuk toplarla oynanan bir tenis türü)
                    • squash [ENG31-00480898-n] (a game played in an enclosed court by two or four players who strike the ball with long-handled rackets)
                    • voleybol [TUR10-0795520] (Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu)
                    • volleyball [ENG31-00481222-n] (a game in which two teams hit an inflated ball over a high net using their hands)
                    • badminton [TUR10-0067860] (Tüylü top)
                    • badminton [ENG31-00481519-n] (a game played on a court with light long-handled rackets used to volley a shuttlecock over a net)
                    • basketbol [TUR10-0079490] (Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun)
                    • basketball [ENG31-00482004-n] (a game played on a court by two opposing teams of 5 players)
                    • tenis [TUR10-0024220] (Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun)
                    • tennis [ENG31-00483309-n] (a game played with rackets by two or four players who hit a ball back and forth over a net that divides the court)
                    • ayak tenisi [TUR10-0947730] (Tekler, çiftler ve üçlüler biçiminde kategorileri bulunan, file bölünmüş sahada, ayakla atılan servisle başlayan ve servisin karşılanması dışında topun yere değmeden ayakla vurularak karşı sahaya gönderilmesi esasına dayanan bir tür oyun)
                  • hokey [TUR10-0346990] (Bir ucu kıvrık sopalarla çayır veya buz üzerinde iki takım arasında oynanılan top oyunu)
                  • ice hockey [ENG31-00464604-n] (a game played on an ice rink by two opposing teams of six skaters each who try to knock a flat round puck into the opponents' goal with angled hockey sticks)
                  • kanyonculuk [TUR10-1069800] (Kanyonda belirlenmiş bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak üzere yürüyüş, kampçılık, yüzme, kaya tırmanışı vb. sporların tekniklerinin birlikte kullanıldığı doğa sporu)
                  • tekerlekli kayak [TUR10-0941700] (Tekerlekli kayakla asfalt üzerinde yapılan bir tür kayma sporu)
                  • çim kayağı [TUR10-0991610] (Bu araçla yapılan spor)
                  • duvar topu [TUR10-1014060] (Özel bir odada tek başına veya iki kişiyle oynanan, topu bir raketle duvardaki belirli bölgeye atıp dönüşte çizgilerle belirlenmiş oyun alanına düşürme esasına dayanan bir oyun)
                  • sabah koşusu [TUR10-0652010] (Sabahleyin spor amacıyla yapılan koşu)
                  • yamaç paraşütü [TUR10-0829990] (Bu paraşüt ile yapılan spor türü)
                  • kayak [TUR10-0431950] (Bu aracı kullanarak yapılan spor) skiing [ENG31-00441687-n] (a sport in which participants must travel on skis)
                    • su kayağı [TUR10-0711230] (Su üzerinde yapılan kayak sporu)
                  • takım oyunu [TUR10-0739720] (Oyuncuları belli sayıda olan takımlarla yapılan spor türü)
                  • mekik [TUR10-0533120] (Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan beden hareketi)
                  • buz dansı [TUR10-0126770] (Buzla kaplı bir zeminde zorunlu figürler ve serbest danslarla yapılan bir spor dalı)
                  • buz pateni [TUR10-0618710] (Altı çelik bıçaklı, özel ayakkabı ile buzla kaplı zemin üzerinde yapılan kayma sporu)
                  • skating [ENG31-00449451-n] (the sport of gliding on skates)
                  • su kızağı [TUR10-1142670] (Bu araçla yapılan spor dalı)
                  • paraşütçülük [TUR10-0614640] (Paraşüt kullanma veya paraşütle atlama işi)
                  • jimnastik [TUR10-0391900] (Erkeklerde, yer alıştırmaları, barparalel, barfiks, halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları, eşit olmayan çubuklar, barfiks, denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini)
                  • izcilik [TUR10-0390060] (Gençleri ruh ve bedence sağlam ve yararlı bir biçimde yetiştirmeyi amaçlayan dünya çapındaki spor ve eğitim örgütü)
                  • eskrim [TUR10-0448270] (Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor) fencing [ENG31-01174134-n] (the art or sport of fighting with swords (especially the use of foils or epees or sabres to score points under a set of rules))
                    • epe [TUR10-0248950] (Bu kılıç kullanılarak oynanan bir tür kılıç oyunu)
                • şenlik [TUR10-0728170] (Belli günlerde yapılan, coşku veren eğlendirici gösterilerin tümü; bayram) revel [ENG31-00511200-n] (unrestrained merrymaking)
                  • donanma şenliği [TUR10-1011850] (Bayramlarda, sevinçli günlerde bayrak, ışık kullanıp fişek yakarak yapılan şenlik)
                  • düğün dernek [TUR10-0228640] (Evlenme dolayısıyla yapılan kutlama töreni ve eğlence)
                  • jübile [TUR10-0392310] (Evliliğin ellinci yılında düzenlenen kutlama şenliği)
                • oyun [TUR10-0597110] (Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence) game [ENG31-00431591-n] (an amusement or pastime)
                  • masa tenisi [TUR10-0628140] (Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun)
                  • table tennis [ENG31-00500274-n] (a game (trademark Ping-Pong) resembling tennis but played on a table with paddles and a light hollow ball)
                  • tombala [TUR10-0779720] (Torbadan numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir talih oyunu)
                    • çinko [TUR10-0169280] (Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma)
                  • tüytop [TUR10-1166130] (Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun)
                  • kutu kutu [TUR10-0497810] (1'den 10'a kadar sayıların gizlice yazılıp tahmin edilmesine dayanan ve iki çocuk arasında oynanan bir oyun)
                  • kızmabirader [TUR10-0459720] (Zarla oynanan, karelerde taş yürütüp çeşitli engellerle dolu karelerden oluşan yolu bir an önce bitirmeye dayanan bir tür oyun)
                  • kağıt oyunu [TUR10-0398770] (İskambil kâğıdı ile oynanan oyun) card game [ENG31-00489236-n] (a game played with playing cards)
                    • kanasta [TUR10-0408280] (Bir tür kâğıt oyunu)
                    • peçiç [TUR10-0620710] (Bir tür kâğıt oyunu)
                    • poker [TUR10-0631900] (Bir tür kâğıt oyunu)
                    • poker [ENG31-00495779-n] (any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand)
                    • bakara [TUR10-0071660] (İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar)
                    • baccarat [ENG31-00490944-n] (a card game played in casinos in which two or more punters gamble against the banker)
                    • briç [TUR10-0120360] (Dört kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu)
                    • bridge [ENG31-00491580-n] (any of various card games based on whist for four players)
                    • piket [TUR10-0627540] (İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu)
                    • pişpirik [TUR10-0629910] (Bir tür iskambil oyunu)
                    • pişti [TUR10-0629940] (Bir çeşit iskambil oyunu)
                    • papazkaçtı [TUR10-0613220] (Bir tür iskambil oyunu)
                    • maça kızı [TUR10-0515850] (Bir tür iskambil oyunu)
                    • kaptıkaçtı [TUR10-0414810] (İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir tür oyun)
                    • fitil [TUR10-0275770] (Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu)
                    • ellibir [TUR10-1019950] (Eldeki dizili kâğıtların sayısal toplamı elli bir olduğunda açılmasına ve geri kalan kâğıtların elden çıkarılmasına dayalı bir tür iskambil oyunu)
                    • altmışaltı [TUR10-0031200] (Altmış altı sayı almakla kazanılan bir çeşit iskambil oyunu)
                    • laskine [TUR10-0507490] (İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun)
                    • basma [TUR10-0079870] (İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun)
                    • bezik [TUR10-0099130] (İki, üç veya dört kişi arasında 96 kâğıtla oynanan bir çeşit iskambil kâğıdı oyunu)
                  • masa oyunu [TUR10-1197990] (Genellikle düz bir zemin ya da karton, tahta, plastik gibi malzemelerden yapılmış düzlemler üzerinde, oyun taşlarını veya pullarını belirli kurallar çerçevesinde hareket ettirme yoluyla oynanan oyun; tahta oyunu) board game [ENG31-00503426-n] (a game played on a specially designed board)
                    • dama [TUR10-0181540] (Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun)
                    • checkers [ENG31-00503963-n] (a checkerboard game for two players who each have 12 pieces)
                    • tavla [TUR10-0752550] (Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun) backgammon [ENG31-00503833-n] (a board game for two players)
                      • kız tavlası [TUR10-0459820] (Belli bir düzene göre sıralanmış pulların gelen zara göre önce kendi hanesinde yayılması ve sonra toplanmasıyla oynanan tavla oyunu)
                      • kapı [TUR10-0412960] (Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer)
                      • gülbahar [TUR10-0313150] (Bir tavla oyunu)
                      • hapis [TUR10-0326670] (Pulları salıvermemek, kapatmak temeline dayanan bir çeşit tavla oyunu)
                    • domino [TUR10-0217780] (Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun)
                    • dominoes [ENG31-00500488-n] (any of several games played with small rectangular blocks)
                    • bilardo [TUR10-0101920] (Çuha kaplı bir masa üzerinde, fil dişi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun)
                    • billiards [ENG31-00500935-n] (any of several games played on rectangular cloth-covered table (with cushioned edges) in which long tapering cue sticks are used to propel ivory (or composition) balls)
                    • langırt [TUR10-0507140] (Dikdörtgen masa üzerinde türlü aletleri yönetmek yoluyla küçük topları belirli deliklere sokmak veya bu deliklere girmesini önlemek amacına dayanan oyun)
                    • pinball [ENG31-00460308-n] (a game played on a sloping board)
                  • satranç [TUR10-0668660] (İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan on altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir oyun)
                  • chess [ENG31-00504248-n] (a board game for two players who move their 16 pieces according to specific rules)
                  • peçiç [TUR10-0620700] (Zar yerine yedi tane küçük deniz hayvanı kabuğu atılarak bunların açık taraflarının üste veya alta gelmelerine göre taş ilerleterek oynanan bir oyun)
                  • su yolu [TUR10-0714290] (Kâğıt üzerine konulan noktaların aralarını çizgilerle birleştirerek oynanan bir çocuk oyunu)
                  • kelime oyunu [TUR10-0439320] (İki veya daha çok kişinin her defasında bir harf ekleyerek anlamlı kelime oluşturma oyunu)
                  • madik [TUR10-0516820] (Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu)
                  • mahpus [TUR10-0518860] (Bir tür tavla oyunu)
                  • çocuk oyunu [TUR10-0172050] (Çocukların oynadığı oyun) play [ENG31-00432833-n] (activity by children that is guided more by imagination than by fixed rules)
                    • kuka [TUR10-0488270] (Yumağa benzeyen nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu)
                    • saklambaç [TUR10-0658820] (Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu)
                    • hide-and-seek [ENG31-00485921-n] (a game in which a child covers his eyes while the other players hide then tries to find them)
                    • kovalamaca [TUR10-0478450] (Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu)
                    • tag [ENG31-00488885-n] (a game in which one child chases the others)
                    • körebe [TUR10-0482650] (Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu)
                    • seksek [TUR10-0674430] (Sekerek oynanan bir çocuk oyunu)
                    • köşe kapmaca [TUR10-0484310] (Çocukların köşeleri tutup bunları birbirlerine kaptırmamaya çalışarak oynadıkları oyun)
                    • koşmaca [TUR10-0477490] (Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu)
                    • elimsende [TUR10-1019250] (Çocukların birbirine el değdirerek diğer arkadaşını ebe yapma amacıyla oynadıkları bir oyun)
                    • evcilik [TUR10-0259250] (Genellikle kız çocuklarının ev işlerini örnek alarak oynadıkları oyun)
                    • esir almaca [TUR10-0253020] (Karşı takım oyuncularını tutsak ederek kazanılan bir çocuk oyunu)
                    • cicoz [TUR10-0139860] (Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu)
                    • çelik çomak [TUR10-0157800] (Çocukların, çomakla çeliğe vurarak oynadıkları oyun)
                    • doktorculuk [TUR10-0214870] (Çocukların hasta ve doktor rolüne girerek oynadıkları oyun)
                    • askercilik [TUR10-0050110] (Bir tür çocuk oyunu)
                    • tura [TUR10-0788270] (Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu)
                    • uçtuuçtu [TUR10-0795980] (Birkaç kişi arasında oynanan ve uçmayan şeyleri de uçar gibi göstererek şaşırtma temeline dayanan bir çocuk oyunu)
                    • üçtaş [TUR10-0806690] (Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu)
                    • atlambaç [TUR10-0056310] (Çocukların atlama oyunu)
                    • beştaş [TUR10-0096700] (Beş tane taşla oynanan bir tür çocuk oyunu)
                    • bezirgânbaşı [TUR10-0099220] (Bir çocuk oyunu)
                    • bultak [TUR10-0977790] (Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu)
                  • şaşırtmaca [TUR10-0725220] (Şaşırtmak için yapılan oyun) diversion [ENG31-00427931-n] (an activity that diverts or amuses or stimulates)
                    • eşek şakası [TUR10-0255570] (Başka birine yapılan ağır şaka)
                    • rag [ENG31-00515669-n] (a boisterous practical joke (especially by college students))
                    • kumar [TUR10-0597120] (Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu) gambling [ENG31-00431125-n] (the act of playing for stakes in the hope of winning (including the payment of a price for a chance to win a prize))
                      • bom [TUR10-0112900] (Bir tür kumar)
                      • sayısal loto [TUR10-0671010] (Dönen bir küre içinden çekilecek toplar üzerine işaretlenmiş birden kırk dokuza kadar olan sayılardan altı tanesinin önceden tahmin edilmesine ve para yatırılmasına dayanan bir talih oyunu)
                      • bahis [TUR10-0071220] (Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma)
                      • bet [ENG31-00507669-n] (the act of gambling)
                      • şans oyunu [TUR10-0723260] (Önceden ödeme yapılıp daha sonra şansa dayalı olarak para kazanılan piyango, loto, spor toto, at yarışı gibi oyunlar) game of chance [ENG31-00508684-n] (a game that involves gambling)
                        • çarkıfelek [TUR10-0151430] (Bir tür talih oyunu)
                        • hava oyunu [TUR10-0333360] (Bir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak veya ödemek şeklinde girişilen bir çeşit talih oyunu)
                        • kazıkazan [TUR10-0436400] (Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu)
                        • kazıkazan [TUR10-0436410] (Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu)
                        • lotarya [TUR10-0514200] (Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı)
                        • çekiliş [TUR10-0156220] (Banka ve her tür ikramiyede piyango çekilme işi)
                        • lottery [ENG31-00509102-n] (players buy (or are given) chances and prizes are distributed by casting lots)
                        • piyango [TUR10-0630070] (Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu)
                        • lottery [ENG31-00509102-n] (players buy (or are given) chances and prizes are distributed by casting lots)
                        • rulet [TUR10-0650200] (Bir bilyenin, dönmekte bulunan derin tepside yazılı numaralarından ve siyah ile kırmızı renklerden birinin üzerinde durmasıyla kazananı belirten kumar aracı ve bununla oynanan kumar)
                        • roulette [ENG31-00510410-n] (a gambling game in which players bet on which compartment of a revolving wheel a small ball will come to rest in)
                        • müşterek bahis [TUR10-0565680] (At yarışlarında, en az iki koşuda yarışan hayvanlardan birinin kazanmasına bağlanan talih oyunu)
                        • spor loto [TUR10-0708290] (Çeşitli sayıları veya futbol maçlarındaki beraberlikleri önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun)
                        • spor toto [TUR10-0708380] (Futbol maçlarının sonuçlarını önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun)
                        • sıralı üçlü bahis [TUR10-1135110] (At yarışlarında üzerine bahis konulan bir koşuda ilk üç atı sırasıyla tahmin etme biçiminde oynanan bir oyun)
                        • gol toto [TUR10-0300540] (Futbol maçlarındaki en çok gollü sonuçları önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun)
                      • altılı ganyan [TUR10-0934130] (At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen altı koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                      • barbut [TUR10-0077260] (Zarla oynanan bir çeşit kumar)
                      • tabela bahis [TUR10-1148840] (At yarışlarında üzerine bahis konulan koşuda ilk dört sırayı paylaşan atları sıralı veya sırasız olarak doğru tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                      • yirmibir [TUR10-1185170] (Eldeki kâğıtların sayı toplamının yirmi bir olmasına dayalı bir tür iskambil oyunu)
                      • yazı tura [TUR10-0844990] (Havaya atılan bir metal paranın, düştüğünde üstte kalacak tarafını önceden bilmeye dayanan şans oyunu)
                      • yasadışı kumar [TUR10-1198950] (Kanun dışı, ortaya para konularak oynanan şans oyunu)
                      • şilem [TUR10-0731600] (Briçte bir ekibin, en çok bir el vererek yaptığı oyun)
                      • Rus ruleti [TUR10-0650670] (Toplu tabancaya bir tek mermi konulup topun gelişigüzel döndürülmesi ve başa dayayıp tetiğin bir kez çekilmesiyle iki kişinin karşılıklı oynadığı ölüm oyunu)
                      • pasata [TUR10-0617020] (Bir tür kumar oyunu)
                      • plase [TUR10-0631110] (At yarışlarındaki müşterek bahislerde, sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç, dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun)
                    • hobi [TUR10-0230350] (Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş) avocation [ENG31-00433629-n] (an auxiliary activity)
                      • akvaryumculuk [TUR10-0022870] (Süs balığı beslemeciliği)
                      • ikebana [TUR10-0364780] (Belli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi)
                    • hoyratlık [TUR10-0349080] (Hoyratça davranış)
                    • horseplay [ENG31-00514772-n] (rowdy or boisterous play)
                  • fincan oyunu [TUR10-0274600] (Fincanların altına yüzük saklayarak oynanan bir oyun)
                  • dokuztaş [TUR10-0215510] (Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun)
                  • küşat [TUR10-0504110] (Tavlada bir çeşit oyun)
                  • lades [TUR10-0505110] (Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırması, birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenilmiş sayılarak biten oyun)
                  • kaça kaç [TUR10-0394890] (İki kişinin karşılıklı olarak gizlice sayı yazıp tahmin etmesine dayanan bir oyun)
                  • tuğla oyunu [TUR10-1164380] (Bilgisayarda veya cep telefonlarında oynanan, topla tuğlaları yıkma esasına dayanan oyun)
                  • uzuneşek [TUR10-0805540] (Eğilmiş ve biri ötekinin arkasına tutunmuş birkaç kişinin üzerinden atlanılarak oynanan bir oyun)
                  • halka oyunları [TUR10-0323490] (El ele tutuşup çember biçiminde dizilerek oynanan oyunlar)
                  • atari [TUR10-0054450] (Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş bir oyun türü)
                  • yüzük oyunu [TUR10-0868570] (Fincanlar altına yüzük saklayarak oynanılan bir oyun)
                  • aznif [TUR10-0066000] (Bir tür domino oyunu)
                  • kaydırak [TUR10-0432490] (Çocukların böyle bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun)
                  • baziçe [TUR10-0087570] (Oyun)
                  • bıcıl [TUR10-0099410] (Bu kemikle oynanan bir oyun)
                  • birdirbir [TUR10-0106380] (Oyuncuların birbirinin üstünden atlayarak oynadıkları bir oyun)
                  • bocce [TUR10-0971760] (İri metal güllelerle oynanan kuka)
                  • borsa oyunu [TUR10-0114310] (Borsada oynanan hava oyunu)
                  • bovling [TUR10-0115660] (Özel olarak üretilmiş topla, bir bant üzerinde arkalı önlü dizilmiş kukaları uzaktan devirme amacına dayalı bir tür oyun)
                  • mikado [TUR10-0544590] (Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun)
                  • misket oyunu [TUR10-0547880] (Bilyelerle oynanan oyun)
                  • okey [TUR10-0583490] (Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir tür oyun)
                  • dart [TUR10-0583590] (Hedef noktaları dairesel olarak belirlenmiş nişan tahtasına küçük okların atılmasıyla oynanan bir oyun türü)
                  • remi [TUR10-0645240] (İskambillerle oynanan bir tür oyun)
                  • prafa [TUR10-0635100] (İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir tür oyun)
                  • istop [TUR10-0383790] (Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun)
                  • iskambil [TUR10-0379830] (Bu kart destesiyle oynanan oyun)
                    • konken [TUR10-0472040] (Bir tür iskambil oyunu)
                    • blum [TUR10-0110810] (Bir tür iskambil oyunu)
                  • bulmaca [TUR10-0123540] (Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun) puzzle [ENG31-06797496-n] (a particularly baffling problem that is said to have a correct solution)
                    • tangram [TUR10-1151490] (Bir kareden belli bir düzene göre kesilmiş iki büyük iki küçük, bir orta boy ikizkenar dik üçgen, bir kare ve bir paralel kenardan oluşan eski bir Çin bulmacası)
                  • bir el [TUR10-0106490] (İskambil, tavla vb. oyunlarda bir tur oyun)
                • parti [TUR10-0616540] (Bazı oyunlarda bir kez)
                  • kama [TUR10-0406230] (Oyunda kazanılan her parti)
              • gölge [TUR10-0302920] (Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan)
              • trace [ENG31-06659391-n] (an indication that something has been present)
              • hizipçilik [TUR10-0346630] (Örgütlenmiş bir topluluğun içinde bütünlüğü bozacak biçimde yeni bir topluluk oluşturma)
            • adalet [TUR10-0007100] (Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması) justice [ENG31-00695934-n] (judgment involved in the determination of rights and the assignment of rewards and punishments)
              • hakani senet [TUR10-1043080] (Padişahça verilen kullanım hakkı)
              • kazanım [TUR10-0435790] (Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuk, sosyal ve mali her tür hak) gain [ENG31-13275704-n] (the amount by which the revenue of a business exceeds its cost of operating)
                • kurumlaşma [TUR10-0495160] (Kurum niteliği kazandırma, kurum niteliği verme)
              • ön alım hakkı [TUR10-0734130] (Üçüncü kişiye satılan bir mülkü bir kimsenin öncelikle satın almasına yetki veren hak)
              • irtifak hakkı [TUR10-0379240] (Başkasının arsa, yol, bahçe vb. taşınmaz malından belirli bir yolda yararlanma hakkı)
            • kazanma [TUR10-0445500] (Kendini bir şeye sahip kılma) acquiring [ENG31-00042637-n] (the act of acquiring something)
              • temellük [TUR10-0016250] (Kendine mal etme)
              • appropriation [ENG31-00084795-n] (a deliberate act of acquisition of something, often without the permission of the owner)
              • alış [TUR10-0027950] (Alma işi veya biçimi)
              • reception [ENG31-00091073-n] (the act of receiving)
              • gasp [TUR10-0284080] (Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla ve hile ile alma) capture [ENG31-00089301-n] (the act of forcibly dispossessing an owner of property)
                • fetih [TUR10-0269430] (Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma)
                • conquest [ENG31-00089847-n] (the act of conquering)
                • zapt [TUR10-0870480] (Zor kullanarak ele geçirme) conquest [ENG31-00089847-n] (the act of conquering)
                  • zabıt [TUR10-0868850] (Zapt)
                • el koyma [TUR10-0816340] (Bir yolsuzluğu ortaya çıkarma, inceleme)
                • seizure [ENG31-00086039-n] (the taking possession of something by legal process)
                • yakalama [TUR10-0825870] (Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi) apprehension [ENG31-00089545-n] (the act of apprehending (especially apprehending a criminal))
                  • suçüstü yakalama [TUR10-0710850] (Suç işleyenin suçu işlediği sırada veya hareketinden çok az önce yakalanması)
                  • suçüstü [TUR10-1249580] (Birini suç işlerken yakalama, cürmümeşhut, meşhut suç)
                    • meşhut suç [TUR10-0538910] (Suçüstü)
                    • cürmümeşhut [TUR10-0143870] (Suçüstü)
                • gözaltına alma [TUR10-1196160] (Gözaltına almak eylemi; nezarete alma)
                • apprehension [ENG31-00089545-n] (the act of apprehending (especially apprehending a criminal))
                • terfik [TUR10-0767380] (Arkadaş olarak yanına bir kimse verilme)
                • angarya [TUR10-0036460] (Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması)
                • angarya [TUR10-0036450] (Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması)
                • teshir [TUR10-0769310] (Ele geçirme; zapt etme)
                • zor alım [TUR10-0877260] (Tanzimattan önce herhangi bir kişiye ait mallara padişah adına el konulması)
                • yetki gasbı [TUR10-0852950] (Hukuki bir işlemin yetkisiz bir kimse tarafından ele geçirilmesi)
              • ilhak [TUR10-0368410] (Egemenliği altına alma)
              • annexation [ENG31-00079356-n] (the formal act of acquiring something (especially territory) by conquest or occupation)
              • rekor [TUR10-0645060] (Bir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü)
              • record [ENG31-00063834-n] (an extreme attainment)
              • rekor [TUR10-0645070] (Daha önce elde edilmemiş olan sonucu aşan yeni sonuç)
              • record [ENG31-00063834-n] (an extreme attainment)
              • miras [TUR10-0547400] (Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey) inheritance [ENG31-00084405-n] (hereditary succession to a title or an office or property)
                • intikal [TUR10-0377190] (Miras olarak babadan oğla kalma)
              • iade [TUR10-0356790] (Alınmış bir şeyi geri verme)
              • restitution [ENG31-00090171-n] (getting something back again)
              • devir [TUR10-0199890] (Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme) takeover [ENG31-00791567-n] (a change by sale or merger in the controlling interest of a corporation)
                • kira [TUR10-0357660] (Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi)
                • rent [ENG31-13316680-n] (a payment or series of payments made by the lessee to an owner for use of some property, facility, equipment, or service)
                • tevarüs [TUR10-0771200] (Bir kimseden miras kalma; mirasa konma)
                • temlik [TUR10-0763760] (Mülk olarak verme)
              • kültürlenme [TUR10-0501960] (Kültürlenmek işi veya durumu)
              • avlama [TUR10-0058220] (Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma)
              • para basma [TUR10-0613490] (Çok para kazanma, işleri iyi gitme)
              • isabet [TUR10-0379370] (Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma; çıkma; vurma)
              • iktisâb [TUR10-1250760] (Edinme, elde etme, kazanma)
              • iadeiitibar [TUR10-0356830] (Yitirilen saygınlığı yeniden elde etme)
            • haritacılık [TUR10-0424060] (Çeşitli amaçlara yönelik haritaların yapım yöntemi)
            • mapmaking [ENG31-00926393-n] (the making of maps and charts)
            • sekte [TUR10-0225540] (Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi)
            • pause [ENG31-01064741-n] (temporary inactivity)
            • bekleme [TUR10-0089600] (Beklemek işi) wait [ENG31-01065863-n] (the act of waiting (remaining inactive in one place while expecting something))
              • sabır [TUR10-0652350] (Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme)
            • bekleyiş [TUR10-0089940] (Bekleme işi veya biçimi)
            • wait [ENG31-01065863-n] (the act of waiting (remaining inactive in one place while expecting something))
            • tatil [TUR10-0751380] (Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre) vacation [ENG31-15162842-n] (leisure time away from work devoted to rest or pleasure)
              • balayı [TUR10-0139840] (Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri)
              • honeymoon [ENG31-15163863-n] (a holiday taken by a newly married couple)
              • adli tatil [TUR10-0009030] (Her yıl 20 Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arasında, kanunda yazılı durumların dışında, hiçbir adli işlemin yapılmadığı süre)
              • mola [TUR10-0549530] (Voleybol ve basketbolda takımların oyun içinde taktik alışverişleri yapmak için aldıkları dinlenme)
            • gecikme [TUR10-0286750] (Gecikmek eylemi) delay [ENG31-01068087-n] (the act of delaying)
              • erteleme [TUR10-0049580] (Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma)
              • postponement [ENG31-01068805-n] (act of putting off to a future time)
              • yavaşlama [TUR10-0841870] (Yavaşlamak işi)
              • slowdown [ENG31-01069501-n] (the act of slowing down or falling behind)
              • durgunlaşma [TUR10-0225590] (Durgunlaşmak durumu, durgun bir duruma gelme)
              • slowdown [ENG31-01069501-n] (the act of slowing down or falling behind)
              • yavaşlatma [TUR10-0841920] (Yavaşlatmak işi) slowdown [ENG31-01069501-n] (the act of slowing down or falling behind)
                • yavaşlatılmış hareket [TUR10-0841910] (Filmde hızlı hareketlerin ayrıntılarını gözlemeye yarayan sinema düzeni)
              • tedahül [TUR10-0755600] (Ödemede gecikme)
              • konsolidasyon [TUR10-1144410] (Kısa vadeli bir devlet borcunun yerini uzun vadeli bir borcun alması)
              • erteletebilme [TUR10-1022260] (Ertelebilmek)
              • erteletim [TUR10-1022280] (Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bir bölgede, borçların tamamı veya bir bölümü için ödeme zorunluluğunun geri bırakılması)
              • moratorium [ENG31-15300452-n] (a legally authorized postponement before some obligation must be discharged)
              • sürünceme [TUR10-0718510] (Bir işin sonuçlanıncaya kadar boş yere uğradığı gecikmelerin tümü)
              • histerezis [TUR10-0346340] (Doğa olaylarının gelişmesindeki gecikme)
            • menetme [TUR10-0534920] (Bir kimseyi işten alıkoyma, oyalama) hindrance [ENG31-01075919-n] (the act of hindering or obstructing or impeding)
              • blokaj [TUR10-0110630] (Bloke etme işi) blockage [ENG31-01076618-n] (the act of blocking)
                • kuşatma [TUR10-0001340] (Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme)
                • siege [ENG31-01077041-n] (the action of an armed force that surrounds a fortified place and isolates it while continuing to attack)
                • tromboz [TUR10-1164330] (Kan pıhtısı oluşumu nedeniyle kan akışının engellenmesi)
              • men [TUR10-0534610] (İzin vermeme, yaptırmama)
              • debarment [ENG31-01079805-n] (the act of prevention by legal means)
              • kapatma [TUR10-0412760] (Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma)
              • markaj [TUR10-0789840] (Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun davranışına engel olma)
              • hak kısıtlaması [TUR10-1043260] (Bir kimseye kanunlarla belirlenen bazı hakları engelleme)
              • hapis [TUR10-0326640] (Bir yere kapatıp salıvermeme)
            • tefecilik [TUR10-0263210] (El altından yüksek faizle ödünç para veren kimsenin işi)
            • usury [ENG31-01095779-n] (the act of lending money at an exorbitant rate of interest)
            • onaylamamak [TUR10-1201090] (Onay vermemek; tasdiklememek)
            • deprecation [ENG31-01222641-n] (the act of expressing disapproval (especially of yourself))
            • emisyon [TUR10-0245760] (Çıkarma, dışarıya atma)
            • emission [ENG31-01255647-n] (the act of emitting)
            • tarih yanılgısı [TUR10-0747510] (Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunma)
            • anachronism [ENG31-15205157-n] (something located at a time when it could not have existed or occurred)
            • nakavt [TUR10-0568540] (Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu)
            • açık düşme [TUR10-0004390] (Yağlı güreşte pehlivanın kıçüstü veya sırtüstü düşerek yenilmiş sayılması)
            • aborda [TUR10-0001420] (Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması)
            • akım [TUR10-0018710] (Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan,)
              • deniz akıntısı [TUR10-0193640] (Deniz suyunun bazı etkilerle belirli bir yönde yer değiştirmesi)
              • kol akımı [TUR10-0467870] (Bir elektrik akımında ana devreye eklenen kollarla evlere elektrik veren akım)
              • çamçak [TUR10-0149040] (Köpüklenerek akma)
              • akıntı [TUR10-0682660] (Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması)
              • flow [ENG31-00330053-n] (the act of flowing or streaming)
              • akıntı [TUR10-0018730] (Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı)
              • aşırı akım [TUR10-0943040] (Beyan edilen değerden büyük olan akım)
              • golfstrim [TUR10-0300490] (Atlas Okyanusunda, Meksika körfezinden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusya'sının kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı)
              • indükleme akımı [TUR10-0374310] (İndükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı)
            • kromotropizm [TUR10-0487000] (Canlı bir varlığın, belli renkte bir nesneye doğru yönelme hareketi)
            • talazlanma [TUR10-0741710] (Talazlanmak eylemi)
            • korkulma [TUR10-0475820] (Korkulmak eylemi)
            • köpürme [TUR10-0482320] (Köpürmek işi)
            • kökleşme [TUR10-0480930] (Kendine bir yer sağlamak)
            • kör nişancılık [TUR10-0483150] (Hedefi rastlantı ile vurma)
            • köreliş [TUR10-0482660] (Körelme işi veya biçimi)
            • kuşkanadı [TUR10-0496950] (Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi)
            • kuut [TUR10-0498070] (Oturma)
            • etkinlik [TUR10-0258220] (Bir kişinin, bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite)
              • eğitici etkinlik [TUR10-1017490] (Okul yöneticilerinin denetimi altında temizlik, çevre koruma, düşünce geliştirme gibi ders dışı yürütülen çalışma)
              • analiz [TUR10-0035060] (Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem) analysis [ENG31-00635519-n] (an investigation of the component parts of a whole and their relations in making up the whole)
                • spektroskopi [TUR10-0707900] (Işın tayflarının incelenmesi)
                • spectroscopy [ENG31-00650725-n] (the use of spectroscopes to analyze spectra)
                • diyaliz [TUR10-0211300] (Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi) dialysis [ENG31-00651003-n] (separation of substances in solution by means of their unequal diffusion through semipermeable membranes)
                  • elektrodiyaliz [TUR10-0242180] (Birtakım koloitlerin ortamdaki öteki parçacıklara oranla gözenekli zarlardan daha kolay geçmesi özelliğine dayanan kimyasal arıtma yönteminin elektrik enerjisiyle hızlandırılmış türü)
                • ekspertiz [TUR10-0240170] (Konu hakkında bilgi birikimi ve deneyimi olan eksperlerce yapılan inceleme, gözden geçirme)
                  • fenni muayene [TUR10-0267920] (Motorlu araçların belli sürelerde teknik yönden yapılan denetimi)
                • değer analizi [TUR10-0187600] (Bir ürünün her parçasının veya ekonomik işlemin her basamağının sistemli bir biçimde analiz edilip katma değerinin hesaplanması ve maliyetle ilişkisinin meydana çıkarılması işi)
                • dinamik analiz [TUR10-0206440] (Çözümleme konusu yapılan veya modele dâhil edilen değişkenlerin zaman içindeki değişmelerinin de dikkate alındığı yöntem)
                • çözümleme [TUR10-0993850] (Bir metni belirli yöntemlere bağlı kalarak gözden geçirme; tahlil)
                • çözümleme [TUR10-0993820] (Çözümlemek)
                • çözümleme [TUR10-0993860] (Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi)
                  • hileişeriye [TUR10-0344810] (Çözümü güç bir hukuki sorunu hukuk kurallarını zedelemeden çözümleme)
              • sendikacılık [TUR10-0676720] (İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik etkinliği)
            • ters evirme [TUR10-0768360] (Olumlu veya olumsuz olan bir önermenin konusunun tersini, yüklem ve yüklemin tersini konu yapma)
            • amel [TUR10-0032590] (Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları)
            • trafik akışı [TUR10-0785560] (Trafikteki araçların kurallara uygun bir biçimde sıkışıklığa sebebiyet vermeden yürümesi, hareket etmesi)
            • trans [TUR10-0785970] (Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme)
            • transit [TUR10-0786120] (Bir katarın, bir gardaki art arda gelen yol bölgelerinden durmadan geçmesi)
            • transit [TUR10-0786100] (Bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçme)
            • transit [TUR10-0786110] (Millî topraklardan geçiş sırasında, hiç durmadan geçen mallar için gümrüksüz geçme)
            • yürüyüş [TUR10-0867240] (Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi)
            • atak [TUR10-0054300] (Atılım)
            • aylama [TUR10-0062150] (Bekleme)
            • yer değiştirme [TUR10-0754660] (Bir yerden başka bir yere gitme)
              • becayiş [TUR10-0087980] (Karşılıklı yer değiştirme)
              • göç [TUR10-0301220] (Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı ve benzerine göre çevre değiştirmeleri)
                • katavaşya [TUR10-0427510] (Göçücü balıkların kışa doğru Karadeniz'den Akdeniz'e geçmesi)
              • göçüm [TUR10-0301630] (Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi)
                • kimya göçümü [TUR10-0461480] (Bir hücreli varlıklarda, kimyasal maddelerin etkisi altında yanaşma veya uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu)
            • basış [TUR10-0079220] (Basma işi)
            • press [ENG31-00113933-n] (the act of pressing)
            • kaydırma [TUR10-0432560] (Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere hareket ettirilmesi)
            • karambol [TUR10-0417240] (Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması)
            • mayalanma [TUR10-0529970] (Sıvı veya hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı)
            • mayna [TUR10-0530530] (Yelken indirme)
            • çırpıntı [TUR10-0165470] (Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması)
            • devinim [TUR10-0199760] (Hareket)
            • nüfuz [TUR10-0581030] (İçine geçme)
            • sarkma [TUR10-0667020] (Sarkmak eylemi)
            • sarma [TUR10-0667070] (Yayılıp etkisi altına alma) veneering [ENG31-00928976-n] (the act of applying veneer)
              • salgın [TUR10-0660100] (Bir şeyin bir yere girip her yanı kaplaması; istila)
            • savurma [TUR10-0669860] (Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme)
            • silkeleme [TUR10-0693020] (Silkelemek eylemi)
            • siya [TUR10-0697270] (Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme)
            • öteleme [TUR10-0377200] (Bir cismin, bütün noktalarının eşit, paralel ve yöndeş yollar çizmesiyle beliren hareketi)
            • yalpa [TUR10-0829560] (Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması)
            • reddedilme [TUR10-0643940] (Reddedilmek durumu veya biçimi)
            • pergel hareketi [TUR10-0623950] (Pergele özgü ve pergel yönünde hareket etme)
            • boşalış [TUR10-0973890] (Boşalma)
            • ılgar [TUR10-0352770] (Dizginleri koyuverilmiş atın dörtnala koşması)
            • iare [TUR10-0356920] (Eğreti verme; ödünç verme)
            • ikraz [TUR10-0366470] (Borç veya ödünç verme)
            • iktibas [TUR10-0366510] (Ödünç alma)
            • ayrışım [TUR10-0063880] (Ayrışma işi)
            • açılım [TUR10-0374900] (Açılma)
            • easing [ENG31-00355710-n] (the act of reducing something unpleasant (as pain or annoyance))
          • mucize [TUR10-0552400] (Allah'ın izni ve emri ile yalnız peygamberlerin gösterdiği, özellikle peygamberlere karşı çıkanları ikna etmek, iman etmeyenlerin iman etmelerini sağlamak, inananların imanını güçlendirmek amacı taşıyan olağanüstü işler, hareketler, hâller)
          • miracle [ENG31-07303524-n] (a marvellous event manifesting a supernatural act of a divine agent)
          • vuku [TUR10-0821430] (Meydana gelme işi veya durumu) occurrence [ENG31-13982355-n] (an instance of something occurring)
            • tekrarlanan olay [TUR10-1222150] (Tekrar tekrar gerçekleşen olay) periodic event [ENG31-07310808-n] (an event that recurs at intervals)
              • gün batımı [TUR10-0315190] (Güneşin ufukta kaybolması)
              • sunset [ENG31-07358615-n] (the daily event of the sun sinking below the horizon)
              • gelgit [TUR10-0531840] (Ay ve güneşin yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı) tide [ENG31-07417119-n] (the periodic rise and fall of the sea level under the gravitational pull of the moon)
                • taşkın [TUR10-0682880] (Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması) flood tide [ENG31-07417630-n] (the occurrence of incoming water (between a low tide and the following high tide))
                  • tuğyan [TUR10-0787380] (Akarsuyun taşması, kabarması)
                • alçalma [TUR10-0138050] (Gelgitte denizin alçalması)
                • kabarma [TUR10-0539330] (Ay ve güneşin çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi)
                • yükselme [TUR10-0865720] (Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması)
                • meddücezir [TUR10-1251510] (Güneş ve Ay dünyaya farklı açılardan çekim etkisi oluşturduğunda küçük gelgit oluşur)
              • tekrar [TUR10-0759490] (Aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması) repeat [ENG31-07356649-n] (an event that repeats)
                • geri dönme [TUR10-1222220] (Geldiği yere gitme işi)
                • recurrence [ENG31-07357963-n] (happening again (especially at regular intervals))
                • dönüm [TUR10-0221840] (Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması)
            • gelişim [TUR10-0290070] (Gelişme işi) development [ENG31-00251126-n] (act of improving by expanding or enlarging or refining)
              • dirilme [TUR10-0208930] (Gücü artma, diri duruma gelme)
              • revival [ENG31-01049262-n] (bringing again into activity and prominence)
              • ilerleme [TUR10-0756520] (Daha iyi, daha yetkin, daha değerli, daha yüksek bir duruma doğru basamak basamak oluşan gelişme)
              • progress [ENG31-00282894-n] (the act of moving forward (as toward a goal))
              • diriltme [TUR10-0209030] (Yeniden canlandırma) revival [ENG31-01049262-n] (bringing again into activity and prominence)
                • haşir [TUR10-0331210] (Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması)
              • uyanış [TUR10-0801450] (Uyku durumundan çıkma)
              • revival [ENG31-01049262-n] (bringing again into activity and prominence)
              • terakki [TUR10-0766390] (İlerleme)
              • gelişimci [TUR10-0290120] (İlerleyen kimse)
              • gelişimci [TUR10-0290110] (Gelişim gösteren kimse)
              • gelişkinlik [TUR10-1251230] (Gelişkin olma durumu)
              • gelişmişlik [TUR10-1251240] (Gelişmiş olma durumu)
            • arka plan [TUR10-1239610] (Önemsiz, değersiz bir durumda olma)
            • background [ENG31-07299896-n] (relatively unimportant or inconspicuous accompanying situation)
            • haberci [TUR10-0318920] (Bir durumun, bir olayın belirtisi)
            • omen [ENG31-07301073-n] (a sign of something about to happen)
            • sıkıntı [TUR10-0686010] (Sorun; problem; mesele) trouble [ENG31-07303737-n] (an event causing distress or pain)
              • skandal [TUR10-0697990] (Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay)
              • scandal [ENG31-07320870-n] (a disgraceful event)
              • üzüntü [TUR10-0756190] (Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği) affliction [ENG31-07319852-n] (a cause of great suffering and distress)
                • dokunaklılık [TUR10-0215150] (Etkili, insanın içine işleyen olma durumu)
                • poignance [ENG31-14012928-n] (a state of deeply felt distress or sorrow)
                • yas [TUR10-0528990] (Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar)
                • mourning [ENG31-14012765-n] (state of sorrow over the death or departure of a loved one)
                • acı [TUR10-0690530] (Üzüntü, sıkıntı, keder)
                  • kalp acısı [TUR10-0405540] (Yürekten duyulan acı)
                  • zehir [TUR10-0871880] (Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı)
                  • gönül yarası [TUR10-0206160] (Bir kimseyi derin üzüntü içinde bırakan acı)
                • acı [TUR10-0002510] (Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap) pain [ENG31-07509503-n] (emotional distress)
                  • ciğer acısı [TUR10-0140210] (Çocuğu ölen kişinin duyduğu üzüntü, evlat acısı)
                • acınma [TUR10-0003230] (Başkasının hesabına üzülme)
                • teessüf [TUR10-0844450] (Başkasının adına üzülme)
                • kara yas [TUR10-0418640] (Aşırı bir biçimde üzüntüye kapılma)
                • yürek yarası [TUR10-0405850] (Aşktan, özlemden, başarısızlıktan duyulan büyük keder aşırı üzüntü)
                • yeis [TUR10-0846440] (Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü)
                • ukde [TUR10-0797830] (İçe dert olan şey)
                • beliye [TUR10-0092040] (Felaket, keder, tasa)
                • meraret [TUR10-1097730] (Acılık)
                • meyusiyet [TUR10-1256110] (Üzüntü)
                • burkuntu [TUR10-0978570] (Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık)
                • ölüm gibi [TUR10-1113210] (Çok büyük sıkıntı, üzüntü)
                • hayıf [TUR10-0335300] ("Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz)
                • hicran [TUR10-0343400] (Ayrılığın sebep olduğu onulmaz acı)
              • kaza [TUR10-0435370] (Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay) accident [ENG31-07315954-n] (an unfortunate mishap)
                • zincirleme kaza [TUR10-0876370] (Üç veya daha çok aracın trafik kazasına karışması durumu)
                • alabora [TUR10-0023180] (Geminin yan yatması)
                • tren kazası [TUR10-1164260] (Demir yolunda meydana gelen kaza)
                • çatma [TUR10-0154350] (Gemilerin çarpışması)
                • trafik terörü [TUR10-1164070] (Genellikle kural tanımazlık yüzünden ortaya çıkan, ağır maddi hasarla ve çok sayıda insanın ölümüyle sonuçlanan trafik karmaşası)
                • görünmez kaza [TUR10-0306220] (Hiç umulmadık zamanda, umulmadık biçimde olan kaza)
                • iş kazası [TUR10-0385220] (İş yerinde meydana gelen ve işçiyi bedenen veya ruhen etkileyen olay)
              • yazık [TUR10-0844380] (Acımaya ve herkesi üzmeye yol açacak kötü davranış veya şey)
              • pity [ENG31-07319716-n] (an unfortunate development)
              • facia [TUR10-0262750] (Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu, çok üzüntü veren, acıklı yıkım) calamity [ENG31-07329438-n] (an event resulting in great loss and misfortune)
                • kıtlık [TUR10-0455770] (Kuraklık, savaş vb. sebeplerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık) famine [ENG31-07330390-n] (a severe shortage of food (as through crop failure) resulting in violent hunger and starvation and death)
                  • yufkalık [TUR10-0861820] (Az, kıt olma)
                • mücbir sebep [TUR10-0559320] (Herhangi bir kimse tarafından alınacak önlemlere karşı, önüne geçilmesi olanaksız, borcun yerine getirilmesine engel, borçlunun iradesi dışında beklenmedik olaylar)
                • act of God [ENG31-07329950-n] (a natural and unavoidable catastrophe that interrupts the expected course of events)
                • doğal afet [TUR10-1073720] (Önlenmesi insan eliyle olmayan, sel, fırtına, deprem, dolu vb. felaketlerin her biri)
                • yıkım [TUR10-0853970] (Yok olmaya sebep olabilecek şey, büyük zarar, felaket)
              • felaket [TUR10-0267010] (Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum; yıkım; bela) calamity [ENG31-07329438-n] (an event resulting in great loss and misfortune)
                • çevre felaketi [TUR10-0989460] (Çevre kirliliğinin aşırı boyutlara varması)
                • karabulut [TUR10-0415570] (Sıkıntı, felaket)
                • katastrof [TUR10-1073710] (Yıkım; felaket)
              • trajedi [TUR10-0785680] (Facia)
              • calamity [ENG31-07329438-n] (an event resulting in great loss and misfortune)
              • musibet [TUR10-0556700] (Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey)
              • trial [ENG31-07387559-n] (an annoying or frustrating or catastrophic event)
              • enterferans [TUR10-1222340] (İletişimi bozabilecek nitelikteki elektriksel veya akustik faaliyet)
              • noise [ENG31-07444811-n] (electrical or acoustic activity that can disturb communication)
              • çile [TUR10-0168240] (Zahmet; sıkıntı)
              • cross [ENG31-14501251-n] (any affliction that causes great suffering)
              • eziyet [TUR10-0262400] (Aşırı güçlük ve sıkıntı) maltreatment [ENG31-00420921-n] (cruel or inhumane treatment)
                • cehennem azabı [TUR10-0134620] (Çok büyük sıkıntı; eziyet)
                • üzgü [TUR10-0811780] (Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı; eziyet; eza; cefa)
                • gavur eziyeti [TUR10-0284340] (Bile bile verilen zahmet, eziyetli iş)
                • işkence [TUR10-0385360] (Bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet)
              • darlık [TUR10-0368740] (İç sıkıntısı)
              • hal [TUR10-0322370] (Kötü durum; sıkıntı; dert)
              • zor [TUR10-0877170] (Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık)
              • boğaz derdi [TUR10-0971900] (Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları)
              • namus belası [TUR10-0939370] (Namusunu ve halk arasındaki saygınlığını korumak için katlanılan sıkıntı)
              • çileci [TUR10-0991510] (Çile çeken, sıkıntı sahibi)
              • fecaat [TUR10-0266590] (Çok acıklı, yürekler acısı durum)
              • gönül bulantısı [TUR10-1034180] (Sıkıntı veya üzüntü)
            • mucize [TUR10-0744930] (İnsan aklının alamayacağı şaşırtıcı veya olağanüstü olay)
            • miracle [ENG31-07304204-n] (any amazing or wonderful occurrence)
            • acibe [TUR10-0003480] (Hiç görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey)
            • wonder [ENG31-07304311-n] (something that causes feelings of wonder)
            • bir şey [TUR10-1222130] (Herhangi bir madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.)
            • thing [ENG31-04431553-n] (an entity that is not named specifically)
            • bitiş [TUR10-0109710] (Bitme işi veya biçimi, bitme, sona erme) completion [ENG31-00211959-n] (a concluding action)
              • mezuniyet [TUR10-0163510] (Okulu bitirme)
              • graduation [ENG31-00212914-n] (the successful completion of a program of study)
              • bitirme [TUR10-0366270] (Bitirmek işi) finish [ENG31-00211367-n] (the act of finishing)
                • sonuçlama [TUR10-0702820] (Sonuçlamak eylemi)
                  • kayıtımla uslamlama [TUR10-0433520] (Geriye dönerek sonuç çıkarma)
                • hatim [TUR10-0331980] (Sona erdirme; bitirme)
                • iblağ [TUR10-0357180] (Bir şeyin miktarını tamamlama)
                • ikmal [TUR10-0366280] (Cümlenin, dizenin anlamını sonra gelen cümle veya dize ile tamamlama)
              • bitiriş [TUR10-0971110] (Bitirme işi)
              • finish [ENG31-00211367-n] (the act of finishing)
              • akıbet [TUR10-0017960] (Bir işin, olayın veya durumun sonu, sonuç) result [ENG31-07307418-n] (something that results)
                • sayı [TUR10-0670660] (Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik) score [ENG31-13615828-n] (a number that expresses the accomplishment of a team or an individual in a game or contest)
                  • kama [TUR10-0406240] (Oyunda sayı)
                  • servis sayısı [TUR10-0001980] (Teniste rakibin karşılayamadığı, doğrudan doğruya sayı getiren servis)
                  • oyun [TUR10-0597190] (Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç)
                  • pata [TUR10-0618190] (Oyunda yenen ve yenilen olmaması; berabere kalma)
              • yıkım [TUR10-0853960] (Yıkma işi) destruction [ENG31-07349090-n] (an event (or the result of an event) that completely destroys something)
                • imha [TUR10-0371380] (Ortadan kaldırma; yok etme) annihilation [ENG31-07345428-n] (total destruction)
                  • mahıv [TUR10-0518260] (Yok etme; yok olma)
              • zafer [TUR10-0869020] (Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı) victory [ENG31-07488581-n] (a successful ending of a struggle or contest)
                • zafer [TUR10-0801120] (Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç) victory [ENG31-07488581-n] (a successful ending of a struggle or contest)
                  • mars [TUR10-0526790] (Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan bütün pullarını toplayıp oyunu bitirerek iki sayı kazanması)
                • zafer [TUR10-0869000] (Savaşta kazanılan başarı)
                  • fütuhat [TUR10-0280860] (Zaferler; fetihler)
                • kaput [TUR10-0414950] (İskambilde hiç el vermeden yenme)
                • şah mat [TUR10-0721250] (Satranç oyununda yenme)
              • kesinti [TUR10-0375460] (Bir işin bir süre için durması)
              • cessation [ENG31-07376675-n] (a stopping)
              • ecel [TUR10-0233680] (Hayatın sonu; ölüm zamanı)
              • lağıv [TUR10-0505540] (Bir kuruluşun faaliyetine son verme)
              • kat [TUR10-0427180] (Sonuca bağlama; bitirme)
              • vade bitimi [TUR10-0717000] (Bir işin veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi)
              • zeval [TUR10-0873090] (Yok olma; yok edilme)
              • başarış [TUR10-0956290] (Bir işi istenilen bir biçimde bitirme işi) accomplishment [ENG31-00035910-n] (the action of accomplishing something)
                • oldubitti [TUR10-0585390] (Başkasına karışma fırsatı vermeden bir işi aceleye ve kargaşalığa getirip sonuca bağlama)
                • kuşak bağlama [TUR10-0496390] (Karate, judo gibi Uzak Doğu oyunlarında aşama kaydetme)
              • batma [TUR10-0085410] (Yok olma, dağılma, son bulma, çöküş)
              • bitim [TUR10-0109020] (Son; nihayet; münteha)
              • bitirmişlik [TUR10-1249650] (Bitirmiş olma durumu)
              • çöküş [TUR10-0174500] (Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat)
              • dekadans [TUR10-0999150] (Çöküş)
              • depolitizasyon [TUR10-0195250] (Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliğini yitirmesi)
              • payan [TUR10-0619590] (Yazının veya sözün bitim bölümü) climax [ENG31-06385370-n] (the decisive moment in a novel or play)
                • hasılıkelam [TUR10-0330080] (Sözün kısası, kısacası, özetlersek)
              • heba [TUR10-0337510] (Hiçbir işe yaramadan yok olma; boşa gitme)
              • heder [TUR10-0337790] (Karşılığını alamama; boşa gitme; ziyan olma)
            • değişim [TUR10-0188390] (Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım) permutation [ENG31-00400031-n] (complete change in character or condition)
              • mutasyon [TUR10-1222160] (Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil, birdenbire olması, bir şeyin ortam ve şartlarını bulduğunda birdenbire nitelik değiştirmesi)
              • mutation [ENG31-07312429-n] (a change or alteration in form or qualities)
              • sürpriz [TUR10-0717660] (Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum) surprise [ENG31-07312772-n] (a sudden unexpected event)
                • darbe [TUR10-0183840] (Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay)
                • shock [ENG31-07313600-n] (an unpleasant or disappointing surprise)
                • şok [TUR10-0654260] (Kaza, beklenmeyen bir olay, bazı ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel veya ruhsal olarak birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü)
                • daze [ENG31-07525864-n] (the feeling of distress and disbelief that you have when something bad happens accidentally)
                • kültür şoku [TUR10-1091680] (Kültür bakımından büyük değişmeler karşısında şaşırma, olaylara akıl erdirememe)
              • doğma [TUR10-0213350] (Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi) birth [ENG31-07334902-n] (the event of being born)
                • ters doğum [TUR10-1196590] (Doğum anında anne rahminden bebeğin önce başı yerine ayaklarının ya da makatının çıkması)
                • breech delivery [ENG31-00186287-n] (delivery of an infant whose feet or buttocks appear first)
                • sezaryen [TUR10-0683400] (Doğal olmayan durumlarda karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınmasına dayanan doğum yöntemi)
                • cesarean delivery [ENG31-00186627-n] (the delivery of a fetus by surgical incision through the abdominal wall and uterus (from the belief that Julius Caesar was born that way))
                • doğurma [TUR10-0771690] (Doğurtmak işi veya durumu)
                • parturition [ENG31-13554089-n] (the process of giving birth)
                • ölü doğum [TUR10-0601840] (Bebeğin ölü doğması durumu)
              • ihtida [TUR10-0363600] (Başka bir dinden çıkıp Müslüman olma)
              • conversion [ENG31-07369794-n] (a change of religion)
              • ölme [TUR10-0269900] (Azrail tarafından ruh teslim alınma, cansız hale gelme) death [ENG31-07370091-n] (the event of dying or departure from life)
                • şehadet [TUR10-0726350] (Yüksek bir ülkü uğrunda ölme; şehit olma)
                • cansızlık [TUR10-0601890] (Cansız olma, yaşamama durumu)
              • kırılma [TUR10-0450930] (Kırılmak işi) break [ENG31-07382148-n] (the occurrence of breaking)
                • inkisar [TUR10-0375490] (Kırılma)
              • hasar [TUR10-0329690] (Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar) damage [ENG31-07435370-n] (the occurrence of a change for the worse)
                • kaçık [TUR10-0395090] (Çorabın ilmeği kaçmış yeri)
                • run [ENG31-07457610-n] (a row of unravelled stitches)
              • devrim [TUR10-0200750] (Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik) revolution [ENG31-07438709-n] (a drastic and far-reaching change in ways of thinking and behaving)
                • sanayi devrimi [TUR10-1242220] (18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başları arasında İngiltere'de başlayan lokomotifin ve buhar gücüyle çalışan makine gibi bir dizi buluşla üretim sürecinde emeğin yerini mekanik enerjinin aldığı köklü değişimler)
                • Industrial Revolution [ENG31-15285088-n] (the transformation from an agricultural to an industrial nation)
              • genetik mutasyon [TUR10-1222320] (Genlerde veya kromozomlarda oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan ve sonraki kuşağa aktarılabilen kalıcı hücresel değişiklik) mutation [ENG31-07439611-n] ((genetics) any event that changes genetic structure)
                • atacılık [TUR10-0054240] (Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması)
                • reversion [ENG31-07441173-n] ((genetics) a return to a normal phenotype (usually resulting from a second mutation))
              • gerileme [TUR10-0293970] (Bir dokunun, bir organın bir evrim geçirmesi veya bir yapının basitleşmesi)
              • degeneration [ENG31-07441493-n] (passing from a more complex to a simpler biological form)
              • değiştirim [TUR10-0188720] (Değiştirme işi)
              • substitution [ENG31-07458361-n] (an event in which one thing is substituted for another)
              • baygınlık [TUR10-0086280] (Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu)
              • faint [ENG31-07493458-n] (a spontaneous loss of consciousness caused by insufficient blood to the brain)
              • geçiş [TUR10-0288000] (Herhangi bir durumdaki değişme)
                • yatay geçiş [TUR10-0840770] (Yükseköğretimde bir okuldan eş değer başka bir okula yönetmeliklerin elverdiği ölçüde yapılan geçiş)
                • dikey geçiş [TUR10-0203620] (İki yıllık yüksekokullardan mezun olanların, belirli koşulları yerine getirerek fakültelerde okuma hakkı elde etmesi)
                • köyleşme [TUR10-0485270] (Köyden şehre nüfus göçü dolayısıyla kırsal alanlara özgü davranış ve tutumların şehirlerde görülmesi)
                • üst geçiş [TUR10-0810090] (Bir yıldızın ufuk üzerinde en yüksek noktaya geçiş durumu)
                • anılaşma [TUR10-0036780] (Anı durumuna girme)
                • baygıntı [TUR10-0086290] (Baygınlık)
                • bayılma [TUR10-0086330] (Baygın duruma girme)
                • faint [ENG31-07493458-n] (a spontaneous loss of consciousness caused by insufficient blood to the brain)
                • devinim [TUR10-0199780] (Bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş)
                • geçiş [TUR10-0288020] (Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi)
                • geçiş [TUR10-0288030] (Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama)
                  • modülasyon [TUR10-0549380] (Bir müzik eserinde esas tondan başka bir tona geçiş)
              • yumuşama [TUR10-0863100] (Ötümsüz ünsüzlerin ötümlü ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu)
              • yosunlanma [TUR10-0860470] (Yosunlanmak, yosunlaşmak durumu)
              • yuvarlaklaşma [TUR10-0864260] (Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu)
              • yozlaşma [TUR10-0999080] (Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirme)
              • yiğitlenme [TUR10-0856560] (Yüreklilik, korkusuzluk gelme)
              • kültür akımı [TUR10-0501860] (Bir toplumun kültüründen bazı ögelerin başka bir topluma geçişi)
              • medenileşme [TUR10-0762550] (Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş duruma gelme)
              • bozunum [TUR10-0976160] (Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması, dejenerasyon)
              • dejenerasyon [TUR10-0976170] (Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı)
              • modülasyon [TUR10-0549360] (Bir sesin yayılmasında ortaya çıkan yeğinlik, vurgu, ton değişimlerinden her biri)
              • mumlama [TUR10-0555560] (Bitki hücrelerinin değişikliğe uğrayarak kendilerini su geçirmez duruma getirir biçimde mum bağlaması olayı)
              • şairleşme [TUR10-1145550] (Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu hale gelme durumu)
              • şeffaflaşma [TUR10-0726160] (İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan bir duruma gelme)
              • izomerleşme [TUR10-0390720] (Bir maddenin bunun izomeri olan başka bir maddeye doğrudan doğruya veya kimyasal bir etkiyle geçme)
              • ikizleşme [TUR10-0366120] (İkiz duruma gelme)
            • yangın [TUR10-0831220] (Zarara yol açan büyük ateş)
            • fire [ENG31-07317454-n] (the event of something burning (often destructive))
            • münferit olay [TUR10-1222180] (Tek bir olay)
            • incident [ENG31-07322095-n] (a single distinct event)
            • elektrik boşalması [TUR10-1222190] (Elektrik yükünün aniden bir yerden bir yere geçmesi) electrical discharge [ENG31-07322513-n] (a discharge of electricity)
              • yıldırım [TUR10-0657370] (Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması)
              • lightning [ENG31-11495679-n] (abrupt electric discharge from cloud to cloud or from cloud to earth accompanied by the emission of light)
            • patlama [TUR10-0618820] (Patlamak işi) explosion [ENG31-00378172-n] (the act of exploding or bursting)
              • salgı [TUR10-0660010] (Güneşten dışarı doğru madde fırlaması)
            • defa [TUR10-0186930] (Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz) time [ENG31-07324217-n] (an instance or single occasion for some event)
              • kerrat [TUR10-0442860] (Birçok kez)
              • dönüm [TUR10-0221850] (Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi)
              • dolam [TUR10-0215810] (Dolama işinin her defası)
            • zaman [TUR10-0869520] (Belirlenmiş olan an) time [ENG31-07324217-n] (an instance or single occasion for some event)
              • hal [TUR10-0322350] (İçinde yaşanılan zaman; şimdiki zaman)
              • basınçlanma [TUR10-0955300] (Dalgıcın dipten yukarı çıkarken vurgun yemesini önlemek amacıyla uymak ve beklemek zorunda olduğu çıkış zamanı; aksuna)
              • iyi gün [TUR10-0389110] (Refah ve huzur içinde geçen zaman)
              • hengam [TUR10-0339150] (Zaman; vakit)
            • hareket etme [TUR10-1222200] (Devinme) change of location [ENG31-07325733-n] (a movement through space that changes the location of something)
              • düşüş [TUR10-0231500] (Düşme işi veya biçimi) spill [ENG31-00077704-n] (a sudden drop from an upright position)
                • serak [TUR10-0677830] (Dik yerlerden inen buzullarda, derin yarılmalar sebebiyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi)
              • ilerleme [TUR10-0367680] (İlerlemek işi) progress [ENG31-00282894-n] (the act of moving forward (as toward a goal))
                • yakınlaşma [TUR10-0366650] (Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerleme, aradaki uzaklığı azaltma veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitme)
                  • takrip [TUR10-1256280] (Yaklaştırma)
              • toprak kayması [TUR10-0782530] (Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi)
              • landslide [ENG31-07420011-n] (a slide of a large mass of dirt and rock down a mountain or cliff)
              • kerteleme [TUR10-0442900] (Derece derece, azar azar ilerleme durumu)
              • çığ [TUR10-0162340] (Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi)
              • snowball [ENG31-04258670-n] (snow pressed into a ball for throwing (playfully))
              • tırmanma [TUR10-0775250] (Kendine özgü araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme)
                • kurbağalama [TUR10-0492040] (Birbirine paralel iki tırmanma sırığına baldırları ve ayak sırtlarını kenetleyerek veya dışarıdan diz altına sıkıştırarak tırmanma)
              • tulu [TUR10-0787620] (Güneşin doğması, doğuşu)
              • basma [TUR10-0079890] (Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi)
              • viya [TUR10-0820720] (Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme)
              • patinaj [TUR10-0618720] (Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi)
            • rastlantı [TUR10-0769000] (Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma) coincidence [ENG31-07331599-n] (an event that might have been arranged although it was really accidental)
              • düşeş [TUR10-0230250] (Umulmayan iyi bir rastlama)
              • tesadüf [TUR10-0768990] (Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi)
              • coincidence [ENG31-07331599-n] (an event that might have been arranged although it was really accidental)
              • yeşil dalga [TUR10-0851710] (Trafikte belirli bir hızda gidilmesi durumunda sürekli olarak yeşil ışığa denk gelme)
              • rast [TUR10-0642970] (Tesadüf)
              • raslantı [TUR10-1222170] (Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren herhangi bir şey)
              • piyango [TUR10-0630080] (Beklenmedik olay veya durum)
              • isabet [TUR10-0379400] (Güzel rastlantı)
            • çöküş [TUR10-0085400] (Yıkım, çökme) downfall [ENG31-07332733-n] (failure that results in a loss of position or reputation)
              • çöküntü [TUR10-0174390] (Çökme)
              • yıkılış [TUR10-0177940] (Yıkılma işi veya biçimi)
            • yükseliş [TUR10-0865690] (Yükselme işi veya biçimi) rise [ENG31-07339517-n] (a growth in strength or number or importance)
              • ağış [TUR10-0013230] (Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı)
            • kısmet [TUR10-0454650] (Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip)
            • kismet [ENG31-07345160-n] ((Islam) the will of Allah)
            • değme [TUR10-0187990] (Dokunma) contact [ENG31-07353929-n] (the physical coming together of two or more things)
              • kontak [TUR10-0472740] (Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması; temas)
              • tuş [TUR10-0789170] (Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi)
            • dalga [TUR10-0180050] (Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem ve benzerinin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket) wave [ENG31-07366790-n] (one of a series of ridges that moves across the surface of a liquid (especially across a large body of water))
              • dümen suyu [TUR10-0229130] (Gemi giderken arkasında bıraktığı köpüklü iz)
              • wake [ENG31-07358968-n] (the wave that spreads behind a boat as it moves forward)
              • ölü dalga [TUR10-0601800] (Hızı azalmış olarak gelen dalga)
              • swell [ENG31-07362858-n] (the undulating movement of the surface of the open sea)
              • dalgalanma [TUR10-0180340] (Dalgalanmak işi) swell [ENG31-07362858-n] (the undulating movement of the surface of the open sea)
                • fırtına [TUR10-0271660] (Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma)
                • çalkantı [TUR10-0148350] (Deniz ve gölde dalgalanma)
              • tsunami [TUR10-1004270] (Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga)
              • temevvüç [TUR10-0763130] (Dalgalanma)
              • karıntı [TUR10-0421070] (Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga)
              • orta dalga [TUR10-0591610] (Dalga boyu 200-600 metre arasında değişen dalga)
              • soluğan [TUR10-0701130] (Uzaklarda esen rüzgârdan sonra başlayan dalga hareketi)
            • çekilme [TUR10-0647620] (Savaşı daha elverişli şartlarda sürdürmek amacıyla bir askerî birliğin düşmandan çözülerek başka bir mevzi veya bölgeye hareket etmesi) recoil [ENG31-07364792-n] (a movement back from an impact)
              • çözülme [TUR10-0175510] (Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması)
            • bulaşma [TUR10-0123010] (Hastalık başkalarına geçme)
            • infection [ENG31-07375247-n] (an incident in which an infectious disease is transmitted)
            • fiyasko [TUR10-0276100] (Bir girişimde gülünç ve başarısız sonuç)
            • turkey [ENG31-07379793-n] (an event that fails badly or is totally ineffectual)
            • tutulma [TUR10-0790850] (Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı) eclipse [ENG31-07383246-n] (one celestial body obscures another)
              • ay tutulması [TUR10-0350320] (Yer yuvarlağının güneş ile ay arasına girmesiyle, ayın yer yuvarlağı gölgesinde kalması)
              • güneş tutulması [TUR10-0503990] (Ayın, yer ile güneş arasına girmesinden dolayı güneşin yeryüzünden kararmış olarak görünmesi)
            • tokat [TUR10-0779020] (Açık elle yüze vuruş) slap [ENG31-07425345-n] (a blow from a flat object (as an open hand))
              • şaplak [TUR10-0723740] ("Şap" diye ses çıkaran tokat)
              • sille [TUR10-0693290] (Elin iç yüzüyle vurulan tokat)
              • slap [ENG31-07425345-n] (a blow from a flat object (as an open hand))
              • Osmanlı tokadı [TUR10-0593200] (Sert ve etkili tokat)
            • şimşek [TUR10-0074790] (Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık)
            • lightning [ENG31-07427593-n] (the flash of light that accompanies an electric discharge in the atmosphere (or something resembling such a flash))
            • yakınsama [TUR10-0826870] (Aradaki açıklık sonsuz küçülerek fakat kesişmeden bir noktaya, bir limite doğru yaklaşma) convergence [ENG31-07429340-n] (the occurrence of two or more things coming together)
              • kavuşum [TUR10-0360360] (Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri)
              • conjunction [ENG31-07429767-n] ((astronomy) apparent meeting or passing of two or more celestial bodies in the same degree of the zodiac)
            • dönüm noktası [TUR10-0221890] (Bir olayın yeni bir duruma geçme zamanı)
            • landmark [ENG31-07432451-n] (an event marking a unique or important historical change of course or one on which important developments depend)
            • arıza [TUR10-0020710] (Aksak olma durumu) breakdown [ENG31-07435916-n] (a cessation of normal operation)
              • tedirginlik [TUR10-0756000] (Üçüncü bir cismin veya cisimlerin çekim etkisiyle yörünge hareketinin bozulma durumu)
              • tefessüh [TUR10-0756470] (Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma; kokuşma)
                • sasıma [TUR10-0667980] (Tefessüh)
              • toplumsal çözülme [TUR10-0782060] (Birbirine bağlı kişiler veya gruplar arasında amaca ulaştıracak görevlerin yapılamaması sebebiyle ilişkilerin bozulması)
              • atefleksiyon [TUR10-0054650] (Döl yatağının biçiminin bozulması)
              • çözülme [TUR10-0175530] (Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu)
              • çözülüm [TUR10-0175600] (Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi)
            • patlama [TUR10-0618830] (Birdenbire gelişme) outbreak [ENG31-07449873-n] (a sudden violent spontaneous occurrence (usually of some undesirable condition))
              • salgın [TUR10-0660080] (Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimselere birden bulaşması) epidemic [ENG31-07450133-n] (a widespread outbreak of an infectious disease)
                • ölet [TUR10-1253880] (Öldürücü hastalık salgını, kıran)
            • tozlaşma [TUR10-0220960] (Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması)
            • pollination [ENG31-07451972-n] (transfer of pollen from the anther to the stigma of a plant)
            • çırpınış [TUR10-0165390] (Çırpınma işi veya biçimi)
            • flap [ENG31-07453884-n] (the motion made by flapping up and down)
            • aksilik [TUR10-0021250] (Bir işin yolunda gitmemesi durumu, uygunsuzluk, elverişsizlik)
            • reverse [ENG31-07491010-n] (an unfortunate happening that hinders or impedes)
            • çöküş [TUR10-0174190] (Son bulma, yıkılıp dağılma)
            • crash [ENG31-07493085-n] (a sudden large decline of business or the prices of stocks (especially one that causes additional failures))
            • birleşme [TUR10-0107930] (Birleşmek işi) union [ENG31-00382488-n] (the act of making or becoming a single unit)
              • füzyon [TUR10-0281040] (Birleşme, kaynaşma)
              • kombina [TUR10-0470120] (Birkaç sanayi kurumunun tek yönetimde birleşmesi)
              • tekleşme [TUR10-0758740] (Tek duruma gelme)
              • teklik [TUR10-0758890] (Tek, bir olma durumu)
                • müfret [TUR10-0560420] (Teklik)
              • kavuşma [TUR10-0431560] (Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi)
              • bileşme [TUR10-0767160] (Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma)
              • birleşim [TUR10-0102600] (İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma)
                • omuz başı [TUR10-0587200] (Kol ile omzun birleştiği yer)
                • sentez [TUR10-0677270] (Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim, terkip)
                • iyodür [TUR10-0389490] (İyodun bir element veya bir birleşikle verdiği birleşim)
                • iyodoiyodür [TUR10-1064150] (İyot ve potasyum iyodür bileşimi)
              • çatışma [TUR10-0153850] (Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi)
              • nükleoprotein [TUR10-0581200] (Proteinlerin nükleik asitlerle kurduğu moleküler birlik)
              • geçişme [TUR10-0288100] (Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması)
              • ittihat [TUR10-0388460] (Birleşme; birlik kurma; bir olma)
            • kesinleşme [TUR10-0444460] (Kesin bir durum alma)
            • kımlanma [TUR10-0448940] (Kımlanmak işi veya durumu)
            • kurulma [TUR10-0770210] (Ortaya çıkma, meydana gelme)
            • boşaltım [TUR10-0114970] (Dökme, boca etme işi)
              • erupsiyon [TUR10-0252190] (Yanardağın püskürmesi)
            • ses [TUR10-0807820] (Kulağın duyabildiği titreşim) voice [ENG31-07125323-n] (the sound made by the vibration of vocal folds modified by the resonance of the vocal tract)
              • ayak sesi [TUR10-1222290] (Yürürken çıkan ses)
              • footfall [ENG31-07398423-n] (the sound of a step of someone walking)
              • bağırtı [TUR10-0069210] (Bağırma sesi)
              • cry [ENG31-07135232-n] (a loud utterance)
              • çıtırtı [TUR10-0165930] (Çıtırdama sesi)
              • crackle [ENG31-07396278-n] (the sharp sound of snapping noises)
              • fısıltı [TUR10-0271920] (Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan ses)
              • rustle [ENG31-07407383-n] (a light noise, like the noise of silk clothing or leaves blowing in the wind)
              • hayvan sesi [TUR10-1222280] (Herhangi bir hayvanın sesi) cry [ENG31-07397172-n] (the characteristic utterance of an animal)
                • anırtı [TUR10-0036920] (Eşeğin anırırken çıkardığı ses)
                • bray [ENG31-07392659-n] (the cry of an ass)
                • gak [TUR10-0281980] (Karganın çıkardığı ses)
                • caw [ENG31-07393282-n] (the sound made by corvine birds)
                • meleme [TUR10-0533620] (Koyun veya keçi sesi)
                • bleat [ENG31-07392531-n] (the sound of sheep or goats (or any sound resembling this))
                • miyav [TUR10-0548400] (Kedinin çıkardığı ses; kedi sesi)
                • meow [ENG31-07401214-n] (the sound made by a cat (or any sound resembling this))
                • kişneme [TUR10-0463810] (Kişnemek işi veya sesi)
                • cıvıltı [TUR10-0139150] (Kuşların ötüşürken çıkardıkları ses)
                • chirp [ENG31-07394009-n] (a sharp sound made by small birds or insects)
                • dızdız [TUR10-0881000] (Ağustos böceklerinin çıkardığı ses)
                • vak vak [TUR10-0813420] (Ördeğin çıkardığı ses)
                • quack [ENG31-07405362-n] (the harsh sound of a duck)
                • mırnav [TUR10-0543370] (Miyavlama sesi)
                • gulu gulu [TUR10-0311310] (Hindinin çıkardığı ses)
                • hav [TUR10-0332240] (Köpeğin çıkardığı ses)
              • zil sesi [TUR10-1222300] (İşaret vermek, çağırmak, uyarmak için verilen ses)
              • ring [ENG31-07406463-n] (the sound of a bell ringing)
              • gürültü [TUR10-0430030] (Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü) commotion [ENG31-00554860-n] (the act of making a noisy disturbance)
                • çatırtı [TUR10-0153730] (Çatırdama sesi)
                • crunch [ENG31-07397014-n] (the sound of something crunching)
                • gıcırtı [TUR10-0296680] (Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan ses)
                • creak [ENG31-07396464-n] (a squeaking sound)
                • gümbürtü [TUR10-0314150] (Birdenbire yankılı ve derinden gelen patlama, yıkılma, çarpma sesi, şiddetli gürültü)
                • boom [ENG31-07392282-n] (a deep prolonged loud noise)
                • hayhuy [TUR10-0335260] (Herkesin aynı anda konuşmasından veya eğlenmesinden oluşan gürültü)
                • hubbub [ENG31-07400260-n] (loud confused noise from many sources)
                • haykırış [TUR10-0335560] (Haykırma sesi)
                • screech [ENG31-07407761-n] (a high-pitched noise resembling a human cry)
                • horultu [TUR10-0348430] (Horlama sesi)
                • snore [ENG31-07409078-n] (the rattling noise produced when snoring)
                • cızırtı [TUR10-0639200] (Cızırdama sesi) sizzle [ENG31-07408519-n] (a sizzling noise)
                  • parazit [TUR10-0614750] (Radyo, televizyon, telsiz vb. aygıtların yayınına karışan yabancı ses veya cızırtı)
                • ses soluk [TUR10-0681510] (Pat pat çıkan ses ve gürültü)
                • clatter [ENG31-07395073-n] (a rattling noise (often produced by rapid movement))
                • takırtı [TUR10-0740010] (Bir şeyin çıkardığı kuru ve sert ses)
                • clatter [ENG31-07395073-n] (a rattling noise (often produced by rapid movement))
                • uğultu [TUR10-0797430] (Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi)
                • mutter [ENG31-07401520-n] (a low continuous indistinct sound)
                • yüksek ses [TUR10-0865630] (Kuvvetli ses)
                • blare [ENG31-07392073-n] (a loud harsh or strident noise)
                • patlama sesi [TUR10-1222260] (Herhangi bir patlama sonucu çıkan ses)
                • bang [ENG31-07390857-n] (a sudden very loud noise)
                • velvele [TUR10-0817280] (Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan)
                • hubbub [ENG31-07400260-n] (loud confused noise from many sources)
                • konser [TUR10-0472280] (Sürekli gürültü)
                • cangıl cungul [TUR10-0131950] (Bu biçimdeki gürültü)
                • zangırtı [TUR10-0870340] (Güçlü titremeyle oluşan ses; gürültü)
                • bağırış [TUR10-0951770] (Bağırma işi)
                • böğürtü [TUR10-0118910] (Böğürme sesi)
                • gök gürültüsü [TUR10-0302420] (Şimşek çaktıktan veya yıldırım düştükten önce veya sonra havada duyulan gürültü)
                • patırtı [TUR10-0618610] (Herhangi bir biçimde veya ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü)
                • gürültü kirliliği [TUR10-1041800] (İnsanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal bakımdan olumsuz etkiler oluşturan karışık ve yüksek ses)
              • ıslık [TUR10-0354790] (Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses)
              • hiss [ENG31-07399498-n] (a fricative sound (especially as an expression of disapproval))
              • korna [TUR10-0476170] (Bu borudan çıkan ses)
              • çatal ses [TUR10-0153120] (İki perdeden çıkar gibi olan ve kulağı tırmalayan ses)
              • çatlak ses [TUR10-0154110] (Pürüzlü, bozuk ses)
              • yansıma [TUR10-0740490] (Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime) onomatopoeia [ENG31-07119240-n] (using words that imitate the sound they denote)
                • cangıl cungul [TUR10-0131940] (Hayvanlara takılan çan veya başka maden eşyanın çıkardığı ses)
                • vızıltı [TUR10-0819580] (Vızıldama sesi)
                • buzz [ENG31-07392834-n] (sound of rapid vibration)
                • zıp zıp [TUR10-0874750] (Zıp sesi)
                • zıp [TUR10-0874540] (Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses)
                • zıngırtı [TUR10-0874510] (Zangırdama sesi)
                • zırıltı [TUR10-0875030] (Zırıldama sesi veya işi)
                • tıpırtı [TUR10-0774520] (Tıpırdayan şeyin çıkardığı ses, tıpırdama sesi)
                • patter [ENG31-07403770-n] (a quick succession of light rapid sounds)
                • tıkırtı [TUR10-0773370] (Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı ses)
                • pat [ENG31-07403587-n] (the sound made by a gentle blow)
                • tık [TUR10-0772950] (İnce ve küçük bir nesne ile sert bir yere vurulduğunda çıkan ses)
                • chink [ENG31-07393823-n] (a short light metallic sound)
                • tapırtı [TUR10-0745520] (Yürürken çıkan ayak sesini andırır ses)
                • tangır tungur [TUR10-0743670] (Genellikle boş nesnelerin yuvarlanırken çıkardığı kaba ve çınlayıcı ses)
                • tangırtı [TUR10-0743650] (Madenî şeylerin çıkardığı kuru ve gürültülü ses)
                • tangır tangır [TUR10-0743630] (Boş nesnelere vurulduğunda çıkan kaba ve çınlayıcı ses)
                • tak tuk [TUR10-0741360] (Vurma, çarpma sırasında çıkan ses)
                • tak [TUR10-0738930] (Tahta vb. bir şeye vurulduğunda veya silah patlayınca çıkan tok ve sert ses)
                • tamtam [TUR10-0743150] (Bazı olayları haber vermeye veya açıklamaya yarayan, davulla yapılan ses)
                • şıngırtı [TUR10-0730290] (Şıngırdama sonucu çıkan ses)
                • jingle [ENG31-07400598-n] (a metallic sound)
                • şıkırtı [TUR10-0730020] (Şıkırdama sonucu çıkan ses)
                • jingle [ENG31-07400598-n] (a metallic sound)
                • şapır şapır [TUR10-0723550] (Acele ile yemek yeme veya üst üste öpme sırasında çıkarılan ses)
                • cuppadak [TUR10-0143200] (Suya düşen bir cismin çıkardığı ses)
                • çağıltı [TUR10-0144850] (Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı yansıma ses)
                • cumburtu [TUR10-0143000] (Suya düşen ağır bir cismin veya çalkalanan suyun çıkardığı ses)
                • cız [TUR10-0139420] (Kızgın yağın içine bir şey atıldığında çıkan ses)
                • cıyırtı [TUR10-0139400] (Bez, kâğıt ve benzerinin yırtılırken çıkardığı ses)
                • cırt [TUR10-0138860] (Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses)
                • cırıltı [TUR10-0138690] ("Cır cır" diye çıkan ses)
                • chirp [ENG31-07394009-n] (a sharp sound made by small birds or insects)
                • cazırtı [TUR10-0133760] (Cazırdama sesi)
                • cumburlop [TUR10-0142990] (Ağır bir cismin suya düştüğü zaman çıkardığı ses)
                • çıt [TUR10-0165710] (Hafif ve anlık ses)
                • chink [ENG31-07393823-n] (a short light metallic sound)
                • çatır çatır [TUR10-0153640] (Sert bir şey kırılırken, yanarken, yerinden sökülürken veya sıkıştırılırken çıkan ses; çatır çutur)
                • fıkırtı [TUR10-0270360] (Kaynayan suyun çıkardığı ses)
                • çıngırtı [TUR10-0164600] (Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik ses)
                • jingle [ENG31-07400598-n] (a metallic sound)
                • fışkırtı [TUR10-0272410] (Fışkıran bir şeyin çıkardığı ses)
                • hahha [TUR10-0321010] (Alaylı, yapmacıklı gülerken çıkan ses)
                • hırıltı [TUR10-0341840] (Boğazdan herhangi bir sebeple boğuk çıkan ses)
                • mutter [ENG31-07401520-n] (a low continuous indistinct sound)
                • hışırtı [TUR10-0342790] (İnce cisimler hışırdarken çıkan ses, hışırdama sesi)
                • swish [ENG31-07411014-n] (a brushing or rustling sound)
                • kıtırtı [TUR10-0455650] (Kıtırdama sesi)
                • kıtır [TUR10-0455550] (Kuru ve gevrek ses)
                • küt [TUR10-0504230] (Tahta vb. katı şeylere vurulduğunda çıkan ses)
                • whack [ENG31-07414429-n] (the sound made by a sharp swift blow)
                • kütürtü [TUR10-0504720] ("Kütür kütür" diye çıkan ses)
                • lap [TUR10-0507210] (Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses)
                • pat [TUR10-0618160] (Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses)
                • whack [ENG31-07414429-n] (the sound made by a sharp swift blow)
                • pıtırtı [TUR10-0627070] (Çok hafif patırtı, hafif gürültü)
                • patter [ENG31-07403770-n] (a quick succession of light rapid sounds)
                • mırıltı [TUR10-0543250] (Alçak ve anlaşılmaz bir ses çıkararak konuşma)
                • mutter [ENG31-07401520-n] (a low continuous indistinct sound)
                • pof [TUR10-0631720] (Yere düşen kaba ve yumuşakça bir şeyin veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı ses)
                • güm [TUR10-0314050] (Derinden ve patlayıcı yankılı gürültü)
                • thump [ENG31-07411545-n] (a heavy dull sound (as made by impact of heavy objects))
                • cart [TUR10-0133260] (Sert bir şey yırtılırken çıkan ses)
                • cayırtı [TUR10-0133570] (Şiddetli yanma, yırtılma sesi; gürültü)
                • cup [TUR10-0143190] (Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses)
                • çağırtı [TUR10-0144940] (Çağırma sesi)
                • çakıltı [TUR10-0145820] (Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkardığı ses)
                • çangırtı [TUR10-0149810] (Çangırdama sesi)
                • çat [TUR10-0152720] (Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses)
                • gurultu [TUR10-0311530] (Guruldama sesi)
                • rumble [ENG31-07407083-n] (a loud low dull continuous noise)
                • çıt çıt [TUR10-0165770] (Birbiri ardınca çıkan çıtırtılı ses)
                • çuhçuh [TUR10-0176200] (Lokomotifin çalışırken çıkardığı ses)
                • dan dun [TUR10-0182950] (Karşılıklı atılan silahların sesi)
                • fışırtı [TUR10-0272190] (Fışırdama sesi)
                • tıngıldama [TUR10-0774020] (Tıngıldamak durumu veya biçimi)
                • tıngır [TUR10-0774060] (Metal bir nesne sert bir yüzeye düştüğü zaman çıkan ses)
                • tıngırtı [TUR10-0774170] (Tıngırdayan şeyin çıkardığı ses)
                • tırak [TUR10-0774700] (Kırılan kuru bir şeyin çıkardığı ses)
                • tırık [TUR10-0774980] (Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses)
                • tırınk [TUR10-0775040] (Sert bir yüzeye çarpan para vb. metal bir nesnenin çıkardığı ses)
                • tıs [TUR10-0776100] (Kaz, kedi, yılan ve benzerinin çıkardığı ses)
                • tik tak [TUR10-0776860] (Genellikle saatin çalışırken çıkardığı ses)
                • tokurtu [TUR10-0779420] (Tokurdama sesi)
                • katur kutur [TUR10-0429670] (Katır kutur)
                • çıtlama [TUR10-0990970] (Çıt sesi çıkarma)
                • şıp şıp [TUR10-0730300] (Düşen su damlasının çıkardığı ses)
                • gacırtı [TUR10-0281270] (Gacırdarken çıkan ses)
                • garç gurç [TUR10-0283380] (Birbirine sürtünen nesnelerin çıkardığı ses)
                • gırt [TUR10-0297230] (Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses)
                • harıltı [TUR10-0328770] (Harıldarken çıkan ses)
                • haşırtı [TUR10-0331140] (Haşırdarken çıkan ses)
                • hışıltı [TUR10-0342620] (Sert ve sürekli çıkan ses)
              • çan sesi [TUR10-0149820] (Çandan çıkan ses)
              • bell [ENG31-07391844-n] (the sound of a bell being struck)
              • çığıltı [TUR10-0162400] (Çığlıkla karışık ses)
              • çığırtı [TUR10-0162500] (Çığırma sesi)
              • çıtır çıtır [TUR10-0165830] (Kömür ve odun yanarken, ince tahta çubuklar vb. kırılırken, gevrek bir şey yenilirken çıkan ses)
              • homurtu [TUR10-0347370] (Homurdanma sesi)
              • grumble [ENG31-07225752-n] (a complaint uttered in a low and indistinct tone)
              • fışıldama [TUR10-0272170] (Fışır fışır ses çıkarma)
              • agu [TUR10-0010650] (Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses)
              • küçük [TUR10-0499690] (Kısık, parlak olmayan ses)
              • lıkır [TUR10-0510860] (Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses)
              • löpür [TUR10-0514330] (Bir şeyi yerken veya yutarken çıkan ses)
              • tıkır [TUR10-0773290] (Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses)
              • tıksırık [TUR10-0773700] (Tıksırırken çıkan ses)
              • tın [TUR10-0773970] (Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi)
              • ti [TUR10-0776200] (Bir tören sırasında, askerleri bir araya toplamak, törenin başladığını bildirmek vb. amaçlarla çalınan borazanın çıkardığı tiz ses)
              • ton [TUR10-0778230] (Ses titreşimlerinin yükselip açılması)
              • kakırtı [TUR10-0400550] (Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan ses)
              • karavana borusu [TUR10-0418490] (Yemek vaktinin geldiğini bildiren boru sesi)
              • üfürüm [TUR10-1170220] (Kalbin kanı damarlara pompalaması sırasında, zarında veya kapakçığında bulunan delik yüzünden ortaya çıkan normal dışı ses)
              • zımbırtı [TUR10-0874250] (Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin ses)
              • yüksek ses [TUR10-0865610] (Uzaktan işitilecek nitelikte ses)
              • vız [TUR10-0819470] (Böcek uçarken veya atılan bir şey hızla geçerken çıkan ses)
              • vırıltı [TUR10-0819400] (Vırıldama sesi)
              • vın [TUR10-0819330] (Vınlama sesi)
              • lüp [TUR10-0514870] (Büyükçe bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses)
              • me [TUR10-0531140] (Koyun, kuzu vb. hayvanların çıkardığı ses)
              • mır mır [TUR10-0543340] (Mırıldanma sesi)
              • şırıltı [TUR10-0730620] (Şırıldayan suyun çıkardığı ses)
              • şıpırtı [TUR10-0730360] (Şıpırdama sesi)
              • şırlama [TUR10-0730710] (Gaz veya sıvının dar bir delik, kanal ve benzerinden geçmesiyle duyulan ses)
              • şırak [TUR10-0730500] (Bir nesne başka bir nesneye birdenbire, şiddetle çarptığında çıkan hışırtılı, sert ses)
              • şangırtı [TUR10-0723090] (Tabak, bardak, şişe ve benzerinin bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı ses)
              • şak şak [TUR10-0722200] (Eller birbirine vurulduğunda çıkan ses)
              • şak [TUR10-0721640] (Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses)
              • şakır şakır [TUR10-0721910] (Sürekli olarak yağan yağmurun, ötüşen kuşların veya buna benzer hoşa giden şeylerin çıkardığı ses)
              • şakırtı [TUR10-0721960] (Şakırdayan bir şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma)
              • şan [TUR10-0723000] (İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi)
              • şap [TUR10-0723420] (Birden yere düşme veya çarpma sırasında çıkan ses)
              • şap [TUR10-0723410] (İstekle öperken çıkan ses)
              • şapır şupur [TUR10-0723570] (Öperken veya yemek yerken çıkarılan "şap şup" sesi)
              • şapırtı [TUR10-0723590] (Öperken veya yemek yerken çıkan ses, şapırdama sesi)
              • şarıltı [TUR10-0724180] (Şarıldayan şeyin çıkardığı ses, şarıldama sesi)
              • ses [TUR10-0680780] (Aralarında uyum bulunan titreşimler)
                • skala [TUR10-0697960] (Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi)
              • ö [TUR10-1112020] (Tiksinme veya bıkma anlatan ses)
              • eşlik [TUR10-0256480] (Belirli bir modeli ile armoni oluşturan ve bir veya birkaç partiye bölüştürülen sesler bütünü)
              • accompaniment [ENG31-07045239-n] (a musical part (vocal or instrumental) that supports or provides background for other musical parts)
              • fokurtu [TUR10-0277350] (Sıvılar fokurdarken çıkan ses)
              • fosurtu [TUR10-0278970] (Sigara fosur fosur içilirken çıkarılan ses)
              • foş [TUR10-0278980] (Suyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses)
              • gıy gıy [TUR10-0297480] (Keman vb. çalgıların çıkardığı ses)
              • göğüs sesi [TUR10-0302120] (Baş veya boğazdan gelmeyen gür ve açık bir biçimde çıkarılan ses)
              • guguk guguk [TUR10-0311240] (Birisiyle eğlenmek ve onu kızdırmak için çocukların çıkardıkları ses)
              • paydos borusu [TUR10-0619750] (Paydos zamanının geldiğini bildiren boru sesi)
              • pır [TUR10-0626430] (Kuş kanatlarının çıkardığı ses)
              • pışt [TUR10-0627000] (Islıklı ses)
              • pıt [TUR10-0627010] (Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses)
              • rap rap [TUR10-0642700] (Bir birliğin, yürüyüş düzenine girmiş bir topluluğun, uygun adım yürürken çıkardığı ses)
              • rap [TUR10-0642570] (Ayakların yürürken çıkardığı ses)
              • hapşu [TUR10-0326910] (Hapşırırken çıkan ses)
              • hatif [TUR10-0331950] (Gaipten işitilen ses)
              • hık [TUR10-0341340] (Hıçkırırken boğazdan çıkan ses)
              • hırıltı [TUR10-0341850] (Gürültüyle çıkan ses)
            • zuhurat [TUR10-0877770] (Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular)
            • yaratılış [TUR10-0835970] (Tanrı tarafından yoktan var ediliş)
            • Creation [ENG31-00238736-n] ((theology) God's act of bringing the universe into existence)
            • cereyan [TUR10-0136670] (Bir şeyin gelişme, olma durumu)
            • mucize [TUR10-0552410] (İnsan aklının alamayacağı olay)
            • çökme [TUR10-0174200] (Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması)
            • çöküm [TUR10-0174380] (Çökme biçimi; gerileme; alçalma)
            • çözülme [TUR10-0175520] (Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi)
            • saçak [TUR10-0653230] (Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı)
              • kıvılcım [TUR10-0456020] (Demir, taş vb. maddelerin güçlü çarpışmasından sıçrayan ateş durumundaki parçacıkları)
            • sıralı oluş [TUR10-0688270] (Birbirini takip etme)
            • gelme [TUR10-0290340] (Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi)
            • gerçekleştirilme [TUR10-0292840] (Gerçekleştirilmek işi)
            • gerçekleşme [TUR10-0714490] (Şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma, yerine gelme)
            • türeme [TUR10-0386710] (Aynı kökten çıkma)
              • türetme [TUR10-0793700] (İsim ve fiillerin kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek kelime kurma; iştikak)
              • derivation [ENG31-13483590-n] ((descriptive linguistics) the process whereby new words are formed from existing words or bases by affixation)
            • oluşum [TUR10-0586960] (Belli bir varlık ve biçim kazanma)
              • tebeşirleşme [TUR10-0754930] (Bir dokunun kalınlığında tebeşire benzer katı birikintilerin oluşması)
              • türüm [TUR10-0794360] (Varlıkların oluşumu)
                • türüm [TUR10-0794370] (Bütün var olanların Allah'tan, ondan hiçbir şey eksiltmeksizin çıkması)
              • sosyal oluşum [TUR10-0704260] (Zaman içinde insanların oluşturduğu toplumla ilgili sosyal değişim)
              • örgü [TUR10-0604700] (Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum)
            • başlangıç [TUR10-0082810] (Bir iş, bir dönem, bir hayat ve benzerinin ilk bölümü) beginning [ENG31-05876673-n] (the first part or section of something)
              • ilk gün [TUR10-1222210] (Herhangi bir şeyin ilk bölümü)
              • creation [ENG31-07343542-n] (the event that occurred at the beginning of something)
              • ön [TUR10-0602700] (Önce olan; ilk)
              • preliminary [ENG31-07341613-n] (something that serves as a preceding event or introduces what follows)
              • saat başı [TUR10-0651630] (Her saatin ilk dakikaları)
              • mart dokuzu [TUR10-0527010] (Bahar mevsiminin başlangıcı)
              • mebde [TUR10-0531180] (Baş; başlangıç)
              • milat [TUR10-0545240] (Herhangi bir olayın başlangıcı)
              • satır başı [TUR10-0668400] (Her satırın baş kısmı)
              • start [TUR10-1141790] (Çıkış; başlama)
                • çıkış [TUR10-0703460] (Verilen bir işaretle yarışa başlama)
                  • durmalı çıkış [TUR10-1013770] (Bisiklet yarışlarında bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış)
              • giriş [TUR10-0298410] (Bir müzik parçasında baştaki bölüm)
              • köken [TUR10-0535410] (Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer) beginning [ENG31-08524579-n] (the place where something begins, where it springs into being)
                • pınar başı [TUR10-0626420] (Pınarın etrafı)
                • fountainhead [ENG31-08525470-n] (the source of water from which a stream arises)
                • diş kökü [TUR10-1217760] (Dişin çene kemiği içine gömülü olan bir ya da birkaç dallı uzantısı)
                • birinci el [TUR10-0107400] (Kaynaktan çıkma, aslından çıkma)
                • işin ucu [TUR10-0385000] (Bir işin kökeni)
                • ilham kaynağı [TUR10-0368460] (Esinlenmeyi ve içe doğmayı sağlayan şey)
                • kaynak [TUR10-0434130] (Bir haberin çıktığı yer) source [ENG31-06687867-n] (a document (or organization) from which information is obtained)
                  • haber kaynağı [TUR10-0318970] (Haber alınan kişi ve yer)
                • maden [TUR10-0516420] (Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak) mine [ENG31-03773881-n] (excavation in the earth from which ores and minerals are extracted)
                  • yer altı kaynakları [TUR10-0849950] (Petrol, gaz, kömür gibi toprak altında bulunan kıymetli ham ürünler)
                  • fakir cevher [TUR10-0263430] (İçindeki madenin oranı düşük olan maden cevheri)
                • kaynak [TUR10-0434140] (Gelir, kazanç, sağlık ve benzerini sağlayıcı öge) resource [ENG31-13352793-n] (available source of wealth)
                  • geçim yolu [TUR10-0287490] (Yaşamak için gereken kazancı sağlama aracı veya çaresi)
                  • support [ENG31-13386459-n] (the financial means whereby one lives)
                  • yağlı kuyruk [TUR10-0824990] (Kolayca ve bolca yararlanılabilecek kaynak)
                  • gelir kaynağı [TUR10-0289970] (Para sağlama yeri veya faaliyeti)
                • neden [TUR10-0572820] (Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum; sebep) cause [ENG31-06753097-n] (a justification for something existing or happening)
                  • hafifletici neden [TUR10-1042890] (Suçun hafiflemesine sebep olan durum veya olay)
          • klinik vaka [TUR10-0464900] (Üzerinde durulması, araştırılması gereken konu)
          • kış uykusu [TUR10-0455350] (Ilıman ve soğuk bölgelerde, özellikle yapraklarını döken ağaçlarda ham ve ongun besi suyu dolaşımının tamamen veya kısmen durması)
          • köleci [TUR10-0481300] (Karıncaların başka türlerin yuvalarını talan etmesi durumu)
          • epizot [TUR10-0249250] (Bir roman veya hikâyede olay)
          • olaycık [TUR10-1108700] (Küçük, önemsiz olay)
          • karikatürlük [TUR10-0421750] (Karikatür konusunu oluşturan olay)
          • haile [TUR10-0321040] (Çok acıklı olay)
          • vukuat [TUR10-0821440] (Polisi ilgilendiren olay veya olaylar)
          • vukuat [TUR10-0821450] (Olanlar, olan bitenler)
          • şiddet olayı [TUR10-0730920] (Çevreyi sindirmek için yaratılan olay veya girişilen hareket)
          • sahne [TUR10-0657060] (Tanık olunan, gözlenen olay)
          • sansasyon [TUR10-0663660] (Birçok kimseyi ilgilendiren, etkileyen heyecan verici olay)
          • fad [ENG31-05759170-n] (an interest followed with exaggerated zeal)
          • saliselik [TUR10-1127380] (Belli bir salise süresince yapılan veya olan)
          • serencam [TUR10-0678430] (Başa gelen bir durum veya olay)
          • gölge olay [TUR10-0303200] (Bir olaya katılan, fakat ona hiçbir etki yapmayan veya başka bir olay tarafından var edilerek ona bağlı kalan olay)
          • faş [TUR10-0265740] (Açığa vurulma, ortaya dökülme)
          • hayat dersi [TUR10-1046920] (İbret veya örnek alınacak gerçek olay)
          • ince karın ağrısı [TUR10-1057840] (Huzursuzluk, rahatsızlık veren iş, olay veya düşünce)
          • olacak [TUR10-0584900] (Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey)
          • olmazlık [TUR10-0586180] (Olmazlı olma durumu veya olmazlı olan şey)
          • sosyal olay [TUR10-0704240] (İnsanlar arası ilişkilerden doğan ve bir defa olup biten sosyal oluşum; sosyal hadise) social event [ENG31-07303344-n] (an event characteristic of persons forming groups)
            • gösteri [TUR10-0306810] (İlgi, dikkat çekmek için, bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun) show [ENG31-06631572-n] (a social event involving a public performance or entertainment)
              • program [TUR10-0636290] (Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri) broadcast [ENG31-06631935-n] (a radio or television show)
                • dizi [TUR10-0212170] (Bölümler halinde yayımlanan ve çoklukla aralarında konu bütünlüğü olan film) serial [ENG31-06633954-n] (a serialized set of programs)
                  • pembe dizi [TUR10-1118780] (Aşk, nefret, entrika ve trajedi konularının işlendiği, olayları yavaş ilerleyen, uzun süreli televizyon dizisi)
                  • beyaz dizi [TUR10-0097500] (Genellikle sevgi konularını basit bir biçimde işleyen romanlardan oluşan dizi)
                • televizyon programı [TUR10-0761200] (Televizyonda yayımlanan her tür program)
                • tolkşov [TUR10-0707300] (Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program, çene yarıştırma; tolkşov)
                • paket program [TUR10-0610930] (Banda veya filme alınıp gerektiğinde radyo ve televizyonda yayımlamak üzere hazırlanmış program)
              • konser [TUR10-0207540] (Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi) concert [ENG31-06905814-n] (a performance of music by players or singers not involving theatrical staging)
                • resital [TUR10-0646380] (Tek bir sanatçının tek bir çalgı ile verdiği konser)
                • recital [ENG31-06906480-n] (performance of music or dance especially by soloists)
                • şiir dinletisi [TUR10-1147580] (Müzik eşliğinde şiir okuma şöleni)
                • serenat [TUR10-0678410] (Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser)
                • serenade [ENG31-07067772-n] (a song characteristically played outside the house of a woman)
              • resital [TUR10-0646390] (Oyuncunun tek başına gösterdiği başarılı etkinlik)
              • recital [ENG31-06906480-n] (performance of music or dance especially by soloists)
              • kanto [TUR10-0411010] (Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri)
              • şölen [TUR10-0733730] (Sanat gösterisi)
              • sirk gösterisi [TUR10-1198030] (Eğitilmiş hayvanların veya cambazların yaptığı gösteri)
              • peşrev [TUR10-0625300] (Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri)
            • karşılaşma [TUR10-0563770] (İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma) match [ENG31-07485811-n] (a formal contest in which two or more persons or teams compete)
              • çeyrek final [TUR10-0162140] (Bir yarışmada ikili eşlemelerle son sekiz takımın oluşturduğu grup veya aşama)
              • quarterfinal [ENG31-07482352-n] (one of the four competitions in an elimination tournament whose winners go on to play in the semifinals)
              • final [TUR10-0274440] (Elemeli yarışmalarda sonucu belirten karşılaşma) final [ENG31-07481972-n] (the final match between the winners of all previous matches in an elimination tournament)
                • çeyrek son [TUR10-0162180] (Koşullarda yarı final yarışına katılacak dört kişiyi seçmek üzere sekiz kişi veya dört takımı ayırmak için sekiz takım arasında düzenlenen seçme yarışı)
                • dörtlü final [TUR10-1027960] (Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları)
                • yarı final [TUR10-0837790] (Sona kalacak iki takımı belirleyen karşılaşmalar)
              • rövanş [TUR10-0649450] (Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun)
              • playoff [ENG31-07480247-n] (any final competition to determine a championship)
              • turnuva [TUR10-0788880] (Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi) tournament [ENG31-07479682-n] (a sporting competition in which contestants play a series of games to decide the winner)
                • World Series [TUR10-1244090] (Series that constitutes the playoff for the baseball championship)
                • World Series [ENG31-07480921-n] (series that constitutes the playoff for the baseball championship)
            • açılış töreni [TUR10-0005650] (Bir açılışı kutlamak için yapılan toplantı)
            • inauguration [ENG31-00244240-n] (the ceremonial induction into a position)
            • şov [TUR10-0733590] (Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerinin yer aldığı gösteri) show [ENG31-06631572-n] (a social event involving a public performance or entertainment)
              • film [TUR10-0274020] (Sinema makinesiyle gösterilen eser) movie [ENG31-06626039-n] (a form of entertainment that enacts a story by sound and a sequence of images giving the illusion of continuous movement)
                • dram [TUR10-0223850] (Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi)
                • play [ENG31-07021061-n] (a dramatic work intended for performance by actors on a stage)
                • belgesel [TUR10-0091010] (Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı)
                • documentary [ENG31-06629313-n] (a film or TV program presenting the facts about a person or event)
                • müzikal [TUR10-0567450] (Müzik eşliğinde sergilenen film veya tiyatro oyunu)
                • musical [ENG31-07032286-n] (a play or film whose action and dialogue is interspersed with singing and dancing)
                • sessiz film [TUR10-0681400] (Görüntü eşliğinde sesi vermeyen film)
                • silent movie [ENG31-06630259-n] (a movie without a soundtrack)
                • tarihi film [TUR10-0747350] (Tarihsel bir konuyu işleyen film)
                • çizgi film [TUR10-0170900] (Bir konuyla ilgili olarak karakterlerinin hareketlerini belirtecek biçimde art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi) cartoon [ENG31-06628817-n] (a film made by photographing a series of cartoon drawings to give the illusion of movement when projected in rapid sequence)
                  • anime [TUR10-0037290] (Japon çizgi filmi)
                  • karton [TUR10-0424110] (Seri halinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film)
                  • animasyon [TUR10-0037260] (Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi)
                  • caricature [ENG31-06792908-n] (a representation of a person that is exaggerated for comic effect)
                • televizyon filmi [TUR10-0761170] (Televizyonda gösterilmek için hazırlanmış film)
                • eğitici film [TUR10-1017500] (Öğretime destek olmak amacıyla hazırlanmış belli konularda bilgi içeren film türü)
                • telefilm [TUR10-1249510] (Bir televizyon yayını sırasında, bu yayında yer alan görüntülerin ve sesin otomatik olarak 16 milimetrelik boş bir filme geçirilmesi ve bu yolla elde edilen film)
                • araştırma filmi [TUR10-0043320] (Herhangi bir bilimsel araştırmada alıcının salt bir kayıt aracı olarak kullanılmasıyla elde edilen film)
                • sanat filmi [TUR10-0662360] (Kazanç düşünülmeden salt sanat kaygısıyla yapılan film)
                • üstün yapım [TUR10-0810500] (Çok büyük giderlerle çevrilen, kalabalık oyunculu, göz kamaştırıcı süs ve giysili, büyük reklamlarla piyasaya sürülen, ancak sanat yönünden genellikle büyük bir değer taşımayan film)
                • belgesel film [TUR10-0091050] (Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film)
                • bileşik [TUR10-0102520] (Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası) complex [ENG31-05878987-n] (a conceptual whole made up of complicated and related parts)
                  • ozonür [TUR10-0597870] (Ozonun çift bağlı organik maddelerle meydana getirdiği katılma bileşiği)
                • sesli film [TUR10-0681220] (Görüntü eşliğinde sesi veren film)
                • ortak yapım [TUR10-0592170] (İki veya daha çok yapımcının iş birliğinden doğan film çalışması)
                • siyah beyaz [TUR10-0697320] (Tek renk temeline dayanan, siyahtan beyaza kadar çeşitli yoğunluk derecelerini gösteren film)
                • sözlü film [TUR10-0707560] (Oyuncuların yalnız davranışlarını değil, konuşmalarını da veren film)
                • renkli film [TUR10-0645740] (Renkleri yansıtan film)
                • reklam filmi [TUR10-0645000] (Herhangi bir ürünü tanıtmak amacıyla çevrilen kısa metrajlı film)
                • renkli [TUR10-0645720] (Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film)
                • polisiye film [TUR10-0632500] (Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen film)
              • hokkabazlık [TUR10-0347030] (Hokkabazın yaptığı iş)
              • magic trick [ENG31-00100771-n] (an illusory feat)
              • numara [TUR10-0580360] (Eğlendirici oyunlardan her biri)
              • magic trick [ENG31-00100771-n] (an illusory feat)
              • icra [TUR10-0357800] (Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme)
              • musical performance [ENG31-00101073-n] (the act of performing music)
              • sirk [TUR10-0695910] (Eğitilmiş hayvanların ve cambazların gösteri yaptıkları genellikle kapalı yer)
              • circus [ENG31-00520795-n] (a performance given by a traveling company of acrobats, clowns, and trained animals)
              • sergi [TUR10-0678540] (Halkın gezip görmesi, tanıması için uygun biçimde yerleştirilmiş ürünlerin, sanat eserlerinin tümü) exhibition [ENG31-08424576-n] (a collection of things (goods or works of art etc.) for public display)
                • yayma [TUR10-0843740] (Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi)
                • kişisel sergi [TUR10-1082540] (Sadece bir sanatçının eserlerinin yer aldığı sergi)
                • pavyon [TUR10-0619520] (Bir fuarda ürünleri bağımsız sergileme yeri)
              • sunuluş [TUR10-0712770] (Sunulma işi veya biçimi)
              • presentation [ENG31-00522618-n] (a show or display)
              • atraksiyon [TUR10-0057390] (Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri)
              • attraction [ENG31-06627914-n] (an entertainment that is offered to the public)
              • sinema [TUR10-0097750] (Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı) movie [ENG31-06626039-n] (a form of entertainment that enacts a story by sound and a sequence of images giving the illusion of continuous movement)
                • açık hava sineması [TUR10-0004540] (Yazın veya iklimi elverişli yerlerde sürekli olarak çalışan, üstü açık sinema)
              • revü [TUR10-0647090] (Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş, zengin görünümlü sahne gösterisi)
              • revue [ENG31-07032980-n] (a variety show with topical sketches and songs and dancing and comedians)
              • vodvil [TUR10-0821020] (Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, şarkılara da yer verilen hafif güldürü)
              • vaudeville [ENG31-07033537-n] (a variety show with songs and comic acts etc.)
              • varyete [TUR10-0815070] (Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri)
              • fantazya [TUR10-0264270] (Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri; atlı gösteri)
              • göz bağı [TUR10-0308300] (El çabukluğu ve ustalıkla gerçekte olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi)
              • pleybek [TUR10-0631570] (Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerin yapılması)
              • illüzyonizm [TUR10-0370030] (Gözü aldatmak amacıyla özel olarak hazırlanmış araçlarla, var olan nesneyi veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama numaraları yapma sanatı)
              • kukla oyunu [TUR10-0488380] (Yapma bebeklerin alttan el sokularak veya başka yollarla hareketlendirilerek oynatıldığı oyun, gösteri)
                • Karagöz [TUR10-0416010] (Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatılan oyun)
            • sosyal etkinlik [TUR10-1139780] (Bilgilendirme, yardımlaşma, eğlendirme gibi toplum veya grup yararına düzenlenen etkinlik) affair [ENG31-07461861-n] (a vaguely specified social event)
              • tören [TUR10-0535920] (Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı) ceremony [ENG31-07465442-n] (a formal event performed on a special occasion)
                • saya [TUR10-0670070] (Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören)
                • madalya töreni [TUR10-0515930] (Yararlılık gösteren veya bir yarışmada derece alan birine madalya verilirken yapılan toplantı)
                • düğün [TUR10-0135500] (Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence) wedding [ENG31-07466684-n] (the social event at which the ceremony of marriage is performed)
                  • sünnet düğünü [TUR10-0228540] (Erkek çocukların sünneti sırasında yapılan eğlence)
                • cenaze töreni [TUR10-0135740] (Bir cenaze için mezara kadar yapılan dinî tören) funeral [ENG31-07466063-n] (a ceremony at which a dead person is buried or cremated)
                  • defin [TUR10-0187070] (Ölüyü gömme; toprağa verme)
                  • burial [ENG31-07466297-n] (the ritual placing of a corpse in a grave)
                  • yoğ [TUR10-0857450] (Eski Türklerde ölüler için yapılan tören)
                • taç giyme töreni [TUR10-0736990] (Hükümdar olacak kimsenin başına tacını giydirerek hükümdarlığının resmen ilanı amacıyla düzenlenen tören)
                • coronation [ENG31-07468248-n] (the ceremony of installing a new monarch)
                • kabul töreni [TUR10-0394670] (Resmî konukları karşılama töreni)
                • reception [ENG31-08271252-n] (a formal party of people)
                • gelin hamamı [TUR10-0289730] (Evlenecek kız için düğünden birkaç gün önce hamamda yapılan tören)
                • gelin hamamı [TUR10-0289740] (Oğlanevindeki kadınların gelini düğünün ertesi günü hamama götürerek yaptıkları tören)
                • diş buğdayı [TUR10-0209910] (Bu sebeple yapılan tören)
                • karşılama töreni [TUR10-0423090] (Önemli bir kimsenin bir yere gelişi sırasında o yerin yöneticileri ve halkı tarafından yapılan kabul töreni)
                • yemin töreni [TUR10-0848150] (Güvenlik görevlilerinin, askerlerin veya bir makama seçilenlerin göreve başlamadan önce edecekleri yemin için düzenlenen tören)
                • bayrak töreni [TUR10-0086970] (Bayrak karşısındaki saygı duruşu)
                • bayram alayı [TUR10-0087060] (Bayram günlerinde padişahların camiye gidiş ve geliş sırasında yapılan tören)
                • bedik [TUR10-0088860] (Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılan tören)
                • mevlit [TUR10-0540800] (Bu mesnevinin okunduğu dinî tören)
                  • mevlut [TUR10-0540870] (Mevlit)
                • mevlit alayı [TUR10-0540830] (Hazreti Muhammed'in doğum günü olarak benimsenen rebiyülevvelin on ikinci günü düzenlenen tören)
                • nişan [TUR10-0577750] (Nişanlanma sırasında yapılan tören)
                • Şebiarus [TUR10-0725920] (Mevlana'nın ölüm yıl dönümü olan 17 Aralıkta Konya'da düzenlenen tören)
                • okuma bayramı [TUR10-0584270] (Öğrenimin ilk yılında öğrencilerin okumaya başlamasını kutlamak amacıyla yapılan tören)
                • selamlık [TUR10-0674950] (Osmanlı padişahları cuma namazını kılmak için camiye giderken yapılan tören)
                • gidiş alayı [TUR10-0297950] (Padişahların saray dışı gezilere çıkmaları dolayısıyla düzenlenen tören)
                • imza töreni [TUR10-0372280] (Antlaşma veya sözleşmelerde ilgili tarafların belgelere imza atması ve birbirlerini kutlaması)
                • kutlama [TUR10-0497410] (Kutlama töreni) celebration [ENG31-07465251-n] (a joyful occasion for special festivities to mark some happy event)
                  • festival [TUR10-0269340] (Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi) festival [ENG31-00518784-n] (an organized series of acts and performances (usually in one place))
                    • karnaval [TUR10-0422410] (Bu dönemde yapılan eğlence)
                    • carnival [ENG31-00512566-n] (a festival marked by merrymaking and processions)
                  • festival [TUR10-0269350] (Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal veya uluslararası gösteri dizisi)
                  • festival [ENG31-00518784-n] (an organized series of acts and performances (usually in one place))
                  • festival [TUR10-0269360] (Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan gösteri, şenlik) festival [ENG31-00518784-n] (an organized series of acts and performances (usually in one place))
                    • mahya şenliği [TUR10-0519550] (Batı Trakya'da et ve pilav yemeğinin topluca yenmesi geleneği)
                  • parti [TUR10-0616550] (Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence) party [ENG31-07462241-n] (an occasion on which people can assemble for social interaction and entertainment)
                    • balo [TUR10-0075060] (Danslı ve özel giysili gece eğlencesi) ball [ENG31-08270189-n] (the people assembled at a lavish formal dance)
                      • maskeli balo [TUR10-0527910] (Yüze maske takılarak gidilen balo)
                      • masquerade [ENG31-08270371-n] (a party of guests wearing costumes and masks)
                      • kıyafet balosu [TUR10-0456910] (Alışılmış giysilerin dışında her çeşit özel giysinin giyildiği balo)
                    • ziyafet [TUR10-0876860] (Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek)
                    • banquet [ENG31-08270561-n] (a ceremonial dinner party for many people)
                    • gala [TUR10-0282010] (Resmî bir törenden sonra yapılan büyük ve gösterişli şölen)
                    • gardenparti [TUR10-0283410] (Bir bahçede veya parkta yapılan yemekli şölen)
                    • gece [TUR10-0286280] (Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleri düzenlenen toplantı)
                    • kır eğlencesi [TUR10-0450480] (Kırda yapılan eğlence)
                    • kına gecesi [TUR10-0449040] (Düğünden önceki gece kızın evinde gelinin parmaklarına kına yakılırken yapılan eğlence)
                    • fasıl [TUR10-0265370] (Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi)
                    • çengüçegane [TUR10-0159470] (Saz eğlentisi)
                    • şölen [TUR10-0733720] (Belli bir amaçla düzenlenen eğlence)
                    • müsamere [TUR10-0563950] (Çoğunlukla akşam toplantısı, akşam eğlencesi)
                    • müsamere [TUR10-0563940] (Okullarda öğrencilerin sunduğu, programında koşuk, oyun vb. gösterilerinin yer aldığı eğlence)
                    • şebiarus [TUR10-0725910] (Düğün gecesi)
                    • oturak [TUR10-0594630] (İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti)
                    • oturak alemi [TUR10-0594670] (Anadolu'nun bazı yörelerinde, sadece erkeklerin katıldığı, kadın oynatılan içkili toplantı)
                    • düğüncü [TUR10-0228570] (Düğün sahibi)
                    • sıra gecesi [TUR10-0688060] (Güneydoğu Anadolu'da genellikle kış gecelerinde her hafta bir kişinin evinde olmak üzere yapılan sazlı sözlü eğlence)
                  • ıydiye [TUR10-0356630] (Bayram kutlaması)
                  • jübile [TUR10-0392320] (Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama töreni)
                  • jubilee [ENG31-15275123-n] (a special anniversary (or the celebration of it))
              • mukabele [TUR10-0554580] (Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kuran okumasını bilenlerin gözleriyle Kuran'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi)
              • barbekü [TUR10-0077220] (Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme)
            • yarışma [TUR10-0837810] (Bilgi, yetenek, güzellik ve benzerinde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi) contest [ENG31-07470961-n] (an occasion on which a winner is selected from among two or more contestants)
              • derbi [TUR10-0195590] (Yılda bir kez yapılan, üç yaşına gelmiş atların katıldığı yarış)
              • ralli [TUR10-0642050] (Yarışmacıların otomobille belli yolları izleyerek ve özel kurallara uyarak belirli bir yere ulaşmalarına dayanan otomobil yarışması)
              • rally [ENG31-07473948-n] (an automobile race run over public roads)
              • rekabet [TUR10-0644890] (Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme) competition [ENG31-01171059-n] (the act of competing as for profit or a prize)
                • ezeli rekabet [TUR10-0261920] (Kişi, kurum veya takımlar arasında süregelen çekişme)
                • uzay savaşı [TUR10-0804990] (Uzay çalışmalarında öne geçme yarışı)
                • uzay savaşı [TUR10-0805000] (Uzayı ele geçirmek için modern tekniğin imkânlarını askerî amaçlarla kullanarak üstünlük sağlama mücadelesi)
                • yarışma [TUR10-0837930] (Ticarette üstünlük kazanma çabası; rekabet)
                • sidik yarışı [TUR10-0691160] (Önemsiz ve değersiz konularda inatlaşarak birbirinden üstün gelmeye çalışma)
              • dekatlon [TUR10-0189550] (Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100 metre koşusu, 400 metre koşusu, 110 metre engelli koşu, 1500 metre koşularını içeren atletizm yarışması)
              • decathlon [ENG31-07471807-n] (an athletic contest consisting of ten different events)
              • olimpiyat [TUR10-0585840] (Her dört yılda bir başka ülkede yapılan, amatörlerin ve ülkelerinde profesyonel olarak futbol, basketbol, voleybol vb. takım sporlarıyla uğraşanların katıldığı uluslararası spor yarışmaları, olimpiyat oyunları) Olympic Games [ENG31-07471917-n] (the modern revival of the ancient games held once every 4 years in a selected country)
                • kış olimpiyatı [TUR10-1222350] (Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından organize edilen, dört yılda bir önceden seçilen bir şehirde gerçekleştirilen, kar ve buz üzerinde yapılan sporları içeren organizasyon)
                • Winter Olympic Games [ENG31-07472276-n] (an Olympics for winter sports)
              • pentatlon [TUR10-0622890] (Günümüzde uzun atlama, cirit atma, disk atma, 200 ve 1500 metre koşularını kapsayan atletizm yarışması)
              • pentathlon [ENG31-07472513-n] (an athletic contest consisting of five different events)
              • slalom [TUR10-0698110] (Kayak sporunda bayraklarla işaretlenmiş birtakım dönemeçlerden oluşan pist üzerinde yapılan bir yarış türü)
              • slalom [ENG31-07478907-n] (a downhill race over a winding course defined by upright poles)
              • maç [TUR10-0515800] (Bazı spor dallarında iki takım, iki kişi, iki taraf arasında yapılan karşılaşma) match [ENG31-07485811-n] (a formal contest in which two or more persons or teams compete)
                • derbi [TUR10-0195570] (Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun)
                • horoz dövüşü [TUR10-0347980] (Özel olarak yetiştirilmiş iki horozun eğlence ve yarışma amacıyla dövüştürülmesi)
                • cockfight [ENG31-07481335-n] (a match in a cockpit between two fighting cocks heeled with metal gaffs)
                • disk atma [TUR10-0209620] (Atletizmde disk fırlatma yarışması)
                • discus [ENG31-07485425-n] (an athletic competition in which a disk-shaped object is thrown as far as possible)
                • cirit oyunu [TUR10-0141850] (At koşturup birbirine değnek atarak takım halinde oynanan oyun)
                • javelin [ENG31-07485560-n] (an athletic competition in which a javelin is thrown as far as possible)
                • eleme [TUR10-0242720] (Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı)
                  • ön eleme [TUR10-0603350] (Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme)
                  • ön seçim [TUR10-0604010] (Bir yarışmada yarışmaya katılanlar arasında ön eleme yapma işi)
                • boks maçı [TUR10-1197730] (Boks karşılaşması)
              • at yarışı [TUR10-0477670] (Atların en hızlısının belirlendiği yarış) horse race [ENG31-07476368-n] (a contest of speed between horses)
                • konkurhipik [TUR10-0472090] (Yalnız spor amacıyla yapılan at yarışı)
                • altıncı ayak [TUR10-0934230] (Altılı ganyanda yer alan altıncı koşu)
                • üçlü ganyan [TUR10-0806630] (Üç yarışın birincisini tahmin etmeye dayanan bir oyun türü)
                • üçüncü ayak [TUR10-1170140] (Altılı ganyanda yer alan üçüncü koşu)
                • beşinci ayak [TUR10-0963930] (Altılı ganyanda yer alan beşinci koşu)
                • beşli ganyan [TUR10-0963950] (At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen beş koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun)
                • birinci ayak [TUR10-0969640] (Altılı ganyanda yer alan ilk koşu)
                • ikinci ayak [TUR10-1054990] (Altılı ganyanda yer alan ikinci koşu)
              • bayrak yarışı [TUR10-0087020] (Atletizmde dört sporcudan oluşan ekibin aralarında paylaştıkları mesafelere başlarken sopayı veya bayrağı düşürmeden elden ele geçirerek yaptıkları koşu)
              • relay [ENG31-07479040-n] (a race between teams)
              • pentatlon [TUR10-0622880] (Eski Yunan'da koşu, uzun atlama, cirit atma, disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması)
              • olimpiyat [TUR10-0585850] (Bazı alanlarda düzenlenen yarışma)
              • triatlon [TUR10-0786440] (Slalom, tüfekle ateş, kayak yarışlarından oluşan spor dalı)
              • konkur [TUR10-0472080] (Yarış; yarışma)
              • tandem [TUR10-0743270] (Kürek sporunda ikişer kürek kullanılarak yapılan tekne yarışı kategorisi)
              • tekerleme [TUR10-0758220] (Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı)
              • arazi yarışı [TUR10-1108150] (Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılan yarış)
              • halat çekme [TUR10-0322490] (Bir halatı birer ucundan tutan iki tarafın birbirini çekmesiyle yapılan yarışma)
              • yelken yarışı [TUR10-0847110] (Yelkenli tekneler arasında yapılan yarışma)
              • birincilik [TUR10-0107470] (Şampiyonluk için yapılan yarışmalar)
              • motokros [TUR10-1101190] (Kırlarda ve engebeli arazilerde motosikletle yapılan yarış)
              • optimist [TUR10-0589330] (Tek yelkenli, tek kişilik yarış)
              • otodrag [TUR10-1068250] (Kura ile eşleşen iki otomobilin aynı anda başlayarak 402 metrelik düz ve asfalt bir zemini en kısa zaman da bitirmesine dayalı bir yarış)
              • sonuç yarışması [TUR10-0702810] (Sonucu almak için yapılan yarış)
              • rafting [TUR10-1122270] (Genellikle ırmaklarda azgın sular arasında salla yapılan bir tür yarış)
              • güzellik yarışması [TUR10-0318470] (Yalnız yüz ve vücut güzelliğinin ölçü olarak kabul edildiği yarışma)
              • olimpiyat [TUR10-0585830] (Yunanistan'da Zeus onuruna yapılan yarışmalar)
              • Olympian Games [ENG31-00517776-n] (the ancient Panhellenic celebration at Olympia in honor of Zeus)
            • görüşme [TUR10-0306570] (Bulup sohbet etme) meeting [ENG31-08327319-n] (a small informal social gathering)
              • mülakat [TUR10-0561540] (Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme)
              • vır vır [TUR10-0819440] (Usandırıcı, sinirlendirici bir biçimde durmadan konuşma)
              • mübahase [TUR10-0558930] (Bir konu hakkında iki veya daha çok kişinin karşılıklı konuşması)
              • çene yarışı [TUR10-0159230] (Sürekli karşılıklı konuşma)
              • fiskos [TUR10-0275160] (Başkalarının duyamayacağı biçimde gizli ve alçak sesle konuşma)
              • geyik muhabbeti [TUR10-0295670] (Yararsız, uzun uzadıya konuşma)
              • ihtilat [TUR10-0363750] (Karşılaşıp görüşme)
              • iltifat [TUR10-0370340] (Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine veya bir şeye yöneltme)
            • fuar [TUR10-0280280] (Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi) fair [ENG31-08425514-n] (gathering of producers to promote business)
              • kitap fuarı [TUR10-0464100] (Çeşitli kurum ve yayınevlerinin katıldığı, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği ve satışların yapıldığı büyük sergi yeri)
            • tezekkür [TUR10-0772180] (Bir sorunu konuşma)
            • kavuşma [TUR10-0123890] (Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görme)
              • vuslat [TUR10-0883950] (Sevgiliye kavuşma)
              • sıla [TUR10-0686710] (Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma)
            • gösteri [TUR10-0306830] (Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi) performance [ENG31-06904543-n] (a dramatic or musical entertainment)
              • gala [TUR10-0282020] (Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi)
              • premiere [ENG31-06906324-n] (the first public performance of a play or movie)
              • prömiyer [TUR10-0637230] (Sahneye konulan oyunun ilk temsili)
              • premiere [ENG31-06906324-n] (the first public performance of a play or movie)
              • tek adam gösterisi [TUR10-0757360] (Benzeri olmayan, teklik örneği sergileyen kişinin ortaya koyduğu gösteri)
              • perde [TUR10-0623470] (Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri) act [ENG31-07022756-n] (a subdivision of a play or opera or ballet)
                • fasıl [TUR10-0265390] (Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü)
                • ayna [TUR10-0062450] (Karagöz oyununda perde)
              • doğaç [TUR10-0379190] (Şiir veya sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme)
              • trük [TUR10-0787040] (Sinema veya tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri)
              • gösterim [TUR10-0671830] (Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında yapılan gösterilerden her biri)
                • aile matinesi [TUR10-0925920] (Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinin sadece kadın ve çocuklar için düzenledikleri gösteri)
                • halk günü [TUR10-0323680] (Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinin düzenledikleri ucuz gösterim)
                • gündüz gösterimi [TUR10-1041010] (Tiyatro, sinema, konser salonu ve benzerinde yapılan gösteri)
                • gece gösterimi [TUR10-1029510] (Gece yapılan sinema veya tiyatro gösterisi)
              • gündüz gösterimi [TUR10-1041000] (Tiyatro, sinema, konser salonu ve benzerinde gündüz gösterisi)
          • elde bir [TUR10-0241350] (Kesinlikle gerçekleşecek şey)
          • cinch [ENG31-00576402-n] (any undertaking that is easy to do)
        • canevi [TUR10-0131870] (Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri)
          • allah'ın evi [TUR10-0932560] (İnsan gönlü)
      • iletişim [TUR10-0319010] (Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi) communication [ENG31-06262268-n] (the activity of communicating)
        • mesaj [TUR10-0537930] (Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi) message [ENG31-06263820-n] (a communication (usually brief) that is written or spoken or signaled)
          • karalama [TUR10-0416910] (Kötülük yükleme; leke sürme)
          • aspersion [ENG31-01222825-n] (an abusive attack on a person's character or good name)
          • televizyon yayını [TUR10-0761220] (Televizyon verici istasyonlarının aracılığıyla alıcılara ulaştırılan yayın düzeni)
          • telecast [ENG31-06635102-n] (a television broadcast)
          • onaylama [TUR10-0287020] (Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etme) blessing [ENG31-01217882-n] (the formal act of approving)
            • tekit [TUR10-0758620] (Kuvvetleştirme) reward [ENG31-01222041-n] (an act performed to strengthen approved behavior)
              • taraklama [TUR10-0746280] (Ağaç gemilerde kaplamaların zedelenmesi durumunda, içeriye su girmemesi için omuzluktan su düzeyine kadar, ıskarmozlar arasına uyumlu olarak yerleştirilen, ağaçtan yapılan pekiştirme)
              • tahkimat [TUR10-0737910] (Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma)
              • kaballama [TUR10-1253380] (Maden ocaklarında galerileri ağaç desteklerle sağlamlaştırma işi)
            • veda [TUR10-0816550] (Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme) farewell [ENG31-06641899-n] (an acknowledgment or expression of goodwill at parting)
              • uğurlama [TUR10-0770870] (Sevgi dilekleriyle gideni geçirme, yolcu etme)
            • selam [TUR10-0252640] (Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma) hello [ENG31-06645018-n] (an expression of greeting)
              • merhaba [TUR10-0536570] ("Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü)
              • hello [ENG31-06645018-n] (an expression of greeting)
              • selamlama [TUR10-0674860] (Selam verme) welcome [ENG31-06643829-n] (a greeting or reception)
                • konukseverlik [TUR10-0473460] (Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan olma durumu)
                • cordial reception [ENG31-06644013-n] (kindness in welcoming guests or strangers)
              • temenna [TUR10-0762990] (Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam)
              • alabora [TUR10-0023200] (Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması)
              • kandilli selam [TUR10-0409380] (El etek öperek, yerlere kadar eğilerek verilen selam)
              • yerden selam [TUR10-0850160] (El yerlere kadar uzatılarak verilen selam)
            • tarziye [TUR10-0748340] (Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma)
            • apology [ENG31-06645870-n] (an expression of regret at having caused trouble for someone)
            • başsağlığı [TUR10-0083720] (Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme)
            • condolence [ENG31-06646199-n] (an expression of sympathy with another's grief)
            • taziye [TUR10-0754270] (Ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme)
            • condolence [ENG31-06646199-n] (an expression of sympathy with another's grief)
            • itiraf [TUR10-0388060] (Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme)
            • confession [ENG31-07230743-n] (an admission of misdeeds or faults)
            • şükür [TUR10-0734680] (Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bir iyilikten duyulan hoşnutluğu bildirme)
            • thanks [ENG31-07243631-n] (an acknowledgment of appreciation)
            • teşekkür [TUR10-0770230] (Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma) thanks [ENG31-07243631-n] (an acknowledgment of appreciation)
              • kadirbilirlik [TUR10-0389290] (Değeri olan şeyleri, kimseleri koruyan veya sayan olma durumu)
              • appreciation [ENG31-07243771-n] (an expression of gratitude)
            • tasdik [TUR10-0748910] (Doğrulama)
            • tecviz [TUR10-0755530] (Yapılmasını uygun bulma; izin verme)
            • konfirme [TUR10-1084060] (Doğrulamak, geçerlemek, onaylamak anlamındaki konfirme etmek birleşik fiilinde geçen bir söz)
            • sertifikasyon [TUR10-0680170] (Tasdik etme; tasdik)
          • kısa mesaj [TUR10-1080360] (Taşınabilir veya sabit telefon aracılığıyla bir telefondan diğer bir telefona gönderilen ileti)
          • e-posta [TUR10-1020240] (Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi)
          • sms [TUR10-1249980] (Cep telefonu aracılığı ile yazılan mesajın bir cep telefonundan diğer bir cep telefonuna gönderilmesi, mesajlaşması hizmeti)
        • yazılı iletişim [TUR10-1220590] (Yazılı semboller aracılığıyla iletişim kurma işi) written communication [ENG31-06360590-n] (communication by means of written symbols (either printed or handwritten))
          • transkripsiyon [TUR10-0786130] (Bir yazıyı bütün ses inceliklerini belirterek başka bir alfabeye çevirme yolu) transcription [ENG31-06360967-n] (something written, especially copied from one medium to another, as a typewritten version of dictation)
            • harf çevirisi [TUR10-0328570] (Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması)
            • transliteration [ENG31-06361198-n] (a transcription from one alphabet to another)
          • alfabe [TUR10-0001020] (Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü) alphabet [ENG31-06509450-n] (a character set that includes letters and is used to write a language)
            • elifba [TUR10-0042930] (Genellikle Araplar tarafından kullanılan, sağdan sola doğru yazılan alfabe)
              • elif [TUR10-0243450] (Arap alfabesinin ilk harfinin adı)
              • cim [TUR10-0141110] (Arap alfabesinin beşinci harfinin adı)
              • sağır kef [TUR10-0655560] (Türkçedeki "nazal n" sesini karşılayan Arap alfabesindeki "kef" harfi)
              • ayın [TUR10-0061430] (Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı)
            • Kiril [TUR10-0462750] (Slavlar için IX. yüzyılda Yunan harflerine dayalı olarak düzenlenmiş alfabe)
            • yeni yazı [TUR10-0849540] (1 Kasım 1928'de kabul edilen Latin alfabesi sistemine dayanan Türk alfabesi)
            • fonetik alfabe [TUR10-1220860] (Fonetik notasyon için kullanılan alfabe)
            • phonetic alphabet [ENG31-06512439-n] (an alphabet of characters intended to represent specific sounds of speech)
            • notasyon [TUR10-1107480] (Notalama) notation [ENG31-06821351-n] (a technical system of symbols used to represent special things)
              • matematiksel gösterim [TUR10-1221420] (Matematikte bir veri türünün, belli bir simgeler kümesi kullanılarak yazımı) mathematical notation [ENG31-06821578-n] (a notation used by mathematicians)
                • sayı sistemi [TUR10-1221430] (Matematikte herhangi bir sayılar kümesi)
                • numeration system [ENG31-06821932-n] (any notation for the representation of numbers)
                • eksi [TUR10-0568690] (Çıkarma işleminde - işaretinin adı)
                • minus sign [ENG31-06824943-n] (a sign indicating the operation of subtraction)
                • kuvvet [TUR10-0498260] (Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri)
                  • üs [TUR10-0809420] (Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı) exponent [ENG31-06825275-n] (a mathematical notation indicating the number of times a quantity is multiplied by itself)
                    • logaritma [TUR10-0513160] (Büyük çarpmaları, bölmeleri, kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol; biri geometrik, öbürü aritmetik olarak kurulan iki sayı dizisinden aritmetik olanın her sayısı, karşılaştığı geometrik sayının logaritmasıdır)
                    • logarithm [ENG31-06825489-n] (the exponent required to produce a given number)
                  • küp [TUR10-0502630] (Bir sayının üçüncü kuvveti)
                • artı [TUR10-0869380] (Toplama işleminde + işaretinin adı)
                • summation [ENG31-00873785-n] (the arithmetic operation of summing)
                • çarpı [TUR10-0151670] (Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret)
                • multiplication [ENG31-00873254-n] (an arithmetic operation that is the inverse of division)
                • eğik çizgi [TUR10-0236190] (Bölme işlemini gösteren işaret)
                • basamak [TUR10-0078610] (Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer)
                  • birler [TUR10-0107750] (Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ilk sayının bulunduğu basamak)
                  • onlar [TUR10-0588300] (Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ikinci basamak)
                • basamak [TUR10-0078620] (Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti)
                • bölü [TUR10-0119230] (Bölme işlemini gösteren "/" veya ":" işaretlerinin okunuşu)
                • solidus [ENG31-06857953-n] (a punctuation mark (/) used to separate related items of information)
                • bölü [TUR10-0119240] (Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu)
              • skala [TUR10-0697980] (Sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi) scale [ENG31-06869618-n] ((music) a series of notes differing in pitch according to a specific scheme (usually within an octave))
                • makam [TUR10-0519950] (Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi) mode [ENG31-06874680-n] (any of various fixed orders of the various diatonic notes within an octave)
                  • acemaşiran [TUR10-0002110] (Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri)
                  • acembuselik [TUR10-0002130] (Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam)
                  • acemkürdi [TUR10-0002320] (Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam)
                  • muhayyer [TUR10-0553920] (Türk müziğinde bir makam)
                  • muhayyerbuselik [TUR10-0553930] (Türk müziğinde bir makam)
                  • muhayyerkürdi [TUR10-0553940] (Türk müziğinde bir makam)
                  • muhayyersümbüle [TUR10-0553970] (Türk müziğinde bir makam)
                  • araban [TUR10-0041500] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • arabankürdi [TUR10-0041510] (Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam)
                  • evcara [TUR10-0259160] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • eviç [TUR10-0259390] (Klasik Türk müziğinde bir çeşit birleşik makam)
                  • canfeza [TUR10-0131910] (Türk müziğinde çok az kullanılmış bir birleşik makam)
                  • gerdaniye [TUR10-0293020] (Klasik Türk müziğinde ince sol notasını andıran perde ve bir makam adı)
                  • gerdaniyebuselik [TUR10-0293030] (Gerdaniye makamı ile buselik beşlisinden oluşan bir birleşik makam)
                  • tahirbuselik [TUR10-0737830] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • mahur [TUR10-0519330] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • mahurbuselik [TUR10-0519340] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • ferahfeza [TUR10-0268270] (Klasik Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri)
                  • ferahnak [TUR10-0268450] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • ferahnakaşiran [TUR10-0268460] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • ferahnüma [TUR10-0268470] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • terane [TUR10-0766420] (Ezgi; makam; nağme)
                  • çargah [TUR10-0151190] (Bu perdede karar kılan makam)
                  • daği [TUR10-0178410] (Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı)
                  • dügah [TUR10-0228180] (Türk müziğinde bir birleşik makam)
                    • kürdi [TUR10-0502900] (Dügâh perdesindeki bir makam)
                  • arazbar [TUR10-0043550] (Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • kürdilihicazkar [TUR10-0502910] (Klasik Türk müziğinde, rast perdesinde bir makam)
                  • arazbarbuselik [TUR10-0043560] (Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • saba [TUR10-0651800] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • sababuselik [TUR10-0651810] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • karcığar [TUR10-0419100] (Klasik Türk müziğinde hareketli bir makam)
                  • uşşak [TUR10-0800840] (Türk müziğinde ana makamlardan biri)
                  • yürük semai [TUR10-0677060] (Türk müziği usullerinden biri)
                  • yegah [TUR10-0846140] (Klasik Türk müziğinde kalın re notası karşılığı sayılan makam)
                  • bayati [TUR10-0086070] (Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam)
                  • bayatiaraban [TUR10-0086080] (Araban ve bayati makamlarından oluşturulan bir birleşik makam)
                  • bayatibuselik [TUR10-0086090] (Bayati makamının buselik beşlisi veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluşan bir birleşik makam)
                  • kara düzen [TUR10-0415900] (Halk müziğinde bağlama çalış türlerinden biri)
                  • bestenigar [TUR10-0095940] (Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri)
                  • buselik [TUR10-0126130] (Klasik Türk müziğinde on üç basit makamdan biri)
                  • buselikaşiran [TUR10-0126140] (Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam)
                  • müstear [TUR10-0564710] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • neva [TUR10-0575640] (Klasik Türk müziğinde bir makam adı ve yegâhtan bir oktav tiz olan "re" perdesi)
                  • nevabuselik [TUR10-0575650] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • nevbahar [TUR10-0575700] (Türk müziğinde birleşik bir makam)
                  • neveser [TUR10-0575710] (Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam)
                  • nihavent [TUR10-0576600] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • nikriz [TUR10-0577130] (Klasik Türk müziğinde, dizisi bir sekizli içinde gösterilebilen basit görünüşlü bir birleşik makam)
                  • nişaburek [TUR10-0577700] (Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik "si" perdesiyle oluşmuş bir makam)
                  • şedaraban [TUR10-0726020] (Klasik Türk müziğinde bir şet makam)
                  • şehnaz [TUR10-0726710] (Klasik Türk müziğinde bir makam adı)
                  • şehnazbuselik [TUR10-0726720] (Klasik Türk müziğinin eski makamlarından birinin adı)
                  • nühüft [TUR10-0581100] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • şevkefza [TUR10-0729400] (Klasik Türk müziğinde III. Selim tarafından düzenlenmiş bir birleşik makam)
                  • sazkar [TUR10-0671690] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • segah [TUR10-0673540] (Klasik Türk müziğinde si perdesi ve bu perdedeki makam)
                  • sümbüle [TUR10-0715180] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • sultanibuselik [TUR10-0711860] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • sultanihüzzam [TUR10-0711870] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • sultaniyegah [TUR10-0711900] (Klasik Türk müziği makamlarından biri)
                  • suzidil [TUR10-0714370] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • suzidilara [TUR10-0714380] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • suzinak [TUR10-0714390] (Klasik Türk müziğinde bir basit makam)
                  • pençgâh [TUR10-0622710] (Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam)
                  • rast [TUR10-0642990] (Klasik Türk müziğinde bir makam)
                  • ısfahan [TUR10-0353780] (Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri)
                  • ırak [TUR10-0353240] (Klasik Türk müziğinde, aynı adla anılan ve kalın fa diyez notasını andıran perdedeki makamlardan biri)
                  • hüzzam [TUR10-0352380] (Klasik Türk müziğinde segâh perdesinde bir makam)
                  • hüseyni [TUR10-0352040] (Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam)
                  • hümayun [TUR10-0351630] (Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam)
                  • hisarbuselik [TUR10-0346040] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • hisar [TUR10-0346020] (Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam)
                  • hisar [TUR10-0346030] (Klasik Türk müziğinde re diyez notası)
                  • hicazkar [TUR10-0343370] (Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam)
                  • hicaz [TUR10-0343350] (Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam)
                • do [TUR10-0212540] (Gam dizisinde "si" ile "re" arasındaki ses)
                • re [TUR10-0643500] (Gam dizisinde do ile mi arasındaki ses)
                • fa [TUR10-0262610] (Müzikal ses dizilerinde mi ile sol arasındaki ses)
                • sol [TUR10-0700670] (Gam dizisinde fa ile la arasındaki ses)
                • la [TUR10-0504750] (Gam dizisinde "sol" ile "si" arasındaki ses)
                • si [TUR10-0690890] (Gam dizisinde la ile do arasındaki ses)
                • mi [TUR10-0544040] (Gam dizisinde re ile fa arasındaki ses ve bu sesi gösteren nota işareti)
                  • hüseyni [TUR10-0352050] (Klasik Türk müziğinde mi notası)
                • majör gam [TUR10-0519840] (Beş tonla iki yarım tondan oluşan gam)
              • oktav [TUR10-0584080] (Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık)
              • octave [ENG31-06872451-n] (a musical interval of eight tones)
              • porte [TUR10-0633520] (Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi)
              • staff [ENG31-06874910-n] ((music) the system of five horizontal lines on which the musical notes are written)
              • anahtar [TUR10-0034610] (Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret) clef [ENG31-06875612-n] (a musical notation written on a staff indicating the pitch of the notes following it)
                • sol anahtarı [TUR10-0700730] (Portedeki notaların sol yüksekliğinde olacağını gösteren işaret)
                • fa anahtarı [TUR10-0262680] (Bas seslerin porte üzerinde gösterilmesine ve adlandırılmasına olanak sağlayan işaret)
                • do anahtarı [TUR10-0212560] (Portenin üzerine çizilen ve o çizgideki notaya adını veren anahtar)
              • es [TUR10-0252240] (Notada duraklama zamanı ve bunu gösteren işaretin adı) rest [ENG31-06878227-n] (a musical notation indicating a silence of a specified duration)
                • koma [TUR10-0469950] (Eski Yunanlarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık)
              • hava [TUR10-0332310] (Müzik parçalarında tür) note [ENG31-06878395-n] (a notation representing the pitch and duration of a musical sound)
                • arioso [TUR10-0045130] (Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı hava)
                • aryoso [TUR10-1250610] (Dramatik ve lirik yönden yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı hava)
                • uzun hava [TUR10-0805580] (Türk halk müziğinde, belirli bir karakteri olmayan, bölgesel ögelerin etkisi altında gelişerek özellik kazanmış türkü)
                • sirto [TUR10-0696200] (Türk müziğinde bir oyun havası)
                • sirto [TUR10-0696210] ()
              • nota [TUR10-0579780] (Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret) note [ENG31-06878395-n] (a notation representing the pitch and duration of a musical sound)
                • akor [TUR10-0020070] (Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması) chord [ENG31-06883001-n] (a combination of three or more notes that blend harmoniously when sounded together)
                  • arpej [TUR10-0046920] (Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması)
                  • arpeggio [ENG31-06882660-n] (a chord whose notes are played in rapid succession rather than simultaneously)
                • dörtlük [TUR10-0222630] (Birlik notanın dörtte biri uzunluğunda nota)
                • quarter note [ENG31-06884177-n] (a musical note having the time value of a quarter of a whole note)
                • altmış dörtlük [TUR10-0031220] (Bir notanın altmış dörtte biri değerinde olan nota)
                • fa [TUR10-0262620] (Bu sesi gösteren nota işareti)
                • do [TUR10-0212550] (Bu sesi gösteren nota işareti)
                • sol [TUR10-0700680] (Bu sesi gösteren nota işareti)
                • la [TUR10-0504760] (Bu sesi gösteren nota işareti)
                • si [TUR10-0690900] (Bu sesi gösteren nota işareti)
                • ses perdesi [TUR10-0681310] (Sesin alçak veya yüksek olması durumu)
                  • pes perde [TUR10-1119380] (Alçak ve kalın ses)
                  • perde [TUR10-0623420] (Seste pes perde)
                  • acem [TUR10-0002070] (Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde)
                  • çargah [TUR10-0151180] (Türk müziğinde "do" perdesinin adı)
                  • hava [TUR10-0332320] (Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi)
                • g [TUR10-1028840] (Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde sol sesini bildirir)
                • çarpma [TUR10-0152200] (Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık)
                • diminuendo [TUR10-0206270] (Müzik parçasının başında büyüktür işaretiyle gösterilen nota terimi)
                • dört dörtlük [TUR10-0222410] (En büyük değerdeki nota)
                • figür [TUR10-0272810] (Birbirini izleyerek melodik ve ritmik bakımdan bir bütün oluşturan notalar grubu)
                • arıza [TUR10-0044910] (Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekâr işaretlerinin ortak adı)
                  • bemol [TUR10-0092510] (Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti)
                  • flat [ENG31-06879969-n] (a musical notation indicating one half step lower than the note named)
                  • diyez [TUR10-0211570] (Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti)
                  • sharp [ENG31-06879649-n] (a musical notation indicating one half step higher than the note named)
                  • bekar [TUR10-0089410] (Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota işareti)
                • on altılık [TUR10-0587440] (Birlik notanın on altıda biri uzunluğunda nota)
                • sekizlik [TUR10-0674170] (Birlik notanın sekizde biri)
                • ikilik [TUR10-0365460] (Birlik notanın yarı süre değerindeki nota)
              • perde [TUR10-0623450] (Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer)
                • ayak perde [TUR10-0059710] (Âşık sazındaki sap üzerinde olan en sonuncu perde)
              • karar [TUR10-0417690] (Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş)
              • notalama [TUR10-0579810] (Seslerin ve icranın işaretleri olarak belirlenen şekiller bütünü)
            • el yazısı [TUR10-0244860] (Elle yazılan yazı) handwriting [ENG31-06415036-n] (something written by hand)
              • hat [TUR10-0331520] (Yazı)
              • calligraphy [ENG31-06415612-n] (beautiful handwriting)
              • kaligrafi [TUR10-0352080] (Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı)
              • calligraphy [ENG31-06415612-n] (beautiful handwriting)
              • stenografi [TUR10-0709120] (Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi)
              • shorthand [ENG31-06361497-n] (a method of writing rapidly using an abbreviated symbolic system)
              • rika [TUR10-0647650] (Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi)
            • yazım sistemi [TUR10-1220600] (Bir dilin yazıya geçirilmesiyle ilgili belli kuraları içeren sistem) orthography [ENG31-06362609-n] (a method of representing the sounds of a language by written or printed symbols)
              • hiyeroglif [TUR10-0346560] (Eski çağlarda, bazı uygar uluslarca kullanılan, nesnelerin yalınlaştırılmış resimlerine dayanan yazı)
              • hieroglyph [ENG31-06373848-n] (a writing system using picture symbols)
              • yazı [TUR10-0844120] (Harfleri yazma biçimi) inscription [ENG31-06417342-n] (letters inscribed (especially words engraved or carved) on something)
                • talik [TUR10-0741890] (Arap alfabesinde geliştirilen, yatık olarak yazılan yazı türlerinden biri)
                • eğik yazı [TUR10-0840910] (Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi)
                • celi yazı [TUR10-0135050] (Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş, iri sülüs Arap harfli levha yazısı)
                • çivi yazısı [TUR10-0170740] (Eski Farsların, Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı)
                • reyhani [TUR10-0647160] (Arap harfleriyle yazılan bir yazı türü)
                • italik [TUR10-0387040] (Yatık yazı)
                • bacaklı yazı [TUR10-0067070] (İri ve okunaklı yazı)
              • yazım [TUR10-0844710] (Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi) spelling [ENG31-06364852-n] (forming words with letters according to the principles underlying accepted usage)
                • sesçil yazım [TUR10-0680870] (Kelimelerin seslendirilişteki değerlerini olduğu gibi yansıtan yazı)
              • yazı sistemi [TUR10-1220610] (Bir dildeki unsurları ve tarif edilebilir durumları temsil etmek için kullanılan bir çeşit sembol sistemi) script [ENG31-06363020-n] (a particular orthography or writing system)
                • eski yazı [TUR10-0253690] (Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra kullanmaya başladığı ve 1928 yılında Latin alfabesine dayalı yeni Türk harflerinin kabulüne kadar geçen dönemde benimsenmiş olan Arap alfabeli yazı sistemi)
            • kodlama sistemi [TUR10-1220620] (Mesajları iletirken harfleri veya sayıları temsil etmek amacıyla kullanılan sinyal sistemi) coding system [ENG31-06365164-n] (a system of signals used to represent letters or numbers in transmitting messages)
              • bilgisayar kodu [TUR10-1246710] () code [ENG31-06367301-n] ((computer science) the symbolic arrangement of data or instructions in a computer program or the set of such instructions)
                • yazılım [TUR10-0844600] (Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü) software [ENG31-06578068-n] ((computer science) written programs or procedures or rules and associated documentation pertaining to the operation of a computer system and that are stored in read/write memory)
                  • bilgisayar programı [TUR10-0636300] (Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi) program [ENG31-06581154-n] ((computer science) a sequence of instructions that a computer can interpret and execute)
                    • arayüz [TUR10-0043510] (Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa)
                    • interface [ENG31-06587403-n] ((computer science) a program that controls a display for the user (usually on a computer monitor) and that allows the user to interact with the system)
                    • arama motoru [TUR10-0938580] (Kullanıcıların, aradıkları bilgiye ulaşmalarını sağlamak için Genel Ağ üzerindeki ağ sitelerini başlıklarına, açıklamalarına, anahtar kelimelerine ve içeriklerine göre bir dizin olarak sıralayan sistem)
                    • search engine [ENG31-06590830-n] (a computer program that retrieves documents or files or data from a database or from a computer network (especially from the internet))
                    • uygulama programı [TUR10-1221030] (Bilgisayarların çeşitli işlerde kullanılmasını sağlayan, uygulama geliştirme dilleri aracılığı ile belirli bir bilgisayar mimarisi için hazırlanan program)
                    • application [ENG31-06582286-n] (a program that gives a computer instructions that provide the user with tools to accomplish a task)
                    • iş denetleyicisi [TUR10-1221060] (İşin düzenine uygun bir düzeyde yürütülüp yürütülmediğini göz önünde bulundurarak izlenim yapan kimse veya program)
                    • job control [ENG31-06588329-n] (a program that is called to prepare each job to be run)
                    • kütüphane programı [TUR10-1221070] (Bir bilgisayar dizgesinde kullanıma hazır biçimde tutulan izlence ve yordamlar topluluğu; yordamlık)
                    • library program [ENG31-06588441-n] (a program in a program library)
                    • denetim programı [TUR10-1221080] (Görevi denetlemek olan program)
                    • monitor program [ENG31-06588715-n] (a program that observes and regulates and controls or verifies the operations of a data-processing system)
                    • obje kodu [TUR10-1221090] (Bir derleyici veya çevirici tarafından üretilen kod)
                    • object program [ENG31-06589069-n] (a fully compiled or assembled program ready to be loaded into the computer)
                    • tekrar kullanılabilir program [TUR10-1221120] (Birden fazla kullanıma uygun olan program)
                    • reusable program [ENG31-06590379-n] (a program that can be loaded once and executed repeatedly)
                    • adaptif program [TUR10-1221130] (Adapte olabilen program)
                    • self-adapting program [ENG31-06591628-n] (a program that can change its performance in response to its environment)
                    • hesap tablosu [TUR10-1221140] (Verilerin düzenlenmesi, analizi ve depolanmasında kullanılan interaktif bir bilgisayar programı)
                    • spreadsheet [ENG31-06592128-n] (a screen-oriented interactive program enabling a user to lay out financial data on the screen)
                    • denetleyici program [TUR10-1221150] (Denetleyen program)
                    • supervisory program [ENG31-06592527-n] (a program that controls the execution of other programs)
                    • Lisp programı [TUR10-1221540] (John McCarthy'in 1958'de icat ettiği programlama dilinden türetilmiş birçok dile verilen genel ad)
                    • LISP program [ENG31-06914885-n] (a program written in LISP)
                    • Fortran Programı [TUR10-1221550] (Özellikle sayısal hesaplama ve bilimsel hesaplama için uygun olan genel amaçlı, yordamsal, zorunlu programlama dili)
                    • FORTRAN program [ENG31-06915297-n] (a program written in FORTRAN)
                    • C programı [TUR10-1221560] (Bell laboratuvarlarında, Ken Thompson ve Dennis Ritchie tarafından UNIX İşletim Sistemi'ni geliştirebilmek amacıyla B dilinden türetilmiş yapısal bir programlama dili)
                    • C program [ENG31-06915607-n] (a program written in C)
                    • denetleyici [TUR10-0192940] (Denetleyen alet)
                    • checking program [ENG31-06585648-n] (a program that examines other computer programs for syntax errors)
                    • yapı denetleyici [TUR10-1221160] (Herhangi bir yapıyı denetleyen kimse veya alet)
                    • syntax checker [ENG31-06592719-n] (a program to check natural language syntax)
                    • truva atı [TUR10-1194490] (Bilgisayar programına bağlanarak gizlenen, kullanım amacına yönelik çalışmasını yaparken sistemin olağan çalışmasını izin veren virüs)
                    • trojan [ENG31-06597728-n] (a program that appears desirable but actually contains something harmful)
                    • virüs [TUR10-0820350] (Bilgisayar programlarında bozulmaya sebep olan etken)
                    • virus [ENG31-06597992-n] (a software program capable of reproducing itself and usually capable of causing great harm to files or other programs on the same computer)
                    • ekran koruyucu [TUR10-0239610] (Bilgisayarda monitörün uzun süre kullanılmadan açık kalması durumunda devreye giren ve monitörün ömrünün azalmasını engelleyen yazılım)
                    • loder [TUR10-1093750] (Bilgisayara yükleme yapmak için kullanılan özel bir program)
                    • işlemci [TUR10-0385630] (Bilgisayar programlarının herhangi bir dilinde yazılmış programı, bilgisayarda işletmeyi sağlayan programlar topluluğu)
                  • işletim sistemi [TUR10-1221010] (Bilgisayarda çalışan, donanım kaynaklarını yöneten ve çeşitli uygulama yazılımları için yaygın servisleri sağlayan bir yazılımlar bütünü)
                  • operating system [ENG31-06580310-n] ((computer science) software that controls the execution of computer programs and may provide various services)
                  • alt program [TUR10-1221180] (Bilgisayar programlarında, tekrarı önlemek amacıyla ana programın içine yazılmayan, gerektiğinde ana program tarafından çalıştırılan alt program)
                  • routine [ENG31-06594579-n] (a set sequence of steps, part of larger computer program)
                  • kötücül yazılım [TUR10-1087100] (Bilgisayar sisteminde veya ağ üzerinde zarara yol açmak, çalışmaları aksatmak amacıyla hazırlanmış yazılım)
                  • yazılım paketi [TUR10-0844620] (Genel iş uygulamalarına yönelik olarak tasarlanıp hazırlanan yazılım)
                  • yazılım sistemi [TUR10-0844610] (Bir bilgisayar sisteminde denetim işlerini gerçekleştirmek amacıyla geliştirilen yazılım)
            • baskı [TUR10-0079550] (Bir eserin basılış biçimi veya durumu) typography [ENG31-06690719-n] (art and technique of printing with movable type)
              • bası [TUR10-0078800] (Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim çıkarma işi) typography [ENG31-06690719-n] (art and technique of printing with movable type)
                • emprime [TUR10-0246360] (Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi)
                • ayrı basım [TUR10-0063090] (Genellikle bir dergide yayımlanmış bilimsel bir yazının ayrı bir broşür olarak basımı)
                • sürşarj [TUR10-0717740] (Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için, üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi)
              • düz baskı [TUR10-0582800] (Kalıp izlerini önce kauçuğa, kauçuktan da kâğıda geçirmeye dayanan çift kopyalı baskı yöntemi)
              • offset [ENG31-06693315-n] (a plate makes an inked impression on a rubber-blanketed cylinder, which in turn transfers it to the paper)
              • taş basması [TUR10-0749690] (Bu basım yöntemi)
              • ters baskı [TUR10-1159570] (Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin arka veya alt yüzeyine yapılan baskı)
              • tifdruk [TUR10-0776570] (Oyulmuş bakır kalıplarla yapılan, renkli fotoğraf baskılarına elverişli bir baskı tekniği)
              • tipo [TUR10-0777360] (Kurşundan dökülmüş harflerin bir araya getirilmesiyle yapılan bir baskı türü)
              • tipografi [TUR10-0777380] (Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi)
            • matbua [TUR10-0528970] (Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler)
            • printing [ENG31-06690047-n] (reproduction by applying ink to paper as for publication)
            • Latin harfleri [TUR10-0508070] (Genellikle Avrupalıların kullandığı Eski Roma dönemindeki yazı sistemine dayanan harflerin her biri)
              • ce [TUR10-0134000] (Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı, okunuşu)
              • de [TUR10-0186400] (Türk alfabesinin beşinci harfinin adı, okunuşu)
              • he [TUR10-0337480] (Türk alfabesinin onuncu harfinin adı, okunuşu)
              • je [TUR10-0391310] (Türk alfabesinin on üçüncü harfinin adı, okunuşu)
              • le [TUR10-0508830] (Türk alfabesinin on beşinci harfinin adı, okunuşu)
              • me [TUR10-0531130] (Türk alfabesinin on altıncı harfinin adı, okunuşu)
              • re [TUR10-0643490] (Türk alfabesinin yirmi birinci harfinin adı, okunuşu)
              • te [TUR10-0754430] (Türk alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı, okunuşu)
              • ve [TUR10-0816390] (Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu)
            • parmak alfabesi [TUR10-1117460] (İşitme engelliler için parmaklar kullanılarak oluşturulan alfabe)
            • eski harfler [TUR10-0253410] (Kökeni Arap alfabesine dayanan, 1928 yılına kadar kullanılmış işaretler bütünü)
            • Uygur harfleri [TUR10-0802610] (Uygurlara özgü, VIII. yüzyıldan sonra kullanılan harfler)
            • Mors alfabesi [TUR10-0550700] (Telgrafçılıkta kullanılan, nokta ve çizgilerden oluşan alfabe)
            • sesçil alfabe [TUR10-0680860] (Bir konuşmanın ses özelliklerini ayrıntılı olarak gösteren alfabe)
            • runik yazı [TUR10-0650560] (Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı sistemi)
            • runik yazı [TUR10-0650550] (Run harflerinin kullanıldığı eski bir Germen yazısı)
          • okunacak şey [TUR10-1220660] (Okunabilen herhangi bir şey) matter [ENG31-06376912-n] (written works (especially in books or magazines))
            • metin [TUR10-0759770] (Basılı veya el yazması parça) text [ENG31-06399623-n] (the words of something written)
              • kıta [TUR10-0455410] (Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası) quatrain [ENG31-06396123-n] (a stanza of four lines)
                • bent [TUR10-0069670] (Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri)
                • truss [ENG31-04499670-n] (a framework of beams (rafters, posts, struts) forming a rigid structure that supports a roof or bridge or other structure)
                • tercihane [TUR10-0766960] (Terciibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent)
                • terkiphane [TUR10-0767650] (Terkibibentte vasıta beytinden önceki beyitlerin oluşturduğu bent)
                • şanson [TUR10-0723220] (Kıta adı verilen ve şarkı gibi söylenen mısra dizisi)
              • satır [TUR10-0668360] (Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi) line [ENG31-07025650-n] (text consisting of a row of words written across a page or computer screen)
                • dize [TUR10-0543610] (Şiirin satırlarından her biri) line of poetry [ENG31-06359366-n] (a single line of words in a poem)
                  • aksak [TUR10-0020680] (Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize)
                  • ayak [TUR10-0059150] (Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler)
                  • berceste [TUR10-0094360] (Sanat değeri yüksek olan dize)
                  • mücevher tarih [TUR10-0559530] (Divan edebiyatında, ebcet hesabına göre yalnız noktalı harfleri sayıldığında söz konusu olayın tarihini gösteren dize veya söz)
                • monolog [TUR10-0550010] (Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma)
                • monologue [ENG31-07024503-n] (a (usually long) dramatic speech by a single actor)
                • monolog [TUR10-0550020] (Bir kişinin dinleyicilere anlattığı, genellikle güldüren olay)
              • mektup [TUR10-0814090] (Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için, birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt) letter [ENG31-06636668-n] (a written message addressed to a person or organization)
                • açık mektup [TUR10-0005150] (Zarfı yapıştırılmamış mektup)
                • ariza [TUR10-0045370] (Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe)
                • açık mektup [TUR10-0005160] (Yazıldığı kimseye gönderilmeyip basın yoluyla açıklanan mektup)
                • pusula [TUR10-0398510] (Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup) note [ENG31-06638793-n] (a short personal letter)
                  • pusula [TUR10-0638590] (Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt)
                    • dizi pusulası [TUR10-1010370] (Resmî bir kurumda görevli memurun kurum adına yaptığı harcamaların ayrıntılı dökümünü gösteren belge)
                  • muhtıra [TUR10-0036120] (Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not)
                  • andırı [TUR10-1249440] (Bir şeyi anımsamak ereğiyle yazılmış kısa yazı)
                  • pusulacık [TUR10-0638620] (Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt)
                • acele posta [TUR10-0002060] (Özel ücreti olan ve hızlı bir biçimde gönderilen posta)
                • taahhütlü mektup [TUR10-0735020] (Kayba uğramadan yerine ulaştırılması posta idaresi tarafından kayda alınarak üstlenilmiş olan mektup)
                • tavsiyename [TUR10-0752840] (Tavsiye etmek amacıyla yazılan mektup)
                • fetihname [TUR10-0269440] (Bir yerin alındığını müjdelemek için hükümdarların yabancı devlet adamları, şehzadeler, valiler ve benzerine yazdıkları resmî mektup)
                • kredi mektubu [TUR10-0486030] (Bankaların veya mali kuruluşların müşterilerine ticari işlemlerle ilgili kredi hesabı açtırmak için şubelerine veya muhabirlerine gönderdikleri yazı)
                • import credit [ENG31-13400437-n] (credit opened by an importer at a bank in his own country upon which an exporter may draw)
                • muhabbetname [TUR10-0552800] (Arkadaş, dost mektubu)
                • muhabbetname [TUR10-0552790] (Aşk mektubu)
                • şikayetname [TUR10-0731480] (Bir görevlinin, yanlış ve kötü hareketleriyle davranışlarını ilgili ve yetkili makama bildiren yazı; şikâyet mektubu)
                • referans [TUR10-0644270] (Bir kimsenin yararlığını, yeteneğini ya da bir işe uygunluğunu göstermek amacıyla yazılmış mektup ya da belge)
                • recommendation [ENG31-06707285-n] (something that recommends (or expresses commendation of) a person or thing as worthy or desirable)
                • itibar mektubu [TUR10-0387640] (Bir kimseye kredi açılması için bir yere yazılan mektup)
              • kopya [TUR10-0475050] (Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt)
              • telgrafname [TUR10-1157550] (Telgraf metni)
              • pul [TUR10-0637880] (Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt)
              • program [TUR10-0636270] (Tören, gösteri, gezi ve benzerinin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt)
              • plan [ENG31-05907175-n] (a series of steps to be carried out or goals to be accomplished)
            • hatıra defteri [TUR10-0936390] (İçine hatıraların yazıldığı defter)
            • diary [ENG31-06413674-n] (a daily written record of (usually personal) experiences and observations)
            • aşırma [TUR10-0053520] (Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik biçimde anlatma, intihal)
            • plagiarism [ENG31-07291863-n] (a piece of writing that has been copied from someone else and is presented as being your own work)
            • ilave [TUR10-0367280] (Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça) addendum [ENG31-06411274-n] (textual matter that is added onto a publication)
              • zeyil [TUR10-0873510] (Bir yazıya ek olarak katılan parça)
              • appendix [ENG31-06410980-n] (supplementary material that is collected and appended at the back of a book)
            • edebi eser [TUR10-0234050] (Değişik edebiyat türlerinde kaleme alınmış, sanat değeri taşıyan eserlerin her biri) literary composition [ENG31-06375736-n] (imaginative or creative writing)
              • şiir [TUR10-0525650] (Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi) poem [ENG31-06389065-n] (a composition written in metrical feet forming rhythmical lines)
                • ağıt [TUR10-0537640] (Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı)
                • dirge [ENG31-07064659-n] (a song or hymn of mourning composed or performed as a memorial to a dead person)
                • naat [TUR10-0567810] (Hazreti Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside)
                • semai [TUR10-0675600] (Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk şiiri türü)
                • lirik şiir [TUR10-0512330] (Yunanlarda lir eşliğinde okunan şiir)
                • destan [TUR10-0115730] (Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir)
                • epic poem [ENG31-06391344-n] (a long narrative poem telling of a hero's deeds)
                • destan [TUR10-0198170] (Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri)
                • saga [ENG31-06382145-n] (a narrative telling the adventures of a hero or a family)
                • eleji [TUR10-0241540] (İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir)
                • elegy [ENG31-06391191-n] (a mournful poem)
                • sone [TUR10-0702260] (İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan, on dört dizeli bir Batı şiir türü)
                • sonnet [ENG31-06392995-n] (a verse form consisting of 14 lines with a fixed rhyme scheme)
                • gazel [TUR10-0285250] (Divan edebiyatında beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi)
                • ode [ENG31-06395302-n] (a lyric poem with complex stanza forms)
                • kaside [TUR10-0425270] (On beş beyitten az olmayan, bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı olan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı şiir türü) ode [ENG31-06395302-n] (a lyric poem with complex stanza forms)
                  • ıydiye [TUR10-0356640] (Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside)
                • yedek [TUR10-0845450] (Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek)
                • kafiye [TUR10-0801230] (Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek)
                  • ayak [TUR10-0059160] (Halk edebiyatında uyak)
                  • kafiye [TUR10-0398350] (Halk edebiyatında ayak)
                  • zengin kafiye [TUR10-0872730] (Dizelerdeki uyaklarda ikiden çok ses arasındaki uyumluluk)
                  • tunç kafiye [TUR10-0788030] (Dize sonundaki kelimelerin son harfleri arasında üç sesten fazla ses benzeşmesiyle veya biri diğerinin içinde bir kelime oluşturacak tarzda yapılan uyak)
                  • tam kafiye [TUR10-0742880] (Dize sonundaki kelimelerin son harfleri arasında bir sesli bir sessiz harf benzeşmesinden oluşan uyak)
                  • yarım kafiye [TUR10-0837460] (Çıkış yerleri birbirine yakın sesteşlerle oluşturulan uyak)
                  • çapraz kafiye [TUR10-0150770] (Dörtlüklerde birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerin birbiriyle kafiyelenmesi düzeni)
                  • asonans [TUR10-0051100] (Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak)
                  • başkafiye [TUR10-0082220] (Dize başlarında aynı kelime olmamak kaydıyla aynı sesleri veren kelimelerden oluşan uyak)
                  • sarma kafiye [TUR10-0667290] (Bir dörtlüğün birinci ile dördüncü, ikinci ile üçüncü dizelerinin uyaklı olması)
                  • seci [TUR10-0672200] (Nesirde yapılan uyak)
                  • iç uyak [TUR10-0359360] (Beyitlerin dize ortasındaki kelimeleri arasında kullanılan uyak)
                • kalenderi [TUR10-0402940] (Aruzun mef'ûlü mefâ'îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen bir halk şiiri türü)
                • deme [TUR10-0191100] (Halk edebiyatında şiir)
                • akrostiş [TUR10-0020630] (Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume)
                • tevhit [TUR10-0771550] (Divan edebiyatında Allah'ı övmek için yazılan manzume)
                • idil [TUR10-0361320] (Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir)
                • eclogue [ENG31-06391062-n] (a short poem descriptive of rural or pastoral life)
                • mani [TUR10-0523870] (Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiiri)
                  • ayaklı mani [TUR10-0059680] (Cinaslı ayaklarla söylenen bir mâni türü)
                  • bayatı [TUR10-0086060] (Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü)
                • tardiye [TUR10-0746870] (Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası)
                • koçaklama [TUR10-0465980] (Halk edebiyatında biçimi ne olursa olsun, konusu yiğitlik, savaş, kahramanlık olan veya bir kahramanı öven, kahramanlık duygularını canlandıran şiir)
                • terciibent [TUR10-0766980] (Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan bir manzume biçimi)
                • cülusiye [TUR10-0143530] (Şairlerin tahta çıkan padişah için yazdığı şiir)
                • çobanlama [TUR10-0171560] (Pastoral)
                • ditiramp [TUR10-0210730] (Lirik şiir)
                • dörtleme [TUR10-0766670] (Bir gazelin her beytinin başına iki dize katılarak yapılan nazım biçimi)
                • döşeme [TUR10-0222900] (Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü)
                • epigram [TUR10-0249090] (Her türlü konuda yapılmış kısa manzume)
                • fahriye [TUR10-0263060] (Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü)
                • terkibibent [TUR10-0767600] (Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi)
                • altılı [TUR10-0030520] (Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi)
                • lirik şiir [TUR10-0512340] (Coşkun ve ateşli bir anlatımı olan, toplumun ortak veya şairin kişisel duygularını yansıtan şiir)
                • tuyuğ [TUR10-0791470] (Mâni biçiminde aruzla yazılmış manzume)
                • zihaf [TUR10-0875640] (Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün uzun okunması gerekirken kısa okunması)
                • yedekli [TUR10-0845590] (Halk edebiyatında yedeklerle yazılan manzume)
                • bahariye [TUR10-0070960] (Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside)
                • balat [TUR10-0073490] (Orta Çağda, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü)
                • beşli [TUR10-0096470] (Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume; muhammes)
                • beşli [TUR10-0096480] (Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume)
                • mensur şiir [TUR10-0535400] (Şiir yönü ağır basan düz yazı)
                • methiye [TUR10-0539920] (Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir)
                • mülemma [TUR10-0561650] (Dizelerinden her biri başka dille yazılmış şiir)
                • münacat [TUR10-0562190] (Divan edebiyatında Tanrı'yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü)
                • müsemmen [TUR10-0564160] (Sekizer dizeli bentlerden oluşan şiir)
                • nazım birimi [TUR10-0572040] (Şiirde en küçük anlam bütünlüğünü sağlayan ve kendi içinde bağımsız dize topluluğu)
                  • yedili [TUR10-0845910] (Divan edebiyatında her bendi yedi dizeden oluşmuş nazım birimi)
                • nazım türü [TUR10-0572060] (İçeriğine ve konusuna göre şiirin kendi içinde ayrılması ve adlandırılması)
                  • müstezat [TUR10-0565150] (Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü)
                • nazire [TUR10-0572280] (Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiir)
                • nefes [TUR10-0573140] (Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir)
                • neşide [TUR10-0575190] (Bir toplulukta okunmaya değer şiir)
                • şitaiye [TUR10-0733130] (Divan edebiyatında kış mevsimini konu olarak işleyen şiir)
                • şiir [TUR10-0731280] (Bir şairin, bir dönemin bu sanatı kullandığı özel biçim)
                • şiir [TUR10-0731290] (Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey)
                • şarkı [TUR10-0724330] (Divan edebiyatında bestelenmek için, dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi)
                • şathiye [TUR10-0725500] (Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser)
                • şathiye [TUR10-0725510] (Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku halinde söylenen bir şiir türü)
                • şathiyat [TUR10-0725490] (Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler)
                • on birli [TUR10-0587900] (Bentleri on bir dizeden oluşan manzume)
                • on birli [TUR10-0587890] (Dizeleri on bir heceli şiir)
                • saz şiiri [TUR10-0671790] (Halk edebiyatında genellikle saz eşliğinde söylenen şiir)
                • serbest nazım [TUR10-0678170] (Ölçü, uyak gibi klasik ve bağlayıcı kuralları bir kenara iten şiir tarzı)
                • ölçü [TUR10-0600840] (Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu)
                  • aruz vezni [TUR10-0048180] (Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık veya açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan divan edebiyatı nazım ölçüsü)
                    • remel [TUR10-0645220] (Aruz ölçülerinden biri)
                    • bahir [TUR10-0071200] (Aruzdaki vezin takımlarından her biri)
                  • hece ölçüsü [TUR10-0616040] (Belirli sayıdaki hece kümelerine dayanan şiir ölçüsü)
                  • satranç vezni [TUR10-0668730] (Halk şiirinde aruzun "Müfteilün müfteilün müfteilün müfteilün" kalıbı)
                • rubai [TUR10-0222210] (Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir)
                • romans [TUR10-0648680] (Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü)
                • güzelleme [TUR10-0318290] (Halk edebiyatında konusu aşk olan, lirik bir şiir türü)
                • hezliyat [TUR10-0341130] (Hezel türünde yazılmış şiirler)
                • destan [TUR10-0198160] (Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri) saga [ENG31-06382145-n] (a narrative telling the adventures of a hero or a family)
                  • şehname [TUR10-0726670] (Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevi biçiminde yazılmış manzume)
              • düzyazı [TUR10-0535390] (Şiir olmayan söz ve yazı) prose [ENG31-06388195-n] (ordinary writing as distinguished from verse)
                • kurgusal olmayan düzyazı [TUR10-1220670] (Gerçeklere ve olgulara dayalı düzyazı) nonfiction [ENG31-06379016-n] (prose writing that is not fictional)
                  • makale [TUR10-0519930] (Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazısı) article [ENG31-06278749-n] (nonfictional prose forming an independent part of a publication)
                    • başyazı [TUR10-0083180] (Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı)
                    • column [ENG31-06279220-n] (an article giving opinions or perspectives)
                    • köşe yazısı [TUR10-0484530] (Gazete veya dergilerde gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddi veya eğlendirici yazı türü)
                    • column [ENG31-06279220-n] (an article giving opinions or perspectives)
                    • fikir yazısı [TUR10-0273270] (Düşünce yönü ağır basan yazı veya makale)
                    • apokrif [TUR10-0040830] (Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazı)
                    • bent [TUR10-0093390] (Gazete yazısı)
                  • anı [TUR10-0094620] (Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü)
                  • keepsake [ENG31-03615483-n] (something of sentimental value)
                  • eleştiri [TUR10-0242960] (Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü)
                  • criticism [ENG31-06386210-n] (a written evaluation of a work of literature)
                  • günlük [TUR10-0316410] (Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser)
                  • deneme [TUR10-0192520] (Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü) essay [ENG31-06421205-n] (an analytic or interpretive literary composition)
                    • kompozisyon [TUR10-0463910] (Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma)
                    • composition [ENG31-06421395-n] (an essay (especially one written as an assignment))
                  • gezi yazısı [TUR10-0296280] (Gezilip görülen yerleri, özelliklerini, oralardaki insanların yaşantılarını, geleneklerini anlatan düz yazı)
                • düz yazı [TUR10-0233110] (Dilin söz dizimi kurallarına uygun olarak kullanılan anlatım biçimi)
                • masal [TUR10-0527390] (Öğüt verici, ahlak dersi veren alegorik eser)
                  • mesel [TUR10-0538010] (Eğitici hikâye veya masal)
                • menakıpname [TUR10-0534700] (Menkıbeleri konu edinen eserlerin ortak adı)
                  • menkıbe [TUR10-0535260] (Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye)
                  • menkıbe [TUR10-0535270] (Olağanüstü olaylarla ilgili anlatı)
                  • menakıp [TUR10-0534690] (Menkıbeler)
                • mesnevi [TUR10-0538400] (Bu türdeki eserlerin genel adı)
                  • mevlit [TUR10-0540790] (Hazreti Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi)
                    • bahir [TUR10-0071190] (Mevlidin bölümlerinden her biri)
                • münazara [TUR10-0562490] (Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü)
                • roman [TUR10-0648500] (İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür) novel [ENG31-03838605-n] (a printed and bound book that is an extended work of fiction)
                  • polisiye roman [TUR10-0632510] (Konusunu polisin görev alanına giren olaylardan seçen roman)
                  • mystery [ENG31-06382415-n] (a story about a crime (usually murder) presented as a novel or play or movie)
                  • köy romanı [TUR10-0485450] (Konusunu köyün ve kırsal hayatın özelliklerinden alan roman)
                  • toplumcu gerçekçilik [TUR10-0781880] (Toplumsal olayları ve ilişkileri toplum bilimi açısından ele alarak hem gerçekçilik hem de gelişme süreci içinde irdeleyen roman türü)
                • roman [TUR10-0648510] (Bu türde yazılmış eser)
                  • fotoroman [TUR10-0279370] (Bir metinle bir dizi fotoğraftan oluşan hikâye veya roman)
                  • çizgi roman [TUR10-0171060] (Konuyu ve olaylar zincirini kesintisiz olarak resimleme yöntemiyle okuyucuya sunan roman) comic strip [ENG31-07016468-n] (a sequence of drawings telling a story in a newspaper or comic book)
                    • manga [TUR10-0523700] (Japon çizgi romanı)
                  • tarihi roman [TUR10-0747480] (Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman)
                  • tefrika roman [TUR10-0756620] (Süreli yayınlarda her gün bir bölümü yayımlanan roman)
                  • sineroman [TUR10-0694800] (Sinema için kaleme alınan roman)
                  • resimli roman [TUR10-0646350] (Konusu bir dizi resimle anlatılan roman veya hikâye)
                  • nehir roman [TUR10-0573760] (Bir olayın, geniş bir zaman diliminde geçtiği bir çağı, bir toplumun geniş bir görünümünü veren çok uzun roman)
                • hikâye [TUR10-0344450] (Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü)
                  • kıssa [TUR10-0454820] (Kendisinden ders alınması gereken kısa hikâye)
                  • mit [TUR10-0548280] (Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili hayalî, alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi)
                  • myth [ENG31-06384303-n] (a traditional story accepted as history)
                  • efsane [TUR10-0706690] (Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye)
                  • legend [ENG31-06383036-n] (a story about mythical or supernatural beings or events)
                  • kısas [TUR10-0453600] (Kıssalar; hikâyeler; öyküler)
                  • uzun öykü [TUR10-0805610] (Ayrıntılı olayları ve kişi kadrosu geniş olan hikâye türü)
                  • fabl [TUR10-0262690] (Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye)
                  • fable [ENG31-06383718-n] (a short moral story (often with animal characters))
                  • mitoloji [TUR10-0548260] (Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler) mythology [ENG31-07994846-n] (myths collectively)
                    • Yunan mitolojisi [TUR10-1223870] (Antik Yunanistan'da yaşayan insanların mitolojik inançlarının bütününe verilen isim)
                    • Greek mythology [ENG31-07995848-n] (the mythology of the ancient Greeks)
                    • Roma mitolojisi [TUR10-1223880] (Antik Roma'da yaşayan insanların mitolojik inançlarının bütününe verilen isim)
                    • Roman mythology [ENG31-07999593-n] (the mythology of the ancient Romans)
              • burlesk [TUR10-0125300] (Sanat alanında ve özellikle edebiyatta rastlanan, komikliğe dayanan bir tür)
              • söyleşi [TUR10-0700100] (Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü)
              • oyun [TUR10-0630450] (Oynanmak için yazılmış eser, tiyatro eseri veya oyunu) play [ENG31-07021061-n] (a dramatic work intended for performance by actors on a stage)
                • tiyatro [TUR10-0778540] (Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü) dramaturgy [ENG31-07019235-n] (the art of writing and producing plays)
                  • doğaçlama [TUR10-0787630] (Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun)
                  • kabare tiyatrosu [TUR10-0393430] (Genellikle güncel konuları iğneleyici, yerici, taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro)
                  • tarihi tiyatro [TUR10-0747390] (Tarihsel bir konuyu veya tarihe mal olmuş bir şahsiyeti işleyen tiyatro eseri)
                  • doğaçlama tiyatro [TUR10-0212910] (Önceden yazılmış metne dayanmayan, taslağı önceden kararlaştırılmış olan halk tiyatrosu)
                  • dördüzleme [TUR10-0222280] (Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm)
                  • kukla tiyatrosu [TUR10-0488390] (Kukla oyununun yapıldığı tiyatro)
                  • orta oyunu [TUR10-0592550] (Sahne, perde, dekor, suflör kullanmadan halkın ortasında oynanan Türk halk tiyatrosu)
                  • öncü tiyatro [TUR10-0603200] (Herhangi bir akımda veya dönemde birtakım yenilikler getiren tiyatro)
                  • gölge tiyatrosu [TUR10-0303250] (Saydam bir perde üzerinde, arkadan kuvvetli bir ışıkla aydınlatılan oyuncuların gölgeleriyle yaptıkları gösteri)
                • acıklı komedi [TUR10-0002790] (Eğlendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağır basan, duygusal bir oyun türü)
                • trajedi [TUR10-0262760] (Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri) tragedy [ENG31-07030062-n] (drama in which the protagonist is overcome by some superior force or circumstance)
                  • trajikomedi [TUR10-0785730] (Trajediye özgü ciddi ve acı verici olaylarla geleneksel olarak komediye özgü yöntemlerin içinde karşıtlaştığı tiyatro eseri)
                  • tragicomedy [ENG31-07030275-n] (a dramatic composition involving elements of both tragedy and comedy usually with the tragic predominating)
                  • haile [TUR10-0321050] (Manzum biçimde yazılmış trajedi)
                • peri oyunu [TUR10-0624150] (Olağanüstü ögelere ve büyüye ağırlık veren bir tür sahne eseri)
                • pastoral oyun [TUR10-0617970] (Kişileri kadın ve erkek çobanlar olan tiyatro eseri)
                • kukla [TUR10-0488320] (Bu bebeklerle oynatılan oyun)
                • köy oyunu [TUR10-0485440] (Kırsal kesimde köylülerin hazırlayıp sunduğu seyirlik oyun)
                • televizyon oyunu [TUR10-0761180] (Televizyonda gösterilmek için hazırlanmış oyun)
                • tellice [TUR10-0761790] (Tek kadın tarafından oynanan bir tür oyun)
                • eğitici oyun [TUR10-1017510] (Bireylerin zihinsel, toplumsal ve bedensel gelişmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmış, eğitici ve öğretici nitelik taşıyan tiyatro eseri)
                • seyirlik oyun [TUR10-0682790] (Seyirci önünde gösterilen, genellikle beceriye dayanan, eğlendirici nitelikteki oyun)
                • gölge oyunu [TUR10-0303220] (Geriden ışıkla aydınlatılmış bir perde arkasında hareket ettirilen resimlerin gölgelerinden yararlanılarak oynatılan oyun)
                • radyo oyunu [TUR10-0640840] (Radyoda seslendirilmek üzere yazılan oyun)
                • hayal oyunu [TUR10-0334460] (Karagöz oyunu)
            • literatür [TUR10-0234090] (Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi)
            • literature [ENG31-06376048-n] (creative writing of recognized artistic value)
            • fıkra [TUR10-0270410] (Paragraf)
            • paragraph [ENG31-06411638-n] (one of several distinct subdivisions of a text intended to separate ideas)
            • yazıt [TUR10-0463890] (Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı)
            • inscription [ENG31-06417342-n] (letters inscribed (especially words engraved or carved) on something)
            • kutsal metin [TUR10-1220760] (Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken metin) sacred text [ENG31-06441260-n] (writing that is venerated for the worship of a deity)
              • Kitab-ı Mukaddes [TUR10-0463930] (Tevrat, Zebur, İncil'e verilen ortak ad) Bible [ENG31-06443410-n] (the sacred writings of the Christian religions)
                • İncil [TUR10-0373590] (Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma'yı kapsayan, Hristiyan inanışının temelini oluşturan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan kitap)
                • Bible [ENG31-06443410-n] (the sacred writings of the Christian religions)
                • Zebur [TUR10-0871660] (Tanrı tarafından Hazreti Davut'a gönderilen kutsal kitap)
                • Tevrat [TUR10-0771740] (Hazreti Musa'ya indirilen ve Tanrı buyruklarını kapsayan, Musevilerin din kitabı)
                • kitap [TUR10-0464010] (Kutsal kitap)
              • Ahd-i Atik [TUR10-0015040] (Hristiyanlara göre İbranilerde Hazreti İsa'dan önceki kutsal kitaplar)
              • Ahd-i Cedit [TUR10-0015050] (Hristiyanlara göre İbranilerde Hazreti İsa'dan sonraki kutsal kitaplar)
              • ayet [TUR10-0060970] (Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri)
                • evrat [TUR10-0260410] (Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri)
                • aşir [TUR10-0053810] (Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri)
            • literatür [TUR10-0512610] (Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü)
            • literature [ENG31-06376547-n] (published writings in a particular style on a particular subject)
            • metin [TUR10-0539970] (Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü) text [ENG31-06399623-n] (the words of something written)
              • başlık [TUR10-0083060] (Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare) title [ENG31-06354890-n] (the name of a work of art or literary composition etc.)
                • manşet [TUR10-0524450] (Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık) streamer [ENG31-06357248-n] (a newspaper headline that runs across the full page)
                  • sürmanşet [TUR10-0717290] (Gazetelerin birinci sayfasındaki logonun üzerinde kullanılan başlık)
                  • subheading [ENG31-06356690-n] (a heading of a subdivision of a text)
                • jenerik [TUR10-0391430] (Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu ve benzerinin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında bazen de sonunda bulunan liste)
                • credit [ENG31-06358051-n] (an entry on a list of persons who contributed to a film or written work)
                • lejant [TUR10-0509330] (Bir fotoğrafın, haritanın, desenin veya karikatürün özünü anlatan yazı)
                • caption [ENG31-06358261-n] (brief description accompanying an illustration)
                • alt başlık [TUR10-0030180] (Herhangi bir yazıda alt bölümün başlığı)
                • subtitle [ENG31-06358407-n] (secondary or explanatory title)
                • alt yazı [TUR10-0031540] (Gazete, dergi, televizyon programı vb. yayınlarda çıkan resim ve fotoğrafları açıklayan yazı)
                • subtitle [ENG31-06358958-n] (translation of foreign dialogue of a movie or TV program)
                • ara başlık [TUR10-0041560] (Esas bölümün alt başlıkları)
                • antet [TUR10-0083050] (Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres)
              • fasikül [TUR10-0143960] (Büyük eserlerin ayrı ayrı bölümler halinde yayımlanan parçalarından her biri)
              • fascicle [ENG31-06403545-n] (an installment of a printed work)
              • beyit [TUR10-0098290] (Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası)
                • taç beyit [TUR10-1145370] (Gazelin en güzel beyti)
                • makta [TUR10-0521190] (Divan edebiyatında gazelin veya kasidenin son beyti)
                • matla [TUR10-0529230] (Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti)
                • neşide [TUR10-0575200] (Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize)
              • mazmun [TUR10-0530980] (Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve sanatlı söz)
              • mesnevi [TUR10-0538390] (Her beyti ayrı uyaklı bir divan edebiyatı nazım biçimi)
              • özet [TUR10-0608640] (Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin)
              • söz [TUR10-0706980] (Müzik parçalarının yazılı metni)
              • prova [TUR10-0637150] (Yazar veya düzeltmen tarafından üstünde düzeltmeler yapılan basılı metin)
              • proof [ENG31-06603166-n] ((printing) an impression made to check for errors)
            • redaksiyon [TUR10-0643890] (Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getirme)
            • editing [ENG31-06439501-n] (putting something (as a literary work or a legislative bill) into acceptable form)
            • çeviri [TUR10-0767020] (Bir dilden başka bir dile aktarma) translation [ENG31-06548380-n] (a written communication in a second language having the same meaning as the written communication in a first language)
              • tercüme [TUR10-0767010] (Bir dilden başka bir dile çevirme)
                • nakil [TUR10-0568920] (Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme; tercüme etme)
              • dublaj [TUR10-0224290] (Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi)
              • motamot çeviri [TUR10-0550990] (Aslına bağlı kalınarak yapılan çeviri)
            • yazı [TUR10-0844100] (Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi) literary composition [ENG31-06375736-n] (imaginative or creative writing)
              • tehzil [TUR10-0757210] (Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma, şakalı bir anlatıma çevirme)
              • telif [TUR10-0761390] (Kitap yazma)
              • karalama [TUR10-0416890] (El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı)
              • kaleme alma [TUR10-0844890] (Bir konuyu yazı durumuna getirme)
              • ondülatör [TUR10-0588090] (Telgraf yazısı)
              • otografi [TUR10-0594040] (Yağlı mürekkeple özel kâğıda çizilen şekillerin litografya tekniği ile taş üzerine yazılması)
              • parantez [TUR10-0614430] (Konunun dışında kalan söz ve yazı)
              • redaksiyon [TUR10-0643900] (Yazı yazma; kaleme alma)
            • edebiyat [TUR10-0844780] (Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı) literature [ENG31-06376048-n] (creative writing of recognized artistic value)
              • zümre edebiyatı [TUR10-0878220] (Seçkin kesimlere hitap eden edebiyat)
              • divan edebiyatı [TUR10-0210850] (XIII-XIX. yüzyıllar arasında dil, konu, işleniş bakımından Arap, Fars etkisi altında gelişmiş Türk edebiyatı)
                • divani kırması [TUR10-0210960] (Divani yazının basitleştirilmiş bir türü)
              • çocuk edebiyatı [TUR10-0992480] (Çocukların hayatı kavramasına yardımcı olacak, hayal gücünü geliştirici, okuma sevgisini aşılayan, eğitici bir edebiyat türü)
              • lirik [TUR10-0512320] (Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren edebiyat)
              • beyan [TUR10-0097370] (Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı)
              • metinler arasılık [TUR10-1098680] (Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması)
              • burjuva edebiyatı [TUR10-0125160] (Orta sınıf halk kesimine hitap eden edebiyat)
              • süs [TUR10-0718840] (Anlamı zenginleştiren edebiyat sanatı)
              • halk edebiyatı [TUR10-0323630] (Adı belli olan veya olmayan kimselerin, halk ozanlarının yarattıkları şiir, destan, hikâye vb. edebiyat türleri)
                • halk şiiri [TUR10-1043770] (Toplum arasından çıkan ve geleneksel yöntemlere ve ilkelere bağlı olarak halk ozanları tarafından yazılıp söylenen veya anonimleşmiş edebî tür)
                  • taşlama [TUR10-0750540] (Alaylı halk şiiri)
                  • koşuk [TUR10-0477720] (Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk parçasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki parçaların dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri)
                    • lebdeğmez [TUR10-0224460] (Saz şiirinde b, f, m, p, v dudaksıl sesleri kullanılmadan söylenen koşma türü)
                    • kayabaşı [TUR10-0431850] (Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma)
            • fıkra [TUR10-0270400] (Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri)
            • article [ENG31-06404578-n] (a separate section of a legal document (as a statute or contract or will))
            • madde [TUR10-0516030] (Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm) article [ENG31-06404578-n] (a separate section of a legal document (as a statute or contract or will))
              • geçici madde [TUR10-0287290] (Yasa, tüzük ve yönetmeliklerde belirli bir süre için geçerli olan madde)
            • giriş [TUR10-0298390] (Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm) introduction [ENG31-06408573-n] (the first section of a communication)
              • ön deyiş [TUR10-0636640] (Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm)
              • prologue [ENG31-07022537-n] (an introduction to a play)
              • şitaiye [TUR10-0733140] (Bir kasidenin kışı anlatan giriş bölümü)
              • serim [TUR10-0678900] (Oyun, roman, hikâye, masal vb. anlatı türlerinde kişilerin ve çevrenin tanıtıldığı, konunun, olayın anlatılmaya başlandığı bölüm)
            • son söz [TUR10-1139080] (Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm) epilogue [ENG31-06410403-n] (a short passage added at the end of a literary work)
              • final [TUR10-0274430] (Bir müzik parçasının son bölümü; bitiş)
              • finale [ENG31-07053224-n] (the closing section of a musical composition)
            • paragraf [TUR10-0613860] (Düz yazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler)
            • paragraph [ENG31-06411638-n] (one of several distinct subdivisions of a text intended to separate ideas)
            • pasaj [TUR10-0614880] (Bir yazıdan, bir eserden alınan bölüm) passage [ENG31-06411914-n] (a section of text)
              • kupür [TUR10-0491480] (Gazete, dergi ve benzerinden kesilmiş yazı)
              • clipping [ENG31-06625002-n] (an excerpt cut from a newspaper or magazine)
              • flashback [TUR10-1028270] (Roman, hikâye, sinema ve benzerinde geçmişteki bir olayı, gösterilen o anda yeniden verme)
              • gazeliyat [TUR10-0285320] (Bir şairin divanında bulunan gazeller bölümü)
              • cüz [TUR10-0143970] (Kuran'ın bölünmüş olduğu otuz parçadan her biri)
            • jurnal [TUR10-0392230] (Günlük)
            • diary [ENG31-06413674-n] (a daily written record of (usually personal) experiences and observations)
            • el yazması [TUR10-0244870] (El ile yazılan kitap)
            • manuscript [ENG31-06418864-n] (handwritten book or document)
            • yazma [TUR10-0845140] (Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap) manuscript [ENG31-06418864-n] (handwritten book or document)
              • yazma eser [TUR10-0845190] (Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde, elle yazılmış eser)
              • yazma nüsha [TUR10-1181230] (Yazma)
            • tez [TUR10-0772020] (Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser)
            • dissertation [ENG31-06420728-n] (a treatise advancing a new point of view resulting from research)
            • monografi [TUR10-0549990] (Bilimsel alanlarda özel bir konu veya sorun üzerine yazılan inceleme)
            • monograph [ENG31-06421091-n] (a detailed and documented treatise on a particular subject)
            • sure [TUR10-0713130] (Kuran'ın yüz on dört bölümünden her biri) sura [ENG31-06473500-n] (one of the sections (or chapters) in the Koran)
              • Yasin [TUR10-0838960] (Kur'an surelerinden biri)
              • mezamir [TUR10-0542110] (Makamla okunan Zebur sureleri)
              • mezmur [TUR10-0542520] (Makamla okunan Zebur suresi)
              • İhlas [TUR10-0363260] (Kur'an surelerinden biri)
            • belge [TUR10-0090830] (Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.) document [ENG31-06481744-n] (writing that provides information (especially information of an official nature))
              • abonman [TUR10-0001410] (Abone olma durumunu gösteren belge)
              • ikametgâh kağıdı [TUR10-0364630] (Yurttaşların bazı resmî işlerini yürütürken gerekli olan, oturdukları yerin muhtarından aldıkları belge)
              • yönerge [TUR10-0861000] (Yönetmeliklerde değinilmeyen konulara açıklık getirmek için düzenlenen resmî belge)
              • iskan belgesi [TUR10-0379870] (Yeni yapılarda oturulabilirlik belgesi)
              • yönetmelik [TUR10-0861210] (Yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlanan, düzenleyici kuralların yazılı olduğu resmî belge)
              • regulation [ENG31-06676796-n] (an authoritative rule)
              • telif hakkı [TUR10-0843940] (Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi)
              • copyright [ENG31-06484839-n] (a document granting exclusive right to publish and sell literary or musical or artistic work)
              • patent [TUR10-0977940] (Bir buluşun veya o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge)
              • patent [ENG31-06563618-n] (an official document granting a right or privilege)
              • istifa [TUR10-0382450] (İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe)
              • resignation [ENG31-06523551-n] (a formal document giving notice of your intention to resign)
              • fiş [TUR10-0275330] (Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri) voucher [ENG31-06688436-n] (a document that serves as evidence of some expenditure)
                • kasa fişi [TUR10-0424570] (Satın aldığı mal veya hizmet için ödediği para karşılığında müşteriye yazar kasadan çıkarılarak verilen küçük kâğıt belge)
                • fiş [TUR10-0275300] (Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge)
              • fetva [TUR10-0269660] (İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge) fatwa [ENG31-01194100-n] (a ruling on a point of Islamic law that is given by a recognized authority)
                • fetvayişerife [TUR10-0269720] (Şeyhülislam fetvası)
              • senet [TUR10-0091180] (Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt) note [ENG31-13419642-n] (a promise to pay a specified amount on demand or at a certain time)
                • açık senet [TUR10-0004220] (Para hanesi boş bırakılarak imza edilen bono)
                • kefalet senedi [TUR10-0437910] (Gemi veya malın salıverilmesi ve serbest bırakılması için verilen belge)
                • mali senet [TUR10-0521950] (Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet)
                • tasarruf bonosu [TUR10-0748750] (Maaş gibi kazançlarla bazı satışlarda devletin borçlanması yolu ile yapılan kesintiye karşılık verilen ve üzerinde faiz kuponları bulunan senet)
                • koçan [TUR10-0466040] (Tapu senedi)
                • esham [TUR10-0252830] (Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler)
                • teminat senedi [TUR10-0763230] (Ticari kuruluşların kullanabilecekleri krediye karşılık olarak bankalarda bulundurdukları müşteri çeki ve senetleri)
                • vakıf senedi [TUR10-0813100] (Bir vakfın oluşumunu belgeleyen senet)
                • avrovil [TUR10-0058390] (Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi)
                • ortaklık senedi [TUR10-0592030] (Anonim şirketlerde veya kooperatiflerde her ortağın üyelik haklarını gösteren ada yazılı senet)
                • pencik [TUR10-0622490] (Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet)
                • hatır senedi [TUR10-0331900] (Gerçek bir ticari işleme ve bir alacağa dayanmayan, gerçek duruma uymayan, yalnız herhangi bir kişiye para sağlamak amacıyla düzenlenerek imzalanan senet)
              • bordro [TUR10-0114030] (Bir maaşın ayrıntılarını gösteren çizelge)
              • payroll [ENG31-13433894-n] (a list of employees and their salaries)
              • banka cüzdanı [TUR10-0076200] (Bankada hesabı olanın yatırdığı ve çektiği paraların kaydedildiği defter)
              • bankbook [ENG31-13435332-n] (a record of deposits and withdrawals and interest held by depositors at certain banks)
              • hesap cüzdanı [TUR10-0339930] (Bir bankada hesabı olanlara verilen, yatırılan ve çekilen paraların yazılmasına yarayan defter)
              • bankbook [ENG31-13435332-n] (a record of deposits and withdrawals and interest held by depositors at certain banks)
              • kefalet mektubu [TUR10-0437890] (Bir işin yapılması için birisinin kefil olduğunu, güvence verdiğini belirten belge)
              • taahhütname [TUR10-0735030] (Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt)
              • tasdikname [TUR10-0748990] (Başka bir öğrenim kurumuna geçen öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge)
              • tasdikname [TUR10-0748980] (Okulunu bitirmeden ayrılan öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge)
              • temiz kağıdı [TUR10-0763300] (Bir otomobilin fabrika çıkış belgesi)
              • tablet [TUR10-0736600] (Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge)
              • tahrirat [TUR10-0738400] (Resmî bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar)
              • talepname [TUR10-0741790] (İstek bildiren belge)
              • telhis [TUR10-0761360] (Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp padişaha sunduğu kâğıt)
              • televizyon bandrolü [TUR10-0761110] (Televizyon alıcısı ile birlikte verilen ve alıcının vergisinin ödenmiş olduğunu gösteren belge)
              • teminat mektubu [TUR10-0763220] (Bir kimsenin belirli bir işi yapabileceğine ilişkin, bankalarca verilen para güvencesini içeren belge)
              • çıkış belgesi [TUR10-0163580] (Bir malın ülke dışına çıkarılma iznini gösteren belge)
              • dekont [TUR10-1048730] (Bankalarda çekilen veya yatırılan para karşılığında verilen belge)
              • devlet sırrı [TUR10-1004980] (Devletin güvenliği, ulusal varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış ilişkilerini içeren, kamuya açıklanmaması gereken çok gizli bilgi veya belge)
              • dispeç [TUR10-0209740] (Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge)
              • saklı yazı [TUR10-1127090] (Gizlilik taşıyan belge)
              • karne [TUR10-0422460] (Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge)
              • kart [TUR10-0423710] (Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge)
                • telefon kartı [TUR10-0760630] (Telefon etmek için satın alınan ve manyetik gücü ile telefon makinesini çalıştıran kart)
                • telekart [TUR10-0760730] (Telefon etmek için kullanılan kart)
                • uçuş kartı [TUR10-0796340] (Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart)
              • katılım belgesi [TUR10-0427940] (Kongre, bilgi şöleni vb. çalışmalara katılanlara, katıldıklarına ilişkin olarak düzenleyenler tarafından verilen belge)
              • katılma belgesi [TUR10-0428020] (Kişinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona ne kadar pay ile katıldığını gösteren kıymetli evrak)
              • triptik [TUR10-0786680] (Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi)
              • vakfiye [TUR10-0812980] (Bir vakfın şartlarını bildiren belge)
              • aşı kağıdı [TUR10-0052810] (Aşı olanlara verilen resmî belge)
              • yoksulluk belgesi [TUR10-0858450] (Devletin sağladığı nakdî ve ayni yardımlardan yararlanmak üzere mahalle muhtarları tarafından düzenlenen ve muhtaç olanlara verilen belge)
              • yetki belgesi [TUR10-0852930] (Bir makam veya organ adına bir işi, bir konuyu yürütmekle görevli olunduğunu gösteren belge)
              • basmayazı [TUR10-0955790] (Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler)
              • vesaik [TUR10-0818590] (Belgeler; vesikalar)
                • veri dosyası [TUR10-0817950] (Verilerin sistemli bir biçimde toplandığı belgeler bütünü)
              • verile [TUR10-1250420] (Devlet dairelerinde, bir ödemenin yerine getirilebilmesi için yetkilinin verdiği yazı)
              • bonservis [TUR10-0113480] (Çalıştığı yerden ayrılırken görevini iyi yaptığını belirtmek amacıyla birine verilen belge; temiz iş kâğıdı)
              • recommendation [ENG31-06707285-n] (something that recommends (or expresses commendation of) a person or thing as worthy or desirable)
              • borçluluk dengesi [TUR10-0113890] (Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş dış borç ve alacaklarını gösteren durum veya belge)
              • mürur tezkeresi [TUR10-1103290] (Bir yere gitmek için gerekli olan izin belgesi)
              • müzekkere [TUR10-0567320] (Bir iş için, herhangi bir üst makama yazılan yazı)
              • şehadetname [TUR10-0726370] (Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge)
                • köken belgesi [TUR10-0480580] (Bir malın hangi ülkeden getirildiğini gösteren belge)
              • nota [TUR10-0534530] (Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı)
              • nüfus kütüğü [TUR10-0504520] (Nüfusa kayıtlı olunan defter)
              • onur belgesi [TUR10-0588750] (Şeref belgesi)
              • av tezkeresi [TUR10-0058480] (Avcılara verilen izin belgesi)
              • ordino [TUR10-0589950] (Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi)
              • sevk kâğıdı [TUR10-1133380] (Kişinin hastaneye gitmek için bağlı bulunduğu iş yerinden aldığı belge)
              • sevk pusulası [TUR10-0682510] (Askerlik kararı alınarak birliğine gönderilecek askerin durumunu bildiren ve askerlik şubeleri tarafından verilen belge)
              • föy [TUR10-1028500] (Kısa bilgileri içeren belge)
              • öğrenci belgesi [TUR10-0599270] (Herhangi bir kuruma verilmek üzere hazırlanan, kişinin öğrenci olunduğunu gösteren yazılı belge)
              • öğrenim belgesi [TUR10-0599350] (Bir kimsenin herhangi bir öğretim kurumunda kayıtlı bulunduğunu gösteren belge)
              • ölüm kağıdı [TUR10-0602050] (Bir kişinin öldüğüne ilişkin verilen belge)
              • ölüm fermanı [TUR10-0602040] (Bir kimsenin öldürülmesini bildiren yazılı belge)
              • sülüs [TUR10-0715160] (Erata yolculuklarda indirim sağlayan belge)
              • slip [TUR10-1112070] (Kredi kartı ile satın alınan mal veya hizmet karşılığında bankanın yetki verdiği iş yeri tarafından düzenlenen, satın alanca imzalanan, ödeme taahhüdünü gösteren belge)
              • pasavan [TUR10-0617030] (Sınırdaş olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan kendi vatandaşlarına komşu bölge sınırları içinde kısa süreli dolaşmalarını sağlamak üzere verdiği belge)
              • patent [TUR10-0618490] (Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge)
              • patent [TUR10-0618480] (Uyrukluk belgesi)
              • güven mektubu [TUR10-0317800] (Gittiği yerin devlet başkanına sunması için kendi başkanı tarafından bir elçiye verilen belge)
              • rapor [TUR10-0642590] (Hastalığın teşhisi, hastanın dinlenme durumu ve benzerini gösteren, doktor veya doktorlar kurulu tarafından verilen yazı)
                • morg raporu [TUR10-0550560] (Ölülerin muayene ve otopsisinden sonra düzenlenen rapor)
              • izinname [TUR10-0390200] (Bırakma veya çıkarma kâğıdı)
              • izinname [TUR10-0390210] (Bir nikâhın kıyılması için kadı tarafından verilen izin kâğıdı)
              • iyi hal belgesi [TUR10-0352070] (Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmadığını veya sabıkasız olduğunu göstermek üzere resmî kuruluşlarca verilen belge)
              • hasta kâğıdı [TUR10-1045380] (Kişinin tedavi olmak amacıyla kurum doktoruna veya hastanede ilgili birime gönderilmesini sağlayan belge)
              • irsaliye [TUR10-0379070] (Bir yere gönderilen eşyanın listesi)
              • imza sirküleri [TUR10-0372270] (Bir resmî daire veya ticari kuruluşlarda imza atmaya yetkili kimselerin imza örneklerini öncelik sırasına göre içeren imza belgesi)
              • ilmühaber [TUR10-0370260] (Bir şeyin teslim alındığını gösteren belge; alındı kâğıdı)
              • ihtira beratı [TUR10-0363860] (Bilinen araç, gereçlerle ve yaratıcı güçle yeni bir şey bulana, bulduğu şeyden bir süre yalnız kendisinin yararlanması için devletçe verilen belge)
              • icazetname [TUR10-0357740] (İzin belgesi; onay belgesi)
              • ilam [TUR10-0367150] (Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge)
              • karne [TUR10-0422450] (Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge)
              • report card [ENG31-07234960-n] (a written evaluation of a student's scholarship and deportment)
              • kağıt [TUR10-0398540] (Belge ve doküman) newspaper [ENG31-03827711-n] (the physical object that is the product of a newspaper publisher)
                • kupon [TUR10-0491420] (Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça)
                • kupon [TUR10-0491430] (Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri)
                • imza kağıdı [TUR10-0372090] (İş yerlerinde çalışanların giriş ve çıkışlarının denetlenmesi amacı ile üzerine imzalarını attıkları kâğıt)
                • hediye kuponu [TUR10-0337840] (Yapılan alışverişin belli bir oranına karşılık gelecek miktarda ödülü gösteren basılı kâğıt)
                • sınav kağıdı [TUR10-1221920] (Sınav sorularının yazılı olduğu kağıt) test paper [ENG31-07213988-n] (a written examination)
                  • kağıt [TUR10-0398520] (Yazılı sınav kâğıdı)
            • drama [TUR10-0223880] (Dram)
            • play [ENG31-07021061-n] (a dramatic work intended for performance by actors on a stage)
            • sahne [TUR10-0657080] (Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri)
            • scene [ENG31-07022924-n] (a subdivision of an act of a play)
            • senaryo [TUR10-0676490] (Tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin) script [ENG31-07023062-n] (a written version of a play or other dramatic composition)
              • çevirim senaryosu [TUR10-0161150] (Çekimlere bölünmüş, her çekimin sayısı belirtilmiş, çevirim için bütün teknik açıklamaları ve konuşmaları içine alan senaryo)
            • günlük [TUR10-0315260] (Günü gününe tutulan hatıra, günce)
            • diary [ENG31-06413674-n] (a daily written record of (usually personal) experiences and observations)
            • yazı [TUR10-0844140] (Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü) literary composition [ENG31-06375736-n] (imaginative or creative writing)
              • giriş [TUR10-0082820] (Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm)
              • introduction [ENG31-06426492-n] (a basic or elementary instructional text)
              • (eposta) [TUR10-0000007] (Bir elektronik posta)
              • tanıtma yazısı [TUR10-0744520] (Kitap, dergi, film vb. eserlerin özelliklerini genel çizgileriyle anlatan yazı)
              • tarihçe [TUR10-0747260] (Bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi)
              • taziyetname [TUR10-0754290] (Başsağlığı dileme yazısı)
              • telyazısı [TUR10-0762070] (Telgrafla gönderilen yazı)
              • duvar yazısı [TUR10-0226790] (Duvarlara yazılan, genellikle politik içerikli slogan)
              • adres [TUR10-0009170] (Gönderilen bir şeyin üzerine, alıcının adını ve bulunduğu yeri bildirmek için yazılan yazı)
              • zeyil [TUR10-0873520] (Bir eseri tamamlamak için sonradan yazılan ek eser)
              • mahya ışıklığı [TUR10-0519520] (Mahya üzerine yazılan ışıklı yazı)
              • düğüm [TUR10-0228380] (Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru)
              • siyakat yazısı [TUR10-0697480] (Siyakat tarzı ile kaleme alınmış yazı)
              • siyakat [TUR10-0697470] (Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü)
              • gelişme [TUR10-0290180] (Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm)
              • özelge [TUR10-1115170] (Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı)
              • genelge [TUR10-0742760] (Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı)
              • circular [ENG31-07265007-n] (an advertisement (usually printed on a page or in a leaflet) intended for wide distribution)
              • sunuş [TUR10-0554790] (Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı)
                • mukaddeme [TUR10-1248900] (Başlangıç, önsöz)
              • reddiye [TUR10-0644030] (Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı)
              • jurnal [TUR10-0392220] (Biriyle ilgili olarak yetkililere verilen kötüleme, ihbar yazısı)
              • ithamname [TUR10-0387500] (Suçlama yazısı)
              • ithaf yazısı [TUR10-0387400] (Bir kitabın veya eserin bir kimseye sunulduğunu belirten yazı)
              • inşa [TUR10-0376620] (Düz yazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme)
              • ideogram [TUR10-1053300] (Sözleri veya düşünceleri sesleri gösteren harflerle değil çeşitli işaret veya simgelerle ifade eden yazı)
              • hiciv [TUR10-0343380] (Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz)
                • kötüleme [TUR10-0484780] (Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söyleme)
            • levha [TUR10-0510380] (Bir yere asılmak için yazılmış yazı) sheet [ENG31-04195686-n] (a flat artifact that is thin relative to its length and width)
              • levhacık [TUR10-0510420] (Çok ince ve çok küçük levha)
              • şilt [TUR10-0731660] (Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha)
              • plate [ENG31-05588980-n] (any flat platelike body structure or part)
              • reklam levhası [TUR10-0645030] (Herhangi bir ürünü tanıtan, duvara, özel hazırlanmış çerçevelere veya yerlere yapıştırılan, asılan veya tutturulan ilan)
              • plaket [TUR10-0630730] (Metal, ağaç, cam ve benzerinden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha)
            • okunacak şey [TUR10-1220650] (NOT: TUR10-1220660 ile aynı)
            • writing [ENG31-06374360-n] (the work of a writer)
            • kitap [TUR10-0834290] (Herhangi bir konuda yazılmış eser)
          • reçete [TUR10-0643770] (Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt)
          • prescription [ENG31-06377253-n] (written instructions from a physician or dentist to a druggist concerning the form and dosage of a drug to be issued to a given patient)
          • ceza hukuku [TUR10-0137800] (Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı)
          • criminal law [ENG31-06551169-n] (the body of law dealing with crimes and their punishment)
          • yazışma [TUR10-0319020] (Bir konuda karşılıklı yazı yazma) correspondence [ENG31-06636121-n] (communication by the exchange of letters)
            • kart [TUR10-0423700] (Genellikle dikdörtgen biçiminde ince kartondan yapılmış, bir yüzü resimli, zarflı veya zarfsız gönderilen posta kartı) picture postcard [ENG31-06640735-n] (a postcard with a picture on one side)
              • posta kartı [TUR10-0633960] (Sert ve dayanıklı kâğıttan yapılan, bir tarafı haberleşme için ve diğer tarafının yarısı alıcının adresi, pul veya postalama işaretleri için ayrılmış bulunan, zarfsız postalanarak da kullanılan bir haberleşme malzemesi)
          • muhaberat [TUR10-0552830] (Haberleşmeler, haberleşme dolayısıyla yapılan yazışmalar)
          • correspondence [ENG31-06636121-n] (communication by the exchange of letters)
          • kanun [TUR10-0411080] (Geçerli olan kural) code [ENG31-06680062-n] (a set of rules or principles or laws (especially written ones))
            • ceza kanunu [TUR10-1221330] (Amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek olan kanun)
            • penal code [ENG31-06680764-n] (the legal code governing crimes and their punishment)
        • sesli iletişim [TUR10-1221830] (Sesli mesajların gönderilmesine dayanan iletişim) auditory communication [ENG31-07123727-n] (communication that relies on hearing)
          • müzik [TUR10-0567430] (Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması) music [ENG31-07034009-n] (an artistic form of auditory communication incorporating instrumental or vocal tones in a structured and continuous manner)
            • enstrümantal müzik [TUR10-0248510] (Vokal kullanmadan sadece enstrümanlarla yapılan müzik)
            • instrumental music [ENG31-07052513-n] (music intended to be performed by a musical instrument or group of instruments)
            • harmoni [TUR10-0329410] (İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek biçimdeki uyumu)
            • harmony [ENG31-07040667-n] (the structure of music with respect to the composition and progression of chords)
            • nakarat [TUR10-0431630] (Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça)
            • refrain [ENG31-07064217-n] (the part of a song where a soloist is joined by a group of singers)
            • koro [TUR10-0476360] (Böyle bir topluluğun söylediği söz veya şarkı)
            • refrain [ENG31-07064217-n] (the part of a song where a soloist is joined by a group of singers)
            • melodi [TUR10-0533930] (Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi) tune [ENG31-07041860-n] (a succession of notes forming a distinctive sequence)
              • motif [TUR10-0551050] (Bestenin bir parçasına çeşitli yönlerden birlik sağlayan belirleyici küçük birim) theme [ENG31-07042734-n] ((music) melodic subject of a musical composition)
                • çeşitleme [TUR10-0815030] (Belli bir temayı değişik armoni, melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma)
                • variation [ENG31-07043499-n] (a repetition of a musical theme in which it is modified or embellished)
                • ana motif [TUR10-0035280] (Bir eserde, bir duyguyu, bir düşünceyi veya kişiliği göstermek için sürekli tekrarlanan motif)
              • neva [TUR10-0575630] (Ses; ahenk; nağme)
            • ezgi [TUR10-0568270] (Belli bir kurallara göre düzenlenmiş kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi) tune [ENG31-07041860-n] (a succession of notes forming a distinctive sequence)
              • oyun havası [TUR10-0597430] (Kıvrak ritimli ezgi)
                • ağırlama [TUR10-0012610] (Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava)
                • köçekçe [TUR10-0480130] (Çoğu karcığar veya ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası)
                • longa [TUR10-0513840] (Türk müziğinde yörük özellik taşıyan oyun havası)
                • çiftetelli [TUR10-0167350] (Bu oyunun müziği)
                • göbek havası [TUR10-0300970] (Sanat değeri olmayan, hafif, eğlenmek amacıyla çalınan veya söylenen oyun havaları)
              • ağız [TUR10-0013410] (Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü)
              • fanfar [TUR10-0264140] (Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça)
              • tempo [TUR10-0763810] (Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızlarını belirtmek için kullanılan kelime, vuruş)
                • usul [TUR10-0800610] (Klasik Türk müziğinde tempo)
                  • aksak [TUR10-0020670] (Türk müziğinde oldukça kıvrak bir usul)
                    • yürük aksak [TUR10-0866790] (Aksak usulünün en hareketlisi)
                    • ağır aksak [TUR10-0012270] (Klasik Türk müziğinde bir usul)
                  • fahte [TUR10-0263070] (Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul)
                  • curcuna [TUR10-0143270] (Alaturka müzikte hızlı bir usul)
                  • devrihindi [TUR10-0200630] (Türk müziğinde bir küçük usul)
                  • devrikebir [TUR10-0200690] (Türk müziğinde bir büyük usul)
                  • devrirevan [TUR10-0200850] (Türk müziğinde bir büyük usul)
                  • düyek [TUR10-0231630] (Türk müziğinde bir usul)
                  • sakil [TUR10-0658490] (Türk müziğinde bir usul)
                  • katakofti [TUR10-0427230] (Klasik Türk müziğinde 8/8'lik bir usul)
                  • Türk aksağı [TUR10-0793810] (Klasik Türk müziğinde bir küçük usul)
                  • semai [TUR10-0675590] (Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri)
                    • saz semaisi [TUR10-0671760] (Klasik Türk müziğinde faslın en son çalınan sözsüz parçası)
                  • remel [TUR10-0645230] (Klasik Türk müziğinde bir usul)
                  • raks aksağı [TUR10-0642020] (Klasik Türk müziğinde bir küçük usul)
                • dümtek [TUR10-0229150] (Klasik Türk müziğinde tempo)
              • alafranga müzik [TUR10-0023710] (Batı tarzında ve ölçülerinde yapılmış müzik)
              • alaturka müzik [TUR10-0024530] (Türk müziği)
                • edvar musikisi [TUR10-0234870] (Alaturka klasik müzik)
              • gelin havası [TUR10-0289750] (Gelin alayının kızın evinden ayrılıp oğlanın evine gidinceye kadar, davul ve zurnanın çaldığı özel ezgi)
              • fasıl [TUR10-0265380] (Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna)
              • canlı müzik [TUR10-0132670] (Gazino, lokal vb. yerlerde yemek sırasında bir veya birkaç müzisyenin çalgı ve sesleri ile parçaları seslendirmesi)
              • bar havası [TUR10-0077580] (Bar oyunlarında tek veya toplu olarak söylenen ezgi)
              • güzelleme [TUR10-0318300] (Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi)
            • opus [TUR10-0589360] (Bestecinin, besteleniş sırasına göre numaralanmış müzik eseri) musical composition [ENG31-07051211-n] (a musical work that has been created)
              • beşli [TUR10-0096490] (Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri) quintet [ENG31-07055541-n] (a musical composition for five performers)
                • hüzzam beşlisi [TUR10-0352390] (Klasik Türk müziğinde birleşik makamların beşlilerinden biri)
            • parça [TUR10-0614890] (Müzik eseri) musical composition [ENG31-07051211-n] (a musical work that has been created)
              • düet [TUR10-0228170] (Karşılıklı iki kişi tarafından söylenen şarkı)
              • duet [ENG31-07055197-n] (a musical composition for two performers)
              • fantezi [TUR10-0264310] (Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı)
              • fantasia [ENG31-07058289-n] (a musical composition of a free form usually incorporating several familiar themes)
              • düet [TUR10-0365390] (İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası)
              • duet [ENG31-07055197-n] (a musical composition for two performers)
              • intermezzo [TUR10-0376970] (Serbest bir biçimde yazılmış olan ve kendi kendine bir bütün oluşturan müzik eseri)
              • intermezzo [ENG31-07053366-n] (a short piece of instrumental music composed for performance between acts of a drama or opera)
              • potpuri [TUR10-0634570] (Sevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin sıralanmasıyla oluşan müzik parçası)
              • medley [ENG31-07061563-n] (a musical composition consisting of a series of songs or other musical pieces from various sources)
              • solo [TUR10-0701050] (Bir kişi tarafından söylenen veya çalınan müzik parçası)
              • solo [ENG31-07054685-n] (a musical composition for one voice or instrument (with or without accompaniment))
              • süit [TUR10-0714660] (Aynı tonda yazılmış şarkı biçimindeki dans müziği)
              • suite [ENG31-07061069-n] (a musical composition of several movements only loosely connected)
              • şarkı [TUR10-0724300] (Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi) song [ENG31-07062058-n] (a short musical composition with words)
                • arya [TUR10-0048190] (Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça)
                • aria [ENG31-07063554-n] (an elaborate song for solo voice)
                • ninni [TUR10-0577270] (Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü)
                • lullaby [ENG31-07065891-n] (a quiet song intended to lull a child to sleep)
                • türkü [TUR10-0794220] (Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume) ballad [ENG31-07063753-n] (a narrative song with a recurrent refrain)
                  • varsağı [TUR10-0814840] (Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma)
                  • köy türküsü [TUR10-0485460] (Köyü veya köylüyü anlatan türkü)
                  • kesik kerem [TUR10-0443960] (Âşık Kerem'in ezgilerinde görülen yanık türkü dalı)
                  • eglog [TUR10-0235770] (Kısa kır manzumesi; çoban türküsü)
                  • kırık hava [TUR10-0450830] (Hareketli ve canlı oyun melodisi ve türküsü)
                  • üçleme [TUR10-0806470] (Bentleri üçer dizeli olan türkü)
                  • yır [TUR10-0855840] (Ezgi; türkü; nağme)
                  • yakım [TUR10-0826390] (Önemli bir olay üzerine yakılmış türkü)
                  • kayabaşı [TUR10-0431860] (Türk halk edebiyatında çoban türküsü)
                  • maya [TUR10-0529890] (Uzun havalardan bir tür halk türküsü)
                  • memleket havası [TUR10-0534330] (Halk türküsü)
                  • bozlak [TUR10-0117790] (Bu ezgiyle söylenen, konusu acıklı türküler)
                  • bozlak [TUR10-0117780] (Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi)
                  • peşrev [TUR10-0625310] (Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler)
                • halk şarkısı [TUR10-1221740] (Halkın ezgi ile söylediği her türlü deyiş)
                • folk song [ENG31-07064992-n] (a song that is traditionally sung by the common people of a region and forms part of their culture)
                • şarkı [TUR10-0724310] (Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça)
                • şansonet [TUR10-0723250] (Küçük şanson; kısa türkü)
              • şarkı [TUR10-0724320] (Ezgi; müzik parçası; melodi) song [ENG31-07062058-n] (a short musical composition with words)
                • ditiramp [TUR10-0210720] (Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı)
                • duetto [TUR10-0224600] (Bir kadın ve bir erkek sesin sözleri dönüşümlü olarak okudukları hafif müzik parçası)
                • ara nağme [TUR10-0042710] (Şarkı, türkü, köçekçe vb. küçük güfteli bestelerde, güftenin iki kıtası arasına, başına, sonuna da gelebilen, sözsüz çalınan parça)
                • lento [TUR10-0509910] (Bu tempoda çalınan parça)
                • balat [TUR10-0073500] (Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir tür şarkı)
                • balat [TUR10-0073510] (Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser)
                • yalelli [TUR10-0828770] (Arapça şarkı)
                • barkarol [TUR10-0078130] (Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan, içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı)
                • vodvil [TUR10-0821010] (Meyhanelerde söylenen neşeli, alaylı, taşlamalı şarkı)
                • marş [TUR10-0526900] (Bir topluluğu simgelemek için düzenlenmiş müzik parçası)
                  • millî marş [TUR10-0545920] (İstiklal Marşı)
                • kanto [TUR10-0411020] (Bu gösteri sırasında söylenen şarkı)
              • üçlü [TUR10-0806600] (Üç ses veya çalgı için düzenlenmiş müzik parçası; trio)
              • trio [ENG31-07055341-n] (a musical composition for three performers)
              • serenat [TUR10-0678400] (Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası)
              • single [TUR10-1137140] (Tekli)
              • repertuvar [TUR10-0177570] (Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar)
              • peşrev [TUR10-0625290] (Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça)
              • rapsodi [TUR10-0642710] (İçinde, Homeros'un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parça)
              • presto [TUR10-0635730] (Bu tempo ile çalınan müzik parçası)
              • hane [TUR10-0325910] (Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri)
            • çok seslilik [TUR10-0632200] (Birçok sesi müziğe uygun olarak yazma sanatı) polyphony [ENG31-07038213-n] (music arranged in parts for several voices or instruments)
              • kontrpuan [TUR10-0473270] (Çeşitli melodileri birbirine uydurma sanatı)
              • counterpoint [ENG31-07038888-n] (a musical form involving the simultaneous sound of two or more melodies)
              • beraberlik müziği [TUR10-0094140] (Orkestra, koro veya oda müziğinde olduğu gibi birçok sesle oluşturulan müzik)
            • prelüt [TUR10-0635420] (Ses ve çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı veya doğaçtan olan müzik parçası)
            • prelude [ENG31-07054289-n] (music that precedes a fugue or introduces an act in an opera)
            • rapsodi [TUR10-0642720] (Genellikle halk türkülerinden ve millî ezgilerden oluşturulmuş müzik eseri)
            • rhapsody [ENG31-07038703-n] ((music) a free instrumental composition in one extended movement)
            • uvertür [TUR10-0801210] (Operada, perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça)
            • overture [ENG31-07054566-n] (orchestral music played at the beginning of an opera or oratorio)
            • vokal müzik [TUR10-0821090] (Şarkı, opera, oratoryo gibi insan sesi için yapılmış beste) vocal music [ENG31-07296711-n] (music intended to be performed by one or more singers, usually with instrumental accompaniment)
              • şarkı söyleme [TUR10-0756840] (Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okuma) singing [ENG31-00546538-n] (the act of singing vocal music)
                • terennüm [TUR10-0767210] (Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme)
                • ırlama [TUR10-1051580] (Türkü veya şarkı söyleme işi veya durumu)
              • ötme [TUR10-0767220] (Kuş şakıma, değişik sesler çıkarma) singing [ENG31-00546538-n] (the act of singing vocal music)
                • ötüş [TUR10-0606770] (Ötme işi veya biçimi)
            • yapıt [TUR10-0834280] (Sanatçının ortaya koyduğu ürün; eser)
            • musical composition [ENG31-07051211-n] (a musical work that has been created)
            • teksesli müzik [TUR10-1221660] (Benzer seslerin kullanılmasıyla yapılan müzik)
            • monophony [ENG31-07037989-n] (music consisting of a single vocal part (usually with accompaniment))
            • çoksesli müzik [TUR10-1221670] (Birçok değişik sesin bir araya gelmesiyle yapılan müzik)
            • polyphony [ENG31-07038213-n] (music arranged in parts for several voices or instruments)
            • müzik türü [TUR10-1221800] (Müzik tarzı, müzik janrı) music genre [ENG31-07085982-n] (an expressive style of music)
              • marş [TUR10-0526890] (Ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası)
              • marching music [ENG31-07072336-n] (genre of music written for marching)
              • pop müzik [TUR10-0633150] (İngiliz ve Amerikalıların başlattıkları, hareketli, yerel motiflerden yararlanılarak yapılan, gençler arasında çok beğenilen bir müzik türü)
              • pop music [ENG31-07074002-n] (music of general appeal to teenagers)
              • klasik müzik [TUR10-1221680] (Genelde yüksek kültür seviyesi ile bağdaştırılan, halk müziklerinden net çizgilerle ayrılmış, Batı Avrupa kökenli, çok sesli müzik türü) classical music [ENG31-07039369-n] (traditional genre of music conforming to an established form and appealing to critical interest and developed musical taste)
                • füg [TUR10-0280720] (Çok sesli müzikte bir beste)
                • fugue [ENG31-07057421-n] (a musical form consisting of a theme repeated a fifth above or a fourth below its first statement)
                • konçerto [TUR10-0471450] (Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış, orkestra eşliğinde seslendirilen, sonat formundaki müzik eseri)
                • concerto [ENG31-07057021-n] (a composition for orchestra and a soloist)
                • opera [TUR10-0588950] (Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri) opera [ENG31-07039821-n] (a drama set to music)
                  • operet [TUR10-0589100] (Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar bulunan sahne eseri)
                  • operetta [ENG31-07040577-n] (a short amusing opera)
                • sonat [TUR10-0702050] (Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri) sonata [ENG31-07057834-n] (a musical composition of 3 or 4 movements of contrasting forms)
                  • senfoni [TUR10-0677030] (Orkestra için bestelenmiş, birkaç bölümden oluşan uzun müzik eseri)
                  • symphony [ENG31-07058506-n] (a long and complex sonata for symphony orchestra)
              • dini müzik [TUR10-1221690] (Dinle ilgili, din üzerine, dinsel müzik) religious music [ENG31-07046494-n] (genre of music composed for performance as part of religious ceremonies)
                • ilahi [TUR10-0367040] (Tanrı'yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım) hymn [ENG31-07049616-n] (a song of praise (to God or to a saint or to a nation))
                  • koral [TUR10-0475280] (Dinî ezgi)
                  • chorale [ENG31-07050074-n] (a stately Protestant (especially Lutheran) hymn tune)
                • koral [TUR10-0475290] (Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası)
              • halk müziği [TUR10-0323710] (Yazılı hiçbir kurala dayanmadan yalnızca işitme yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılan, halkın ortak malı olan geleneksel müzik türü) folk music [ENG31-07074207-n] (the traditional and typically anonymous music that is an expression of the life of people in a community)
                • folk müziği [TUR10-0277480] (Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika'da başlayan, halk şarkılarından esinlenen müzik)
                • Çigan müziği [TUR10-0167680] (Macar folklorundan gelişmiş özel yaylı sazla çalınan hareketli halk müziği)
              • caz [TUR10-0133620] (Başlangıçta Kuzey Amerika zencilerine aitken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türü) jazz [ENG31-07076737-n] (a genre of popular music that originated in New Orleans around 1900 and developed through increasingly complex styles)
                • modern caz [TUR10-1221790] (Harmonik yapı ve melodi üzerine kurulu olan, hızlı tempo, enstrümental virtüözlük ve doğaçlama ile karakterize edilen caz türü)
                • modern jazz [ENG31-07077961-n] (any of various styles of jazz that appeared after 1940)
              • tvist [TUR10-0795110] (Bu dansın müziği)
              • elektronik müzik [TUR10-0242510] (Elektronik çalgı ve cihazlarla yaratılan müzik)
              • largo [TUR10-0507430] (Bu ağırlıkta çalınan müzik parçası)
              • larghetto [TUR10-0507410] (Bu biçimde çalınan müzik parçası)
              • blues [TUR10-1248960] (Batı Afrika kültüründe cenaze ve yas törenlerinde ''acının ifadesi'' olarak kullanılan "çivit rengi" üzerinden mistisizme dayanan bir müzik türü)
              • rembetiko [TUR10-0645210] (Nüfus mübadelesi sonucu, Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rumların orada oluşturdukları müzik türü)
              • İspanyol müziği [TUR10-0380940] (İspanyollara özgü bir tür müzik)
            • Bach [TUR10-1222030] (Bach'ın yaptığı müzik)
            • Bach [ENG31-07292620-n] (the music of Bach)
            • Beethoven [TUR10-1222040] (Beethoven'ın yaptığı müzik)
            • Beethoven [ENG31-07292719-n] (the music of Beethoven)
            • Brahms [TUR10-1222050] (Brahms'ın yaptığı müzik)
            • Brahms [ENG31-07292851-n] (the music of Brahms)
            • Chopin [TUR10-1222060] (Chopin'in yaptığı müzik)
            • Chopin [ENG31-07292961-n] (the music of Chopin)
            • Handel [TUR10-1222070] (Handel'in yaptığı müzik)
            • Handel [ENG31-07293215-n] (the music of Handel)
            • Haydn [TUR10-1222080] (Haydn'ın yaptığı müzik)
            • Haydn [ENG31-07293287-n] (the music of Haydn)
            • Mozart [TUR10-1222090] (Mozart'ın müziği)
            • Mozart [ENG31-07293357-n] (the music of Mozart)
            • kuple [TUR10-0491410] (Bir şarkıyı meydana getiren ve bir nakaratla sona eren bölümlerden her biri)
            • teslim [TUR10-1160250] (Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça)
            • fon müziği [TUR10-0277760] (Bir sahne eseri oynanırken çalınan müzik)
            • taksim [TUR10-0741070] (Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının içinden geldiği biçimde yaptığı müzik)
            • ezgi [TUR10-0261950] (Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi)
              • parti [TUR10-0616590] (Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri)
            • arka müziği [TUR10-0045830] (Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı sıra etkiyi artırmak için hafifçe çalınan müzik)
            • yorum [TUR10-0860310] (Bir müzik parçasını veya bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlık ve teknikle çalma, söyleme veya oynama)
            • misket [TUR10-0547870] (Bu oyunun müziği)
            • durgu [TUR10-0225550] (Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü)
            • sinyal müziği [TUR10-0695610] (Radyo ve televizyonda aynı programın başında çalınan müzik)
            • sinsin [TUR10-0695490] (Bu oyunun müziği)
            • şet [TUR10-0729300] (Klasik Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz veya pes perdelerde çalma işi)
            • polonez [TUR10-0632700] (Bu dansın müziği)
            • polka [TUR10-0632670] (Bu dansın müziği)
            • pitsikato [TUR10-0883080] (Yaylı sazlarda tellerin parmak çekişleriyle seslendirilmesi)
            • harmandalı [TUR10-0329250] (Bu oyunun müziği)
          • söz [TUR10-0706950] (Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi) utterance [ENG31-07124555-n] (the use of uttered sounds for auditory communication)
            • bağırma [TUR10-0069060] (Yüksek ve gür ses çıkarma) cry [ENG31-07135232-n] (a loud utterance)
              • nara [TUR10-0057940] (Haykırma, bağırma)
              • nara [TUR10-0570690] (Sarhoş veya külhanbeyi bağırması)
              • haykırma [TUR10-0335590] (Yüksek sesle acı acı bağırma)
            • haykırış [TUR10-0335550] (Haykırma işi veya biçimi)
            • cry [ENG31-07135232-n] (a loud utterance)
            • küfür [TUR10-0500640] (Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme ve bu yolda söylenen söz)
            • blasphemy [ENG31-07138880-n] (blasphemous language (expressing disrespect for God or for something sacred))
            • küfür [TUR10-0087250] (Sövmek için söylenen söz) curse [ENG31-07139804-n] (profane or obscene expression usually of surprise or anger)
              • köpoğlu [TUR10-0481870] ("Hain, düzenbaz" anlamlarında kullanılan sövgü)
              • kantarlı küfür [TUR10-1069690] (Ağır sözgü)
              • puşt [TUR10-0638700] (Ağır ve kaba sövgü sözü)
              • asshole [ENG31-09834593-n] (insulting terms of address for people who are stupid or irritating or ridiculous)
              • kerhaneci [TUR10-0442530] (Sövgü sözü)
              • köpek [TUR10-0481680] (Aşağılık niyetlerle yaltaklanan veya davranışları kötü olan kimse için kullanılan bir sövgü sözü)
              • köpekoğluköpek [TUR10-0481880] (Köpoğlu sövgüsünün pekiştirilmiş biçimi)
              • dürzü [TUR10-1247970] (Ağır hakaret ve küfür sözü)
              • eşek sıpası [TUR10-0255530] (Sövgü bildiren bir söz)
              • kandilli küfür [TUR10-0409360] (İşitilmedik, çok ağır sövgü)
              • besmelesiz [TUR10-0095810] (Çocuklar için "piç" anlamında kullanılan bir sövgü sözü)
              • sunturlu küfür [TUR10-0712690] (Çok kötü, berbat, ağza alınmaz küfür)
              • pezevenk [TUR10-0626250] (Bu anlamda kullanılan sövgü sözü)
            • aksan [TUR10-0020760] (Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği)
            • accent [ENG31-07146219-n] (distinctive manner of oral expression)
            • artikülasyon [TUR10-0047920] (Konuşma organları olan dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, alt çene ve boğazın birlikte çalışarak ses çıkarmasına verilen ad) articulation [ENG31-07146562-n] (the aspect of pronunciation that involves bringing articulatory organs together so as to shape the sounds of speech)
              • diksiyon [TUR10-0204540] (Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi)
              • enunciation [ENG31-07147123-n] (the articulation of speech regarded from the point of view of its intelligibility to the audience)
              • diksiyon [TUR10-0204560] (Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma)
            • söyleniş [TUR10-0681150] (Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi) pronunciation [ENG31-07143400-n] (the way a word or a language is customarily spoken)
              • tını [TUR10-0774220] (Söyleniş biçimi, vurgusu)
              • uzatma [TUR10-0804680] (Ünlülerin uzun söylenişi)
              • siyak [TUR10-0697460] (Sözün gelişi, anlatım biçimi)
              • tumturak [TUR10-0787970] (Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma)
              • vurgu [TUR10-0020770] (Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı) stress [ENG31-07099567-n] (the relative prominence of a syllable or musical note (especially with regard to stress or pitch))
                • ön vurgu [TUR10-0604230] (Yer adlarında, zarf, bağlaç ve ünlem olarak kullanılan bazı kelimelerde, ilk hecede bulunan vurgu)
                • sözcük vurgusu [TUR10-0439380] (Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi)
                • word stress [ENG31-07100280-n] (the distribution of stresses within a polysyllabic word)
                • cümle vurgusu [TUR10-1221810] (Konuşma sırasında, cümlenin anlamına bağlı olarak, kelimeler arasında yer değiştirebilen ve kelimelerin, kelime gruplarının kendi vurgularından daha güçlü olan vurgu)
                • sentence stress [ENG31-07100407-n] (the distribution of stresses within a sentence)
                • gevşek vurgu [TUR10-0295420] (Üzerinde vurgu olan bir ünlüden sonra, ünsüzle başlayan bir hecenin gelişiyle zayıflayan vurgu)
                • tonlu vurgu [TUR10-0780270] (Hem yüksek hem yeğin hem de dinamik vurgu)
              • ton [TUR10-0780100] (Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması)
            • danışma [TUR10-0565320] (Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma) discussion [ENG31-07155367-n] (an exchange of views on some topic)
              • tartışma [TUR10-0748070] (Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma)
              • argument [ENG31-07155686-n] (a discussion in which reasons are advanced for and against some proposition or proposal)
              • münazara [TUR10-0562480] (Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma)
              • argument [ENG31-07155686-n] (a discussion in which reasons are advanced for and against some proposition or proposal)
              • açık oturum [TUR10-0005180] (Güncel, siyasal, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların bir konuşmacı grubu tarafından herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı)
              • consultation [ENG31-07157845-n] (a conference between two or more people to consider a particular question)
              • diplomasi [TUR10-0208080] (Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü) diplomacy [ENG31-07163281-n] (negotiation between nations)
                • mekik diplomasisi [TUR10-0533140] (Bir sorunun çözümü için devletler arasında gerçekleştirilen, seri biçiminde yapılan diplomatik temaslar)
                • shuttle diplomacy [ENG31-07164056-n] (international negotiations conducted by a mediator who frequently flies back and forth between the negotiating parties)
                • takas [TUR10-0984420] (İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi)
                • telefon diplomasisi [TUR10-0760590] (Devletler arası ilişkilerde telefon aracılığıyla kurulan görüşme yolu)
                • diplomatlık [TUR10-0208210] (Diplomasi)
              • uzlaştırıcılık [TUR10-0805210] (Bir anlaşmazlıkta tarafları uzlaştıran olma durumu) mediation [ENG31-07165352-n] (a negotiation to resolve differences that is conducted by some impartial party)
                • tahkim [TUR10-0737890] (Anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözülmesi yöntemi)
                • arbitration [ENG31-07165558-n] ((law) the hearing and determination of a dispute by an impartial referee agreed to by both parties (often used to settle disputes between labor and management))
              • pazarlık [TUR10-0620300] (Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme)
                • peşin pazarlık [TUR10-0625140] (Sonradan olacağı hatıra gelen şeyler üzerinde önceden konuşup anlaşma)
                • pastavla pazarlık [TUR10-0617750] (Toptan pazarlık)
              • pazarlık [TUR10-0620320] (Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme)
                • açık eksiltme [TUR10-0004400] (Yaptırılacak bir işin, satın alınacak bir malın ucuza sağlanması için işi yapacak veya malı satacak kişiler arasında fiyat düşürme yarışına dayanan işlem)
                • götürü pazarlık [TUR10-0307660] (Bir işin bütünü ile ilgili olarak fiyatı üzerinde anlaşma)
                • ihale [TUR10-0240060] (Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi)
                • bid [ENG31-07179737-n] (a formal proposal to buy at a specified price)
              • müzakerat [TUR10-0567160] (Bir konuyla ilgili konuşmalar; danışmalar; müzakereler)
              • danışma [TUR10-0183150] (Danışılan yer; müracaat; enformasyon)
              • irdeleme [TUR10-0378540] (Müzakere, görüş)
            • toplantı [TUR10-0781430] (Bir gündem üzerinde görüşmek amacıyla ilgililerin katılmasıyla yapılan birleşim) meeting [ENG31-08324519-n] (a formally arranged gathering)
              • basın toplantısı [TUR10-0079180] (Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konular üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı)
              • press conference [ENG31-07159542-n] (a conference at which press and tv reporters ask questions of a politician or other celebrity)
              • zirve toplantısı [TUR10-0219160] (Devlet katındaki en yetkili kişilerin bir araya gelerek yaptıkları görüşme)
              • summit [ENG31-08329289-n] (a meeting of heads of governments)
              • konferans [TUR10-0471760] (Uluslararası bir sorunun çözülmesi için yapılan toplantı)
              • conference [ENG31-08325427-n] (a prearranged meeting for consultation or exchange of information or discussion (especially one with a formal agenda))
              • zümre toplantısı [TUR10-0878230] (Aynı dersi okutan branş öğretmenlerinin ders konularını veya öğrenci sorunlarını ele aldığı kurul)
              • kurultay [TUR10-0494880] (Ulusal veya uluslararası bilimsel toplantı)
              • forum [TUR10-0278600] (Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı)
              • genel kurul [TUR10-0291510] (Bir kuruluşta üyelerin tamamının katılımıyla yapılan toplantı)
                • kamutay [TUR10-0407760] (Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel kurulu)
              • çalıştay [TUR10-0147960] (Bilim adamları ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı)
              • dâniş [TUR10-1249600] (Birkaç kişinin bir araya gelip önemli bir konuyu görüşmesi, konuyla ilgili düşünce alışverişi)
              • toplantı [TUR10-0781440] (Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin tümü)
              • yuvarlak masa toplantısı [TUR10-0864330] (Yuvarlak bir masa etrafında geniş katılımlı gerçekleştirilen önemli toplantı)
              • bilimsel toplantı [TUR10-0474040] (Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı)
              • meclis [TUR10-0531520] (Dostlar toplantısı)
                • rakı alemi [TUR10-0641790] (Rakı veya başka içki içilip yemekler, mezeler yiyerek vakit geçirilen, çalınıp söylenerek eğlenilen toplantı)
              • genel görüşme [TUR10-0291470] (Kurum ve kuruluşlarda bir durumu görüşmek ve gerçeği meydana çıkarmak amacıyla yapılan geniş katılımlı toplantı)
              • genel görüşme [TUR10-0291460] (Toplumla veya devletin faaliyetleriyle ilgili konuların Türkiye Büyük Millet Meclisi genel kurulunda görüşülmesi)
            • ibare [TUR10-0357020] (Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz)
            • saying [ENG31-07166088-n] (a word or phrase that particular people use in particular situations)
            • tabir [TUR10-0736400] (Deyiş; anlatım; ifade) saying [ENG31-07166088-n] (a word or phrase that particular people use in particular situations)
              • örtmece [TUR10-0234060] (Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması)
              • euphemism [ENG31-06617399-n] (an inoffensive or indirect expression that is substituted for one that is considered offensive or too harsh)
              • aşağılayıcı ifade [TUR10-1221230] (Küçültücü, hor gören ifade) dysphemism [ENG31-06617749-n] (an offensive or disparaging expression that is substituted for an inoffensive one)
                • bakkal çakkal [TUR10-0072610] (Bakkallık vb. işlerle uğraşan esnaf için küçümseme sözü)
              • vecize [TUR10-0816510] (Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz)
              • maxim [ENG31-07167656-n] (a saying that is widely accepted on its own merits)
              • atasözü [TUR10-0538000] (Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz : Ayağını yorganına göre uzat. Atsan atılmaz, satsan satılmaz vb)
              • proverb [ENG31-07168546-n] (a condensed but memorable saying embodying some important fact of experience that is taken as true by many people)
              • kavram [TUR10-0430780] (Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, nosyon) idiom [ENG31-07169038-n] (an expression whose meanings cannot be inferred from the meanings of the words that make it up)
                • açıklanan [TUR10-0004930] (Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram)
                • tam not [TUR10-1151330] (Değerlendirmede en yüksek dereceyi almak, üstün başarı göstermek anlamlarındaki tam not almak ve değerlendirmede en yüksek dereceyi vermek anlamındaki tam not vermek deyimlerinde geçer)
                • tas tarak [TUR10-1153440] (Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak anlamındaki tası tarağı toplamak deyiminde geçer)
                • kıyamet alameti [TUR10-0457180] (İçinde yaşanılan durumu beğenmeyenlerin kullandığı bir söz)
                • taklavat [TUR10-1254120] (Parçalarıyla birlikte takım anlamındaki takım taklavat sözünde geçer)
                • teşrih masası [TUR10-1160630] (Gerçekleri açıklamaya, göstermeye yarayan şey)
                • laga luga [TUR10-0505440] ("Boş konuşmak" anlamındaki laga luga etmek veya yapmak deyiminde geçen bir söz)
                • timsah gözyaşları [TUR10-0777070] (Sahte gözyaşları)
                • laforizma [TUR10-0505390] (Çok bilinen sözleri veya atasözlerini günün gereklerine göre değiştirme)
                • boyacı küpü [TUR10-0115840] (Bir işin kolaylıkla ve çabucak yapılamayacağını anlatan boyacı küpü mü bu? boyacı küpü değil ki hemen daldırıp çıkarasın vb. deyimlerde kullanılan bir söz)
                • Nasrettin Hoca [TUR10-0571450] ("Her yanı açık olduğu hâlde yalnız bir girişi bulunan veya kilitli olan yer" anlamındaki Nasrettin Hocanın türbesi gibi deyiminde geçer)
                • sineyimillet [TUR10-0694820] (Halk içi; halk kucağı)
                • tradisyonel [TUR10-0785520] (Geleneksel)
                • total [TUR10-0784100] (Bütünsel)
                • yöntem bilimsel [TUR10-0861450] (Yöntem bilimle ilgili)
                • yad estetik [TUR10-0823680] (Estetiğe aykırı)
                • üçleme [TUR10-0769610] (Üçe çıkarma)
                • Rumen [TUR10-0650370] (Romanya ve Rumenlerle ilgili olan şey)
                • riyazi [TUR10-0648100] (Matematik, geometri vb. bilimlerle ilgili olan)
                • guguk [TUR10-0311200] ("Tek başına kalmak veya oturmak" anlamında kullanılan guguk gibi kalmak veya guguk gibi oturmak deyimlerinde geçer)
                • değer [TUR10-0187580] (Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey)
              • lâmı cimi yok [TUR10-0909645] ("Değişmez, kesin, başka yolu yok" anlamında kullanılan bir söz)
              • banko [TUR10-0076390] (Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz)
              • bendezade [TUR10-0092820] (Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz)
              • cart curt [TUR10-0133300] (Gerekli gereksiz yerde söylenen abartılı söz)
              • cenap [TUR10-0135650] (Saygı, onur ve büyüklük anlamıyla kullanılan bir söz)
              • çinko [TUR10-0169290] (Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak doldurduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz)
              • deyim [TUR10-0201050] (Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği)
            • ağız [TUR10-0013360] (Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği) dialect [ENG31-07170369-n] (the usage or vocabulary that is characteristic of a specific group of people)
              • taşra ağzı [TUR10-0750940] (Bir ülkede, yazı dilinin dayandığı belirli bir şehir konuşması dışındaki bölge ağzı)
            • diyalekt [TUR10-0211230] (Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu) dialect [ENG31-07170369-n] (the usage or vocabulary that is characteristic of a specific group of people)
              • lehçe [TUR10-0509160] (Konuşma tarzı)
              • ladino [TUR10-1092170] (Musevilerin kullandığı, 15. yüzyıl İspanyolcasını temel alan ancak içinde İbranice, Türkçe, Fransızca, Yunanca, Arapça ve Portekizce kelimeler barındıran, Latin kökenli bir Hint-Avrupa dili olan İspanyolcanın bir Lehçesi)
            • argo [TUR10-0044120] (Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim)
            • slang [ENG31-07174118-n] (informal language consisting of words and expressions that are not considered appropriate for formal occasions)
            • dikte [TUR10-0204690] (Bu biçimde yazdırılan şey)
            • dictation [ENG31-07175286-n] (speech intended for reproduction in writing)
            • açılış konuşması [TUR10-0005640] (Herhangi bir kurum, kuruluş, mağaza ve benzerinin açılması sırasında yapılan konuşma)
            • açış konuşması [TUR10-0006140] (Bir töreni, bir toplantıyı başlatmak için yapılan ilk konuşma)
            • lafügüzaf [TUR10-0505410] (Boş söz)
            • wind [ENG31-07151419-n] (empty rhetoric or insincere or exaggerated talk)
            • diyalog [TUR10-0561260] (Karşılıklı konuşma) dialogue [ENG31-07150914-n] (a conversation between two persons)
              • muhavere [TUR10-0553870] (İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma)
            • keleci [TUR10-0438790] (Öz veya kusursuz, düzgün söz)
            • kem küm [TUR10-0440480] (Verecek cevap bulunamadığında açık bir anlamı olmayan gelişigüzel söylenen söz)
            • kesik kelime [TUR10-0443950] (Bir bölümü kesilerek kullanılan söz)
            • kinaye [TUR10-0461590] (Düşünüleni, dolaylı olarak anlatan söz)
            • tanıtımcık [TUR10-1151760] (Kısa, çarpıcı, akılda kalıcı tanıtım sözü)
            • tapi [TUR10-0745590] (Pokerde kâğıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin fiş veya parasını ortaya sürdükten sonra önünde hiç fişi veya parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz)
            • kısmet [TUR10-0454690] ("Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü)
            • kuru laf [TUR10-0495520] (Gerçekle ilgisi olmayan, değer taşımayan boş söz)
            • teklifsiz konuşma [TUR10-0758860] (Senli benli, samimi, resmî olmadan konuşma ve davranma)
            • eğri söz [TUR10-0237600] (Kötü söz)
            • temcit pilavı [TUR10-0762510] (Bıktırırcasına tekrar edilen söz)
            • terane [TUR10-0766430] (Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz)
            • diyalog [TUR10-0211330] (Oyun, roman, hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması) dialogue [ENG31-07023657-n] (the lines spoken by characters in drama or fiction)
              • melodram [TUR10-0533950] (Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog)
            • dünya kelamı [TUR10-0229450] (Tanrı sözünden başka söz)
            • düşman ağzı [TUR10-0230580] (Bir durumu kötü gösteren söz)
            • düşman ağzı [TUR10-0230570] (Düşmanın uydurduğu söz)
            • tirat [TUR10-0777520] (Uzun ve tumturaklı konuşma)
            • ara söz [TUR10-0043190] (Doğrudan doğruya konuşulan veya yazılan konuyu ilgilendirmeyen dolaylı söz, sırası gelmişken söylenen söz)
            • kutu [TUR10-0497780] (Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz)
            • adam [TUR10-0007300] (Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz)
            • zeybek havası [TUR10-0873490] (Kısa ve net konuşma)
            • yolgeçen hanı [TUR10-0859040] ("Girip çıkanı, geleni gideni çok ve belirsiz olan yer" anlamında kullanılan yolgeçen hanı gibi deyiminde geçer)
            • basıla [TUR10-0078900] (Basımcılıkta, provalar için "basınız, basılsın" anlamında kullanılan bir söz)
            • baş [TUR10-0080720] ("Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz)
            • verinti [TUR10-0818140] (Bir dilden başka bir dile verilen söz)
            • ben [TUR10-0092580] (Teklik birinci kişiyi gösteren söz)
            • besmele [TUR10-0095790] ("Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü)
            • lastikli söz [TUR10-0507700] (Değişik anlamlara gelebilen, farklı değerlendirilebilen konuşma)
            • lokalize [TUR10-1093770] (Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak anlamındaki lokalize etmek , yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz)
            • beylik söz [TUR10-0098430] (Herkesin kullandığı, etkisi kalmamış söz)
            • bir çift lakırtı [TUR10-0106190] (Bir iki söz, kısa konuşma)
            • bir çift söz [TUR10-0106200] (Bir iki söz)
            • Bulgurlu [TUR10-0123450] (Gereği yokken ivedi ve sürekli olarak dikiş, nakış vb. işlerle uğraşanlar için söylenen Bulgurluya gelin mi gidecek? atasözünde geçen bir söz)
            • monolog [TUR10-0550030] (Çevresindekilere fırsat vermeden bir kimsenin yaptığı konuşma)
            • çıkış [TUR10-0163530] (Beklenilmeyen bir sırada yapılan sert konuşma)
            • çimdik [TUR10-0168600] (Gönül kıracak söz)
            • çocuk lafı [TUR10-0992500] (Çocukça söylenen basit söz)
            • deli saçması [TUR10-0190800] (Anlamsız, tutarsız, delice söz)
            • dış ses [TUR10-0202300] (Sinema ve televizyonda görüntüsü olmayan kişiye ait söz)
            • dil pelesengi [TUR10-0206010] (Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz)
            • eveleme geveleme [TUR10-0259470] (Bir sözü tam söylememe, ağzının içinde mırıldanma)
            • günaydın [TUR10-1247830] (`İyi sabahlar` anlamında sabahları söylenen bir selamlama sözü)
            • güzaf [TUR10-0318060] (Boş, anlamsız, beyhude söz)
            • hamdolsun [TUR10-0324750] ("Tanrı'ya şükürler olsun" anlamında hoşnutluk anlatan bir söz)
            • ham hum [TUR10-0324830] ("Belirsiz, önemsiz, boş birtakım sözler söylemek" anlamına gelen ham hum etmek, "düzenle veya el çabukluğu ile yapılan, kimsenin akıl erdiremediği iş" anlamındaki ham hum şorolop deyimlerinde geçen bir söz)
            • bop [TUR10-0113500] (Ortadaki miktar kadar oyuna katılma sözü)
            • çürük sakız [TUR10-0177100] (Çok kullanılan söz veya düşünce)
            • Hanya [TUR10-0326500] ("Bir işin gerçek yönünü anlayarak aklı başına gelmek, akıllanmak" anlamındaki Hanyayı Konyayı anlamak veya bilmek, görmek deyiminde geçen bir söz)
            • harta [TUR10-0329560] ("Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak" anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz)
            • hayret [TUR10-0335910] (Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz)
            • herze [TUR10-0339790] (Saçma söz; zevzeklik)
            • heyamola [TUR10-0340600] (Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken "haydi çek, gayret" anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz)
            • hezeliyat [TUR10-1250010] (Ciddi olmayan sözler, saçmalamalar)
            • hasbıhal [TUR10-1221840] (Gayriresmi fikir alışverişinin görüldüğü dostça, arkadaşça konuşma)
            • conversation [ENG31-07148409-n] (the use of speech for informal exchange of views or ideas or information etc.)
            • hoşbeş [TUR10-0348550] (Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler)
            • chat [ENG31-07149558-n] (an informal conversation)
            • sohbet [TUR10-0706800] (Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme) chitchat [ENG31-07149788-n] (light informal conversation for social occasions)
              • can sohbeti [TUR10-0132930] (İçtenlikle konuşan çok yakın dostlar bir arada söyleşip dertleşme)
              • sanal sohbet [TUR10-1127780] (Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme)
              • ayak divanı [TUR10-0059330] (Ayakta yapılan sohbet)
          • kuş dili [TUR10-0496820] (Genellikle çocukların, kelimelerin biçimlerini değiştirerek kelimelerin başına, hecelerin arasına başka kelime veya hece ekleyerek uydurdukları bir tür konuşma)
          • müzik [TUR10-0556740] (Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki) music [ENG31-07034009-n] (an artistic form of auditory communication incorporating instrumental or vocal tones in a structured and continuous manner)
            • beste [TUR10-0095820] (Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü) musical composition [ENG31-07051211-n] (a musical work that has been created)
              • adacyo [TUR10-0006890] (Yavaş, ağır biçimde çalınan beste)
              • vals [TUR10-0813670] (Bazı besteciler tarafından yalnızca çalınmak için hazırlanmış beste türü)
              • kalenderi [TUR10-0402950] (Aruzun mef'ûlü mefâ'îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen şiirin, halk şairleri tarafından yapılmış bestesi)
              • gazel [TUR10-0285260] (Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri)
              • kanon [TUR10-0410380] (Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün)
              • kantat [TUR10-0410930] (Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi)
              • kapriçyo [TUR10-0414440] (Çalgı veya ses için bestelenmiş, serbest biçimde parça)
              • maestoso [TUR10-0516980] (Bu tempo ile çalınan parça)
              • maestoso [TUR10-0516990] (Eğlenceli müzik parçası)
              • ayak [TUR10-0059120] (Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste)
              • nakış [TUR10-0568730] (Beste ve semainin, dört yerine iki haneli olanı)
              • romans [TUR10-0648690] (Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste)
            • dans müziği [TUR10-1221780] (Dans edilmek için bestelenmiş müzik) dance music [ENG31-07074737-n] (a genre of popular music composed for ballroom dancing)
              • bolero [TUR10-0112630] (Bu dansın müziği)
              • bolero [ENG31-07069143-n] (music written in the rhythm of the bolero dance)
              • Flamenko [TUR10-0276720] (Endülüs halk müziği)
              • flamenco [ENG31-00534073-n] (a style of dancing characteristic of the Andalusian Gypsies)
              • mazurka [TUR10-0531110] (Bu dansın müziği)
              • mazurka [ENG31-07070061-n] (music composed for dancing the mazurka)
              • kadril [TUR10-0397360] (Bu dansın müziği)
              • quadrille [ENG31-07070633-n] (music for dancing the quadrille)
              • rumba [TUR10-0650320] (Bu dansın müziği)
              • rumba [ENG31-07070804-n] (syncopated music in duple time for dancing the rumba)
              • samba [TUR10-0661880] (Bu dansın müziği)
              • samba [ENG31-07070935-n] (music composed for dancing the samba)
              • tango [TUR10-0743700] (Bu dansın müziği)
              • tango [ENG31-07071869-n] (music written in duple time for dancing the tango)
              • tarantella [TUR10-1221760] (İtalya'nın güneyindeki Puglia bölgesinin Taranto şehrinde ortaya çıkan müzik ve dans türü)
              • tarantella [ENG31-07071988-n] (music composed in six-eight time for dancing the tarantella)
              • vals [TUR10-0813660] (Bu dansın müziği)
              • waltz [ENG31-07072224-n] (music composed in triple time for waltzing)
              • mambo [TUR10-0522790] (Bu dansın müziği)
              • salsa [TUR10-0661390] (Bu dansın müziği)
              • lambada [TUR10-0506710] (Bu dansın müziği)
            • kalipso [TUR10-0404250] (Bu dansın müziği)
            • tamzara [TUR10-0743210] (Bu oyunun müziği)
            • film müziği [TUR10-0274080] (Filmin görüntülerine eşlik etmek amacıyla özel olarak bestelenmiş veya hazırlanmış müzik)
            • çarliston [TUR10-0151540] (Bu dansın müziği)
            • çaydaçıra [TUR10-0155070] (Bu oyunun müziği)
            • habanera [TUR10-0318780] (Bu dansın müziği)
            • barok müzik [TUR10-0078280] (Çalgılar arasında veya çalgılarla sesler arasında karşıtlıklar kuran XVI-XVIII. yüzyıllar arasındaki müzik reformunu oluşturan müzik)
            • kazaska [TUR10-0435980] (Bu dansın müziği)
            • mehter müziği [TUR10-0532830] (Klasik Türk müziği makamları ile usullerinin kullanıldığı tek sesli bir müzik türü)
            • senfonik müzik [TUR10-1221730] (Orkestra için bestelenmiş, birkaç bölümden oluşan uzun müzik)
            • symphony [ENG31-07058506-n] (a long and complex sonata for symphony orchestra)
            • gezinti [TUR10-0296230] (Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi)
            • solfej [TUR10-0700830] (Müzik ezgilerinin nota adları ile ses ve süre değerlerine uygun bir biçimde söylenmesi)
            • solfej [TUR10-0700840] (Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması)
            • oda müziği [TUR10-0582430] (Az sayıda çalgı için ve özel toplantılarda çalınmak amacıyla bestelenmiş müzik)
            • chamber [ENG31-03007334-n] (a natural or artificial enclosed space)
        • gösterge [TUR10-0306750] (Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, işaret) manifestation [ENG31-06811416-n] (a manifest indication of the existence or presence or nature of some person or thing)
          • iz [TUR10-0389630] (Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti; ipucu; emare) hint [ENG31-06815643-n] (a slight indication)
            • kazıntı [TUR10-0436820] (Kâğıtta kazıma izi)
            • silinti [TUR10-0692920] (Bir yazının silinmiş olduğunu gösteren iz)
            • erasure [ENG31-06400873-n] (a surface area where something has been erased)
            • iz [TUR10-0389620] (Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti)
            • slot [ENG31-09460791-n] (the trail of an animal (especially a deer))
          • jest [TUR10-0391720] (Beklenmedik iyi davranış)
          • gesture [ENG31-01230869-n] (something done as an indication of intention)
          • iz [TUR10-0389640] (Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser)
            • parmak izi [TUR10-0616050] (Genellikle kimlik belirlemede yararlanılan, parmak uçlarının iç tarafındaki derinin her kişide değişik olan izi)
            • fingerprint [ENG31-06657156-n] (a print made by an impression of the ridges in the skin of a finger)
            • ayak izi [TUR10-0059360] (Herhangi bir zemin üzerinde ayağın bıraktığı iz)
            • footprint [ENG31-06657802-n] (a mark of a foot or shoe on a surface)
            • çığır [TUR10-0162410] (Çığın kar üzerinde açtığı iz)
            • çizi [TUR10-0171100] (Saban demirinin toprakta bıraktığı iz)
            • ayak izi [TUR10-0059370] (Bebeklerin kimliklerini belirlemek ve düztaban olup olmadıklarını anlamak için doğar doğmaz alınan iz)
            • yenik [TUR10-0849140] (Bir hayvanın veya böceğin bir şeyi yiyerek onda bıraktığı iz)
              • güve yeniği [TUR10-1042110] (Yünlü dokumada güvenin oluşturduğu delik)
              • kurt yeniği [TUR10-0494230] (Kurt tarafından yenilen yer)
          • müjdeci [TUR10-0561110] (Sevindirici haber getiren)
          • harbinger [ENG31-06815429-n] (something that precedes and indicates the approach of something or someone)
          • çizik [TUR10-0171090] (Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz) row [ENG31-09440243-n] (a long continuous strip (usually running horizontally))
            • doruk çizgisi [TUR10-0219110] (Yüksek dağlarda, doruk uçlarını birbirine bağlayan ve bitişik iki aklanı ayıran sınır)
            • çıkış çizgisi [TUR10-0163590] (Yarışa başlangıç olarak belirlenen beyaz çizgi)
            • start [ENG31-08671448-n] (a line indicating the location of the start of a race or a game)
            • mafya çizgisi [TUR10-0517130] (Takım elbisenin kumaşında bulunan, ince, dikey çizgi)
            • damar [TUR10-0181760] (Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi)
            • karık [TUR10-0420330] (Sabanla açılan çizi)
            • ufuk çizgisi [TUR10-0796880] (Göz eriminde geçen yatay düzlemle kesiştiği çizgi)
            • zıh [TUR10-0873960] (Sayfa çevresine çekilen çizgi)
            • kuyruk [TUR10-0498560] (Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi)
            • çırpı [TUR10-0165320] (Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakmak yoluyla çizgi çizme)
            • çizinti [TUR10-0171320] (Bir yazıda üzeri çizilen yer)
            • hutut [TUR10-0350500] (Çizgiler)
          • sınır taşı [TUR10-0687700] (Sınırı belirlemek için koyulan taş vb. madde)
          • biyomarker [TUR10-1255490] (Tıpta bir biyobelirteç, bazı hastalık durumlarının ciddiyetinin veya varlığının ölçülebilir bir göstergesi)
          • imlik [TUR10-0371550] (Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası)
        • sinyal [TUR10-0695570] (Bir şey bildirmek için verilen işaret) signal [ENG31-06804229-n] (any nonverbal action or gesture that encodes a message)
          • telefon numarası [TUR10-1220750] (Bir telefonun açılmasını sağlayan sayılar)
          • phone number [ENG31-06437781-n] (the number is used in calling a particular telephone)
          • yat borusu [TUR10-0840790] (Yatma saatini bildiren boru)
          • taps [ENG31-06817341-n] ((military) signal to turn the lights out)
          • kalk borusu [TUR10-0404440] (Bir kıtayı veya bir gemideki tayfaları uyandırmak için belirli saatte boru ile verilen işaret)
          • reveille [ENG31-06817586-n] ((military) signal to wake up)
          • trafik lambası [TUR10-0785600] (Taşıtların ve yayaların kavşaklardan geçişini düzenleyen ışık sistemi)
          • traffic light [ENG31-06887235-n] (a visual signal to control the flow of traffic at intersections)
          • flaş [TUR10-0276770] (Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı) flare [ENG31-06887980-n] (a burst of light used to communicate or illuminate)
            • su altı flaşı [TUR10-0710110] (Suyun altında film çekmek için gerekli ışığı veren cihaz)
          • ölçüt [TUR10-1222010] (Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke)
          • benchmark [ENG31-07275811-n] (a standard by which something can be measured or judged)
          • sinyal lambası [TUR10-0695600] (Genellikle motorlu taşıtlarda, taşıtın hangi yöne döneceğini gösteren lamba)
          • blinker [ENG31-07277372-n] (a blinking light on a motor vehicle that indicates the direction in which the vehicle is about to turn)
          • çevir sinyali [TUR10-0161430] (Telefonda, hat bağlantısının olduğunu, numaraları çevirmeye başlanabileceğini haber veren ince ve monoton ses)
          • sign [ENG31-06659006-n] (a perceptible indication of something not immediately apparent (as a visible clue that something has happened))
        • görsel iletişim [TUR10-1221490] (Görmeye dayanan iletişim) visual communication [ENG31-06886302-n] (communication that relies on vision)
          • grafik [TUR10-0310240] (Bir olayın, niceliğin çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş şekil) graph [ENG31-07012937-n] (a visual representation of the relations between certain quantities, represented as points, plotted with reference to a set of axes)
            • kardiyogram [TUR10-0419490] (Kardiyografın kaydettiği kalp hareketlerinin çizgilerle gösterilmiş grafiği)
            • electrocardiogram [ENG31-07017173-n] (a graphical recording of the cardiac cycle produced by an electrocardiograph)
            • ışık eğrisi [TUR10-0355610] (Değişken bir yıldızın parlaklığının görünmesini veren grafik)
            • histogram [TUR10-1251430] (Gruplandırılmış bir veri dağılımının sütun grafiğiyle gösterimi)
          • grafik [TUR10-0310250] (Biçim, desen veya çizgilerle gösterme) chart [ENG31-07012462-n] (a visual display of information)
            • çizim [TUR10-0171280] (Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi) illustration [ENG31-07011893-n] (artwork that helps make something clear or attractive)
              • şekil [TUR10-0727380] (Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim)
              • figure [ENG31-07012307-n] (a diagram or picture illustrating textual material)
          • vizyon [TUR10-0820980] (Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlanması)
          • projection [ENG31-06900649-n] (the projection of an image from a film onto a screen)
          • tanıtım gösterisi [TUR10-1151770] (Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum, demonstrasyon)
          • demonstration [ENG31-06892230-n] (a visual presentation showing how something works)
          • görsel malzeme [TUR10-1221630] (Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan malzeme)
          • artwork [ENG31-07011408-n] (photographs or other visual representations in a printed publication)
          • dışa vurum [TUR10-0202360] (Ruhsal olayların belli işaret veya tasvirlerle yansıtılması, insan ruhunun algılanabilecek biçimde kendini dışa yansıtması)
          • observation [ENG31-06779826-n] (a remark expressing careful consideration)
        • dil [TUR10-0512360] (İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma) language [ENG31-06293304-n] (a systematic means of communicating by the use of sounds or conventional symbols)
          • yapay dil [TUR10-0833090] (Değişik diller konuşan kişiler arasında anlaşma sağlamak amacıyla doğal dillerdeki ögelerden yararlanılarak oluşturulan dil) artificial language [ENG31-06907583-n] (a language that is deliberately created for a specific purpose)
            • programlama dili [TUR10-1221530] (Bilgisayar programları oluşturmak üzere tanımlanmış yapay dil) programming language [ENG31-06911128-n] ((computer science) a language designed for programming computers)
              • çevirici dili [TUR10-0161100] (Bilgisayarda makine dili komutlarının sembollerle kaydedildiği alçak düzeyli programlama dili)
              • çeviri dili [TUR10-0161120] (Bir bilgisayarın sembolik makine dili)
            • yapma dil [TUR10-0834410] (Sonradan oluşturulan dil)
            • Esperanto [TUR10-0254360] (Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan, kolay bir yapma dil)
          • doğal dil [TUR10-1221570] (İnsana özgü tüm diller) natural language [ENG31-06916947-n] (a human written or spoken language used by a community)
            • ana dil [TUR10-0034260] (Başka diller veya lehçeler türetmiş olan dil)
            • mother tongue [ENG31-06917524-n] (one's native language)
            • Eskimoca [TUR10-0253560] (Eskimo dili)
            • Eskimo [ENG31-06930991-n] (the language spoken by the Eskimo)
            • Tibetçe [TUR10-0776230] (Tibet dili)
            • Tibetan [ENG31-06946708-n] (Himalayish language spoken in Tibet)
            • filipince [TUR10-1027840] (Filipin adaları halkının kullandığı dil)
            • Philippine [ENG31-06952518-n] (official language of the Philippines)
            • Hint-Avrupa [TUR10-0345270] (Hint-Avrupa dil ailesinde yer alan diller)
              • Arnavutça [TUR10-0046550] (Hint-Avrupa dilleri ailesine giren, Arnavutların kullandığı dil)
              • Albanian [ENG31-06955014-n] (the Indo-European language spoken by the people of Albania)
              • Ermenice [TUR10-0251820] (Hint-Avrupa dil ailesinden, Ermenilerin kullandığı dil; Ermeni dili)
              • Armenian [ENG31-06955461-n] (the Indo-European language spoken predominantly in Armenia, but also in Azerbaijan)
              • Slavca [TUR10-0380560] (Slav dili)
                • Rusça [TUR10-0650600] (Rus dili)
                • Russian [ENG31-06957110-n] (the Slavic language that is the official language of Russia)
                • Lehçe [TUR10-0509170] (Polonya dili)
                • Polish [ENG31-06957482-n] (the Slavic language of Poland)
                • Slovakça [TUR10-0698370] (Slovakların kullandığı Slav dili)
                • Slovak [ENG31-06957582-n] (the Slavic language spoken in Slovakia)
                • Çekçe [TUR10-0155800] (Çek dili)
                • Czech [ENG31-06957673-n] (the Slavic language of Czechs)
                • Slovence [TUR10-0698410] (Slovenlerin kullandığı dil)
                • Slovene [ENG31-06957772-n] (the Slavic language of Slovenes)
                • Makedonca [TUR10-0520570] (Makedonya'da kullanılan dil)
                • Macedonian [ENG31-06958235-n] (the Slavic language of modern Macedonia)
                • Bulgarca [TUR10-0123220] (Bulgar dili)
                • Bulgarian [ENG31-06958331-n] (a Slavic language spoken in Bulgaria)
                • Hırvatça [TUR10-0342510] (Hırvatların kullandığı Slav dili)
                • Sırpça [TUR10-0688990] (Sırpların kullandığı bir güney Slav dili; Sırp dili)
              • Letonca [TUR10-0510160] (Letonya'da kullanılan dil)
              • Latvian [ENG31-06959117-n] (the official language of Latvia)
              • Cermen dilleri [TUR10-0136820] (Kuzey Avrupa'da konuşulan, Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolu)
                • İngilizce [TUR10-0374770] (Hint-Avrupa dil ailesinden, İngiltere'de, biraz farklı biçimiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve İngiliz uygarlığını benimsemiş olan ülkelerde kullanılan dil) English [ENG31-06959794-n] (an Indo-European language belonging to the West Germanic branch)
                  • Amerikan İngilizcesi [TUR10-0032960] (Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce)
                  • American English [ENG31-06960241-n] (the English language as used in the United States)
                  • İskoç İngilizcesi [TUR10-1221610] (İskoçya'da konuşulan İngilizce çeşitlerine verilen genel ad)
                  • Scottish [ENG31-06962971-n] (the dialect of English used in Scotland)
                • Almanca [TUR10-0029650] (Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan, Almanya, Avusturya ile İsviçre'nin bir bölümünde kullanılan dil) German [ENG31-06963290-n] (the standard German language)
                  • Yahudi Almancası [TUR10-0825610] (Almanya'dan çıkarılan Yahudilerin konuştuğu Almanca)
                  • Yiddish [ENG31-06963829-n] (a dialect of High German including some Hebrew and other words)
                • Hollandaca [TUR10-0347110] (Hollanda halkının kullandığı dil) Dutch [ENG31-06965334-n] (the West Germanic language of the Netherlands)
                  • Flamanca [TUR10-0276660] (Hint-Avrupa dil ailesinden, Hollanda, Fransa ve Belçika'nın bir bölümünde konuşulan dil)
                  • Flemish [ENG31-06965467-n] (one of two official languages of Belgium)
                  • Felemenkçe [TUR10-0267180] (Felemenk dili)
                • İskandinav dilleri [TUR10-0379930] (Germen dillerinin kuzey kolundaki diller)
                  • Danca [TUR10-0182870] (Danimarka dili)
                  • Danish [ENG31-06966788-n] (a Scandinavian language that is the official language of Denmark)
                  • Norveççe [TUR10-0579680] (Norveç dili)
                  • Norwegian [ENG31-06967043-n] (a Scandinavian language that is spoken in Norway)
                  • İsveççe [TUR10-0383840] (İsveç dili)
                  • Swedish [ENG31-06967665-n] (a Scandinavian language that is the official language of Sweden and one of two official languages of Finland)
                • Cermence [TUR10-0136800] (Cermen dili)
              • İskoçça [TUR10-0380270] (İskoç dili)
              • Scottish [ENG31-06962971-n] (the dialect of English used in Scotland)
              • Hint-İran dili [TUR10-1221620] (Hint Avrupa dil ailesinin Kafkasya, Güneydoğu Avrupa ve Güney, Orta, Batı Asya'da toplamda bir milyardan fazla konuşanı bulunan dillerin oluşturduğu kolu) Indo-Iranian [ENG31-06984532-n] (the branch of the Indo-European family of languages including the Indic and Iranian language groups)
                • Sanskritçe [TUR10-0663710] (Hint-Avrupa dilleri grubundan olan, klasik Hint din ve edebiyat dili) Sanskrit [ENG31-06981803-n] ((Hinduism) an ancient language of India (the language of the Vedas and of Hinduism))
                  • Urduca [TUR10-0799730] (Pakistan'da kullanılan resmî dil)
                  • Urdu [ENG31-06982590-n] (the official literary language of Pakistan, closely related to Hindi)
                  • Hintçe [TUR10-0345330] (Hint dili)
                  • Hindi [ENG31-06982777-n] (the most widely spoken of modern Indic vernaculars)
                • Farsça [TUR10-0264750] (İran devletinin resmî dili)
                • Persian [ENG31-06986787-n] (the language of Persia (Iran) in any of its ancient forms)
                • Tacikçe [TUR10-0736840] (Tacik dili)
                • Tajiki [ENG31-06987050-n] (the Iranian language of the Tajik that is closely related to Farsi)
                • Kürtçe [TUR10-0503590] (Kürt dili)
                • Kurdish [ENG31-06987218-n] (an Iranian language spoken in Turkey and Iran and Iraq and Syria and Russia)
                • Peştuca [TUR10-0625430] (Afganistan'ın resmî dili)
                • Pashto [ENG31-06987792-n] (an Iranian language spoken in Afghanistan and Pakistan)
              • Rumca [TUR10-0650330] (Rumların kullandığı yeni Yunanca)
              • Greek [ENG31-06989052-n] (the Hellenic branch of the Indo-European family of languages)
              • Yunanca [TUR10-0863290] (Yunan dili)
              • Greek [ENG31-06989052-n] (the Hellenic branch of the Indo-European family of languages)
              • Baltık dilleri [TUR10-0075490] (Baltık ülkelerinde konuşulan Hint-Avrupa dil grubu)
              • Grekçe [TUR10-0310590] (Eski Yunan dili)
              • Hititçe [TUR10-0346500] (Eti dili)
              • Latin dilleri [TUR10-0508050] (Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce vb. dillerin ortak adı)
                • Latince [TUR10-0508010] (Latin dili)
                • Latin [ENG31-06975340-n] (any dialect of the language of ancient Rome)
                • Roman dilleri [TUR10-0648560] (Latinceden türemiş yaşayan diller)
                  • İtalyanca [TUR10-0387070] (Hint-Avrupa dil ailesinden İtalya'da konuşulan dil)
                  • Italian [ENG31-06976989-n] (the Romance language spoken in Italy)
                  • Fransızca [TUR10-0279650] (Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil)
                  • French [ENG31-06977643-n] (the Romance language spoken in France and in countries colonized by France)
                  • Portekizce [TUR10-0633540] (Hint-Avrupa dillerinden, Portekiz'de, Brezilya'da ve Portekiz uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil)
                  • Portuguese [ENG31-06979090-n] (the Romance language spoken in Portugal and Brazil)
                  • İspanyolca [TUR10-0380890] (Hint-Avrupa dillerinden, İspanya'da, Brezilya dışındaki Latin Amerika'da ve İspanyol uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil)
                  • Spanish [ENG31-06979499-n] (the Romance language spoken in most of Spain and the countries colonized by Spain)
                  • Katalanca [TUR10-0427260] (İspanya'nın kuzeydoğusunda Katalan topluluğunun konuştuğu dil)
                  • Catalan [ENG31-06980203-n] (the Romance language spoken in Catalonia in eastern Spain (related to Spanish and Occitan))
                  • Rumence [TUR10-0650380] (Rumen dili)
                  • Romanian [ENG31-06981017-n] (an eastern Romance language spoken in Romania)
              • Toharca [TUR10-0778650] (Orta Asya'da kullanılmış olan eski bir Hint-Avrupa dili)
              • Ari dil [TUR10-0045070] (Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran grubu)
              • Hindu [TUR10-0345180] (Hindistan'ın resmî dili)
            • Ural-Altay [TUR10-0799620] (Ural dilleriyle Altay dillerinin oluşturduğu dil grubu)
              • Fince [TUR10-0274610] (Fin dili)
              • Finnish [ENG31-06970995-n] (the official language of Finland)
              • Altay dili [TUR10-1221590] (Avrupa'dan, Orta Doğu'ya ve Orta Asya'dan Uzak Doğu'ya kadar uzanan büyük bir coğrafyada konuşulan dilleri kapsayan bir dil ailesi) Altaic [ENG31-06938989-n] (a group of related languages spoken in Asia and southeastern Europe)
                • Mançuca [TUR10-0523110] (Mançu dili)
                • Manchu [ENG31-06941521-n] (the Tungusic language spoken by the Manchu)
                • Korece [TUR10-0475470] (Kore dili)
                • Korean [ENG31-06941948-n] (the Altaic language spoken by Koreans)
                • Japonca [TUR10-0391170] (Japon dili)
                • Japanese [ENG31-06942056-n] (the language (usually considered to be Altaic) spoken by the Japanese)
                • Altayca [TUR10-0030140] (Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil)
              • Macarca [TUR10-0515530] (Macar dili)
              • Hungarian [ENG31-06971576-n] (the official language of Hungary (also spoken in Rumania))
              • Laponca [TUR10-0507360] (Lapon dili)
              • Lapp [ENG31-06972167-n] (the language of nomadic Lapps in northern Scandinavia and the Kola Peninsula)
              • Moğolca [TUR10-0549440] (Moğol dili)
              • Ural dilleri [TUR10-0799630] (Fince, Macarca ve Samoyetçeden oluşan dil grubu)
              • Fin-Ugor [TUR10-0274760] (Ural dillerinden bir dil öbeği)
            • Çerkezce [TUR10-0160400] (Çerkez dili)
            • Circassian [ENG31-06991187-n] (a northern Caucasian language spoken by the Circassian)
            • İbranice [TUR10-0357330] (Bugün İsrail'de kullanılan Sami dili)
            • Hebrew [ENG31-06999784-n] (the ancient Canaanitic language of the Hebrews that has been revived as the official language of Israel)
            • Arapça [TUR10-0041650] (Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil) Arabic [ENG31-07000717-n] (the Semitic language of the Arabs)
              • Yahudi Arapçası [TUR10-0825620] (Arap ülkelerinde yaşayan Yahudilerin konuşup yazdıkları ölçünlü olmayan Arapça)
            • Türk dili [TUR10-1221600] (Doğu Avrupa'dan Sibirya ve Çin'in batısına dek uzanan bir alanda ana dil olarak 180 milyon kişi tarafından, ikinci dil olarak konuşanlar da sayılırsa yaklaşık 250 milyon kişi tarafından konuşulan, 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil kümesi) Turki [ENG31-06939235-n] (a subfamily of Altaic languages)
              • Türkçe [TUR10-0793840] (Genel Türk dili)
              • Turkish [ENG31-06939575-n] (a Turkic language spoken by the Turks)
              • Türkmence [TUR10-0794160] (Türkmen Türkçesi)
              • Turkmen [ENG31-06939666-n] (the Turkic language spoken by the Turkoman)
              • Azerice [TUR10-0065030] (Azerbaycan Türkçesi)
              • Azerbaijani [ENG31-06939784-n] (the Turkic language spoken by the Azerbaijani)
              • Kazakça [TUR10-0435520] (Kazak Türkçesi)
              • Kazak [ENG31-06939905-n] (the Turkic language spoken by the Kazak)
              • Tatarca [TUR10-0751190] (Tatar Türkçesi)
              • Tatar [ENG31-06940005-n] (the Turkic language spoken by the Tatar living from the Volga to the Ural Mountains)
              • Özbekçe [TUR10-0607430] (Özbek Türkçesi)
              • Uzbek [ENG31-06940140-n] (the Turkic language spoken by the Uzbek)
              • Uygurca [TUR10-0802590] (Uygur Türkçesi)
              • Uighur [ENG31-06940263-n] (the Turkic language spoken by approximately 7,000,000 Uighur in extreme northwestern China)
              • Kırgızca [TUR10-0450560] (Kırgız Türkçesi)
              • Kirghiz [ENG31-06940513-n] (the Turkic language spoken by the Kirghiz)
              • Çağatayca [TUR10-0144620] (Adını Cengiz'in ikinci oğlu Çağatay'dan alan, Doğu Türkçesinin XV. yüzyılda oluşan yazı dili)
              • Chagatai [ENG31-06940824-n] (a Turkic literary language of medieval central Asia (named for one of the sons of Genghis Khan))
              • Çuvaşça [TUR10-0176880] (Çuvaş Türkçesi)
              • Altayca [TUR10-0030130] (Altay Türkçesi)
              • Başkurtça [TUR10-0082670] (Başkurt Türkçesi)
              • Gagavuzca [TUR10-0281790] (Gagavuz Türkçesi)
              • Hakasça [TUR10-0321400] (Hakas Türkçesi)
              • Hazarca [TUR10-0336530] (Hazar Türkçesi)
              • Kumanca [TUR10-0489930] (Kıpçak Türkçesi)
              • Oğuzca [TUR10-0583220] (Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Gagavuz yeri ile Balkanlar, Kırım ve İran'ın bazı bölgelerinde kullanılan Türkçeyi içine alan Türk dili grubun ortak adı)
              • Osmanlıca [TUR10-0593120] (XIII-XX. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili)
              • Teleütçe [TUR10-0761070] (Teleüt Türkçesi)
              • Türkçe [TUR10-0793850] (Türkiye'de, Balkanlarda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Irak ve Suriye'nin bazı bölgelerinde kullanılan Türk dili)
              • Şorca [TUR10-0733480] (Şor Türkçesi)
              • Peçenekçe [TUR10-0620650] (Peçenek Türkçesi)
              • Tuvaca [TUR10-0791320] (Tuva Türkçesi)
              • Yakutça [TUR10-0656590] (Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu olan Yakutların kullandığı Türkçe)
              • Kumukça [TUR10-0490900] (Kumuk dili)
              • Nogayca [TUR10-0579010] (Nogay dili)
              • karayca [TUR10-1071670] (Karaimce)
              • Batı Türkçesi [TUR10-0085270] (Hazar Denizi'nin batısındaki Türk dünyasında XIII. yüzyıldan beri kullanılan ve Oğuzcaya dayanan Türk dili)
              • Karaçayca [TUR10-0415790] (Türk dilinin Kafkaslarda yaşayan Karaçaylar tarafından konuşulan kolu)
              • Karaimce [TUR10-0416210] (Karaim Türkçesi)
              • Karakalpakça [TUR10-0416280] (Türk dilinin Karakalpaklar tarafından konuşulan kolu)
              • Malkarca [TUR10-0074690] (Malkar Türkçesi)
              • Doğu Türkçesi [TUR10-0214720] (Hazar Denizi'nin ve Türkmenistan'ın doğusunda kalan Türklerin kullandığı dil)
              • karamanlı türkçesi [TUR10-1071210] (Türkçenin, Karaman ve yöresinde yaşayan Ortodoks Hristiyanlar tarafından konuşulan, Yunan alfabesi ile yazılan ağzı)
              • Uygurca [TUR10-0802580] (Eski Uygur Türkçesi)
              • Halaçça [TUR10-0322420] (Halaç Türkçesi)
            • abhazca [TUR10-0916580] (Bu dille yazılmış olan; Abazaca)
            • abhazca [TUR10-0916570] (Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayan bir halk olan Abhazlar tarafından kullanılan dil)
            • Aramice [TUR10-0042690] (Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış bulunan ölü bir dil)
            • Avarca [TUR10-0057810] (Avarların kullandığı dil)
            • Baskça [TUR10-0079460] (İspanya'nın Bask bölgesinde kullanılan dil)
            • Boşnakça [TUR10-0115520] (Çoğunlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaşayan Bosna Müslümanlarının kullandığı dil)
            • Çeçence [TUR10-0155610] (Çeçen dili)
            • Çince [TUR10-0169000] (Çin dili)
            • Gürcüce [TUR10-0316880] (Gürcü dili)
            • Lazca [TUR10-0508710] (Lazların kullandığı dil)
            • Süryanice [TUR10-0718800] (Süryani dili)
            • Sümerce [TUR10-0715240] (Sümer dili)
            • Ulahça [TUR10-0797910] (Ulah dili)
            • akraba diller [TUR10-0020410] (Aynı ana dilden gelen diller)
            • ana dili [TUR10-0034270] (İnsanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil)
            • Yahudice [TUR10-0825640] (Yahudi dili)
            • Judeo-Spanish [ENG31-06979956-n] (the Spanish dialect spoken by Sephardic Jews but written in the Hebrew script)
            • malezyaca [TUR10-1094910] (Malezya halkının kullandığı dil)
            • Çingenece [TUR10-0169090] (Çingenelerin kullandığı dil)
            • çocuk dili [TUR10-0171870] (Çocukların belli birtakım seslerden, basitleştirilmiş kurallardan, örneklemelerden yararlanarak kullandıkları dil)
              • bıcı bıcı [TUR10-0164710] (Çocuk dilinde yıkanma)
              • gıgı [TUR10-0296970] (Çocuk dilinde çene altı)
              • hap [TUR10-0326530] (Çocuk dilinde yiyeceği yutma sesi)
            • ladini [TUR10-1253270] (Ladin dili)
            • Asurca [TUR10-0051960] (Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil)
            • Tunguzca [TUR10-0788150] (Tunguz dili)
            • berberice [TUR10-0963240] (Berberilerin kullandığı dil)
            • Gotik [TUR10-0300700] (Orta Çağda Orta Avrupa'da yaşayan bir ulus olan Gotlar'ın dili)
            • Pomakça [TUR10-0632760] (Pomak dili)
            • İskitçe [TUR10-0380220] (İskitlerin dili)
          • yabancı dil [TUR10-0822780] (Ana dilin dışında olan dillerden her biri)
          • yabancı dil [TUR10-0822790] (Ana dilin dışında öğrenilen uzmanlık dili)
          • konuşma dili [TUR10-1041480] (Günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az çok farklarla ayrılmış bulunan dil)
          • tek heceli dil [TUR10-0758480] (Çince ve Tibetçe gibi kelimeleri tek heceden oluşan dil)
          • işaret dili [TUR10-1061600] (İşitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurarken el ve yüz hareketlerini kullanarak oluşturdukları görsel dil)
          • sign language [ENG31-06888747-n] (language expressed by visible hand gestures)
          • vücut dili [TUR10-0960650] (Organlarını değişik biçimlerde kullanarak istek ve düşüncelerini ifade etme biçimi)
          • kayış dili [TUR10-0433360] (Kaba ve çirkin sözler kullanılarak konuşulan dil)
          • bitişken dil [TUR10-0109330] (Kelime kökleri değişmeyen, eklerle türetilen dil)
          • bükünlü dil [TUR10-0127710] (Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından kelime köklerini değiştiren dil)
          • bürün [TUR10-0979550] (Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad)
          • ortak dil [TUR10-0591870] (Ana dilleri veya lehçeleri farklı topluluklar arasında anlaşmayı sağlayan dil)
          • standart dil [TUR10-0708760] (Bir ülkede konuşulan ağızlardan birinin yazılı anlatımlar için kabul edilmiş biçimi)
          • gavurca [TUR10-0284310] (Batılıların konuştuğu yabancı dillerden herhangi biri)
          • ölü dil [TUR10-0601830] (Günümüzde kullanılmayan, konuşulmayan, elimizde yalnızca belgeleri olan dil)
            • Soğdakça [TUR10-0699290] (Orta Asya'da Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil)
          • gizli dil [TUR10-0299870] (Bazı kişilerin başkalarının anlamadığı ve sadece kendilerinin özel anlamlarını bildiği kelimelerle konuştuğu dil)
          • resmi dil [TUR10-1004920] (Bir devletin sınırları içerisinde yönetimde, hukukta, eğitimde ve ticarette gerek sözlü gerekse yazılı iletişimde kullanılan, genellikle kanunla belirlenen dil)
          • dil [TUR10-0204790] (Belli durumlara, mesleklere, konulara özgü dil) terminology [ENG31-06315049-n] (a system of words used to name things in a particular discipline)
            • özel dil [TUR10-0607960] (Aynı meslekten olanların veya aynı iş alanında çalışanların kendi aralarında konuştukları dil) slang [ENG31-07171981-n] (a characteristic language of a particular group (as among thieves))
              • jargon [TUR10-0391270] (Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı)
        • dil [TUR10-0204830] (Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı) language [ENG31-06293304-n] (a systematic means of communicating by the use of sounds or conventional symbols)
          • ulusal dil [TUR10-1167270] (Bilinen bir tarihten beri bir ulusun bireyleri arasında kullandıkları iletişim aracı)
        • tarz [TUR10-0701170] (Güzel sanatlarda üslup) expressive style [ENG31-07080699-n] (a way of expressing something (in language or art or music etc.) that is characteristic of a particular person or group of people or period)
          • yalınlık [TUR10-0829120] (Açık, süsten ve zorlamadan uzak, kolayca anlaşılabilen anlatım)
          • temsili istiare [TUR10-0764020] (Alegorik anlatım)
          • alegori [TUR10-0026050] (Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme)
          • allegory [ENG31-06378026-n] (an expressive style that uses fictional characters and events to describe some subject by suggestive resemblances)
          • tarz [TUR10-0748320] (Bir kimse için özel anlatım biçimi)
          • anlatım tonu [TUR10-0038180] (Anlatımda mantık ve düşünce özelliğine göre oluşan ton)
          • ayin [TUR10-0061900] (Mevlevi tekkelerinde okunan ağır bestelerin biçimi)
          • majör [TUR10-0519820] (Bir makam, bir akort veya bir aralığın oluşma biçimi)
          • olguculuk [TUR10-0585600] (Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi)
          • janr [TUR10-0391110] (Çığır, tarz, cins)
        • mesaj [TUR10-0537940] (Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce) message [ENG31-06611268-n] (what a communication that is about something is about)
          • tema [TUR10-0762110] (Öğretici veya edebî bir eserde işlenen düşünce, görüş) subject [ENG31-06612141-n] (the subject matter of a conversation or discussion)
            • psikoloji [TUR10-0637370] (Herhangi bir edebiyat ürününde, kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş, düşünüş, davranış biçimi)
          • konu [TUR10-0679150] (Üzerinde konuşulan şey) subject [ENG31-06612141-n] (the subject matter of a conversation or discussion)
            • aktüalite [TUR10-0022590] (Günün olayı veya konusu)
            • karanlık nokta [TUR10-1071330] (Bilinmeyen, gizli, şüpheli konu)
            • seçimlik [TUR10-0672450] (Seçme işine konu olma)
            • çıbanbaşı [TUR10-0162230] (Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu)
          • saded [TUR10-1221210] (Konuşulan asıl konu, asıl madde)
          • subject [ENG31-06612141-n] (the subject matter of a conversation or discussion)
          • palavra [TUR10-0611420] (Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber)
          • bunk [ENG31-06624034-n] (unacceptable behavior (especially ludicrously false statements))
          • saçmalık [TUR10-0001660] (Yeri ve değeri olmayan söz, davranış içinde olma) nonsense [ENG31-06619692-n] (a message that seems to convey no meaning)
            • saçma [TUR10-0653580] (Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz) baloney [ENG31-06623500-n] (pretentious or silly talk or writing)
              • saçmalık [TUR10-0653700] (Yeri ve değeri olmayan söz, davranış) folderol [ENG31-06624351-n] (nonsensical talk or writing)
                • palavra [TUR10-0526970] (Uzun ve uydurmalarla dolu boş konuşma)
                • palaver [ENG31-06621856-n] (loud and confused and empty talk)
                • yalan dolan [TUR10-0828170] (Gerçek olmayan birçok söz)
                • baloney [ENG31-06623500-n] (pretentious or silly talk or writing)
            • zırva [TUR10-1254390] (Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz)
            • mavra [TUR10-0529780] (Palavra)
            • gazozağacı [TUR10-0285820] (Çok saçma söz)
          • üstlenme [TUR10-0036390] (Bir şey yapma sorumluluğunu alma) commitment [ENG31-06697128-n] (a message that makes a pledge)
            • garanti [TUR10-0372420] (Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması) assurance [ENG31-07242432-n] (a binding commitment to do or give or refrain from something)
              • depozito [TUR10-0195270] (Bir taahhüt sırasında yatırılan güvence veya bağlanma parası)
              • deposit [ENG31-06698605-n] (a payment given as a guarantee that an obligation will be met)
            • güvence [TUR10-0317570] (Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz) assurance [ENG31-07242066-n] (a statement intended to inspire confidence)
              • kefaletname [TUR10-0437900] (Bir kimsenin kefil olduğunu gösteren belge; kefillik kâğıdı)
              • kati teminat [TUR10-0428580] (İhaleyi kazanan firmadan istenen teminat)
              • alışveriş sigortası [TUR10-0028290] (Kredi kartı ile satın alınan eşyanın belirli bir sürede hasara uğraması veya çalınması durumunda poliçe maddelerine göre sağlanan güvence)
              • nakdi teminat [TUR10-0568630] (Borcun ödeneceğine dair, alacaklıya parayla sağlanan güvence)
              • nakdi teminat [TUR10-0568640] (Kredi kullanılması durumunda güvence olarak gösterilen nakit değer)
              • geçici teminat [TUR10-0287310] (İhalelere katılanların yatırmak zorunda olduğu teminat)
            • ant [TUR10-0015520] (Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma)
            • yükümlenme [TUR10-0866100] (Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma)
            • hamallık [TUR10-0324450] (Gereksiz yere yüklenme)
          • dilekçe [TUR10-0048380] (Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı) request [ENG31-06525357-n] (a formal message requesting something that is submitted to an authority)
            • mahzar [TUR10-0519570] (Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe)
            • istifaname [TUR10-0382470] (Bir görevden kendi isteğiyle ayrıldığını belirten dilekçe)
            • istidaname [TUR10-0382330] (Resmî bir makama yazılan dilekçe yazısı)
          • bilgilendirme [TUR10-0120370] (Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama) briefing [ENG31-07232442-n] (detailed instructions, as for a military operation)
            • kayıtlar [TUR10-1221240] ()
            • record [ENG31-06649049-n] (a compilation of the known facts regarding something or someone)
            • haber [TUR10-0318830] (Bir olay, bir olgu üzerine edinilen veya verilen bilgi) news [ENG31-06654787-n] (information about recent and important events)
              • iri laf [TUR10-0378650] (Abartılı söz)
              • partal [TUR10-0616480] (Abartılmış söz; yalan)
              • müjde [TUR10-0561080] (Sevindirici haber)
              • good word [ENG31-06655751-n] (good news)
              • abrakadabra [TUR10-0001460] (Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz)
              • abrakadabra [TUR10-0001470] (Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü)
              • tekmil haberi [TUR10-0759040] (Bir işin tamamlanmış olduğu haberi)
              • asparagas [TUR10-0732680] (Uydurma, gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber)
              • kara haber [TUR10-0416140] (Kötü, üzücü veya sıkıntı yaratan haber, bilgi)
                • kara haber [TUR10-0416130] (Ölüm veya felaket haberi)
                • yaramazlık [TUR10-0835540] (Kötü, uygunsuz durum veya haber)
              • atımlık [TUR10-0055780] (Konuşacak, yazacak söz veya bilgi)
              • Bağdat [TUR10-0068580] ("Karnını doyurmak" anlamındaki Bağdadı tamir etmek deyiminde geçen bir söz)
              • selen [TUR10-0675250] (Ses; haber; bilgi)
              • varlık sebebi [TUR10-0814690] (Var oluşun sebeplerini irdeleyen ve araştıran düşünce)
              • havadis [TUR10-0332610] (İlgi ile karşılanabilecek haber)
              • duyum [TUR10-0227530] (Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber)
              • hearing [ENG31-01202187-n] ((law) a proceeding (usually by a court) where evidence is taken for the purpose of determining an issue of fact and reaching a decision based on that evidence)
            • istihbarat [TUR10-0382730] (Yeni öğrenilen bilgiler, haberler) news [ENG31-06654787-n] (information about recent and important events)
              • acı haber [TUR10-0917330] (Genellikle felaket veya ölüm bildiren söz veya haber)
              • tebşir [TUR10-1253640] (Müjdeleme, muştulama)
            • sır [TUR10-0687780] (Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey) secret [ENG31-06685698-n] (information known only to a special group)
              • şifre [TUR10-0731080] (Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü) password [ENG31-06686933-n] (a secret word or phrase known only to a restricted group)
                • parola [TUR10-0616250] (Askerlerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz)
              • kod [TUR10-0466300] (Şifre)
              • Bektaşi sırrı [TUR10-0090030] (Gizli tutulan şey)
            • müfredat [TUR10-0599540] (Bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan plan)
            • course of study [ENG31-06689161-n] (an integrated course of academic studies)
            • haber [TUR10-0318840] (İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi) news [ENG31-06693922-n] (information reported in a newspaper or news magazine)
              • ajans [TUR10-0016700] (Radyoda haber bülteni)
              • bülten [TUR10-0127860] (Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru) bulletin [ENG31-06695035-n] (a brief report (especially an official statement issued for immediate publication or broadcast))
                • arama bülteni [TUR10-0042550] (Güvenlik güçleri tarafından yurt içinde ve dışında, kayıp kişi veya eşyaların bulunabilmesi için yayımlanan bülten)
                • borsa cetveli [TUR10-0114210] (Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten)
              • röportaj [TUR10-0561530] (Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program)
              • coverage [ENG31-06696529-n] (the news as presented by reporters for newspapers or radio or television)
              • magazin [TUR10-0517220] (Genellikle sanat, eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerle ilgili haber ve yorum)
              • atlatma haber [TUR10-0944840] (Rakip yayın kuruluşu atlatılarak yapılan haber)
              • yalan haber [TUR10-0828200] (Gerçek olmayan, uydurma haber)
            • burhan [TUR10-0125100] (Kanıt) evidence [ENG31-06746688-n] ((law) all the means by which any alleged matter of fact whose truth is investigated at judicial trial is established or disproved)
              • ifade [TUR10-0361620] (Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama) testimony [ENG31-06747216-n] (a solemn statement made under oath)
                • yeminli ifade [TUR10-1221380] (NOT: TUR10-1221390 ile aynı) testimony [ENG31-06747216-n] (a solemn statement made under oath)
                  • beyanname [TUR10-0102040] (Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge)
                  • tax return [ENG31-06560662-n] (document giving the tax collector information about the taxpayer's tax liability)
                • istinabe [TUR10-0383350] (Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması)
            • eğitim programı [TUR10-0236760] (Eğitimi düzenleyen ve yönlendiren sistem)
            • tenvir [TUR10-0764980] (Bilgi verme; aydınlatma)
          • ithaf [TUR10-0387380] (Birinin adına sunma, armağan etme)
          • dedication [ENG31-06417960-n] (a short message (as in a book or musical work or on a photograph) dedicating it to someone or something)
          • kara çalma [TUR10-1201100] (Birine iftira etme; kara sürme)
          • aspersion [ENG31-01222825-n] (an abusive attack on a person's character or good name)
          • posta [TUR10-0633830] (Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü) mail [ENG31-06286287-n] (the bags of letters and packages that are transported by the postal service)
            • özel ulak [TUR10-0608220] (Geldiği postanede hiç bekletilmeden özel bir araç veya görevli ile yerine ulaştırılan mektup, paket vb.; ekspres)
            • express [ENG31-06276128-n] (mail that is distributed by a rapid and efficient system)
            • gönderi [TUR10-0303960] (Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb)
              • postrestant [TUR10-0634180] (Alıcısı tarafından postaneden alınmak üzere gönderilen mektup veya paket)
              • kurye [TUR10-0495960] (Uçakla gönderilen mektup, koli veya havale)
              • tweet [TUR10-1255840] (Twitter üzerindeki kayıtlı kullanıcıların gönderdikleri gönderilere verilen kısa ad)
              • iadeli [TUR10-0356850] (Kendisine ulaştırılan kimseden, gönderene iletmek için imza alınan gönderi)
          • teklif [TUR10-0758810] (Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce) proposal [ENG31-07176845-n] (something proposed (such as a plan or assumption))
            • nasihat [TUR10-0018070] (Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz) advice [ENG31-06684229-n] (a proposal for an appropriate course of action)
              • koyma akıl [TUR10-0478980] (Tecrübe edilmemiş, etkisi kısa süren, o an için ortaya atılmış bir tür nasihat)
              • oyma akıl [TUR10-0596190] (Yer etmiş, uzun deneyimler sonunda kabul görmüş nasihat)
              • ihtar [TUR10-0363580] (Bir şeyi birine hatırlatma)
              • admonition [ENG31-06685042-n] (cautionary advice about something imminent (especially imminent danger or other unpleasantness))
              • tembih [TUR10-0762390] (Uyarma) admonition [ENG31-06685042-n] (cautionary advice about something imminent (especially imminent danger or other unpleasantness))
                • ders [TUR10-0357400] (Kötü bir olaydan alınması gereken uyarıcı sonuç, öğüt) example [ENG31-06685497-n] (punishment intended as a warning to others)
                  • kıssadan hisse [TUR10-0454830] (Anlatılan bir olaydan alınacak ders)
                  • us payı [TUR10-0800250] (Akıl dersi)
                  • hisse [TUR10-0346110] (Bir olaydan çıkarılan ders)
              • baba nasihati [TUR10-0066660] (Büyüklerin deneyimine dayanarak gençlere verdikleri öğüt)
            • önerge [TUR10-0740950] (Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için, üyelerden biri veya birçoğu tarafından başkanlığa verilen, oya konularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt) motion [ENG31-07178244-n] (a formal proposal for action made to a deliberative assembly for discussion and vote)
              • tadil teklifi [TUR10-0737210] (Bir değişiklik yapılması için verilen önerge)
              • yeterlik önergesi [TUR10-0852180] (Bir konu üzerindeki konuşmaların yeter olduğunu bildirmek için toplantı başkanına verilen yazı)
              • yazılı soru önergesi [TUR10-1181070] (Türkiye Büyük Millet Meclisinde yazılı olarak cevaplandırılması istenen soru)
              • sözlü soru önergesi [TUR10-0707660] (Türkiye Büyük Millet Meclisinde sözlü olarak cevaplandırılması istenen soru)
              • gensoru önergesi [TUR10-0292440] (Gensoru teklifinde bulunma)
              • güvensizlik önergesi [TUR10-0317860] (Hükûmetin uygulamalarına karşı gösterilen yazılı veya sözlü itimatsızlık)
            • tekalif [TUR10-0757370] (Teklifler)
          • tavsiye [TUR10-1186215] (Öğütleme, yol gösterme) guidance [ENG31-06663446-n] (something that provides direction or advice as to a decision or course of action)
            • kariyer danışmanlığı [TUR10-1221310] (Bir meslekte kariyer yapmak isteyenlere verilen tavsiyelerin bütünü)
            • career counseling [ENG31-06663792-n] (counseling on career opportunities)
          • yönerge [TUR10-0860990] (Bu buyrukların yazılı olduğu belge) rule [ENG31-06664987-n] (prescribed guide for conduct or action)
            • tüzük [TUR10-0795090] (Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi) regulation [ENG31-06676796-n] (an authoritative rule)
              • iç tüzük [TUR10-0360460] (Bir kuruluş, meclis, kurum ve benzerinin iç işlerini düzenleyen, tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi)
          • onaylamama [TUR10-1221360] (Tutumu ölçülen bireyin bir ölçeği olumsuzlaması ya da dile getirilen görüşe katılmaması) disapproval [ENG31-06722472-n] (the expression of disapproval)
            • eleştiri [TUR10-0242950] (Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi) criticism [ENG31-06723485-n] (disapproval expressed by pointing out faults or shortcomings)
              • sitem [TUR10-0696730] (Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme)
              • reproach [ENG31-06726451-n] (a mild rebuke or criticism)
              • muaheze [TUR10-0764660] (Eleştiri)
              • öz eleştiri [TUR10-0594120] (Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı)
              • hücum [TUR10-0350980] (Sert eleştiri)
          • hakaret [TUR10-0321360] (Küçültücü söz veya davranış) abuse [ENG31-06728162-n] (a rude expression intended to offend or hurt)
            • taşlama [TUR10-0750560] (Hakaret)
            • orospu çocuğu [TUR10-0591290] (Serseri; haylaz; hinoğluhin, hilekâr; kalleş)
            • itoğluit [TUR10-1086420] (Hakaret içeren bir seslenme sözü)
            • hayvan [TUR10-0336120] (Kızılan bir kimseye söylenen bir söz)
          • aşağılama [TUR10-0052120] (Onur kırma, onuruna dokunma, hor görme)
            • iftira [TUR10-0415160] (Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme) defamation [ENG31-06732328-n] (a false accusation of an offense or a malicious misrepresentation of someone's words or actions)
              • kuru iftira [TUR10-0494550] (Gerçekle hiçbir ilişiği, hiçbir dayanağı olmayan iftira)
            • lekeleme [TUR10-0509470] (Namusa dokunur bir suç yükleme; iftira etme) defamation [ENG31-06732328-n] (a false accusation of an offense or a malicious misrepresentation of someone's words or actions)
              • fassallık [TUR10-1252630] (Karalamacılık)
            • terzil [TUR10-0768970] (Küçük düşürme)
            • tezellül [TUR10-1248440] (Aşağılanma)
            • tezyif [TUR10-0772740] (Bir şeyi değersiz, adi, bayağı, aşağılık göstermeye çalışma, küçültmek isteme)
          • tarif [TUR10-0747070] (Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtme)
          • recipe [ENG31-06801642-n] (directions for making something)
          • öykü [TUR10-0607050] (Ayrıntılarıyla anlatılan olay) narrative [ENG31-07235754-n] (a message that tells the particulars of an act or occurrence or course of events)
            • halk masalı [TUR10-1221960] (Halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür)
            • folktale [ENG31-07236710-n] (a tale circulated by word of mouth among the common folk)
            • masal [TUR10-0527380] (Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla insanların veya tanrıların başından geçen, olağan dışı olayları anlatan hikâye) fairytale [ENG31-07237241-n] (a story about fairies)
              • çocuk masalı [TUR10-1221970] (Özelliklere çocuklara anlatılan masal)
              • fairytale [ENG31-07237241-n] (a story about fairies)
              • peri masalı [TUR10-0624130] (Kahramanlarını perilerin oluşturduğu bir tür masal)
              • tandırname [TUR10-0743370] (Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal)
              • kocakarı masalı [TUR10-0465650] (Avutucu ve eğlendirici nitelikli masal)
          • açık teşekkür [TUR10-0005490] (Herhangi birine basın yoluyla edilen teşekkür)
          • tebrik mesajı [TUR10-0755040] (Herhangi bir olayı kutlamak için gönderilen mesaj)
          • infaz [TUR10-0374530] (Birine sözünü geçirme)
          • ima [TUR10-0370670] (Açıkça belirtilmeyen, dolaylı olarak anlatılan şey)
        • işaret [TUR10-0384200] (El, yüz hareketleriyle gösterme) signal [ENG31-06804229-n] (any nonverbal action or gesture that encodes a message)
          • nanik [TUR10-0570490] (Başparmağı burna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti)
          • işmar [TUR10-0386270] (El, göz veya baş ile yapılan işaret)
        • gösterge [TUR10-0306770] (Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi)
        • indication [ENG31-06810027-n] (something that serves to indicate or suggest)
        • bas [TUR10-0080230] (En kalın erkek sesi)
        • bass [ENG31-06885404-n] (the lowest adult male singing voice)
        • sergileme [TUR10-0678600] (Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirme) display [ENG31-06900776-n] (exhibiting openly in public view)
          • sunum [TUR10-0712790] (Bir bildirinin çeşitli yollarla dinleyenlere aktarılması) presentation [ENG31-06904072-n] (the act of making something publicly available)
            • sahneleme [TUR10-0657090] (Sahnelemek işi)
            • theatrical production [ENG31-07020287-n] (the production of a drama on the stage)
        • ses [TUR10-0680750] (Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda yaptığı titreşim) voice [ENG31-07125323-n] (the sound made by the vibration of vocal folds modified by the resonance of the vocal tract)
          • kafa sesi [TUR10-1066140] (Diyafram yoluyla itilen havanın sesi oluşturduktan sonra sinüslerde yankı yaptırılmasıyla elde edilen ses)
          • kıkırtı [TUR10-0447400] (Kıkırdarken çıkan ses)
          • mağara sesi [TUR10-0517430] (Derin, boğuk ve korkmuş vurgulu ses)
          • alçak ses [TUR10-0025320] (Hafif ses)
          • armoniler [TUR10-0046370] (Frekansı, ana sesin frekansının tam katı olan sesler)
          • yanık ses [TUR10-0831540] (Dokunaklı ses)
          • vokal [TUR10-0821060] (İyi işlenmiş, düzenlenmiş ses)
          • viyak [TUR10-0820750] (Bebeğin ağlarken çıkardığı ses)
          • bemol [TUR10-0092520] (Böylece kalınlaştırılmış ses)
          • öğürtü [TUR10-0599840] (Öğürürken çıkan ses)
          • öhö [TUR10-0600050] (Bir kimsenin kendi varlığını belli etmek, söylenen bir şey üzerine dikkat çekmek, birine takılmak vb. amaçlarla öksürür gibi yaparak çıkardığı ses)
          • ön ses [TUR10-0604050] (Kelimenin oluştuğu seslerden ilki)
          • son ses [TUR10-0702610] (Bir kelimenin veya hecenin sonundaki ses)
          • gerilim [TUR10-0294140] (Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi)
          • radyofonik ses [TUR10-0640650] (Radyoda konuşma yapmaya uygun ses)
          • püf [TUR10-0638850] (Bir ateşi söndürmek, canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses)
          • inilti [TUR10-0016180] (Acı veya üzüntü belirten kesik, dokunaklı sesler)
            • figan [TUR10-0272780] (Bağırarak ağlama, inleme)
            • ahuzar [TUR10-1248000] (Âh çekip inleme)
          • ıh [TUR10-0352460] (Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses)
          • ıslık [TUR10-0354780] (Dudakların büzülerek veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses)
          • hıçkırık [TUR10-0341150] (Çok ağlandığında çıkan ses)
          • höpürdetme [TUR10-0349210] (Bir şey içerken "höpür" diye ses çıkarma işi)
          • hoşt [TUR10-0348850] (Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses)
          • homurtu [TUR10-0347380] (Ayının çıkardığı ses)
        • telepati [TUR10-0760920] (Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama)
        • telepathy [ENG31-07270666-n] (apparent communication from one mind to another without using sensory perceptions)
        • parapsikoloji [TUR10-0614450] (Doğaüstü olayları araştıran, telepati, gaipten haber alma, duyu dışı algılama vb. olayları inceleyen ruh bilimi)
        • psychic phenomena [ENG31-07271043-n] (phenomena that appear to contradict physical laws and suggest the possibility of causation by mental processes)
        • ses [TUR10-0680760] (Duygu ve düşünce)
        • voice [ENG31-07292402-n] (something suggestive of speech in being a medium of expression)
        • telefotografi [TUR10-0760710] (Fotoğraf, resim, yazı vb. durağan görüntülerin elektrik akımıyla uzaklara iletilmesi yolu)
        • link hattı [TUR10-0512140] (İki nokta arasında haberleşmeyi sağlayan sistem)
        • bez afiş [TUR10-1210360] (Pamuk veya keten ipliğinden yapılmış afiş)
        • belirti [TUR10-0091700] (Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey)
      • grup [TUR10-0511270] (Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; takım) group [ENG31-00031563-n] (any number of entities (members) considered as a unit)
        • ağaçlık [TUR10-0011210] (Ağaç öbeği)
          • koruluk [TUR10-0476750] (Koru durumunda olan sık ağaçlı yer)
          • çınarlık [TUR10-0164370] (Çınar ağaçları çok olan yer)
          • dutluk [TUR10-0226410] (Dut ağaçlarının çok olduğu yer; dut bahçesi)
          • kayınlık [TUR10-0433010] (Kayın ağaçları çok olan yer)
        • cümle [TUR10-0143610] (Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem) system [ENG31-08452398-n] (a group of independent but interrelated elements comprising a unified whole)
          • güneş sistemi [TUR10-0315960] (Güneşle gezegenlerin oluşturdukları dizge)
          • solar system [ENG31-09462337-n] (the sun with the celestial bodies that revolve around it in its gravitational field)
          • sosyal yapı [TUR10-0704020] (İçinde sosyal ilişkilerin, sosyal olayların meydana geldiği, sosyal grupların ve kurumların yer aldığı toplumun şekil ve çerçevesiyle ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlık) social organization [ENG31-08395550-n] (the people in a society considered as a system organized by a characteristic pattern of relationships)
            • ana erki [TUR10-0034360] (Soyda temel olarak anayı alan ve ailede çocukları ana klanına mal eden bir toplum düzeni)
            • matriarchy [ENG31-07989335-n] (a form of social organization in which a female is the family head and title is traced through the female line)
            • anaerkillik [TUR10-0034380] (Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni)
            • matriarchy [ENG31-07989335-n] (a form of social organization in which a female is the family head and title is traced through the female line)
            • ata erki [TUR10-0054250] (Soyda temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk düzeni)
            • patriarchy [ENG31-07989121-n] (a form of social organization in which a male is the family head and title is traced through the male line)
            • feodalizm [TUR10-0268050] (Derebeylik sistemi)
            • feudalism [ENG31-07988872-n] (the social system that developed in Europe in the 8th century)
            • sınıf yapısı [TUR10-1225420] (Sınıf özelliklerinin tümü)
            • class structure [ENG31-08395286-n] (the organization of classes within a society)
            • anaerkillik [TUR10-0034390] (Ananın egemen olduğu aile hayatı)
            • babaerkillik [TUR10-1248530] (Ataerkillik)
          • toplumsal düzen [TUR10-1163220] (Bir toplumda kanun ve kurallara uygun düşen yapı)
          • social organization [ENG31-08395550-n] (the people in a society considered as a system organized by a characteristic pattern of relationships)
          • ekosistem [TUR10-1018240] (Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik gösteren ekolojik sistem)
          • almaş [TUR10-0029800] (Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem)
          • arz talep kanunu [TUR10-0048350] (Piyasalarda sunu ve istem dengesini düzenli tutma sistemi)
          • yalın cümle [TUR10-0828960] (Bir tek çekimli fiille kurulan cümle)
          • Mors [TUR10-0550670] (Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf dizgesi)
        • dağılım [TUR10-0177880] (Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı) image [ENG31-08016746-n] ((mathematics) the set of values of the dependent variable for which a function is defined)
          • popülasyon [TUR10-0633090] (Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı)
        • topolojik uzay [TUR10-1224010] (X bir küme, T, X üzerinde bir topoloji olmak üzere (X, T) çifti)
        • mathematical space [ENG31-08018127-n] ((mathematics) any set of points that satisfy a set of postulates of some kind)
        • toplumsal grup [TUR10-1223790] (Üyeleri arasında etkileşim olan, ortak amaç ve çıkarlara sahip, belirlenen değer ve normları paylaşan insan grubu) social group [ENG31-07967506-n] (people sharing some social relation)
          • aşiret [TUR10-0053820] (Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk) kin [ENG31-07986142-n] (group of people related by blood or marriage)
            • aile [TUR10-0016320] (Evlilik ve kan bağına dayanan, eşler, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik) family [ENG31-07986853-n] (primary social group)
              • evli çift [TUR10-1223890] (Birbiriyle evli olan iki kişi)
              • marriage [ENG31-08005815-n] (two people who are married to each other)
              • kör ocak [TUR10-0483170] (Çocuksuz aile)
              • ölü evi [TUR10-0601850] (Ölünün çıktığı ev)
              • ölüevi [TUR10-1113140] (Bir yakını ölmüş olan aile)
              • horanta [TUR10-0347730] (Aile halkı)
            • abdal [TUR10-0000800] (Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri)
          • bando [TUR10-0076010] (Takım; topluluk) set [ENG31-08257090-n] (an unofficial association of people or groups)
            • hizip [TUR10-0346600] (Bir bütünden ayrılmış olan parça; kısım)
            • clique [ENG31-08257554-n] (an exclusive circle of people with a common purpose)
            • kamp [TUR10-0407300] (Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk) clique [ENG31-08257554-n] (an exclusive circle of people with a common purpose)
              • cunta [TUR10-0143160] (Bir ülkede yönetime kuvvet kullanarak el koyan kimselerden oluşan kurul)
              • military junta [ENG31-08258885-n] (a group of military officers who rule a country after seizing power)
              • mafya [TUR10-0517080] (Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt) mafia [ENG31-08262346-n] (any tightly knit group of trusted associates)
                • organ mafyası [TUR10-1110000] (Yasal olmayan yollarla organ sağlayıp satan kimse veya grup)
            • kutup [TUR10-0497910] (Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri) clique [ENG31-08257554-n] (an exclusive circle of people with a common purpose)
              • polar [TUR10-0631930] (Kutup)
          • çevre [TUR10-0161490] (Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü; muhit) set [ENG31-08257090-n] (an unofficial association of people or groups)
            • magazin dünyası [TUR10-0517250] (Genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin içinde bulunduğu çevre veya ortam)
            • mahalleli [TUR10-0517860] (Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü)
            • mahalle [TUR10-0517760] (Bir mahallede oturan insanlar; mahalle halkı)
          • çevre [TUR10-0161500] (Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, insanlar topluluğu) set [ENG31-08257090-n] (an unofficial association of people or groups)
            • koyun [TUR10-0479460] (Koruyucu, şefkatli çevre)
          • kitle [TUR10-0271350] (İnsan topluluğu) body [ENG31-07981699-n] (a group of persons associated by some common tie or occupation and regarded as an entity)
            • dünya [TUR10-0229330] (Meslek veya iş birliği içinde bulunma; camia) world [ENG31-07982551-n] (people in general)
              • akademi [TUR10-0016980] (Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu)
              • academia [ENG31-08291844-n] (the academic world)
            • Hristiyanlık [TUR10-0349420] (Hristiyan dünyası)
            • Christendom [ENG31-08099113-n] (the collective body of Christians throughout the world and history (found predominantly in Europe and the Americas and Australia))
            • koloni [TUR10-0469180] (Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer)
            • colony [ENG31-08390976-n] (a body of people who settle far from home but maintain ties with their homeland)
            • muhalefet [TUR10-0553240] (Karşı görüşte, tutumda olan kimseler topluluğu)
            • opposition [ENG31-08420744-n] (a body of people united in opposing something)
            • din adamları [TUR10-0798230] (Din bilginleri) ulema [ENG31-08396748-n] (the body of Mullahs (Muslim scholars trained in Islam and Islamic law) who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic community)
              • softa [TUR10-0699050] (İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad)
            • Hıristiyan alemi [TUR10-1224540] (Hristiyan dünyası, Hristiyan camiası)
            • Christendom [ENG31-08099113-n] (the collective body of Christians throughout the world and history (found predominantly in Europe and the Americas and Australia))
            • liderler [TUR10-1225440] (Önderler, şefler)
            • leadership [ENG31-08398167-n] (the body of people who lead a group)
            • üyeler [TUR10-1225480] (Üyenin çoğulu)
            • membership [ENG31-08417922-n] (the body of members of an organization or group)
            • meslek grubu [TUR10-1225510] (Aynı mesleği yapan kişilerin oluşturduğu topluluk)
            • occupational group [ENG31-08420588-n] (a body of people doing the same kind of work)
            • meslek grubu [TUR10-1224620] (Aynı tür etkinlikte bulunan insanlardan oluşan topluluk) profession [ENG31-08129062-n] (the body of people in a learned occupation)
              • baro [TUR10-0078210] (Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu)
              • legal profession [ENG31-08129368-n] (the body of individuals qualified to practice law in a particular jurisdiction)
              • sağlık uzmanı [TUR10-1224630] (Sağlık kurum ve kuruluşlarında halk sağlığı alanında çalışması planlanmış olan lise veya lisans eğitimi alarak çalışan personel)
              • health profession [ENG31-08129596-n] (the body of individuals whose work helps to maintain the health of their clients)
              • ruhbanlar [TUR10-1224640] (Rahipler)
              • priesthood [ENG31-08130409-n] (the body of ordained religious practitioners)
            • idare [TUR10-0360630] (Bir kurumun işlerini yürüten kurul) administration [ENG31-08181484-n] (the persons (or committees or departments etc.) who make up a body for the purpose of administering something)
              • balotaj [TUR10-0075160] (Adaylardan hiçbirinin, gerekli oyu sağlayamaması dolayısıyla seçimin sonuçsuz kalması)
              • reji [TUR10-0644760] (Tekel idaresi)
            • öğretim üyeleri [TUR10-1225250] (Yükseköğretim kuruluşlarında görevli profesörler, akademisyenler, doçentler ve yardımcı doçentler)
            • staff [ENG31-08304507-n] (the body of teachers and administrators at a school)
            • jüri [TUR10-0321500] (Bazı ülkelerde yurttaşlardan seçilmiş ve mahkemede yargı görevini yapan geçici kurul)
            • jury [ENG31-08431076-n] (a body of citizens sworn to give a true verdict according to the evidence presented in a court of law)
            • jüri [TUR10-0392350] (Yarışma, sınav vb. etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş geçici kurul)
            • jury [ENG31-08431764-n] (a committee appointed to judge a competition)
            • taban [TUR10-0735580] (Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle)
            • Tahtacı [TUR10-0738700] (Anadolu'da yaşayan bazı Alevilere verilen ad)
            • kütle [TUR10-0504310] (Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kitle)
            • mahfil [TUR10-0518220] (Toplanmış kimseler)
            • hedef kitle [TUR10-0337740] (Verilmek istenen mesajın ulaşması hedeflenen grup veya topluluk)
          • boy [TUR10-0464470] (Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk) kin [ENG31-07986142-n] (group of people related by blood or marriage)
            • Kayı [TUR10-0432810] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Bayat [TUR10-0086050] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Yazır [TUR10-0844870] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Döger [TUR10-0220080] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Dodurga [TUR10-0212620] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Avşar [TUR10-0058470] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Kızık [TUR10-0458880] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Begdili [TUR10-0088950] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Kara Evli [TUR10-0415950] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Karluk [TUR10-0422010] (Eski Türk boylarından biri)
            • Bayındır [TUR10-0086470] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Beçene [TUR10-0088140] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Çavuldur [TUR10-0154770] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Salur [TUR10-0661620] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Alayuntlu [TUR10-0024830] (Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri)
            • Bügdüz [TUR10-0127250] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Yıva [TUR10-0856380] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Kınık [TUR10-0449290] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Kıpçak [TUR10-0449390] (Xl-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda yaşamış, günümüzde Mısır ve Suriye'de yaşayan bir Türk boyu)
            • Oğuz [TUR10-0583210] (XI. yüzyılda Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra batıya doğru göç ederek bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türklerinin aslını oluşturan büyük bir Türk boyu)
            • Alkaevli [TUR10-0028510] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Peçenek [TUR10-0620640] (VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk kavmi)
            • Kumuk [TUR10-0490890] (Dağıstan'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse)
            • Eğmür [TUR10-0237270] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Çepni [TUR10-0159910] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Çerkez [TUR10-0160380] (Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse)
            • Çiğil [TUR10-0167780] (Eski Türk boylarından biri)
            • Kumandı [TUR10-0490030] (Kuzey Altaylarda yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse)
            • Sami [TUR10-0661920] (Hazreti Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kol)
            • Kargın [TUR10-0420090] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Yüregir [TUR10-0866330] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Yörük [TUR10-0866780] (Hayvancılıkla geçinen, Toroslarda yaşayan göçebe Türk oymağı)
            • Yaparlu [TUR10-0833030] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • İğdir [TUR10-0362330] (Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri)
            • Hazar [TUR10-0336520] (VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse)
            • Hotanto [TUR10-0348880] (Güneybatı Afrika'da yaşayan ilkel bir boy)
          • tayfa [TUR10-0753570] (Aynı işi yapan topluluk) sector [ENG31-07983333-n] (a social group that forms part of the society or the economy)
            • kimya sektörü [TUR10-1224340] (Kimya alanında kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
            • üretici olmayan alan [TUR10-0808580] (Sonucunda maddi ürünlerin değil, hizmetlerin doğduğu etkinlikleri kapsayan üretim alanı)
            • bilgisayar sektörü [TUR10-1224350] (Bilgisayar alanında kişilerin ve kuruluşların yaptığı işlerin bütünü)
            • özel sektör [TUR10-0608200] (Ekonomi alanında özel kişilerin veya kuruluşların yaptığı işlerin bütünü, kamu kesimi dışında kalan iş alanı)
            • reel sektör [TUR10-1123060] (Mal ve hizmetlerin, hammadde, ara malı ve üretim faktörleri kullanılarak üretildiği, faktör ve mal piyasalarından oluşan kesim)
          • toplum [TUR10-0781800] (Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü) society [ENG31-07982754-n] (an extended social group having a distinctive cultural and economic organization)
            • ilkel toplum [TUR10-0369520] (Yazılı kültürü bulunmayan, sanayileşmemiş, şehirleşmemiş tarım toplumu)
            • uygarlık [TUR10-0802180] (Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü; medeniyet)
            • civilization [ENG31-08128749-n] (a society in an advanced state of social development (e.g., with complex legal and political and religious organizations))
            • açık toplum [TUR10-0919090] (Dış dünya ile her türlü ilişki içinde olan insan topluluğu)
            • kapalı toplum [TUR10-1069910] (Dış dünya ile her türlü ilişkisini kesmiş olan kendine yeterli insan topluluğu)
            • azınlık [TUR10-0065360] (Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayıca az olan topluluk)
            • minority [ENG31-05130115-n] (being or relating to the smaller in number of two parts)
            • azınlık [TUR10-0065350] (Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar)
            • minority [ENG31-07983184-n] (a group of people who differ racially or politically from a larger group of which it is a part)
            • azlık [TUR10-0238220] (Azınlık)
            • maşer [TUR10-0528770] (İnsan topluluğu; toplum)
          • çıkar grubu [TUR10-1223820] (Gevşek ya da sıkı organize olmuş, kendi taraflarından yana hareket eden, seçimlere girmeden kamu politikasını değiştirmeye ya da kamu politikasında yapılacak değişikleri önlemeye çalışan grup) interest [ENG31-07984994-n] ((usually plural) a social group whose members control some field of activity and who have common aims)
            • kulis [TUR10-0489080] (Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması)
            • special interest [ENG31-07985266-n] (an interest group that tries to influence legislators or bureaucrats to act in their favor, typically through lobbying)
          • akrabalar [TUR10-1223830] (Birbirlerine kan veya evlilik bağıyla bağlı kişilerin oluşturduğu topluluk) kin [ENG31-07986142-n] (group of people related by blood or marriage)
            • aile [TUR10-0016330] (Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk) family [ENG31-07986853-n] (primary social group)
              • koruyucu aile [TUR10-1085310] (Kimsesiz veya bakıma muhtaç bir çocuğun belli bir süre içinde ilgili yasaya göre her türlü bakımını ve sorumluluğunu üstlenen gönüllü aile)
              • çekirdek aile [TUR10-0156830] (Anne, baba ve henüz evlenmemiş çocuklardan oluşan aile)
              • düğünevi [TUR10-1014600] (Düğün yapan aile)
            • soyağacı [TUR10-0883560] (Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge) genealogy [ENG31-08119368-n] (successive generations of kin)
              • soy sop [TUR10-0141590] (Bütün soy ve hısımlar)
              • lineage [ENG31-08118903-n] (the descendants of one individual)
              • silsile [TUR10-0693530] (Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası)
                • babadan oğla [TUR10-0950860] (Torunlara doğru zincirleme)
                • babadan babaya [TUR10-0950840] (Son babadan dedelere doğru zincirleme)
            • taallukat [TUR10-0735050] (Hısım ve yakınlar)
          • altkültür grubu [TUR10-1225260] (Ulusal ya da toplumsal kültürleri oluşturan kültür birimlerinden her birini oluşturan grup)
          • subculture [ENG31-08305674-n] (a social group within a national culture that has distinctive patterns of behavior and beliefs)
          • bloksuz ülkeler [TUR10-1225300] (Askerî, siyasi yönden hiçbir bloğa bağlı olmayan ülkeler)
          • nonalignment [ENG31-08311316-n] (people (or countries) who are not aligned with other people (or countries) in a pact or treaty)
          • Yahudiler [TUR10-1225700] (Hazreti Musa'nın dinine bağlı olan kimseler; Museviler, semitikler)
          • Jewry [ENG31-08496106-n] (Jews collectively)
          • örgüt [TUR10-0770410] (Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik) administration [ENG31-08181484-n] (the persons (or committees or departments etc.) who make up a body for the purpose of administering something)
            • sendika [TUR10-0676680] (İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik) union [ENG31-08249977-n] (an organization of employees formed to bargain with the employer)
              • işçi sendikası [TUR10-1224950] (İşçilerin ücretlerini ve çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla kurulan sendika)
              • union [ENG31-08249977-n] (an organization of employees formed to bargain with the employer)
              • sarı sendika [TUR10-0666660] (İşverenden yana olan sendikal örgüt)
            • kurum [TUR10-0495010] (Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey) institution [ENG31-08070328-n] (an organization founded and united for a specific purpose)
              • kamu kurumu [TUR10-0407570] (Belirli kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla oluşturulan kamu tüzel kişisi)
                • orman işletmesi [TUR10-0590870] (Ormanla ilgili işleri yürüten kamu kurumu)
              • enstitü [TUR10-0248470] (Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu) institute [ENG31-08424287-n] (an association organized to promote art or science or education)
                • sanat enstitüsü [TUR10-0662320] (Endüstrinin türlü dallarına ve küçük sanatlar alanına bilgili usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden öğretim kurumu)
              • genelkurmay [TUR10-0291500] (Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam)
              • itfaiye [TUR10-0387330] (Yangın söndürme kuruluşu)
              • fire department [ENG31-08138092-n] (the department of local government responsible for preventing and extinguishing fires)
              • acentelik [TUR10-0002460] (Acente kuruluşu)
              • ulaşım sistemi [TUR10-1216270] (Yolcuların veya eşyaların taşınması için gerekli araç ve gereçlerden oluşan tesis) transportation system [ENG31-04480667-n] (a facility consisting of the means and equipment necessary for the movement of passengers or goods)
                • toplu taşıma sistemi [TUR10-1214940] (Kişisel araç kullanılmadan yapılan yolculuklar için kullanılan tüm ulaşım sistemlerine verilen genel ad)
                • public transit [ENG31-04025345-n] (a public transportation system for moving passengers)
              • imarethane [TUR10-0371120] (Yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtmak için kurulmuş hayır kurumu)
              • yargı mercii [TUR10-1225360] (Yargılama işlemlerinin yapıldığı herhangi bir kuruluş) court [ENG31-08346380-n] (an assembly (including one or more judges) to conduct judicial business)
                • engizisyon [TUR10-0248020] (Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı)
                • Inquisition [ENG31-08349957-n] (a former tribunal of the Roman Catholic Church (1232-1820) created to discover and suppress heresy)
                • adliye [TUR10-0009060] (Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları)
                  • adalet mahkemesi [TUR10-0007150] (Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idari mahkemeler dışında kalan ve denetim mahkemesi olan Yargıtay ile hüküm mahkemeleri)
              • eğitim kurumu [TUR10-0236740] (Öğrencilerin eğitim ve öğretimlerinin yapıldığı yer) educational institution [ENG31-08293263-n] (an institution dedicated to education)
                • fakülte [TUR10-0263630] (Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri) college [ENG31-08295245-n] (an institution of higher education created to educate and grant degrees)
                  • tıbbiye [TUR10-0772850] (Doktor yetiştiren öğretim kuruluşu; tıp fakültesi)
                  • eğitim fakültesi [TUR10-0236730] (Öğretmen yetiştirmek için kurulmuş yükseköğretim kurumu)
                • ehliyet kursu [TUR10-1225170] (Sürücü belgesi almak isteyen adaylara temel trafik ve ilkyardım bilgilerinin, ve otomobil kullanmanın öğretildiği kuruluş)
                • driving school [ENG31-08296105-n] (a school where people are taught to drive automobiles)
                • okul [TUR10-0533260] (Okuyup yazmadan başlayarak en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye kadar, çeşitli derecede toplu olarak öğretimin yapıldığı yer) school [ENG31-04153115-n] (a building where young people receive education)
                  • sultani [TUR10-0711830] (1908'den sonra Osmanlı ülkelerinde, bugünkü lise dengi öğretim kurumu)
                  • sanat okulu [TUR10-0662440] (Ağırlıklı olarak sanat dallarında eğitim veren okul)
                  • yatılı bölge okulu [TUR10-0840940] (Yerleşim yerleri dağınık olan bölgelerde çocuklara eğitim ve öğretim olanağı sağlamak amacıyla belli bir merkezde yatılı ve gündüzlü açılmış olan eğitim kurumu)
                  • acemi ocağı [TUR10-0002280] (Osmanlı ordusuna kapı kulu eri yetiştirmek için kurulan okul)
                  • yüksekokul [TUR10-0016960] (Üst düzeyde uygulayıcı meslek elemanı yetiştiren yükseköğretim kurumu) college [ENG31-08295245-n] (an institution of higher education created to educate and grant degrees)
                    • mühendishane [TUR10-0560570] (Osmanlı Devletinde mühendis yetiştiren yüksekokul)
                    • harp akademisi [TUR10-0329460] (Türk Silahlı Kuvvetlerine kumandan ve kurmay subay yetiştiren okul)
                  • anaokulu [TUR10-0035250] (Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu) preschool [ENG31-08293460-n] (an educational institution for children too young for elementary school)
                    • yuva [TUR10-0864030] (İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu)
                    • kindergarten [ENG31-08429093-n] (a preschool for children age 4 to 6 to prepare them for primary school)
                    • ana sınıfı [TUR10-0035580] (Genellikle beş yaşını bitirmiş çocukları ilköğretime hazırlayan sınıf)
                  • dans okulu [TUR10-1225530] (Öğrencilerin dans etmeyi öğrendiği okul)
                  • dance school [ENG31-08428440-n] (a school where students are taught to dance)
                  • devlet okulu [TUR10-1225520] (Öğrenim çağındaki çocukları ulusal eğitim amaçlarına göre eğiten, her türlü gideri genel il bütçesinden karşılanan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul)
                  • public school [ENG31-08427239-n] (a tuition free school in the United States supported by taxes and controlled by a school board)
                  • dil okulu [TUR10-1225180] (Yabacı dil öğreten okul)
                  • language school [ENG31-08299871-n] (a school for teaching foreign languages)
                  • dini okul [TUR10-1225200] (Eğitimi din odaklı olan okul) religious school [ENG31-08300975-n] (a school run by a religious body)
                    • medrese [TUR10-0532100] (İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer)
                    • madrasa [ENG31-08300101-n] (Muslim schools in Bangladesh and Pakistan)
                    • külliye [TUR10-0501530] (Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü)
                  • gece okulu [TUR10-1225540] (Gündüz okula gelemeyen öğrenciler için derslerini gece yapan okul)
                  • night school [ENG31-08428927-n] (a school that holds classes in the evenings for students who cannot attend during the day)
                  • hemşirelik okulu [TUR10-1225190] (Hemşirelerin eğitildiği okul)
                  • nursing school [ENG31-08300678-n] (a school for training nurses)
                  • ilkokul [TUR10-0378190] (Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen beş yıllık okul) grade school [ENG31-08429706-n] (a school for young children)
                    • mahalle mektebi [TUR10-0517870] (Mahallede bulunan ilkokul)
                  • ilköğretim [TUR10-0369640] (Birkaç öğretim basamağından oluşan örgün eğitim sisteminin okuma yazmayı, matematiği, iyi bir yurttaş olmak için gerekli olan temel bilgi ve becerileri kazandıran sekiz yıllık ilk basamağı)
                  • konservatuar [TUR10-0472300] (Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul)
                  • conservatory [ENG31-08304357-n] (the faculty and students of a school specializing in one of the fine arts)
                  • lise [TUR10-0512510] (Üç yıllık ortaokuldan sonra en az üç yıllık bir eğitimle hayata veya yükseköğretime hazırlayan ortaöğretim kurumu) secondary school [ENG31-08301402-n] (a school for students intermediate between elementary school and college)
                    • açık lise [TUR10-0005110] (Liselerde uygulanan açık öğretim biçimi)
                    • teknik lise [TUR10-0759320] (Teknik alanlarda eğitim vererek öğrenciyi yükseköğretim kurumlarına hazırlayan ortaöğretim kurumu)
                    • süper lise [TUR10-0716130] (Özel eğitim sistemi ile desteklenmiş lise)
                  • mektupla öğretim yapan okul [TUR10-1225150] (Öğretimini mektup yoluyla yürüten okul)
                  • correspondence school [ENG31-08295510-n] (a school that teaches nonresident students by mail)
                  • ortaöğretim [TUR10-0592650] (İlköğretimden sonra öğrenimini sürdürmek isteyen öğrencileri üniversiteye veya teknik ve meslek alanlarında hazırlamak için planlanan öğretim dönemi) secondary school [ENG31-08301402-n] (a school for students intermediate between elementary school and college)
                    • meslek okulu [TUR10-1225220] (Öğrencilerini belli bir meslek için yetiştiren ve programında genel bilgi dersleri yanında geniş ölçüde meslek bilgisi derslerine de yer veren okul) trade school [ENG31-08302515-n] (a secondary school teaching the skilled trades)
                      • kolej [TUR10-0468530] (Bazı meslek okullarına verilen ad)
                  • özel okul [TUR10-0608150] (Devlet yönetiminden ayrı mülkiyeti kişiye veya bir özel kuruluşa ait eğitim öğretim yeri)
                  • private school [ENG31-08428127-n] (a school established and controlled privately and supported by endowment and tuition)
                  • sekreterlik okulu [TUR10-1225210] (Daktilo, stenografi, dosyalama gibi sekreterlik becerilerinin öğretildiği okul)
                  • secretarial school [ENG31-08301768-n] (a school where secretarial skills (typing and shorthand and filing etc) are taught)
                  • teknik okul [TUR10-0759330] (Öğrencileri teknik alanlarda yetiştiren okul)
                  • technical school [ENG31-08302167-n] (a school teaching mechanical and industrial arts and the applied sciences)
                  • veterinerlik okulu [TUR10-1225230] (Veterinerlik öğretilen okul)
                  • veterinary school [ENG31-08304256-n] (a school teaching veterinary medicine)
                  • kolej [TUR10-0468520] (Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul)
                  • eğitim enstitüsü [TUR10-0236720] (Orta dereceli okullara öğretmen yetiştirmek için kurulmuş yüksekokul)
                  • enderun [TUR10-0247090] (Devlet görevlilerini yetiştiren okul)
                  • etkin okul [TUR10-0258240] (Eğitim etkinliklerinin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konularında öğrencilere geniş çapta katılma imkânı sağlayan okul)
                  • dans okulu [TUR10-1225160] (Öğrencilerin dans etmeyi öğrendiği okul)
                  • dancing school [ENG31-08295743-n] (a school in which students learn to dance)
                  • kardeş okul [TUR10-0419330] (Bir okulun, toplumsal ve kültürel bakımdan yardıma gereksinimi olduğunu belirleyip desteklediği, yardımlarda bulunduğu okul)
                  • karma okul [TUR10-0422180] (Karma eğitim uygulanan okul)
                  • halk okulu [TUR10-0323730] (Halk için gerekli olan bilgilerin verildiği okul)
                  • yuva [TUR10-0864070] (Bir şeyin öğretildiği yer)
                  • ortaokul [TUR10-0592520] (Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu)
                    • askeri rüştiye [TUR10-0050220] (Askerî ortaokul)
                  • ortaöğretim [TUR10-0592570] (İlköğretim ile yükseköğretim kurumları arasında yer alan genel okulları, teknik ve meslek okullarını yönetmek görev ve sorumluluğunu yüklenmiş bulunan kuruluş)
                  • rüştiye [TUR10-0651160] (Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumu)
                  • harp okulu [TUR10-0327610] (Türk Silahlı Kuvvetleri'ne subay yetiştiren yüksekokul)
                  • idadi [TUR10-0360520] (Lise derecesindeki okul)
                • manej [TUR10-0523510] (Bu eğitimin yapıldığı yer)
                • dershane [TUR10-0197300] (Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş)
                • biçki dikiş kursu [TUR10-0101420] (Terzilik mesleğini öğretmek amacıyla verilen kurs)
                • biçki dikiş yurdu [TUR10-0101430] (Halka açık terzilik mesleğini öğretme ve uygulama yeri)
              • firma [TUR10-0275050] (Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi) company [ENG31-08074934-n] (an institution created to conduct business)
                • dağıtımcı [TUR10-0178250] (Dağıtım işiyle uğraşan kimse veya kuruluş) distributor [ENG31-08078741-n] (a company that markets merchandise)
                  • perakende mağaza zinciri [TUR10-1224240] (Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan satış biçimini benimsemiş mağaza zinciri)
                  • retail chain [ENG31-08079042-n] (a chain of retail stores)
                • kurumsal yatırımcı [TUR10-1224510] (Tasarruf sahiplerinin fonlarını finansal piyasalarda değerlendirmek üzere oluşturulan kurumlar)
                • corporate investor [ENG31-08092765-n] (a company that invests in (acquires control of) other companies)
                • nakliyeci [TUR10-0569290] (Başkalarının eşyasını istenilen yere taşımayı sağlayan kimse) carrier [ENG31-08074469-n] (a person or firm in the business of transporting people or goods or messages)
                  • otobüs şirketi [TUR10-1210730] (Yerel ulaşım sağlayan kamu hizmeti)
                  • bus line [ENG31-02929285-n] (an organization responsible for operating a bus transportation system)
                  • metro [TUR10-0540290] (Bu hatta çalışan taşıt)
                  • metro [ENG31-03762667-n] (an electric railway operating below the surface of the ground (usually in a city))
                  • metropoliten [TUR10-0540370] (Metro)
                  • metro [ENG31-03762667-n] (an electric railway operating below the surface of the ground (usually in a city))
                  • donanma [TUR10-0218220] (Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü)
                  • fleet [ENG31-08310257-n] (a group of steamships operating together under the same ownership)
                  • gemi filosu [TUR10-1225270] (Bir arada ve bir komuta altında bulunan gemilerin bütünü)
                  • fleet [ENG31-08310257-n] (a group of steamships operating together under the same ownership)
                • danışmanlık şirketi [TUR10-1224250] (Danışmanlık alanında uzmanlaşmış şirket)
                • consulting firm [ENG31-08079300-n] (a firm of experts providing professional advice to an organization for a fee)
                • yayımcı [TUR10-0843070] (Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılmasını sağlayan kimse)
                • publisher [ENG31-08079459-n] (a firm in the publishing business)
                • başbayi [TUR10-0081290] (Bir dağıtım işinde bütün bayilerin bağlı bulunduğu ana bayi)
                • bayilik [TUR10-0086650] (Bu işin yapıldığı yer)
                • ihraççı [TUR10-0363410] (Hisse senedi, tahvil vb. kıymetli kâğıtları dış piyasaya satmaya yetkili kuruluş)
              • ortaklık [TUR10-0732210] (İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri) company [ENG31-08074934-n] (an institution created to conduct business)
                • anonim şirket [TUR10-0038630] (Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağın sorumluluğu sermayedeki payıyla sınırlı bulunan ortaklık) corporation [ENG31-08076248-n] (a business firm whose articles of incorporation have been approved in some state)
                  • Freddie [TUR10-1244270] (A corporation authorized by Congress to provide a secondary market for residential mortgages)
                  • Federal Home Loan Mortgage Corporation [ENG31-08401270-n] (a corporation authorized by Congress to provide a secondary market for residential mortgages)
                  • Mae [TUR10-1244280] (A federally chartered corporation that purchases mortgages)
                  • Federal National Mortgage Association [ENG31-08401469-n] (a federally chartered corporation that purchases mortgages)
                • kolektif ortaklık [TUR10-0468660] (Bütün ortakların sorumluluğu tam ve sınırsız olan ortaklık)
                • komandit ortaklık [TUR10-0470040] (Alacaklılara karşı en az bir sınırlı, bir de sınırsız sorumlu ortağı bulunması gereken, tüzel kişiliği olan ortaklık)
                • holding [TUR10-0035400] (Birçok ortaklığın pay senetlerini elinde bulundurarak onları denetimi altında tutan sermaye yatırım ortaklığı)
                • holding company [ENG31-08202287-n] (a company with controlling shares in other companies)
                • ilaç şirketi [TUR10-1224040] (İlaç alanında çalışan şirket)
                • drug company [ENG31-08019020-n] (a company that makes and sells pharmaceuticals)
                • elektronik şirketi [TUR10-1224050] (Elektronik alanında çalışan şirket)
                • electronics company [ENG31-08019477-n] (a company that makes and sells electronic instruments)
                • gıda şirketi [TUR10-1224060] (Gıda alanında çalışan şirket)
                • caterer [ENG31-09921095-n] (someone who provides food and service (as for a party))
                • mobilya şirketi [TUR10-1224070] (Mobilya satan şirket)
                • furniture company [ENG31-08019967-n] (a company that sells furniture)
                • madencilik şirketi [TUR10-1224080] (Madencilik alanında çalışan şirket)
                • mining company [ENG31-08020061-n] (a company that owns and manages mines)
                • nakliyat şirketi [TUR10-1224090] (NOT: TUR10-1224110 ile aynı)
                • shipping company [ENG31-08020159-n] (a company that provides shipping services)
                • yan kuruluş [TUR10-1224100] (Ana firmaya bağlı olarak çalışan ve onun tarafından yönetilen ve denetlenen şirket; bağlı şirket, yavru şirket)
                • subsidiary company [ENG31-08020377-n] (a company that is completely controlled by another company)
                • nakliyat şirketi [TUR10-1224110] (Taşımacılık alanında çalışan şirket)
                • transportation company [ENG31-08020531-n] (a company providing transportation)
                • petrol şirketi [TUR10-1224420] (Petrol satan şirket)
                • oil company [ENG31-08086077-n] (a company that sells oil)
                • Ltd. [TUR10-0511650] (Ortaklarının sorumluluğu, koydukları sermaye ile sınırlı bulunan ortaklık)
                • limited company [ENG31-08202129-n] (a company that is organized to give its owners limited liability)
                • sendikasız işyeri [TUR10-1224960] (Sendikası olmayan veya sendika üyesi olmayan iş yeri)
                • open shop [ENG31-08251856-n] (a company whose workers are hired without regard to their membership in a labor union)
                • sendikalı işyeri [TUR10-1224980] (Sendikası olan veya sendika üyesi olan iş yeri)
                • union shop [ENG31-08252094-n] (a company allowed to hire nonunion workers on the condition that they will join the union within a specified time)
                • evden eve nakliyat şirketi [TUR10-1225680] (Evden eve taşımacılık yapan şirket)
                • mover [ENG31-08495493-n] (a company that moves the possessions of a family or business from one site to another)
                • düşünce kuruluşu [TUR10-1225690] (Ülkelerin politik karar alma süreçlerinde yöneticilere doğru ve gerçekçi politikalar belirleyebilmeleri amacıyla çeşitli tavsiyelerde bulunan, raporlar yayınlayan araştırma merkezlerinin genel adı)
                • think tank [ENG31-08495713-n] (a company that does research for hire and issues reports on the implications)
                • havayolu şirketi [TUR10-1209680] (Bir ya da birden fazla rota üstünde hava taşımacılığı hizmeti sağlayan kuruluş)
                • airline [ENG31-02692940-n] (a commercial enterprise that provides scheduled flights for passengers)
                • yapımevi [TUR10-0833740] (Film yapımı işiyle uğraşmak için kurulmuş ortaklık)
                • ambar [TUR10-0032340] (Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık)
                • konsorsiyum [TUR10-0472630] (Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin bir araya gelmesi)
                • consortium [ENG31-08253359-n] (an association of companies for some definite purpose)
                • kooperatif [TUR10-0474340] (Ortaklarının gereksinimlerini uygun şartlarda elde etmelerini sağlamak amacıyla kurulan ortaklık)
                  • üretim kooperatifi [TUR10-0808690] (Anamalı olmayan işçilere kendi aralarında ortaklık kurma imkânı sağlayan kooperatif sistemi)
                • kumpanya [TUR10-0490640] (Genellikle yabancı sınai, ticari ortaklık)
                • sabancı [TUR10-1255740] (Türkiye'nin en büyük şirketlerinden biri)
                • kargo [TUR10-0420160] (Bir yerden bir yere yük veya posta taşıyan şirket)
                • mudarebe [TUR10-0552510] (Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket)
                • gelir ortaklığı [TUR10-0290000] (Köprü, baraj vb. kamu yapılarının gelirlerine gerçek ve tüzel kişilerin belirli şartları yerine getirerek ortak olması)
                • işletme şirketi [TUR10-0386110] (Gaz, su, elektrik vb. hattını veya donanımını işleten şahıs, firma, halk şirketi veya kuruluş)
              • finans kuruluşu [TUR10-1224210] (Halktan veya kurumlardan para toplayarak bunları finansal yatırıma dönüştüren kurum) financial institution [ENG31-08071473-n] (an institution (public or private) that collects funds (from the public or other institutions) and invests them in financial assets)
                • banka [TUR10-0076150] (Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve daha başka ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş) depository financial institution [ENG31-08437235-n] (a financial institution that accepts deposits and channels the money into lending activities)
                  • yatırım bankası [TUR10-0841050] (Yatırım finansmanı ve harcamalarını karşılamak üzere kurulan banka)
                  • investing [ENG31-01101341-n] (the act of investing)
                  • devlet bankası [TUR10-0200180] (Bazı ülkelerde devletten aldığı sermaye ile kurulan, yönetimde devletin atadığı kişiler bulunan veya devletin izniyle para bastırıp piyasaya sürme hakkı bulunan banka)
                  • aracı banka [TUR10-0041830] (Kredi kullanma işlemlerinde bir başka banka adına işlemleri yapan banka)
                • merkez bankası [TUR10-1225370] (Para çıkarmak, para piyasasını denetlemek, altın ve döviz rezervlerini kontrol altında tutmak gibi işlevler için kurulan, ülkenin para ve kredi politikasını yürütmekle görevli olan banka) central bank [ENG31-08366843-n] (a government monetary authority that issues currency and regulates the supply of credit and holds the reserves of other banks and sells new issues of securities for the government)
                  • FRS [TUR10-1244260] (The central bank of the United States)
                  • Federal Reserve System [ENG31-08367397-n] (the central bank of the United States)
                • kırıcı [TUR10-0450600] (Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse, kuruluş)
                • vakıf [TUR10-0813030] (Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş)
                • foundation [ENG31-08423443-n] (an institution supported by an endowment)
              • bakımevi [TUR10-0071940] (Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş)
              • home [ENG31-03533280-n] (an institution where people are cared for)
              • yuva [TUR10-0864040] (Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer)
              • home [ENG31-03533280-n] (an institution where people are cared for)
              • iş alanı [TUR10-0384160] (Çalışılacak, kazanç sağlanacak dal) business [ENG31-08077878-n] (a commercial or industrial enterprise and the people who constitute it)
                • organize sanayi [TUR10-0590350] (Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı)
                • ihtisap [TUR10-0363990] (Belediye memurunun işi ve dairesi)
              • iş kolu [TUR10-0385520] (Ekonomik etkinliklerin sınıflandırılması sonucu birbirine benzeyen veya aynı nitelikte olan çalışma dallarından her biri)
              • business [ENG31-08077878-n] (a commercial or industrial enterprise and the people who constitute it)
              • işletme [TUR10-0385970] (Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum) business [ENG31-08077878-n] (a commercial or industrial enterprise and the people who constitute it)
                • misafirhane [TUR10-0547610] (Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb)
                • satış noktası [TUR10-1215450] (Malları teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satan esnafın ve küçük zanaat sahiplerinin satış yaptıkları veya çalıştıkları yer) shop [ENG31-04209460-n] (a mercantile establishment for the retail sale of goods or services)
                  • alışveriş merkezi [TUR10-1214700] (Belirli bir yerde etkinlik gösteren perakendeci işletmeler topluluğu) plaza [ENG31-03971750-n] (mercantile establishment consisting of a carefully landscaped complex of shops representing leading merchandisers)
                    • outlet center [TUR10-1111350] (Mağazaların seri sonu mallarını ucuz olarak sattığı alışveriş yeri)
                  • pazar [TUR10-0620140] (Belli bir şeyin satıldığı yer) grocery store [ENG31-03466317-n] (a marketplace where groceries are sold)
                    • süpermarket [TUR10-0716140] (Türlü tüketim mallarının, özellikle her türlü yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin alıcılarca seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri) supermarket [ENG31-04365794-n] (a large self-service grocery store selling groceries and dairy products and household goods)
                      • hipermarket [TUR10-0345730] (Her türlü malın satıldığı, büyük alışveriş merkezi)
                      • hypermarket [ENG31-03560606-n] (a huge supermarket (usually built on the outskirts of a town))
                    • panayır [TUR10-0612190] (Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşme birimlerinde kurulan, sergi niteliğini de taşıyan büyük pazar)
                    • kermes [TUR10-0442750] (Küçük şehirlerde bayram veya panayır günlerinde yapılan eğlenceli toplantı)
                    • esir pazarı [TUR10-1022740] (Savaşta düşmanın eline geçen kişilerin eşya gibi alınıp satıldığı yer)
                    • çiçek pazarı [TUR10-0166640] (Çiçeklerin alınıp satıldığı çarşı)
                    • avrat pazarı [TUR10-0058350] (Cariyelerin satıldığı pazar)
                    • balık pazarı [TUR10-0074370] (Avlanan balıkların günlük ve taze olarak satışa sunulduğu yer)
                    • bitpazarı [TUR10-0109820] (Eski eşyanın alınıp satıldığı pazar)
                    • sosyete pazarı [TUR10-1139840] (Genellikle taklit veya defolu ürünlerin satıldığı, ucuz alışveriş yeri)
                  • iş merkezi [TUR10-0631480] (Belli bir ürünün bütün çeşitleriyle sergilendiği ve satışının yapıldığı yer) plaza [ENG31-03971750-n] (mercantile establishment consisting of a carefully landscaped complex of shops representing leading merchandisers)
                    • site [TUR10-0696690] (Genellikle belli meslek adamları için yapılmış veya belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu, iş merkezi)
                      • kent [TUR10-0441480] (Site)
                  • emlakçı [TUR10-0245840] (Emlak alım satımı, kiralanması ile uğraşan iş yeri)
                  • Realtor [ENG31-10529671-n] (a real estate agent who is a member of the National Association of Realtors)
                  • kulis [TUR10-0489060] (Borsa dışında alışveriş yeri)
                • eğlence yeri [TUR10-1246760] () spot [ENG31-04293266-n] (a business establishment for entertainment)
                  • gece kulübü [TUR10-0513450] (Geceleri açık olan, dans etmek, müzik dinlemek ve gösteri izlemek için gidilen eğlence yer)
                  • cabaret [ENG31-02934801-n] (a spot that is open late at night and that provides entertainment (as singers or dancers) as well as dancing and food and drink)
                  • batakhane [TUR10-0084570] (Gidenlerin dolandırıldığı veya kötü bir durumda bırakıldığı yer)
                  • honkytonk [ENG31-03535983-n] (a cheap disreputable nightclub or dance hall)
                  • gazino [TUR10-0285560] (Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri)
                    • aile gazinosu [TUR10-0016460] (Sadece evlilerin girebildiği ve birlikte eğlendikleri yer)
                  • sinema [TUR10-0694530] (Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı)
                  • cinema [ENG31-03036237-n] (a theater where films are shown)
                  • opera [TUR10-0588970] (Böyle eserlerin oynandığı yapı)
                  • opera [ENG31-03855334-n] (a building where musical dramas are performed)
                  • kulüp [TUR10-0489790] (Herkese açık müzikli, içkili eğlence yeri)
                  • çalgıhane [TUR10-0147070] (Müzik evi, çalgılı lokanta veya eğlence yeri)
                  • baloz [TUR10-0075180] (Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer)
                  • su parkı [TUR10-1143050] (Değişik boyutlardaki havuzlar ile bunların çevresine yerleştirilen farklı biçimlerdeki su kaydırağı oyuncaklarından oluşan eğlence yeri)
                • merkez ofis [TUR10-1212940] (Bir ticari kurulun yönetim ve politika merkezini oluşturan ana ofisi)
                • headquarters [ENG31-03509867-n] ((usually plural) the office that serves as the administrative center of an enterprise)
                • yönetim yeri [TUR10-0861120] (Kamu veya özel kurum ve kuruluşların yönetildiği merkez) office [ENG31-03847186-n] (place of business where professional or clerical duties are performed)
                  • haber odası [TUR10-1214130] (Bir yayın organının haberleri derleyip toparlamak ve değerlendirmekle sorumlu ve yükümlü haber biriminin bulunduğu yer)
                  • newsroom [ENG31-03828044-n] (an office in which news is processed by a newspaper or news agency or television or radio station)
                  • merkez [TUR10-0536910] (Bir ülkenin, bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri) headquarters [ENG31-03509867-n] ((usually plural) the office that serves as the administrative center of an enterprise)
                    • başkent [TUR10-0083800] (Bir devletin yönetim merkezi olan şehir; devlet merkezi) capital [ENG31-08535783-n] (a seat of government)
                      • Belgrad [TUR10-1227580] (Yugoslavya'nın başkenti ve en büyük şehri)
                      • Bombay [TUR10-1228100] (Hindistan'ın Maharaştra eyaletinin başkenti, Hindistan'ın en büyük ve Dünya'nın dokuzuncu en büyük şehri olan Mumbai'nin 1995 yılına dek kullanılan resmi adı)
                      • Mumbai [ENG31-08923840-n] (a city in western India just off the coast of the Arabian Sea)
                      • Yeni Delhi [TUR10-1228070] (Hindistan'ın başkenti)
                      • Kuala Lumpur [TUR10-1228640] (Malezya'nın başkenti ve en büyük şehri)
                      • Kudüs [TUR10-1227290] (İsrail'in başkenti ve en büyük şehri. Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler için kutsal bir şehirdir)
                      • Luksor [TUR10-1228060] (Güney Mısır'da Luksor valiliğinin başkenti olan şehir)
                      • Toronto [TUR10-1244570] (The provincial capital and largest city in Ontario (and the largest city in Canada))
                      • Toronto [ENG31-08847424-n] (the provincial capital and largest city in Ontario (and the largest city in Canada))
                      • Sao Paolo [TUR10-1227800] (Brezilya'nın aynı addaki eyaletinin başkenti, ülkenin başlıca sanayi merkezlerinden biri ve aynı zamanda Güney Amerika'nın en büyük şehri)
                      • Atlanta [TUR10-1245100] (State capital and largest city of Georgia)
                      • Atlanta [ENG31-09099186-n] (state capital and largest city of Georgia)
                    • kalp [TUR10-0405470] (Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri)
                    • heart [ENG31-04864721-n] (the courage to carry on)
                    • haber merkezi [TUR10-0319080] (Bir yayın organının haberleri derleyip toparlamak ve değerlendirmekle sorumlu ve yükümlü haber birimi)
                • kolhoz [TUR10-0468790] (Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi)
                • ticaret işletmesi [TUR10-0776440] (Kazanç sağlamak amacıyla çalışan işletme)
                • zirai işletme [TUR10-0876640] (Tarımla ilgili işleri düzenleyen kuruluş)
                • galeri [TUR10-0282160] (Otomobil alınıp satılan yer)
                • sovhoz [TUR10-0704470] (Sovyetler'de devlet eliyle yönetilen tarım işletmesi)
                • işletmecilik [TUR10-0386030] (Bağımsız bir bütçe ile yönetilen devlet işletmesi)
              • ticari kuruluş [TUR10-1224290] (İnsanların oluşturduğu bir pazarın, piyasası olan gereksinimlerini, yani iktisadi anlamda talebi karşılama ve bu arzdan kâr etme amacı güden kuruluş) commercial enterprise [ENG31-08081929-n] (an enterprise connected with commerce)
                • seyahat acentesi [TUR10-0682610] (Yolculuk bileti satılan ticari kuruluş)
                • kooperatif [TUR10-0474350] (Üreticilerin, aracıyı ortadan çıkararak ürünlerini daha iyi şartlarda pazarlamak için kurdukları ortaklık) cooperative [ENG31-01102782-n] (a jointly owned commercial enterprise (usually organized by farmers or consumers) that produces and distributes goods and services and is run for the benefit of its owners)
                  • yapı kooperatifi [TUR10-0833410] (Katılımcıların konut gereksinimini karşılamak amacıyla kurulan ortaklık)
                • ticari faaliyet [TUR10-1200600] (Gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilen, sermaye ve emeğe dayalı, devamlı etkinlik) commercial enterprise [ENG31-01096649-n] (the activity of providing goods and services involving financial and commercial and industrial aspects)
                  • imalat [TUR10-0370720] (Mal veya hizmetlerin organize bir sistem çerçevesinde, satış amacıyla üretilmesi işi) industry [ENG31-00925258-n] (the organized action of making of goods and services for sale)
                    • sanayileşme [TUR10-0662550] (Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer verme eylemi) industrialization [ENG31-00925616-n] (the development of industry on an extensive scale)
                      • yarı sanayileşme [TUR10-0837760] (Sanayileşme sistemini tam oturtamamış veya kuramamış olma durumu)
                    • üretim miktarı [TUR10-1199600] (Bir kişi, makine ya da işletme tarafından yapılan üretim tutarı) output [ENG31-00916463-n] (production of a certain amount)
                      • hasılat [TUR10-0519090] (Ürün)
                      • crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                      • mahsul [TUR10-0519110] (Ortaya çıkan, elde edilen şey)
                      • crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                      • rekolte [TUR10-0645040] (Tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü)
                      • crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                      • ekin [TUR10-0238420] (Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum) crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                        • çalgın [TUR10-0147110] (Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin)
                        • alaza [TUR10-0024850] (Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb)
                        • halaza [TUR10-0322550] (Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin)
                        • yolma [TUR10-0859260] (Sapı orakla biçilmeyecek kadar kısa kalmış ekin)
                        • azıklık [TUR10-0065280] (Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin)
                        • firez [TUR10-0274950] (Ekin)
                        • gömme [TUR10-0303550] (Güzün veya kışın ekilen ekin)
                      • hasat [TUR10-0329740] (Bu yolla elde edilen ürün)
                      • crop [ENG31-13106624-n] (the yield from plants in a single growing season)
                      • ekinti [TUR10-0238520] (Ekilen şey)
                    • kapasite [TUR10-0412610] (Bir işletmenin üretim miktarı)
                    • capacity [ENG31-00916626-n] (the maximum production possible)
                    • tarım ve hayvancılık [TUR10-1199620] (Çiftçinin gördüğü işler) farming [ENG31-00918295-n] (the practice of cultivating the land or raising stock)
                      • bahçecilik [TUR10-0071030] (Bahçeci işi)
                      • gardening [ENG31-00920197-n] (the cultivation of plants)
                      • bahçecilik [TUR10-0071040] (Bahçe yapma işi)
                      • gardening [ENG31-00920197-n] (the cultivation of plants)
                      • bahçıvanlık [TUR10-0071160] (Bahçıvanın yaptığı iş)
                      • gardening [ENG31-00920197-n] (the cultivation of plants)
                      • çiçekçilik [TUR10-0166390] (Çiçek yetiştirme veya satma işi) gardening [ENG31-00920197-n] (the cultivation of plants)
                        • çiçek yetiştiriciliği [TUR10-1199640] (Çiçek yetiştiricisi olma durumu ya da çiçek yetiştiricisinin işi)
                        • flower gardening [ENG31-00923213-n] (the cultivation of flowering plants)
                      • bağcılık [TUR10-0068240] (Bağ yetiştirme ve ürününü satma işi)
                      • viticulture [ENG31-01129030-n] (the cultivation of grapes and grape vines)
                      • zeytincilik [TUR10-0873630] (Zeytin ağacı yetiştirme işi)
                      • fıstıkçılık [TUR10-0272080] (Fıstık yetiştirme işi)
                      • çaycılık [TUR10-0155050] (Çay yetiştirme işi)
                      • çeltikçilik [TUR10-0158460] (Çeltik yetiştirme işi)
                      • dutçuluk [TUR10-0226380] (Dut ağacı yetiştirme)
                      • arıcılık [TUR10-0044330] (Bal almak için arı yetiştirme işi)
                      • karanfilcilik [TUR10-1071260] (Karanfilcinin yaptığı iş)
                      • kavakçılık [TUR10-0429840] (Kavak yetiştirme işi)
                    • madencilik [TUR10-0516500] (Yer altındaki madenlerin araştırılması, çıkarılması ve işletilmesiyle ilgili teknik ve yöntemlerin bütünü)
                    • mining [ENG31-00924141-n] (the act of extracting ores or coal etc from the earth)
                    • fason üretim [TUR10-0265650] (Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan üretim)
                    • dörtleme [TUR10-0222540] (Tarlayı dört kez sürme)
                  • sanayi [TUR10-0386220] (Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü) industry [ENG31-00925258-n] (the organized action of making of goods and services for sale)
                    • alüminyum sanayii [TUR10-1224300] (Alüminyum alanında kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • aluminum business [ENG31-08083022-n] (manufacturers of aluminum considered as a group)
                    • giyim sektörü [TUR10-1224310] (Giyim alanında kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • apparel industry [ENG31-08083153-n] (makers and sellers of fashionable clothing)
                    • bankacılık sektörü [TUR10-1224320] (Bankacılık ile ilgili işlerin bütünü)
                    • banking industry [ENG31-08083327-n] (banks collectively)
                    • otomotiv sanayii [TUR10-1224330] (Otomotiv alanında kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • automobile industry [ENG31-08083913-n] (the manufacturers of automobiles considered collectively)
                    • havacılık [TUR10-0332500] (Havacının yaptığı iş, havada uçma tekniği)
                    • aviation [ENG31-08084054-n] (the operation of aircraft to provide transportation)
                    • inşaat sektörü [TUR10-1224360] (Ev inşa etme üzerine kurulu olan işlerin bütünü)
                    • construction industry [ENG31-08084519-n] (an industry that builds housing)
                    • elektronik sanayi [TUR10-1224370] (Elektronik alanında kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • electronics industry [ENG31-08084637-n] (the manufacturers of electronic products considered collectively)
                    • eğlence sektörü [TUR10-1224380] (Radyo, televizyon, film, tiyatro gibi insanları eğlendirmeyi amaçlayan işlerin bütünü) entertainment industry [ENG31-08084787-n] (those involved in providing entertainment: radio and television and films and theater)
                      • Hollywood [TUR10-1244140] (The film industry of the United States)
                      • Hollywood [ENG31-08085433-n] (the film industry of the United States)
                      • sinema endüstrisi [TUR10-0694670] (Film yapımını, dağıtımını gerçekleştiren, sinema araçlarını üreten endüstri)
                    • aydınlatma sektörü [TUR10-1224390] (Aydınlatma alanında kişilerin ve kuruluşların yaptığı işlerin bütünü)
                    • lighting industry [ENG31-08085624-n] (an industry devoted to manufacturing and selling and installing lighting)
                    • silah sanayii [TUR10-1224400] (Silah üretmek için kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • munitions industry [ENG31-08085760-n] (an industry that manufacturers weapons of war)
                    • petrol sanayi [TUR10-1224410] (Petrol üretmek, işlemek için kullanılan yöntem ve araçların bütünü)
                    • oil industry [ENG31-08085886-n] (an industry that produces and delivers oil and oil products)
                    • plastik sektörü [TUR10-1224430] (Plastikten yapılan malzemeleri üreten ve satan bir endüstri)
                    • plastics industry [ENG31-08086604-n] (an industry that manufactures plastic articles)
                    • ayı piyasası [TUR10-1194440] (Taşınır değerler borsasında gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatlarda düşme olacağı beklentisinin egemen olduğu durum)
                    • bear market [ENG31-08089966-n] (a market characterized by falling prices for securities)
                    • Wall Street [TUR10-1245390] (Used to allude to the securities industry of the United States)
                    • Wall Street [ENG31-08090304-n] (used to allude to the securities industry of the United States)
                    • hizmet sektörü [TUR10-1224450] (Somut maddelerden ziyade insanlara hizmet etmek üzerine kurulu olan işlerin bütünü)
                    • service industry [ENG31-08090536-n] (an industry that provides services rather than tangible objects)
                    • gemi sanayii [TUR10-1224460] (Gemi üretimi ile ilgilenen endüstri)
                    • shipbuilding industry [ENG31-08090945-n] (an industry that builds ships)
                    • ayakkabı sektörü [TUR10-1224470] (Ayakkabı üreten ve satan bir endüstri)
                    • shoe industry [ENG31-08091061-n] (an industry that manufactures and sells shoes)
                    • çelik sanayii [TUR10-1224480] (Çelik üretmek, işlemek için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü)
                    • steel industry [ENG31-08091418-n] (the industry that makes steel and steel products)
                    • tütün sektörü [TUR10-1224490] (Tütün içeren ürünleri üreten ve satan bir endüstri)
                    • tobacco industry [ENG31-08091715-n] (an industry that manufactures and sells products containing tobacco)
                    • oyuncak sektörü [TUR10-1224500] (Oyuncak alanında kişilerin ve kuruluşların yaptığı işlerin bütünü)
                    • toy industry [ENG31-08091845-n] (an industry that manufactures and sells toys for children)
                    • ağır sanayi [TUR10-0013080] (Üretim araçları yapan sanayi)
                    • kağıtçılık [TUR10-0398650] (Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak sanayisi)
                    • petrokimya [TUR10-0625560] (Petrolden organik kimyasal ürünler elde etmede kullanılan sanayi dalı)
                    • gemicilik [TUR10-0290810] (Gemi endüstrisi)
                    • konfeksiyon [TUR10-0471710] (Hazır giyim eşyası diken sanayi kolu)
                    • dokumacılık [TUR10-0215050] (Dokuma sanayisi)
                    • hafif sanayi [TUR10-0320660] (Çeşitli tüketim malları üreten sanayi)
                    • halıcılık [TUR10-0322820] (Halı dokuma sanatı veya sanayisi)
                    • yan sanayi [TUR10-0832460] (Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu)
                    • otomotiv [TUR10-0594330] (Motorlu taşıt yapımıyla uğraşan endüstri kolu)
                  • turizm [TUR10-0788590] (Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü)
                  • tourism [ENG31-00298987-n] (the business of providing services to tourists)
                  • kasaplık [TUR10-1023780] (Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan olma durumu veya bu kişinin yaptığı iş)
                  • butchery [ENG31-00621664-n] (the business of a butcher)
                  • finansman [TUR10-0274510] (Bir girişime işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken para ve krediyi sağlama işi) financing [ENG31-01101014-n] (the act of financing)
                    • yatırım [TUR10-0841030] (Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler) investing [ENG31-01101341-n] (the act of investing)
                      • ekipman yatırımı [TUR10-0238560] (Bir iş için gereken elemanları yetiştirmek, eğitmek için yapılan yatırım)
                      • sanayi yatırımı [TUR10-0662620] (Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu)
                    • yatırım [TUR10-0841010] (Yatırma işi)
                    • investing [ENG31-01101341-n] (the act of investing)
                    • bankacılık [TUR10-0076190] (Bankacının yaptığı iş)
                    • banking [ENG31-01102178-n] (transacting business with a bank)
                  • reklamcılık [TUR10-0644990] (Reklamcı işi)
                  • advertising [ENG31-01103234-n] (the business of drawing public attention to goods and services)
                  • matbaacılık [TUR10-0528950] (Basımevi işletme işi, kitap basma işi) printing [ENG31-01105064-n] (the business of producing printed material for sale or distribution)
                    • yayım [TUR10-0843040] (Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması)
                    • issue [ENG31-01105519-n] (the act of issuing printed materials)
                    • yayımlama [TUR10-0843090] (Yayımlamak işi)
                    • issue [ENG31-01105519-n] (the act of issuing printed materials)
                  • inşaat [TUR10-0376640] (Yapılmakta olan konut, yol, köprü) construction [ENG31-01106542-n] (the commercial activity involved in repairing old structures or constructing new ones)
                    • kabare [TUR10-0393390] (Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri)
                    • blok inşaat [TUR10-0110700] (Birbirine bitişik yapılan yapılar)
                    • gölgelik [TUR10-0303180] (Gölgesinde oturulan tente, çardak gibi herhangi bir şey)
                      • bostan gölgeliği [TUR10-0114680] (Bağ ve bahçelerde gölgelenmek veya yağmurdan korunmak için yapılan, üstü örtülü, basit gölgelik)
                      • sayeban [TUR10-0670350] (Gölgelik)
                  • alışveriş [TUR10-0016240] (Alım satım işi)
                    • açık hesap [TUR10-0004570] (Peşin para veya bono vermeden yapılan alışveriş)
                    • teati [TUR10-0754560] (Karşılıklı alıp verme)
                    • döviz alım satımı [TUR10-1200590] (Döviz alıp-satma işlemi)
                    • döviz işlemi [TUR10-0223340] (Yerli paranın herhangi bir yabancı paraya veya yabancı bir paranın yerli paraya çevrilmesi işi)
                    • hacimsiz [TUR10-0319640] (Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım)
                    • basmacılık [TUR10-0079960] (Basma alım satımı)
                    • siftah [TUR10-0691290] (İlk alışveriş)
                    • pazarlıklı alışveriş [TUR10-0620370] (Pazarlaşmak suretiyle yapılan alım satım)
                    • perakendecilik [TUR10-0623050] (Perakende olarak yapılan alışveriş)
                    • değişim [TUR10-0188380] (Üretilen malların başka mallar veya para karşılığı değiştirilmesi)
                • imalatçı [TUR10-0370730] (İmalat yapan kimse)
                • manufacturer [ENG31-10311977-n] (someone who manufactures something)
                • otomobil üreticisi [TUR10-1224030] (Otomobil üretimi ile uğraşan kimse veya şirket)
                • car manufacturer [ENG31-08083599-n] (a business engaged in the manufacture of automobiles)
              • sivil toplum kuruluşu [TUR10-0697000] (Toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevi yapan, öneriler sunan her türlü birlik) nongovernmental organization [ENG31-08026566-n] (an organization that is not part of the local or state or federal government)
                • Kızılhaç [TUR10-1224170] (Cenevre, İsviçre merkezli bir insani yardım kuruluşu)
                • Red Cross [ENG31-08064499-n] (an international organization that cares for the sick or wounded or homeless in wartime)
              • din [TUR10-0206340] (Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen)
              • religion [ENG31-08098545-n] (an institution to express belief in a divine power)
              • din [TUR10-0211370] (Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum) religion [ENG31-08098545-n] (an institution to express belief in a divine power)
                • mezhep [TUR10-0542430] (Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her biri) sect [ENG31-08166788-n] (a subdivision of a larger religious group)
                  • Yezidilik [TUR10-0853360] (Yezidilerin bağlı olduğu din inancı)
                  • Sünnilik [TUR10-0716080] (Kuran'a ve Hazreti Muhammed'in sünnetlerine göre davranmayı en doğru ve tek yol sayan, Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli mezhepleri) Sunnite [ENG31-09702937-n] (a member of the branch of Islam that accepts the first four caliphs as rightful successors to Muhammad)
                    • Hanefi [TUR10-0325970] (İslamiyette dört Sünni mezhepten biri)
                    • Maliki [TUR10-0522010] (İslamiyette dört Sünni mezhepten biri)
                    • Şafii [TUR10-0720800] (İslamiyette dört Sünni mezhepten biri)
                    • Bedevilik [TUR10-0088770] (XIII. yüzyılda kurulan bir Sünni tarikatı)
                    • şafi [TUR10-1252290] (İslamiyette dört Sünni mezhepten biri)
                    • şafiilik [TUR10-1254420] (Şafii olma durumu)
                  • Şiilik [TUR10-0731260] (Hazreti Muhammed'in ölümünden sonra, damadı Ali'nin ilk halife ve imametin ancak onun soyundan gelenlere ait olduğunu kabul edenlerin, Sünnilerden ayrılarak kurdukları mezhep) Shiah [ENG31-08113267-n] (one of the two main branches of orthodox Islam)
                    • Caferi [TUR10-0130320] (Şiiliğin bir kolu ve bu koldan olan kimse)
                    • Rafızilik [TUR10-0640960] (Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı)
                  • tarikat [TUR10-0747530] (Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan, Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri) order [ENG31-08164801-n] (a group of person living under a religious rule)
                    • Rufailik [TUR10-0649550] (Ahmed Rifai'nin kurduğu Sünni bir tarikat)
                    • Kalenderiye [TUR10-0402960] (Dünya malına, gösterişe önem vermeyen bir tarikat)
                    • Babailik [TUR10-0066520] (XIII. yüzyılda Baba İshak'ın kurduğu tarikat)
                    • Ticani [TUR10-0776300] (Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikattan olan kimse)
                    • Ticanilik [TUR10-0776320] (Ticani tarikatı)
                    • aczmendi [TUR10-1249500] (Bir tarikat)
                    • Kadirilik [TUR10-0397210] (Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından XI. yüzyılda kurulan bir tarikat)
                    • Halveti [TUR10-0324270] (İbadetlerini tenhada yapan bir tarikat)
                    • Batıniye [TUR10-0085150] (Görünürdeki olayların ardında gizli gerçeklerin bulunduğunu kabul eden tarikatlar)
                    • Bayramilik [TUR10-0087180] (Bayrami tarikatı)
                    • Bektaşilik [TUR10-0090010] (Bektaşi tarikatı)
                    • Mevlevilik [TUR10-0540770] (Mevlana Celalettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat)
                    • Nakşibendilik [TUR10-0569370] (Şeyh Muhammed Bahaüddin Nakşibend'in kurduğu, gizli ibadete dayanan bir tarikat)
                  • Alevilik [TUR10-0026750] (Hazreti Ali yanlısı olma durumu)
                  • Babilik [TUR10-0066890] (XIX. yüzyılda, İran'da Ali Muhammed Bab'ın kurduğu dinî öğreti)
                  • Malikilik [TUR10-0522030] (Maliki mezhebi)
                  • celâlilik [TUR10-0982530] (Celâli olma durumu)
                  • Aryanizm [TUR10-0048200] (IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep)
                  • kaderiye [TUR10-0396420] (Kader anlayışını inkâr ederek insanların irade ve hareket özgürlüklerinin bulunduğunu ileri süren İslam felsefesi)
                  • Yezidi [TUR10-0853340] (Musul, Halep ve Bağdat bölgelerinde yaygın bulunan, Tanrı'nın iyiliği, şeytanın kötülüğü temsil ettiğine, Tanrı ile şeytan arasında sürekli bir tartışma olduğuna inanan bir mezhep)
                  • Lütercilik [TUR10-0514950] (Kilise öğretisinin yalnızca kutsal kitaba dayanmasını isteyen Martin Luther'in kurduğu mezhep)
                  • Hanbeli [TUR10-0325680] (İslamiyette dört Sünni mezhepten biri)
                  • Hanefilik [TUR10-0325990] (Hanefi mezhebi)
                  • Hurufilik [TUR10-0350300] (Kuran'ın harflerinden birtakım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep)
                • Hıristiyan kilisesi [TUR10-1224550] (Hristiyanlık'ın kilise birliği) church [ENG31-08099479-n] (one of the groups of Christians who have their own beliefs and forms of worship)
                  • Katolik Kilisesi [TUR10-1224560] (NOT: TUR10-1224570 ile aynı)
                  • Catholic Church [ENG31-08100197-n] (any of several churches claiming to have maintained historical continuity with the original Christian Church)
                  • Unification Church [TUR10-1244150] (A Christian church (with some Buddhist elements) founded in 1954 by Sun Myung Moon and known for staging mass weddings and other communal activities)
                  • Unification Church [ENG31-08110387-n] (a Christian church (with some Buddhist elements) founded in 1954 by Sun Myung Moon and known for staging mass weddings and other communal activities)
                  • Protestanlık [TUR10-0636920] (Anglikan, Lüterci, Kalvenci gibi türlü kolları içine alan, papanın dinî başkanlığını ve Katolik kurallarını tanımayan kilise birliği) Protestantism [ENG31-06238680-n] (the theological system of any of the churches of western Christendom that separated from the Roman Catholic Church during the Reformation)
                    • Anglikanizm [TUR10-0036530] (İngiliz kilisesinin tuttuğu inanç yolu)
                    • Kalvenizm [TUR10-0406110] (Tanrı ile kul arasına hiçbir otoritenin giremeyeceğini, Hristiyanlığın eski sadeliğine dönmesini savunan I. Calvin tarafından ileri sürülen Protestanlığın özel bir kolu)
                    • presbiteryenlik [TUR10-0635600] (Protestan mezhebinin demokratik kurallara göre kurulmuş bir kolu)
                  • Katolik [TUR10-0429350] (Hristiyanlığın mezheplerinden biri)
                  • fundamentalizm [TUR10-0280570] (Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika'da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım)
                  • Ortodoks [TUR10-0592770] (Hristiyan mezheplerinden biri)
                • Bektaşilik [TUR10-0090020] (Bu tarikata mensup olma durumu)
                • lamacılık [TUR10-0506630] (Budizm'in Orta Asya ve özellikle Tibet'te yaşayan biçimi)
                  • lamaizm [TUR10-0506660] (Lamacılık)
                • Şinto [TUR10-0732070] (Doğaya ve atalar kültüne önem vermesiyle tanınan Japonların inanç sistemi)
                • Şintoculuk [TUR10-0732080] (Doğaya ve atalar kültüne önem vermesiyle tanınan Japonların inanç sistemini benimseme)
                • Mecus [TUR10-0531700] (Ateşe tapanların bağlı oldukları din)
                • Müslümanlık [TUR10-0564290] (Hazreti Muhammed'in yaydığı din, İslam dini, İslamlık, İslamiyet)
                • gizli din [TUR10-0299880] (İnanılan kurallarının hiç kimseye açıklanmadığı, sır gibi saklanan din)
                • Hinduizm [TUR10-0345200] (Tarihsel olarak daha sonra ortaya çıkan, niteliği bakımından Brahmanizm'den daha katı olan bir din)
              • adliye teşkilatı [TUR10-0007160] (Yargı organları ve bu organların birbirleriyle olan ilişkilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanın bütünü)
              • falanj [TUR10-0263830] (Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş)
              • huzurevi [TUR10-0350770] (Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum)
              • home [ENG31-03533280-n] (an institution where people are cared for)
              • santral [TUR10-0664000] (Doğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren kuruluş)
                • akarsu santrali [TUR10-0926010] (Bir gölü veya barajı olmayan, enerji dönüşümü yapılan hidroelektrik santrali)
                • termik santral [TUR10-0767940] (Yakıtla oluşan ısıdan elektrik üreten santral)
                • nükleer santral [TUR10-0581150] (Nükleer reaktör yardımıyla elde edilen enerjiyi dağıtan merkez)
                • hidroelektrik santral [TUR10-0343930] (Su gücüyle çalışan makinelerle elektrik üreten merkez)
                • barajlı santral [TUR10-0954700] (Türbinleri için gerekli suyu baraj gölünden verilerek jeneratörlerle elektriğe dönüştüren hidroelektrik santral türü)
                • beton santrali [TUR10-0097170] (Yıldız biçiminde bölümlenmiş, içinde çeşitli irilikte kum ve çakıl bulunan gereçleri, tamburda su ve çimento ile karıştırarak hazır beton üreten yapım yeri)
              • kadınevi [TUR10-0396650] (Yoksul, mağdur veya başka bir özelliği dolayısıyla muhtaç durumda kalan kadınların geçici olarak barındıkları yer)
              • tahaffuzhane [TUR10-0737390] (Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu)
              • talimhane [TUR10-0742040] (Uygulamalı olarak subay adayı yetiştirilen kuruluş)
              • talimgah [TUR10-0742030] (Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici ve benzerini yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş)
              • tapu [TUR10-0745750] (Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş)
              • kombina [TUR10-0470130] (Birleştirilmiş et tesisi)
              • telgrafhane [TUR10-0761310] (Telgraf aracılığıyla haberleşmeyi sağlayan resmî kuruluş)
              • televizyon verici istasyonu [TUR10-0761210] (Televizyon yayını yapmak üzere donatılmış her türlü hareketli veya sabit tesis)
              • darülaceze [TUR10-0230420] (Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu)
              • darülbedayi [TUR10-0184530] (Güzel sanatlar kuruluşu)
              • darüleytam [TUR10-0184540] (Yetimlerin barındığı yer)
              • devlet kapısı [TUR10-0200260] (Devletin kurum ve kuruluşları)
              • factor [TUR10-0023370] (Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş)
              • termal [TUR10-0767870] (Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb)
              • sanayi kuruluşu [TUR10-0662540] (Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş)
              • sandık [TUR10-0663050] (Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş)
              • trafo [TUR10-0785640] (Şehrin elektrik akımını sağlayan transformatör kuruluşu)
              • halkevi [TUR10-0323660] (Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş)
              • yükseköğretim [TUR10-0865590] (Üniversiteleri yönetmek görevini ve sorumluluğunu taşıyan birimlerden oluşan kuruluş)
              • yayınevi [TUR10-0843250] (Dergi, kitap ve benzerini yayımlayan veya satan kuruluş)
              • yayın organı [TUR10-0843300] (Kuruluşların bilgi ve düşüncelerini yayımlayan televizyon, radyo, dergi ve gazete)
              • yağlı kapı [TUR10-0824940] (Çalıştırdığı kişiye bol para, yiyecek, eşya veren aile, kuruluş vb)
              • kayakevi [TUR10-0432000] (Kayak yapılan yerlerde kurulmuş tesis)
              • başmüdürlük [TUR10-0083350] (Başmüdürle yönetilen kuruluş)
              • medya grubu [TUR10-1096810] (Bir merkeze, bir ortaklığa bağlı olan basın yayın organlarının tümü)
              • okul kooperatifi [TUR10-0584160] (Okulda öğrencilerin kalem, defter, kitap, yiyecek vb. gereksinimlerini karşılayan kuruluş ve satış yeri)
              • diyanet işleri [TUR10-0211380] (Dinle ilgili işler)
              • operet [TUR10-0589110] (Bu eseri oynayan oyunculardan oluşan kuruluş)
              • örgüt [TUR10-0604840] (Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü)
              • gümrük [TUR10-0314380] (Bir verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu)
              • radyo [TUR10-0640400] (Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş) radio receiver [ENG31-04050813-n] (an electronic receiver that detects and demodulates and amplifies transmitted signals)
                • özel radyo [TUR10-0608160] (Kişi veya kuruluşlara ait radyo istasyonu)
              • reaktör [TUR10-0643560] (Bir katalizör yardımıyla kimyasal tepkime yaparak üretim elde edilen endüstri kuruluşu)
              • hastel [TUR10-0330810] (Daha ziyade gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ucuz tesisler)
              • istasyon [TUR10-0381500] (Araştırma kuruluşu)
              • havalimanı [TUR10-0333270] (Bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş)
              • iktidar [TUR10-0366560] (Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar)
                • teknokratçılık [TUR10-0759420] (Teknokratların iktidarı)
            • insan gücü [TUR10-1246580] () force [ENG31-08224937-n] (group of people willing to obey orders)
              • mürettebat [TUR10-0753560] (Gemi, uçak vb. taşıtlardaki türlü işlerde çalışan görevliler) crew [ENG31-08290088-n] (the men and women who man a vehicle (ship, aircraft, etc.))
                • taife [TUR10-1256780] (Tayfa)
                • serdümen [TUR10-0678330] (Dümen kullanmakla görevli bilgili ve deneyimli tayfa)
              • personel [TUR10-0624500] (Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler)
              • employee [ENG31-10073616-n] (a worker who is hired to perform a job)
              • çalışan [TUR10-0624490] (Bir iş yerinde ücret karşılığında görev yapan kimse(ler)) staff [ENG31-08456947-n] (personnel who assist their superior in carrying out an assigned task)
                • kançılarya [TUR10-0408960] (Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin bütünü)
                • geçici personel [TUR10-1029760] (Bir iş yerine bir yıldan daha az çalışmak üzere alınan kimse)
            • dernek [TUR10-0135490] (Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk) association [ENG31-08066153-n] (a formal organization of people or groups of people)
              • konsorsiyum [TUR10-0472620] (Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu) consortium [ENG31-08253359-n] (an association of companies for some definite purpose)
                • kartel [TUR10-0423880] (Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği) trust [ENG31-08253542-n] (a consortium of independent organizations formed to limit competition by controlling the production and distribution of a product or service)
                  • petrol karteli [TUR10-1224990] (Petrol alanında faaliyet gösteren işletmelerin bir araya gelerek tekelleşmeleri)
                  • oil cartel [ENG31-08254620-n] (a cartel of companies or nations formed to control the production and distribution of oil)
                • tröst [TUR10-0787000] (Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği)
                • trust [ENG31-08253542-n] (a consortium of independent organizations formed to limit competition by controlling the production and distribution of a product or service)
              • lonca [TUR10-0476410] (Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek)
              • club [ENG31-08244135-n] (a formal association of people with similar interests)
              • kulüp [TUR10-0489770] (Kişilerin, toplulukların oluşturduğu grup) club [ENG31-08244135-n] (a formal association of people with similar interests)
                • yat kulübü [TUR10-0841410] (Yatçılık sporunun gelişmesini ve faaliyetini düzenleyen kuruluş)
                • kulüp [TUR10-0489760] (Değişik dallarda özellikle gençlerin faaliyetleri için kurulmuş, ilgili devlet kurumuna kayıt ve tescilini yaptırmış olan ve Dernekler Kanunu'na göre yönetilen kuruluş)
              • meslek birliği [TUR10-1225010] (Eser sahipleri, bağlantılı hak sahipleri ve süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanların, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak amacıyla, kanunda belirlenmiş alanlarda kurulan birlik)
              • professional association [ENG31-08259596-n] (an association of practitioners of a given profession)
              • kulüp [TUR10-0489750] (Görüşme, konuşma, okuma, spor yapma vb. amaçlarla yalnız üye olanların toplandıkları yer) club [ENG31-08244135-n] (a formal association of people with similar interests)
                • şehir kulübü [TUR10-0726490] (Kentteki ileri gelenlerin yemek yemek, çeşitli oyunlar oynayarak eğlenmek amacıyla bir araya geldiği yer)
              • tekke [TUR10-0758640] (Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ettikleri ve törenler yaptıkları yer) club [ENG31-08244135-n] (a formal association of people with similar interests)
                • Mevlevihane [TUR10-0540760] (Mevlevi tekkesi)
                • miskinler tekkesi [TUR10-0547960] (İşsiz güçsüz oturanların, tembellerin toplandıkları yer)
              • gizli dernek [TUR10-0299860] (Belli sayıda kişilerin illegal faaliyetleri sürdürmek amacıyla kurdukları dernek)
                • masonluk [TUR10-0265130] (Mason olma durumu)
                • Freemasonry [ENG31-08252434-n] (Freemasons collectively)
              • çete [TUR10-0880050] (Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk) gang [ENG31-08260983-n] (an association of criminals)
                • kır gerillası [TUR10-0450490] (Dağlarda, köy ve kasabalarda eylem yapan çete)
                • gerilla [TUR10-0294260] (Bağımsız, düzensiz çete)
                • gerilla [TUR10-0294270] (Özellikle bir örgütten güç alan, baltalama eylemlerine girişen birlik)
              • zaviye [TUR10-0871250] (Küçük tekke)
              • filarmoni [TUR10-0273470] (Müzik konserleri derneği)
              • filarmonik [TUR10-0273490] (Müzikseverlerin kurduğu dernek)
              • esnaf loncası [TUR10-0254120] (Herhangi bir meslek dalında esnafların kurduğu dernek)
              • yardım sandığı [TUR10-0836360] (Sosyal yardımlaşmayı güçlendirmek amacıyla kurulan dernek veya kurum)
              • masonluk [TUR10-0528130] (Birtakım kardeşlik ilkelerini benimseyen, birbirlerini parola ve işaretlerle tanıyan, loca denilen bölümlere ayrılan kimselerden kurulu dernek)
            • hükümet [TUR10-0351150] (Devlet yönetimi) government [ENG31-08067430-n] (the organization that is the governing authority of a political unit)
              • kamu yönetimi [TUR10-0128050] (Devletin yönetim faaliyetlerinin faydalı ve verimli bir biçimde düzenlenmesiyle uğraşan bilim dalı)
              • bureaucracy [ENG31-08068317-n] (a government that is administered primarily by bureaus that are staffed with nonelective officials)
              • kukla hükümet [TUR10-0488360] (Bir ülkede, yabancı bir devlet tarafından kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kurulmuş sözde hükûmet)
              • bürokrasi [TUR10-0453160] (Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde gereksiz kural ve işlemler)
            • rejim [TUR10-0644810] (Bir devletin yönetim biçimi) government [ENG31-08067430-n] (the organization that is the governing authority of a political unit)
              • açık rejim [TUR10-0005280] (Parlamenter rejim)
              • kapalı rejim [TUR10-0412030] (Dış ülkelerle ilişki kurmayan siyasi düzen)
              • yarı başkanlık [TUR10-0836870] (Başkanlık rejimi ile parlamenter sistemi birleştirmeyi hedefleyen siyasi rejim)
              • otokrasi [TUR10-0594100] (Hükümdarın, bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi) autocracy [ENG31-08377928-n] (a political system governed by a single individual)
                • despotluk [TUR10-0198130] (Bir ülkeyi zora, baskıya ve keyfe bağlı yönetme)
                • dictatorship [ENG31-08457622-n] (a form of government in which the ruler is an absolute dictator (not restricted by a constitution or laws or opposition etc.))
                • diktatörlük [TUR10-0204660] (Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen)
                • dictatorship [ENG31-08457622-n] (a form of government in which the ruler is an absolute dictator (not restricted by a constitution or laws or opposition etc.))
                • monarşi [TUR10-0549810] (Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim, tek erklik) monarchy [ENG31-08380739-n] (an autocracy governed by a monarch who usually inherits the authority)
                  • meşrutiyet [TUR10-0539240] (Hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan hükûmet biçimi)
                  • parliamentary monarchy [ENG31-08380971-n] (a monarchy having a parliament)
                  • imparatorluk [TUR10-0371650] (Kendi topraklarında oturan çeşitli milletleri egemenliği altında toplayan devlet biçimi)
                  • empire [ENG31-08069165-n] (a group of countries under a single authority)
                  • saltanat [TUR10-0351310] (Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması) rule [ENG31-15320659-n] (the duration of a monarch's or government's power)
                    • şahlık [TUR10-0721230] (Afgan ve İran hükümdarlığı)
                    • kisrâlık [TUR10-1252930] (Kisrâ olma durumu)
                    • padişahlık [TUR10-0610490] (Padişahın saltanat dönemi)
                  • hakanlık [TUR10-0321340] (Hakanın yönetimi)
                  • voyvodalık [TUR10-0821410] (Voyvoda egemenliği)
              • demokrasi [TUR10-0192290] (Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi) democracy [ENG31-08378256-n] (a political system in which the supreme power lies in a body of citizens who can elect people to represent them)
                • katılımcı demokrasi [TUR10-0427970] (Toplumun kişileri ve kurumlarıyla geniş katılımının sağlandığı demokratik yapılanma)
                • özgürlükçü demokrasi [TUR10-0609070] (Bireylerin her türlü düşüncelerine saygı gösteren, yasak koymayan demokrasi biçimi)
              • meritokrasi [TUR10-1097950] (Kişilerin yetenek ve bireysel üstünlüğüne dayanan yönetim biçimi)
              • meritocracy [ENG31-06228761-n] (the belief that rulers should be chosen for their superior abilities and not because of their wealth or birth)
              • feodalite [TUR10-0268040] (Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen)
              • federalizm [TUR10-0266790] (Birçok devletin özel yasalara ve bağımsızlığa sahip olarak tek bir devlet durumunda birleşmeleri yöntemi)
              • federalism [ENG31-06228099-n] (the idea of a federal organization of more or less self-governing units)
              • faşizm [TUR10-0265850] (İtalya'da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin, tek partinin elinde toplandığı düzen)
              • plütokrasi [TUR10-0097890] (Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi)
              • plutocracy [ENG31-08379702-n] (a political system governed by the wealthy people)
              • oligarşi [TUR10-0585780] (Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim)
              • oligarchy [ENG31-08379382-n] (a political system governed by a few people)
              • teokrasi [TUR10-0206750] (Siyasi iktidarın, Allah'ın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal, siyasi düzen)
              • theocracy [ENG31-08380355-n] (a political unit governed by a deity (or by officials thought to be divinely guided))
              • mutlakiyetçilik [TUR10-0557910] (Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi)
              • absolutism [ENG31-06223441-n] (the principle of complete and unrestricted power in government)
            • savunma kuvvetleri [TUR10-1224270] (Saldırıya karşı koyma kuvvetleri)
            • defense [ENG31-08080966-n] (an organization of defenders that provides resistance against attack)
            • bağlaşma [TUR10-0070260] (Bağlaşmak işi, uyuşma, anlaşma) alliance [ENG31-08310903-n] (an organization of people (or countries) involved in a pact or treaty)
              • blok [TUR10-0110590] (Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu) bloc [ENG31-08187993-n] (a group of countries in special alliance)
                • Doğu Bloku [TUR10-0214250] (Doğu Avrupa ülkelerinin II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu, 1990'lı yıllarda dağılan siyasi blok)
                • bloc [ENG31-08187993-n] (a group of countries in special alliance)
                • Batı Bloku [TUR10-0084880] (Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu blok)
              • uluslararası kuruluş [TUR10-1225310] (Uluslararası üyelere veya üyelik sistemine, kapsama ya da varlığa sahip kuruluşlar için kullanılan bir isim) world organization [ENG31-08311617-n] (an international alliance involving many different countries)
                • Arap Ligi [TUR10-1224730] (Arap dünyasında kültürel, iktisadi, askeri, siyasal ve toplumsal işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla 1945 yılında kurulan, merkezi Kahire'de olan örgüt)
                • Arab League [ENG31-08189002-n] (an international organization of independent Arab states formed in 1945 to promote cultural and economic and military and political and social cooperation)
                • Avrupa Birliği [TUR10-1224740] (1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu adıyla kurulan iktisadi bütünleşmeyi gerçekleştirdikten sonra Avrupa Topluluğu adını alan ve 1992 yılında Maastricht Anlaşması ile Avrupa Birliği'ne dönüşen, üye devletler arasındaki siyasal ve hukuki birleşmeyi amaçlayan birlik)
                • European Union [ENG31-08190414-n] (an international organization of European countries formed after World War II to reduce trade barriers and increase cooperation among its members)
                • Bağımsız Devletler Topluluğu [TUR10-1225320] (8 Aralık 1991 tarihinde Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Beyaz Rusya arasında imzalanan anlaşma ile kurulan devletler topluluğu)
                • Commonwealth of Independent States [ENG31-08312059-n] (an alliance made up of states that had been Soviet Socialist Republics in the Soviet Union prior to its dissolution in Dec 1991)
                • milletler cemiyeti [TUR10-1225410] ((1920-1946) I. Dünya Savaşı'nın ardından İsviçre'de, 10 Ocak 1920'de kurulan, amacı ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek olan, günümüzdeki Birleşmiş Milletler'in temeli sayılabilecek bir organizasyon)
                • Kuzey Atlantik Paktı [TUR10-1224750] (4 Nisan 1949'da Washington, D.C.'de imzalanan ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nü (NATO) kuran antlaşma)
                • North Atlantic Treaty Organization [ENG31-08191297-n] (an international organization created in 1949 by the North Atlantic Treaty for purposes of collective security)
                • OPEC [TUR10-1224770] (Net petrol ihraç eden ve bilinen dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini ellerinde bulunduran on dört ülkenin oluşturduğu konfederasyon)
                • Organization of Petroleum-Exporting Countries [ENG31-08193929-n] (an organization of countries formed in 1961 to agree on a common policy for the production and sale of petroleum)
                • Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği [TUR10-1225720] (8 Ağustos 1967'de Vietnam Savaşı'ndan kaynaklanan komünist genişlemeye karşı olarak Filipinler, Malezya, Tayland, Endonezya ve Singapur arasında kurulan, sonradan Brunei, Kamboçya, Laos, Myanmar ve Vietnam'ın da katıldığı uluslararası örgüt)
                • Association of Southeast Asian Nations [ENG31-08504514-n] (an association of nations dedicated to economic and political cooperation in southeastern Asia and who joined with the United States to fight against global terrorism)
                • adalet divanı [TUR10-0007110] (Devletler arasındaki birtakım hukuk anlaşmazlıklarına bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslararası mahkeme)
                • İngiliz Milletler Topluluğu [TUR10-1224180] (Çoğunluğu geçmişte Britanya İmparatorluğu'na ait olan 52 üye ülkeden oluşan uluslararası bir koalisyon)
                • Amerikan Devletleri Örgütü [TUR10-1224760] (Üyeleri Amerika kıtasında toprağı bulunan 35 bağımsız ülke olan ve genel merkezi Washington, D.C., Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan bölgesel bir uluslararası kuruluş)
            • belediye [TUR10-0090390] (İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt) municipality [ENG31-08643858-n] (an urban district having corporate status and powers of self-government)
              • büyükşehir [TUR10-1096870] (Merkezî idarenin vali yönetimindeki şehirlerinden nüfus ve ticarî bakımından belli bir büyüklükte olanı)
              • city [ENG31-08243256-n] (people living in a large densely populated municipality)
              • şehir [TUR10-0441470] (Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı) city [ENG31-08542298-n] (a large and densely populated urban area)
                • açık şehir [TUR10-0005410] (Düşman saldırısına karşı savunma önlemleri alınmamış, içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu durumu önceden ilan edilmiş olan şehir)
                • Antwerp [TUR10-1227770] (Belçika'da bulunan, dünyanın dördüncü, Avrupa'nın ise ikinci en büyük limanına sahip olan şehir)
                • Denver [TUR10-1245040] (The state capital and largest city of Colorado)
                • Denver [ENG31-09090592-n] (the state capital and largest city of Colorado)
                • ana kent [TUR10-0034740] (Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleşim yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden hâkim olan ve genellikle ülkenin başka ülkelerle olan her türlü ilişkilerinin sağlandığı en önemli kenti, metropol, ana şehir)
                • Manchester [TUR10-1227840] (İngiltere'nin kuzeybatısında bulunan, büyük bir şehirleşme alanının merkezi olan şehir)
                • Manchester [ENG31-09134601-n] (largest city in New Hampshire)
                • Bristol [TUR10-1227900] (İngiltere'nin güneybatısında bulunan bir şehir ve bir kontluk)
                • Bristol [ENG31-08898935-n] (an industrial city and port in southwestern England near the mouth of the River Avon)
                • Korint [TUR10-1227190] (Mora Yarımadası'nın kuzeydoğusunda bulunan, eskiden bir şehir devleti olan, Yunanistan'ın bölgesel birimlerinden biri)
                • Corinth [ENG31-08804284-n] (the modern Greek port near the site of the ancient city that was second only to Athens)
                • Columbia [TUR10-1245480] (Capital and largest city in South Carolina)
                • Columbia [ENG31-09161073-n] (capital and largest city in South Carolina)
                • Concord [TUR10-1245300] (Capital of the state of New Hampshire)
                • Concord [ENG31-09134400-n] (capital of the state of New Hampshire)
                • abadan [TUR10-1252220] (İran'ın Huzistan Eyaleti'nde şehir)
                • kirman [TUR10-1252210] (İran'da bir şehir)
                • kerbelâ [TUR10-1252200] (Irak'ta bir şehir)
                • Toskana [TUR10-1227480] (İtalya'nın orta bölümünde bulunan, ülkenin 1934 Anayasası ile kısmi bölgesel özerklik verilmiş yirmi bölgesinden biri)
                • Marche [ENG31-08827236-n] (a region in central Italy)
                • kardeş şehir [TUR10-0419370] (Aralarındaki ilişkiyi geliştirmeyi ve birbirlerine yaklaşmayı kabul eden ülkemizdeki bir şehirle yabancı bir ülkedeki bir şehre verilen genel ad)
                • Boston [TUR10-1245240] (State capital and largest city of Massachusetts)
                • Boston [ENG31-09118343-n] (state capital and largest city of Massachusetts)
                • cali [TUR10-1253080] (Kolombiya'da bir şehir)
                • cîdde [TUR10-1255210] (Suudi Arabistan'da bir şehir)
                • Münih [TUR10-1227050] (Almanya'nın Bavyera eyaletinin başkenti, en büyük şehri ve ülke genelinin en büyük üçüncü şehri)
                • neuchâtel [TUR10-1252430] (İsviçre'de bir şehir)
                • Oxford [TUR10-1227870] (İngiltere'de, Londra'nın güneyinde bir şehir)
                • Seul [TUR10-1228560] (Güney Kore'nin başkenti ve en büyük şehri)
                • Seoul [ENG31-08975724-n] (the capital of South Korea and the largest city of Asia)
                • Prag [TUR10-1226800] (Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri)
                • Pompeii [TUR10-1227350] (İtalya'nın güneyindeki Campania bölgesinde, Napoli şehrinin yakınlarında bulunan ve hâlâ kısmen gömülü olan yıkıntı halindeki antik Roma kenti)
                • Richmond [TUR10-1245580] (Capital of the state of Virginia located in the east central part of the state)
                • Richmond [ENG31-09172802-n] (capital of the state of Virginia located in the east central part of the state)
                • Sydney [TUR10-1244600] (The largest Australian city located in southeastern Australia on the Tasman Sea)
                • Sydney [ENG31-08852287-n] (the largest Australian city located in southeastern Australia on the Tasman Sea)
                • Haremeyn [TUR10-0328470] (Müslümanlarca kutsal sayılan Mekke ve Medine şehirleri)
                • Indianapolis [TUR10-1245180] (The capital and largest city of Indiana)
                • Indianapolis [ENG31-09108138-n] (the capital and largest city of Indiana)
              • metropol [TUR10-0540340] (Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri)
              • kasaba [TUR10-0424500] (Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi) town [ENG31-08683242-n] (an urban area with a fixed boundary that is smaller than a city)
                • kasabacık [TUR10-0424510] (Küçük kasaba)
                • iskele [TUR10-0380000] (Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba)
              • uray [TUR10-0799680] (Belediye)
              • belediye teşkilatı [TUR10-0090540] (Nüfusu iki binden fazla olan yerleşim yerlerinde hükûmet kararıyla kurulan, belediye başkanı, belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye görevlilerinden oluşan kuruluş)
              • şehremaneti [TUR10-0726740] (Bugünkü belediyenin Türkiye'de kurulan ilk biçimi)
              • şehremaneti [TUR10-0726730] (Osmanlı İmparatorluğunda, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim)
            • meclis [TUR10-0531500] (Bu toplantının yapıldığı yer, şûra) council [ENG31-08326339-n] (a meeting of people for consultation)
              • parlamento [TUR10-0615890] (Başlıca görevi yasama, devlet bütçesini çıkarma, hükûmeti denetleme olan ve üyeleri halkoyu ile belirli bir süre için seçilen meclis veya meclisler)
              • parliament [ENG31-08336128-n] (a legislative assembly in certain countries)
              • senato [TUR10-0676530] (Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis) senate [ENG31-08178376-n] (assembly possessing high legislative powers)
                • Senate [TUR10-1244200] (The upper house of the United States Congress)
                • United States Senate [ENG31-08178490-n] (the upper house of the United States Congress)
                • Lortlar Kamarası [TUR10-0514030] (İngiliz parlamentosunda senato)
              • senato [TUR10-0676550] (Senatörlerin toplandıkları yer)
              • senate [ENG31-08178376-n] (assembly possessing high legislative powers)
              • kamara [TUR10-0406330] (İngiltere yasama meclisi)
              • house [ENG31-08179924-n] (an official assembly having legislative powers)
              • kongre [TUR10-0471900] (Çeşitli ülkelerden yöneticilerin, elçilerin, delegelerin katılmasıyla yapılan toplantı)
              • congress [ENG31-08335621-n] (a national legislative assembly)
              • kongre [TUR10-0494890] (Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları konuşmak ve bazen yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle yaptığı genel toplantı) congress [ENG31-08335621-n] (a national legislative assembly)
                • umumi kongre [TUR10-0798940] (Genel kongre)
              • Sovyet [TUR10-0704480] (1990 öncesi SSCB'de Danışma kurulu, şura, konsey)
              • hakem heyeti [TUR10-0836560] (Yarışma, münazara ve benzerinde en doğru ve kesin sonucu belirlemekle görevli kurul)
              • kurultay [TUR10-0494900] (Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis)
              • Divanıhümayun [TUR10-0610440] (Osmanlılarda padişah, sadrazam ve bazı yüksek rütbeli devlet görevlilerinin oluşturduğu meclis ve meclisin çalıştığı yer)
              • Duma [TUR10-0224840] (Rus parlamentosunun alt kanadı)
              • kongre [TUR10-0471920] (Amerika Birleşik Devletlerinde Temsilciler Meclisi ile Senatonun bir aradayken aldıkları ad)
            • meclis [TUR10-0531490] (Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı)
            • Congress [ENG31-08178656-n] (the legislature of the United States government)
            • kumpanya [TUR10-0490650] (Tiyatro topluluğu)
            • company [ENG31-08203951-n] (organization of performers and associated personnel (especially theatrical))
            • topluluk [TUR10-0781740] (Sanatçı grubu) company [ENG31-08203951-n] (organization of performers and associated personnel (especially theatrical))
              • çengi takımı [TUR10-0159450] (Çengilerden oluşan topluluk)
              • opera [TUR10-0588960] (Bu eseri oynayan sanatçı topluluğu)
            • trup [TUR10-0787030] (Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu) company [ENG31-08203951-n] (organization of performers and associated personnel (especially theatrical))
              • çadır tiyatrosu [TUR10-0144500] (Oyunlarını ve diğer gösterilerini çok büyük bir çadır içinde halka sunan gezici tiyatro veya gösteri grubu)
            • birim [TUR10-0107310] (Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri) unit [ENG31-08206589-n] (an organization regarded as part of a larger social group)
              • idari birim [TUR10-1225490] (Yönetimsel birim, yönetim birimi)
                • daire [TUR10-0179200] (Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri) agency [ENG31-08354251-n] (an administrative unit of government)
                  • icra [TUR10-0357820] (Adliyenin bu işle görevli dairesi)
                  • askerlik dairesi [TUR10-0578720] (Yurttaşları askere alma işiyle görevli olan askerlik şubelerinin bağlı bulundukları bölge dairesi)
                  • IRS [TUR10-1244190] (The bureau of the Treasury Department responsible for tax collections)
                  • Internal Revenue Service [ENG31-08160321-n] (the bureau of the Treasury Department responsible for tax collections)
                  • FHA [TUR10-1244290] (The federal agency in the Department of Housing and Urban Development that insures residential mortgages)
                  • Federal Housing Administration [ENG31-08440591-n] (the federal agency in the Department of Housing and Urban Development that insures residential mortgages)
                  • kalem [TUR10-0402600] (Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer)
                    • divan kalemi [TUR10-0210970] (Sadrazam buyruklarının ve fermanlarının yazıldığı yer)
                  • mal müdürlüğü [TUR10-0522250] (Bir ilçede devlet gelirlerinin toplandığı maliye dairesi)
                  • mal sandığı [TUR10-0522320] (Para alıp veren devlet dairesi)
                  • konak [TUR10-0471270] (Hükûmet işlerinin görüldüğü yapı)
                  • defterhane [TUR10-0187430] (Osmanlı ülkelerindeki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire)
                  • istihbarat dairesi [TUR10-0382750] (Haber alma dairesi)
                  • başmüdürlük [TUR10-0083360] (Başmüdürün çalıştığı daire)
                  • vergi dairesi [TUR10-0817630] (Vergi mükelleflerini tespit eden, vergiyi denetleyen ve toplayan resmî daire)
                  • büyükelçilik [TUR10-0129080] (Büyükelçi ve elçilikte çalışanların içinde bulunduğu bina)
                  • şeflik [TUR10-0726300] (Şefin çalıştığı daire)
                  • şeyhülislam kapısı [TUR10-0269710] (Şeyhülislamların görev yaptığı daire)
                  • hareket dairesi [TUR10-0328230] (Demir yollarında hareket işlerini düzenleyen, izleyen daire)
                  • harp dairesi [TUR10-0329470] (Millî Savunma Bakanlığında savaş gereçleri ile uğraşan daire)
                  • hükümet kapısı [TUR10-0351200] (Devlet dairesi)
                • genel müdürlük [TUR10-0291730] (Genel müdürün yetkisi ve makamı)
                • agency [ENG31-08354251-n] (an administrative unit of government)
                • komisyon [TUR10-0246850] (Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul) committee [ENG31-08341444-n] (a special group delegated to consider some matter)
                  • yönetim kurulu [TUR10-0360890] (Bir kuruluşu yönetmekle görevlendirilmiş kimselerin hepsi)
                  • board [ENG31-08339911-n] (a committee having supervisory powers)
                  • hükûmet [TUR10-0351130] (Devletin görevlerini yerine getirmesini sağlayan, başbakan ve bakanlardan oluşan yetkili organ) cabinet [ENG31-08398551-n] (persons appointed by a head of state to head executive departments of government and act as official advisers)
                    • Babıali [TUR10-0066870] (Osmanlı hükûmeti)
                    • azınlık hükümeti [TUR10-0065370] (Mecliste çoğunluğu olmayan bir partinin tek başına kurduğu hükûmet)
                  • heyet [TUR10-0048770] (Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk)
                    • alt kurul [TUR10-0031090] (Meclis veya herhangi bir kurultayda bazı konuları inceleyerek varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, milletvekilleri arasından oluşturulan yardımcı kurul, yarkurul, encümen, komisyon, komite)
                    • kriz masası [TUR10-0486780] (Bir afetin zararlarını belirlemek ve yardım çalışmalarını yürütmek amacıyla geçici bir süre için uzmanlardan oluşturulan kurul)
                    • tahkim kurulu [TUR10-0737920] (Anlaşmazlıkları çözmek üzere oluşturulmuş hakem heyeti)
                    • disiplin kurulu [TUR10-0209520] (Disiplin kurallarına aykırı davranan kimselerin suçlarını tespit ederek uygun cezaları vermekle görevli kurul)
                    • aile meclisi [TUR10-0016520] (Aile bireylerinin ortak görüşlerini belirleyen ve yerine getiren heyet)
                    • sağlık kurulu [TUR10-0656170] (Kişi sağlığını inceleyen ve denetleyen hekimler kurulu)
                    • sansür [TUR10-0663740] (Denetleme işini yapan kurul)
                    • uzlaştırma kurulu [TUR10-0805240] (Toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların uyuşmazlığa düşmeleri durumunda, uzlaşma sağlamak amacı ile grev ve lokavt kanununa göre oluşturulan, kararlarının yaptırım gücü olmayan kurul)
                    • yürütme kurulu [TUR10-0867110] (Bir kuruluşta kanun, tüzük, yönetmelik ve alınan kararları uygulamakla görevli kurul)
                    • yazı kurulu [TUR10-0844480] (Gazete, dergi vb. bir yayında basılacak yazıları seçen, yazı işlerini yürüten kimselerin oluşturduğu kurul)
                    • balotaj kurulu [TUR10-0075170] (Kurum ve kuruluşlarda yeni üyelerin alınmasına karar veren kurul)
                    • millet meclisi [TUR10-0545670] (Milletvekillerinin oluşturduğu kurul)
                    • mütevelli heyeti [TUR10-0566870] (Bir vakfın veya bir kuruluşun yönetim işlerinin doğrudan bağlı bulunduğu kurul)
                    • onur kurulu [TUR10-0588770] (Bir kuruluş veya derneğin üyeleri arasında çıkan onur davalarını gören veya bu kuruluş veya derneğin ilkelerine aykırı davranan üyelerin bu davranışlarını inceleyip karara bağlayan kurul)
                    • ön seçici [TUR10-0603990] (Ön elemeyi yapan kimse, kurul)
                    • soruşturma kurulu [TUR10-0703830] (Herhangi bir konuda soruşturma yapmak üzere oluşturulmuş kurul)
                    • istişare heyeti [TUR10-0383720] (Danışma kurulu)
                  • denetim kurulu [TUR10-0756770] (Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul)
                  • denetleme kurulu [TUR10-0192890] (Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul)
                  • belediye encümeni [TUR10-0090460] (Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren, özel kanunlarla belediye meclisi tarafından verilen görevleri, belediye meclisi toplu bulunmadığı zaman, tetkik eden ve karara bağlayan organ)
                • seksiyon [TUR10-0674520] (Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri; departman) division [ENG31-08237635-n] (an administrative unit in government or business)
                  • akliye [TUR10-0019780] (Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü)
                  • şube [TUR10-0734060] (Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri) branch [ENG31-08418205-n] (a division of some larger or more complex organization)
                    • askerlik şubesi [TUR10-0050290] (Yurttaşları askere alma işiyle görevli birim)
                    • acente [TUR10-0002420] (Banka şubesi)
                  • bakanlık [TUR10-0071650] (Bu kuruluşların bulunduğu yer)
                  • ministry [ENG31-03775851-n] (building where the business of a government ministry is transacted)
                  • sosyoloji bölümü [TUR10-1224650] (Bir üniversitenin toplum bilimi bölümü)
                  • sociology department [ENG31-08134847-n] (the academic department responsible for teaching and research in sociology)
                  • hazine [TUR10-0337260] (Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam)
                  • treasury [ENG31-08137210-n] (the government department responsible for collecting and managing and spending public revenues)
                  • bakanlık [TUR10-0071630] (Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin durumu ve görevi) Department of State [ENG31-08154738-n] (the federal department in the United States that sets and maintains foreign policies)
                    • adliye vekaleti [TUR10-0009120] (Adalet bakanlığı)
                    • maliye [TUR10-0522090] (Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş; Maliye Bakanlığı)
                    • finance [ENG31-06160103-n] (the branch of economics that studies the management of money and other assets)
                  • kontuvar [TUR10-0473300] (Bir memleketin, yabancı bir memleketteki ticaret acentesi)
                  • telesinema [TUR10-0761010] (Televizyonda filmleri iletme ve yansıtma işi ile uğraşan bölüm)
                  • dahiliye [TUR10-0179040] (Devlet yönetiminde iç işleri)
                  • yazı işleri [TUR10-0844350] (Bir daire veya kurumda yazışmaların yapıldığı bölüm)
                  • müteferrika [TUR10-0566110] (Güvenlik kuruluşlarında şüpheli kimselerin ilgili yerlere gönderilmek için geçici olarak barındırıldıkları bölüm)
                  • müzik köşesi [TUR10-0567540] (Değişik müzik türlerinin bir mağazanın belli bir bölümünde veya köşesinde, plak, kaset, uzunçalar vb. olarak satışa sunulduğu yer)
                  • narteks [TUR10-1104420] (Bizans kiliselerinde sahndan sütunlarla veya duvarla ayrılan bölüm)
                  • özdek [TUR10-0607530] (İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm; ayniyat)
                  • özlük işleri [TUR10-0871170] (Bir kuruluşta görevlilerin atanmaları, yükselmeleri ve emeklilikleri vb. kişisel işlemlerin bütününü yürüten bölüm)
                  • rezervasyon [TUR10-0647320] (Müşterilere yer ayırma işini üstlenen bölüm)
                  • işlevci [TUR10-0386150] (Bir işletmede yapılacak işlerin kararlarının alındığı bölüm)
                • istihbarat servisi [TUR10-0382760] (Haber alma işlerini yürüten iş yeri) intelligence [ENG31-08356381-n] (a unit responsible for gathering and interpreting information about an enemy)
                  • CIA [TUR10-1244160] (An independent agency of the United States government responsible for collecting and coordinating intelligence and counterintelligence activities abroad in the national interest)
                  • Central Intelligence Agency [ENG31-08141953-n] (an independent agency of the United States government responsible for collecting and coordinating intelligence and counterintelligence activities abroad in the national interest)
                • NASA [TUR10-1244170] (An independent agency of the United States government responsible for aviation and spaceflight)
                • National Aeronautics and Space Administration [ENG31-08143272-n] (an independent agency of the United States government responsible for aviation and spaceflight)
                • ticaret odası [TUR10-0776480] (Tüccarlar arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı tüccarlarla ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için kanun ile kurulan kurum)
                • room [ENG31-04112987-n] (an area within a building enclosed by walls and floor and ceiling)
                • FBI [TUR10-1244180] (A federal law enforcement agency that is the principal investigative arm of the Department of Justice)
                • Federal Bureau of Investigation [ENG31-08153242-n] (a federal law enforcement agency that is the principal investigative arm of the Department of Justice)
                • General Assembly [TUR10-1244220] (The supreme deliberative assembly of the United Nations)
                • General Assembly [ENG31-08312980-n] (the supreme deliberative assembly of the United Nations)
                • IMF [TUR10-1244230] (A United Nations agency to promote trade by increasing the exchange stability of the major currencies)
                • International Monetary Fund [ENG31-08318792-n] (a United Nations agency to promote trade by increasing the exchange stability of the major currencies)
                • UNESCO [TUR10-1244240] (An agency of the United Nations that promotes education and communication and the arts)
                • United Nations Educational Scientific and Cultural Organization [ENG31-08318973-n] (an agency of the United Nations that promotes education and communication and the arts)
                • konsey [TUR10-0472340] (Yönetim görevi yüklenmiş kimselerden oluşan topluluk) council [ENG31-08327879-n] (a body serving in an administrative capacity)
                  • prezidyum [TUR10-0635820] (Başkanlık divanı, konseyi)
                    • prezidyum [TUR10-0635810] (Bütün yetkilerini eski S.S.C.B anayasasına özgü bir tarzda kullanan örgüt)
                • SEC [TUR10-1244300] (An independent federal agency that oversees the exchange of securities to protect investors)
                • Securities and Exchange Commission [ENG31-08441001-n] (an independent federal agency that oversees the exchange of securities to protect investors)
                • afur [TUR10-1252360] (İspanya'da bir yerleşim birimi)
                • bahş [TUR10-1252230] (İran'ın yönetim birimlerinden biri)
                • ön büro [TUR10-1113670] (Turistik bir tesiste konukların tesise girdikleri andan ayrıldıkları zamana kadar geçen sürede her türlü hizmeti sağlayan birim)
              • ekip [TUR10-0238540] (Bir işte görev alan kişi veya kişiler) gang [ENG31-08259720-n] (an organized group of workmen)
                • casting [TUR10-0982130] (Oyuncu kadrosu)
                • torba kadro [TUR10-0783170] (Gereğinde yetkilinin uygun göreceği yerlerde ve miktarlarda kullanılmak için saklı bulundurulan kadroların tümü)
                • yazı kadrosu [TUR10-0844410] (Gazete, dergi vb. bir yayında sürekli yazı yazanların tümü)
                • kalite çemberleri [TUR10-0404290] (Bir iş yerinde işin daha etkili ve verimli yapılabilmesi için bilgi akışının hızlanması, bilgi paylaşımının artması sayesinde gönüllülerin ekipler oluşturması)
                • kaza kırım ekibi [TUR10-1075430] (Uçak kazalarının nedenini, nasıl geliştiğini, ortaya çıkan hasarı karakutular incelenmeden önce ayrıntılı bir biçimde araştıran, bağımsız kurul)
                • kazakistanlı [TUR10-1252820] (Kazakistan halkından kimse)
                • oyuncu kadrosu [TUR10-1111830] (Bir takımı oluşturan oyuncuların tümü)
                • oyuncu kadrosu [TUR10-1111820] (Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü)
              • askeri birlik [TUR10-1224850] (Askerlikte bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk) military unit [ENG31-08215338-n] (a unit that is part of some military service)
                • hava birliği [TUR10-0332450] (Hava kuvvetleri içinde yer alan askerî birlik)
                • air unit [ENG31-08212737-n] (a military unit that is part of the airforce)
                • karargah [TUR10-0417700] (Bir birlik veya kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş)
                • headquarters [ENG31-08421852-n] ((plural) a military unit consisting of a commander and the headquarters staff)
                • deniz birliği [TUR10-1224840] (Ülkeyi denizden gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevli olan birlik) naval unit [ENG31-08208462-n] (a military unit that is part of a navy)
                  • filo [TUR10-0274100] (Bir arada ve bir komuta altında bulunan savaş gemilerinin veya uçaklarının bütünü) fleet [ENG31-08309677-n] (a group of warships organized as a tactical unit)
                    • filotilla [TUR10-0274200] (Torpidolardan oluşan filo)
                • kuvvet [TUR10-0498240] (Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü) military unit [ENG31-08215338-n] (a unit that is part of some military service)
                  • deniz kuvvetleri [TUR10-0194230] (Bir ülkeyi denizden gelecek saldırılara karşı korumak için oluşturulan askerî kuruluşlar) navy [ENG31-08208631-n] (an organization of military vessels belonging to a country and available for sea warfare)
                    • deniz piyadesi [TUR10-0194410] (Çıkarma harekâtında kıyıya ulaşacak tarzda eğitilen deniz kuvvetlerine özgü sınıf)
                    • donanma [TUR10-0218240] (Bir devletin deniz kuvvetleri) navy [ENG31-08208631-n] (an organization of military vessels belonging to a country and available for sea warfare)
                      • ince donanma [TUR10-0373060] (Hafif gemilerden kurulmuş donanma)
                  • kara kuvvetleri [TUR10-0416850] (Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü) military unit [ENG31-08215338-n] (a unit that is part of some military service)
                    • lejyon [TUR10-0509360] (Birkaç takımdan oluşan asker birliği)
                    • legion [ENG31-08288722-n] (a large military unit)
                    • kara birliği [TUR10-1224830] (Ülkeyi karadan gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevli olan birlik) army unit [ENG31-08207684-n] (a military unit that is part of an army)
                      • kıta [TUR10-0455400] (Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik) troop [ENG31-08291275-n] (a group of soldiers)
                        • artçı [TUR10-0228940] (Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta)
                        • rear [ENG31-08499711-n] (the back of a military formation or procession)
                        • köprücü [TUR10-0482070] (Tombazlarla köprü kuran istihkâm kıtası)
                        • şeref kıtası [TUR10-0728600] (Devlet başkanlarının, yüksek aşamada devlet adamları ve kumandanlarının karşılanma ve uğurlanmalarında hazır bulunan tören kıtası)
                      • kolordu [TUR10-0469340] (Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik) corps [ENG31-08229448-n] (an army unit usually consisting of two or more divisions and their support)
                        • tümen [TUR10-0271370] (Tugayla kolordu arasında yer alan birlik) division [ENG31-08230126-n] (an army unit large enough to sustain combat)
                          • tugay [TUR10-0787130] (Alayla tümen arasındaki askerî birlik) brigade [ENG31-08230899-n] (army unit smaller than a division)
                            • alay [TUR10-0024650] (Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu) legion [ENG31-08288722-n] (a large military unit)
                              • bölük [TUR10-0119320] (Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik) company [ENG31-08231193-n] (small military unit)
                                • piyade birliği [TUR10-1225460] (Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu birlik) infantry [ENG31-08407114-n] (an army unit consisting of soldiers who fight on foot)
                                  • piyade [TUR10-0630000] (Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf)
                                  • infantry [ENG31-08407114-n] (an army unit consisting of soldiers who fight on foot)
                                  • paraşütçü birliği [TUR10-0614610] (Paraşütle iniş yapmak için yetiştirilmiş asker birliği)
                                  • paratroops [ENG31-08407331-n] (infantry trained and equipped to parachute)
                                • Özel Kuvvetler [TUR10-1224900] (Özel bir askeri birlik)
                                • Special Forces [ENG31-08230345-n] (a division of the United States Army that is specially trained for guerilla fighting)
                                • takım [TUR10-0739650] (Bölüğü oluşturan birliklerden her biri) squad [ENG31-08235043-n] (a smallest army unit)
                                  • manga [TUR10-0523680] (On kişilik asker birliği)
                                  • squad [ENG31-08235043-n] (a smallest army unit)
                                • süvari birliği [TUR10-1225450] (Atlı askerlerden oluşan birlik)
                                • cavalry [ENG31-08406441-n] (a highly mobile army unit)
                                • komando [TUR10-0470050] (Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik)
                                • kıtaat [TUR10-0455440] (Asker birlikleri)
                                • levazım bölüğü [TUR10-1093370] (Levazım işleriyle uğraşan askerî birlik)
                                • levazım [TUR10-0510250] (Ordunun lojistik hizmetinde bulunan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm)
                                • kalafatçılar [TUR10-0400990] (Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri)
                                • mekanize birliği [TUR10-0533030] (Savaş ve ulaştırma araçlarıyla donatılmış birlik)
                                • onur kıtası [TUR10-0588760] (Devlet büyüklerini, yüksek makamlardaki kumandanları karşılamak ve uğurlamakla görevli birlik)
                                • ordonat [TUR10-1255660] (Türk silahlı kuvvetlerinde, ordunun savaş araç ve gereçlerini ve benzeri her türlü gereksinimini sağlamakla görevli asker sınıfı)
                                • ordu donatım [TUR10-0590090] (Silahlı kuvvetlerin savaş gereç, araç vb. gereksinimlerini sağlamakla görevli sınıf)
                                • istihkam sınıfı [TUR10-0382850] (Savaşan birliklerin saldırısını kolaylaştıran, savunma gücünü artıran, yapı işleriyle uğraşan teknik askerî sınıf)
                                • hazır kıta [TUR10-0336850] (Gerektiği anda kullanılmak ve görevlendirilmek üzere hazır bulundurulan birlik)
                                • humbara ocağı [TUR10-0349890] (Humbara yapan veya savaşta humbara kullanan bölük)
                              • falanj [TUR10-0263820] (Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay)
                              • biniş [TUR10-0105280] (Atlı alay)
                              • süvari alayı [TUR10-0720020] (Atlı askerlerden oluşan alay)
                      • müfreze [TUR10-0560440] (Türlü askerî görev ve hizmetlerin yapılması için, küçük birliklerden, belli bir kuruluşa bağlı kalmadan geçici olarak oluşturulan grup) contingent [ENG31-08421506-n] (a temporary military unit)
                        • karakol [TUR10-0416470] (Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu) patrol [ENG31-00826469-n] (the activity of going around or through an area at regular intervals for security purposes)
                          • ceride [TUR10-0136770] (Süvari kolu)
                          • sahil devriyesi [TUR10-1126290] (Kıyılarda karakol görevi yapan küçük savaş gemisi)
                          • yatakçı [TUR10-0840570] (Sancak beyleri ve beylerbeyi tarafından geceleyin çarşıları beklemekle görevlendirilen halktan kimse)
                          • çift kol [TUR10-0167410] (Aynı yönde ilerleyen, duran veya yürüyen birliklerden ve araçlardan oluşan yan yana iki kol)
                          • sınır karakolu [TUR10-0687440] (Sınır bölgesinde görev yapan kolluk gücü)
                      • öncü [TUR10-0629420] (Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta)
                      • vanguard [ENG31-08232416-n] (the leading units moving at the head of an army)
                      • milis [TUR10-0545430] (Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan halk gücü) militia [ENG31-08407468-n] (civilians trained as soldiers but not part of the regular army)
                        • efe [TUR10-0234930] (Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse)
                      • süvari sınıfı [TUR10-0720070] (Harekât ve manevra yeteneğini at üstünde gerçekleştiren, aynı zamanda piyade gibi de görev yapan askerî sınıf)
                      • cavalry [ENG31-08414813-n] (troops trained to fight on horseback)
                      • keşif kolu [TUR10-0446300] (Düşmanın durumunu anlamak, arazi ve yollar hakkında bilgi toplamak için gönderilen kol)
                      • scout [ENG31-10582177-n] (someone who can find paths through unexplored territory)
                      • yeniçeri [TUR10-0848860] (Orhan Gazi tarafından Yeniçeri Ocağı adıyla 1362'de kurulan, İkinci Mahmut zamanında 1826'da Nizamıcedit adındaki asker ocağının kurulmasıyla ortadan kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu'nun piyade asker sınıfı) Janissary [ENG31-10239050-n] (a Turkish soldier)
                        • çergeci [TUR10-0160320] (Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri)
                        • bölükbaşı [TUR10-0119340] (Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli)
                        • solak [TUR10-0700710] (Yeniçeri Ocağının, padişahın gözeticiliğini yapan asker sınıfı)
                      • zırhlı kuvvet [TUR10-0874930] (Hareket yeteneği yüksek, ateş gücüne sahip, zırhla korunan savaş araçlarıyla donatılmış silahlı kara kuvveti)
                      • sekban [TUR10-0673880] (Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir asker sınıfı)
                      • sekban [TUR10-0673870] (Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı)
                  • hava kuvvetleri [TUR10-0332900] (Ülkenin havadan savunulmasını sağlamak için uçak, helikopter, balon vb. araçlardan ve bunlarla ilgili yer hizmetlerinden, kuruluşlarından oluşturulan teşkilat)
                  • air force [ENG31-08212964-n] (the airborne branch of a country's armed forces)
                  • komando [TUR10-0470070] (Vurucu kuvvet)
                  • kontrgerilla [TUR10-0473130] (Gerilla güçlerine karşı oluşturulmuş güç)
                  • kara kuvvetleri [TUR10-0416840] (Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat)
                  • tümen [TUR10-0792780] (On bin erden oluşan asker kuvveti)
                  • bindirilmiş kuvvetler [TUR10-0105020] (Motorlu taşıtlara bindirilmiş asker birlikleri)
                • batarya [TUR10-0084700] (En küçük topçu birliği)
                • cambaz [TUR10-0130770] (Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik)
                • garnizon [TUR10-0283810] (Bir şehri savunan veya yalnız orada bulunan askerî birlikler)
                • çıkarma birliği [TUR10-0162830] (Deniz kıyısında çıkarma harekâtı yapmak üzere eğitilmiş, özel yapılmış hafif ve küçük teknelerden kurulmuş askerî birlik)
                • dağ birliği [TUR10-0177680] (Dağ şartlarına göre eğitilmiş askerî birlik)
                • anzak [TUR10-0937870] (Birinci Dünya Savaşı sırasında kurulan, Avustralya veya Yeni Zelanda birliklerinin ortak adı)
                • Yeniçeri Ocağı [TUR10-0848920] (Yeniçeri askerinin küçükten yetiştirildiği askerî kuruluş)
                • yeniçerilik [TUR10-0848910] (Yeniçeri askerî kuruluşu)
                • bahriye [TUR10-0071310] (Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluşlarının bütünü)
                • yancı [TUR10-0831040] (Düşmana karşı ilerleyen bir kuvvetin yandan gelebilecek baskınlardan korunmak amacıyla oluşturduğu emniyet birliği)
                • vurucu güç [TUR10-0822160] (Sivil bir kuruluş içinde etkili silahlarla donatılan birlik)
                • vurucu güç [TUR10-0822150] (Silah gücü yüksek, özel eğitim görmüş askerî birlik)
                • lejyon [TUR10-0509350] (Eski Romalılarda, piyade ve süvarinin oluşturduğu askerî birlik)
                • muhafız alayı [TUR10-0553110] (Devlet başkanlarını, kralları korumakla görevli askerî birlik)
                • deve kolu [TUR10-0199460] (Çöl nitelikli bölgelerde taşıma işlerinde kullanılmak için develerden kurulmuş askerî ulaştırma birlikleri)
                • seyfiye [TUR10-0682680] (Osmanlı Devletinde Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra, yerine kurulan yeni ordu örgütünde görev yapan subayların oluşturduğu askerî sınıf)
                • süvari bölüğü [TUR10-0720030] (Altı askerlerden oluşan bölük)
                • ihtiyat kuvvetleri [TUR10-1054300] (Savaş sırasında harekâtın gelişmesine etkide bulunmak için her an savaşa girebilecek biçimde hazır bulundurulan birlikler)
              • aile [TUR10-0016350] (Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü) family [ENG31-08094856-n] (a social unit living together)
                • yetiştirme yurdu [TUR10-0172140] (Anne ve babası olmayan veya anne ve babası tarafından bırakılan, haklarında koruma kararı alınan, 7-18 yaşlarındaki çocukların barındırılıp yetiştirildiği eğitim kurumu)
                • foster home [ENG31-07990315-n] (a household in which an orphaned or delinquent child is placed (usually by a social-service agency))
              • çoluk çocuk [TUR10-0259150] (Çocuklarla birlikte aile topluluğu) family [ENG31-08094856-n] (a social unit living together)
                • hanuman [TUR10-0326460] (Ev bark; ocak)
                • hanüman [TUR10-1250980] (Ev bark, aile ocağı)
              • hanehalkı [TUR10-1224530] (Bir evde yaşayanların hepsi)
              • family [ENG31-08094856-n] (a social unit living together)
              • idari birim [TUR10-1224520] (NOT: TUR10-1225490 ile aynı)
              • administrative unit [ENG31-08094128-n] (a unit with administrative responsibilities)
              • devlet [TUR10-0200160] (Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık) state [ENG31-08185877-n] (a politically organized body of people under a single government)
                • merkezi ülke [TUR10-0537110] (Yönetme, denetleme ve konumu bakımından merkezde bulunan ülke)
                • dominyon [TUR10-0217800] (İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülke)
                • Dominion [ENG31-08184148-n] (one of the self-governing nations in the British Commonwealth)
                • güç [TUR10-0312250] (Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet)
                • world power [ENG31-08194510-n] (a state powerful enough to influence events throughout the world)
                • sosyal devlet [TUR10-0704070] (Ekonomik ve sosyal alanlarda bireylere sosyal güvenlik ve adalet sağlayıcı politikalar üreten devlet modeli)
                • kanton [TUR10-0411050] (İsviçre Konfederasyonunu oluşturan devletlerden her biri)
                • tampon devlet [TUR10-0743060] (Coğrafi konumu bakımından, güçlü ve birbirine düşman iki devlet arasında bulunan devlet)
                • eksen ülke [TUR10-0239710] (Bir topluluğu, bir paktı kurucu veya yönlendirici ülke)
                • çadır devlet [TUR10-0144440] (Göçebe boy ve aşiretlerden oluşan devlet)
                • dış güçler [TUR10-0201910] (Ekonomi ve politika açısından güçlü devletler)
                • diktatörlük [TUR10-0204670] (Bir diktatör tarafından yönetilen ülke)
                • sanayi ülkesi [TUR10-0662610] (Ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünleri oluşturan ülke)
                • ulusdevlet [TUR10-1253500] (Meşruiyetini bir ulusun belli bir coğrafi sınır içindeki egemenliğinden alan devlet şeklidir)
                • yedi düvel [TUR10-0845770] (Bütün devletler)
                • yalnızcı [TUR10-0374660] (Dış ekonomik ilişkilerini keserek kendi sınırları içinde tek başına bir ekonomi siyaseti izleme siyasetini uygulayan devlet)
                • kamu [TUR10-0407440] (Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü)
                • derin devlet [TUR10-0196340] (Devletin çıkarlarını gözetip kolladığı öne sürülen, göz önünde olmayan örtülü güç)
                • nom [TUR10-0579450] (Eski Mısır'da şehir devleti)
                • Selçuklu [TUR10-0675150] (Bu soyun kurduğu, XI. yüzyıldan XIII. yüzyılın sonuna kadar egemen olmuş bir Türk devleti)
                • Sırbistan ve Karadağ [TUR10-1227540] ((1992-2006) Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin bir arada kalan son parçaları olan Sırbistan ve Karadağ devletleri arasında kurulan devlet birliği)
                • site [TUR10-0696700] (İlk Çağda kendi yasalarıyla yönetilen bir veya birkaç kentten oluşan devlet)
                • pazar yeri [TUR10-0620410] (Yabancı bir ülkenin mallarını satma olanağını sağladığı ülke)
                • harbi [TUR10-0327550] (Osmanlı Devletiyle henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları)
                • il [TUR10-0366830] (Eski Türklerde devlet)
                • ilhanlık [TUR10-0368520] (Böyle bir devletin yönetimi altındaki ülkelerin bütünü)
                • sömürgeci [TUR10-0564920] (Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke) colonialist [ENG31-09957260-n] (a believer in colonialism)
                  • mandacı [TUR10-0523420] (Bir ülkeyi kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar yönetmesi için Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet)
                  • mandate [ENG31-08615283-n] (a territory surrendered by Turkey or Germany after World War I and put under the tutelage of some other European power until they are able to stand by themselves)
              • millet [TUR10-0121220] (Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu) state [ENG31-08185877-n] (a politically organized body of people under a single government)
                • amazonlar [TUR10-0935170] (MÖ 1200 yılından itibaren Karadeniz Bölgesi'nde yaşamış, savaş aletleri ok, yay, kargı ve iki ağızlı balta olan, tamamen kadın savaşçılardan oluşan tarihî bir ulus)
                • Tat [TUR10-0751090] (Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap veya İranlılar)
                • Anglosakson [TUR10-0036560] (Ana dili İngilizce olan kimse)
                • milel [TUR10-0545280] (Milletler; uluslar)
                • Gotlar [TUR10-0300750] (Orta Çağda Orta Avrupa'da yaşayan bir ulus)
                • Göktürk [TUR10-0481240] (VI-VIII. yüzyıllarda Moğolistan ve Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse)
              • takım [TUR10-0739590] (Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk) team [ENG31-08225481-n] (a cooperative unit (especially in sports))
                • küme [TUR10-0502210] (Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek)
                • mütegallibe [TUR10-0566130] (Zorba, zorba takımı)
                • mürettebat [TUR10-0563390] (Bir iş için görevlendirilmiş özel birlik)
                • zuhuri kolu [TUR10-0877790] (Orta oyunu takımı)
              • kolluk kuvveti [TUR10-0469040] (Güvenlik güçlerinin oluşturduğu birlik)
                • zabıta [TUR10-0090510] (Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti) police [ENG31-08226608-n] (the force of policemen and officers)
                  • adli zabıta [TUR10-0009140] (Bir suç sonrası sanığı ve suç delillerini adli yetkililere sunan kolluk kuvveti)
                  • ahlak zabıtası [TUR10-0015850] (Büyükşehir halkının sosyal ve sağlık durumunu koruyan, şehir düzeni için çalışan teşkilat)
                  • zabıta [TUR10-0868870] (Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim)
                  • böcekbaşı [TUR10-0118550] (Osmanlı İmparatorluğunda zabıta görevlisi)
                • polis [TUR10-0632420] (Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta) police [ENG31-08226608-n] (the force of policemen and officers)
                  • toplum polisi [TUR10-0782000] (Toplumsal olayları izlemek ve denetlemek amacıyla oluşturulmuş polis birimi ve polisiye güç)
                  • emniyet [TUR10-0246110] (Polis işleri)
                  • süvari polisi [TUR10-0720060] (Atlı polis)
                  • gizli polis [TUR10-0299950] (Millî Emniyet Teşkilatı görevlisi)
                • koruma [TUR10-0971840] (Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi) bodyguard [ENG31-08232722-n] (a group of men who escort and protect some important person)
                  • yakın koruma [TUR10-0826640] (Önemli kişileri her türlü saldırıya karşı korumakla görevli kimse)
                • zaptiye [TUR10-0870560] (Osmanlı İmparatorluğu'nda toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu)
                • jandarma [TUR10-0391030] (Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet) gendarme [ENG31-10142659-n] (a French policeman)
                  • karabinyer [TUR10-0415500] (İtalyan jandarması)
                • eskort [TUR10-0253710] (Koruma, muhafız takımı)
                  • koruma aracı [TUR10-1085160] (Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç; eskort)
                • fedai [TUR10-0266670] (Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse)
                  • korumacı [TUR10-0882450] (Koruma işini yapan kimse)
                  • himayeci [TUR10-0344970] (Korumacı)
                • tüfekçi [TUR10-0792040] (Padişah ve sarayı korumakla görevli olan)
                • milis [TUR10-0545440] (Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü)
                • ordu [TUR10-0589990] (Bir devletin silahlandırılmış gücünün tümü) army [ENG31-08208160-n] (a permanent organization of the military land forces of a nation or state)
                  • yedek kuvvet [TUR10-1224870] (Askeri bir rol veya kariyerini sivil bir kariyerle birleştiren vatandaşlardan oluşan bir askeri örgüt)
                  • military reserve [ENG31-08223381-n] (armed forces that are not on active duty but can be called in an emergency)
                  • tim [TUR10-0777030] (Silahlı kuvvetlerde, belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik)
                  • Kuvayımilliye [TUR10-0498100] (I. Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve onlara karşı savaşan milli teşkilat)
                  • cerrar [TUR10-0136930] (Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu)
                  • kuvve [TUR10-0498170] (Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü)
                  • leşker [TUR10-0510100] (Ordu)
                  • menzil [TUR10-0535630] (Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü)
                  • nizamiye [TUR10-0578740] (Tanzimat döneminde kara ordusu)
                  • düzenli ordu [TUR10-0232450] (En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç)
                  • army [ENG31-08208160-n] (a permanent organization of the military land forces of a nation or state)
                • ordu [TUR10-0590025] (Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü)
                • infaz masası [TUR10-0374550] (Yargıca suçu sabit olan kişilerin yakalanarak haklarında verilmiş olan kararın yerine getirilmesini sağlayan güvenlik birimi)
              • oymak [TUR10-0596240] (İzcilikte küçük birlik)
              • troop [ENG31-08291639-n] (a unit of Girl or Boy Scouts)
              • birlik [TUR10-0108130] (Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek) league [ENG31-08322044-n] (an association of states or organizations or individuals for common action)
                • konfederasyon [TUR10-0471660] (Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip diğer alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu)
                • confederation [ENG31-08320205-n] (a union of political organizations)
                • konfederasyon [TUR10-0471670] (Çeşitli ortaklıkların, daha çok sendikaların kümeleşmesi) confederation [ENG31-08320205-n] (a union of political organizations)
                  • Hansa Birliği [TUR10-1225330] (Ortaçağın sonlarında dış ticaret tekelini elinde bulunduran Alman firmaları)
                  • Hanseatic League [ENG31-08321065-n] (a commercial and defensive confederation of free cities in northern Germany and surrounding areas)
                • federasyon [TUR10-0266830] (Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği)
                • confederation [ENG31-08320205-n] (a union of political organizations)
                • gümrük birliği [TUR10-0314400] (Belli ülkeler arasında gümrük vergilerini kaldıran, üçüncü ülkelere karşı ortak gümrük tarifesi uygulamalarını öngören ekonomik bütünleşme) customs union [ENG31-08322498-n] (an association of nations to promote free trade within the union and set common tariffs for nations that are not members)
                  • Benelüks [TUR10-1225340] (Belçika ve Lüksemburg'un 1921 yılında kurdukları, 1932 yılında Ouchy Anlaşması'yla Hollanda'nın katılımıyla genişleyen ve 1948 yılında yürürlüğe giren Batı Avrupa'daki ilk gümrük birliği)
                  • Benelux [ENG31-08322696-n] (a customs union comprising Belgium and Netherlands and Luxembourg)
                • kulüp [TUR10-0489780] (Milletlerin oluşturduğu grup; pakt)
                • teşkilatçılık [TUR10-0770430] (Kurumların veya kişiler ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için birlik kurma işi)
                • kuruluş [TUR10-0494980] (Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı)
                • fütüvvet [TUR10-0280970] (Dinî ve mesleki birlik; esnaf teşkilatı)
              • arıtma ünitesi [TUR10-0044860] (Doğal gaz üretim kuyularından toplama hatlarıyla gelen gazın içerisindeki hidrojen sülfür, karbondioksit ve su buharı vb. hidrokarbon bileşiği olmayan gazların doğal gazdan ayrıldığı birim)
              • bakanlık [TUR10-0071640] (Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin yönetimi altındaki kuruluşların bütünü) ministry [ENG31-08130970-n] (a government department under the direction of a minister of state)
                • vekillik [TUR10-0816990] (Bakanlık)
              • basınç ölçüm [TUR10-0079130] (Hava basıncı ölçümlerini inceleyen birim)
              • kâr merkezi [TUR10-0422350] (İşletme ve şirketin kendi kâr veya zararlarından sorumlu olarak çalışan, yerine göre tamamen bağımsız davranabilen birimi)
              • beden terbiyesi [TUR10-0088700] (Spor işlerinden sorumlu makam)
              • bilgi işlem [TUR10-0817960] (Kurum ve kuruluşlarda bilgisayar vb. makinelerle yapılan işlemlerin düzenli bir biçimde yürütüldüğü yer)
              • mükemmeliyet merkezi [TUR10-1102860] (Çeşitli bilim ve endüstri alanlarında araştırma geliştirme çalışmalarının merkezîleştirilmesi amacıyla kurulan birim)
              • sandık [TUR10-0663070] (Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler halinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim)
              • parti ocağı [TUR10-1117650] (Parti çalışmalarının yapıldığı en küçük birim)
              • masa [TUR10-0527270] (Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm) desk [ENG31-03184367-n] (a piece of furniture with a writing surface and usually drawers or other compartments)
                • iflas masası [TUR10-0361810] (İflas eden kişi veya kuruluşun alacak ve borçlarını belirlemeye ve bunları düzenlemeye yetkili birim)
                • yazıhane [TUR10-0844330] (Yazı masası)
              • büro [TUR10-0128010] (Bölüm; şube) agency [ENG31-08354251-n] (an administrative unit of government)
                • dağıtım bürosu [TUR10-0178240] (Dağıtım işinin yapıldığı büro)
                • tevzi bürosu [TUR10-0771820] (Dağıtım işleri ile uğraşan büro)
                • haber bürosu [TUR10-0318890] (Bağlı bulundukları iletişim organlarına bölgesel ve yerel haberleri iletmekle görevli birim)
                • levazım [TUR10-0510240] (Gerekli araç ve gereçleri sağlayan büro)
                • iletişim merkezi [TUR10-0367930] (Bildirişim ve haberleri toplama ve değerlendirme bürosu)
                • idarehane [TUR10-0360760] (Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer, büro)
            • birim [TUR10-0107280] (Bir kümenin her elemanı) unit [ENG31-08206589-n] (an organization regarded as part of a larger social group)
              • son birim [TUR10-0702070] (En sonda yer alan yer)
            • parti [TUR10-0271360] (Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk) party [ENG31-08273889-n] (an organization to gain political power)
              • Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi [TUR10-1225070] (Weimar Cumhuriyeti döneminde kurulan, programı ve ideolojisi radikal antisemitizm ile birlikte etnik milliyetçiliğe dayanan, anti-kapitalist ve anti-Marksist bir görüşte olan Alman siyasi partisi)
              • National Socialist German Workers' Party [ENG31-08279230-n] (the political party founded in Germany in 1919 and brought to power by Hitler in 1933)
              • Sosyal Demokrat Parti [TUR10-1225090] (12 Eylül Darbesi'nden sonra, 1983'te siyasi faaliyetler serbest bırakılınca, kapatılan CHP tabanını sahiplenmek için kurulmuş parti)
              • Social Democratic Party [ENG31-08280224-n] (a political party in Germany and Britain (and elsewhere) founded in late 19th century)
              • İşçi Partisi [TUR10-1225060] (10 Temmuz 1992 tarihinde kapatılan Sosyalist Parti'nin yerine Doğu Perinçek tarafından 11 Temmuz 1992 tarihinde kurulmuş olan Türk siyasi partisi)
              • British Labour Party [ENG31-08278241-n] (a political party formed in Great Britain in 1900)
              • muhalefet partisi [TUR10-0553270] (Hükûmet kurmaya katılmamış parti)
              • muhalefet [TUR10-0553250] (Demokraside iktidarın dışında olan parti veya partiler)
              • Opposition [ENG31-08421145-n] (the major political party opposed to the party in office and prepared to replace it if elected)
              • ana muhalefet [TUR10-0035290] (İktidarın dışında sayıca en üstün olan parti)
              • kardeş parti [TUR10-0419340] (Belli bir ortak amaca yönelen siyasi toplulukların her biri)
              • merkez parti [TUR10-0537300] (Görüş açısından uç noktalarda olmayan siyasi kuruluş)
              • Muhafazakar Parti [TUR10-1225040] (Büyük Britanya'da, siyasi bir parti)
            • mesleki kuruluş [TUR10-1225100] (Belirli bir mesleğe mensup kişilerin üye oldukları kuruluş)
            • professional organization [ENG31-08282991-n] (an organization of and for professional people)
            • koalisyon [TUR10-0465370] (Çeşitli güçlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan birlik)
            • alliance [ENG31-08310903-n] (an organization of people (or countries) involved in a pact or treaty)
            • delegasyon [TUR10-0189950] (Herhangi bir topluluğu temsil etmekle görevli yetkili kurul)
            • deputation [ENG31-08419399-n] (a group of representatives or delegates)
            • misyon [TUR10-0548100] (Dinsel, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul)
            • occupational group [ENG31-08420588-n] (a body of people doing the same kind of work)
            • takım [TUR10-0739680] (Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri)
            • side [ENG31-08425666-n] (one of two or more contesting groups)
            • takım [TUR10-0739690] (Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu)
              • milli takım [TUR10-0545970] (Uluslararası yarışmalarda bir ülkeyi temsil etmek için bir araya gelmiş sporcular grubu)
              • sonuç takımı [TUR10-0702960] (Maçlarda sonuç almasını bilen takım)
            • oda [TUR10-0582140] (Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik)
              • ahilik [TUR10-0015380] (Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak)
              • sanayi odası [TUR10-0662590] (Sanayiciler arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı sanayicilerle ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için yasa ile kurulan, tüzel kişiliğe sahip kurum)
            • topluluk [TUR10-0781750] (Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup) ensemble [ENG31-08205165-n] (a group of musicians playing or singing together)
              • cazbant [TUR10-0133640] (Caz müziği çalan orkestra)
              • koro [TUR10-0476350] (Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini uygulamak için bir araya gelen topluluk)
              • chorus [ENG31-08204767-n] (a group of people assembled to sing together)
              • kuartet [TUR10-0487330] (Dört kişiden oluşan müzik topluluğu)
              • quartet [ENG31-08264172-n] (four performers or singers who perform together)
              • bando [TUR10-0543680] (Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı)
              • band [ENG31-08265959-n] (instrumentalists not including string players)
              • orkestra [TUR10-0590630] (Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu) orchestra [ENG31-08265078-n] (a musical organization consisting of a group of instrumentalists including string players)
                • senfoni orkestrası [TUR10-0677050] (Senfonileri çalacak biçimde düzenlenmiş, üflemeli, telli, yaylı ve vurmalı çalgılardan oluşan büyük orkestra)
                • symphony orchestra [ENG31-08265777-n] (a large orchestra)
                • caz [TUR10-0133630] (Bu müziği çalan orkestra)
                • armoni orkestrası [TUR10-0046380] (Yalnız üflemeli çalgılardan oluşan orkestra)
                • beşli [TUR10-0096500] (Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası)
                • mehter takımı [TUR10-0532800] (Kös, nakkare, zil, zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı)
                  • mehteran [TUR10-0532780] (Mehterler)
              • ince saz [TUR10-0373420] (Türk müziğinde keman, ney, tambur, kemençe, ut, kanun, daire vb. çalgılardan ve okuyuculardan oluşan, fasıl yapan topluluk)
              • fanfar [TUR10-0264130] (Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra)
              • fasıl heyeti [TUR10-0265440] (Gerekli sazlarla tam olarak bir fasıl yapabilecek durumdaki alaturka saz topluluğu)
              • teneke caz [TUR10-1158530] (Kötü çalan orkestra veya müzik topluluğu)
              • yaylı çalgı [TUR10-1210600] (Yayın tel üstünde kaydırılarak titreşim yoluyla ses oluşturulmasını sağlayan çalgı topluluğu) bowed stringed instrument [ENG31-02883788-n] (stringed instruments that are played with a bow)
                • kemençe [TUR10-1076810] (Yayla diz üzerinde çalınan, kemana benzer üç telli küçük bir çalgı)
                • keman [TUR10-0439650] (Dört telli, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz) violin [ENG31-04544161-n] (bowed stringed instrument that is the highest member of the violin family)
                  • üççeyrek [TUR10-0806210] (Çocuklar için yapılan keman)
                • viyola [TUR10-0820800] (Kemanla viyolonsel arası büyük keman)
                • viola [ENG31-04543630-n] (a bowed stringed instrument slightly larger than a violin, tuned a fifth lower)
                • çello [TUR10-0820830] (Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı)
                • cello [ENG31-02995666-n] (a large stringed instrument)
                • kabak kemane [TUR10-0392880] (Gövdesi uzunlamasına ikiye bölünen su kabağının üzerine ince bir deri gerilerek yapılan, üç telli, yayla çalınan bir halk çalgısı)
              • üçlü [TUR10-0806610] (Bu parçayı çalan üç kişilik müzik topluluğu; trio)
              • saz [TUR10-0671530] (Birden çok çalgının bulunduğu takım)
              • saz takımı [TUR10-0671800] (Ut, keman, kanun, bağlama vb. müzik araçlarını çalanların oluşturduğu çalgı takımı)
              • sıracı [TUR10-0687950] (Dört kişilik saz heyeti)
            • çatı [TUR10-0153270] (Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu kuruluş)
            • toplumsal küme [TUR10-1163250] (Türlü etkileşimlerle bir arada bulunan, birden çok sayıda bireyden oluşan toplumsal birim)
            • kapı kulu [TUR10-0413180] (Osmanlılarda, devletten ödenek alan, sürekli görev yapan atlı ve yaya askerlerden oluşan teşkilat)
            • hahambaşılık [TUR10-0320980] (Hahambaşına yardımcı olan teşkilat)
            • beşinci kol [TUR10-0096360] (Bir ülkede gizli olarak düşman için çalışan örgüt)
            • şebeke [TUR10-0725860] (Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü)
            • fraksiyon [TUR10-0279560] (Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup)
            • fraksiyon [TUR10-0119550] (Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup)
            • gestapo [TUR10-0294740] (Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü)
            • haşhaşi [TUR10-1251730] (Hasan bin Sabbah tarafından 1090 yılının Eylül ayında Elemût Kalesi'ni zapt ettiğinde kurulmuş olan dinî tarikat ve siyasî örgüt)
          • biyom [TUR10-1223750] (Belli bir doğal ortam ve iklimdeki bitki ve hayvan topluluğu) biome [ENG31-07958185-n] (a major biotic community characterized by the dominant forms of plant life and the prevailing climate)
            • çöl [TUR10-0097350] (Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi) desert [ENG31-08522594-n] (arid land with little or no vegetation)
              • kum çölü [TUR10-0490370] (İnce kumla örtülü çöl)
              • kellik [TUR10-0439510] (Çıplak, bitkisiz yer)
          • sosyete [TUR10-0135540] (Topluluk)
          • society [ENG31-07982754-n] (an extended social group having a distinctive cultural and economic organization)
          • organizasyon [TUR10-0590290] (Düzenli bir grup üyelerinin bütünü)
          • organization [ENG31-08024893-n] (a group of people who work together)
          • grup [TUR10-0311000] (Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu)
          • force [ENG31-08224784-n] (a group of people having the power of effective action)
          • diaspora [TUR10-0202500] (Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları)
        • koleksiyon [TUR10-0197040] (Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü) collection [ENG31-07968050-n] (several things grouped together or considered as a whole)
          • aile [TUR10-0016370] (Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü)
          • class [ENG31-08014145-n] (a collection of things sharing a common attribute)
          • blok [TUR10-0110580] (Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan)
          • block [ENG31-07970600-n] (a number or quantity of related things dealt with as a unit)
          • filo [TUR10-0274110] (Aynı tür yük taşıyan ticaret gemilerinin veya kara taşıtlarının bütünü) fleet [ENG31-08309677-n] (a group of warships organized as a tactical unit)
            • ticaret filosu [TUR10-0776400] (Aynı bayrak altında çalışan her türden ticaret gemilerinin tümü)
          • gardırop [TUR10-0283460] (Bir kişinin sahip olduğu bütün giysileri, giysi takımları)
          • wardrobe [ENG31-04557712-n] (collection of clothing belonging to one person)
          • içerik [TUR10-0358460] (Bir şeyin içinde bulunanların bütünü) content [ENG31-07971643-n] ((usually plural) everything that is included in a collection and that is held or included in something)
            • zımni [TUR10-0874310] (İçerik)
            • dâhil [TUR10-0995380] (İç; içeri)
            • dâhil [TUR10-0995390] (... ile birlikte; içinde)
            • içlem [TUR10-0359650] (Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey)
            • muhteviyat [TUR10-0554440] (İçerik)
          • küme [TUR10-0502180] (Tümsek biçimindeki yığın)
          • pile [ENG31-07978094-n] (a collection of objects laid on top of each other)
          • sınıf [TUR10-0687100] (Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler)
          • class [ENG31-08014145-n] (a collection of things sharing a common attribute)
          • sınıf [TUR10-0687140] (Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği)
          • class [ENG31-08014145-n] (a collection of things sharing a common attribute)
          • hukuk [TUR10-0795040] (Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü) law [ENG31-08458195-n] (the collection of rules imposed by authority)
            • usul hukuku [TUR10-1168050] (Yargıya intikal eden bir dava konusunun görülmesine ilişkin hukuk koşullarının tümü)
            • medeni hukuk [TUR10-1225610] (Kişilere ilişkin özel haklar kurallarını gösteren ve kişiler arasındaki özel ilişkileri düzenleyen yasa)
            • civil law [ENG31-08470475-n] (the body of laws established by a state or nation for its own regulation)
            • uluslararası hukuk [TUR10-1225620] (Uluslararası antlaşmaların nasıl yapılacağı, uluslararası antlaşmalarda kullanılan terimlerden anlaşılması gerekenler, devletlerin diplomatik temsilcilerinin sahip olduğu dokunulmazlık, kıta sahanlığı, bitişik bölge, münhasır ekonomik bölge gibi konularla alakalı kurallar)
            • international law [ENG31-08471014-n] (the body of laws governing relations between nations)
            • şeriat [TUR10-0380470] (Kuran'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu, hukuku)
            • shariah [ENG31-08472840-n] (the code of law derived from the Koran and from the teachings and example of Mohammed)
            • deniz hukuku [TUR10-0194030] (Devletler hukukunda denizin türlü bölümlerinin durumunu düzenleyen ve devletlerin bu bölümler üzerindeki yetkilerini belirten antlaşma, gelenek vb. niteliğindeki kuralların bütünü)
            • aile hukuku [TUR10-0016500] (Aileyi oluşturan kişilerin karşılıklı hak ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı)
            • yazılı hukuk [TUR10-0844570] (Yasama organı tarafından kabul edilen ve yayımlanan hukuk)
            • kamu hukuku [TUR10-0407540] (Devlet ile kişi arasında karşılıklı olarak hak ve ödevleri düzenleyen hukuk kolu)
            • kilise hukuku [TUR10-0460540] (Kilisenin kuruluşunu ve iç düzenini sağlayan kurallar)
            • toprak hukuku [TUR10-0782520] (Toprak üzerindeki mülkiyet rejimini, toprağın işletilmesiyle ilgili hususları düzenleyen hukuk)
            • uzay hukuku [TUR10-0804940] (Uzay yolculuklarını ele alan uluslararası gelenek hukuku)
            • üleştirimli tüze [TUR10-0807210] (Ödül ve cezanın herkesin hakkına göre üleştirilmesi temeline dayanan tüze)
            • pozitif hukuk [TUR10-0634820] (Belli imkân ve zamanda konulmuş kurallar birliği)
            • hava hukuku [TUR10-0332700] (Havada ulaşımı düzenlemek için konulmuş hukuk kurallarının bütünü)
            • idare hukuku [TUR10-0360770] (Kamu yönetimi içinde yer alan kuruluşları ve bunların işleyişlerini, kişilerle ilişkilerini ve sorumluluklarını inceleyen, düzenleyen hukuk dalı)
            • ihkakıhak [TUR10-0363210] (Bir hakkı usulünce yerine getirme)
            • mevzuat [TUR10-0541130] (Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik ve benzerinin bütünü)
            • legislation [ENG31-06547213-n] (law enacted by a legislative body)
          • üçüncü dünya ülkeleri [TUR10-0806750] (Hemen hepsi eski sömürgeler olan, ulusal bağımsızlıklarını kazanmış veya bu uğurda mücadele veren Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri)
          • Third World [ENG31-08185730-n] (underdeveloped and developing countries of Asia and Africa and Latin America collectively)
          • Özgür Dünya [TUR10-1224710] (Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği ve müttefiklerine karşı ABD ve NATO ile ittifak olan ülkelerin kendilerini ifade etmek için kullandıkları ad)
          • Free World [ENG31-08185636-n] (anti-communist countries collectively)
          • araç filosu [TUR10-1225280] (Bir arada ve bir komuta altında bulunan araçların bütünü)
          • fleet [ENG31-08310411-n] (group of motor vehicles operating together under the same ownership)
          • uçak filosu [TUR10-1225290] (Bir arada ve bir komuta altında bulunan uçaklarının bütünü)
          • fleet [ENG31-08310752-n] (group of aircraft operating together under the same ownership)
          • tip [TUR10-0777190] (Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek) class [ENG31-08014145-n] (a collection of things sharing a common attribute)
            • sözdizimsel kategori [TUR10-1246940] () grammatical category [ENG31-06320373-n] ((grammar) a category of words having the same grammatical properties)
              • isim hali [TUR10-0008050] (Başka bir kelime ile ilgi kurmak için, ismin yalın biçimde veya ek alarak girdiği durum)
              • case [ENG31-06321935-n] (nouns or pronouns or adjectives (often marked by inflection) related in some way to other words in a sentence)
              • kelime tipi [TUR10-1220550] (Kelime türü)
              • part of speech [ENG31-06328457-n] (one of the traditional categories of words intended to reflect their functions in a grammatical context)
              • zaman [TUR10-0869580] (Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı) tense [ENG31-06340499-n] (a grammatical category of verbs used to express distinctions of time)
                • yalın zaman [TUR10-0829170] (Ek fiil kullanılmadan kurulan çekimli fiilin belirttiği zaman)
                • şartlı birleşik zaman [TUR10-0724780] (Belli bir zaman eki almış yükleme -sa / -se şart eki getirilerek oluşturulan şekil)
                • rivayet birleşik zamanı [TUR10-0647970] (Yalın zamanlı bir kiple -miş ekinin birlikte kullanılmasından oluşan birleşik zaman)
              • özne [TUR10-0714690] (Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey) agentive role [ENG31-06343357-n] (the semantic role of the animate entity that instigates or causes the happening denoted by the verb in the clause)
                • pekiştirmeli özne [TUR10-0621440] ("Kendi" dönüşlü zamiriyle kuvvetlendirilmiş özne)
                • kişi [TUR10-0463460] (Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs)
                  • üçüncü kişi [TUR10-0281930] (Fiil çekiminde teklik ve çokluk üçüncü şahıs biçimi)
                  • mütekellim [TUR10-0566340] (Teklik birinci kişi)
                • ortak özne [TUR10-0592090] (Birden çok yüklemin bağlı bulunduğu özne)
                • sözde özne [TUR10-0707170] (Edilgen fiilin özne görevini yüklenmiş nesnesi)
              • terim [TUR10-0767470] (Geleneksel mantıkta özne veya yüklem)
                • küçük terim [TUR10-0500130] (Bir tasımda, vargının konusu olan terim)
          • diş yapısı [TUR10-1217570] (Diş özelliklerinin tümü)
          • dentition [ENG31-05289932-n] (the kind and number and arrangement of teeth (collectively) in a person or animal)
          • frekans bandı [TUR10-1220300] (Frekans bölgesinde, bir yüksek ve bir düşük frekansla sınırlanan zaman aralığı)
          • frequency band [ENG31-06271281-n] (a band of adjacent radio frequencies (e.g., assigned for transmitting radio or television signals))
          • yasa [TUR10-0838400] (Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü)
          • legislation [ENG31-06547213-n] (law enacted by a legislative body)
          • savunma tarafı [TUR10-1224280] (Dava edilen taraf)
          • defense [ENG31-08081359-n] (the defendant and his legal advisors collectively)
          • iddia makamı [TUR10-0361060] (Savcılık makamı)
          • prosecution [ENG31-08081578-n] (the lawyers acting for the state to put the case against the defendant)
          • katışmaç [TUR10-0428360] (Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün)
          • aggregate [ENG31-08435060-n] (a sum total of many heterogenous things taken together)
          • trafik [TUR10-0785540] (Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü)
          • traffic [ENG31-07294158-n] (the amount of activity over a communication system during a given period of time)
          • veri [TUR10-0817870] (Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey)
          • data [ENG31-08479331-n] (a collection of facts from which conclusions may be drawn)
          • kanun [TUR10-0411070] (Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü) legislation [ENG31-06547213-n] (law enacted by a legislative body)
            • maliye [TUR10-0522070] (Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü)
          • diskotek [TUR10-0209680] (Plak, ses bandı koleksiyonu)
        • kişi [TUR10-1246380] ()
        • people [ENG31-07958392-n] ((plural) any group of human beings (men or women or children) collectively)
        • kombinasyon [TUR10-0470150] (Düzenleniş, sıralanış biçimi) arrangement [ENG31-07955013-n] (an orderly grouping (of things or persons) considered as a unit)
          • buket [TUR10-0122290] (Çiçek demeti)
          • bouquet [ENG31-02882329-n] (an arrangement of flowers that is usually given as a present)
          • demet [TUR10-0191260] (Bitki veya çiçek destesi) bouquet [ENG31-02882329-n] (an arrangement of flowers that is usually given as a present)
            • demetçik [TUR10-0191320] (Demet parçası; küçük demet)
            • loda [TUR10-0513030] (Demet)
            • sap [TUR10-0664200] (Demet durumundaki ekinler)
            • başakçık [TUR10-0080870] (Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu)
            • gümül [TUR10-0314580] (Susam ve ekin demeti veya yığını)
          • çelenk [TUR10-0157680] (Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka)
          • wreath [ENG31-04613372-n] (flower arrangement consisting of a circular band of foliage or flowers for ornamental purposes)
          • sıra [TUR10-0687840] (Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu) ordering [ENG31-08474004-n] (logical or comprehensible arrangement of separate elements)
            • kol [TUR10-0467680] (Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra) series [ENG31-08474987-n] (similar things placed in order or happening one after another)
              • hiyerarşi [TUR10-0346540] (Önem ve değer bakımından gitgide yükselen basamaklar dizisi) hierarchy [ENG31-08394537-n] (a series of ordered groupings of people or things within a system)
                • emir komuta zinciri [TUR10-1020670] (Herhangi bir işlemi hiyerarşik düzende yapma)
                • koram [TUR10-1250720] (Düzenli ölçü derecelenmesi, görsel hiyerarşi, kademelenme)
                • lamacılık [TUR10-0506640] (Tibet Budizmi'nde oluşan hiyerarşik düzen)
                • aşama sırası [TUR10-0052380] (Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değişik önem sıraları arasında katı ve kesin bir biçimde dağıldığı toplumsal teşkilatlanış biçimi, hiyerarşi)
              • zincir [TUR10-0876270] (Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi)
              • string [ENG31-08476659-n] (a sequentially ordered set of things or events or ideas in which each successive member is related to the preceding)
              • zincir [TUR10-0876300] (Kesintisiz süren olay, sebep vb. dizisi)
              • chain [ENG31-03003017-n] (a series of (usually metal) rings or links fitted into one another to make a flexible ligament)
              • katar [TUR10-0427450] (Bir arada giden veya uçan hayvan dizisi)
              • nöbet [TUR10-0579920] (Sıra)
            • cümle [TUR10-0792690] (Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi) sentence [ENG31-06295743-n] (a string of words satisfying the grammatical rules of a language)
              • kurallı cümle [TUR10-1088980] (Yüklemi sonda yer alan cümle)
              • devrik cümle [TUR10-0200680] (Yüklemi sonda olmayan cümle)
              • olumsuz cümle [TUR10-0586710] (Yüklemi olumsuzluk kavramı veren cümle)
              • olumlu cümle [TUR10-0586580] (Yüklemi olumlu olan cümle)
              • isim cümlesi [TUR10-0379600] (Yüklemi isim soyundan olan veya ek fiile kurulan cümle)
              • emir cümlesi [TUR10-0245690] (Yüklemi emir kavramı veren cümle)
              • bildirme cümlesi [TUR10-0102180] (Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle)
              • basit cümle [TUR10-0079350] (Tek yargı bildiren cümle)
              • simple sentence [ENG31-06296088-n] (a sentence having no coordinate clauses or subordinate clauses)
              • birleşik cümle [TUR10-0107780] (Bir veya birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle)
              • compound sentence [ENG31-06296753-n] (a sentence composed of at least two coordinate independent clauses)
              • soru [TUR10-0703470] (Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı) question [ENG31-07211342-n] (a sentence of inquiry that asks for a reply)
                • kabir suali [TUR10-0394150] (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda sorulan soru)
                • ahiret suali [TUR10-0015460] (Gereksiz ve usandırıcı soru)
                • kabir suali [TUR10-0394160] (Uzun ve bıktırıcı soru)
                • gensoru [TUR10-0292430] (Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru)
                • istifham [TUR10-0710060] (Soru)
                • istizah [TUR10-0383760] (Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme)
                • soru [TUR10-0703480] (Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı) question [ENG31-06796625-n] (the subject matter at issue)
                  • problem [TUR10-0635980] (Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru; mesele)
              • açıklama cümlesi [TUR10-0004740] (Bir önceki cümleyle bağlantı kuran yani, demek ki, öyle ki vb. bağlayıcılarla başlayan, söz konusu duygu veya düşünceyi bütünleyen cümle)
              • yan cümle [TUR10-0831060] (Çekimli bir fiilden sonra kullanılan ki bağlacı, dilek kipi veya şartlı birleşik zamanla kurularak temel cümleye bağlanan cümle)
              • sıralı cümle [TUR10-0688260] (Anlam yakınlığıyla bağlanmış cümlelerin oluşturduğu cümle)
                • bağımlı sıralı cümle [TUR10-0068810] (Anlam bakımından birbirine bağlı olan ve özneleri, tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle)
                • bağımsız sıralı cümle [TUR10-0068920] (Anlam bakımından birbirine bağlı olduğu hâlde özneleri, tümleçleri, yüklemleri ayrı olan cümle)
              • cümlecik [TUR10-0143670] (Küçük cümle)
                • bağlaç grubu [TUR10-0069630] (Bağlaçla veya bağlaçsız birbirine bağlanmış olan, aynı nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluşan öbek)
                • sıfat-fiil grubu [TUR10-0684450] (Sıfat-fiillerin cümlede birlikte kullanıldıkları kelimelerle oluşturduğu grup)
                • sıfat takımı [TUR10-0684500] (Bir cümlede sıfatların oluşturduğu ayrı ayrı ögeler)
                • zarf-fiil grubu [TUR10-0870820] (Birden fazla kelimeden oluşan zarf-fiil)
                • edat tümleci [TUR10-0234020] (İsmin edatla oluşturduğu genellikle zarf tümleci görevinde kullanılan kelime grubu)
              • fiil cümlesi [TUR10-0272970] (Bildirme veya isteme kiplerinden biriyle kurulan ve olumsuzu -ma/ -me eki ile yapılan cümle)
              • temel cümle [TUR10-0762980] (Birleşik veya girişik cümlelerde, yan cümle, ara cümle ve iç cümlelerin bağlı olduğu asıl yargıyı belirten cümle)
              • ara cümle [TUR10-0043420] (Birleşik veya yalın cümlelerde anlamı biraz daha açıklamak için araya giren iki virgül veya iki kısa çizgi içinde verilen cümle)
              • şartlı birleşik cümle [TUR10-0724770] (Bir esas cümle ile bu esas cümleye bağlı, fiili -sa / -se ekini almış yan cümlenin oluşturduğu anlatım birliği)
              • soru cümlesi [TUR10-0703490] (Herhangi bir ögesinde soru kavramı bulunan cümle)
              • girişik cümle [TUR10-1032270] (Bir görüşe göre, bir temel cümle ile bir veya birkaç fiilimsiden kurulan cümle)
              • iç cümle [TUR10-0360440] (Bir cümle içinde tümleç gibi kullanılan başka bir cümle)
            • dizim [TUR10-0677220] (Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi) syntagma [ENG31-06324447-n] (a syntactic string of words that forms a part of some larger syntactic unit)
              • tümleç [TUR10-0532480] (Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir isim durumunda bulunan, edat alan isim veya tamlama) complement [ENG31-06326631-n] (a word or phrase used to complete a grammatical construction)
                • dolaylı tümleç [TUR10-0216730] (Fiilin anlamını bütünleyen ve yönelme, kalma, çıkma durumlarından birinde bulunan veya edat alan tümleç)
                  • kalmalı tümleç [TUR10-0405260] (Çoğu kez fiilin, bazen de ismin anlamını tümleyen ve kalma durumunda bulunan dolaylı tümleç)
                  • çıkmalı tümleç [TUR10-0163860] (Fiilin anlamını tamlayan ve çıkma durumunda bulunan dolaylı tümleç)
                • düz tümleç [TUR10-0233060] (Yalın durumda bulunan tümleç)
                • yönelmeli tümleç [TUR10-0860860] (Yapılan işin anlamını bütünleyen ve yönelme durumunda bulunan tümleç)
                • nesne [TUR10-0574910] (Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç)
                  • ortak nesne [TUR10-0592060] (Birden çok yüklemin bağlı bulunduğu nesne)
                • ortak tümleç [TUR10-0592120] (Birden çok yükleme bağlı olan zarf tümleci, nesne veya dolaylı tümleç)
              • tamlama [TUR10-0767630] (Bir adın başka bir ad, zamir veya sıfatla birlikte oluşturduğu kelime grubu)
                • bağlaçlı tamlama [TUR10-0069620] (İsimleri, sıfatları arasına bağlaç alan isim veya sıfat tamlaması)
                • isim tamlaması [TUR10-0009290] (İki veya daha çok isim soyundan kelime ile kurulmuş olan tamlama)
                  • zincirleme isim tamlaması [TUR10-0876340] (Bir isim tamlamasının ikinci bir isim tamlaması kurması)
                  • çıkmalı tamlama [TUR10-0163850] (Tamlayanı çıkma durumunda olan ve tamlananı üçüncü kişi iyelik eki alan tamlama)
                  • karma tamlama [TUR10-0422340] (İsim tamlamasındaki isimlerden birinin veya ikisinin sıfat almasıyla kurulan tamlama)
                • sıfat tamlaması [TUR10-0684510] (Sıfatların kendilerinden sonra gelen bir adı niteleyerek veya belirterek kurduğu tamlama)
                  • zincirleme sıfat tamlaması [TUR10-0876380] (Bir sıfat tamlamasına çoğu kez "-li" bazen de "-siz" veya 3. kişi iyelik eki getirilerek kurulan ikinci bir sıfat tamlaması)
                • belirtili tamlama [TUR10-0091780] (Tamlayanı -in -nin takısı, tamlananı üçüncü kişi iyelik eki alan ve belirli bir kavram taşıyan tamlama)
                • belirtisiz tamlama [TUR10-0091850] (Tamlayanı yalın durumda olan, tamlananı genellikle üçüncü kişi iyelik eki alan ve çoğu kez tür kavramı veren isim tamlaması)
                • girişik tamlama [TUR10-0298450] (İçinde tümleç, sıfat tamlaması veya zarf bulunan tamlama)
                • iyelikli tamlama [TUR10-0388950] (İyelik eklerinden birini almış tamlama)
              • belirtme grubu [TUR10-0091940] (Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi)
            • zamandizin [TUR10-1253160] (Kronoloji)
        • takson [TUR10-1223940] (Belli bir kategori içine sokulabilecek ve ad bakımından ayrı olmaya hak kazanmaya yetecek kadar farklı olan kategori) taxonomic group [ENG31-08008892-n] (animal or plant group having natural relations)
          • mikrokok [TUR10-0544860] (Nokta biçimdeki mikroplara verilen genel ad)
          • Micrococcus [ENG31-01381757-n] (type genus of the family Micrococcaceae)
          • atmaca [TUR10-1202840] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımının atmacagiller familyasından atmacalar alt familyasına ait, kanatları geniş ve oldukça kısa, bacakları ve kuyrukları görece uzun kuş cinsi) hawk [ENG31-01608271-n] (diurnal bird of prey typically having short rounded wings and a long tail)
            • çakırkuşu [TUR10-1202850] (Kuşlar sınıfının kartallar takımından, Palearktik bölge ve Kuzey Amerika'da ova ve dağlardaki ormanlarda yaşayan, sırtı koyu kahve ya da kül rengi, karnı beyazımsı renkte olan, geceleri sürü hâlinde gezen ve uçan bir tür, büyük atmaca)
            • goshawk [ENG31-01609163-n] (large hawk of Eurasia and North America used in falconry)
            • cura [TUR10-0143220] (Bir tür küçük atmaca)
          • pelikangiller [TUR10-1205160] (Kuşlar sınıfının kürek ayaklılar takımından, iri olmalarına rağmen derilerinde hava bulunduğu için bir dereceye kadar hafif, kanatları uzun ve geniş, gagaları çok büyük ve alt çeneye kadar genişleyebilen bir kese gerilmiş ve bunu kepçe gibi kullanan, Eski ve Yeni Dünya'da yaşayan bir familya)
          • Pelecaniformes [ENG31-02053867-n] (pelicans)
          • alem [TUR10-0026250] (Hayvan veya bitkilerin bütünü)
            • alt alem [TUR10-1223740] (Canlıların sınıflandırılmasında alemden daha küçük gruplar topluluğu anlamında kullanılan bir terim) subkingdom [ENG31-07957105-n] ((biology) a taxonomic group comprising a major division of a kingdom)
              • Parazoa altalemi [TUR10-1204410] (Çok hücreliler alt aleminden, vücutlarında henüz gerçek doku ve organları meydana gelmemiş olan, hayati olayları az çok değişik hücrelerle yapılan, süngerler filumu olan bir bölüm)
              • Parazoa [ENG31-01908969-n] (multicellular organisms having less-specialized cells than in the Metazoa)
              • çok hücreliler [TUR10-1204430] (Yapısında birden çok hücre bulunan bitki ve hayvanlar)
              • Metazoa [ENG31-01911344-n] (multicellular animals having cells differentiated into tissues and organs and usually a digestive cavity and nervous system)
              • bölüm [TUR10-0119410] (Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik)
                • filum [TUR10-0274360] (Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik) phylum [ENG31-08119521-n] ((biology) the major taxonomic group of animals and plants)
                  • Protozoa [TUR10-1201860] (Protista alemine dahil, mikroskobik veya makroskobik, mutual veya parazitik yaşam süren, bazıları hastalık yapan tek hücreli canlılar)
                  • Protozoa [ENG31-01391829-n] (in some classifications considered a superphylum or a subkingdom)
                  • Kordalılar şubesi [TUR10-1202060] (Çok hücrelilerin ikincil ağızlılar filumundan, hayatları boyunca ya da hayatlarının bir evresi boyunca bir sırt ipliği (korda), bir sırt sinir borusu ve solungaç yarıkları bulunan bir alt filum)
                  • Chordata [ENG31-01468635-n] (comprises true vertebrates and animals having a notochord)
                  • süngerler [TUR10-1204420] (Çok hücrelilerin Parazoa bölümünden genel bir vücut biçimleri olmayan, vücut hücreleri yapı ve görev bakımından değişik iki kattan yapılmış, iskeletleri spikül denen iğnelerle spongin denen tellerden yapılmış olan, eşeyli üremeden başka gemula denen iç tomurcuklarla da üreyebilen bir filum)
                  • Porifera [ENG31-01909193-n] (coextensive with the subkingdom Parazoa: sponges)
                  • Cnidaria [TUR10-1204450] (Büyük çoğunluğu denizlerde, bir kısmı da tatlı suda yaşayan polimorfik canlıları kapsayan biyolojik terim)
                  • Cnidaria [ENG31-01911752-n] (hydras)
                  • Platyhelminthes filumu [TUR10-1204520] (Birincil ağızlılar filumunun ilkel solucanlar dalından, yassı, yaprak biçiminde ve yumuşak vücutlu, anüsleri oluşmamış, iki yanlı bakışımlı, bölütsüz ve sölomları olmayan, bazısı serbest, bazısı asalak yaşayan bir sınıf; yassı kurtlar)
                  • Platyhelminthes [ENG31-01927231-n] (flatworms)
                  • Annelida filumu [TUR10-1204550] (Çok hücreli hayvanların birincil ağızlılar filumundan, vücutları uzun, yassı ya da yuvarlak, ince bir kutikula ile örtülü, yenilenme yetenekleri çok yüksek, er dişi ya da ayrı eşeyli bir dal; halkalı solucanlar)
                  • Annelida [ENG31-01936848-n] (segmented worms: earthworms)
                  • derisi dikenliler [TUR10-1207160] (Sölomlu hayvanların ikincil ağızlılar filumundan, çoğu ayrı eşeyli, yumurtaları suda döllenen, gelişimlerinde başkalaşım gösteren bir alt filum) Echinodermata [ENG31-02319044-n] (radially symmetrical marine invertebrates including e.g. starfish and sea urchins and sea cucumbers)
                    • denizhıyarları [TUR10-0194020] (Örnek hayvanı denizhıyarı olan derisi dikenliler sınıfı)
                      • denizhıyarı [TUR10-0194010] (Denizhıyarlarından, boyu 25 cm kadar olabilen, yuvarlak ve yumuşak vücutlu, derisi dikenli bir hayvan)
                    • denizlaleleri [TUR10-0194240] (Vücutları bir sapla deniz dibine bağlı veya serbest olabilen, beş veya daha fazla kollu, toplu durumda yaşayan derisi dikenlilerden bir sınıf)
                    • denizyıldızları [TUR10-0194580] (Örnek hayvanı denizyıldızı olan derisi dikenliler sınıfı)
                    • beşparmak [TUR10-0096690] (Derisi dikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz hayvanı)
                  • kordalılar [TUR10-0475330] (Sölomları iyi gelişmiş çok hücreli hayvanlar topluluğu) Chordata [ENG31-01468635-n] (comprises true vertebrates and animals having a notochord)
                    • kordalı [TUR10-1202070] (Kordalılar şubesinden bir hayvan)
                    • chordate [ENG31-01468898-n] (any animal of the phylum Chordata having a notochord or spinal column)
                  • omurgalılar [TUR10-0587160] (Memelileri, kuşları, amfibyumları, sürüngenleri, yuvarlak ağızlıları ve balıkları içine alan hayvan bölümü) Vertebrata [ENG31-01473711-n] (fishes)
                    • kuş [TUR10-0496270] (Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı) bird [ENG31-01505702-n] (warm-blooded egg-laying vertebrates characterized by feathers and forelimbs modified as wings)
                      • akbalıkçıl [TUR10-0017450] (Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir kuş türü)
                      • arı kuşu [TUR10-0044490] (Arı kuşugillerden, sırtı sarı, karnı mavimsi yeşil, Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Asya'da az ağaçlıklı, açık yerlerde yaşayan bir kuş)
                      • hummingbird [ENG31-01836446-n] (tiny American bird having brilliant iridescent plumage and long slender bills)
                      • balaban kuşu [TUR10-0073310] (Bataklıklarda yaşayan, balıkçıla benzer, eti yağlı ve ağır, iri bir kuş)
                      • bataklık ardıcı [TUR10-0084620] (Bataklık ve sık bitki örtülü yerlerde yaşayan küçük ve ötücü kuş)
                      • bataklık kuşları [TUR10-0084670] (Omurgalı hayvanlardan hem tavuksuları hem yağmur kuşlarını içine alan kuşlar sınıfı)
                      • cennet kuşugiller [TUR10-0136030] (Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının bir familyası)
                        • cennet kuşu [TUR10-0136000] (Cennet kuşugillerden, tüyleri güzel renkli bir kuş)
                      • çalı kuşugiller [TUR10-0147340] (Çalı kuşu vb. türleri içine alan kuşlar familyası)
                      • çavuş kuşu [TUR10-0154840] (Çavuş kuşugillerden, uzun yay biçimli gagalı, güvercinden küçük, başı sorguçlu, kısa kanatlı bir kuş)
                      • hoopoe [ENG31-01832510-n] (any of several crested Old World birds with a slender downward-curved bill)
                      • çavuş kuşugiller [TUR10-0154850] (Örneği çavuş kuşu olan bir kuş familyası)
                      • dalgıç kuşları [TUR10-0180640] (Gagaları bir kılıfla örtülü, kanatları ve kuyruğu kısa, ayakları perdeli, iyi yüzen ve dalan bazı kuşları içine alan kuşlar takımı)
                        • tepeli dalgıç [TUR10-0765610] (Dalgıç kuşlarından, başında kara tüylerden bir tepelik bulunan, sazlık göllerde yaşayan bir kuş)
                        • dalgıç kuşugiller [TUR10-0180660] (Kuşlar sınıfının dalgıç kuşları takımına giren bir familyası)
                          • dalgıç kuşu [TUR10-0180650] (Dalgıç kuşlarından, Amerika ve Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir hayvan)
                      • deniz ördeği [TUR10-0271700] (Perde ayaklılardan, kıvrık gagalı, açık denizlerde yaşayan bir kuş)
                      • fırtına kuşugiller [TUR10-0271710] (Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya)
                        • kivi [TUR10-0041210] (Kivigillerden, kanatları küt olduğu için uçamayan, bacakları güçlü, Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş)
                        • kiwi [ENG31-01523217-n] (nocturnal flightless bird of New Zealand having a long neck and stout legs)
                      • İshak kuşu [TUR10-0379520] (Baykuşgiller familyasından, sırt tüyleri pas rengi olan, bataklıklarda yaşayan bir kuş türü)
                      • karınca kuşugiller [TUR10-0420770] (Örnek hayvanı karıncayiyen olan, vücutları kirpi dikenli, ağızları boru biçiminde uzamış, karıncayla beslenen bir familya)
                        • karınca kuşu [TUR10-0420760] (Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir memeli türü)
                      • kız kuşu [TUR10-0459630] (Yağmur kuşugillerden, uzunluğu 34 cm olan, eti yenebilen, başı sorguçlu, koyu yeşilimsi renkte esmer, küçük bir kuş)
                      • makaralı kuş [TUR10-0520070] (Sürekli öten kuş)
                      • örümcek kuşugiller [TUR10-0606040] (Örümcek kuşu ve benzerini içine alan ötücü kuşlar familyası)
                        • cırlayık [TUR10-0138770] (Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş)
                      • ötleğengiller [TUR10-0606500] (Örnek hayvanı ötleğen olan ötücü kuşlar familyası)
                      • serçegiller [TUR10-0678220] (Gagaları koni biçiminde, böcek, meyve vb. ile beslenen, örnek hayvanı serçe olan kuşlar sınıfı)
                        • ağaçkakan [TUR10-0011010] (Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş)
                        • woodpecker [ENG31-01841239-n] (bird with strong claws and a stiff tail adapted for climbing and a hard chisel-like bill for boring into wood for insects)
                        • ağaç serçesi [TUR10-0011330] (Serçegillerden, orman ve bahçelerde yaşayan sırtı kahverengi, karnı kül rengi ve beyaz olan bir tür serçe)
                        • Avustralya karatavuğu [TUR10-0058810] (Serçegillerden, erkeğinin kuyruğu lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuşu)
                        • becet [TUR10-0088130] (Serçegillerden, küçük bir kuş)
                        • çalı kuşu [TUR10-0147330] (Serçegillerden, başı koyu kırmızı, gövdesine doğru rengi açılan, çalılık yerleri seven ötücü bir kuş)
                        • iskete [TUR10-0380210] (Serçegillerden, gagaları dişli, zararlı böcek ve kurtlarla beslenen, güzel sesli bir kuş)
                          • çulha kuşu [TUR10-0176440] (Bir iskete türü)
                          • uzunkuyruk [TUR10-0805640] (İskete kuşunun bir türü)
                        • kar kuşu [TUR10-0421880] (Serçegillerden, karlı dağların doruklarında yaşayan, bacakları ve parmakları tüylü bir kuş)
                        • öküzburnu [TUR10-0600510] (Serçegillerden, gagası uzun ve çok kalın, eti yenir bir kuş)
                        • serçe [TUR10-0678210] (Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş) sparrow [ENG31-01542214-n] (any of several small dull-colored singing birds feeding on seeds or insects)
                          • çimçek [TUR10-0168560] (Serçenin küçük bir türü)
                        • sinek kuşu [TUR10-0694350] (Serçegillerden, küçük, güzel bir kuş türü)
                        • sinekyutan [TUR10-0694510] (Serçegillerden, sinekle beslenen, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan bir kuş)
                      • sinekkapangiller [TUR10-0694330] (Omurgalı hayvanlardan çeşitli ötücü kuşları içine alan bir kuş familyası)
                      • aksungur [TUR10-0021430] (Kartalgillerden doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş)
                      • tepeli deve kuşugiller [TUR10-0765630] (Deve kuşu familyasından olan kuş türü)
                      • tepeli toygar [TUR10-0765730] (Tepeli, uzun kuyruklu, at dışkıları arasında beslenen tarla kuşu)
                      • tropik kuşu [TUR10-0786930] (Tropik kuşugiller familyasından pembemsi tüylü, kuyruğunda iki teleği olan deniz kuşu)
                      • üveyik [TUR10-0811310] (Güvercinlerden, korularda yaşayan, eti için avlanan, boz renkli bir kuş)
                      • yağmur kuşugiller [TUR10-0825290] (Yağmur kuşu, kız kuşu vb. türleri içine alan, ince bacaklı, sivri kanatlı kuşlar familyası)
                        • çakıl kuşu [TUR10-0145740] (Yağmur kuşugiller familyasından kuzey bölgelerde yaşayan, sıcak aylarda güneye geçen göçmen kuş)
                        • altın yağmurcun [TUR10-0030920] (Yağmur kuşugillerden, bataklık ve su kenarlarında yaşayan, kısa boyunlu, kabarık ve kısa gagalı, ayakları üç parmaklı, küçük bir kuş)
                        • gümüş yağmurcun [TUR10-0314900] (Kuzey yarım kürenin en uç noktalarında yaşayan yağmur kuşu)
                        • kılıç gagalı [TUR10-0448140] (Yağmur kuşugillerden, çok ince ve uzun gagalı, tüyleri ak, kanatları kara bir kuş)
                      • yırtıcı kuş [TUR10-0855940] (Ehlîleştirilmemiş vahşi kuşlara verilen genel ad) bird of prey [ENG31-01606971-n] (any of numerous carnivorous birds that hunt and kill other animals)
                        • moymul [TUR10-0551270] (Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş)
                        • baykuş [TUR10-0086660] (Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı) owl [ENG31-01623768-n] (nocturnal bird of prey with hawk-like beak and claws and large head with front-facing eyes)
                          • yapalak [TUR10-0833020] (Bir tür baykuş)
                          • kar baykuşu [TUR10-0418770] (İskandinavya ve kuzey kürede yaşayan koyu renk benekli büyük baykuş)
                          • puhukuşu [TUR10-1247760] (Baykuşgiller familyasına ait en iri baykuş türü)
                        • karakuş [TUR10-0416790] (Kartal türünden karakuşlara verilen ad)
                        • eagle [ENG31-01615935-n] (any of various large keen-sighted diurnal birds of prey noted for their broad wings and strong soaring flight)
                        • kartal [TUR10-0423760] (Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri bir yırtıcı kuş) eagle [ENG31-01615935-n] (any of various large keen-sighted diurnal birds of prey noted for their broad wings and strong soaring flight)
                          • ötleği [TUR10-0606510] (Bir tür kartal)
                          • balık kartalı [TUR10-0194490] (Kartallardan, su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili yırtıcı kuş)
                        • akbaba [TUR10-0442680] (Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş) vulture [ENG31-01618959-n] (any of various large diurnal birds of prey having naked heads and weak claws and feeding chiefly on carrion)
                          • leşçil akbaba [TUR10-0510060] (Tüyleri beyazımsı, kanat uçları siyah, çıplak başlı küçük akbaba)
                          • tepeli akbaba [TUR10-0765590] (Güney Amerika'da, genellikle sazlık göllerde yaşayan, siyah beyaz tüylü, büyük boylu, boynu ve başı çıplak, erkeklerinde koyu kırmızı tepelik bulunan yırtıcı kuş)
                          • uşakkapan [TUR10-0800780] (Bebekleri kaldırdığı söylenen bir cins akbaba)
                        • alaca baykuş [TUR10-1202930] (Gökkuzgunumsular takımının baykuşgiller familyasından, uzunluğu 45 cm, sırtı kül kahverengi, Kuzeybatı Afrika, Avrupa ve Asya kıyı ormanlarında yaşayan, küçük memeli hayvanlar, kuşlar, böcekler, yengeç ve salyangozlar gibi hayvanlarla beslenen bir kuş türü)
                        • tawny owl [ENG31-01625600-n] (reddish-brown European owl having a round head with black eyes)
                        • baysungur [TUR10-0087390] (Şahin cinsinden yırtıcı bir kuş)
                        • şahin [TUR10-0721060] (Kartalgillerden, 50-55 cm uzunluğunda, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarda yaşayan yırtıcı bir kuş) hawk [ENG31-01608271-n] (diurnal bird of prey typically having short rounded wings and a long tail)
                          • doğan [TUR10-0504980] (Kartalgillerden, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş) falcon [ENG31-01613596-n] (diurnal birds of prey having long pointed powerful wings adapted for swift flight)
                            • esperi [TUR10-0254380] (Ava alıştırılamayan bir tür doğan)
                            • sardoğan [TUR10-0665520] (Sarı renkli bir tür doğan)
                            • zağanos [TUR10-0869080] (Bir tür doğan)
                            • tuğrul [TUR10-0787370] (Yırtıcı kuşlardan bir doğan çeşidi)
                            • bozdoğan [TUR10-0117540] (Bir doğan türü)
                            • şahbaz [TUR10-0720940] (İri bir tür ak doğan)
                        • tavşancıl [TUR10-0752950] (Çoğu tavşan avlamakla beslenen kartal, akbaba vb. yırtıcı kuş)
                        • sakallı kartal [TUR10-0657610] (İri vücutlu, güçlü ve gagası çengelli yırtıcı kuş)
                        • avcı kuş [TUR10-0945560] (Şahin, doğan, kartal, atmaca vb. gibi başka hayvanları yakalamakta usta olan kuş; alıcı kuş)
                        • balaban [TUR10-0073300] (Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş)
                        • gündüz yırtıcıları [TUR10-0315670] (Kuşlar sınıfından kartallar takımının, çengel gagalı, sivri ve kıvrık tırnaklı, iyi uçan kuşları içine alan bir alt takımı)
                      • kurtkıyan [TUR10-0493890] (Afrika'da yaşayan sığırcıkgiller familyasının genel adı)
                      • deniz kazı [TUR10-0194120] (Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş)
                      • uçamayan kuş [TUR10-1202270] (Karinesi olmayan, düz göğüs kemiğine sahip bu nedenle de havalanamayan kuş) ratite [ENG31-01520206-n] (flightless birds having flat breastbones lacking a keel for attachment of flight muscles: ostriches)
                        • deve kuşu [TUR10-0199470] (Afrika ve Arabistan bozkırlarında yaşayan, kısa kanatları uçmaya elverişli olmayan fakat uzun bacaklarıyla çok hızlı koşabilen, tehlikeyi sezdiği an kafasını kuma sokarak saklandığını ve gerçeklerden uzak olduğunu sanan iri bir kuş) ostrich [ENG31-01521519-n] (fast-running African flightless bird with two-toed feet)
                          • tepeli deve kuşu [TUR10-0765620] (Uçma yeteneği olmayan, Yeni Gine ve Avustralya'da yaşayan deve kuşu türü)
                        • emu [TUR10-1202370] (Tepeli deve kuşları takımının, koşucu deve kuşugiller familyasından, 2 m kadar uzunlukta, Avusturalya'da sürüler halinde yaşayan bir tür, koşucu deve kuşu)
                        • emu [ENG31-01522514-n] (large Australian flightless bird similar to the ostrich but smaller)
                      • uçucu kuş [TUR10-1202290] (Göğüs kemiğinde karinesi bulunan ve böylelikle uçma yetisine sahip kuş)
                      • carinate [ENG31-01520607-n] (birds having keeled breastbones for attachment of flight muscles)
                      • ötücü kuş [TUR10-1202400] (Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımından herhangi bir kuş) passerine [ENG31-01527000-n] (perching birds mostly small and living near the ground with feet having 4 toes arranged to allow for gripping the perch)
                        • tarla kuşu [TUR10-0747620] (Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş)
                        • skylark [ENG31-01530558-n] (brown-speckled European lark noted for singing while hovering at a great height)
                        • ispinoz [TUR10-0381180] (İspinozgillerden, gagası kısa ve koni biçiminde, sırt tüyleri yeşilimtırak mavi, boynu ve karnı kırmızı renkte, güzel sesli bir kuş)
                        • finch [ENG31-01532313-n] (any of numerous small songbirds with short stout bills adapted for crushing seeds)
                        • saka [TUR10-0657460] (Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş)
                        • goldfinch [ENG31-01533819-n] (small European finch having a crimson face and yellow-and-black wings)
                        • kanarya [TUR10-0408240] (İspinozgillerden, yeşilimsi veya sarı tüylü, koni biçiminde küçük gagalı, ötücü kuş)
                        • common canary [ENG31-01536122-n] (native to the Canary Islands and Azores)
                        • şakrak kuşu [TUR10-0722150] (İspinozgillerden, başı siyah, boynu kırmızı, ötücü bir kuş)
                        • bullfinch [ENG31-01536796-n] (common European finch mostly black and white with red throat and breast)
                        • ardıç kuşu [TUR10-0043730] (Kara tavukgillerden, Avrupa ve Asya ormanlarında yaşayan, sırtı kahve rengi, karnı ak, kuyruğu kara bir kuş türü)
                        • thrush [ENG31-01559826-n] (songbirds characteristically having brownish upper plumage with a spotted breast)
                        • bülbül [TUR10-0127790] (Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş) nightingale [ENG31-01562746-n] (European songbird noted for its melodious nocturnal song)
                          • tepeli bülbül [TUR10-0765600] (Tepesi tüylü bir tür bülbül)
                        • çalı bülbülü [TUR10-0606490] (Serçegillerden, güzel öten, küçük bir kuş)
                        • warbler [ENG31-01565769-n] (a small active songbird)
                        • sarı asma kuşu [TUR10-1202550] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının sarıasmagiller familyasından, Palearktik bölgede ormanlarda yaşayan bir tür) New World oriole [ENG31-01574545-n] (American songbird)
                          • karatavuk [TUR10-0418370] (Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş)
                          • New World blackbird [ENG31-01576686-n] (any bird of the family Icteridae whose male is black or predominantly black)
                        • sığırcık [TUR10-0684950] (Serçegillerden, siyah renkli, uzun gagalı, serçeden iri, ötücü bir kuş)
                        • starling [ENG31-01579336-n] (gregarious birds native to the Old World)
                        • kuzgun [TUR10-0499180] (Birçok karga türüne, özellikle karakargaya verilen ad)
                        • raven [ENG31-01581901-n] (large black bird with a straight bill and long wedge-shaped tail)
                        • küçük karga [TUR10-0499950] (Karga cinsi bir tür kuş)
                        • jackdaw [ENG31-01582219-n] (common black-and-grey Eurasian bird noted for thievery)
                        • alacakarga [TUR10-0023360] (Kargagillerden, karnı beyaz, kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak, kara, uzun kuyruklu kuş)
                        • magpie [ENG31-01584861-n] (long-tailed black-and-white crow that utters a raucous chattering call)
                        • sıvacı kuşu [TUR10-0689550] (Sıvacı kuşugillerden, Avrupa ve Asya ormanlarında yaşayan, 15 cm uzunluğunda ötücü bir kuş)
                        • nuthatch [ENG31-01593224-n] (any of various small short-tailed songbirds with strong feet and a sharp beak that feed on small nuts and insects)
                        • baştankara [TUR10-0083940] (Ötücü kuşlar takımının baştankaragiller familyasından, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'da yaşayan, böcek yiyerek tarıma yararlı olan, oldukça kısa, güçlü ve sivri gagalı, çeşitli renklerde olabilen bir kuş türü) titmouse [ENG31-01594338-n] (small insectivorous birds)
                          • fanta [TUR10-0264230] (Mavimsi yeşil renkli bir tür baştankara)
                        • kırlangıç [TUR10-0452060] (Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş)
                        • swallow [ENG31-01597013-n] (small long-winged songbird noted for swift graceful flight and the regularity of its migrations)
                        • ipek kuyruk kuşu [TUR10-1202770] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının ipek kuyrukgiller familyasından, 20 cm kadar uzunlukta, tüyleri kül kahverengi, tepeliği kırmızımsı olan, Avrupa, Asya ve Amerika'nın arktik bölgelerindeki ormanlarda yaşayan, Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi ile Trakya'nın kuzey kısımlarında kışlayan, yazın böcek, kışın meyve taneleri ile beslenen bir kuş türü)
                        • waxwing [ENG31-01606241-n] (brown velvety-plumaged songbirds of the northern hemisphere having crested heads and red waxy wing tips)
                        • kartallar [TUR10-1202790] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden, etle beslenen, gagaları çengelli, Yeni Dünya kuşları ve gündüz yırtıcıları olmak üzere iki alt takımı bulunan bir takım)
                        • Falconiformes [ENG31-01607266-n] (chiefly diurnal carnivorous birds having hooked beaks and long talons with opposable hind toe: falcons)
                        • çekirge ötleğeni [TUR10-0156940] (Orta Asya ve Avrupa içlerinde yaşayan ötücü bir kuş)
                        • çıtkuşu [TUR10-1202680] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının çit kuşugiller (çıtkuşugiller) familyasından, 9.5 cm kadar uzunlukta, böcek ve böcek larvalarıyla beslenen yerli bir türü; çit kuşu)
                      • su kuşu [TUR10-1246750] () aquatic bird [ENG31-01847558-n] (wading and swimming and diving birds of either fresh or salt water)
                        • ördek [TUR10-0604410] (Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, Anas) duck [ENG31-01848972-n] (small wild or domesticated web-footed broad-billed swimming bird usually having a depressed body and short legs)
                          • erkek ördek [TUR10-0712320] (Cinsiyeti erkek olan ördek)
                          • drake [ENG31-01849641-n] (adult male of a wild or domestic duck)
                          • palaz [TUR10-0611460] (Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu)
                          • duckling [ENG31-01849811-n] (young duck)
                          • yeşilbaş [TUR10-0851680] (Ördekgillerden, tüyleri mavi, beyaz, kara, kahverengi, erkeğinin başı yeşil renkli bir yaban ördeği türü)
                          • mallard [ENG31-01850447-n] (wild dabbling duck from which domestic ducks are descended)
                          • kılkuyruk [TUR10-0448600] (Ördekgillerden, uzunluğu 55-65 cm, kuyruğu sivri, tüyleri ak yeşil karışık, gagası, ayakları mavi bir kuş türü)
                          • pintail [ENG31-01851798-n] (long-necked river duck of the Old and New Worlds having elongated central tail feathers)
                          • vakvak [TUR10-0813410] (Çocuk dilinde ördek)
                          • Pekin ördeği [TUR10-0621320] (Çin kökenli özellikle Amerika'da yaşayan bir tür ördek)
                          • bağırtlak [TUR10-0069230] (Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek)
                          • çamurcun [TUR10-0149170] (Anadolu ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir tür ördek)
                          • çakırkanat [TUR10-0146030] (Kanatları mavi hareli bir ördek çeşidi)
                          • çıkrıkçın [TUR10-0163990] (Bir ördek türü)
                          • tepeli patka [TUR10-0765690] (Orta Anadolu'da yaşayan dalıcı ördek)
                          • bozördek [TUR10-0118020] (Tatlı sularda bulunan bir tür ördek)
                          • suna [TUR10-0712330] (Göl ördeği)
                        • kaz [TUR10-0435350] (Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş) goose [ENG31-01858313-n] (web-footed long-necked typically gregarious migratory aquatic birds usually larger and less aquatic than ducks)
                          • baklan [TUR10-0072800] (Anguda benzeyen kırmızı renkli bir çeşit yaban kazı)
                          • sakar meke [TUR10-0657780] (Ördekler familyasından, kamışlı sularda yaşayan ve yalnız bitki ile beslenen büyük ve göçücü bir kuş)
                        • kuğu [TUR10-0488230] (Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu)
                        • swan [ENG31-01861082-n] (stately heavy-bodied aquatic bird with very long neck and usually white plumage as adult)
                        • leylek [TUR10-0510540] (Leyleksilerden, kışın tropikal Afrika'da yaşayan, siyah telekli, uzun gagalı, uzun bacaklı, büyük, beyaz, göçmen kuş) stork [ENG31-02004729-n] (large mostly Old World wading birds typically having white-and-black plumage)
                          • marabu [TUR10-1205010] (Kuşlar sınıfının leyleksiler takımının leylekgiller familyasından, 160 cm kadar uzunlukta, çok obur, Afrika'nın sulak alanlarında yaşayan bir tür)
                          • marabou [ENG31-02005858-n] (large African black-and-white carrion-eating stork)
                        • ibis [TUR10-0357140] (Leyleksilerden, Afrika ve Batı Asya'nın sulak yerlerinde yaşayan bir kuş)
                        • ibis [ENG31-02008444-n] (wading birds of warm regions having long slender down-curved bills)
                        • kaşıkçın [TUR10-0426560] (Ördekgillerden, gagası kaşık biçiminde, tüyleri ak, kara, kahverengi, ayakları kırmızı bir kuş)
                        • spoonbill [ENG31-02009310-n] (wading birds having a long flat bill with a tip like a spoon)
                        • flamingo [TUR10-0276730] (Leyleksilerden, tüyleri beyaz, pembe, kanatlarının ucu kara, eti yenir bir kuş)
                        • flamingo [ENG31-02010212-n] (large pink to scarlet web-footed wading bird with down-bent bill)
                        • balıkçıl [TUR10-0074110] (Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş) heron [ENG31-02010695-n] (grey or white wading bird with long neck and long legs and (usually) long bill)
                          • telli balıkçıl [TUR10-0583420] (Başında ok biçiminde bir tel demeti bulunan balıkçıl)
                          • balıkçıllar [TUR10-0074160] (Çoğunlukla uzun bacaklı, uzun gagalı balıkçıl cinsinden kuşlar alt takımı)
                        • turna [TUR10-0788700] (Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş) crane [ENG31-02015503-n] (large long-necked wading bird of marshes and plains in many parts of the world)
                          • karkara [TUR10-0421850] (Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna)
                        • martı [TUR10-0527020] (Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı) gull [ENG31-02043900-n] (mostly white aquatic bird having long pointed wings and short legs)
                          • küçük martı [TUR10-0500030] (Martı cinsi bir tür kuş)
                        • pelikan [TUR10-0426540] (Pelikangillerden, pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş)
                        • pelican [ENG31-02054499-n] (large long-winged warm-water seabird having a large bill with a distensible pouch for fish)
                        • karabatak [TUR10-0415390] (Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu)
                        • cormorant [ENG31-02056690-n] (large voracious dark-colored long-necked seabird with a distensible pouch for holding fish)
                        • penguen [TUR10-0622760] (Penguengillerden, Güney Kutbunda yaşayan, sırtı kara, göğsü ak, iyi yüzen, deniz hayvanlarıyla beslenen, uçamayan, kısa kanatlı deniz kuşu)
                        • penguin [ENG31-02058457-n] (short-legged flightless birds of cold southern especially Antarctic regions having webbed feet and wings modified as flippers)
                        • albatros [TUR10-0024970] (Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir kuş türü)
                        • albatross [ENG31-02060875-n] (large web-footed birds of the southern hemisphere having long narrow wings)
                        • yelkovan [TUR10-0847160] (Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu)
                        • shearwater [ENG31-02063064-n] (long-winged oceanic bird that in flight skims close to the waves)
                        • süzgeç gagalılar [TUR10-0720220] (Ördek, kaz, flaman vb. perde ayaklı kuşları içine alan alt takım)
                      • Phasianidae [TUR10-1203710] (Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, tavuksular ve tavuklar alt takımına giren geniş bir familyası, tavukgiller) Galliformes [ENG31-01791705-n] (pheasants)
                        • Beç tavuğu [TUR10-0088150] (Tavukgillerden, başı küçük ve çıplak, tüyü mavimtırak kül renginde, tavuk büyüklüğünde, evcil bir hayvan)
                          • Sudan tavuğu [TUR10-0710910] (Beç tavuğunun bir türü)
                        • çalı horozu [TUR10-0147210] (Tavukgillerden, eti beğenilen bir yaban kuşu)
                        • kınalı keklik [TUR10-0449160] (Sülüngillerden, Balkan Yarımadası, Orta ve Doğu Asya'da yaşayan, uzunluğu 38 cm olan bir kuş türü)
                        • turaç [TUR10-0788290] (Sülüngillerden, uzunluğu 34 cm olan, soyu azalmış bir kuş türü)
                        • kümes hayvanları [TUR10-0502390] (Etinden, tüyünden, yumurtasından yararlanmak üzere yetiştirilip beslenen tavuk, kaz, ördek, hindi vb. evcil hayvanlar) domestic fowl [ENG31-01792381-n] (a domesticated gallinaceous bird thought to be descended from the red jungle fowl)
                          • tavuk [TUR10-0753110] (Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı) chicken [ENG31-01794266-n] (a domestic fowl bred for flesh or eggs)
                            • koşin [TUR10-0477450] (Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı)
                            • legorn [TUR10-0509080] (Yumurta verimi yüksek, genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı)
                            • piliç [TUR10-0268760] (Kümes hayvanlarının civcivlikten çıkmış yavrusu, erginleşmemiş tavuk veya horoz)
                            • chick [ENG31-01794683-n] (young bird especially of domestic fowl)
                            • kafkas tavuğu [TUR10-1066660] (Dünyada Kafkaslarda, Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesi'nin ormanlık alanlarında yaşayan bir tür dağ horozu)
                            • et tavuğu [TUR10-0258850] (Eti için beslenen tavuk)
                            • Gerze tavuğu [TUR10-0294710] (Karadeniz bölgesinin genellikle siyah renkli ibikleri boynuz biçiminde çatallı, yerli bir tavuk ırkı)
                            • minorka [TUR10-0547110] (Genellikle siyah tüylü, balta veya gül ibikli yumurta tavuğu)
                            • brahma [TUR10-0120160] (İri yapılı, bacakları tüylü, paçalı bir tavuk ırkı)
                            • saz tavuğu [TUR10-0671810] (Genellikle bataklıklarda yaşayan, kuyruğunun altı beyaz, bacakları sarı, yüzü kırmızı renkte olan, ot ve sudaki küçük canlılarla beslenen bir tavuk)
                            • ispenç [TUR10-0381110] (Bodur bir cins horoz veya tavuk)
                            • Hint tavuğu [TUR10-0345650] (Brahma ırkından gelen bir tür tavuk)
                          • horoz [TUR10-0347880] (Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı) cock [ENG31-01794799-n] (adult male chicken)
                            • tepeli horoz [TUR10-0765640] (İbiği iri ve yüksek dövüşçü horoz)
                          • hindi [TUR10-0543530] (Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü kümes hayvanlarının en büyüğü) turkey [ENG31-01796799-n] (large gallinaceous bird with fan-shaped tail)
                            • baba hindi [TUR10-0066500] (İri ve iyi beslenmiş erkek hindi)
                            • turkey cock [ENG31-01796985-n] (male turkey)
                            • gurk [TUR10-0311400] (Erkek hindi)
                          • babaç [TUR10-0066410] (Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı)
                          • kuluçka [TUR10-0311390] (Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı)
                        • tepeli tavukgiller [TUR10-0765720] (Tavuksular takımının bir familyası)
                          • tepeli tavuk [TUR10-0765710] (Tepeli tavukgillerden, Güney Amerika'da yaşayan, ağaçlara tırmanan bir tavuk türü)
                      • papağan [TUR10-0224580] (Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı) parrot [ENG31-01819528-n] (usually brightly colored zygodactyl tropical birds with short hooked beaks and the ability to mimic sounds)
                        • kakadu papağanı [TUR10-1203800] (Kuşlar sınıfının papağansılar takımından kakadugiller familyasını oluşturan, doğal olarak Malakka Yarımadası'ndan Solomon adalarına kadar uzanan bölgede ve Avusturalya'da bulunan türlere verilen genel ad)
                        • cockatoo [ENG31-01821756-n] (white or light-colored crested parrot of the Australian region)
                      • guguk kuşu [TUR10-0311230] (Gugukgillerden, genellikle Avrupa'da yaşayan, dişileri başka kuşların yuvasına yumurtlayarak yavrularının bakım işini onlara gördüren, sırtı gri, karnı kahverengi beyaz çizgili, 35 cm boyunda, böcekçil bir kuş)
                      • cuckoo [ENG31-01825654-n] (any of numerous European and North American birds having pointed wings and a long tail)
                      • tukan [TUR10-1204010] (Kuşlar sınıfının guguksular takımının tukangiller familyasından, 57 cm kadar boyu olan ve Güney Amerika'da yaşayan bir tür)
                      • toucan [ENG31-01846024-n] (brilliantly colored arboreal fruit-eating bird of tropical America having a very large thin-walled beak)
                      • buğdaycıl [TUR10-0121430] (Bataklık yerlerde, patates, pancar tarlalarında yaşayan göçücü bir kuş)
                      • kervan çulluğu [TUR10-0443150] (Uzun ayaklı, uzun ve eğri gagalı kuşlar sınıfı)
                      • küçük sakarca [TUR10-0500080] (Sakarca cinsi bir tür kuş)
                      • çığırtkan [TUR10-0162510] (Ötüşüyle kendi türünden olan kuşların çevresine toplanması için avcıların yararlandığı kuş)
                      • tırmanıcılar [TUR10-0775210] (İki parmağı öne, iki parmağı arkaya dönük tırmanma özelliği olan gugukgiller, papağangiller vb. kuşlar takımı)
                      • salangan [TUR10-0659420] (Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, dört köşe kısa kuyruklu, esmer küçük kuş)
                      • kar ispinozu [TUR10-0421810] (Asya ve Avrupa'nın yüksek yerlerinde, karlık bölgelerde yaşayan serçeye benzer küçük ötücü kuş)
                      • toydan [TUR10-0784240] (Toy kuşunun iri bir türü)
                      • yusufçuk [TUR10-0863720] (Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş)
                      • avcı kuşu [TUR10-0945570] (Ava alıştırılan ve avcılara yardım eden kuş)
                      • yelkovankuşu [TUR10-1251120] (Fırtına kuşları Procellariiformes takımından martı iriliğinde bir okyanus kuşu)
                      • bağrıkara [TUR10-0070590] (İskete kuşunun bir türü)
                      • kaya horozu [TUR10-0431930] (Güney Amerika'da yaşayan, erkekleri portakal renginde, başında tepeliği olan kuş)
                      • boğmaklı kuş [TUR10-0111800] (Toygar kuşunun bir türü)
                      • borazan kuşu [TUR10-0010410] (Güney Amerika'da yaşayan, mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş)
                      • mühre [TUR10-0560780] (Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş)
                      • örümcek kuşu [TUR10-0606030] (Örümcek kuşugillerden, orta boyda, tüyleri koyu kül rengi, siyah, beyaz, bazısında pembe veya koyu kırmızı benekler bulunan ötücü kuş)
                      • gökdoğan [TUR10-0302360] (Kuzey yarım kürede yaşayan bir tür göçmen kuş Accipitridae)
                      • gökgüvercin [TUR10-0302440] (Genellikle Avrupa ve Yakın Doğu'da bahçelik yerlerde yaşayan bir tür kuş)
                      • gökkuzgun [TUR10-0302520] (Gökkuzgunumsular takımının gökkuzgungiller familyasından, başı, kanatları mavi, boyun ve karnı yeşil göçücü kuş)
                      • pırlak [TUR10-0626590] (Doğan, atmaca vb. yırtıcı kuşları yakalamada çağırtkan olarak kullanılan, avcılarca bir kafes içinde av yerine bırakılan kuş)
                      • güvercingiller [TUR10-1203750] (Kuşlar sınıfının yağmur kuşları takımının güvercinler alt takımından, gagalarının kenarları düz, burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülü türleri olan bir familya) Columbidae [ENG31-01814323-n] (doves and pigeons)
                        • kaya güvercini [TUR10-0431880] (Güvercingillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'nın kayalık yerlerinde yaşayan bir kuş)
                        • güvercin [TUR10-0317880] (Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, birçok evcilleşmiş türü bulunan, yemle beslenen kuş) pigeon [ENG31-01814550-n] (wild and domesticated birds having a heavy body and short legs)
                          • pal [TUR10-0611030] (Bir tür güvercin)
                          • taklacı güvercin [TUR10-1150410] (Uçarken taklalar atan bir tür güvercin)
                          • arpacı kumrusu [TUR10-0940930] (Bir tür yerli tahtalı güvercin)
                          • yakalı [TUR10-0826040] (Boynu üzerinde manto yakasına benzeyen tüyleri bulunan bir güvercin türü)
                      • hindigiller [TUR10-0345120] (Ana vatanı Amerika olan tavuksu kuşlar takımı)
                    • su hayvanı [TUR10-1202100] (Suda yaşayan omurgalı) aquatic vertebrate [ENG31-01476447-n] (animal living wholly or chiefly in or on water)
                      • balık [TUR10-0074020] (Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı) fish [ENG31-02514684-n] (any of various mostly cold-blooded aquatic vertebrates usually having scales and breathing through gills)
                        • çingene palamudu [TUR10-0169140] (Palamut balığının eti lezzetli olan küçüğü)
                        • defneyaprağı [TUR10-0187210] (Bir lüfer çeşidi)
                        • engel balığı [TUR10-0247720] (Uskumru cinsinden küçük balık)
                        • gölge balığı [TUR10-0750740] (Gölge balığıgillerden, büyük, eti lezzetli, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık)
                        • kofana [TUR10-0466490] (Lüfer balığının irisi)
                        • sarıkanat [TUR10-0666110] (Çinakoptan biraz büyük lüfer)
                        • tekir [TUR10-0758600] (Barbunyaya benzeyen bir balık)
                          • çuka [TUR10-0176210] (Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de yaşayan tekirlerin irisi)
                          • şendere [TUR10-0727980] (Tekir cinsinden bir balık)
                        • tombilik [TUR10-0779810] (Küçük ton balığı)
                        • yelken balığı [TUR10-0846970] (Pasifik okyanuslarının sıcak bölgelerinde yaşayan, birinci sırt yüzgeci yelkeni andıran bir balık)
                        • zindandelen [TUR10-0876490] (Palamut balığının iki kilodan büyük olanı)
                        • deniziğnesi [TUR10-0194060] (Yuvarlak somaklı, vücudu ince ve uzun bir deniz balığı)
                          • yılaniğnesi [TUR10-0854410] (Kemikli balıklar takımının deniziğnesigiller familyasından bir balık türü)
                        • kıkırdaklı balık [TUR10-1202130] (Kıkırdaklı balıklar sınıfından herhangi bir balık) cartilaginous fish [ENG31-01483157-n] (fishes in which the skeleton may be calcified but not ossified)
                          • denizmaymunu [TUR10-0194130] (Tüm başlılar takımından, vücudu ince uzun, büyük başlı, derin ve büyük denizlerde yaşayan bir balık)
                          • rabbitfish [ENG31-01484139-n] (large European chimaera)
                          • köpek balığı [TUR10-0131550] (Köpek balıklarından, gövdesi mekik biçiminde, burun kısmı sivri, solungaç yarıkları boynun iki yanında bulunan, kıkırdaklı, yırtıcı balıkların genel adı) shark [ENG31-01484971-n] (any of numerous elongate mostly marine carnivorous fishes with heterocercal caudal fins and tough skin covered with small toothlike scales)
                            • kemane balığı [TUR10-1076820] (Kıyıların kumlu, çamurlu zeminlerinde yaşayan bir köpek balığı türü)
                            • camgöz [TUR10-0131030] (Deniz kıyısına yakın yaşayan, boyu 1,5 metre kadar olan, eti lezzetli bir tür köpek balığı)
                            • pamuk balığı [TUR10-0611990] (Ilıman denizlerde yaşayan, sırtı mavi, karnı beyaz, tehlikeli bir köpek balığı)
                            • benekli köpek balığı [TUR10-0092910] (Kara benekli, küçük boyda bir cins köpek balığı)
                            • örtülü omurgalılar [TUR10-0605670] (Vücutları yassı, göğüs yüzgeçleri büyük, omurlarında kat kat kireçlenmiş çemberleri olan, köpek balıklarının bir alt takımı)
                              • öz kedi balığıgiller [TUR10-0609160] (Köpek balıklarının örtülü omurgalılara giren bir familyası)
                          • tırpana [TUR10-0647740] (Öz kedi balığıgillerden, yan kanatları vücuduna yapışık, uzun kuyruklu, iri bir balık)
                          • ray [ENG31-01498342-n] (cartilaginous fishes having horizontally flattened bodies and enlarged winglike pectoral fins with gills on the underside)
                          • vatoz [TUR10-0815790] (Köpek balıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık)
                          • ray [ENG31-01498342-n] (cartilaginous fishes having horizontally flattened bodies and enlarged winglike pectoral fins with gills on the underside)
                        • sargos [TUR10-1223120] (Bilimsel adı Diplodus sargus sargus olan tuzlu su balığıdır)
                        • bream [ENG31-07793165-n] (flesh of any of various saltwater fishes of the family Sparidae or the family Bramidae)
                        • mezit [TUR10-1223140] (Bir tuzlu su balığı)
                        • whiting [ENG31-07794470-n] (flesh of any of a number of slender food fishes especially of Atlantic coasts of North America)
                        • maymun balığı [TUR10-0530400] (Yuvarlak başlı bir cins köpek balığı)
                        • monkfish [ENG31-07795723-n] (flesh of a large-headed anglerfish of the Atlantic waters of North America)
                        • kirpi balığı [TUR10-1209350] (Kemikli balıkların kirpi balığıgiller familyasından, 30-70 cm kadar uzunlukta, üzeri hareket eden dikenlerle kaplı, hava yutarak şişip su yüzeyinde yaşayan, Atlantik ve Hint okyanuslarında bulunan bir tür)
                        • puffer [ENG31-02657650-n] (any of numerous marine fishes whose elongated spiny body can inflate itself with water or air to form a globe)
                        • kapan balığı [TUR10-1223190] (Levreğe benzeyen avlarını kapan biçiminde yakalayan bir balık türü)
                        • snapper [ENG31-07813165-n] (flesh of any of various important food fishes of warm seas)
                        • kolan balığı [TUR10-0468010] (Mersin balığı)
                        • taranga [TUR10-0746560] (Bir tür tatlı su balığı)
                        • eğrez [TUR10-0237380] (Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık)
                        • çamuka [TUR10-0149110] (Gümüş balığına benzer bir balık)
                        • çatalkuyruk [TUR10-0152980] (Uzun ve ince gövdeli, ılık denizlerde yaşayan bir balık türü)
                        • mersin balığıgiller [TUR10-0537600] (Örneği mersin balığı olan, vücutları parlak pullarla veya kemik düğmeciklerle örtülü, çoğu yumurtlama zamanında ırmak ağızlarına gelen iğ biçiminde uzun balıklar familyası)
                          • mersin balığı [TUR10-0537590] (Mersin balığıgillerden, ılık denizlerde, göllerde yaşayan, tatlı sularda yumurtlayan, yumurtalarından havyar yapılan bir balık, kolan balığı)
                            • çığa [TUR10-0162360] (Mersin balığının, yumurtasından havyar yapılan türü)
                            • şip [TUR10-0732100] (Ülkemiz sularında yaşayan bir mersin balığı türü)
                        • çopurina [TUR10-0173360] (İzmarite benzer bir balık)
                        • çinekop [TUR10-0991720] (Lüfer balığının küçüğü)
                        • çipura [TUR10-0169430] (Karagöz balığına benzer, eti beyaz bir Akdeniz balığı, çupra balığı)
                        • snapper [ENG31-02595649-n] (Australian food fish having a pinkish body with blue spots)
                        • diplarya [TUR10-0207960] (Pisi balığının küçüğü)
                        • ıskarmoz [TUR10-0354420] (Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık)
                        • ilarya [TUR10-0367240] (Gümüş balığının küçüğü)
                        • kalinos [TUR10-0077550] (Levreğe benzer bir balık)
                        • kancur [TUR10-0408910] (İzmarit balığının küçüğü)
                        • karabalık [TUR10-0415280] (Tatlı sularda yaşayan bir çeşit balık)
                        • koloridye [TUR10-0469350] (Kolyoz balığının küçüğü)
                        • kraça [TUR10-0485540] (İstavrit balığının küçüğü)
                        • labros [TUR10-0504880] (Lapina balığının büyük cinsi)
                        • pirana [TUR10-0628380] (Genellikle Güney Amerika'da rastlanan, grup halinde avlanan ve avını kısa sürede iskeleti kalıncaya kadar yiyen yırtıcı balık)
                        • lodos balığı [TUR10-0513090] (Lodos estiğinde sersemleyip kolayca avlanan balık)
                        • mâhi [TUR10-1247750] (Balık; semek)
                        • torpil balığı [TUR10-0803510] (Tırpanayı andıran ve başındaki bir organdan elektrik çıkararak başka balıkları öldüren, yavru doğurucu bir balık)
                        • sabun balığı [TUR10-0652810] (Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan ve bol miktarda mukus salgılayan küçük balık)
                        • sandık balığıgiller [TUR10-0663110] (Sandık biçimi vücutları kemik plakalarla kaplı omurgalı hayvanlar sınıfı)
                          • sandık balığı [TUR10-0663100] (Sandık balığıgillerden, tropikal denizlerde yaşayan, vücudu çok kenarlı sert kemik plakalardan oluşan zırh ile kaplı, 0,5 metre kadar olabilen bir balık)
                        • karakeçi [TUR10-0416380] (Sazana benzer bir tatlı su balığı)
                        • turna balığı [TUR10-0788720] (Tatlı sularda yaşayan yırtıcı bir balık)
                        • turşu balığı [TUR10-0788970] (Turşusu kurulan balık türü)
                        • uçar kefal [TUR10-0795570] (Turna balığıgillerden, kefale benzer, uzun kanatlı, eti beğenilen bir balık)
                        • köpek balıkları [TUR10-0481710] (Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfına giren bir takım)
                          • kedi balığıgiller [TUR10-0437760] (Balıklar sınıfının köpek balıkları takımını içine alan bir familya)
                            • kedi balığı [TUR10-0437750] (Kedi balığıgillerden, dişleri ve solungaç yarıkları küçük bir balık)
                          • dev köpek balığıgiller [TUR10-0200040] (Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfının köpek balıkları takımının bir alt familyası)
                            • saban balığı [TUR10-0652210] (Dev köpek balığıgillerden, boyu 5 m kadar olabilen, kuyruğu sabana benzer bir köpek balığı)
                          • yıldız omurlular [TUR10-0855070] (Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfının köpek balıklar takımının bir alt sınıfı)
                        • yılan balığıgiller [TUR10-0854290] (Örnek türü yılan balığı olan, karınları yüzgeçsiz balıklar familyası)
                          • magri [TUR10-0517370] (Yılan balığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan, eti lezzetli büyük bir balık)
                        • yaygı balığı [TUR10-0842670] (Serin ve ılık sularda yaşayan beyaz etli bir tür balık)
                        • yassı balıklar [TUR10-0839090] (Kemikli balıklar takımı)
                        • balon balığı [TUR10-0954020] (Güneydoğu Asya'nın sıcak denizlerinde yaşayan, fazla ışıkla karşılaşınca gözünün saydam tabakasının kenarlarında yer alan boya hücreleri, sarı renkli bir boya yaparak gelen ışığın şiddetini azaltan perde oluşturan bir tür balık)
                        • barlam [TUR10-0078180] (İnce pullu, sırtı açık kahverengi, yanları ve karnı beyaz, ortalama 30-40 cm boyunda, Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balık türü)
                        • kemikli balık [TUR10-1208670] (Balıkların tükel ağızlılar alt sınıfının kemikli balıklar takımından canlı) bony fish [ENG31-02517456-n] (any fish of the class Osteichthyes)
                          • antenli balık [TUR10-0039020] (Göğüs yüzgeçleri saplı, iskeleti kemikleşmiş, sırt yüzgeçleri uzamış kemikli balık türü)
                          • kum kayası [TUR10-0490450] (Sıcak ve ılık denizlerde ve özellikle kayalık yerlerde yaşayan kemikli balık)
                          • sarıkuyruk [TUR10-0666190] (Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü)
                          • Teleostei [TUR10-1208840] (Kemikli balıklar takımından, iskeletleri tüm olarak kemikleşmiş, ktenoit veya sikloit tipte pullarla, bazen de kemik plakalarla örtülü, her iki yanlarında dörder solungaç bulunan, kuyruk yüzgeçleri homoserk olan bir üst takım; gerçek kemikli balıklar) Teleostei [ENG31-02530444-n] (large diverse group of bony fishes)
                            • sazangiller [TUR10-0671590] (Tatlı sularda yaşayan kılçıklı balıkların geniş bir familyası)
                              • acı balık [TUR10-0002650] (Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 cm uzunluğunda bir balık)
                              • akbalık [TUR10-0017430] (Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılan bir balık)
                              • akkefal [TUR10-0019310] (Sazangillerden bir cins tatlı su balığı)
                              • bıyıklı balık [TUR10-0100450] (Sazangillerden, büyüklerinin boyu 2 metreyi bulan, eti sevilen bir balık)
                              • çamça [TUR10-0149020] (Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı)
                              • çamurcuk [TUR10-0149160] (Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı)
                              • inci balığı [TUR10-0373530] (Sazangillerden, pullarından inci yapılan küçük bir balık)
                              • kababurun [TUR10-0392450] (Sazangillerden, ırmak ve göllerde yaşayan, eti kılçıklı küçük bir balık)
                              • kızılkanat [TUR10-0459200] (Sazangillerden, yüzgeçleri kırmızı, 25-30 cm boyunda, eti kılçıklı bir tatlı su balığı)
                              • rudd [ENG31-01445351-n] (European freshwater fish resembling the roach)
                              • kiliz balığı [TUR10-0460820] (Sazangillerden bir balık türü)
                              • sarıbalık [TUR10-0665860] (Sazangillerden, büyük pullu, iri bir balık)
                              • sazan [TUR10-0671580] (Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık) carp [ENG31-01442155-n] (any of various freshwater fish of the family Cyprinidae)
                                • aynalı sazan [TUR10-0062610] (Üzerinde az sayıda büyük pullar bulunan bir tür sazan)
                                • pullu sazan [TUR10-0638110] (Bir tür balık)
                              • tatlı su kefali [TUR10-0751820] (Sazangillerden, uzunluğu 80 cm, eti kılçıklı bir balık)
                              • japon balığı [TUR10-1064680] (Sazangillerden, kaynağı Çin olan, serin sulardan hoşlanan, aslı gri yeşil renkte, ekmek dışında her şeyi yiyebilen, uzun ömürlü bir tür akvaryum ve havuz balığı)
                              • çapak [TUR10-0150150] (Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 cm uzunluğunda, 4-5 kg ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı)
                            • kılıçkuyruk [TUR10-0448170] (Kemikli balıklar takımından uzunluğu 8-10 cm olan, tropik süs balığı)
                            • swordtail [ENG31-01450932-n] (freshwater fish of Central America having a long swordlike tail)
                            • zargana [TUR10-0870890] (Uskumrumsugillerden, 40-60 cm boyunda, vücudu silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık)
                            • pipefish [ENG31-01458419-n] (fish with long tubular snout and slim body covered with bony plates)
                            • morina [TUR10-0550570] (Mezgitgillerden, kuzey denizlerinde yaşayan, eti yenilen, karaciğerinden yağ çıkarılan bir balık) cod [ENG31-02525030-n] (major food fish of Arctic and cold-temperate waters)
                              • Atlantik morinası [TUR10-1208750] (Kemikli balıkların mezgitgiller familyasından, 200 cm uzunlukta olabilen, karakteristik olarak 3 adet sırt yüzgecine sahip, Atlantik ve bağlantılı denizlerde bulunan bir tür)
                              • Atlantic cod [ENG31-02525353-n] (one of the world's most important commercial fishes)
                            • yılan balığı [TUR10-1208800] (Kemikli balıklar takımının yılan balığıgiller familyasından, sonbaharda dişi ve erkekleri Avrupa ırmaklarından denize inen, dişileri yumurtlamak üzere Meksika Körfezi'ne göç eden, yumurtadan çıkan larvaları iki sene içinde Avrupa kıyılarına dönerek olgunlaşmak üzere yine ırmaklara geçen bir tür) eel [ENG31-02528752-n] (voracious snakelike marine or freshwater fishes with smooth slimy usually scaleless skin and having a continuous vertical fin but no ventral fins)
                              • mıgri [TUR10-0542760] (Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü)
                              • mırmır [TUR10-0543330] (Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü)
                            • murana [TUR10-0556250] (Yılan balığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan, eti beğenilen bir deniz balığı)
                            • moray [ENG31-02529902-n] (family of brightly colored voracious eels of warm coastal waters)
                            • müren [TUR10-1208830] (Kemikli balıkların müren balıkları familyasından, vücudu çıplak, derisi oldukça kalın, sivri dişlerin dip kısımlarında zehir bezleri bulunan, boyu 2 metre olabilen bir tür)
                            • moray [ENG31-02529902-n] (family of brightly colored voracious eels of warm coastal waters)
                            • ringa [TUR10-0647770] (Kemikli balıklardan, ılık denizlerde büyük sürüler halinde dolaşan ve tütsü ile kurutulmuşu sıkça tüketilen, uskumru iriliğinde bir balık) herring [ENG31-02534659-n] (commercially important food fish of northern waters of both Atlantic and Pacific)
                              • çiroz [TUR10-0169810] (Bu balığın kurutulmuşu)
                              • kipper [ENG31-07801114-n] (salted and smoked herring)
                            • sardalya [TUR10-0054800] (Hamsigillerden, konservesi ve tuzlaması yapılan, gümüş renginde, pullu ve 10-15 cm boyunda, küçük bir balık) pilchard [ENG31-02535840-n] (small fishes found in great schools along coasts of Europe)
                              • tirhos vohozu [TUR10-0777680] (Sardalye balığının küçüğü)
                              • papalina [TUR10-0613060] (Sardalye yavrusu)
                            • hamsi [TUR10-0325260] (Hamsigillerden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında avlanan, 10-12 cm boyunda, ince uzun bir balık)
                            • anchovy [ENG31-02536465-n] (small herring-like plankton-eating fishes often canned whole or as paste)
                            • somon balığı [TUR10-0701700] (Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık)
                            • salmon [ENG31-07811727-n] (flesh of any of various marine or freshwater fish of the family Salmonidae)
                            • alabalık [TUR10-0023030] (Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli, 250 gramdan 2 kilograma kadar gelen bir tatlı su balığı) trout [ENG31-02539716-n] (any of various game and food fishes of cool fresh waters mostly smaller than typical salmons)
                              • dağalası [TUR10-0177520] (Eti kırmızı bir çeşit küçük alabalık)
                              • gölalası [TUR10-0302750] (Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan bir tür alabalık)
                            • fener balığı [TUR10-0267740] (Fener balığıgillerden, vücudunda pek çok ışık verme organı bulunan, tropik denizlerde yaşayan bir balık)
                            • goosefish [ENG31-02550878-n] (fishes having large mouths with a wormlike filament attached for luring prey)
                            • Percoidei [TUR10-1246850] () percoid fish [ENG31-02557361-n] (any of numerous spiny-finned fishes of the order Perciformes)
                              • deniz levreği [TUR10-1209010] (Kemikli balıklar takımının levrekgiller familyasından, 50-100 cm kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir tür) sea bass [ENG31-02569465-n] (any of various food and sport fishes of the Atlantic coast of the United States having an elongated body and long spiny dorsal fin)
                                • hani [TUR10-0326350] (Hanigillerden, Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli, beyaz etli, orta büyüklükte bir balık)
                                • grouper [ENG31-02571590-n] (usually solitary bottom sea basses of warm seas)
                              • lüfer [TUR10-0514470] (Eti beyaz, tadı güzel, gövdesi pullu bir balık) bluefish [ENG31-02576335-n] (bluish warm-water marine food and game fish that follow schools of small fishes into shallow waters)
                                • koruk lüferi [TUR10-0476720] (Ağustosta avlanan turfanda lüfer)
                                • sırtıkara [TUR10-0689260] (Lüferin bir türü)
                              • istavrit [TUR10-1209050] (Kemikli balıklar takımının uskumrugiller familyasından, 30-50 cm kadar uzunlukta, yavruları bir denizanası türüyle ortak yaşayan, çok geniş alanlara yayılmış bir tür)
                              • horse mackerel [ENG31-02583461-n] (large elongated compressed food fish of the Atlantic waters of Europe)
                              • taş balığı [TUR10-0385510] (Gölge balığıgillerden, Akdeniz'de yaşayan, vücudu yassı, pullu, eti lezzetli bir balık)
                              • maigre [ENG31-02598882-n] (large European marine food fish)
                              • sarıağız [TUR10-0665830] (Gölge balığıgillerden, ağzının içi sarı, büyük pullarla örtülü bir balık türü)
                              • maigre [ENG31-02598882-n] (large European marine food fish)
                              • barbunya [TUR10-0879140] (Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık)
                              • goatfish [ENG31-02602928-n] (brightly colored tropical fishes with chin barbels)
                              • uskumru [TUR10-0800080] (Uskumrugillerden, sıcak ve ılık denizlerde sürü durumunda yaşayan, çizgili bir deniz balığı) mackerel [ENG31-02626797-n] (any of various fishes of the family Scombridae)
                                • çiroz [TUR10-0169800] (Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı)
                                • lipari [TUR10-0512180] (Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru)
                              • ton balığı [TUR10-0590710] (Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen, eti yenir bir balık) tuna [ENG31-07796603-n] (important warm-water fatty fish of the genus Thunnus of the family Scombridae)
                                • tombik [TUR10-0779790] (Kuzey Afrika kıyılarında avlanan bir çeşit orkinosun yavrusu)
                              • palamut [TUR10-0697050] (Uskumrugillerden, ortalama 1 veya 2 kg gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, kılçıksız ve pulsuz bir balık) bonito [ENG31-02630465-n] (any of various scombroid fishes intermediate in size and characteristics between mackerels and tunas)
                                • piçuta [TUR10-0627290] (Palamut balığının iri bir türü)
                                • gacı [TUR10-1028870] (Torik yavrusu)
                              • kılıç balığı [TUR10-0448100] (Kılıçbalığıgillerden, burnunda kılıç biçiminde bir uzantısı bulunan, kılıçsız, eti beyaz ve lezzetli, iri bir balık)
                              • swordfish [ENG31-02632346-n] (large toothless marine food fish with a long swordlike upper jaw)
                            • lipsos [TUR10-0512220] (İskorpitgillerden, Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nda yaşayan, yüzgeçlerindeki dikenlerde yaralara sebep olan bir zehir bulunan, 40 cm uzunluğunda, eti çok beğenilen bir balık)
                            • rockfish [ENG31-02646743-n] (marine food fish found among rocks along the northern coasts of Europe and America)
                            • kaya balığı [TUR10-0779240] (Kaya balığıgillerden, kayalık yerlerde yaşayan, çoğu koyu renkli küçük balık) rockfish [ENG31-02646743-n] (marine food fish found among rocks along the northern coasts of Europe and America)
                              • papaz balığı [TUR10-0613190] (Küçük bir çeşit kaya balığı)
                              • kömür kayası [TUR10-0481520] (Kaya balığı cinsinden kara renkli bir balık)
                              • azmankaya [TUR10-0065910] (Kaya balığının bir çeşidi)
                            • lipsoz [TUR10-1209280] (Kemikli balıklar takımının iskorpitgiller familyasından, 20-30 cm kadar uzunlukta, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan bir tür)
                            • rockfish [ENG31-02646743-n] (marine food fish found among rocks along the northern coasts of Europe and America)
                            • çotira [TUR10-0173720] (Çotiragillerden, dikenli, sert pullu, kısa ve geniş, siyaha yakın esmer bir balık)
                            • triggerfish [ENG31-02655775-n] (any of numerous compressed deep-bodied tropical fishes with sandpapery skin and erectile spines in the first dorsal fin)
                            • berlam [TUR10-1208780] (Kemikli balıklar takımının kemik dilligiller familyasından, 1 metre kadar uzunlukta, Brezilya'nın Nett ve Mary ırmaklarında yaşayan bir balık türü)
                            • silver hake [ENG31-02527290-n] (found off Atlantic coast of North America)
                        • mazak [TUR10-0530640] (Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara denizinde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık)
                        • mersin balıkları [TUR10-0537610] (Mersin balığıgiller familyasını içine alan balıklar takımı)
                          • mersin morinası [TUR10-0537630] (Mersin balığıgillerden, Karadeniz, Hazar Denizi ve bu denizlere dökülen ırmaklarda yaşayan, yumurtasından havyar yapılan bir balık)
                        • mürekkep balığı [TUR10-0563280] (Kafadan bacaklılardan, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, eti yenen, kendini korumak için siyah renkli bir sıvı salarak suyu bulandıran bir yumuşakça)
                        • olta balığı [TUR10-0586260] (Olta ile avlanan balık)
                        • sazkayası [TUR10-0671700] (Kayalık bölgelerde yaşayan bir tür balık)
                        • plati [TUR10-0631370] (Genellikle akvaryumlarda yetişen, değişik renklerde, uzunluğu yaklaşık 5 cm olan bir tatlı su balığı)
                        • platerina [TUR10-1251490] (Gümüşbalığı)
                        • iskorpitgiller [TUR10-0380400] (Omurgalılardan, örnek hayvanı iskorpit olan, sırt yüzgeçleri zehirli bezlere bağlı güçlü dikenlerle donanmış, bütün denizlerde rastlanan balıklar sınıfı)
                          • iskorpit [TUR10-0380390] (İskorpitgillerden, iri başlı, yüzgeçlerinde yakıcı dikenleri bulunan, eti beğenilen bir balık)
                        • Apodes [TUR10-1208795] (Karın etrafında yüzgeç bulundurmayan balıkların ait olduğu biyolojik takım)
                    • cenin [TUR10-0135850] (Embriyonun, bütün organları belirdikten sonra aldığı ad)
                    • fetus [ENG31-01462432-n] (an unborn or unhatched vertebrate in the later stages of development showing the main recognizable features of the mature animal)
                    • Amphibia sınıfı [TUR10-1202970] (Omurgalılar dalından, kurbağa ve semenderleri içine alan, balıklarla sürüngenler arasında birçok karakterlere sahip, soğukkanlı, larvaları solungaçla, erginleri akciğerlerle solunum yapan, doğuran türleri de bulunan, bazıları zehirli, küçük boylu ve çıplak derili türleri içine alan bir sınıf)
                      • semender [TUR10-0659320] (Semendergillerden, uzun gövdeli, dört bacaklı, kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, birçok türü bulunan bir hayvan, Salamandra)
                      • salamander [ENG31-01631917-n] (any of various typically terrestrial amphibians that resemble lizards and that return to water only to breed)
                      • denizkızı [TUR10-0194160] (Solunumunu hem akciğer hem de solungaçlarıyla yapan, arka üyeleri olmayan, otçul amfibyumlar sınıfından bir hayvan)
                      • zırhlı başlılar [TUR10-0874920] (Omurgalı hayvanlardan amfibyumların bir takımı)
                      • ağaç kurbağası [TUR10-0011060] (Kurbağagillerden, boyu 3-5 cm olan, sırtı yaprak yeşili, ağaçlara tırmanan bir kurbağa türü)
                      • ayaksızlar [TUR10-0059750] (Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım)
                      • semendergiller [TUR10-0675890] (Omurgalı hayvanlardan amfibyumlar sınıfının, kuyruklu hayvanları içine alan bir familyası)
                      • kurbağa [TUR10-0491940] (Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan) frog [ENG31-01642406-n] (any of various tailless stout-bodied amphibians with long hind limbs for leaping)
                        • kuyruklu kurbağa [TUR10-0498660] (Yumurtadan yeni çıkmış ve evrim geçirmemiş yavru kurbağa)
                        • yeşilbağa [TUR10-0851670] (Yeşil renkli bir tür küçük kurbağa)
                        • kara kurbağası [TUR10-0416760] (Kurbağalardan, karalarda yaşayan, yumurtalarını suya bırakan amfibyum)
                        • kurbağacık [TUR10-0491980] (Kurbağa yavrusu, küçük kurbağa)
                        • otlu bağa [TUR10-0593860] (Siyah renkli kurbağa)
                        • frog [ENG31-01642406-n] (any of various tailless stout-bodied amphibians with long hind limbs for leaping)
                      • su keleri [TUR10-0711250] (Kurbağagillerden, durgun sularda ve karada yaşayan bir tür küçük hayvan)
                    • kaplumbağa [TUR10-0068070] (Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen hayvan) tortoise [ENG31-01672733-n] (usually herbivorous land turtles having clawed elephant-like limbs)
                      • deniz kaplumbağası [TUR10-0194110] (Denizlerde yaşayan ve ayaklarını yüzgeç gibi kullanan bir deniz hayvanı) sea turtle [ENG31-01666042-n] (any of various large turtles with limbs modified into flippers)
                        • Caretta caretta [TUR10-1203090] (Very large carnivorous sea turtle; wide ranging in warm open seas)
                        • loggerhead [ENG31-01666706-n] (very large carnivorous sea turtle)
                    • kertenkele [TUR10-0244540] (Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan) lizard [ENG31-01677105-n] (relatively long-bodied reptile with usually two pairs of legs and a tapering tail)
                      • yalıngöz [TUR10-0829010] (Bir tür kertenkele)
                      • yeşilkertenkele [TUR10-0851770] (Yeşil renkli kertenkele türü)
                      • iguana [TUR10-0362200] (İguanagillerden, 1-2 metre boyunda, Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, sırtında dikenli çıkıntılar bulunan, pullu, büyük sürüngen)
                      • common iguana [ENG31-01680007-n] (large herbivorous tropical American arboreal lizards with a spiny crest along the back)
                      • bukalemun [TUR10-0431990] (Bukalemungillerden, 20-30 cm boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü sürüngen türü)
                      • chameleon [ENG31-01696424-n] (lizard of Africa and Madagascar able to change skin color and having a projectile tongue)
                      • babaköş [TUR10-0066530] (Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele)
                      • bozumca [TUR10-0118290] (Kurşun renginde iri bir kertenkele)
                    • timsah [TUR10-1203230] (Sürüngenlerden, sıcak bölgelerin akarsularında yaşayan, kalın derili, uzun kuyruklu, iri bir hayvan)
                    • crocodile [ENG31-01699819-n] (large voracious aquatic reptile having a long snout with massive jaws and sharp teeth and a body covered with bony plates)
                    • dinozor [TUR10-0207650] (Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen)
                    • dinosaur [ENG31-01702472-n] (any of numerous extinct terrestrial reptiles of the Mesozoic era)
                    • dört ayaklı [TUR10-1205830] (Dört tane ayağı bulunan hayvan, nesne vb.)
                    • tetrapod [ENG31-02159384-n] (a vertebrate animal having four feet or legs or leglike appendages)
                    • dört ayaklı [TUR10-1205840] ()
                    • quadruped [ENG31-02159523-n] (an animal especially a mammal having four limbs specialized for walking)
                    • taşemengiller [TUR10-0749860] (Taşemenleri içine alan, yuvarlak ağızlı omurgalı hayvanlar familyası)
                      • taşemen [TUR10-0749850] (Taşemengillerden, suda yaşayan, çok ilkel yapılı omurgalı hayvan)
                    • kuşlar sınıfı [TUR10-1202190] (Omurgalı hayvanlardan vücutları tüylerle örtülü, yürekleri dört odalı, sıcakkanlı, gagaları olan, ön ayakları kanatlarla değişmiş, bazı kemiklerinin içi boş ve deri altında hava keseleri bulunan geniş bir sınıf)
                    • ağrıma asalakları [TUR10-0014390] (Omurgalılardan, alyuvar asalağı olarak yaşayan türlü biçimlerdeki sporlular topluluğu)
                    • sıçangiller [TUR10-0684140] (Omurgalı hayvanlardan, sıçanları ve sıçanımsıları içine alan geniş bir familya)
                    • sürüngen [TUR10-0718570] (Suda ve karada yaşayabilen yılan, kertenkele, kaplumbağa, timsah gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen omurgalı hayvan)
                    • reptile [ENG31-01663732-n] (any cold-blooded vertebrate of the class Reptilia including tortoises, turtles, snakes, lizards, alligators, crocodiles, and extinct forms)
                  • sınıf [TUR10-0687130] (Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü)
                    • kuşlar [TUR10-0497160] (Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı) Aves [ENG31-01504903-n] ((ornithology) the class of birds)
                      • çöl tavuğugiller [TUR10-0174620] (Omurgalılardan çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı kuşlar takımı)
                        • çöl tavuğu [TUR10-0174610] (Çöl tavuğugillerden, çöllerde yaşayan, uzun gövdeli, çarpık bacaklı, kanatları ve kuyrukları sivri, iyi uçan bir tür kuş)
                      • toygiller [TUR10-0784280] (Kuşlar sınıfının, örnek hayvanı toy olan bir takımı)
                        • toy [TUR10-0784200] (Toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş)
                      • uzun bacaklılar [TUR10-0805410] (Sulak yerlerde yaşayan, uzun bacaklı kuşlar takımı)
                      • yırtıcılar [TUR10-0855950] (Örnek hayvanı kartal veya baykuş olan, pençeli, eğri gagalı, etobur kuşlar takımı)
                        • yılancıl [TUR10-0854340] (En çok yılanla beslenen bir kuş)
                        • çaylak [TUR10-0155390] (Yırtıcılardan, uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları ve fare gibi zararlı hayvanları avlayan, tavuk büyüklüğünde bir kuş)
                        • kite [ENG31-01611073-n] (any of several small graceful hawks of the family Accipitridae having long pointed wings and feeding on insects and small animals)
                    • Archosauria altsınıfı [TUR10-1203200] (Yaşayan temsilcileri krokodiller ve kuşlardan oluşan bir diapsit amniyot grubu; arkozorlar)
                    • Archosauria [ENG31-01697900-n] (a large subclass of diapsid reptiles including: crocodiles)
                    • sürüngenler [TUR10-1203060] (Omurgalı hayvanlardan, kaplumbağalar, kertenkeleler, timsahlar ve yılanların dahil olduğu, vücutları pullarla ya da kemik plaklarla örtülü olan, soğukkanlı, suda ya da karada yaşayan, çoğunlukla yumurtlayan bazı türleri ovovivipar olan bir sınıf) Reptilia [ENG31-01663360-n] (class of cold-blooded air-breathing vertebrates with completely ossified skeleton and a body usually covered with scales or horny plates)
                      • yılan çıyan [TUR10-0854350] (Zehirli sürüngenler)
                      • kertenkeleler [TUR10-0442930] (Kertenkeleleri, bukalemun ve iguanaları içine alan dört ayaklı sürüngenler takımı)
                      • çıngıraklı yılangiller [TUR10-0164520] (Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren bir familya)
                      • kaplumbağalar [TUR10-0414240] (Sürüngenlerden, kara ve deniz kaplumbağalarının türlü cinslerini içine alan takım)
                        • deniz kaplumbağaları [TUR10-0194100] (Denizde yaşayan, ayakları yüzgeç biçimindeki kaplumbağalar)
                      • keler [TUR10-0439100] (Sürüngenler sınıfının kelerler takımından olan hayvanların genel adı)
                        • sırtar [TUR10-0689180] (Bir keler türü)
                      • skinkgiller [TUR10-0698050] (Omurgalı hayvanların sürüngenler sınıfından, üzerleri pullarla örtülü, küçük vücutlu hayvanları içine alan bir familya)
                        • skink [TUR10-1137880] (Skinkgillerden, çöl bölgelerinde, kurak bölgelerde yaşayan bir sürüngen türü)
                    • Chelicerata üstsınıfı [TUR10-1203550] (Eklembacaklıların vücutları gnathostoma ve idiosoma olmak üzere iki kısımdan oluşan, kapitulumda üç eklemli bir çift keliser ve birkaç eklemden oluşmuş pedipalpleri bulunan, karada yaşayan türleri trake solunumu yapan, solunum sistemi olmayan türlerde deri solunumu görülen, erkek ve dişi genital organları ayrı bireylerde bulunan bir alt filumu; keliserliler)
                    • Chelicerata [ENG31-01771043-n] (spiders)
                    • Araneae [TUR10-1203590] (Eklembacaklılar sınıfına ait bir takım)
                    • Chelicerata [ENG31-01771043-n] (spiders)
                    • Arachnida sınıfı [TUR10-1203560] (Araneae, Acarina ve Scorpionida olmak üzere üç takımı içeren eklem bacaklı sınıfı)
                    • Arachnida [ENG31-01771610-n] (a large class of arthropods including spiders and ticks and scorpions and daddy longlegs)
                    • kemikli balıklar [TUR10-1208660] (Balıkların tükel ağızlılar alt sınıfından, iskeletleri az çok kemikleşmiş, vücutlarında daima deriye gömülü olarak kozmoyit, sikloyit, ktenoyit veya ganoyit pullar bulunan, hem çift hem de tek yüzgeçlere sahip bir takım) Osteichthyes [ENG31-02517206-n] (a class of fish having a skeleton composed of bone in addition to cartilage)
                      • kaya balığıgiller [TUR10-0431840] (Kemikli balıklardan, küçük boyda iri başlı, yüzgeçleri karın üzerinde tekerlek biçiminde olan bir familya)
                        • akınkayası [TUR10-0018690] (Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir balık türü)
                        • üzgün balığı [TUR10-0811810] (Kaya balığıgillerden, kemikli, küçük bir balık)
                      • gümüş balığıgiller [TUR10-0314620] (Kemikli balıklar takımının, örnek hayvanı gümüş balığı olan bir familyası)
                        • gümüş balığı [TUR10-0314610] (Gümüş balığıgillerden, gümüş renginde bir deniz balığı)
                      • papaz balığıgiller [TUR10-0613200] (Ilıman denizlerde yaşayan kemikli balıklar familyası)
                      • izmaritgiller [TUR10-0390570] (Örnek hayvanı izmarit olan kemikli balıklar familyası)
                        • çitari [TUR10-0170050] (İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık)
                        • ispari [TUR10-0380960] (İzmaritgillerden, kurşun renginde bir balık)
                        • istrongilos [TUR10-0383830] (İzmaritgillerden, Akdeniz'de yaşayan, eti lezzetli bir balık)
                        • izmarit [TUR10-0390550] (İzmaritgillerden, pullu ve kılçıklı bir çeşit küçük balık)
                          • sırtar balığı [TUR10-0689190] (Göl izmariti)
                        • karagöz [TUR10-0416000] (İzmaritgillerden, 25-30 cm uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık)
                        • kupes [TUR10-0491380] (İzmaritgillerden, ılıman denizlerde yaşayan bir balık)
                        • melanurya [TUR10-0533510] (İzmaritgillerden, gümüş renkli, eti kılçıklı bir Akdeniz balığı)
                        • mercan balığı [TUR10-0536070] (İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık)
                          • fangri [TUR10-0264160] (Mercan türünden bir balık)
                        • sarıgöz [TUR10-0666040] (İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık)
                        • sinarit [TUR10-0694050] (İzmaritgillerden, Akdeniz'de yaşayan, pullu, eti beğenilen bir balık)
                        • scup [ENG31-07806222-n] (flesh of fish found in colder waters of northern Atlantic coast of the United States)
                        • trança [TUR10-0785950] (İzmaritgillerden, özellikle sıcak denizlerde yaşayan, pullu, esmer renkli, beyaz etli, kemikli bir balık)
                        • sarpa [TUR10-0667530] (İzmaritlerden, boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı)
                      • fener balığıgiller [TUR10-0267750] (Kemikli balıklar takımının, vücutları basık, derileri çıplak, ağızları çok büyük olan, derin denizlerde yaşayan balıklar familyası)
                      • çotiragiller [TUR10-0173730] (Örnek hayvanı çotira olan kemikli balıklar familyası)
                      • gölge balığıgiller [TUR10-0302970] (Örnek hayvanı gölge balığı olan kemikli balıklar takımı)
                      • hanigiller [TUR10-1208990] (Kemikli balıklar takımının dikenli yüzgeçliler alt takımından, çoğu denizde yaşayan yaklaşık 550 türü olan familya) Serranidae [ENG31-02568359-n] (marine fishes: sea basses)
                        • berber balığı [TUR10-0094280] (Hanigillerden, kuyruğunun çatalı çok uzun olan, Akdeniz'de yaşayan, eti yenilen bir balık)
                        • lahos [TUR10-0505770] (Hanigillerden, Akdeniz ve Ege'de yaşayan lezzetli bir balık)
                        • orfoz [TUR10-0590150] (Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir balık türü)
                        • sarıhani [TUR10-0666070] (Hanigillerden, uzunluğu 25 cm kadar olan bir Akdeniz balığı)
                        • yazılı hani [TUR10-0844560] (Hanigillerden, uzunluğu 20-30 cm olan, Akdeniz'de yaşayan, eti yenen bir balık)
                        • lakoz [TUR10-0506320] (Hanigiller familyasından yuvarlak kuyruğu bulunan bir balık türü)
                      • pisi balığı [TUR10-0628930] (Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü, esmer renkli, yassı bir tür balık Limanda limanda)
                      • lapinagiller [TUR10-0507320] (Kemikli balıklar takımına giren bir familya)
                        • gün balığı [TUR10-0315180] (Lapinagillerden, kırmızı renkli, siyah benekli bir balık)
                        • kikla [TUR10-0460380] (Lapinagillerden, güzel renkli, 50 cm uzunluğunda bir balık)
                        • lapina [TUR10-0507310] (Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık)
                        • ördek balığı [TUR10-0604440] (Lapinagillerden, Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan, 25-35 cm uzunluğunda, çeşitli ve güzel renkleri olan bir balık)
                        • çurçur [TUR10-0176650] (Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı Crenilabrus)
                      • dülger balığı [TUR10-0625840] (Kemikli balıklar takımından, başı büyük, ağzı geniş, vücudu yassı ve söbe, üstü dikenli pullarla kaplı bir balık)
                      • dil balığı [TUR10-0204990] (Kemikli balıklar takımından, pullu, 50 cm büyüklüğünde, yassı bir balık)
                      • dikenli yüzgeçliler [TUR10-1208930] (Kemikli balıklar takımının bir alt familyası) Acanthopterygii [ENG31-02554455-n] (teleost fishes having fins with sharp bony rays)
                        • yan yüzergiller [TUR10-0832950] (Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya)
                          • kalkan balığı [TUR10-0404390] (Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık) turbot [ENG31-07807015-n] (flesh of a large European flatfish)
                            • çivisiz kalkan [TUR10-0170590] (Vücudunda çivi yerine benekleri bulunan, eti çok lezzetli kalkan balığı cinsi)
                            • parpa [TUR10-0616290] (Kalkan balığının yavrusu)
                        • barbunyagiller [TUR10-0077250] (Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren, vücutları iri pullarla kaplı, barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya)
                      • kılıç balığıgiller [TUR10-0448110] (Her türlü kılıç balığı olan, dişsiz ve pulsuz kemikli balıklar familyası)
                      • kağıt balığıgiller [TUR10-0398610] (Kemikli balıklardan, örnek hayvanı kâğıt balığı olan, ince gövdeli, gümüşi renkli balık familyası)
                        • kâğıt balığı [TUR10-0398600] (Kâğıt balığıgillerden, gövdesi kâğıt gibi ince ve saydam, üzerinde üç siyah benek bulunan kemikli bir balık)
                        • kayış balığı [TUR10-0433330] (Kâğıt balığıgillerden, Kuzey Avrupa denizleriyle Akdeniz'in derinliklerinde yaşayan kemikli bir balık)
                      • kırlangıç balığıgiller [TUR10-0452110] (Kemikli balıklar takımının dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya)
                        • kırlangıç balığı [TUR10-0452100] (Kırlangıç balığıgillerden, yüzgeçleri geniş ve uzun, eti beyaz, kırmızı renkli bir balık)
                          • derviş [TUR10-0197720] (Kırlangıç balığının pek küçüğü)
                      • levrekgiller [TUR10-0510450] (Kemikli balıklardan, bir bölümü tatlı sularda yaşayan, yüzgeçleri dikenli bir familya)
                        • sudak [TUR10-0710870] (Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık)
                        • çarpan balığı [TUR10-0785850] (Levrekgillerden, yüzgeçleri dikenli ve zehirli, eti sevilen bir balık)
                          • barsam [TUR10-0078340] (Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeşit çarpan balığı)
                        • levrek [TUR10-0510440] (Levrekgillerden, eti beyaz, üzeri pullu iri bir balık) sea bass [ENG31-07793921-n] (the lean flesh of a saltwater fish of the family Serranidae)
                          • tatlı su levreği [TUR10-0019570] (Akarsularda, göllerde yaşayan, iki sırtı yüzgeçli, beyaz etli bir balık)
                          • kurbağa balığı [TUR10-0491960] (Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan kemikli balık)
                          • uzun levrek [TUR10-0805660] (Kemirici balıklar takımından, 50-100 cm boyunda, Avrupa tatlı sularında yaşayan etçil ve yırtıcı bir balık)
                          • perki [TUR10-0624280] (Tatlı su levreği)
                        • ispendek [TUR10-0381150] (Levrek balığının küçüğü)
                      • yayın balığıgiller [TUR10-0843190] (Örnek hayvanı yayın balığı olan, Amerika, Afrika ve Asya'nın tatlı sularında yaşayan bir familya)
                        • yayın balığı [TUR10-0843180] (Yayın balığıgillerden, başı büyük, ağzı geniş, derisi pulsuz, vücudu uzun, lezzetli, iri bir tür tatlı su balığı)
                        • zırhlı yayın [TUR10-0874910] (Kemikli balıklar takımının yayın balığıgiller familyasından bir balık türü)
                      • dikenli balıkgiller [TUR10-0203490] (Balıklar sınıfının kemikli balıklar takımına giren bir familya)
                        • dikence [TUR10-0203360] (Dikenli balıkgillerden, tatlı su balıklarının küçük bir türü)
                        • dikenli balık [TUR10-0203480] (Dikenli balıkgillerden, tatlı sularda yaşayan, göğüs veya karın yüzgeçleri dikenlerden oluşmuş küçük bir balık)
                    • takım [TUR10-0739660] (Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik)
                      • bitki takımı [TUR10-1233470] (Bitkilerin sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasında bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik) plant order [ENG31-11555128-n] (the order of plants)
                        • Graminales [TUR10-1234330] (Buğdaygilleri de içine alan bir çiçekli bitki takımı)
                        • Graminales [ENG31-12120899-n] (grasses)
                        • Malvales takımı [TUR10-1234380] (Ebegümecigilleri de içine alan bir çiçekli bitki takımı)
                        • Malvales [ENG31-12190043-n] (Malvaceae)
                        • Parietales [TUR10-1234750] ()
                        • Parietales [ENG31-12379543-n] (a large order of dicotyledonous plants of subclass Dilleniidae)
                        • Urticales takımı [TUR10-1234790] (Kendirgilleri de içine alan bir çiçekli bitki takımı)
                        • Urticales [ENG31-12411994-n] (an order of dicotyledonous plants including Moraceae and Urticaceae and Ulmaceae)
                        • Palmales takımı [TUR10-1234940] (Palmiyegilleri de içine alan bir çiçekli bitki takımı)
                        • Palmales [ENG31-12601978-n] (coextensive with the family Palmae: palms)
                        • Rosales takımı [TUR10-1234990] (Dokuz familya içeren bir çiçekli bitki takımı, güller)
                        • Rosales [ENG31-12639703-n] (in some classifications this category does not include Leguminosae)
                        • fundalar [TUR10-0280540] (Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı)
                          • fulya balığıgiller [TUR10-0280510] (Örnek hayvanı fulya balığı olan omurgalı hayvanlar sınıfı)
                            • fulya balığı [TUR10-0280500] (Fulya balığıgillerden, yan kanatları çok geniş, kuyruğu testere gibi dişli bir balık türü)
                      • aile [TUR10-0265480] (Birçok ortak özellikleri sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu) family [ENG31-08124465-n] ((biology) a taxonomic group containing one or more genera)
                        • bitki familyası [TUR10-1234000] (Bitkilerin sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği birlik anlamında kulandan bir terim) plant family [ENG31-11765052-n] (a family of plants)
                          • gymnosperm familyası [TUR10-1233500] (Açık tohumlu bitki familyalarının genel adı)
                          • gymnosperm family [ENG31-11574214-n] (a family of gymnosperms)
                          • dicot familyası [TUR10-1233540] (Çift çenekli bitki familyalarının genel adı) dicot family [ENG31-11583198-n] (family of flowering plants having two cotyledons (embryonic leaves) in the seed which usually appear at germination)
                            • Aceraceae familyası [TUR10-1235270] (Akçaağaçgiller familyası)
                            • Aceraceae [ENG31-12772583-n] (a family of trees and shrubs of order Sapindales including the maples)
                            • Meliaceae familyası [TUR10-1235200] (Tespih ağacıgiller)
                            • Meliaceae [ENG31-12715468-n] (tropical trees and shrubs including many important timber and ornamental trees)
                            • akçaağaçgiller [TUR10-0017620] (İki çeneklilerden, örneği akçaağaç olan bir bitki familyası)
                              • Acer cinsi [TUR10-1235280] (Akçaağaçgiller familyasından, yaprak döken, ülkemizde 10 kadar türü bulunan, ağaç ve ağaççık şeklindeki bitkiler)
                              • Acer [ENG31-12772799-n] (type genus of the Aceraceae)
                            • çobanpüskülügiller [TUR10-0171620] (İki çeneklilerden, örnek bitkisi çobanpüskülü olan bitki familyası)
                              • çobanpüskülü [TUR10-0171610] (Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi)
                              • Ilex [ENG31-12777622-n] (a large genus of dicotyledonous trees and shrubs of the family Aquifoliaceae that have small flowers and berries (including hollies))
                            • yabani kimyongiller [TUR10-0823200] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, yabani kimyon, peygamber ağacı vb. bitkileri içine alan bir familya)
                              • yabani kimyon [TUR10-0823190] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, Doğu Anadolu'da yetişen, beyaz veya turuncu çiçekli, çok yıllık, otsu bir bitki)
                          • açık tohumlular [TUR10-1233640] (Tohumları kozalak pulları üzerinde açık olarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrıldığı iki büyük daldan biri) Gymnospermae [ENG31-11615763-n] (plants having naked seeds not enclosed in an ovary)
                            • Cupressaceae familyası [TUR10-1233720] (Servigiller)
                            • Cupressaceae [ENG31-11649952-n] (cypresses and junipers and many cedars)
                            • porsukgiller [TUR10-0633320] (Açık tohumlulardan, örneği porsuk ağacı olan bir familya) Taxaceae [ENG31-11681430-n] (sometimes classified as member of order Taxales)
                              • porsuk ağacı [TUR10-0633310] (Porsukgillerden, yaprakları iğne biçiminde, kışın yapraklarını dökmeyen bir orman ve süs ağacı)
                              • yew [ENG31-11681823-n] (any of numerous evergreen trees or shrubs having red cup-shaped berries and flattened needlelike leaves)
                              • sekoya [TUR10-0674330] (Kozalaklıların porsukgiller familyasından, Kaliforniya'da yetişen, 100-130 metre boyunda, büyük bir orman ağacı)
                              • sequoia [ENG31-11661096-n] (either of two huge coniferous California trees that reach a height of 300 feet)
                          • kapalı tohumlular [TUR10-0412040] (Açık tohumlularla tohumlu bitkileri içine alan bitkiler âleminin bir alt şubesi)
                          • Angiospermae [ENG31-11685380-n] (comprising flowering plants that produce seeds enclosed in an ovary)
                          • Antep fıstığıgiller [TUR10-0039070] (Ayrı taç yapraklılardan, tipik örneği Antep fıstığı ağacı olan bir familya)
                          • sinekkapangiller [TUR10-0694320] (Sıcak ve ılıman bölgelerde, özellikle bataklıklarda böcekle beslenen bitkileri içine alan bir bitki familyası)
                          • taşkırangiller [TUR10-0750480] (Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi taşkıran otu olan bir familya)
                            • Acem lalesi [TUR10-0002330] (Taşkırangillerden, turuncu ve sarı renkte çiçekli, yıllık ve çok yıllık türleri olan, tohumla saksıda ve tarlada üretilebilen bir süs bitkisi)
                            • Bektaşi üzümü [TUR10-0090040] (Taşkırangillerden bir çalı)
                            • Frenk üzümü [TUR10-0279910] (Taşkırangillerden bir çalı)
                            • ful [TUR10-0280420] (Taşkırangillerden, birçok türleri bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği)
                            • ortanca [TUR10-0592470] (Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi)
                            • taşkıran otu [TUR10-0750460] (Taşkırangillerden, bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, saplarının parçalanmasıyla üreyen bir bitki)
                            • taşkıran çiçeği [TUR10-0750470] (Taşkırangillerden, 2500 metreden yukarı yerlerde sert kayaları yarıp yetişen bir çiçek)
                          • gebre otugiller [TUR10-0286250] (Gebre otu vb. bitkileri kapsayan familya)
                          • gecesefasıgiller [TUR10-0286650] (Örnek bitkisi gecesefası olan bir bitki)
                          • ekşi yoncagiller [TUR10-0240610] (İki çeneklilerden yapraklarında kuzukulağı asidi bulunan bir bitki familyası)
                            • ekşi yonca [TUR10-0240600] (Ekşi yoncagillerden, çok yıllık otsu bitki)
                          • erguvangiller [TUR10-0250150] (Almaşık yapraklı ağaç familyası)
                          • cevizgiller [TUR10-0137600] (Örneği ceviz olan, taçsız iki çeneklilerden bir bitki familyası)
                            • ceviz [TUR10-0479730] (Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi)
                              • müskat [TUR10-0564200] (Özellikle et yemekleri ile çorbalarda kullanılan küçük Hindistan cevizi)
                          • çan çiçeğigiller [TUR10-0149690] (Bitişik taç yapraklılardan, örneği çan çiçeği olan bir bitki familyası)
                          • çınargiller [TUR10-0164350] (Örneği çınar olan bitki familyası)
                          • karaağaçgiller [TUR10-0415180] (İki çeneklilerden, yaprakları dişli, çiçekleri demet durumunda ve meyveleri kapçık meyve olan, karaağaç, çitlembik vb. cinsleri içine alan bitki familyası)
                            • karaağaç [TUR10-0415170] (Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç)
                            • elm [ENG31-12426219-n] (any of various trees of the genus Ulmus: important timber or shade trees)
                          • tespih ağacıgiller [TUR10-0769670] (İki çeneklilerden, tespih ağacı ve maun ağacı ile benzer cinsleri içine alan bir bitki familyası)
                            • maun [TUR10-0017080] (Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı)
                            • mahogany [ENG31-12715905-n] (any of various tropical timber trees of the family Meliaceae especially the genus Swietinia valued for their hard yellowish- to reddish-brown wood that is readily worked and takes a high polish)
                          • kara yosunları [TUR10-0418730] (Çiçeksiz bitkiler sınıfından, nemli yerlerde yetişen, birleşim veya spor verme yoluyla üreyen, pek çok türleri bulunan bir bitki familyası)
                            • kara yosunu [TUR10-0763900] (Çayır ve ormanlarda yumuşak bir bitki oluşturan çiçeksiz bitki)
                            • yapraklı kara yosunları [TUR10-0834940] (Kayaların, ağaç kabuklarının yüzünde halı tüyleri gibi sık biten kara yosunları)
                        • enterik bakteri [TUR10-1201790] (Bağırsakta bulunan bakteri)
                        • Pseudomonodaceae [ENG31-01363353-n] (rod-shaped Gram-negative bacteria)
                        • Enterobacteriaceae familyası [TUR10-1201780] (Bağırsak florasında bulunan, Salmonella ve Escherichia coli gibi ünlü patojenleri içeren, gram-negatif, çomak biçimli bir bakteri alesi)
                        • Enterobacteriaceae [ENG31-01370071-n] (a large family of Gram-negative rod-shaped bacteria of the order Eubacteriales)
                        • Struthionidae [TUR10-1202320] (Kuşlar sınıfının gerçek deve kuşları takımından, uzun boylu ve az tüylü, bacakları yüksek ve iki parmaklı, hızlı koşan, kanatları küçük olup uçmaya elverişli olmayan türlere sahip bir familya; gerçek deve kuşugiller)
                        • Struthionidae [ENG31-01521205-n] (tall terrestrial birds: ostriches)
                        • ispinozgiller [TUR10-1202450] (Kuşlar sınıfının, ötücü kuşlar takımının gagaları daima küçük ve koni biçiminde, kuyrukları düz ya da girintili, 5000 kadar türü olan göçmen bir familyası) Fringillidae [ENG31-01531677-n] (finches: goldfinches)
                          • kardinal kuşu [TUR10-0419420] (İspinozgillerden, parlak, kırmızı renkli, iri gagalı, tepelikli, ötücü bir kuş türü)
                          • keten kuşu [TUR10-0446480] (İspinozgillerden, güzel sesli, 13 cm uzunluğunda tarla ve çalılıklarda yaşayan bir kuş)
                          • kocabaş [TUR10-0277110] (İspinozgillerden, 18 cm uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir kuş türü)
                          • florya [TUR10-0847480] (İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, güzel ötüşlü bir kuş)
                          • dağ ispinozu [TUR10-0178430] (Sırtı kara benekli, karnı beyaz, erkeğinin gerdanı portakal renginde, ağaçlık yerlerde yaşayan ispinozgillerden bir kuş)
                        • Turdidae [TUR10-1202500] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının öz ötücüler üst familyasından, oldukça iri yapılı, gagaları hafifçe yay gibi, göçücü türleri olan bir familya; ardıç kuşugiller)
                        • Turdidae [ENG31-01559312-n] (thrushes)
                        • Icteridae familyası [TUR10-1202540] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının öz ötücüler üst familyasından, gagaları koni biçiminde, kuyrukları uzun ve yuvarlak, 110 kadar türü ola bir familya; Amerika sarıasmasıgiller)
                        • Icteridae [ENG31-01574219-n] (American orioles)
                        • kargagiller [TUR10-1202580] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımından yaklaşık 200 kadar türü olan, iri yapılı, kaide kısmı kıllı, kuvvetli ve kalın bir gagaya sahip, büyük ve kuvvetli ayakları olan, toplu halde yaşayan ve bazı türleri göçücü olan bir familya) Corvidae [ENG31-01580982-n] (crow)
                          • leş kargası [TUR10-0510070] (Kargagillerden, Avrupa ve Asya'da orman, çayır ve bahçelerde yaşayan, başı kara, vücudu kül rengi bir kuş)
                          • ekin kargası [TUR10-0238480] (Tüyleri parlak, kara ve erguvani parıltılı bir tür karga)
                        • Troglodytidae familyası [TUR10-1202670] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımından, gagaları ince, hafif kıvrık, dibi kılsız, burun delikleri çıplak, kanatları kısa ve küt olan bir familya; çit kuşugiller)
                        • Troglodytidae [ENG31-01586645-n] (wrens)
                        • Sittidae familyası [TUR10-1202700] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının, küçük ve tıknaz yapılı, gagaları düz ya da yukarı kıvrık, kuyrukları kara, böcek ve tanelerle beslenen familya)
                        • Sittidae [ENG31-01593084-n] (nuthatches)
                        • baştankaragiller [TUR10-1202710] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımından, ufak yapılı, zayıf gagalı, 100 kadar türü bulunan familya)
                        • Paridae [ENG31-01594131-n] (titmice and chickadees)
                        • Accipitridae familyası [TUR10-1202800] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımının iki önemli ana familyasından, güçlü ve kıvrımlı gagaları olan bir familya; atmacagiller)
                        • Accipitridae [ENG31-01607760-n] (hawks)
                        • kartalgiller [TUR10-1202870] (Kuşlar sınıfının kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımından, yarık gagalı, çeşitli büyüklükte ve kuvvetli kuşları içine alan bir familya) Falconidae [ENG31-01613399-n] (a family of birds of the order Falconiformes)
                          • kerkenez [TUR10-0442670] (Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 cm uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş)
                          • delice doğan [TUR10-0190240] (Kartallar takımının kartalgiller familyasından bir kuş türü)
                        • baykuşgiller [TUR10-1202910] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının gece yırtıcı kuşları alt takımından, gece faal olan bir familya) Strigidae [ENG31-01624355-n] (a family of nocturnal birds of the order Strigiformes)
                          • kukumav kuşu [TUR10-0488440] (Baykuşgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, kahverengi tüylerinin üzerinde beyaz benekleri olan, başını 180 derece çevirebilen bir baykuş türü)
                          • puhu [TUR10-0637830] (Baykuşgillerden, orman, dağ ve kayalıklarda yaşayan, uzunluğu 65 cm, sırtı koyu kahverengi bir kuş türü)
                        • Tytonidae familyası [TUR10-1202940] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının gece yırtıcıları alt takımından, parmakları çıplak, gagalarının dibi düz olan, peçeli baykuş türü iyi bilinen bir familya; peçeli baykuşgiller)
                        • Tytonidae [ENG31-01627916-n] (comprising only the barn owls)
                        • Ranidae familyası [TUR10-1203010] (İki yaşamlılar sınıfının kuyruksuz iki yaşamlılar takımının çift obruklular alt takımından, dişleri olan, Avrupa, Asya ve Afrika'da ılık ve tropik bölgelerde yaşayan, yeşil su kurbağası, göl kurbağası türleri iyi bilinen bir familya, gerçek su kurbağasıgiller)
                        • Ranidae [ENG31-01643024-n] (a family nearly cosmopolitan in distribution: true frogs)
                        • bukalemungiller [TUR10-1203180] (Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası)
                        • Chamaeleontidae [ENG31-01696113-n] (Old World chameleons)
                        • Crocodylidae familyası [TUR10-1203220] (Sürüngenler sınıfının timsahlar takımından, bacakları çok kuvvetli, suda yaşayan, insanlar için çok tehlikeli türleri olan bir familya; timsahgiller)
                        • Crocodylidae [ENG31-01699490-n] (true crocodiles)
                        • boagiller [TUR10-1203380] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımının yılanlar alt takımının boalar bölümünden, genellikle çok uzun ve iri, zehirsiz, sıcakkanlı hayvanları ezerek yiyen türlere sahip bir familya)
                        • Boidae [ENG31-01744385-n] (boas and pythons)
                        • Pythoninae altfamilyası [TUR10-1203410] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımından yılanlar alt takımının boalar bölümünden, büyük ve zehirsiz türleri içine alan bir familya; pitongiller)
                        • Pythoninae [ENG31-01745864-n] (Old World boas: pythons)
                        • kobragiller [TUR10-1203430] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımının yılanlar alt takımının su yılanları bölümünün, önde oyuklular grubundan, sıcak bölgelerde yaşayan ve zehirli türleri olan bir familya)
                        • Elapidae [ENG31-01747298-n] (cobras)
                        • engerekgiller [TUR10-1203460] (Sürüngenler sınıfının pullu sürüngenler takımının yılanlar alt takımının oluklu zehir dişliler bölümünden, başları üçgen biçiminde, kuyrukları kısa, doğurarak çoğalan, çok zehirli bir familya) Viperidae [ENG31-01754620-n] (Old World vipers)
                          • sağır yılan [TUR10-0655660] (Engerekgillerden, genellikle dağlık yerlerde yaşayan, 65-75 cm uzunlukta, çok zehirli bir tür yılan)
                        • Tetraonidae familyası [TUR10-1203680] (Kuşlar sınıfının tavuksular takımının tavuklar alt takımından, bacakları ve boyunları kısa türleri olan bir familya, orman tavuğugiller)
                        • Tetraonidae [ENG31-01797454-n] (grouse)
                        • papağangiller [TUR10-1203780] (Kuşlar sınıfının guguksular takımının papağanlar alt takımından, dilleri düz olan, canlı renkli, seslerini insan konuşmalarına benzeten, sıcak ülkelerde yaşayan kuşları içine alan bir familya) Psittacidae [ENG31-01820065-n] (coextensive with the order Psittaciformes)
                          • muhabbet kuşu [TUR10-0552780] (Papağangillerden, asıl yurdu Avustralya olan, yurdumuzda da kafeslerde üretilen, basit bazı sesleri ve kelimeleri taklit edebilen, eşine çok düşkün, sarı, yeşil ve kül rengi tüylü, uzun ve sivri kuyruklu bir kuş)
                        • yalıçapkınıgiller [TUR10-1203840] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının gökkuzgunlar alt takımından, başları büyük, gagaları uzun ve kanatları kısa, Afrika, Güney Avrupa ve Ön Asya'da su kenarlarında yaşayan bir familya) Alcedinidae [ENG31-01829639-n] (kingfishers)
                          • yalıçapkını [TUR10-0828840] (Yalıçapkınıgillerden, su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş)
                        • Upupidae familyası [TUR10-1203870] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının gökkuzgunlar alt takımından, gagaları uzun ve hafifçe yay biçiminde, kanatları kısa, Avrupa, Asya ve Afrika'da yaşayan bir familya; çavuşkuşugiller)
                        • Upupidae [ENG31-01832243-n] (hoopoes)
                        • Apodidae familyası [TUR10-1203900] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının sağanlar alt takımından, tırnakları sivri ve kuvvetli, kanatları ince ve uzun, hızlı uçan, Palearktik bölgede yaşayan bir familya; sağangiller)
                        • Apodiformes [ENG31-01834160-n] (swifts)
                        • kolibrigiller [TUR10-1203920] (Gökkuzgunumsular takımının sağanlar alt takımından, Güney ve Orta Amerika'da yaşayan, uçarken arı gibi vızıltılı bir ses çıkaran, gagaları çiçeklerden nektar emmeyi sağlayacak şekilde çok ince ve çok uzun olan, kuyruk tüylerinden bazıları uzun, parlak renkli, 400 kadar türü bulunan bir familya) Trochilidae [ENG31-01836260-n] (hummingbirds)
                          • kolibri [TUR10-0468830] (Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş)
                        • Picidae familyası [TUR10-1203970] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımından, kama biçiminde gagalı, sert kuyruklu, böceklerle beslenen bir familya; ağaçkakangiller)
                        • Piciformes [ENG31-01840387-n] (woodpeckers)
                        • Ramphastidae [TUR10-1204000] (Kuşlar sınıfının guguksular takımının ağaçkakanlar alt takımından, gagaları çok iri, kanatları yuvarlak, kuyrukları büyük, ayakları tırmanmaya elverişli, Güney Amerika'da yaşayan, arakahi ve tukan türleri iyi bilinen bir familya; tukangiller)
                        • Ramphastidae [ENG31-01845879-n] (toucans)
                        • ördekgiller [TUR10-1204060] (Kuşlar sınıfının kazlar takımından, gagalarının kenarları düz, bacakları kısa, burunları iyi gelişmiş, büyük sürüler halinde deniz, ırmak ve göl kenarlarında yaşayan, iyi yüzen göçmen türlere sahip bir familya) Anatidae [ENG31-01848268-n] (swimming birds having heavy short-legged bodies and bills with a horny tip: swans)
                          • angut [TUR10-0036640] (Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu)
                          • yaban ördeği [TUR10-0823450] (Ördekgillerden, evcil ördeğe benzeyen, yeşil boyunlu bir tür ördek)
                            • kepçeburun [TUR10-0441850] (Bir tür yaban ördeği)
                          • dikkuyruk [TUR10-0204230] (Kuşlar sınıfının kazlar takımının ördekgiller familyasından göl ve deniz kenarlarında yaşayan, su bitkileri, böcek ve balıklar ile beslenen bir tür; akbaş ördek)
                        • Ornithorhynchidae familyası [TUR10-1204190] (Memeliler sınıfının tek delikliler takımından, yapıları köstebeğe benzeyen, yumuşak tüylü, ağızları ördek gagası gibi olan bir familya; gagalı memeligiller)
                        • Ornithorhynchidae [ENG31-01875648-n] (platypus)
                        • kangurugiller [TUR10-1204270] (Memeliler sınıfının, keseli memeliler takımının, iki ön dişliler alt takımından, başları küçük, ön bacakları kısa, art bacakları uzun, kuvvetli ve sıçramaya elverişli, kuyruklan uzun ve kıllı, tüyleri toprak renginde, sürüler halinde gezen, ses çıkarmayan bir familya)
                        • Macropodidae [ENG31-01879484-n] (kangaroos)
                        • kirpigiller [TUR10-1204370] (Memeliler sınıfının böcekçiller takımından, sırtları dikenli, bazıları tehlike halinde kıvrılarak kendini koruyan, etçil ve otçul türleri olan bir familya)
                        • Erinaceidae [ENG31-01896176-n] (true hedgehogs)
                        • Octopodidae familyası [TUR10-1204840] (Çok hücrelilerin yumuşakçalar dalının, kafadan ayaklılar sınıfından, bilinen ahtapot cinslerinin çoğunu içeren familya)
                        • Octopodidae [ENG31-01972534-n] (a family of Octopoda)
                        • leylekgiller [TUR10-1204990] (Kuşlar sınıfının leyleksiler takımından, boyları, bacakları ve kanatları çok uzun olan, sulak yerlerde yaşayan türleri içine alan bir familya) Ciconiidae [ENG31-02004475-n] (storks)
                          • karaleylek [TUR10-0417050] (Leylekgillerden, gagası aşağı doğru kıvrık, tüyleri kara, uzun bacaklı bir kuş)
                          • kelaynak [TUR10-0438680] (Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, soyu tükenme tehlikesi altında olan, uzun gagalı bir kuş)
                        • Threskiornithidae [TUR10-1205020] (Karada ve sulak alanlarda yaşayan kuşları kapsayan biyolojik familya)
                        • Threskiornithidae [ENG31-02008252-n] (ibises)
                        • flamangiller [TUR10-1205030] (Kuşlar sınıfının leyleksiler takımından, gagalarının ucu bükük, boyunları ve bacakları çok uzun, ayakları perdeli olan, bataklık yerlerde yaşayan türleri olan bir familya; flamingogiller)
                        • Phoenicopteridae [ENG31-02010076-n] (flamingos)
                        • balıkçılgiller [TUR10-1205040] (Kuşlar sınıfının leyleksiler takımından, çoğunlukla uzun bacaklı ve uzun gagalı, çoğunlukla ense kısımlarında tüy bulunan familya) Ardeidae [ENG31-02010375-n] (herons)
                          • alacabalıkçıl [TUR10-0023310] (Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 cm, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir kuş türü)
                        • martıgiller [TUR10-1205130] (Kuşlar sınıfının yağmur kuşları takımının martılar alt takımından kırlangıç ve güvercine benzeyen, kanatları sivri ve uzun, genellikle kuyrukları çatallı türleri olan bir familya)
                        • Laridae [ENG31-02043526-n] (gull family: gulls and terns)
                        • karabatakgiller [TUR10-1205170] (Kuşlar sınıfının kürek ayaklılar takımından, gagaları sivri ve çengel uçlu türleri olan bir familya)
                        • Phalacrocoracidae [ENG31-02056374-n] (cormorants)
                        • penguengiller [TUR10-1205200] (Kuşlar sınıfının penguenler takımından, kanatları yüzgece benzeyen ve uçmayan su kuşlarını içine alan bir familya)
                        • Spheniscidae [ENG31-02058085-n] (comprising all existing penguins)
                        • Diomedeidae familyası [TUR10-1205220] (Kuşlar sınıfının fırtına kuşları takımından, okyanuslarda toplu hâlde yaşayan, sadece kuluçka zamanı karaya çıkan, en geniş kanat açıklığına sahip türleri içeren bir familya; albatrosgiller)
                        • Diomedeidae [ENG31-02060728-n] (albatrosses)
                        • Physeteridae familyası [TUR10-1205300] (Memeliler sınıfının balinalar takımının dişli balinalar alt takımından, başlarındaki geniş bir boşluk içerisinde ispermeçet ve yağ depo eden, alt çenelerinde koni biçiminde birçok diş bulunan, okyanusların sıcak bölgelerinde yaşayan türleri olan bir familya, ispermeçet balinasıgiller)
                        • Physeteridae [ENG31-02069603-n] (sperm whales)
                        • yunusgiller [TUR10-1205320] (Memeliler sınıfının balinalar takımının dişli balinalar alt takımından, ağızları genellikle gaga biçiminde uzamış, dişleri küçük ve koni biçiminde, bütün denizlerde rastlanan, balık yiyen bir familya) Delphinidae [ENG31-02071388-n] (dolphins)
                          • domuz balığı [TUR10-0217910] (Yunus balığıgillerden bir memeli türü)
                        • sırtlangiller [TUR10-1205540] (Memeliler sınıfının etçiller takımının kedimsiler üst familyasından, bacakları uzun, kalın boyunlu, büyük başlı, kaba tüylü, leş yiyen gece hayvanlarını içine alan bir familya) Hyaenidae [ENG31-02119611-n] (hyenas)
                          • sırtlan [TUR10-0036130] (Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan)
                          • hyena [ENG31-02119787-n] (doglike nocturnal mammal of Africa and southern Asia that feeds chiefly on carrion)
                        • uğur böcekleri [TUR10-1205880] (Eklem bacaklılar dalının böcekler sınıfından kın kanatlılar takımından, genellikle sarı, turuncu ve kırmızı renkte, antenli, üyeleri genelde küçük boyutlu bir familya)
                        • Coccinellidae [ENG31-02167899-n] (the ladybugs)
                        • Tabanidae familyası [TUR10-1206000] (Eklem bacaklıların böcekler sınıfından, insan veya diğer hayvanları ısırarak kan emen, birçok türü çeşitli hastalıklara vektörlük yapan sinek ailesi, at sinekleri)
                        • Tabanidae [ENG31-02198055-n] (horseflies)
                        • Culicidae [TUR10-1206280] (Pullarla örtülü vücutlarının yarısı boyunda hortumları olan ve sıtmadan başka birçok hastalığı daha bulaştırma yönünden ayrıca önem taşıyan kan emici iplikboynuzlular familyası; sivrisinekler)
                        • Nematocera [ENG31-02202364-n] (mosquitoes)
                        • Tipulidae [TUR10-1206310] (Eklem bacaklıların böcekler sınıfının iki kanatlılar takımından, ilkbahar ve yaz aylarında nemli ve gölgeli yerlerde bulunan, iri vücutlu ve uzun bacaklı bir familya; çayırsineğigiller; tipulagiller; tipulasineğigiller)
                        • Tipulidae [ENG31-02207747-n] (crane flies)
                        • karıncalar [TUR10-1206700] (Zar kanatlıların, karınca adı altında toplanan ve beş bin kadar türü sayılan bir dalı)
                        • Formicidae [ENG31-02221886-n] (ants)
                        • Cicadidae [TUR10-1206860] (Böcekler sınıfının hortumlu böcekler takımının yarım kanatlılar alt takımından, ağustosböceklerini içine alan familya; ağustos böceğigiller)
                        • Cicadidae [ENG31-02259017-n] (cicadas)
                        • Cricetidae familyası [TUR10-1207370] (Kemiriciler takımının sıçangiller familyasından, hamsterları, tarla farelerini de içine alan yaklaşık 600 türü içeren bir familya)
                        • Cricetidae [ENG31-02338001-n] (mostly small New World rodents including New World mice and lemmings and voles and hamsters)
                        • Gliridae [TUR10-1207470] (Kemiriciler takımının yalın dişliler alt takımının sincabımsılar bölümünden, bacakları kısa, kuyrukları uzun ve kıllı, ağaçlar üzerinde yaşayan, yaklaşık yedi ay kış uykusuna yatan türleri olan bir familya; yediuyuklayangiller)
                        • Gliridae [ENG31-02355042-n] (dormice and other Old World forms)
                        • Castoridae [TUR10-1207530] (Kemiricler takımının yalın dişliler alt takımının sincabımsılar bölümünden, geniş, yassı ve ucu pullu kuyrukları olan, büyük ve tıknaz, iyi yüzen bir familya; kunduzgiller)
                        • Castoridae [ENG31-02365373-n] (beavers)
                        • kobaygiller [TUR10-1207550] (Kemiriciler takımından yalın dişliler alt takımının oklum kirpimsiler bölümünden, tabanları çıplak, kuyrukları çok kısa türleri bulunan bir familya)
                        • Caviidae [ENG31-02366873-n] (a family of Hystricomorpha)
                        • gergedangiller [TUR10-1207750] (Memeliler sınıfının tek parmaklılar takımından, kalın derili ve kuvvetli, başlarında bir-iki boynuz bulunan, ayakları üç parmaklı, derileri genellikle çıplak olan bir familya)
                        • Rhinocerotidae [ENG31-02394434-n] (rhinoceroses)
                        • tapirgiller [TUR10-1207770] (Memeliler sınıfının tek parmaklılar takımından, iri vücutlu ve seyrek tüylü, kısa ve hareket edebilen bir hortumu bulunan, kuyrukları körelmiş, bacakları sağlam yapılı, çoğu Güney ve Orta Amerika'da ormanlarda sürüler halinde yaşayan bir familya)
                        • Tapiridae [ENG31-02395952-n] (tapirs and extinct related forms)
                        • domuzgiller [TUR10-1207810] (Memeliler sınıfının çift parmaklılar takımının geviş getirmeyenler alt takımından, kılları fırça gibi sert ve çok seyrek, ağız yapıları uzun, gözleri küçük, kuyrukları ince ve uzun, dünyanın her yerinde görülebilen bir familya)
                        • Suidae [ENG31-02397474-n] (pigs)
                        • su aygırıgiller [TUR10-1207850] (Memeliler sınıfının çift parmaklılar takımının geviş getirmeyenler alt takımından, başları ve vücutları çok iri, ayakları 4 parmaklı, ağızları çok büyük, kesici ve köpek dişleri olan, su altında uzun süre kalan türleri olan bir familya)
                        • Hippopotamidae [ENG31-02400904-n] (hippopotami)
                        • geyikgiller [TUR10-1208090] (Memeliler sınıfının geviş getirenler alt takımının sığır ve davarlar üst familyasından, genellikle erkekleri dallanmış boynuzlara sahip, ince yapılı, kısa kuyruklu, yılda iki defa renk değiştiren, ince bacaklı ve çok çevik türleri olan bir familya) Cervidae [ENG31-02432341-n] (deer: reindeer)
                          • ceylan [TUR10-0136650] (Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan)
                          • gazelle [ENG31-02425668-n] (small swift graceful antelope of Africa and Asia having lustrous eyes)
                          • alageyik [TUR10-0684710] (Geyikgillerden, postu benekli, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir cins geyik, Dama dama)
                          • maral [TUR10-0535900] (Dişi geyik)
                          • Cervus cinsi [TUR10-1208100] (Geviş getirenlerden geyikgiller familyasından, türlerinin çoğu Avrasya'da yaşayan bir cins)
                        • Camelidae [TUR10-1208160] (Çift parmaklılar takımının topuk tabanlılar üst familyasından, iki parmaklı ve uzun bacaklı, alyuvarlarının söbe biçiminde olmasıyla memeli hayvanlar arasında özel bir durum gösteren, susuzluğa karşı oldukça dayanıklı, Asya ve Afrika'da yaşayan bir familya; devegiller)
                        • Camelidae [ENG31-02439444-n] (camels and llamas and vicunas)
                        • zürafagiller [TUR10-1208190] (Toynaklılar üst takımının sığır ve davarlar üst familyasından boyunları ve bacakları çok uzun, alınlarında deri ile kaplı iki çıkıntıları bulunan, yaprak, dal vb. yiyen türleri olan bir familya)
                        • Giraffidae [ENG31-02441405-n] (giraffes)
                        • Dasypodidae [TUR10-1208320] (Memeliler sınıfının dişsizler takımından, başları ve vücutları küçük kemik safihalardan yapılmış bir zırh içinde bulunan, inler kazan bir familya)
                        • Xenarthra [ENG31-02456521-n] (armadillos)
                        • insangiller [TUR10-1208440] (Memeliler sınıfının insansılar takımından, az tüylü olup iki ayakları üzerinde yürüyen, pek çok ırkları olan, mevcut canlıların içinde en akıllı olan türe sahip bir familya)
                        • Hominidae [ENG31-02474098-n] (modern man and extinct immediate ancestors of man)
                        • Hylobatidae [TUR10-1208510] (Memeliler sınıfının maymunlar takımının dar burunlu maymunlar üst familyasından, kolları çok uzun, yanak keseleri ve kuyrukları olmayan, kara, kül renkli, Asya ve Filipin adalarında yaşayan bir familya; uzun kollu maymungiller)
                        • Hylobatidae [ENG31-02485451-n] (used in some classifications for the lesser apes (gibbons and siamangs))
                        • Cercopithecidae [TUR10-1208530] (Maymunlar takımının insansılar alt takımından, uzun kuyruklu ve tabanlarına basarak yürüyen, sürüler yapan ve yaşlı bir erkek sürüye önderlik eden, bitki ya da kuşlarla beslenen bir familya ; Eski Dünya maymunugiller)
                        • Cercopithecidae [ENG31-02486546-n] (Old World monkeys: guenon)
                        • filgiller [TUR10-1208610] (Memeliler sınıfının hortumlu memeliler takımından, beyinleri iyi gelişmiş, dişleri az sayıda, bacakları kısa, yuvarlak ve beş parmaklı, karada yaşayan memelilerin en büyüklerini içine alan bir familya)
                        • Elephantidae [ENG31-02505944-n] (elephants)
                        • Procyonidae [TUR10-1208620] (Memeliler sınıfının etçiller takımının köpeğimsiler üst familyasından, ayı ve sansarlara benzeyen ve boyları küçük, otçul türleri içine alan bir familya; küçük ayıgiller)
                        • Procyonidae [ENG31-02509968-n] (raccoons)
                        • mezgitgiller [TUR10-1208730] (Balıklar sınıfından kemikli balıklar takımının dikensizler alt takımından, yumuşak yüzgeçli, çoğunluk tatlı sularda yaşayan, uzun vücutlu ve büyük ağızlı, bıyıkları olan bir familya) Gadidae [ENG31-02524547-n] (large family of important mostly marine food fishes)
                          • gelincik [TUR10-0289680] (Mezgitgillerden, yılan balığına benzer, eti sevilen bir balık)
                          • mezgit [TUR10-0753140] (Mezgitgillerden, Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayan, uzun vücutlu, büyük ağızlı, eti lezzetli bir balık) haddock [ENG31-07805517-n] (lean white flesh of fish similar to but smaller than cod)
                            • merlanos [TUR10-0537350] (Bir tür mezgit balığı)
                        • Muraenidae [TUR10-1208820] (Kemikli balıklardan, yaklaşık 200 türü bulunan, türlerinin çoğu denizlerde yaşayan bir familya; müren balıkları)
                        • Muraenidae [ENG31-02529776-n] (marine eels)
                        • hamsigiller [TUR10-1208860] (Kemikli balıklar takımının yumuşak yüzgeçliler alt takımından, vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı, yan çizgileri olmayan, sırtları mavi, yeşil, karınları ak, denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya) Clupeidae [ENG31-02532146-n] (herrings)
                          • çaça balığı [TUR10-0144280] (Hamsigillerden küçük bir balık)
                          • tirsi [TUR10-0777910] (Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir balık türü)
                        • alabalıkgiller [TUR10-1208900] (Kemikli balıklar takımının yumuşak yüzgeçliler alt takımından, uzun vücutlu, küçük pullu, yağ yüzgeçleri karakteristik olan, yumurtlamak için tatlı sulara geçen bir familya) Salmonidae [ENG31-02536983-n] (salmon and trout)
                          • gölge balığı [TUR10-0302950] (Alabalıkgillerden, uzunluğu 20-50 cm, sırt yüzgeci büyük, tatlı su balığı)
                          • croaker [ENG31-07794318-n] (the lean flesh of a saltwater fish caught along Atlantic coast of southern U.S.)
                          • denizalası [TUR10-0193650] (Kemikli balıklar takımının alabalıkgiller familyasından denizlerde yaşayan bir balık türü)
                        • uskumrugiller [TUR10-1209160] (Kemikli balıklar takımının dikenli yüzgeçliler alt takımından, çoğunlukla vücutları pullarla kaplı olmayan, sürüler yapabilen, bazı türleri göçücü olan bir familya) Scombridae [ENG31-02626498-n] (marine food fishes: mackerels)
                          • akya balığı [TUR10-0022880] (Uskumrugillerden, ufak pullu, 10-15, bazen de 50-60 kg gelen bir balık)
                          • kolyoz [TUR10-0469890] (Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 cm olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık türü)
                          • Malta palamudu [TUR10-0522390] (Uskumrugillerden, ılık ve sıcak denizlerde yaşayan, üzerinde enlemesine mavi çizgiler bulunan, gri renkli bir balık)
                        • cins [TUR10-0141550] (Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu)
                          • tür [TUR10-0793400] (Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm) species [ENG31-08127339-n] ((biology) taxonomic group whose members can interbreed)
                            • alt tür [TUR10-0031380] (Bir tür içinde ayrılan ikinci derecedeki tür)
                            • birey [TUR10-0106600] (Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri)
                            • individual [ENG31-10223458-n] (a single organism)
                          • Cavia [TUR10-1207560] (Kemiriciler takımının yalın dişliler alt takımının kobaygiller familyasından gine domuzlarını da kapsayan bir cins)
                          • Cavia [ENG31-02367029-n] (type genus of the Caviidae: guinea pigs)
                          • Bombycilla cinsi [TUR10-1202760] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımından ipek kuyrukgiller familyasından, ipeksi tüylere sahip üç kuş türünün ortak adı)
                          • Bombycilla [ENG31-01606119-n] (waxwings)
                          • Camelus cinsi [TUR10-1208170] (Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından bir cins)
                          • Camelus [ENG31-02439624-n] (type genus of the Camelidae: camels)
                          • Capreolus cinsi [TUR10-1208130] (Geyikgiller familyasından en az iki yaşayan türü olan cins)
                          • Capreolus [ENG31-02436057-n] (roe deer)
                          • Carduelis [TUR10-1202460] (Kuşlar sınıfından ötücü kuşlar takımının ispinozgiller familyasından saka kuşu, iskete, florya ve keten kuşu gibi adlarla anılan türleri içeren kuş cinsi)
                          • Carduelis [ENG31-01533487-n] (in some classifications considered the type genus of a subfamily Carduelinae of the family Fringillidae: goldfinches)
                          • Clupea [TUR10-1208870] (Kemikli balıklar takımının sardalyagiller familyasından, ılık ve sığ sularda yaşayan bir cins)
                          • Clupea [ENG31-02534451-n] (type genus of the Clupeidae: typical herrings)
                          • Equus cinsi [TUR10-1207680] (Toynaklılar üst takımının atgiller familyasından, atları, eşekleri ve zebraları içine alan cins)
                          • Equus [ENG31-02376495-n] (type genus of the Equidae: only surviving genus of the family Equidae)
                          • Gadus cinsi [TUR10-1208740] (Kemikli balıklar takımının mezgitgiller familyasından, demersal bir balık cinsi)
                          • Gadus [ENG31-02524878-n] (type genus of the Gadidae: the typical codfishes)
                          • Gazella cinsi [TUR10-1208070] (Geviş getirenler alt takımının boynuzlugiller familyasının antiloplar alt familyasından, birçok türü altında bulunduran bir cins)
                          • Gazella [ENG31-02425506-n] (typical gazelles)
                          • Hippopotamus cinsi [TUR10-1207860] (Çift parmaklılar takımının su aygırıgiller familyasından, türlerinden biri yaşayan geri kalan yedisi tükenmiş cins)
                          • genus Hippopotamus [ENG31-02401038-n] (type genus of the Hippopotamidae)
                          • Homo cinsi [TUR10-1208460] (Modern insanı ve yakın atalarını içeren cins)
                          • genus Homo [ENG31-02474643-n] (type genus of the family Hominidae)
                          • Hylobates cinsi [TUR10-1208520] (Maymunlar takımından şebeklerin dört cinsi arasında en geniş alana yayılmış olan cins)
                          • Hylobates [ENG31-02485855-n] (gibbons)
                          • karga [TUR10-1202590] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının kargagiller familyasından kanatları geniş, tüyleri çoğunlukla siyah, düz gagalı, yüksek sesli kuş türlerinin ortak adı) Corvus [ENG31-01581462-n] (type genus of the Corvidae: crows and ravens)
                            • soyka [TUR10-0704680] (Tüyleri alacalı, küçük bir karga türü)
                          • Luscinia [TUR10-1202510] (Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının sinekkapangiller familyasından bülbülleri ve akrabalarını içeren kuş cinsi)
                          • Luscinia [ENG31-01562605-n] (nightingales)
                          • Rupicapra cinsi [TUR10-1208040] (Çift parmaklılar takımının boynuzlugiller familyasından, dağ keçisini içine alan bir cins)
                          • Rupicapra [ENG31-02421863-n] (chamois)
                          • Scomber [TUR10-1209170] (Kemikli balıklardan uskumrugiller familyasından, genellikle okyanuslarda yaşayan bir cins)
                          • Scomber [ENG31-02627007-n] (type genus of the Scombridae)
                          • peçeli baykuş [TUR10-1202950] (Kuşlar sınıfının gece yırtıcıları takımının peçeli baykuşgiller familyasından, 43 cm kadar uzunlukta Türkiye'nin Trakya ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde ekili tarlalarda, seyrek ağaçlı açık arazilerde her mevsim görülen, genellikle harabelerde yuva yapan, küçük memeli hayvan, kuş, çekirge, sürüngen ve kurbağalarla beslenen bir tür)
                          • Tyto [ENG31-01628058-n] (type and only genus of the family Tytonidae)
                          • Pyrrhula [TUR10-1202470] (Kuşlar sınıfından ötücü kuşlar takımının ispinozgiller familyasından şakrak kuşlarını içeren kuş cinsi)
                          • Pyrrhula [ENG31-01536675-n] (bullfinches)
                          • Panthera [TUR10-1205620] (Memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından, üyelerinde kükremek için gerekli değişiklikler bulunan, aslan, kaplan, pars ve jaguar türlerini içeren cins)
                          • Panthera [ENG31-02130772-n] (lions)
                          • Ovis [TUR10-1207970] (Boynuzlugiller familyasının keçiler alt familyasından, tıknaz yapılı, boynuzlarının yassı ve yana doğru kıvrık oluşu ve erkeklerinde sakal bulunmayışı ile keçilerden ayrılan bir cins; koyunlar)
                          • Ovis [ENG31-02414073-n] (sheep)
                          • Mustela cinsi [TUR10-1208230] (Etçiller takımının sansargiller familyasından, üyeleri arasında gelincikler ve vizonlar da bulunan bir cins)
                          • Mustela [ENG31-02444354-n] (type genus of the family Mustelidae: minks and weasels)
                          • Martes cinsi [TUR10-1208260] (Etçiller takımının sansargiller familyasından, taygalarda yaşamaya uyum sağlamış üyeleri küçük boyutlu ve atik olan cins)
                          • Martes [ENG31-02452552-n] (martens)
                          • Procyon [TUR10-1208630] (Küçük köpek takımyıldızının en parlak yıldızı)
                          • Procyon [ENG31-02510494-n] (the type genus of the family Procyonidae: raccoons)
                          • bitki cinsi [TUR10-1234010] (Bitkilerin sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup türleri içine alan taksonomik bir grup) plant genus [ENG31-11765328-n] (a genus of plants)
                            • dicot cinsi [TUR10-1233580] (Çift çenekli bitki cinslerinin genel adı) dicot genus [ENG31-11587862-n] (genus of flowering plants having two cotyledons (embryonic leaves) in the seed which usually appear at germination)
                              • Cannabis cinsi [TUR10-1234810] (Kendirgiller familyasından, yaprakları almaşlı, parmaksı bölmeli, erkek ve dişi çiçekleri ayrı, gövde lifleri dokumacılıkta, taze sürgünleri, tohumları, erkek ve dişi çiçekleri esrar yapımında kullanılan, bir yıllık otsu bitkiler)
                              • genus Cannabis [ENG31-12417183-n] (hemp: genus of coarse annuals native to central Asia and widely naturalized in north temperate regions)
                              • lotus [TUR10-0514230] (Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad)
                              • Lotus [ENG31-12565595-n] (annual or perennial herbs or subshrubs)
                              • Rosa cinsi [TUR10-1235010] (Gülgiller familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins)
                              • Rosa [ENG31-12640792-n] (large genus of erect or climbing prickly shrubs including roses)
                              • Malus cinsi [TUR10-1235040] (Gülgillere dahil olan Maloideae alt familyasının örnek cinsi ve bu cins içinde yer alan 30-35 kadar, yaprak döken, küçük ağaç ya da çalı nitelikli bitki türleri ile bunların meyvelerinin de genel adı)
                              • Malus [ENG31-12654147-n] (apple trees)
                              • mahunya [TUR10-0519320] (İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi)
                              • Mahonia [ENG31-11719752-n] (evergreen shrubs and small trees of North and Central America and Asia)
                              • pamuk [TUR10-1234400] (Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi) Gossypium [ENG31-12196314-n] (herbs and shrubs and small trees: cotton)
                                • akala [TUR10-0017140] (Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü)
                              • yaban defnesi [TUR10-0822940] (İki çeneklilerden, çiçekleri beyaz, sarı veya pembe renkli, orman ve çayırlarda yetişen bir süs bitkisi)
                            • monocot cinsi [TUR10-1233530] (Tek çenekli bitki cinslerinin genel adı) monocot genus [ENG31-11577308-n] (genus of flowering plants having a single cotyledon (embryonic leaf) in the seed)
                              • Zea cinsi [TUR10-1234370] (Mısırı da içine alan bir bitki cinsi)
                              • Zea [ENG31-12164089-n] (corn)
                        • Soricidae familyası [TUR10-1204360] (Memeliler sınıfının böcekçiller takımından, ağızları hortum gibi uzamış, kuyruklarının dibinde hoş olmayan bir koku salgılayan koku bezleri bulunan, tüyleri yumuşak, küçük hayvanlarla beslenen türlere sahip bir familya; soreksgiller)
                        • Insectivora [ENG31-01891161-n] (shrews)
                        • köstebekgiller [TUR10-1204350] (Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfının böcekçiller takımından, gözleri çok küçük bir deri ile örtülü, kulakları tüyler arasında gizli, ön ayakları kazmaya elverişli olan bir familyası)
                        • Lipotyphla [ENG31-01891462-n] (moles)
                        • su yılanıgiller [TUR10-0714230] (Örnek hayvanı su yılanı olan sürüngenler sınıfının bir familyası)
                          • su yılanı [TUR10-0714220] (Su yılanıgillerden, uzunluğu 50 cm kadar olan, su kenarlarında ve bağlarda yaşayan bir sürüngen)
                          • ağaç yılanı [TUR10-0011370] (Su yılanıgillerden, 120 cm kadar uzunlukta, ağaçlar üzerinde yaşayan bir tür yılan)
                          • su yılanları [TUR10-0714240] (Sürüngenler sınıfının bazı zehirli ve zehirsiz yılanları kapsayan geniş bir bölümü)
                        • iguanagiller [TUR10-0362210] (Sürüngenler sınıfından, örnek hayvanı iguana olan bir familya)
                        • kalkan balığıgiller [TUR10-0404400] (Denizlerin kumlu, çamurlu diplerinde yaşayan, yassı bedenli, kemikli balıklar familyası)
                        • kalkan böcekleri [TUR10-0404420] (Birçok türü tarım ve orman bitkilerinde asalak olarak yaşayan, kın kanatları kalkanımsı böcekler familyası)
                        • yaban arısıgiller [TUR10-0822670] (Toplu olarak yaşayan iğneli yaban arıları familyası)
                          • yaban arısı [TUR10-0665900] (Zar kanatlıların yaban arısıgiller familyasından, arıya benzeyen, iğneli bir böcek)
                        • akbabagiller [TUR10-0017410] (Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası)
                        • alt familya [TUR10-0030390] (Bir familyanın içinden ayrılan ikinci derecede bir familya)
                          • çullukgiller [TUR10-0176560] (Yağmur kuşlarının örnek hayvanı çulluk ve batak çulluğu olan alt familyası)
                            • batak çulluğu [TUR10-0084560] (Çullukgillerden, bataklıklarda yaşayan, rengi kahverengiye çalan siyah, 30 cm uzunluğunda bir çulluk türü)
                            • çulluk [TUR10-0089520] (Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş)
                              • deniz çulluğu [TUR10-0193910] (Kıyı bölgelerinde yaşayan bir tür çulluk)
                            • bataklık çulluğu [TUR10-0710820] (Çullukgillerden, bataklıklarda yaşayan, rengi kahverengiye çalan siyah, 30 santimetre uzunluğunda bir çulluk türü)
                        • Bradypodidae [TUR10-1208340] (Memeliler sınıfının dişsizler takımından, ağaçlarda yaşayan ve çok yavaş hareket eden, ön ayakları uzun ve kanca şeklinde kıvrık tırnakları olan, kulakları ve kuyrukları küçük, kılları uzun, yapraklarla beslenen, Amerika'da ormanlarda yaşayan bir familya; tembel hayvangiller)
                        • kelergiller [TUR10-0439120] (Asıl köpek balıklarıyla vatozlar arasında geçit sayılabilecek balıkları kapsayan kemikli balıklar familyası)
                          • keler balığı [TUR10-0439110] (Kelergillerden, 1,5 metre uzunluğunda bir cins köpek balığı)
                        • kurbağa balığıgiller [TUR10-0491970] (Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan kemikli balıklar familyası)
                        • kurdele balığıgiller [TUR10-0492370] (Örnek hayvanı kurdele balığı olan balıklar familyası)
                          • şerit balığı [TUR10-0276750] (Kurdele balığıgillerden, uzun, yassı vücutlu, pulları çok küçük, kuyruk yüzgeci ipliğe benzeyen, kemikli bir Akdeniz balığı)
                        • köpekgiller [TUR10-1205400] (Memeliler sınıfının etçiller takımının köpeğimsiler üst familyasından, bacakları avının arkasından koşmaya, ağızları avını yakalamaya elverişli, kedilere göre daha sosyal olan bir familya) Canidae [ENG31-02085690-n] (dogs)
                          • karsak [TUR10-0422760] (Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü)
                          • kurt [TUR10-0493500] (Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan)
                          • wolf [ENG31-02116752-n] (any of various predatory carnivorous canine mammals of North America and Eurasia that usually hunt in packs)
                          • tilki [TUR10-0776880] (Köpekgillerden, uzunluğu 90 cm, kuyruğu 30 cm kadar, ırklarına göre çeşitli renklerde olan, ağız ve burnu uzun, sivri, kümes hayvanlarına zarar veren, kürkü beğenilen bir memeli türü)
                          • fox [ENG31-02120985-n] (alert carnivorous mammal with pointed muzzle and ears and a bushy tail)
                          • çakal [TUR10-0145430] (Etoburlardan, sürü halinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı)
                          • jackal [ENG31-02117748-n] (Old World nocturnal canine mammal closely related to the dog)
                          • bozkurt [TUR10-0117770] (Birçok Türk destanında yer alan kutsal hayvan)
                        • testere balığıgiller [TUR10-0769900] (Gövdesi basık, ağzı testere biçiminde, örnek cinsi testere balığı olan bir köpek balığı familyası)
                          • testere balığı [TUR10-0769890] (Testere balığıgillerden, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz'de yaşayan, burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan, köpek balığına benzer iri bir balık)
                        • horozbinagiller [TUR10-0347960] (Örnek hayvanı horozbina olan, kayalık deniz kıyılarında yaşayan kemikli balıklar familyası)
                          • horozbina [TUR10-0347950] (Horozbinagillerden, sırt yüzgeci uzun ve geniş, küçük bir balık)
                        • harharyasgiller [TUR10-0328680] (Köpek balıkları takımına giren bir familya)
                          • harharyas [TUR10-0328670] (Harharyasgillerden, boyu 2 metreyi bulan çok tehlikeli bir köpek balığı türü)
                        • kaplan böcekler [TUR10-0414050] (Çok zararlı böcekleri oburca avlayarak bitki, hayvan ve insan sağlığına yardımcı olan, güzel renkli, kın kanatlı böcekler familyası)
                        • çinçilyagiller [TUR10-0169040] (Örnek hayvanı çinçilya olan kemiriciler familyası)
                          • çinçilya [TUR10-0169030] (Çinçilyagillerden, postu için avlanan, yumuşak ve gümüş rengi tüyleri olan kemirici hayvan)
                        • cam kanatlılar [TUR10-0131130] (Kurtçukları, elma, kayın, kavak, meşe ve gürgen ağaçlarına zarar veren, kanatları camsı, hortumları körelmiş kelebekler familyası)
                        • kör faregiller [TUR10-0482810] (Kemiriciler sınıfına giren, gözleri küçük bir deri ile örtülü, kuyruksuz, örnek hayvanı kör fare olan bir familya)
                          • kör fare [TUR10-0482800] (Kör faregillerden, toprak altında yuva yapan bir memeli hayvan)
                          • kör köstebek [TUR10-0482900] (Kör faregillerden kemirici bir memeli hayvan)
                        • kör yılangiller [TUR10-0483510] (Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, bütün sıcak bölgelerde rastlanan, kaygan pullu, 1 metre boyundaki yılanlar familyası)
                          • kör yılan [TUR10-0483500] (Kör yılangillerden, solucanla beslenen, yılana benzer, ayaksız bir sürüngen)
                        • kuduz böcekleri [TUR10-0488170] (Ateş böceklerine benzemekle birlikte, onlar gibi ışık vermeyen, kuduz böceği türlerini içine alan kın kanatlılar familyası)
                        • takla böcekleri [TUR10-0740460] (Takla böceği türlerini içine alan kın kanatlılar familyası)
                        • esmer küfler [TUR10-0253950] (Asalak yaşayışa uymuş türleri de bulunan yosunumsu mantarlar familyası)
                          • esmer küf [TUR10-0253940] (Esmer küfler familyasının asalak hayata uyabilen örnek türü, özellikle arılarda öldürücü gelişmeler doğuran ilkel mantar)
                        • Cimicidae familyası [TUR10-1206800] (Böcekler sınıfının, gerçek böcekler alt takımında bulunan, kan emen böcekleri içeren, tahtakurularını ve ilişkili türleri içeren familya)
                        • orman tavuğugiller [TUR10-0591060] (Dünyanın soğuk ve ılıman bölgelerinde yaşayan, mat veya parlak renkli, orman tavuğu, çil ve çayır tavuğunu içine alan bir familya)
                          • dağ tavuğu [TUR10-0178830] (Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş)
                          • çayır tavuğu [TUR10-0155330] (Orman tavuğugillerden, sırtı beyaz çizgili siyah ve esmer, karnı siyah bir kuş)
                        • çobanaldatangiller [TUR10-0171470] (En iyi bilinen türü çobanaldatan olan, kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımının bir familyası)
                          • karasağan [TUR10-1203910] (Çobanaldatangillerden, kanatları sivri, kuyruğu uzun bir kuş türü)
                        • gugukgiller [TUR10-0311210] (Omurgalı hayvanların kuşlar sınıfının bir familyası)
                        • karatavukgiller [TUR10-0418380] (Omurgalı hayvanların kuşlar sınıfından, ardıç kuşlarını ve kızılkuyrukları içine alan bir familya)
                          • bozbakkal [TUR10-0117490] (Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu)
                          • karabakal [TUR10-0415260] (Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu)
                          • kızılkuyruk [TUR10-0459260] (Karatavukgillerden, kışın göçen, küçük, güzel bir kuş)
                          • kuyrukkakan [TUR10-0498610] (Kara tavukgillerden, böcek ve meyve ile beslenen küçük ötücü bir kuş)
                        • su tavuğugiller [TUR10-0714040] (Bataklık ve su kıyılarında yaşayan, gagaları yandan basık, kanat ve kuyrukları kısa olan, su tavuğu, su yelvesi türlerini içine alan bir familya)
                          • su tavuğu [TUR10-0714030] (Su tavuğugillerden, gri, kızıl karışımı tonda, benekli veya çizgili tüyleri olan bir kuş)
                          • su yelvesi [TUR10-0714210] (Su tavuğugillerden, sırtı yeşil kahverengi, karnı kara beyaz çizgili bir kuş)
                        • turnagiller [TUR10-0788760] (Turna ve telli turnayı içine alan bir familya)
                          • telli turna [TUR10-0761840] (Turnagillerden, su kıyılarında yaşayan, uzunluğu 85 cm olan, vücudu gümüşi, başı ve boynu kara, büyük bir kuş)
                        • yelkovangiller [TUR10-0847170] (Kuşlar sınıfının, fırtına kuşları takımından bir familya)
                        • diyatome [TUR10-0211470] (Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası)
                        • ağustos böcekleri [TUR10-0014540] (Genç sürgünlerden öz su emerek tarım ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğu eş kanatlılar familyası)
                        • aslangiller [TUR10-0050660] (Kedi cinsinden olan bütün etoburları içine alan hayvan familyası)
                        • uskumrumsugiller [TUR10-0800110] (Örnek hayvanı kırlangıç balığı ve zargana olan, kemikli balıklar takımının kefaller alt takımına giren bir familya)
                        • hamam böceğigiller [TUR10-0324550] (Düz kanatlılar takımına giren, örnek hayvanı hamam böceği olan bir familya)
                      • Amoebida takımı [TUR10-1201910] (Lobosea sınıfında, Gymnamoebia alt sınıfında bulunan, insan ve hayvanlarda parazitlenen bütün amipleri kapsayan, birçoğu patojen olmayan ameboyit Protozoa takımı)
                      • Amoebida [ENG31-01394210-n] (the animal order including amoebas)
                      • Anguilliformes [TUR10-1208790] (Kemikli balık sınıfına ait olan yılansı balıkları kapsayan biyolojik takım)
                      • Anguilliformes [ENG31-02528497-n] (elongate fishes with pelvic fins and girdle absent or reduced)
                      • Anoplura takımı [TUR10-1205940] (Emici tipte ağız organellerine ve gelişmiş tırnaklara sahip, kan emen bit takımı; kan emen bitler)
                      • Anoplura [ENG31-02186349-n] (sucking lice)
                      • Anseriformes takımı [TUR10-1204050] (Kuşlar sınıfının, karinalılar bölümünden, vücutları ağır, boyunları uzun, gagaları geniş ve yassı, kanatları uzun, kuyrukları kısa, ayakları perdeli, iyi yüzen ve dalan, toplu halde yaşayan ve göç eden türleri olan bir takım; kazsılar)
                      • Anseriformes [ENG31-01847913-n] (ducks)
                      • Artiodactyla [TUR10-1207790] (Memeliler sınıfının toynaklılar üst takımından, ön ve art ayakları 2 ya da 4 olmak üzere daima çift sayıda parmak taşıyan, başparmakları körelmiş bir takım) Artiodactyla [ENG31-02396720-n] (an order of hooved mammals of the subclass Eutheria (including pigs and peccaries and hippopotami and members of the suborder Ruminantia) having an even number of functional toes)
                        • geviş getirmeyenler [TUR10-0295160] (Çift parmaklılar takımına giren, mide yapıları basit olan bir alt takım)
                      • sağanlar [TUR10-1203890] (Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımından, kanatları uzun, ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişli, sağangiller, kolibrigiller familyalarını içine alan alt takım)
                      • Apodiformes [ENG31-01834160-n] (swifts)
                      • akrepler [TUR10-1203580] (Eklem bacaklılardan gerçek eklem bacaklılar alt dalının örümceğimsiler sınıfından, vücudun karın bölgesi önde geniş, artta dar, ucunda zehirli bir iğne taşıyan, doğurarak çoğalan, nemli, sıcak yerlerde yaşayan, geceleri faal olan, 10 cm kadar boyda, Silur devrinden beri yaşayan bir takım)
                      • Scorpionida [ENG31-01772904-n] (true scorpions)
                      • böcekçiller [TUR10-1204320] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, küçük boylu, böcek yiyen, karada yaşayan ve gece faal olan, kemirici hayvanlara benzeyen, ayakları beşparmaklı ve kancalı bir takım)
                      • Insectivora [ENG31-01891161-n] (shrews)
                      • Brachyura alttakımı [TUR10-1204920] (Gerçek eklem bacaklıların kabuklular sınıfından, abdomenleri çok kısa ve yassı, daima sefalotoraksın altına doğru kıvrılmış, birinci antenler ve gözler sefalotoraksta bulunan, ağzı dört köşeli, bazı türlerin etleri zehirli olan bir alt takım; yengeçler)
                      • Brachyura [ENG31-01979118-n] (an order of crustaceans (including true crabs) having a reduced abdomen folded against the ventral surface)
                      • Casuariiformes [TUR10-1202350] (Kuşlar sınıfından, iri boyutlu, uçamayan, hayatta kalmış dört türü bulunan bir takım)
                      • Casuariiformes [ENG31-01521687-n] (a ratite bird order: cassowaries and emus)
                      • Charadriiformes takımı [TUR10-1205080] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden, parmakları birbirinden çok ayrık, çok değişik yapı ve yaşayışları olan bir takım; yağmur kuşları)
                      • Charadriiformes [ENG31-02024092-n] (large diverse order of aquatic birds found along seacoasts and inland waters: shorebirds and coastal diving birds)
                      • Dermaptera [TUR10-1206930] (Böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, yarı başkalaşım gösteren ve genellikle hayvansal maddelerle beslenen, seyrek olarak otçul, gececi, kemirici, kısa kanatlı bir takım; kulağakaçanlar)
                      • Dermaptera [ENG31-02275359-n] (earwigs and a few related forms)
                      • Edentata takımı [TUR10-1208300] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, bazıları tüm olarak dişsiz, bazılarının da minesiz ve köksüz dişleri bulunan, kafatasları uzun, bazıları ağaçlarda yaşayan ve böceklerle beslenen, bazıları da et ve ot yiyen, Amerika'da yaşayan türlere sahip bir takım)
                      • Edentata [ENG31-02456004-n] (order of mammals having few or no teeth including: New World anteaters)
                      • Eubacteriales takımı [TUR10-1201710] (Basit, farklılaşmamış, küre ya da düz çubuk biçiminde hücreler içeren bir bakteri cinsinin eski adı)
                      • Eubacteriales [ENG31-01358727-n] (one of two usually recognized orders of true bacteria)
                      • Gadiformes takımı [TUR10-1208720] (Balıkların tükel ağızlılar alt sınıfının kemikli balıklar takımından morina balığını da içine alan bir alt takım)
                      • Gadiformes [ENG31-02523872-n] (cods, haddocks, grenadiers)
                      • gökkuzgunumsular [TUR10-1203820] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden, gökkuzgunlar, gece yırtıcıları, ağaçkakanlar, çobanaldatanlar, sağanlar, fare kuşları, kemirgen gagalılar alt takımlarını içine alan bir takım) Coraciiformes [ENG31-01828058-n] (rollers)
                        • gökkuzgunlar [TUR10-0302540] (Kuşlar sınıfının, gökkuzgunumsular takımına giren bir alt takımı)
                        • gökkuzgungiller [TUR10-0302530] (En iyi bilinen türü gökkuzgun olan gökkuzgunumsular takımının, gökkuzgunlar alt takımına giren bir familya)
                      • güvercinler [TUR10-1203740] (Kuşlar sınıfının, karinalılar bölümünün yağmurkuşları takımından, küçük başlı, kısa boyun ve bacaklı, gagaları hafifçe kıvrık, iyi uçan, kursaklarından salgılanan süte benzer bir salgı ile ilk günler yavrularını besleyen ve dünyanın her tarafına dağılmış olan bir alt takım) Columbiformes [ENG31-01813107-n] (sand grouse)
                        • kumru [TUR10-0490740] (Güvercinler takımından, güvercinden küçük, boz, gri renkli bir kuş) Australian turtledove [ENG31-01816589-n] (small Australian dove)
                          • küçük kumru [TUR10-0499970] (Kumru cinsi bir tür kuş)
                      • Homoptera [TUR10-1206820] (Böcekler sınıfının hortumlu böcekler takımından, vücutları yuvarlak ya da az yassı olup birbirinin eşi zar halinde ön ve art kanatları bulunan, erginleri ve nimfaları bitki öz suyu ile beslenen bir alt takım; eş kanatlılar)
                      • Homoptera [ENG31-02248244-n] (plant lice (aphids))
                      • Hystricomorpha [TUR10-1207460] (Kemiriciler takımının yalın dişliler alt takımından, dikenli, tüyleri çok çeşitli olan bir bölüm ya da bazı sınıflandırmalara göre kemiriciler takımının bir alt takımı; oklu kirpimsiler)
                      • Hystricomorpha [ENG31-02348967-n] (an order of rodents including: porcupines)
                      • Isoptera [TUR10-1206720] (Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler sınıfının, kanatlılar alt sınıfından, vücutları yumuşak, sosyete yapan ve sosyetede üreme yeteneğinde olan bir erkek ve bir dişiden (kraliçe) başka üreme yeteneğinde olmayan birçok dişi ve erkekler (er ve işçi) bulunan bir takım; beyaz karıncalar)
                      • Isoptera [ENG31-02225370-n] (order of social insects that live in colonies, including: termites)
                      • Isospondyli [TUR10-1208850] (Bazı sınıflandırmalara göre, balıklar sınıfının, tükel ağızlılar alt sınıfından, yüzgeç ışınları yumuşak, yüzme keseleri sindirim borusuna bir kanal ile bağlı geniş bir takım; eş omurlular)
                      • Isospondyli [ENG31-02531165-n] (most primitive teleost fishes)
                      • insansılar [TUR10-1208430] (Omurgalı hayvanların memeliler sınıfından, göz çukurları birbirine yaklaşmış, memeleri daima göğüs bölgesinde bulunan, beyinleri büyük olan türleri içine alan bir takım)
                      • Anthropoidea [ENG31-02473082-n] (monkeys)
                      • Lagomorpha [TUR10-1207230] (Bazı sınıflandırmalara göre memeli hayvanlardan kemiriciler takımının çift dişliler alt takımına eşit olan bir takım; tavşanımsılar)
                      • Lagomorpha [ENG31-02325838-n] (rabbits)
                      • keneler [TUR10-1203610] (Eklem bacaklılardan gerçek eklem bacaklılar alt dalının örümceğimsiler sınıfından, başlıgöğüs ve yuvarlak ya da torba biçiminde karın bölgesinden oluşan vücutları olan, gelişmelerinde başkalaşım görülen, ayrı eşeyli ve çoğu kan emen, dış asalak, bazısı suda, bazısı bitkiler üzerinde yaşayan türleri olan bir takım)
                      • Acarina [ENG31-01778520-n] (mites and ticks)
                      • kelebekler [TUR10-1206940] (Böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, vücutları pullarla ya da sık tüylerle kaplı, ağız parçaları emmeye elverişli, kanatları geniş ve sayısız, küçük, çekici renkli pullarla örtülü olan, tam başkalaşım gösteren bir takım)
                      • Lepidoptera [ENG31-02276197-n] (moths and butterflies)
                      • sıçanımsılar [TUR10-1207330] (Bazı sınıflandırmalara göre, memeliler sınıfının kemiriciler takımından ya da bazı sınıflandırmalara göre, kemiriciler takımının yalın dişliler alt takımından bir bölüm)
                      • Myomorpha [ENG31-02333234-n] (true rats and mice and related rodents)
                      • Perciformes [TUR10-1208940] (Balıklar sınıfının dikenli yüzgeçliler takımından, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan türleri bulunan, bütün balık türlerinin %40'ını içeren büyük bir balık takımı)
                      • Perciformes [ENG31-02555827-n] (one of the largest natural groups of fishes of both marine and fresh water: true perches)
                      • Malacopterygii [TUR10-1201980] (Balıklar sınıfının, kemikli balıklar takımından, yüzgeçleri dikensiz olduğu için yumuşak olan bir alt takım; yumuşak yüzgeçliler)
                      • Malacopterygii [ENG31-01430796-n] (an extensive group of teleost fishes having fins supported by flexible cartilaginous rays)
                      • ötücü kuşlar [TUR10-1202390] (Kuşlar sınıfının, karinalılar bölümünden, çeşitli boyda türleri olan ses kasları gelişigüzel dizililer ve ses kasları eşit dizililer olmak üzere iki alt takımı olan, mevcut kuş türlerinin yarısını içine alan, 7000 kadar türü bulunan bir takım) Passeriformes [ENG31-01526549-n] (largest order of birds comprising about half the known species)
                        • tarla kuşugiller [TUR10-0747630] (Ötücü kuşlardan, örnek hayvanı tarla kuşu olan bir familya)
                          • gelin kuşu [TUR10-0289780] (Tarla kuşugillerden bir kuş)
                        • kırlangıçgiller [TUR10-0452140] (Omurgalı hayvanlardan, kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının bir familyası)
                        • kuyruksallayangiller [TUR10-0498730] (Kuyruksallayan, incir kuşu vb. ötücü kuşları içine alan familya)
                          • incir kuşu [TUR10-0373650] (Kuyruksallayangillerden, en çok incir ve başka yemişlerle beslendiği için zararlı sayılan ve avlanılan küçük bir kuş)
                          • kuyruksallayan [TUR10-0859650] (Kuyruksallayangillerden, kanatları ve vücudunun üst bölümü kül rengi, alt bölümü değişik sarı olan, uzun kuyruklu, küçük, ötücü kuş)
                        • sarıasmagiller [TUR10-0665850] (Örnek hayvanı sarıasma olan bir kuş familyası)
                          • sarıasma [TUR10-0665840] (Ötücü kuşlar takımının, sarıasmagiller familyasından, parlak sarı tüylü, kara kuyruklu bir kuş türü)
                        • bataklık kırlangıcı [TUR10-0084660] (Kısa gagalı, uzun kanatlı, uçarken deniz kırlangıcını andıran bir tür kuş)
                        • sinekkapan [TUR10-0694310] (Böcekleri, özellikle sinekleri yakalayarak beslenen küçük ötücü kuşlar)
                      • kın kanatlılar [TUR10-1205870] (Çok hücrelilerden gerçek eklem bacaklılar alt dalının böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, büyüklük, biçim ve renk bakımından oldukça fazla değişiklik gösteren, ön kanatlar elitra denen kın biçimindeki kanat örtülerine değişmiş, bazen elitrasız, zar gibi art kanatları uçmayı sağlayan, gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen türleri olan bir familya) Coleoptera [ENG31-02166634-n] (beetles)
                        • altın böcek [TUR10-0030640] (Böcekler sınıfının kınkanatlılar takımından, yeşil kırmızı renkleri olan eklem bacaklı bir tür böcek)
                        • geyik böcekleri [TUR10-0295630] (Geyik böceği ve benzerini içine alan kın kanatlılar familyası)
                          • geyik böceği [TUR10-0295620] (Geyik boynuzunu andıran sağlam çeneleriyle, orman ve tarım ağaçlarını kemirerek beslenen, 20-60 milimetre boyunda kın kanatlı böcek)
                        • kabuk böcekleri [TUR10-0394390] (Kın kanatlılar takımına giren, kabuğun hemen altındaki odun katını kemirerek oyan ve böylece birçok orman ve meyve ağacının kurumasına yol açan familya)
                          • dalkıran [TUR10-0180990] (Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek)
                        • manas [TUR10-0522930] (Kın kanatlılardan, ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren bir böcek)
                        • bok böceği [TUR10-0112300] (Kın kanatlılardan, genellikle otçul memeli hayvanların gübrelerinde yaşayan ve bokla beslenen böcek)
                        • fındık biti [TUR10-0270560] (Kın kanatlılardan, fındık kurdu denilen kurtçukları dolayısıyla fındık ürününün en büyük düşmanı olan, uzun gagalı böcek)
                        • kuduz böceği [TUR10-0488160] (Kın kanatlılardan, hekimlikte yakı yakmak için kullanılan, 2 cm uzunluğunda, parlak yeşil renkli bir böcek)
                        • makaslı böcek [TUR10-0850360] (Kın kanatlılarından, başı ve makasları iri bir böcek)
                        • mayıs böceği [TUR10-0530290] (Kın kanatlılardan, uzunluğu 20-25 milimetre olan, gelişmesi üç beş yıl süren, bitkilere zararlı bir böcek)
                        • dalgıç böcekler [TUR10-0180610] (Sivrisinek kurtçuklarına saldırarak yok eden, durgun sularda yaşayan kın kanatlılar familyası)
                        • dalkurutan [TUR10-0181010] (Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek)
                        • domuzlan [TUR10-0217960] (Kın kanatlılardan bir böcek)
                        • kürk böceği [TUR10-0503370] (Kın kanatlılardan, esmer uzun kıllı, kürk, halı, keçe ve yünlüleri kemiren bir böcek)
                        • boynuzluteke [TUR10-0116920] (Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek)
                        • sigara böceği [TUR10-0691410] (Kın kanatlılardan, tütünden başka, kiler ve mutfaklarda saklı birçok yiyecek maddelerine düşkünlüğü ile tanınan böcek)
                        • su böceği [TUR10-0710410] (Kın kanatlılardan, küçük su birikintilerinde yaşayan, 18 milimetre uzunluğunda kahverengi bir böcek, hidrofil)
                        • su sineği [TUR10-0713520] (Kın kanatlılardan, durgun sular üzerinde yaşayan, parlak yeşilimsi siyah renkli bir böcek)
                        • haziran böceği [TUR10-0337320] (Mayıs böceklerinden, tarım bitkilerine çok zarar veren kın kanatlı bir böcek)
                      • tek delikliler [TUR10-1204170] (Omurgalı hayvanların memeliler sınıfından, en ilkel memeliler olup sürüngenlerin yumurtasına benzer yumurta bırakan, yavrularını sütle besleyen bir alt sınıf ve bu alt sınıfın aynı adı taşıyan tek takımı) Monotremata [ENG31-01874340-n] (coextensive with the subclass Prototheria)
                        • gagalı memeliler [TUR10-0281760] (Örnek türü gagalı memeli olan, tek delikliler takımının bir familyası)
                      • Sciuromorpha [TUR10-1207480] (Bazı sınıflandırmalara göre kemiriciler takımından, ilkel yapılı türleri olan bir alt takım ya da bazı sınıflandırmalara göre kemiriciler takımının yalın dişligiller alt takımına giren bir bölüm; sincabımsılar)
                      • Sciuromorpha [ENG31-02357602-n] (large more or less primitive rodents: squirrels)
                      • penguenler [TUR10-1205190] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden, kanatları yüzgece benzeyen, uçamayan, kuyrukları kısa, ayakları yüzmeye elverişli bir takım)
                      • Sphenisciformes [ENG31-02057934-n] (penguins)
                      • Odontoceti alttakımı [TUR10-1205290] (Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfının balinalar takımından, ağzında az ya da çok sayıda, sade, koni biçiminde dişleri bulunan, bir tane burun delikleri olan, üst çenede balina çubukları bulunmayan türlere sahip bir alt takım; dişli balinalar)
                      • Odontoceti [ENG31-02069103-n] (toothed whales: dolphins)
                      • kız böcekleri [TUR10-1206910] (Böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, uzun vücutlu, büyük, ağız parçaları çiğneyici tipte, kanatları eşit büyüklükte olan türleri içine alan bir takım) Odonata [ENG31-02270627-n] (dragonflies and damselflies)
                        • şeytaniğnesigiller [TUR10-0729710] (Kız böcekleri takımına giren bir familya)
                        • şeytaniğnesi [TUR10-0729700] (Şeytaniğnesigiller familyasına giren kız böceklerine verilen genel ad)
                      • yarım kanatlılar [TUR10-1206770] (Böcekler sınıfından, ön kanatları dipten başlayarak yarıdan çoğu sertleşmiş, son bölümleri ve art kanatları zar durumda olan tahtakurusu, bit, su biti, su akrebi, fidan biti, cırcır böceği, kırmız böceği gibi böcekleri içine alan bir alt takım) Hemiptera [ENG31-02239147-n] (plant bugs)
                        • süne [TUR10-0715560] (Yarım kanatlılardan, yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan, esmer renkli, zararlı böcek)
                        • kımıl [TUR10-0448780] (Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek)
                        • tahtakuruları [TUR10-0738760] (Yarım kanatlılardan, pis kokulu, kan emici böcekler topluluğu)
                        • çiçek biti [TUR10-0166330] (Yarım kanatlılardan, küçük ve yumuşak vücutlu olan, bitkilerin üzerinde sürü durumunda yaşayan bir tür böcek)
                        • ağaç biti [TUR10-0010950] (Yarım kanatlılardan, bitkiler üzerinde yaşayan, sıçrayıcı bir böcek türü)
                        • ekin biti [TUR10-0238440] (Yarım kanatlılardan, vücudu yeşil, başı siyah, ekinlere zararlı bir böcek)
                      • hortumlular [TUR10-0348380] (Memeliler sınıfının etenliler bölümünün toynaklılar üst takımından, çok büyük boylu, burunları üst dudak ile birleşerek bir hortum biçiminde uzamış olup üst çenedeki iki kesici diş özellikle çok uzamış, bazı türlerinin soyu tükenmiş bir takım; hortumlu memeliler)
                      • Proboscidea [ENG31-02505533-n] (an order of animals including elephants and mammoths)
                      • Lari alttakımı [TUR10-1205120] (Kuşlar sınıfının yağmur kuşları takımından, kanatları uzun ve sivri, parmakları perdeli, gagaları genellikle kanca uçlu, toplu hâlde yaşayan su kuşlarını içine alan bir alt takım; martılar)
                      • Lari [ENG31-02043352-n] (gulls)
                      • Perissodactyla [TUR10-1207650] (Memeliler sınıfının toynaklılar üst takımından, art parmakları tek sayıda olup özellikle ortadaki gelişmiş olan, ön parmakları ayrık ve çift sayıda olabilen, memeleri kasık bölgesinde bulunan, otçul, geviş getirmeyen bir takım)
                      • Perissodactyla [ENG31-02375745-n] (nonruminant ungulates: horses)
                      • Nematocera [TUR10-1206270] (Gövdeleriyle birlikte bütün vücut parçaları ince uzun yapılışta olan çiftekanatlılar topluluğu; iplikboynuzlular)
                      • Nematocera [ENG31-02202364-n] (mosquitoes)
                      • pireler [TUR10-1205950] (Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, vücutları yandan yassı, ağız parçaları delip emmeye elverişli, gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen, kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emen, çoğu dış asalak olan bir takım)
                      • Siphonaptera [ENG31-02188625-n] (fleas)
                      • timsahlar [TUR10-1203210] (Sürüngenler sınıfından, bazılarının soyu tükenmiş, büyük boylu, uzun kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, ayakları yüzmeye ve yürümeye elverişli, üzerleri kemik safiha ya da pullarla örtülü, kuvvetli ve keskin dişlere sahip bir takım)
                      • Crocodylia [ENG31-01698923-n] (crocodiles)
                      • Struthioniformes [TUR10-1202310] (Kuşlar sınıfının, karinasızlar bölümünden, hızlı koşan, uçamayan ve en iri kuşları içine alan bir takım; gerçek deve kuşları)
                      • Struthioniformes [ENG31-01520988-n] (a ratite bird order: ostriches and related extinct birds)
                      • Procellariiformes takımı [TUR10-1205210] (Kuşlar sınıfından, martılara benzeyen, gagaları çengel gibi aşağıya kıvrık, ayakları tam perdeli, burun delikleri boru gibi uzamış, açık denizlerde yaşayan bir takım; boru burunlular; fırtına kuşları)
                      • Procellariiformes [ENG31-02060132-n] (petrels)
                      • pelikansılar [TUR10-1205150] (Kuşlar sınıfından, ayak parmaklarının dördü bir deriyle birleşmiş, balıklarla beslenen, su kuşlarını içine alan bir takım)
                      • Pelecaniformes [ENG31-02053867-n] (pelicans)
                      • Sauria [TUR10-1203150] (Kertenkelelerin yer aldığı bir biyolojik alttakım)
                      • Sauria [ENG31-01676309-n] (true lizards)
                      • on ayaklılar [TUR10-1204900] (Eklem bacaklı hayvanlardan gerçek eklem bacaklılar alt dalının kabuklular sınıfından, yapıları çok gelişmiş, ayrı eşeyli, denizlerde ve tatlı sularda yaşayan, çeşitli İstakoz, yengeç ve karides türlerini içine alan bir takım) Decapoda [ENG31-01978521-n] (lobsters)
                        • ıstakozlar [TUR10-0355230] (On ayaklılar takımına giren, örnek hayvanı ıstakoz olan bir familya)
                      • Strigiformes [TUR10-1202900] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünün gökkuzgunumsular takımına giren gece yırtıcı kuşları alt takımında yer alan türlere verilen genel ad; gece yırtıcıları)
                      • Strigiformes [ENG31-01623608-n] (owls)
                      • Reptantia alttakımı [TUR10-1204940] (Gerçek eklem bacaklıların kabuklular sınıfından vücutları sırt karın yönünde basılmış, bacakları kuvvetli ve gelişmiş, ıstakoz, kerevit ve yengeçleri içine alan bir alt takım)
                      • Decapoda [ENG31-01978521-n] (lobsters)
                      • Squamata takımı [TUR10-1203140] (Sürüngenler sınıfından, derilerinin üzerinde keratinleşmiş pul ya da örtüler bulunan, diapsit tip kafatasları olan, bir çift kopulasyon organları bulunan, kloak açıklıkları enine şekilli, karada ve suda yaşayan hayvanları içine alan kertenkeleler ve yılanlar olmak üzere iki alt takımı olan bir takım; pullu sürüngenler)
                      • Squamata [ENG31-01676144-n] (diapsid reptiles: snakes and lizards)
                      • tavuksular [TUR10-1203630] (Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden, tavuklar ve tepeli tavuklar gibi alt takımları bulunan bir takım) Galliformes [ENG31-01791705-n] (pheasants)
                        • funda tavuğu [TUR10-0280590] (Avustralya'da yaşayan tavuksulardan bir kuş türü)
                        • tavuklar [TUR10-0753300] (Tavuksular takımının bir alt takımı)
                      • Xenarthra [TUR10-1208310] (Memeliler sınıfının dişsizler takımını ve kemerli hayvangilleri içeren bir üst takımı)
                      • Xenarthra [ENG31-02456521-n] (armadillos)
                      • yüzgeç ayaklılar [TUR10-1205350] (Memeliler sınıfının etçiller takımından, suda yaşayan, vücut yapıları bir mekiğe benzeyen, tırnakları körelmiş, kuyrukları kısa ve koni biçiminde, derilerinin altında kalın bir yağ tabakası bulunan, deniz hayvanları ve deniz bitkileri ile beslenen bir alt takım)
                      • Pinnipedia [ENG31-02078379-n] (seals)
                      • yarasalar [TUR10-1205700] (Memeliler sınıfının etenliler bölümünden, tek uçabilen memeliler olup ön ayak parmakları çok uzun, vücutlarının yanında bulunan ve kanat görevi gören ince bir deriye sahip, vücutları yumuşak ve sık kıllarla kaplı, gözleri iyi gelişmemiş, en uzun kış uykusuna yatan, gece faal olan bir takım) Chiroptera [ENG31-02141573-n] (an old order dating to early Eocene: bats: suborder Megachiroptera (fruit bats))
                        • vampir [TUR10-0813700] (Yarasalardan, Yeni Dünya'nın tropik bölgelerinde yaşayan, kuyruksuz, kahverengi tüylü, arka bacakları yürümeye ve sıçramaya çok uygun, kan emici bir memeli türü)
                      • zar kanatlılar [TUR10-1206330] (Eklem bacaklıların gerçek eklem bacaklılar alt dalının böcekler sınıfının, kanatlılar alt sınıfından, kanatları zar gibi saydam ve az damarlı, sıcak seven ve genellikle gündüz faaliyet gösteren türleri olan bir takım) Hymenoptera [ENG31-02208548-n] (an order of insects including: bees)
                        • tırtır [TUR10-0776090] (Zar kanatlılardan, uzun gövdeli, uzun duyargalı, kurtçuk evresini tarım bitkilerine zarar veren böcekler üzerinde geçiren bir böcek türü)
                        • karınca [TUR10-0420660] (Zar kanatlılardan, toplu olarak yaşayan, yuvaları toprağın altında olan ve birçok türü bulunan böceklerin genel adı) ant [ENG31-02222138-n] (social insect living in organized colonies)
                          • karaiğne [TUR10-0416180] (Bir tür iğneli karınca)
                          • atlı karınca [TUR10-0056660] (İri bir karınca türü)
                        • kırmız böceği [TUR10-0452540] (Zar kanatlılardan, küçük bir böcek)
                          • koşnil [TUR10-0477590] (Kırmız böceğinin güzel lal boya çıkarılan bir türü)
                        • ağaçkesen [TUR10-0011050] (Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek)
                        • bal arısı [TUR10-0073430] (Zar kanatlılardan, bal yapan eklem bacaklı türü)
                        • arılar [TUR10-0044550] (Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası)
                        • yaprak arısı [TUR10-0834740] (Yaprak arıları familyasından, zar kanatlıların ortak adı)
                        • yaprak arıları [TUR10-0834730] (Çeşitli türleri kurtçuk evresinde, önemli tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına zarar veren zar kanatlılar familyası)
                      • leyleksiler [TUR10-1204980] (Kuşlar sınıfından, bacakları ve gagaları çok uzun, balıkçılgiller, leylekgiller, kelaynakgiller familyalarını içeren oldukça büyük bir takım; yürüyücü kuşlar) Ciconiiformes [ENG31-02004082-n] (order of chiefly tropical marsh-dwelling fish-eating wading birds with long legs and bills and (except for flamingos) unwebbed feet: herons)
                        • leylekler [TUR10-0510570] (Leyleksiler takımının bir alt takımı Ciconiiformes)
                        • sümsükgiller [TUR10-0715360] (Leyleksiler takımının, kanatları, kuyrukları çok uzun deniz kuşları sınıfı)
                          • sümsük [TUR10-0715350] (Sümsükgillerden, sivri gagalı, kısa bacaklı deniz kuşu)
                      • perde ayaklılar [TUR10-0623500] (Kaz, ördek, martı gibi suda yüzen ve parmakları arasında perde bulunan kuşlar takımı)
                        • deniz kırlangıcı [TUR10-0194150] (Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı)
                        • fayton [TUR10-0266360] (Perde ayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş)
                        • pufla [TUR10-0637790] (Perde ayaklılardan, Kuzey Kutbu'na yakın yerlerde, İskandinavya kıyılarında yaşayan, ince ve yumuşak tüyleri için avlanan bir kuş)
                      • papağanlar [TUR10-0612980] (Tek familyası papağangiller olan, papağan olarak bilinen bütün kuşları kapsayan takım)
                      • kefaller [TUR10-0437930] (Kefalgiller, kum balığıgiller, cennet balığıgiller, uskumrugiller familyalarını içine alan kemikli balıklar takımı)
                        • kefalgiller [TUR10-0437920] (Kefallerle onlara yakın türleri kapsayan kemikli balıklar familyası)
                          • dubar [TUR10-0224230] (Kefalgillerden, 30-40 cm uzunluğunda, eti lezzetli bir balık türü)
                          • topbaş balık [TUR10-0780980] (Kefalgillerden, orta büyüklükte, çok pullu, küt başlı, gümüş renkte, beyaz etli bir balık)
                          • mullet [ENG31-02603974-n] (freshwater or coastal food fishes a spindle-shaped body)
                          • paçoz [TUR10-0610400] (Kefal türünden bir balık)
                        • cennet balığıgiller [TUR10-0135980] (Kemikli balıklar takımının kefallar alt takımına giren bir familya)
                          • kum balığı [TUR10-0490270] (Kum balığıgillerden, dişleri ve karın yüzgeçleri olmayan küçük bir balık)
                          • cennet balığı [TUR10-0135970] (Cennet balığıgillerden, mavi yeşil zemin üzerine bakır rengi çizgili tropikal balık)
                      • kurbağalar [TUR10-0492050] (Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfına giren bir takım)
                      • alt takım [TUR10-0031320] (Bir takım içinde kurulan ikinci derecedeki takım)
                        • kuyruklular [TUR10-0799840] (Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfının, vücut ve kuyrukları uzun, bacakları zayıf, birçok semender türlerini içine alan bir alt takımı)
                        • flamanlar [TUR10-0276700] (Kuşlar sınıfının, leyleksiler takımının bir alt takımı)
                      • tespih böcekleri [TUR10-0769690] (Örnek hayvanı tespih böceği olan kabuklular takımı)
                      • madreporlar [TUR10-0516920] (Mercanlar sınıfının kalkerli hayvanları içine alan bir takımı)
                      • eş bacaklılar [TUR10-0255110] (Denizlerde, karalarda ve tatlı sularda, başka hayvanların asalağı, asalakların ara konakçısı veya özgür olarak yaşayan kabuklular takımı)
                      • çengel çeneliler [TUR10-0159290] (Çeneleri gaga biçiminde uzamış ve tam kemikleşmemiş balıklar takımı)
                        • ay balığıgiller [TUR10-0060550] (Kemikli balıklar takımının çengel çeneliler alt takımına giren bir familya)
                          • pervane balığı [TUR10-0624650] (Ay balığıgillerden, 3 metre boyunda, görünüşü balık başına benzeyen, kuyruk yüzgeci hilal biçiminde olan, Akdeniz'de yaşayan bir balık türü)
                      • bitler [TUR10-0109660] (Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı)
                      • dinozorlar [TUR10-0207670] (Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım)
                      • düz kanatlılar [TUR10-0232710] (Uzunluğuna katlanan alt kanatları, az çok sert olan üsttekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı)
                      • tulumlular [TUR10-0787870] (Gömleklilerden, vücutları torba biçiminde kalın bir gömlekle örtülü olan deniz hayvanları takımı)
                      • tüm başlılar [TUR10-0792670] (Kemikleri kıkırdak olan, solungaç yarıkları bir deri kıvrımı ile örtülü omurgalı balıklar takımı)
                    • Bivalvia sınıfı [TUR10-1204710] (Yumuşakçalar şubesinden karından ayaklılar sınıfından, suyu filtre ederek beslenen, vücutları bir menteşeyle birleşen iki kabuk içinde bulunan, tatlı sularda yaşayan formları da bulunan bir takım; iki kabuklular; çift kabuklular)
                    • Bivalvia [ENG31-01958104-n] (oysters)
                    • böcekler [TUR10-1205850] (Eklem bacaklılar dalının gerçek eklem bacaklılar alt dalından, vücutları baş, karın ve gövde olmak üzere üç bölgeli, bazı türleri kanatlı, trakea ile soluyan, ayrı eşeyli, yumurtlayan, Karbon Devri'nden beri yaşayan, hayvanlar aleminin en geniş sınıf) Insecta [ENG31-02161923-n] (insects)
                      • uyuz böcekleri [TUR10-0803820] (Memelilerde ve kuşlarda asalak olarak yaşayan, uyuz hastalığına yol açan böcekler familyası)
                    • Cestoda sınıfı [TUR10-1204530] (Çok hücrelilerin ilkel solucanlar dalının yassı solucanlar sınıfından, ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan, bir takım vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden oluşan bir takım; tenyalar)
                    • Cestoda [ENG31-01929942-n] (tapeworms)
                    • Chondrichthyes [TUR10-1202120] (İskeletleri kıkırdaktan oluşmuş, derileri sert plakoit pullarla kaplı, 5-7 çift solungaçları bulunan, ayrı eşeyli bir balık sınıfı; kıkırdaklı balıklar)
                    • Chondrichthyes [ENG31-01482977-n] (cartilaginous fishes)
                    • Echinoidea [TUR10-1207180] (Sölomlu hayvanların ikincil ağızlılar filumunun derisi dikenliler alt filumundan, kolları bulunmayan, ağızları karın bölgesinde olan ve anüsleri bulunan bir sınıf; denizkestaneleri)
                    • Echinoidea [ENG31-02321567-n] (sea urchins and sand dollars)
                    • Elasmobranchii [TUR10-1202140] (Kıkırdaklı balıkların yer aldığı biyolojik sınıf)
                    • Elasmobranchii [ENG31-01484240-n] (sharks)
                    • Eutheria altsınıfı [TUR10-1204300] (Bazı sınıflandırmalara göre memeliler sınıfından keseli memeliler, etenliler ve bazı taşıl memelilerin bir araya gelmesiyle meydana gelen, etenleri iyi gelişmiş, bugün yaşayan 16 takımı bulunan bir alt sınıfı, gerçek memeliler; özmemeliler)
                    • Eutheria [ENG31-01888861-n] (all mammals except monotremes and marsupials)
                    • ilkel memeliler [TUR10-0369510] (Bazı sınıflandırmalara göre memeliler sınıfının tek delikliler takımıyla soyu tükenmiş olan bazı ilkel yapılı memelileri içine alan bir alt sınıfı)
                    • Prototheria [ENG31-01874047-n] (echidnas)
                    • kabuklular [TUR10-1204880] (Eklem bacaklılar dalının gerçek eklem bacaklılar alt dalına giren, çoğunluk ayrı eşeyli ve erkekleri daha ufak yapılı, gelişmelerinde başkalaşım görülen çoğu denizlerde, bazı türleri tatlı sularda ve karada yaşayan bir sınıf) Crustacea [ENG31-01977040-n] (class of mandibulate arthropods including: lobsters)
                      • tespih böceği [TUR10-0769680] (Kabuklulardan, karada, nemli yerlerde yaşayan, 15 milimetre uzunluğunda, dokunulduğunda top biçimini alan, yemek artıkları, kök ve meyvelerle beslenen bir böcek türü)
                      • tepegözler [TUR10-0765450] (Birçok türü, önemli solucan türlerine ara konakçılık eden, duyargaları tek kollu, beşinci çift ayakları körelmiş kabuklular familyası)
                        • tepegöz [TUR10-0765440] (Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu)
                      • su piresi [TUR10-0712950] (Kabuklulardan, durgun sularda yaşayan bir hayvan)
                    • karından bacaklılar [TUR10-1204640] (Çok hücrelilerin birincil ağızlılar filumunun, yumuşakçalar dalından, başta dokunaçlar üzerinde gözleri, ağızlarında dişli dil bulunan, önden solungaçlılar, arttan solungaçlılar, akciğerli salyangozlar gibi takımları olan geniş bir sınıf) Gastropoda [ENG31-01944311-n] (snails and slugs and their relatives)
                      • akciğerliler [TUR10-0017550] (Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı)
                      • dikenli salyangoz [TUR10-0380200] (Karından bacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça)
                    • kök bacaklılar [TUR10-1201890] (Protozoa alt aleminden, kök biçiminde yalancı ayak denen ve harekete yarayan protoplazma çıkıntılarıyla tanınan, amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bazısı asalak bir sınıf) Rhizopoda [ENG31-01393815-n] (creeping protozoans: amoebas and foraminifers)
                      • amipler [TUR10-0033260] (Bir hücreli hayvanların kök bacaklılar sınıfına giren bir takımı)
                      • güneş hayvancıkları [TUR10-0315780] (Kök bacaklılardan, ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla hareket eden bir hücreli hayvanlar takımı)
                      • ışınlılar [TUR10-0356360] (Bir hücreli hayvanların, kök bacaklılar sınıfına giren, protoplazmalarından, hareket ve duyu organı olarak yalancı ayak salan takım)
                    • Malacostraca altsınıfı [TUR10-1204890] (Gerçek eklem bacaklıların kabuklular sınıfındaki altı alt sınıfın 40.000 yaşayan cinsiyle en büyüğü niteliğindeki, üyeleri farklı farklı birçok biçimde görülebilen sınıf)
                    • Malacostraca [ENG31-01977953-n] (largest subclass of Crustacea including most of the well-known marine, freshwater, and terrestrial crustaceans: crabs)
                    • solucanlar [TUR10-1204580] (Halkalılardan, yer solucanı, tenya, askarit gibi, vücutları uzun, yumuşak ve ayaksız hayvanları içine alan takım) Oligochaeta [ENG31-01937653-n] (earthworms)
                      • ipsi solucanlar [TUR10-0378040] (Solucanların, çoğu insan ve hayvanlarda asalak olarak yaşayan, ince uzun vücutlu bir sınıfı)
                        • kancalı kurt [TUR10-0408820] (İpsiler familyasından, 10 milimetre boyunda, ağzı çift çengelli, ince bağırsaklarda yaşayan asalak solucan)
                        • iplik kurdu [TUR10-0377920] (İpsiler sınıfına bağlı türlerden her biri)
                    • Sarcodina sınıfı [TUR10-1201880] (Uzayabilir yalancı ayaklarla tanınan, genellikle amoebaları, foraminiferleri de içeren bir çeşit protist sınıfı)
                    • Sarcodina [ENG31-01392516-n] (characterized by the formation of pseudopods for locomotion and taking food: Actinopoda)
                    • sülükler [TUR10-1204590] (Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, halkalılar takımından, uzun ve yassı vücutları otuz dört parçadan oluşmuş, gözleri gelişmemiş, iki çekmenli, kan emen türlerinde tükürük bezlerinin bir salgısı kanın pıhtılaşmasını önleyen bir enzim yapan asalaklar sınıfı)
                    • Hirudinea [ENG31-01940360-n] (hermaphroditic aquatic or terrestrial or parasitic annelids)
                    • Dicotyledones [TUR10-1233810] (İki kotiledonu olan embriyo veya bitkiler)
                    • Dicotyledones [ENG31-11686232-n] (comprising seed plants that produce an embryo with paired cotyledons and net-veined leaves)
                    • Monocotyledones [TUR10-1233820] (Tek çenekliler)
                    • Monocotyledones [ENG31-11688013-n] (comprising seed plants that produce an embryo with a single cotyledon and parallel-veined leaves: includes grasses and lilies and palms and orchids)
                    • Arecidae alt sınıfı [TUR10-1233830] (Palmiyegilleri de içine alan bir alt sınıf)
                    • Arecidae [ENG31-11689024-n] (one of four subclasses or superorder of Monocotyledones)
                    • Asteridae alt sınıfı [TUR10-1234130] (Papatyagilleri de içine alan bir alt sınıf)
                    • Asteridae [ENG31-11931304-n] (a group of mostly sympetalous herbs and some trees and shrubs mostly with 2 fused carpels)
                    • Rosidae alt sınıfı [TUR10-1234450] (Gülgilleri de içine alan bir alt sınıf)
                    • Rosidae [ENG31-12233327-n] (a group of trees and shrubs and herbs mostly with polypetalous flowers)
                    • Dilleniidae alt sınıfı [TUR10-1234740] (Söğütgilleri de içine alan bir alt sınıf)
                    • Dilleniidae [ENG31-12379002-n] (a group of families of more or less advanced trees and shrubs and herbs having either polypetalous or gamopetalous corollas and often with ovules attached to the walls of the ovary)
                    • mantarlar [TUR10-0524730] (Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel bitkiler sınıfı)
                      • ağaç mantarı [TUR10-0011240] (Ağaçta biten bazitli mantar)
                      • pas mantarıgiller [TUR10-0617400] (Bitkilerin üzerinde yaşayarak pas denilen lekeler yapan asalak bir mantar takımı)
                        • buğday pası [TUR10-0121460] (Pas mantarıgillerden asalak bir mantar)
                      • cadısüpürgesi [TUR10-0130260] (Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine, dolayısıyla meyve verimine engel olan asklı mantar)
                      • gerçek mantarlar [TUR10-0292900] (Bağlarda mildiyu hastalığını yapan emeçleri iyi gelişmiş mantarlar)
                      • karabacak [TUR10-0415220] (Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar)
                      • karaballık [TUR10-0415290] (Birtakım böceklerin çıkardıkları şekerli sıvıya yapışarak yaprak, filiz ve meyvelerin kurum karası bir renkte kaplanmasına yol açan ilkel mantar)
                      • cıvık mantarlar [TUR10-0139060] (Bakterilerle ortak yaşayan, ilkel ve hayvanımsı yapılı, peltemsi mantarlar)
                      • çayır mantarı [TUR10-0155260] (Şapkasının alt yüzü ince dilimli, zehirli de olabilen mantar türlerinin ortak adı)
                      • sürme mantarları [TUR10-0717610] (Bitkilerin, özellikle tahılların dokularında yaşayan sürme veya rastık denilen hastalığı yapan, bazitli asalak mantarlar takımı)
                        • sürme mantarıgiller [TUR10-0717600] (Sürme mantarlarından bir familya)
                      • su mantarları [TUR10-0712230] (Klorofilleri olmadığından su içindeki bozulmuş organik madde üzerinde saprofit veya su canlıları üzerinde parazit olarak yaşayan su bitkileri)
                    • alt sınıf [TUR10-0031290] (Bir sınıf içinden ayrılan ikinci derecedeki sınıf)
                    • kanatsızlar [TUR10-0408560] (Böcekler sınıfının kanatsız olan en ilkel biçimlerini kapsayan alt sınıfı)
                    • makigiller [TUR10-0520680] (Örneği maki olan primatlar sınıfı)
                      • maki [TUR10-0520670] (Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat)
                    • taraklılar [TUR10-0746370] (Sölenterlerin, saydam ve jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı)
                    • eklemsizler [TUR10-0238760] (Kolsu ayaklılardan, kavkı çenetleri arasında eklem olmayan bir sınıf)
                    • ciğer otları [TUR10-0140290] (Yaprakları kara yosunlarından bir bitki sınıfı)
                    • dört ayaklılar [TUR10-0222350] (Sürüngenleri ve memelileri içine alan bir sınıf)
                    • karinalılar [TUR10-0421780] (Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının hemen bütün kuşları içine alan büyük bir bölümü)
                    • tüm kirpikliler [TUR10-0792860] (Kirpikli bir hücrelilerin alt sınıfı)
                    • halkalılar [TUR10-0323480] (Sülüklerle solucanları içine alan sınıf)
                  • Spermatophyta alt bölümü [TUR10-1233480] (Bitkiler dünyasının büyük bir şubesi, çiçekli bitkiler)
                  • Spermatophyta [ENG31-11571662-n] (seed plants)
                  • tallı bitkiler [TUR10-0742210] (Kök, gövde, yaprak gibi ana organlardan yoksun bulunan ve çoğu asalak veya çürükçül yaşayan ilkel bitkiler topluluğu)
                    • algler [TUR10-0027270] (Denizlerde, tatlı ve durgun sularda, genellikle su yüzeyinde yaşayan, yaprak veya tel biçiminde tallı bitkiler alt şubesi)
                      • öglena [TUR10-0599020] (Tatlı sularda yaşayan, kamçı biçimindeki uzantısı ile hareket eden mekik biçimindeki bir hücreli)
                      • fukusgiller [TUR10-0280410] (Su yosunlarından, gelgitli denizlerin kayalıklara yakın yerlerinde yetişen esmer bir yosun)
                    • ışıl küfler [TUR10-0356010] (Çeşitli türleri, insan ve hayvanlarda asalak yaşayan tallı bitkiler takımı)
            • hayvanlar alemi [TUR10-1201560] (Canlılar varlıklardan, bitkilerden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudun içinde sindirebilenleri kapsayan, ökaryot canlılar, modern sınıflandırmanın dördüncü alemi)
            • Animalia [ENG31-01315584-n] (taxonomic kingdom comprising all living or extinct animals)
            • Monera alemi [TUR10-1201650] (Yalnızca prokaryotları içine alan, modern sınıflandırmanın birinci alemi)
            • Monera [ENG31-01344517-n] (prokaryotic bacteria and blue-green algae and various primitive pathogens)
            • Protoctista [TUR10-1201830] (Hayvan, bitki ya da mantar olarak değerlendirilemeyen ökaryot canlılardan oluşan, ayrışık bir canlı türü)
            • Protoctista [ENG31-01389135-n] (in most modern classifications, replacement for the Protista)
            • mantarlar alemi [TUR10-1235600] (Parazit veya sarofitik hayat sürdüren, klorofilsiz ilkel canlı veya bu canlıların meydana getirdiği alem)
            • bitkiler alemi [TUR10-1233460] (Çok hücreli, ökaryot bitkileri içine alan modern sınıflandırmanın beşinci âlemi)
        • kesişim [TUR10-1238160] (Arakesit) intersection [ENG31-13895852-n] (a point or set of points common to two or more geometric configurations)
          • örgü [TUR10-0604660] (Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi)
        • sıralanış [TUR10-0688150] (Sıralanma durumu veya biçimi) array [ENG31-07955622-n] (an orderly arrangement)
          • matris [TUR10-0529400] (Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu)
          • matrix [ENG31-08284561-n] ((mathematics) a rectangular array of quantities or expressions set out by rows and columns)
          • tablo [TUR10-0736630] (Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi) table [ENG31-08283156-n] (a set of data arranged in rows and columns)
            • mohs ölçeği [TUR10-0549480] (Zımpara taneciklerinin sertliğini saptamada kullanılan değerler tablosu)
            • sütun [TUR10-0719930] (Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey)
            • sütun [TUR10-0719910] (Alt alta sıralanmış şeyler dizisi)
            • column [ENG31-06279010-n] (a page or text that is vertically divided)
            • periyodik tablo [TUR10-1225110] (Elementlerin atom numaralarındaki artışa göre sıralandıkları, özelliklerindeki benzerliklerin görülmesi için yatay periyotlar ve düşey kolonlara yerleştirildikleri tablo)
            • belirtke tablosu [TUR10-0091910] (Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin bulunduğu tablo)
          • tayf [TUR10-0753550] (Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü) spectrum [ENG31-11440945-n] (an ordered array of the components of an emission or wave)
            • elektromanyetik spektrum [TUR10-1233260] (Bütün frekansları kapsayan elektromanyetik ışınım dizisine verilen ad)
            • electromagnetic spectrum [ENG31-11471859-n] (the entire frequency range of electromagnetic waves)
          • sıralama [TUR10-0768670] (Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması) ordering [ENG31-08474004-n] (logical or comprehensible arrangement of separate elements)
            • dizi [TUR10-0212060] (Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü) series [ENG31-08474987-n] (similar things placed in order or happening one after another)
              • gen [TUR10-0391400] (İçinde bulunduğu hücre veya organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge)
              • gene [ENG31-05444328-n] ((genetics) a segment of DNA that is involved in producing a polypeptide chain)
              • kuyruk [TUR10-0498580] (İnsanların sıra beklemek için, art arda durarak oluşturduğu dizi)
              • queue [ENG31-08449355-n] (a line of people or vehicles waiting for something)
              • diziliş [TUR10-0212200] (Dizilme işi veya biçimi)
              • configuration [ENG31-05739724-n] (an arrangement of parts or elements)
              • (sayı aralığı) [TUR10-0000018] (Bir sayı aralığı)
              • geometrik dizi [TUR10-0292530] (Ardışık terimleri arasındaki oranı değişmeyen dizi)
              • tefrika [TUR10-0756590] (Gazete veya dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi)
              • teselsül [TUR10-0769210] (Zincirleme)
              • aritmetik dizi [TUR10-0045270] (Ardışık terimleri arasındaki ayrım değişmeyen dizi)
              • katar [TUR10-0427440] (Taşıt dizisi)
                • konvoy [TUR10-0474320] (Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı)
                • yürüyüş kolu [TUR10-0867250] (Belli bir bölgeye ulaşmak veya bulunulan bir bölgeden ayrılmak amacıyla bir kumanda altında, düzenli yürüyüş yapan piyade, zırhlı veya motorlu birliklerin tümü)
              • çatkı [TUR10-0153940] (Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü)
              • sekans [TUR10-0673840] (Bir bütün meydana getiren planlar dizisi)
              • sekans [TUR10-0673830] (Belirli bir süre içinde arka arkaya giden şeyler; dizi)
              • sekans [TUR10-0673850] (Bir melodi veya ritim motifinin gamın değişik derecelerinde tekrarı)
              • paradigma [TUR10-0613680] (Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi)
              • soy yapısı [TUR10-1140170] (Bir canlının genlerinin bütünü)
              • halka dizilişli [TUR10-0323330] (Aynı eksen çevresinde dizilmiş)
            • genom [TUR10-0292410] (Gametlerde bulunan kromozomlar)
            • genome [ENG31-08474554-n] (the ordering of genes in a haploid set of chromosomes of a particular organism)
            • açılma [TUR10-0005690] (Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi)
            • kura [TUR10-0491550] (İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, sıralama)
            • tandır [TUR10-0743310] (Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak için, alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen)
            • teakup [TUR10-0754470] (Art arda gelme)
            • alfabe sırası [TUR10-0027010] (Eşitlik ilkesini sağlamak için uyulan düzen)
            • almaşıklık [TUR10-0029830] (Dönüşümlü ve düzenli sıralanma)
            • yanaşık düzen [TUR10-0830830] (Kişi veya araçların birbirinin yanında ve aynı hizada düzenli duruşu)
            • karamusal [TUR10-0417390] (Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni)
            • yağış düzeni [TUR10-0824420] (Yıllık ortalama yağış tutarının aylara veya mevsimlere dağılışı)
            • leffüneşir [TUR10-0509010] (Birkaç adı bir sözün başında söyledikten sonra bunların sıfat veya fiillerini daha aşağıda sıralama)
            • mekanizasyon [TUR10-0533010] (Mekanik düzeni sağlama)
            • mizanpaj [TUR10-0548730] (Gazete, dergi vb. yayınlarda sayfa düzeni)
            • mizansen [TUR10-0548780] (Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen)
            • savaş düzeni [TUR10-1129710] (Savaş alanında birlikler belirli bir düzenleme içinde yerleşme)
            • otomatizm [TUR10-0607790] (Bir cihaza, bir alete otomatik bir işleyiş kazandırmak için gerekli olan düzen)
            • oturtum [TUR10-1111230] (Bir müzik parçasının seslendirilişinde insan sesleri ile çalgıların görevlendiriliş düzeni)
            • düzenleşim [TUR10-0232370] (Aynı sıradaki nesne veya kavramların birbirinin yanında oluşu)
            • rabıta [TUR10-0639970] (Düzen; sıra)
            • ittırat [TUR10-1249560] (Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma)
            • ıttırat [TUR10-0356610] (Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma)
          • kanat [TUR10-0408370] (Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri) flank [ENG31-08499124-n] (the side of military or naval formation)
            • sağ kol [TUR10-0655710] (Ordunun sağ tarafındaki kısım)
          • alfabetik sıralama [TUR10-0027040] (Harflerin alfabedeki belirli düzene göre dizilişi)
          • liste [TUR10-0512530] (Alt alta yazılmış şeylerin bütünü) list [ENG31-06492991-n] (a database containing an ordered array of items (names or topics))
            • çizelge [TUR10-0170830] (Kadro, kademe, basamak ve derecelerin yer aldığı liste) chart [ENG31-07012462-n] (a visual display of information)
              • kadro [TUR10-0397390] (Bu çizelgedeki yer)
              • şecere [TUR10-0725970] (Atların soyunun yazılı olduğu çizelge)
              • silsilename [TUR10-0693550] (Bir kimsenin silsilesini gösteren çizelge)
              • imsakiye [TUR10-0371840] (Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelge)
            • menü [TUR10-0535550] (Yenecek yemeklerin listesi) menu [ENG31-06504930-n] (a list of dishes available at a restaurant)
              • fiks menü [TUR10-0273320] (Yenilecek yemeklerin ne olduğu önceden belirlenip gelen müşterilere aynı yemeklerin verildiği uygulama)
              • alakart [TUR10-0672780] (Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek)
              • açık büfe [TUR10-0004240] (Konukların serbestçe seçebilecekleri yiyecek ve içeceklerin sergilendiği sofra)
              • mönü [TUR10-1101250] (Menü)
            • yemek listesi [TUR10-0847930] (Yemek yenilecek yerlerde mevcut yemekleri gösteren liste)
            • menu [ENG31-06504930-n] (a list of dishes available at a restaurant)
            • kaynakça [TUR10-0100780] (Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser)
            • bibliography [ENG31-06498467-n] (a list of writings with time and place of publication (such as the writings of a single author or the works referred to in preparing a document etc.))
            • cevap anahtarı [TUR10-0137320] (Sınavlarda sorulan soruların çözülmüş biçimi)
            • key [ENG31-06504429-n] (a list of answers to a test)
            • envanter [TUR10-0248900] (Mal ve değerlere ait döküm)
            • inventory [ENG31-06504655-n] (a detailed list of all the items in stock)
            • içindekiler [TUR10-0272900] (Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste)
            • index [ENG31-06503777-n] (an alphabetical listing of names and topics along with page numbers where they are discussed)
            • kara liste [TUR10-0417110] (Sakıncalı sayılan veya cezalandırılması düşünülen kimse, grup, ülke vb. listesi)
            • blacklist [ENG31-06499097-n] (a list of people who are out of favor)
            • portföy [TUR10-0633570] (Banka, simsar veya bir aracı kuruluşun kendi elinde tuttuğu, istediği gibi tasarruf ettiği menkul değerler toplamı) portfolio [ENG31-06506144-n] (a list of the financial assets held by an individual or a bank or other financial institution)
              • fon [TUR10-1254750] (Sermaye Piyasası Kurulu'nca yetkilendirilmiş kurumların yatırımcılardan topladığı birikimlerle riski dağıtmak amacıyla içerisinde birden çok hisse senedi, devlet tahvili, döviz, değerli maden ya da faiz getirili değerli kâğıt olacak şekilde çeşitlendirerek oluşturduğu portföy)
                • likit fon [TUR10-0511420] (Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü)
                • yatırım fonu [TUR10-1180270] (Tasarruf sahiplerinden katılma belgesi karşılığında toplanan birikimlerden oluşan fonların, sermaye piyasası araçlarında değerlendirilmek üzere bir havuz içerisinde toplanması ve uzmanlar tarafından yönetilmesi temeline dayalı kolektif bir yatırım aracı)
                • Fak Fuk Fonu [TUR10-0263330] (Yardımlaşmak amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu adıyla 1990'lı yıllarda kurulan, halk arasında bu kısaltmayla tanınan fakir fukara fonu)
            • gündem [TUR10-0650890] (Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü)
            • agenda [ENG31-06496950-n] (a list of matters to be taken up (as at a meeting))
            • takvim [TUR10-0741480] (Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program)
            • calendar [ENG31-06499232-n] (a list or register of events (appointments or social events or court cases etc))
            • karakter seti [TUR10-1220820] (Bilgisayar donanımları ve yazılımları tarafından tanınan bir karakter grubu)
            • character set [ENG31-06500717-n] (an ordered list of characters that are used together in writing or printing)
            • alışveriş listesi [TUR10-1220840] (Alışverişe gitmeden önce hazırlanan, alınacak ürünlerin yazıldığı listesi)
            • shopping list [ENG31-06507507-n] (a list of items to be purchased)
            • sabıka kaydı [TUR10-0652300] (Adli sicilden verilen bilgiye göre bir kimsenin sabıka durumunu gösteren yazı)
            • criminal record [ENG31-06502164-n] (a list of crimes for which an accused person has been previously convicted)
            • menü [TUR10-0535570] (Komut veya seçenek listesi) menu [ENG31-06505383-n] ((computer science) a list of options available to a computer user)
              • ana menü [TUR10-0035260] (Bankamatikte işleme başlandıktan sonra ekrana gelen görüntülerin ilki)
            • tarife [TUR10-0747100] (Taşıtların gidiş geliş zamanlarını gösteren çizelge)
            • schedule [ENG31-06507319-n] (an ordered list of times at which things are planned to occur)
            • tek liste [TUR10-0758930] (Seçimde muhalefeti olmayan liste)
            • dizi pusulası [TUR10-1010380] (Herhangi bir konu ile ilgili belgelerin isim listelerini içeren belge)
            • liberasyon listesi [TUR10-0511000] (İthal yolu ile girmesine izin verilen malların listesi)
            • seçmen listesi [TUR10-0672800] (Seçmen adlarının yazılı olduğu liste, defter)
            • gösterge [TUR10-0306760] (Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste)
            • repertuvar [TUR10-0645970] (Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi)
            • repertuvar [TUR10-0645960] (Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi)
            • repertuar [TUR10-1249520] (Bir tiyatro topluluğunun bir tiyatro döneminde oynamak üzere seçtiği ve hazırladığı oyunların listesi)
            • iftihar listesi [TUR10-0362160] (Bir okulda davranışları ve derslerindeki başarıları ile dikkat çeken seçkin öğrencilerin adlarının yazıldığı çizelge)
            • hazırun cetveli [TUR10-0337150] (Bir toplantıya katılanları gösteren liste)
            • içindekiler [TUR10-0359180] (Bir kitap, dergi, gazete, mektup ve benzerinin içinde bulunan konular veya kapsadığı şeyler)
            • dizin [TUR10-0212300] (Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste)
            • list [ENG31-06492991-n] (a database containing an ordered array of items (names or topics))
        • ırk [TUR10-0353580] (Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu) race [ENG31-07984596-n] (people who are believed to belong to the same genetic stock)
          • sarı ırk [TUR10-0666090] (Tenleri sarı renge yakın olan bir ırk)
          • beyaz ırk [TUR10-0097550] (Avrupa, Kuzey Amerika, Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaşayan ve teninin rengi açık olan ırk)
          • siyah ırk [TUR10-0697360] (Orta Asya, Afrika'da yaşayan, teninin rengi siyah olan insan ırkı)
        • hayvan topluluğu [TUR10-1223960] (Hayvanlardan oluşan topluluk) animal group [ENG31-08010371-n] (a group of animals)
          • çift [TUR10-0166840] (Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan)
          • team [ENG31-08001826-n] (two or more draft animals that work together to pull something)
          • sürü [TUR10-0718010] (Evcil hayvanlar topluluğu)
            • sürek [TUR10-0716790] (Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü)
          • sürü [TUR10-0718020] (Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü)
          • herd [ENG31-08010773-n] (a group of cattle or sheep or other domestic mammals all of the same kind that are herded by humans)
          • sürü [TUR10-0718030] (Birlikte yaşayan hayvan topluluğu) drove [ENG31-08201253-n] (a group of animals (a herd or flock) moving together)
            • aslan sürüsü [TUR10-1223970] (Birçok aslandan oluşan topluluk)
            • pride [ENG31-08011720-n] (a group of lions)
            • balık sürüsü [TUR10-1223990] (Birçok balıktan oluşan topluluk)
            • school [ENG31-08011895-n] (a large group of fish)
            • kedi sürüsü [TUR10-1223980] (Birçok kediden oluşan topluluk)
            • clowder [ENG31-08011807-n] (a group of cats)
            • koyun sürüsü [TUR10-1223910] (Birçok koyundan oluşan topluluk)
            • flock [ENG31-08007611-n] (a group of sheep or goats)
            • kuş sürüsü [TUR10-1223900] (Çok sayıda kuştan oluşan topluluk) flock [ENG31-08007398-n] (a group of birds)
              • kaz sürüsü [TUR10-1223930] (Birçok kazdan oluşan topluluk)
              • gaggle [ENG31-08008558-n] (a flock of geese)
              • kuş sürüsü [TUR10-1224920] (Birçok kuştan oluşan topluluk)
              • flight [ENG31-08237541-n] (a flock of flying birds)
              • bıldırcın sürüsü [TUR10-1223920] (Birçok bıldırcından oluşan topluluk)
            • karadavar [TUR10-0415860] (Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü)
            • davar [TUR10-0184820] (Koyun veya keçi sürüsü)
            • yılkı [TUR10-0855400] (At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü)
            • nahır [TUR10-0568360] (Sığır sürüsü)
            • öğrek [TUR10-0599220] (At sürüsü)
            • hergele [TUR10-0339540] (Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü)
          • alt ırk [TUR10-0031010] (Aynı ırk içinde yetiştirme amacına ve çevreye bağlı kalınarak değişime uğratılmış ve bu yolla ırk içinde özellikle fizyolojik nitelikleri bakımından kalıtsal sapma gösteren hayvan topluluğu)
        • koloni [TUR10-0469200] (Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk)
        • colony [ENG31-08012298-n] (a group of organisms of the same type living or growing together)
        • grup [TUR10-0467660] (Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı) group [ENG31-00031563-n] (any number of entities (members) considered as a unit)
          • halk [TUR10-0323150] (Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri) citizenry [ENG31-08177175-n] (the body of citizens of a state or country)
            • cemaatimüslimin [TUR10-0135230] (Müslüman halk)
            • arami [TUR10-0938610] (MÖ 11. yüzyıllarda Mezopotamya'da yaşamış bir halk)
            • Arnavutluk [TUR10-0046630] (Arnavut halkının bütünü)
            • Albania [ENG31-08722636-n] (a republic in southeastern Europe on the Adriatic coast of the Balkan Peninsula)
            • Avar [TUR10-0057760] (III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk)
            • Avar [TUR10-0057750] (Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk)
          • halk [TUR10-0323180] (Aydınların dışında kalan topluluk)
          • multitude [ENG31-08197108-n] (the common people generally)
          • halojen [TUR10-0324020] (Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri)
          • halogen [ENG31-14928812-n] (any of five related nonmetallic elements (fluorine or chlorine or bromine or iodine or astatine) that are all monovalent and readily form negative ions)
          • koleksiyon [TUR10-0468560] (Modaevlerinin giyimdeki yenilikleri tanıtmak için düzenlediği defilelerde gösterilen modellerin bütünü)
          • azizler [TUR10-1224660] (Ermişler, erenler)
          • sainthood [ENG31-08169654-n] (saints collectively)
          • türlü [TUR10-0794330] (Çeşit veya çeşitleri toplayan daha geniş bir bölüm) kind [ENG31-05847533-n] (a category of things distinguished by some common characteristic or quality)
            • model [TUR10-0549080] (Otomobil ve benzerinde tip)
            • model [ENG31-05854179-n] (a type of product)
          • ağırlık [TUR10-0012960] (Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori)
            • hafif sıklet [TUR10-0320700] (Güreşte 68 kg, boks ve halterde 67,5 kg olarak belirlenmiş ağırlık)
            • orta sıklet [TUR10-0591540] (Güreşte, güllede ve halterde 72-79 kg ağırlıktaki oyuncuların ayrıldığı kategori)
            • ağır sıklet [TUR10-0080800] (Bazı spor dallarında yarışmacıların ağırlığı ile sınırlandırılan kategori)
            • sinek sıklet [TUR10-0694500] (Boksta 48 kilogramdan 51 kilograma kadar olan ağırlık)
            • yarı orta sıklet [TUR10-0837720] (Boksta sporcuların 71 kilogramdan 75 kilograma kadar olan ağırlıkları)
            • yarı ağır sıklet [TUR10-0836830] (Boksta 75 kilogramdan 81 kilograma kadar olan ağırlık)
          • halk [TUR10-0323130] (Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu) citizenry [ENG31-08177175-n] (the body of citizens of a state or country)
            • Balkar [TUR10-1094970] (Kuzey Kafkasya'da Kabarda Balkar Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse)
            • Başkurt [TUR10-0082650] (Rusya'daki Başkurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı veya bu halkın soyundan olan kimse)
            • belizeli [TUR10-1249090] (Belize halkından kimse)
            • Berberi [TUR10-0094300] (Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse)
            • myanmarlı [TUR10-1253680] (Myanmar halkından kimse)
            • dildaş [TUR10-0205220] (Aynı dili konuşanlardan her biri)
            • ortadoğulu [TUR10-1253980] (Ortadoğu bölgesinden kimse)
            • frenk [TUR10-0881680] (Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad)
            • Gagavuz [TUR10-0281780] (Büyük çoğunluğu Moldova'da, az bir kısmı Deliorman, Dobruca, Beserabya ve Ukrayna'da oturan Ortodoks Türk halkı veya bu halktan olan kimse)
            • reaya [TUR10-0643610] (Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk)
          • dalga kuşağı [TUR10-0180280] (Aynı frekansı içeren dalgalar bütünlüğü)
          • deste [TUR10-0198390] (Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri)
          • dizi [TUR10-0212110] (Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü)
          • etil [TUR10-0257720] (Organik birleşiklerin birleşimine giren karbon ve hidrojen atomları grubu)
          • küme [TUR10-0502230] (Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri)
          • saf [TUR10-0654310] (Grup)
          • orta sıklet [TUR10-0592610] (Boksta 71 kilogramdan 75 kilograma kadar olan boksörlerin ayrıldığı kategori)
          • sıralı ikili [TUR10-1135090] (A ve b gibi iki elemanı öncelik sırasına göre a, b biçiminde yazarak elde edilen a, b ikilisi)
          • örneklem [TUR10-0605210] (Bir araştırmada bütünü anlamak için bütünden seçilen araştırma tekniklerinin uygulanacağı grup)
          • özel kesim [TUR10-0608030] (Resmî kesimden ayrı ve bağımsız çalışan grup)
          • bölük [TUR10-0119330] (On kuralına göre yazılan bir tam sayının, sağdan sola doğru üçer üçer ayrılan basamaklarından her bir üçlü takımı)
            • yüzlük birimler bölüğü [TUR10-0868170] (Yüzden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü)
            • birimler bölüğü [TUR10-0107330] (Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayılar bölüğü)
        • denk küme [TUR10-0194690] (Bire bir eşlenebilen, eleman sayıları eşit küme)
        • külçe [TUR10-1247740] ()
          • külte [TUR10-0501760] (Külçe)
        • sazlık [TUR10-0460830] (Sazları çok olan yer)
          • kovalık [TUR10-0478540] (Sazlık yer)
        • cins [TUR10-0141520] (Aralarında ortak özellikler bulunan varlıklar topluluğu)
        • demet [TUR10-0191290] (Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu)
        • demet [TUR10-0191280] (Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu)
        • tavâif [TUR10-1251440] (Gruplar. Milletler, kavimler. Bölükler)
        • kütle [TUR10-0504300] (Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın) mass [ENG31-09370952-n] (a body of matter without definite shape)
          • topuk [TUR10-0782850] (Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloğu veya cevher kütlesi)
          • kayaç [TUR10-0431870] (Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle) rock [ENG31-14720954-n] (material consisting of the aggregate of minerals like those making up the Earth's crust)
            • derinlik kayaçları [TUR10-0196560] (Yer kabuğunun derinlerinde, büyük kütleler biçiminde katılaşmış magma kayaçları)
            • tortul kayaç [TUR10-1240310] (Yerkabuğunda, tortullaşma ile oluşmuş kayaç) sedimentary rock [ENG31-14722161-n] (rock formed from consolidated clay sediments)
              • kireç taşı [TUR10-0404450] (Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç) limestone [ENG31-14960364-n] (a sedimentary rock consisting mainly of calcium that was deposited by the remains of marine animals)
                • pizolit [TUR10-0630490] (Kalsiyum karbonat birleşimli, nohut büyüklüğünde, yuvarlağımsı kalsit tanecikleri veya bunların bağlanmasıyla taş durumuna geçen kireç taşı)
                • litografya taşı [TUR10-0512650] (Taş basmasında kullanılan çok düzgün bir kalker)
                • sedefli kalker [TUR10-0673020] (Süsleme işlerinde kullanılan, yumuşakçaların kavkılarının birbirleriyle kaynaşmasından oluşan bir mermer türü)
                • ovolit [TUR10-0595510] (İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker)
                • sipolin [TUR10-0695800] (Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü)
              • arduvaz [TUR10-0431910] (Killerin başkalaşımı ile oluşmuş, yaprak biçiminde ayrılabilen, mavimsi bir taş)
              • slate [ENG31-14724323-n] (a fine-grained metamorphic rock that can be split into thin layers)
              • kum taşı [TUR10-0490830] (Kum tanelerinin kaynaşmasıyla oluşmuş bir çeşit tortul kayaç) sandstone [ENG31-15020108-n] (a sedimentary rock consisting of sand consolidated with some cement (clay or quartz etc.))
                • molas [TUR10-0549550] (Karbonatlı kum taşı)
              • arkoz [TUR10-0046070] (Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç)
              • sarkıt [TUR10-0182610] (Mağaraların tavanında oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi)
              • stalactite [ENG31-09466657-n] (a cylinder of calcium carbonate hanging from the roof of a limestone cave)
            • kavlak [TUR10-0430530] (Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası)
            • magma [TUR10-0517280] (Yerin içinde, sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik)
            • magma [ENG31-14955933-n] (molten rock in the earth's crust)
            • sünger taşı [TUR10-0633000] (Bazı yüzeylerin temizlenmesinde, mermerlerin parlatılmasında, ovma işlerinde kullanılan, çok gözenekli, çok hafif ve sert kaya) pumice [ENG31-14724599-n] (a light glass formed on the surface of some lavas)
              • raspa taşı [TUR10-0642950] (Gemi güvertelerini temizlemek için kullanılan sünger taşı)
            • yığışım [TUR10-0853600] (Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle)
            • pudding stone [ENG31-14887182-n] (a composite rock made up of particles of varying size)
            • başkalaşım kayası [TUR10-1240320] (Magmatik ve tortul kayaçların çeşitli etkilerle (örneğin basınç, sıcaklık) değişikliğe uğraması sonucu oluşan, mermer, gnays vb. kayalar) metamorphic rock [ENG31-14722859-n] (rock altered by pressure and heat)
              • gnays [TUR10-0300290] (Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç)
              • gneiss [ENG31-14913422-n] (a laminated metamorphic rock similar to granite)
              • şist [TUR10-0732330] (Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı)
              • schist [ENG31-14913522-n] (any metamorphic rock that can be split into thin layers)
              • mermer [TUR10-0328040] (Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı)
              • marble [ENG31-14971945-n] (a hard crystalline metamorphic rock that takes a high polish)
            • volkanik kaya [TUR10-1241110] (Magmanın yerkabuğunun derinliklerinde, yüzeye yakın kesimlerinde ve yüzeyde soğuması ve katılaşması sonucunda oluşan kayaların genel adı) igneous rock [ENG31-14956017-n] (rock formed by the solidification of molten magma)
              • somaki [TUR10-0701650] (Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer)
              • porphyry [ENG31-15020962-n] (any igneous rock with crystals embedded in a finer groundmass of minerals)
              • batolit [TUR10-1241120] (Çapı derine doğru büyüyen ve tabanı hiç görülmemiş olan düzensiz biçimli büyük kütle, dipsiz kayaç) batholith [ENG31-14956441-n] (large mass of intrusive igneous rock believed to have solidified deep within the earth)
                • granit [TUR10-0310450] (Kuvars, feldspat, ortoklaz ve mika minerallerinden birleşmiş türlü renkte, billursu, çok sert bir tür kayaç) granite [ENG31-14914437-n] (plutonic igneous rock having visibly crystalline texture)
                  • protojin [TUR10-0637010] (Gnays yapısında, genellikle Alp dağlarında rastlanan bir granit)
                • kızgın bulut [TUR10-0458820] (Yanardağlardan fışkırıp yüksek ısıda su buharı ve başka gazlardan oluşmuş, içine kül ve lav karışmış bulut görünüşünde yığın)
              • porfiri [TUR10-1241300] (Çok ince taneli ve camsı bir hamurun içinde kendine özgü biçim gösteren, iri kristallerin bulunduğu kayaç.)
              • porphyry [ENG31-15020962-n] (any igneous rock with crystals embedded in a finer groundmass of minerals)
              • bazalt [TUR10-0087500] (Koyu renkli, sert, bir çeşit yanardağ kültesi)
              • basalt [ENG31-14797183-n] (the commonest type of solidified lava)
              • lav [TUR10-0508190] (Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler)
              • lava [ENG31-14955127-n] (rock that in its molten form (as magma) issues from volcanos)
              • peridotit [TUR10-0624090] (Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı)
              • andezit [TUR10-0037390] (Plajiyoklazlı bir yanardağ kültesi)
              • pegmatit [TUR10-0620960] (Başlıca kuvars, feldspat ve Moskof camından oluşan, açık renkli bir tür magma taşı)
              • gayzerit [TUR10-0434100] (Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti)
              • dolan taşı [TUR10-0216200] (Mineralleri gözle görülebilen, benekli ve yeşilimtırak renkli gabro ile bazalt arası püskürük kütle)
            • kösele taşı [TUR10-0483640] (Avadanlıkların ağızlarındaki pürüzleri düzeltmek ve inceltmek için kullanılan bir tür taş)
            • kösele taşı [TUR10-0483630] (Kunduracıların, üstünde kösele dövdükleri taş)
            • kösele taşı [TUR10-0483620] (Mermerleri parlatmakta kullanılan kefeki taşı)
            • gabro [TUR10-0281160] (Amfibol, piroksen, olivin vb. renkli minerallerden oluşan bir tür iri taneli kaya)
            • Malta taşı [TUR10-0522400] (Bahçe, mutfak vb. yerleri döşemekte kullanılan, dört köşe, yassı, kolay kırılan bir tür taş)
            • kırıntı külte [TUR10-0451160] (Kırıntılardan oluşmuş külte)
            • dasit [TUR10-0184600] (Kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kütlesi)
            • diyorit [TUR10-0211600] (Özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı)
            • dünit [TUR10-0229210] (Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç)
            • kat [TUR10-0427140] (Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar)
            • bed [ENG31-09240774-n] ((geology) a stratum of rock (especially sedimentary rock))
            • yer çekirdeği [TUR10-0850080] (Yer merkezinde toplanmış olan çok yoğun küresel kütle)
            • migmatit [TUR10-0544320] (Tortul katmanlar arasına mağma girmesiyle oluşan değişim kayacı)
            • organik kütle [TUR10-0590250] (Birleşimindeki ögelerin büyük ve belirgin bölümü canlı varlıklardan oluşan kayaç)
            • riyolit [TUR10-0512190] (Granitle aynı kimyasal yapıda, içinde mikrolitler olan kayaç)
          • breş [TUR10-0120320] (Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle)
          • breş [TUR10-0120330] (Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle)
          • buzul masası [TUR10-0127130] (Çevresindeki buzlar erirken, altına rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak üzerinde kalan kütle)
          • diyabaz [TUR10-0211040] (Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle)
          • granülit [TUR10-0310500] (Kuvars, feldspat, granit, Moskof camı vb. maddelerden birleşmiş billur kayağan taş kütlesi)
          • kitle [TUR10-0464330] (Kütle)
        • yığın [TUR10-0853490] (Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe)
          • köpük [TUR10-0482220] (Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan yığın)
          • çeç [TUR10-0155570] (Tahıl yığını)
          • dokurcun [TUR10-0779370] (Ot veya ekin yığını)
          • loda [TUR10-0513020] (Küme, yığın)
            • alüvyon [TUR10-0031630] (Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın)
              • dilüviyum [TUR10-0206140] (Bugünkü ırmakların Dördüncü Çağdan kalma en eski alüvyonları)
            • orta [TUR10-0591520] (Yeniçeri Ocağında tabur)
          • top [TUR10-0780380] (Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı) roll [ENG31-04108326-n] (anything rolled up in cylindrical form)
            • pastav [TUR10-0617740] (Çuha kumaşının sarıldığı top)
            • top [TUR10-0780370] (Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı)
          • toz toprak [TUR10-0784650] (Toz ve toprak yığını)
          • tump [TUR10-0747670] (Toprak parçası ya da yığını)
          • tümen [TUR10-0792790] (Büyük küme; yığın)
          • molozluk [TUR10-0549740] (Molozla dolu toprak yığını)
          • namlı [TUR10-0570070] (Samanından ayrılmamış arpa, buğday yığını)
          • istif [TUR10-0382420] (Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılan yığın)
          • istif [TUR10-0382410] (Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın)
          • hurdalık [TUR10-0350150] (Hurda yığını)
          • küme [TUR10-0502200] (Yığın) agglomeration [ENG31-07975883-n] (a jumbled collection or mass)
            • deste [TUR10-0069640] (Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı) bunch [ENG31-07976557-n] (a grouping of a number of similar things)
              • demet [TUR10-0191250] (Bağlanarak oluşturulmuş deste) bunch [ENG31-07976557-n] (a grouping of a number of similar things)
                • püskül [TUR10-0639370] (Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti)
                  • saçak [TUR10-0653210] (Havlu, halı ve benzerinin kenarı boyunca sarkan püskül)
              • iskambil [TUR10-0379820] (Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste)
              • pack of cards [ENG31-07973335-n] (a pack of 52 playing cards)
            • floş [TUR10-0277040] (Poker oyununda aynı renkten ve aynı türden beş kâğıt)
            • straight flush [ENG31-07974600-n] (a poker hand with consecutive cards in the same suit)
            • tınaz [TUR10-0773990] (Yığın) stack [ENG31-07979701-n] (an orderly pile)
              • otluk [TUR10-0593880] (Kış için kurutulmuş ot yığını)
              • haystack [ENG31-07979822-n] (a stack of hay)
              • tınaz [TUR10-0773980] (Dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığını)
              • haystack [ENG31-07979822-n] (a stack of hay)
            • library [TUR10-1223850] (Ayrı bir dosya halinde tutulan bir dizi standart komut ve programcıktan oluşan bilgisayar kodu)
            • library [ENG31-07994015-n] ((computing) a collection of standard programs and subroutines that are stored and available for immediate use)
            • hat trick [TUR10-1046120] (Üçleme)
            • trilogy [ENG31-08002267-n] (a set of three literary or dramatic works related in subject or theme)
            • birleşim kümesi [TUR10-1224000] (A ve B küme olmak üzere, A veya B'deki veya hem A hem de B'deki noktaların topluluğundan oluşan küme)
            • union [ENG31-08015154-n] (a set containing all and only the members of two or more given sets)
            • paket [TUR10-0610790] (İçinde bir veya birçok şey bulunan, kâğıda sarılarak veya kutuya konularak bağlanmış, elde taşınacak büyüklükte nesne) package [ENG31-03876761-n] (a wrapped container)
              • bohça [TUR10-0112160] (İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş) package [ENG31-03876761-n] (a wrapped container)
                • çıkın [TUR10-0163230] (Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça)
                • packet [ENG31-03877306-n] (a small package or bundle)
                • parça bohçası [TUR10-0614930] (Biçkiden artan çeşit çeşit kumaş parçalarının içine konulduğu bohça)
                  • kırpıntı bohçası [TUR10-0452930] (İçine kumaş kırpıntıları konulan bohça)
                • parçalı bohça [TUR10-0615140] (Renk renk ve çeşit çeşit kumaş parçalarının birbirine eklenmesiyle yapılan bohça)
                • hamam bohçası [TUR10-0324530] (Kadınların hamama giderken çamaşırlarını veya eşyalarını koyduğu bohça)
                • orospu bohçası [TUR10-0591220] (Derli toplu olmayan, sarsak ve düğümlü, düğümleri tavşan kulaklı, kötü düzenlenmiş bohça)
              • koli [TUR10-0468800] (Posta paketi)
              • koli [TUR10-0468810] (İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket)
            • galaksi [TUR10-0302200] (Milyonlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, saman yolu gibi bağımsız uzay adası) galaxy [ENG31-08287963-n] ((astronomy) a collection of star systems)
              • Samanyolu galaksisi [TUR10-1230350] (Güneş dizgesinin de içinde bulunduğu galaksi)
              • Milky Way [ENG31-09377881-n] (the galaxy containing the solar system)
              • Samanyolu [TUR10-0661850] (Açık gecelerde gökyüzünde boydan boya görülen uzun yıldız kümesi)
              • Milky Way [ENG31-09377881-n] (the galaxy containing the solar system)
            • yığıntı [TUR10-0853570] (Bir araya yığılmış şeyler kümesi) drift [ENG31-09293139-n] (a large mass of material that is heaped up by the wind or by water currents)
              • kürtün [TUR10-0503610] (Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını)
              • snowdrift [ENG31-09461844-n] (a mass of snow heaped up by the wind)
            • kalak [TUR10-0401100] (Tezek yığını)
            • tabur [TUR10-0736740] (Küme, yığın, grup)
            • döküntü [TUR10-0220770] (Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi)
            • turna katarı [TUR10-0788790] (Arka arkaya ve teker teker dizilmiş durumda olan turna kümesi)
            • takımyıldız [TUR10-0739780] (Birbirine göre durumları her zaman aynı kalan komşu yıldızlar topluluğu) constellation [ENG31-09275876-n] (a configuration of stars as seen from the earth)
              • Altıkardeş [TUR10-0871190] (Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız)
              • kurt [TUR10-0493530] (Güney gök kürede, Akrep ile boğa arasında bulunan takımyıldız)
              • Küçükayı [TUR10-0499770] (Göğün Kuzey Kutbu bölgesinde, Büyükayı'nın tersi durumda, bir takımyıldız)
              • Büyükayı [TUR10-0845820] (Kuzey yarım kürede yedi yıldızdan oluşmuş takımyıldız)
                • Yedikardeş [TUR10-0845860] (Büyükayı'yı oluşturan yedi yıldız)
              • Süreyya [TUR10-1181400] (Boğa burcunda, yedi yıldızdan oluşan takım)
                • Pervin [TUR10-0624760] (Ülker yıldızı)
        • link [TUR10-0512130] (İletişimi sağlayan dizgenin, teknik ağın birliği)
        • sacayağı [TUR10-0653120] (Üçlü grup)
        • sargı [TUR10-0665630] (Bir elektrik makinesinde veya aracında aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü)
        • oymak [TUR10-0596250] (Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolunun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri)
        • öbek [TUR10-0597910] (Genel olarak yaş, yapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren dizgelere ilişkin yıldızlar kümesi)
        • sentrozom [TUR10-1131840] (Hücre sitoplazması içinde çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle homojen plazma kütlesi)
        • stok [TUR10-0709490] (Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü)
        • boş küme [TUR10-0115370] (Hiçbir ögesi olmayan küme)
        • fauna [TUR10-0208700] (Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü)
        • fauna [ENG31-08009721-n] (all the animal life in a particular region or period)
        • topluluk [TUR10-0781720] (Aynı yerde bulunan insan kalabalığı) gathering [ENG31-07991473-n] (a group of persons together in one place)
          • çift [TUR10-0166830] (Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş) pair [ENG31-07993383-n] (two people considered as a unit)
            • çifte kumrular [TUR10-0167140] (Çok sevişen ve birbirinden hiç ayrılmayan iki sevgili)
          • içtima [TUR10-0360350] (Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları)
          • muster [ENG31-08496626-n] (a gathering of military personnel for duty)
          • kalaba [TUR10-0400850] (Kalabalık) crowd [ENG31-08199297-n] (a large number of things or people considered together)
            • sürü [TUR10-0196630] (Düzensiz insan topluluğu)
            • mob [ENG31-08201518-n] (a disorderly crowd of people)
          • miting [TUR10-0548180] (Gösteri amacıyla veya bir olaya dikkati çekmek için, genellikle açık yerlerde yapılan toplantı)
          • rally [ENG31-08375259-n] (a large gathering of people intended to arouse enthusiasm)
          • kortej [TUR10-0771110] (Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler)
          • cortege [ENG31-08446124-n] (the group following and attending to some important person)
          • komün [TUR10-1083870] (Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk)
          • commune [ENG31-08392296-n] (a body of people or families living together and sharing everything)
          • arkadaş grubu [TUR10-1225120] (Birbirlerine karşı segi ve anlayış gösteren kimselerden her biri)
          • crowd [ENG31-08290764-n] (an informal body of friends)
          • kalabalık [TUR10-0400860] (Çok sayıda insan (topluluğu)) crowd [ENG31-08199297-n] (a large number of things or people considered together)
            • izdiham [TUR10-0766410] (Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, bir yerde toplanıp yığılma) congestion [ENG31-13967799-n] (excessive crowding)
              • tabakalanma [TUR10-0735380] (Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı)
              • uygun katmanlaşma [TUR10-0802470] (Bir katman oluşturan tortuların dümdüz ve birbirine paralel olarak yığılması)
              • yığınak [TUR10-0755220] (Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi)
            • fevç [TUR10-0269730] (İnsan kalabalığı)
            • ana baba günü [TUR10-0034030] (Çok kalabalık yer)
            • kütle [TUR10-0504320] (Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı)
            • mahşer [TUR10-0519280] (Büyük kalabalık)
            • sel [TUR10-0674780] (Hareket halindeki büyük kalabalık, yığın)
          • yığın [TUR10-0853500] (Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle)
          • crowd [ENG31-08199297-n] (a large number of things or people considered together)
          • ayak takımı [TUR10-0059790] (Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler) ruck [ENG31-08199964-n] (a crowd especially of ordinary or undistinguished persons or things)
            • avam [TUR10-0057540] (Halkın aşağı tabakası)
            • trash [ENG31-08419104-n] (worthless people)
          • eş dost [TUR10-0255280] (Tanıdıklar) company [ENG31-08201779-n] (a social gathering of guests or companions)
            • omuzdaş [TUR10-0587220] (Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse)
            • cohort [ENG31-08268134-n] (a company of companions or supporters)
          • arkadaşlar [TUR10-0651010] (Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimseler)
          • company [ENG31-08201779-n] (a social gathering of guests or companions)
          • dinleyici [TUR10-0207570] (Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse) audience [ENG31-08238818-n] (a gathering of spectators or listeners at a (usually public) performance)
            • kulak misafiri [TUR10-0488890] (Yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinleyen kimse)
          • izleyici [TUR10-0390520] (İzleme işini yapan kimse) spectator [ENG31-10652848-n] (a close observer)
            • röntgenci [TUR10-0649220] (Kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek, dikizci)
            • dikizci [TUR10-0204050] (Dikizleyen kimse, gözcü, gözetleyici)
              • camcı [TUR10-0130850] (Evin içini pencereden gözetleyen kimse)
              • camcılık [TUR10-0130880] (Evin içini pencereden gözetleme)
            • seyirci [TUR10-0682750] (Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici)
            • seyirci [TUR10-0682760] (İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici)
          • kasaba halkı [TUR10-1224930] (Bir kasabada yaşayan insanların bütünü)
          • town [ENG31-08243435-n] (the people living in a municipality smaller than a city)
          • sınıf [TUR10-0687090] (Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri) class [ENG31-08255384-n] (a body of students who are taught together)
            • şube [TUR10-0734070] (Okullarda aynı düzeydeki sınıflardan her biri)
            • section [ENG31-08256073-n] (a small class of students who are part of a larger course but are taught separately)
            • birinci sınıf [TUR10-0107490] (Öğretim kurumlarında ilk yıl)
            • ikinci sınıf [TUR10-0365620] (Öğretim kurumlarında ikinci yıl)
            • hazırlık sınıfı [TUR10-0337070] (Öğrencilere, belli bir öğretim programını izlemek veya belli bir okulda okumak için gerekli temel anlayış, bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla bir okula, bir üniversiteye bağlı olarak açılan sınıf)
          • forum [TUR10-0782270] (Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı)
          • forum [ENG31-03391266-n] (a public facility to meet for open discussion)
          • ahali [TUR10-0014860] (Bir yerde toplanan kalabalık) populace [ENG31-08196607-n] (people in general considered as a whole)
            • umum [TUR10-1251880] (Herkes, halk, ahali)
            • memleket [TUR10-0534300] (Bir ülkede yaşayan bireylerin bütünü)
            • memleketli [TUR10-0534360] (Memleket halkı)
            • cemaat [TUR10-0135210] (İnsan kalabalığı, topluluk)
            • Nemçe [TUR10-0574030] (Osmanlılarca, Avusturya'ya ve halkına verilen ad)
            • nepalli [TUR10-1253740] (Nepal halkından kimse)
            • oba [TUR10-0581510] (Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile)
          • tiyatro [TUR10-0778520] (Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup)
            • ödenekli tiyatro [TUR10-1112090] (Kamu genel bütçesinden belirlenmiş kuralları yerine getirerek pay alan özel tiyatro)
            • özel tiyatro [TUR10-0608210] (Kişi veya kuruluşlara ait tiyatro)
          • halka [TUR10-0323240] (Çember biçiminde dizilmiş topluluk)
          • kalabalık [TUR10-0400870] (Gereksiz, karışık şeyler topluluğu)
          • başıbozuk [TUR10-0081900] (Düzensiz topluluk)
          • masa [TUR10-0527260] (Aynı masada oturanların tümü)
          • cemiyet [TUR10-0135510] (Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk)
          • mozaik [TUR10-0551330] (Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu)
          • Nusayri [TUR10-0580750] (Hatay ili ve çevresinde yaşayan bir topluluğu)
          • nüfus [TUR10-0580860] (Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü)
            • kırsal nüfus [TUR10-0453090] (Tarımla uğraşan, genellikle şehir sınırları dışında, köy ve kasabalarda yaşayan nüfus)
          • sofra [TUR10-0698900] (Birlikte yemek yiyenlerin tümü)
          • gezici topluluk [TUR10-0296100] (Belli bir yeri olmayıp özel araçlarla dolaşarak oyunlar sergileyen topluluk)
          • grup [TUR10-0310990] (Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip)
            • eğitsel kol [TUR10-1017610] (Öğrencilerin çeşitli alanlarda kendilerini yetiştirmelerini amaç edinen çalışma kolu)
            • mason locası [TUR10-0528120] (Çeşitli derecelerdeki masonlardan oluşan gruplardan her biri)
            • birincil grup [TUR10-0107450] (İçten, samimi, yüz yüze ilişkilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk)
            • sol [TUR10-0700650] (Sosyalizme yakın görüşte olan grup)
            • left [ENG31-02038342-a] (of or belonging to the political or intellectual left)
          • ahali [TUR10-0014850] (Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk)
      • nicelik [TUR10-1069730] (Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu) measure [ENG31-00033914-n] (how much there is or how many there are of something that you can quantify)
        • açısal ivme [TUR10-0006090] (Açısal hızın birim zamanda değişen niceliği)
        • viskozite değeri [TUR10-0820430] (100 cm³ sıvının akıcılık ölçeği olarak kullanılan kabın deliğinden boşalma süresinin saniye olarak miktarı)
        • açlık şekeri [TUR10-0006330] (Aç karnına ölçülen kandaki glikoz miktarı)
        • hacim [TUR10-0596040] (Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk) volume [ENG31-13801244-n] (the amount of 3-dimensional space occupied by an object)
          • debi [TUR10-0018550] (Bir akarsuyun herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi)
            • rejim [TUR10-0644820] (Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü)
          • kapasite [TUR10-0412600] (Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü)
          • capacity [ENG31-13801586-n] (the amount that can be contained)
          • tonaj [TUR10-0780140] (Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi)
          • kabarcık [TUR10-0393350] (Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi)
          • uzam [TUR10-0822430] (Bir nesnenin uzayda kapladığı yer)
          • hektolitrelik [TUR10-1047800] (Belli bir hektolitre hacminde olan)
        • zaman birimi [TUR10-0869660] (Tekrarlanan gök olaylarına dayanılarak seçilen zaman aralığı) time unit [ENG31-15179734-n] (a unit for measuring time periods)
          • yıldız saati [TUR10-0855100] (Yıldız zamanını esas alan zaman birimi)
          • yıldız yılı [TUR10-0855200] (Yıldız gününü temel olarak alan zaman birimi)
          • ay [TUR10-0058930] (Yılın on iki bölümünden her biri) calendar month [ENG31-15234209-n] (one of the twelve divisions of the calendar year)
            • küçük mevlit ayı [TUR10-0500040] (Ay takviminin dördüncü ayı)
          • gün [TUR10-0314950] (Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre) day [ENG31-15180180-n] (time for Earth to make a complete rotation on its axis)
            • arife [TUR10-0603680] (Belirli bir günün ya da olayın bir önceki günü veya ona yakın günler)
            • eve [ENG31-15181384-n] (the day before)
            • gece [TUR10-0793130] (Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre) night [ENG31-15192074-n] (the time after sunset and before sunrise while it is dark outside)
              • gerdek gecesi [TUR10-1242100] (Düğünün sona erdiği, gelinle damadın gerdeğe girdiği gece)
              • wedding night [ENG31-15247844-n] (the night after the wedding when bride and groom sleep together)
              • cuma gecesi [TUR10-0142790] (Dinî açıdan ayrı bir önemi olan, perşembeyi cumaya bağlayan gece)
              • ateş gecesi [TUR10-0054900] (Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun, meydanlarda ateş yakmak, bu ateşin üstünden atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi)
              • yarı gece [TUR10-0836980] (Gecenin ortası)
              • şebiyelda [TUR10-0725930] (En uzun gece)
              • regaip [TUR10-1251910] (Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk perşembeyi cumaya bağlayan gece)
            • bugün [TUR10-0121310] (İçinde bulunduğumuz gün)
            • today [ENG31-15180961-n] (the day that includes the present moment (as opposed to yesterday or tomorrow))
            • dün [TUR10-0229160] (Bugünden bir önceki gün)
            • yesterday [ENG31-15181147-n] (the day immediately before today)
            • kıyamet [TUR10-0519290] (Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman)
            • Judgment Day [ENG31-15196354-n] ((New Testament) day at the end of time following Armageddon when God will decree the fates of all individual humans according to the good and evil of their earthly lives)
            • yarın [TUR10-0837670] (Bugünden sonra gelecek ilk gün)
            • tomorrow [ENG31-15180851-n] (the day after today)
            • maaş ödeme günü [TUR10-1241850] (Maaşların ödendiği gün)
            • payday [ENG31-15197829-n] (the day on which you receive pay for your work)
            • seçim günü [TUR10-1241860] (Bir seçimin yapılacağı gün)
            • polling day [ENG31-15197928-n] (the day appointed for an election)
            • çamaşır günü [TUR10-1242090] (Ev halkının çamaşırlarının yıkanmasına ayrılmış gün)
            • washday [ENG31-15247636-n] (a day set aside for doing household laundry)
            • ay başı [TUR10-0060580] (Ayın ilk günü)
            • calendar month [ENG31-15234209-n] (one of the twelve divisions of the calendar year)
            • sabah [TUR10-0651820] (Günün başlangıcı, günün ilk saatleri) morning [ENG31-15190336-n] (the time period between dawn and noon)
              • horoz vakti [TUR10-0348190] (Sabahın erken saati)
            • dün [TUR10-0229170] (Geçmiş, geride kalmış zaman)
            • yesterday [ENG31-15181147-n] (the day immediately before today)
            • teslim tarihi [TUR10-1241880] (Bir işin yapılması ya da bir şeyin verilmesi için tanınan sürenin son günü)
            • deadline [ENG31-15204935-n] (the point in time at which something must be completed)
            • artık gün [TUR10-0047710] (Artık yıllarda şubat ayına eklenen yirmi dokuzuncu gün)
            • aşure günü [TUR10-0054120] (Aşurenin pişirildiği muharrem ayının onuncu günü)
            • ruz [TUR10-0650840] (Gün)
            • gün dönümü [TUR10-0315510] (Gündüz ile gecenin eşit olduğu gün)
            • gün durumu [TUR10-0315520] (Güneşin açılımının en çok olduğu gün)
            • imza günü [TUR10-0372080] (Yazarların satışa çıkan eserlerini hatıra olarak imzaladıkları gün)
            • ikindi [TUR10-0365670] (Öğle ile akşam arasındaki zaman dilimi)
          • hafta [TUR10-0320830] (Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem)
          • week [ENG31-15161099-n] (a period of seven consecutive days starting on Sunday)
          • hafta sonu [TUR10-0320930] (Haftanın son günleri, genellikle cumartesi ve pazar)
          • weekend [ENG31-15195551-n] (a time period usually extending from Friday night through Sunday)
          • mevsim [TUR10-0683640] (Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri) season [ENG31-15261272-n] (one of the natural periods into which the year is divided by the equinoxes and solstices or atmospheric conditions)
            • ilkbahar [TUR10-0260900] (Kuzey yarım küre için, 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan kış ve yaz arasındaki mevsim)
            • spring [ENG31-15261841-n] (the season of growth)
            • kış [TUR10-0454930] (Kuzey yarım kürede 22 Aralık - 21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbaharla ilkbahar arasındaki soğuk mevsim) winter [ENG31-15262579-n] (the coldest season of the year)
              • kış kıyamet [TUR10-0455190] (Çok zorlu kış)
            • sonbahar [TUR10-0068180] (Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre)
            • fall [ENG31-15261656-n] (the season when the leaves fall from the trees)
            • yaz [TUR10-0843880] (Kuzey yarım kürede 21 Haziran - 23 Eylül tarihleri arasındaki zaman dilimi, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsim)
            • summer [ENG31-15262047-n] (the warmest season of the year)
            • güz [TUR10-0318050] (22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim)
              • pastırma yazı [TUR10-0617900] (Güzün sonundaki sıcak günler)
            • kış dönemi [TUR10-0454960] (Kış mevsimi)
            • şita [TUR10-0733120] (Kış)
          • yıl [TUR10-0854220] (Yer yuvarlağının, güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman) year [ENG31-15228587-n] (a period of time containing 365 (or 366) days)
            • mali yıl [TUR10-0522180] (Her yıl bütçenin uygulanması için, martın birinden başlayıp ertesi yıl şubat sonunda kapanan süre)
            • fiscal year [ENG31-15227916-n] (any accounting period of 12 months)
            • artık yıl [TUR10-0676890] (Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl)
            • leap year [ENG31-15227065-n] (a calendar year with an extra day added in February)
            • yeni yıl [TUR10-0849580] (Yaşanılan yıldan bir sonraki yıl)
            • New Year [ENG31-15207154-n] (the calendar year just begun)
          • yıl [TUR10-1031590] (Bir gezegenin Güneş çevresindeki dolanım süresi) year [ENG31-15228587-n] (a period of time containing 365 (or 366) days)
            • dönencel yıl [TUR10-0221370] (Güneşin ilkbahar noktasından art arda iki geçişi arasındaki 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniyelik süre)
          • bin yıl [TUR10-1241720] (Bin yılı içine alan zaman dilimi)
          • millennium [ENG31-15166173-n] (a span of 1000 years)
          • onyıl [TUR10-1242010] (On yıllık zaman dilimi)
          • decade [ENG31-15229779-n] (a period of 10 years)
          • üç aylık dönem [TUR10-1242020] (Yılın dörtte birine denk gelen zaman aralığı)
          • quarter [ENG31-15231386-n] (a fourth part of a year)
          • yıllar [TUR10-1242170] (On iki aydan oluşan dönemler)
          • long time [ENG31-15267766-n] (a prolonged period of time)
          • çeyrek [TUR10-1242260] (Üç aylık zaman dilimi)
          • quarter [ENG31-15231386-n] (a fourth part of a year)
          • ay [TUR10-0058940] (Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre) month [ENG31-15231092-n] (a time unit of approximately 30 days)
            • Hicri ay [TUR10-1242060] (Hicri takvimdeki aylardan her biri) Islamic calendar month [ENG31-15241762-n] (any lunar month in the Muslim calendar)
              • muharrem [TUR10-0553480] (Ay takviminin birinci ayı) Muharram [ENG31-15242104-n] (the first month of the Islamic calendar)
                • matem ayı [TUR10-0529080] (Kamer aylarından muharrem ayı)
              • ramazan [TUR10-0642100] (Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay)
              • Ramadan [ENG31-15243068-n] (the ninth month of the Islamic calendar)
              • recep [TUR10-0643690] (Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi)
              • Rajab [ENG31-15242833-n] (the seventh month of the Islamic calendar)
              • şaban [TUR10-0720650] (Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi)
              • Sha'ban [ENG31-15242945-n] (the eighth month of the Islamic calendar)
              • zilhicce [TUR10-0876000] (Ay takviminin on ikinci ayı; kurban ayı)
              • zilkade [TUR10-0876010] (Ay takviminin on birinci ayı)
              • safer [TUR10-0654470] (Ay takviminin ikinci ayı; sefer ayı)
              • rebiyülevvel [TUR10-0643680] (Ay takviminin üçüncü ayı)
              • küçük tövbe ayı [TUR10-0500140] (Ay takviminin altıncı ayı)
              • büyük tövbe ayı [TUR10-0129320] (Ay takviminin beşinci ayı)
              • şevval [TUR10-0729460] (Hicri takvime göre ramazandan sonra gelen ay)
              • üç aylar [TUR10-0806080] (Ay takviminde recep, şaban ve ramazan aylarına verilen toplu ad)
            • döl ayı [TUR10-0220870] (Hayvanların yavruladıkları ay)
            • tövbe ayları [TUR10-0785380] (Büyük tövbe ayı ve küçük tövbe ayı)
            • mübarek ay [TUR10-0559040] (Dinî bakımdan kutsal sayılan, özelliği veya önemi olduğuna inanılan ay)
          • çeyrek [TUR10-0162090] (On beş dakikalık zaman)
          • quarter [ENG31-15259739-n] (a unit of time equal to 15 minutes or a quarter of an hour)
          • dakika [TUR10-0179350] (Bir saatlik zamanın altmışta biri)
          • minute [ENG31-15259561-n] (a unit of time equal to 60 seconds or 1/60th of an hour)
          • saat [TUR10-0651560] (Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası) hour [ENG31-15252642-n] (a period of time equal to 1/24th of a day)
            • masa saati [TUR10-0527540] (Masa üzerinde kullanılmak üzere yapılan saat)
            • yaz saati [TUR10-0845380] (Bazı ülkelerde, günlerin daha uzun olduğu yaz mevsiminde, saatleri bir veya iki saat ileri alarak elde edilen saat düzeni)
            • yarım [TUR10-0837250] (Saatte on iki otuz)
            • meydan saati [TUR10-0541480] (Halkın yararlanabilmesi için alanlara konulan büyük saat)
          • saniye [TUR10-0663470] (Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi) second [ENG31-15259923-n] (1/60 of a minute)
            • milisaniye [TUR10-1242130] (Saniyenin binde biri)
            • mikrosaniye [TUR10-1242160] (Saniyenin milyonda biri)
            • nanosaniye [TUR10-1242150] (Saniyenin milyarda biri)
          • yıldız günü [TUR10-0854890] (Bir yıldızın öğlenden art arda iki geçişi arasındaki zaman süresi)
          • sidereal day [ENG31-15233129-n] (the time for one complete rotation of the earth relative to a particular star, about 4 minutes shorter than a mean solar day)
          • yarım saat [TUR10-1242110] (Otuz dakikalık zaman dilimi)
          • half-hour [ENG31-15252958-n] (a half of an hour)
          • çeyrek saat [TUR10-1242120] (On beş dakikalık zaman dilimi)
          • quarter-hour [ENG31-15253063-n] (a quarter of an hour)
          • vade [TUR10-0532690] (Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre)
          • maturity [ENG31-15178185-n] (the date on which an obligation must be repaid)
          • takvim ayı [TUR10-1242040] (Herhangi bir takvimdeki aylardan her biri) calendar month [ENG31-15234209-n] (one of the twelve divisions of the calendar year)
            • miladi ay [TUR10-1242050] (Miladi takvimdeki aylardan her biri) Gregorian calendar month [ENG31-15234502-n] (a month in the Gregorian calendar)
              • ağustos [TUR10-0014520] (Yılın otuz bir gün süren, sekizinci ayı)
              • August [ENG31-15237251-n] (the month following July and preceding September)
              • aralık [TUR10-0042380] (Yılın otuz bir gün süren, son ayı; ilk kânun; kânunuevvel)
              • December [ENG31-15238570-n] (the last (12th) month of the year)
              • ekim [TUR10-0770760] (Yılın otuz bir gün süren, onuncu ayı)
              • October [ENG31-15237911-n] (the month following September and preceding November)
              • eylül [TUR10-0261410] (Yılın otuz gün süren, dokuzuncu ayı) September [ENG31-15237535-n] (the month following August and preceding October)
                • ilkgüz [TUR10-0369590] (Eylül ayı)
              • haziran [TUR10-0337310] (Yılın otuz gün süren, altıncı ayı)
              • June [ENG31-15236602-n] (the month following May and preceding July)
              • kasım [TUR10-0770770] (Yılın otuz gün süren, on birinci ayı)
              • November [ENG31-15238202-n] (the month following October and preceding December)
              • mart [TUR10-0526960] (Yılın otuz bir gün süren, üçüncü ayı)
              • March [ENG31-15235666-n] (the month following February and preceding April)
              • mayıs [TUR10-0530270] (Yılın otuz bir gün süren, beşinci ayı)
              • May [ENG31-15236280-n] (the month following April and preceding June)
              • nisan [TUR10-0001560] (Yılın otuz gün süren, dördüncü ayı)
              • April [ENG31-15235985-n] (the month following March and preceding May)
              • ocak [TUR10-0411420] (Yılın otuz bir gün süren, birinci ayı)
              • January [ENG31-15234841-n] (the first month of the year)
              • şubat [TUR10-0312120] (Yirmi sekiz, artık yıllarda yirmi dokuz gün süren, yılın ikinci ayı)
              • February [ENG31-15235282-n] (the month following January and preceding March)
              • temmuz [TUR10-0589450] (Yılın otuz bir gün süren, yedinci ayı)
              • July [ENG31-15236963-n] (the month following June and preceding August)
              • teşrin [TUR10-0770750] (Yılın onuncu ve on birinci aylarına verilen ortak ad)
          • an [TUR10-0505830] (Zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası)
          • moment [ENG31-15269461-n] (a particular point in time)
          • salise [TUR10-0660480] (Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi)
          • pikosaniye [TUR10-1242140] (Saniyenin trilyonda biri)
          • kasım [TUR10-0425060] (Kışın başlangıcı sayılan 8 Kasım günü başlayıp hıdırellezin ilk günü olan 6 Mayısa kadar altı ay süren dönem)
          • November [ENG31-15238202-n] (the month following October and preceding December)
          • saniye [TUR10-0663490] (Fizik ve mekanikte zaman birimi)
          • yüzyıl [TUR10-0868780] (İçinde yaşanılan zaman)
          • yüzyıl [TUR10-0868790] (Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem)
          • an meselesi [TUR10-1041520] (Olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda)
          • yayılma hızı [TUR10-0842940] (Yayılma işleminin gerçekleştiği zaman birimi)
          • doruk noktası [TUR10-1012010] (Bir gelişmede gelinen en önemli, heyecanlı veya etkili durum)
          • güneş yılı [TUR10-0316080] (Güneşin görünürdeki yıllık hareketine göre tanımlanan yıl)
        • ekonomik değer [TUR10-1236300] (Bir iktisadi ajana bir mal ya da hizmet ile sağlanan faydanın ölçümü)
        • value [ENG31-13434666-n] (the amount (of money or goods or services) that is considered to be a fair equivalent for something else)
        • temel ölçü [TUR10-1246190] () fundamental quantity [ENG31-13597072-n] (one of the four quantities that are the basis of systems of measurement)
          • sıcaklık [TUR10-0683980] (Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi) temperature [ENG31-05018974-n] (the degree of hotness or coldness of a body or environment (corresponding to its molecular activity))
            • mutlak sıcaklık [TUR10-0557940] (-273 dereceyi sıfır olarak alan sıcaklık)
            • soğuk [TUR10-0699370] (Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu) coldness [ENG31-05022301-n] (the absence of heat)
              • ayaz [TUR10-0060360] (Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk)
              • chilliness [ENG31-05022862-n] (the property of being moderately cold)
              • üşütücü [TUR10-0810870] (Üşümeye yol açan)
              • chill [ENG31-05022647-n] (coldness due to a cold environment)
              • kuru soğuk [TUR10-0495510] (Yağışsız havadaki sert soğuk)
              • berdelacuz [TUR10-0094380] (Halk takvimine göre 9-18 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu)
            • vücut ısısı [TUR10-0822380] (Vücutta olması gereken 36 derecelik normal ısı) temperature [ENG31-05018974-n] (the degree of hotness or coldness of a body or environment (corresponding to its molecular activity))
              • diril ısı [TUR10-0208860] (Hayvanların vücut ısısı)
              • yangın [TUR10-0831230] (Hastalıkta ateş)
              • göyük [TUR10-0308050] (Hastalık ateşi)
            • donma derecesi [TUR10-0218730] (Bir maddenin akışkan durumdan katı duruma geçtiği derece)
            • donma noktası [TUR10-0218820] (Eriyik durumda bulunan bir metalin kendi özelliğine bağlı olarak donmaya başladığı andaki ısı derecesi)
            • donma noktası [TUR10-0218830] (Suyun donmaya başladığı derece)
            • ergime noktası [TUR10-0249980] (Bir katının katı durumdan sıvı duruma geçmeye başladığı ve ergime sona erene kadar koruduğu sıcaklık)
            • salt sıfır [TUR10-0661610] (Salt sıcaklık ölçeğinde sıfır noktası; -273 derece)
          • sıcaklık [TUR10-0683990] (Isı)
          • temperature [ENG31-05018974-n] (the degree of hotness or coldness of a body or environment (corresponding to its molecular activity))
          • kütle [TUR10-0504330] (Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren kat sayı veya nesne niceliği) mass [ENG31-05031420-n] (the property of a body that causes it to have weight in a gravitational field)
            • biyokütle [TUR10-0110120] (Belirli zamanda sınırları belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmaların toplam kütlesi)
          • buut [TUR10-0787590] (Uzunluk) length [ENG31-05136466-n] (the linear extent in space from one end to the other)
            • yarıçap [TUR10-0576350] (Çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı) radius [ENG31-05109363-n] (the length of a line segment between the center and circumference of a circle or sphere)
              • dış yarıçap [TUR10-0202390] (Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairelerin yarı çapı)
              • iç yarıçap [TUR10-0360480] (Düzgün bir çokgenin içine çizilen dairenin yarıçapı)
            • çap [TUR10-0498040] (Cisimlerin genişliği) bore [ENG31-05110583-n] (diameter of a tube or gun barrel)
              • kalibre [TUR10-0404160] (Mermilerde, ateşli silahlarda çap)
              • bore [ENG31-05110583-n] (diameter of a tube or gun barrel)
              • lorta [TUR10-0514020] (Ayakkabı kalıbının çapı)
          • süre [TUR10-0716660] (Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman bölümü) time period [ENG31-15137796-n] (an amount of time)
            • itibari hizmet zammı [TUR10-0387590] (Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan görevlilerin fiilî hizmet sürelerine eklenen süre)
            • yol boyu [TUR10-0858820] (Yolculuk süresi)
            • prekambriyen [TUR10-0635410] (Yeryüzü tarihinde Birinci Çağdan daha eski, dağların ve magma olaylarının oluştuğu uzun bir zaman süresi)
            • hayat [TUR10-0209050] (Doğumla ölüm arasında yaşanan süre) life [ENG31-15165365-n] (the period during which something is functional (as between birth and death))
              • yaş [TUR10-0693980] (Doğuştan veya kuruluştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman) age [ENG31-04931280-n] (how long something has existed)
                • oy verme yaşı [TUR10-1241730] (Bir bireyin seçimlerde oy verebilmesi için doldurmuş olması gereken en küçük yaş)
                • voting age [ENG31-15177634-n] (the age at which a person is old enough to vote in public elections)
                • yaş [TUR10-0839440] (Bir kurum, bir kuruluş, düzen ve benzerinin kurulduğundan bu yana geçen zaman)
                • yaş [TUR10-0839450] (Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi)
                • meres [TUR10-0536520] (Köpekte yaş)
              • bunama [TUR10-0124460] (İhtiyarlık yüzünden alık duruma gelme)
              • dotage [ENG31-15179150-n] (mental infirmity as a consequence of old age)
              • dayanma ömrü [TUR10-0185960] (Bir malzemenin kopmasına, kırılmasına ve görevini yapamaz duruma gelmesine kadar göstermiş olduğu direnç)
              • yalan dünya [TUR10-0828190] (Geçici, ölümlü hayat)
              • sosyal hayat [TUR10-0704340] (İnsanın toplum içindeki yaşama biçimi)
              • iç dünya [TUR10-0358310] (Bireyin ruhsal yaşamının bütünü)
            • ara [TUR10-0265400] (İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman)
            • pause [ENG31-15295994-n] (a time interval during which there is a temporary cessation of something)
            • mevsim [TUR10-0540930] (Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon) season [ENG31-15264376-n] (a period of the year marked by special events or activities in some field)
              • kırkikindi [TUR10-0451750] (Bu yağmurların yağdığı dönem)
              • kırlangıç dönümü [TUR10-0452120] (Ekim ayının ilk günleri)
              • kırkım [TUR10-0451690] (Davarların kırkıldıkları mevsim)
              • kızan [TUR10-0458450] (Dişi köpek, kedi gibi hayvanların çiftleşme isteği gösterdikleri durum veya zaman)
              • koç katımı [TUR10-0466120] (Bu işin yapıldığı mevsim)
              • erbain [TUR10-0249440] (Hicri takvimde 22 Aralıktan 31 Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi)
              • harman [TUR10-0329180] (Bu işin yapıldığı yer veya mevsim)
            • raunt [TUR10-0643380] (Boks karşılaşmalarında devrelerden her biri)
            • cycle [ENG31-15313066-n] (an interval during which a recurring sequence of events occurs)
            • sezon [TUR10-0683650] (Belirli bir süre) season [ENG31-15264376-n] (a period of the year marked by special events or activities in some field)
              • et kesimi [TUR10-0257910] (Hristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler)
              • Shrovetide [ENG31-15266574-n] (immediately preceding Lent)
              • sezon [TUR10-0683660] (Genellikle sporda belli bir etkinlik süresi)
            • vakit [TUR10-0813160] (Tespit edilmiş olan zaman) time [ENG31-15295388-n] (a period of time considered as a resource under your control and sufficient to accomplish something)
              • kuşluk vakti [TUR10-0497220] (Günün sabahla öğle arasındaki bölümü)
              • imsak [TUR10-0371800] (Oruca başlama zamanı)
              • imsak vakti [TUR10-0371850] (Orucun başlama saati veya zamanı)
              • iftar vakti [TUR10-0362120] (Ramazanda oruç açma zamanı)
              • iftar [TUR10-0362020] (Oruç açma zamanı)
            • zaman [TUR10-0869550] (Dönem; devir) time [ENG31-15147173-n] (an indefinite period (usually marked by specific attributes or activities))
              • bölüm [TUR10-0119400] (Çağ; devir)
              • day [ENG31-15148032-n] (some point or period in time)
              • gün [TUR10-0314960] (İçinde bulunulan zaman)
              • daily [ENG31-06278217-n] (a newspaper that is published every day)
              • (zaman) [TUR10-0000003] (Bir zaman)
              • ezel [TUR10-0261870] (Başlangıcı belli olmayan zaman)
              • zaman tüneli [TUR10-0869870] (Kesintisiz zaman dilimi)
              • devran [TUR10-0190990] (Zaman; çağ)
            • gün [TUR10-0315020] (Tarih)
            • day [ENG31-15148032-n] (some point or period in time)
            • ölüm [TUR10-0601940] (Sona erme, yok olma, ortadan kalkma)
            • death [ENG31-15168437-n] (the time when something ends)
            • gençlik [TUR10-0291170] (İnsan hayatının ergenlikle orta yaş arasındaki dönemi) youth [ENG31-15172673-n] (the time of life between childhood and maturity)
              • şebabet [TUR10-0725780] (Gençlik)
              • şebabet [TUR10-0725790] (Gençlik yılları)
            • biyolojik saat [TUR10-0971460] (Canlılarda her türlü olayın oluşmasına ayrılan süre)
              • menopoz [TUR10-0920430] (Kadınlarda gebe kalma ve doğurma yeteneğinin sona ermesi)
              • menopause [ENG31-15179422-n] (the time in a woman's life in which the menstrual cycle ends)
              • gebelik [TUR10-0286030] (Döllenme ile doğum arasında geçen süre)
              • gestation [ENG31-15251010-n] (the period during which an embryo develops (about 266 days in humans))
              • andropoz [TUR10-0036240] (Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek azalması sonucu cinsel gücün azalması)
            • yıl [TUR10-0676860] (Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem) year [ENG31-15228587-n] (a period of time containing 365 (or 366) days)
              • takvim yılı [TUR10-1241990] (Ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem)
              • calendar year [ENG31-15227430-n] (the year (reckoned from January 1 to December 31) according to Gregorian calendar)
              • ay yılı [TUR10-0064300] (Ayın on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre 354 gün 8 saat)
              • lunar year [ENG31-15227813-n] (a period of 12 lunar months)
              • akademik yıl [TUR10-1242000] (Üniversitelerde öğretimin başladığı günden sona erdiği güne değin geçen süre)
              • school year [ENG31-15228361-n] (the period of time each year when the school is open and people are studying)
              • jübile [TUR10-0392290] (Ahd-i Atik'e göre, Yahudilerde, elli yılda bir Tanrı'ya ve dinlenmeye ayrılan yıl)
              • adli yıl [TUR10-0009130] (Mahkemelerin bir yıl içindeki çalışma süresi)
              • doğum [TUR10-0214370] (Bir kimsenin doğduğu yıl)
              • yok yılı [TUR10-1185770] (Bir tarım ürününden az verim alınan yıl)
              • ay gün yılı [TUR10-0948430] (Hem Ay evreleri değişimi hem de Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alınarak düzenlenmiş olan takvim yılı)
              • ayrıksı yıl [TUR10-0063390] (Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktasından art arda iki geçişi arasındaki süre farkı)
            • yıl [TUR10-0854240] (Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre) year [ENG31-15228587-n] (a period of time containing 365 (or 366) days)
              • var yılı [TUR10-1172970] (Bir tarım ürününden bol verim alındığı yıl)
              • bütçe yılı [TUR10-0128400] (Bir bütçenin uygulanmaya başladığı günden ertesi yıl aynı güne kadar geçen süre)
              • gümüş yıl [TUR10-0314910] (Eşlerin evliliklerinin yirmi beşinci yılı)
              • jübile [TUR10-0392300] (Katoliklerde, Roma'ya hacca gidenlerin, kilisece günahlarının tam olarak bağışlandığı yıl)
            • ay [TUR10-0058920] (Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre) month [ENG31-15231092-n] (a time unit of approximately 30 days)
              • kameri ay [TUR10-0407000] (Ayın tam bir devriyle hesap edilen veya ayın hareketine göre düzenlenen süre)
              • lunar month [ENG31-15232668-n] (the period between successive new moons (29.531 days))
              • dönencel ay [TUR10-0221350] (Ayın ilkbahar noktasından geçen saat dairesinden art arda iki geçişi arasındaki 27 gün 1 saat 43 dakikalık süre)
              • ayrıksı ay [TUR10-0063370] (Ayın yörüngesindeki en beri noktasından art arda iki geçişi arasındaki süre farkı)
            • dolunay [TUR10-0217540] (Ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre)
            • full moon [ENG31-15232352-n] (the time when the Moon is fully illuminated)
            • ara [TUR10-0515390] (Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi)
            • pause [ENG31-15295994-n] (a time interval during which there is a temporary cessation of something)
            • moratoryum [TUR10-0550430] (Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması)
            • tazelik [TUR10-0754170] (Dinç, diri, canlı olma durumu)
            • flower [ENG31-15320288-n] (the period of greatest prosperity or productivity)
            • açık zaman [TUR10-0005570] (Tutkalın yüzeye sürüldüğü an ile pres edilip sıkılması gereken an arasında geçen süre)
            • mahkumiyet [TUR10-0518500] (Hüküm giyilen süre)
            • mahpusluk [TUR10-0518900] (Mahpus olma süresi)
            • tam gün [TUR10-1028760] (Yasalara göre kabul edilmiş olan iş günü süresi)
            • full-time [ENG31-01092828-a] (for the entire time appropriate to an activity)
            • konuşumluk [TUR10-0474100] (Telefonla bir konuşma süresi miktarı)
            • dönem [TUR10-0144540] (Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası) era [ENG31-15273375-n] (a period marked by distinctive character or reckoned from a fixed point or event)
              • Orta Çağ [TUR10-0591580] (Batı Roma İmparatorluğunun çöküşünden 476 1453'e veya 1492'ye kadar süren çağ)
              • Middle Ages [ENG31-15284095-n] (the period of history between classical antiquity and the Italian Renaissance)
              • Rönesans [TUR10-0801430] (XV. yüzyıldan başlayarak İtalya'da ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan, klasik İlk Çağ kültür ve sanatına dayanarak gelişen bilim ve sanat akımı)
              • Renaissance [ENG31-15284623-n] (the period of European history at the close of the Middle Ages and the rise of the modern world)
              • bahar dönemi [TUR10-0070950] (Yılın kıştan sonra gelen ilk ayları)
              • yaz dönemi [TUR10-0844030] (Yaz mevsimine rastlayan zaman dilimi)
              • akşam güneşi [TUR10-0021640] (Yaşlılık dönemi)
              • yeniçerilik [TUR10-0848900] (Yeniçeri asker kuruluşunun olduğu devir)
              • İlk Çağ [TUR10-0369210] (En eski zamanlardan başlayarak miladi 476, Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküş yılına kadar süren çağ)
              • antiquity [ENG31-15277950-n] (the historic period preceding the Middle Ages in Europe)
              • tarih öncesi [TUR10-0747430] (Yazının bulunmasından önceki çağlar) prehistory [ENG31-15279361-n] (the time during the development of human culture before the appearance of the written word)
                • Taş Devri [TUR10-0749800] (İnsanın ortaya çıkışı ve taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönem)
                  • Cilalı Taş Devri [TUR10-0140710] (Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç devirden biri)
                  • Yontma Taş Devri [TUR10-0859710] (Tarihten önceki zamanların en eski devri)
                • Maden Devri [TUR10-0516530] (Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç çağdan sonuncusu olan ve madenlerin kullanılmaya başladığı zaman dilimi)
                • Buzul Çağı [TUR10-0631560] (Dördüncü Çağın, yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğu dönemi)
              • antik çağ [TUR10-0039450] (Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ)
              • zaman [TUR10-0869590] (Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri)
                • Üçüncü Çağ [TUR10-0677190] (Yeryüzünün yaklaşık altmış milyon yıllık çağı)
                  • eosen [TUR10-0248930] (Üçüncü Çağın, memelilerin oluştuğu dönemi)
                  • pliyosen [TUR10-0631580] (Üçüncü Çağın en son dönemi)
                • Dördüncü Çağ [TUR10-0222240] (Yeryüzünün yaklaşık iki veya üç milyon yıllık çağı)
                  • Buzul Dönemi [TUR10-0127060] (Buzulların yayıldığı Dördüncü Çağ)
                • mezozoik [TUR10-0365650] (Yeryüzünün yaklaşık yüz elli milyon yıllık çağı)
                  • juro [TUR10-0392280] (İkinci Çağın triasla kretase arasında kalan dönemi)
                  • triyas [TUR10-0786420] (İkinci Çağın yaklaşık kırk beş milyon yıllık dönemi)
                  • kretase [TUR10-0486310] (Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan İkinci Çağın son dönemi)
                • paleozoik [TUR10-0611630] (En eski fosillerin oluşturdukları jeolojik zaman)
                  • permiyen [TUR10-0624430] (Birinci Çağın altıncı ve sonuncu dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları)
                  • kambriyen [TUR10-0406530] (Birinci Çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları)
                  • karbon dönemi [TUR10-0200370] (Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları)
              • Yakın Çağ [TUR10-0826530] (Fransız İhtilali 1789'nden zamanımıza kadar olan süre)
              • cahiliye [TUR10-0130460] (Araplarda Müslümanlıktan önceki çağ)
              • kalubela [TUR10-0406080] (Çok eski zaman)
              • kış uykusu [TUR10-0455360] (Durgunluk, hareketsizlik dönemi)
              • eğitim dönemi [TUR10-0236710] (Herhangi bir konuda bilgi ve becerileri geliştirmek için ayrılan süre)
                • dönem [TUR10-0221290] (Bir öğretim yılının ayrıldığı iki parçadan her biri) semester [ENG31-15250593-n] (one of two divisions of an academic year)
                  • yaz okulu [TUR10-0845370] (Çocuk ve gençlerin belirli spor etkinliklerinde eğitilmelerinin ve iyi vakit geçirmelerinin sağlandığı yer)
                  • summer school [ENG31-15250322-n] (an academic session during the summer)
                  • yaz sömestiri [TUR10-0845390] (Eğitim ve öğretim kurumlarında ikinci yarıyıl)
                  • güz dönemi [TUR10-0318090] (Eğitim öğretimde ilk yarıyıl)
                • staj [TUR10-0708650] (Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi)
              • Eski Çağ [TUR10-0253360] (Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre)
              • cicim ayı [TUR10-0139850] (Her tür işin başlangıcı, ilk zamanları)
              • dönem [TUR10-0221280] (Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki zaman süresi; devre)
              • emekleme çağı [TUR10-0245310] (Bir şeyde henüz olgunluk, deneyim kazanılmamış dönem)
              • kuluçka devri [TUR10-0489570] (Kuluçka dönemi)
              • tertip [TUR10-0768720] (Askere alınma dönemi)
              • karnaval [TUR10-0265770] (Hristiyanların belli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi)
              • zamane [TUR10-0345070] (İçinde bulunulan zaman, dönem)
              • zamane [TUR10-0869710] (Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman)
              • yumurtlama mevsimi [TUR10-0862770] (Bazı hayvanların yumurtlamaya yatma veya yumurtlama dönemi)
              • atom çağı [TUR10-0057280] (Atom enerjisinin insanlığın hizmetine girdiği çağ)
              • Yeni Çağ [TUR10-0848850] (Orta Çağın bitiminden 1453 veya 1492'den Fransız İhtilali'ne 1789 kadar süren çağ)
              • bugün [TUR10-0121320] (İçinde bulunduğumuz çağ, zaman)
              • today [ENG31-15287732-n] (the present time or age)
              • şahlık [TUR10-0721240] (Bir kimsenin saltanat dönemi)
              • okul öncesi [TUR10-0584220] (Çocuğun okul çağına girmesinden önceki çağı)
              • okul sonrası [TUR10-0584240] (Okul çağından sonraki çağ)
              • olgunluk çağı [TUR10-0585740] (İnsan hayatında beden ve ruhsal yeteneklerinin en yetkin olduğu dönem)
              • fasıl [TUR10-0265360] (Belli bir sürede yapılan iş, karşılaşılan durum veya olay)
              • silüryen [TUR10-0693570] (Birinci Çağın ikinci dönemi ve bu dönemde oluşan yer katmanları)
              • öğretim yılı [TUR10-0599570] (İlk ve ortaokul ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre)
              • son çeyrek [TUR10-1138890] (Basketbolda onar dakikalık bölümlerden dördüncüsü)
              • güz dönemi [TUR10-0318080] (Güz ayları)
              • hamsin [TUR10-0325320] (Erbainden sonra gelen, 31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi)
              • ilk çeyrek [TUR10-1056640] (Basketbolda onar dakikalık bölümlerden birincisi)
              • ilk yarı [TUR10-0369220] (Karşılaşmalardaki iki zaman diliminden ilki)
              • half [ENG31-15282640-n] (one of two divisions into which some games or performances are divided: the two divisions are separated by an interval)
              • ikinci yarı [TUR10-0365640] (Karşılaşmalarda iki devreden sonuncusu)
            • çağ [TUR10-0144570] (Bir katmanın oluştuğu süre)
            • dar aralık [TUR10-0183770] (Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verilmesi sırasında geçen kısa süre)
            • ders [TUR10-0197240] (Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre)
            • dönem [TUR10-0221270] (Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre)
              • Tanzimat [TUR10-0745180] (Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem)
              • altın çağı [TUR10-0030700] (Bir şeyin en verimli, en başarılı dönemi)
              • mantık öncesi [TUR10-0525040] (Mantıksal düşüncesinin henüz oluşmadığı dönem)
              • av dönemi [TUR10-0058090] (Av hayvanlarının avlanması veya bu amaçla kullanılan av araçlarının kullanılmasının serbest olduğu yılın belirli bölümü)
              • meşrutiyet [TUR10-0539250] (Osmanlı İmparatorluğunda 1876 Anayasasıyla başlayan ve 1918 Mondros Mütarekesine kadar süren, I. ve II. Meşrutiyet dönemi adlarıyla anılan süre)
              • Milli Mücadele [TUR10-0545940] (I. Dünya Savaşı sonunda düşman işgaline karşı Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla tam bağımsızlık amacına yönelik olarak başlatılan, işgalcilerin ve iş birlikçilerinin yenilgisi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Lozan Antlaşması ile sonuçlanan askerî ve siyasi dönem)
              • miyosen [TUR10-0548520] (Üçüncü Çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi)
              • oligosen [TUR10-0585800] (Üçüncü Çağın miyosen ile eosen arasındaki dönemi)
              • seferberlik [TUR10-0673300] (Bu durumun ilan edildiği veya savaşın sürdürdüğü dönem)
              • dalga [TUR10-0180060] (Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem)
                • soğuk dalgası [TUR10-0699480] (Yoğun olarak soğuk havanın art arda gelmesi)
            • fetret [TUR10-0269550] (Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre)
            • fetret [TUR10-0269540] (İki olay arasındaki süre)
            • fetret [TUR10-0269530] (İki padişah arasında padişahsız geçen süre)
            • fetret [TUR10-0269520] (İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre)
            • fetret [TUR10-0269560] (İslam dinine göre Hazreti İsa ile Hazreti Muhammed arasında geçen süre)
            • kuluçka dönemi [TUR10-0489600] (Bir mikrobun vücuda girmesiyle hastalığın belirmesi arasında geçen süre)
            • kuluçka dönemi [TUR10-0489590] (Döllenmeden sonra canlı bir organizma oluncaya kadar geçen süre)
            • aralık [TUR10-0042420] (Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre)
            • kronaksi [TUR10-0487040] (Bir elektrik akımının bir sinir veya kasla uyarım oluşturabilmesi için gereken kısa süre)
            • tez vakit [TUR10-0772700] (En kısa süre)
            • kuşak [TUR10-0496350] (Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi)
            • astarya [TUR10-0051540] (Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre)
            • karantina süresi [TUR10-0417570] (Karantina için gerekli olan ve öngörülen süre)
            • saat [TUR10-0651580] (Bir işin yapıldığı belli bir zaman) hours [ENG31-15143042-n] (a period of time assigned for work)
              • çalışma saati [TUR10-0147940] (Belirlenmiş, planlanmış çalışma zamanı) schedule [ENG31-06507319-n] (an ordered list of times at which things are planned to occur)
                • nöbet [TUR10-0579930] (Sıra ile yapılan görev, iş)
                • go [ENG31-15317305-n] (a time period for working (after which you will be relieved by someone else))
                • vardiya [TUR10-0814190] (Gemilerde beklenen nöbet)
                • watch [ENG31-15317579-n] (a period of time (4 or 2 hours) during which some of a ship's crew are on duty)
              • yeşil saat [TUR10-0851910] (Görüşme yapılabilecek zaman dilimi)
            • yıpranma payı [TUR10-0053270] (Yıpratıcı işlerde çalışanların yaptıkları ağır ve tehlikeli işten dolayı fiilî hizmet yıllarına eklenen süre)
            • depreciation [ENG31-13349379-n] (decrease in value of an asset due to obsolescence or use)
            • yasama yılı [TUR10-0838870] (Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir yasama döneminde görev yaptığı süre)
            • yasama dönemi [TUR10-0838760] (Meclisin bir yıllık çalışma dönemi)
            • yarım gün çalışma [TUR10-0837450] (Özel sözleşmeyle günün belirli saatlerinde çalışma)
            • yarım gün [TUR10-0837440] (Belirli veya alışılmış çalışma saatlerinden az çalışma)
            • part-time [ENG31-01093061-a] (involving less than the standard or customary time for an activity)
            • çağ [TUR10-0839430] (Hayatın çeşitli evrelerinden her biri) age [ENG31-04931280-n] (how long something has existed)
              • bahar [TUR10-0070840] (Gençlik çağı)
              • gelinlik çağı [TUR10-0289840] (Genç kızların evlenme dönemi)
            • yarım ay [TUR10-0837340] (Ay vb. gök cisimleri çemberlerinin yarısının aydınlık olduğu evre)
            • vuruş [TUR10-0822300] (Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri)
            • kavuşum devri [TUR10-1074620] (Bir gezegenin iki kavuşumu arasında geçen zaman aralığı)
            • bekleme süresi [TUR10-0089730] (Evliliği sona ermiş kadının yeniden evlenebilmesi için aradan geçmesi gereken süre)
            • bekleme süresi [TUR10-0089740] (Görüşme kararının alınması ile görüşmenin yapıldığı ana kadar geçen süre)
            • uzatma [TUR10-0804690] (Oyun içerisindeki duraklama dakikaları)
            • bitişiklik [TUR10-1256000] (Uyarıcıların organizma tarafından anlamlandırılması için geçen zaman)
            • mehil müddeti [TUR10-0532700] (Önceden tanınan süre)
            • meslek yaşamı [TUR10-1098290] (Bir mesleği yaparken geçirilen süre)
            • mevsim [TUR10-0540910] (Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman)
              • yağmur mevsimi [TUR10-0825370] (Yağmurun bol yağdığı mevsim)
            • mevsim [TUR10-0540920] (Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem)
            • mevsim [TUR10-0540940] (Yaşam bölümü)
            • miat [TUR10-0544050] (Bir şeyin yapılması için tanınan süre)
            • miat [TUR10-0544060] (Bir şeyin yerine yenisinin verilebilmesi için kabul edilmiş bulunan süre; kullanma süresi)
              • raf ömrü [TUR10-1122260] (Çeşitli katkı maddeleriyle kalıcılığı sağlanmış bir ürünün bozulmadan korunduğu süre)
            • bekletme süresi [TUR10-0961090] (Belli bir tarih için, vapur, uçak ve benzerinde önceden ödeme yapılmadan şarta bağlı yer ayırtma)
            • çile [TUR10-0168250] (Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem)
            • dakikalık [TUR10-0995480] (Belli bir dakika süresince yapılan veya olan)
            • nefeslik [TUR10-0573270] (Bir soluk alıncaya kadar geçen süre)
            • seans [TUR10-0671820] (Bir meslek veya sanat adamının yaptığı işle ilgili olarak bir kimse için harcadığı süre)
            • orta [TUR10-0591400] (Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre)
            • midst [ENG31-08606254-n] (the location of something surrounded by other things)
            • ömrühayat [TUR10-0602520] (Geçirilen, yaşanılan bütün süre)
            • önel [TUR10-0603340] (İş sözleşmesine göre işçinin işten çıkarılmadan önce belirlenen süre)
            • gelip geçici [TUR10-0289920] (Sürekli olmayan, kısa süreli şey)
            • gevşeme [TUR10-0295450] (Kalbin atmasında kasılmadan sonra gelen dinlenme ve içine kan dolma dönemi)
            • vardiya [TUR10-0814210] (24 saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri)
            • güneş günü [TUR10-0315770] (Güneşin, yerin bir noktasındaki meridyen düzlemine arka arkaya iki kez girmesi için geçen zaman)
            • reklam kuşağı [TUR10-0645020] (Reklamların yayımlandığı belirli zamanlar)
            • poz [TUR10-0634710] (Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre)
            • devir [TUR10-0199920] (Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı)
              • dalga periyodu [TUR10-0180520] (Dalgaların arka arkaya iki tepesinin belli bir noktadan geçiş süresi)
            • hazırlık dönemi [TUR10-0337040] (Hazırlanmak için geçen süre)
            • vakit [TUR10-0651570] (Bu sürenin belirli bir parçası) time [ENG31-15147173-n] (an indefinite period (usually marked by specific attributes or activities))
              • çağ [TUR10-0144520] (Zaman dilimi)
              • yüzyıl [TUR10-0049610] (Yüzyıllık süre)
              • century [ENG31-15230328-n] (a period of 100 years)
              • akşam vakti [TUR10-0021880] (Akşam için belirlenen süre)
              • twilight [ENG31-15194468-n] (the time of day immediately following sunset)
              • öğlen [TUR10-0316500] (Günün öğle saatlerinde)
              • noon [ENG31-15190537-n] (the middle of the day)
              • öğün [TUR10-0599670] (Yemek yenilen zaman)
              • mealtime [ENG31-15190684-n] (the hour at which a meal is habitually or customarily eaten)
              • seher vakti [TUR10-0673710] (Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı)
              • dawn [ENG31-15193837-n] (the first light of day)
              • şafak [TUR10-0720780] (Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık)
              • dawn [ENG31-15193837-n] (the first light of day)
              • tan [TUR10-0743220] (Güneş doğmadan önceki alaca karanlık) dawn [ENG31-15193837-n] (the first light of day)
                • fecrikazip [TUR10-0266630] (Tan yerinde gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan geçici aydınlık; yalancı tan)
                • fecrisadık [TUR10-0266640] (Tan yerinde gün doğuncaya kadar süren kesiksiz aydınlık; gerçek tan)
              • gece yarısı [TUR10-1241820] (Güneşin batması ile doğması arasındaki sürenin ortası)
              • midnight [ENG31-15193232-n] (12 o'clock at night)
              • alacakaranlık [TUR10-1241830] (Güneş doğmadan önceki veya battıktan hemen sonraki aydınlık)
              • twilight [ENG31-15194468-n] (the time of day immediately following sunset)
              • takvim günü [TUR10-1246450] () calendar day [ENG31-15182001-n] (a day reckoned from midnight to midnight)
                • haftanın günü [TUR10-1246650] () day of the week [ENG31-15188052-n] (any one of the seven days in a week)
                  • iş günü [TUR10-0384870] (Tatil günleri dışında kalan ve yasayla tespit edilmiş çalışılabilen her gün)
                  • weekday [ENG31-15188204-n] (any day except Sunday (and sometimes except Saturday))
                  • hafta içi [TUR10-0320860] (Haftanın cumartesi ve pazar dışında kalan günleri) weekday [ENG31-15188204-n] (any day except Sunday (and sometimes except Saturday))
                    • cuma [TUR10-0142770] (Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün)
                    • Friday [ENG31-15189510-n] (the sixth day of the week)
                    • perşembe [TUR10-0624530] (Haftanın beşinci günü, çarşamba ile cuma arasındaki gün)
                    • Thursday [ENG31-15189401-n] (the fifth day of the week)
                    • çarşamba [TUR10-0152560] (Haftanın dördüncü günü, salı ile perşembe arasındaki gün)
                    • Wednesday [ENG31-15189280-n] (the fourth day of the week)
                    • salı [TUR10-0660160] (Haftanın üçüncü günü, pazartesi ile çarşamba arasındaki gün)
                    • Tuesday [ENG31-15189152-n] (the third day of the week)
                    • pazartesi [TUR10-0620390] (Haftanın ikinci günü, pazar ile salı arasındaki gün)
                    • Monday [ENG31-15189026-n] (the second day of the week)
                    • hafta başı [TUR10-0320850] (Haftanın ilk günü)
                  • tatil [TUR10-0751360] (Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre; dinlenme) holiday [ENG31-15208263-n] (a day on which work is suspended by law or custom)
                    • pazar [TUR10-0620160] (Haftanın birinci günü, cumartesi ile pazartesi arasındaki gün)
                    • Sunday [ENG31-15188844-n] (first day of the week)
                    • cumartesi [TUR10-0142810] (Haftanın yedinci günü, cuma ile pazar arasındaki gün)
                    • Saturday [ENG31-15189617-n] (the seventh and last day of the week)
                    • hafta tatili [TUR10-1043000] (Kanuna göre haftanın tatil olması gereken günü)
                • gün [TUR10-0315000] (Bayram niteliğinde özel gün) day [ENG31-15182185-n] (a day assigned to a particular purpose or observance)
                  • bayram [TUR10-0087030] (Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler)
                    • Cumhuriyet Bayramı [TUR10-0143100] (29 Ekim 1923'te kurulan cumhuriyeti kutlamak üzere yasayla kabul edilmiş olan resmî bayram)
                    • yortu [TUR10-0860230] (Hristiyan bayramı) festival [ENG31-15187435-n] (a day or period of time set aside for feasting and celebration)
                      • Paskalya Yortusu [TUR10-1241920] (Hristiyanların, her yıl Hazreti İsa'nın dirildiğine inanılan günün yıl dönümünde kutladığı bayram)
                      • Easter [ENG31-15212989-n] (a Christian celebration of the Resurrection of Christ)
                      • Noel [TUR10-0578950] (Hristiyanların her yıl 25 Aralıkta Hazreti İsa'nın doğum gününü kutladıkları yortu)
                      • Christmas [ENG31-15221021-n] (a Christian holiday celebrating the birth of Christ)
                      • bocuk [TUR10-0111020] (Ortodokslarca kutlanan İsa'nın doğum yortusu)
                    • Zafer Bayramı [TUR10-0869030] (30 Ağustos 1922'de kazanılan büyük zaferi kutlamak üzere yasayla kabul edilmiş olan resmî bayram)
                    • Kabotaj Bayramı [TUR10-0394280] (Deniz ticaretini teşvik amacıyla her yılın temmuz ayında kutlanan bayram)
                    • dinî bayram [TUR10-1008450] (Kökeni ve kuralları dine dayanan ve o dinin mensuplarınca kutlanan gün veya günler)
                      • Kurban Bayramı [TUR10-0492160] (Ay takvimine göre Zilhicce ayının onunda başlayıp dört gün süren ve kurban kesilen dinî bayram)
                      • Id al-Adha [ENG31-15243818-n] (the 10th day of Dhu'l-Hijja)
                      • Ramazan Bayramı [TUR10-0727020] (Ay takvimine göre Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dinî bayram)
                    • kurtuluş [TUR10-0494220] (Bir yerin düşman işgalinden kurtulma günü)
                    • bahar bayramı [TUR10-0070930] (Genellikle mayıs ayının ilk günlerinde kutlanan bayram)
                    • Nevruz Bayramı [TUR10-0575860] (Nevruz günü baharın gelişini kutlamak için kırlarda yapılan bayram)
                    • potlaç [TUR10-0634540] (Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram)
                    • Hamursuz Bayramı [TUR10-0325550] (Yahudilerin Mısır'dan çıkışlarını anmak amacıyla her yıl kutladıkları bayram)
                  • Birleşmiş Milletler Günü [TUR10-1241970] (24 Ocak'ta kutlanan, Birleşmiş Milletler'in kuruluş günü)
                  • United Nations Day [ENG31-15215915-n] (a day for celebrating the founding of the United Nations)
                  • bayram günü [TUR10-0087130] (Bayrama rastlayan, bayramın kutlandığı gün)
                  • holiday [ENG31-15208263-n] (a day on which work is suspended by law or custom)
                  • yıl dönümü [TUR10-0676880] (Herhangi bir olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra yeni bir yılın başladığı gün) anniversary [ENG31-15274610-n] (the date on which an event occurred in some previous year (or the celebration of it))
                    • yaş günü [TUR10-0840090] (Birinin doğduğu günün yıl dönümü)
                    • birthday [ENG31-15274989-n] (an anniversary of the day on which a person was born (or the celebration of it))
                    • altın yıl [TUR10-0030930] (Eşlerin evliliklerinin ellinci yılı)
                  • yılbaşı [TUR10-0854490] (Ocak ayının birinci günü)
                  • New Year's Eve [ENG31-15206888-n] (the last day of the year)
                  • Sevgililer Günü [TUR10-1241910] (Her yıl 14 Şubat'ta birçok ülkede aşkın kutlandığı özel bir gün)
                  • Valentine Day [ENG31-15212085-n] (a day for the exchange of tokens of affection)
                  • Anneler Günü [TUR10-1241950] (Mayıs'ın ikinci pazar günü)
                  • Mother's Day [ENG31-15214084-n] (second Sunday in May)
                  • Babalar Günü [TUR10-1241960] (Haziran ayının 3. pazar günü)
                  • Father's Day [ENG31-15214817-n] (US: third Sunday in June)
                  • Cadılar Bayramı [TUR10-1241980] (Her sene 31 Ekim'de kutlanan, Pagan ve sonrasında Hristiyan kökleri olmasına rağmen günümüzde seküler bir kutlama halini almış bayram)
                  • Halloween [ENG31-15216068-n] (the evening before All Saints' Day)
                  • Halloween [TUR10-1245910] (The evening before All Saints' Day)
                  • Halloween [ENG31-15216068-n] (the evening before All Saints' Day)
                  • kandil [TUR10-0409200] (Müslümanlarca kutsal sayılan ve kutlanan berat, miraç, regaip ve kadir geceleri)
                    • Kadir Gecesi [TUR10-0397190] (Kur'an indirilmeye başlandığı için kutsal sayılan ramazan ayının yirmi yedinci gecesi)
                    • Berat Kandili [TUR10-0094170] (Hazreti Muhammed'e peygamberliğin Cebrail aracılığıyla bildirildiği şaban ayının on beşinci gecesi)
                    • Miraç Gecesi [TUR10-0547340] (Hazreti Muhammed'in göğe çıktığına inanılan recep ayının yirmi yedinci gecesi)
                    • Regaip Kandili [TUR10-0644450] (Hazreti Muhammed'in ana rahmine düştüğü kabul edilen recep ayının ilk cuma gecesi)
                    • kandil günü [TUR10-0409280] (Kandil gecesinden önceki gün)
                    • Mevlit Kandili [TUR10-0540850] (Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Rebiyülevvel ayının on ikinci gecesinde kutlanan kandil)
                  • arife günü [TUR10-0045120] (Dinî bayramlardan önceki gün)
                  • bayram [TUR10-0087040] (Özel olarak kutlanan gün) festival [ENG31-15187435-n] (a day or period of time set aside for feasting and celebration)
                    • resmî bayram [TUR10-1123430] (23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı'ndan her biri)
                    • Hıdırellez [TUR10-0341230] (Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram)
                  • bayram günü [TUR10-0087140] (Sevinç yaşanılan gün)
                  • milat [TUR10-0545230] (Hazreti İsa'nın doğduğu gün)
                  • mübarek gün [TUR10-0559050] (Dinî bakımdan özelliği ve önemi olan gün)
                  • nevruz [TUR10-0575830] (Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün)
                  • paça günü [TUR10-0610190] (Paça çorbası ziyafeti çekilen düğünden sonraki gün)
                  • Hıdırellez [TUR10-0341220] (Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü)
              • izin [TUR10-0390180] (Bir kimseye çalıştığı yerce verilen tatil) time off [ENG31-15143395-n] (a time period when you are not required to work)
                • boş zaman [TUR10-1246740] ()
                • leisure [ENG31-15162628-n] (time available for ease and relaxation)
                • doğum izni [TUR10-1010940] (Çalışan kadınlara doğum öncesi başlayıp doğumdan sonraki belli bir süreye kadar verilen yasal izin)
                • süt izni [TUR10-1144960] (Çalışan kadına doğum yaptıktan sonra bebeğini emzirebilmesi için gün içinde kanunen verilen izin)
              • gündüz [TUR10-0314940] (Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü)
              • day [ENG31-15190004-n] (the time after sunrise and before sunset while it is light outside)
              • jeolojik zaman [TUR10-1241660] (NOT: TUR10-1242190 ile aynı) geological time [ENG31-15140868-n] (the time of the physical formation and development of the earth (especially prior to human history))
                • çağ [TUR10-0144550] (Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri; kurun) era [ENG31-15272831-n] (a major division of geological time)
                  • holosen [TUR10-0347160] (IV. çağın en yeni dönemi)
              • zaman [TUR10-0687850] (Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman) day [ENG31-15148032-n] (some point or period in time)
                • kerahet vakti [TUR10-0442170] (Akşamcılar arasında içkiye başlama zamanı)
                • geri [TUR10-0293710] (Geçmiş; mazi)
                • past [ENG31-15145765-n] (the time that has elapsed)
                • gelecek [TUR10-0055940] (Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması) future [ENG31-15146567-n] (the time yet to come)
                  • sonra [TUR10-0702490] (Henüz gelmemiş zaman, gelecek)
                • okuma saati [TUR10-0584380] (Zamanın belli bir bölümünü okumaya ayırma anı)
                • ezan vakti [TUR10-0261630] (Ezan okunma zamanı)
                • kesatlık [TUR10-0443290] (Kıtlık zamanı)
                • kesim [TUR10-0444300] (Kesme zamanı)
                • kerahet vakti [TUR10-0442160] (Namaz kılmanın dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen vakit)
                • koca kuşluk [TUR10-0465690] (Öğleye yakın zaman)
                • kuşluk [TUR10-0497190] (Kuşlara yem verilen zaman)
                • eşref saati [TUR10-0256630] (Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman)
                • eşref saati [TUR10-0256640] (İş görecek kimsenin ters davranmayarak, güçlük çıkarmayarak uysallık gösterdiği zaman)
                • çağ [TUR10-0144560] (Bir şeyin uygun, elverişli zamanı)
                • çay saati [TUR10-0155500] (Çay içmek için belirlenmiş saat)
                • çiçeklenme [TUR10-0166520] (Çiçeğin açma zamanı)
                • çift zamanı [TUR10-0167660] (Tarla sürme zamanı)
                • dar zaman [TUR10-0997040] (Çok kısa bir süre)
                • dar zaman [TUR10-0997050] (Zorluk, üzüntü, sıkıntı ve yokluk içinde geçen süre; dar vakit)
                • dernek [TUR10-0196090] (Pazar veya panayır kurulan gün)
                • döküm [TUR10-0220620] (Dökülme zamanı)
                • el [TUR10-0240840] (İskambil oyunlarında kâğıt atma sırası)
                  • uvertür [TUR10-0801220] (Pokerde oyuna başlayabilmek için gerekli el)
                • emeklilik çağı [TUR10-0245400] (Emekli olma zamanı)
                • etüt [TUR10-0565740] (Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışmalarına ayrılan zaman)
                • allah'ın günü [TUR10-0932580] (Hemen hemen her gün)
                • kabul günü [TUR10-0394590] (Ev hanımlarının konuk ağırladıkları belirli gün)
                • kara gün [TUR10-0416080] (Üzüntülü, sıkıntılı zaman)
                • kara kış [TUR10-0416440] (Çok sıkıntılı durum veya zaman)
                • karınsa [TUR10-0421040] (Kuşların tüy değiştirme zamanı)
                • uyku saati [TUR10-0802760] (Yatma ve uyuma vakti)
                • beslenme saati [TUR10-0095700] (Anaokulu, ilköğretim okulu vb. eğitim kurumlarında yemek yeme zamanı)
                • mesai saati [TUR10-0537910] (Çalışma saatleri; iş zamanı)
                • namaz vakti [TUR10-0569950] (Namazın kılınacağı vakit)
                • orak [TUR10-0589430] (Ekin biçme zamanı)
                • ölü saat [TUR10-0602500] (Herhangi bir faaliyet veya iş yapılamayan zaman)
                • ölü sezon [TUR10-0602030] (Herhangi bir işin, faaliyetin veya hareketliliğin durgunlaşıp yavaşladığı süre)
                • prime time [TUR10-0030840] (Televizyonun en çok izlenen saatleri)
                • happy hour [TUR10-1044430] (Mağaza veya barlarda günün değişik saatlerinde yapılan indirim anları)
                • serpinti [TUR10-0679540] (Bir durumun etkisinin azalmış olduğu bölüm)
                • bolluk [TUR10-0112800] (Her şeyin bol olduğu zaman)
              • yerel saat [TUR10-0850320] (Güneşin 0 meridyen noktasından geçmekte olduğu anda ayarlanan saat)
                • PST [TUR10-1245900] (Standard time in the 8th time zone west of Greenwich, reckoned at the 120th meridian west)
                • Pacific Time [ENG31-15157590-n] (standard time in the 8th time zone west of Greenwich, reckoned at the 120th meridian west)
              • tatil [TUR10-0751370] (Okul, meclis, adliye vb. kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem)
              • vacation [ENG31-15162842-n] (leisure time away from work devoted to rest or pleasure)
              • gece yarısı [TUR10-0286700] (Gecenin ilerlemiş saatleri, gecenin ortası)
              • akşam [TUR10-0021460] (Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri)
              • evening [ENG31-15191509-n] (the latter part of the day (the period of decreasing daylight from late afternoon until nightfall))
              • öğleden sonra [TUR10-1241810] (Öğle vaktinden sonra, öğle ile akşam arası)
              • afternoon [ENG31-15191238-n] (the part of the day between noon and evening)
              • ekinoks [TUR10-0238510] (Gece ile gündüzün eşit uzunlukta olması)
              • equinox [ENG31-15248139-n] (either of two times of the year when the sun crosses the plane of the earth's equator and day and night are of equal length)
              • kaba kuşluk [TUR10-0393030] (Öğleden bir iki saat önceki zaman)
              • kızıl ısı [TUR10-0459170] (Temmuzun çok sıcak olan ikinci yarısı)
              • dalöğle [TUR10-0181250] (Tam öğle zamanı)
              • erte [TUR10-0268540] (Bir günün veya olayın arkasından gelen zaman)
              • ahir vakit [TUR10-0015480] (İnsan ömrünün son yılları)
              • ahir zaman [TUR10-0015500] (Dünyanın son günleri, kıyametin kopmak üzere bulunduğu günler veya yıllar)
              • ahir zaman [TUR10-0015490] (Son zaman)
              • asrısaadet [TUR10-0651490] (Hazreti Muhammed'in yaşadığı zaman)
              • kara kış [TUR10-0872450] (Kış ortası, kışın en şiddetli zamanı)
              • yatsı [TUR10-0841610] (Güneşin batmasından bir buçuk, iki saat sonraki vakit)
              • yaşantı [TUR10-0839860] (Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü)
              • beş vakit [TUR10-0096720] (Günün sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı zamanları)
              • boşluk [TUR10-0115440] (Boş geçen süre)
              • bugünkü günde [TUR10-0886120] (Şimdi, içinde bulunduğumuz zamanda; şimdiki şartlarda)
              • ön [TUR10-0602680] (Yakın gelecek zaman)
              • gün [TUR10-0314990] (İyi yaşanmış zaman)
              • günindi [TUR10-0316300] (Gurup zamanı)
              • geçmiş [TUR10-0288830] (Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi) past [ENG31-15145765-n] (the time that has elapsed)
                • makabil [TUR10-0519860] (Bir şeyin öncesi, geçmişi)
                • sabıka [TUR10-0652280] (Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay)
                • önce [TUR10-0602840] (Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman)
              • geçmiş [TUR10-0288840] (Arkada kalan hayat, mazi) past [ENG31-15166653-n] (a earlier period in someone's life (especially one that they have reason to keep secret))
                • sibak [TUR10-1249460] (Bir şeyin geçmişi, geçmişle bağlantısı)
        • belirli miktar [TUR10-1236850] (Belirli olan miktar) definite quantity [ENG31-13597304-n] (a specific measure of amount)
          • adet [TUR10-0008310] (Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz) number [ENG31-13603216-n] (a concept of quantity involving zero and units)
            • bölen [TUR10-0119000] (Bir bölme işleminde bölünen sayının kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı) divisor [ENG31-13755307-n] (the number by which a dividend is divided)
              • payda [TUR10-0619690] (Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı)
              • denominator [ENG31-13755206-n] (the divisor of a fraction)
              • tam bölen [TUR10-0742640] (Bir nicelikte bir tam sayı kadar bulunan başka bir nicelik)
            • bölüm [TUR10-0119430] (Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı)
            • quotient [ENG31-13755456-n] (the number obtained by division)
            • bölünen [TUR10-0119540] (Bir bölme işleminde eşit bölümlere ayrılması gereken miktar veya sayı)
            • dividend [ENG31-13755093-n] (a number to be divided by another number)
            • çarpan [TUR10-0151640] (Bir çarpma işleminde çarpılan sayının kaç kez tekrarlanacağını gösteren sayı)
            • multiplier [ENG31-13755958-n] (the number by which a multiplicand is multiplied)
            • çarpılan [TUR10-0151810] (Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı)
            • multiplicand [ENG31-13756119-n] (the number that is multiplied by the multiplier)
            • kare [TUR10-0419600] (Bir sayının kendisiyle çarpımı)
            • square [ENG31-13753131-n] (the product of two equal terms)
            • altı [TUR10-1237460] (Beşten sonra gelen sayının adı)
            • six [ENG31-13766862-n] (the cardinal number that is the sum of five and one)
            • tam sayı [TUR10-0008070] (Kesirsiz sayı) integer [ENG31-13750609-n] (any of the natural numbers (positive or negative) or zero)
              • çift sayı [TUR10-0167600] (2 ve 4, 6, 8 gibi 2'nin katı olan ve 2'ye bölünebilen tam sayı)
              • numara [TUR10-0580300] (Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı) digit [ENG31-13763162-n] (one of the elements that collectively form a system of numeration)
                • milyon [TUR10-0546170] (Bin kere bin)
                • altı [TUR10-0030440] (Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı)
                • six [ENG31-13766862-n] (the cardinal number that is the sum of five and one)
                • bir [TUR10-0105560] (Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı)
                • one [ENG31-13764713-n] (the smallest whole number or a numeral representing this number)
                • iki [TUR10-0364810] (Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı)
                • two [ENG31-13765409-n] (the cardinal number that is the sum of one and one or a numeral representing this number)
                • üç [TUR10-0806020] (Bu sayıyı gösteren 3, III rakamlarının adı)
                • three [ENG31-13766184-n] (the cardinal number that is the sum of one and one and one)
                • dört [TUR10-0222310] (Bu sayıyı gösteren 4, IV rakamlarının adı)
                • dört [TUR10-0222300] (Dört sayısının adı) four [ENG31-13766444-n] (the cardinal number that is the sum of three and one)
                  • cihar [TUR10-0140440] (Tavla oyununda dört sayısı)
                • beş [TUR10-0095970] (Bu sayıyı gösteren 5, V rakamlarının adı)
                • yedi [TUR10-0845700] (Bu sayıyı gösteren 7, VII rakamlarının adı)
                • yedi [TUR10-0845690] (Altıdan sonra gelen sayının adı)
                • seven [ENG31-13767056-n] (the cardinal number that is the sum of six and one)
                • sekiz [TUR10-0674080] (Bu sayıyı gösteren 8, VIII rakamlarının adı)
                • dokuz [TUR10-0215600] (Bu sayıyı gösteren 9, IX rakamlarının adı)
                • dokuz [TUR10-0215590] (Sekizden sonra gelen sayının adı)
                • nine [ENG31-13767410-n] (the cardinal number that is the sum of eight and one)
                • bir [TUR10-0105550] (Sayıların ilki)
                • one [ENG31-05878677-n] (a single person or thing)
                • iki [TUR10-0364800] (Birden sonra gelen sayının adı)
                • two [ENG31-13765409-n] (the cardinal number that is the sum of one and one or a numeral representing this number)
                • Romen rakamları [TUR10-0648810] (Romalılardan kalma, sayıları göstermek için kullanılan, sırasıyla 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 rakamlarına karşılık gelen I, V, X, L, C, D ve M işaretleri)
                • Arap rakamları [TUR10-0043040] (Bugün kullandığımız sayıları gösteren rakamlar)
                • ı [TUR10-1051420] (Romen rakamları dizisinde 1 sayısını gösterir)
              • sıfır [TUR10-0684520] (Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret)
              • zero [ENG31-13764498-n] (a mathematical element that when added to another number yields the same number)
              • büyük tamsayı [TUR10-1237470] (Niceliği çok olan tamsayı) large integer [ENG31-13767560-n] (an integer equal to or greater than ten)
                • altmış [TUR10-0031180] (Bu sayıyı gösteren 60, LX rakamlarının adı)
                • sixty [ENG31-13771918-n] (the cardinal number that is the product of ten and six)
                • grosa [TUR10-0310920] (On iki düzine)
                • gross [ENG31-13772644-n] (twelve dozen)
                • katrilyon [TUR10-0429630] (Trilyonun bin katı olan sayı; trilyon kere bin; 1024)
                • quadrillion [ENG31-13775051-n] (the number that is represented as a one followed by 15 zeros)
                • kentilyon [TUR10-0441540] (Katrilyon kere bin)
                • quintillion [ENG31-13775414-n] (the number that is represented as a one followed by 18 zeros)
                • milyon [TUR10-0546180] (Bin kere bini ifade eden sayının adı)
                • million [ENG31-13773673-n] (the number that is represented as a one followed by 6 zeros)
                • otuz [TUR10-0595150] (Bu sayıyı gösteren 30, XXX rakamlarının adı)
                • thirty [ENG31-13771547-n] (the cardinal number that is the product of ten and three)
                • seksen [TUR10-0674450] (Bu sayıyı gösteren 80, LXXX rakamlarının adı)
                • eighty [ENG31-13772304-n] (the cardinal number that is the product of ten and eight)
                • trilyon [TUR10-0786560] (Milyar kere bin, 1000000000000)
                • trillion [ENG31-13774583-n] (the number that is represented as a one followed by 12 zeros)
                • yüz [TUR10-0867280] (Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • hundred [ENG31-13772555-n] (ten 10s)
                • on [TUR10-1237480] (Dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • ten [ENG31-13768652-n] (the cardinal number that is the sum of nine and one)
                • on bir [TUR10-1237490] (Ondan sonra gelen sayının adı)
                • eleven [ENG31-13768812-n] (the cardinal number that is the sum of ten and one)
                • on iki [TUR10-1237500] (On birden sonra gelen sayının adı)
                • twelve [ENG31-13768925-n] (the cardinal number that is the sum of eleven and one)
                • on üç [TUR10-1237510] (On ikiden sonra gelen sayının adı)
                • thirteen [ENG31-13769339-n] (the cardinal number that is the sum of twelve and one)
                • on dört [TUR10-1237520] (On üçten sonra gelen sayının adı)
                • fourteen [ENG31-13769488-n] (the cardinal number that is the sum of thirteen and one)
                • on beş [TUR10-1237530] (On dörtten sonra gelen sayının adı)
                • fifteen [ENG31-13769609-n] (the cardinal number that is the sum of fourteen and one)
                • on altı [TUR10-1237540] (On beşten sonra gelen sayının adı)
                • sixteen [ENG31-13769746-n] (the cardinal number that is the sum of fifteen and one)
                • on yedi [TUR10-1237550] (On altıdan sonra gelen sayının adı)
                • seventeen [ENG31-13769865-n] (the cardinal number that is the sum of sixteen and one)
                • on sekiz [TUR10-1237560] (On yediden sonra gelen sayının adı)
                • eighteen [ENG31-13770005-n] (the cardinal number that is the sum of seventeen and one)
                • on dokuz [TUR10-1237570] (On sekizden sonra gelen sayının adı)
                • nineteen [ENG31-13770129-n] (the cardinal number that is the sum of eighteen and one)
                • beşyüz [TUR10-1237650] (500)
                • five hundred [ENG31-13772852-n] (the cardinal number that is the product of one hundred and five)
                • yüz bin [TUR10-1237680] (10 üssü 5)
                • hundred thousand [ENG31-13773544-n] (the cardinal number that is the fifth power of ten)
                • altmış [TUR10-1237610] (Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • sixty [ENG31-13771918-n] (the cardinal number that is the product of ten and six)
                • bin [TUR10-1237660] (Dokuz yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • thousand [ENG31-13772984-n] (the cardinal number that is the product of 10 and 100)
                • elli [TUR10-0244120] (Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • fifty [ENG31-13771784-n] (the cardinal number that is the product of ten and five)
                • seksen [TUR10-1237630] (Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • eighty [ENG31-13772304-n] (the cardinal number that is the product of ten and eight)
                • otuz [TUR10-1237590] (Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • thirty [ENG31-13771547-n] (the cardinal number that is the product of ten and three)
                • elli [TUR10-0244130] (Bu sayıyı gösteren 50, L rakamlarının adı)
                • yüz [TUR10-0867290] (Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı)
                • düzine [TUR10-0232700] (Aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım)
                • twelve [ENG31-13768925-n] (the cardinal number that is the sum of eleven and one)
                • deste [TUR10-0198380] (Aynı cinsten onluk bir küme)
                • yirmi [TUR10-0856800] (Bu sayıyı gösteren 20, XX rakamlarının adı)
                • yirmi [TUR10-1237580] (On dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • twenty [ENG31-13770268-n] (the cardinal number that is the sum of nineteen and one)
                • kırk [TUR10-0451460] (Bu sayıyı gösteren 40, XL rakamlarının adı)
                • forty [ENG31-13771667-n] (the cardinal number that is the product of ten and four)
                • kırk [TUR10-1237600] (Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • forty [ENG31-13771667-n] (the cardinal number that is the product of ten and four)
                • yetmiş [TUR10-0853180] (Bu sayıyı gösteren 70, LXX rakamlarının adı)
                • seventy [ENG31-13772034-n] (the cardinal number that is the product of ten and seven)
                • yetmiş [TUR10-1237620] (Altmış dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • seventy [ENG31-13772034-n] (the cardinal number that is the product of ten and seven)
                • doksan [TUR10-0214760] (Bu sayıyı gösteren 90, XC rakamlarının adı)
                • ninety [ENG31-13772437-n] (the cardinal number that is the product of ten and nine)
                • doksan [TUR10-1237640] (Seksen dokuzdan sonra gelen sayının adı)
                • ninety [ENG31-13772437-n] (the cardinal number that is the product of ten and nine)
                • on bin [TUR10-1237670] (10 üssü 4)
                • ten thousand [ENG31-13773405-n] (the cardinal number that is the product of ten and one thousand)
                • milyar [TUR10-0546100] (Milyon kere bin, bin milyon)
                • billion [ENG31-13773969-n] (the number that is represented as a one followed by 9 zeros)
                • astronomik rakam [TUR10-0051790] (İnsana şaşkınlık verecek derecede büyük rakam)
                • bin [TUR10-0104830] (Bu sayıyı gösteren 1000, M rakamlarının adı)
                • thousand [ENG31-13772984-n] (the cardinal number that is the product of 10 and 100)
                • on [TUR10-0587410] (Bu sayıyı gösteren 10, X rakamlarının adı)
              • nüfus [TUR10-0633100] (Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı)
              • population [ENG31-13802016-n] (the number of inhabitants (either the total number or the number of a particular race or class) in a given place (country or city etc.))
              • (tam sayı) [TUR10-0000010] (Bir tam sayı)
              • tek sayı [TUR10-0759660] (1, 3, 5, 7, 9 gibi kesirsiz olarak 2'ye bölünemeyen sayılar)
                • beş [TUR10-0095960] (Dörtten sonra gelen sayının adı)
                • five [ENG31-13766661-n] (the cardinal number that is the sum of four and one)
              • argüman [TUR10-0044250] (Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı)
              • sade birimler bölüğü [TUR10-0653920] (Birden dokuza kadar olan sayılar kümesi)
            • koordinat [TUR10-0041070] (Bir yüzey üzerinde veya uzayda bir noktanın yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı) coordinate [ENG31-06020279-n] (a number that identifies a position relative to an axis)
              • apsis [TUR10-0041060] (Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri)
              • abscissa [ENG31-06020938-n] (the value of a coordinate on the horizontal axis)
            • sabite [TUR10-0652490] (Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik)
              • katsayı [TUR10-0246490] (Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı) coefficient [ENG31-13607325-n] (a constant number that serves as a measure of some property or characteristic)
                • sürtünme katsayısı [TUR10-1236910] (Bir cismi, üzerinde oturduğu düzlem boyunca harekete geçirmek için gerekli kuvvetin (F) cismin ağırlık vektörünün düzleme dik bileşenine (N) oranı)
                • coefficient of friction [ENG31-13608233-n] (the ratio of the weight of an object being moved along a surface and the force that maintains contact between the object and the surface)
                • genleşme katsayısı [TUR10-1030850] (Isının 1 derece yükselmesi sonucunda herhangi bir cismin uzunluk, yüzey, hacim biriminin artma miktarı)
                • genleşme kat sayısı [TUR10-0292340] (Birim nicelikte bir maddenin 1 derece sıcaklık artışında gösterdiği hacim genişlemesi)
            • sayım [TUR10-0737120] (Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirme) count [ENG31-00635829-n] (the act of counting)
              • nüfus sayımı [TUR10-0581000] (Ülkenin nüfus sayısını tespit etmek için yapılan sayım)
              • census [ENG31-00654631-n] (a periodic count of the population)
              • tiraj [TUR10-0955700] (Gazete, kitap, dergi ve benzerinin bir defada basıldığı sayı)
              • circulation [ENG31-13613587-n] (number of copies of a newspaper or magazine that are sold)
              • açık sayım [TUR10-0005340] (Bir seçim sonunda verilen oyların açık olarak sayılması)
              • kasa sayımı [TUR10-0424720] (Günlük kasa mevcudunun kasanın devredilmesinden önce sayılıp belirlenmesi)
              • sayılama [TUR10-0670770] (Sayımlama)
              • sayımlama [TUR10-0670900] (Sayımlamak işi veya durumu)
              • ritmik sayma [TUR10-0647930] (Bir kural dâhilinde sayı aralıklarını değiştirmeden ileri, geri sayma)
            • asal sayı [TUR10-0048760] (Kendisinden ve 1'den başka böleni olmayan, 1'den büyük sayı)
            • sıra sayısı [TUR10-1247010] ()
              • ilk [TUR10-0369140] (Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni)
              • first [ENG31-13618687-n] (the first element in a countable series)
            • kota [TUR10-0478200] (Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı)
              • kontenjan [TUR10-0472830] (Bir kuruluşun veya bir kimsenin seçip almakta yararlanabileceği ölçü, sayı)
            • fark [TUR10-0264810] (Çıkarma işleminin sonucu) remainder [ENG31-13751346-n] (the number that remains after subtraction)
              • averaj [TUR10-0058130] (Futbol vb. bazı karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine bölünmesiyle bulunan sayı)
                • ikili averaj [TUR10-1054940] (İki takımın birbiri ile yaptıkları karşılaşmalar sonunda birbirlerine attıkları gol sayısına göre sağlanan üstünlük)
            • karmaşık sayı [TUR10-0662210] (Kesirleri ondalık sayının tersine olarak çeşitli birimlere göre bölümlenmiş sayı)
              • gerçek sayı [TUR10-0292910] (Bir eksen üzerindeki bir noktanın yerini belirlemeye yarayan sayı)
                • rasyonel sayı [TUR10-0643260] (Tam veya kesirli sayıların ortak adı) rational number [ENG31-13752579-n] (an integer or a fraction)
                  • kesir [TUR10-0444660] (Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı) fraction [ENG31-13754218-n] (the quotient of two rational numbers)
                    • basit kesir [TUR10-0079390] (Payı paydasından küçük olan kesir)
                      • ondalık kesir [TUR10-0588000] (Paydası 10 veya 10'un herhangi bir kuvveti olan kesir)
                      • decimal fraction [ENG31-13758337-n] (a proper fraction whose denominator is a power of 10)
                      • ondalık sayı [TUR10-0588010] (Payda olarak 10 veya 10'un herhangi bir kuvvetini alan kesirli sayı)
                      • decimal fraction [ENG31-13758337-n] (a proper fraction whose denominator is a power of 10)
                      • yarı [TUR10-0836790] (Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri; nısıf) one-half [ENG31-13758939-n] (one of two equal parts of a divisible whole)
                        • nısıf [TUR10-1256400] (Yarı)
                      • çeyrek [TUR10-0162080] (Dörtte bir)
                      • one-fourth [ENG31-13759620-n] (one of four equal parts)
                      • (yüzde) [TUR10-0000013] (Bir yüzde)
                    • (kesir sayı) [TUR10-0000015] (Bir kesir sayı)
                    • küsur [TUR10-0504010] (Tam sayıdan sonra gelen kesirli sayı)
                    • bayağı kesir [TUR10-0085930] (Ondalık olmayan kesir)
                    • bileşik kesir [TUR10-0102570] (Payı paydasına eşit veya payı paydasından büyük olan kesir)
                    • pay [TUR10-0619580] (Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane alındığını gösteren sayı)
                • (reel sayı) [TUR10-0000020] (Bir reel sayı)
                • pi sayısı [TUR10-0628870] (Çember çevresinin uzunluğunun çapının uzunluğuna bölünmesi ile elde edilen sabit sayı; 3,1416...)
            • kalan [TUR10-0401260] (Bir çıkarmanın sonucu)
            • kalan [TUR10-0401270] (Bölme işleminde bölünenden artan sayı)
            • doğal sayı [TUR10-0213190] (1, 2, 3, ... sayılarından her biri)
              • küpkök [TUR10-1091890] (Küpü verilen bir sayıya eşit olan sayı)
            • kesirli sayı [TUR10-0444680] (Kesri olan sayı)
            • tamkare [TUR10-1151280] (Bir rasyonel sayının veya cebirsel ifadenin karesi olan sayı veya ifade)
            • tam sayı [TUR10-0743090] (Bir bütünü oluşturan tekler için kararlaşmış bulunan sayı)
              • ardışık sayılar [TUR10-0043900] (Bir, iki, üç gibi birbiri ardınca gelen sayılar)
            • eksilen [TUR10-0239980] (Çıkarma işlemindeki ilk sayı)
            • elde [TUR10-0241340] (Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı)
            • eldeli [TUR10-0241400] (Toplama veya çarpmalarda bir sonraki basamağa aktarılan sayı)
            • eldesiz [TUR10-0241450] (Toplama veya çarpmalarda toplam ve çarpımın dokuzdan büyük olmaması)
            • eleman sayısı [TUR10-0242690] (Bir kümedeki varlıkların sayısı)
            • temel sayılar [TUR10-0762910] (Sıra veya üleştirme eki almamış yalın sayılar)
            • çıkan [TUR10-0162690] (Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı)
            • topluluk sayısı [TUR10-0781790] (Topluluğu meydana getiren sayı)
            • toplanan [TUR10-0781310] (Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri)
            • aritmetik orta [TUR10-0045290] (Bir diziyi oluşturan sayıların toplamının, dizinin terim sayısına bölünmesiyle elde edilen sayı)
            • karekök [TUR10-0419620] (Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı)
            • katsayı [TUR10-0882200] (Bir yasayı anlatan formülün yazılışında yer alan, değişmeyen sayı)
            • katsayı [TUR10-0882210] (Cisimlerin fiziksel özelliklerini belirten değişmeyen büyüklükler)
              • modül [TUR10-0549350] (Herhangi bir mekanik özelliği belirten kat sayı)
            • tüm sayı [TUR10-0793010] (Bir derneğin, örgütün bütün üyelerinin oluşturduğu toplam üye sayısı)
            • üye tam sayısı [TUR10-0811450] (Bir meclisi veya kurulu oluşturan üyelerin tam sayısı)
            • yüzlük [TUR10-0868150] (On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak)
            • yüzler [TUR10-0868020] (Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru üçüncü rakamının bulunduğu yer)
            • aşerat [TUR10-0052560] (Onluklar)
            • yuvarlak sayı [TUR10-0864340] (Bütüne tamamlanmış sayı)
            • yeter sayı [TUR10-0577480] (Bir toplantının, oturumun açılabilmesi için bulunması gereken üye sayısı)
            • banko sayı [TUR10-0076430] (Sayısal loto oyununda, garanti olarak çıkacağı tahmin edilen sayı)
            • baskı [TUR10-0079560] (Bası sayısı)
            • başkatsayı [TUR10-0958750] (Bir polinomda katsayıları 0'dan farklı olan terimler içerisinde derecesi en büyük olan terimin katsayısı)
            • mantis [TUR10-0525130] (Bir sayının logaritmasının ondalık bölümü)
            • negatif sayı [TUR10-0240090] (Sıfırdan küçük sayı)
            • numara [TUR10-0580320] (Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı)
              • sektör kodu [TUR10-0674710] (Bazı iş kollarında çalışmaların ve bürokratik işlemlerin çabuklaştırılması için verilen numara)
              • posta kodu [TUR10-1120950] (Gönderilerin alıcılara daha kolay ulaştırılmasını sağlamak için posta yönetimince kentlerin bölgelerine göre verilen sayılar)
            • numara [TUR10-0580350] (Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı)
            • sayma sayıları [TUR10-1130330] (1'den sonsuza kadar olan sayılar)
            • ortak bölen [TUR10-0591820] (İki veya daha çok sayıyı bölen sayı)
            • ortak çarpan [TUR10-0591830] (İki veya ikiden artık sayıyı çarpan sayı)
            • ortak fark [TUR10-0591890] (Bir aritmetik dizide bir ögeyi elde etmek için ondan öncekine katılan sayı)
            • ortak kat [TUR10-0591920] (Birtakım tam sayıların katı olabilecek sayı)
            • ortak ölçülmez sayılar [TUR10-0592080] (Aralarında ortak tam bölen bulunmayan sayılar)
            • ortak tam bölen [TUR10-0592110] (İki veya ikiden artık sayının hepsini tam olarak bölebilen sayı)
            • sınırsız sayı [TUR10-0687670] (Sonsuz değerli sayı)
            • sınırlı sayı [TUR10-0687600] (Sonsuz değerli olmayan sayı)
            • soyut sayı [TUR10-0705270] (Birimlerinin türü belirlenmemiş sayı)
            • rakam [TUR10-0641710] (Bu işaretlerle yazılmış sayı)
            • pozitif sayı [TUR10-0047890] (Kendisinden önce + işareti bulunan, sıfırdan büyük sayı)
            • polimerleşme derecesi [TUR10-0632330] (Bir plastiğin makromolekülünü hazırlamak için gerekli olan molekül sayısı)
            • indis [TUR10-0374250] (Bir kökün derecesini göstermek için kök işaretinin kolları arasına konulan sayı)
          • birim [TUR10-0107300] (Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça; vahit) unit [ENG31-13832535-n] (an individual or group or structure or other entity regarded as a structural or functional constituent of a whole)
            • ayar [TUR10-0060040] (Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi)
            • karat [ENG31-13606330-n] (the unit of measurement for the proportion of gold in an alloy)
            • ölçü birimi [TUR10-1246290] () unit of measurement [ENG31-13604927-n] (any division of quantity accepted as a standard of measurement or exchange)
              • uzunluk ölçüsü birimi [TUR10-1236940] (Uzunluk ölçü birimlerinin genel adı) linear unit [ENG31-13624548-n] (a unit of measurement of length)
                • uzunluk ölçüsü [TUR10-0805720] (Uzunluğu ölçmek için kullanılan metre, yarda vb. herhangi bir birim) linear unit [ENG31-13624548-n] (a unit of measurement of length)
                  • fersah [TUR10-0268960] (Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü)
                  • league [ENG31-13673684-n] (an obsolete unit of distance of variable length (usually 3 miles))
                  • karış [TUR10-0421140] (Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ve serçe parmakların uçları arasındaki açıklık)
                  • span [ENG31-13677822-n] (a unit of length based on the width of the expanded human hand (usually taken as 9 inches))
                  • kulaç [TUR10-0488500] (Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık)
                  • fathom [ENG31-13682290-n] (a linear unit of measurement (equal to 6 feet) for water depth)
                  • mil [TUR10-0545190] (Karada 1609, denizde 1852 metre olarak kabul edilen bir uzaklık ölçü birimi)
                  • mile [ENG31-13672836-n] (a unit of length equal to 1,760 yards or 5,280 feet)
                  • inç [TUR10-0638320] (Futun on ikide biri olan, uzunluğu 2,54 cm olan İngiliz uzunluk ölçü birimi)
                  • inch [ENG31-13671409-n] (a unit of length equal to one twelfth of a foot)
                  • ışık yılı [TUR10-0355840] (Işığın bir yılda aldığı yol)
                  • light year [ENG31-13678138-n] (the distance that light travels in a vacuum in 1 year)
                  • endaze [TUR10-0246900] (65 cm boyunda bir uzunluk ölçüsü)
                  • metrik uzunluk birimi [TUR10-1237110] (Milimetre, santimetre vb. standart uzunluk ölçü birimi) metric linear unit [ENG31-13670886-n] (a linear unit of distance in metric terms)
                    • mikron [TUR10-0544930] (Bir metrenin milyonda biri, milimetrenin binde biri) micron [ENG31-13680266-n] (a metric unit of length equal to one millionth of a meter)
                      • milimikron [TUR10-0545400] (Bir mikronun binde biri m)
                    • santimetre [TUR10-0663930] (Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi)
                    • centimeter [ENG31-13680636-n] (a metric unit of length equal to one hundredth of a meter)
                    • pikometre [TUR10-1237120] (Bir metrenin trilyonda biri)
                    • picometer [ENG31-13679505-n] (a metric unit of length equal to one trillionth of a meter)
                    • angström [TUR10-1237130] (Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi)
                    • angstrom [ENG31-13679721-n] (a metric unit of length equal to one ten billionth of a meter (or 0.0001 micron))
                    • nanometre [TUR10-1237140] (Bir metrenin milyarda biri)
                    • nanometer [ENG31-13679972-n] (a metric unit of length equal to one billionth of a meter)
                    • desimetre [TUR10-1237170] (Bir metrenin onda biri uzunluğunda bir ölçü birimi)
                    • decimeter [ENG31-13680844-n] (a metric unit of length equal to one tenth of a meter)
                    • metre [TUR10-0540150] (Yer meridyen dairesinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, temel uzunluk ölçüsü birimi)
                    • meter [ENG31-13681046-n] (the basic unit of length adopted under the Systeme International d'Unites (approximately 1.094 yards))
                    • kilometre [TUR10-0461010] (1000 metrelik uzunluk ölçü birimi) kilometer [ENG31-13681796-n] (a metric unit of length equal to 1000 meters (or 0.621371 miles))
                      • kilometrelik [TUR10-1081870] (Belli bir kilometre uzunluğunda olan)
                    • dekametre [TUR10-0189420] (10 metre uzunluğunda bir ölçü birimi)
                    • decameter [ENG31-13681341-n] (a metric unit of length equal to ten meters)
                    • hektometre [TUR10-0337960] (100 metrelik uzunluk ölçü birimi, kilometrenin onda biri)
                    • hectometer [ENG31-13681602-n] (a metric unit of length equal to 100 meters)
                    • milimetre [TUR10-1237150] (Bir metrenin binde biri uzunluğunda bir ölçü birimi)
                    • millimeter [ENG31-13680427-n] (a metric unit of length equal to one thousandth of a meter)
                  • hava mili [TUR10-0333290] (1852 metrelik uzunluk ölçüsü)
                  • kara mili [TUR10-0417270] (1609 metre uzunluğundaki bir ölçü birimi)
                  • mile [ENG31-13672836-n] (a unit of length equal to 1,760 yards or 5,280 feet)
                  • deniz mili [TUR10-0194330] (1852 metre olan uzunluk ölçüsü birimi)
                    • liga [TUR10-0511280] (Üç deniz mili uzunluğunda eski bir ölçü birimi)
                  • fut [TUR10-0280630] (30,48 santimetreye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi)
                  • foot [ENG31-13671663-n] (a linear unit of length equal to 12 inches or a third of a yard)
                  • yarda [TUR10-0836120] (91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi)
                  • yard [ENG31-13672065-n] (a unit of length equal to 3 feet)
                  • palamar boyu [TUR10-0611150] (Deniz milinin onda biri; 120 kulaç)
                  • arşın [TUR10-0047170] (Yaklaşık olarak 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü)
                  • parmak [TUR10-0616020] (Arşının yirmi dörtte biri)
                • kadrat [TUR10-0397340] (Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi)
                • megametre [TUR10-1253510] (Metrenin bir milyon katı olan uzunluk birimi)
              • hacim birimi [TUR10-1236930] (Hacim ölçü birimlerinin genel adı) volume unit [ENG31-13622065-n] (a unit of measurement of volume or capacity)
                • metrik hacim birimi [TUR10-1237010] (Milimetreküp, santimetreküp vb. standart hacim ölçü birimi) metric capacity unit [ENG31-13637335-n] (a capacity unit defined in metric terms)
                  • dekalitre [TUR10-0189410] (On litre hacminde bir ölçü birimi)
                  • dekaliter [ENG31-13645904-n] (a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters)
                  • desilitre [TUR10-0197950] (Bir litrenin onda biri hacminde bir ölçü birimi)
                  • deciliter [ENG31-13645383-n] (a metric unit of volume equal to one tenth of a liter)
                  • litre [TUR10-0512690] (Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetre küp hacminde ölçü birimi)
                  • liter [ENG31-13645547-n] (a metric unit of capacity, formerly defined as the volume of one kilogram of pure water under standard conditions)
                  • metre küp [TUR10-0540190] (Kenarı 1 metre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi)
                  • kiloliter [ENG31-13646268-n] (a metric unit of volume or capacity equal to 1000 liters)
                  • santilitre [TUR10-0663870] (Bir litrenin yüzde biri)
                  • centiliter [ENG31-13645213-n] (a metric unit of volume equal to one hundredth of a liter)
                  • milimetreküp [TUR10-1237020] (Bir kenar uzunluğu bir milimetre olan küpün hacmine eşit ölçü birimi)
                  • cubic millimeter [ENG31-13644736-n] (a metric measure of volume or capacity equal to a cube 1 millimeter on each edge)
                  • santimetre küp [TUR10-1237030] (Kenarı 1 santimetre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi)
                  • milliliter [ENG31-13644955-n] (a metric unit of volume equal to one thousandth of a liter)
                  • kilometreküp [TUR10-1237090] (Bir kenar uzunluğu bir kilometre olan bir küpün hacmine eşit ölçü birimi)
                  • cubic kilometer [ENG31-13646496-n] (a unit of capacity equal to the volume of a cube one kilometer on each edge)
                  • ster [TUR10-0709170] (Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan, bir metre küpe eşit hacim ölçüsü birimi)
                  • hektolitre [TUR10-1237070] (Yüz litrelik hacim ölçü birimi)
                  • hectoliter [ENG31-13646100-n] (a metric unit of volume or capacity equal to 100 liters)
                  • dekaster [TUR10-0189540] (10 metreküplük hacim ölçüsü birimi)
                  • desister [TUR10-0198020] (Bir sterin onda biri)
                • galon [TUR10-0282330] (Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi)
                • kile [TUR10-0460430] (Genellikle tahıl ölçmede kullanılan belirli hacimdeki kap) bushel [ENG31-13642152-n] (a United States dry measure equal to 4 pecks or 2152.42 cubic inches)
                  • kot [TUR10-0478180] (Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek)
                • varil [TUR10-0814420] (Bir varilin içine aldığı madde miktarı; petrol ölçü birimi 158,8l litre)
                • barrel [ENG31-02798192-n] (a cylindrical container that holds liquids)
                • ambar [TUR10-0032330] (Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 cm olan küp ölçek)
                • küp [TUR10-0502620] (Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi)
                • birimküp [TUR10-0969610] (Hacminin hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m. vb. birimlerle ifade edilmemiş cisimlerin hacim ölçüsü)
              • pusval [TUR10-0638680] (Yemenicilerin kullandığı ölçü)
              • sıcaklık birimi [TUR10-1236960] (Sıcaklığı ölçmek ve ifade etmek için kullanılan bir birim) temperature unit [ENG31-13629841-n] (a unit of measurement for temperature)
                • santigrat [TUR10-0663860] (Suyun buz olma noktasını 0, buharlaşma noktasını 100 sayarak arasını derece olarak adlandıran yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği)
                • fahrenhayt [TUR10-0263020] (Erimekte olan buzun sıcaklığını 32 °C, kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 derecede gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir tür termometre)
                • dizyem [TUR10-0212530] (Sıcakölçerde santigradın onda biri)
                • reomür [TUR10-0645930] (Suyun buz tutması 0 derece, kaynaması 80 derece olarak esas alınıp ikisi arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcaklık birimi)
              • kütle birimi [TUR10-1236980] (Kütle ölçü birimlerinin genel adı) mass unit [ENG31-13630457-n] (a unit of measurement for mass)
                • ağırlık ölçüsü [TUR10-1236970] (Ağırlık ölçü birimlerinin genel adı) weight unit [ENG31-13630031-n] (a unit used to measure weight)
                  • ons [TUR10-0588590] (Fransa'da 30,59 gram, İngiltere'de 28,349 gram ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi)
                  • ounce [ENG31-13742027-n] (a unit of weight equal to one sixteenth of a pound or 16 drams or 28.349 grams)
                  • kantar [TUR10-0410720] (56,452 kg ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi)
                  • okka [TUR10-0583500] (1283 gramlık veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi)
                  • oka [ENG31-13639699-n] (a Turkish liquid unit equal to 1.3 pints)
                  • miskal [TUR10-0547820] (4,5 g değerinde eski bir ağırlık ölçü birimi)
                  • metrik ağırlık ölçüsü [TUR10-1237410] (Miligram, santigram vb. standart ağırlık ölçü birimi) metric weight unit [ENG31-13739260-n] (a decimal unit of weight based on the gram)
                    • dekagram [TUR10-0189400] (On gram ağırlığında bir ölçü birimi)
                    • dekagram [ENG31-13746460-n] (10 grams)
                    • desigram [TUR10-0197930] (Bir gramın onda biri ağırlığında bir ölçü birimi)
                    • decigram [ENG31-13745580-n] (1/10 gram)
                    • gram [TUR10-0310320] (Kilogramın binde biri değerindeki ağırlık ölçüsü birimi)
                    • gram [ENG31-13745822-n] (a metric unit of weight equal to one thousandth of a kilogram)
                    • kilogram [TUR10-0460900] (Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi) kilogram [ENG31-13746692-n] (one thousand grams)
                      • kilogramlık [TUR10-1081840] (Belli bir kilogram ağırlığında olan)
                    • miligram [TUR10-1237420] (Bir gramın binde birine eşit ağırlık ölçüsü birimi)
                    • milligram [ENG31-13745171-n] (one thousandth (1/1,000) gram)
                    • santigram [TUR10-0663850] (Bir gramın yüzde biri, bir desigramın onda biri)
                    • hektogram [TUR10-0337940] (Yüz gramlık ağırlık ölçü birimi, bir kilogramın onda biri)
                    • hectogram [ENG31-13746584-n] (100 grams)
                    • ton [TUR10-0780080] (Bin kilogramlık ağırlık birimi)
                    • long ton [ENG31-13743492-n] (a British unit of weight equivalent to 2240 pounds)
                    • megaton [TUR10-0532550] (Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim)
                    • kental [TUR10-0441490] (100 kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi)
                    • quintal [ENG31-13747567-n] (a unit of weight equal to 100 kilograms)
                  • batman [TUR10-0085550] (Miktarı bölgelere ve tartılacak şeylere göre değişen eski bir ağırlık ölçüsü)
                  • kiloton [TUR10-0461070] (Değeri bin ton olan kütle birimi)
                  • çeki [TUR10-0156000] (İki yüz elli kiloya eşit olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü)
                  • dirhem [TUR10-0208740] (Okkanın dört yüzde birine eşit olan, 3,148 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü)
                  • ölçek [TUR10-0600640] (Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü)
                • lasta [TUR10-0507510] (Kuzey Avrupa'da kullanılan, 2000 kilograma yakın gemi yüklerine ve büyük miktardaki ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi)
                • megaton [TUR10-0532540] (Bir milyon ton değerinde kütle birimi)
                • megaton [ENG31-13743909-n] (one million tons)
              • akım birimi [TUR10-1237100] (Elektrik yükünün aktarım hızını belirten miliamper, santiamper vb. ölçü birimleri) current unit [ENG31-13654836-n] (a measure of the amount of electric charge flowing past a circuit point at a specific time)
                • amper [TUR10-0033730] (Elektrik akımında şiddet birimi)
                • ampere [ENG31-13658855-n] (the basic unit of electric current adopted under the Systeme International d'Unites)
              • ışıklama [TUR10-0355690] (Çevirim sırasında, aydınlatılmış olan konunun görüntüsünün duyar kat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi)
              • exposure [ENG31-13661685-n] (the intensity of light falling on a photographic film or plate)
              • volt [TUR10-0821260] (Elektromotor gücün veya gerilimin birimi) volt [ENG31-13664755-n] (a unit of potential equal to the potential difference between two points on a conductor carrying a current of 1 ampere when the power dissipated between the two points is 1 watt)
                • kilovolt [TUR10-0461100] (Değeri bin volt olan elektrik gerilimi veya potansiyel farkı birimi)
              • vat [TUR10-0815580] (Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi)
              • watt [ENG31-13666001-n] (a unit of power equal to 1 joule per second)
              • jul [TUR10-0392200] (Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi) joule [ENG31-13748184-n] (a unit of electrical energy equal to the work done when a current of one ampere passes through a resistance of one ohm for one second)
                • kilojul [TUR10-0460950] (Bin jul değerinde iş birimi)
              • kilovat [TUR10-0461080] (Bin vatlık bir güç birimi) kilowatt [ENG31-13666240-n] (a unit of power equal to 1000 watts)
                • kilovatsaat [TUR10-0461090] (Bir kilovatlık bir gücün bir saatte verdiği iş ve enerji birimi)
              • megavat [TUR10-0532570] (Bir milyon vat değerinde elektrik güç birimi)
              • megawatt [ENG31-13666373-n] (a unit of power equal to one million watts)
              • om [TUR10-0587010] (Elektrik direnç birimi)
              • ohm [ENG31-13668434-n] (a unit of electrical resistance equal to the resistance between two points on a conductor when a potential difference of one volt between them produces a current of one ampere)
              • alan ölçüsü [TUR10-1236920] (Alan ölçü birimlerinin genel adı) area unit [ENG31-13621647-n] (a system of units used to measure areas)
                • birimkare [TUR10-0969600] (Alanının hesaplanmasında kullanılan uzunlukların birimi cm, m. vb. birimlerle ifade edilmemiş bölgelerin alan ölçüsü)
                • ar [TUR10-0041240] (Tarım alanları için 100 metrekare değerinde yüzey ölçü birimi)
                • are [ENG31-13635143-n] (a unit of surface area equal to 100 square meters)
                • metrekare [TUR10-1236990] (Kenarı 1 metre olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçüsü birimi)
                • square meter [ENG31-13634537-n] (a centare is 1/100th of an are)
                • kilometrekare [TUR10-0461020] (Kenarları birer kilometre uzunluğunda olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçü birimi)
                • santimetrekare [TUR10-1128150] (Kenarı 1 santimetre olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçüsü birimi)
                • hektar [TUR10-0337930] (Yüz ar (10.000 m²) değerinde yüzey ölçü birimi)
                • hectare [ENG31-13635266-n] ((abbreviated `ha') a unit of surface area equal to 100 ares (or 10,000 square meters))
                • dekar [TUR10-0189490] (1000 m² değerinde yüzey ölçü birimi)
                • dönüm [TUR10-0221830] (1000 m² 'lik bir alan ölçüsü)
                • evlek [TUR10-0260090] (Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü)
                • dönüm [TUR10-0221860] (Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü)
                • santiar [TUR10-0663840] (Bir arın yüzde biri, bir metre kare)
              • kalori [TUR10-0405300] (Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü)
              • Calorie [ENG31-13748672-n] (a unit of heat equal to the amount of heat required to raise the temperature of one kilogram of water by one degree at one atmosphere pressure)
              • kalori [TUR10-0353890] (Normal atmosfer basıncında donma ısısı 15 derecelik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 derece yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi) Calorie [ENG31-13748672-n] (a unit of heat equal to the amount of heat required to raise the temperature of one kilogram of water by one degree at one atmosphere pressure)
                • kilokalori [TUR10-0460960] (Bir atmosfer basınç altında 1 kg suyun sıcaklığını 14,5 dereceden 15,5 dereceye çıkarmak için gereken ısı enerjisi miktarı)
              • vatsaat [TUR10-1173020] (Gücü bir vat olan bir makinenin bir saatte yapacağı iş)
              • watt-hour [ENG31-13749443-n] (a unit of energy equal to the power of one watt operating for one hour)
              • kilogrammetre [TUR10-0460930] (Bir kilogram ağırlığındaki bir gücün, uygulandığı maddi bir noktayı güç doğrultusunda bir metre yer değiştirmesiyle yapılan işe eşit iş birimi)
              • kilogram-meter [ENG31-13750313-n] (a unit of work equal to the work done by a one kilogram force operating through a distance of one meter)
              • kandela [TUR10-0409020] (Işık şiddeti birimi)
              • fani [TUR10-0264170] (İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti)
              • foroz [TUR10-0278410] (Bir ağ atılışında çıkarılan balık miktarı)
              • gauss [TUR10-0284250] (Manyetik alanın şiddet birimi)
              • kilogramağırlık [TUR10-0460920] (Bir kilogramlık bir kütlenin yer tarafından çekilmesini sağlayan güce yani 9,81 Newton'a eşit olan güç birimi)
              • ekvator [TUR10-0240760] (Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim)
              • eman [TUR10-0244910] (Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi)
              • erg [TUR10-0249800] (C. G. S. sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 cm hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir)
              • derece [TUR10-0195800] (Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim)
                • kıvam [TUR10-0455810] (Sıvıların koyuluk derecesi)
              • desibel [TUR10-0197920] (Ses şiddetini gösteren birimin onda biri)
              • din [TUR10-0206360] (C.G.S. sisteminde 1 g'lık bir kütlenin hızını saniyede 1 cm artıran güç birimi)
              • diyoptri [TUR10-0211590] (Optik sistemlerin yakınsaklık birimi)
              • farad [TUR10-0264430] (Elektrik sığa birimi)
              • lüks [TUR10-0514630] (Aydınlatma ölçü birimi)
              • urup [TUR10-0799870] (Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü)
              • halebi [TUR10-0322630] (Uzunluğu 50-70 cm arasında olan bir ölçü birimi)
              • atmosfer [TUR10-0057170] (Basınç birimi olarak kullanılan, 15 derecede deniz yüzeyinde, 76 cm uzunluğunda ve tabanı 1 cm² olan cıva sütununun ağırlığı 1 kg 33 g)
              • bar [TUR10-0076890] (Hava basıncı birimi)
                • milibar [TUR10-0545310] (Bir barın binde biri değerinde atmosfer basıncı ölçü birimi)
              • bayt [TUR10-1250250] (Data birimi)
              • bel [TUR10-0090140] (Ses şiddetiyle ilgili birim)
              • masura [TUR10-0528550] (Bir akarsu ölçü birimi)
              • ondalık sistem [TUR10-0588020] (Temel birimlerin katları ve askatları bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçüsü birimi)
              • ölçü [TUR10-0600780] (Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi) criterion [ENG31-05933552-n] (the ideal in terms of which something can be judged)
                • kırat [TUR10-0450080] (Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan iki desigramlık ölçü birimi)
                • diz boyu [TUR10-0211690] (Dize kadar olan derinlik)
                • nevton [TUR10-0575880] (Uluslararası birim sisteminde, kütlesi 1 kg olan cisme saniye karede 1 metrelik bir ivme veren güç birimi)
                • gramaj [TUR10-0310340] (Ekmek ve kâğıt için ağırlık ölçüsü)
              • sten [TUR10-0709080] (Bir tonluk bir kütleye bir saniyede 1 metre hız artışı veren kuvvet ölçü birimi)
              • röntgen [TUR10-0649190] (Gama veya x ışınlarının miktar ölçümü birimi)
              • gramsantimetre [TUR10-0310410] (Bir gram ağırlığında bir cismin 1 cm yer değiştirmesini sağlayan enerji birimi, kilogrammetrenin yüz binde biri)
            • metrik birim [TUR10-1236950] (Metre, kilogram, saniye sistemine dayalı ondalık ölçü birimi)
            • metric unit [ENG31-13625518-n] (a decimal unit of measurement of the metric system (based on meters and kilograms and seconds))
            • puan [TUR10-0637530] (Çeşitli sporlarda kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim)
            • point [ENG31-13631405-n] (the unit of counting in scoring a game or contest)
            • puan [TUR10-0637540] (Genellikle test biçimindeki sınavlarda cevaplandırılacak soruların sayı olarak değeri veya cevaplayanın başarı değeri)
            • point [ENG31-13631405-n] (the unit of counting in scoring a game or contest)
            • derece [TUR10-0195810] (Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi) degree [ENG31-13632450-n] (a measure for arcs and angles)
              • dakika [TUR10-0179370] (Bir derecenin altmışta biri)
            • radyan [TUR10-0640320] (Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi)
            • radian [ENG31-13633285-n] (the unit of plane angle adopted under the Systeme International d'Unites)
            • kese [TUR10-0443400] (Beş yüz kuruşluk para birimi)
            • kontör [TUR10-0472900] (Telefon, gaz, su ve benzerinde tüketim birimi)
            • ergime ısısı [TUR10-0249960] (Bir katının sıvı durumuna geçmesi için verilmesi gereken ısı)
            • kıstelyevm [TUR10-1249300] (Bir aylık maaşın bir güne isabet eden miktarı)
            • ton [TUR10-0780070] (Bir metre küp hacminde ve + 4 derecedeki arı suyun ağırlığı)
            • tonilato [TUR10-0780220] (Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan, bir tona eşit birim)
            • voltamper [TUR10-0821340] (Dalgalı gerilimde, 1 volt olan bir gerilim altında 1 amperlik akımın ürettiği güç birimi)
            • bir araba [TUR10-0105880] (Odun, kömür vb. bazı şeylerin ölçü birimi)
            • burgata [TUR10-0124960] (Tel ve bitkisel halatların çevresini belirten birim)
            • mikroamper [TUR10-0544700] (Amperin milyonda birine eşit akım şiddeti birimi)
            • cent [TUR10-1250090] (Çoğu ulusal para birimi için temel para biriminin yüzde birine eşit olan para birimi)
            • steradyan [TUR10-0709180] (Bir kürenin merkezini tepe olarak alan ve küre yüzeyi üzerinde, kenarı bu kürenin yarı çapına eşit bir kare kadar alan ayıran, uzay açıya eşit, uzay açı birimi)
            • groston [TUR10-0310930] (Bir geminin kullanılan bölümünün ton birimi cinsinden karşılığı)
            • promil [TUR10-0636660] (Kanda alkol varlığı birimi)
            • idarehane [TUR10-0360750] (Gazete, dergi vb. yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer, yönetim yeri)
            • puan [TUR10-1242290] (Çeşitli alanlarda kullanılan ölçüsü ve değeri değişen birim)
          • ampersaat [TUR10-0878850] (Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı)
          • kalsemi [TUR10-0405870] (Kandaki kalsiyum miktarı)
          • bağlantı gücü [TUR10-0952230] (Elektrik projesinde belirtilen kurulu güç ve kullanma faktörü göz önüne alınarak hesaplanan güç miktarı)
          • bop [TUR10-0113490] (Poker oyununda, oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar)
          • cirim [TUR10-0141800] (Miktar; tutar; bölüm)
        • belirsiz miktar [TUR10-1236860] (Belirli olmayan miktar) indefinite quantity [ENG31-13597558-n] (an estimated quantity)
          • adım [TUR10-0008450] (Bir ayak atışıyla alınan, uzunluğu yaklaşık 75 santimetrelik yol)
          • footstep [ENG31-13779389-n] (the distance covered by a step)
          • limit [TUR10-0511620] (Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük)
          • limit [ENG31-13780696-n] (the mathematical value toward which a function goes as the independent variable approaches infinity)
          • verim [TUR10-0642450] (Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği)
          • output [ENG31-13780885-n] (the quantity of something (as a commodity) that is created (usually within a given period of time))
          • tutar [TUR10-0789470] (Nicelik bakımından bir şeyin bütünü)
          • sum [ENG31-04360881-n] (the whole amount)
          • yağış [TUR10-0824400] (Yağan yağmur veya kar miktarı)
          • precipitation [ENG31-13794793-n] (the quantity of water falling to earth at a specific place within a specified period of time)
          • yük [TUR10-0864750] (Araba, hayvan ve benzerinin taşıyabildiği miktar) load [ENG31-13794608-n] (a quantity that can be processed or transported at one time)
            • denk [TUR10-0194630] (Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri)
          • bir miktar [TUR10-1237720] (Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren bir nicelik) measure [ENG31-00033914-n] (how much there is or how many there are of something that you can quantify)
            • damla [TUR10-0182470] (Çok az miktar)
            • drop [ENG31-13793544-n] (a small indefinite quantity (especially of a liquid))
            • minimum [TUR10-0546970] (Bir şey için gerekli en az veya en küçük derece, nicelik)
            • minimum [ENG31-13785524-n] (the smallest possible quantity)
            • nebze [TUR10-0572700] (Az şey; az)
            • shred [ENG31-13795925-n] (a tiny or scarcely detectable amount)
            • porsiyon [TUR10-0633280] (Herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar) helping [ENG31-07593928-n] (an individual quantity of food or drink taken as part of a meal)
              • et dilimi [TUR10-1222890] (Etten kesilmiş yassı parça) piece [ENG31-07670276-n] (a serving that has been cut from a larger portion)
                • antrikot [TUR10-0040030] (Sığırın iki kürek arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi)
                • kontrfile [TUR10-0473120] (Kesim hayvanlarında, bel kemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi)
              • yarım porsiyon [TUR10-0837600] (Porsiyonun yarısı olan yemek)
            • lokma [TUR10-0700500] (Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası) morsel [ENG31-07594641-n] (a small amount of solid food)
              • ekmek kırıntısı [TUR10-0239300] (Ekmek kesilirken veya bölünürken sonra dökülen parçacıklar)
              • crumb [ENG31-07637870-n] (small piece of e.g. bread or cake)
              • kifafınefs [TUR10-1250580] (Doymaya yetecek kadar)
              • tıkım [TUR10-0773230] (Ağzın alabileceği büyüklükte lokma)
              • lokmacık [TUR10-0513620] (Küçük bir lokma)
              • banak [TUR10-0075800] (Ekmek parçası; lokma)
              • sunum [TUR10-0712800] (Lokma; parça)
            • burun farkı [TUR10-1237730] (Küçük bir fark)
            • nose [ENG31-13784598-n] (a small distance)
            • tek [TUR10-0757260] (Bir kadeh içki)
            • nip [ENG31-13795390-n] (a small drink of liquor)
          • sınır [TUR10-0687360] (Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç) limit [ENG31-13780436-n] (the greatest amount of something that is possible or allowed)
            • minimum [TUR10-0546980] (Değişken bir niceliğin inebildiği en alt; asgari; minimal)
            • minimum [ENG31-13785524-n] (the smallest possible quantity)
            • kırmızı çizgi [TUR10-0452620] (Belli bir konuda taraflar arasında kabul edilebilir son nokta)
            • eşik [TUR10-0255870] (Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta)
              • duyum eşiği [TUR10-0227570] (Bir uyarımın, duyulabileceği en aşağı derecesi)
            • kapasite [TUR10-0684640] (Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı)
            • istiap haddi [TUR10-0382230] (Deniz, kara ve hava taşıtlarının yük ve yolcu miktarlarını belirleyen sınır)
          • deniz [TUR10-0193630] (Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk)
          • ocean [ENG31-13799183-n] (anything apparently limitless in quantity or volume)
          • stok [TUR10-0709510] (Satılmamış, istif edilmiş mal)
          • supply [ENG31-13799556-n] (an amount of something available for use)
          • stok [TUR10-1184340] (Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, depolama)
          • supply [ENG31-13799556-n] (an amount of something available for use)
          • sabahlık [TUR10-0652120] (Sabaha yetecek kadar)
          • atımlık [TUR10-0055770] (Silahı doldurmaya yetecek veya en az bir atım yapabilecek barut miktarı)
          • daire [TUR10-0179230] (Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü)
            • ekliptik [TUR10-0791020] (Bir yıl boyunca güneşin gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire)
            • güneş tekeri [TUR10-0316030] (Güneşin gökyüzündeki iz düşümü olan parlak daire)
        • nisbi miktar [TUR10-1236870] (Göreceli miktar) relative quantity [ENG31-13598185-n] (a quantity relative to some purpose)
          • katre [TUR10-0429620] (Damla)
          • nothing [ENG31-13762308-n] (a quantity of no importance)
          • zırnık [TUR10-0875140] (Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası)
          • nothing [ENG31-13762308-n] (a quantity of no importance)
          • salt çoğunluk [TUR10-0661540] (Oylamada, yarıdan bir fazla üye sayısının oyuyla sağlanan çoğunluk)
          • majority [ENG31-13602270-n] ((elections) more than half of the votes)
          • mutlak çoğunluk [TUR10-1236900] (Bir oylamada yarıdan fazla oy almayla elde edilen çoğunluk)
          • majority [ENG31-13602270-n] ((elections) more than half of the votes)
          • hiç [TUR10-0343530] (Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse)
          • nothing [ENG31-13762308-n] (a quantity of no importance)
          • sıfır [TUR10-0684530] (Hiçbir değeri olmayan şey)
          • nothing [ENG31-13762308-n] (a quantity of no importance)
          • kahir ekseriyet [TUR10-0399040] (Ezici çoğunluk)
          • yem verimi [TUR10-0848510] (Belirli genişlikteki bir alanın, belirli bir süre içerisinde ürettiği yeşil ot, doğal veya yapay şekilde kurutulmuş kuru ot veya kuru madde miktarı)
        • ölçü sistemi [TUR10-1236890] (Ölçü birimleri ve onları birbirine bağlayan kuralların toplamı) system of weights and measures [ENG31-13598747-n] (system of measurement for length and weight and duration)
          • entropi [TUR10-0248830] (İstatistik kurallarına göre yönlendirilen bir haber kaynağının haber içeriklerinin oranı)
          • information [ENG31-05098731-n] ((communication theory) a numerical measure of the uncertainty of an outcome)
          • metrik sistem [TUR10-0540220] (Metre, metre kare, metre küp gibi kökü metreye dayanan ölçü sistemi)
          • metric system [ENG31-13599137-n] (a decimal system of weights and measures based on the meter and the kilogram and the second)
          • ölçün [TUR10-0601070] (Standart)
          • standard [ENG31-07275291-n] (a basis for comparison)
        • tadım [TUR10-0737150] (Tadına bakmak için bir şeyden ağza alınan miktar)
        • kontörlük [TUR10-0472930] (Bir kontör miktarı)
        • dalga genliği [TUR10-0180250] (Dalganın en yüksek noktası ile sıfır noktası arasındaki nicelik)
        • yarım [TUR10-0837240] (Bir bütünün yarısı olan miktar)
        • balyalık [TUR10-0954300] (Herhangi bir balya miktarında olan)
        • verdi [TUR10-0817400] (Bir borudan bir saniyede geçen suyun veya bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı)
        • mutlak nem [TUR10-0557930] (Bir metre küp hava içinde bulunan su buğusu niceliği)
        • nicelik [TUR10-0576460] (Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları)
        • sıkım [TUR10-0685940] (Ateşli silahlarda bir atış için yeterli olan miktar)
        • sıkım [TUR10-0685930] (Bir defada sıkılan miktar)
        • sıkım [TUR10-0685920] (Kapalı elin alabildiği miktar)
        • sülüs [TUR10-0715140] (Üçte bir)
        • sonlu büyüklük [TUR10-0702420] (Ölçüsü sonlu bir sayıyla ifade edilen büyüklük)
        • gremse [TUR10-1039410] (İki buçukluk)
      • ölçü [TUR10-0149930] (Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü) measure [ENG31-00033914-n] (how much there is or how many there are of something that you can quantify)
        • koşam [TUR10-0477400] (İki avuç dolusu)
        • kısım [TUR10-0453800] (Avuç dolusu)
        • deve yükü [TUR10-0199600] (Bir devenin taşıyabileceği yük miktarı)
        • doz [TUR10-0231790] (Bir maddenin bir bileşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı)
        • doz [TUR10-0220040] (Genellikle bir davranış, bir konuşma ve benzerinde yeterli görülen ölçü)
        • elçim [TUR10-0241320] (Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne)
        • elçim [TUR10-0241330] (Tutam; bir demet; bir parça)
        • fırt [TUR10-0271630] (Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktarda sigara veya içki)
        • apaz [TUR10-0040500] (Bir avuç dolusu)
        • tonaj [TUR10-0780130] (Bir taşıtın alabildiği ton miktarı)
        • makine gücü [TUR10-0520760] (Bir makinenin bir saniyede yapabildiği iş miktarı)
        • şinik [TUR10-0732030] (Tahıl için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek)
          • yarımlık [TUR10-0837560] (Şiniğin yarısı)
        • bire bir [TUR10-0106450] (Verilen ölçüdeki karşılık, miktar)
        • büküm [TUR10-0127660] (Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı)
        • misil [TUR10-0547740] (Miktar)
        • mut [TUR10-0557230] (Yaklaşık iki avuç dolusu tahılı içine alan ölçek)
        • sarım [TUR10-0666440] (Bir şeyi bir kez saracak miktar)
        • suvarım [TUR10-0714160] (Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı)
        • genel ölçek [TUR10-0291750] (Fazla ayrıntıya girmeden yapılan ölçüm)
        • gıdım [TUR10-0296950] (Küçük parça; bir miktar)
        • göz kararı [TUR10-0309230] (Ölçü veya tartı ile değil, gözle oranlanarak belirlenen miktar)
        • grado [TUR10-0310220] (Bir sıvının içindeki alkol derecesi)
        • rasyon [TUR10-0643160] (Bir hayvanın 24 saatlik bir periyot için besin maddeleri ve enerji gereksinimini sağlayan toplam yem miktarı)
        • doz [TUR10-0220020] (Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı)
        • dose [ENG31-03229941-n] (a measured portion of medicine taken at any one time)
        • dozaj [TUR10-0220060] (Bir bileşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi)
        • yudum [TUR10-0861640] (Bir içişte yutulacak miktar)
        • sip [ENG31-00845155-n] (a small drink)
      • ilişki [TUR10-0562310] (İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas) connection [ENG31-13813601-n] (a relation between things or events (as in the case of one causing the other or sharing features with it))
        • zaman ilişkisi [TUR10-1237990] (Zamanla ilgili bir ilişki) temporal relation [ENG31-13866887-n] (a relation involving time)
          • kronoloji [TUR10-0869690] (Tarihsel olayların zaman bakımından sırası)
          • chronology [ENG31-13867311-n] (an arrangement of events in time)
          • eşleme [TUR10-0256310] (Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ; senkronizasyon)
          • synchronism [ENG31-13867436-n] (the relation that exists when things occur at the same time)
        • iş ilişkisi [TUR10-1237890] (İş ile ilgili olan ilişki) business relation [ENG31-13859040-n] (a relation between different business enterprises)
          • hasta-doktor ilişkisi [TUR10-1237910] (Hasta ve doktor arasındaki ilişki)
          • medical relation [ENG31-13859866-n] (the professional relation between a health care professional and a patient)
          • hasta-hemşire ilişkisi [TUR10-1237930] (Hasta ve hemşire arasındaki ilişki)
          • nurse-patient relation [ENG31-13860224-n] (the responsibility of a nurse to act in the best interests of the patient)
          • hukuki ilişki [TUR10-1237940] (Hukuk ile ilgili olan ilişki)
          • legal relation [ENG31-13860404-n] (a professional relation that is regulated by law (as between a lawyer and a client))
          • avukat-müvekkil ilişkisi [TUR10-1237950] (Avukat ve müvekkil arasındaki ilişki)
          • lawyer-client relation [ENG31-13861861-n] (the responsibility of a lawyer to act in the best interests of the client)
          • akademik ilişki [TUR10-1237960] (Akademi ile ilgili olan ilişki) academic relation [ENG31-13862603-n] (a professional relation between instructors and those they instruct)
            • öğretmen-öğrenci ilişkisi [TUR10-1237970] (Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki)
            • teacher-student relation [ENG31-13862752-n] (the academic relation between teachers and their students)
        • boyun eğme [TUR10-1238430] (İsteyerek veya istemeyerek uyma, katlanma) subjugation [ENG31-14019785-n] (forced submission to control by others)
          • tutsaklık [TUR10-0481370] (Esir olma durumu veya süresi) captivity [ENG31-14022691-n] (the state of being imprisoned)
            • esaret [TUR10-0252290] (Hâkimiyet altında bulunma)
            • toprak köleliği [TUR10-0782540] (Toprağa bağlı kölelik düzeni)
          • tutukluluk [TUR10-0790800] (Mevkufiyet)
          • vekalet ücreti [TUR10-0816900] (Bir kimsenin vekil olduğunu bildiren noterlikçe onaylanmış belge çıkarılırken ödenen ücret)
        • sahip olunan şey [TUR10-1195790] (Birinin mülkiyetinde olan şey) possession [ENG31-00032912-n] (anything owned or possessed)
          • mal varlığı [TUR10-0022350] (Mallar, para ile alınan şeyler) assets [ENG31-13350663-n] (anything of material value or usefulness that is owned by a person or company)
            • alacak [TUR10-0023340] (Alınması gerekli şey)
            • receivables [ENG31-13351305-n] (money that you currently expect to receive from notes or accounts)
            • maddi olmayan varlık [TUR10-1236110] (Bir işletmenin sahip olduğu ancak elle tutulamayan ve gözle görülemeyen patent, şerefiye, telif hakkı gibi fiziki bir varlığı olmayan mal)
            • intangible [ENG31-13353685-n] (assets that are saleable though not material or physical)
            • sermaye [TUR10-1236150] (Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü) capital [ENG31-13375435-n] (assets available for use in the production of further assets)
              • komandit [TUR10-0470000] (Bir komandit şirket sermayesinin bir veya birçok ortak tarafından sağlanan bölümü)
              • kayıtlı sermaye [TUR10-0433600] (Anonim şirketlerin ticaret siciline kaydedilmiş sermayeleri)
              • sermaye mal [TUR10-0679220] (Bir ticari kuruluşun para, mal ve malzeme varlığının tümü)
              • özsermaye [TUR10-1249370] (Bir işletme sahibinin ya da sahiplerinin kendi kullanımına ayırdıkları sermaye)
            • güvence akçesi [TUR10-0317580] (Herhangi bir sorumluluk yerine getirilmediğinde karşı tarafça el konulacak olan para)
            • rehin [TUR10-0195030] (Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince, geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey) mortgage [ENG31-13373153-n] (a conditional conveyance of property as security for the repayment of a loan)
              • terhin [TUR10-0767420] (Rehin olarak bırakma; rehine koyma; tutuya koyma)
            • baylanlık [TUR10-0086700] (Zengin ve varlıklı olma durumu) wealth [ENG31-14514855-n] (the state of being rich and affluent)
              • lüks [TUR10-0514600] (Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme; gösteriş; şatafat)
              • luxury [ENG31-14515957-n] (wealth as evidenced by sumptuous living)
              • hazine [TUR10-0337200] (Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet) treasure [ENG31-13391842-n] (accumulated wealth in the form of money or jewels etc.)
                • değerli eşya [TUR10-1236190] (Değeri olan veya değeri yüksek olan eşya, kıymetli eşya) valuable [ENG31-13392203-n] (something of value)
                  • değerli maden [TUR10-1236200] (Geçmişte para olarak da kullanılan, altın, gümüş vb. kıt madenler) precious metal [ENG31-13392662-n] (any of the less common and valuable metals often used to make coins or jewelry)
                    • altın para [TUR10-0276990] (Altından dökme para)
                    • gold [ENG31-13392933-n] (coins made of gold)
                    • gümüş para [TUR10-1236220] (Gümüş madeninden yapılan para)
                    • silver [ENG31-13393039-n] (coins made of silver)
                  • define [TUR10-0187080] (Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler)
                  • fındık altını [TUR10-0270540] (Küçük ve değerli şey)
                • hazne [TUR10-0337390] (Hazine)
              • kudret [TUR10-0487840] (Maddi güç; zenginlik)
              • varlıklılık [TUR10-1256710] (Zenginlik)
              • han hamam sahibi [TUR10-1044330] (Malı mülkü çok, varlıklı kimse (olmak))
          • finans [TUR10-0274470] (Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü)
            • mal mülk [TUR10-0209160] (Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık) wealth [ENG31-13271297-n] (property that has economic utility: a monetary value or an exchange value)
              • eşyalar [TUR10-1235860] (Eşyanın çoğulu)
              • things [ENG31-13267231-n] (any movable possession (especially articles of clothing))
              • aile yadigarı [TUR10-1235940] (Belli bir ailenin üyelerine ait olan, bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne)
              • heirloom [ENG31-13285693-n] ((law) any property that is considered by law or custom as inseparable from an inheritance is inherited with that inheritance)
              • emanet [TUR10-0372390] (Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.) trust [ENG31-13381671-n] (something (as property) held by one party (the trustee) for the benefit of another (the beneficiary))
                • zimmet [TUR10-0876150] (Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya)
              • varı yoğu [TUR10-1172780] (Bir kimsenin sahip olduğu her şey)
              • vakıf [TUR10-0813010] (Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para)
            • özel mülkiyet [TUR10-0608140] (Kişinin sahip olduğu taşınır ve taşınmaz mal)
            • personal property [ENG31-13266525-n] (movable property (as distinguished from real estate))
            • kese [TUR10-0443370] (Bir kimsenin mal varlığı)
            • kredi limiti [TUR10-0486010] (Açılan kredinin en üst miktarı)
              • kredi kartı [TUR10-0485940] (Bankamatikten nakit çekmede, günlük satın almalarda nakit para veya çek yerine kullanılan manyetik plastik kart) card [ENG31-06489042-n] (a card certifying the identity of the bearer)
                • ek kart [TUR10-0238570] (Banka müşterisinin kendi hesabından kart aracılığıyla harcama yetkisi verdiği ve kendisiyle birlikte müşterek ve müteselsil borçlu olan kişinin kullandığı kart)
              • mortgage [TUR10-0791030] (Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması)
              • mortgage [ENG31-13373153-n] (a conditional conveyance of property as security for the repayment of a loan)
              • konut kredisi [TUR10-0245880] (Konut almak için banka vb. kurumlardan belli bir vadeye yayılmış olarak ödünç alınan para)
              • dwelling [ENG31-03264208-n] (housing that someone is living in)
              • dalgalı borçlar [TUR10-0180480] (Devletin bir bütçe dönemi içinde gelirlerin giderleri karşılamadığı zamanlarda sağlamış olduğu kısa vadeli krediler)
              • kabul kredisi [TUR10-0394600] (Kabulün vadesinden önce poliçeyi kabul eden bankaya belirli bir tarihte belirli bir tutarın ödeneceğine dair anlaşmadan sonra bankanın açtığı kredi)
            • dış kredi [TUR10-0202070] (Ekonomik durumu iyi olan ülkelerden sağlanabilecek kredi)
            • bağlı kredi [TUR10-0070450] (Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satın alınması şartı ile sağlanan kredi)
          • devredilen mülk [TUR10-1246320] () transferred property [ENG31-13273872-n] (a possession whose ownership changes or lapses)
            • harcama [TUR10-0327640] (Bir şey almak için elden çıkarılan para; gider) outgo [ENG31-13296311-n] (money paid out)
              • genel gider [TUR10-0291410] (Bir işin yapımı için gerekli olan giderler toplamı) cost [ENG31-13296870-n] (the total spent for goods or services including money and time and labor)
                • fiyat [TUR10-0276140] (Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı) price [ENG31-13324337-n] (the amount of money needed to purchase something)
                  • satış fiyatı [TUR10-0668490] (Satılan malın ücreti)
                  • asking price [ENG31-13325031-n] (the price at which something is offered for sale)
                  • kahve parası [TUR10-0399730] (Kahvelerde yenilip içilen şeyler veya oyun oynanan masalar için ödenmesi gereken ücret)
                  • taksa [TUR10-0740980] (Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için, alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti)
                  • tellallık [TUR10-0761610] (Satışlarda aracılık eden kimseye verilen ücret veya yüzdelik)
                  • oluru [TUR10-0586830] (Pazarlıkta olabilecek en düşük fiyat)
              • maliyet [TUR10-0522130] (Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı) cost [ENG31-13296870-n] (the total spent for goods or services including money and time and labor)
                • ödeme [TUR10-1245930] (Para vb. bir şey verme, ödemek işi) payment [ENG31-13299398-n] (a sum of money paid or a claim discharged)
                  • ikramiye [TUR10-0366400] (Bir yerde çalışan kimselere genellikle kazançtan dağıtılan veya iyi çalıştıkları için verilen aylık dışı para) bonus [ENG31-13294177-n] (an additional payment (or other remuneration) to employees as a means of increasing output)
                    • emekli ikramiyesi [TUR10-0757510] (Emekli olma sırasında yapılan toplu ödeme)
                  • prim [TUR10-0635830] (İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmak amacıyla verilen para)
                  • bonus [ENG31-13294177-n] (an additional payment (or other remuneration) to employees as a means of increasing output)
                  • kesinti [TUR10-0444590] (Ödenen bir paradan herhangi bir gerekle kesilen bölüm) deduction [ENG31-13295620-n] (an amount or percentage deducted)
                    • tevkifat [TUR10-0771660] (Para konusunda kesintiler)
                  • fazla ödeme [TUR10-1235980] (Beklenenden ya da gerekenden fazlasını ödeme)
                  • overpayment [ENG31-13300069-n] (a payment larger than needed or expected)
                  • eksik ödeme [TUR10-1235990] (Bir bölümü olmayan ödeme, noksan ödeme)
                  • underpayment [ENG31-13300185-n] (a payment smaller than needed or expected)
                  • düzenli ödeme [TUR10-1236010] (Düzenli aralıklarla yapılan ödeme) regular payment [ENG31-13302298-n] (a payment made at regular times)
                    • asgari ücret [TUR10-0049170] (İşçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret)
                    • wage [ENG31-13300285-n] (something that remunerates)
                    • maaş [TUR10-0518300] (Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para) wage [ENG31-13300285-n] (something that remunerates)
                      • kâhyalık [TUR10-0399870] (Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimseye verilen ücret)
                      • çıplak ücret [TUR10-0164950] (Vergiler, yan ödemeler veya primler dışında kalan asli ücret)
                      • arpalık [TUR10-0046860] (Müftü, kazasker vb. din görevlilerine aylık yerine verilen giyecek, yiyecek vb. şeyler veya para)
                      • asli maaş [TUR10-0050840] (Devlet dairelerinde çalışan memurlara verilen aylığın, yükselmeye temel olan her aşaması)
                      • üç aylık [TUR10-0806090] (Üç ayda bir ödenen emekli aylığı)
                      • ikta [TUR10-1055390] (Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi)
                    • emekli maaşı [TUR10-0757530] (Emekli olduktan sonra ödenen aylık)
                    • pension [ENG31-13405337-n] (a regular payment to a person that is intended to allow them to subsist without working)
                    • ücret [TUR10-0805890] (İş gücünün karşılığı olan para ve mal) wage [ENG31-13300285-n] (something that remunerates)
                      • dolgun maaş [TUR10-0217110] (Yüksek ve tatmin edici ücret)
                      • makam tazminatı [TUR10-0520010] (Yüksek makamda görevli bulunanlara aylık maaşları dışında fazladan ödenen ücret)
                      • kalfalık [TUR10-0403130] (Kalfa ücreti)
                      • cari ücret [TUR10-0133150] (İş gücü piyasasında iş gücünün, arz ve talebe göre belirlenen fiyatı)
                      • çobanlık [TUR10-0171580] (Çobana verilen ücret)
                      • çıraklık [TUR10-0165060] (Çırağa verilen ücret)
                      • kuver [TUR10-0498120] (Bu örtüyle birlikte çatal, bıçak, kaşık, şamdan, tuzluk vb. şeylerin servise sunulmasından dolayı alınan ücret)
                      • kaşe [TUR10-0426340] (Belirlenmiş sürelerde çalışanlara ödenen ücret)
                      • ulufe [TUR10-0798300] (Osmanlılarda kapıkulu askerlerine, saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret)
                      • hamaliye [TUR10-0324430] (Hamal ücreti)
                      • yevmiye [TUR10-0816180] (Bir günlük çalışma karşılığı verilen ücret)
                      • net ücret [TUR10-0575600] (Brüt ücretten gelir vergisi, sigorta primi vb. kesildikten sonra ele geçen ücret)
                      • hak [TUR10-0321230] (Emek karşılığı ücret)
                      • işçilik [TUR10-0384600] (Yaptığı iş karşılığı işçiye verilen ücret)
                      • ihbariye [TUR10-0363130] (Haber verme ücreti)
                      • muhassasat [TUR10-0553740] (Bir kimseye maaş, tayın vb. olarak verilmiş şeyler)
                      • ayak kirası [TUR10-0059450] (Bir haber veya eşya getirene ya da bu amaçla bir yere gönderilene emeğine karşılık verilen para)
                      • navlun [TUR10-0571750] (Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret)
                      • freight [ENG31-13347220-n] (the charge for transporting something by common carrier)
                    • ücretli [TUR10-0805950] (Ücretle çalıştırılan kimse)
                    • price [ENG31-05171334-n] (value measured by what must be given or done or undergone to obtain something)
                    • kira bedeli [TUR10-0461990] (Kiralanan mal için ödenen karşılık)
                    • rent [ENG31-13316680-n] (a payment or series of payments made by the lessee to an owner for use of some property, facility, equipment, or service)
                    • nafaka [TUR10-0568070] (Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık)
                    • alimony [ENG31-13304643-n] (court-ordered support paid by one spouse to another after they are separated)
                    • açık maaşı [TUR10-0005120] (Görevinden alınan birine yasaca tanınan belirli bir süre içinde ödenen aylık)
                    • aidat [TUR10-0598400] (Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para)
                      • üyelik aidatı [TUR10-0811420] (Bir kurum ve kuruluşa üye olurken ve üyelik sırasında yıllık olarak ödenen önceden belirlenmiş ücret)
                    • aidat [TUR10-0016280] (Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para)
                    • eytam maaşı [TUR10-0261430] (Memur yetimlerine verilen aylık)
                    • kira [TUR10-0461960] (Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para)
                      • ev kirası [TUR10-0259950] (Kiralanan ev için ödenen para)
                      • maden kirası [TUR10-0516610] (Maden işletilsin veya işletilmesin devlete verilen para)
                      • yaylakiye [TUR10-0843480] (Sürü sahiplerinin yaylak sahiplerine verdikleri kira)
                    • ek ödenek [TUR10-0239550] (Aylık ücretlere ek olarak verilen prim veya ikramiye)
                    • dirlik [TUR10-0209240] (Osmanlı İmparatorluğunda bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir)
                    • yurtluk [TUR10-0863570] (Bir yerin gelirinin bir kimseye yalnız ölünceye kadar kullanılması şartıyla ayrılması yöntemi)
                    • yıllık [TUR10-0855560] (Bir yılda verilen ücret)
                  • abonman [TUR10-0716640] (Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma)
                  • subscription [ENG31-13302153-n] (a payment for consecutive issues of a newspaper or magazine for a given period of time)
                  • abonelik ücreti [TUR10-1236000] (Bir abonelik için ödenen ücret)
                  • subscription [ENG31-13302153-n] (a payment for consecutive issues of a newspaper or magazine for a given period of time)
                  • bedel [TUR10-0088440] (Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey) price [ENG31-05171334-n] (value measured by what must be given or done or undergone to obtain something)
                    • tazminat [TUR10-0754320] (Zarar karşılığı ödenen para) damages [ENG31-13311699-n] (a sum of money paid in compensation for loss or injury)
                      • kan parası [TUR10-0410410] (İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal)
                      • regimen [ENG31-05918179-n] ((medicine) a systematic plan for therapy (often including diet))
                      • kıdem tazminatı [TUR10-0447190] (Belirli süre çalıştıktan sonra ayrılan işçiye görev süresine bağlı olarak verilen para)
                      • severance [ENG31-00360318-n] (the act of severing)
                      • ecrimisil [TUR10-1251630] (Haksız işgal tazminatı)
                      • ölüm tazminatı [TUR10-0602320] (Sözleşmeye göre, ölüm halinde ölenin geride bıraktıklarına işveren tarafından ödenen para)
                      • ihbar tazminatı [TUR10-0102120] (Süresi belli olmayan sürekli iş sözleşmelerinin daha önce bildirim yapılmaksızın yürürlükten kaldırılması sebebiyle yükümlü olanlarca karşı tarafa verilmesi zorunlu olan ödence)
                    • kambiyo [TUR10-0406450] (Herhangi bir yerdeki bir alacağın tahsili, bir borcun ödenmesi veya bir yerden toplanan para ve para yerine geçen taşınabilir değerlerin başka bir yere aktarılması için yapılan işlemin bedeli)
                    • el emeği [TUR10-0242740] (Bu çalışmanın karşılığı)
                    • sehim [TUR10-0673730] (Hisse bedeli)
                    • vergi dilimi [TUR10-0817640] (Verginin tahakkuk ettirileceği ücret karşılığı)
                    • redevans [TUR10-0644060] (Bir berat, lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık)
                    • provizyon [TUR10-0637170] (Bir çekin para olarak karşılığı)
                    • ivaz [TUR10-0388610] (Karşılık)
                  • rüşvet [TUR10-0046850] (Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar) bribe [ENG31-13305585-n] (payment made to a person in a position of trust to corrupt his judgment)
                    • sus payı [TUR10-0321980] (Susması, karşı gelmemesi veya bildiği bir sırrı yaymaması için birine verilen para vb. şey)
                    • hush money [ENG31-13305465-n] (a bribe paid to someone to insure that something is kept secret)
                    • söz rüşveti [TUR10-0707700] (Bir çıkar sağlamak için bir kimseyi övme)
                  • yan ödeme [TUR10-0832450] (Bir görevliye aldığı aylık veya ücretten başka, türlü sebeplerle ödenen para) fringe benefit [ENG31-13319034-n] (an incidental benefit awarded for certain types of employment (especially if it is regarded as a right))
                    • bahşiş [TUR10-0071390] (Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para) gratuity [ENG31-13319724-n] (a relatively small amount of money given for services rendered (as by a waiter))
                      • cülusiye [TUR10-0143520] (Hükümdarların cülus törenlerinde dağıttığı bahşiş)
                      • boyunduruk parası [TUR10-0117160] (Bir mahalleden veya köyden başka yere gelin götürülürken, kaynatanın, gelinin ayrıldığı yerin delikanlılarına verdiği bahşiş)
                    • caize [TUR10-0130550] (Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş)
                  • son ödeme [TUR10-1236040] (Bir ödemenin herhangi bir ceza veya yaptırım olmadan yapılabileceği en geç zaman veya tarih)
                  • payoff [ENG31-13320380-n] (the final payment of a debt)
                  • havalename [TUR10-0333160] (Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt) remittance [ENG31-13320476-n] (a payment of money sent to a person in another place)
                    • mandapost [TUR10-0523370] (Posta havalesi)
                  • sembolik ödeme [TUR10-1236050] (Yasal bir sözleşmenin gereksinimlerini karşılamak için yapılan düşük miktardaki ödeme)
                  • token payment [ENG31-13321048-n] (a small payment made in acknowledgement of an obligation)
                  • acyo [TUR10-0003710] (Senetli kredi işlemlerinde bankaların yaptıkları tahsilat)
                  • premium [ENG31-13322642-n] (payment for insurance)
                  • prim [TUR10-0635840] (Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret)
                  • premium [ENG31-13322642-n] (payment for insurance)
                  • sigorta primi [TUR10-0691710] (Sigortacının sağlamış olduğu güvenceye karşılık olarak sigortalının ödediği ücret)
                  • premium [ENG31-13322642-n] (payment for insurance)
                  • taksit [TUR10-0741160] (Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri)
                  • installment [ENG31-13322737-n] (a payment of part of a debt)
                  • faiz [TUR10-0263190] (Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli) interest [ENG31-13339606-n] (a fixed charge for borrowing money)
                    • basit faiz [TUR10-0079370] (Faizleri üzerine eklenmemiş anaparaya belli bir dönem sonunda verilen faiz)
                    • simple interest [ENG31-13339956-n] (interest paid on the principal alone)
                    • bileşik faiz [TUR10-0102530] (Süre tarihine dek birikmiş faizlerin anaparaya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz)
                    • compound interest [ENG31-13339826-n] (interest calculated on both the principal and the accrued interest)
                  • faiz [TUR10-0646030] (İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr) interest [ENG31-13339606-n] (a fixed charge for borrowing money)
                    • faiz fiyatı [TUR10-0263220] (Faize verilen para karşılığında alınan bir yıllık faiz)
                    • temerrüt faizi [TUR10-0763080] (Borcun zamanında ödenememesi sonucu daha sonra ödenen ek faiz)
                  • harç [TUR10-0327800] (Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para) fee [ENG31-13341190-n] (a fixed charge for a privilege or for professional services)
                    • giriş ücreti [TUR10-0298900] (Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlere girmek için ödenen ücret)
                    • entrance fee [ENG31-13342517-n] (the fee charged for admission)
                  • vizite [TUR10-0820920] (Muayene için hekime ödenen ücret)
                  • fee [ENG31-13341190-n] (a fixed charge for a privilege or for professional services)
                  • komisyon [TUR10-0693890] (Bir işte aracılık yapan kimseye bırakılan yüzdelik) commission [ENG31-13341882-n] (a fee for services rendered based on a percentage of an amount received or collected or agreed to be paid (as distinguished from a salary))
                    • sarrafiye [TUR10-0667620] (Sarrafın altın bozma, değiştirme vb. işler için üstelik olarak aldığı para; sarraflık hakkı)
                    • satımlık [TUR10-0668310] (Satıcının, mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik)
                    • acyo [TUR10-0003700] (Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon)
                  • geçmelik [TUR10-0563660] (Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para)
                  • toll [ENG31-13344771-n] (a fee levied for the use of roads or bridges (used for maintenance))
                  • peşinat [TUR10-0625060] (Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para)
                  • down payment [ENG31-13370849-n] (a partial payment made at the time of purchase)
                  • peşin ödeme [TUR10-1236130] (Mal alınmadan önce parasının ödenmesi)
                  • down payment [ENG31-13370849-n] (a partial payment made at the time of purchase)
                  • vadeli ödeme [TUR10-1236240] (Ödemenin tamamının aynı anda yapılmayıp, kısım kısım yapılması)
                  • credit [ENG31-13395454-n] (arrangement for deferred payment for goods and services)
                  • nakit ödeme [TUR10-1236260] (Kullanılması hemen mümkün olan para ile ödeme)
                  • cash [ENG31-13407638-n] (prompt payment for goods or services in currency or by check)
                  • depozito [TUR10-0195280] (Kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para)
                  • kapora [TUR10-0414360] (Sözleşme yapılırken, taraflardan birinin diğerine işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası)
                  • pey [TUR10-0625700] (Bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası)
                  • akont [TUR10-0020060] (Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme)
                  • tazmin [TUR10-0754310] (Zararı ödeme)
                  • amortisman [TUR10-0033700] (Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi)
                  • alıcı ödemeli [TUR10-0027370] (Kargo taşımacılığında taşıma ücretinin alıcı tarafından ödenmesi durumu)
                  • dağılım [TUR10-0177910] (Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması)
                  • dağılım [TUR10-0177900] (Ulusal gelirin toplumun bireyleri veya kesimleri arasındaki dağılışı)
                  • şerefiye [TUR10-0728580] (Bir yer bayındır duruma getirildiğinde çevrede bulunan mülklerin değeri arttığından, sahiplerinden belediyece alınan para)
                  • ödeşme [TUR10-0275640] (Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak işi)
                  • sipariş [TUR10-0695670] (Birinin kendi maaşından kesilerek başkasına gönderdiği, ödediği aylık para)
                  • gelir dağılımı [TUR10-0289960] (Bir ülkenin toplam gelirinin o ülkenin bireyleri arasındaki dağılımı)
                  • stopaj [TUR10-1114070] (Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar)
                  • ücretlendirme [TUR10-0805920] (Posta işlemlerinde taşıma ücretlerinin önceden ödenmesi)
                  • muhasebe [TUR10-0340070] (Alacakla vereceği karşılaştırma ve ödeşme)
                    • likide [TUR10-0511370] ("Alacak ve verecekleri hesaplayarak sonucu belirtmek" anlamındaki likide etmek teriminde geçer)
                    • muhasebat [TUR10-0553600] (Hesap işleri)
                    • muhasebe [TUR10-0553630] (Hesapların bütünü)
                • masraf [TUR10-0528170] (Bir iş için harcanan paranın bütünü) charge [ENG31-13327892-n] (the price charged for some article or service)
                  • yolluk [TUR10-0859050] (Yol masrafı olarak ödenen para)
                  • yol parası [TUR10-0859290] (Yolculuk sırasında harcanmak için ayrılmış para)
                  • işletme gideri [TUR10-1235970] (İşletmenin çalışabilmesi sağlanılmak üzere yapılması zorunlu olan belirli giderler)
                  • operating expense [ENG31-13298202-n] (the expense of maintaining property (e.g., paying property taxes and utilities and insurance))
                  • mahkeme masrafı [TUR10-1178840] (Mahkeme açılırken ödenen ücret ile avukatlık giderleri)
                  • maliyet fiyatı [TUR10-0579590] (Bir malın çeşitli üretim ve dağıtım dönemlerinde, o döneme kadar yapılmış olan harcamaların bütünü)
                  • külfet [TUR10-0501210] (Büyük masraf)
                  • cari gider [TUR10-0133090] (Yatırım ve transfer ödemesi niteliğinde olmayan kamu harcamaları)
                  • cari masraf [TUR10-0133130] (Belirli bir dönemde yapılan harcamalar)
                  • sarfiyat [TUR10-0665610] (Harcanan şeylerin tümü; harcama; masraf)
                  • yönetim gideri [TUR10-0861090] (Genellikle apartmanlarda, kooperatiflerde yönetme işinin gerektirdiği para, ücret)
                  • yargılama giderleri [TUR10-0836660] (Mahkeme giderleri veya masrafları)
                  • masarif [TUR10-0527520] (Giderler; masraflar)
                  • masraf [TUR10-0528180] (Bir şeyin yapımında kullanılan gereç; harç)
                • değişken maliyet [TUR10-0188530] (Belirli bir dönem içindeki toplam ham madde, vasıtasız işçilik, enerji tüketimi, fabrika malzemesi, amortisman ve komisyon ögelerinin değişiminden oluşan maliyet)
                • değişmez maliyet [TUR10-0188640] (Toplam faiz, komisyon, kira ve emlak vergisi, amortisman, genel imalat, yönetim ve satış masrafları vb. ögelerin belirli bir dönem içindeki değişmeyen maliyeti)
                • sif [TUR10-0691190] (İthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlunu giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti)
              • geçinme endeksi [TUR10-0287580] (Vatandaşların geçim gereksinimini karşılayabilmesi için yaptıkları harcamaların toplamı)
              • gider [TUR10-0297660] (Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar)
              • ücret [TUR10-0805900] (Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para) charge [ENG31-13327892-n] (the price charged for some article or service)
                • ardiye [TUR10-0043930] (Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret)
                • katkı payı [TUR10-0428740] (Bir işe, bir ortaklığa girişte ödenen ücret)
                • yakıt parası [TUR10-0827160] (Binalarda ısınma giderleri için ödenen ücret)
                • katkı payı [TUR10-0428750] (Yükseköğrenimdeki harcamaların öğrenci tarafından ödenen bölümü)
                • şerefiye [TUR10-0728590] (Kooperatiflerde üst katlardaki evlerin veya caddeye bakan evlerin sahiplerinden alınan fazla ücret)
                • gecelik [TUR10-0286590] (Bir gece için ödenen ücret)
                • harç [TUR10-0327810] (Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı)
                • işgaliye resmi [TUR10-0384800] (Pazar yerlerinde, toplu ticari iş yerlerinde satıcının işgal ettiği yer için ödediği ücret veya kira bedeli)
                • işgaliye [TUR10-0384790] (İşgal edilen yere ödenen ücret veya vergi)
                • hava parası [TUR10-0333370] (Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya çoğunlukla içindeki kiracıya açıktan verilen para)
            • sosyal yardım [TUR10-0704330] (Yoksul kimselere yiyecek, giyecek, yakacak, tedavi ve ilaç sağlanarak yapılan parasız yardım) social welfare [ENG31-01088869-n] (governmental provision of economic assistance to persons in need)
              • sosyal güvenlik [TUR10-0704110] (Sosyal sigorta, sosyal yardım vb. araçlarla halkın sosyal durumunu güvence altına alma)
              • Social Security [ENG31-01089863-n] (social welfare program in the U.S.)
              • sağlık hizmeti [TUR10-0656140] (Sağlık konularını içeren çalışma alanı) health care [ENG31-01090781-n] (social insurance for the ill and injured)
                • Medicaid [TUR10-1243260] (Health care for the needy)
                • Medicaid [ENG31-01091103-n] (health care for the needy)
            • elde edilen şey [TUR10-0234770] (Edinilen, kazanılan şey) acquisition [ENG31-13274154-n] (something acquired)
              • hediye [TUR10-0337810] (Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey) gift [ENG31-13285910-n] (something acquired without compensation)
                • yolluk [TUR10-0859220] (Yolcuya verilen armağan)
                • çeyiz [TUR10-0140500] (Gelin için hazırlanan her türlü eşya)
                • dowry [ENG31-13286324-n] (money or property brought by a woman to her husband at marriage)
                • drahoma [TUR10-0223810] (Hristiyan ve Musevilerde gelinin güveyiye verdiği para veya mal)
                • dowry [ENG31-13286324-n] (money or property brought by a woman to her husband at marriage)
                • ikramiye [TUR10-0366410] (Piyangoda bir kimseye çıkan para veya nesne) prize [ENG31-13289169-n] (something given for victory or superiority in a contest or competition or for winning a lottery)
                  • amorti [TUR10-0033680] (Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye)
                • ihsanıhümayun [TUR10-0363540] (Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül)
                • prize [ENG31-13289169-n] (something given for victory or superiority in a contest or competition or for winning a lottery)
                • mükafat [TUR10-0561210] (Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan) prize [ENG31-13289169-n] (something given for victory or superiority in a contest or competition or for winning a lottery)
                  • takdir [TUR10-0739380] (Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge)
                  • citation [ENG31-06718888-n] (an official award (as for bravery or service) usually given as formal public statement)
                  • aferin [TUR10-0009600] (Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı)
                  • kupa [TUR10-0491340] (Yarışma ödülü olarak verilen herhangi bir sanat eseri)
                  • taltif [TUR10-0742230] (Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme)
                  • kulak sadakası [TUR10-0488900] (Duyulan ve öğrenilen bilgilerin bir bölümünün başkalarına aktarılması)
                  • sevap [TUR10-0681810] (Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül)
                  • teselli mükafatı [TUR10-0769180] (Bir yarışma ve benzerinde kazanamayana onu yüreklendirmek amacıyla verilen ödül)
                  • tombala [TUR10-0779730] (Tombala kartında bütün numaraların doldurulmasıyla kazanılan en büyük ödül)
                  • katkı [TUR10-0428680] (Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan)
                  • plaket [TUR10-0588830] (Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha)
                • katkı [TUR10-0428650] (Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma; yardım)
                • contribution [ENG31-13291061-n] (a voluntary gift (as of money or service or ideas) made to some worthwhile cause)
                • ağırlık [TUR10-0012840] (Gelin olacak kıza erkek tarafından çeyiz düzmek için verilen para veya armağan)
                • teselli [TUR10-0769170] (Piyangoda büyük ikramiyeyi kaybeden en yakın numaralara yapılan ödeme)
                • sadaka [TUR10-0653770] (Dilenciye verilen para)
                  • fitre [TUR10-0272520] (Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka)
                • caba [TUR10-0130070] (Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey; bedava)
                • diş kirası [TUR10-0210370] (Sarayda, zengin konaklarında iftardan sonra konuklara verilen armağan veya para)
                • diş kirası [TUR10-0210380] (Bir kimseye fazladan verilen para, armağan vb)
                • dürü [TUR10-0229890] (Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan)
                • askı [TUR10-0050430] (Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye)
                • askı [TUR10-0050450] (Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül)
                • saçı [TUR10-0653360] (Düğün armağanı)
                  • saçı [TUR10-0653350] (Gelinin başından aşağı saçılan çiçek, şeker, arpa, para vb. şeyler)
                • yüz görümlüğü [TUR10-0867850] (Güveyinin düğün günü geline verdiği armağan)
                • bayram hediyesi [TUR10-0087160] (Bayram günlerinde verilen armağan)
                • bayramlık [TUR10-0087220] (Bayramlarda verilen armağan)
                • müjdelik [TUR10-0561190] (Sevindirici haber getirene verilen armağan)
                • sungu [TUR10-0712430] (Bir büyüğe sunulan armağan)
                • gondol [TUR10-0300580] (Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker, çikolata vb. konularak armağan olarak verilen, kesme cam veya gümüşten, yayvan, kayık biçiminde tabak)
                • sürre [TUR10-0717670] (Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar)
                • görümlük [TUR10-0306080] (Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan)
                • ödül [TUR10-0598610] (Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat)
                • peşkeş [TUR10-0625210] (Yaranmak amacıyla uygunsuz olarak verilen şey)
              • aşırıntı [TUR10-0053450] (Aşırılmış olan şey)
              • lüp [TUR10-0514860] (Hiç emek vermeden ele geçirilen şey)
              • ganimet [TUR10-0283070] (Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal)
              • trophy [ENG31-06722381-n] (an award for success in war or hunting)
            • çalıntı mal [TUR10-1235930] (Çalınmış olan mal) stolen property [ENG31-13283234-n] (property that has been stolen)
              • ganimet [TUR10-0283090] (Yağma sonrasında elde kalan mal; çalıntı)
              • loot [ENG31-13283562-n] (goods or money obtained illegally)
              • anafor [TUR10-0034450] (Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey)
              • fidye [TUR10-0494200] (Tutsak edilen veya rehin alınan bir kimsenin serbest bırakılması için istenen para)
              • ransom [ENG31-13305071-n] (money demanded for the return of a captured person)
            • yitme [TUR10-0857060] (Yitmek işi) loss [ENG31-13348698-n] (something that is lost)
              • maddi kayıp [TUR10-1236100] (Mal, para, varlıkla ilgili olan kayıp) financial loss [ENG31-13348918-n] (loss of money or decrease in financial value)
                • ödememe [TUR10-1236060] (Ödememek işi)
                • nonpayment [ENG31-13321164-n] (loss resulting from failure of a debt to be paid)
                • yıpranma payı [TUR10-0855780] (Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay)
                • itfa [TUR10-0387320] (Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması)
                • write-off [ENG31-13349875-n] ((accounting) reduction in the book value of an asset)
                • gevşeme [TUR10-0295460] (Para piyasasında değer yitimi)
              • zarar [TUR10-0089330] (Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç) loss [ENG31-13348253-n] (the amount by which the cost of a business exceeds its revenue)
                • maddi zarar [TUR10-1094200] (Kişilerin bedenine veya mal varlığına verilen zarar)
                  • ağır kayıp [TUR10-0012570] (Büyük maddi zarar)
                  • ağır kayıp [TUR10-0012560] (Savaş, deprem, sel vb. doğal afetlerde büyük kayıp)
                • cereme [TUR10-0136640] (Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zarar)
                • ağır yara [TUR10-0922840] (Bir olay sonunda varılan olumsuz durum)
                • us pahası [TUR10-1167940] (Akıl dışı yapılan bir iş sonucu uğranılan zarar)
                • avarya [TUR10-0057920] (Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar)
                • baratarya [TUR10-0077040] (Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar)
                • vurgun [TUR10-0821680] (Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar)
                • dokunca [TUR10-0215160] (Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey)
                • ızrar [TUR10-0356780] (Zarar verme, zarara sokma)
              • kadüklük [TUR10-0397530] (Değer yitimi)
              • yitiş [TUR10-1185270] (Yitmek)
              • manevi zarar [TUR10-0523600] (Manevi yönden uğranılan kayıp)
              • fire [TUR10-0274930] (Her tür ticari malda kuruma, dökülme, bozulma vb. sebeplerle eksilme, ağırlık yitimi)
              • ıstıfa [TUR10-0355340] (Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması)
            • güvence [TUR10-0317560] (Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey) security [ENG31-13370410-n] (property that your creditor can claim in case you default on your obligation)
              • teminat akçesi [TUR10-0763200] (Artırma ve eksiltmeye girenlerden garanti karşılığı alınan para)
              • deposit [ENG31-13370677-n] (money given as security for an article acquired for temporary use)
              • kefillik [TUR10-0438200] (Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu)
              • sponsorship [ENG31-01217526-n] (the act of sponsoring (either officially or financially))
              • kan akçesi [TUR10-0408060] (Birini yaralayandan alınıp yaralanana veya öldürenden alınıp ölenin mirasçılarına verilen para)
              • aval [TUR10-0057510] (Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence)
          • borç [TUR10-0113700] (Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey) debt [ENG31-13418347-n] (money or goods or services owed by one person to another)
            • vergi yükümlülüğü [TUR10-1236070] (Vergi vermek zorunda olma durumu)
            • tax [ENG31-13330021-n] (charge against a citizen's person or property or activity for the support of government)
            • vergi oranı [TUR10-1173520] (Alınacak verginin yüzde olarak niceliğini gösteren sayı)
            • tax rate [ENG31-13330887-n] (rate used to calculate tax liability)
            • açık [TUR10-0004110] (Bir gereksinimin karşılanamaması durumu) deficit [ENG31-05121671-n] (the property of being an amount by which something is less than expected or required)
              • bütçe açığı [TUR10-0128350] (Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu)
              • budget deficit [ENG31-13417658-n] (an excess of expenditures over revenues)
              • dış ticaret açığı [TUR10-0202350] (Yabancı ülkelerden alınan malların satılandan daha fazla olması sonunda ortaya çıkan borç tutarı)
              • karadelik [TUR10-1070920] (Parasal açıdan kapatılamayan açık)
            • borçlanma [TUR10-0113820] (Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey alma) loan [ENG31-13420126-n] (the temporary provision of money (usually at interest))
              • dış borçlanma [TUR10-0201780] (Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt dışındaki kuruluşlardan borç alma işi)
              • iç borçlanma [TUR10-0358180] (Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt içinde piyasaya tahvil, bono vb. sürerek borç alma işi)
            • mali yükümlülük [TUR10-1239550] (Parasal zorunluluk)
            • indebtedness [ENG31-14513903-n] (an obligation to pay money to another party)
            • borç hesabı [TUR10-1236290] (Kişi, kurum ve kuruluşların borçlarının sistemli bir biçimde kaydedildiği çizelge)
            • accounts payable [ENG31-13428734-n] (a debtor's accounts of money he owes)
            • açık kredi [TUR10-0004720] (Bankaların güvendikleri müşterilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para)
            • takanak [TUR10-0739010] (Alacak; borç)
            • takıntı [TUR10-0739880] (Küçük, önemsiz borç)
            • konsolide borç [TUR10-0472430] (Kısa vadeli olarak planlanıp daha sonra orta veya uzun vadeli duruma çevrilen borç)
            • dış borç [TUR10-0201770] (Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç)
            • acil ihtiyaç kredisi [TUR10-0047780] (Banka tarafından müşteri hesabı için öngörülen limitten belirli bir miktar daha fazlasını kullanma imkânı veren tutar)
            • zimmet [TUR10-0876170] (Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü)
            • zimmet [TUR10-0876160] (Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para)
            • borç harç [TUR10-0113740] (Sürekli borç alıp verme)
            • müteselsil borç [TUR10-0566670] (Birden çok borçlunun, her birinin ayrı ayrı tamamından sorumlu bulundukları borç)
            • nikah [TUR10-0576750] (Evlilik birliğinin yasal olarak kurulması sırasında erkeğin kadına borçlandığı para)
              • imam nikahı [TUR10-0370920] (İslam dini kurallarına göre kıyılan nikâh)
            • semen [TUR10-0675860] (Satım sözleşmesinde alıcının borcu)
            • iç borç [TUR10-0358170] (Devletin veya çeşitli kuruluşların yurt içinde piyasaya sürdüğü tahvil, bono vb. ile aldığı borç)
          • nakit varlıklar [TUR10-1236160] (Nakit para şeklinde mevcut bulunan kıymetler) assets [ENG31-13350663-n] (anything of material value or usefulness that is owned by a person or company)
            • döner sermaye [TUR10-0221420] (Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi)
            • capital [ENG31-13375435-n] (assets available for use in the production of further assets)
            • hazine [TUR10-0337240] (Devlet malı veya parası) treasury [ENG31-13378158-n] (the funds of a government or institution or individual)
              • miri [TUR10-0547480] (Devlet hazinesi)
            • para arzı [TUR10-0613460] (Bir ülkede dolaşımdaki para hacmi)
            • money supply [ENG31-13378351-n] (the total stock of money in the economy)
            • vergi matrahı [TUR10-0817790] (Bir vergi döneminde verginin alınacağı meblağ)
            • tax base [ENG31-13330798-n] (collective value of taxable assets)
            • yüzdelik [TUR10-0867520] (Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak yüzde hesabına göre verilen ücret)
            • share [ENG31-13306199-n] (assets belonging to or due to or contributed by an individual person or group)
            • alacak hesabı [TUR10-1236280] (Kişi, kurum ve kuruluşların alacaklarının sistemli bir biçimde kaydedildiği çizelge)
            • accounts receivable [ENG31-13428381-n] (a creditor's accounts of money owed to him)
            • tutar [TUR10-0531220] (Para miktarı) sum [ENG31-13352213-n] (a quantity of money)
              • bakiye [TUR10-0072580] (Alacak ve borçlar arasındaki fark)
              • balance [ENG31-13430333-n] (the difference between the totals of the credit and debit sides of an account)
              • kazanım [TUR10-0435780] (Kazanma işi) gain [ENG31-13275704-n] (the amount by which the revenue of a business exceeds its cost of operating)
                • maddi kazanç [TUR10-1235900] (Mal, para, varlıkla ilgili olan kazanç) financial gain [ENG31-13275884-n] (the amount of monetary gain)
                  • gelir [TUR10-0289950] (Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandığı ücret, aylık, kira vb.) income [ENG31-13276044-n] (the financial gain (earned or unearned) accruing over a given period of time)
                    • hasılat [TUR10-0330040] (Gelir, kazanç)
                    • return [ENG31-13281089-n] (the income or profit arising from such transactions as the sale of land or other property)
                    • kâr [TUR10-0415080] (Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay) net income [ENG31-13279261-n] (the excess of revenues over outlays in a given period of time (including depreciation and other non-cash expenses))
                      • kâr payı [TUR10-0422620] (Herhangi bir malın maliyet fiyatı üzerine konulan ve satıcıya kalan kazanç)
                      • dividend [ENG31-13429196-n] (that part of the earnings of a corporation that is distributed to its shareholders)
                      • marj [TUR10-0526260] (Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan pay) gross profit [ENG31-13281661-n] ((finance) the net sales minus the cost of goods and services sold)
                        • kâr marjı [TUR10-0422190] (Ortaklıkların ürünlerini satışta göz önünde tuttukları kâr oranı)
                        • gross profit [ENG31-13281661-n] ((finance) the net sales minus the cost of goods and services sold)
                    • kâr [TUR10-0776360] (Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı) net income [ENG31-13279261-n] (the excess of revenues over outlays in a given period of time (including depreciation and other non-cash expenses))
                      • kar payı [TUR10-0763120] (Bir işletmenin maliyet giderleri ve zararları çıkarıldıktan sonra kalan net kârın pay senedi başına düşen bölümü)
                      • dividend [ENG31-13429196-n] (that part of the earnings of a corporation that is distributed to its shareholders)
                    • net kar [TUR10-1235920] (Belirli bir dönemde işletmenin kârından vergiler çıkarıldıktan sonra kalan kâr) net income [ENG31-13279261-n] (the excess of revenues over outlays in a given period of time (including depreciation and other non-cash expenses))
                      • altyapı [TUR10-0247630] (Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü)
                      • infrastructure [ENG31-03575144-n] (the stock of basic facilities and capital equipment needed for the functioning of a country or area)
                      • birikim [TUR10-0107060] (Biriktirilen mal veya para) savings [ENG31-13380745-n] (a fund of money put by as a reserve)
                        • emisyon [TUR10-0245750] (Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme)
                        • issue [ENG31-01062158-n] (the act of providing an item for general use or for official purposes (usually in quantity))
                        • ihtiyat [TUR10-0364330] (Gereğinden fazla olup saklanan şey; yedek)
                        • reserve [ENG31-13389225-n] (something kept back or saved for future use or a special purpose)
                        • rezerv [TUR10-0647290] (Yatağında veya havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş kömür, demir, petrol vb)
                        • reserve [ENG31-13389225-n] (something kept back or saved for future use or a special purpose)
                        • rezerv [TUR10-0647270] (Saklanmış, biriktirilmiş şey)
                        • reserve [ENG31-13389225-n] (something kept back or saved for future use or a special purpose)
                        • kefen parası [TUR10-1076330] (Ölüm durumunda gerekli masrafların görülmesi için ayrılmış para)
                    • kar [TUR10-0294760] (Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı)
                    • gain [ENG31-13275704-n] (the amount by which the revenue of a business exceeds its cost of operating)
                    • vakıf geliri [TUR10-0813070] (Vakfın değişik kaynaklardan elde ettiği gelir)
                    • gayrisafi hasılat [TUR10-0284910] (Net olmayan gelir)
                  • kazanç [TUR10-0613410] (Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen getiri) return [ENG31-13281089-n] (the income or profit arising from such transactions as the sale of land or other property)
                    • büyük para [TUR10-0129230] (Çok para)
                    • pile [ENG31-13271579-n] (a large sum of money (especially as pay or profit))
                    • taze para [TUR10-0754180] (İş gücünü güçlendirmek amacıyla farklı kaynaklardan sağlanan para)
                    • ekmek parası [TUR10-0239230] (Geçimi sağlayan para veya kazanç)
                    • temiz para [TUR10-0763660] (Hileye başvurmadan kazanılan para)
                    • temiz para [TUR10-0763650] (Kesintiden veya masraflardan sonra elde kalan para miktarı)
                    • ara kazanç [TUR10-0042130] (Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç)
                    • kaydiye [TUR10-0432610] (Kayıt için alınan para)
                    • maddiyat [TUR10-0516330] (Sahip olunan mal veya paralar)
                      • lokma [TUR10-0513580] (Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para)
                    • muta [TUR10-0557260] (Geçici kazanç)
                    • ganimet [TUR10-0283080] (Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân)
                    • sönüm ayrımı [TUR10-0706210] (Süresi gelmiş borç senetlerini ödemek amacıyla ayrılmış yedek para)
                    • ruhsatiye [TUR10-0650030] (Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para)
                    • hak ediş [TUR10-0321450] (Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum, para)
                    • huzur hakkı [TUR10-0350780] (Belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenen para)
                  • gelir [TUR10-0289940] (Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para)
                    • vergi iadesi [TUR10-0817660] (Memurların, işçilerin ve emeklilerin belirli süreler sonunda kurumlarına sundukları fiş ve makbuzlar üzerinden kendilerine geri verilen bir miktar para)
                    • rant [TUR10-0642480] (Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir)
                • spekülatif [TUR10-0707930] (İleride doğabilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak gelir sağlama)
              • ciro [TUR10-0141880] (Ticari kuruluşlarda bir yıl içinde yapılmış olan işlemlerin toplam değeri) gross [ENG31-13277590-n] (the entire amount of income before any deductions are made)
                • kambiyo cirosu [TUR10-0406480] (Döviz kurunun, poliçenin ciro edilmesi ile sabit duruma getirilmesi)
              • avans [TUR10-0603240] (Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar)
              • advance [ENG31-13397064-n] (an amount paid before it is earned)
              • konut fonu [TUR10-0474150] (Toplu konut yapımı için devletçe oluşturulan fon)
              • dekont [TUR10-0189680] (Bütün indirmeler yapıldıktan sonra borçlu tarafından ödenecek, alacaklı tarafından alınacak olan miktar)
              • asgari tutar [TUR10-0049160] (Kredi kartıyla yapılan toplam harcamanın bir ay içinde en az ödenmesi gereken bölümü)
              • porte [TUR10-0633510] (Bir iş için gereken para tutarı)
            • disponibilite [TUR10-0209770] (Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet)
            • hanut [TUR10-0326470] (Hizmet karşılığı olarak özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde)
            • ihtiyat akçesi [TUR10-0845470] (İleride doğacak gereksinim ve zararları karşılamak için kârdan ayrılan para)
            • vergi [TUR10-0817570] (Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para) tax [ENG31-13330021-n] (charge against a citizen's person or property or activity for the support of government)
              • bakaya [TUR10-0071720] (Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler)
              • dolaylı vergi [TUR10-0216740] (Yükümlüsü önceden bilinmeyen, malı satın alanı yükümlendiren, tüketiciden alınan vergi)
              • indirect tax [ENG31-13334921-n] (a tax levied on goods or services rather than on persons or organizations)
              • dolaysız vergi [TUR10-0216770] (Yükümlüsü önceden bilinenden doğrudan doğruya alınan vergi)
                • gelir vergisi [TUR10-0290030] (Kişilerin gelirlerinden, bir oran ölçüsünde devlete ödedikleri dolaysız vergi)
                • income tax [ENG31-13331252-n] (a personal tax levied on annual income)
                • kesenek [TUR10-0443700] (Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para)
                • emlak vergisi [TUR10-0245890] (Her yıl belediyelere ödenen ev, dükkân, arsa vb. mülklerin vergisi)
              • tellaliye resmi [TUR10-0761620] (Yerel yönetimlerde duyuru işi için alınan ve yönetmeliklerle belirlenmiş vergi)
              • resim [TUR10-0646190] (Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç)
              • levy [ENG31-13329886-n] (a charge imposed and collected)
              • ondalık [TUR10-0587970] (Toprak ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi)
              • vasıtalı vergi [TUR10-0815410] (Vergi yükü, vergiyi verenden başka biri aracılığıyla oluşan vergi)
              • vasıtasız vergi [TUR10-0815460] (Vergi mükellefi önceden bilinen vergi)
              • demir resmi [TUR10-0192000] (Geminin bir limanda demirlemek için ödediği vergi)
              • baç [TUR10-0067260] (Osmanlı İmparatorluğu'nda gümrük vergisi)
              • katma değer vergisi [TUR10-0429040] (Satın alınan mal ve yiyecekten alınan peşin vergi)
              • zephiye [TUR10-0872860] (Kesimevinde kesilen hayvanlar için kasapların ödedikleri vergi)
              • kantariye [TUR10-0410790] (Çarşıya, pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi)
              • tanzifat vergisi [TUR10-0745140] (Temizlik vergisi)
              • tarh [TUR10-0746900] (Vergi koyma)
              • tekalif [TUR10-0757380] (Vergiler; salmalar)
              • tenvirat tanzifat vergisi [TUR10-0765000] (Aydınlatma ve temizlik vergisi)
              • cizye [TUR10-0142190] (İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi)
              • çevre temizlik vergisi [TUR10-0161740] (Belediyenin mücavir alan sınırları içinde bulunan ve katı atık toplama hizmetinden yararlanan konut ve iş yeri sahiplerinden alınan vergi)
              • damga harcı [TUR10-0182170] (Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi)
              • damga vergisi [TUR10-0182310] (Kişiler veya kuruluşlar arası hukuki işlemlerin geçerliliğini belgeleyen kâğıtlardan alınan vergi)
              • salgın [TUR10-0660090] (Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi)
              • salma [TUR10-0661030] (Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para)
              • avarız [TUR10-0057910] (Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi)
              • ayakbastı [TUR10-0782450] (Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi)
              • veraset ve intikal vergisi [TUR10-0817390] (Ölenin vârislerine kalan mal ve paradan alınan vergi)
              • müterakki vergi [TUR10-0566580] (Matrah arttıkça oranı yükselen vergi)
              • nakdi vergi [TUR10-0568650] (Mal veya hizmet yerine para olarak ödenen vergi)
              • oktrua [TUR10-0584090] (Şehre giren şeylerden alınan vergi)
              • oktruva [TUR10-1250940] (Eskiden kente giren şeylerden ve kimselerden kentin girişinde alınan vergi ya da ayakbastı parası)
              • sayım vergisi [TUR10-0670970] (Her yıl tespit edilen hayvan sayısı üzerinden alınan vergi)
              • otlakiye [TUR10-0593720] (Osmanlı döneminde, devlet malı otlaklarda yayılan hayvanlardan alınan vergi)
              • rüsum [TUR10-0651090] (Vergiler)
              • rüsumat [TUR10-0651100] (Bazı mallardan devletçe alınan vergiler)
              • reftiye [TUR10-0644430] (Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi)
              • pencik [TUR10-0622480] (Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi)
              • haraç [TUR10-0327090] (Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi)
              • haraç [TUR10-0327080] (Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi)
              • ispenç [TUR10-0381120] (Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi)
              • gümrük [TUR10-0314370] (Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi)
              • customs [ENG31-13338024-n] (money collected under a tariff)
          • elde avuçta [TUR10-0893600] (Sahip olunan mal, para vb., her şey)
          • alacak [TUR10-0023330] (Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey)
          • due [ENG31-00137425-a] (owed and payable immediately or on demand)
          • nasip [TUR10-0571290] (Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey)
          • yumruk hakkı [TUR10-0862280] (Zorbalıkla elde edilen şey)
          • pay [TUR10-0432080] (Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm) quota [ENG31-13310767-n] (a proportional share assigned to each participant)
            • tahsisat [TUR10-0738550] (Bir işi gerçekleştirmek için ayrılmış para) allotment [ENG31-13310490-n] (a share set aside for a specific purpose)
              • kontenjan [TUR10-0472840] (Bir malın, alım satım veya dağıtım işinde, ilgililerin her birine düşen pay oranı)
              • quota [ENG31-13310767-n] (a proportional share assigned to each participant)
            • öz kaynak [TUR10-1242280] (Hissedarların sermaye olarak işletmeye yatırdıkları varlıklar ile işletmenin dağıtılmayan kârları toplamından oluşan sermaye, diğer bir deyişle şirket varlıkları toplam değerinden borçların düşürülmesiyle hesaplanan net varlıklar)
            • equity [ENG31-13354435-n] (the ownership interest of shareholders in a corporation)
            • öz kaynak [TUR10-1242270] (Dışarıdan yardım almadan kendi imkânları kullanılarak sağlanan maddi varlık)
            • equity [ENG31-13354435-n] (the ownership interest of shareholders in a corporation)
            • mano [TUR10-0524370] (Kumar oynatan kişinin kazançtan aldığı pay)
            • fariza [TUR10-0264780] (Şeriata uygun bir biçimde mirasçılara düşen pay)
            • arsa payı [TUR10-0046940] (Kat mülkiyeti söz konusu olduğu yerlerde bağımsız bölümlere tahsis edilen mülkiyet payı)
            • aslan payı [TUR10-0050710] (Hak edilenden daha çok alınan pay)
            • ülüş [TUR10-0807560] (Kesilen hayvanın etinden alınan pay)
            • ortak gider [TUR10-0591900] (Kat mülkiyetinde her dairenin aylık giderlere eşit ölçüde katılma payı)
            • göz hakkı [TUR10-0309190] (Görüldüğünde imrenilebilecek yiyeceklerden, görenlere verilen pay)
            • hisseişayia [TUR10-0346160] (Ortak mülkiyette ayrılmamış pay)
          • emlak [TUR10-0245830] (Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul) real property [ENG31-13267374-n] (property consisting of houses and land)
            • mülk [TUR10-0561810] (Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal) property [ENG31-13265007-n] (something owned)
              • kiraya verilen gayrimenkul [TUR10-1235870] (Bir bedel karşılığında bir süre için sahibi tarafından başkasına verilen mülk)
              • lease [ENG31-13269292-n] (property that is leased or rented out or let)
              • kira [TUR10-0461970] (Kirada olan taşınmaz)
              • akaret [TUR10-0017260] (Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk)
              • taşınmaz [TUR10-1250990] (Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul)
              • meşruta [TUR10-0539200] (Bir kimseye, mirasçılara veya bir kuruluşa satılmamak şartı ile verilmiş mülk)
              • ocaklık [TUR10-0582020] (Bir aileye, babadan oğla geçmesi için verilen mülk)
              • irat [TUR10-0378480] (Gelir getiren mülk)
              • babaevi [TUR10-0066480] (Babadan, dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğup büyüdüğü, yaşadığı ev, toprak, yurt)
              • mülk [TUR10-0561820] (Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı)
              • place [ENG31-08530790-n] (any area set aside for a particular purpose)
          • miras [TUR10-0767150] (Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet) bequest [ENG31-13284678-n] ((law) a gift of personal property by will)
            • babadan kalma [TUR10-0066430] (Ailenin büyüklerin özellikle babanın miras olarak bıraktığı mal, mülk, eşya)
            • baba mirası [TUR10-0066650] (Babadan kalan değerli mal veya dost)
            • metrukat [TUR10-0540410] (Ölen birinin bıraktığı şeyler)
        • komponent [TUR10-1237830] (Bileşen) part [ENG31-13831419-n] (something determined in relation to something that includes it)
          • ayrıntı [TUR10-0063800] (Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri) detail [ENG31-05825971-n] (an isolated fact that is considered separately from the whole)
            • istisna [TUR10-0383660] (Bir kimse veya bir şeyi benzerlerinden ayrı tutma)
            • kıvır zıvır [TUR10-0456330] (Önemsiz ayrıntı)
            • girdisi çıktısı [TUR10-0298130] (Bilinmeyen karışık yönler, ayrıntılar)
          • dil birimi [TUR10-1246420] () language unit [ENG31-06294878-n] (one of the natural units into which linguistic messages can be analyzed)
            • bağlam [TUR10-0472800] (Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, sözün gelişi, sözün önü arkası)
            • context [ENG31-06295551-n] (discourse that surrounds a language unit and helps to determine its interpretation)
            • sözcük [TUR10-0505340] (Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği) word [ENG31-06297048-n] (a unit of language that native speakers can identify)
              • gayrimenkul [TUR10-0284800] (Ev, tarla vb. taşınamayan mülk)
              • samuray [TUR10-0662090] (Japon derebeyinin hizmetindeki savaşçı)
              • çüş [TUR10-0177270] (Yürüyen eşeği durdurmak için söylenen söz)
              • yazılı sözcük [TUR10-1220640] (Yazılmış olan, muharrer sözcük)
              • written word [ENG31-06371721-n] (the written form of a word)
              • anagram [TUR10-0034520] (Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime)
              • anagram [ENG31-06298291-n] (a word or phrase spelled by rearranging the letters of another word or phrase)
              • gösteren [TUR10-0306740] (Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü) form [ENG31-06301417-n] (the phonological or orthographic sound or appearance of a word that can be used to describe or identify something)
                • kısaltma [TUR10-0453480] (Kısaltılmış ad veya söz; iktisar) abbreviation [ENG31-07105779-n] (a shortened form of a word or phrase)
                  • fob [TUR10-0277150] (Alıcı ile satıcı arasında kararlaştırılan bir fiyatın, malın satıcı tarafından belli bir limanda gemi üzerinde teslimi şartıyla biçilmiş olduğunu gösteren bir kısaltma)
                  • akronim [TUR10-0020610] (Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma)
                  • kısaltmalı kelime [TUR10-0453520] (Birden çok kelimenin baş harfiyle kurulmuş kelime)
                  • özetleme [TUR10-0608650] (Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatma, özünü verme)
                • tekil [TUR10-0758510] (Kelimelerde bir varlığı veya çekimli fiillerde bir kişiyi bildiren biçim; müfret)
                • singular [ENG31-06310906-n] (the form of a word that is used to denote a singleton)
                • açılım [TUR10-0005600] (Bir kısaltma veya formülün açık biçimi)
              • küçültme [TUR10-0500210] (Bir şeyin küçüğünü gösteren söz biçimi)
              • diminutive [ENG31-06301026-n] (a word that is formed with a suffix (such as -let or -kin) to indicate smallness)
              • eşanlamlı [TUR10-0563110] (Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan kelimeler)
              • synonym [ENG31-06314672-n] (two words that can be interchanged in a context are said to be synonymous relative to that context)
              • terim [TUR10-0767460] (Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime) term [ENG31-06314878-n] (a word or expression used for some particular thing)
                • tırmanma [TUR10-0775260] (Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim)
                • aut [TUR10-0057440] (Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması)
                • averaj [TUR10-0058120] (Ortalama)
                  • yıllık ortalama [TUR10-0855620] (Bir yılın verilerine göre hesaplanan ortalama)
                • avisto [TUR10-0058150] (Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve "görüldüğünde" anlamına gelen bir terim)
                • baraj [TUR10-0076930] (Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set)
                • çok gizli [TUR10-0992860] (Devlet ve ulusal güvenlik açısından son derece önemli bilgi içeren devlet sırrı niteliğindeki yazıların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim)
                • devredilmezlik [TUR10-0200500] (İnsan haklarının niteliklerinden birini belirtmek için kullanılan terim)
                • orta terim [TUR10-0592660] (İki öncülü içine alan terim)
                • fortissimo [TUR10-1249420] (Bir müzik yapıtının kimi bölümlerinin çok güçlü çalınacağını belirten müzik terimi)
                • hizmete özel [TUR10-1050450] (Şikâyeti, isteği ve benzerini ilgili makama bildirmek üzere gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim)
              • terminoloji [TUR10-0767980] (Bir sanat kolunda, bilim dallarında veya teknik alanlarda özel olarak kullanılan terimlerin tümü)
              • terminology [ENG31-06315049-n] (a system of words used to name things in a particular discipline)
              • anahtar kelime [TUR10-0935650] (Bir yazıda konuyu en açık biçimde yansıtan kelime veya kelime grubu)
              • key word [ENG31-06303887-n] (a significant word used in indexing or cataloging)
              • anafora [TUR10-1220350] (Belli bir kontekstte, yorumu başka bir ifadeye bağlı olan ifade)
              • anaphor [ENG31-06298530-n] (a word (such as a pronoun) used to avoid repetition)
              • içerik sözcüğü [TUR10-1220370] (Gerçeklik objeleri ve onların özellikleri için kullanılan kelimeler) content word [ENG31-06300030-n] (a word to which an independent meaning can be assigned)
                • fiil [TUR10-0261260] (Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime) verb [ENG31-06331562-n] (a content word that denotes an action, occurrence, or state of existence)
                  • birleşik fiil [TUR10-0107790] (İsim soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakımından kaynaşıp bütünleşen fiil)
                  • tasviri fiil [TUR10-0749500] (Zarf-fiil ekiyle oluşturulan birleşik fiil)
                  • ulaçlı birleşik zaman [TUR10-0797890] (Zarf-fiil eki almış bir esas fiille "bilmek, durmak, görmek, kalmak, vermek, yazmak" fiillerinin oluşturduğu birleşik fiil)
                  • mastar [TUR10-0261340] (Fiilin -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve isim gibi kullanılan biçimi)
                  • infinitive [ENG31-06329897-n] (the uninflected form of the verb)
                  • olumlu fiil [TUR10-0586560] (Bir işin, bir davranışın, bir oluşun olduğunu bildiren fiil)
                  • olumsuz fiil [TUR10-0586670] (Olumsuzluk kavramı veren fiil)
                  • isimden türeme fiil [TUR10-0379620] (İsim kökünden fiil yapım ekiyle yapılmış fiil gövdesi)
                  • ettirgen fiil [TUR10-0263600] (Geçişli veya geçişsiz fiil kök veya gövdelerine -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan ve taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı fiil)
                  • edilgen fiil [TUR10-0234480] (Türkçede çoğu kez -il, bazen de -in- edilgen çatı ekleriyle kurulan, gerçek öznesi belli olmayan, sözde özne ile kullanılan fiil)
                  • tezlik eylemi [TUR10-0772680] (Bir fiile -i zarf-fiil ekiyle vermek fiili getirilerek oluşturulan ve çabukluk, kolaylık, yardım kavramı veren birleşik fiil)
                  • ek fiil [TUR10-0238320] (İsim, sıfat, zamir vb. isim soyundan kelimelerin yüklem görevinde kullanılmasını sağlayan yardımcı fiil)
                  • çekimli fiil [TUR10-0156500] (Kip, zaman ve kişi eklerini almış fiil)
                  • dönüşlü fiil [TUR10-0557570] (Kavramın özneye dönüşmesini sağlamak için çoğu kez -n- bazen de -l- veya -ş- çatı ekleriyle kurulan fiil)
                  • reflexive pronoun [ENG31-06339200-n] (a personal pronoun compounded with -self to show the agent's action affects the agent)
                  • türemiş fiil [TUR10-0793640] (Yapım eki ile türetilmiş fiil)
                  • yeterlik fiili [TUR10-0852170] (Olumlusu, herhangi bir fiilin -e'li zarf-fiili ve bilmek fiil kökünün birleşmesiyle ortaya çıkan ve yeterlik kavramı veren, olumsuzu ise, herhangi bir fiilin -e zarf-fiil eki ile -me olumsuzluk ekinin birleşmesiyle oluşan ve yetersizlik kavramı veren birleşik fiil)
                  • yaklaşma fiili [TUR10-0827290] (Bir fiile -e zarf-fiil ekiyle yazmak fiili getirilerek oluşturulan ve kavramda olayın çok yaklaştığını, neredeyse gerçekleşeceğini gösteren birleşik fiil, yaklaşma eylemi, yakınlık eylemi, yaklaşma fiili)
                  • beklenmezlik fiili [TUR10-0089840] (Bir fiile -acağı / -eceği sıfat-fiil ekiyle tutmak yardımcı fiili getirilerek oluşturulan ve işin istenmeden, beklenmeden olduğunu anlatan birleşik fiil)
                  • bitirme fiili [TUR10-0109170] (Bir fiile -miş sıfat-fiil ekiyle olmak yardımcı fiili getirilerek oluşturulan ve fiilin, yardımcı fiilin işaret ettiği zamandan önce olup bittiğini anlatan birleşik fiil)
                  • sürerlik fiili [TUR10-0716950] (Bir fiile -e zarf-fiil ekiyle durmak, kalmak, görmek fiilleri getirilerek oluşturulan ve süreklilik kavramı veren birleşik fiil)
                  • işteş fiil [TUR10-0386640] (Bir isim birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten fiil)
                  • etken fiil [TUR10-0257870] (Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil) factor [ENG31-07342405-n] (anything that contributes causally to a result)
                    • kıvılcım [TUR10-0456030] (Harekete geçiren etken)
                • sıfat [TUR10-0684420] (Bir ismi, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime) adjective [ENG31-06330022-n] (the word class that qualifies nouns)
                  • arkaik [TUR10-0045670] (Arkaizmle ilgili, eskimiş söz veya eser)
                  • ruhsal [TUR10-0649990] (Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psişik)
                  • inward [ENG31-00954437-a] (relating to or existing in the mind or thoughts)
                  • yeni [TUR10-0848690] (Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan)
                  • new [ENG31-01645077-a] (not of long duration)
                  • pek gözlü [TUR10-0621280] (Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen (kimse))
                  • undaunted [ENG31-00265325-s] (resolutely courageous)
                  • sayı sıfatı [TUR10-0671020] (İsmi sayı kavramı bakımından belirten sıfat)
                  • (sayı sıra sıfatı) [TUR10-0000011] (Bir sayı sıra sıfatı)
                  • işaret sıfatı [TUR10-0384370] (Bir cismi gösterme yoluyla belirten sıfat; Bu kitap, şu adam, o çocuk gibi)
                  • belgisiz sıfat [TUR10-0091160] (İsimleri yaklaşık, kabataslak belirten sıfat)
                  • soru sıfatı [TUR10-0703720] (İsmi soru yoluyla belirten sıfat)
                  • pekiştirmeli sıfat [TUR10-0621450] (Pekiştirmeli kelime biçiminde kurulmuş sıfat)
                  • türemiş sıfat [TUR10-0793670] (Yapım ekiyle türetilmiş sıfat)
                  • üleştirme sıfatı [TUR10-0807250] (Paylaştırma kavramı veren sıfat.)
                  • yalın sıfat [TUR10-0829130] (Birleşik olmayan ve yapım eki almamış sıfat)
                  • belirtme sıfatı [TUR10-0091960] (Bir ismi gösterme, soru, sayı veya belirsizlik bakımlarından belirten sıfat)
                  • niteleme sıfatı [TUR10-0578170] (Bir ismi niteleyen sıfat)
                • fiilimsi [TUR10-0261370] (Fiilden türetilen, olumsuzu yapılabilen mastar, sıfat-fiil, zarf-fiil vb. türleri bulunan ad)
                  • sıfat-fiil [TUR10-0684440] (Fiilden -an -en, -r -ır, -ir, -ur, -ür, -acak -ecek vb. eklerle türetilmiş isim ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler) participle [ENG31-06341521-n] (a non-finite form of the verb)
                    • geniş zaman sıfat-fiili [TUR10-0292250] (Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten sıfat-fiil)
                    • gelecek zaman sıfat-fiili [TUR10-0289290] (İsim veya sıfat gibi kullanılan ve gelecek zaman kavramı veren fiilimsi)
                    • geçmiş zaman sıfat-fiili [TUR10-0288900] (Geçmiş zaman kavramı veren ve isim, sıfat gibi kullanılan sıfat-fiil. Türkçede bu sıfat-fiil -dik veya -miş ekleriyle kurulur. Bildiklerinizi anlatın. Tanıdık adam. Geçmişi saygıyla anıyoruz cümlelerindeki bildik, tanıdık, geçmiş birer geçmiş zaman sıfat-fiilidir)
                  • zarf-fiil [TUR10-0686760] (Zarf olarak kullanılan fiil soyundan kelime)
                    • bağlama zarf-fiili [TUR10-0069910] (Ve bağlacı görevinde kullanılarak kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kişi bakımlarından uyan -ıp ekini almış fiil)
                • zarf [TUR10-0091680] (Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime) adverb [ENG31-06330150-n] (the word class that qualifies verbs or clauses)
                  • yön zarfı [TUR10-0861500] (Yön bildiren zarf)
                  • zaman zarfı [TUR10-0869890] (Bir fiilin anlamını zaman kavramı ile sınırlandıran zarf)
                  • yer zarfı [TUR10-0851540] (Bir fiilin anlamını yer göstererek belirleyen, sınırlayan zarf)
                  • soru zarfı [TUR10-0703910] (Bir fiilin anlamını soru yoluyla açıklayan zarf)
                  • gösterme zarfı [TUR10-0307340] (Bir fiilin, bir ismin veya bir zarfın anlamını gösterme yoluyla sınırlayan zarf)
                  • pekiştirmeli zarf [TUR10-0621460] (Pekiştirmeli kelime biçiminde kurulmuş zarf)
                  • türemiş zarf [TUR10-0793680] (Yapım ekiyle türetilmiş zarf)
                  • yalın zarf [TUR10-0829180] (Birleşik olmayan ve yapım eki almamış bulunan zarf)
                  • beri [TUR10-0094710] (-den bu yana)
                • isim [TUR10-0379560] (Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz) name [ENG31-06344646-n] (a language unit by which a person or thing is known)
                  • göbek adı [TUR10-0300920] (Yeni doğan çocuğun göbeği kesilirken konulan ad)
                  • soyadı [TUR10-0925910] (Herkesin ailece anılmasına yarayan öz adından sonraki adı)
                  • surname [ENG31-06348274-n] (the name used to identify the members of a family (as distinguished from each member's given name))
                  • hitap şekli [TUR10-1220560] (Seni neyle çağırdıkları) appellation [ENG31-06350278-n] (identifying word or words by which someone or something is called and classified or distinguished from others)
                    • takma isim [TUR10-1106730] (Kendi adından başka eğreti alınan ad)
                    • nickname [ENG31-06349373-n] (a descriptive name for a place or thing)
                    • ünvan [TUR10-1220570] (Ülkelere ve coğrafi bölgelere göre değişen soyluluklarını belirten adların genel adı) title [ENG31-06354487-n] (an appellation signifying nobility)
                      • dük [TUR10-0228730] (Bazı devletlerde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk unvanı)
                      • duke [ENG31-10058503-n] (a nobleman (in various countries) of high rank)
                      • marki [TUR10-0526520] (Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk unvanı)
                      • marquis [ENG31-10315140-n] (nobleman (in various countries) ranking above a count)
                      • mihrace [TUR10-0544500] (Hindistan'da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan)
                      • raja [ENG31-10525325-n] (a prince or king in India)
                      • prens [TUR10-0635440] (Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan) prince [ENG31-10492384-n] (a male member of a royal family other than the sovereign (especially the son of a sovereign))
                        • arşidük [TUR10-0047220] (Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan)
                        • archduke [ENG31-09824081-n] (a sovereign prince of the former ruling house of Austria)
                        • şehzade [TUR10-0726890] (Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san)
                      • prenses [TUR10-0635470] (Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen unvan) princess [ENG31-10493649-n] (a female member of a royal family other than the queen (especially the daughter of a sovereign))
                        • arşidüşes [TUR10-0047240] (Avusturya hanedanında prenses)
                      • valide sultan [TUR10-0813530] (Padişahın annesine verilen unvan)
                      • vikont [TUR10-0819990] (Batı ülkelerinde baron ile kont arasında bir soyluluk unvanı)
                      • baron [TUR10-0078300] (Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı)
                      • baron [ENG31-09859908-n] (a nobleman (in various countries) of varying rank)
                      • çariçe [TUR10-0151300] (Çarın karısına veya kadın çara verilen unvan)
                      • kont [TUR10-0472730] (Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı)
                      • earl [ENG31-10061181-n] (a British peer ranking below a marquess and above a viscount)
                      • altes [TUR10-0030360] (Prens ve prenseslere verilen şeref unvanı)
                      • fağfur [TUR10-0262950] (Çin imparatorlarına verilen unvan)
                      • fehametli [TUR10-0266900] (Osmanlı imparatorluğu zamanında sadrazamlara, Mısır hidivi ve yabancı prenslere, eyalet beylerine verilen unvan)
                      • han [TUR10-0325610] (Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan)
                      • han [TUR10-0325620] (Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan)
                      • khan [ENG31-10249767-n] (a title given to rulers or other important people in Asian countries)
                      • fatih [TUR10-0265940] (İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan)
                      • devletli [TUR10-0200340] (Osmanlı İmparatorluğunda paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan)
                      • duka [TUR10-0224640] (Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi)
                      • lort [TUR10-0513980] (İngiltere'de babadan oğla veya ailenin ilk erkek kişisine geçen veya kral tarafından bağışlanan soyluluk unvanı)
                      • hakan [TUR10-0321310] (Osmanlı padişahlarına verilen unvan)
                      • hakan [TUR10-0321300] (Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir unvan)
                      • halife [TUR10-0322900] (Osmanlı padişahlarının kullandıkları unvanlardan biri)
                    • birader [TUR10-0105730] (Masonların birbirlerine verdikleri ad)
                    • çorbacı [TUR10-0173630] (Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad)
                    • Rabbena [TUR10-0639900] (Tanrı'mız)
                    • hazretleri [TUR10-0982670] (Saygı duyulan kişilerin adlarını veya makamlarını gösteren söze başka unvanlarla birlikte getirilen bir söz)
                  • (özel isim) [TUR10-0000000] (Bir özel isim)
                  • cins isim [TUR10-0141690] (Bir türden olan varlıkların adı)
                  • özel isim [TUR10-1115180] (Bir kişiye, benzerlerinden farklı özellik taşıyan varlığa veya topluluğa verilen ad)
                    • esmayıhüsna [TUR10-0253810] (Allah'ın adları)
                    • lakap [TUR10-0087240] (Başkaları tarafından takılan kötü ad)
                    • lakap [TUR10-0506020] (Bir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad)
                    • nickname [ENG31-06349063-n] (a familiar name for a person (often a shortened version of a person's given name))
                  • isimden türeme isim [TUR10-0920360] (İsim kökünden yapım ekleriyle türetilen isim gövdesi)
                  • pekiştirmeli isim [TUR10-0621420] (Pekiştirmeli kelime biçiminde kurulmuş isim)
                  • kod adı [TUR10-1082920] (Kimliği gizlemek için kullanılan takma ad)
                  • Kızılelma [TUR10-0459140] (Osmanlılar tarafından Roma ve Viyana şehirleri için kullanılan sembolik ad)
                  • köroğlu [TUR10-0483180] (Kocanın karısına verdiği ad)
                  • tekfur [TUR10-0758450] (Bizans İmparatorluğu zamanında vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli'deki Hristiyan beylerine verilen ad)
                  • topluluk ismi [TUR10-0781760] (Birlik kavramı taşıyan topluluğa verilen ad)
                  • türemiş isim [TUR10-0793650] (Yapım ekiyle türetilmiş isim)
                  • birleşik isim [TUR10-0107800] (Birleşik kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalıplaşmış isim)
                  • ön ad [TUR10-0499740] (Kişilere verilen ilk ad)
                  • soyut isim [TUR10-0705170] (Düşünce yoluyla kabul edilen varlığın adı)
                  • somut ad [TUR10-1138850] (Beş duyudan biri veya birkaçı ile algılanan varlığın adı)
                  • iki nokta [TUR10-0365780] (Bölme işaretinin adı)
                • türemiş kelime [TUR10-0793660] (Yapım ekiyle türetilmiş kelime)
                • türev [TUR10-0565590] (Yapım ekiyle kurulmuş kelime)
                • yardımcı fiil [TUR10-0836260] (İsim soylu kelimelerin veya bazı fiilimsilerin fiil gibi kullanılmalarını sağlayan "imek, etmek, eylemek, olmak, kılmak" fiilleri)
                • belirtilen [TUR10-0091740] (Tamlanan)
                • specified [ENG31-01103229-a] (clearly and explicitly stated)
                • belirten [TUR10-0091690] (Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, zamir veya sıfat)
                • belirtili nesne [TUR10-0666840] (Belirtme durumundaki nesne)
                • belirtisiz nesne [TUR10-0091840] (Yalın durumdaki nesne)
                • tümleç [TUR10-0792870] (Tümleyen şey; mütemmim)
              • türetme sözcük [TUR10-1220380] (Yapım ekiyle türetilmiş kelime)
              • derivative [ENG31-06300831-n] ((linguistics) a word that is derived from another word)
              • iki-heceli sözcük [TUR10-1220400] (İki heceden oluşan sözcük)
              • disyllable [ENG31-06301319-n] (a word having two syllables)
              • işlev sözcüğü [TUR10-1220410] (Cümlenin semantiğine değil sentaksına katkıda bulunmakla görevli kelime) function word [ENG31-06302098-n] (a word that is uninflected and serves a grammatical function but has little identifiable meaning)
                • zamir [TUR10-0008430] (Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz) pronoun [ENG31-06336363-n] (a function word that is used in place of a noun or noun phrase)
                  • dönüşlü zamir [TUR10-0221970] (Kişi kavramını pekiştirerek belirten zamir. Türkçede bu kavram "kendi" sözüyle sağlanır)
                  • reflexive pronoun [ENG31-06339200-n] (a personal pronoun compounded with -self to show the agent's action affects the agent)
                  • işaret zamiri [TUR10-0384400] (Varlıkların yerini, işaret yoluyla belirten zamir)
                  • belgisiz zamir [TUR10-0091170] (İsmin yerini belirsiz, kabataslak tutan zamir)
                  • kişi zamiri [TUR10-1145390] (Kişilerin yerine kullanılan zamir)
                  • soru zamiri [TUR10-0703900] (İsimlerin yerini soru yoluyla tutan zamir)
                  • şurası [TUR10-0734420] (Şu)
                  • onlar [TUR10-0588290] (O zamirinin çokluk biçimi)
                • edat [TUR10-0368060] (Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü)
                • preposition [ENG31-06336138-n] (a function word that combines with a noun or pronoun or noun phrase to form a prepositional phrase that can have an adverbial or adjectival relation to some other word)
                • bağlaç [TUR10-0639920] (Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü; Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır)
                • conjunction [ENG31-06336819-n] (an uninflected function word that serves to conjoin words or phrases or clauses or sentences)
              • baş sözcük [TUR10-1220420] (Bir sözcük grubunun sentaktik kategorisini belirleyen sözcük)
              • head [ENG31-06302589-n] ((grammar) the word in a grammatical constituent that plays the same grammatical role as the whole constituent)
              • altkavram [TUR10-1220430] (Kendisinden daha genel bir kavramın alt kategorisi olan kavram)
              • hypernym [ENG31-06303617-n] (a word that is more generic than a given word)
              • üstkavram [TUR10-1220440] (Kendisinden daha özel anlamlı alt kategoriler içeren genel kavram)
              • hyponym [ENG31-06303754-n] (a word that is more specific than a given word)
              • tek heceli sözcük [TUR10-1220450] (Bir hecesi olan sözcük)
              • monosyllable [ENG31-06305090-n] (a word or utterance of one syllable)
              • palindrom [TUR10-1220470] (Tersten okunuşu da aynı olan cümle, sözcük ve sayıların genel adı)
              • palindrome [ENG31-06305609-n] (a word or phrase that reads the same backward as forward)
              • çokanlamlı [TUR10-1220480] (Söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olan (kelimeler); eş adlı, eş sesli, homonim)
              • polysemant [ENG31-06312943-n] (a word having more than one meaning)
              • çokheceli [TUR10-1220490] (Birçok hecesi olan (kök, taban, kelime))
              • polysyllable [ENG31-06313073-n] (a word of more than three syllables)
              • üç heceli sözcük [TUR10-1220520] (Üç heceden oluşan sözcük)
              • trisyllable [ENG31-06315328-n] (a word having three syllables)
              • eşkökenli [TUR10-1220360] (Aynı kökene sahip)
              • cognate [ENG31-06299854-n] (a word is cognate with another if both derive from the same word in an ancestral language)
              • pekiştirmeli kelime [TUR10-0621430] (Türkçede çoğu kez sıfatın, bazen de ismin ilk hecesindeki ünlünün, baştaki ünsüzle birlikte, -p, -m-, -r-, -s- ünsüzlerinden biriyle veya ünlüyle başlayan bir ismin veya sıfatın yalnız -p- ünsüzüyle kapatılmasıyla ortaya çıkan hecenin, aynı sıfatın veya ismin başına eklenmesiyle kurulan kelime)
              • kelime türü [TUR10-0439370] (Yapı, kavram, görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan kelime gruplarından her biri)
              • takdir [TUR10-0739330] ("Bu, şu, o" gösterme sıfatlarıyla kalma durumunda kullanıldığında "O durumda, böyle olunca" anlamlarında durum veya şart bildiren bir söz)
              • takı [TUR10-0739460] (Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler)
              • takım [TUR10-0739640] (Benzer; gibi)
              • takım taklavat [TUR10-0739750] (Hepsi, hep birlikte)
              • tan tun [TUR10-0745060] ("Öldürülmek veya başı belaya uğramak" anlamına gelen tan tuna gitmek deyiminde geçen bir söz)
              • tatlı dil [TUR10-0751590] (Gönül alıcı söz)
              • tekerleme [TUR10-0758200] (Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı)
                • dikiş okuması [TUR10-0203980] (Çingene kavgalarının en uzun ve en ağza alınmaz tekerlemesi)
              • tekerleme [TUR10-0758210] (Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde" gibi uyaklı giriş veya ara sözler)
              • tekerleme [TUR10-0758190] (Çoğunlukla basmakalıp söz)
              • tekerleme [TUR10-0758230] (Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler)
              • ebced [TUR10-1251220] (Geleneksel Arap alfabesinin eski sıralanışından ilk dört harfinin okunuşlarıyla türetilmiş bir sözcük)
              • edebiyat [TUR10-0234100] (İçten olmayan, gereksiz, boş sözler)
              • elveda [TUR10-1249320] (Bir daha görüşülemeyeceği, kavuşulamayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz)
              • eski [TUR10-0253310] (Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz)
              • eşek sıpası [TUR10-0255540] (Sevgi belirtisi olarak kullanılan bir söz)
              • fakirhane [TUR10-0263460] (Alçak gönüllülük göstermek için kendi evinden bahsederken kullanılan bir söz)
              • falan [TUR10-0263730] (Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz)
              • fart furt [TUR10-0265190] (Anlamsız, boş söz)
              • felaket [TUR10-0267030] (Şaşkınlık, hayret, aşırılık bildiren bir söz)
              • elhamdülillah [TUR10-0243260] (Allah'a şükür anlamında bir söz)
              • açmaz [TUR10-0006690] (Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz)
              • ağır söz [TUR10-0003350] (Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten söz)
              • ağız kalabalığı [TUR10-0013550] (Birbirini tutmayan gereksiz sözler)
                • farfara [TUR10-1247990] (Ağız kalabalığı, gürültü)
                • laf [TUR10-0505210] ("Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok" anlamlarında hafifseme yollu kullanılan bir söz)
                • laf [TUR10-0505180] (Sonuçsuz, yararı olmayan söz)
              • ah [TUR10-0014820] (Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz)
              • ah [TUR10-0014810] (Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz)
              • ahbap [TUR10-0014920] (Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü)
              • telekulak [TUR10-1249400] (Bir kimsenin telefon konuşmalarını gizli yolla ve yasa dışı olarak dinleyen kimse anlamında kullanılan yakıştırma bir sözcük)
              • allah [TUR10-0932380] (Bir şey karşısında hayranlık veya yakarma bildiren bir söz)
              • aması maması yok [TUR10-0885255] (Hiçbir özrün geçerli olmayacağını anlatan bir söz)
              • amentü [TUR10-0032790] (Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz)
              • anacık [TUR10-0034080] (Annelere sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz)
              • leb [TUR10-0508840] ("Daha söze başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak" anlamındaki leb demeden leblebiyi anlamak deyiminde geçen bir söz)
              • tıraş [TUR10-0774750] (Yalan, asılsız, bıktırıcı söz)
              • alıntı [TUR10-0027900] (Başka bir dilden alınmış kelime)
              • karşılık [TUR10-0423340] (Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz)
                • Türkçesi [TUR10-0793940] (Yabancı dildeki bir sözün Türkçe karşılığı)
              • katı söz [TUR10-0428310] (Sert ve kırıcı söz)
              • tu kaka [TUR10-0787570] (Berbat, kötü, fena durumda olduğu belirtildiğinde kullanılan bir söz)
              • umut dünyası [TUR10-0807600] (Gerçekleşmesi çok zor olan şeyleri ummanın hoş görülmesi gerektiğini belirten bir söz)
              • uydurmasyon [TUR10-1248390] (Argoda Türçe "uydurma" sözcüğüne Fransızca "-tion" sonekinin Türkçe söyleniş biçimiyle getirilerek oluşturulmuş uydurma bir sözcük)
              • ünlem [TUR10-0576510] (Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime)
              • üzeri [TUR10-0811690] (Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz)
              • zor [TUR10-0877220] ("Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz)
              • zatıaliniz [TUR10-0871130] ("Saygın bir kişi olan siz" anlamında bir söz)
              • yüz göz [TUR10-1190260] (Biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak anlamındaki yüz göz olmak deyiminde geçen bir söz)
              • yüz [TUR10-0867310] (Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz)
              • yüklem [TUR10-0318860] (Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu)
                • ortak yüklem [TUR10-0592220] (Birden çok öznenin bağlı bulunduğu yüklem)
              • yuha [TUR10-1249570] (Birine karşı beğenilmeyen veya öfke duyulan bir durumda haykırılan söz, yuh)
              • yokoğluyok [TUR10-0858310] (Ortalıkta yok)
              • yokoğluyok [TUR10-0858320] (Hiç yok)
              • yezit [TUR10-0853370] (Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz)
              • yemin kasem [TUR10-0848120] (Yemin sözü)
              • yemin billah [TUR10-0848110] (Tanrı'nın adını anarak edilen yemin sözü)
              • Yemen [TUR10-0848010] ("Uzak yerlerde uzun süre dolaşmak zorunda kalan" anlamındaki Yemen ellerinde Veysel Karani deyiminde geçen bir söz)
              • yem borusu [TUR10-0847570] (Oyalayıcı, aldatıcı söz)
              • yazık [TUR10-0844400] (Kınama anlatan bir söz)
              • yazık [TUR10-0844390] (Acınma, üzüntü anlatan bir söz)
              • yazıla [TUR10-0844490] (Devlet dairelerinde yapılan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen "yazılsın" emri)
              • yavrucak [TUR10-0842120] (Acıma, sevgi, sevecenlik duygusu ile yavruya söylenen söz)
              • yapma yahu [TUR10-1024460] (Şaşılacak durumlarda öyle mi, doğru mu, gerçek mi? gibi anlamlar bildiren bir söz)
              • yanıltmaca [TUR10-0831730] (Çabuk çabuk söylenmesi sırasında karışıklığa, dil dolaşmasına ve anlam değişmesine uğrayan söz grubu)
              • yallah [TUR10-0829330] ("Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz)
              • yallah [TUR10-0829340] ("Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında bir kovma sözü)
              • basit kelime [TUR10-0829070] (Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen, kök durumundaki kelime)
              • yanıltmaç [TUR10-0831760] (Karşıdakini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz)
              • yahey [TUR10-1254790] (Sevinç ve coşma anlatan bir söz)
              • kambur felek [TUR10-0406620] (Talih ve kader için sitem yollu kullanılan bir söz)
              • vinterize [TUR10-0820090] ("Vinterizasyon işleminden geçirmek" anlamındaki vinterize etmek birleşik fiilinde geçer)
              • vesselam [TUR10-1247820] (`İşte o kadar, son söz şudur` anlamlarında kullanılan bir söz)
              • veryansın [TUR10-0818580] ("Acımadan, hiçbir şey düşünmeden saldırmak, yok etmek, bol bol harcamak veya acımasızca söylemek" anlamlarındaki veryansın etmek deyiminde geçer)
              • vesaire [TUR10-0818610] (Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz)
              • velet [TUR10-0817140] (Çocukları paylarken kullanılan bir söz)
              • ve devamı [TUR10-0816580] ("Devamı var, devam eden" anlamlarında kullanılan bir söz)
              • velfecri [TUR10-1255700] (Türkçede yalnızca zeki ama kurnaz, düzenci, hileci olduğu gözlerinden, bakışından belli olmak, gözleri kurnazca parıldamak anlamındaki gözleri velfecri okumak deyiminde geçer)
              • var [TUR10-0813910] (Sahiplik bildiren olumlu isim cümleleri kuran bir söz)
              • tünaydın [TUR10-1253820] (Öğleden akşama kadar geçen süre içinde karşılaşıldığında kullanılan bir selamlama sözü)
              • belirli nesne [TUR10-0091560] (Belirtme durumu ekini almış, geçişli fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu)
              • Marmara çırası [TUR10-0526640] ("Perişan etmek, mahvetmek veya perişan olmak, mahvolmak" anlamlarındaki Marmara çırası gibi yakmak veya yanmak deyiminde geçen bir söz)
              • mart kedisi [TUR10-0527060] ("Çapkın ve azgın kimse" anlamındaki mart kedisi gibi deyiminde geçen bir söz)
              • şunun şurası [TUR10-0734330] (Küçümseme, azımsama anlatan bir söz)
              • şoke [TUR10-0733380] ("Birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak" anlamlarındaki şoke etmek ve "birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak" anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz)
              • billahi [TUR10-0104240] ("İnan olsun" anlamında kullanılan bir söz)
              • birleşik kelime [TUR10-0107830] (Ses düşmesi, ses türemesi, kelime türünün değişmesi, üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam kayması dolayısıyla aralarına ek girmeyerek kalıplaşmış iki veya daha çok sözden oluşan kelime)
              • matah [TUR10-0528910] (İnsan, mal, eşya vb. için küçümseme yollu bir söz)
              • mayna [TUR10-0530540] ("İndir" anlamında bir seslenme sözü)
              • meret [TUR10-0536530] (Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü)
              • mersi [TUR10-1255450] (Teşekkür ederim anlamında bir söz)
              • mesel [TUR10-0537990] (Örnek alınacak söz)
              • mesela [TUR10-0707750] (Bir düşünceyi açıklamak için örnek gösterileceğinde o örneğe giriş olarak söylenen bir söz)
              • mıncık [TUR10-0543070] ("Ezilerek içi dışına çıkmak" anlamındaki mıncığı çıkmak deyiminde geçen bir söz)
              • moderato [TUR10-0549200] (Başka bir terimle birlikte kullanıldığında gösterilen temponun biraz yavaşlatılması gerektiğini anlatan bir söz)
              • moderato [TUR10-0549190] (Tek başına kullanıldığında orta hızda bir tempoyu belirten bir söz)
              • motive [TUR10-1101180] (İsteklendirmek, güdülemek anlamındaki motive etmek , isteklenmek, güdülenmek anlamındaki motive olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz)
              • mugalata [TUR10-0552640] (Yanıltacak söz)
              • müjde [TUR10-0561100] (Sevindirici haber verileceği zaman söylenen bir söz)
              • kaydıhayat [TUR10-0432460] (Kaydıhayatla ve kaydıhayat şartıyla sözlerinde "yaşadığı kadar, yaşadığı sürece" anlamında kullanılan bir söz)
              • nağme [TUR10-0568290] (Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz)
              • nakarat [TUR10-0568500] (Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz)
              • nalıncı keseri [TUR10-0569640] ("Yaptığı işlerde hep kendi çıkarını düşünmek" anlamındaki nalıncı keseri gibi kendine yontmak deyiminde geçen bir söz)
              • neme lazım [TUR10-0574070] (Bu işle ilgilenmem, buna karışmam anlamlarında kullanılan bir söz)
              • neme lazım [TUR10-0574090] (Doğrusunu isterseniz, doğruyu söylemek gerekirse)
              • neuzübillah [TUR10-0575610] ("Tanrı'ya sığındık, Tanrı korusun" anlamlarında, tehlikeli bir durumla karşılaşıldığında kullanılan bir söz)
              • neymiş [TUR10-1106610] (Söylendiğine göre; güya)
              • neci [TUR10-0572770] (Ne iş yapar, ne ile uğraşır?)
              • nimet hakkı [TUR10-0577220] (Yenilen, içilen şeyler üstüne yemin sözü)
              • ninni [TUR10-0577280] (Bu türkülerin sonunda tekrarlanan söz)
              • şafak [TUR10-0720790] (Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz)
              • şahsiyat [TUR10-0721400] (Bir kimsenin özel hayatı üzerinde söylenen sözler)
              • şakası yok [TUR10-0913745] ("Hatır gönül tanımaz, gerekeni yapar" anlamında kullanılan bir söz)
              • denli [TUR10-0194860] (Kadar anlamında üstünlük derecesini belirten bir söz)
              • destur [TUR10-0198760] ("Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz)
              • oğul [TUR10-0583010] (Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz)
              • oğulcuk [TUR10-0583060] (Oğul sözünün sevgi bildiren küçültme veya okşama biçimi)
              • destur [TUR10-0198770] (Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz)
              • devlethane [TUR10-0200250] (Kendisine saygı gösterilen bir kimseyle konuşulurken nezaket gereği olarak "eviniz" anlamında kullanılan bir söz)
              • şerefe [TUR10-1146800] (İçki içilirken kadeh kaldırarak karşısındakine değer verildiğini belirtmek için söylenen söz)
              • şeref sözü [TUR10-0728770] (Namus ve onur üzerine verilen söz)
              • ona buna [TUR10-1109430] (Herkese)
              • sayın [TUR10-0670980] (Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz; saygıdeğer; muhterem)
              • selamünaleyküm [TUR10-1247800] (`Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun` anlamında kullanılan bir selamlama sözü)
              • selamünkavlen [TUR10-0675010] (Sağlık dileme sözü)
              • sen [TUR10-0676460] (Teklik ikinci kişiyi gösteren söz)
              • oy [TUR10-0595620] (Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan bir seslenme sözü)
              • sevdiceğim [TUR10-0681910] (Sevgilim)
              • sıkboğaz [TUR10-0685430] (Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer)
              • sıra [TUR10-0687900] (Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz)
              • ölüm [TUR10-0601930] (Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz)
              • ölüsü kınalı [TUR10-0602430] (İyi gitmeyen bir iş için söylenen sövgü sözü)
              • sis perdesi [TUR10-0696380] (Herhangi bir olayın gizli ve karanlık olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz)
              • sivri dil [TUR10-0697100] (İğneleyici ve kırıcı söz)
              • suphanallah [TUR10-1255690] ("Tanrı'yı her türlü kusur, ayıp ve eksikliklerden, insanlığa özgü niteliklerden uzak tutarım" anlamında şaşkınlık bildiren bir söz)
              • soy [TUR10-0704520] (Manzum söz)
              • sövüntü [TUR10-0706480] (Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz)
              • söylem [TUR10-0706550] (İfade, kalıplaşmış, klişeleşmiş söz)
              • sökün [TUR10-0705610] ("Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer)
              • stop [TUR10-0709570] ("Dur" anlamında bir seslenme sözü)
              • stop [TUR10-0709580] (Telgraf ve telefonla olan haberleşmelerde cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılan bir söz)
              • sübvanse [TUR10-0714500] ("Para yardımı yapmak, desteklemek" anlamlarındaki sübvanse etmek birleşik fiilinde geçer)
              • sülfürik [TUR10-0714920] (En önemlisi sülfürik asit olan asitler için kullanılan bir söz)
              • ötesi berisi [TUR10-0606420] (Neyi varsa, bütün eşyaları)
              • ötesi berisi [TUR10-0606440] (Tartışılacak, konuşulacak yanı)
              • ötesi yok [TUR10-0912065] ("Diyecek daha bir şey yok" anlamında kullanılan bir söz)
              • öteyi beriyi [TUR10-0606480] (Çeşitli yerleri)
              • öz [TUR10-0607300] ("Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz)
              • özrü kabahatinden büyük [TUR10-0912115] (Bir suç veya kabahat için özür dilerken daha büyük bir suç işleyen kimseler için kullanılan bir söz)
              • pandik [TUR10-1116170] (Elle sarkıntılık etmek” anlamındaki pandik atmak ve elle sarkıntılığa uğramak anlamındaki pandik yemek deyimlerinde geçen bir söz)
              • sözlük birimi [TUR10-0509620] (Sözlükte madde başı olarak yer alacak anlamlı söz varlığı)
              • sobe [TUR10-0698570] (Genellikle kovalamaca, saklambaç vb. çocuk oyunlarında, ebeden önce davranıp daha önce kararlaştırılmış yere ulaşıldığında söylenen söz)
              • rumuz [TUR10-0650500] (Gizli anlamları olan işaretler ve sözler)
              • rölans [TUR10-0649070] (Poker vb. oyunlarda konuşmadan önce zaman kazanmak veya sürülmüş olan parayı artırmak için söylenen söz)
              • revize [TUR10-0647000] ("Düzeltmek, yenilemek" anlamlarındaki revize etmek sözünde kullanılır)
              • replik [TUR10-0646000] (Oyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz)
              • parça [TUR10-0614910] (Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz)
              • pardon [TUR10-0615180] ("Özür dilerim, affedersiniz" anlamlarında kullanılan bir söz)
              • parola [TUR10-0616270] (Varılmak istenen amacı özetleyen söz)
              • pas [TUR10-0616940] (Bazı iskambil oyunlarında sırası kendisine gelen oyuncunun oyuna o elde katılmayacağını belirten bir söz)
              • patlama [TUR10-1118120] (Sabret, sakin ol anlamında kullanılan uyarıcı bir söz)
              • paydos [TUR10-0619740] (Herhangi bir işi bıraktırmak için söylenen bir söz)
              • pelesenk [TUR10-0621910] (Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz; persenk)
              • pır [TUR10-0626440] (Bir yerden kaçıp gitme düşüncesini anlatan bir söz)
              • pis söz [TUR10-0629070] (Ayıp sayılan veya hakaret olarak kabul edilen, yakışık almayan söz)
              • ramak [TUR10-0642090] ("Bir şeyin olmasına çok az kalmak" anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer)
              • püf desen uçacak [TUR10-0886455] (Çok zayıf ve güçsüz kimseler için kullanılan bir söz)
              • puf [TUR10-0637770] (Bezginlik, usanç anlatan bir söz)
              • post [TUR10-0633820] (Bazı deyimlerde "can" anlamında kullanılan bir söz)
              • hacı fışfış [TUR10-0319510] (Arap halkından olanlar için kullanılan alaylı söz)
              • har [TUR10-0326940] (Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz)
              • irap [TUR10-0378460] ("Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok deyimde geçen bir söz)
              • İsa [TUR10-0379350] (İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi anlamındaki İsa'yı küstürdü, Muhammedi memnun edemedi atasözünde geçen bir söz)
              • isabet [TUR10-0379410] ("Çok güzel, iyi oldu" anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü)
              • ister [TUR10-0382110] (Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz)
              • hasıraltı [TUR10-0330170] ("Bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek" anlamındaki hasıraltı etmek deyiminde geçen bir söz)
              • haspa [TUR10-0330390] (Kızlara, kadınlara söylenen söz)
              • insaf [TUR10-0375870] ("Acı, düşün" anlamlarında bir seslenme sözü)
              • inek [TUR10-0374390] (Kızgınlıkla söylenen bir söz)
              • iğne [TUR10-0362490] (Dokunaklı söz)
              • needle [ENG31-03821676-n] (a sharp pointed implement (usually steel))
              • ileri [TUR10-0367520] ("Amaca doğru durmadan yürü" anlamında bir seslenme sözü)
              • inci [TUR10-0373520] (Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle)
              • gospel [ENG31-05971119-n] (a doctrine that is believed to be of great importance)
              • imdat [TUR10-0532030] (Yardım edin, yetişin, kurtarın anlamında bir seslenme sözü)
              • ihtiyarcık [TUR10-0364170] (Yaşlılara karşı acıma ifadesi olarak kullanılan bir söz)
              • haymana beygiri [TUR10-0335790] ("İşsiz güçsüz dolaşmak" anlamındaki haymana beygiri gibi dolaşmak deyiminde geçen bir söz)
              • ıstılah [TUR10-0355360] (Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz)
              • hazret [TUR10-0337430] (Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz)
              • hınk [TUR10-0341530] ("Karşısındakinin hareketlerini aynen taklit eden" anlamındaki hınk demiş burnundan düşmüş deyiminde geçen bir söz)
              • ıcığı cıcığı [TUR10-0352400] (İçi dışı; hepsi)
              • hüvelbaki [TUR10-0352230] ("Baki kalan Allah'tır." anlamında ve genellikle mezar taşlarına yazılan bir söz)
              • Hüt Dağı [TUR10-0352210] ("Çok şişmek, kabarmak" anlamında kullanılan Hüt Dağı gibi şişmek deyiminde geçen bir söz)
              • hücum [TUR10-0350970] ("İleri" anlamında kullanılan bir seslenme sözü)
              • hot zot [TUR10-0348920] ("Sert ve kötü davranmak" anlamındaki hot zot etmek deyiminde geçen bir söz)
              • hoppala [TUR10-0347650] (Şaşma ile birlikte kınama anlatan bir söz)
              • hoppala [TUR10-0347640] (Küçük çocuklar atlarken onları yüreklendirmek için söylenen bir söz)
              • hodri [TUR10-0346960] ("Kendine güvenen ortaya çıksın, işte meydan" anlamında hodri meydan deyiminde geçer)
              • hişt [TUR10-0346390] (Hey, bana bak, sana söylüyorum anlamında bir seslenme sözü)
              • hinterland [TUR10-1248400] (Arkasındaki toprak parçası anlamında Almanca bir kelime)
              • ahfeş [TUR10-1257240] (`Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak` anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz)
              • ali [TUR10-1257250] (`Kurnazca ve haince düzen` anlamında Ali Cengiz oyunu, `çok zorba` anlamında Ali kıran baş kesen, `bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek` anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz)
              • allem [TUR10-1257260] (`Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak` anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer)
              • ambale [TUR10-1257270] (`Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek` anlamlarındaki ambale etmek ve `çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek` anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz)
              • cancağız [TUR10-1257280] (`Kendiliğinden isterse, içinden gelirse` anlamındaki cancağızı isterse sözünde geçer)
              • darılmaca [TUR10-1257290] (`Sakın darılma` anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz)
              • demokles [TUR10-1257300] (`Her an gerçekleşebilecek tehlike` anlamındaki Demokles'in kılıcı deyiminde geçen bir söz)
              • dığdık [TUR10-1257330] (Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dığdığının dığdığı deyiminde geçen bir söz)
              • dızdık [TUR10-1257340] (Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dızdığının dızdığı deyiminde kullanılır)
              • dilotu [TUR10-1257310] (`Çok konuşmak` anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz)
              • dingo [TUR10-1257320] (`Girenin çıkanın belli olmadığı yer` anlamındaki Dingo'nun ahırı sözünde geçer)
              • ebussuut [TUR10-1257360] (`Çok kapalı giyinen kız veya kadın` anlamındaki Ebussuut Efendi'nin gelini gibi ve `eskiye çok bağlı, tutucu` anlamındaki Ebussuut Efendi'nin torunu deyimlerinde geçen bir söz)
              • fink [TUR10-1257370] (`Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek` anlamına gelen fink atmak sözünde geçer)
              • üste [TUR10-1257420] (`Başarmak, becermek` anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz)
              • üste [TUR10-1257410] (`Fazladan vermek, ödemek` anlamındaki üste vermek, `fiyatı artırmak eklemek, katmak` anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz)
              • şey [TUR10-0729470] (Madde, eşya, söz, olay, iş, durum ve benzerinin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz)
              • thing [ENG31-04431553-n] (an entity that is not named specifically)
              • argo [TUR10-0501620] (Serserilerin kullandığı söz veya deyim)
              • bet [TUR10-0096780] (Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz)
              • bet [TUR10-0096790] (Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz)
              • değil [TUR10-0187890] (Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime)
              • no [ENG31-07219764-n] (a negative)
              • Hu [TUR10-0349470] (Neredesin, bana bak anlamlarında, genellikle kadınlar tarafından kullanılan bir seslenme sözü)
              • çocuklar [TUR10-0280820] (Arkadaşlar! anlamında kullanılan bir seslenme sözü)
              • descendant [ENG31-10026173-n] (a person considered as descended from some ancestor)
            • hece [TUR10-0337540] (Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği) syllable [ENG31-06315661-n] (a unit of spoken language larger than a phoneme)
              • açık hece [TUR10-0004560] (Ünlü ile biten hece)
              • kapalı hece [TUR10-0411960] (Ünsüzle biten hece)
              • uzun hece [TUR10-0805600] (İçinde uzun ünlü bulunan hece)
              • vurgusuz hece [TUR10-0821770] (Bir kelimede vurgu bulunmayan hece)
              • vurgulu hece [TUR10-0821660] (Bir kelimede vurgunun bulunduğu hece)
            • morfem [TUR10-0550460] (Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren çoğu ek halinde olan kelime parçaları) morpheme [ENG31-06317223-n] (minimal meaningful language unit)
              • ek [TUR10-0238190] (Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler)
                • soru eki [TUR10-0703500] (Soru kavramı veren mı / mi eki)
                • yapım eki [TUR10-0833720] (Kelime kök veya gövdesine getirilerek kelimenin yeni bir anlam kazanmasını sağlayan ek)
                  • işlek ek [TUR10-0385560] (Kelime türetmede sık kullanılan yapım eki)
                • yön eki [TUR10-0860720] (Yön bildiren, yer ve zaman adları yapan ek)
                • çekim eki [TUR10-0156450] (Fiil, isim kök veya gövdelerine gelerek bağlı oldukları kelime gruplarına göre kelimeler arasında durum, iyelik, çokluk, zaman, kişi ilişkisi kuran birim)
                  • durum eki [TUR10-1043470] (İsmin bir isimle veya fiille ilgisini kuran ek)
                    • belirtme durumu [TUR10-0091930] (Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -i/ -ı, -u/ -ü ekini almış isim)
                    • vasıta hali [TUR10-0815370] (İsmin belirttiği nesnenin vasıta olarak kullanıldığını, fiile vasıta olduğunu belirtmek için kullanılan hâl)
                    • ayrılma durumu [TUR10-0163820] (İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum)
                    • bulunma durumu [TUR10-0405040] (İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da / -de, - ta / -te ekleri ile kurulan durum)
                    • yönelme hali [TUR10-0184640] (İsim soyundan bir sözü yönelme kavramıyla fiile veya bir edata bağlayan -a / -e ekiyle kurulan durum)
                    • yalın hal [TUR10-0579490] (İsim soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum)
                    • durum [TUR10-0226170] (İsim soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl) case [ENG31-05825869-n] (the actual state of things)
                      • genitif [TUR10-0742940] (Ad görevindeki sözün taşıdığı kavramı başka bir kavrama -ın / -in / -un / -ün, -nın / -nin / -nun / -nün ekiyle bağlayan durum)
                  • olumsuzluk eki [TUR10-0586690] (Kökü fiil olan bir kelimeye olumsuzluk kavramı veren ek)
                  • kişi eki [TUR10-0721030] (Fiil çekimlerinde kullanılan ve kişiyi gösteren ek)
                  • zaman eki [TUR10-0869740] (Fiillerde kullanılan ve zaman kavramı veren ek)
                  • iyelik eki [TUR10-0388940] (İsim soylu kelimeye eklenerek kime veya neye ait olduğunu bildiren ek)
                    • katmerli iyelik [TUR10-0429300] (Üst üste kullanılmış iki iyelik eki)
                  • çoğul eki [TUR10-0172820] (Getirildiği kelimenin birden çok olduğunu anlatan ek)
                • son ek [TUR10-0702270] (Sözcüğün köküne ya da gövdesine gelen yapım ya da çekim eki)
                • ön ek [TUR10-0603320] (Bazı yabancı dillerde kökün önüne gelerek kelimeye belirli bir anlam katan ek)
                • iç ek [TUR10-0358370] (Bazı dillerde kelime kökünün içine giren ek)
                • edilgenlik eki [TUR10-0234540] (Fiillerin gerçek öznesini gizleyen yapım eki)
                • takı [TUR10-0739450] (İsmin başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki)
                • ending [ENG31-06319755-n] (the end of a word (a suffix or inflectional ending or final morpheme))
                • kiplik [TUR10-0461920] (Önermelerin yalın, belkili veya mecburi olma nitelikleri)
                • teklik eki [TUR10-0758920] (Tek özellik gösteren ek)
                • eşitlik eki [TUR10-0256090] (Kelimeye "gibi, göre" anlamları katan ek. Türkçede bu anlamları -ce / -ce, -ça / -çe eki verir)
                • çatı ekleri [TUR10-0153360] (Fiil kök veya gövdelerinden dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen çatılar yapmaya yarayan ekler)
                • topluluk eki [TUR10-0781770] (İsimlerde sayı bakımından topluluk ve birliktelik gösteren ek)
                • türetme eki [TUR10-0793720] (İsim veya fiil köklerine getirilerek yeni söz varlıkları yapan ek)
                • yokluk eki [TUR10-0858300] (Bir ismin önüne gelerek yok olma durumunu belirten yabancı kökenli ek)
                • yokluk eki [TUR10-0858290] (İsim soylu kelimelere gelerek herhangi bir nesne veya özelliğe sahip olmama anlamı katan ek)
                • bap [TUR10-0076830] (Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri)
                • bildirme eki [TUR10-0102190] (Çoğu sürerlik, kesinlik veya kuvvetli ihtimal kavramlarını vermek için yüklemin sonuna gelen durur kelimesinin ekleşmiş biçimi olan -dır, -dir eki)
                • nispet eki [TUR10-0843280] (Sıfat yapmak üzere isimlere getirilen -i eki)
                • ilgi eki [TUR10-0368160] (Bağlantı kavramı veren -ki eki)
              • kök [TUR10-0480400] (Kelimenin her türlü ekler çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü) root [ENG31-06311183-n] ((linguistics) the form of a word after all affixes are removed)
                • isim kökü [TUR10-0379680] (Bir ismin eklerine bölünemeyen anlamlı en küçük parça)
                • fiil kökü [TUR10-0273090] (Fiil soyundan bir kelimenin bölünmeyen anlamlı kısmı)
                • ikili kök [TUR10-0365480] (Hem isim kökü hem fiil kökü gibi kullanılan kök)
              • gövde [TUR10-0307730] (İsim ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime)
                • isim gövdesi [TUR10-0008410] (İsim ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilen ve isim olarak kullanılan gövde)
                • fiil gövdesi [TUR10-0273010] (Kökü bir başka yapım eki almış fiil)
              • fiil tabanı [TUR10-0273100] (Fiil kök ve gövdelerinin çekim eki almamış hali)
            • biçimbirim [TUR10-1220530] (Dilde tek başına kullanılabilen ve daha küçük parçalara ayrılamayan anlamlı birimler ile tek başına kullanılamayan görevli en küçük birimler; morfem, şekil birimi)
            • morpheme [ENG31-06317223-n] (minimal meaningful language unit)
            • isim [TUR10-0006800] (Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime) name [ENG31-06344646-n] (a language unit by which a person or thing is known)
              • adlandırma [TUR10-0769630] (Ad koyma, ad verme) terminology [ENG31-06315049-n] (a system of words used to name things in a particular discipline)
                • unvan [TUR10-0662150] (Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad) title [ENG31-06350786-n] (an identifying appellation signifying status or function: e.g. `Mr.' or `General')
                  • ağa [TUR10-0010810] (Osmanlı İmparatorluğunda bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san) Aga [ENG31-06351417-n] (title for a civil or military leader (especially in Turkey))
                    • kapı ağası [TUR10-0412990] (Av dışında padişahın yanında bulunan iç ağaların en büyüğü olan görevli)
                    • kapı ağası [TUR10-0413000] (Sadrazam kapısının iç düzenini sağlamakla yükümlü görevli)
                    • kızlar ağası [TUR10-0459640] (Osmanlı sarayındaki harem ağalarının başı)
                    • paşalı [TUR10-0618090] (Paşa sanını alan büyük devlet adamlarının yakın hizmetinde bulunan gedikli ağa)
                  • kadın [TUR10-0396530] (Kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü)
                  • Miss [ENG31-06352619-n] (a form of address for an unmarried woman)
                  • bay [TUR10-0551470] (Erkeklerin ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü) Mister [ENG31-06352710-n] (a form of address for a man)
                    • bey [TUR10-0097260] (Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü)
                  • doktor [TUR10-0214830] (Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan)
                  • ekselans [TUR10-0239650] (Bakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı)
                  • Excellency [ENG31-10088735-n] (a title used to address dignitaries (such as ambassadors or governors))
                  • ağa [TUR10-0010780] (Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan)
                  • ağa [TUR10-0010800] (Okur yazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan san)
                  • amazon [TUR10-0032170] (Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san)
                  • ana [TUR10-0033950] (Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı)
                  • bey [TUR10-0097270] (Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz)
                  • Mister [ENG31-06352710-n] (a form of address for a man)
                  • sinyor [TUR10-0695620] ("Bay" anlamında kullanılan bir unvan)
                  • bacı [TUR10-0067210] (Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan)
                  • gazi [TUR10-0285490] (Olağanüstü yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara devlet tarafından verilen onur unvanı)
                  • efendi [TUR10-0235210] (Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan)
                  • efendi [TUR10-0235150] (Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan)
                  • efendi [TUR10-0098320] (Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü)
                  • efendi [TUR10-0235180] (Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz)
                  • efendibaba [TUR10-0235220] (Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü)
                  • çelebi [TUR10-0157600] (Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan)
                  • çorbacı [TUR10-0173640] (Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan)
                  • dede [TUR10-0186670] (Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan)
                    • semazenbaşı [TUR10-0675690] (Mevlevilikte sema ayinini yöneten dede)
                  • dersiam [TUR10-0197340] (Bu dersi veren müderrislerin unvanı)
                  • devlet sanatçısı [TUR10-1004970] (Sanata olan katkıları ve yaptıkları hizmetler sonucunda bazı sanatçılara devlet tarafından verilen unvan)
                  • devriye [TUR10-0200890] (Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece)
                  • fakir [TUR10-0263390] (Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san)
                  • mösyö [TUR10-0551460] (Erkeklere verilen bir unvan)
                  • ticari unvan [TUR10-0776560] (Ticarethanelerin kullanmak zorunda oldukları isim veya unvan)
                  • majeste [TUR10-0519800] (Hükümdarlara verilen san)
                  • majeste [TUR10-0519790] (Devlet başkanları için kullanılan san)
                  • saadetli [TUR10-0651540] (Osmanlı döneminde korgeneral ile albay arasındaki rütbeli subaylara ve bu derecedeki vezirlere verilen unvan)
                  • sadır [TUR10-0654120] (Kazaskerlere verilen unvan)
                  • usta [TUR10-0800320] (Zanaatçılar için unvan)
                  • atabek [TUR10-1254720] (Selçuklu Devleti'nde ve sonrasında bazı Türk devletlerinde şehzadeleri eğitip yetiştiren memurlara verilen unvan)
                  • ataman [TUR10-0054390] (Rus Kazakların başbuğuna verilen unvan)
                  • baba [TUR10-0066250] (Bu gibi kimselere verilen unvan)
                  • ban [TUR10-0075760] (Osmanlı İmparatorluğu döneminde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan)
                  • yabgu [TUR10-1174900] (Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı)
                  • başpapaz [TUR10-0083560] (Bazı kiliselerin papazlarına, öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan)
                  • voyvoda [TUR10-0821400] (Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan)
                  • begüm [TUR10-0088990] (Hint prenseslerine verilen unvan)
                  • kayser [TUR10-0435060] (Roma, Bizans ve Alman imparatorlarına verilen unvan)
                  • bey [TUR10-0097330] (Zengin, ileri gelen kimse; bay)
                  • boyar [TUR10-0116130] (Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan)
                  • mikado [TUR10-0544580] (Japon imparatorlarına verilen unvan)
                  • mirza [TUR10-0547550] (Bazı Türk topluluklarında ve İran'da kullanılan bir soyluluk sanı)
                  • monsenyör [TUR10-0550160] (Hristiyanlıkta yüksek aşamalı din adamlarına verilen unvan)
                  • monsenyör [TUR10-0550150] (Hristiyan prenslerine verilen unvan)
                  • musahip [TUR10-0556450] (Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan)
                  • müneccimbaşı [TUR10-0562570] (Saray hizmetinde bulunan bilginlerden gök bilimiyle uğraşanlara verilen unvan)
                  • şövalye [TUR10-0733840] (Derebeylik düzeninde soyluluk unvanlarının en alt basamağı)
                  • ordinaryüs [TUR10-0589910] (Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan)
                  • senyör [TUR10-0677290] (Fransa'da bir soyluluk unvanı)
                  • serasker [TUR10-0677910] (Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin unvanı)
                  • sinyora [TUR10-1137430] (İtalya'da bayan anlamında kullanılan bir unvan)
                  • gazilik [TUR10-0285540] (Gazi unvanı)
                  • sör [TUR10-0706290] (İngiliz soyluluk unvanı)
                  • sultan [TUR10-0711780] (Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan)
                  • sultan efendi [TUR10-0711810] (Osmanlılarda padişahın kız kardeşleri ile kızlarına verilen unvan)
                  • giray [TUR10-0298090] (Kırım hanlarına ve han ailesinden olan prenslere verilen unvan)
                  • göçürücü [TUR10-0301720] (Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen unvan)
                  • grandük [TUR10-0310430] (Büyük bir düklüğün egemenine verilen ad)
                  • grandük [TUR10-0310440] (Çarlık Rusyası'nda prenslere verilen unvan)
                  • paşalık [TUR10-0618100] (Paşa unvanı veya paşa olma durumu)
                  • prens [TUR10-0635460] (Bazı ülkelerde en yüksek soyluluk unvanı)
                  • haseki [TUR10-0329860] (Osmanlı Devletinde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan)
                  • haşmetli [TUR10-0331480] (Hükümdarlara verilen unvan)
                  • hatun [TUR10-0332210] (Yüksek makamdaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen unvan)
                  • imam [TUR10-0370820] (Hazreti Muhammed'den sonra onun vekilliği görevini üzerine alan halifelere verilen unvan)
                  • hazret [TUR10-0337420] (Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan)
                  • hünkar [TUR10-0351740] (Osmanlılarda yalnız padişahlar için kullanılan bir unvan)
                • didon [TUR10-0202840] (Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad)
                • adlar dizgesi [TUR10-0921120] (Belli bir alan için bağlayıcı olan adlandırmaların bütünü)
                • Mehmetçik [TUR10-0532720] (Türk askerine sevgi duygusu ile verilen ad)
              • imza [TUR10-0372040] (Bir kimsenin, bir yazının altına bu yazıyı yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde yazdığı ad veya işaret) signature [ENG31-06416225-n] (your name written in your own handwriting)
                • açık imza [TUR10-0004580] (Üzeri boş bırakılan bir kâğıdın altına, dolduracak olana güvenilerek atılan imza)
                • ıslak imza [TUR10-1051810] (Kalemle atılan imza)
                • elektronik imza [TUR10-1018810] (Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan, özel bir araçla oluşturulan, nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini ve imzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini sağlayan imza)
                • paraf [TUR10-0613740] (Yalnız adın veya ad ve soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza)
                • tevki [TUR10-0771610] (Padişah fermanlarına çekilen tuğra)
                • tatbik imzası [TUR10-0751330] (Bir kimsenin, resmî makamlara sunulan ve onlar tarafından tanınan imzası)
              • deme [TUR10-0191110] (Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad)
              • tanıtma adı [TUR10-1151820] (Tanıtımı ayrıntılı bir biçimde sağlayan, ilgi çekici, kısa ad)
              • yer adı [TUR10-0849880] (Yerleşim bölgeleri ile deniz, göl, ırmak, dağ, tepe, bağ, bahçe, vadi vb. yerlerin adı)
              • yalın ad [TUR10-0828920] (Birleşik olmayan ve yapım eki almamış isim)
              • imza [TUR10-0372050] (İmzalama işi)
                • paraflama [TUR10-0613770] (Adının ve soyadının baş harflerini kullanarak imzalama işi ya da durumu)
              • isimlendirilebilme [TUR10-1060060] (Adlandırılma, ad verilme olasılığı bulunma)
            • sesli harf [TUR10-0821070] (Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkabilen ses) vowel [ENG31-07127258-n] (a speech sound made with the vocal tract open)
              • ikiz ünlü [TUR10-1055240] (Çeşitli ses olayları sonunda söyleyişte yan yana gelen iki ünlü)
              • diphthong [ENG31-07127072-n] (a vowel sound that starts near the articulatory position for one vowel and moves toward the position for another)
              • ağız ünlüsü [TUR10-0013820] (Boğumlanma yeri ağız olan ve burun yolu kapalı iken çıkarılan ünlü)
              • geniz ünlüsü [TUR10-0292300] (Geniz yoluyla çıkan ünlü. Türkçede bu ünlü n sesiyle birlikte kullanılır)
              • geniş ünlü [TUR10-0292200] (Alt çenenin açılmasıyla oluşan ünlü)
              • dar ünlü [TUR10-0184560] (Alt çenenin az açılmasıyla oluşan ünlü)
              • yuvarlak ünlü [TUR10-0864360] (Dudakların toplanıp yuvarlaklaşması ile oluşan ünlü)
              • düz ünlü [TUR10-0233100] (Dudakların gerilip düzleşmesiyle oluşan ünlü)
              • kalın ünlü [TUR10-0403680] (Dilin geri çekilmesiyle art damakta oluşan ünlü)
              • ince ünlü [TUR10-0373460] (Dilin ileriye sürülmesiyle ön damakta oluşan ünlü)
              • pekiştirme ünlüsü [TUR10-0621470] (Pekiştirmeli kelimelerde kavramı güçlendirmek için türeyen ünlü)
              • kısa ünlü [TUR10-0453620] (Boğumlanma süresi uzun olmayan ünlü)
              • türeme ünlü [TUR10-0793620] (Kelimenin aslında bulunmayan, iç veya ön seste beliren ünlü)
              • uzun ünlü [TUR10-0805750] (Ses süresi uzun olan ünlü)
              • üçüz ünlü [TUR10-1170150] (Bazı dillerde bir hecede yan yana gelen üç ünlü)
              • bağlayıcı ünlü [TUR10-0070170] (Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile başlayan ek getirildiğinde kök ile eki birbirine bağlayan ünlü)
            • ünsüz [TUR10-0472610] (Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses) consonant [ENG31-07129729-n] (a speech sound that is not a vowel)
              • dudak ünsüzü [TUR10-0224540] (Ağız boşluğundan gelen havanın dudaklara çarpıp patlamasıyla veya dudakların aralığından sızmasıyla oluşan ünsüz)
              • küçük dil ünsüzü [TUR10-0499880] (Akciğerlerden gelen havanın art damakta küçük dilin çevresinden sızarak çıkmasıyla oluşan ünsüz)
              • ağız ünsüzü [TUR10-0013910] (Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünsüz)
              • geniz ünsüzü [TUR10-0292310] (Geniz yoluyla çıkan n ünsüzü)
              • damak ünsüzü [TUR10-0181720] (Dil sırtı yardımı ile ön damakta veya art damakta oluşan ses)
              • ön damak ünsüzü [TUR10-0603230] (Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla ön damağın çeşitli noktalarında patlayarak veya sızarak oluşturduğu ünsüz)
              • art damak ünsüzü [TUR10-0047520] (Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla art damağın çeşitli noktalarında bazen patlayarak, bazen de sızarak oluşturduğu ünsüz)
              • diş ünsüzü [TUR10-0210690] (Dil ucunun üst diş etlerine dokunmasıyla oluşan ünsüz)
              • diş-dudak ünsüzü [TUR10-0210090] (Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü)
              • diş-damak ünsüzü [TUR10-0210080] (Dil ucunun, üst diş etleriyle ön damağa dokunmasından oluşan ünsüz)
              • diş eti ünsüzü [TUR10-0210100] (Dil ucunun diş etine dokunmasından oluşan ünsüz)
              • sert ünsüz [TUR10-0780320] (Ciğerlerden gelen havanın ses tellerinde titreşime uğramadan ve ton almadan boğumlanması ile oluşan ünsüz)
                • gırtlak ünsüzü [TUR10-0297330] (Akciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile oluşan sert ünsüz)
              • ötümlü ünsüz [TUR10-1114910] (Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan, titreşimli ses veren ünsüz)
              • akıcı ünsüz [TUR10-0018040] (Ciğerlerden gelen havanın, ağız boşluğundaki yarı kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan bol sesli ünsüz r, l, ğ, y)
              • patlayıcı ünsüz [TUR10-0619030] (Ciğerlerden gelen havanın, ses yolundaki herhangi bir engele çarpmasıyla oluşan ünsüz)
              • peltek diş ünsüzü [TUR10-0622080] (Dil ucunun, ön dişlerin arasına girmesiyle oluşan ünsüzü)
              • değişimli ünsüzler [TUR10-0188410] (Ünsüz uyumuna bağlı olarak ötümlülük ve ötümsüzlük bakımından birbirinin yerine geçen ünsüzler)
              • tonlu ünsüz [TUR10-0780260] (Ciğerlerden gelen havaya ses tellerinin titreşip ton vermesiyle boğumlanan ünsüz türü; ötümlü ünsüz; yumuşak ünsüz)
              • art avurt ünsüzü [TUR10-0047420] (Dil ucunun art damağa çarpmasından oluşan ve dilin yanlarından akan ses)
              • türeme ünsüz [TUR10-0793630] (Kelimenin aslında bulunmayan, ön veya iç seste beliren ünsüz)
              • avurt ünsüzü [TUR10-0058800] (Dil ucunun ön damağa veya art damağa çarpmasından oluşan ve dilin yanlarından akan ses)
              • bağlantı ünsüzü [TUR10-0070180] (Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile başlayan bir ek eklendiğinde araya giren "y" ünsüzü)
              • ön avurt ünsüzü [TUR10-0602780] (Dil ucunun ön damağa çarpmasından oluşan ve dilin yanlarından çıkan ünsüz)
              • ıslıklı ünsüz [TUR10-0354870] (Dilin ön orta bölümünün bir tür oluk biçimini almasıyla oluşan ünsüz)
              • hemze [TUR10-0339090] (Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz)
            • dağılım [TUR10-0177890] (Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü)
          • eleman [TUR10-0242680] (Kümeye ait varlıklardan her biri)
          • çeşit [TUR10-0160490] (Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri) tribe [ENG31-08125750-n] ((biology) a taxonomic category between a genus and a subfamily)
            • alt cins [TUR10-0030200] (Bir cins içinden ayrılan ikinci derecedeki cins)
            • yegan [TUR10-0846150] (Birler; tekler)
            • orijin [TUR10-0590540] (Soy sop)
          • müfredat [TUR10-0560390] (Bir bütünü oluşturan bireyler, ayrıntılar)
          • füruğ [TUR10-1231640] (Dallar, kollar, ayrıntılar)
        • büyüklük ilişkisi [TUR10-1237840] (İki veya daha fazla nesne arasındaki büyük-küçük şeklindeki ilişki)
        • magnitude relation [ENG31-13837364-n] (a relation between magnitudes)
        • toplumsal ilişki [TUR10-0782140] (Toplumun değişik ögelerinin karşılıklı etkileşimi ve ilişkisi) social relation [ENG31-00033122-n] (a relation between living organisms (especially between people))
          • arkadaşlık [TUR10-0014960] (Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi, dost olma durumu) friendship [ENG31-13954178-n] (the state of being friends (or friendly))
            • kadeh arkadaşlığı [TUR10-0396140] (Birlikte içki içilen kimseyle oluşan dostluk)
            • koldaşlık [TUR10-0468480] (İş arkadaşlığı)
            • yârenlik [TUR10-0836450] (Yakın arkadaşlık, muhabbet)
            • chitchat [ENG31-07149788-n] (light informal conversation for social occasions)
            • sırdaşlık [TUR10-1254920] (Sırdaş olma durumu)
            • hüsnüteveccüh [TUR10-0352150] (Sevgi ve saygıyla yakınlık gösterme)
          • eşlik [TUR10-0420450] (Evli kadının kocasına göre olan durumu veya görevi)
          • company [ENG31-13952621-n] (the state of being with someone)
          • komşuluk [TUR10-0471130] (Komşularla olan ilişki)
          • ahbap çavuş ilişkisi [TUR10-0014940] (Karşılıklı çıkarları gözeterek sıkı dostluk içinde olma)
          • yoldaşlık [TUR10-0858980] (Yoldaş olma durumu)
        • mekansal ilişki [TUR10-1217170] (Konuma ilişkin bir ilişki) position [ENG31-05081943-n] (the spatial property of a place where or way in which something is situated)
          • doğrultu [TUR10-0213990] (Yön, tutulan izlenen yol) direction [ENG31-13849639-n] (the spatial relation between something and the course along which it points or moves)
            • yönelim [TUR10-0860750] (Kendi durumunu veya bulunduğu yerin durumunu başka yerlere göre belirleme)
            • orientation [ENG31-13850288-n] (position or alignment relative to points of the compass or other specific directions)
            • ana yön [TUR10-0035880] (Kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinden her biri) cardinal compass point [ENG31-13853199-n] (one of the four main compass points)
              • doğu [TUR10-0724280] (Güneşin doğduğu ana yön)
              • east [ENG31-13854554-n] (the cardinal compass point that is at 90 degrees)
              • batı [TUR10-0283840] (Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön)
              • west [ENG31-08579372-n] (a location in the western part of a country, region, or city)
              • güney [TUR10-0136180] (Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri)
              • south [ENG31-08579120-n] (a location in the southern part of a country, region, or city)
              • kuzey [TUR10-0499070] (Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen dört ana yönden biri)
              • north [ENG31-13853640-n] (the direction in which a compass needle points)
              • batı [TUR10-0517640] (Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge)
              • batı [TUR10-0084840] (Güneşin 22 Martta ve 23 Eylülde battığı nokta)
            • doğrultu [TUR10-0214020] (Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol; istikamet)
            • doğu [TUR10-0214190] (Güneşin 21 Mart ve 23 Eylülde doğduğu yön)
            • ara yön [TUR10-0043500] (Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri)
              • güneydoğu [TUR10-0316150] (Güneyle doğu arasındaki yön)
              • southeast [ENG31-13857980-n] (the direction corresponding to the southeastward compass point)
              • kuzeybatı [TUR10-0499080] (Kuzeyle batı arasındaki yön)
              • Pacific Northwest [ENG31-08582268-n] (a region of the northwestern United States usually including Washington and Oregon and sometimes southwestern British Columbia)
              • kuzeydoğu [TUR10-0499100] (Kuzeyle doğu arasındaki yön)
              • northeast [ENG31-08578767-n] (a location in the northeastern part of a country, region, or city)
              • güneybatı [TUR10-0316140] (Güneyle batı arasındaki yön)
              • southwest [ENG31-13858217-n] (the direction corresponding to the southwestward compass point)
              • yıldız poyraz [TUR10-0855090] (Kuzey ile kuzeydoğu arası)
              • yıldız kara yel [TUR10-0854940] (Kuzey ile kuzeybatı arası)
          • eğim [TUR10-0236360] (Eğilmiş olma durumu)
          • tilt [ENG31-05075249-n] (the property possessed by a line or surface that departs from the vertical)
          • hareket alanı [TUR10-1237740] (Rahatça hareket edebilmek için gerekli geniş yer) room [ENG31-13799976-n] (space for movement)
            • orkestra [TUR10-0590650] (Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar)
            • orchestra [ENG31-03858698-n] (seating on the main floor in a theater)
            • parter [TUR10-0616500] (Tiyatro, sinema vb. yerlerde, sahnenin bulunduğu ilk kat ve burada bulunan koltuklar)
            • orchestra [ENG31-03858698-n] (seating on the main floor in a theater)
          • açısal konum [TUR10-1237870] (Bir şeyin bir yerdeki açı ile ilgili durumu) angular position [ENG31-13858570-n] (relation by which any position with respect to any other position is established)
            • yükseklik açısı [TUR10-1237880] (Özellikle bir gök cisminin, ufuk üzerindeki açısal mesafesi)
            • elevation [ENG31-13858749-n] (angular distance above the horizon (especially of a celestial object))
          • yerleştirme [TUR10-0768640] (Yerine uygun koyma, düzenleme) formation [ENG31-03389963-n] (a particular spatial arrangement)
            • donanım [TUR10-0218170] (Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları) rig [ENG31-04098359-n] (formation of masts, spars, sails, etc., on a vessel)
              • iskota [TUR10-0380410] (Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım)
              • donam [TUR10-0218140] (Gemi ve sandalların donanımları)
            • dağılma [TUR10-0177970] (Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması)
            • iliştirme [TUR10-0369100] (İçine sokma)
          • tribün [TUR10-0786450] (Spor salonu stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm) stand [ENG31-04307879-n] (tiered seats consisting of a structure (often made of wood) where people can sit to watch an event (game or parade))
            • açık tribün [TUR10-0005510] (Açık havadaki spor karşılaşmalarında seyircilerin oturduğu ve üstü kapalı olmayan bölüm)
            • kapalı tribün [TUR10-0412050] (Spor karşılaşmalarında seyircileri yağmurdan ve güneşten korumak için üstü kapalı olarak yapılmış bölüm)
            • grandstand [ENG31-03457897-n] (a stand at a racecourse or stadium consisting of tiers with rows of individual seats that are under a protective roof)
            • şeref tribünü [TUR10-0728780] (Stadyum, hipodrom vb. açık seyir yerlerinde devlet başkanlarına, yüksek makamlardaki devlet adamlarına, komutanlara ve kulüp yöneticileri ile diğer yetkili kişilere ayrılmış özel koltuklu bölüm)
            • stant [TUR10-0708860] (At yarışlarında seyirci tribünü)
          • görüş açısı [TUR10-0306510] (Bir şeyi görebilme alanı)
          • view angle [ENG31-13942092-n] (the angle included by a photographic lens)
          • simetri [TUR10-0072360] (İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu)
          • symmetry [ENG31-05071996-n] ((mathematics) an attribute of a shape or relation)
          • mesafe [TUR10-0537810] (İki noktayı birbirinden ayıran arasındaki uzay ölçümü) distance [ENG31-05091408-n] (the property created by the space between two objects or points)
            • çağrım [TUR10-0145260] (Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık)
            • açısal uzaklık [TUR10-0006110] (Yıldız veya gezegenlerin birbirlerinin karşılaşma düzlemine göre uzaklığı)
            • dalga boyu [TUR10-0180160] (Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık)
            • wavelength [ENG31-05093476-n] (the distance (measured in the direction of propagation) between two points in the same phase in consecutive cycles of a wave)
            • dalga uzunluğu [TUR10-0180560] (Dalga boyu)
            • wavelength [ENG31-05093476-n] (the distance (measured in the direction of propagation) between two points in the same phase in consecutive cycles of a wave)
            • rakım [TUR10-0379220] (Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği) altitude [ENG31-05138912-n] (elevation especially above sea level or above the earth's surface)
              • deniz yüksekliği [TUR10-0194620] (Yeryüzünün bir noktasının deniz yüzeyine olan dikine uzaklığı)
              • su seviyesi [TUR10-0710950] (Su yüksekliğinin durumu)
              • water level [ENG31-05139486-n] (the level of the surface of a body of water)
              • vasati irtifa [TUR10-0815170] (Ortalama yükseklik)
              • gabari [TUR10-0281090] (Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği)
            • açıklık [TUR10-0004990] (Uzaklık, mesafe)
            • açık [TUR10-0004120] (Belli bir yerin biraz uzağı)
            • adım [TUR10-0008500] (İki dişli arasındaki aralık)
            • adım [TUR10-0008480] (Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol)
            • adım [TUR10-0008490] (Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi)
            • fren mesafesi [TUR10-0280000] (Hareket durumundaki aracın frene basıldığında durana kadar aldığı yol uzunluğu)
            • kulak erimi [TUR10-0488770] (Sesin işitilebileceği uzaklık)
            • el erimi [TUR10-0242920] (Çok uzakta olmayan, elin ulaşabileceği uzaklık)
            • fersah [TUR10-0268970] (Çok uzun mesafe, uzaklık)
            • dalga yüksekliği [TUR10-0180570] (Denizlerde dalga çukuru ile dalga tepesi arasındaki düşey mesafe)
            • derinlik [TUR10-0196480] (Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı)
            • derinlik [TUR10-0196540] (Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık)
            • kuş uçuşu [TUR10-0497300] (İki nokta arasında doğrultu yönünde alınan mesafe)
            • ara [TUR10-0041330] (Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları)
            • aralık [TUR10-0042440] (Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk)
            • aralık [TUR10-0042450] (Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık)
            • uzanım [TUR10-0804490] (Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı)
            • yükselim [TUR10-1006130] (Bir yıldızın gök küresinde Ekvator düzlemine göre açısal uzaklığı)
            • atım [TUR10-0055740] (Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık)
            • yarım boy [TUR10-0837380] (At yarışlarında bir atın bedeninin yarısı kadar olan mesafe)
            • baraj mesafesi [TUR10-0076960] (Serbest atış sırasında, atış noktasından baraja kadar belirlenen nizami ara açıklığı)
            • başucu uzaklığı [TUR10-0084080] (Gökyüzünde verilen bir nokta veya yıldızın başucu noktasından açısal uzaklığı)
            • bıçaksırtı [TUR10-0099590] (Çok az fark, çok yakın aralık)
            • menzil [TUR10-0535600] (İki konak arasındaki uzaklık)
            • menzil [TUR10-0535650] (Ok atma yarışlarında erişilen mesafe)
            • merhale [TUR10-0536620] (Bir yolcunun sekiz saatte gidebileceği mesafe)
            • uzaklık [TUR10-0115720] (Uzak olma durumu)
            • boy [TUR10-0115670] (Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık)
            • cehennemin dibi [TUR10-0887910] (Çok uzak yer)
            • dip [TUR10-0207780] (Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü)
            • on birli [TUR10-0587910] (On bir dereceyle ayrılan iki noktanın aralığı)
            • satır arası [TUR10-0668380] (Yazı satırlarının arasında kalan mesafe)
            • sere [TUR10-0675180] (Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık)
            • orkestra çukuru [TUR10-1110040] (Opera vb. müzikli gösterilerde izleyenlerin sahneyi görmesini engellemeyecek biçimde en öndeki koltuk sırası ile sahne arasında bulunan, orkestranın yer aldığı boşluk)
            • fule [TUR10-0280480] (Adım aralığı)
            • sokra [TUR10-0700330] (Güverte döşemelerinde iki ağacın uç uca gelmesiyle oluşan aralık)
            • gezegenler arası [TUR10-0295890] (Güneş çevresinde dolanan cisimler arasındaki boşluk)
            • gök boylamı [TUR10-1125780] (Bir gök cisminin ilkbahar noktasından itibaren gök eşleği boyunca ölçülen açısal uzaklığı)
            • izometri [TUR10-0390730] (Noktalar arasındaki uzaklığı olduğu gibi koruyan noktasal dönüşüm)
            • hava aralığı [TUR10-1046190] (Benzinli motorların bujilerinin elektrotları veya buji tırnakları arasında bulunan boşluk)
            • aralık [TUR10-0042430] (Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık)
          • yayılış [TUR10-0842890] (Yayılma işi veya biçimi)
          • dissemination [ENG31-05095263-n] (the property of being diffused or dispersed)
        • göz [TUR10-0143950] (Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri) part [ENG31-13831419-n] (something determined in relation to something that includes it)
          • madde [TUR10-0516040] (Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri)
            • yarı iletken [TUR10-0837040] (Elektrik akımını tam iletmeyen metal dışı madde)
        • matematiksel ilişki [TUR10-1237750] (Matematiksel ifadeler arasındaki ilişki (eşitlik veya eşitsizlik gibi)) mathematical relation [ENG31-13805793-n] (a relation between mathematical expressions (such as equality or inequality))
          • fonksiyon [TUR10-0277700] (Bir veya birçok değeri değişebilen niceliklere bağlı olarak değişen nicelik) function [ENG31-13806028-n] ((mathematics) a mathematical relation such that each element of a given set (the domain of the function) is associated with an element of another set (the range of the function))
            • trigonometrik fonksiyon [TUR10-1247020] ()
              • sinüs [TUR10-0695530] (Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı)
              • sine [ENG31-13809591-n] (ratio of the length of the side opposite the given angle to the length of the hypotenuse of a right-angled triangle)
              • kosinüs [TUR10-0477140] (Tümler açının sinüsü)
              • cosine [ENG31-13809935-n] (ratio of the adjacent side to the hypotenuse of a right-angled triangle)
              • tanjant [TUR10-0744580] (Başka bir çizgiye, eğriye ve yüzeye dokunan, fakat onu kesmeyen çizgi, eğri veya yüzey)
              • tangent [ENG31-13893773-n] (a straight line or plane that touches a curve or curved surface at a point but does not intersect it at that point)
          • ayrık kümeler [TUR10-0949510] (Ortak elemanları olmayan kümeler)
          • ayrıklık [TUR10-0063330] (Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya ... ya ... ve ya da ile gösterilen ilişki)
        • dayanak [TUR10-0185520] (Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel)
        • foundation [ENG31-13812924-n] (the basis on which something is grounded)
        • akraba [TUR10-0020400] (Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular) connection [ENG31-13813601-n] (a relation between things or events (as in the case of one causing the other or sharing features with it))
          • uzaktan akraba [TUR10-0202000] (Yakınlığı, ilgi derecesi az olan akraba)
        • bağ [TUR10-0639930] (İlgi, ilişki) connection [ENG31-13813601-n] (a relation between things or events (as in the case of one causing the other or sharing features with it))
          • dünürlük [TUR10-0229300] (Evlenme sonucu oluşan yakınlık, hısımlık)
          • alliance [ENG31-13814395-n] (a connection based on kinship or marriage or common interest)
          • etek kiri [TUR10-0257170] (Yolsuz ilişki)
          • köprü [TUR10-0481980] (İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey) bridge [ENG31-13815542-n] (something resembling a bridge in form or function)
            • panel köprü [TUR10-0612400] (Aşılacak bir engelin bir yanında oluşturularak öbür yana ulaşımı sağlayan, taşıyıcı küçük elemanlardan oluşan köprü)
          • ilinti [TUR10-0735040] (İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki) relevance [ENG31-13816629-n] (the relation of something to the matter at hand)
            • parmak [TUR10-0616010] (Bir işe karışmış olma ilgisi)
          • ilişkili olma [TUR10-1237760] (Aralarında ilişki olma)
          • relatedness [ENG31-13817701-n] (a particular manner of connectedness)
          • konu dışı olma [TUR10-1237770] (Konuşulan, tartışılan konuyla ilgisiz olma durumu)
          • irrelevance [ENG31-13818046-n] (the lack of a relation of something to the matter at hand)
          • ara [TUR10-0041290] (Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi)
          • aşna fişne [TUR10-0054050] (Gizli dostluk)
          • yol kardeşliği [TUR10-1186300] (Evli iki aile arasında kurulan kardeşlik bağı)
          • ayrı gayrı [TUR10-0949500] (İnsan ilişkilerindeki resmiyet)
          • bağlılaşık [TUR10-0070460] (Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu)
          • rabıt [TUR10-0639910] (Bağ; bağlama)
          • rabıta [TUR10-0639990] (Tarikatlarda müridin şeyhi aracılığıyla kalbini Allah'a bağlaması)
          • ilinti [TUR10-0368730] (İnsanlar arasındaki bağ)
        • dilbilimsel ilişki [TUR10-1237790] (Lengüistik ilişki) linguistic relation [ENG31-13819354-n] (a relation between linguistic forms or constituents)
          • gramer ilişkisi [TUR10-1237780] (Dilbilgisel ilişki) grammatical relation [ENG31-13818991-n] (a linguistic relation established by grammar)
            • çatı [TUR10-0153280] (Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev; bina) voice [ENG31-13825132-n] ((linguistics) the grammatical relation (active or passive) of the grammatical subject of a verb to the action that the verb denotes)
              • edilgen çatı [TUR10-0234470] (Türkçede çoğu kez -il- bazen de -in- çatı ekleriyle kurulan, sözde özne ile kullanılan fiil çatısı)
              • ettirgen çatı [TUR10-0258870] (Geçişsiz fiillerin geçişli fiili dönüştüren, geçişli fiillerde hareketin başkalarına yaptırıldığını gösteren fiiller oluşturan -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesi ile kurulan fiil çatısı)
              • dönüşlü çatı [TUR10-0221940] (Fiildeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı)
              • işteş çatı [TUR10-0386630] (Bir fiilin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirten çatı, Türkçede bu çatı -ş- ekiyle kurulur)
            • çekim [TUR10-0156400] (Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, isimlerin de isim hâllerine göre uğradıkları değişiklikler) inflection [ENG31-13825994-n] (a change in the form of a word (usually by adding a suffix) to indicate a change in its grammatical function)
              • fiil çekimi [TUR10-0273110] (Fiil, isim kök veya gövdelerine zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı da veren eklerin getirilmesi)
              • conjugation [ENG31-13826297-n] (the inflection of verbs)
              • isim çekimi [TUR10-0379610] (İsimlere çekim eklerinin getirilmesi)
              • declension [ENG31-13826415-n] (the inflection of nouns and pronouns and adjectives in Indo-European languages)
              • paradigma [TUR10-0212080] (Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün)
              • paradigm [ENG31-13826587-n] (systematic arrangement of all the inflected forms of a word)
            • kip [TUR10-0690150] (Fiillerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın, teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi) mood [ENG31-13823636-n] (verb inflections that express how the action or state is conceived by the speaker)
              • şart kipi [TUR10-0724600] (Bir oluş ve kılışın şart biçiminde düşünüldüğünü anlatan, dilek görevi de yapan tasarlama kipi)
              • haber kipi [TUR10-0102230] (Belli zaman kavramı veren belirli geçmiş, belirsiz geçmiş, şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman kiplerine verilen genel ad)
                • geçmiş zaman [TUR10-0288880] (Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan önceye ait olması) past [ENG31-15145765-n] (the time that has elapsed)
                  • -di'li geçmiş [TUR10-1005790] (Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunan zamandan önce olup bittiğini kesinlikle bildiren kip)
                • gelecek zaman [TUR10-0289260] (Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması)
                • gelecek zaman kipi [TUR10-0289280] (Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunulan zamandan sonraya ait olduğunu sınırlı bir biçimde gösteren kip)
                • geniş zaman [TUR10-0292230] (Fiilin her zaman yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını belirten zaman)
                • hikâye birleşik zamanı [TUR10-1050000] (Yalın zamanlı bir fiilin geçmişte yapıldığını anlatan, idi -di ekiyle kurulan kip)
                • katmerli birleşik zaman [TUR10-0429290] (Yalın zamanlı bir fiille ek fiilin iki zamanının birlikte kullanılması)
                • birleşik zaman [TUR10-0107870] (Yalın zamanlı ve çekimli bir fiilin -di i-di, -miş i-miş, -se i-se gibi ek fiil eklerinden birini alarak bildirdiği zaman)
              • görünüş [TUR10-0306460] (Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi)
                • geçmiş zaman görünümü [TUR10-0288890] (-mış geçmiş zaman eki almış fiille yardımcı fiilin veya başka bir fiilin birlikte kullanılmasından ortaya çıkan ve olayın tamamlanmış olduğu kavramını veren görünüm)
                • geniş zaman görünümü [TUR10-0292240] (Geniş zaman sıfat-fiiliyle yardımcı fiilin birlikte kullanılmasından doğan görünüm)
                • gelecek zaman görünümü [TUR10-0289270] (Gelecek zaman sıfat-fiiliyle yardımcı fiilin birlikte kullanılmasından ortaya çıkan ve niyet kavramı veren görünüm)
              • isteme kipleri [TUR10-0381870] (Dilek, istek, gereklik ve emir kavramları veren kipler)
                • istek [TUR10-0381630] (İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi)
                • dilek kipi [TUR10-0205290] (Dileme kavramı veren kip. Türkçede bu kip -se eki ile kurulur)
                • emir kipi [TUR10-0245710] (Fiilin yapılmasını dileyen veya emreden isteme kipi)
                • gereklilik kipi [TUR10-0293330] (Fiilin yapılması gerektiğini belirten isteme kipi)
              • miş'li geçmiş [TUR10-1100710] (Fiilin belirttiği kavramın, içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğini başkasından duyarak veya belirsiz olarak bildiren kip)
          • anlam ilişkisi [TUR10-1237810] (İki veya daha fazla kavram, cümle ve benzerinin anlamları arasındaki ilişki) semantic relation [ENG31-13829848-n] (a relation between meanings)
            • parça-bütün ilişkisi [TUR10-1237820] (Parça ve bütün arasındaki ilişki)
            • meronymy [ENG31-13830920-n] (the semantic relation that holds between a part and the whole)
            • anlam değişmesi [TUR10-0037720] (Anlamın daralması, genişlemesi, kayması veya bayağılaşması)
              • anlam daralması [TUR10-0037690] (Geniş kavramları olan bir kelimenin, bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu, genel bir anlamdan özel bir anlama geçiş)
              • anlam genişlemesi [TUR10-0037730] (Dar bir anlamda kullanılan bazı kelimelerdeki anlamın ilgili kavramlara yayılması)
              • anlam iyileşmesi [TUR10-0037740] (Kötü ve olumsuz bir anlamı olan bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması)
              • anlam kötüleşmesi [TUR10-0037660] (Anlamı iyi ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğru giden bir anlam kazanması)
              • anlam kayması [TUR10-0037750] (Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları)
        • karşılıklılık [TUR10-1072950] (Karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren olma durumu) reciprocality [ENG31-13863412-n] (a relation of mutual dependence or action or influence)
          • bağlılaşım [TUR10-0070480] (İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı)
          • correlation [ENG31-06040778-n] (a statistical relation between two or more variables such that systematic changes in the value of one variable are accompanied by systematic changes in the other)
          • kıyas [TUR10-0457200] (Bir tutma; denk sayma)
        • kıyas [TUR10-0457210] (Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama) comparison [ENG31-00143485-n] (the act of examining resemblances)
          • eşitlik derecesi [TUR10-0256080] (Kavramların "gibi, kadar" edatları ile karşılaştırılıp eşit ölçüde gösterilmesi)
        • zıtlık [TUR10-0875340] (Karşıtlık, karşıt olma) opposition [ENG31-13876846-n] (the relation between opposed entities)
          • ters [TUR10-0344650] (Bir şeyin aksi, karşıtı)
          • inverse [ENG31-13881030-n] (something inverted in sequence or character or effect)
          • polarite [TUR10-0631990] (Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik)
          • polarity [ENG31-13878771-n] (having an indicated pole (as the distinction between positive and negative electric charges))
          • tenakuz [TUR10-0764100] (Karşıt anlamlı kelimelerin, sözlerin bir araya gelmesi) contradiction [ENG31-07221547-n] ((logic) a statement that is necessarily false)
            • çatışkı [TUR10-0153810] (Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği)
          • terslik [TUR10-0768540] (Ters olma durumu veya tersçe davranış, aksilik)
          • reverse [ENG31-13880801-n] (a relation of direct opposition)
          • zıt kutup [TUR10-0875280] (Farklı durum ve yapıda olma)
          • benlik çatışması [TUR10-0093250] (Benliğin ön plana çıkması ile baş gösteren çatışma)
        • mensubiyet [TUR10-0368310] (Bir yerle, bir kimse ile ilgili, ilişkili olma durumu)
        • affiliation [ENG31-13953418-n] (a social or business relationship)
        • üyelik [TUR10-0811430] (Üye olma durumu) membership [ENG31-13954660-n] (the state of being a member)
          • mafyacılık [TUR10-0517120] (Mafya üyesi olma)
        • cinsel ilişki [TUR10-1199390] (Özellikle penisin vajinaya girmesiyle gerçekleşen, bireyler arasındaki cinsel temas)
          • aşk ilişkisi [TUR10-1238300] (Genellikle gizli şekilde devam ettirilen gayrımeşru cinsel ilişki)
          • affair [ENG31-13954922-n] (a usually secretive or illicit sexual relationship)
          • gerdek [TUR10-0875470] (Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez cinsel ilişki yaşamaları)
          • gerdek [TUR10-0293050] (Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları)
          • uçkur [TUR10-0795630] (Cinsel duygu veya ilişki)
          • cima [TUR10-0141120] (İnsanlarda çiftleşme, cinsel ilişki)
          • fuhuş [TUR10-0280320] (İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma)
        • bağıntı [TUR10-0068940] (Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ)
          • altık [TUR10-0030480] (Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu)
          • polimerlik [TUR10-0632390] (Biri, diğerinin polimeri olan iki molekül arasındaki bağıntı)
        • bağıntı [TUR10-0068960] (İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik)
          • düzenleşim [TUR10-0232380] (Bir sınıflamada aynı sırada bulunan iki veya daha çok kavramın bağıntısı)
          • eş biçimlilik [TUR10-0255180] (İki matematik kümesi arasında benzerlik bağıntısı)
          • orantı [TUR10-0591500] (Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı)
            • doğru orantı [TUR10-0214070] (Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan iki büyüklük arasındaki bağıntı)
          • oran [TUR10-0577490] (Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı) proportion [ENG31-13837661-n] (the relation between things (or parts of things) with respect to their comparative quantity, magnitude, or degree)
            • ağaç nemi [TUR10-0011270] (Ağaçta bulunan su miktarının, aynı ağacın mutlak kuru ağırlığına oranı)
            • prodüktivite [TUR10-0636060] (Verilen emeğe ve yapılan masrafa oranla üretilen miktar, ürün verme gücü)
            • productivity [ENG31-13846712-n] ((economics) the ratio of the quantity and quality of units produced to the labor per unit of time)
            • f sayısı [TUR10-1237850] (Merceklerden oluşan bir sistemde odak mesafesinin çapa olan oranı)
            • focal ratio [ENG31-13843620-n] (the ratio of the focal length to the diameter of a (camera) lens system)
            • ivme [TUR10-0388880] (Hareket eden nesnenin kısa bir zaman içinde, hızında oluşan değişmenin bu zamana oranı)
            • acceleration [ENG31-15300837-n] ((physics) a rate of increase of velocity)
            • ölüm oranı [TUR10-0602160] (Bir ülkede toplam nüfus içindeki ölüm sayısının ortaya çıkardığı oran)
            • deathrate [ENG31-15302104-n] (the ratio of deaths in an area to the population of that area)
            • hertz [TUR10-0339760] (Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi)
            • hertz [ENG31-15304090-n] (the unit of frequency)
            • kilohertz [TUR10-0460940] (Bir saniyede bin titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimi)
            • kilohertz [ENG31-15304776-n] (one thousand periods per second)
            • megahertz [TUR10-0532510] (Değeri bir milyon hertz olan frekans birimi)
            • megahertz [ENG31-15305175-n] (one million periods per second)
            • kilosikl [TUR10-0461060] (Saniyede bin devir olan elektrik akımının frekansını ölçmek için kullanılan birim)
            • kilohertz [ENG31-15304776-n] (one thousand periods per second)
            • hız [TUR10-0716450] (Alınan yolun harcanan zamana oranı) speed [ENG31-15307914-n] (distance travelled per unit time)
              • vasati sürat [TUR10-0815180] (Ortalama hız)
              • dalga hızı [TUR10-0180260] (Dalga boyunun dalga periyoduna oranı)
              • dolanım hızı [TUR10-0216120] (Paranın herhangi bir işlem sonunda el değiştirme temposu)
              • çabukluk [TUR10-0144250] (Seri olma durumu)
              • dakiklik [TUR10-1250210] (Dakik olma durumu)
              • ışık hızı [TUR10-0355640] (Işığın bir saniyede aldığı yol)
            • tempo [TUR10-0763830] (Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı)
            • tempo [ENG31-15308315-n] (the rate of some repeating event)
            • bağıl nem [TUR10-0068720] (Bir metreküp hava içinde bulunan su buharı ağırlığının, aynı şartlardaki havanın doymuş su buharının ağırlığına oranı)
            • takdir [TUR10-0739320] (Kitle iletişim araçlarında izlenme oranı)
            • değerlendirme [TUR10-0187740] (İletişim organlarında izlenme oranı)
              • reyting [TUR10-1255830] (TV izlencesi için izleniş durumu, izlenme)
              • puanlandırma [TUR10-0637580] (Puan vermek işi)
            • nüfus yoğunluğu [TUR10-0580960] (Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı ile bunun üzerinde yaşadığı toprakların yüzölçümü arasındaki oran)
            • ölçek [TUR10-0600620] (Bir harita veya resimde görülen uzaklıklarla bunların işaret ettiği, karşılandığı gerçek uzunluklar arasındaki oran)
              • kesir ölçek [TUR10-0444690] (Plan ve haritaların ölçekleri payı 1 olan ve kesirli sayılarla gösterilen ölçek)
              • çizgi ölçek [TUR10-0171040] (Plan veya haritanın alt köşesinde yatay bir çizgi ile gösterilen, harita üzerindeki uzunluğun gerçekte ne kadar uzunluğa karşılık olduğunu belirten ve bunun çizgi üzerinde işaretlenmesiyle elde edilen ölçek)
              • boylam ölçeği [TUR10-0975030] (Deniz haritalarında boylamı bulmak için belirtilen ölçek)
            • paçal [TUR10-0610210] (Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı)
            • oran [TUR10-0589630] (İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı) rate [ENG31-13838861-n] (a quantity or amount or measure considered as a proportion of another quantity or amount or measure)
              • tavlama derecesi [TUR10-0752600] (Demir çelik işletmelerinde kütük demirin şekillendirilmesi veya haddelenmesi için en uygun ısı ve nem oranı)
              • doğum oranı [TUR10-0214450] (Bir ülkedeki doğumların sayısal durumu)
              • benzeşim oranı [TUR10-0093650] (İki şeklin kenarlarının arasındaki oran)
              • büyütme [TUR10-0129710] (Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı)
            • basıklık [TUR10-0078890] (Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı)
            • dış merkezlik [TUR10-0202180] (Bir elips ve hiperbolde, odaklar arasındaki uzaklığın büyük eksen uzunluğu ile olan oranı)
        • takanak [TUR10-0739020] (İlişki)
        • takıntı [TUR10-0739900] (Bir kimseyle kurulan ilişki)
        • kişiler arası ilişki [TUR10-0463530] (Bireyler arasındaki toplumsal etkileşim veya karşılaşma)
        • temas [TUR10-0762160] (Buluşup görüşme, ilişki kurma; münasebet)
        • dalga [TUR10-0180130] (Geçici aşk ilişkisi)
        • etek pisliği [TUR10-0257250] (Yasal olmayan, yolsuz ilişki)
        • teslim tesellüm [TUR10-0769600] (Verme ve alma)
        • alacak verecek [TUR10-0023420] (Alışveriş ilişkisi)
        • toplumsal davranış [TUR10-0782070] (Toplumun değişik türlerinde ve bireyleri arasında sağlanan iletişim etkinliği ve ilişkileri)
        • üretim ilişkileri [TUR10-0808680] (Toplum hayatında maddi zenginliklerin üretimi, değişimi ve dağılımı süreci içinde toplum üyeleri arasında ortaya çıkan ve insan bilincinden bağımsız olarak var olan nesnel, maddi ilişkiler)
        • aşım [TUR10-0053150] (Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi)
        • bağlaşım [TUR10-0070230] (Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi)
        • medar [TUR10-0531820] (Dayanak; yardımcı)
        • münasebat [TUR10-0562300] (İlgiler; ilişkiler)
        • dirsek teması [TUR10-0209440] (Bir amaç uğruna dayanışma içinde bulunma, ilişki içerisine girme)
        • organik bağ [TUR10-1109940] (Bir teşkilat veya tüzel kişilikle arada bulunan ilişki)
        • organik bağ [TUR10-1109950] (İş birliği veya çıkar ilişkisi sonucunda karşılıklı yarara dayanan ilişki)
        • oynaş [TUR10-0596660] (Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri)
        • düşünce alışverişi [TUR10-0230850] (Karşılıklı görüş bildirme)
        • flört [TUR10-0277080] (Siyasal bir parti, yabancı bir ülke ve benzerine tam olarak bağlanmadan yaklaşma)
        • soysal [TUR10-0704860] (Soyla ilgili)
        • sosyal ilişki [TUR10-0704130] (Birbirlerinden haberi olan, en az iki insan arasında bir süre devam eden, anlamlı, belirli amaçları bulunan sosyal bağ)
        • göbek bağı [TUR10-0300940] (Yakın ilişki)
        • görev [TUR10-0305090] (Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi)
        • politik ilişki [TUR10-1237980] (Politika ile ilgili olan ilişki)
        • jeopolitik [TUR10-0391580] (Bir devlette bir bölgede uygulanan politikayla o yerin coğrafyası arasındaki ilişki)
        • iğretilik [TUR10-1216930] (İğreti ile iğretili arasında düşünülen ve ona dayanılarak iğretileme yapılan ilişik)
        • unsteadiness [ENG31-04782801-n] (the quality of not being steady or securely fixed in place)
        • nedensellik [TUR10-1253710] (Nedeni sonuca bağlayan ilişki, nedensel olma özelliği, durumu)
        • flört [TUR10-0682360] (Birbirini karşılıklı sevme) flirt [ENG31-00513533-n] (playful behavior intended to arouse sexual interest)
          • yasak ilişki [TUR10-1179300] (Gelenek, göreneklere ve yasalara aykırı yaşanan gönül ilişkisi)
      • nitelik [TUR10-0578260] (Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik) quality [ENG31-04731092-n] (an essential and distinguishing attribute of something or someone)
        • güvenirlik [TUR10-0317680] (Güvenilir olma durumu)
        • credibility [ENG31-04790142-n] (the quality of being believable or trustworthy)
        • ihanet [TUR10-0362990] (Evlilikte, sevgide aldatma)
        • infidelity [ENG31-04886056-n] (the quality of being unfaithful)
        • iktidar [TUR10-0366530] (Bir işi yapabilme gücü; erk; kudret) authority [ENG31-05203850-n] (the power or right to give orders or make decisions)
          • nüfuz [TUR10-0250960] (Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü) influence [ENG31-05201419-n] (a power to affect persons or events especially power based on prestige etc)
            • yargı gücü [TUR10-0836620] (Yargı işini yerine getirebilme gücü)
          • yetki [TUR10-0012890] (Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak) legal power [ENG31-05205695-n] ((law) the right and power to interpret and apply the law)
            • sınırsız yetki [TUR10-0687690] (Alabildiğine genişletilmiş yetki)
            • yargı yetkisi [TUR10-0836770] (Yargılama gücünü veren yetki)
            • legal power [ENG31-05205695-n] ((law) the right and power to interpret and apply the law)
            • kumanda [TUR10-0489940] (Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi)
            • command [ENG31-05205065-n] (the power or authority to command)
            • ahzükabz [TUR10-0016260] (Para tahsilinde bulunmaya yetkili olma)
            • had [TUR10-0319800] (İnsanın yetki ve değeri)
            • yürütme gücü [TUR10-0867040] (Kanunları uygulama yetkisi)
            • yasama gücü [TUR10-0770740] (Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasa yapma, yasa koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisi)
            • yaptırım gücü [TUR10-0835090] (Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlayan güç)
            • kadro [TUR10-0397370] (Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi)
            • inisiyatif [TUR10-0375170] (Karar verme yetkisi)
            • iki başlılık [TUR10-0364920] (Yönetimde birden fazla yetkiye sahip olma)
            • vekillik [TUR10-0816980] (Birinin yerine iş görme yetkisi, naiplik)
            • proxy [ENG31-10506494-n] (a person authorized to act for another)
          • otorite [TUR10-0817070] (Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü)
          • authority [ENG31-05203850-n] (the power or right to give orders or make decisions)
          • tasarruf [TUR10-0748720] (Bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi; kullanım)
          • disposal [ENG31-05205890-n] (the power to use something or someone)
          • takdir yetkisi [TUR10-0739350] (Kanunun belirlediği durumlarda yargıca tanınan değerlendirme serbestliği)
          • free will [ENG31-05206024-n] (the power of making free choices unconstrained by external agencies)
          • veto [TUR10-0818890] (Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı)
          • veto [ENG31-05206196-n] (the power or right to prohibit or reject a proposed or intended act (especially the power of a chief executive to reject a bill passed by the legislature))
          • etkin olma [TUR10-1217330] (Hareketli, işleyen, çalışan, etkili, faal, aktif, dinamik olma)
          • effectiveness [ENG31-05206554-n] (power to be effective)
          • erk [TUR10-0250970] (Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği; iktidar)
          • zinde kuvvet [TUR10-0876510] (Taze kuvvet)
          • egemenlik [TUR10-0351250] (Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi) dominion [ENG31-14466399-n] (dominance or power through legal authority)
            • hakimiyetimilliye [TUR10-0321850] (Millî egemenlik; ulusal egemenlik)
        • nitelik [TUR10-0141580] (Bir şeyin iyi veya kötü oluşu) quality [ENG31-04735326-n] (a degree or grade of excellence or worth)
          • görüntü [TUR10-0306250] (Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. ile oluşturulan biçimi) appearance [ENG31-04681322-n] (outward or visible aspect of a person or thing)
            • güzellik [TUR10-0318370] (Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik) beauty [ENG31-04691171-n] (the qualities that give pleasure to the senses)
              • güzellik [TUR10-0318400] (Güzel olan bir kimsenin niteliği)
              • comeliness [ENG31-04692745-n] (the quality of being good looking and attractive)
              • cemal [TUR10-0135300] (Yüz güzelliği)
              • bedayi [TUR10-0088310] (Estetik yönü ağır basan güzellikler)
            • ultrasonografi [TUR10-1255900] (Ultrason kullanılarak elde edilen görüntüler)
            • çirkinlik [TUR10-0169770] (Çirkin olanın niteliği)
              • çehre züğürdü [TUR10-0155750] (Yüzü çirkin olan kimse)
            • spot [TUR10-0708390] (Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü)
            • spot [ENG31-06408287-n] (a short section or illustration (as between radio or tv programs or in a magazine) that is often used for advertising)
          • etik [TUR10-0883240] (Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları) ethical motive [ENG31-09206590-n] (motivation based on ideas of right and wrong)
            • dürüstlük [TUR10-0321900] (Hak ve adalete uygunluk) righteousness [ENG31-04833466-n] (adhering to moral principles)
              • adalet [TUR10-0007070] (Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe)
              • şeref [TUR10-0728550] (Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer) honor [ENG31-04876319-n] (the quality of being honorable and having a good name)
                • yüzsuyu [TUR10-0868370] (Bir kimsenin onuru, haysiyeti)
            • açık yüreklilik [TUR10-0004640] (Açık yürekli olma durumu, samimiyet)
            • candor [ENG31-04878915-n] (the quality of being honest and straightforward in attitude and speech)
            • içtenlik [TUR10-0661990] (Candan, açık yürekli ve samimi olma durumu ya da bu şekilde davranış) candor [ENG31-04878915-n] (the quality of being honest and straightforward in attitude and speech)
              • candanlık [TUR10-1249880] (Candan olma durumu)
              • espressivo [TUR10-0254400] (Duygulu; içten)
              • ihlas [TUR10-0363250] (İbadetlerdeki içtenlik)
              • huluskârlık [TUR10-0349830] (Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranma davranışı)
              • huluskârlık [TUR10-0349820] (Temiz duygululuk; içtenlik)
              • hulus [TUR10-0349790] (Gönül temizliği)
            • iyi niyet [TUR10-0655680] (Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe)
            • grace [ENG31-04647713-n] (a disposition to kindness and compassion)
          • sağlık [TUR10-0009960] (Vücudun hasta olmaması durumu) good [ENG31-05149427-n] (that which is pleasing or valuable or useful)
            • bilgelik [TUR10-0102950] (Bilge olma durumu ve niteliği)
            • wisdom [ENG31-05167331-n] (the quality of being prudent and sensible)
            • can sağlığı [TUR10-0132750] (İnsanın sağ ve sağlıklı olması)
            • kamu sağlığı [TUR10-0407680] (Bir toplumda büyük halk kitlelerinin sağlık koşulları açısından içinde bulunduğu durum)
          • bulanıklık [TUR10-0443230] (Duru ve saydam olmama durumu)
          • turbidity [ENG31-04711280-n] (muddiness created by stirring up sediment or having foreign particles suspended)
          • kolaylık [TUR10-0468280] (Kolay olma durumu) ease [ENG31-04715389-n] (freedom from difficulty or hardship or effort)
            • kolay [TUR10-0711040] (Kolaylık)
          • hız [TUR10-0343030] (Bir hareketten doğan güç) asperity [ENG31-04717403-n] (something hard to endure)
            • hareket [TUR10-0328210] (Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi)
          • yakışık [TUR10-0826970] (Uygun olma durumu) fitness [ENG31-04724140-n] (the quality of being suitable)
            • tetabuk [TUR10-0770880] (Uyma; uygun gelme)
            • uyarlık [TUR10-0801770] (Uygunluk)
            • uyarlama [TUR10-0801680] (Bir eseri çevrildiği dilin, konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına uydurma)
            • adaptasyon [TUR10-0007720] (Birbirine uydurma)
            • modernleştirme [TUR10-0144680] (İçinde yaşanılan zamanın gereklerine uydurma)
            • münasebet [TUR10-0562320] (İki şey arasındaki uygunluk)
            • formülasyon [TUR10-0881640] (Kurallara uydurma)
            • geçerlilik [TUR10-0287110] (Bir kavramın, bir yargının, mantık veya anlamı ve değeri bakımından onaylanabilir olması)
            • hallihamur [TUR10-0323960] (İçinde bulunduğu şartlara uyma)
            • imtizaç [TUR10-0371990] (Birbirini tutma; uyum sağlama; uygunluk)
            • isabet [TUR10-0379380] (Öneri, düşünce veya söz, yerinde olma)
            • orantı [TUR10-0589760] (Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp)
            • oran [TUR10-0417680] (İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp) ratio [ENG31-13841419-n] (the relative magnitudes of two quantities (usually expressed as a quotient))
              • faiz oranı [TUR10-0263240] (Kredi işlemlerinin kısa, orta ve uzun vadeli olmasına, kredi tiplerine ve sermaye piyasası, para piyasası vb. piyasa biçimlerine bağlı farklılıklardan oluşan ve para sahibinin üretimden aldığı pay oranı)
              • interest rate [ENG31-13340054-n] (the percentage of a sum of money charged for its use)
              • döviz kuru [TUR10-0491490] (Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri) rate of exchange [ENG31-13347642-n] (the charge for exchanging currency of one country for currency of another)
                • efektif kur [TUR10-0235030] (Efektif dövizin ulusal para birimi karşılığı)
                • cari kur [TUR10-0133120] (Bir kambiyo işleminin yapıldığı anda söz konusu olan kur)
                • cari kur [TUR10-0133110] (Piyasada arz ve talep sonucu belirlenen kur)
                • çapraz kur [TUR10-0150780] (İki ülke parası arasında üçüncü bir ülkenin parasıyla belirlenen kambiyo sürüm değeri, üç ülke parasının birbirlerine oranı)
                • dalgalı kur [TUR10-0180490] (Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesi olmaksızın belirlenmesi)
                • sabit kur [TUR10-0652570] (Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesiyle belirlenmesi)
                • katlı kur [TUR10-0428980] (Az gelişmiş ülke ekonomilerine özgü birden çok döviz kuru uygulama yöntemi)
            • bağdaşma [TUR10-0068450] (İmtizaç) compatibility [ENG31-04720011-n] (capability of existing or performing in harmonious or congenial combination)
              • denge [TUR10-0193230] (Zihinsel ve duygusal uyum)
              • ahenk [TUR10-0015070] (Birbirine uyma)
            • ahenk [TUR10-0015060] (Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk) conformity [ENG31-01206166-n] (acting according to certain accepted standards)
              • aile saadeti [TUR10-0016560] (Genellikle karı, koca bazen de büyükler ve çocuklar arasındaki uyum, anlaşma, sevgi ve hoşgörü)
              • aliterasyon [TUR10-0028440] (Şiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması)
              • akort [TUR10-0020150] (Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi)
              • müzikalite [TUR10-0567460] (Ahenkli, uyumlu olma)
              • ön uyum [TUR10-0604180] (Bir canlı varlığın belli bir ortama kendini uydurma yatkınlığı)
              • prozodi [TUR10-0637220] (Bir şiir bestesinde, hece vurgularının müzik vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması ve bu yoldaki kuralların bütünü)
            • ölçü [TUR10-0600830] (Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu)
          • doğa [TUR10-0212740] (Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi; huy)
          • nature [ENG31-04733982-n] (the essential qualities or characteristics by which something is recognized)
          • insanlık [TUR10-0376370] (İnsanın değerini, saygınlığını veren öz, insana yaraşır yaşama ve düşünme ilkesi)
          • humanness [ENG31-04734196-n] (the quality of being human)
          • tabiat [TUR10-0735990] (Doğal özellik)
          • nature [ENG31-04733982-n] (the essential qualities or characteristics by which something is recognized)
          • likidite [TUR10-0511380] (Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü)
          • liquidity [ENG31-04744670-n] (being in cash or easily convertible to cash)
          • likidite [TUR10-0511390] (Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar)
          • liquidity [ENG31-04744670-n] (being in cash or easily convertible to cash)
          • monotonluk [TUR10-0550140] (Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan olma durumu)
          • monotony [ENG31-04747566-n] (the quality of wearisome constancy, routine, and lack of variety)
          • ayrım [TUR10-0063620] (Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik) difference [ENG31-04756076-n] (the quality of being unlike or dissimilar)
            • tolerans [TUR10-0779540] (İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı)
            • allowance [ENG31-04757264-n] (a permissible difference)
            • eşitsizlik [TUR10-0563990] (İki veya daha çok şeyin yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden farklı olması durumu)
            • inequality [ENG31-04759476-n] (lack of equality)
            • farika [TUR10-0264730] (Bir şeyin benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge)
            • kültür uçurumu [TUR10-1091690] (Kültürler arasındaki büyük fark)
            • ayırt [TUR10-0879070] (Fark)
            • ayırt edilme [TUR10-0061730] (Ayırt edilmek işi)
            • ayırt etme [TUR10-0764040] (Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlama)
            • ayırt ettirme [TUR10-0948960] (Ayırt ettirmek işi)
            • ayrımcık [TUR10-0949560] (Küçük ayrım)
            • nüans [TUR10-0372980] (Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark)
            • nuance [ENG31-06618544-n] (a subtle difference in meaning or opinion or attitude)
          • fark [TUR10-0264800] (Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter)
          • difference [ENG31-04756076-n] (the quality of being unlike or dissimilar)
          • kesinsizlik [TUR10-0444560] (Kesin olmama durumu) doubt [ENG31-05706212-n] (the state of being unsure of something)
            • endişe [TUR10-0504150] (Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık) doubt [ENG31-04764777-n] (uncertainty about the truth or factuality or existence of something)
              • kararsızlık [TUR10-0365820] (Kararı olmama ya da karar vermekte güçlük çekme durumu) hesitation [ENG31-01065274-n] (the act of pausing uncertainly)
                • kıvrantı [TUR10-0456600] (Kararsızlık; sıkıntı)
              • itimatsızlık [TUR10-0388010] (Başkalarına güvenmeyen olma durumu)
              • distrust [ENG31-04902968-n] (the trait of not trusting others)
              • ikircim [TUR10-0365900] (İkircik)
              • hesitation [ENG31-05707399-n] (indecision in speech or action)
              • şek [TUR10-0726920] (Şüphe)
              • suizan [TUR10-0711170] (Kötü san; kuşku)
          • genellik [TUR10-0291660] (Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olma durumu) generality [ENG31-04771667-n] (the quality of being general or widespread or having general applicability)
            • dayanışma [TUR10-0185780] (Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması; tesanüt)
            • solidarity [ENG31-04772293-n] (a union of interests or purposes or sympathies among members of a group)
            • omuzdaşlık [TUR10-0587230] (Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse olma durumu) solidarity [ENG31-04772293-n] (a union of interests or purposes or sympathies among members of a group)
              • el birliği [TUR10-0241100] (Bir iş yapmak için birleşme; beraberlik; dayanışma)
              • toplumsal dayanışma [TUR10-0782080] (Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesi)
          • düzenli olma [TUR10-1216910] (Düzenlilik; tertiplilik) regularity [ENG31-04774586-n] (the quality of being characterized by a fixed principle or rate)
            • düzen [TUR10-0696400] (Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum) organization [ENG31-04775896-n] (an ordered manner)
              • kol nizamı [TUR10-0469050] (Mangaların yan yana değil de arka arkaya yürüme durumu)
              • ebcet [TUR10-0233200] (Arap alfabesinin her harfi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni)
              • altyapı [TUR10-0031520] (Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi)
              • format [TUR10-0278140] (Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni)
                • biçim [TUR10-0101050] (Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme)
                • biçim [TUR10-0101040] (Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni; format)
              • denge [TUR10-0193250] (Ekonomik hayatın uyumlu düzeni)
              • balance [ENG31-14025764-n] (a state of equilibrium)
              • rütbe sıralaması [TUR10-0651240] (Büyükten küçüğe, küçükten büyüğe makam ve rütbe sırası)
              • istikrar [TUR10-0383080] (Ödemeler dengesinde, istihdamda düzen)
            • homojenlik [TUR10-0347240] (Benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden olma durumu)
            • homogeneity [ENG31-04776473-n] (the quality of being of uniform throughout in composition or structure)
            • çekidüzen [TUR10-0156160] (Düzenlilik, özen, itina, intizam, ihtimam)
          • alavere [TUR10-0363670] (Düzensizlik, karışıklık) irregularity [ENG31-04777450-n] (not characterized by a fixed principle or rate)
            • dengesizlik [TUR10-0193510] (Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık)
            • unsteadiness [ENG31-04780421-n] (the quality of being unsteady--varying and unpredictable)
            • dalgalanma [TUR10-0180350] (Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı)
            • fluctuation [ENG31-04778150-n] (the quality of being unsteady and subject to changes)
            • istikrarsızlık [TUR10-0383120] (İstikrarsız olma durumu, dengesizlik, kararsızlık)
            • instability [ENG31-04782986-n] (the quality or attribute of being unstable and irresolute)
            • akortsuzluk [TUR10-0020320] (Ses düzensizliği veya ayarsızlığı)
            • ayarsızlık [TUR10-0060260] (Dengesizlik, düzensizlik)
            • çarpık kentleşme [TUR10-0986640] (Plansız, gelişigüzel, kent değerleri göz önüne alınmadan binalar yaparak kent kurma biçimi)
            • çarpıklık [TUR10-1249920] (Çarpık olma durumu, eğrilik)
            • inzibatsızlık [TUR10-1059360] (Düzensiz, başıboş olma)
          • hareketsizlik [TUR10-0132910] (Hareket etmeme, yerinde kımıldamama durumu) immobility [ENG31-04783538-n] (the quality of not moving)
            • duraklama [TUR10-0225230] (Duraklamak durumu) arrest [ENG31-14034398-n] (the state of inactivity following an interruption)
              • paydos [TUR10-0619730] (İşi veya çalışmayı geçici olarak bırakma) respite [ENG31-01064921-n] (a pause from doing something (as work))
                • öğle arası [TUR10-0599140] (Çalışma yerlerinde öğle vaktinde yemek yeme, dinlenme vb. amaçlarla işi bir süre bırakma)
              • teneffüs [TUR10-0764210] (Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara)
              • respite [ENG31-01064921-n] (a pause from doing something (as work))
              • ara [TUR10-0041310] (İki şey arasındaki boşluk, aralık)
              • respite [ENG31-01064921-n] (a pause from doing something (as work))
              • ara [TUR10-0041350] (Basketbol ve voleybolda takımların dinlenmek, taktik almak ve oyun alanlarını değiştirmek için kullandıkları süre)
              • ara [TUR10-0041340] (Futbol oyununun kırk beşer dakikalık iki devresi arasında verilen on beş dakikalık dinlenme süresi)
              • tehiriicra [TUR10-0757060] (Yürütmenin durdurulması)
              • devre arası [TUR10-0200460] (Devreleri birbirinden ayıran dinlenme süresi; ara)
              • durak [TUR10-0225200] (Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri)
              • durak [TUR10-0225190] (Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi)
              • akşam azadı [TUR10-0021530] (Ders paydosu; ders çıkışı)
              • azat [TUR10-0064770] (Okullarda paydos)
              • duraklama [TUR10-0225240] (İlerlemekte bulunan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması)
              • paydos vakti [TUR10-0619760] (İşi bırakma zamanı)
              • işlemezlik [TUR10-1062630] (Makinenin çalışmadan, işlemeden durması)
            • stagnasyon [TUR10-1238450] (Gayrisafi millî hasılanın ortalamadan daha düşük bir hızda büyümesi, ekonomide durgunluk)
            • stagnation [ENG31-14036138-n] (a state of inactivity (in business or art etc))
          • sevimsizlik [TUR10-0682240] (Hoşa gitmeyen olma durumu)
          • loathsomeness [ENG31-04788613-n] (the quality of being disgusting to the senses or emotions)
          • rasyonalite [TUR10-0643180] (Akla dayalı olanın niteliği)
          • rationality [ENG31-04792206-n] (the quality of being consistent with or based on logic)
          • doğallık [TUR10-0213170] (Doğal olma durumu, tazelik) naturalness [ENG31-04793136-n] (the quality of being natural or based on natural principles)
            • kendiliğindenlik [TUR10-0440970] (Dıştan bir belirleme ile değil, kendi kendine gerçekleşen etkinlik)
            • spontaneity [ENG31-04793991-n] (the quality of being spontaneous and coming from natural feelings without constraint)
          • alışılmamışlık [TUR10-0028030] (Alışılmamış olma durumu) unfamiliarity [ENG31-04804731-n] (unusualness as a consequence of not being well known)
            • tuhaflık [TUR10-0787550] (Tuhaf davranış) eccentricity [ENG31-04806130-n] (strange and unconventional behavior)
              • maymunluk [TUR10-0530510] (Güldürmek veya dikkati çekmek için yapılan tuhaflık)
          • özgünlük [TUR10-0590620] (Yalnız kendine has bir nitelik taşıma durumu) originality [ENG31-04807608-n] (the quality of being new and original (not derived from something else))
            • yenilik [TUR10-0849320] (Yeni olma durumu veya yeni olan bir şeyin özelliği)
            • freshness [ENG31-04807845-n] (originality by virtue of being refreshingly novel)
            • heterodoksluk [TUR10-1216940] (Heterodoks olma durumu)
            • unorthodoxy [ENG31-04807978-n] (the quality of being unorthodox)
            • bekaret [TUR10-0089460] (Sanat ve düşüncede özgünlük, yenilik)
            • öze [TUR10-0607840] (Bir türde, bir bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan; has)
          • asıl [TUR10-0049280] (Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması)
          • correctness [ENG31-04809447-n] (conformity to fact or truth)
          • liyakat [TUR10-0187900] (Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye hak kazandıran durumu, layık olma)
          • deservingness [ENG31-04814129-n] (the quality of being deserving (e.g., deserving assistance))
          • popülerlik [TUR10-0633140] (Popüler olma durumu)
          • popularity [ENG31-04815891-n] (the quality of being widely admired or accepted or sought after)
          • tutulma [TUR10-0790840] (Halk tarafından sevilme; ünlü olma; iyi tanınma)
          • popularity [ENG31-04815891-n] (the quality of being widely admired or accepted or sought after)
          • hukuka uygunluk [TUR10-1216960] (Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu olma durumu) lawfulness [ENG31-04817036-n] (the quality of conforming to law)
            • meşruiyet [TUR10-0539170] (Geçerli olma durumu)
            • legitimacy [ENG31-04817287-n] (lawfulness by virtue of being authorized or in accordance with law)
            • yasallık [TUR10-1216950] (Yasal, kanuna uygun olma niteliği) legality [ENG31-04816489-n] (lawfulness by virtue of conformity to a legal statute)
              • geçerlilik [TUR10-0287100] (Yürürlükte olma, değerini sürdürme durumu)
              • validity [ENG31-04816705-n] (the quality of having legal force or effectiveness)
              • tedavül [TUR10-0216430] (Para ve para yerine geçen bono, senet ve benzerinin geçerli olması, sürümde bulunması)
              • validity [ENG31-04816705-n] (the quality of having legal force or effectiveness)
              • boy bos [TUR10-0116310] (Geçerlilik; değer)
          • yasadışılık [TUR10-1216970] (NOT: TUR10-1216980 ile aynı) illegality [ENG31-04817579-n] (unlawfulness by virtue of violating some legal statute)
            • kötü yol [TUR10-0485120] (Yasa dışılık)
            • kötü yol [TUR10-0485110] (Yanlışlık, uygunsuzluk)
          • bayağılık [TUR10-0085980] (Basit, değersiz, ahlaksız davranışlar sergileme durumu veya bu tür davranışlar)
          • coarseness [ENG31-04824511-n] (the quality of lacking taste and refinement)
          • berraklık [TUR10-0095000] (Duruluk)
          • clarity [ENG31-04827489-n] (free from obscurity and easy to understand)
          • belirsizlik [TUR10-0563000] (Belirsiz olma durumu)
          • obscureness [ENG31-04830647-n] (the quality of being unclear or abstruse and hard to understand)
          • insanlık [TUR10-0376380] (İnsanı sevme, insan sevgisi, insancıl olma)
          • humaneness [ENG31-04836156-n] (the quality of compassion or consideration for others (people or animals))
          • merhamet [TUR10-0536630] (Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü) commiseration [ENG31-07569430-n] (a feeling of sympathy and sorrow for the misfortunes of others)
            • müsamaha [TUR10-0456990] (Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu)
            • lenience [ENG31-04837153-n] (mercifulness as a consequence of being lenient or tolerant)
            • af [TUR10-0009380] (Mazur görülme)
            • affedilme [TUR10-0009690] (Bağışlama işine konu olma; affolunma; affa uğrama)
            • bağışlayış [TUR10-0952040] (Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçme işi)
            • rahim [TUR10-0641460] (Acıma, esirgeme)
            • rahmet [TUR10-0641560] (Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme)
          • hayır [TUR10-0335330] (İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım) charity [ENG31-04847636-n] (a kindly and lenient attitude toward people)
            • sebil [TUR10-0672040] (Meyan kökü şerbetini bir hayır için dağıtma)
          • takt [TUR10-0741240] (Yerinde konuşma veya davranma)
          • tact [ENG31-04849041-n] (consideration in dealing with others and avoiding giving offense)
          • erdemlilik [TUR10-0249580] (Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklere sahip olma durumu) virtue [ENG31-04854529-n] (the quality of doing what is right and avoiding what is wrong)
            • erdem [TUR10-0266420] (Ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı) virtue [ENG31-04854713-n] (a particular moral excellence)
              • insaf [TUR10-0375860] (Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet)
            • yiğitlik [TUR10-0029990] (Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış)
              • serdengeçtilik [TUR10-0678280] (Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişme, canını esirgeme türünde davranış)
              • göt [TUR10-0307400] (Güç veya yüreklilik)
            • bahadırlık [TUR10-0070750] (Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanma veya yiğitlik gösterme özelliği, durumu)
            • başkahramanlık [TUR10-1248870] (Başkahraman olma durumu)
          • adalet [TUR10-0007080] (Hak ve hukuka uygunluk işini uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları) justice [ENG31-04857348-n] (the quality of being just or fair)
            • adli tıp [TUR10-0009050] (Adaletin tıpla uğraşan kuruluşu)
          • tanrısallık [TUR10-0744870] (Tanrıya özgü olan varlık, nitelik)
          • divinity [ENG31-04862207-n] (the quality of being divine)
          • kutsallık [TUR10-0497620] (Kutsal olma durumu; mukaddeslik)
          • holiness [ENG31-04862369-n] (the quality of being holy)
          • analık [TUR10-0034990] (Anaca davranış)
          • motherliness [ENG31-04880153-n] (the quality of having or showing the tenderness and warmth and affection of or befitting a mother)
          • vefa [TUR10-0816610] (Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı)
          • fidelity [ENG31-04884180-n] (the quality of being faithful)
          • vefakarlık [TUR10-0816630] (Sevgisi geçici olmama durumu)
          • fidelity [ENG31-04884180-n] (the quality of being faithful)
          • inansızlık [TUR10-0372770] (İnançsız olma durumu) infidelity [ENG31-04886056-n] (the quality of being unfaithful)
            • vefasızlık [TUR10-0321710] (Sevgiyi, dostluk bağlılığını sürdürmeyen olma durumu) disloyalty [ENG31-04886535-n] (the quality of being disloyal)
              • kalleşlik [TUR10-0591270] (Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan ya da birine gizlice kötülük eden olma durumu veya bu şekilde davranış)
              • perfidy [ENG31-04887159-n] (betrayal of a trust)
          • vıcık vıcıklık [TUR10-0819230] (Ciddilikten, özden yoksun oluş, değersizlik) paltriness [ENG31-05147543-n] (worthlessness due to insignificance)
            • paçavra [TUR10-0610340] (Değersiz ve iğrenç şey veya kimse)
          • verimlilik [TUR10-0818070] (Verimli olma durumu) fruitfulness [ENG31-05154628-n] (the quality of something that causes or assists healthy growth)
            • rantabilite [TUR10-0642490] (Yatırılmış sermayenin bir kuruluşun veya bir plasman konusunun gelir sağlayabilme olanağı, verimlilik)
          • işlev [TUR10-0386130] (Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü)
          • function [ENG31-05156572-n] (what something is used for)
          • işe yaramazlık [TUR10-1217210] (İşe yaramaz olma durumu) inutility [ENG31-05157835-n] (the quality of having no practical use)
            • donkişotluk [TUR10-0218700] (Gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma durumu)
            • knight errantry [ENG31-05160284-n] (quixotic (romantic and impractical) behavior)
          • uygulanabilirlik [TUR10-0802280] (Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme)
          • feasibility [ENG31-05159611-n] (the quality of being doable)
          • dezavantaj [TUR10-0201160] (Avantajlı olmama durumu) disadvantage [ENG31-05169087-n] (the quality of having an inferior or less favorable position)
            • sakınca [TUR10-0657990] (Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum) drawback [ENG31-05172048-n] (the quality of being a hindrance)
              • bit yeniği [TUR10-0109930] (Bir işin gizli kalmış kötü ve aksak yanı, kuşkulu bir nokta)
              • catch [ENG31-05172200-n] (a drawback or difficulty that is not readily evident)
          • ukalalık [TUR10-0797810] (Ukala olma durumu veya ukalaca davranış)
          • bumptiousness [ENG31-05174939-n] (offensive boldness and assertiveness)
          • beceri [TUR10-0088020] (Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği; maharet) ability [ENG31-05207437-n] (the quality of being able to perform)
            • söz cambazlığı [TUR10-0707040] (Sözü iyi kullanma becerisi)
            • iki dillilik [TUR10-0365130] (İki ayrı dile sahip olma veya iki ayrı dili okuyup yazma gücünde ve becerisinde olma)
          • fukaralık [TUR10-0280400] (Güçsüzlük)
          • powerlessness [ENG31-05211905-n] (the quality of lacking strength or power)
          • çözünürlük [TUR10-0880700] (Bir maddenin başka bir madde içinde dağılma, erime özelliği)
          • solubility [ENG31-05217489-n] (the quality of being soluble and easily dissolved in liquid)
          • görelik [TUR10-0304930] (Var olabilmek veya belirlenebilmek için, bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, görece olma durumu)
          • relativity [ENG31-05219877-n] (the quality of being relative and having significance only in relation to something else)
          • refah [TUR10-0112570] (Zenginlik, bolluk) wellbeing [ENG31-14470991-n] (a contented state of being happy and healthy and prosperous)
            • iyilik [TUR10-0389240] (İyi olma durumu, salah)
            • health [ENG31-14471374-n] (a healthy state of wellbeing free from disease)
            • varlık [TUR10-0814590] (İyi yaşayacak kadar geliri yolunda olma durumu; variyet)
            • çift çubuk [TUR10-0166940] (Mal mülk, para edebilecek bütün varlıklar)
          • eşitlik [TUR10-0256070] (Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu)
          • eşitlik [TUR10-0256060] (Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu)
          • çekicilik [TUR10-0027630] (Çekici olma durumu) appeal [ENG31-04694682-n] (attractiveness that interests or pleases or stimulates)
            • seksapel [TUR10-0674420] (Cinsel cazibe; cinsel çekicilik)
          • döküm [TUR10-0220600] (Kumaşın dökümlü olma niteliği)
          • duyumsamazlık [TUR10-0227640] (Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği)
          • etkinlik [TUR10-0258230] (Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği)
          • kusur [TUR10-0496210] (Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama)
          • araz [TUR10-0043520] (Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik)
          • yırık [TUR10-0855860] (Yırtılmış)
          • yararsızlık [TUR10-1104000] (Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan olma durumu)
          • yararlılık [TUR10-0835750] (Yarar sağlayan veya yararı olan olma durumu)
          • banallik [TUR10-1248720] (Banal olma durumu)
          • yahşilik [TUR10-0825560] (Yahşi olma işi veya durumu)
          • vergi [TUR10-0540570] (Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik)
          • verimsizlik [TUR10-0017170] (Verimi az olma veya olmama durumu)
            • çoraklık [TUR10-0173540] (Toprağın verimli olmama durumu)
          • belgisizlik [TUR10-0091150] (Belgisiz olma durumu)
          • boğukluk [TUR10-0972320] (Berrak olmama durumu)
          • çözünürlük [TUR10-0880710] (Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği)
          • çürüklük [TUR10-0177080] (Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum)
          • ehvenişer [TUR10-0238070] (Birkaç kötüden en az kötü olanı; kötünün iyisi)
          • spermasızlık [TUR10-0708000] (Sperma salgısının yokluğu)
          • spesiyalite [TUR10-0708050] (Özelliği olma, değerli veya az bulunma)
          • hak [TUR10-1246050] (Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk)
          • değerli nitelik [TUR10-1246910] () asset [ENG31-05161764-n] (a useful or valuable quality)
            • güç [TUR10-0312220] (Sınırsız, mutlak nitelik) forte [ENG31-05166608-n] (an asset of special worth or utility)
              • kudret [TUR10-0487860] (Tanrı'nın ezelî gücü)
                • ceberut [TUR10-0134190] (Tanrı'nın her şeyin üstünde olan kudreti)
              • hayal gücü [TUR10-0334320] (Geçmiş yaşantılara özgü ögelerle şimdiki yaşantı arasında bağ kurma gücü)
            • değerlilik [TUR10-0458160] (Değeri olma durumu; kıymettarlık)
            • avantaj [TUR10-0057660] (Üstünlük sağlayan şey) advantage [ENG31-05163204-n] (the quality of having a superior or more favorable position)
              • kar [TUR10-0415070] (Bir şeyden elde edilen sonuç) advantage [ENG31-05150110-n] (benefit resulting from some event or action)
                • intifa [TUR10-0377070] (Yararlanma; faydalanma)
                • yarar [TUR10-0835640] (Bir işten elde edilen iyi sonuç)
                  • menafi [TUR10-0534620] (Yararlar; faydalar)
              • iyilik [TUR10-0389270] (Yarar veya elverişlilik; nimet)
              • good [ENG31-05167108-n] (benefit)
              • çıkar [TUR10-0529300] (Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç) good [ENG31-05167108-n] (benefit)
                • baldıran şerbeti [TUR10-0073760] (Acı çekerek, yüzsuyu dökerek elde edilen kazanç)
                • avanta [TUR10-0057620] (Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç)
                • vurgun [TUR10-0616580] (Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç)
                • voli [TUR10-0821190] (Vurgun, kazanç, kâr)
              • saha avantajı [TUR10-0656540] (Bir spor karşılaşmasında yarışmanın yapıldığı alanı tanıma ve seyirci desteğine sahip olma imkânı)
              • avantaj [TUR10-0057680] (Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan)
              • koz [TUR10-0479760] (Karşısındakini alt edecek etkili şey)
        • özellik [TUR10-0880020] (Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik) property [ENG31-05857567-n] (a construct whereby objects or individuals can be distinguished)
          • boyut [TUR10-0117220] (Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı) magnitude [ENG31-05097645-n] (the property of relative size or extent (whether large or small))
            • boyut [TUR10-0126320] (Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri) dimension [ENG31-05100843-n] (the magnitude of something in a particular direction (especially length or width or height))
              • genişlik [TUR10-0048230] (Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik)
              • width [ENG31-05143415-n] (the extent of something from side to side)
              • yükseklik [TUR10-0865530] (Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık) altitude [ENG31-13920350-n] (the perpendicular distance from the base of a geometric figure to the opposite vertex (or side if parallel))
                • minare boyu [TUR10-0546480] (Aşağı yukarı 10-20 metre arasında olan yükseklik)
              • derinlik [TUR10-0196490] (Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu)
              • thickness [ENG31-05110372-n] (the dimension through an object as opposed to its length or width)
              • uzunluk [TUR10-0805690] (Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı)
              • azmanı [TUR10-0950610] (...'nın çok gelişmişi, iri yapılısı)
              • battal boy [TUR10-0085610] (Çok büyük boy)
              • boy pos [TUR10-0975380] (Boy bos)
              • cücelik [TUR10-1250170] (Cüce olma durumu)
              • dalga boyu [TUR10-0180170] (Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık)
              • daraltı [TUR10-0183700] (Dar gibi görünme veya olma)
              • negatif büyüklük [TUR10-0573710] (Aynı türden pozitif bir büyüklükle ters yönde olan büyüklük)
              • devede kulak [TUR10-1004330] (Bir bütüne göre ufak bir parça)
              • format [TUR10-0278130] (Film veya fotoğrafta boyutlar)
              • ölçü [TUR10-0600800] (Belirlenmiş boyut)
              • ölçülen [TUR10-0600900] (Bir ölçme işlemine imkân sağlayan fiziksel büyüklük)
              • uzunluk [TUR10-0805670] (Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı) stature [ENG31-05009517-n] ((of a standing person) the distance from head to foot)
                • parametre [TUR10-0614310] (Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu)
                • bobin [TUR10-0110900] (Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu)
                  • kenar bobini [TUR10-0440640] (Kâğıtçılıkta üretimin maksimum makine genişliğinde olmasını sağlayabilmek için ana bobinlerin yanında üretilen dar, tekrar hamurlaştırmanın dışında kullanıma imkân sağlayacak genişlikteki bobin)
            • beden [TUR10-0088590] (Giysilerde ölçü)
            • size [ENG31-05106493-n] (a large magnitude)
            • çevre [TUR10-0161520] (Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi)
            • circumference [ENG31-05108523-n] (the size of something as given by the distance around it)
            • irilik [TUR10-0136950] (Büyük olma durumu)
            • largeness [ENG31-05111246-n] (the property of having a relatively great size)
            • numara [TUR10-0580310] (Ölçü; derece) number [ENG31-05128718-n] (the property possessed by a sum or total or indefinite quantity of units or individuals)
              • çoğunluk [TUR10-0172440] (Sayı üstünlüğü) preponderance [ENG31-05129364-n] (a superiority in numbers or amount)
                • nispi çoğunluk [TUR10-0577660] (Bir oylamada yarışan kişi, liste veya görüşlerden birinin, diğerlerinin ayrı ayrı elde ettiklerinden daha çok oy alması yoluyla sağlanan çoğunluk)
              • atom numarası [TUR10-0057320] (Bir atom çekirdeğinin içinde bulunan protonların sayısı)
            • teker [TUR10-0758040] (Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü)
            • simpleks [TUR10-1251260] (Geometride üçgen gösteriminin bir genellemesi veya dörtyüzlünün boyutu)
          • görsel özellik [TUR10-1246630] () visual property [ENG31-04957303-n] (an attribute of vision)
            • ayla [TUR10-0062070] (Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi)
            • aura [ENG31-04958893-n] (an indication of radiant light drawn around the head of a saint)
            • hale [TUR10-0322620] (Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire)
            • aura [ENG31-04958893-n] (an indication of radiant light drawn around the head of a saint)
            • pırıltı [TUR10-0626560] (Pırıldayan şeyin yansıttığı ışık)
            • glitter [ENG31-04960121-n] (the quality of shining with a bright reflected light)
            • ışıltı [TUR10-0356040] (Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık)
            • shininess [ENG31-04961860-n] (the visual property of something that shines with reflected light)
            • cila [TUR10-0140580] (Parlaklık)
            • polish [ENG31-04962337-n] (the property of being smooth and shiny)
            • kırıcılık [TUR10-0450650] (Işığı kırma özelliği)
            • renk [TUR10-0115770] (Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum) color [ENG31-04963771-n] (a visual attribute of things that results from the light they emit or transmit or reflect)
              • al [TUR10-0022950] (Kanın rengi, kızıl) red [ENG31-04969961-n] (red color or pigment)
                • koyu kırmızı [TUR10-0479200] (Bordoya yakın kırmızı, kırmızının bir ton koyusu) crimson [ENG31-04970765-n] (a deep and vivid red color)
                  • bordo [TUR10-0113990] (Mora çalan kırmızı renk, şarap tortusu rengi) claret [ENG31-04971178-n] (a dark purplish-red color)
                    • gülkurusu [TUR10-0313450] (Bordonun bir ton koyusu)
                  • tavşankanı [TUR10-0753020] (Parlak ve koyu kırmızı renk)
                  • vişneçürüğü [TUR10-0820470] (Çürük vişne rengi)
                  • fes rengi [TUR10-0269320] (Koyu kırmızı renk)
                • kızıl [TUR10-0458890] (Parlak kırmızı renk)
                • crimson [ENG31-04970765-n] (a deep and vivid red color)
                • açık kırmızı [TUR10-0004700] (Kırmızının bir ton açığı)
                • alev kırmızısı [TUR10-0026760] (Alev rengi)
                • pas rengi [TUR10-0617590] (Kırmızıyla kahverengi arasındaki renk)
                • kızıltı [TUR10-0459400] (Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl)
                • galibarda [TUR10-0282290] (Mora çalan kırmızı)
                • güvez [TUR10-0318010] (Mora çalan kırmızı renk)
                • kızıllık [TUR10-0459320] (Güneş doğarken veya batarken oluşan hafif kızıl renk)
                • kiremit rengi [TUR10-0462730] (Kahverengiye çalan kızıl kırmızı renk, kiremidin rengi)
                • şarabi [TUR10-0723970] (Kırmızı şarap rengi)
                • fecir [TUR10-0266620] (Tan kızıllığı)
                • firfiri [TUR10-0274970] (Parlak kızıl renk)
                • ateş kırmızısı [TUR10-0054980] (Yanan ateşin rengi)
                • şeytan kırmızısı [TUR10-1147220] (Kırmızının parlak bir türü)
                • gurup rengi [TUR10-0311570] (Turuncuya çalan kırmızı)
              • ala [TUR10-0023040] (Açık kestane renginde olan, ela göz)
              • alaca [TUR10-0023230] (Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala)
              • bembeyaz [TUR10-0719310] (Bembeyaz, çok beyaz)
              • lily-white [ENG31-00391522-s] (of a pure white color)
              • beyaz [TUR10-0097420] (Kar, süt ve benzerinin rengi) White House [ENG31-04588063-n] (the government building that serves as the residence and office of the President of the United States)
                • fildişi rengi [TUR10-0273620] (Fil dişinin donuk beyaz rengi)
                • bone [ENG31-04968508-n] (a shade of white the color of bleached bones)
                • kemik rengi [TUR10-0440220] (Beyaz ile krem rengi arasında olan renk)
                • ak [TUR10-0016800] (Bazı şeylerde beyaz bölüm)
                • egg white [ENG31-07857013-n] (the white part of an egg)
              • gri [TUR10-0310790] (Odunun yanmasıyla oluşan, külün akla kara arasındaki rengi)
                • zeytin rengi [TUR10-0873740] (Koyu gri ve siyah arası renk)
                • açık gri [TUR10-0004490] (Grinin bir ton açığı)
                • kurşun grisi [TUR10-0493230] (Koyu gri renk)
                • füme [TUR10-0280740] (Koyu gri renk)
                • kurşun rengi [TUR10-0493440] (Kurşunun rengi, koyu kül rengi)
                • esmer [TUR10-0253870] (Kurşuni renk)
                • demiri [TUR10-0191730] (Demir mavisi; gri)
                • gümüş grisi [TUR10-0314680] (Gümüş rengine çalan gri)
                • gümüş rengi [TUR10-0314700] (Gümüş parlaklığında, gümüşü andıran renk)
                • kır [TUR10-0449800] (Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk)
                  • sıçan kırı [TUR10-0684160] (Sıçanın tüyünün rengi)
                  • gök kır [TUR10-0302460] (Gri, kurşuni ve bu renkteki at donu)
                  • baklakırı [TUR10-1253150] (Koyu ve iri benekli kır)
                • koyu gri [TUR10-0479140] (Siyaha yakın gri, grinin bir ton koyusu)
                • kum grisi [TUR10-0490400] (Kum rengi)
                • turna kırı [TUR10-0788800] (Kırmızımtırak gri)
              • dalgalı [TUR10-0180440] (Açıklı koyulu renk)
              • esmer [TUR10-0253860] (Siyaha çalan buğday rengi)
              • kahverengi [TUR10-0399740] (Kavrulmuş kahvenin rengi)
                • açık kahverengi [TUR10-0526740] (Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahverengi)
                  • açık kestane [TUR10-0004680] (Kestane renginin bir veya birkaç ton açığı)
                • tütün rengi [TUR10-0735230] (Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi)
                • koyu kahverengi [TUR10-0479160] (Karaya yakın kahverengi, kahverenginin bir ton koyusu)
                • boz [TUR10-0117340] (Açık toprak rengi)
                • ela [TUR10-0240920] (Gözde sarıya çalan kestane rengi)
                • sincabi [TUR10-0694060] (Kahverengi ile kurşun rengi arasında olan renk)
                • bej [TUR10-0089340] (Sarıya çalan açık kahverengi)
                • fındıki [TUR10-0270630] (Fındıkkabuğu rengi)
                • fındıkkabuğu [TUR10-0270660] (Fındığın kabuk rengini andıran bir tür kahverengi)
                • fındık rengi [TUR10-1027150] (Fındıkkabuğu)
                • bakır rengi [TUR10-0072280] (Kızıla yakın kahverengi)
              • kıpkırmızı [TUR10-0449650] (Çok parlak kırmızı)
              • kömür [TUR10-0481460] (Siyah renkli)
              • lal [TUR10-0506390] (Bu taşın renginde olan)
              • red [ENG31-00382159-s] (of a color at the end of the color spectrum (next to orange))
              • mavi [TUR10-0519700] (Gök rengi) blue [ENG31-04976072-n] (blue color or pigment)
                • boncuk mavisi [TUR10-0113320] (Yeşile çalan bir mavi)
                • lacivert [TUR10-0625640] (Koyu mavi renk) dark blue [ENG31-04976880-n] (a dark shade of blue)
                  • koyu lacivert [TUR10-0479240] (Siyaha yakın lacivert, laciverdin bir ton koyusu)
                • gökyüzü mavisi [TUR10-0302710] (Mavininı göğün rengi olan açık bir tonu)
                • deniz mavisi [TUR10-0194290] (Deniz renginde koyuca mavi)
                • gökçül [TUR10-0302320] (Maviye çalan renk)
                • gök [TUR10-0302170] (Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi)
                • camgöbeği [TUR10-0131010] (Yeşile çalan mavi renk)
                • havai [TUR10-0332720] (Açık mavi renk)
                • okyanus mavisi [TUR10-0584810] (Mavinin bir ton koyusu)
                • Akdeniz mavisi [TUR10-0017840] (Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü)
                • lavanta mavisi [TUR10-0508340] (Lavanta rengindeki mavi)
                • kristal mavisi [TUR10-0486600] (Kristalin yansıttığı açıklık ve parlaklıktaki mavi rengi)
                • maden mavisi [TUR10-0516640] (Kül rengine çalan parlak mavi)
                • çivit rengi [TUR10-0170380] (Bir tür koyu mavi renk)
                • indigo [ENG31-04977665-n] (a blue-violet color)
                • tirşe [TUR10-0777920] (Yeşil ile mavi arası renk)
                • çivit mavisi [TUR10-0170670] (Çivit rengindeki mavi)
                • turkuvaz [TUR10-1164680] (Bu taşın rengi)
                • turkuvaz mavisi [TUR10-1164710] (Yeşile çalan mavi renkte genellikle küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan değerli bir taşın rengi)
                • süt mavisi [TUR10-0719670] (Çok açık mavi)
                • gökşin [TUR10-0302600] (Maviye yakın renk)
              • mavimsi [TUR10-0529700] (Rengi maviyi andıran, maviye benzeyen)
              • blue [ENG31-00371931-s] (of the color intermediate between green and violet)
              • mor [TUR10-0550260] (Kırmızı ile mavinin karışmasından oluşan renk, menekşe renginin kırmızıya çalanı)
                • göğem [TUR10-0301820] (Yeşile çalan mor renk)
                • patlıcani [TUR10-0619090] (Patlıcan rengi)
                • eflatun [TUR10-0235450] (Açık mor renk) purple [ENG31-04977236-n] (a purple color or pigment)
                  • eflatuni [TUR10-0235470] (Eflatun rengi)
                  • erguvan rengi [TUR10-1021690] (Eflatunla kırmızı arası renk)
                  • kızılşap [TUR10-0459380] (Açık eflatun renk)
                  • lila rengi [TUR10-0511460] (Açık eflatun)
                  • siklamen [TUR10-0691990] (Kırmızıya çalan eflatun renk)
              • pembe [TUR10-0622220] (Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk) pink [ENG31-04978183-n] (a light shade of red)
                • açık pembe [TUR10-0005230] (Pembenin bir ton açığı)
                • rose [ENG31-04978580-n] (a dusty pink color)
                • gül rengi [TUR10-0313730] (Gül çiçeğinin rengi)
                • rose [ENG31-04978580-n] (a dusty pink color)
                • pespembe [TUR10-0624910] (Çok pembe)
                • koyu pembe [TUR10-0479600] (Pembenin bir ton koyusu)
                • tozpembe [TUR10-0784610] (Açık pembe renk)
                • yavruağzı [TUR10-0842080] (Kavuniçi ile pembe arası bir renk)
                • Çingene pembesi [TUR10-0169160] (Göz alıcı pembe renk)
                • bergamodi [TUR10-0094580] (Sarımsı pembe rengi)
                • gülgûn [TUR10-1040160] (Gül renkli; pembe)
              • sarı [TUR10-0873030] (Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi)
                • limon rengi [TUR10-1093630] (Yeşile çalan açık sarı)
                • limon sarısı [TUR10-0511980] (Limon kabuğunun rengi)
                • hardal rengi [TUR10-0327980] (Kirli sarı renk)
                • bal rengi [TUR10-0075240] (Kahverengiye çalan sarı renk)
                • balköpüğü [TUR10-0074840] (Açık sarı renk)
                • koyu sarı [TUR10-0479620] (Sarının bir ton koyusu)
                  • tahin rengi [TUR10-0737760] (Kirli, koyu sarı renk)
                  • kara sarı [TUR10-0418240] (Siyaha çalan sarı)
                  • kirli sarı [TUR10-0463160] (Koyu ve donuk sarı renk)
                  • kumral [TUR10-0490720] (Koyu sarı veya açık kestane rengi)
                • altın rengi [TUR10-0934570] (Altının renginde olan)
                • kavuniçi [TUR10-0431360] (Pembeye çalan sarı renk)
                • krem [TUR10-0486100] (Soluk sarı renk)
                • nohut rengi [TUR10-1107250] (Kirli veya donuk sarı renk)
                • saman sarısı [TUR10-0661820] (Sarının bir ton açığı)
                  • civciv sarısı [TUR10-0984380] (Çok açık sarı)
                • tarçın rengi [TUR10-0746850] (Sarı ile kahverengi arası bir renk)
                • toprak rengi [TUR10-0782650] (Toprağın sarı veya yeşile çalan rengi)
                • turnagözü [TUR10-0788770] (Berrak ve parlak sarı)
                • sapsarı [TUR10-0664920] (Çok sarı veya her yanı sarı)
                • sarılık [TUR10-0666290] (Sarı renk)
                • yumurta sarısı [TUR10-0862710] (Bu bölümün rengi)
                • saz rengi [TUR10-0671740] (Soluk, uçuk sarı)
              • ten rengi [TUR10-0764790] (İnsan teninin rengi)
              • turuncu [TUR10-0789060] (Turunç rengi, kızıl sarı renk) orange [ENG31-04972356-n] (orange color or pigment)
                • kazayağı [TUR10-0436070] (Açık turuncu renk)
                • aşı taşı [TUR10-0053740] (Taş durumundaki aşı boyası)
              • yeşil [TUR10-0851630] (Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk) green [ENG31-04974368-n] (green color or pigment)
                • çam yeşili [TUR10-0149430] (Yeşilin çam yapraklarına benzer bir tonu)
                • zeytuni [TUR10-0873850] (Kahverengiye yakın yeşil renk)
                • koyu yeşil [TUR10-0753440] (Yeşilin koyu tonları)
                • ördekbaşı [TUR10-0604450] (Yeşille lacivert arası renk)
                • haki [TUR10-0321620] (Yeşile çalan toprak rengi)
                • fıstık rengi [TUR10-0272110] (Sarıya çalan açık yeşil renk)
                • nefti [TUR10-0573540] (Siyaha yakın koyu yeşil)
                • açık yeşil [TUR10-0005530] (Maviye çalan göz rengi)
                  • filiz rengi [TUR10-1027870] (Asma filizinin rengi; açık yeşil renk)
                  • küf yeşili [TUR10-0500710] (Açık yeşil renk)
                • böcekkabuğu [TUR10-0118620] (Mor ile yeşil arasında ve metal parlaklığında olan renk)
                • kimyon rengi [TUR10-1082120] (Kahverengiye çalan yeşil renk)
                • turkuaz yeşili [TUR10-0788660] (Yeşile çalan mavi renkte değerli bir taşın rengi)
                • çağla yeşili [TUR10-0145050] (Olmamış, ham olan yeşil meyvenin rengi)
                • safra yeşili [TUR10-0654790] (Siyaha çalan yeşil renk)
              • buğday rengi [TUR10-0121480] (Açık esmer renk)
              • güvercingöğsü [TUR10-0317920] (Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk)
              • güvercinboynu [TUR10-0317890] (Yeşil, mavi ve pembe arasında dalgalanır gibi görünen renk)
              • ton [TUR10-0780110] (Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi)
              • shade [ENG31-04966407-n] (a quality of a given color that differs slightly from another color)
              • kromatik renk [TUR10-1246900] ()
              • chromatic color [ENG31-04966849-n] (a color that has hue)
              • siyahlık [TUR10-0697440] (Kara renk) black [ENG31-04967454-n] (the quality or state of the achromatic color of least lightness (bearing the least resemblance to white))
                • kuzguni siyah [TUR10-0499210] (Çok koyu, kara renk)
              • açıklık [TUR10-0005040] (Rengin koyu olmaması)
              • angudi [TUR10-0036620] (Angut kuşunun rengi)
              • pastel renk [TUR10-0617810] (Gerçek renkten daha açık olan renk)
              • baklaçiçeği [TUR10-0072690] (Bakla çiçeği rengi)
              • don [TUR10-0218100] (At kılının rengi)
                • alacalık [TUR10-0023550] (Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar halinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu)
                • koyu kır [TUR10-0479180] (Kırlaşmanın ilk devresinde meydana gelen koyu renkli at donu)
                • kula [TUR10-0488480] (Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu)
                • demir kırı [TUR10-0191790] (Siyah, beyaz karışık griye yakın renkte at donu)
                • doru [TUR10-1251390] (Gövdesi kızıl, bacaklarıyla yelesi kara olan at)
                • al [TUR10-0022970] (Dorunun açığı, kızıla çalan at donu)
              • orman yeşili [TUR10-0591070] (Koyu yeşil bir renk)
              • leylak rengi [TUR10-1093390] (Leylak çiçeğinin rengi)
              • toprak boya [TUR10-0782480] (İçinde demir oksidi bulunan renk, kiremit kırmızısı)
              • sağır renk [TUR10-0655650] (Değişik renklerin veya boyaların karışmasından ortaya çıkan ve kesin bir adı olmayan renk)
              • turp filizi [TUR10-0788920] (Turp rengi)
              • at donu [TUR10-0054630] (Atın tüyünün rengi)
                • süt kırı [TUR10-0719420] (Beyaz renkli at donu)
              • yeşilimtırak [TUR10-0851750] (Rengi yeşili andıran, yeşile benzeyen)
              • yaprakkurusu [TUR10-0834890] (Kuru yaprak rengi)
              • basit renk [TUR10-0079450] (Prizmadan geçen beyaz ışığın ayrıldığı renklerden her biri)
              • bej [TUR10-0089350] (Bej renginde olan)
              • beniz [TUR10-0093180] (Yüz rengi)
              • menekşe rengi [TUR10-0534870] (Menekşe çiçeğinin mor rengi)
              • mercan yeşili [TUR10-0536190] (Mercan renginde olan yeşil renk)
              • bold [TUR10-0972730] (Koyu)
              • metalik renk [TUR10-0539490] (Parlak renk)
              • nevir [TUR10-0575720] (Yüzün rengi; bet beniz)
              • şarap rengi [TUR10-0724110] (Kırmızı şarabın rengi)
              • şekerrenk [TUR10-0727310] (Sarıya çalan renk)
              • sıcak renkler [TUR10-0684070] (Sarı, kırmızı ve turuncu renk ve bu renklerin tonları)
              • geçiş [TUR10-0288010] (Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton)
              • ölü renk [TUR10-0602370] (Parlaklığı olmayan, donuk renk)
              • soğuk renkler [TUR10-0699710] (Mavi, lacivert, mor ve bu renklerin tonları)
              • gölge [TUR10-0302900] (Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk)
                • ışık gölge [TUR10-0355630] (Resimde ışıklı ve gölgeli bölümlerin birbirine göre dağılımını gösteren kısımlar)
              • pekmezkefi [TUR10-0621650] (Kula ile doru arasında bir at donu)
              • portakal rengi [TUR10-0633400] (Portakal kabuğunun rengi)
              • beyazlık [TUR10-0097720] (Ağartı)
                • kilit [TUR10-0460570] (Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık)
                • ağartılış [TUR10-0922050] (Ağartılma)
                • ben [TUR10-0092550] (Saçta, sakalda beliren beyazlık)
                • seki [TUR10-0673970] (At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık)
              • horozibiği [TUR10-0348020] (Koyu ve canlı pembe ya da kırmızı renk)
            • kılık [TUR10-0412110] (Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü)
            • karık [TUR10-0420290] (Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması)
            • fiziksel özellik [TUR10-1217120] (Bir maddenin kimyasal değişimlerden bağımsız olan sertlik, yoğunluk, erime noktası, renk gibi çeşitli özelliklerinin genel adı)
            • çekicilik [TUR10-0156070] (Çekme gücü)
          • zamana ilişkin özellik [TUR10-1217150] (Zaman ile ilgili özellik) temporal property [ENG31-05051679-n] (a property relating to time)
            • rotasyon [TUR10-0648900] (Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri)
            • rotation [ENG31-05052532-n] (a planned recurrent sequence (of crops or personnel etc.))
            • timing [TUR10-1162030] (Zamanlamak işi) timing [ENG31-00808739-n] (the regulation of occurrence, pace, or coordination to achieve a desired effect (as in music, theater, athletics, mechanics))
              • koordinasyon [TUR10-1199200] (Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, uyum ve düzen sağlama)
              • coordination [ENG31-00808934-n] (the regulation of diverse elements into an integrated and harmonious operation)
              • çağdaşlık [TUR10-0051300] (Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olma durumu)
              • modernity [ENG31-05057819-n] (the quality of being current or of the present)
              • eş güdümlü [TUR10-0255780] (Aralarında eş güdüm bulunan; koordine)
            • sürek [TUR10-0716770] (Süren, devam eden zaman) duration [ENG31-05058400-n] (continuance in time)
              • sonsuzluk [TUR10-0702710] (Sonsuz olma durumu)
              • endlessness [ENG31-05059538-n] (the property of being (or seeming to be) without end)
              • ölümsüzlük [TUR10-0089400] (Kalıcı olma durumu, sonsuzluk)
              • immortality [ENG31-05063253-n] (the quality or state of being immortal)
              • bengilik [TUR10-0092980] (Sonsuz ve ölçülmez zaman)
              • ölümsüzlük [TUR10-0602310] (Kalıcılık; ebedîlik)
            • aciliyet [TUR10-0878600] (İvedi olma durumu)
            • immediacy [ENG31-05066676-n] (the quickness of action or occurrence)
            • arkaizm [TUR10-0045690] (Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin, bir yapının özelliği)
          • düzey [TUR10-0232510] (Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi) level [ENG31-06257026-n] (an abstract place usually conceived as having depth)
            • ılımlılık [TUR10-0353050] (Ilımlı olma durumu)
            • moderation [ENG31-05124960-n] (quality of being moderate and avoiding extremes)
            • ölçülülük [TUR10-0600990] (İstek ve tutkularda aşırı olmama veya davranma erdemi)
            • moderation [ENG31-05124960-n] (quality of being moderate and avoiding extremes)
            • kur [TUR10-0491500] (Bir kursun basamaklarından her biri)
            • kadir [TUR10-0397120] (Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak)
            • yoksulluk sınırı [TUR10-1185690] (Bir ülkede insanların yoksul tanımı içerisine girmesine yol açan gelir düzeyi)
            • ayak [TUR10-0059110] (Aşağı düzeyde; sıradan; bayağı)
            • ayak [TUR10-0059180] (Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri)
            • ayak [TUR10-0059070] (Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi)
            • öğrenim düzeyi [TUR10-1112580] (Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla başarılan öğrenim aşaması)
            • yakınlık derecesi [TUR10-0826750] (Akrabalık ilişkisi içindeki sıra)
            • düzey [TUR10-0232500] (Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır; seviye)
              • taban [TUR10-0735600] (Bir ırmağın en derin olan orta yeri)
              • taban düzeyi [TUR10-0735720] (Bir akarsuyun, aşındırma ile erişebileceği en alçak yer)
            • hayal düzeyi [TUR10-0334260] (Hayal edebilme gücü, seviyesi)
            • hayat düzeyi [TUR10-1046930] (Yaşama ve geçinme düzeyi)
            • hayat seviyesi [TUR10-0334890] (Yaşama ve geçinme düzeyi)
            • porte [TUR10-0633500] (Bir işin genişlik, önem derecesi, etki alanı)
            • scope [ENG31-05132642-n] (an area in which something acts or operates or has power or control: "the range of a supersonic jet")
          • niteliksizlik [TUR10-0578340] (Bir şeyin nasıl olduğunu belirten ve onu başka şeylerden ayıran özelliğin olmaması durumu) inferiority [ENG31-04737838-n] (an inferior quality)
            • çürük elma [TUR10-0994530] (Bozuk, kalitesiz iş)
            • çürük iş [TUR10-0177040] (Bozuk, kötü, işe yaramaz özellikleri olan durum veya iş)
          • üslup [TUR10-0332340] (Özel oluş veya davranış biçimi) manner [ENG31-04936080-n] (how something is done or how it happens)
            • kıtlama [TUR10-0453210] (Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak çay içme biçimi)
            • koparma [TUR10-0474570] (Halterde ağırlığı bir tür kaldırma biçimi)
            • ağız [TUR10-0013380] (Üslup, ifade özelliği)
              • külhanbeyi ağzı [TUR10-0501310] (Külhanbeyine yakışır biçimde konuşma)
              • edebî dil [TUR10-1016870] (Edebî değeri olan eserlerde kullanılan dil)
              • halk dili [TUR10-0323620] (Halk ağızlarından ortak dile geçerek ortak dildeki karşılığı ile birlikte dile bir çeşni katmak üzere yaygın bir biçimde kullanılan ağız özelliklerinin bütünü)
              • diplomatik dil [TUR10-0208190] (Diplomasi alanında kullanılan dil)
              • halk ağzı [TUR10-0323360] (Aynı lehçe içinde daha küçük ayrılıklar gösteren ve belli yerleşim bölgelerine özgü olan konuşma dili)
              • argolaşma [TUR10-0044140] (Argolaşmak özelliği gösterme)
              • şoför ağzı [TUR10-0733300] (Şoförler arasında kullanılan ve kendilerine özgü deyim ve argoyu içeren konuşma tarzı)
            • terekküp tarzı [TUR10-0767180] (Oluş biçimi)
            • ampir [TUR10-0033770] (Fransa'da ve Avrupa'da yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb. üslubu)
            • üretim biçimi [TUR10-0808650] (Toplum hayatında insanların yaşamları için gerekli olan şeyleri elde etmelerinin tarih içinde gösterdiği türlü düzenlemeler olan kölecilik, sermayecilik, toplumculuk ve benzerinin her biri)
            • üretiş [TUR10-0808720] (Üretme işi ve biçimi)
            • ağız [TUR10-0013400] (Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği)
            • görüş tarzı [TUR10-0306660] (Düşünceleri açıklama biçimi)
            • eda [TUR10-0233930] (Anlatış biçimi, tarzı)
              • üslup [TUR10-0965910] (Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi) expressive style [ENG31-07080699-n] (a way of expressing something (in language or art or music etc.) that is characteristic of a particular person or group of people or period)
                • komedi [TUR10-0265140] (Yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri) comedy [ENG31-07028624-n] (light and humorous drama with a happy ending)
                  • komedya [TUR10-0470260] (Komedi)
                  • mim [TUR10-0546270] (Eski Yunan ve Roma'da yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü)
                  • mim [TUR10-0546280] (Bir oyuncunun herhangi bir davranış veya duyguyu yüz ve vücut hareketleriyle anlattığı komedi türü)
                  • grotesk [TUR10-0310960] (Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi)
                • bopstil [TUR10-0113520] (Züppece giyiniş biçimi)
                • kara mizah [TUR10-0417280] (Yalnız güldürmeyi değil, düşündürmeyi ve yergiyi de amaçlayan mizah)
                • black humor [ENG31-07082173-n] (the juxtaposition of morbid and farcical elements (in writing or drama) to give a disturbing effect)
                • arkaizm [TUR10-0045680] (Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan eski söz ve deyim)
                • archaism [ENG31-07087487-n] (the use of an archaic expression)
                • deme [TUR10-0191080] (Söyleme işi)
                • parlance [ENG31-07095369-n] (a manner of speaking that is natural to native speakers of a language)
                • laf kalabalığı [TUR10-0505360] (Üzerinde konuşulan konuyla, esasla veya sorunla ilgisi olmayan boş söz yığını)
                • verbiage [ENG31-07104211-n] (overabundance of words)
                • antitez [TUR10-0039740] (Bir çatışkının ikinci terimini oluşturan düşünce veya önerme)
                • antithesis [ENG31-07116072-n] (the juxtaposition of contrasting words or ideas to give a feeling of balance)
                • metafor [TUR10-0382240] (İstiare)
                • metaphor [ENG31-07121485-n] (a figure of speech in which an expression is used to refer to something that it does not literally denote in order to suggest a similarity)
                • mecaz [TUR10-0531320] (Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz)
                • metaphor [ENG31-07121485-n] (a figure of speech in which an expression is used to refer to something that it does not literally denote in order to suggest a similarity)
                • benzetme [TUR10-0745220] (Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi) simile [ENG31-07122967-n] (a figure of speech that expresses a resemblance between things of different kinds (usually formed with `like' or `as'))
                  • veçhişebeh [TUR10-0816540] (Benzetme yönü)
                  • buncağız [TUR10-0124510] (Bunun gibi)
                • kesik hava [TUR10-0443940] (Halk şiiri dışında yanık ezgili deyiş)
                • beşleme [TUR10-0096420] (Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu)
                • tanzir [TUR10-0745230] (Divan edebiyatında bir şiiri örnek alarak ona benzer bir örnek kaleme alma)
                • telmih [TUR10-0036960] (Bir dizede veya beyitte bilinen bir olay, bir atasözü, fıkra ve benzerini hatırlatma sanatı)
                • tenasüp [TUR10-0764140] (Birbirleriyle ilgili söz veya kavramların dizelerde toplanması sanatı)
                • dolaylama [TUR10-0216700] (Süslü, sanatlı edebî söz)
                • duruluk [TUR10-0226120] (Dil veya üslubun karışık olmama durumu)
                • epizot [TUR10-0249260] (Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı)
                • tesdis [TUR10-0769150] (Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme)
                • tevriye [TUR10-0771750] (Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı)
                • tezat [TUR10-0038940] (Anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma)
                • lisanımünasip [TUR10-0512380] (Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup)
                • ayaklı koşma [TUR10-0059650] (Halk şiirinde müstezat tarzında söylenen deyiş)
                • barok [TUR10-0078240] (M.S 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu)
                • Baroque [ENG31-15283887-n] (the historic period from about 1600 until 1750 when the baroque style of art, architecture, and music flourished in Europe)
                • yalın üslup [TUR10-0829150] (Uzatmalardan, parlak hayalî buluşlardan, süslü benzetmelerden, istiarelerden uzak üslup)
                • cemiyet [TUR10-0135530] (Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme)
                • hoyrat [TUR10-0349040] (Güneydoğu Anadolu'da ve Irak'taki Türkler arasında tek başına söylenen bir çeşit ezgili deyiş)
              • üslup [TUR10-0709390] (Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği) expressive style [ENG31-07080699-n] (a way of expressing something (in language or art or music etc.) that is characteristic of a particular person or group of people or period)
                • fantastik [TUR10-0264260] (XVIII. yüzyıldan başlayarak Fransa'da gelişen bir edebî tür)
                • süslü üslup [TUR10-0719100] (Türlü edebî sanatlarla süslenmiş üslup)
                • grotesk [TUR10-0310950] (Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu)
          • şekil [TUR10-0727390] (Davranış biçimi; tutum; yol; tarz) manner [ENG31-04936080-n] (how something is done or how it happens)
            • hayat [TUR10-0334570] (Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü) life style [ENG31-04937809-n] (a manner of living that reflects the person's values and attitudes)
              • aile hayatı [TUR10-0016470] (Aile düzeni içerisinde sürdürülen hayat, aile olarak yaşama)
              • faturalı yaşam [TUR10-0266040] (Yapılan alışverişte fatura alma alışkanlığı)
              • çalışma hayatı [TUR10-0147830] (Belli bir iş veya mesleği yürüten kimselerin uğraşmakta oldukları alan)
              • lüks hayat [TUR10-0514660] (Fazla masraf gerektiren tantanalı, gösterişli ve göz kamaştırıcı yaşama biçimi)
              • sağlıklı yaşam [TUR10-0656200] (Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat)
              • saltanat [TUR10-0661470] (Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış)
              • ücretlilik [TUR10-0805970] (Ücretlinin yaşama biçimi)
              • Anglosakson [TUR10-0036570] (İngilizlere özgü olan şey)
              • yazı hayatı [TUR10-0844340] (Yazarlık süresi veya günleri)
              • beylik [TUR10-0098390] (Rahat yaşama)
              • bohem hayatı [TUR10-0112250] (Başıboş yaşayış)
              • cehennem hayatı [TUR10-0134630] (Büyük sıkıntı ve üzüntülerle dolu yaşayış)
              • gezginlik [TUR10-0295990] (Turistlik; seyyahlık)
              • göçebelik [TUR10-0301280] (Bir toplumsal birliğin, yaşamak için gerekli kaynakları elde edebilmek üzere düzenli aralıklarla yer değiştirme gelenek veya alışkanlığında olması)
            • meşrep [TUR10-0539070] (Davranış biçimi)
          • şekil [TUR10-0727400] (Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi)
          • manner [ENG31-04936080-n] (how something is done or how it happens)
          • yaradılış [TUR10-0344890] (Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu)
          • constitution [ENG31-04940721-n] (the way in which someone or something is composed)
          • kuruluş [TUR10-0494960] (Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik) constitution [ENG31-04940721-n] (the way in which someone or something is composed)
            • kudret [TUR10-0487850] (Tanrı yapısı)
            • anatomi [TUR10-0035680] (Beden yapısı, gövde yapısı)
            • anatomi [TUR10-0035690] (Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı)
            • fizik [TUR10-0276300] (Kişinin dış görünüşü)
            • fizik [TUR10-0276290] (İnsanın doğal yapısı)
            • fizik gücü [TUR10-0276350] (İnsan veya hayvanın beden yapısı)
            • gırtlak [TUR10-0297260] (Ses rengi, yapısı)
          • viskozite [TUR10-0820420] (Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu; ağdalık)
          • viscosity [ENG31-04942180-n] (resistance of a liquid to shear forces (and hence to flow))
          • gözeneklilik [TUR10-0308720] (Gözenekli bir cismin niteliği) porosity [ENG31-04947323-n] (the property of being porous)
            • geçirgenlik [TUR10-0287760] (Kayaçların, sıvıların geçebilmesine karşı elverişliliği)
            • permeability [ENG31-04947673-n] (the property of something that can be pervaded by a liquid (as by osmosis or diffusion))
          • gravite [TUR10-1039380] (Bir cismin, 1 cm3lük kütlesinin aynı hacimdeki +4 derecelik suya göre oranı, kesafet) density [ENG31-04948630-n] (the amount per unit size)
            • yoğunluk [TUR10-0857780] (Yoğun bir maddenin özelliği; kesafet)
          • yaradılış [TUR10-0139700] (Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü) disposition [ENG31-04950046-n] (a natural or acquired habit or characteristic tendency in a person or thing)
            • kiraz dudaklı [TUR10-1082260] (Dudağı kırmızı, kalın ve kısa olan (kimse))
            • damar [TUR10-0181780] (Soy; yaradılış)
          • ses özelliği [TUR10-1217090] (Bir sesin kendine özgülüğü) sound property [ENG31-04990371-n] (an attribute of sound)
            • perde [TUR10-0623440] (Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi) pitch [ENG31-04992447-n] (the property of sound that varies with variation in the frequency of vibration)
              • soprano [TUR10-0703100] (Kadın veya çocuklarda en ince ses)
              • soprano [ENG31-04993179-n] (the pitch range of the highest female voice)
              • tenor [TUR10-0764770] (En tiz erkek sesi)
              • tenor [ENG31-04993303-n] (the pitch range of the highest male voice)
              • tiz ses [TUR10-0865620] (Titreşim sayısı çok olan ses)
              • high pitch [ENG31-04993039-n] (a pitch that is perceived as above other pitches)
              • kalın ses [TUR10-1247690] ()
              • kürdi [TUR10-0502890] (Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde)
              • segah perdesi [TUR10-0673550] (Klasik Türk müziğinde orta sekizlinin yirmi ikinci perdesi)
              • hicaz [TUR10-0343360] (Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde)
            • tını [TUR10-0774350] (Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik)
            • timbre [ENG31-04994869-n] ((music) the distinctive property of a complex sound (a voice or noise or musical sound))
            • yeğinlik [TUR10-0846260] (Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik)
            • volume [ENG31-04997456-n] (the magnitude of sound (usually in a specified direction))
            • kreşendo [TUR10-0486300] (Çalgılar giderek daha yüksek ses verecek biçimde çalınma durumu)
            • tını [TUR10-0774200] (Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği)
            • akışma [TUR10-0018950] (Kulağa hoş gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliği)
          • tuzluluk [TUR10-0791840] (Bir litre suda erimiş bulunan tuzların gram olarak belirlenmesi)
          • brininess [ENG31-05000782-n] (the relative proportion of salt in a solution)
          • fizik yapısı [TUR10-0276460] (Bir insanın vücut görünüşü)
          • physique [ENG31-05005695-n] (constitution of the human body)
          • hat [TUR10-0331580] (Vücut biçimi)
          • carriage [ENG31-05009987-n] (characteristic way of bearing one's body)
          • fizyolojik özellik [TUR10-1217110] (Vücudun işleyişiyle ilgili bir özellik) physiological property [ENG31-05012434-n] (a property having to do with the functioning of the body)
            • cinsiyet [TUR10-0255670] (Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkek, dişi gibi formları oluşturan yaradılış özelliği) sex [ENG31-05014082-n] (the properties that distinguish organisms on the basis of their reproductive roles)
              • erkeklik [TUR10-0251370] (Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü)
              • virility [ENG31-05015633-n] (the masculine property of being capable of copulation and procreation)
              • dişillik [TUR10-0210330] (Bazı dillerde kelimelerin dişi cinsten sayılma durumu)
              • dişisellik [TUR10-1009560] (Dişisel oma durumu)
              • kancık [TUR10-0408840] (Hayvanlarda dişi)
              • bitch [ENG31-02086324-n] (female of any member of the dog family)
            • eşey [TUR10-0255680] (Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu)
            • sex [ENG31-05014082-n] (the properties that distinguish organisms on the basis of their reproductive roles)
            • miras [TUR10-0547390] (Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik)
            • cinsellik [TUR10-0141630] (Cinsel özelliklerin bütünü) sex [ENG31-05014082-n] (the properties that distinguish organisms on the basis of their reproductive roles)
              • fetişizm [TUR10-0269510] (Karşı cinsin giysi vb. şeyleriyle cinsel coşku ve doygunluk sağlama)
              • frijidite [TUR10-0280170] (Cinsel soğukluk)
            • çift cinsellik [TUR10-0166890] (Kişinin beyninde bir dişi bir de erkek gizil gücün bulunması durumu)
            • biyoritim [TUR10-0971480] (Doğuştan başlayarak belirli zaman aralıklarıyla yinelenen ve insan davranışlarını doğrudan etkileyen fiziksel ve duygusal gelgitlerin tümü)
          • yankı [TUR10-0021280] (Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis)
          • echo [ENG31-05017985-n] (the repetition of a sound resulting from reflection of the sound waves)
          • görünürlük [TUR10-0306420] (Görülebilen bir şeyin niteliği)
          • visibility [ENG31-05024624-n] (quality or fact or degree of being visible)
          • parlaklık [TUR10-0615750] (Parlak olma durumu, göz alıcı olma durumu) luminosity [ENG31-05025269-n] (the quality of being luminous)
            • gazışı [TUR10-0285460] (Termik etki olmaksızın kendiliğinden görülen ışık)
            • luminescence [ENG31-05025951-n] (light from nonthermal sources)
            • gazışıl [TUR10-0285470] (Gazışı ile ilgili, gazışı saçabilen)
          • duyarlık [TUR10-0226880] (Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği)
          • sensitivity [ENG31-05026827-n] (the ability to respond to physical stimuli or to register small physical amounts or differences)
          • esneklik [TUR10-0241040] (Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olma durumu) elasticity [ENG31-05027524-n] (the tendency of a body to return to its original shape after it has been stretched or compressed)
            • süspansiyon [TUR10-0719150] (Bir otomobil şasisinin yayla sağlanmış esnekliği)
          • ağırlık [TUR10-0747870] (Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke) weight [ENG31-05034009-n] (the vertical force exerted by a mass as a result of gravity)
            • dara [TUR10-0183550] (İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı)
            • dara [TUR10-0183530] (Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı)
            • yük [TUR10-0864740] (Bir şeyin ağırlığı)
            • atom ağırlığı [TUR10-0057230] (Herhangi bir atomun 16 sayısı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağırlığı)
            • sıklet [TUR10-0080320] (Ağırlık, baskı, yük)
            • özgül ağırlık [TUR10-0608790] (Bir cismin 1 cm³ hacmindeki parçasının ağırlığı)
            • gramlık [TUR10-1039350] (Belli bir gram ağırlığında olan)
            • hoşgörü [TUR10-0348590] (Bir boksörün ağırlık sınıfındaki ağırlığının kabul edilecek kadar azlığı veya çokluğu)
          • momentum [TUR10-0549780] (Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı)
          • momentum [ENG31-05036303-n] (the product of a body's mass and its velocity)
          • kuvvet [TUR10-0498200] (Güç) strength [ENG31-05036872-n] (the property of being physically or mentally strong)
            • bilek gücü [TUR10-0102370] (Fiziksel güç, kuvvet)
            • might [ENG31-05037846-n] (physical strength)
            • kudret [TUR10-0442140] (İş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü) might [ENG31-05037846-n] (physical strength)
              • erk [TUR10-0102350] (Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar)
                • kondisyon [TUR10-0471520] (Erk)
            • tahammül [TUR10-0737450] (İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü; kaldırma; katlanma)
            • endurance [ENG31-05039720-n] (the power to withstand hardship or stress)
            • acı kuvvet [TUR10-0002870] (Sert, etkili, zorlu kuvvet)
            • kahir kuvvet [TUR10-0399050] (Ezici, baskın güç)
            • kara kuvvet [TUR10-0416830] (Din bağnazlığının oluşturduğu gerici ve tehlikeli güç)
            • uyarı [TUR10-0801570] (Organizmada uyarım yaratan güç)
            • bilek kuvveti [TUR10-0102390] (Beden kuvveti; kol kuvveti)
          • yoğunluk [TUR10-0857790] (Yoğun bir maddenin özelliği) intensity [ENG31-05043549-n] (high level or degree)
            • kıvam [TUR10-0455800] (Sıvılarda koyuluk, yoğunluk)
              • dem [TUR10-0190960] (Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu)
              • dem [TUR10-0190970] (Pişirilen yemeklerin yenecek kıvama gelmesi)
              • pelte [TUR10-0622020] (Bu kıvamda olan madde)
            • kıvamlılık [TUR10-1080880] (Kıvamlı bir biçimde)
            • akışkanlaştırıcılık [TUR10-0018900] (Akışkan duruma getirme özelliği olma)
          • derişim [TUR10-0880820] (Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin, içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı; konsantrasyon)
          • concentration [ENG31-05045748-n] (the strength of a solution)
          • güçsüzlük [TUR10-0312640] (Güçsüz olma durumu, güçsüze yakışacak davranış, kuvvetsizlik, aciz) weakness [ENG31-05047429-n] (the property of lacking physical or mental strength)
            • uyuşukluk [TUR10-0803640] (Vücutta görülen tembellik, uyuşuk olma durumu)
            • inanition [ENG31-05049292-n] (weakness characterized by a lack of vitality or energy)
            • tefrit [TUR10-0756680] (Herhangi bir konuda geride kalma, yeterli ölçüde olmama durumu)
            • konuşma yetersizliği [TUR10-0474000] (Beklenen düzeyde veya yeterli ölçüde konuşamama)
            • debillik [TUR10-0186560] (Genellikle vücut yapısı ile ilgili aşırı ve sürekli güçsüzlük)
            • düşkünlük [TUR10-0230460] (Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük)
            • kaşeksi [TUR10-0426370] (Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık)
            • yetmezlik [TUR10-1184230] (Kendisinden beklenen işlevi yerine getirememe)
            • kavram karmaşası [TUR10-0430930] (Anlaşılmazlık, anlam yetersizliği)
            • cılızlık [TUR10-1250060] (Cılız olma durumu)
            • çırpı [TUR10-0165330] (Çok zayıf)
            • çöpten çelebi [TUR10-0993630] (Çok zayıf, güçsüz kişi)
            • savunmasızlık [TUR10-1254660] (Savunmasız olma durumu)
            • sıskalık [TUR10-0689430] (Zayıflık)
            • gaflet uykusu [TUR10-0281560] (Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk)
            • garibanlık [TUR10-1251180] (Gariban olma durumu)
            • ince kesim [TUR10-0373110] (Kemikleri ince ve zayıf)
          • uzama ilişkin özellik [TUR10-1217160] (Uzam ile ilgili özellik) spatial property [ENG31-05069917-n] (any property relating to or occupying space)
            • simetri [TUR10-0072370] (Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu)
            • symmetry [ENG31-05071996-n] ((mathematics) an attribute of a shape or relation)
            • biçim [TUR10-0100990] (Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü) shape [ENG31-05071206-n] (any spatial attributes (especially as defined by outline))
              • boğaz [TUR10-0111320] (Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm)
              • constriction [ENG31-13936007-n] (a narrowing that reduces the flow through a channel)
              • kufi [TUR10-0488220] (Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi)
              • amorfluk [TUR10-0935510] (Biçimsizlik)
              • ünite [TUR10-0807960] (Biçim)
              • yaldız [TUR10-0828590] (Aldatıcı dış görünüş; göz boyama)
              • matris [TUR10-0529390] (İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi)
              • büküntü [TUR10-0127750] (Bükme sonucu oluşan biçim veya iz)
              • cin çalığı [TUR10-0141370] (Dış görünüşü çirkin olan kimse)
              • nemf [TUR10-0574130] (Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim)
              • demetli [TUR10-0191410] (Demet biçiminde olan)
              • dış [TUR10-0201450] (Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları)
              • dokunuş [TUR10-0215480] (Dokunma ipliklerinin çaprazlama biçimi)
              • fitil [TUR10-0275740] (Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılan kabartma yol)
              • göbek [TUR10-0300840] (Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim)
              • görünüş [TUR10-0189710] (Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu)
                • eper [TUR10-0248960] (Işığa karşı bakıldığında kâğıt tabakasının yapısal görünümü)
                • kalıp [TUR10-0403740] (Gösterişli görünüş)
                • kalıp kıyafet [TUR10-0403800] (Dış görünüş)
                • habitus [TUR10-0319240] (Bitkinin yerindeki durumu, dallanması, köklerinin toprak içerisindeki dağılmasını belirten morfolojik görünüş)
                • yapmacık görünümü [TUR10-0834360] (Gerçekte yapıldığı hâlde yapılmamış gibi bir izlenim veren görünüm)
                • kırçıllık [TUR10-0450400] (Koyu at donları üzerine ak kılların tek tek dağılması)
                • ortalık [TUR10-0592330] (Yeryüzünün görünen bölümü; çevre; etraf)
                • genel görünüm [TUR10-0291420] (Bir yerin, bir olayın dıştan görünümü)
                • gözenek [TUR10-0308690] (Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu süngerimsi görünüş)
                • gümüşservi [TUR10-0314850] (Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm)
                • profil [TUR10-0636180] (Yandan görünüş)
                • ipek matı [TUR10-0377680] (Cila veya vernikle ağaç üzerinde oluşturulan, ipeği andıran yarı parlak görünüş)
                • havale [TUR10-0333130] (Yüksek ve büyük bir görünüşü olma)
                • heybet [TUR10-0340650] (Korku ve saygı uyandıran görünüş; mehabet)
              • görüntü [TUR10-0306270] (Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi)
                • flu [TUR10-0277100] (Fotoğrafta net olmayan görüntü)
              • giyim [TUR10-0299340] (Giyme biçimi)
                • tesettür [TUR10-1252540] (Kadınların kapalı bir biçimde giyinmesi)
              • halka [TUR10-0323230] (Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim)
              • ıstampa [TUR10-0355250] (Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim)
              • baldır bacak [TUR10-0073770] (Kadın bacağının açık saçık görülmesi)
              • frikik [TUR10-0280190] (Giysinin kazara açılmasıyla göğüs veya bacağın görünmesi)
          • kıvrılma [TUR10-0456670] (Yer kabuğunun içten gelen etkenlerle dalgalı bir biçim alması)
          • curvature [ENG31-05079832-n] (the property possessed by the curving of a line or surface)
          • misyoner pozisyonu [TUR10-1217180] (Genellikle erkeğin üstte ve yüzü kadına dönük bir şekilde bulunduğu, kadının ise sırtüstü uzandığı bir cinsel ilişkiyi ifade eden seks pozisyonu)
          • missionary position [ENG31-05088264-n] (a position for sexual intercourse)
          • duruş [TUR10-0226270] (Durma işi) lie [ENG31-08641771-n] (position or manner in which something is situated)
            • poz [TUR10-0634700] (Resim ve fotoğrafta duruş)
            • pose [ENG31-05088507-n] (a posture assumed by models for photographic or artistic purposes)
            • mum duruşu [TUR10-0555520] (Vücudun, ense ve omuzlara dayanarak ellerin kalçayı desteklemesiyle baş aşağı, yere dikey bulunduğu durum)
            • esas duruş [TUR10-0252470] (Dimdik, kımıldamaksızın durma)
            • hazır ol duruşu [TUR10-0337120] (Vücudun baş dik, göğüs ileride, omurga ve bacaklar gergin, topuklar bitişik, kollar doğal yerinde, avuçlar uyluklarda olarak ayakta bulunduğu durum)
            • temel duruş [TUR10-0762660] (Bir jimnastik alıştırmasına başlamak için, vücudun dayanak yüzeyine göre aldığı, değişen ilk durum)
            • terazi [TUR10-0766570] (Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu)
            • amut [TUR10-0033890] (Dik durma)
            • borda hattı [TUR10-0113950] (Donanma gemilerinin bir sırada ve paralel olarak gitmek için aldıkları durum)
            • boynu eğri [TUR10-0116730] (Boynu bükük)
            • şah [TUR10-0720890] (Atın, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde ayakta durması)
            • salta [TUR10-0661430] (Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması)
            • saygı duruşu [TUR10-0670530] (Saygı belirtmek için alınan hazır ol durumu)
            • secde [TUR10-0672190] (Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere getirerek alınan durum)
              • sücut [TUR10-0714560] (Secdeye varma; secde etme)
            • susta [TUR10-0713720] (Köpek arka ayakları üzerinde durma)
            • rahat duruş [TUR10-0641250] ("Rahat" komutuyla geçilen duruş biçimi)
            • rahat duruş [TUR10-0641240] (Vücudun alıştırmalar arasında dinlendirilmesi için, eller arkaya dik olarak birleştirilmiş, bacaklar önde veya yana yarım adım duruşunda aldığı gevşek durum)
          • derece [TUR10-0195780] (Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri) degree [ENG31-13736289-n] (a unit of temperature on a specified scale)
            • yükseklik [TUR10-0865510] (Yüksek olma durumu)
            • high [ENG31-05104798-n] (a lofty level or position or degree)
            • dereke [TUR10-0195960] (Aşağı derece)
            • geçirgenlik [TUR10-0287670] (Saydam cisimlerin ışığı geçirme derecesi)
          • tabiat [TUR10-0736010] (İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu)
          • tasni [TUR10-0749310] (Yapma; suni)
          • tatlılık [TUR10-0322500] (Hoşa gitme özelliği olma durumu)
          • tat [TUR10-0751060] (Tatlılık)
          • tersinirlik [TUR10-0768400] (Tersinir bir olayın özelliği)
          • tiksindiricilik [TUR10-1255470] (Tiksindirici olma durumu)
          • toplumsal fark [TUR10-1163230] (Toplumsal katmanlarıyla ortaya çıkan değişik özellik)
          • yeğnilik [TUR10-0846360] (Hafiflik)
          • bağıl [TUR10-0068660] (Başka bir cisme uyarak sürüklenen, aynı zamanda kendine özgü bir kımıldanışı da bulunan bir cismin görünürdeki bu kımıldanışının niteliği)
          • katılık [TUR10-0427910] (Bir nesnenin, boyut değişikliklerine sebep olan etki ortadan kalktıktan sonra da bu boyutları koruma özelliği)
            • kar helvası [TUR10-0420230] (İcat edenlerin bile beğenmedikleri şey)
          • kavmiyet [TUR10-0430710] (Bir kavmin kendine özgü özellikleri)
          • manyetizma [TUR10-0525430] (Mıknatıs özelliklerinin bütünü)
          • bezdiricilik [TUR10-1249160] (Bezdirici olma özelliği)
          • mıknatıslık [TUR10-0542980] (Mıknatıslı olma özelliği)
          • milli kimlik [TUR10-0545800] (Bir milletin kendine özgü düşünüş ve yaşayış biçimi, dil, töre ve gelenekleri, toplumsal değer yargıları ve kuralları ile oluşan özellikler bütünü)
          • natura [TUR10-0571650] (İnsanın yaradılış özelliği)
          • şiiriyet [TUR10-0731330] (Şiir olma özelliği)
          • nörotik kişilik [TUR10-0580140] (Toplumun koyduğu değer yargılarına karşı ters davranışlarda bulunan kimsenin sahip olduğu özellik)
          • etkenlik [TUR10-0257900] (Bir ışığın bir duyar katı etkileme özelliği)
          • floresans [TUR10-0276960] (Bazı cisimlerin aldıkları ışığı, boyu daha uzun ışık ışınımlarına dönüştürmesi özelliği)
          • fonksiyon [TUR10-0277710] (Bir birleşikteki herhangi bir madde grubunun kimyasal görevi, bu görevi nitelendiren özelliklerin tamamı)
          • fosforışı [TUR10-0278740] (Bazı cisimlerin veya canlı varlıkların normal sıcaklığında hissedilir bir artış olmadan karanlıkta ışık verme özelliği)
          • frenkçe [TUR10-1028630] (Frenklere özgü olan)
          • geçişlilik [TUR10-1251210] (Geçişli olma durumu)
          • genellik [TUR10-0291670] (Genel düşüncenin, yani kavramın özelliği)
          • görü [TUR10-0576120] (Bir yerin çevreyi görme özelliği)
          • güzellik [TUR10-0318390] (Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey)
          • hanımefendilik [TUR10-0326180] (Hanımefendi olma durumu ve özelliği)
          • hanımlık [TUR10-0326270] (Hanım olma durumu ve özelliği)
          • havalı direksiyon [TUR10-0333230] (Motorlu bir taşıtın direksiyon sisteminin hidrolik düzen ile kolayca hareket sağlayabilmesi özelliği veya durumu)
          • havas [TUR10-0333430] (Nitelikler; özellikler)
          • hayalperestlik [TUR10-0334480] (Hayalperest olma özelliği)
          • içlem [TUR10-0753930] (Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü)
          • ayırt edici özellik [TUR10-1216900] (Birkaç şeyi birbirinden ayıran nitelik) characteristic [ENG31-04738737-n] (a distinguishing quality)
            • aykırılık [TUR10-0062050] (İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık) incompatibility [ENG31-04721716-n] (the quality of being unable to exist or work in congenial combination)
              • uygunsuz olma [TUR10-1216890] (Namünasip olma; uymama; yakışık almama; yaraşmama) incongruity [ENG31-04722123-n] (the quality of disagreeing)
                • ironi [TUR10-0379000] (Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme)
                • irony [ENG31-04722351-n] (incongruity between what might be expected and what actually occurs)
                • kurala aykırılık [TUR10-0457240] (Dil kurallarına aykırı olarak kelime kullanma)
              • geçimsizlik [TUR10-0068500] (Anlaşmazlık, uyuşmazlık)
              • uyumsuzluk [TUR10-0015170] (Uyumsuz olma durumu)
              • disagreement [ENG31-14005842-n] (a conflict of people's opinions or actions or characters)
              • tefrika [TUR10-0756610] (Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, ikilik)
              • tearuz [TUR10-0754550] (Çatışma; birbirine ters düşme)
              • doğa dışı [TUR10-0212930] (Doğaya aykırı; tabiata aykırı; gayritabii)
              • asimetri [TUR10-1248690] (Bakışımsızlık)
              • uçurum [TUR10-0796300] (Büyük fark, ayrılık)
              • yorgan kavgası [TUR10-0860060] (Bir şeyden çıkar sağlama konusunda anlaşmazlığa düşme)
              • karşı oy [TUR10-0423510] (Muhalefet etme; karşı gelme)
              • benzemezlik [TUR10-1249120] (Benzemez olma durumu)
              • çelişme [TUR10-0158160] (Önerme, yargı, kavram ve terimlerin birbirini tutmama durumu)
              • nizamsızlık [TUR10-0578830] (Tüzüğe aykırılık)
              • geçimsizleşme [TUR10-0287460] (Geçimsiz olma)
              • gerçeğe aykırılık [TUR10-0292600] (Gerçeğe uymama, aykırı olma durumu)
              • paralojizm [TUR10-0614290] (Mantığa uymazlık)
              • sürtüşme [TUR10-0717940] (Anlaşmazlık, uyuşmazlık)
              • clash [ENG31-14004622-n] (a state of conflict between persons)
            • yön [TUR10-0860660] (Tutulacak, izlenecek yol) aspect [ENG31-04740358-n] (a characteristic to be considered)
              • nirengi noktası [TUR10-0577330] (Gemicilerin seyir için kullandığı doğal yön noktası)
            • doğrultu [TUR10-0214010] (Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum)
            • farklılık [TUR10-0264960] (Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik)
              • ifrat tefrit [TUR10-0361880] (Olumlu ve olumsuz anlamda en uç noktalar)
            • kokmuşluk [TUR10-1253050] (Kokmuş olma durumu)
            • anahat [TUR10-1248470] (Asıl veya en belirgin özellik)
            • değişiklik [TUR10-0063750] (Alışılana benzememe)
              • geri [TUR10-0293680] (Bundan başkası)
              • gayr [TUR10-0284530] (Başka kimse; başkası)
        • nitelik [TUR10-0329920] (Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü, ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik) property [ENG31-05857567-n] (a construct whereby objects or individuals can be distinguished)
          • aklıselim [TUR10-0019700] (Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği)
          • wisdom [ENG31-04897307-n] (the trait of utilizing knowledge and experience with common sense and insight)
          • azim [TUR10-0065490] (Bir işteki engelleri yenme kararlılığı)
          • resoluteness [ENG31-04868717-n] (the trait of being resolute)
          • ciddilik [TUR10-0140090] (Ciddi davranış)
          • seriousness [ENG31-04653905-n] (the trait of being serious)
          • disiplinsizlik [TUR10-0209550] (Düzensiz davranış, düzensiz olma durumu)
          • indiscipline [ENG31-04891645-n] (the trait of lacking discipline)
          • duygusallık [TUR10-0227300] (Duyumların ve duyguların ağır basması, aşırı bir biçimde insanı etkilemesi durumu) emotionality [ENG31-04633637-n] (emotional nature or quality)
            • heyecan [TUR10-0340700] (Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu) enthusiasm [ENG31-07570579-n] (a feeling of excitement)
              • tiryakilik [TUR10-0778030] (Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olma durumu) partiality [ENG31-06210871-n] (an inclination to favor one group or view or opinion over alternatives)
                • afyonkeşlik [TUR10-0010300] (Afyon çekmeye düşkünlük)
                • kıyafet düşkünü [TUR10-0456920] (Kılık kıyafet düşkünü)
                • kokainman [TUR10-0466700] (Kokain bağımlısı olan kimse)
                • kılık kıyafet düşkünü [TUR10-0448430] (Kılık kıyafete düşkün kimse, giyinmeyi seven kimse)
                • biracı [TUR10-0105700] (Çok bira içen kimse)
                • çaycı [TUR10-0155020] (Çay içmeye düşkün; çay tiryakisi)
                • nikbet [TUR10-0576960] (Düşkünlük)
              • coşku [TUR10-0142410] (Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan)
              • coşku [TUR10-0142420] (Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu)
              • coşma [TUR10-0142550] (Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenme; heyecana gelme)
              • coşum [TUR10-0984590] (Coşma işi)
            • santimantalizm [TUR10-0663920] (Aşırı duygululuk, davranışlarına duygularıyla yön veren kimsenin durumu)
            • romantizm [TUR10-0648770] (Duygusal eğilim)
          • düşüncesizlik [TUR10-0230980] (Düşüncesizce davranma durumu) inconsideration [ENG31-04853198-n] (the quality of failing to be considerate of others)
            • patavatsızlık [TUR10-0618430] (Patavatsızca davranış)
            • tactlessness [ENG31-04853474-n] (the quality of lacking tact)
          • erkeksilik [TUR10-0251440] (Erkekliği andıran)
          • masculinity [ENG31-04673972-n] (the trait of behaving in ways considered typical for men)
          • güvenilirlik [TUR10-0317650] (Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu uyandıran olma durumu) credibility [ENG31-04790142-n] (the quality of being believable or trustworthy)
            • sorumluluk [TUR10-0703590] (Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet) duty [ENG31-01132241-n] (the social force that binds you to the courses of action demanded by that force)
              • kusur [TUR10-0496200] (Yanlış, hata) fault [ENG31-04677049-n] (responsibility for a bad situation or event)
                • ağır kusur [TUR10-0012580] (Kazalarda dikkatsizlikten ve özensizlikten dolayı işlenen büyük hata)
                • taksirat [TUR10-0741130] (Kusurlar; suçlar)
              • sınırsız sorumluluk [TUR10-0687680] (Borçlunun borcunu ödememesi durumunda alacaklıya karşı bütün mal varlığıyla sorumlu olması durumu)
              • sınırlı sorumluluk [TUR10-0687610] (Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu)
            • atlama taşı [TUR10-0056300] (Bir güçlüğü, bir engeli aşmak üzere kullanılan kişi veya araç)
            • arpalık [TUR10-0848430] (Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse)
            • itibar [TUR10-0387540] (Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi)
          • inatçılık [TUR10-0372820] (Ayak direme özelliği, durumu) intractability [ENG31-04914446-n] (the trait of being hard to influence or control)
            • uzlaşmazlık [TUR10-0805190] (Anlaşmaya, uzlaşmaya yanaşmama durumu)
            • intransigency [ENG31-04870728-n] (the trait of being intransigent)
          • konuşkanlık [TUR10-0473670] (Konuşkan olma özelliği)
          • communicativeness [ENG31-04657884-n] (the trait of being communicative)
          • mazlumluk [TUR10-0530960] (Haksızlığa ve zulme uğramış olma durumu, ezilmişlik) silence [ENG31-13948583-n] (the state of being silent (as when no one is speaking))
            • ölüm sessizliği [TUR10-1113460] (Aşırı sessizlik)
          • pislik [TUR10-0629210] (Kötü, zararlı davranış veya iş) uncleanliness [ENG31-04903901-n] (lack of cleanly habits)
            • pislikçil [TUR10-0629250] (Dışkısal)
          • disiplin [TUR10-0685630] (Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu)
          • discipline [ENG31-04888818-n] (the trait of being well behaved)
          • sululuk [TUR10-0712150] (Yersiz şakalar yapma veya kadınlara tatsız iltifatlarda bulunma durumu)
          • frivolity [ENG31-04655564-n] (the trait of being frivolous)
          • temizlik [TUR10-0763550] (Temiz durma veya tutma durumu) cleanliness [ENG31-04903356-n] (diligence in keeping clean)
            • taharet [TUR10-0737520] (İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılan temizlik)
            • taharet [TUR10-0737510] (Tuvalet yaptıktan sonra suyla temizlenme)
            • tanzifat [TUR10-0745110] (Belediyece yaptırılan temizlik işleri)
            • temizlik işleri [TUR10-0763610] (Temizleme işlemine konu olan işler)
            • orta işi [TUR10-0591740] (Bir evin temizlik işlerinin bütünü)
          • zıpırlık [TUR10-0874580] (Şımarık, delice ve ölçüsüz davranış)
          • frivolity [ENG31-04655564-n] (the trait of being frivolous)
          • özü [TUR10-1216830] (Bir şeyin temel öğesi) nature [ENG31-04630470-n] (the complex of emotional and intellectual attributes that determine a person's characteristic actions and reactions)
            • sosyallik [TUR10-1216870] (Sosyal olma durumu)
            • sociality [ENG31-04659992-n] (the tendency to associate with others and to form social groups)
            • huy [TUR10-0350510] (İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü) disposition [ENG31-04630969-n] (your usual mood)
              • gizlilik [TUR10-0299920] (Başkalarından saklanma, duyurulmama, saklı tutulma durumu)
              • privacy [ENG31-14439493-n] (the condition of being concealed or hidden)
              • asabiyet [TUR10-0048550] (Sinirli olma durumu veya sinirli bir biçimde davranma) nervousness [ENG31-04632316-n] (a sensitive or highly strung temperament)
                • rahatsızlık [TUR10-0641400] (Tedirginlik) restlessness [ENG31-04632641-n] (inability to rest or relax or be still)
                  • yumuşak karın [TUR10-1188000] (Kişilerin, kurumların, ülkelerin konuşulmasından, gündeme getirilmesinden rahatsız olduğu durumlar, konular)
                  • fenalık [TUR10-0267650] (Rahatsızlık veren şey)
                • cin damarı [TUR10-0983950] (İnsanın sinirlilik durumu)
                • çatık yüz [TUR10-0153500] (Öfkeli yüz)
                • ramazan keyfi [TUR10-0642140] (Oruç tutan bazı kimselerde iftar saatine yakın görülen sinirlilik)
              • isteksizlik [TUR10-0381780] (Bir işi yapmaya isteği olmama durumu) reluctance [ENG31-04653300-n] (a certain degree of unwillingness)
                • tembellik [TUR10-0054330] (Tembel olma durumu veya tembelce davranış) sloth [ENG31-04644801-n] (a disinclination to work or exert yourself)
                  • sultani tembellik [TUR10-0711890] (İş görmekten hiç hoşlanmama, çok tembel olma durumu)
                • gönülsüzlük [TUR10-0304720] (Bir işi istemeyerek yapma; isteksizlik)
                • reluctance [ENG31-04653300-n] (a certain degree of unwillingness)
                • kalplık [TUR10-0405760] (İş yapma isteksizliği)
              • dayanma [TUR10-0185830] (Dayanmak işi, metanet) toleration [ENG31-04645532-n] (a disposition to tolerate or accept people or situations)
                • tahammül [TUR10-0737440] (Nesne, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilme, dayanma)
                • tekellüf [TUR10-0757950] (Zahmet veren bir iş görme; güçlüğe katlanma)
              • iyi huy [TUR10-1216840] (İyilik etmeyi seven; iyicil; hayırhah) good nature [ENG31-04647533-n] (a cheerful, obliging disposition)
                • sabır [TUR10-0185580] (Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi)
                • patience [ENG31-04647895-n] (good-natured tolerance of delay or incompetence)
              • şiddet [TUR10-0730830] (Duygu veya davranışta aşırılık)
              • asperity [ENG31-04650456-n] (harshness of manner)
              • kavgacılık [TUR10-0430220] (Kavgacının tutumu veya alışkanlığı)
              • aggressiveness [ENG31-04651019-n] (a natural disposition to be hostile)
              • açıklık [TUR10-0005030] (Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu) receptiveness [ENG31-04652377-n] (willingness or readiness to receive (especially impressions or ideas))
                • açıklık [TUR10-0226130] (Açık olup, gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu)
                • openness [ENG31-05091112-n] (without obstructions to passage or view)
              • tenezzül [TUR10-0764450] (Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme)
              • condescension [ENG31-04662525-n] (affability to your inferiors and temporary disregard for differences of position or rank)
              • temkin [TUR10-0763710] (Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma) composure [ENG31-04910990-n] (steadiness of mind under stress)
                • kaydıihtiyat [TUR10-0432470] (Temkinli davranma, ihtiyatlı olma)
              • serinkanlılık [TUR10-0387730] (Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan olma durumu)
              • stoicism [ENG31-04637735-n] (an indifference to pleasure or pain)
              • tedirginlik [TUR10-0755990] (Rahatı ve huzuru olmama durumu) disquiet [ENG31-04912028-n] (the trait of seeming ill at ease)
                • yürek çarpıntısı [TUR10-0866570] (Merak, kaygı, korku vb. duygular sebebiyle beliren tedirginlik)
              • tab [TUR10-0735210] (Mizaç; huy; tabiat; karakter)
              • çekingenlik [TUR10-1249960] (Çekingen olma durumu)
              • çocuksuluk [TUR10-1250080] (Çocuksu olma durumu)
              • dost canlısı [TUR10-0219260] (Arkadaş canlısı)
              • dümenci [TUR10-0229040] (En geride olan; sonuncu; en tembel)
              • girişkenlik [TUR10-1251290] (Girişken olma durumu, girişkinlik)
              • güçbeğenirlik [TUR10-1251460] (Güçbeğenir olma durumu)
              • beşuş [TUR10-0964020] (Güler yüzlü; şen şakrak)
              • haslet [TUR10-0330380] (İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy)
            • iyimserlik [TUR10-0389410] (Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliği)
            • optimism [ENG31-05219061-n] (a general disposition to expect the best in all things)
            • ego [TUR10-0235780] (Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge)
            • self [ENG31-05683445-n] (your consciousness of your own identity)
          • disiplinlilik [TUR10-1217040] (Bir topluluğun, yasalara, düzene, ilgili yazılı veya yazısız kurallara titizlik ve özenle uyması durumu)
          • discipline [ENG31-04888818-n] (the trait of being well behaved)
          • kolay yola getirilememe [TUR10-1217070] (Birinin bir konudaki ters tutumunun kolay düzeltilememesi) intractability [ENG31-04914446-n] (the trait of being hard to influence or control)
            • isyankarlık [TUR10-0383930] (Ayaklanan isyan eden olma durumu) insubordination [ENG31-04915359-n] (defiance of authority)
              • itaatsizlik [TUR10-0387010] (İtaatsiz olma durumu veya itaatsizce davranış) disobedience [ENG31-01182197-n] (the failure to obey)
                • isyan [TUR10-0383890] (Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme)
          • sakarlık [TUR10-0657760] (Sakar olma durumu)
          • awkwardness [ENG31-05011459-n] (the carriage of someone whose movements and posture are ungainly or inelegant)
          • karakter [TUR10-0609990] (Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik) character [ENG31-04627573-n] (the inherent complex of attributes that determines a persons moral and ethical actions and reactions)
            • karakter [TUR10-0727770] (Bireyin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü) disposition [ENG31-04950046-n] (a natural or acquired habit or characteristic tendency in a person or thing)
              • kuzuluk [TUR10-0499490] (Yumuşak huyluluk)
              • yüzlülük [TUR10-1256670] (Yüzlü olma durumu)
              • arpacı kumrusu [TUR10-0940940] (Önceden ne yapacağı belli olmayıp ortaya çıkan duruma göre hareket eden kimse)
              • cennet öküzü [TUR10-0136090] (Yüreği temiz, ancak budala denecek kadar saf olan kimse)
              • cennetlik [TUR10-0136080] (Öldükten sonra yerinin cennet olacağına inanılan kimse)
            • kokoş [TUR10-1083070] (Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven)
            • konuşucu [TUR10-0474060] (Kusursuz, düzgün, güzel, tatlı söz söylemesini bilen kimse)
            • kumaş [TUR10-0490190] (Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme)
              • şetlant [TUR10-0729340] (Shetland adalarında yetişen koyun türünün yününden yapılan kumaş, örgü vb)
            • iyi huyluluk [TUR10-1063930] (İyilik etmeyi seven olma durumu)
          • hissizlik [TUR10-0346330] (Hissiz olma durumu; duyarsızlık) unemotionality [ENG31-04636551-n] (absence of emotion)
            • soğukluk [TUR10-0699690] (Cinsel istek duymama durumu)
            • coldness [ENG31-04636961-n] (a lack of affection or enthusiasm)
            • kıtlık [TUR10-0455790] (Duygu, söz ve benzerinde azlık)
          • yaşama gücü [TUR10-0334790] (Hayatın zorluklarına karşı mücadele etme gücü veya kuvveti)
          • animation [ENG31-04639057-n] (quality of being active or spirited or alive and vigorous)
          • faaliyet [TUR10-0262660] (Çalışma; canlılık; hareket)
          • diligence [ENG31-04872345-n] (persevering determination to perform a task)
          • ketumluk [TUR10-0006730] (Ağzı sıkı olma, sır saklama)
          • secrecy [ENG31-04659534-n] (the trait of keeping things secret)
          • sessizlik [TUR10-0681440] (Ortalıkta gürültü olmama durumu)
          • motionlessness [ENG31-14029664-n] (a state of no motion or movement)
          • itinalılık [TUR10-1063460] (Bir işin elden geldiğince iyi olması için çaba gösterilerek yapılma durumu) carefulness [ENG31-04670851-n] (the quality of being careful and painstaking)
            • titizlik [TUR10-0778150] (Titiz olma, titizce davranma durumu)
            • meticulousness [ENG31-04679962-n] (strict attention to minute details)
          • ihtiyatlılık [TUR10-1054330] (Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan olma durumu) caution [ENG31-04671415-n] (the trait of being cautious)
            • ihtiyatkarlık [TUR10-1252110] (İhtiyatlılık)
          • dikkatsizlik [TUR10-0669460] (Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamama durumu) inattention [ENG31-05714175-n] (lack of attention)
            • ihmalcilik [TUR10-0363320] (Kayıtsızlık, tembellik)
            • nonchalance [ENG31-04680827-n] (the trait of remaining calm and seeming not to care)
            • tedbirsizlik [TUR10-0755850] (Tedbirsiz olma durumu veya tedbirsizce davranış) imprudence [ENG31-04901232-n] (a lack of caution in practical affairs)
              • çarçur [TUR10-0151030] ("Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz)
              • thriftlessness [ENG31-04902159-n] (the trait of wasting resources)
              • savurganlık [TUR10-0791100] (Gereksiz yere para, zaman, emek ve benzerini harcama veya böyle davranış) squandering [ENG31-00745120-n] (spending resources lavishly and wastefully)
                • çulcu [TUR10-0176400] (Gerekli gereksiz giyecek alan kimse)
          • sorumsuzluk [TUR10-0538580] (Sorumsuz olma durumu veya sorumsuzca davranış) irresponsibility [ENG31-04678103-n] (a form of untrustworthiness)
            • gamsızlık [TUR10-0282890] (Olayları kendine dert etmeden geçiştirme durumu)
            • carefreeness [ENG31-04679567-n] (the trait of being without worry or responsibility)
            • baba değil , tırabzan babası [TUR10-0950880] (Çocuklarına karşı babalık görevlerini yerine getirmeyen, onlara hayrı olmayan baba)
          • bencilik [TUR10-0092690] (Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutma durumu) selfishness [ENG31-04841836-n] (stinginess resulting from a concern for your own welfare and a disregard of others)
            • fırsatçılık [TUR10-0271590] (Fırsatçı olma durumu)
            • opportunism [ENG31-04842719-n] (taking advantage of opportunities without regard for the consequences for others)
            • oportünizm [TUR10-0589140] (Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum)
            • opportunism [ENG31-04842719-n] (taking advantage of opportunities without regard for the consequences for others)
            • sabotajcılık [TUR10-0075430] (Bir işi veya durumu bilinçli ve kasıtlı olarak bozup zarara yol açan davranışta bulunma işi)
            • benmerkezci [TUR10-0093020] (Kişinin benliğini merkez sayma görüşü, benmerkezci)
          • narsisizm [TUR10-0609650] (Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık)
          • self-love [ENG31-04842491-n] (an exceptional interest in and admiration for yourself)
          • enerji [TUR10-0247420] (Manevi güç)
          • pep [ENG31-04642190-n] (liveliness and energy)
          • karakter [TUR10-0416570] (Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi)
            • dayanıklılık [TUR10-0997400] (Metin, dayanıklı olma durumu) fortitude [ENG31-05039348-n] (strength of mind that enables one to endure adversity with courage)
              • cesaret [TUR10-0136990] (Cüret)
              • backbone [ENG31-05039506-n] (fortitude and determination)
            • kılıbıklık [TUR10-1252950] (Kılıbık olma durumu)
            • kitapseverlik [TUR10-1252940] (Kitapsever olma durumu)
            • külyutmazlık [TUR10-1253210] (Külyutmaz olma durumu)
            • Lazlık [TUR10-0508800] (Laz gibi davranma)
            • cesaret [TUR10-0136970] (Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven) courage [ENG31-04864314-n] (a quality of spirit that enables you to face danger or pain without showing fear)
              • cesaret [TUR10-0137000] (Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atma olma durumu) heart [ENG31-04864721-n] (the courage to carry on)
                • yüreklilik [TUR10-0866680] (Yürekli kimseye yakışır davranış)
              • cüret [TUR10-0143760] (Yüreklilik, cesaret)
              • audacity [ENG31-04866680-n] (fearless daring)
          • inat [TUR10-0208680] (Bir konuda direnme) doggedness [ENG31-04871746-n] (persistent determination)
            • gavur inadı [TUR10-0284360] (Yumuşatılamayan, yok edilemeyen inat)
            • keçi inadı [TUR10-0437420] (Bir türlü yumuşamayan, vazgeçilmeyen, sürdürülen inat)
            • eşek inadı [TUR10-0255430] (Söylediğinden veya yaptığından dönmeme; çok direnme)
            • dikkafalılık [TUR10-0204110] (Kafa tutma, direnme)
          • dalga [TUR10-0180110] (Dalgınlık)
          • volatility [ENG31-04873902-n] (the trait of being unpredictably irresolute)
          • alçak gönüllülük [TUR10-0350460] (Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse) olma durumu) humility [ENG31-04896722-n] (a disposition to be humble)
            • genelcilik [TUR10-0291350] (Genele uygun davranma işi)
            • gönül eri [TUR10-0304490] (Hoşgörüsü geniş, açık yürekli, güvenilir kimse)
          • sezgi [TUR10-0227850] (Sezme yeteneği) judgment [ENG31-04899279-n] (the capacity to assess situations or circumstances shrewdly and to draw sound conclusions)
            • uzak görüşlülük [TUR10-0804130] (İleride, gelecekte olabilecekleri düşünme ve sezme gücü)
            • duyuş [TUR10-0227840] (Seziş)
          • saflık [TUR10-0654690] (Kolayca aldatılabilme durumu)
          • credulity [ENG31-04902753-n] (tendency to believe readily)
          • edep [TUR10-0234190] (Toplum töresine uygun davranma) decency [ENG31-04907916-n] (the quality of conforming to standards of propriety and morality)
            • iffet [TUR10-0361670] (Namus) decency [ENG31-04907916-n] (the quality of conforming to standards of propriety and morality)
              • ırz [TUR10-0353750] (Bir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti)
            • namus [TUR10-0692730] (Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık)
            • decency [ENG31-04907916-n] (the quality of conforming to standards of propriety and morality)
          • dalkavukluk [TUR10-0180970] (Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı olma durumu veya bu duruma yakışır davranış)
          • sycophancy [ENG31-04914100-n] (fawning obsequiousness)
          • ağırbaşlılık [TUR10-0812890] (Davranışları ölçülü, olgun olma durumu)
          • graveness [ENG31-04654835-n] (a manner that is serious and solemn)
          • yumuşaklık [TUR10-0561560] (Ilımlı, iyi davranma)
          • gentleness [ENG31-04918150-n] (acting in a manner that is gentle and mild and even-tempered)
          • teklifsizlik [TUR10-0758870] (Teklifsiz olma durumu veya teklifsiz davranış)
          • informality [ENG31-04919229-n] (a manner that does not take forms and ceremonies seriously)
          • incelik [TUR10-0510120] (Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma) decency [ENG31-04878454-n] (the quality of being polite and respectable)
            • çap [TUR10-0149920] (Bir şeyin büyüklüğü)
            • magnificence [ENG31-04821469-n] (the quality of being magnificent or splendid or grand)
            • olağanüstülük [TUR10-0585060] (Eşi görülmemiş ve şaşkınlık yaratıcı olma durumu veya özelliği)
            • magnificence [ENG31-04821469-n] (the quality of being magnificent or splendid or grand)
            • edep [TUR10-0234200] (İyi ahlak; incelik; terbiye)
            • civility [ENG31-04921310-n] (formal or perfunctory politeness)
            • görgü [TUR10-0766690] (Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları)
            • politeness [ENG31-04920159-n] (a courteous manner that respects accepted social usage)
            • duygululuk [TUR10-0227230] (Uyarımları almadaki incelik)
          • terbiyesizlik [TUR10-0766920] (Terbiyesizce davranış) misbehavior [ENG31-00737234-n] (improper or wicked or immoral behavior)
            • züppelik [TUR10-0878420] (Züppe olma durumu)
            • zibidilik [TUR10-1256740] (Zibidi olma durumu)
            • yılışıklık [TUR10-1256510] (Yılışık olma durumu)
            • yılışkanlık [TUR10-0855370] (Yılışıkça davranış)
            • züppelik [TUR10-0878425] (Züppece davranış)
          • küstahlık [TUR10-0503910] (Küstah olma durumu veya küstahça davranış)
          • presumption [ENG31-04845958-n] (audacious (even arrogant) behavior that you have no right to)
          • edepsizlik [TUR10-0623770] (Utanmaz olma durumu, arsıza yakışır olma durumu)
          • crust [ENG31-04923043-n] (the trait of being rude and impertinent)
          • davranış [TUR10-0185060] (Tutulan yol) behavior [ENG31-01223473-n] (manner of acting or controlling yourself)
            • edim [TUR10-0234650] (Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış)
            • kaldırım kabadayılığı [TUR10-0402120] (Adi ve basit, seviyesiz, yersiz veya gereksiz güç gösterisi)
            • kabalık [TUR10-0061350] (İnce ve nazik olmama durumu) discourtesy [ENG31-01226520-n] (a lack of politeness)
              • alay etme [TUR10-0237110] (Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma)
              • mock [ENG31-01227189-n] (the act of mocking or ridiculing)
              • sataşma [TUR10-0668060] (Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunma işi)
              • twit [ENG31-01225348-n] (aggravation by deriding or mocking or criticizing)
              • hakaret [TUR10-0321350] (Onur kırma, onura dokunma) indignity [ENG31-01227788-n] (an affront to one's dignity or self-esteem)
                • sövme [TUR10-0706430] (Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılan her türlü saldırı)
              • kırıcılık [TUR10-0450640] (Kaba, sert, çevresindekileri inciten olma durumu veya böyle davranış)
              • tehzil [TUR10-0757200] (Alaya alma)
              • küfürbazlık [TUR10-1253180] (Küfürbaz olma durumu)
              • dağdan inme [TUR10-0177800] (Kaba saba, görgüsüz kimse)
            • soytarılık [TUR10-0527760] (Eğlendirici, güldürücü davranış)
            • farce [ENG31-07029364-n] (a comedy characterized by broad satire and improbable situations)
            • yıldırma [TUR10-0854690] (Yıldırmak eylemi)
            • bullying [ENG31-01224966-n] (the act of intimidating a weaker person to make them do something)
            • takiye [TUR10-0740350] (Olduğundan farklı görünme)
              • takiye [TUR10-0740340] (Mezhep belirtmeme, gizleme)
            • tasannu [TUR10-0748470] (Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme; yapmacık)
            • tavır [TUR10-0752480] (Büyüklenme, yapma davranış)
            • tavizcilik [TUR10-1154860] (Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçen olma durumu)
            • teenni [TUR10-0756170] (İlerisini düşünerek acelesiz iş görme, ağır davranma)
            • tegafül [TUR10-0756830] (Anlamazlıktan gelme)
            • tekellüf [TUR10-0757960] (Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş)
            • pretentiousness [ENG31-04796210-n] (the quality of being pretentious (behaving or speaking in such a manner as to create a false appearance of great importance or worth))
            • teklif [TUR10-0758820] (İçten olmayan, resmî davranış)
            • teklif tekellüf [TUR10-0758880] (Samimi olmama, resmî olma durumu, teklifli olma)
            • sevap [TUR10-0681820] (Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış)
            • cemile [TUR10-0135470] (Gönül alıcı davranış)
            • centilmenlik [TUR10-0136150] (Centilmene yakışır davranış)
            • cesaretsizlik [TUR10-0137120] (Tehlikeyi korkusuzca karşılayamama durumu, korkakça davranış)
            • cesurluk [TUR10-0137210] (Yüreklilik, gözü pek olma durumu)
            • çirkeflik [TUR10-0169660] (Çirkef olma durumu veya çirkefçe davranış)
            • teyzelik [TUR10-1161110] (Teyzeye yakışan davranış)
            • mandacılık [TUR10-0523170] (Mandacı yanlısı tutum)
            • ussallık [TUR10-0800290] (Bir amaca en etkin biçimde ulaştıracak araçları kullanmayı gerektiren tutum)
            • hal [TUR10-0322340] (Davranış; tutum; tavır)
              • keyfîlik [TUR10-0446690] (Keyfî olma durumu)
              • kekremsilik [TUR10-0438560] (Asık suratlı olma, yüzü gülmeme)
              • çetinlik [TUR10-0160810] (Sertlik)
            • yiyicilik [TUR10-0857270] (Yiyiciye yakışır davranış)
            • yamyamlık [TUR10-0830440] (Yamyam olma durumu veya yamyamca davranış)
            • yamukluk [TUR10-0830380] (Yamuk bir biçimde davranma)
            • yamuk [TUR10-0830360] (Birine karşı yanlış davranma)
            • yaltaklık [TUR10-0180960] (Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranma durumu ya da bu şekilde davranış)
              • köpeklik [TUR10-0481850] (Köpekçe davranma, köpek gibi yaltaklanma)
            • büyüklük [TUR10-0129160] (Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış)
            • size [ENG31-05106204-n] (the physical magnitude of something (how big it is))
            • çizi [TUR10-0171110] (Tutum; davranış)
            • sakınma [TUR10-0360410] (Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durma)
              • istinkaf [TUR10-0383460] (Çekinme; geri durma; sakınma)
              • imsak [TUR10-0371810] (Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olma)
            • orta yol [TUR10-0592720] (Çözüme açık, herkes tarafından kabul edilebilir olan davranış ve tutum)
            • Osmanlıcacılık [TUR10-0593160] (Osmanlı Türkçesinden yana olan kimsenin tutumu)
            • otarsi [TUR10-0593550] (Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum)
            • soysuzca [TUR10-0704920] (Soysuz bir biçimde, soysuzca yakışırcasına)
            • surat [TUR10-0713040] (Soğuk davranma)
            • yad erklik [TUR10-0823660] (Dışarıdan gelen yasa veya buyruğa göre davranma)
            • pezevenklik [TUR10-0626280] (Yolsuz davranış)
            • pısırıklık [TUR10-0626940] (Tutuk, sünepe, aşırı çekingen olma durumu veya bu şekilde davranış)
              • uyuzluk [TUR10-0803900] (Beceriksizlik, pısırıklık)
            • piçlik [TUR10-0627250] (Kalleşçe yapılan kötü davranış)
            • pisboğazlık [TUR10-0628910] (Pisboğaz olma durumu veya pisboğazca davranış)
            • pislikçilik [TUR10-1120190] (Pislikçinin işi)
            • pişkinlik [TUR10-0629760] (Pişkin olma durumu veya pişkince davranış)
            • iş [TUR10-0384050] (Yapılan şey, davranış)
              • kulluk [TUR10-0489420] (Kulun yaptığı iş)
              • tinercilik [TUR10-1162070] (Tinercinin yaptığı iş)
              • kaba düzen [TUR10-0392600] (Şöyle böyle, üstünkörü yapılan iş)
              • aşım [TUR10-0053140] (Aşma işi)
              • tekrarlayış [TUR10-0856760] (Bir işi bir kez daha yapma işi veya biçimi)
              • yoğrum [TUR10-0857590] (Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirme işi)
              • yoğuşturma [TUR10-1185540] (Konsantre etmek işi)
              • dincilik [TUR10-0206760] (Dinci işi)
              • grev gözcülüğü [TUR10-1039430] (Grev gözcüsünün yaptığı iş)
              • grev sözcülüğü [TUR10-1039440] (Grev sözcüsünün yaptığı iş)
              • çetecilik [TUR10-0880080] (Çetecinin yaptığı iş)
              • izcilik [TUR10-0446320] (İz güderek aradığını bulabilen kimse olma durumu veya bu kişinin yaptığı iş)
            • istiskal [TUR10-0383590] (Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belli etme)
            • ispiyon [TUR10-0381300] (Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlama)
            • intihar [TUR10-0377160] (Hayatını tehlikeye düşürecek aşırı davranış veya iş)
            • hattıhareket [TUR10-0332170] (Tutulan yol; tutulacak yol; davranış; tutum)
            • inat [TUR10-0372790] (Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme)
            • inatlaşma [TUR10-0372840] ((Karşılıklı) Kendi isteğini diretme, ayak direme)
            • insanlık [TUR10-0376330] (İnsanca davranma)
            • inhina [TUR10-0374940] (Birine baş eğme, yumuşaklık gösterme)
            • idareimaslahat politikası [TUR10-0360830] (İşi oluruna bırakma tutumu)
            • idareimaslahat politikası [TUR10-0360820] (Gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma tutumu)
            • idareimaslahat [TUR10-0360790] (İşi oluruna bırakma)
              • idareimaslahat [TUR10-0360780] (Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma)
            • ilericilik [TUR10-0367550] (İlerici davranış)
            • iddia [TUR10-0360980] (Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme)
            • idare [TUR10-0360660] (Hoş görme; göz yumma)
            • iblisçilik [TUR10-0357250] (İblisçe davranma)
            • hüsnütelakki [TUR10-0352140] (İyi karşılama; iyiye yorma)
            • hüsnükuruntu [TUR10-0352100] (Herhangi bir durumu safça kendinden yana iyiye yorma)
            • hüsnükabul [TUR10-0352090] (İyi karşılama, güler yüz gösterme)
            • huzursuzluk [TUR10-0350840] (Huzursuzca davranış)
            • hödüklük [TUR10-0349170] (Hödükçe davranış)
            • hovardalık [TUR10-0349000] (Hovardaca davranış)
            • hoşgörülülük [TUR10-1050790] (Her şeyi anlayışla karşılayan olma, anlayışla karşılayarak davranma durumu)
            • hokkabazlık [TUR10-0347040] (Yalan dolanla görülen iş)
          • acayiplik [TUR10-0039390] (Yadırganacak yönü olma) foreignness [ENG31-04806593-n] (the quality of being alien or not native)
            • garaip [TUR10-0283140] (Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar)
            • garibe [TUR10-0283560] (Şaşılacak şey, yadırganacak şey)
          • ahlaksızlık [TUR10-0015830] (Ahlak kurallarına uymama, ahlaksızca davranış) immorality [ENG31-04857820-n] (the quality of not being in accord with standards of right or good conduct)
            • yolsuzluk [TUR10-0859350] (Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma)
            • corruption [ENG31-04858227-n] (moral perversion)
            • zaaf [TUR10-0868840] (İrade zayıflığı)
            • frailty [ENG31-04861104-n] (moral weakness)
            • adaletsizlik [TUR10-0007190] (Adalete aykırı olma durumu)
            • injustice [ENG31-04861620-n] (the practice of being unjust or unfair)
            • samimiyetsizlik [TUR10-0360260] (Samimi veya içten olmama durumu)
            • insincerity [ENG31-04875102-n] (the quality of not being open or truthful)
            • ikiyüzlülük [TUR10-0366020] (İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama huyu)
            • hypocrisy [ENG31-04875361-n] (insincerity by virtue of pretending to have qualities or beliefs that you do not really have)
            • şerefsizlik [TUR10-0588870] (Şerefsiz olma, şerefini koruyamama durumu) dishonor [ENG31-04881134-n] (lacking honor or integrity)
              • itibarsızlık [TUR10-0387680] (İtibarsız, değersiz olma durumu)
              • abasement [ENG31-14464089-n] (a low or downcast state)
              • rezalet [TUR10-0527770] (Şerefsizce, haysiyetsizce davranış veya toplumu inciten olay veya durum)
              • shame [ENG31-14463603-n] (a state of dishonor)
            • tekapu [TUR10-0757440] (Dalkavukluk etme, birinin her dediğini, her yaptığını onaylama)
            • korsan [TUR10-0476450] (Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse)
            • kötülükçülük [TUR10-0729020] (Her türlü kötülüğü yapacak ahlakta olma durumu)
            • teşhircilik [TUR10-0800880] (Cinsel organları uygunsuz yerlerde gösterme durumu)
            • yosmalık [TUR10-0860430] (Yosmaca davranış)
            • yiyicilik [TUR10-0857260] (Rüşvet alma durumu)
            • bulaşık iş [TUR10-0122910] (Yolsuz, uygunsuz, kirli iş)
            • cebellezi [TUR10-0134180] (Hakkı olmayan bir şeyi kendisine mal edip cebine koyma; cebine indirme)
            • iffetsizlik [TUR10-0692970] (Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılığı olmama durumu)
          • alçaklık [TUR10-0025300] (Soysuz olma durumu veya soysuzca davranış)
          • baseness [ENG31-04815223-n] (unworthiness by virtue of lacking higher values)
          • allahsızlık [TUR10-0028930] (Acımasız olma, insafsız olma, vicdansız olma)
          • impiety [ENG31-04835486-n] (unrighteousness by virtue of lacking respect for a god)
          • cömertlik [TUR10-1216990] (Para ve malını esirgemeden verme durumu) generosity [ENG31-04838958-n] (the trait of being willing to give your money or time)
            • diğergamlık [TUR10-1217000] (Özgecilik)
            • unselfishness [ENG31-04840182-n] (the quality of not putting yourself first but being willing to give your time or money or effort etc. for others)
            • bonkörlük [TUR10-0113440] (İyi yüreklilik; eli açıklık; cömertlik)
          • gösterişsizlik [TUR10-0307080] (Yalınlık)
          • simplicity [ENG31-04773314-n] (the quality of being simple or uncompounded)
          • gülünçlük [TUR10-0313910] (Komiklik) humor [ENG31-05218312-n] (the quality of being funny)
            • gönül maskarası [TUR10-0304640] (Sevda yüzünden gülünç durumlara düşmüş kimse)
          • herkeslik [TUR10-0339740] (Aleladelik, sıradan olma durumu)
          • averageness [ENG31-04802310-n] (ordinariness as a consequence of being average and not outstanding)
          • faal olma [TUR10-1238440] (Çalışır durumda olma) action [ENG31-14030430-n] (the state of being active)
            • koşturmaca [TUR10-1085360] (Sürekli çalışma, koşturma durumunda olma)
          • doygunluk [TUR10-0304730] (Doygun ve tatmin olma durumu) repletion [ENG31-14475617-n] (the state of being satisfactorily full and unable to take on more)
            • kanaatkarlık [TUR10-0407960] (Elindekinden hoşnut olma durumu, fazlasını istememe)
            • repletion [ENG31-14475617-n] (the state of being satisfactorily full and unable to take on more)
            • fazlalık [TUR10-0266570] (Çokluk, gereğinden artık olma durumu) overplus [ENG31-05127416-n] (extreme excess)
              • üretim artığı [TUR10-0808640] (Ekonomide üretim fazlalığı)
              • furya [TUR10-0280620] (Olağandan çok fazla bulunma durumu)
          • kimlik [TUR10-0461260] (Herhangi bir nesneyi belirlemeye yarayan özelliklerin bütünü)
            • adı sanı [TUR10-0008590] (Bir kimsenin kimliği)
          • kıyaklık [TUR10-0457080] (Kıyakçıya yakışır davranış)
          • kıvraklık [TUR10-0456470] (Kıvrak olma durumu veya kıvrakça davranış)
          • kibarzade [TUR10-0460060] (Soylu bir aileden gelme, kibar çocuğu)
          • taş yüreklilik [TUR10-0751040] (Taş yürekli olma durumu; acımasızlık)
          • kofti [TUR10-1082980] (Değersiz, işe yaramaz kimse)
          • doğrusallık [TUR10-1253450] (Matematiksel bir ilişkinin veya fonksiyonun özelliği)
          • akıcılık [TUR10-0675040] (Söz, yazı ve anlatımın kolay anlaşılabilir ve okunabilen, anlamca açık olma özelliği)
          • kalantor [TUR10-0514010] (Gösterişi seven, varlıklı kimse)
          • sağbeğeni [TUR10-0655110] (Güzeli çirkinden ayırt edebilme yetkisinin en yükseği)
          • sağduyu [TUR10-0655230] (Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü)
          • zorbalık [TUR10-0564740] (Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayarak davranma)
            • kabadayılık [TUR10-0186230] (Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapma)
          • ziyankarlık [TUR10-0876900] (Zarar verme durumu veya huyu)
          • zirzopluk [TUR10-0876760] (Zirzop olma durumu veya zirzopa yakışan davranış)
          • zındıklık [TUR10-1256760] (Zındık olma durumu)
          • zamparalık [TUR10-0872660] (Sürekli kadın peşinde koşma, kadınlara düşkün olma durumu veya bu kişiye yakışır davranış)
          • zangoçluk [TUR10-0870370] (Zangoç olma durumu)
          • yücelik [TUR10-0064510] (Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu)
          • yüreklendirici [TUR10-0866600] (Yüreklendiren, cesaret veren kimse)
          • yavuzluk [TUR10-0842370] (Yavuzca davranış)
          • yaygaracılık [TUR10-0815900] (Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran olma durumu)
          • yaşlılık [TUR10-0364260] (Yaşı ilerlemiş, kocamış olma durumu)
          • yaratımcılık [TUR10-1256370] (Yaratımcı olma durumu)
          • yardakçılık [TUR10-1256380] (Yardakçı olma durumu)
          • yaramazlık [TUR10-0835520] (Yaramaz olma durumu veya yaramazca davranış)
            • kötülük [TUR10-0484930] (Yaramazlık, fesatlık)
          • kabadayı [TUR10-0392510] (Bir şeyin en iyisi, başta geleni)
          • kalem parmaklı [TUR10-0402820] (Parmakları uzunca, düzgün ve buruşuksuz)
          • kazma diş [TUR10-0436980] (Ön dişleri uzun ve dışarı doğru çıkık olan kimse)
          • belgi [TUR10-0091070] (Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik; alamet; nişan)
          • bireylik [TUR10-0106730] (Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü)
          • bireysellik [TUR10-0268600] (Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü)
          • mezalim [TUR10-0542090] (Yapılan zulümler; haksızlıklar; kıyımlar)
          • çenebazlık [TUR10-1249970] (Çenebaz olma durumu)
          • şirretlik [TUR10-0732300] (Şirretçe davranış)
          • şairanelik [TUR10-0597690] (Şiir söyleyen veya yazan kimseye yakışır bir biçimde veya bu kişi gibi davranma durumu)
          • şakşakçılık [TUR10-1254500] (Şakşakçı olma durumu)
          • dengeleyici [TUR10-0193370] (Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey)
          • şövalyelik [TUR10-0733890] (Gereğinden çok yüreklilik, atılganlık gösterme durumu)
          • saflık [TUR10-0044620] (Günahsızlık, temizlik, ahlak temizliği)
          • dilinim [TUR10-0205630] (Kayaçların, ince katlar biçiminde kolaylıkla ayrılabilme niteliği)
          • sarsaklık [TUR10-0667670] (Sarsak olma durumu)
          • seçicilik [TUR10-0672310] (Seçici durumunda olma)
            • ilgi [TUR10-0368100] (Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik)
          • seçilmişlik [TUR10-1254680] (Seçilmiş olma durumu)
          • seçkinlik [TUR10-1254690] (Seçkin olma durumu, mümtazlık)
          • seçmenlik [TUR10-1254700] (Seçmen olma durumu)
          • sevim [TUR10-0682110] (Bir kimsede, bir şeyde bulunan ve o kimse veya şeyi başkalarına sevdiren özellik)
          • diliniş [TUR10-1007770] (Dilinme)
          • diriltici [TUR10-0209020] (Canlılık verici niteliği bulunan şey)
          • sıfat [TUR10-0684410] (Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımdan yeri ve özelliği)
          • eğlendirici [TUR10-0237010] (Eğlendirme niteliği olan, eğlendiren kimse veya şey)
          • sütsüzlük [TUR10-0719850] (Kötü soydan gelme, sütü bozuk olma durumu veya sütsüzce davranış)
          • suçluluk [TUR10-1255100] (Suçlu olma durumu, mücrimlik)
          • sinsilik [TUR10-0695470] (Sinsi olma durumu veya sinsice davranış)
            • gizli sıtma [TUR10-0299990] (Gizlice kötülük eden kimse)
          • slavlık [TUR10-1254940] (Slav olma durumu)
          • sünepelik [TUR10-1255130] (Sünepe olma durumu)
          • sürgünlük [TUR10-1255150] (Sürgün olma durumu)
          • sürtüklük [TUR10-0717840] (Sürtük olma durumu)
          • sonradan görmelik [TUR10-0702520] (Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunma)
          • surat [TUR10-0713030] (Somurtkanlık, asık yüzlülük)
          • vatanperverlik [TUR10-0815710] (Yurdunu, milletini büyük bir tutku ile seven, bu uğurda her türlü özveriye katlanan kimseye yakışır davranış)
          • varyemezlik [TUR10-0815060] (Varyemez olma durumu)
          • vaybabamcılık [TUR10-1256140] (Vaybabamcının işi)
          • veraset [TUR10-0817370] (Mirasta hak sahibi olma)
          • ruhbaniyet [TUR10-0649700] (Rahiplerin evlenmeyerek ve dünyadan el etek çekerek yaşamaları durumu)
          • ruhaniyet [TUR10-0649680] (Ölmüş kutsal bir kimsenin, bir inanışa göre sürüp gitmekte bulunan manevi gücü; manevilik)
          • ruhbanlık [TUR10-0649720] (Hristiyanlarda genellikle manastırda yaşayan, evlenmemiş papaz olma durumu)
          • romantiklik [TUR10-1254330] (Romantik olma durumu)
          • riayetsizlik [TUR10-0647550] (Uymazlık, dinlemezlik)
          • rekortmenlik [TUR10-0645090] (Rekor kırma işi)
          • rağbetsizlik [TUR10-0641120] (İsteksizlik, gönülsüzlük, rağbet etmeme)
          • puştluk [TUR10-1254280] (Puşt olma durumu)
          • hamiyetperverlik [TUR10-0324990] (Hamiyet sahibi olma)
          • piyazcılık [TUR10-0630410] (Piyazcı işi)
          • iradesizlik [TUR10-0382030] (Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü olmama durumu)
          • inisiyatif [TUR10-0375160] (Bir şeyi başkalarından önce yapma işi)
          • inisiyatif [TUR10-0375180] (Gerekli kararları almayı bilen kişinin niteliği)
          • inkârcılık [TUR10-0375340] (İnkârcı olma durumu)
          • ineklik [TUR10-0374490] (Aşırı çalışmaya rağmen anlayamama durumu)
          • inandırıcılık [TUR10-1252150] (İnandırıcı olma durumu)
          • ihlassızlık [TUR10-1252100] (İhlassız olma durumu)
          • içlilik [TUR10-0359800] (Duygululuk)
          • içicilik [TUR10-0358860] (İçmeyi alışkanlık haline getirme işi)
          • ibnelik [TUR10-0357290] (İbne gibi davranma durumu)
          • içe dönüklük [TUR10-0358360] (Kişinin dikkat ve ilgisinin, dış çevreden çok, öncelikle kendi duygu ve yaşantıları üzerinde toplanması durumu)
          • içyüz [TUR10-0360490] (Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan sebep veya nitelik)
            • aslı astarı [TUR10-0942220] (Gerçek şekli, içyüzü)
            • özlük [TUR10-0609440] (Bir şeyin durumu; mahiyet)
            • perde arkası [TUR10-0623490] (Bir şeyin görünürde olmayan gizli yanı)
          • hissîlik [TUR10-1050380] (Hissî olma durumu)
          • sakarlık [TUR10-0657765] (Sakarın yaptığı iş)
          • zangoçluk [TUR10-0870375] (Zangocun görevi)
          • insanlık [TUR10-0376360] (İnsanı insan yapan, insanın doğasını oluşturan niteliklerin hepsi)
          • world [ENG31-02475618-n] (all of the living human inhabitants of the earth)
          • analık [TUR10-0034960] (Çocuğu olan bir kadının niteliği veya durumu)
          • motherhood [ENG31-13836253-n] (the kinship relation between an offspring and the mother)
          • değimsizlik [TUR10-0998680] ()
          • ahlaklılık [TUR10-0015780] (Ahlak kuralları ile uyum içinde olma)
          • ödleklik [TUR10-0598600] (Ödlek olma durumu veya ödlekçe davranış)
          • cowardice [ENG31-04867296-n] (the trait of lacking courage)
          • ürkeklik [TUR10-0808870] (Ürkek olma durumu veya ürkekçe davranış)
          • timidity [ENG31-04867990-n] (fearfulness in venturing into new and unknown places or activities)
          • acımasızlık [TUR10-0917570] (Acıma duygusu olmama durumu) mercilessness [ENG31-04838262-n] (inhumaneness evidenced by an unwillingness to be kind or forgiving)
            • şefkatsizlik [TUR10-0726280] (Sevecen olmama durumu; katı yüreklilik)
            • hunharlık [TUR10-0350010] (Ölüme yol açma, zalimlik)
            • katılık [TUR10-0427920] (Acımasız, duygusuz olma durumu)
            • severity [ENG31-04647089-n] (excessive sternness)
          • uğur [TUR10-0396200] (İyi nitelik; hayır; bereket)
          • hoppalık [TUR10-0347670] (Hoppa olma durumu veya hoppaca davranış)
          • frivolity [ENG31-04655564-n] (the trait of being frivolous)
          • sefahat [TUR10-0673180] (Zevk ve eğlenceye düşkünlük; uçarılık)
          • profligacy [ENG31-00749605-n] (dissolute indulgence in sensual pleasure)
          • hınzırlık [TUR10-0341620] (İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinme durumu, yaramazlık)
          • antic [ENG31-00428583-n] (a ludicrous or grotesque act done for fun and amusement)
        • şekil [TUR10-0256120] (Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü) shape [ENG31-00028005-n] (the spatial arrangement of something as distinct from its substance)
          • katı cisim [TUR10-1238010] (Her konumda biçimini koruyan cisim) solid [ENG31-13882990-n] (a three-dimensional shape)
            • silindir [TUR10-0692740] (Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim) cylinder [ENG31-13887919-n] (a solid bounded by a cylindrical surface and two parallel planes (the bases))
              • merdane [TUR10-0536350] (Türlü işlerde kullanılan, silindir biçiminde araç) roller [ENG31-04108591-n] (a cylinder that revolves)
                • silindir [TUR10-0692750] (Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane)
              • rulo [TUR10-0650230] (Dürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kâğıt tomar)
              • roll [ENG31-04108326-n] (anything rolled up in cylindrical form)
              • tomar [TUR10-0779670] (Dürülerek boru biçimi verilmiş deri, kâğıt)
              • roll [ENG31-04108326-n] (anything rolled up in cylindrical form)
              • dikit [TUR10-0204020] (Mağaraların tabanında, yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlardan her biri)
              • stalagmite [ENG31-09466825-n] (a cylinder of calcium carbonate projecting upward from the floor of a limestone cave)
              • eğik silindir [TUR10-0236230] (Ekseni tabanına dikey olmayan silindir)
              • dik silindir [TUR10-0204530] (Ekseni tabanına dikey olan silindir)
              • masura [TUR10-0528530] (Karton, tahta veya plastikten yapılan, üzerine şerit, iplik vb. sarılan koni veya silindir)
          • şekil [TUR10-0727450] (Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim)
            • iki boyutlu şekil [TUR10-1238030] (Yalnız eni ve boyu olan, derinliği bulunmayan şekil) plane figure [ENG31-13885789-n] (a two-dimensional shape)
              • kesme [TUR10-0445090] (Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi)
              • sector [ENG31-13897666-n] (a plane figure bounded by two radii and the included arc of a circle)
              • konik kesit [TUR10-0471980] (Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle ara kesiti) conic section [ENG31-13895614-n] ((geometry) a curve generated by the intersection of a plane and a circular cone)
                • elips [TUR10-0243620] (Bütün noktalarının odak denilen belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan kapalı eğri; oval) ellipse [ENG31-13900945-n] (a closed plane curve resulting from the intersection of a circular cone and a plane cutting completely through it)
                  • çember [TUR10-0158520] (Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri) circle [ENG31-13896141-n] (ellipse in which the two axes are of equal length)
                    • enlem dairesi [TUR10-0048270] (Aynı enlemdeki noktaların oluşturduğu Ekvator'a paralel daire)
                    • düşey çember [TUR10-0230290] (Bir yerin düşeyini sınırlayan çember veya düzlem)
                    • kasnak [TUR10-0425570] (Enli çember)
                    • kasnak [TUR10-0425580] (Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi)
                    • kasnak [TUR10-0425620] (Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember)
                    • kasnak [TUR10-0425590] (Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember)
                    • aşırma kayış [TUR10-0053620] (Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağa geçirilen kuşak biçimindeki kayış çember)
                • hiperbol [TUR10-0345680] (Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri)
                • hyperbola [ENG31-13909268-n] (an open curve formed by a plane that cuts the base of a right circular cone)
                • parabol [TUR10-0613520] (Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri)
                • parabola [ENG31-13909064-n] (a plane curve formed by the intersection of a right circular cone and a plane parallel to an element of the curve)
              • paraboloit [TUR10-0613540] (Odağı olmayan, yalnız bir simetri ekseni bulunan ikinci dereceden yüzey)
              • paraboloid [ENG31-13919695-n] (a surface having parabolic sections parallel to a single coordinate axis and elliptic sections perpendicular to that axis)
              • yarım daire [TUR10-0837410] (Bir dairenin bir yarım çember ve bir çapla sınırlanan yarısı)
              • semicircle [ENG31-13896890-n] (a plane figure with the shape of half a circle)
              • çokgen [TUR10-0632270] (Açı oluşturacak biçimde dörtten çok kenardan oluşan kapalı şekil) polygon [ENG31-13888765-n] (a closed plane figure bounded by straight sides)
                • yedigen [TUR10-0845800] (Yedi kenarlı çokgen)
                • beşgen [TUR10-0553410] (Beş kenarlı çokgen)
                • pentagon [ENG31-13904858-n] (a five-sided polygon)
                • altıgen [TUR10-0564030] (Altı kenarlı çokgen)
                • hexagon [ENG31-13904933-n] (a six-sided polygon)
                • sekizgen [TUR10-0674120] (Sekiz kenarlı çokgen)
                • octagon [ENG31-13905220-n] (an eight-sided polygon)
                • düzgün çokgen [TUR10-1238090] (Bütün kenarları ve açıları eş olan çokgen) regular polygon [ENG31-13889754-n] (a polygon with all sides and all angles equal)
                  • kare [TUR10-0222200] (Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen)
                  • square [ENG31-13901273-n] ((geometry) a plane rectangle with four equal sides and four right angles)
                  • eşkenar üçgen [TUR10-0256160] (Üç kenarı da birbirine eşit olan üçgen)
                  • equilateral triangle [ENG31-13902604-n] (a three-sided regular polygon)
                • dörtgen [TUR10-0222490] (Dört kenarlı çokgen) quadrilateral [ENG31-13901783-n] (a four-sided polygon)
                  • yamuk [TUR10-0830350] (Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen) trapezoid [ENG31-13904169-n] (a quadrilateral with two parallel sides)
                    • dik yamuk [TUR10-0204750] (Kenarlarından biri tabanlarına dik olan yamuk)
                    • ikizkenar yamuk [TUR10-0366100] (Paralel olmayan iki kenarı eşit yamuk)
                  • paralelkenar [TUR10-1238170] (Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgen) parallelogram [ENG31-13903832-n] (a quadrilateral whose opposite sides are both parallel and equal in length)
                    • dikdörtgen [TUR10-0203240] (Açıları dik olan paralelkenar)
                    • rectangle [ENG31-13906003-n] (a parallelogram with four right angles)
                    • eşkenar dörtgen [TUR10-0519750] (Dört kenarı da birbirine eşit olan dörtgen)
                    • rhombus [ENG31-13905618-n] (a parallelogram with four equal sides)
                    • baklava dilimi [TUR10-0072860] (Eşkenar dörtgen biçiminde olan)
                • üçgen [TUR10-0564070] (Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi) triangle [ENG31-13901977-n] (a three-sided polygon)
                  • dik üçgen [TUR10-0204740] (Kenarlarından ikisi birbirine dikey, bir açısı doksan derece olan üçgen)
                  • right triangle [ENG31-13903208-n] (a triangle with one right angle)
                  • ikizkenar üçgen [TUR10-0366090] (Yalnız iki kenarı birbirine eşit olan üçgen)
                  • isosceles triangle [ENG31-13902856-n] (a triangle with two equal sides)
                  • çeşitkenar üçgen [TUR10-0160540] (Üç kenarı da ayrı uzunlukta olan üçgen)
                  • küresel üçgen [TUR10-0503270] (Bir küre yüzeyi üzerine çizilen ve kenarları üç büyük çember yayı olan üçgen)
                • dış çokgen [TUR10-0201830] (Kenarları bir dairenin çember çizgisi üzerine gelen çokgen)
                • dokuzgen [TUR10-0215670] (Dokuz kenarı olan çokgen)
                • ongen [TUR10-0588140] (On açısı, on kenarı olan çokgen)
                • iç çokgen [TUR10-0358250] (Bütün köşeleri aynı çember üzerinde olan çokgen)
              • hiperboloit [TUR10-0345720] (Hiperbolün iki ekseninden birinin, çevresinde döndürülmesiyle ortaya çıkan yüzey)
              • hyperboloid [ENG31-13919547-n] (a quadric surface generated by rotating a hyperbola around its main axis)
              • benzer şekiller [TUR10-0093590] (Kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte karşılıklı açıları eşit olan şekiller)
            • üç boyutlu şekil [TUR10-1238040] (Eninden ve boyundan başka derinliği de olan şekil, üç buutlu şekil) solid [ENG31-13882990-n] (a three-dimensional shape)
              • polihedron [TUR10-0173180] (Bütün yüzleri birer çokgen olan şekil) polyhedron [ENG31-13906542-n] (a solid figure bounded by plane polygons or faces)
                • piramit [TUR10-0238040] (Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim) pyramid [ENG31-13937870-n] (a polyhedron having a polygonal base and triangular sides with a common vertex)
                  • üçgen piramit [TUR10-0806300] (Tabanı üçgen olan piramit)
              • küp [TUR10-0544640] (Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü prizma)
              • block [ENG31-13937623-n] (a three-dimensional shape with six square or rectangular sides)
              • dışbükey şekil [TUR10-1238050] (Yüzeyi tümsek, çıkık ve şişkin olan şekil) convex shape [ENG31-13886774-n] (a shape that curves or bulges outward)
                • şişlik [TUR10-0732930] (Şiş)
                • bulge [ENG31-13917127-n] (something that bulges out or is protuberant or projects from its surroundings)
                • gangliyon [TUR10-0282980] (Sinirlerde ve lenf damarlarında yer yer ortaya çıkan yuvarlak şişlik)
              • içbükey şekil [TUR10-1238070] (Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan şekil) concave shape [ENG31-13887586-n] (a shape that curves or bends inward)
                • niş [TUR10-0577690] (Duvar içinde bırakılan oyuk; göz; hücre)
                • recess [ENG31-13895060-n] (a small concavity)
                • yiv [TUR10-0857110] (Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm)
                • rabbet [ENG31-04043252-n] (a rectangular groove made to hold two pieces together)
                • oluk [TUR10-0586390] (Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol) groove [ENG31-13916479-n] (a long narrow furrow cut either by a natural process (such as erosion) or by a tool (as e.g. a groove in a phonograph record))
                  • çörtü [TUR10-0175260] (Değirmende buğday teknesi oluğu)
                  • olukçuk [TUR10-0586410] (Küçük oluk)
                • girinti [TUR10-0298310] (Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm) recess [ENG31-04069081-n] (an enclosure that is set back or indented)
                  • mihrap [TUR10-0544520] (Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer)
                  • mihrab [ENG31-03767969-n] ((Islam) a niche in the wall of a mosque that indicates the direction of Mecca)
                  • şömine [TUR10-0581830] (Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer)
                  • fireplace [ENG31-03351301-n] (an open recess in a wall at the base of a chimney where a fire can be built)
                  • kertik [TUR10-0443000] (Kertilmiş yer; gedik; çentik) notch [ENG31-00388705-n] (a small cut)
                    • gez [TUR10-0295730] (Okun, kirişe geçen ucundaki kertik)
                    • gez [TUR10-0295740] (Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik)
                    • kanal [TUR10-0408100] (Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti)
                      • kiniş [TUR10-0461780] (Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal)
                    • çetele [TUR10-0880090] (Çizilerek veya oyularak açılan kertik)
                    • tırnaklık [TUR10-0775660] (Namlunun üzerinde bulunan kertik)
                  • çentik [TUR10-0443080] (Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kesik)
                  • score [ENG31-13928411-n] (a slight surface cut (especially a notch that is made to keep a tally))
                  • tırnaklık [TUR10-0775650] (Çakı gibi açılıp kapanabilen şeyler üzerine tırnakla kolayca açabilmek için yapılmış kertik)
                  • tırnaklık [TUR10-0775640] (Bir kutunun kapağı üzerinde bulunan ve kapağın tırnakla çekilip açılmasını sağlayan yanlamasına çentik)
                  • lamba [TUR10-0506690] (Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti)
                  • ocak [TUR10-0581850] (Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve ve benzerinin yapıldığı yer)
                • kırışık [TUR10-0451200] (Düzgünlüğü bozulmuş yer) wrinkle [ENG31-13928798-n] (a slight depression or fold in the smoothness of a surface)
                  • buruşukluk [TUR10-0126070] (Ciltte oluşmuş kırışık)
                    • kırışık [TUR10-0451190] (Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım)
              • çember [TUR10-0158530] (Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi)
              • ring [ENG31-13898031-n] (a toroidal shape)
              • dikdörtgenler prizması [TUR10-1238290] (Altı adet dikdörtgenin birleşmesiyle oluşan prizma)
              • block [ENG31-13937623-n] (a three-dimensional shape with six square or rectangular sides)
              • boru bileziği [TUR10-0114410] (Soba borularının ek yerine geçirilen süslü çember)
            • yuvarlak şekil [TUR10-1238080] (Keskin köşeleri bulunmayan şekil) round shape [ENG31-13888104-n] (a shape that is curved and without sharp angles)
              • kenar [TUR10-0440590] (Bir şeyi çevreleyen çizgi)
              • rim [ENG31-13925029-n] (the shape of a raised edge of a more or less circular object)
              • koni [TUR10-0471950] (Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim) cone [ENG31-13895231-n] (a shape whose base is a circle and whose sides taper up to a point)
                • kesik koni [TUR10-0443990] (Bir koninin tabanına paralel bir düzlemle kesilmesinden elde edilen cisim)
              • küre [TUR10-0502920] (Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim) ball [ENG31-13922097-n] (an object with a spherical shape)
                • çiğ tanesi [TUR10-1240750] (Geceleyin havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşması sonucu yerde ya da bitkiler üzerinde oluşan su damlası)
                • dewdrop [ENG31-13924551-n] (a drop of dew)
                • baloncuk [TUR10-0075120] (Küçük balon) bubble [ENG31-09252616-n] (a hollow globule of gas (e.g., air or carbon dioxide))
                  • köpük [TUR10-0482200] (Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını) foam [ENG31-09305630-n] (a mass of small bubbles formed in or on a liquid)
                    • köpük [TUR10-0482190] (Sabun, deterjan ve benzerinin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık)
                    • soapsuds [ENG31-09462117-n] (the froth produced by soaps or detergents)
                    • pekmez köpüğü [TUR10-0621690] (Pekmez kaynatılırken kazanın üzerinde oluşan tatlı köpük)
                    • tıraş köpüğü [TUR10-0774800] (Tıraş olmayı kolaylaştıran özel hazırlanmış köpük)
                    • kef [TUR10-1076230] (Kaynayan pekmezin, pişen etin üstünde oluşan köpük)
                    • kaptanpaşakuzusu [TUR10-1070760] (Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi halinde görünen beyazlık)
                • kantar topu [TUR10-0410910] (Kantarda bir ağırlık tartılırken dengeyi sağlayan, kantar kolu üzerinde hareket ettirilebilen metal küre)
                • yarım küre [TUR10-0837490] (İki eşit parçaya bölünmüş bir kürenin her parçası)
                • batisfer [TUR10-0085340] (Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış, negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi)
                • gök küresi [TUR10-0302560] (İç yüzü gökyüzü olarak kabul edilen, yarı çapı sonsuza uzanmış yer merkezli küre)
              • yuvar [TUR10-0864200] (Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim)
              • ball [ENG31-13922097-n] (an object with a spherical shape)
              • yuvarlak [TUR10-0864230] (Top veya küre biçiminde toparlak şey) ball [ENG31-13922097-n] (an object with a spherical shape)
                • kambura [TUR10-0406600] (Kitapların ciltlenmesiyle sırt bölümünde oluşan yuvarlaklık)
                • bilye [TUR10-0104780] (Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için, göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak)
              • geoit [TUR10-0292480] (Yerkürenin geometrik olmayan gerçek biçimi)
            • özelliksiz şekil [TUR10-1246800] () amorphous shape [ENG31-13890113-n] (an ill-defined or arbitrary shape)
              • vakum [TUR10-0813340] (Havası alınmış, içinde hiçbir cisim bulunmayan) void [ENG31-13933131-n] (an empty area or space)
                • hava boşluğu [TUR10-0332460] (Yeryüzündeki engebelerin havada doğurduğu yoğunluk farkları)
                • kovuk [TUR10-0478790] (Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü) geode [ENG31-09310723-n] ((mineralogy) a hollow rock or nodule with the cavity usually lined with crystals)
                  • gedik [TUR10-0288940] (Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık) crevice [ENG31-13930286-n] (a long narrow depression in a surface)
                    • gözenek [TUR10-0308700] (Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri)
                      • kovucuk [TUR10-0478780] (Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik)
                      • lenticel [ENG31-13174683-n] (one of many raised pores on the stems of woody plants that allow the interchange of gas between the atmosphere and the interior tissue)
                • zaviye [TUR10-0871270] (Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim) angle [ENG31-13910202-n] (the space between two lines or planes that intersect)
                  • dış açı [TUR10-0201510] (İki doğruyu kesen bir doğrunun bu doğruların dışında kalacak biçimde yaptığı açı)
                  • exterior angle [ENG31-13913228-n] (the supplement of an interior angle of a polygon)
                  • dik açı [TUR10-0203160] (Birbirini kesen iki doğrunun oluşturduğu açılar eşit olduklarında, bu açıların her biri)
                  • right angle [ENG31-13914930-n] (the 90 degree angle between two perpendicular lines)
                  • eğiklik [TUR10-0236220] (Bir düzlem üzerinde hareket eden bir gök cismine ilişkin yörünge düzleminin, tutuluma bakış doğrultusuna dik düzleme veya belirtilmiş herhangi bir düzleme göre yaptığı açı)
                  • inclination [ENG31-13912536-n] ((astronomy) the angle between the plane of the orbit and the plane of the ecliptic stated in degrees)
                  • iç açı [TUR10-1238200] (Bir çokgenin bitişik iki kıyısı arasında kalan ve çokgenin içinde bulunan açı)
                  • interior angle [ENG31-13913084-n] (the angle inside two adjacent sides of a polygon)
                  • yansıma açısı [TUR10-1238220] (Yansıyan ve yansıtan arasındaki açı)
                  • angle of reflection [ENG31-13914064-n] (the angle between a reflected ray and a line perpendicular to the reflecting surface at the point of incidence)
                  • kırılma açısı [TUR10-1238230] (Kıran ve kırılan arasındaki açı)
                  • angle of refraction [ENG31-13914240-n] (the angle between a refracted ray and a line perpendicular to the surface between the two media at the point of refraction)
                  • kesme açısı [TUR10-1238240] (Kesen ve kesilen arasındaki açı)
                  • cutting angle [ENG31-13915458-n] (the angle between the face of a cutting tool and the surface of the work)
                  • azimut [TUR10-1238250] (Güney açısı)
                  • azimuth [ENG31-13916195-n] (the azimuth of a celestial body is the angle between the vertical plane containing it and the plane of the meridian)
                  • meridyen [TUR10-0787580] (Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri)
                    • başlama meridyeni [TUR10-0082790] (Boylamların hesabında başlangıç olarak kabul edilen meridyen)
                  • doğru açı [TUR10-0213660] (180 derecelik açı)
                  • eğim açısı [TUR10-1238190] (Uzayda bir doğrunun bir düzlem üzerindeki izdüşümüyle yaptığı en küçük açı)
                  • inclination [ENG31-13912295-n] ((geometry) the angle formed by the x-axis and a given line (measured counterclockwise from the positive half of the x-axis))
                  • enlem [TUR10-0248200] (Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri) latitude [ENG31-08613276-n] (an imaginary line around the Earth parallel to the equator)
                    • Oğlak dönencesi [TUR10-0454970] (Güneşin 23 Aralıkta, öğleüzeri dimdik durduğu Ekvator'a göre açısal uzaklığı 23 derece 27 dakika olan yer)
                    • Yengeç dönencesi [TUR10-0844040] (Güneşin gökyüzündeki yıllık hareketinde kuzeyden güneye dönüş yaptığı, Ekvator'a göre açısal uzaklığı 23 derece 27 dakika olan yer)
                    • dönence [TUR10-0531810] (Yer yuvarlağının Ekvator'a paralel ve biri güneyde, ötekisi kuzeyde bulunan güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği iki dairesinden her biri) tropic [ENG31-08692883-n] (either of two parallels of latitude about 23.5 degrees to the north and south of the equator representing the points farthest north and south at which the sun can shine directly overhead and constituting the boundaries of the Torrid Zone or tropics)
                      • tropikal [TUR10-0786870] (Tropika ile ilgili, tropika bölgesinden olan)
                  • tam açı [TUR10-0742320] (Açının bir kenarını, tepesi çevresinde döndürerek elde edilen açı)
                  • perigon [ENG31-13915367-n] (an angle of 360 degrees)
                  • açısal çap [TUR10-0006070] (Ay, güneş vb. gök cisimlerinin iki doğrusu arasındaki açı)
                  • açısal hız [TUR10-0006080] (Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleştiren doğru parçasının birim zamanda taradığı açı)
                  • açısal sapma [TUR10-0006100] (Belli bir açı düzeyinde gerçekleşen sapma)
                  • açısal yol [TUR10-0006120] (Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldığı yol)
                  • ters açı [TUR10-0768300] (Birinin kenarları öbürünün kenarlarının uzantısından oluşan açılardan her biri)
                    • dış ters açı [TUR10-0202330] (İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında, paralellerin dışında altlı üstlü oluşan dört açıdan her biri)
                  • dar açı [TUR10-0183590] (Ölçüsü 90 dereceden küçük olan açı)
                  • geniş açı [TUR10-0291960] (Bir dik açıdan daha büyük olan açı)
                  • komşu açı [TUR10-0471090] (Tepeleri ve birer kenarları ortak olan iki açıdan her biri)
                  • eğilme [TUR10-0236310] (Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı)
                  • tepe açısı [TUR10-0765290] (Eksenden dikey kesitte yumuşakça çenetlerinin uç kısmında oluşan açı)
                  • çevre açı [TUR10-0161540] (Geometride, bir çemberin iç bölgesinde, köşesi çember üzerinde bulunan açı)
                  • saat açısı [TUR10-0651610] (Konum üçgeninin içinde bulunulan yerin saatini veren açısı)
                  • sapma [TUR10-0664840] (Bir ışının saydam bir biçmeden geçtikten sonraki doğrultusu arasında oluşan açı)
                  • sapma [TUR10-0664830] (Serbest bir mıknatıslı iğnenin denge konumundayken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktasının meridyen düzlemi arasındaki açı)
                  • tümler açı [TUR10-1165780] (Bir dar açıyı dik açı değerine çıkaran açı)
                  • uzanım [TUR10-0804500] (Yerden herhangi bir gezegene ve güneşe uzanan iki doğrultu arasındaki açı)
                  • yöndeş açılar [TUR10-0860700] (İki paralel çizginin bir kesenle kesişmesinden oluşan ve biri içte, biri dışta olarak kesenin aynı tarafında kalan açılar)
                  • yükselti [TUR10-0865860] (Bir yıldızdan bir gözlemcinin gözüne gelen ışın ile ufuk düzleminin oluşturduğu açı)
                  • ayrıklık [TUR10-0063300] (Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı)
                  • merkez açı [TUR10-0536990] (Köşesi çemberin merkezinde bulunan açı)
                  • bütünler açı [TUR10-0128620] (Ölçülerinin toplamını 180 dereceye çıkaran açılardan her biri)
                  • muhaddep [TUR10-0553020] (Dışbükey)
                  • sınır açı [TUR10-0687380] (Bir ortamda gelip daha kırıcı başka bir ortama geçerken kırılan ışının oluşturabileceği en büyük açı)
                  • gece yayı [TUR10-0286720] (Güneşin gök küresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin ufuk altında kalan parçası)
                  • görme açısı [TUR10-0305520] (Bir cismin iki ucundan gelen ışınları gözün görme merkezinde meydana getirdiği açı)
                  • köşe [TUR10-0871240] (Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı) edge [ENG31-03269047-n] (a sharp side formed by the intersection of two surfaces of an object)
                    • ağız [TUR10-0013310] (Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı)
                    • cap [ENG31-02958374-n] (a top (as for a bottle))
                    • tepe [TUR10-0765260] (Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri)
                    • iç köşe [TUR10-1211470] (Kesişen iki köşeden oluşan ve iç açısı 180 dereceden az olan köşe)
                • geniş alan [TUR10-1230180] (Eni çok olan alan)
                • expanse [ENG31-09300444-n] (a wide and open space or area as of surface or land or sky)
                • çatlak [TUR10-0211180] (Yer altındaki basınç ve gerilim dolayısıyla, taş kütlelerinin yer değiştirmeden çatlayıp yarılması)
                • fault [ENG31-09301443-n] ((geology) a crack in the earth's crust resulting from the displacement of one side with respect to the other)
                • fay [TUR10-0450760] (Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması)
                • fault [ENG31-09301443-n] ((geology) a crack in the earth's crust resulting from the displacement of one side with respect to the other)
                • delik [TUR10-0190400] (Girecek veya geçecek yer, açma, dar, küçük açıklık) perforation [ENG31-09412760-n] (a hole made in something)
                  • temek [TUR10-0762560] (Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan kapaklı veya kapaksız delik, pencere)
                  • matafyon [TUR10-0528900] (Yelkenlere ve teknelere açılan delik)
                  • havalandırma deliği [TUR10-1209670] (Kapalı alanlarda bulunan, mevcut havanın ortamdan çıkmasını, temiz havanın ortama girmesini sağlayan açıklık)
                  • air hole [ENG31-02692415-n] (a hole that allows the passage of air)
                  • yaka ağzı [TUR10-1214090] (Bir giysinin boynu çevreleyen kenarı)
                  • neckline [ENG31-03820818-n] (the line formed by the edge of a garment around the neck)
                  • lombar [TUR10-0513780] (Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik)
                  • port [ENG31-03991266-n] (an opening (in a wall or ship or armored vehicle) for firing through)
                  • yarık [TUR10-0145420] (Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak) breach [ENG31-09251708-n] (an opening (especially a gap in a dike or fortification))
                    • şak [TUR10-0721660] (Yarık, çatlak)
                    • oluk [TUR10-0586400] (Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri)
                    • fissür [TUR10-1028070] (Çatlak; yarık)
                  • yuva [TUR10-0864050] (Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk) socket [ENG31-05288330-n] (a bony hollow into which a structure fits)
                    • aşoz [TUR10-0054070] (Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva)
                    • kilit yeri [TUR10-0460800] (Kilidin yerleştiği yuva)
                    • cam yuvası [TUR10-0131330] (Çerçevelerde camın yerleştirilmesi için açılan yiv)
                    • dübel [TUR10-0227930] (Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva)
                    • dümenevi [TUR10-0229090] (Dümen boğazının geçmesi için kıç bodoslamasının üst ucuna ve teknenin kümbet olan bölümüne açılmış oval delik)
                    • kumpas [TUR10-0490670] (Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva)
                    • kastanyola yuvası [TUR10-0425780] (Bir çarka kastanyola için açılmış dişlerin arası)
                    • göbek [TUR10-0300880] (Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva)
                    • pus [TUR10-0638290] (Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası)
                    • ıskaça [TUR10-0354350] (Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturtulduğu yuva)
                  • kurşun deliği [TUR10-1230080] (Bir kurşun geçmesi nedeniyle oluşan dar, küçük açıklık)
                  • bullet hole [ENG31-09252848-n] (a hole made by a bullet passing through it)
                  • açıklık [TUR10-0005060] (Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik)
                  • açıt [TUR10-0006150] (Bir duvarda açık bırakılmış bulunan kapı, pencere, kemerleme vb. açıklık)
                  • zımba [TUR10-0874120] (Delgeçle açılan delik)
                  • palamar gözü [TUR10-0611170] (Geminin baş ve kıç kısımlarında bulunan palamar halatlarına mahsus delik)
                  • köre [TUR10-0482640] (Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği)
                  • anahtar deliği [TUR10-1213390] (Anahtarı kilide sokmaya yarayan ve kapı, dolap, sandık gibi şeylerin yüzüne açılan anahtar ucu biçimindeki delik)
                  • keyhole [ENG31-03619991-n] (the hole where a key is inserted)
                  • frengi [TUR10-0279790] (Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik)
                  • kemer gözü [TUR10-0439940] (Kemerle ayakları arasındaki boşluk)
                  • kese [TUR10-0443380] (Organizmanın bazı boşlukları)
                    • akciğer peteği [TUR10-0017570] (Akciğerlerde solunumda gaz alışverişini sağlayan, hava borucuklarının sonunu oluşturan kesecik)
                    • akciğer kesecikleri [TUR10-0017540] (Akciğer lopçuğunun parçaları)
                    • tulumcuk [TUR10-0787830] (İç kulakta, yarım daire kanallarına bağlı küçük kese)
                    • spor kesesi [TUR10-0708250] (Çiçeksiz bitkilerde, içinde sporların bulunduğu küçük kese)
                    • reçine kesesi [TUR10-0643860] (Bazı açık tohumlular ile benzerlerinde bulunan ve reçineli maddelerin birikmesine yarayan küçük kese)
                    • işitme kesesi [TUR10-0385130] (Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ)
                    • hava kesesi [TUR10-0332860] (Balıkların aşağı ve yukarı inip çıkmalarını sağlayan, hava ile dolup boşalan kese)
                  • kubbeli delik [TUR10-0487470] (Trakeit gözelerinin uçlarında bulunan ve besin suyunun düşey yönde ilerlemesini sağlayan geçiş yolu)
                  • falya [TUR10-0264000] (Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik)
                  • cırnık [TUR10-0138850] (Set duvarlarında su akacak delik)
                  • loça [TUR10-0513010] (Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında, çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik)
                  • torpido [TUR10-0783510] (Otomobillerde, içinde sürücü için gerekli şeylerin bulunduğu kapaklı küçük bölme)
                  • tütsü gözü [TUR10-0794470] (Çadırlarda duman çıkmasını sağlayan delik)
                  • barbakan [TUR10-0077070] (Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik)
                  • bastika [TUR10-0080480] (Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik)
                  • budak deliği [TUR10-0120920] (Tahtalardaki budak yerinin çıkarılmasından sonra açılan boşluk)
                  • fare deliği [TUR10-0264520] (Gizlenecek yer)
                  • hava deliği [TUR10-0573280] (Bir şeyin içindeki havanın yenilenmesine yarayan delik)
                  • iğne deliği [TUR10-0362560] (İğnenin arkasında iplik geçirilen delik)
                • yirik [TUR10-0856770] (Yırtılma sonucu oluşmuş yarık)
                • rip [ENG31-09433806-n] (an opening made forcibly as by pulling apart)
                • kofluk [TUR10-0466530] (İçi boş yer)
                • uzay [TUR10-0804840] (Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk)
                • iç [TUR10-0357930] (Oyuk şeylerin boşluğu)
            • köşeli şekil [TUR10-1238060] (Köşesi ve köşeleri olan şekil) angular shape [ENG31-13887384-n] (a shape having one or more sharp angles)
              • büküm [TUR10-0127650] (Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı) fold [ENG31-13930429-n] (an angular or rounded shape made by folding)
                • pili [TUR10-0627770] (Kumaş, kâğıt ve benzerinde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım)
                • pleat [ENG31-03972239-n] (any of various types of fold formed by doubling fabric back upon itself and then pressing or stitching into shape)
                • pli [TUR10-1238280] (Kumaş, kağıt ve benzerinde bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım)
                • fold [ENG31-13930429-n] (an angular or rounded shape made by folding)
                • akordiyon [TUR10-0020110] (Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma)
                • nezt [TUR10-0576300] (Kat)
              • baklava [TUR10-0072820] (Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne)
            • çizgi [TUR10-0170870] (Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim) line [ENG31-13886392-n] (a length (straight or curved) without breadth or thickness)
              • düz çizgi [TUR10-1238140] (Kıvrımlı olmayan, yatay durumda çizgi) straight line [ENG31-13892630-n] (a line traced by a point traveling in a constant direction)
                • dikme [TUR10-0033880] (Dikey olan doğru veya düzlem) perpendicular [ENG31-13893319-n] (a straight line at right angles to another line)
                  • algarina [TUR10-0027100] (Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme)
                  • normal [TUR10-0579570] (Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme)
                • çap [TUR10-0149960] (Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası)
                • diameter [ENG31-13894356-n] (a straight line connecting the center of a circle with two points on its perimeter (or the center of a sphere with two points on its surface))
                • kiriş [TUR10-0462800] (Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası)
                • chord [ENG31-13897566-n] (a straight line connecting two points on a curve)
                • köşegen [TUR10-0498050] (Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi)
                • diagonal [ENG31-13927331-n] ((geometry) a straight line connecting any two vertices of a polygon that are not adjacent)
                • teğet [TUR10-0756860] (Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru)
                • tangent [ENG31-13893773-n] (a straight line or plane that touches a curve or curved surface at a point but does not intersect it at that point)
                • vektör [TUR10-0817030] (Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi)
                • vector [ENG31-13936278-n] (a straight line segment whose length is magnitude and whose orientation in space is direction)
                • doğru [TUR10-0213600] (İki nokta arasındaki en kısa çizgi)
                  • yanay doğrusu [TUR10-0831000] (Yer eksenine dik olan doğru)
                  • yatık doğru [TUR10-0840900] (Yatık biçimde çizilen doğru)
                  • açıortay [TUR10-0006010] (Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru)
                  • kesen [TUR10-0443670] (Bir şekli özellikle bir üçgenin kenarlarını kesen doğru)
                  • eğik [TUR10-0236150] (Dik veya paralel olmayan doğru)
                  • doğru parçası [TUR10-0214090] (Doğru üzerinde iki nokta ile sınırlanmış parça)
                    • kenarortay [TUR10-0440720] (Bir üçgende her tepeden karşı kenarın ortasına indirilen doğru parçası)
                      • kenarortay [TUR10-0440730] (Bir dikdörtgenin karşılıklı iki kenar ortasını birleştiren doğru parçası)
                  • dönme ekseni [TUR10-0221620] (Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru)
                  • yönlü doğru [TUR10-0861350] (Üzerinde pozitif bir yön seçilmiş doğru)
                  • aykırı doğrular [TUR10-0061970] (Aynı düzlemde bulunmayan doğrular)
                  • yarım doğru [TUR10-0837430] (Başlangıç denilen bir noktadan çıkıp yalnız bir yönde sonsuza doğru uzayıp giden doğru)
                  • destek [TUR10-0198450] (Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru)
                  • sekant [TUR10-0673860] (Kesen doğru)
                  • orta dikme [TUR10-0591640] (Bir doğru parçasına orta noktasında dik olan doğru)
                  • sınırsız doğru [TUR10-0687650] (Başı ve sonu olmayan doğru)
                  • sınırlı doğru [TUR10-0687580] (Başı ve sonu belli olan doğru)
                  • ölçek çizgisi [TUR10-0600650] (Haritanın ölçeğini göstermek için, kenarına çizilen ve her santimetresinin gerçekte kaç kilometreye karşılık olduğunu gösteren doğru)
                  • sonuşmaz [TUR10-0703010] (Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru)
                • çubuk [TUR10-0175950] (Kumaşta düz çizgi)
                  • beherglas [TUR10-0089230] (Silindir biçiminde cam deney çubuğu)
                • bordür [TUR10-0114080] (Cilt kapağındaki kalın çizgiler)
              • sınır çizgisi [TUR10-1225930] (Bir bölgenin başladığı ve bittiği yeri belirleyen çizgi) limit [ENG31-08610212-n] (the boundary of a specific area)
                • başlangıç noktası [TUR10-0255840] (Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını) threshold [ENG31-15293950-n] (the starting point for a new state or experience)
                  • nirengi noktası [TUR10-0577340] (Başlangıç ve hareket yeri)
                  • iç merkez [TUR10-0359890] (Depremin başladığı yer olarak kabul edilen nokta)
                • kenar [TUR10-0440630] (Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri) margin [ENG31-13926393-n] (the boundary line or the area immediately inside the boundary)
                  • ana doğrusu [TUR10-0034290] (Dönen silindirin yan yüzünü oluşturan dikdörtgenin bir kenarı)
                • üst sınır [TUR10-1238270] (Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek sınır)
                • upper bound [ENG31-13926861-n] ((mathematics) a number equal to or greater than any other number in a given set)
                • varış çizgisi [TUR10-0814340] (Bir yarışın son noktasını belirleyen çizgi)
                • kale çizgisi [TUR10-0402580] (Futbol vb. top oyunlarında, oyun alanının sınırlarını gösteren ve kale hizasında olan çizgi)
                • korner [TUR10-0484150] (Futbol alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri)
                • çıkış noktası [TUR10-0163670] (Bir şeye başlanılan yer)
              • zikzak [TUR10-0875920] (Art arda birdenbire ters yöne açılar yapan kırık çizgi)
              • paralel [TUR10-0614090] (Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri)
              • eğik çizgi [TUR10-0236170] (Düz olmayan çizgi)
                • eğri [TUR10-0237440] (Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey) curve [ENG31-07013729-n] (a line on a graph representing data)
                  • kapalı eğri [TUR10-1238120] (Başlangıç ve bitiş noktaları çakışan eğri) closed curve [ENG31-13890887-n] (a curve (such as a circle) having no endpoints)
                    • basit kapalı eğri [TUR10-1238130] (Düzlemde herhangi bir noktadan bir kez geçmek üzere, çizime başlanılan noktada biten eğri) simple closed curve [ENG31-13891010-n] (a closed curve that does not intersect itself)
                      • halka [TUR10-0323200] (Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember) noose [ENG31-03835103-n] (a loop formed in a cord or rope by means of a slipknot)
                        • bukağı [TUR10-0122160] (Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka)
                        • lale [TUR10-0506480] (Ağır hapis mahkûmlarının boynuna geçirilen demir halka)
                        • radansa [TUR10-0640140] (Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka)
                        • anele [TUR10-0036270] (Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka)
                        • kelepçe [TUR10-0438940] (Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek)
                          • iskele kelepçesi [TUR10-0380080] (İnşaatın dış yüzeyine kurulan iskeleyi birbirine bağlamaya yarayan bağlantı parçaları)
                        • kangal [TUR10-0409470] (Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası)
                        • balıkgözü [TUR10-0074230] (Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik ve benzerinden yapılmış halka)
                        • bilezik [TUR10-0102870] (Kelepçe)
                        • bilezik [TUR10-0102850] (Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka)
                        • boru kelepçesi [TUR10-0114520] (Boruyu duvara tespit etmekte kullanılan gereç)
                        • sarım [TUR10-0666450] (Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası)
                      • ala [TUR10-0023050] (Kekliğin boynundaki siyah halka)
                  • dalga [TUR10-0180070] (Bir yüzeydeki kıvrım) wave [ENG31-13891583-n] (an undulating curve)
                    • kıvrım [TUR10-0456780] (Kıvrılma sonunda oluşan toprak dalgası)
                  • kıvrım [TUR10-0127370] (Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat) bend [ENG31-13891966-n] (a circular segment of a curve)
                    • kemane [TUR10-0439710] (Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım)
                    • kıvrıntı [TUR10-0456850] (Kıvrım)
                    • dolambaç [TUR10-0215920] (Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı)
                    • menderes [TUR10-0534740] (Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım)
                    • pasta [TUR10-0617630] (Giysilerde dikişli kıvrım)
                    • pot [TUR10-0634320] (Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım)
                  • yay [TUR10-0842420] (Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası)
                  • arc [ENG31-13897023-n] (a continuous portion of a circle)
                  • helezon [TUR10-0338450] (Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri)
                  • helix [ENG31-13899200-n] (a curve that lies on the surface of a cylinder or cone and cuts the element at a constant angle)
                  • hilal [TUR10-0060610] (Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi)
                  • crescent [ENG31-13918910-n] (any shape resembling the curved shape of the moon in its first or last quarters)
                  • gökkuşağı [TUR10-0028610] (Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gök yüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü)
                  • rainbow [ENG31-09426302-n] (an arc of colored light in the sky caused by refraction of the sun's rays by rain)
                  • eğri [TUR10-0237430] (Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi)
                  • curve [ENG31-07013729-n] (a line on a graph representing data)
                  • uzay eğrisi [TUR10-0804910] (Bütün noktaları aynı düzlem üzerinde bulunmayan eğri)
                  • kavis [TUR10-0430440] (Bir eğrinin sınırlı bir kısmı)
                  • sinüzoit [TUR10-0695560] (Bir çemberin, sıfır dereceden 360 dereceye kadar olan yaylarının sinüslerinin değişmelerini grafik ile gösteren devirli düzlem eğri)
              • akı [TUR10-0017950] (Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri)
                • lümen [TUR10-0514810] (Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı)
              • ana çizgi [TUR10-0034140] (Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluşmasına yarayan çizgi)
              • yiv [TUR10-0857130] (Ek çizgisi)
                • uskuru [TUR10-0800140] (Cıvata ve somunlardaki yiv)
              • yan çizgisi [TUR10-0831070] (Bir yerin yan tarafına çizilen çizgi)
              • ordinat [TUR10-0589920] (Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri)
              • hara [TUR10-0326970] (Bazı nesne, canlı, göz ve benzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler)
            • düzlem [TUR10-0565110] (Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey) plane [ENG31-13883265-n] ((mathematics) an unbounded two-dimensional shape)
              • yanay düzlemi [TUR10-0831010] (Yer düzlemi yer eksenine dik olan düzlem)
              • açıortay düzlemi [TUR10-0006020] (İki düzlemli bir açıyı iki komşu ve eşit açıya bölen düzlem)
              • açısal bölge [TUR10-0006060] (Açı ile iç bölgesinin birleşiminden oluşan düzlem parçası)
              • kesit [TUR10-0521200] (Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi)
              • eğik düzlem [TUR10-0236200] (Bir cismi yükseğe çıkarmak için gerekli gücü ayarlamada kullanılan eğik, düz yüzey)
              • daire [TUR10-0179240] (Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası)
                • ekliptik düzlem [TUR10-0238930] (Bir yıl boyunca güneşin gök küresi üzerinde çizdiği çemberin yüzeyi)
              • doğrultman [TUR10-0213980] (Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem)
              • düşey düzlem [TUR10-0230300] (İz düşümü düzlemi)
              • üçgensel bölge [TUR10-0806320] (Üçgenin sınırladığı düzlemsel bölge)
              • ayrıt [TUR10-0063960] (İki düzlemin ara kesiti)
              • meridyen düzlemi [TUR10-0599100] (İki kutup arasındaki doğru ile o yerin çekül doğrultusunun belirttiği düzlem)
              • polarma düzlemi [TUR10-0632040] (Polarılmış ışıkta, ışık titreşimlerinin doğrultusunu belirleyen düzlem)
            • bozulmuş şekil [TUR10-1238100] (Bozulmak işine konu olmuş şekil)
            • distorted shape [ENG31-13889897-n] (a shape resulting from distortion)
            • hipotenüs [TUR10-0345920] (Bir dik üçgende, dik açının karşısında bulunan kenar) hypotenuse [ENG31-13920221-n] (the side of a right triangle opposite the right angle)
              • ana doğrusu [TUR10-0034300] (Dönen koninin yan yüzünü oluşturan dik üçgenin hipotenüsü)
            • taban [TUR10-0735620] (Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi) base [ENG31-13920530-n] (the bottom side of a geometric figure from which the altitude can be constructed)
              • paralel kaidesi [TUR10-0614130] (Aynı noktaya uygulanan iki vektörün bileşkesini bulmak için her birinin bitim ucundan öbürüne paralel birer çizgi çizilerek bir paralel kenar oluşturduktan sonra vektörlerin uygulama noktasından bir köşegen çekme yolu)
            • sütun [TUR10-0719920] (Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey)
            • column [ENG31-13923115-n] (anything that approximates the shape of a column or tower)
            • çatal [TUR10-0152790] (Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri)
            • fork [ENG31-13937280-n] (the region of the angle formed by the junction of two branches)
            • ölçekli [TUR10-0600660] (Ölçek farkıyla aynen bütünü veren geometrik şekil veya eleman)
          • kıyım [TUR10-0457690] (Kıyılma biçimi)
          • tombulluk [TUR10-1255540] (Tombul olma durumu)
          • yıldız [TUR10-0854740] (Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil)
          • star [ENG31-13904301-n] (a plane figure with 5 or more points)
          • yontuk [TUR10-0859770] (Yontulmuş yer)
          • yiv [TUR10-0857100] (Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı)
          • çalım [TUR10-0147430] (Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması)
          • dalga [TUR10-0180080] (Saçların kıvrım genişliği)
          • paradigma [TUR10-0613690] (Model)
          • biçim [TUR10-0101000] (Yakışık alan şekil; uygun şekil)
            • ayıbacağı [TUR10-0061120] (Çift yan yelkenlerden birini sağdan, birini soldan kullanma biçimi)
              • karaltı [TUR10-0417120] (Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim)
            • biçim [TUR10-0101070] (Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü)
            • esas [TUR10-0252310] (Bir iş veya sözde doğru biçim)
            • formel [TUR10-0278210] (Biçime dayanan; biçimle ilgili; şekle ait; şeklî)
            • haydalama [TUR10-0335000] (Haydalamak biçimi)
            • haydalanma [TUR10-0335020] (Haydalanmak durumu veya biçimi)
        • durum [TUR10-0226140] (Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon) state [ENG31-00024900-n] (the way something is with respect to its main attributes)
          • normal [TUR10-0579560] (Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum)
          • dağınık gözenek [TUR10-0178110] (Ağaç başkesitindeki gözeneklerin dengeli düzende dağılım gösterme durumu)
          • sıkı [TUR10-0685540] (Zorlayıcı durum)
          • vuzuh [TUR10-0883960] (Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk; aydınlık)
          • clarity [ENG31-04827489-n] (free from obscurity and easy to understand)
          • adaşlık [TUR10-0007790] (Adaş olma, aynı adı taşıma durumu)
          • dirlik düzenlik [TUR10-0209250] (Aile üyeleri veya bir arada çalışan kimseler arasında iyi geçinme durumu)
          • ağız tadı [TUR10-0013860] (Ailede veya toplumda dirlik düzenlik, iyi geçinme, rahatlık duyu)
          • hesap [TUR10-0339860] (Alacaklı veya borçlu olma durumu)
            • cari hesap [TUR10-0133100] (İki taraf arasında sürüp giden alacak verecek işlemlerinin tutulan hesabı)
          • yılgınlık [TUR10-0855280] (Yılgın olma durumu veya yılgınca davranış)
          • yıldızlar arası [TUR10-0855000] (Yıldızlar arasında oluşan veya bulunan durum)
          • haraplık [TUR10-0854080] (Yıkılacak duruma gelme durumu)
          • devastation [ENG31-14585734-n] (the state of being decayed or destroyed)
          • yetmezlik [TUR10-1184220] (Yetmeme)
          • camsı [TUR10-0131300] (Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu)
          • yenilmezlik [TUR10-0849420] (Yenik duruma düşmeme durumu)
          • yaylacılık [TUR10-0843390] (Yaylaya çıkma durumu)
          • yasadışılık [TUR10-1216980] (Yasa dışı olma durumu) unlawfulness [ENG31-04818117-n] (the quality of failing to conform to law)
            • kanunsuzluk [TUR10-0838900] (Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütününe aykırılık)
            • lawlessness [ENG31-04818378-n] (illegality as a consequence of unlawful acts)
          • yârlik [TUR10-0838110] (Yâr olma durumu)
          • çıplak mülkiyet [TUR10-0164920] (Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu)
          • özgürlük [TUR10-0064400] (Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu) freedom [ENG31-14015308-n] (the condition of being free)
            • bağımsızlık [TUR10-0068900] (Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilme; özgür ve hür olma durumu veya niteliği) independence [ENG31-14017633-n] (freedom from control or influence of another or others)
              • bağımsız [TUR10-0068830] (Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse)
            • siyasi özgürlük [TUR10-1238420] (Siyasi olarak herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu)
            • civil liberty [ENG31-14019147-n] (one's freedom to exercise one's rights as guaranteed under the laws of the country)
            • neoliberalizm [TUR10-1253970] (Öncelikle laissez-faire ekonomik liberalizmi ile ilişkili 19. yüzyıl fikirlerinin 20. yüzyıldaki yeniden doğuşuna atıfta bulunan terimdir)
            • inanç özgürlüğü [TUR10-1217280] (Bir bireyin ya da toplumun, kamusal veya özel alanda dinini veya inancını yerine getirme, uygulama, ibadet etme ve öğretme özgürlüğü)
            • ifade özgürlüğü [TUR10-1217290] (Bir bireyin düşüncelerini ve fikirlerini herhangi bir hükümet yaptırımından veya sansüründen çekinmeden belirtebilmesi hakkı)
            • ifrit [TUR10-0361930] (Öfkeli, ortalığı birbirine katan kimse)
            • hıyar [TUR10-0342920] (Bir şeyi seçmekte veya yapıp yapmamakta özgürlük)
            • hürlük [TUR10-0351830] (Hür, özgür olma durumu)
          • kademe [TUR10-0396210] (Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz) degree [ENG31-13962925-n] (a specific identifiable position in a continuum or series or especially in a process)
            • ergenlik [TUR10-0849570] (Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem)
            • adolescence [ENG31-15172810-n] (the time period between the beginning of puberty and adulthood)
            • ontogenez [TUR10-0106740] (Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü)
            • gastrula [TUR10-0284200] (Yumurta hücresi oğulcuk durumuna gelirken blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe geçmiş iki hücre katmanı biçimine girme evresi)
            • tekelci anamalcılık [TUR10-0757890] (Ana sermayenin merkezleşme eğiliminden doğan tekelleşme aşaması)
            • faz [TUR10-0654500] (Elektrik geriliminde evre)
            • dönemeç [TUR10-0221320] (Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama)
            • dördüncü ayak [TUR10-1012720] (Altılı ganyanda yer alan dördüncü koşu)
            • etap [TUR10-0256940] (Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri; aşama; merhale)
            • ton [TUR10-0780090] (İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi)
              • kesel perdesi [TUR10-0443650] (Herhangi bir müzik ölçüsüne girmeyen, insanın iç dünyasını karartan ve bıkkınlık veren bir ses tonu)
            • aşırı doyma [TUR10-0053380] (Belli sıcaklıktaki bir sıvı içinde, eriyebildiği kadar eriyen bir maddenin, sıcaklığın düşmesine karşın bir sınıra kadar erimiş olarak kalması durumu)
            • aşırı duyu [TUR10-0053400] (Herhangi bir duyu organıyla ve özellikle dokunma duyusuyla sağlanan her tür uyarana karşı olağan dışı bir duyarlık gösterme durumu)
            • aşırıergime [TUR10-1249470] (Bir sıvının, kendi ergime noktasından daha aşağı bir ısı derecesine düştüğü halde bile katılaşmaması durumu)
            • aşırı erime [TUR10-0053410] (Erime noktasından daha aşağı bir ısı derecesine düşmesine rağmen birtakım şartlar altında bir sıvının katılaşmaması durumu)
            • aşırı yük [TUR10-0943110] (Elektrikli araçların olağan çalışma şartlarında karşılaştıkları aşırı akım durumu)
            • ayrımlama [TUR10-0063680] (Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama)
            • baş [TUR10-0080730] (Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği)
            • baş altı [TUR10-0081000] (Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş derecenin ikincisi)
            • ceberut [TUR10-0134200] (Tasavvufta Allah'a varmanın üçüncü basamağı)
            • şahika [TUR10-0721050] (En üst derece)
            • erirlik [TUR10-0250550] (Eriyebilme niteliği veya derecesi)
            • evveliyat [TUR10-0260970] (Bir işin önceki evreleri, öncesi, önceleri)
            • ön kuluçka [TUR10-1114080] (Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama sırasında ilk destek evresi)
            • geliştirim [TUR10-0290280] (Senaryonun hazırlanmasında özet ile ayrımlama arasında yer alan aşama)
            • gömlek [TUR10-0303450] (Basamak; kat; derece)
            • ilk dördün [TUR10-0369230] (Ayın, yeni ay evresinden bir hafta sonra yarım daire biçiminde göründüğü evre)
            • hayat hikayesi [TUR10-0334750] (Bir kişinin hayatı boyunca geçirdiği önemli olaylar ve evreler)
            • bebeklik [TUR10-0087920] (Yeni doğan yavrunun yetişkinlerin bakımına sürekli olarak bağımlı olduğu dönem)
            • çocukluk [TUR10-0171970] (İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi)
            • childhood [ENG31-15172057-n] (the time of person's life when they are a child)
          • lanet [TUR10-0507010] (Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma; beddua)
          • damnation [ENG31-14482041-n] (the state of being condemned to eternal punishment in Hell)
          • yer [TUR10-0849760] (Durum; konum; vaziyet) status [ENG31-13968971-n] (the relative position or standing of things or especially persons in a society)
            • konaklık [TUR10-0471390] (Konak olmaya uygun yer)
            • cadı kazanı [TUR10-0130200] (Dedikodunun, fesadın çok olduğu yer)
            • uzak [TUR10-0804050] (Uzak yer)
              • dünyanın öbür ucu [TUR10-0229510] (Çok uzak yer)
              • dağbaşı [TUR10-0177630] (Issız yer)
              • öte [TUR10-0529540] (Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey)
                • mavera [TUR10-0529550] (Görülen âlemin ötesi)
            • basınç odası [TUR10-0955330] (Basınçlamanın yapıldığı özel donanımlı oda)
            • yakın [TUR10-0826460] (Uzak olmayan yer)
              • kısa mesafe [TUR10-0453550] (Uzaklığı az olan yer)
              • beri [TUR10-0094690] (Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı)
              • burnunun dibi [TUR10-0125480] (Çok yakını)
            • başoda [TUR10-0083460] (Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenle döşenmiş oda)
            • bekar odası [TUR10-0089510] (Bekârların, taşradan gelen işçilerin kaldığı oda)
            • bekarhane [TUR10-0089480] (Bekârların kalması için ayrılmış veya düzenlenmiş oda)
            • kapı ağzı [TUR10-0413010] (Kapının hemen yanı)
            • kapı duvar [TUR10-0413090] (Çalındığında açılmayan kapı, ses seda çıkmayan yer)
            • müstakar [TUR10-0564570] (Karar kılınan, yerleşilen yer)
            • dağbaşı [TUR10-0177640] (Devletin koyduğu yasaların işletilmediği yer)
            • nokta [TUR10-0579190] (Nöbetçi bulunan yer)
            • duvar [TUR10-0226600] (Sonuç alınamayan yer)
            • el kapısı [TUR10-0243880] (Aile ocağının dışında muhtaç olunan, gelir, geçim sağlayan, başkalarına ait olan yer)
            • çarşamba pazarı [TUR10-0152590] (Her şeyi karmakarışık ortada olan yer)
            • harem selamlık [TUR10-0328520] (Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturduğu yer)
            • evç [TUR10-0259360] (En yüce yer)
            • yaban [TUR10-0822620] (İnsan yaşamayan ıssız yer)
            • wilderness [ENG31-08701286-n] (a wild and uninhabited area left in its natural condition)
            • ileri [TUR10-0367490] (Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer)
          • olgunlaşmamışlık [TUR10-1239460] (Olgunlaşmamış olma hali) immaturity [ENG31-14449378-n] (not having reached maturity)
            • tırtıl [TUR10-0775960] (Kelebek kurtçuğunun yumurtadan çıktıktan sonra krizalit oluncaya kadarki durumu) caterpillar [ENG31-02311989-n] (a wormlike and often brightly colored and hairy or spiny larva of a butterfly or moth)
              • pembekurt [TUR10-0622250] (Pamuk ve bamya tarlalarında zarara yol açan kırmızımsı tırtıl)
              • ipek böceği [TUR10-0357530] (Kanatları pullu böcekler sınıfından, ördüğü kozalardan ipek elde edilen, dut yaprağı ile beslenen bir cins kelebeğin tırtılı)
          • açmaz [TUR10-0006700] (İçinden zor çıkılır durum) deadlock [ENG31-14038832-n] (a situation in which no progress can be made or no advancement is possible)
            • acı gerçek [TUR10-0917290] (İstenmediği hâlde karşılaşılan sıkıntılı durum)
            • acı gerçek [TUR10-0917300] (Kaçınılmaz durumlar)
            • maraz [TUR10-0525920] (Dayanılması güç durum)
            • marazlık [TUR10-0526010] (Güç, sıkıntılı, huzursuz durum)
            • fırtına [TUR10-0271670] (Güç atlatılan kötü durum)
          • darboğaz [TUR10-0183950] (Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum)
          • pass [ENG31-13959972-n] (a bad or difficult situation or state of affairs)
          • kriz [TUR10-0486730] (Bir şeyin çok kıt bulunması durumu)
            • ekonomik kriz [TUR10-1239530] (İşsizliğin arttığı, ticaretin ve yatırımların azaldığı ekonomik durum)
            • depression [ENG31-14512697-n] (a long-term economic state characterized by unemployment and low prices and low levels of trade and investment)
            • bunalım [TUR10-0124330] (Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum; kriz)
          • baygınlık [TUR10-0086270] (Baygın olma durumu)
          • faintness [ENG31-07495806-n] (a feeling of faintness and of being ready to swoon)
          • ruh hali [TUR10-1222460] (Ruhsal durum, ruh durumu)
          • temper [ENG31-07566518-n] (a characteristic (habitual or relatively temporary) state of feeling)
          • sakinlik [TUR10-0714730] (Sakin olma durumu) tranquillity [ENG31-07530799-n] (a state of peace and quiet)
            • huzur [TUR10-0209230] (Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu) comfort [ENG31-14468845-n] (a state of being relaxed and feeling no pain)
              • son gürlüğü [TUR10-0702290] (Bir kimsenin yaşlılığında kavuştuğu rahat, bolluk ve huzur)
              • sultanlık [TUR10-0711940] (Rahat yaşama durumu)
              • gönül ferahlığı [TUR10-0304500] (Dertsiz olma durumu, iç rahatlığı)
              • gönül hoşluğu [TUR10-0304510] (Hiçbir baskının etkisi altında olmama)
              • ihya [TUR10-0364500] (Yeni bir güç, umut, erinç verme)
            • relaks [TUR10-1123170] (Gevşeme)
            • easiness [ENG31-07531213-n] (a feeling of refreshing tranquility and an absence of tension or worry)
            • uyku [TUR10-0802640] (Doğada görülen sükûnet durumu)
            • çalışma barışı [TUR10-0147770] (İş huzuru)
          • çocuk oyunu [TUR10-0172060] (Basit ve sıradan bir olay veya durum)
          • fizyolojik durum [TUR10-1238470] (Normal, doğal olarak işleyen durum) physical condition [ENG31-14057659-n] (the condition or state of the body or bodily functions)
            • patolojik durum [TUR10-1238570] (Normal dışı seyir gösteren, hastalık işareti olan durum, marazi durum) pathological state [ENG31-14075399-n] (a physical condition that is caused by disease)
              • tümör [TUR10-0574460] (Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru) tumor [ENG31-14258682-n] (an abnormal new mass of tissue that serves no purpose)
                • kurbağacık [TUR10-0492020] (Ağız tabanında çıkan bir çeşit küçük ur)
                • yağ uru [TUR10-1175460] (Yağ dokusunun, bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur)
                • lipoma [ENG31-14262804-n] (a tumor consisting of fatty tissue)
                • habis tümör [TUR10-1239080] (Öldürme tehlikesi olan, ölümcül tümör) malignant tumor [ENG31-14262907-n] (a tumor that is malignant and tends to spread to other parts of the body)
                  • kanser [TUR10-0373760] (Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urların yol açtığı hastalık) cancer [ENG31-14263400-n] (any malignant growth or tumor caused by abnormal and uncontrolled cell division)
                    • akciğer kanseri [TUR10-1239110] (Akciğerde meydana gelen kanser)
                    • lung cancer [ENG31-14274799-n] (carcinoma of the lungs)
                    • lösemi [TUR10-0514360] (Kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık) leukemia [ENG31-14266404-n] (malignant neoplasm of blood-forming tissues)
                      • lökoz [TUR10-0514300] (Lösemi durumu)
                    • sarkom [TUR10-0667060] (Kötücül bağ dokusu uru)
                    • sarcoma [ENG31-14269841-n] (a usually malignant tumor arising from connective tissue (bone or muscle etc.))
                    • karaciğer kanseri [TUR10-1238870] (Karaciğerde meydana gelen kanser)
                    • liver cancer [ENG31-14155133-n] (malignant neoplastic disease of the liver usually occurring as a metastasis from another cancer)
                    • göğüs kanseri [TUR10-1239090] (Memede meydana gelen kanser)
                    • breast cancer [ENG31-14270381-n] (cancer of the breast)
                    • kolon kanseri [TUR10-1239100] (Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümünde meydana gelen kanser)
                    • colon cancer [ENG31-14270721-n] (a malignant tumor of the colon)
                    • pankreas kanseri [TUR10-1239120] (Pankreasta meydana gelen kanser)
                    • pancreatic cancer [ENG31-14275463-n] (cancer of the pancreas)
                    • testis kanseri [TUR10-1239140] (Er bezlerinde meydana gelen kanser)
                    • seminoma [ENG31-14275666-n] (malignant tumor of the testis)
                    • cilt kanseri [TUR10-1239150] (Deride meydana gelen kanser)
                    • skin cancer [ENG31-14275802-n] (a malignant neoplasm of the skin)
                    • prostat kanseri [TUR10-1239130] (Prostatta meydana gelen kanser)
                    • prostate cancer [ENG31-14275549-n] (cancer of the prostate gland)
                    • lenfoma [TUR10-1093340] (Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü)
                • miyom [TUR10-0548480] (Kas dokusu uru)
                • myoma [ENG31-14272023-n] (a benign tumor composed of muscle tissue)
                • ahtapot [TUR10-0016100] (Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir çeşit ur, polip)
                • kıl yumağı [TUR10-0448770] (Saç yeme alışkanlığı olan kimselerin midesinde oluşan ur)
                • mazı [TUR10-0530870] (Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur)
                • polip [TUR10-0632410] (Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen, yumuşak, telsel, genellikle saplı bir armut biçiminde ur)
              • enfeksiyon [TUR10-0247500] (Organizmada hastalığa yol açan bir mikrobun genel veya yerel gelişmesi, yayılması) infection [ENG31-14198031-n] (the pathological state resulting from the invasion of the body by pathogenic microorganisms)
                • arpacık [TUR10-0046730] (Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban)
                • sty [ENG31-14208701-n] (an infection of the sebaceous gland of the eyelid)
                • fokal enfeksiyon [TUR10-1238970] (İnsan ve hayvanların yutak, gırtlak, bademcik, boşluklar, diş çürükleri vb. yerlerinde mikroorganizmaların lokalize olması)
                • focal infection [ENG31-14200197-n] (bacterial infection limited to a specific organ or region especially one causing symptoms elsewhere)
                • mikoz [TUR10-0544680] (Mantar asalaklarından oluşan hastalık) fungal infection [ENG31-14200377-n] (an inflammatory condition caused by a fungus)
                  • mantar [TUR10-0524570] (Çoğunlukla yüzde, deri üzerinde koyu, kızıl veya mor renkli oluşan bir cilt hastalığı) tinea [ENG31-14148948-n] (infections of the skin or nails caused by fungi and appearing as itching circular patches)
                    • sığır mantarı [TUR10-0685030] (Sığır türünde görülen bir tür mantar)
                • şirpençe [TUR10-0732240] (Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı)
                • carbuncle [ENG31-14207256-n] (an infection larger than a boil and with several openings for discharge of pus)
                • tetanos [TUR10-0770900] (İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık)
                • tetanus [ENG31-14209285-n] (an acute and serious infection of the central nervous system caused by bacterial infection of open wounds)
                • apandisit [TUR10-0040310] (Apandisin iltihaplanması)
                • appendicitis [ENG31-14282014-n] (inflammation of the vermiform appendix)
                • kolit [TUR10-0468860] (Kalın bağırsak iltihabı)
                • colitis [ENG31-14364496-n] (inflammation of the colon)
                • gastrit [TUR10-0284100] (Mide iltihabı) gastritis [ENG31-14369821-n] (inflammation of the lining of the stomach)
                  • akut gastrit [TUR10-1239280] (İveğen mide iltihabı)
                  • acute gastritis [ENG31-14370011-n] (gastritis caused by ingesting an irritant (as too much aspirin))
                  • kronik gastrit [TUR10-1239290] (Süreğen mide iltihabı)
                  • chronic gastritis [ENG31-14370136-n] (persistent gastritis can be a symptom of a gastric ulcer or pernicious anemia or stomach cancer or other disorders)
                • larenjit [TUR10-0507390] (Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap)
                • laryngitis [ENG31-14372448-n] (inflammation of the mucous membrane of the larynx)
                • adenit [TUR10-0008270] (Lenf düğümleri iltihabı)
                • ansefalit [TUR10-0038780] (Ansefaldeki iltihaplı hastalıklardan irinsiz olanlara verilen genel adı)
                • anterit [TUR10-0039090] (İnce bağırsak iltihabı)
                • bağırsak iltihabı [TUR10-0069150] (Sindirim organında oluşan iltihaplı durum ve buna bağlı hastalık)
                • bağırsak ingini [TUR10-0069160] (Çoğunlukla sürgün ve karın ağrısı ile beliren bağırsak iltihabı)
                • zatülcenp [TUR10-0668590] (Göğüs sancısı, ateş, titreme, öksürük vb. belirtilerle ortaya çıkan akciğer zarı iltihabı)
                • flegmon [TUR10-0276850] (Deri altındaki veya organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması)
              • rahatsızlık [TUR10-0173420] (Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu) disease [ENG31-14093842-n] (an impairment of health or a condition of abnormal functioning)
                • içe yöneliklik [TUR10-0593680] (Gerçeklerden kaçınarak hayal olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu)
                • behçet hastalığı [TUR10-0960820] (Ağızda, gözde ve döl yolu çevresinde oluşan bir deri hastalığı)
                • kızdırma [TUR10-0458730] (Yüksek vücut ısısı; ateş)
                • zehirlenme [TUR10-0871950] (Yılan, arı vb. sokması sonucu görülen hastalık)
                  • karbonmonoksit zehirlenmesi [TUR10-1239570] (Karbonmonoksit gazını solumak veya soğurmakla meydana gelen zehirlenme)
                  • carbon monoxide poisoning [ENG31-14534003-n] (a toxic condition that results from inhaling and absorbing carbon monoxide gas)
                  • siyanür zehirlenmesi [TUR10-1239580] (Siyanür nedeniyle herhangi bir şekilde zehirlenme)
                  • cyanide poisoning [ENG31-14534250-n] (poisoning due to ingesting or inhaling cyanide)
                  • cıva zehirlenmesi [TUR10-1239590] (Cıva nedeniyle herhangi bir şekilde zehirlenme)
                  • mercury poisoning [ENG31-14534836-n] (a toxic condition caused by ingesting or inhaling mercury)
                  • nikotin zehirlenmesi [TUR10-1239600] (Merkezi sinir sistemi ve istemsiz sinir sisteminin ilk önce uyarılması, sonra baskılanmasıyla belirgin, solunum felci ve ölümle sonuçlanabilen zehirlenme, nikotinizm)
                  • nicotine poisoning [ENG31-14535464-n] (toxic condition caused by the ingestion or inhalation of large amounts of nicotine)
                • guatr [TUR10-0311140] (Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık)
                • goiter [ENG31-14222959-n] (abnormally enlarged thyroid gland)
                • ihtilat [TUR10-0363740] (Hastalık, başka bir hastalıkla karışma)
                • complication [ENG31-14097523-n] (any disease or disorder that occurs during the course of (or because of) another disease)
                • romatizma [TUR10-0648790] (Kaslarda ve özellikle eklemlerde kendini gösteren ağrılı hastalıkların genel adı)
                • rheumatism [ENG31-14103692-n] (any painful disorder of the joints or muscles or connective tissues)
                • şarbon [TUR10-0831500] (Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık)
                • anthrax [ENG31-14283684-n] (a highly infectious animal disease (especially cattle and sheep))
                • aspergillozis [TUR10-1238650] (Aspergillus sporlarının solunumu ile deride, solunum organlarında ve gözde oluşan kistlerle kendini belli eden hastalık)
                • aspergillosis [ENG31-14095041-n] (disease especially in agricultural workers caused by inhalation of Aspergillus spores causing lumps in skin and ears and respiratory organs)
                • enteropati [TUR10-1238670] (Bağırsak bölgesiyle ilgili bir hastalık)
                • enteropathy [ENG31-14098088-n] (a disease of the intestinal tract)
                • meniere hastalığı [TUR10-1238690] (İç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu ve en önemli bulgusunun ataklar halinde baş dönmesi olduğu bir hastalık)
                • Meniere's disease [ENG31-14101903-n] (a disease of the inner ear characterized by episodes of dizziness and tinnitus and progressive hearing loss (usually unilateral))
                • meslek hastalığı [TUR10-1238710] (Sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebep veya işin yürütüm şartları nedeniyle meydana gelen, geçici veya sürekli hastalık, sakatlık, ruhi arıza halidir)
                • occupational disease [ENG31-14102975-n] (disease or disability resulting from conditions of employment (usually from long exposure to a noxious substance or from continuous repetition of certain acts))
                • tırnak rahatsızlığı [TUR10-1238720] (Tırnaklarda ortaya çıkan her türlü bozukluk)
                • onychosis [ENG31-14103343-n] (any disease or disorder of the nails)
                • periarterit nodoza [TUR10-1238730] (Dişeti, kemik ve diş çevresinde etkili olan bir hastalık türü)
                • periarteritis nodosa [ENG31-14103834-n] (a progressive disease of connective tissue that is characterized by nodules along arteries)
                • periodontit [TUR10-1238740] (Alveol kemiği, diş eti ve dişin ligamentinden oluşan periodontiumun, diğer bir ifadeyle, dişin etrafındaki yapıların yangısı) periodontal disease [ENG31-14104104-n] (a disease that attacks the gum and bone and around the teeth)
                  • piyore [TUR10-0630480] (Diş eti iltihabı)
                  • pyorrhea [ENG31-14104318-n] (chronic periodontitis)
                • karaciğer hastalığı [TUR10-1238810] (Karaciğerde meydana gelen hastalıklarının genel adı) liver disease [ENG31-14139803-n] (a disease affecting the liver)
                  • sarılık [TUR10-0339240] (Derinin, dokuların ve organizmadaki sıvıların sarı bir renk almasıyla beliren hastalık)
                  • hepatitis [ENG31-14153836-n] (inflammation of the liver caused by a virus or a toxin)
                  • siroz [TUR10-0696160] (Karaciğerin büyümesi veya körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık)
                  • cirrhosis [ENG31-14139964-n] (a chronic disease interfering with the normal functioning of the liver)
                • eksantem subitum [TUR10-1238840] (Bebek ve küçük çocuklarda görülen yüksek ateş ve boğaz ağrısıyla ortaya çıkan virüssel bir hastalık)
                • exanthema subitum [ENG31-14147241-n] (a viral disease of infants and young children)
                • solunum yolu rahatsızlığı [TUR10-1238910] (Solunum yolunda meydana gelen hastalıkların genel adı) respiratory disease [ENG31-14168577-n] (a disease affecting the respiratory system)
                  • amfizem [TUR10-0033160] (Vücut organlarından bir bölümünün hava ile şişmesi)
                  • emphysema [ENG31-14170862-n] (an abnormal condition of the lungs marked by decreased respiratory function)
                  • astım [TUR10-0051610] (Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı)
                  • asthma [ENG31-14169393-n] (respiratory disorder characterized by wheezing)
                  • bronşit [TUR10-0120610] (Bronş ve bronşçukların iltihaplanmasıyla oluşan hastalık) bronchitis [ENG31-14169755-n] (inflammation of the membranes lining the bronchial tubes)
                    • kronik bronşit [TUR10-1238920] (Süreğen bronşit)
                    • chronic bronchitis [ENG31-14170053-n] (a form of bronchitis characterized by excess production of sputum leading to a chronic cough and obstruction of air flow)
                  • soğuk algınlığı [TUR10-0575670] (Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık) influenza [ENG31-14145979-n] (an acute febrile highly contagious viral disease)
                    • saman nezlesi [TUR10-0661790] (Genellikle bahar aylarında görülen, çiçek tozlarına karşı alerjiden ileri gelen nezle)
                  • grip [TUR10-0610370] (Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık) influenza [ENG31-14145979-n] (an acute febrile highly contagious viral disease)
                    • Asya gribi [TUR10-1238830] (1957 yılında ortaya çıkan bir grip salgını)
                    • Asian influenza [ENG31-14146152-n] (influenza caused by the Asian virus that was first isolated in 1957)
                  • SARS [TUR10-1238980] (Etkeni SARS'la ilişkili koronavirüs olan, insanlarda tipik olmayan pnömoniyle seyreden, oldukça bulaşıcı ve öldürücü bir viral hastalık, şiddetli akut respiratorik sendrom.)
                  • severe acute respiratory syndrome [ENG31-14203428-n] (a respiratory disease of unknown etiology that apparently originated in mainland China in 2003)
                  • zatürre [TUR10-0084690] (Sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı)
                  • pneumonia [ENG31-14171109-n] (respiratory disease characterized by inflammation of the lung parenchyma (excluding the bronchi) with congestion caused by viruses or bacteria or irritants)
                  • verem olma [TUR10-0771460] (Verem hastalığına yakalanma)
                • genetik hastalık [TUR10-1238940] (Genlerin belirlediği, genlerle geçen hastalık) genetic disease [ENG31-14174621-n] (a disease or disorder that is inherited genetically)
                  • şeker hastalığı [TUR10-0211050] (Kanda glikozun artması sonucu idrarda şeker bulunması, çok su içme, çok yemek yeme ve çok idrar yapma ile beliren hastalık)
                  • diabetes [ENG31-14141287-n] (a polygenic disease characterized by abnormally high glucose levels in the blood)
                  • ozena [TUR10-1239300] (Burun akıntısına ve iş görmezliğine neden olan genetik bir burun hastalığı)
                  • ozena [ENG31-14375568-n] (a chronic disease of the nose characterized by a foul-smelling nasal discharge and atrophy of nasal structures)
                • iltihabi hastalık [TUR10-1238950] (Yangılı hastalık) inflammatory disease [ENG31-14195164-n] (a disease characterized by inflammation)
                  • artrit [TUR10-0048080] (Eklem romatizması) arthritis [ENG31-14210023-n] (inflammation of a joint or joints)
                    • gut hastalığı [TUR10-0182510] (Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık)
                    • gout [ENG31-14212286-n] (a painful inflammation of the big toe and foot caused by defects in uric acid metabolism resulting in deposits of the acid and its salts in the blood and joints)
                  • idrar yolu enfeksiyonu [TUR10-1239640] (İdrar yolunun herhangi bir bölümünü etkileyen enfeksiyon) urinary tract infection [ENG31-14589710-n] (any infection of any of the organs of the urinary tract)
                    • sistit [TUR10-0696630] (Genellikle bakterilerin sebep olduğu sidik torbası iltihabı)
                    • cystitis [ENG31-14212184-n] (inflammation of the urinary bladder and ureters)
                  • faranjit [TUR10-1238960] (Yutağın iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık)
                  • sore throat [ENG31-14196966-n] (inflammation of the fauces and pharynx)
                  • bademcik iltihabı [TUR10-1239310] (Boğazın iki yanında badem biçimindeki organlardaki yangı)
                  • tonsillitis [ENG31-14380656-n] (inflammation of the tonsils (especially the palatine tonsils))
                  • peritonit [TUR10-0421100] (Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı)
                  • peritonitis [ENG31-14376092-n] (inflammation of the peritoneum)
                  • flebit [TUR10-0276840] (Toplardamarlarda iç zar iltihabı)
                  • phlebitis [ENG31-14376295-n] (inflammation of a vein (usually in the legs))
                  • sinüzit [TUR10-0695540] (Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması)
                  • sinusitis [ENG31-14378643-n] (inflammation of one of the paranasal sinuses)
                  • anjin [TUR10-0111230] (Boğaz mukozasının şişmesi)
                  • croup [ENG31-14197493-n] (a disease of infants and young children)
                  • dermatit [TUR10-0196990] (Deride görülen her çeşit iltihaplı hastalık)
                  • dolama [TUR10-0215870] (Tırnak yöresindeki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş)
                  • trakeit [TUR10-0785770] (Nefes borusunun iltihaplanması)
                • otoimmün bozukluğu [TUR10-1239000] (Bağışıklık sisteminin kendi dokularını yok eden maddeler üretmesiyle ortaya çıkan bağışıklık sistemi hastalığı)
                • autoimmune disease [ENG31-14210860-n] (any of a large group of diseases characterized by abnormal functioning of the immune system that causes your immune system to produce antibodies against your own tissues)
                • gıda eksikliği hastalığı [TUR10-1239030] (Besin eksikliğinden kaynaklanan her tür hastalık) deficiency disease [ENG31-14221682-n] (any disease caused by a lack of an essential nutrient (as a vitamin or mineral))
                  • dengesiz beslenme [TUR10-0193470] (Büyüme, gelişme ve sağlık durumlarının bozulması veya gereğinden çok besin alarak aşırı şişmanlama dolayısıyla ortaya çıkan sağlık bozukluğu) malnutrition [ENG31-14223182-n] (a state of poor nutrition)
                    • raşitizm [TUR10-0643320] (Özellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı)
                    • rickets [ENG31-14224793-n] (childhood disease caused by deficiency of vitamin D and sunlight associated with impaired metabolism of calcium and phosphorus)
                    • iskorbüt [TUR10-0380370] (C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık ve diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık)
                    • scurvy [ENG31-14225002-n] (a condition caused by deficiency of ascorbic acid (vitamin C))
                • cilt hastalığı [TUR10-1239050] (Cilde zarar veren hastalık) skin disease [ENG31-14243143-n] (a disease affecting the skin)
                  • akne [TUR10-0020030] (Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce)
                  • acne [ENG31-14245594-n] (an inflammatory disease involving the sebaceous glands of the skin)
                  • sedef hastalığı [TUR10-0672960] (Sedefi andıran pulcukların belirmesiyle ortaya çıkan bir deri hastalığı)
                  • psoriasis [ENG31-14255276-n] (a chronic skin disease characterized by dry red patches covered with scales)
                  • egzama [TUR10-0791790] (Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı)
                  • eczema [ENG31-14249538-n] (generic term for inflammatory conditions of the skin)
                  • keratoz [TUR10-1239060] (Aşırı keratin üretimi sonucu sert, yüksek ve sınırlı boynuz benzeri alanların meydana gelmesi)
                  • keratosis [ENG31-14251630-n] (a skin condition marked by an overgrowth of layers of horny skin)
                  • vitiligo [TUR10-1239070] (Edinsel olarak pigment eksikliği veya yokluğu nedeniyle deride renksiz, beyaz lekeler olması)
                  • vitiligo [ENG31-14256427-n] (an acquired skin disease characterized by patches of unpigmented skin (often surrounded by a heavily pigmented border))
                  • zona [TUR10-0877060] (Deride, sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren, mikroplu bir hastalık)
                  • herpes zoster [ENG31-14156311-n] (eruptions along a nerve path often accompanied by severe neuralgia)
                  • ergenlik [TUR10-0249910] (Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler) acne [ENG31-14245594-n] (an inflammatory disease involving the sebaceous glands of the skin)
                    • sivilce [TUR10-0696890] (İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban) pimple [ENG31-14357711-n] (a small inflamed elevation of the skin)
                      • püstül [TUR10-0639700] (İrinle dolu kabarcık veya sivilce)
                  • tel küflüce [TUR10-0761560] (Tel küften ileri gelen ilkel mantar hastalığı)
                  • kızarıklık [TUR10-1253010] (Kızarık olma durumu)
                  • liken [TUR10-0511340] (Kaşındırıcı bir deri hastalığı)
                  • suluk [TUR10-0712080] (Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı)
                • göz hastalığı [TUR10-1239160] (Gözlerde ortaya çıkan hastalık) eye disease [ENG31-14276346-n] (any disease of the eye)
                  • glokom [TUR10-0418310] (Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı) glaucoma [ENG31-14278716-n] (an eye disease that damages the optic nerve and impairs vision (sometimes progressing to blindness))
                    • akut glokom [TUR10-1239170] (İveğen karasu)
                    • acute glaucoma [ENG31-14279018-n] (glaucoma in which the iris blocks the outflow of aqueous humor)
                    • kronik glokom [TUR10-1239180] (Süreğen karasu)
                    • chronic glaucoma [ENG31-14279828-n] (glaucoma caused by blockage of the canal of Schlemm)
                  • katarakt [TUR10-0623460] (Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık)
                  • cataract [ENG31-14278052-n] (an eye disease that involves the clouding or opacification of the natural lens of the eye)
                  • trahom [TUR10-0785660] (Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmezse kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması yüzünden körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık)
                  • trachoma [ENG31-14280859-n] (a chronic contagious disease caused by a bacterium and marked by inflammation of the conjunctiva and cornea of the eye and the formation of scar tissue)
                  • şaşılık [TUR10-0725100] (Birbirine paralel görme ekseni bulunmama durumu)
                  • renk körlüğü [TUR10-0181310] (Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu)
                  • presbitlik [TUR10-0635610] (Gözde uyum gücünün azalması yüzünden, yakındaki nesneleri net görememe durumu)
                  • presbyopia [ENG31-14578806-n] (a reduced ability to focus on near objects caused by loss of elasticity of the crystalline lens after age 45)
                • hayvan hastalığı [TUR10-1239190] (Hayvanlarda görülen ve genellikle insanları etkilemeyen hastalıkların genel adı) animal disease [ENG31-14276606-n] (a disease that typically does not affect human beings)
                  • delibaş [TUR10-0190130] (Koyunlarda ve danalarda görülen tehlikeli bir hastalık)
                  • deli dana hastalığı [TUR10-0190300] (Büyükbaş hayvanlarda görülen, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık)
                  • paratüberküloz [TUR10-0614690] (Geviş getirenlerde aside dirençli bir bakterinin sebep olduğu hastalık)
                  • veba [TUR10-0816420] (Bazı hayvan hastalıkları)
                    • sığır vebası [TUR10-0685090] (Sığırlarda yaygın olarak görülen veba türü)
                  • kelebek [TUR10-0438720] (Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan ve bu hayvanın sebep olduğu hastalık)
                  • köstebek illeti [TUR10-0483890] (Atların ensesinde oluşan hücre dokusu iltihabı)
                  • karabaş [TUR10-0415340] (Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı)
                  • karakuş [TUR10-0416800] (Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık)
                  • malkıran [TUR10-0522210] (Hayvan vebası)
                  • mankafalık [TUR10-0524290] (Atlarda görülen süreğen, şiddetli sakağı)
                  • mantar hastalığı [TUR10-0524680] (Bazı mantarların yol açtığı bitki veya hayvan hastalığı)
                  • çalık [TUR10-0147280] (Koyunlarda çiçek hastalığı)
                  • dana humması [TUR10-0182850] (Buzağıyı doğurduktan sonra inekte ortaya çıkan bir tür hastalık)
                  • dilaltı [TUR10-0204920] (Tavuklarda görülen bir hastalık)
                  • arpalama [TUR10-0046790] (Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık)
                  • arpalama [TUR10-0046800] (Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı)
                  • sakağı [TUR10-0649460] (Özellikle atlarda görülen ve insanlara da bulaşan ölümcül bir hayvan hastalığı)
                  • karamuk [TUR10-0417380] (Koyunlarda görülen bir tür hastalık)
                  • yelyutan [TUR10-0847510] (Atlarda hava yutmanın yol açtığı bir hastalık)
                  • baygıntı [TUR10-0086300] (İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık)
                • bitki hastalığı [TUR10-1239210] (Bitki sağlığının birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla bozulması durumu) plant disease [ENG31-14300438-n] (a disease that affects plants)
                  • sürme [TUR10-0717350] (Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı)
                  • smut [ENG31-14307134-n] (destructive diseases of plants (especially cereal grasses) caused by fungi that produce black powdery masses of spores)
                  • ağbenek [TUR10-0011580] (Açıklı koyulu kahverengi ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan asklı mantarın ortaya çıkardığı ekin hastalığı)
                  • ağbeneklilik [TUR10-0011590] (Arpa bitkisinde görülen mantar hastalığı)
                  • buğday pası [TUR10-0121470] (Bu mantarın buğday vb. bitkilerin yapraklarında oluşturduğu hastalık)
                  • buğday sürmesi [TUR10-0121550] (Bu mantarın yol açtığı hastalık)
                  • zamk hastalığı [TUR10-0870010] (Bol miktarda zamk salgılama sonucu ortaya çıkan hastalık)
                  • pas [TUR10-0616910] (Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı)
                  • hastalık [TUR10-0330720] (Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk)
                    • filizlenme [TUR10-0273940] (Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı)
                    • kırmızı çürük [TUR10-0452630] (Zararlı mantarların etkisi sonucu çam türü ağaçlardaki göbek odunun kırmızı kahverengi olması)
                    • kırmızıçizgi [TUR10-0452600] (Özellikle çam türü ağaçlarda görülen, uygunsuz koşullarda kurutulan ağacın çatlayan göze zarından giren mantarların yaptığı bir tür hastalık)
                    • kınacık [TUR10-0449010] (Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık)
                    • külleme [TUR10-0501430] (Bir mantarın yaptığı bağ hastalığı)
                    • mildiyu [TUR10-0545270] (En çok bağlarda görülen, peronospora cinsinden, emeçlerini bitkilerin yapraklarına salarak yaşayan asalak bir mantarın oluşturduğu hastalık)
                  • karabacak [TUR10-0415230] (Bu mantarın sebep olduğu hastalık)
                  • karaballık [TUR10-0415300] (Bu mantarın sebep olduğu hastalık)
                  • cadısüpürgesi [TUR10-0130270] (Bu mantarın yol açtığı bitki hastalığı)
                  • filoksera [TUR10-0274150] (Asma bitinin yol açtığı bağ hastalığı)
                  • ballık [TUR10-0074990] (Bağlarda görülen külleme hastalığı)
                • filariasis [TUR10-1239330] (Kan ve bağırsak parazitlerinden ileri gelen hastalık)
                • filariasis [ENG31-14391437-n] (a disease caused by nematodes in the blood or tissues of the body causing blockage of lymphatic vessels)
                • humma [TUR10-0349900] (Ateşli hastalık)
                  • Malta humması [TUR10-0017830] (Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık)
                  • tatarcık humması [TUR10-0751230] (Tatarcıklarla insana geçen, şiddetli ateş ve baş ağrısı ile beliren bir hastalık)
                • ishal [TUR10-0360160] (Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma)
                • diarrhea [ENG31-14395318-n] (frequent and watery bowel movements)
                • komplikasyon [TUR10-0470800] (İlaçların doğurabileceği yan etki)
                • complication [ENG31-14097523-n] (any disease or disorder that occurs during the course of (or because of) another disease)
                • endemik hastalık [TUR10-1238660] (Yöresel hastalık)
                • endemic [ENG31-14097876-n] (a disease that is constantly present to a greater or lesser degree in people of a certain class or in people living in a particular location)
                • piknoz [TUR10-1238680] (Hücrenin veya hücre çekirdeğinin büzüşüp küçülmesi)
                • pycnosis [ENG31-14100149-n] (a degenerative state of the cell nucleus)
                • sıtma [TUR10-0354250] (Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık)
                • malaria [ENG31-14101312-n] (an infective disease caused by sporozoan parasites that are transmitted through the bite of an infected Anopheles mosquito)
                • miyasteni gravis [TUR10-1238700] (Kasları hareket ettiren sinir uyarılarının iletilmesindeki aksaklık nedeniyle ortaya çıkan bir kas zayıflığıdır)
                • myasthenia gravis [ENG31-14102353-n] (a chronic progressive disease characterized by chronic fatigue and muscular weakness (especially in the face and neck))
                • nevrasteni [TUR10-0575790] (Baş ağrıları, sindirim güçlükleri vb. fiziksel rahatsızlıklar ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde görülen, sinirsel güçlerin zayıflamasından doğan sinir hastalığı)
                • neurasthenia [ENG31-14090441-n] (nervous breakdown (not in technical use))
                • kronik böbrek yetmezliği [TUR10-1238800] (Süreğen böbrek yetmezliği)
                • chronic renal failure [ENG31-14138568-n] (renal failure that can result from a variety of systemic disorders)
                • bulaşıcı hastalık [TUR10-0122750] (Mikrop yolu ile yayılan hastalık) communicable disease [ENG31-14145535-n] (a disease that can be communicated from one person to another)
                  • salgın hastalık [TUR10-0249010] (Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan hastalık) epidemic disease [ENG31-14153648-n] (any infectious disease that develops and spreads rapidly to many people)
                    • kıran [TUR10-0009630] (Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka sebep)
                      • kırcın [TUR10-0450310] (Hayvan kıranı)
                    • taun [TUR10-0752120] (Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık)
                    • plague [ENG31-14162173-n] (a serious (sometimes fatal) infection of rodents caused by Yersinia pestis and accidentally transmitted to humans by the bite of a flea that has bitten an infected animal)
                  • tüberküloz [TUR10-0372970] (Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık) tuberculosis [ENG31-14166897-n] (infection transmitted by inhalation or ingestion of tubercle bacilli and manifested in fever and small lesions (usually in the lungs but in various other parts of the body in acute stages))
                    • sıraca [TUR10-0687910] (Deride ve genellikle boyunda görülen, lenf düğümlenmelerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü)
                    • scrofula [ENG31-14167729-n] (a form of tuberculosis characterized by swellings of the lymphatic glands)
                    • yılancık [TUR10-0854330] (Kemik veremi)
                  • tifo [TUR10-0416170] (Kirli sularda, bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan, ortalama üç hafta süren, ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı)
                  • typhoid [ENG31-14167898-n] (serious infection marked by intestinal inflammation and ulceration)
                  • kızamık [TUR10-0458390] (Genellikle küçük yaşlarda görülen, kuluçka dönemi bir iki hafta süren, bulaşıcı, ateşli, ufak kızıl lekeler döktüren hastalık) measles [ENG31-14146526-n] (an acute and highly contagious viral disease marked by distinct red spots followed by a rash)
                    • kızamıkçık [TUR10-0458400] (Kızamığa benzeyen, ona göre hafif geçen döküntülü bir hastalık)
                    • German measles [ENG31-14146741-n] (a contagious viral disease that is a milder form of measles lasting three or four days)
                  • kolera [TUR10-0468720] (Şiddetli ishal ve kusmalarla kendini gösteren, çok bulaşıcı, salgın ve öldürücü bir hastalık)
                  • cholera [ENG31-14153061-n] (an acute intestinal infection caused by ingestion of contaminated water or food)
                  • difteri [TUR10-0497260] (Çoğunlukla çocuklarda görülen, burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık)
                  • diphtheria [ENG31-14146992-n] (acute contagious infection caused by the bacterium Corynebacterium diphtheriae)
                  • menenjit [TUR10-0534900] (Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama vb. belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık)
                  • meningitis [ENG31-14161311-n] (infectious disease characterized by inflammation of the meninges (the tissues that surround the brain or spinal cord) usually caused by a bacterial infection)
                  • piyan [TUR10-0630060] (Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı)
                  • yaws [ENG31-14168243-n] (an infectious tropical disease resembling syphilis in its early stages)
                  • cinsel yolla bulaşan hastalık [TUR10-0878060] (Frengi, belsoğukluğu vb. cinsel ilişkilerle bulaşan enfeksiyon) venereal disease [ENG31-14156641-n] (a communicable infection transmitted by sexual intercourse or genital contact)
                    • bel soğukluğu [TUR10-0092480] (Üreme organlarında oluşan akıntılı ve bulaşıcı bir hastalık)
                    • gonorrhea [ENG31-14157025-n] (a common venereal disease caused by the bacterium Neisseria gonorrhoeae)
                    • frengi [TUR10-0849450] (Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan hastalık)
                    • syphilis [ENG31-14157467-n] (a common venereal disease caused by the treponema pallidum spirochete)
                    • AIDS [TUR10-1238850] (HIV adındaki mikrobun neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel ilişki sırasında bulaşan bir hastalık)
                    • AIDS [ENG31-14151264-n] (a serious (often fatal) disease of the immune system transmitted through blood products especially by sexual contact or contaminated needles)
                    • cüzzam [TUR10-0144020] (Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık)
                    • leprosy [ENG31-14159669-n] (chronic granulomatous communicable disease occurring in tropical and subtropical regions)
                  • ateşli romatizma [TUR10-1238900] (Bedenin hareketini sağlayan eklemlerde hareket sınırlanmasına yol açarak, eklemlerde tutulmaya yol açan bir romatizma türü)
                  • rheumatic fever [ENG31-14166250-n] (a severe disease chiefly of children and characterized by painful inflammation of the joints and frequently damage to the heart valves)
                  • dizanteri [TUR10-1069560] (Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık)
                  • dysentery [ENG31-14153481-n] (an infection of the intestines marked by severe diarrhea)
                  • çiçek [TUR10-0166300] (İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık)
                  • smallpox [ENG31-14147905-n] (a highly contagious viral disease characterized by fever and weakness and skin eruption with pustules that form scabs that slough off leaving scars)
                  • tifüs [TUR10-0776650] (Bitle geçen, ortalama on beş gün süren, vücutta pembe lekelerle beliren, ateşli ve tehlikeli bir hastalık)
                  • typhus [ENG31-14164544-n] (rickettsial disease transmitted by body lice and characterized by skin rash and high fever)
                  • kel [TUR10-0438570] (Vücudun kıllı yerlerinde üreyen bir tür mantarın, kılların dökülmesine yol açtığı bulaşıcı bir hastalık)
                  • kızıl [TUR10-0458930] (Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık)
                  • boğmaca [TUR10-0111660] (Genellikle çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaşıcı bir hastalık)
                  • suçiçeği [TUR10-0710660] (Genellikle çocuklarda görülen döküntülü, bulaşıcı, salgın hastalık)
                • kan hastalığı [TUR10-1239020] (Anemi, lösemi vb. kan ile ilgili hastalıkların genel adı) blood disease [ENG31-14212686-n] (a disease or disorder of the blood)
                  • kansızlık [TUR10-0036280] (Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu) anemia [ENG31-14218797-n] (a deficiency of red blood cells)
                    • kloroz [TUR10-0465250] (Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen, genellikle genç kızlarda görülen kansızlık)
                  • hemofili [TUR10-0338960] (Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı)
                  • hemophilia [ENG31-14193819-n] (congenital tendency to uncontrolled bleeding)
                  • kan zehirlenmesi [TUR10-0677710] (Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık)
                  • blood poisoning [ENG31-14213319-n] (invasion of the bloodstream by virulent microorganisms from a focus of infection)
                • üremi [TUR10-0808490] (Ürenin idrarla çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık)
                • uremia [ENG31-14234453-n] (accumulation in the blood of nitrogenous waste products (urea) that are usually excreted in the urine)
                • sakatlık [TUR10-0522530] (Sakat olma durumu; hastalık) deformity [ENG31-14236994-n] (an affliction in which some part of the body is misshapen or malformed)
                  • çolaklık [TUR10-0173210] (El veya kol sakatlığı)
                • kuduz [TUR10-0488130] (Köpek, kedi, tilki vb. memeli hayvanlardan ısırma, tırmalama veya salya yolu ile insana geçen, genellikle çırpınma, sudan korkma şeklinde beliren, zamanında aşı yapılmazsa ölümle sonuçlanan hastalık)
                • rabies [ENG31-14295169-n] (an acute viral disease of the nervous system of warm-blooded animals (usually transmitted by the bite of a rabid animal))
                • beyin hastalığı [TUR10-1238760] (Beyinde meydana gelen hastalıkların genel adı) brain disorder [ENG31-14109190-n] (any disorder or disease of the brain)
                  • epilepsi [TUR10-0624100] (Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı)
                  • epilepsy [ENG31-14109625-n] (a disorder of the central nervous system characterized by loss of consciousness and convulsions)
                  • parkinson hastalığı [TUR10-1238770] (Özellikle kol ve bacak kaslarının sertleştiği, hastada sürekli titreme ve hafif sallantının görüldüğü bir sinir sistemi bozukluğu)
                  • paralysis agitans [ENG31-14117832-n] (a degenerative disorder of the central nervous system characterized by tremor and impaired muscular coordination)
                  • alzaymır [TUR10-0934950] (İlerleyen yaşta ortaya çıkan, hatırlamada güçlük, bazı yetilerde bozulma ile ilişkilendirilen hastalık)
                  • bellek daralması [TUR10-0962230] (Belleğin çevreyi tam ve iyi olarak algılayamaması)
                  • bellek körlüğü [TUR10-0962240] (Belleğin çevreyi iyi algılayamaması)
                  • beyin kanaması [TUR10-0098140] (Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçından dışarı kan sızması sonucu, beslenen bölgenin çalışmaz duruma gelmesi)
                • felç [TUR10-0674600] (Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması) stroke [ENG31-14105785-n] (a sudden loss of consciousness resulting when the rupture or occlusion of a blood vessel leads to oxygen lack in the brain)
                  • damla [TUR10-0182460] (Kalbe inen inme; felç)
                  • tek taraflı felç [TUR10-1239630] (Vücudun bir yarısındaki kasların güçsüzlüğü veya felci; hemipleji; hemiparezi)
                  • hemiplegia [ENG31-14583236-n] (paralysis of one side of the body)
                  • kısmi felç [TUR10-0454790] (Vücudun bir bölümünün felçli duruma gelmesi)
                  • yarımca [TUR10-0837390] (Vücudun yarısına gelen inme)
                • nöbet [TUR10-0579950] (Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü) seizure [ENG31-14105423-n] (a sudden occurrence (or recurrence) of a disease)
                  • kriz [TUR10-0124320] (Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk) seizure [ENG31-14105423-n] (a sudden occurrence (or recurrence) of a disease)
                    • ıspazmoz [TUR10-0355120] (Aşırı titreme, kasılma)
                    • convulsion [ENG31-14106077-n] (violent uncontrollable contractions of muscles)
                    • kalp krizi [TUR10-0405630] (Kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanması ile ortaya çıkan, önlem alınmazsa ölüme yol açan kalbin birdenbire durması)
                    • heart attack [ENG31-14136337-n] (a sudden severe instance of abnormal heart function)
                    • panikatak [TUR10-0612420] (Aşırı korku, heyecan dolayısıyla saldırgan, telaşlı davranışta bulunma veya içine kapanma)
                • afazi [TUR10-0009580] (Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı)
                • agnosi [TUR10-0010480] (Tanınan, bilinen varlıkları, görme, işitme vb. duyu organları yoluyla ayırt edememe durumu)
                • yazma yitimi [TUR10-0010570] (Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme)
                • ağır hastalık [TUR10-0012480] (İyileşmesi güç olan hastalık)
                • afet [TUR10-0009660] (Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk)
                • varis [TUR10-0814440] (Toplardamar genişlemesi)
                • varicosis [ENG31-14596977-n] (pathological condition of being varicose or having varicose veins)
                • idrar zoru [TUR10-0691180] (İdrar torbasında biriken idrarı dışarı atmada zorluk çekme)
                • kalp ve damar hastalığı [TUR10-1238610] (Kalbi ve damarları etkileyen hastalıkların genel adı) cardiovascular disease [ENG31-14080853-n] (a disease of the heart or blood vessels)
                  • anevrizma [TUR10-0036370] (Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçimindeki gevşeme şişkinliği)
                  • aneurysm [ENG31-14129507-n] (a cardiovascular disease characterized by a saclike widening of an artery resulting from weakening of the artery wall)
                  • hipotansiyon [TUR10-0345910] (Normalden düşük olan atardamar basıncı)
                  • hypotension [ENG31-14128004-n] (abnormally low blood pressure)
                  • yüksek tansiyon [TUR10-1238780] (Normalden yüksek olan atardamar basıncı)
                  • high blood pressure [ENG31-14126992-n] (a common disorder in which blood pressure remains abnormally high (a reading of 140/90 mm Hg or greater))
                  • tansiyon [TUR10-0408660] (Kanın damarlara içeriden yaptığı basınç) high blood pressure [ENG31-14126992-n] (a common disorder in which blood pressure remains abnormally high (a reading of 140/90 mm Hg or greater))
                    • küçük tansiyon [TUR10-0500120] (Kalbin gevşemesi sırasında ölçülen kan basıncı)
                    • büyük tansiyon [TUR10-0129300] (Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı)
                  • aritmi [TUR10-0045310] (Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik)
                    • taşikardi [TUR10-0750350] (Kalp atışının dakikada en çok 90 olan normal atışını aşması)
                    • tachycardia [ENG31-14386432-n] (abnormally rapid heartbeat (over 100 beats per minute))
                  • damar tıkanıklığı [TUR10-0181980] (Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma)
                  • embolism [ENG31-14124565-n] (occlusion of a blood vessel by an embolus (a loose clot or air bubble or other particle))
                  • kalp spazmı [TUR10-0405840] (Kalbin irade dışı kasılıp gevşemesi ve bundan doğan rahatsızlık; kalbin sıkışması)
                  • kalp çarpıntısı [TUR10-0405670] (Kalbin düzensiz çalışması)
                  • kalp yetmezliği [TUR10-1068380] (Kalbin kanı pompalama yeteneğinin kaybolması, dokulara yeterli kan ve oksijenin gitmemesi hastalığı)
                • demirsizlik [TUR10-0192020] (Kanda beliren demir yetersizliği)
                • andemi [TUR10-0036090] (Belli bir bölgede sık görülen hastalık)
                • dil tutukluğu [TUR10-0035520] (Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü)
                • antefleksiyon [TUR10-0937570] (Bir organın özellikle döl yatağının öne doğru bükülmesi)
                • bağırsak düğümlenmesi [TUR10-0069120] (İnce veya kalın bağırsağın bir bölümünün bağırsak askısı çevresinde besin geçişini engelleyecek biçimde dönerek bükülmesi)
                • bağırsak düşüklüğü [TUR10-0069130] (Bağ gevşemesi sonucunda kalın bağırsağın aşağı doğru sarkma durumu)
                • ağrıma [TUR10-0014380] (Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık)
                • üropati [TUR10-1239650] (İdrar yolları hastalığı) uropathy [ENG31-14596741-n] (any pathology of the urinary tract)
                  • böbrek hastalığı [TUR10-1238790] (Böbreklere zarar veren hastalık) kidney disease [ENG31-14136710-n] (a disease affecting the kidneys)
                    • nefrit [TUR10-0573480] (Böbrek iltihabı)
                    • nephritis [ENG31-14137280-n] (an inflammation of the kidney)
                • klinik vaka [TUR10-0464890] (Hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gereken hastalık)
                • kretenizm [TUR10-0486330] (Tiroit bezinin kana yeterince salgı vermemesi sonucu oluşan, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimin duraklamasıyla beliren hastalık)
                • gece körlüğü [TUR10-0753270] (Beslenmede A vitamini yetersizliğinden ortaya çıkan bir hastalık belirtisi)
                • kalp [TUR10-0405450] (Kalp hastalığı)
                • kırıklık [TUR10-1052420] (Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık)
                • kıl dönmesi [TUR10-1079070] (Kıl ucunun ters gelip derinin içine doğru ilerlemesi)
                • kırba [TUR10-0450160] (Çocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık)
                • kıyıntı [TUR10-0457790] (Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık)
                • kırk basması [TUR10-0451560] (Doğumdan sonraki kırk gün içinde anne veya çocuğun ruhsal sebeplere bağlanan ateşli bir hastalığa yakalanması)
                • kireçlenme [TUR10-0462410] (Organik dokuların içinde kireç birikmesi durumu)
                • konuşma güçlüğü [TUR10-0473810] (Bazı konuşma organlarının gereği gibi çalışmamasından dolayı rahat söz söyleyememe)
                • kora [TUR10-0475260] (Başlıca belirtisi kısa, çabuk, değişken yapıda irade dışı hareketler olan bir hastalık)
                • kölçer [TUR10-0481260] (Tanelere zarar veren bir buğday hastalığı)
                • fil hastalığı [TUR10-0273750] (Çoğunlukla bacakların şişip fil ayağı biçimini almasıyla beliren bir hastalık)
                • temriye [TUR10-0763890] (Deride yer yer küme durumundaki birtakım kabartılarla kendini gösteren hastalık)
                • çakmak [TUR10-0146300] (Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı)
                • çölyak [TUR10-0993450] (Beslenme bozukluğundan ileri gelen karın şişmesi, yağlı besinleri sindirememe ve ishal şeklinde görülen hastalık)
                • dang [TUR10-0182970] (Başta, kaslarda, oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık)
                • albastı [TUR10-0024950] (Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık)
                • ankiloz [TUR10-0037480] (Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması)
                • inorganik [TUR10-0375830] (Organlardaki bozukluktan ileri gelmeyen hastalık)
                • albino [TUR10-1255040] (Soydan geçen bir metabolizma hastalığı)
                • lenfatizm [TUR10-0509780] (Vitamin azlığından veya lenf boğumlarının hacminin artmasından doğan, derinin aşırı beyazlığı, tenin çok yumuşak olması, ayaklarda şişme ve boyundaki bezlerde büyüme vb. belirtilerle kendini gösteren bir hastalık)
                • küpleme [TUR10-0502760] (Karında su birikmesi sebebiyle oluşan, şişmeyle beliren hastalık)
                • artroz [TUR10-0048090] (Genellikle şekil bozucu, iltihapsız, süreğen eklem hastalığı)
                • saçkıran [TUR10-0448590] (Bir mantarın oluşturduğu, saçları döken bir deri hastalığı)
                • saka [TUR10-0657470] (Baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık)
                • sarıhumma [TUR10-0666080] (Çoğunlukla sıcak ülkelerde görülen, bir cins sivrisinek aracılığıyla bulaşan, tene sarı bir renk veren, ateşli bir hastalık)
                • kabarcık [TUR10-0393340] (Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik)
                • karamuk [TUR10-0417370] (Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık)
                • karataban [TUR10-0418350] (İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı)
                • kardiyopati [TUR10-0419530] (Kalp hastalıklarının genel adı)
                • kardiyoskleroz [TUR10-0419540] (Bazen atardamar sertleşmesiyle birlikte görülen kalp dokusu sertleşmesi)
                • tuzlu balgam [TUR10-0791780] (Birtakım deri hastalıklarının ortak adı)
                • uyku hastalığı [TUR10-0802670] (Normalden çok uyuma hastalığı)
                • uyuz [TUR10-0803780] (Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı)
                • vagotoni [TUR10-0812520] (Sinirsel bir tür rahatsızlık)
                • yılancık [TUR10-0854320] (Streptokok denilen mikropların bir sıyrığa veya yaraya bulaşarak yaptıkları hastalık, kızılyörük)
                  • kızılyörük [TUR10-0459450] (Yılancık)
                • yenilik korkusu [TUR10-0849360] (Her değişiklikten, her yenilikten ürkme hastalığı)
                • yazma [TUR10-0845150] (Kaba kulak hastalığı)
                • bazofobi [TUR10-0087740] (Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı)
                • kanserleşme [TUR10-0410470] (Kansere dönüşme)
                • kasılma [TUR10-0130030] (Kasın büzülüp toplanması)
                  • kontraksiyon [TUR10-1084280] (Büzüşme)
                • bel gevşekliği [TUR10-0091060] (Cinsel gücü yitirme)
                • beriberi [TUR10-0094730] (Genellikle Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık)
                • mavihastalık [TUR10-0529590] (Kalbi ikiye ayıran bölmenin kapanması sonucu temiz ve kirli kanın birbirine karışmasına yol açan hastalık)
                • bodur pas [TUR10-0111170] (Bu mantarın yol açtığı hastalık)
                • burkuntu [TUR10-0978560] (İç organlarda duyulan kasılma vb. hareketler)
                • buruntu [TUR10-0125950] (Buru, sancı, bağırsak bozukluğu)
                • mitral darlığı [TUR10-0548310] (Kanın kulakçıktan karıncığa geçişini zorlaştıran mitral kapakçığının iki parçasının kısmen birbirine kaynaması)
                • mitral yetersizlik [TUR10-0548340] (Karıncığın büzülmesi sırasında kanın kulakçığa geri gelmesine sebep olan mitral bozukluk)
                • miyaz [TUR10-0548460] (Sinek kurtçuklarının insanda ve hayvanlarda ortaya çıkardığı bozukluk)
                • nekroz [TUR10-0573880] (Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi)
                • şap hastalığı [TUR10-0723500] (Sığırlarda, ağız ve tırnaklar arasında kabarcıklar görünmesi ve yüksek ateşle beliren, genellikle arıza bırakan bulaşıcı hastalık)
                • nokra [TUR10-0579100] (Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık)
                • nöbet [TUR10-0579940] (Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş)
                  • sıtma nöbeti [TUR10-0689510] (Sıtma hastalığında karşılaşılan ateş ve titreme durumu)
                • obezite [TUR10-0581570] (Çok şişmanlık)
                • okuma yitimi [TUR10-0584410] (Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması)
                • orkit [TUR10-0590720] (Er bezlerinin iltihaplanıp şişmesi)
                • orta kulak iltihabı [TUR10-0592150] (Orta kulakta oluşan iltihaplı hastalık)
                • osteoporoz [TUR10-1110840] (Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına, yatkınlığa ve kırık riskinde artışa neden olan bir tür hastalık)
                • ses yitimi [TUR10-0681610] (Ses kirişlerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması)
                • fisür [TUR10-1028080] (Anüs çıkışındaki mukozanın genellikle arka kenardan çatlaması veya yırtılması)
                • silikoz [TUR10-0692710] (Silis tozu içinde çalışan işçilerin yakalandıkları hastalık)
                • sinir [TUR10-0694880] (Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik)
                • sinir hastalığı [TUR10-0694980] (Sinir sistemiyle ilgili hastalıkların genel adı)
                  • sinir buhranı [TUR10-0694940] (Sinir sisteminde görülen bozukluğun yarattığı sıkıntı veya hastalık)
                  • sinir savaşı [TUR10-0695210] (Sinir sisteminde oluşan zayıflık ve buhran)
                • gehgeh [TUR10-1247840] (`Nöbetli bir hastalığa yakalanmak` anlamında kullanılan gehgeh tutmak deyiminde geçen bir söz)
                • gıcık [TUR10-0296440] (Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı)
                • gizli sıtma [TUR10-0299980] (Kendini belli etmeyen sıtma)
                • gizli şeker [TUR10-0300000] (Henüz teşhisi konulmamış veya yüksek düzeyde seyretmeyen şeker hastalığı)
                • glikozüri [TUR10-0300140] (İdrarda şekerli bir maddenin, özellikle glikozun bulunması durumu)
                • göğüs darlığı [TUR10-0301930] (Solunumu güçleştiren hastalık)
                • göğüs hastalığı [TUR10-0301960] (Göğüs bölgesi ile ilgili hastalık)
                  • öksürük [TUR10-0600320] (Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı)
                • prostat [TUR10-0636800] (Bu organda oluşan hastalık)
                • intan [TUR10-0376790] (Mikroptan ileri gelen hastalık)
                • intaniye [TUR10-0376820] (Mikropla bulaşan hastalıklar)
                • hareket hastalığı [TUR10-1044850] (Gemi, uçak veya arabada yapılan seyahat sırasında mide bulantısı ve sıkıntı biçiminde görülen bir tür rahatsızlık)
                • havale [TUR10-0333110] (Gebelerde, küçük çocuklarda görülen bir çeşit çırpınmalı, bazen ateşli de olabilen hastalık)
                • idiopati [TUR10-0361330] (Yalnız başına ilerleyen, belirli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık)
                • yaralanma [TUR10-0835380] (Yaralanmak işi) injury [ENG31-14309164-n] (any physical damage to the body caused by violence or accident or fracture etc.)
                  • kanama [TUR10-0408190] (Vücudun herhangi bir yerinden kan akma eylemi)
                  • bleeding [ENG31-14311737-n] (the flow of blood from a ruptured blood vessel)
              • vitaminsizlik [TUR10-0820570] (Vitamin eksikliğinden veya yetersizliğinden doğan patolojik olayların hepsi)
              • şiş [TUR10-0732400] (Şişmiş olan yer, şişlik)
                • kese [TUR10-0443390] (Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik)
                  • tulumcuk [TUR10-0787840] (Bitkilerde yüzmeyi kolaylaştıran, tulum biçiminde küçük kese)
                    • kırbacık [TUR10-0450170] (Tulumcuk)
                  • su kesesi [TUR10-0711270] (Su bitkilerinde içi hava ile dolu bölüm, şişkinlik)
                • kabartı [TUR10-0393650] (Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik)
                  • kümbet [TUR10-0502150] (Kubbe biçiminde toparlak kabartı)
                  • uçuk [TUR10-0796100] (Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık)
                  • isilik [TUR10-0354050] (Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar)
                  • hörgüç [TUR10-0349250] (Hörgüce benzeyen tümsek, çıkıntı)
                • bombaj [TUR10-0972920] (Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik)
                • bombe [TUR10-0113080] (Çıkıntılı ve şişmiş olma durumu)
                  • talaz [TUR10-0741700] (İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık)
                • soğuk ısırması [TUR10-0699520] (Soğuğun etkisiyle parmaklarda, kulak kenarlarında oluşan kırmızı, kaşındırıcı şiş)
                • göz kesesi [TUR10-0309240] (Gözlerin hemen altında derinin ve kasların bozulması sonucu oluşan şişkinlik)
                • beze [TUR10-0311150] (Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik) gland [ENG31-05335315-n] (any of various organs that synthesize substances needed by the body and release it through ducts or directly into the bloodstream)
                  • yağ kesesi [TUR10-0824540] (Vücudun bir yerinde oluşan beze)
                • hava kesesi [TUR10-0332880] (Birçok böceklerde trake boruları üzerinde yer almış olan hava dolu şişkinlikler)
              • hastalık [TUR10-0330710] (Ruh sağlığının bozulması durumu)
                • nefes darlığı [TUR10-0573160] (Solumada yaşanan sıkıntı)
                • gönül çöküşü [TUR10-0304430] (Yaşama gücünün yitmesi, ruhsal dengenin bozulması)
                • piromani [TUR10-0628670] (Yangın çıkarma hastalığı)
              • doku bozukluğu [TUR10-0855720] (Yara, darbe, iltihap, ur vb. sebeplerle bir organda ortaya çıkan bozukluk) wound [ENG31-14322317-n] (an injury to living tissue (especially an injury involving a cut or break in the skin))
                • ülser [TUR10-0420200] (Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara) ulcer [ENG31-14235091-n] (a circumscribed inflammatory and often suppurating lesion on the skin or an internal mucous surface resulting in necrosis of tissue)
                  • pamukçuk [TUR10-0010240] (Genellikle bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihaplı hastalık)
                  • canker [ENG31-14236241-n] (an ulceration (especially of the lips or lining of the mouth))
                • kesik [TUR10-0443900] (Kesilmiş olan yer) cut [ENG31-14310615-n] (a wound made by cutting)
                  • kesi [TUR10-1078220] (Kesilmiş yer)
                • ısırık [TUR10-0354090] (Isırılan yerde kalan iz)
                • bite [ENG31-14310910-n] (a wound resulting from biting by an animal or a person)
                • kızartı [TUR10-0458550] (Vücutta kızarmış yer)
                  • pişik [TUR10-0629480] (Apış yeri, koltuk altı gibi tenin birbirine sürtünen yerlerinde ter ve idrarın yakmasıyla oluşan kızartı)
                • travma [TUR10-0786330] (Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara) injury [ENG31-14309164-n] (any physical damage to the body caused by violence or accident or fracture etc.)
                  • çürük [TUR10-0095050] (Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke) bruise [ENG31-14312373-n] (an injury that doesn't break the skin but results in some discoloration)
                    • yara bere [TUR10-0835230] (Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük)
                  • çıkık [TUR10-0163240] (Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması)
                  • dislocation [ENG31-14315063-n] (a displacement of a part (especially a bone) from its normal position (as in the shoulder or the vertebral column))
                  • kırık [TUR10-0450700] (Kemiğin bir etki ile kırılması)
                  • fracture [ENG31-14315592-n] (breaking of hard tissue such as bone)
                  • yara [TUR10-0835200] (Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik) wound [ENG31-14322317-n] (an injury to living tissue (especially an injury involving a cut or break in the skin))
                    • açık yara [TUR10-0005520] (Kapanmamış, sürekli işleyen yara)
                    • ağır yara [TUR10-0922830] (Bedendeki derin ve ciddi yara)
                    • cırmık [TUR10-0138810] (Tırnak izi)
                    • tırmık [TUR10-0775340] (Tırnak beresi)
                    • yenirce [TUR10-0849460] (Gittikçe genişleyen yara)
                    • yarık [TUR10-0837060] (İnce bir çizgi durumunda açılmış yara)
                    • bıçılgan [TUR10-0099620] (Azmış, yayılmış yara)
                    • bıçılgan [TUR10-0099630] (Hayvanların tırnak kökünde oluşan yara)
                    • sıyrık [TUR10-0690330] (Sıyrılmış yer)
                    • sıyrıntı [TUR10-0690420] (Sıyrık)
                  • yanık [TUR10-0831470] (Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz) burn [ENG31-04701438-n] (a place or area that has been burned (especially on a person's body))
                    • dağ [TUR10-0177490] (İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümünde kızgın bir araçla yapılan yanık)
                  • fıtık [TUR10-0272490] (İç organlardan bir parçanın, genellikle bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması) hernia [ENG31-14318891-n] (rupture in smooth muscle tissue through which a bodily structure protrudes)
                    • anterosel [TUR10-0039110] (İnce bağırsak fıtığı)
                    • kasık fıtığı [TUR10-0424950] (Kasık bölgesinde oluşan fıtık)
                    • zorlama [TUR10-0877410] (Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk)
                    • bel fıtığı [TUR10-0090820] (Bel bölgesinde oluşan fıtık)
                  • yağır [TUR10-0824360] (Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara)
                  • morluk [TUR10-0307930] (Vurma ve çarpma sonucu vücutta oluşan çürük)
                  • yara bere [TUR10-0835240] (Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik)
                  • menisküs [TUR10-0535580] (Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapıda oluşan yaralanma)
                  • emik [TUR10-0245530] (Emmekten çürüyen yer; emme izi)
            • bozukluk [TUR10-0118140] (Bozuk olma durumu) disorder [ENG31-14075885-n] (a physical condition in which there is a disturbance of normal functioning)
              • dejeneratif bozukluk [TUR10-1238620] (Oluşumunda travma, tümör veya yangı gibi unsurların etkili olmadığı, sadece dejenerasyona veya diğer bir ifadeyle dönüşümlü hücre zedelenmesine bağlı olarak biçimlenen hastalıkların genel adı) degenerative disorder [ENG31-14082045-n] (condition leading to progressive loss of function)
                • erken bunama [TUR10-0251520] (Birbirinden ayrı görüntüleri bulunan şizofreni türündeki hastalıklar)
              • psikolojik bozukluk [TUR10-1238750] (Psikolojik hastalıkların genel adı) mental disorder [ENG31-14107272-n] ((psychiatry) a psychological disorder of thought or emotion)
                • sapkınlık [TUR10-0664640] (Doğru yoldan ayrılma, sapkın olma durumu)
                • aberration [ENG31-14409995-n] (a disorder in one's mental state)
                • nevroz [TUR10-0694950] (Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı) neurosis [ENG31-14416566-n] (a mental or personality disturbance not attributable to any known neurological or organic dysfunction)
                  • histeri [TUR10-0346350] (Duyu bozuklukları, türlü ruh karışıklıkları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir sinir bozukluğu)
                  • hysteria [ENG31-14416843-n] (neurotic disorder characterized by violent emotional outbreaks and disturbances of sensory and motor functions)
                • anksiyete [TUR10-1222430] (Tam olarak tanımlanamayan kötü bir şey olacağı beklentisiyle, kaynağı belirgin olmayan bir rahatsızlık duymak) anxiety [ENG31-07539144-n] (a vague unpleasant emotion that is experienced in anticipation of some (usually ill-defined) misfortune)
                  • tasa [TUR10-0230830] (Üzüntülü düşünce durumu)
                  • concern [ENG31-07539768-n] (an anxious feeling)
                  • fobik bozukluk [TUR10-1239370] (Kişinin bir nesne ya da durumun tehlikesiyle ilgili, orantısız, günlük işlevselliğini bozacak şekilde rahatsızlık duyduğu bir bozukluk) phobia [ENG31-14404821-n] (an anxiety disorder characterized by extreme and irrational fear of simple things or social situations)
                    • fobi [TUR10-0189160] (Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku) phobia [ENG31-14404821-n] (an anxiety disorder characterized by extreme and irrational fear of simple things or social situations)
                      • bazofobi [TUR10-0087750] (Yürürken düşme korkusu)
                      • yükseklik korkusu [TUR10-1239390] (Yüksek yerlerde duyulan aşırı korku)
                      • acrophobia [ENG31-14406171-n] (a morbid fear of great heights)
                      • agorafobi [TUR10-0024200] (Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. yerlerde duydukları ürkeklik hastalığı)
                      • agoraphobia [ENG31-14405245-n] (a morbid fear of open spaces (as fear of being caught alone in some public place))
                      • sosyal fobi [TUR10-1239440] (Bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesi ve bu konuda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğu)
                      • social phobia [ENG31-14408808-n] (any phobia (other than agoraphobia) associated with situations in which you are subject to criticism by others (as fear of eating in public or public speaking etc))
                      • algofobi [TUR10-1239400] (Acıdan korkma)
                      • algophobia [ENG31-14406276-n] (a morbid fear of pain)
                      • klostrofobi [TUR10-0465330] (Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku)
                      • claustrophobia [ENG31-14406657-n] (a morbid fear of being closed in a confined space)
                      • su korkusu [TUR10-0711310] (Sudan korkma)
                      • hydrophobia [ENG31-14406949-n] (a morbid fear of water)
                      • hipnofobi [TUR10-1239410] (Uyumaktan veya hipnotize edilmekten korkma)
                      • hypnophobia [ENG31-14407164-n] (a morbid fear of falling asleep)
                      • fonofobi [TUR10-1239420] (Kişinin kendi sesinden, genel olarak seslerden veya yüksek seslerden korkusu)
                      • phonophobia [ENG31-14407632-n] (a morbid fear of sounds including your own voice)
                • intibaksızlık [TUR10-0377060] (Çevreye uymama durumu)
                • maladjustment [ENG31-14411380-n] (the condition of being unable to adapt properly to your environment with resulting emotional instability)
                • mani [TUR10-0523850] (Kişinin sevinç, güven ve her türlü etkinliklerinin normal olmayan bir biçimde arttığı ruh hastalığı)
                • mania [ENG31-14415065-n] (a mood disorder)
                • psikopati [TUR10-0637450] (Duygusal sorunları olan ve davranış bozukluğu sergileyen bir kişinin psikiyatrik müdahale gerektiren psikolojik durumu) mental illness [ENG31-14403545-n] (any disease of the mind)
                  • megalomani [TUR10-0129170] (Kendini olduğundan daha büyük ve önemli görme)
                  • megalomania [ENG31-14415723-n] (a psychological state characterized by delusions of grandeur)
                  • delilik [TUR10-0395140] (Davranışları aşırı ve taşkın olma durumu veya bu şekil davranış)
                  • insanity [ENG31-14418422-n] (relatively permanent disorder of the mind)
                  • psikoz [TUR10-0637490] (Türlü sebeplerle kişiliğin bütünlük ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluklar) psychosis [ENG31-14421471-n] (any severe mental disorder in which contact with reality is lost or highly distorted)
                    • paranoya [TUR10-0614390] (Abartılı gurur, kuşku, güvensizlik, bencillikle belli olan bir ruh hastalığı)
                    • paranoia [ENG31-14421794-n] (a psychological disorder characterized by delusions of persecution or grandeur)
                    • şizofreni [TUR10-0733230] (Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir ruh hastalığı)
                    • schizophrenia [ENG31-14421927-n] (any of several psychotic disorders characterized by distortions of reality and disturbances of thought and language and withdrawal from social contact)
                    • içki psikozu [TUR10-0359550] (Alışkanlık halinde ve aşırı derecede içki kullanmanın yarattığı ağır bunalım)
                  • bellek karışıklığı [TUR10-0092160] (Kelimelerin doğru anlamını hatırlayamamak veya ilk olarak görülen bir şeyi önce gördüğünü sanma duygusuna kapılmak biçiminde beliren bir ruh hastalığı)
                  • benlik ikileşmesi [TUR10-0093310] (Öznenin kişiliğini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kişide çeşitli kişilikler durumunda beliren bir ruh hastalığı)
                  • benlik yitimi [TUR10-0093320] (Kişilik duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalığı)
                  • fermanlı deli [TUR10-0268860] (Deli olduğu herkesçe bilinen kişi)
                • klinik vaka [TUR10-0464910] (Ruhsal rahatsızlığı olan kimse)
                • akıl zayıflığı [TUR10-0018510] (Deliliğe kadar varmayan akıl bozukluğu)
                • sabuklanma [TUR10-0652760] (Bazı hastalıklarda görülen abuk sabuk konuşma, anlamsız davranışlarda bulunma vb. belirtiler gösteren ruh bozukluğu)
                • psikasteni [TUR10-0637300] (Saplantıların çoğunun kökünde bulunan akıl ve ruh zayıflığı)
              • uyku bozukluğu [TUR10-1239250] (Uyku apnesi, narkolepsi vb. uyku hastalıklarının genel adı) sleep disorder [ENG31-14321198-n] (a disturbance of the normal sleep pattern)
                • uykusuzluk [TUR10-0802850] (Uyku uyuyamama veya uyumamış olma durumu)
                • insomnia [ENG31-14046845-n] (an inability to sleep)
                • insomniya [TUR10-1238460] (Uykusuzluk ve uykuya dalamama hastalığı)
                • insomnia [ENG31-14046845-n] (an inability to sleep)
                • katalepsi [TUR10-0427280] (İradenin yitimi, dış etkilere karşı duygunluğun ortadan kalkması ve hareket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesiyle beliren sendrom)
                • catalepsy [ENG31-14093688-n] (a trancelike state with loss of voluntary motion and failure to react to stimuli)
                • gece kuşu [TUR10-0286480] (Gece uyuyamayan kimse)
              • bağışıklık yetersizliği [TUR10-1238390] (Enfeksiyöz hastalıklara karşı durma yeteneğinde olan bağışıklık sisteminin tamamen yokluğu veya uyumsuzluk halinde olması durumu)
              • immunodeficiency [ENG31-13997764-n] (immunological disorder in which some part of the body's immune system is inadequate and resistance to infectious diseases is reduced)
              • yeme bozukluğu [TUR10-1238590] (Yetersiz ya da aşırı gıda alımı içerebilen, diğer yandan ruhsal etkilere dayanan ve fiziksel sonuçlara yol açabilen bir hastalık) eating disorder [ENG31-14079105-n] (a disorder of the normal eating routine)
                • anoreksia [TUR10-1238600] (Bilhassa ergenlik çağındaki genç kızlarda ve delikanlılarda görülen psikolojik kökenli bir yeme bozukluğu)
                • anorexia [ENG31-14079278-n] (a prolonged disorder of eating due to loss of appetite)
                • beslenme bozukluğu [TUR10-0095630] (Bazı organ ve dokularda veya organizmanın bütününde şekil veya çalışma düzensizliği meydana getiren, bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması)
              • deniz tutması [TUR10-0194520] (Dalgaların etkisiyle sallantıların insanda yarattığı baş dönmesi ve kusma biçiminde kendini gösteren rahatsızlık)
              • seasickness [ENG31-14227424-n] (motion sickness experienced while traveling on water)
              • konuşma bozukluğu [TUR10-0473750] (Bazı sesleri gereği gibi çıkaramamaktan ileri gelen söyleyiş, kötü telaffuz etme)
                • pelteklik [TUR10-0622110] (Peltek konuşma) lisp [ENG31-14426167-n] (a speech defect that involves pronouncing `s' like voiceless `th' and `z' like voiced `th')
                  • tutukluk [TUR10-0790780] (Dilde pelteklik)
                  • shyness [ENG31-07538419-n] (a feeling of fear of embarrassment)
                • kekemelik [TUR10-0622980] (Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilme durumu)
                • stammer [ENG31-14426326-n] (a speech disorder involving hesitations and involuntary repetitions of certain sounds)
                • dil tutukluğu [TUR10-0206130] (Herhangi bir sebeple konuşamama)
              • anomali [TUR10-0038580] (Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu) anomaly [ENG31-14529423-n] (deviation from the normal or common order or form or rule)
                • kambur [TUR10-0406550] (Bel veya göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu sırtta ve göğüste oluşan tümsek, kambur zambur)
                • kyphosis [ENG31-14528671-n] (an abnormal backward curve to the vertebral column)
                • agnozi [TUR10-0010520] (Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen sinir sisteminin belirli bir yerindeki doku bozukluğundan ileri gelen algı kaybı veya yokluğu)
                • ekstrasistol [TUR10-0240310] (Kalp ve damarlarda normal iki kasılma arasında oluşan fazladan kasılma)
                • erken boşalma [TUR10-1022100] (Cinsel birleşimlerde bazı fiziksel veya ruhsal nedenlerden dolayı meninin erken gelmesi)
                • ikizleşme [TUR10-0366130] (İki diş arasındaki bütün dokuların bitişmesiyle oluşan diş anomalisi)
              • apraksi [TUR10-0040920] (El, kol vb. düzenli hareketleri yapma yetersizliği)
              • ezofori [TUR10-0262580] (İki gözde görme bozukluğu)
              • zeka geriliği [TUR10-0872150] (Türlü sebeplerle zihnin görevini yapmakta gösterdiği sürekli yavaşlama, duraklama ve gerileme durumu)
              • paramnezi [TUR10-0614360] (Kelimelerin anlamlarını ve kullanışlarını unutma sonucu oluşan bellek zayıflığı)
              • deformasyon [TUR10-0187290] (Biçimi bozulma)
                • makromeli [TUR10-0521000] (Kol ve bacaklardan birinin veya birkaçının aşırı gelişmesi)
              • çapar [TUR10-0150340] (Çiçek bozuğu yüz)
              • çalık [TUR10-0147270] (Çıban yeri)
              • davranış bozukluğu [TUR10-0185100] (İnsan davranışlarının ruhsal dengesizlik nedeniyle normal seyrinin dışına çıkması)
              • dolikosefal [TUR10-0217130] (Uzun kafalı)
              • düşçülük [TUR10-0230190] (Bilincin zayıflamasıyla ortaya çıkan bir ruh bozukluğu durumu)
              • düztaban [TUR10-0233010] (Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk)
              • arterit [TUR10-0047570] (Atardamar bozukluğu)
              • astigmatizm [TUR10-0051660] (Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu)
              • astigmatism [ENG31-14577182-n] ((ophthalmology) impaired eyesight resulting usually from irregular conformation of the cornea)
              • halel [TUR10-0322660] (Bozma; bozukluk)
              • vuruntu [TUR10-0822280] (Ateşleme bozukluğu sebebiyle bir motorun içinden gelen gürültü ve bu gürültüden anlaşılan çalışma düzensizliği)
              • metal yorulması [TUR10-0539560] (Metallerin molekül yapısında yük, direnç ve titreşim nedeniyle bozukluk oluşması)
              • narkotizm [TUR10-0570890] (Uzun süre ve çok miktarda uyuşturucu madde kullanmaktan doğan bozuklukların bütünü)
              • şivesizlik [TUR10-0733210] (Söyleyişte bozukluk)
              • sekel [TUR10-0673900] (Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu)
            • argınlık [TUR10-0044080] (Bitkin olma durumu, bir işi yapmaya gücü olmama durumu)
              • letarji [TUR10-0510130] (Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı, çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu)
              • lethargy [ENG31-14038461-n] (a state of comatose torpor (as found in sleeping sickness))
              • kesiklik [TUR10-0444030] (Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk)
              • mahmurluk [TUR10-0518740] (Uykudan sonra duyulan ağırlık ve sersemlik)
              • bezginlik [TUR10-0280880] (Yorgunluk, umutsuzluk, usanç)
              • helak [TUR10-0337990] (Bitkin bir duruma gelme veya getirme)
            • anestezi [TUR10-0227700] (Uyuşturucu bir ilaçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuların yok olması)
            • anesthesia [ENG31-14046962-n] (loss of bodily sensation with or without loss of consciousness)
            • gaz [TUR10-0846690] (Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması) flatulence [ENG31-14059177-n] (a state of excessive gas in the alimentary canal)
              • şişkinlik [TUR10-0732790] (Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik)
            • gazı olma [TUR10-1238490] (Mide ve bağırsaklarda biriken aşırı miktardaki gazın baskı yapması)
            • flatulence [ENG31-14059177-n] (a state of excessive gas in the alimentary canal)
            • asfiksi [TUR10-1238520] (Boğulma)
            • asphyxia [ENG31-14065905-n] (a condition in which insufficient or no oxygen and carbon dioxide are exchanged on a ventilatory basis)
            • boğulma [TUR10-0283700] (Suya batma)
            • suffocation [ENG31-14067364-n] (the condition of being deprived of oxygen (as by having breathing stopped))
            • hipertermi [TUR10-1238530] (Anormal yüksek vücut sıcaklığı, sıcak çarpması)
            • hyperthermia [ENG31-14067656-n] (abnormally high body temperature)
            • hipotermi [TUR10-1238550] (Vücut sıcaklığının anormal derecede düşmesi)
            • hypothermia [ENG31-14067936-n] (subnormal body temperature)
            • normotermi [TUR10-1238540] (Vücut ısısının normal olması)
            • normothermia [ENG31-14067854-n] (normal body temperature)
            • iktidarsızlık [TUR10-0366630] (Erkeğin cinsel gücü olmama durumu)
            • impotence [ENG31-14068412-n] (an inability (usually of the male animal) to copulate)
            • hamilelik [TUR10-0324890] (Karnında yavru bulundurma durumu) pregnancy [ENG31-14069684-n] (the state of being pregnant)
              • dış gebelik [TUR10-0201880] (Döllenmiş bir yumurtanın döl yatağı dışında oluşması ve gelişmesi)
            • sağlıklı olma [TUR10-0656070] (Sağ, canlı, diri olma durumu) health [ENG31-13946812-n] (the general condition of body and mind)
              • enerji [TUR10-0247410] (Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç) energy [ENG31-14073625-n] (a healthy capacity for vigorous activity)
                • erişilebilir gizil güç [TUR10-1021780] (Vücutta bir kas kasılırken, sinirden akım geçerken duyarlı bir aygıtla belirlenebilen düşük güç)
            • doğurganlık [TUR10-0214590] (Çok doğurma durumu, doğurgan olma durumu)
            • fertility [ENG31-14074976-n] (the state of being fertile)
            • sedasyon [TUR10-1239220] (Sentral sinir sisteminin orta dereceli bir depresyonu olup hastanın uyanık, rahat ve sakin bir durumda bulunması)
            • sedation [ENG31-14313714-n] (a state of reduced excitement or anxiety that is induced by the administrative of a sedative agent)
            • hiperpigmentasyon [TUR10-1239230] (Aşırı pigmentasyon) hyperpigmentation [ENG31-14314383-n] (unusual darkening of the skin)
              • güneş yanığı [TUR10-0316070] (Güneş ışınlarının insan teninde yaptığı esmerlik)
              • tan [ENG31-14314036-n] (a browning of the skin resulting from exposure to the rays of the sun)
            • hipopigmentasyon [TUR10-1239240] (Pigmentasyonun yetersiz oluşu) hypopigmentation [ENG31-14314512-n] (unusual lack of skin color)
              • akşınlık [TUR10-0021920] (Albinizm)
            • irileşme [TUR10-0378670] (Bazı organların hastalık sonucunda olağan dışı büyümesi durumu)
            • hypertrophy [ENG31-14390164-n] (abnormal enlargement of a body part or organ)
            • keyifsizlik [TUR10-0446890] (Keyifsiz olma durumu) malaise [ENG31-14470485-n] (physical discomfort (as mild sickness or depression))
              • moral çöküntüsü [TUR10-1000780] (Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme)
            • hidrosefali [TUR10-0344230] (Beyin omurilik sıvısının çoğalmasıyla, beyin karıncıklarının büyümesine yol açan, bazen de kafatasının büyümesine sebep olan hastalık)
            • hydrocephalus [ENG31-14489352-n] (an abnormal condition in which cerebrospinal fluid collects in the ventricles of the brain)
            • kondisyon [TUR10-0471530] (Fiziksel ve ruhsal bakımdan bir sporcunun durumu)
              • kıvam [TUR10-0455830] (Spor çalışmalarında başarılı olabilmek için, fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum)
              • fizik kondisyonu [TUR10-0276390] (Bir sporcunun fiziksel ve ruhsal bakımdan durumu)
            • kızılbaşlık [TUR10-1253020] (Kızılbaş olma durumu)
            • kılcallık [TUR10-0447780] (Bir kılcal boru veya tüpün durumu)
            • kılcallık [TUR10-0447790] (Kapsadığı sıvılar bakımından kılcal boruların özellikleri)
            • bayatlık [TUR10-1248990] (Bayat olma durumu)
            • hapşırabilme [TUR10-1044460] (Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltma imkânı veya olasılığı bulunma)
            • hapşırıverme [TUR10-1044480] (Beklenmedik bir zamanda burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltma)
            • hapşırtabilme [TUR10-1044500] (Aksırtma etkisi veya olasılığı bulunma)
          • ruh hali [TUR10-1239350] (Kişinin içinde bulunduğu ruhsal koşullar) psychological state [ENG31-14396987-n] ((psychology) a mental condition in which the qualities of a state are relatively constant even though the state itself may be dynamic)
            • çırpıntı [TUR10-0016710] (Ruhsal gerginliğin dışa vurması) agitation [ENG31-14426511-n] (a mental state of extreme emotional disturbance)
              • huzursuzluk [TUR10-0350830] (Huzursuz olma durumu) fidget [ENG31-07529034-n] (a feeling of agitation expressed in continual motion)
                • kaynaşma [TUR10-0434690] (Huzursuzluk)
            • depresyon [TUR10-0195450] (Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk)
            • depression [ENG31-14427564-n] (a mental state characterized by a pessimistic sense of inadequacy and a despondent lack of activity)
            • hipnoz [TUR10-0345810] (Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir çeşit uyku durumu) hypnosis [ENG31-14050074-n] (a state that resembles sleep but that is induced by suggestion)
              • trans [TUR10-0785960] (Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman, girdikleri özel hipnoz durumu)
            • irade kaybı [TUR10-0382040] (Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti)
            • abulia [ENG31-14049648-n] (a loss of will power)
            • ruh sağlığı [TUR10-0649980] (Ruhsal bakımdan sağlıklı olma) mental health [ENG31-14402535-n] (the psychological state of someone who is functioning at a satisfactory level of emotional and behavioral adjustment)
              • aklı başında olma [TUR10-1239360] (Zihinsel melekelerin normal şekilde işlemesi durumu)
              • sanity [ENG31-14402906-n] (normal or sound powers of mind)
              • psikoloji [TUR10-0637350] (Bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü)
              • iç denge [TUR10-0358260] (Psikolojik yapı; ruhsal durum)
            • travma [TUR10-0786320] (Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum)
            • trauma [ENG31-14308778-n] (an emotional wound or shock often having long-lasting effects)
            • bilişsel durum [TUR10-1218780] (Bir canlının içinde bulunduğu kognitif koşulların hepsi) cognitive state [ENG31-05677778-n] (the state of a person's cognitive processes)
              • bellek kaybı [TUR10-0092170] (Belleğin kısa bir süre durup işlememesi)
              • amnesia [ENG31-05680235-n] (partial or total loss of memory)
              • bilinç kaybı [TUR10-0092180] (Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, bellek kaybı)
              • amnesia [ENG31-05680235-n] (partial or total loss of memory)
              • bilinç [TUR10-0103710] (Temel bilgi; temel görüş)
              • consciousness [ENG31-05682974-n] (an alert cognitive state in which you are aware of yourself and your situation)
              • bilinçsizlik [TUR10-0103890] (Bilinçsiz olma durumu)
              • unconsciousness [ENG31-05686773-n] (a state lacking normal awareness of the self or environment)
              • bilinçsizlik [TUR10-0103900] (Nesne, olay ve işlere karşı uyanık bulunmama durumu; şuursuzluk) unconsciousness [ENG31-05686773-n] (a state lacking normal awareness of the self or environment)
                • koma [TUR10-0469940] (Bazı hastalıklar sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren derin dalgınlık durumu) coma [ENG31-05688034-n] (a state of deep and often prolonged unconsciousness)
                  • şeker koması [TUR10-1218810] (Kan şekerinin düşüklüğü ya da yüksekliği ile meydana çıkan bir şuur kaybı)
                  • diabetic coma [ENG31-05688264-n] (coma that can develop in inadequately treated cases of diabetes mellitus)
                • narkoz [TUR10-0570900] (İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu)
                • narcosis [ENG31-05689896-n] (unconsciousness induced by narcotics or anesthesia)
                • körlük [TUR10-0483120] (Gerçeği görememe durumu)
                • bilinç dışı [TUR10-0103760] (Bilinçsizce yapılan iş ve etkinliklerin bütünü)
                • bitkisel hayat [TUR10-0109580] (Hastalık veya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kişinin hayatı)
              • tecessüs [TUR10-0755300] (Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı)
              • curiosity [ENG31-05690411-n] (a state in which you want to learn more about something)
              • merak [TUR10-0535710] (Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek) curiosity [ENG31-05690411-n] (a state in which you want to learn more about something)
                • ilgi [TUR10-0308150] (Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma) interest [ENG31-05690773-n] (a sense of concern with and curiosity about someone or something)
                  • meyil [TUR10-0541600] (İlgi, gönül verme)
                  • dilseverlik [TUR10-1250460] (Dilsever olma durumu)
                  • iltifat [TUR10-0370330] (İlgi gösterme, rağbet etme)
                  • incizap [TUR10-0373800] (Cazibeye tutulma; ilgi duyma)
                • dert [TUR10-0197450] (Sorun, kaygı)
                  • mesele [TUR10-0184690] (Sorun)
                  • matter [ENG31-05679169-n] (a vaguely specified concern)
                  • kor [TUR10-0475240] (Büyük acı, üzüntü, sıkıntı, dert)
                  • mesele [TUR10-0384090] (Mesele, konu, sorun)
                  • çapanoğlu [TUR10-0150300] (Başa dert olacak durum)
                  • namus davası [TUR10-0570180] (Onur meselesi)
                  • gönül belası [TUR10-0304390] (Aşkın verdiği sıkıntı, dert)
                  • gönül meselesi [TUR10-0304650] (Aşk yüzünden ortaya çıkan sorun; aşk derdi)
                • tecessüs [TUR10-0755290] (Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma)
                • gastronomi [TUR10-0284160] (Yemeği iyi yeme merakı)
              • dilemma [TUR10-0205350] (İki önermesi bulunan ve her iki önermenin sonucu aynı olan tasım)
              • dilemma [ENG31-05693891-n] (state of uncertainty or perplexity especially as requiring a choice between equally unfavorable options)
              • ikilem [TUR10-0365240] (İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu)
              • dilemma [ENG31-05693891-n] (state of uncertainty or perplexity especially as requiring a choice between equally unfavorable options)
              • kararlılık [TUR10-0417910] (Aynı kararda, biçimde sürme) stability [ENG31-04785640-n] (the quality or attribute of being firm and steadfast)
                • öz güven [TUR10-1218830] (İnsanın kendine güvenme duygusu)
                • assurance [ENG31-05705328-n] (freedom from doubt)
              • meşguliyet [TUR10-0538820] (Meşgul olma, uğraşma durumu)
              • preoccupation [ENG31-05708052-n] (the mental state of being preoccupied by something)
              • temayül [TUR10-0762260] (Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma)
              • bilinç dışı [TUR10-0103770] (İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü)
              • bilinçlilik [TUR10-0734570] (Kendi etkinliğinin farkında olma durumu)
              • bilinçlilik [TUR10-0103860] (Nesne, olay ve edimlere uyanık bulunma durumu; şuurluluk)
              • bilinçsizleşme [TUR10-0967370] (Bilincini yitirme, bilinçsiz bir duruma gelme)
              • bilinçsizleşebilme [TUR10-0967350] (Bilinçsizleşme ihtimali veya imkânı bulunma)
            • stres [TUR10-1124260] (Ameliyat şoku, travma, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü) tension [ENG31-14399593-n] ((psychology) a state of mental or emotional strain or suspense)
              • gerginlik [TUR10-0865330] (Gerilmiş olma durumu)
              • tension [ENG31-14399593-n] ((psychology) a state of mental or emotional strain or suspense)
            • halüsinasyon [TUR10-0324210] (Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması) hallucination [ENG31-14401022-n] (illusory perception)
              • kuruntu [TUR10-0495360] (Olmayacak bir şeyin olacağını sanma)
            • haletiruhiye [TUR10-0322750] (Ruhsal durum; ruh durumu)
            • yıkıntı [TUR10-0854030] (Ruhsal bakımdan yıkılma, yıkım, mahvolma)
            • karabasan [TUR10-0415320] (Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu)
            • bunalım [TUR10-0124300] (Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik; buhran; kriz)
            • crisis [ENG31-13956593-n] (an unstable situation of extreme danger or difficulty)
            • sinir [TUR10-0694890] (Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği)
            • gına [TUR10-0099870] (Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır durumda olma)
            • psikoz [TUR10-0637500] (Toplumsal bir sarsıntıya bağlı olarak doğan ruh durumu)
            • sıkıntı [TUR10-0685970] (İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk; cefa; eziyet) adversity [ENG31-14499245-n] (a state of misfortune or affliction)
              • bunaltı [TUR10-0124390] (Sıkıntı, iç sıkıntısı) gloom [ENG31-14548967-n] (an atmosphere of depression and melancholy)
                • can bunaltısı [TUR10-0131720] (Aşırı üzüntü sebebiyle canın sıkılma, bunalma durumu)
          • hâl [TUR10-0752470] (Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum) state [ENG31-00024900-n] (the way something is with respect to its main attributes)
            • bağımlılık [TUR10-0068800] (Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma; bağlılık) dependence [ENG31-14024833-n] (the state of relying on or being controlled by someone or something else)
              • madde bağımlılığı [TUR10-1238630] (Keyif verici maddelere bağımlı olma durumu) drug addiction [ENG31-14087890-n] (an addiction to a drug (especially a narcotic drug))
                • alkolizm [TUR10-0028780] (Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu)
                • dipsomania [ENG31-09204890-n] (an intense persistent desire to drink alcoholic beverages to excess)
                • nikotin bağımlılığı [TUR10-1238640] (Nikotine bağımlı olma durumu)
                • nicotine addiction [ENG31-14088725-n] (an addiction to nicotine)
                • kokainomani [TUR10-0466710] (Kokain alma alışkanlığı ve kokain düşkünlüğü)
                • toksikomani [TUR10-0779320] (Uyuşturucu madde tutkunluğu)
                • hapçılık [TUR10-0326600] (Uyuşturucu madde özelliği taşıyan haplara düşkün olma durumu)
              • bağım [TUR10-0068730] (Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu; tabiiyet)
              • bağımlaşma [TUR10-1248640] (Bağımlaşmak işi)
              • morfinman [TUR10-0550500] (Morfin kullanma alışkanlığı olan kimse; morfin tiryakisi)
            • bağışıklık [TUR10-0069350] (Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu) immunity [ENG31-14550773-n] ((medicine) the condition in which an organism can resist disease)
              • öz bağışıklık [TUR10-0607400] (Bireyin, kendi vücudundan olan ögelere karşı antikor yapması)
            • baskı [TUR10-0079590] (Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu) dominance [ENG31-14465291-n] (the state that exists when one person or group has power over another)
              • toplumsal baskı [TUR10-1163210] (Belli bir topluluk içinde süregelen bir değeri gerçekleştirmek için bireylere veya topluluklara o konudaki tutumlarını, davranışlarını değiştirmeleri için yapılan baskı)
              • boyunduruk [TUR10-0509920] (Zulüm ve zorbalık baskısı)
              • cendere [TUR10-0135760] (Manevi baskı)
            • bakirelik [TUR10-0101830] (Cinsel ilişkide bulunmamış kadının durumu)
            • virginity [ENG31-13991028-n] (the condition or quality of being a virgin)
            • birlik [TUR10-0108110] (Birleşmiş, bir arada olma durumu; vahdet) union [ENG31-14441799-n] (the state of being joined or united or linked)
              • tutarlılık [TUR10-0376520] (Tutarlı olma durumu, birbirini tutma) consistency [ENG31-14444184-n] (logical coherence and accordance with the facts)
                • tutarlık [TUR10-0376500] (Anlatımın konuyla bağdaşması)
                • consistency [ENG31-14444184-n] (logical coherence and accordance with the facts)
                • devamlılık [TUR10-0199190] (Kesintisiz olarak sürüp gitme durumu) sustainability [ENG31-05036760-n] (the property of being sustainable)
                  • layenkati [TUR10-0508540] (Kesintisiz; aralıksız)
                • siyakusibak [TUR10-0690920] (Sözdeki uygunluk ve tutarlılık)
                • geri besleme [TUR10-1031080] (Bir düzeneğin çıktısından alınan kuvvetin veya bilginin bir bölüğünün o düzeneğin girdisi ile bağlaşımı)
                • intizam [TUR10-0377330] (Düzenli, düzgün olma)
                • intibak [TUR10-0377030] (İki şeyin ölçülerinin birbirini tutması)
              • çağrışım [TUR10-0755620] (Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı) association [ENG31-14444543-n] (the state of being connected together as in memory or imagination)
                • görsel-işitsel çağrışım [TUR10-0305900] (Görme ve işitme duyularına dayalı olarak oluşan çağrışım)
              • senkretizm [TUR10-0677120] (Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi)
              • syncretism [ENG31-14445128-n] (the union (or attempted fusion) of different systems of thought or belief (especially in religion or philosophy))
              • birlik [TUR10-0108160] (Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması)
                • monat [TUR10-0549840] (Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik)
                • monat [TUR10-0549850] (Leibniz'in felsefesinde artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerin her biri)
              • dil birliği [TUR10-0205120] (Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşme)
              • din birliği [TUR10-0206670] (Aynı din etrafında oluşturulan inanç gücü)
              • görüş birliği [TUR10-0306540] (Aynı görüş ve düşüncede olma)
              • güç birliği [TUR10-0312340] (Mevcut maddi ve manevi imkânları bir araya toplama; güçleri birleştirme)
              • birlik [TUR10-0108120] (Bağlılık, benzerlik, bağlantı, bir olmak)
                • kandaşlık [TUR10-0409000] (Kan birliği; soy birliği)
                • cephe [TUR10-0136330] (Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik)
                • front [ENG31-08643655-n] (the part of something that is nearest to the normal viewer)
              • ırk birliği [TUR10-0353630] (Irk esasına dayalı birlik)
            • hareketlilik [TUR10-0199750] (Hareketli olma durumu) activeness [ENG31-04642461-n] (the trait of being active)
              • dinamizm [TUR10-0206620] (Davranışları canlı ve hareketli olan canlının özelliği)
              • dynamism [ENG31-04642839-n] (the activeness of an energetic personality)
              • titreşim [TUR10-0778330] (Küçük ve hızlı salınım) shaking [ENG31-14028057-n] (a shaky motion)
                • ultrason [TUR10-0798260] (İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi)
                • vibrasyon [TUR10-0819600] (Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı)
                • düğüm [TUR10-0228390] (Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri)
                • frekans [TUR10-0279750] (Ses, dalga ve benzerinin birim zamandaki titreşim sayısı)
              • canlılık [TUR10-0132650] (Neşelilik, hareketlilik, coşku)
                • cıvıltı [TUR10-0139160] (Sesteki canlılık; ateşlilik)
                • sabah keyfi [TUR10-0651990] (Sabahleyin geç kalkma, yatak keyfi yapma)
                • hayat [TUR10-0334600] (Canlılığı gösteren hareket, hareketlilik)
                  • imtizaç [TUR10-0372010] (Kaynaşma)
              • akış [TUR10-0018850] (Akın)
              • stream [ENG31-14029377-n] (something that resembles a flowing stream in moving continuously)
              • aktüalizm [TUR10-0022610] (Kuvveden fiile geçmiş olan hâl)
              • ayrılma [TUR10-0063550] (Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi)
            • uygunsuzluk [TUR10-0244780] (Uygun olmama durumu)
            • impropriety [ENG31-14587067-n] (the condition of being improper)
            • faaliyet [TUR10-0262670] (İşler durumda olma)
            • action [ENG31-14030430-n] (the state of being active)
            • özgürlük [TUR10-0351950] (Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu)
            • freedom [ENG31-14015308-n] (the condition of being free)
            • ferâhlık [TUR10-0376740] (İç açılması, gönül açılması, ferahlık) comfort [ENG31-14468845-n] (a state of being relaxed and feeling no pain)
              • enginlik [TUR10-0248010] (Alabildiğine genişlik)
            • kargaşa [TUR10-0419910] (Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu; anarşi) disorder [ENG31-13996244-n] (a disturbance of the peace or of public order)
              • çalkantı [TUR10-0148390] (Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum)
              • turbulence [ENG31-14002658-n] (a state of violent disturbance and disorder (as in politics or social conditions generally))
              • anarşi [TUR10-0251720] (Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu)
              • anarchy [ENG31-13996506-n] (a state of lawlessness and disorder (usually resulting from a failure of government))
              • türbülans [TUR10-0793510] (Karmaşa)
              • turbulence [ENG31-14002658-n] (a state of violent disturbance and disorder (as in politics or social conditions generally))
              • kaos [TUR10-0131930] (Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa) chaos [ENG31-13999769-n] (a state of extreme confusion and disorder)
                • fırtına [TUR10-0271680] (Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı)
                • har hur [TUR10-0328690] (Karışıklık ve anlaşmazlık)
              • hengame [TUR10-0317290] (Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma, gürültülü karışıklık) agitation [ENG31-00555337-n] (disturbance usually in protest)
                • curcuna [TUR10-0143260] (Gürültülü, karışık durum)
                • tumult [ENG31-14002194-n] (a state of commotion and noise and confusion)
                • telaş [TUR10-0760200] (Herhangi bir sebeple acelecilik)
                • bustle [ENG31-00556175-n] (a rapid active commotion)
                • sarsıntı [TUR10-0667860] (Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik)
                • convulsion [ENG31-14001179-n] (a violent disturbance)
                • telaşe [TUR10-0760230] (Telaş)
                • telaş [TUR10-0760220] (Şaşkınlıktan doğan karışıklık, kargaşa)
                • dağdağa [TUR10-0177760] (Gürültü; patırtı; telaş; karmakarışık durum; sıkıntı)
              • can pazarı [TUR10-0132740] (Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendini kurtarmaya çalıştığı bir durum)
              • dalgalanma [TUR10-0180360] (Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık)
              • anarşi [TUR10-0035440] (Toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, kargaşa)
              • vurtut [TUR10-0822110] (Silahla yaratılan kargaşalık)
              • vuruş kırış [TUR10-0822330] (Karmakarış, darmadağın olma durumu)
              • kaynama [TUR10-0434310] (Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak)
            • dokunulmazlık [TUR10-0528520] (Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu)
            • unsusceptibility [ENG31-14550366-n] (the state of not being susceptible)
            • mükemmellik [TUR10-0561340] (Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin olma) perfection [ENG31-14482870-n] (the state of being without a flaw or defect)
              • kemal [TUR10-0439590] (En yüksek değer)
              • polish [ENG31-14483408-n] (a highly developed state of perfection)
              • çöpsüz üzüm [TUR10-0175040] (Kusursuz ve uygun şey)
            • orta [TUR10-0591420] (İyi ile kötü arasındaki durum; vasat)
            • medium [ENG31-13943202-n] (a state that is intermediate between extremes)
            • rejim [TUR10-0644790] (Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi) government [ENG31-08067430-n] (the organization that is the governing authority of a political unit)
              • parlamentarizm [TUR10-0615860] (Yürütme organının, seçimle kurulmuş yasama organlarına karşı sorumlu olduğu politik düzen)
              • kölelik düzeni [TUR10-0481380] (Eski çağlarda kölelerin baş üretim gücü olarak kullanıldığı rejim)
              • kamu düzeni [TUR10-0407490] (Bütün toplumu ilgilendiren düzen)
            • olgunluk [TUR10-0439580] (İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu) maturity [ENG31-14448184-n] (state of being mature)
              • el yatkınlığı [TUR10-0244850] (El işlerini yapmakta yetkinlik)
              • entelekya [TUR10-0248640] (Aristo'ya göre, her varlığın erişmeye yöneldiği olgunluk durumu)
              • erdem [TUR10-0249560] (İnsanın ruhsal olgunluğu)
              • feyiz [TUR10-0269990] (İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk)
              • durmuş oturmuşluk [TUR10-0225850] (Olgunluk)
            • sağlık [TUR10-0656060] (Vücudun iyi veya kötü olması durumu)
            • health [ENG31-13946812-n] (the general condition of body and mind)
            • masumiyet [TUR10-0528470] (Suç işlememiş olma durumu)
            • innocence [ENG31-14013112-n] (a state or condition of being innocent of a specific crime or offense)
            • bütünlük [TUR10-0742460] (Tüm olma durumu) integrity [ENG31-14484149-n] (an undivided or unbroken completeness or totality with nothing wanting)
              • tüm [TUR10-0792600] (Bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi)
              • entirety [ENG31-14484815-n] (the state of being total and complete)
              • bütünsellik [TUR10-1249840] (Bütünsel olma durumu; totallik)
            • turgor [TUR10-0788540] (Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması)
            • turgor [ENG31-14592343-n] ((biology) the normal rigid state of fullness of a cell or blood vessel or capillary resulting from pressure of the contents against the wall or membrane)
            • yalınlık [TUR10-0829110] (Birleşik veya karmaşık olmama durumu)
            • nakedness [ENG31-14479586-n] (the state of being without clothing or covering of any kind)
            • yükümlülük [TUR10-0866070] (Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu olma durumu) liability [ENG31-14554005-n] (the state of being legally obliged and responsible)
              • tasfiye [TUR10-0749030] (Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışmalar yapma)
              • indebtedness [ENG31-14513903-n] (an obligation to pay money to another party)
              • vazife [TUR10-0816160] (Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış) debt [ENG31-14514148-n] (the state of owing something (especially money))
                • ahlaki vazife [TUR10-0015740] (Kanunun zorlaması olmaksızın, doğru bilindiği için yapılması gereken işler)
                • namus borcu [TUR10-0570140] (Mutlaka yerine getirilmesi, ödenmesi gereken görev, borç)
                • son vazife [TUR10-0702280] (Bir akraba veya dostun ölümünde gerekli olan saygıyı gösterme, töreleri yerine getirme)
              • mali yükümlülük [TUR10-1236270] (NOT: TUR10-1239550 ile aynı)
              • charge [ENG31-13421971-n] (financial liabilities (such as a tax))
              • besleme [TUR10-0095430] (Yedirip içirme yükümü)
              • obligasyon [TUR10-1256640] (Yükümlülük)
              • görev [TUR10-0264770] (Birinden istenen vazife)
                • takipçilik [TUR10-0740230] (Takipçi işi)
                • kolbaşılık [TUR10-0468360] (Kolbaşı olma durumu veya kolbaşının görevi)
                • kondüktörlük [TUR10-0471650] (Kondüktör olma durumu veya kondüktörün görevi)
                • dekanlık [TUR10-0189450] (Dekanın görevi)
                • doçentlik [TUR10-0212610] (Doçentin görevi)
                • ermişlik [TUR10-0817060] (Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişinin görev ve ödevi)
                • lalalık [TUR10-0506440] (Lala olma durumu veya lalanın görevi)
                • angarya [TUR10-0036430] (Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş)
                • angarya [TUR10-0036440] (Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmeti)
                • araştırıcılık [TUR10-0043250] (Araştırıcının yaptığı iş)
                • levazımcılık [TUR10-0510300] (Levazımcının görevi)
                • tevliyet [TUR10-0771730] (Vakıf mallarına bakma görevi)
                • leventlik [TUR10-0510370] (Levendin görevi)
                • artistlik [TUR10-0047970] (Artistin görevi)
                • asistanlık [TUR10-0049920] (Asistanın görevi)
                • asker [TUR10-0050030] (Askerlik görevi veya ödevi)
                • asteğmenlik [TUR10-0051600] (Asteğmenin görevi)
                • astronotluk [TUR10-0051820] (Uzay adamının görevi)
                • astsubaylık [TUR10-0051910] (Astsubayın görevi)
                • kanun koyuculuğu [TUR10-1069760] (Kanun koyucunun yaptığı iş)
                • kançılarlık [TUR10-0408940] (Kançılar eliyle yönetilen işler)
                • tuğbaylık [TUR10-0787200] (Tuğbayın görevi)
                • tuğrakeşlik [TUR10-0787340] (Tuğrakeşin görevi)
                • uşaklık [TUR10-0800800] (Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet)
                • hademelik [TUR10-0582210] (Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli olma durumu veya bu kişinin görevi)
                • hahambaşılık [TUR10-0320970] (Hahambaşının görevi)
                • hakemlik [TUR10-0836570] (Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişinin görevi)
                • artçılık [TUR10-0047480] (Artçının görevi)
                • ayırtmanlık [TUR10-0061810] (Ayırtmanın görevi)
                • ayvazlık [TUR10-0064240] (Ayvazın görevi)
                • baronluk [TUR10-0078310] (Baron olma durumu veya baronun görevi)
                • bayraktarlık [TUR10-0086990] (Bayraktarın görevi)
                • mefkurecilik [TUR10-0532340] (İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke sahibi olma işi veya görevi)
                • çarka [TUR10-0151330] (Osmanlılarda öncü görevi)
                • çavuşluk [TUR10-0154860] (Çavuş olma durumu veya görevi)
                • muhafızlık [TUR10-0553130] (Muhafızın görevi)
                • muhtarlık [TUR10-0554210] (Muhtarın görevi veya makamı)
                • muhtesip [TUR10-0554380] (İslam şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru)
                • muhzır [TUR10-0554490] (İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli)
                • mübaşirlik [TUR10-0559110] (Mübaşirin görevi)
                • müderrislik [TUR10-0559840] (Müderrisin görevi)
                • müezzinlik [TUR10-0560290] (Müezzin olma durumu veya müezzinin görevi)
                • müfettişlik [TUR10-0560350] (Müfettişin görevi veya makamı)
                • müftülük [TUR10-0560540] (Müftünün görevi veya makamı)
                • mühürcülük [TUR10-0560900] (Mühürcünün görevi veya zanaatı)
                • mümeyyizlik [TUR10-0562090] (Mümeyyizin görevi)
                • mürekkepçilik [TUR10-1103250] (Mürekkepçinin yaptığı iş)
                • müsteşarlık [TUR10-0565070] (Müsteşarın görevi veya makamı)
                • müşteri hizmeti [TUR10-0565730] (Müşteriye verilen hizmet)
                • narkozculuk [TUR10-0570920] (Narkozcu işi)
                • denetçilik [TUR10-0556240] (Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek ile görevli olma durumu)
                • okutmanlık [TUR10-0509710] (Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanın görevi)
                • orgenerallik [TUR10-0590530] (Orgeneralin makamı ve görevi)
                • oyun kuruculuğu [TUR10-1111880] (Oyun kurucunun yaptığı iş)
                • geri hizmet [TUR10-0293900] (Ordunun türlü gereksinimi ile ilgili işlerin bütünü)
                • rantçılık [TUR10-1031370] (2. isim Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimsenin yaptığı iş)
                • geyşalık [TUR10-1251270] (Geyşa olma durumu)
                • padişahlık [TUR10-0610470] (Padişahın görevi)
                • papalık [TUR10-0613040] (Papanın makamı veya görevi)
                • papazlık [TUR10-0613250] (Papaz olma durumu veya papazın görevi)
                • giydiricilik [TUR10-1032410] (Sette ya da tiyatroda oyuncuların giyimine yardım eden kimsenin yaptığı iş)
                • görev [TUR10-0305070] (Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş)
                • görev [TUR10-0305040] (Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş)
                • görevlilik [TUR10-0305240] (Resmî iş)
                • payandalık [TUR10-0619640] (Destek görevinde bulunma)
                • piskoposluk [TUR10-0629060] (Piskoposun görevi)
                • garsonluk [TUR10-0283990] (Garsonun görevi)
                  • metrdotellik [TUR10-1248810] (Başgarsonluk)
                  • şef garsonluk [TUR10-1146460] (Şef garsonun işi; başgarsonluk)
                • hazinedarlık [TUR10-0337300] (Hazineyi yönetme görevi)
                • ajanlık [TUR10-0016650] (Ajanın görevi)
            • baskınlık [TUR10-0879200] (Başatlık; hâkimlik; dominantlık) dominance [ENG31-14465291-n] (the state that exists when one person or group has power over another)
              • despotluk [TUR10-0382280] (Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi)
              • absolutism [ENG31-14467378-n] (dominance through threat of punishment and violence)
              • tiranlık [TUR10-1239470] (Diktatörlük)
              • absolutism [ENG31-14467378-n] (dominance through threat of punishment and violence)
              • tekel [TUR10-0757840] (Bir tek şeye tek başına sahip çıkma)
              • monopoly [ENG31-14467580-n] (exclusive control or possession of something)
              • başat karakter [TUR10-0081210] (Bir melezde her zaman ortaya çıkan karakter)
            • bekarlık [TUR10-1238360] (Bekar olma durumu)
            • celibacy [ENG31-13990954-n] (an unmarried status)
            • duygu [TUR10-0227000] (Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim) emotion [ENG31-07495208-n] (any strong feeling)
              • minnettarlık [TUR10-0734610] (Yapılan iyiliğe karşı kendini borçlu sayma)
              • appreciation [ENG31-07243771-n] (an expression of gratitude)
              • kimsesizlik [TUR10-0600440] (Annesi babası, yakını, koruyucusu olmayan olma durumu)
              • isolation [ENG31-07517815-n] (a feeling of being disliked and alone)
              • ezginlik [TUR10-0262140] (Açlık duygusunu andıran bir tedirginlik)
              • yürek [TUR10-0866510] (Acıma duygusu)
              • teessürat [TUR10-0756210] (Acılar; üzüntüler; sıkıntılar)
              • aşk [TUR10-0053850] (Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, güçlü sevgi) love [ENG31-07558676-n] (a strong positive emotion of regard and affection)
                • bağlılık [TUR10-0070520] (Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme) attachment [ENG31-07560531-n] (a feeling of affection for a person or an institution)
                  • sıdk [TUR10-0684400] (İçten bağlılık)
                • kara sevda [TUR10-0418260] (Umutsuz ve güçlü aşk)
                • karşılıksız aşk [TUR10-0423460] (Kişinin kendince yarattığı aşk; tek yanlı aşk)
                • aşıklık [TUR10-0052890] (Âşık olanın durumu)
                  • şıpsevdilik [TUR10-1254900] (Şıpsevdi olma durumu)
                • yıldırım aşkı [TUR10-0854600] (Birdenbire oluşan aşk)
                • yasak aşk [TUR10-0838450] (Hukuk, din, töre bakımından uygun görülmeyen, reddedilen aşk)
                • vazife aşkı [TUR10-0816190] (Mesleğe olan tutkunluk)
                • göz sevdası [TUR10-0309820] (Yalnız bakmakla yetinilen aşk)
              • sevgi [TUR10-0405460] (İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu) love [ENG31-07558676-n] (a strong positive emotion of regard and affection)
                • filarmoni [TUR10-0273460] (Güçlü müzik sevgisi)
                • atıfet [TUR10-0055460] (Karşılık beklemeden gösterilen sevgi)
                • kitap düşkünlüğü [TUR10-0100820] (Hastalık derecesine varan kitap sevgisi)
                • sevgi seli [TUR10-0682010] (Sevginin yoğun olarak sergilenmesi)
                • fetiş [TUR10-0269470] (Tapınırcasına sevilen şey veya kimse)
                • baş tacı [TUR10-0083870] (Çok beğenilen şey)
                • ihlas [TUR10-0363240] (Temiz sevgi ve yürekten bağlılık)
                • göz dikeği [TUR10-0308510] (Pek çok istenerek üzerine düşülen şey)
              • korku [TUR10-0475770] (Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında uyanan kaygı duygusu) fear [ENG31-07534492-n] (an emotion experienced in anticipation of some specific pain or danger (usually accompanied by a desire to flee or fight))
                • korku [TUR10-0475800] (Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu) horror [ENG31-07535650-n] (intense and profound fear)
                  • konuşma korkusu [TUR10-0473970] (Tutukluk)
                • panik [TUR10-0612410] (Ani dehşet duygusu, büyük korku)
                • panic [ENG31-07535851-n] (an overwhelming feeling of fear and anxiety)
                • ürperti [TUR10-0809200] (Ürperme duygusu veya durumu)
                • tremble [ENG31-00869661-n] (a reflex motion caused by cold or fear or excitement)
                • utangaçlık [TUR10-0118300] (Sıkılganlık, mahcup olma durumu)
                • shyness [ENG31-07538419-n] (a feeling of fear of embarrassment)
                • can havli [TUR10-0602090] (Ölme tehlikesiyle yüz yüze gelmekten duyulan korku)
                • takva [TUR10-0741440] (Allah'tan korkma)
                • vahşet [TUR10-0812660] (Korku, ürküntü)
                • korkma [TUR10-0378910] (Korku, çekinme)
                  • irkilti [TUR10-1059860] (İrkinti)
                • ışık korkusu [TUR10-0355670] (Bazı canlıların ışıktan korkma duygusu)
              • maneviyat [TUR10-0523590] (Bir insanın ruhsal gücü)
              • emotional state [ENG31-14009303-n] (the state of a person's emotions (especially with regard to pleasure or dejection))
              • nefret [TUR10-0573440] (Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu) hate [ENG31-07561835-n] (the emotion of intense dislike)
                • husumet [TUR10-0038930] (Düşmanca duygu veya davranış) antagonism [ENG31-07563832-n] (an actively expressed feeling of dislike and hostility)
                  • savaşçılık [TUR10-0135830] (Dövüşçü, savaşçı olma durumu) belligerence [ENG31-07564161-n] (hostile or warlike attitude or nature)
                    • silahşorluk [TUR10-1254820] (Silahşor olma durumu)
                  • dargınlık [TUR10-0184090] (Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olma durumu) resentment [ENG31-07564444-n] (a feeling of deep and bitter anger and ill-will)
                    • imrenme [TUR10-0371680] (Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği)
                    • envy [ENG31-07565182-n] (a feeling of grudging admiration and desire to have something that is possessed by another)
                    • küskünlük [TUR10-0503740] (Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olma durumu)
                    • burukluk [TUR10-0125640] (Küskünlük; gücenmişlik)
                    • şekerrenk [TUR10-0727330] (İki kişi arasında dostluk ilişkilerinin bozuk olması)
                    • soğukluk [TUR10-0699680] (Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması)
                • suiniyet [TUR10-0711150] (Kötü niyet)
                • malice [ENG31-07566132-n] (feeling a need to see others suffer)
              • mutluluk [TUR10-0071460] (Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu) happiness [ENG31-14010908-n] (state of well-being characterized by emotions ranging from contentment to intense joy)
                • samimiyet [TUR10-0662010] (Senli benli olma durumu; samimilik)
                • closeness [ENG31-07545512-n] (a feeling of being intimate and belonging together)
                • tatmin [TUR10-0219520] (Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin) satisfaction [ENG31-07546643-n] (the contentment one feels when one has fulfilled a desire, need, or expectation)
                  • kıvanç [TUR10-0455990] (Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi)
                  • pride [ENG31-07546924-n] (satisfaction with your (or another's) achievements)
                  • temeddüh [TUR10-0762540] (Kendini övme, övünme)
                  • mefahir [TUR10-0532270] (Övünülecek şeyler; övünceler)
                • sevinme [TUR10-0682320] (İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla çoşkulanma, sevinç duyma)
                • gratification [ENG31-14010164-n] (state of being gratified or satisfied)
                • bayram [TUR10-0087050] (İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku) joy [ENG31-07542591-n] (the emotion of great happiness)
                  • yaşama sevinci [TUR10-0839690] (Sürekli hoşgörü içinde olma)
                  • yaşama sevinci [TUR10-0839670] (Maddi, manevi mutluluk içinde yaşama)
                  • yaşama sevinci [TUR10-0839680] (Halinden, yaşantısından memnun olma duygusu)
                  • sefa [TUR10-0673170] (Eğlence; zevk; neşe)
                • mutluluktan uçma [TUR10-1238410] (Çok sevinme, aşırı mutlu olma) bliss [ENG31-14011390-n] (a state of extreme happiness)
                  • vect [TUR10-0816520] (Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme)
                  • ecstasy [ENG31-14011586-n] (a state of elated bliss)
                • kam [TUR10-1246020] (Zevk, mutluluk, tat)
                • kam [TUR10-0406180] (Zevk; mutluluk; tat)
                • feyiz [TUR10-0270000] (Manevi haz; mutluluk; iç huzuru)
                • saadet zinciri [TUR10-0651550] (Bir dizi mutluluk)
                • mürüvvet [TUR10-0563680] (Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç)
                • şenlik [TUR10-0728160] (Şen olma durumu, şetaret)
                • ikinci bahar [TUR10-1055000] (İleri yaşlarda gelen mutluluk)
              • gurur [TUR10-0311600] (Onur; şeref) pride [ENG31-07523725-n] (a feeling of self-respect and personal worth)
                • onur [TUR10-0573370] (İnsanın kendine karşı duyduğu saygı) dignity [ENG31-04894076-n] (the quality of being worthy of esteem or respect)
                  • özsevi [TUR10-1252850] (Kendi kişiliğini alçaltmaktan insanı alıkoyan ve başkalarının kendini alçaltmalarını hoş görmeyen duygu, kişinin kendi özüne, kişiliğine olan saygısı)
                  • izzetinefis [TUR10-0390840] (Kişinin kendine verdiği değer)
                • azamet [TUR10-0064520] (Gurur)
              • ihtiras [TUR10-0363910] (Aşırı, güçlü istek)
              • passion [ENG31-07496036-n] (a strong feeling or emotion)
              • kompleks [TUR10-0470750] (Hastalıklı davranışları ortaya çıkaran, kişinin bilincini az çok şartlandıran, genellikle çocukluk döneminde kazanılmış, baskı altında tutulmuş hatıra, duygu ve düşüncelerin bütünü) complex [ENG31-07497661-n] ((psychoanalysis) a combination of emotions and impulses that have been rejected from awareness but still influence a person's behavior)
                • üstünlük kompleksi [TUR10-0810450] (Kişinin kendini bazı yönlerden veya genellikle insanların çoğundan üstün görmesi)
              • minnet [TUR10-0547040] (Bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma) gratitude [ENG31-07519582-n] (a feeling of thankfulness and appreciation)
                • müdana [TUR10-0559660] (Minnet)
                • gebelik [TUR10-0286040] (Minnet altında kalma)
                • hamdüsena [TUR10-0324760] (Tanrı'ya olan şükran duygularını bildirme)
                • hamt [TUR10-0325330] (Tanrı'ya şükretme)
              • mutsuzluk [TUR10-0558150] (Mutsuz olma durumu) sadness [ENG31-07547828-n] (emotions experienced when not in a state of well-being)
                • melankoli [TUR10-0521970] (Kişinin belirli bir sebep olmadan çöküntü durumuna girip çevreden gelen uyaranlara kapanması, güçlü suç ve günah duyguları içine düşmesi durumu)
                • melancholy [ENG31-07548485-n] (a feeling of thoughtful sadness)
                • ıstırap [TUR10-0355370] (Acı; üzüntü; sıkıntı; keder; ızdırap) woe [ENG31-07549265-n] (intense mournfulness)
                  • azap [TUR10-0064630] (Organik veya ruhsal büyük sıkıntı) agony [ENG31-07510691-n] (intense feelings of suffering)
                    • kabir azabı [TUR10-0394140] (İslam inancına göre öldükten sonra mezarda çekilecek azap)
                    • işkence [TUR10-0385380] (Aşırı gerginlik; sıkıntılı durum; azap)
                • kalp ağrısı [TUR10-0405550] (Aşktan doğan üzüntü)
                • grief [ENG31-07550398-n] (intense sorrow caused by loss of a loved one (especially by death))
                • tövbe [TUR10-0785370] (İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme) repentance [ENG31-07552258-n] (remorse for your past conduct)
                  • istiğfar [TUR10-0382640] (Tövbe etme)
                • bunalım [TUR10-0124310] (Ruhsal yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum) tailspin [ENG31-14427446-n] (loss of emotional control often resulting in emotional collapse)
                  • morali bozulma [TUR10-1222440] (Ruhsal yönden direnme gücünü yitirme, içine korku düşme)
                  • demoralization [ENG31-07553361-n] (depression resulting from an undermining of your morale)
                  • boğunç [TUR10-0972410] (Aşırı sıkıntı, üzüntü; kasvet; bunalım)
                  • ruhsal çöküntü [TUR10-1124240] (Bunalım)
                  • ruh karmaşası [TUR10-0649920] (Ruhsal sıkıntı)
                  • ruh çöküntüsü [TUR10-0649810] (Ruhsal sıkıntı ve bunalım)
                • perişanlık [TUR10-0624210] (Perişan olma durumu)
                • misery [ENG31-14471799-n] (a state of ill-being due to affliction or misfortune)
                • kederleniş [TUR10-0437660] (Kederlenme durumu)
              • beğenme [TUR10-0641080] (Beğenip belirtme, değer verme)
              • admiration [ENG31-07515980-n] (a feeling of delighted approval and liking)
              • şaşkınlık [TUR10-0663400] (Düşünceleri dağılmış ve ne yapacağını bilemez olma durumu veya bu tarz davranış) astonishment [ENG31-07524811-n] (the feeling that accompanies something extremely surprising)
                • keyif hali [TUR10-0446830] (Yarı sarhoş olma durumu)
                • taaccüp [TUR10-1254610] (Şaşkınlık, şaşma)
                • küfelik [TUR10-0500440] (Kendi kendine yürüyemeyecek derecede sarhoş kimse)
                • küp [TUR10-0502590] (Sarhoş)
                • ürkme [TUR10-0771130] (Bir şeyden korkup sıçrama ve şaşkınlık duygusu)
                • ayyaşlık [TUR10-0089960] (İçkiye düşkünlük)
                • bozuntu [TUR10-0118340] (Şaşkınlığa düşme)
                • neşe [TUR10-0575070] (Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma)
                • demci [TUR10-1000000] (Sarhoş)
                • sermestlik [TUR10-1254570] (Sarhoşluk)
                • humar [TUR10-0349840] (İçki veya uyku sersemliği)
              • sevme [TUR10-0682530] (Güler yüz gösterme, yakınlık duyma) liking [ENG31-07512613-n] (a feeling of pleasure and enjoyment)
                • şefkat [TUR10-0726240] (Acıyarak ve koruyarak sevme) compassion [ENG31-07569189-n] (a deep awareness of and sympathy for another's suffering)
                  • ana yüreği [TUR10-0035900] (Annelik duygusu, ana sevecenliği)
                • çiçekseverlik [TUR10-1250000] (Çiçeksever olma durumu)
                • perestiş [TUR10-0623850] (Delicesine sevme)
              • hayret [TUR10-0725140] (Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık) astonishment [ENG31-07524811-n] (the feeling that accompanies something extremely surprising)
                • deme [TUR10-1000030] (Gerçek mi, yok canım anlamında kullanılan bir şaşma sözü)
                • dehşet [TUR10-0189180] (Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz)
              • ümit [TUR10-0798770] (Gerçekleşmesi veya olması beklenen şey)
              • hope [ENG31-07556441-n] (the general feeling that some desire will be fulfilled)
              • korkusuzluk [TUR10-0866500] (Herhangi bir şeyden çekinmeme ya da korkmama) fearlessness [ENG31-07541421-n] (feeling no fear)
                • güven [TUR10-0317530] (Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu; itimat) confidence [ENG31-07541744-n] (a feeling of trust (in someone or something))
                  • açık çek [TUR10-0004310] (Sonsuz güven)
                  • güvenilme [TUR10-0317660] (Güven duyulma, güvenle bakılma)
                  • güveniş [TUR10-0317690] (Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu duyma)
              • apati [TUR10-1222380] (Çevresel uyarılara ilgisiz kalma, duyarsızlık)
              • apathy [ENG31-07498762-n] (an absence of emotion or enthusiasm)
              • hoşlanmama [TUR10-1222400] (Hoşuna gitmeme, hoş bulmama işi) dislike [ENG31-07516784-n] (a feeling of aversion or antipathy)
                • antipati [TUR10-0039610] (Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu)
                • antipathy [ENG31-07517908-n] (a feeling of intense dislike)
                • küçümseme [TUR10-0382790] (Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görme, değer ve önem vermeme)
                • contempt [ENG31-07518219-n] (lack of respect accompanied by a feeling of intense dislike)
                • mabeyin [TUR10-0515420] (İki kişi arasındaki soğukluk)
                • zillet [TUR10-0025430] (Küçük düşürme, hor gör(ül)me)
                • azımsayış [TUR10-0950470] (Azımsama durumu)
                • beğenmezlik [TUR10-0089200] (Beğenmeme, iyi veya güzel bulmama)
              • kendine saygı [TUR10-1222410] (İnsanın kendine duyduğu saygı onur, haysiyet; özsaygı, izzetinefis) pride [ENG31-07523725-n] (a feeling of self-respect and personal worth)
                • benlikçilik [TUR10-0235840] (Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği)
                • ego [ENG31-07524045-n] (an inflated feeling of pride in your superiority to others)
              • neşesizlik [TUR10-0575160] (Mutsuz, neşesi olmama durumu)
              • languor [ENG31-07499249-n] (a feeling of lack of interest or energy)
              • zevk [TUR10-0873220] (Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu) pleasure [ENG31-07505853-n] (a fundamental feeling that is hard to define but that people desire to experience)
                • deşarj [TUR10-0198820] (Derdini birine açarak ferahlama)
                • ejaculation [ENG31-07140666-n] (an abrupt emphatic exclamation expressing emotion)
                • haz [TUR10-0336430] (Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku)
                • delight [ENG31-07506178-n] (a feeling of extreme pleasure or satisfaction)
                • teselli [TUR10-0058720] (Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme) relief [ENG31-07508420-n] (the feeling that comes when something burdensome is removed or reduced)
                  • umut ışığı [TUR10-0799150] (Umutlandırıcı belirti)
                  • silver lining [ENG31-07508235-n] (a consoling aspect of a difficult situation)
                  • züğürt tesellisi [TUR10-0878020] (Kötü sonuçlanmış bir işte, çok önemsiz iyi bir yan bularak sevinme)
                  • avuntu [TUR10-0058700] (İnsanı avutan şey, oyalanacak şey; avunç; avunma)
                  • avutma [TUR10-0058840] (Teselli)
                • sadizm [TUR10-0654240] (Başkalarına acı çektirme yoluyla cinsel doyum sağlama biçiminde kendini gösteren bir durum)
                • sadism [ENG31-07508970-n] (sexual pleasure obtained by inflicting harm (physical or psychological) on others)
                • mazoşizm [TUR10-0608710] (Fiziksel acı veya aşağılatıcı davranışlarla doyuma ulaşma biçiminde beliren cinsel zevk alma eğilimi)
                • masochism [ENG31-07509315-n] (sexual pleasure obtained from receiving punishment (physical or psychological))
                • haz [TUR10-0336420] (Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma)
                • gratification [ENG31-14010164-n] (state of being gratified or satisfied)
                • zevkiselim [TUR10-0873280] (En yüksek zevk)
              • gönül bağı [TUR10-0304380] (Sevgi bağı; duygusal ilişki)
              • concern [ENG31-07520080-n] (a feeling of sympathy for someone or something)
              • ilgisizlik [TUR10-0368380] (İlgi göstermeme durumu) coldness [ENG31-04636961-n] (a lack of affection or enthusiasm)
                • soğukluk [TUR10-0699660] (Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik)
                • distance [ENG31-07521110-n] (indifference by personal withdrawal)
              • utanç [TUR10-0041250] (Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten duyulan üzüntü) shame [ENG31-07521808-n] (a painful emotion resulting from an awareness of inadequacy or guilt)
                • ut [TUR10-0800850] (İnsanın ruh dünyasında oluşan utanç duygusu)
                • yüz [TUR10-0867420] (Utanma)
              • beklenti [TUR10-0089850] (Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey) ambition [ENG31-07499687-n] (a cherished desire)
                • geciktirim [TUR10-0286820] (İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağına ilişkin ipuçları vererek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı içinde bırakma biçimindeki anlatım)
                • suspense [ENG31-07526477-n] (excited anticipation of an approaching climax)
                • ihtilam [TUR10-0363710] (Düş azması)
              • duyarlık [TUR10-0226870] (Duyum ve duyguları algılayabilme yeteneği, içtenlik) sensitivity [ENG31-07527704-n] (sensitivity to emotional feelings (of self and others))
                • anlayış [TUR10-0038280] (Hoş görme, hâlden anlama)
                • insight [ENG31-07528486-n] (a feeling of understanding)
                • aşil topuğu [TUR10-0943190] (En zayıf nokta)
              • duyarlılık [TUR10-0226910] (Duyarlı olma durumu) sensitivity [ENG31-07527704-n] (sensitivity to emotional feelings (of self and others))
                • alerji [TUR10-0026510] (Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık)
                • heyecanlılık [TUR10-0340810] (Aşırı duyarlı olma)
              • hınç [TUR10-0341500] (Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık) indignation [ENG31-07532976-n] (a feeling of righteous anger)
                • isteri nöbeti [TUR10-0382140] (İsteri sıkıntısının yaşandığı süre)
                • fit [ENG31-14429707-n] (a display of bad temper)
                • deve kini [TUR10-0199450] (Bitip tükenmek bilmeyen kin)
                • allah'ın gazabı [TUR10-0932570] (Çok sıkıntı veren şey)
                • âzam [TUR10-1251960] (Hınç; celal; hışım)
                • buğuz [TUR10-0121790] (Kin besleme; nefret etme)
              • darılma [TUR10-0184210] (Darılmak eylemi)
              • umbrage [ENG31-07532789-n] (a feeling of anger caused by being offended)
              • önsezi [TUR10-0227010] (Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma)
              • foreboding [ENG31-07537367-n] (a feeling of evil to come)
              • ikbal [TUR10-0364720] (Bir kimsenin dilediği veya istediği şey) desire [ENG31-14062475-n] (something that is desired)
                • keyif [TUR10-0446800] (Yolsuz ve kural dışı istek)
                • istemseme [TUR10-0381900] (İradeyi etkileyebilecek güçte olmayan, gelip geçici isteme)
                • velleity [ENG31-07501667-n] (a mere wish, unaccompanied by effort to obtain)
                • hırs [TUR10-0342200] (Sonu gelmeyen istek; aşırı tutku) greed [ENG31-04952707-n] (excessive desire to acquire or possess more (especially more material wealth) than one needs or deserves)
                  • ikbal düşkünlüğü [TUR10-0364740] (Makam ve mevki hırsı olma durumu)
                • açgözlülük [TUR10-0742350] (Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeme durumu veya böyle davranış)
                • greed [ENG31-04952707-n] (excessive desire to acquire or possess more (especially more material wealth) than one needs or deserves)
                • istek [TUR10-0381640] (Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem) wish [ENG31-07501369-n] (a specific feeling of desire)
                  • düş [TUR10-0334140] (Gerçek olmayan şey; imge; hayal)
                  • ambition [ENG31-07499687-n] (a cherished desire)
                  • iştah [TUR10-0386450] (Yemek yeme isteği) appetite [ENG31-07500766-n] (a feeling of craving something)
                    • kör boğaz [TUR10-0482550] (Yeme gereksinimi)
                    • kör boğaz [TUR10-0482560] (Doymak bilmez mide)
                    • iştiha [TUR10-0386680] (İştah)
                  • iştah [TUR10-0386460] (Cinsel istek veya arzu)
                  • appetite [ENG31-07500766-n] (a feeling of craving something)
                  • şehvet [TUR10-0726840] (Aşırı istek)
                  • appetite [ENG31-07500766-n] (a feeling of craving something)
                  • özlem [TUR10-0609240] (Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği) longing [ENG31-07501768-n] (prolonged unfulfilled desire or need)
                    • sıla özlemi [TUR10-0579720] (Yurttan ayrı kalındığında duyulan özlem, sıla özlemi, daüssıla, nostalji)
                    • nostalji [TUR10-1040900] (Geçmişe duyulan aşırı özlem)
                    • nostalgia [ENG31-07502515-n] (longing for something past)
                    • sıla hastalığı [TUR10-0686740] (Memlekete, aile ve akrabalara duyulan aşırı özlem)
                  • cinsel istek [TUR10-1222390] (Erkek ve dişide çiftleşme isteği) sexual desire [ENG31-07503095-n] (a desire for sexual intimacy)
                    • şehvet [TUR10-0483760] (Cinsel istek)
                    • lecherousness [ENG31-07504854-n] (a strong sexual desire)
                    • erotizm [TUR10-0483810] (Cinsel duygu ve isteklerine çok düşkün olma durumu)
                    • amorousness [ENG31-07504199-n] (the arousal of feelings of sexual desire)
                    • kösnüme [TUR10-1238500] (İnsan dışındaki memelilerde, cinsel faaliyetin yüksek düzeye çıktığı dönem)
                    • estrus [ENG31-14061746-n] (applies to nonhuman mammals: a state or period of heightened sexual arousal and activity)
                    • kızgınlık [TUR10-0458860] (Hayvanların çiftleşme isteği)
                  • heves [TUR10-0340460] (Gelip geçici istek)
                  • caprice [ENG31-07505719-n] (a sudden desire)
                  • memnuniyetsizlik [TUR10-0534510] (Memnun olmama durumu) dissatisfaction [ENG31-07554899-n] (the feeling of being displeased and discontent)
                    • hayal kırıklığı [TUR10-0375520] (Çok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmeyişinden duyulan üzüntü) disappointment [ENG31-07555990-n] (a feeling of dissatisfaction that results when your expectations are not realized)
                      • hüsran [TUR10-0352180] (Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı)
                      • frustration [ENG31-07556254-n] (the feeling that accompanies an experience of being thwarted in attaining your goals)
                      • düş kırıklığı [TUR10-0230340] (Beklediğini, umduğunu bulamama)
                    • tatminsizlik [TUR10-0751960] (Tatmin olmama durumu) dissatisfaction [ENG31-07554899-n] (the feeling of being displeased and discontent)
                      • can sıkıntısı [TUR10-0132780] (Yapılacak bir iş olmaması ve hiçbir şeyle oyalanma imkânı bulunmaması sebebiyle duyulan tedirginlik; bunalım)
                      • boredom [ENG31-07555178-n] (the feeling of being bored by something tedious)
                      • hoşnutsuzluk [TUR10-0690600] (Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olmama durumu)
                      • dissatisfaction [ENG31-07554899-n] (the feeling of being displeased and discontent)
                  • açlık [TUR10-0006310] (Aşırı istek içinde bulunma)
                  • maddecilik [TUR10-0516120] (Para, mal ve benzerine çok önem verme)
                  • kriz [TUR10-0486740] (Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek)
                  • emel [TUR10-0245470] (Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek)
                  • eros [TUR10-0251940] (Ruhsal çözümleme açısından cinsel eğilimler ve bundan doğan isteklerin tümü)
                  • sinerji [TUR10-0305140] (Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç)
                • temenni [TUR10-0763000] (Bir şeyin gerçekleşmesini dileme)
                • can atma [TUR10-0756920] (Çok isteme)
                • hacet [TUR10-0319380] (Tanrı'dan veya kutsal sayılan kişiden beklenen dilek)
                • özleme [TUR10-0609190] (Bir kimseye, bir yere veya bir şeye kavuşmayı isteme, onu göreceği gelme)
                • amaçlama [TUR10-0382770] (Hedef alma, bir amaca ulaşmayı isteme)
                • istiğfar [TUR10-0382630] (Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme)
                • ihtiyaç [TUR10-0364120] (Güçlü istek)
                • vasiyet [TUR10-0815530] (Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey)
                • will [ENG31-06556133-n] (a legal document declaring a person's wishes regarding the disposal of their property when they die)
                • istek [TUR10-0381620] (Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey) call [ENG31-07205353-n] (a request)
                  • ültimatom [TUR10-0807530] (Bir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışma veya karşı koymaya yer bırakmaksızın, tanıdığı sürede isteklerinin yerine getirilmesini istediği nota)
                  • ultimatum [ENG31-07206356-n] (a final peremptory demand)
                  • davetiye [TUR10-0145220] (Bir toplantıya, bir yere çağrılanlara gönderilen yazının bulunduğu belge) summons [ENG31-07183749-n] (an order to appear in person at a given place and time)
                    • davetname [TUR10-0184960] (Yasal bir iş için gönderilen çağrılık)
                  • talimat [TUR10-0742000] (Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk) directive [ENG31-07184731-n] (a pronouncement encouraging or banning some activity)
                    • destinasyon [TUR10-1003970] (Varılacak olan yer)
                  • ferman [TUR10-0838100] (Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk)
                    • pervane [TUR10-0624640] (Selçuklularda ve İlhanlılarda has, zeamet, tımar ile ilgili olarak verilen ferman)
                    • tevki [TUR10-0771620] (Bu tuğrayı taşıyan ferman)
                    • menşur [TUR10-0535480] (Padişah tarafından verilen vezirlik vb. bir unvanı gösteren bir ferman türü)
                  • kırmızı bülten [TUR10-0452590] (Uluslararası polis örgütünün dünya çapında aradığı suçlular için yayımladığı arama ve yakalama emri)
                  • talik [TUR10-0741870] (Bir işin yapılmasını herhangi bir şarta bağlı tutma)
                  • komut [TUR10-1245940] (Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk)
                    • fayrap [TUR10-0266340] (Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut)
                    • çımariva [TUR10-0990330] (Savaş gemilerinde tören için askerlerin küpeşte boyunca belirli aralıklarla dizilmesi için verilen komut)
                    • doldurboşalt [TUR10-1011560] (Nöbet sonrası namluda merminin kalıp kalmadığını denetlemek için verilen komut)
                    • arş [TUR10-0047130] ("Yürü" komutu)
                    • uyarma komutu [TUR10-0801850] (Jimnastikteki komutun alıştırma için uyarıcı nitelikteki ilk ve uzunca bölümü)
                    • ateş [TUR10-0943680] (Ateş etmek için verilen komut)
                    • avara [TUR10-0057780] (Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut)
                    • viya [TUR10-0820730] (Gemiyi belirli bir doğrultu verildikten sonra, aynı doğrultuda tutması için dümenciye verilen komut)
                    • lava [TUR10-1251870] (Herhangi bir yere yanaşmış olan bir filikanın kürek çekilmeksizin, elle ilerletilmesi için verilen komut)
                    • marş [TUR10-0526920] (Askerlikte yürüyüşe geçmek için verilen komut)
                    • boca alabanda [TUR10-0110950] (Boca etme komutu)
                    • emir komuta zinciri [TUR10-1020660] (Yapılacak bir iş için ast ve üstler arasında emir alıp verme)
                    • fonda [TUR10-0277600] (Gemiler için demir atma komutu)
                    • fora [TUR10-0277880] (Yelkenleri açtırmak için verilen komut)
                    • pasaparola [TUR10-0617000] (Bir birliğe verilen ve ağızdan ağza bütün askerlere yayılan emir)
                    • rahat [TUR10-0641200] ("Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut)
                  • buyruk [TUR10-0126420] (Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz)
                    • talimat [TUR10-0742010] (Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandanlık, başkanlık veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar)
                    • dikta [TUR10-0204570] (Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk)
                    • emirname [TUR10-0245730] (Yazılı buyruk)
                    • fariza [TUR10-0264760] (Tanrı buyruğu)
                    • aganta [TUR10-0010420] (Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir)
                    • ambargo [TUR10-0032390] (Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu)
                    • arama emri [TUR10-0042560] (Yapılacak araştırma işlemi için yetkili organdan alınan buyruk)
                    • vahiy [TUR10-0812640] (Bu biçimde bildirilen buyruk)
                    • berat [TUR10-0094160] (Osmanlı İmparatorluğu'nda bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu)
                    • buyrultu [TUR10-0126500] (Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk)
                  • apel [TUR10-0040580] (Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılan ödeme çağrısı)
                  • kapris [TUR10-0414450] (Geçici, düşüncesizce, değişken istek)
                  • vagary [ENG31-07351696-n] (an unexpected and inexplicable change in something (in a situation or a person's behavior, etc.))
                  • yazılı emir [TUR10-0844550] (Kamu hizmeti ve görevlerinin yerine getirilmesi için üstün asta yazılı olarak verdiği veya daha önce sözlü olarak vermiş olduğu emrin yazıyla tekrarlanması)
                  • ordino [TUR10-0589930] (Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri)
                  • ölüm emri [TUR10-0602020] (Birinin öldürülmesi gerektiğini bildiren buyruk)
                  • ita emri [TUR10-0387030] (Hükûmetçe verilen ödeme emri; verile buyruğu)
                  • irade [TUR10-0378290] (Buyruk)
                  • teklif [TUR10-0758790] (Birinden yapılması zor, eziyetli bir iş isteme)
                  • offer [ENG31-07179197-n] (something offered (as a proposal or bid))
              • çaresizlik [TUR10-0100890] (Bir sonuca varamayan, ortadaki engelleri kaldıramayan olma durumu, aciz olma durumu) helplessness [ENG31-14025114-n] (the state of needing help from something)
                • tevekkül [TUR10-0771410] (Her şeyi Allah'a bırakma, Allah'tan bekleme, kadere boyun eğme)
                • resignation [ENG31-07557821-n] (acceptance of despair)
                • bedbinlik [TUR10-0088410] (Her şeyi kötü yanıyla ele alma, hep en kötüyü bekleme, kötüye yorumlama durumu)
                • pessimism [ENG31-07558421-n] (the feeling that things will turn out badly)
              • iğrenme [TUR10-0362890] (Bir şeyi tiksindirici bulma)
              • repugnance [ENG31-07519226-n] (intense aversion)
              • huysuzluk [TUR10-0350710] (Huysuzca davranış)
              • irritability [ENG31-07568195-n] (an irritable petulant feeling)
              • empati [TUR10-0227080] (Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme)
              • empathy [ENG31-07570421-n] (understanding and entering into another's feelings)
              • kızgınlık [TUR10-0458850] (Kızgın, ısınmış olma durumu)
              • coşku [TUR10-0143560] (Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu) enthusiasm [ENG31-07570579-n] (a feeling of excitement)
                • lezzet [TUR10-0510700] (Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk; haz)
                • gusto [ENG31-07507121-n] (vigorous and enthusiastic enjoyment)
                • çoşku [TUR10-1222470] (Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu)
                • exuberance [ENG31-07571212-n] (joyful enthusiasm)
                • hararet [TUR10-0143320] (Coşkun, ateşli olma durumu veya coşkunca yapılan iş) ardor [ENG31-07496515-n] (feelings of great warmth and intensity)
                  • alev [TUR10-0026700] (Aşk ateşi)
                • sansasyon [TUR10-0663650] (Pek çok kimsede yaratılan güçlü heyecan)
                • sensation [ENG31-14060962-n] (a state of widespread public excitement and interest)
                • kasırga [TUR10-0425220] (Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku)
              • tutku [TUR10-0671410] (İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku) passion [ENG31-07496036-n] (a strong feeling or emotion)
                • sevda [TUR10-0681850] (Aşırı ve güçlü tutku, istek)
                • passion [ENG31-07496036-n] (a strong feeling or emotion)
                • coşku [TUR10-0340710] (Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi)
                • wildness [ENG31-07496363-n] (a feeling of extreme emotional intensity)
                • mistisizm [TUR10-0548050] (Bir konuda en üst derecede bulunabilme tutkusu)
                • cezbe [TUR10-0137960] (Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu)
                • tutku [TUR10-0330730] (Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, aşırı düşkünlük)
              • pişmanlık [TUR10-0629810] (Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülme durumu) sorrow [ENG31-07551058-n] (sadness associated with some wrong done or some disappointment)
                • vicdan azabı [TUR10-0819670] (İstenilmeden veya bilinçsizce yapılan kötü bir işten dolayı duyulan acı, üzüntü)
                • compunction [ENG31-07551462-n] (a feeling of deep regret (usually for some misdeed))
                • yürek karası [TUR10-0866590] (İşlenen bir günahtan sonra duyulan sürekli ve üzücü pişmanlık)
              • his [TUR10-0364020] (Duyularla algılama) feeling [ENG31-00026390-n] (the experiencing of affective and emotional states)
                • ağırlık [TUR10-0012850] (Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum)
                • analık [TUR10-0034970] (Anne olma duygusu)
              • merak [TUR10-0535720] (Bir şeyi edinme, yapma, bir şeyle uğraşma isteği)
              • eagerness [ENG31-07570749-n] (a positive feeling of wanting to push ahead with something)
              • ezinti [TUR10-0262380] (Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik)
              • ezinti [TUR10-0262390] (Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı)
              • tasa [TUR10-0748390] (Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu)
              • tecerrüt [TUR10-0755240] (Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma)
              • tehyiç [TUR10-1250140] (Coşturma, heyecanlandırma)
              • aşağılık kompleksi [TUR10-0052230] (Kişinin gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle, kendini yetersiz yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu)
              • vurgunluk [TUR10-0821750] (Vurgun olma, gönül kaptırma durumu)
              • kaygılanma [TUR10-0432730] (Kaygılanmak işi, üzülme)
              • kırgınlık [TUR10-0312000] (Birine içerleme, kızgınlık duyma)
                • dil yarası [TUR10-0206150] (Acı sözün yarattığı kırgınlık)
                • bozuşma [TUR10-0118350] (Arasının açılması)
                • bozuşukluk [TUR10-0118380] (Bozuk durumda, karşılıklı bozulma içinde)
              • libido [TUR10-0511020] (Cinsel içgüdünün belirtilerini gösteren, yaşama gücünün bütünü)
              • melal [TUR10-0533400] (Can sıkıntısı; usanç)
              • nefsaniyet [TUR10-0573500] (Düşmanlık duygusu; kin besleme)
              • nifak [TUR10-0576520] (İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan kışkırtan olma veya karışıklık yoluyla ortaya çıkan düzen bozukluğu)
              • duygu [TUR10-0227030] (Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik)
              • feeling [ENG31-00026390-n] (the experiencing of affective and emotional states)
              • öksüzlük [TUR10-0600430] (Öksüz olma durumu)
              • suçluluk duygusu [TUR10-0710780] (Kişinin ahlaki, dinî kuralları çiğnediğini sezmesi sonucu bilinçli veya bilinçsiz olarak kapıldığı ve kendisiyle ilgili değer yargılarını sarsan duygu)
              • şereflenme [TUR10-0728660] (Bir kimse ile tanışmaktan şeref duyma)
              • umur [TUR10-0799000] (Aldırış etme; önem verme)
              • görmüşlük duygusu [TUR10-0305860] (Kişinin, yeni bir yaşantıyı eskiden de yaşamış olduğu yolundaki duygusu)
              • parlama [TUR10-0269760] (Birdenbire çok kızma)
                • feveran [TUR10-0269750] (Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama)
              • yakıştırma [TUR10-0389710] (Bir şeye veya bir kimseye bağlama, mal etme, yakıştırma)
              • işkillenme [TUR10-0385450] (Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma durumuna gelme)
              • havas [TUR10-0333450] (Duyumlar; duygular)
              • ilham [TUR10-0368450] (Tanrı'nın, peygamberlerin yüreğine doldurduğu tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler)
              • hüzün [TUR10-0352290] (İç kapanıklığı, gönül üzgünlüğü)
              • huşu [TUR10-0350470] (Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma)
              • hissiyat [TUR10-0346310] (Duygular; sezişler)
            • varlık [TUR10-0540480] (Var olma durumu) presence [ENG31-01236367-n] (the act of being present)
              • hayat [TUR10-0131360] (Sağ olma durumu) animation [ENG31-13984978-n] (the condition of living or the state of being alive)
                • geçimlik [TUR10-0287420] (Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü)
                • subsistence [ENG31-13985696-n] (a means of surviving)
                • özel hayat [TUR10-0608230] (Kişinin kendine özgü yaşayışı, yaşama tarzı kendisini ilgilendiren tutum ve davranışı)
                  • öz yaşam [TUR10-0610000] (Bir kişinin yalnız kendini ilgilendiren özel yaşamı)
              • canlılık [TUR10-0132640] (Hayat belirtisi) animation [ENG31-13984978-n] (the condition of living or the state of being alive)
                • fer [TUR10-0268080] (Gözdeki canlılık)
              • huzur [TUR10-0350750] (Bir yerde bulunma)
              • presence [ENG31-13980887-n] (the state of being present)
              • gerçeklik [TUR10-0292690] (Gerçek olan, var olan şeylerin tümü) world [ENG31-05817904-n] (all of your experiences that determine how things appear to you)
                • idea [TUR10-0230790] (Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, düşünce, fikir)
                • gerçeküstü [TUR10-0292940] (Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek)
            • maharetlilik [TUR10-0517960] (Becerikli olma durumu) skill [ENG31-05645403-n] (an ability that has been acquired by training)
              • profesyonellik [TUR10-0636170] (Profesyonel olma durumu)
              • professionalism [ENG31-05648934-n] (the expertness characteristic of a professional person)
              • el çabukluğu [TUR10-0241190] (Bir işi çabuklukla yapabilme ustalığı) dexterity [ENG31-05650660-n] (adroitness in using the hands)
                • el çabukluğu [TUR10-0241200] (Hilesini kimseye sezdirmeden yapabilme)
              • tepkinlik [TUR10-0766170] (Tepki gösterme becerisi)
              • diplomasi [TUR10-0208120] (Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik)
              • top tekniği [TUR10-0782790] (Oyuncunun topla dilediği gibi oynayabilmesi, topu kullanabilme becerisi)
              • halk bilimcilik [TUR10-1043710] (Halk bilimcinin yaptığı iş)
              • virtüözlük [TUR10-1256210] (Virtüöz olma durumu)
              • bilgisayarcılık [TUR10-0103310] (Bilgisayar ticareti veya uzmanlığı)
              • oyun [TUR10-0597130] (Şaşkınlık uyandırıcı hüner)
              • işbilirlik [TUR10-1252250] (İşini yürütme durumu, beceriklilik)
              • iktisatçılık [TUR10-0366750] (Ekonomi uzmanlığı)
              • hazakat [TUR10-0336460] (Tıpta ustalık; uzluk)
            • umutluluk [TUR10-1170360] (Umudu olan, ümit besleyen olma durumu)
            • tafra [TUR10-0737230] (Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma)
            • köçeklik [TUR10-0480150] (Köçek gibi davranma durumu)
            • telaşlılık [TUR10-0760340] (Telaşlı olma durumu)
            • kıvrıklık [TUR10-1253000] (Kıvrık olma durumu)
            • aleyh [TUR10-0026900] (Bir şeyin veya bir kimsenin karşısında olma)
            • ayna [TUR10-0062480] (İyi bir durumda; yolunda)
            • bedhahlık [TUR10-1249020] (Bedhah olma durumu)
            • birlikte yaşama [TUR10-0108230] (Birlikte oturma, bir arada yaşama)
            • naz [TUR10-0086710] (Kişilerin ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır)
            • naz [TUR10-0571820] (İsteksiz gibi görünerek yalvartmak amacıyla yapılan davranış)
            • şerait [TUR10-0728290] (Şartlar; koşullar)
            • severlik [TUR10-1254780] (Sever olma durumu)
            • seyreltiklik [TUR10-1254800] (Seyreltik olma durumu)
            • seslilik [TUR10-0681260] (Sesli olma durumu)
            • seyir [TUR10-0682740] (Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum)
            • doyma [TUR10-0384430] (Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması)
            • doyma [TUR10-0219550] (Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması)
            • doyma [TUR10-0219540] (Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması)
            • sıçrama tahtası [TUR10-0684340] (Daha iyi bir duruma yükselmek için kendisinden yararlanılan kişi, olay veya durum)
            • el bebek gül bebek [TUR10-0893230] (Nazlı, şımarık bir biçimde)
            • kibir [TUR10-0311590] (Kendini beğenme, büyüklenme, kendini başkalarından üstün görme)
            • güzellik [TUR10-0318380] (Okşayıcı söz veya davranış; iyilik; yumuşaklık)
            • hava [TUR10-0332360] (Sonuçsuz, anlamsız, boş durum, davranış, söz)
            • hayalcilik [TUR10-0334250] (Hayal ile uğraşma)
            • iki ucu boklu değnek [TUR10-0903070] (Ne yönden bakılırsa bakılsın çözülmesi çok güç iş veya durum)
            • ayar [TUR10-0060020] (Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu) alignment [ENG31-01002010-n] (the act of adjusting or aligning the parts of a device in relation to each other)
              • akort [TUR10-0232120] (Müzik aletlerinde doğru ses vermesi için yapılan ayar) tuning [ENG31-01001530-n] ((music) calibrating something (an instrument or electronic circuit) to a standard frequency)
                • kaba düzen [TUR10-0392610] (Çalgıları pes seslere akort etme işi)
              • saat ayarı [TUR10-0651620] (Vaktin ve saatin düzenli akışını sağlamak amacıyla yapılan ayar)
              • uyum [TUR10-0803220] (Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı)
              • rölanti [TUR10-0649080] (Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı)
            • çorba [TUR10-0173610] (İçinden çıkılmaz durum)
            • arapsaçı [TUR10-0043060] (Çözümlenemeyecek kadar karışık durum)
            • tangle [ENG31-05693684-n] (something jumbled or confused)
            • asalet [TUR10-0048690] (Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma)
            • dünya [TUR10-0229310] (Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü) environment [ENG31-08584764-n] (the area in which something exists or lives)
              • fani dünya [TUR10-0264190] (Üzerinde ölümün var olduğu dünya)
              • kültür ortamı [TUR10-0502020] (Canlı veya uyku durumunda olan belirli mikroorganizmaların yetiştirmek ve geliştirmek üzere aşılandığı besin maddeleri ortamı)
              • biyotop [TUR10-0110280] (Biyolojik ortam)
              • mikrokozmos [TUR10-0544880] (Küçük canlıların dünyası)
              • bütün dünya [TUR10-1223760] (Dünyanın tamamı, tüm dünya)
              • dış dünya [TUR10-0201860] (Bilinçten bağımsız olan, bilincin dışında var olanların hepsi)
          • karışıklık [TUR10-0421210] (Karışık olma durumu) complication [ENG31-13956254-n] (a situation or condition that is complex or confused)
            • keşmekeş [TUR10-0446270] (Karışık olma durumu; karışıklık)
            • keşmekeşlik [TUR10-0446280] (Karışıklık, halledilmesi, içinden çıkılması zor durum)
            • labirent [TUR10-0504810] (İçinden çıkılması güç veya imkânsız durum, sorun)
            • gamba [TUR10-0282680] (İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık, burulma)
            • halt [TUR10-0324100] (Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma)
          • güçlük [TUR10-0312530] (Güç olan bir şeyin niteliği, sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu) difficulty [ENG31-04716529-n] (the quality of being difficult)
            • doğum sancısı [TUR10-0214480] (Yeni bir duruma geçilirken çekilen zorluklar)
            • kriz [TUR10-0124660] (Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem) crisis [ENG31-07432244-n] (a crucial stage or turning point in the course of something)
              • toplumsal bunalım [TUR10-0782030] (Toplumun genel olarak içinde bulunduğu sıkıntılı durum)
            • kriz [TUR10-0486720] (Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım)
            • crisis [ENG31-13956593-n] (an unstable situation of extreme danger or difficulty)
            • çıkmaz [TUR10-0163880] (Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan)
            • deadlock [ENG31-14038832-n] (a situation in which no progress can be made or no advancement is possible)
            • kördüğüm [TUR10-0482620] (Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun)
            • deadlock [ENG31-14038832-n] (a situation in which no progress can be made or no advancement is possible)
            • bela [TUR10-0090150] (İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum)
            • predicament [ENG31-14432050-n] (a situation from which extrication is difficult especially an unpleasant or trying one)
            • pislik [TUR10-0112410] (Kötü durum)
            • fix [ENG31-14432893-n] (informal terms for a difficult situation)
            • avarız [TUR10-0057890] (Kazalar; belalar)
            • bok [TUR10-0112280] (Güç durum)
            • çember [TUR10-0158570] (Aşılması, çözümü güç durum)
            • çetin ceviz [TUR10-0160760] (Yapılması zor olan iş)
            • gedik [TUR10-0288970] (Güçlük; güç durum)
            • imtihan [TUR10-0371870] (Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum)
          • ortam [TUR10-0815140] (Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre) environment [ENG31-13957629-n] (the totality of surrounding conditions)
            • kontekst [TUR10-0472810] (Olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı)
            • context [ENG31-14536419-n] (the set of facts or circumstances that surround a situation or event)
            • arkaplan [TUR10-0045840] (Gerideki görünüm)
            • setting [ENG31-14536861-n] (the state of the environment in which a situation exists)
            • iklim [TUR10-0001640] (Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu) climate [ENG31-14542968-n] (the weather in some location averaged over some long period of time)
              • çöl iklimi [TUR10-0174540] (Yıllık yağış oranının çok düşük, gece ile gündüz arasındaki ısı farkının fazla olduğu iklim)
              • deniz iklimi [TUR10-0194070] (Denizlerde, adalarda, yüksek enlemlerde görülen ve sıcaklık oynamaları az olan iklim)
              • tropikal iklim [TUR10-0786900] (Dönenceler arasında kalan bölgelerde görülen iklim)
              • dağ iklimi [TUR10-0178420] (Sert, kuru ve soğuk havanın hâkim olduğu iklim türü)
              • karasal iklim [TUR10-0416190] (Gece ile gündüz, yaz ile kış arasındaki sıcaklık farkı çok, yağışı az iklim)
            • kuytuluk [TUR10-0498840] (Kuytu, sessiz yer)
          • denge [TUR10-0193260] (Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hali) equilibrium [ENG31-13957933-n] (a stable situation in which forces cancel one another)
            • elektrolit dengesi [TUR10-0242260] (Hücre içi ve dışı sıvısındaki madensel iyonların eşit yoğunlukta bulunması)
            • kararlı denge [TUR10-0417900] (Bir güç etkisiyle hareket ettikten sonra gene aynı duruma gelen cisimlerin konumu)
            • kararsız denge [TUR10-0418050] (Denge durumundaki cismin küçük bir yer değiştirmesiyle bozulan denge)
          • doğa [TUR10-0212750] (İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal güzelliklerini koruyan çevre) wild [ENG31-13962386-n] (a wild primitive state untouched by civilization)
            • vahşi doğa [TUR10-1238310] (İnsanlar tarafından tanınmadan yetişen veya vahşi bölgelerde yaşayan tüm hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve diğer organizmaların yaşadığı ekosistemlerin genel adı) wild [ENG31-13962386-n] (a wild primitive state untouched by civilization)
              • ilkellik [TUR10-0369500] (İlkel olma durumu)
              • crudeness [ENG31-14496208-n] (a wild or unrefined state)
          • nokta [TUR10-0640200] (Sınır, derece) degree [ENG31-13962925-n] (a specific identifiable position in a continuum or series or especially in a process)
            • kutup [TUR10-0497930] (Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri)
              • pozitif kutup [TUR10-0634830] (Elektrik yükü artı + olan kutup)
            • buharlaşma noktası [TUR10-0121890] (Bir sıvının kaynatılma sonucunda buhar durumuna geçme derecesi)
            • perese [TUR10-0623830] (Durum; derece; kerte)
          • iktidar [TUR10-0366550] (Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi)
          • office [ENG31-13968154-n] ((of a government or government official) holding an office means being in power)
          • statü [TUR10-0634740] (Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu) position [ENG31-00587299-n] (a job in an organization)
            • muhasebe [TUR10-0553640] (Hesap işlerinin görüldüğü yer)
            • accountantship [ENG31-00589635-n] (the position of accountant)
            • büyükelçilik [TUR10-0129070] (Büyükelçinin makamı)
            • ambassadorship [ENG31-00589817-n] (the post of ambassador)
            • çıraklık [TUR10-0165050] (Çırağın yaptığı iş)
            • apprenticeship [ENG31-00590035-n] (the position of apprentice)
            • staj [TUR10-0708660] (Bir kimsenin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir veya birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem)
            • apprenticeship [ENG31-00590035-n] (the position of apprentice)
            • avukatlık [TUR10-0058590] (Avukat mesleği)
            • attorneyship [ENG31-00590254-n] (the position of attorney)
            • avukatlık [TUR10-0058600] (Avukatın yaptığı iş)
            • attorneyship [ENG31-00590254-n] (the position of attorney)
            • halifelik [TUR10-0322950] (Halife niteliği ve makamı)
            • caliphate [ENG31-00590728-n] (the office of a caliph)
            • kaptanlık [TUR10-0414770] (Kaptan mesleği ve rütbesi)
            • captainship [ENG31-00590806-n] (the post of captain)
            • basıcılık [TUR10-0078820] (Basıcı olma durumu veya basıcının işi)
            • editorship [ENG31-00593217-n] (the position of editor)
            • beylik [TUR10-1020690] (Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke)
            • emirate [ENG31-00593407-n] (the office of an emir)
            • valilik [TUR10-0813560] (Valinin makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin tümü) governorship [ENG31-00593910-n] (the office of governor)
              • vilayet [TUR10-0820030] (Valilik)
            • kütüphanecilik [TUR10-0504640] (Kitaplık görevlisinin işi)
            • librarianship [ENG31-00595592-n] (the position of librarian)
            • aracılık [TUR10-0752370] (Aracının gördüğü iş, anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi) mediation [ENG31-07165352-n] (a negotiation to resolve differences that is conducted by some impartial party)
              • şefaat [TUR10-0726110] (Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık)
            • hocalık [TUR10-0346850] (Hoca olma durumu veya hocanın yaptığı iş)
            • preceptorship [ENG31-00597508-n] (the position of preceptor)
            • başbakanlık [TUR10-0081270] (Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet)
            • premiership [ENG31-00597807-n] (the office of premier)
            • profesörlük [TUR10-0636110] (Profesör olma durumu veya profesörün görevi)
            • professorship [ENG31-00599171-n] (the position of professor)
            • hahamlık [TUR10-0321000] (Hahamın unvanı ve görevi)
            • rabbinate [ENG31-00599793-n] (the office or function of a rabbi)
            • azizlik [TUR10-0065660] (Aziz olma durumu)
            • sainthood [ENG31-00600444-n] (the status and dignity of a saint)
            • tilmizlik [TUR10-0777010] () studentship [ENG31-00605809-n] (the position of student)
              • çömlek hamuru [TUR10-0174760] (Çanak çömlek yapımında kullanılan özlü kil veya çamur)
              • çömezlik [TUR10-0174710] (Müderrisin yanında öğrencilik etme)
            • gardiyanlık [TUR10-0283500] (Gardiyan olma durumu veya gardiyanın görevi)
            • wardenship [ENG31-00606927-n] (the position of warden)
            • bekçilik [TUR10-0089540] (Bekçinin yaptığı iş)
            • wardership [ENG31-00607024-n] (the position of warder)
            • şampiyonluk [TUR10-0722940] (Ulusal ve uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alma, birinci olma durumu) championship [ENG31-13972130-n] (the status of being a champion)
              • şampiyona [TUR10-0722920] (Şampiyonluk yarışması; bökelik)
            • kıdem [TUR10-0447090] (Bir görevde rütbece eskilik)
            • seniority [ENG31-13972794-n] (higher rank than that of others especially by reason of longer service)
            • kıdem [TUR10-0447100] (Bir görevde geçirilen süre)
            • seniority [ENG31-13972794-n] (higher rank than that of others especially by reason of longer service)
            • üstünlük [TUR10-0263100] (Benzerlerinden daha yüksek düzeyde olma) precedence [ENG31-13973020-n] (status established in order of importance or urgency)
              • yeğlik [TUR10-0650970] (Bir şeyin, başkalarından üstün sayılması)
              • Osmanlı tokadı [TUR10-0593220] (Ezici üstünlük)
            • öncelik [TUR10-0738990] (Bir şeyin öbüründen önce olması durumu)
            • precedence [ENG31-13973020-n] (status established in order of importance or urgency)
            • hukuki statü [TUR10-1238320] (Tüzel durum) legal status [ENG31-13975819-n] (a status defined by law)
              • medeni durum [TUR10-1238350] (Kişinin eşiyle ilişki durumunu anlatan evli, boşanmış vb. seçeneklerden herhangi biri) marital status [ENG31-13987093-n] (the condition of being married or unmarried)
                • evlilik [TUR10-0260280] (Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmiş olma durumu) marriage [ENG31-13987306-n] (the state of being a married couple voluntarily joined for life (or until divorce))
                  • muta nikahı [TUR10-0557270] (Bazı yerlerde kadına verilen para karşılığında yapılan geçici nikâh)
                  • sigeh [ENG31-13990662-n] (a Shiite tradition of temporary marriage permitted in Iran that allows a couple to specify the terms of their relationship)
                  • çok eşlilik [TUR10-0632250] (Karı veya kocadan herhangi birinin birden çok sayıda olmasının toplumsal olarak onaylandığı evlilik biçimi) polygamy [ENG31-13990322-n] (the condition or practice of having more than one spouse at a time)
                    • poliandri [TUR10-0632150] (Bir kadının yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda erkekle evli olabildiği evlilik biçimi)
                    • polyandry [ENG31-13990169-n] (polygamy in which a woman has more than one husband at a time)
                    • polijini [TUR10-0632280] (Bir erkeğin yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda kadınla evli olabildiği evlilik biçimi)
                  • tek eşlilik [TUR10-0758400] (Yalnız bir kişiyle evlenebilmeyi onaylayan, birden çok eşle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi)
                  • monogamy [ENG31-13989356-n] (the practice or state of having only one spouse at a time)
                  • dış evlilik [TUR10-0202320] (Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi)
                  • iç evlilik [TUR10-0247220] (Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi)
                • bekârlık [TUR10-0089500] (Bekâr olma durumu)
                • nişanlı [TUR10-0578000] (Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse)
                • nişanlılık [TUR10-1253750] (Nişanlı olma durumu, yavukluluk)
              • vatandaşlık [TUR10-0815620] (Yurttaş olma, bir yurtta doğup büyüme veya yaşamış olma durumu)
              • citizenship [ENG31-13976685-n] (the status of a citizen with rights and duties)
            • tabiyet [TUR10-1238330] (Uyrukluk)
            • nationality [ENG31-13977005-n] (the status of belonging to a particular nation by birth or naturalization)
            • milliyet [TUR10-0736290] (Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu) nationality [ENG31-13977005-n] (the status of belonging to a particular nation by birth or naturalization)
              • reaya [TUR10-0643620] (Tanzimat'tan önce Osmanlı İmparatorluğunun Müslüman olmayan uyrukları)
            • emeklilik [TUR10-0757520] (Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olma durumu) retirement [ENG31-13977336-n] (the state of being retired from one's business or occupation)
              • zorunlu emeklilik [TUR10-0877670] (Yasalarda şartları belirlenmiş mecburi emeklilik)
              • bireysel emeklilik [TUR10-0106760] (Bireylerin geleceklerini garanti altına almak için bankalar ve çeşitli finans kurumları aracılığıyla yaptıkları tasarruf)
            • işsizlik [TUR10-0386420] (İşi olmama, iş bulamama durumu)
            • unemployed [ENG31-00867880-a] (not engaged in a gainful occupation)
            • adaylık [TUR10-0007910] (Bir görevde yetiştirilme)
            • bankerlik [TUR10-0076280] (Bankerin yaptığı iş)
            • bayrılık [TUR10-0087360] (Kıdem)
            • stajyerlik [TUR10-1255070] (Stajyer olma durumu)
            • sosyal statü [TUR10-0704300] (Bir sosyal pozisyonunun diğer sosyal pozisyona göre işgal ettiği durum)
            • siyasetçilik [TUR10-0697620] (Siyasetçi işi)
            • işsizlik [TUR10-0386430] (Bir iş yeri için durgunluk dönemi)
            • vekâlet [TUR10-0816830] (Vekillik)
            • power of attorney [ENG31-06542780-n] (a legal instrument authorizing someone to act as the grantor's agent)
          • sahtelik [TUR10-0405750] (Bir şeyin aslına benzetilerek yapılma, gerçek olmama durumu) falsity [ENG31-13983750-n] (the state of being false or untrue)
            • itibari [TUR10-0273340] (Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan)
          • düzen [TUR10-0232130] (Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri)
            • kurulu düzen [TUR10-0494920] (Yerleşmiş, içinde bulunulan toplumsal düzen)
            • toplumsal denge [TUR10-0193270] (Bir toplumun başlıca kesimlerinin geniş ölçüde bir uyum içinde bulunmasını sağlayan toplum ve kültür bakımından bütünleşme)
            • stability [ENG31-13993571-n] (a stable order (especially of society))
            • barış [TUR10-0336510] (Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum) peace [ENG31-13993683-n] (the state prevailing during the absence of war)
              • ateşkes [TUR10-0054970] (Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması)
              • armistice [ENG31-13994359-n] (a state of peace agreed to between opponents so they can discuss peace terms)
            • anlaşma [TUR10-0037960] (Uyum sağlama veya bu yolda çalışma)
              • fikir birliği [TUR10-1238370] (Bir fikrin herkesçe paylaşılması durumu) consensus [ENG31-13995348-n] (agreement in the judgment or opinion reached by a group as a whole)
                • oy birliği [TUR10-0388430] (Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanması)
                • unanimity [ENG31-13995834-n] (everyone being of one mind)
                • ortak payda [TUR10-0049150] (Herkes tarafından kabul edilen nokta, üzerinde anlaşmaya varılan husus, uyuşulan konu)
                • icma [TUR10-0357780] (İslam bilginlerinin bir konuda fikir birliği etmeleri)
              • danışıklık [TUR10-0183080] (Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma)
              • gönül birliği [TUR10-0304400] (Duygusal anlaşma)
            • baba soyluluk [TUR10-0066710] (Soyun, mirasın, sosyal statünün öncelikle veya sadece baba tarafından belirlendiği aile düzeni)
            • baba yerlilik [TUR10-0066790] (Yeni evli çiftin, erkeğin ailesinin yanında yaşamasına dayanan evlilik düzeni)
            • denge [TUR10-0193240] (Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması)
            • dengeleme [TUR10-0558450] (Dengeli duruma getirme)
            • şekil [TUR10-0727410] (Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi)
            • sıradüzen [TUR10-1251950] (Hiyerarşi)
            • sosyal düzen [TUR10-0704080] (Sosyal yapının düzenli bir biçimde oluşması)
          • düşmanlık [TUR10-0230630] (Düşman olma durumu) hostility [ENG31-14003773-n] (a state of deep-seated ill-will)
            • ksenofobi [TUR10-0487250] (Yabancı düşmanlığı)
          • karanlık [TUR10-0417480] (Işık olmama durumu) dark [ENG31-14007000-n] (absence of light or illumination)
            • karartma [TUR10-0418130] (Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü)
            • blackout [ENG31-14007567-n] (darkness resulting from the extinction of lights (as in a city invisible to enemy aircraft))
            • zifiri karanlık [TUR10-0875510] (Çok karanlık)
            • total darkness [ENG31-14007292-n] (total absence of light)
            • gölge [TUR10-0302870] (Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık) shade [ENG31-14008098-n] (relative darkness caused by light rays being intercepted by an opaque body)
              • yarı gölge [TUR10-0837030] (Bir ışık kaynağı önüne konulan saydam olmayan bir cismin, gerisindeki ekran üzerine vuran gölgesinin çevresinde görülen, çok koyu karanlık olmayan bölümü)
              • saye [TUR10-0670330] (Gölge)
              • santimetrelik [TUR10-0663950] (Dalga boyu bir ile on santimetre arasında değişen radyo dalgaları gölgesi)
            • leke [TUR10-0509420] (Güneş, ay veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm)
            • karaltı [TUR10-0417130] (Hafif karanlık)
            • siyahlık [TUR10-0418090] (Karanlık veya koyuluk)
              • peçe [TUR10-0620560] (Yıldız resimlerinin alındığı planların yüzeyinde görülen hafif karartı)
            • karartı [TUR10-0418080] (Karaltı)
            • zulmet [TUR10-0877810] (Karanlık)
            • ay karanlığı [TUR10-0061920] (Bulutlar arkasında kalan ayın yaydığı hafif aydınlık)
            • gece [TUR10-0286270] (Bu süre içindeki karanlık)
            • gözenek [TUR10-0308680] (Güneş yüzeyinde görülen küçük yuvarlak, kara lekelerden her biri)
          • dengesizlik [TUR10-0193500] (Bir şeyde denge bulunmaması durumu)
          • imbalance [ENG31-14027634-n] (a lack of balance or state of disequilibrium)
          • yorgunluk [TUR10-0860110] (Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması)
          • fatigue [ENG31-14039832-n] (temporary loss of strength and energy resulting from hard physical or mental work)
          • teyakkuz [TUR10-0036770] (Uyanık olma durumu)
          • readiness [ENG31-14054590-n] (the state of having been made ready or prepared for use or action (especially military action))
          • olağanüstü hal [TUR10-0269820] (Sıkıyönetimden önce, sonra veya bundan tamamen bağımsız olarak kanunla belirtilen olağanüstü yetkilerin sivil yönetime verilmesi ve kullanılması durumu)
          • emergency [ENG31-14056081-n] (a state in which martial law applies)
          • sabırsızlık [TUR10-0652430] (Sabır göstermeme, sabırlı davranmama, sabırsız olma durumu)
          • restlessness [ENG31-14430687-n] (a lack of patience)
          • kabul [TUR10-0394530] (Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma)
            • tebaiyet [TUR10-0754610] (Devlete veya güçlü kişiye bağlanma)
            • tebaiyet [TUR10-0754600] (Kanun, buyruk ve benzerine uyma)
            • ahiz [TUR10-0015590] (Kabul etme)
            • bile bile lades [TUR10-0102280] (Kötü bir durumu öyle gerektiği için kabullenmiş görünme, bilerek aldanmış görünme)
            • fit [TUR10-0275650] (Razı olma)
            • icabet [TUR10-0357560] (Bir buyruk veya isteğe uyma; kabul etme; razı olma)
          • tecrit [TUR10-0755360] (Ayırma, ayrı bir tarafta tutma) isolation [ENG31-14438119-n] (a state of separation between persons or groups)
            • karantina [TUR10-0417550] (Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup gözlemlenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi)
            • quarantine [ENG31-14438739-n] (enforced isolation of patients suffering from a contagious disease in order to prevent the spread of disease)
          • devamsızlık [TUR10-0716890] (Devam etmeme durumu)
          • discontinuity [ENG31-14440955-n] (lack of connection or continuity)
          • enkaz [TUR10-0854020] (Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları)
          • wreck [ENG31-14447274-n] (something or someone that has suffered ruin or dilapidation)
          • sürgün [TUR10-0717230] (Bu biçimde sürülme işi ve bu işin sonucu; nefiy)
          • banishment [ENG31-14451037-n] (the state of being banished or ostracized (excluded from society by general consent))
          • merak [TUR10-0535730] (Düşkünlük, eksiklik, yetersizlik, zayıflık, dayanamama) failing [ENG31-14486530-n] (a flaw or weak point)
            • koketri [TUR10-0466820] (Beğenilme merakı)
            • yumuşak karın [TUR10-1188010] (Bir kimsenin veya bir ülkenin saldırıya en uygun yeri)
          • ekonomik durum [TUR10-1239510] (Bir insanın, bir ailenin vb. içinde bulunduğu ekonomi ile ilgili olan koşullar)
            • aciz [TUR10-0003550] (Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu)
            • insolvency [ENG31-14501875-n] (the lack of financial resources)
            • likidite krizi [TUR10-1239520] (Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıkların yetersizliği)
            • credit crunch [ENG31-14512496-n] (a state in which there is a short supply of cash to lend to businesses and consumers and interest rates are high)
            • konfor [TUR10-0471810] (Günlük hayatı kolaylaştıran maddi rahatlık)
            • ease [ENG31-14515473-n] (a freedom from financial difficulty that promotes a comfortable state)
            • fakirlik [TUR10-0263520] (Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu) poverty [ENG31-14516729-n] (the state of having little or no money and few or no material possessions)
              • sıkıntı [TUR10-0685990] (Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı) privation [ENG31-14517010-n] (a state of extreme poverty)
                • düşkünlük [TUR10-0230480] (Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme)
              • kokozluk [TUR10-0467220] (Parasız, züğürt olma durumu; züğürtlük; parasızlık)
              • fakruzaruret [TUR10-1026150] (İleri derecede yoksulluk)
              • kılık kıyafet düşkünü [TUR10-0448420] (Giyecekleri eskimiş veya kötü olan kimse)
              • boğaz derdi [TUR10-0971890] (Geçim için uğraşma)
              • ikbal düşkünlüğü [TUR10-0364730] (İyi bir yaşantısı varken gözden düşerek yoksul olma durumu)
            • darboğaz [TUR10-0183940] (Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum)
            • gelir düzeyi [TUR10-1030420] (Kişinin yaşam düzeyini gösteren maddi durumu)
          • temizlik durumu [TUR10-1239560] (Temiz olma derecesi) sanitary condition [ENG31-14518300-n] (the state of sanitation (clean or dirty))
            • temizlik [TUR10-0575990] (Temiz olma durumu)
            • cleanness [ENG31-14519777-n] (the state of being clean)
            • hijyen [TUR10-0344410] (Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli önlemlerin bütünü)
            • hygiene [ENG31-14518664-n] (a condition promoting sanitary practices)
            • kirlilik [TUR10-0463150] (Pislik) befoulment [ENG31-14521988-n] (the state of being polluted)
              • çevre kirliliği [TUR10-0161600] (Doğal kaynakların aşırı ve yanlış kullanılması, tahrip edilmesi sonucunda çevrede dengenin olumsuz yönde bozulması ve birtakım sorunların ortaya çıkması)
          • bakımsızlık [TUR10-0072040] (Gereken özenin gösterilmemesi ve ihtiyaçların karşılanmaması sonucu ortaya çıkan durum)
          • untidiness [ENG31-14523178-n] (the condition of being untidy)
          • abartılış [TUR10-0916170] (Abartılma durumu)
          • abullabutluk [TUR10-0001720] (Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu)
          • açıklaşma [TUR10-0004850] (Açıklaşmak durumu almak)
          • açıklık kazanma [TUR10-0752400] (Bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek)
          • ateşten gömlek [TUR10-0055280] (Acı, üzüntü veren, dayanılmaz, sıkıntılı durum)
          • sathilik [TUR10-0668170] (Yüzeysellik)
          • sığlık [TUR10-0685200] (Yüzeyde kalma durumu, derine inmeme durumu)
          • statüko [TUR10-0709010] (Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum)
          • yanıklık [TUR10-0831520] (Acılı, kaygılı, bıkkın, dertli olma durumu)
          • kesat [TUR10-0443240] (Alışverişte durgunluk)
          • kendinde [TUR10-0441010] (Nesnenin doğal varlığı, durumu)
          • keramet [TUR10-0442190] (Olağanüstü durum)
            • keramet [TUR10-0442200] (Keramet sayılabilecek nitelikte olan şey)
          • keramet [TUR10-0442180] (Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum)
          • kesme [TUR10-0445100] (İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum)
          • takayyüt [TUR10-0739160] (Bağlı olmak işi)
          • kıtalar arası [TUR10-0455470] (Bütün kıtaları birbirine bağlayan, kıtalarla ilgili olan durum)
          • kırık [TUR10-0450710] (Bir şeyin kırılan yeri)
          • taksir [TUR10-0741120] (Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu)
          • kısıtlılık [TUR10-0454240] (Kısıtlı olma durumu)
          • tanımamazlık [TUR10-0743980] (Tanımama durumu)
          • taraftarlık [TUR10-0746110] (Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen olma durumu)
            • kralcılık [TUR10-0485610] (Krallık yanlısı olma)
            • himaye [TUR10-0344960] (Elinden tutma, destek, yardım)
            • tarafgirlik [TUR10-0745990] (Bir tarafı kayırma, bir tarafı tutma)
            • fondness [ENG31-07512937-n] (a predisposition to like something)
          • tasvircilik [TUR10-0749470] (Bir nesnenin, kendine özgü niteliklerini tam ve açık bir biçimde söz veya yazı ile anlatmaya ağırlık veren olma durumu)
          • Taş Devri [TUR10-0749810] (Bir şeyin henüz gelişmemiş, ilkel durumu)
          • koşutluk [TUR10-0478140] (Olay, düşünce vb. arasında benzerlik bulunması durumu)
          • tatmin [TUR10-0751930] (Doygunluk)
          • tatsızlık [TUR10-0752060] (Hoşa gitmeyen, can sıkan davranış veya durum)
            • bok püsür [TUR10-0112420] (Hoşa gitmeyen, can sıkan şey ve onun ayrıntı ve pürüzleri)
          • tav [TUR10-0752150] (En uygun durum ve zaman)
          • tav [TUR10-0752130] (İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu)
            • semen [TUR10-0675850] (Tav)
          • kıytırıklık [TUR10-0458240] (Kıytırık davranma)
          • kısmet [TUR10-0454670] (Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu)
          • kimüs [TUR10-0461380] (Yemeklerin mide öz suyuyla karıştıktan sonra aldığı durum)
          • tazelik [TUR10-0754160] (Taze olma durumu)
          • tecanüs [TUR10-0755110] (Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu)
          • teferrüt [TUR10-0756440] (Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma)
          • tehlike [TUR10-0475790] (Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum) riskiness [ENG31-14567154-n] (a state of danger involving risk)
            • vahamet [TUR10-0812550] (Güçlük, korkulacak tehlikeli durum)
            • badire [TUR10-0067820] (Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum)
            • girdap [TUR10-0298110] (Tehlikeli yer veya durum)
          • tehlike [TUR10-0757140] (Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen durum) danger [ENG31-14564646-n] (a cause of pain or injury or loss)
            • Demoklesin kılıcı [TUR10-0192280] (Her an gerçekleşebilecek tehlike)
          • tebeyyün [TUR10-0754960] (Belli olma)
          • komiklik [TUR10-0470400] (Gülünç durum)
          • konjonktür [TUR10-0472010] (Her türlü durumun ve şartların ortaya çıkardığı durum)
          • kolaylık [TUR10-0468290] (İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey)
          • erotizm [TUR10-0252020] (Cinsel uyarılara karşı aşırı duyarlık gösterme durumu)
          • eroticism [ENG31-14061407-n] (a state of anticipation of sexuality)
          • köşe dönmecilik [TUR10-0484250] (Köşe dönücünün işi veya durumu)
          • kırıklık [TUR10-0450860] (Kırık olma durumu)
          • körlük [TUR10-0483130] (Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu)
          • kuruluş [TUR10-0494970] (Kasılma)
          • meeting [ENG31-01233454-n] (the social act of assembling for some common purpose)
          • mecburiyet [TUR10-0355420] (Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma)
            • edim [TUR10-0388600] (Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış)
            • farz [TUR10-0265200] (Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet)
            • zorun [TUR10-1194130] (Mecburiyet)
            • zorunluk [TUR10-0877690] (Olayların iç ve özlerindeki düzenlilik, yasaya bağlılık ve yapı gereği, belli şartlar altında ortaya çıkması kaçınılmaz olan şey)
            • zorunluk [TUR10-0877700] (İnsanın, doğanın ve toplumun nesnel yasalarına bağımlı olması durumu)
          • tepkisizlik [TUR10-0766220] (Herhangi bir tepki göstermeme durumu)
          • terdit [TUR10-0767040] (Yazıda beklenmedik bir sonuçla karşılaşma)
          • darmadağınıklık [TUR10-0184380] (Çok dağınık ve karışık olma durumu)
          • darılganlık [TUR10-0184200] (Çabuk alınıp darılma durumu)
          • dayanaklık [TUR10-0185540] (Dayanak, destek olma durumu)
          • dayanılmazlık [TUR10-1250260] (Dayanılmaz olma durumu)
          • dayatmacılık [TUR10-1250270] (Dayatmacı olma durumu)
          • dazlaklık [TUR10-1250280] (Dazlak olma durumu)
          • değişkenlik [TUR10-0188520] (Değişken olma durumu)
          • delikanlılık [TUR10-1250340] (Delikanlı olma durumu)
          • deneysellik [TUR10-1250370] (Deneyle ilgili olma durumu)
          • denge [TUR10-0073390] (Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hali)
          • devredilebilirlik [TUR10-0200470] (Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu)
          • dışa dönüklük [TUR10-0201540] (Kişinin ilgisinin kendi duygu ve düşünceleri yerine, dıştaki nesnel ve toplumsal çevreye yönelmesi durumu)
          • dışbükeylik [TUR10-0201800] (Dışa doğru çukur, şişkin veya kabarık olma durumu)
          • dikbaşlılık [TUR10-0679100] (Kafa tutma, başkaldırma durumu)
          • dildaşlık [TUR10-1250450] (Dildaş olma durumu)
          • direnişçilik [TUR10-1250480] (Direnişçi olma durumu)
          • dirsizlik [TUR10-0209450] (Dirlik düzenlikten uzak durum)
          • dişilik [TUR10-0210290] (Cinselliğin özelliklerini ön plana çıkarma ve bundan yararlanma durumu)
          • dizicilik [TUR10-0212140] (Dizici olma durumu)
          • Doğululuk [TUR10-0214340] (Doğu yönünde kalan bölgelerden ve ülkelerden olma durumu)
          • Doğululuk [TUR10-0214350] (Doğu ahlak, görenek ve geleneklerine bağlı olma durumu)
          • donukluk [TUR10-1250550] (Donuk olma durumu)
          • doyumluluk [TUR10-1250590] (Doyumlu olma durumu)
          • doyuruculuk [TUR10-1250600] (Doyurucu olma durumu)
          • dönüşlülük [TUR10-1250560] (Dönüşlü olma durumu)
          • durağanlık [TUR10-1250650] (Durağan olma durumu)
          • duyulmamışlık [TUR10-1250700] (Duyulmamış olma durumu)
          • duyumsamazlık [TUR10-0227650] (Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu)
          • duyumsayış [TUR10-1014260] (Duyumsama durumu)
          • düğüm [TUR10-0228370] (Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum)
          • düşçülük [TUR10-0230180] (Düşçü olma durumu)
          • düşeylik [TUR10-0230310] (Düşey olma durumu veya düşey durumda bulunan bir cismin özelliği)
          • düşlemsellik [TUR10-1015710] (Düşlemsel özellik taşıma, düşlemsel olma durumu)
          • düşlemsizlik [TUR10-1015730] (Düşlemi olmama durumu)
          • düşüklük [TUR10-0230770] (Kurallara uymama durumu)
          • düşüklük [TUR10-0230760] (Düşük olma durumu)
          • düşümdeşlik [TUR10-1250670] (Düşümdeş olma durumu)
          • düşüncelilik [TUR10-1250680] (Düşünceli olma durumu)
          • düşündürücülük [TUR10-1250690] (Düşündürücü olma durumu)
          • düşüncellik [TUR10-0230920] (Düşüncel olma niteliği)
          • düzeysizlik [TUR10-0232540] (Belli bir düzeyi olmama durumu; seviyesizlik)
          • düzlük [TUR10-0232870] (Düz olma durumu)
          • ebelik [TUR10-0233460] (Çocuk oyunlarında ebe olma durumu)
          • eblehleşme [TUR10-0233520] (Akılsızlaşmak işi veya durumu)
          • edebiyatseverlik [TUR10-1250730] (Edebiyatsever olma durumu)
          • edilgenlik [TUR10-1250740] (Edilgen olma durumu)
          • edilginlik [TUR10-1250750] (Edilgin olma durumu)
          • edilme [TUR10-0234600] (Edilmek işi veya durumu)
          • eğretilik [TUR10-1250780] (Eğreti olma durumu)
          • eğrilik [TUR10-1250790] (Eğri olma durumu)
          • eğiticilik [TUR10-0236610] (Eğitici olma durumu veya eğiticinin işi)
          • ehvenlik [TUR10-0238090] (Zararı az, zararsız olma durumu)
          • ekonomiklik [TUR10-1250810] (Ekonomik olma durumu)
          • eksiksizlik [TUR10-0239970] (Eksiği olmama, tam olma durumu)
          • elâzığlılık [TUR10-1018490] (Elâzığlı olma durumu)
          • elebaşılık [TUR10-0241520] (Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olma durumu)
          • eli yüzü düzgünlük [TUR10-1019720] (Eli yüzü düzgün olma durumu)
          • entelektüellik [TUR10-0248630] (Entelektüel olma)
          • entrikacılık [TUR10-0248820] (Entrikacı olma durumu)
          • erillik [TUR10-0250320] (Bazı dillerde, kelimelerin eril olması durumu)
          • eskilik [TUR10-0039470] (Çoktan beri var olma, üzerinden çok zaman geçmiş olma durumu, yeni olmama durumu)
          • esriklik [TUR10-1254560] (Sarhoş olma durumu)
          • eş anlam [TUR10-0255050] (Sözler arasında anlam birliği olması durumu)
          • eşeylilik [TUR10-0255700] (Eşeyli canlının durumu)
          • ettirgenlik [TUR10-1250970] (Ettirgen olma durumu)
          • evrensellik [TUR10-1251030] (Evrensel olma durumu, âlemşümullük, cihanşümullük)
          • ezicilik [TUR10-1251040] (Ezici olma durumu)
          • eziklik [TUR10-1251050] (Ezik olma durumu)
          • fânilik [TUR10-0264220] (Fâni olma durumu)
          • farkındalık [TUR10-1251060] (Farkında olma durumu)
          • ferah [TUR10-0268200] (Kalp, gönül, iç ve benzerinin sıkıntısız, tasasız olma durumu)
          • fındıkçılık [TUR10-0270600] (Cilveli, oynak olma durumu)
          • fikirsizlik [TUR10-0273260] (Fikirsiz olma durumu, düşüncesizlik)
          • abazanlık [TUR10-1247900] (Abazan olma durumu)
          • abdestsizlik [TUR10-1247920] (Abdestsiz olma durumu)
          • abdestlilik [TUR10-1247910] (Abdestli olma durumu)
          • acyoculuk [TUR10-1249740] (Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse olma durumu)
          • adam sendecilik [TUR10-0007580] (Önemsememe, vurdumduymaz davranışlar içinde olma işi)
          • ağdalanış [TUR10-0922090] (Ağdalanma durumu)
          • ağdalılık [TUR10-0011790] (Ağdalı olma durumu)
          • ağırkanlılık [TUR10-1247980] (Ağırkanlı olma durumu)
          • ağırellilik [TUR10-1250850] (Eli ağırlık)
          • ahmaklık [TUR10-0016030] (Zekâsı az gelişmiş olma durumu, anlayış kıtlığı)
            • uyku sersemi [TUR10-0802780] (Uykunun verdiği ağırlık ve baş dönmesi)
            • zihin yorgunluğu [TUR10-0875780] (Aşırı derecede zihnin yorulması durumu)
            • zihin karışıklığı [TUR10-0875760] (Düşünme sırasında düşünceler arasındaki bağlantının yok olması)
            • angut [TUR10-0036650] (Ahmak, kaba saba)
            • avanaklık [TUR10-0057580] (Avanakça davranış)
            • budalalık [TUR10-0121060] (Budalaca yapılan iş)
            • enayi dümbeleği [TUR10-0246790] (Çok enayi)
            • hıyarlık [TUR10-0342990] (Kaba saba, budalaca davranma durumu)
          • ilişkinlik [TUR10-0016300] (İlişkin olma durumu)
            • süluk [TUR10-0715000] (Bir tarikata girme)
            • vaz [TUR10-0815920] (Birine ayırma, ona ait olma)
          • akçıllık [TUR10-0017770] (Akçıl olanın durumu)
          • akıllılık [TUR10-0018410] (Akıllı olma durumu, uyanıklık)
            • zihin açıklığı [TUR10-0875700] (Doğru düşünme gücü)
          • akıncılık [TUR10-0018670] (Akıncı olma durumu)
          • akkorluk [TUR10-1252260] (Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olma durumu)
          • akrabalık [TUR10-1248030] (Akraba olma durumu)
            • halalık [TUR10-0965830] (Babanın kız kardeşi olma durumu)
            • kan bağı [TUR10-0408640] (Soy ve ırk bakımından aralarında yakınlık bulunma, aynı soydan gelme)
            • kayınpederlik [TUR10-0433040] (Kayınpeder olma durumu)
            • kaynatalık [TUR10-1252790] (Kaynata olma durumu)
            • kavim kardaş [TUR10-0430430] (Bütün akrabalar, tanıdıklar)
            • büyük annelik [TUR10-0979890] ((Kadın) torunu olma durumu)
            • büyük babalık [TUR10-0979900] (Dedelik)
            • sütannelik [TUR10-0719260] (Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın olma durumu)
          • huysuzluk [TUR10-0021240] (Huyu iyi olmama durumu)
            • kocakarılık [TUR10-0465640] (Aksi, suratsız, geçimsiz, yaşlı bir kadın gibi olma)
            • aşüftelik [TUR10-1248520] (Aşüfte olma durumu)
            • cadalozluk [TUR10-1249870] (Cadaloz olma durumu)
          • akşamcılık [TUR10-1248040] (Akşamları içki içme alışkanlığında olma durumu)
          • alafrangalık [TUR10-1248570] (Avrupa kültürüne özgü olma durumu)
          • alaycılık [TUR10-0024740] (Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu)
          • albenisizlik [TUR10-0930000] (Çekici, cazibeli, albenili olmama durumu)
          • alaturkalık [TUR10-1250920] (Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun olma durumu)
          • korkutuculuk [TUR10-1253120] (Korkutucu olma durumu)
          • takipsizlik [TUR10-1255240] (Takipsiz olma durumu)
          • taklitçilik [TUR10-1255250] (Taklitçi olma durumu)
          • tanıdıklık [TUR10-1255260] (Tanıdık olma durumu)
          • tarikatçılık [TUR10-1255290] (Tarikatçı olma durumu)
          • tekillik [TUR10-1255400] (Tekil olma durumu)
          • tenhalık [TUR10-1255430] (Tenha olma durumu)
            • ıssızlık [TUR10-0812670] (Kimse bulunmama durumu, ıssızlık, tenhalık)
          • teselsül [TUR10-0769230] (Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması)
          • aldatıcılık [TUR10-1248050] (Aldatıcı olma durumu)
          • alemcilik [TUR10-0026360] (Âlemci olma durumu)
          • aleyhtarlık [TUR10-0026920] (Bir işe, davranışa veya düşünceye karşı olma durumu)
          • alıcılık [TUR10-0027360] (Alıcı olma durumu)
          • algılanabilirlik [TUR10-1248070] (Algılanabilir olma niteliği)
          • alınganlık [TUR10-1248080] (Alıngan olma durumu)
          • alışılmışlık [TUR10-1248090] (Alışılmış olma durumu)
          • alıklık [TUR10-0027500] (Sersem veya budala olma durumu veya sersemce bir iş)
          • alicenaplık [TUR10-0028340] (Alicenap olma durumu)
          • almamazlık [TUR10-0029610] (Kabul etmeme durumu)
          • almazlık [TUR10-0933860] (Almama, kabul etmeme durumu)
          • altıklık [TUR10-1255630] (Tümel bir önermeye altık olma durumu)
          • alüftelik [TUR10-1252090] (İffetsiz, oynak, cilveli olma durumu)
          • amirlik [TUR10-1248140] (Amir olma durumu)
          • anaforculuk [TUR10-1256560] (Yolsuzlukla kazanç peşinde olma durumu)
          • anlamdaşlık [TUR10-1248190] (Anlamdaş olma durumu)
          • anlaşılmazlık [TUR10-1248200] (Anlaşılmaz olma durumu)
          • anormallik [TUR10-1248210] (Anormal olma durumu)
          • antiemperyalistlik [TUR10-1248230] (Antiemperyalist olma durumu)
          • antikapitalistlik [TUR10-1248250] (Antikapitalist olma durumu)
          • antikomünistlik [TUR10-1248260] (Antikomünist olma durumu)
          • antisemitistlik [TUR10-1248270] (Antisemitist olma durumu)
          • anneannelik [TUR10-0038530] (Anneannelik olma durumu veya anneanneye yakışan davranış)
          • antrenörsüzlük [TUR10-0937800] (Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişinin olmama durumu)
          • apaçıklık [TUR10-0040260] (Apaçık olma durumu)
          • antihijyenik [TUR10-0039280] (Sağlık kurallarına aykırı olma)
          • apaydınlık [TUR10-1248280] (Apaydın olma durumu)
          • teşne [TUR10-0770540] (Susamış)
          • teşrifatçılık [TUR10-0770630] (Teşrifata önem verme durumu)
          • tezgâhçılık [TUR10-0772330] (Tezgâhçı olma durumu)
          • tokluk [TUR10-1255520] (Tok olma durumu)
          • toksözlülük [TUR10-1255530] (Toksözlü olma durumu)
          • tomurcuklanma [TUR10-0780010] (Baş vermek, meydana çıkmaya hazır olmak)
          • topallık [TUR10-1255550] (Topal olma durumu)
          • ağırlık [TUR10-0012930] (Uyuşukluk ve gevşeklik durumu)
          • akıllandırma [TUR10-0018280] (Durumu)
          • akıllanış [TUR10-0926450] (Akıllanma durumu)
          • akıntı [TUR10-0018740] (Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum)
          • akışmazlık [TUR10-0018990] (Akışmaz veya durağan maddenin durumu)
          • aktüelleştirme [TUR10-0022660] (Güncelleştirme durumu)
          • akışkanlaşma [TUR10-0018870] (Akışkan duruma gelme)
          • katışıksızlık [TUR10-0044610] (İçine başka şeyler karışmamış olma durumu)
          • arınmış [TUR10-0939890] (Arı duruma gelmiş olan)
          • ardaklanma [TUR10-0043690] (Ardaklanma durumu)
          • ardıllık [TUR10-1248370] (Ardıl olma durumu)
          • ardışıklık [TUR10-1248380] (Ardışık olma durumu)
          • aristokratlık [TUR10-0045210] (Aristokrat olma durumu)
          • arkasızlık [TUR10-0045930] (Arkası olmama durumu)
          • artıklık [TUR10-1248420] (Artık olma durumu)
          • asalet [TUR10-0048700] (Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu)
          • asalaklık [TUR10-1248450] (Asalak olma durumu, parazitlik)
          • asayiş [TUR10-0048870] (Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu) security [ENG31-14562870-n] (the state of being free from danger or injury)
            • kamu güvenliği [TUR10-0407520] (Bir devlette zabıta hizmetleriyle halka sağlanan can ve mal güvenliği)
            • korunma [TUR10-0737380] (Çeşitli tehlikeleri engellemek için bir yere veya birine başvurma, kendini emniyete alma) preservation [ENG31-14602485-n] (the condition of being (well or ill) preserved)
              • sığınma [TUR10-0370300] (Korunmak için bir yere çekilme)
              • corum [TUR10-0142390] (Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu)
              • ibate [TUR10-1248780] (Barındırma)
            • milli güvenlik [TUR10-0545790] (Bütün toplumu ilgilendiren düzen ve toplumun emniyeti)
          • asosyallik [TUR10-1248490] (Asosyal olma durumu)
          • sabit fikirlilik [TUR10-0652530] (Sabit fikirli olma durumu)
          • sadiklik [TUR10-1254410] (Sadik olma durumu)
          • sağcılık [TUR10-1254430] (Sağcı olma durumu)
          • sağdıçlık [TUR10-1254440] (Sağdıç olma durumu)
          • sağırlık [TUR10-1254450] (Sağır olma durumu)
          • sağlıksızlık [TUR10-1254460] (Sağlıksız olma durumu, sıhhatsizlik)
            • yarımlık [TUR10-0837530] (Sakat ve sağlıksız olma durumu)
          • saldırmazlık [TUR10-0659870] (Birbirine saldırmama durumu)
          • sapaklık [TUR10-0664270] (Belli bir ölçüye, belli kurala uymama durumu)
          • sarartı [TUR10-1254580] (Sarı olma durumu)
          • sarıcılık [TUR10-0665960] (İlgiyi üzerinde toplayıcı olma durumu)
          • kabaklık [TUR10-0392950] (Başın tüysüz veya dazlak olma durumu)
          • kabaklık [TUR10-0392940] (Karpuz veya kavunun ham olma durumu)
          • kabak tadı [TUR10-0392970] (Beğenilmeyen, bıkkınlık veren durum)
          • kaçıklık [TUR10-0395130] (Kaçık olma durumu)
          • kaçmaklık [TUR10-0395880] (Kaçma durumu)
          • kader birliği [TUR10-0396390] (İyi ve kötü günleri, aynı sonu paylaşma durumu)
          • kadınlık [TUR10-0396820] (Dişiliğin özelliklerini kullanma durumu)
          • kadınlık [TUR10-0396810] (Kadının gerekli erdem ve nitelikleri taşıması durumu)
          • Kadirilik [TUR10-0397220] (Bu tarikata mensup olma durumu)
          • kafadarlık [TUR10-0397680] (Görüş ve anlayışları birbirine uyma durumu)
          • kâfirleşme [TUR10-0398310] (Kâfir gibi olma)
          • kâfirlik [TUR10-0398330] (Kâfir olma durumu)
          • kafirlik [TUR10-1252550] (Kâfir olma durumu)
          • kafiyesizlik [TUR10-0801260] (Şiir, aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek bulunmama durumu)
          • kahyalık [TUR10-0399880] (Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışma durumu)
          • kâhyalık [TUR10-0399850] (Kâhya olma durumu)
          • kaidesizlik [TUR10-0399990] (Kaidesiz olma durumu)
          • kalenderlik [TUR10-1252570] (Kalender olma durumu)
          • kaltaklık [TUR10-0406050] (Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu)
          • kandırıcılık [TUR10-1252590] (Kandırıcı olma durumu)
          • korkaklık [TUR10-0410660] (Korkak olma durumu)
          • kapkaççılık [TUR10-1252600] (Kapkaççı olma durumu)
          • kaplamsallık [TUR10-0414000] (Kaplamsal olma özelliği)
          • karaborsacılık [TUR10-1252610] (Karaborsacı olma durumu)
          • karaktersizlik [TUR10-0416700] (Güvenilir karakteri olmama durumu)
          • karar [TUR10-0417670] (Değişmez olma)
          • karavaşlık [TUR10-1252640] (Karavaş olma durumu)
          • kara yüz [TUR10-0418750] (Utanç verici, yüz kızartıcı durum)
          • kardeşlik [TUR10-0419290] (Aynı anne babadan doğma veya anne babalarından birinin aynı olma durumu)
            • hemşirelik [TUR10-0339070] (Kız kardeşlik)
          • kargaşacılık [TUR10-1071870] (Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda düzen bozukluğu ortaya çıkaran kimse olma durumu)
          • karlılık [TUR10-1072450] (Karlı olma durumu)
          • kârlılık [TUR10-1072460] (Kârlı olma durumu)
          • karmaşa [TUR10-0422210] (Karmaşık olma durumu)
            • anafor [TUR10-0034440] (Karmakarışık, sinirli, güç durum)
            • narsist kompleksi [TUR10-0570960] (Kendini sevme özelliğini ön plana çıkarma işi)
            • gayya kuyusu [TUR10-0284990] (Karmaşık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum)
          • karsızlık [TUR10-1072820] (Kârsız olma durumu)
          • kârsızlık [TUR10-0422790] (Kârsız olma durumu)
          • karşıtlık [TUR10-0423650] (Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu)
          • kasılganlık [TUR10-1252690] (Kasılgan olma durumu)
          • katırlık [TUR10-0428280] (İnatçı, huysuz olma durumu)
          • katillik [TUR10-1252740] (Katil olma durumu)
          • tabilik [TUR10-0736350] (Tabi olma durumu)
          • tutarsızlık [TUR10-1255770] (Tutarsız olma durumu)
            • çifte standart [TUR10-0167300] (Kişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama)
          • tutukluk [TUR10-0790790] (Düzgün işlememe durumu)
          • tutulmazlık [TUR10-1255780] (Tutulmaz olma durumu)
          • tutulmuşluk [TUR10-1255790] (Tutulmuş olma durumu)
          • tutumluluk [TUR10-1255800] (Tutumlu olma durumu)
          • tutkunluk [TUR10-0789780] (Sevip aşık olma, gönül vermişlik)
          • tutuculuk [TUR10-0790600] (Tutucu olma durumu)
          • tükenmişlik [TUR10-0792270] (Gücünü yitirmiş olma, çaba göstermeme durumu)
          • tümleyicilik [TUR10-1255640] (Tümleyici olma durumu)
          • tüzel kişilik [TUR10-0351100] (Hukuk bakımından bireylerin veya malların topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlık olma durumu)
          • uçuculuk [TUR10-0796030] (Uçucu olma durumu)
          • unutkanlık [TUR10-1255950] (Unutkan olma durumu)
          • usulsüzlük [TUR10-0540090] (Yöntem, düzen ve sistemden yoksun olma durumu)
          • utanış [TUR10-0800980] (Utanma durumu veya biçimi)
          • uyanış [TUR10-0801440] (Bilgisizlikten kurtulma durumu)
          • uyanış [TUR10-0801410] (Uyanma durumu veya biçimi)
          • uyarılganlık [TUR10-1256010] (Uyarılgan olma durumu)
          • uyduluk [TUR10-0625960] (Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen olma durumu)
          • uykuculuk [TUR10-1256030] (Uykucu olma durumu)
          • uyumluluk [TUR10-1256050] (Uyumlu olma durumu, uyarlılık)
            • genelci [TUR10-0291340] (Genele uygun davranan kimse)
          • uyuşturuculuk [TUR10-1256070] (Uyuşturucu olma durumu)
          • uyuşum [TUR10-0803650] (Her konuda birbirine uyma durumu)
          • uyuşum [TUR10-0803660] (İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu)
          • uyuyuş [TUR10-0803770] (Uyuma durumu veya biçimi)
          • uzaklanma [TUR10-0804140] (Uzaklanmak durumu veya biçimi)
          • uzanış [TUR10-0804510] (Uzanma durumu veya biçimi)
          • uzaycılık [TUR10-0804900] (Uzayla ilgili olma)
          • uzunluk [TUR10-0805710] (Süre yönünden uzun olma durumu)
          • ülkesellik [TUR10-1255880] (Ülkeye ilişkin olma durumu)
          • ülküdaşlık [TUR10-1255890] (Ülküdaş olma durumu)
          • ümmilik [TUR10-1255920] (Ümmi olma durumu)
          • ünite [TUR10-0807930] (Birlik, birleşmiş olma durumu)
          • ürkütücülük [TUR10-1255960] (Ürkütücü olma durumu, özelliği)
          • üstatlık [TUR10-0809770] (Üstat olma durumu)
          • üşengeçlik [TUR10-1255970] (Üşengeç olma durumu; tekâsül)
          • üşengenlik [TUR10-1255980] (Üşengen olma durumu)
          • üşürme [TUR10-0810790] (Üşürme işi veya durumu)
          • habersizlik [TUR10-0319120] (Haber alamama durumu)
          • hacıağalık [TUR10-1251590] (Hacıağa olma durumu)
          • hacılık [TUR10-1251580] (Hacı olma durumu)
          • hafızlık [TUR10-0320280] (Hafız olma durumu veya hafızın görevi)
          • hafiflik [TUR10-0320610] (Davranışları içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymama durumu)
          • hafiyelik [TUR10-0320780] (Hafiye olma durumu veya hafiyenin görevi)
          • hakimlik [TUR10-0321860] (Sözünü geçirme, buyruğunu yürütme durumu)
          • haklaşma [TUR10-0322050] (Haklaşmak biçimi veya durumu)
          • hakseverlik [TUR10-0322130] (Doğru bildiği şeyden ayrılmayan kimse olma durumu)
          • hâlsizleşme [TUR10-0324070] (Hâlsizleşmek durumu)
          • hamaratlık [TUR10-1251650] (Hamarat olma durumu)
          • absürdlük [TUR10-1254400] (Saçmalık, abukluk)
          • acziyet [TUR10-1251470] (Güçsüzlük)
          • aktifleşme [TUR10-0022370] (Aktif duruma gelme)
          • zedeleniş [TUR10-0871780] (Zedelenme durumu)
          • zadegânlık [TUR10-0868990] (Zadegân olma durumu)
          • yüzücülük [TUR10-1256680] (Yüzücü olma durumu)
          • zebunküşlük [TUR10-1256690] (Zebunküş olma durumu)
          • apaçıklık [TUR10-0040270] (Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi)
          • zaman [TUR10-0869560] (Bir süre ile ilgili durum ve şartlar)
          • time [ENG31-15147173-n] (an indefinite period (usually marked by specific attributes or activities))
          • aşağılanış [TUR10-0942500] (Aşağılanma durumu)
          • aşağılayış [TUR10-0942550] (Aşağılama durumu)
          • aşamalılık [TUR10-0942590] (Aşamalı olma durumu veya biçimi)
          • aşırılık [TUR10-1248480] (Aşırı olma durumu)
            • dik alası [TUR10-0203170] (Genellikle hoş karşılanmayan bir durumun aşırılığını anlatan bir söz)
          • yürürlük [TUR10-0536850] (Gereğinin yapılır olması durumu)
          • yumuşatıcılık [TUR10-1256650] (Yumuşatıcı olma durumu)
          • yöntemlilik [TUR10-0861470] (Belli bir yönteme dayanılarak yapılma durumu)
          • aydınlanış [TUR10-0948250] (Aydınlanma işi veya durumu)
          • aydınlatılış [TUR10-0948350] (Aydınlatılma işi veya durumu)
          • aydınlatış [TUR10-0948360] (Aydınlatma işi veya durumu)
          • ayrılık [TUR10-0063470] (Ayrı olma durumu)
            • dış [TUR10-0201430] (Bir konunun kapsamına girmeyen şey)
              • liste dışı [TUR10-0512570] (Herhangi bir seçimde listeye girememiş olan kimse)
            • infirat [TUR10-0374650] (Topluluktan ayrı durma)
          • yaşam koşulları [TUR10-0839750] (Hayat boyunca karşılaşılabilecek her türlü sosyal ve ekonomik durumlar)
          • azgınlık [TUR10-1248630] (Azgın olma durumu, kudurganlık)
          • yapışkanlık [TUR10-0515100] (Yapışkan olma durumu)
          • yapışkanlık [TUR10-0834040] (Bir sıvı veya gaz kütlesinin, içinde bulunan cismin hareketini engelleme özelliği)
          • yapışıklık [TUR10-1256340] (Yapışık olma durumu)
          • yapaylık [TUR10-0833180] (Yapma, yapay olma durumu veya özelliği)
          • bağlantısızlık [TUR10-0070130] (İki veya daha çok şeyin arasında bir ilişkinin ya da bağın bulunmaması durumu)
          • yanlılık [TUR10-1256310] (Yandaşlık)
          • yanşaklık [TUR10-0832830] (Gevezelik)
          • yantutmazlık [TUR10-0832880] (Yantutmaz olma durumu)
          • yanıltmacılık [TUR10-1177230] (Yanıltma işi yapma)
          • yaşanmışlık [TUR10-1256420] (Yaşanmış olma durumu)
          • yanıltıcılık [TUR10-1256320] (Yanıltıcı olma durumu)
          • yan kabağı [TUR10-0831970] (Birinin yanından ayrılmama durumu)
          • basiretsizlik [TUR10-0079280] (Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe)
          • basitlik [TUR10-1248840] (Basit olma durumu)
          • karavela [TUR10-0418570] (Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum)
          • kavrama noktası [TUR10-0430910] (Arabanın harekete geçtiği an ve durum)
          • batak [TUR10-0084500] (Kötü durum, içinden çıkılmaz iş)
          • bataklık [TUR10-0084610] (Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum)
          • kabalaşma [TUR10-0393150] (İnsanlık erdemlerini yitirme)
          • kamplaşma [TUR10-0407410] (Kamplaşma durumu)
          • baygıntı [TUR10-0086310] (Bu sebeple koza yapamama durumu)
          • yabancılık [TUR10-1256250] (Yabancı olma durumu; bigânelik)
          • varta [TUR10-0814970] (Tehlikeli durum)
          • kaos [TUR10-0411490] (Evrenin düzene girmeden önceki biçimden yoksun, uyumsuz ve karışık durumu)
          • kare [TUR10-0419590] (İskambil oyunlarında aynı türden dört kâğıdın bir araya gelmesi)
          • karga [TUR10-0419760] (Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması)
          • karşıtlık [TUR10-0423640] (İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu; karşı gelim)
          • karışma [TUR10-0421320] (Düzeni bozulma)
          • kar sapanı [TUR10-0422770] (Kayarken kayak uçlarını birbirine yaklaştırma, arka uçlarını ise birbirinden uzaklaştırmayla sağlanan frenleme durumu)
          • kavmiyet [TUR10-0430720] (Bir kimsenin bağlı olduğu kavme göre durumu)
          • kayıt kuyut [TUR10-0433550] (Kayıtlı bulunma durumu)
          • kaypaklık [TUR10-0434970] (Kaypak olma durumu)
          • kaytarıcılık [TUR10-1252810] (Kaytarıcı olma durumu, kaytarmacılık)
          • kazaklık [TUR10-0435550] (Karısına söz geçirme, dediğini yaptırma durumu)
          • kazayağı [TUR10-0436060] (İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu)
          • keleşlik [TUR10-1252840] (Keleş olma durumu)
          • kendincelik [TUR10-1248880] (Başkalarınca kabul edilecek bir temele yaslanmadan yalnız bir kişinin kendi kişisel kanışına dayanma durumu)
          • keskinlik [TUR10-1252890] (Keskin olma durumu)
          • kırılma noktası [TUR10-1079800] (Bir olay veya gelişmenin ulaştığı en duyarlı an veya durum)
          • kıtipiyozluk [TUR10-1252990] (Kıtipiyoz olma durumu)
          • kocakarılık [TUR10-0465630] (Kocakarı olma durumu)
          • kollayıcılık [TUR10-0468970] (Kollayıcı olma durumu)
          • koşalık [TUR10-0477370] (Koşa olma durumu)
          • krizalit [TUR10-0486760] (Kelebek olmadan önce bir böceğin, koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu)
          • kumarbazlık [TUR10-0490120] (Ortaya para koyarak oynanan talih oyunlarına düşkün, sürekli bu oyunları oynayan kimse olma durumu)
          • kurnazlık [TUR10-0492990] (Kurnaz olma durumu veya kurnazca iş)
            • tilkilik [TUR10-0776960] (Kurnazlık veya kurnazca davranış)
            • cingözlük [TUR10-0141420] (Cingöz olma durumu)
            • şark kurnazlığı [TUR10-1146130] (Doğu dünyasının anlayış, görgü ve davranış gibi özellikleri çerçevesinde zamana yayma, boşvermişlik, neme lazımcılık içeren uzun vadeli planlar yaparak bir işte karşı taraftan istediğini elde etme işi)
            • diplomat [TUR10-0208150] (İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan)
            • İngiliz siyaseti [TUR10-0374800] (Soğukkanlılık ve kurnazlıkla bir işi yapma veya yaptırma)
          • kuruntululuk [TUR10-1089870] (Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma durumu)
          • kuruntusuzluk [TUR10-1025040] (Yanlış ve yersiz düşünceleri olmama, bu bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanmama durumu)
          • bedavacılık [TUR10-0514890] (Bedavacı olma durumu)
          • lüzucet [TUR10-0515110] (Yapışıp uzayan şeyin durumu)
          • maceracılık [TUR10-0515610] (İlginç ve tehlikeli olayları göze alan olma durumu)
          • mağazacılık [TUR10-0517480] (Mağazacı olma durumu)
          • mağduriyet [TUR10-0457420] (Haksızlığa uğramış olma durumu)
          • mal birliği [TUR10-0521740] (Hukuk bakımından karı ve kocanın mallarının bir bütün sayılması)
          • malikiyet [TUR10-1253430] (Malik olma durumu)
          • malumatfuruşluk [TUR10-0522630] (Bilgiçlik taslama, malumatfuruş olma durumu)
          • malumatsızlık [TUR10-0522670] (Malumatsız olma durumu)
          • mantıksızlık [TUR10-0525080] (Mantıksız davranma durumu)
          • mareşallik [TUR10-0526050] (En yüksek askerî rütbede olma durumu)
          • marizleme [TUR10-0526220] (Marizlemek işi veya durumu)
          • maşalık [TUR10-0528710] (Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu)
          • matem havası [TUR10-0529090] (Bir yerde herhangi bir sebeple ortaya çıkan üzüntülü durum)
          • matruşluk [TUR10-0529450] (Sakalsız, bıyıksız olma durumu)
          • mavilik [TUR10-1253460] (Mavi renkte olma durumu)
          • mazeret [TUR10-0530740] (Bir kimseyi özürlü gösteren durum veya olay)
          • mazlumluk [TUR10-0530950] (Haksızlığa ve zulme uğramış olma durumu)
          • mecburculuk [TUR10-1096610] (Mecburcunun)
          • mecusilik [TUR10-1256720] (Zerdüştçülük dinine mensup olma durumu)
          • meç [TUR10-0531760] (Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu)
          • medeni hâl [TUR10-1096740] (Evli olup olmama durumu)
          • melezlik [TUR10-0533820] (Melez olma durumu)
          • meşhurluk [TUR10-0538880] (Tanınmış olma durumu)
          • dayanıksızlık [TUR10-0539640] (Dayanmayan, sağlam olmayan, güçsüz olma durumu)
          • mevkufiyet [TUR10-0540700] (Alıkonulma durumu)
          • mevkufiyet [TUR10-0540690] (Tutukluluk durumu)
          • meyancılık [TUR10-0541280] (Aracılık eden kimsenin durumu)
          • mezbele [TUR10-0542290] (Aşağılık ve kötü durum)
          • mıgırlık [TUR10-1253580] (Mıgır olma durumu)
          • mikrokozmos [TUR10-0544870] (Uzayda dünya ve insanın durumu)
          • militanlık [TUR10-1253530] (Militan olma durumu)
          • milletseverlik [TUR10-1253540] (Milletsever olma durumu)
          • millîcilik [TUR10-1100100] (Millîci olma durumu)
          • milli eğitim [TUR10-0545760] (Eğitimin ulusal olması)
          • milliyet [TUR10-0545910] (Millete özgü veya milletle ilgili olma durumu)
          • milliyetseverlik [TUR10-0546050] (Milliyetini benimseme durumu)
          • minaregölgesi [TUR10-0546520] (Gerçekleşmesi imkânsız durum)
          • mirasçılık [TUR10-0882700] (Kalıtçı olma durumu; vârislik)
          • mirasyedilik [TUR10-0547450] (Mirasyedi olma durumu veya mirasyediye yaraşır davranış)
          • misafirlik [TUR10-0547620] (Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse olma durumu)
            • oturma [TUR10-0594750] (Kısa süre için konukluğa gitme)
          • miskinlik [TUR10-0538140] (Uyuşuk, tembel olma durumu veya davranış)
          • mizaçgirlik [TUR10-1253570] (Mizaçgir olma durumu)
          • moruklama [TUR10-1101130] (İhtiyar olmak durumu)
          • Moskofluk [TUR10-0550910] (Moskof olma durumu)
          • coğrafi durum [TUR10-0142210] (Bir yerin çevresi ile ilgisinin tespiti veya görünümü)
          • cünüplük [TUR10-1250180] (Cünüp olma durumu, cenabet)
          • muavinlik [TUR10-0552150] (Muavin olma durumu)
          • mubassır [TUR10-0552320] (Okullarda öğrencilerin durumu ile ilgilenen ve düzeni sağlamakla görevli kimse)
          • muğlaklık [TUR10-1253620] (Muğlak olma durumu)
          • muhtaçlık [TUR10-0554150] (Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum)
          • mutlanma [TUR10-0557980] (Mutlu olma işi)
          • mutmainlik [TUR10-1253670] (Mutmain olma durumu)
          • muzırlık [TUR10-0558740] (Zararlı olma, zararlı iş veya davranışlarda bulunma durumu)
          • müesseseleştirme [TUR10-0560180] (Müesseseleştirmek durum)
          • çıplaklık [TUR10-1250070] (Çıplak olma durumu)
          • müritlik [TUR10-1253650] (Mürit olma durumu)
          • müvezzilik [TUR10-0567100] (Müvezzi olma durumu)
          • nadirat [TUR10-0568040] (Seyrek, az görülen, az bulunan şey veya durum)
          • nakışlık [TUR10-0568810] (Nakış olma durumu veya değeri)
          • namusluluk [TUR10-1253690] (Namuslu olma durumu, namuskârlık)
          • namussuzluk [TUR10-0570260] (Namussuz olma durumu veya namussuzca davranış)
          • narinlik [TUR10-1253700] (Narin olma durumu)
          • neftileşme [TUR10-0573560] (Siyaha yakın koyu yeşile dönme işi veya durumu)
          • neftîleştirme [TUR10-0573580] (Neftîleştirmek işi veya durumu)
          • neme lazımcılık [TUR10-1105810] (Gerekli şeylerle ilgilenmekten kaçınma durumu, bir şeyi umursamama durumu)
          • nesnesiz [TUR10-0575040] (Belli bir nesneye dayanmayan ruhsal durum)
          • nez hali [TUR10-0322740] (Can çekişme durumu)
          • nikahlılık [TUR10-0576870] (Evlilik birliğiyle yasal olarak bağlanmış olma durumu veya biçimi)
          • nikahsızlık [TUR10-0576910] (Aralarında yasal olarak evlilik birliği olmadığı hâlde karı koca hayatı sürme durumu veya biçimi)
          • niteliklilik [TUR10-1068110] (Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olma durumu)
          • delirme [TUR10-0755230] (Aklını oynatma, aklını yitirme)
          • normallık [TUR10-1253770] (Normal olma durumu)
          • oburluk [TUR10-1253800] ()
          • okumuşluk [TUR10-0584440] (Okur yazar, öğrenim görmüş olma durumu)
          • olacak [TUR10-0584910] (Olmasının önüne geçilemeyen durum)
          • olağanlık [TUR10-1253850] (Olağan olma durumu)
          • olamazlık [TUR10-1253860] (Olamaz olma durumu)
          • olasılık [TUR10-0585220] (O zamana kadar yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi, ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu)
          • olgunluk [TUR10-0585700] (Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu)
          • olgusallık [TUR10-0585770] (Olgusal olma durumu)
          • olmuşluk [TUR10-1253910] (Olmuş olma durumu)
          • olumsallık [TUR10-1253940] (Olumsal olma durumu)
          • olumsuzluk [TUR10-0586680] (Olumsuz olma niteliği veya durumu)
            • iki başlılık [TUR10-0364930] (Yönetimde birden çok kişinin müdahalesi sonunda işlerin sarpa sarması)
          • olup biten [TUR10-1109090] (Meydana gelen olaylar, ortaya çıkan durum veya oluşan her şey)
          • olurluk [TUR10-0586780] (Olabilme durumu)
          • detaysızlık [TUR10-1004210] (Detaysız olma durumu)
          • şikâyetçilik [TUR10-0731450] (Şikâyetçi olma durumu)
          • şövalyelik [TUR10-0733880] (Şövalyenin bağlı olduğu derebeylik kurumu)
          • şovenlik [TUR10-0733620] (Şoven olma durumu veya şovence davranış)
          • şorololuk [TUR10-1255010] (Şorolo olma durumu)
          • şoparlık [TUR10-0733460] (Şopar gibi davranma)
          • şistlilik [TUR10-0732390] (Bazı kayalara özgü olan dilimlere ayrılabilme durumu)
          • onarıcılık [TUR10-1253960] (Onarıcı olma durumu)
          • optikçilik [TUR10-0589270] (Optikçi olma durumu)
          • oransızlık [TUR10-0589750] (Oransız olma durumu)
            • gabin [TUR10-0281140] (Edimler arasında açık oransızlık)
          • seferi durum [TUR10-0673360] (Savaş ortamı)
          • sel [TUR10-0674790] (Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış)
          • orijinalite [TUR10-0590610] (Alışılagelenden değişik, şaşırtıcı nitelikte olma durumu)
          • orman kanunu [TUR10-1110070] (Yasaların uygulanamaması sonucu oluşan durum)
          • orta [TUR10-0591430] (Görünür, algılanır durum)
          • ortaklaşalık [TUR10-1110270] (El birliği etme durumu)
          • ortak yaşama [TUR10-0592180] (Başka türden iki canlının dengeli ve sıkı bir iş birliği ile birbirinden yararlanarak yaşamaları durumu)
          • osmanlılık [TUR10-1253990] (Osmanlı olma durumu)
          • otlakçılık [TUR10-0593710] (Başkalarının sırtından geçinme durumu)
          • oturmuşluk [TUR10-0594990] (Benimsenmiş, yerleşmiş olma durumu)
            • vergi bağışıklığı [TUR10-0817590] (Verginin oturmuşluğu)
          • oydaşlık [TUR10-0595880] (Düşünce birliği içerisinde olma)
          • oyumlama [TUR10-0597090] (Oyumlamak durumu veya biçimi)
          • oyunbozanlık [TUR10-0597260] (Çeşitli sebeplerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan olma durumu)
          • selamet [TUR10-0674820] (Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu)
          • salvation [ENG31-14562767-n] (the state of being saved or preserved from harm)
          • doyumsuzluk [TUR10-0219800] (Tatmin olamama, cinsel birleşmede orgazma ulaşamama)
          • doyumsuzluk [TUR10-0219790] (Doymama)
          • dünya malı [TUR10-0229490] (İnsanın hoşuna gidecek, huzur verecek durum ve şartların bütünü)
          • sırnaşıklık [TUR10-0688910] (Sırnaşık olma durumu veya sırnaşıkça davranış)
          • form [TUR10-0277920] (Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu)
          • öbeklenme [TUR10-0597930] (Öbeklenmek durumu veya biçimi)
          • ökelik [TUR10-1253830] (Öke olma durumu)
          • öldürücülük [TUR10-1253890] (Öldürücü olma durumu)
          • ölmüşlük [TUR10-1253920] (Ölmüş olma durumu)
          • ölüm döşeği [TUR10-0602000] (Ölümcül durum)
          • öncesizlik [TUR10-0603030] (Öncesi olmama durumu)
          • öncülük [TUR10-0603160] (Öncü olma durumu)
          • önemlilik [TUR10-1113800] (Nitelik veya nicelik bakımından değerli olma durumu)
          • seyyie [TUR10-0683380] (Yanlış veya kötü bir davranış sonucu karşılaşılan kötü durum)
          • sinir törpüsü [TUR10-0695270] (Sinirleri, ruhsal durumu zayıflatan, yıpratan şey)
          • solculuk [TUR10-1254980] (Solcu olma durumu)
          • solaklık [TUR10-1254970] (Solak olma durumu)
          • sokulganlık [TUR10-1254960] (Sokulgan olma durumu)
          • softalık [TUR10-1254950] (Softa olma durumu)
          • sofuluk [TUR10-0699150] (Sofuca davranma)
          • sofilik [TUR10-0698780] (Sofi olma durumu)
          • örgütsüzlük [TUR10-0605010] (Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu)
          • örtüşme [TUR10-0605760] (Örtüşmek durumu veya biçimi)
          • örükleme [TUR10-0605900] (Örklemek işi veya durumu)
          • ötekileşme [TUR10-1114840] (Kırmızı kart görmek durumu)
          • ötücülük [TUR10-1254010] (Ötücü olma durumu)
          • övüngenlik [TUR10-0606990] (Çok övünme durumu)
          • özdenlik [TUR10-0607630] (Varlığı kendinden olma, kendi özüyle var olma durumu)
          • özdeşlik [TUR10-0607730] (Aynı olma durumu) identity [ENG31-04750264-n] (exact sameness)
            • şekildaşlık [TUR10-1249190] (Biçimleri aynı olma durumu)
          • özelliksiz [TUR10-1115240] (Kendine özgü özelliği bulunmayan)
          • özengenlik [TUR10-1254070] (Özengen olma durumu, amatörlük)
          • özenticilik [TUR10-1254080] (Özentici olma durumu)
          • özgüllük [TUR10-1254090] (Özgül olma durumu)
          • özgürlükçü [TUR10-0609060] (Özgürlük yanlısı)
          • öznellik [TUR10-1254100] (Öznel olma durumu; subjektivite)
            • enfüsi [TUR10-0247640] (Nesnelerin gerçeğine değil, ferdin düşünce ve duygularına dayanan; öznel)
          • gerilim [TUR10-0294170] (İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum)
          • gevreklik [TUR10-0295270] (Bir maddenin kolay kırılabilir olma durumu)
          • papağanlık [TUR10-0613010] (Duyduklarını düşünmeden, anlamını bilmeden tekrarlama durumu)
          • paralellik [TUR10-0614170] (İki çizginin birbiyle kesişmeyen bir durumda olması)
          • sömürücülük [TUR10-1255000] (Sömürücü olma durumu)
          • sömürgenlik [TUR10-0705850] (Sömürgen olma durumu)
          • sövücülük [TUR10-1140420] (Söven, küfreden olma durumu)
          • soluksuzluk [TUR10-0701390] (Kolay, sürekli ve verimli yazamama)
          • ülkeler arası [TUR10-0807350] (İki veya daha çok ülke arasında oluşan durum)
          • yayın dışı [TUR10-0843240] (Normal yayımın yapıldığı zamanın dışında olan durum)
          • umut kapısı [TUR10-0799160] (İstenilen, arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesi beklentisiyle özlenen durum)
          • görevsizlik [TUR10-0305290] (Bir görevi bulunmama durumu)
          • görülmemişlik [TUR10-1251350] (Görülmemiş olma durumu)
          • parlaklık [TUR10-0615760] (İlgi ve dikkat çekici olma durumu)
          • pembelik [TUR10-0622300] (Pembe olma durumu veya pembe yer)
            • şafak pembesi [TUR10-1145300] (Güneşin doğduğu anda görülen pembelik)
          • perdelenme [TUR10-0623630] (Söyleyişte sesin değişik bir perdeden çıkması)
          • perhizkarlık [TUR10-1254180] (Perhizkâr olma durumu)
          • perhizkârlık [TUR10-0624000] (Perhizkâr olma durumu)
          • peygamberlik [TUR10-0829820] (İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran olma durumu)
          • pırlama [TUR10-0626600] (Pırlamak durumu veya biçimi)
          • piçlik [TUR10-0627240] (Piç olma durumu)
          • pimpiriklik [TUR10-1254200] (Pimpirik olma durumu)
          • görüşlülük [TUR10-1251360] (Görüşü olma durumu)
          • görüşsüzlük [TUR10-0306650] (Görüşü olmama durumu)
          • gövdesizlik [TUR10-0307820] (Gövdesi olmama durumu)
          • deplasman [TUR10-1005730] (Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu)
          • duygulanma [TUR10-0227110] (Duygulanmak, etkilenmek durumu)
            • teessür [TUR10-0756200] (Duygulanım)
            • duygulanım [TUR10-0227120] (Duyarlığın harekete geçişi)
            • duygulanım [TUR10-0227130] (Dış sebeplerle bir ruh durumunun değişmesi)
            • duygulanım [TUR10-0227150] (İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu)
            • avurtlama [TUR10-0058760] (Büyülenme)
            • infial [TUR10-0374580] (Herhangi bir şeyden etkilenme)
          • fütursuzluk [TUR10-1251150] (Fütursuz olma durumu)
          • gebeşlik [TUR10-0286170] (Gebeş olma durumu)
          • geçersizlik [TUR10-0287180] (Geçersiz olma durumu)
            • zaman aşımı [TUR10-0563670] (Bir işin üzerinden belirli bir zaman geçerek onun geçersiz kalması)
            • geçersizleşme [TUR10-0287140] (Geçersiz duruma düşme)
          • geçkinlik [TUR10-0288300] (Geçkin olma durumu)
          • gereksinme [TUR10-0293390] (Gereksinmek işi veya durumu)
            • yoksunluk [TUR10-0858480] (Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çekme durumu) privation [ENG31-01152695-n] (act of depriving someone of food or money or rights)
              • üzenti [TUR10-0811570] (Manevi hazdan yoksunluk)
          • gerilme [TUR10-0294360] (Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum)
            • gerim [TUR10-1031200] (Dinlenme durumundaki kasın normal gerginliği)
          • getirilme [TUR10-0294780] (Getirilmek işi veya durumu)
          • girişimcilik [TUR10-0298520] (Girişimci olma durumu)
            • özel girişimcilik [TUR10-0608000] (Ekonomik alanda özel girişimi tercih etme)
          • gönçlük [TUR10-0303910] (Gönç olma durumu)
          • gönüldaşlık [TUR10-1251330] (Gönüldaş olma durumu)
          • görgü [TUR10-0305330] (Görmüş olma durumu)
          • görmüşlük [TUR10-0305850] (Bir şeyi görmüş olma durumu)
          • gurbetçilik [TUR10-1251530] (Gurbetçi olma durumu)
          • başsızlık [TUR10-0083780] (Başı veya başkanı bulunmama durumu)
          • batakçılık [TUR10-1248950] (Batakçı olma durumu)
          • bayatsıma [TUR10-0086170] (Bayatsıma durumu)
          • baysallık [TUR10-0087380] (Huzur ve refah içinde bulunma durumu)
          • beğenilirlik [TUR10-1249030] (Beğenilir olma durumu)
          • beğeniliş [TUR10-0960760] (Beğenilme işi veya durumu)
          • beğenirlilik [TUR10-1249040] (Beğenir olma durumu, beğenirlik)
          • beklenilme [TUR10-0089770] (Beklenilmek işi veya durumu)
          • belginlik [TUR10-0665200] (Açık, belli, anlaşılır olma durumu)
          • belleticilik [TUR10-1249100] (Belletici olma durumu)
          • bellilik [TUR10-0092460] (Apaçık olma durumu)
          • belirginlik [TUR10-1249060] (Belirgin olma durumu)
          • benlikçilik [TUR10-0093280] (Her konuda hep kendini ileri sürme, hep kendinden söz etme durumu)
          • beraberlik [TUR10-0094120] (Baş başa kalma durumu)
          • sağlamlık [TUR10-0094900] (Sağlam olma durumu)
            • rükün [TUR10-0651040] (Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü)
          • besinsizlik [TUR10-0095390] (Besinsiz olma durumu)
          • bıkkınlık [TUR10-1250120] (Çok bıkmış olma durumu)
            • usanç [TUR10-0799890] (Usanma duygusu; bıkma; bıkkınlık; melal)
              • usantı [TUR10-0799990] (Usanma durumu; usanç)
            • bıkkıntı [TUR10-0099860] (Bıkma duygusu)
          • biçimsellik [TUR10-1249180] (Biçime uygun olma durumu, formellik)
          • bigânelik [TUR10-0101660] (Bigâne olma durumu)
          • bildiklik [TUR10-1249200] (Bildik olma durumu)
          • bildirişme [TUR10-0102150] (Bildirişmek işi veya durumu)
          • bilecenlik [TUR10-1249210] (Bilecen olma durumu)
          • bilgiçlik [TUR10-1249240] (Bilgiç olma durumu)
          • bilimsellik [TUR10-1249270] (Bilimsel olma durumu, ilmîlik)
          • bilimsizlik [TUR10-0103670] (Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş)
          • bilinmezlik [TUR10-1249280] (Bilinmez olma durumu)
          • bindirme [TUR10-0105060] (Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu)
          • bir hoşluk [TUR10-0106970] (Her zaman görülmeyen, iyiye yorulmaz durum)
          • bizdenlik [TUR10-1249670] (Bizden olma durumu)
          • boncuklanış [TUR10-0113250] (Boncuklanma işi veya durumu)
          • borçluluk [TUR10-1249720] (Borçlu olma durumu)
          • boşboğazlık [TUR10-1249750] (Boşboğaz olma durumu)
          • bozgunluk [TUR10-0117700] (Bozgun olanın durumu)
          • bulaşıklık [TUR10-0122920] (Bulaşık olma durumu)
          • buluculuk [TUR10-1249810] (Bulucu olma durumu)
          • buyrukçuluk [TUR10-0126450] (Buyrukçu olma durumu)
          • buyurganlık [TUR10-1249860] (Buyurgan olma durumu)
          • buz duvarı [TUR10-0126790] (Samimi olmamaktan ortaya çıkan, arzu edilmeyen, arada soğukluk yaratan durum)
          • caydırıcılık [TUR10-1249930] (Caydırıcı olma durumu)
          • ciddilik [TUR10-0140100] (Ciddi durum)
          • çapraşıklık [TUR10-1249910] (Çapraşık olma durumu)
          • çatal kazık [TUR10-0152960] (Sonuçta ne olacağı belirsiz, karışık, karanlık ve şüpheli durum)
          • çatışmasızlık [TUR10-0987330] (Çatışma olmama durumu)
          • çingenelik [TUR10-1250040] (Çingene olma durumu)
          • çoğulluk [TUR10-1250110] (Çoğul olma durumu)
          • çolpalık [TUR10-1250130] (Çolpa olma durumu)
          • çözücülük [TUR10-1250150] (Çözücü olma durumu)
          • damga [TUR10-0182120] (Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum)
          • güdümlülük [TUR10-1251480] (Güdümlü olma durumu)
          • günahkarlık [TUR10-1251500] (Günahkâr olma durumu)
          • güncellik [TUR10-0315330] (Günün konusu, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.) olma durumu)
          • günlükçülük [TUR10-1251520] (Günlükçü olma durumu)
          • gürbüzlük [TUR10-1251540] (Gürbüz olma durumu)
          • gürsoluk [TUR10-1041750] (Koşmaktan güçlükle soluk alarak, sık sık soluyarak, yorgun, bitkin veya telaşla)
          • damatlık [TUR10-0317990] (Damat olma durumu)
          • robotluk [TUR10-0648250] (Robot gibi mekanik hareket etme durumu)
          • puluçluk [TUR10-0638170] (Puluç olma durumu)
          • güveylik [TUR10-1251560] (Güvey olma durumu)
          • hâkim rüzgâr [TUR10-1043170] (O an için geçerli olan şey, durum)
          • hal [TUR10-0117240] (Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi; durum)
          • halihazır [TUR10-0322970] (Şimdiki durum, bugünkü durum)
          • halvet [TUR10-0324220] (Issız yerde yalnız kalma)
          • hantallık [TUR10-1251680] (Hantal olma durumu)
          • pörtlek [TUR10-0635010] (Cıvık şeylerin çatlayan kabuktan, delikten dışarıya çıkmış durumu)
          • pruva hattı [TUR10-0637260] (Gemilerin birbirinin ardı sıra gitmek için aldıkları durum)
          • izlenebilme [TUR10-1064450] (İzlenebilmek)
          • iyilikbilmezlik [TUR10-1252460] (İyilikbilmez olma durumu)
          • iyi hal [TUR10-0352060] (Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmama durumu)
          • acelecilik [TUR10-0388690] (Tez iş gören, çabuk davranan olma durumu)
          • ivazlılık [TUR10-1063820] (Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçmesi niteliğinde olan ya da bu yola başvurularak yapılan olma durumu)
          • bakı [TUR10-0071740] (Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu)
          • beğenirlik [TUR10-1249050] (Beğenirlilik)
          • beklenmezlik [TUR10-0089830] (Beklenmeme)
          • beraatizimmet [TUR10-1249730] (Borçsuzluk)
          • birliktelik [TUR10-1249610] (Birlikte olma durumu, beraberlik)
          • çarpılma [TUR10-0151860] (Çarpık duruma gelme)
          • hapislik [TUR10-0326710] (Hapiste bulunma durumu)
          • işlerlik [TUR10-0385920] (Gereken sonucu verecek nitelikte çalışma durumu)
          • işlemcilik [TUR10-1252320] (İşlemci olma durumu)
          • işleklik [TUR10-1252300] (İşlek olma durumu)
          • işgüzarlık [TUR10-0384910] (İşgüzar olma durumu)
          • işçilik [TUR10-0384590] (İşçi olma, işçi niteliğinde olma durumu)
          • işbitiricilik [TUR10-1252240] (İşbitirici olma durumu)
          • islamofobi [TUR10-1252280] (İslam korkusu)
          • haremlik selamlık [TUR10-1044880] (Harem selamlık)
          • harem selamlık [TUR10-0328510] (Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturması)
          • harfendazlık [TUR10-1251710] (Harfendaz olma durumu)
          • hasiyet [TUR10-0330350] (Birine, bir şeye mahsus olma durumu)
          • interkinez [TUR10-0376950] (Çekirdeğin iki bölünme devresi arasındaki dinlenme durumu)
          • irtibatlılık [TUR10-1059900] (Bağlantılı olma durumu)
          • haşır neşir [TUR10-1045580] (Kaynaşma, bir arada olma)
          • hatır [TUR10-0331740] (Durum; keyif; hâl)
          • hava [TUR10-0032500] (Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer) spirit [ENG31-14549784-n] (the general atmosphere of a place or situation and the effect that it has on people)
            • gerilim [TUR10-0294180] (Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava)
            • göbek havası [TUR10-0300980] (Çok eğlenceli durum)
          • hava [TUR10-0332270] (Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu)
          • hava [TUR10-0332380] (Keyif; âlem)
          • havacılık [TUR10-0332490] (Havacı olma durumu)
          • hayalîleşme [TUR10-1046840] (Hayalîleşmek durumu)
          • hayat [TUR10-1246010] (Durum)
          • haybecilik [TUR10-1251770] (Haybeci olma durumu)
          • hayırhahlık [TUR10-0335390] (İyilik isteme durumu)
          • hayırlaşma [TUR10-0335400] (Hayırlaşmak biçimi veya durumu)
          • haykırtma [TUR10-0335640] (Haykırtmak biçimi veya durumu)
          • hayranlık [TUR10-0335840] (Hayran olma durumu)
          • insanlık [TUR10-0096140] (Doğru dürüst insana yakışır durum)
          • hayretme [TUR10-1047280] (Faydası olmak durumu)
          • hayvanlık [TUR10-0336330] (Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık olma durumu)
          • hayvanseverlik [TUR10-1251800] (Hayvansever olma durumu)
          • hazfetme [TUR10-0336600] (Hazfetmek durumu veya biçimi)
          • benimsenme [TUR10-0336640] (Kabul edilme)
          • hazımsızlık [TUR10-0336710] (Benimseyememe, katlanamama, kabullenememe)
          • hazcılık [TUR10-0336580] (Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük)
          • hazırcılık [TUR10-0336810] (Her şeyi hazır bulmaya veya elde etmeye düşkün olma durumu)
          • helezonlaşma [TUR10-0338350] (Helezonlaşmak biçimi veya durumu)
          • hemşehrilik [TUR10-1251820] (Hemşehri olma durumu)
          • hevenkleşme [TUR10-0340430] (Hevenkleşmek biçimi veya durumu)
          • heveskarlık [TUR10-1251890] (Hevesli olma durumu)
          • heyecansızlık [TUR10-0340850] (Heyecan verici olmama durumu)
          • hırıldaşma [TUR10-0341800] (Hırıldaşmak biçimi veya durumu)
          • hırpanilik [TUR10-1251970] (Hırpani olma durumu)
          • hırtapozluk [TUR10-1251990] (Hırtapoz olma durumu)
          • ilgiçliiğne [TUR10-1252130] (İlginç olma durumu)
          • incelik [TUR10-0373260] (İnce olma durumu)
          • iktisadiyat [TUR10-0366690] (Bir devletin ekonomik durumu)
          • ikbal [TUR10-0364700] (Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu)
          • iğneli fıçı [TUR10-0362730] (Çok sıkıntı ve üzüntü veren durum veya şey)
          • idealize [TUR10-0361180] (İdeal durum)
          • içe bakış [TUR10-0358320] (Deneğin bilincinde olanları izleyerek ruhsal süreçlerin özellik ve nitelikleri hakkında bilgi vermesi durumu)
          • ıskarça [TUR10-0354380] (Bir limanın gemi kalabalığı içindeki durumu)
          • husumet [TUR10-0330120] (Düşman olma durumu)
          • hoşluk [TUR10-0348780] (Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren olma durumu)
          • hoşgörürlük [TUR10-0348620] (Hoşgörü ile davranma durumu)
          • homoteti [TUR10-0347300] (Merkez olarak alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grubunun durumu)
          • holiganlık [TUR10-0347100] (Holigan olma durumu veya holiganın yaptığı iş)
          • bükülgenlik [TUR10-0127560] (Bükülgen olma durumu)
          • hippilik [TUR10-1251930] (Hippi olma durumu)
          • hapislik [TUR10-0326715] (Hapiste bulunma süresi)
          • sorun [TUR10-0527970] (Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum) problem [ENG31-14434009-n] (a state of difficulty that needs to be resolved)
            • muamma [TUR10-0104500] (Anlaşılmayan, bilinmeyen şey)
            • puzzle [ENG31-06797496-n] (a particularly baffling problem that is said to have a correct solution)
            • bilmece [TUR10-0551880] (Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun)
            • riddle [ENG31-06798080-n] (a difficult problem)
          • isteme [TUR10-0647460] (Uygun bulmak, beğenmek, benimsemek, istemek) consent [ENG31-06702412-n] (permission to do something)
            • sipariş [TUR10-0695660] (Yapılması ısmarlanan şey)
            • order [ENG31-07294392-n] (a request for something to be made, supplied, or served)
            • dua [TUR10-0826200] (Tanrı'dan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz, dua) prayer [ENG31-07203790-n] (reverent petition to a deity)
              • telkin [TUR10-0761520] (Ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın söylediği dinî sözler)
              • tekbir [TUR10-0757590] (Müslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve "Allah ekber" sözü ile başlayan dua)
              • temcit [TUR10-0762490] (Recep, şaban ve ramazan ayları süresince, sabah ezanından sonra minarelerden okunan ve Allah'ın ululuğunu belirten dua)
              • cenaze duası [TUR10-0135700] (Cenaze namazında okunan dua)
              • sofra duası [TUR10-0698970] (Yemek sonunda yapılan dua)
              • yemek duası [TUR10-0847850] (Yemek yedikten sonra Allah'a şükretmek için edilen dua)
              • teşehhüt [TUR10-0770180] (Namazda oturarak "ettehiyyatü" duasını okuma)
              • salat [TUR10-0659480] (Hazreti Muhammed'in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua)
              • salatüselam [TUR10-0659520] (Hazreti Peygambere ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua)
              • salavat [TUR10-0659550] (Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua)
              • salavat [TUR10-0659540] (Hazreti Muhammed'e saygı bildirmek için okunan dua)
              • karınca duası [TUR10-0420700] (İş yerlerine bereket getirdiğine inanılarak asılan dua)
              • yağmur duası [TUR10-0825250] (Kuraklık zamanlarında yağmur yağması için halkın topluca Tanrı'ya yakarması)
              • namazlık [TUR10-0569890] (Namazda okunan kısa dualar)
              • nefes [TUR10-0573110] (Şifa amacıyla hastaya dua okuma)
              • sela [TUR10-0883370] (Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua)
              • pehlivan duası [TUR10-0621010] (Yağlı güreşte güreşe başlamadan önce cazgır tarafından söylenilen uyaklı sözler)
              • gülbank [TUR10-0313160] (Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua veya ant)
              • hatim duası [TUR10-0331990] (Kuran'ın tamamını okuduktan sonra yapılan dua)
              • hayır dua [TUR10-0335370] (İyi dua)
              • hutbe [TUR10-0350490] (Cuma ve bayram namazlarında minberde okunan dua ve verilen öğüt)
            • gönül rızası [TUR10-0304680] (İç rahatlığıyla olur verme)
          • koyuluk [TUR10-1253140] (Koyu olma durumu)
          • benzerlik [TUR10-0093460] (Benzer olma durumu) similarity [ENG31-04750845-n] (the quality of being similar)
            • izomorfizm [TUR10-0390760] (Organizmada çeşitli soylardan ileri gelen benzerlik)
            • isomorphism [ENG31-04751885-n] ((biology) similarity or identity of form or shape or structure)
            • türdeşlik [TUR10-0793530] (Soyları bir olma, aynı türden olma durumu)
            • homogeneity [ENG31-04752919-n] (the quality of being similar or comparable in kind or nature)
            • dil akrabalığı [TUR10-0204910] (Bir ana dilden türeyen diller arasındaki yakınlık)
            • andırış [TUR10-0036150] (İki şey arasında bazı noktalardaki uygunluk, benzerlik durumu, temsil)
            • ündeşlik [TUR10-0807850] (Ses benzerliği veya birliği)
            • atbaşı [TUR10-0054580] (Eşit; birlikte; başa baş)
            • aynısı [TUR10-0106460] (Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi veya eşi)
            • farksızlık [TUR10-0063790] (Aralarında değişiklik olmama durumu)
            • başa baş noktası [TUR10-0080780] (Bir yabancı paranın veya değerli kâğıdın piyasa değeri ile üstünde yazılı değerin aynı olması durumu)
            • biçim [TUR10-0101010] (Herhangi bir şeyin benzeri)
            • biçimdeşlik [TUR10-1250890] (Eşbiçimlilik)
            • benzeyiş [TUR10-0093870] (Bir şeyin başka bir şeye benzemesi durumu)
            • similarity [ENG31-04750845-n] (the quality of being similar)
            • çalım [TUR10-0147420] (Biraz benzeme; andırma)
            • müsvedde [TUR10-0565170] (Bir şeyin kötü benzeri)
            • frenkçe [TUR10-1028640] (Avrupalı gibi)
            • izomorfizm [TUR10-0255170] (Benzer yapıda olan maddeler arasındaki billurlaşma benzerliği)
            • izomorf [TUR10-0390740] (Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey)
            • hısımlık [TUR10-1252010] (Hısım olma durumu, karabet)
            • imge [TUR10-0371270] (Duyu organlarının dıştan algılandığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri)
              • temsili resim [TUR10-0764030] (Hayalde canlandırılmış resim)
            • benzeşlik [TUR10-0565210] (İki şey arasında benzerlik) similarity [ENG31-04750845-n] (the quality of being similar)
              • analoji [TUR10-0035130] (İki şey arasında bazı ortak yönlerin bulunması)
              • likeness [ENG31-04752054-n] (similarity in appearance or character or nature between persons or things)
          • kıvam [TUR10-0455820] (Bir şeyin en uygun zaman veya durumu)
          • consistency [ENG31-04753172-n] (a harmonious uniformity or agreement among things or parts)
          • gevşeklik [TUR10-0295390] (Gevşek olma durumu) slack [ENG31-04782596-n] (the quality of being loose (not taut))
            • mülayemet [TUR10-0561570] (Bağırsakta yumuşaklık)
          • akamet [TUR10-0017180] (Başarısız olma durumu, muvaffakiyetsizlik) failure [ENG31-14501461-n] (lack of success)
            • ıska [TUR10-0354340] (Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama)
            • miss [ENG31-07334374-n] (a failure to hit (or meet or find etc))
            • karavana [TUR10-0418480] (Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama)
            • miss [ENG31-07334374-n] (a failure to hit (or meet or find etc))
            • yenilgi [TUR10-0432210] (Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama) defeat [ENG31-07490504-n] (an unsuccessful ending to a struggle or contest)
              • yenilgi [TUR10-0517550] (Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması) rout [ENG31-07491544-n] (an overwhelming defeat)
                • yenilme [TUR10-0849380] (Mağlup olma)
                • çayağacı [TUR10-0154960] (Tavla vb. oyunlarda sürekli yenilip bir şeyler ısmarlamak zorunda kalan kimse)
                • ekmeklik [TUR10-0239200] (Oyunda her zaman yenilerek kendisinden para kazanılan kimse)
                • elenme [TUR10-0242860] (Yenilen oyuncu veya takımın yarışmalardan çıkması)
                • gazozağacı [TUR10-0285830] (Oyunda yenildikçe rakibine ve izleyenlere sürekli içecek ısmarlayan oyuncu)
              • yenilgi [TUR10-0849290] (Bir savaşta, yarışmada kaybetme, yenilme; mağlubiyet; hezimet) thrashing [ENG31-07491763-n] (a sound defeat)
                • tuş [TUR10-0789180] (Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi)
                • mat [TUR10-0528860] (Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi)
              • açmaz [TUR10-0006680] (Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu)
              • dümencilik [TUR10-0229070] (En geride olma durumu, sonuncu olma durumu)
              • iflas [TUR10-0361770] (Yenilgiye uğrama, değerini yitirme)
            • ihmal [TUR10-0363300] (Gereken ilgiyi göstermeme, önem vermeme, baştan savma) negligence [ENG31-00740568-n] (failure to act with the prudence that a reasonable person would exercise under the same circumstances)
              • görevi ihmal [TUR10-1198930] (Görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek mağduriyete, kamu zararına ya da haksız kazanca neden olma)
              • neglect of duty [ENG31-00741907-n] ((law) breach of a duty)
              • terk [TUR10-0767530] (Bakmama; ihmal etme)
            • temerrüt [TUR10-0208570] (Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme)
            • default [ENG31-13321434-n] (act of failing to meet a financial obligation)
            • çözümsüzlük [TUR10-0175800] (Çözümü olmama durumu)
            • iflas [TUR10-0361780] (İşlevini veya görevini yapamama)
          • durum [TUR10-0226150] (Duruş biçimi; konum) trim [ENG31-14521095-n] (a state of arrangement or appearance)
            • açık durum [TUR10-0004370] (Güreşte vücudun dizler bükülü, ayaklar açık, dirsekler gövdeye yakın, kollar yarı gergin olarak aldığı durum)
            • kolbastı [TUR10-0468330] (Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu)
            • küçük köprü [TUR10-0499960] (Vücudun, sırt yere dönük olarak avuçlar ve dizler üstünde dayalı ve gergin bulunduğu durum)
            • korlaşma [TUR10-0476120] (Korlaşmak durumu veya biçimi)
            • köprü [TUR10-0482000] (Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum)
            • tesalüp [TUR10-0769070] (İki şeyin birbiri üzerine çapraz biçimde gelmesi)
            • tesalüp [TUR10-0769080] (Sinir ve damarların birbirinin üzerinden çapraz olarak geçmesi)
            • ağırlık [TUR10-0012830] (Sıkıntılı, bunaltıcı durum)
            • apiko [TUR10-0040740] (Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması)
            • avuç [TUR10-0058500] (Elin yarı yumulmuş durumu)
            • oturuş [TUR10-0595110] (Oturma işi veya biçimi) sitting [ENG31-00345085-n] (the act of assuming or maintaining a seated position)
              • bağdaş [TUR10-0068350] (Sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturma biçimi)
              • çöküş [TUR10-0174490] (Çömelip yere oturuş)
            • bir çatı altında [TUR10-0885930] (Aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak))
            • merkez [TUR10-0536960] (Biçim, durum)
            • sıkışma [TUR10-0686120] (Sıkışmak durumu)
            • sınıflanış [TUR10-0687220] (Sınıflanma durumu veya biçimi)
            • sıra [TUR10-0687830] (Bu biçimdeki topluluğun durumu)
            • güreşçi köprüsü [TUR10-0316970] (Vücudun, sırt yere dönük, avuçlar ve tabanlarda yay biçiminde dayalı bulunduğu durum)
            • hiza [TUR10-0346570] (Doğru bir çizgi üzerinde bulunma durumu)
              • yarı bel [TUR10-0836880] (Bel hizası)
          • istenmeyen durum [TUR10-0382090] (Karşılaşılması beklenilmeyen durum, karışıklık, komplikasyon)
            • gaile [TUR10-0281860] (İstenmeyen durum; baş belası)
          • nefaset [TUR10-1253730] (Nefis olma durumu)
          • askerlik [TUR10-0815600] (Asker olma durumu) enlistment [ENG31-01209476-n] (the act of enlisting (as in a military service))
            • subaylık [TUR10-0710270] (Subayın görevi veya rütbesi)
            • kurmaylık [TUR10-1253240] (Kurmay olma durumu)
            • albaylık [TUR10-0024990] (Albay olma durumu veya aşaması)
            • uzman çavuşluk [TUR10-1169820] (Uzman çavuşun görevi)
            • üsteğmenlik [TUR10-0809930] (Üsteğmenin görevi veya makamı)
            • yeniçerilik [TUR10-0848890] (Yeniçeri askerliği)
            • yazıcılık [TUR10-0844280] (Orduda yazıcının görevi)
            • bedelli askerlik [TUR10-0088520] (Askerlik çağına gelmiş gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptıkları kısa süreli vatani görev)
            • leventlik [TUR10-0510360] (Levent olma durumu)
            • binbaşılık [TUR10-0104940] (Binbaşının görevi)
            • birinci zabitlik [TUR10-0969710] (Birinci zabitin işi)
            • çergecilik [TUR10-0989020] (Çergecinin yaptığı iş)
            • silahaltı [TUR10-0692090] (Askerlik görevi)
            • sipahilik [TUR10-0695640] (Sipahi olma durumu)
            • ileri gözetleyicilik [TUR10-1055890] (İleri gözetleyicinin yaptığı iş)
            • sipahilik [TUR10-0695645] (Sipahinin görevi)
          • bağlılık [TUR10-0070510] (Bağlı olma durumu) loyalty [ENG31-04884725-n] (the quality of being loyal)
            • milliyetperverlik [TUR10-0798630] (Milletini seven, milletine bağlı olma durumu) patriotism [ENG31-04885296-n] (love of country and willingness to sacrifice for it)
              • şovenizm [TUR10-0733610] (Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslararasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım)
              • chauvinism [ENG31-04885841-n] (fanatical patriotism)
            • kuramcılık [TUR10-0491880] (Kuram ortaya koyma, kurama bağlı olma durumu)
            • tevakkuf [TUR10-0771160] (Bağlı olma; ilgili olma)
            • kavmiyet [TUR10-0430730] (Kavme bağlılık)
            • biçimcilik [TUR10-0101120] (Biçime sıkı sıkıya bağlılık)
            • bilimcilik [TUR10-0368690] (Bilginin temeli olarak yalnız bilim yöntemine önem verme)
            • dernekçilik [TUR10-0197150] (Bir dernekten yana olma, bir derneğe çok bağlı olma)
            • dinginci [TUR10-1130980] (Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşünü benimseyen)
            • diyanet [TUR10-0211360] (Din kurallarına tam bağlı olma durumu)
            • dost [TUR10-0219230] (Bir şeye düşkün olan, aşırı ilgi duyan kimse)
            • formaliteci [TUR10-0278070] (Bir işi olduğundan fazla abartan, kurallara gereğinden fazla bağlı olan)
            • gelenekçi [TUR10-0289360] (Geleneklere bağlı kimse)
            • Germanofil [TUR10-0294600] (Alman dostu, Alman yanlısı, Almansever kimse)
            • görenekçilik [TUR10-0304970] (Göreneklere bağlılık)
            • görecelik [TUR10-0389880] (Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olma, mutlak olmama durumu)
            • görenekçi [TUR10-0304960] (Göreneklere bağlı kimse)
          • açlık [TUR10-0006290] (Aç olma durumu)
          • hunger [ENG31-14063016-n] (a physiological need for food)
          • kesinlik [TUR10-0428610] (Kesin olma durumu veya kesin davranış)
          • certainty [ENG31-05705100-n] (the state of being certain)
          • can [TUR10-0131370] (Güç, diri olmak durumu)
          • sertlik [TUR10-0094910] (Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olma durumu) solidity [ENG31-04948301-n] (the consistency of a solid)
            • su [TUR10-0710030] (Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik)
          • bereket [TUR10-0047370] (Alışılandan veya beklenilenden fazla ürün verme durumu, bolluk, verimlilik)
          • abundance [ENG31-05122340-n] (the property of a more than adequate quantity or supply)
          • eksiklik [TUR10-0061490] (Eksik olma durumu, eksik olan miktar) insufficiency [ENG31-05120433-n] (lack of an adequate quantity or number)
            • kusurluluk [TUR10-1253250] (Kusurlu olma durumu)
            • beslenme yetersizliği [TUR10-0095730] (Çeşitli güçlükler ve yokluklar yüzünden vücuda gerekli olan gıdaların yerinde ve zamanında alınamaması durumu)
            • nekais [TUR10-1250820] (Eksiklikler, noksanlıklar)
            • gedik [TUR10-0289000] (Eksik dişli)
            • protein yetersizliği [TUR10-0636880] (Yeterli protein alınmaması veya düşük kaliteli proteinlerin alınması sonucu ortaya çıkan, büyümeyi engelleyen, hastalıkların ağır seyretmesine yol açan, kan hücrelerinin yapımını geciktiren ve kansızlığa sebep olan dengesiz beslenme)
            • hipoksi [TUR10-1238510] (Oksijenin bulunması gerekenden az miktarda olması)
            • boşluk [TUR10-0115430] (Bir parçanın alınmasıyla oluşan eksiklik)
          • azlık [TUR10-0065730] (Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında, az olma durumu) dearth [ENG31-05124440-n] (an insufficient quantity or number)
            • kıtlık [TUR10-0455780] (Özellikle gıda maddelerinin ihtiyaca yetmeyecek derecede az olması)
            • dearth [ENG31-14473331-n] (an acute insufficiency)
          • özür [TUR10-0609860] (Sakatlık, bozukluk, eksiklik veya elverişsizlik)
          • perdesizlik [TUR10-0623760] (Perdesi olmama durumu)
          • çokluk [TUR10-0445520] (Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu)
          • horde [ENG31-08199880-n] (a vast multitude)
          • içerme [TUR10-0358580] (Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, içinde bulundurma)
          • inclusion [ENG31-13816246-n] (the relation of comprising something)
          • çeşitlilik [TUR10-0160630] (Çeşidi çok olma durumu) diverseness [ENG31-04758560-n] (noticeable heterogeneity)
            • varyant [TUR10-0815000] (Bir dil içindeki her türlü çeşitlenme)
            • varyasyon [TUR10-0815080] (Değişik biçim)
            • varyasyon [TUR10-0815040] (Bir dil içindeki çeşitler)
            • ürün yelpazesi [TUR10-0809360] (Üretilen maddelerin, değişik ve yaygın çok çeşitlilik durumu)
            • biyoçeşitlilik [TUR10-0879360] (Deniz ve kara sularındaki ekolojik ortamda yer alan canlılarda gözlenen değişkenlik)
          • ayrılık [TUR10-0343390] (Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu) departure [ENG31-00043495-n] (the act of departing)
            • çekilme [TUR10-0156230] (Çekme)
            • withdrawal [ENG31-00054733-n] (the act of withdrawing)
            • vazgeçme [TUR10-0665600] (Vazgeçme işi) withdrawal [ENG31-00054733-n] (the act of withdrawing)
              • feda [TUR10-0266650] (Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme)
            • gönderim [TUR10-0304020] (Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge)
            • dispatch [ENG31-00062110-n] (the act of sending off something)
            • yollama [TUR10-0682440] (Bir kimseyi gönderme) dispatch [ENG31-00062110-n] (the act of sending off something)
              • tehcir [TUR10-0756940] (Göç ettirme; göç etmesine sebep olma; sürme)
              • gönderiliş [TUR10-0303990] (Gönderilme işi veya biçimi)
            • sevkiyat [TUR10-0682490] (Silahlı kuvvetlerde, personel, silah, araç, yiyecek vb. ikmal maddelerinin, stratejik ve taktik amaçlarla bir yerden başka bir yere gönderilmesi)
            • dispatch [ENG31-00062110-n] (the act of sending off something)
          • gaflet [TUR10-0062410] (Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gaflet)
          • yumuşaklık [TUR10-0863020] (Yumuşak olma durumu)
          • yitiklik [TUR10-0856960] (Kaybedilmiş olma durumu)
          • yetersizlik [TUR10-0852270] (Yetersiz olma durumu)
          • vıcık vıcıklık [TUR10-0819220] (Kıvamı çok gevşemiş, yumuşamış, sulu olmak durumu)
          • tekabül [TUR10-0757320] (Karşılık olma; karşılama)
        • uzay [TUR10-0270100] (Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk) space [ENG31-00028950-n] (the unlimited expanse in which everything is located)
          • sonsuzluk [TUR10-0702730] (Sonu ve sınırı olmayan uzay)
        • kişilik [TUR10-0463590] (Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü) personality [ENG31-04624919-n] (the complex of all the attributes--behavioral, temperamental, emotional and mental--that characterize a unique individual)
          • kibarlık düşkünü [TUR10-0460030] (Kibarlığa aşırı derecede önem veren kimse)
          • kitapsever [TUR10-0464250] (Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse))
          • köçek [TUR10-0480120] (Ağırbaşlı davranışları olmayan kimse)
          • ağırkanlı [TUR10-0012530] (Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi)
          • aşırıcı [TUR10-0943010] (Beklenenin üstünde aşırı davranan)
          • ayıcı [TUR10-0061160] (Sert, kaba ve hoyrat kimse)
          • aznavur [TUR10-0065990] (İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse)
        • ritim [TUR10-0647870] (Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu)
        • rhythm [ENG31-07100710-n] (the basic rhythmic unit in a piece of music)
        • olasılık [TUR10-0363760] (Bir şeyin olabilmesi durumu) odds [ENG31-04763759-n] (the likelihood of a thing occurring rather than not occurring)
          • imkan [TUR10-0371420] (Yararlanılan uygun şart veya durum) opportunity [ENG31-14507501-n] (a possibility due to a favorable combination of circumstances)
            • indirimli satış [TUR10-0374110] (Belli bir süre için, sanayi odalarının onayıyla yapılan değer düşürümlü satış)
            • sale [ENG31-01120044-n] (an occasion (usually brief) for buying at specially reduced prices)
            • ucuzluk [TUR10-0795370] (Yasal bir işlemle her şeyin asıl fiyatından ucuza satıldığı dönem) sale [ENG31-01120044-n] (an occasion (usually brief) for buying at specially reduced prices)
              • karşı düşürüm [TUR10-0422980] (Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk)
            • söz sırası [TUR10-0707720] (Bir toplulukta konuşma yapma zamanı)
            • say [ENG31-14509110-n] (the chance to speak)
            • açık kapı [TUR10-0918600] (Herhangi bir konuda son ve kesin sözü söylemeyerek yeniden ele alınabilmesine veya değişik öneriler sunulmasına olanak tanımak anlamındaki açık kapı bırakmak deyiminde geçen bir söz)
            • kolaylık [TUR10-0468300] (Bir işi yapabilme durumu veya imkânı)
              • talakat [TUR10-0741550] (Düzgün söz söyleme kolaylığı)
              • çocuk oyuncağı [TUR10-0172030] (Kolay iş)
              • baklava börek [TUR10-0072830] (Bir başka şeyle karşılaştırıldığında çok kolay ve zevkli olan iş)
            • koz [TUR10-0479750] (Başarı fırsatı olan elverişli durum, saldırış ve savunma fırsatı)
            • kapı [TUR10-0412940] (Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân)
            • vakit [TUR10-0541340] (Bir şey için uygun zaman, fırsat)
            • nimet [TUR10-0577210] (Yararlanılan imkân)
            • gübrelenme [TUR10-0311860] (Gelişmesi, yetişmesi için her türlü imkânı sağlama)
        • olanaksızlık [TUR10-0585150] (Olma ihtimali bulunmama durumu)
        • impossibility [ENG31-14506710-n] (incapability of existing or occurring)
        • kesinlik [TUR10-0444520] (Bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumu)
        • kırışıklık [TUR10-0451230] (Kırışık olan yüzeyin durumu)
        • kıvamsızlık [TUR10-1080890] (Kıvamsız bir biçimde)
        • kip [TUR10-0461850] (Değişebilen, geçici nitelik)
        • kozmopolit [TUR10-0480090] (Ulusal özelliklerini yitirmiş kimse)
        • kızıllık [TUR10-0459290] (Kızıl olma durumu veya kızıl renkte yer)
          • kırmızılık [TUR10-0452710] (Kızıllık)
        • kırma [TUR10-0452290] (Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan)
        • kudema [TUR10-0487810] (Eskiliği bakımından ileri gelenler, öne çıkanlar)
        • kısa ünlülü [TUR10-0453630] (Kısa ünlüsü olan)
        • tamamlayıcılık [TUR10-1249450] (Bir şeyi eksiksiz duruma getiren şeyin niteliği, bütünleyicilik)
          • garnitür [TUR10-0283760] (Herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesne)
        • tezlik [TUR10-1255460] (Tez olma durumu)
        • tonalite [TUR10-0780150] (Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği)
        • san [TUR10-0662160] (Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik)
        • uzam [TUR10-0804410] (Algılanan nesnelerin temel niteliği)
        • zifos [TUR10-0875530] (Yararsız; boş)
        • yırtıcılık [TUR10-1256520] (Yırtıcı olma durumu)
        • yırtılmışlık [TUR10-1256530] (Yırtılmış olma durumu)
        • yıvışıklık [TUR10-1256540] (Yıvışık olma durumu)
        • yöresellik [TUR10-1256580] (Yöresel olma durumu, mahallîlik)
          • yerellik [TUR10-1256470] (Yerel olma durumu)
        • yerleşiklik [TUR10-0850720] (Yerleşik olanın özelliği)
        • yersizlik [TUR10-0851390] (Yeri olmama veya yeri yeterli olmama durumu)
        • yersizlik [TUR10-0851400] (Yerinde olmama durumu, uygunsuzluk)
        • yerindelik [TUR10-0850560] (İsabet)
        • yerindelik [TUR10-0850570] (Kamulaştırılan bir yer üzerinde, kamu çıkarının özel çıkara oranla yüksek olması)
        • yavanlık [TUR10-0841780] (Yavan olma durumu)
        • yansıtıcılık [TUR10-1256330] (Yansıtıcı olma durumu)
        • ulam [TUR10-0521320] (Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı)
        • çok anlamlılık [TUR10-0172530] (Bir kelimenin birçok anlamlar bildirme niteliği)
        • şaşırtıcılık [TUR10-1254600] (Şaşırtıcı olma durumu, özelliği)
        • nötrlük [TUR10-0580250] (Nötr bir cismin veya ortamın durumu, niteliği)
        • sarışınlık [TUR10-1254590] (Sarışın olma durumu)
        • seksüel [TUR10-0674570] (Cinsel)
        • selamet [TUR10-0674830] (Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması)
        • sıcaklık [TUR10-0683970] (Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği)
          • ısı [TUR10-0353800] (Doğal vücut sıcaklığı)
          • kaynama noktası [TUR10-0434470] (Saf bir sıvının belirli bir basınçta kaynamaya başladığı sıcaklık)
            • izabe noktası [TUR10-0389680] (Madenin sıvı duruma getirildiği derece)
          • cehennem sıcağı [TUR10-0134730] (Aşırı sıcak)
          • sarı sıcak [TUR10-0666680] (Türkiye'nin güney illerindeki yakıcı güneş ve sıcaklık)
          • sıcaklık seviyesi [TUR10-0684030] (Bir noktadan başka bir noktaya ısıl enerji gitmesine yol açan sıcaklık derecesi)
          • har [TUR10-0326950] (Sıcak; kızgın; yakıcı)
        • sıcaklık [TUR10-0684010] (Sevgi, içtenlik ve sevimlilik)
        • sıkılık [TUR10-0685800] (Sıkı olma durumu)
        • sıkışıklık [TUR10-0686110] (Sıkışık olma durumu)
        • sıklık [TUR10-0686460] (Sık olma durumu)
        • sıklık [TUR10-0686470] (Sıkça geçme, kullanımı sık olma)
          • kelime sıklığı [TUR10-0439330] (Dilde bir sözün kullanılma oranı; frekans)
        • dövülgenlik [TUR10-0223570] (Maddenin dövülgen olma niteliği)
        • sıradanlık [TUR10-1248970] (Bayağılık)
        • sivrilik [TUR10-1254870] (Sivri olma durumu)
        • soğukluk [TUR10-0128100] (Soğuk bir etki yapan şeyin özelliği)
        • sınırsızlık [TUR10-1050970] (İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizginin olmaması durumu)
        • süflilik [TUR10-1255110] (Süfli olma durumu)
        • sühunet [TUR10-1254880] (Sıcaklık)
        • sürerlik [TUR10-0716940] (Uzun sürme durumu)
        • sütsüzlük [TUR10-0719840] (Sütü olmama durumu)
        • sürümsüzlük [TUR10-0718500] (Sürümü olmama durumu)
        • sulanma [TUR10-0711520] (Bazı nesnelerin, havanın nemini soğurarak çözünme özelliği)
        • uzunluk [TUR10-0805700] (Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği)
        • ücretlilik [TUR10-0805980] (İş gücünün veya emeğin ücretle karşılanması)
        • üçüzleme [TUR10-0806830] (Bir dizenin hem ritmik hem anlam olarak üç ayrı öbek oluşturması)
        • ruhanilik [TUR10-1124200] (Maneviyata dayalı özellik)
        • ruhluluk [TUR10-1254350] (Ruha sahip olma durumu)
        • ritimsizlik [TUR10-0647910] (Ritimsiz olma durumu)
        • renksizlik [TUR10-0645870] (Kendini belirtecek, göze çarpıcı niteliği olmama durumu)
        • renkteşlik [TUR10-1251790] (Hayvanın görülmesini zorlaştıran, bir hayvanla yaşadığı ortam arasındaki renk ve görünüş benzerliği)
        • renktaşlık [TUR10-0645890] (Aynı renge bağlı olma veya aynı rengi taşıma, renktaş olma durumu)
        • renktaşlık [TUR10-0645900] (Bir hayvanla yaşadığı ortamda renk benzerliği sağlayarak hayvanın görülmesini, hiç değilse insan gözüyle görülmesini zorlaştıran renk özdeşliği)
        • güç [TUR10-0312230] (Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik)
          • kök [TUR10-0480390] (Bir kimseyi bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü)
          • uğursuzluk [TUR10-0797710] (Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç)
          • hex [ENG31-07175075-n] (an evil spell)
          • artı güç [TUR10-0941250] (Bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkenin belirli bir etkileşim sonucunda elde ettiği ortak güç; sinerji)
          • baskı grubu [TUR10-0079670] (Bir işin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde veya tamamlanmasında baskı oluşturan güç)
          • kariha [TUR10-0421630] (Düşünme gücü)
          • satvet [TUR10-0668790] (Zorlu, sindirici güç)
          • pençe [TUR10-0622550] (Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç)
          • nazar [TUR10-0308140] (Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, insanlara, özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve, mala mülke, hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve zarar verici güç)
            • kem göz [TUR10-0440040] (Baktığı kimseye zarar veren veya nazar değdiren göz)
          • iti [TUR10-0387520] (İtici güç, ilham verici)
        • rantabl [TUR10-0642500] (Gelir getiren, kâr sağlayan; verimli; getirimli)
        • rağbetsizlik [TUR10-0641130] (İstenilmeme, rağbet edilmeme)
        • rahatlık [TUR10-0641330] (Yorgunluk veya sıkıntı vermeme durumu)
          • hafiflik [TUR10-0320600] (Rahatlık)
          • lightsomeness [ENG31-04655953-n] (the trait of being lighthearted and frivolous)
        • pozitiflik [TUR10-0634850] (Pozitif elektriklenme olayları gösteren bir cismin durumu)
        • hamur [TUR10-0325370] (Kâğıtta tür, nitelik)
        • pişiricilik [TUR10-1254210] (Pişirici olma durumu)
        • portörlük [TUR10-0633630] (Portör olma durumu)
        • izomeri [TUR10-0390700] (Cisimlerin niteliği)
        • güç [TUR10-0312260] (Bir ulus, bir ordu ve benzerinin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli)
          • milli irade [TUR10-0545820] (Ulusça kullanılan ve hiçbir gücün etkileyemeyeceği kuvvet)
        • isabet [TUR10-0379390] (Yanılmazlık)
        • inanırlık [TUR10-0372630] (İnanılabilir bir şeyin niteliği)
        • inanılmazlık [TUR10-1252160] (İnanılmaz olma durumu)
        • incelik [TUR10-0373280] (Bir işin herkesçe görülemeyen nitelikleri)
          • sır [TUR10-0687800] (Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı)
          • secret [ENG31-06685698-n] (information known only to a special group)
        • illiyet [TUR10-1253720] (Nedensellik)
        • iletkenlik [TUR10-1252120] (İletken olma durumu)
        • ikilik [TUR10-0365430] (İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu)
        • iğrençlik [TUR10-0362810] (İğrenç olma durumu)
        • iki anlamlılık [TUR10-0364870] (İki anlama yorumlanabilme durumu)
        • iki ayaklılık [TUR10-0364890] (İki ayaklı olma özelliği veya durumu)
        • iki anlamlılık [TUR10-0364860] (İki anlama gelme durumu)
        • ışıksızlık [TUR10-1193980] (Işıksız, ışıktan yoksun olma durumu)
          • loşluk [TUR10-1253320] (Loş olma durumu)
        • ışıklılık [TUR10-0355780] (Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran)
        • hüküm [TUR10-0351260] (Değer, aynı veya benzer nitelik)
        • görgül [TUR10-1257380] (Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı; ampirik)
        • kıymet [TUR10-0397110] (Değer, itibar) price [ENG31-05171334-n] (value measured by what must be given or done or undergone to obtain something)
          • değer [TUR10-0187560] (Yüksek ve yararlı nitelik) value [ENG31-05145753-n] (the quality (positive or negative) that renders something desirable or valuable)
            • fiyat [TUR10-0276150] (Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki)
            • monetary value [ENG31-05152365-n] (the property of having material worth (often indicated by the amount of money something would bring if sold))
            • nominal değer [TUR10-0579470] (Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer)
            • par value [ENG31-13356650-n] (the value of a security that is set by the company issuing it)
            • piyasa değeri [TUR10-0630290] (Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeri)
            • market value [ENG31-13358337-n] (the price at which buyers and sellers trade the item in an open marketplace)
            • faiz haddi [TUR10-0263230] (Elde tutulmak istenen para miktarı ile memleketteki para stoğunu eşitleyen fiyat)
            • toplumsal değer [TUR10-0782090] (Toplumun her katmanı tarafından benimsenen ve savunulan değer)
              • üstyapı [TUR10-0810630] (Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram)
            • artık değer [TUR10-0047680] (İşçinin, iş gücünün karşılığı olarak ödenen değerin üzerinde ürettiği ve işverenin, karşılığını ödemeksizin sahip olduğu ek değer)
            • kamu yararı [TUR10-0407770] (Devletin gereksinimlerine cevap veren ve bu ihtiyaçları karşılayan, devlete yarar sağlayan değerler bütünü)
            • millî değer [TUR10-1100110] (Bir ulusun kendine özgü saydığı ve sahip olmakla övündüğü toplumsal ve kültürel ögeler)
          • meziyet [TUR10-0542480] (Bir kişiyi veya nesneyi benzerinden üstün gösteren nitelik)
          • merit [ENG31-05146223-n] (any admirable quality or attribute)
          • fiyat [TUR10-0276130] (Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı) price [ENG31-05171334-n] (value measured by what must be given or done or undergone to obtain something)
            • efektif fiyat [TUR10-0235020] (Alıcının bir mal karşılığı olarak ödediği bedel)
            • milli gelir [TUR10-0545780] (Bir yıllık toplumsal üretimde, üretim araçları için harcananların düşülmesinden sonra kalan bölüm)
            • national income [ENG31-13277793-n] (the total value of all income in a nation (wages and profits and interest and rents and pension payments) during a given period (usually 1 yr))
            • gayrisafi milli hasıla [TUR10-0284920] (Bir ülkede bir yıl süresince üretilen mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarına göre hesaplanan değeri)
            • gross domestic product [ENG31-13278410-n] (the measure of an economy adopted by the United States in 1991)
            • taban fiyatı [TUR10-0735730] (Bir mala, resmî kuruluşlarca konulan fiyatın en alt sınırı, en düşük satış bedeli)
            • kesin fiyat [TUR10-0521250] (Değişmez olarak tespit edilmiş, pazarlık edilmeyen fiyat)
            • tam tarife [TUR10-0743170] (İndirimsiz)
            • tavan [TUR10-0752300] (Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat)
            • ceiling [ENG31-02993828-n] (the overhead upper surface of a covered space)
            • tavan fiyatı [TUR10-0752340] (Bir mala resmî kuruluşlarca konulan fiyatın en üst sınırı)
            • tayın bedeli [TUR10-0753680] (Bir aylık asker azığının karşılığı olan para)
            • cif [TUR10-0140150] (Bir malın sigorta ve navlun ücreti eklenmiş fiyatı)
            • denge fiyatı [TUR10-0193300] (Piyasalarda arz ve talep miktarlarının eşitlendiği fiyat)
            • alış fiyatı [TUR10-0027960] (Bir mal için alım karşılığı ödenen para ve üretim gereçleri fiyatı)
            • yüksek fiyat [TUR10-0865490] (Değerinden fazla olan fiyat) price [ENG31-05171334-n] (value measured by what must be given or done or undergone to obtain something)
              • astronomik fiyat [TUR10-0051780] (Çok yüksek fiyat)
            • başfiyat [TUR10-0081630] (En iyi ürün için tespit edilen fiyat)
            • bitmişi [TUR10-0109780] (Pazarlıkta bir şeyin son fiyat)
            • borsa değeri [TUR10-0114240] (Borsada arz ve talebe göre oluşan fiyat)
            • narh [TUR10-0570830] (Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat)
            • satış değeri [TUR10-0668480] (Bir malın satılabileceği fiyat)
            • geçer değer [TUR10-1085520] (Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri)
            • günlük değer [TUR10-0316470] (Menkul değerlerin bir gün için belirlenen fiyatı)
            • hediye [TUR10-0337820] (Fiyat)
          • önem [TUR10-0849790] (Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu) importance [ENG31-05175788-n] (the quality of being important and worthy of note)
            • ağırlık [TUR10-0012920] (Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer)
            • weight [ENG31-05179849-n] (the relative importance granted to something)
            • ağırlık [TUR10-0012800] (Değerli olma durumu)
            • weight [ENG31-05179849-n] (the relative importance granted to something)
            • saygınlık [TUR10-0335960] (Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu) prestige [ENG31-14459275-n] (a high standing achieved through success or influence or wealth etc.)
              • görkem [TUR10-0064530] (Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı) magnificence [ENG31-04821469-n] (the quality of being magnificent or splendid or grand)
                • alayiş [TUR10-0024750] (Gösteriş, göz kamaştırma)
              • sayılma [TUR10-0670850] (Sayılmak eylemi) repute [ENG31-14461591-n] (the state of being held in high esteem and honor)
                • karakter [TUR10-0416580] (Üstün, manevi özellik)
                • character [ENG31-14462159-n] (good repute)
                • ün [TUR10-0733660] (İyi bir nitelikte herkesçe tarafından bilinip tanınmış olma durumu) fame [ENG31-14460852-n] (the state or quality of being widely honored and acclaimed)
                  • şeref [TUR10-0728560] (Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret)
                • adı kötüye çıkma [TUR10-0509510] (Ünü kötü olarak yayılma)
              • fors [TUR10-0278440] (Söz geçirirlik; saygınlık)
            • ağırlık [TUR10-0012900] (Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak)
            • ad [TUR10-0006790] (Anılacak değer, önem)
            • measure [ENG31-00175261-n] (any maneuver made as part of progress toward a goal)
            • direk [TUR10-0208320] (En önemli kimse veya şey)
          • önemsizlik [TUR10-0603490] (Önemsiz olma durumu) insignificance [ENG31-05181106-n] (the quality of having little or no significance)
            • ehemmiyetsizlik [TUR10-0237730] (Ehemmiyetsiz olma durumu)
            • insignificance [ENG31-05181106-n] (the quality of having little or no significance)
            • anlamsızlık [TUR10-0037880] (Bir anlam taşımama, bir anlama sahip olmama durumu)
            • inanity [ENG31-05181550-n] (total lack of meaning or ideas)
            • önemsemezlik [TUR10-0560670] (Önem ve değer vermezlik)
            • çocuk oyuncağı [TUR10-0172040] (Önem verilecek değerde olmayan şey)
            • devede kulak [TUR10-1004340] (Çok az; önemsiz)
            • el kiri [TUR10-0243940] (Kolayca vazgeçilir, atılır şey)
            • falan filan [TUR10-0263790] (Önem verilmeyen, hafifsenen kimse, şey)
            • hava cıva [TUR10-1046240] (Değer ve önemi olmayan, boş şey)
            • havaiyat [TUR10-0332830] (Boş, değersiz iş ve sözler)
            • haybe [TUR10-0334940] (Boş, işe yaramaz, anlamsız iş)
            • ıska [TUR10-0354320] (Üzerinde durmama, önem vermeme)
          • değer [TUR10-0060060] (Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet)
            • dolarlık [TUR10-1242250] (Dolar eden)
            • alt tarafı [TUR10-0031370] (Değeri, olup olacağı)
            • bulunmaz hint kumaşı [TUR10-0977880] (Çok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey)
            • sosyal değerler [TUR10-0704030] (Toplumun fertlerini birbirine yaklaştıran, bir arada tutan, toplumun devamını sağlayan temel yargılar, değerler)
            • parite [TUR10-0615410] (İki ülke parasının karşılıklı değeri)
          • nakdi kıymet [TUR10-0568620] (Para bakımından değer)
            • matrah [TUR10-0529320] (Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer)
            • tax base [ENG31-13330798-n] (collective value of taxable assets)
            • acyo [TUR10-0003690] (Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark)
        • özdeşlik [TUR10-0607740] (Değişen durumlarda aynı kalma, aynı olma)
          • eş yapı [TUR10-0256770] (Bol yağmur yağan orman bölgelerinde büyüyen ağaçların gövdelerindeki bölümler arasında belirli yapısal özellik farklarının bulunmaması durumu)
        • vahdaniyet [TUR10-0812570] (Tanrı'nın birliği, bir olması)
        • oneness [ENG31-04750610-n] (the quality of being united into one)
        • mobilite [TUR10-1216920] (Hareket yeteneği; devingenlik; hareketlilik)
        • mobility [ENG31-04780590-n] (the quality of moving freely)
        • bilinme [TUR10-0527100] (Herkes tarafından kime veya ne olduğu bilinme)
        • recognition [ENG31-14435385-n] (the state or quality of being recognized or acknowledged)
        • gümrahlık [TUR10-0314360] (Bolluk; sıklık; gürlük)
      • düşüncellik [TUR10-0230930] (Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık)
      • varlık [TUR10-0814610] (Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey)
        • bengilik [TUR10-0092960] (Zamanla ilgisi, başlangıcı ve sonu olmayan varlık)
        • tin [TUR10-0777120] (Birtakım fizik ötesi kurucularının, gerçeği ve evreni açıklamak için her şeyin özü, temeli veya yapıcısı olarak benimsedikleri madde dışı varlık)
      • ideal [TUR10-0807420] (Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey)
      • maneviyat [TUR10-0523580] (Maddi olmayan, manevi şeyler)
    • dış [TUR10-0201460] (Bireyin ötesinde bir varlığı olan)
    • mevcudat [TUR10-0540460] (Var olan şeyler; varlıklar)